Anemonlar
Transkript
Anemonlar
olmazmi9 İKİ AYDA BİR YAYINLANAN AKVARYUM KÜLTÜRÜ DERGİSİ Yeni başlayanlar için Akvaryum Tasarımı Yapmak Nano Resif Akvaryumum Anemonlar Fotosentetik Deri Mercanları Jack Wattley ile söyleşi Zebra Cichlid Kapak foto: Eren Yelkenci Yıl:1 • Sayı:4 • OCAK / ŞUBAT 2011 • Fiyatı: 4 TL İçindekiler 6 Deniz Akvaryumu Sahibi Olmak İstiyorum. Ama Nasıl? -II Yeni başlayanlar için Akvaryum Tasarımı Yapmak 14 Nano Resif Akvaryumum Anemonlar 28 20 Our Preciousss Fotosentetik Deri Mercanları 38 44 32 Zebra Cichlid Jack Wattley ile söyleşi 50 10 42 Koi Anatomisi Akvaryum Balıklarının Taşınması Bulmaca 56 Sahibi: Güney Film Yapım Basım Ltd. adına Direnç Kıymaç Sorumlu Yazı işleri Müdürü: Alper Tülek Görsel Tasarım: Şeref Kartal Editör: Özge Özdemir Yayın Türü: Yaygın Süreli Yayın Reklam için başvuru: Alper Tülek 0532 620 49 47 Yazarlar: İsa Aydın, Gökçe Göktan, İl Bilge Aslıhan Okumuş, Selim Özadar, Talip Devrim Özgen, Gültekin Sabana, Davut Şems, Ali Ulvi Tekgüç, Hakan Toğuç, Ümit Uğur Tunç, Ergün Tunçkıran, Refet Ali Yalçın, Deniz Şişman, Umut Gülengümüş, Ahmet Kadir Şanlı Akvaryum Plus Dergisinde yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına, ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir. Yönetim Yeri ve Yazışma Adresi: Duatepe mh. Avukat cd. Şahmerdan sk. No: 2/36 Şişli - İstanbul Tel: 0212. 279 23 48 Baskı: Matsa Basımevi Web: www.akvaryumplus.com e-mail: bilgi@ akvaryumplus.com Merhaba sevgili Akvaryum Plus okuyucuları, Sizler için hazırladığımız yeni bir sayıyı yine dopdolu bir içerikle sizlerin beğenisine sunuyoruz. Ayrıca sayfa sayımızı da arttırmanın haklı gururunu sizlerle paylaşıyoruz. Umarız sayfa sayımız çok daha fazla olur ve ciltli bir dergiyi siz akvarist dostlarımıza sunabiliriz. Bu sayımızda bitkili tatlı su akvaryumlarına da yer vermeye başladık ve sonraki sayılarda da bunu devam ettirmeye çalışacağız. Hatta her ay yeni bir bitki türünü sizlere tanıtmak için çaba harcayacağız. Daha önceleri yurtdışındaki özenerek baktığımız bitkili tankların artık ülkemizde de görülüyor olması çok sevindirici. Artık donanım sıkıntısı çekmemiz sanırım bu tip tankların yapılabilir ve daha da önemlisi sürdürülebilir olması başrolünü oynuyor. Ülkemizde CO2 sistemleri, farklı özelliklerde kum ve her türlü gübreye ulaşmak gerçekten çok kolay bir hal aldı. Ve sonuç olarak da bu sayımızda olduğu gibi muhteşem tankları görebiliyoruz. 2011 yılında her şey gönlünüzce olması dileğiyle… A. Alper TÜLEK 4 Fotoğraf: Davut Şems Deniz Şişman eniz akvaryumu sahibi olmak istiyorum Ama nasıl?II Geçen sayımızda başladığımız bir deniz akvaryumunun ana unsurlarını basitçe detaylandırmaya bu sayımızda devam edeceğiz. Dekor: Akvaryum içindeki dekorun iki yönden önemi vardır. Birincisi izleyicisine olabildiğince gerçek bir sualtı görüntüsü sunmaktır. Ama akvaryumun genel sağlığı için daha önemlisi olan akvaryum sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamasıdır. Bu iki noktanında kendi açılarından farklı zorlukları vardır. Doğayı görsel olarak taklit edebilmek için belli bir doğa (sualtı) tecrübesine sahip olmak gerekmektedir. Özellikle tropikal bölgelerde dalmak her hobicinin hayali olmakla beraber herkes için malesef mümkün olamayabilir. Bu açığı televizyondaki zaman hırsızı programlar yerine belgeselleri veya belgesel DVD/CD’leri seyrederek kapatmak mümkün olur. Bu sayede yapay veya doğal dekor parçalarını akvaryum içine yığmak yerine herbiri ayrı bir gerekliliği karşılayacak şekilde yerleştirebilirsiniz. Dekor yapılırken olabildiğince 3 boyutlu ve önden arkaya derinlik hissini yaratacak şekilde bir tarz oluşturmak yerinde olur. Dekorun bu yönü bizim için önem taşırken asıl detaylandırılması gereken konu akvaryum sakinlerinin ihtiyaçlarını kar6 şılaması için dikkat edilmesi gereken hususlardır. Dekoru fiziksel olarak kurarken akıntıyı bozmayacak fazla ölü nokta oluşturmayacak şekilde bir yapı oluşturulması dikkate alınmalıdır. Mercan akvaryumlarında bazı omurgasızların ve balık türlerinin kayaları devirmesi ihtimaline karşı dekoru olabildiğince sabitlemek gerekirken balık akvaryumlarında balıkların devirmesine imkan vermeyecek şekilde sabitlemeden yerleştirmek faydalı olacaktır. Resif balıklarının çoğu bölgeci türlerdir. Yeni bireylere karşı bölgelerini ölümüne korurlar. Bu sebeple balık akvaryumlarına yeni türler eklerken veya balıklardaki monotonluğu bir nebzede olsa azaltmak için dekorun değişikliğe izin vermesi faydalı olacaktır. Yeni tür eklerken yapılan değişiklik sayesinde eski ve yeni bireyler aynı şartlarda akvaryum içinde bölgeleri paylaşırlar. Yeni tür eklenmese bile iki üç ayda bir yapılacak dekor değişikliği balıkları yeni bir ortama sokacaktır ve bir nebzede olsun yaşamlarına bir yenilik getirecektir. Ayrıca balıkların saklanması için dekor uygun girinti, mağara ve sığınaklar sunmalıdır. Kayaların yüzeyinde oksijenli su ortamı olduğu için buralara ve hatta akvaryumdaki diğer tüm yüzeylere oksijenli ortamda yaşayan faydalı bakteri türleri yerleşir. Bu bakteriler oksijeni solurken akvaryumdaki tüm canlılar için zehirli olan amonyağı nitrite ve nitritide nitrata dönüştürürler. Nitrat canlılar için ilk aşamada ölümcül değilken akvaryumda birikmesi ile bazı canlılar olumsuz etkilenirken istenmeyen alg kültürleri içinde besin oluşturur. Bu sebeple akvaryum suyundan uzaklaştırılması gerekmektedir. İşte bu noktada kayalarımızdan Fotoğraf: Deniz Şişman Fotoğraf: Deniz Şişman Fotoğraf: Deniz Şişman Dekorda en önemli konu, akvaryumun biyolojik altyapısınıda oluşturmasıdır. En iyi ekipmanlar bile doğayı %100 taklit edemezler, bu sebeple su kalitesindeki en büyük yardımcımız zemindeki kumumuzla beraber dekorumuz olacaktır. Dekorda ne kadar çok doğal malzeme kullanılırsa o kadar iyi olacaktır. Bunun için yerli ve yabancı kaya dekorları kullanılabilir. Kayalar deniz veya kara (örneğin lav kayası) kaynaklı olabilir. Önemli olan su kimyasını oluşturan değerleri aşağı veya yukarı doğru etkilememesidir. Kullanılacak olan kaya eğer ıslak bir kaya ise üzerinde bitki ve hayvanlar barındırabileceği ve bakteri kültürlerine yataklık yaptığı için canlı kaya olarak isimlendirilir. Ama ölü/kuru bir kayada akvaryuma eklendikten sonra sağlıklı şekilde aşılanırsa bir süre sonra canlı kaya halini alır. Yerli veya yabancı kaynaklı olsun kullanılması gereken kayanın yapısı başarıda çok önemlidir. Kayamız sünger gibi gözenekli bir yapıya sahip olmalıdır. Gözeneklerden kastımız asla matkap ile delinmiş gibi bir delikli yüzey olmamalıdır. Su geçirgenliğini sağlayan kılcal bir yapı olmalıdır. beklediğimiz kılcal yapının önemi ortaya çıkar. Bu kılcal su kanallarında su düşük hızda ilerlerken içindeki oksijen bu bakteri kültürleri tarafından tüketilir. Bu aşamadan sonra devreye oksijensiz ortamda yaşayan ama oksijen ihtiyacı olan bakteri kültürleri devreye girer. Kayanın, iç bölümlerine yerleşen bu kültürler, suda bulamadıkları oksijeni nitrat (NO3) molekülünden karşılarlar ve nitratı azot gazına (N2) dönüştürürler. Kayamız bu önemli faliyeti gerçekleştirmenin yanında ayrıca balıklar ve eklembacaklılar gibi canlılara saklanacak yer, mercan gibi omurgasızlara yerleşecek yaşam alanı sağlarlar. Bu sebeple görsel yapıyı oluştururken bu ihtiyaçların karşılanmasına da dikkat etmek gerekmektedir. Ayrıca akvaryum içindeki teknolojik ekipmanları gizlemeye faydalı olurlar. Kaya şekil olarak her ihtiyacımızı karşılayamayabilir. Özellikle sütun, dal, ve arka plan gibi görsel obje ihtiyaçlarında kendi yapacağımız veya hazır olarak 7 Fotoğraf: Deniz Şişman ması gene bu akıntı ile sağlanabilmektedir. Bir diğer faydası da yüzey su hareketi ile yağ filmi oluşumu azalır, su ile hava arasındaki gaz alışverişi sağlıklı şekilde gerçekleşir. Günümüzde bir çok akıntı çözümü mevcuttur. Akvaryum içindeki akıntıyı gece-gündüz değişkeninde ve canlıların ihtiyaçlarına göre elektronik olarak düzenleyen ekipmanlar var. Ama akvaryumlar ve canlılar için uygun akıntıyı sağlayan farklı fiyat aralıklarında bir çok alternatifte mevcuttur. Akıntı ekipmanlarını yerleştirirken en önemli nokta özellikle mercanların üzerine gelen akıntı türün ihtiyacı oranında olmasıdır. Özellikle yumuşak mercanlar ve büyük polipli sert mercanlar (LPS) üzerlerine aşırı akıntı aldıklarında kopmakta veya ezilmektedirler. Plaka şeklinde iskeletli LPS türü mercanların dokuları akıntının gücü ile kendi iskeletleri tarafından kesilirler. Tüm değerler doğru iken sadece yanlış bir akıntı konumlandırması sebebi ile mercanlar kaybedilebilir. alacağımız sunni (örneğin seramik) dekor üniteleri çok faydalı olacaktır. Yeni akvaryum kurulumlarında benim tercihim gözenek yapısından ve üzerinde barındırdığı canlıların türlerinden emin olduğum canlı kaya ile sunni dekor ürünlerini birleştirmektir. Canlı kayalar üzerlerinde istenmeyen omurgasız veya bitkileride barındırabilir. Bu sebeple temizliğinden emin olunmalıdır. Eğer istenen temizliğe sahip kaya bulunmazsa ölü kaya kullanıp onu sağlıklı bir akvaryumdan alınan biraz kum ve bir iki kaya parçası ile aşılamak , canlı yüklemek için yeterli zaman tanımak yeterli olmaktadır. Akıntı: Su hareketi deniz akvaryumlarında önemli bir diğer konudur. Akvaryum içinde barındırılan türlerin ihtiyaçlarına göre bir akıntı oluşturmak en önemli noktadır. Özellikle mercanlar yer değiştirebilen canlılar değildir. Bu sebeple yem ve oksijenin onlara ulaşması gerekirken atıkların ve zaman zaman salgıladıkları sümüksü koruyucu tabakaların üzerlerinden uzaklaşması gerekmektedir. Ayrıca dekor olarak kullanılan kayaların yukarıda anlattığım biyolojik faaliyeti gerçekleştirebilmesi için oksijenin akvaryum içinde dekor arasında bol bulun8 Akıntı ekipmanlarının cama bağlanma noktalarında sabit bağlantı yerine mafsallı olmaları pompaların akıntı yönünün değiştirmek için çok faydalı olacaktır. Aycıca eski tip klasik vantuzlu bağlantı yerine mıknatıs montajlı veya cama sabit bağlantısı olan pompalar tercih edilirse daha iyi olur. Vantuzlar tuzlusuda kısa sürede sertleşerek tutma özelliğini kaybetmekte ve pompanın yerinden düşmesine sebep olmaktadırlar. Pompa bir mercan üzerine düştüğünde yılların emeği kırılan mercan ile ziyan olmakta, kuma düştüğünde ise kum içine girip pompayı bozabilmekte veya kumu zeminden kaldırarak akvaryumdaki mercanların üzerine kum gelmesine sebep olabilmektedir. Kuvvetli akıntı her zaman doğru değildir. Doğru akıntı canlının ihtiyacını karşılayan akıntıdır. Bol tuzlu günler. Mıknatıslı akıntı motoru Devam edecek... Fotoğraflar : Alper Tülek Refet Ali Yalçın Birbirleriyle uyumsuz türler bir arada ve yoğun popülasyon Yeni başlayanlar İçin Akvaryum Tasarımı Yapmak Çevremizdeki pek çok akvaryumun kötü dekore edildiğini görüyoruz. Kötü bir akvaryum kurmak hem emek hem de nakit ister. Güzel akvaryum kurulumunu anlatmak hobinin ruhuna biraz terstir, sonuçta bu zevk işi ve tasarım yaparken kafadaki su altı dünyasını somutlaştırmaya çalışıyoruz. Farklı bakış açıları ile farklı güzellikteki akvaryumlar yapılabilir. Bu nedenle güzel bir akvaryum için şunlar yapılmalı demek kısıtlayıcı bir yaklaşım olacaktır ancak bazı düzenlemeler var ki, hobiyi paylaşan dostlarımla ortak olarak katlanamıyoruz. Görselliği oldukça azaltan bu düzenlemelere bu yazıda yer vereceğim. Güzel ve kötü tabi ki göreceli kavramlardır. Güzel akvaryumlarda gözlemlediğim; akvaryumu yeni gören birisinin başında daha uzun süre kalıp, inceleyip sorular sorması, doğal olmayan nesnelerin gözüne takılıp odağı bozmaması ve balıkların strese girmeden rahatça doğal davranışlarını göstermesidir. Az emek ve para harcayarak kurulan sade bir akvaryum oldukça hoş görünebilir. Kötü olmayacak bir akvaryuma örnek olarak cama cam bir akvaryuma; dere kumu, siyah arkafon, doğadan toplanan aynı tip bir kaç gri renkli kaya ile alınacak birkaç Malawi Cichlid’i hoş bir şekilde bakı10 labilir. Bir akvaryumu kötü yapmak için bunun ötesinde fazladan çaba ve para harcamak gerekir. Bu çabalardan bir kaçını ve daha fazlasını yazının devamında bulabilirsiniz. Akvaryum Seçimi ve Derinlik Görsellik için akvaryum çevresiyle uyumlu olmalıdır. Evdeki mobilyalara benzer bir mobilya kullanılmalı veya mevcut ortamda akvaryumun sırıtmadan duracağı bir yer seçilmelidir. Modern tarzda, koyu renkli bir dekorasyonun hakim olduğu evde beyaz renkli, çeyiz sandığı motifli bir akvaryum sehpası oldukça çirkin duracaktır. Diktörgenler prizması olan bir akvaryumun ölçü- leri boyu, genişliği ve yüksekliği ile belirtilir. Bunlardan tasarıma en fazla görsellik katan derinlik olarak nitelediğimiz genişliktir. Genişliğin düşük tutulduğu akvaryumlar hem derinlik vermekten uzak hem de içindeki canlıların rahat yüzemeceği bir ortam oluşturur. Örneğin 100 cm (boy) x 30 cm (genişlik) x 50 cm (yükseklik) bir akvaryum yerine, 100x50x50 cm veya 100x40x40 cm bir akvaryum çok daha güzel