Beyazýtçýlar, Cem Sultancýlarý tasfiye ediyor - Zonguldak
Transkript
Beyazýtçýlar, Cem Sultancýlarý tasfiye ediyor - Zonguldak
SUSMA GÖNÜLLÜ OKURLARIN DESTEĞİYLE ÇIKIYOR ABONE OL ABONE BUL 15 ŞUBAT 2012 HAFTALIK YEREL GAZETE YIL: 15 SAYI: 482 Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca M.İ.T Müşteşerı arasında yürüyen gündem, yerelde nasıl algılandığını hem hukiki hemde siyasi boyutlarını sorduk, Av.Ertan Taşdelen benzer kavgaların tarihte örneklerine giderek değerlendirme yaptı.Asıl sorunun Kürt sorununu engelleme operasyonu olarak gördüğünü ifade etti Beyazýtçýlar, Cem Sultancýlarý tasfiye ediyor Baro Baþkaný Ý.Kerem Ertem Av Ertan Taþdelen EDP Ýl Baþkaný Ali Toploðlu “Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan bir soruşturmada şüpheli sıfatıyla ifade vermesinin istenilmesinde, iki ayrı başlık bulunmaktadır.” “Hakan Fidan, Başbakan ve o ekibin Kürt sorununu daha pozitif yöntemlerle çözme çabasına karşı bana göre engelleme amacıyla yapılmış bir operasyon diye bakmak lazım.” “PKK ile 'diyalog'u önemseyen demokratik açılım, Oslo gibi barış koşul larının olgunlaşması diye tarif edilebilecek cesur hamleler yapıldı. Ama sonra bu yoldan sapıldı.” Türkiye Kamu-Sen Madenci Anıtı’ndan Bakan Faruk Çelik'e seslendi “Verdiðiniz sözün gereðini yapýn” Haberin ayrıntısı sayfa 6 da Mehmet Dalgýç, “Gözaltýndaki arkadaþlarýmýz derhal serbest Býrakýlsýn!” Eğitim-Sen Şube Başkanı Dalgıç, “Bilinmelidir ki AKP'nin yandaşı olmadan, hakikati dile getirmekten bir an olsun vazgeçmeyeceğiz”dedi KESK'e Bağlı Eğitim-Sen Zonguldak Şube Başkanı Mehmet Dalgıç, Aralarında KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan, KESK eski Kadın Sekreteri Songül Morsümbül, SES Merkez Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun ve Tüm Bel Sen Merkez Kadın Sekreteri Güler Elveren'in de bulunduğu toplam 15 üye ve yöneticisi evlerine yapılan polis baskını ile gözaltına alındığını dile getirdi ve gözaltına alınan arkadaşlarının bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Haberin devamı Sayfa 3 de Uçar, Bu toplantýyla yerel yönetimler startýný vermiþ olduk Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Kadir Bacıoğlu, “Türkiye KamuSen olarak, memurlarımızın umutlarını çalan; hayal tacirliği yapan; kamu görevlilerinin anayasal haklarının önüne set çeken zihniyetin maskesini düşüreceğimize söz veriyoruz”dedi T ürkiye Kamu-Sen Madenci Anıtı'nda basın açıklaması yaptı. Türkiye Kamu-Sen Zonguldak İl Temsilcisi Kadir Bacıoğlu'nun yaptığı açıklamaya Türkiye Kamu-Sen'e bağlı sendikaların temsilcileri katıldı.Bacıoğlu basın açıklamasında, AKP'nin sözünde durmadığını, kamu çalışanlarına verdiği sözlerin boş olduğunun görüldüğünü ifade etti ve AKP'nin Tasarısının, sendikacılığı hükümet sendikacılığına çeviriyor ve bunun da yasal belgesi haline geldiğine dikkat çekti. Türkiye Kamu-Sen Zonguldak İl Temsilcisi Kadir Bacıoğlu yaptığı basın açık- lamasında şu görüşleri dile getirdi, ""Bilinmelidir ki; yalnızca memurlarımız için değil tüm çalışanlar için hayati önem taşıyan kazanımların korunması ancak örgütlenme özgürlüğünün sağlandığı, toplu sözleşme ve grev hakkının layıkıyla kullanılabildiği, gerçek anlamda sendikal örgütlenme ile mümkündür. Bu nedenle 4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları yasasında değişik yapılmasına ilişkin tasarı bizler için hayati bir önem taşımaktadır. Haberin ayrıntısı Sayfa 6 da AKP 2012 Yılı 1. Yerel Yönetimler Danışma Toplantısı Dedeman Otel'de yapıldı.AKP Zonguldak İl Başkanı Hamdi Uçar Topalntıda yaptığı konuşmada, “2010-2011 yılı içerisinde çok önemli seçim süreçleri yaşadık. Bu dönem içerisinde zaman zaman bir araya geldik yerel yönetim toplantımız olmamıştı. Şimdi yerel yönetimlerle ilgili bu toplantıyla birlikte startı vermiş olduk. Bizi biz yapan unsurlardan bir tanesi yerel yönetimlerdir.”dedi Haberin ayrıntısı sayfa 4 de Sevim Arý, “Pazartesi Sohbetleri” de bu hafta Haber-Sen Ýl Temsilcisi Ýsmail Yýldýz’ý konuk etti Yýldýz,“Emekçilerin haklarýný savunmak suçsa, ben bu suçu iþlemeye devam edeceðim” Ayrıntılar Sayfa 5 de Soma Grubu üretime geçiþ sürecini öne çekecek “Maden iþçisi hak edenlere, hak etiklerini verme deneyimine sahiptir” Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan Bağlık-İnağzı sahası ile ilgili açıklama yaptı Türkiye Komünist Partisi Zonguldak İl Komitesi ve İşçi Bürosu yaptıkları haftalık olağan değerlendirme toplantısı sonrası basın açıklaması yaptı. Haberin ayrıntısı Sayfa 7 de Haberi Sayfa 7 de ZOKEV’in Konukları, Hikmet Kemal Kuşan’dı Kuþan, “65 yýlýnda bir avuç insandýk” Haberi Sayfa 2 de 81 Ýlden AKP’ye emekli raporu Sayfa 4 de Lavuar projesinin asıl sahipleri neredesiniz? AKP İl Başkanı Hamdi Uçar taktı kafayı Merkez Lavuarına. Şimdi değil, kendi dönemlerinde, Secaattin bey döneminden beri geliyor onun isteği. O günlerde gerek Secaattin bey'in konuya, Uçar'ın isteklerine sıcak bakmamasından ama asıl önemli olan ise başta Demokrasi Platformu üyeleri, kentte oluşan irili ufaklı platformlar, dergi çevreleri, siyasi partiler ve işin öznesi durumunda olan TMMOB Mimarlar Odası İl Temsilcisi Turhan Demirtaş'ın çalışmaları, alanın kente kamu yararına dönüşecek, toplumun sosyal ve kültürel olarak nefes alacağı bir yer kazanması çalışmasıydı. Tüm bunlar 29 Mart yerel seçimlerinde belki de daha doruğa çıktı ve dönemin Belediye Başkan adayı ve sonrasında göreve gelen İsmail Eşref hem seçim bildirisine koydu hem de bunu somutlaştırarak projeye dönüştürdü. Tüm dayatmalara, baskılara(!) (Valilik, Milli Emlak, TTK ve siyasi irade olarak AKP ) ye rağmen ortaya çıkardığı proje ve bunun kente katacağı değer açısından şahsen İsmail Eşref'e teşekkür ediyorum. Projenin Sayfa 2 SUSMA -YORUM 15 ŞUBAT 2012/482 ana mantığı, o alandaki üretim tesisinin, emeğin ve sosyal yapı olarak kültürel zenginliğin düşteki durumunu projeye yansıttı. İsmail bey, gerek kişisel gerekse politik olarak Sosyal Demokrat düşüncenin de somutta ifadesini yarattı alanı cisimleştirdi Şimdi ilginç bir noktaya doğru sürükleniyor. İşin ilginç yanları var. O gün bu alanın korunması, ranta, kişilere peşkeş çekilmemesi için mücadele eden toplumsal güç'ten tek ses çıkmıyor.Projenin sahiplenilmesi konusunda Başta Belediye Başkanı Muharrem Akdemir herkes gibi koroya katıldı, “Ucube” sonunda yıkılıyor dedi.Oda o binanın “Emeği” temsil ettiğinin bile farkına varamadı. Konunun öznesi durumunda olan TMMOB Mimarlar Odası İl Temsilcisi Turhan Demirtaş'ta o koruya katılanlar arasında yer aldı.Belki de kentteki diplomatik ilişkilerinden, belki yaşından yada o günkü toplumsal desteği bugün göremeyişinden bilemiyorum ama oda binanın “yıkılsın” diye bağıranların kervanında yerini aldı. Evet, neredesiniz o günlerde adları farklı farklı platform olarak, siyaset olarak bu alan korunacak diyenler. Nerdesiniz? Siz yoksunuz meydan kime kaldı bakın; Yine başa döndük AKP İl Başkanı Hamdi Uçar'a, başka AKP Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar'a. Siz gerçekten inanıyor musunuz AKP'nin o alanı kente bizim anladığımız anlamda kazandıracağına? Bakın ne diyor AKP İl Başkanı Hamdi Uçar, “O projeyi biz yapacağız. O ucubenin oradan yıkılması için genel seçimler sonrasında hemen Milletvekilimiz Ercan Candan'ın ikili ilişkileriyle ve takibiyle kısmi tescili kaldırılarak yıkılmaya başlandı. Oraya yapılacak projeyi hayata geçirecek olan da AKP yerel yönetimidir ve ya merkezi hükümettir.” Bu açıklamaya sesiz kalmak baştan yenilgiyi kabul etmektir. Niye sormuyoruz AKP İl Başkanı Uçar'a senin bu kente ızdırap çektirmek için ne derdin var?. Bugün iktidarda değilmisin niye yapmıyorsun? Uçar belediye ile ilgili olarak, “Bakıyorsunuz, belediyenin böyle bir niyeti yok ki... Böyle bir ne gücü, ne de arzusu, ne de vizyonu var”diyor. Doğruluk payını Muharrem Akde mir'in “Ucube” ile ilgili kırılma nok- tasından yakalıyor.“Ne gücü nede vizyonu var” diyor. Sizin döneminizi de gördü bu halk. Vizyon dediğiniz Müftülüğe çıkan “Viyadükse”kurban oluruz o vizyona. Evet, Hamdi başkan ile bu konuda ilk günden beri bu sayfalardan tartışıyor, yazışıyoruz. Fikirlerimi çok önceden biliyor. Aslında suç Hamdi başkanda değil, kendi değerlerine sahip çıkmayan kalabalık topluluklarda. Nazım Hikmet'in dediği gibi, “Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer/ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak/kabahat senin, demeğe de dilim varmıyor ama /kabahatin çoğu senin, canım kardeşim! CHP’de delege seçimleri bitti CHP'de Delege seçimleri bitti. Türkiye'nin Kıbrıs sorunu gibi CHP'nin de Zonguldak'ta Kozlu Beldesi sorun oldu. Delege seçimleri ikinci kez yenilendi. İkisinde de mevcut Merkez İlçe'nin desteklediği liste kazandı.2011 Yerel seçimlerinde CHP'nin 4.sıra Milletvekili dayı Erol Sarıal'ın listesi, ya da onun çalışmasını yaptığı taban hareketi kaybetti. Konuyla ilgili olarak kimileriniz Erol Bahaddin Arı [email protected] Sarıal nerden çıktı diye düşünüyorsanız önce kendisine sorun sonra bana. CHP Merkez İlçe Başkanı Tarık Coşkun ise, “Delege seçimlerimiz demokratik kurallar içinde ve partimize yakışır bir şekilde yapıldı ve kazanan partimiz oldu. Kozlu'da çift liste oluştu, onlar da bizim insanlarımız ki onlara da ihtiyacımız var. Bu seçim demokrasi şölenine dönüştü, bu noktada herkese teşekkür ediyorum.” Asıl konu Merkez ilçe kongresi ve sonrasında İl Başkanlığı yarışında olacak. Kimi çevreler ısrarla bildik isimleri pompalamak için elinden geleni yapıyor. Bakalım sonunda CHP mi kazanacak, kişiler mi? Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı'nın (ZOKEV) düzenlediği "Kent Söyleşileri" dizisinin Şubat ayı konukları Hikmet-Kemal Kuşhan çifti idi. 13 Şubat 1961 - TİP Kuruldu. 1967 - DİSK Kuruldu. 1975 - Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu 22 Şubat: 1920 - Yunanlılar Menemen'i işgal etti. 1962 - Albay Talat Aydemir darbe girişiminde bulundu. 23 Şubat 1918 - Kızıl Ordu Kuruldu. 24 Şubat 1848 - Komünist manifesto yayınlandı. 1918 - Trabzon'un kurtuluşu. 1945 - Aleksey Tolstoy öldü. 1975 - Kanlı Erzincan olayları ve CHP İl Merkezi'nin saldırıya uğradı. 25 Şubat 1907 - Sabahattin Ali'nin doğdu. 26 Şubat 1961 - Hasan Ali Yücel'in öldü. 1976 - Brejnev Dünya Barışı için 8 maddelik bir plan önerdi. 1977 - TKP Konya konferansı yapıldı. Susma KURUCU Bahaddın Arı Sahibi: Çark Yayıncılık,Reklamcılık Adına:Sevim ARI Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Bahaddin ARI Webmaster : S.