klinik denetimden gelişimsel ve yansıtıcı denetime geçiş
Transkript
klinik denetimden gelişimsel ve yansıtıcı denetime geçiş
Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 KLİNİK DENETİMDEN GELİŞİMSEL VE YANSITICI DENETİME GEÇİŞ Abdurrahman İlğan Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Demirci / MANİSA e-mail: [email protected] ÖZET Klinik Denetim disiplinine önemli bir ivme kazandıran klinik denetim modeli, zaman içerisinde meydana gelen ilerlemeler karşısında yetersiz kalmıştır. Özellikle de bütün öğretmenlerin aynı yaklaşımla denetlenmesi, denetim disiplininde meydana gelen ilerlemeler sayesinde geçerliğini yitirmiştir. Gelişimsel Denetim Modeli, klinik denetim modelinin eksik taraflarını revize ettiğini iddia etmesi bakımından orijinallik arzetmektedir. Gelişimsel denetimde, her öğretmen gelişim seviyesine göre farklı yaklaşımlarla denetlenmektedir. Glickman’ın gelişimsel denetim modeli, denetim literatüründe teknik ve didaktik yöntemlerin en parlak dönemiyle yansıtıcı uygulamanın ortaya çıkışı arasında bir geçiş sağlar (gösterir). Çünkü gelişimsel denetim entelektüel bir köprü olarak çalışır ve her iki yaklaşımın öğelerini içerir. Schön’ün teorilendirdiği Yansıtıcı Denetim ise, öğretmenin; problemleri yeniden tasarlamasını, problemlere yeni çözümler üretmesini, problem çözme repertuarını geliştirilmesini, deneyimlerinin işe koşulmasını ve öğretme-öğrenme sürecinde toplumun sosyal, tarihi ve kültürel bağlamların gözönünde bulundurmasını içermektedir. Anahtar Kelimeler: Denetim, Gelişimsel Denetim, Yansıtıcı Denetim Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 TRANSITION FROM CLINICAL SUPERVISION TO DEVELOPMENTAL AND REFLECTIVE SUPERVISION Abdurrahman İlğan Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Demirci / MANİSA e-mail: [email protected] ABSTRACT Clinical supervision which is made crucial progress in supervision discipline became unsufficient by the development which emerged by the time. Especially supervising of all teachers by the same aprroach lost its validty by the progress emerged in supervision discipline. Developmental Supervision Model shown as a original model because of compensating of deficient of clinical supervision model. Developmental supervision offers different supervision aprroaches as a level of teacher development. Glickman’s developmental supervision makes transition between the most bright period of technic and didactic methods and emerging of reflective practition in supervision literature. Because developmental supervision works as a intellectual bridge and cover both of aprroaches’ components. Reflective supervision which its theory emerged by Schön includes reconstruction of teacher’s own problems, new solutions to the problems, developing of problem solving repertory, using experiences and in teaching-learning process to consider of social, historical and culturel context of society. Anahtar Kelimeler: Supervision, Developmental Supervision, Reflective Supervision Klinik Denetimden Gelişimsel 265 GİRİŞ Bin dokuz yüz altmışlarda ortaya çıkan klinik denetim, öğretmenin öğretimdeki yeterliğinin geliştirilmesi ve dolayısıyla öğrenci öğrenmesinin artırılmasını amaçlaması bakımından, denetime önemli bir ivme kazandırmıştır. Fakat zaman içerisinde denetim disiplinindeki gelişmelerin de etkisiyle klinik denetim etkisini kaybetmeye, yerini daha çağdaş denetim yaklaşımlarına terk etmeye başlamıştır. Glickman tarafından 1980’lerda ortaya çıkarılan Gelişimsel Denetim (GD) modeli, klinik denetimin eksik taraflarını ve klinik denetimin ortaya çıkmasından sonra, insan gelişimini esas alan disiplinlerde ortaya çıkmış olan yeni verileri de eklemesi bakımından orijinallik arzetmektedir. GD modelinde, öğretmenlerin öğretim ve problem çözme becerileri açısından farklı seviyelerde oldukları ve buna göre farklı yaklaşımlarla denetlenmeleri gerektiği öne sürülmektedir. Öğretmenlerin akademik gelişmişlik açısından farklı gelişim seviyesinde oldukları savı iddialı bir yargı olmasa gerek. Bu bağlamda, her öğretmene gelişmişlik seviyesine göre denetim yaklaşımı uygulanmakta; böylece denetim sürecinin öğretmenleri tedirgin etme düzeyi azalmakta ve öğretmenlerin bireysel ihtiyaçlarına uygunluğu sağlanabilmektedir. Bu perspektifin, GD modelinin denetim disiplinine önemli bir katkısı olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Denetim Kavramı Gelişimsel ve yansıtıcı denetime geçmeden önce denetim kavramına değinmek uygun olacaktır. Denetim (supervision) ortaçağa ait Latin kökenli bir kavram olup, o çağda bir metnin orijinaliyle kıyaslanarak hata ve sapmalar için dikkatle okunması ve taranması süreci, şeklinde tanımlanırken (Smyth, 1991, 30); Grumet (1979) ise, daha sonraki kayıtlarda kavramın ‘genel yönetim, yönlendirme, kontrol ve kusur bulma’yı sağlayan süreç anlamlarında kullanıldığını belirtmiştir (akt. Sullivan ve Glanz, 2005, 6). Denetim kelime olarak ‘daha üstün’ (superior) ve ‘vizyon’ (vision) olarak iki kavramdan türetilmiştir. Bu durum, daha üstün bilgi ve güce sahip denetmen ile ilişkilerin hiyerarşik olmasını ima eder (Jonasson, 1993; akt. Dollansky, 1998, 3). Günümüzde ise denetim kavramına farklı anlamlar yüklenmiştir. Sullivan ve Glanz (2005, 6) denetimi, öğretimin iyileştirilmesi ve öğrenci başarısının artırılması amacıyla, öğretmenin öğretimle meşgul olması süreci, olarak açıklarken; Gordon (1991) ise eğitim denetimini, “öğretimin geliştirilmesi ve nihai amaç olarak öğrenci öğrenmesinin artırılması için liderlik”, olarak tanımlamıştır. Harris (1998, 2; akt. Bays, 2001, 10) ise denetim kavramını şu şekilde tanımlamıştır: Öğretim ve öğrenmeye odaklanma; dışardan gelen değişim gerçekliklerine dönüt vermeye odaklanma; öğretmenlere destek, yardım ve geri bildirim sağlama; öğretimi, okul öğrenme hizmetlerinin birincil aracı olarak tanımlama ve yeni, geliştirilmiş yenilik uygulamalarını teşvik etmek. Hoy ve Forsyth (2005, 3) öğretimsel denetimi, öğretme-öğrenme sürecinin iyileştirilmesini tasarlayan faaliyetler dizisi olarak tanımlamışlardır. Middlewood Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 266 A. İlğan (1997, 170) İngiltere ve İskoçya’da okul ve öğretmen değerlendirme kanununda öğretmen denetiminin; başarının farkına varma, kariyer gelişimi, mesleki gelişim ve öğretimde problem yaşayan öğretmenlere rehberlik, danışmanlık yapma ve yetiştirme odaklı, olduğunu belirtmiştir. Gelişimsel ve Yansıtıcı Denetimin Mantıksal Çerçevesi Gelişimsel ve yansıtıcı denetim, öğretimin ve denetimin teknik ve didaktik perspektiflerinden farklılık göstermektedir. Öğretme ve öğrenme toplumda mevcut olan kişisel, sosyal, örgütsel, tarihi, politik ve kültürel bağlamlardan etkilenir. Bu yaklaşımların amacı, öğretmenlerin o bağlamları göz önünde bulundurma ve bağlamlara bakış açısına yönelik engelleri olumlu yöne doğru dönüştürmesine yardım etmek amacıyla öğretmen düşüncesini doğrudan etkilemektir (Pajak, 2000, 203). GD bir yaklaşım olup, öğretmenlerin yetişkin bireyler oldukları varsayımına dayanmaktadır. Tıpkı sınıf öğretmenlerinin çocuk psikolojisinde uzman olmaları gerektiği gibi, denetmenin de yetişkin gelişimi psikolojisinde uzmanlığa sahip olması gerekmektedir. Denetmen sınıf içinde bütün öğrencilerin aynı gelişimsel seviyede olmasını bekleyen öğretmeni eleştirebilir. Fakat denetmenler tüm öğretmenlerin aynı büyüme ve gelişim aşamalarında olmasını bekleyebilirler. GD yaklaşımında denetmenin rolü, öğretmenlere sınıf öğretimi konusunda teşhis yapmak ve öğretmenlerin daha yüksek düşünme becerilerini beslemektir (geliştirmektir). Eğer eğitimin amacı insan gelişimiyse, o zaman denetmenler kendi yardımlarını öğretmenlerin kavramsal seviyeleriyle eşleştirmelidirler. Bu sürecin nihai amacı, öğretmenler için kendi gelişim sorumluluklarının başlangıcını oluşturmaktır (Hopkins ve Moore, 92-93, 1993). GD, denetmenleri öğretmenlerin gelişim seviyelerini ve bu gelişim seviyelerine uygun denetim davranışını analiz etmeye teşvik eden bir süreçtir. Bu sürecin bir yararı denetimin daha az tehdit edici ve her öğretmenin bireysel ihtiyaçlarına daha uygun olmasıdır. Açık olarak doğrudan desteğe ihtiyaç duyan öğretmenler birçok belirsizlik tarafından engellenmeyecek; yüksek soyut düşünme seviyesinde ve sorumlulukta hareket eden öğretmenler ise denetim müdahalesinin sıkıntısını gereksiz yere çekmeyeceklerdir (Hopkins ve Moore, 1993, 93). GD’yi destekleyen veri kaynakları; amaçların ve amaçların elde edilmesini sağlayacak faaliyetlerin kaydedilmesi, amaçlara ulaşmanın ölçülmesi, programın planlanması, takvimin uygulanması ve kullanıcı memnuniyetinin araştırılmasıdır (www.ericdigest.org). Glickman’ın denetime gelişimsel yaklaşımı, öğretmenlerin bilişsel gelişimlerine geleneksel olarak olumsuz etki eden mesleğin belirli karakteristikleri ve okulların çalışma koşulları (kayıtsızlık, izolasyon, güçsüzlük) üzerine kurulmuştur. Denetmenler okullarda sürekli görülen etkisizlikleri sorgulamalıdır. Glickman’a göre denetmenler öğretmenlerin karar verme Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 267 Klinik Denetimden Gelişimsel yeteneklerini ve soyut düşünme etmelidirler (akt. Pajak, 2000, 203). kapasitelerini geliştirmelerine yardım Costa ve Garmston, öğretmenlerin bilişsel gelişim ve karar verme yeteneklerinin kolaylaştırılmasına odaklanan sınıf denetim yöntemini savunmaktadırlar. Onların temel görüşlerine göre öğretim, yüksek düzeyde entelektüel yetenek gerektiren çok karışık bir eylem olması dolaysıyla, öğretmenlerin düşüncesinin geliştirilmesi, öğrencilerin öğrenmesini artıracaktır. Costa ve Garmston’un ‘bilişsel koçluk’ olarak tanımladıkları yöntemleri, deneyimsiz öğretmenlerin bile daha yüksek seviyede düşünebilmeleri için cesaretlendirilebileceklerini varsayar. Onların önerdikleri denetim stratejisi tek kalıplı (değişmez) yönergesizdir. Bilişsel koçluk birbiriyle ilgili ve birbirini izleyen üç amacı gerekli kılar. Bunlar: (1) Öğretmen ile denetmen arasında güven ilişkisinin kurulması, (2) denetmenin, öğretmenin öğrenmesini kolaylaştırması ve (3) denetmenin öğretmenin özerkliğini beslemesi (geliştirmesi). Denetmenler açıklık ve doğruluğun düşüncesinin artırılmasının niyetlendiği görüşmeler boyunca sorular sorarak öğretmenin düşünmesini teşvik etmelidirler. Ayrıca öğretmenin alternatif sınıf teknikleri ve çıktılarında öğretmenin farkındalık alanı artırılmış olur. Böylece bilişsel koçluk yansıtıcı öğretimi artırmaya yönelmiş olur (akt. Pajak, 2000, 204). Donald Schon, Kenneth Zeichner, Daniel Liston, Noreen Garman, John Smyth, John Rettalick, C. A. Bowers, David Flinders ve Duncan Waite’ın yansıtıcı uygulama modeli, eğitimde denetim uygulamasına yönelik bir perspektif sunar. Schon’un yansıtıcı uygulama versiyonu John Dewey’in yansıtıcı problem çözme yöntemiyle büyük benzerlik gösterir. Bununla birlikte Schon, bireylerin bilişsel süreçleri ve eylemlerine daha fazla vurgu yapar. Zeichner ve Liston, Dewey’in çalışmasının öğretim ve öğrenmenin sosyal bağlamı, anlamanın sosyal yapısı ve eğitimcilerin sosyal sorumlulukları açısından Schon’dan daha çok önem arzettiğini kabul ederler. Klinik denetim yaratıcılarının düşünceleri gibi Zeichner ve Liston’un düşüncesi, mesleğe yeni başlayacak öğretmenlerin hazırlanması sürecindeki tecrübelerine dayanmaktadır. Onlar denetmenleri yeni öğretmenlerin değerleri, varsayımları ve inançlarını gözden geçirerek onlara yardım etmeye teşvik ederler. Garman, Goldhammer ve Cogan’ın gelenekselliği klinik denetim ile yansıtıcı uygulamanın tarihi bağlantısını doğrulamaktadır. Onlar profesyonel bilginin ortaya çıkartılması için kişisel geçmişi anlamanın ve birinin profesyonel olarak yeniden canlandırılması bilgisinin önemini vurgularlar (Pajak, 2000, 204). Yansıtıcı uygulama taraftarları denetmen ve öğretmenlerin sınıfta ve okulda öğrenme üzerinde etkisi olan kişisel, sosyal, örgütsel, tarihi, politik ve kültürel bağlamların gözönünde bulundurulması gerektiğini söylemektedirler. Yansıtıcı yöntemler denetmen ve öğretmenleri öğretim ve öğrenme konusundaki inanç, varsayım ve teorilerini sorgulamaları konusunda cesaretlendirirler. Öğretmenler için diğer bir amaç ise, öğrencilerinin empati düzeylerini ve öğrencilerinin farklılıkları konusunda duyarlık düzeylerini artırmaktır. Üçüncü yaygın birleştiren fikir, öğretmen ve denetmenlerin adalet ve eşitlik prensiplerini istekli bir şekilde uygulama düşüncesidir (Pajak, 2000, 205). Yansıtıcı uygulama Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 268 A. İlğan destekçileri; denetmen ve öğretmenlere okulda insanlar arasındaki hiyerarşik yapının sorgulanmasını, cinsiyet, ırk ve kültür sorununun bilinçli bir seviyeye gelmesini ve öğretimin bir parçası olan kitapların, programın, derslerin ve sınavların bilgisi ve içeriğini sorgulatırlar. Öğretmenler ve denetmenler sınıfların ve okulların profesyonel kimliklerini içeren diğer eğitimcileri ve öğrencileri zayıf düşüren bakış açılarını gözönünde bulundurmaya cesaretlendirilirler. Öğretimin bu olası (potansiyel) dönüşümü; işbirlikçi araştırma, etik prensip, adalet ve hakkaniyet rehberliğinde sağlanacaktır (Pajak, 2000, 205). Glickman’ın gelişimsel modeli, denetim literatüründe teknik ve didaktik yöntemlerin en parlak dönemiyle yansıtıcı uygulamanın ortaya çıkışı arasında bir geçiş sağlar (gösterir). Çünkü GD entelektüel bir köprü olarak çalışır ve her iki yaklaşımın öğelerini içerir. Örneğin, sınıf bağlamı dışında geliştirilmiş olan üstün teknikleri ve öğretmenlerin bilişsel gelişimlerini aynı anda kapsar. Ayrıca GD’nin amacı, öğretmenlerin etki alanlarını genişletirken, denetmenler açıkça süreci her zaman kontrol ederler. Glickman’ın modelinde, öğretimde örgütsel engellerin varlığı kabul edilse de, öğrenmeyi engelleyebilecek olan sosyal, kültürel, politik bağlamlardan kaynaklanan durumlar doğrudan gösterilmez (Pajak, 2000, 205). Goldhammer