1 Provence notları Provence-Cote d`Azur gezimiz için Nice`e oranla
Transkript
1 Provence notları Provence-Cote d`Azur gezimiz için Nice`e oranla
Provence notları Provence-Cote d'Azur gezimiz için Nice'e oranla daha makul fiyatlı olduğu için Marsilya havalimanını seçtik. Bu gezimiz esnasında gezilecek çok fazla nokta olduğu için 2 ana nokta belirleyip buralarda konaklayıp her yere buralardan gün içerisinde gidip geri konakladığımız Güzel kasabaları, lavantası ile Provence Harika şehirleri ve eşsiz güzelliklerin eşlik ettiği mavi kıyısı ile Cote d’Azur dönmek noktaya şeklinde bir planlama yaptık. Aksi halde o kadar çok görülmesi gereken yer var ki devamlı bavul toplamamız gerekecekti. Provence bölgesindeki konaklama merkezimiz Aix en Provence idi. Burası bu bölgenin en popüler yerlerinden birisi. Çeşmeler Şehri ya da Cezanne'ın şehri olarak da anılıyor. Cote d'Azur kısmı içinse Nice'i merkez olarak seçtik. 1.gün Marsilya havalimanına inince ilk iş internetten rezervasyon yaptığımız aracımızı almak oldu. Bu bölge için araç kiralamak çok önemli çünkü çok fazla noktayı görmeniz gerekiyor ve bunu toplu ulaşım araçları ile yapmak sizi biraz yorabilir, tabii ki vakit kaybı da olacaktır. Eğer araç kiralama imkanınız varsa bunu şiddetle tavsiye ederiz. İlk gün aracımızı aldıktan sonra Aix'deki (Aix en Provence'in sadece Aix kısmını, onuda "iks" Marsilya / Notre dame de la Garde şeklinde yolda tabelalarda ise Aix en Pce olarak yazılıyor) okuyorlar evimize gittik. Airbnb 1 sistemi ile ev kiraladığımız için geç saatlerde eve giriş yapmanın zorluğu nedeni ile önce eve Bölgeye özg girip sonra Marsilya'ya dönme kararı aldık. Aix ile on ü Caliss Marsilyanın arası sadece 20 dk. Bu şekilde evin anahtarını alıp park yerini vs öğrendiğimiz için gece geç saate kadar Marsilya'da kalabildik. Marsilya (Marseille yazılır Marsel okunur) Fransa'nın 2. büyük şehri ancak turistik açıdan o kadar büyük bir yer değil. 16 değişik bölgeye ayrılan Marsilya'nın turistleri ilgilendiren yapıları Le panier ve Vieux Port adı verilen bölgelerde toplanır. Ana merkez eski liman bölgesi (Vieux Port) olarak söylenebilir. 26'dan fazla ülkeye ait teknelerin bağlı bulunduğu liman tam bir görsel show sunuyor. Limandan denize açılmak isterseniz bunun en ucuz yolu bedava olan "Cross Port Ferry"ye binmektir. Bu şekilde kısa bir deneyim yaşayabilirsiniz. Limanın kısa kenarında yer alıyor şeklinde tarif edebileceğimiz "Fish Market" görülmesi tavsiye edilen bir balık pazarı. Başınız kaldırıp yukarılara doğru bakarsanız Marsilya'da neredeyse her yerden görülen "Basilica Notre Dame de la Garde" yi görürsünüz. Tüm Marsilya'ya hakim Marsilya'nın en yüksek tepesi olan La Garde'ye kurulu olan bu Bazilika adeta her an Marsilya'yı koruyor gibidir. 162 m yükseklikteki 1853-64 yılları arasında yapılan bu Bazilika'ya mutlaka çıkmalısınız çünkü buradan Marsilya'nın 360 derecelik manzarası gerçekten çok güzeldir. Kilisenin zirvesinde 9,7 m uzunluğunda Provenc e bölges inin eşs iz sabun ları varak bir Bakire Meryem heykeli bulunur. Buraya aracınızla, 1 km'lik yokuşu yürüyerek, turist treni olan petit train ile ya da 60 nolu otobüs ile ulaşabilirsiniz. Diğer önemli bir nokta "Le Panier" adı verilen eski şehir merkezidir. Burası limanın Bazilika'nın karşı tarafındaki kıyısının biraz iç kısmıdır. Burayı 2 gösteren tabelalara rastlarsınız zaten. Burası artistik evleri, pazarları ile çekim merkezidir. Eskiden pazar yeri olarak hayatına başlayan semtin adı zaten "sepet" anlamına gelmektedir. La gard e tepesin den Mars ilya Marsilya'da eski limanda yer alan Hotel de Ville'in çok yakınıdan Petit Train adı verilen bir turistik tren kalkıyor. Trenin 2 ayrı rotası var; 1 rota yaklaşık 1 saat 15 dakikada Marsilya'nın Bazilika'nın olduğu kısmını gezdiriyor. Bazilika'da 20 dakika dolaşmanız ve fotoğraf çekmeniz için mola veren bu trenin bu gezisi için 8 euro, Le Panier ağırlıklı ve 1 saat süren 2. rotası için 7 euro ödemeniz gerekiyor. Son trenler saat 17:00'de kalkıyor ona göre zamanınızı ayarlamalısınız. Eğer siz de bizim gibi Marsilya'ya çok fazla zaman ayırmadıysanız bu trenin rotalarını tavsiye ederiz. Çok kısa bir süre içerisinde başlıca kısımları ile Marsilya'yı görmüş oluyorsunuz. Biletinizi atmayın çünkü Bazilika'daki moladan sonra dönüşte tekrar görmek istiyorlar. Liman Basilica Notre Dame de la Garde etrafında çok sayıda restaurant ve cafe mevcut burada birşeyler yiyebilir ya da birşeyler içerken güzel liman manzarasını seyrederek dinlenebilirsiniz. Marsilya pazarları ile de önemlidir: Cours julien'de; çarşamba ve cumartesi çiçek pazarı, cumartesi antik kitaplar pazarı (bir kısmında), pazar günleri pul pazarı kurulur. 3 La garde’den.. Rehber kitapları okuduğunuzda Marsilya hakkında görülecek daha başka birçok yer ve müze sayar ama biz yaşamadığımız şeyleri yazmadığımız Marsilya için hakkındaki notlarımız Ancak kendi bu bu yaptığınızda kadar. kadarını bile Marsilya'yı epey bitirmiş oluyorsunuz diyebiliriz. 