Itadvisor.com.tr Arsiv 33 Ita Agustos
Transkript
Itadvisor.com.tr Arsiv 33 Ita Agustos
IT ADVISOR www.itadvisor.com.tr www.itadvisor.com.tr Türkİye’de Bulut Bİlİşİm MOBİL UYGULAMALAR İŞ DÜNYASINDA SAĞLIKTA E-REÇETE DÖNEMİ BAŞLIYOR ŞİRKETLERİN GÖZÜ BIG DATA’DA YENİ TÜRK TİCARET KANUNU VE IT AĞUŞTOS 2012 SAYI 33 AĞUSTOS 2012 SAYI 33 EKONOMİ IT’YE EMANET 02 mayıs’11 Altyapı Karmaşıklığına Boyun Eğmeyin İlkay Zaman Yayın Koordinatörü [email protected] Önemli Olan Dengeyi Sağlamak İş birimlerinin ihtiyaçlarını gözetmeden, standartlara uymak ve işin kolayına kaçmak, en az karmaşıklığa boyun eğmek kadar yanlış bir yaklaşım. Neyse ki bu yanlışları çözebilmek mümkün. Her şirketin kültürü, iş yapma şekilleri ve mensup olduğu pazarın dinamikleri farklıdır. Bu nedenle, iş birimlerinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, standartların kalıbına çok girmemek gerekiyor. Ancak özellikle KOBİ’lerde ve hareket edemeyecek kadar büyük ve hantal olduğunu düşünen şirketlerde, “çalışan”a dokunmamak ve süregeleni korumak gibi bir yaklaşım var. Bu tarz şirketlerde görülen en iyi yaklaşım standartları benimserken sadeleştirme politikaları üretmek. Ancak bu sefer de iş birimlerine sunulan fırsatlar “olduğu kadar” ile sınırlı kalıyor. Açıkçası bu ikisinden birini tamamen benimsemek bir hayli zor. Maliyet açısından bakıldığında da, en doğru gibi görünen yöntemin KOBİ’ler için bir hayli yorucu ve sancılı olduğu ortada. Doğru hamle tam da bu noktada ortaya çıkıyor; dengeyi sağlamak… Bu konu ile ilgili bir politika benimsenirken, kurumsal gereksinimlerin her şeyden önce geldiği düşüncesinden yola çıkılması gerekiyor. Şayet dengeyi sağlamak amaçlanıyorsa, iş birimlerinin gereksinimleri karşılanırken, karmaşıklıktan da kaçınılması gerekiyor. Ayrıca, her ne kadar zor olsa da, belirlenen yaklaşımı ve politikaya sadık kalmak karmaşıklığa giden yolu tıkayacaktır. Son olarak, yönteminizi planlayıp tüm kurumla paylaşmak ve onlara bu yaklaşımın nedenlerini ve yararlarını empoze etmek de doğru bir hamle olacaktır. EDİTÖRDEN K esin olan bir şey var ise o da basit olanın işler ve efektif olduğudur. Ancak konu mevcut bir şeyi basitleştirmek olduğunda, bundan onu olduğundan daha az işlevsel yapmak anlamı da çıkartılabilir. Bu nedenle, “Simplification”ı IT ile bağdaştırdığımızda onu “sadeleştirme” şeklinde kavramak ve kullanmak en doğrusu olacaktır. Çoğu kurum yenilik ve inovasyon peşinde koşarken sistemlerin karmaşıklaşmasını görmezden geliyor. Bu noktada sergilenen, karmaşıklığın yeni yetkinlikler için ödenmesi gereken bir bedel olduğu yaklaşımı son derece yanlış. Sadeleştirmek demek, mevcut sistemlere yalınlık katmak, aynı zamanda da kaliteyi ve işlevselliği artırmak anlamına geliyor. Özetle, kolay yönetilebilirlik, düşük yönetim maliyetleri, değişiklikler yapabilmek, hız ve efektif çalışma için karmaşıklığın kabul edilmemesi gerek. Rekabet ortamında geriye düşmemek için sürekli IT yatırımlarının sürdürülmesi ve mevcut sistemlere yenileri eklenmesi, değiştirilmesi son derece olağan, hatta mecburi. Tam da bu noktada kurumların iki yanlış yaklaşım sergilediği görülüyor. İlki, bahsettiğimiz gibi karmaşıklığa boyun eğilmesi ve bu durumu bir bedel olarak görmek. İkincisi ise, karmaşıklığı engellemeye yönelik olsa da hatalı bir uygulama olan, birimlerin ihtiyaçlarını görmezden gelerek standartları benimsemek. Burada çok ince bir çizgi, hassas bir denge söz konusu. Karmaşıklığa boyun eğmemek ancak iş birimlerinin ihtiyaçlarına da tam olarak cevap verebilmek gerekiyor… ağustos’12 / SAYI 33 İ.Z. Halkla İlişkiler Danışmanlık ve İletişim Adına Sahibi İlkay Zaman Yayın Koordinatörü İlkay Zaman [email protected] Genel Yayın Yönetmeni Ecevit Bıktım [email protected] 34 28 Kapak Konusu Özel Dosya Genel Yayın Yön. Yrd. Ali Yavuz Şahin [email protected] Yazı İşleri Müdürü Hasan Selman [email protected] Editörler Melih Bİlgin [email protected] Aykut Göker [email protected] 26 36 32 Ahmet Gözütok [email protected] Avşar Özgen [email protected] Emircan Erdoğan [email protected] Görsel Yönetmen Orçun Peköz [email protected] Reklam Müdürü Yeşim Kara [email protected] 44 36 50 Proje Koordinatörü Bilge İnsel [email protected] Fotoğraf 06. 20. 25. 26. 28. 32. 34. 44. 46. 50. 56. 60. Haberler CIO’ların Gözü Big Data’da Sektörün Sesi Acer Tablet Pazarında İnovasyona Odaklandı Ekonomi IT’ye Emanet ABH Gözünü Bölgesel Liderliğe Dikti Türkiye’de Bulut Bilişim NOD32 Teknolojisi Endpoint İsmi ile İş Dünyasında Sağlıkta E-Reçete ve Avuç İçi Damar İzi Dönemi Başladı Yeni Türk Ticaret Kanunu İş Yapma Şekillerini Kökten Değiştiriyor Mobil Uygulamalar İş Dünyasında IT Advisor Test Merkezi Düzeltme: IT Advisor Temmuz sayısının 26. sayfasında yayınladığımız fotoğrafta isim sıralaması yanlış yazılmıştır. Doğrusu şu şekildedir: Bektaş Özkan, Fatih Cem Atalı, Murat Boyla. 04 ağustos’12 Adem Başaran [email protected] Yönetim Adresi Değirmen Sok. Şaşmaz Sitesi A Blok Cemal Bey İş Merkezi No.: 11 Kat: 1 Daire: 4-6 Kozyatağı / Kadıköy- İstanbul Tel: 0216 478 31 18 PBX 0216 478 31 86 Faks: 0216 478 45 02 [email protected] Abone Hizmetleri [email protected] Dağıtım Detay Dağıtım Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Tepe [email protected] Baskı ve Cilt İhlas Gazetecilik A.Ş. 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna 34630 İSTANBUL Tüm zamanların en gelişmiş Bulut İşletim Sistemi ile tanışmaya davetlisiniz. Windows Server 2012, nefes kesecek yeni özellikleriyle, sunucu ve bulut dünyasının kurallarını değiştirmeye hazır. Genel Bulut tecrübesini Özel Bulut’a yansıtması, çoklu sunucu gücünü tek sunucu kolaylığında sunması, uygun maliyetli Bulut çözümleri ve esnek çalışma yöntemleriyle Windows Server 2012, beklentilerinizi yükseltmeye geliyor. Donanım üreticileri ve iş ortağı sunumları, başarı hikayeleri ve konusunun uzmanlarının demolarıyla zenginleşecek bir lansman sizi bekliyor. Açılış konuşmasını Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen’in ve Sunucu ve Yazılım Araçlarından Sorumlu Microsoft Global Başkan Yardımcısı’nın yapacağı Windows Server 2012 lansmanında buluşmak üzere. Yer: Swissôtel The Bosphorus Tarih: 5 Eylül 2012 Saat: 09.00 - 17.00 Kayıt için: www.windowsserver2012lansman.com HABER 450 Şirket 6 Milyar TL Tasarruf Sağladı A na felsefesi zamandan stoğa, işçilikten malzemeye her türlü israfı önleyerek karlılığı artırmak olan yalın yönetim yaklaşımı, Türkiye’deki 10. yılını kutladı. Son 10 yılda Türkiye’nin Bosch’tan Vestel’e, Borusan’dan İstikbal’e 450 önemli sanayi kuruluşunun yalın dönüşümüne öncülük eden Yalın Enstitü Derneği, böylelikle 6 milyar TL’lik tasarruf yarattı. Japonya’da Toyota’da doğup bugün dünyada on binlerce şirketin felsefesi haline gelen “yalın yönetim yaklaşımı”nı Türkiye’ye kazandıran Yalın Enstitü Derneği, 10. kuruluş yıl dönümünü kutladı. 26 Haziran 2012’de, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte geride bıraktığı 10 yılda yarattığı katma değeri ortaya koyan dernek, her birinin başarısı rakamlarla sabit yüzü aşkın yalın şirketten CEO’ları ve yalın liderleri ağırladı. Etkinlikteki sürpriz ise ilk Yalın Enstitü’nün kurucusu James Womack’tan geldi. Dr. Womack Türkiye Yalın Enstitü Derneği Başkanı Yalçın İpbüken’e gerçekleştirdiği çalışmaları ile Türkiye’ye olan katkılarından dolayı “Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü” verdi. Ödülü vermekten gurur duyduğunu ifade eden Dr. Womack; “Yalçın İpbüken ulusal bir hazine olarak bilinmelidir. Çok insanla tanıştım ama hiç kimsenin onun kadar ülkesine katkıda bulunduğunu görmedim” dedi. Karma Buluta Geçiş Süreci Hızlanıyor E MC, EMC World 2012 etkinliğinde VMAX 10K, VMAX 20K ve ailenin en yeni üyesi olan VMAX 40K’dan oluşan yeni EMC VMAX ailesini pazara sunduğunu açıkladı. Yeni EMC VMAX Family, ilk kez 2009 senesinde pazara sunulmuş, sektörün öncü Virtual Matrix Architecture (Sanal Matris MimarisiVMAX) mimarisi üzerinde oluşturulmuş olan kurumsal veri depolama ünitelerinden oluşan kapsamlı bir ürün ve çözüm serisi. Yeni EMC VMAX Ailesi’ni tamamlayan, işlemleri akıcı bir düzene koyan ve pazarda başarısı kanıtlanmış VMAX’i yeni ana sistemlere ve uygulamalara yayan yeni bir dizi yazılım özelliği, müşterilerin mevcut veri depolama varlıklarını entegre ve bütünleşik bir veri depolama kaynakları havuzunda biraraya getiriyor. Ölçeklenebilir VMAX ailesi bir arada, Karma Bulutları kurmak ve konuşlandırmak için en güçlü, en güvenilir, en akıllı ve en verimli kurumsal sınıf bilgi altyapısını sunuyor. EMC’nin Kurumsal Veri Depolama İş Bölümü Başkanı Brian Gallagher, konuya ilişkin açıklamasında, “Karma Bulut ve Büyük Veri (Big Data) bugün sektörde mevcut olan iki dönüştürme özellikli mega-trend. İşletmelerini daha akıllı ve daha verimli hale getirmek isteyen ve bunun için de bu trendleri benimseyen BT profesyonellerinin sayısı her geçen gün artıyor. VMAX Ailesi son teknoloji çözümlerden oluşan mevcut çözüm portföyünü zenginleştiriyor ve Karma Bulut ortamları için özel olarak tasarlanmış yeni donanım ve yazılım özellikleri sunuyor. Sektör, bulut ve Büyük Veri ile tarihindeki bu en dönüşümsel dönemine girerken, sektörün öncüsü VMAX Ailesi veri depolama pazarında standartları oluşturmaya devam ediyor” dedi. Gemalto Plastkart ile Ortaklığını Pekiştiriyor G emalto, Türkiye’de kişiselleştirme hizmetleri ve akıllı kart üretimi alanlarında bölgesel öncülerden biri olan Plastikkart Akıllı Kart İletişim Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (Plastkart) çoğunluk hissesini aldığını duyurdu. Plastkart İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören halka açık bir şirket. (kodu: PKART). Gemalto, halihazırda mülkiyetinde bulunmayan kalan hisseler için bir teklif yapma yükümlülüğünü yerine getirmek üzere, Semaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvuracak. Teklifin esaslarını açıklayan Bilgi Formu, SPK tarafından incelendikten ve onaylandıktan sonra, 45 gün içerisinde hazır olacak. 06 ağustos’12 İşlem hakkında yorum yapan Gemato CEO’su Olivier Piou şöyle konuştu: “Türk dijital güvenlik pazarı son derece yenilikçi. Örnek vermek gerekirse Türk dijital güvenlik piyasası temassız ödeme, NFC ve mobil dijital kimliği erkenden benimsedii. Plastkart Türk piyasasında kalitesi ve hizmetiyle itibar kazandı ve Plastkart ile gelecekte de birlikte çalışmayı sürdürmek istiyoruz.” Plastkart CEO’su Ali Yıldız ise şöyle ekliyor: “Gemalto geçtiğimiz on yıl boyunca gelişimimizi destekledi. Endüstrimiz yazılım ve hizmetlere doğru bir geçiş yaşarken, Plastkart’ın en iyi teknoloji ortağıyla stratejik bir birlik oluşturması son derece önemliydi ve bugün bunu başardığımız için gerçekten çok mutluyuz.” Veri depolamaya olan talep her yıl daha fazla artmaktadır. Kontrolü ele almanın zamanı geldi. Lider depoloma ürünleri yelpazesiyle iş gereksiniminiz ne olursa olsun, çözümünü Dell’de bulabilirsiniz. YourDellSolution.com/tr adresini ziyaret edin. Dell™ PowerVault™ Dell™ EqualLogic™ Dell™ Compellent™ © 2012 Dell Products. Dell, Dell logosu, Compellent, EqualLogic ve PowerVault, Dell Inc.’in Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerde tescilli veya tescilsiz ticari markalarıdır. Tüm hakları saklıdır. Dell başkalarına ait marka ve adlar üzerinde herhangi bir mülkiyet ilgisini reddeder. Dell Corporation Ltd, Dell House, The Boulevard, Cain Road, Bracknell, Berkshire, RG12 1LF. temmuz’12 07 HABER Otizmli Kişilere ve Yaşlılara NAO Robot Y aşlanan nüfustaki artış ve özel ihtiyacı bulunan çocukların sayısındaki yükselişin sonucu olarak, giderek daha fazla kişi günlük ilgi ve düzenli tıbbi bakıma ihtiyaç duyuyor. Sözgelimi Türkiye’de sayıları 500 bin civarında olan otistik birey için özel ilgi gerekiyor. Yardım sağlayacak ve arkadaşlık yapacak olan kişisel bir robot hayali, Fransız şirketi Alderbaran Robotics sayesinde gerçeğe dönüşüyor. Şirketin insansı robotu NAO, bakım ve ilgiye ihtiyaç duyan yaşlılara ve otizmli kişilere yardımcı olmak üzere geliştirildi. NAO, bilim ve teknoloji konularını öğretecek pratik deneyimler ve örnekler sağlamak üzere ve Robot Teknolojisi, İnsan-Robot Etkileşimi, Psikoloji ve Tıp alanlarında araştırmalar için kullanılabilecek eksiksiz bir platform. NAO başta Harvard ve Stanford olmak üzere, dünyanın her yerindeki 350’yi aşkın prestijli üniversitede ve laboratuvarda kullanılıyor. Türkiye’de de uzun yıllardan bu yana endüstriyel üretim kuruluşlarınca yaygın olarak kullanılan SolidWorks tasarım yazılımı kullanılarak tasarlanan NAO robotlar 2.000’in üzerinde satıldı ve 40 farklı ülkede kullanılıyor. 1.6 GHz Intel Atom işlemci taşıyan NAO gerçek bir teknoloji eseri. Robot, üzerinde bulunan çift HD kamera ile yüzleri tanıyabiliyor ve objeleri kolaylıkla tespit edebiliyor. Ses tanıma özelliğine de sahip olan robot, konuşabiliyor ve sorulara cevap verebiliyor. NAO yürüyebiliyor, hafif nesneleri tutabiliyor ve kaldırabiliyor. En son neslindeki –NAO Next Gen- önemli donanım ve yazılım geliştirmeleri sayesinde, düştüğünde kendiliğinden kalkma yeteneğine bile sahip. ASSİSTT, Sennheiser SC230’u Tercih Etti A maddelerinden birini de müşteri ve çalışanlarımızın memnuniyetini ilke olarak benimsemek oluşturuyor. Güncel teknolojilere sahip kaliteli donanımlar kullanmak, müşteri temsilcilerimiz ile müşteriler arasındaki iletişimin kalitesini teknik olarak üst seviyeye taşıyor. Çalışanlarımız tarafından gerçekleştirilen uzun bir test sürecinden sonra, sağlamlık, dayanıklılık, yüksek ses kalitesi, fiyat performans oranı ve konforlu kullanım gibi nedenlerden dolayı Sennheiser SC230’u tercih ettik. Ürünün arkasındaki Bircom güvencesi de seçimimizde büyük rol oynadı. Bircom, bin 710 adetlik alım talebimize kısa sürede yanıt vererek ürünleri tedarik etti…”. SSİSTT, çağrı merkezi kulaklığı olarak Bircom güvencesi ile sunulan Sennheiser SC230’u tercih etti. Bin 710 adet Sennheiser SC230 kulaklık, yüzde yüz Türk Telekom iştiraki olan ASSİSTT’nin 11818 ve 11820 operasyonlarında kullanılıyor. 2007 yılının Kasım ayında kurulan ASSİSTT Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş’nin, verdiği çağrı merkezi hizmetlerinin yanında müşterilerinin satış ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmalarına yönelik veri üreterek, geleneksel çağrı merkezi fonksiyonlarından daha fazlasını sunduğunu belirten Satın Alma Müdürü Osman Kıvan şunları söyledi: “ASSİSTT’nin kalite politikasının en önemli Artık Adliye de Mobil A tlı Media tarafından geliştirilen ve uygulaması D4D tarafından gerçekleştirilen “Adliye Kılavuzu” iPhone ve iPad uygulaması sayesinde Avrupa’nın en büyük Adliye Sarayı olan İstanbul Adliyesi’nde kaybolmayacak, işinize geç kalmayacak ve zaman kaybetmeyeceksiniz Bilgiye erişimin her geçen gün önem kazandığı günümüzde, iPhone ve iPad için geliştirilen uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Atlı Media tarafından geliştirilen ve uygulaması D4D tarafından gerçekleştirilen, “Adliye Kılavuzu” isimli uygulama sayesinde Avrupa’nın en büyük adliyesi olan, 5 bin çalışanıyla birlikte günlük ortalama 70 bin kişinin ziyaret ettiği İstanbul Adliyesi’ndeki tüm işlemler hızlı bir şekilde hallolacak. 08 ağustos’12 Adliye Kılavuzu ile trafik derdi yaşamadan en kolay yoldan İstanbul Adliye Sarayı’na ulaşılırken, adliye içerisindeki konumlara, bu konumların kalem veya sekretaryasının dahili telefon numaralarına, bulunduğu katlara, blok ya da oda numaralarına kadar ulaşıp, gerekli yönlendirmeler alınabiliyor. Basit bir arayüzle geliştirilen uygulama sayesinde ilk defa gelinmiş olunsa dahi adliye içerisindeki ihtiyaç duyulan adli yerler haricindeki yeme içme, fotokopi, banka ve mescit gibi mekânlara da kolaylıkla ulaşılabiliyor. Tüm iPad ve iPhone 3GS, 4, 4s modelleriyle uyumlu olarak çalışan uygulama hakkında detaylı bilgi için www.adliyekilavuzu.com adresinden erişilebiliyor. DENETİM MASASI Ecevit Bıktım / Genel Yayın Yönetmeni [email protected] Baz İstasyonu Hakkında Yanlış Bilinenler Baz istasyonlarının zararlı olduğu ve şehir dışına taşınması gerektiği yönünde kamuoyunda oluşan tepkilere karşı, Teknoloji Bilgilendirme Platformu harekete geçti. Baz istasyonları konusunda hazırlanan broşürde, baz istasyonları olmadığı zaman bazı önemli hizmetlerin verilemeyeceği vurgulandı Y argıtay Hukuk Genel Kurulu’nun verdiği karar üzerine baz istasyonları hakkında tartışmalar devam ederken, konuyla ilgili en önemli sorunun bilgi eksiği olmasından yola çıkan Teknoloji Bilgilendirme Platformu da kamuoyuna doğru bilgileri ulaştırmak için “Baz İstasyonu Hakkında Bilinmesi Gerekenler, Yanlış Bilinenler” başlıklı bir broşür yayınladı. Broşürde baz istasyonlarının çalışma prensipleri, kamufle edilme sebeplerinin yanı sıra, mobil teknolojilerin artık iletişimin ötesinde bir çok alanda kullanıldığına dikkat çekilerek, baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılması durumunda mobil iletişimin biteceği, buna bağlı olarak birçok hizmetin de artık verilemeyeceği vurgulandı. Güvenlikten Sağlığa Her Alanda Mobil İletişim Broşürde mobil iletişim teknolojilerinin güvenlikten sağlığa, bankacılık hizmetlerinden e-devlet uygulamalarına kadar birçok alanda kullanıldığına dikkat çekildi. Mobil iletişim teknolojisi ile bankacılık işlemleri, başta POS makinaları olmak üzere ödeme sistemleri, araç takip sistemleri ve e-Devlet uygulamaları gerçekleştiriliyor. Van’da Cep Telefonu Hayat Kurtardı Mobil iletişim teknolojilerinin hayat kurtardığına da dikkat çekilen broşürde, son olarak Van’da yaşanan 7.2 büyüklüğündeki depremde yaşananlara vurgu yapıldı. Van depreminde enkaz altında kalan vatandaşlar cep telefonları aracılığıyla yakınlarına veya yetkililere ulaşmış, bu sayede enkaz altından kurtarılmışlardı. Ayrıca depremden etkilenen bölgedeki tüm vatandaşlara toplu SMS gönderimi sağlamış ve bu sayede de enkaz altında kalanlara ulaşılabilmişti. Denetimsiz Baz İstasyonu Kurulamıyor Haberleşme hakkının anayasal güvence altında olduğu hatırlatılan broşürde, mobil iletişimin de kamu hizmeti niteliğinde olduğu vurgulandı. Türkiye’deki her baz istasyonunun Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) denetiminde olduğu bilgisine yer verilen broşürde, “Baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılması demek cep telefonları ile şehir içinde konuşmanın imkânsız hale 10 ağustos’12 gelmesi demektir. Bu kapsamda, bir baz istasyonunun BTK tarafından verilmiş Güvenlik Sertifikasına sahip olması, bu istasyonun yönetmelik şartlarına uygun kurulduğu, kurum tarafından denetlendiği ve sürekli yaşam alanlarında yönetmelik ile verilen sınır değerleri geçmeden faaliyetini sürdürdüğü ve vatandaşlarımızın herhangi bir endişeye kapılmasına gerek bulunmadığı anlamına gelmektedir” denildi. Kapsama Dışındaki Alanda Mobil İletişim Gerçekleşemez Cep telefonu sistemleri bütün dünyada uygulanan kriterler doğrultusunda çalışan sistemler olduğuna vurgu yapılan Broşürde, mobil iletişim sistemlerinin İngiltere, İsveç, Almanya, Amerika, Fransa kısaca dünyanın her yerinde aynı şekilde çalıştığı belirtiliyor. Bir baz istasyonu planlama amacına uygun olarak ancak belirli bir alanı kapsayabileceğinin altının çizildiği Broşürde, “Kapsama alanı dışında kalan yerlerde cep telefonu sinyal gönderip alamayacağı için o bölgede mobil iletişim gerçekleştirilemez. Baz istasyonları sadece kapsama zorunluluğunu karşılamak için değil, aynı zamanda kapasite ihtiyacını karşılamak amacıyla da kurulmaktadır. Cep telefonu kullanıcı sayısı artıkça baz istasyonunun kapasite ihtiyacı da artar. Her bir baz istasyonu sınırlı sayıda kişiye mobil iletişim hizmeti verebilir. Kesintisiz ve kaliteli iletişim hizmeti alabilmek için kapasite ihtiyacıyla doğru orantılı bir şekilde yeni baz istasyonlarının kurulması gerekmektedir” açıklamaları yer alıyor. Zararlı İddialarının Bilimsel Kanıtı Yok Baz istasyonları ve baz istasyonlarından yayılan elektromanyetik dalgaların sağlığı olumsuz etkilediğine dair kanıtlanmış bilimsel sonuçlar olmadığının vurgulandığı broşürde, “Ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalar, elektromanyetik dalgaların kanser, baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk, katarakt, düşük ya da sakat doğum gibi hastalıklara sebep olduğunu gösteren sonuçlar ortaya koymamaktadır” deniliyor. twitter.com/ecevitBIKTIM BULUT BT’Yİ DÖNÜŞTÜRÜR Daha fazla bilgi için www.emc.com.tr [email protected] ® T Ü R K İ Y E ’ N İ N T E K N O L O J İ S A Ğ L AY I C I S I © Copyright 2010 EMC Corporation. All rights reserved. ağustos’12 10 HABER Şifre Belirlemenin Püf Noktaları Ü ç önemli web sitesi Linkedin, eHarmony ve last.fm, milyonlarca kullanıcı şifresinin sızmasına engel olamadı. Daha sonra da League of Legends isimli oyuna üye olan kullanıcıların kişisel bilgileri saldırganların eline geçti. Aslında bu şifre sızıntıları kullanıcıların ne denli yanlış şifre tercihi yaptığını gözler önüne serdi. Birçok kullanıcının güvenli olmayan şifre kullandığı görüldü. 1234 gibi kısa ve rutin şifrelerin çokluğu göze çarparken, bazı kullanıcıların her yerde farklı şifreyi hatırlamaktan endişe edercesine giriş yaptığı platformun adını kullandığı ortaya çıktı. Örneğin Ahmet isimli bir kullanıcının LinkedIn’e giriş yaparken şifre olarak linkedin ya da ahmetlinkedin yazdığı belirlendi. Şifresini çaldırmak istemeyen kullanıcıların artık daha güçlü şifreler oluşturması gerekiyor. İşte Trend Micro’ya göre yapılması gerekenler. 1. Uzun bir şifre, güçlü bir şifrenin başlangıcıdır. 10 ila 12 karakterli bir şifre iyi bir başlangıç olabilirken, banka gibi kritik sitelerdeki şifrelerin daha da uzun olmasında fayda var. 2. Anlamlı birkaç kelime yerine dağınık kelimeler kullanın. Zira şifre iyigünler olduğunda yine saldırganların işi oldukça kolaylaşmış oluyor. Yaratıcı, kişisel ve elbette hatırlanabilecek birkaç kelime işinize yarayacaktır. Örneğin, DenizDalgalı şeklinde alınan şifre yerineMasaTopKavunKuzu gibi bir şifre kullanmak daha etkili olacaktır. 3. Geri dönüşüm iyidir ama şifreler için pek de iyi sayılmaz. Zira eninde sonunda daha önce sızmış bir şifre saldırganlar tarafından kullanılacaktır. 4. Her sitede aynı şifreyi kullanmamalısınız. Eğer bir sitede şifre saldırganların eline geçerse, diğerlerinde de geçmemesi için hiçbir sebep yok. Infor En İyi Satıcı Seçildi I nfor, Vertana Research’ün 2012 Finansal Performans Yönetimi (FPM) Değer Endeksi’nde en iyi yazılım satıcısı olarak Infor’u seçtiğini duyurdu. Endeks, satıcıların sunduklarının alıcıların FPM’yi olanaklı kılan ve destekleyen bir yazılıma duyduğu ihtiyacı ne kadar iyi karşıladığını inceliyor. Infor %88,0 puan alarak, en yüksek puanlı satıcılar arasına girdi. Bu sıralamayı belirlemek için, Vertana Research tüm yazılımları yedi anahtar kategoride değerlendirdi; kullanılabilirlik, yönetilebilirlik, güvenilirlik, yetenekler, satıcı onaylama, toplam mülkiyet maliyeti ve yatırım getirisi. “Infor Finansal Performans Yönetimi alanında endüstri lideri olma- ya devam ediyor,” diyen Vertana Research Kıdemli Başkan Yardımcısı Robert Kugel sözlerine şöyle devam etti: “FPM paketi planlama, bütçelendirme ve öngörüde özellikle güçlü ve kurumsal stratejilerle işletimsel süreçler arasında bağlantı kurmaya yardımcı olarak, verimliliği arttırmak, maliyetleri kontrol etmek ve müşterileri için daha çok kazanç sağlamak üzere kullanılabilecek kavrayış ve bilgi üretiyor”. Büyük Düşün 20 Bin Dolar Kazan V Mware, Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde KOBİ’lere işlerini büyütme olanağı sunmak üzere bir yarışma başlattı. “İşin için Büyük Düşün” (‘Thinking Big for your Business’) yarışması ile VMware, IT altyapılarını basitleştirmek veya “Hizmet olarak IT”ye taşıyarak işlerinde önemli bir dönüşüm yapmak için VMware çözümlerini kullanan bir KOBİ’ye 20 bin dolar değerinde VMware yazılım ve servislerinden oluşan ödülü verecek. Yarışmaya katılmak için KOBİ’lerin en fazla 200 kelime ile maliyet tasarrufu yapmak ve işlerini geliştirmek için VMware sanallaştırma ve bulut çözümlerini nasıl kullanacaklarını açıklamaları gerekiyor. Hazırlanacak metinler, pazar ihtiyaçlarına yönelik yeni bir şube ofisi açmak, çalışanların daha esnek ve verimli olmalarını sağlamak için yeni ürün ve hizmetler duyurmak gibi işlerle bağlantılı olabilir. Canalys tarafından yapılan son araştırma, KOBİ’lerin sanallaştırmaya geçişi 2014 yılına kadar yoğun biçimde sanallaştırmadan yararlanan birçok şirketin iki katı hızlandırmayı planladıklarını ortaya koyuyor. Her ne kadar maliyet düşürmek sanallaştırmaya geçişin birincil sebebi de olsa, KOBİ’ler sanallaştırma ortamlarının işleri daha çevik hale getiren başka yararlarını görmeye başlamış durumda. 12 ağustos’12 2002 yılından bugüne Olimpiyatların resmi IT ortağı olarak bilişim uzmanlığımızla tüm dünyanın sorunsuz, güvenli ve çevre dostu bir Olimpiyat keyfi sürmesini sağlıyoruz. Dünyanın en büyük spor karşılaşmalarından edindiğimiz kişisel rekorlarımız artık sizin hizmetinizde. Atos olarak işinize neler katabileceğimizi görmek için atos.net/london2012 adresini ziyaret edin. temmuz’12 13 A. Yavuz Şahin / Genel Yayın Yön. Yrd. [email protected] SİYAH BEYAZ Sosyal Ağların Efendisi Türkler Ülkemizde internetin yaygınlaşması bir hayli geç olsa da, mobil internet kullanımı vur deyince öldüren Türklere vız geldi. Bakın Türkler mobil cihazları üzerinden nasıl sosyalleşiyorlar… E ğer 1990’lı yıllarda buluğ çağındaysanız internetle tanışmanız 20’li yaşlarınıza doğru gerçekleşmiştir. 1994 yılında Türkiye’ye gelen internet ne yazık ki 2000’li yılların ortalarına kadar kullanım oranı açısından yerlerde süründü. ADSL devrimiyle birlikte yaygınlaşmaya başlayan internet günümüzde 25 milyon kişiye ulaşmış durumda. 75 milyon nüfus düşünüldüğünde önümüzdeki günlerde bu rakamın daha da artması bekleniyor. Yazımın başında da söylediğim gibi Avrupa ve Amerika ülkelerine nazaran biraz geç tanıştığımız internete kullanım oranları açısından baktığımızda ise Türklerin meziyetlerini bu konuda geliştirdiği ve her konuda olduğu gibi yeni teknolojilere fazlasıyla ilgi gösterdiğimiz gözüküyor. Şu sıralar buluğ çağında bulunan nesil ise teknolojiyle büyüyor ve bizim hayat tarzımıza sonradan eklenen bazı şeyler onların hayatlarında doğal birer yapı taşı olarak yerini alıyor. Geç Geldi Fakat Güç Olmadı Konuyu fazla uzatmadan mobil alışkanlıklarımıza değinmek istiyorum. Çünkü internet ve Türkler hakkında konuşacak olursam bu yazıyı bir sayfaya değil bir kitaba bile sığdıramayabilirim. Evlerimizde ve iş yerlerimizde olduğu gibi telefonlar üzerinden gerçekleştirilen internet bağlantısı da ülkemize bir hayli geç geldi. Fakat bunun avantajını hali hazırda kullandığımız akıllı telefonlar ile yaptığımız bağlantı hızlarında görüyoruz. Çünkü GSM operatörleri yatırımlarını diğer ülkelere göre geç yaptılar ve bu durum kullanılan cihazlar ve bağlantı hızı açısından lehimize döndü. Günümüzde mobil bağlantı hızımız birçok ülkeye göre daha iyi. Türkler Yenilik Konusunda Çekimser Değil Akıllı cihaz satışları açısından da Türkiye, Avrupa ülkeleri düşünüldüğünde çok daha iyi bir pazar. Çünkü Türkler yenilikler konusunda bağnaz değil ve işine yaracak bir şey olursa onu alıp kullanmaktan çekinmiyor. Bu konuda Facebook’un istatistikleri bizlere yol gösteriyor. Zamanımızın en popüler ve sık kullanılan sosyal medya kanalı Facebook’un mobil kullanımda da fazlasıyla aktif olarak kullanıldığını biliyor muydunuz? Türkiye’de 30 milyondan fazla kişi internet üzerinden, bu oranın %42’si olan 13 milyondan fazla kişi de mobil üzerinden Facebook’u aktif olarak kullanıyor. Bu rakamı ilk duyduğumda gerçek olduğuna inanamadım. Meğer Türkiye’de ne kadar çok akıllı telefon sahibi varmış. Facebook’un bizimle paylaştığı istatistikler bununla sınırlı değil. 