hukuk bülteni - Essen Başkonsolosluğu
Transkript
hukuk bülteni - Essen Başkonsolosluğu
12/2012 HUKUK BÜLTENİ Vatandaşlarımızın haklarını hatırlatmak amacıyla hazırlanan ücretsiz aylık bültendir SAYI: 4 Federal İdare Mahkemesi’nin Oturum Hakkına İlişkin 22.05.2012 tarihli ve BVerwG 1 C 6.11 sayılı kararı yayınlanmıştır. Federal İdare Mahkemesi’nin Almanya’da yaşayan ve 1/80 Ortaklık Konseyi Kararı’nda (OKK) belirtilen haklardan yararlanan vatandaşlarımızı ilgilendiren oturum hakkına ilişkin kararına dair özet bilgiler ve değerlendirmemiz aşağıda sunulmaktadır: 1. Federal İdare Mahkemesi 22.05.2012 tarihli kararında Almanya´da yaşayan ve OKK´nın 7. Maddesine göre oturma izni alan Türk vatandaşlarına verilecek oturum izninin en az 5 yıl süreli olmasına (Aufenthaltserlaubnis – süreli oturum) ve bu iznin OKK’dan kaynaklanan haklara bağlı olarak daimi oturma hakkı (Daueraufenthaltsrechts) olduğunun not düşülmesi gerektiğine hükmetmiştir. Banka kredisi, iş başvurusu ve sair nedenlerle oturum izninin süresine bakılması halinde, oturum izninin bir veya iki yıl aralıklarla uzatılmasının vatandaşlarımız açısından çeşitli güçlüklere yol açabildiği bilindiği cihetle, kararın sadece bu yönüyle dahi vatandaşlarımız Çifte vatandaşlığı mümkün kılan durumlar açısından önem taşıdığı düşünülmektedir. Doğumdan “Kan bağı” Nedeniyle Çifte Vatandaşlar Oturum izinlerinin yenilenmesi sırasında bu işlemin Federal Mahkeme içtihadına uygun şekilde düzenlenip Doğumdan, anne veya babanın sahip olduğu vatandaşlığa dayanılarak kazanılan vatandaşlıklar, ebeveynlerin farklı vatandaşlıklara sahip olmalarıyla yasal “çifte” vatandaşlığa yol açmaktadır. Örneğin, annesi Alman vatandaşı, babası Türk vatandaşı bir düzenlenmediği (yani oturum izninin minimum 5 yıl süreli olması ve OKK’dan doğan haklarla bağlantılı olduğunun belirtilmesi) hususunda Büyükelçiliğimize veya Başkonsolosluklarımıza bilgi verilmesi yararlı olacaktır. çocuk, iki vatandaşlık sahibi olarak dünyaya gelmektedir. Benzer şekilde, annesi veya babası yasal olarak çifte vatandaşlık sahibi olan bir çocuk, doğumla birlikte aynen çifte vatandaşlık hakkını kazanacaktır. Bu kişi için hiç bir zaman iki vatandaşlıktan birinin seçimi söz konusu olamaz. Hatta bu kişinin çocukları ve onların çocukları da her zaman için çifte vatandaşlık sahibidirler ve onlar da bu vatandaşlıklardan herhangibirini seçmeye veya terketmeye zorlanamazlar. Bu 2. Alman Vatandaşlık Kanunu 28.08.2007 tarihinde değişikliğe uğramıştır. Eski uygulamaya göre Alman vatandaşlığının talep edilmesi halinde Yerleşim Hakkının (Niederlassungserlaubnis) varlığı aranmaktaydı. Ancak yasadaki değişiklik sonrası “süresiz oturma hakkı” şekilde çifte vatandaşlık hakkı olmasına rağmen Alman makamları kendilerine hatırlatmada bulunmadığı için veya çifte vatandaşlıklarının tespiti halinde Alman vatandaşlığının kaybedilebileceği endişesiyle Türk kimliği veya pasaportu için başvurmaktan kaçınan vatandaşlarımız olduğu bilinmektedir. Benzer şekilde kan bağı esasına gore Alman vatandaşlığını elde edenlerin 18-23 yaş arası dönemde sahip oldukları vatandaşlıklarından birinden, seçme yoluyla vazgeçmesi gerektiğini düşünen (unbefristetes Aufenthaltsrecht) aranmaktadır. “Süresiz