2.gün Bir gün sonramızı Provence bölgesinin önemli şehirleri olan Les Baux de Provence, St. Remy Provence ve Avignon'a ayırdık. Son aktivitemiz ise hepsi bittikten sonra dinlenmek için Pont du Gard'a gitmek ve tarihi Su Kemerini izlerken nehire girmek olacak. Marsilya / Vieux Port İlk durağımız; Les Baux de Provence; Bu güzel ve ufacık şehir Aix'e 70 km-1 saat uzaklıkta. Burada bir parantez açıp Fransadaki trafik sistemi ile ilgili bir detay vermek istiyoruz. Şehir içinde ve dışında çok gerekli değilse kavşaklarda ışık olmuyor. Döner ada şeklideki kavşaklara yaklaştığınızda eğer adada sizin gördüğünüz bir araç varsa mutlaka ama mutlaka onu veya onları beklemeniz sonra kavşak boşalınca yolunuza devam etmeniz gerekiyor. Bu kurala o kadar sıkı bağlılar ki sizin durmayacağınızı dahi düşünmezler haberiniz olsun. Gelelim şehire; Şehir bir tepeye kurulu ve araç içeri giremiyor. Dışarıda çok 4 sayıda ücretli otopark yeri var. ta je çikola a r d i m ytin sizce ze mı? :) Buralara aracınızı koyup, parkmetreye parayı atıp park fişini de aracın göğsüne içeriye koyduysanız artık şehre girebilirsiniz. Yine bir ara bilgi; hiçbir yerde görevli park olmaz. için bir Herşey makinalarla yapılır. Makinadan bileti alır, makinaya ödersiniz. Bunun je vap: dra e c u r ğ o d için yanınızda her zaman bozuk para bulundurun. Kaldırım kenarlarının da çoğu ücretlidir ve yanında "payant" yazar. Bu; buraya park edebilirsiniz ancak parkmetreye kalacağınız süreye göre para atıp fişini aracın göğsüne koymanız gerekir demektir. Tabii ki taksilere, engellilere ayrılmış yerlere, yangın musluklarının yanına, otobüs durağına da park edilmez. Taksi duraklarında yerde taxis yazar. Otobüs duraklarında yerde zikzak şeklinde çizgiler vardır, engellilere ayrılan yerler ya mavi boyalıdır ya da mavi çizgi vardır. Bunun dışında herhangi bir nedenle (kavşağa yakınlık vs) park yasak olan yerler de çarpı işareti ile işaretlidir. Neyse yine şehire dönelim :) Hemen girişte Turist Information var buradan Baux'un ve Provence bölgesinin ücretsiz haritalarını alabilirsiniz. En önemli yapı Chateau des Baux; eğer bu kaleye çıkarsanız devasa silahları görebilirsiniz. Ayrıca güzel de bir manzara sunar size. Görevlilerin de söylediği gibi 1 de L e Ba u x e Provenc ücretli 1 ücretsiz müzenin olduğu Baux'un ara sokakları o kadar güzel mağazalarla dolu ki biz müzeler ile hiç ilgilenmedik bu 5 defa :) Şehir adeta kurulduğu ortaçağda kalmış gibi. Buna bir sürü cafe, mağaza ve restaurant eklenmiş ama o kadar estetikler ki yapıyı bozmak bir yana ayrı bir güzellik katmışlar. Burada yaklaşık 1 saat kalıp adım adım şehiri gezdik. Zaten çok Gordes çok küçük bir yer olduğu için bu civarda bir süre yetecektir. Buradan sonra ikinci durağımız yaklaşık 5 dk mesafede olan Saint Remy de Provence oldu. Burası da ayrı bir güzel şehir. Yine ara sokaklara dalarak kaybolmanızı tavsiye ediyoruz çünkü her köşede sizi ayrı bir güzel sürpriz bekliyor diyebiliriz. Buranın da eski şehir meydanın da güzel vakit geçirip Atlıkarınca'nında olduğu meydandaki Salon the tea'da güzel yemeklerden yedikten sonra buradan da ayrılıyoruz. Yine bir ara bilgi; bu bölgedeki tüm şehirlerde şehrin tam merkezinde atlıkarınca olur, eğer biryerde atlıkarınca varsa bilin ki orası şehrin merkezidir. St. Remy de Provence'in görülmesi tavsiye edilen; bir Roma Arkeolojik alanı bir de St. Paul de Mousele Manasırı bulunuyor. Sonraki durağımız Provence bölgesinin belki de en önemli şehri ta e’de ara sokak Aix Provenc bir meydan olan Avignon. Avignon çok önemli bir şehir çünkü çok sayıda Papa'ya ev sahipliği yapmış olan saray "Palais des Papes" bulunuyor. burada Şehrin tam merkezindeki bu devasa yapıyı mutlaka gezmenizi öneririz. euro, Giriş eğer bileti 11 Avignon'un ünlü karşıya ulaşmayan köprüsü Pont St. Benezet'i de gezecekseniz 13,5 6 euroluk kombine bileti alabilirsiniz. Biz köprüyü dışarıdan görme kararı alıp Sarayı gezdik. Palace Papes adındaki meydanı ve buna bağlı ana-ara caddeleri kaçırmayın sakın. Aix en P rovence Son durağımız Avrupa'nın en büyük su kemeri olan Pont du Gard. Bunun için yine yollara dökülüyoruz yolumuz yaklaşık 40 dk. Buraya gelirken eğer navigasyon kullanırsanız cihazınız sizi muhtemelen Pont du Gard kasabasına götürür. Biz nasıl bir kasabadır? diye merak etttik oraya da gittik; bir aracın dahi zor yol aldığı daracık yollara sahip küçük mü küçük bir kasaba, bir o kadar da yavaş ve huzurlu tabii ki. Neyse sizin amacınız eğer Su Kemeri ise bölgeye geldikten sonra Pont du Gard "Rive Gauche" yani Sol Yaka'yı takip edin. Pont du Gard'a sol taraftan girip kemeri geçerek sağ tarafa geçmeniz gerekiyor. Sol taraftan su kenarına iniş çok kısıtlı. Üst üste 3 kat şeklinde oluşan kemerin alt kemer yolu her zaman yürüme için ulaşıma açık. Üst kemer ise haziran ortası ile eylül ortası arasında rezervasyonla ve rehberli gezilere açık. Artık günün sonuna yaklaşıyoruz saat 17:00 oldu ama bu güzel Su Kemeri'nin görüntüsü ve sunduğu yüzme imkanı tüm yorgunluğumuz aldı. 50 m yükseklikteki bu Roma anıtı aynı zamanda Dünyadaki en yüksek Roma yapısı ünvanına Avignon / Pala apes is des P sahip. Bu kemer sayesinde su 50 km boyunca Uzes'den Nimes'e kadar taşınıyormuş. Toplam 35 kemerin, 3 kat üst üste binmesi ile oluşmuş bu eşsiz yapıdan günde 20.000 metreküp su taşınmaktaymış. 