2.406.906 milyon kişi mobil Facebook’u iPhone 14 ağustos’12 ile, 1.664.100 kişi Android ile ve 826 bin kişi de iPad ile kullanıyor. Buradan çıkan sonuca baktığımızda ise Türk halkının yüzde 4’ünden fazlasının Apple’ın akıllı cihazlarını kullandığını görüyoruz. Apple’ın Türk kullanıcıları tarafından bu kadar tercih edilebileceği kimin aklına gelebilirdi ki? Sosyal Ağların Lideri İstanbul Türk mobil internet kullanıcıları hakkındaki veriler bunlarla sınırlı değil. Başka konularda şaşırmaya hazır mısınız? Mobil cihazlardan Facebook’u %25 oranla en fazla ziyaret eden şehir olan İstanbul’u, Ankara ve İzmir takip ediyor. Bu konudaki sonuçların beni fazla şaşırtmadığını belirteyim. Genel ile kıyaslandığında %2 oranla kadınların ve %53 oranla bekarların mobilde daha aktif olduğu görülüyor. Cinsiyete göre mobil Facebook kullanım oranlarına baktığımızda %62 erkelerin ve %38 kadıların aktif olduğunu görüyoruz. Belki de bekar kullanıcılar yeni arkadaşlıklar için Facebook’u daha aktif olarak kullanıyorlardır. Biz bu sahneyi yıllar önce IRC’nin popüler olduğu zamanlarda izlememiş miydik? Sosyal ağ toplumunun büyük bir bölümü gençlerden oluşuyor. Facebook’un bizlere sunduğu sonuçlar da bunu doğrulayacak nitelikte. Gençler Facebook hesaplarını mobil cihazlarından ziyaret ediyor. Yaş kırılımlarına baktığımızda Facebook 13-18 yaş arasındaki kişiler tarafından %29, 19-25 yaş arasındaki kişiler tarafından %38 oranında kullanılıyor. Mobil kullanım oranının yaklaşık yüzde 70’i 25 yaş altı Türk kullanıcılar. Marka Araştırmaları Facebook Üzerinden Yapılıyor Türk mobil Facebook kullanıcılarının ilgi alanları arasında en fazla markalar göze çarparken; diziler, müzik grupları, topluluklar da ilgi gösterilen alanlar arasında yerini alıyor. 377 bin mobil Facebook kullanıcısı BMW markasına, 731 bin kişi Nike markasına ve 647 bin kişi Nokia markasına ilgi gösterdiği görülüyor. Markaların yanı sıra TV serilerinin de sosyal ağlar üzerinde fazlasıyla ilgi gördüğünü söylemeliyiz. Dönemin popüler dizilerinden Kuzey Güney 546.000, Muhteşem Yüzyıl 429.000, Fatmagül’ün Suçu Ne? 253.000, Behzat Ç. İse 247.000 kişi tarafından ilgiyle takip ediliyor. Bakalım önümüzdeki günler bizlere ne gösterecek? twitter.com/AliYavuzSahin Intel, the Intel Logo, Intel Inside, Intel Core, and Core Inside are trademarks of Intel Corporation in the U.S. and/or other countries. ASUS, Windows® 7 ürününü önerir. ASUS N • SERİSİ İNANILMAZI DUY, GÜCÜ HİSSET. Yeni ASUS N Serisi, Bang & Olufsen ICEpower® ve MaxxAudio 3 işlemci teknolojisiyle geliştirilen SonicMaster Premium ses sistemi ile sezgilerinizi harekete geçiriyor. Dalga etkisi yaratan hoparlörleri ve bas sesini güçlendiren subwoofer ile sıradışı bir ses kalitesi sunan tüm bu ses sistemi sadece N serisine ait. N56VM, yüksek grafik ve multimedya performansı sunan Intel® Core™ i7 işlemci ile güçlendirildi. Yeni N Serisi notebooklar, daha önce hiç olmadığı kadar net HD video izleme imkanı yaratıyor. Yüksek çözünürlükte gerçek eğlenceyi deneyimleyin. ASUS N Serisi; tüm duyularınızı ödüllendiren bir deneyim yaşamak için... HABER ATOS Yeni Operasyon Merkezini Açtı A tos, Anadolu’daki yatırımlarını sürdürüyor. Düzce’nin ardından yeni operasyon merkezini Ordu’da açan Atos’un Türkiye CEO’su Orhan Akbulut, “Ordu’daki bu yeni operasyon merkezimizin açılış törenini, ilk müşterilerimiz Avea ve Finansbank ile gerçekleştiriyor olmaktan gurur duyuyoruz. Atos olarak Türkiye’nin istihdamına katkı sağlamayı sürdüreceğiz” dedi. 2011 yılından bu yana hazırlıkları sürdürülen ve bu yılın mayıs ayında faaliyetlerine başlayan Atos Ordu Operasyon Merkezi’nin resmi açılış töreni, 15 Temmuz 2012 tarihinde, merkezin ilk müşterileri Avea ve Finansbank’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış töreninde söz alan Atos Türkiye CEO’su Orhan Akbulut, “Başta finans ve telekomünikasyon sektörleri olmak üzere farklı sektörlerden pek çok firmaya 1500 çalışan ile çağrı merkezi hizmeti sunuyoruz” dedi. Atos’un son teknolojiyle donatılmış 3 çağrı merkezi üssüne sahip olduğunu hatırlatan Akbulut, “İstanbul’da Kartal ve Güneşli’nin ardından, 2009’da açtığımız Düzce çağrı merkezimizle Anadolu’da da yatırımlarımıza başlamış olduk. Şimdi de Anadolu’daki ikinci yatırımımız olan Ordu Operasyon Merkezi’nin açılış törenini, ilk müşterilerimiz Avea ve Finansbank ile birlikte yapıyor olmaktan mutluluk ve gurur duyuyoruz. Atos olarak, Avea ve Finansbank gibi öncü ve dev markaların müşterileriyle aralarındaki en önemli köprü olan çağrı merkezi hizmetini Atos’tan alıyor olmaları bizler için onur vericidir.” dedi. Sigorta Sektörü Sınırsız Konuşacak A vea, finans sektörü çalışanları ve yakınları için yepyeni BASİCELL tarifelerini tanıttı. Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası (BASİSEN) ve Basisenliler Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı (BASİDAV) üyeleri ile bu üyelerin çalıştığı firmalardaki çalışanlar, Türkiye İş Bankası emeklileri, iştirak şirketlerinde çalışanlar ve yakınlarının faydalanabileceği, birbirinden avantajlı 3 yeni tarife oluşturdu. Finans sektörü çalışanları ve yakınları, BASİCELL 15’lik, 20’lik ve 30’luk tarifeleri ile her yöne konuşma, mesajlaşma ve internet paketlerinden kendilerine en uygun olanını seçerek sınırsız iletişim keyfini doyasıya yaşamaya başlayacak. BASİCELL 15’lik Tarifesi: Her yöne 250 dk, BASİCELL tarifleri ile sınırsız konuşma ve mesajlaşma. Ayrıca ayda 5 liraya her yöne 2000 SMS ve ayda 10 liraya 1 GB internet paketini satın alabileceklerdir. BASİCELL 20’lik Tarifesi: Her yöne 200 dk, her yöne 2000 SMS, BASİCELL tarifeleri ile sınırsız konuşma ve 200 MB internet. BASİCELL 30’luk Tarifesi: Her yöne 500 dk, her yöne 2000 SMS, BASİCELL tarifeleri ile sınırsız konuşma ve sınırsız internet yer alıyor. Avrupa’nın En Hızlısı AirTies’ı Seçti A bonelerine Video on Demand (VoDisteğe bağlı video) dahil olmak üzere geniş bir yelpazede IPTV servisi sunan Andorra Telecom, AirTies tarafından geliştirilen Air7130 PVR ile mevcut ve yeni müşterilerine yayınları kayıt ederek istedikleri zaman izleyebilme imkanı sunacak. Bugüne kadar IPTV servisleri için önemli yatırımlar yapan ve Verimatrix Conditional Access, Orca Middleware sistemlerini kullanan Andorra Telecom, Air7130 PVR ile geleceğin set-top box platformunu bugünden erişilebilir kılmayı hedefliyor. AirTies CEO’su Bülent Çelebi, işbirliği ile 16 ağustos’12 ilgili yaptığı açıklamada, Andorra Telecom ile yapılan işbirliğinin stratejik bir proje olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Andorra Telekom, IPTV servisleri alanında en yüksek teknolojiyi sunma vizyonu ile değerlerimizin son derece örtüştüğü bir şirket. Andorra Telecom ileri görüşlü yaklaşımı ile müşterilerine her geçen gün daha çok gelişmiş hizmet sunmayı planlıyor. İnanıyorum ki uzun süre devam edecek bu işbirliği sayesinde AirTies olarak hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olacak güçlü bir iş ortağı olacağız”. temmuz’12 19 HABER BT ITS Netrix Türkiye’de B T Türkiye, Türkiye finans piyasaları için yeni bir ürünü pazara sundu. Dünya finans piyasalarının lideri, ödüllü BT ITS Netrix’i Türkiye’de de hizmete sunan BT Türkiye, yerel finans piyasada liderliği hedeflediğini açıkladı. Aracı kurum ve banka hazine gruplarını hedefleyen BT ITS Netrix’in dünya çapında 68 binden fazla borsa çalışanı tarafından kullanıldığını söyleyen BT Türkiye ve Doğu Akdeniz Genel Müdürü Mehmet Başer “BT, bu alanda dünyanın iletişim sistemleri tedarikçilerinden biri. New York Borsası üyesi şirketlere ve dünyanın birçok finans kurumunda ihtiyaçlara eksiksiz cevap verirken gelecek teknolojilerini de sunuyoruz. Böylece etkin ve hızlı bir iletişim süreci ile maksimum kazancı vaad ediyoruz. Şimdi sıra Türkiye’de. Bu başarılara Türkiye’de tanık olacağız” dedi. Hazinelerin ve aracı kurumların artan iş hacmi dolayısıyla tek bir çağrıyı bile kaçırmamaları gerektiğine ve bunun zarara yol açacağına dikkat çeken Mehmet Başer, BT ITS Netrix’in bu trafiği kesintisiz yönettiğini belirtirken “Bu ürün akla gelebilecek her türlü ihtiyaç için birden fazla seviyede yedekleme olanağı ile son derece güvenilir sonuçlar vermesi için tasarlandı” şeklinde konuştu. Müşteriye Özel Mobil Pazarlama Dönemi A vea, mobil pazarlamada kişiye özel pazarlama faaliyetleri için Defne’nin “Outbound Campaign Suite” yazılımını seçti. Yurtiçi ve yurtdışında birçok GSM operatörüne mobil eğlence dünyasını zenginleştirmek için katma değerli servisler ve yenilikler sunan Defne, Türkiye’nin en büyük GSM operatörlerinden Avea da “Outbound Campaign Suite” yazılımının, en kapsamlı ve en son versiyonunu devreye aldı. Defne’nin AR-GE’si tarafından geliştirilen ve Avea Müşteri Hizmetlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Avea AR-GE çalışanlarının da katkılarıyla en kapsamlı ve en son versiyonu oluşturulan “Outbound Campaign Suite” yazılımı, uluslararası kabul testlerinden geçmiş ve yurtdışı pazarlarında da kabul görmüş çok yönlü bir Outbound kampanya yönetim çözümüdür. Defne Bilgi İşlem Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Haliloğlu, Türkiye’de Avea, yurtdışında da Tacikistan ve Bangladeş’deki GSM operatörleri tarafından kullanılan OCS çözümü için, iki farklı ülkedeki GSM operatörüyle de görüşme aşamasında olduklarını, bunların da hayata geçmesi ile birlikte OCS çözümünün 5 farklı ülkedeki GSM operatörü tarafından kullanılan bir ürün haline geleceğini ifade etti. Ekonomiye Yılda 1.5 Milyon Dolar K üçük bir teknik servis olarak sektördeki yerini alan ve Türkiye’nin ilk ‘marka bağımsız teknik servisi’ olan ERPA , 5 kişilik bir ekiple başladığı yolculuğuna 60 kişi olarak devam ediyor. Alanında deneyimli ve sertifikalı ekibiyle yılda 20.000 adet monitör, yazıcı, dizüstü bilgisayar, kesintisiz güç kaynağı ve projeksiyon cihazının bakım ve onarımını yapan ERPA; aynı zamanda TOCHI markası ile yılda 5.000 adet endüstriyel monitör, 50.000’den fazla dizüstü bilgisayar bataryası ve 200.000’den fazla dizüstü bilgisayar adaptörünü pazara sunuyor… ERPA Genel Müdürü Nihat Erdal, sözlerine yaptıkları çalışmalarla ülke ekonomisine yılda yaklaşık 1.5 milyon dolar katkı sağlıyor olmaktan gurur duyduklarını belirtiyor ve ekliyor: “Başta dizüstü bilgisayarlar olmak üzere bakım-onarımını yaptığımız tüm ürünleri yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bir dizüstü bilgisayarın yaklaşık kullanım ömrü 3-5 yıldır ve son 3 yılın diz üstü bilgisayar satış adetleri yaklaşık 6 milyondur. Bu rakamlarla 5 18 ağustos’12 yılı baz aldığımızda, yaklaşık 10 milyon dizüstü bilgisayar kullanılmaktadır. Garantisi bitmiş dizüstü bilgisayar sayısı ise 6 milyondur. Pazara ait bu rakamlara baktığımızda, yaptığımız bakım ve onarım çalışmalarıyla, aslında çok da ucuz olmayan bu cihazların daha uzun süre kullanılmasını sağlıyor; sadece son kullanıcı ve kurumlara değer katmakla kalmayıp ülke ekonomimize de çok ciddi bir katkı sağlıyoruz”. Zirvedeki Yalnızlığımız Sürüyor... +90 212 290 30 40 www.glasshouse.com.tr HABER Felaketlere Karşı Hazırlıklı Olun V ision Solutions sanal, bulut ve fiziksel ortamlarda uygulama ve veri koruma çözümü sunan Double-Take 6.0 “Simply Evolved” ürününü piyasaya sundu. Türkiye’de Stratus Bilişim Sistemleri tarafından temsil edilen Double-Take, bu ürünle tüm ortamlarda replikasyon ve erişilebilirlik için çıtayı üste çekiyor. Double-Take 6.0, herhangi bir sistemde yaşanacak sistem kesintisi durumunda acil kurtarma sağlayarak, şirketlerin uygun ve gerçek zamanlı asenkron verilerini koruyor. Ürün böylece, şirketin karlılığını ve itibarını korumaya yardımcı oluyor. Günümüz küresel ticaret ve rekabet ortamında, 24 saat boyunca bilgi akışının devam etmesinin önemine dikkat çeken Vision Solutions Teknoloji Bölümü Başkanı (CTO) Alan Arnold, “Sistemler veya uygulamalarda oluşacak herhangi bir kesinti, müşteri ilişkilerini ve itibarı etkilerken, iş operasyonları için de büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Double-Take ile gerçek zamanlı replikasyon ve yük devretme teknolojisi sayesinde şirket verilerinin, işlemlerin ve hatta gelirlerin kurtarılması sağlanıyor” açıklamasını yaptı. Double-Take 6.0’nın 6 kritik özelliği ise şöyle sıralanıyor: Kolay kullanım, Plug & Play koruma, kesintisiz geçişler, platform Bağımsızlığı, kolaylaştırılmış yönetim ve platform bağımsızlığı. Fiber İnternet 1.26 Milyona Ulaştı T ürk Telekom Grubu 2012 2. çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. 2012 yılı 2. çeyrek finansal döneminde Türk Telekom Grubu konsolide yatırım tutarı birinci çeyrek dönemine göre yüzde 67 artarak 677 milyon TL olarak gerçekleşti. Yılın ilk çeyreğinde gerçekleştirilen 405 milyon TL yatırım ile yılın ilk 6 ayında 1 milyar 81 milyon TL’lik yatırım rakamına ulaşıldı. 81 ilde fiber dönüşümüne hız veren Türk Telekom Grubu’nun bu yatırımları ile 1.26 milyon hane fiber kapsamına alındı. Teknoloji, altyapı ve mobil yatırımlarının yanı sıra istihdama yatırımda da hız kesmeyen Türk Telekom Grubu çalışan sayısı, altı ayda 1.323 kişi artış göstererek 36.209’a ulaştı. Türk Telekom Grubu CEO’su Hakam Kanafani Türk Telekom’un 2012 2. Çeyrek sonuçlarına Yedeklemede En İyi İş Ortağı G lassHouse Türkiye, bir ilke imza attı ve EMC’den Yedekleme alanında ‘En İyi İş Ortağı Ödülü’nü alan İlk Türk Şirketi oldu… Glasshouse Türkiye Genel Müdürü Emre Pekar, çok kısa süre önce EMC Türkiye’den “Veri Yedekleme ve Kurtarma” alanında ‘En Yüksek Ciro’ ödülünü aldıklarını ve başarılı çalışmalarının karşılığı olarak üst üste ödüllere layık bulunmaktan dolayı çok büyük gurur duyduklarını söyledi: “Deneyimli ve işinin uzmanı bir ekip ve alanının en güçlü ismi EMC ile yürüttüğümüz iş ortaklığımızla, Türkiye’de bugüne kadar çok önemli tekilleştirme projelerine imzamızı attık. Özellikle son 3 yıldır yaptığımız çalışmalarla bu alanda rakipsiz olduğumuzu kanıtladık. Bu çalışmalarımızın karşılığı olarak da üst üste çeşitli ödüllere layık görüldük. Ancak, bizi en çok onurlandıran çok yakın zamanda aldığımız ‘En İyi İş Ortağı Ödülü’ oldu. Çünkü bu ödülü dünyada alan ilk Türk şirketi olmayı başardık”. Emre Pekar, başarılarıyla Türkiye’nin adını uluslararası bir platformda duyurmaktan büyük bir gurur duyduklarını söyleyerek, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: 20 ağustos’12 dair şu değerlendirmelerde bulundu: “Sabit geniş bant şebekemize özellikle de eve/binaya kadar fibere (FTTB/FTTH) yatırım yapmaya devam ettik ve 1.26 milyon haneyi kapsadık. Perakende internet şirketimizin ADSL müşterileri arasında sınırsız paket kullananların payı, artan data tüketimi ve hız iştahı yönündeki açık eğilimi ortaya koyarak, ikinci çeyrekte yüzde 68’e ulaştı ve ortalama aylık kullanım 23 GB olarak gerçekleşti. Fiber üzerinden sunduğumuz hızla, müşterilerimizin çevrimiçi geçirdikleri sürede daha fazla data tüketmelerini sağlıyoruz. Fiber teklifimizin doğal bir uzantısı olarak, TV ürünümüz beklentilerimizin de ötesine geçen çok başarılı Tivibu Ev (IPTV) ile ivme kazanmaya devam ediyor”. “Amerika’da binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen ödül töreninde onlarca ülke arasında, Türkiye’nin adını başarılarımızla duyurmuş olmak, zaten aldığımız en anlamlı ve gurur verici ödüldür. Önümüzdeki yıllarda da aynı gururu yaşamak ve yaşatmak üzere çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz”. HABER MİLYONLARCA KULLANICININ GÜVENDİĞİ ESET SİZİN DE ENDPOINT GÜVENLİK ÇÖZÜMÜNÜZ OLABİLİR 180’den fazla ülkede 100 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan ESET ENDPOINT SOLUTION çözümleri ile IT personeline tek bir yönetim konsolundan tam kontrol endpoint güvenliği sağlar: • Son kullanıcılara yönelik çok katmanlı koruma, • Sezgisel saptama, • Güçlendirilmiş bulut yönetimli tarama, • Web kontrolü ve daha fazlasını içerir. • Kampanya 30 kullan›c› ve üzeri Endpoint Solutions ürünlerinde geçerlidir. • Kampanya bireysel ürünlerde geçerli de¤ildir. • Kampanya A¤ustos ay› sonuna kadar geçerlidir. www.facebook.com/ESETTurkiye www.twitter.com/Eset_Turkiye Stratus Bilişim Sistemleri Tic. A.Ş. www.eset.com.tr İstanbul merkez: 0212.251 51 80 Ankara: 0312. 473 20 74 [email protected] ocak’12 25 ÖZEL HABER CIO’ların Gözü Big Data’da Verinin her geçen gün önemini daha da artırdığı iş dünyasında, şimdi de yapılandırılmamış veri sahnede B ig Data yani “Büyük Veri” trendine yön veren Oracle, Oracle Türkiye Genel Müdürü Filiz Doğan’ın ev sahipliğinde öncü firmaların CIO’ları ile bir araya geldi. Türkiye’nin öncü IT yayınlarından basın mensuplarının da katıldığı “Oracle CIO Breakfast”ta “Big Data” tüm detayları ile masaya yatırıldı. dünyasının yapılandırılmamış verilerin önemli olduğunu ortaya çıkardığına değindi. İş insanlarına yöneltilen “Büyük veri işiniz için ne kadar önemli?” sorusuna verilen cevaplar ise şu şekilde; çok önemli (%39), bir şekilde önemli (%30), aşırı önemli (%18), bugün için önemli değil (%8) ve bilmiyor/emin değilim (%6). Etkinlik, Oracle Satış Danışmanlığı Direktörü Sedat Zencirci’nin “Big Data” sunumu ile başladı. Sunumda “Big Data” trendini oluşturan 4 ana etken olduğuna değinen Zencirci, bunları; verinin çok fazla olması, hızlı çoğalması, çok çeşitli olması ve değerli bilgiye dönüştürülebilmesi şeklinde sıraladı (4V- Volume, Velocity, Variety, Value). Son 3 yıl içerisinde iş dünyasında çok büyük bir artış gösteren yapılandırılmamış dağınık veriler, “Big Data” ile değerlendirilebilir hale gelecek. Zencirci, Oracle tarafından yaptırılan geniş bir araştırmanın, iş Türk ekonomisine yön veren 3 dev firmanın CIO’su, Oracle’ın ev sahipliğinde “Big Data”yı tartışmak için etkinlikte yer aldı. Her biri veriden değer yaratma konusunda uzman ve kendini kanıtlamış olan Yıldız Grup CIO’su Yekta Caymaz, Koç Holding CIO’su Alper Göğüş, Turkcell CIO’su İlker Kuruöz ve LinkPlus Genel Müdürü Erdinç Başlık “Big Data”ya yönelik bakış açılarını ve fikirlerini beyan ettiler. Her bir CIO, hızla akan ve artan “Big Data”nın içerisinden kendilerine yeni değerler katabilecek verileri alıp, bunlardan bilgi yaratmanın önemini vurguladılar. Artık veri kaynaklarının çok daha fazla olduğuna değinen CIO’lar, verinin hızla artış gösterdiği bu dönemde, kaliteli veri kavramının da öne çıktığının altını çizdiler. Veri üreten mecraların artışı, çöp verinin de artışı anlamına geldiğinden, bunlar arasından kaliteli veriyi bulmak çok önemli bir süreç halini alıyor. Dijital dünyada yaşanan veri patlaması, analiz edilebilecek ve değer yaratılabilecek yepyeni veri kaynakları ortaya çıkardı. Bu, kurumların süreçlerinde, ürün ve hizmetlerinde nokta atışı kararlar ve hamleler yapabilmeleri için kullanabilecekleri çok daha fazla veri anlamına geliyor. Veriyi iyi kullanarak, ondan değer yaratarak rakiplerine karşı rekabet avantajı sağlamak isteyen bilinçli kurumlar, şimdi de veri dünyasının arka sokaklarına iniyor; yeni hedef yapılandırılmamış yani dağınık halde bulunan veri. Oracle iş ortaklarına tam da bu noktada yardım eli uzatıyor. Veriyi toplamak, organize ve analiz etmek için birçok ürün ve çözüm sunan Oracle, kurumları günümüz rekabet şartlarında bir adım öne taşıyor. Daha Değerli, Daha Fazla, Daha Çeşitli, Daha Hızlı... 22 ağustos’12 Lider CIO’lar “Big Data” Dedi! BriSA, Exadata Veritabanı Makinesi ile yüksek performans ve maliyet tasarrufu elde etti Oracle iş ortağı BimSA’nın, BriSA’da gerçekleştirdiği Exadata platformuna geçiş projesi ile kuruluşun rapor üretim performansında ciddi bir artış elde edilirken, yedekleme ve lisans maliyetlerinden de tasarruf sağlandı “Exadata ile elde ettiğimiz performans artışı sayesinde raporların alınma süresi ciddi ölçüde azaldı ve daha önce oluşturmaya cesaret edemediğimiz raporları alabilir hale geldik. Bunun yanı sıra “Hybrid Columnar Compression (HCC)” özelliği sayesinde ileriye yönelik storage maliyetlerinden; ayrıca ihtiyaç duyduğumuz CPU sayısında meydana gelen azalma sayesinde de lisans maliyetlerinden tasarruf sağladık.” MUSTAFA TACETTİN Fabrika Otomasyon Sistemleri Yöneticisi - BriSA “BriSA’nın gerçek datası ile Exadata üzerinde bir test ortamı oluşturarak, PoC çalışmalarını gerçekleştirdik. Alamadıkları ya da yavaş aldıkları raporların Exadata üzerinde çok hızlı bir şekilde alındığını gördüler. PoC çalışmalarının sonrasında ise ürünün sipariş ve teslimat süreci tamamlandı. Günler ile ifade edilebilecek kadar kısa sürede sistem canlı ortama geçirildi.” HÜSEYİN ULUTÜRK Çözüm Yöneticisi - BimSA Mustafa Bey, hayata geçirdiğiniz Exadata platformuna geçiş projesinin ayrıntılarına geçmeden önce, BriSA ve BT altyapısı hakkında bilgi verebilir misiniz? MUSTAFA TACETTİN: BriSA, 1974 yılında Lassa adı altında kurulmuş, 1988 yılında Bridgestone’nun ortaklığıyla beraber BriSA adını almıştır ve Türkiye’nin en büyük lastik üreticisidir. BriSA’da BT altyapısı, Bilgi Sistemleri Direktörlüğü bünyesinde yönetilmektedir. Üretim tesislerindeki yaklaşık 600 makinanın üretmekte olduğu veriler (üretim, duruş bilgileri ve proses verileri), Oracle Veritabanı üzerinde saklanmaktadır ve üretimin yapılabilmesi için gerekli olan reçete ile ürüne bağlı olan makine parametreleri yine merkezi bir veritabanında tutulmaktadır. Proje öncesinde ihtiyaçlarınız nelerdi? Hangi konularda çözüm arayışı içerisindeydiniz? M.T.: Proje öncesinde, OLTP ve OLAP için aynı veritabanı kullanılması nedeniyle, Oracle İş Zekası üzerinde çalışan herhangi bir raporun, genel üretimin hızını etkilemesi ve aksatması söz konusuydu. Bu konuda yaşanılan performans problemini ortadan gidermek amacıyla bir arayışa girdik. Aynı zamanda, Oracle’ın üzerinde koştuğu makinanın CPU kapasitesinin düşüklüğü nedeniyle lisans anlamında da bir ihtiyacımız vardı. Neden Oracle iş ortağını ve Oracle Exadata Veritabanı Makinesi’ni tercih ettiniz? M.T.: Oracle, bu alanda rakiplerine göre bir adım önde gidiyor. Satın alma öncesinde SUN Arka sıra soldan sağa; Ersoy Bayraktar/Oracle, Murat Atıcı/BimSa, Erdoğan Bozkurt/BriSa. Ön sıra soldan sağa; Mustafa Tacettin/BriSa, Gökhan Öncü/BriSa, Hüseyin Ulutürk/BimSa makinelerinin yeteneklerini biliyorduk, Oracle ve SUN’ın yetenekleri bir araya geldiğinde, bu iki gücün sinerjisi her açıdan daha fazlasını ortaya koydu. Sunduğu performansın büyüklüğü, yönetim kolaylıkları, kesintisizlik gücü bizi Exadata’ya yönlendirdi. Proje sonrasında ne gibi faydalar elde ettiniz? Ölçülebilir faydalar elde ettiniz mi? M.T.: Exadata’nın üç yönden bize önemli katkıları oldu. Birincisi; performans artışı sayesinde raporların alınma süresi ciddi ölçüde azaldı ve daha önce oluşturmaya cesaret edemediğimiz raporları alabilir hale geldik. İkincisi; yedekleme birimlerinin kapasitesi anlamında her ne kadar şu an için bir sıkıntı çekmiyor olsak da, “Hybrid Columnar Compression (HCC)” özelliği sayesinde ileriye yönelik storage maliyetlerinden tasarruf sağladık. Son olarak; ihtiyaç duyduğumuz CPU sayısında meydana gelen azalma ile beraber, lisans maliyetinden de tasarruf ettik. Neden bu projede Oracle Exadata’yı tercih ettiniz? HÜSEYİN ULUTÜRK: BriSA uygulamaları, hali hazırda veritabanı olarak Oracle teknolojilerini kullanmakta idi. Oysa bu yazılımların altında farklı üreticilerin donanım çözümleri kullanılmakta ve performans ile ilgili bir takım yavaşlıklar görülmekte idi. Oracle Exadata ürünü ile kullanmış olduğu alt yapı ve özellikle indeksleme konusunda sağlayacağı ekstra performans göz önüne alındı. Hem yazılım hem donanımın aynı üreticiye ait olmasından kaynaklı uyumluluk, bakım konusunda tek noktadan destek almanın sağlayacağı avantajlar, ölçeklenebilirlik, güvenilirlik, kesintisizlik gibi faktörler Oracle’ın ürün ve çözümlerini tercih etmemizde etkili oldu. ağustos’12 23 HABER KYOCERA’ya BERTL Ödülü J apon KYOCERA Document Solutions’ın Renkli ve S/B TASKalfa çok fonksiyonlu fotokopi ürün gamı bağımsız araştırma ve test laboratuarı BERTL tarafından Bahar 2012 ‘’Yılın Ofis Ürün Gamı’’ ödülüne layık görüldü. BERTL analistleri yüzlerce MFP modelini değerlendirdiler ve Kyocera TASKalfa serisini rekabette öne çıkan temel özelliklerini belirleyerek BERTL “En İyi Ofis Ürün Gamı” ödülü ile onurlandırdılar. BERTL analistleri tüm TASKalfa makinelerinin, makine kurulumundan baskı, kopya ve tarama işlevlerine kadar yıl boyunca test edilen diğer ürün serilerinden daha iyi performans sergilediğini tespit ettiler. Bu ödül ile onurlandırılan TASKalfa renkli serisi TASKalfa 7550ci, TASKalfa 6550ci, TASKalfa 5550ci, TASKalfa 4550ci, TASKalfa 3550ci ve S/B serisi TASKalfa 8000i, TASKalfa 6500i, TASKalfa 5500i, TASKalfa 4500i, TASKalfa 3500i çok fonksiyonlu fotokopi modellerinden oluşuyor. BERTL’ın Başkanı Art Wynne, ‘’KYOCERA TASKalfa serisi kolay kullanımı, sağlamlığı ve uzun ömürlü parçalarıyla BERTL tarafından test edilen diğer rakip ürünlere göre üstün performans göstererek bu ödülü hak etmiştir’’ şeklinde görüşlerini bildirdi. Renault Özel Bulutta HP’yi Seçti R enault S.A. elektrikli otomobiller için GPS uzaktan kontrol sistemleri ve mobil iletişim uygulamaları geliştirmek üzere HP Kurumsal Hizmetler’i seçti. Dünyanın dördüncü büyük otomotiv şirketi olarak sıfır emisyonlu taşımacılıkta lider konumda bulunan Renault, Nissan ile işbirliği yaparak, elektrikli otomobiller, Lityum-İyon aküler ile gelişmiş telematik hizmetler geliştirmek için büyük yatırımlarda bulunuyor. Motorlu taşıtların Wi-Fi ve mobil modemler üzerinden internete girmesini sağlayan sistemler telematik teknolojiler olarak adlandırılıyor. Telematik sistemler, sürücülerin otomobil aküsünün şarj düzeyini görüntülemesini ve en yakın dolum istasyonunun yerini bulmasını sağlıyor. HP teknolojilerini kullanan Renault, telematik sistemler ile sürücülere canlı trafik durumu bilgileri ve “sürdükçe öde” kasko modeli gibi, hizmet olarak yazılım çözümleri sunacak. HP Fransa Genel Müdürü Gerald Karsenti, konuyla ilgili açıklamasında, “HP teknolojisi ile bulut bilişim hizmetlerinin birleştirilmesi; Renault gibi müşterilerin pazar ve maliyet hedefleri ile çevresel hedeflere en verimli şekilde ulaşması için gereken yenilikçi, entegre ve uçtan uca çözümler sağlamamıza yardımcı oluyor” dedi. Office 365 Türkçe Olarak Piyasada M icrosoft, Office deneyimini buluta taşıyan yeni nesil iletişim ve birlikte çalışma çözümü Office 365’i Türkiye’de Türkçe olarak hizmete sunuyor. Aylık 7.20 TL’den başlayan paket fiyatlarla kurumlar ve profesyoneller Office 365 hizmetlerini kullanmaya başlarken, öğrenciler ve eğitimciler ise Office 365’in sunduğu bulut tabanlı iletişim ve birlikte çalışma araçlarından ücretsiz yararlanabilecek. Office 365’i deneme sürümü yayınlandığından bu yana Türkiye’de bugüne kadar 5 binden fazla kurumun hizmeti denediğine dikkat çeken Microsoft Türkiye Office Pazarlama Grup Müdürü Onur Görür, “Bugün bilgi çağından, bilgiyi kullanarak 24 ağustos’12 birlikte çalışma çağına geçiyoruz. Office 365, kurumsal çapta birlikte çalışma olanağını herkes için sağlayarak bu dönüşümü hızlandıracak. Office 365’in hem KOBİ’ler hem de tüm kurumlar için oldukça verimli ve kârlı bir seçim olduğuna inanıyoruz. Türkiye’de bugüne kadar 5 binin üzerinde müşterimizde 75 binden fazla kullanıcı Office 365’i denedi. Microsoft Türkiye olarak KOBİ’lere işlerini geliştirerek büyümelerine destek olacak Office 365’i Türkiye’de Türkçe olarak sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. KOBİ’ler ve diğer tüm şirketler Office 365 çözümlerini bugünden itibaren direkt Microsoft’tan ya da Microsoft iş ortaklarından satın alabilecekler” dedi. Ekranlı Kart Teknolojisi Bankalar Arasında İlgiyle Karşılandı B SEKTÖRÜN SESİ ankacılık sektöründeki sürekli değişen teknolojik ilerlemelere ayak uyduran, dijital güvenlik alanında öncü Gemalto, müşterilerin tek düğmeyle işlemleri ve kart bilgilerini görüntülemesine olanak tanıyan benzersiz bir “Ekranlı Kart”ı vitrine çıkardı. Piyasadaki ilk interaktif kart olan Ekranlı Kart gelecek nesil ödeme kartını temsil etmektedir. Normal bir ödeme kartına benzemekle birlikte, içine gömülü küçük bir ekran penceresi ve dokunmaya duyarlı PIN numarası alanı bulunan Ekranlı Kart, kart sahiplerinin kartta bulunan bilgilere ve işlevlere erişimini sağlamaktadır. Kart sahibi küçük görsel ekranda dinamik bir şifre, hesap bakiyesi ya da harcama limiti gibi alfanümerik bilgileri görebilir. ‘Ekranlı Kart’, ödeme sektöründeki gelecek yeniliklere odaklanan Gemalto tarafından düzenlenen bir etkinlikte ileri gelen bankalara sunuldu ve müşterilerine yeni, geliştirilmiş ve yüksek katma değerli hizmetler sunmak üzere ürün portföylerine üstün teknolojiyi eklemek isteyen lider bankacılık yöneticilerinin büyük ilgisiyle karşılandı. Çok fonksiyonlu Ekranlı Ödeme Kartı, tipik günlük bankacılık ve ödeme etkinlikleri için ihtiyaç duyulan EMV ödeme, sadakat ve ön ödemeli kart uygulamaları ile online kimlik doğrulaması için tek seferlik şifre üretimini uygulamasını tek bir üründe birleştiriyor. Bir müşteri sadakat programıyla birleştirildiğinde ya da ön ödemeli kart olarak kullanıldığında, kullanıcı kartında bulunan sadakat puanlarını ve e-cüzdan bakiyesini kart üzerinde bulunan ekrandan görüntüleyebilecek. Bankalar, Ekranlı Kartı online bankacılık ve e-ticareti güvenli kılmak için, güçlü bir kimlik doğrulama cihazı olarak da kullanabilecekler. Kullanıcı e-Bankacılık hizmetlerine güvenli bir şekilde erişmek ya da bir online satın alımı onaylamak istediğinde, PIN numarasını kartın üzerindeki tuş takımını kullanarak girdiğinde, kart e-işlemi güvenli kılmak için kullanılan tek seferlik bir dinamik şifre görüntüleyecek. Daha kolay olabilir miydi? Türk Ekonomi Bankası (TEB) Avrupa’da bu konuda pilot uygulama gerçekleştiren ilk banka olarak ses getirmiş; müşterilerine TEB’in online bankacılık platformuna erişimi güvenli kılan bir Ekranlı Kart sağlamış ve online işlemlerini kolay ve güvenli bir şekilde gerçekleştirme olanağı sunmuştur. Türkiye kart pazarı zorlu bir piyasadır ve bankalar rakipleriyle rekabeti sürdürmek istiyorlarsa, yenilikçi olmalıdırlar. Ekranlı Kart kart sahiplerine bilgiye anında, basit ve kolay bir şekilde erişimi sağlayarak, kullanım kolaylığını azami düzeye çıkarmayı amaçlıyor. Bankacılık ve kimlik doğrulama çözümlerinde doğal bir evrim sunarak, bankalar ve müşterilerinin geleneksel EMV ödeme kartından daha çok işlevli Ekranlı Ödeme Kartına geçişini kolaylaştırmakta ve bankalar ile müşterileri arasındaki güveni güçlendirmeye yardımcı olmaktadır. Küresel ölçekte kabul görmeye başlayan bu yenilikçi çözüm çok yakında Türkiye’de kullanılmaya başlanacak. Emmanuel Payraud Gemalto Ortadoğu ve Türkiye Satış Direktörü ağustos’12 25 Hasan Selman/Ali Tavuz Şahin RÖPORTAJ [email protected]/[email protected] Acer Tablet Pazarında İnovasyona Odaklandı Tablet pazarında ilklere adını yazdıran Acer, Android 4.0’daki başarısını Windows 8’de de sergilemek için hazır U ltrabook segmentinde iyi bir çıkış yakalayarak adından söz ettiren Acer, tablet pazarında da ne kadar ciddi olduğunu geliştirdiği cihazlarla kanıtladı. Android 4.0’lı cihazları ile de beğeni toplayan firma, otomatik güncelleme gibi akılcı hizmetleriyle de kullanıcılarını tatmin etti. Windows 8 mobil pazarda yenilik dalgası yaratma arifesindeyken, Acer Tablet ve Desktop İş Bölümü Yöneticisi Arzu Süzener ile Acer’ın tablet stratejisi ve gelecek planları ile ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik. Son dönemlerin en popüler cihazlarından birisi tablet. Tabletler neden bu kadar popüler oldular? Aslında tablet cihazların 10 yıl öncesine kadar giden bir geçmişi var. O dönemde çok popüler olmadılar çünkü istenilen pil süreleri, ekran kalitesi yoktu ve bu cihazlar mobiliteyi sağlayacak kadar inceliği ve hafifliği sunamıyordu. Bu nedenle tablet cihazlar popüler olamadılar. Son 3-4 yılda ciddi bir büyüme kaydeden bir kategoriden bahsediyoruz. Canalys’ten alıntı yapmak gerekirse, geçen yıl yaklaşık 63 milyon adet tablet satışı gerçekleşti. Bu sene de yaklaşık 100 milyon adet civarında satış yaşanması bekleniyor. 