Bölüm 4 TRANSFER KARARINDA ve KAN KAYBININ
Transkript
Bölüm 4 TRANSFER KARARINDA ve KAN KAYBININ
Bölüm 4 TRANSFER KARARINDA ve KAN KAYBININ DEĞERLENDİRİLMESİNDEKİ GİZLİ TEHLİKELER B. S. Kodkany, R. J. Derman A. B. Güzel, S. Mısırlıoğlu GİRİŞ eritrositler kullanılarak yapılan ölçümlerdir. Gebelik ve doğum öncesinde herhangi bir sağlık problemi olmayan kadınlar açısından bile bir takım riskler içermektedir1–7. Doğumla ilgili kanama anne ölümlerin en önemli nedenlerinden biridir. Kan kaybının değerlendirilmesinde yapılan yanlışlar anne yaşamını tehdit eden ciddi sonuçlara yol açabilir. Yetersiz bir değerlendirme tedavinin uzamasına, gereğinden fazla bir değerlendirme de pahalı ve lüzumsuz müdahaleler yapılmasına yol açar. Doğum sonu kanama yadsınamaz bir gerçek olup, öngörülemeyen bir şekilde meydana gelir. Doğum yapan hiçbir kadın da bu riskten uzak değildir. Yani doğum sonu kanama fırsatçı bir katil gibidir8. Uterus rüptürü 24 saat, doğum öncesi kanama 12 saatte ölüme neden olabilirken, doğum sonu kanama 2 saatten kısa bir sürede ölümcül olabilmektedir. Bu yöntemlerin tümü karmaşık, pahalı, müdahaleye başlamadan önce sonuç elde etmek için zamana gerektiren testler olduğundan pratikte kullanılmamaktadırlar. Bu nedenlerle görsel değerlendirme, doğruluk payında yanılma ihtimaline rağmen, kliniklerde kullanılmaya devam etmektedir. Araştırmacılar doğum sonrası kan kaybının rakamlarla ifade edildiği çalışmalarında tekrar tekrar göstermişlerdir ki, kan kaybının klinik değerlendirilmesi güvenilir değildir ve doğum sonu kanama insidansının % 30–50 daha az bildirilmesine neden olmaktadır1. Sonuç olarak birçok otorite doğum sonu kanamanın tanısında objektif yaklaşımı savunmaktadır. Çalışmaların bu doğrultuda bahsetmesine rağmen kan kaybının doğru bir ölçümle değerlendirilmesinden geriye gri bir alan kalır. Doğum sonu kanamaların genel tanımı Bölüm 2’de yapılmıştır. Geleneksel olarak doğum sonrası kan kaybı, doğruluk payındaki geniş değişkenliklere rağmen, görsel olarak değerlendirilebilir. Doğum esnasındaki kan kaybının doğru bir şekilde ölçümünün önemi daha 1919 yılında Williams tarafından vurgulanmıştır9. Doğuma eşlik eden kişi kabaca nicel bir değerlendirme yapar. Buna rağmen saptanan kan kaybı miktarı, çoğu kez tek başına yapılan görsel bir değerlendirmeye göre daha fazladır10. DOĞUM SIRASINDA NORMAL KAN KAYBI Araştırmacılar vajinal doğum esnasındaki ortalama kan kaybı için bir aralık bildirmişlerdir. Örneğin doğrudan gözle değerlendirmenin yapıldığı 1.000 tane term vajinal doğumda ortalama kan kaybı 343 ml; asit hematin spektrofotometrik yöntemin kullanıldığı 100 ve 123 hastanın katıldığı iki ayrı çalışmada sırayla ortalama kan kaybı 339 ve 490 ml; krom işaretli eritrositlerin kullanıldığı 123 doğumda ortalama kan kaybı 450 ml olarak bildirilmektedir10–13. Söz konusu değişkenliklere rağmen doğum esnasında genel olarak kabul edilen ortalama kan kaybı miktarı 400 ile 500 ml arasındadır. Oysaki sezaryen doğumlarda kayıp 1.000 ml’yi bulmaktadır14. Ne yazık ki bu değerler esas olarak gelişmiş dünyadaki kadınlar arasında saptanan, hastane tabanlı verileri yansıtmaktadır. Geçmişte kullanılan nicel yöntemler kanın doğrudan yatak lazımlıklarına veya plastik torbalara toplanması, yerçekimi etkisine dayanan yöntemlerle altlıkların (petler) kullanılmadan önce ve kullanıldıktan sonra tartılması, kan sayımı değerlerinin doğum öncesi ve sonrasında değerlendirilmesi, asit hematin metodu (petlerdeki kanın bir solüsyonla karıştırılması hemoglobinin asit hematin veya siyanomethemoglobine dönüşümünün kolorimetrik değerlendirilmesi), plazma hacminin belirlenmesi (doğum öncesi ve sonrasında radyoaktif işaretli elementler kullanılır) ve son olarak da 51Cr işaretli GEBELİKTEKİ FİZYOLOJİK UYUM MEKANİZMALARI Doğum esnasında oluşacak fizyolojik kan kaybı için hazırlık olarak üçüncü üçayda plazma hacminde % 34 DOĞUM SONU KANAMALARIN TANISI 42’lik ve eritrosit hacminde % 24’lük artış meydana gelir15. Preeklampsideyse ya bu tür artışlar yok denecek kadar azdır ya da tam tersine plazma ve eritrosit