Doğanay 2013-1 - Aydın Doğan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
Transkript
Doğanay 2013-1 - Aydın Doğan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
DOĞANAY 7. sayi Ocak 2013 Organ nakli ile YENİ BİR HAYAT Fotograf makinası seçmek Hürriyet’i gezdik Sosyal Medyada UNLULER kunye içindekiler Kütüphane Cenneti 4-5 Organ Bağışı 6-9 E-alışveriş 10 Ünlüler Twitter’da 11 Nasa:A human adventure 12 Şehr-i yar 13-16 Sevimli kediler 17 Yeni yıl hediyeleri 18-19 Fotoğraf makinesi seçmek 20-23 Şiddet oyunları 24-25 Bizden 26-29 Hürriyeti gezdik 30-31 Kayıp medeniyet 32-33 22 Darülaceze ziyareti 34-35 33 “Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir.” Kitap, gerçek dünyadan uzaklaşma, bilinmeyen bir zamanda, bilinmeyen bir yaratılmışlıkta kaybolma hali... Okuduğunuz iyi bir kitap sizi farklı evrenlere götürüp, o evrende kısa da olsa kalmanızı sağlayabilir. Jorge Louis Borges’ın cenneti kütüphane olarak düşlemesi bundandır belki de. İşte her birinde farklı dünyaların izlerini bulabileceğiniz yeni kitaplar... ROMAN Çıplak Deniz Çıplak Ada/Bir Ada Hikayesi 4 – Yaşar Kemal Yaşar Kemal’in “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana” romanı ile başlayan, “Karıncanın Su İçtiği” ve “Tanyeri Horozları” kitaplarıyla devam eden, Anadolu’da süregelen savaşlardan, kırımlardan, zorla göç ettirilen insanlardan arta kalanların hikayesini konu edinen Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, “Çıplak Deniz Çıplak Ada” ile tamamlandı. Yazar, Çıplak Deniz Çıplak Ada’da yerlerinden edilen insanların, Ege’de yeni bir yaşam kurma çabalarının destansı öyküsünü ve geçmişin kapanmaya yüz tutmuş yaralarının izlerini en çarpıcı haliyle anlatıyor. Yaşar Kemal, yazımı 8 yıl süren Çıplak Deniz Çıplak Ada için Yapı Kredi Yayınlarına verdiği röportajında: “Bu dörtlü belki de roman gibi roman değildir, acılarımı, üzüntülerimi, öfkemi, sevinçlerimi, sevgimi döktüğüm belki başka bir anlatım çeşididir.” diyor. TARIH/INCELEME 20. yüzyılın düşünce adamlarından İtalyan yazar Umberto Eco’nun 2000-2005 yılları arasında yayımladığı bazı makale ve konferans metinlerinden oluşan kitabı Yengeç Adımlarıyla, raflardaki yerini aldı. Özellikle “sıcak savaşlara geri dönüş” ve “medyatik popülizm” konuları üzerinde yoğunlaşan Eco, tarih ve iletişim alanlarındaki ilerlemenin “yengeç adımlarıyla” yani geriye dönük olduğunu söylüyor. Yeni dönemdeki yengeç adımlara verdiği örnekler arasında 11 Eylül saldırılarıyla yükselen İslamofobinin nerdeyse Haçlı Seferleri’ne dönüşmesi; Darwin karşıtı tartışmaların alevlenmesi- yle Hristiyan köktendinciliğinin yeniden ortaya çıkışı; Çin’in gelişmesiyle birlikte “Sarı Tehlike” hayaletinin canlanması, Yahudi düşmanlığının geri dönüşü; İtalya’da Silvio Berlusconi’nin medyatik popülizminin yükselişi gibi pek çok konu yer alıyor. İletişim alanındaki en belirgin yengeç yürüyüşü ise “ağır iletişim” den (televizyon) “hafif iletişim”e (internet ve devamı) geçişle medyanın kimlik değiştirmesi. Medyadan iletişime, savaştan internete geniş bir yelpazede yazılan bu kitapta Eco soruyor: “Yeni binyılda tarih geriye mi ilerliyor?” Doğu’dan Uzakta(Les Desorientes)- Amin Maalouf düzenini yansıtan en önemli unsurlardan biri olduğu, öte yandan Fransız Devriminin de ortadan kaldırmadığı cinsiyet ayrımcılığının sembolü olmayı sürdürdüğü süreci anlatıyor. Pantolonun Politik Tarihi, giysinin politik diline tercumanlık eden kaydadeğer bir kültür tarihi çalışması olarak karşımıza çıkıyor. SANAT Bulut Kuramı- Hurbert Damisch 4 Yengeç Adımlarıyla - Umberto Eco ROMAN Pantolonun Politik Tarihi Christine Bard Christne Bard’ın tarih incelemesini okuduğunuzda pantolonunun ne kadar mühim bir şey olduğunu anlayacaksınız özellikle de Avrupa tarihinde... Bard, kadınların pantolon giyme hakkı elde etmeleri ve bu kazanıma gösterilen direncin hikayesini, pantolonun Fransız Devrimi döneminde yeni toplum DENEME Son zamanlarda hayatımızda vazgeçilmezlerden biri haline gelen instagramın takipçilerindenseniz daha önce renkli bulut karelerine rastlamışsınızdır. Bulutlar rönesans’tan beri sanat alanında önemli bir yere sahip. Damisch de ‘Bulut Kuramı’ adlı kitabında Coreggio’nun ünlü Parma kubbelerinden yola çıkıp, Leonardo da Vinci’ye, Turner’e hatta Çin resmine kadar ilerleyip bulut kullanımı inceliyor. Çalışma bulutun işlevlerini açıklamaktan öte, bulut imgesi üzerinden resim dilinin incelemesine yönelik bir keşfe çıkmamızı sağlıyor. Bulutlar Kuramı, sanata, bulutlardan bir ayna tutuyor. Afrikalı Leo, Semerkant, Doğu’nun Limanları gibi dünyaca ünlü romanlara imza atan Amin Maalouf yine en iyi bildiği şeyi yapıyor ve Doğu’yu yazıyor. Türkçeye Ali Berktay tarafından çevrilen Doğu’dan Uzakta, bir yüzleşme romanı olarak karşımıza çıkıyor. Kitap, gençliklerini iç savaşın kaosunda geçiren bir grup Lübnanlı arkadaşın savaş yüzünden farklı coğrafyalara dağılmak zorunda kalması ve arkadaşlardan birinin ölmesi üzerine vatanlarına dönüp cenazeye katılan eski dostların hikayesini anlatıyor. Maalouf bu hikaye üzerinden Ortadoğu’da yaşanan toplumsal ve siyasi sorunları tüm çarpıcılığıyla okuma olanağı sunuyor. Kitabın tanıtımı “Geçmiş... bıraktığın yerde mi hâlâ?” sorusuyla yapılıyor. “Yenikler her zaman kendilerini masum kurbanlar olarak göstermek eğilimindediler. Ama bu gerçeğe tam uymaz, hiç de masum değildirler. Yenildikleri için suçludurlar. Kendi halklarına, kendi medeniyetlerine karşı suçludurlar. Sadece yöneticilerden değil, benden, senden, hepimizden bahsediyorum. Bugün tarihin mağluplarıysak, hem kendi gözümüzde hem de tüm dünyanın gözünde aşağılanmış durumdaysak, bu sadece başkalarının değil, öncelikle bizim suçumuzdur.” Hazırlayan: Ebru Çiçek 5 Nakledilebilir Organlar Turkiye’de Organ Bağışı Organ bağışı, bir insanın organlarının bir kısmının veya tamamının, henüz sağlıklı iken, beyin ölümünün ardından başka insanlarda yararlanılmak üzere bağışlanmasıdır. Bir bakış açısıyla; organ bağışının, kan naklinden farkı yoktur. Hayat kurtarma anlamında, sağlıklı olan her organ bağışlanabilir. On sekiz yaşını doldurmuş ve doğru ile yanlışı ayırabilme yeteneğine sahip herkes, başta kalp olmak üzere, akciğer, böbrek, karaciğer ve pankreas gibi organlar; kalp kapağı, göz kornea tabakası, kas ve kemik iliği gibi dokuları bağışlayabilmekte ve bunlar günümüz tıp teknolo- jisinde nakledilebilmektedir. Bir kişi organlarını bağışlayarak birçok insana yaşama şansı verebilir. Türkiye’de birçok devlet ve üniversite hastanesinde organ bağışı işlemleri yapılmaktadır. Ayrıca yaşarken yapılabilen (böbrek gibi) organ bağışı türleri de vardır. Bağışlanan organların nakledilmesi, Sağlık Bakanlığı’nın denetim ve gözetiminde, bilgisi dâhilinde gerçekleştirilir. Çeşitli kurum ve kuruluşlar, zaman organ bağışı kampanyaları düzenlemektedir. 