solbek-4 son - Sol Bek Fanzin
Transkript
solbek-4 son - Sol Bek Fanzin
fair enough to admit immediately if there were referee mistakes in favour of his own team; sincere enough to shake the hands of all his opponents; tender enough to never blame anyone but himself in front of the press; lovely enough to hug and kiss his players, assistants, and members of the press; humble enough to go for a drink at an ordinary bar in the city center, mingle and chat with people. In the disgustingly corrupt, chauvinistic, and patriarchal atmosphere of the football industry, he reminded us of the reasons why we fell in love with Befliktafl. Nowadays many emphasize that Bilic’s above-mentioned qualities were welcome, but not sufficient for managing the Befliktafl football team. This is not a technical writing where we discuss the tactical aspects of the story. Thus, we confine ourselves to stressing the one single point that is being ignored all the time despite the fact that it is so obvious: Slaven Bilic and Önder Özen sowed the seeds of a miracle. They were so serious and concrete in their steps that it was suddenly forgotten that it was all about a miracle. In fact, the miracle was almost realized. In another press conference, Bilic had stated that besides “merhaba” and “tesekkurler,” the first Turkish word that he learned was “sol bek”. At least on our own behalf, we, as SOL BEK, are grateful to you, Bilic, for making us await your interviews before and press conferences after the game with as much enthusiasm as the game itself. Just like you have been doing, keep being realistic and demanding the impossible Slaven. We will never forget you Mr. Bilic! Sol Bek Fanzin Haziran 2015 • Say› 4 • Düzensiz • Belefl ©Ço¤alt›labilir. Yazmak isteyen arkadafllar e-posta gönderebilirler facebook.com/solbekfanzin • twitter.com/solbekfanzin [email protected] • solbek.org 3 The tragedy of those who love, not for rejoice Sevinmek için sevmeyenlerin trajedisi ~cinaynas› BEfi‹KTAfiIMIZ ’da bilmem kaç›nc› seferdir yine bir dönemin sonuna geldik. FEDA’n›n Samet’le HEBA edilmesinin ard›ndan Önder Özen–Slaven Biliç ile umutlu bir restorasyona girmifltik. Sadece Befliktafl›m›z için de¤il ülke futbolu için de rol model olabilecek bu giriflim 2014 Temmuzu’nda Özen’in gönderilmesiyle zaten topal b›rak›lm›flt›. Ligin bitimine dört hafta kala bafllayan yayl›m atefl sonucu, nihayet 2015 May›s›’nda tabutuna son çiviyi çakm›fl bulunuyoruz. Meflhur slogan›m›zd›r, “sevinmek için sevmedik”. Gel gör ki, ifller pek de öyle yürümüyor tribün cephesinde. Pili erken tükenen telefona tek çaresi bir üst modeli “sat›n almak” olan bir toplumuz nihayetinde. Sevinmeyi hak etti¤imizi düflünüyoruz elbette; ancak sevinmek için bir yenisini “tüketmek”ten baflkaca yöntem bilmiyoruz. “Çocuk” b›rak›lm›fl bir toplum oldu¤umuzu unutarak “yetiflkinler”den medet umuyoruz bizi sevindirmesi için. Birlikte büyümek, birlikte büyütmek için yeterince sab›rl› olam›yoruz. Ama o arabesk dünyalar›m›zda en çok sevdi¤imiz fley ac›lar›n çocu¤u olmak ki dilimizden düflmüyor: Sevinmek için sevmedik! Biliç’in final kazanamayan bir hoca olarak etiketlenip paketlenmesi, Liverpool finalini kazanmas›n›n birkaç hafta sonras›na denk geliyor. Sol Bek’in ilk say›s›na kapaktan giren o muhteflem fotograf herhangi bir vefa duygusunu tetiklemiyor maalesef. Finale kal›p Olimpiyatlar› Türkiye’ye getiren hükümetimizin önderli¤inde her y›l Avrupa kupalar›nda final- ler oynay›p birkaç›n› da kazanan bir ülkeyiz ne de olsa! Biliç’in sonunu getirememe illetiyle çok meflgulüz; ama bu illetin nedenleri nas›llar› konusunda kafa yormay› sevmiyoruz. Futbolu ilk 11’lerden ve oyuncu de¤iflikliklerinden ibaret sanma lüksü içinde her hafta o ç›kar m›, bu girer mi minvalinde laflar›m›zla üzerimize düfleni yapt›¤›m›z› düflünüyoruz. Befliktafl futbol tak›m›n›n A’dan Z’ye bizler gibi bir çocuk oldu¤unu flefkatle, sab›rla büyütülmesi gerekti¤ini düflünmek a¤›r bir hakaret gibi sevinmek için sevmeyenlerin (!) dünyas›nda. Devrald›¤› enkaz› hurda de¤eri bile olmayan moloz y›¤›n›na çevirmek üzere olan yönetimin getirece¤i yeni hoca ile yeni bir döneme girece¤iz flimdi. Alaca¤›m›z ilk üç puanda sevinmek için sevmedik diyecek, ilk kay›pta dara¤ac›n› kuraca¤›z fiairler Park›’ndaki Seba heykelinin yan›na. O halde flu da Biliç’ten bize gelsin: Bu aflk burada biter ve ben çekip giderim Yüre¤imde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aflk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir ak›p gider. (Ataol Behramo¤lu) 4 How is everything going ? Que Passo? * ~chatlak & berko BUGÜNE de¤in spor medyas›nda en çok Biliç’li günler, hayattaki filizler konuflulanlar, astronomik mebla¤larla transfer olan, orta parma¤›n› seyirciye kald›ran, meslektafl›na silah çeken ve gece âlemlerinde boy gösteren futbolcular ile soyunma odas› basmakta beis görmeyen, bir baflka kulübün baflkan›yla umreye giderken transfer konuflman›n normalli¤ini gözümüze sokan, oldu¤u gibi tak›m› toplay›p Kaçak Saray’a götürebilen, yolsuzluktan ad› ç›km›fl bir adamla kulüpte yemek yedikten