hacminde azalma olur. Üstelik gebeliğin erken haftalarında kazanılanlar da üçüncü üçay boyunca kaybedilir16. Şiddetli preeklampside kan hacmi genişleyememekte ve gebe olmayan kadındakine benzer hale gelmektedir17. Hemokonsantrasyon eklampsi için tipik bir durumdur ve doğumdaki normal kan kaybından bile fazlasıyla etkilenmeye neden olur18. Etkilenen kadınlar göreceli olarak kan kaybına karşı dirençsizdir ve küçük miktarlardaki kanamalarda bile yaşamı tehdit eden hipovolemi gelişebilmektedir16. Doğumda sorunlar yaşadıkça kan kaybı daha da fazla olmaktadır: Vajinal doğumda (500 ml), sezaryenle doğumda (1.000 ml), tekrarlayan sezaryenle birlikte yapılan histerektomide (1.500 ml) ve acil histerektomide (3.500 ml) 19–21. Doğumun üçüncü evresinde kan kaybında artışa yol açan bazı nedenler aşağıda sıralanmıştır22–24: 1. 2. 3. Yıllardan beri kan kaybının değerlendirilmesinde farklı yöntemler kullanılmıştır. Bunlar aşağıda anlatılacağı gibi klinik veya nicel yöntemler olarak sınıflandırılabilir. Klinik yöntemler Klinik değerlendirmenin amacı birincil olarak kanamanın kapsamını belirleyip tedavi amaçlı müdahaleye yönlenebilmektedir. Örnekler dış gebelik rüptürüne bağlı iç kanama, uterus rüptürü ve sessiz plasenta dekolmanını içerir. Kanamanın sınıflaması dolaşımdaki kan hacminin kaybına bağlı olarak ortaya çıkan fizyolojik yanıtın derecesine dayanarak yapılabilir (Tablo 1)26, 27. Bu şema travma hastalarının başlangıç yönetiminde başarılı olmuştur. Bilindiği gibi gebe bir kadının kan hacmi ağırlığının % 8,5–9’u kadardır. Kan kaybı hızlı bir şekilde nabız, sistolik kan basıncı ve ortalama arteriyel basınçta değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle toplam kan hacminin % 20–30’undan fazlasının kaybedildiği evre II kanamalar ve akut devam eden kanamaların başlangıç yönetiminde 3000 ml kristaloid önerilmektedir26, 27. Sistolik kan basıncının 100 mm Hg’nin altına düşmesi ve nabzın da 100 atım dolaylarında olması kan hacmindeki azalmanın geç bulgularıdır ve başlangıçtaki koruyucu mekanizmalarda artık yetersizlik olduğuna işaret etmektedir28. Oysa akut kan kaybı 4 saat veya daha uzun bir süreye karşı hematokrit ve hemoglobin seviyelerinde düşmeye yol açmayabilir26, 27. Hastanın hızlı bir şekilde evre II’ye ilerlemesi nedeniyle evre I’de tanı konmasının önemi güçlü bir şekilde vurgulanamamaktadır. Yerinde ve hızlı müdahale yapılmazsa III. evredeki hasta geri dönüşümsüz bir şekilde şok tablosuna ilerleyebilir. Multiparlarda, primiparlara göre ortalama vajinal kan kaybı daha fazladır. Primiparlarda forsepsle doğumda kan kaybı spontan doğuma göre daha fazladır. Bu durum epizyotomilere ve genital bölgedeki yaralanmalara bağlıdır. Epizyotomi ve laserasyonu olan hastalarda, olmayanlara göre kan kaybı belirgin bir şekilde daha fazladır. Epizyotomi ortalama kan kaybına 154 ml’lik katkı yapmaktadır25. Buna rağmen forsepsle doğumun kan kaybına katkısı gözlenmez. Burada meydana gelen beklenenden fazla kanama, hemen hemen her zaman ihtiyaç duyulan epizyotomiye bağlıdır. Tablo 1: Kanamaların sınıflaması Evre 1 Kan kaybı (%) 15 Evre 2 20–25 Evre 3 30–35 Evre 4 40 Nabız (atım/dakika) Normal 100 120 140 Sistolik kan basıncı (mm Hg) Normal Normal 70–80 60 Ortalama arteriyel basınç (mm Hg) 80–90 80–90 50–70 50 Doku kanlanması Postural hipotansiyon Periferik vazokonstrüksiyon Solukluk, huzursuzluk, oligüri Dolaşım kaybı, anüri, nefes açlığı 35 Hesaplamanın diğer bir yöntemi kanın sabitlenmiş toplama kutularına boşalmasına izin vermek ve 1. saat sonunda değerlendirmektir (Şekil 2). Doğum masasındaki, elbiselerdeki ve yerdeki kan kayıpları da değerlendirilmelidir. Toplam kan kaybı miktarı birinci saatin sonunda toplama kutularındaki, süngerlerdeki ve sonradan doğum masasına, elbiselere ve yerlere dökülen kanın toplanması ile değerlendirilir. Bu hesaplamalardan ne kadar yarar görüldüğü bilinmemekle beraber, başarısızlık halinde yetersiz değerlendirmeye katkıda bulunduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Şekil 1: 10x10 cm’lik petlerin kan tutma hacimleri Yatak lazımlıklarına