Mercanada
Transkript
Mercanada
edito Mercanada’n›n hikâyesi De¤erli hekimlerimiz, Sizlere özel haz›rlanm›fl bu dergiyle, renkli ve keyifli bir bafllang›ca imza at›yoruz. Ve Mercanada’n›n bu ilksay›s›yla ‘merhaba’ diyoruz. Mercanada dergisi, t›p camias›n›n de¤erli üyeleri için özel olarak haz›rland›. Bu dergiyle amac›m›z, sizleri yo¤un ve yorucu ifl temposundan bir an olsun uzaklaflt›r›p, k›sa ve keyifli bir mola verdirmek... Derginin ismi de bir anlamda bu amaçtan kaynaklan›yor. Mercanlar, denizlerin akci¤erleri say›lan oluflumlar olarak biliniyor ve dünya ekosisteminin en zengin kaynaklar›ndan biri olarak tan›mlan›yor. Binlerce canl›n›n yaflama ortam› buldu¤u mercanadalar›, bar›nd›rd›klar› tür çeflitlili¤i aç›s›ndan ya¤mur ormanlar› ile karfl›laflt›r›labilir. Bizler de, keyifli röportajlar, kitap, müzik ve sinema dünyas›ndan güncel haberlerin, medikal yaz›lar›n yan› s›ra, bu ilk say›da do¤aya da yer verelim istedik. Mercanadalar ve bahçelerin renkli süsleri mercan a¤açlar› yaz›lar›m›zdan, Denizlerin En iyi Sualt› Kitab› ödülünü kazanan Alptekin Balo¤lu’nun foto¤raflar›ndan keyif alaca¤›n›z› umuyoruz. Hekimlerimiz yo¤un tempolar› içinde, renkli konular›m›z, bulmaca ve astroloji sayfalar›m›z, satranç anektodlar›m›zla biraz soluklanabildilerse, ne mutlu bize... Kültür Sanat ve Medikal Haber Dergisi Y›l:1 Say› 1 Mustafa Nevzat ‹laç Sanayi A.fi.’nin t›p camias›na sundu¤u bir kültür hizmetidir. Epsilon Yay›nc›l›k Hizmetleri Tic. ve San. Ltd. fiti. ad›na Kapak Tasar›m Film - Grafik P›nar Kazma ‹mtiyaz sahibi ‹dari Müdür Ebru Grafik ve Matbaac›l›k A.fi. Türbedar Sk. No:8 Ca¤alo¤lu/‹stanbul Tel: 0212 520 85 21 Ömer Yenici Genel Yay›n Yönetmeni Berran Tözer Erol fiahnac› Sat›fl Koordinatörü Abdül Vardar Yaz› ‹flleri Müdürü (sorumlu) Meltem Erkmen Kapucuo¤lu Pazarlama Koordinatörü Banu Yal› Kosifo¤lu Bask› Do¤an Ofset Yay›nc›l›k ve Matbaac›l›k A.fi. Tel: 0212 622 19 00 Faks: 0212 622 19 59 Editör Haluk Kalafat Yay›n Kurulu Dilek Durmaz Göleli, U¤ur Aflk›m Akkufl Esra Tarhan, Sinem Gökalp Reklam Adres Dilek Ercanlar / dahili 125 Osmanl› Sk. Osmanl› ‹fl Merkezi No: 24/4-5 80090 Taksim/‹stanbul Tel: 0212 244 82 82 pbx Faks: 0212 252 47 29 Web: www.epsilonyayinevi.com e-mail: [email protected] [email protected] Arzu Tuna / dahili 129 [email protected] Grafik Tasar›m Songül Y›ld›z / dahili 124 Sevil Ürel [email protected] 1 içindekiler 12 16 24 4 . . . . . . . . Portre: Mustafa Nevzat P›sak; Hayat›n› ilaca adayan bir idealist 8 . . . . . . . . Geçmiflten bugüne: ‹lk Türk eczanesi 101 y›l sonra yeniden aç›ld› 10 . . . . . . . Kapak: Denizlerin ya¤mur ormanlar› 12 . . . . . . . Foto¤raf: 2003’ün en iyi sualt› kitab› 16 . . . . . . . Röportaj: Cerrahpafla T›p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal› Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Zeki Öngen 20 . . . . . . . Hipertansiyonun toplumsal önemi 22 . . . . . . . Süs Bitkileri: Bahçelerin atefl renkli süsleri 24 . . . . . . . Tarihçe: Göklerin ilk sahipleri 26 . . . . . . . Sohbet: Özcan Deniz - Mercan Dede 30 . . . . . . . Yerli albümler 32 . . . . . . . Yabanc› albümler 34 . . . . . . . Sinema 38 . . . . . . . Tasar›m: Ve tasar›m iktidar oldu 40 . . . . . . . Mekân: Polisiye yazar› Esmahan Aykol’dan Cibalikap› bal›kç›s› 42 . . . . . . . Kitap 50 . . . . . . . Çok satanlar 52 . . . . . . . Sahaf: Dünya Casusluk Tarihi 54 . . . . . . . Satranç 55 . . . . . . . Ödüllü bulmaca 56 . . . . . . . Yasemin Boran’la gökyüzü 26 40 2 34 portre 4 Haluk Kalafat MUSTAFA NEVZAT PISAK Hayat›n› ilaca adayan bir idealist Ça¤dafl eczac›l›¤›n kurucular›ndan biri olan Mustafa Nevzat P›sak, 1923 y›l›nda açt›¤› laboratuar› dünyan›n çeflitli ülkelerine ilaç ihraç eden bir firma haline getirmenin yan› s›ra, bir bilim adam› olarak yapt›¤› bulufllar ve e¤itim çal›flmalar›yla da hayat› boyunca Türk eczac›l›¤›na büyük hizmetler verdi. 1923 y›l›nda ‹stanbul’da Mustafa Nevzat Laboratuar›’n› kuran Prof. Mustafa Nevzat P›sak’›n ad›, Türkiye’de ça¤dafl eczac›l›¤›n yerleflmesinde eme¤i geçen öncüler aras›nda say›l›r. ‹stanbul Üsküdar’da kurulan Mustafa Nevzat Laboratuar›, Türkiye’de enjektabl preparat üreten ilk firmalardan biri. Kuruldu¤u y›l 8 kiflinin çal›flt›¤› laboratuar, bugün 500 kiflilik uzman kadrosu ve modern tesisleriyle Türkiye’nin önde gelen mamül ilaç ve ilaç hammaddesi üreticileri aras›nda yer al›yor. Mustafa Nevzat ‹laç Sanayii A,fi. farmasötik ürünlerini ruhsat ald›¤› Cezayir, Azerbaycan, Irak, Kazakistan, Rusya Federasyonu, Kosova, K›br›s, Bosna Hersek, Gürcistan, Sudan ve Malta gibi birçok ülkeye de ihraç ediyor. Prof. P›sak’›n Türk eczac›l›¤›na hizmeti, 5 portre fa Nevzat, on yafl›na geldi¤inde Gönen Rüfldiye’sine geçti. Baflar›l› bir ö¤renciydi. Ailesi onu 1892 y›l›nda ‹stanbul’a gönderdi. ‹stanbul’daki ilk y›l›nda Tophane Askeri Rüfltiyesi’ne devam etti. Ancak daha sonra Tophane Askeri Rüfltiyesi’nin müfliri (maraflali) ve ayn› zamanda Mekatib-i Askeriye naz›r› (bakan) Zeki Pafla onu Eczac› Rüfltiyesi’ne nakletti. Eyüp’teki ‹plikhane K›fllas›’nda olan Eczac› Rüfltiyesi’nin ikinci s›n›f›na kayd› yap›ld›. Buradan 1995 y›l›nda mezun oldu ve Haydarpafla’daki T›bbiye-i Askeri ‹dadisi’nden 1898’de eczac› aday› olarak mezun oldu. Demirkap›’daki T›bbiye-i fiahane’den eczac›-kimyager olarak mezun oldu¤unda y›l 1902 idi. Mustafa Nevzat ‹laç Sanayii’ni kuran Mustafa Nevzat P›sak, en basit ilaçlar›n bile yurt d›fl›ndan getirildi¤i 1918 y›l›nda kendi labarotuar›nda enjektabl ampul üreterek Türk eczac›l›¤› ad›na önemli bir ilke imza att›. 6 kurdu¤u firman›n baflar›lar›yla s›n›rl› de¤il. P›sak, 20. yüzy›l›n bafl›nda genç bir eczac› aday› olarak bafllayan kariyeri boyunca usta-ç›rak modeliyle ilerleyen eczac›l›k ilminin, ça¤dafl bilim haline gelmesi için önemli giriflimlerde bulundu. GÖNEN’DE BAfiARILI B‹R Ö⁄RENC‹ Mustafa Nevzat Bey 1879 y›l›nda Band›rma’da do¤du. Babas› aslen Kafkasyal› olan Gönen kazas›n›n Keçi Dere köyünde çiftlik sahibi Hac› Mehmet Bey’dir. Ö¤retime do¤du¤u köyde bafllayan Musta- MEZUN‹YET VE ‹LK GÖREV Mezuniyet sonras› Makedonya’daki 3. Ordu’ya ba¤l› Selanik Askeri Hastanesi’nde görevlendirildi. 1909’da Harekat Ordusu ile ‹stanbul’a gelene kadar orada çal›flt›. Mustafa Nevzat ilerici bir yurtseverdi. 31 Mart Vakas›’ndan önce ‹ttihad-› Terakki saflar›na kat›lm›flt›. Türkiye tarihinde önemli de¤iflimlere neden olan bu vak’a, Türk eczac›l›¤›na yön verecek eczac›lar aras›nda yer alacak olan Mustafa Nevzat Bey’in kariyeri için yeni bir kap› açt›; idealist genç ‹stanbul’da yani imparatorlu¤un merkezindeydi art›k. 31 Mart s›ras›nda Y›ld›z Saray›’n›n bir bölümünde faaliyete geçirilen jandarma mektebine mülaz›m (te¤men) olarak tayin edildi. Rütbesi mülaz›m olan bir askerdi, ama o ayn› zamanda bir t›p adam›yd›. Nefer elbisesini giyerek ‹stanbul’un karmafla dolu sokaklar›na ç›kt› ve askerin içine kar›flt›. Amac› gereksiz kan dökülmesini önlemekti. Bir y›l sonra gümrük kimyagerli¤i görevine getirildi. Ancak o bu görevi kabul etmedi. Mekteb-i T›bbiye’nin laboratuar flefli¤i s›nav›na haz›rland›. 1911’de bu s›nav› kazand›. Ve Fehmi R›za Bey ile Osep Celalyan Efendi’den boflalan göreve tayin edildi. fiEREF MADALYALI AKADEM‹SYEN Balkan Savafl› s›ras›nda (1912) okuldan ayr›larak cepheye gitti. Makedonya Cephesi’nde eczac› mülaz›m olarak görev yapt›. Savafl sonras› görevine geri döndü. Dört y›l sonra Eczac›l›k Mektebi’nde Fenni ‹spençiyari müderrisli¤ine atand›, bu dönemde ayn› zamanda ‹nas Darülfununu’nda Kimya hocal›¤› görevini de sürdürdü. Ö¤retim üyeli¤i süresince T›p Fakültesi’nde Müfredat-› T›p dersleri de verdi. Prof. P›sak 1914 y›l›nda 1914’de K›z›lay’›n Darüflflafaka Hastanesi eczac›l›¤›na getirildi. 1914-18 Birinci Dünya Savafl›’nda Üsküdar’da K›z›lay nam›na 10.000 kifliye paras›z yemek yediren bir aflhane kurdu. K›z›lay’daki yapt›¤› çal›flmalar nedeniyle Avusturya-Macaristan ve Bohemya Prensi F. Salvator taraf›ndan kendisine K›z›lhaç’›n Kraliyet fieref Madalyas› verildi. O y›llarda eczaneler ve ilaç ticaretinin ço¤u yabanc›lar›n elindeydi. En basit ilaçlar bile Avrupa’dan ithal ediliyordu. 1918 y›l›nda mesul müdürü oldu¤u Toptafl›’ndaki eczac› Nedim Bey’in eczanesinin laboratuar›nda ilk Türk enjektabl ampulleri yapmay› baflard›. Mustafa Nevzat kendi laboratuar›n› 1923 y›l›nda Üsküdar ‹hsaniye mahallesinde Kemal Muhtar Bey’in evinde kurdu. Laboratuar›n ilk ürünleri Mustafa Nevzat Ampulleri ad› alt›nda ç›kar›lan Vanadoarsine Ampul, Terpaquincsthesinc Ampul, Huile Campr’e Ampul, Urotropine Ampul, Calcium Ampul ve Digitaline Damla’d›r. Bu ürünler Türk eczac›l›¤› için önemli birer ad›md› çünkü o tarihe kadar sadece ampullerin camlar› de¤il, ambalaj kutular› bile Almanya’dan geliyordu. O dönemlerde Türkiye modern üretim alanlar›nda toplu i¤ne, makara dahi üretemiyordu. MUSTAFA NEVZAT’IN ‹LKLER‹ Prof. Mustafa Nevzat P›sak 1933 y›l›na kadar süren hocal›¤› boyunca eczac›l›¤›n usta-ç›rak usulü yetiflme fleklinden kurtar›l›p bat›l› anlamda e¤itimi verilen bir bilim dal› haline getirilmesi için çaba harcad›. Üniversiteden ayr›lma nedeni o y›l yap›lan üniversite reformuydu. Bu amaçla Frans›zca kitaplardan tercümeler yapt›. Ecz. Ligor Taranakidis ile birlikte Fenni ‹spençiyari (Farmasötik Teknoloji1921) isimli kitab› yazd›. Bu kitap 1924’de yay›mland›. ‹lk Türk enjektabl ampulünü yapanlardan bi- 1923 y›l›nda kurulan Mustafa Nevzat Laboratuar›, bugün 500 uzman›n çal›flt›¤› modern bir ilaç firmas›. ri olan Prof. Mustafa Nevzat P›sak, yerli ilaç sanayiinde haflhafltan afyon ekstre ederek mamül ilaç üretmek (1919), toz insülinden enjektabl preparat oluflturmak (1935) gibi birçok ilke imza att›. Mustafa Nevzat P›sak ayr›ca Türk ‹laç Sanayii’ne ‘kalite kontrol’ kavram›n›n girmesine öncülük etti. II. Türk Kodeksi ve supleman›n›n (1948) haz›rlanmas›nda komisyon üyesi olarak görev yapt›. 7 geçmiflten bugüne ‹lk Türk eczanesi 101 y›l sonra yeniden aç›ld› Adana’n›n köklü ailesi Gülekzadelerden Mustafa R›fat Bey’in 20. yüzy›l›n ilk y›llar›nda açt›¤› tarihi eczane, Türkiye Eczac›lar Birli¤i taraf›ndan restore edildi. Mustafa R›fat Gülek Eczanesi art›k bir ‘müze-eczane’. 