peer-topeer file sharing
Transkript
peer-topeer file sharing
AB MEVZUATI VE MAHKEME KARARLARI IŞIĞINDA FIKRÎ HAKLAR AÇISINDAN INTERNETTE V E R I PAYLAŞıMı (PEER-TOPEER FİLE SHARİNG) DR. JUR. SAVAŞ BOZBEL (LL.M.)* I. GİRİŞ İnternetin ük dönemlerinde saniyede indirilen veri hızı ancak bir KB-'ian bulurken, bugün 365 KB'ları bulmaktadır2. Her geçen gün internetin yeni bir uygulama alam ile karşılaşmak mümkündür. Kullanım alanları öylesine yaygınlaşmıştır ki, internet üzerinden televizyon izleme veya film kiralayıp bilgisayar ortamında o filmi izleme mümkün hale gelmiştir-?. Fakat şüphesiz bu konuda en büyük gelişme "internette mözik\ yani MP3 alanında görülmüştül4. Bu çalışmamızda AB mevzuatı ve mahkeme kararlan ışığında internette müzik, yazılım ve sinema eserleri paylaşımında fikri haklan ele aldık. Balıkesir Üniversitesi Bandırma İİBF Öğretim Görevlisi Karşılaştırma açısından DİN A4 formatmdaki grafik içermeyen bir metin sayfası ortalama 25 KB bir büyüklüğe tekabül eder. Bit (binary digit): Veri büyüklükler bakımından en küçük birimi teşkil eder, iki değer alabilir, 'b' kısaltması ile gösterilir. Byte (Binary term): 8 Bitden oluşur ve ' B ' ile gösterilir. Daha büyük verileri göstermek için Kilobyte (=KB=1024 Byte), Megabyte (=MB = 1024 KB), Gîgabyte (=GB=1024 MB) ve Terabyte (=TB = 1024 GB) kullanılmaktadır. Teorik olarak 1500 Kbps download hızına sahip bir sistemde yaklaşık saniyede Î83 KB data indirmeniz mümkündür. Yine aynı şekilde Türk Telekom'un da sunduğu kablo modem üzerinden, kablolu yayın hizmetlerinin verildiği yerlerde internete erişim hızı teorik olarak 10 MB/s çıkabilmektedir. Ancak bu sistemde bir erişim noktasına bağlanan kullanıcılar bu hızı paylaştıklarından hız genelde o anda bu hizmetten yararlananların sayısı ile ters orantılı olmaktadır. Video on demand denilen bu sistemde, kullanıcı, bu hizmeti veren yerlere üye olarak veya olmadan kredi kartı vasıtasıyla filmi belirli bir ücret karşılığında, bilgisayara indirerek veya stream denilen yöntemle bilgisayara indirmeden izleyebilmektedir. Mesela Real Player programının en büyük özelliği, bir ses veya görüntü datasım bilgisayara yüklemeden (sabit disk üzerine kaydetmeden) internete bağlı olduğu sürece stream yaparak tekrar çalabilmesidir. Bkz. Sandburg, The Online Freeway Jam, IP%20Magazine.htm (31.10.2001 tarihi itibarı ile) http: //www. victorsirker. com/2001 / II. TEKNİK BİLGİLER 1. Müzik Parçalarının MP3 formatına dönüştürülmesi 9O'lı yılların sonunda internet hızının analog modemlerle 56 Kbps, ISDN ile 64 Kbps hatta ADSL tekniği ile 1500 Kbps hızına ulaşması yanında, müzik data sıkıştırma tekniği MP35 da internetten data indirmenin cazibesini artırmıştır. Bu teknik sayesinde, 40 MB büyüklüğündeki bir müzik parçası yaklaşık 10-12 kat oranında özel kodlama tekniği sayesinde, insan kulağının algılayamayacağı orandaki bir kayıpla 4-5 MB data büyüklüğüne dönüştürülmektedir6. Bu şekilde sabit diskte bulunan müzik parçalarının artık internette herhangi bir servere gönderilmesi (upload) veya tersine serverden bilgisayara indirilmesi (download) artık saatler değil, sadece dakikalar sümıektedir. İşte bu teknolojik gelişmeler sonucunda P2P (Peer-to-Peer) teknolojisi demlen, buna uygun yazılım programının kurulmuş olduğu ve internet bağlantısı olan herhangi bir bilgisayarla her tür data paylaşımı (file sharing) imkanı sağlayan, internetin yeni bir kullanım alanı ortaya çıkmıştır. 2. Diğer Eserlerin Paylaşımında Kullanılan Yöntemler Müzik eserlerinin paylaşımında MP3 formatmın önemi ne kadar büyükse, sinema eserlerinin paylaşımında da DivX formatmm önemi de o kadar büyüktür. DİVX İle Yaklaşık 4,7 GB büyüklüğündeki bir sinema eserinin Özel sıkıştırma teknikleri sayesinde 700 MB büyüklüğündeki bir tek CD'ye sığdırılması mümkün olmuştur. Üstelik bu fonnattaki filmlerin, sadece bilgisayarda değil, son çıkan DVD-Çalarlarda da seyredilmesi mümkün olmaktadır. Filmler açısından kullanılan başka bir teknik ise, DVD üzerindeki filmlerin özel tekniklerle (rippen) sıkıştırılmak suretiyle ya SuperVCD (SVCD) denilen formatta 700 MB Jık iki CD'ye veyahut da MiniVCD (MVCD) formatmda görüntü ve ses kalitesinin daha kötü olduğu tek CD'lere sığdmimasıdır. Bu sayede filmler daha vizyona girmeden bile internetten Emule serverîeri üzerinden indirilebilmektedir7. MP3=MPEG Audio Layer 3. MP3, diğer ses ve görüntü tekniği olarak kullanılan MPEG (Moving Pîcture Experts Group) aksine,sadece ses sıkıştırmasında kullanılır. MP3 formatındaki bir müzik (veya ses) datasmın çalınabilmesi için, ya bilgisayarda MP3 çalar programının (mes. Wındows Media Player, WinAmp, Real Player) yüklü olması, ya da bu formatı destekleyen bir aygıta ihtiyaç vardır. Günümüzde üretilen çoğu taşınabilir CDÇalar, Ototeypler ve