oturma hakkı” (unbefristetes Aufenthaltsrecht) ile yerleşim hakkı (Niederlassungserlaubnis) arasındaki fark; yerleşim hakkı (Niederlassungserlaubnis) için kişinin gelirinin belli düzeyin üzerinde olması ve dil bilgisi şartları aranmasıdır. Alman Vatandaşlık Kanunu’nun 28.08.2007’de değişen 4.3 maddesinin yeni hali, doğumla Alman vatandaşlığının kazanılması için da karşılaşılabilmektedir. Tereddüte düşülmesi halinde Başkonsolosluklarımıza başvurulması yerinde olacaktır. Dikkat edilmesi gereken husus, “kan” esasına göre çifte vatandaşlık kazananlarla, isteğe bağlı olarak “doğum yeri esasına” göre çifte vatandaş olanların durumunun farklı olduğudur. vatamdaşlarımızla yabancı ebeveynlerden birinin 8 yıldır yasal olarak Almanya’da bulunmasını ve “unbefristetes Aufenthaltsrecht” (süresiz ikamet hakkı) sahibi olmasını öngörmektedir. Federal İdare Mahkemesi’nin kararında, kişilerin oturma belgesine, bu oturma hakkının daimi olduğunun (Daueraufenthaltsrechts) not düşülmesi gerektiği dikkate alındığında, sözkonusu oturum hakkının Alman vatandaşlığına geçişte temel şartlardan biri olan süresiz İsteğe Bağlı Olarak (Doğum Yeri Nedeniyle) Çifte Vatandaşlar (18 ile 23 Yaş Arası Seçim Zorunluluğu) oturma hakkına eşit olduğu sonucu çıkartılabilir. En az sekiz yıldır yasal olarak Almanya’da ikamet eden anne veya babanın çocuğu doğumla Alman vatandaşlığını kazanır. Bu kişi aynı zamanda yabancı statüsündeki anne ve babasının da vatandaşlığına sahiptir. Bu kişilere, 18 yaşına girdiklerinde, Alman Bu durumda 28.08.2007 tarihinden sonra doğan çocukların ebeveynleri, kendi geçimlerini temin edebilme ve dilbilgisi şartını yerine getirmiş olma bakımından “Niederlassungserlaubnis” veya “unbefristetes Aufenthaltsrecht” sahibi olmasalar dahi, OKK´ya göre oturum dairelerince, iki vatandaşlıktan birini seçme çağrısı (Optionspflicht) yapılır ve 23 yaşını dolduruncaya kadar seçme kararını vermezlerse, otomatik olarak Alman vatandaşlığını kaybederler. Alman vatandaşlığını kaybeden kişilere, eğer Almanya´da kalmak isterlerse, İkamet Yasasının 38. maddesine göre tekrar oturma izni verilebilmektedir. hakları mevcutsa, bu ebeveynlerin çocuklarının Alman Vatandaşlık kanununun 4.3 maddesi uyarınca doğumla Alman vatandaşlık hakkını kazanabilecekleri düşünülmektedir. Bu kriterleri yerine getiren vatandaşlarımızın 28.08.2007 tarihinden sonra dünyaya gelen çocuklarının Alman vatandaşlığına geçiş için Alman makamlarına başvurup başvuramayacakları yönünde bir açıklık veya yasal düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim mahkeme 01 Ocak 2000 Tarihinden Önce Çifte Vatandaşlığı Elde Etmiş Olanlar kararları kural olarak yalnızca davanın taraflarını bağlar. Ancak sözkonusu karar idarenin en yüksek yargı organı tarafından verildiğinde, 01 Ocak 2000 tarihine kadar hem Türk, hem de Alman vatandaşlığını yasal olarak elde etmiş olan vatandaşlar yasal olarak çifte vatandaştırlar. bunu müteakip bir yasal değişikliğe veya idari düzenlemeye gidilmesi de beklenebilir. İzinli Çifte Vatandaşlar Konunun yoruma açık olmasına rağmen, 28.08.2007 tarihinden önce doğmuş olan çocuklarını Alman vatandaşlığına Alman Vatandaşlık Yasası, temel prensip olarak, Alman