sonra ona bir loca satan, bir faflist diktatörün ölümünün ard›ndan gazetelere taziye ilan› verebilen yöneticilerdi. Koca sezonu k›rm›z› kart görmeden tamamlayan melo ve 1 k›rm›z› kart gören emre’lerin, “zenci” olmay› temizli¤in z›t anlam›yla kullanacak kadar insanl›ktan nasibini alamam›fl adamlar›n ›rkç›l›ktan ceza almad›¤›, kurflunlanan tak›m otobüslerinin taraftarlara medya üzerinden hakaretler savuran kalecileri tafl›d›¤›; “mücahitler”in sahaya girdi¤i, hatta futbolcu tekmeleyebildi¤i, ne kadar renkliyse o kadar süslenen tak›mlar›n, yeri geldi¤inde futbol programlar›nda ofsayt çizgileri ileri geri kayd›r›labilecek kadar spor eti¤i ve ahlak›ndan uzak oldu¤u fevkalade bir lig izliyoruz. Süper lig. Hal böyle olunca, ortama uyum sa¤lay›p sa¤lamamak bir karakter meselesine dönüflüyor. ‹flte bu yüzden en çok Biliç konufluluyor. “Hakem hatal›yd›” derken savundu¤u de¤erlerin rakipleri, meslektafllar› ve kendi destekçileri için bir fley ifade etmedi¤ine tan›kl›k ediyor. Bütün bunlar›n aras›nda iki sene önce girilen yeniden yap›lanma döneminin ‘ahlakl›’ çöküflüne tan›kl›k ediyoruz. * ‹spanyolca “Nas›l gidiyor?” Kendi futbolcusunu tekme tokat dövdü¤ü, bas›n mensuplar›n› tehdit etti¤i, kaçamaklar› sebebiyle gazeteye konu oldu¤u için de¤il; duruflu, iki y›lda birçok Befliktafll›’dan daha fazla o renklere ba¤l› oldu¤u için, “gerekirse sözleflmeyi y›rtar giderim” dedi¤i için, “sosyalist bir tak›m yaratmak istiyorum” dedi¤i için, “stad›m›z yok” bahanesine bir kez sar›lmad›¤› için, baflar›s›zl›kta ç›k›p “sorumluluk benimdir” dedi¤i için, biz ekran bafl›nda topu aya¤›na dolad›¤› için kanser olurken o sab›rla futbolcusunun s›rt›n› s›vazlamaktan geri durmad›¤› için konufluluyor Biliç. En önemlisi, bir tak›m yaratmak için sab›rla, ilmek ilmek ördü¤ü bu oyunu bir sevda olarak gördü¤ü için en çok Biliç konufluluyor! Biliç gider, Biliç kal›r. Belki de bu yaz›y› sen okurken ey okur, zaman›nda yapmad›¤› bir fley için özür dilemeyi, ceza almay› göze alarak reddeden, Gazi’ye taziye için giden, “umudumuzu kimse bizden söküp alamaz” diyen Biliç çoktan gitmifl bile olabilir. Ama bu kelâmlar›m›z›n havada kalmas› anlam›na gelmez elbette. Hem Önder Özen’in hem Slaven Biliç’in kulüpten ayr›lmas›n›n sade5 ce kendileriyle alakal› olmas› komik bir ihtimal. En iyi bildi¤imiz fley kafa kesmek! Son derbinin aç›l›fl koreografisindeki “herkes bilsin” gibi toplumsal emir kiplerinin, y›ld›z, rütbe, selam durmak gibi ça¤r›fl›mlarla bezendi¤i bir ‹stiklal Marfl› seremonisi, gerçekten de flu ülkede bazen çok büyük hayaller kurdu¤umuzu, surat›m›za sille s›fat›yla vuruyor. Hükümetin üzerine çulland›¤›, ‘yay›nc› kurulufl’un sahadaki pozisyonlardan tribündeki sloganlara kadar her fleyi filtreleyebildi¤i, zengin ifl adamlar›n›n ve ulus devletin yönetti¤i para-militer bir ortam var adeta. Bütün bunlar gözönüne al›nd›¤›nda belki de umudumuzu daim k›lan tek fley, o seremonideki küçük çocu¤un, selam durman›n insan›n ancak sonradan ö¤renmeyi seçti¤i bir fley oldu¤unu sergilemesiydi. The problem is not Bilic, but consciousness! ~poyrazalt› Sorun Biliç’te de¤il, bilinçte! ASIL büyük hata, ‹stanbul’da sürekli oynanacak alternatif bir saha bulunmadan fieref Bey Stad›’n›n devreden ç›kar›lmas›yd›. ‘Home’u, ‘ev’i, kendi sahas› olmayan bir tak›m! Var m› bunun örne¤i? Böyle bir tak›m, 400 metre yar›fl›na 200 metre geriden bafllam›fl demektir. Kafas› kar›fl›k yöneticiler, bir oraya bir buraya baflvurup durdular. Olmayacak adamlar›n önünde diz çöktüler. Oysa diyelim Sar›yer Yusuf Ziya Önifl Stad›’na biraz para harcansa, Befliktafl’›n yerli rakiplerini korkutacak bir yuvas› olurdu. Bu da en az›ndan fazladan 1215 puan demeye gelirdi. Yani flampiyonluk! Seyirci say›s› 10 bin ile s›n›rl› olsa ne fark eder? Befliktafl’›n büyük bahts›zl›¤› Slaven Biliç de¤il, eyyamc› yönetimlerdir. Befliktafl bu hezimet serisini nas›l yakalad›: Bilgili, Demirören, Fikret Orman… fieref Bey Stad›’n›n kapat›lmas›nda niçin bu kadar aceleci davran›ld›? fiart m›yd›? Ça¤›n emredici sözcü¤ü olan “rant”a ayk›r› bir fley söyledi¤imin fark›nday›m. Orada dev rant yatmaktayd›. Baflta baflbakan t. erdo¤an ve milletin bir yerlerine koymaya haz›r müteahhit tak›m› “hadi, hadi, hadi” diye sab›rs›zlan›yor, kulübe yard›m ettikleri görüntüsüyle ba¤›ml›l›k yaratmak istiyorlard›. FB çok ak›ll› bir flekilde hükümete muhtaç olmadan stad›n› yapm›fl, GS iktidar›n kuca¤›na oturarak “baflarm›fl”t› bunu, ‘3. büyük’ Befliktafl›m›z geri kal›r m›yd›? Küresel tak›m olunacak ya! Önce flu ‘3. büyük’lük kompleksinden kurtulmak gerekiyor! Sonuç ortada. Befliktafl deplasmanlarda toplayaca¤› puan› toplad›. Ama “evi”nde? Evi yoktu ki! Tak›m› iki sezon sahas›z b›rak, sonra faturay› Biliç’e kes. Befliktafl’›n vicdan› böyle bir haks›zl›¤› kabul etmeyecektir. Sonra nedir o “Vodafone Arena” ad›n›n kepazeli¤i! Oras› öncelikle fieref Bey, Dolmabahçe, Mithatpafla, ‹nönü stad›d›r. Aloo? Vodafone kim oluyor? Arena’n›n iyi olan› Madrid’tedir ya da burada televizyondad›r. Bu kadar m› orijinaliteden yoksun bu Befliktafl›m›z’› yönetenler? Bu kadar m› taklitçi? Bu kadar m› muhtaç? Slaven Biliç bu yönetime birkaç numara büyük gelmifltir! T›pk› Çarfl› gibi… Sorun kalpte de¤il, beyindedir! 