2015’e kadar olan projeksiyonu dikkate alacak olursak da, 200 milyonu aşacak bir pazar büyüklüğü görülüyor. Tablet cihazların popüler olmasının birçok sebebi var. Öncelikle açık kaynak kodlu işletim sisteminin gelmesi, uygulamaların çoğalması. Bunlar, normalde kurumsal kullanım için ortaya çıkan tableti, bireysel kullanıcılar için ideal hale getirdi. Bu, tabletlerin popüler olmasındaki en önemli sebep. Üreticiler bu hamlelerle sorunları çözerek, tabletlerde eğlenceye ve sosyal hayata dair ilginç bir kategori yarattılar. Acer olarak bizim tablet pazarında birçok ürünümüz var. Bu büyüyen kategoride bulunmak ve çözümlerimizi sunmak gibi ciddi bir odağımız var. Acer Türkiye’de hangi tabletleri satışa sunuyor? Geçtiğimiz senenin son çeyreğinde Türkiye’de de modellerimizi lanse etmeye başladık. Bunu 26 ağustos’12 iki farklı koldan yürüttük; birincisi Android, ikincisi ise Windows tabanlı tabletler. Android 3.0 işletim sisteminin lanse edilmesi ile birlikte, Avrupa pazarıyla aynı anda Türkiye’de de ilk tabletimizi lanse ettik. Tablet ürün ailemiz “Iconia” adını taşıyor. Bu ismi, ürünlerimiz çok ikonik olduğu için kullandık. Iconia A500, A501 3G versiyon ve A100 7 inç olmak üzere, 10 ve 7 inç formatlarda ürünler lanse ettik. Bu sene lanse ettiğimiz A200 var; Tegra 2 işlemcili, Android 4.0 işletim sistemini kullanıyor. Diğer tarafta Windows’lu tabletlerimiz var. Burada 2 tane ürün lanse ettik. İlk ürün Iconia Iconia ismi ile çıktı. Niye iki tane Iconia derseniz, çünkü iki tane dokunmatik ekranı olan enterasan bir üründü. Bu ürün, Windows’lu ilk çift ekranlı tablet olarak lanse edildi. Biz de burada ciddi bir ilgi yakaladık. Bu cidden maliyeti yüksek bir cihazdı ancak kendine özel uygulamaları ile gerçekten başarılıydı. Microsoft ile Windows tabletler konusunda ciddi bir çalışma yaptık. Zaten Windows 7 üzerinde de tablet üreten çok az üreticiden biri Acer. İkinci Windows’lu tabletimiz de Iconia W500. Bu cihazın 3G versiyonunu da yayınladık. Burada hem kurumsalda, hem bireyselde, hem de eğitim ve sağlık projelerinde satışlar gerçekleştirdik. Dolayısı ile iki koldan ilerliyoruz. Bu sene gelecek olan başka tabletlerimizde var. Şu an yüzümüzü Windows 8’e döndük tabii. Hem de Android 4.0 tarafında yol haritamızı uyguluyoruz. RÖPORTAJ Acer Windows 8 mobil ve Android 4.0’lı tabletlerini ne zaman satışa sunacak? Önce Android ile başlayalım. Bahsettiğim gibi, daha önce lanse ettiğimiz A500 ve A100 gibi, Android 3.2 ve 3.0’a yükselttiğimiz cihazlarımızı nisan sonu itibarıyla Android 4.0’a da yükselttik. Sadece 3G’li versiyonda yükseltme yapmıyoruz çünkü burada yerel operatörler ile yaptığımız ciddi test çalışmaları var. Ama onun dışındaki bütün ürünleri Android 4.0’a yükselttik. Sürüm yükseltme işlemi nasıl oluyor onu biraz anlatmak istiyoruz. Bizim çağrı merkezimize çok fazla soru geliyor bununla ilgili. Birçok üreticide bu süreç çok sıkıntılı oluyor. Biz Acer olarak bu sorunu şu şekilde çözdük: Avrupa’daki sunucularımız üzerinden son güncellenen yazılımları sunduğumuz bir uygulamamız var. Avrupa’daki sunucularımız üzerinden Türkiye’deki kullanıcılarımızı da güncellemeleri sunuyoruz, onlara biz gönderiyoruz. Dolayısı ile internetten ve forum sitelerinden aramalarına ve güvensiz içerikleri indirmelerine mahal vermiyoruz. Kullanıcılarımızın tek yapmaları gereken, cihazlarını ara sıra kontrol ederek gelen güncellemelere bakmak. Ancak bu tabii ki kullanıcılarımızın kararı, isterlerse bu güncellemeyi cihazına kuruyor. Android tarafında artık 4.0 sürecindeyiz. 2 ay önce A200’ü lanse ettik ki Avrupa dillerinde ve Türkçe’de ilk lansman yapan firmalardan biriyiz. A200’den sonra gelecek olan A510, A700 gibi ürünlerimizin hepsinde Android 4.0 önyüklü olacak. Windows 8’li yeni tabletimiz de Microsoft’un belirleyeceği lansman tarihinde piyasaya sunulacak. Büyük ihtimalle bizim cihazımız Windows 8’li ilk tabletlerden biri olacak. Windows 8 konusunda çok heyecanlıyız ve bu konuda çalışmaya devam ediyoruz. Windows 8’in Android’e iyi bir alternatif olacağını düşünüyoruz. Windows 7’li tabletlerimiz arasından haziran ayından sonra satın alınanlar Windows 8’e yükseltilebilecek. Haziran ayından sonra Türkiye’ye gelen W500 ve W501 modelleri ilerleyen dönemde açıklayacağımız özel bir kampanya fiyatı ile Windows 8’e yükseltilebilecek. Şu an mühendislerimiz bir üst sürüm Android ve Windows için çalışmalarını sürdürüyor. İki farklı işletim sistemi ile iki farklı kulvarda cihazlar sunmak ciddi bir AR-GE ve mühendislik altyapısı gerektiriyor. Avrupa Okul Ağı projesinde Acer’ın büyük bir rolü vardı. Proje kapsamında neler yaptınız ve önümüzdeki dönemlerde ne yapmayı düşünüyorsunuz? Acer’ın içerisinde eğitim önemli bir konu. Acer içerisinde yalnızca eğitim alanına odaklı çalışan bir ekip var. Hatta bu ekip önümüzdeki günlerde Türkiye’yi de ziyaret edecek. Avrupa Okul Ağı projesinde tablet, monitör, netbook, projektör gibi birçok kategori var; ben tablete değinmek istiyorum. Avrupa Eğitim Birliği’nin yaptığı bir proje kapsamında –ki bu projeye 8 Avrupa ülkesi dahil-, tabletlerimizi çeşitli okullarda kullanıma sunduk. Bu hibe yoluyla gerçekleşen bir çalışmadır. Bu projenin sonuçlarını Milli Eğitim Bakanlığı ve Avrupa Eğitim Birliği takip ediyor olacak. Bunun dışında özel okullar ile yaptığımız başka projeler de var. Açıkcası tabletlerin eğitime bir katma değer sağlayacağınız görüyoruz. Tabii komple düşünmek lazım. Sadece donanım tarafı ile kısıtlı bir konu değil bu. Bu işin, öğretmenler, öğrenciler ve yöneticilerden oluşan insan kolu var. Arayüz, öğrencilerin aldığı notları ve okul kitaplarını yönetebilecek bir doküman yönetimine, paylaşım ve erişim kısıtlamalarına kadar uçtan uca çözüm gerektiren derin bir konu. Bizim bu konuda çalışan bir iş ortağımız var, onlarla da çalışmalarımız devam ediyor. Eğitim sektörü bizim için de değişik bir öğrenme alanı. Çünkü öğrencilerin kullanma alışkanlıkları, standart bir tüketicinin kullanma alışkanlıklarından çok daha farklı. Bu da bizim için çok yeni bir öğrenme ortamı… Acer yakın gelecekte hangi tabletlerini Türkiye’de satışa sunacak? Bu tabletler kullanıcılara ne gibi yeni özellikler sunacak? Tabii teknoloji alanında yeniliklerin ardı arkası kesilmiyor. Yeni yaptığınız bir şeyi piyasaya sürdüğünüzde ya güncel ya da eski olmuş oluyor. Acer bu konuda ciddi olarak öncü olma, pazarda birinci olma, tüketiciye rahat kullanım sağlayacak ürünleri vermek konusunda ciddi çalışma yapıyor. Önümüzdeki günlerde lanse edeceğimiz cihaz Iconia A700. A700’ün bence en önemli özelliklerinden biri Full HD ekrana sahip ilk ekranlardan biri olması. 10.1 inç’te Full HD deneyimi cidden ciddi bir deneyim. Bu cihaz işlemci olarak Tegra 3’ü destekleyecek. Aslında bunlar tüm cihazlarda olabilecek şeyler ama bunlar Acer’ın felsefesi ile birleşiyor. Zaten dediğim gibi Full HD ekran ve ciddi bir pil ömrü var. 9800 mAh bir pil var. Bu pil size cihazı 9 saat kesintisiz olarak kullanma şansı tanıyor. Bizce, mobil bir tüketici “ne zaman cihazımı şarj ettim” diye düşünmemesi gereken bir tüketici türü. Full HD bir ekranda bunu sağlamak için cihazımıza kuvvetli bir pil koyduk. Mesela biz her zaman cihazlarımıza HDMI çıkış konumlandırıyoruz. Bu cihazda 3D oyunları, HDMI ile 3D bir televizyona bağlamanız ve oynamanız mümkün. Tableti oyun konsolu olarak kullanmanız mümkün. Dolayısı ile ciddi önem verdiğimiz ve şu anda da en üst serimizi oluşturacak bir ürün diyebilirim A700’e. Bunun dışında A510 adında bir tabletimiz var serimizde. O da olimpiyat logolu. Türkiye’de lansmanı için çalışmalarımız devam ediyor. Bundan sonra lanse edeceğimiz ilk ürün A200’ün bir üst CPU özelliklerine sahip olan A210. Yine Android 4.0 işletim sistemine sahip. Ondan sonra bir 3G tabletimiz olacak. Bundan sonra da zaten Windows 8’li tabletimizi ekim ya da kasım ayında, Windows 8 lansmanıyla aynı dönemde satışa sunacağız. Ardından bir Windows 8’li tabletimiz daha satışa çıkacak. Yani diyebilirim ki, önümüzdeki dönemde birçok yeni tabletimizi satışa sunacağız ve 2013’te de portföyümüzü daha da güçlendireceğiz. QRCODE QR kodu telefonunuza okutarak bu röportajı internet sitemizden izleyebilirsiniz. ağustos’12 27 Melih Bilgin ÖZEL DOSYA [email protected] Ekonomi IT’ye Emanet Ekonominin bel kemiği olan bankacılık sektörü, IT dünyasını en yakından takip eden sektörlerden biri. Dolayısıyla IT sektöründe güvenlik ve verimlilik gibi konularda yaşanan gelişmeler, ülke ekonomisini de yakından ilgilendiriyor A sıl işi “para” olan bankacılık sektörü, bu sebeple her dönemde kritik öneme sahip sektörlerden biri konumunda. Üstelik küreselleşen dünyada bazı bankalar artık sadece belli bir bölgeye ya da kesime değil dünyanın farklı yerlerindeki milyonlarca kişiye hitap ediyor. Dolayısıyla günümüzde bir banka, temel işlevlerini yerine getirebilmek için bile teknolojiyi yakından takip etmek zorunda. Eskiden bankacılık paranın fiziksel hali üzerinden işleyen bir sektördü. Dolayısıyla parayı korumanın yolu büyük kasalar, zırhlı arabalardan geçiyordu. Ancak günümüzde “para” artık bir dijital değer haline gelmiş durumda. Kişisel düzeyde baktığımızda bile ay başında maaşını alan bir kişi, ay boyunca kredi kartından harcama yapıyor ve daha sonra kartının ödemesini de havale ile gerçekleştirebiliyor. Yani parayı sadece veri olarak kullanarak yaşayabiliyor. Bankalar için de durum bu döngünün büyük 28 ağustos’12 ölçekli olarak gelişen hali. Milyonlarca kişinin hesaplarındaki para, ATM işlemleri, kredileri, taksitleri ve bunun gibi onlarca değerli veri bankaların veri tabanında barındırılıyor. Üstelik bu veriler her gün, hatta her an onlarca kez değişiyor. Her gün üretilen bu kadar verinin otomatik olarak 7 gün 24 saat yönetildiğini bir düşünün. İşte bankacılık sektöründeki IT işleri bu kadar kritik ve sürekli. IT Artık Seçenek Değil Zorunluluk Bankalar, kurdukları sistemlerle IT şirketlerinin en önemli müşterileri konumunda. Türkiye’de ise diğer şirketlere kıyasla bankalar çok daha üst sıralarda yer alıyor. Dolayısıyla Türkiye’de hem yazılım hem de donanım üreticileri için bankalar en iyi müşteriler konumunda. Türkiye merkezli dünya çapında IT şirketlerinin azlığını da düşündüğümüzde bu durum normal. Zira müşteri başına düşen işlem sayısı, müşteri ilişkileri yönetimi için kullanılan IT sistemleri düşünüldüğünde Türkiye’de bankalar IT’ye en çok ihtiyaç duyan ve en yoğun şekilde kullanan şirketlerin başında geliyor. IT sistemleri, bankalar için maliyetleri düşüren ve yönetimi kolaylaştıran teknolojiler değil. Günümüzde artık hizmet ve servisleriyle birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışan rakip bankalar, IT’de gerçekleşen inovasyonları yakından takip etmek zorunda. Bu takip, yeni teknolojilerin doğuşunu yakalamak, onları uygun hale getirip hizmet ve servislere dönüştürme gibi büyük avantajları sağlıyor. ATM’ler, internet ve telefon bankacılığı hizmetleri, otomatik ödeme talimatları gibi işlemler son birkaç yıl içinde IT ve bankaların işbirliğiyle ortaya çıkmış ürün ve hizmetler. Dolayısıyla iyi bir banka, yenilikçi ve iyi çalışan bir IT departmanına sahip olmak durumunda. Bunun yanında IT yapısı bankaların sadece kendi seçimleri değil. Uygulanan ÖZEL DOSYA regülasyonlar da bankaları IT kullanımını artırmaya yöneltiyor. Özellikle Avrupa Birliği tarafından uygulamaya konulan yeni regülasyonlar, daha güvenli ve daha verimli sistemler gerektiriyor. Buna yavaş yavaş “Green IT” regülasyonları da eklenmeye başlamış durumda. Sorunlara Hazırlık Birçok sektörde olduğu gibi bankalar arasında da önemli bir rekabet mevcut. Teknolojik avantajlarla birlikte geliştirilen yeni ürün ve hizmetler, başka bir sorunu da beraberinde getiriyor; güvenlik. Şirketler için özel verilerin ne kadar değerli olduğu zaten aşikâr. Fakat bankacılık sektöründe, bankanın kendi verilerinin yanı sıra milyonlarca kullanıcının kişisel verileri de mevcut. Üstelik veri olarak bahsettiğimiz bu değerin büyük bir kısmı aslında parayı temsil ediyor. Dolayısıyla bankalar, veriyi en güvenli şekilde saklaması gereken şirketlerin başında geliyor. Öyle ki, bu şirketler güvenlikte yeni standartları da belirlemek durumunda. Bankaların güvenlik konusunda hataya tahammülünün olmamasının yanında, bu konuya ciddi yatırımlar yapacak fırsatları da mevcut. Bu sebeple güvenlik sektörünün gelişmesine de katkı olabilecek seviyedeler. Bunun yanında bankalar, yeni ürün ve hizmetlere karşı da oldukça hassas bir konumda. IT altyapılarını kurarken yenileme döngüsü de iyi bir şekilde planlamalı. Zira yeni bir yazılım ürünü piyasaya girdiğinde güvenlik açıkları kapatıldığı gibi iyileştirmeler de sunuyor. Ancak geçiş ve test süreçleri dikkate alındığında her istendiğinde yeni yazılıma geçmek mümkün olmuyor. Bu sebeple bankalar, yazılım ve donanım şirketlerinin yeni ürün döngülerine de uyum sağlamak zorunda. CIO’nun Rolü Bankalar teknolojiyi takip ederken en önemli görevler CIO’ların üstüne düşüyor. Şirketin IT departmanını yöneten CIO, aynı zamanda gelecek planlaması ve doğru seçimlerin yapılması konusunda da baş sorumlu. Bu sebeple CIO, bulundukları bankanın inovatif yönünü temsil ediyor. IT konusundaki ilerlemeler, bankalar ve müşteriler için farklı anlamlar taşıyor. Müşteriler bu ilerlemeleri ürün ve hizmet avantajı olarak görmek isterken bankalar da kâr-zarar dengesini kâr yönüne değiştiren gelişmeler görmek istiyor. Dolayısıyla CIO açısından bakıldığında yapılacak IT yatırımları müşteri sayısını artırmanın yanı sıra maliyetleri de düşürmeli ve avantaj sağlamalı. Bu durum hem CIO hem de IT bütçeleri üzerindeki en büyük baskı. Bu zorlu görevde CIO’lar; güçlü bir liderlik, inovatif çalışmalar ve doğru IT çözümlerini seçmek gibi zorlu görevlere sahip. Üstelik hem müşteri beklentilerini karşılayıp, hem de daha az bütçe ile daha fazla işi gerçekleştirerek maliyetleri düşürmek zorunda kalıyorlar. Fujitsu tarafından yapılan bir araştırmaya göre birçok şirket lideri değişim konusunda baskı hissediyor. İngiltere’de şirket liderlerinin %70’ine göre ise değişim hızı birçok şirketin yakalayabileceğinden daha hızlı şekilde ilerliyor. Bunun en önemli sebebi olarak ise “teknoloji” cevabı veriliyor. IT’yi takip etmekte zorlanan şirketler, sektörde yaşanan değişimi takip etmekte de zorlanıyor ve rekabette geri kalıyor. Bu durum CIO’ların bir şirketin geleceğinde ne kadar kritik bir noktaya sahip olduğunu gösteriyor. IT Ödeme Biçimlerimizi de Değiştiriyor IT sektöründe yaşanan gelişmeler, bankalar tarafından müşterilere ürün ve hizmet olarak geri dönüyor. Bu durum zamanla parayı kullanış biçimlerini de etkiliyor. Buna en güzel örnek son dönemde popüler olmaya başlayan internet bankacılığı ve havuz sistemleri. Özellikle e-ticaretin de gelişmesiyle birlikte artık PayPal benzeri sistemler daha da popüler hale geliyor. Bunun yanında akıllı telefonların popülaritesinin artması, bu konuda bankaların adım atması sağlamış durumda. Artık neredeyse mobil uygulaması bulunmayan banka kalmadığı gibi müşteriler de bu uygulamaların kullanılabilirliğine göre bankalarını değiştirme kararı verebiliyor. Bunun yanında sadece uygulama üzerinden değil, telefon bankacılığı da gelişen bir pazar. Şirketler, çağrı merkezlerinde IT avantajlarını kullanarak müşterilere birçok işlemi kısa bir sürede halledebilme avantajını sunuyor. Yakın gelecekte en büyük gelişmelerin de bu konu üzerinde gerçekleşeceğini söyleyebiliriz. Bankalar, IT gelişmeleri sayesinde ödeme şekillerimizi değiştirmeye devam edecek. Bankaların Bulut Sınavı IT sektörünün yükselen yıldızı olan bulut, bankacılık sektöründe de gündemin önemli maddelerinden biri. Fakat güvenlik ve sürdürülebilirliğin oldukça önemli olduğu bankalar açısından bulut halen kapalı bir kutu gibi. Zira buluta geçildiğinde veriler, üçüncü parti bir sağlayıcı tarafından sağlanan altyapı üzerinde kullanılıyor. Bu, bankalar için verilmesi zor bir karar. Ancak bulutun sunduğu avantajları hemen göz ardı etmek de mümkün değil. Özellikle her noktadan kullanılabilir olması ve maliyet avantajı sunması CIO’ların iştahını kabartıyor. Fakat yine de güvenilirlik konusunda soru işaretleri giderilebilmiş değil. Bunun yanında üçüncü parti bir sağlayıcı ile sürdürülebilirlik de önemli bir başlık. Bu konuda henüz yeterine uzmanlaşmış şirket bulunmadığını düşünen yöneticiler, bu yüzden bulutun bir süre daha izlenmesi gereken bir yöntem olduğunu düşünüyor. Yapılan araştırmalara göre şirketlerin %25’i veri merkezlerinin halen geçerli olduğunu düşünüyor. Bu araştırmada elde edilen sonuçlar buluta geçmeyi düşünmeyen şirketlerin, en az 10 yıl daha kendi veri merkezlerini kullanmayı planladıklarını ağustos’12 29 ÖZEL DOSYA belirtiyor. Fakat buluta geçmeyi planlayan şirketlerin oranı yükselmeye devam ediyor. Kendi veri merkezleri kullanmayı düşünen şirketlere oranla buluta geçmeyi düşünen şirketler %31’lik paya sahip. Bulut konusunda ikiye ayrılan şirketlerin bir kısmı, bu teknolojiyi yeterince güvenli bulmuyor. Altyapıyı dışarıda barındırmanın halen çok riskli olduğunu düşünen bu şirketler, sistemin sürdürülebildiğini sorguluyor. Bu konudaki verilere baktığımızda bankalarda CIO’ların %23’ü sistemlerini buluta entegre etmeyi düşünmüyor. Bu CIO’lar, sistemin daha esnek ve verimli olduğunu kabul ediyor ancak güvenilir ve sürdürülebilir olma noktasında soru işareti yarattığını düşünüyor. CIO’lara bulutu tercih etmeme konusunda sebepler sorulduğunda en çok verilen cevap güvenlik oluyor. %46’lık bir bölüm, bulutun güvenli olmadığını düşünüyor. İkinci cevap ise servis devamlılığı (%36). Bunların ardından ise sırasıyla servis hızı ve data entegrasyonu gibi cevaplar geliyor. Buluta geçmeyi tercih eden şirketler ise sistemin sunduğu avantajların büyük olduğunu belirtiyor ve sistemin oldukça stabil olduğunu düşünüyor. Üstelik diğer sektörlerde genelde küçük şirketler buluta geçmeyi tercih ederken bankacılık sektöründe büyük bankaların buluta geçtiğini görüyoruz. ING, Bank Of America gibi dünya çapında büyük bankalar, buluta geçmeyi tercih eden şirketler arasında. Türkiye’de de IT ile yakından ilgilenen bankalar bulunsa da genelde sağlayıcılar bu isimleri açıklamıyor. Buluta geçen bankalar, özellikle maliyet konusunda büyük avantajlar elde ettiklerini belirtiyor. Giderleri ciddi biçimde düşürmeyi başaran bu şirketler, sistemin esnekliğinin de bankacılık faaliyetleri açısından yeni fırsatlar yaratabileceğine dikkat çekiyor. 30 ağustos’12 Bu şirketlere baktığımızda buluta geçirilmesine en çabuk karar verilen katman depolama (%37). Onu %28 ile veri merkezi, %27 ile sunucular ve %26 ile CRM izliyor. Türkiye’de Bankalar Dünya Geneline Kıyasla Ne Durumda? Türkiye’de özellikle 2001 krizi sonrası yeni bir yapılanma içine giren bankalar, IT konusunda yaptıkları yatırımlarla da oldukça güçlü ve istikrarlı bir konuma geldi. Bu durum, son dönemde dünyayı etkileyen büyük krizlerden Türkiye’deki bankaların etkilenmeyişiyle de kanıtlandı. İyi bir düzene sahip olan bankalar, sistemleri ve altyapıları istikrarlı bir şekilde dönüştürerek ekstra yatırım maliyetlerinden kurtuluyor. Bu durum, bankaların zor dönemlere daha rahat önlem almalarını sağlarken, yatırım avantajları da ortaya çıkabiliyor. Yatırım avantajlarına baktığımızda da ürün, servis ve yazılımların ön plana çıktığını görüyoruz. Son dönemde birçok ülkedeki bankalar kredileri kurtarmak, tekrar düzene girmek için uğraşırken, Türkiye’de birçok yenilikçi ürün ve servis ön plana çıkıyor. Hatırlarsak birkaç yıldır Türkiye’de işleyen otomatik ödeme sistemi, halen büyük ülke bankalarının bazılarında yok. Ayrıca internet ve telefon bankacılığında Türkiye’de yürürlükte olan hizmetler de dünyanın birçok ülkesinde henüz bulunmuyor. Dolayısıyla Türkiye’de bankalar, yakaladıkları istikrarı yenilikçi yatırımlarla besleyerek büyük bir ilerleme kaydetmiş durumda. Hem donanım üretici ve entegratörleri, hem de yazılım üretici ve entegratörleri Türkiye’de bankaların IT sistemlerini öve öve bitiremiyor. Bankacılığın Geleceğinde Türkiye Önemli Dünya geneline kıyaslandığında Türkiye’de bankacılık sistemi ve sahip oldukları IT altyapılarının oldukça iyi olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Gerek istikrar, gerekse de ürün ve hizmetler bu durumun net bir kanıtı. Fakat inovasyonda bir an bile durmanın büyük zararları olabildiğinden, ilerlemenin devam etmesi gerekiyor. Şu an birçok ülkede halen bankaların zor durumda olduğunu düşünürsek, Türkiye’deki bankalar avantajını daha da artırabilir. Dolayısıyla gerek bankalar, gerekse de IT sektörü açısından bakıldığında teknoloji ve ekonominin işbirliği Türkiye’yi önemli noktalara taşıyabilir. Genelde donanım ve yazılım üreticileri yabancı kaynaklı olsa da, elde ettikleri tecrübelerle bankalarımız ve entegratör şirketlerimiz yurtdışında değişime öncülük eder hale gelebilir. BT Müdürleri Forumu 2012 KATILIM ÜCRETSİZDİR! * 4 Eylül 2012, Salı, Swissotel The Bosphorus, Istanbul http://www.idc-cema.com/events/itmf12_ist 6 Eylül 2012, Perşembe, Rixos Grand Otel, Ankara http://www.idc-cema.com/events/itmf12_ank Bölgenin iş ve teknoloji alanındaki uzmanları bilgi teknolojilerinde nasıl akılcı seçimler yapılabileceğini tartışmak üzere biraraya geliyor. Sürekli değişen ekonomik koşullarda kurumlar temel yapılarını korumak, müşteri memnuniyetini üst seviyede tutmak ve rekabet avantajı yakalamak için akılcı seçimler yapmak zorundalar. Ne var ki yeni ekonomik gerçeklik harcamaları ve operasyonel masrafları kısmayı zorunlu kılarken işin hemen hemen her alanında büyük bir baskı oluşturmaktadır. Bu durum ise özellikle büyümeyi mümkün kılan operasyonel desteğin verilmesini zorlaştırmaktadır. IDC, bilgi ve iletişim teknolojilerinin bilinçli kullanımı ile bu konuda karşılaşılan zorlukların minumuma indirelebileceğini önemle vurgulamaktadır. Bilgi yönetiminden BT dış kaynak kullanımına, iş zekasından sanallaştırmaya, yeşil BT’den VoIP ve tümleşik iletişime kadar bir çok konuda verimliliğin arttırılabileceği, maliyetlerin düşürelebileceği ve karlılığın daha üst seviyelerde tutulabileceği çözümler mevcuttur. Konular: • M2M • Doküman Yönetimi • • Mobilite İş Analitiği • • Dış Kaynak Kullanımı Sosyal Medya İş ve BT Uyum Sanatı: Etkinliğin Hedef Kitlesi • Belirsiz ortamlarda BT Müdürleri ne tür stratejiler uygulamalıdır? • Büyük ve orta ölçekli üretim şirketleri Ağ Güvenlik Müdürleri, Uygulama Müdürleri • Bilgi teknolojileri ROI (yatırım geri dönüşü) ve uyum konularına nasıl odaklanmalılar? (başarı için stratejiler) • Sigorta, banka ve finans aracıları • Operasyonel verimliliği arttırmak, maliyetleri düşürmek, temel yapıyı korumak ve müşteri kaybını önlemek için BT nasıl aktifleştirilmelidir? • Telekomünikasyon operatörleri • İş alanı ve strateji yöneticileri • E-ticaret ve medya pazarlama yöneticileri • BT ve İş Uyumunu teşvik eden teknolojiler nelerdir? • CIO, CTO, CFO, CSO kıdemli yöneticiler *Etkinlik son kullanıcılar için ücretsizdir. BT firmaları için kişi başı katılım ücreti 500 USD’dır. Altın İş Ortağı Gümüş İş Ortağı Medya Detaylı bilgi ve iletişim için: Zeliha Bige Yağmur, Konferans Proje Müdürü, IDC Türkiye, [email protected], +90 212 3560237 www.idc.com, www.idc-cema.com Hasan Selman RÖPORTAJ [email protected] ABH Gözünü Bölgesel Liderliğe Dikti Özellikle veri merkezi konusunda iddialı olan Anadolu Bilişim Hizmetleri (ABH), en son teknoloji trendlerini de iş dünyasına sunuyor. Başarılı bir yükseliş grafiğine sahip olan firmanın 2020 hedefi ise bölgesel liderlik… A nadolu Grubu bünyesinde 1983 yılında kurulan Bilgi Sistemleri Koordinatörlüğü ile temelleri atılan Anadolu Bilişim Hizmetleri (ABH), 2004 yılında IT departmanından şirketleşen kurumlar arasına katıldı. Bu tarihten itibaren Anadolu Grubu şirketlerinin yanı sıra tüm iş dünyasına da bilişim hizmetleri sunmaya başlayan ABH, günümüzde veri merkezini, ERP ve bulut bilişim gibi temel IT hizmetlerini ve son IT trendlerini kurumlara sunuyor. 2001 yılında ABH ailesinde olan ABH Genel Müdürü Çetin Uygun ile, Anadolu Bilişim’in kuruluşuna, firmanın günümüzdeki hedeflerine ve yeni IT trendlerine yaklaşımlarına dair bir söyleşi gerçekleştirdik. Öncelikle kısaca sizi tanıyabilir miyiz? İş hayatına 1990 yılında Apple Bilkom’da başladım, daha sonra 1993 yılında Microsoft’a Satış Müdürü olarak geçtim. Bir yıl bu görevde çalıştıktan sonra, Microsoft OEM Bölümü’nün 32 ağustos’12 başında göreve başladım, 1998 yılında Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi (MENA) OEM Direktörü olarak Dubai’ye taşındım. MENA Bölgesi’ndeki OEM Ekibi’ni kurarak 4,5 yıl boyunca OEM Bölümü ile çalışmalarımı sürdürdüm. Ardından, 2002 yılında ise Doğu Batı ve Orta Afrika Bölgesi (WECA) Pazarlama ve Satış Grup Müdürü olarak Johannesburg’a yerleştim. Anadolu Bilişim Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevinden önce, 2006-2011 arasında CA Türkiye Genel Müdürü olarak görev yaptım. 2011 yılından beri ise Anadolu Bilişim Hizmetleri Genel Müdürü olarak görevimi sürdürüyorum. Kısaca Anadolu Bilişim Hizmetleri’nin tarihinden ve ne yaptığından bahseder misiniz? Anadolu Bilişim Hizmetleri’nin kurumsal ve yapısal temeli, Anadolu Grubu şirketlerinin tümüne bilgi teknolojileri alanında gerçek zamanlı ve etkileşimli yazılımları üretmek, grup şirketlerinde uygulamaya almak ve yaşatmak üzere 1983 yılında kurulan Bilgi Sistemleri Koordinatörlüğü’ne dayanmaktadır. 1998 yılında, Anadolu Grubu, Atim (Anadolu Grubu Bilgi Teknolojileri ve İş Tasarım Merkezi) organizasyonunu oluşturarak şirketlerin tüm iş ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik uzmanlaşmaya gitmiştir. 2001 yılından itibaren ise Anadolu Grubu dışındaki şirketlere de hizmet vermeye başlayan Atim 2004 yılı başında şirketleşerek Anadolu Bilişim Hizmetleri A.