Üstüngel ARI Yönetim Yeri ve Adresi: İnönü Cad. Kızılay Kanmerkezi Karşısı Kat: 5 No: 52 ZONGULDAK Tel/Faks 0372 252 42 99 Web: www.susmagazetesi.net e-posta: [email protected] Dizgi-Düzenleme: SUSMA Baskı: MATBAA 69 Kururluş 28 Nisan 1997 Temsilcilikler Kozlu; ; Bilal Kara Bartın : Ahmet Güneş Amasya : Mehmet MENEKŞE Berlin : Mehmet Ballıkaya Kongre İlanı;50 00 TL Tüzük İlanı:150 00 TL Yitik İlanı:10 TL Gazete Satış Fiyatı: 1. 00 TL Yıllık Yayınlı Kurumsal Abone: 750.00 TL Yıllık bireysel abonelik 60.00 TL Banka Hesap No: Ziraat Bankası Zonguldak Şb.00569815 Posta Çeki Hesabı: Bahaddin Arı 148 52 40 Susma; Hak ve Sorumluluk Bildirgesi İlkelerine Uyar. Cevap ve düzeltme hakkına saygı gösterir. Gazetede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazara aittir Kuþan, “65 yýlýnda bir avuç insandýk” Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı'nın (ZOKEV) düzenlediği "Kent Söyleşileri" dizisinin Şubat ayı konukları Hikmet-Kemal Kuşhan çifti idi. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Lokali'nde gerçekleşen söyleşide, Kuşan çifti, politik yaşamdan, 42 yıllık beraberlikleri ile yaşadıkları olayları katılımcılarla paylaştılar. Söyleşinin moderatörlüğünü yapan ZOKEV Mütevelli Heyeti Başkanı Ahmet Öztürk, “Kent Söyleşileri”ne katılan Hikmet ve Kemal Kuşhan'ın yaşadığı sendikal ve siyasal mücadelelerinden övgüyle bahsetti, Öztürk, “2. Dünya savaşının yokluk yoksulluk ve dehşet dolu günlerinde başlayan hayatların izinde uzun bir yolculuğa çıkacağız bu akşam. Anlatılanları dinlerken kimi zaman coşkulanıp kimi zaman hüzünleneceğiz kimi zamansa siyah beyaz fotoğraflarda silik yüzlerini bırakarak yitip giden dostların sızısı dolacak içimizde. Hangi duyguyla boğuşursak boğuşalım her anı dop dolu her anı emekle çalışmakla meşagat, sevgiyle, aşkla geçen boşa adanmamış bir hayata duyduğumuz hayranlık hep eşlik edecek bize. Dünya güzeli 2 insan Hikmet ve Kemal Kuşan'ın pırıl pırıl hayatlarından yansıyan ışık gözlerimizi kamaştıracak”dedi Söyleşide ilk sözü Kemal Kuşan aldı, Kuşan kendileri için hazırlanan sinevizyon gösterisinden oldukça etk- ilenerek başladığı konuşmasında, “Gözümün yaşlarını silmek zorundayım. Yaşamımızı çok güzel anlattınız teşekkür ediyorum. Gerçekten çok duygulandım. Bu söylenenleri hak ettim mi etmedim mi bilmiyorum. Dursun'un fıkrasını bilirsiniz. “Sarudur, afillidur, ötedur. Ula bu bizim Kemal' midur.” . Gerçekten gönülden teşekkür ediyorum."dedi Kemal Kuşan, “65 yılında bir avuç insandık.” "Herkes geçmişiyle yaşıyor geçmiş geleceği de kovalıyor bunu yadsımak imkânsız geçmişte yaptığınız bir hata, olmayacak bir yerde karşınıza çıkıyor kesinlikle. Şimdi burada hocam Can Bey'de var laf lafı açıyor. Bir kere çok saygılıyım. Hocam beni eğitti. Futbola, atletizme her şeye yetiştirdi ama biz bu ara neyle meşgul olduk? Kitaplarla. Askere gitmeden önce Sina'yla (Çıladır) ahbaplığımız oldu. Sina da kitabı babasında görmüştü. Askere gidene kadar futbol hastasıydım. Şimdi böyle bir futbol sevdam yok. Naif olay yani bir seviyeye geliyorsun. Birde çok değer biçtiğim genel bir düşünce “İnsan kulübe de başka, sarayda başka düşünür” bu işin temeli. Ekonomi, Marksist litiratörün temeli. Şimdi sizlere ahkam kesecek halim yok. Bu nedenle de bu işin temeli. Bunlar bana temel olmuştur. Şimdi bu söyleşiyi yaparken de ürküyorum, hem size karşı hem kendime karşı. “Neden ürküyorsun be adam” derseniz de. Şundan ürküyorum Anlattığım şeyler “Şimdi sen bunları yaşamışsın geçmiş gitmiş şimdi bize ne anlatıyorsun” diyebilirsiniz. Burada tam tersi size bir şey önerecek halim yok bir şey de önermiyorum. Hepiniz güzelsiniz hepimiz bu güzelliğe layık olmak için çaba harcadık. Bu güzelliği nasıl devam ettirebiliriz? Geçen Sami Ateş alındı “kor olduk, kömür bitti, akıl başa geldi” gibi bir söz söyledi. Ne güzel söyledi. Şimdi bu hesap geçmişten öğrendiğimiz bilgileri tecrübeleri sizinle paylaşmak gerçekten insana gurur veriyor. Zonguldak'tan aşağı yukarı 30 yıl uzak kaldık. İstanbul'da çalıştık. Dedim ya kulübe de başka sarayda başka düşünülüyor. Büyük şehirde farklı düşünmeye başladık. Büyük şehirde ekmek parası için koşuştururken faklı şeyler gördük oradaki ilişkiler bizi farklı mecralara çekti. Oralara gidene kadar burada 65 yılında bir avuç insandık. Devamı Sayfa 8 de SUSMA -YORUM 15 ŞUBAT 2012/482 Sayfa 3 “12 Eylül darbesini yapanlar hakkýnda suç duyurusunda bulundu CHP Zonguldak Milletvekili Ali Ýhsan Köktürk Kozlu Beldesini ziyaret etti Eşitlik ve Demokrasi Partisi İl Başkanı Ali Topaloğlu, Zonguldak Adliyesi'ne gelerek Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmek üzere dilekçe verdi. Topaloğlu, "12 Eylül darbesini yapanlar hakkında yargılama kararı alındı. Biz bu konuda Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi bu iddianameyi kabul ederek 4 Nisan da duruşması devam edecek. Bu davaya müdahil olmak için Ankara 12. ağır Ceza Mahkemesi'ne dilekçe verdik. 12 Eylül darbesi bu gün Türkiye'de yaşanan birçok sorunun nedenidir. Bu darbecilerin mutlaka yargılanmasını istiyoruz" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Ali İhsan Köktürk, Cumartesi günü CHP Kozlu Belde Başkanlığı'nı ziyaret ederek, delege seçimlerinde demokrasi örneği verdiklerini söyledi. Köktürk'ün ziyaretine, Muslu Belediye Başkanı Sabahattin Adıyaman, CHP Merkez İlçe Başkanı Tarık Coşkun ve CHP Çaycuma İlçe Başkanı Umut Başoğlu da katıldı. Eylemlerimizi sürdüreceðiz Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Kadir Bacıoğlu açıklmasında, “Bu tasarı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik'in içine sinmişmidir, merak diyoruz. Sayın Çelik, üçlü danışma kurulu toplantılarında bizlere verdiği sözün gereğini Bakanlar Kurulunda yerine getir dimi, merak ediyoruz.”dedi T ürkiye Kamu-Sen Madenci Anıtı'nda basın açıklaması yaptı. Türkiye Kamu-Sen Zonguldak İl Temsilcisi Kadir Bacıoğlu'nun yaptığı açıklamaya Türkiye Kamu-Sen'e bağlı sendikaların temsilcileri katıldı.Bacıoğlu basın açıklamasında, AKP'nin sözünde durmadığını, kamu çalışanlarına verdiği sözlerin boş olduğunun görüldüğünü ifade etti ve AKP'nin Tasarısının, sendikacılığı hükümet sendikacılığına çeviriyor ve bunun da yasal belgesi haline geldiğine dikkat çekti. Türkiye Kamu-Sen Zonguldak İl Temsilcisi Kadir Bacıoğlu yaptığı basın açıklamasında şu görüşleri dile getirdi, ""Bilinmelidir ki; yalnızca memurlarımız için değil tüm çalışanlar için hayati önem taşıyan kazanımların korunması ancak örgütlenme özgürlüğünün sağlandığı, toplu sözleşme ve grev hakkının layıkıyla kullanılabildiği, gerçek anlamda sendikal örgütlenme ile mümkündür. Bu nedenle 4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları yasasında değişik yapılmasına ilişkin tasarı bizler için hayati bir önem taşımaktadır. İstediği kanunu bir gün içinde hazırlayıp TBMM'den geçiren hükümet, kamu görevlilerimiz, emekliler ve bunları aileleriyle birlikte 20 milyona yakın vatandaşımızın sorununu çözecek, yüzünü güldürecek bir tasarıyı hazırlayıp, kanunlaştıramadı. "Tasarıyla uzlaşma, diyalog, çok seslilik ve demokrasi yok sayılıyor" Ne yazık ki, tasarı ile bu güne kadar AKP'nin sözünde durmadığı; vaatlerinin boş olduğu görüldü. Tasarı, sendikacılığı hükümet sendikacılığına çeviriyor ve bunun da yasal belgesi haline gelmiş bulunuyor. Tasarıyla uzlaşma, diyalog, çok seslilik ve demokrasi yok sayılıyor; toplu sözleşme masasında hükümeti zorlayacak unsurlar, tek tek bertaraf ediliyor. Bu tasarıda, örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller aynı şekilde korunuyor. Uluslar arası sözleşmelerle garanti alınmış olan gevre hakkımız yok sayılıyor. Toplu sözleşmenin kapsamı yalnızca mali ve sosyal haklar olarak belirlendiği için kamu görevlilerimizin diğer sorunlarının çözümü konusunda sendikalarının önüne set çekiliyor. Sendikalara ait hizmet kollarındaki sorunların toplu sözleşme yoluyla çözmesi engelleniyor. Türkiye Kamu-Sen olarak 20 yıldır, toplu sözleşmeli, grevli, siyasete katılma hakkını da içeren gerçek anlamda sendikacılığın mücadelesini vermekteyiz. Bu noktada taleplerimizden de ilkelerimizden de asla taviz verecek değiliz. Tasarı öylesine uygulamalar öngörmektedir ki, bu gün çıkarılmak istenilen yasadan nemalanmayı amaçlayan yandaş sendikaların dahi bu tasarıyı savunacak halleri yoktur. Bu tasarı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik'in içine sinmişmidir, merak diyoruz. Sayın Çelik, üçlü danışma kurulu toplantılarında bizlere verdiği sözün gereğini Bakanlar Kurulunda yerine getir dimi, merak ediyoruz. Biz; adam gibi toplu sözleşme, adam gibi toplu sözleşme kanunu istiyoruz. Bunun içinde her türlü eylemi yapmaya hazırız. Bu tasarının yasalaşma sürecinin her aşamasına, tüm imkânlarımızla müdahil olmaya devam edecek, eylemlerimizi sürdüreceğiz. Türkiye Kamu-Sen olarak, memurlarımızın umutlarını çalan; hayal tacirliği yapan; kamu görevlilerinin anayasal haklarının önüne set çeken zihniyetin maskesini düşüreceğimize söz veriyoruz"dedi Demokrasi rüzgârları tersten esiyor. Sovyetler Birliğinde sosyalist uygulamalar tasfiye edildikten sonra vahşileşen kapitalizm, sanayi toplumu oluşturamamış başta Ortadoğu Afrika olmak üzere Latin Amerika halklarının ensesinde boza pişirmeyi hızlandırdı. Sosyalist yönetimler tam bir işçi demokrasisi kuramamış olsa da emperyalist sömürüye set oluşturmada ve dünyada işçi sınıfını iktidar hedefine yöneltmede önemli işlevler gördükten sonra ne zamanki kaybedildi, kıymeti o vakit anlaşılmaya başlandı. Türkiye sermayesi, demokrasi konusunda bugüne kadar olduğu gibi bu dönemde de zikzaklı yol izliyor. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Turgut Özal'dan sonra Recep Tayip Erdoğan ve onu iktidara taşıyan İslamcı sermaye, devleti güçlü kılmanın, gücü elden bırakmamanın dayanılmaz hafifliği içerisinde yeni bir anayasa ve yasal değişiklikler yapmanın yanında kişiye özel yasalar da yaparak tersten esen bir demokrasi gündemi oluşturuyorlar. Bugüne kadar iktidara gelenler, halkın demokrasinin dar sınırları içerisinde hapsedildiğini ileri sürmüş, kendinden öncekileri suçlamış iktidara yerleştikten sonra da koltuğu bırakmamak için yaptığı tüm manevraları mubah saymış, egemen sınıf olarak demokrasiyi kendi içinde uygulamış ve diğer sınıflar üzerinde uyguladığı diktatörlüğü ise gözlerden uzak tutmuştur. Etnik köken üzerine vurgu yapan ve ulus devlet sisteminin anlayışını ortaya koyan liberal demokrasi, birey duyarlılığı ve özgürlük anlayışı temelinde serbest piyasa ekonomisi ile kendi çıkarlarını gerçekleştirmeye çalışan özgür birey anlayışını öne çıkarmıştır. 