2000 yılında, organ bağışı konusunda bir “Ulusal Koordinasyon Sistemi” oluşturularak, bakanlığın olanaklarıyla organ bekleyenler sistematik sıralamaya dâhil edilmişlerdir. Organ Nakli Bir insan ölürken Diğeri hayata bağlanıyor Birinin son nefesi Diğerine yaşam sağlıyor. Bencillik neyine, Toprakta ne kazandırır. Esirgemekle yardımı İnsan kendini kandırır. Koy elini vicdan 6 (şiir) Ve sessizce düşün, Kıyma başkasının canına, Yaşatma ailesine hüzün! Onun hayati senin elinde, Her şey bir organa bakar, Olsaydın onun yerinde, Isterdin onun kadar! Anonim Tıptaki gelişmelerin bugün geldiği noktada, insan vücudunun birçok organı nakledilebilmektedir. Burada sadece ölümden sonra bağışlanabilecek organlarla, yaşarken de bağışlanabilir organlar arasında bir ayrım yapmak gerekiyor. Yaşarken bağışlanabilir organlarda, yaşayan bir insan, diğer bir insana gerekli olan organı veya hücreyi bağışlar. Bu organlar çift veya tabaka halinde olan veya kendini yenileme özelliğine sahip olan organlardır. Örneğin böbrek, karaciğer ve yenilenebilir Organ bağışı, • Sağlık Müdürlüklerinde, • Hastanelerde, • Emniyet Müdürlüklerinde (ehliyet alımı sırasında), • Organ nakli yapan merkezlerde, • Organ nakli ile ilgilenen vakıf, dernek vb. kuruluşlarda yapılabilir. Organ Nakli (şiir) Al kalemi bas yarama Kanım şiirine mürekkep olsun. Al kes yüreğimi senin olsun. Gül şiirlerinde atmaya dursun. Gözlerim zaten sensiz bir kör. Al gözlerimi kendini gör. Yaşın kırkı geçti belki yorulursun. Al ayaklarımı senin olsun. Kulakların duymuyorsa sakın korkma. Kulaklarımı artık seninle duysun. Aklım seni düşünürken durmuş. Onu da al, senin olsun. Haksızlığa hep karşı çıktım. Dünya biraz olsun düzelir sandım. Bilincimi al, ortada kalmasın. Sevgilim bilincim senin olsun. Geliyorum yanına bir cerrahla. Neremi istersen parça parça. Kes, at, ayır, parçala. Ne olur bu gün organ nakli yaptır. Ali Özen özelliğe sahip hücreler veya kan, ilik ve üreme hücreleri gibi dokular. Burada bağış yapanın yaşından ziyade organın durumu çok önemlidir; fakat genelde 70 yaş üstündekilerin organları çok nadir durumlarda alınmaktadır. Ölümden sonra bağış kabul edilebilecek organlar ve dokular: pankreas, damar, bağırsak, kulak kemikçikleri, deri, kalp, kalp kapakçıkları, gözün saydam tabakası , kemikdokusu, kıkırdakdokusu, karaciğer, akciğer, böbrek, kas ve beyin zarının bir kısmı. Organ Bağışı Yöntemleri Temelde organ bağışı ile ilgili dört yöntem vardır. Bu yöntemler, bağış yapan kendi isteği ile organ bağışı yapmaya hazır olmadığı zamanlarda devreye girer. Bu düzenlemeler şimdilik her yerde aynı şekilde kullanılmıyor. Her ülke kendi kararlarını kendisi veriyor. • • • • İtiraz Yöntemi; Genişletilmiş İtiraz Yöntemi; Gönüllülük Yöntemi; Genişletilmiş Gönüllülük Yöntemi; Bunların içerisinde İtiraz Yöntemi en geniş kapsamlı yöntemdir. Bu yöntemde sağlığında kesin itirazı olmayan herkesin organı bağış olarak kabul edilir. Genişletilmiş İtiraz Yöntemi ayrıca şöyle bir hakkı da içerir: Bağışçının ölümünden sonra, potansiyel bağışçının akrabaları organ bağışını, ölen kişinin, yaşarken yaptığı vasiyet olarak kabul ederler. Gönüllülük Yöntemi ise bağışçının yaşarken organlarını bağışlayacağını kabul etmiş olması zorunluluğunu getirir. Kesin bir organ bağışı yapmayı kabul etme prosedürü gerektirir. Bu nedenle çok dar kapsamlıdır. Genişletilmiş Gönüllülük Yöntemi’nde bağışçının ölümünden sonra, ailesi de bağış için onay verebilir. Bu uygulama Gönüllülük Yöntemi’ni genişletmektedir. Bu dört yöntemin yanı sıra iki istisna yöntem daha vardır: Bilgilendirme Yöntemi ve Acil Durum Yöntemi Bilgilendirme Yöntemi’nde bağışçının izni şarttır. Eğer potansiyel bağışçının yanında, organ bağışı yapmak istemesi ile ilgili herhangi bir yazılı belge yoksa bağışçı olmak istemiyordur. Bu durumda ailesine bilgi verilmesi gerekir. Ailenin itiraz etme hakkı vardır. Acil Durum Yöntemi’nde, bağışçının kendisinden veya ailesinden bir itiraz olsa bile, her durumda organ alınır. 7 -Milyonlarca insan hayatlarını organ bağışlayanlar sayesinde geri kazandı- Yasal Dayanağı Türkiye’de 1980 tarih ve 2240 sayılı yasa gereği organ bağışı yapılabilmesi için 18 yaşını doldurmuş olmak ve bu dileğin, iki tanık önünde, sözlü olarak yapılması, genişletilmiş gönüllülük ve ayrıca bunun bir hekim tarafından tasdik edilmesi yeterlidir. Bunun 2238 Sayılı Yasanın Bazı Maddeleri; • Madde 3- Bir bedel veya başkaca çıkar karşılığı organ ve doku alınması ve satılması yasaktır. • Madde 4- Bilimsel, istatistikî ve haber niteliğindeki bilgi dağıtımı halleri ayrık olmak üzere, organ ve doku alınması ve verilmesine ilişkin her türlü reklam yasaktır. Organ Bağışlarının Azlığı Organ bağışında, Dünya çapında bir yetersizlik vardır. Bu nedenle bekleme listeleri uzadıkça uzamaktadır. Örneğin Almanya’da böbrek nakli için bekleme süresi 2005 yılı verilerine göre yaklaşık 7 ila 9 yıl arasında değişmektedir. Kalp, karaciğer ve akciğer organ bekleme listelerindeki birçok hasta, zamanında bir organ bulunamadığı için ölmektedir. Uzun bekleme sürelerinin oluşma nedeni, diğer başka nedenlerin yanı sıra, ölümcül trafik kazalarının azalması, fakat için en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak “Doku ve Organ Bağış Belge”si alınabilir. Bu belge, genellikle nüfus kimlik cüzdanı yanında taşınarak, herhangi bir kaza durumunda doktorların, gerekli organları kurtarması sağlanmaktadır. • Madde 11- Bu konunun uygulanması ile ilgili olarak tıbbi ölüm hali, bilimin ülkede ulaştığı düzeydeki kuralları ve yöntemleri uygulamak suretiyle, biri kardiyolog, biri nörolog, biri nöroşirürjiyen ve biri de anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanından oluşan dört kişilik hekimler kurulunca oy birliği ile saptanır. • Madde 5- On sekiz yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden Organ ve Doku alınması yasaktır. • Madde 12- Alıcının müdavi hekimi ile organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklini gerçekleştirecek olan hekimlerin, ölüm halini saptayacak hekimler kurulunda yer almaları yasaktır. • Madde 6- On sekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur. • Madde 15- Bu kanuna aykırı şekilde organ ve doku alan, saklayan, aşılayan ve nakledenlerle bunların alım ve satımını yapanlar, alım ve satımına aracılık edenler veya bunun komisyonculuğunu yapanlar hakkında, fiil daha ağır bir ceza gerektirmediği takdirde iki yıldan dört yıla kadar hapis ve 50.000 TL’den 100.000 TL’ye kadar ağır para cezasına hüküm olunur. buna karşılık sadece organ nakli ile iyileştirilebilecek hastalıkların da çoğalmasıdır. Ayrıca genelde yaşam beklentilerinin yükselmesi ve teknolojinin gelişmesi sonucu, tıbbın giderek daha çok hastalığa organ nakli yapılabilir gözüyle bakmasıdır. Organ bağışlarının azlığına başka bir neden de, bazı devletlerdeki yasal düzenlemelerin bağışların yapılmasına engel olmasıdır. ABD’de ise organ bağışını teşvik için vergi indirimleri ve iş kaybını karşılama yöntemlerine başvurulmaktadır. Yaşarken Yapılabilen Bağış Yaşarken yapılabilen organ bağışlarında, vücudumuzda çift olması ve bağış yapanın organını vermekle, fonksiyonlarını kaybetmemesi nedeniyle, böbrek transplantasyonları başı çekmektedir. Giderek transplantasyonu çoğalan diğer organ ise, yüksek oranda yenilenebilir özelliği olan karaciğerdir. Ancak karaciğerin tamamı bağışlanamaz. Sadece bir kısmı alınabilir. Bağış yapan 19 yaşını doldurmuş ve karar verebilecek durumda olmalıdır. Bağış yapan, yapılacak müdahalenin şekli, büyüklüğü, olası tehlikeleri ve sağlığına şimdi ve daha sonra gelebilecek zararlar konusunda bir doktor tarafından, başka bir doktorunda bulunduğu ortamda aydınlatılmalıdır. 8 Ölümden Sonra Bağış Ölümden sonra nakil için organın alınması, ancak beyin ölümünün kesin tespit edilmesi ve izin alındıktan sonra mümkündür. Türkiye’de genişletilmiş gönüllülük yöntemi yürürlüktedir. Buna göre ortada Doku ve Organ Bağış Belgesi varsa, nakledilmek için gerekli organlar alınır, yoksa ölen kişinin akrabalarının rızası olursa ancak alınabilir. Önce ölüden kan örneği alınır. Kan grubu ve doku özellikleri tespit edilir. Bu veriler alınan organın kime nakledilebileceğinin tespiti için çok önemlidir. Ayrıca organın nakledileceği hastayı tehlikeye sokabilecek herhangi bir bulaşıcı hastalık veya organda tümör olup olmadığı da burada tespit edilir. 