tarafından öngörülen potansiyel klinik denetimin revize edilmesiyle yansıtıcı uygulama taraftarları öğrencileri, öğretmenleri ve denetmenleri okulda sık sık maruz kaldıkları duyarsızlıktan, anlamsızlıktan, ilgisizlikten ve bağımlılıktan kurtarmayı araştırırlar. Blumberg ve Eisner gibi onlar öğretim ve denetimde teknik ve bürokratik yaklaşımın farklı bir etkisini betimlerler. Onlar bu yöntemlerin sınırlı, dar görüşlü, zorlayıcı ve ezici olduğunu düşünürler. Bu yazarların isteği, alanda çalışan diğer akademisyenlerin varsayım, düşünce ve sonuçlarını sorgulamak yoluyla klinik denetim alanında yeni canlılıklar meydana getirmektir (akt. Pajak, 2000, 206). Klinik Denetim ve Gelişimsel Denetim Geçmiş yıllarda birçok denetim modeli ortaya çıkıp uygulanmasına rağmen bunların çoğunun summatif yapıda olmasından dolayı, bürokrasinin beklentisi olan kontrol, standardizasyon ve etkinliği (verimliliği) yerine getirmek için en iyi yöntemler olmuşlardır. Denetim şekillerinden birisi de klinik denetim olarak bilinmesine rağmen, klinik denetim son zamanlarda vurgulanan öğretmen yansıtıcılığının artmasını sağlayan olası araçlar sağlar (Goldhammer, 1973’den akt. Siens ve Ebmeier, 1996). Gerçekte klinik denetim, öğretmene öğretimi geliştirmesi için düzeltici davranışlar kazanmasına yardım eden formatif değerlendirme dönütü sağlamak için tasarlanmıştır. Klinik denetim nesnel verilerin toplanmasını vurgulayan, öğretim davranışlarına odaklanan, çok yönlü değerlendirme döngüleri boyunca denetmenden sık dönüt sağlayan ve öğretmenin sınıfında bireysel öğretmenlik için en iyi nelerin işlediğini gösteren bir modeldir. Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 Klinik Denetimden Gelişimsel 269 Klinik denetim yakın zamanlarda ortaya çıkan profesyonellik ivmelerinin amaçlarının birçoğunu karşılamasına rağmen, bütün öğretmenlere aynıymış gibi bakması ve davranmasından dolayı daha fazla işlemeyecek (devam etmeyecek) gibi görünmektedir. Cogan ve Goldhammer’ın orijinal klinik denetim modelini yayınlamalarından beri birçok gelişme sağlanmış olup, en geniş şekilde benimseneni ve revize edileni Glickman’ın GD modelidir. Glickman orijinal klinik denetim modelini, öğretmenlerin mevcut gelişim seviyelerini gözönünde bulundurmak ve bu gelişimsel seviyeyi en iyi biçimde tanılayacak ölçme süreci tasarlamak yoluyla öğretmenlerin bireysel ve profesyonel ihtiyaçlarını karşılamak için değiştirmiştir (Glickman, 1990’dan akt. Siens ve Ebmeier, 1996). Glickman’ın GD modeli, orijinal klinik denetim modelinden klinik denetim modelinin doğrudan yardım şekline, insan gelişimi ve farklılıklarını ekleyen bir boyutla genişlemiştir. Glickman’ın modelinin önemli katkısı; bilişsel psikoloji, denetim disiplinindeki önceki araştırmalar, insan davranışları araştırmaları ve yetişkin büyümesi ve gelişmesi konularındaki farklı bölümlerden birbirine uyan mantıklı ve anlaşılır bir model sunmasıdır (Doe, 1995). Model, öğretmenin bireysel gelişim seviyesi ve onun performans ve denetimin kurulmasında kişiler arası ilişki setlerine odaklanır. Kavram yetişkin gelişimi, öğretmen gelişimi ve insan hayatının dönemleri arasındaki geçişler gibi konularda psikoloji üzerine çalışan birçok kuramcının araştırmalarıyla çalışmaktadır. GD, denetmenleri her öğretmen için olası en büyük gelişimlerine izin verecek denetim yöntemi seçmesi konusunda cesaretlendirir. Öğretmenlerin yeterli yetişkinler olabilmek için nasıl gelişebilecekleri bilgisi, hem bireyleri hem de işbirliği yapılan personeli gerçek profesyoneller haline getirmek için bilgelik, güç ve kontrole dönmenin yolunu bulmak denetmenin yol gösterici prensibidir (Siens ve Ebmeier, 1996). Çizelge 1’de statik / yönlendirmeli denetim ile dinamik / gelişimsel denetim modelinin karşılaştırılması yer almaktadır (www.home.comcast.net): Çizelge 1. Statik / Yönlendirmeli Denetim İle Dinamik / Gelişimsel Denetim Modelinin Karşılaştırılması Denetim Alanında Ağırlıklı Olarak Etkili ve Destekleyici Denetim Vizyonu İçin Kullanılmakta Olan Statik / Yönlendirmeli Dinamik / Gelişimsel Denetim denetim • Gözleme / İzleme • Konuşma • Kapıları Muhafaza Etme • İlişki Temelli • Yönlendirme ve Emir verme • Beraber Sorgulama ve Karşılıklı Yansıtma • Ürüne Yönelme • Sürece Yönelme • Yüzeysel • Derinlemesine • Zayıflığa Odaklanma • Güçlülüğü Vurgulama • Daima Güvenlik • Denetleyen ve Denetleyen İçin Risk Alma • Bir Yaklaşım Herkese Uyar, • Bireyselleştirilmiş ve Gelişimsel • Herkes İçin Aynılık • Eylemler Denetlenende Vuku Bulur • Eylemler Denetlenenle Birlikte Vuku Bulur Kaynak: http://home.comcast.net/~marylu.love/effective-supervision.html Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 270 A. İlğan Gelişimsel Denetim Modelleri Bernard ve Goodyear (1998)’e göre gelişimsel perspektifleri yansıtan üç tane sözü geçen model vardır. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür (akt. www.soeweb.syr.edu): Littrell, Lee-Borden ve Lorenz (1979)’in modeli. Bu model, denetim davranışı ile denetlenenlerin ihtiyaçlarının eşleştirilmesine çalışır. Özet bir şekilde bu modelin dört aşaması vardır. Bunlar: (1) İlişkinin kurulması, amaçların belirlenmesi ve anlaşmanın sağlanması, (2) denetmenin öğretmene danışmanlık veya zarar verecek durumlarla ve menfi etkilenmiş yetenekleri bakımından eğitilmesi gereken kişi mi olduğu yönündeki rollerinde kararsızlık yaşamaması, (3) öğretmenin güven ve uzmanlık kazanmış biri olarak denetmenin daha işbirlikli danışmanlığı benimsemesi ve (4) denetmenin rolü mesafeye dönüşür, denetmen artık danışman olarak hizmet eder. Bu aşamada denetmen öğretmenin gelişmesi ve öğrenmesi için danışman olarak sorumluluk alır. The Stoltenberg ve Delworth (1987)’un modeli. Stoltenberg ve Delworth denetimin üç gelişimsel seviyesini ve sekiz boyutunu tanımlamışlardır. Bunlar: (1) aracılık yetenekleri, (2) değerleme teknikleri, (3) kişiler arası farklılıklar, (4) alıcı (müşteri) kavramsallaştırması, (5) bireysel farklılıklar, (6) teorik oryantasyon, (7) amaçları ve planları ele alma ve (8) profesyonel etik’tir. Her boyutta yetiştirilenlerin gelişim seviyesini izleyen üç yapı önerilmektedir. Bunlar: (1) Yetiştirilenlerin kendilerinin ve başkalarının farkındalığı, (2) gelişimsel sürece doğru motivasyon, (3) yetiştirilenlerin gösterdiği bağımlılık veya özerklik düzeyi. The Skovholt ve Ronnestad (1992)’un modeli. Bu model araştırmaya dayanan birkaç modelden biridir. Yetiştirilenlerin gelişimine odaklanır ve sağaltımcı gelişim hayat boyu devam edecek şekilde tanımlanmıştır. Gelişimsel Denetim Yaklaşımları Glickman’ın (1981, 1985; akt. www.education.utoledo.edu) GD modeli denetmene, her bir öğretmenin bireysel ihtiyaçlarını karşılayacak en yararlı yaklaşımların tasarlamasını sağlayan esnek bir format önerir. Glickman’ın GD modelinde ortaya konulan denetim yaklaşımları şunlardır (Glickman, 1987; Hopkins ve Moore, 1993, 93; Pajak, 2000, 215; www.education.utoledo.edu): (1) Yönlendirici, (2) işbirlikçi