Azınlık eğitimi için ortak mücadele şart
Transkript
Azınlık eğitimi için ortak mücadele şart
gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 1 Gündem oku, gündemi yakala... 26 Şubat 2016 GÜNDEM Y ›l : 1 9 Haftalık Siyasi ve Aktüel Gazete Sayı: 967 Fiyatı: 0.80 Euro “Azınlık eğitimi için ortak mücadele şart” »12-13 Rodop – Meriç İlleri SÖPA Mezunu Öğretmenler Derneği’nin yeni başkanı Salih Ahmet GÜNDEM’e konuştu. 27 yıldır Rodop ve Meriç illerindeki köy okullarında öğretmenlik yaptığını belirten dernek başkanı, azınlık eğitiminin sorunlarını yakından yaşadığını söyledi. ÖNÜMEZDEKİ dönem dernek olarak aktif bir yönetim şekli benimseyeceklerini söyleyen Salih Ahmet, İskeçe’deki kardeş öğretmen derneğiyle yakın bir işbirliğine gideceklerini vurguladı. Eğitim alanındaki işbirliğinin tüm azınlık kurumlarıyla da sağlanacağını belirtti. Batı Trakya Türk azınlık eğitimindeki sorunların son yıllarda arttığını dile getiren dernek başkanı, bu konudaki temel sorunu “iyi niyetin olmaması” olarak nitelendirdi. “Didaskalio” konusundaki görüşlerini de dile getiren Ahmet, “Dernek yönetimi olarak Didaskalio’ya karşıyız. Gerektiği gibi eğitim veremeyeceğine inandığımız için karşıyız.” diye konuştu. »8, 9 “Pomak anketi” kafaları karıştırdı Çiftçi “barikata devam” dedi! BİR ayı dolduran çiftçi eylemleri devam ediyor. Çiftçi ve hayvan besicileri ile Başbakan Aleksis Çipras arasında yapılan görüşme sonuç getirmedi. Çiftçiler ülke genelindeki eylemlerine ve barikatlara devam kararı aldı. Hükümetin açıkladığı önlemleri yetersiz bulan çiftçiler, tutumlarını sertleştirme niyetinde. »6 RODOP iline bağlı bazı köylerde, “Rodop İli Pomakları” adı altında bir anketin yapıldığı öğrenildi. Araştırmanın amacının Rodop ilindeki “Pomaklar” ve yaşadıkları sorunlar hakkında bilgi toplamak olduğu ifade ediliyor. »7 dünya 19’da “AB, insan hakları ihlallerini görmezden geldi” bilim 11’de HP Pavilion Gaming’i inceleyelim ekonomi spor “Mihailidis şirketinin borçlarını ödemeye 4’te hazırız” Salih Dursun’un kırmızı kartı dünya 23’te basınında Sağlık alanında işbirliğini görüştüler Türkiye’den Başbakanlık Sağlık Turizmi Koordinasyon Kurulu üyesi Dr. Selim Mutgan, 25 Şubat Perşembe günü Batı Trakya’yı ziyaret ederek temaslarda bulundu. »7 Göçmen sorunu tırmanışa geçti Ülkedeki mülteci sorunu son günlerde tırmanışa geçti. Komşu ülke Makedonya’nın (FYROM) Yunanistan sınırını kapatması üzerine binlerce göçmen sınıra yığıldı. Yunanistan, Avusturya’nın mültecilerin geçiş güzergahında yer alan Batı Balkan ülkeleri ile yapacağı toplantıya çağrılmadığı gerekçesiyle Viyana’ya protesto notası verdi. »15 İskeçe’deki iş yerlerine sigara cezası İskeçe’de, sigara içme yasağı denetimlerinde çok sayıda iş yerine ceza kesildiği bildirildi. »3 gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 2 22 GÜNDEMhaber 18 6 Kasım Eylül 23 Ekim 2015 26 Şubat 2016 Türkiye’deki şehitler için mevlit okutuldu RODOP ilinin Yassıköy Belediyesi’ne bağlı Büyük Müselim köyü halkı, 19 Şubat Cuma günü Türkiye’nin başkenti Ankara’da meydana gelen terör saldırısında şehit olanlar için Mevlid-i Şerif okuttu. Gümülcine Seçilmiş Müftülüğü’ne bağlı din görevlisi Ahmet Arif, Büyük Müselim Köyü din görevlileri Mehmet Mustafa Halil, Raif Hasan ve Ahmet Abdurrahman tarafından okunan mevlidin duasını Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif yaptı. Günün anlam ve önemini belirten bir konuşma da yapan Müftü Şerif, terör saldırısında şehit olanların ailelerine ve Türkiye devletine başsağlığı dileklerinde bulundu. İbrahim Şerif, Büyük Müselim köylülerini söz konusu girişimlerinden dolayı tebrik etti. İlhan Ahmet’ten Davutoğlu’na taziye mektubu SÖPA mezunu öğretmen dernekleri Ankara’daki terör saldırısını kınadı NURETTİN KIYICI RODOP Milletvekili İlhan Ahmet, Türkiye’nin başkenti Ankara’da meydana gelen terör saldırısı sonrası Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na taziye dileklerini içeren bir mektup gönderdi. Milletvekili İlhan Ahmet terör saldırısını kınadığı mektubunda, saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ise sabır diledi. Milletvekili İlhan Ahmet, Başbakan Davutoğlu’na gönderdiği mektubunda şu ifadelere yer verdi: “Başta terör olmak üzere şiddetin her türüne karşı olduğumu bir kez daha belirterek, sorunların çözümünde terörden beslenen her tür akıla karşı sağduyu, demokrasi ve insan haklarının galip geleceğine dair inancımı dile getirmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik, bütünlük ve istikrarını bozmaya yönelik ard arda düzenlenen bu saldırıların arkasındaki terörist zihniyet, hayatını kaybeden masum insanların kanında boğulmaya mahkumdur. Türk Milleti’ne ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne başsağlığı diler, akraba ve kardeş topluluklar olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin acısını her zaman derinden hisseden tüm Türk dünyası gibi Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının da, bu zorlu günlerinde de Türk Milleti’nin yanında olduğunu belirtmek isterim.” GÜMÜLCİNE ve İskeçe’deki SÖPA mezunu öğretmen dernekleri, 17 Şubat Çarşamba akşamı meydana gelen terör saldırısını yayımladıkları açıklamalarla kınadı. RODOP – MERİÇ SÖPA MEZUNU ÖĞRETMENLER DERNEĞİ Rodop – Meriç illeri Selanik Özel Pedagoji Akademisi Mezunu Öğretmenler Derneği’nin açıklaması şöyle: “Türkiye Cumhuhuriyeti başkenti Ankara’da 17 Şubat 2016 Çarşamba akşamı yapılan hain terör saldırısında çok sayıda masum insanın hayatını kaybettiğini büyük üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Terör nereden gelirse gelsin, kime yapılırsa yapılsın asla kabul edilemez bir eylemdir. Alçakça düzenlenen bu saldırıyı nefret ve şiddetle kınıyor, saldırıda hayatını kaybeden asker ve sivillere Allah’tan rahmet; ailelerine, SALİH AHMET Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve Türk Milletine başsağlığı, yaralılara acil şifalar, kederli ailelerine sabırlar diliyoruz.” İSKEÇE İLİ SÖPA MEZUNU ÖĞRETMENLER DERNEĞİ Konuyla ilgili olarak İskeçe İli SÖPA Mezunu Azınlık Okulları Öğretmenler Derneği’nin açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi: “17 Şubat 2016 Çarşamba akşamı, Ankara’da Türk Silahlı Kuvvetleri personelini taşıyan araçlara yapılan hain terör saldırısında çok sayıda masum insanın hayatını kaybettiğini yine büyük üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Alçakça düzenlenen bu saldırıyı nefret ve şiddetle kınıyor, saldırıda hayatını kaybeden asker ve sivillere Allah’tan rahmet; ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve Türk Milletine başsağlığı, yaralılara acil şifalar, kederli ailelerine sabır diliyoruz.” gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 3 SİRİZA milletvekilleri bölge sorunlarını bakanlara aktardı DOĞU Makedonya - Trakya SİRİZA milletvekillerinin bakanlarla yaptıkları görüşmelerle, bölge halkını yakından ilgilendiren ve ekonomik krizle büyüyen sorunların çözümü için gerekli koordinasyonun sağlanmak istendiği kaydedildi. DOĞU Makedonya - Trakya bölgesindeki SİRİZA milletvekilleri bakanlarla görüşerek, bölgedeki ekonomik ve yerel toplumu ilgilendiren sorunları ele aldılar. Konuyla ilgili olarak SİRİZA Partisi’nden yapılan açıklamada, bölge milletvekillerinin hükümetin önde gelen bakanlarıyla görüştüğü belirtilerek, bölge halkını yakından ilgilendiren ve son altı yılın ekonomik kriziyle büyüyen sorunların çözümü için gerekli koordinasyonun sağlanmak istendiği kaydedildi. Konuyla ilgili olarak yapılan açıklama şöyle: “İlk görüşme 16 Şubat, Salı günü Ekonomi, Kalkınma ve Turizm Bakanı Yorgos Stathakis ve Kalkınma Bakan Yardımcısı, ESPA Projeleri Koordinatörü Aleksis Haritsis ile yapıldı. Toplantıda, Bölgenin Kalkınma Planı, meclise sunulacak yeni Kalkınma Yasası ve ESPA projeleri koordinasyonu gündem maddeleri arasındaydı. Milletvekilleri geçtiğimiz yıllarda sanayileşmede yaşanan çöküşü, dolayısıyla Doğu Makedonya ve Trakya Bölgesinde GSMH’da görülen düşüşü, artan işsizliği vurguladılar. Aynı zamanda ESPA 2014-2020 projelerinin gerçek ekonomiye, alt yapıya ve kalkınmaya yönelmesini istediler. Bu konuda belirli kalkınma önerilerini değerlendirecek bir çalışma grubunu oluşturmada anlaştılar. ESPA 2014-2020 projelerini tanıtacak etkinlikleri düzenlemeyi kararlaştırdılar. İkinci görüşme 17 Şubat, Çarşamba günü Çalışma Bakan Yardımcısı, istihdam konularında yetkili Rania Andonopulu ile oldu. Milletvekilleri işsizler için uygulamaya konacak tüm projeler hakkında bilgi alırken, Bakan Yardımcısı R. Andonopulu aranan kriterleri açıkladı. Ayrıca önemli değişiklikleri, işsizlerin hakları konusunda yapılan olumlu gelişmeleri vurguladı. Doğu Makedonya ve Trakya Bölgesi istihdam projelerinin ana hatları belirtildi ve sosyal ekonomiye özellikle değinildi. Bakanlıktaki yetkililer Sosyal Ekonomi Destek Merkezlerinin yakında oluşturulacağını ve 3-4 ay içinde faaliyete geçeceğini bildirdiler.” Doğu Makedonya ve Trakya bölgesindeki SİRİZA milletvekillerinin görüşmelerinin devam edeceği bildirildi. İskeçe’deki iş yerlerine sigara cezası İSKEÇE’de, 19 Şubat Cuma günü başlayan ve hafta sonu boyunca süren sigara içme yasağı denetimlerinde çok sayıda iş yerine ceza kesildiği bildirildi. Müfettişler, İskeçe merkez ve civar bölgelerde bulunan özellikle kafe ve tavernalara yaptıkları baskınlarda sigara yasağına uyulup uyulmadığını denetlediler. Sigara yasağına uymayan işletmelere ceza 3 GÜNDEMhaber 26 Şubat 2016 kesildi. Esnaf ise denetim ve cezalardan şikayetçi oldu. Philip Morris ile basma tipi tütün için anlaşma imzalandı DÜNYACA ünlü Phillip Morris şirketi, Yunanistan’dan doğu (Basma) tipi tütün alımıyla ilgili üç yıllık anlaşmaya imza attı. Phillip Morris ve bu şirkete bağlı Papastratos firması ile Tarım Bakanlığı arasında imzalanan anlaşmaya göre, Phillip Morris Yunanistan’dan üç yıl boyunca basma tipi tütün satın alacak. Anlaşma, Başbakan Aleksis Çipras’ın da hazır bulunduğu bir törenle imzalandı. Tarım Bakanı Vangelis Apostolu, imza töreninden sonra yaptığı açıklamada, Philip Morris şirketinin 2016 – 2018 yılları arasında Yunanistan’daki tütün üreticilerinden tütün alacağını belirtti. Anlaşma uyarınca şirketin alacağı tütün miktarı 30 bin ton olacak. Bakan Apostolu, devlet ve özel sektörün işbirliğine gittiği bir anlaşma olduğunu kaydederek, dünyaca ünlü şirketle varılan anlaşmanın ülkedeki tütün üreticisine destek vereceğini söyledi. Philip Morris şirketi Genel Müdürü Andreas Kalancopulos da, anlaşmanın Yunanistan’daki 30 bin tütün üreticisi ve işçisine önemli ölçüde destek vereceğini ifade etti ve şirketin çalışması için de gerekli olan doğu tipi tütünün temin edilmesini garanti altına aldığını dile getirdi. Kalancopulos, bu zor dönemde ülke ekonomisini desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Pamuk primleri önümüzdeki günlerde ödenecek TARIM Bakanı Vangelis Apostolu, pamuk üreticilerine primlerin önümüzdeki günlerde verileceğini söyledi. MEGA televizyon kanalına konuşan Apostolu, pamuk üreticilerinin hesaplarına toplam 180 milyon euro tutarında prim yatırılacağını açıkladı. Primlerin 2015 yılında üretilen ve 31 Ocak 2016 tarihine kadar çırçır fabrikalarına teslim edilen pamukları kapsayacağını dile getiren Apostolu, bağlantılı primin vergiye tabi tutulmayacağını ifade etti. SAHİBİ: HüLYA EmİN Genel müdür ve Yay›n Yönetmeni: Hülya Emin Yaz› ‹şleri: Ozan Ahmetoğlu Adres: P. mavromihali 4-6 Komotini 69100 Tel-Fax: 2531070929 email: [email protected] web sitesi: www.gundemgazetesi.com ABONE ŞARTLARI Y›ll›k (52 say›) 40 Euro. Kuruluşlar: 100 Euro. Belediyeler:150 Euro. Resmi Daireler:200 Euro. Yurtd›ş›:100 Euro. Ιδιοκτὴτρια-Εκδὸτρια: Χουλγιὰ Εμὶν Γενικὴ Διευθὺντρια: Χουλγιὰ Εμὶν Συντὰκτης: Οζὰν Αχμὲτογλου Π. Μαυρομιχὰλη 4-6 ΚΟΜΟΤΗΝΗ 69100 Τηλ - φαξ: 25310 70929 Κωδικὸς: 2764 gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 4 4 GÜNDEMhaber 26 Şubat 2016 İş adamı Levent Sadık Ahmet, Ethnos gazetesine haber oldu Yunanistan’ın önde gelen ulusal gazetelerinden Ethnos, 21 Şubat Pazar günkü sayısında Rodop eski bağımsız milletvekili ve DEB Partisi kurucusu Dr. Sadık Ahmet’in oğlu iş adamı Levent Sadık Ahmet’in ticari faaliyetlerini sayfalarına taşıdı. Hristos Telidis imzalı haber, “Azınlık milletvekilinin oğlu Yunan pamuğunun ‘Baronu’ oldu” başlığıyla verildi. ETHNOS gazetesi iş adamı Levent Sadık Ahmet’ı sayfalarına taşıdı. “Eski milletvekili ve Dostluk Eşitlik Barış Partisi’nin kurucusu olan, Temmuz 1995 yılında şüpheli bir trafik kazasında hayatını kaybeden Dr. Sadık Ahmet’in oğlu Levent Sadık Ahmet, 2014 yılında ülkenin 308 milyon euro değerinde tarımsal ürününü ihraç ederek, Yunanistan pamuğunun ‘baronu’ haline geldi.” ifadelerine yer verilen haberde Levent Sadık Ahmet’in, Yunanistan pamuğunun en büyük alıcısı olduğu hatırlatıldı. Haberde Mesleklerarası Pamuk Örgütü Başkanı Nikos Skopianos’un verdiği bilgiye dayanarak, iş adamı Ahmet’in, Yunanistan’daki pamuk üretiminin her yıl %50 ile %70’ini satın aldığı kaydedildi. İşadamı Levent Sadık Ahmet’in son dönemde tütün pazarına da girdiği, azınlığın üretimini yurt dışına pazarlamak istediği ve Trakya’da tütün üretimi yapan imalat birimi kurmayı planladığı ifade edildi. Levent Sadık Ahmet’in ticari faaliyetlerine geniş yer ayıran Ethnos gazetesinin haberi şöyle devam etti: “Türkiye’nin en büyük pamuk işleme şirketlerinden biri olan DCD Traiding, komşu ülkedeki 32 şirkete ve fabrikaya Yunan pamuğunu satmaktadır. Söz konusu holding tekstil sektöründe dünya dördüncüsü, Avrupa’da ise ilk sırada yer almaktadır. Aksine Yunanistan’da, imalat sanayi sektörü yıllardır çökmüş vaziyette. Sonuç olarak ülkemizde tekstil sanayide büyük düşüşün ardından, nispeten iyi kalitede olan ve tarımsal üretimin % 8’ine tekabül eden Yunaistan pamuğunun da hiçbir katma değeri yoktur. Levent Sadık Ahmet’in verdiği imaj ciddi, eğitimli, kozmopolit ve modern bir kişilik olduğu yönünde, ayrıca büyük pazarlara örneğin İstanbul’dan New York’a, Tokyo’ya ve Brezilya’ya sürekli olarak seyahat eden, Türkiye’nin en önde gelen tanınmış işadamlarıyla, ayrıca dünya çapındaki pamuk kuruluşlarıyla işbirliği yapan bir iş adamı. İşkolik olsa da, fırsat bulduğunda kış ve yaz tatillerine giden, seyahatlerini büyük ölçüde özel uçağıyla yapan ve özel hayatını mümkün mertebe haber malzemesi yapmadan yaşamaya çaba gösteren bir kişiliktir.” İşadamı Ahmet’in ödemeler konusunda son derece düzenli olduğu da belirtilen haberde, Trikala Tarım Kooperatifi Ahileas Liurtas’ın konuyla ilgili açıklamalarına yer verildi. Levent Sadık Ahmet’in “iş birliğine açık ve güvenilen bir iş adamı olduğunu, ödemelerini günlük olarak yaptığını, hiç kimseyi zor durumda bırakmadığını ve Yunanistan pamuğunun en büyük pazarlamacısı olduğu” ifadelerine yer verildi.” Ethnos gazetesinin haberinde, iş adamı Levent Sadık Ahmet’in, azınlıkla sıkı bir bağı olduğu, babasının isminden dolayı kendisine büyük bir sorumluluk yüklendiği belirtildi. Levent Sadık Ahmet’in, babasının ve 2014 yılında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde en büyük başarıyı İskeçe ve Gümülcine şehirlerinde gösteren DEB Partisi’nin fikirlerini sürdürdüğü vurgulandı. Evli ve iki çocuk babası olan Levent Sadık Ahmet’in eşinin Trakyalı olduğu ve İstanbul’un yanı sıra Gümülcine’nin Sirkeli köyünde de ikamet ettiğini beyan ettiği kaydedildi. Levent Sadık Ahmet’in, 7-8 Aralık tarihlerinde DEB Partisi yeni genel merkezine düzenlenen saldırı sırasında babasının kaza yaptığı arabanın garip bir şekilde çalınması ile gündeme geldiğini hatırlatan Ethnos gazetesinin haberi şöyle devam etti: “1995 yılında milletvekilinin arabası İskeçe-Gümülcine yolunda 62 yaşında bir çiftçinin kullandığı traktör ile çarpışmıştı. Sadık Ahmet ailesi ve azınlık çevresi meydana gelen kazanın arkasında kimliği belirsiz kişilerin parmağı olduğuna inanmaktadırlar. Türk idareciler öldüğünden bu yana Sadık Ahmet’i sadece Trakya’da değil, Türkiye’de de kahramanlaştırmaya, hatta onu bir sembol haline getirme çabasına girdiler. Vefat eden milletvekilinin ailesi hayatını “Mihailidis tütün şirketinin borçlarını ödemeye hazırız” BATI Trakyalı iş adamı Levent Sadık Ahmet, Mihailidis tütün şirketinin bölgemizdeki üreticilere olan borçlarını, sözkonusu şirketle işbirliği karşılığında ödemeye hazır olduğunu açıkladı. GÜNDEM gazetesine konuşan iş adamı Levent Sadık Ahmet, Mihailidis tütün şirketiyle işbirliğine gitmeleri halinde Batı Trakya’daki tütün üreticilerine borç ödemelerini hemen yapabileceğini vurguladı. Levent Sadık Ahmet şöyle konuştu: “Mihailidis tütün şirketinin Batı Trakya’daki tütün üreticisine borcunun olduğu malum. Bu şirketin bölgedeki tütün üreticisine olan borcunu ödemek kaydıyla, kendileriyle işbirliğine gitmeye hazırız. Bu çerçevede bölgedeki tütün üreticilerine de ekonomik katkı sağlayabileceğimizi İstanbul’da devam ettirdi ve Türk devleti tarafından önemli ölçüde maddi ve manevi destek gördü. Levent Sadık Ahmet, DEB Partisi yeni genel merkezine yapılan saldırıdan sonra, Gümülcine’ye gitme amacıyla, Atina’daki iş temaslarını yarıda keserek özel uçakla Kavala’daki Hrisupoli havalimanına geldi. Başbakan Çipras’ın