9 Türkiye’nin yüzde 24’ü alışverişini internet üzerinden yapıyor. UNLULER hazırlayan:Hilal Satıcı ‘da Ünlülerin twitter hesaplarını sizin için inceledik. İşte sizlere hayran olduğunuz insanların yazdığı bir kaç çarpıcı tweet. Geçen yıl yüzde 50 büyüyen e-ticaret sektörü, bu yıl yüzlerce kişiyi işe alacak. Yazılımcıdan sosyal medya uzmanına, iş analistinden yöneticiye birçok pozisyon için istihdam ve kariyer fırsatları oluşturuyor. Hemen hemen her marka, artık kendi internet sitesi üzerinden alışveriş sağlıyor. Bunların yanı sıra yalnızca bu satışı yapmayı amaçlayan siteler de bulunmakta. Yeni kurulan siteler en az birkaç kişiyi çalıştırdıkları için istihdama da katkı sağlıyor. E-ticaret sisteminin büyümesiyle online alışveriş sitelerine ilgi arttı. Buna bağlı olarak n:Kübra hazırlaya • Özel alışveriş kulübü Markafoni bünyesinde şu anda 700’e yakın uzman çalışıyor. Markafoni Kurucu Ortağı Sina Afra, bu yıl içinde farklı departmanlar da en az 200-300 kişiyi daha istihdam edeceklerini belirtiyor. • EBEBEK Genel müdürlük ve mağazalar dahil olmak üzere toplam 316 kişilik ekibi var. Ebebek, yeni mağazalarla birlikte yaklaşık 150 kişiyi daha istihdam edecek • Sahibinden şu anda 200 kişinin çalıştığı firma, geçen yıl 74 kişiyi ekibine dahil etti. 2012 yılında büyüme stratejisi doğrultusunda istihdamını ortalama yüzde 65 artırarak 130 kişi daha işe almayı planlıyor. • Alman e-ticaret ve perakende firması Otto Group’un yatırımı olan Limango bünyesinde 130 çalışan bulunuyor. Geçen yıl 100 kişiyi işe alan firma, bu yılın sonuna kadar kişi sayısı olarak iki kat büyüme Aslı Enver @AsliEnverResmi *Köprü trafiginde kadınlar patır patır makyaj yapıyor! Helal mi dikkat mi demeli bilemedim az da şaşkınım... Şahin Irmak @sahinirmak *Tilki tavşanın çığlığını duyunca,koşa koşa gelirmiş ama yardım için değil. DemetAkbag @Akbag_Demet *Ne zaman adam oluruz? Spor kulüplerinin tv kanallarında rakip kulüplerin dedikodusunu yapmadığı zaman. nazelmas @nazelmas19 *Sonunda eyvah diyeceğin şey için başında eyvallah demeyeceksin Kemalim öyle söyledi ;) sebnem bozoklu @sebnembozoklu *Çocukken okuduğumuz şöyle olmasını istiyorsanız 35. sayfaya,böyle olsun diyorsanız 47. sayfaya gidiniz diyen kitapların hayattan hiç farkı yok.*Maya takvimine göre 35 gün sonra ölecekmişiz de yok dünya batacakmış da bilmem ne.. Sakallı bebek asparagası vardı ya? Hah tamda onun gibi. Erdem Yener @ERDEMYENER *Bugün ‘’tamam özgürsün’’ cümlesini duymayı beklediğim doktor randevum var.Ha eğer bu cümleyi duyamazsam koşun a dostlar kavga var.*Fatih Sultan Mehmet last seen 14.53 Adgüzel E-ticaret sistemi doğrudan ve dolaylı olarak 150-200 bin kişiye istihdam sağlıyor. 10 fırsat takip siteleri hayata geçti. Bu siteler, yüzlerce online satış mağazasının günlük fırsat kampanyalarının takibi için yeni personel istihdam etmeye başladı. İstihdama büyük katkı sağlayan bu siteler, zaman geçtikçe kendini yenilerken, sürekli kendini geliştirmeye devam ediyor. Fırsat takip sitelerinin de desteğiyle Türkiye’de online alışveriş en çok kullanılan yöntemlerden biri haline geldi. Dünyada bu sene toplam e-ticaret cirosunun 1 trilyon dolar olması bekleniyor. Bunun 50 milyar lirası ise ülkemize ait olacak. On binlerce işletmenin faaliyet gösterdiği eticaret sektörü, ülkemizde 2011 yılında yaklaşık yüzde 50 büyüme sağladı. 2012 Şubat ayında e-ticaret kanalı ile yapılan işlem tutarı ise yüzde 60 civarında artarak 3,4 milyon TL’ye yükseldi. 2013’te ise bu oranın 50 milyar TL’nin üzerine çıkması hedefleniyor. hedefliyor. Bu bağlamda 120 kişilik ek kadroyla çalışmayı amaçlıyor. • YENİÇARŞIM Eylül 2011’de açıldı. Şu anda bünyesinde 48 kişi çalışıyor. Firma, bu yıl yaklaşık 30 kişiyi işe almayı planlıyor. • DAYBUYDAY 2011’in Mart ayında açılan site 2012’ye 60 kişilik ekiple girdi. Bu yıl 25 kişiyi işe almayı planlayan firma, yüzde 40’lık büyüme planlıyor. • Firmada 140 kişi çalışıyor. 2011’de 45 kişi ekibe katıldı. 43 ülkede faaliyet gösteren eBay’in Türkiye’deki iştiraki olan GittiGidiyor.com, 2012’de büyüme hedeflerine paralel olarak ekibini yüzde 15 büyütmeyi ve çalışan sayısını 160’a çıkarmayı planlıyor. • MISSPERA Kozmetik ve parfüm alışveriş sitesi MissPera.com, Markafoni grup şirketleri bünyesinde kuruldu ve Ekim 2011’de faaliyete geçti. Şu an ekipte 15 kişi var. Türkiye’nin her yerine ücretsiz kargo gönderimi yapan firma, 2012 yılında yüzde 200 büyüme ve 10 kişilik ek istihdam planlıyor. Selin Şekerci @selinlikli *Kaş,göz,boy,pos tamam da yeteneğe aşık olmak diye de bir şey var hani hah ben ona tutuldum. Maşallah! Söyleyeceklerim bu kadar.*Çok özlemekten özlediğiniz kişinin yüzünü hatırlamadığınız oluyor mu hiç? Merve Sevi @mrvsevi *Ona bir şey olduğunda miden ağrıyorsa, bütün planların onsuz şekillenmiyorsa en önemlisi ondan hiç sıkılmıyorsan! İşte doğru insan. İbrahim Kendirci @ibrahimmbey *Ferhat ile Şirin’in Ferhat’ının Şirin’den önce Açelya diye bir kızla yedi ay çıktığı ortaya çıksa efsaneden soğuruz yav! Behzat Uygur @behzatu *Atatürk’ün doğum tarihini hatırlıyor muyuz Cumhuriyet kaç yılında ilan edildi geçenlere neyi kutladık diyen yarışmacı sen git,oğlum bak git! *Nejat usta sağlıklı olsaydı bu çıkan ölüm haberlerine ‘’HAASSPARAGAS’’ derdi. Cem Davran @cdavran *Büyük önder Atatürk okumayı,bilimi,aklı,aydınlığı ,sanatı ve en önemlisi çalışmayı işaret eder. Tekrar söyleyeyim de ‘’çalışmayı’’ 11 NASA: A HUMAN ADVENTURE Uzayı Keşfetmek İsteyenlerin Sergisi 50 yıldan uzun süredir uzay çalışmalarına yön veren Amerika Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın “ A Human Adventure “ sergisi Madrid’den sonra ikinci durak olarak İstanbul’a geldi. Marmara Forum Expo Center’da açılan sergi, hakkında hayaller kurulan, üzerine bilim kurgu romanları yazılan, bilinmeyen uzayın nasıl ve hangi şartlarda keşfedildiğini ve bu keşif için gereken teknolojik gelişmelerin nasıl icat edildiğini gösteriyor. İÇİMİZDEKİ GİZLİ BAŞKENT Şehr-i Yar Herkesin bir İstanbul hayali vardır elbet. Kimi, bu şehirde doğup gözlerini açmıştır bu aşka, kimi umutları için kaçar buraya. İstanbul, düşleri süsleyen dev şehirdir. Kimi gelecek planları kurar insanın ruhunu okşayan boğaz esintisinde. Kimi martı çığlıklarına karışan dalga seslerinde bulur kendini, kimi atılmak ister gece gündüz demeden var olan hareketliliğin ortasına. Kimi nefesinde kucaklamak ister şarkıları, eşsizliğinin gölgesine yaslanıp. Ortaköy’de yudumladığı kahvede yaşar mutluluğu kimi. Peki, İstanbullu İstanbul hakkında ne dedi? Sizin için İstanbul’u adım adım dolaştık ve İstanbul denilince akla ilk geleni sorduk. İşte cevaplar; Adil Memiş(44): Boğaz Ahmet Şahin(18):Aşk Ali Ayata(18): Taksim Arzu Nefes(35): Gürültü Barış Kara(24):Hayat Beşircan Çeçen(18): Taksim Betül Candan(18): Çocukluğum Burak Yıldız(18): Galata Kulesi Burcu Kaya(18): Yaşam Biçimi Büşra Keskin(29):Aşk Büşra Uzun(16): Kozmopolit Can Karahan(19): Çamlıca Tepesi Cüneyt Başıbüyük(20): Vazgeçilmezlik Deniz Arda Saykal(7): Dolmabahçe Sarayı Derya Deniz: İstiklal Caddesi Elif Şen(15): Sevgi Ezgi Beşgül(18):Marka Furkan Ömer Gümüşler:(18) Boğaz