DVD-Çaîariar da bu formatı desteklemektedir. MP3 formatmm bir başka özelliği ise, bu formattaki bir datannm, hepsinin indirilmesine gerek kalmadan, bilgisayara indirilme esnasında çahnabilmesidir. (Streaming). Ses kalitesinin muhafaza etmek için bu halde genelde sıkıştırmada 128 Kbps tercih edilmektedir. Yani müzik parçası saniyede 16 KB'lık bir data kullanılarak CD kalitesinde 40 MB olan beş dakikalık bir müzik parçası 4800 KB, yani yaklaşık 5 MB'lık bir dataya eşit olarak sıkıştırmaya tabi tutulmaktadır. Bu konuda Türk filmlerinin Emule serverler vasıtasıyla indirilebildiği www.e-sipa.com sitesine bakılabilir. Programlar, yani yazılımlar için ise, genelde cd yazıcılarla image-data denilen teknik kullanılmaktadır. Bu teknikte genelde CloneCD programı kullanılmak suretiyle .ccd uzantılı, bir yazılımdaki kodlamalarm adeta resmini çeken bir image-datası oluşturulmakta, ardından da bu programlar sanal cd-sürücüleri vasıtasıyla problemsiz olarak kullanılabilmektedir. 3. Kullanıcılar Arası Paylaşma (Peer-to-Peer File Sharing) Programlarının İşleyiş Tarzı a) Veri Paylaşım (File Sharing) Sisteminin İşleyişi Veri Paylaşım programları (file sharing-tools) ses ve görüntü dataları yanında, yazılım, MS Word datalan ve diğer programların paylaşımında da kullanılmaktadır. Bu yazılım programlarının ücretsiz* olarak internetten indirilebilmesi ve sisteme katılmak için başka herhangi birşey de 9 talep edilmediğinden kullanıcı sayısı da sınırlı değildir. Bu protokol sayesinde, bu sisteme katılmış olan diğer bütün bilgisayarlara ulaşılabilmekte^0 ve bu bilgisayarlar kendi aralarında veri paylaşımı yapabilmektedirler. Sistemdeki kulhniÇh katılımcı, hem data indirebilmekte hem de kendi bilgisayarı datalan diğer bilgisayarların (kullanıcıların) kullanımına sunmaktadır. Ancak bu sisteme sadece pasiv, yani kendi datelarmı başkalarının kullanımına sunmaksızm başkalarından data indirerek de, katılmak mümkündür. b) Emule Örneğinde Veri Paylaşım Sisteminin İşleyişi 8 Bu programların ücretsiz olarak sunulmasının en büyük sebebi, bu sitelerin ve programlann reklam gelirleridir. Gerçektende siteler başta websiteye olan ziyaretçi sayısından faydalanarak büyük reklam gelirleri elde ederken, aynı zamanda veri paylaşım programlarına entegre edilen 'adware, spyware' protokoller sayesinde de bu programların kullanıcılarının hangi websiteleri ziyaret ettiklerini tespit edip, daha sonra bu bilgileri büyük şirketlere pazarlamaktadırlar. Mesela KazaA'nın 'Lite' versiyonunda spyware bulunmazken diğer bütün versiyonlarında 'spyware"e (genelde cydoor) rastlamak mümkündür. 9 Çoğu veri paylaşım programlarında kayıt gerekmekle beraber, kullanıcılar genelde gerçek kimlikleri ile değil, 'Nickname' ile kayıtlarını yaptırdıklarından bu bir problem teşkil etmemektedir. 10 Tabii bu bilgisayar internete bağlanmış, veri paylaşım programı sistemde çalışıyor ve ayrıca veri paylaşımı için de bilgisayardaki bu datalarm serbest bırakılmış olması gerekir. Bilgisayara ulaşmanın ötesinde, bulunan bir müzik parçasından hareketle, bu parçanın bulunduğu bilgisayardaki diğer bütün serbest bırakılmış parçalan da 'brovvse' yapmak sureti ile monitorda görüntülemek ve icabında indirmek mümkündür. Edonkey'in halefi olan EMuîe^, daha ziyade film ve yazılım programlan indirmek için kullanılmakta olup, işleyiş tarzı itibarıyla KazaA, Gnutelle, Morpheus dan biraz farklıdır. Emule de, kullanıcıların server haline getirdikleri 'kullanıcı bilgisayarları' üzerinden bağlantı ve veri paylaşımı olmaktadır. Zira, Emule devamlı güncellenen serverler üzerinden çalışmakta olup, bu serverlerden birine bağîanılmadıkça kullanıcının kendi bilgisayarına dosya indirmesi mümkün olmamaktadır. Bu serverler ise, sisteme dahil kullanıcılar tarafından kurulmaktadır. Bu kullanıcılar ise, genelde sabit ücretli ADSL bağlantısı olan kişiler olup, evlerindeki bilgisayarlarını 24 saat bu sistemin hizmetine sunmaktadırlar. Sabit ücretli ADSL hizmetlerinde 24 saat sonunda bağlantı kesildiği için, bu kullanıcılar her bağlantı için kendilerine ISS tarafından tahsis edilen dinamik, yani değişken İP adreslerini, internet 2 üzerinden verilen bir takım hizmetler vasıtasıyla^- sabit IP-Adresine dönüştürmektedirler. Bu şekilde, bir kullanıcı kendi bilgisayanm server 24 saat kesintisiz olarak diğe Emuîe kullanıcılarının hizmetine sunmaktadır. Yazılım programlarının paylaşımı için ise özel bazı teknikler kullanılmaktadır. Yazılım programları genelde CD-Rom' lar üzerinde olduğundan, bu programların CD-Rom olmadan çaılştınlması veya yüklenmesi bazen mümkün olmadığından, bu programlann bulunduğu CD lerin adeta resimleri çekilmek suretiyle, yani CD-Image datası genelde '.cue', '.bin', .'iso' uzantılı datalar olarak, diğer kullanıcılara sunulmaktadır. Bunları kendi