6 Keep the Horns Rising Slaven... Bye bye Biliç 2013 y›l›nda Jurgen Klopp bir röporta- ~sakareylem Agger’›n da metal müzik fanlar› oldu¤una dair dipnotlar, Biliç’in 2004 y›l›nda birlikte albüm ç›kartt›¤› alternatif rock grubu Rawbau’yu dinlerken dikkatimi çekmiflti. Biliç’in büyük bir fan› oldu¤u Heavy Metal’in tohumlar› 60’l› y›llarda Black Sabbath taraf›ndan Birmingham iflçi barlar›nda at›l›p, günümüze de¤in evrilerek gelse de hep s›n›rlar› zorlayan, kal›plara s›¤mayan, kültür–karfl› kültürünü oluflturabilen, isyan›n ve mücadelenin müzi¤i olmufltur. Bir taraftan da kiflilerin dinledi¤i, sevdi¤i, sahiplendi¤i müziklerde, onlar›n kimliklerinden de izler bulabiliriz. Tan›yabildi¤imiz kadar›yla da Slaven’in karakteri, saha içi ve d›fl›ndaki söylem ve davran›fllar› metalcili¤i ile pekâla uyum içinde sürüp gitmekte. Bu durumu da dilerim kesilmeden, e¤ilip bükülmeden devam eder ömrü hayat›nda... Yukar›da da bahsetti¤im gibi çok argüman›m vard› teknik direktörün de¤iflmemesi, O’nunla devam edilmesi ve yaflanan s›k›nt›lara gö¤üs gerilmesi konusunda. ‹yi ki bu farkl› adam› tan›m›fl›z. Uzun y›llard›r bu taraftar›n unuttu¤u heyecan› hat›rlatt›¤› ve yokluk içinde bulunabilen var olabilme mücadelesini bizlere gösterdi¤i için. Kendisini de Maiden’dan ‘Running Free’nin son dizesi ile selaml›yorum son kertede. Now all the boys are after me, and that’s the way it’s gonna be …… Keep the Horns Rising Slaven... j›nda “Wenger ve tak›m› orkestra gibi oynuyor ama ben Heavy Metali tercih ederim” fleklindeki s›rad›fl› sözlerinden birkaç ay sonra Biliç de Ali Ece’ye çok s›cak ve samimi bir röportaj vermiflti. Okuyanlar hat›rlayacaklard›r, orada yetenekli kollektif oyununu Pink Floyd’a de¤il de birbirinden yetenekli ve kendi ifllerini çok iyi yapan oyuncular› oldu¤u için Iron Maiden’a benzetmiflti. AC/DC, Motorhead aflk›ndan da bahseden muhterem, bir kere daha beni flafl›rtm›flt›. Tabii Iron Maiden flafl›rt›c› de¤ildi benim için. Az›l› bir West Ham United fan› olan ve s›k s›k maçlara giden ve antrenmanlar›na kat›lan basç› Steve Harris (SH) konu dahilinde olunca ve o tak›m›n oyuncular›ndan biri de Biliç oldu¤una göre, tafllar yerine kolayl›kla oturuveriyordu. Birçok kifli belki bilmez, H›rvatistan Iron Maiden fun club’›n›n ç›kartt›¤› ‘SH-Clairvoyant’ kitab›nda da Biliç ile yap›lm›fl bir röportaj bulunmakta ve Kerrang gibi heavy metal dergilerinde kendisi için yaz›lar yer almakta. Hatta Victor Valdes, Kesey Keller, Daniel 7 Ja Imam San (Bir Hayalim Var) HEP duyduk, bazen de merak edip defa- ~vw1500 Teflekkürler Yoldafl Biliç! Bir hayalimiz vard›: Görevde bulundu¤un süre boyunca onurunla, flerefinle mücadele ettin, duruflunla, fair play ile gururland›rd›n bizi. Bir hayalimiz vard›: S›n›flar› ortadan kald›rarak sosyalist bir tak›m kurmak istedin. Bir hayalimiz vard›: Haks›zl›¤a karfl› hep ön saflarda olmak istedin. larca dinledik Slaven Biliç’in Rawbau grubuyla 2008’de H›rvatistan ulusal tak›m›n› gaza getiren o muhteflem parça ‘Vatreno Ludilo’yu. Sadece bir gitar hobisi ya da müzik grubu muydu acaba yoksa hayata duruflunun bir parças› m› diye merak eden olmad› san›r›m; Biliç’in babalar gibi çal›p, üstelik, mesela ‘Ja Imam San’›n sözlerini de yazd›¤› Rawbau grubunu… Ja Imam San Bir Hayalim var! Da li je prije bilo bolje? Jeli na Zemlji bilo prostora il vremena? Ili je bilo kao sada U ovoj paklenoj kugli kojom caruje dominira vlada Laz, prevara, pohlepa, mrznja, glad Zlo, nepravda, zavist, osveta, strah? Je li bolje bilo? I have a dream! Hangisi daha iyidir ve tercih edilir? Herhangi bir zamanda uzayda yer alan dünya m›? Ya da daha m› uzakt›r bask›c› bir hükümetin cehenneminden gelen atefl toplar›: Yalan, dolan, h›rs, kin, nefret, düflmanl›ktan? fieytanl›k, adaletsizlik, k›skançl›k, intikam, korkudan? Hangisi biraz daha iyidir? Benim bir hayalim var! Je li bolje bilo? Jal, ljubomora, novac i droga! Kriminal, svada i smrt Bijes, korupcija, genocid, patnja! Moç, krada, vlast i grijeh! Ekstremizam, rasizam, fazisam, nacizam! Interesi, agresije, rat! Nacionalizam, sovinizam, komunizam, sotonizam! Anarhija, zavjera, jad! I have a dream! Hangisi daha iyidir? K›skançl›k, para ve uyuflturucular! Suç, kavga, çat›flma ve ölüm. Öfke, ahlaks›zl›k, soyk›r›m, eziyet! Politik bask›, h›rs›zl›k, güç ve günah! Irkç›l›k, faflizm, nazizm! Ç›karlar, sald›rganl›k, savafl! Milliyetçilik, flovenizm, komünizm, satanizm! Anarfli, komplo, ac›, ›st›rap! Benim bir hayalim var! A kakav si ti? Jel ti se ovo malo gadi? Jel te nervira i ljuti? Kad vidis tko te svugdi vodi? Tko ti zivot sudi? Ve sen nesin? Bu küçük i¤rençli¤i be¤endin mi? Sana s›k›nt› verip öfkelendirmedi mi? Kimin dünyas›nda oldu¤unu gördü¤ünde? Kim yarg›lanmak ister? O, adalet tanr›ças›na gözlerini kapad›. Daha iyi bir gün mü bekliyorsun? Bir hayalin var m›? Benim bir hayalim var! Zatvorila je oci bozica pravde Da li cekas bolji dan? Da li imas san? Imas li san! I have a dream Kölelik ve adaletsizli¤e karfl› savaflacak m›s›n ve