1990 y›l›nda Adana’da ç›kan bir yang›nda, eski bir bina büyük bir zarar görmüfltü. Yang›n sonras› ahflap bina kullan›lmaz hale gelmiflti. Bu olay ulusal gazetelere yans›yacak kadar önemliydi. Çünkü binan›n Türkiye tarihinde önemli bir yeri vard›. Binan›n girifl kat›nda Gülekzade Mustafa R›fat Bey’in 1902 y›l›nda açt›¤› tarihi eczane bulunuyordu. Gülekzade Mustafa R›fat Bey yani Mustafa R›fat Gülek’in açt›¤› bu eczane “ilk Türk eczanesi” olarak kabul ediliyor. (Kaynak: Türk Eczac›lar Birli¤i) Talihsiz yang›n sonras› tarihi eczane, Mustafa R›fat Bey’in o¤ullar› Kas›m ve Hüseyin Gülek taraf›ndan Türk Eczac›lar Birli¤i’ne (TEB) hibe edildi. Mustafa R›fat Gülek Eczanesi bugün Abidinpafla Caddesi ad›n› alan caddenin bat› bölümünde, Tekel binas›n›n karfl›s›nda bir binada aç›lm›flt›. Bilindi¤i gibi eczac›l›k mesle¤i Osmanl› ‹mparatorlu¤u döneminde gayrimüslimlerin elindeydi. Mustafa R›fat Bey ilk Türk eczanesini açmakla kalmad›, Müslüman kalfalar da yetifltirdi. Masraflar›n› kendi cebinden ödeyerek onlar› çevre kentlerdeki ve ‹stanbul’daki büyük eczanelere 8 göndererek, eczac›l›¤› iyi ö¤renmelerini sa¤lad›. Bu arada Avrupa’n›n büyük firmalar›yla da ba¤lant› kurarak önemli ve hayatî ilaçlar› getirtti. Hatta eczane ile ilgili bir reklamdan yola ç›karak tamamen kendi buluflu olan bir ‘Kan ve Kuvvet fiurubu’nu imal etti. TEB taraf›ndan son üç y›ld›r sürdürülen restorasyon çal›flmalar› geçti¤imiz haziran ay›nda tamamland›. TEB geçmiflle gelecek aras›nda bir köprü olmas›n› istedi¤i eczaneyi gelecek nesillerin yetiflmesi için de kullan›lacak bir kültür merkezi olarak tasarlad›. Böylece Mustafa R›fat Gülek Eczanesi, 101. y›l›nda yeniden hizmete geçmifl oldu. Ülkemizde eczac›l›¤›n yerleflmesi için büyük u¤rafllar veren Mustafa R›fat Gülek’in eczanesi asl›na uygun olarak yüksek mimar Y›lmaz Demir taraf›ndan restore edildi. Adana kentinin tarihi dokusunu koruma yönünde yap›lan önemli eserlerden biri olan Mustafa R›fat Eczanesi ‘yaflayan müze’ olarak tasarland›. Yani müze ayn› zamanda eczane olarak da hizmet verecek. kapak Denizlerin ya¤mur ormanlar› Mercanlar›n bitki oldu¤una dair genel bir yanl›fl vard›r. Polip adl› küçük canl›larla, alg ad› verilen deniz bitkilerinin ortak yaflamlar›ndan do¤an mercanlar, zamanla üst üste y›¤›larak mercan kayal›klar›n› olufltururlar. Tropikal co¤rafyalar›n vazgeçilmez unsurlar› mercan adalar› ya da resifleri, sualt›n›n en renkli canl›lar›n›n iskeletleri üzerinde yükselir. Do¤an›n efli bulunmaz dengesi, bir güzelli¤in ölümünden bir baflka güzelli¤i yarat›r. Mercan resifleri zamanla ölüp kireçtafl›na dönüflen mercan iskeletlerinin birikmesiyle oluflurlar. Mercan resifleri do¤al zenginliklerini iki canl›n›n ortak yaflam›na borçludur. Polipler mercan resiflerinde yaflayan bir hayvan türüdür ve dokular›n›n iç yüzeyindeki hücrelerde yaflayan alglerle ortak bir yaflam sürerler. Alglerin klorofil hücreleri vard›r, bu sayede fotosentez yapabilirler. Algler oksijen aç›s›ndan zengin, fakat besin aç›s›ndan fakirdirler. Di¤er bitkiler gibi algler de nitrata ve fosfata ihtiyaç duyarlar. ‹flte bu noktada iki canl› aras›ndaki ortak yaflam›n önemi ortaya ç›kar. Tek bafl›na olsa yaflayamayacak olan bu canl›lar, birliktelikleri sayesinde eksikliklerini gidererek yaflamlar›n› sürdürürler. Denizalt› canl›lar›na do¤al bir korunma alan› yaratan resifler, ‘denizlerin ya¤mur ormanlar›’ olarak de¤erlendirilirler. Çünkü mercan resiflerinde 2000'den fazla bal›k, 5000 çeflit yumuflakça, 700 çeflit 10 mercan ve say›s›z yengeç, denizkestanesi, denizy›ld›z› gibi deniz hayvanlar› bar›n›r. Y›l boyunca 25°-30°C aras›nda kalan su s›cakl›klar›n› tercih eden, bol ›fl›k ve berrak sular gerektiren tropik mercanlar›n yaflama alan›, genelde 30° Kuzey ve 30° Güney enlemleri aras›nda yer al›yor. Hint Okyanusu'nda Maldiv Adalar›, Pasifik Okyanusu'nda Filipinler, Endonezya, Karayipler ve K›z›ldeniz, genifl mercan resiflerinin bulundu¤u bölgeler aras›ndad›r. Mercanlar sert ve yumuflak olmak üzere iki gruba ayr›l›rlar. Sert mercanlar, korunmak ve belirli bir yap› içinde kolonileflmek için iskelet olufltururlar. Yumuflak mercanlar iskelet oluflturmazlar. Yumuflak mercanlar›n bir bölümü, sert mercanlar›n büyük bir ço¤unlu¤u simbiyotiktir (ortakyaflar). Üst üste gelerek büyüyen ve yay›lan iskelet yap›s›n›n altta kalan bölümleri zamanla da¤›l›p ezilerek s›k›fl›r ve kristalleflerek kireç tafl›na dönüflür. Kireç tafl›n›n binlerce-milyonlarca y›l birikmesiyle mercan kayal›klar› (resifleri) oluflur. Bu flekilde oluflmufl en büyük mercan kayal›¤›, Avustralya'n›n Kuzeydo¤u k›y›s›ndaki Büyük Set Resifi'dir. foto¤raf Haluk Kalafat 2003’ün en iyi sualt› kitab› Sualt› foto¤rafç›s› Alptekin Balo¤lu’nun Denizlerin En ‹yi Sualt› Kitab› ödülünü kazanan kitab› Sualt›n›n Y›ld›zlar›, A4 Ofset taraf›ndan yay›mland›. 400 foto¤raf›n yer ald›¤› albüm, görüntülenmesi oldukça güç olan mavi halkal› ahtapot gibi onlarca türün yaflam›na tan›kl›k ediyor. Sualt› foto¤rafç›s› Alptekin Balo¤lu, Sualt›n›n Y›ld›zlar› adl› kitab›yla Celebrate The Sea Underwater Imagery Festival 2003’te (Sualt› Görüntüleme Festivali) Denizlerin En ‹yi Sualt› Kitab› Ödülü’nü kazand›. Sualt› Görüntüleme Festivali bu y›l Malezya’n›n Kuala Lumpur kentinde yap›d›. Yar›flma jürisinde National Geographic dergisinin sualt› foto¤rafç›s› David Doubilet ve Asian Geographic’in foto¤raf editörü Singapur’lu foto¤raf sanatç›s› Micheal Aw gibi tan›nm›fl isimler yer al›yordu. Alptekin Balo¤lu festivalin 2002 y›l›nda Singapur’da yap›lan ikincisinde düzenlenen yar›flmada geniflaç› foto¤raf dal›nda En ‹yi Foto¤raf Ödülü’nü de kazanm›flt›. Sualt› foto¤rafç›l›¤›nda dijital makine kullan›lm›yorsa, her dal›flta tek bir foto¤raf makinesiyle 36 kare foto¤raf çekilebiliyor. Balo¤lu dijital makine kullanmayan sanatç›lardan. Dal›fllar›nda iki ya da üç foto¤raf makinesi kullan›yor. Sanatç› bir y›ll›k çal›flma içinde örne¤in Malezya’da 5 bin, Burma’da 3 bin foto¤raf çekmifl. Sualt›n›n Y›ld›zlar› projesi için ayr›ca bir de video kamera ile çal›flm›fl. Sualt› Görüntüleme Festivali’ndeki ödül bu uzun soluklu çal›flman›n sonucunda gelmifl. Sualt› dünyas›ndan enstantenelere yer verdi¤i ilk kitab› Sualt›ndan Yans›malar’› 1999 y›l›nda sanatseverlerle buluflturan Alptekin Balo¤lu, dokuz y›ld›r sualt›nda yaflayan canl›lar›n foto¤raflar›n› çekiyor. Kat›ld›¤› birçok festivalden ödülle dönen sanatç›, Sualt›n›n Y›ld›zlar›’n› ilaç firmas› Lundbeck’in ana sponsorlu¤unda haz›rlad›. Kitap A4 Ofset Yay›nevi taraf›ndan yay›mland›. MAV‹ HALKALI AHTAPOT Son dört y›lda yapt›¤› gezilerde Avustralya’dan Papua Yeni Gine’ye, Malezya’dan Tayland’a, Sudan’dan M›s›r, Burma, Maldivler ve Belize’ye dünyan›n birçok yerini dolaflan ve Türkiye’yle birlikte sualt›n›n 20.000’in üzerinde foto¤raf›n› çeken Balo¤lu’nun, Sualt›n›n Y›ld›zlar› adl› kitab› yaklafl›k bir y›ll›k çal›flman›n ürünü. Dünyan›n en küçük ama en zehirli ahtapotlar›n›n dünyada ilk kez çekilen çiftleflme foto¤raflar›ndan kalamarlar›n avlanmas›na, renk ve dokusunu de¤ifltirerek kamufle olan canl›lardan bir inci gibi yumurtalar›n› dizen deniz tavflanlar›na dek sualt› dünyas›n›n canl›lar›n›n ilginç yaflam öykülerinin 400’ü aflk›n foto¤raf ve k›sa bilgilerle anlat›ld›¤› Sualt›n›n Y›ld›zlar›, seslen13 foto¤raf dirmesini Okan Bayülgen’in yapt›¤› 47 dakikal›k belgesel film DVD’siyle beraber sat›fla ç›kar›ld›. DVD’deki belgesel, Malezya’daki üç ayr› dal›fl noktas›nda dört kiflilik bir ekiple gerçeklefltirildi. YED‹ BÖLÜMDE 400 FOTO⁄RAF Sualt›n›n Y›ld›zlar› kitab› yedi bölümden olufluyor. ‹lk bölümün ad› Ortak Yaflam. Bu bölümde polip adl› deniz canl›lar›yla tek hücreli bir hayvan olan alg’lerin ortak yaflam› sonucu ortaya ç›kan mercanlar›n foto¤raflar› yer al›yor. Alptekin Balo¤lu sert mercanlar›n yan› s›ra yumuflak mercanlara da yer veriyor. Bölümün en ilgi çekici bölümü zehirli yumuflak mercanlar›n içinde kamufle olan yengeçlerin görüntüleri. ‹kinci bölüm Kum Krall›¤›’nda ise binlerce türe ev sahipli¤i yapan denizlerin taban›n› kaplayan kumluk alanlardaki flafl›rt›c› zenginlik ele al›n›yor. Bu bölümde çöl görüntüsü veren kumluklar›n özellikle geceleri ne kadar çeflitli deniz hayvan›na ev sahipli¤i yapt›¤›n› ö¤reniyoruz. B‹RL‹KTEN KUVVET DO⁄AR Üçüncü bölümde foto¤raflarla bir hayatta kalma öyküsü anlat›l›yor. Bölümün ad› Birliktelik. Sualt›nda küçük bal›klar›n karfl›laflt›¤› tehlikelere, sürü halinde beraber hareket ederek karfl› koyufllar› foto¤raflanm›fl. Ayr›ca Balo¤lu’ndan birliktelik yani sürü halinde yaflaman›n, y›rt›c› bal›klardan korunman›n yan› s›ra avlanma için de uygulanan bir yaflam biçimi oldu¤unu ö¤reniyoruz. Balo¤lu barakudalar›n bu tür canl›lar oldu¤unu yaz›yor. Barakudalar›n oluflturdu¤u helozonik görüntüler 14 tek kelimeyle görsel bir flölen. Deniz canl›lar›n›n bir di¤er korunma yöntemi ise dördüncü bölüme isim olmufl: Kamuflaj. Bölümün y›ld›z› ise ka¤›t bal›klar›. Yaprak bal›klar› suda sallanan yaprak gibi hareket eden, farkedilmesi çok güç bal›klar. Renklilik adl› beflinci bölümde ise sualt› canl›lar›n›n neden bu kadar renkli olduklar› foto¤raflar ve aç›klay›c› metinlerle anlat›l›yor. Mercan kayal›klar›nda çekilen foto¤raflarda k›rm›z› baflrolde. DEN‹ZLER‹N KARADULU Denizalt›nda birbirinden ilginç çiftleflme öykülerinin anlat›ld›¤› alt›nc› bölümün önemli bir özelli¤i var. Foto¤raflanmas› en zor canl›lardan biri olan mavi halkal› ahtapotun çiftleflme görüntüleri bu bölümde yer al›yor. Denizlerin karadulu olarak adland›r›labilecek mavi halkal› ahtapot dünyan›n en zehirli hayvan›. Erkek ahtapotlar yaflamlar›nda bir kez çiftleflme imkân› buluyorlar, çünkü çiftleflme sonras› diflinin zehri nedeniyle ölüyorlar. Son bölüm ise üç boyutlu foto¤raflara ayr›lm›fl. Alptekin Balo¤lu kitab›n›n önsözünde de belirtti¤i gibi dünyan›n sualt› yaflam› zengin olan önemli bölgelerde çal›fl›yor. Bunun nedeni denizalt› canl›lar›n›n belli dönemlerde belli bölgelerde ortaya ç›kmas›. Örne¤in Balo¤lu önümüz- deki günlerde sadece Galapagos adalar›nda yaflayan Galapagos kaplumba¤alar›n› ve iguanalar›n› görüntülemek için ç›kaca¤› yolculu¤a haz›rlan›yor. Sualt›n›n Y›ld›zlar› önümüzdeki ay Fransa’da yap›lacak Sualt› Foto¤rafç›l›¤› Festivali’nde düzenlenecek yar›flmaya da kat›lacak. Derinliklerden y›ld›z toplayan adam Üniversite e¤itiminde mimarl›k okuyan Alp- Sualt›n› tan›tmay› kendine misyon tekin Balo¤lu, dokuz y›l önce sualt› foto¤raf- edinen sanatç›, dokuz y›ld›r dün- ç›l›¤›na gönül vermifl. yan›n dört bir yan›ndaki önemli dal›fl noktalar›nda deniz canl›lar›n› ve sualt›n›n güzelliklerini foto¤rafl›yor. Balo¤lu’nun sualt› dünyas›yla iliflkisi foto¤rafç›l›kla s›n›rl› de¤il. Sualt› yaflam› hakk›nda bilgiler de toplayan Balo¤lu’nun kitaplar›, sadece birer foto¤raf albümü de¤il; ayn› zamanda sualt› yaflam› hakk›nda ayr›nt›- Alptekin Balo¤lu’nun kazand›¤› Denizlerin En ‹yi Kitab› Ödülü. l› bilgilere ve ilginç hayvan hikâyelerine yer veren kapsaml› çal›flmalar. Balo¤lu dünyan›n de¤iflik bölgelerinde yapt›¤› çal›flmalar› çeflitli okullarda düzenlenen toplant›larda dia gösterileri eflli¤inde sunuyor. Sualt› dünyas›yla ilgili düzenlenen konferanslara kat›l›yor, çeflitli dergilere sualt› hakk›nda yaz›lar yaz›yor. Alptekin Balo¤lu dokuz y›ll›k birikimiyle iki tane de sualt› foto¤raf albümü yay›mlad›. Uluslararas› festivallerde iki ödül kazanan Sualt›n›n Y›ld›zlar›, Alptekin Balo¤lu, A4 Ofset Yay›nlar›, 267 sayfa. Balo¤lu, yurtiçinde de bir çok yar›flmada ödüller kazand›. 