Köprüsü Gizem Yıldırım(16): Adalar Gökhan Uysal(24): Masal Hamada Botani(28):Boğaz Turu Handan Önal(38): Eğlence Harun Akbulut(17):Yalnızlık Hasan Genç(18): Kalabalık İrem Başarır(16): Çöpler İsmail Aytaç(18): Adalar Khaoula Makni(19):Camiler Lütfü Alişarlı(27):Sıra dışı Metin Dereli(43): Trafik Murat İzcioğlu(18):Ayasofya Rabia Başıbüyük(20): Hayat Neji İsmail(23):Çarpık Kentleşme Nilüfer Alaçam(49): Gürültü Nur Sena Yıldırım(17): Çifte Standart Nurseda Çalışır(15):Boğaz Köprüsü Özgür Kaan Hoş(20): Fatih Sultan Mehmet Ramazan Geçti(22):Kozmopolit Rojda Yer(22): Annem Selçuk Aslan(30): Çarpık Kentleşme Selim Özcan(28): Topkapı Sarayı Serkan Kesen(22):Köprü Trafiği Soner Kaya(19):Bağdat Caddesi Sultan Kılıçaslan(18): Dolmabahçe Sarayı Şaban Zengin(18): Tarih Tahsin Zorkol(31):Haliç Köprüsü Todirica Luciun(20): Tarih Tuğba Alev Özdemir(21): Özlem Ünal Tuzcu(21): Kız Kulesi Yasin Ocaklı(24):Meyhaneler Yusuf Zağlı(38):Çifte Standart Uzaya dair 300’den fazla parça sergileniyor Uzay macerasının anlatılabilmesi için NASA koleksiyonundan, uzaya gitmiş ve geri gelmiş 110 parçanın yanı sıra, dönemin tarih ve toplumsal yapısını da anlatan birbirinden farklı 300’den fazla parça sergileniyor. Önemli anılardan kesitler bulacaksınız Her yaştan uzay meraklısının büyük ilgiyle izleyeceği sergi, ziyaretçilerini bir uzay istasyonundaki ateşleme rampasından uzay yolculuğuna çıkarıyor. Soğuk savaş dönemindeki gelişmeler, Neil Armstong’un aya inişi gibi önemli anılardan kesitler, uzaya yolculukta kullanılan araçlar, aletler ve giyim malzemelerini de sunan sergi, günümüze ve geleceğe de ışık tutuyor. ‘‘Nasa, 1958 yılında Amerika’nın uzay çalışmaları programlarından sorumlu kurum olarak kuruldu. Ay çalışmalarına dönük Apollo uçuşlarında, Skylab Uzay İstasyonu ve daha sonra uzay mekiği çalışmalarında Amerika’nın uzay projelerine yön verdi. NASA’nın görevlerinden biri de dünyanın iklimindeki değişiklikleri araştırmaktır’’ 12 Son tarih 22 Aralık 22 Aralık’a kadar İstanbul’da olacak sergi haftanın her günü Marmara Forum Expo Center’da 10.00 ile 22.00 saatleri arasında gezilebilir. Tam giriş ücreti 25, Öğrenci giriş ücreti ise 20 TL, 5 yaş altı çocuklar ücretsiz. Tel: 0212 414 94 94 www.nasasergisi.com 13 Şehr-i Yar Şehr-i Yar /Özlü sözler/şiirler Şiirlerle İstanbul “Ah İstanbul! Beni büyüleyen isimlerden en çok büyüleyeni yine sensin.” Pierre Loti Dünya tek bir devlet olsa idi, taht şehrinin İstanbul olması gerekirdi.’ Napolyon ki büyük cihanın kesinti noktasında, Türk vatanının ziyneti, Türk tarihinin serveti, Türk milletinin gözbebeği İstanbul, bütün vatandaşların kalbinde yeri olan şehirdir.’ /Mustafa Kemal Atatürk Dua gibi, büyü gibi ezberledim hasretini Yarim İstanbul gel öpeyim gerdanından Sezen Aksu Bazen ben de terk edip gidebilsem keşke diyorum İçimde bir İstanbul var Ondan vazgeçemiyorum Manga İstanbul her doğuşunda kıvrıla kıvrıla süzülür mavi gözlü boğaz.Hafiften esen meltemden ürküp eteklerine sığınır beyaz dantelden yalılar. Laleler dökülür yeşilliğine, erguvan kokuları sarar her gün iki yakayı da. Aşıklar dolaşır yedi tepesinde, gökyüzünün birleştiği uçsuz bucaksız görüntüde. Dalgaların kıyıya vuruşuyla bir ay doğar ge- cenin zifirinde, boğazın sularını gümüşe boyar. Bir güneş batar Sultanahmet’te minarelerin arasından, alev alev yakar insanın içini. Taptaze bir simit ve tavşankanı bir çayla çıkar boğaz turunun keyfi. Üstüne İstanbul’u bir de Orhan Veli’den dinleyenler, eskiden yaşamak yerine her gün yaşamayı seçer belleklerden silinmesi imkânsız şehirde. Edipler sairler yetismis sende Ehl-i asklar yanmis tutusmus sende Bir aciz kimseyim Veysel’im ben de Seversen olayim yarin Istanbul Aşık VEYSEL 14 ‘‘Bazen Orhan Veli Rumelihisarı’nda oturup bir türkü tutturur, Yahya Kemal bir tepeden yaşar aşkı, Üsküdar’a giderken yağmurun içe işlemesiyle huzur bulunur. Bazen de yoldan geçen biri Galata Kulesinin tiktaklarında öğrenir sevmeyi. Çünkü İstanbul kavuşturmuştur bir köprüyle iki sevgiliyi. Her çeşit insana yer vardır onun günlüğünde. Şarkılara, türkülere, şiirlere, sözlere misafir olmuştur tarihi boyunca. Buram buram tutku kokan satırlar, sözler… Dillere dolanmıştır İstanbul’u anlatan şiirler’’ İstanbul’da, Boğaziçi’nde, Bir garip Orhan Veli’yim; Veli’nin oğluyum, Tarifsiz kederler içinde. Urumelihisarı’na oturmuşum, Oturmuş da bir türkü tutturmuşum Orhan Veli KANIK Kadını keskin bıçak, Taze kan gibi sıcak. İstanbul, Gecesi sünbül kokan Türkçesi bülbül kokan, İstanbul, İstanbul… Necip Fazıl KISAKÜREK Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer. Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer. Yahya Kemal BEYATLI 15 Şehr-i Yar/M.Ö Milattan Önce İstanbul M.Ö. 667 yılında; İstanbul’a yerleşim kuran kolonist Megaralılar şehri o dönemdeki kralı Byzas için ” Bizantium” ismini koymuştur. M.S. 196 yılında da Roma İmparatoru Septimius Severus şehri bir salzırı sonrasında ele geçirmi?, ancak bu sırada şehir bir harabe haline gelmiştir. şehri yeniden onarınca, bir çok Romalı da İstanbul’a göç etmiştir. Her ne kadar Severus ?ehre oğlunun ismi Augusta Antonina (İmparator olunca ismi Antoninus Caracalla olmuştur) vermek istese de rivayete göre, Konstantin şehre Konstantinopolis ismini vermesinden öncesine kadar halk arasında bu şehre Nova Roma (Yeni Roma) deniliyordu. Konstantin de en başında şehrin resmi ismini Nova Roma koymak istedi; ancak dini anlaşmazlıklar çıkınca bundan İstanbul’a farklı isimler veren pek çok dil vardır: Rumca: Konstantinopolis, Istinpolin, Megali Polis, Kalipolis, Vizantion Latince: Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma Slavca: Çargrad, Konstantingrad Vikingce: Miklagard Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli Arapça: Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma Selçuklular zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul Eski Rusça: Çargrad, Vizantiy, Konstantinopol, Stambul 16 Bu kediler gerçekten ÇOK tatlı vazgeçti. İstanbul adının kökeninin Antik Yunancaya da dayandığı rivayet edilir. Türkler İstanbul’u ele geçirmesi sırasında ve öncesinde; Selçuklularda olduğu gibi şehre Stamboul-Stambul demekteydiler. Türklerin yanı sıra; 10′uncu yüzyılda Arapların 12′inci yüzyılda da Ermenilerin şehre bu isimle çaşırdıklarını öngörürler. Ancak; devlet iİlerinde Osmanlı İmparatorlu?u Konstantiniyye ismini kullanır. Şehrin İstanbul-İstambol ismini sık kullanması ise 17′inci yüzyılda; Evliya Çelebi’nin şehirden bu isimle bahsetmesiyle başlar. İstanbul kelimesi Yunanca “εις την Π?λιν” ya da “στην Π?λη” (eis tén pólin ya da sten pole =şehire doğru ya da şehirde ) tümcesinden gelir. 