dünyan›n fleytanlar›na karfl›? Hoses li se borit protiv okova i nepravde I zala ovoga svijeta? Da ovo bude planeta slobode i sreçe, mira i veta! Da svima bude dobro, da bude dobre volje! Da maknu se oni sto samo priãaju parole Doc’ ce taj dan, zvi bolji film! a do tada sanjaj, ja imam san! E¤er bu bar›fl, özgürlük ve mutluluk gezegeni olursa! E¤er her fley yolunda giderse, iyimserlik havas›nda Gönder hepsini söyledikleri sloganlar›yla Bugüne gelip daha iyi bir hayata ve hayallere kadar, benim bir hayalim var! 8 Bir hayalimiz vard›: Befliktafl›m›z’›n bir yaflam flekli oldu¤unu, yüce bir kimli¤e karfl›l›k geldi¤ini ilk defa senin sayende bir teknik direktörden duyduk. Bir hayalimiz vard›: Rakip tak›m oyuncusuna flaka yapt›n, baflka bir rakip oyuncuyu, bize karfl› kulland›¤› ve kaç›rd›¤› penalt›dan sonra teselli ettin. Bir hayalimiz vard›: Rakibe verilen k›rm›z› karta itiraz edip, hakemin cebine geri sokturdun. ‹yi ki Befliktafl›m›z’a Teknik Direktör oldun, iyi ki hayatlar›m›za girdin. Hayallerimizin bir k›sm›n› gerçeklefltirdi¤in için, ‘Optik Baflkan’ Mehmet Ifl›klar’›n sözüyle “hayallerimize ortak oldu¤un için” sana teflekkür etmek ve hayk›rmak boynumuzun borcu: “Çok sevdik be abi...” “Hayalimiz var, umut doluyuz. Hayalden öte bir plan›m›z var...” (Slaven Biliç, 26 A¤ustos 2014) The story of a man: Slaven Bilic Bir adam›n hikâyesi: Slaven Biliç “DOORS de¤il, Beatles da de¤il, Iron ~takoz recep 1988 y›l›nda Split’te bafllad›¤› futbolculuk kariyeri, 1993 y›l›na dek sürdü. Bu süre boyunca da 1 Yugoslavya Kupas›, 1 lig flampiyonlu¤u yaflad›. Biliç, ülkesinde iki sezonu kiral›k olarak baflka tak›mlarda olmak üzere 142 maça ç›k›p stoper mevkiinde oynamas›na ra¤men 20 gol att›. Ard›ndan da Almanya’n›n yolunu tuttu ve Karlsruher tak›m›na transfer oldu. ‹lk sezonunda UEFA Kupas›’nda yar› final oynad› tak›m›. Üç sezon baflar›l› bir flekilde formas›n› giydi¤i Alman ekibinde tak›m kaptan› oldu¤unda “Bundesliga’da ilk yabanc› tak›m kaptan›” unvan›n›n da sahibiydi. Bundesliga’da 54 maç sahaya ç›kt›, 5 kez fileleri havaland›rd› ve 1994 y›l›nda “Y›l›n En ‹yi Defans Oyuncusu” seçildi. Slaven Biliç, 1996 y›l›nda ‹ngiliz tak›m› West Ham’›n teklifine hay›r demeyip ve kulüp rekorunu k›r›p Premier Lig’e “merhaba” dedi. West Ham’da bir sezon forma giyen Biliç 48 maç görev al›p, 2 gole imza att›. Maiden gibi tak›m›z” dedi¤inde, Befliktafl’› Iron Maiden müzikalitesi ekseninde de¤erlendirdi¤inde, haks›zl›klara karfl› yumru¤unu kald›rd›¤›nda, Befliktafl’a geldikten sonra kederden saç› sakal› birbirine kar›fl›p d›fl görünüflünde bariz bir yafllanma hissetti¤imizde, Biliç çoktan biz, Befliktafl’› her fleyden önce düflünen deliler gibi olmufltu. Kumkap›’da bir meyhanede rak› içti¤ini duydu¤umuzda eminim ki benim gibi herkes “Keflke bardaklar›m›z› kald›r›p, Befliktafl’›n flampiyonlu¤una içebilsek hep beraber, ayn› masada Biliç hocamla” demifltir. “Sol Bek” ad›, belki de Biliç’in ö¤rendi¤i ilk iki Türkçe sözcük olmasayd›, bugün burada yazm›yor olurduk. fiimdi biraz zaman yolculu¤una... Biliç’i daha iyi tan›yal›m... Slaven Biliç, müzikle çok iç içe olan ve hatta ‘New Era Rawbau’ adl› müzik grubunun gitaristi. 1968 Yugoslavya do¤umlu, H›rvat avukat, futbolcu ve teknik direktör. 9 H›rvatlar, Türkiye’yi rahat geçse de gruplarda elenmekten kurtulamad›lar. Biliç, bu uzun sürenin ard›ndan kulüp tak›m› çal›flt›rmak istiyordu, adres Rusya’n›n Lokomotif Moskova tak›m›yd›. Futbol kariyerinin en baflar›s›z dönemini burada yaflad› ve tak›m›, ligi 9. s›rada tamamlay›nca kulüpten ayr›ld›. 2013’te de Befliktafl›m›z’a teknik direktör olarak geldi. Evet, Slaven Biliç’in 1988’de bafllayan futbolculuk ve teknik direktörlük hikâyesinin son iki senesinin içinde siyah-beyazl› tak›m›m›z ve elbette bizler var›z. Bu hikâyenin bizi daha çok ilgilendiren k›sm›na, yani bu iki seneye bakacak olursak… Befliktafl›m›z’›n bafl›nda ç›kt›¤› ilk maç Tromso maç› olan Biliç, o günden bugüne kadar toplam 94 resmî maça ç›karken 50 maç› galibiyetle 22 maç› ise beraberlikle bitirmifl. 94 maç›n 72’sinde puan ya da puanlarla sahadan ayr›l›rken, Biliçli Befliktafl›m›z son sezonunda belki de kendi tarihinde bir ilk olarak 56 maç oynam›fl. Bu denli yo¤un bir maç takvimi, mabedsiz; göçebe bir Befliktafl bu sezon 69 puan toplam›flken ve bu çok net ortadayken; Biliç’e “baflar›s›z oldu” demek kolayc›l›¤a kaçmak olmuyor mu biraz? Pratikte Befliktafl›m›z flampiyon olamad› evet, peki bu Biliç’in baflar›s›zl›¤› m›d›r? fiampiyonlu¤un kaçmas›nda, yaflanan ma¤lubiyetlerde tabii ki pay› vard›r, ancak bunlar giderilemeyecek hatalar m›yd›? Bizim Befliktafl taraftar› bazen çok gereksiz, kap›lar› vuran ergen modelinde reaksiyonlar verdi¤ini hep dile getirmiflimdir. Havaalan›nda, befl metre ötesinden küfredenlere karfl›, son futbolcusu otobüse binene kadar otobüsün d›fl›nda bekleyen karakartal yürekli Biliç kalacak gözümüzde. Biraz önce sordu¤um sorulara tekrar gelecek olursam: Kapal›’s›, Eski Aç›k’›, Yeni Aç›k’› hatta Numaral›’s› yan›nda olan Befliktafll› Biliç, hatalar› çözebilecek güçteydi ve emin olun her fleyin fark›ndayd›. Ama siz pek umursamad›n›z! Biliç’in ülkesi H›rvatistan ayn› y›l ‹ngiltere’de düzenlenen Euro 96’ya kat›lmaya hak kazand› ve Biliç de 22 kiflilik kadroda yerini ald›. H›rvatlar, çeyrek finale kadar ilerlediler. Ayn› zamanda turnuvan›n flampiyonu olan Almanya ile bu turda mücadele edip, flanss›z bir flekilde elendiler. 