bilgisayarına İndiren kullanıcılar, bir CD-yakma programı (Nero, CDRWin, CloneCD vb) yardımı İle îmagC âatasim normal bir CD üzerine kaydetmek sureti ile yazılım programına Kayuşmuş olmaktadır. IH. KONU İLE İLGİLİ İLK ULUSLARARASI DÜZENLEMELER VE AB DİREKTİFİ İnternet ve fikri haklar konusunda uluslararsı alanda yapılmış ilk düzenlemelerden birisi de 'Internet-Treaties' denilen WIPO World Copyright Treaty (WCT) ve WIPO Performances and Phongrams Treaty (WPTT) sözleşmeleridir.Bu sözleşmelerle getirilen en büyük yenilik ise, 'umuma iletim hakkı' dır^-?. Gerçekten de WCT 6. maddesinde anlaşmayan imza koyan devletlerden, eser sahiplerine eserin aslı veya çoğaltılmış nüshalarının, satılması veya diğer bir şekilde umuma iletilmesi hakkını veren yeni bir yayma hakkının ihdasını talep etmektedir^. Yine WCT'nin 11. maddesinde, fikri hakların korunmasına matuf tedbirlerin etkisiz kılınması sonucunu doğuran eylemlerin yasaklanması öngörülmektedir^5. Buna göre, eser sahiplerinin H Daha fazla bilgi için bkz. www.emuie-project.net 12 Mesela www.dyndns.org adresinden, değişken IPadreslerinin sanal olarak sabit hale getirildiği bir hizmet verilmektedir, buraya kayıtlı bilgisayara, o andaki İP adresi değişse bile, yönlendirme suretiyle ulaşılabilmektedir. 13 Bu konuda bkz. Art. 8 WCT, Art. 10, 14WPPT. 14 Bu anlaşmalar hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Lehmann, CR 2003, 553 vd. 15 Bu düzenleme ile ilgili olarak karş. § 95a UrhG- haklarının kullanılması ile ilgili bu anlaşmaya veya Bern Anlaşmasına göre teknik bir takım önlemler alabilirler ve eser sahibi veya kanun tararından müsaade edilen eylemleri sınırlayabilirler. WIPO World Copyright Treaty (WCT) ve WIPO Performances and Phongrams Treaty (WPTT) yapılmış sözleşmelere Avrupa Birliği de katılmış ve bununla ilgili olarak 22 Mayıs 2001 tarihli 2001/29/EG^ AB direktifini çıkartmıştır.Bu 7 direktifin 3. maddesinde^ , üye devletlerin eser sahiplerinin, telli veya telsiz olarak eserlerini, umuma iletim hakkı da dahil olmak üzere, umuma dahil kişilerin kullanımına kendi istedikleri yer ve zamanda sunma hakkına sahip oldukları düzenlemesi getirmelerini öngörmektedir^. Bu Direktifin Alman Hukukuna uyarlanması amayla da 'Bilgi Toplumunda Telif Hakları Kanunun Düzenlenmesi Hakkında Kanun1 çıkarılmıştır. Büyük tartışmalara neden olan bu kanun, 10 Eylül 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aşağıda bu kanun hakkında daha ayrıntılı bilgi verilecektir. IV. ALMAN T E L I F HAKLARI KANUNUNDAKI SON DEĞİŞİKLIKLER Almanya'da 10 Eylül 2003 tarihinde yürürlüğe giren Alman Telif Haklan Kanununda (UrhG) değişiklik yapan 7?Bilgi Toplumunda Telif Hakları îCanun\m Düzenlenmesi Hakkında Kanun* 9 " la bir taklttl yetlİ düzenleme eklemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerin başhcası ise, internette veri paylaşımı ile ilgili olarak kanuna eklenen „§ 19a" maddesi ile getirilen umuma iletim hakkı (Recht der öffentlichen Zugânglichmachung)20 ve bununla bağlantılı 16 Bu direktifle ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Spindler, Gerhard; Europâisches Urheberrecht in der İnförmationsgesellschaft, GRUR 2002, 105 vd. 17 Direktifin 3. maddesinin İngilizce metni: 'to authorise or prohibit the making available to the public by wire or wireless means in such away that members of the public may access to them from a place and at a time individually chosen by them". Almanca metni ise: "Den Urhebern steht das ausschliessliche Recht zu, die drahtgebunden öder drahtlose öffentliche Wiedergabe ihrer Werke einschlieülich der öffentlichen Zugaenglichmachung der Werke in der Weise, daB sie Mitgliedem der Öffentlichkeit von Örten und zu Zeiten ihrer Wahl zugaenglich sind, zu erlauben öder zu verbieten"; ayrıca Bkz. WIPO Copyright Treaty (WCT) ve Performances and Phonograms Treaty (WPPT). Art. 8 WCT, Artt. 10, 14 WPPT; www.wipo.org. 18 'Die Mitgliedsiaaten sehen vor, dass den Urhebern das ausschliefiliche Recht zusteht, die drahtgebundene öder drahtlose öffentliche JViedergabe ihrer Werke einschliefilich der öffentlichen Zuganglichmachung der Werke in der Weise, dass sie Mitgliedem der Öffentlichkeit von Örten und zu Zeiten ihrer Wahl zugânglich sind, zu erlauben öder zu verbieten'. 19 Gesetz zur Regelung des Urheberrechts in der Informationsgeselîschaft, BGBl I 46, S. 1774 vom 12. September 2003. •20 4630 sayılı Kanunla FSEK'in 25. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklikle 'umuma iletim hakkı' tanzim edilmiştir. Buna göre, eser sahibi, eserinin aslı ya da çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda eserine erişimini sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına da sahiptir. Bu fıkra olarak § 53 UrhG'da yapılan şahsi kullanım amacıyla eserlerin çoğaltılmasına getirilen sınırlamalardır. Yukarıda bahsettiğimiz AB Direktifi çerçevesinde Alman Telif Eserleri Kanunu (UrhG) yapılan değişiklikleri şu şekilde özetlendirmek mümkündür: 1. Umuma İletim Hakkı (Recht der öffentlichen Zugânglichmachung) Alman Telif Haklan Kanununa eklenen 19a paragrafıyla 'Recht der öffentlichen Zugânglichmachung" düzenlenmiştir. Buradaki düzenleme, FSEK 25. madde anlamındaki umuma iletim hakkı ile paralellik arzetmektedir. Buna göre, umuma erişilebilir kılma hakkı, (das Recht der öffentlichen Zugânglichmachung), eseri, telli ve telsiz olarak kendi seçtikleri yer ve zamanda erişilebilecek şekilde umuma dahil kişilere sunmasıdır27. Bu anlamda, § 15 Abs. 3 e göre, eserden faydalanan ya da eserin maddi olmayan şekilde algılanabilir veya erişilebilir kılındığı diğer kişilerle şahsi ilişkileri olanlar haricindeki her kişi umuma dahil sayılır22. 2. Şahsi Kullanım Amacıyla Eserleri Çoğaltma Hakkının Sınırlandırılması Alman Telif Hakları Kanunu § 53 UrhG e göre, şahsi kullanım amacıyla eserlerin çoğaltılması mümkündür. Doktrindeki baskın görüşe göre, değişiklikten önceki bu hükme göre, çoğaltmada kullanılacak nüshanın meşru şekilde çoğaltacak kişinin eline geçmesi yeterli idi, bu nedenle, kiralanan veya bir tanıdıktan ödünç alman nüshadan da, şahsi kullanım amacıyla kopyalama, çoğaltma yapmak mümkün idi. Bu durumda, müzik parçalarının internetten şahsi kullanım amacıyla indirilmesi hukuki bir problem teşkil etmiyordu. Ancak yapılan bu yeni değişikliklerle durum değişmiştir. § 53 UrhG e eklenen ,çoğaltmak için açıkça hukuka aykırı olarak üretilmiş bir nüsha kullanılmış olsun'23 ifadesiyle çoğaltmada kullanılan nüshanın açıkça hukuka aykırı olduğu anlamında, internette bir website üzerinde eserlerin sunulmasını veya kendi bilgisayarının sabit diski üzerinde bulunan eserlerin başkasının kullanımına açık hale getirilmesini, 'gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda eserine erişimini sağlamak suretiyle umuma iletme' olarak görmek gerekir20. Şu halde, bir file-sharing kullanıcısı, sabit diski üzerindeki eserlerin bulunduğu bir klasördeki datalan mücerret olarak başkalarının kullanımına açmak20 ile, FSEK 25 f. 2 anlamında, eser sahibinin haklarını ihlal etmiş olacaktır 21 § 19a UrhG: ,,Das Recht der öffentlichen Zugânglichmachung ist das Recht, das Werk drahtgebunden öder drahtlos der Öffentlichkeit in einer Weise zugânglich zu machen, dass es Mitgliedern der Öffentlichkeit von Örten und zu Zeiten ihrer Wahl zugânglich ist." 22 § 15 Abs. 3 nZur Öffentlichkeit gehört jeder, der nicht mil demjenigen, der das Werk enveriet, öder mit den anderen Personen, denen das Werk in unkörperlicher Form wahrnehmbar öder zugânglich gemacht wird, durch persönliche Beziehungen verbunden ist" 2^ „. soweit nicht zur Vervielfaltigung eine ojfensichtlich rechtswidrig hergestellte Vorlage venvendet wird." hallerde, şahsi amaçla yapılan çoğaltmanın değerlendirilemeyceği hükmünü getirmiştir. bu madde kapsamında Bu tanımlar ve düzenlemelerden hareketle internet üzerinden yapılan veri paylaşımında Alman Hukuku açısından şu sonuçlara varabiliriz: Telif Hakları kanununa eklenen 19a paragrafıyla, eser veya hak sahibi olanların, eserlerini internette sunmaya veya başkaları tarafından indirmeye hazır hale tutma haklan düzenlenmiş olmaktadır. Bu kapsamda, p2p file-sharmg sistemlerinde bu eserlerin başkalannın kullanımına sunulması bu paragraf hükmüne aykırılık teşkil edecektir. Bu sistem üzerinden kendi bilgisayanna şahsi kullanım amacıyla müzik veya başka bir eser indirmesi ise, 53. maddenin yeni düzenlemesi karşısında yine hukuka aykırılık teşkil edecektir, zira p2p filesharing sistemlerinde bulunan eserlerin açıkça hukuka aykırılığından bahsedilebilecektir. V. AMSTERDAM İSTİNAF MAHKEMESİNİN KAZAA KARARI Anısterdam İstinaf Mahkemesi verdiği bir kararında^ Amsterdam Alt Mahkemesinin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararına karşı KazaA' nın yapmış oidu.ğ\i itirazı değerlendirmiş ve Napster 'in aksine KazaA.' mil merkezi bir sistemle çaîışmadiğî, sadece arandan bilgilere ulaşmada (dağıtımını yaptığı program yardımı ile) aracılık yaptığı gerekçesiyle, programın dağıtımının yapıldığı websitesinin işletiminin durdurulmasının talep edilemeyeceği sonucuna varmıştır. Alt mahkemede KazaA, Hollanda Müzik Eserleri Birliği Buma/Stemra'dan aralarında başlattıkları görüşmelere devam etmesine karar verilmesini istemiş, mahkeme ise bu isteğe olumlu cevap yanında ayrıca KazaA' nın fikri hak ihlallerinden sorumlu olduğunu, bu nedenle ihlallere son verecek gerekli tedbirleri almasını karar bağlamıştır. KazaA tarafından bu tedbirler alınmayınca mahkeme KazaA şirketini 100.000 Hollanda Guldeni ve tecavüzün vuku bulduğu her bir gün için en fazla 