Ş. (ABH) adını almıştır. Anadolu Bilişim Hizmetleri, en temelde pazarda BT hizmetlerine ve kurumsal iş uygulamalarına odaklanmış bir strateji ile hareket etmektedir. Bu kapsamda veri merkezi hizmetleri ve yönetilebilir hizmetlerden ERP uygulamaları ile iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve optimize edilmesine kadar çok çeşitli alanlarda proje yönetimi, danışmanlık ve dış kaynak kullanım hizmetleri vermekteyiz. Bu hizmetleri sunarken Cisco, EMC, Juniper, HP, IBM, Microsoft, Netapp, SAP, Vmware gibi dünyanın önde gelen üreticileri ile işbirliği yapıyoruz. RÖPORTAJ Şirketlere veri merkezi konusunda uçtan uca hizmetler sunuyorsunuz. Anadolu Bilişim Hizmetleri’ni tercih eden kurumlar ne gibi avantajlar elde ediyor? Kurum olarak öncelikli hedefimiz, sektörlerinde öncü olmalarına destek olduğumuz müşterilerimizin her ihtiyaçlarında yanlarında olan uzun dönemli bir yol arkadaşı olmaktır. Bu nedenle bizimle çalışan kurumlar en ufak problemlerinde bile uzman kadromuzu yanlarında görüyorlar. Bugün geldiğimiz noktada uluslararası standartlardaki Anadolu Bilişim Veri Merkezi gibi çok önemli bir yatırıma da imza atmış olan Anadolu Bilişim Hizmetleri, son beş yılda yüzde 247 büyüme hızıyla Türkiye’nin en hızlı büyüyen bilişim şirketleri sıralamasında (Deloitte Fast 50’) yer almaktadır. Dış kaynaklı bilişim hizmeti tedariğinde, büyük firmaların ve uluslararası birçok kurumun öncelikli tercihiyiz. Firmaların ölçeklerine bakmaksızın onların ihtiyaçları doğrultusunda sunduğumuz geniş hizmet portföyümüz, güvenlik ve hizmet yönetimi konusundaki yaklaşımımız bu tercihin en önemli sebebi oluyor. Bu hizmetleri üretirken müşterilerimizin ihtiyaçlarını iyi anlamaya ve müşteri memnuniyetine büyük önem veriyoruz. Geçtiğimiz dönemde Anadolu Bilişim veri merkezi açıldı. Bu merkezi kurumlar için cazip kılan nedir? Anadolu Bilişim Hizmetleri, 2010 yılında Maltepe’de 4.500 metrekarelik alan üzerinde uluslararası Tier-III standartları ile uyumlu bir veri merkezini faaliyete geçirdi. Şu anda bu veri merkezi üzerinden yakın bölgemizde 14 ülkeye ve 30 binden fazla kurumsal kullanıcıya güvenli ve ölçeklenebilir veri merkezi hizmetleri sunmaktayız. Anadolu Bilişim Hizmetleri olarak Türkiye’nin önde gelen kurumlarına BT hizmetleri sunarken yapmış olduğumuz gözlemler, teknolojideki bütün gelişmelere karşın veri hacmindeki artışın kurumlar için yönetiminin giderek güçleştiği yolundadır. Tier III uyumlu Anadolu Bilişim Veri Merkezi’nde bu konuda gelişmiş teknolojiler ve uzman bir kadro ile kurumlarımıza zengin veri yönetimi ve altyapı hizmetleri sunmaktayız. Anadolu Bilişim Veri Merkezi’nde müşterilerimizin kendi sistemlerinin, kritik iş uygulamalarının ve kurumsal verilerinin deneyimli ellerde ve büyük bir titizlikle korunduğunu bilmeleri en büyük gururumuz oluyor. Yedi seviyeli güvenlik sistemimiz sayesinde veri merkezimiz, hizmet verdiğimiz kurumların iş kritik uygulamaları ve verileri için adeta korunaklı bir liman oluyor. Tüm operasyonlarımızda geçerli olan ISO 9001:2008 Kalite Yönetimi Sistemi, ISO 20000:2005 BT Hizmet Yönetim Sistemi ve ISO 27001:2005 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi ile dünya standartlarında denetlenebilir ve ölçümlenebilir bir hizmet ortamı sunmaktayız. Bunlara ek olarak, Anadolu Bilişim Ocak 2012’de tüm dünyada güvenli hizmet ile eşanlamlı hale gelen PCI DSS (Ödeme Kartı Endüstrisi Veri Güvenlik Standardı) sertifikasını almıştır. Bu sayede, Türkiye’nin ilk PCI DSS sertifikalı barındırma ve veri merkezi olmuştur. Tüm operasyonumuzun dünya çapında kabul görmüş metodolojiler ve sertfikalar ile desteklenmesi müşterilerimizin bizi tercih etmelerindeki en önemli sebeplerden biridir. Anadolu Bilişim Hizmetleri’nin pazarlarda büyük değişimler gerçekleştiren bulut bilişime yaklaşımı ne yönde? Bulut konusunda neler yapıyorsunuz ve kurumlara hangi çözümleri sunuyorsunuz? Bulut bilişim teknolojileri her ne kadar kullanıcılar ve kurumlar tarafından MSN, e-posta ve benzer servisler ile uzun bir zamandır kullanıyor olsa da bant teknolojilerinin genişlemesiyle yeni bir çağ yaşanmaya başladı. Mobil cihazlar ve bu cihazlarda hazır gelen IP (Internet Protokolü) bağlantısı, artık her bireyin 7/24 çevrimiçi kalabilmesini sağlıyor. Dolayısıyla, günümüzde oluşan yeni iş pratikleriyle kullanıcılar her an her yerden istedikleri bilgiye ulaşabiliyorlar. Bulut teknolojileriyle kurumlar maliyet ve zaman açısından büyük tasarruflar sağlayarak, ana iş kollarına odaklanabiliyor. Böylece bulundukları sektör içerisinde öne geçiyorlar. 2012 yılında bulut bilişim pazarının büyüklüğünün Türkiye’de 24 milyon dolar civarında olacağı tahmin ediliyor. Bu da kurumların bu avantajları giderek daha fazla anladıklarının kanıtı oluyor. Anadolu Bilişim Hizmetleri olarak yola çıktığımız ilk günden beri teknolojiyi yakından takip ederek bütün çözümlerimizi müşterilerimizin iş ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirmekteyiz. Anadolu Bilişim Veri Merkezi bünyesinde sunduğumuz hizmetler ile Türkiye’de bulut bilişim hizmetlerinin öncülüğünü yapmaya çalışıyoruz. Kurumlar için mesajlaşma ve birlikte çalışma, müşteri ilişkileri yönetimi gibi çözümlerinin web üzerinden ihtiyacın kadar kullanabileceğin bir modelde sunumlarını gerçekleştirebiliyoruz. Bulut bilişim platformlarının altyapısında kullanılan veri merkezimizde şirketlerimizi internet ortamıyla tanıştıran geniş bir hizmet paketine sahibiz. Altyapımızın, donanımlarımızın, uygulamalarımızın bakım ve yönetiminde mühendislerimizin uzmanlığı ve sorun çözme odaklı iş pratikleri müşterilerimizin aldığı hizmetlerin 7 gün 24 saat boyunca kesintisiz, performanslı ve güvenli bir şekilde çalışmasını garanti altına almaktadır. Gelecek dönemde gerçekleştireceğiniz projeleri ve Anadolu Bilişim Hizmetleri olarak ulaşmak istediğiniz hedefleri bizimle paylaşır mısınız? Anadolu Bilişim Hizmetleri olarak biz misyonumuzu müşterilerimize rekabet avantajı kazandırmak olarak görüyoruz. Özellikle veri merkezi hizmetleri tarafında iddialıyız ve şirketimizi 2020 yılında sadece Türkiye’de değil; bölgedeki lider bilişim hizmetleri şirketi olarak hayal ediyoruz. Özellikle son yıllarda çok ciddi bir büyüme trendi yakaladık. Bunu yeni yatırımlarla ve bölgesel açılımlar ile desteklemeyi hedefliyoruz. ağustos’12 33 Hasan Selman KAPAK KONUSU [email protected] Türkiye’de Bulut, avantajları ve riskleri açısından diğer trendlerden ayrışıyor. Teknolojinin risklerinin tehlikesi ne kadar büyük ise, avantajları da bir o kadar cezbedici. Buluta geçtikten sonra adaptasyon sorunu yaşayabilecek olan şirket, öte yandan verilerini de şirket dışında depolamak durumunda kalacak. Ancak çok büyük tasarruflar, hız ve 34 ağustos’12 KAPAK KONUSU Bulut Bilişim operasyonel verimlilik, bulutun kaçırılmaması gereken bir teknoloji olduğunu ortaya koyuyor. Şu an bu ikilemi yaşayan iş dünyasında buluta geçiş hareketleri gözleniyor. Bu yarı korkak yarı umutlu geçişin yegane sebebi ise, rakiplerin bu gücü daha önce ele geçirebilme ihtimali… ağustos’12 35 KAPAK KONUSU G GÖRÜŞ enellikle IT trendlerini geç benimseyen Türkiye, Bulut Bilişim’de beklenenin aksine hızlı bir çıkış yaptı ve benimseme sürecine geçti. Her ne kadar servis sağlayıcılarının çokluğu ve kurumların yaklaşımı sevindirici olsa da, bu her şeyin güllük gülistanlık olduğu anlamına gelmiyor. Bulut Bilişim’in yasalar ve pazar dinamikleri ile mücadelesi başladı bile… Her insanın kendisi ve topluluğu için en iyisini istemesinden midir bilinmez, Türkiye’nin Bulut Bilişim konusundaki başarısı ülkemizde pek de yankı uyandırmadı. IT konusunda pek de “Early Adopter” bir ülke olmayan Türkiye, bulut konusunda Avrupa ile arayı fazla açmadan ilerlemeyi başardı. Avrupa ile paralel olarak gelişen Türk Bulut Bilişim sektörünü birkaç farklı açıdan ele almak gerekiyor. İlk olarak pazardaki servis sağlayıcılarının sayısı ve sunulan hizmetler göze çarpıyor. Dünya devi firmaların yanı sıra, yerli firmalar da bulut hizmetleri ile rekabete katılıyor. Bu noktada kurumların birçok seçeneği olduğu söylenebilir. Bakıldığında gerek yenilikçilik, gerekse de T rekabetçilik servis sağlayıcılarını yaratıcı hizmetler ve fiyatlar üretmeye sevk ediyor. Öte yandan kurumların Bulut Bilişim’e yaklaşımları da son derece umut verici. Orta ölçekli kurumların bulutu benimseme dönemine geçtikleri görülürken, büyük ölçekli kurumlar dev özel (Private) bulutlar oluşturdular bile. Durum, rekabet dalgalarından en çok etkilenen küçük ölçekte ise bir hayli ilginç. Bulut Bilişim ile kelimenin tam anlamıyla “çılgın” avantajlar sağlayabilecek olan küçük ölçekli şirketlerin büyük bir bölümü hala “patronu nasıl kandırırız” sorusunun yanıtını arıyor… Neden Bulut Bilişim? Daha çabuk şirket içi iletişim, tüm çalışanlar arasında bir hayli derin arkaplan dayanışması, gelişmiş birlikte çalışabilirlik ve aşağı taraf ile üst yönetim arasında daha fazla ve daha sık bilgi paylaşımı. Bunların hiçbirine sahip değilken, tüm bunlara sahip olan bir şirketle rekabet etmeye çalıştığınızı düşünün. Tahmin edebileceğiniz üzere, bu bir hayli zor olacaktır. Çünkü söz konusu bu şirket, çok hızlı karar verebilen ve hızlı organize olabilen bir yapıya sahiptir. Yani dinamiktir. Şüphesiz ki bu şirketin başarılı olması, geleneksel iş yapma şekillerini benimseyen şirketlere nazaran daha kolaydır. Bunun yanı sıra, bulut ile edilen tasarruflar, şirkete yeni yatırımlar yapılabilmesi için ek bütçe sağlayacaktır. Tek şirket örneği, bulutun avantajını ele geçiren bir şirketin pazardaki konumunu az çok gözler önüne seriyor. İçerisinde bulunduğumuz dönemde olmasa da, 2015’e kadar, şirketler az çok bunu görecek ve “tüm sektörlerde” irili ufaklı buluta geçiş hareketleri başlayacaktır. Bu da zincirleme bir reaksiyonun başlamasına sebep olacak. Çünkü, pazarın büyük bir çoğunluğu bulutun avantajlarına sahip olursa, bu, pazarın rekabet etmek için gerekli olan gereksinimlerini belirler. Doğal olarak da, bunlara sahip olmayan şirketler çıtanın altında kalır ve pazardan yüksek kârlar elde edemez. Konu IT olunca, günümüz ihtiyaçlarını ve şartlarını değil, geleceği göz önünde bulundurmak gerekiyor; bulutta ise özel olarak geleceği hesaplamak... “Bulut Bilişimde Distribütörün Rolü Önemli…” üm dünyada önemi hızla artan veri, aynı zamanda Datacenter hizmeti veriyor. kurumların en değerli varlıkları haline Bu yolu seçen distribütörler, bir taraftan geldi. Bu da beraberinde veriyi; benzer servisleri sağlayan üreticilerle ve veri depolama, yönetme ve koruma gerekliliğini taşıyıcılarla rekabet içerisine girerken, bir maksimum seviyeye çıkardı. Bu ihtiyaçların taraftan da ölçek ekonomisinden dolayı yatırım temelinde ise, iş akışını sürekli ve verimli / kazanç oranları düşük gerçekleşiyor. hale getirerek beklenmeyen durumlarda dahi İkincisi ise; distribütörler farklı üreticilerin IT sürdürülebilir kılmak yatıyor. hizmetlerini kullanarak farklı IT servis paketleri Bulut Bilişim bence, bilişim teknolojilerinin bu oluşturuyorlar. Örnek olarak distribütör bir güne kadar ulaştığı en büyük evrimlerden biri. üreticiden sanal sunucu hizmeti, diğer bir Bulut bilişim, bilgi teknolojisi ile ilgili kaynakları üreticiden storage (depolama) hizmeti, başka kullanıcıya bir servis olarak sağladığından bir üreticiden e-mail hizmeti sağlayabiliyor. kullanıcıya esneklik ve ekonomi avantajları Her serviste birden fazla alternatif olduğu için sağlıyor. distribütör kullanıcının ihtiyacına göre farklı Bulut Bilişim'de tüm gelişmiş ülkelerde paketler oluşturabiliyor. distribütörler temelde 3 farklı görev Sonuncusu ise; distribütör bulut tabanlı IT üstleniyorlar. hizmetlerinin kullancıya satışı ile ilgili kanalın bulut tabanlı IT hizmetlerinin satışı ile ilgili çok Birincisi; Bazı katma değerli distribütörler oluşumunu sağlıyor yani bir nevi bu hizmetleri ciddi bir avantaj elde ediyorlar. kendi Datacenter'larını (bilgi merkezlerini) kullancıya anlatacak bir satış ekibi kuruyor. Biz Arena olarak şu an bu görevi üstlenmiş kuruyorlar ve bu Datacenter’lar üzerinden bazı Bu satış ekibi distribütörün iş ortaklarından durumdayız. Hedefimiz ileriki dönemlerde IT hizmetlerini iş ortakları aracılığı ile kurumlara teşekkül ediyor. Bu firmalar zaten IT donanım ikinci ve üçüncü model de hizmet şeklini kiralıyorlar. Yani bu modelde distribütör ve yazılım satışı konusunda uzman olduğu için verebilmek. Cenk Soyluoğlu Arena Kurumsal Ürünlerden Sorumlu Grup Müdürü Kamusal Bulut (Public Cloud): Kamusal bulut, bir diğer deyişle Public Cloud, bulut hizmetleri satan kuruluşların en çok talep aldığı bulut türlerinden biridir. Bu yapı, yüzlerce hatta kaynaklarla doğru orantılı olarak binlerce kullanıcıya hizmet verebilir. 36 ağustos’12 KAPAK KONUSU İnternet ve mobil akım gibi, “devrimsel” bir teknoloji olan bulut, bir gücü temsil ediyor. Bu tarz teknolojiler yayılmaya başladıklarında, şirketlere iki farklı etki yapar; bozar ya da bozdurur. Buradaki bozmak ve bozdurmak terimleri, şirketin buluttan nasıl etkilenebileceğini temsil ediyor. Çünkü bulutu benimseyen şirketler, rakiplerinin düzenlerini ve kazançlarını bozucu bir güce sahip olur. Bu bağlamda, şirkete kalan seçenekler basittir: Ya bozulacak ya da bozacak. İş dünyasının en ilginç dönemleri bu bozucu güçlerle karşılaşıldığı dönemlerdir. Çünkü bu süreçte şirketler ve bozucu güç, kimyasal tepkimeye benzeyen bir reaksiyona girer. Örneği buluta minimize edersek, yeni teknolojilere dayalı, düşük maliyetli ve hızlı bir iş yapma şekli tüm iş dünyasının karşısına çıkıyor. Başlangıçta geleneksel iş yapma şekillerini benimseyen şirketlerin çoğu değişimi reddeder. Çünkü değişim kısa vadede kâr oranına artı değer katmaz ve adaptasyon sorunları gibi tehlikeler içerir. Ancak bir süre sonra, müşterileri dahil etrafındaki şirketler bir bir buluttaki değerleri görecek ve uzun vadeli faydası için yatırım yapmaya başlayacaktır. Bu tıpkı bir maratona benziyor. Çok geçmeden kimsenin duymadığı bir silah sesi gelecek ve şirketler, bulutun avantajlarından hızla faydalanmaya başlayacak; bunlardan katma değerler elde edecek. İşte bu durumda, söz konusu yerleşik şirketler yeniliği yakalayamazsa, geriler ya da batar. Bu yerleşik şirketler, inovasyon dalgalarıyla başa çıkmakta zorlanır. Kültürleri ve düşünce tarzları tamamen müşterilerine odaklandığı ve süreçleri kült haline geldiği için, etrafında ne olduğuna dikkat edemeyecek, etse bile manevra yapamayacak kadar hantaldır. Bazı yerleşik şirketler ise, yeni bir trendi yakalamak için harika bir yol keşfetmiş durumda. Yeni bir inovasyon dalgası geldiğinde, şirket birkaç yetenekli çalışanını süreçlerin ve kültürün dışına çekerek, değişimi değerlendirmelerini, olasılıkları hesaplama ve teorik uyarlama çalışmaları yapmalarını istiyor. Hatta bu şekilde, bir departmanını başka bir pazara sokan ve faaliyetlerini bu yeni teknoloji ile yapmalarını sağlayan şirketler var. Çoğu zaman olan ise, bu küçük departman çok geçmeden ayrı bir şirket olacak kadar büyüyor. IT departmanlarının bir süre sonra ayrı şirketler haline gelmesi, buna çok iyi bir örnek aslında. Tüm bunlar yaşanırken şirket inovasyon dalgasını yakalaması ve nasıl bir benimseme süreci uygulaması gerektiğini öğrenir; çalışmalara başlar. Sonuç olarak, bulut şu an bir zorunluluk değilmiş gibi görünse de, gelecek dönemlerde her şirket için olmazsa olmaz olacaktır. Cep telefonlarını, akıllı telefonları ya da interneti düşünün. Bunların her biri nasıl ki çoğunluk tarfından benimsendiği için olmazsa olmaz haline gelmişse, bulutun kırılma noktası da yakında gelecektir. Patronu Kandırmak… Çoğu zaman, bir “IT’ci” olarak, kurumun yapması gereken IT yatırımının gerekliliğini kanıtlamanız gereklidir. Eğer vizyonu geniş ve hedeflerini güdümlenmiş bir kurumda çalışmıyorsanız, “patronu kandırmak” biraz güç olabilir. Her ne kadar genellemek doğru olmasa da, ülkemizdeki KOBİ’lerin büyük bir çoğunluğu çok sıfırlı IT yatırımlarını göz ardı etme GÖRÜŞ “EMC Her Büyüklükteki Şirketle Çalışıyor” Bulut Bilişim, bilişim teknolojisinin bugüne avantaj sağlayabiliyor. kadarki ulaştığı en büyük evrimlerden biri EMC, kamu olsun özel olsun bütün olma özelliği taşıyor. Bilgi teknolojisi ile sektörlerden her büyüklükte şirketle çalışıyor. ilgili kaynakları kullanıcıya bir servis olarak Müşterilerimiz arasında; telekomünikasyon sağladığından kullanıcıya esneklik ve hizmet sağlayıcıları, banka ve diğer ekonomi avantajları sağlamaktadır. Bizim finansal hizmet şirketleri, imalatçılar, sağlık teknoloji çözümlerimiz; kaynak kullanımının organizasyonları, havayolu ve nakliye optimize edilmesi yoluyla, işletme şirketleri, eğitim kuruluşları ve kamu kurum maliyetlerinin düşürülmesine yarayan birçok ve kuruluşları yer alıyor. EMC, büyük olduğu sistemi sunuyor. kadar orta çaplı şirketlerle de çalışıyor. Kullanıcı ihtiyacı olan bilişim servisi EMC, aynı zamanda, Iomega ürün serisiyle için gerekli kaynakları kendisi temin tüketicilere de teknoloji, ürün ve hizmet etmek, yönetmek, güvenliğini sağlamak, sunuyor. EMC, Türkiye’de geniş bir dağıtıcı gerektiğinde geliştirmek ve ölçeğini ve aracı ağı üzerinden satış yapıyor. Tüketici büyütmek için hiçbir yatırım yapmak zorunda beklentilerini aşma amacıyla hep birlikte kalmadan, sadece ihtiyacı olduğu kadar ülkenin farklı bölgelerine ve farklı tüketicilere kaynağı (sunucu, veri depolama sistemi, ulaşmak için çabalıyoruz. çözümü; uzman çözüm mimarlarımız uygulama geliştirme platformu, hatta EMC olarak müşterilerimize; Bulut Bilişim'e aracılığıyla sunuyoruz. Aynı zamanda uygulamanın bütününü) sadece ihtiyacı giden yolda ihtiyaç duydukları her türlü müşterimiz; kendi almış olduğu ürünü, hangi olduğu zaman alabiliyor ve gerektiğinde, danışmanlık hizmetini sağlıyor, altyapılarını seviyede, ne performansta kullandığını ve ne başka bir bulut servis sağlayıcıya en iyi şekilde inceliyor ve beklentilerine gibi kazanımlar elde ettiğini çok rahat analiz geçebildiğinden rekabetin etkisi ile ekonomik yönelik, en uygun maliyetli, en verimli edip görebiliyor. Cenk Ersoy EMC Kıdemli Teknoloji Danışmanı Özel Bulut (Private Cloud): Bu bulut altyapısı, yalnızca bir kuruluş tarafından işletilir. Bu yapı, bulut hizmeti sağlayıcılarından tahsis edilebildiği gibi, kuruluş tarafından da oluşturulabilir. Burada esas olan, tüm bulut kaynaklarının yalnızca tek bir organizasyon için işletiliyor olmasıdır. ağustos’12 37 KAPAK KONUSU GÖRÜŞ “Bulut Üzerinden Güvenlik Hizmeti Artacak ” A rtık sıkça yaşanan finansal sıkıntılar depolanması ve analizindeki yükünüzü ve ekonomik krizler şirketleri sizin üzerinizden alarak iş verimliliğinizin daha az maliyetlerle, daha fazla iş artırılmasını sağlamaktadır. Bu verimi gücü sağlayan çözümlere yöneltmektedir. sağlayan ürün SafeSync’dir. Şirketler Bulut BT masraflarını sabitleyerek bütçe Bilişim'e geçerek başta enerji tasarrufu planlaması yapmayı tercih eden şirketler bu olmak üzere maliyetlerini indirgeyebilirler. avantajlarından dolayı Bulut Bilişim'i tercih Kendi bünyesinde veri depolama yapmak ediyorlar. Kurumlar Bulut Bilişim sayesinde isteyen şirketlerde enerji tasarrufu için BT ihtiyaçları için kendi bünyelerinde kaynak sanallaştırmaya ağırlık verebilirler. Bunun barındırmak yerine dış kaynak kullanarak yanında kullanıcıları bilinçlendirerek gereksiz maliyetlerini minimize edebiliyorlar. veri üretilmemeleri sağlamalıdır. Aynı Erişebilirlik, ölçeklenebilirlik gibi birçok verinin depolanmaması, verilerin düzenli ve konuda Bulut Bilişim modelinin şirketlere ve sürdürülebilir bir şekilde sistematik olarak kullanıcılarına farklı avantajları bulunmaktadır. depolanması da gereksiz yükü azaltacak ve Bulut Bilişim temelde verilerinizin kendi minimum kaynak tüketimini sağlayacaktır. bilgisayarınızda değil de, Bulut Bilişim Ayrıca Trend Micro denildiğinde ilk akla gelen hizmeti sunan firmaların veri merkezlerinde kelime bulut oluyor. En büyük sebebi, uzun karşı koruma sağlamak için ağ içerisinde tutulmasıdır diyebiliriz. Bu açıdan verilerinizin yıllardır ürünlerinde kendine patentli Smart kullanılan akıllı sensörler sayesinde, güvenli bir şekilde saklanması, gerektiğinde Protection Network (SPN) isimli kullandığı bulut tabanlı algılama ve ilişkilendirme her yerden her zaman istenilen veriye teknolojisidir. teknolojilerinin gücünü, müşterinin ortamına ulaşılabilir olması için gereken her şeyi bulut Tehditlere karşı daha akıllı koruma, hedefe getiren bu Trend Micro teknolojisi bulutta sağlayıcınız yapmaktadır. Bu da verinin yönelik saldırıları saptamak ve bu saldırılara gerçek zamanlı güvenlik sağlar. eğiliminde. Genel müdürden ya da patrondan “Bunu alacağıma yeni fabrika kurarım” ya da “Ben o parayla yeni araba alırım” gibi şeyler duymak mümkün. Günümüzde bu duruma her ne kadar az rastlasak da, bir dönemler elle tutamadığımız avantajlara para ödemediğimiz gerçeğini de reddedemeyiz. Öte yandan, KOBİ’lerin bir bölümünün, hala uzun vadede avantajlar ve kazançlar vadeden teknolojilere ve IT yatırımlarına pek de sıcak bakmadığını belirtmekte fayda var. Tüm şirketlerde yeni teknoloji trendlerini benimsemek sancılı. Kurumlar geçiş sürecinde ölçeğe göre değişiklik gösteren sorunlar ve sancılar yaşıyor. Merceği küçük ve orta ölçekli şirkete yakınlaştırdığımızda ise 4 etmen ile karşılaşıyoruz. Bunlar; maliyet, adaptasyon – entegrasyon, devamlılık ve yatırımın doğruluğu. • Maliyet: Maliyetler konusunda her zaman dikkatli olmak durumundaki şirket, gereksiz maliyetlerden de kaçınmalı. Şayet bu yapılırsa, Bulut Bilişim gibi geç kalınmaması gereken değişim dalgalarına dahil olunabilir. • Adaptasyon – Entegrasyon: IT lideri şirketi yeni teknolojiyi edinmeye ikna ederken, adaptasyon ve entegrasyon konusunu da düşünmüş olmalı. Kurum bu teknolojiyi benimsedikten sonra, bunun hali hazırda kullanılan sistemlerle entegrasyonu ve çalışanların adaptasyonu da çok önemli. Aksi takdirde, şirket zaman, veri ve para kaybedebilir. Bu da başınıza gelebilecek en kötü şeydir. • Devamlılık: Eğer bir nehire atladıysanız, kulaç atmaktan başka şansınız yoktur. Eğer bunu yapmazsanız gideceğiniz yer pek de iyi olmayacaktır. Bu nedenle, IT yatırımları konusunda devamlılık çok önemlidir. Bunun birkaç uzvu var. Sunucularınızı bozulana kadar kullanmaktansa yenisini alıp enerji ve yönetim maliyetlerinde büyük tasarruflar sağlayabilirsiniz ya da yazılımlarınızı sürekli güncel tutarak yeni “yapılabilirlik” avantajları edinip, siber korsanlardan korunabilirsiniz. Devamlılık konusuna servis sağlayıcısının ya da üreticinin satış sonrası desteğini de dahil etmek mümkün. Bir kere yatırım yapmanız sizi bir yerlere getirebilir. Ancak sürekli yatırım yapmanızın sizi daha iyi yerlere getireceği şüphesiz. Neslihan Aksun Helyum Bilişim Genel Müdür Yardımcısı • Yatırım Doğruluğu: Cenk Taner Bıçakçı’nın da dediği gibi, “Geçiş sancısını bir kez çekeceksiniz, ister küçük ölçekte ister büyük ölçekte. Ancak geç kalırsanız sancı daha büyük olacaktır”. Bu cümlenin yanlış anlaşılması olası. Küçük ölçekli bir şirketten, milyar dolarlık IT yatırımı yapması beklenemez. Ancak hiç yatırım yapmaması da doğru değil. Burada şirketin kendine hangi IT yatırımının doğru olduğunu sorması gerekiyor. Bunun anahtarı da analiz. Şirketin kendini ve neye ihtiyacı olduğunu bilmesi gerekiyor. Bunun için danışman firmalar kurumlara yardımcı oluyor. Hazır bu fırsat varken, daha küçük ölçekteyken IT yatırımına başlamalı, ölçek ve ihtiyaç paralelinde bunu artırmalı. Ancak ve ancak ihtiyaç duyulan ve cidden avantaj sağlayacak doğru yatırımlar yapılmalı ki, şirketin kısıtlı olan bütçesine incir ağacı dikilmesin. IT lideri ya da CIO artık yalnızca şirketin perde arkasında işleyen sistemlerin yöneticisi değil. Aksine, şirketin tüm mekaniğinin, bir diğer deyiş ile kurumun tüm işleyen aksamının yöneticisi. Bu nedenle, vereceği kararların şirkete geri dönüşü yalnızca Topluluk Bulutu (Community Cloud): Bu bulut altyapısı çeşitli kuruluşlar tarafından paylaşılır. Bu kuruluşlar genellikle, ortak bir misyonu olan ya da ortak paylaşımlarda bulunan firmalardır. Kamu ve sektör grupları bunun için iyi bir örnektir. Bu yapı, bulut hizmeti sağlayıcılarından tahsis edilebildiği gibi, kuruluş tarafından da oluşturulabilir. 38 ağustos’12 KAPAK KONUSU B ulut Bilişim şirket büyüklüklerine IBM Bulut Bilişim’de, ihtiyaçlara göre göre farklı avantajlar sağlar. uyarlanabilen ve uçtan uca çözüm modelleri Örneğin küçük ve büyük ölçekli sunan bir şirket olarak diğerlerinden ayrılır. GÖRÜŞ “Devletin Yatırımları Teşvik Etmesi Gerekiyor” şirketler mevcut ve yeni bir takım işyüklerini Dünyada IBM’in 13 Bulut Bilişim laboratuarı (ERP, e-posta, proje yönetimi, süreç bulunuyor ve bu laboratuarlar, kavram yönetimi, sosyal iş, web analitiği vb) bulut çalışması, bulut geliştirme ve pilot çalışmaları üzerinde çalıştırarak maliyet avantajı yapıyor. IBM sanallaştırma, görüntü yönetimi sağlayabilir. Büyük ölçekli şirketler ve ve Bulut Bilişim liderlik yeteneklerini devlet kurumları, örneğin test ortamlarında genişleten içerikli bir yazılım ile veri bulut uygulamalarıyla, maliyetlerin %50'nin merkezlerinin dakikalarda sanallaştırılabildiği, üzerinde azaltıldığını, kalitenin artırıldığı iş taleplerinin anında karşılanabileceği ve pazara çıkış süreçlerinin ciddi ölçüde teknolojik iyileştirmeler de duyurdu. İlk kez kısaltılabildiğini gözlemledi. Bulutta müşteriler genel, özel ve hibrit buluttan kaynaklar sadece ve gerektiğinde satın kendileri için gerekli olan en önemli özellikleri alınır ve kullanıldığı zaman için maliyet ayırabilecek ve basit web altyapılarından ödenir, sermaye giderlerini ve operasyon karmaşık iş süreçlerine kadar tüm iş yüklerini giderleri azaltılır, her zaman diliminde anında kendileri seçebilecekler. Türkiye’de de bu için yeni teknolojiler tasarlamaya devam ölçekleme yapılmasına izin verilir, % 80’e Bulut Bilişim müşterilerimiz tarafından tercih edecektir. Türkiye’de bulutun geleceğini kadar alandan tasarruf, % 60’a kadar güç ediliyor. Türkiye’nin çıkarına uygun yönlendirebilmek ve soğutma maliyetlerinden tasarruf ve Bulut Bilişim modeli müşterilerin değişen için devletin önayak olması ve yatırımları varlıkların kullanımında 3 katı faydalanma ihtiyaçlarıyla birlikte geliştikçe, IBM teşvik etmesi gerekmektedir. Çin, 2008’den sağlanır. araştırmacıları da veri bütünlüğünü sağlamak beri önemli yatırımlarıyla bunu yapmıştır. para kaybı ya da hız şeklinde gerçekleşmiyor. Eğer yatırım doğru ise ve gerekli çalışmalar titizlik ile yapılırsa, şirket dramatik avantajlar ve kazançlar sağlayabilir. Diğer taraftan, yanlış bir hamlede şirket para, veri, prestij ve pazar payı kaybedebilir. Bunun farkında olarak karar mercilerinin karşısına çıkan IT liderinin, yukarıdaki maliyet, adaptasyon – entegrasyon, devamlılık ve yatırımın doğruluğu konularını iyice düşünerek, bunun gerçekleşmesi gerektiğini “kanıtlaması” gerekli. Sunumda ya da görüşmede, tasarruf ve avantajların yanı sıra bu 4 etmene de değinmek kritik önem taşıyor. Bunun karara etki edeceği su götürmez bir gerçek… Bulut Bilişim Sütten Çıkma Ak Kaşıt Değil! Bulut Bilişim’in vadettiği katma değerleri duyup da heyecanlanmamak elde değil. Başlangıç maliyeti olmadan en modern altyapı ve bilgi işlem sistemi ile iş yapmak, tasarruf, hız ve ölçeğin ötesinde faaliyet gücüne kavuşmak… Ancak buluta geçiş öncesinde hamlelerin mantık ışığında yapıl- ması gerekiyor. Bulut Bilişim şirketinizi tüm bunları kazandırabilecekken, eğer dikkatsiz olursanız verilerinize, dolayısı ile işinize zarar gelebileceğini de unutmamalısınız. Bulut Bilişim’de güvenlik adına gözetmeniz gereken yegane 3 şey var. Bunlar işinizin devamlılığı, aldığınız hizmetin devamlılığı ve verilerinizin güvenliği. İlk ikisi için, kendini kanıtlamış ve referansları çok kuvvetli bir servis sağlayıcısı ile çalışmanızı tavsiye edebiliriz. Verilerinizin güvenliği için ise elinizde olanla yetinmek yerine, siber güvenlik sektörünün buluta giriş kapısı olan “Servis Olarak Güvenlik” (Security as a Service - SaaS) kavramına göz atmanız gerekiyor. SaaS, kısaca siber güvenlik teknolojilerinin bulutun avantajlarından yararlanması olarak özetlenebilir. Bulut Bilişim sayesinde güvenlik ürünleri daha hızlı, daha verimli ve daha etkin bir şekilde işlem yapabiliyor. Genellikle antivirüs, saldırı tespit, açık arama, güvenlik testi ve adli analiz gibi işlemler için kullanılan bu güvenlik ürünleri, siber korsanların yeni nesil saldırı taktiklerini püskürtmede üstün performans için Kıvanç Uslu IBM Türk Teknoloji Lideri geliştiriliyor. Ancak gelin görün ki siber korsanlar da teknolojiyi takip ediyorlar. Artık saldırıların bir ayağı bulut tabanlı oluyor. Yani siber korsanlar