18′inci yüzyılda III. Mustafa döneminde ise; paraların üzerinden Konstantiniyye kaldırılarak, İstambol’u koyunca resmiyete dönüşür. (1770) Osmanlıcada: Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Darü’s-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü’lHilafetü ‘l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergâh-ı Mualla, Südde-i Saadet, Kostantiniyye Fransızca : Stamboul İspanyolca : Estambul Macarca : Isztambul Litvanca : Stambulas Letonyaca : Stambula Arnavutça : Stambolli Galce : Iostanbúl Loglanca: Gonstantinupol Lazca: Poli Ladino: Estanbol Farsça: Estanbol Rumence:İstambul hazırlayan Remziye Aydın 17 Yeni yılın yeni hediyeleri Aralık ayının gelmesiyle birlikte her yeri saran yeni yıl telaşı, evlerde daha samimi, daha hoş bir manzarayla çıkıyor karşımıza. Siz de evinizde yapacağınız küçük değişikliklerle yeni yılı farklı bir şekilde karşılayabilirsiniz. İşte size öneriler! -Kütahya Porselen’ in yeni yıl için tasarladığı geyik ve kar tanesi desenli kupa ve tabak tasarımları misafirlerinize tam bir yılbaşı keyfi yaşatacak. Yılbaşının vazgeçilmez rengi kırmızıyı tema alan marka, konsepti ile insanın içini ısıtıyor. Arkadaşınız için bu kupa ve tabaklardan bir tane alabilirsiniz. -Artık yılbaşı mesajı göndermenin yeni bir yolu var. Momijiler ile tanışın. Reçineden üretilen bu bebekler hepsi farklı bir tasarımcı tarafından özel olarak tasarlanıp boyanıyor. Momiji bebeklerinin altında mesaj saklama haznesi ve içinden çıkan boş bir mesaj kağıdı bulunuyor. Mesajınız bu haznede saklı kaldığı için, yıllar geçse bile kaybolmuyor ve sevdiklerinizi o güne götürecek mükemmel bir anı olarak kalıyor. Bu özelliğiyle Momiji’ler “sır saklayan bebekler” olarak da anılıyor. -Bu yıl yılbaşı için özel olarak hazırlanan “Yıldız yansımaları” koleksiyonunda; pralin, madlen, çikolatalı krep ve lokum gibi enfes lezzetlerin yanı sıra, çay fincanı seti, deri ajanda gibi minik hediyelikler de mevcut. Sevdiklerinizi bu tatlı hediyelerle şımartabilirsiniz. Mum, hiçbir zaman eskimeyen ve eskimeyecek bir hediye. Tarzınızı yansıtan, karşınızdaki kişiye mesajlar veren mum tasarımlarını es geçmemenizi öneririz. 18 -Yılbaşı konsepti ile artık bütünleşmiş olan mumları da unutmamak gerekiyor... -Eğer benim dostlarım benim gibi çılgındır, biz farklı olmayı severiz diyorsanız tam size göre bir önerimiz var. Esprili ve ilgi çekici t-shirtler, birbirinden göz alıcı takvimler, eğlenceli şişe çantaları, porselen kalpler, çok işlevsel mousepad bloknotlar, el emeği porselen origamiler veya İstanbul aşıkları için “İstanbul” temalı takılar… Porselen, kağıt, metal ve tekstil ürünlerinden oluşan, hayal gücünüzün sınırlarını zorlayan tasarımlara Kağıthane ulaşabilirsiniz. -Size sunduğumuz bu hediye seçeneklerinin hiçbiri size cazip gelmediyse hediyelerinizi kendiniz oluşturabilirsiniz. Akrabalarınız veya yakın dostlarınız için yapacağınız küçük hediyeler, onları alacağınız pahalı hediyelerden daha çok mutlu edecektir. Kendi el emeğinizle yapacağınız bileklikler, kolyeler, seramik tasarımlar hatta kışın üşümemesi için öreceğiniz bir çift eldiven çok manidar bir hediye olabilir. hazırlayan Nida başoğul 19 Fotoğraf Makinesi Seçmenin ‘Püf’ Noktaları Sensör Tipleri Fotoğraf çekmek her şeyden önce bir tutku... Yaşanan bir anı görüntülemek, sonradan hatırlanmasını sağlamak ve başkalarıyla paylaşmak… Böyle bir birikimi arşivlemek ve sonraki kuşaklara aktarmak. Bu denli zevkli bir işi hobi için yapan da çok, bu işten para kazanan da. Eğer siz de fotoğraf meraklılarındansanız ve henüz fotoğraf makinesi almadıysanız haberimizi mutlaka okumalısınız! CCD Sensör Günümüzde artık çok az kullanılan bir teknolojidir. Uzun zaman aralıkları boyunca ışık toplayabilmesi sensörün en önemli özelliklerindendir. Ayrıca CMOS algılayıcılar ışığa karşı, CCD algılayıcılardan daha duyarlıdır ve ürettikleri görüntüler daha niteliklidir. Buna karşılık daha pahalıdır ve daha fazla güç harcarlar. Pahalı olması bu sensörün artık kullanılmamasının en büyük nedenidir. CMOS Sensör Çözünürlük Bu özellik dijital fotoğraf makinesinin en önemli özelliklerinden biridir. Makinenin çözünürlüğü, yapabileceğiniz maksimum baskı boyutunu belirler. Dijital fotoğraflar piksel denen noktacıklardan oluşmuştur. Çözünürlük, fotoğraf çekerken kaç adet noktacıktan oluşturduğunu belirtir. Örneğin 1600x1200 piksel çözünürlüğe sahip fotoğraf makinasının çektiği fotoğraf yatay olarak 1600, dikey olarak 1200 pikselden oluşur. Bu iki değeri çarptığımızda bize makinenin çözünürlüğünü verir. Fotoğraf makinelerinin yeni teknolojisi olan CMOS, CCD’ye karşın daha ucuzdur. Ucuz olmasının yanı sıra az enerji harcayan teknoloji günümüz makinelerinin vazgeçilmezi konumuna geldi. CCD’nin Artıları • Piksel başına toplanan yükle gelen foton akışı arasında doğrusal ilişki olması. • 65565 elektrona kadar yük biriktirme kapasitesi (full well capacity) ile büyük bir dinamik aralığa sahip olması. • Uzun zaman aralıkları boyunca ışık toplayabilmesi. • Özelliklerinin `ideal’ algılayıcıya çok yakın olması. CMOS’un Artıları • Ucuzdur, her fotoğraf makinesinde vardır. • Verinin alınır alınmaz doğrudan bilgisayar yardımıyla işlenebilmesi. • CMOS teknolojisini geliştirildiği zaman CCD’den daha kaliteli olabilir • Yeni model makinelerin çoğunda CMOS kullanılır. Saklama Formatı Fotoğrafın kalitesinde rol oynayan özelliklerden biri de saklama formatıdır. Dijital makineler, çekilen fotoğrafı üç farklı şekilde saklayabilir. RAW: Fotoğrafın algılayıcıda dijitize edildikten sonra, Çözünürlük 2MP 4MP 6MP 20 Maksimum Profesyonel Pixels Kalite Baskı Boyutu (yatay x dikey) (300dpi) 1600x1200 6x4 2272x1704 7x5 3072x2048 10x8 Maksimum Kabul Edilebilir Kalite Baskı Boyutu (150dpi) 10x8 14x10 20x16 Bunlar göz önünde bulundurulurken, çözünürlüğün büyümesiyle beraber çekilen fotoğrafların da saklama boyutunun büyüyeceği ve sizin depolama medyanızda daha fazla yer kaplayacağı unutulmamalıdır. üzerinde hiçbir işlem yapılmadan saklanmasıdır. Bu açıdan dijital negatif olarak da adlandırılır. Bu tip saklama sadece bir format olduğundan, standart fotoğraf bakma programlarıyla görüntülenemez. Bu fotoğrafları görebilmek için ya fotoğraf makinesiyle birlikte gelen görüntüleme programını kullanmanız ya da görüntüleyici programınıza fotoğraf makinası üretici tarafından sağlanan ekstra bir parça yüklemeniz gerekmektedir. Avantajı, saklama boyutunu kalite kaybetmeksizin üçte birine indirmesidir. TIFF: Fotoğrafın algılayıcıda dijitize edildikten ve üzerinde işlem yapıldıktan sonra saklanmasıdır. Standart bir saklama tipi olduğundan tüm görüntüleme programlarıyla kullanılabilir. Genellikle dijital fotoğraf makinaları TIFF ve RAW formatlarından birine destek verirler. JPEG: Fotoğrafın algılayıcıda dijitize edildikten ve işleme tabi tutulduktan sonra, standart sıkıştırma metotları kullanılarak saklama boyutunun küçültülmesidir. Kullanılan metoda ve kaliteden verilen ödüne göre küçülme oranı belirlenir. Standart bir metot olduğundan tüm görüntüleme programlarıyla kullanılabilir. Genellikle amatör fotoğrafçıların ve gazeteciler tarafından kullanılır. 