bizzat kendisine hitap ederek, saldırının ve hırsızlık olayının kendilerini çok üzdüğünü belirtti.” Levent Sadık Ahmet’in, Gümülcineli bir doktorun oğlundan önemli bir işadamlığına sıçradığı, Türkiye’de çok önemli ekonomik bir faktör olduğu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurumu’nun (DEİK) Yönetim Kurulu, Tarım Konseyi ve Türk – düşünüyorum. Bölge halkının buna fazlasıyla ihtiyacı olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Mihailidis tütün şirketinin kabul etmesi halinde kendileriyle işbirliğine gidebileceğimize inanıyorum.” “TÜTÜN İŞLEME TESİSİ İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ” Öte yandan, Levent Sadık Ahmet tütün işleme tesisi oluşturmak için çalışmalara devam ettiklerini de ifade etti. Geçtiğimiz yıl Trakya Tütün Üreticileri Kooperatifi tarafından oluşturulan tütün şirketi BASMA AŞ ile menajerlik anlaşması imzalayan Sadık Ahmet, bölgede tütün işleme tesisi kurmaya hazır olduklarını, bu konuyla ilgili olarak kooperatifle birlikte çalışmaya devam ettiklerini sözlerine ekledi. Yunan İş Kurulu’nda bulunduğu hatırlatılan gazete haberinde, Japonya, Vietnam, Endonezya gibi pazarlara da açıldığı ifade edildi. “SLOGANIM ZORU SEÇMEK” Birinci sayfadan verilen haber şöyle sona erdi: “Bizzat Levent Sadık Ahmet sloganının ‘zoru seçmek’ olduğunu söylüyor. Kendisi için kolay olanın Batı Trakya’da kalıp siyasetle uğraşmak olduğunu; kendisinin ise ticareti seçerek dolayısıyla zoru tercih ettiğini, bu durumun da kendisini mutlu ettiğini ve bu şekilde halkına daha faydalı olacağına inandığını söyledi.” gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 5 GÜNDEMhaber 26 Şubat 2016 HAYATIN İÇİNDEN Ozan AHMETOĞLU [email protected] Azınlık ne yapıyor? Üç haftadır gazetemizde Selanik Üniversitesi bünyesinde oluşturulacak İslam Bilimleri Bölümü ve bunun Batı Trakya Müslüman Türk azınlığına etkisini ele aldık. Bu bölümün görevi sadece İslam dinini bilimsel açıdan incelemek ve İslam dini ilahiyatçısı yetiştirmek olmayacak. Bunun yanı sıra sözkonusu bölümün bir görevi daha olacak. Batı Trakya Türk azınlığına din adamı yetiştirmek fakültenin görevleri arasında yer alacak. İşte tam da bu noktada Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının söz söyleme ve bu konuya müdahale etme, talepte bulunma hakkı doğuyor. Zira, bu bölümden mezun olacak azınlık mensuplarının 240 İmam Yasası uygulaması çerçevesinde değerlendirileceği ve “İerodidaskalos” Ü (din öğreticisi) olarak azınlık toplumuna “hizmet” etmesi öngörülüyor. Eğer Batı Trakya’daki azınlık mensubuysanız ve bu fakülteden mezun olduysanız, devlet sizi “İerodidaskos” olarak kadrosuna alacak, maaşa bağlayacak ve azınlık çocuklarına İslam dinini Yunanca öğretmek üzere devlet okullarına tayin edecek. Böylelikle eleman sıkıntısı çekilen 240 İmam Yasası uygulaması ve “İerodidaskalos” kadrosu için de eleman yetiştirilmiş olacak. Selanik’teki bu bölüm olur mu, olmaz mı yorumlarına mahal vermemek adına, Eğitim Bakanlığı Genel Sekreteri Yannis Pantis geçtiğimiz günlerde katıldığı bir panelde konuya değinmiş. Pantis, Selanik Üniversitesi’ndeki İslam Bilimleri Bölümü’nün önümüzdeki eğitim yılından itibaren hayata ABTTF’den Brüksel’e çalışma ziyareti AVRUPA Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), 24 Şubat Çarşamba günü Brüksel’de başta Avrupa Parlamentosu’nda (AP) olmak üzere bir dizi çalışma toplantısı gerçekleştirdi. ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu, Başkan Yardımcısı Sami Yusuf ve ABTTF Brüksel temsilcisinin de katıldığı çalışma ziyaretlerinde, AP milletvekilleri Soraya Post (İsveç/S&DSosyalistler ve Demokratlar) ve Angelika Mlinar (Avusturya/ALDELiberal Demokratlar) ile biraraya görüşüldü. Ayrıca, Macaristan’ın AB Daimi Temsilciliği’nden Dr. Krisztian Manzinger ile Macaristan Daimi Temsilcilik binasında bir görüşme gerçekleştirildi. AZINLIĞIN SORUNLARI VE BÖLGEDE YAŞANAN SON GELİŞMELER AKTARILDI Çalışma ziyareti kapsamında ilk görüşme, Macaristan’ın AB Daimi Temsilciliği’nde ikinci sekreter olarak görev yapan Dr. Krisztian Manzinger ile yapıldı. Daha önce de Manzinger ile bir araya gelen ABTTF yetkilileri, Batı Trakya’da yaşanan son olaylar hakkında bilgi verdi. Görüşmede, İskeçe Müftüsü Ahmet Mete’ye yönelik tehdit mektupları ve DEB Partisi genel merkezine yapılan ırkçı saldırı dile getirildi. Görüşmelere Avrupa Parlamentosu’nda devam eden ABTTF heyeti, ilk olarak Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komisyonu üyesi İsveç milletvekili Soraya Post ile biraraya geldi. Post ile ilk defa görüşmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren ABTTF Başkanı Habipoğlu, Batı Trakya Türk azınlığının başta eğitim ve dini özgürlük alında karşılaştığı sorunları aktardı. Habipoğlu, ABTTF’nin uluslararası alanda yürüttüğü çalışmalar hakkında da bilgi verdi. ABTTF heyetinin son görüşmesi Avusturya’yı temsil eden AP milletvekili Angelika Mlinar ile AP’deki ofisinde gerçekleşti. ABTTF Başkanı, Batı Trakya Türk azınlığının örgütlenme özgürlüğü alanında ciddi sorunlar yaşadığını belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) İskeçe Türk Birliği, Rodop İli Türk Kadınları Kültür Derneği ve Meriç İli Azınlık Gençlik Derneği ile ilgili 2007 ve 2008 yıllarında aldığı üç kararın Yunanistan tarafından halen uygulanmadığını dile getirdi. geçeceğini söylemiş. Bu yıl yapılacak üniversite sınavlarında söz konusu bölümün tercihler arasında yer alacağını ifade etmiş. Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı, statüsünün belirlendiği, azınlık burada kalırken haklarının belirlendiği uluslararası anlaşmalar uyarınca eğitim ve din konularında özerkliğe sahip. Azınlık din ve eğitim konularında söz hakkına sahip. Azınlık, bu ülkeye göçmen veya mülteci olarak gelmedi. Uluslararası anlaşmalarla burada bırakıldı. Dolayısıyla bu anlaşmalara, sözleşmelere aykırı noktalarda tepki göstermek ve görüşünü söylemek durumundadır. Devletin, “Biz azınlığa verilen dini eğitimi kontrol altına alıyoruz, bu sayede olası aşırı çevreleri ve fundamentalistleri engelliyoruz” gibi bir söylemi de kabul edilemez. Çünkü bu söylem Batı Trakya şartlarında son derece abartılı ve diğer ülkeleri yanıltmaya yönelik yanlış ve maksatlı bir anlayıştır. Çünkü bu uygulamanın doğrusu, “Biz azınlığı eğitimde olduğu gibi, kurumsal yapılarında olduğu gibi, din ve din eğitimi konusunda da tam bir kontrol altına aldık, söz hakkına sahip olmasını engelledik.” olması gerekir. Şunu da ifade etmek gerekir ki, zaten 240 İmam Yasası, azınlığı dini alanda tam kontrol altına almaya yönelik bir girişimdi. Selanik’te 5 oluşturulacak İslam Bilimleri Bölümü de bu yapıya eleman yetiştirmeye yönelik olarak hayata geçirilmek isteniyor. Bu projenin bir benzeri bundan yıllar önce azınlık eğitiminde uygulandı. Şimdi sıra din alanına geldi. Eğitim Bakanlığı Genel Sekreteri’nden öğreniyoruz ki, bölüm önümüzdeki eğitim yılından itibaren faaliyete geçiyor. Böyle bir bölümün açılması veya açılmamasına tabii ki azınlık karar vermeyecek. Ancak bu bölüm azınlığın din işlerine müdahale aracı haline getirildiği andan itibaren azınlığın söz söyleme, tepki gösterme, talepte bulunma hakkı hiçbir şekilde engellenemez. Batı Trakya Türk toplumu henüz konuya mesafeli duruyor. Bu konuda kurumsal bir tepki henüz yok. Devlet, 240 İmam Yasası’nda olduğu gibi, müftülük meselesinde olduğu gibi, azınlık eğitiminde olduğu gibi, son olarak azınlık eğitimiyle ilgili yasa değişikliğinde olduğu gibi Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının görüşünü, tepkisini dikkate almadan çizdiği planı uygulamaya koyuyor. İşin başında farklı hükümetlerin, farklı partilerin ve değişik isimlerin olmasının bu gayreti etkilemediği tecrübeyle sabit artık. Devlet azınlığı ilgilendiren konularda bu şekilde hareket ediyor. Peki azınlık ne yapıyor? gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 6 6 GÜNDEMhaber 26 Şubat 2016 Başbakanla görüşme sonuç vermedi, çiftçi eylemleri devam ediyor Bir ayı dolduran çiftçi eylemleri devam ediyor. Çiftçi ve hayvan besicileri ile Başbakan Aleksis Çipras arasında yapılan görüşme sonuç getirmedi. Çiftçiler ülke genelindeki eylemlerine ve barikatlara devam kararı aldı. Hükümetin açıkladığı önlemleri yetersiz bulan çiftçiler, tutumlarını sertleştirme niyetinde. BAŞBAKANLA GÖRÜŞME Ocak ayında başlayan ve bir aydır eylem yapan çiftçi ve hayvan besicileri temsilcileri Başbakan Aleksis Çipras’la görütü. 22 Şubat Pazartesi günü gerçekleşen görüşmeye ülke genelindeki eylemci çiftçilerin oluşturduğu barikatların yarısı katılırken, diğer yarısı talepleri dikkate alınmadığı ve müzakere sürecinde çiftçi temsilcileri arasında ayrım yapıldığı gerekçesiyle yer almadı. Başbakan Çipras ve diğer bakanlarla yapılan görüşme, Atina’da Başbakanlık’ta gerçekleştirildi. Görüşmeye, ülke genelinden 50 civarında çiftçi barikatından temsilciler katıldı. Makedonya, Trakya ve Girit’teki çiftçi ve hayvan besicileri ile balıkçıların yanı sıra Yunanistan Komünist Partisi tarafından desteklenen Nikea bölgesindeki barikatın temsil ettiği eylemci çiftçiler Başbakanla yapılan görüşmede yer almadı. ÇİFTÇİ TEMSİLCİLERİ: “EYLEMLERİN GELECEĞİNE BARİKATLAR KARAR VERECEK” Beş saat süren görüşme sonrasında çiftçi temsilcileri verimli bir diyalog yapıldığına dikkat çekerek, eylemlerle ilgili kararın barikatlarda yapılacak toplantılarda alınacağını belirttiler. ÇİPRAS: “REFORMLARI BİRLİKTE PLANLAYALIM” Başbakan Aleksis Çipras ise tarım alanında yapılacak reformların çiftçi temsilcileriyle birlikte planlanması için başlatılan diyaloğun uzun vadeli olmasını önerdi. Çipras, çiftçi temsilcileri tarafından ortaya konan önerileri, diyalog için olumlu başlangıç olarak nitelendirdi. “Tüm görüş ve seslere açığız” diyen Çipras, çiftçi hareketinin olgunlaştığını ve özgün bir ifade gücüne sahip olabileceğini söyledi. Çiftçi temsilcilerinin görüşleri dikkate almadan tarım politikasının belirlenemeyeceğini kaydeden Çipras, “Fakat tarım politikasını belirlerken de son beş yılda ekonomi alanında yaşanan yıkımı görmezden gelemeyiz. 2010 yılında milli gelir 245 milyarken 2015 yılında bu rakam 175 milyara geriledi.” diye konuştu. Çipras, diyaloğa ve sorunlara çözüm bulmaya açık olduğunu, bunu iyi niyetle hayata geçirme kararlılığında olduğunu söyledi. Çiftçi temsilcilerinin Başbakan Çipras’la yaptıkları görüşmede Tarım Bakanı Vangelis Apostolu, Tarım Bakan Yardımcısı Markos Bolaris, Çalışma Bakanı Yorgos Katrungalos, Çalışma Bakan Yardımcısı Anastasios Petropulos, Hükümet Sözcüsü Olga Gerovasili ile SİRİZA milletvekilleri Sokratis Famellos ve Stavros Arahovitis de hazır bulundu. ÇİFTÇİLER TATMİN OLMADI Bir aydır eylemlerine devam eden çiftçi ve hayvan besicileri, Başbakan Aleksis Çipras’la yaptıkları görüşmeden tatmin olmadı. Çiftçiler ülke genelinde oluşturdukları barikatlarda eylemlere devam kararı aldı. Larisa iline bağlı Tembi bölgesindeki barikatın temsil ettiği çiftçiler başta olmak üzere 50 civarında barikat temsilcisinin 22 Şubat Pazartesi günü Başbakan Çipras’la yaptığı görüşmeden olumlu sonuç çıkmadı. Başbakanlıkta yapılan görüşmeden sonra kendi bölgelerine dönen çiftçi temsilcileri, yaptıkları değerlendirmede hükümetin taleplerine cevap vermediği kanaatine varıp, eylemlere devam kararı aldı. Yunanistan’ı kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölen Tembi barikatında 22 Şubat Pazartesi akşamı yapılan genel kurul sonrasında hükümetin yaptığı açıklamalar yetersiz bulundu ve eyleme devam kararı alındı. Tembi bölgesindeki çiftçi ve hayvan besicileri yolu trafiğe kapatarak, eyleme kaldıkları yerden devam etti. Diğer barikatlarda da benzer kararlar alındı. Başbakanla yapılan görüşmeye katılan Mikrothives ve Mora yarımadasındaki barikatlar da eyleme devam kararı alarak, “Hükümetten daha iyi bir teklif bekliyorduk” açıklamasında bulundular. Anarşistler ana haber bültenini bastı YUNANİSTAN Devlet Televizyonu ERT’in ana haber bülteni, stüdyoyu basarak bildiri okumak isteyen 15 kişilik anarşist grubun eylemi nedeniyle yarıda kesildi.Çıkan arbede sırasında bir kameraman ciddi şekilde yaralanırken, 22 kişi gözaltına alındı. ERT’in yayın hayatına başlamasının 50. yıldönümü nedeniyle düzenlenen özel haber bülteninde, “Ruvikonas” isimli anarşist grup bildiri okumak istedi. Olay, Yunanistan Komünist Partsi Milletvekili Liana Kanelli’nin, ana haber bültenine konuk olarak katıldığı sırada meydana geldi. Haber bültenini sunan tecrübeli gazeteci Panos Haritos ile Milletvekili Liana Kanelli’nin uğradığı şaşkınlık ekrana yansırken, stüdyodaki gürültü izleyicilere kadar ulaştı. Bunun üzerine yayına ara verildi. Haber bülteni on dakikalık aradan sonra yeninde başladı. Hatırlanacağı üzere “Ruvikonas” isimli anarşist grup geçtiğimiz aylarda da parlamentoya baskın düzenlemişti. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 7 KULİS... KULİS... “Rodop ili Pomakları” için araştırma... RODOP iline bağlı bazı köylerde, “Rodop İli Pomakları” adı altında bir anketin yapıldığı öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, bazı kişiler özellikle Kozlukebir Belediyesi’ne bağlı bazı köyleri ziyaret ederek “Rodop İli Pomakları” adı altında bir anket yapıyor. ARAŞTIRMAYI YAPAN KURUM VEYA KİŞİ BELİRTİLMİYOR “Soru Listesi – Rodop ili Pomakları” başlığıyla hazırlanan anketin yüksek lisans çerçevesinde yapılan bir araştırmada kullanılacağı belirtiliyor. Türkçe ve Yunanca olarak hazırlanan ankette 23 soru yer alıyor. Araştırmanın amacının Rodop ilindeki “Pomaklar” ve yaşadıkları sorunlar hakkında bilgi toplamak olduğu ifade ediliyor. Soruların çoğunluğunda bölge insanı “Pomak” olarak adlandırılıp, etnik köken, milli bilinç, dil gibi özel konularla ilgili olarak bilgi toplanmaya çalışılıyor. Sözkonusu araştırma ve anketi ise kimin veya hangi kurumun yaptığı belli değil. Araştırmayı gerçekleştiren kurum, kişi ya da kişilerin ankette belirtilmemesi dikkat çekiyor. Soru listesinde herhangi bir kuruluş logosu da yer almıyor. Kötü bir Türkçe ve imla hataları ile yazılmış ankette; “Pomakların kökeni” , “Pomakların ana dili” , “Azınlık okullarında hangi dil okutulmalıdır” gibi sorular yer alıyor. Rodop ilinin özellikle dağlık bölgesindeki bazı köylerde halka yönelik olarak yapıldığı bildirilen ankette, “Pomakların dini nedir?”, “Türk kökenli bir Müslümanı, Pomak Müslümanından ayırt edebilir misiniz?”, “Sizce Müslüman çocuklar hangi okula gitmeli?” gibi sorular dikkat çekiyor. Sözkonusu anketi yapan kişilerin bazı köylerde azınlık mensuplarından tepki 7 GÜNDEMhaber 26 Şubat 2016 gördüğü ve köyden apar topar ayrılmak zorunda kaldığı da gelen haberler arasında. Ayrıca anketi yapanların, anket kağıdını soydaşlara vermek istemediği ve bundan kaçındığı da belirtiliyor. “POMAKLARIN KÜLTÜRÜNÜ TANITACAK VE ONLARA İŞ İMKANI SAĞLAYACAK BİR ÖZEL ŞİRKETİN OLUŞTURULMASINI İSTER MİSİNİZ?” Anketin sondan ikinci sorusu da hayli ilginç: “Pomakların kültürünü tanıtacak ve aynı zamanda Pomakların kültür ve geleneklerini ortaya çıkartarak onlara iş imkanı sağlayan özel bir şirketin oluşturulmasını ister misiniz?” Bu soru, halkın “Pomak” kültürünün tanıtılmasına olan bakış açısını öğrenmenin yanı sıra, geleceğe dönük bir proje hazırlığı olarak da göze batıyor. ESKİ YÖNTEMLER Mİ BENİMSENİYOR? Batı Trakya Türk azınlığını milli kimlik açısından bölüp parçalamaya ve bütünlüğünü zedelemeye yönelik çalışmalar bundan bir süre öncesine kadar çok modaydı. Anlaşılan o ki, azınlık aleyhine ilginç ve ilginç olduğu kadar soru işaretleriyle dolu “hareketlerden” biriyle daha karşı karşıya olabiliriz. Bölgede barış ve huzur içinde yaşamak isteyen azınlığın sinir uçlarına dokunan, azınlığı rahatsız edecek icraat ve girişimlerin son dönemde artmış olması dikkat çekici. Azınlığın daha çok geçmişte muhatap olduğu bir takım yöntemlerin yine karşımıza çıkıyor olmasının sebebi acaba nedir? DEB Partisi: “Batı Trakya Müslüman Türk kimliğine saygı bekliyoruz” DOSTLIK Eşitlik Barış (DEB) Partisi, “Rodop ili Pomakları” adı altında bölgede yapılan bir araştırmayla ilgili yazılı açıklama yayımladı. Azınlığın etnik kimliğiyle oynanan oyunlara tepki gösteren DEB Partisi, bu tür girişimlerin yeniden baş göstermesinin toplumsal barış açısından endişe verici olduğunu vurguladı. “Batı Trakya Müslüman Türk kimliğine saygı bekliyoruz” başlığıyla yayımlanan DEB Partisi’nin açıklamasında, azınlığın değerlerine, kimliğine ve kültürüne yönelik olumsuz politika ve uygulamalardan vazgeçilmesi istendi. “BU TÜR GİRİŞİMLERİN YENİNDEN KENDİNİ GÖSTERMESİ ENDİŞE VERİCİ” DEB Partisi’nin açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının birlik ve bütünlüğüne yönelik bazı girişimlerin yeniden kendini göstermesi bölgedeki toplumsal barış ve huzur açısından endişe vericidir. Azınlık basınında yayınlanan haberlere göre; Rodop ilindeki bazı köylerde sözde “Rodop ili Pomakları” hakkında araştırma ve anket yapılmaktadır.” “AZINLIĞIN KİMLİĞİNE VE KÜLTÜRÜNE YÖNELİK OLUMSUZ POLİTİKALARDAN VAZGEÇİLMELİDİR” Batı Trakya Türk azınlığının etnik kimliğiyle oynanmasına izin verilmeyeceğinin belirtildiği açıklama şöyle devam etti: “Azınlık sorunlarının çözümsüzlüğe mahkûm