21. yüzyılda günümüz Türkiye demokrasisinde halk yığınları barajlara tabi tutulmuş, doğrudan ülke yönetimine katılmalarının önü kapatılmış, varoş yaşayanları çöplükten ekmek toplayıp karnını doyururken sermayenin obezleri Lailarda çılgınca eğlenmekte ve "kapitalizm tam bir özgürlüktür" demekteler. Patronlarsa emekçilerin emeğini çalabilme hakkını Bilal Kara [email protected] kendinde bulabiliyor, işçilerse siyaseten özgürler ama ekonomik olarak bastırılmışlar. Mutlu azınlık delice ekonomik imkânlarla yaşarken mutsuz çoğunluk küskün ve depresif durumdalar. Değersiz çoğunluğun fikri ise seçimden seçime soruluyor. "Marksistlere göre devlet, bir sınıfın diğer bir sınıf üzerindeki egemenliğini sağlayan aygıttır. Burjuva ideologları kitlelerin bilincini bulandırmak için devleti, sınıflar üstü ve tarafsız gösteriyorlar. Diktatörlüğün karşısına demokrasiyi koyuyorlar. Demokrasi, diktatörlüğü örten bir incir yaprağı işlevi görüyor. Sendikal mücadele ne zaman burjuva ideolojisini sarsacak bir güç haline gelirse, o zaman incir yaprağı kalkar ve sistemin gerçek yüzü ortaya çıkar." Mustafa Suphi ve arkadaşları 1918- 1921 arası çıkardıkları Yeni Dünya Dergisinin Türkiye Komünist Fırkası (TKF) fikirlerini yayınlarlar. Derginin başlığının altında,"kapitalist devletler, müstemleke (sömürge) haline koymak istedikleri memleketlere güler yüz gösterirler, kurbanlık koyunu süsleyip okşadıkları gibi." cümlesi dikkat çeker. (Fikret Uzun, 29 Ocak 2012 Sosyalist Forum. On beşleri anarken en önemli soru: Burjuva demokrasisi mi, sosyalist iktidar mı) ? Herkesin kendini ifade edebileceği bir anayasa söylemiyle AKP İktidarı kurbanlık koyun misali sırtımızı okşarken demokrasi rüzgarları tersten esmeye devam ediyor demektir. Dalgýç,“Demokratik bir Türkiye talebinden asla vazgeçmeyeceðiz.” K ESK'e Bağlı Eğitim-Sen Zonguldak Şube Başkanı Mehmet Dalgıç, "2009 yılına ait bir soruşturma kapsamında yürütülen bu operasyonun nedeni, şüphesiz KESK'li kadınların, yaklaşan 8 Mart öncesinde yürüttüğü ve önümüzdeki sürece ilişkin oluşturdukları mücadele programıdır. Söz konusu baskı ve yıldırma politikalarının hedefinde, tek tip sendika yasasına karşı KESK'in yürüttüğü mücadele ve 28-29 Ocak 2012 tarihinde KESK Kadın Meclisi'nin almış olduğu kararların bulunduğu açıktır. KESK Kadın Meclisi; * 8 Mart'ın resmi tatil ilan edilmesi için hizmet üretmeyerek alanlara çıkmaya, Konfederasyonumuz KESK'in ve bağlı sendikaların mücadele ivmesini artırdığı bu günlerde, AKP iktidarının baskı politikaları da hız kesmeden sürmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki toplumu ve muhalif kesimlerini hedefine alan bu politikalar AKP'nin, emekçilerin giderek genişleyen fiili meşru mücadelesinden duyduğu korkunun bir uzantısıdır. * Kadının adının ve kendinin silindiği Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kaldırılarak Kadın ve Eşitlik Bakanlığının kurulması için çalışma yürütmeye, * Anayasa tartışmalarına kadın bakış açısıyla müdahil olunmasına, sempozyum düzenlenmesine, * Yapılan tüm yasa ve düzenlemelerin kadın açısından değerlendirilip teşhir edilmesine, * Emek ve meslek örgütlerinden kadınlarla, bağımsız kadın örgütleriyle, siyasal alanda mücadele yürüten kadınlarla, bir heyet oluşturarak en kısa zamanda, "Katliamı unutmadık, unutturmayacağız, takipçisiyiz" mesajıyla Uludere Roboski'ye kadınların acılarını paylaşmak için hem taziye hem de dayanışma ve barış talebiyle ziyarette bulunulmasına; "34 can için 34 fidan" dikilmesine, * Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, mobbinge karşı sendikada, işyerlerinde ve yaşamın her alanında mücadele geliştirmeye, başta cezaevlerinde tutuklu bulunan KESK'li kadınların davaları olmak üzere davalara müdahil olup, kadınlarla dayanışmaya, karar vermiştir. Dolayısıyla polis operasyonunun bu kararların ardından yapılması manidar bir gelişmedir. Ancak bilinmelidir ki AKP'nin yandaşı olmadan, hakikati dile getirmekten bir an olsun vazgeçmeden yürüttüğümüz mücadelemizde; şiddete karşı barışın sesini yükseltmekten, emekçilerin haklarına sahip çıkmaktan ve eşit, özgür, demokratik bir Türkiye talebini ifade etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Tamamıyla keyfi olarak yürütülen bu gözaltılarla onurlu mücadelemizi sindirebileceğini sananlar büyük bir yanılgı içerisindedirler. AKP'nin büyük baskı ve gözaltı düzenine karşı onurlu ve kararlı duruşumuzdan bir an olsun vazgeçmeyeceğimiz; emeğin, demokrasinin, özgürlüğün ve barışın mücadelecisi olacağımız bilinmelidir. Eğitim Sen ve KESK Zonguldak Şubeler Platformu olarak, gözaltına alınan arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmalarını istiyor ve yaratılan gözaltı terörünü kınıyoruz. 15 ŞUBAT 2012/482 Sayfa 4 SUSMA -HABER Kýlýçdaroðlu: Post-modern diktatörlük ile yönetiliyoruz Ýsmail Güner, TTK genel müdür yardýmcýlýðýna atandý. Zonguldak'ta, Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda (TTK) maden işçisi olarak çalışırken üniversiteyi bitirerek maden mühendisi olan 55 yaşındaki İsmail Güner, 8 yıllık müessese müdürlüğü görevinin ardından genel müdür yardımcılığına atandı.Güner, 17 Mayıs 2010'da Karadon Müessese Müdürlüğü'ne ait maden ocağında 30 işçinin ölümüyle sonuçlanan grizu patlamasıyla ilgili devam eden davada yargılanan sanıklar arasında yer alıyor CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılması konusunda yaptığı açıklamada, Türkiye iyi yönetilmediğini, post-modern bir diktatörlük eliyle yönetildiğini belirterek, "Türkiye'nin böyle bir yönetimi hak etmediğini düşünüyorum. Bir bakıyorsunuz MİT Müsteşarı çağrıldı, bir başka gün Genelkurmay Başkanı tutuklandı. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz" dedi. Tüm İşçi Emeklileri Derneği Zonguldak Şube Başkanı Mustafa Sarıoğlu, AKP İl Başkanı Hamdi Uçar'a intibak yasası ile ilgili dosya verdi. Özcan Ulupýnar, “Zonguldak bu günkü kadar hizmetten yoksun olmamýþtýr” 81 Ýlden AKP’ye emekli raporu A KP 2012 Yılı 1. Yerel Yönetimler Danışma Toplantısı Dedeman Otel'de yapıldı. Toplantıya İl Koordinatörü AKP Düzce Milletvekili Osman Çakır, MKYK Üyesi Emine Çift, AKP Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, İl Başkanı Hamdi Uçar, Merkez İlçe Başkanı Metin Karaduman, İl Genel Meclisi Başkanı İsmail Terzi İl, İlçe Kadın ve Gençlik Kolları, İlçe ve Belde Belediye Başkanları, Meclis Üyeleri katıldı. Divan Başkanlığını Saltukova Belediye Başkanı Adil Düzlü, Divan Başkan Yardımcılığını Eğerci Belediye Başkanı Recep Civelek, Divan yönetimini Belediye Meclis Üyesi Züleyha Arıman ve Çaycuma İlçe Gençlik Kolları Başkanı Barış İdris Yeşil yaptı. AKP Düzce Milletvekili İl Koordinatörü Osman Çakır Toplantıda ilk olarak konuşma yapan AKP Düzce Milletvekili İl Koordinatörü Osman Çakır Zonguldak'ın Batı Karadeniz ve Türkiye açısından önemli bir il olduğu ifade etti. Çakır konuşmasında "Zonguldak Batı Karadeniz açısından hatta Türkiye açısından çok nemli bir il. İnişler çıkışlar olabilir. Bu inişler çıkışların bir çıkışa doğru yönelmesinde iş size düşüyor. Sizler bu bölgenin değişik yerlerinde görevler yapıyorsunuz. Sayın Başbakanımızın önderliğinde AKP Türkiye ve Türkiye'nin etrafında hatta dünyada Önemli sayılabilecek ciddi bir tarih yazıyor. Tarih eğer bu günden yazılacaksa Recep Tayyip Erdoğansız, AKP'siz bir tarih yazılamaz. Bu süreç içerisinde maalesef 2 gün önce Cumhuriyet tarihinde hiç olmamış bir hareket vukuu buldu. TBMM'de kürsü işgal edildi. Bizim yöneticilerimiz bize 5 saat boyunca sabretmemizi söylediler. Merve Kavakçı olayı nasıl DSP'yi bitirdiyse bu olayda CHP'yi bitirecektir. Bunu iddia ediyorum. Bunun herkese anlatılması gerekiyor ve bunu her yerde anlatacağız. Ben ilk kez buraya gelirken bu taraftan geldim Kente girerken ve çıkarken gördüm ki yollara çok kötü. Bu bizim içinde kötü bir durum Allah nasip ederse bunları da düzelteceğiz bunun yolu da İlk olarak belediyeleri almaktır. Önümüzdeki 2 yılı çok iyi değerlendirmek zorun- Özcan Ulupınar, “Lavuara alanını yıkım ihalesini TTK yaptı orayı TTK yıkıyor. Belediye başkanımızda “orada bana nasip oldu” diye poz veriyor. Kanalizasyonu biz başlattık, Belediye başkanımız giymiş kıyafetleri çizmeyi poz vermiş bilbortlarda halka kendini vatandaşa gösteriyor. dayız. Biz burada 31 belediyeyi de almak istiyoruz" dedi. AKP Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar Toplantının basına kapalı olarak yapılacak bölümünde daha geniş bilgileri paylaşacağını ifade eden AKP Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar "Sayın Başbakanımız bir müddet önce benim 2. Bölgeden sorumlu iller ve yönetimler başkanlığı başkan yardımcılığı görevine getirdi. 2 buçuk senedir bu toplantıları yapmadık. Bundan sonra 6 ayda bir bu toplantıları yapacağız. Biz halkın oylarıyla buralara geldik. Şu an bizim yüzde 55 civarında oyumuz var. Bu nedenle hiç kimse bizim sesimizi kısamaz. Biz ancak grubumuzun aldığı kararlar gereği sakin duruyoruz. Başbakanımızın dediği gibi bu partiyi milletimiz kurdu biz tabelalarımızı astık. İnşallah bu hizmet yolunda emin adımlarla ilerleyeceğiz. Zonguldak bu günkü kadar hiçbir zaman hizmetten yoksun olmamıştır. Zonguldak Belediyesine buradan sesleniyorum. " çalışın, çalıştırın". Bu gün burada çok değerli belediye başkanlarım var ne imkânsızlıklara vatandaşlarına hizmet götürüyorlar. Zonguldak Belediyesi su, kanalizasyon, yol ve bunun gibi bir çok konuda vatandaşları mağdur etmektedir. O kadar çok sorun var, bir tane belediye çalışanını yollarda görmüyoruz bir tane iş makinesini sokaklarda görmüyoruz. İlçeler belediyecilik anlamında Zonguldak'tan 30 -40 yıl ileridedir. Bakın personeli gönderemedi trilyonlarca zarar yaptı. Her projesinde biz iktidar milletvekilleri olarak destek veririz. Burası bizim memleketimiz biz bunu yaparız. Lavuara alanını yıkım ihalesini TTK yaptı orayı TTK yıkıyor. Belediye başkanımızda orada bana nasip oldu diye poz veriyor. Kanalizasyonu biz başlattık, Belediye başkanımız giymiş kıyafetleri çizmeyi poz vermiş bilbortlarda halka kendini vatandaşa gösteriyor. Lavura alanına trilyonlarca para verildi ve proje çizdirildi sonradan orayı Kültür Bakanlığı TOKİ yapsın denildi. Limanı …. Doldursun yolları karayolları yapsın derenin ıslahını Orman Bakanlığı üstlendi DSİ yapsın, peki belediye ne yapsın? CHP'li Belediyeden onlara oy veren CHP'li ler de memnun değil. O nedenle burayı almak kolay ama çok çalışacağız. Önümüzde ki günlerde inşallah Filyos'ta binlerce insana iş aş kapısı açacağız. Bu proje artık hayal olmaktan çıkacak. Önümüzdeki yerel seçimlere az bir zaman kaldı, biz şimdiden yerel seçimlere hazırız. Sizler hiç biriniz hiçbir menfaatiniz olmadan her yerde çalışıyorsunuz. Biz faaliyetlerimizi ibadet felsefesiyle yapıyoruz" dedi. AKP İl Başkanı Hamdi Uçar Son olarak konuşma yapan AKP İl Başkanı Hamdi Uçar "Bu gün toplantı gündeminde yerel yönetimler var. Uzun süredir yerel yönetimlerle ilgili böylesine geniş bir toplantı gerçekleştirmemiştir. Bunun nedeni bildiğiniz gibi 20102011 yılı içerisinde çok önemli seçim süreçleri yaşadık. Bu dönem içerisinde zaman zaman bir araya geldik yerel yönetim toplantımız olmamıştı. Şimdi yerel yönetimlerle ilgili bu toplantıyla birlikte startı vermiş olduk. Bizi biz yapan unsurlardan bir tanesi yerel yönetimlerdir. Zonguldak'taki yerel yöneticilerimizin çok başarılı hizmetlere imza attıklarını söyleyebiliriz. Biraz önce Zonguldak Belediyesinin ne durumda olduğu ifade edildi o nedenle aynı konulara girmek istemiyorum. Buraya katılan tüm teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Tüm İşçi Emeklileri Derneği Zonguldak Şube Başkanı Mustafa Sarıoğlu, AKP İl Başkanı Hamdi Uçar'a intibak yasası ile ilgili dosya verdi. Mustafa Sarıoğlu AKP İl Başkanı Uçar'ı ziyaretinde bugün 81 ilde emekli dernekleri AKP'ye emeklilerin intibak yasası ile ilgili adım atması konsunda dosya sunduklarını ifade etti.Sarıoğlu şu görüşleri dile getirdi, " Bizler Zonguldak'ta 140 bin emekliler adına Türkiye Tüm İşçi Emeklileri Dul ve Yetimleri Derneği olarak yıllarca yer altı maden ocaklarında çalışmış memlekete hizmet etmiş, hizmet ederken devletine, milletine, bayrağına saygılı olmuş, hiçbir zaman isyan etmemiş, memleketi için uzun yıllar mücadele veren, akciğerlerinde kömür tozu, taş tozu olan emekli arkadaşlarımız adına ziyaretinize ettik. Cumartesi günü Ankara'da Başkanlar Kurulu Toplantımız vardı. Şimdiye kadar Sayın Genel Başkanımız Satılmış Çalışkan başta olmak üzere sizinde bildiğiniz üzere Sayın Cumhurbaşkanımız ve özellikle Zonguldaklı milletvekillerimizle sürekli görüşüyoruz. Başta Cumhurbaşkanı ve ülkeyi idare edenler emekli ağabeylerime çok sıcak bakmaktadırlar. Yıllardır intibak diye diye emekli arkadaşlarımız da merak içinde kaldı. Ülkeyi yönetenler de bu işten bizim sıkıştırmalarımızla yoruldu. Biz ülkeyi idare edenlere, komisyonlara Genel Başkan aracılığıyla bu taleplerimizi sunduk. Salı günü alt komisyonda intibak yasası görüşülecek. Bize Ankara'da alınan karar gereği bütün şube başkanları herkes kendi vilayetindeki herkes kendi vilayetindeki milletvekilleriyle bir kez daha görüşüp, il teşkilatları aracılığıyla taleplerimizi kendilerine bir kez daha verilmesi Salı günü alt komisyonda görüşülürken, Zonguldak'ta ki 140 bin emekli adına Zonguldak'tan parlamentoya giden milletvekillerimizin canla başla çalışacağına inanıyor güveniyor ve bu taleplerimizi milletvekillerimize iletmenizi talep diyoruz. Biz ilçe başkanlığınız döneminizde Sayın Vali Erkmen'e beraber çıktık emeklinin oturabileceği yeri birlikte düzenledik, ona "her zaman emeklinin yanındasın emekliye yardımcı oluyorsun ama kararlar parlamentodan çıkıyor" dedik. Milletvekillerimize özellikle 2000 yılından önce Zonguldak'ta emekli olanların mağdur olduğunu bu taleplerimizle belirttik. Basının huzurunda milletvekillerimize ulaştırılmak üzere hazırlamış olduğumuz dosyamızı size takdim ediyorum". AKP İl Başkanı Hamdi Uçar Hamdi Uçar " Türkiye gündeminde olan intibak yasası ile ilgili Türkiye İşçi Emeklileri Dul ve Yetimlerinin fikirlerini görüşlerini ifade eden dosyayı aldım. Sayın milletvekillerimize ileteceğim bundan da büyük mutluluk duyacağım. İntibak yasası bu günün konusu değil. Özellikle 2000 yılı öncesi emekli olanların sıkıntılarının giderilmesi adına çalışılması üzerinde durulması gereken önemli gündem maddelerinden biri. Genel seçimlerde bildiğiniz gibi Sayın milletvekillerimizin birinci önceliği emeklilerimizin intibak yasası idi. Bu gün bu konunun gündeme gelmesi meclise taşınması komisyonlara taşınması elbette ki verdiğimiz sözlerin yerine getirilmesi açısından en önemli bir süreç olduğunu düşünüyorum. İçeriğini burada paylaşmak istemiyorum kim ne kadar zam alır buna girmek istemiyorum ama 2000 öncesi emekli olanların mağduriyetinin giderilmesi anlamında önemli olduğuna inanıyorum". Demirtaþ, "Çaðdaþ bir pazaryeri olmalýdýr." TMMOB Mimarlar Odası Zonguldak İl Temsilcisi Turhan Demirtaş, Soğuksu Pazaryeri'nin yeniden projelendirilmesi konusunda görüşleri ifade eden basın açıklaması yaptı. Demirtaş açıklamasında, "Belediye Başkanı Sayın Muharrem Akdemir'in, "Mimarlar Odası ve özel mimarlar kanalıyla çok yönlü bir proje hazırlatmak istiyorum. " açıklamasında da söylediği gibi, Zonguldak Mimarları olarak Pazar yeri projesi üretmek için çalışmalara başladık.Temsilciliğimizde oluşturduğumuz " Pazaryeri Atölyesi " çalışmamızın ilk toplantısı yapıldı. İlk olarak genel durum ve genel istekler değerlendirildi. Öne çıkanlar: * Rahatlıkla,sağlıklı bir alışverişin gerçekleştirileceği, her ihtiyacın rahatlıkla karşılanacağı çağdaş bir pazaryerine kavuşmak, tüm Zonguldaklıların arzusudur. * Pazar yeri, yarınların Zonguldak'ına da cevap verecek, yaşayanların her ihtiyacını karşılayacak, çağdaş bir pazaryeri olmalıdır. * Günümüzde,neredeyse her ailenin otomobili olduğu ve çevre beldelerden de gelecekler olduğu göz önüne alınarak, pazar yerinin otopark ihtiyacı iyi hesaplanmalı, kent halkının görüşleri de alınarak, ortak akıla, her yönüyle ihtiyaçları düşünülmüş bir pazar yeri projesi üretilmelidir.. * Fevkani Köpründen Soğuksu semtine inişte hemen sağda yer alan giysi pazarının da soğuksu pazaryeri içinde değerlendirilmesi, oradan boşalacak alanın kent alanına katılması da düşünülebilir. Bu görüşlerimiz doğrultusunda yapacağımız proje çalışmalarının kalıcı ve sağlıklı olabilmesi için belediyeden; pazardaki yerleşimde yer almasını istedikleri reyonları ve onlarla ilgili ihtiyaç programını istendi ve pazar yetkilileriyle de ön görüşme yapma kararı alındı”dedi SUSMA -HABER 15 ŞUBAT 2012/482 Sevim Arı, BKM Cafe Pazartesi Sohbetleri (8) Sayfa 5 Bu hafta sohbetimizde Kamu Emekçilerinin Sendikal Mücadelesinden bir yaprak açtık.Zonguldak’ta Kamu Emekçileri Mücadelesinde bıkmadan çaba harcayan, KESK’e Bağlı Haber-Sen Zonguldak İl Temsilcisi İsmail Yıldız ile söyleştik. Bu söyleşimiz bu sayfalara sığmayacak kadar uzun, bunu biliyoruz.Ama hafızalarımızı yeniden tazelemek, mücadele ruhumuza katkı sağlaması açısından bu mücadelenin başından buyana bıkmadan, usanmadan mücadele bayrağını yükseklerde tumaya çalışan İsmail Yıldız ile sizleri biraz gerilere götürmeye çalıştık.Umarız düne bakarak bu günden yarına ülkemizin daha demokratik, barışın ve adaletin hüküm srüdüğü, emeğin daha özgür olmasına katkı sağlarız. “Emekçilerin haklarýný savunmak suçsa, ben bu suçu iþlemeye devam edeceðim” Sevim Arı: Yıllardır sendikal mücadelenin içerisindesiniz bu yıllara dair birçok anınız vardır. Bu günkü Pazartesi Sohbetimizde bu anılarınızı bizimle paylaşır mısınız? İsmail Yıldız: Uzun yıllara dayanan sendikal mücadele yıllarıma dair elbette birçok anım var. Bu anıları Susma Okurlarıyla paylaşmak benim için de büyük bir mutluluk. Ben öncelikle Susmanın bu duyarlılığından dolayı sizleri kutluyorum. Bizden sonraki kuşak bu anıları okuduğunda bizlerin nasıl bir mücadele tarihinden geldiğini ne tür bedeller ödediğimizi görmüş olur. Sevim Arı: Alanlar, eylemler dava arkadaşlarınız ve defalarca ifade verdiğiniz emniyet birimleri sizi tanıyordur mutlaka ama okurlarımız açısından kısa bir özgeçmiş alabilirmiyiz? İsmail Yıldız: 1956 Ardahan doğumluyum. 1980 yılında Zonguldak'ta PTT'de memur olarak işe başladım. Halen memur olarak çalışmaktayım. 1 oğlum var üniversiteyi bitirmek üzere. Sevim Arı: Şu an faaliyet gösterdiğiniz sendikadan başlayalım mı önce. İsmail Yıldız: 1990 yılında memur sendikaları kurulurken 24 iş kolunda memur sendikası vardı. 24 iş kolu içerisinde ilk kurulanlardan bir tanesi de Tüm Haber Sen'di. Bu sendika kamu çalışanları içerisinde 90'lı yıllarda gerçekten eylem etkinliğinde toplumun önündeydi. O dönemde Telekom'la, PTT aynı iş kolunda örgütlüydük. 2005 yılında Telekom iş kolunda memur örgütlenmesini bir genelge ile yasaklandı. Telekom şirketleştikten sonra, PTT olarak iş kolumuzda; basın yayın posta hizmetleri ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde örgütlü bulunmaktayız. Şu anda sendikamızın üye sayısı 5 bin. Haberleşme ve iletişim basın emekçileri çalışanlarının % 80i örgütlü. Kurumda 4 sendika var. Ama ilk kurulan sendikalardan biri Tüm Haber Sen'dir. Sendikamız 1994 yılında iç hukukta düzenleme olmadığı için kapatıldı. 1 ay sonra biz Haber Sen adında bir sendika kurduk. Sonrada sendikamızda örgütlendik o günden bu yana da haberleşme iş kolunda örgütlü mücadelemize devam etmekteyiz. Sevim Arı: 90'lı yıllarda neler oldu? İsmail Yıldız: 90'lı yıllarda bizim iş kolumuzda sendika yoktu. Sadece "KÇSP" diye adlandırdığımız bir kamu çalışanları platformumuz vardı. 5-6 aylık yoğun bir çalışmadan sonra artık bir sendikamız olması konusunda ki çalışmalarımızı başlattık. O dönem birkaç isim belirlenmişti ve en sonunda Kamu Emekçi Sendikaları diye konfederasyonumuzu kurduk. 90 yıllarda KÇSB döneminde gerçektende de anayasanın da 90. maddesi gereğince bizim örgütlenme hakkımız vardı iş kolumuzda çalışanların % 95'i ne yakınını Haber- Sen çatısı altında örgütledik. Ve o günden bu yana da mücadele ettik. Sendikamız kurulduğunda ilk yıllarda büyük bir heyecanla arkadaşlarımız " ne zaman toplu sözleşme yapacağız" diyorlardı. Aradan 22 yıl geçti halen toplu sözle diye bir konu yok. Sadece toplu görüşme diye bir şey icat ettiler. O da Ağustos'un on beşinden on beşine gidip oturup konuşulan bir toplu görüşme. Anayasa referandumundan sonra değişiklikler yapılacaktı kamu çalışanlarına grevli toplu sözleşme hakkı verilecekti. Son gelinen noktada siyasi iktidar grevi kaldırdı sadece toplu sözleşme olarak belirledi. Bu toplu sözleşmenin içeriğine baktığınız zaman uzunca maddeleri var ama bakıldığında toplu görüşmelerin aynısı yetkiler yine siyasi iktidardadır. Sevim Arı: İlk aklınıza gelen anınızı anlatırmısınız? İsmail Yıldız: O dönemde cep telefonu, mail yok bir tek Tüm-BelSen'de faks vardı. Bütün bildirilerimiz oraya gelirdi. 8 Aralık 1995 günü İşçi Anıtında bir basın açıklaması yapacaktık. Dönem sözcümüz EğitimSen'den Nuri Genç'ti. O sıralarda da seçim vardı ve basın açıklamalarına izin vermiyorlardı. Biz her zaman ki gibi alana çıktık ve artık bir konfederasyonumuz (KESK)in olduğunu açıklamak üzere heykelin olduğu alana çıktık. Alana bir polis memuru geldi ve "açıklama yapamazsınız" dedi. Nuri Genç'te yapacağını söyledi. Açıklamayı yaptık. Poliste Nuri Genç'e "buyurun hocam sizi gözaltına alıyoruz" dedi. O dönem şube başkanımız Ali Aydın'dı. Ali Aydınla Kemal Çakmak "Nuri Genç'i almıyorsunuz hepimiz birlikte geliyoruz" dediler. Zaten polis otosu hazır bekliyordu. Hepimizi aldılar. O dönemin şube başkanlarından Nejat Uludüz, Ali Aydın, Kemal Çakmak, Hüseyin Çakır, Uğur Aksu hepimizi polis otobüsüne bindirdiler. Balıkçı halinin oradan geçiyoruz Oğuz Aşık elinde maliyenin çantası oradan geçiyor polis otosunun camına vurdu "şu çantamı bırakıyım bende sizinle geleceğim" dedi. Oğuz'la birlikte 26 kişi gözaltına alındık. Emniyet Müdürlüğüne götürüldük. 14 kişinin ifadesi alındıktan sonra savunma almayı bıraktılar. "Sizi serbest bırakıyoruz" dediler. Serbest bırakıyorlar ama saat olmuş neredeyse gecenin bir yarısı. Nejat Uludüz " biz neyle gideceğiz, bizi nereden aldıysanız oraya bırakın" dedi. Polis memuru da " sizi göz altına almakta bayağı bir işmiş Kozlu otobüsüyle gidersiniz" dedi. Hepimiz buna itiraz ettik. Bizi aldıkları yere polis arabalarıyla tekrar bıraktılar. Geriye döndüğümüzde gördüğümüz dayanışmayı hiç unutamam. Bizim gözaltına alındığımızı duyan Recep Adıgüzel ve birçok arkadaşımız Eğitim-Sen' de toplanmışlar basını da çağırmışlar ve bize destek vermek için açlık grevine başlamışlar. Bu desteği hiç unutmam. “Körfez Savaşına karşı Emek platformu” Bir anımda Körfez Savaşı döneminden. Körfez Savaşına karşı Emek platformu Türkiye'de merkezi mitingler düzenliyor, savaşın ne kadar yıkıcı bir durum olduğunu gösteren çok da güzel bir afiş yapmışlardı. Bizde burada savaşa karşı bir miting yapacağız bunun içinde afişle yapmamız gerekiyor. Arkadaşlarla toplandık. Herkes afiş asmak için bir bölge belirledi ve arkadaşlarla dağıldık afiş asıyoruz. Bu afiş ve miting için gerekli yasal başvuruları da yaptık. Bizim grupta ben Nejat Uludüz, Doktor Özgür Nizam, Tahsin Kumkumoğlu vardı. Biz Soğuksudan arabaya bindik Üniversitenin o aramış " sizden bir öldü" demiş. Hemen bir taksiye atladım hastaneye gittim Cengiz ağabey komada, yoğun bakımdaydı. O çok yürekli bir insandı onu saygıyla anıyorum. 25 Kasım 2009 İş Bırakma Eylemi bölümde epeyce bir afiş astık. Site'den Kozlu yoluna indik. Polis otoları yanımızdan gelip geçiyor kimse bize bir şey demiyor. Doktor Özgür "işimiz bittiğinde bu gün yemekler benden" dedi. Kozlu yolu civarındayız yapıştırıcımızda bitmek üzere. Saat 9, 9.30 civarı. Karşıda bir polis otosu vardı yanımıza bir polis geldi, sert bir üslupla su kabımıza tekmeyi vurdu. Bizde bunun yasal olduğunu izin aldığımızı söyledik. Hemen telsizin mandalına bastı o numarayı da unutmuyorum 47 59 "müdürüm afiş asıyorlar" dedi. Karşıdan da kimin astığını sordular polis bizim isimlerimizi söyledi. "Müdürümden emir aldım sizi gözaltına alıyorum" dedi. Kozlu Karakolunda üniformalı takım bizi karşıladı kimlik tespiti yapıldı. Biz 4-5 arkadaş o arada hemen kim kime ulaşacak onları belirledik. Erdoğan Kaymakçı'yı Zonguldak Milletvekili Harun Akın'ı GMİS'nı aradık. Biz Ali Yener'le zaman zaman şakalaşırdık. Bana da Ali Yener düştü. Ali Yener'i aradım "Ali biz gözaltına alındık" dedim Ali telefon'u " dalga geçme" dedi telefonu yüzüme kapattı. Şaka yapıyorum zannetti . Bizi 12 ye kadar emniyette tuttular. Avukat geldi ifadelerimizi aldı. Bize gün batımından sonra afiş asamazsınız vb. şeyler söylediler. Saat 12'de bizi Devlet Hastanesine götürdüler muayene için. Biz hastaneye gittik, tabi hastalar Özgür'ün yanına koşuşturuyor. Özgür'de "ben gözaltındayım" diyor. Susma gazetesinde çıkmıştı "gözaltında muayene" diye. Muayeneden sonra bizi tekrar Kozlu Karakoluna götürdüler, bize "serbestiniz, kimliklerinizi yarın vereceğiz" dediler. Biz kimlikleri almak için saat 9'da gittik. Kozlu Karakolunda diğer arkadaşları da bekliyoruz hepimiz olacağız ki kimlikler verilsin. Tam o arada Ali Yener aradı. "Özgür hocam bir işim var hastanede misiniz dedi" dedi, Özgürde "oğlum ben gözaltınaydım" dedi. Arkadaşlarımızın hepsi tamamlandıktan sonra bize "sizi mahkemeye götüreceğiz" dediler. Yola çıktık bizi Emniyet Müdürlüğüne götürdüler. "Burada ne işimiz var " dedik. Emniyet Müdürlüğü 5. kata bizi çıkarttılar. Emniyet Müdürü Mustafa Öncül, Müdür yardımcısı Avni Cıngırt geldi "içeride ne yapıyorsunuz çocuklar" falan diyor bize. "Tamam, kimlik bilgilerini alın gerekli işlemleri yapın" diyor. Eski usul resimler çekildi, önümüze numaralar asılarak, eski usul parmak izlerimiz alındı. İçeride bir yetkili var. "Size mi kaldı bu işler biriniz doktor biriniz mühendis sizin ne işiniz var savaşla" diyor. Bizde orada savaşa karşı propagandamızı yapıyoruz. Kapı açıldı Emniyet Müdürü Mustafa Öncül "Özgür sana bir işim düştü" dedi. O dönem bir bıçaklama olayı olmuştu hastaların biri SSK'da diğeri Devlet hastanesinde ölmek üzere ağır yaralılar. Emniyet müdürü Özgürün ameliyata girmesini istiyor. Özgür "ben gözaltınaydım gitmem" diyor. Bizde kendi aramızda konuşup karar verdik. Özgür'e "sen hipokrat yemini etmişsin gözaltında da olsan görevini yapmak zorundasın" dedik. Özgür kabul etti ve Emniyet Müdürü kendi makam arabasıyla Özgür'ü Ameliyat için hastaneye gönderdi. Daha sonra bizi adliyeye götürdüler. Orada birçok arkadaşımız bekliyordu. Nöbetçi savcı bıraktı. Dışarıya çıktığımızda Zonguldak Televizyonundan bir muhabir bizden açıklama istedi. Bizde "biz yasal bir afişleme yapıyorduk bizi gözaltına aldılar, bizi gözaltına alan anlayış savaştan yana olan anlayıştır" dedik. Bu konuyla ilgili de dava açıldı. Sonrasında iki suçlamadan da beraat ettik. Akın Birdal'ın vurulmasına tepki Bir ceza da bizim arkadaşlar Akın Birdal'ın vurulduğunda aldı. O zaman Akın Birdal İnsan Hakları Derneği Genel Başkanıydı. Tüm ülkede olduğu gibi bizde silahla yaralanması ile ilgili protesto etmek için alandaydık. Ben Nejat birde Doktor Ahmet kitlenin en arkasında yürümüştük. Geniş katılımlı bir yürüyüştü. Bence Zonguldak ta günü birlik tepkilerin en büyüklerinden biriydi. Arkadaşlarımız o dönem 5 yıl erteleme cezası aldılar. Cengiz Soylu ve Uğur Aksu’yu saygıyla anıyorum Bu mücadelede yıllar içerisinde 2 şube arkadaşımızı kaybettik.1990'lı yıllarda Cengiz Soylu ve Uğur Aksu arkadaşımızla uzun yıllar birlikte çalıştık birlikte mücadele ettik. İkisi de dünyanın en güzel insanlarıydı. Cengiz ağabeyi kaybetmeden 1 gece önce bir yemek vardı. Sanıyorum SHP'nin yemeğiydi. Biz oraya KESK olarak davet edilmiştik, arkadaşlar yemeğe gitmek için bizi görevlendirdi. Akşam Cengiz ağabeyi aradım yemeğe gidip gidemeyeceğimizi sordum. "Çok kötüyüm, moralim çok bozuk" dedi. En son onunla konuşanlardan biriyim. Cengiz ağabey yemeğe gelmedi için bende gitmedim. Ertesi sabah Nejat Uludüz Ankara'dan aradı beni. Cezgiz Ağabey öldü mü? Dedi. Hastaneden Başhekimin sekreteri 25 Kasım 2009 İş Bırakma Eylemi; 2 konfederasyon iş bırakıyor, Türkiye Kamu Sen ve KESK Türkiye genelinde 1 günlük iş bırakacağız. Karar alınmış grevin örgütlenmesini 2 konfederasyon yaptık. Türkiye genelinde 1 milyona yakın insan iş bıraktı. Biz de Zonguldak' ta ki programımızı yaptık, İşçi Anıtında toplandık Gazipaşa caddesinden geçerek Vilayetin önüne çelenk bıraktık. Orada da basın açıklaması yaptık. Olaysız bir şekilde dağıldık. Ben yine dönem sözcüsüyüm. 1-2 gün sonra beni emniyetten aradılar, "hakkınızda soruşturma açtık, sen ve Salih Alemdar gelin ifade vereceksiniz" dediler. Bende neden sadece ben diyorum o alanda 2-3 bin kişi eyleme katıldı. KESK'ten 25-30 arkadaş arabaya bindik ben ifade vereceğim. Yaptığımız eylemin demokratik olduğunu hakkımızı aradığımı falan anlattım. Sonra da dedim ki "sadece ben yoktum ki orada, orada sadece KESK' ten 11 tane şube yöneticisi var neden ben ifade veriyorum size oradaki 1000 kişinin adını vereceğim onlarında ifadelerini alın". Birkaç gün sonra tebligat geldi KESK' ten 10 Kamu-Sen'den 9 kişi yargılanıyor. Kimlik tespiti yapılıyor, arkadaşlarımız isimlerini çalıştıkları iş yerlerini görevlerini söylüyor. Sıra bir din görevlisine geldi. "Siz nerede çalışıyorsunuz" dedi. O da din görevlisi olduğunu söyledi. Hakim babacan bir adamdı " benim bildiğim bu sendikal işleri başkaları yapar, bu iş din görevlilerine kadar geldi mi" dedi. Ben uzunca bir savunma yaptım. İfademde "emekçilerin haklarını savunmak suçsa, ben bu suçu işlemeye devam edeceğim" dedim. Hakim "bunu tutanağa geçireceğim" dedi. Ve tutanaklara da öyle geçti. İsmail Yıldız dedi ki; "bu suçu işlemeye devam edeceğim"…… Sohbetimiz ve dolayısıyla anılar bu kadarla bitmedi elbette. İsmail Yıldız'ın anlattığı birçok anı farklı zamanlarda Susma okurlarıyla buluşacak. Sohbetimizin sonunda İsmail Yıldız'ın en çok sevdiği şiirlerden bir tanesinden kısa bir bölümle bitirelim sohbetimizi. Şiirler doğacak kıvamda yine duygular yeniden yağacak kıvamda. ve yürek, imgelerin en ulaşılmaz doruğunda. ey herşey bitti diyenler korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler. ne kırlarda direnen çiçekler ne kentlerde devleşen öfkeler henüz elveda demediler. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! Adnan Yücel SUSMA -HABER 15 ŞUBAT 2012/482 Sayfa 6 CHP'li Köktürk'ten Bozdað'a MÝT Sorusu KCK'de en büyük dalga: En az 109 gözaltý AKP iktidarı KCK adı altında BDP ve muhalif sendikalara yönelik düzenlediği eş zamanlı operasyonlarda onlarca kişi gözaltına aldı. İstanbul başta olmak üzere, Ankara, Adana, Batman, Mardin, Van, Erzurum, Hakkari, Muş, Diyarbakır, Kocaeli, Denizli, Mersin, Şırnak, İzmir, Urfa ve Antep'te operasyonlarda ANF hesaplarına 190 kişi gözaltına alındı. Yetkililer gözaltı sayısına ilişkin henüz bir açıklamada bulunmadı. Türk medyası, 30 ilde 109 gözaltı yaşandığını belirtiyor. CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'a, "MİT konusunda, özel yetkili savcı ve mahkemeye karşı gösterdiğiniz hassasiyeti, özel yetkili mahkemelerce tutuklanan milletvekilleri, askerler, Üniversite hocaları, parasız eğitim isteyen öğrenciler için de göstermeyi düşünüyor musunuz" diye sordu. Kürt sorunununda barýþçý çözüm yoksa demokraside yok Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca M.