2.000.000 Hollanda Guldeni ödemeye mahkum etmiştir. Verilen bu karara KazaA itiraz etmiş, itiraz gerekçesini de Amerikan Yüksek Mahkemesinin 1984 yılında vermiş olduğu Betamax kararma dayandırmıştır. İstinaf Mahkemesi yapmış olduğu incelemeler neticesinde şu sonuca varmıştır: KazaA file sharing sisteminde sadece koruma altındaki müzik eserlerinin paylaşımı değiî ve fakat her türlü data türünün paylaşımının mümkün olduğunu; bu programın merkezi olmayan otonom bir haberleşme programı ve serbest fotoğrafçı, emlakçı ve kendi eserlerim 24 Court of Appeal of Amsterdam, 28 March 2002 (Kazaa v. Buma/Siemra), No. 1370/01SKG. Bu karar için bkz. Guihault, CRİ 2002, 89. Alt mahkemenin kararı için ise bkz. District Court of Amsterdam, 29 November 2001, Kazaa v. Buma/Stemra, No. KG 01/2264 OdC in AMI 2002-î, pp. 21-25 with note by P.E. Hugenholtz yaymak isteyen sıradan insanlar için de ideal bir araç olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca, KazaA sisteminin işleyişinin KazaA'nın kendisine bağlı olmadığını, KazaA'nın aktivitelerinin durdurulmasının ihlalleri azaltmayacağı, bilakis ihlalleri gözetlemeyi ve tespit etmeyi daha da zorlaştıracağı, şu andaki imkanlar ölçüsünde sistemde bulunan hangi datalarm korunmadan yararlananlar olduklarının tespitinin ve münferit kullanıcılar arasında gerçekleşen data transferinin kontrolünün çok zor olduğunu tespit ettikten sonra. Mahkeme ayrıca KazaA gibi fikri hak ihlallerinde kullanılan programların dağıtımının ayrıca bir fikri hak ihlali teşkil edip etmediği noktasında da, ihlalin KazaA'nın kendisi değil, kullanıcıları tarafından işlendiğini, bu programla çoğunlukla fikri hak ihlallerinin işlendiği savını da, bu program yardımı ile aynı zamanda fikri hak ihlallerine konu olmayacak data paylaşımının da olabileceği gerçeğinden hareketle reddetmiştir. VI. AMERİKAN MAHKEMELERİNİN VERMİŞ OLDUĞU KARARLAR 1. Amerikan Telif Hakları Hukukundaki Bazı Kavramlar Amerikan Hukukunda müzik ve sinema eserleri 1976 tarihli Copyright Act ile koruma altına alınmıştır. Amerikan Copyright Hukukunda, eserlere yönelik ihlaller açısından üçlü bir ayırıma gitmek gerekir. Buna göre, Amerikan Hukukunda direct, coniributory ve vicarious infringement. Bunun yanında fair use (serbest kullanım) hakkına da temas etmek yerinde olur. Direct infringement (doğrudan ihlal) halinde, eser sahibinin § 106 Copyright Act'da yer alan münhasır haklarından birisinin ihlal edilmesi halinde sözkonusu olur (17 U.S.C. § 501). Müdahalenin durdurulması (17 U.S.C. § 502) veya tazminat davalarının (17 U.S.C. § 504) başarıya ulaşması için bu durumda, hak sahibinin hem kendisinin eser üzerinde hak sahibi olduğunu, hem de davalının hukuka aykırı hareketinin varlığım ispatlaması gerekir. Copyright Act bu anlamda herhangi bir kusur aramamaktadır. Bu bağlamda korunan eserden kendi şahsi kullanımı amacı ile bir çoğaltma yapma halinde bu hak ihlali gerçekleşmiş olmaktadır. Contributory infringement (Dolaylı hak ihlali) halinde ise davalı, bir başkasının telif haklarını ihlal ettiğini bildiği veya bilmesi gerektiği ve bu hak ihlaline esaslı şekilde katkıda bulunduğu takdirde, sorumlu olur. Vicarious infringement (başkalarının fiilinden sorumluluk) halinde ise davalı, üçüncü bir kişinin doğrudan hukuka aykırı hareketini kontrol edebiliyor ve bundan dolaylı maddi menfaat temin ediyorsa sorumlu olur. Contributory infringement'dan farklı olarak davalının hukuka aykırı fiili bilmesi veya bilmesi gerekmesi aranmaz. Fair Use; Bu teoriye göre, davacı kendi haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğü takdirde, davalı taraf fair use itirazında bulunabilir. (§ 107 10 Copyright Act). Hakim fair use sözkonusu olup olmadığını tespit için şu dört hususu araştıracaktır. - - kullanımın amacının, özellikle eğitim veya ticari amaçlı olup olmadığı Korunan eserin niteliği Eserin bütünü nazara alındığında, eserin ne kadarlık kısmının kullanıcı tarafından kullanıldığı, Kullanmanın eserin potansiyel pazarına yapacağı etki 2. Soay Betanîax K a r a n 1984 tarihli karar, özellikle son yıllarda verilen p2p programları ile verilen kararlarda çok sık atıf yapılan karar olması hasebiyle önemlidir. Sony Betamax kararında Sııpreme Cotırfl5 telif haklarının ihlali halinde üçüncü kişilerin fiilinden sorumluluğu ele almıştır. Olayda, davalı taraf Sony Betamax video kaydedicilerin, koruma altındaki televizyon programlarının kaydedilme imkanını tanıdığı için telif haklarını ihlal ettiğini, üretici firma durumundaki Sony'nin dolayısıyla bundan sorumlu tutulması gerektiğini savunmuştu. Mahkeme davada şu sonuca varmıştı: Evde televizyon programlarının telif hakkı sahiplerinin izni olmadan da- video kasetlere kaydedilip daha sonra silinmesi bir telif hakkı ihlali olarak değerlendirilemez. Burada Sec. 107 Copyright Âct 1976 aniammda bir 'fair use' SÖzJfOflUSudur, Video kaydedici cihazları üreten ve pazarlayan firmalar, bu cihazlarla hem telif haklarım ihlal eden programlar hem de telif haklarını ihlal etmeyen kullanma imkanları mevcut olduğu takdirde, dolaylı olarak da (contributory infringement) sorumlu tutulamazlar. Televizyon programlarının istenilen başka bir zamanda seyredilmek üzere kaydedilmesi (time-shifting) bu kullanma imkanlarından birisidir. Mahkeme ayrıca, Sony şirketi ile müşterileri arasındaki bağın çok gevşek, aralarındaki ilişkinin Sony video kaydedici cihazın satın alınmasıyla sınırlı olduğunu da vurgulamıştır. 