ve (3) yönlendirici olmayan. Yaklaşımlar aşağıda açıklanmıştır. Yönlendirici yaklaşım. Oldukça düşük gelişim, uzmanlık ve örgütsel bağlılık düzeyindeki öğretmenlerin kontrollü yönlendirmeye ihtiyaçları vardır. Çünkü böyle öğretmenler, problemleri tanımlama ve yanıtlama konusunda yetersizdirler. Bu düzeydeki öğretmenlerin yapıya ve örgütsel yardıma ihtiyaçları vardır. Makul gelişim düzeyindeki öğretmenler için işbirlikli denetim yaklaşımı oldukça uygundur. Bu düzeydeki öğretmenler, problemlere bazı çözümler üretebilirler. Bu öğretmenler elde edilebilir tüm seçeneklerin incelenmesi ve Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 Klinik Denetimden Gelişimsel 271 kapsamlı bir plan geliştirme konusunda biraz desteğe ihtiyaç duyarlar (www.talberthouse.org). Kendi ilgilerinden başkalarının ilgilerine doğru hareket, zaman ve enerji harcayamayan öğretmenlerin yönlendirmeli denetim yaklaşımına ihtiyaçları vardır. Ayrıca düşük soyut düşünme seviyesindeki öğretmenlerin de eşitlikçi yönlendirmeli denetim davranışına ihtiyaçları vardır. Denetmenler ilerleme sağlayan örgütleyicilikle basit ve açık ifadeler sağlamalıdır. Düşük soyut düşünme seviyesinde düşünen öğretmenler sık düzeyde destek ve güçlendirmeye ihtiyaçları olduğu kadar çok sık denetime de ihtiyaç duyarlar (Hopkins ve Moore, 1993, 93). Yönlendirmeli yaklaşımda, görüşme veya denetim süreci, denetmen tarafından yönlendirilip kontrol edilir. Denetmen, denetlediği öğretmenin öğretim performansını ve ardından gelecek değişimleri gözönünde bulundurarak, doğrudan bildirim ve önerilerde bulunur. Denetmen özellikle, yeni fikirlerin gösterilmesini, önerdiği değişimler doğrultusundaki konuşmaları yönlendirir, başarılı ve korunması gereken kısımları güçlendirir. Nihai olarak denetmen gelecek plana dair eylemlerin belirlenmesi konusunda en yüksek riski alır. Yönlendirici yaklaşım, genellikle gelişimin alt düzeyinde mücadele eden ve sınıfta varolmak için basit öğretim ve yönetim stratejilerini uygulamaya teşebbüs eden öğretmenler için uygundur (www.education.utoledo.edu). İşbirlikçi yaklaşım. İşbirlikçi yaklaşım, denetmen ile öğretmen arasında karar verme sorumluluğunun paylaşılmasına dayalıdır. İşbirlikçi yaklaşım, gelişim bakımından orta düzeyde, yönetim stratejilerinin üstesinden gelmiş ve öğrencilerinin öğretim ihtiyaçlarına odaklanabilen öğretmenler için oldukça uygundur. Bu öğretmenler, yeni fikirlerin peşinde olup, öğretim ve öğrenmede farklı yaklaşımların ortaya çıkarılmasına hazırdırlar (www.education.utoledo.edu). Jansuvan’ın (1998; akt. www.grad.cmu.ac.th) yaptığı araştırmada, GD bağlamında işbirlikçi klinik denetim yaklaşımıyla denetlenen fen bilgisi öğretmenlerinin daha iyi öğretim davranışları elde ettiğini ortaya koymuştur. Denetim öncesi ile sonrası arasında ölçülerek elde edilen başarı puanı yüzde 21,6 olarak gerçekleşmiştir. Denetim öncesi ile sonrasındaki ölçümler doğrultusunda öğrencilerde meydana gelen öğrenme artışı ise, % 14,02 olarak ortaya çıkmıştır. Yönlendirici olmayan yaklaşım. Yönlendirmeci olmayan yaklaşım temelde öğretmen tarafından kontrol edilmekte ve denetmen, denetlenen öğretmene ders süresince neler olduğuna yönelik bakış açısını paylaşmaya sevkeder. Yönlendirmeci olmayan yaklaşımı kullanan denetmenin rolü; dinleme, açıklama, teşvik etme ve düşüncelerini açıklamadır. Öğretmen kararlarını verir, dersini analiz etmek için sorumluluk alır ve gelecek derste meydana gelmesi olası değişimleri tanımlar. Yönlendirmeci olmayan yaklaşım, sıklıkla ileri düzey gelişim seviyelerindeki öğretmenlerle kullanılmakta ve böylece öğretmen öğretim sürecinin öğrencinin başarısını nasıl etkilediği konusunda sorumluluk alır. Bu öğretmenler genellikle yeterli öğretmenler olup, öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına odaklanabilir ve öğretim uygulamalarında kendi değer ve inançlarını etkileyebilirler. Bu öğretmenler farklılık meydana getirmek isterler Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 272 A. İlğan (www.education.utoledo.edu). Glickman’a göre yönlendirici olmayan yaklaşım şu durumlarda uygundur: Öğretmen konu hakkında müfettişten daha fazla bilgiye ve uzmanlığa sahip olduğunda, öğretmen verilecek kararı uygulamada asıl sorumlu olduğunda, ya da denetmenin söz konusu sorunla ilgili olmadığı durumlarda bu yaklaşım uygundur (akt. Pajak, 2000, 215). Denetimin her üç stiliyle ilgili olan denetmen davranışı, açıklamak, sunmak, göstermek, yönlendirmek, standardize etmek ve güçlendirmek (dinleyerek, sunarak, problem çözerek, görüşme yaparak) ten; dinleme, açıklama, cesaret verme ve sunmaya kadar bir dizi davranıştan oluşur. GD sürecinde öğretim ile ilgili önem arzeden iki öğretmen farklılığı vardır. Bunlar: Öğretmenin örgütsel bağlılık düzeyi ve soyut düşünme seviyesidir (Hopkins ve Moore, 1993, 93). Çizelge 2’de GD eylemleri ve uygulamadaki karşılıkları gösterilmektedir. Çizelge 2. Gelişimsel Denetim Eylemleri ve Uygulamadaki Karşılıkları Denetim Yaklaşımı Uygulamada Nasıl Göründüğü Konuşmacıyla göz kontağı sağlanması ve vücut diliyle anlaşılırlığı Dinleme gösterme Açıklama Konuşmacının sorularının sorulması Konuşmacının devam etmesini sağlayacak geri bildirim sunma ve Teşvik Etme bilgi dönütleri verme Yansıtma Konuşmacının mesajlarını özetleme ve yorumlama Sunma Konu veya sorun hakkında birinin sahip olduğu düşünceleri sunma Problem Çözme Hazırlık tartışmasından sonra inisiyatif alma Önerilen her eylemin sonuçlarını açıklığa kavuşturmak yoluyla, Görüşme tartışmayı olası sonuçlardan daha güçlü olası sonuçlara ulaştırma Yönlendirme Tercihlerin kurulması Standardize Etme Kararın uygulanması için beklenen ölçütler ve zamanın kurulması Yönlendirmenin güçlendirilmesi ve karşılanması gereken ölçütün Güçlendirme yeterli olmaması Kaynak:www.assist.educ.msu.edu/ASSIST/school/principal/workbegintchrs/tooldevtalsuper.htm Meslekte yeni olup yönlendirmesiz denetime hazır öğretmenler için Çizelge 2’nin üst tarafında belirtilen dinleme, açıklama, teşvik etme ve yansıtma uygun olabilecek davranışlardır. Daha işbirlikli yaklaşımlardan yarar sağlayabilecek yeni öğretmenler için okul liderleri, çizelgenin orta kısmında yer alan davranışlardan sunma, problem çözme ve görüşme’yi seçebilirler. Diğer yandan yönlendirmeye ihtiyaç duyan yeni öğretmenler için yöneticiler, yönlendirme, standardize etme ve güçlendirme davranışlarını gözönünde bulundurmalıdır (www.assist.educ.msu.edu) Gelişimsel Denetimin Önerileri GD üç genel öneride temellenmiştir. Birincisi öğretmenler profesyonel gelişimin farklı seviyelerinde hareket ederler. Öğretmenler kendi kendilerini, öğrencilerini ve diğerlerini nasıl gördükleri ve ilişkide bulundukları konusunda farklılaşırlar. Öğretmenlerin yetenekleri öğretim problemlerini analiz etme, bir problem çözme stratejilerinin repertuarını kullanma ve özel durumlarda uygun stratejileri kullanma konusunda farklılaşır. Ayrıca aynı öğretmen, özel öğretimsel