275 m uzunluğundaki bu eserin altında yaklaşık 2 saat nehire girdik güneşlendik, ve günün yorgunluğunu çıkardık. Artık Aix'e dönüş zamanı çünkü evimize yaklaşık 1 saat 40 dk uzaklıktayız. 7 Aix'i Pon et / Avig t Benez non gezmeyi esasında ertesi güne bıraktık ama en azından merkez cadde olan Cours Mirabeau'da bir Cafe'de birşeyler içip günü sonlandıralım dedik navigasyonu ve buraya çevirdik. Cafe Nino'da birşeyler içip evimize geçiyoruz. Ertesi günün planı Aix' keşif..... 3.gün Evet bugün sabah evde yaptığımız sıkı bir kahvaltıdan sonra Aix yollarındayız.. Aix'i gezmek oldukça kolay; ana cadde olan Cours Mirabeau, bu caddenin üstünde kalan Veil Aix bölgesi ve yine bu caddenin altında kalan Quertier Mazarin'den ibaret diyebiliriz. Biz tabii ki önce ana cadde olan Cours Mirabeau ile başladık; bu caddenin en başında Fonteine de la Rotonde adındaki büyük çeşme yer alıyor. Aix'in tümünde yanılmıyorsak 200 irili ufaklı Pont du Gard çeşme var; buraya çeşmeler şehri ya da Cezanne'ın şehri diyorlar zaten. Cours Mirabeau'da ilerlerken 3 çeşme daha göreceksiniz. Bu çeşmeler daha ufak ve Rotonde kadar önemli olmadıkları için isimlerini tek tek yazmıyoruz ama zaten turist information'dan alabileceğiniz haritalarda bu çeşmeleri de adı yazıyor. Yine Mirabeau üzerinde çok sayıda cafe bulunuyor. Bunlardan Les Deux Garçons ünlü ressam Cezanne ve Emile Zola'nında müdavimi olduğu cafedir. Biz de adetten olduğu için burada birşeyler içip yola devam ediyoruz. Mirabeau'nun alt kesimine Quarter Mazarin deniyor. Aix'in birçok güzel yüksek tavanlı evi bu bölgede 8 bulunuyor. e açık olan d e c e g a ’d u a b Cours Mire Provence market / Aix en Place Quatre adından des Dauphins'de da anlaşılacağı gibi yunuslu güzel bir havuz bulunuyor. Buraya çok yakın bir mesafede Musee Granet Aralarında bulunuyor. Van Gogh, Cezanne gibi birçok önemli ismin bulunduğu tablolarının bu müzeyi kaçırmamalısınız. Ancak pazartesi kapalı olduğunu günleri hatırlatmak isteriz. Bu müzenin önündeki kaldırımlara bakarsanız yerde periyodik aralıklarla yuvarlak pirinçten yapılmış ve üzerinde Cezanne yazan plakalar görürsünüz. Bunlar Cezanne'ın şehirdeki izlerini takip edeceğiniz yürüme rotasını belirlemek için döşenmiştir. Eğer ilginizi çekiyorsa bir tam gününüzü Cezanne'ın peşinde geçirebilirsiniz. Sadece Cezanne'ın Atolyesi daha uzak bir bölgededir. Burayı ziyaret ederseniz Cazanne'ın tablolarını yaptığı ortamı yaşayabilirsiniz. Bu kısım bittiyse artık Mirabeau'nun diğer tarafına Veil Aix'e geçebilirsiniz. Burayı tarihi kısım olarak adlandırabiliriz. Burada anlatacak birşey yok ama yaşanacak ve görülecek çok şey var çünkü burayı ara sokaklara girip çıkarak yavaş yavaş gezmelisiniz. Aix en Provence Cours Mirebeau üzerinde 2 önemli otel vardır; ilki Hotel d'Espargnet'dir ve şu anda Üniversitenin ekonomi bölümünün binası olarak kullanılmaktadır. Diğeri ise Hotel de 9 Castillon'dur ki bu da bir galeriye (Galerie d'Art du Conseil General des Bouches du Rhone) ev sahipliği yapmaktadır. Turist information'dan size verilen broşürlerde tre Daup a u Q s e Place d Mazarin Quarter hins / görülecek yerler daha de fazla olduğunu görebilirsiniz. Ancak biz bu öğleden sonrası için farklı bir program yaptığımız için bu geziyi yaklaşık saat 13:00 gibi sonlandırdık. Öğlenden sonra Luberon bölgesindeki kasabaları gezmeyi planladık ve ilk durağımız Bonnieux oldu. Biz orta çağ kasabası görünümündeki yerleri çok sevdiğimiz için burası tam aradığımız yerdi diyebiliriz. Taştan dik bir yamaca kurulmuş evler, az sayıda butik ve çok şık dükkanlar, cafeleri ile cennet gibi kasaba Bonnieux. Aracımızı park ettikten sonra şehri adım adım dolaştık. Panoramik bir manzaranın olduğu merdivenler çıkılan bir teras var oraya çıkarsanız hem kiliseyi hemde Luberon Vadisinin güzel manzarasını izleyebilirsiniz. Yemek yemek birşeyler k en gitme d in iz n e’ı lalarını e b a t Cezann r e y iz bronz n e s r e t is in.. takip ed ya da içmek isterseniz güzel mekanlar var; biz St. Andrea Cafe'yi tercih ettik ve memnun kaldık. İkinci durağımız Lacoste oldu. Lacoste'un bildiğiniz marka ile bir bağlantısı yoktur ama moda dünyasından da çok uzak değildir. Çünkü en önemli yapı olan Chateuau de Lacoste'u 2001 yılında modacı Pierre Cardin satın 10 almıştır. Yapı normal ziyarete kapalıdır. Bu kasabada diğer kasaba gibi dik bir yamaca kurulmuş bir kasaba ancak Bonnieux gibi çok fazla gezilecek bir yer yok. Bonnieux / Luberon Sonraki durağımız ise Menerbes idi. Menerbes'de Bonnieux gibi çok estetik ve görülmesi gereken bir kasaba. Bonnieux için yaptığımız tariflerin aynısını bu kasaba için de yapmamız yerinde olur. Bir sonraki durağımız için planımız yoktu. Planladığımız 3 kasaba tahminimizden erken bitip zamanımız kalınca turist information'dan bize bir kasaba tavsiye etmesini istedik. Görevli bayanın tavsiyesi; Fontaine de