saldırılarında bulutun gücünü kullanıyor. Bu saldırıların neredeyse tümü global olduğundan, Türkiye’deki bulut kullanıcılarının da bunlara karşı tedbirli olmaları gerekiyor. Kurumların karşılarında en az kendileri kadar sivri zekalı ve teknoloji cambazı siber suçlular ile karşı karşıya olduklarını bilmeleri kritik önem taşıyor. Siber korsanlar da bulutu tıpkı kurumlar gibi hız ve güç olarak görüyor. Kötü haber ise bunu çok iyi kullanıyor olmaları. Siber Korsanlar da Bulut Bilişim’i Benimsedi Tıpkı iş dünyası gibi, siber suç dünyası da kendini bulut ile yeniliyor. Yeni nesil saldırıların bir bölümü bulut destekli gerçekleştiriliyor. Saldırıları daha güçlü ve hızlı kılan bu durum, bulut servislerini kullanan şirketleri hedef haline getirdi. İşte bulutlar üzerinden gerçekleştirilen saldırı türleri: Hacking as a Service (Servis olarak Sal- Melez Bulut (Hybrid Cloud): Bu bulut türü, güvenlik ve iş süreçleri gözetilerek birbirinden bağımsız platformlar olarak kalan, ancak aralarında veri ve uygulama taşınabilirliği olan birden fazla “farklı türdeki” bulutun bir araya gelmesinden oluşur. Buna bir örnek vermek gerekirse, şirket kritik iş süreçlerini özel bulutta tutarken, kullanıcılarına verdiği hizmetleri kamusal bulut üzerinden sağlayabilir. ağustos’12 39 KAPAK KONUSU GÖRÜŞ “30’a Yakın Kurumsal Şirkete Hizmet Sunuyoruz ” D ünyada yaşanan hızlı değişim Bilişim'e hazırlarken, diğer taraftan da onlara ve dönüşümlere adapte olmak kendi özel bulutlarını inşa etme imkanı için kurumlar, altyapılarını ve BT sunuyor. Ayrıca kendi bulutu üzerinden personelini de sürekli olarak geliştirmek iştirakleri veya iç birimlerine hizmet sunmak zorunda kalıyor. Sınırsız kaynağı en güncel isteyen finans, kamu, telekom gibi kurumların teknolojiler ve kullandığın kadar öde bulut altyapılarını inşa ediyoruz. modeli ile sunan Bulut Bilişim, bu noktada Müşterilerimize IaaS katmanında; paylaşımlı kurumlara güvenliği artırılmış ve uzman sunucu, depolama üniteleri, yedekleme personel tarafından izlenebilen teknik bir üniteleri, iletişim ağı bileşenleri ve güvenlik altyapı sunuyor. Şirketler, bu hizmet modeli gibi alanlarda paylaşımlı hizmetler ile maliyetten tasarruf sağlarken, kaynakları sunuyoruz. Mesajlaşma platformu, veri esnek bir yapıda, ihtiyaçları doğrultusunda tabanı, uygulama sunucuları gibi yazılım ve istenilen anda kullanabilme kabiliyeti de platformlarını da yine paylaşımlı altyapı kazanıyorlar. üzerinden kullandığın kadar öde modelinde KoçSistem, Bulut Bilişim alanındaki sunuyoruz. Performans ihtiyacı, verilerinin çalışmalarını 2008 yılından bu yana önem derecesi ve güvenlik uygulamaları sürdürüyor. Türkiye’deki kurumsal bulut gibi kriterlere göre sınıflandırılmış farklı geliyor olmasından hareketle; günümüzde pazarının lideri konumuna gelen şirketimiz, altyapılar sunarak, şirketlerin toplam sahip kullanılan BT yazılımlarının, yakın gelecekte bugün itibari ile 30’a yakın kurumsal şirkete; olma maliyetinden avantaj ve tasarruf başka firmaların hizmet platformları haline bulut altyapısı üzerinden hizmet sunuyor. sağlamalarına imkan tanıyoruz. Bulutla geleceğini söylemek çok da yanlış bir tahmin KoçSistem, bir taraftan müşterilerini Bulut birlikte entegrasyonun daha kolay hale olmayacaktır. dırı): Siber suçlular çeşitli saldırı tekniklerini gerçekleştirmek için bulut servislerini kullanıyor. Siber korsanlar bulutta Nmap ve Metasploit gibi saldırı araçlarını tercih ediyorlar. DDoS as a Service (Servis olarak DDoS): Bulut Bilişim’in sunduğu güçlü kaynaklar, dağınık servis dışı saldırıları için oldukça uygun bir zemin hazırlıyor. Siber korsanlar, bulutun yüksek bant genişliği ve dağınık mimari özelliklerini kendi avantajları doğrultusunda, saldırılarını daha da güçlü kılmak için kullanıyorlar. Exploit as a Service (Servis olarak Zararlı Kod): Üretim ve iletim hızı konusunda kurumları cezbettiği kadar siber Gökalp Bahçeli KoçSistem Teknoloji Çözüm ve Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı korsanlara da göz kırpan bulut, zararlı kodların üretilmesinde ve iletilmesinde de etkin olarak kullanılıyor. Warez as a Service (Servis olarak Korsan Yazılım): Korsan yazılımın dağıtılması bulut ile çok daha kolay ve hızlı gerçekleşmeye başladı. Geniş disk kapasitesi ve yüksek bant genişliği, korsanın artmasına çanak tuttu. Güvenlik Açıkları Şirketleri Korkutuyor 40 ağustos’12 Çoğu şirket Bulut Bilişim’e ayak uydurma konusunda endişeler taşıyor. Bu endişelerinin de yersiz olmadığı son yapılan araştırmalarla ortaya çıkıyor. Yapılan bulut güvenliği anketine göre; şirketlerin BT karar vericilerinin neredeyse yarısı (%43’ü) son 12 ay içinde, bir güvenlik açığı ya da sorunuyla bulut sağlayıcısına geldi. ABD, İngiltere, Almanya, Hindistan, Kanada ve Japonya’daki bin 200 BT karar vericisine, Bulut Bilişim konusunda karşılarına çıkan güvensiz ve endişe verici durumlar soruldu. Anket sonucunda, şirketlerin hızla buluta doğru gittiği ve dev bir dalga halinde işlerine yeni bir boyut kazandırdığı onaylandı. Ayrıca katılımcıların %10’undan biraz fazlası hali hazırda Bulut Bilişim projelerinin faaliyette olduğunu, yarıya yakını da ya bütünleştirme aşamasında olduklarını ya da yeni bulut uygulamalarını KAPAK KONUSU H ızlı olmak, şirketler için küresel Anadolu Bilişim Veri Merkezi olarak Türkiye’de rekabette öne çıkmak için en Bulut Bilişim hizmetlerinin öncülüğünü yapmak öncelikli koşul haline geldi. için her türlü yeniliği yakından takip ediyoruz. GÖRÜŞ “KOBİ’leri de Destekliyoruz” Kurumların bilişim sistemlerindeki Veri merkezimiz, hem fiziksel altyapısı hem de harcamaları azaltarak bu hızı elde etmelerini hizmet kapsamı ile bu alanda uygulanan dünya sağlayacak yol da Bulut Bilişim'den standartlarının ülkemizdeki temsilcisi olmaya geçmektedir. Hız, esneklik, kalite, düşük adaydır. Bulut Bilişim platformlarını taşıyan Tier maliyet gibi faktörlerde başarıyı sağlamak III uyumlu altyapısı ile veri merkezi hizmetlerine için Bulut Bilişim'den yararlanmak isteyen yepyeni bir soluk getirerek, sayısı 150’yi geçen işletmeler her yıl bu konuyla ilgili yatırımlarını kurumsal müşterimizin bilişim ihtiyaçlarınıdış büyütüyorlar. Bulut bilişim ile birlikte kaynak kullanım çözümleri olarak sunuyoruz. Bu kurumlar neredeyse tüm bilgi teknolojisi kapsamda Türkiye’nin önde gelen kurumlarına ihtiyaçlarını “hizmet” modelinde alma bu alanda hizmet verdiğimiz gibi KOBİ’leri de esnekliğine sahip oluyorlar. destekliyoruz. Şirketlerin bilişim altyapıları için yüksek Yakın gelecekte Bulut Bilişim özellikle tutarlarda yatırım yapmaları yerine birden şirketlerin ihtiyaç duyduğu mesajlaşma ve fazla şirketin iş uygulamalarını sanal birlikte çalışma, müşteri ilişkileri yönetimi gibi altyapılar üzerinde güvenli web servisleri standart uygulamalarla birlikte uygulama ve üzerinden kullanılabilecektir. Bu sayede, şeklinde çalıştırabilen servis sağlayıcılardan test ortamları için de önemli ölçüde tercih şirketler arasındaki ticaret tamamen sanal uygun fiyatlara hizmet olarak satın edilecektir. Bir sonraki aşamada ise gerekli ortamda gerçekleşerek; sipariş, satınalma, alabilmeleri, Bulut Bilişim'in yaygınlaşmasının güvenlik mekanizmalarının belirlenmesi ile ödeme/tahsilat gibi süreçlerin tamamı Bulut en önemli nedeni olarak sayılabilir. birlikte kritik iş uygulamaları, Bulut Bilişim Bilişim altyapıları üzerinde gerçekleşecektir. denediklerini belirtti. Bulut Bilişim’in popülaritesi çoğu ülkede artmasına rağmen, şirketler arasındaki kararsızlık devam ediyor. Bazıları Bulut Bilişim servislerinin henüz ne olduğunu bilmiyor. Bulut Bilişim servisleri sıralandığında, katılımcıların %93’ü en az biriyle çalıştıklarını söyledi. Bunun yanında geriye kalan katılımcıların %7’si şirketlerinin herhangi bir Bulut Bilişim servisine geçme niyeti bulunmadığını ifade etti. Güvenlik hala buluta alışma sürecinin önünde bir engelken, çoğu şirket performans ve kullanılabilirliği aynı derecede önemsiyor. Ankete göre katılımcıların Bulut Bilişim servisleri için en önemli engel olarak gördükleri arasında %50 ile veri ya da bulut altyapısındaki güvenlik endişeleri ve % 48 ile bulut servisinin performans ile kullanılabilirliği bulunuyor. Geçmişte güvenlik endişeleri buluta geçiş sürecinde en önemli engel olarak görülüyordu. Şimdiyse performans ve kullanılabilirlik IT karar vericileri üzerinde aynı etkiyi yaratıyor. Son veri sızıntılarına tanıklık ettiğimiz gibi her şey aslında birbirine bağlı. Zayıf güvenlik nedeniyle kesintiler, dolayısıyla kötü performanslar ve başarısızlıklar ortaya çıkıyor. Bulutta depolanan hassas verilerin güvenliğine gelindiğinde kurumlar şifrelemeye yöneliyor. Katılımcıların %85’i bulutta sakladıkları verileri şifrelediklerini ifade ediyor. Ayrıca katılımcıların yarısından fazlası, buluta giriş yapmadan önce bulut sağlayıcısının teklifinde bulunan depolanan verinin şifrelenmesi maddesini büyük bir tercih sebebi olarak gördüklerini belirtiyor. Ne yazık ki, bugün bulutta genel olarak kullanılan şifreleme teknikleri, siber saldırılara ve izinsiz erişimlere karşı yetersiz kalıyor. Çetin Uygun Anadolu Bilişim Hizmetleri Genel Müdürü Yasalar Bulut Bilişim’e Köstek Oluyor Dünya genelindeki birçok ülkenin ele alındığı bir rapora göre, Bulut Bilişim’in gelişimini etkileyen devlet politikaları ile ilgili bir sıralamada, Türkiye 24 ülke arasında 17. sıraya yerleşti. Raporda, Türkiye’nin alt sıralardaki yerinin tatmin edici olmadığı, ancak bundan daha endişe ağustos’12 41 KAPAK KONUSU GÖRÜŞ “Sektördeki Boşluğu Dolduracağız” B ulut bilişim hizmetleri, daha çok Sektörel çözümlerimizle sağlık, turizm, eğitim, çevrimiçi yardımlaşma araçları, web güvenlik sektörleri başta olmak üzere her konferans, anlık mesajlaşma, e-posta sektörde müşterilerimizin iş yapış şekillerine ve benzeri hizmetler için dünyada giderek daha değer katan çözümler sunuyoruz. çok sayıda kişi ve kurum tarafından kullanılıyor. Türkiye’de, uçtan uca tüm bulut hizmetlerini Şimdiye kadar Bulut Bilişim teknolojisi ve veren şirket sayısı çok az. Tam da bu nokta da veri merkezi için yaklaşık 40 milyon dolarlık Türk Telekom olarak misyonumuz bu boşluğu yatırım gerçekleştirdik. Bulut Bilişim sadece doldurmak. Veri merkezi hizmetlerinin, geçmiş sunulan teknoloji değil bir yaklaşım modelidir. yıllarda sadece ses ve data servislerine Arka planda tecrübe, bilgi birikimi, fiziksel ve odaklanan telekom şirketlerinin odak alanına teknolojik altyapıyla birlikte müşterilerimize girmesiyle pazarın geçmiş yıllara oranla daha sağladığımız faydanın bütünüdür. Türk hızlı gelişeceğini tahmin ediyoruz. Telekom olarak Bulut Bilişim teknolojisinin KOBİ segmentinin uygulama barındırma tüm altyapı bileşenlerine sahibiz ve bu ve SaaS tarafında büyüme potansiyeli sayede müşterilerimize uçtan uca çözüm yüksek. Bununla birlikte pazarın gelişmesini sunabiliyoruz. sağlayacak harcamalar büyük kurumsal Yaygın altyapımızla Bulut Bilişim teknolojisinin şirketlerin bulut hizmetlerini benimsemesiyle Türkiye’nin her köşesinden ulaşılabilir olmasını mümkün olacak. daha hızlı uyum ve daha fazla işgücü sağlayan sağlayarak kullanımı artırıyoruz. Bulut bilişim Daha az sermaye harcaması ve sabit bulutun hızlı yükselişini sürdürerek kurumsal çözümlerimizi, global firmalarla iş ortaklıkları maliyetler, daha hızlı yatırım geri dönüşü, hayatın vazgeçilmezlerinden olacağına çerçevesinde daha güçlü hale getiriyoruz. müşteri beklentileri ve rekabet koşullarına inancımız tam. verici olan durumun ise ülkeden ülkeye birbiri ile çelişen düzenlemelerin oluşturduğu bugünkü uluslararası karmaşanın küresel Bulut Bilişim pazarını tehdit etmesi olduğu belirtiliyor. Rapordaki sıralamada, dünyadaki bilgi ve iletişim teknolojisinin yüzde 80’ini oluşturan ülkelerdeki kanun ve düzenlemeler değerlendirilmiş ve bu ülkelerin politikaları aşağıdaki yedi alanda incelenmiştir: veri gizliliği, siber güvenlik, siber suçlar, fikri mülkiyet, teknolojinin karşılıklı çalışabilirliği ve yasal uyumluluk, serbest ticaret ve IT altyapısı. Sıralamada ilk beş sırayı alan en sağlam bulut politikalarına sahip ülkelerin Japonya, Avustralya, Almanya, ABD ve Fransa olduğu belirtiliyor. Kişisel verilerin korunması konusunda Türkiye’nin çerçeve bir yasaya sahip olmaması tüketicilerin, devletin ve iş dünyasının dijital ortamda iş yaparken uyması gereken kuralların ortaya konulması konusunda belirsizlik yaratılmasına neden olmaktadır. Kişisel verilerin korunması konusunda ana çerçeve düzenleme dışında yürürlükte olan düzenlemeler kişisel verilerin korunması konusunda ihtiyacı ve açıklığı sağlamaktan uzaktır. Kişisel verilerin korunması konusunda uluslararası düzenlemelere ve iş yapış şekillerine uygun olarak bir çerçeve yasanın yürürlüğe konması Türkiye’nin rekabet gücünü arttırcak, tüketici güvenini en üst düzeye çıkaracaktır. 42 ağustos’12 Kişisel verilerin korunması hakkındaki düznelemelerde küreselleşen ekonomin ve rekabetçi pazarların dinamiklerini yakalamak için uluslararası veri transferine ve dış kaynaklı iş yapma modelleri izin veren bir çerçeve oluşturulmalıdır. Bu durum Türk özel ve kamu sektörünün dünya ile rekabet edebilme adına her türlü iş modelini hayata geçirebilecekleri inovasyon ortamını kendilerine sağlayacaktır. Türkiye’deki bazı sektör speasifik düzenlemlerde bu esastan ayrılarak Türk özel sektörünün Bulut Bilişim çözümlerini kullanmasının önünün kapatıldığı tespit edilmektedir. Kamu satın almalarında etkinlik ve verimlilik yakalamak, vatandaş odaklı hizmet sunumunu sürekli kılmak için bilgi ve iletişim teknolojileri ve hizmetlerine yönelik kamu satın almaları için uluslararası standartlara uygun özel satın alma kuralları oluşturulmalıdır. Bu özel satın alma kuralları kamunun başta Bulut Bilişim olmak üzere her türlü yenilikçi ürün ve servislerden yararlanmasına imkan sağlayacak yönde tasarlanmalıdır. Türkiye’de gerek ihale mevzuatı gerekse de yıllara sari satın almaya izin vermeyen kamu mali yönetimine ilişkin düzenlemeler bu yönde adım atılmasına engel olmaktadır. Türkiye’de Avrupa Konseyi Siber Suçlar Konvansiyonu’nda suç olarak tanımımlanan fiillerin tamamı suç olarak düzenlenmektedir. Buna rağmen bu suçlar- Timur Ceylan Türk Telekom Teknoloji Başkanı la etkin mücadele edilmesinde ve güvenlik politikalarının (hem özel sektör hem de kamu sektörü) eksiklikler bulunmaktadır. Türkiye’de bulut hizmetleri ile ilgili olarak siber suçlar ve telif hakkı yasalarının sağladığı sınırlı düzeyde bir koruma mevcut olduğu belirtilebilir. Bununla birlikte, her iki yasada da Bulut Bilişim yönünden yapılması gereken düzenlemeler bulunmaktadır. Buluta hazırlık konusunda gelişmiş ekonomilerle gelişmekte olan dünya arasında derin bir bölünme söz konusudur. Japonya, ABD ve AB ülkelerinde Bulut Bilişim’in büyümesini destekleyecek sağlam yasal düzenlemeler mevcut; ancak Çin, Hindistan ve Brezilya gibi gelişmekte olan ülkelerin küresel bulut pazarına entegre olabilmeleri için yapmaları gereken çok fazla çalışma var. Her ne kadar bu teknolojiyi erken benimsemiş olsa da, Türkiye de Bulut Bilişim’i destekleyen kanunlar konusunda Çin, Hindistan ve Brezilya üçlüsünün yanında yer alıyor. Çalışmadaki en şaşırtıcı bulgu ise, iyi durumda olan bazı ülkelerin de diğer ülkelerle çelişebilecek kanunlar ve düzenlemeler ile kendilerine duvarlar örmeleridir. Örneğin Avrupa Birliği’nde tartışılan Kişisel Verilerin Korunmasıyla İlgili Tüzük Taslağı’da önerilen Veri Koruma Düzenlemesi’nin, belli hükümleriyle bulutun potansiyel ölçeğine ve ekonomik etkisine zarar verebileceği değerlendirilmektedir. Anadolu Bilişim, Tier III uyumlu veri merkezinde gelişmiş teknolojiler ve uzman kadrosu ile kurumlara zengin veri yönetimi ve altyapı hizmetleri sunuyor İ • Barındırma ve altyapı çözümleri • Bulut hizmetleri • Sunucu yönetimi • Uygulama barındırma • Uygulama yönetimi ve desteği • İş sürekliliği ve olağanüstü durum hizmetlerini sayabiliriz. Anadolu Bilişim Veri Merkezi’nde başlatılan paylaşımlı veri merkezi hizmetleriyle Türkiye’de bulut bilişim çözümlerinin de liderliği yapılmaya başlanmıştır. Kurumlar için mesajlaşma, müşteri ilişkileri yönetimi gibi çözümlerin web üzerinden SaaS yöntemiyle paylaşımlı sunumları gerçekleştirilmektedir. Birçok şirket her teknoloji ihtiyacı için yatırım yapmak istemiyor olabilir. Bu durum teknolojinin sunduğu en son yenilikleri kullanmaya bir engel oluşturmayacaktır çünkü Anadolu Bilişim Veri Merkezi’nin sunduğu hizmetler ile müşterilere beklentilerinin ötesinde bir teknoloji platformu sağlanmaktadır. Dünyanın önde gelen şirketleri veri merkezlerinin yeniliklerinden faydalanırken, Türkiye’nin bu gelişmelerden bağımsız kalması düşünülemez. Bugün küresel rekabet ortamına açılan tüm kurumlarımız teknolojinin kendilerine sağladığı verimlilik ve maliyet avantajlarını anında değerlendirerek rekabet avantajlarını yükseltmektedirler. Anadolu Bilişim Veri Merkezi’nde her müşteri için özel yol haritası belirleyerek oluşturduğumuz çözümlerle birlikte hem uluslararası şirketlere hem de Türkiye ekonomisinin ilerleyici gücü olan kurumlara en yüksek seviyede artı değer katmak için sürekli olarak çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. www.abh.com.tr ağustos’12 43 advertorial çinde yaşadığımız yeni çağda bilgi ve teknoloji, ekonominin kilit büyüme faktörü haline geldi. Günümüzde oluşan yoğun rekabet ortamında kurumsal veri, hem ürün ve hizmet sunumunda hem de günlük iş dinamiklerinin yürütülmesinde stratejik bir önem taşımaktadır. Bu gelişmeler karşısında kurumlar, hızla değişen teknoloji ve denetimsiz büyüyen bu veri yükünü operasyonel açıdan anlamlı olacak şekilde yönetme ihtiyacı duymaktadırlar. Anadolu Bilişim, Türkiye ekonomisinin önde gelen kurumlarına, veri merkezi hizmetleri ve yönetilebilir hizmetlerden ERP uygulamaları ile iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve optimize edilmesine kadar çok çeşitli alanlarda proje yönetimi, danışmanlık ve dış kaynak kullanım hizmetleri vermektedir. Tier III uyumlu Anadolu Bilişim Veri Merkezi’nde gelişmiş teknolojiler ve uzman bir kadro ile kurumlara zengin veri yönetimi ve altyapı hizmetleri sunulmaktadır. Dört aşamalı güvenlik sistemi ile kurumların değerli uygulamaları ve verileri için adeta korunaklı bir liman olmaktadır. Ayrıca standart 4 seviye güvenlik çemberine isteyen müşteriler için ilave olarak 3 güvenlik çemberi daha oluşturularak, toplamda 7 seviye güvenlik çemberi sağlanabilmektedir. Anadolu Bilişim Veri Merkezi, geçtiğimiz ocak ayında tüm dünyada güvenli hizmet ile eş anlamlı hale gelen PCI DSS (Ödeme Kartı Endüstrisi Veri Güvenlik Standardı) sertifikasını almaya hak kazandı ve böylece Türkiye’nin ilk PCI DSS sertifikalı veri merkezi oldu. Bunun yanı sıra, tüm operasyonlarda geçerli olan ISO 9001 Kalite Yönetimi Sistemi, ISO 20000 BT Hizmet Yönetim Sistemi ve ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi ile dünya standartlarında denetlenebilir ve ölçümlenebilir bir hizmet ortamı sunulmaktadır. Anadolu Bilişim Veri Merkezi’nde sunulan yönetilen hizmetler arasında: Hasan Selman RÖPORTAJ [email protected] NOD32 Teknolojisi Endpoint İsmi ile İş Dünyasında Uzun yıllardır siber güvenlik dünyasında adını duyduğumuz NOD32, teknolojisini geliştirerek Endpoint ismi ile iş dünyasına girdi. Endpoint çözümleri her ölçekten şirkete tam siber koruma hedefliyor T eknolojinin gelişimi ile paralel hatta bir adım önünde gelişen siber tehditler, gerek son kullanıcıları gerekse de kurumları ciddi bir biçimde tehdit ediyor. Verinin değeri her geçen gün artarken, öte yandan veriyi korumak da bir o kadar zorlaşıyor. ESET de son kullanıcı odağından çıkarak, kurumların da sorumluluğunu almaya karar verdi. Siber güvenlik pazarının güçlü oyuncularından ESET, başarılı siber koruma teknolojisi NOD32’yi geliştirerek kurumsal tarafa da giriş yaptı. Endpoint Çözümleri şeklinde adlandırılan bu çözümler, güvenliğin şirketlere göre kişiselleştirilmesine olanak sağlıyor ve tüm ölçekleri hedefliyor. Her geçen gün farklı çehrelerle karşımıza çıkan siber suç dünyası ile ilgili konuştuğumuz ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu, siber suç, kurumların siber güvenlik yaklaşımı ve ESET Endpoint hakkındaki sorularımızı da yanıtladı. Son dönemde siber suçlar ve saldırı teknikleri arttı. Artık her kullanıcı büyük tehdit altında. Siber suçların artışı ile ilgili görüşleriniz nedir? 2010 yılında global olarak 7 milyar dolarlık zarara neden olan siber suç dünyası, 2011’de 12.5 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Öte yandan Türkiye’de her dört ekonomik suçtan biri artık internet ortamında işleniyor. Bu verilere bakıldığında, ‘suç, dijital dünyaya kayıyor‘ diyebiliriz. Dijital dünyada suç işlenen platformlara baktığımızda da ilginç bilgilerle karşılaşıyoruz. Firmaların sosyal medya platformlarını son dönemde giderek daha çok kullanmaları, bu alanda önemli büyümeye neden oldu. Küresel ekonomideki sıkıntı ve durgunluğa rağmen online alışveriş ve mali işlem oranlarında da ciddi artış söz konusu. Örneğin Türkiye’de 2011 yılı itibarıyla e-ticaret hacminin 23 milyar TL’yi bulduğunu görüyoruz. Bu gelişmeler, siber suç dünyasının özellikle bu alanlarda giderek 44 ağustos’12 büyümesini beraberinde getiriyor. Kötü amaçlı yazılımlarla mücadele için geliştirilen çok yönlü teknolojiler olmasına rağmen siber suçlular, bu teknolojileri aşmak için sürekli ve yoğun çaba içindeler. Dolandırıcılar özellikle insanların merakından yola çıkarak dijital güvenlik bağlantılarını aşmayı tercih ediyor. Kurumların güvenlik kavramına nasıl yaklaşmaları gerekiyor? Öncelikle şirketlerin belli ve katmanlı bir güvenlik politikası olmalı. Her personel, sistemdeki her aşamaya ulaşamamalı. Kritikleştikçe, ulaşım sınırlanmalı, yetkiler iyi dağıtılmalı. Bu organizasyonel anlayışın yanı sıra kurumların RÖPORTAJ ve İzinsiz Girişleri Engelleme Sistemi (HIPS) gibi uygulamalarla kurumlara çok katmanlı güvenlik sağlanıyor. Siber suç dünyasının geleceğini nasıl görüyorsunuz? sistemleri, güncel güvenlik yazılımları ile korunmalı. Bu tür yazılımlar artık lüks değil, şirketin yaşaması için önemli birer ihtiyaç durumunda. ESET’in bulut tabanlı zararlı yazılım toplama teknolojisi Live Grid verilerine göre her gün dünyada 200 bin yeni zararlı yazılım tespit ediliyor. Bu yazılımlar, para edebilecek her tür veriyi elde edebilmek amacıyla bulaşabildikleri kadar çok bilgisayara bulaşmaya çalışıyor. Bu denli yoğun saldırıya karşı ancak güncel güvenlik yazılımlarıyla korunabilir. Tüm bunların yanı sıra yedekleme ve felaket kurtarma yazılımları da artık şirketlerin olmazsa olmazları arasında değerlendirilmeli. İlk bakışta, şirketler açısından yeni maliyetler yaratıyor gibi görünebilir ama herhangi bir güvenlik sorunu, elektrik kesintisi ya da doğal afet sonucunda verilerin kaybolması, çalınması ya da silinmesi gibi sonuçlar, o şirketin hayati fonksiyonlarını sıkıntıya sokacak kadar büyük bir risk oluşturabilir. Kurumlar için hangi güvenlik çözümlerini sunuyorsunuz? 2012 yılında 25.yaşını kutlayan ESET, kurumlara her tür platform ve sistem için kapsamlı koruma sunuyor. Efsaneleşen ve artık bir teknolojiyi temsil eden NOD32 yapısının üzerine konumlandırılan koruma sistemleriyle ESET; Microsoft, Linux ya da MAC sistemlerine koruma sağlıyor. Cihaz yapısı açısından bakıldığında ise masaüstü ve taşınabilir bilgisayarların yanı sıra tabletler ve akıllı telefonlar da ESET’in koruma kalkanı sağladığı unsurlar arasında yer alıyor. ESET Endpoint çözümleri kurumlara ne gibi avantajlar sunuyor? Dünyanın en büyük antivirüs yazılım kuruluşlarından olan ve dünyadaki yüzbinlerce şirkete güvenlik sunan ESET, kurumsal ürünlerini artık Endpoint Çözümleri başlığı altında topladı. “ESET Endpoint Antivirus” ve “ESET Endpoint Security” adlı yeni ürünlerimiz, her ölçekten şirketin ihtiyaçlarını karşılamak üzere ESET’in ödüllü NOD32 teknolojisi üzerine inşa edildi. Endpoint ürünlerimiz, güvenlik çözümlerinin şirketlere göre kişiselleştirilmesini sağlıyor. Şirketler, güvenlik politikaları doğrultusunda kendi güvenlik ağlarını örme imkanına sahip olacaklar. Bu imkan kurumsal güvenlik politikasının uygulanmasında firmalara geniş esneklikler tanıyor ve saldırılara karşı daha donanımlı olmalarını beraberinde getiriyor. Endpoint çözümlerinin içerdiği yeni teknolojiler; dijital saldırıları, güvenli olmayan sistemlere gerçekleşebilecek bağlantıları ve önemli verilerin çalınmasını engelliyor. ThreatSense ve ESET LiveGrid ile desteklenen çok katmanlı zararlı yazılım tespit teknolojisine sahip yeni nesil ESET Endpoint Çözümleri, ESET’in artık gelenekleşmiş yüksek kaliteli ürün çizgisini devam ettirirken pek çok yeni özellik de barındırıyor. Web sitelerine erişimi belli kategorilerle kısıtlayan yeni gerçek zamanlı Web Kontrol özelliği, geliştirilmiş Aygıt Kontrolü, dahili ESET Remote Administrator, Remote Administrator’a eklenen Rol-Tanımlı Yönetim, Güncellemelerin Geri Alınabilmesi, Rastgele Görev Çalıştırılması, Değişik Günlük Formatları Siber suçlular saldırılarını yaparken, en yoğun kullanılan platformları hedef almayı tercih ediyorlar. Böylece atılan oltanın mutlaka bir yere tutunacağını düşünüyorlar. Kısa süre öncesine kadar ağırlıklı olarak PC’ler ve en yaygın işletim sistemindeki açıklar hedef alınırken, son dönemde değişen kullanım alışkanlıkları ile birlikte mobil cihazların hedef alınmaya başladığını görüyoruz. Online hayat artık cep telefonları üzerinden mobil olarak akıyor. Mobil cihazlar, hassas ve kişisel bilgilerin yanı sıra iş ile ilgili özel bilgileri depolamak için de giderek daha çok kullanılıyor. Doğal olarak siber suçlular da bu durumun farkında. Cep telefonları ve tabletlerde giderek daha yaygın olarak Android sistemi kullanılıyor. Android sisteminin pazar payının gelişmesi, bu platformu hackerlerin öncelikli hedefi haline getiriyor. İş ya da özel bilgisayarlarımızda güvenlik yazılımı kullanma alışkanlığının artık yaygınlaştığını söyleyebiliriz ama cep telefonlarımızda bu alışkanlığın henüz oluştuğunu söylemek mümkün değil. Oysa başta ESET olmak üzere önde gelen antivirüs yazılım kuruluşları, “Mobile Security” ürünleriyle bu cihazlara yönelik koruma sunuyor. Mobile Security ürünleri, tıpkı PC’lerdeki gibi bilgi, parola ya da kredi kartı bilgilerimize ulaşmaya çalışan zararlı yazılımlara kalkan oluşturuyor. Hem Windows Mobile, hem Symbian hem de Android sistemli telefonlara çözüm sunan ESET Mobile Security, virüslere kalkan oluşturmanın yanı sıra SMS/MMS Antispam, hırsızlık karşıtı güvenlik sistemi, GPS Lokalizasyonu, SIM Eşleştirme, uzaktan kitleme ya da uzaktan silme gibi ekstra özelliklerle cihazın kaybolması veya çalınmasına karşı da verilerin korunmasını sağlıyor. Mobil dünyamıza odaklanan tehditlere karşı güvende olmanın ilk basamağı, tehlikeler hakkında farkında olmaktır. Parolalarınızı belli aralıklarla değiştirmek, bağlantılarınızı kontrol etmek, her bağlantıya tıklamamak gibi davranışlar, farkındalığın uzantısı olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra tüm kullanıcıların ister bireysel ister kurumsal, mutlaka bir güvenlik yazılımı kullanmasını öneriyoruz. Sonuçta güvenlik yazılımları, siber suçluların kurnazca yöntemlerini bertaraf etmek üzere hazırlanıyor ve bu doğrultuda sürekli güncelleniyor. ağustos’12 45 Avşar Özgen ÖZEL DOSYA [email protected] Sağlıkta E-Reçete ve Avuç İçi Damar İzi Dönemi Başladı Bilişimle, teknolojiyle ne kadar içli dışlı olursanız olun, doktorun yazdığı reçeteyi okuyabilmeniz çok güçtür. Neredeyse sadece eczacıların okuyabildiği reçeteler artık geride kaldı 46 ağustos’12 ÖZEL DOSYA G eçtiğimiz ay küçük oğlum sabaha karşı ateşlenince sabah soluğu hastanede aldık. Doktor gerekli müdahaleyi yapıp muayeneyi tamamladıktan sonra bize bir barkod verdi. Bizim şaşırdığımızı görünce de bunun yeni kullanılmaya başlanan e-reçete olduğunu söyledi. “En yakın eczaneye gidip bu barkodu okuttuğunuzda size yazdığım ilaçları alabileceksiniz” dedi ve aynen öyle oldu. Çok değil, bundan 1 ay önce sadece eczacıların okuyabildiklerine inandığımız klasik reçetelerin de tarih olduğunu böylece yaşayarak öğrenmiş olduk. İlaca Ulaşım İleri Seviyede Hükümetin sağlık politikalarında şu sıralar üzerinde en fazla durduğu konulardan biri olan e-reçete, kare kod ve avuç içi damar izi sistemiyle ilgili olarak görüşlerini paylaşan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Bugün Türkiye’de, birçok sağlık hizmeti gibi vatandaşın ilaca ulaşması da dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle bile