veya plastik torbalara kanın doğrudan toplanması Bu yaklaşım WHO’nun doğumun 3. evresinin yönetiminde çok merkezli rastgele gruplandırılmış mizoprostol çalışmasında kullanılmıştır30. Bu çalışmada doğum anından annenin loğusa ünitesine transfer olana kadarki kan kaybı miktarı ölçülmüştür. Bu yöntemde kordonun klemplenmesi ve kesilmesinden hemen sonra yatağında doğuran kadınlarda kalçasının altındaki yatak lazımlığına ya da doğum masasında doğum yapanlarda ise kirlenmemiş bir çarşafa kaybedilen kan toplanmaktadır. Doğumun 3. evresi tamamlanana ve anne loğusa gözlem ünitesine alınana kadar kan toplanması ve ölçümü devam etmektedir. Bu dönem genellikle doğum sonu 1. saate kadardır. Bu sürede toplanan kan WHO tarafından önceden hazırlanan standart ölçülere sahip kavanozlara boşaltılmakta ve hacmi ölçülmektedir. Kan kaybı ölçümü uygulamasını basitleştirmek için uygun küçük nemlendirilebilen gazlı bezler kan ile iyice ıslak hale getirilip ölçüm yapılan kavanozlara yerleştirilir. Böylece kan ve pıhtıların birlikte ölçümü yapılmış olur. Bu çalışmada kan kaybının değerlendirilmesinde nemlendirilebilen gazlı bez kullanımına geçilmeden önce etkinliklerini değerlendiren denemeler yapılmış ve kan kaybı miktarının belirlenmesinde % 10’luk bir artış sağlanmıştır. Şekil 2: Kanın önceden ayarlanmış toplama kaplarına boşaltılması Nicel yöntemler Görsel değerlendirme Kan kaybı miktarının ölçümü için kullanılan standart yöntemler basit ve kolay uygulanabilir olmakla beraber, ek masraf gerektirmez. Doğru olmayabileceği ve değerlendiren kişiler arasında farklılıklar içerdiği bilinse de, doğuma eşlik eden kişiler tarafından klinik bulgularla birleştirilerek yorumlanır. 1963–1972 yılları arasında 32.799 doğumun olduğu bir belediye hastanesinde, doğum sonu kanama insidansı 1.000 canlı doğumda 4,7 olarak saptanmıştır. Yazarlar literatürdekinden daha düşük bir oran bulunmasını, birçok doğum sonu kanama vakasında kan kaybının yetersiz değerlendirilmesine bağlı kayıt edilmemiş olmasına bağlamışlardır29. Bu yöntemin güvenilirliği standardizasyon ve çalışmalarla geliştirilebilir. Gözlemcilerin kan kaybının belirlenmesinde tekli toplama kutuları ve sabit ölçülere sahip 10x10 cm boyutundaki petlerin kullanımı açısından eğitilmeye ve alıştırılmaya ihtiyacı vardır. Bilinen ölçülmüş kan hacimleriyle senaryolar yaratılması ve görsel olarak uyumlandırılması gerekmektedir (Şekil 1). Yerçekimi etkisine dayanan yöntemler Bu yöntem süngerlerin kullanımdan önce ve sonra tartılmasını içerir. Ağırlıktaki fark, kan kaybı hakkında kabaca bir değerlendirmeye olanak verir. 36 Hematokrit ve hemoglobin değişikliklerinin saptanması Doğum öncesi ve sonrasındaki hemoglobin ve hematokrit değerlerindeki değişiklikler Şekil 3’te gösterildiği gibi kan kaybında nicel ölçümler elde etmemizi sağlamaktadır. Doğum sonu hemoglobin Görsel Asit –hematin yöntemi Bu yöntem, toplanan kanın hemoglobinini asit hematin veya siyanomethemoglobine dönüşümünü sağlayan standart hale getirilmiş bir solüsyon ile karıştırılması esasına dayanır. Bu dönüşüm de spektrofotometre veya kolorimetre ile ölçülebilir. Spektrofotometrik analizler aşağıda belirtilen yöntemlere dayanılarak yapılır9–31; 1. Standardın hazırlanması doğumdan önce 2 ml periferik kan toplanır. Kan standardı 0,1 ml periferik hasta kanı, 9,9 ml % 5 sodyum hidroksit solüsyonu ile hazırlanır. 30 dakika sonra optik yoğunluk (OD) 550 nanometrede ölçülür. 2. Örneğin hazırlanması toplanan örnek 2 litre % 5’lik sodyum hidroksit solüsyonuna eklenir ve 15 dakika bekletilir. Sodyum hidroksitin örneğe eklenmesinden 30 dakika sonra 550 nanometredeki bir spektrofotometrede optik yoğunluk (OD) okunur. 