15 röportaj Röportaj: Haluk Kalafat - Foto¤raflar: Uluç Özcü Önemli olan ülkemiz koflullar›na elveriflli uygulama yapmak ‹stanbul Üniversitesi, Cerrahpafla T›p Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dal› Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Zeki Öngen hipertansiyon tedavisi k›lavuzlar› etraf›ndaki tart›flmalara aç›kl›k getirdi ve kardiyoloji alan›ndaki yenilikleri anlatt›. Günümüzde hipertansiyon tedavisi biraz da dünyada yay›nlanan k›lavuzlar›n paralelinde flekilleniyor. Bu durum bazen hekimlerin iflini kolaylaflt›r›yor, bazen de kafa kar›flt›r›c› hale geliyor. Örne¤in, son yay›nlanan Amerikan JNC 7 raporunda ‘pre-hipertansiyon’ denilen bir kavram ortaya at›ld›. Raporu haz›rlayanlar ‘pre-hipertansif’ grubun -ilaç kullan›lmasa dahi- izlenilmesi gerekti¤ini düflünüyorlar. Bu kavrama özellikle Avrupal› kardiyologlar, örne¤in Guiseppo Mancini, itiraz ediyor. Nitekim bu itirazlar›n› en son yay›nlanan Avrupa Hipertansiyon Tedavi K›lavuzu’nda da dile getirdiler. Siz bu kavram› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Hipertansiyon dünyadaki bütün ülkelerin en önde gelen sa¤l›k sorunlar›ndan biri. Çok iyi bilinmektedir ki, e¤er etkili bir biçimde tedavi edilmezse, kalp krizine, kalp yetersizli¤ine, inme ve böbrek yetersizli¤ine yol açarak ölümcül bir nitelik kazan›r. Günümüz t›p uygulamalar›nda, özellikle büyük çal›flmalardan elde edilen somut kan›tlar›n ›fl›¤›nda, hekimlere tan› ve tedavide yol göstermek amac›yla k›lavuzlar haz›rlanmaktad›r. Bu k›lavuzlar›n bir bölümü ulusal örgütler taraf›ndan düzenlenmekte, bir bölümü ise uluslararas› örgütler taraf›ndan yaz›lmaktad›rlar. Ancak bütün k›lavuzlar›n temel ilkesi, o konuda, hekimlere, somut kan›tlara dayanarak, bir uygulama çerçevesi çizmektir. Çizilen çerçeve içinde, hekimler, her biri farkl› bir birey olan, bir baflka deyifl ile farkl› özellikler tafl›yabilecek hastalar karfl›s›nda, kendi bilgi birikimlerini, deneyimlerini ve becerilerini kullanarak bir uygulama yaparlar. Sorunuzdaki tart›flmay› da bu gözle irdelemek gerekir. JNC VII, yazarlar›n›n da vurgulad›¤› gibi, ulusal bir k›lavuzdur ve Amerikan halk›n›n özellikleri, hekimlerinin uygulamalar› ve ekonomik durumu göz önünde tutularak haz›rlanm›flt›r. Avrupa Hipertansiyon Tedavi K›lavuzu ise Avrupa Hipertansiyon Derne¤i ve Avrupa Kardiyoloji Derne¤i taraf›ndan, yani uluslararas› iki örgüt taraf›ndan haz›rlanm›flt›r ve do¤ald›r ki Amerikal›lar’›n yukar›da s›ralanan özgül endifleleri göz önünde tutulmam›flt›r. Ancak dikkatle incelendi¤inde iki k›lavuzun temel felsefe olarak birbirlerinden ayr›lmad›klar› görülmektedir. Her iki grup da hipertansiyon s›n›r› olarak 140 / 90 mmHg’yi almaktad›r. Farkl› gibi görülen bu düzeyin hemen alt›ndaki kan bas›nc› de¤erlerinin adland›r›lmas›d›r. Avrupal›lar 130/85 ile 139/89 mmHg aras›ndaki de¤erlere ‘yüksek normal kan bas›nc›’ derken, Amerikal›lar 120139/80-89 mmHg aras›ndaki de¤erleri ‘prehipertansiyon’ olarak nitelendirmifllerdir. Her iki tan›m›n›n alt›da yatan endifle ortakt›r: Kan bas›nc› normal gibi görünse de bütünüyle de¤erlendirildi¤inde, kalp damar sistemi hastal›¤› riski yüksek olan bireyleri gözden kaç›rmamak. Nitekim, kalp yeter- sizli¤i, koroner arter hastal›¤›, diyabeti ya da böbrek hastal›¤› bulunan kiflilerde, yüksek, normal ya da prehipertansiyon, nas›l tan›mlan›rsa tan›mlans›n, yukar›daki kan bas›nc› de¤erlerinin ilaçla tedavi edilmesi gereken düzeyler oldu¤u her iki k›lavuz taraf›ndan da vurgulanmaktad›r. Kan bas›nc› de¤erlerinin, yükselirken belli bir s›ra izlemedi¤i bilinmektedir. Bu nedenle prehipertansiyon yanl›fl bir tan› gibi gözükebilir. Prehipertansiyon düzeyinde kan bas›nc›na sahip bir kiflinin bir süre sonra ille de hipertansiyonlu olaca¤› ça¤r›fl›m›n› yapmaktad›r. Bu nedenle Avrupal›lar›n karfl› ç›kmas› hakl› gibi görülebilir. Ancak ‘theheart.org’ sitesinde bu konuyu tart›flan JNC VII yazarlar›ndan Dr. William C. Cushman, bunun JNC VI’daki s›n›flamay› Amerikal› doktorlar›n kafa kar›flt›r›c› ve anlafl›lmaz bulmalar›ndan kaynaklad›¤›n› söylerken, temel ilkenin yüksek riskli ancak kanbas›çlar› normal gibi görünen hastalar› kaç›rmamak oldu¤unu vurgulamaktad›r. Bütün bu söylediklerimin ötesinde kesin olan bir fley var. Her iki k›lavuz da yaz›l›rken ayn› kaynaklara baflvurulmufltur. Bunun do¤al sonucu da iki k›lavuzun temelde birbirlerinden ayr›lamayaca¤›d›r. Kan›mca, kendi ülkemizdeki uygulamalar için türetece¤imiz sonuç, temel felsefeyi kavramak ve ülkemiz koflullar›na elveriflli uygulama yapmakt›r. Nükleer t›bb›n kardiyolojideki yeri nedir, yard›mc› rolü var m›d›r? Kardiyolojide hastal›klar›n tan›s›nda kullan›lan çeflitli görüntüleme yöntemleri vard›r. Anjiyografi giriflimli bir tan› yöntemi iken, nükleer t›p yöntemleri, ekokardiyografi ya da elektron ›fl›nl› tomografi gibi kolay uygulanabilen giriflimsiz bir tan› yöntemidir. Önemli bir kontrendikasyonu olmad›¤› için nükleer t›p teknikleri kardiyolojide genifl bir hasta kesiminde kullan›lmaktad›r. Kalp kas›n›n koroner arterlerin getirdi¤i kan ile yeterince beslenip beslenmedi¤i, bir kalp krizi sonras›nda ne büyüklükte bir alan›n öldü¤ü, ifllev d›fl› kald›¤›, bu alan içinde canl› kalp kas›n›n olup olmad›¤›, kalp kas›n›n kas›lma gücünün ne düzeyde oldu¤u nükleer t›p görüntüleme yöntemleri ile saptanabilir. Yukar›da s›ralananlardan da anlafl›laca¤› gibi nükleer t›p görüntüleme yöntemleri daha çok kalbin ya da kalbi besleyen damarlar›n ifllevleri konusunda de¤erli bilgiler verir. Buna karfl›l›k anjiyografi, özellikle damarlar›n yap›s›n›n görüntülenmesini sa¤lar. ‹ki yöntemin bu özellikleri birlikte de¤erlendirilince, birbirlerinin seçene¤i de¤il, tamamlay›c›s› oldu¤u kolayca anlafl›l›r. Günümüzde kardiyolojinin kapsama alan› nedir? Kardiyoloji sadece kalp ve damarlarla m› ilgilenir? Söyledi¤imiz zaman flakadan da olsa, diyabet ile u¤raflan hekim arkadafllar›m›z›n k›zd›¤› bir tan›m yapm›flt› Amerikan Kalp Birli¤i: “Diyabet bir kalp damar sistemi hastal›¤›d›r.” Bu 17 röportaj kadar özgül bir niteleme yapman›n do¤rulu¤u tart›fl›labilse bile, bu yorum kardiyolojinin alan›n›n geniflli¤ini göstermektedir. Gerçekten de henüz kalp damar hastal›¤› ortaya ç›kmam›fl olsa bile diyabetin, bugün koroner arter hastal›¤› eflde¤eri oldu¤u kabul edilmektedir. Bunun do¤al sonucu kardiyologlar›n da diyabeti iyi bilme zorunlulu¤udur. Ülkemiz için bir baflka güncel ve önemli kavram da metabolik sendromdur. Hiç kalp damar bozuklu¤u olmasa da bozulmufl açl›k flekeri, düflük HDL, yüksek trigliserid düzeylerinin bulunmas›yla bile tan›s› konulan bu sendrom da kalp hastal›¤› varm›fl gibi izlenmeyi gerektirmektedir. Bu iki durum kadar s›k olmasa da öbür sistemleri ilgilendiren hastal›klar›n çeflitli kalp damar bulgular› olabilmektedir. Nitekim kardiyolji kitaplar›na bakt›¤›n›zda yaklafl›k beflte birini bu konular›n oluflturdu¤unu görmekteyiz. Son günlerde bas›nda ‘detoks dieti detoksifikasyon’ denilen bir trend ortaya at›ld›. Siz bu tür önerileri gazetede okudu¤unuzda bir kardiyolog olarak nas›l yorumluyorsunuz ? Her fleyin popüleri olur da t›bb›n olmaz m›? Ben bunlar› bu gözle görüyorum. Biraz önce de vurgulad›¤›m gibi bir hekimin hastas›na koruma ya da tedavi için önerece¤i her yöntemin kan›ta dayal›, yani etkisinin büyük ölçekli çal›flmalarla kan›tlanm›fl olmas› gerekir. Bu moda diyetler ile ilgili henüz elimizde bu nitelikli kan›tlar yoktur. Günümüzde art›k kardiyoloji dal›nda konu sadece tedavi yöntemleri yönünden irdelenmiyor, tedavinin yan› s›ra ayr›ca konunun moleküler biyoloji boyutundaki etkileri tart›fl›l›yor. Acaba art›k hekimlerimizin tedavi sürecinde hastalar›na biraz daha bilim adam› modunda yaklaflmalar› m› gerekiyor? Bu sorunuzu “Klinikçi ile temel bilimci aras›ndaki uzakl›k giderek azal›yor mu” gibi alg›l›yorum ve ‘evet’ diye yan›tl›yorum. Teknolojideki ilerlemeler ile hastal›klar›n biyolojik- genetik temelleri ortaya konulmas›yla, klinikçinin hasta18 s›n›n tan›s›n›n ve tedavisi için bunlar› ö¤renmesi zorunlulu¤u do¤mufltur. Kalp damar sistemi hastal›klar›nda, örne¤in baz› birincil kalp kas› hastalar›n›n, damar içi p›ht›laflmaya e¤ilimli hastalar›n tan›nmas›nda genetik yöntemler kullan›lmaktad›r. Hangi hasta grubunun hangi tedaviden daha çok yararlanaca¤›n› araflt›ran farmakogenomik bilimi kardiyolojide de yer bulmaktad›r. Kolesterolünü yüksek buldu¤unuz hastalar›n›za mutlaka diyet tavsiyesinde bulunuyorsunuzdur. Siz formunuzu nas›l koruyorsunuz? Diyet, yüksek kolesterol tedavisinin ayr›lmaz bir parças›d›r. Hangi ilac› seçerseniz seçin, diyeti ya da daha bilimsel bir yaklafl›mla, yaflam biçimi de¤iflikliklerini sürekli uygulamalar› konusunda hastalar› inand›rmak için yeterince zaman ay›rmak gerekir. Bu soru benim formumun uygun oldu¤unu düflündürüyor. E¤er öyle ise, bunu beslenmeme özen göstererek sa¤l›yorum. Yüksek kalorili ve kolesterollü yiyeceklerden uzak duruyorum. Zeytinya¤l› yiyeceklerden vazgeçemem, bazen zeytinya¤l›lar ö¤ünümüzdeki tek çeflit olabiliyor. Buna karfl›l›k çok sevmeme karfl›n eve tatl› alm›yorum. Ancak flunu da itiraf etmeliyim ki, her türlü karfl› ç›kmama karfl›n yine de evde tatl› yap›l›rsa, bir