görünecektir. Yabancı Cisimler Yabancı cisimlerle akvaryumlar oldukça kötü görünmektedir. Örnek olarak hava kabarcığı ile açılıp kapanan hazine sandığı, bir plastik şato veya denizaltı uygun olacaktır. Bu sayede doğaya müdahale edip bıraktığı yapay cisimlerle doğayı bozan insanoğlu, bu yapaylığı doğal bir unsur gibi akvaryumuna katıp, akvaryumun da doğallığını bozabilir. Bu konuda gözlemlediğim en büyük hatalardan birisi de tatlı su akvaryumlarına ölü mercan koyulması. Mercanlar tuzlu su ortamlarına has canlılardır, tatlı suda olması zaten mümkün değildir doğal olarak bu tatlı su tanklarında bir yapaylık oluşturur. Bu mercanların sivri yüzeylerinin, kaçarken onlara çarpan balıkları ağır yaralaması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. Kötü Arkafonlar Kötü tasarımın temel direklerinden birisi de akvaryumun arkasına yapıştırılan arkafonlardır. Örneğin tropikal balıkların olduğu güzel bir bitkili tank veya Malawi Cichlidleri’yle dolu bir kayalık alan akvaryumu kuruldu. Bu akvaryumun arkasına o tankın tabiatına aykırı olan mercanlı bir arkafon veya yapay bitkiler ile yapılmış kötü bir akvaryumun fotoğrafı ile yapılan bir arkafon seçilirse akvaryumdaki doğallık ve sadelik bozulmuş olur. Kullanılan arkafonun kaliteli bir fotoğraf, tek renkli olacaksa da doğaya uygun (mavi, lacivert, siyah vb.) bir tonda olmasına özen gösterilmelidir. Kayaların Dizilimi Akvaryum dekorunda kayalar sık kullanılan nesnelerdir. Kayaların kullanımında yapılan en büyük hata onları sıra dağlar gibi yan yana dizmektir. Derinlik başlığında belirttiğim gibi derinlik akvaryuma en çok görselliği ve gizemi katan boyuttur. Sıra dağlar şeklinde dizilen kayalar bu derinliği gizler ve akvaryumun kötü görünmesine neden olur. Bunun yerine kümeler halinde arkadan öne doğru veya bir birinden bağımsız arkalı önlü, irili ufaklı olarak dizilebilir. Yanlış Kaya Rengi ve Biçimi Kaya seçimlerinde renk ve biçim olarak akvaryumun geneline uyumlu seçimler yapılmalıdır. Doğadaki kumlar uzun yıllar boyunca çevredeki kayaların ufalanmasıyla oluşur, bu nedenle kayaların çevredeki kumlarla biçim ve renk olarak benzerlik göstermesi beklenir. Yanyana kullanılan farklı kaya türleri genellikle kötü bir görüntü oluşturur. Örneğin bir lav kayası ile falez kayasının yan yana durması görsel bir çirkinlik yaratır. Seçilen kayanın akvaryum tasarımına renk ve biçim olarak uygun olmasına özen gösterilmelidir. Kötü Zemin Malzemesi Akvaryumda kum olarak kullanılan malzemenin seçimi çok önemlidir. Balıkların bir çoğu bu kumu ağzına alıp atar veya kazar, bu nedenle kumun çok iri taneli olmaması gerekir. Şu sıralar piyasada bulunan pek çok kum güzel ve doğal ancak hâlâ boyanmış kumlara rastlayabiliyoruz. Tamamı fosforlu olan pembe sarı yeşil renklere boyanmış kumlar akvaryumda çok yapay bir görüntü oluşturur. Malzemeler gizlenmeye çalışılmamış ve yapay dekorlara sahip bir tank Kartpostal boyutlarında derinliği olmayan bu tip plastik kutularda bir canlı yaşatmaya çalışmak imkansızdır. Yanlış Balık Sayısı Akvaryuma boyutunun kaldırabildiğinden fazla sayıda balık koymak görüntü kirliliğine yol açmaktadır. Bu tarz bir kurulumun pek çok kötü yanı mevcuttur ancak konu tasarım olduğu için sadece görsel yanından bahsedeceğim. Bu tarz yüksek nüfuslu akvaryumlarda balıklar doğal davranışlarını gösteremezler, amaçsızca dolanıp canlı alabalık akvaryumlarına benzer bir görüntü oluştururlar. Doğada şnorkelle gözlem yaparken her 11 nın çıktığı bölümler olsa da, oluk oluk hava çıkan yerler bulunmamaktadır. Havalandırma için akvaryumun bir köşesinde küçük bir havataşı kullanmak, hatta filtrenin uygun ayarlanmasıyla yapılacak havalandırma yetecektir. Yapay bitkili tank tarafta balık görmüyoruz, belli kısımlarda sürü halinde gezen, belli kısımlarda ise kaya diplerinde dolanan birkaç balık görüyoruz, doğallık budur. Sanki kurmalı bir oyuncakmış gibi amaçsızca sağa sola dolanan birsürü balıktansa, doğal davranışlarını gözlemleyebileceğiniz birkaç balık çok daha görsel ve tatminkar olacaktır. Yanlış Balık Seçimi Çok büyüyen balıkların küçük akvaryumlara alınması sıkça yapılan bir hatadır. Örnek olarak Astronot Cichlid sıkça genişliği 30 cm civarı olan 100-120 litrelik akvaryumlara konulmaktadır. 10 cm civarı alınan bu balık zaten 30cm’i 1-1.5 sene gibi bir sürede geçer. Ardında oluşan görüntü hem izleyene hem balığa ızdırap verir. Akvaryuma balık alınırken gelebileceği son boy göz önünde bulundurulmalıdır. Küçük balıklar görsel olarak akvaryumun daha büyük ve derin olduğu hissi verir bu nedenle görsel bütünlük açısından daha iyidir. Kötü Işıklandırma Akvaryum ışıklandırılırken görselliğe ve içindeki canlıların gereksinimine dikkat edilmelidir. Görüp en çok rahatsız olduğum görüntü mor pembe yeşil gibi akvaryum için üretilmemiş adeta pavyonlarda kullanılan ışıklandırmaların akvaryumlarda kullanılmasıdır. Bu durum akvaryuma bakanların doğanın gerçek renklerini görmesini engellerken, içinde bulunan canlıları da rahatsız edecektir. Yapılan tüm görselliği öne çıkaracak şey ışıklandırmadır. Işıklandırmaya oldukça önem verilmelidir. Hava Taşları Arkaya boylu boyunca konulmuş, arka planı hava kabarcıklarıyla dolduran bir hava taşı, eve gelen komşuların ilgisini çekse de doğal bir görüntü vermemektedir. Doğada ince hava kabarcıkları- 12 Techizatların Gizlenmesi Kimi akvaryumlarda iç filtrenin bir dekor malzemesi gibi akvaryumun kenarında gururla sergilendiğini gözlemliyorum. Filtre, filtre boruları, ısıtıcı gibi techizatlar olabildiğince bitkiler, kütükler ve kayalar ile gizlenmelidir, aksi taktirde özellikle küçük akvaryumlarda göze hiç hoş gelmeyen görüntüler ortaya çıkıyıor. Yapay Bitkiler Akvaryumda canlısına bakmak varken yapay bir nesnenin kullanılması hobinin mantığına aykırıdır. Plastik balık ile plastik bitki arasında fazla bir fark yoktur. Akvaryum bakarken doğayı taklit etmek ve hoş bir görüntü yakalamak istiyoruz, bu görselliği şartları oluşturup uygun canlılarla sağlamamız gerekir. Bitkilerin Dikilmesi Bitkiler yerleştirilirken aynı türlerin gruplar haline dikilmesine dikkat edilmelidir. Pek çok bitki başarılı görselliği bu şekilde sağlayabilmektedir. Uzun bitkiler arkaya, kısaların öne dikilmesi derinliğin kaybedilmesinin önüne geçer hatta akvaryuma derinlik katar. Bitkilerin en görsel kısımları yapraklarıdır, en hoş olmayn kısımları ise saplarıdır. Gövdeli uzun bitkilerin önüne orta plan ve ön plan bitkileri dikilerek sapların görünmesinin önüne geçilebilir. Yazının başlığında da belirttiğim gibi bu yazı yeni başlayanlara yönelik bir yazıdır. Bu konuda bahsedilen hiçbir şey doğa kanunu değildir, hatta hepsi göreceli şeylerdir ve belirtilenin aksi yapılırsa “kesinlikle kötü” olur diye bir şey söylenemez. Yeni başlayan hobiciler için, internette bu konuda arama yapmadıkları sürece, görebilecekleri fazla sayıda örnek tank yoktur. Akvaryumculardaki tanklar genellikle dekorasyon değil satış amaçlı kurulan tanklardır, bu nedenle bu yazıyı okuyan yeni hobiciler, sıkça yapılan bu hataları görerek, akvaryumlarının dekorasyonlarını güzelleştirip zenginleştirebilir, daha sonra kendilerini geliştirdikçe kuralların dışına çıkarak akvaryuma daha çok kendi imzalarını atabilirler. Bir dahaki sayıda görüşmek üzere, iyi hobiler, güzel akvaryumlar. 2007 Ufuk Uçar 2008 2009 Çizgili Zebra çifti (Soldaki erkek, sağdaki dişi) 14 Sizlere öncelikle teknik konular içeren makale tarzında değil de kolay anlaşılır anlatım tarzında akvaryumumu ve bu hobiye başlangıcımı, özet halinde aktarmak istiyorum. Akvaryum hobisine tatlı su akvaryumları ile uzun yıllar evvel başladım.Zaman içerisinde çeşitli büyüklüklerde tatlı su bitkili, canlı doğuran bitkili, bitkili diskus, biyotop akvaryumlar, malawi ciklidleri ve paludaryum tanklarım oldu. Tuzlu suya ise 2006-2007 yılında başladım. Daha doğrusu eşim ve çocuğumun isteğiyle, beğenisi ile başladım desem daha doğru olur ama onlar ilgilerini birkaç ayda kaybettiler.İş başa düştü, o gün bu gündür aynı nano resif tankı ile hobiyi sürdürüyorum. Nano tanklara tatlı sudan kalma bir ilgim var. Daha pratikler, ekonomikler, az yer kaplıyorlar, taşınmaları daha kolay ve bana göre daha şirinler. Ama su değerlerini stabil tutmak büyük hacimli resif tanklara göre daha zor diyebilirim.Biraz daha fazla tecrübe ve bilgi istiyorlar, yapılan hataları daha az tolere ediyorlar. Tuzlu suda nano resif tankımı, Ağustos 2007 yılında kurdum. Yani 4. yılın içerisinde.Tankın ebatları 70x40x40(h) cm.Yaklaşık 100 litre civarı hacmi var.Ayrıca 50x30x30(h) cm’lik bir de sump sistemi var ve o da 25 litre civarı su alıyor. Ekipmanlar gelince; Öncelikle ışıklandırma sistemim DIY (kendin yap) yapım. 6X24 wattlık T5 ışıklandırma kullanıyorum. Reflektör ve Tridonic balastlar ile Ati, F.M.Aquascience T5 floresanlar mevcut. Floresanlar dijital bir zamanlayıcıya bağlı olarak günün belirli saatlerinde otomatik olarak yanıp sönüyorlar. Floresanları 9 ayda bir yenileri ile değiştiriyorum. Dalga/akıntı motoru ise 2xHydor Koralia 1, bir tanesi arka camın arkasında ve diğeri altında görev yapıyor. Sumptan akvaryuma su basan kafa motoru, sumptaki su ısıtıcı ve akvaryumun yanındaki su soğutucusu ise Atman marka. Protein skimmer (protein toplayıcı) ise Aqua Macro marka. Fosfat, silikat reaktörü ise DIY (kendin yap) yapımım. RO cihazım ise Spring Water marka, filmtech membanlı ve silikat filitreli. Ekipmanlardan yana bugüne kadar bir sorun yaşamadım. Ayrıca 15 Blue Glove Polyp Sun Coral Tridacna Maxima Montipora Plate Coral Orange Fungia Plate Red Brain Coral Star Polyp Yellow Polyp tuzluluk için Germany Müller marka ATC li Refraktometre ve akvaryuma konan RO suyun kalitesini, saflığını ölçen HMTDS3 TDS metre var. Nano Resif Tankımda ufak tefek sorunlar hariç sorun yaşamadım. Aiptasia, bryopsis, saç-sakal alg, film alg, cyano bacteria, çeşitli yosun, zararlı canlılar vs. sorunlar yaşamadım. Tabii bunda akvaryumumun limitlerini bilmem ve fazla canlı yükü eklememem, canlı kaya veya mercan alırken bu istenmeyen canlıları kontrol etmem eğer varsa güzel ya da bedava olsa dahi almamam, akvaryumumun haftalık bakımlarını ihmal etmemem, stabil su değerlerine sahip olmam, maymun iştahlı olmamam, sabrım ve uzun vadeli bu hobiyi devam ettirme isteğim etkili oldu diyebilirim. Tankımda canlı gelişimi normal seviyede, canlı kaybım ise minumum seviyede. Nano resifimdeki canlılara gelince; balık olarak, toplamda 6 tane 2-3’er santimetrelik balık var. Omurgasız olarak, birkaç tane omurgasız ve mercan olarak ta 4’er tanede Soft (yumuşak mer16 Anemon canlar), LPS (uzun polipli mercanlar) ve SPS (kısa polipli mercanlar – sert mercanlar) mercan var. Balıklar; 1’er adet olmak üzere 1,5 yıldan fazla bir sütede tankımda olan Blue Mandarin (Synchiropus splendidus), 3 yıldır tankımda olan Ocellaris namı değer palyaço. Yine 1,5 tankımda olan Sixline Wrasse (Pseudocheilinus hexataenia) , 2,5 yıldır tankımda olan Blue Green Chromis (Chromis viridis), yine 2 yıldır tankımda olan Pjama Cardinal (Pterapogon kauderni) ve Royal Gramma (Gramma loreto) var. Omurgasızlar; 2 tane counch, 1 tane Turbo Snail, 1 tane Tridacna (Blue Clam) ve 1 tane de Peppermit Shrimps karidesi var. Mercanlar; Blue, red ve green zoantidler, green ve orange Yuma Mushroom, Softlardan; Yellow Polip, Green Star Polip, Leather Coral (deri mercanı) Blue Clove Polyp. LPS’lerden Red Brain coral, orange Fungia Plate, Hammer Coral. SPS’lerden ise, Montipora Plate (green,purple, orange), Montipora Digita green, green Pavona Cactus. Purple Firefish Firefish Four Stripe Damsel Leather Coral Royal Gramma Counch Ocellaris Zaman zaman balık, mercan ya da omurgasızlarda, canlı çeşitliliği sağlamak yeni türlere yer açmak için bazılarını tanktan çıkarıyor, yeni türler ilave ediyorum ama 3 yıllık canlılar da mevcut tankımda. Resif tanklarında doğada olduğu gibi çeşitliliğin olması gerektiğini biliyor, tek tip (sadece SPS tankları gibi) tanklara sıcak bakmıyorum. En güzelinin Mushroomlar, Zoanthidler, Softlar, LPSler ve SPS lerin bir arada ama birbirleriyle etkileşime girmeden ara ve kademe bırakılarak yerleştirilen ve uyum içerisinde yaşayabilen tankların gerçek resifleri yansıttığına inanıyorum. Balık yemlerinde Sera, Tetra ve New Life Spectrum’un yemlerini, mercanlarda ise Brightwell’in bitkisel ve hayvansal planktonlarını kullanıyorum. Katkılara gelince, dışarıdan eklemek yolu ile haftada iki defa düzenli olarak Seachem ve Brightwell’in toz kalsiyum, magnezyum, stronsiyum, eser element, iodine, Kh için sodyum bikarbonatını kul18 Turbo Snail lanıyorum. Tuz olarak ta tercihim Red Sea Coral Pro. Test kitlerim ise, Salifert ve Elos marka. Ayda iki defa düzenli ölçüyoum. Sıra su değerlerine geldi, Su değerleri Sıcaklık 25-26 ºC Tuzluluk 34 ppt Ph 8,2 Kh 8-9 Ca 450 mg/lt Mg 1325 mg/lt Fosfat 0.01-0.02 mg/lt Nitrat 2-3 mg/lt Mühim olanın akvaryumları bir hobi, zevk aracı olarak görmek, sorun yaşamamak için ilgili kitap ve dergi okumanın, yurt dışı ve içi forumları takip edip süzgeçten geçirmenin, sabır etmenin önemli olduğuna inanıyor, herkese güzel ve uzun ömürlü akvaryumlar diliyorum. Fotoğraf: Davut Şems Selim Özadar H. Magnifica Anemonlar Actiniaria Anemonları genellikle palyaço balıklarının yuva olarak kullandıkları canlılar olarak tanırız fakat bu anemonların yalnızca bir kısmıdır. Mercanların ve denizanalarının çok yakın akrabaları olan anemonların yüzeylere tutunmaya yarayan bir gövdeleri, beslenme ve boşaltım için kullandıkları bir ağızları ve bu ağzın etrafında dizili olan yakıcı tentaküllere sahiptirler. Anemonları genellikle palyaço balıklarının yuva olarak kullandıkları canlılar olarak tanırız fakat bu anemonların yalnızca bir kısmıdır. Bazı türler fotosentetik yani besininin bir kısmını ışık yoluyla elde ederken bazı türler ışığa ihtiyaç duymazlar. Ortak yönleri ise hepsinin de dışarıdan beslenmeye ihtiyaç duymasıdır. 