1997’de Everton ile anlaflt›. Üç sezon Everton formas›n› giyen Biliç, tak›m›n hocas› Kendall taraf›ndan stoper yerine, orta sahada oynat›l›nca pek de verimli olamad›. Sadece 28 maçta forma giydi, hiç gol atamad›. Futbolculuk kariyerinin art›k sonuna gelmiflti. Ülkesine dönerek, Split’te bu sevdaya bir son vermek istemiflti. Öyle de oldu, Hajduk Split ile son 9 maç›na ç›kt› ve jübilesini futbola bafllad›¤› kulüpte yapt›. Ertesi sezon yine Split’e bu kez teknik direktör olacakt›. Bir sezon görev yapt›, ard›ndan H›rvatistan U-21 tak›m›nda göreve bafllad›. Görev yapt›¤› iki sezonun ard›ndan 6 sene hocal›k yapaca¤› H›rvatistan ulusal tak›m›n›n bafl›na geçti. Euro 2008’de çeyrek finalde Türkiye’ye penalt›larla elendi H›rvatistan. 2010 Dünya Kupas›’na kat›lmay› baflaramasa da tak›m›n bafl›nda kald›. Euro 2012’de ise Play Off’lardaki rakibi bir önceki Avrupa fiampiyonas›’nda elendi¤i Türkiye’ydi. Bu sefer 10 Also heartbreaks are within love Kalp k›r›kl›klar› da sevdaya dahil BU sezon ne kadar hayal k›r›kl›¤› yaflad›ysak, mutlulu¤un daha fazlas›n› da yaflad›k. Üç kupay› hedefleyip, hiç kupa alamadan bitirmek bir yana Liverpool’u eleyip ligi üçüncü bitirmek de varm›fl kaderde. Bu sezon ›srarla art›k o özgüven nereden geldiyse, “Futbolun adaleti varsa, bu sezon flampiyonuz” demeyi dilime pelesenk etti¤im do¤rudur. ‹flte bu yüzdendir hayal k›r›kl›¤›m›n da kocaman olmas›. Evet, bazen de çok küstüm. Neye küstüm? Tak›ma, Biliç’e, yan›m›zdan olmayan flansa, kendimi gaza getirmeme küstüm. Ama alkolün etkisi geçince yelkenleri indirdim suya. Bu iflin f›trat›nda küsmek de var de¤il mi? Yenildi¤imiz maçlar sonras›nda veyahut çok puana ihtiyac›m›z›n oldu¤u ama bir türlü ‘o’ golü atamay›p 1 puana raz› oldu¤umuz anlarda da yaralar›m›za bir çizik at›ld›¤› do¤rudur. ‹flte o esnada d›flar›daysam hemen eve dönmeyi, evdeysem yata¤a girip uzun uzun uyumay› istedim. Kaçt›m herhalde o anki gerçeklikten. Sevgiliyle tart›flma hali de diyebiliriz buna. Bu sene ‘renkliler’ ile birlikte maç izlememe düsturum daha da pekiflti. Hele pek de tan›d›klar›n olmad›¤› bir mekânda maç izleyeceksem, “hiç izlemem daha iyi” der oldum kendi kendime. Ne yaz›k ki espri ile bafllayan büyük projemiz az daha gerçe¤e kavufluyor, cemba’yla ‘Befliktafl Kalp ve Damar Hastal›klar› Hastanesi’nin temelini at›yorduk bu sene. Atmad›ysak da kabahat bizim! ~chatlak Ben hâlâ o noktaday›m Ben hâlâ Veli’nin sa¤ plasesindeyim. Necip’in alakas›z yerde adam› kolundan baca¤›ndan çekip indirdi¤i yerdeyim. Serdar’›n da¤lara tafllara att›¤› ortalarday›m. Olcay’›n kendi kendine dü¤üm oldu¤u köfledeyim. Motta’n›n özürlerinin bini bir paras›nday›m! Franko’nun kaç›rd›¤› adamlarday›m. Opare’nin cin olmadan adam çarpmas›nday›m. Amma velâkin; ben biriktirdi¤im hayal k›r›kl›klar›mla da mutluyum. Harbi diyorum. Zira antrenmanl›y›m. Y›llard›r her maç› istim üstünde izlememin/izlememizin en büyük nedenidir bu. Son dakikalarda kaybedilen maçlara, son maçlarda kaybedilen flampiyonlu¤u da ekledik, tam oldu. Vars›n olsun, hep dedik ya, “sevinmek için sevmedik” diye... Hah, iflte o hesap. Ezcümle, y›llar sonra bu sezona dair hat›rlayaca¤›m ilk sahneyi/fotograf› sorsalar; çocuklar›n, kaleye, Cenk’e do¤ru birlikte kofltu¤u o müthifl sahne gelecektir akl›ma: Liverpool’u eledi¤imizin hemen akabindeki... ‹flte ben hâlâ o noktaday›m! 11 R›za’s shoes, Tu¤rul’s clogs... R›za’n›n pabuçlar›, Tu¤rul’un takunyalar›... B‹Z Sol Bek’i haz›rlarken, önce yaz›lar› yaz›yor, sonra uygun foto ar›yoruz. fiimdi ise ilk defa fotolara yaz› yazaca¤›z. Buna, bir nevi fotograf çözümlemesi yaz›s› diyelim. Bu, alttaki fotoyu 2013 y›l›n›n Nisan ay›nda, o zamanlar fieref Bey Stad›’n›n içinde bulunan müzede çektim. Büyük Kaptan R›za’n›n çizik, y›rt›k ve patlam›fl, muhtemelen kramponlar› da erimifl pabuçlar›... Onun yan›ndaki, ortadaki foto, 1980’lerin bafl›nda yay›mlanan Geliflim Spor dergisinin arka kapak fotograf›. En sa¤da ise, 1971-1972 sezonunda Band›rmaspor’dan Befliktafl›m›z’a transfer olan ve 7 sezon oynayan sol aç›k forvet topçumuz Tu¤rul (fiener). ~cemba Tribünde “kör Tu¤rul” olarak an›lan, bana göreyse Befliktafl›m›z’›n “ilk sar› f›rt›nas›” Tu¤rul, 7 sezonda sadece 18 gol atmas›na ra¤men onu, Halk›n Tak›m›’n›n efsane futbolcular›ndan kabul ederiz. Tu¤rul’un bu takunyal› fotosu, 15 Aral›k 1974 günü fieref Bey Stad›’nda FB’yi 2-1 yendi¤imiz lig maç›ndan hemen sonra soyunma odas›nda çekildi. (Galibiyet golümüzü 73. dakikada Tu¤rul atm›flt›.) Ortadaki fotodan devam: R›za, futbolun insan vücudunun en üstteki ve en alttaki iki organ›yla, sadece beyinle ve ayaklarla oynanmas› gerekti¤ini en iyi uygulayan topçumuzdur. Hani, “yürekten oynamak” deriz ya, ama R›za topu aya¤›na ald›¤›nda yüre- 12 ¤ini de, yani duygular›n› da heyecan›n› da devreden ç›kar›rd›. Sadece