vatandaşlığına geçmek isteyen bir yabancının, mevcut vatandaşlığından ayrılmasını öngörmektedir. Ancak, bazı özel durumlarda, yabancının vatandaşlıktan ayrılması olanaksızsa veya çok zor şartlarda mümkün oluyorsa, eski vatandaşlıktan ayrılmaksızın Alman vatandaşlığına geçme olanağı öngörülmüştür. Türk vatandaşları, vatandaşlıktan çıkmalarıyla birlikte Mavi Karta hak kazandıklarından, Türkiye´de yaşanması muhtemel bir maddi zarar genel olarak sözkonusu olmamaktadır. Ancak, kişinin özel durumu böyle bir zararın oluşmasına yol açıyorsa, istisnai olarak Türk vatandaşlığını terk etmeden de Alman vatandaşlığına alınabilir. T.C. BERLİN BAŞKONSOLOSLUĞU HEERSTRASSE 21 14052 BERLİN E-PSTA: [email protected] kaydettirmek isteyen ancak oturum iznindeki kısıtlama nedeniyle muvaffak olamamış vatandaşlarımızın, yukarıda izah edilen mahkeme kararına rağmen çocukları için tekrar vatandaşlık başvurusunda bulunmaları halinde bu başvurularının sonuçlarını Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluklarımızla paylaşmalarını rica ederiz. A v u k a t KONSOLOSLUK SERVİSLERİ: Hukuk Danışmanlığı: C e 15.00–16.00 saatleri arası m ulaşabilirsiniz. Konsolosluk işlemleri hakkında bilgi almak için ilgili birime aşağıda kayıtlı telefon numarasından Askerlik : 89680240; 89680238 A l ı ş Nüfus : 89680221; 89680241 ı ePasaport : 89680226; 89680227; 89680234; 89680237 k Doğum : 89680221; 89680237 ÇALIŞMA SAATLERI: PAZARTESI - CUMA 08:30 -12:00 Çarşamba ve Perşembe günleri saat 09:00-15:00 arası, Tel.: 89680258 Evlenme :89680219 e-Pasaport Teslim: 89680260 Kayıp Pasaport : 89680230; 89680222 Noter : 89680225; 89680244 Tebligat : 89680214 Tereke : 89680222 Vatandaşlık: 89680231; 89680239; 89680241 Vize: 89680220; 89680245 Hukuk Bülteni’nin geçmiş ve güncel sayılarına elektronik olarak Büyükelçiliğimizin resmi internet sitesinde (http://berlin.be.mfa.gov.tr/) yer alan Bilgi Notları bölümünden ve Büyükelçiliğimiz facebook sayfası üzerinden de erişebilirsiniz. HUKUK BÜLTENİ Bültenimizin güncel sayısını beraberinizde götürmeniz, geçmiş sayıları ise Danışma'dan temin etmeniz mümkündür. Diğer vatandaşlarımızın da yararlanabilmesini sağlamak amacıyla, Danışma’dan temin ettiğiniz geçmiş sayıları iade etmeniz önemle rica olunur. Almanya ile Türkiye arasında yürürlüğe giren Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması 19 Eylül 2011 tarihinde imzalanan anlaşma 1 Ağustos 2012 tarihinde ve fakat geriye dönük olmak üzere, yani 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir ve böylelikle önceki Anlaşma ile yeni Anlaşma arasında oluşan zaman boşluğu giderilmiş olmaktadır. Anlaşma, Almanya’da, Türkiye’de ya da her iki ülkede mukim olanlara uygulanmakta ve kişi mukim (ikamet ettiği) devletin vergilendirmesine tabi tutulmaktadır. Anlaşma kapsamlı bir şekilde Gayrimenkul Varlıklardan Elde Edilen Gelirler, Ticari Kazançlar, Gemicilik ve Hava Taşımacılığı, Kâr Payları, Faiz , Gayri Maddi Hak Bedelleri, Sermaye Değer Artış Kazançları, Serbest Meslek Faaliyetleri, Bağımlı Faaliyetler, Öğrencilerin gelirleri, Öğretmenlerin gelirleri ve Emeklilik konularını ele almaktadır. Bir çok vatandaşımızı ilgilendirebileceği düşüncesiyle öncelikle Faiz geliri, Emeklilik ve 1 Ocak 2011 – 1 Ağustos 2012 tarihleri arasında fazla veya yersiz yapılan vergi tevkifatlarının iadesine ilişkin konulara özetle değinilmektedir. 