3. Hesaplamalar BRASSS-V Her ikisi de Doğum sonu gün Şekil 3: Doğum sonu hemoglobin değişiklikleri oranıyla, doğum esnasındaki değerlendirmenin kesin ölçümlerle karşılaştırılmasıdır. Beklenildiği gibi, gözlemciler kan kaybının tahmini için ortalama bir değer verme eğilimindedir. Kan kaybı fazla olduğu zaman gözlemcilerin değerlendirmeleri yetersiz olmakta, kayıplar ortalamanın altında olduğunda, gözlemciler gereğinden fazla bir değerlendirmeye yönelmiş olmaktadırlar11. Standardize edilmiş görsel değerlendirme Koşullar sınırlı bile olsa, bu yanılmanın önüne geçmek için standart boy ve kalitede petler kullanılmalı ve öğrenciler bu petlerin emebileceği kan miktarı konusunda eğitilmelidirler. Kan kaybı tahminin doğruluğu, değerlendirmeyi yapan kişinin yaşına ve klinik tecrübelerine bağlı değildir32–35. Petlerin kullanımının öğretilmesi kan kaybının değerlendirilmesinde klinik deneyimi olmayanlarında bile hata payını büyük oranda azaltacaktır. Kan kayıpları karşısında yetersiz değerlendirmenin azalması klinik açıdan özellikle önemlidir. Bu durumun kanamaya bağlı ölüm ve ciddi hastalığı azaltmada önemli bir etkisi vardır36. Plazma hacim değişiklikleri Plazma hacmi doğum öncesi ve sonrasında radyoaktif işaretli elementler kullanılarak saptanabilir. İşaretli eritrositlerin ölçümü Krom işaretli eritrositler kullanılarak kan kaybı ölçülebilmektedir13. Yatak lazımlıklarına ve plastik torbalara kanın toplanması Kan kaybının değerlendirilmesinde yapılan hatalar kanın renkli bezlere toplanması, toplama aletinden tam olmayan çıkarım, plasentadaki anne kanın önemsenmemesi (yaklaşık 153 ml), kanın amniyos sıvısı ve idrarla kontamine olup karışmasına bağlı berraklaşması, toplanan kanın ölçüm aletine transferi ile ilişkili teknik yanlışlıklardır. Yöntemlerin başarısızlıkları Görsel değerlendirme Bu metodun başlıca avantajı gerçek zamanlı bir değerlendirme olması ve doğuma eşlik eden kişinin, hastanın klinik bulgularıyla karşılıklı olarak ilişkilendirmesine olanak vermesidir. Buna rağmen klinik değerlendirmeyle gerçek ölçümler arasındaki anlamlı farklılıklar birçok çalışmada kesin bir şekilde gösterilmiştir28. Kan kaybının tahmin edilmesinde en sık yapılan hata, ortalama % 46 hata Yerçekimi esasına dayanan yöntemler (gravimetrik yöntemler) Bu yöntemde ıslanan petlerin çizelgedeki ağırlıkları 37 aletlerin yıkanmasıyla ayrıştırılan hemoglobin kolorimetrede ölçülür38. Bu durum obstetrikte uygulamaya elverişli değildir. Diğer açıdan rutin hematokrit tayini ancak aletler uygunsa yapılabilir. Buna rağmen 500 ml’den az kan kaybı olan ve klinik olarak durumu kararlı hastalarda rutin hematokrit tayini gerekli değildir. Normal miktarda kan kaybı olan bir lohusada hematokrit ılımlı bir şekilde 3–4 gün boyunca düşüp sonrasında yükselir. Düşüşün en fazla olduğu zaman doğum sonu 2. veya 3. gündür39. Beşinci ile yedinci günlerde doğum sonu hematokrit değeri doğum öncesindeki döneme benzer hale gelir. Doğum sonu hematokrit değeri, doğum öncesine göre daha da düştükçe, kan kaybı tahmin edilenden daha da fazla olabilir40. Plazma hacim değişiklikleri ve işaretli eritrositlerin ölçümü Kan kaybı miktarını boya-seyreltme ve radyoizotop seyreltme teknikleri kullanılarak tahmin etmek oldukça zor olup, özel donanım ve seri ölçümler gerektirir41–42. Gebelikte yaklaşık 1080–1680 ml’ye varan sıvı yüklenmesine bağlı oluşan ikincil fizyolojik hemodilüsyon nedeniyle eritrositlerin ölçümü, plazma hacminin değerlendirilmesine göre daha tutarlı sonuç verir14. Belli başlı kardiyovasküler değişiklikler doğum sonu dönemde hemen meydana gelir. Kardiyak atım hacmi 24 saat boyunca yüksek kalır, kan basıncı başlangıçta düşer. Ancak doğum sonu 2. günde dengeyi bulur. Annedeki fizyolojik değişikliklerden olan hemodilüsyon, hemoglobin ve hematokrit değerlerindeki azalmaya bağlı meydana gelirken, ölçümün zamanlamasını yansıtması açısından önemlidir43. Hastaların büyük çoğunluğunda44, doğum sonu ilk 24 saatte tek sefer ölçülen hemoglobin veya hematokrit değeri, tepe değeri saptamayacaktır. Şekil 4: Ölçekli kap ile birlikte BRASS-V kan toplama torbası Şekil 5: Ölçekli kaplı BRASS-V kan toplama perdesi ile kanın toplanması BRASS-V TORBASI: KAN KAYBI TOPLAMA ALETİ ile önceden bilinen ağırlıklarının birbirinden çıkarılarak aradaki farkın belirlenmesi ve böylece kan kaybının saptanması hedeflenir37. Bu uygulamanın birçok aşamasında bezlerin, petlerin ve süngerlerin ağırlık ve boyutlarında standardizasyon eksiklikleri