an önce ortadan kalkmas› için elimden geleni yap›yorum. Sigara ve kalp konusu art›k klifleleflmifl bir ikili. Hekimlerimize bakt›¤›m›z zaman birço¤u sigara kullan›c›s› ve hastalar›na ço¤unlukla sigara kullanmamalar›n› tavsiye ediyorlar. Bu paradoks sizce nas›l aç›klanabilir? Hekimlerin sigara içmesini gerçekten anlayabilmekte zorluk çekiyorum. Hele kardiyologlar›n içmesi trajikomik bir olay gibi geliyor bana. B›rak›n hastan›n hekimi sigara içerken görmesi durumunu, sigara kokan bir hekimin, sigara içilmemesi konusundaki önerisi hiç inand›r›c› olmaz. Yukar›da söyledi¤im gibi anlayabilmekte zorland›¤›m bu konuyu aç›klayabilmem de do¤al olarak zor. Hekimleri de toplumumuzun genel yap›s›ndan ay›rman›z zor. Soruna böyle bakarsak bunun alt›nda ‘bana bir fley olmaz’ ya da ‘at›n ölümü arpadan olsun’ felsefesi yat›yor olabilir. Ancak flunu ümit verici bir nokta olarak söyleyeyim, örne¤in bizim anabilim dal›m›zda 14 ö¤retim üyesinden üçü sigara içiyor ki, bu Türk toplumunun alt›nda bir orand›r. Spor yap›yor musunuz? Genel anlam›yla yan›tlarsam hay›r. Ancak düzenli egzersiz yap›yor muyum diye sorulursa evet. Günlük ifl yaflant›s› içinde ne yaz›k ki spor yapmaya f›rsat yaratam›yorum. Buna karfl›l›k düzenli olarak egzersiz amac›yla yürüyorum. Futbolla aran›z nas›l? Futbolla aram iyi. Asistanl›k y›llar›m›n sonuna kadar da oynad›m. Cerrahpafla’da ‹ç Hastal›klar› asistanlar›ndan oluflan bir tak›m›m›z vard›. Klinikler aras› turnuvalarda çekinilen s›k› bir tak›md›k. Galatasaray’› tutuyorum. Maça gitmiyorum ama zaman yaratabildikçe televizyondan izliyorum. Son y›llarda genç sporculardan spor yaparken hayat›n› kaybedenler oldu. Bu vak'alarda bir art›fl m› var? Bu ölümlerin nedeni sporun bilinçsizce yap›lmas› m›? Genç sporcu ölümlerinde bir art›fl oldu¤unu düflünmüyorum ancak iki nedenle daha çok duyuldu¤unu zannediyorum. Birincisi bas›na daha çok yans›mas›, ikincisi ise spor yapan genç say›s›n›n artmas›. Genç sporcu ölümlerinin sorumlusu ya do¤ufltan kalp kas› hastal›¤›, ya o s›rada geçiriyor oldu¤u kalp kas› iltihab› ya da daha seyrek olarak koroner arter hastal›¤›d›r. Bunlar›n birço¤u, spor yapmaya aday gencin, yeterli zaman ayr›larak yap›lan muayenesinde saptanabilir. Yo¤un bir ifl hayat›n›z içinde kitap okumaya zaman bulabiliyor musunuz? En son hangi kitab› okudunuz? Hem seviyorum hem de zaman geliyor çok özlüyorum. E¤itim y›l› bafllang›çlar›nda ya da kongre haz›rl›¤› dönemlerinde t›p ile ilgili yay›nlar, okuma etkinli¤inin tümünü dolduruyor. En son Yaflar Kemal’in Tan Yeri Horozlar›’n› okudum. Prof. Öngen kimdir? Prof. Dr. Zeki Öngen, 24.10.1954 tarihinde K›br›s’ta do¤du. Orta ve lise e¤itimini 1966-1973 y›llar› aras›nda ‹stanbul Kad›köy Maarif Koleji’nde tamamlad› ve ‹stanbul Üniversitesi T›p Fakültesi’ne girdi. 1973-1979 ‹stanbul T›p Fakültesi’ndeki e¤itimini tamamlad›. 1979-1984 y›llar›nda ‹stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T›p Fakültesi’nde ‹ç Hastal›klar›, 1986-1991 y›llar›nda ise ayn› fakültede Kardiyoloji bölümlerinde çal›flt›. 1986’da doçent, 1996 ise profesör oldu. 19 sa¤l›k Hipertansiyonun toplumsal önemi 1972’de Amerika’da “National Heart, liflmifl hem de geliflmekte olan ülkelerde ve meta-analizler incelendi¤inde kan Lung and Blood Institute” ün (NHLBI)’ün en s›k rastlan›lan kardiyovasküler hasta- bas›nc› kontrolünün inmelere karfl› etkili koordinasyonuyla National High Blood l›kt›r. Esansiyel hipertansiyon, hipertansi- oldu¤u , koroner arter hastal›¤›na karfl› Pressure Education Program (NHBPEP)’› yon hastalar›n›n %95’ini kapsar. Esansi- ise daha az etkili olmakla birlikte yine de bafllat›lm›flt›r. 1976-1994 y›llar› aras›nda yel hipertansiyon yaflla artar. Geliflmifl anlaml› derecede koruma sa¤lad›¤› gös- yap›lan taramalar›n sonuçlar› flafl›rt›c› ülkelerde 65 yafl›n üstündeki bireyler terilmifltir. olup, hipertansiyon hastas› oldu¤undan toplumun toplam nüfusunun %20’sini Son y›llarda hipertansiyon tedavisine haberdar olan, tedavi gören ve hipertan- oluflturmaktad›r. bafllamada kan bas›nc› düzeylerinin tek NHANES II (1976-1991) NHANES II (Faz 1) (1988-1991) NHANES II (Faz 2) (1991-1994) Hipertansiyonundan haberdar olanlar %51 %73 %68.4 Tedavi görenler %31 %55 %53.6 Hipertansiyonu kontrol edilenler %10 %29 %27.4 Tablo 1. Hipertansiyonundan haberdar olanlar, tedavi görenler ve hipertansiyonu kontrol alt›na al›nabilenler. siyonu kontrol alt›na al›nan hastalar›n H‹PERTANS‹YONUN TAK‹P VE TEDA- bafl›na belirleyici olmad›¤› , o kiflideki oranlar› yap›lan halk e¤itimi sayesinde V‹S‹NDE KANITA DAYALI YAKLAfiIM mutlak kardiyovasküler riskin de dikka- artm›flt›r (bak›n›z Tablo 1). Kan bas›nc› düzeyleri kardiyovasküler te al›nmas›n›n gerekli oldu¤u kabul edil- Temel olarak her klinisyen flu üç soruyu hastal›k riskleriyle iliflkilidir. Kan bas›nc› mifltir. sormal›d›r: düflürmenin yarar› ve riskleri hakk›nda el- 4 Kim tedavi edilecek ? de edilen delillerin ço¤u yüksek kan ba- MAL‹YET-YARAR ‹L‹fiK‹S‹ 4 Hedeflenen kan bas›nc› nedir ? s›nçl› hastalardan seçilen çal›flmalardan Bat› dünyas›nda yetiflkin nüfusun yakla- 4 Nas›l tedavi edilecek ? elde edilmifltir. Hipertansiyon düzeyleri- fl›k 1/3’ünü hipertansiyonlu hastalar olu- Kim tedavi edilecek? fiiddetli hipertansi- nin major kardiyovasküler olaylarla (fatal flurmaktad›r. Böyle büyük bir toplulu¤un yonun erken tedaviyi gerektirdi¤i hakk›n- veya nonfatal miyokard infarktüsü) pozitif hayat boyu tedavisi çok ciddi boyutta da genel bir fikir birli¤i vard›r. Halbuki hi- ve sürekli iliflki gösterdi¤i saptanm›flt›r. ekonomik yük bindirir. Amerika’da antihi- pertansiyon hastalar›n›n ço¤u hafif veya Antihipertansif tedavinin etkinli¤i bir çok pertansif tedavinin direkt maliyeti y›lda 8- orta fliddette hipertansiyon hastas›d›r. çal›flmada araflt›r›lm›flt›r. Bu araflt›rmala- 10 milyar dolar tahmin edilmektedir. Tüm tedavi tavsiyelerinde ilaç tedavisine r›n sonuçlar›, hipertansif hastalar›n ço¤u- En basit flekilde hipertansiyon tedavisin- bafllamadan önce bir süre hastan›n kan nun tam tedavi olmad›¤›n›, kan bas›nc› de maliyet-yarar iliflkisi flu flekilde he- bas›nc›n› izlemek gere¤i üzerinde durul- de¤erlerinin tedavi hedefinin üzerinde ol- saplanabilir: maktad›r. Bu süre 3 ile 6 ay aras›nda du¤unu göstermifltir. Bu çal›flmalarda (Tedavi tutar› + tedaviye ba¤l› yan et- önerilmektedir . Bu sürede non-farmako- tüm tedavi edilen hastalar›n yaklafl›k yar›- kilerin tedavisi nin tutar›)-kardiyovas- lojik tedavi önerilmektedir.1993’de ya- s›nda kan bas›nc› 160/95 mmHg’n›n üs- küler hastal›k ile ilgili morbidite azal- y›nlanan WHO/ISH (World Health Orga- tünde, 3/4’ünde 140/90 mmHg’n›n üstün- mas›ndan kazan›lan tutar nization/International Society of Hyper- de saptanm›flt›r. Çin ve di¤er birkaç ge- Baz› yazarlar artm›fl hayat umudu nede- tension) tedavi k›lavuzu, uzun süreli ça- liflmekte olan ülkelerdeki gözlemler teda- niyle baflka hastal›¤a yakalanma flans›- l›flmalardan toplanan deliller, yarar›n bü- vi edilen hipertansif hastalarda sadece n›n verdi¤i tedavi masraf›n› buna ekle- yük oranda kan bas›nc›n› düflürmeye yaklafl›k %10’unda kan bas›nc›n›n 160/95 mektedirler. Tedavi giderlerine flunlar ba¤l› oldu¤unu göstermifltir . mmHg’n›n alt›na indi¤ini göstermifltir. dahildir: 1) ‹lac›n fiyat›, 2) klinik vizite ücretleri 3) rutin ve özel laboratuvar testleri Ço¤u ateroskleroza ba¤l› kardiyovasküler hastal›klar s›kl›kla hipertansiyonla ilifl- TAK‹P VE TEDAV‹ ücretleri, 4) ilaç yan etkilerinin tedavisi, kilidir. Kardiyovasküler hastal›klar, gelifl- KILAVUZLARININ ÖNEM‹ 5) transfer ücretleri ve doktor muayene- mifl ülkelerde bafll›ca ölüm nedenidir ve Kan bas›nc›nda yükselmeye efllik eden hanelerinde kaybedilen zaman. tüm ölümlerin %50’sinden sorumludur. koroner arter hastal›k ve inmelerdeki ar- Uygulanan bafll›ca 4 ekonomik de¤er- Arteriyel hipertansiyon, yetiflkin popülas- t›fl riski iyi bilinmektedir. Yap›lan araflt›r- lendirme yöntemi vard›r: 1) Maliyet-et- yonun yaklafl›k %20’sini tutar. Hem ge- malar›n sonuçlar› büyük ölçüde pozitiftir kinlik (cost-effectiveness) analizi, 2) ma- 20 liyeti en az düzeye indirme (cost-minimi- nu tedavide ilk bafllang›ç ilaç olarak YEN‹ H‹PERTANS‹YON KILAVUZLARI - zation) analizi, 3) maliyet-kullan›labilirlilik önermemesi olarak say›labilir. D‹NLEYEN VAR MI ? (cost-utility) analizi, 4) maliyet-yarar Hipertansiyon tedavisine Avrupa yaklafl›- Haziran ay›, özellikle Avrupa popülas- (cost-benefit) analizi. m›, 1999 y›l›nda yay›nlanan WHO/ISH’in yonuna yönelik ilk Avrupa Hipertansi- ‹laç fiyat› ülkeden ülkeye farkl›l›klar gös- (Dünya sa¤l›k örgütü/ Uluslararas› hiper- yon K›lavuzu ‘ nu karfl›lad›. Avrupa Kar- termesine ra¤men, genellikle total tedavi tansiyon cemiyeti) kan bas›nc› s›n›fland›r- diyoloji Cemiyeti/ Avrupa Hipertansiyon giderlerinin en büyük bölümünü olufltur- mas›n› benimserken hipertansiyon için Cemiyeti’nin yeni k›lavuzu, hipertansi- maktad›r. Yeni ilaçlar genellikle eski gerçek tedavi efli¤inin esnek olmas› ve yon tedavisine, yak›n zamanda yay›nla- olanlardan daha pahal›d›rlar. hastan›n kardiyovasküler risk profiline uy- nan Amerikan hipertansiyon k›lavuzu gun olarak tespit edilmesi düflüncesini JNC 7 ekspres’ten ( Yüksek Kan Bas›n- H‹PERTANS‹YON TEDAV‹S‹NDE savunmaktad›r. c›n›n Tedavisi, Önlenmesi, Teflhisi ve KILAVUZLARIN YER‹ Sonuç olarak hipertansiyon tedavi k›la- De¤erlendirilmesinde Ulusal Komitenin Kardiyovasküler hastal›¤›n önlenmesi, vuzlar›, hipertansiyon tedavisine bafllar- 7.raporu) farkl› bir yaklafl›m göstermek- hipertansiyon gibi risk faktörlerinin ön- ken iki kriteri göz önüne almaktad›r ; top- tedir. lenmesine ba¤l›d›r. Hipertansiyon teda- lam kardiyovasküler risk ile sistolik ve di- ‹lk bak›flta, Avrupa k›lavuzunu JNC 7 visinin iyilefltirilmesine yard›mc› olmak astolik kan bas›nc› de¤erleri. ekpresden ay›ran farkl›l›klar; Avrupa hipertansiyon k›lavuzunun “pre- amac›yla dünyada hipertansiyon tedavisi k›lavuzlar› yay›nlanmaktad›r. YÜKSEK KAN BASINCI-PATRONLAR hipertansiyon” kategorisini içermemesi K›lavuzlar›n amac›, biyomedikal, epide- VE EfiLER ve spesifik bir antihipertansif ilaç grubu- miyolojik ve klinik bilimlerden elde edi- ‹ngiltere’de yap›lan bir araflt›rmada, yö- nu tedavide ilk bafllang›ç ilaç olarak len verilerin ›fl›¤›nda –özellikle çok hasta neticilerinin yönetim kabiliyetine inanma- önermemesi olarak say›labilir. say›l›, çok merkezli, uzun takip süreli kli- dan çal›flan kiflilerin, yöneticilerinin yö- Hipertansiyon tedavisine Avrupa yaklafl›- nik çal›flmalar›n sonuçlar›n›n de¤erlen- netim kabiliyetine inanarak çal›flanlara m›, 1999 y›l›nda yay›nlanan WHO/ISH’in dirilmesiyle- hekimin hastas›na yönelik oranla SKB ve DKB de¤erlerinin ,s›ras›y- (Dünya sa¤l›k örgütü/ Uluslararas› hiper- tedavi yaklafl›m›na yard›mc› olmak- la, 15 ve 7 mmHg daha yüksek seyretti- tansiyon cemiyeti) kan bas›nc› s›n›fland›r- t›r.Çok merkezli çal›flma yapman›n ¤i farkedilmifl. Boflanma karar› verme mas›n› benimserken hipertansiyon için amaçlar› ; k›sa zamanda çok say›da aflamas›nda olan efllerde DKB da yük- gerçek tedavi efli¤inin esnek olmas› ve hasta ile çal›flma yapabilmek , toplu- sek oranda art›fl gözlenmifl. hastan›n kardiyovasküler risk profiline uygun olarak tespit edilmesi düflüncesini mun heterojenitesini temsil eden bir grupla çal›flmak ,ayn› konuyla ilgili arafl- H‹PERTANS‹YON TEDAV‹S‹NDE KILA- savunmaktad›r. t›rmac›lar› birlikte çal›flmak yoluyla bili- VUZLARIN YER‹ Sonuç olarak hipertansiyon tedavi k›la- me daha fazla katk›da bulunmas›n›n Kardiyovasküler hastal›¤›n önlenmesi, vuzlar›, hipertansiyon tedavisine bafllar- sa¤lanmas› olarak say›labilir. hipertansiyon gibi risk faktörlerinin ön- ken iki kriteri göz önüne almaktad›r ; top- lenmesine ba¤l›d›r. Hipertansiyon teda- lam kardiyovasküler risk ile sistolik ve di- YEN‹ H‹PERTANS‹YON KILAVUZLARI visinin iyilefltirilmesine yard›mc› olmak astolik kan bas›nc› de¤erleri. –D‹NLEYEN VAR MI ? amac›yla dünyada hipertansiyon tedavi- Haziran ay›, özellikle Avrupa popülasyo- si k›lavuzlar› yay›nlanmaktad›r. YÜKSEK KAN BASINCI-PATRONLAR nuna yönelik ilk Avrupa Hipertansiyon K›- K›lavuzlar›n amac›, biyomedikal, epide- VE EfiLER lavuzu ‘ nu karfl›lad›. Avrupa Kardiyoloji miyolojik ve klinik bilimlerden elde edilen ‹ngiltere’de yap›lan bir araflt›rmada, yö- Cemiyeti/ Avrupa Hipertansiyon Cemiye- verilerin ›fl›¤›nda –özellikle çok hasta sa- neticilerinin yönetim kabiliyetine inanma- ti’nin yeni k›lavuzu, hipertansiyon tedavi- y›l›, çok merkezli, uzun takip süreli klinik dan çal›flan kiflilerin, yöneticilerinin yö- sine, yak›n zamanda yay›nlanan Ameri- çal›flmalar›n sonuçlar›n›n de¤erlendiril- netim kabiliyetine inanarak çal›flanlara kan hipertansiyon k›lavuzu JNC 7 eksp- mesiyle- hekimin hastas›na yönelik teda- oranla SKB ve DKB de¤erlerinin ,s›ras›y- res’ten ( Yüksek Kan Bas›nc›n›n Tedavi- vi yaklafl›m›na yard›mc› olmakt›r.Çok la, 15 ve 7 mmHg daha yüksek seyretti- si, Önlenmesi, Teflhisi ve De¤erlendiril- merkezli çal›flma yapman›n amaçlar› ; k›- ¤i farkedilmifl. mesinde Ulusal Komitenin 7.raporu) fark- sa zamanda çok say›da hasta ile çal›fl- Boflanma karar› verme aflamas›nda olan l› bir yaklafl›m göstermektedir. ma yapabilmek, toplumun heterojenite- efllerde DKB da yüksek oranda art›fl ‹lk bak›flta, Avrupa k›lavuzunu JNC 7 sini temsil eden bir grupla çal›flmak ,ay- gözlenmifl. ekpresden ay›ran farkl›l›klar; n› konuyla ilgili araflt›rmac›lar› birlikte ça- Avrupa hipertansiyon k›lavuzunun“ pre- l›flmak yoluyla bilime daha fazla katk›da KAYNAK: Brookes L, More new hyper- hipertansiyon” kategorisini içermemesi bulunmas›n›n sa¤lanmas› olarak say›la- tension guidelenes, but is anybody lis- ve spesifik bir antihipertansif ilaç grubu- bilir. tening?, Medscape 2003 21 süs bitkileri Bahçelerin atefl renkli süsleri Mercan a¤açlar› Ne büyüklükte bir bahçeniz, ne kadar çok ve çeflitli bitkiniz olursa olsun, aralar›ndan biri bile bir Mercan A¤ac› ise, gözden kaçmas› imkâns›z... Zira öyle parlak bir k›rm›z› renkle süslüyorlar ki do¤ay›, biraz özen gösterilen her bahçenin vazgeçilmez unsuru olmalar› kaç›n›lmaz. Mercan a¤açlar›n›n yüz kadar türünden kimi yaprak döken a¤açlar, kimileriyse her dem yeflil çal›lard›r. Dünyan›n tropik iklimin hüküm sürdü¤ü çeflitli bölgelerinde do¤al yay›l›m gösteren bu dikenli bitkiler, ço¤unlukla ç›plak dallar› üzerinde açan parlak k›rm›z› renkli çiçekleri nedeniyle peyzaj pro- jelerinde s›kl›kla kullan›l›rlar.Mercan a¤ac›n›n, ister yaprakl› cinsi olsun ister yapraks›z, güçlü gövde ve dal yap›lar›yla bütün y›l boyunca hofl görüntülerini kaybetmezler. Ülkemizde az tan›nan ve kullan›lan mercan a¤açlar›, Ege ve Akdeniz bölgelerimizin k›y› kesimlerine uygundur. Tam günefl ya da hafif gölgeli yerlere dikmeye özen gösterilmeli ve organik maddelerce zengin, iyi drene toprak seçimine dikkat edilmelidir.Kurak yaz aylar›nda düzenli olarak sulanmalar› gerekir. Bilgi için: Yap› Kitabevi Tel: 0212 219 39 39 www.yapikitabevi.com Mercan a¤açlar›n›n portakal-k›rm›z› renkli çiçekleri olan bir di¤er türü de Erythrina caffra. T›pk› di¤erleri gibi son derece süsleyici olan bu türün anavatan› ise Güney Afrika. 22 MERCAN A⁄ACI (Erythrina crista-galli) Bu a¤açlar›n en önemli özellikleri, pembemsi k›rm›z› renkteki kufl biçiminde çiçekleridir.Yapraklar gelifltikten sonra, ilkbahardan sonbahara kadar tekrar tekrar çiçek açarlar. Özellikle vurgu a¤ac› olarak mükemmeldir. 6-9 metre boy ve 3-4 met re yay›l›m yapabilirler.Il›man k›y› bölgelerimizde Arap duda¤› ad›yla bilinmekte ve kullan›lmaktad›r. ÇIPLAK MERCAN A⁄ACI (Erythrina coralloides) Son derecede ilginç ve çarp›c› dal yap›lar›, atefl k›rm›z›s› çiçekleri nedeniyle seçilirler. Çiçekler Mart ile May›s aylar› aras›nda, ç›plak ve bükük dallar›n uçlar›nda çam kozalaklar› gibi kümelenirler. 7-8 metre boyu ve ayn› ölçüde yay›l›m› olan bu a¤açlar, güzel gölge a¤ac› olurlar. Çin gülleri Çin Hatmisi olarak da bilinen bu bitkiler, ›l›man Akdeniz ve Ege k›y›lar›m›zda peyzaj uygulamalar›nda s›kça yer verilen her dem yeflil çal›lard›r. Tropik görünümlü, canl› renkli ve gösteriflli çiçekleriyle perde bitkisi olarak kullan›ld›klar› gibi vurgu çal›s› ya da küçük a¤aç olarak da yetifltirilmeleri de mümkündür. Özellikle ›l›man bölgeler d›fl›nda kaplarda yetifltirilir ve k›fl›n içeriye al›n›rlar. Çin gülleri dona karfl› dayan›kl› olmad›klar›ndan iç mekâna tafl›namayacaksa korunakl› yerlere dikilmelidir. Zira k›fl›n dallar› ölse bile, baharda kökten yeniden sürebilirler. 1-4 metre aras›nda de¤iflen boylar›yla Çin güllerinin büyüme al›flkanl›klar› s›k ve düzgün formlulardan seyrek ve aç›k formlulara kadar de¤ifliklikler gösterir. Beyazdan k›rm›z›ya, sar›dan portakala pek çok renkte olabilen bu bitkilerin çiçekleri ilkbahardan sonbahara kadar sürer.Bol güneflli yerlerde çiçek verimi artar. Kuvvetli rüzgârdan korunmal›, s›k s›k ve derin sulanmal›d›rlar. 23 tarihçe Göklerin ilk sahipleri Güvenli bir biçimde havaland›ktan sonra yere inebilen ilk hava tafl›ma arac› balonlar, göklerdeki hâkimiyetini uçaklara kapt›rsalar da hâlâ kullan›l›yor. Uçmak insano¤lunun en eski hayallerinden biri olsa gerek. Bilinen ilk uçma denemesinin kahraman› bir Türk. Tarih kitaplar› 1002 y›l›nda Horasan’›n Niflabur kentinde yaflayan El Gevheri (Baz› kaynaklarda Cevheri olarak geçiyor) adl› bir bilim adam› kendi imalat› kanatlarla bir camiinin flerefesinden uçmaya çal›flt›¤›n› yazar. ‹lâhiyat ve edebiyat konular›n›n yan›nda fizikle de ilgilenen El Gevheri’nin, kufllar›n kanat ç›rpmadan havada süzülmesinden yola ç›karak bir tak›m hesap24 lamalar yapt›¤› biliniyor. Ancak bu hesaplar günümüze ulaflamam›fl. Buna karfl›n El Gevheri’nin vefat›yla sonuçlanan bu tarihi olay flöyle aktar›l›r: “Bir gün (M.S. 1002 y›llar›nda) Niflabur’daki caminin dam›na ç›karak halka flu hitapta bulundu: ‘Ey ahali bu dünyada emsali bulunmayan bir eser keflfettim, gelecek insanlar için bir ilmi tasavvuru nasib olmad›.’ Toplanan halk hayretle imam› ve müderrislerini dinlediler, baz›lar› akl›n› kaybetti¤ini zannettiler. Vücudunu iplerle iki büyük sa- t›h ba¤lad› ve uçaca¤›n› ilân etti ve kendisini bofllu¤a b›rakt›. Kanat sat›hlar› maalesef Cevheri’yi tafl›mad›lar, fliddetle yere çarparak vefat etti. Cevheri’nin bu haraketi, zaman›nda çok garip karfl›lanm›flt›r. Cevheri bilinen ilk Türk hava flehididir.” (1971 bas›m› Havac›l›k Tarihinde Türkler kitab›ndan) Türkler’in tarihinde uçma çabalar› böyle bafll›yor. Kronolojik olarak bir sonraki deneme, 1159’da Bizans’ta S›raceddin adl› bir Türk'e ait. En bilinen deneme ise 1600 y›l›nda gerçeklefliyor. Tarihçilerin do¤rulu¤u konusunda tart›flt›klar› denemeyi, Evliya Çelebi’ye göre Hazerfen Ahmet Çelebi gerçeklefltirmifl. Hazerfen’in yapt›¤› kanatlarla Galata’dan Üsküdar’a uçarak 6 km. kat etti¤i yaz›l›r tarih kitaplar›nda. Hatta kimi anlat›larda 51 km. saat h›za ulaflt›¤› ve 5 dakika havada kald›¤› gibi ayr›nt›lar vard›r. Tarihimizdeki di¤er uçufl kayd› ise Lagari Hasan Çelebi’ye ait. 1633’te Lagari’nin fiflek ile (bir tür roket) 20 saniyede 1000 feet’e ç›kt›¤› 125 km. saat h›za ulaflt›¤› ve kanat kullanarak denize indi¤i iddia edilir. Bu tarihi olaylar›n her birisi denemeden öteye geçmifl de¤il. Baz›lar›n›n do¤rulu¤u da tart›flmal›. ‹nsano¤lunun uçmay› baflarmas› balonlar sayesinde oldu. Mongolfier kardefller ilk balon uçuflunu gerçeklefltirdiklerinde y›l 1783’tü. Bu ilk hava arac› s›cak havayla doldurulmufl ipek bir balona ba¤lanm›fl sepetten olufluyordu. Mongolfier kardefller ›s›nan havan›n yükselmesi prensibini kullanm›fllard›. Balonda ilk seyahat edenler bir koyun, bir ördek ve bir horozdu. ‹nsans›z uçufl baflar›l› olunca, insanl› deneme 21 Kas›m 1783’de yap›ld›. Balon baflar›yla yükseldi ve 22 dakika havada kald›ktan sonra yere indi. Balon buluflu dünyada çok büyük bir ilgi gördü. Öyle ki Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nda balonla uçufl denemesi, hemen iki y›l sonra yap›ld›. Ancak bu deneme baflar›s›zd›. Baflar›l› ilk uçufl 1789 y›l›nda Polonya elçisi ‹brahim Pafla taraf›ndan gerçeklefltirildi. Motorlu araçlar›n uçuflu gerçekleflene kadar, gökyüzünün hâkimi s›cak haval› balonlard›. ‹lk önce balonlarla motor teknolojisini birlefltiren zeplin’ler geldi. 1900 y›l›nda ilk zeplin uçuflu Ferdinand von Zeppelin taraf›ndan yap›ld›. Üç y›l sonra Wright kardefller uçakla havaland›lar. Sonraki y›llarda havadaki hakimiyet üzerine zeplin ile uçak aras›nda büyük bir çekiflme yafland›. Bu dönem boyunca balonlar, mütevaz› hava araçlar› olarak kald›lar. Balonlar›n hava tafl›mac›l›¤›nda az kullan›lmalar›nda büyük miktarlarda yük tafl›maya uygun olmamalar›n›n yan› s›ra güvenlik problemleri de etkili oldu. 10 Ekim 1960 tarihi modern s›cak haval› balonlar›n do¤um tarihidir. Nebraska’da denenen yeni tip balonlarda propan gaz› tüpleri kullanan ›s›t›c› vard›. Daha önce ipek benzeri hafif kumafllar kullan›lan balonlarda poliüretan malzeme kullan›lm›flt›. 1963 y›l›nda Amerika’da eski tiplere göre daha güvenli olan bu balonlar›n kullan›ld›¤› ulusal yar›fllar yap›lmaya baflland›. Yar›flmalar büyük ilgi gördü ve 70’li y›llarda ‹ngiltere ve Avustralya’ya da ulusal yar›fllar yap›lmaya baflland›. Günümüzde birçok ülkede bu tip yar›fllar ve balon sporu yap›l›yor. Sadece ABD’de 5 bin lisansl› balon pilotu var. Balonlar ayr›ca turistik amaçlarla kullan›ld›¤› gibi reklamc›l›k alan›nda da yayg›n olarak kullan›l›yorlar ve hâlâ gökyüzünde renkli ve güzel görüntüler oluflturuyor. 25 sohbet Özcan Deniz - Mercan Dede Picus Dergisi’nin Eylül say›s›nda Mercan Dede ve Özcan Deniz’le yap›lm›fl, Gülenay Börekçi imzal› bir söylefli yer ald›. Verdikleri konser nedeniyle bir süre gündemi iflgal eden ikili, hem gelen tepkileri yan›tlad›lar hem de bir araya gelifl serüvenlerinden yeni projelere, ilk duyduklar› sesten çocukluklar›na ve ilk aflklar›na, sohbet ettiler. Bu söyleflinin bir bölümünü yay›nl›yoruz. Konser sonras›nda olanlar oldu. Ne diyorsunuz a¤›r tepkiler gelmesine? Özcan Deniz: Birine sevgi beslemiyorsan›z, ne yaparsa yaps›n yapt›¤› fleyin alt›nda hep kötü olan› arars›n›z. Yap›lan her fleyin iki yüzü vard›r; siz kötü olan taraf›yla ilgilenirseniz haliyle gözünüzde hep öyle kal›r o. Türkiye’de de böyle bir grup var, onlar birilerini sevmek, be¤enmek istemiyorlar; seçimlerini, ‘herkes seviyor o halde ben sevmeyeyim’ diyerek yap›yorlar. Konser daha proje aflamas›ndayken tepki gösterdi baz› kifliler. Ö.D.: Dünyan›n her yerinde var o tip insanlar. Hep de olacaklar gibi geliyor bana, ama haklar›nda çok konuflman›n da bir anlam› yok. K›rd› m› bunlar sizi ya da k›zd›n›z m›? Ö.D.: Hiç k›r›lmad›m. Zaten karfl›lar›nda tersi tepkiyi gösteren baflka birileri vard›. Herkes sald›r›yor olsayd› o zaman kendimi kötü hissedebilirdim. Resim yüzünden de böyle fleyler oldu... Ö.D.: Ben ‘ressam’ demedim kendime halbuki hiçbir zaman, ‘resim yap›yorum’ dedim. Resim yapmak baflka bir fley, siz de yapars›n›z. Çocuklar da yap›yor. Ne yapal›m flimdi, bütün çocuklar›n elinden kalemleri mi alal›m? Kim nerede, hangi manflette duymufl benim kendime ‘ressam’ dedi¤imi. Duyulabilir de ayr›ca. Ama flu önemli bence, ben hayat›n› resme adam›fl bir ressam olsam, tutup da böyle bir adam hakk›nda tek kelime etmem, konuflmam bile. Konser ne ifade etti sizin için? Mercan Dede: Avrupa turnesinin son dura¤›yd› ve bence son bir-iki y›l›n en baflar›l› konserlerindendi. Her ülkede misafir sanatç›lar kat›ld› benim konserlerime. Burada üç misafir sanatç› vard›; ‹lhan Erflahin, Peter Murphy ve Özcan Deniz. Hepsi mükemmeldiler. Neydi bu beraberlikte heyecan verici buldu¤unuz fley? M.D.: Yeni bir fley denemenin heyecan›... Asl›nda bir konserin nas›l yap›labilece¤ine iliflkin belli formüller vard›r ve 15 y›l sahnede olan her sanatç› üç afla¤› befl yukar› bilir bu formülleri. O formüllere dayal› kolay bir fley haz›rlars›n›z, baflar›l› da olur ama iflte... Burada güzel olan fley, yap›lmam›fl› yapmak26 t›. ‹lhan’›n performans›, Peter Murphy’nin sahneye ç›k›fl›, sonra Özcan’›n varl›¤›. Arkada bir bendir var, önde Özcan; okumaya bafllad›¤› an tüylerin diken diken oluyor, kalbin çarp›yor, o önemli, o her fley! Kaç kiflinin dinledi¤i önemli de¤il, senin kalbinde ne hissetti¤in önemli. Onu kalbimde duyabildim, müzisyenler de duyabildi, seyirci de duyabildi. Devam›nda baflka projeleriniz var m›? M.D.: Bir sonraki albümde bugüne dek hiç yapmad›¤›m bir fley istiyorum; insan sesi kullanaca¤›m. De¤iflik ülkelerden sanatç›larla çal›flaca¤›m. Türkiye’den de Özcan’›n olmas›n› istiyorum. Gene tepkiler gelecek... M.D.: fiüphesiz. Ben Faz›l Say’la konser verdi¤imde de tepki ald›k. Bunlar› boflverin. Ald›rmamay› ö¤rendim ben. Ne diyecekler diye düflünmüyorum, bir fleyi yaparken duydu¤um heyecan› önemsiyorum. O Aç›khava konseri tarihi bir and›. Bendir ve Özcan’›n sesi... Orada çok enteresan bir fley var, evrensel bir fley, zaman ve mekânla s›n›rl› bir fley de¤il. Art›k o not edildi; deftere edilmedi ama benim kalbime edildi. Albümde mutlaka yerini bulacak. Tabii Özcan da kabul ederse... Ö.D.: Seve seve. Sizi bir araya getiren fley neydi? M.D.: Beni bugüne kadar Hugh Marsh’la, Natacha Atlas’la, Göksel Baktagir’le, Peter Murphy’yle bir araya getiren fley neyse Özcan’la bir araya getiren fley de oydu. Bir defa müzisyenlikten öte, aranda gönül ba¤› olmas› laz›m. O gönül ba¤› ayn› hayatlar› yafl›yor olmak, ayn› fleylere inan›yor olmak de¤il. Co¤râfi olarak bir arada olman›z gerekmez. Her gün 24 saatinizi birlikte geçiriyor olman›z da gerekmez. Ben Özcan’la bu gönül ba¤›n› hissediyorum. ‹kincisi de ses. Özcan’›n sesi aynen ney gibi. Rüzgarl›, tozlu, inan›lmaz güzel ve yak›c› bir sesi var, onu duyup heyecanlanmayacak birini düflünemiyorum. Ö.D.: Bu, heyecan ifli. Heyecan duymad›¤›m hiçbir fleyi bana yapt›rtamazlar. Yapt›rsalar da bir fleye benzemez, der gibi söylediniz. Ö.D.: Benzemez. On y›ld›r popüler müzik yap›yorum. Daha öncesi de var asl›nda ama albüm maceram 10 y›ll›k. Konser- Foto¤raflar: Selen Özer sohbet ÖZCAN DEN‹Z: AL‹ HOCA D‹YE B‹R Ö⁄RETMEN VARDI. SABAHLARI BANA YEMEK GET‹R‹RD‹, B‹L‹RD‹ BEN‹M KAHVALTI YAPMADAN GELD‹⁄‹M‹. lerime yüz binlerce kiflinin geldi¤i oluyor. Tamam, heyecanlan›yorum da bazen, ama bir süre sonra hep ayn› fleyi yafl›yor gibi hissediyorum. Belki araya baflka heyecanlar› katmadan bir fleyin asl›nda ne kadar heyecanl› olabilece¤ini anlayam›yorsunuz. Aflk gibi. Aflk› tan›mlayamaman›z›n nedeni de bu. Dozaj›n› bilmiyorsunuz, bir sonraki iliflkinizde ne kadar afl›k olabilece¤inizi bilmiyorsunuz, o yüzden onu tan›mlayam›yorsunuz. Meral Okay’dan ç›kt› fikir ilk kez, “Mercan Dede ile seni Ç›ra¤an Saray›’nda bir araya getirmeyi düflünüyorum,” dedi¤inde benim flurama bir atefl düflmüfltü. O heyecan› ben 500 bin kiflinin karfl›s›nda bile hissetmedim. O gece ç›kt›m sahneye, emprovize geliflti, haz›rl›ks›zd›k, ama yine de çok heyecanl›yd›k. Sonra sekiz ay hiç görüflmedik. Bu konser öncesinde ben Amerika’dayd›m, yemin ediyorum 70 saat uyumad›m. Sonra uça¤a bindim. ‹ndi¤imde kesinlikle uykusuzluk ve açl›k hissetmiyordum. Halbuki hiç yemek yememifl, gözümü k›rpmam›flt›m. Sahne arkas›nda beklerken kalbimi midemde hissettim. Ben ilk kez ç›km›yorum ki sahneye. On y›l az bir süre de¤il. On y›ld›r profesyonelim ama asl›nda çocuklu¤umdan beri sahnedeyim. Ama bu baflka bir fleydi. Tan›mlayam›yorum, sadece baflka bir fleydi. fiuram› yakan bir fleydi. S›zlatan de¤il, yakan bir fleydi. Bu heyecan dururken, ben bu heyecan› tatm›flken, niçin bir daha bir fley yapmak istemeyeyim ki? M.D.: Özcan, zor belki hat›rlamak ama ilk duydu¤un ve etkilendi¤in ses neydi? Ö.D.: Amcam›n sesiydi. Do¤udaki bütün afliretler bir yerde buluflurlar ve amcama davetiye yollarlar, amcam gider. Koca avlular vard›r bu afliretlerin evlerinde, herkes teypleriyle gelir, amcam bir köfleye oturur, onlar teybin dü¤mesine ba28 sarlar ve ben amcam›n kuca¤›na ç›k›p otururum, o bafllar okumaya. 12 saat, 13 saat okur. A¤layanlar olur, dayanamay›p ç›kanlar olur. Aflk flark›lar› okur. Sonra herkes teybini al›r gider. O kay›tlar amcam öldükten sonra birkaç korsan›n eline düflmüfl, derlemifller, biraz da iyi olmufl asl›nda, ben o flekilde buldum yeniden. Bir tanesinde kendi sesimi duydum mesela, kuca¤›nda a¤l›yorken. Ark›n, peki siz hat›rl›yor musunuz çok etkilendi¤iniz ilk sesi? M.D.: Benim müzikal hayat›m günlük tutmak gibi. Hani dönüp bakars›n ya arada bir, ne yazm›fl›m diye. Hat›rlad›¤›m en eski sesi bir dolmuflta duydum. Çok iyi hat›rl›yorum, annemle oturuyorduk dolmuflta ve bitti¤inde radyoda c›z›rt›l› bir ses, “Niyazi Say›n’dan ney taksimi dinlediniz,” diye anons yapt›. Bir de, ben küçükken mahalle k›nalar› olurdu. Dört kiflilik bir saz ekibi gelirdi çingene kad›nlardan oluflan. Ellerinde bendir ve zil olurdu, bir de söylerlerdi. Sadece kad›nlar dinlerdi. Demir parmakl›klar ard›ndan seyrederdim. Söyledikleri flark›lar, bugün tribal-techno dedi¤imiz müzik gibi bir fleydi. Apayr› bir dünyayd›. Dedikleri bile anlafl›lmazd›, çok kendilerine has bir söyleme biçimleri vard›. O iki ses, yapmaya çal›flt›¤›m müziklerde hâlâ hep geri gelen fleyler. Çocukluk mu peflini b›rakm›yor insan›n acaba? M.D.: Çocuklukta sahip oldu¤umuz, hani o meleklerdekine benzer bir içtenlik ve coflku var ya, hayat›n telâflesiyle kirlenmemifllik hali. Büyürken ‘ö¤reniyoruz’, ama o masumiyeti ve hesaps›z aflk› kaybediyoruz. Bir flekilde onu yakalamaya yönelik bir çabam›z var her zaman. Bizim konserde de oldu, a¤layan a¤lad›, dans eden etti. Müzi¤in insan› çocukluktaki gibi özgürlefltirici bir etkisi var. (Burada duruyor ve Özcan De- niz’e soruyor) ‹lk kime âfl›k oldun? Ö.D.: Küçük bir k›za. Hadi ad›n› da söyleyeyim, nereden bulacak da dergiyi okuyacak, Fadime’ydi. Kaç yafl›ndayd›n›z? Ö.D.: 9-10 yafllar›ndayd›m, 16-17 yafl›na kadar sürdü. M.D.: Neydi o peki? Ö.D.: Ben onun yüzünden s›n›fta çakt›m. Gözüm k›zdayd›, akl›m k›zdayd›, milletin önünü kesip kavgalar ediyordum, saçma salak fleyler yap›yordum. Pencerelere zeytin dallar› b›rak›yordum, onu al›rsa beni seviyor almazsa sevmiyor diye. Alm›yordu, bir de onun yüzünden kavga ediyordum. Onu her gördü¤ümde yafl›yordum ayn› hisleri. Aflk bu iflte, tükenmedi¤i sürece her seferinde ayn› heyecan› duyars›n›z. Önemli olan inanmak. Ark›n, siz ilk ne zaman âfl›k oldunuz? M.D.: Hat›rlam›yorum. ‹nan›n hat›rlam›yorum. Vahim bir durum tabii hat›rlam›yor olmak. Durun bakal›m... Meselâ, bir tanesini hat›rl›yorum. Bursa’da ‹smail Hakk› Tekkesi vard› ve bizim ev o tekkenin karfl›s›ndayd›. Ben dört yafl›nda filând›m. Bir adam vard› ve her sabah oraya gelirdi, ama hakikaten her sabah. Sabah befl alt› sular›nda. Tam 12 y›l. Elinde iki teneke tafl›rd›, tenekelerin içinde sakatatlar vard› ve o her sa- bah kedileri beslerdi. Seyrederdim. Önceleri korkmufltum, k›yafeti garipti, konuflmazd› kimseyle, gelirdi ve giderdi. Kediler onu tan›rd›. Çok iyi hat›rl›yorum, gelmedi¤i zaman hüzünlenirdim. Hâlâ düflünürüm onu, kimdi o adam, ne oldu diye. Bir tane daha var ve o kesin ‘aflk’. Bu kez ‹stanbul. Üniversite’deyim. 18 yafl›nday›m. Kubbealt›’nda çok güzel bir tarihî bina var. Bir gün sokakta yaflayan bir kad›n geldi, o binan›n avlusu gibi bir yere ama tam da içeri de¤il, yavafl yavafl bir ev yapt›. 40 yafllar›nda biraz toplu bir kad›nd›. Önce kartondan bir zemin yapt›, sonra naylon torbalarla üzerini kapatmaya bafllad›. ‹çine eflyalar›n› toplad›. Sonra bir gün, beni periflan eden bir fley oldu, o kadar a¤lam›flt›m ki okula ertesi gün kurba¤a gibi gözlerle gitmifltim. Sonbahard›, geçiyordum, bakt›m bir atefl yakm›fl, metal bir Rize çay kutusunun içinde su kaynat›yordu, çay yap›yordu yani. Önünde ikiüç sigara izmariti vard›, oturmufl keyifle sigara içip çay yap›yordu kendine. Tak›ld›m ona. Sonra ya¤mur ya¤maya bafllad›, sigaras›n› söndürdü, çay›n› eline ald›, naylon kap›y› kald›rd› ve o zemini karton olan evine girecekken terliklerini ç›kartt›. Oras› onun eviydi. O zaman da¤›ld›m iflte. O kad›na inan›lmaz âfl›kt›m. Yok oldu sonra. Belki de o benim kedici adam›n kardefli, ablas› filând›. MERCAN DEDE: HATIRLADI⁄IM ‹LK SES‹ B‹R DOLMUfiTA DUYDUM. RADYODA CIZIRTILI BIR SES “N‹YAZ‹ SAYIN’DAN NEY TAKS‹M‹ D‹NLED‹N‹Z” DED‹. 29 yerli albüm N. Deniz Yücel ‹kimizin Yerine Müslüm Gürses Dirlik 6. Cadde 6. Cadde Universal Müslüm sad›k dinleyicisini düflünmeli Müslüm Gürses pop pop gezmeye devam ediyor. Tarkan -Sezen Aksu mamulü ‹kimizin Yerine, son albümün en tepesine oturtulmufl. Biliyorsunuz son bir iki y›ld›r bambaflka bir ‘dinleyici’ kitlesi de buldu karfl›s›nda. Ama bu bir gün biter. Bu nedenle Müslüm Baba, bu ‘yeni güruh’a hiç güvenmeden devam etmeli yoluna. Biz ‘bugün var yar›n yok’ dinleyiciler çabuk s›k›l›r›z. Bu flark›y› as›l sevmesi gerekenler; Müslüm Gürses dendi mi, bütün dünyay› birbirine katma konusunda gözünü k›rpmayan di¤erleri... ‹kimizin Yerine flark›s› yerine, albümün ikinci flark›s› olan Sat›lacak Adam m›y›m flark›s›n› tercih ederler. Selami fiahin’in, yine yürekten kopup gelmifl bu 盤l›¤›na direnmeleri her zamanki gibi çok zor. Ama ‹kimizin Yerine’deki “Koklad›m gecelerde, b›rakt›¤›n eflyay›...” dizesi, sad›k bir Müslüm Gürses hayran›na ne söyleyebilir ki? Onlar›n eflyayla meflyayla hiç iflleri olmad›. Müslüm Gürses’in de olmas›n isterler haliyle. Bugün var yar›n yok hayranlardan biri olma nedeniyle not bol tutulabilir: 8. 30 Duman’›n açt›¤› yol Demedi Deme Kenan Do¤ulu DMC Makul hedef Rober Hatemo Kenan Do¤ulu da yeni albümünü ç›kard›. Zaten Tarkan’›nki ç›k›nca, “Kenan Do¤ulu’nunki nerede?” demiflti ço¤umuz. Malûm, Kenan Do¤ulu Beyefendi, Tarkan’›n bafl takipçilerindendir ve Tarkan cephesinde k›p›rdayan her yapra¤a karfl›, mutlaka kendisi de birkaç yaprak birden k›p›rdatmak ister. Ama Tarkan olmak kolay olmad›¤› için de, (vur deyince öldürür hesab›) bu yapraklar tatl› bir esinti yaratacak yerde dökülüverirler. Demedi Deme albümü, defalarca dinlenilip yaka paça kapt›r›lan bir albüm olaca¤› yerde, hemen raflara, eski albümlerin yan›na kald›r›lacak gibi gözüküyor. Hiçbir fevkalâdeli¤i yok. Gayet vasat. Kenan Do¤ulu, kendisine yeni bir befl y›ll›k plan yapt›¤›nda, gelecekle ilgili beklentilerini gözden geçirse ve kendisine daha mütevaz› hedefler belirlese iyi eder. Hiç olmazsa her seferinde “Neden olmuyor?” diye bofl yere üzülmez. Bizden ona bir öneri. Tarkan’› bofl versin, Rober Hatemo daha makul bir hedef onun için. Hedefle medefle alakas› olmaks›z›n: 5. Duman’›n açt›¤› yoldan çok fazla insan›n geçece¤i belliydi. ‘Alternatif bir grubun, bir cover parçayla tepelere kurulmas›’ olarak özetlenebilecek hadisenin, herkese birden cazip gelmesi gayet anlafl›l›r bir fley. ‘‹llâ cover yapal›m demiyoruz, biz zaten bu flark›lar› sahnelerde söylerdik, biz zaten bilmem ne...’ diye lâf› dolaflt›rman›n hiç âlemi yok. Siz zaten bunlar› sahnelerde söylerdiniz de, Duman hadisesi yaflanmasa, hiçbir firma sizin bu projenize para yat›rmazd›. Yani siz de¤ilse bile, ba¤l› oldu¤unuz firma “Alternatif bir grup - cover listelerin tepesi” üçgeninden hareket ediyor. Grubumuz 6. Cadde, flark›m›z Sabuha, listelerin tepesi ise flimdilik belirsiz. Ama olabilir de. Hem Sabuha can s›kmam›fl - fazla bekletmemifl, hem de bu kotadan hâlâ ekmek yenebilir. Albümün gerisi ise standart. Duman etkisinde bir standart ki, bu da, bu tür gruplar›n hep birden görmeye bafllad›klar› s›k›c› bir rüya oldu. Bize Urfal› Babi’yi yeniden anma f›rsat› verdikleri için: 7. Yürü Anca Gidersin Y›ld›z Tilbe Avrupa Müzik Y›ld›z Tilbe yine tepede ‘Fenomen’ bir isim Y›ld›z Tilbe. Bugüne kadar görüp bildi¤imiz hiçbir flark›c› türüne benzemiyor. Çok ayk›r› ve farkl›. Bildi¤i gibi davran›yor, bildi¤i gibi çal›p söylüyor. Müzik piyasas›ndaki hiçbir standarda uymad›¤› için piyasa içinde seveni fazla de¤il. Seveni ne demek, neredeyse herkes düflman ona. Bu ‘asi’ k›z› yok etmek – bitirmek için herkes çok fazla çaba harcad›. Beceremediler. Her darbe, her tokattan sonra, 盤l›k 盤l›¤a döndü aram›za. Hem de en sahici, en içten duygular›n dile getirildi¤i insan›n tam da yüre¤ine dokunan flark›larla. Bu son albüm de öyle. Albümün piyasaya sürülmesinin üzerinden epey geçmifl olmas›na ra¤men hâlâ çok sat›yor. Ç›kt›¤›nda çok satt›, listelerin tepesine yerleflti. Tarkan’›n Dudu harekât›nda biraz afla¤› inip bekledi ve flimdi yine en tepede. ‘Aflk’›n bir ‘hastal›k’ oldu¤u üzerine epeyce çeflitleme var Yürü Anca Gidersin’de. Ça¤›m›z›n Esengül’üne kap›l›p gitmemenin imkân› yok. Bu sat›rlar›n yazar› da sals›n: 10. yabanc› albüm Murat Ersan Arnaldo Antunes & Carlonhos Brown & Marisa Monte Tribalistas EMI/Kent REMinisce Önder Focan & David Friesen EMI/Kent ‹ki usatadan ‘usta’ ifli albüm Befl y›ld›zl› bir baflyap›t Brezilya’n›n en sayg›n ve en popüler üç müzisyeni, pop diva Marisa Monte, perküsyonist ve flark› yazar› Carlinhos Brown ile rock müzisyeni ve performans sanatç›s› Arnaldo Antunes sadece bu proje için bir araya geldi. Albümde Rio Karnaval›’n›n hiti olan ilk single Ja Sei Namorar yer al›yor. Albümün tamam›na yay›lm›fl olan rafine müzik herkesi saracak. Ayr›ca Pecado Elhe Deixar De Molho yeni bir Girl From Ipanema olursa hiç flafl›lmas›n. Tribalistas’›n tamam›nda bulunan Brezilya t›n›lar› ve tonlar› bu tür müzi¤i sevenleri tatmin edecek düzeyde. Albüm, dünya pop listelerini de etkisi alt›na alan Latin müzi¤inin tad›na varmak için de iyi bir f›rsat. Brezilya’dan tüm dünyaya yay›lan Tribalistas rüzgâr›, Latin Grammy’lerini de etkilemifl olacak ki, tam befl ayr› dalda aday gösterildi. Bu befl önemli adayl›k aras›nda ‘Y›l›n Albümü’ ve ‘Y›l›n Yap›m›’ gibi önemli adayl›klar da bulunuyor. Dünyan›n en prestijli caz dergilerinden biri olan Downbeat, albüme befl y›ld›z vermekle yetinmemifl, bir de ‘baflyap›t’ olarak nitelendirmifl albümü. Latin müzi¤ini sevenler kaç›rmas›n diyoruz. 32 Thalia Thalia EMI / Kent Latin müzi¤inin yükselen de¤eri fiu aralar gündemde olan Latin ak›m›n›n yeni gözdesi Thalia. Kendisini yine bir Latin güzel olan Jennifer Lopez ile k›yaslayanlar bile oluyor. Sanatç›n›n müzikal baflar›s› zaman içinde Lopez’i geride b›rak›r m› bilinmez ama gidiflat flimdilik bunu gösteriyor. Sanatç› ilk ‹ngilizce albümü ile Amerika listesine 11 numaradan girifl yapt›. Amerika’daki pek çok müzik market Thalia’n›n albümü için dükkânlar›n›n gece yar›s› aç›l›fl›n› bile yapt›! Albümün ilk single’› I Want You Amerikan radyolar›n›n listesinde hâlâ yükselirken, MTV, VH1 ve Fuse gibi televizyon kanallar›nda dönen video, izleyicilerden büyük istek al›yor. Ülkemizde de oldukça popüler olan Latin y›ld›z›n ad›n› tafl›yan albümün ilk single’› I Want You flu ara epeyce gözde! Ünlü yönetmen Dave Myers’›n çekti¤i klip de ekranlar›m›zda... Ayr›ca çal›flmada Fat Joe ve bir zamanlar solo bir albüm ç›kartan Cathy Dennis’in de katk›lar› var. Hareketli, c›v›l c›v›l, enerjik, daha ne kald› ki geriye, yaz›n son günlerine girerken yaz› yaflamak isteyenlere… Çeflitli y›llarda Uluslararas› ‹stanbul Caz Festivali’nde dinlemeye al›fl›k oldu¤umuz, ülkemizin önde gelen caz müzisyenlerinden Önder Focan, yan›na yine kendisi gibi usta bir bas olan sanatç›s› David Friesen’i de alarak yapt›¤› bu albümde genifl bir yelpazeye yer vermifl. Albümün aç›l›fl flark›s› bir klasik: My Funny Valentine. Daha sonra Swartz & Dietz çal›flmas› olan Alone Together var s›rada. Birden tan›d›k tonlarla karfl›laflmaya bafll›yorsunuz. Dede Efendi’nin Bülbül-î Hofl Neva’s›, ard›ndan Kerem Görsev’den I Remember Your Face sizi sarmal›yor. Ayr›ca albümde yer alan ve Focan imzas› tafl›yan Drummers Of Halicarnasus kula¤›n›z›n pas›n› siliyor. fiark›lar›n skalas›n›n geniflli¤i sizi flafl›rtmas›n. David Friesen’in özellikle Dede Efendi flark›s›ndaki ustal›¤› hemen dikkat çekiyor. Önder Focan’›n ise Friesen flark›s› Nu Blue’daki hakimiyeti etkileyici. ‹ki enstrüman, iki usta ifli olan bu albüm Focan’›n Türk pop flark›lar›n› caz olarak yorumlad›¤› çal›flma kadar ilgi çekecek. Albüm Avusturya’daki Miles Smiles adl› bir caz kulübünde kaydedilmifl.. Ada ve müzisyenlere bak›n, karar›n›z› verin… A Little Moonlight Dianne Reeves EMI / Kent Arflivcilere Arif Mardin’den bir hediye Arif Mardin dur durak bilmiyor! Grammy ödüllü genç flark›c› Norah Jones’un Come Away With Me albümüyle çok büyük bir baflar›ya imza atan Arif Mardin prodüktörlü¤ünde haz›rlanan yepyeni Dianne Reeves albümü, ülkemizde Eylül ay›nda piyasaya ç›kt›: A Little Moonlight. 