Vaucluse oldu. Görevli bize bu kasabadan nehir geçtiğini bu nedenle burayı da beğeneceğimizi söyledi ve yanılmadı. Bu kasaba da gerçekten tam Bonnieux ortasından geçen nehir nedeni ile diğer kasabalardan farklı bir havaya sahip. Burada nehir kenarında yemeğimizi yedik ve biraz alışverişten sonra Aix için koyulduk. dönüş Ancak yoluna yolda Gordes'e sadece 13 km uzaklıkta olduğumuzu görünce; neden olmasın? dedik ve Gordes yoluna saptık. İyi ki iç sesimize kulak vermişiz çünkü Gordes'de belki de dışarıdan görülen en güzel kasaba manzarası ile karşılaştık. Burayı da arşınlayıp Ankaralı Gezginlerin kartpostal kolleksiyonu için posta kartımızı aldıktan sonra tekrar Aix'deki evimiz için yola koyulduk. Bu 11 arada bütçemizin önemli bir ksımını pul ve kartpostallar ayırdık diyebiliriz :) bakalım gezi sonunda PK 143'e kaç kart göndermiş olacağız. Menerbes / Lube ron Bu notları gece geç vakit yazıyoruz ve artık yatma vakti; yarın Cassis üzerinden Nice'e geçeceğiz ve gezimizin Cote d'Azur kısmı başlayacak. 4.gün Evet.... Bugün kahvaltıdan sonra yola koyuluyoruz ve ilk durağımız Cassis. Cassis'de denize girmeyi, şehri gezmeyi ve öğlen yemeğinden sonra Fontaine de e Vauclus üzere Nice geçmek buradan ayrılmayı planlıyoruz. Yaklaşık 40 dakikalık bir yolculukla Cassis'e varıyoruz. Neredeyse tüm Provence ve Cote d'Azur kasaba ve şehirlerinde olduğu gibi aracımızı tarifesi oldukça yüksek otoparklardan birine bırakmak zorundayız; çünkü başka türlü park etme imkanı yok. Paralı park yerlerini bulmak ise bir o kadar kolay. Tabelalar sizi buraya yönlendiriyor. Çoğu zaman içeride kaç araçlık park yeri olduğu içeri girmeden digital olarak dışarıdaki tabelada yazıyor. İçeri girerken ve çıkarken görevli filan hiç olmuyor. Girerken makinadan bilet alıyorsunuz ancak biletinizi araçta bırakmayın, yanınıza alın çünkü 12 döndüğünüzde / Gordes Luberon ödemenizi yapmanız için katlarda ya da otoparkın dışında otomatlar oluyor bunlara biletinizle parayı ödeyip aracınıza gidiyorsunuz. Çıkarken de bu bileti bariyerin olduğu yerdeki alete tekrar sokunca bariyer açılıyor. Tüm ödeme, giriş, çıkış işlemlerinde herhangi bir görevli olmuyor. Park ücretleri oldukça yüksek 1-2 saat için en az 4-6 euro ödemeniz gerekiyor bu 5-6 saat olunca 12-13 euroya kadar çıkıyor. Cassis'e geldiğinizde bir merkezde otoparklar var, bir de merkezden sizi yokuş yukarı doğru yönlendiren park yeri var. Cassis'de 2 plaj var kumsal olan birincisi için ilk park yerleri, kayalık olan ikincisi için yukarıdaki park yeri uygun. Plajların ikisini de bulmak çok kolay ancak iki plajda da şezlong, şemsiye filan yok bu nedenle hazırlıklı olmanızda fayda var. Cassis de diğer kasaba ve şehirler gibi çok çok güzel bir kasaba; şık dükkanlar ve restaurantlar şehire ayrı bir hava katıyor. Buraya kadar geldiyseniz deniz yolu dışında ulaşım olmayan Calanques verilen koyları gezebilirsiniz. Cassis imkanı adı tekneyle Hemen limandan bu amaçla çok sayıda gezi teknesi bulma imkanınız var. 3-5 ya da 8 koya gezi yapan tekneler bulmak mümkün. En önemli koy en kısa program olan 3 koy arasında olduğu için (son 13 uğranılan, kumsalı olan ve tekne demirlemenin yasak olduğu koy) 3 koyluk turu satın almanız dahi yeterli (16 euro). 45 dakika süren bu turu yaptıktan sonra tekrar Cassis'e dönüyoruz. Marina çevresinde yemek çok fazla alternatif bulunmakta. Fontaine luse de Vauc Cassis'in en önemli yapısı Cheateau yani Şatosu ancak şu an bir otel olarak kullanılıyor ve sadece konuklarının girişine izin veriyor Artık Nice'de kiraladığımız eve geçmek için yola çıkıyoruz. 5. gün Bugün tüm günümüzü Nice'e ayırdık; esasen planımız sabah şehri gezip öğleden sonra denize girmekti ancak havanın sıcak oluşu nedeni ile planı tersine çevirdik. Evimiz plaja 3-4 dk yürüme mesafesinde bu Calanques / Cassis nedenle bugün çıkartmıyoruz. aracımızı Zaten Nice oldukça büyük bir koy ve koyun tümü plaj şeklinde yani her yerden girilebiliyor. denize Koyun köşesindeki Castel adlı bir mekan dışında şemsiye ve şezlong kiralabilecek bir yer yok. Bu nedenle eğer gölge istiyorsanız hazırlıklı olmalısınız çünkü Castel'in de kapasitesi oldukça az. 14 Nice denizi bizim orada olduğumuz Cassis içinde ağustos sabahları ayı daha sakin öğleden sonra daha dalgalı yapıda idi. Dalgalar kıyıda dalga ile oyun sevenlere göre ama deniz yaklaşık 1-2 adım sonra boyu çoktan geçecek kadar derinleşiyor. arada maalesef Bu plajda seyyar satıcıların uyduruk şeyleri dışında yemek yenecek yer de yok. Ama hemen plaja yakın sokaklarda çok sayıda alternatif bulmak mümkün. Öncelikle Nice'in gezimizde ayrı bir yeri olduğunu peşinen söylemeliyiz. Gezimizi planlarken forumlardan okuduğumuz kadarı ile bizim için merkezin Nice olması gerektiğine karar vermiştik. Tabii ki Cote d'Azur şehirlerinin tümünü çok sevdik ama Nice bir farklı diyebiliriz. Hepsinde bir hava var ama "keşke hayatımızın geri kalanını burada geçirebilsek" dediğimiz şehir Nice oldu. Bir şehirden isteyebileceğiniz herşey var; deniz, kalite, parklar, yeşil, saygı, sorunsuz bir trafik, toplu ulaşım, sahil, sahil boyu, meydanlar, parklar, esşşiz bir gün batımı, gurme derecesinde ama makul fiyatlı sayısız restaurant... Cassis Nice şehircilik açısından çok gelişmiş bir şehir. Şehirde vakit geçirilecek keyifli çok fazla mekan var. Bunların başında tabii ki sahil şeridi geliyor. Bu yolun adı Promenade des Anglais. 