konular Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 Klinik Denetimden Gelişimsel 273 veya hayatın zamanlaması ile işe ilgide farklılaşabilirler (Glickman ve Gordon, 1987; Siens ve Ebmeier, 1996). İkincisi öğretmenlerin farklı yollardan denetlenmeye ihtiyaçları vardır. Çünkü öğretmenler kavramları anlama gücü, yetenek ve etkililik konusunda farklı seviyelerde hareket ederler. Düşük gelişimsel seviyelerdeki öğretmenler yapısal biçimlendirme ve yönlendirmeye daha fazla ihtiyaç duyarken; yüksek gelişimsel seviyelerdeki öğretmenler yapısal olarak daha az fakat karar vermede daha fazla aktif role ihtiyaç duyarlar (Siens ve Ebmeier, 1996). Üçüncüsü, uzun vadede denetimin amacı her öğretmenin daha yüksek düşünce seviyelerine yükselmesi için yeteneğini artırmaktır. Glickman daha yansıtıcı ve kendilerini yönlendiren öğretmenlerin öğretimsel problemlerini çözme ve öğrencilerinin öğretimsel ihtiyaçlarını karşılama konusunda daha yeterli olacaklarını ileri sürmektedir (Murphy ve Brown’dan akt.; Siens ve Ebmeier, 1996). Birinci aşama: Teşhis. Gelişimsel denetmenin ilk görevi öğretime ve programa ilgileri bakımından benzer şekilde hareket eden öğretmen veya öğretmenler grubunun seviyelerini tespit etmektir. Denetmenin teşhisindeki en büyük faktör öğretmen veya grup tarafından gösterilen soyut düşünme seviyesidir. Soyut düşünce kavramı, düşünsel sistem teorisinden çıkarılmıştır (Harvey, 1961’den akt. Glickman ve Gordon, 1987). Soyut düşünce ‘çevre ve kişiler arası dünyaya doğru daha fazla uyum’u biçimlendirme yeteneğidir. Zayıf düzeyde soyut düşünce gösteren öğretmenler öğretim problemlerini tanımlamada ve alternatif çözümler üretmede zorluklarla karşılaşırlar. Bir uzman veya otoriteden karışık bir görevi nasıl tamamlayacakları konusunda somut öneriler bulma eğilimindedirler. Uygun düzeyde soyut düşünce gösteren öğretmenler öğretim problemlerini tanımlayabilir ve bir veya iki olası çözüm üretebilirler. Bu tür öğretmenler, bağımsızlık için gayret gösterirler fakat çözümlerin önceliği ve seçimi, sonuçlar üzerinde düşünme ve bir gelişme planını uygulama konusunda yardıma ihtiyaç duyarlar. Yüksek düzeyde soyut düşünce gösteren öğretmenler problemleri bilginin çok farklı kaynaklarından tanımlayabilirler. Onlar farklı stratejileri hayallerinde canlandırabilir, her davranışın (eylemin) sonuçlarını önceden tahmin edip ona göre davranabilir ve en uygun cevapları (tepkileri) seçebilirler. Yüksek soyut düşünceye sahip öğretmenler problem çözme görevini tamamlama süresince sonuçlar için tam düzeyde sorumluluk alırlar (Glickman ve Gordon, 1987; Siens ve Ebmeier, 1996). Denetmen öğretmenlerle konuşarak ve onların eylemlerini gözleyerek şu soruları sormak kaydıyla teşhiste bulunur: “Sınıfınız için öğretimsel gelişim (düzeltme) sağlanması gereken alanlar olarak neler görüyorsunuz?”, “Bunun ilgilenilmesi gereken alan olduğunu nerden biliyorsunuz?”, “Bunun için neler yapardınız?”. Teşhis ayrıca sınıftaki öğretim davranışlarının ve özellikle öğrenmeyen öğrencilerin gözlenmesini gerekli kılar. Denetmen, öğretmenin bir öğrenme veya davranışsal problemi ele alırken gösterdiği esneklik ve uyarlayabilirlik derecesine de bakmalıdır. Denetmen öğretmen eylemlerini şu soruları gözönünde Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 274 A. İlğan bulundurarak analiz eder ve değerlendirir: “Öğretmenler öğrenme problemleri devam edince alışılmış rutin davranış setlerini mi kullanırlar?”, “Diğer davranışlar lehine çalışmayan davranışları orta yerde bırakıp değişim yapabiliyorlar mı?”, “Yeni eylemlerde ussallık var mı, yoksa eylemler tesadüfi ve istikrarsız mı?” İşyerinde öğretmenlerle konuşmak ve onları gözlemek denetmenlere, öğretmenlerin soyut düşünce seviyelerinin farklılaştığını tanımlamada yardım eder mi? (Glickman ve Gordon, 1987; Siens ve Ebmeier, 1996). İkinci aşama: Taktiksel. Denetmenlerin bundan sonraki görevleri, öğretmenlerin mevcut öğretim problemlerini çözme konusunda acil ihtiyaç duydukları konularda yardım etmektir. Taktiksel aşama ilk olarak öğretmenin soyut düşünce seviyesine göre denetim yöntemini eşleştirmeyi gerekli kılar. Denetmen, yönlendirici yaklaşımı düşük düzeyde soyut düşünme gösteren öğretmenlere; işbirlikçi yaklaşımı orta (uygun) düzeyde soyut düşünme gösteren öğretmenlere; yönlendirici olmayan yaklaşımı de yüksek düzeyde soyut düşünme gösteren öğretmenlere uygulamalıdır (Glickman ve Gordon, 1987; Siens ve Ebmeier, 1996; Pajak, 2000, 215; Hopkins ve Moore, 1993, 93). Denetmenler, düşük düzeyde soyut düşünme gösteren öğretmenlere yönlendirici yaklaşımı kullanırken, öğretmenlere çok büyük miktarda bilgi ve tavsiye sağlarlar. Bu yöntem öğretimsel kararları geliştirmek için yüksek denetmen sorumluluğu ve düşük öğretmen sorumluluğu gerektirir. Denetmen, öğretmenleri spesifik eylemler kullanması için zorlama teşebbüsünde bulunmamalı, ama bunun yerine öğretmene düşünmek ve seçmek için alternatifler sunmalıdır (Glickman ve Gordon, 1987; Siens ve Ebmeier, 1996). Tersi bir şekilde, denetmenler orta düzeyde soyut düşünme seviyesine sahip öğretmenlerle bir problemin algılanmasını paylaşma, alternatif öneriler sunma ve karşılıklı tasarlanmış eylem planı görüşmesi yapmak için işbirlikçi yöntem kullanırlar. İşbirlikçi yöntemde denetmen ve öğretmen nihai karar için sorumluluğu paylaşırlar (Glickman ve Gordon, 1987; Siens ve Ebmeier, 1996). Glickman ve Gordon (1987) yönlendirici olmayan yaklaşımı, denetmenin yüksek düzeyde soyut düşünme gösteren öğretmenleri öğretim problemlerini kendi kendine tanımlaya, eylemleri ortaya çıkarmaya, sonuçlar üzerinde düşünmeye ve kendi eylem planlarını yaratmaya davet ettikleri bir yöntem olarak açıklamaktadırlar. Yönlendirici olmayan yaklaşım, nihai karar için düşük düzeyde denetmen sorumluluğu ve yüksek düzeyde öğretmen sorumluğu gerektirir. Yönlendirici olmayan yaklaşım bununla birlikte serbest bırakan (laissez – faire) yaklaşımla karıştırılmamalıdır. Yönlendirici olmayan denetmen, öğretmenleri kritik kararlar vermek ve o kararların takip edilmesi sürecinde cesaretlendirerek aktif rol alır. Denetmen, onların algılamalarını ve planlarını açık bir şekilde anlatıp yardım ederek bu yöntemi bir kolaylaştırıcı olarak kullanır (akt. Siens ve Ebmeier, 1996). Tıpkı Kohlberg ve Mayer’in 1972 yılında tartışarak ‘öğrenci düşüncesinin gelişimi eğitimin hedefi olmalıdır’ demeleri gibi, Glickman da ‘öğretmen Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 275 Klinik Denetimden Gelişimsel düşüncesinin gelişimi öğretimsel denetimin hedefi olması gerektiğini’ ileri sürmektedir (Glickman, 1990’den akt. Siens ve Ebmeier, 1996). Glickman’ın görüşüne göre, eğer demokratik bir toplumda eğitimin amaçları karar verici ve sorumluluk sahibi öğrenciler yetiştirmekse; özerk, bağımsız ve yansıtıcı öğretmenler bu idealler için öğrencilerin gelişimini daha kolay sağlama yeterliğine sahip olacaklardır. GD’nin taktiksel aşaması – denetim yöntemiyle