kıyaslasak, çok ileri bir seviyededir” dedi. İlaç sektörünün günümüzde en hızlı büyüyen sektörler arasında yer aldığını belirten Akdağ, şöyle devam etti: “Türkiye’de de ilaç sektörü hızlı büyüdü. Gerek satılan birim, kutu miktarı açısından, gerek hacim açısından ciddi bir büyüme gerçekleşti. Bu büyüme gerçekleşirken bir taraftan da hükümetlerimiz dönemlerinde biraz hatırlayalım, özellikle işçilerin, işçi emeklilerinin ve onların ailelerinin ilaçlarının sigorta hastaneleri tarafından sunulması şeklindeki kötü bir tedarik usulünden de vazgeçtik. Bunun da değerli eczacılarımız tarafından vatandaşlarımıza ulaştırılmasını sağladık. Bugün Türkiye’de, birçok sağlık hizmeti gibi vatandaşın ilaca ulaşması da dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle bile kıyaslasak çok ileri bir seviyededir. Vatandaşlarımız ister köyde ister şehirde nerede olursa olsun ilaca, hem de dünyanın en gelişmiş ilaçlarına, teknolojik ya da bilimsel açıdan en yeni ilaçlarına rahatça kavuşmaktadır. Bu ilaçlara ulaşırken, kendisinde yıkıcı bir sonuca yol açacak, cüzdanında, gelire yıkıcı bir sonuca yol açacak hiçbir ödeme yapmadan buna erişebilmektedir”. Çok sayıda ülkeyi ziyaret ettiklerini anımsatan Bakan Akdağ, “Gözlemimiz şudur; Türkiye’deki kadar halkına cömertçe ihtiyacı olan ilacı takdim eden yönetimler dünyada çok nadir durumda. Vatandaşlarımızın ilaca ödediği katkı payları da yüksek değildir” diye konuştu. Akdağ, kronik, şeker, tansiyon, kalp ve kanser hastaları gibi benzeri bütün grupların da hiçbir katkı payı ödemeden ilaçlara ulaştıklarını anımsattı. Sektör Hizmetinin Karşılığını Gecikmeden Alıyor Hükümetleri döneminde istikrarlı bir şekilde Sağlık Dönüşüm Programı’nı uyguladıklarını ifade eden Bakan Akdağ, gelinen noktanın da bu istikrarın sonucu olduğuna işaret etti. Akdağ, bazı komşu ülkeler ile birtakım Avrupa ülkelerinde devletin sigorta sistemlerinin, satın aldıkları ilacın parasını 2-3 yıl geriden ödediklerini, Türkiye’de ise sektörün hizmetinin karşılığını gecikmeden aldığını vurguladı. “İlaç Takip ve İzleme” adı altında literatürde yer alan, kendilerinin de “İTS” diye adlandırdıkları İlaç Takip Sistemi’nin de artık Türkiye’de kemale erme aşamasında olduğunu dile getiren Akdağ, “Burada da sektörden anlayış beklediğimizi ve bu kemale erişin bir an önce tamamlanmasının ülke için ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak istiyorum” ifadesini kullandı. Bu Sistemi Dünyada Başarabilen Başka Bir Ülke Yok! Türkiye’de birim, kutu ya da benzeri 2.5 milyara yakın ilacın her birinin bir parmak iziyle takip edildiğini belirten Bakan Akdağ, bu sistemin klasik barkod sistemi olmadığını anlattı. “Kare Kod” sisteminde her bir kutunun parmak izi olduğunu vurgulayan Akdağ, o kutunun piyasaya girdiği andan itibaren takip edildiğini söyledi. Akdağ, bu sistemi dünyada bugüne kadar başarabilen başka bir ülke olmadığını vurgulayarak, bu başarıyı yakalayan sektöre teşekkür etti. Çok Büyük Kağıt Tasarrufu Olacak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar da e-reçete ve avuç içi damar izi uygulamalarıyla gelecek yenilikleri anlatırken, e-reçeteyle hekimin elektronik ortamda kaydettiği reçeteyi SGK’nın MEDULA Sistemi üzerinden eczanelere göndereceğini, böylece kağıt reçeteye gerek kalmadan hastaların ilaçlarını alabileceğini belirtti ve yeni uygulamayla 1 milyon 300 bin reçete ve ekindeki belgeler için kullanılan kağıttan tasarruf sağlanacağını bildirdi. Acar, sistem sayesinde ayrıca kırtasiye işlemleri, arşiv ihtiyacı, hata ve karışıklıkların ortadan kalkacağını, hastaların eczanede bekleme süresinin kısalacağını, eczacı ve hekimlerin iş yükünün azalacağını, suiistimal ve usulsüzlüklerin ortadan kalkacağını, hasta ve tedavisiyle ilgili bilgiler ekrana getirileceği için mükerrer işlem olmayacağını, kimlik bilgileriyle ilgili işlemlerin kolaylaşacağını ifade etti. Yeni uygulamayla hekimin kağıt reçeteye yazdığı 10 bilgiden 5’inin, eczacıların kaydetmek zorunda olduğu 26 bilgiden 19’unun ekrana otomatik olarak geldiğini açıkladı. Elektronik reçeteyle ayrıca, hastanın kullandığı ilaçların sistematik olarak kayıt altına alınacağını, bir hekim adına bilgisi ve kontrolü dışında reçete yazılamayacağını, yanlış ilaç verme olaylarının görülmeyeceğini, eczanelerin artık sahte reçete nedeniyle sıkıntı yaşamayacaklarını belirten Acar, kurum açısından ise denetimlerde etkinliğin artacağını, arşivlemeye ve reçete ekinde bir takım belgelerin teslim edilmesine gerek kalmayacağını ifade etti. Kimler E-Reçete Yazamayacak? SGK Başkanı Fatih Acar, işyeri ve kurum hekimleri ile MEDULA Sistemi’ni kullanmayan sağlık kurumlarının e-reçete yazamayacağını, eczanelerde hazırlanan ve yurt dışından getirilen ilaçlar ile yurt dışı sigortalılarının reçetelerinin e-reçete ile verilemeyeceğini söyledi. ağustos’12 47 ÖZEL DOSYA Acar, MEDULA Sistemi’nden provizyon alınamadığı takdirde, kağıda yazılacak reçetelerin de karşılanacağını dile getirdi. E-reçeteyle ilgili yapılan çalışmalarla ilgili de bilgi veren Acar, pilot uygulama kapsamında 24 Nisan ile 26 Haziran tarihleri arasında sağlık hizmeti sunucuları tarafından sisteme 1 milyon 107 bin 13 reçete girildiğini bildirdi. Acar’ın verdiği bilgiye göre, giriş yapanların yüzde 79.54’ünü aile hekimleri, yüzde 5.27’sini devlet hastaneleri, yüzde 14.54’ünü özel hastaneler, yüzde 0.63’ünü de üniversite hastanelerinin oluşturduğu kaydedildi. Tüm Türkiye’de Uygulanacak Hekimleri ve sağlık kurumlarını e-reçete ile ilgili gerekli önlemleri alması konusunda uyaran Acar, “1 Temmuz 2012 itibarıyla tüm Türkiye’de e-reçete uygulamasına geçildi. Tüm hastanelerimizde reçetelerin bu tarihten itibaren elektronik ortamda düzenlenmesi gerekiyor. Bu nedenle tüm ilgililerin bu hususa özen göstermesi, hekimlerin şifre alım işlemlerini tamamlamaları önem taşımaktadır” diye konuştu. Acar, 1 Temmuz itibarıyla Türkiye’de faaliyet gösteren 120 bin hekimin şifre alma işlemlerini tamamlamış olması gerektiğini, şifre almayan hekimleri takip ederek uyaracaklarını bildirdi. Devlet hastaneleri konusunda, ilgili iki bakanın bir araya gelerek değerlendirmelerde bulunduğunu belirten Acar, sistem altyapısı hazır Sağlık Bakanlığı hastanelerinin hemen, olmayanların ise altyapıları tamamlandıkça e-reçeteye geçeceklerini söyledi. Acar, “1 Ocak 2013 tarihinden itibaren sistemin tüm Türkiye’de yürümeye başlamasını öngörüyoruz. 1 Temmuz sonrası uygulamayla ilgili münferit sıkıntılar olabilir, bunların abartılmaması, sağduyulu olunması lazım” dedi. E-Reçetelerin Karşılanma Oranı Yüzde 64 SGK Başkanı Acar, e-reçete uygulamasının başladığı 1 Temmuz’dan itibaren gerçekleşen rakamlara ilişkin, “1-4 Temmuz 2012 tarihleri arasında toplam 3 milyon 139 bin 160 adet reçete üretilmiş. Bunların 1 milyon 652 bin 253 adedi e-reçete olarak sisteme girilmiş. Yaklaşık yüzde 50 oranında sisteme e-reçete olarak kayıt gerçekleşmiş. Bu, bu kadar kısa sürede sevindirici bir neticedir” dedi. Sağlık Hizmet Sunucuları tarafından MEDULA Sistemine kaydedilen 1 milyon 652 bin 253 e-reçetenin, 1 milyon 57 bin 386’sının eczaneler tarafından sisteme girildiğini ifade eden Acar, hastaların ilaçlarını sorunsuz bir şekilde aldığına dikkati çekti. Acar, “Sağlık hizmet sunucularından girilen e-reçetelerin eczaneler tarafından karşılanma 48 ağustos’12 oranı yüzde 64 oldu. Bu önemli bir orandır, ama biz istiyoruz ki 1 ay içinde sistemi hep beraber oturtalım” diye konuştu. Eczacılar da Sistemden Memnun Türk Eczacıları Birliği (TEB) ile de süreç içinde sık sık görüştüklerini ifade eden Acar, eczacıların da sistemden memnun olduğunu dile getirdi. Başlangıçta, zaman zaman teknik sorunlar yaşanabileceğine işaret eden Acar, “Eczaneye gidildiği zaman vatandaşımız bazen kısa da olsa beklemek zorunda kalabilir. Muhtemel sorunlar yaşanabilir ama bu çerçevede biraz daha anlayış, hoşgörü bekliyoruz. Çünkü Türkiye açısından önemli bir sistem” dedi. Acar, e-reçete uygulamasıyla kağıt tasarrufu sağlanacağını, kırtasiye işlemlerinin ve arşiv ihtiyacının ortadan kaldırılacağını, suiistimallerin engelleneceğini, hata ve karışıklıkların önüne geçileceğini de vurguladı. Avuç İçi Damar İzi Uygulaması SGK Başkanı Acar, hastanelere yapılan başvuruda kimlik doğrulamada avuç içi damar izi yöntemine geçilmesiyle ilgili de açıklamalarda bulundu. Sistemin, hastaların kimlik numarasının avuç içi damar iziyle eşleştirilerek doğrulanması üzerine kurulu olduğunu anlatan Acar, bununla suiistimallerin önlenmesinin hedeflendiğini bildirdi. SGK Başkanı Fatih Acar, şu bilgileri aktardı: “SGK olarak avuç içi damar izi yöntemiyle kimlik doğrulama sistemi uygulamasına 1 Temmuz itibarıyla ilk etapta Konya’da başladık. Bu yılın eylül ayı sonuna kadar suiistimallerin en fazla olduğu iller dikkate alınarak en az 20 ilde, yılsonuna kadar ise kurumla sözleşmeli bütün özel hastaneler ile üniversite hastanelerinde uygulamaya geçmeyi planlıyoruz”. Sistemin dünyada örnek bir uygulama olacağını vurgulayan Acar, 6 yaşına kadar çocuklar, elleri olmayanlar, avuç içi damar bütünlüğü bozulanlar, acil hastalar, serabral palsi, üst ekstremite felci gibi nedenlerle el hareketlerini kontrol edemeyenlerin bu uygulamaya dahil edilmeyeceğini bildirdi. Güvenlik Sorunu Yok Uygulamaya geçilmesinin ardından geri ödemelerin avuç içi damar izi sorgulamasıyla yapılacağını belirten Acar, bununla ilgili mevzuatta da düzenleme yapıldığını anımsattı. Bu tür önlemleri almalarını gerektirecek kadar kayıp-kaçak olduğunu belirten Acar, e-reçete, avuç içi damar izi ve risk odaklı denetim uygulamalarıyla sağlık alanındaki suiistimallerin önlenmesine yönelik önlemler aldıklarını anlattı. Hekimlere e-reçete için şifrelerin SGK tarafından verildiğini, bunların belirli periyotlarda ÖZEL DOSYA “Yeni uygulamayla hekimin kağıt reçeteye yazdığı 10 bilgiden 5’i, eczacıların kaydetmek zorunda olduğu 26 bilgiden 19’u ekrana otomatik olarak geliyor” değiştirilmesinin öngörüldüğünü ifade eden Acar, doktorların şifrelerini başkalarına kullandırmamalarına özen göstermelerini istedi. Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerden bir kısmının e-reçete sistemine geçmesi için süre istendiğini açıklayan Acar, adaptasyon sürecinde devlet hastanelerinin eski sistemde reçete vermeyi sürdürmesinin öngörüldüğünü, aile hekimliğinde ise e-reçete için sorun olmadığını söyledi. Avuç içi damar izi için SGK’nın alt yapı geliştirdiğini, bunun hastanelere büyük bir yük getirmeyeceğini kaydeden Acar, sistemin güvenliği ile ilgili olarak, “Bu uygulama güvenlik için risk oluşturmayacak, önemli olan sistemin güvenliği. Zaten bu konuda da sorun yok. Sayın Başbakan ve Cumhurbaşkanı da Genel Sağlık Sigortası kapsamı dışında oldukları için böyle bir uygulamaya tabi olmayacaklar” diye konuştu. Acar, e-reçete ile reçetelere sadece etken madde yazılması uygulamasının başlamayacağını, eskiden olduğu gibi ilaç isimleri yazılacağını, ancak bu yönde ayrı bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Acar, 1 Ocak 2013’e kadar hem e-reçete hem de avuç içi damar izi uygulamasını tam anlamıyla uygulamak istediklerini söyledi. Avuç İçi Damar İzi Konya’da Başladı Sağlıkta “avuç içi damar izi” yöntemiyle sorgulama dönemi ilk olarak, pilot il seçilen Konya’da başladı. Konya SGK Müdürü Cem Dinç, Türkiye’de ilk defa avuç içi damar izi yöntemiyle sorgulama sisteme geçilen Özel Farabi Hastanesi’nde yaptığı açıklamada, sisteme ilk defa Konya’da geçilmesinin ayrı bir önemi olduğunu söyledi. Sistemle, vatandaşların daha çağdaş hizmet alması yönünde büyük bir atılım yapıldığını belirten Dinç, “Yeni uygulamayla daha modern bir sisteme geçilmiş olunacak. Daha önce de Mayıs ayı itibariyle e-reçete sistemine geçmiştik. Bunlar birbiriyle entegre sistemler” dedi. Dinç, vatandaşları çağdaş anlamda hizmet almasını sağlayan sistemlere kavuşturduklarını vurgulayarak, “Bu sistemde vatandaşlarımız avuçlarını sisteme okutacaklar. Bizim veri ambarına kayıt olacak. Vatandaşlar bundan sonra hastaneye geldiği zaman poliklinik hizmetlerini, istediği yerde istediği ilimizde alabilecek” diye konuştu. Sistemin vatandaşların hayatını kolaylaştıracağını dile getiren Dinç, şöyle devam etti: “Sistem, kağıt ortamında yaşanan sıkıntıları gidermiş oluyor ve bilgileri elektronik ortama taşımış oluyor. Bu sistem bize de şeffaflık ve denetlenebilir bir ortam sağlamış olacak. Sahte reçete olduğu gibi sahte hastalar da geliyor bize. En azından bunlar ortadan kalkmış olacak. Bundan sonra bu tür olumsuzluklarla karşılaşılmayacak”. Dünyada Sağlık Alanında Uygulayan Sadece ABD Var Sistemin nasıl işlediğiyle ilgili bilgi veren Dinç, şunları kaydetti: “Avuç içinin okutulduğu sistem saniyede 5 milyon kez tarama yapıyor ve bilgiler SGK Genel Merkezi’ne gidiyor. Merkez onu tanıdıktan sonra devamlı eşleştirmeyle tanıyor. Aslında basit bir sistem. Bu sistemi dünyada sağlık alanında uygulayan sadece ABD var. Bizdeki daha kompleks bir yapı ve bu anlamda ABD’nin bir adım ötesinde olmuş olacağız. Bizim uyguladığımız sistem Türkiye’ye özgü bir sistem”. Vatandaşların geçmişte özel hastaneye gidebilmesinin hayal olduğunu aktaran Dinç, şöyle konuştu: “Şu anda herhangi bir vizite kağıdı, sevk kağıdı veya bir sağlık cüzdanı olmadan sadece sosyal güvencesi olan bir vatandaşın, bir cihaza elini uzatarak hastaneden her türlü sağlık hizmetini alabiliyor olması, ülkemizin geldiği noktayı gösteriyor. Bu sistemle kişinin sağlık güvence ve sosyal güvenlik haklarını bir diğer kişi kullanamayacak. Veri tabanı oluşuncaya kadar başlangıçta 1-1,5 dakikalık süre oluşuyor ancak veri tabanı oluştuktan sonra kişiler hastaneye geldiklerinde 1 saniyenin daha altında bir sürede, elini uzattığı anda, kişiyle ilgili tüm bilgiler ekrana gelecek” . Yaşanan Sorunlar Düzelecek Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak ise, e-reçete ile ilgili yaşanan teknik sorunların kısa süre içerisinde düzelmesini beklediklerini bildirdi. Çolak, 1 Temmuz’da başlayan e-reçete uygulamasında geçiş sürecinden kaynaklanan teknik sorun ve aksaklıkların kısa süre içerisinde düzelmesini beklediklerini belirtti. Yaşanılan sorunların eczacılardan kaynaklanmadığı kaydeden Çolak, e-reçetenin sağlık alanındaki tüm bileşenleri için önemli ve büyük bir proje olduğunu vurguladı. Çolak, şunları söyledi: “Elbette ki böylesi bir uygulamada ilk etapta bazı sorunların yaşanılması kaçınılmaz. E-reçete uygulamasının yanında, herhangi bir sorun karşısında, eski sistemde olduğu gibi manuel olarak yazılan reçeteler de kullanılabiliyor. Birliğimiz ve Sosyal Güvenlik Kurumu gün içerisinde sürekli olarak iletişim halinde olup, vatandaşın ilacına ulaşmasında herhangi bir engelle karşılaşmaması ve karşılaşılan sorunların giderilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. MEDULA Provizyon Sistemi’nde zaman zaman meydana gelen kesintiler nedeniyle bazı sorunlar yaşanmaktadır. Ayrıca, MEDULA’ya kayıtlı olan ancak piyasada bulunmayan ilaçların hekim tarafından reçete edilmesi, hastaların hekimlerine geri dönmek zorunda kalmasına neden olmaktadır” . Birçok hekimin bu sisteme henüz hazır olmadığını ve sistem hakkında bilgisi bulunmadığını söyleyen Çolak, bu projenin sürdürülebilmesi için, hekimlerin sisteme bir an evvel alışması gerektiğini ve yaşanılan teknik sorunların ise kısa süre içerisinde tamamen ortadan kalkmasını beklediklerini kaydetti. ağustos’12 49 Avşar Özgen MAKALE [email protected] Yeni TTK, İş Yapma Şekillerini Kökten Değiştiriyor Ticari hayatı sil baştan düzenleyen Yeni Türk Ticaret Kanunu’ndaki değişiklikler geçtiğimiz yıl meclise sevk edildi. 44 maddede değişiklik yapıldı G ünümüzde gittikçe küreselleşen ticari yaşama entegrasyon, şirketlerin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü destekleyen en önemli unsurlardan biri haline geldi. Türkiye’de son yıllarda bu konuda atılan en büyük adımlardan biri olan ve iş dünyasında büyük değişikliklere yol açması beklenen yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK), uzun çalışmalardan sonra son şeklini alarak 1 50 ağustos’12 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdi. Yaklaşık 50 yıldır yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan yeni düzenlemeler TBMM’de uzun süre bekledikten sonra bu yılın başında yasalaştı. Yeni TTK’nın, tüketicinin korunması, bilgi toplumuna uygun hizmetlerin ön plana çıkması, elektronik ortamda birçok işlemin hukuka uygun olarak yapılması, finansal tabloların ve denetimin uluslararası standartlara göre hazırlanması, şirket kurmanın kolaylaştırılması ve web sitesi zorunluluğu gibi maddeleriyle Türk işletmelerini çağdaş, rekabet edebilen bir yapıya kavuşturması bekleniyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de, yeni TTK’nın özellikle Türkiye’nin rekabet gücünü artırması anlamında çok önemli bir düzenleme olduğunu belirtiyor. Türkiye ekonomisinin daha şeffaf kurumsal yönetim ilkeleriyle çalışmasının, Türk MAKALE “Maliye Bakanı Şimşek, yeni TTK’nın Türkiye bilişim sektörünün büyümesine yüzde 25’e varan oranlarda katkı yapmasını bekliyor” işletmelerinin küresel rekabet gücünün artırılmasında büyük öneme sahip olduğunu vurgulayan Şimşek, “Çok uzun yıllardır Türkiye ekonomisine yön veren, ticaretin kurallarını belirleyen Türk Ticaret Kanunu yenilenerek çok önemli bir adım atıldı. 13 Ocak’ta TBMM’de kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1535 maddeden ibaret olup, 1 Temmuz 2012 tarihi itibariyle Borçlar Kanunu ile birlikte yürürlüğe girmesi benimsendi. Yeni TTK ticaret hayatı içindeki bütün aktörlere, şirketlere ve yeni girişimcilere yeni sorumluluklar getirecek. Türkiye’nin geleceğini tasarlayacak, ticari hayatına yeni yön verecek, Türkiye için uluslararası açıdan çok önemli bir mihenk taşı olacak” diyor. Yeni TTK’nın, dünya ekonomisi ile entegre olma, yüksek ve sürdürülebilir büyüme oranları ile ekonomik istikrarın sürekli kılınması hedefi doğrultusunda hazırlandığını ifade eden Maliye Bakanı Şimşek, “Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri üzerine kurulan bu kanun sayesinde toplumun tüm paydaşlarının bilgiye erişebilirliği ve çıkarlarının korunması sağlanacak. Diğer yandan AB ile uyum müktesebatı çerçevesinde de, değişen şartlara ve çağın gereklerine uygun bir ticaret kanunu ihtiyacı da önemli oranda karşılanmış oldu” diye ekliyor. Türkiye’de İş Yapma Şekli Değişiyor Yeni TTK incelendiğinde Türk ticari hayatına getirdiği en büyük değişiklik, şirketlere internet sitesi açma zorunluluğu getirmesi. Bu değişikliklerin ise yasa yürürlüğe girmeden önce yapılması gerekiyor. Doyasıyla bilişim ve tescil sektörü gibi bazı iş kollarında istihdamı artırması, üretimi canlandırması öngörülüyor. Bilişim ve tescil sektörü dışında olumlu yönde etkilenecek bir diğer sektör de bağımsız denetim firmaları olarak görülüyor. Yeni TTK ile anonim şirketlerde iç denetim, bağımsız dış denetime kaydırılıyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yeni TTK’nın Türkiye’de iş yapma şeklini baştan inşa edeceğini ifade ederek, kanunun bilişim sektörüne getirdiği yenilikler hakkında şunları söylüyor: “Kanun, başta bilişim sektörü olmak üzere iş hayatına birçok yenilik getiriyor. Dijital Türkiye’nin oluşturulması için çok önemli bir dönüm noktasında duruyoruz. Kanunun Türkiye bilişim sektörünün büyümesine yüzde 25’e varan oranlarda katkı yapması bekleniyor. Yeni TTK, iş süreçlerinin elektronik ortama taşınmasını destekleyerek başta KOBİ’ler olmak üzere tüm şirketlerin rekabet güçlerinin artmasına, dolayısıyla Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlayacaktır. Yüz binlerce şirket marka ve unvanlarını tescil ettirecek ve bir web sitesi kuracak. Bu sitede, şirket ilanları, pay sahipleri ve ortakları açısından önem taşıyan açıklamalar, finansal tablolar, raporlar, yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarına ilişkin bilgiler yayınlanacak. Bu zorunluluk web sitesi kurma yönünden bilişim ve donanım hizmeti sağlayan şirketlere, marka ve unvan tescili yönünden patent tescil şirketlerine önemli bir iş alanı ortaya çıkaracak. Bilişim ve tescil pazarında yaklaşık 1.5 milyar lira civarında bir iş alanı açılacağını tahmin ediyorum”. şirketlerin, varlık, gelişme ve devamlarını tehlikeye düşüren risklerin erken tanısı ve yönetimi için uzman bir komite kurmakla yükümlü olacaklarını vurgulayan Şimşek, risklerin erken teşhis ve yönetimi komitesi, faizlerdeki dalgalanmalar, döviz spekülasyonları ve kredilerin geri ödenmesinde ortaya çıkan riskleri belirleyerek, şirketlerin darboğaza girmesini önlemeye yönelik tedbirleri alacağını ifade ediyor. Yönetim kurulu üyelerinin, görevlerini yerine getirirken şirkete verecekleri zararların güvence altına alınması için isteğe bağlı zarar sigortası getirileceğini kaydeden Maliye Bakanı Şimşek, ticaret unvanı haksız şekilde bir başkası tarafından kullanılan hak sahibinin, bu durumun ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat isteyebileceğini ve aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak ihtilaflardan dolayı acentenin, müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceğini söylüyor. Defter Tutmak Standarda Bağlanıyor Yenilenen TTK’da şirketlerin bölünme ve birleşmelerinin de ayrı esaslara bağlandığını söyleyen Bakan Şimşek, yeni şirket yapıları hakkında ise şu açıklamalarda bulunuyor: “Bir şirket, hukuki şeklini değiştirebilecek. Tür değiştirmede ortakların şirket payları ve hakları korunacak. Tür değiştirme bahane edilerek, hiçbir ortak şirketten çıkarılamayacak ve hakları sınırlandırılamayacak. Şirketler birleşmeye, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin işlemleri, raporları ve belgeleri ilgililerin incelemesine sunmakla yükümlü olacak. Şirketlerin tür değişimi de kolaylaşıyor. Anonim şirket limitet şirket, Muhasebe alanında da birçok yenilik getiren yeni TTK’nın sermaye piyasalarını daha güvenli hale getireceğini anlatan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Her işletme sahibi, ticari defter tutmak zorunda olacak. Defterler ile yılsonu finansal tabloları, Türkiye muhasebe standartlarına uygun olacak. Anonim şirketlerin finansal tabloları denetçiler tarafından, uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye denetim standartlarına göre denetlenecek” diyor. Hisse senetleri borsada işlem gören Şirket Yapıları Kökten Değişiyor ağustos’12 51 MAKALE “Yeni TTK ile ticaret şirketlerine, devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler ile fikri mülkiyet hakları da sermaye olarak konulabilecek” limited şirket kolektif şirket olabilecek. Anonim şirketlerde, yönetim kurulunun en az 3 üyeden oluşacağına ilişkin mevcut hüküm kaldırılıp, AB hukukuyla uyum sağlanarak, en az 1 üyeli yönetim kuruluna olanak tanınıyor. Artık 5 kişiyi tamamlayabilmek için dışarıdan, hatta sokaktan küçük bir pay karşılığında ortak arama dönemi son bulacak. Yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmalarına ilişkin zorunluluk kaldırılarak, kurulların uzman ve profesyonel kişilerden oluşmasına olanak sağlanacak. Kooperatifler ticaret şirketi sayılacak. Ticaret şirketleri; kolektif, komandit, anonim, limited şirketler ile kooperatiflerden oluşacak. Ticaret şirketlerine, devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler ile fikri mülkiyet hakları da sermaye olarak konulabilecek. Şirketler, sermaye olarak koydukları taşınmaz veya diğer bir ayni hak üzerinde tasarruf edebilmek için bunları tapu siciline tescil ettirecek. Böylece, Anadolu’da sermaye olarak konulmuş taşınmazların şirket adına yıllarca tescillerinin yapılmamasından doğan sorunların önüne geçilecek. Ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere kamu tüzel kişilikleri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılacak. Kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan, ister kamu hukuk hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler tacir sayılmayacak. Kanun hükümlerine göre, tacirlerle ilişkiye girecek herkes, bu tacirler ile ilgili bilgilere ulaşabilecek, yapacağı ticari işlere yönelik kararlarını bu bilgiler çerçevesinde şekillendirebilecek. Ticaret sicili kayıtlarının elektronik ortamda merkezi bir yapıda güncel olarak tutulması ve bu kayıtlara elektronik ortamda erişim imkânı sağlanacak. Böylece işletmelerimizin ticaret sicil hizmetlerinde ortaya çıkan zaman kayıpları giderilecek” . 52 ağustos’12 Elektronik Ortamda Tutulan Defterlerde Noter Onayı Aranmayacak Yeni TTK’nın internet ve bilişimle ilgili bölümlerine yönelik bir açıklama da Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’dan geldi. Yazıcı, 6102 sayılı yeni TTK’da 16 başlık altında ve toplam 25 maddeyi etkileyen temel değişiklik çalışması, 6102 sayılı yeni TTK ve 6103 sayılı TTK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda da 17 başlık altında, toplam 84 maddeyi etkileyen tali değişiklik çalışması yapıldığını bildirdi. Söz konusu tasarıyla getirilen değişiklikleri anlatan Yazıcı, ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde bulunması gereken bilgileri yeniden düzenlediklerini söyledi. Bakan Yazıcı, gerçek kişi tacirler ile şahıs şirketlerinin belgelerinde ticaret unvanı, işletmenin merkezi ve ticaret sicili numarasının, sermaye şirketlerinde ise ticaret unvanı, işletmenin merkezi, ticaret sicili numarası ve sadece internet sitesi oluşturmakla yükümlü olanlar için internet sitesi adresinin yer alacağını ifade etti. İnternet Sitesi Defteri Kaldırıldı Ticari defterlere ilişkin düzenlemeler de yaptıklarını aktaran Yazıcı, ticari defterlerin açılış onaylarının zamanının belirlendiğini bildirdi. İnternet sitelerinde her şeyin kayıtlı olması nedeniyle internet sitesi defterinin kaldırıldığını dile getiren Yazıcı, pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin yeterli yaprağı bulunması kaydıyla tekrar açılış onayı yapılmaksızın kullanılmasına imkan tanındığını söyledi. Elektronik ortamda tutulan defterlerde noter onayı aranmayacağı hususunun da net olmadığını, ancak bu konuyu netleştirdiklerini anlatan Yazıcı, “Artık ticari şirketler, defterlerini elektronik ortamda tutmaları halinde bu defterler için noter onayı aranmayacak” dedi. Yazıcı, ticari defterlerin Vergi Usul Kanunu mevzuatına göre tutulacağını, ancak her halükarda finansal tabloların muhasebe standartlarına göre düzenleneceğini ifade etti. İnternet Sitesi Zorunluluğu Bakan Yazıcı yapılan değişikliklerle, Bakanlar Kurulu’nun yaptığı belirleme içinde bağımsız denetime tabi olan şirketlerin internet sitesi kurmakla yükümlü olacağını söyledi. İnternet sitelerinin içeriğinde ise yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşme, sözleşme değişiklikleri ve sermaye artırımı gibi kanunen yapılması gerekli ilanlar bulunacak. Yeni TTK’da, suç ve cezalara ilişkin detaylar da belirlendi. Buna göre 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası öngören bazı maddeler idari para cezasına dönüştürüldü. Yeni TTK’ya göre, internet sitesi oluşturmayan şirketlere, 100 günden 300 güne kadar adli para cezası verilebilecek. Finansal Tabloların İlan Zorunluluğu Kaldırıldı Yeni düzenlemeyle, şirketlerin finansal tablolarının ilan zorunluluğunun kaldırıldığını vurgulayan Yazıcı, şu bilgileri verdi: “TTK’da anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit ve merkezi yurt dışında bulunan şirketler ile şirketler toplulukları finansal tabloları yayınlama zorunluluğuna tabiydi. Ticaret Sicil Gazetesinde ve internet sitesinde bilanço, gelir tablosu, nakit akım MAKALE tablosu, özkaynak değişim tablosu, yönetim kurulu faaliyet raporu, kar dağıtımına ilişkin genel kurul kararı, denetçi görüşü ve buna ilişkin genel kurul kararının yayınlanması gerekiyordu, yeni düzenlemede bunlar kaldırıldı.” 