içermesine bağlı yanlışlıklar oluşabilmektedir. Hindistan’ın, Karnataka Eyalet’i Belgaum bölgesinde (hastaneden uzaktadır) kırsal bölgedeki yerleşim yerlerinde doğum yapan kadınlarda akut doğum sonu kanama ve bundan dolayı oluşan anne ölümü ve ciddi hastalığını azaltmak için oral mizoprostol kullanımını test eden rastgele gruplanmış plasebo kontrollü çalışmalar yürütülmüştür. Müdahaleler bölgesel sağlık-bakım çalışanları tarafından yapılmıştır. Bu çalışmanın kritik kısmı, doğum sonu dönemde toplanan kan Kan göstergeleri ve spektrofotometrik hemoglobin ölçümlerinin kullanımı Cerrahi işlemler sırasındaki kan kaybının ölçümü için ilk bildirilen çalışmada kolorimetrik teknik kullanılmıştır. Bu teknikte karıştırıcıda cerrahi 38 Tablo 2: Kan kaybının dağılımı Ortalama ± standart sapma Kan kaybı (ml) Görsel (n: 61) Örtü (n: 62) Tüm olgular (n: 123) 203,11 ± 147,49 302,82 ± 173,28 253,37 ± 168,86 50–950 50–975 50–975 Dağılım Olgu Sayısı Tablo 3: Torba ölçümleri ile spektrofotometri değerlendirmeleri arasındaki kan kaybı analizinin karşılaştırılması Görsel Ortalama ± standart sapma Dağılım Torba Kan kaybı (ml) Torba Spektrofotometri ölçümü 225 ± 96,10 187,84 ± 61,79 100–350 93,19–285,98 ülkelerde hem evde, hem de sağlık merkezleri ve hastanelerde çarşaf değişimini kolaylaştıran kalça altına yerleştirilen çarşaflar kullanılır. Ayarları yapılmış BRASS-V torbalar Şekil 4 ve 5’te gösterildiği gibi kan kaybının nesnel değerlendirilmesinde kullanılır. Şekil 6: Spesifik kan kaybı saptanan vaka sayısı (p < 0,01). Ölçeklenmiş torbalar 250 ml ve daha üzerinde tahmin edilen kan kaybı değerlerini daha yüksek doğruluk oranıyla saptamaktadır. miktarını objektif ölçebilen, özel tasarlanmış, ölçekli, düşük maliyetli, plastik kan toplama torbalarının geliştirilmesidir. BRASS-V torbalar, doğum sonu kan kaybının değerlendirilmesinde özelleşmiş Ulusal Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Enstitüsü (National Institute of Child Health and Human Development [NICHD]) destekli Kansas Şehri Missouri Üniversitesi (UMKC)/ Jawaharlal Nehru Tıp Fakültesi (JNMC)/ Chicago Şehri Illinois Üniversitesi (UIC) takımı tarafından geliştirilmiştir45–46. BRASS-V ismi torbanın geliştirilmesinde birlikte çalışan yedi kişinin baş harflerinin toplanması ile bir araya getirilmiştir. Doğumundan sonra hızla hastanın kalçalarının altına yerleştirilen, plastik bir çarşafla kaplı, ayarları yapılmış ve basitleştirilmiş bir toplama kabıdır. Çarşafın üst kısmında kan toplanmasını daha iyi bir hale getirmek için kadının karın çevresine gevşekçe bağlanan bir kemer vardır. Bu basit aracın doğum sonu kan kaybının daha kesin doğrulukla saptanma potansiyeli yoktur; fakat bizim hipotezimize göre bu yaklaşım doğum sonu kanamaya bağlı anne ölümü ve ciddi hastalığını azaltmak için esas hedef olan erken müdahaleye fırsat vermektedir. Gelişmiş Belgaum’da4–7 yapılan üç çalışmanın JNMC’ye bildirilen sonuçlarında pratik ve doğruluk payı yüksek bir araç olan BRASS-V perdelerinin doğumun 3. evresinde meydana gelen kan kaybının ölçümünde kullanılması şiddetle önerilmektedir. Kan kaybı az miktarda olan kadınların hem görsel, hem de çarşaf ile değerlendirilmesinde benzer miktarlar hesaplanmıştır. Görsel değerlendirme ile saptanan kan kaybının miktarı ise, ayarları yapılmış torbada elde edilen değerlerle karşılaştırıldığında kabul edilir düzeyde düşük çıkmaktadır (Tablo 2 ve Şekil 6). Bu inceleme ayrıca literatürde tanımlandığı gibi görsel değerlendirme yöntemindeki hatalar üzerinde durmaktadır. Oysaki torba daha yüksek kanama miktarlarını gösteriyor olmakla birlikte (ortalama hata % 16,1), torba ve spektrofotometri değerleri arasında 37,5 ml’lik fark bulunmuştur. Torba altın standart olan spektrofotometreden daha etkin olup, saptanan kan kaybı miktarı spektrofotometre ile ölçülene eşittir (pearson’un korelasyon katsayısı 0,928; p=0.01) (Tablo 3). Torbalar kullanıldığında, doğum sonu kanama tanısı görsel değerlendirmeyle konanlara göre dört kat daha fazladır. 