topu düflünürdü. Yine deriz ya “can›n› difline takmak” diye... fiimdi flahsen merak ediyorum, bir insanevlad›, bir yandan aya¤›nda topla koflar iken, beri yandan alt difllerini üst duda¤›na ne kadar fliddetle ve süreyle “takabilir”!.. Merak›m devam ediyor: Dünya futbol tarihinde bir gözü tamamen devred›fl› olup da, topu aya¤›na al›p sol aç›ktan f›rt›na gibi rakip ceza alan›na dalan ya da bir kartal gibi pike yapan ikinci bir topçu var m›d›r? Ve de bu dal›fl s›ras›nda bir tanr›n›n kulu rakip oyuncu olmufl mudur bir “kör topçu”yu durdurabilen!.. (Daha uzun y›llar dünyam›zdan ayr›lmamas›n› yürekten istedi¤im “ilk sar› f›rt›nam›z” Tu¤rul fiener, bugün 66 yafl›nda ve do¤du¤u kentte, Yalova’da yaflam›n› sürdürüyor.) Asl›nda bu mevzuyu daha da uzatacakt›m ve hatta baflka fotolar da koyacakt›m. Ama heyhat yapam›yorum! ‹ki nedenden: ‹lki bana ayr›lan bu iki sayfa sona ermek üzere. Öteki, tam flampiyonlu¤a varmak üzereyken, “oram a¤r›yo buram a¤r›yo...”, “grip oldum... ateflim yükseldi...”, “çiflim geldi, kakam geldi...” diye habire v›k v›k edip maça ç›kmayanlar› anlatacak yer de kalmad›, sab›r da... Sonra, R›dvan’›n bir laf›yla kendini “memleketin en iyi topçusu” sanan Gökhan’›n takunyal› bir fotosunu arad›m, bulamad›m. O¤uzhan’›n da difllerini dudaklar›na takm›fl bir fotosunu arad›m, o da ç›kmad›... Tu¤rul’un, o lepiska saçlar›n› jölelemifl halini gösteren bir foto da bulamad›m, R›za’n›n fosforlu mosforlu, rengarenk, bilmem kaç yüz binlik liral›k pabuçlu halini de... Tu¤rul’un, Tezcan’›n, daha iyi futbol oynayabilmelerine acayip katk› sa¤layan, kolu bafl› k›ç› dövmeli fotolar›n› da... Kimbilir, çektirmemifller zahir!.. 13 If only it hadn’t finished like this Olmasayd› sonumuz böyle SANA sevgim 2008 senesinde bafllam›flt›. H›rvatistan ulusal tak›m›nda kenarda bir adam yerinde duram›yordu, sürekli oyunun içindeydi, sahadaki oyuncu kadar ter ak›t›yordu. f. terim’e yapt›¤› sus hareketiyle gönlümü fethediyordu. Keflke Befliktafl›m›z’a gelse demifltim taa o gün. 2013 y›l›nda ad›n›n Befliktafl ile an›lmas›yla heyecan›m bafllam›flt› ve sonunda o savaflç› adam Befliktafl›m›n bafl›na gelmiflti. Gördü¤ümüz tüm teknik direktörlerden farkl›yd›. Sosyalistti, hukuk mezunuydu, küpe tak›yordu, sigara içiyordu, gitar çal›yordu, hayat› biliyordu ne de olsa savafl yaflam›fl birisiydi. Befliktafl›m›z’la ilgili cümle kurarken kulland›¤›m›z kelimelerin hepsi Biliç’i de anlat›yordu. Dürüstlük, umut, mücadele, sevgi, fleref... Hakem, hakk›n› yedi¤inde yönetimin sesi ç›kmazken sen isyan ediyordun, sahada hakeme baflkald›r›yordun, oyuncuna sar›l›yordun, öpüyordun. Son dakika gol yiyip kazanamad›¤›m›z maç sonu kenarda a¤l›yordun. Ben ekran karfl›s›nda nas›l a¤lad›ysam sen de öyle a¤l›yordun. Bir de eklemifltin o gün “Bizi öldüremezler” diye. Gol sevinçlerinde ben nas›l anneme, babama, kardeflime sar›l›yorsam sen de oyuncuna, yard›mc›na sar›l›yordun. Ben nas›l Befliktafl›m›z’› sevip koruyorsam sen de öyle sevip, koruyordun. ~theolonius fiampiyon olamad›n e no’lmufltu ki hocam 20 sene flampiyon olmasak no’lurdu en fazla üzülürdük o da geçerdi zaten al›fl›kt›k. Ama bu düzen bize göre de¤ildi be hocam. Sampiyon yapamad›n k›zd›lar sana, küfür ettiler. Can›m›z yand› be. Seni bir abim gibi bir babam gibi sevdim ben. Evdeki tekli koltuktan babam› kald›r›p seni oturturdum, o derece sevdim. Hani insan hayat›nda bir fleye ba¤lan›r ya umudu olur, sar›l›r ona sen oydun iflte benim için. Sen biz istersek kimsenin bizden umudumuzu söküp alamayaca¤›n› ö¤retendin. Dünyay› tek bafl›ma kurtaramayaca¤›n› biliyordun ama haks›zl›klara karfl› hep en ön safta yer alaca¤›m diyordun bize bunu da ö¤ütlüyordun. Bizim hikâyemizde sevdiklerimiz hep gider zaten hocam, kimi sevsek gider ya da gitmek zorunda kal›r. Sen de gidiyorsun. Can›m›z yan›yor ama bir fley yapam›yoruz. Veda ederken dolan gözlerine bakarak bir sigara daha yakabiliyorum en fazla. Olmasayd› sonumuz böyle be güzel insan. Dedin ya “benim için Türkiye’de bir tek Befliktafl var” diye, benim için de bir tek sen vars›n art›k. Befliktafl›m›z yenilince art arda sigara yakaca¤›m›z gecelerde özlenecek bir kifliyi daha yazd›k yüre¤imize. Verdi¤in her mutluluk için eyvallah hocam. Yolun aç›k olsun Slaven Biliç, bundan sonra sen nereye ben oraya... 14 The dismissed Tutundurulmayanlar ~buzkaras› B‹TMEK bilmeyen, “80’lerin sonunda 90’lar›n bafl›nda do¤an nesil” geyi¤ine mensup ve sonras›nda gelenlerin Befliktafll› olanlar› hayatlar›n›n ilkbahar›n› sportif baflar› bekleyip elde edemeyerek, derbi günü yeme¤ine, tatl›s›na iddiaya girip derbi sonras› genelde ödeyen taraf olarak, k›sacas› hayal kurup o hayalleri yutarak geçirmek durumunda kald›. Hak yemeden söylemek gerekirse Befliktafl camias› içinde olmak bile yeterlidir insana, e¤er mutlu olmaksa mesele. Ancak büyüklerin bize anlatt›¤› efsanelerin benzerlerine tan›kl›k edece¤imize inand›¤›m›z, neredeyse her sezon gerek memleketin her kar›fl›ndan tan›fl›k oldu¤umuz haks›zl›klarla, gerekse aciz yönetimler ve transfer politikalar›yla Süleyman Seba’n›n bahsetti¤i flerefli ikincilikler ile “biz param›za