edildiği, eski sorunlara yenilerinin eklendiği, azınlık toplumunun devletten talep ettiklerinin yerine getirilmediği, ekonomik krizin azınlık köylerini kasıp kavurduğu bir dönemde Türk azınlığın etnik kimliğiyle ilgili çeşitli oyunların oynanmasına ve bu konuda hedef şaşırtılmasına Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı müsaade etmeyecektir. Azınlık karşıtı girişimleri ve hareketleri kendine amaç edinen çevrelerin çok iyi bilmesi gerekir ki; Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı bölgedeki huzur ve barışı bozmaya yönelik ve azınlığı kışkırtmaya yönelik gayretlere alışıktır ve bunlara izin vermeyecektir. Azınlığın değerlerine, kimliğine ve kültürüne yönelik olumsuz politika ve uygulamaların doğuracağı sonuçlar çok daha iyi analiz edilmeli ve bunlardan bir an önce vazgeçilmelidir.” Sağlık alanında Türk – Yunan işbirliğini görüştüler TÜRKİYE’den Başbakanlık Sağlık Turizmi Koordinasyon Kurulu üyesi Dr. Selim Mutgan, 25 Şubat Perşembe günü Batı Trakya’yı ziyaret ederek temaslarda bulundu. İlk olarak Gümülcine Devlet Hastanesi Müdürlüğü’ne geçici olarak atanan Kostas Mavromatidis, Kulak Burun Burun Boğaz (KBB) Kliniği Müdürü Dr. Mehmet Eminoğlu ve Anestezi Bölüm Müdürü ve aynı zamanda Yunanistan Tabipler Odası Rodop ili temsilcisi Dr. Bülent Kamiloğlu ile bir görüşme gerçekleştiren Dr. Selim Mutgan, iki ülke arasında sağlık turizmi konusunda yapılabilecek girişimleri değerlendirdi. Ziyaretle ilgili olarak GÜNDEM’e bilgi veren Kulak Burun Boğaz Kliniği Müdürü Dr. Mehmet Eminoğlu, “Görüşmede daha çok sağlık turizmi ve bu konuda her iki ülkenin önümüzdeki dönemde ne gibi çalışmalar yapabileceği konularında görüş alışverişinde bulunduk. Örneğin Yunanistan’dan Türkiye’ye giden bir turistin, ya da Türkiye’den Yunanistan’a gelen bir turistin, sağlık alanında yaşayabileceği herhangi bir sıkıntının ortadan kaldırılması için işbirliğinin şart olduğu ve bunun için anlaşmaların imzalanması gerektiği konusunda hemfikir olduğumuzu dile getirdik. Bunun yanı sıra, hastanın tercihine göre Yunanistan ya da Türkiye’de ameliyat olabilmesi ya da başka bir sağlık hizmeti alabilmesi konularını ele aldık. Buna da kısaca ‘turizmin sağlığı’ diyebiliriz.” diye konuştu. Dr. Eminoğlu, Selim Mutgan’ın, kendilerini sonbaharda Ankara’da düzenlenecek geniş çaplı sağlık konferansına davet ettiğini söyledi. Ziyaretle ilgili olarak Anestezi Bölüm Müdürü Bülent Kamiloğlu da GÜNDEM’e yaptığı değerlendirmede, Dr. Selim Mutgan ile yapılan görüşmelerin çok faydalı geçtiğini belirtti. Şimdilik bölgemizin sağlık turizmine pek elverişli olmadığını kaydeden Dr. Kamiloğlu, bu konuda iki ülke arasında yeni düzenlemelere ve anlaşmalara ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Dr. Selim Mutgan, Doğu Makedonya - Trakya Eyalet Başkan Yardımcısı Mustafa Katrancı’yı da makamında ziyaret etti. Mutgan buradaki görüşmede, iki ülke vatandaşlarının diğer ülkeyi ziyaret ettiğinde sağlık sigortasının geçerli olmamasının ciddi sıkıntılar doğurduğunu ifade ederek, bu konuyla ilgili olarak iki ülke arasında sağlık sigortası anlaşmasının imzalanması gerektiğini kaydetti. Aynı gün Dr. Selim Mutgan, Rodop ili Tabipler Odası Başkanı Vasilis Lurbas ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra, diğer doktorların da yer aldığı toplantıya katıldı. Toplantıda iki ülke arasında sağlık alanında ileriye dönük atılması gereken adımlar konusunda görüş alışverişinde bulunulduğu öğrenildi. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 8 8 GÜNDEMhaber 26 Şubat 2016 “Azınlık eğitimi için ortak mücadele şart” Rodop – Meriç İlleri SÖPA Mezunu Öğretmenler Derneği’nin yeni başkanı Salih Ahmet GÜNDEM’e konuştu. 27 yıldır Rodop ve Meriç illerindeki köy okullarında öğretmenlik yaptığını belirten çiçeği burnunda dernek başkanı, azınlık eğitiminin sorunlarını yıllarca yakından yaşadığını söyledi. Sağırlar, Bekirköy, Sınırdere, Üçgaziler azınlık okullarında görev yaptığını dile getiren Salih Ahmet, halen Rodop iline bağlı Payamlar ilkokulunda görev yapıyor. “GÖREVİMİZİ EN İYİ ŞEKİLDE YAPMAYA ÇALIŞACAĞIZ” Rodop – Meriç İlleri SÖPA Mezunu Öğretmenler Derneği’nin 160’ın üzerinde üyesi olduğunu kaydeden Başkan Salih Ahmet, kendisini bu göreve seçen tüm üyelere gösterdikleri güvenden dolayı teşekkür etti. “İki yıl boyunca en iyi şekilde hizmet etmeye çalışacağız” diyen Salih Ahmet, omuzlarındaki sorumluluğun bilincinde olduklarını söyledi. Ahmet şöyle konuştu: “Arkadaşlarımız bize inandı ve güvendi. Onlara sonsuz teşekkürler. Verdikleri desteğin, gösterdikleri güvenin karşılığını vermeye çalışacağız. Görevimizi en iyi şekilde yapmaya çalışacağız. Bu önemli görevimizde bizlere yardımcı olmalarını, gerektiğinde yol göstermelerini istiyoruz.” “KAPANAN HER OKUL, KÖY VE KÖYLÜ İÇİN AÇIK KALAN BİR YARADIR” Son yıllarda kapatılan azınlık okulu sayısının hayli kabardığını dile getiren dernek başkanı Ahmet, şu anda Rodop ve Meriç illerinde faal olan azınlık okullarının sayısının 90’ın üzerinde olduğunu söyledi. Ahmet, “Okul bir köy için en önemli kurumdur. En önemli yapıdır. Köylerimiz için cami ile okul en önemli kurumlardır. Ne yazık ki Batı Trakya’da çok sayıda azınlık okulu kapatıldı. Bu son derece üzücüdür. Çünkü kapanan her okul, köy ve köylü için açık kalan bir yara gibidir. Benim daha önce çalıştığım köy okulları da kapatıldı. Bu duyguyu iyi bilirim. Köy insanı kapanan okula bakmak dahi istemez. O binayı görmek dahi istemez. Okul, insanlar için en önemli kurumdur. En önemli binadır. Kapısında top kilidi olan bir köy okulu, o köy için çok büyük bir kayıptır. Bir acıdır. İnşallah bundan sonra bu acıyı yaşamayız. Hiç bir köy okulu kapatılmaz. Dernekçilik ve sendikal açıdan baktığımızda, kadro kaybı demektir. İşsizlik demektir. Azınlık okulu yoksa, azınlık öğretmeni de yok demektir. Öyleyse biz sendikacı öğretmenler, bir okulun kapatılmasına onay verecek en son kişi olmalıyız.” diye konuştu. Azınlık Okulları Öğretmenler Derneği’nin son yıllarda son derece aktif olduğunu hatırlatan Ahmet sözlerine şöyle devam etti: “Dernek olarak çıtayı yükseltmek istiyoruz. Tabii ki ortak amacı olan İskeçe’deki kardeş dernekle ve oradaki meslektaşlarımızla da sıkı bir işbirliğine gideceğiz. Zaten bunun mesajını daha ilk günden itibaren verdik. İskeçeli arkadaşların derneğimize yaptığı ziyaretten sonra, biz de iadeyi ziyarette bulunduk. Bu anlayışla devam etmek ve iki dernek olarak ortak mücadele vermek istiyoruz. Azınlık eğitimindeki sorunların çokluğu ve bu sorunların ciddiyeti malum. Azınlık eğitimindeki sorunlarnı çözümü için ortak mücadele etmek zorundayız. İki dernekte de bu irade var.” “DERNEĞİN DEĞİŞİME İHTİYACI VARDI” “İLK ORTAK KARARLARIMIZI ALDIK” Dernek Başkanı Salih Ahmet, dernek kongresinin tartışmalı geçtiğini belirterek, “Derneğin bir değişime ihtiyacı vardı. Bu değişimi gerçekleştirmek için demokratik yollara başvurduk. Derneğimizin tüzüğünde öngörülen yöntemlere giderek seçim yaptık ve olması gereken değişim gerçekleştirilmiş oldu. Derneğimiz için, üyelerimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.” dedi. İskeçe’deki dernekle ilk ortak kararlarını aldıklarını ifade eden Rodop – Meriç illeri SÖPA Mezunu Öğretmenler Derneği Başkanı Salih Ahmet, “Sözleşmeli olarak görev yapan meslektaşlarımızın sorunları ve bunun yanı sıra azınlık okullarının kapatılmamasıyla ilgili talebimizi bakana ilettik. Bunu yaparken iki dernek olarak, yani İskeçe ve Gümülcine’deki dernekler olarak hazırladığımız ortak yazıyı bakana gönderdik. Bundan sonra da gerek sendikal konularda, gerekse azınlık eğitiminin sorunlarıyla ilgili olarak iki dernek müşterek hareket edeceğiz ve taleplerimizi bu şekilde bakanlığa ve idarecilere ileteceğiz.” dedi. “AZINLIK EĞİTİMİ İÇİN ORTAK MÜCADELE ŞART” Dernek olarak önümüzdeki dönemde aktif bir yönetim şekli benimseyeceklerini dile getiren Ahmet, İskeçe’deki dernekle de yakın bir işbirliğine gideceklerini vurguladı. İskeçe’deki SÖPA Mezunu “EĞİTİMDEKİ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN İYİ NİYET İSTİYORUZ” Batı Trakya Türk azınlık eğitimindeki sorunların son yıllarda arttığını dile getiren dernek başkanı Salih Ahmet, bu konudaki temel sorunu “iyi niyetin olmaması” olarak nitelendirdi. Salih Ahmet şöyle konuştu: “Azınlık eğitimi çok ciddi bir konudur. Azınlık eğitimindeki sorunlar da ne yazık ki çok fazla. Keşke bu alanda belli başlı sorunlar çözüme kavuşturulabilseydi. Azınlık eğitimindeki problemlerin çözüme kavuşabilmesi için hükümetlerde ve bakanlıklarda iyi niyetin olması gerekiyor. Bizim sorunlarımızın çözüme kavuşturulması için irade olması lazım. Ne yazık ki şu ana kadar bu iradenin olduğunu söyleyemeyiz.” “DEDEAĞAÇ’TAKİ DİDASKALİO PROJESİYLE HEMFİKİR DEĞİLİZ” Başkanlık görevini devraldıktan sonra GÜNDEM’e konuşan Rodop – Meriç illeri SÖPA Mezunu Öğretmeneler Derneği Başkanı Salih Ahmet, azınlık ilkokullarında Türkçe öğretmeni yetiştirmek üzere açılması planlanan Dedeağaç’taki öğretmen okulu (Didaskalio) konusuna da değindi. “Didaskalio” fikrine karşı olduklarını ifade eden Salih Ahmet, “Bu konuda Didaskalio projesiyle hemfikir değiliz. Normal bir üniversite eğitiminden sonra bir veya birbuçuk yıl hem Türkçe hem Yunanca eğitim veren bir okuldan mezun olup da Türkçe öğretmeni olmak pek mümkün değil. İskeçe derneği bu konudaki fikirlerini defalarca dile getirdi. Azınlık kurumları da bu Didaskalio fikrine mesafeli yaklaştı. Biz de dernek yönetimi olarak Didaskalio’ya karşıyız. Gerektiği gibi eğitim veremeyeceğine inandığımız için karşıyız. Ancak bu konudaki fikirlerimizi dernek olarak önümüzdeki dönemde ayrıntılı bir şekilde açıklayacağız.” diye konuştu. Ahmet, dernek olarak tüm azınlık eğitimi konusundaki görüşlerini önümüzdeki dönemde dile getireceklerini belirtti. “TÜRKÇE – YUNANCA EĞİTİM VERECEK AZINLIK ANAOKULU İSTİYORUZ” Azınlık anaokulu taleplerini de değerlendiren Ahmet, “Biz öteden beri azınlık anaokullarını savunduk. İki dilli, yani Türkçe ve Yunanca eğitim verecek azınlık anaokullarını savunduk ve azınlık anaokullarını istiyoruz. Bu konuda isteğimiz ve talebimiz gayet açık ve net. Çift dilli yani Türkçe ve Yunanca olmak üzere azınlık ilkokulu modelinde anaokulların kurulması zaruridir. Yetkililerin bu konuda azınlığın sesine dikkat etmesi gerekiyor.” dedi. “DEVLET İLKOKULLARINA GİDEN ÇOCUK SAYISI ARTIYOR” Devlet ilkokullarına giden azınlık mensubu öğrenci sayısında artış yaşandığını kaydeden dernek başkanı Salih Ahmet, “Devlet okullarına giden azınlık öğrenci sayısında son yıllarda artış olduğu biliniyor. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 9 26 Şubat 2016 Köylere oranla Gümülcine’de daha fazla olduğu söyleniyor. Sorun İskeçe bölgesinde ise daha da yoğun yaşanıyor. Azınlık anaokulu talebi bu açından da çok önemli. Şöyle bir şey de var. Kapatılan köy okullarındaki bazı çocuklar, komşu köydeki azınlık okuluna değil de, devlet okuluna gitmeyi tercih ediyor. Bu tercihte bulunanlar da var.” dedi. “AZINLIK EĞİTİMİ SORUNU KONUSUNDA AZINLIK KURUMLARIYLA İLETİŞİMDE OLACAĞIZ” Batı Trakya’daki azınlık eğitimi sorunuyla ilgili olarak sadece İskeçe’deki kardeş öğretmen derneğiyle değil, tüm azınlık kurumlarıyla yakın işbirliği içinde olacaklarını vurgulayan dernek başkanı Salih Ahmet sözlerine şöyle devam etti: “Azınlık eğitimi ciddi bir konudur. Çok ciddi bir sorundur. Biz dernek yönetimi olarak üzerimize düşeni yapmaya çalışacağız. Bu sorunumuzla ilgili olarak, azınlık eğitiminin ciddi yapısal sorunlarıyla ilgili olarak sadece İskeçe’deki kardeş dernekle değil, tüm azınlık kuruluşlarıyla yakın irtibatta olacağız. Bu sorun tüm toplumun sorunu, herkesin sorunu. Herşeyden önemlisi evlatlarımızın geleceğiyle ilgili, toplumun geleceğiyle ilgili bir sorun. Azınlık eğitimi ve bu alandaki sorunların çözümü için tüm toplumun mücadelesi şart. İskeçe’deki dernekle işbirliğinin yanı sıra, diğer azınlık dernekleriyle de işbirliği ve diyalog içinde olacağız. Önümüzdeki dönemde dernek olarak eğitimle alakalı görüşlerimizi paylaşacağız. Önceki döneme göre daha aktif olmak istiyoruz. Bu konuda, yani azınlık eğitiminin sorunları konusunda hükümeti de diyaloğa davet ediyoruz. Azınlık eğitimi konusunda samimi bir diyalog bir an önce başlatılmalıdır.” Gümülcine hastanesinde intihar girişimi GÜMÜLCİNE Devlet Hastanesi’nin terasına çıkan bir kişi intihar girişiminde bulundu. 19 Şubat Cuma günü hastaneye giden ve Gümülcine’nin Kalkanca bölgesinden olduğu belirtilen 30 yaşındaki şahsın, hastane içinde bazı sorunlara yol açtığı ve daha sonra hastane terasına çıkarak intihar edeceğini söylediği kaydedildi. Bunun üzerine hastane yönetimi, olayı polise ve itfaiyeye bildirdi. Daha sonra iki yetkili terasa çıkarak, intihar edeceğini söyleyen vatandaşı ikna etmeye çalıştı. Kısa süre içinde sözkonusu vatandaş ikna edilerek, intihar olayı engellenmiş oldu. Hastane yetkilileri, şahsın ekonomik ve psikolojik sorunları olduğu, sık sık hastaneye gelerek buradaki vatandaşlardan para istediği, Cuma günü de yine çocuklarına yiyecek ve ısınmaları için odun alacağı iddiasıyla yardım talebinde bulunduğunu ifade ettiler. 9 GÜNDEMhaber İskeçe’de ırkçılık ve mülteci sorunu için gösteri yapılacak IRKÇILIK ve Faşist Tehdide Karşı Birlik Hareketi (KEERFA), göçmen ve mülteci sorununa dikkat çekmek için eyleme hazırlanıyor. 19 Mart Cumartesi günü gerçekleştirilecek eylem “Faşizm ve Irkçılığa Karşı Uluslararası Eylem Günü” çerçevesinde yapılacak. Dünya çapında bir çok kentte yapılması planlanan eylemlerde, göçmen ve mülteci sorunlarına dikkat çekilecek ve bu sorunlara çözüm istenecek. Bu çerçevede, KEERFA koordinasyonunda birçok şehirde gösteriler yapılacak. Eylem yapılacak şehirler arasında İskeçe de bulunuyor. Irkçılık ve Faşist Tehdide Karşı Birlik Hareketi’nde yer alan Andarsia Partisi’nin İskeçe milletvekili adayı ve KEERFA hareketinin önde gelen isimlerinden Cemali Mülazım, 19 Mart Cumartesi günü gerçekleştirilecek eylemle ilgili olarak GÜNDEM’e bilgi verdi. “KALE GİBİ KORUNAN VE DIŞA KAPATILAN BİR AVRUPA’YA KARŞIYIZ” Mülazım, “19 Mart’ın faşist tehdide karşı uluslararası eylem günü olduğunu söylemek gerekir. Bu nedenle Avrupa’nın birçok bölgesinde gösteriler yapılacak. Tabii Yunanistan’da da yapılacak. Atina’da, Selanik’te, Midilli’de, Yanya’da, Patra’da, Hanya’da ve İskeçe’de gösterilen yapılacak. Doğu Makedonya ve Trakya bölgesinden isteyenler İskeçe’deki gösteriye katılabilir. Bu yılki eylemlerin göçmen ve mülteci sorununa dikkat çekmek için yapılacağını söylemek gerekir. Herkes biliyor ve görüyor ki Orta Doğu’daki savaşlar nedeniyle mülteci sorunu çok büyük boyutlara ulaştı. 19 Mart Cumartesi günü düzenlenecek gösteride mülteciler için güvenli geçiş, NATO ve Frontex’e hayır, Suriye’deki savaşa hayır, göçmenler için sınırları açın, yabancı düşmanlığa ve İslamofobi’ye hayır. Bu mesajları vermek istiyoruz. Çünkü unutmayın ki, savaşlarla birlikte artan göçmen ve mülteci sorunu yabancı düşmanlığı ile İslamofobi’yi körükledi. Biz kale gibi korunan ve dışa kapatılan bir Avrupa’ya karşıyız. Düzenleyeceğimiz gösteriyle ortaya koyduğumuz talepler ve vermek istediğimiz mesajlar bunlar. Demokrasiye, insan haklarına inanan, savaşa karşı gelen herkesi bu eyleme bekliyoruz.” diye konuştu. Cemali Mülazım, “İskeçe’de düzenlenecek gösteride geçtiğimiz günlerde kimliği belirsiz kişiler tarafından din görevlisi Hüseyin Cihan’ın kaçırılmasını da gündeme getireceğiz. Çünkü şehrimizde yaşanan bu olay endişe verici bir harekettir. Adam kaçırmak ırkçılık ve faşizm kokan bir olaydır. Cevapsız bırakılmaması gerekir. Herşey gösteriyor ki; ‘Trakya’nın Bekçileri’ adlı örgüt derin devlet yapılanmasıdır.” ifadelerini kullandı. Kuzuları çaldılar!... RODOP ilinin Bayatlı köyünde kimliği belirsiz kişiler, 19 Şubat Cuma gecesi, bir ağıldan 40 kuzuyu çalarak kayıplara karıştılar. Rodop Hayvan Besicileri Derneği ile Bayatlı sakinlerinden Nedim Sait’in verdiği bilgiye göre, hırsızlar 180 küçükbaş hayvanın bulunduğu sürüden 40 adet kuzuyu çaldı. Zararının 4 bin euro civarında olduğunu belirten Nedim Sait, “Hırsızlar birkaç yılda bir, özellikle de Paskalya döneminde köyümüzü hedef alıyor. Bu hayvanları muhtemelen satacaklar. Mezbahaya götüremezler, çünkü oradaki denetimler oldukça sıkı. Ben bile hayvan yetiştiricisi olmama rağmen, gerekli evraklarım olmadan hayvanları kesimevine götüremem.” diye konuştu. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı. “MÜSLÜMANLAR HEDEF HALİNE GELDİ” Göçmen ve mülteci sorununun her geçen gün arttığını ve korkunç boyutlara ulaştığını anlatan Cemali Mülazım, “Ne yazık ki batı ülkelerinin izlediği politikalar nedeniyle artan göçmen problemi İslamofobi’yi de körüklüyor. Nasıl ki İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudiler tehdit ve tehliye olarak görülüp öldürülüyordu, şimdi ise Müslümanlar tehdit ve tehlike olarak görülüyor. Yani 60 – 70 yıl öncesine döndük.” dedi. 19 Mart Cumartesi günü düzenlenecek gösterinin İskeçe şehir meydanında başlayacağını ifade eden Cemali Mulazım, şehirde yapılacak yürüyüşten sonra meydanda bir de konser düzenlemek istediklerini söyledi. Cemali Mülazım, aynı günlerde İskeçe’deki Kafe Filistron ve Kafe Black Box’ta “Göç ve Irkçılık” konulu resim sergisinin düzenleneceğini ifade etti. Mülazım, resim sergisini İskeçe Belediyesi Amfitiyatrosu’nda da gerçekleştirmek istediklerini sözlerine ekledi. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 10 10 GÜNDEMhaber VETERİNER BAKIŞI Cevat ABDURRAHMAN VETERİNER HEKİMİ [email protected]@hotmail.gr Koyunlarda bakım ve beslenme oyun yetiştiriciliğinde bakım ve besleme önemli yere sahip olduğu gibi, bakım ve beslemeyi koyunun değişik evreleri içersinde almak gerekir. Nedir bu evreler?.... kısaca değinelim. Kuru Dönemde bakım ve besleme: Eksantif koyun yetiştiriciliğinde(Yüksek verim beklemeden, az masrafla merada ve/veya ahırda yapılan kaba yeme dayalı yetiştiricilik.) Haziran-Eylül ayları hayvanların kuru da olduğu dönemdir. Bu dönemde çok zayıf mera veya anız koşulları olmadığı takdirde ilâve yemlemeye gerek yoktur. Kızgınlık dönemi bakım ve besleme: Koyun cinsi hayvanlar eksantif yetiştiricilikte mevsime göre kızgınlık gösterirler.Havaların serinlemesiyle, sonbaharın ilk günlerinde yoğun kızgınlık gösterirler. Koç katımının kontrollü yapılması, sürü iradesinde çok önemli bir kuraldır. Kuzulamaların kış bitimine denk getirilmesi yetiştiriciliği kolaylaştırır. Bu dönemde flashing dediğimiz ilave yemleme yapılması döl verimi açısından çok yararlıdır. Bu dönemde rasyona enerji değeri yüksek kesif yem ile birlikte tuz-vitamin takviyeleri kuzu verimini artıracaktır. Gebelik döneminde bakım ve besleme: Koyunlarda gebelik yaklaşık 5.5 ay sürer. Özellikle gebeliğin son ğçte birlik dönemi; yavrunun canlı ağırlığının 2/3’ünün sağlandığı dönemdir. Bu dönemde yağlanmayı arıracak ve de K doğumu güçleştirecek yemleme faaliyetlerinden kaçınılması gerekir. Hayvanlar ani hareket ettirilmemelidir. Mera veya anızdan yararlanılmayan dönemlerde ve gebeliğin ilk üç ayında kuru madde içerikli yemleme yapılmalıdır. Rasyonun içeriği, %35 tahıl %65 kaba yemden oluşması uygundur. Gebeliğin son iki ayı genellikle hayvanlar kapalı yetiştiricilik kurallarına tabidir. Bu dönemde yemlemede rasyondaki kaba yem oranı düşürülmelidir. Yavruda büyüme artacağı için özellikle kuzulama döneminde doğru yem miktarı biraz artırılmalı ve rasyonda %10-12 oranda yağlı tohumlu protein kaynağı kullanılmalıdır. Doğuma birkaç gün kala gebe koyunlar ayrı ve kuru bölmelere ayrılarak rahat doğum yapmaları sağlanır. Doğum sonrası yavru zarlarının düşüp düşmediği kontrol edilmeli, düşen zarlar kısa sürede barınak dışına atılmalıdır. Laktasyon (Süt verim) döneminde bakım ve besleme: Ekim ayında koç katımı yapılmış bir sürünün kuzulama zamanı, ertesi yılın Mart ve Nisan ayında gerçekleşir. Yerli koyun ırklarında ortalama laktasyon süresi 120-150 gündür. Doğumu takiben yavru zarlarını da sorunsuz atan anaç koyunun normal hayati faaliyetlerine döndüğünü söyleyebiliriz. Laktasyon süresi boyunca %45 dane yemler, %15-20 yağlı tohumlu küspeler ve %35-40 kaba yem olmak üzere 1.7-2.0 kg/adet yem verilmelidir. 26 Şubat 2016 “Gümülcine Hastanesi bölgemizin en fakir hastanesi” RODOP ili POTAMİ Partisi Milletvekili İlhan Ahmet, Gümülcine Devlet Hastanesi’nin geçici yönetimi ile Hastane Çalışanları Derneği’ni ziyaret etti. Ziyaret sonrası yazılı bir açıklama yapan Milletvekili, “Gümülcine Devlet Hastanesi bölgemizin en fakir hastanesidir” değerlendirmesinde bulundu. İlhan Ahmet’in açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Gümülcine Hastanesi’ nin işlevsizliğine sebep olan, hastaneyi hergün biraz daha sefalete sürükleyen, aşağılayan ve küçük düşüren SİRİZA – ANEL hükümetinin tavrı, maalesef devam etmektedir. Yunanistan çapında, yoğun bakım ünitelerindeki ihtiyaçları karşılamak için, iki yıllık sözleşmelerle 400 kişilik sağlık personeli alımına gidilmiştir. Ne gariptir ki, yüksek rakamlardaki personel açığına rağmen, Gümülcine Hastanesi bu personel alımına dahil edilmemiştir. 120 bin vatandaşımız için, en önemli sağlık hizmeti ünitesi olan hastanenin personel kadrosunda, şu anda 70 kadro eksiği bulunmaktadır ve bu durum hastanenin işlevini imkansız kılmaktadır. 2015 yılının Eylül ayında, o dönemin Sağlık Bakanı sayın Kouruplis’ in Gümülcine’ de verdiği sözlerin aksine ve tüm ihtiyaçlara rağmen hastanemizin 7 çalışanı Doğu Makedonya – Trakya bölgesindeki başka kurumlara transfer edilmiş ve yerlerine kimseler getirilmemiştir. Bu da yetmezmiş gibi, Hastalıkları Önleme ve Mücadele Merkezi (KEELPNO) tarafından sağlık personeli alımı için yayınlanan ilanla, Gümülcine Hastanesi’ nin Yoğun Bakım Ünitesi’ ne sadece bir doktor alınmıştır. Bölge genelinde komşu hastanelere alınan personel sayısı ise bunun on katıdır.” Milletvekili İlhan Ahmet, Gümülcine Devlet Hastanesi’nin persolen sorunuyla ilgili olarak önümüzdeki günlerde Sağlık Bakanlığı’na yönelik olarak meclise soru sunacağını ifade etti. Ahmet’in açıklaması şöyle sona eriyor: “Hükümetin bu vurdumduymazlığı, bölgemiz iktidar milletvekillerinin yetkililerle sözde yaptıkları görüşmeler ve bunlarla ilgili verdikleri kaçamak cevaplar artık bir son bulmalıdır. Rodop ilinde yaşayan tüm vatandaşların daha kötü günler yaşamaması için, verilen her mücadelenin ve gösterilen her çabanın yanında ve destekcisi olduğumu belirtmek isterim.” Batı Trakya balı İstanbul’da tanıtıldı ANTONİOS D. MİHALOPULOS ORTOPEDİ UZMANI ORTOPEDİK RAHATSIZLIKLAR İÇİN LASER TEDAVİSİ Bel ağrıları, boyun ağrıları, tendinit rahatsızlıkları, eklem rahatsızlıkları, kas yırtılması, sporcu yaralanmaları... ADRES: S. Vembo 17 – ikinci kat Tel: 25310 23058 – 6947804894 GÜMÜLCİNE’deki Çevreci Arıcılar ve Arı Sevenler Derneği, 19-21 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da yapılan “İstanbul Bal ve Arı Ürünleri Günleri” etkinliğine katıldı. İstanbul’daki etkinlikte dernek üyeleri kurdukları stantda, Batı Trakya’da ürettilen balı ziyaretçilere tanıtma fırsatı buldu. Gümülcine’deki Çevreci Arıcılar ve Arı Sevenler Derneği olarak yaptıkları çalışmalarla, bölge arıcılığını dış dünyaya tanıtmaya devam ettiklerini belirten dernek başkanı Halit Halil İbram, “Kalitesi yüksek olan bölge balımız, dış pazarlarda çok beğeniliyor. Her zaman ‘Bölgenizde kaç ton bal üretiyorsunuz?’ sorusuyla karşılaşıyoruz. Bunun için bölgedeki arıcılarımızın üretimlerini arttırmaları gerekiyor. İnsanlarımızın ‘Bal üretirsem kime satacağım’ düşüncesinden vazgeçmeleri gerekir.” açıklamasında bulundu. Hatırlanacağı üzere, Çevreci Arıcılar ve Arı Sevenler Derneği’nden bir grup, 29-31 Ocak tarihleri arasında İstanbul’da yapılan “Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı”na da katılmıştı. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 11 26 Şubat 2016 11 GÜNDEMbilim-teknik HP Pavilion Gaming’i inceleyelim ÖNCELİKLE şunun altını çizelim. HP Gaming Pavilion’un farklı model seçenekleri mevcut. Bizim elimizdeki modelin tam ismi Gaming Pavilion 15-ak000nt. Elimizdeki modelin dokunmatik ekranlı bir model olduğunu da söylemekte fayda var. Ancak bilgisayarın, farklı modeller altında farklı konfigürasyon özellikleri sunduğunu da söyleyelim. Dokunmatik ekran seçeneğinin yanında, laptop’ın SSD’li opsiyonu da bulunuyor. Elimizdeki HP Gaming Pavilion’un fiyatı yaklaşık 1250€ civarında. Sahip olduğu teknik öğelere baktığımızda iyi bir fiyat / performans dengesi yakaladığını söylemek zor değil. Ancak elbette bu fiyata iyi bir masaüstü bilgisayarın toplanabileceğini de hesaba katmakta yarar var. Elbette seçimini dizüstü bilgisayardan yapacak kullanıcılar farklı alternatifler üzerinde de yoğunlaşacaklardır. Burada, masamızdaki HP Gaming Pavilion’un dikkat çeken noktaları arasında, yeni Intel Skylake platformuna sahip olması ve Nvidia’nın GeForce GTX 950M grafik birimiyle geliyor olması bulunuyor. Bunun performansa etkisini ise ilerleyen adımlarda ele alacağız. Şimdi söze önce tasarımla başlayalım... Yeşilin gücü Oyuncu bilgisayarlarının büyük çoğunluğu özelleştirilmiş tasarımla karşımıza çıkıyor. Elbette aralarında daha sade işlenmiş modelleri görmek de mümkün. Sade olmasına karşın agresif hatlarıyla dikkat çeken modeller de bulunurken, Gaming Pavilion tamamen sade bir görünümle karşımıza çıkıyor. Düz siyah renkli bir gövdeye sahip olan laptop, açıkçası bu sadeliğiyle güzel görünmeyi başarıyor. Bu arada laptop’ın tamamen plastik bir kasaya sahip olduğunu da söyleyelim. Gaming Pavilion’un kapağını kaldırdığınızda ise yeşil rengin iç yüzeye hakim olduğunu görüyoruz. Aşağıdan başlayıp tuş takımına değin yükselen yeşil halkalar, klavyede yerini tuşların kenarlarındaki yeşil renge bırakıyor. Klavyenin yine yeşil LED arka aydınlatmaya sahip olduğunu da söylersek, laptop’ın iç kısmıyla, dış yüzeyindeki sadeliği tamamen sildiğini anlayabilirsiniz. Yeşil renk, tahmin edilebileceği gibi Nvidia’dan geliyor. Yeşil renk güzel, fakat bu kullanıcıları ikiye bölebilir. Zira tek renk seçeneği bu. Kullanmak istemiyorsanız, klavyeden kapatabiliyorsunuz tabii, ancak farklı seçenekler de fena olmazdı doğrusu. Dizüstü bilgisayarın sol kenarında bir optik sürücü görüyoruz. Buna halen ihtiyaç duyan kullanıcıların olduğu açık. Onun yanında iki USB noktası mevcut. Bunlardan biri USB 3.0, diğeri USB 2.0 formatında. Kenarda da bir Ethernet portu ile güç bağlantısı bulunuyor. Laptop’ın diğer yanında ise havalandırma mazgalı, kulaklık HDMI ve USB 3.0 portu mevcut. Multimedya deneyimi Gaming Pavilion’un sunduğu multimedya deneyimine ilişkin bilgileri de paylaşalım. İlk etapta elbette söze ekrandan başlamak gerek. Laptop’ın ekranı 15.6 inç boyutunda. LED arka aydınlatmalı olan panel, Full HD çözünürlük sunuyor. Ekranın özellikle görüş açısı desteğini beğendik. Hemen her açıdan net görüntü sağlayabiliyorsunuz. Bu arada ekranın dokunmatik desteğe sahip olduğunu da söylemek gerek. Oyuncular için çok elzem olduğunu söyleyemeyiz, fakat bu özelliği kullananların yaygın olduğu da bir gerçek. Gaming Pavilion, hoparlörleriyle de beğendiğimiz bir model oldu. Bang & Olufsen’le işbirliği yapılan modelde, hoparlörler BO desteğini arkasına almış. Bu sayede oyun, film ve müzik için iyi bir ses sağlıyor. Gaming Pavilion, Intel’in RealSense teknolojisini sunan bir model oluyor. Laptop’ın ekranında yer alan kamera, Intel RealSense destekli. Böylece çok farklı bir multimedya deneyimi elde edebiliyorsunuz. Intel RealSense uygulamalarını indirerek, kamera üzerinden sanal dünyaya dokunmanız mümkün. Her ne kadar şu an B U L M A C A GEÇENHAFTAK‹ BULMACANIN ÇÖZ ÜMÜ Soldan Sa€a: 1) Omnibüs, Car 2) Tü, Nostalji 3) Asa, Star, Ac 4) Kamet, Torna 5) Aylak, Mas 6) Eda, Nifak 7) Sent, Lr, Sal 8) Tümsek, Dg 9) Ak, Fe, Nara 10) Rate, Aklama 11) Sakak, Em 12) Kas, Tavsiye 13) Ab, Merak, Af 14) Talih, Haile. Yukar›dan Afla€›ya: 1)Otak, Esrar, Kat 2) Müsaade, Kasaba 3) Amyant, Tas 4) İn, El, Tüfek, Mi 5) Bostan, Me, Ateh 6) Üst, Kils, Akar 7) Stat, Frenk, Vah 8) Aroma, Kaleska 9) Cl, Raks, Rami 10) Ajans, Adam, Yal 11) Rica, Alg, Arefe. SOLDANSAĞA 1)İskambilde sinek – Kalıtımla geçen 2) Kalbe inen inme – Hafniyum’un simgesi – Namus, haya 3) Rütbesiz asker – Bir tür yaban soğanı 4) Çok ak – İşler, işlemler 5) Beddua, ilenme – Manganez’in simgesi – Bir süre ayrı kaldığı bir yere kavuşma 6) Zayıf – Kemerli ve çıkıntılı şey 7) Gelir getiren mülk – Kesin yargı – Bir soru eki 8) Biçim, tarz - (argo) Gösteriş 9) Kırmızı – Derviş 10) Terazi gözlerinden her biri – Geri, peş 11) Kripton’un simgesi – Çok küçük boyutlarda işaret, benek 12) Belirti, iz – (halk dili) Yılanın attığı deri 13) Zarar – Kuram, nazariye 14) Akdeniz bitki örtüsü – Bir şeyi halka tanıtım yolu. YUKARIDANAŞAĞIYA 1) (felsefe) Fikir – Yırtıcı bir hayvan – Elektrik direnç birimi 2) Bir Akdeniz balığı – Olgunlaşmamış ham kavun – (kısaca) Anadolu Ajansı 3) Prometyum’un simgesi – Toplumda davranış kuralları – Yaş duvar sıvası üzerine resim yapma yöntemi 4) Akılsız, sersem – Belirli bir günün öncesi – Mavi 5) Gün doğmadan önceki alaca karanlık – Magnezyum’un simgesi – Lütesyum’un simgesi – Taneli bir meyve 6) Gönülden sevilen kadın – CL elementi 7) Olgun olmayan meyve – Hindistan’da prenslere verilen ünvan – (halk dili) Bir tür çörek 8) Borcunu ödeyemeyen tüccarın durumu – Büyük delikli kalbur – İlave 9) Soğukla sıcak arası – Güvenliği sağlamakla görevli kimselerin bulunduğu konut 10) İnce kamış – Boynu uzun hayvan – (tiyatro) Antrakt 11) İridyum’un simgesi – Çarpık göz – Zamanı yıllara, aylara ve günlere ayıran yöntem. 1 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 çok sayıda ücretsiz içerik olmasa da, zamanla bu alan genişleyecektir sanıyoruz. Gaming Pavilion’un oyun performansına gelecek olursak, bu makinenin Witcher 3’ü Ultra grafik ayarlarında oynamanıza izin vermeyeceğini baştan söyleyelim. Fakat Fallout 4 ve Just Cause 3’te 35 FPS dolaylarını almak mümkün. Öte yandan Metro: Last Light’ta da Ultra modda 30 FPS’yi gördüğümüzü de söyleyelim. Bunun yanında Shadow of Mordor’da yine Ultra modda 22 FPS sonucuna eriştiğimiz Gaming Pavilion’da, eğer grafikleri kısarsanız 36 FPS’lere erişebiliyorsunuz. Teknik kadro ve yansıması Gaming Pavilion’un işlemci tablosunda Intel’in yeni nesil Skylake işlemcisini görüyoruz. Geçtiğimiz yılın 3’üncü çeyreğinde piyasaya çıkan 14 nm mimarisinde üretilen Intel Core i7-6700HQ işlemciyle çalışan cihaz, 2.6 GHz ila 3.5 GHz arası frekanslarda dolaşıyor. RAM hanesinde 8 GB DDR3 tercih edilirken, grafik biriminde Nvidia GeForce GTX 950M’i görüyoruz. Entegre olarak da Intel HD Graphics 530 2 3 4 5 6 yer alıyor. Depolama kapasitesi ise, oyuncuların ihtiyacını karşılayacak ölçüde geniş: 1 TB. Elbette bir SSD takviyesi yok, en azından bu modelde. Bu modelde SSD görsel çok daha şahane olurmuş diye düşünüyoruz doğrusu. Gaming Pavilion, dengeli bir dizüstü bilgisayar modeli olmuş. İşlem ve grafik performansıyla beğendiğimiz laptop, Skylake ile Nvidia’nın bir araya geldiği performanslı bir oyun modeli. Ancak aynı şeyi pil ömrü için söylemek mümkün değil. Zira batarya ömrünü kısa bulduk. O nedenle bu cihazla tüm gece veya günü prizden uzakta geçirmeyi düşünmeyin. Öte yandan her ne kadar 1 TB’lık diskiyle geniş depolama kapasitesi sunsa da, SSD desteğini bu modelde görmek isterdik doğrusu. Açıkçası bir oyun bilgisayarında, SSD’yi dokunmatik ekrana tercih ederdik. Ancak toparlayacak olursak, başta da söylediğimiz gibi Gaming Pavilion, fiyat/performans oranıyla gayet dengeli bir dizüstü bilgisayarı olarak karşımıza çıkıyor. Tabii ki tercih edip etmemek, size kalmış. 7 8 9 10 11 gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 12 12 GÜNDEMboncuk Sevgili kardeşlerim Anadolu geçmişte pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Bu uygarlıklardan biri de Hititler. Hititler MÖ 17. yüzyıldan MÖ 13. yüzyılın sonlarına kadar Anadolu’da yaşamış. Haydi gelin, Hititleri birlikte tanıyalım. Çok eskiden Anadolu’da Hattiler adı verilen, küçük topluluklar halinde yaşayan insanlar varmış. Hatta Anadolu’ya eskiden Hatti Ülkesi deniyormuş. Hititler küçük topluluklar halinde Anadolu’ya gelip Hatti Ülkesi’ne yerleşmişler. Bu topluluklar zaman içinde bir araya gelerek Hitit İmparatorluğu’nu oluşturmuşlar. Savaşçı bir uygarlık olan Hititler imparatorluklarının sınırlarını zamanla iyice genişletmiş. Ancak imparatorluk MÖ 1200’lü yılların sonlarına doğru gücünü kaybederek yıkılmış. Hititlerin başkenti Hattuşaş, Türkiye’nin bugünkü Çorum ilinin güneybatısında bulunuyormuş. Hattuşaş surlarla çevriliymiş. Nüfusunun yaklaşık 30 bin olduğu düşünülen Hattuşaş, aşağı şehir ve yukarı şehir olarak iki bölümden oluşuyormuş. Şehrin merkezi aşağı şehirmiş. Hitit kralı, ailesi, hizmetçileri, askerleriyle birlikte burada yaşarmış. Hitit halkı da yukarı şehirde yaşarmış. Halkın oturduğu evler genellikle tek katlıymış. Sayıları daha az olmakla birlikte çift katlı evler de varmış. Evlerin duvarları kerpiç denen toprak, su ve saman karışımı bir malzemeden yapılırmış. Evlerin çatılarıysa kamışlarla kaplanırmış. Hattuşaş’ta surlarda birçok kapı da varmış. Aslanlı Kapı, Kral Kapısı, Sfenksli Kapı bunlardan bazıları. Bu kapılardan bazılarının kalıntıları günümüze kadar kalmış. Hititler bugün bizim Hititçe adını verdiğimiz bir dili kullanırlarmış. Yazı olarak da hem çivi yazısı hem de hiyerogliften yararlanırlarmış. Çivi yazısı özel çubuklarla ıslak kil tabletlere yazılırmış. Daha sonra bu tabletleri fırınlar ya da güneşte kuruturlarmış. Hiyeroglif ya da resimyazısı denen ve şekillerden oluşan yazı daha çok taşların üzerine yazarken kullanılırmış. Hiyeroglif genellikle halka hitap eden anıtlarda görüldüğü için arkeologlar Hitit halkının çoğunluğunun hiyeroglif yazısını bildiğini düşünüyorlar. Çivi yazısında ise harfleri ve heceleri temsil eden simgeler, üçgenler ve çizgilerden oluşur. Hititler savaş teknolojisinde çok ileriymişler. Diğer uygarlıkların kullandıklarından çok daha hafif savaş arabaları yapmışlar. Daha önceden arabanın gövde kısmının en arkasında bulunan tekerlekleri, arabanın gövde kısmının ortasına yerleştirmişler. Bu sayede savaş arabalarına iki asker yerine üç asker birlikte binebilmeye başlamış. Her savaş arabasında bir sürücü, bir savaşçı, bir de kalkanlı muhafız bulunurmuş. Bu durum, onların savaşlarda