39 Görsel Torba hemoglobin/hematokrit değişkenleri arasındaki karşılıklı ilişkiyi değerlendirmektir. Yazarların ortak kanısına göre toplayıcı pelvis torbası doğum salonunda doğum sonu kanama tanısını koymada hızlı ve kesin bir yoldur. Bu yol kan kaybının görsel ve nicel değerlendirmesini mümkün kılmaktadır. Toplayıcı pelvis torbası basit ve ucuz olduğundan rutin önlem amaçlı ölçümlerde uygulanabilir. Doğumda kan kaybının doğru ölçülerek, doğum sonu kanamanın erken dönemde saptanması sadece oksitosik ajan kullanımı açısından önemli değildir. Doğumun 3. evresinin önemli bir bileşenini işaret etmesi açısından da önemlidir. Kısıtlı olanaklara sahip bölgelerde doğum sonu kanama ile ilişkili birçok etmene dikkat edilememesin de bu yolla önüne geçilebilir. Doğum kanalında meydana gelen travma ve artık kalan plasenta parçaları doğum sonu kanamanın önemli nedenlerinden olup, önceden bildirilen vakalara göre daha sık görülmeye başlanmıştır. Uterusun kasılıyken kan kaybının görsel değerlendirilmesi doğum sonu kanama tanısını koymada gecikmeye ve bundan dolayı hastanın daha donanımlı bir merkeze sevk edilmesinde gecikmeye yol açar. Hindistan’da ve gelişmekte olan diğer birçok ülkede en azından doğumların yarısı kırsal bölgelerde olmaktadır. Doğumların çoğu dais gibi geleneksel ebeler, bölgeye özgü sağlık-bakım çalışanları veya değişik derecelerde tecrübeye sahip yardımcı ebe hemşireler tarafından yürütülmektedir. Kan kaybının görünümüne bakarak sıklıkla yetersiz değerlendirme yapılır ve görsel değerlendirmenin anlamı sadece doğuma eşlik eden kimsenin kan kaybının var olduğu tanısını koyabilmesidir. Kan kaybının klinik belirtileri (düşük kan basıncı, hızlı nabız, solgunluk ve terleme, hipovolemi bulguları ve hızlıca gelişen şok) sıklıkla müdahalede bulunmak için başlıca göstergelerdir. Buna rağmen bazı belirtilerin başlaması beklenirse müdahalede gecikilebilir. Bu gecikme de ölüm ve ciddi hastalık oranlarında artışla sonuçlanır. Diğer nicel yöntemlerin kullanılmasında hem pratik, hem teknik sınırlamalar vardır. Ölçekli kapları olan kalça altı kan toplama torbası BRASS-V gibi basit araçların kan kaybının objektif değerlendirilmesinde kullanılması verimli olabilmektedir. Muhtemelen bu araç doğuma eşlik edenlere/ebelere büyük bir fayda sağlamakta ve bundan dolayı doğru ve zamanlaması uygun kararlarla hasta yönetiminin sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Aşırı kan kaybı teşhisi konduğunda, doğru önlemler erken zamanda alınabildiğinde, doğum sonu kanama ile ilişkili sonuçlarda düzelme Toplam Şekil 7: Spesifik kan kaybında doğum sonu kanama saptanan vaka sayısı. Ölçekli kan toplama torbası ile tanı konan doğum sonu kanama vakası görsel değerlendirmenin dört katıdır. Bu konuda UMKC’de geniş çaplı onay almış bir çalışma halen devam etmektedir. Ek olarak çarşaflar Tibet, Vietnam, Mısır, Ekvador, Brezilya ve Arjantin’i içeren uluslararası alanlarda test edilmektedir. Hindistan deneyimlerine dayanarak doğuma eşlik edenlerin, torbalarla kan kaybını doğru ve zamanında saptayabilmeleri için eğitimleri gerekir. Torba doğum sonu kan kaybının ölçümünde objektif bir araç olmanın dışında, hastanın erken dönemde yönetimine ve sevk edilmesine izin vermektedir. Ayrıca hijyenik bir doğum yüzeyi de oluşturur. Hastanedeki hemşire ve refakatçiler, evdeki doğumlarda BRASS-V torbalarını kullanan ebeler doğum sonrası kan kaybının ölçümünde ve doğum sonu kanamaların erken tanısında BRASS-V torbalarını çok kullanışlı bulmuşlardır. Bu durum ayrıca kırsal alanlardan yüksek donanımlı merkezlere naklin daha erken olmasına fırsat vermektedir. Evde doğum yapan kadınlar ve onların aile üyeleri doğum sonrası vücut sıvılarının çıkarımı için de torbaların kullanışlılığından memnun kalmışlardır45. Geçmişte bildirilen diğer bir çalışmada da benzer bir yaklaşım kullanılmıştır48. Doğumdan hemen sonra kan kaybının objektif ve nicel bir yöntemle ölçümüne yardımcı olmak için annenin pelvisinin altına plastik bir toplama torbası yerleştirilmiştir. Çalışmanın amacı duyarlılığını, özgüllüğünü, pozitif ve negatif tanımlayıcı değerlerini, torba hacmi ile 40 olacaktır. Chan SY, Ma HK. Discrepancy between laboratory determination and visual estimation of blood loss during normal delivery. Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol 1990;38:119–24 11. Newton M, Mosey IM, Egli GE, Gifford WB, Hull CT. Blood loss during and immediately after delivery. Obstet Gynecol 1961;17:9–18 12. Newton M. Postpartum hemorrhage. Am J Obstet Gynecol 1966;94:711–16 13. Gahres EE, Albert SN, Dodek SM. Intrapartum blood loss measured with Cr51-tagged erythrocytes. Obstet Gynecol 1962;19:455–62 14. Nelson GH, Ashford CB, Williamson R. Method for calculating blood loss at vaginal delivery. South Med J 1981;74:550–2 15. Chesley LC. Plasma and red cell volumes during pregnancy. Am J Obstet Gynecol 1972; 112:440–50 16. Knuppel RA, Hatangadi SB. Acute hypertension related to hemorrhage in obstetric patients. Obstet Gynecol Clin N Am 1995;22: 111–29 17. Gabbe SG, Niebyl JR, Simpson JL, eds. Obstetrics: Normal and Problem Pregnancies, 4th edn. Churchill Livingstone, 2001 18. Cunningham FG, Gilstrap LC, Gant NF, et al., eds. Williams Obstetrics, 21st edn. McGrawHill, 2001 19. Pritchard JA, Baldwin RM, Dickey JC, et al. Blood volume changes in pregnancy and the puerperium. II. Red blood cell loss and change in apparent blood volume during and following vaginal delivery, cesarean section, and cesarean section plus total hysterectomy. Am J Obstet Gynecol 1962;84:1272–82 20. Clark SL, Yeh SY, Phelan JP, et al. Emergency hysterectomy for obstetric hemorrhage. Obstet Gynecol 1984;64:376–80 21. Waters EG. Surgical management of postpartum hemorrhage with particular reference to ligation of uterine arteries. Am J Obstet Gynecol 1952;64: 1143–8 22. Combs CA, Murphy EL, Laros RK Jr. Factors associated with hemorrhage in cesarean deliveries. Obstet Gynecol 1991;77:77–82 23. Calkins LA. Factors governing blood loss in the third stage of labor. Am J Obstet Gynecol 1929; 17:578 24. Hill JA, Fadel HE, Nelson MC, Nelson RM, Nelson GH. Blood loss at vaginal delivery. South Med J 1986;79:188–92 25. Qubil LD, Saski A. Episiotomy blood TEŞEKKÜRLER Global network’ün Ana-Çocuk Sağlığı Araştırma 8. Bölgesi koordinatörü Prof. Shivaprasad S. Goudar’a, Doç. Kamal Patil’e, yazının hazırlanmasındaki değer biçilmez yardımlarından dolayı JNMC’ye içten teşekkürlerimizi sunarız. Kadın hastalıkları ve doğum bölümü asistanları Dr. Kuldeep Wagh ve Dr. B. V. Laxmi’ye, çalışmalardaki katkılarından dolayı JNMC’ye ve BRASS-V torbaların tasarlanmasındaki yardımları nedeniyle Dr A. Patel’e de ayrıca teşekkür ederiz. Kaynaklar 1. Starr A. The Safe Motherhood Agenda: Priorities for the Next Decade. New York: Interagency Group for Safe Motherhood, Family Care International, 1997 2. Reduction of maternal mortality. A joint WHO/UNFPA/UNICEF/World Bank Statement. 1999 http://www.who.int/reproductive-health/publications/reduction_of_maternal_mortality/reduction_of_maternal_mortality_contents.htm 3. Abou Zahr C. Antepartum and postpartum hemorrhage. In Murray CJL, Lopez AD, eds. Health Dimensions of Sex and Reproduction. Boston: Harvard University Press, 1998 4. Berg CJ, Atrash HK, Koonin LM, Tucker M. Pregnancy-related mortality in United States, 1987–1990. Obstet Gynecol 1996;88:161–7 5. Hogberg U, Innala E, Sandstorm A. Maternal mortality in Sweden, 1980–1988. Obstet Gynecol 1994;84:240–4 6. Razum O, Jahn A, Blettner M, Reitmaier P. Trends in maternal mortality ratio among women of German and non-German nationality in west Germany, 1980–1996. Int J Epidemiol 1999;28:919–24 7. Dildy GA. Postpartum Hemorrhage. Washington, DC: American College of Obstetricians and Gynecologists, 1998 8. Maine D. Safe Motherhood Programs: Options and Issues. Columbia University: Center for Population & Family Health, 1993:42 9. Williams JW. The tolerance of freshly delivered women to excessive loss of blood. Am J Obstet Gynecol 1919;90:1 10. Duthie SJ, Ven D, Yung GL, Guang DZ, 41 loss. Am J Obstet Gynecol 1947;54:51 26. Spoerel WE, Heagy FC. The use of blood volume determination for the evaluation of blood loss