1) Faiz İkamet ülkesinde vergilendirilen faiz gelirleri kaynak ülkesinde de en fazla %10 oranında vergilendirilecektir. Kaynak ülkesinin vergilendirme yetkisinin sınırını ortaya koyan bu oran 1985 Anlaşması’nda %15 olarak düzenlenmişti. 2) Emekli Maaşları Geçmişte gerçekleştirilen kamu hizmetleri karşılığında ödenen emekli maaşları dışında, geçmişte özel kesimde görülmüş hizmetler karşılığı elde edilen emekli maaşları Anlaşma’nın 18’inci maddesinde düzenlenmektedir. 1985 Anlaşması’nın Almanya tarafından feshedilmesinin nedenlerinin başında da emekli maaşlarının vergilendirilmesi gelmektedir. 1985 Anlaşması emekli maaşlarının vergilendirilmesi konusunda ikamet ülkesine münhasır vergilendirme yetkisi tanımaktaydı. Böylece, Almanya’da uzun yıllar çalıştıktan sonra emekli olmuş bir Türk vatandaşı emekli olduktan sonra Türkiye’ye dönüp yerleştiğinde Almanya’daki geçmiş çalışmalarına ilişkin bu ülkenin bir kurumundan almış olduğu emekli maaşı sadece Türkiye’de vergilendirilebilmekteydi. Ancak Türk Gelir Vergisi Kanununa göre yabancı ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenen emekli, maluliyet, dul ve yetim aylıkları gelir vergisinden istisna edilmiştir. Böylece, Alman Gelir Vergisi Kanununa göre ücret kategorisinde vergiye tabi olan emekli aylıkları Türkiye’ye yerleşmiş bir kişiye ödendiğinde 1985 Anlaşması’nın 18’inci maddesi ve 193 sayılı Gelir Vergi Kanunun 23 (13) Maddesi gereği 1985 Anlaşması’nın uygulandığı 1 Ocak 1990 – 31 Aralik 2010 döneminde tamamen vergi dışı kalmıştır. Yeni Anlaşma, emekli maaşlarının vergilendirilmesi ile ilgili 18’inci maddesinde kural olarak vergilendirme yetkisini yine ikamet ülkesine vermekle birlikte, kaynak ülkesine de belirli şartlar altında bir sosyal sigorta kurumu tarafından ödenen emekli maaşını vergilendirme hakkı tanımaktadır. Buna göre, bir Akit Devlet mukimine geçmiş çalışmalarının karşılığında ödenen emekli maaşları ve diğer benzeri ödemeler ile bu mukime yapılan düzenli ödemeler kaynak ülkesinde de vergilendirilebilir. Ancak kaynak ülkesinde vergilendirilecek tutarın yıllık 10.000 Euro´luk kısmı istisna olacak ve bu tutarı aşan gelir en çok %10 oranında vergiye tabi tutulabilecektir. Böylece Almanya, 1985 Anlaşması’ndan farklı olarak kendi ülkesinde çalışmış ve emekli olmuş ancak Türkiye’ye yerleşmiş olan kişilerin Türkiye’de hiç vergilendirilmeyen emekli maaşlarının yıllık 10.000 Euro´yu aşan kısmını en çok %10 vergi oranıyla vergilendirilebilecektir. 3) 1 Ocak 2011 – 1 Ağustos 2012 tarihleri arasında fazla veya yersiz yapılan vergi tevkifatlarının iadesi Söz konusu Anlaşmada yer alan gelirlerin Türkiye’de veya Almanya’da Anlaşma hükümleri yerine bu ülkelerin iç mevzuatlarına göre vergilendirilmiş olması durumunda (1 Ocak 2011 ile 1 Ağustos 2012 dönemi arasında ödenen vergiler), vergilendirmenin Anlaşma hükümlerine uygun olarak yapılmasını teminen düzeltme başvurusunda bulunulması gerekmektedir. Diğer taraftan, söz konusu düzeltme başvurularının süresi konusunda Anlaşmada özel bir düzenleme yer almaktadır. Buna göre, kaynakta kesilen vergiler için verginin kaynakta kesildiği takvim yılını takip eden dördüncü yılın sonuna kadar düzeltme başvurusunda bulunulması gerekmektedir. 