10 farklı anemon türü doğada palyaço balıkları tarafından yuva olarak kullanılır. Bu anemonlara yuva anemonları denir. Daha birçok tropikal anemon türü vardır fakat yalnızca yuva anemonları akvaryumcularda görülebilir. Bunun nedeni bu türlerin daha renkli olmaları, daha büyük ol20 maları ve kıyılara daha yakın yaşamalarıdır. Yuva anemonları şunlardır; Cryptodendrum adhaesivum, Entacmaea quadricolor, Heteractis aurora, H. crispa, H. magnifica, H. malu, Stichodactyla gigantea, S. haddoni, S. mertensii, Macrodactyla doreensis,. Bunun yanında Aiptasia türü anemonlar da canlı kayalarla istemeden de olsa sık sık akvaryumlarımıza gelirler. Yuva anemonların hepsi fotosentetiktir yani vücudunun içerisine yerleşmiş olan mikro algler fotosentez yaparak anemona karbonhidrat sağlarlar. Bu mikro alglere Zooxanthellae denir. Zooxanthellaelerin fotosentez yapmak için yüksek ışığa ihtiyaçları vardır. Güçsüz ışık altında anemon yavaş yavaş Zooxanthellaeleri kaybeder ve bu algler olmadan anemon yeteri kadar karbonhidrat alamayacağı için bir süre sonra ölür. Bir anemonun Zooxanthellaelerini kaybedip kaybetmedi- Fotoğraf: Edward Roberts ğini anlamanın yolu rengine bakmaktır. Sağlıklı hiçbir yuva anemon beyaz renkte olmaz. Eğer akvaryumcuda ya da evinizde baktığınız anemonun rengi beyazsa o zaman alglerini kaybettiği ve ölmek üzere olduğu anlamına gelir. Açık renkli olması da beyazlaşmaya başladığının bir göstergesidir. Sıcaklık değişikliği de beyazlaşmaya neden olur. Bu durum küresel ısınma nedeniyle son on yıldır resifleri tehdit eden en büyük tehlikelerden biridir. Akvaryumda yetersiz ışık yüzünden beyazlaşan anemonlar tekrar sağlıklı hale getirilebilir. Bunun için öncelikle anemonu yeteri kadar ışık olan bir akvaryuma koymalısınız. Ani ışık değişikliği anemon için zararlı olabilir bu nedenle ışığın yavaş yavaş, birkaç haftalık bir süre içerisinde artırılması gerekir. Anemonun aç kalmaması için de her gün küçük bir parça deniz ürünü ile beslenmesi gerekir. Bu koşullar altında anemonun bir süre sonra eski rengine kavuştuğunu göreceksiniz. Beyaz anemonların yanında parlak sarı renkteki anemonlardan da uzak durmak iyi olur. Özellikle Heteractis türleri ithal edilmeden önce canlı renkler kazanması için yapay renklendiricilerle boyanabilir. Anemonların vücutlarındaki boya fotosentezi engellediği için anemon bir süre sonra ölür. Birçok renge boyanabilseler de en sık görülen renk canlı hardal sarısıdır. Sagartia troglodytes gerçekten hardal sarısı olan nadir ane- Fotoğraf: Jim Mac McGuire Cinnamon Clownfish mon türlerinden biridir fakat Akdeniz’in batısında yaşadığı için akvaryumcularda görülmez. Clarkii and Haddoni Anemonlar hem eşeyli hem de eşeysiz üreyebilir. Eşeyli üremede dişi ve erkek birey yumurta ve spermlerini suya salar. Suda birleşen yumurta ve spermler bir süre sonra bir yüzeye yerleşip büyümeye başlar. Eşeysiz üremede ise anemon türüne bağlı olarak ya ağız kısmından ikiye (bazen üçe) bölünür ya da ayak kısmından kayanın üzerinde küçük parçalar bırakır ve bu parçalar büyüyüp yeni bir birey oluşturur. Bazı akvaristler yuva anemonlarını ağız kısmından ikiye kesip başarı21 Fotoğraf: Davut Şems Fotoğraf: Davut Şems monların dolaşması hem kendileri hem de akvaryumdaki diğer canlılar için tehlikelidir. Hareket ederken etraftaki mercan, istiridye gibi hareket edemeyen canlılara dokunup zarar verebilir. Ayrıca motorlara takılabilir ya da taşma deliğinden geçebilir ve bu da ölümüne neden olabilir. Tanklarımızda görmek istemediğimiz Aiptasia Anemonları lı olmuştur fakat bu oldukça riskli bir yöntemdir. Uzun süre sağlıklı bir şekilde bakılan anemonlar genellikle bir süre sonra akvaryumda bölünerek ürerler. Bu durum en sık balon uçlu anemonlarda (Entacmaea quadricolor) görülür. Her gün düzenli beslemek anemonun bölünme ihtimalini artırır. Ayrıca su değerlerindeki ani değişiklikler de anemonun bölünmesini tetikler. Anemon bakacakların bilmesi gereken en önemli şey bu canlıların çoğunun bakımının oldukça zor olduğudur. Özellikle yuva anemonlarının uzun süre bakımı çoğu mercan ve anemon türünden zordur. Sağlıklarını koruyabilmek için çok yüksek ışık ve güçlü bir akıntıya ihtiyaçları vardır. Ayrıca su değerlerinin sabit olması gerekir. Görkemli anemon (Heteractis magnifica) ve dev halı anemonu (Stichodactyla gigantea) bakımı en zor anemonlardır. Balon uçlu anemon ve Haddon’un anemonu (S. haddoni) ise diğer türlere göre daha dayanıklıdır ve daha az ışık ihtiyaçları vardır. Son olarak anemonlar hareket edebilen canlılardır ve kendilerine en uygun yeri bulana kadar akvaryumda dolaşacaklardır. Ane- 22 Anemonların akvaryumda dolaşmaması için onların yaşadıkları yerleri bilmeniz gerekir. Örneğin gövdesini kuma gömmeyi tercih eden bir anemonu kumsuz ya da çok az kum olan bir akvaryuma koyduğunuzda daha uygun bir yer bulmak için sürekli hareket edecektir. Aynı şey yüksek akıntıdan ya da yüksek ışıktan hoşlanan bir anemonu bunların olmadığı bir akvaryuma koyduğunuzda da gerçekleşir. Bunu engellemek için alacağınız anemonun nasıl bir yer ve nasıl koşullar istediğini bilmeniz gerekir. Anemon kendine uygun bir yer bulduğunda, bu yeri nadiren terk eder. Actiniidae Balon Uçlu Anemon / Entacmaea quadricolor Akvaryumcularda en sık karşılaşan anemon türü olan balon uçlu anemon aynı zamanda en dayanıklı yuva anemonlarından biridir. Birçok farklı renkte görülebilirler ve 40cm’e kadar büyüyebilir. İsmine rağmen bu anemonun tentakülleri her zaman balon gibi şişik değildir. Özellikle anemonun içerisinde yaşayan bir balık yoksa anemonun tentakülleri daha düz ve uzun olur. Yine de anemonların tam olarak neye göre tentaküllerinin şekillerini değiştirdikleri bilinmemektedir. Balon uçlu anemonlar, melek, kelebek balığı gibi avcı balıklardan korunmak için gövdelerini kayaların çatlaklarına saklarlar ve yalnızca tentakülleri görünür. Akvaryumda anemonun gövdesini sokabileceği büyüklükte yerler olmalıdır. Balon uçlu anemonlar güçlü ışık ve akıntıya ihtiyaç duyarlar. Normal çıkışlı floresanlar bu canlılar için yeterli ışığı uzun süre sağlayamaz. Yüksek çıkışlı ampullerin kullanılması gerekir. Akvaryumdaki akıntının ise anemonun üzerine direkt olarak gelmemesi gerekir. Bunun için büyük akıntı motorları kullanılmalıdır. Anemonların vücudundaki mikro algler fotosentez yaparak anemona karbonhidrat sağlarlar fakat protein ve yağ gibi gerekli bileşik ve vitaminleri dışarıdan almak zorundadırlar. Bunun için anemonların haftada birkaç kez deniz ürünleriyle beslenmesi gerekir. Fotoğraf: Davut Şems Balon uçlu anemon tentakülleri şişikken diğer anemon türlerinden kolaylıkla ayırt edilebilir. Fakat tentakülleri ince ve uzunken Heteractis türleri ve uzun tentaküllü anemonla (Macrodactyla doreensis) karıştırılabilir. Bu türü diğer türlerden ayırmanın en iyi yolu gövdeye bakmaktır. Balon uçlu anemonun gövdesinde hiç siğil bulunmaz. Balon uçlu anemon bir yuva anemonudur ve birçok farklı türe yuva olurlar. Amphiprion ephippium, A. frenatus, A. mccullochi, A. melanopus, A. rubrocinctus, A. akindynos, A. allardi, A. bicinctus, A. chrysopterus, A. clarkii, A. tricinctus, A. latezonatus ve Premnas biaculeatus bu türü yuva olarak kullanan palyaço balıklarıdır. Bunun yanında yavru domino papazbalıkları (Dascyllus trimaculatus) da balon uçlu anemonun tentakülleri arasında görülebilir. Karideslerden ise Periclimenes brevicarpalis çiftler halinde bu türün üzerinde görülebilir. Uzun Tentaküllü Anemon / Macrodactyla doreensis Kum anemonu olarak da bilinen bu anemon uzun gövdesinin tamamını kuma gömer bu nedenle çok derin bir kum yatağına ihtiyaç duyar. Aksi halde sürekli akvaryumda dolaşacaktır. Bu anemonun gövdesi çoğu zaman turuncudur ve bu sayede diğer türlerden kolaylıkla ayırt edilebilir. Mor, yeşil ve bej gibi birçok farklı renkte görülebilir. Gövdesindeki siğiller büyük ve beyazdır ve bu şekilde diğer türlerden ayırt edilebilir. Palyaço balıklarından bu anemonu yuva olarak yalnızca A. perideraion, A. chrysogaster, A. clarkii ve A. polymnus kullanır. Bunun yanında domino papazbalığı (Dascyllus trimaculatus) ve anemon karidesi, Periclimenes holthuisi, de bu anemonun içinde görülebilir. 24 Stichodactylidae Görkemli Anemon / Heteractis magnifica Görkemli anemon büyük gövdesi ve uzun tentakülleriyle dikkat çeker. Balon uçlu anemonun (Entacmaea quadricolor) aksine gövdesini saklamaz ve düz kayaların üzerine yerleşmeyi tercih eder. Birçok farklı renkte bulunabilir ve gövde rengiyle tentaküllerinin renkleri her zaman birbirinden farklıdır. Bu anemonun bakımı oldukça zordur. Öncelikle sağlıklı bir birey satın almak gerekir. Ağız kısmı dışarıya çıkmamış, rengi canlı, kolları pörsümemiş ve gövdesi toplu olan bireyler tercih edilmeli. Koyacağınız akvaryum en az 6 aylık, oturmuş bir akvaryum olmalı ve su değerleri iyi olmalı. Ayrıca bu anemonlar neredeyse diğer tüm anemonlardan daha yüksek ışık ve akıntıya ihtiyaç duyarlar. Güçlü metal halide lambaların olduğu akvaryumlarda bile bu anemonlar daha çok ışığa ulaşmak için cama tırmanırlar. Bu nedenle 250 ya da 400W’lık metal halidelerle aydınlatılan bir akvaryumunuz yoksa bu canlıyı akvaryumcuda bırakmak en iyisi olacaktır. Sağlıklı, görkemli bir anemon duruşuyla kolaylıkla diğer türlerden ayırt edilebilir. Diğer anemonlar gövdelerini kaya çatlaklarına ya da kumun içine saklarken görkemli anemon tüm vücudunu açıkta sergiler. Ayrıca uçları çok hafif şişkin uzun tentakülleri diğer anemonlarınkine benzemez. Ağzı ise tentaküllerin arasında kalır ve gözükmez. Gövdesinin üst kısmında gövde rengine çok yakın renkte siğiller bulunur. Bu siğiller kabarık değildir ve görmesi zordur. Stres altındaki bir görkemli anemon ise bu kadar karakteristik özellik göstermez. Saklanabilir, tentakülleri sönebilir ve ağzı dışarı çıkabilir. Böyle bir durumda diğer anemonlarla karıştırılabilir Görkemli anemon büyük boyu nedeniyle resif ak- Fotoğraf: Davut Şems Heteractis crispa Bu anemon akvaryumcularda mor uçlu, beyaz ve kısalmış tentakülleriyle bir kayaya yapışmış halde bulabilirsiniz. Fakat sağlıklı bireyler canlı renkte, çok uzun tentaküllere sahiptir ve kayaların altındansa kumda durmayı tercih eder. Beyazlamış bir sebae anemonu eski sağlığına kavuşturmak kolay değildir bu nedenle en iyisi bu tür sağlıksız bireylerden uzak durmaktır. Sebae anemon diğer anemon türleri gibi birçok farklı renkte görülebilir. Yeşil, bej ve mor bunlardan birkaçıdır. Çok uzun tentaküllere sahiptir ve tentakülleri 10cm’i geçebilir fakat sağlıksız bireylerde tentaküller 1-2cm’e kadar kısabilir. A. percula, A. ephippium, A. melanopus, A. leucokranos, A. perideraion, A. sandaracinos, A. akindynos, A. bicinctus, A. chrysopterus, A. clarkii, A. omanensis, A. tricinctus, A. latezonatus ve A. polymnus bu anemonla simbiyotik ilişki kurmuş balıklardır. Fotoğraf: Davut Şems Akvaryum camına çıkmış varyumları için çok uygun değildir. 