21 Aşağıdaki tabloda tüm bu tiplerin birbirleriyle olan karşılaştırmalarını bulabilirsiniz, .SEÇENEK TIFF RAW Fine Normal Basic SAKLAMA TİPİ TIFF RAW JPEG JPEG JPEG Saklama Medya Tipleri Dijital fotoğraf makinesi, fotoğrafı çektikten sonra saklama medyasına kaydeder. Saklama medyasının kapasitesi çekebileceğiniz maksimum fotoğraf sayısını belirler. Şu anda piyasadaki makinalar 5 değişik saklama medyası kullanmaktadırlar. Her türün kendine göre avantaj ve dezavantajları var olduğundan hiçbiri bir diğerine karşı tam olarak SAKLAMA BOYUTU 1:1 3:1 5:1 10:1 20:1 KALİTE Maksimum kalite Maksimum kalite Minimum kalite kaybı Orta kalite kaybı Minimum kalite 4 Mega piksel Fotoğraf Saklama Boyutu (MB) 12 8 2 1 0.5 Bilgisayar Bağlantıları Fotoğraf çektikten sonraki adımınız, bilgisayara aktarıp dijital albümlerde saklamak ya da rötuşlamaktır. Fotoğraf makinesi üreticilerinin en sık tercih ettiği metot USB bağlantısıdır. Şu an itibariyle USB 2.0 en yaygın olan bağlantı tipidir, bilgi aktarım hızı 480 Mbps’tir(Yaklaşık öne çıkamamaktadır. İşte bu medya tiplerinden bazıları; Örtücü (Shutter) Compact Flash (CF): Genellikle orta ve ileri sınıf makinelerde kullanılır. Bu kartların fiyatları da yüksektir. Fotoğraf makinesi seçerken önemli bir nokta da ışığın makinenizde ne kadar süre kalacağıdır. Eğer siz bir hız tutkunuysanız son model bir makine alıp saniyede 4-5 kare fotoğraflayabilirsiniz. Gün geçtikçe markalar bu teknolojiyi geliştiriyor. Örneğin, Nikon çıkaracağı yeni modeli ile saniyede 12 kare fotoğraf çekebilecek. Bu da demek oluyor ki biz artık fotoğraf çekerek video oluşturacak teknolojiye ulaştık. Örtücünün açık kalma süresi ise başlangıç sınıf makinelerinde minimum 1/4000 civarındadır, maksimum ise 30 saniyeye kadar gider. Orta sınıf makineler ise çok daha hızlı örtücülere sahiptirler ve 1/8000’e kadar minimum süreye sahip makineler bulunabilir. Secure Disc (SD): Başlangıç ve orta sınıf bazı makinelerde kullanılan medya tipidir. Ucuz olmaları amatör fotoğrafçılar için vazgeçilmezi olmayı başarıyor. Vizör Düzgün fotoğraf çekmenin en önemli kuralı ‘düzgün’ görmektir. Fotoğraf çekerken en önemli ihtiyacımız da vizördür. Almayı planladığınız makinenin vizörünün görme yüzdesi çok önemlidir. Birçok marka yeni yeni, makinelerini tam görebilir hale getirmiş bulunmakta. Örneğin; Nikon’un vazgeçilmez modellerinden D90’da vizörün görme oranı %98’ken, Canon 550D’nin ise %95’dir. Pil ve Pil Ömrü Bazı günler fotoğraf çekimlerimiz uzun sürer yahut biz makinemizi açık unuturuz. Eğer makinenizin pili uzun süre dayanabiliyorsa sizin için sorun olmaz. İşte gerçek bir fotoğrafçı makinesini uzun süre kullanabilmek için pili uzun süre dayanabilen bir makine seçmeliyiz. Pile göre makine seçiminin ikinci bir nokta ise pil ömrünün ne kadar olduğunu öğrenmektir. Bu bilgilere göre makine seçersek, makinemizi daha uzun süre kullanabiliriz. Flaş Gece karanlığında, ışıksız ortamlarda ve birçok sıkıntılı anda kurtarıcımızdır flaşlar. İhtiyaç duyduğumuz her an görece hazırlar. Çoğu zaman derinliği öldürdüğü iddia edilen flaşlar doğru kullanılırsa güzel sonuçlar doğurabilir. Flaşlar genellikle makinelerin fiziksel büyüklüğüne göre ayrılır. Örneğin; fiziksel boyutları büyük olan bir fotoğraf makinesinin flaş 6-9 metre etkili olabiliyorken, bu mesafe ufak boyutlu modellerde 4-6 metreye kadar iner. Video Kayıt Özelliği Günümüzde başlangıç ve ileri sınıf makinelerin çoğunda video kayıt özelliği bulunmakta. Başlarda birçok makinede videolarda kesilme gibi sıkıntılar olsa da yeni modeller en az profesyonel kameralar kadar iyi kayıt çekebiliyor. Bizden size tavsiye eğer makinenizi daha uzun süre kullanmak istiyorsanız, video çekerek örtücünüzün ömrünü kısaltmayın. 22 5 saniyede bir fotoğraf aktarımı). Bu iki sürüm birbiriyle uyumludur, yani eski ve yeni birbiriyle çalışabilir. Bazı üreticiler USB2.0’a benzer teknik özelliklere sahip FireWire (IEEE1394) tipinde bağlantıyı da tercih etmektedir. ISO Hassasiyeti Her makinenin hassasiyeti vardır. Bu hassasiyet filmli makinelerdeki gibi ISO birimiyle ifade edilir. Bu hassasiyet ışığın sensördeki değerini ayarlar. ISO hassasiyeti yükseldikçe fotoğraf kumlanmaya başlar. Tabii ki her konuda gelişme sağlayan markalar yüksek değerlerde az kumlanmayı sağlamış durumda. Alacağınız makinenin yüksek değerlere çıkabilmesi de çok önemli. Örneğin 100- 6400 değerlere sahip makineler ideal olarak değerlendirilebilir. Kullanıcı Dostu Arayüz Makine seçiminin son koşulu da makinenizin ara yüzüdür. Makinenin kullanımı kolay bir menüsü varsa fotoğraf çekmek daha da keyifli hale gelecektir. hazırlayan: Atınç Gürçay Haberimizde, size fotoğraf makinesi seçebilmeniz için yararlı birkaç bilgi sunduk. Bu bilgileri değerlendirmenizi ve güzel bir seçim yapmanızı umut ederiz. Bunun dışında size birkaç tavsiyem daha olacak: İlginizi çeken makineler arasında, menü ve özellikleri size kullanımı en kolay geleni alın. Kullanım zor olduğunda yararlı bile olsa birçok özellik kullanılmaz. Ergonomiye önem verin. Makinenin elinize ve yüzünüze oturmasına özen gösterin. Kullanmasından zevk aldığınız bir ergonomisi olsun. Kaliteli ve dayanıklı bir yapısı olsun. Makinenizi her yere götüreceğinizi unutmayın. Deniz, kum, soğuğa karşı dayanıklı olmalı. İhtiyacınızı gören ve fiyatı en uygun olanı tercih edin. Teknolojinin çok hızlı geliştiğini unutmayın. Bu sizin son makineniz olmayacak. Bunu bir öğrenme ve gelişme süreci olarak görün. Ayrıca bütün makine özelliklerinden öte kendinize bir marka belirleyip o marka üzerinde lens serveti yapmanızı tavsiye ederim. Makinenizi değiştirseniz bile yıllarca aynı lensi kullanacağınızı unutmayın. 23 Şiddet Oyunları Acı Eşiğini Arttırıyor Bilim dünyasında yapılan araştırma oldukça ilginç bir sonucu ortaya çıkardı. Buna göre şiddet oyunları oynayan kişilerin acı tolerans sınırı normal insanlara göre daha yüksek oluyor. Teknolojinin en önemli kategorilerinden birisi olan oyun sektörü artık çoğumuzun hayatına girmiş durumda.Geçmişten günümüze önemli dönüm noktaları yaşayarak yoluna devam eden yapımlar,adeta kişilerin gözde eğlence seçeneği oldu. Gelişen teknoloji sayesinde artan grafik özellikleri ve yapay zeka sistemi ile her adımda daha gerçekçi deneyim sunan oyunlar , diğer taraftan büyük miktarda finansal gelirin yaşandığı pazara sahip. Sektörün en çok beğenilen yapımlarının başında ise şiddet oyunları geliyor. Call of Duty, Battlefield gibi aksiyon oyunlarına eklenen üstün grafiksel özellikler sayesinde ortaya çıkan sahneler gerçeğini aratmıyor. İlginç konular üzerine yaptıkları araştırmalar ile bilinen Kelen University’nin son çalışması ise oyun ve şiddet konularına yoğunlaşıyor. Gençlerde Davranış Bozukluğuna Neden Oluyor İzlenen dövüş,patlama sahnelerinin ve kan görüntülerinin kişinin kendisini –isem dışı- bu yönde şartlandırdığına dikkat çeken araştırmacılar , acı eşik ve tolerans değerlerinin otomatik olarak yukarı çekildiğine işaret etti. Günlük hayatında yoğun stres yaşayan kişilerin şiddet oyunlarını daha fazla oynadığını belirten rapor,kişilerin şiddet oyunlarını biyokimyasal yapılarında dalgalanmaların oluştuğunu gördü. Genel olarak sanal ortamda yaşanan şiddet taşkınlığını günlük hayata aktarılırken ,özellikle genç bilgisayar kullanıcılarının belirli kesiminde davranış bozukluklarının ortaya çıkmasında endişe ediliyor. 24 %65 Daha Fazla Acıya Dayanabiliyorlar Buna göre kişinin şiddet oyunlarına eğilimini ve bunların insan üzerindeki etkilerini mercek altına alan ekip düşündürücü sonuçlara ulaştı. Yayınlanan rapora göre 40 kişi üzerinde özel bir test yapan üniversite,katılımcıların tek ellerini son derece soğuk buzlu suya koymalarını istedi. Daha sonra her bireye 10dakika boyunca ağır şiddet içeren bilgisayar oyunları oynatan yetkililer aynı deneyi tekrarladı. Soğuk suyun verdiği acıya dayanım oranları artan katılımcılar,ellerine sürekli nüfus eden etkiye ortalama %65 daha fazla direnç gösterdiler. Oyun sırasında kalp ritimlerinde artış gözlemlenirken,böylesi bir ivmelenmenin insan beyninin programlama yapısından kaynaklandığı açıklandı. hazırlayan: Yasin Çakıcı 25 Bizden Aydın Doğan İletişim Meslek olarak alanımızla ilgili eğitime bunun teorik ve pratik desteğine çok önem verdiğimiz aşikâr… Hatta bizi biz yapan bu.Bununla birlikte çok önem verdiğimiz CUMHURİYET KONULU ŞİİR YARIŞMASINDA İLÇE BİRİNCİSİ OLDUK Okulumuz 9. sınıf öğrencilerinden Celal Yücel TOMBUL kendi kaleme aldığı şiirle birincilik derecesi aldı. İşte o büyülü dizeler… 