3, ÜMG Recordings, Inc. v. MP3,com, Inc, MP3.com, MP3 formatmda müzik parçlan sunan bir websitesidir. Ocak 2000 tarihinde, bu sitede 'my mp3.com' adı altında yeni bir hizmet sunulmaya başlanmıştır. Bu hizmeti kullananlara, sanal bir müzik kutusu kurma imkanı tanınmaktadır. MP3.com onbinlerce müzik CD'si alıp bunları MP3 formatma dönüştürerek bunları kendi sunucuları üzerinden müşterilerinin hizmetine sunmuştur. MP3.com sitesi kullanıcıları, bu müzik parçalarını internet üzerinden bilgisayarlarına indirme imkanına sahiptiler. Ancak kullanıcıların bu Sony Corp. of America v. Universal City Siudios, Inc, 464 U.S. 417; 104 S.Ct. 774 (1984). Kararın Almancası için bkz. GRURInt 1984, 467. II hizmetten yararlanabilmeleri için, hak sahibi olduklarını ispatlamaları gerekiyordu. Bunun için de, ya o cd'nin elinde bulunduğunu ,Beam-it-Service' sayesinde, yani Cd'yi bilgisayarın Cd sürücüsüne koymak suretiyle veyahut da kullanıcı CD'yi MP3.com' un işbirliği yaptığı bir şirketten satın alması gerekiyordu (Instant-Listening-Service). Sisteme göre, kullanıcının sahip olmadığı Cd'deki bir müzik parçasına ulaşması mümkün değildi. Ancak yine de müzik endüstrisi, dava açmakta tereddüt göstermedi. Onlara göre, MP3.com, müzik cd lerindeki parçaları MP3.com formatma dönüştürmekle telif haklarını ihlal etmiş olmaktadır. Güney New York Eyalet Mahkemesi, davacıların görüşlerini haklı bulmuş ve burada bir fair use da olmadığı görüşünü savunmuştur. Mahkemeye göre, 17 U.S.C § 107 deki dört unsur da MP3.com aleyhinedir, zira CDs MP3 formatında çoğaltılması ticari gayeye hizmet etmektedir, kaldı ki koruma altındaki bir eserin sıkıştırılması bir yeni eser (işlenmiş eser) teşkil etmez. Bunun yanında, MP3.com, eseri kısmen değil tamamen kopyalamıştır, musik şirketlerinin kendisinin böyle bir hizmet sunmaları engellenmiştir. Bu şekilde MP3.com, bu şirketlerin potansiyel pazarını küçültmüştür. Taraflar arasında yapılan anlaşma ile, MP3.com un sunduğu bu hizmetin değiştirilerek devam etmesi sağlanmıştır. 4. A&M Recörrîs, Inc. v. Napster, Inc. Napster yaz 2001 e kadar sunduğu yazılım programı ile kendi kullanıcılarına, diğer kullancılarının bilgisayarlarında müzik parçalan aramaları ve onları kendi bilgisayarına indirme imkam sunmaktadır. Bu amaçla Napster, herbir kullanıcı ve bilgisayarlarmdaki indirilmeye hazır parçaların listesinin kayıtlı olduğu merkezi bir sunucu çalıştırmaktadır. Kullanıcı, bir başka Napster kullanıcının bilgisayarındaki müzik parçaısını indirmeye karar verdiği takdirde, Napster programı bu iki kullanıcıyı birbirine bağlamakta ve veri paylaşımı ile ilgili teknik detayları düzenlemektedir26. Bu sistemde Napster programı sadece kullanıcılar arasında dosya paylaşımına yönelik, kurduğu sunucu ile bir nevi aracılık hizmeti görmektedir. Napster merkezi bir sunucu vasıtasıyla birbirine bağlamakta idi. Davacı müzik endüstrisi, bu nedenle Napster ı hak ihlallerinden doğrudan sorumlu tutmamış, davalarını üçüncü kişileri fiilinden sorumlu olma, yani contributory veya vicarious liability sorumluluğuna dayandırmıştır. Amerikan Mahkemesi, contributory veya vicarious infringement in varlığı için, bir telif hakkı ihlalinin mevcudiyetini aramıştır. Mahkeme, Napster vasıtasıyla yapılan % 87 dosyaların korunan eserler olduğunu tespit etmiştir. % 70'den fazla orandaki müzik parçaları için ise davacı, telif haklarını elinde bulundurmaktadır27. Bu müzik parçlarımn kullanıcılar tarafından indirilmesi ve 26 Napster'in nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgi için bkz.: Circuit Judge Beezer, A&M Records, Inc. v. Napster, Inc., 239 F.3d 1004, 1011-1013 (9th Cir. 2001). 27 A & M Records, Inc. v. Napster, Inc., 114 F. Supp. 2d 896, 903, 911 (N. D.Cal. 2000). 