1 metreye kadar büyüyebilir ve tentakülleri çok yakıcıdır. Bu canlıya kendine göre dizayn edilmiş bir akvaryumda birlikte yaşadığı canlıların bazıları birlikte bakmak daha iyi olacaktır. Amphiprion ocellaris, A. percula, A. melanopus, A. akallopisos, A. leucokranos, A. nigripes, A. akindynos, A. bicinctus, A. chagosensis, A. chrysogaster, A. chrysopterus ve A. clarkii türü palyaço balıklarının dışında domino papazbalığı (Dascyllus trimaculatus) ve bazı tür anemon karidesleriyle (Periclimenes ornatus, P. sarasvati) birlikte de görülür. Sebae Anemon Haddon’un Halı Anemonu Stichodactyla haddoni Halı anemonu en dayanıklı anemon türlerinden biridir. Normal floresanların altında dahi uzun süre yaşayabilir fakat en ideali güçlü bir aydınlatma altında bakılmasıdır. Bu kısa tentaküllü anemon gövdesinin bir kısmını kuma gömmeyi tercih eder. Halı anemonları çok hareket etmedikleri ve kumu tercih ettikleri için akvaryumdaki mercanlar için çok büyük bir tehlike teşkil etmezler. Bunun yanında birçok balık bu anemonun olduğu bir akvaryumda tehlikededir. Oldukça güçlü bir zehre sahip olan halı anemonları büyük cerrah balıklarını dahi yiyebilirler. Bunu engellemek için öncellikle anemonun içerisinde bir çift palyaço balığı olmalı. Palyaço balıkları anemonu korudukları için diğer balıkların anemona çok yaklaşmasını engelleyeceklerdir. Yine de bu balıkların yem olmasını tamamen engelleyemez. Geceleri ışıklar kapandıktan sonra akvaryumu tamamen karanlık bırakmak yerine etrafta çok az ışık verecek bir lamba olması balıkların geceleri daha dikkatli olmalarında yardımcı olur. Yine de mandarin (Synchiropus türleri), denizatı (Hippocampus türleri), deniziğnesi (Syngnathinae alt-familyası), palyaço gobisi (Gobiodon türleri) gibi yavaş yüzen balıkların bu anemonlarla aynı akvaryuma konmaması iyi olur. Haddon’un halı anemonunu en fazla 1–2 cm boyunda olabilen tentakülleriyle ülkemizde bu- 26 Fotoğraf: Davut Şems labileceğiniz diğer türlerle karıştırmak oldukça zordur. Yalnızca ülkemizde nadiren görülen dev halı anemonu (Stichodactyla gigantea) ve Mertens’in halı anemonu (S. mertensii) ile karıştırılabilir. Dev halı anemonunun tentakülleri biraz daha uzundur ve Haddon’un halı anemonunun yuvarlak uçlu tentaküllerinin aksine dev halı anemonununkiler füzeye benzer, daha sivri uçludur. Hem Haddon’un halı anemonu hem de dev halı anemonu kumda yaşamayı tercih ederken Mertens’in halı anemonu kayaları tercih eder. Ayrıca Mertens’in halı anemonu diğer halı anemonlarından çok daha büyüktür. Haddon’un halı anemonu A. akindynos, A. chrysogaster, A. chrysopterus, A. clarkii, A. polymnus ve A. sebae türü palyaço balıklarına yuvalık yapar. Domino papazbalığı (Dascyllus trimaculatus) ve Zebra Kardinal (Pterapogon kauderni) gibi balıklar da bu anemonun çevresinde sıklıkla görülür. Eklembacaklılardan ise beyaz porselen yengeçleri (Neopethrolisthes maculatus) ve bazı tür anemon karidesleriyle (Periclimenes holthuisi, P. ornatus) birlikte görülür. 33 Mustafa Erdoğar “Our Preciousss...” Yüzüklerin Efendisi’ nden bir Hobbit evi konsepti 28 Tank boyutları (cm) : Net hacim (litre) : Kurulum tarihi : Bitkiler : Balık ve omurgasızlar : Dekorasyon malzemeleri : Işıklandırma : CO2 : Malzemeler : Gübreleme : Su değişimi : Kullanılan yemler : Su değerleri : 40x23x25(h) --- Yüksekliğin kum hariç yalnızca 15 cm’ lik kısmı kullanıldı. 12 Mayıs 2010 Eleocharis parvula Fissidens fontanus Vesicularia sp. Neocaridina denticulata (Kiraz karides) Caridina japonica (Amano karidesi) Silis kum, lav kayaları, taşlar, küçük tahta parçaları ve kök. 2x15W T8 tipi florasan lamba (1x Sylvania Aquastar, 1xSylvania Grolux) Tüplü sistem. Sürekli açık. Konsantrasyon gündüz-gece 30-40 ppm Atman AT - 301 kafa motoru Hergün DIY NPK + Brightwell FlorinMulti Üç günde bir %50 Kullanılmıyor. GH: 4 KH: 4 pH: 6,5 - 6,6 Nitrat: 5 -10 ppm 29 Temanın Seçimi ve Hazırlık Aslında bu tankta tema seçimi diye birşey olmadı. Su altında bir hobbit evi hatta köyü kurmak Batuhan Abi’ nin uzun süreden beri düşündüğü birşeydi. İlk işimiz yine hem filmden hemde internetteki kaynaklardan hobbit evleri ve köyünün ayrıntılarını incelemek oldu. Bu konuda birçok fotoğraf ve video topladık. Bizim için en büyük sıkıntı tankın oldukça küçük olması idi. Bu boyutlarda nasıl bir dizaynla bu işin altından kalkarız onu çözmeye çalıştık. Bu anlamda şöyle bir çizim (daha doğrusu karalama) hazırladık: Çizimimizde derinlik algısı, altın oran, görsel denge gibi tasarım kuralları ve görsel konulara yer vermeye çalıştık. Ancak bu çizim bile bu denli küçük bir tankta bizi zorlayacağı için kurulum sırasında tepelerin konumları değiştirildi ve ev daha büyük tutuldu. Mayıs 2010: Kurulumdan yaklaşık bir hafta sonraki görüntü. Arka küçük tepeciğe Hemianthus callitrichoides “cuba” tutturuldu. Lav kayalarında doğru bir birleşim ile bir tepecik oluşturup daha sonra her kayanın tepeciğe göre görünen yüzleri mossla kaplandı (misina ile sarılarak). Bir doğa yürüyüşünde bulduğumuz ağaç şeklindeki köke Fissidens’ ler yine misina ile sarıldı. Ön tarafa Elaocharis parvula dikildi. Haziran 2010: Tabanın gelişimi için yeterli zaman geçince ve yeterli CO2 sağlamak adına şelale filtre iptal edilip en küçüğünden bir kafa motoru ile devam edildi. Tanka Amano karidesleri eklendi. Bu süreçte iki florasandan biri arka fon ışığı gibi kullanılarak ışıklı fon denemeleri yapıldı.Tüm bitki ve mossların gelişimi güzel. 30 Temmuz 2010: Tekrar ışıklandırma çift florasana çıkarıldı ve ayrı bir arka fon ışığı ayarlandı. Yaz sıcakları nedeniyle cubaların durumu kötüleşince komple söküldüler ve arka tepecikte öndeki gibi moss ile kaplandı. Sağ tarafa bir miktar parvula aktarıldı. Büyük tepedeki mosslar budanarak ilk şekil verildi. Moss ve bitkilerin gelişimi iyi. Tankta bir miktar bba (siyah sakal yosunu) sorunu oldu. CO2 arttırılıp excel kullanılarak büyük ölçüde atlatıldı. Ağustos 2010: Hobbit evi ve aksesuarları yapılıp tanka uygulandı. Kapı, pencere ve baca için küçük tahta parçaları küçük bir testere ve havya ile şekillendirilip gerekli kısımları siyahlaştırıldı. Tahta kürdanlardan çitler yapıldı. Küçük taşlarla merdivenler yapıldı. Eylül 2010: Fissidens’ ler gelişti, ağaç güzelleşti. Ağacın güzelliğini daha iyi yansıtabilmesi için arka küçük tepecik kaldırıldı. Mossların gelişmesi, tahtaların su altında zamanla koyulaşması ve taşların hafif yosun tutması ile düzenleme daha doğal bir görünüme kavuştu. 31 Fotoğraflar: Davut Şems Davut Şems Cladiella sp Fotosentetik Deri Mercanları Merhaba sevgili akvarist dostlarım. Bu sayıda tüm resif akvaryumu ile uğraşan akvaristlerin yakından tanıdığı ve beslediği foto sentetik deri mercanlarını inceleyeceğiz. Familya: Alcyoniidae Birçok türlere sahip bu familya da ülkemize ithal edilen foto sentetik Leather’lar genelde • Sarcophyton • Sinularia • Lobophytum • Cladiella türleridir. Bu türleri görselleriyle beraber inceleyeceğiz. Leather corallar doğada tropik deniz ve okyanuslarda bol miktarda bulunurlar ve yaşadığı bölgede çok hızlı çoğalarak bir tarla görüntüsü oluştururlar. Türlerine göre değişik varyasyonlara sahiptirler. Bazıları ağaca, bazıları mantara, bazıları da brokoliye benzerler. Renkleri genelde kahve- 32 rengi ve tonlarıdır. Bazen hafif sarıya ve bazen de yeşile çalarlar. Fotosentetik olmayan Leather’lar çok daha parlak ve değişik renklere sahiptirler ama bizim konumuz foto sentetik olanlardır o yüzden çok renkli olanlardan bahsetmeyeceğiz. Neden deri mercanı diyorlar? Bu mercanlar periyodik olarak polyplerini kapatıp çok ince bir tabaka deri atıyorlar ve bu şekilde kendilerini temizliyorlar. Bu ismi de bu sebeple almışlardır. Yılan gibi deri atmak olmasa da ona benzer bir olay gerçekleşiyor ve canlı kendisini algler ve zararlı bakterilerden temizliyor. Bu olay sadece bu tip Leather’lar da olur ve başka mercanlarda görülmez. Deri atarken polip açmazlar ve hastaymış gibi görünürler. Bu olay periyodik ve fizyolojiktir. Labophytum Compactum Su şartları: Isı: İdeal ısı 24–26 ºC olmalıdır ama birkaç derece aşağı ve yukarısını da tolere edebilirler. Ph: 8,1–8,4 arası olmalıdır. Deniz akvaryumunda pH çok önemlidir pH düşüşleri ve oynamaları ciddi zararlara yol açabilir. Kh: 8–12 arası olmalıdır. Deniz akvaryumunda Ca reaktörü kullanılmayan akvaryumda kH devamlı düşmesi Leather’lar için de zararlıdır. Bu durum kapanmalarına, küsmelerine yol açar. Düzenli olarak kH ölçülmeli ve devamlı katkı kullanmalıdır. Tuzluluk: 1023–1026 arası olmalıdır. Balıklar tuzluluk oranının oynamasında biraz toleranslıdırlar ama mercanlar için tehlikeli olabilir bu nedenle bu orana dikkat etmeliyiz. Işık ihtiyacı: Leather’lar yüksek ışığı severler, poliplerini tam ve güzel açarlar düşük ışıkta ise küser, açmazlar. Doğada sığ sularda yaşarlar ve yüksek güneş ışığıyla fotosentez yaparlar. Çok hızlı büyür ve çoğalırlar. Akvaryumda eğer ışığımız orta şiddette ise ışık kaynağına yakın yerlere yerleştirmeliyiz. Aksi halde yeterli gelişme ve büyüme göstermezler. Leather’lar tüm foto sentetik deniz canlıları gibi tek hücreli algler barındırırlar, onlar sayesinde enerji ve besin elde ederler ışık az olunca bu mikro algler ölür veya canlıyı terk eder. Bu durumda canlı zayıflar ve kendisi de ölür. Işık bu canlılarda hayati önem taşımaktadır. Akıntı miktarı: Daha önce bahsettiğim gibi Leather’lar sığ sularda gel-git akıntılarının ve dalgaların olduğu yerde bulunurlar. Dolayısıyla gerek oksijen ve besinlerin onlara gelmesi gerek derilerini atmaya yardımcı olması için akvaryumda orta-yüksek akıntıya ihtiyaç duyarlar. Şiddetli akıntıyı direk almadığı sürece akıntıdan rahatsız olmazlar, tam tersi bazı türlerde poliplerini uzata bilecekleri kadar uzatırlar ve çok hoş görüntü sağlarlar. Sarcophyton Glaucum Sarcophyton Glaucum 33 Capnella SP Devils Hand Leather Coral Sinularia (Tree Coral) 34 Bakım ve gerekli elementler: Kolay canlılardır ve yeni başlayan hobicilere uygun mercanlardır. Uygun ışık, akıntı, düzenli su değişimi ve element ilavesinde çok çabuk adapte olurlar. Büyümeye ve türüne göre çoğalmaya başlarlar. Leather’lar yarı saldırgan mercanlardır o yüzden diğer mercanlara yapışık yerleştirmemeliyiz. Mesafeyi sağladıktan sonra sorun yaşamayız. Bazı LPS (Uzun Polipli Sert) mercanlar geceleri avcı kollarını uzatıp etraftaki mercanlara zarar verirler. Zehirli kollar dokunduğu yeri yakar ve Leather’lara dokunduklarında da o bölge çürümüş gibi olur ve onarım yapılana kadar uzun süre polip açmazlar. Mercan almadan o mercan hakkında bilgi sahibi olmalıyız ve diğer mercanlardan uygun mesafeyi korumalıyız. Leather’lara gerekli elementler Stronsiyum, İyodin ve trace (iz) elementlerdir. Bu elementleri mercan miktarı ve su hacmine göre periyodik olarak vermeliyiz. Tabi düzenli su değişimi de önceliğimiz olmalıdır. Üretim ve doğal çoğalma: Doğada deri mercanları çok abartılı bir şekilde çoğalırlar ve uzaktan tarla gibi bir görüntü sağlarlar. Bazı hobici arkadaşların bir mantığı var o da Leather’lar, Acropora’lar (Sps (Kısa Polipli Sert) türü) ile aynı yerde barındırmamalıyız ama doğada aynı yerde yaşayan yüzlerce görüntü gördüm. Hatta ünlü olmuş birçok akvaryumda devasa Leather’lar ile beraber aynı akvaryumda çok sayıda Sps (Kısa Polipli Sert) mercanlar gördüm. Leather’lar ortamı sevdikten sonra büyümeye ve çoğalmaya başlarlar. Üretilmeleri çok kolaydır, yakınlarına ana koloniye değecek şekilde bir canlı kaya yerleştirmemiz yeterli olur. Canlı hemen o taşa yapışacak ve bizim yapacağımız tek şey de mercanı yapıştığı kayanın yakın yerinden kesip ayırmaktır. Bazı Leather’lar çoğalmak için kendi dallarını kopartıp akıntıya bırakırlar kopan parça bir kayaya yapışıp büyümeye başlar. Bazı türlerde ise ayaklarının yakın yerlerde yavru yaparlar ve yavrular hızlı bir şekilde büyüyüp koloni oluştururlar. Bu üç çoğalma şekline bizzat akvaryumumda şahit oldum. Çoğaltmanın başka bir şekli mercanı keskin bir jilet veya bıçakla kesip başka bir kayaya tutturulmasıyla olur. Her zaman değdim gibi SPS ler hariç diğer mercanları kendi doğasına bırakmak ve kendilerinin çoğalmasını beklemekten yanayım. Labophytum compactum: Parmaksı kolları vardır ve akvaryumcular arasında Finger Leather Coral diye geçer. Diğer deri mercanlarının aksine polipleri gövde renginde değildir, beyaz ve küçük çiçekler gibi poliplere sahiptirler ve çok hoş bir görüntü verirler. Bu deri mercanlar boydan değil de yanlardan büyürler ve önüne gelen kayalara yapışırlar. Pek hızlı büyümezler, çoğaltmak için yapıştığı yerden kesip kayasıyla ayırabiliriz. Çoğaltmak isteyen hobiciler bu mercanın yanına küçük kayalar koymaları yeterlidir kendisi yapışacaktır. Sarcophyton Glaucum Cladiella sp. (Blushing Finger Leather Coral): Gövdeleri diğer deri mercanların aksine pek sert değildir ve deri atarak kapandığında normal görüntüsünün beşte biri küçülür ve beyaz rengine bürünür. Polipleri çok sık ve güzeldir. Yan dallar vererek büyür o dalları keserek çoğaltabiliriz. Bu mercan çok yumuşak olduğunda akıntı ile oynar ve hoş bir görsellik yaratır. Devil’s Hand Leather Coral: Lobophytum’a çok benzer ama polipleri beyaz değil gövde rengindedir. 10–15 cm civarı parmaksı dalları vardır. Dokunduğu tüm kaya ve taşlara yapışır bu şekilde keserek çoğalta biliriz. Cladiella SP Ülkemize ithal edilen ve popüler olan Leather örnekleri: Sarcophyton glaucum (Toadstool Mushroom Leather Coral): En sevilen deri mercanlarından biridir. Çok sağlam ayağı ve çok güzel gövdesi vardır. Mantara benzediği için bu ismi almıştır. Ortamı beğendiği zaman poliplerini uzatır ve anemon görüntüsü verir. İyi bakıldığında etrafında küçük yavrular yapar ve çoğalmaya başlar. Denizlerde devasa boyutlara ulaşabilirler ve büyük koloniler oluştururlar. 