26 Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediye intikalinin 74. yılında saygıyla andık… 10 Kasım etkinliği çerçevesinde yazar Orhan KARAVELİ söyleşi için okulumuzdaydı. Atatürk hayattayken yaşadığı çocukluk anılarını paylaşan KARAVELİ akıcı üslubuyla da ve başarılı olduğumuz bir konu da sosyal ve kültürel faaliyetler. Aramızdan daha okul sıralarındayken şair olan da çıktı, filmi ödül olan yönetmen, fotoğraf sanatçısı da… Bu dönem o başarıya imza atanlardan bazıları ve yaptığımız faaliyetter.. Kan kırmızısı ufuğu kılıcınla çizsen -deO güneş bir daha doğmadıkça beyhude Bu vatan harap olmuş bitmekte Dilli düdükler vatana ayrılık tohumu ekmekte İstiklal dünyada dile gelmiş coşuyor Biz ise kundakta bebek, kan revan boğuşuyor Nerede şimdi o atıp tutanlar… Suçlu ilan edildi çorbaya tuz katanlar Attın istiklali bir köşeye, başına tac eyledin istikbalini Gelecek geldi geçiyor, hani soran var mı ahvalini ? Eşsen bir virane , işitirsin bin ağıt Vatanın üzerindeki kara bulutları bir dağıt Cesetlerle kurulmuş, kanlarla süslenmiş bu vatan Şimdi izmihlale sürüklenmekte şehitlere can katan Yürü yürü ki açılsın önündeki yollar Bağımsızlığın boynunda duruyor hala kollar Gerçekleri özgürce haykırmak bir başkadır Bu bir istikbal marşı değil, istiklal aşkıdır 10 KASIM Gönüllerde tomur tomur büyüyen… Vatanlaşıp adım adım yürüyen… Toprak üstü diriler, gözü yaşlı düşler İzler kan çanağı gözlerle, toprak altı ölüler Sevmek suç, seven suçlu Dün alacaklı olan bugün borçlu Olmuşuz bağımlısı bağımsızlığın Kesmişiz ipini bütün haksızlığın İstiklalsiz odalar penceresiz dört duvar Bağımlı Türkiye’ninrüyasında kabus var Şafaklara kök söktürdü ay yıldızlı bayrağım Düşsün de toprağına vatan olsun al kanım Hem feda hem kurban olagelmiş bu canım Ben istiklal aşkını gönlümde taşıyorum Sanma sürgün ve zindan özgürsem yaşıyorum Celal Yücel Tombul renk kattığı söyleşi ile derin izler bıraktı. Öyle ki gözyaşları içinde sahneye fırlayan arkadaşlarımız oldu…Adeta Mustafa Kemal Atatürk’ten bir nefes getiren yazarla biz de o eşsiz yıllara döndük. EMRE TİLEV YENİDEN OKULUMUZDA Spor haberlerinin ve maç müsabakalarının sevilen ismi Emre TİLEV yeniden bizimleydi... Mesleğin ve hayatın inceliklerini yakalayan Tilev gülen yüzü ve büyüleyici ses tonuyla hepimizi etkiledi. Özel bir üniversitede ders de veren Tilev öğrencileri nabzından yakalamayı başardı. 27 GÜZEL TÜRKÇEMİZİ GÜZEL KONUŞALIM YARIŞMASINDA DA İLÇE BİRİNCİSİYİZ HEDEFİMİZ İL BİRİNCİLİĞİ İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nce Ortaöğretim okullarında öğrenim gören öğrencileri, Türkçeyi doğru, etkili ve dil kurallarına uygun konuşmaya özendirme, toplum karşısında kendilerini ifade edebilme ve öz güven kazandırma amacıyla düzenlenen “Güzel Türkçemizi Güzel Konuşalım” yarışmasında ilçe birincisi olduk.Okulumuzu temsilen yarışmaya katı- lan 12.Sınıf Radyo Televizyon Bölümü öğrencisi Özge ÖZACAR ‘YAŞADIĞIMIZ HAYATA DAİR ’konulu , hazırlıklı konuşması ve ‘KALEM’ üzerine yaptığı hazırlıksız konuşması ile Bahçelievler İlçe birinciliği derecesini elde etti.Kariyerinin devamında sunucu olarak ekranlarda göreceğimize inandığımız arkadaşımızı tebrik ediyor başarılarının daim olmasını diliyoruz. Deneyimli gazeteci öğrencilerle gerçekleştirdiği söyleşiye doğduğu ilçe Akşehir’i anlatarak başladı. Ali Kırca Akşehirli olması nedeniyle Nasrettin Hoca´dan etkilendiğini belirterek “Küçük bir kasaba olan Akşehir’de doğdum. Nasrettin Hoca’nın şehri olan Akşehir’de yaşamak, onu daha iyi özümsememi sağladı. Orada yaşamak bana Nasrettin Hoca’nın göle maya çalma fıkrasındaki gibi umut etmeyi öğretti.”dedi. Kırca, Nasrettin Hoca´nın felsefesinden mesleki yaşamında nasıl yararlandığını da çarpıcı örneklerle anlattı. “DENİZİ GÖRMEDEN DENİZCİ, TELEVİZYONU GÖRMEDEN HABERCİ OLDUM.” Ali Kırca, çocukluğundan bugüne hayatından kesitler anlatırken hayatının rastlantılarla örülü olduğunu ifade etti. Kırca, “Yüzme bilmiyordum hatta deniz bile görmemiştim ama denizci oldum, evimizde televizyon yoktu, tesadüfen TRT’nin eleman aradığını öğrendim, başvurdum ve televizyon görmeden haberci oldum.” diye konuştu. TESADÜFEN HABERCİ OLDU! Tesadüf eseri haberci olduğunu belirten Kırca, haberci olma serüvenini şöyle anlattı: ‘’Mesleğimin bu aşamasına gelmeden önce farklı bir meslek sahibi olma yolunda ilerliyordum. Tıp fakültesinde eğitim görüyordum ancak ailemin maddi durumunun yetersizliği iş aramama sebep oldu. Bir gün ailece bir akrabamızda misafirlikteydik. O günlerde yani 1974 yılında 3 günlük periyotlar ile televizyon yayını yapılıyordu. TRT’yi izlerken bir ilan gördüm. İlanda TRT’ye sınav yoluyla çalışacak elemanların alınacağı yazıyordu. Hemen Harbiye’ye gittim. Bir arkadaşımla karşılaştım ve bana sınavın bittiğini, geç kaldığımı söyledi. Umutsuz bir şekilde geri dönerken bir hademe tarafından durduruldum, hademe neden geldiğimi sordu. Sınav için geldiğimi öğrenince de sadece bir sınav olmadığını söylerek önüme uzunca bir liste sundu. Listedeki isimlerden tesadüfen muhabirliği tercih ettim ve sınavı kazandım. O gün 35 yıllık meslek hayatımın başlangıcı oldu. Anchormanlik ve Siyaset Meydanı’nda sunuculuk yaptım. Şu anda da Atv’de haber spikerliği yapıyorum.’’ ALİ KIRCA GENÇ İLETİŞİMCİLERLE BULUŞTU Sayısız konuda her gün farklı projeler ve etkinlikler gerçekleştiren Aydın Doğan İletişim Meslek Lisesi öğrencileri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü etkinlikleri kapsamında deneyimli gazeteci, yazar Ali Kırca’yı ağırladı. Okulumuza gelerek öğrencilerle söyleşi yapan Kırca, hayatı ve habercilik serüveni hakkında öğrenci ve öğretmenlerimizi bilgilendirdi. Kendi yazılarından oluşan klip sunumlarıyla söyleşiyi renklendiren Ali Kırca, annesine yazdığı “Hatırlıyor musun?” isimli yazısı ile salondakileri duygulandırdı. SİYASET MEYDANI NASIL ORTAYA ÇIKTI? 28 Öğrencilik hayatını anlatan Kırca, lise öğrenimi için yaşadığı Akşehir’den İstanbul-Heybeliada’ya geldiğini söyledi. Heybeliada’da denizcilik eğitimi almak için sınavlara giren Kırca, yüzme bilmediği için sınavdan geçememekten korktuğunu öğrencilere anlattı. Ayrıca Kırca, denizi ilk kez İstanbul’da gördüğünü belirtti. Ali Kırca, 20 yılı aşkın süredir hazırlayıp sunduğu Siyaset Meydanı’nın ortaya çıkışının bir fıkra ile başladığını söyledi. Kırca, Siyaset Meydanı fikrini ortaya çıkaran fıkrayı şöyle anlattı: “Kadılık yapan Nasrettin Hoca kürsüde oturur. Karşısına davalı ve davacı gelir. Önce davacıyı dinler. Ona ‘Haklısın.’ der. Sonra davalıyı dinler ona da ‘Haklısın.’ der. Biri hocaya ‘Bu nasıl iş? ikisi de haklı olamaz.’ diye sorar. Nasrettin Hoca düşünür ve ‘Sende haklısın.’ der.”Kırca, Siyaset Meydanı’nın herkese “haklısın” diyebilmek olduğunu vurguladı. VAKİTSİZ ŞARKILAR”I ONLAR İÇİN İMZALADI. Ünlü Anchorman Ali Kırca, “Ah Bir Ateş Ver” türküsünü salonla birlikte seslendirerek söyleşiyi sonlandırdı. Söyleşi sonunda öğrencilerimizin sorularını cevaplandıran ünlü haberci bir soru üzerine Ali Kırca’yı Ali Kırca yapan en önemli şeyin empati kurabilme özelliği olduğunu belirterek umutlu olmanın ve empati kurabilmenin önemini vurguladı. Öğrencilerle sohbet etmesinin ardından son kitabı “Vakitsiz Şarkılar”ı onlar için imzaladı. Ali Kırca, Aydın Doğan İletişim Meslek Lisesi öğrencilerine “Hep hayallerinizin peşinden koşun, bir gün mutlaka yakalarsınız” tavsiyesiyle veda etti. 29 ‘i gezdik Okulumuz 10-A sınıfı öğrencilerinin hayallerini süsleyen Hürriyet Gazetesi yeni binasında yeni dünyasının kapılarını bizlere açtı. Onlara yeni dünyasının heyecanıyla bizim bu dünyaya misafirliğimizin birleşiminde ortaya çıkan heyecan ve mutluluk görülmeye değerdi. Bizim de geleceğimizin dünyası olan bu yere ilk adımı atarken kendimizi mesleğe büyük bir adım atar gibi hissettik. Gazetede bizi İnsan Kaynaklarından stajyer öğrencilerin koordinasyonundan sorumlu olan daha sonra da sıkça karşılacağımızı düşündüğümüz Utku Güzel karşıladı. Gazete binasını gezmeden önce bizim için hazırlanan söyleşinin de yer aldığı bir program olduğunu söyledi. Gazetecilik mesleğinin duayeni olarak ismini sıkça duyduğumuz Çetin Emeç salonuna doğru yol aldık. Hürriyet Gazetesinin değişen ve yenilenen yüzünün, çalışanlarının ve hürriyet değerlerinin yer aldığı tanıtım filmini izledik. Aşina olduğumuz pek çok yüz ve ismi görmek heyecanımızı tazeledi. Çünkü bu aynı zamanda ileride onlarla beraber çalışacağımızın da habercisiydi. Bülent Mumay’ı dinliyoruz 30 Söyleşi internet sitesi koordinatörü Bülent Mumay’la başladı. Nasıl gazeteci olunura dair mesleğin inceliklerini anlatan Mumay, günümüz gazeteciliğine dair de değerlendirmeler yaptı. Gazetecilik mesleğinin şöhret gibi avantajları olduğunu ancak işi iyi yapma ve merak duygusunun ön planda olduğunu vurgulayan Mumay, sözlerini şöyle tamamladı: “Mesleğe başlarken az istekli arkadaşlarla yollarımızı ayırıyoruz. Çünkü gazetecilik haftanın 6 günü bazen tamamının çalışıldığı, mesai saatlerinin belli olmadığı bir meslek. Yapılan haberlerin büyük kitlelere ulaşması bu mesleğin en mutlu yanı. Gazetecilikle zengin olunmaz ancak işini iyi yapan doğru kuruluşlarda yer alan herkes bu meslekle hayatını idame edebilir. Toplumsal dönüşüme imza atmak istiyorsanız bu işi seçin. Hızlı yükselme peşinde olmayın. Fark yaratın. Savunduğunuz değerlerie sımsıkı sarılın. Pek çok avantajının yanı sıra dezavantajın da olduğu sektör işini iyi yapanları ,sesini duyurabilenleri fark eder. Güçlü, motivasyonu yüksek bireylere ihtiyaç var bu sektörde.” 360 DERECE DEĞİŞİM “Karşımızda şımarık bir tüketici var. İstediği içeriğe, istediği mecradan ve istediği zamanda ulaşmak isteyen bir kitle. Geleneksel gazetecilikte olduğu gibi editörün kendine sunduğu içerikle yetinmeyen bir okuyucu. Ve siz ona bu içeriği sunmasanız sosyal medya dâhil istediği her yerden ulaşabiliyor.” Söyleşi yayın bölümünün İnsan Kaynakları Direktörü Tarık Devrim’le devam etti. Gazeteci kökenli, muhabirlik, istihbarat şefliği ve editörlük yapan Devrim’de dijital medya üzerinde durdu. İnternet haberciliğinin önemli olduğunu ancak güvenilir bilgiye gazetelerden ve güvenilir kurumlardan ulaşıldığına işaret etti. “Fark yaratın, okuyun ve araştırın” sözleriyle bize rehberlik etti. GEZİ İLE İLGİLİZ NE DEDİLER? Aleyna Saral: “ Stajda çalışacağımız yeri önceden görmek bence çok iyiydi. Gazetecilerin bize meslek ile ilgili bilgi vermesi ve mesleği bütün yönleriyle tanıtması çok verimli oldu.” Oğuz Kayır: “ Hürriyet Gazetesi dünyasının iş temposu beklediğimden daha zor geldi ve açıkçası beni korkuttu. İleride biraz daha yorulacağımı düşünsem de mesleğin tam bana göre olduğunu anladım.” Nazan Uysal: “ Her şeyiyle mükemmel bir geziydi. Çalışma ortamı ve konumu olarak çok güzel bir ortam. Bu ortama hayran kaldım. Gezide Yılmaz Özdil ile görüşmem benim için unutulmaz bir andı. Hayalim stajda onunla beraber olmak.” 31 Kimse Kimseden Üstün Değil KAYIP TÜRKLER BULUNDU Bizden çok uzakta, Kuzey Moğolistan’ın dağlarında, nesli hızla tükenen rengeyikleriyle birlikte göçebe olarak yaşıyorlar. Rengeyiklerinin sütü ve peyniriyle, topladıkları yaban yemişleriyle besleniyorlar. Geçimlerini rengeyiklerinin boynuzlarından yaptıkları süs eşyalarını satarak sağlıyorlar. Ve en önemlisi, Türkçe kökenli bir dil kullanıyorlar. Hala tarih öncesi dönemi yaşayan bu toplum, Kayıp Türkler: Dukhalar. Dukhalar inandıkları dine göre yaşıyorlar. Eski Türkler gibi Şaman inancını sürdürüyorlar. Bu inancın temelinde insan ve doğanın birlik beraberlik ve uyum düşüncesi yer alır. Dukhalar da bu düşünceye uyuyorlar. Her şeyi paylaşıyorlar. Kadın erkek eşitsizliği yok; kimse kimseden üstün değil. Suç işlemiyorlar. Ren geyikleriyle birlikte vahşi göç yollarında yaşıyorlar. Dukhalar Türkçenin lehçesi olan bir dilin yanında Moğolca da konuşuyor. Kışın kasabaya iniyorlar. Çocuklar okula gidiyor. Üniversite okuma oranının yüksek olduğu bu toplumda üniversiteyi bitiren gençler, veterinerlik gibi Dukha toplumuna yarar sağlayacak işler yapıyorlar. Kaybolan Medeniyet Şu an Kuzey Moğolistan’ın Sayan Dağları’nda göçebe olarak yaşayan Dukhalar’ın Batık Mu Kıtası’ndan Kuzey Asya’ya kaçabilmiş Ön Türklerden olduğu tahmin ediliyor. 1947 yılında Tuva Cumhuriyetinde yaşayan Türk Kavmi, Sovyet kollektivizmin onlara kötü muameleler etmesinden dolayı Tuva›dan kaçmış ve Sayan Dağları›na gelmişler. Bugün 200 Dukha Moğolistan›ın Dağlarında Batı Orman ve Doğu Orman olmak üzere göçebe halde yaşıyorlar. Batıdakiler; kış, ilkbahar, yaz ve sonbaharda 10 kez göç ediyorlar. Doğudakiler ise yılda 4-6 kez göç ediyor ve daha az geleneksel göç hayatı yaşıyorlar. Türkçe kökenli bir dil kullanıyorlar; fakat bu dil Moğolca kadar yaygın değil. Bu geleneklerini ve dillerini yavaş yavaş yitiren Dukha kabilesi, kaybolan bir medeniyet haline geliyor. Bir Dukha’sanız Doğa İle Anlaşmak Zorundasınız Moğolistan’a Tuva’dan gelen, avlarını paylaşan, ormanlardan yemiş toplayan, doğayla uyumlu ortaklaşmacı bir toplum olan Dukhalar, doğa ile çok özel bir ilişki içindeler. Nehirler kirlenmesin diye ellerini bile yıkamıyorlar. İhtiyaçları olduğunda, nehirden gerektiği kadar su alıp kullanıyorlar. Doğayla ilgili katı kuralları var. Eğer bir Dukha kabilesinde yaşıyor olsaydınız; 32 ellerinizi nehirde yıkayamazdınız. Hayvan avlarken önce avlayacağınız hayvanın sizi görmesini sağlardınız ve kesinlikle nehir kıyısında hayvan avlayamazdınız. Hamile ya da yanında yavrusu olan hayvanları da avlamanız yasak. İhtiyacınızdan fazla bitki, odun, yemiş toplayamazdınız. Çünkü doğa ile bir anlaşma içindesiniz ve doğadaki her şeye saygı duyuyorsunuz. 33 OKULUMUZ ÖĞRENCİLERİ DARÜLACEZE SAKİNLERİNİ ZİYARET ETTİ GEÇMİŞİMİZİN MİMARLARIYLA BERABERDİK Okulumuz öğrencilerinden bir grup ve öğretmen DARÜLACEZE’yi ziyaret ederek orada kalan yaşlılarla bir araya geldi. Değerler Eğitimi çerçevesinde Birlikte Yaşama ve Yardımlaşma olgularını sosyal hayata aksettirmek,bu konuda farkındalık yaratmak maksadıyla düzenlenen geziyi Sosyal Yardımlaşma,Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kulübü öğrencileri gerçekleştirdi.Öncesinde okulda yapılan duyuru ve çalışmalarla toplanan kişisel bakım ve temizlik malzemeleri ile de Darülaceze 34 sakinlerine minik bir katkı sağlandı. Duygulu anlar yaşanan geziden öğrenciler hayatlarına anlam katacak anılarla döndüler. Kurum yetkilisi Darülaceze Müessese Müdürü Nevzat BAYHAN tarafından okulumuz adına düzenlenmiş bir de Şükran Belgesi takdim edildi. Orada bizi bekleyenler var ve onların yüzündeki gülümseme bir çok şeye değer.Yaşlılarımızı demiyoruz hayata anlam katarak yaş almışlarımızı ihmal etmeyelim. 35
Benzer belgeler
Yansıma - DonateLife.gov.au
Madde 6- On sekiz yaşını doldurmuş ve
mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi
için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve
tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve...