Biutiful_basınbülteni
Transkript
Biutiful_basınbülteni
B A S I N B Ü L T E N İ 2010 OSCAR ÖDÜLLERİ – EN İYİ ERKEK-EN İYİ YABANCI FİLM ADAYI 2010 ALTIN KÜRE ÖDÜLLERİ – YABANCI DALDA EN İYİ FİLM ADAYI 2010 Cannes Film Festivali – En İyi Erkek Oyuncu Ödülü Bir Alejandro González Iñárritu filmi BIUTIFUL 28 OCAK’TA SİNEMALARDA MENAGE ATROZ, MOD PRODUCCIONES FOCUS FEATURES INTERNATIONAL’IN DESTEĞĠYLE SUNAR TELEVISION ESPANOLA VE TELEVISIO DE CATALUNYA’NIN KATKILARIYLA VE ICAA MINISTERIO DE CULTURA YARDIMLARIYLA BĠR MENAGE ATROZ, MOD PRODUCCIONES YAPIMI IKIRU FILMS ORTAK YAPIMI BĠR ALEJANDRO GONZALEZ INARRITU FĠLMĠ JAVIER BARDEM “BIUTIFUL” KASTĠNG EVA LEIRA YOLANDA SERRANO UYGULAYICI YAPIMCI DAVID LINDE YARDIMCI YAPIMCI ALFONSO CUARON GUILLERMO DEL TORO ORTAK YAPIMCILAR SANDRA HERMIDA ANN RUARK MÜZĠK GUSTAVO SANTAOLALLA KURGU STEPHEN MIRRIONE, A.C.E, YAPIM TASARIMI BRIGITTE BROCH GÖRÜNTÜ YÖNETMENĠ RODRIGO PRIETO ASC. AMC YAPIMCI ALEJANDRO GONZALEZ INARRITU JON KILIK FERNANDO BOVAIRA ALEJANDRO GONZALEZ INARRITU’IN HĠKAYESĠNE DAYANARAK SENARYO ALEJANDRO GONZALEZ INARRITU ARMANDO BO NICHOLAS GIACOBONE YÖNETMEN ALEJANDRO GONZALEZ INARRITU Paramparça Aşklar Köpekler, 21 Gram, Babil filmlerinin yönetmeni Alejandro González Iñárritu’dan, Oscar ödüllü Javier Bardem’in başrollünü üstlendiği unutulmayacak bir film… SİNOPSİS Barcelona‟da geçen hikayede, Javier Bardem, Uxbal adında kanuna aykırı işleri yüzünden başı polisle derde giren bir adamı canlandırıyor. Biutiful, zorunlu olarak yaptığı yasadışı işlerle para kazanmaya çalışan sorunlu ama sadık ve duyarlı bir babanın hikayesi. Bu filmde, baba olmayı, sevgiyi, ruhsallığı, suçu, pişmanlığı ve ölümlülüğü, Barcelona'nın tehlikeli yer altı dünyasında dengelemeye çalışan Uxbal'ın hikayesini izleyeceksiniz. Parasını kazanmak için hiçbir kural tanımıyor, çocukları için yaptığı fedakarlıklarda ise hiçbir sınır tanımıyor. Aynen hayatın kendisi gibi bu hikaye de başladığı yerde bitiyor. JAVIER BARDEM /UXBAL “Bu film bir şaheser…” J.BARDEM Uluslar arası alanda ün yapmış Ġspanyol aktör Javier Bardem bu güne kadar yer aldığı tüm çalışmalarda büyük ilgi topladı. “No Country For Old Men” filminde canlandırdığı sosyopat katil Anton Chigurh karakteri ile hafızalara kazındı ve En Ġyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında başta Oscar Ödülleri olmakla beraber Altın Küre, BAFTA, Screen Actors Guild gibi bir çok prestijli ödülünde sahibi oldu. Bardem, 2001 yılında Julian Schnabel‟in yönetmenliğini yaptığı “Before Night Falls” filmi ile de Oscar‟a aday olmuştu. Alejandro Amenabar‟ın Ġçimdeki Deniz, Woody Allen‟in Barcelona Barcelona filmlerindeki performanslarıyla da eleştirmenlerden olumlu notlar almıştır. Javier Bardem 1969 yılında Ġspanya‟nın Kanarya Adalarında dünyaya geldi. Başta annesi olmak üzere ailesinde bir çok tanınmış oyuncu bulunmaktadır. Kısa Filmografisi - BIUTIFUL (2010) - EAT PRAY LOVE (2010) - VICKY CRISTINA BARCELONA (2008) - LOVE IN TIME OF CHOLERA (2007) - NO COUNTRY FOR OLD MEN (2007) - GOYA‟S GHOST (2007) - COLLETRAL (2006) - MAR ADENTRO (2004) - LOS LUNES AL SOL (2002) - BEFORE NIGTH FALLS (2000) ALEJANDRO GONZÁLEZ IÑÁRRITU / YAZAN-YÖNETEN “Biutiful, benim için bu hayattaki kısa ve mütevazı varlığımızın bir yansıması.” A.Innarritu 1936 Mexico City doğumlu Inarritu, yönetmenliğini ve yapımcılığını yaptığı ilk film “Amores Perros” (2000) En Ġyi Yabancı Film dalında Oscar Ödülüne aday olurken, 60‟ın üzerinde ödül alarak o yıl dünya çapında en çok ödül alan film oldu. Bu filmi, başrollerinde Sean Penn, Benicio del Toro ve Naomi Watts‟ın yer aldığı “21 Grams” (2003) takip etti. Del Toro ve Penn Oscar‟a aday olurken, Penn Venedik Film Festivali‟nde En Ġyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Başrollerinde Cate Blanchet ve Brad Pitt‟in yer aldığı “Babel” (2006) Cannes Film Festivali‟nden En Ġyi Yönetmen Ödülünü kazanırken, En Ġyi film dahil toplam 7 dalda Oscar‟a aday oldu. Film Hakkında: Uxbal‟ın başına gelen şey yani hayatını kaybetmek üzere olduğunu öğrenmek, bu durumda insan ne yapar, hayatı nasıl etkilenir bununla ilgili bir film yapmak istedim. Modern toplum pek çok şeyin yanısıra ölüm fobisinden muzdariptir. Bu yüzden ölümün karanlığına düşmek üzereyken ve bilinmeyenle baş etmek zorunda kalan aydınlanmış bir adam hakkında bir şiir yaratmanın konu olarak çelişkilerinin farkındayım. Çelişki diyorum çünkü Uxbal'ın içindeki ruhsal spiral yukarı yönünde ilerlerken, Avrupa'daki yeni sosyal ve siyasi gerçekler, onun dış döngüsünü tamamen zıt yöne çekiyor. Haberlerde yüz milyonlarca insanın, Avrupa'daki şehirlerin banliyölerinde oluşan insan kovanlarında ölmekte olan yüz milyonlarca insanla ilgili istatistiklerden söz edilir. Ġnsanın başını döndüren bu olguyu sindirmek zordur. Yoksulların, göçmenlerin ve her zaman görünmez olanların acı gerçekçiliği. 2007'de Barselona'yı ziyaret ettiğimde, Uxbal karakteri, bu dünyaya ait olduğunu söyledi bana. Bana göre bu gerçeklerden sadece birini bile içselleştirmiş olmak, bu gezi için değerdi. Pek çok insan için çok uç bir gerçeklik olarak görünen şey, varlıklarının ve gündelik hayatlarının doğal bir parçası. Karakterlerin büyük bölümünü aktör olmayan kişiler canlandırdı ve filmdeki dünyadakine paralel hayatları vardı. Peki tüm bunlar nasıl ortaya çıktı? Barselona, Avrupa'nın kraliçesidir. Çok güzeldir, ancak her kraliçe gibi görünenin ve genelde sıkıcı olan Burjuva güzelliğinin dışında yönleri bulunmaktadır. 17 yaşımda bir kargo gemisinde temizlikçi olarak dünyayı dolaştım, o günlerden bu yana saklı olan ve kimsenin görmediği semtler benim ilgimi çekmiştir. Ben de bunun üzerine gittim. Burada Barselona'da ve Avrupa'daki büyük şehirlerin çoğunda son dönemlerde yaratılan karmaşık, marjinal ve multi-etnik yeni bir dünyadan söz ediyorum. Barselona'ya 17 yaşımdayken ilk kez geldiğimde bunları hayal etmek imkansızdı. 1960'lı yıllarda, Franko Ġspanya'nın dört bir yanından yüzbinlerce insanı Katalonya'ya getirerek, Katalan kültürünü bastırmaya, dillerini konuşmalarını engellemeye çalıştı. Büyük bir ekonomik durgunluk döneminin ortasında, Ġspanyolca konuşan insanlar, kendi ülkelerinde mülteci durumuna düştüler. Barselona'nın Santa Coloma adı verilen bir bölgesine gönderildiller ve yoksul mülteciler ve çocukları aşağılamak için kullanılan “Charnegos”lar olarak anıldılar. 