36 Capnella sp: Görüntüleri bir ağacı andırır ve dalları narindir. Rengi krem renginde ama çok hafiften pembeye çalar. Çok ilginç bir çoğalma şekli vardır. Mercanın kendi dalları kopup akıntı ile başka kayalara sürüklenir ve yapışırlar bu şekilde koloni oluştururlar. Sinularia (Tree Coral Assorted): Dalları ince ve uzun bir ağaca benzer. Uzun dallarında çok sayıda küçük dalları vardır. Krem rengi de olan bu mercan çok hızlı büyür ve dallarını her yöne uzatır. Görüntüsü diğer deri mercanlarına göre fazla güzel değildir ama yinede tercih meselesi. Deri mercanları bakımı kolay ve keyifli mercanlardır, yeni başlayanlara tavsiye edilir. Sevgili okurlara keyifli ve sağlıklı akvaryum ve canlılar dilerim. Canlılarınıza iyi bakın. Fotoğraf: Umut Gülengümüş Ümit Koç ZEBRA Cichlid Fotoğraf: Ümit Koç Azami boy: 15cm’dir. Daha büyük örneklerine nadiren rastlanmaktadır. Çizgili Zebra çifti (Soldaki erkek, sağdaki dişi) Cinsiyet ayrımı: Erkekler boy olarak daha büyük ebatlara ulaşırlar, kafa yaparlar (bilhassa karma akvaryumlarda üstünlük emaresidir), kuyruk ve yüzgeçlerde uzama görülür. Dişilerin ise üreme döneminde karın bölgeleri turuncu bir renk alır. Latince adı: Amatitlania Nigrofasciatum Habitatı: Orta Amerika (Nikaragua, Kosta Rika, Panama’ya kadar oldukça geniş bir alana yayılmışlardır). Ağırlıklı olarak dibi çakıllı ve kayalık nehirleri tercih ederler. Beslenme şekli: Omnivor. Yutabileceği böcek ve larvalardan alg ve bitki tohumlarına kadar zengin bir beslenme menüsüne sahipler. İlk tercihleri her zaman proteini yüksek böcek ve larvalardan yanadır. 38 Varyeteleri: Bilindik 3 varyeteye sahiptirler. Çizgili (gri-siyah), Beyaz ve Calico (Gri-siyah-beyaz) olarak ayrılırlar. Beyaz ve Calico akvaryumlarda ki seçici üretim ile elde edilmiştir. Gri siyah formunda suyun içinde seçilmesi oldukça zor olduğundan Calico ve Beyaz Zebra yaşamayı başaramayıp av olacaklardır. Akvaryum ortamında ise seçici üretimin eseri olarak sürekli kardeş üremesine tabi olduklarından Beyaz ve Calico Çizgili varyetesine göre biraz daha hassaslaşmıştır. Oldukça dayanıklı bir türdür. Nitrat, ısı değişimi, pH dalgalanmaları gibi nice olumsuzlukları rahatlıkla absorbe edebilecek bir yapıdadır. Hatta tuz- Fotoğraf: Ümit Koç lu suda bile 3-4 gün ölmeden yaşayabilir (lütfen denemeyiniz). Fırsatçılığı ile ünlüdür. Doğada Dovii (Kurt Cichlid) gibi iri türlerin yavrularına musallat olurlar. Oldukça çevik yapısından ötürü yakalanmadan devam edebilmekteler. Öyle ki doğada iri Cichlidlerden kedi balıklarına, balıkçıl kuşlara kadar birçok canlının yemek menüsünde olmalarına rağmen yaygınlığını devam ettirebilmektedir. Bazen Kılıçkuyruk (canlı doğuran) ile bakılabilecek kadar sakin, bazense bir Midası canından bezdirebilecek kadar enteresan bir türdür Zebra Cichlid. Üreme içgüdüsü oldukça yüksektir. Üreme döneminde canı pahasına yuvasını koruyacaktır. Yeni çiftlerde dişi erkeğe nazaran daha korumacıdır. Ancak oturmuş çiftlerde (en az 5 batım yavru vermiş) erkek dişiye göre daha korumacı bir hal alacaktır. da gezebileceği bölmelerle ve optik engellerle dolu şekilde dizayn edilmelidir. Bol kayalıklı olduğunu düşünürsek en az 70 – 80 litrelik bir akvaryum gereklidir. Gerektiğinde saklanıp kendilerini güvende hissetmek isterler. Genel olarak birçok türün av listesinde olduğundan ötürü ve avlanma şekillerinin kovalamacadan çok ani ataklarla ve yukarıdan gelecek hamle ile olduğunu söylemeliyim. O yüzden suyun dışında yukarıdaki hareketlilikten ve olası ani hareketlerden pek hoşlanmazlar. Birçok türe göre insan ile diyaloğu daha zayıftır. Çünkü yine besin zincirinin altlarında olduğundan daha çekingen ve ihtiyatlı davranırlar. Yani bir Zebranın güvenini kazanmak (tek bakıldığında) kolay değildir. Gerçek kimliğini ortaya dökebilmesi için yakın güçte veya daha sakin ama insanla etkileşimi yüksek türler ile bakılmalıdır. Eğer Rainbow Cichlid gibi aşırı ürkek bir Calico (Çingene) Zebra yavruları Beyaz Zebra çifti (Arkadaki erkek, Öndeki dişi) Zebra Akvaryumu: Akvaryumları bol kayalıklı olmalıdır. Zemin malzemesi olarak; koyu renkli ince dere çakılı kullanılmalıdır. Kayaları üst üste dizmek yerine araların- Fotoğraf: Ümit Koç Karma akvaryumlarda tek bakıldığında (tekten kasıt eş tutmamış halde) oldukça barışçıl davranacaktır. Kendisine bulaşılmadığı sürece kimseye sataşmayacaktır. Herhangi Orta Amerika kıtasına ait türün dişisi ile çiftleşmek için gözüne kestirmediği sürece çiftlere de zarar vermeyecektir. Eğer bulaşan olursa efelenmekten geri kalmaz. Lakin kaçması gerektiği noktayı da iyi bilir. 39 Fotoğraf: Umut Gülengümüş Fotoğraf: Ümit Altınyurt Genç Calico Zebra erkeği 40 türle bakılıyorsa yine onun gibi aşırı ürkek davranacaktır. Veya Midas gibi etkileşimi yüksek bir tür ile bakılıyorsa, Midas kadar olmasa bile insanlarla daha rahat etkileşime girebilecektir. Vatoz, salyangoz gibi canlılara pek ilişmezler. Akvaryumlarında gönül rahatlığı ile tank arkadaşı olarak kullanabilirsiniz. Her ne kadar ırmak balığı olduklarından su değerlerindeki değişikliği tolere edebiliyor olsalar da, su değerleri ne kadar nötr’e yakınsa o kadar rahat yaşarlar. Aşırı asidik suda vücut formunda uzama (normalde yüksek vücutlu bir canlıdır), aşırı bazik suda ise kafada delik ve / veya iltihap oluşabilmektedir. Zebralarda üreme: Zebra Cichlid üretmesi en kolay türlerden biridir. Bir batımda 50 ila 450-500 arası yavru verebilir. O yüzden üretilirken çok iyi planlanmış olması gerekir. Eşleşmelerde seçici davranmazlar. Müsait olan herhangi bir dişi ile rahatlıkla eşleşebilir. Bazı nadir durumlarda bir erkek Zebra akvaryumdaki iki dişi ile de eşleşebilir (d işiler birbirini kabullenmezler. O yüzden koloni hayatındaki gibi sınıflandırılamaz). Yine nadir durumlarda erkek Zebra başka bir babadan olma yavruları sahiplenip onlara babalık yapıyor da olabilir (Dişinin mukavemetine rağmen pes etmeyip kendini kabullendirebiliyorlar). Üremek için müsait olan en iyi yeri bulacaklardır. Eğer o yer dolu ise sahibi ile kavga edip kapmaya çalışacaklardır. Hiçbir yer bulamazlarsa herhangi bir yere (camda buna dahil) yumurtlayabilirler. Genelde mağara tarzı yerleri veya birbirine yakın iki kayanın dibini kazıp oraya yumurtlamayı tercih ederler. Bu dönemde Zebra çok sinirli ve cesur davranır. Bölgesine giren canlının ne olduğunu gözetmeksizin saldıracaktır (eliniz de buna dahil). Eğer rakip çok büyükse bireylerden biri ağız ağza kavga için oyalarken diğeri iç organlarına doğru saldırıp raki- teki tortuları kaldırarak yavruların beslenmesini sağlayacaktır. Büyük parçalı hale getireceklerdir. Eş tutan Cichlidlerin genelinde olduğu gibi Zebralarda da ilk 4-5 batım anaçlara ve yavrulara ilişilmemesi gerekir. Bu anaçlık içgüdülerinin tam manası ile oturması için gerekli bir uygulamadır. Eğer ille de ilişilecekse henüz larva halinden yeni kurtulmuşken hava hortumu yardımı ile en fazla yarısı çekilmelidir. Dişilerde, erkeklerde 4 ila 6 cm boydan başlayarak durmaksızın ürerler. Lakin bu durum dişiyi oldukça fazla yıpratır ve büyümesine mani olur. O yüzden dişiler 10 cm den büyük seçilmesi her açıdan daha iyidir. Dişinin erkekten büyük olmasının diğer avantajı ise erkeğin herhangi bir nedenden ötürü (yeniden üreme isteği, yavruları sahiplenip dişiyi dışlama) dişiye sert davranmaya başladığında dişi de karşılık vererek kendini savunabilir. bin gözünü korkuturlar. O yüzden eğer karmada Zebra bakıyorsanız dekoru buna göre çok önceden ayarlamış olmanız gerekmektedir. Dekor olarak; • Yumurtlayacakları uygun büyüklükte bir mağara • Yavrular serbest yüzmeye başladıktan sonra, yavruları yemlemek için gezdirdikleri kumluk alan • Ve her ikisi ile diğer balıkların irtibatını kesecek optik engel olmalıdır. Yoksa geri kalan tüm balıkları rahatsız edecek veya daha kötüsü öldüreceklerdir. Eğer uygun büyüklükte çakıl kullanıldı ise yavrular tehlike anında çakıl tanelerinin arasına ya da içine saklanıp yine hayatta kalmayı başarabilirler. Bir batımdan en az 2-10 yavru bu şekilde hayatta kalabilir. Eğer yavrular hızlı büyütülmek isteniyorsa tankta alg yiyici herhangi bir şey bırakılmamalıdır. Keza yavrular ilk 3-4 hafta algleri didikleyerek beslenebilirler. Yaptığım gözlemlere göre; bu durum gözlemlenebilecek kadar boy ve kondisyon farkı doğurmaktadır. Kumluk alanda biraz daha ince dere çakılı kullanılabilir. Baba etrafı kolaçan ederken anne bir tavuk edası ile eşinip dip- Varyeteler arasındaki üremede olası sonuçlar ise: • Eğer anaçlardan ikisi de Çizgili ise yavrular çok yüksek ihtimalle Çizgili, çok çok düşük ihtimalle Beyaz çok daha fazla düşük ihtimalle Calico doğabilir. • Eğer anaçlardan biri Çizgili biri Beyaz ise yavrular Çizgili veya Beyaz doğabilir. • Eğer anaçlardan biri Çizgili bizi Calico ise yavrular ağırlıklı olarak Çizgili ama bir kısmı Calico diğer kısmı ise Beyaz doğabilir. • Eğer anaçlardan biri Beyaz biri Calico ise yavrular ağırlıklı olarak Beyaz, bir kısmı Calico ve az bir kısmı da Beyaz doğabilir. Beslenme: Yukarıda da belirttiğim gibi beslenme yelpazesi çok geniştir. Akvaryumda ise karışık sistemle yemleme yapılmadır. Örneğin 4 gün protein ağırlıklı yemler ile besleniyorsa 2 gün bitkisel yemlerle beslenmeli ve 1 günde aç bırakılmalıdır. Unutulmamalıdır ki doğada akvaryumlarımızdaki kadar bol besin bulamamaktadırlar. Mümkünse haşlanmış sebzelerde verilebilir. Özetle Amerikan Zebra Cichlid, bir orta Amerikan karmasının vazgeçilmezi, cesur yürekli asi cücesidir. Her ne kadar aşırı üremesinden dolayı tercih edilmiyor olsa da en az 1 erkek Zebra muhakkak Orta Amerika Cichlidleri karma akvaryumunda olmalıdır. Onları boş boş yüzüyorken göremezsiniz. Muhakkak bir şeyler ile meşguldürler. 41 Jack Wattley Mert TAŞKIRAN Sodan sağa: Bernd Degen Bülent Acun Jack Wattley Mert Taşkıran Mustafa Güneş Uygar Sanal Discus Club Türkiye, Duisburg Discus Dünya Şampiyonasında Jack Wattley ile yapılan söyleşiyi aşağıda bulacksınız. Sayın Jack Wattley, halen discus üretimi yapıyor musunuz? Jack Wattley: Evet devam ediyorum. Amerika, Miami’de discus üretim çiftiliğim var. Birçok tür üretiyorum. Discuc fotoğrafı: Onur Ersin Yıllardır hep merak edilen bir soru var. Sizin meşhur Discus Yem karışımınızın içeriği ile ilgili bilgiler verirmisiniz? J.W.: Bu çok özel bir formül. Formül’ü Tropical firmasına sattığım için içerikle ilgili bilgi veremem. Ama Tropical Yemlerinin D-50 Plus ve D-Allio Tabin yemleri benim formülümdür. Hiç Amazon’a gittiniz mi? J.W.: Evet birçok kez gittim. Amazon’a gitmek konusunda herkesde azda olsa bir çekince var. Sizce Amazon’a gitmek tehlikeli mi? J.W.:Asla, yersiz bir korku. Aksine her doğa severin gidip görmesi gereken yerler. Ben en çok Manaus, Brazil bölgesine gittim. Yılların tecrübesi ile sizce bir discusu sağlıklı yaşatmanın temel kriterleri nelerdir? J.W.: Discus’u sağlıklı uzun yaşatmanın en önemli 2 kriter, su değişimi ve yem kalitesidir. Sizce içinde normal sayıda discus bulunan bir akvaryumda günlük su değişimleri % kaç olmalıdır? J.W.: Ben genelde günlük % 40 su değişimi yaparım. Uzakdoğu günlük %90 yapıyor. Ama bence %40 günlük su değişimi yeterlidir. Sizin adınızla özdeşleşen Red Turkuaz’ı hangi F0 türlerini çaprazlayarak çıkardınız? J.W.: Bu türü çıkartırken Blue Discus’u kullandım. Green discus ilede denedim fakat Green Discus’un üretimi çok zor. Genede Vahşi Discuslarda üretimi en zor diyebileceğiniz türler nelerdir? J.W.: Heckel ve Green diğerlerine göre zordur. Yeni bir tür üzerine çalışıyormusunuz? J.W.: Hayır. Şu an mevcut türlerin üretimini gerçekleştiriyorum. Miami’deki üretimhanenizle kim ilgileniyor? J.W.: Orada yardımcım Gabriel Posada var. Kendisi çiftliğimin sorumlusudur. Discus akvaryumlarında ısıyı kaç derecede tutmamızı önerirsiniz ? J.W.: Discuslar sıcağı severler. 28 ºC uygundur. Discuslar için en uygun ph seviyesi ne olmalıdır? J.W.:Ph’ı düşük tutmak kireçli şehir sularında zordur. Ph seviyesi 6 uygundur. Ama en uygun seviye 5,5 Ph’dır. Discus Club Türkiye ailesi olarak sizi Türkiye’ye bekliyoruz. Sizi ağırlamaktan onur duyarız. J.W.:Bende en yakın zamanda Türkiye’ye gelmek istiyorum. Teşekkür ederim. Bu röportajda tercümanlık yapan Bülent Acun’a teşekkürederiz. 