12 başkalarının kullanımına sunulması (up- download) davacının 17 U.S.C. § 106 doğan münhasır haklarım ihlal etmektedir. Napster ise bu konuda şu hususları ileri sürmüştür. Kullanıcılar, daha ziyade şu üç amaçla müzik parçalarını paylaşmaktadırlar. Birimcisi samplin denileni deneme amacıyla, kullanıcı alacağı CDs deki müzik parçasını önce dinlemekte, satın alma kararını sonra vermektedir. Space-shifting denilen halde ise, kullanıcı hali hazırda elinde Cds olan parçayı indirmektedir, üçüncüsünde ise, kullanıcı eser sahiplerinin izni ile parçaları indirmektedir. Mahkeme bu savunmaları kabul etmemiş ve telif hakları ihlalinin mevcudiyetini kabul etmiştir. Mahkeme, daha sonra Napster in başkalarının fiilinden sorumlu tutulup tutulamayacağı konusunda ise Fonovisa, Inc. v. Cherry Auction, Inc kararma dayanmıştır^*. Olayda, mahkeme bit pazarını düzenleyeni, burada yapılan korsan kopyaların satılmasından sorumlu tutmuştur. Mahkeme neticede, Napster m kullanıcıların korumaya tabi eserleri paylaştıklarım bildiğini veya bilmesi gerektiğinden bahisle kullanıcılarının telif hakları koruması altındaki eserlerin paylaşılmasından, bu veri paylaşımına esaslı katkı sağladığından ve bu nedenle sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varmıştır. Mahkemeye göre, .burada Sony-Betamax karan da uygulamanamaz, zira burada her ne kadar bu teknoljinin telif haklarını ihlal etmeyecek şekilde kullanılma imkanı olsa da, artık burada önemli olanın hak ihlalini bilmesi veya bilmesi gerektiği hususudur. Son olarak mahkeme Napster ı, gözetleme yükümlülüğünü İhlal etmesinden dotayı da sorumlu tutulmalıdır, zira Napster kendi merkezi sunucusu üzerinden her kullanıcım başka kullanıcı ile paylşatığı dosyamn hak ihlaline neden olup olmadığını kontrol etme ve bu tür kullanıcıları dosya paylaşımından uzak tutma imkanına sahiptir. Dokuzuncu Bölge Temyiz Mahkemesi-?9 vermiş olduğu ihtiyati tedbir karan ile, online hizmetleri Napster in koruma altındaki eserlerin çoğaltılması imkanı sunmayı yasaklamıştı50. Federal Temyiz Mahkemesi, eyalet mahkemesinin vermiş olduğu bu karan büyük oranda onamakla birlikte, ihtiyati tedbir karannm daha dar kapsamlı verilmesi gerektiği noktasında davayı reddetmiştir. Mahkemeye göre, Napster Teknolojisi tekbaşına Napster in sorumlu tutulmasını gerektirmez. Daha ziyade Napster kendi sisteminde positiv bir hak ihlalinden haberdar olduğunda veya haberdar olması gerektiğnde buna rağmen herhangi bir tedbir almazsa sorumlu tutulmalıdır. Mahkeme ayrıcaç müzik endüstrisine, kendilerinin haberdar oldukları hak ihlallerinin Napster a 28 76 F.3d 259 (9th Cir. 1996). Cherry Auction bağımsız satıcılara bit pazarında satış yerleri kiralamakta ve park yerleri organize etmekte, bu konudaki reklam işlerini de üzerine almıştır. Cherry auction her ziyaretçiden giriş ücreti almakta ve bazı satıcıları bit pazarına girmeyi yasaklama hakkını saklı tutmuştur; bakınız 76 F.3d 259, 261 (9th Cir. 1996). 29 A&M Records, Inc. v. Napster, Inc., 239 F.3d 1004 (9th Cir. 2001) = GRUR Int. 2001, S. 355-364 mit Zusammenfassung Stier S. 364-367; siehe auch Frey, ZUM 2001, S. 466, 467-74. Zur deutschen Rechtslage: Kreuzer, GRUR 2001, S. 193-204; Bosak, CR 2001, S. 176-181. 30 A&M Records, Inc. v. Napster, Inc., 114 F. Supp. 2d 896 (N. D.Cal. 2000). bildirmelerini istemiştir. Buna göre müzik endüstirisi tarafından, hak Mailine konu olan parçanın ismi, sanatçısı ve hak sahipliğini ispatlayan bilgilerin Napster a verilmesini kararlaşıtırrnıştır. Napster in bütün hakları Roxio tarafından satın alınmış olup, bugün paralı abonelik sistemine geçmiştir. Napster in websitesi üzerinden 99 cent e bir müzük parçası ve 9,90 a da bütün bir albümün bilgisayara indirilmesi ve kaydedilmesi mümkündür-^. 5. Metro-Goldwyn-Mayer Studios, Inc., et al. v. Grokster, Ltd U.S. District Court for the Central District of Caîifornia verdiği 25 Nisan 2003 tarihli kararında-?-2 Morpheus, Grokster gibi veri paylaşımında programlarıyla altyapı hizmeti sunan şirketlerin, veri paylaşımı esnasında meydana gelen telif hakları ihlallerinden, kullanıcılar tarafından paylaşıma sunulan dosyalar üzerinde herhangi bir kontrol imkanının olmadığından bahisle, sorumlu tutulamayacakları sonucuna varmıştır. Vicarious infringement (başkalarının fiilinden sorumluluk) doktrinine göre de, bu programların büyük çoğunlukla kanun dışı veri paylaşımı için kullanılmasında da sorumluluğu cihetine gidilemez. Burada Mahkeme, burdaki olayda Napster olayından farklı özellikler buîuduğunu, bunların merkezi bir sunucularının olmadığım, Grokster veya Morpheus un veri paylaşımına konu olan dosyaları kontrol etme imkanının olmadığım vurgulamıştır. Mahkeme bu sonuca, ilk defa - Napster kararının aksine - Sony Betamax kararına atıfta bulunarak varmıştır. Bu şekilde, merkezi sunucu üzerinden çalışmayan p2p file sharing sistemlerinde gerçekleşen dosya paylaşımına imkan sağlayan programlara hukuki açıdan herhangi birşey yapılamayacağı karara bağlanmıştır. Ancak müzik endüstrisi bu karar karşı temyize gideceklerini duyurmuşlardır. Ancak mahkeme kararında önemli hususa da temas etmiştir. Birincisi, bu programları