80'li ve 90'lı yıllarda ekonominin eski gücüne kavuşmasıyla “Charnegos”lar Santa Coloma'dan ayrılmaya başladı ve yerlerini dünyanın dört bir yanından gelen mülteciler aldı. Barrio Chino olarak da bilinen El Raval, Barselona'nın etnik olarak en karmaşık bölgesi olsa da, Santa Coloma ve yakınındaki Badalona'ya gerçekten aşık olmuştum. Burada Senegalliler, Çinliler, Pakistanlılar, Çingeneler, Romenler ve Endonezyalılar, herhangi bir sorun yaşamadan barış içinde yaşıyor. Her biri kendi dilini konuşuyor ve Ġspanya'ya entegre olmak gibi bir endişeleri de yok. Açıkçası, toplum da onların entegrasyonuna pek ilgi göstermiyor. Orası, pastörize edilmemiş bir semt. Tamamen insan, kokuyor, kendi dokusu ve çelişkileri var. Orası gerçek bir topluluk örneği, mükemmel Birleşmiş Milletler'in DNA'sına sahip. Geçmişte 300 yıl içinde yaşanan göçler ve ırk karışmaları, burada sadece 25 yıl içinde gerçekleşti. Tabii ki bunlar acısız ve trajedisiz yaşanmadı. Her yıl yüzlerce Afrikalı, Ġspanya kıyısına ulaşmaya çalışırken boğularak ölmekte. Bu görüntüleri izlemek çok zor. Neredeyse her gün, Avrupa'da sömürülen Çinli göçmenlerle ilgili gazete haberleri çıkıyor. Sadece Ġngiltere'de bir milyon Çinli var. ABD'nin aksine bu insanlar, bulundukları Avrupa şehirlerinin kültürüne uyum sağlamayı amaçlamıyor. Yaptığım araştırmalara göre insanlar hayatta kalmak ve geride bıraktıkları yakınlarına yardım etmek için geliyor. Barselona ve çoğu Avrupa şehrinde yaşanan ilginç bir sosyolojik olgu, Biutiful'un hikayesi için çok iyi bir bağlam oluşturacağını düşündüğüm şeyin benim üzerimdeki duygusal etkisiydi. Ben şanslı biriyim, göçmendim ve on yıl öyle kaldım. Göçmen bilinci ya da coğrafi yetimlik bir düşünce biçimidir. Biutiful'da öyle çok büyükı olaylar yok. Sadece gölgelerde yaşayan yüz milyonlarca modern kölenin zorlu gündelik hayatlarının kişiselleştirilmesi var. Sonuçta bir film bir belge değilse, bir rüyadır. Bir rüyaperest olarak her zaman yalnızsınızdır, tıpkı tuval başında yalnız olan bir ressam gibi. Ve yalnız kalmak, sorular sormak anlamına gelir (Goddard'ın bir zamanlar dediği gibi). Film yapmak ise bu sorulara cevap vermektir. Karakterlerden biri hakkında kapsamlı bir biyografi yazdım. Bunu Çinli ve Afrikalı karakterler için de yaptım. Her birinin kendi geçmişi olacaktı, yüzeysel karakterler olmayacaklardı. Bunu onları daha iyi tanımak ve aynı zamanda aktörlerin canlandırdığı rollerin nereden geldiğini anlamalarını sağlamak için yaptım. Uxbal bir “Charnego” olarak doğmuştu, Santa Coloma'da kalan Castillian konuşan %10'luk kesimden biridir. Göçmenler onun açısından yabancı değildir. Onlarla büyümüş ve onlarla çalışmaktadır. Bir Pazar günü o semtte dolaşmak fiziksel, ruhsal ve duygusal bir deneyimdir. Sokaklarda çingeneler gruplar halinde şarkı söyler, Müslümanlar küçük bir caminin hoparlöründen gerlen ilahilere eşlik eder ya da parkta namaz kılar, Katolik kilisesi ise Çinlilerle doludur. Bu hikayenin benzer şekilde fiziksel, ruhsal ve duygusal bir yolculuk olmasını istiyordum. Barselona‟ya ziyaretimden bu yana bilinçaltım bana sürekli olarak hikayeyi dikte etmeye başladı. Kızım Maria Eladia, bir baykuşun öldüğünde gagasından bir tüy yumağı tükürdüğünü