42 Ahmet Kadir Şanlı Koi Anatomisi Anatomi bir organizmanın morfolojik yapısı olarak tanımlanır. Morfolojiyse hayvan ve bitkilerin yapısı ve özellikleriyle ilgilenen bilim dalı olarak tanımlanmaktadır. Dış Anatomi Form: Koi’lerin vücut şekli füze/mekik olarak adlandırılan türdedir. Her iki uca doğru daralan tanımlaması en uygunudur. nasında stabiliteyi (dengeyi) sağlamak için kullanılır. Bu yüzgeç Koi yaşlandıkça sertleşir ve yıpranmış bir görüntüye bürünür. Anal yüzgeç, sırt yüzgeci gibi stabilizasyon (dengeleme) görevi görür. Bu yüzgeç de Koi yaşlandıkça sertleşir ve yıpranmış bir görüntüye bürünür. Pektoral yüzgeçler çifttir ve birden çok fonksiyonu mevcuttur. Bu fonksiyonlar arasında: ileri hareket esnasında yön değiştirme, hem ileri hem de geri yavaş yüzme, durma veya güçlü akıntılara direnme bulunmaktadır. Pelvik veya ventral yüzgeçler de çifttir ve yalpalamanın kontrolü, dengeyi sağlama ve yukarı yön verme görevlerini görür. Yüzgeçler incedir ve içlerinden çok sayıda damar geçer bu durum yüzgeçleri balığın hassas kısımlarından birisi haline getirmektedir. Yüzgeçlerde oluşan zarar veya değişiklikleri görmek kolaydır. Bu yüzden hastalıklar önce genellikle bozulan, yırtılan veya çürümeye başlayan yüzgeçler sayesinde tespit edilir. Yüzgeçler: Koi’lerin üç tek ve iki çift yüzgeci vardır. Caudal veya diğer adıyla kuyruk yüzgeci temel olarak yüzmek özellikle de hızlı yüzmek için kullanılır. Dorsal yani sırt yüzgeci ileri hareket es- Cuticle: Balığın deri ve pulları cuticle adı verilen hücresiz bir mukus tabakasıyla kaplıdır. Cuticle daha çok slime coat (sümüğümsü tabaka) adıyla bilinmektedir. Mukustan oluşan bu ince tabaka Yanal çizgi Solungaç Bıyık Burun delikleri Sırt yüzgeci Kuyruk yüzgeci Gögüs yüzgeci Anal yüzgeç 44 Karın yüzgeci antikorlar, lisozimler (bazı bakterilerin hücre duvarlarını yok eden bir enzim) ve C-reaktif protein (anti bakteriyel özellikler taşıyan bir protein) ihtiva eder. Cuticle Koi’lerin sudaki parazitlerle mücadelesindeki ilk savunma mekanizmasıdır. Cuticle bundan başka sürtünmeyi azaltarak balığın daha rahat hareket etmesini sağlar. Epidemis A. Epidemis Dermis Dermis B. Melanophore Regenerating scale Melanophore C. Deri: Deri epidermis, dermis ve hipodermis adlı üç katmandan meydana gelir. Epidermis (en dıştaki katman) çok incedir. Genelde 6 – 8 hücre kalınlığında olan bu katman tek hücreli mukus salgı bezleri ve çok küçük kılcal damarlar barındırır. Dermiste (orta katman) pullar, pulları oluşturan hücreler, pigmentler, kan damarları ve sinirler bulunur. Hipodermis, altta bulunan kas veya kemik ile epidermis arasındaki damarlı kalın bölümdür. Bu deri ve vücudun diğer alanları arasındaki bir ayırıcı gibidir. Pullar: Tüm Koi’lerin pulları sikloit (dairesel) tipindedir ve Koi’lerin büyük çoğunluğunun vücutlarının neredeyse tamamında pul olmasına rağmen başlarında bulunmaz. Bu pullu Koi’lere Japoncada Wagoi adı verilmiştir. Bazı Koilerin sadece dorsal ve lateral çizgileri üzerinde pulları bulunmaktadır. Bu tip Koi’lere Alman Koi’leri denir ve Japoncada Doitsu olarak adlandırılır. Bazı Koi’ler pulsuzdur ve bu tip Koi’lereyse Deri Koi denir. Bunlardan başka pulları çok büyük olan ve vücudun birçok yerinde rasgele çıktığı Koi’ler de vardır, bu tip Koi’lere Zırhlı Pullu Koi denir. Pullar ince ve esnek plakalar şeklindedir ve dermis üzerinde büyüyen bir katman oluşturur. Pullar dermal tabakada oluştuğundan bir pulun çıkarılması yara veya deri üzerinde bir delik meydana getirir. Bu tip bir yara veya delik patojenlerin balığa ulaşabileceği bir potansiyel tehlikedir. Pullar merkezden dışarı doğru gelişirler. Büyümenin asıl kaynağı bir pulun ortasıdır. Ağız: Koi’lerin çıkıntılı bir ağız yapısı vardır ve bu sayede zeminden yem almaları kolaylaşır. Koi’lerin ağzı başın alt kısmında bulunduğundan ve bu sayede havuzların dibinden yemleri çekebildiklerinden dipten beslenen balıklar olarak bilinirler. Fakat Koi’ler havuzun üst orta ve zemin kısımlarının üçünden de yem alabilirler. Koi’lerin ağızlarında diş yoktur bu yüzden her şeyi önce emerler tadına bakarlar ve tüketip tüketemeyeceklerine karar verirler. Dişleri bulunmamasına rağmen Koi’lerin solungaç odacıklarının hemen arkasında dişi andıran pharingeal kemikleri bulunur. Besinler bu kemikler ve kemiğimsi bir yüzey üzerinde öğütülür. Koku alma lameli Koku alma yolu Göz kenarı kemikleri Optik n. Uç beyin Yarı dairesel kanal: Kıkırdak rod Optik lob Beyincik Ön Ön Kabarcık Yan İç kulak boşluğu İç kulak keseceği Arka Socculolagenar delik Duyu Organları İşitme: Koi’lerin dışarıda kulakları olmamasına karşın içeride kulakları bulunur ve bu kulaklar Weberian Ossicle olarak bilinen bir grup kemikle kafatasındaki hava kesesine (yüzme kesesi) bağlanır. Sesin hava kesesi ile güçlendirildiğine inanılmaktadır. Koi’ler de diğer balıklar gibi sese karşı hassastır ve sürekli olarak tekrarlanan yüksek ses45 ler yüzünden strese girip hastalanabilirler. Sağdaki diyagram bir Deniz Alası’nın başındaki duyu sistemini açıklamaktadır ve Koi / Sazanların iç kulaklarıyla aynı prensipte olduğuna inanılmaktadır. Diyagramın alt kısmı iç kulakları göstermektedir (diyagramın sol kısmındaki parantez işareti). ne yol açar. Bu titreşimler perifer sinir sistemine bağlı neuromast hücrelerin uyarılmasına ve balığın hayatta kalmasına imkân veren hareketleri çok etkin bir şekilde algılamasını sağlamaktadır. Yanal çizgi önemli bir işarettir. Hemen altında bir kan damarı bulunan omurgayla yaklaşık olarak aynı seviyededir ve bu sayede kan damarının yerinin tespiti kolaylaşır. Tat alma: Tat alma dokuları ağız, dudaklar ve bıyıklara yayılmıştır. Koi’ lerde iki çift bıyık bulunmaktadır. KOILERDE NARELR ve KOKLAMA ORGANI Burun deliği kıvrımı - su içindeki algılayıcı - Gözler: Koi’lerin gözlerinin yapısı insan gözlerinin yapısına benzemektedir. Fakat insan gözüyle kıyaslandığında Koi’nin gözleri ayrı ayrı hareket edebilmektedir ve iki yana hizalanmıştır, bu sayede görüş alanı artmaktadır. Koi’lerin gözlerinde renkleri, siyahı ve beyazı görmeye yarayan yapıyı oluşturan koniler ve çubuklar bulunmaktadır. Koi’ler muhtemelen bir sayfa üzerinde yer alan yazıları görebilecek kadar iyi bir görme duyusuna sahiptir. Koi’ler suda yaşadıkları için koruyucu gözkapakları bulunmaz. Bu durumda balıklar sudan dışarı çıkarıldıklarında çok daha dikkatli olunmalıdır, saniyelik bir operasyon yapılsa bile Koi’lerin gözleri nemlendirilmeli, ya da gözler ıslak bırakılmalıdır. Göz lensleri silindiriktir ve göz bebeğinden dışa doğru çıkıktır ve bu sayede ileri ve geri de dahil olmak üzere geniş bir perferik görüntü sunar. Sağlıklı balıklarda lens tamamen şeffaftır. Bakteriyel veya besin sorunlarında lens sisli bir görüntü alır. Gözbebekleri memelilerde olduğu gibi nörolojik olarak kontrol edilmektedir fakat tepki süresi klinik amaçlarla kullanılamayacak kadar yavaştır. Yanal çizgi: Koi’lerin yanal çizgisi vücutlarının orta, sonra tüm yan yüzeyleri boyunca yer almaktadır. Pullar içerisindeki delikler yüzeyin altında içerisinde nuromast hücreler barındıran bir kanal oluşturur. Herhangi bir yönde oluşan su hareketi bu kanal içerisindeki mukusun titremesi46 Narelerin Konumu Su çıkışı Su girişi Koklama organının yandan görünümü Sudaki çözünmüş kimyasalları algılayan algı hücreleri Koku alma: Koku alma organları nare adı verilen burun deliklerinin merkezinde yer alır. Bu nare ler içerisinden su vücudun herhangi bir başka yerine ulaşmaz. Sadece koku alma amaçlı kullanılan nare çifttir ve göz ile ağız arasında bir konumda bulunur. Küçük U tipinde tüplere benzemektedirler, bu tüpün bir ucundan giren su diğer ucundan çıkar. Tüpün su girişinin bulunduğu kısımda bir deri parçası, Koi, ileri doğru hareket ederken suyun nare ye yönlendirilmesini sağlar. Nare içerisindeki partikül maddelerin hareketi küçük kıllar tarafından sağlanır. İç Anatomi İç organlar aşağıdaki çizimdekine yakın konumlarda bulunmaktadır. Genel olarak Koi’lerin midesinin (besinlerin mukusla, asit ve enzimlerle karıştığı geniş organ) bulunmadığı kabul edilse de bağırsakların ilk kısmı elastiktir ve besinleri tutmak için kullanılabilir. Koku organı Beyin Solungaç kapağı Bıyık Solungaç Kalp Yemek borusu Göğüs yüzgeci Pankreas Hava kesesi İdrar kesesi Böbrek Böbrek Bağırsak Karın yüzgeci Sırt yüzgeci Yumurtalık Kalın bağırsak Anal yüzgeç Kuyruk yüzgeci Kemikler: Koi’ler iskeletli balıklardandır ve tatlı su balıkları arasında en fazla kemiğe sahip balıklardan birisi olarak görülmektedir. Balığın kemikleri ince ve hafiftir ve merkezde ilik bulunmaz. Suda yüzen canlılar için hafif bir iskelet, avantajlar sağlamaktadır. Kaslar: Teleost balıklarda genelde iki tip kas bulunur. Bunlar beyaz ve koyu renkli kaslardır. Beyaz kasın hızlı yüzme için kullanıldığı ve direkt olarak derinin altında yer alan koyu renkli kasın durma zamanlarında kullanıldığı düşünülmektedir. Bu kaslar arasındaki klinik fark farmakokinetiklerin KOİ İSKELETİ Sırt yüzgeci Sinirsel kılçıklar Unforked kılçıklar Weberian aygıtı Yatay omur Solungaç kapağı Hyomandibular kemik Kafatası Üst çene Alt çene Kan Damarları Haypurals (kuyruk yüzgeç kemikleri) Suspensorium alt çene Solungaç alt kapağı Solungaç alt kapağı Anal yüzgeç Gögüs kemeri Gögüs yüzgeçi Pelvik yüzgeçi Unbranched kılçıklar Pelvik kemiği Kaburga 47 İçeri götüren sinir Branchial atardamarı Dışarı götüren sinir Kan Su Solungaç Sirkülasyonu Epitel doku endothelium (pillar hücre) RBC enjekte edilmesinde görülmektedir. Genel olarak kabul edilen kırmızı kasların çok damarlı olduğu (iyi bir kan akışının bulunduğu) ve bu sayede beyaz kaslarla kıyasla ilaçların kana karışmasına yardımcı olacağıdır. Solungaçlar: Solungaçlar karmaşık bir sistemdir ve hem kemiğimsi hem de non vasküler yani elastik bağlantı dokuları ve kıkırdaklardan oluşur. Balığın her bir yanında 4 solungaç deliği bulunur. Solungacın dış kısmında solungaç filamentleri vardır. Bu filamentler lamel ve ikincil lamel oluşumlarından meydana gelir ve ikincil lamel oluşumları iki mikron kalınlığındadır. Epitel hücreler içerisinde gazların değişiminden bu yapılar sorumludur (O2/CO2). Epitel hücreler sudaki ve balığın kanındaki O2 arasındaki direk köprüdür. Solungaçlar özel mukus üreten hücrelerle osmoregülasyon ve mukus üretimi yapan klorür hücrelerine sahiptir. Balığında dışında solungaç deliklerini kapatan organın adı operculum ya da solungaç kapakçığıdır. Bu kısmın birden çok amacı bulunmaktadır. Asli göreviyse ağızdan alınan ve solungaç filamentlerinden geçen suyun basıncını kontrol etmektir. Yine solungaç kapakçıkları üzerinde bulunan 48 fakat daha içeride bir kısımda yer alan bir organ da solungaç taraklarıdır. Bu organın görevi de besinleri süzmektir. Tarakların tıkanması durumunda genelde balık ani hareketlerle başını sallar ve yemek sonrası artık besinlerle tıkanmış tarağı temizlemeye çalışır. Dolaşım sistemi Kalp: Kalp sistem içerisinde kanı dolaştıran bir pompadır. Solungaçlar arasında alt kısımda yer alır. Bir Koi’nin kalbi iki odacıklı bir organıdır ve bir kalp karıncığı ve bir de kulakçığa sahiptir. Dört odacıklı bir organ olarak da tanımlanmaktadır. Diğer iki oda ana odalardan önce ve sonra yer alır ve sinus venosus ve bulbus arteriosus olarak isimlendirilir. Ana pompalama odalarından daha küçüktürler ve toplayıcı olarak görev yaparlar (basınç değişimlerini dengelemek ve kardiyovasküler sistemi fazla basınçtan korumak için). Bu sebeplerden dolayı pompa görevi görmemektedirler. Kaslı duvarları da yoktur fakat balonlar gibi elastiktirler. Balıkların kan basıncı memelilerden çok daha zayıftır. Kan kalpten başlayarak solungaçlara akar ve oradan da tüm vücuda dağıtılır. Kan kalbe dönmeden önce damarlar tarafından sinus venosusa aktarılır. Memelilerden farklı olarak balıklar sadece bir dolaşım şekline sahiptir. Memeliler sistematik dolaşım ve pulmoner dolaşıma sahiptir. Önemli damarlardan birisi olan caudal damar omurganın altında yer alır. Bu damar kan örnekleri alınması gerektiğinde balığın en kolay erişilebilir damarıdır. Normalde kan bir artere, arteriyole, kapilere, damara, caplliarye, toplardamara ve oradan da ana toplardamara ve kalbe doğru akar. Bir portal sistemi sayesinde kan damarlardan kılcal damarlara oradan da kalbe akmaktadır. Balıklar ve memelilerin karaciğer üzerinden dolaşan bir portal sistemi vardır. Bu sistemde kan bağırsaklardan gelen kan karaciğerdeki kılcal damarlara gönderilir ve oradan da karaciğere bağlı portal damarına gönderilir. Balıklarda, aynı zamanda böbreklerde de bir portal sistemi vardır. Sazanlar (Koi) normalden biraz daha farklı bir sisteme sahiptir. Sazanlarda (Koi) kuyruk ve segmental damarlardan geri gelen kan böbreklerdeki ve bağırsaklardaki portal damarlarına doğru ayrılır Böbrek: Koi’lerin iki böbreği vardır. Kuyruğa yakın olan böbrek uzun ve incedir ve omurganın hemen altında bulunur. Diğer böbrek anterior, baş veya kafatası böbreğidir. Kalbin hemen üstünde bulunur ve tiroit bezlerini de ihtiva eder. Karaciğer: Karaciğer pürüzsüz, koyu kahverengidir ve bağırsakların kafatasına yakın olan bölümünde konumlanmıştır. Sağ lob safrakesesine kaplar ve sol lob dalağı sarar. Yüzme kesesi: Bu iki odacıklı bir organdır ve böbrekle omurganın hemen altında yer alır. İki odacık arasında küçük bir bağlantı mevcuttur ve bu kısım aynı zamanda bağırsaklara da bağlanır. Kuyruğa yakın olan kısım serttir fakat geri kalan bölüm kısmen esnektir. Yumurtalıklar: Yüzme kesesi ve bağırsaklar arasında bir çift yumurtalık bulunur. Yumurtalıklar ayrı ayrı veya birleşik olabilir. Testisler beyazdır ve ince yarıklar bulundurur, yumurtalıklarsa pembe ve pürüzsüzdür. Yumurtalık açıklığı anal yırtmaçta yer alan dışkı deliğinden ayrı bir deliğe sahiptir. Yumurtalıklar üreme zamanında büyürler ve normal boyutlarının neredeyse % 70’i kadar artar. Bazı Koi’lerin hem erkek hem de dişi yumurtalık hücreleri bulunur. Bunlar hermafroditler, bir erkek ve dişi arasında özelliklere sahiptir. Koilerde diğer tüm balıklar gibi sahiplerine tüm güzelliklerini sergilerler. Önemli olan sahip olduğumuz balıkların özelliklerini iyi bilmek. Kaynaklar: Fish Medicine (Balık ilaçları) - Stoskopf, Michael, W.B. Saunders Company, Philadelphia, PA, 1992 Aquariology, Master Volume (Akvaryumculuk, Temel Kitap )- Gratzek, John, Tetra Press, Blacksburg, VA, 1992 The Tetra Encyclopedia of Koi (Tetra Koi Ansiklopedisi)- Tetra Press, Blacksburg, VA, 1989 Living Jewels (Canlı Mücevherler) - Watt, Ronnie; de Kock, Servaas - Delta Books, Johannesburg, S.A, 1996. Koi Carp (Koi Sazanı) - Freestyle Publications, Poole, U.K. 23 Mahir KANYILMAZ İsmail DAL Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretim ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü Kepez Birimi Akvaryum Balıklarının Taşınması Akvaryum balıkları sektöründe müşterilerin iyi kalitedeki balık ihtiyacının karşılanması daima en önemli faktör olmuştur.