4 km boyunca palmiyelerin süslediği bulvarın tümü plajla iç içe. Geniş bir yürüme ve bisiklet yolunun olduğu bulvarda her saat yürüyen, koşan ve paten kayanlara 15 Nice rastlayabilirsiniz. İsterseniz paten ve bisiklet kiralayıp siz de bu yaşayabilirsiniz. keyifi Bu bulvar üzerinde 1912 yapımı Henri Negresco tarafından yaptırılan Hotel Negresco önemli yapılardan özellikle birisi gece ışıklandırmasını görmelisiniz. Sırtınızı şehire verince koyun sol köşesinde yeşil bir tepenin varlığını görürsünüz burası Parc du Cheteau'dur. Nice'in panoramik manzarasını görmek için burayı gezmenizi öneririz. Buraya çıkan bir asansör var (ücretli) o işinizi kolaylaştıracaktır ancak yazın 20:00 kışın 18:00'den sonra kapalıdır unutmayın. Bu parkın hemen altında kalan kısım ise eski şehir yani Vieux Nice'dir; bu kısmı adım adım gezmelisiniz çünkü her bir köşesinde iyi vakit geçirebileceğiniz bir cafe ya da restaurant var. Eski şehirin hemen paralelinde Promenade du Paillon uzanıyor. Burası bir parktan çok daha ileri bir yer özellikle çocukların ve gençlerin zaman geçirmesi için her türlü imkan sağlanmış durumda burada. Paillionun başladığı yer Pl. Massena (Massena Meydanı) buradan tramvay geçiyor aynı zamanda. Şehirde tramvay ve otobüs etkili bir sisteme Hotel Ne Nice gresco / sahip ve 10'lu kartlar alarak aynı kartla ikisini de kullanabiliyorsunuz. 74 dakika transfer boyunca serbest. Araca binince kartınızı makinaya her seferinde bastırtmanız gerekiyor. Eğer kartınız yoksa kişiden aracı kullanan de bilet alabiliyorsunuz. Ancak 10'lu kart 10 euro iken böyle olunca her biniş 1,5 euro oluyor. Tek sıkıntılı gördüğümüz kısım gece çok erken 16 saatlerde otobüs seferlerinin birçok hatta bitmesi. Bu nedenle ilk gün aracımızı almayalım dediysek de ilk gece eve dönüşte sıkıntı yaşayınca diğer günler araçla çıkmayı tercih ettik. Neyse nerde kalmıştık Pl. Massena'ya yakın bir cadde olan Rue Massena yaya bölgesi olarak ayrılmış. Bu caddeyi baştan sona kadar geçtiğinizde önemli caddelerden biri olan Rue France ile birleşiyor. Nice'de görmeniz gereken yerlerden birisi Covered Marked adı verilen meyva-sebze pazarı. Nice Şehirin gece en hareketli kısmı kuşkusuz Cours Saleya. Burada sayısız restaurant caddeyi ve ara sokakları doldurmuş durumda. Tabii ki ancak 1-2 tanesini deneme şansımız oldu ama gördüğümüz tabaklar itibarı ile tüm restaurantlarda hayal kırıklığına uğramayacağınızı söyleyebiliriz. Fiyatlar bu bölge için şişirilmiş durumda değil. Şehrin tümünde fiyat aralığı ne ise burada da o şekilde. Ancak burada dikkatimizi çeken tek nokta porsiyonların büyüklüğü oldu. Çoğu porsiyon nerdeyse 2 kişilik diyebiliriz. Bu restaurantlar arasında tavsiye edebileceklerimiz La Favola, La Voglia ve di Piu'dur. Cours Saleya zaten Pl. Massena ve dolayısı ile Paillion ile Place Massena birleşiyor; buralarda da hayat çok geç saatlere kadar çok hareketlidir. Cours Saleya zamanda aynı sokak Marketlerinin kurulduğu yerdir; salı, cumartesi; çiçek pazarı, salı, pazar; sebze-meyva pazarı, pazartesi pazarı bit kurulur. 17 Nice aynı zamanda bir müze cenneti; eğer vaktiniz varsa ve meraklıysanız Musee Matisse, Musee National Marc Chagall, Paillion Promenade du Musee Massena, Musee d'Art Moderne et Contemporary d'Art bunlardan bazıları. Tabii ki bu müzeler çok zaman isteyecektir ancak en azından Matisse vakit yaratmaya değecektir. Şehirde hayat kolay kolay bitmiyor siz ne kadar uzasın isterseniz o kadar uzuyor ama biz erken kalkıp çok gezdiğimiz için gece hayatına maalesef çok giremedik. Bu notları yazacak zamanı bile çok zor bulduk diyebilirim. Program o kadar yoğun ve yazacak o kadar çok nokta var ki eğer şimdi yazmazsak bir daha da yazamayız diye ne şekilde olursa olsun vakit yarattık. Artık yatma zamanı yarın bizi yine yoğun bir program bekliyor olacak. 6. gün aleya Cours S Bu günümüzü Cannes'ı görmeye ayırdık ama Cannes'dan önce yol üzerinde görmemiz gereken yerler var. İlk durağımız St.Paul de Vence oldu. Bir orta çağ kasabası iken önce Picasso sonra Chagall'ın keşfettiği St. Paul de Vence'i daha sonra Yves Montand ve Roger Moore keşfetmiş. Burası çok çok keyifli güzel bir kasaba. Yine hakim bir yamaca kurulmuş tarihi bir şehir dolayısı ile tam bize göre. Ara sokaklarda o butik mağaza senin bu mağaza benim güzel vakit geçiriyoruz. Özellikle Sanat Galerilerinin çokluğu ve kalitesi dikkatimizi 18 çekti. İçlerini göremediğimiz Fransız Riviera'sının evlerinin kalitesi hakkında bir fikir veriyor bize. Daha önce rom Nice / P en bu Anglais ade des tip kasabalardan Bonnieux ve Le Baux'u çok beğenmiştik ama sanırız Vence daha dolu. Daha sonraki durağımız ise Grasse oldu. Artık bu şehire bayıldık, şöyle güzeldi, böyle güzeldi diye yazmaktan yorulduk ama