öğretmenin soyut düşünme seviyesinin eşleştirilmesi – modelin işlevsel boyutudur (Glickman ve Gordon, 1987; Siens ve Ebmeier, 1996). Üçüncü aşama: Stratejik. Modelin gerçek ve daha önemli ‘gelişimsel’ boyutu bu aşamadır. Stratejik aşama öğretmenin soyut düşünme gelişimini hızlandırarak, öğretmenlerin ‘daha yoğun ve daha akıllı’ düşünmelerine yardım etmeyi ve problem çözme yeteneklerini uyarmayı hedeflemiştir. Uzun dönemde stratejiler öğretmenin soyut düşüncesini geliştirmesini planlamıştır. Birinci strateji, öğretmenleri yeni fikirlere, öğretim ve öğrencilere bakış yolları, problem çözme teknikleri ve öğretim yöntemlerinin etkisine yavaş yavaş maruz bırakmaktır. En başta böyle yeni düşünceler öğretmenlerin anlama ve değer verme kavramlarıyla ilgili olmalıdır. Öğretmenler zamanla daha geniş bir fikir ve yenilik ranjının etkisine bırakılabilirler (Hall ve Loucks, 1978’den akt.; Glickman ve Gordon, 1987). İkinci strateji, öğretmenin karar verme görüşmeleri sürecinde denetmene olan bağımlılığını yavaş yavaş azaltmaktır. Bu, denetmen tarafından sağlanan yapının azaltılırken, aynı anda öğretmenlerin karar verme rolünün artırılmasıyla sağlanabilir. GD’nin üç aşaması öğretim liderliğinin karışık bir modeline doğru gitmektedir. Çizelge 3. her aşama ile ilgili amaç, hedef ve denetim tekniklerini özetlemektedir. Çizelge 3. Gelişimsel Denetimin Aşamaları Aşama 3. Stratejik Amaç Hedef Gelişimsel Öğretmenin soyut düşünmesini ve kendini yönlendirmesini artırmak 2. Taktiksel Fonksiyonel (İşlevsel) Öğretim ihtiyaçlarını karşılama ve öğretim problemlerini çözme 1. Teşhis Koyma Fonksiyonel ve Gelişimsel Öğretmenin mevcut soyut düşünme seviyesini (düşük, makul veya yüksek) belirlemek Denetim Tekniği Yeni fikirlerde yavaş yavaş artış sağlama, Yapıda azalma sağlama, Öğretmen sorumluluğunda artış sağlama, Denetim yöntemini (yönlendirici, işbirlikçi, yönlendirici olmayan) öğretmenin soyut düşünme seviyesiyle (düşük, uygun veya yüksek) eşleştirmek Öğretmeni gözleme ve etkileşimde bulunmak, Öğretmenin soyut düşüncesinde araştırma yaparak karşılaştırma yapmak Stratejik aşama bir defa başladığı zaman, teşhis ve taktik aşaması boyunca devam eder. Kaynak: C. Glickman ve S. Gordon, 1987, Clarifiying Developmental Supervision. Educational Leadership; May87, Vol. 44 Issue 8, Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 276 A. İlğan Glickman ve Gordon (1987) iki farklı denetim görevinde üç öğretmene doğrudan yardım ve beraber daha iyi çalışan bir grup öğretmene de yardım sağlayarak GD modelinin üç farklı aşamasını örnekleyerek şu şekilde açıklamaktadırlar: Doğrudan Yardım. Birinci örnekte gelişimsel denetmenin klinik denetim döngüsünü (gözlem öncesi görüşme, sınıf gözlemi ve gözlem sonrası görüşme) öğretmen sorularına ve öğrenci cevaplarına odaklanarak her üç öğretmen için kullandığı varsayılsın. Teşhis aşamasında (1.aşamada) denetmen her öğretmen için gözlem öncesi görüşme ve sınıf gözlemini yapar. Soru sorma teknikleriyle ilgili olarak denetmen teşhisine göre öğretmen A düşük, öğretmen B makul ve öğretmen C’de yüksek soyut düşünme seviyesi göstermişlerdir. Taktiksel aşama her üç öğretmen arasında yapılmış olan son görüşme tartışılarak örneklendirilebilir. Denetmen düşük soyut düşünme gösteren öğretmen A ile yönlendirici yaklaşımı başta gözlem boyunca toplanan verinin sunulması, ardından veriyi yorumlayarak ve öğretmenin dönütlerini değerlendirerek kullanır. Denetmen bundan sonra öğretimsel gelişme amaçlarını önerir ve onları başarmak için olası alternatifleri sıralar. Öğretmen bu alternatif çözümlerden seçim yapmak için sorar ve denetmen bir eylem planının taslağını çizer. Sonunda denetmen öğretmene ilerleme çabasının etkililiğini ölçecek standartlar ve ölçülebilir veriler sağlar. Orta düzeyde soyut düşünce seviyesi gösteren öğretmen B ile işbirlikçi yaklaşımda sınıf gözleminin nasıl geçtiğini ve öğrenci dönütleri ve öğretmen sorunları için olası gelişim alanlarında denetmen öğretmenin algılarını sorar. Ardından denetmen, öğretmenin sahip olduğu gelişim alanının yorumunu gözlem verisiyle takip eder. Denetmen ve öğretmen B’nin algıları karşılaştırılarak gelişim için amaçlar belirlenir. Beyin fırtınası boyunca müzakere ve problem çözme sonunda denetmen ve öğretmen bir eylem planında uyuşurlar ve çıktıları ölçmek için tasarlanan faaliyetleri yaparlar. Denetmen yüksek soyut düşünce seviyesindeki öğretmenlerle (C) çalışırken problem çözme yaklaşımına güvenir. Burada grup kendi verilerini oluşturur, ardından problemleri tanımak ve uygun değişime karar vermek için o verileri analiz eder. Denetmen problem çözme süreci boyunca grup kolaylaştırıcısı olarak hizmet eder. Grup problem çözme yaklaşımı bu durumda yönlendirici olmayan yaklaşımdır (fakat serbest bırakma yaklaşımı değildir). Grup gelişiminin stratejik aşaması problem çözme oturumunun sonraki turuyla başlar. Denetmen düşük soyut düşünme seviyesindeki gruba karar verme sürecinde sorumluluk paylaşımını yavaş yavaş artırmak için yardım eder. Grup A’nın sonraki (gelecekteki) sıralı toplantıları boyunca denetmen ihtiyaç duyulan değişimin tanımlanması için daha işbirlikçi veri tartışma yaklaşımına doğru değişir, fakat bir eylem planı seçmek için alternatif yaklaşımlardan orijinal (ve daha yönlendirici) karar devam ettirilir. Sonunda denetmen karar verme süreci Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 Klinik Denetimden Gelişimsel 277 boyunca veri tartışma yaklaşımını kullanarak, işbirlikçi karar vermeye doğru değişimi tamamlar. Denetmen, B grubuyla gelecek oturum için grubun yeni problemini tanımlamak için yönlendirici olmayan problem çözme yaklaşımını değiştirir. Daha sonra zamanında yeni bir eylem planı yaratmak için daha işbirlikçi ve tartışma yaklaşımını kullanarak bilgi aracısı rolüne geri döner ve denetmen, B grubuyla karar verme sürecinin tüm aşamalarında grup problem çözme yaklaşımını kullanır. Düşük soyut düşünce gruplarının yüksek soyut düşünce seviyesine yavaş yavaş hareketi uygun grup eşleştirmesiyle hızlandırılabilir. A grubu, B grubuyla eşleştirilir ya da problem çözme amacıyla her iki grupla ortak yapılan gerçek bir karar verme oturumunda veya karar verme çalışmasına benzeyen çalışmalar yapılır. Burada B grubu A grubuyla değişim ve değişim stratejileri üzerine yeni düşünme yollarını paylaşır ve böylece A grubu üyeleri için düşünme sürecinin daha yüksek seviyesi ve karar verme için model ortaya çıkar. Ayrılmış bir çalışma veya toplantı B grubuyla C grubunun bu oturumda katılımını problemle ilgili değişim farklılığına odaklanmayı gerektirir. B grubu C grubunun soyut düşünme ve değişim stratejilerine doğru sürüklenmiş olur. Grup üyelerinin soyut düşünce ve kolektif sorumluluğunu artırmanın başka bir yolu, grup üyelerinin çoğunluğu tarafından gösterilen en yüksek soyut düşünce seviyesiyle grubu tekrar şekillendirmektir. Bu yerleştirme daha düşük soyut düşünme seviyesi gösteren az sayıdaki üyelerin düşüncesini