bakal›m” ruhsuzlu¤unda umursamaz üçüncülükler aras›nda mekik dokunmaya bafllanm›flt›. Bu olumsuzluklar devam ederken bafla gelen yönetim bir plan sundu önümüze. Dediler ki bu ifle profesyoneller bakacak. Sallama çay pofletinin kaynar suya girip ç›kma h›z›yla teknik direktör de¤ifltiren, nereden niye geldi¤i bilinmeyen ve üstüne üstlük niçin ›srarla kadroda kalmaya devam etti¤i de efl meçhuliyete sahip futbolculardan örülü tak›m›n art›k planl› programl› ilerleyece¤i anlat›ld› camiaya. Bu yolda tan›flt›¤›m›z ve hakk›nda pek bir bilgi sahibi olmamam›za ra¤men ilk bas›n toplant›s›yla birlikte hitabeti ve duruflu ile kendisine kan›m›z›n ›s›nmas›na neden olan Önder Özen, bizi Balkanlar’dan gelen bir adam ile kaynaflt›rd›. Ayn› kaynaktan gelen hava olaylar›n›n aksine s›cak tav›rlar›, kendine has aç›klamalar› ve geldi¤i sezonun ilk haftalar›ndan itibaren oynatt›¤› futbol ile FEDA döneminde y›pranan ama yeniden alevlenmeye ha- z›r olan taraftar›n arad›¤› k›v›lc›m olacak gibiydi. En az›ndan bir evi olmayan ve malî sorunlarla bo¤uflan kulübün ve fertlerinin ac›s›n› hafifletecek gibi görünüyordu. ‹lk sezonunun sonunda flampiyonlu¤u yitirmemize ve hatta fiampiyonlar Ligi flans›n› bile kaç›rmam›za ra¤men kimse Slaven Biliç ad›n›n ayr›l›¤›n› getirmiyordu akl›na. ‹kinci sezonunda tak›m› Avrupa’da lider konumda gruptan ç›kartmak ve Liverpool denilen laneti üzerimizden kald›rmak gibi bir senede ulafl›lmas› güç baflar›lar›n yan›nda alt› y›l sonra tak›m› son dört haftaya lider konumda sokmay› baflard›. Dürüst olmak gerekirse iki sezonun da finalini oynayamamam›z ve özellikle bu sezon, ikinci yar›daki Trabzonspor maç› haricinde, hiçbir avantaj sa¤layan maç› kazanamamam›z benim kafam› kurcalamakta. Ancak bütün zorluklara ra¤men y›lmadan çal›flan, medyan›n maksatl› sorular›na asla boyun e¤meyip, “Hiç kimse umudumuzu bizden söküp alamaz!” tarz› yar› gerçekçi, yar› hayalperest sözlerin alt›na imzas›n› atan, istedi¤i transferler yap›lamamas›na ra¤men elindekiyle en iyisini yapmaya çal›flan bu sempatik adama yeni stad ile bir flans daha vermemek ona yap›lan bir haks›zl›kt›r. Geldi¤imiz noktada kulüp için her anlamda zorlu geçen iki y›lda yapt›klar› için ona teflekkür etmek yapabileceklerimizin en az›d›r. Biz kulübede bizimle birlikte sevinip, üzülen, verilen sürede yeterli olamad›ysa bile y›llar sonra tak›ma yeniden bir kimlik ve hareket kazand›ran, rakip taraftarlar›n bile, flampiyonlu¤u hak eden tak›m›n Befliktafl›m›z oldu¤unu kabullenmesini sa¤layan bu insan› çok sevdik. Belki bizim bir bestemiz, bir flekilde döne dolafla onun kula¤›na çal›n›r... Hoflçakal Slaven Biliç! 15 Get score or bouncing back off the rim Çemberden sekmek ya da potaya girmek BÜTÇE ve hedef gibi bafll›klardaki eksikli¤i bugüne kadar dayanma gücüyle, coflkusuyla, sezon içi deplasmanda al›nan bir derbi galibiyetiyle, günlük bir zaferle kapatan Befliktafl taraftar›n›n da art›k kendisini potada güçlü hissetme zaman› gelmedi mi? Bana kal›rsa geçiyor bile. Tarihi, 50 sezonu bulmayan “deplasmanl› basketbol ligi”nde sonuncusu 2012’de olmak üzere sadece 2 kez flampiyonluk yaflam›fl siyah-beyazl› camian›n potada bir dominasyon kurmas› için buna karar vermesi bile yeterdi. Bu karar› verebilmifl camian›n ligde 8 sezonda 5 flampiyonluk yaflay›p tüm bunlar› 2015’de Final-Four görerek taçland›rmas›, dahas› buralar›n her sezon do¤al favorisi olabilecek bir yap›ya kavuflmufl olmas› gerekli yerlere umar›m biraz ilham vermifltir. Zaman› geldi ve geçiyor dedik. Sahibi “koyu Befliktafll›” olan ve Avrupa’da ad›ndan önce “Turkish powerhouse” s›fat› kullan›lan o tak›mla birleflme fantezilerini bir kenara b›rak›p, art›k sahici ad›mlar› atmak gerekiyor. Sol Bek fanzini takip edenler belki 2. say›daki yaz›m›z› hat›rlayacaklard›r. Yi¤iter Ulu¤-Henrik Dettmann ikilisinin asl›nda bir flans oldu¤una de¤inmifltik. Belki de “sahici ad›m”dan murad›m›z, bugünlerde ad› Darüflflafaka Do¤ufl ile Ulu¤’a daha iyi bir proje sunmak olmal›. Örne¤in Euroleague’in bu sezon verece¤i 4 “wild card”›n birine talip olmak. Ne de olsa tarihinde ilk kez Erman Kunter yönetiminde Euroleague oynam›fl hatta TOP 16’ya kal›p sezonu FB’nin üstünde bitirme sevinci yaflam›fll›¤›m›z var. Bilindi¤i gibi Euroleauge’e kat›l›m flartlar›nda de¤iflikli¤e gidildi. “A lisans” sahibi Anadolu Efes ve FB Ülker d›fl›nda Türkiye Basketbol Ligi’nde (TBL) flampi- ~kemba yon olan tak›m “B lisans” ile Euroleague’e kat›l›yordu. Bkz: GS-2013. Ama yeni kriterlere göre Türkiye flampiyonu Euroleague’e do¤rudan de¤il Euroleague organizasyonunun özel davetiyle (wild card) kat›labilecek. Davetiye ise organizasyonun hesab›na 300 ile 400 bin avro aras› bir para yat›rd›ktan sonra geliyor ve bu paray› yat›rmak isteyen ‹ngiltere, Fransa ve Almanya tak›mlar› mevcut. Ama hemen enseyi karartmay›n çünkü wild card baflvurusu yapmak için flampiyon olma flart› hatta play-off oynama kriteri bile aranm›yor. Geçen sezon EuroCup’a kat›lmak için para ödeyen Befliktafl›m›z bu sezon niye Euroleague için ayn› yola baflvurmas›n? Lami cimi yok, o 4 “wild card”›n biri mutlaka Türkiye’ye verilecek. Ama hangi tak›ma? Finansal bir güç haline gelen Daçka, bu sene palazlanan Trabzonspor, FB Ülker’in Final-Four elini görüp artt›ran GS kuvvetle muhtemel talepkâr olacakt›r. Befliktafl›m›z’›n ise flimdilik farkl› öncelikleri(!) var. Gel gör ki m›zrak çuvala s›¤m›yor ve bir yerden bafllamak gerekiyor. Her fley istemekle bafll›yor. Umal›m o bafllang›ç devam etsin ve futbolda Biliç’in ayr›lmas›yla sonuçlanan o proje gibi yar›m kalmas›n. Belki o zaman Deron Williams bir tweetle selamlar o Euroleague tak›m›n›. 16 Atk›l›lar geliyor: Befliktafl’›n çocuklar› fiampiyon Befliktafl! 2015 May›s›’n›n 24’ünde, yani baflka bir deyiflle tam da GS maç›n›n oldu¤u gün 2014 y›l›n›n idarî ve malî genel kurulu yap›ld›! Bu seferki idarî ve malî kongre hepsinden farkl›yd›. Gerek bekletilen üyelikler, gerekse de genç üyelerin konuflmalar› s›ras›nda baz› yönetici ve üyelerin tavr›, günler hatta haftalar öncesinden çok farkl› geçece¤inin sinyalini veren bu kongrenin adeta pimi çekilmifl el bombalar›yd›! Her fleye ra¤men “Befliktafl’›n sahibi taraftar›d›r!” fliar›n› benimseyen özellikle genç kongre üyeleri korkmadan ve y›lmadan söylediler Befliktafl’›n içinde bulundu¤u gerek malî, gerekse de idarî duruma neden olanlar için sözlerini. Hem de gözlerinin içine baka baka! Hentbol tak›m›m›z sezonu 3 kupayla tamamlad›. Süper Kupa ile bafllay›p, fiampiyonlar Ligi gruplar›na kalmaya kadar uzanan baflar›lar Türkiye Kupas› ve 7. üst üste lig flampiyonlu¤u ile taçland›r›ld›. Bu alandaki rekorunu gelifltiren Befliktafl›m›z’›n kupa ve ligdeki çeyrek finalden itibaren oynad›¤› bütün maçlardaki galibiyet oran› 14’te 14 ile %100. Yani, fiampiyon Befliktafl! ~Berko Bu kad›nlar ayakta alk›fllan›r! Gezi Park› direnifline kat›ld›¤› için hakk›nda darbeye teflebbüsten dava aç›lan Çarfl›’ya yönetimin sahip ç›kmad›¤› ama Kartal Yuvas› ma¤azalar›nda Çarfl› ürünleri sat›ld›¤›ndan bahsedildi genel kurulda. K›sa bir süre önce sermaye art›r›m›ndan elde edilen mebla¤›n nereye gitti¤i de soruldu. Borcun niçin bu kadar çok oldu¤u sorusuna ilgili yöneticinin verdi¤i, borçlan›rken “kur fark›” oldu¤u yan›t›, kâr ederken niye kur fark› olmad›¤› fleklinde tekrar soruldu. Befliktafl›m›z’›n bu sezon boyunca gasp edilen haklar› karfl›s›nda niçin susuldu¤u da soruldu; bütün belgeleri tam olmas›na ra¤men aylard›r kongre üyelikleri onaylanmayanlar›n durumu da... Ve F. Orman, konuflmas›na bafllarken “her fleye yan›t verece¤im” dedi¤i halde üyelikleri aylard›r tüzük ve yasad›fl› flekilde bekletilenlere iliflkin tek bir kelime etmedi... Evet, en nihayetinde o mutlu gün geldi çatt›! Befliktafl Kad›n Futbol Tak›m›’m›z, tüm olanaks›zl›klara ve hak etti¤i ilgiyi görememesine ra¤men Kad›nlar 3.Ligi’ni flampiyon tamamlayarak bir üst lig olan Kad›nlar 2.Lig’e yükseldi. 1.–2. kademe ve hemen akabinde oynanan 3.’lük–4.’lük müsakabalar›n›n ard›ndan oynanan yar› final ve final karfl›laflmalar› Kayseri’de oynand›. Normal sezonu 2. s›rada bitiren Tak›m›m›z, 1. Kademe karfl›laflmas›nda 7 Eylül Gençlik Spor’u 7-3 gibi farkl› bir skorla ma¤lup ederken, 2. Kademe karfl›laflmas›nda da uzatmalarda Fatih Vatan Spor’u 3-1’lik skorla ma¤lup ederek ad›n› yar› finale yazd›rmay› baflard›. Yar› finalde Van Büyükflehir Belediyespor’u 7-0 gibi farkl› bir skorla ma¤lup eden Kad›n Futbol Tak›m›m›z, finalde karfl›laflt›¤› A¤r› Birlik Spor’u 2-1 yenerek mutlu sona ulaflt›. Art›k Befliktafl›m›z’›n kongre farelerine karfl› bir fleyler yapan ve onlar›n karfl›s›nda kartallar gibi dimdik duran gençleri ve taraftarlar› var Üzerlerine tak›m elbise giyip Befliktafl üzerinden rant ve ç›kar sa¤lamaya çal›flanlara inat “atk›l›lar”› var Befliktafl›m›z’›n! Ve dillerinde bir söz: “Befliktafl’›n sahibi ~eto taraftar›d›r”... #KongreÜyesiOlBefliktaflaSahipÇ›k #Atk›l›larGeliyor ~sol bek 17 You made us sad, coach Bizi üzdün hocam ~del solar HERKES‹N hayattan, çevresinden bekle- miz maçlarla de¤il ha, dökülen saçlar›nla, beyazlayan sakal›nla, en çok da Konya maç› sonras› döktü¤ün gözyafl›nla. Ben de a¤lad›m hocam o maçta, hüngür hüngür hem de. Bizim yaflad›¤›m›z› sen de yaflad›n, hissettin diye çok sevdik seni. Hep farkl› yerde olacaks›n. Kalmaman, gitmen güzel! Bu, dibine kadar pisli¤e batm›fl, flerefsizlerin mesken tuttu¤u Türk futbolundan kurtuluyorsun. Bundan böyle, 85’te kald›rd›¤›m›z her yumrukta sen olacaks›n art›k. Yolun aç›k olsun hocam. dikleri farkl›d›r. Kimisi babas›ndan para ald›¤›nda mutlu olur, kimisi babas› derdine ortak oldu¤unda... Sen de gördün iki senede, bizim hayattan fazla bir beklentimiz yok hocam. Paralar, baflar›lar istemedik hiç. Befliktafl›m›z’› tutan adam iki gün üst üste mutlu olursa iflin içinde pislik arar. Sen bizi çok mutlu ettin hocam, 5 gün, 10 gün, 15 gün... Kald›rd›¤›n o yumruk var ya o yumruk! Üç golden de daha güzeldi. Ama bunun d›fl›nda çok da üzdün be hocam. Kaybetti¤i- 18
Benzer belgeler
4. Sayı / Haziran – 2015 Biliç Özel Sayısı
kulübün baflkan›yla umreye giderken transfer konuflman›n normalli¤ini gözümüze sokan, oldu¤u gibi tak›m› toplay›p Kaçak Saray’a götürebilen, yolsuzluktan ad› ç›km›fl
bir adamla kulüpte yemek yedikten ...