üstünlük sağlamasına yardımcı olmuş. Hititlerle Eski Mısırlılar arasındaki çatışmaların artmasıyla, iki 26 Şubat 2016 Çivi yazısı imparatorluğun orduları MÖ 1285 yılında karşı karşıya gelmiş. Böylece dönemin en büyük savaşı olan Kadeş Savaşı gerçekleşmiş. MÖ 1270 yılında da Hitit Kralı III. Hattuşili ve Mısır Firavunu II. Ramses arasında Kadeş Antlaşması imzalanmış. Bu tarihin ilk yazılı barış antlaşması kabul edilir. Hititler demiri eritmeyi başarıp bundan çeşitli eşyalar üretmiş. Demirin eritilmesinin o dönem için çok güç bir iş olduğu tahmin ediliyor. Çünkü demir çok yüksek bir sıcaklıkta erir. Hititler, demiri eritebilecek kadar yüksek sıcaklık verebilen fırınlar yapmışlar. Bu sayede günlük yaşamlarında kullandıkları pek çok eşyayı da demirden üretmeye başlamışlar. Hititlerden sonra demir dünyanın diğer bölgelerinde de yaygın olarak kullanılmaya başlanmış. Hititler seramik eşyalar da kullanırlarmış. Çömlekler, tabaklar, hayvan ya da insan şekilli heykelcikler, gaga ağızlı testiler, aslan ve boğa gibi hayvan şekilli kaplar, üzerlerine tören sahneleri resmedilmiş vazolar bunlardan bazıları. Hititler, çok sayıda tanrıya inanırlarmış. Bu nedenle kendilerini “bin tanrılı halk” olarak adlandırırlarmış. Fethettikleri yerlerde yaşayanların tanrılarını da benimserlermiş. Doğa olaylarının tanrılarla ilişkili olduğuna inanırlarmış. Bu tanrılardan bazıları Dağ Tanrısı, Güneş Tanrısı ve Fırtına Tanrısı’ymış. Çok önem verdikleri tanrılardan biri Fırtına Tanrısı Teşup’muş. Teşup’un Hurri ve Şerri adlarında iki boğası olduğuna inanırlarmış. İnanışlarına gore Teşup, bu iki boğanın çektiği bir arabayla göklerde gezermiş. Hititlerden kalma eserleri görmek isterseniz, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Çorum Müzesi, Alacahöyük Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Adana Müzesi, Amasya Müzesi, Gaziantep Müzesi ve Kayseri Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Sevgiyle kalın, Cem abiniz. Hattuşaş’ta Aslanlı Kapı Kadeş Antlaşması’nın üzerinde yazılı olduğu kil tablet, bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 13 Zıpır Oğlan... Bir varmış, bir yokmuş, memleketin birinde Zıpır Oğlan adı verilen saf mı saf, iyi mi iyi ama bir o kadar da biçimsiz, kılıksız bir delikanlı yaşarmış. Bu delikanlının babası o doğmadan önce, anası da doğumu sırasında öldüğü için kimsesizmiş. Gerçi hısım akrabaları varmış, ama her birinin yeterince çoluk çocuğu olduğu için hiçbiri sofrasına yeni bir boğaz eklemeyi göze alamamış. Bizim garip de ayaklarının üstünde dikilene kadar komşu ellerinde, ağaç kovuklarında, inlerde yaşar olmuş. Ta doğduğu günden beri adı verilmediği için her gelen başka bir adla çağırır olmuş onu. Biraz serpilip geliştikten sonra da boylu poslu, iri kemikli ama biraz kıt düşünceli olduğu için Zıpır Oğlan diye çağrılır olmuş. O günden sonra da aşağı Zıpır Oğlan, yukarı Zıpır Oğlan derken, adı Zıpır Oğlan’a çıkıvermiş. Zıpır Oğlan kimi zaman merhametli sofralardan, kimi zaman onu çok seven yaşıtlarının evlerinden aşırıp getirdiklerinden, kimi zaman da çöplüğe atılan artık yiyeceklerden beslenir olmuş. Elbette tek tük de olsa onu çocuklarından uzak tutmaya çalışan aileler de olurmuş, ama çok sevimli ve çok zararsız olduğundan, kimse ses etmezmiş çocuklarıyla arkadaşlık yapmasına. Zıpır Oğlan on beşli yaşlarını sürerken bir salgın hastalık başlamış memlekette. Nereden ve kimden bulaştığı bilinmeyen ince bir hastalık, özellikle de gençlerin yakasına yapışıyor, onları bir deri bir kemik bırakana kadar eritiyor, sonra da sakat bırakarak tanınmaz hale getiriyormuş. Hastalık memleketin gençleri arasında kol gezerken, ana babalar ne hikmetse Zıpır Oğlan’a tavır Sizin köşeniz 13 GÜNDEMboncuk 12 Şubat 2016 almış, sanki hastalığın kaynağı oymuş gibi çocuklarını ondan uzak tutmuşlar. Ama ne gariptir ki, aç susuz kalmasına, güçten takatten düşmesine rağmen, memleketin neredeyse bütün gençlerini pençesine alıp kıvrandıran, inim inim inleten hastalık, onun yanına bile yaklaşmamış. Hal böyle olunca da memlekette onunla ilgili söylentiler almış yürümüş: - Bizim herif görmüş… Zıpır Oğlan her gece kayalıklara çıkıp gökte beliren ışıkla konuşuyormuş. Valla anam siz ne derseniz deyin ama bu oğlan ermiş! - Doğru söylersin bacım… Bizim kız da geçen gece Zıpır Oğlan’ın beyaz cibinlik içinde gökyüzünde dolaştığını görmüş! - Doğrudur… Benim haminnemin düşüne girmiş geceler boyu. “Bana eziyet etmezseniz bu salgın biter, benim gönlümü hoş tutun” demiş her gelişinde. - Benim haminnem de görmüş. Ona da aynısını söylemiş. - Bizim torun da dağları kucağına alıp oradan oraya taşıdığını görmüş. Görmüş de görmüş… Her önüne gelen bir yalan uydurmuş, sonra dönüp kendi yalanına inanır olmuş. Böylece de o güne dek yüzüne bile bakmadıkları Zıpır Oğlan’ın gizli güçleri olduğuna inanır olmuşlar. Saygıda kusur etmemişler. İmece usulü bir köşk yaparak dayayıp döşemişler, onu içine yerleştirmişler. Sofralarındakilerin yarısını, sırtlarındakilerin tamamını ona taşımışlar. Emrine hizmetçiler vermişler. Bir dediğini iki etmemişler. Zıpır Oğlan, neden aniden değiştiklerine bir anlam verememiş, ama böyle bir rahata erince sesini de çıkarmamış. Yanına her gelişlerinde bir şeyler uydurup söylemiş ve her söylediği de hikmetli sözden sayılmış. O “Karnım gurulduyor” dese, “Pirüpak yağmur yağacak demek istiyor” diye olmadık yorumlar getirmişler köylüleri. O yüzden o da oldukça rahat, aklına ne gelse söylemekten çekinmez olmuş. Hele bir de salgının sona ermesi, gençlerin iyileşmeye başlamaları, ününü daha artırmış Zıpır Oğlan’ın. Komşu köylerden bile akın akın ziyaretçileri gelmeye başlamış. Köşkü her gün himmet için gelenlerle dolup taşıyormuş. Gel zaman git zaman, bu yoğun ilgiden sıkılmaya başlamış Zıpır Oğlan. Kendisinin ermiş olmadığını, kendileri gibi biri olduğunu söylemeye çalışmış köyün ileri gelenlerine. Ama mümkün mü derdini anlatması? “Pirüpak herhalde bizi sınamak istiyor” diyerek önünde secdeye yatmışlar. Zıpır Oğlan da bakmış ki derdini kimseye anlatamıyor, bir gece herkes uykudayken kalkıp köşkü de, köyü de, memleketi de terk etmiş. Bir kere erdiğine inanılmış ya, onun kaçısını da kırklara karıştığına, göğe uçtuğuna yormuşlar. Evini ziyaret edip her gün yüz sürmeye, adak adamaya başlamışlar. Onlar köşkün kirli taşlarına yüz süredursunlar, Zıpır Oğlan da hiç tanımadığı memleketlerde sersefil dolaşmaya, o duvar dibi senin, bu duvar dibi benim korunmaya çalışmış. Böylece günler günleri, aylar ayları, yıllar yılları kovalamış. Zıpır Oğlan, köyündeki köşkünü ve tantanalı yaşamını özlemeye başlamış. Köyüne dönmeye karar vermiş, çıkmış yola. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. İki ay bir güz gitmiş. Vara vara kendi köyüne varmış. Açlıktan, yorgunluktan avurtları çökmüş, saçı sakalı birbirine karışmış bir halde köşkünün bahçesine girmiş ki, bir de ne görsün? Köylüler köşkünün çevresini kandillerle, mumlarla donatmışlar, adak adıyorlar. Bıyık altından onları bu saflıklarına gülerek kapıyı açmaya çalışırken köyün bekçileri ensesine yapışmışlar. Bu kutsal mekana saygısızlık yaptığı için sırtına sopayı indirmişler. Döve döve köyün dışına dek sürmüşlür. Zıpır Oğlan her ne kadar yanlış yaptıklarını, kendisinin o Arben Hüseyin - 5 yaş Gümülcine Konu: Evi ve basamaklarını çizdim. Evin içine annemi, beni ve dedemi çizdim. köşkün sahibi olduğunu söylemişse de kar etmemiş, inandıramamış kimseyi. Saçı sakalı da birbirine karıştığı için kimse tanıyamamış. Yediği dayakla kalmış yoksul. Çaresiz dönüp geldiği yöne doğru yürümeye başlamış. Durumuna gülsün mü ağlasın mı, bilemiyormuş. Böyle kendi kendine söylene söylene giderken ayağı bir taşa takılıp düşmüş. Canı öyle yanmış ki, dönüp taşı öfkeyle yerinden söküp ta ötelere fırlatmış. Bir de dönüp taşın çıktığı oyuğa bakmış ki çil çil altınlar… Alsın mı almasın mı diye düşünürken, “Bu düzün ortasında hangi derdime derman olacak?” diyerek bırakıp ilerlemiş. Çok geçmeden, deli ineğin danasını aradığı gibi yaşlı bir adamın yerlerde bir şeyler aradığını görmüş. Ne aradığını sormuş. Adam da: - Geçen yıl burada haramilerin saldırıına uğradım. Ellerine geçmesin diye altınlarımı burada bir yere gömdüm. Üstüne de işaret olarak bir taş koydum. Ama şimdi taşı da, altınlarımı da bulamıyorum. Yaşlı adamın sırtındaki azık torbasından yayılan koku, günlerdir aç dolaşan Zıpır Oğlan’ın aklını başından almış. Hemen adama: - Sana altınlarının yerini gösterirsem, bana azığından biraz verir misin, demiş. - Ne birazı yeğinim? Hepsini veririm. Hepsini vermekle de kalmam, seni kendime ortak yaparım. Kızımı da verir, seni kendime damat yaparım. Bezirganbaşı yaparım… - Yok, azığından biraz ver, yeter bana. Günlerdir açım. Yaşlı adam hemen sırtından torbasını indirip azığını Zıpır Oğlan’ın önüne sermiş. O yerken, yaşlı adam da bir an önce karnını doyurup altınlarının yerini göstermesi için sabırsızlanıyormuş. Ama karnı doyunca Zıpır Oğlan’ın da aklı başına gelmiş: -Sen demin ne demiştin? - Ne demiştim? - Altınlarının yerini gösterirsem bir şeyler vereceğini söylemiştin ya… Unuttun mu? - Haa, hiç unutur muyum? Sözüm söz. Sen yeter ki altınlarımın yerini göster bana. Neyse, sözü uzatmayalım. Zıpır Oğlan yaşlı adamla anlaşmış. Ona altınlarının yerini göstermiş. Ömrünün geri kalanını da rahat bir şekilde geçirmiş. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Kıssadan Hisse Hiç kimseye ya da hiçbir şeye olduğundan daha az ya da daha çok değer vermemeliyiz. Yoksa beklentilerimiz değişebilir, düş kırıklığına uğrayabiliriz. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 14 14 GÜNDEMsağlık 26 Şubat 2016 Ağız kokusu nedenleri ve çözümü BİREYDE özgüven eksikliğine sebep olan ağız kokusu, tedavi edilmediği ve önemsenmediği takdirde bireyin tüm yaşam alanlarında dışlanmış istenmeyen birey olarak görmesine sebep olabilir. Ağız kokusu hem bizi hem de çevremizdeki insanları rahatsız eder. Bu durumla mücadele edenler, konuşmaktan kaçınır ya da konuşurken ağzını kapatma gereği duyar. YOĞURDUN AĞIZ KOKUSU ÜZERİNDEKİ GÜÇLÜ ETKİSİ “ Ağız kokusu insanları sosyal, özel ve iş hayatını olumsuz etkileyen bir tehdit olabilmektedir. Ağız kokusu neden kaynaklanır, ağız kokusuna karşı neler yapılabilir? Tükürük bezleri; tükürük salgılamak ve bu salgıyı ağız içine iletmekle görevlidir. Gün içinde gıda alımının azalması (açlık), susuz kalma gibi nedenlerle de ağızdaki tükürük miktarı azalabiliyor. Aynı şekilde gece tükürük salgısı uykuda tamamen sıfırlanır. Ağızdaki tükürük üretimi azaldığında, ağız kendini temizlemek için ihtiyaç duyduğu sıvıyı bulamaz. Bu nedenle özellikle sabahları uyandığımızda ağzımız kokabilir. Ayrıca diş aralarında, dil üzerinde kalan yiyecekler bakteri oluşumuna sebep olduğundan ağız kokusu oluşmasına sebep olmaktadır. Dişeti hastalıkları ve çürükler tedavi edilmediği zaman ağırlaşarak koku oluşturur. Karaciğer yetmezliği, sinüs ve alerjik enfeksiyonlara bağlı hastalıklar da ağız kokusu yapar. Böbrek yetmezliği rahatsızlığı balık kokusuna benzer bir ağız kokusuna neden olabilir. Tabii yediğimiz bazı yiyecekler de (soğan, sarımsak, et, balık, peynir vb.) nefesimizin kötü kokmasına neden olabilir. Yoğun olarak çay, kahve, alkol içmek “ AĞIZ KOKUSU NEDEN KAYNAKLANIR? ve şekerli gıdalar tüketmek ağızdaki bakterilerin artmasına neden olur. Bunun sonucu olarak da ağız kokusu oluşur. Bu yiyecek ve içeceklerin az miktarda tüketilmesi gerektiğini ve sigaradan uzak durmanın da bu konuda büyük önem taşıdığını eklemek gerek. AĞIZ KOKUSUNU GİDERMEK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER Diş fırçalama işleminin yanı sıra, dili fırçalamak ve diş ipiyle diş aralarında yiyecek artıkları birikmesine engel olmak da ağız kokusunu engellemek konusunda büyük önem taşıyor. Eczanelerde satılan nane aromalı ağız gargaraları, yemeklerle birlikte nane ve maydanoz tüketmek, elma yemek, şekersiz sakız çiğnemek de ağız kokusunu engellemeye yardımcı oluyor. Diş çürükleri, bazı diş eti hastalıkları, ağız içinde var olan eski köprü ve protezler de ağız kokusuna neden olabilir. Bu tip rahatsızlıkların uzman doktor tarafından tedavi edilmesi gerekmektedir. Dil çok girintili ve pütürlü yapısı sebebiyle bakterilerin rahatça yerleşip zor temizlenebileceği bir dokudur. Dişlerinizle birlikte dilin yüzeyinin ve özellikle arka kısmının fırçalanması kokuyu önlemek açısından önemlidir. KOÇ (21 Mart-20 Nisan) Enerjinizi yapıcı yönde kullandıkça problem yok ancak ani olaylar sonucunda tartışma, sürtüşme yaratabilecek durumlara sürüklenebilirsiniz. burçlar... Yoğurdun içinde bulunan prebiyotikler, nötrleştirici etki göstermekte ve ağız içinde yayılan kökü kokuya sebebiyet veren bakterileri öldürmektedir. Özellikle de mide asidi birikiminden kaynaklanan ağız kokusu, ciddi bir hastalıktan kaynaklı değilse, her gün düzenli yoğurt tüketimi kötü kokunun önlenmesine yardımcı oluyor. BOĞA (21 Nisan-21 Mayıs) Üzerinde çalıştığınız işleri sonuçlandırmakta başarılı olabilirsiniz. Ancak detaylar ve pratik olunması gereken konular yıpratıcı etkiler getirmekte. Avokado çekirdeğinin faydaları AVOKADODA bulunan antioksidanların %70'ten fazlası çekirdeğindedir. Bu antioksidanlar bağışıklığınızı güçlendirerek sizi bakteri, virüs ve mantar enfeksiyonlarından korur. Avokado çekirdeğinin tozunu her gün meyve suyuna ya da püresine katarak tüketebilir, vücudunuzu hastalıklara karşı koruyabilirsiniz. İçerdiği besleyici yağ, antioksidanlar, çözünür lif ile avokado çekirdeği kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. İçeriğindeki flavonollar güçlü antioksidanlardır. Tümörleri önler, büyümelerini yavaşlatır. Avokado çekirdeği yağ yakmaya ve kilo vermeye yardımcıdır. İçerdiği çözünür lif tokluk hissi verir. Avokado çekirdeğiyle kilo vermek için 1-2 kaşık avokado çekirdeği tozu, 1 yeşil elma, 1 limon suyu, ½ bardak ıspanak ve 1 kaşık zencefille smoothie hazırlayın. Avokado çekirdeğinde bulunan YENGEÇ (22 Haziran22 Temmuz) Özel hayatınıza ve kendinize zaman ayırmakta zorlanacaksınız. Kariyerinizde ilerlemeler sözkonusu. TERAZİ (23Eylül23Ekim) Cesaretinizi topladığınız, adımlarınızı büyüttüğünüz günlerdesiniz. Ancak muhalefetle karşılaşacağınız görünüyor. ASLAN (23 Temmuz-23 Ağustos) Alacağınız haberler, uzaklarla olan ilişkilerinizi gündeme getirecektir. Yeniliklerden çok şey çıkarabileceğiniz günlerdesiniz. Harcamalara dikkat. Haziran) Hayatın keyiflerine fazlasıyla yakın duruyorsunuz. Yaratıcı konularda yeni olanaklar elde edeceğiniz, başkalarının dikkatini çekeceğiniz görünüyor. Maddi durumunuzla ilgili önemli kararlar aşaması. Ödemeler dengenizi yeniden kurmak lazım. Bu arada çalışma kapasitenizi, becerilerinizi daha yerinde kullanmaya çalışın. OĞLAK (22 Aralık-20 Ocak) Kendinizi disiplin altına almaya, sorumluluklarınızı aksatmamaya çalışın. Planlı ve hedefe odaklı olmalısınız. KOVA (21 Ocak-18 Şubat) AKREP (24 Ekim-22 Kasım)Geçmişte yaşananların etkisi sürerken, bazı şeyleri bırakma süreci içindesiniz. Ruhsal sağlığınıza özen göstermeniz gerek. BAŞAK (24 Ağustos-22 Eylül) İKİZLER (22 Mayıs-21 antioksidanlar ağrı, şişme ve sertliği azaltmaya yardımcı olur. Avokado çekirdeği yüksek tansiyonunuzu düşürerek aynı zamanda kalp krizi riskini de azaltır. Kabızlığa, gastrik ülsere, ishale ve diğer sindirim problemlerine iyi gelir. Güçlü antioksidanlar ciltteki sağlıklı hücrelere zarar veren serbest radikallerle savaşır. Bu da yaşlanmayı geciktirir; kırışıklıkları, yaşlanma lekelerini, güneş lekelerini, çizgileri ve sarkmaları engeller. Aynı zamanda cildinizin genç görünmesini sağlayan kolajen üretimine de yardımcı olur. Ölü deri hücrelerinden, fazla sebumdan ve kirlerden arınmaya yardımcı olur, cildinizin parlak ve sağlıklı görünmesini sağlar. 1 kaşık avokado çekirdeği tozuyla, 1 çay kaşığı zeytinyağı ve 1 çay kaşığı balı karıştırıp cildinize masaj yaparak uygulayın. 15 dakika bekleyip banyo yapın. Yeni kişilerle olan ilişkilerde ani yakınlaşmalar ve haberleşmeler hızlanıyor. Enerjinizi yapıcı yönde kullanmalı, iş hayatında da istikrarlı adımlar atmalısınız. İyimserliğiniz artıyor. BALIK (19 Şubat-20 YAY (23 Kasım-21 Aralık) Hayatın keyfileri size neşe getiriyor. Sosyal ortamlarda daha fazla bulunacağınız ve yeni ilişkilere yöneleceğiniz söylenebilir. Planlarınızda büyük beklentilerden kaçının. Mart) Hayat görüşünüzü akılcı bir düzeyde kullanmalısınız. Hukuki konularınızda bazı engeller ya da gecikmeler öne çıkabilir. Yeni bir arkadaşlık ilişkisi sözkonusu olabilir. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 15 15 GÜNDEMhaber 26 2016 19 Şubat Haziran 2015 Göçmen sorunu tırmanışa geçti ÜLKEDEKİ mülteci sorunu son günlerde tırmanışa geçti. Komşu ülke Makedonya’nın (FYROM) Yunanistan sınırını kapatması üzerine binlerce göçmen sınıra yığıldı. Makedonya (FYROM) makamlarının, şimdiye kadar sınırdan geçmelerine izin verilen Afganların ülkeye girişini durdurmasından sonra, Atina’ya gönderilen binlerce Afgan göçmen, başkentin cadde ve sokaklarını doldurdu. Atina’dan Viyana'ya “mülteci” notası AFGAN GÖÇMENLERE İZİN VERİLMİYOR Makedonya’nın Afganlara sınırı kapatması sonrasında binlerce mülteci Makedonya sınırından Atina’ya geri gönderilmeye başlandı. Yunan polisi sınırdaki Afganları Atina’ya geri gönderebilmek için 23 Şubat Salı günü kalabalığa müdahale etti. Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün bir temsilcisi, demiryolu hattının tahliye edildiğini ve sığınmacıların otobüslerle sınırdan taşındıklarını söyledi. Suriyeliler ve Iraklıların aksine mülteci sınıfına dahil edilmeyen 900 dolayındaki yabancının sınırdan uzaklaştırıldığı emniyet makamlarınca doğrulandı. Tren hattının boşaltılması sırasında, İdomeni demiryolu sınır kapısının bulunduğu bölgeye medya ve yardım kuruluşu mensuplarının girmesine izin verilmedi. Basın mensupları sınırın 5 kilometre uzağında bekletilirken, sınır kapısına sadece Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği yetkilileri girebildi. Çoğunluğunu Afganların oluşturduğu mülteci adayları pazartesi günü demiryolu hattını işgal edip tren seferlerinin kesilmesine yol açmışlardı. Bu eylemin, Makedonya (FYROM) makamlarının ülkeye girişi yasaklaması üzerine düzenlendiği açıklanmıştı. EGE ADALARINDAN ATİNA’YA GELİŞ SÜRÜYOR 22 Şubat Pazartesi günü Ege adalarından gemilerle Pire limanına yaklaşık 4 bin göçmen ve mülteci getirildi. Ancak trafik sorunu nedeniyle göçmenlerin İdomeni’ye gitmeleri geçikince göçmenler limanda saatlerce mahsur kaldı. Göçmenlerin büyük bir bölümü ise kendi başlarına Pire limanından ayrılmayı tercih ederek soluğu Viktoria Meydanı’nda aldı. Bir kısmı ise Pire limanında bulunan geçici göçmen barındırma merkezlerine yöneldi. Midilli (Lesvos), Hios, Samos, Kos ve Leros adalarından Pire limanına ulaşan “Eleftherios Venizelos”, “Ariadni” ve “Blue Star II” adlı gemiler 4 binden fazla göçmen taşıdı. Göçmenlerin büyük bir çoğunluğunun limanda otobüsle İdomeni’ye gitmek üzere önceden bilet temin ettiği görüldü. Mülteci ve göçmenler tam bilet için 50 euro, çocuklar için ise 25 euro ödedi. YUNANİSTAN, Avusturya’nın mültecilerin geçiş güzergahında yer alan Batı Balkan ülkeleri ile yapacağı toplantıya çağrılmadığı gerekçesiyle Viyana’ya protesto notası verdi. Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın içişleri ve dışişleri bakanlıklarının da katılacağı Batı Balkan ülkeleri ile mülteciler konulu toplantıya çağrılmamasına tepki gösterdi. Atina, Avusturya’nın Atina Büyükelçisi'ni bakanlığa çağırarak protesto notası verdi. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Avusturya’nın Yunanistan’ı ve sınırlarını doğrudan ilgilendiren mülteciler konusundaki yaklaşımının tek taraflı ve dostane olmayan bir tavır olduğu belirtildi. Aynı protesto mesajı, Viyana’daki Yunanistan Büyükelçisi tarafından Avusturya Dışişleri Bakanlığı’na da iletildi. BAKAN: “NOTA VE DİPLOMATİK BASKIMIZ SÜRECEK” Mültecilerden Sorumlu Bakan Yannis Muzalas, mültecileri kabul etmeyerek yolculuklarına devam etmelerine engel olan, aralarında Makedonya (FYROM) ve Sırbistan’ın da bulunduğu ülkeleri uyardı. Muzalas bunun, mevcut durumun AB tarafından 8 Mart’a kadar korunmasına ilişkin alınan karara aykırı olduğunu belirti. Bakan, ilgili ülkelere nota vermeye ve diplomatik baskı uygulamaya devam edeceklerini vurguladı. Yunanistan, Türkiye'yi NATO'ya şikayet etti NATO’nun mülteci sorunu ile ilgili Ege’de gözetimi için operasyon planlarının hazırlanmasında kriz çıktı. SAVUNMA Bakanı Panos Kammenos Salı günü akredite olan gazetecileri “20 dakikada basın toplantısı yapacağım” diyerek bakanlığa çağırdı ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’e bir mektup göndererek, Türkiye’nin, ittifakın Ege’deki gözetimi ile ilgili operasyon planlarındaki tutumundan şikayet ettiğini açıkladı. Kammenos mektubunda, 11 Şubat’ta Nato Savunma Bakanları’nın aldıkları kararların derhal uygulanmasını isterken, ittifakın Ege’deki gözetiminin başlamasında her türlü gecikmenin göçmen kaçakçılarının işine yaradığını kaydetti. Savunma Bakanı Salı günü ayrıca Stoltenberg, Alman Savunma Bakanı Ursula von der Leyen ve NATO askeri yetkilileri ile telefon görüşmeleri de yaptı. Kammenos’a göre, Türk tarafı, operasyon planlarını hazırlayan NATO Askeri Komitesi’ne, adaların silah ve askerden arınmış olması gerektiğini hatırlattı, aidiyeti belirsiz (gri) bölgelere işaret etti ve ittifakın adaların Evros Deltası’nda kuşlar çoğaldı batısında da operasyon yapmasını istedi. Yunanistan, NATO gemilerinin adaların batısında operasyon yapmasına karşı çıkıyor. Tüm NATO üyelerinin, 11 Şubat’taki anlaşmanın uygulanması için Yunan görüşlerinden yana olduklarını ileri süren Kammenos, NATO Askeri Komitesi’ndeki Türk subayın ise Türk siyasi yönetiminin verdiği kararlar ile mutabık olmadığını iddia etti. DEDEAĞAÇ Avcılar Derneği Başkanı Epaminondas Terzis, Evros ilindeki av sezonunun 28 Şubat’ta son bulacağını açıkladı. Avcılar için önemi büyük olan Evros Deltası’yla ilgili olarak Terzis, uzun yıllar sonra bölgedeki kuşları nüfusunda artış gözlemlendiğini dile getirdi. Avcılara silah ruhsatı çıkarma ve ruhsatlarını zamanında yenileme çağrısı yapan Terzis, yasal sorunlarla karşılaşmamaları için ruhsatlarını her zaman yanlarında bulundurmaları gerektiğini de sözlerine ekledi. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 16 16 GÜNDEMhaber 26 Şubat 2016 Öcalan’ın Yunanistan’a açtığı “Türkiye’nin yükünü dava greve rağmen görüldü paylaşmalıyız” BİRLEŞMİŞ Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, “Mültecileri Türkiye’ye geri göndermeyi düşünürken, Türkiye’nin dünyada en çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğunu kimse unutmamalı. Türkiye’ye mültecileri geri göndermek yerine, Türkiye’nin yükünü paylaşmalıyız” dedi. Resmi ziyarette bulunduğu Atina’da basın toplantısı düzenleyen Grandi, Avrupa’da yaşanan sığınmacı krizi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Grandi, Avrupa ülkelerinin 160 bin sığınmacıyı ülkelerine kabul etmeyi taahhüt ettiklerini, ancak şu ana kadar sadece birkaç yüz sığınmacının bu yolla kabul edildiğini anımsatarak, taahhütte bulunan ülkeleri üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çağırdı. Türkiye’nin hali hazırda en büyük yükü yüklendiğine değinen Grandi şöyle devam etti: “Mültecileri Türkiye’ye geri göndermeyi düşünürken, Türkiye’nin dünyada en çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğunu kimse unutmamalı. Beş milyon insandan bahsediyoruz. Bu yük sadece Suriye’nin komşuları üzerine yıkılamaz. Bütün ülkeler üzerine düşen payı yerine getirmeli. Türkiye’ye mültecileri geri göndermek yerine, Türkiye’nin yükünü paylaşmalıyız. Ama bu yasa dışı yollarla değil, yeniden yerleştirme yoluyla yapılmalı” SERBEST KÜRSÜ Ramadan DUBAN Eğlence ir gün şehirden köye geldiğimde, köyümüzde akşam ezanı okunuyordu. Ezan okunduktan sonra yüksek sesli müzik duyulmaya başlandı köyün bir yerinden. Merak ettim; evdekilere sordum. “Asker eğlencesi” dediler. Köyümüzden dokuz genç askere gidiyordu ve öncesinde eğlenmek en doğal haklarıydı. Yatsı ezanı okunmaya başlayınca müzik birdenbire durdu. Bir süre başlamadı. Askerlerle görüşme fırsatıdır düşüncesiyle ben de eğlence yerine gitmek için evden çıktım ve evimizin kuzeyinde, köyümüzün iki kahvesini birleştiren uzunca bir yoldan yürümeye başladım. Eğlence alanına yaklaştıkça yolun baştanbaşa sağlı sollu arabalarla dolu olduğunu gördüm. Lambalarla ışıklandırılmayan bu yolda bulunan arabaların çoğunda, kimisi içeride, kimisi dışarıda kızlar ve erkekler sohbet B ediyordu. Müziğin olduğu yere doğru ilerledim. Çok defa eğlencelere katılmış olmama rağmen, böyle bir kalabalıkla ilk defa karşılaşıyordum. Müziğin olduğu yere geldiğimde, müzik setinin tam Ahmet dayının yattığı odanın arkasına yerleştirildiğini gördüm. İçim cız etti, çünkü Ahmet dayı doksan altı yaşında ve hastaydı. Civarda Ahmet dayı gibi yaşlı olan başkaları da ikamet ediyordu. Kalabalığı zor geçtim. Müzik setinin oradan geçerken, hoparlörler gümledikçe yerler titriyordu. Eğlence alanı, duvardan karşı duvara asılmış birçok ampulle aydınlatılmıştı. Müzik coştukça oynayanların üzerlerine ışıklar gelip gidiyordu. Bir tarafta erkekler, bir tarafta da kızlar oynuyordu. Köyün kadınları herkesten çok meraklıydı eğlenceye. Başına yaşmağını, sırtına feracesini kuşanan bütün kadınlar gelmişti alana. Aralarında çocukları kimi TERÖR örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın, Yunan devleti aleyhine açtığı davaya, avukatların grevde olmasına rağmen Atina Barosu’ndan verilen özel izinle Çarşamba günü bakıldı. Mahkeme heyeti, kararın üç ay ile bir yıl arasında açıklanmasını kararlaştırdı. Atina Birinci Derece İdari Mahkemesi’nde görülen davada, Öcalan’ın avukatları Yiannis Rahiotis ve Ebru Günay, PKK liderinin Türkiye’ye götürülmesinden Yunanistan’ı sorumlu tutan iddialarını içeren dosyaları hakimlere sundular. Mahkeme heyeti, kararın başka duruşma gerçekleşmeden üç ay ile bir yıl arası bir elinden tutuyor, kimi ise kucağına almış oynayanları kendilerinden geçmişçesine seyre dalmışlardı. Meydanın biraz uzağından seyre gelmiş orta yaşlı erkekler de vardı. Birçoğu eve giderken çoluğunu çocuğunu bekleyip eve götürmek için oradaydı. Gezer kantinler de yerlerini almış, sıcak kahve, meşrubat ve çeşitli yiyeceklerle orada bulunanlara hizmet vermeye çalışıyordu. Bir binanın orta katında boydan boya balkonu olan köyün kahvehanesi de orada bulunuyordu. O akşam balkon tıklım tıklım insanla dolmuştu. Lise sonda okuyan ve geçen yıl matematik derslerinde yardımcı olduğum iki genç kız komşu köyden gelmişlerdi. Tam yukarı kahveye çıkacağım anda bana el salladılar. Hemen yanlarına gittim. Hoş beşten sonra, havadan sudan bir şeyler konuşalım der demez, yakınımızda bulunan iki genç birbirlerine küfrederek atışmaya başladı. Yüzleri kıpkırmızı olmuştu. Ben oracıkta dondum kaldım. Hayatımda hiç işitmediğim küfürleri duymaya başladım. Kadınların ve küçük çocukların bulunduğu böyle bir ortamda bu tür küfürlerin sarf edilmesi hiç hoş bir şey değildi. Gençlerden biri küfürlerle hırsını alamayınca diğerinin üzerine yürüdü; birbirlerine adeta kenetlendiler. Bunun üzerine sürede açıklanmasını kararlaştırdı. Öcalan’ın avukatı Rahiotis mahkeme sonrası yaptığı açıklamada, 8 yıl sonra davanın görüşülmeye başlandığına dikkat çekerek, olumlu bir sonuç almayı beklediklerini söyledi. Öcalan’ın diğer avukatı Ebru Günay ise ülkedeki avukat grevine rağmen izin veren baroya ve meslektaşlarına teşekkür etti. Öcalan, 2008 yılında avukatları aracılığıyla Yunan devletini “Yasa dışı muamele yapmak ve temel insan haklarını ihlal etmekle” suçlayarak, 20 bin 100 euro tazminat talebinde bulunmuştu. birçok genç de onların üzerine çullanarak ayırmaya çalıştı. Saniyeler içerisinde gençlerden büyük bir top oluştu. Ardından iki büyük gruba ayrıldılar ve zıt yönlere doğru ağır ağır hareket etmeye başladılar. Birdenbire herkes bir taraflara kaçışmaya başladı. Yanımdaki kızlar toz olmuştu; hiç fark etmemiştim. O esnada ben de olay yerinden ayrıldım. Yukarıya kahvenin balkonuna baktım. Herkes balkona çıkmış kavgayı seyrediyordu. Balkona o kadar insan doluşmuştu ki çökecek sandım. Ben de yukarıya çıktım, kahveye girerken, yan taraftan bir arkadaş, “Durmuşun kavganın ortasında, çarpacak bir şey başına, güzel görecen kavgayı!” dedi. Kavga büyür diye eğlence dağılmaya başlamıştı. Kahveye girdiğimde herkes kavgayı konuşuyordu. Karşı masada tek başına oturan bir arkadaş, hırsla elini savurdu ve bağırarak “Yisinler birbirini” dedi. Ona doğru gittim ve yanına oturur oturmaz anlatmaya başladı. “Dağıttılar güzelim eğlenceyi. Askerler, bir hafta koştu tertiplesinler diye, bir sürü masraf da boşa gitti. Hem yakın akraba bu çocuklar, böyle yapmasaydılar.” Ben de “iyi bir şey olmadı” diyerek ona katıldım. Kahvede kaldığım süre içinde hep kavga konuşuldu. Eve dönerken, yollarda kimse kalmamıştı. Ahmet dayı aklıma geldi. Hasta haliyle acaba nasıl katlanmıştı onca gürültüye! Vakit daha erkendi, halini hatırını sormak için onu ziyaret etmeye karar verdim ve evine gittim. Sohbet etmeye başladık ve söz eğlenceye gelince, “Eğlensin gençler, ben yedi sene askerlik yaptım ve hiç eğlence görmedim. Onlar görsün bari. Biz her şeye alışığız, keşke dağılmasaydı da devam etseydi.” dedi. Ertesi akşam, gençlerin kahvesine gittiğimde aynı şekilde orada da gündem kavga idi. Kavgayı ayıran gençler heyecanlı bir şekilde yaptıklarını birbirlerine anlata anlata bitiremiyorlardı. Kavganın büyümesini nasıl önlediklerini bütün incelikleri ile masaya yatırmışlardı. İçlerinden bir arkadaşın, hepimizin soylu bir milletin evlâtları olarak birinci derece akraba olduğumuzu, akrabalık geleneğinin toplumumuzda çok iyi yaşatıldığını, kimseye faydası olmayan şiddetin bizim içimizde yerinin olmadığını büyük bir samimiyetle anlatması, orada bulunan herkesi duygulandırdı. O akşam orada bulunan gençlerin arasındaki yakınlığı ve sevgiyi görmeye değerdi. Sevgi ile kalın. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 17 26 Şubat 2016 Milletvekili Karayusuf’tan ‘Anadil Günü’ mesajı RODOP SİRİZA Milletvekili Ayhan Karayusuf, “21 Şubat Dünya Anadil Günü” nedeniyle yazılı bir açıklama yayımladı. Milletvekili Karayusuf açıklamasında, “17 Kasım 1999 tarihinde UNESCO tarfından Dünya Anadil günü olarak belirlenen 21 Şubat tarihi, 2000 yılından bu yana her yıl kutlanmaktadır. Anadil hakkının sağlanması, her bireyin kişisel ve sosyal kimliğini özgürce ifade etmesine doğrudan katkıda bulunmaktadır. Ne yazık ki, dünyanın her yerinde, bir çok dil yok olma tehdidiyle karşı karşıyadır.” ifadelerine yer verdi. Anadil gününün kutlanmasının çifte anlamı olduğunu kaydeden Karayusuf, “Bir taraftan, anadile olan saygımıza vurgu yapıp, dünyanın bir çok yerinde insanların anadillerini öğrenme, konuşma ve öğretme haklarını kullanabilmek için verdikleri mücadeleyi vurgular. Diğer taraftan ise, bir bireyin anadilini konuşma, tanıtma ve koruma hakkının, bize olduğu gibi ona da verilmiş olduğunu bize hatırlatır.” dedi. 17 DEB Partisi’nden Kozdere, Hacıören ve Kalenderköy ziyareti GÜNDEMhaber Milletvekili Karayusuf sözlerini, “UNESCO’ya göre; diller, maddi ve manevi kültürel mirasın korunma ve geliştirilme çabasının en güçlü araçlarıdır. Anadillerin yayılmasını amaçlayan girişimler sadece dil çeşitliliğini ve çok dilli eğitimi teşvik etmekle kalmaz. Dünya çapında dilsel ve kültürel gelenekleri anlamamıza yardımcı olup, anlayış, kabul ve diyalog çerçevesinde dayanışma içinde olmamızı sağlar. Bu nedenle anadil hakkını korumak ve aynı zamanda tüm dilleri sadece iletişim aracı olarak değil de, halklar arasında bir kültür kanalı olarak görüp, eşit şekilde destelemek hepimizin yükümlülüğüdür.” diyerek tamamladı. DOSTLUK Eşitlik Barış (DEB) Partisi Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuş, 18 Şubat Perşembe günü Rodop ilinin Kozdere, Kalenderköy ve Hacıören köylerini ziyaret ederek köy sakinleriyle görüştü. Ali Çavuş köy halkına hitap ederek, Yunan hükümetinin azınlık haklarının çözümü noktasında bugüne kadar hiç bir gayret göstermediğini dile getirdi. Eğitim başta olmak üzere siyasette temsiliyet, kimliğin inkarı, vakıflar, müftülük gibi bir çok sorunun hala çözüm beklediğine dikkat çekti. DEB Partisi’nin başlattığı imza kampanyasına da değinen Ali Çavuş, bu imza kampanyası ile azınlık insanının haklarını bireysel olarak talep edeceğini söyleyerek destek istedi. En çok “Sosyal Yardım Kartı” sahibi Kozlukebir’de! Başkonsolos Akıncı, Cuma namazını Boyacılar’da kıldı YUNANİSTAN’da nüfus oranına göre en çok “Sosyal Yardım Kartı” sahibinin Kozlukebir Belediyesi’nde bulunduğu ifade edildi. “İnsani Kriz Programı” kapsamında düşük gelirli vatandaşlara verilen “Sosyal Yardım Kartı” sayısında, Batı Trakya’nın üç Türk azınlık belediyesinden biri olan Kozlukebir Belediyesi Yunansitan çapında ilk sırayı aldı. Elde edilen verilere göre; belediyede neredeyse beş kişiden biri Sosyal Yardım Kartı sahibi. 16.557 nüfuslu Kozlukebir Belediyesi’nde toplam 1.550 kişinin Sosyal Yardım Kartı TÜRKİYE’nin Gümülcine Başkonsolosu Ali Rıza Akıncı, 19 Şubat Cuma günü İskeçe iline bağlı Boyacılar köyünü ziyaret ederek soydaşlarla Cuma namazı kıldı. Başkonsolos Akıncı’ya Boyacılar ziyaretinde, Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Ahmet Mete eşlik etti. Akıncı, namaz sonrası köy halkıyla birlikte hatıra fotoğrafı çektirerek, köy halkına göstermiş oldukları misafirperverliklerinden dolayı teşekkür etti. bulunuyor. Bu rakam, belediyede nüfusunun yüzde 22,7’sine denk düşüyor. İskeçe’nin Bulustra (Avdira) Belediyesi’nde 1.176 hak sahibi ile nüfusun yüzde 14,5’i, İskeçe’nin Mustafçova Belediyesi’nde 846 hak sahibi ile nüfusun yüzde 14’ü ve İskeçe’nin Topiros Belediyesi’nde 636 hak sahibi ile nüfusun yüzde 13,7’si “Sosyal Yardım Kartı” sahibi. Doğu Makedonya - Trakya eyaletinde “İnsani Kriz Programı” çerçevesinde verilen “Sosyal Yardım Kartı” sahiplerinin 15 binin üzerinde olduğu ifade edildi. Daha sonra Akıncı İskeçe’ye geçerek, Çınar Derneği’ni ziyaret etti ve dernek Başkanı Cengiz Ömer’le görüştü. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 18 GÜNDEMyorum 18 Καλημέρ - Χαμπα Δάμων ΔΑΜΙΑΝΟΣ [email protected] Η Ενωμένη Ευρώπη πια δεν υπάρχει όπως την γνωρίσαμε Ενωμένη Ευρώπη που με την προώθηση της διεύρυνσής της και της πολιτικής της εμβάθυνσης θα αποτελούσε παγκόσμιο πόλο ισορροπίας ανάμεσα σε Ανατολή και Δύση και παράγοντα ειρηνικής συνύπαρξης των λαών ως απάντηση στον Ψυχρό Πόλεμο, που έληξε το 1989, σήμερα πια δεν υπάρχει. Η οικονομική κρίση που ξέσπασε το 2008 στην Αμερική και μεταφέρθηκε ως ιός τάχιστα στην Ευρώπη, ανέδειξε τις ανακολουθίες και τις ατέλειες του συστήματος της νομισματικής ενοποίησης αφενός και αφετέρου επέτεινε τα θεσμικά και δημοκρατικά ελλείμματα στην λειτουργία της Ε.Ε.. Όπως ιστορικά συμβαίνει με κάθε μεγάλη οικονομική κρίση, αυτή δεν περιορίστηκε στα καθαρά οικονομικά μεγέθη των διαφόρων χωρών αλλά σύντομα μετεξελίχθηκε σε κοινωνική κρίση, σε κρίση αντιπροσώπευσης, λειτουργίας της δημοκρατίας που κορυφώθηκε με τις τρομοκρατικές απειλές οι οποίες οδήγησαν σε ένταση της καταστολής, του φόβου και των εθνικιστικών, ρατσιστικών ρευμάτων, κομμάτων και κινημάτων. Πριν λίγα χρόνια, μιλούσαμε σε θεωρητικό επίπεδο για το γεγονός ότι η Ευρώπη δεν μπορεί να υψώνει τείχη και να αρνείται την όσμωση, την επαφή και την υποδοχή στα εδάφη της, μουσουλμανικών πληθυσμών καθώς και άλλων θρησκευτικών δογμάτων. Λέγαμε δηλαδή, ότι η Ευρώπη δεν μπορεί και δεν H πρέπει να γίνει ένα κλειστό club χριστιανικών χωρών με αλλεργία στο ξένο και το διαφορετικό. Η Ενωμένη Ευρώπη χτίστηκε στις αρχές της ελεύθερης διακίνησης ανθρώπων και αγαθών, ενάντια στους τελωνειακούς δασμούς και τις διατυπώσεις διαβατηρίων για τις μετακινήσεις των πολιτών στα εσωτερικά της σύνορα. Στον αντίποδα του παλαιού ανατολικού μπλοκ, της σφαίρας επιρροής της Σοβιετικής Ένωσης που εξαιτίας των συρματοπλεγμάτων και των απαγορεύσεων, είχε αποκληθεί από τους Δυτικούς ως «Σιδηρούν Παραπέτασμα». Τα πρώτα βήματα για τη δημιουργία του χώρου Σένγκεν, έγιναν το 1985 στην ομώνυμη κωμόπολη του Λουξεμβούργου, όταν οι υφυπουργοί του Δουκάτου, της Γερμανίας, της Γερμανίας, του Βελγίου, και της Ολλανδίας υπέγραφαν την εν λόγω συνθήκη. Πέντε χρόνια αργότερα, το 1990, η σύμβαση του Σένγκεν καθόρισε τον τρόπο με τον οποίο θα εφαρμοζόταν στην πράξη η κατάργηση των ελέγχων στα εσωτερικά σύνορα. Τότε θεσπίστηκε σειρά μέτρων που ήταν αναγκαία για την ενίσχυση των ελέγχων στα εξωτερικά σύνορα, τον καθορισμό διαδικασιών για την έκδοση ομοιόμορφων θεωρήσεων, την ανάληψη δράσης για την καταπολέμηση του λαθρεμπορίου ναρκωτικών και τη δημιουργία κοινού συστήματος ανταλλαγής πληροφοριών Mustafçova Belediyesi’nde portakal dağıtımı başladı MUSTAFÇOVA Belediyesi “İhtiyaç Sahiplerine Yiyecek Yardımı Programı” kapsamında, 25 Şubat Perşembe gününden itibaren portakal dağıtımına başladı. Konuyla ilgili olarak Mustafçova Belediye Başkanı Cemil Kabza, “Tarım Bakanlığı’nın her yıl uyguladığı program çerçevesinde 22 ton portakal teslim alınmıştır. Portakalların dağıtımına 25 Şubat Perşembe günü başlandı. Bedava portakal dağıtımı belediyemiz sınırları dahilinde bütün okullarımızda yapılacaktır. Tabii ki dağıtım esnasında okul müdürleri ile işbirliği içerisinde çalışıyoruz.” diye konuştu. Bu arada, yiyecek yardımlarının önümüzdeki aylarda da devam edeceği öğrenildi. 26 Şubat 2016 —του Συστήματος Πληροφοριών Σένγκεν (SIS). Η ουσιαστική εφαρμογή της συνθήκης άρχισε στις 26 Μαρτίου του 1995 όταν οι πέντε χώρες που την υπέγραψαν μαζί με την Πορτογαλία και την Ισπανία, κατάργησαν τους ελέγχους στα εσωτερικά σύνορά τους. Η Ελλάδα, υπέγραψε τη Συνθήκη το 1992, την κύρωσε το 1997 και άρχισε να την εφαρμόζει από το 2000 και έπειτα. Η Ευρώπη των 28 χωρών- μελών και η ευρωζώνη των 19 μελών, μοιάζει σήμερα περισσότερη διηρημένη από ποτέ άλλοτε στο πρόσφατο παρελθόν. Τέσσερις χώρες, οι οποίες ονομάζονται «χώρες του Βίσεγκραντ», από το όνομα της πόλης της ΒοσνίαςΕρζεγοβίνης όπου συγκροτήθηκε, αποτελεί ομάδα χωρών με πολιτική και περιφερειακή συνεργασία που συγκροτήθηκε το 1991 από τη Δημοκρατία της Τσεχοσλοβακίας, τη Δημοκρατία της Πολωνίας και τη Δημοκρατία της Ουγγαρίας. Μετά τη διάσπαση της Τσεχοσλοβακίας το 1993 περιλαμβάνει τέσσερις χώρες, δεδομένου ότι τόσο η Τσεχική Δημοκρατία όσο και η Σλοβακική Δημοκρατία, που προέκυψαν από αυτή, αποτελούν μέλη της. Αυτές οι χώρες που προέρχονται όλες από το πρώην Σύμφωνο της Βαρσοβίας και εντάχθηκαν στην Ε.Ε. σταδιακά μετά το 1994, επαναφέρουν τους συνοριακούς ελέγχους, οικοδομούν φράχτες στα σύνορά τους και ανακοινώνουν ότι δεν επιθυμούν να γίνουν αποδέκτες των προσφυγικών ροών από την Συρία, το Ιράκ και το Αφγανιστάν, που κατακλύζουν την Ελλάδα και την Τουρκία. Την ίδια στιγμή η Αυστρία πρωτοστατεί στην πολιτική αποκλεισμού των Βαλκανικών συνόρων και των περασμάτων των προσφύγων από την Πρώην Γιουγκοσλαβική Δημοκρατία της Μακεδονίας, την Βουλγαρία, την Σερβία, την Βοσνία Ερζεγοβίνη, την Κροατία, την Αλβανία, την Σλοβενία και το Μαυροβούνιο, αγνοώντας την Ελλάδα που έχει και το μεγαλύτερο πρόβλημα. Πρόκειται για μια σύγχρονη Βαβέλ που βασίζεται στην αδυναμία εκπόνησης μιας κοινής ευρωπαϊκής πολιτικής και της πλήρους αποτυχίας του μοντέλου που ήθελε τα τελευταία 8 χρόνια την Γερμανία να αφυδατώνει πλήρως την αντιπροσωπευτικότητα στην λήψη των αποφάσεων, μετατρέποντας την λειτουργία της Ε.Ε. σε ένα σύστημα της Γερμανίας και των δορυφόρων της. Αυτή ήταν και η λογική των Μνημονίων που επιβλήθηκαν στις κατά τεκμήριο ασθενέστερες οικονομίες του ευρωπαϊκού νότου με τα μεγάλα ελλείμματα και τα τεράστια διαρθρωτικά προβλήματα τα οποία επιτάθηκαν από την εισαγωγή του κοινού νομίσματος από το 2002 και μετά. Είναι η λογική της δημοσιονομικής προσαρμογής, των μηδενικών ελλειμμάτων, του χαμηλού πληθωρισμού και της συνεχούς λιτότητας. Μιας πολιτικής κομμένης και ραμμένης στα μέτρα της Γερμανίας και λίγων βόρειων συμμάχων της που όμως αμέλησε πλήρως για την δημοκρατική ολοκλήρωση της Ευρώπης και για τις πολιτικές και κοινωνικές συνέπειες από την κατεδάφιση του κοινωνικού κράτους και της φτωχοποίησης ευρύτερων τμημάτων πολλών ευρωπαϊκών λαών. Έτσι πήγαν οι Ευρωπαίοι να αντιμετωπίσουν και την προσφυγική κρίση. Δίνοντας πακέτα με εκατομμύρια ευρώ για τα περίφημα hot spots σε Ελλάδα και Τουρκία, χωρίς να θέλουν ή και να μπορούν, ακόμη, να αντιμετωπίσουν την αποσταθεροποίηση των καθεστώτων και την πολεμική επέκταση στη Μέση και Εγγύς Ανατολή. Η Ενωμένη Ευρώπη δεν υπάρχει σήμερα, όπως την γνωρίσαμε τουλάχιστον τα τελευταία 40 χρόνια και οι ευθύνες ανήκουν ασφαλώς σε πολλούς. Ο κορυφαίος όμως παράγοντας αυτής της κρίσης έχει ονοματεπώνυμο και λέγεται «Γερμανική Κυβέρνηση». Milletvekili İlhan Ahmet Eyalet Başkanı Pavlidis’le görüştü POTAMİ Partisi Rodop Milletvekili İlhan Ahmet, Doğu – Makedonya Trakya Eyalet Başkanı Yorgos Pavlidis’ i ziyaret etti. Ahmet, Pavlidis’e meclisteki Bölgesel Kalkınma Daimi Komisyonu’nun toplantısıyla ilgili davetiyeyi iletti. İlhan Ahmet konuyla ilgili açıklamasında, görüşmede Pavlidis’in kendisine Rodop ilindeki altyapı çalışmalarıyla ilgili ayrıntılı bilgi verdiğini ifade etti. Pavlidis’in eyalet genelindeki şehirlere doğalgaz kullanımıyla ilgili olarak da bilgi verdiği kaydedildi. Pavlidis ile “mükemmel bir işbirliği” içinde olduklarını belirten milletvekili İlhan Ahmet, Eyalet Başkanı’na Doğu Makedonya ve Trakya bölgesinde, özellikle de Rodop ilindeki tamamlanmamış projelerin ilerlemesi için gerekli girişimleri yapmaya hazır olduğunu ifade etti. VEFAT ve TEŞEKKÜR Değerli büyüğümüz Muammer Mustafa, ikamet ettiği Gümülcine’de 70 yaşında Allah’ın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi 6 Şubat 2016 tarihinde Gümülcine’de gerçekleştirilmiştir. Bu acı günümüzde merhumun cenaze törenine katılan, telefonla veya mesajla başsağlığı dileyen, acımızı paylaşan tüm akraba, komşu, dost ve yakınlara teşekkürü borç biliriz. Erdoğan Hasan ve ailesi gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 19 19 GÜNDEMdünya 26 Şubat 2016 Af Örgütü: AB, insan hakları ihlallerini görmezden geldi Uluslararası Af Örgütü 2015 yılı raporunu açıkladı. Raporda insan hakları ihlallerinin arttığına dikkat çekiliyor. ULUSLARARASI Af Örgütü 2015 insan hakları ihlalleri raporunda Avrupa Birliği (AB) ülkelerini eleştirdi. Raporda, “Uluslararası düzeyde varlığı gittikçe azalan AB üye devletleri, ekonomik anlaşmalar yapmaya çabaladıkça ve terörle mücadele ve mülteci ve göçmenleri uzak tutuma çabalarında üçüncü ülkelere destek sağladıkça, bir zamanlar güçlü bir şekilde kınadıkları insan hakları ihlallerini görmezden geldiler.” denildi. Uluslararası Af Örgütü’nün yayınladığı rapora göre, 2015 yılının Avrupa ve Orta Asya bölgesi için çalkantılı ve insan hakları açısından kötü bir yıl olduğu vurgulandı. Raporda; ‘3 bin 700’den fazla mülteci ve göçmen Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışırken yaşamlarını yitirdi. Türkiye 2 milyondan fazla, Lübnan ve Ürdün de 1,7 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken çoğu Suriye’den birçok mülteci yıl boyunca AB’ye düzensiz şekilde giriş yaptı. Bununla birlikte, toplam 500.000 milyon nüfusu ile dünyanın en zengin siyasi bloğu olan AB ilginç bir şekilde bu zorluğa karşı tutarlı, insani ve haklara saygılı bir çözüm bulamadı.’ ifadelerine yer verildi. 2015 yılının Avrupa ve Orta Asya bölgesi için çalkantılı geçtiği belirtilen raporda, ‘’2015 yılı Avrupa ve Orta Asya bölgesi için çalkantılı ve insan hakları açısından kötü bir yıldı. Ukrayna’nın doğusundaki şiddetli savaşla başladı ve Türkiye’nin doğusundaki ağır çatışmalarla sona erdi. AB’de ise Fransa’nın Paris şehri içinde ve çevresindeki silahlı saldırıların yaşandığı bir yıl olmakla beraber 2015 yılına çoğu çatışmalardan kaçan ve Avrupa kıyılarına ulaşan milyonlarca insanın dramı damga vurdu. Bu ortamda insan haklarına saygı da tüm bölgede geriledi. Türkiye ve eski Sovyetler Birliği’nde liderler basın üzerindeki kontrollerini güçlendirdikçe ve muhalifleri daha çok hedef aldıkça insan haklarına saygıyı tamamen bıraktılar. AB’de bu gerileme eğilimi farklı bir biçim aldı. Süregelen ekonomik belirsizliğin, kurucu politikalara inancın yitirilmesinin ve giderek artan AB karşıtı ve göçmen karşıtı duyguların etkisiyle popülist partiler seçimlerde kayda değer ilerlemeler kaydetti. Prensipli liderliğin yokluğunda, insan haklarının Avrupa demokrasilerinde mihenk taşı olarak yeri eskisinden daha da sallantıda görünüyordu. Göçmen ve mülteci akışını sınırlandırmaya yönelik ayrım gözetmeyen geniş terörle mücadele önlemleri ve önerileri, genellikle insan haklarına ilişkin alışılagelmiş şerhlerle bildirilse de bu içerikten giderek daha fazla yoksun oldu.” ifadelerine yer verildi. Raporda, “Bu yılı tanımlayan görüntü, Türkiye sahillerinden birinde yatan üç yaşındaki Suriyeli erkek çocuğu Alan Kurdi’nin görüntüsü oldu. Alan Kurdi’nin Eylül ayındaki trajik ölümünün yanı sıra, AB üyesi ülkeler küresel bir mülteci krizinin Avrupa’ya etkisinin üstesinden gelmeye çabalarken, 3 bin 700’den fazla mülteci ve göçmen Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışırken yaşamlarını yitirdi.” ifadeleri yer aldı. Uluslararası Af Örgütü’nün raporunda, “Suriye’den ve silahı çatışmaların sardığı diğer ülkelerden kaçanlar için yaşam, mülteci olarak karşılaştıkları zorluklar ve güvensizlik sebebiyle çok zor ve belirsizdi. Bu zorluklar, uzaklarda özellikle AB ülkelerinde daha fazla güvence arayan yüz binlerce mültecinin kendilerini yeni tehlikelere atmalarına sebep oldu. Çok sayıda kişi, bilhassa Libya ve tek başına Suriye’den yaklaşık 2,3 milyon mülteci kabul eden Türkiye’den İtalya ve Yunanistan’a, insafsız insan kaçakçıları tarafından temin edilen aşırı kalabalık ve denize çıkmaya elverişsiz tekneler içinde tehlikeli bir şekilde deniz yoluyla geçmek amacıyla ayrıldı. Birçoğu geçmeyi başardı ve AB devletlerinin kendileri için kimin sorumlu olması gerektiğine ve her devletin mültecilerden “kendi hakkına” ne kadar düşeceğine dair yaptığı tartışmalar sebebiyle şüphesiz karışık bir kabulle karşılaştıkları Avrupa’nın nispeten güvenli ortamına giriş yaptı. Ancak aralarında birçok bebek ve çocuğun da bulunduğu sayısız kişi yolculuk sırasında denizde yaşamını yitirdi.” denildi. “Suriye'nin parçalanmasını içeren Bosna Müftüsü IŞİD’e karşı agresif bir tutum da takınabiliriz” koruma talep etti ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, halihazırdaki çatışmaların durdurulması anlaşmasının yanı sıra Birleşmiş Milletler'in (BM) Suriye için siyasi geçişi öngören sürecinin de başarısızlıkla sonuçlanması halinde, ABD'nin, Suriye'nin parçalara bölünmesini de içeren daha agresif bir tutum takınabileceğini söyledi. Kerry, ABD Senatosu Tahsisatlar Komitesinin dış operasyonlarla ilgili alt komitesinde bakanlığın 2017 yılı bütçesine ilişkin oturumuna katıldı. Kerry, oturumda senatörlerin sorularını da yanıtladı. John Kerry, Suriye meselesinin müzakere masasında çözülememesinin ülkenin tamamen yıkımıyla sonuçlanabileceğini söyledi. Kerry, çatışmaların durdurulması anlaşmasına işaret ederek, “Burada oturup bu anlaşmanın işleyeceğini size söyleyemem. Ancak şunu biliyorum, eğer bu başarısız olursa Suriye’nin tamamen yıkıma uğrama potansiyeli bulunuyor” ifadesini kullandı. Bakan Kerry, halihazırdaki "çatışmaların durdurulması" anlaşmasının yanı sıra BM'nin Suriye için siyasi geçişi öngören sürecinin de başarısızlıkla sonuçlanması halinde, ABD'nin, Suriye'nin parçalara bölünmesini de içeren daha agresif bir tutum takınabileceğini vurguladı. Kerry, "Eğer Ruslar ve İranlılar Suriye barış sürecinin gerçekleşmesi konusunda ciddi değillerse, o zaman daha çok fikir ayrılığına sebebiyet verebilecek ve meseleyi daha da alevli bir halde biçimlendirebilecek B planına geçmemiz gerekir” değerlendirmesinde bulundu. BOSNA’nın Müslüman dini lideri Hüseyin Kavazoviç, aşırılığa karşı çağrı yaptıktan hemen sonra IŞİD’ten tehditler aldığını söyledi. Bosna Müftüsü Hüseyin Kavazoviç, ülkede aşırıcılığa karşı çağrı yaptıktan sonra IŞİD’ten tehdit aldığını belirterek yetkililerden koruma talep etti. Müftü Kavazoviç, Bosna’da aşırıcılığa karşı açıklamlarından sonra ciddi tehditler aldığını ve bu konuda devlet kurumlarının harekete geçmesini umduğunu söyledi. Edinilen bilgilere göre, IŞİD üyesi olduğu iddia edilen kişiler tarafından çekilen bir videoda, müftünün ölümle tehdit edildiği öne sürüldü. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 20 20 GÜN GÜN DEM DEM ekonomi tarih Haftanın Sohbeti RIZA KIRLIDÖKME [email protected] 526 12 29 Haziran Şubat Ocak 2016 2015 Büyük bir özlemle Türk - Yunan gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 21 26 Şubat 2016 GÜNDEMtarih anımsadığımız tarihi dostluğundan anılar 21 gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 22 22 GÜNDEMhaber EĞİTİMCİ GÖZÜYLE Emine Tabak Ahmet 26 Şubat 2016 BTAYTD Kadınlar Kolu Kireççiler’i ziyaret etti Çocuklarda tırnak yeme nedenleri B u haftaki yazımda, pek çok çocuk ve gençte rastlanabilen tırnak yeme sorunundan bahsetmek istedim. Çocukların yüzde 33’ü, ergenlerin de yüzde 40-45’inin tırnak yediğini yapılan araştırmalar göstermiştir. Aile içi rahatsız edici bir durum olmasına rağmen, çocukları bu alışkanlıktan vazgeçirmek de biraz zordur. Anne baba olarak bir çoğumuz bu durumla karşılaşmışızdır ve çocuğumuzu da pek çok kez uyarmak zorunda kalmışızdır. Tırnak yemenin nedenlerini araştırdığımızda bunun altında bir çok sebebin yattığını görebiliriz. Çocuk ya da gençlerin, daha çok birbirlerine kızdıklarında, aile ile tartıştıklarında, okulda kendilerini ifade edemediklerinde, aile ya da öğretmenden baskı gördüklerinde, kardeş kıskançlıklarında tırnak yiyerek içsel sıkıntılarını gidermeye çalıştıklarını görebiliriz. Anne babası ayrı olan ya da evde gergin bir ortamın süregeldiği ailelerde de çocuklarda bu davranış görülebilir. Ayrıca aile veya öğretmenleri tarafından aşağılanan, sürekli azarlanan, eleştirilen cezalandırılan çocuklarda da tırnak yeme görülebilir. Bazen de normal bir aile ortamına sahip çocuklarda da buna rastlanabilir. Bu çocuklar da aşırı mükemmelliyetçi, her zaman başarılı olmak için hırs yapan çocuklardır. Genellikle de zeki çocuklardır. Çocuğun bu olumsuz durumuna çözüm getirebilmek için anne baba ve öğretmenlerin de yakın ilgi ve çabası gerekir. Çocuk küçükken bu davranış görüldüğünde, ona çok üstüne gitmeden bunu yapmaması gerektiği uygun bir dille anlatılmaya çalışılmalıdır. Üzerine gidip baskı arttıkça çocuk bunu inadına yapacak ve problem büyüyerek daha çok yerleşecektir. “Tırnaklarını yemekten vazgeç”, demek yerine, o bu hareketi yaparken, kendisinin dikkatini başka bir şeye çekmek, eline meşgul olabileceği bir şeyler vermek, onun unutmasını sağlayabilir. Ancak eğer çocuğun tırnak yemesinin altında, önemli bir psiklolojik neden varsa, zaten bu problem ortadan kalkmadıkça çocuk bundan vazgeçmeyecektir. Bunun için de, öncelikle aile içinde bir sorunun olup olmadığı, ya da kardeş kıskançlığının hangi boyutlarda olduğu araştırılmalıdır. Aile sorunlarını çözmeye çalışmalı, çocuklara yansıtmamalı, kardeşler arasındaki eşitlik ve dengeyi kontrol edebilmelidir. Aksi takdirde çocukta tırnak yemeye neden olan bu gerginliğin sebebini bulmak yerine, onu azarlamak, korkutmak, cezalandırmak daha ağır duygusal sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır. Ayrıca yine çocukta gerginlik