inanın her bir kasaba yada şehir bir diğerini bastırıyor güzellikte ve Grasse'da bunlardan birisi. Ancak Grasse diğerlerinden farklı olarak parfum konusunda uzmanlaşmış; burada en büyüğü ve önemlisi Fragonard olmak üzere çok sayıda parfüm üreticisi var. Diğer önemli markalar Galimard ve Molinard. Bunlar dışında birçok ufak üretici de var tabii ki. Şehirde bir parfüm tarihi müzesi (Musee International de la Parfumeria) var ancak Fragonardın binasının içerisindeki kolleksiyon da neredeyse na l. Masse P bir müzeyi aratmayacak nitelikte, ayrıca çok yakın bir mesafede Fragonard'ın ücretsiz bir müze evi de var. Eğer çok fazla vaktiniz yoksa sadece bu binaları gezerek de eski zamanlara uzanan parfüm üretimi konusunda bir fikir sahibi olabilirsiniz. Burası aynı zamanda satış da yapıyor. Bu markanın çok özel 19 kokularından mutlaka edinmenizi tavsiye ederiz, eğer vaktiniz varsa Grasse'da yemek için birçok kaliteli cafe ve restaurant da mevcut. Esasen bugünü Cannes'a de St. Paul Vence ayırmış yolda da St Paul de Vence ve Grasse'a uğrayacaktık. Ancak bu şehirlerin güzelliği bizi yolumuzdan alıkoydu ve ancak öğleden Cannes'a sonra girebildik. Şehire girince aracımızı öyle bir parka koymuşuz ki Cannes Festivalinin Film yapıldığı Tiyatro Salonunu (Palais des Festivals) tam karşımızda bulduk. Kırmızı halı ile kaplı merdivenleri fotoğraf çektirenler nedeni ile Festival günlerini aratmıyor. Burada siz de klasik kırmızı halı fotoğrafınızı çektirdikten sonra hemen yanındaki Turist Informationdan gezilecek yerler hakkında çalışma yapmadıysanız hızlı bir bilgi sahibi olabilir ve harita alabilirsiniz. Zaten bu Provence ve Cote d'Azur şehirlerinde bir standart; tam merkezde mutlaka aramadan karşınıza çıkan bir Turist Information oluyor ve size çok konsantre bilgiler ve harita veriliyor. St. Paul e de Venc Cannes'ın ana bulvarının adı La Croisette; burası Cannes'ın en pahalı mağaza, restaurant ve otellerinin yan yana dizili olduğu bulvar. Tabii ki önlerinde RR, Lamborginhi, Ferrari ve Bentley gibi arabalar sıra sıra dizilmiş durumda. Buradaki araç kalitesini geçen tek yer Monaco idi. En pahalı oteller Martinez ve Carlton'un önü ayrı bir piyasa yeri tabii ki. 20 Cannes'ın bulvarı ana bu şekilde iken hemen paralelindeki cadde ve sokaklarda biraz daha normal bir avrupa şehri hayatı yaşanıyor. fiyatlı Normal cafeler ve restaurantları hemen nard Grasse / Frago 100 m arkada bulmak mümkün. Cannes'ın da en önemli yeri tabii ki limanı (Le Vieux Port) ve Eski Şehir (Le Suquet) Cote d'Azur şehirlerinin tümünde olduğu gibi burada da Petit Train adı verilen turistik bir tren var. 8 euro karşılığında 1 saatlik bir Cannes' gezisi yapabiliyorsunuz. Zaten L Port / e Vieux Cannes öğleden sonra ulaşabildiğimiz Cannes'da bu yazdıklarımızı yapıp akşam yemeğinden döndük. sonra Denizi Nice'e başka bir güne test edeceğiz umarız... 7.gün Bugün yolumuz Monaco tarafına uzun; mümkün olursa İtalya'ya geçip San Remo'yu da görmek niyetindeyiz. Bu rotadaki deniz kenarında uzanan manzaralı yollara Corniche adı veriliyor. Sırası ile Corniche Inferieure'i, Mayonne Corniche'i ve Grand Corniche'i göreceğiz. İlk etapta Corniche Inferior'da Villafranche Sur Mer'den geçerek güzel manzara eşliğinde ilerliyoruz. İkinci etapta St. Jean Cap Ferrat'a doğru yol alıp bölgenin 21 belki de en güzel evi olan hir e ise şe nered a c n ı r a k Atlı ) rasıdır : o i z e k r me Villa Ephrussi Rothschild'ı göreceğiz. Bunun için biraz yoldan çıkıp yarım adaya doğru girip eve ulaşıyoruz. Evi gezmek tabii ki ücretli, eğer burada biletinizi alırken Eze Exotic Garden'ı içeren (15 euro) kombine bilet alırsanız daha sonra Eze'de Eze Exotic bu biletle Garden'ı gezebilirsiniz. Rothschild Villası belki de şu ana kadar özellikle konumu itibarı ile gördüğümüz en güzel ev diyebiliriz. Ev iki ayrı koyu görecek şekilde konumlanmış ve muhteşem güzel dizayn edilmiş bir bahçeye sahip. 20 dakikada bir bahçedeki havuzda müzik eşliğinde su dansı yapılan evde yeterince huzurlu zaman geçirip bolca da fotoğraf çektikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Sonraki durağımız Monaco oluyor. Monaco biliyorsunuz ayrı bir ülke ve Vatikan'dan sonra en küçük ikinci ülke olma ünvanına sahip. m nnes Fil ette / Ca leri n e iv La Crois rd mızı me ır k li a v Festi an dolu her zam Gerçi ayrı bir ülke demek zor ama yine de statüsü o şekilde. Bu arada öyle yada böyle gördüğümüz ülkelerin sayısı bir artmış oluyor tabii ki :) Monaco bir yamaca kurulmuş esasen biraz sıkışmış diyebileceğimiz bir konuma sahip. Arka yamaca doğru evler ve oteller yer 22 alıyor önde ise mega yatlarla dolu marina. Eğer neyin nerede olduğunu anlamak isterseniz burada da bulunan Petit Train ile bir tur Monaco Corniche atarak olayı kavrayabilirsiniz ya da Turist Information'a uğrayın ve görmeniz gereken hakkında yerler bilgi alın. Biliyorsunuz her sene mayıs ayında Formula 1 yarışları Monaco'da şehir içindeki yollarda yapılıyor. Start tam şehir meydanındaki pembe binanın önünden veriliyor. Yarışın olmadığı zamanlarda yarış hakkında yolda