Üretilen balıklar sadece görsel çekiciliğe sahip olmamalı, aynı zamanda uzun süreli taşımacılığa da dayanabilecek nitelikte olmalıdır. Polietilen poşetlerin balık taşımacılığında ilk kez kullanıldığı 1950’lerden bu yana, akvaryum balıklarının ücretlendirilmesinde nakilden kaynaklanan yük ciddi biçimde azalma göstermiştir. Bununla birlikte, balık ücretlerinde taşımanın yarattığı maliyetin payı hala büyüktür. Öyle ki, Asya’dan Amerika’ya gönderilen bir balığın nakil ücreti, balığın kendi değerinden daha fazla olmaktadır. Bu yüzden, nakilden sonra yaşam oranını arttırmak ve birim alana daha fazla balık stoklayabilmek için modern paketleme teknolojilerinin kullanılması, sektör için hassas bir konu olmaktadır. Süs balıkları yoğun olarak Doğu Asya ülkeleri ile Amerika Kıtası’nda yetiştiricilik ve doğadan toplama, Afrika’da ise doğadan toplama yoluyla elde edilerek talep olan her yere satılmaktadır. Mevcut veriler incelendiğinde en büyük ihracatçıların sırasıyla, Singapur, Malezya, Endonezya, Çin ve Amerika olduğu (Şekil 1), en büyük ithalatçıların ise sırasıyla, Amerika, Japonya, Almanya, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerin olduğu görülmektedir (Şekil 2). Henüz ülkemizde bazı türlerde üretim ihtiyacı karşılanamadığından, bazı türlerin ise üretimi hiç yapılmadığından önemli miktarda süs balığı ithalatı yapılmaktadır. En çok ithal akvaryum balığı girişinin olduğu İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana gibi illerin, Tarım İl Müdürlüklerinden alınan 2009 yılına ait verilere göre, farklı ülkelerden resmi yollarla gelen balık miktarları Tablo 1’de verilmiştir. Tablo 1 incelendiğinde Suriye, Tayland, Singapur ve ABD’nin en fazla ithalat yapılan ülkeler olduğu görülmektedir. Bu denli ticareti olan ve çok uzak mesafelere taşınan süs 50 balıklarının taşıma sırasında mümkün olan en yüksek başarıyı sağlamak için önemli olan bazı kritik bilgilerin bilinmesi ve anlaşılması oldukça önemlidir. % 4,00 % 3,00 % 21,87 % 6,42 % 6,44 % 3,00 % 7,00 % 17,56 % 12,85 % 8,38 % 9,48 Singapur Malezya Endonezya Çin Amerika Çek Cumhuriyeti Filipinler Diğer Japonya Siri Lanka Peru Şekil 1. Akvaryum balığı ihraç eden ülkeler (Hekimoğlu, 2006) Singapur % 4,80 Fransa % 8,80 İtalya % 4,40 Belçika % 4,30 Hollanda Çin % 4,30 % 4,10 Kanada % 2,8 Diger % 18,19 İngiltere % 10,11 Almanya % 10,40 Japonya % 10,90 Amerika % 16,90 Şekil 2. Akvaryum balığı ithal eden ülkeler (Hekimoğlu, 2006) Ülke Singapur Tayland Suriye Almanya Çin Mısır ABD Endonezya İngiltere Kolombiya Çek Cumhuriyeti TOPLAM Adet 18.965.922 1.859.687 1.810.000 3.739 4.641 4.200 756.990 577 102.319 404 181.791 23.690.270 Tablo 1. 2009 yılı verilerine göre ülkemize akvaryum balığı ithalatının yapıldığı ülkeler ve ithalat edilen akvaryum balıklarının sayısı (Anonim, 2010) Balıkların taşınmasına ilişkin temel faktörler ve prensipler Balığın Kalitesi: Balıklar sıhhatli ve iyi bir halde olmalıdırlar. Hasta, zayıf ve halsiz balıkların taşınması uygun değildir.Taşımaya başlamadan önce balıklar en az bir gün aç kalmalıdır. Ancak aç kalma süresi balık türüne göre değişkendir. Örneğin lepisteslerde 1 günlük aç bırakma işleminden sonra taşımaya bağlı ölüm oranının, hiç aç bırakılmayanlara veya 2-3 gün süreyle aç bırakılanlara nazaran çok daha az olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Buna karşın Mavi guramilerde aç kalma süresi uzadıkça balığın metabolik faaliyetleri azalmaktadır. Sindirim organları boş olmayan balıkların taşıma süreleri, boş olanlara nazaran yarı yarıya azalmaktadır. Tok balıkların strese duyarlılığı ve oksijen tüketim düzeyleri artmaktadır. Diğer taraftan suya karışan dışkılar, suyun oksijenini de absorbe etmektedir. Bununla beraber larva naklinde açlığa katlanma durumlarını hesaba katmak uygun olacaktır. Oksijen: Taşıma sırasında yeterli miktarda erimiş oksijen sağlanması esas olmasına rağmen, taşıma kabında sadece bol miktarda oksijen bulundurulması, balıkların mutlaka sağlıklı kalmasını garanti etmemektedir. Balıkların oksijenden faydalanma yetenekleri, strese dayanıklılıklarına, suyun sıcaklığına ve pH ‘na, karbondioksit konsantrasyonuna ve amonyak gibi metabolizma ürünlerine bağlı olarak değişmektedir. Balıkların ağırlığı ve suyun sıcaklığı nakil esnasında, metabolizmayı ve oksijen tüketimini etkileyen belirleyici faktörlerdir. Suyun sıcaklığı 10 ºC artarsa, örneğin 10 ºC den 20 ºC ye çıkarsa oksijen tüketimi pratik olarak iki misli artar. Balıkların özellikle yüklemeyi takip eden sürede oksijene daha çok gereksinmeleri vardır. Bu esnadaki çırpınmaları nedeniyle, büyük miktarda oksijene gereksinmeleri vardır ve yeni ortama adaptasyonları için zamanları çok azdır. Balıkların büyüklüğüde oksijen tüketimini doğrudan etkilemektedir. İri bir balık, küçük bir balığa göre birim ağırlık başına daha az oksijen tüketir. Sıcak su balıkları için 5mg./lt., soğuksu balıkları için 7 mg./lt. oksijen değerleri alt sınırlar olarak tespit edilmiştir. Kapalı sistemlerde, torbanın hafif titreşimleri atmosferik oksijenin suya nüfuzunu sağlamaktadır. Uzun süreli molalarda torbanın hareketsiz kalması durumunda, rezerv oksijen düzeyi yeterli olmasına rağmen balıklar ölmektedir. pH, Karbondioksit, Klor, Amonyak: Suyun kalitesi balık yoğunluğunu ve taşıma süresini belirler. Kullanılacak su önceden test edilmelidir. Suyun pH ‘sı bir kontrol unsurudur. Çünkü amonyak ve karbondioksit pH’yı doğrudan doğruya etkiler. Taşıma süresinin uzamasıyla, balıkların solunumu sonucu meydana gelen karbondioksit, suyun pH’sını asitli bir duruma getirir. 7-8 dolayındaki pH optimal kabul edilir. pH’ daki hızlı değişiklikler sonucunda balıklarda stres meydana gelir. Fakat pH’ı stabil(sabit) tutmak için taşıma sırasında tampon çözeltilerden faydalanılabilir. Tank içinde taşınan balıklar, yeterli havalandırmanın olmadığı zamanlarda, litrede 0-30 mg.’ı geçen yüksek seviyelerde karbondioksite maruz kalırlar. Konsantrasyon miktarı çok çabuk artarsa ve balık yoğunluğu da fazla ise, balıklarda stres başlar. Eğer birikim yavaşsa yüksek konsantrasyonlara dayanabilirler. Bir deneme sonucuna göre; ılıksu balıkları için 140 mg/lt., soğuksu balıkları için ise 40 mg./lt. üst sınır olarak tespit edilmiştir. Suda klor konsantrasyonu karbondioksit gibi önemli bir faktör olup, bu da havalandırma ile bertaraf edilir. Litrede 0.5mg. klor tehlikeli bir sınır olarak görülür. Ancak 0.2 mg. klor dahi balığın solunum sistemini etkileyerek, önemli bir şekilde rahatsız eder. Taşıma esnasında amonyak, balıkların protein metabolizmasının sonucunda ve bakterilerin dışkıları parça51 Balık Türü laması neticesinde meydana gelir ve birikir. Suyun sıcaklığı düşürülerek balıkların metabolizma faaliyetleri azaltılırsa amonyak oluşumu da düşer. Bakterilerin amonyak üretimini azaltmak için ise balıkların aç, yani mide ve bağırsaklarının boş olması gerekir. Taşımadan 63 saat önce yemlemesi kesilen bireyler, kesilmeyenlere göre yarı yarıya daha az amonyak çıkarır. Boyları 10’cm. yi geçen balıkların yemlemesi, nakilden en az 48 saat önce; 20’cm. yi geçen balıkların yemlemesi de nakilden en az 72 saat önce kesilmelidir. Amonyak için kabul edilebilir maksimum bir değer vermek mümkün olmamaktadır. Çünkü amonyağın toksitesi, suyun sıcaklığı ve pH’sına bağlı olarak önemli ölçüde değişmektedir. Bununla beraber,normal taşıma şartlarında kritik amonyak konsantrasyonlarına girilmesi pek seyrektir. Sıcaklık: Suyun sıcaklığının önemi büyüktür. Su sıcaklığı düşük kaldığında pH yüksekte kalır ve balığın metabolizma hızı azalır. Her bir 0.5ºC’lik su sıcaklığı artışına karşılık balık yoğunluğunun yaklaşık % 5.6 kadar azaltmak; bunun tersi için de, yani her 0.5 oC’lik su sıcaklığı düşüşüne karşı da, yüklemeyi % 5.6 oranında arttırmak gerekir. Polietilen torbalarda taşıma Canlı balık naklinde balık sayısını arttırmayı sınırlayan temel faktör, suda biriken metabolik atıkların su kalitesi üzerinde yarattığı bozulmadır. Bu olumsuzluğu gidermek için ve nakil sırasında su kalitesini muhafaza etmek için Balıkların aç bırakılması, nakil suyunun sıcaklığının düşürülmesi, su içerisine bazı anesteziklerin ilave edilmesi, iyon değişim reçinelerinin kullanımı, pHtamponlayıcılar vs.gibi çeşitli teknikler geliştirilmiştir. Nakil esnasında kullanılan suyun hacmi, paketlenecek balık sayısını sınırlayan bir etmendir. Yükleme yoğunluğu, suyun her bir litresi için balıkların gram cinsinden kütlesi olarak ifade edilir. Örneğin, neon tetra için 30 saatlik bir yolculukta yükleme yoğunluğu 22 g/L’dir. Paketlemede balık sayısı ile balık boyu arasındaki ilişki Tablo 2’de gösterilmiştir. Sazan balığı grubundan olan Japon balıklarının taşınmasında 20 litre su 20 litre opksijen içinde taşınabilecek balık miktarlarıda tablo 3 te verilmiştir. İçinde su ve oksijen olmak kaydıyla, balıkların taşınmasında çeşitli torbalar kullanılabilir. İnce (yumuşak) veya daha kalın (sert) şeffaf polietilen malzemeden yapılan torbaların çok çeşitli ebatlarda üretilen bi52 Kılıçkuyruk Molly Platy Lepistes Tetra Melek Balığı Öpüşen Gurami Çöpçü Cichlid Balık Boyu Standart Paketleme (cm) Adeti (48 saat) 2,5 400 5,0 250 7,5 100 3,0-3,5 300 5,0 200 6,0-6,5 150 2,5 300 3,0-3,5 250 2,5 1.500 2,5 200 2,5 150 5,0 20 5,0 125 7,5 50 2,5 225 3,0-3,5 150 5,0 20 Tablo 2. Bazı balık türlerinde balık boyuna bağlı taşıma adetleri. çimleri mevcuttur. Bu torbaların ağız kısmı açık, dip kısmı yapıştırılmıştır veya dikdörtgen şeklinde plastik bir tabaka haline getirilmiştir. Dahada emniyetli olması için bazen iki torba içiçe kullanılır. İnce bir torba içine konmuş ikinci ince torba veya kalın bir torba içine konmuş ikinci bir torba şeklindedir. Taşıma esnasında delinmemeleri veya toprakla temaslarında yırtılmamaları için, yavruların konulduğu torbalar koruyucu içine yerleştirilirler. Bu, torbaların istenen pozisyonda tutulmalarını ve yerleştirmeyi kolaylaştırdıkları gibi, sıcaklık izolesini de kolaylaştırırlar. Torbaların içine yerleştirecekleri kaplar, kartondan, uygun plastikten veya daha büyükleri polietilenden yapılabilir. Bu dış kapların tipleri, taşınacak torbaların sayısı, taşıma şekli ve süresi, aktarma gibi işlemlerin yapılıp yapılmaması ve çevre sıcaklığı ile torbalardaki suyun sıcaklığı gibi faktörlere bağlı olarak değişiklik arz eder. Sıcak dönemlerde yavruların içinde bulunduğu suyu soğutmak için, polistiren dış kabın dibine buz parçacıkları konur, torba bunun üzerine oturtulur. Suyun içine buz parçaları konması katiyen tavsiye edilmez. Gerekli buz miktarı, torbanın büyüklüğüne,taşıma süresine, sıcaklık farklarına bağlı olarak su hacminin % 10’u ile 20 si arasında değişir. Soğuk dönemlerde ise yalıtım sağlayacak şekilde izolasyonlu kutular kullanılmaktadır. Torbada yavruların taşınmasında kullanılan su gerekli bütün kalite unsurlarına sahip olmalıdır. En iyisi, taşımada, balıkların daha önce içinde bulundukları suyu Sıcaklık Balıkların bireysel ola(º C) rak ağırlıkları (g) 5,0 10,0 5ºC 20,0 1,0 2,0 5,0 10 º C 10,0 20,0 0,2 0,5 1,0 2,0 15 º C 5,0 10,0 20,0 0,0015 0,02-0,03 0,2 0,5 20 º C 1,0 2,0 5,0 10,0 20,0 0,0015 0,02-0,03 0,2 0,5 1,0 25 º C 2,0 5,0 10,0 20,0 5 3,8 5,0 6,0 2,0 3,0 3,8 5,0 6,0 0,6 1,3 2,0 3,0 3,8 5,0 6,0 0,15 0,5 0,6 1,3 2,0 3,0 3,8 5,0 6,0 0,15 0,5 0,6 1,3 2,0 3,0 3,8 5,0 6,0 10 3,8 5,0 6,0 2,0 3,0 3,8 5,0 6,0 0,6 1,3 2,0 3,0 3,8 4,6 5,1 0,083 0,5 0,6 1,3 2,0 2,5 3,4 3,4 4,4 0,083 0,5 0,6 1,3 2,0 2,3 3,8 4,0 4,1 15 3,8 5,0 6,0 2,0 2,9 3,8 3,8 5,2 0,6 1,3 2,0 2,3 3,3 3,3 3,7 0,083 0,5 0,6 1,3 1,8 1,8 2,5 2,5 3,2 0,083 0,5 0,6 1,3 1,5 1,5 2,4 2,4 3,0 kullanmaktır. Ancak, bu su, ne organik kirletici unsurları ne de çamur partiküllerini ihtiva etmelidir. Bilhassa yavrular için su, hava kabarcıklarını ihtiva etmeli yani hava ile tam doygun olmalıdır. Torbaları mümkün olduğunca çabuk doldurmak için, yakalama, sayılma ve paylaştırma işlemleri çok iyi yapılmalıdır. İşlemlere polietilen torbaların ön hazırlıklarının yapılması ile başlanır. Bunun için torbanın 1/3’ü suyla doldurulur daha sonra su konur, sonra balıklar ilave edilir. Daha sonra sanayi tipi oksijen tüpüne bağlı hortum torbanın dibine kadar sokulur,torbanın üstü hortum çevresinde elle büzülüp, suyun üstündeki hava tamamen çıkarıldıktan sonra torbaya oksijen doldurulur ve hortum hızlıca çıkarılırken torbanın ağzı sıkıca bağlanır. Torbaların üst ağızları lastik, ip veya yapıştırıcı bantlarla bağlanmalıdır. Torbaların doldurulması Şekil 3’de, japon balıkların paketlenmesi, şekil 4 te, Saat olarak taşıma süesi 20 25 30 3,8 3,8 3,6 4,9 4,1 3,6 6,0 5,6 4,8 2,0 1,9 1,6 2,3 1,9 1,6 3,0 2,5 2,2 3,0 2,5 2,2 4,2 3,5 3,0 0,6 0,6 0,6 1,3 1,1 1,0 1,8 1,5 1,2 1,8 1,5 1,2 2,6 2,1 1,8 2,6 2,1 1,8 2,9 2,4 2,1 0,075 0,075 0,5 0,5 0,5 0,6 0,6 0,6 1,0 0,92 0,76 1,3 1,0 0,92 1,3 1,0 0,92 1,9 1,6 1,3 1,9 1,6 1,3 2,5 2,0 1,8 0,075 0,075 0,5 0,5 0,5 0,6 0,6 0,6 1,0 0,8 0,66 1,3 1,0 0,84 1,3 1,0 0,84 1,9 1,5 1,3 1,9 1,5 1,3 2,3 1,9 1,5 35 3,2 3,2 4,4 1,4 1,4 1,9 1,9 2,6 0,6 0,88 1,1 1,1 1,6 1,6 1,8 0,45 0,6 0,66 0,79 0,79 1,1 1,1 1,5 0,43 0,58 0,58 0,71 0,71 1,1 1,1 1,3 40 2,8 2,8 4,0 1,2 1,2 1,6 1,6 2,4 0,6 0,77 1,0 1,0 1,4 1,4 1,6 0,4 0,57 0,57 0,69 0,69 1,0 1,0 1,3 0.38 0,5 0,5 0,63 0,63 1,0 1,0 1,2 45 2,7 2,7 3,6 1,1 1,1 1,5 1,5 2,2 0,6 0,68 0,89 0,89 1,2 1,2 1,4 0,36 0,51 0,51 0,61 0,61 0,93 0,93 1,2 0,34 0,45 0,45 0,55 0,55 0,89 0,89 1,2 50 2,4 2,4 3,4 0,9 0,9 1,4 1,4 1,9 0,6 0,62 0,62 0,62 1,1 1,1 1,2 0,31 0,46 0,46 0,55 0,55 0,83 0,83 1,1 0,2 0,4 0,4 0,5 0,5 0,8 0,8 1,0 Tablo 3. 