46 Fiil Yaptırıma Bağlandı Yazıcı, Yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısında, 46 adet fiilin yaptırıma bağlandığını belirterek, “Bunlardan 33 tanesi ile ilgili idari para cezası düzenlemesi var, 5 tanesi adli para cezası, 8 fiil için de hapis cezası öngörüldü” dedi. Bakanlar Kurulu tarafından denetim kapsamına alınan şirketlerin, internet sitesi oluşturmak zorunda olduğunu ifade eden Yazıcı, yalnızca kanunen yapılması gereken ilanların internet sitesinde yer alacağını kaydetti. Yeni TTK ile sigorta poliçeleri de artık elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile yapılabilecek. Yeni kanunla, Ticaret Sicil Gazetesi elektronik ortama taşınıyor. Böylece artık yüzlerce sayfalık fiili gazete yerine, aranılan bilgilere hemen ulaşabilecek bir elektronik bilgi bankası oluşturuluyor. Toplam bin 535 maddeden oluşan kanun, firmaların yönetim kurulundan gelirlerine, internette bilgi paylaşımına kadar pek çok yenilik içeriyor. Yeni düzenlemede, şirketlere, internet sitesi kurma zorunluluğu getiriliyor. Şirketler kuracakları internet siteleriyle kamuoyunu aydınlatması zorun- lu bilgileri yayınlayacak. Ticari sır niteliği taşıyan bilgiler paylaşım dışı kalacak. Bazı ihbarların elektronik ortamdan gönderilmesinin yanı sıra elektronik ortamda genel kurul ve yönetim kurulu toplantıları da yapılabilecek. Bu toplantılarda bağlayıcı kararlar alınabilecek. İş Dünyası Bazı Konularda Tedirgin Yapılan değişikliklerin özüne itiraz olmasa da iş dünyası yeni TTK ile ilgili bazı tedirginlikler ve çekinceler taşıyor. Örneğin; internet sitesi kurma zorunluluğu ve sanal alemde şirket mahrem bilgilerinin yayınlanması, ortakların şirketten borçlanması, borçlanmayla ilgili düzenlemeler, dış denetimde büyük küçük ayrımı yapılmaması, yeni oy hakkı düzeni, ağır denetim kuralları, yasanın öngördüğü hapis cezaları, işletmelerdeki bütün belgelerin değişecek olması, belgeleri saklama yükümlülüğü gibi konularda irili ufaklı bir çok firma tereddütler yaşıyor. İşletmeciler, şirketlerin, internet siteleri üzerinden şirketin mali tablolarını herkesin görmemesi gerektiğini ve bunun rekabet ortamına zarar verebileceğini savunuyor. İlgili kanun maddesinin, mahremiyeti ihlal ettiğini düşünen işletme sahipleri, yeni yasanın bu haliyle şirketleri, dışarıda rekabet ettiği oyunculara karşı korumasız bırakacağına inanıyor. Ayrıca sanal ortamda bulunan değerleri şirket ilgililerinin görmesinin daha uygun olacağını savunan işletmeciler, firmaların dipnotlarının dahi kamuya açık olmasının gelecekte umulmadık sorunlar doğurabileceğini belirtiyor. Sitede Neler Bulunmalı? Yeni TTK’nın tüketicinin korunması, bilgi toplumuna uygun hizmetlerin ön plana çıkması, elektronik ortamda birçok işlemin hukuka uygun olarak yapılması, finansal tabloların ve denetimin uluslararası standartlara göre hazırlanması, şirket kurmanın kolaylaştırılması ve web sitesi zorunluluğu gibi maddeleriyle Türk işletmelerini çağdaş, rekabet edebilen bir yapıya kavuşturması bekleniyor. Şirketlerin kuracakları internet sitelerinde; 3 yıllık finansal tablo, kanunen şirketin vermesi gereken ilanlar, pay sahipleri veya ortakları açısından önem taşıyan açıklamalar, yönetim kurulu ile genel kurul toplantılarının bilgileri, ortaklara veya pay sahiplerine sunulması gereken belgeler ve her türlü çağrı, oy verme ve basın açıklamalarının bulunması gerekiyor. Şirketlerin Çalışmasında Neler Değişecek? Avrupa Birliği standartlarına uyum açısından bu bilgilerin paylaşılmasının önemi büyük. Şirketlerin kuracağı bu siteler, bilgileri derli toplu sunma alışkanlığının kazanılması, sesini daha geniş kitlelere duyurma fırsatının yakalanması, yeni ağustos’12 53 GÖRÜŞ MAKALE “Şirketler Teknoloji Sarhoşu Olacaklar” T ürk Ticaret hayatının 56 yıldır tabi olduğu kanun olan Türk Ticaret Kanunu, 11 yıllık bir çalışmanın ürünü olarak 14 Şubat 2011’de resmi gazetede yayımlanarak kanunlaştı ve 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren de yürürlüğe girecek. İlgili kanunda toplam 1535 madde değişmiş, bir kısım madde ise sadeleştirilmiş ve toplam altı kitaptan oluşmaktadır. Temel olarak kanunun amacı; kayıt dışını önlemek, beraberinde tüm şirketleri şeffaflaştırmak ve şirket ile ilgili direkt ve endirekt temas halinde olan paydaşların, ortaklar, devlet, tüketici, yönetici, personel gibi bilgiye ulaşımın kolaylaşmasıdır. Yeni TTK beraberinde iki temel sektöre ciddi bir ivme kazandıracaktır. Bunlardan birisi bilgi ve iletişim sektörü diğeri de marka patent sektörü olacaktır. Özellikle bilgi teknolojileri alanında yeni kanunun sektöre 300 milyon TL civarında ek bir katkısı olacağı düşünülmektedir. Tüm ticari işlemlerin dijital ortamda yapılmasına olanak sağlayan kanun e-devlet, e-toplum hedeflerine büyük katkı yaparak bilişim sektörünün büyümesi açısından bu güne kadar atılmış en somut adımdır düşüncesindeyim. Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, elektronik defter, kayıtlı elektronik posta, dijital arşivleme, e-imza, elektronik yönetişim, web-internet sitesi zorunluluğu gibi bilgi teknolojileri odaklı hükümler de aktiflik kazanacaklar. Ayrıca marka konusunda önemli bir alan olacaktır. Web-İnternet sitelerinde bilgi toplama hizmeti kapsamında yayınlanması zorunlu olan içerikler ile birlikte hiç şüphesiz ki güvenlik de önemli bir konu olacaktır. Bu arada bir konuya açıklık getirmekte fayda var. Gerçekten şu ana kadar bu yeni TTK ile ilgili olarak pek çok bilgilendirici toplantı yapıldı. Pek çok özel sektör şirketi ve STK’lar tarafından daha yeni gelinen noktadaki kanunun uygulamasının başlanmasına rağmen, 54 ağustos’12 hala pek çok şirketin ve şirket sahipyöneticilerinin kafasında maddeler net olarak anlaşılmış değil. Bunu nereden anlıyoruz? Ne zaman konuya ilişkin bir bilgilendirme etkinliği olsa, etkinlikte binlerce katılımcı oluyor ve orada yapmış olduğumuz sohbetlerde kavramlar gerçekten havada uçuşuyor. Belki bu manada devlet bu kadar önemli bir kanunu yürürlüğe almadan önce tüm basın iletişim kanalları ile konuya taraf olan tüm kişi ve kurumları bir şekilde bilgilendirmeli ve hatta eğitmeliydi diye düşünüyorum. Nedeni çok basit. Kanun yürürlüğe girdikten sonra ortaya çıkacak bazı olumsuzluklar neticesinde ciddi para cezaları ve hapis cezaları öngörülüyor. Hiçbir basiretli tüccarın bunlarla karşı karşıya kalmaması için eğitim şart. Bu eğitimlerde de doğru bilgi aktarımı gerekiyor. Size bir örnek vereyim -ki bu kanunun en çok konuşulan, en medyatik maddelerinden birisidir- kanun diyor ki; şirketler internet sitesi üzerinden bazı bilgileri yayınlamak zorundalar ve bu bilgileri de tarif etmiş. Şimdi bu madde ilgililer tarafından web sitesi şeklinde duyuruluyor. Bu durumda ne oluyor? Ticari sicile örneğin ‘Kubilay A.Ş.’ diye kayıt ettirilmiş yüzlerce şirket olabilir. Bunların hepsi ‘kubilay.com. tr’ adresini alma hakkına sahipler. Bu sebeple pek çok ilan görüyorsunuz, ‘gelin x liraya markanızı ve alan adınızı alalım; web sitenizi de barındıralım’ diye. Bugün için buna hiç gerek yok. Çünkü kanun web sitesi demiyor. Bu sebeple illa bir alan adına ihtiyacınız yok. Ayrıca telaşa da gerek yok. Çünkü bu madde 2013 yılında yürürlüğe girecek, ki bu 6 aylık zaman zarfı içinde BTK tarafından kayıtlı elektronik posta hizmeti verecek şirketler belirleniyor olacak. Tıpkı e-imzada olduğu gibi olacak. Bu nedenle kanun özelinde konuşurken ticari gelir elde etmek amacıyla yanıltıcı bilgi vermemek lazım. Ben süreci biraz deprem sonrası yapı denetim şirketlerinin halkın üzerindeki algısına benzetiyorum. Buradaki tek Kubilay Erdoğan Mobil Servis Sağlayıcı İş Adamları Derneği (MOBİLSAD) Yönetim Kurulu Üyesi fark, yeni TTK ile deprem öncesi yaşanan kısmi bir bilgi kirliliği durumu söz konusu. Bu arada kanun internet sitesinin herkese açık olmasını şart koşuyor. Bu ‘herkes’ kavramından ben Türkiye’deki sayıları 6 milyonu geçen özürlü vatandaşlarımızın da bilgiye erişebileceğini anlıyorum ki bu da ilgili web-internet sitelerinde teknolojik farklılığa gidilmesine, yazılım desteğine ihtiyaç duyulacaktır. Ayrıca içerik oluşturulması güncellenmesi de tüm bu sitelerin birer yönetim paneli olmasını gerektirecektir. Bunların tamamı bilişim sektörünün hareketlenmesi için sebep olacaktır. Unutmamak gerekir ki, bu kanun ile işletmeler aslında birebir borsaya açık şirketlerin statüsüne taşınıyorlar. Yabancı sermayenin ülkemize gelmesi için de bu açıklık ve bilgiye erişebilir olma ile uluslararası muhasebe standartlarına uygun yönetim ve raporlama önemlidir. Düşünün; Türkiye’den e-imza almış bir yabancı şirket hissedarı şirket ile ilgili alınacak kararlarda bulunduğu ülkeden konuya ilişkin olarak oy kullanabiliyor olacak. Mevcut sistemde kişinin buraya gelip ıslak imza atması gerekiyor veya birisine vekâlet vermesi gerek. Son derece pratik bir uygulama, ortakların veya yöneticilerin seyahat veya iş yoğunluklarından kaynaklı olarak genel kurul yapmak, yönetim kurulunu toplamak hep zahmetti. Şimdi bunların hepsi son derece kolay bir hal alacaktır. MAKALE standartlarla her noktada bilgi akışının sağlanacak olması, rekabet edilebilirliği ve ulaşılabilirliği artırması gibi avantajları da beraberinde getirecek. Herhangi bir vatandaş tarafından, herhangi bir şirketin ne kadar kazandığı, ne kadar vergi verdiği, ne kadar malvarlığı bulunduğu, ne kadar borcu veya alacağı olduğu internetten görülebilecek. Çoğu zaman şirketler, mahkemelere bile ticari sır diyerek bazı bilgileri vermiyordu. Şimdi ise mahkemeye vermek değil, internet sitesinden mecburen yayımlamak zorunda kalacaklar. Örneğin bir şirketin bilançosundaki rakamları, dipnotları, açıklamaları bile artık internet sitesinde bulunacak. Bu da şu demek; herhangi bir vatandaş, herhangi bir şirketin, ne kadar kazandığını, ne kadar vergi verdiğini, ne kadar malvarlığı bulunduğunu, ne kadar borcu veya alacağı olduğunu görebilecek. Şirketin ortaklarının ve yönetim kurulunun kimlerden oluştuğunun da internet sitelerinde yer alması gerekiyor. Şirketlerin internet sitesinde bilanço ve şirket bilgilerine yer verme zorunluluğu, saydam ve şeffaf bir ekonomi yaratacak. Yabancı şirketler de Türkiye’ye gelmeden önce muhatap olacakları şirketi, kurumu araştırma olanağı bulabilecekler, şirketin mali durumunu görebilecekler. İnternet sitelerinin marka olarak tescil edilmesiyle, marka tescilinde bu yıldan itibaren yüzde 40-50 civarında yükselme bekleniyor. Ayrıca, internet sitesi tasarımı yapan şirketlerin işlerinin iki yıl içerisinde yüzde 100 artabileceği de, yine yapılan öngörüler arasında. Site Kurmanın Maliyeti Ne? Alan adı, Hosting ve tasarımın ayrı ücretlendirildiği web sitesi kurmanın şirketlere ortalama maliyeti, statik veya dinamik olmasına göre değişiyor. En basit statik site kurmanın şirketlere maliyeti ortalama 500 TL’ye çıkıyor. Orta ölçekte dinamik bir sitenin kurulum maliyeti ise bin doları bulurken, şirket tarafından güncellenebilir, özel tasarımlı ve çok özellikli dinamik bir sitenin maliyeti ise bin dolardan başlayıp 5 bin dolara kadar çıkabiliyor. Domain ücreti, ortalama 20-45 TL arasında değişirken, Hosting bedeli ise ortalama 50-150 TL arasında değişiyor. KOBİ’ler Arama Motorlarında Zor Bulunuyor Türkiye’de toplam işletmelerin yüzde 99.8’i KOBİ niteliğindeki işletmelerden oluşuyor ve KOBİ’lerin sayısı 3 milyonu geçmiş durumda. Toplam istihdamın yüzde 77.9’unu sağlayan KOBİ’ler, toplam katma değerin de yüzde 55.2’sini oluşturuyor. Türkiye ekonomisinin temelinde yer alan KOBİ’lerin ekonomik sistemdeki ağırlıkları her geçen gün artıyor. Ancak yeni TTK ile internet sitesi kurma zorunluluğu taşıyan KOBİ’ler teknik açıdan doğru konumda bulunmuyorlar. Arama motoru optimizasyonu perspektifinden bakıldığında birçok KOBİ, web sitesinin bulunabilmek için teknik açıdan doğru konumda bulunmuyor. Meta başlıkların, gizlilik politikalarının ve anahtar sözcüklerin olmaması KOBİ sitelerinin en önemli eksikleri arasında gösteriliyor. Daha detaylı bilgi vermek gerekirse, KOBİ web sitelerinin yüzde 99.2’si, mobil cihazlarda düzgün olarak görüntülenmelerini sağlayan optimizasyona sahip değil. KOBİ web sitelerinin yüzde 73.4’ünün ana sayfasında tüketicilerin firma ile iletişime geçebilmesini sağlayacak bir telefon numarası bulunmuyor. KOBİ web sitelerinin yüzde 71.7’sinin ana sayfasında tüketicilerin firma ile iletişime geçebilmesini sağlayacak bir e-posta adresi bulunmuyor. KOBİ web sitelerinin yüzde 57’si, tüketicilerin bilgi talebinde bulunabilmelerini sağlayan bir form seçeneğine sahip değil. KOBİ web sitelerinin yüzde 56.8’inde arama motorlarında bulunabilmeyi sağlayan anahtar kelime bilgisi bulunmuyor. KOBİ web sitelerinin yüzde 87.1’inde gizlilik politikası bulunmuyor. ağustos’12 55 Ahmet Gözütok MAKALE [email protected] Mobil Uygulamalar İş Dünyasında Günlük hayatın her anında yer alabilecek bir kapasiteye erişen mobil uygulama sektörünün yolunun iş dünyası ile kesişmemesi elbette ki düşünülemezdi. Profesyonel hayatın yoğun temposunda küçük bir uygulama sizi yoğun bir iş yükünden kurtarabilir T üm teknolojilerin git gide daha fazla mobilleştiği günümüzde, önemli konu başlıklarından biri de mobil uygulamalar. Profesyonel hayatın da vazgeçilmezlerinden olmayı başaran mobil uygulamalara aslında başlı başına bir sektör muamelesi yapmamız daha doğru olacaktır. Günün öncü mobil uygulama mağazalarına baktığımızda 100.000 uygulama barajının birkaç kat aşılmış olduğunu, indirilme sayılarının milyarlar ile ifade edilmeye başlandığını hatta üçüncü şahıs yazılım geliştiricilere milyarlarca dolar ödeme yapıldığını görüyoruz. Bunun yanında tek bir program veya oyun 56 ağustos’12 ile bir anda dünyanın gündemine oturmayı başaran şirketlerin veya geliştiricilerin varlığından da bahsetmemek olmaz. Buna en güzel örnek ise hiç şüphesiz Rovio. Yıllardan beri mobil içerikler üreten bir yazılım şirketi olan Rovio, Finlandiya merkezli oluşunun da avantajını kullanarak bir dönem Nokia’nın desteğini almayı başarmıştı. Şirketin asıl patlamayı yaptığı oyunu Angry Birds’ün çıkışının ve bir sektör klasiği haline gelmesinin iOS ve Android platformlarının müthiş bir rekabet içerisine düştüğü dönemin en başına rastlıyor oluşu, konunun ehemmiyetini ortaya koymak adına kafi gelecektir muhtemelen. Bugün Rovio’nun 300’den fazla çalışanı bulunuyor ve şirketin 2011 yılı için açıklamış olduğu net kâr ise 45 milyon Euro. Başarı hikayelerinin tam ortasında mobil oyunlar bulunuyor olsa da akıllı telefonların ve elbette ki tablet bilgisayarların öncelikli amacını üçüncü şahıs yazılımlar temsil ediyor. Her ne kadar mobil işletim sistemleri, son derece gelişmiş işlevler ile donatılmış olsa da üçüncü parti yazılımlara olan ihtiyaç asla tükenmiyor ve tükenecekmiş gibi de görünmüyor. Canlı bir organizma hüviyetinde değişim ve gelişim gösteren mobil uygulamalar, çağın ihtiyaçları ve mobil cihaz kullanım alışkanlıkları doğrultusunda farklılaşıyor. Bu farklılaşmanın son dönemde girdiği ka- MAKALE lıp ise mobil internet desteği, sosyal ağlar, iletişim çözümleri odağında şekil bulmaya çalışıyor. Belki megapiksel savaşları akıllı telefonlar için artık çok önemsenecek bir olay değil ancak kameradan da vazgeçmiş değiliz. Şimdilerde görmeden tarifi mümkün olmayan bir paylaşım çılgınlığı yaşanıyor. Fotoğraf paylaşım hizmetleri basit birer albüm olmaktan çıkıp, komplike birer fotoğraf düzenleme uygulaması olarak hizmetini sürdürüyor. Instagram’ın 1 milyar dolara Facebook tarafından satın alınması da aslında bu noktada çok şeyi özetlemeye yetecektir. Hayatı Kolaylaştıran Uygulamalar İşin belki eğlence yönü daha çok ön plana çıkıyor ancak tüm bu eğlencenin mobil cihazlara olan faydalı bağımlılığın artışından kaynaklandığı gibi bir gerçek de var. Belki bir zamanlar en iyi ihtimalle elektronik postaları kontrol etmemize olanak tanıyan akıllı telefonlar, şimdilerde bir bilgisayarın altından kalkabileceği hemen hemen her şeyin üstesinden gelebilecek potansiyele erişmiş durumda. Hal böyle olunca mobil cihazların yolunun iş hayatıyla bir şekilde kesişmemiş olması da elbette ki düşünülemezdi. Nitekim öyle de oldu. Artık birçok kullanıcı için ofis kavramı, cebinizden telefonunuzu çıkardığınız anda bulunduğunuz herhangi bir yer olabiliyor. Mobil internet erişiminin de geldiği üst düzey nokta sayesinde ofisinizdeki bilgisayarınıza bağlanıp işlerinize uzaktan devam edebilir, iş yerinizdeki olaylardan haberdar olabilir, iletişimde yaşanan aksaklıklardan kaynaklı birçok durumun ve hatta sorunun önüne geçebilirsiniz. Mobil Cihazların Sayısı Artıyor 2011 yılı sonu itibariyle mobil cihaz satışlarının tarihte ilk kez kişisel bilgisayar satışlarının önüne geçmesi aslında başlayan yeni dönemi de tüm çıplaklığı ile ortaya koyan bir haberciydi. İlerleyen yıllar için yapılan öngörüler de bu durumu bütünler nitelikte. IDC’nin 2013 yılı için yaptığı tahminlerde 1.19 milyar çalışanın iş hayatında mobil teknolojileri kullanacağından bahsediliyor. Yani kaba bir ifadeyle yakın gelecekte çalışanların neredeyse %35’i mobil cihazlar üzerinden işlerine yön vermeye başlayacak. Görüldüğü gibi artık çalışanlar kurumsal sistemlere ve bilgi ağlarına kendi cihazları üzerinden erişmeyi talep ediyor. Durum böyle olunca da mobil uygulama sektörü önem katsayısı hızla artan bir kategori başlığı olarak karşımıza çıkıyor. Mobil Uygulamalar Ne İşe Yarıyor? Şirketlerin büyüklükleri ne olursa olsun bilgisayar ile yolu bir şekilde kesişen her yönetici için akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar ve elbette ki mobil uygulamalar, stratejik rol üstelenecek konuma gelebilir. Bu noktada yazılımsal çözümleri “çevrimiçi” ve “çevrimdışı” biçiminde iki an başlıkta ele almak faydalı olacaktır. Her ne kadar 3G desteği kendine ülkemizde de yaygın bir kullanım alanı bulmuş, Wi-Fi noktaları mantar gibi türemiş olsa da çevrimdışı içeriklerin de kullanım oranlarını ayrı bir şekilde konumlandırmalıyız. Çevrimdışı çözümler daha çok bireysel işlerin akışkanlığını ve kolaylaşmasını sağlayabilirken, özellikle yöneticilerin aradıkları cevaplara anında ulaşma isteği çevrimiçi yazılımları gündeme taşıyor. Çevrimiçi olarak çalışan mobil yazılımlar sayesinde kritik konulara ilişkin kapsamlı ve kesin bilgilere anında ulaşma, çeşitli kriterler odağında performans izleme, üst yönetici onay gerektiren hususlarda hızlı onay verme gibi işlevler, iş hayatını kolaylaştırıyor ve zihinsel yorgunluğu telafi edebiliyor. Yazılımsal Önem Donanımı Alt Ediyor Donanımsal gelişmişlik düzeyi artık sektörde belirli standartları yakalamayı başardı. Gerek tablet bilgisayarların gerekse akıllı telefonların birbiri ile arasında artık donanımsal güç açısından büyük farklılar bulunmuyor. Dolayısıyla mobil cihaz üreticileri de cihazlarını donanımsal olarak belirli bir seviyeye getirdikten sonra geliştirilen mobil uygulamalar ile değerli kılmaya, tüketicilerin dikkatini bu değerler ile çekmeye çalışıyor. Son dönemdeki üst düzey akıllı telefonlara baktığımızda bu iddianın doğruluğu da daha açık bir şekilde ortaya konacaktır. Apple’ın iOS 6 ile birlikte kullanıcılarına daha kapsamlı bir şekilde hizmet vermeye başladığı Siri, Maps, FaceTime uygulamaları, Samsung’un ilk olarak Galaxy S3’te kullandığı S-Voice, S-Beam hizmetleri bu duruma güzel birer kanıt olacaktır. İletişim Maliyetleri ve Hızlı Erişim Üreticilerin yazılımsal hassasiyetine karşılık sektörde birer standart hale gelmiş üçüncü şahıs uygulamaların yaygınlaşması, farklı markalar ve farklı işletim sistemleri arasında bile birer dijital köprü kurulmasına olanak tanıyor. Özellikle iletişim yazılımları arasında öne çıkan bu durum, sektörde standart belirleyen bir konu haline gelmiş durumda. Hemen her akıllı telefonda görmeye başladığımız WhatsApp, Viber, Vlingo gibi uygulamalar, modern anlamda iletişimin öncüsü olmayı başarmış durumda. Bütünleşik iletişim de zaten mobil dünya adına büyük oranda bu üç yazılım etrafında şekilleniyor. Zaman ve mekân problemi olmaksızın, her türlü ortam ile haberleşme olanakları sayesinde, mobil olarak video ağustos’12 57 MAKALE “2014 yılı için mobil pazarlama hacminin 50 milyar doları aşması bekleniyor” konferanslara katılmak, her hangi bir dosyayı tek bir tıklama ile paylaşmak, internet erişimi daim olduğu sürece kesintisiz görüşmeler yapmak şaşılacak bir husus değil elbette. 58 ağustos’12 Bu işin bunca güzel yanına karşılık ticari bir şirket için en önemli konu başlıklarından olabilecek maliyetler konusunun da şirket lehine değişim göstermesi ve hiçbir ek maliyete gereksinim duyulmaması, ilerleyen süreç için bu kategorinin önem katsayısını artıracak bir unsur olacaktır. Mobil Uygulamalar Ülkemizde Nasıl Kullanılıyor? Genç ve dinamik bir kullanıcı kitlesine sahip olan ülkemizde mobil uygulama sektörü, tüm dünyada olduğu gibi her geçen gün müthiş bir hızla artan popülarite ile önem içerikle kazanmaya devam ediyor. Mobil içeriklerin son kullanıcı cephesindeki yoğun kullanımı, hizmet ve üretim tarafında da kullanımı zorunlu kılıyor. Genel anlamda sosyal ağları kul kullanmayı sevdiğimiz bir gerçek. Hal böyle olunca mobil uygula uygulamaların da daha çok yolunun sosyal ağlar ile kesiştiği anlar fazla ilgi görüyor. Şirketlerin Mobil Uygulamalara Yaklaşımı Peki, şirketlerin mobil uygu uygulamalara yaklaşımı nasıl? Akıllı telefonlar bireysel çapta zaten gerek kişisel hayata dair gerekse profesyonel yaşantıya hizmet odağında yoğun olarak kullanılıyor. Mobil dünyadaki yenilikler, değişimi mevcut düzene bir tehdit olarak algılamayıp, yeni bir iş fırsatı olarak gören şirketlere büyük getiriler sağladığı, yeni kapılar açtığı bir gerçek. Çok karmaşık düşünmeye gerek yok. Örneğin mobil pazarlama, şirketlere reklam hizmetinde kişiselleştirme ve odaklama gibi altın bir yol sunuyor. Müşteriye mobil pencereden yaklaşıp, kişisel ihtiyaçlar odağında çözümler sunmak, beklentilere ulaşmayı ve etkileşimi kolaylaştıracaktır. Ayrıca kişiye özel çözümler, beklentileri anlama ve analiz etme ortamı hazırlayarak, şirketlerin pazarlama bütçelerini daha etkin bir ölçekte kullanma olanağı sağlayacağı ve en doğru yolu bulduracağı da bir gerçek. Olaylara sadece şirket ölçeğinde baktığımızda ise konunun mikro ölçekte farklılaştığı görülüyor. Örneğin araç takip ve çalışan kontrol sistemleri daha etkin bir şekilde kullanılabiliyor. Bu durum maliyetlerin düşmesi ve hizmet etkinliğinin artması çerçevesinde de önem kazanabiliyor. Saha Satış Otomasyonları Günümüzde müşterinin algısını değiştiren en önemli koşulların başında hizmet yeterliliği ve hızı geliyor. Hayatın bile müthiş bir hızda akışkan olduğu, tüketicilerin yemek siparişlerini bile vakit kaybetmeden mobil cihazlar üzerinden verdiği bir zamanda, istenen hizmetin sunulması için yaşana- MAKALE mobil cihazları iş hayatının ek maliyetsiz bir şekilde parçası haline getirebiliyor. Mobil dünya söz konusu olunca işin içine Google’ı dâhil etmemek de olmaz elbette. Bugüne kadar mobil dünyaya belki de en çok hizmet etmiş isimlerin başında gelen Google, çevrimiçi olarak sunduğu tüm hizmetlerinin mobil cihazlar üzerinden de erişimini sağlayarak, gelişmiş bir dijital ağ kurmayı başardı. Google Docs hizmetinden tutun da Google Drive’a, Maps’e, YouTube’a kadar birçok sık kullanılan hizmetin arkasında hep Google adını görüyoruz. Apple’ın iOS’i ve Google’ın Android’i bilecek en ufak bir gecikme, şirket imajı adına bir kayıp anlamı taşıyacaktır. İşte bu noktada belki de en büyük öneme haiz konuların başında saha satış otomasyonları gelmekte. Sahadan siparişleri toplamak ve hızlı bir şekilde merkeze ulaştırarak gerekli çalışmaları başlatmak, uygulamaların mobil kanallar üzerinden hizmet görmesi ile mümkün olacaktır. Bugün birçok şirketin bu kapsamda çözümlere yönelmiş olduğunu görüyoruz. Bir başka ifadeyle müşteri odaklı hizmetler de hızla mobilleşiyor. parlak bir ışık gibi duruyor. Kredi kartı kullanım oranı ve akıllı telefon kullanımı iki ayrı kategori halinde müthiş bir hızla artıyor. NFC teknolojisi işte bu iki ayrı kategoriyi birbirine bağlayacak bir köprü vazifesi görecek. Tüketiciler kart taşıma külfetinden kurtulup, tüm kartlar hatta kimlik bilgileri için sadece mobil cihazları yanlarında taşımak isteyecek. Hiç de hayalci olmayan bu öngörünün hayat bulması için öyle çok uzun bir zamanın geçmesi de beklenmiyor. Ülkemizde de operatörler ve bankalar bu kapsamda çeşitli adımlar atmaya başladı bile. NFC ile Temassız Alışveriş Dönemi Mobil Pazarda Durum Nasıl? Yeniliklerin bir tehdit değil, yeni bir iş kapısı olarak görülmesi gerektiğini söylemiştik. NFC bu durumu ayan beyan ortaya koyan bir teknoloji aslında. Dünyada kredi kartı kullanım oranları çok ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Ülkemizde her geçen yıl katbekat artan kredi kartı kullanımı, 2012 yılı içersinde 50 Milyon rakamını çoktan aşmış durumda. Türkiye’de yapılan harcamaların an itibariyle %30’dan fazlası kartlı ödeme sistemlerine ait. 2023 yılına gelindiğinde ise bu rakamın %100’e ulaştırılması hedefleniyor. Bu rakamların büyüklüğü aslında NFC teknolojisinin geleceğine dair tünelin ucunda Üçüncü şahıs yazılımlar daha çok son kullanıcı ekseninde gelişim gösteriyor olsa da profesyonel yaşantıya yönelik içeriklerin de sayısı hiç de azımsanmayacak kadar çok. Dahası her geçen gün bu kapsamdaki yazılımların sayısı artıyor. Güvenlik çözümleri sunan şirketlerden tutun da ofis paketlerine, şirket otomasyonlarına kadar her alanda alternatifli uygulamalara rastlayabilmek olanaklı. Microsoft’un ofis paketlerini tüm mobil işletim sistemlerine yönelik olarak ayrı ayrı yayınlaması, Evernote gibi mobil odaklı yazılımlar, Kaspersky, Trend Micro gibi güvenlik şirketlerinin mobil uygulamaları, Mobil dünyada üçüncü şahıs yazılımlar odağında listeleyebileceğimiz aslında iki önemli isim var. Bunlar iOS ve Android. Bugünkü anlamıyla üçüncü şahıs yazılımların konumu ve akıllı telefonların hayatımızdaki etkin rolü üstlenmesinin arkasında, Apple’ın ürünleri ve elbette ki Steve Jobs’ın ileriye dönük fikirleri yer alıyor. AppStore ile mobil uygulama mağazaları mantığının öncüsü olan Apple, bugünkü anlamıyla mobil uygulamaların şekillenmesinde de en büyük sahibi konumunda. Apple’ın başarısından yola çıkarak zirveye tırmanan Android ise özgürlükçü yapısı ile üçüncü şahıs yazılım yönünden zengin bir düzeye geldi. Android ve iOS’in dünya çapındaki toplam pazar payına baktığımızda %80’lik bir orana tekabül ettiği görüyoruz. BlackBerry, Symbian hatta Windows Phone gibi oyuncuların ise sadece %20’lik bir dilim içinde hapsolması, şirketlerin yatırım önceliğini de belirlemek adına önemli bir gösterge olsa gerek. Uzun Lafın Kısası Hayatın her anında vazgeçilmez bir güç haline gelen mobil uygulamalar, iş dünyası için de hayati önem taşıyor. Üst düzey yöneticilerden başlayarak şirket çalışanlarına kadar her seviyedeki personelin iş hayatlarını düzene sokacak niteliklere sahip olan yazılımları bir tehdit olarak algılamaktan ziyade, işlevsellik yönünden katkı sağlayacak bir seviyede görmek ve bu durumdan olumlu anlamda pay çıkarmak, iş hayatının koşullarıyla örtüşen bir hamle olacaktır. İlerleyen yıllarda hatta aylarda mobil uygulamaların daha da çok hayatımıza sokulacağını da düşünürsek, şirketlerin de uygulama pastası içinde yer tutması, çağı yakalamak adına önemli bir adım olacaktır. ağustos’12 59 B u bölümde birçok farklı segmentten ürünü mercek altına alıyoruz. Bu ürünler arasında Tablet PC’ler’den tutun da KVM Switch’lere, işletmelere tasarruf sağlayacak yazıcı çözümlerinden, müzik keyfini gittiğiniz her yere taşımanızı sağlayacak bir MP3 oynatıcıya, hatta enerji tasarrufu ve kolay yönetilebilirlik sunan Blade sunuculara kadar birçok ürün bulunuyor. Deneyimli ve tarafsız IT Advisor Test Merkezi editörleri tarafından her ay piyasaya yeni sunulan onlarca ürün arasından en dikkat çekicileri sizlerle paylaşıyoruz. Kişilere ve kurumlara avantaj sağlayacak ürün incelemelerimizle, sizlerin pazardaki son ürünler hakkında daha fazla bilgi edinmenizi ve ihtiyacınız olan en doğru satın almayı yapabilmenizi amaçlıyoruz. Bilişim dünyasının sürekli bir gelişim sürecinde olduğu şu günler- de, test merkezimizin incelediği ürünleri yalnızca donanım ürünleriyle sınırlandırmayarak, en son yazılım incelemelerine de IT Advisor Test Merkezi’nde yer veriyoruz. Bizce hakkında bilgi sahibi olmadığınız ve size ne sunacağını bilmediğiniz bir ürünü verimli olarak kullanmanız mümkün değil. IT Advisor Test Merkezi olarak sizlere, günümüzün en değerli olgusu olan bilgiyi, donanım ve yazılım incelemeleriyle sunuyoruz. Bu Sayıda Test Ettiklerimiz: 61 62 Nokia PureView 808 AOC i2353 IPS Monitör 63 64 Sony NEX-F3 Seagate Backup Plus Portable 62 HTC Desire C 60 64 65 Transcend SSD720 Turkcell MaxiPLUS5 ağustos’12 Nokia PureView 808 41 MP’lik Kamerası İle Fark Yaratıyor 5 yıldır üzerinde çalışan Nokia, sonunda 41 MP’lik PureView 808 adlı akıllı telefonunu piyasaya sürdü. Ürün ile ilgili merak edilenler bu yazımızda N okia, geçen ay Pureview 808’i resmi olarak piyasaya sürdü. 41 MP’lik bir kameraya sahip olan bu akıllı telefon, 5 yıllık bir çalışmanın eseri. Zaten ürünün teknik değerlerine baktığımızda bu hemen anlaşılıyor. Sahip olduğu 1/1.2 inç resim sensörü neredeyse Nikon’un 1 serisi fotoğraf makineleri ile aynı kalitede. 4 inç (640x360 piksel) ekrana sahip olan PureView, WLAN, HSDPA, Bluetooth 3.0 ve GPS teknolojilerini üzerinde barındırıyor. Üzerinde bulunan 16 GB hafıza Micro SDHC kart yuvası ile artırılabiliyor. Sahip olduğu 1.3 GHz’lik işlemci de birçok uygulamaları sorunsuzca açılmasını sağlıyor. PureView 808, elbette 41 MP kamerası ile fark yaratıyor. Fakat bununla birlikte Nokia Belle OS işletim sistemine de sahip olduğunu söylemeden edemeyeceğiz. Kompakt Kameralara Kafa Tutuyor 38 MP ile Resim Çekin PureView 808 farklı modlara sahip. PureView modunda üç, beş ve sekiz MP çözünürlükte fotoğraflar çekmek müm- Akıllı Telefonların Standardını Yükseltti Akıllı telefonların en zayıf noktalarından biri kuşkusuz kamera kaliteleri. Bu alanda bir standart oluşturulmuş değil. Fakat Nokia’nın bu hamlesi yakın zamanda yeni standartların geleceğinin habercisi. Cep telefonu ile yüksek kalitede fotoğraflar çekmeyi kim istemez ki. Hele ki düşük ışıkta hiçbir anı kaçırmamak. Üstelik bu fotoğrafları ve videoları anında Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlarda paylaşmak. Nokia PureView 808, kamera fonksiyonları bakımından kullanıcıyı son derece mutlu eden bir ürün. En zayıf noktası ise ne yazık ki kullanılan Nokia Belle OS işletim sistemi. Symbian esasında oldukça köklü bir işletim sistemi. Fakat ne yazık ki geleceği olmayan bir ürün. iOS ve Android çok daha fazla uygulama ve ergonomi sunuyorlar. Kaldı ki kullanılan donanım birleşenleri de üst sınıf akıllı telefon sınıfının altında. Günümüzdeki akıllı telefonlar 1.3 GHz ARM 11 işlemcisinden çok daha iyi işlemciler kullanıyorlar. Nokia acele edip ürünü bu işletim sistemi ile piyasaya sürdü. PureView teknolojisinin potansiyelini Windows Phone ile birleştirseydi iOS ve Android telefonlara rakip olurdu. Dolayısıyla PureView 808 telefon özelliğinden çok kamera performansına önem veren kullanıcılara hitap ediyor. Teknik Özellikler: Ağ: GSM 850 / 900 / 1800 / 1900, 3G HSDPA Kamera: 41 MP Ekran: 4 inç (360 x 640 piksel) Dahili Hafıza: 16 GB İşletim Sistemi: Nokia Belle OS İşlemci: 1.3 GHz ARM 11 Boyut: 123.9 x 60.2 x 13 x 9 mm Ağırlık: 169 gram ağustos’12 61 www.itadvisor.com.tr Nokia PureView 808 temel ayarlarda fotoğrafları 5 MP’lik bir çözünürlükte çekiyor. Yan tarafta bulunan düğme, kamerayı anında hazır hale getiriyor. Bu sayede hızlıca fotoğraf çekebiliyorsunuz. Bu çekim modunda odak noktası görüntünün ortası oluyor. Kullanıcının ekrana dokunarak odak noktasını istediği gibi kaydırabilmesi iyi düşünülmüş bir özellik. 41 MP’lik fotoğraf sensörü fotoğrafları 5 MP boyutuna indirgiyor. Nokia bu işleme “Oversampling” diyor. Tek bir piksel toplam 7 pikselden oluşuyor. Superpiksel olarak da adlandırılan bu yöntem sayesinde fotoğraflardaki bozulmalar ortadan kalkıyor. Bunu en güzel çekilen fotoğraflarda zum yapıldığında fark ediyor. Yaptığımız denemelerde bunu çok iyi gördük. Çektiğimiz fotoğraflarda zum yaptığımızda, detayları hala keskin olarak görebildiğimizi fark ettik. Benzer bir durum az ışıklı ortamlar için de geçerli. Nokia bu alanda da kendisini çok iyi bir şekilde ispatlıyor. Ürün ile çekilen fotoğrafların kalitesinin, piyasada bulunan birçok kompakt fotoğraf makinesinden daha iyi olduğunu söylemeliyiz. kün. Bu ayarda 3x dijital zum yapmak mümkün. Buradaki dijital zum benzer ürünlerle kıyasla çok daha farklı olduğunu söylemeliyiz. Çünkü bu ürün dijital zumda görüntü kaybı oluşturmuyor. Yapılan çekimlerde Superpiksel fonksiyonu otomatik olarak ayarlanıyor. Kullanıcılar elbette daha yüksek çözünürlüklerde fotoğraflar çekebiliyorlar. Ürünün ayarlarında 4:3 formatında 38 MP çözünürlükle fotoğraflar çekmek mümkün. 16:9 formatında fotoğraf çekmek isteyen kullanıcılar maksimum 34 MP’e ulaşabiliyorlar. Ürünün diğer bir avantajı 4:3 formatında 28 mm, 16:9 formatında da 26 mm’lik bir görüş açısını yakalayabilmesi. F değerinin (Diyafram) de 2.4 olması, oldukça keskin ve yarı profesyonel makinelere yakın resimler çekebilmesi anlamına geliyor. Bu kalitede bir ürün elbette gelişmiş ayarlara da sahip. ISO değerini 1600’e kadar ayarlamanız mümkün. Beyaz dengesi ve zamanlamanın yanı sıra fotoğraflara güzel efektler de eklemeniz mümkün. Profesyonel kullanıcılara da hitap eden 808’ü sonsuzluk, Hiperfokal ve yakın çekim odaklama moduna sahip. Fotoğrafların istenildiğinde coğrafik konumuna göre işaretlenebiliyor olması da iyi düşünülmüş bir özellik. PureView 808, sadece fotoğraf özelliği ile ilgi çekmiyor. Ürünün video çekim kalitesi de oldukça başarılı. 1920x1080 Full HD çözünürlüğünde stereo çekim yapabilen cihaz, fotoğrafların ve videoların anında sosyal ağlarla paylaşılabilmesine de olanak tanıyor. AOC i2353 IPS Monitör AOC’den İdeal IPS Monitör AOC, uygun fiyatlı ürünleriyle adını duyurmayı başardı. Firmanın yeni IPS monitörü ise kendi fiyat segmentinde en ideal konfigürasyona sahip I PS, özellikle farklı açılardan maksimum görüntü kalitesini sunmasıyla ünlü. Bazı IPS ekranlar 178 derece yani neredeyse monitöre yandan bakıldığında bile net bir görüntü sunuyor. Bu da özellikle grafik işleriyle uğraşan kişiler için IPS monitörleri vazgeçilmez kılıyor. Tablet ve akıllı telefonlarda vazgeçilmez hale gelse de monitör ve TV’lerde IPS teknolojisi bir standart haline gelmedi. Bunun sebebi bu teknolojinin cihaz fiyatlarını yükseltmesi ve az da olsa görüntü kalitesine yaptığı olumsuz etki. Özellikle büyük ekranlarda IPS teknolojisi tepki sürelerini uzatırken parlaklık ve kontrast değerlerini de bir miktar kötüleştiriyor. Son dönemde bu görüntü kayıpları, farklı teknolojilerin de devreye girmesi ile IPS ekranlardaki kayıpları oldukça azalttı. Özellikle LED ve IPS bir arada kullanıldığında daha iyi bir sonuç elde edilebiliyor. Fakat bu gelişmeler bile fiyatları düşürmeye yetmiyor. Genelde grafik işleri için kullanıldığından Görüntü kalitesi açısından bakıldığında da herhangi bir zayıflık göze çarpmıyor. Elbette renk gamı ve parlaklık açısından daha iyi monitörler mevcut. Fakat AOC i2353’ün 260 dolar civarındaki fiyat etiketini göz önüne aldığımızda sunulan görüntü kalitesi ve inceliğin çok iyi olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanında 23 inç boyutunda 1920 x 1080 Full HD çözünürlük de iyi bir piksel yoğunluğu sağlıyor. IPS monitörlerin satışları yüksek fiyat segmentinde gerçekleşiyor. Fakat AOC’nin yeni monitörü bu durumu aksine çevirecek özelliklere ve fiyat etiketine sahip. 23 inç büyüklüğündeki monitör, LED arka aydınlatma ile IPS teknolojisini bir araya getiriyor. Böylece hem parlak görüntüler sunan hem de oldukça ince bir yapıya sahip i2353’ü hayata geçirmek mümkün olmuş. Kutusundan çıkardığınızda da incelik ilk dikkat çeken durum oluyor. Bunun yanında plastikten üretilmiş olsa da metal görünümlü ön çerçeve de şık görünüyor. Teknik Özellikler: Ekran Boyutu: 23 inç geniş ekran Çözünürlük: 1920 x 1080 Full HD Tepki Süresi: 5ms Panel Tipi: LED IPS HTC Desire C Uygun Fiyata Android 4.0 ve HTC Kalitesi HTC’nin yeni uygun fiyatlı modeli Desire C, uygun fiyata taze bir arayüz ve yüksek kalite sunuyor www.itadvisor.com.tr A ndroid’li cihaz üreticileri arasında en önde gelen firmalardan biri olan HTC, genellikle yüksek fiyat segmentinde modeller sunuyor. Bunun sebebi firmanın kaliteden ödün vermek istememesi. Bu sebeple HTC modelleri yüksek kaliteli olsa da fiyatlar genelde 700 TL’nin altına düşmüyor. Fakat kısa bir süre önce duyurusu yapılan Desire C, bu durumu bir nebze olsa da değiştiriyor. One serisinin ardından 2012’de HTC’nin duyurduğu ilk model olan Desire C, biraz düşük bir konfigürasyona sahip olsa da Android 4.0 ve HTC Sense 4.0a ile çalışması sayesinde “taze” bir model. One serisinde fiyatların daha yüksek olduğunu düşünürsek HTC’nin sunduğu en iyi yazılımı uygun bir fiyat segmentine sunuyor olması bu modeli dikkat çekici kılıyor. Android 4.0 Ice Cream Sandwich ve HTC Sense 4.0a sayesinde hem yeni bir arayüz hem de yeni özellikler sunan Desire C, bu 62 ağustos’12 sayede geleceğe yönelik olarak da mantıklı bir seçim. Ancak 600 MHz’lik işlemci hızı, onun yeni güncellemelerden mahrum kalacağı sinyalini veriyor. Zaten bu fiyat segmentinde de bir sonraki işletim sistemine geçişe pek sık rastlamıyoruz. Yeni işletim sistemi sayesinde 600 MHz’lik işlemcinin performans açısından ortalama bir performans sunuyor. Zaman zaman yavaşlama göze çarpsa da üstünden kalkamadığı bir uygulama yok. Desire C’de işlemci dışında ekran da uygun maliyet politikasından nasibini alıyor. 3.5 inç gibi bu segmente göre büyük bir ekrana sahip olan cihaz, 320 x 480 piksel çözünürlüğüyle hayal kırıklığı yaratıyor. 5MP bir kamera ile donatılan Desire C, tatmin edici fotoğraf ve videolar sunsa da One serisi kadar başarılı değil. Hızlı fotoğraf çekimi ve video esnasında fotoğraf gibi özellikler Desire C’de bulunmuyor. Ancak fiyat segmentini düşündüğümüzde bu durum çok da şaşırtıcı değil. Teknik Özellikler: Ekran Boyutu: 3.5 inç Çözünürlük: 320 x 480 piksel İşlemci: 600 MHz İşletim Sistemi: Android 4.0 Ice Cream Sandwich ve HTC Sense 4.0a arayüzü Ağırlık: 98 gram Sony NEX-F3 Uygun Fiyatlı Profesyonel Sony, aynasız NEX kamera serisini Nex-F3 ile genişletti. Uygun fiyatı ile göze çarpan bu ürün yüksek performansı ve çektiği kaliteli fotoğraflarla kendisinden çok söz ettirecek S ony’nın NEX serisi fotoğraf makineleri rakiplerle kıyaslandığında açık ara önde olmalarıyla büyük sükse topluyorlar. Bu seri o kadar çok tutuldu ki, Sony uygun fiyatlı NEX modellerini de piyasaya sürdü. NEX-3 ve NEX-C3’den sonra yeni neslin uygun fiyatlı ürünü NEX-F3 olacak. APS-C sensörüne sahip olan bu yeni ürün 16 MP’lik resimler çekebiliyor. NEX-F3 bir önceki seriye göre aynı sensoru kullanıyor. Farkı, ufak tefek bazı düzeltmelerin yapılmış olması. Zaten yaptığımız testlerde çok dikkatli bakıldığında bu fark ediliyor. Öyle ki bu ürünün performansı biraz daha pahalı olan NEX-5N’e yaklaştığını söylemeliyiz. NEX-F3 ISO 200-16000 ışık hassasiyetinde oldukça keskin ve detaylı çekimler yapabiliyor. ISO 3200 ve üstü çekimlerde renk kontrast değerleri otomatik olarak artırılıyor. Bu da çekilen görüntüde bazı bozulmaların meydana gelmesine neden oluyor. Buna karşın geniş ISO aralığı ve renk doğruluğu bu ürüne büyük bir avantaj sağlıyor. Üründe beğendiğimiz bir özellik hem JPEG hem de RAW formatlarında kayıt yapabilmesi. NEX-7’nin Flaşını Kullanıyor Otomatik Çekimde Yeni Bir Boyut Sony NEX-F3 özellikle otomatik çekim modunda gücünü gösteriyor. Bu üründe iki tane otomatik çekim özelliği yer alıyor. İlki birçok kullanıcının bildiği otomatik çekim modu. Superior Auto olarak adlandırılan ikinci otomatik çekim modu, seri çekim, Panorama ve HDR gibi özel çekim modlarını otomatik olarak ayarlıyor. İsteyen kullanıcıların Manuel modunda tüm ayarları kendi yapabilmesi iyi düşünülmüş bir özellik. Bu ayarları bir tekerler ile yapılamaması büyük bir eksiklik. Kullanıcılar bu ayarları düğmeler ve sağ tarafta bulunan genel tekerlek yardımıyla yapmalılar. Yine de bu çok büyük bir dert değil. Çünkü özellikle yeni başlayan kullanıcılar otomatik modu çok sevecekler. Öyle ki, yaptığımız testlerde Sony’nin NEX serisi ürünleri otomatik modda yapılan çekimlerde rakiplerine göre çok önde olduğunu söylemeliyiz. Ürünün diğer bir artısı otofokus hızının ciddi bir şekilde artmış olması. Bundan sonra giriş seviyesi NEX ürünleri de hızlı (0.5 sn) ve kaliteli çekimler yapabilecek. Bu esasında çok önemli bir gelişme. Fakat birçok rakibin bu alanda daha iyi olduğunu söylemeliyiz. Seri çekim modunda saniyede 5.5 fotoğraf çekmek mümkün. Denemelerde seri çekimin 4. saniyesinde makinenin tıkandığını gördük. RAW formatında seri çekim neredeyse imkansız. Buna karşın video çekimde en güncel teknolojinin bu üründe yer aldığını gördük. Full HD videoları 25 ve 50 kare hızla çekmek mümkün. Ses kayıt stereo yapılıyor ve otofokus çok başarılı çalışıyor. Dolayısıyla bu özellik birçok kişi için fazlasıyla yeterli. Ürüne ne yazık ki mikrofon takılmıyor. Benzer Ürünlere Kıyasla Daha Akıllı Sony NEX-F3 yeni başlayan ve giriş seviyesi bir ürün alan kullanıcılar için mükemmel bir seçenek. Bu ürünü aldıktan sonra pişmanlık duymayacaksınız. Entegre flaşın olması büyük bir artı. Resim kalitesi de oldukça başarılı. Öyle ki bu ürün giriş seviyesi D-SLR’larla rahatlıkla kapışıyor. Üründe beğendiğimiz bir özellik, otomatik modunda çok iyi ayarlamalar yapması. Bu ürün kesinlikle diğer ürünlerle kıyasla çok daha akıllı. İsteyen kullanıcılar ürüne farklı objektifler da takabiliyorlar. Durum böyle olunca, aynı klasmanda olmasa bile, bu ürün Canon EOS 1100D’ye ciddi bir rakip. Teknik Özellikler: Sensör: 16 MP CMOS Maksimum Çözünürlük: 4912 x 3264 piksel Video: 1080p Full HD Ekran: 3 inç Boyut: 117 x 67 x 41 mm Ağırlık: 315 gr ağustos’12 63 www.itadvisor.com.tr NEX-F3’ü bir önceki ürün ailesi ile kıyasladığımızda daha kalın olduğunu söylemeliyiz. Buna karşın yapılan bazı ergonomik değişikliklerden sonra ürünü tek elle tutmak çok daha rahat. Ürünün önemli bir artısı üzerinde Flaş’a sahip olması. Önceki modellerde Flaş birimini opsiyonel olarak takılıyordu. NEX-F3 buna karşın NEX-7 den bildiğimiz Flaş’ı kullanıyor. Ürüne elbette harici Flaş da takılabiliyor. 3 inç büyüklüğünde bir ekrana sahip olan NEX-F3 katlanabilir özelliği ile fark yaratıyor. Kullanıcılar bu ekranı 90 derece yukarıya doğru katlayabiliyorlar. Bu sayede ekrana kendinizi görüp çekim yapabiliyorsunuz. Ekranın kaliteli olması çok önemli. Çünkü NEX-F3 bir vizöre sahip değil. Bunu bilen Sony, NEX-F3’e oldukça güçlü bir pil kullanıyor. Bu pil sayesinde minimum 330 maksimum 680 resim çekmek mümkün. Bu değer böyle bir ürün için oldukça başarılı olduğunu söylemeliyiz. Ürünün fiyatını baz alan Sony, bu yüzden harici bir şarj ünitesi vermiyor. Pillerin dolumu cihaz üzerinden gerçekleşiyor. Seagate Backup Plus Portable Sosyal Hayatınızı Tek Tuşla Yedekleyin Seagate’in yeni ürünü olan Backup Plus, Flickr ve Facebook gibi sosyal ağlarda bulunan verileri, resimleri ve videoları yedekleyebiliyor G ünümüzün en vazgeçilmezleri arasında kuşkusuz sosyal ağlar geliyor. Neredeyse her gün saatlerce bu sosyal ağlarda vaktimizi geçiriyoruz. Bununla da kalmayıp birçok bilgiyi buradan edinip, verilerimizi paylaşıyoruz. Hatta birçok insan hayatlarında en önemli gelişmeleri bu mecralar üzerinden duyur Durum böyle olunca zaman zaman bu verileri yedeklemek istiyoruz. Seagate böyle düşünen kullanıcılar için oldukça değişik bir ürün piyasaya sürdü. Sosyal medya diski olarak adlandırılan Backup Plus, adından da anlaşılacağı gibi sosyal ağlardaki kişisel verileri tek bir noktada yedeklemesi ile fark yaratıyor. Backup Plus şimdilik sadece Flickr ve Facebook’ta yer alan resimleri ve videoları yedekleyebiliyor. Fakat yakın zamanda tek bir tuşa basarak popüler birçok sosyal ağdaki veriler anında yedeklenebilecek ve istenildiği gibi kullanılabilecek. Tek Tuşla Yedekleme 2.5 inç ve 500 GB kapasiteli bir diske sahip olan Backup Plus, hem Mac hem de Windows platformlarında sorunsuzca çalışıyor. Yönetimi beraberinde gelen ve Seagate Dashboard olarak adlandırılan yazılım ile gerçekleşiyor. Yazılımı kurup sosyal ağ ayarlarını girdikten sonra tek bir tuş ile yedekler alınabiliyor. Üründe beğendiğimiz bir özellik farklı yedekleme türlerini desteklemesi. Ürün, istenildiğinde sadece değişen verileri de alabiliyor. FireWire ve Thunderbolt Destekli Backup Plus sadece verileri yedeklemekle kalmayıp var olan multimedya verilerini sosyal ağlara da aktarabiliyor. Üründe beğendiğimiz bir özellik yeni nesil USB 3.0 arabirimini desteklemesi. Daha fazla performans isteyen kullanıcılara da hitap eden Seagate, aynı zamanda FireWire 800 ve Thunderbolt arabirimlerine de uyumlu. Opsiyonel olarak alacağınız FireWire ve Thunderbolt adaptörler ile sorunsuzca bağlantı kurmanız mümkün. Sonuç olarak Backup Plus ergonomisi ve yüksek performansı ile ilgi çekiyor. Sosyal ağ fonksiyonu sayesinde de benzer ürünlerle kendisini farklılaştırıyor. Teknik Özellikler: Tür: Harici disk Kapasite: 500 GB Form Faktör: 2.5 inç Arabirim: USB 3.0 Diğer: Değiştirilebilir arabirim girişi Transcend SSD720 Sistem Performansınızı İkiye Katlayın SSD720, SATA III teknoloji desteği ve yeni nesil kontrol ünitesi ile düşük güç tüketiminde yüksek bir performansa ulaşıyor www.itadvisor.com.tr T ranscend’in yeni nesil SSD disk ürünü olan SSD720, saniyede 6 GBit veri transfer oranına ulaşan SATA III arabirimi sayesinde 550 MB/sn okuma ve 500 MB/sn yazma performansı ile ne kadar performanslı olduğunu herkese gösteriyor. Ürün, 4.7 GB büyüklüğündeki bir video dosyasını yalnızca 15 saniyede aktarmayı hayalden gerçeğe çeviriyor. Önceki nesil SSD disklere göre daha optimize bir Native Command Queuing (NCQ) desteğine sahip olan bu ürün, bu sayede performansı ve verimliliğini arttırmış durumda. Kullanılan NAND bellekler, düşük güç tüketimi ile birlikte yüksek bir performans, sessiz çalışma ve düşük ısı yayılmasına neden oluyor. Üst Seviye Performans Arayanlara İdeal SSD720, yüksek performans isteyen uygulamalar, multimedya ve oyunlarda 64 ağustos’12 kullanılmak üzere geliştirildi. Benzer ürünlerle kıyasla 9.5 mm yerine sadece 7 mm kalınlığında olan bu ürün Notebook ve Netbook ürünlerinde olduğu gibi yeni nesil Ultrabook ürünlerinde de rahatlıkla kullanılabiliyor. Transcend, bu ürünlerde yüksek bir performans sağladığı gibi sahip olduğu düşük güç tüketimi (2.41 Watt) sayesinde dizüstü sistemlerinin pil ömrüne olumlu bir katkı sağlıyor. Transcend SSD720, Windows 7 tarafından kullanılan TRIM komutlarını destekliyor. Bunun avantajı, silinen bir veri, bellekte de serbest kalması ve bu sayede de yazma hızının performansını artırması. Ayrıca üründe bulunan “Wear Leveling” ve ECC hata ayıklama fonksiyonu diskin ömrünü uzattığını söylemeliyiz. Buna ek olarak S.M.A.R.T teknolojisinin hata oranını minimum seviyelere indirmesi de ürünün kalitesini ortaya koyuyor. Teknik Özellikler: Arabirim: SATA III Kontrol Ünitesi: SandForce Kapasite: 256 MB Bellek Türü: MLC Nand Flash Boyut: 100x70x7 mm Ağırlık: 95 gram Turkcell MaxiPLUS5 Turkcell’in Yeni Akıllısı MaxiPLUS5 Geçtiğimiz dönemde T serisi akıllı telefonlarıyla satış rekorları kıran Turkcell akıllı telefon portföyün yeni bir telefon daha ekledi: MaxiPLUS5… T GB dahili depolama alanı sunuyor. Bunun yanı sıra cihazla birlikte verilen 4 GB hafıza kartını da unutmamak gerekli. Dünyada Bir İlk: Alışverişte Magnet Devrimi Turkcell MaxiPLUS5’in en heyecan verici özelliklerinden biri NFC Magnet. Turkcell MaxiPLUS5 alanlar cihaz kutularından çıkacak özel üretilmiş buzdolabı magnetlerini cep telefonlarına okutarak özel olarak tasarlanmış bir mobil sipariş uygulamasını açabiliyorlar. Magnet okutulduğunda telefonda otomatik olarak açılan Mobil Sipariş uygulaması üzerinden anlaşmalı firmaların ürünleri kolayca seçilerek sipariş verilebiliyor. İlk etapta Aygaz, Burger King, ve Pürsu’nun seçilmiş ürünlerini sipariş vermek ya da Migros Sanal Market’e ulaşarak alışveriş yapmak mümkün. İlerde bu markaların sayısı muhtemelen artacak ve uygulama yeni güncellemeler ile birlikte yeni markaları akıllı telefonunuzun içerisine eklemeniz için imkan sunacak. Alışverişte yeni bir dönem başlan bu farklı deneyimin şimdilik yalnızca Turkcell MaxiPLUS5 kullanıcılarına özel olduğunu da belirtmeliyiz. Kullanıcıların En Yakın Dostu: Mobil Asistan Turkcell MaxiPLUS5 ile gelen bir diğer yenilik ise Mobil Asistan uygulaması. İlk defa Turkcell MaxiPLUS5 ile sunulan Mobil Asistan fatura bilgileri, kalan bakiyeniz, hava durumu ve en yakın eczane gibi gibi sorularınıza yanıt veriyor. Üstelik siz sesli olarak soruyorsunuz o sizi sesinizden tanıyor, sizin için araştırıyor, buluyor ve yanıtlıyor. Şimdilik 8 sesli komuta yanıt veren bu uygulama yakında 40 komuta kadar destek sunacak. İlk defa Turkcell MaxiPLUS5 ile gelen Akıllı Cevap uygulaması da telefon kullanım alışkanlıklarını değiştirecek bir yapıya sahip. Akıllı Cevap ile telefonu ters çevirerek sessize alabilir ve arayan kişiye önceden belirlediğiniz mesajı iletebiliyorsunuz. Telefonu tekrar düz çevirdiğinizde ayarlarınıza eski haline çevirebiliyor ve size gelen aramayı herhangi bir tuşa basmadan sadece kulağınıza götürerek açabiliyorsunuz. Eğlence Yüklü Turkcell MaxiPLUS5 T serisinin son yıldızı Turkcell MaxiPLUS5 multimedya özellikleriyle de dikkat çekiyor. Turkcell MaxiPLUS5’e sahip olanlar 1 yıl ücretsiz sunulan Turkcell TV ile 42’den fazla TV kanalını cepten izleyebiliyor, filmlere ve kaçırdığı dizilere istediği an ulaşabiliyor. Cihazı çok daha eğlenceli hale getiren bir özellik de Tunein radyo. Bu uygulama sayesinde tüm dünyada 50 binden fazla radyoyu dinlemek mümkün. Ayrıca Turkcell Müzik ile 3 milyondan fazla şarkı, Turkcell Video ile en popüler videolar MaxiPLUS5 ile ekranınıza geliyor. Fiyat/performans açısından bizden geçer not almayı başaran Turkcell MaxiPLUS5 her yaştan kullanıcıya hitap eden özellikleriyle rakiplerine göre bir adım önde. Teknik Özellikler: GSM Band Desteği: GSM 900/1800/1900 UMTS 900/2100 Boyutlar: 115.2 x 62 x 11.1 mm Ağırlık: 120 gram Ekran Tipi: LCD IPS kapasitif dokunmatik ekran Ekran Boyutları: 3.5 inç, 320 x 480 piksel (HVGA) Dahili Hafıza: 512 MB RAM , 4GB ROM Harici Hafıza Desteği: 32 GB'a kadar destekleniyor Kart Yuvası: MicroSD 3G HSDPA: 7.2 Mbps; HSUPA, 5.76 Mbps WLAN 802.11 b/g/n Bluetooth: Var Kamera: 5 MP AutoFocus Kamera 2. Kamera: Yok İşletim Sistemi: Android OS, 4.0 (Ice Cream Sandwich) İşlemci: Qualcomm MSM 7225A 800 MHz Kutu İçeriği: 4 GB SD Kart, Micro USB şarj aleti, kullanıcı kılavuzları, pil, kulaklık ağustos’12 65 www.itadvisor.com.tr urkcell Teknoloji ARGE mühendislerinin geliştirdiği yeni akıllı telefon MaxiPLUS5 performans açısından kardeşlerine göre daha iyi sonuçlar vermek için tasarlanmış. Şimdiye kadar çıkardığı akıllı telefonlarda rakiplerine göre fiyat avantajı sunan Turkcell MaxiPLUS5’de de bu tarz bir satış politikası izliyor ve akıllı telefonu yine çok cazip seçeneklerle kullanıcılara sunuyor. Turkcell tarifelerine ek 5 TL’den başlayan fiyatlarla akıllı telefon tutkunlarıyla buluşan Turkcell MaxiPLUS5’in fiyat bilgilerine ulaşmak için http://bit.ly/OpZTrH adresini ziyaret edebilirsiniz. En yeni Android işletim sistemi (4.0 – Türkçe) ile kullanıcıların beğenisine sunulan Turkcell MaxiPLUS5 siyah ve sade tasarımıyla öze çıkıyor. 3,5 inçlik LCD ekrana sahip olan cihaz üzerinde bulunan IPS teknolojisi sayesinde kullanıcısına daha parlak ve net ekran görüntüsü sunmak için tasarlanmış. Turkcell MaxiPLUS5’in cihaz üreticisi ZTE, fakat MaxiPLUS5 tasarım açısından özel bir cihaz ve ZTE tarafından kendi markası altında pazara sürülecek. ZTE MaxiPLUS5 üzerinde 800MHz’lik Qualcomm işlemci kullanmış. Tek çekirdekli bu işlemcinin performansı günlük akıllı telefon kullanımı için yeterli bir çözüm oluşturuyor. Turkcell yetkililerinin söylediğine göre; MaxiPLUS5 orta seviyede konumlandırılan bir akıllı telefon ve Turkcell yakın süre içerisnde MaxiPro adını vereceği yeni bir akıllı telefon daha çıkarmayı planlıyor. Yeni akıllı telefonun özellikleri sır gibi saklansa da MaxiPLUS5’den daha iyi olacağı kesin. Akıllı telefonların en büyük sorunlarından bir tanesi kısa pil süreleri. Büyük ekran sürekli çalışan bir işletim sistemiyle birleşince pil tüketimi artıyor. Turkcell MaxiPLUS5 üzerinde 1400 miliamperlik bir batarya kullanılmış. Bu batarya 3G özelliği açıkken yaklaşık 200 saate varan bekleme ve yaklaşık 240 dakikaya varan konuşma olanağı sağlıyor. Bu sürelerin rakiplere göre üst seviyelerde olduğunu söylememizin faydası var. Turkcell MaxiPLUS5’in arka yüzünde 5 megapiksel bir kamera konumlandırılmış. Bu kameranın gündüz çekim performansı gayet iyi. Fakat gece çekimlerinin o kadar başarılı olmadığını söylememizde fayda var. Çünkü kameranın flaş özelliği bulunmuyor. Bu durum dezavantaj olarak değerlendirilebilir. Turkcell MaxiPLUS5 üzerinde 4 Hasan Selman / Yazı İşleri Müdürü [email protected] SON SAYFA Mobilitenin ve Sosyal Ağların Gücünü Kullanın! Economist Bilgi yeni araştırmasına göre yeni sosyal ve mobil iletişim kanalları henüz müşteri hizmetleri ile bütünleşebilmiş değil G enesys, Economist Bilgi Merkezi’ne yaptırdığı “Müşteriye Yakınlaşma” başlıklı araştırma ve raporu, 30 Mayıs 2012 tarihinde Daily City Kaliforniya’da yayınladı. Dünya çapında 798 üst düzey yönetici arasında yapılan araştırma sonucunda, C düzeyindeki yöneticilerin yarısından fazlası ( %58) sosyal ya da mobil medya gibi yeni müşteri iletişim kanallarından CEO’nun sorumlu oluğunu düşünüyor. Buna karşılık, orta düzey yöneticilerin üçte birinden azı (%28) yöneticileriyle aynı fikirde, ve C düzeyi haricindeki yöneticilerin yüzde 38’ine göre bu alanda son sözü söyleyecek bölümler pazarlama departmanlarından başkası değil. Şirketler Yeni Müşteri İletişim Kanalları Karşısında Afalladı C düzeyindeki yöneticilerinin yarısından fazlasına göre ( %58) sosyal ya da mobil medya gibi yeni müşteri iletişim kanallarından CEO sorumlu ama orta düzey yöneticilerin sadece %28’i, onların bu yaklaşımına katılıyor. Sosyal medya kanalının yeni olması üst ve orta düzey yöneticiler arasındaki fikir ayrılığının nedeni olabilir. Üst düzey yöneticilerin %44 üne göre yeni iletişim kanalı olan sosyal medya üzerinden kurulacak müşteri iletişimi söz konusu olduğunda, C düzey yönetim ya da müşteri hizmetleri değil pazarlama bölümleri sorumluluğu almalı. Raporun bir başka sonucu da şirketlerin %43 ünün sosyal medyayı müşterileriyle iletişimde kullanmaya son bir yıl içinde başlamış olması. Şirketlerin sadece %11’i üç ya da daha fazla yıldır bu kanallar üzerinden müşterileriyle iletişim kuruyorlar. Yeni iletişim kanallarında müşteri hizmetlerinin herhangi bir önceliği yok. Bu organizasyonların sadece %42’si çağrı merkezlerini kullanıyor ve sadece %6’sı müşteri hizmetlerinin bu yeni kanallar üzerinden kurulan iletişimde esas amaç olduğu kanısında. Şirketlerin büyük çoğunluğu en yetenekli ve bilgili sosyal medya çalışanlarının orta yaşlı tecrübeliler değil üniversiteden yeni mezun Y jenerasyonundan gençler olduğunun farkında. Aslında yeni iletişim stratejileri belirleyen şirketlerin %60’ı yeni medya 66 ağustos’12 kanallarının sorumluluğunu 20-35 yaş grubundan seçiyor. İşletmelerin sadece %48’i sosyal medyayı ve %20’si mobil uygulamaları müşteri iletişimde kullanıyor. Buna karşılık işletmelerin %90’ı web sitesi ve %88’i de e mail kanalı ile müşterileri ile iletişim kurmaya çalışıyor. Tüm müşteri ilişkilerini bir takım yerine tek bir kişiyle yürüten şirketler daha başarılı oluyor. Sosyal medya ve mobil uygulamalar üzerinden müşteri iletişimi için ekip görevlendiren üst düzey yöneticilerin %33’üne göre, bu kanalları yöneten ekipler arasında iletişimsizlik var. Bu yeni kanallarda tek bir kişiyi görevlendiren üst düzey yöneticilerin ise sadece %9 u aynı iletişimsizlik hissini yaşıyor. Rapor için yapılan röportajda, uluslararası finansal holding Citi’nin sosyal medya baş müdür yardımcısı Frank Eliason, “Artık tüketiciler markanın esas sahibi. Müşteriler fikirlerini birbirleriyle paylaşıyorlar ve genellikle bu fikirler olumsuz yönde oluyor. Geçmişte şirketler müşteri deneyimini önemli bir C düzeyi konu olarak görmüyorlardı. Şimdi bunun bedelini ödüyorlar” dedi. Raporun röportajında Dell sosyal medya ve toplum müdürü Richard Binhammer, “Şimdi müşteriyle iletişim içinde olmak, devamlı bir diyalog kurmak çok daha kolay” dedi. “Bu yakın iletişim müşteri sadakatini, müşterinin bir ürün satın alma ihtimalini ve harcamasını artıracak” diye ekledi. California Riverside Üniversitesi A. Gary Anderson İşletme Fakültesi Pazarlama Profesörü Donna Hoffman, “Yöneticiler hala sosyal medyayı kendilerinden müşteriye doğru hareket eden, kendi yönettikleri bir şey olarak görüyorlar. Sosyal medyanın kalıcı doğasını anlamış değiller. Yöneticilerin medyayı devamlı izleyen, mesajlara cevap veren ve kendileri de tutarlı bir mesaj ileten insanlara ihtiyaçları var. Sosyal medyayla ilgilenmesi için küçük bir ekip görevlendirince işin bittiği düşüncesi var, ama iş burada bitmiyor”. twitter.com/_HasanSelman Bulutlar Üzerindeki İş Dünyasında Yerinizi Alın www.itadvisor.com.tr Dosya Konuları Ürün İncelemeleri Videolar Röportajlar Makaleler Başarı Hikayeleri Haberler
Benzer belgeler
Makaleyi Yazdır
Cep telefonu sistemleri bütün dünyada uygulanan kriterler doğrultusunda çalışan sistemler olduğuna vurgu yapılan Broşürde,
mobil iletişim sistemlerinin İngiltere, İsveç, Almanya, Amerika,
Fransa kı...
Muhammed Raşit ÖZDAŞ - Bilgi Toplumu Dairesi Başkanlığı TC
şehir dışına çıkarılması durumunda mobil iletişimin biteceği, buna
bağlı olarak birçok hizmetin de artık verilemeyeceği vurgulandı.