İ.T Müşteşerı arasında yürüyen gündem ile ilgili olarak Zonguldak Baro Başkanı İ.Kerem Ertem, Av. Ertan Taşdelen ve EDP(Eşitlik ve Demokrasi Partisi) İl Başkanı Ali Topaloğlu’na konuyu sorduk. Ayrıca, Av. Taşdelen’e, Geçtiğimiz günlerde Başbakan'ın "dindar gençlik ve tinerci gençlik” söylemini nasıl anlamalıyız”dedik. Taşdelen, “Biz onun tarif ettiği “dindar” gençliği çok iyi tanıyoruz, Başbakan'ın o çok bahsettiği dindar gençliğin neler yaptığını biliyoruz. Sivas'ta 37 aydını o gençler yaktı, Kahraman Maraş'ta Çorum'da Hizbullah'ın o dindar gençleri domuz bağıyla kadınları boğdular. Güneydoğuyu mezarlık haline çevirdiler.”dedi Baro Baþkaný Ý.Kerem Ertem Av Ertan Taþdelen EDP Ýl Baþkaný Ali Toploðlu “Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülemekte olan bir soruşturmada şüpheli sıfatıyla ifade vermesinin istenilmesinde, iki ayrı başlık bulunmaktadır.” “MİT Müsteşarı operasyonunun arkasında Kürt sorunu yatıyor. Kürt sorununun çözümsüzlüğü sonuçta Başbakan'ı da bir noktada tıkanmışlık haline getirdi.” “Ergenekon ve Balyoz doğru hamlelerdi. Türkiye'nin demokratikleşmesi ve hukuk devletine kavuşması açısından atılması gereken adımlardı..” Baro Başkanı İ.Kerem Ertem "Kamu personellerinin haklarında ceza soruşturması gerçekleştirilmesi genel olarak bağlı bulundukları amirlerinin onayına bağlıdır. Basına intikal ettiğine göre, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarının, Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan bir soruşturmada şüpheli sıfatıyla ifade vermesinin istenilmesinde, iki ayrı başlık bulunmaktadır. İlki, yürütülen soruşturmanın detaylar hakkında bir bilgimiz yoktur, buna göre, eğer soruşturma Ceza Muhakemesi Kanununun 250, 251 ve 252. maddelerinde belirtilen suçlar ve soruşturma ile kovuşturma usullerinden ise (örgüt suçları, terör suçları, kalkışma suçları v.b.) bir merciiden izin alınmasına gerek yoktur. İkincisi ise, yukarıda belirtilen bir soruşturma söz konusu değilse, bu durumda, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26.maddesine göre, MİT mensuplarının görevi sırasında, görevinden doğan veya görev ifası sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında cezai takibat yapılması Başbakanın iznine tabidir. Bu durumda, M.İ.T. Müsteşarının ifadeye gitmemesi, ikinci halde, bir usulün yerine getirilmemiş olunmasının varlığı halinde hukuken ihlal taşımamaktadır. Yapılmak istenen kanun değişikliğinin çerçevesi tam bilinmemekle birlikte, MİT Kanunu olarak bilinen 2937sayılı kanunun 26.maddesindeki düzenlemenin ve kamu personelleri hakkındaki cezai takibata ilişkin genel düzenlemelerin Ceza Muhakemesi Kanununa ayrı bir başlık olarak eklenmesi şeklinde gerçekleşmesi hukuka uygunluk taşıyacaktır. Av.Ertan Taşdelen Öncelikle yasal olarak savcının böyle bir yetkisi var mı ona bakmak gerekiyor. CMK 250. Madde katolok suçları düzenliyor ve örgüt faaliyeti çerçevesi içerisinde işlenen suçlarda cumhuriyet savcısına bu yetkiyi veriyor. Yani cumhuriyet savcısı başbakanın iznini almadan MİT Müsteşarını şüpheli sıfatıyla sorguya çağırabilir olayın hukuki boyutu budur. Yasaya baktığımızda özel bir izine ihtiyaç yok. Cumhuriyet savcısı 250. Maddenin kendine verdiği yetkiye dayanarak bunu çağırabilir, sadece burada bir istisna var buda anayasa mahkemesi ve yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler diye bir istisna konmuş, buda Genel Kurmay Başkanı ve diğer şahıslarla ilgili bir düzenleme koymuş bu nedenle cumhuriyet savcısının yaptığı işlem hukuki olarak doğru yani böyle bir hakkı var. Yani Başbakandan bir izin gerekmiyor bu konuda hükümetin yaptığı açıklamaların hukuki çerçeve içerisinde temeli yok. Bu konuda gazete ve basın örgütleri değişik sebepler öne sürüyor olayın içeriğine batığınız vakit aslına bir anlamda Hakan Fidan, Başbakan ve o ekibin Kürt sorununu daha pozitif yöntemlerle çözme çabasına karşı bana göre engelleme amacıyla yapılmış bir operasyon diye bakmak lazım. Biliyorsunuz Kürt sorunu artık bu ülkede her şeyin manivelası olmuş durumda, o manivelayı tutan istediği yere istediği şekilde iş yapabiliyor eylem koyabiliyor. Bana göre yargı ve polis yani o 2 güçte şu anda belli bir cemaatin denetimine alınmış ya da yönlendirilmiş durumdalar. Bu cemaat ve bu ekip birlikte Hakan Fidan üzerinden Başbakana ve Kürt sorununa ilişkin politikaya yönelik mesaj veriyorlar kavga bu kavgadır diye değerlendiriyorum. Bir çeşit saray içi iktidar kavgası gibi bakmak lazım. Ama bu olayın arkasında Suriye'yle ilgili İran'la ilgili politikalar mı vardır başka bir şey var mıdır, hani o büyük resimden bahsediyorlar ya onu şu anda bilebilmemiz mümkün değil bana öyle geliyor. Zaten Osmanlıdan bu yana yargı bir şeklide siyasetin denetimde olmuş. Örneğin Fatih Sultan Mehmet'in 2 oğlu var. Beyazıt ve Cem, bunların arasında bir iktidar kavgası var, ordu Beyazıt'ı tutuyor daha tutucu sofu ve gerici olanı, daha yenilikçi olan Cem'i tavsiye ediyor Fatih'in Cem'i tutmasına rağmen. Burada da bir benzerlik var aslında Başbakan istememesine rağmen cemaatin denetimindeki yargı ve polis gücü ki ben bunlara Beyazıtçılar diyorum. Beyazıtçılar ve Cem Sultancılar diyebileceğimiz Hakan Fidan ve ekibini tavsiyeye yöneliyor. Bir anlamda bir iktidar kavgası olarak değerlendirmek lazım. Siyasi platforma bu şekilde bakmak lazım. Susma: Geçtiğimiz günlerde Başbakan'ın "dindar gençlik ve tinerci gençlik olarak" bir söylemi oldu ve bunun üzerine bir gazeteci televizyon programına tinerci bir genci aldı ve konuştu. Onun peşine Başbakan hemen o gazeteciye cevap verdi. Yine gündeme ilişkin bir konu olduğunda kendisi Amerika'da bile olsa hemen konuyla ilgili açıklamalarda bulunur. Şimdi "dindar gençlik ve tinerci gençlik" konusuna göre çok daha önem taşıyan bu konu hakkında şimdiye kadar Başbakan neden bir açıklama yapmadı size göre? Taşdelen; Recep Tayyip Erdoğan zeki bir adam. Önce kavganın arka planını anlamaya çalışıyor ondan sonra harekete geçecek. Kavganın arka planında da kendine yönelik bir eylem olduğunu fark ettiği için hemen yeni bir yasa değişikliği sunuyorlar. Ve MİT Müsteşarını yargının denetiminden kurtarmak için değişiklik hazırlıyorlar. Bence Erdoğan onun için sessiz kaldı. İzledi durumu değerlendirdi hemen açıklama yapmadı ve yasa değişikliğine gidiliyor. Şimdi düşünsenize savcı bir MİT Müsteşarını çağıracak ve şüpheli sıfatıyla ifadesini aldıktan sonrada büyük bir ihtimalle örgüt yöneticiliğinden tutuklayacaklar. Bunu da bildiği bu tutuklamayı engellemek için oturup Cumhur Başkanı Adalet Bakanı ile bir takım görüşmeler yaptılar ve "nasıl en az zararla nasıl kurtarırız" diye düşündüler ve yasa değişikliğiyle MİT Müsteşarını yargının denetiminden kurtarmaya çalışacaklar. Erdoğan'ın bu suskunluğunu da buna bağlamak lazım. Değiştirilecek yeni yasayla yeni bir düzenleme getirecekler, MİT kanununa bir ekleme yapacaklar. Mutlaka bu tip MİT ve Başbakan'ın görevlendirdiği görevliler hakkındaki soruşturmaları izne bağlayacaklar. Bu şekilde direk savcı böyle bir işlem yaparken mutlaka Başbakana başvurup, izin alınıp, ondan sonra soruşturma açabilecek yeni düzenlemeyle. O şekilde Başbakan'ı da büyük bir sıkıntıya girmekten o işin kurtarılmasını sağlayacak. "Dindar gençliğin neler yaptığını biliyoruz" Başbakan'ın dindar gençlik ve tinerci gençlik açıklaması da "bu ülkede 2 grup gençlik var" diye değerlendirdi. Dindar gençler ve tinerci gençler bu Başbakanının hayata nasıl baktığını da gösteriyor. Bu ülkede tinerci gençlik çok marjinal, yoksul, ezilmiş, dışlanmış bir gençlik. Başbakan'ın o çok bahsettiği dindar gençliğin neler yaptığını biliyoruz. Sivas'ta 37 aydını o gençler yaktı, Kahraman Maraş'ta Çorum'da Hizbullah'ın o dindar gençleri domuz bağıyla kadınları boğdular. Güneydoğuyu mezarlık haline çevirdiler. Ona bakarsanız bu tinerci gençlik dindar gençlikten daha merhametli daha insaflı. Başbakan her zaman olduğu gibi olayı ters düz etmeyi iyi biliyor öyle bir yeteneği var. MİT Müsteşarı operasyonunun arkasında Kürt sorunu yatıyor. Kürt sorununun çözümsüzlüğü sonuçta Başbakan'ı da bir noktada tıkanmışlık haline getirdi. Güvenlik politikalarına yöneldi Başbakan'da. Bu politikalar hükümeti bir çıkmaza götürüyor. Demokrasi insan hakları evrensel hukuk ilkeleriyle bu sorunların çözülmesi halinde bence bu tip saray içi iktidar kavgalarına da gerek kalmayacak diye düşünüyorum. EDP İl Başkanı Ali Topaloğlu, “Daha önce iktidar olmadan eleştirdiği kurumları kendi etki alanına aldığı bu dönemde kendine demokrat bir tutum alarak bu kurumlar aracılığıyla toplumu giderek geren bir politik hat izlemeye başladı. Devlet Güvenlik Mahkemeleri yerine ikame edilen özel yetkili savcılar, Bu olağan üstü yetkilerini kullanarak, özellikle Kürt sorununda çözümü zorlaştıracak barış görüşmelerini sekteye uğratmak için girişimde bulundular. Bu durum siyasi iktidar için ikircikli bir durum yarattı. Bu durumu şimdilik izleyip göreceğiz. Ergenekon ve Balyoz doğru hamlelerdi. Türkiye'nin demokratikleşmesi ve hukuk devletine kavuşması açısından atılması gereken adımlardı. Asker-sivil bürokrasi, demokrasilerdeki olağan yerine oturtulmadan, 'seçilmiş sivil otorite'ye tabi kılınmadan birinci sınıf demokrasi olamazdı çünkü... Bu açıdan olumlu gelişmeler yaşandı.Darbe tertiplerine dokunuldu. Darbelerden hesap sorulmaya başlandı. Askerin siyasete karışmasını engellemek için kararlı davranıldı. Ancak, Temel meselenin Kürt sorunu olduğu son bir iki yıldır görmezlikten gelinmeye başladı.Kürt sorununu barışçı çözüm yoluna sokmadan, bunun için PKK'yı dağdan indirecek bir 'barış süreci'ni başlatmadan, , bu ülkede demokrasi ve hukuk ikinci sınıflığa mahkûm kalacaktı.AKP hükümeti, 2005-2011 arasında doğru yolda sayılırdı. PKK ile 'diyalog'u önemseyen demokratik açılım, Oslo gibi barış koşullarının olgunlaşması diye tarif edilebilecek cesur hamleler yapıldı.Ama sonra bu yoldan sapıldı.Ancak son gelişmeler, PKK yüzünden mi? Erdoğan'ın 2014 hesapları mı? Ya da cemaat AKP ilişkilerimi ? Üçü de olabilir. Ama diyalog yolundan sapılmasında en büyük işaret gitgide kabaran KCK operasyonları oldu. Özgürlük ve siyaset alanını daraltan bu operasyonlarla hükümet, Kürt sorunuyla PKK'ya karşı mücadelede 1990'ları andıran, Kürt sorunuyla PKK'nın bir yerde içiçeliğini göremeyen ya da önemsemeyen ve 'önce terörle mücadele' diyen tek boyutlu stratejiyi benimsedi.Bu yanlıştı. Bu yanlışı Başbakan Erdoğan'ın yakın çevresinde savunanlar da vardı. Ama bu yanlışta başı çekenler veya bu yolun açılmasında etkili olanlar, herhalde daha çok polis ve yargıdaki bazı odaklardı.Bugün yaşanmakta olan yüzeysel krizin kökleri derine gidiyor. Siyasi iktidar, yanlışları seyretmeye devam etmemeli, Derhal yasa değişikliği ile özel yetkili savcılık ortadan kaldırılmalıdır. Yeni anayasa dahil özgürlüklerin alanını genişletecek düzenlemeler Yapılmalı, eş zamanlı olarak Kürt sorununda eskisi gibi yeni bir 'barış süreci'ni başlatacak siyasal kararlılığı yeniden başlatmalıdır. Bunu da KCK operasyonlarına son vererek, Mecliste BDP temsilcileriyle diyalog kurarak yapabilir. Kısacası Siyasi iktidar Geçmiş yapıların yerine kendisini mi koyacak yanı Devletleşmek mi, demokratikleşmek mi? Bunu hep birlikte göreceğiz SUSMA -HABER 15 ŞUBAT 2012/482 Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan Bağlık-İnağzı sahası ile ilgili açıklama yaptı Soma Grubu üretime geçiþ sürecini öne çekecek Türkiye Taşkömürü Kurumu'nun (TTK) açtığı ihaleyle Zonguldak'taki Bağlık-İnağzı sahasının 36 yıl süreyle işletilmesini üstlenen Türkiye'nin en büyük yer altı kömür üreticisi Soma Holding, 18 Ocak'taki yer tesliminin ardından bölgedeki çalışmalarına iddialı bir şekilde başladı. Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan, projeye göre yedinci yılda üretim taahhüdünde bulunduklarını ancak hızlı ve etkin bir çalışmayla üretime üç yıl erken başlamayı hedeflediklerini açıkladı. Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan, bölgeye istihdam, Türk ekonomisine katma değer kazandıracak faaliyetlerini titiz bir şekilde yürüttüklerini belirterek, "Proje kapsamında ilk 2 yılı etüt ve değerlendirme, 4 yılı hazırlık ve yatırım olmak üzere 36 yılda sahadan 92 milyon ton kömür çıkararak piyasaya sunmayı taahhüt ettik. Ancak yer altındaki değeri ne kadar çabuk çıkarırsak, ülkemiz o kadar kazançlı olacaktır. Bu nedenle erken başladığımız çalışmaları, modern madencilik anlayışımızla hızlı bir şekilde yürüterek, üretime planlanandan üç yıl erken başlamayı hedefliyoruz. 2 yıl sonra başlaması gereken üretim hazırlık çalışmalarının şimdiden başlamış olması, üretime geçiş sürecini öne çekecek. Bu süreçte kesilen damarlarla rezerv tahminleri kolaylaşarak gerçekçi bir etüt çalışması yapılmış olacak" dedi. "güvenlik" ve "verimlilik" ilkeleriyle modern bir maden işletmesi örneği Soma Holding'in madencilikteki tecrübesi ve modern altyapısıyla faaliyetlerini hızlandırması, üretimin planlanandan önce başlaya- Alp Gürkan, "Proje kapsamında ilk 2 yılı etüt ve değerlendirme, 4 yılı hazırlık ve yatırım olmak üzere 36 yılda sahadan 92 milyon ton kömür çıkararak piyasaya sunmayı taahhüt ettik. Ancak yer altındaki değeri ne kadar çabuk çıkarırsak, ülkemiz o kadar kazançlı olacaktır. cak olması istihdam imkanını da kısa sürede artıracak. 1,5 yıl sonra üretimin başlamasıyla yaklaşık 2 bin kişiye iş olanağı sağlanması planlanan istihdam kapasitesi, üretim artışına paralel olarak 6 bin kişiye kadar çıkacak. Soma Holding'in "güvenlik" ve "verimlilik" ilkeleriyle modern bir maden işletmesi örneği oluşturacaklarını vurgulayan Alp Gürkan şunları söyledi: "Dünyanın en gelişmiş, modern madencilik anlayışını bölgeye taşıyoruz ve sadece Zonguldak için değil, Türkiye için önemli bir değer yaratıyoruz. Çalışanlar için güvenli, Türkiye için verimli bir örnek model oluşturuyoruz. Planlamadan, çalışma disiplinine, iş güvenliğinden, teknolojiye mükemmel bir işletmeyi hayata geçiriyoruz". Deneyimli uzmanlar gelecek İşletmedeki ilk çalışmaları, 14'ü mühendis olmak üzere 80 kişi yürütüyor. 20 metre kesitli iki ayrı ana yol açan ekipler, bu yollarla üretim alanına ulaşacaklar. Özel olarak üretilmiş demir bağlarla tavan tahkimatı yapan ekipler, her iki ana yoldan yaklaşık 6 bin metre ana galeri açacak. Ön hazırlık ve üretim safhalarında ise farklı ülkelerden gelecek deneyimli uzmanlardan teknik destek alınacak. Metan gazına bağlı iş kaza riski en aza indirilecek Güvenlik önlemlerinin en yüksek seviyede uygulandığı işletmede, metan gazı risk değerlerine ulaşılması beklenmeden, daha düşük seviyede tüm elektrik sistemi kapanıyor. Ayrıca üretim çalışmasına başlanmadan önce ulaşılan kömür damarlarındaki metan gazı alınacak. Bununla birlikte metan gazına bağlı iş kaza riski en aza indirilecek. Yapılacak çalışmayla damarlardaki metan oranının yüzde 60'ının boşaltılarak metan yoğunluğunun azaltılması, sonraki üretim çalışmalarının hızını da belirlemiş olacak. Üretim yapılacak olan 2-3 kilometrelik uzak bölgelere işçiler bant sistemiyle getirilip götürülecek. Bu sistemde iki yönlü nakil aynı anda gerçekleştirilebilecek ve çalışanların 2- 3 kilometre mesafedeki alanlara ulaşımı 30- 35 dakikada sağlanacak. TKP, “Maden iþçisi hak edenlere, hak etiklerini verme deneyimine sahiptir” Türkiye Komünist Partisi Zonguldak İl Komitesi ve İşçi Bürosu yaptıkları haftalık olağan değerlendirme toplantısı sonrası son günlerde TTK'daki üretim ve performan konularını da içine alan açıklama yaptı. TKP Zonguldak İl Başkanı Sami Baykut'un yaptığı açıklamada, "Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdür Yardımcılığına, TTK Karadon Müessese Müdürü İsmail Güner atandı. AKP'nin performanstan ne anladığının kesin kanıtlarından biri daha işte. Başında bulunduğum kamu kurumunun zarara uğrat, kötü yönet, üretimi düşür ki satışıpazarlaması, para babalarına peşkeş çekilmesi kolaylaşsın; sen de payına düşeni al. 17 Mayıs 2010'daki grizu faciasında can veren 30 maden işçisinin ölümünde kusurlu ve sorumlu bulundukları bilirkişi raporlarıyla sabit olan ve bilinçli taksirle ölüme neden olma suçlamasıyla yargılanan ekibin başı bu zat. Dava sürüyor. Sadece AKP iktidarında olabilecek, görmeye alıştığımız (!) bir uygulama ile cezalandırılması gerekirken ödüllendiriliyor. Üretim yapamaz duruma TKP Zonguldak İl Başkanı Sami Baykut, “Üretenin sözlerine kulaklarını tıkayanlar, gerçeklere gözlerini kapayarak ülkeyi zarara sokanlar 1990'lı yıllarda aynı hatalı çıkışı yapanlar başına gelenleri ve ''Büyük Madenci Yürüyüşü''nü anımsasınlar bir. Unutmasınlar ki Zonguldak maden işçisi hak edenlere, hak etiklerini verme deneyimine sahiptir ve Zonguldak halkı da maden işçisinin yanında olduğunu bir kez daha gösterecektir. zorlanan maden işçisi için performansa dayalı ücret uygulamaya çalışanların iş huzurunu bozmaya, iş güvenliğini düşürmeye neden çalıştıkları da bir anlamda ortaya çıkmış oldu böylece. Kömürü üretenin evinde yakacak kömürünün olmadığı, toplu sözleşme hakkı olan kömürü alamayan işçi yaratabilecek kadar becerikli (!) bir yönetimden bahsediyoruz. En çok işçi sayısına sahip olan bir bölgenin üretimde alt sıralara düşürülmesini sağlamayı başaran bir yönetimden ve yönetimin başının nasıl ödüllendirildiğinden. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ''TTK'yı kapatmayı düşünüyor musunuz?'' şeklindeki, gazeteci İlknur Çıtlık'ın sorusuna ''Şu an kapatmayı düşünmüyoruz.'' Yanıtını veriyor. Demek ki TTK'yı istedikleri seviyeye çekememişler (küçültememişler diye de okuyabilirsiniz), para babalarına peşkeş çekilebilecek- yem edilebilecek seviyeye gelmesi için biraz daha zamana ihtiyaçları var anlaşılan. Kapatma sözcüğünün AKP sözlüğünde satış-pazarlama-peşkeş çekme anlamına geldiğini bugüne değin yaptığı uygulamalardan biliyor bu halk. TTK'nın uzmanlık konusu ve de asli işleri olan hazırlık ve kömür yıkama işlerini hizmet alımı yoluyla özel sektöre yaptırmalarının altında yatan gerçek de bu zaten. Karadon'da 30 cana mal olan iş cinayetinin gerisindeki gerçek de. Nasıl olsa, işine gelmeyen her şeyi, sebep oldukları her türlü olumsuzluğu ''kader''e bağlayabilen bir Başbakan'ı var bu ülkenin ve de Türkiye halklarının unutkanlığına hesap sormayacağına inancı sarsılmaz bir hükümetimiz. TKP İl Başkanı Sami Baykut açıklamasında, Geçtiğimiz günlerde Gelik ve Karadon'da GMİS Şube yöneticileri tarafından maden işçilerine okunan bildiri sayın bakanın eline geçti mi; ya da kulağına çalındı mı bilmiyoruz. TKP her zaman emeğinemekçinin yanında ve destekçisi olacaktır. Üretenin sözlerine kulaklarını tıkayanlar, gerçeklere gözlerini kapayarak ülkeyi zarara sokanlar 1990'lı yıllarda aynı hatalı çıkışı yapanlar başına gelenleri ve ''Büyük Madenci Yürüyüşü''nü anımsasınlar bir. Unutmasınlar ki Zonguldak maden işçisi hak edenlere, hak etiklerini verme deneyimine sahiptir ve Zonguldak halkı da maden işçisinin yanında olduğunu bir kez daha gösterecektir. GMİS yönetimi doksanlı yıllarda TTK'nın bazı müesseselerinin kapatılması yönünde kararlar çıkartıldığı zaman TTK'nın yaşamsı için verilen mücadeleleri örnek alarak aynı kararlılık ve aynı güçle mücadele verecekleri sözlerinin arkasında durarak özeleştirmeler dahil havzada yaşanan ve yaşanacak olan her türlü olumsuzluğun takipçisi olmalı, anında müdahale etmelidir. Türkiye Komünist Partisi her zaman emeğin-emekçinin yanında ve destekçisi olacaktır. Sayfa 7 HEMA Yöneticileri, GMÝS'i ziyaret etti Genel Maden İşçileri Sendikası'nın (GMİS) Armutçuk Kandilli İşletmesi'nde çalışan maden işçilerini örgütlediği HEMA Endüstri A.Ş.'nin üst yönetimi olan Hattat Holding yöneticileri 13 Şubat 2011 tarihinde GMİS'i ziyaret ederek Genel Başkan Eyüp Alabaş ile görüştü. Genel Maden İşçileri Sendikası'nın (GMİS) Armutçuk Kandilli İşletmesi'nde çalışan maden işçilerini örgütlediği HEMA Endüstri A.Ş.'nin üst yönetimi olan Hattat Holding yöneticileri 13 Şubat 2011 tarihinde GMİS'i ziyaret ederek Genel Başkan Eyüp Alabaş ile görüştü. Ziyarete Hattat Holding Yönetim Kurulu Üyesi Halil Beyenal, Kurumsal Gelişim Başkan Yardımcısı İzzet Kalaycı, Hema Madencilik Genel Müdürü Şerafettin Yılmaz, İnsan Kaynakları Sorumlusu Levent Şimşek, Hema Kandilli İşletmesi Müdürü Nuh Baş, Hukuk Müşaviri Necdet Gürsel ile Avukat Cemal Ertuğ katıldı. Ziyarette GMİS Genel Başkan Yardımcısı Satılmış Uludağ, Genel Sekreteri Behzat Cinkılıç, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Osman Tutkun, Armutçuk Şube Başkanı İsa Mutlu ve Şube Yöneticileri, Merkez Şube Başkanı Niyazi Azaklı ve Şube Yöneticileri hazır bulundu.Hattat Holding Yönetim Kurulu Üyesi Halil Beyenal, şirketlerinin gelişimi ve yatırımları hakkında genel bilgiler aktarırken, Hema Madencilik Şirketi Genel Müdürü Şerafettin Yılmaz da yaptıkları madencilik yatırımları hakkında bilgi verdi.GMİS Genel Başkanı Eyüp Alabaş ise sendikalarının tarihçesi ve sendikacılık ile bölgedeki konumu hakkında bilgi aktardı.Heyetler, madencilik iş kolu, madencilerin çalışma koşulları hakkında da bilgi alışverişinde bulundu. 8.Zonguldak Fotoðraf Günleri "Mükellef" belgeseliyle baþlýyor 1990 yılında Zonguldak Fotoğraf Grubu tarafından başlatılan Fotoğraf Günleri 3 Mart 2012 Cumartesi günü Elif Ergezen'in "Mükellef" filmi ile başlayacak. Günler'in özel bölümü bu yıl fotoğrafçı yönetmenlerin filmlerine ayrıldı. Uzun bir aradan sonra, son üç yıldır SergiOdası tarafından düzenlenen Fotoğraf Günleri'ne Barış Ağca "Suriye Doğaçlamaları", Pınar Turhan "Bi Gün Kapıya Polisler Geldi" fotoğraf gösterisi, Alaaddin Kara "Bir Kentin Arka Yüzü" fotoğraf sergisinin yeni bölümü ile katılacak. Ayrıca; Seyhan Derin "Ben Annemin Kızıyım", Martin Ritt "The Molly Maguires", Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencileri "Faili Meşhur 3 Suikast 3 Gazeteci" filmi ile programda yer alacak. Fotoğraf Günleri'nin özel bölümünde ise, fotoğrafçı yönetmenler Wim Wenders, Nuri Bilge Ceylan ve Selim Güneş'in birer filmi izleyicilerle buluşacak. Fotoğraf ve sinemayla ilgili kitaplar masa üstüne çıkacak. 