yukarı doğru sürükleyecektir. Ne yazık ki, tersi de doğrudur, eğer grup üyelerini çoğu düşük soyut düşünme seviyesindeyseler daha yüksek soyut düşünenleri yavaşlatma ve aşağı doğru sürükleme eğilimindedirler. GD’nin nihai amacı, grubun sahip olduğu karar vermeyi denetmenin yönlendirirci olmayan yaklaşımı, kişiler arası davranışları kullanarak tüm grupları problem çözme seviyesinde hareket etme davranışına sahip olmalarını sağlamaktır. Yazarlar GD modelinin karışık olduğunun farkındadırlar. Soyut düşünmenin seviyesi sadece birey ve gruba göre değil, aynı bireyin veya grubun öğretime özel ilgisi bakımından da farklılaşmaktadır. Örneğin bir lise öğretmeni ileri fizik sınıfında nasıl ilerleyeceğini (gelişim sağlayacağını) düşünürken, yüksek soyut düşünce ve genel fen sınıfında düşünürken düşük soyut düşünce gösterebilir. Bir fen bölümü, öğretim için bir laboratuar yaklaşımında yüksek soyut düşünce ve öğrencilerin bunları not almasında düşük soyut düşünce gösterebilir. Ayrıca gelişimin bir aşaması kalıcı bir şekilde sağlanmamıştır, fakat yeni öğretim durumlarıyla ve kişisel hayatta gerçekleşenlerle ve profesyonel çalışma koşullarıyla değişebilir. GD duruma veya şartlara göre değişen bir teori değildir. Öğretmenleri sınıflandırmak için kategorize eden bir teori de değildir. Bundan ziyade Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 278 A. İlğan kendimizle ve başkalarıyla ilgili çalışmamızın amaçlarını anlamayla ilgili bir teoridir. Denetim ve Yansıtma 1980’den beri araştırma paradigmaları, öğretmenlerin öğretimleri için daha yansıtıcı olmalarına yardım etmek için denetim süreci daha fazla öğretmen merkezli olmaya doğru değişmektedir (Garman, 1986’dan akt.; Siens ve Ebmeier, 1996). Birçok yolda denetim uygulaması, mesleğin veya bürokrasinin ihtiyaçlarına hizmet etme arasında görülen çatışmada önceki önerilerine dönmüştü ama buna rağmen ölçek şimdi meslekten yana kaymıştır. Mevcut yansıtıcı uygulamayı tanımlama veya karakterize etme konusunda çıkış yolu gösteren bir uzlaşma yoktur. Literatürde en azından üç tane yaygın yansıtma kavramı sunulmuştur. Birincisi, Schön’ün problem kurma düşüncesi ve süreci yapının içinde tekrar tasarlaması. İkinci esas kavram olarak görünen yansıtma, bir teknik olarak öğretimi analiz etmek için bilgi işlem modeli veya öğrencilerde kritik düşünme becerilerini geliştirme yoludur. Yansıtmanın üçüncü kavramı Schön’ün yöntemini ahlaki ve etik yapının içine dâhil eder ve uygulama bilgisi ve öğretmeni yetkilendirmede katkıda bulunduğunu iddia eder (Doe, 1995). Bu paradigmada, öğretmenin davranışını değiştirmek en önemli görev değildir. Daha doğrusu denetmenin kritik görevi, profesyonelliğin gerekli öğesi olduğu düşünülen yansıtıcı davranışı başarılı bir şekilde sahip olmak için öğretmenlere yardım etmektir. Bu perspektifte denetmen öğretmene yansıtıcı uygulama için öğretmenlerin imaj repertuarını ve örneklerini zenginleştirmelerine yardım etmelidir. Denetmen öğretmenlere öğretim bilgilerini zenginleştirmek için bu repertuarı kullanmalarına yardım etmelidir (Poole, 1994’den akt.; Siens ve Ebmeier, 1996). Denetim için bu yöntemin amacı, öğretmeni öğretim ve öğrenme üzerinde kritik sorgulamayı geliştirirken yansıtıcı davranışa yönlendirmek, öğretmenin öğretim uygulamaları bilgisini artırmak, problemleriyle başedebilmesi için imaj repertuarını ve metaforlarını genişletmek ve derinleştirmektir. Schön bu bakış açısını, sınırlı içeriğe sahip olan problemin uygulanmasında uygulamacının karar vermedeki ilk görevi problemi yeniden tasarlayıp amaçları ve problem durumunda gözardında bulundurulması gerekenlere dikkat edilmesi gerektiğini önermek suretiyle geliştirmiştir (Schön, 1983’den akt.; Siens ve Ebmeier, 1996). Problemi tekrar tasarlamak; zihinsel deneyleri ve bağlamsal faktörleri düzenlemeyi, problemin nasıl çözülmesi gerektiğine dair alternatif hipotezler üretmeyi ve zihinsel olarak alternatif hipotezleri test etmeyi gerektirir. Schön’a göre her uygulamacı, yeni problemlerle karşılaşıldığı zaman yararlı olabilecek tecrübeleri boyunca örneklerin, imajların ve öğrenilenlerin repertuarını oluşturur. Bu repertuar geçmişteki benzer problemleri çerçeveleyebilecek metaforik lenslerin çoklu gruplarını sağlar. Yeni problemlere bakış açısı benzer metaforlar ve tecrübelerden çıkan benzerlikler açısından, Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 Klinik Denetimden Gelişimsel 279 yansıtıcı uygulamacılar yeni problemlerde başarılı çözümler için sıklıkla özel perspektifler bulabilirler (Nolan, 1989’dan akt.; Siens ve Ebmeier, 1996). 1933 yılında Dewey öğretmenlerin yansıtma için uygulamalarının kendiliğinden ve sıradan olmasından ziyade kasıtlı ve istekli davranmaları için ihtiyaçlarını tanımlamıştır. Daha sonra Dewey (1938 / 1963) o yansıtmayı deneyim ve bilgiyle dengeleyerek sürdürmüş ve böylece tüm tecrübe temelli teorilerin merkezine uzanmıştır. Shulman (1987) yansıtmayı öğretmenlerin öğretim ve öğrenme deneyimlerini tekrar hatırlaması, olayları tekrar yapılandırması, alternatifler üretmeyi ve öğretim olaylarının etik olan gizli anlamlarının gözönünde bulundurulması olarak tanımlamıştır. Yansıtıcı uygulama kişinin sahip olduğu öğretim stilinde daha derin bir anlayış ve böylece daha büyük etkililikle sonuçlanır (Farraro, 2000’den akt. Weasmer ve Woods, 2003). Schön’ün yansıtma üzerindeki teorisi, eğitim araştırmalarında öğretmenlerin deneyimleri boyunca öğrenme yollarını açıklaması için geniş bir şekilde kullanılmıştır. Schön iki türü olan yansıtmayı teorilendirmiştir. Eylem üzerinde yansıtma, geçmişteki tecrübeler üzerinde yansıtma ve geçmiş tecrübeleri gelecekteki eylemleri etkileyebilecek olanları genelleştirmek için analiz etme ve özetleme; eylem içinde yansıtma ise -tecrübeler üzerindeki yansıtma- mevcut tecrübeleri şimdi gerçekleşiyormuş gibi ele almak ve kullanmaktır. Örneğin akşam evde yemek hazırlayan bir öğretmen, o gün çerçevesini çizdiği bir matematik kavramında hata yapan öğrencisinin üzerinde çok düşünür. Aniden problemi daha iyi işleyebileceği bir iletişim yolu dolayısıyla da öğrencinin daha iyi anlayabileceği görsel hatta dokunsal tecrübeleri farkeder. Eylem üzerindeki bu yansıtma onun gelecekte öğrencilerine yapacağı açıklamaları aydınlatmıştır. Buna rağmen gelecek gün bir problemi çalışmak için problemin yöntemlerini açıklamaya başlar ve üç öğrencinin alaylı gülüşlerini farkeder. Eylem içinde yansıtma, durmasına ve acilen onları nerede kaybettiğini tanımlamaya yönelik sorular sormasına neden oldu. Eylem araştırması kavramı, onun çalışması dışında gelişti (Weasmer ve Woods, 2003). Yansıtıcı Uygulamanın Geliştirilmesi Dewey (1933) bilişsel analiz gücü ve kavrayış gücü olmadan tecrübenin yalnız başına yanlış eğitime neden olabileceğini ileri sürmüştür. Öğretmenlerin uygulamalarında daha yüksek düşünmesini sağlamak, daha büyük empatik davranışa, daha düşünceli karar vermeye, yenilikçi öğretim yöntemleri