during operation. Can J Surg 1962;5:25–32 27. Arulkumaran S, Symonds IB, Fowlie A. Massive obstetric hemorrhage. In Oxford Handbook of Obstetrics & Gynaecology. Oxford: Oxford University Press, 2003:399 28. Brant HA. Precise estimation of postpartum haemorrhage: difficulties and importance. Br Med J 1967;1:398–400 29. Hester JD. Postpartum hemorrhage, and re-evaluation of uterine packing. Obstet Gynecol 1975;45:501–4 30. Gulmezoglu AM, Villar J, Ngoc NT, et al. WHO Multicentre randomized trial of misoprostol in the management of the third stage of labour. Lancet 2001;358:689–95 31. Chua S, Ho LM, Vanaja K, Nordstrom L, Roy AC, Arulkumaran S. Validation of a laboratory method of measuring postpartum blood loss. Gynecol Obstet Invest 1998;46:31–3 32. Dildy GA, Paine AR, George NC, Velasco C. Estimating blood loss: can teaching significantly improve visual estimation? Obstet Gynecol 2004; 104:601–6 33. Grant JM. Treating postpartum haemorrhage. Br J Obstet Gynaecol 1997;104:vii 34. Patton K, Funk DL, McErlean M, Bartfield JM. Accuracy of estimation of external blood loss by EMS personnel. J Trauma 2001;50:13–20 35. Meiser A, Casagranda O, Skipka G, Laubenthal H. Quantification of blood loss. How precise is visual estimation and what does its accuracy depend on? Anaesthesist 2001;50:13–20 36. Luegenbiehl DL, Debra L. Improving visual estimation of blood volume on peripads. MCN Am J Matern Child Nurs 1997;22:294–8 37. Buchman MI. Blood loss during gynecological operations. Am J Obstet Gynecol 1953;65:53–64 38. Gatch WD, Little WD. Amount of blood lost during some of the more common operations. JAMA 1924;83:1075–6 39. Maruta S. The observation of the maternal haemodynamics during labour and cesarean section. Nippon Sanka Fujionka Gakkai Zasshi 1982;34:776–84 40. Pritchard JA, Baldwin RM, Dickey JC, Wiggins KM. Blood volume changes in pregnancy and the puerperium. Am J Obstet Gynecol 1962;84: 1271 41. Quinlivan WLG, Brock JA, Sullivan H. Blood volume changes and blood loss associated with labor. Correlation of changes in blood volume measured by 131I-albumin and Evans blue dye, with measured blood loss. Am J Obstet Gynecol 1970;6:843–9 42. Ueland K. Maternal cardiovascular dynamics. VII. Intra-partum blood volume changes. Am J Obstet Gynecol 1976;126:671–7 43. Robson SC, Boys RJ, Hunter S, Dunlop W. Maternal hemodynamics after normal delivery and delivery complicated by postpartum hemorrhage. Obstet Gynecol 1989;74:234–9 44. Nelson GH. Consideration of blood loss at delivery as a percentage of estimated blood volume. Am J Obstet Gynecol 1980;138:1117 45. Kodkany BS, Derman RJ, Goudar SS, et al. Initiating a novel therapy in preventing postpartum hemorrhage in rural India: a joint collaboration between the United States and India. Int J Fertil Women Med 2004;49: 91–6 46. Geller SE, Patel A, Naik VA, et al. Conducting international collaborative research in developingnations. Int J Gynaecol Obstet 2004;87: 267–71 47. Patel A, Goudar SS, Geller SE, et al. Drape estimation versus visual assessment for estimating postpartum hemorrhage. Int J Gynaecol Obstet 2006;93:220–4 48. Tourne G, Collet F, Lasnier P, Seffert P. Usefulness of a collecting bag for the diagnosis of post-partum hemorrhage. J Gynecol Obstet Biol Reprod (Paris) 2004;33:229–34 42
Benzer belgeler
Bölüm 33 PELVİK BASI TAMPONU
ıslak hale getirilip ölçüm yapılan kavanozlara
yerleştirilir. Böylece kan ve pıhtıların birlikte
ölçümü yapılmış olur. Bu çalışmada kan kaybının
değerlendirilmesinde
nemlendirilebilen
gazlı
bez kul...
Bölüm 11 DOĞUMUN ÜÇÜNCÜ EVRESİNİN AKTİF YÖNETİMİ
gebelik rüptürüne bağlı iç kanama, uterus rüptürü
ve sessiz plasenta dekolmanını içerir. Kanamanın
sınıflaması dolaşımdaki kan hacminin kaybına bağlı
olarak ortaya çıkan fizyolojik yanıtın derecesi...
Bölüm 3 YAŞAMSAL İSTATİSTİKLER: GENEL BAKIŞ
yapan kişinin yaşına ve klinik tecrübelerine bağlı
değildir32–35. Petlerin kullanımının öğretilmesi kan
kaybının değerlendirilmesinde klinik deneyimi
olmayanlarında bile hata payını büyük oranda
az...