01.01.2011 - 01.08.2012 tarihleri arasında yürürlükte bulunan bir Anlaşma metni yoktu. Bu nedenle Almanya mukim kişi ya da firmalara yapılan ödemelerde ulusal mevzuat esas alınmıştı. İşte şimdi, bu fazla veya yersiz yapılan vergi tevkifatlarının iadesi imkanı oluşmuştur. Düzeltme yoluyla fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin mükellefe iadesi Vergi Usül Kanunu’nun 116 - 120. maddelerinde ve Gelir Vergi Kanunu´nun Genel Tebliğinin (3) No`lu bölümünde düzenlenmiştir. Vergi İdaresi, 01.01.2011 – 01.08.2012 tarihleri arasında Almanya ve Türkiye arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması’nın yürürlükte olmaması, fakat 01.01.2011’den itibaren geriye dönük yürürlüğe girmesi nedeniyle bugün itibariyle fazla veya yersiz bir şekilde tahsil edilmiş durumuna düşen vergileri yukarıdaki maddeler kapsamında değerlendirmekte ve hatanın ortaya çıkarılması ve iade sürecini başlatılması için de Vergi Usul Kanunu Madde 119/5 gereği mükellefin müracaatını beklemektedir. Konuyla ilgili olarak Almanya’da fazla ödenmiş vergiler için Alman Vergi Dairesi’ne müracaatta bulunulması yerinde olacaktır. “Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi ve Vergi Kaçakçılığını Önleme Anlaşması”nın onay belgelerinin diplomatik yollarla teatisi tamamlanmış olup, Anlaşma 1 Ağustos 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.” Yeni Anlaşma, 1985 yılında yürülüğe giren „Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasını´nın Federal Almanya tarafından tek taraflı fesihinden sonra iki ülke arasında yapılan müzakereler sonucunda yürürlüğe girmiştir. İki ülke arasında neden bir vergi anlaşmasına ihtiyaç duyulmuştur? İki ülke arasında bir vergi anlaşmasının olmaması her ülkenin vergi uygulamalarını kendi iç mevzuatı açısından değerlendireceği anlamına gelir. Bu durumda örneğin gerçek kişiler için her iki ülkede birden yerleşme emarelerine bağlı olarak tam mükellefiyet durumu ve her iki ülkede de vergilendirme söz konusu olabilecektir. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın konuya ilişkin açıklamaları http://www.gib.gov.tr/fileadmin/CifteVergilendirme/cvoa_sirkuler_2.htm internet adresinde; Gelirler İdaresi Başkanlığı’nın konuya ilişkin açıklamalarının yer aldığı Sirküler yayınlanmıştır. Buna göre: “Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları, kapsama aldığı gelir unsurları itibariyle vergilendirme yetkisini duruma göre anlaşmaya taraf Devletlerden birine vermekte ya da taraf Devletler arasında paylaştırmaktadır. Anlaşma hükümlerinden yararlanmak isteyen Anlaşmaya taraf Devlet mukimi gerçek veya tüzel kişilerin, mukim oldukları ülkenin yetkili makamlarından mukimlik belgesi almaları ve bu mukimlik belgesini diğer ülke yetkililerine ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu kapsamda, Almanya’da faaliyet gösteren Türkiye’de mukim gerçek veya tüzel kişilerin, Anlaşmada yer alan düşük oranlardan vergilendirilmek veya iç mevzuat hükümlerine göre fazla ödenen verginin iadesi için Almanya yetkili makamlarından alacakları