pek işaret ya da iz bulmak mümkün değil. Ancak siz de benim gibi bu yarışlara meraklı iseniz zaten çoğu yeri yarışlardan hatırlıyorsunuzdur. Bazı viraj içlerinde de hala yoğun lastik izleri bulunuyor bunları görebilirsiniz. Marinaya sırtınızı dönerseniz sağ tarafta bir tepe görürsünüz; ana yol ve insanlar zaten oraya doğru gidiyordur görürsünüz; çünkü orada Casino Monte Carlo, Hotel De Paris, Cafe de Paris gibi şehrin en önemli yerleri bulunuyor. Hepsinin baktığı meydana (Pl. Du Casino) geldiğinizi anlamamanız mümkün değil çünkü ortalık Ferrari, he Monaco Cornic Lamborghini, RR, Bentley gibi araçlar ve onların fotoğraflarını çeken turistlerle dolu olacak. yazanın Çoğu aksine yerde Monte Carlo'ya girmek için takım elbise filan gerekmiyor. Tek gereken cebinizde 10 euro olması :) Eğer 10 euro verir ve fotoğraf makinanızı odasına bırakırsanız dolap içeri girebilirsiniz. Ceket ve kravat ya da smokin zorunluluğu saat 20:00'den sonra özel oyun odaları için geçerli. İçeride 23 minimum bet 5 euro. İçeri giriş için günlük (10 euro), haftalık, aylık ve sezonluk gibi alternatifler ve hepsinin ayrı ücreti var tabii ki. Biz şansımızı Casino Cafe de Paris'de denedik ve 25 euro kazanarak bu parayı yine Monaco'da yedik :) Villa Ephrussi Ro thschild Monaco söylediğimiz gibi ayrı bir ülke denemeyecek kadar ufak bir alana sahip. Monaco Avrupa Birliği üyesi değil ama para birimi olarak euro kullanıyor. Avrupa Gümrük Birliği Üyesi olduğu için Fransa ile aralarında sınır geçiş sorunu yok. Ancak yine de kendi özel bayrağı ve vatandaşlığı var. Monaco vatandaşı (Monegasques) sayısı sadece 7.600 ve bu kişiler vergi ödemiyorlar. Monaco'luların diline Monegasque adı veriliyor ve Fransızcaitalyanca karışımı olarak tarif ediliyor. Buradan kıvrılan yol ile aşağıya inip marinayı takip ederek tekrar merkeze gelebilirsiniz. Monte Carlo dışında az d ormula 1 F a ls o a ‘d var en izler diğer bir önemli kısım da tarihi kısımdır (Le Rocher) İsterseniz burayı trenle gezebilir (son tren 17:00) yada yürüyerek de bu rotayı tamamlayabilirsiniz. Bunlar Monaco'da dışında başka yapılacak işler de var; ilginizi çekerse Monaco Akvaryumu (Musee Ocenographique de Monaco), Catedrale de Monaco, Palais du Prince, Jardin Exotique, Nouveau Musee National De Monaco bunlardan bazıları. 24 Casin Biz vakitlice Monacoyu Carlo o Monte bitirince biraz da yorgun olarak Menton'a geçtik. Monaco-Menton arası sadece 10 km, 20 dk Menton'a kolay ulaşıyoruz ancak fazla vakit geçirmiyoruz burada. Kısa bir gezi sonrası buraya kadar gelmişken bari 36 km uzaklıktaki San Remo'yu da görelim diyerek İtalya'ya geçmeye karar verdik. Planımız San Remo'da bir gece konaklayarak ertesi gün Portofino ve Cinque Terre'ye gitmekti. Ancak hem San Remo'nun verdiği hayal kırıklığı hem de İtalya'ya girer girmez tatilimizin bütün havasının bozulması nedeni ile ertesi günkü Portofino-Cinque Terre gezimizden vazgeçtik ve Cote D Azur bölgesinde daha fazla zaman geçirmeye karar verdik. Provence-Cote dAzur da herşey o kadar estetik o kadar mükemmeldi ki İtalya'ya girer girmez bütün büyü bozuldu, herşey bakımsız, biraz hırpani, estetikten yoksun, düzensiz kısaca İtalya idi. Arada 30 km mesafe olan iki avrupa insanının kültür yapısı nasıl bu kadar farklı oluyor anlamak zor gerçekten. Neyse biz San Remo'da ü dedi :) sm birisi lük konaklamaktan vazgeçtik ve 1 saat mesafe uzaktaki Nice'e evimize dönme kararı aldık. Daha önceki İtalya deneyimlerimiz çok güzel olmasına anılarla rağmen dolu San Remo'yu neden beğenmedik diye ev sahibi ve oradaki acenta ile görüşünce İtalya'nın Genova'ya kadar olan kısmının tatsız olduğunu söylediler ki 25 bizde aynı fikirdeyiz. Güzellikler Genova sonrası başlıyormuş. Nice dönünce çekmek istediğim birkaç gece karesi için bazı noktaları ziyaret ettikten sonra ertesi gün için istirahate çekildik. sin Pl.du Ca o 8.gün Bu günümüze deniz ve Cannes ile başladık. Cannes'a ilk gittiğimiz gün denize girme imkanımız olmadığı için buna ilave olarak hava sıcak olduğu için şehiri gezmenin yorucu olacağını düşünerek direkt sahile gittik. Cannes'ın neredeyse heryeri plaj ve her yerinden denize girilebiliyor diyebiliriz. Plage du Midi, Plage de la Bocca gibi halk plajları daha ağırlıklı kullanılıyor ama buralarda şezlong, şemsiye filan bulunmuyor. Plage Vegaluna, Z Plage gibi özel plajlarda bu imkan sunuluyor ama onlarda biraz fazla sıkışık dizilmiş durumdalar. Biz halk plajlarından La Bocca plajını tercih ettik ve çok sevdik. La Bocca buradaki bir semtin adı aynı zamanda. Çok çok istisnai bir şekilde burada yol kenarına park etmek ücretsizdi. Bununda avantajı var tabii ama kumu ve denizi açısından da La Bocca'yı tavsiye ederiz. Biraz daha in Eze’nin güzelliğ e doyulmuyor dışarıda olması nedeni ile çok az daha kalabalığı az diyebiliriz. kumu Cannes'ın ve berraklığı denizinin bize denizlerimizi Mesela bizim hatırlattı. Nice'in çok değişik renkte mavi ve opak bir denizi var; Türkiyede öyle bir deniz görmedik mesela. Ancak Cannes bu açıdan 26 bize hiç yabancı gelmedi. Monaco Corniche Akşam üstü güneşin etkisi azalınca Nice'e geçtik ve Nice'i keşfetmeye devam yıllardır adını ettik. 