kullanmak suretiyle veri paylaşımında kullananların, telif haklarını ihlal etmeleri halinde münferiden sorumluluğu cihetine gidilebileceği belirtilmiştir. Bu karara binaen hareket geçen Müzik endüstrisi, internet servis sağlayıcılardan, İP adresi vasıtasıyla tespit ettiği 31 Bunun için bkz. http://www.heise.de/newsticker/result.xhtml7urN/newsticker/data/anw29.10.03-002/default,shtml&words=Kazaa 32 Metro-Goldwyn-Mayer Slııdios, Inc., et al v. Grokster, Ltd., et al.jerry Lieber, et al. v. Consumer Empcnverment BV afk/a Fasttrack, et al. karar metni için bkz. CRI (Computer und Recht International), 2003, s. 116 vd. 14 özellikle KazaA^ üzerinden veri paylaşan kullanıcıların açık kimîğini talep etmeye başlamışi kimliği tespit edilenlere ise uyarı ve para cezaları gönderilmeye başlanmıştır-^^. İkincisi ise, veri paylaşım programlarını (Grokster, KazaA, Morpheus) sunan şirketler eğer, bundan bir maddi menfaat temin ettikleri takdirde, o zaman bu telif haklan ihlalinden sorumlu tutulabilecektir. Sonuç 1. İnternet kullanımının ve hızının artmasıyla, özellikle kullanıcılar arası veri paylaşımının olduğu hallerde, ortaya çıkan problemler, yapılan yeni hukuki düzenlemeler ve mahkeme kararları ile çözülmeye çalışılsa da tatmin edici bir çözüme ulaşmak için daha erken olduğunu belirtmek gerekir. 2. 2001/29/EG sayılı AB Direktifi ile getirilen düzenlemelerle internet üzerinden koruma altındaki bir eserin umuma İletilmesi halinde, bunun eser sahibinin münhasır hakkını ihlal edeceği; Alman Fikir Eserleri Kanununda yapılan yeni düzenlemede olduğu gibi şahsi kullanım için çoğaltmada kullanılan nüshanın açıkça hukuka aykırı kaynaklardan olması halinde dahi bunun şahsi kullanım için çoğaltma hakkı kapsamı içinde değerlendirilemeyeceği düzenlemeleri getirilmiştir. Bu konuda verilmiş olan mahkeme kararları irdelendiğinde ise, Napster kararının gerekçeleri pek yerinde olmasa da, sonuç olarak doğru olduğunu, zira merkezi bir sunucu durumundaki Napster in, kullanıcılar arasında paylaşıma konu olan dosyaların niteliğinden haberdar olma ve kontrol etme imkanı mevcuttur, ancak bu husus - mahkeme kararının 33 KazaA açısından da ABD de bir dava açılıp açılamyacağı tartışması yaşanmıştı, zira KazaA programını pasifikte Vanuatu adasında kayıtlı Sharman Networks adlı bir şirket işletmekte olup, merkezi Avustralya dır. Mahkeme, kazaA programlarının milyonlarca Amerşkalı tarfmdan indirilip kullanılması nedeniyle Kaliforniya da dava edilebileceği sonucna varmıştır. 34 Bu konudaki haber için bkz. http://www.heise.de/newsticker/data/jk-25.04.03-001/. bundan önce de Danimarka AntiPiratGruppe (AGP), 150 KazaA ve Edonkey kullanıcılarından 14 bin EUR'ya kadar telif haklarını ihlal ettikleri gerekçesiyle tazminat talebinde bulunmştur. Bu sunucular üzerinden büyük oranda dosya paylaşan bu kişilerin İP adreslerine ulaşıldıktan sonra mahkeme kararıyla açık kimlikleri ISP;lerden talep edilmiştir, haber için bkz. http://www.heise.de/newsticker/result.xhtml7urN/newsticker/data/wst-27.ll.02001/default. shtml&words=Kazaa. Burada da özellikle ABD deki RIAA nın kullanıcıları dava etme gibi bir tutkusu olduğunu belirtmekte fayda var.. Ancak RIAA bunu yaparken de ileri sürdüğü deliller çok sağlam olmadığından davaları kaybetmiştir. Mesela, 65 yaşındaki Boston Sarah Ward in dava edilmesi bunlardan birisi, zira yaşlı kadın yalnızca Macintosh bir bilgisayarı olduğunu ispatlayuarak davayı kazanmıştır zira bu bilgisayarlar üzerinden p2p tekniği ile dosya paylaşımı mümkün olmamaktadır. 15 aksine - Betamax kararı çerçevesinde Napster in gerçekleşen telif haklan ihlallerinden sorumlu tutulmasını gerektirmez. 4. Diğer taraftan, merkezi olmayan file sharing sistemlerinde, mes. KazaA, Emuie, Morpheus, Grokster, Gnutella gibi, veri paylaşım araçlanmn yapılmasından ve dağıtılmasından bu kuruluşların sorumlu tutulması mümkün değildir. Amerikan mahkemelerinin, bu yönde verilmiş Amsterdam İstinaf mahkemesi kararı yönünde, olaya Betamax kararını uygulamaları isabetli olmuştur. 5. Merkezi olmayan file sharing sistemleri lehine verilmiş mahkeme kararları, müzik endüstrisini münferit internet kullanıcılarına karşı hak ihlalleri nedniyel harekete geçirse de, bu noktadaki ispat zorluğu ve kişisel bilgilerin korunması gerekliliği müzik endüstrisinin önündeki en büyük engellerdir. Dolayısyla, ISP lerin, kayıtlı kullanıcılarının kişisel bilgi ve İP numaralarını kullanıcıyı dava etmeye veya ondan bir talepte bulunmaya hazırlanan müzik endüstrisine vermesi, mahkeme kararı olmadıkça mümkün görünmemektedir.
Benzer belgeler
Sunum slaytları
Teşkilatı’nın (WIPO) hazırladığı WIPO
Telif Hakları Antlaşması (WIPO
Copyright Treaty, WCT) ve WIPO
İcralar ve Fonogramlar Antlaşması
(WIPO Performers and Phonograms
Treaty, WPPT)
B...