forma ek olarak Ülkemiz yetkili makamlarından alınacak “Mukimlik Belgesi”ni Almanya’daki yetkili idareye (Federal Merkezi Vergi İdaresi – Federal Central Tax Office Division St III – 53221 Bonn, Almanya) ibraz etmeleri gerekmektedir. Türkiye mukimi gerçek veya tüzel kişilerin Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için mukimlik belgesi başvurularını, 13 Şubat 2007 tarih ve ÇVÖA / 2007-1 sayılı Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları Sirküleri çerçevesinde, Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı mükellefi olmaları durumunda Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’na, diğer durumlarda ise Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapmaları gerekmektedir. Anlaşma’nın 27 nci ve bu Anlaşma’nın eki Protokolün 9 uncu maddesinin Almanya’da mukim olanlar için uygulanmasında, vergilemenin Anlaşmadaki düşük oranlar üzerinden yapılabilmesi için Almanya mukimi mükelleflerin, Almanya yetkili makamlarından alacakları mukimlik belgesini, Türkiye’de vergilemenin vergi sorumlusunca tevkifat yoluyla yapılacak olması durumunda vergi sorumlusuna, diğer durumlarda ise ilgili vergi dairesine ibraz etmeleri gerekmektedir. Diğer taraftan, anlaşmanın geriye yönelik olarak 01.01.2011 tarihinden itibaren hüküm ifade edecek olmasından dolayı Türkiye veya Almanya mukimi gerçek veya tüzel kişilerin Anlaşma kapsamındaki gelirlerinin bu ülkelerin iç mevzuat hükümleri uyarınca vergilendirilmiş olması durumunda ise, ödenen fazla verginin iadesi için, mükelleflerin mukimlik belgelerini ibraz ederek yapacakları başvurular bu ülkelerin iç mevzuat hükümlerine göre değerlendirilecek olmakla beraber, kaynakta vergilemenin iç mevzuat hükümlerine göre yapılmış olması durumunda iade başvurularının verginin kaynakta kesildiği takvim yılını takip eden dördüncü yılın sonuna kadar yapılması gerekmektedir. Yükümlülüğünüzü aşan vergi ödememeniz veya eksik vergi ödemek suretiyle cezalı duruma düşmemeniz için konuyla ilgili olarak vergi uzmanının görüşünü almanız tavsiye edilmektedir. İşbu Bültende yer alan bilgiler, günlük hayatta karşılaşabilecekleri hukuki sorunlarda vatandaşlarımıza yardım sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Aynı amaçla 2007 yılında hazırlanarak web sitemizde vatandaşlarımızın hizmetine sunulan Almanya Hukuk Rehberi’nde daha kapsamlı olarak yer alan bilgiler bu bülten aracılığıyla hatırlatılırken, güncel gelişmelerin de yansıtılması amaçlanmaktadır. Hukuk Bülteni ve Almanya Hukuk Rehberi, yönlendirici mahiyette genel bilgiler içermektedir. Bu itibarla, vatandaşlarımızın bütün hukuki sorunlarının çözümlerini içermesi beklenmemelidir. Yardımcı bir kaynak olarak öngörülen bu Bülten ve bahsekonu Rehber’e sorunlarınıza çözüm bulunması bakımından herhangi bir sorumluluk yüklenemez. Bütün hukuki sorunlarınızda en güncel ve sağlıklı bilgilere ulaşmak için, uzman bir hukukçuya başvurmanız gerekmektedir.
Benzer belgeler
Basın Bildirisi Türkiye`yle imzalanan Çifte Vergilendirmeyi Önleme
Türkiye’ye dönüp yerleştiğinde Almanya’daki geçmiş çalışmalarına ilişkin bu ülkenin bir kurumundan almış olduğu
emekli maaşı sadece Türkiye’de vergilendirilebilmekteydi. Ancak Türk Gelir Vergisi Ka...