9.gün Bugün duyduğumuz Avrupa Sosyetesinin gözbebeği St.Tropez'i görmeye geldi sıra. Esasen St.Tropez'in geçmişi biraz Casablanca gibi. Fas'da en vasat yerlerden biri Casa'dır ama ünlü fil "Casablanca" nedeni en ünlü şehir odur. Saint Tropez de ününü 1950'lerde Bridge Bardot'ut başrolünü üstlendiği "ve Tanrı kadını yarattı" adlı filmin St. Tropez'de çekilmiş olmasına borçlu. Bu tarihten sonra sosyete buraya akın etmeye başlamış, daha sonra Louis de Funes'in TV dizisi "Le Gendarme" (Jandarma) yı 60'lı ve 70'li yıllarda burada çekmesi ile ünü daim olmuş. Kahvaltı sonrası planımız önce plaj sonra St.Tropez'in keşfi. Nice ile St.Tropez arası esasen 110 km ve 1,5 saat sürmesi gerekiyor ancak hem şehire girişte hem çıkışta tek şerit olan yolda oldukça trafik oluyor ve bu süre uzuyor. Biz kendimizi forumlarda tavsiye edilen Plage de Pampelone'ye attık. rsa önünde Mega Yat’ın va RR’de olmalı Burada çok sayıda özel beach bulunuyor. Herbirinin kendine göre bir sosyetesi ve fiyatı var. Bu konu internetten kolayca araştırılabileceği için detaya girmiyoruz ancak bu beachlerin oldukça tuzlu yerler olduğunu söyleyebilirim. Ana yemekler 35-50 euro, içecekler 10 euro seviyesinde, ayrıca şezlong ve şemsiye için de ödeme yapmanız gerekli. Bu da yerine göre 27 15-35 aralığında değişiyor. Biz Eze çok abartılı pahalı olmayan bir tanesini seçip diğerlerine de girip çıkarak ortamı görmek Gerçekten istedik. sosyetenin seviyesinin çok olduğunu yüksek söylemeliyiz. Beach'lerin girişindeki park yerleri Lamborginhi Ferrari'ler için ve ayrılmış oluyor aracınız bunlardan birisi değilse biraz arkalara park etmeniz gerekecek. Burada biraz zaman harcadık ve zenginin malı çenemizi yordu :) Artık St.Tropez'i görmek lazım diyerek şehire doğru haraket ettik. Her zamanki gibi otoparka parayı bayıldıktan sonra şehiri keşfe başladık. St.Tropez'de çoğu Cote D'Azur kentleri gibi liman (Vieux Port) eski şehir (La Ponche) ve yeni kısım olarak ayrılıyor. Her yer oldukça güzel ama biz her zamanki gibi eski şehiri daha fazla beğendik ve orada daha fazla zaman geçirdik. Şehrin ana meydanı ise Place des Lices. Bu meydanda haftada iki defa (salı ve cumartesi) u Plage d Midi market kuruluyor. Şehirdeki lüks mağazaların yanında çok sayıda ufak ama seçkin butikler ara sokaklarda yayılmış olarak bulunuyor. Yine restaurantlarda aynı şekilde daha butik ve seçkin olarak hizmet veriyor diyebiliriz. Saint Tropez maceramızda buraları gezerek bitti ve geç vakit Nice'e döndük ve dinlenmeye çekildik. 28 10. gün Bugün dönüş günü dışındaki Cote d'Azur'daki son günümüz. Ancak şu ana kadar tempo Monaco yüksek olduğu için bugünü daha rolantiye aldık ve sadece denize zaman ayırdık. Bunun dışında bu gezimizi gezi grubumuz için de yapmayı planladığımız için 2 acenta ile görüşme randevumuz vardı, o saatlerde onlarla görüşmeye gittik. Daha önce St.Paul de Vence'i görümüş ama Vence'e girmemiştik. Acentalardan birinin merkezi Vence'de olduğu için bu bahane ile Vence'i de görme imkanımız oldu. Akşam yemeği için Nice'e döndüğümüzde Nice; Cours Saleya'sı, Promenade des Anglais'i, Place Massena Meydanı ile geceyi ve konuklarını her zamanki gibi harika karşılıyordu. Son gecemizde Nice'e doyamadık Saint Tropez ve gerçekten ayrılmak istemedik. Ancak toplanması gereken 2 bavul ve yapılacak işler olduğu için geç de olsa eve dönmek üzere aracın bulunduğu otoparka geçtik. 11.gün Bugün Marsilya'dan İstanbul'a uçağımız saat 14:35'de ancak yolcu yolunda gerek diyerek saat 08:30'da Nice'den ayrılıyoruz. Esasen Nice-Marsilya arası 29 2 saat ancak hem aracı Sixt'e teslim işlerimiz olduğu hem de yol durumu ne getirir bilinmez diye erken ayrılma kararı aldık. Yolda adını tabelalarda görüdüğümüz ancak bu seyahatin duraklarından birisi olmayan Antibes'i gezecek değil ama içinden geçecek kadar vaktimiz olduğunu görünce kısa bir süreliğine yoldan ayrıldık. Çok detaylı olmasa da Antibes hakkında fikrimiz oldu ve çok büyük bir kayıp olmamış diyebiliriz. Marsilya havalimanına (yol tabelalarında Marignane yazar) varıyor ve aracı teslim ettikten St.Tropez sonra havalimanı klasik işlemlerine başlıyoruz. Check in ve pasaport sırası o kadar fazla ki iyi ki erken gelmişiz dedik. Veeee nihayet uçak saati ve seyahatin sonu... Başka bir gezi notunda görüşmek üzere.... Bu belge internette kullanılamaz, çoğaltılamaz. Sadece seyahatinizde kullanımınız içindir. Lütfen bilgileri herhangi bir şekilde kullanmayın. Prof.Dr.Engin Ersöz [email protected] 30
Benzer belgeler
Fransa`nın uçsuz bucaksız cenneti
eğlenceli bir festivale ev sahipliği yapan kentte, pazar günleri yemek yiyecek yer
bulmakta zorluk çekebilirsiniz. Zaten akşam 19.00’dan sonra Türklerin işlettiği
bir dönerci dışında hiçbir restora...
ısvıcre fransa ıtalya ıst thy
d'Azur, daha çok Fransız Riviera'sı olarak tanınıyor. Ilıman iklimi, birkaç yüz kilometre içindeki ünlü şehirleriyle en çok turist çeken bölgeler arasında.
İklimi güzel, doğası yemyeşil, şehirleri ...