anlatmıştı bana. O gece o görüntüyle ilgili rüya gördüm ve sonrasında her şey farklı başladı. Uxball‟ı çelişkilerle dolu olarak görüyordum; hayatı çok yoğun ve karmaşık olduğu için huzur içinde ölemeyen, göçmenleri yasalardan koruyan ve bir yandan onların iş gücünü sömüren biri olarak.Ruhsal bir yeteneği olan ve ölülerle konuşabilen, onları ışıklara yönlendirebilen bir sokak adamı... ancak bunun için para alan biri. Ġki çocuğunu çok seven ancak sinirlerine hakim olamayan bir insan. Herkesin güvendiği, herkese güvenen, ilkel, basit, alçakgönüllü, doğa üstü bir bakış açısı olan bir adam. Uydu gezegenlerle çevrili bir güneş. Onu bedenin sokak, kalbin aile ve ruhun da kayıp bir baba arayışı olduğu fiziksel bir sistem olarak gördüm. Senaryoya başlamadan önce bir harita çizdim. Çizdiğim iki spiral halka ve bir çizgi, Uxbal‟ın yolculuğunu ve ruh halini resmediyordu. Spirallerden biri içten dışarı doğru ilerliyordu. Bu Uxbal‟ın kontrolden çıkan gündelik hayatıydı. Diğer spiral ise dıştan içeri ilerliyordu. Bu, Uxbal‟in kalbiydi ve derin alanlara yol alıyordu. Sonra iki spirali kesen bir çizgi çizdim: bu da ruhuydu. Babam geliri düşük işçilerin ya da taksicilerin depresyon yaşayamayacağını, bunun zenginlerin lüksü olduğunu söylerdi. “Hayat onların ölmesine izin vermez.” Uxbal çaresiz ve yalnız bir adamdı ve hiç tanımamış olduğu babasını arıyordu. Yazılması ve oyuncu seçimi açısından en zor rollerden biri Marambra‟ydı. Manik depresyon olarak da adlandırılan çift kişiliklilik, çok kolaylıkla karikatürize edilebilir. Ben ise belli bir canlılık ve ruh halinin peşindeydim. Ġspanya‟nın dört bir yanında seçmeler yaptım ve çok sayıda yetenekli aktrislerle karşılaştım fakat tam olarak aradığım kişiyi bulamadım. Çekimlerin başlamasına 3 hafta kala hala uygun bir oyuncu bulamamıştım. Çekimleri neredeyse ertelemek üzereydim. Arjantin‟de seçmeler yaptım ve orada Maricel Alvarez‟i gördük. Video test aşamasındas bile aradığım kişinin o olduğunu anladım. Maricel, Ġspanya‟ya uçtu ve 24 saat uykusuzken, 24 saat önce aldığı metinle gerçekten o güne kadar gördüğüm en olağan üstü provayı gerçekleştirdi. Onunla bir de kamera testi yaptım. Ġspanya‟ya gelmesinden 12 saat sonra, Arjantin‟e dönmesinden önce. Onu hayatında ilk kez bir sinema kamerasının önüne yerleştirdim ve herhangi bir şey yapmadan, ona söylediğim bazı görüntüleri, koşulları kafasında canlandırmasını istedim. Tüm set ve ekip sessizdi. Bir dakika sonra ürperdim ve gözlerim sulanmaya başladı. Orada katıksız bir büyü yaşanıyordu. Maricel, Marambra için gerekli tehlike ve zarafeti sunuyordu. Yıllarca olağan üstü bir tiyatro oyuncusu olarak çalışmıştı, dünya üzerinde eşi zor bulunur bir ustalığa sahipti. Igé rolü için Ġspanya ve Meksika‟da 1200‟ün üzerinde katınla seçmeler yaptık. Diaryatou Daff, Barselona şehir merkezinde bir kuaför salonunda bulundu. O Senegalli, yüz binlerce Afrikalı kadın gibi, hayatını riske attı ve ailesine bakabilmek için ülkesini terk etti. Kolay bir hayatı olmadı. 