oluşturan duygusal ve korku, gerilim filmlerinin izlenmesine de aile izin vermemelidir. Çünkü bu tür filmler çocuğun ruh halinin bozulmasına ve dolayısıyla da bir takım davranış bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. Çocuk korku filmi izlerken, oradaki olayı yaşıyormuş hissine kapılarak karmaşık duygularla tırnaklarını yiyebilir. Okulda da tırnak yiyen çocuklara öğretmen, daha anlayışla yaklaşarak bu davranışın nedenlerini araştırmalıdır. Çünkü çoğu zaman sınıfta kendini ifade edemeyen, derslerini iyi bildiği halde cesaret gösterip parmak kaldıramayan öğrencilerde de bu davranışa rastlayabiliriz. Bu gibi durumlarda, öğretmen çocuğu cesaretlendirerek teşvik etmelidir. Ergenlik döneminde de iç dünyalarında pek çok fırtınalar yaşayan gençlerde tırnak yeme sıkça görülmektedir. Bu davranışlarıyla ergen bazı mesajlar vermeye çalışmaktadır. Aileden gelen aşırı baskılar, aileergen arasındaki çatışmalar, okulda arkadaşlarıyla yaşanan olumsuzluklar ve anlaşmazlıklar, toplum içerisinde gencin kendini yalnız hissetmesi ve tatminsizlik duyguları, onun karmaşık bir ruh hali yaşamasına neden olan bir takım sebeplerdir. Genç de bütün bunların sonucunda, tırnak yeme gibi çeşitli davranış bozuklukları ile içindeki sıkıntıyı dışa vurmaktadır. Burada aileye düşen görev, çocuğa daha sevecen ve daha fazla ilgiyle yaklaşarak, onun problemlerine destek olabilmektedir. Bütün çabalara rağmen bu alışkanlık devam ederse, bir uzmandan yardım almak yapılabilecek en doğru davranıştır. Çocuklarınızla mutlu sorunsuz bir hafta geçirmeniz dileğiyle... BATI Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD) Kadınlar Kolu yönetim kurulu, 19 Şubat Cuma günü İskeç’nin Kireççiler köyünde kadınlara yönelik bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıya konuşmacı olarak Kireççiler köyü sakinlerinden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Ahmetoğlu katıldı. “Astım, alerjik astım, astımı tetikleyen nedenler ve alınması gereken Önlemler” konularında bilgi veren Ahmetoğlu, kadınlardan gelen soruları da yanıtladı. Toplantının devamında Kireççiler köyü sakinlerinden merhum öğretmen Hüseyin Alibabaoğlu’nun öz geçmişi hakkında bilgi verilerek, “Alibaba’nın hayatı ve eserleri” isimli kitabından eserler okundu. Toplantıya Kireççiler köyü kadınlarının yanı sıra, Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Ali Rıza Akıncı’nın eşi Hülya Akıncı ve Hüseyin Alibabaoğlu’nun kızı Özge Alibabaoğlu da katıldı. İstanbulda’ki BTTDD, Gümülcineli müzisyen Barış Tükeniş’i ağırladı GÜMÜLCİNELİ müzisyen Barış Tükeniş (Barış Hasan Çavuş), Türkiye’deki Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği (BTTDD) Genel Merkezi’ni ziyaret ederek, BTTDD Genel Başkanı Necmettin Hüseyin ve yönetim kurulu üyeleriyle biraraya geldi. Barış Tükeniş ziyareti sırasında, “Bende Kalanlar albümü, Batı Trakya’da ilk kez yapılmış resmi bir müzik albümüdür. Türkiye’deki Asrın Müzik Şirketi tarafından basılan bu albüm, Türkiye’de Kültür Bakanlığı’nın da onayını aldı. Bu albümün Batı Trakya’da kültürümüze hizmet ettiğini ve bunu yansıttığını düşünüyorum. Aynı şekilde Türkiye’de de Batı Trakya’yı temsil ediyoruz. Bundan sonra da bu hassasiyetle çalışmalarımıza devam edeceğiz.” diye konuştu. Hedefinin, albümünün tanıtımının yanı sıra Batı Trakya Türk toplumunun kültürel değerlerini ortaya çıkararak hizmet etmek olduğunu kaydeden genç sanatçı, bu konuda destek istediğini belirtti. Genel Başkan Necmettin Hüseyin de ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kendisine teşekkür etti. Batı Trakya Türk toplumunun bağrından çıkan ve müzik çalışmalarında Batı Trakya’nın yaşanmışlıklarını yansıtarak kültürel mirasına hizmet eden bu tür çalışmalara her zaman destek ve katkı vermeye hazır olduklarının altını çizen Genel Başkan Hüseyin, üreten insanların yanında olmayı görev olarak benimsediklerini vurguladı. Necmettin Hüseyin, bundan sonraki müzik çalışmalarında Barış Tükeniş’e başarılar diledi. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 23 23 GÜNDEMspor 26 Şubat 2016 Salih Dursun’un kırmızı kartı dünya basınında… Bursaspor’da ‘feda’ hazırlığı GALATASARAY’ın Trabzonspor’u 2-1 mağlup ettiği maça, Trabzonsporlu Salih Dursun’un yere düşen kırmızı kartı alıp maçın hakemi Deniz Ateş Bitnel’e göstermesi damga vurdu. SALİH DURSUN’DAN HAKEME KIRMIZI KART Televizyon ve sosyal medyada geniş yankı bulan olay, Türkiye sınırlarını aşarak Avrupa ve ABD medyasında da yer aldı. Almanya’da Bild gazetesi, sport1.de, Sport Bild, Focus dergilerinin internet siteleri, Lukas Podolski’nin forma giydiği Galatasaray ile Trabzonspor karşılaşmasında yaşanan olayı okuyucularına aktardı. Haberlerde Podolski’nin takımı Galatasaray’ın 7 kişi kalan Trabzonspor’u yendiği ifade edilerek, maçta Salih Dursun’un hakeme kırmızı kart göstermesi maçın en ilginç anı olarak nitelendirildi. Bild gazetesi “Türk profesyonel futbolcu hakeme kırmızı kart gösterdi” başlığını kullanırken Focus ise “Poldi ve Galatasaray yedi kişiye karşı kazandı” başlığını kullandı. Sport1.de adlı spor sitesindeki haberde de maçta Salih Dursun’un hakeme kırmızı kart gösterdiği anın görüntüleri verildi. Haberde Salih Dursun’un hakeme kırmızı kart göstermesine rağmen kendisinin de kırmızı kart ile oyun dışı kalmaktan kurtulamadığı ifade edildi. Sport Bild dergisinin internet sitesindeki haber de ise Salih Dursun’un hakem Deniz Ateş Bitnel’e kırmızı kart gösterdiği anın fotoğraf ve görüntülerine yer verildi. İsveç’in önde gelen gazetelerinden Aftonbaldet ise “Erkan Zengin’in gol attığı maçta kaos çıktı” başlığını kullandı. Expressen gazetesinde de “Erkan kaosun ortasında kaldı” başlığı kullanılan haberde, Trabzonspor’un Erkan Zengin’in golüyle mutlu başladığını ve hakemin gösterdiği 4 kırmızı kartla maçın skandala döndüğünü yazdı. İngiltere’nin önemli gazetelerinden The Sun ise olayı “Türk Ligi’nde kaos” başlığı ile duyurdu. BBC ise “Trabzonsporlu Salih Dursun hakeme kırmızı kart gösterdi” başlığını kullandı. Olayla ilgili en dikkat çeken yorum ise İngiliz Daily Mail gazetesinden geldi. Salih’in bu hareketini 1995 yılında İngilizlerin efsane oyuncularından Paul Gascoigne’nin hakem Dougie Smith’e gösterdiği sarı kartı hatırlatarak “Salih Dursun, Gascoigne kadar şanslı değildi” başlığı attı. Chelsea yeni teknik Galatasaray UEFA’ya direktörü ile anlaştı bu sözü verdi İNGİLTERE Premier Lig ekiplerinden Chelsea’nin, İtalyan teknik adam Antonio Conte ile anlaşmaya vardığı iddia edildi. İtalya basınında yer alan haberlere göre, gelecek sezon için teknik direktör arayışlarını sürdüren Rus milyarder Roman Abramovich’in sahibi olduğu Chelsea, 46 yaşındaki Conte ile 18 milyon Avro karşılığında 3 yıllık anlaşmaya vardı. Geçen sezon teknik direktör Jose Mourinho ile Premier Lig’de şampiyonluğa ulaşan Londra temsilcisi, bu yıl üst üste alınan kötü sonuçların ardından aralık ayında Portekizli çalıştırıcı ile yollarını ayırmıştı. Sezon sonuna kadar Hollandalı teknik adam Hiddink’e emanet edilen Chelsea, 33 puanla 12. sırada yer alıyor. Kariyeri boyunca Arezzo, Bari, Atalanta, Siena ve Juventus’u çalıştıran Conte, 2014’ün ağustos ayından bu yana İtalya Milli Takımı’nda teknik direktör olarak görev yapıyor. Deneyimli teknik adam, Juventus’u çalıştırdığı 2011-14 yılları arasında üst üste üç kez lig şampiyonluğu yaşarken, iki kez de Süper Kupa’yı kazandı. AVRUPA kupalarından 1+1 yıl menedilme cezasıyla karşı karşıya kalan G.Saray’ın, önceki gün UEFA’ya yaptığı savunmanın detayları ortaya çıktı Galatasaray Başkanı Dursun Özbek önderliğinde yapılan savunmada UEFA Hakimler Kurulu,“Sezon sonunda zararı 10 milyon euroya indireceğiz. Size garanti veriyoruz. Cezayı erteleyin. Yapmazsak o zaman yaptırım uygularsınız. CAS’a bile gitmeyiz” denilerek iknaya çalışıldı. UEFA’nın bu savunmaya sıcak baktığı, cezanın +1’lik bölümünü kaldıracağı ve kalan 1 yıllık cezayı da erteleyeceği kulislerde konuşuluyor. Geçtiğimiz yıl itibariyle 55.8 milyon euro olan zarar, 15 milyon euroya çekilmiş durumda. UEFA, mayıs ayının sonunda kadar zararın 10 milyon euronun altına inmesini istiyor. Yönetim bu rakama rahatlıkla ulaşacağını düşünüyor. 1 hafta sonra açıklanacak kararda olumsuz bir sonuç çıktığı takdirde Sarı-Kırmızılı yönetiminin CAS’a gideceği biliniyor. Bursaspor Başkanı Ali Ay, kulüp ekonomisinin kötüye gitmesinden dolayı gelecek sezon ‘Feda’ kampanyası başlatmayı planlıyor. Geçtiğimiz sezonlarda Beşiktaş’ın hayata geçirdiği ‘Feda’ projesi, birçok kulübün umudu olmuştu. Bu sezon Trabzonspor’un da hayata geçirdiği ve bazı oyuncularının yıllık ücretlerinde indirime gittiği projeyi Bursaspor da uygulamayı planlıyor. 19 Ocak tarihinde yapılan olağanüstü kongrede başkanlığa seçilen Ali Ay, kulübün gelirleri ve giderleri arasındaki uçurum sebebiyle mali tabloyu düzeltecek yeni formüller üzerinde duruyor. 40 MİLYON TL FARK VAR Gelecek yıl için plan yaptıklarını ifade eden Başkan Ay, sadece futbol takımının 100 milyon TL giderinin olduğunu ifade etti. Buna karşın kulübün kasasına 60 milyon TL girdiğini kaydeden Ali Ay, gelir ve giderler arasındaki büyük fark sebebiyle ‘Feda’ projesini hayata geçirmeyi planlıyor. EN DÜŞÜK 300, EN YÜKSEK 800 BİN EURO Yeni sezonun planlamasını şimdiden yapan yeşilbeyazlı yönetim, oyuncu transferlerinde yüksek bonservis bedeli ödemekten kaçınacak. Kadroda yer alan futbolculara da fedakarlık yapmaları için görüşmeler yapacak olan yönetim, garanti ücretlerinde verilecek en yüksek rakamı da belirledi. Gelecek sezonda taban fiyatı 300 bin euro olarak belirleyen Bursasporlu idareciler, en yüksek miktar olarak ise 800 bin euroda karar kıldı. gundem_967son_Layout 1 29.02.2016 17:13 Page 24 ΓΚΙΟΥΝΔΕΜ 26 Φεβρουαρὶου 2016 ΕΒΔΟΜΑΔΙΑΙΑ ΕΦΗΜΕΡΙΔΑ Τεύχος: 967 Τιμή: 0.80 Ευρώ AGİT’te Müslümanlara karşı hoşgörüsüzlük toplantısı AVRUPA Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) ve Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD), 19 Şubat Cuma günü Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’nin (ODIHR), AGİT Almanya Dönem Başkanlığı ile birlikte düzenlediği “AGİT Bölgesindeki Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılığı Ele Alan Bütüncül Yaklaşım” başlıklı toplantıya katıldı. Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen toplantıda Batı Trakya Türk azınlığını, ABTTF Uluslararası Çalışmalar ve Lobi Grubu üyesi Fatih Hafızmehmet, BTAYTD üyeleri Pervin Hayrullah ve Onur Mustafa Ahmet temsil etti. AGİT Daimi Konseyi Başkanı ve Dönem Başkanı Almanya’nın AGİT Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Eberhard Pohl ile ODIHR Direktörü 1. Vekili Beatriz Balbin’in açış konuşmalarını yaptığı toplantıya, AGİT katılımcı devletlerin delegasyonlarında görevli diplomatlar, akademisyneler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞINA KARŞI HOŞGÖRÜSÜZLÜK VE AYRIMCILIK YÜKSELİŞTE “AGİT Bölgesi Genelinde Müslüman Toplulukların Güvenliği” başlıklı ilk tematik oturumda konuşan ABTTF Uluslararası Çalışmalar ve Lobi Grubu üyesi Fatih Hafızmehmet, katılımcı devletlerin taahhütlerine ve çabalarına rağmen AGİT bölgesi genelinde önyargı, ırkçı ve nefret temelli suçların halen günlük yaşamın bir parçası olduğunu, pek çok katılımcı devlette ırkçı ve aşırılık yanlısı örgütlerin endişe verici noktaya ulaştığının altını çizdi. Hafızmehmet, Yunanistan’da yaşayan Batı Trakya Türk azınlığının da neo-Nazi Altın Şafak partisinin hedefi haline geldiğini söyledi. Azınlık mensuplarına, azınlığa ait kurum ve kuruluşlar ile Batı Trakya’daki cami ve mezarlıklara yönelik nefret temelli saldırıların son birkaç yılda ciddi yükselişte olduğunu belirten Hafızmehmet, 2015 yılı içerisinde Dimetoka Müslümanları Spor, Kültür ve Eğitim Derneği, Gümülcine’deki Mahmutağa Camii, Alankuyu mescidi ve azınlığın yegane siyasi partisi Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi’nin Gümülcine’deki yeni genel merkezine düzenlenen saldırılardan bahsetti. Hafızmehmet, 28 Ocak 2016 tarihinde de İskeçe Seçilmiş Müftülüğü’ne bağlı görev yapan, Müftü Ahmet Mete’nin aile dostu ve akrabası olan bir imamın Müftü’nün evine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında kendilerini “Trakya’nın Bekçileri” olarak tanıtan yüzleri maskeli ve eldivenli kişilerce zorla bir minibüse bindirildiğini, saldırganların Müftü’ye yönelik hakaretlerde bulunarak kendisine ve ailesine zarar vermekle tehdit ettiklerini dile getirdi. Tüm bu saldırıların faillerinin kimliklerinin Yunan güvenlik güçlerince halen tespit edilemediğini ve yakalanamadığını not eden Hafızmehmet, Yunan hükümetinden, Batı Trakya Türk azınlığına ve Yunanistan’da yaşayan diğer farklı etnik ve dini gruplara yönelik benzer saldırıların gelecekte bir daha yaşanmaması için gerekli adımları ivedi bir şekilde atmasını istedi. Hafızmehmet ayrıca, ODIHR’nin Müslümanlara karşı hoşgörüşüzlük ve ayrımcılık konulu yüksek düzeyli bir konferans düzenlemesi gerektiğini dile getirdi. NEFRET SALDIRILARI Aynı oturumda söz alan BTAYTD üyesi Onur Mustafa Ahmet de Batı Trakya Türk azınlığını hedef alan nefret temelli saldırıları ayrıntılarıyla aktardı. Mustafa Ahmet konuşmasında, 28 Ocak’ta İskeçe Seçilmiş Müftülüğü’ne bağlı bir imamın kendilerini “Trakya’nın Bekçileri” olarak tanıtan bir grubun üyeleri tarafından kaçırıldığını ve bu şahısların Müftü’ye yönelik hakaretlerde bulunarak, Müftü ve ailesini tehdit ettiklerini anlattı. Geçen aralık ayında DEB Partisi’nin yeni genel merkezine “Trakya’nın Bekçileri” olarak adlandırılan bir grup tarafından maddi ve manevi zarar verildiğini söyleyen Mustafa Ahmet, yine aralık ayında Selanik Makedonya-Trakya Müslümanları Kültür ve Eğitim Derneğine yapılan saldırıya değindi. Onur Mustafa Ahmet, geçen yıl Gümülcine’deki Mahmut Ağa Camii ve Alankuyu mescidi ile Dimetoka Müslümanları Spor, Kültür ve Eğitim Derneği’ne yapılan saldırılara da atıfta bulundu. YUNANİSTAN’DAN YANIT İlk oturuma ayrılan zamanın dolması nedeniyle ikinci oturum sırasında cevap hakkını kullanan Yunan delegasyonu temsilcisi, nefret suçlarının sadece Yunanistan’da değil her yerde işlendiğini, Yunan polisinin görevini layıkıyla yapmaya çalıştığını belirterek, Batı Trakya’da yaşayan toplumun çoğulcu bir yapıya sahip olduğunu ve bölgede hoşgörünün hakim olduğunu savundu. PERVİN HAYRULLAH Toplantının ikinci oturumunun süre kısıtlaması nedeniyle üçüncü tematik oturumunda söz alan BTAYTD üyesi Pervin Hayrullah, Yunanistan için olumlu uygulama noktasında verilecek pek örnek bulunmadığını, çünkü politikayı belirleyenlerin asıl kendilerinin “diğerleri”ne karşı hoşgörüsüz olduğunu belirtti ve yıllardır tartışma konusu olan “Atina Camii” konusunu örnek verdi. Hayrullah konuşmasında, Batı Trakya Camileri Din Görevlileri Derneği’nin yıllardır Batı Trakya dışındaki camilerde ibadet etme izni için başvurduğunu, fakat buna yetkililerin izin vermediği örneğini de ekledi. Eğitim yaklaşımlarına da değinen Hayrullah, Yunanistan sisteminin kapsayıcı değil, ayrımcı bir yaklaşımı olduğunu aktardı. Atina’nın halen Avrupa’nın cami bulunmayan tek başkenti olduğunu hatırlatan Hayrullah, bunun Yunanlı yetkililerin önyargılı niyetleri ve yaklaşımlarını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Hayrullah son olarak Yunanistan’da Müslüman kadınların ayrımcılığa maruz kaldığını, özellikle Türk azınlık kadınlarının iki defa azınlık olduğunu belirtti. Pervin Hayrullah, AGİT taahhütlerinin Yunanistan gibi bazı katılımcı ülkeler için yeterince etkili olmadığını söyleyerek, bu taahhütlerin uygulanması konusunda daha etkili önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı. TÜRK ÖZEL TEMSİLCİ Öte yandan, toplantının dikkat çekici noktalardan biri Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe-Din Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Şenay’ın, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi olarak görevlendirilmesiydi. AGİT dönem başkanlığını bu yıl Sırbistan’dan devralan Almanya, özel temsilcilik için gösterilen adaylar arasından Doç. Dr. Şenay’ı tercih etti. Aynı zamanda AGİT İnanç Özgürlüğü Danışma Kurulu üyesi olan Şenay, Müslümanların karşılaştığı ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, nefret suçları ve İslamofobi gibi konularda araştırmalar ve raporlar hazırlayacaklarını ve bunların önlenmesine yönelik öneriler sunacaklarını ifade etti.
Benzer belgeler
İskeçe meydanı azınlığa KAPALI!
planladığı ifade edildi.
Levent Sadık Ahmet’in ticari
faaliyetlerine geniş yer ayıran Ethnos
gazetesinin haberi şöyle devam etti:
ABTTF Haberler
alacak, maaşa bağlayacak ve azınlık
çocuklarına İslam dinini Yunanca
öğretmek üzere devlet okullarına tayin
edecek. Böylelikle eleman sıkıntısı
çekilen 240 İmam Yasası uygulaması ve
“İerodidaskalos...
Akademisyenlerin gözünden “azınlık okulu”
planladığı ifade edildi.
Levent Sadık Ahmet’in ticari
faaliyetlerine geniş yer ayıran Ethnos
gazetesinin haberi şöyle devam etti:
İlhan Ahmet, vakıflar için vergi muafiyeti istedi
16 Ekim Cuma ile 18 Ekim
Pazar günleri arasında başta
Midilli adası olmak üzere
adalara geçen mülteci sayısının
28 bin 500 olduğu açıklandı.
Yetkililer, gelen mülteci
sayısındaki artışın, Almanya
B...