20 lt. su ve O2 içeren 40 lt.lik torbalarda taşınabilecek japon balığı miktarı (kg) Delinme ihtimaline karşı çift kat torba hazırlanmış ambalajlar da Şekil 5 ve 6 da verilmiştir. Şekil 3. Taşıma torbalarına oksijen Taşımanın sonunda veya uzak mesafelere taşıma- uygulanması. da, taşıma esnasında balıkların durumunu denetlemek gerekir. Bu denetlemelerde balıkları reaksiyonları (yüzme,dibe inme, fizyolojik pozisyonda kalmaları veya yana yatmaları) hareketlilik,ışığa yönelme ve ölüm oranları incelenir. Balıkların taşımada içinde bulundukları suyun sıcaklı53 oranda azaltarak taşıma güvenliğini arttırır. Zeolitin etkisi ilk 24 saat içerisinde amonyağın 1,5 ppm düzeyine yükselmesiyle başlar ve 48. saate dek amonyağı sabit bir düzeyde tutar. 48 saatten sonra zeolitin doymasıyla birlikte amonyak seviyelerinde yine artış başlar. Özellikle fazla miktarda amonyak üreten Corydoras türleri ile Japon balığı türlerinin naklinde öncelikli olarak kullanılmaktadır. Bu maddenin ilavesiyle sudaki amonyak artışından meydana gelen ölümler azaltılır. Zeolitlerin kullanılmadan önce iyice yıkanması gerekmektedir Şekil 4. Japon balıklarında paketleme işlemi. Anestezi uygulaması: Anestezikler balığın metabo- Şekil 5. Strofor kutu içerisine Şekil 6. Nakledilmeye hazır kutu. yerleştirilmiş balık poşeti. lik faaliyetlerini azaltarak oksijen tüketiminin, karbondioksit üretimini ve azot kökenli atık miktarının düşürülmesinde rol oynarlar. Böylece balık normal yükleme ağırlığının 2-3 katı ağırlıkta taşınabilir. Ayrıca; anestezik maddelerin yatıştırıcı etkisi onları mekanik zararlara karşı da korur. Genel olarak, nakil tankları yarıya kadar suyla doldurularak, tank içindeki su için gerekli anestezik ilave edilerek balıklar tanka konulur, balıklar bayıldıktan sonra, suyun kalan kısmı doldurularak taşıma gerçekleştirilir. Şekil 7. Zeolit ğı ancak bırakılacakları suyun sıcaklığı ile aynı ise bu yeni ortama bırakılabilir. Sıcaklık farkı yavrular için 1ºC’yi, genç balıklar için 2 ºC’yi geçmemelidir. Sıcaklık farklarını gidermek için en iyi yol, torbaları alıcı suyun içinde bir müddet tutmaktır. Sıcaklık farkı 2-3 ºC düştüğü zaman torba açılır ve azar azar alıcı su ilave edilir. Torbaya % 50 oranında alıcı su ilave edildikten sonra balıklar alıcı suya bırakılmaya başlanır. Bu işlemlerde balıkların davranışlarını devamlı gözlemek gerekir. Taşıma suyu içerisine ilave edilen taşımayı kolaylaştırıcı maddeler Taşıma esnasında meydana gelebilecek stresi azaltmak ve taşıma sonrası hayatta kalma oranını arttırmak için taşıma suyu içerisine bazı maddeler eklenmektedir. Bunlar genel olarak sedatif etki gösterenler, su kalitesi sabitleyicileri ve antibiotiklerdir. Su kalite sabitleyicileri pH tamponlayıcılar içermektedir. Amonyağın uzaklaştırılması için zeolit, aktif karbon, sıcaklığı kontrol altında tutmaya yarayan buz veya ısı paketleri ve tuz, bu amaçla kullanılmaktadır. Zeolit: Zeolitler taşıma suyuna 7-14 gr/l oranında ilave edildiklerinde sudaki amonyak birikimini önemli 54 Bir diğer uygulamada ise anestezi için gereken dozun % 10-20 si taşıma sırasında kullanılabilmektedir. Yaygın olarak kullanılan sedatifler, Quinaldine veya Quinaldine sülfat ile Tricane metan sülfonat (MS-222)’tır. Quinaldine taşıma suyuna 25 ppm, MS-222 ise 60-70 ppm düzeyinde ilave edilmektedir. Bu bileşikler balığın metabolizma hızını düşürür ve kutu içerisinde yüzme veya sıçrama esnasında meydana gelebilecek yaralanmaları engeller. Tuz ilavesi: Balıkların çiftlikten toplanma, paketleme ve havayolu ile taşınması aşamalarının tamamında, sürekli strese maruz kaldıkları tartışılmaz bir gerçektir. Stres, ozmoregülasyonda fonksiyon bozukluklarına yol açar ve balık ölümlerine neden olur. Taşıma tankına tatlı su balıkları için %0,1-0,3 oranında tuz ilavesi osmotikregülasyonu düzenleyerek stres oluşumunu engellediğinden taşımayı kolaylaştırır. Buna karşın tuz konsantrasyonunun %0,3’ten daha yüksek olması, amonyağın giderilmesi için kullanılacak zeolit veya klinoptilolitin etkisini azaltmaktadır. Bu nedenle tuz konsantrasyonunda üst sınır %0,3 olarak uygulanmaktadır. Antibakteriyel Maddeler: Bakteri oluşumuna engel olmak için kullanılır. Özellikle Asya kaynaklı nakillerde yaygın olarak Tetracycline 5-20 ppm düzeylerinde kullanılmaktadır. Ancak sürekli olarak ve uzun sü- reli kullanım neticesinde bu antibiyotiğe karşı dirençli bakteriler gelişmiştir. Bu nedenle10 mg./lt. nitrofurazon, 1-2 mg/lt. akriflavin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Kanamycin de kullanılan antibiyotikler arasında sayılabilir. Bakteriostatik etkili antibiyotiklerin kullanımı pek yaygın değildir. dır. Lepistes balıklarıyla ilgili bir çalışmada, nakil sonrasında 1 hafta süreyle yeni su ortamının %0,1 oranındaki tuz konsantrasyonunda tutulması ve günlük %30 oranında taze su ilavesinin, yolculuktan kaynaklanan strese bağlı ölümleri en aza indirdiği tespit edilmiştir. Tampon Çözeltiler: pH’yı 7-8 düzeyinde tutmaya yarar. Sonuç olarak, bir yerden başka bir yere sevk edilen canlı balıklarda taşımaya bağlı ölümler gerek taşıma esnasında gerekse taşıma sonrası özellikle ilk 1 haftalık periyotta gerçekleştiğinden, yukarıda bahsedilen prensiplerin uygulanmasıyla ölüm oranlarını en aza indirmek mümkün görünmektedir. Taşıma sonrası uygulamalar Yukarıda bahsedilen uygulamalar çerçevesinde nakledilen balıkların nakil sonrasında yaşam oranlarının yükseltilmesi için de bazı teknikler uygulanmaktadır. Bunlardan birincisi uygun sıcaklık ortamının sağlanmasıdır. Nakil esnasında çeşitli enstrümanlar kullanılarak kutu içi sıcaklık 21-22 °C düzeyinde sabitlenmektedir. Nakilden sonra poşet içindeki balığın yeni aktarılacağı ortamla nakledildiği su arasındaki sıcaklık farkının 2 °C’yi aşmaması sağlanır. Sıcaklığın yanı sıra su sertliği ve pH düzeylerinin de her iki su için eşdeğer özellikler göstermesi sağlanmalıdır. Balığın strese karşı direncini arttırmak için yeni su ortamına tuz ilavesi, nakil sonrası ölümleri azaltmada etkili olmakta- Kaynaklar: F1- Anonim, 2010. Ülkemize İthal Edilen Akvaryum Balıklarının Miktarı ve İthal Edildiği Ülkeler. İstanbul Tarım İl Müdürlüğü Kayıtları. 2-Atay, D., 1986. Balık Üretim Tesisleri ve Planlaması. A.Ü.Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü 3-Berka, R., 1986. The transport of livefish. A review. EIFAC Tech.Pap., (48):52 p. 4-BrianCole, M.S.,Clyde S.,Tamaru, Ph.D., RichBailey, B.S., Ako, H., Brown, C., 1999. ShippingPractices in theOrnamentalFishIndustry. Center forTropicalandSubtropicalAquaculturePublication. Number 131. 5- Crosby, T, C.,Hill, J, E., Martinez, C, V., Watson, C, A., Pouder, D, B., Yanong, R, P, E., 2005. Preparation of OrnamentalFishforShipping. FA-120. FisheriesandAquaticSciencesDepartment, Florida CooperativeExtension Service, Institute of FoodandAgriculturalSciences,University of Florida. 6-Emre,Y., Kürüm, V., 1998. Havuz ve Ağ Kafeslerde Alabalık Yetiştiricilik Teknikleri. 7-Hekimoğlu, M, A., 2006. Akvaryum Sektörünün Dünyadaki ve Türkiye’deki Genel Durumu. E.Ü. Su Ürünleri Dergisi. Cilt 23, Ek (1/2): 237-241. 8-Lim, L, C.,Dhert, P., Sorgeloos, P., 2003. RecentDevelopmentsandImprovements in OrnamentalFishPackagingSystemsforAir Transport. AquacultureResearch, 2003, 34, 923-935. 9-Piper, R,G., 1982. FishHatchery Management U.S. Department of theInteriorFish Wildlife Service, Washington D.C. 53 Hazırlayan: Özge Özdemir 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Ödüllü 11 1 2 Bulmaca 1 3 2 4 5 5 6 7 8 3 9 4 10 11 12 Anahtar Kelime 1 2 3 4 5 Bulmacayı çözün, anahtar kelimeyi isim, adres ve telefon numaranızla birlikte 15 Şubat 2011 tarihine kadar [email protected] adresine gönderin yapılacak çekilişle PETMARKET’ten 50 TL’lik hediye çeki kazanın Soldan Sağa: 1. Doğal yaşam alanı Güney Amerika olan, fosforlu renklere sahip, yaklaşık 2-3 cm boyunda küçük bir balık türü Paracheirodon inesi (Resimdeki balık)- Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı. 2. Evlenme – Bir nota (D). 3. Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim (İktidar, güç, erdem). 4. İtalyanca da bir sayısı - İtelemek işi. 5. Fitnelik; kurnazlık - Dünya, eğlence, herkes. 6. Hayvanları otlatmaya elverişli, doğal veya yapay bir bitki örtüsü bulunan, otları seyrek ve kısa boylu, biçilmeye uygun olmayan engebeli arazi. 7. Türlü renklerde dudak boyası – Bilgisayar işlemci markası. 8. Atı sürme ünlemi, hayır - Elektrik İşleri Etüt İdaresi’ nin kısaltması. 9. Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde - Yarar, fayda - Vesaire ‘nin kısaltması. 10. Bir kıta - Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılan kalın duvar. 11. Sanki, güya - Veri. 12. Bağırma - Üç ağacın bir noktada birleştirilmesiyle yapılan ve kaba şeyleri dokumak için kullanılan basit tezgâh. Yukarıdan Aşağı : 1- Yaprakları yuvarlak ve geniş, çiçekleri beyaz, sarı, mavi, pembe renkte, durgun sularda veya havuzlarda yetişen bir su bitkisi (Nymphea). - İye, sahip. 2. Bezelye, Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri - Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk. 3. İşitme işlevini tüm fiziksel, fizyolojik ve nörolojik öğe-leriyle inceleyen tıp dalı.- Vücut, beden, sırt, arka. 4. Fransa’nın illerinden birisidir (ters yazılışı) - Cem Yılmaz’ın yazıp Ali Taner Baltacı ile birlikte yönettiği 2008 yapımı bilim kurgu ve fantastik komedi filmi. 5. Vücut kitle indeksi - Yer, mekân, mahal (ters yazılışı). 6. Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış dakikalık zaman dilimi, zaman parçası - Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği nin kısaltması. 7. İçerde olma durumu – Anadolu Ajansının kısaltması. 8. Deveden daha küçük, hörgücü olmayan, uzun tüylü, Güney Amerika’da yaşayan tür - Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. 9. Ertelemek işi, tehir - Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı 10. Koyun, kuzu vb. hayvanların çıkardığı ses – Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi. 11. Asıl konu, temel motif, ana konu - Organik asitlerle alkollerin aralarından bir su molekülü ayrılması sonucunda verdikleri madde. Geçen sayımızda anahtar kelimemize (LÜFER) doğru cevabı veren okuyucularımızdan ÖZGÜR CAN TAŞKIN (KONYA) hediye çekini kazanmıştır. 56
Benzer belgeler
akvaryum otel hakkında
detaylandırmaya bu sayımızda devam edeceğiz.
Dekor: Akvaryum içindeki dekorun iki yönden önemi vardır. Birincisi izleyicisine olabildiğince gerçek
bir sualtı görüntüsü sunmaktır. Ama akvaryumun
gen...
Doğal Olmayan Balıklar Mutlu Olmak Deniz Akvaryumu İle
sadece su canlıları için değil, doğadaki tüm canlılar için geçerlidir. Açık suyun benzerini Afrika savanalarında aslan ile ceylan arasında görebiliriz.
Her şeyin doğalının güzel olarak bilindiği dü...
Tisert Akvaryum
dikilmesine dikkat edilmelidir. Pek çok bitki başarılı görselliği bu şekilde sağlayabilmektedir.
Uzun bitkiler arkaya, kısaların öne dikilmesi derinliğin kaybedilmesinin önüne geçer hatta akvaryuma...