15 yaşındayken 50 yaşında bir erkekle evlendirildi. Senegal adetlerine göre amca, bir kızın kiminle evlenebileceğini seçebilir. Kendisine şiddet uygulayan bu adamdan kaçtı daha sonra genç bir erkekle evlenip ondan çocuk sahibi oldu. Küçük bir kasabada, çok kötü ekonomik koşullar altında yaşarken, Ġspanya‟da iş yaramaya karar verdi. Onunla prova yaptığımızda, oğlunu görmeyeli 3 yılı aşmıştı. Geceli gündüzlü çalışan Diaryatou sadece kocasına ve çocuğuna değil, Senegal‟e gönderebildiği cüzi miktarda parayla 30 kişiye daha bakıyor. Diaryatou kuaför salonundaki işini kaybetmekten sürekli olarak korkuyordu. Prova yaptığımız sırada, oynamasını istediği rolü çok net bir şekilde anladığını hissediyordum. Bu rolü son derece dürüst ve derin bir şekilde yaptı, bir yastığı çocuğuymuş gibi taşıyordu, sesi çatlıyordu. Igé‟nin hikayesi, onun hikayesiydi. Daha önce hiçbir insanın hayatının, filmde canlandırdığı karaktere bu kadar yakın olduğunu görmemiştim. Çekimler sırasında olağanüstü çabaladı, ancak kendisi gibi milyonlarca kadın adına bir şeyler ifade etme konusundaki kararlılığı daha büyüktü. Igé‟nin yan rol gibi görünmesi, ancak sonunda hikayenin kilometre taşlarından biri olması olgusunu seviyorum. O Mama Afrika, mantıklı, zeki ve sevecen bir anne. Diaryatou gerçek hayatta da böyle. Sade, yetenekli, hassas, güzel ve her şeyden öte gerçek. Çocuk rolleri için birilerini bulmak zordur. Çocukların yer aldığı sahneler, olaylar ve konu itibariyle zaten zordu. Bu filmde, Bardem ve Maricel‟in fiziksel özellikleri işimizi pek de kolaylaştırmıyordu. Mateo rolünü oynayacak Guillermo‟yu ilk aşamalarda bulduk ancak Uxbal‟ın kızını bulma süreci bizi son derece gerdi. Çekimlere ancak 2 hafta kala, tam onsuz devam etmeye karar vermişken, yerel bir okulda mekan araştırması yapıyordum. Birden o okulda okuyan ana sırtıma vurdu ve ne yaptığımı sordu. Döndüm ve “Film çekiyorum.” dedim. “Ben de oynamayı çok isterim.” dedi. Ve olay böyle bitti. Ġspanya‟nın dört bir tarafını dolaşmış ancak aradığı cevabın burnunun dibinde olduğunu bilmeyen çaresiz bir adamın kapısını çalan bir melek gibiydi. Eduard Fernàndez, Ruben Ochandiano, Cheng Tai Shen, Luo Jin, Martina Carcia ve bizimle birlikte çalışan harika oyuncular hakkında saatlerce konuşabilirim. Onların oyunculuğunu görmenizi tercih ederim. Benim anlatabileceklerimden çok daha fazlasını öğrenebilirsiniz. Her zamanki gibi bu filmde eski suç ortaklarımla çalışma ayrıcalığını yaşadım. Müziği daha zengin ve neşeli hale getiren aynı rock „n‟ roll grubuyla. Sonuçta filmde anılar, istekler, mantık, rüya, öneri ve görüntüler dünyasının gerçekliğinden kopmammız gerekiyordu. Her zamanki gibi filmi ailemden birine adadım- sadece ailemin bir üyesi olduklarından değil, film aracılığıyla onlarla konuşmak istememin nedeni oldukları için. Bu film babam için ve bunun nedenini iyi biliyor.
Benzer belgeler
Biutiful Bir İnsan Simsarının Merhametli Hikayesi
çalıştırılıyorlardı ve o bölgede yaşanan med-cezir nedeniyle deniz seviyesi hızla yükseliyordu. Ve bu
durumu bildiren, deniz kenarındakilere ‘aman dikkat’ diyen büyük uyarı levhaları İngilizce oldu...
Basın Bülteni - Chantier Films
Ġspanya‟ya uçtu ve 24 saat uykusuzken, 24 saat önce aldığı metinle gerçekten o güne kadar
gördüğüm en olağan üstü provayı gerçekleştirdi. Onunla bir de kamera testi yaptım.
Ġspanya‟ya gelmesinden 1...