263 madencinin yaşamını yitirdiği 3 Mart 1992 Kozlu Grizu patlaması ölümlerinin anımsanması amacıyla üç yıldır aynı tarihte başlayan Fotoğraf Günleri kapsamında, bir kömür üretim bölgesi olan Kandilli'ye bir de kültür gezisi yapılacak. SergiOdası ve Zonguldak Atatürk Anadolu Lisesi'nde gerçekleşecek katılımı ücretsiz etkinlikler 17 Mart'da tamamlanacak. Fotoğraf Günleri; kentin en uzun süreli, geçmişi en eskiye dayanan kültür etkinliği olarak biliniyor. Kozluspor, Play-Off þansýný sürdürdü. Beyköy yenilgisiyle liderlik gitti Bölgesel Amatör Lig (BAL) 13'üncü Grup'ta mücadele eden temsilcimiz Zonguldak Kömürspor, 3 puan için gittiği Düzce deplasmanında Beyköy Belediyespor'a 3-2 yenilerek, şampiyonluk yarışında ağır bir yara aldı. Averajla da olsa haftaya lider giren temsilcimiz, Beyköy Belediyespor yenilgisiyle liderlikten oldu. İlk yarının son 4 maçını galibiyetle bitiren, ardından erteleme maçında Kozluspor ile 2-2 berabere kalan Zonguldak Kömürspor'un 5 maçlık yenilmezlik serisi de, bu yenilgiyle son bulmuş oldu. Grupta Play-Off yarışı veren temsilcimiz, Düzce deplasmanında Beyköy Belediyespor karşısına kalede Onur, defansta Burak, Volkan Olgun, Mesut, Fırat, orta alan- Grupta Play-Off yarışı veren temsilcimiz, Düzce deplasmanında Beyköy Belediyespor karşısına kalede Onur, defansta Burak, Volkan Olgun, Mesut, Fırat, orta alanda Mustafa, Volkan Bozkurt, Mahir, Murat ileride ise Suat ve Fatih Tutar 11'iyle çıktı. da Mustafa, Volkan Bozkurt, Mahir, Murat ileride ise Suat ve Fatih Tutar 11'iyle çıktı. Maçın henüz 4'üncü dakikasında 1-0 yenik duruma düşen kırmızı-lacivertli takım, beraberlik golünü erken buldu. 13'üncü dakika korner atışında topa iyi yükselen Fatih Tutar, skoru 1-1 eşitliğe getiren golü attı. 43'üncü dakikada ceza sahası içine girer girmez sert vuruşla golü bulan Murat, takımının soyunma 2-1 önde girmesini sağladı. İkinci yarıda daha etkili olan Beyköy Belediyespor, 58'inci dakikada Hüseyin'le durumu 2-2'ye, 86'ncı dakikada Ahmet'le 32'ye getirdi. Karşılaşmadan yenik ayrılan temsilcimiz 26 puanda kalırken, Düzcespor'un İstanbul Tunaspor ile 1-1 berabere kalmasıyla liderlikten 2'nci sıraya geriledi. Asma, Güvenlik'i rahat geçti: 6-0 Zonguldak 1'nci Amatör Küme Merkez Grubu'nda namağlup lider Asmaspor, geçtiğimiz Cumartesi günü Fener Sahası'nda karşılaştığı Güvenlikgücüspor'u 6-0 gibi farklı bir sonuçla mağlup etti. Bu galibiyetle yenilgisiz yoluna devam eden Asmamspor, puanını 54 yaptı. Asmaspor'u farka taşıyan goller, kendi kalesine Aykut, Hacı Hüseyin (2), Hakan Ateş ve Alaattin'den (2) geldi. Bölgesel Amatör Lig (BAL) 13'üncü Grup'ta mücadele eden temsilcimiz Kozluspor, sahasında konuk ettiği Karabük temsilcisi Belediye Safranboluspor'u 6-0 gibi farklı bir skorla mağlup etti. Uğur Arda'nın 3gol atarak hat-trick yaptığı maçta temsilcimizi farka taşıyan goller, Emre (2) ve Samet'ten geldi. Galibiyetle puanının 24 yapan Kozluspor, Play-Off şansını sürdürdü.İlk yarıyı tek gole kapatan temsilcimiz, farka ikinci yarıda koştu. İkinci devrede zorlamadan üstün oyun oynayan Kozluspor, bulduğu gollerle takımın fişini çekti. Devreye Emrah'ın boş kaleye golü kaçırdığı pozisyonla başlayan yeşil-beyazlı takım, 55'inci dakikada Emre ile farkı 2'ye çıkardı. İlk golün yaratıcısı Uğur Aydın'ın pasına hareketlenen Emre, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda golü buldu. 2'nci golün sahibi Emre bu kez 75'te sahneye çıktı. Emre, Orta alandan aldığı topla kaleciyi de çalımlayarak golü attı.(3-0) İlk golün sahibi Uğur Arda, 79'uncu dakikada farkı 4 yapan golü attı. Sahada performansıyla göz dolduran Samet takımın 5'nci golünü atarken son söz 86'ıncı dakikada yine Uğur Arda'dan geldi. Maçı 6-0 kazanan temsilcimiz, puanını 24 yaptı lider Düzcespor ile puan farkını 4'e düşürdü. Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı'nın (ZOKEV) düzenlediği "Kent Söyleşileri" dizisinin Şubat ayı konukları Hikmet-Kemal Kuşhan çifti idi. 65'lerde ‘Demokratik Devrim’, ‘Sosyalist Devrim’ kavgasý vardý Baştarafı Sayfa 2 de Rahmetli Salim bey 1. şubeden bizim peşimizde koşuyordu. “Şu zararlı şu zararsız sosyalisttir” diye notlamışlardı zaten. Öyle bir yaşam dönemi var. “Sömürücüye Yumruk” diye bir gazete çıkarılmıştı. Bu önemli benim için, deneyim açısından gerçekten farklı bir düşünceyle bir avuç insandık belki ama güzel şeyler için uğraştık. Dışarıdan bilinç zorlanması bireyin yapması lazım her şeye rağmen. Çünkü ben yine işsiz kaldığım bir dönemde MTA 'da çalıştım. Ne yaptım sırtımda kablolar arazide dolaşıyorduk. O yorgunlukla partiye geliyordum ve ya Sami'nin ofisine geliyordum, ben yorgunluktan ölmüşüm arazide ne teorisi ne bilgisi dinleyemiyor sun ki. O anlamda işçi sınıfına önderlik yapacak insanlar parti teşkilatında çalıştı güzel arkadaşlarım var. Apdullah Mutlu, bunlar genç tıfıl çocuklardı, onlara bilinç vermeye çalıştık bunlar kötü müydü? Elbette iyiydi. Hüsamettin Abi (Güven), RuşenYaraş o kadar faklı ve canlı insanlardı ki onlardan toprağa gidenler oldu. Bu arada çok yayın takip ettik, dergi kitap o dergi ve kitaplar bana yol gösterdi bir anlamda, Şimdi kimseyi dergi okurken görmüyorum kitap desen hak getire. Şimdi çetleşme var biliyorsunuz bir de elektronik posta. İstanbul'daki iş hayatım bana çok şeyler kazandırdı o tarihlerde 71 muhtırasını atlıyorum, 80 muhtırası bizim durgun dönemimiz. 70 muhtırasında bizim evimize geldiler kitaplarımızı aldılar. Kitap listesini Ahmet'e vereceğim. 60-7080 dönemlerini gördük. O dönemlerde çok kopuk kopuk birbirinden . Şimdi buradaki arkadaşlarıma baktıkça kendimize karşı sorumluluğumuzu biraz es geçmiş öz eleştiri gibi sunabilirim. Yani hata yapılan yerler çok. Düzeltecek halimizde yok da. O konuda da ahkâm kesmek istemiyorum. Söyleşiye Hikmet Kuşan’la devam edelim “Ben 1945 doğumluyum Kemal Kuşan'ın eşi ve yol arkadaşı olmaktan, Arnavut İbrahim'in gelini olmaktan onur duyuyorum. Ben 16 yaşından itibaren Konya Kütüphanesi’nde bütün dünya klasiklerini okudum. Çok iyi öğretmenlere rast geldim. Onların çok büyük faydasını gördüm okuma ve yönlendirilme konusunda. Bir Türkçe öğretmenim vardı. Ortaokulda biz Türkçe öğrenirken daha çok felsefe öğrenmişim meğerse. Dil bilgim de o nedenle çok zayıftır. İyi konuşurum, iyi yazarım ama noktayı virgülü koyarken hep şaşırırım. Sonraki dönemlerde büyüdükten sonra Kroni okumaya başladım. Kroni, İngiliz yazarı. Kroni işçi sınıfını ve maden işçisini yazar. Maden işçisi oradan çok ilgimi çekti. Bizde Zonguldak vardı. Sonra ilkokulda okurken de bize dediler ki; “Sizin soy adınız değişti, Songülay soyadı çok var sizin soyadınız, Zongul oldu. Soyadınız bir ilimizi anımsatacak" dediler. Soyadımızda Zongul oldu. Kömür madeni Zonguldak'ta. Kroni okursunuz da o dönemde solu benimsemezmisiniz? Zaten çocukluğumdan itibaren zayıfa, yoksula karşı yakınlığım olmuştur. Kendimde zengin bir babanın çocuğu değilim emekçi bir babanın çocuğuyum. Beyniniz size bunu zorluyor bunun la ilgili kitaplar okuyorsunuz. Derken 65'lerde demokratik devrim ve sosyalist devrim kavgası vardı. Demokratik devrimci bir grubun içerisinde ben bankada çalışırken çok büyük bir özveriyle bildiri dağıtmaya gitmiştim. Doğan Öz vardı onu da sonradan öldürdüler. Savcı yardımcısıydı. Doğan abi gelir, “Bunlar iyi çocuklar kötü çocuklar değil” diye bizi kurtarır diyorduk. Benim okul arkadaşım vardı Serpil Olper onun amcasının oğlu vardı, Nurdan Olper burada avukattı. Nurdan Konya'ya geldiğinde bize gelir giderdi bir dostluğumuz olurdu. Behice Boran TİP’in 4. Kongresinde Genel Başkan oldu 24 Ekim de de evlendik. Evlendiğimiz gün sayım vardı ve o nedenle de sokağa çıkma yasağı vardı. Bizi evlendiren nikah memuru da 1 saat konuştu ikimizde çok sıkıldık. Neyse sonunda evlenme cüzdanını aldık. Ben o evlenme cüzdanının çok faydasını gördüm. Burada 1 hafta kaldıktan sonra TİP'in 4. büyük kongresine gittik. Orada demokratik devrimciler ve sosyalist devrimciler ayrıldılar. O büyük kongrede çok büyük kavgalar oldu. Erol Özkök vardı Erol'un kafası bir anda benim önüme geldi Erol'un kafasını sardık. Sonra Behice Hanım o kongrede başkan oldu. Ben oradan Konya ya geldim. Oradan da tayinim çıkmıyor. Sevgili kayınpederim ben onu çok hasretle yâd ediyorum. Çok keyifli çok neşeli beni sarmalayan bir kayınpederdi. Hiç unutmadım unutmamda zaten. Kayınpederim Kerim Tanyeri'ye söylemiş o da bizim Garanti Bankasının çok iyi müşterisiymiş. Dolayısıyla tayinimide benim kayınpederim çıkartmış oldu.12 Mart günü tayinim çıktı ben yoldayken duyduk ki bir darbe daha olmuş. Aradan bir hafta geçti 2 tane inzibat geldi. Biri Sayim' di polis memuru birde Hikmet polis vardı. Trafik polisi olmuş sonradan, “Arama emriniz varmı” dedim. Bütün kitaplarımızla gitti. Biz onları 2 yıl sonra Selimiye kışlasından çuvallarla aldık. 1971 darbesi 1980’ e göre bence daha hafif geçti. Yani idam eldenler öldürülenler işkence görenler o 3 fidanın dışında bence 80 de çok daha fazla oldu. Bizim ev aranmasından sonra Kemal'in tayini çıktı Kayseri'ye. Kayseri'ye gitmezmiş çünkü o deniz görmeyen bir yerde yapamazmış. Baba da diyor ki “oğlum sen git ben seni gene aldırırım.” Kemal gitti 15 gün kaldı o bağlamalı telefonlarla 30 kere görüştük ve Kemal geriye geldi. İstifa edip gelmiş. Şimdi Kemal işsiz. Demir Çelik'e girebilir miyim diye isteği var ama bütün siciller her yere işlemiş. Demir Çelik’e girme imkanı yok. O arada Maden İş Sendikasında Özer vardı. Özer yeni temsilci olmuştu. Şimdi onun çocukları var. Bana dediler ki sen “Özer'le çalışırmısın” “Nerde?” “Maden İş”de." Bende bankada ki çalışmaktan hem çok bıktım, hem buradaki TİP'lilerin sekterliğinden bıkmıştım. Bir şeye inanırsınız seversiniz severek yaparsınız bir takım fedakarlıklar yaparsınız ama insanların özel hayatına o kadar müdahale edilmez. Ben burada onu gördüm. O zaman TİP'in içinde 2 grup vardı. “Emek grubu” ve “Sömürücüye Yumruk” grubu. Sömürücüye yumruk grubuna espriyle karışık “dosyalı marif” derlerdi dosyalı mariflerin idaresi de benim eşimdi. Ereğli'ye taşındık ben önden gittim Kemal bir süre burada kaldı sonra peşimden geldi. Sonra MTA ya girdi. Sendikada büyük bir mücadele var. Yetki mücadelesi. Emekçi sınıfının içine girince ben kendim de emekçi çocuğu olduğum için çok mutlu oldum. Bankadan istifa ettim hemen sendikaya başladım.” Söyleşinin ardından ZOKEV Yönetim Kurulu Başkanı Kürşat Coşgun, Hikmet-Kemal Kuşhan çiftine teşekkür ederek, kendilerine bir plaket ve ZOKEV'in yayınlarını hediye etti. Not: Söyleşiyi sayfalarımız elverdiğince özetleyerek verdik.
Benzer belgeler
Kanal 67 bir AYGÜN GROUP kuruluşudur / Kanal 67 bir AYGÜN
Karaoğuz Sk Uzun Çarşı Kat 1 No: 29 /106
ZONGULDAK
Tel