kullanmaya ve öğrenci başarılarının daha yüksek seviyeye ulaşmasına kılavuzluk eder (Costa ve Garmston, 1994 ile Knapp ve Peterson, 1991’den akt.; Weiss ve Weiss, 2001). Öğretmen eğitimcileri, anlamlı öğretmen öğrenmesi ve sorgulanan normların paylaşılan kültürün bir parçası olmasını sağlayan işbirlikçi okul çevresi yaratılmasını uzun süre desteklemişlerdir (Dewey, 1916; Fullan, 1991; Zeichner ve Liston, 1987). Profesyonel Okul Geliştirme (PDS) bağlamında yansıtıcılık kavramı; çocukların, öğretmenlerin, müdürün, profesörün ve velilerin Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 280 A. İlğan işbirliği yapılan öğrenme çevresinin tarafları olmaları temeline dayanmıştır (Weiss ve Weiss, 2001). Yansıtıcı öğretim öğretmenin öğrencilerden, diğer öğretmenlerden ve uygulamalardan öğrendiklerini süzmeyi kapsar. Öğretmenler, öğrencilerin önceki deneyimlerinden nasıl öğrendiklerini kavrayarak nasıl öğretmeleri gerektiğini öğrenirler. Hem öğrenmeleri için diğerlerine yardım etmek hem de kendi kendimize öğrenmek karşılıklı etkileşimli sürecin bir bölümüdür. Bu durumda öğretmenin rolü, unvan aracılığıyla değil kişinin düşünce ve davranış kalitesi aracısı olarak tanımlanmıştır (Karpov ve Haywood, 1998’den akt. Weiss ve Weiss, 2001). SONUÇ Orijinal klinik denetim modelinin ortaya konulmasından sonra denetim literatüründe birçok gelişme sağlanmış, yeni model ve yaklaşımlar ortaya konulmuştur. Bu modeller arasında en geniş şekilde benimseneni Glickman’ın GD modelidir. Glickman orijinal klinik denetim modelini, öğretmenlerin mevcut gelişim seviyelerini gözönünde bulundurmak ve bu gelişimsel seviyeyi belirleyecek ölçme süreci tasarlamak yoluyla öğretmenlerin bireysel ve profesyonel ihtiyaçlarını karşılamak için değiştirmiştir. Glickman’ın gelişimsel modeli, denetim literatüründe teknik ve didaktik yöntemlerin en parlak dönemiyle yansıtıcı uygulamanın ortaya çıkışı arasında bir geçiş sağlamıştır. Çünkü GD’nin entelektüel bir köprü olarak çalıştığı ve her iki yaklaşımın öğelerini içerdiği ifade edilmektedir. Glickman’ın modelinin dikkat çeken katkısı; bilişsel psikoloji, denetim disiplinindeki önceki araştırmalar, insan davranışları araştırmaları ve yetişkin büyümesi ve gelişmesi konularındaki farklı bölümlerden birbirine uyan mantıklı ve anlaşılır bir model sunmasıdır. Bunların yanında Glickman, öğretmenlerin bilişsel gelişimlerine geleneksel olarak olumsuz etki eden mesleğin belirli karakteristikleri ve okulların çalışma koşullarının (kayıtsızlık, izolasyon, güçsüzlük) düzeltilmesi noktasında da öneriler sunmaktadır. GD yaklaşımında denetmenin temel rolü, öğretmenlere sınıf öğretimi konusunda teşhis yapmak ve öğretmenlerin daha yüksek düşünme becerilerini beslemektir (geliştirmektir). Denetimde yansıtıcı uygulamacılar; denetmen ve öğretmenlerin sınıfta ve okulda öğrenme üzerinde etkisi olan kişisel, sosyal, örgütsel, tarihi, politik ve kültürel bağlamların gözönünde bulundurulması gerektiğini söylemektedirler. Yansıtıcı yöntemler denetmen ve öğretmenleri öğretim ve öğrenme konusundaki inanç, varsayım ve teorilerini sorgulamaları konusunda cesaretlendirirler. Yansıtıcı uygulama destekçileri özetle; denetmen ve öğretmenlere okulda insanlar arasındaki hiyerarşik yapının sorgulanmasını, cinsiyet, ırk ve kültür sorununun bilinçli bir seviyeye gelmesini ve öğretimin bir parçası olan kitapların, programın, derslerin ve sınavların bilgisi ve içeriğini sorgulatırlar. Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 Klinik Denetimden Gelişimsel 281 KAYNAKLAR Bays, D. A. (2001). Supervision of special education instruction in rural public school district: A grounded theory. Virginia Polytechnic Institute and State University. Unpublished doctoral thesis. Doe, J. (1995). Developmental Supervision and Reflective Thinking of Teacher: An Imperical Study. Dissertation Proposal: Weston Nebraska. Dollansky, T. (1998). Rural saskatchewan elementary K-6 teachers’ perceptions of supervision and professional development http://www.ssta.sk.ca/research/leadership/98-04.html#Appendix İnd. Tar: 09.03.2005. Glickman, C. D. ve Gordon, S. P. (1987). Clarifiying Developmental Supervision. Educational Leadership; May87, Vol. 44 Issue 8, p64, 5p Gordon, S. P. (1991). Partıcıpatory Supervısıon: Wave of The Future Or Oxymoron? Education,, Summer, Vol. 111, Issue 4 Hopkins, W. S. ve Moore, K. D. (1993). Clinical Supervision. A Practical Guide To Student Teacher Supervision. Dubuque, U.S.A.: W.M.C. Brown Benchmark Publishers. Middlewood, D. (1997). Managing appraisal. Managing people in education. Editörler: Tony Bush ve David Middlewood. Educational Management: Research and Practice. London: Paul Chapman Publishing Ltd. Pajak, E. (2000). Approaches to Clinical Supervision. Massachustts: Christopher – Gordon Publisher, Inc. Second Edition. Sergiovanni, T. J. ve Starratt, R. J. (1993). Supervision A Redefination. U.S.A. McGraww-Hill, Inc. Siens, C. M. ve Ebmeier, H. (1996). Developmental Supervision and Reflective Thinking of Teachers. Journal of Curriculum and Supervision. V11, p229-319, Summer. Sullivan, S. ve Glanz, J. (2005). Supervision that ipmroves teaching. Strategies and technics. Foreword by Jo Blase. California. Corwin Pres. Second Edition. Weasmer, J. ve Woods, M. (2003). Mentoring: Professional Development Through Reflection. The Teacher Educator. Vol.39, No.1, Summer. Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008 282 A. İlğan Weiss, E. M. ve Weiss, S. (2001). Doing Reflective Supervision with Student Teacher in a Professional Development School Culture. Reflective Practice, Vol.2, No.2 http://soeweb.syr.edu/chs/OnlineField/supervision/developmentalmodels.htm. İnd. Tar.:07.10.2006 http://www.ericdigests.org/1995-1/counselors.htm “Supervision of School Counselors”İnd. Tar.:06.10.2006 http://education.utoledo.edu/par/Conferencing.html. “Peer Assistance & Review” İnd. Tar.:01.10.2006 http://www.grad.cmu.ac.th/abstract/1998/edu/abstract/edu980805.html. Incooperating Clinical Supervision to the Developmental Supervision in Science for the Education Opportunity Expansion Schools, Hang Chat District, Lampang Province İnd. Tar.:03.10.2006 http://home.comcast.net/~marylu.love/effective-supervision.html. “Developmental Supervision: Strengthening Practice by Engaging Teachers in Joint Inquiry ”İnd. Tar.:05.10.2006 http://assist.educ.msu.edu/ASSIST/school/principal/workbegintchrs/tooldevtalsu per.htm Tool: Is developmental supervision working? İnd. Tar.:06.10.2006 http://www.talberthouse.org/Creating_Synergy/If%20You%20Teach%20Them %20to%20Fish.ppt -. İnd. Tar.:02.10.2006 Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 25, Sayfa 263 -282, 2008
Benzer belgeler
GELİŞİMSEL DENETİM
GİRİŞ
Bin dokuz yüz altmışlarda ortaya çıkan klinik denetim, öğretmenin öğretimdeki
yeterliğinin geliştirilmesi ve dolayısıyla öğrenci öğrenmesinin artırılmasını
amaçlaması bakımından, denetime öne...