2002’de Salt Lake City’de yap›lan k›fl olimpiyatlar›n›n, kapan›fl seremonisinde flark› söyleyen Dianne Reeves yeni albümüyle de hayli iddial› görünüyor. Albümde yer alan sanatç›lar aras›nda, Uluslararas› ‹stanbul Caz Festivali’nde dinledi¤imiz trompetçi Nicholas Payton da yer al›yor. Payton solistli¤inin yan› s›ra çok da etkili bir grup eleman›, ya da baflka bir deyiflle iyi bir ansambl eleman› oldu¤unu da bu albümde ortaya koyuyor. Ayr›ca piyanoda Peter Martin, davulda Gregory Hutchinson var. Albümün aç›l›fl flark›s› Loads Of Love, albümle neredeyse ayn› ad› tafl›yan What A Little Moonlight Can Do ve We’ll Be Together, hemen öne ç›kan çal›flmalar. Monteal Caz Festivali’nde Ella Fizgerald Ödülü’nü kazanan Reeves’in bu çal›flmas› caz severlerin arflivinde mutlaka yer almas› gereken albümlerden biri… sinema 34 Muhteflem Kahramanlar Gösterim Tarihi: 24 Ekim The League of Extraordinary Gentlemen Yönetmen: Stephen Norrington Oynayanlar: Sean Connery (Allan Quartermain), Shane West (Tom Sawyer), Peta Wilson (Mina Harker), Tony Curran (Görünmez Adam - Rodney), Stuart Townsend (Dorian Gray) Y›l 1899. Londra’da büyük bir banka soygunu gerçeklefltirilir. O y›llarda hayal bile edilmeyen tank benzeri z›rhl› bir araç kullanan soyguncular›n üzerinde Alman askeri üniformalar› var. ‹ngiltere silah sanayiine h›zla yat›r›m yapan Almanya’y› suçlar. ‹ki ülke aras›ndaki iliflkiler gerilir. Bir süre sonra benzer bir eylem, Almanya’da gerçeklefltirilince, Almanya da ‹ngiltere’yi suçlar. ‹ki ülke savafl›n efli¤ine gelir. Tüm bunlar yaflan›rken ‹ngiltere’nin efsanevi kahraman› Allan Quatermain (Sean Connery), Afrika’n›n sakin bir bölgesinde bir önceki maceras›nda kaybetti¤i o¤lu ve ekibinin yas›n› tutmaktad›r. ‹ngiltere’nin gizli haberalma teflkilat›ndan yard›m ça¤r›s› ald›¤›nda önce kabul etmez ama huzurlu malikânesine yap›lan bir sald›r› sonras› görevi kabul eder. Quartermain gizli servisin baflkan› M. taraf›ndan ola¤anüstü yetenekleri olan bir grubun bafl›na getirilir. Düflman Fahtom adl› bir suçludur. ‹leri teknoloji silahlar› kullanan Fantom’un Venedik’te yap›lacak bar›fl görüflmelerini sabote edece¤i bilgisi al›nm›flt›r. Ekibin görevi Fantom’u durdurmakt›r. Quatermain’in s›rad›fl› birli¤ini oluflturan kahramanlar Kaptan Nemo (Naseeruddin Shah), Dracula Mina Harker (Peta Wilson), görünmez adam Rodney Skinner (Tony Curran), Amerikan gizli servis ajan› Sawyer (Shane West), Dorian Gray (Stuart Townsend), ve Dr. Jekyll / Mr. Hyde’d›r (Jason Flemyng). Ancak aralar›nda bir casus vard›r. Alan Moore ve Kevin O’ Neill'in çizgi roman›ndan beyaz perdeye aktar›lan filmin yönetmeni yine bir çizgi roman uyarlamas› olan Blade filmiyle tan›d›¤›m›z Stephen Norrington. 35 sinema Karayip Korsanlar›: Siyah ‹nci’nin Lâneti Gösterim Tarihi: 10 Ekim (Pirates of The Carribean: The Curse of Black Pearl) Yön: Gore Verbinski Oyn: Johnny Depp (Sparrow), Ben Wilson (Mahkûm), Geoffrey Rush (Barbossa) Asmal› Konak Gösterim Tarihi: 17 Ekim Yön: Abdullah O¤uz Oyn: Özcan Deniz (Seymen A¤a), Nurgül Yeflilçay (Bahar), Selda Alkor (Sümbül Han›m), Menderes Samanc›lar (Bekir Kirve), James Altuner (Dr. Oktay), Kenan Bal (Ali Bey), ‹pek Tuzcuo¤lu (Dicle), Efsun Alper Sweet (Ayfle Melek), Ege Aydan (Yaman), Devrim Salto¤lu (Seyhan A¤a), fierif Sezer (Kader), Canan Hoflgör (Gül Uysal), Serra Y›lmaz (Büyücü) Son birbuçuk y›l›n fenomen TV dizisi Asmal› Konak’›n sinema filmi, bu ay gösterime giriyor. Yönetmenli¤ini Abdullah O¤uz’un yapt›¤› filmin çekimleri, Kapadokya ve Amerika’da gerçeklefltirildi. Filmin post-prodüksiyon çal›flmalar› Almanya’da yap›ld›. ‹zleyenlerini aylarca ekranlar›n bafl›na çivileyen dizinin son bölümü, bildik bir ‘son’ de¤ildi. Son bölümde bir önceki bölümde rahats›zlanan Bahar, kendine gelmiflti. Halsizli¤i sürdü¤ü için Seymen A¤a, onu doktora gitmeye ikna etmifl ve tahliller yap›lm›flt›. Kanser oldu¤u anlafl›lan Bahar, Seymen A¤a’yla birlikte ABD’ye gitmiflti. Bu flekilde beyaz cama veda eden dizi, ard›nda cevaplanmay› bekleyen bir çok soru b›rakm›flt›. ‹flte Asmal› Konak’›n sinema filmi bu sorulara yan›t veriyor. Tedavi için Amerika’ya giden Seymen ve Bahar’› bu ölüm kal›m mücadelesinde neler bekliyor? Bahar’› delicesine seven Seymen’in aflk› onu hayata ba¤lamaya yetecek mi? Kapadokya’daki konakta endifle içinde bekleyen aile New York’tan bekledikleri müjdeli haberi alabilecekler mi? Asmal› Konak filminin nas›l bitece¤ine dair söylentilerin yay›lmas›, Abdullah O¤uz’un film için üç ayr› son çekmesine neden olmufltu. Film hakk›nda bilgilerin d›flar›ya s›zmamas› için yap›mc›lar büyük çaba harcad›lar. Üstelik Abdullah O¤uz bu üç sondan hangisini kullanaca¤›na kendisinin de karar vermedi¤ini aç›klam›flt›. Filmin kurgusu tamamland›. Abdullah O¤uz son montaj› gözlerden uzak bir yerde (Marmaris’te) yapt›. Merakla beklenen film, ayn› anda 400 sinemada birden gösterime girecek. 36 Karayip Denizi’nin çapk›n ve yak›fl›kl› korsan› Kaptan Jack Sparrow için bu denizlerin kristal gibi berrak sular› macera ve gizem vaat etmektedir. Ancak Siyah ‹nci ad›n› verdi¤i gemisinin Kaptan Barbossa taraf›ndan çal›nmas›yla korsanl›k hayat› bir anda alabora olur. Bu kadarla yetinmeyen vahfli Kaptan Barbossa, Port Royal kasabas›na bask›n düzenleyerek valinin güzel k›z› Elizabeth Swann’› kaç›r›r. Bu olay üzerine Elizabeth’in çocukluk arkadafl› Will Turner devreye girerek Jack ile iflbirli¤i yapar. ‹ngiliz Donanmas›n›n en h›zl› gemisi olarak bilinen H.M.S. Interceptor’un kaptanl›¤›n› alan Jack Sparrow, k›z› kurtar›p gemisini geri alabilmek için yo¤un giriflimlere bafllar. ‹kilinin peflinde Elizabeth’in yak›fl›kl› ve h›rsl› niflanl›s› Amiral Norrington vard›r ve H.M.S. Dauntless adl› gemisiyle arkalar›ndan gelmektedir. Will’in fark›nda olmad›¤› bir gerçek vard›r. Lânetli bir hazinenin gazab›na u¤rayan Barbossa ve mürettebat›n›n kaderine sonsuza kadar ölmemek yaz›lm›flt›r. Ay›fl›¤› ç›kt›¤›nda canl› iskelete dönüflmektedirler. Üzerlerindeki lanetin kalkmas› ise ya¤malanan hazinenin bulunup eski yerine konulmas›na ve kan borcunun ödenmesine ba¤l›d›r. Comandante Gösterim Tarihi: 24 Ekim Yön: Oliver Stone Müzik: Alberto Iglesias Kurgu: Álex Márquez, Elisa Bonora Görüntü yön: Rodrigo Prieto, Carlos Marcovich Comandante, dünya siyasetinde yar›m yüzy›l› aflk›n bir süredir önemli bir rol oynayan Fidel Castro’nun bugününü ve geçmiflini beyaz perdeye aktaran bir belgesel. Oliver Stone’un, Fidel Castro’nun 75. do¤um y›l dönümünde, Küba’da 30 saati aflan çekim ve röportajlar›ndan yola ç›karak bugüne kadar yapt›klar›ndan farkl› bir sinematografik yaklafl›mla gerçeklefltirdi¤i bu yap›m, tarihî bir belge olarak ele al›nabilir. Oliver Stone, röportajc› olarak Castro ile birlikte kamera karfl›s›nda yer ald›¤› Comandante’de dünyan›n en büyük süper gücüne kafa tutan küçük bir ülkenin, nas›l olup da k›rk y›l› aflk›n süredir varl›¤›n› sürdürmeyi baflard›¤›n› kendince anlamaya ve anlatmaya çal›fl›yor. 20 filmlik flenlik Bafllama Tarihi: 10 Ekim ‘Filmekimi’ Emek sinemas›nda 10 - 16 Ekim tarihlerinde düzenlenecek. Festivalde son bir y›l›n sinema gündeminde yer alan 20 önemli filmin gösterimi yap›lacak. Ingmar Bergman (Bir Evlilikten Manzaralar) Yeni Dalga Anadolu’yu geziyor Gösterim tarihleri 03-09 10-12 13-15 13-19 17-23 24-28 Ekim: Ekim: Ekim: Ekim: Ekim: Ekim: Ankara (Ankapol Sinemas› ve Kavakl›dere Sinemas›) Malatya (Yeflil Sinema Kompleksi) Kayseri (Erciyes Üniversitesi Sinema Salonu) ‹zmir (‹zmir Sanat ve Frans›z Kültür Merkezi) Bursa (Tayyare Kültür Merkezi) Kars (‹l Kültür Merkezi Salonu) Gezici Festival ad›yla an›lan Avrupa Filmleri Festivali’nin 9’uncusu 3 ile 28 Ekim tarihleri aras›nda alt› kenti dolaflacak. Festival, yirmiyi aflk›n Avrupa ülkesinden 80 k›sa ve 31 uzun metrajl› filmden oluflan bir seçkiyle Ankara, Malatya, Kayseri, ‹zmir, Bursa ve Kars’a u¤rayacak. Bu y›lki festivalin a¤›r toplar› içinde öne ç›kan isim Jean-Luc Godard. Festivalde ustan›n befl önemli filmi (Alphaville, Ç›lg›n Pierrot, Çinli K›z, Kad›n Kad›nd›r ve Serseri Afl›klar) sunuluyor. François Truffaut‘nun Avrupa'n›n En ‹yileri bölümünde yer alan iki filmiyle (Amerikan Gecesi ve Jules ve Jim), Frans›z Yeni Dalgas›, festivalde esasl› biçimde temsil ediliyor. Ayn› bölümde filmlerini izleyece¤imiz di¤er ustalar aras›nda, Ingmar Bergman (Bir Evlilikten Manzaralar), Micheal Haneke (Tesadüfi Bir Kronolojinin 71 Parças›), Aki Kaurismaki (Sürüklenen Bulutlar), Pedro Almodovar (Sinir Krizinin Efli¤indeki Kad›nlar), Dardennes Kardefller (Söz), Claude Sautet (Vincent, François, Paul ve Di¤erleri), Bertrand Tavernier (K›rda Bir Pazar), Carol Reed (Üçüncü Adam) ve Roy Andersson (Giliap) gibi önemli isimler yer al›yor. Gezici Festival'de geçen y›l yitirdi¤imiz Mehmet Emin Toprak'›n an›s›na bu y›l Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü ve En ‹yi Erkek Oyuncu Ödüllerini alan Nuri Bilge Ceylan'›n Uzak filmi gösterilecek. Gezici Festival'de K›sa ‹yidir bölümünde sunulan 80 yap›t aras›nda, izleyicilerin oylar›yla seçilecek en iyi k›sa filme 1000 Euro'luk ‹zleyici Ödülü verilecek. Festivalde bu y›l yer alan baflka bir özel bölüm de dünya canland›rma sinemas›n›n en önemli ustalar›ndan 75 yafl›ndaki Raoul Servais'nin bütün filmlerinden oluflan bir toplu gösterim. Hiroflima Film Festivali'nin kurucusu ve yönetmeni Sayoko Kinoshita’n›n Avrupa Filmleri Festivali için seçti¤i 12 yap›t ise, Kinoshita'n›n Seçtikleri bafll›¤› alt›nda sunulacak. ‹lki geçen y›l düzenlenen Sonbahar Film Haftas› ya da k›saca ‘Filmekimi’, bu y›l 10-16 Ekim tarihlerinde Beyo¤lu Emek sinemas›nda düzenleniyor. Ço¤u bu y›lki festivallerden ödüllerle dönmüfl belli bafll› yap›tlar›n yer ald›¤› etkinlik boyunca 20 film gösteriliyor. ‘Filmekimi’nde önümüzdeki sezonda da¤›t›ma girecek baz› filmlerin gala gösterimleri de yap›lacak. Bunlardan ilki olan Denys Arcand’›n Barbarlar›n ‹stilas› (Les invasions barbares), geçti¤imiz aylarda Cannes’da en çok konuflulan yap›tlar aras›ndayd›. Çinli usta Zhang Yimou’nun, görselli¤iyle dikkat eçeken Kahraman’› (Hero) ile Oliver Stone’un Fidel Castro’yla ilgili olarak çekti¤i Comandante adl› belgeseli de gala gösterimlerinde seyirciyle buluflacak. Geceyar›s› Galas›’nda ise, Yakuza filmleriyle tan›nan Kinji Fukasaku’nun Ölüm Oyunu (Battle Royale) adl› tüyler ürpertici filminin yönetmen taraf›ndan yeniden kurgulanm›fl hali merakl›s›na sunulacak. Ken Loach’un ödül zengini filmi Afilli Delikanl› (Sweet Sixteen), Lars von Trier’in Dogville’i, John Sayles’in son yap›t› Bebekler Evi (Casa de los babys), Sun Zhou’nun yönetti¤i Zhou Yu’nun Treni (Zhou Yu’s Train), Gabriele Salvatores’in Hiç Korkmuyorum’u (Io non ho paura), Hans-Christian Schmid’in Uzak Ifl›klar (Lichter) adl› filmi, Patrice Leconte’un Trendeki Adam’› (L’homme du train), Fernando León de Aranoa’n›n yönetti¤i Güneflli Pazartesiler (Los lunes al sol), Dagur Kári imzal› Albino Noi (Noi Albinoi) Filmekimi’nde yer alan di¤er yap›tlar aras›nda. Etkinli¤in ilgi çekici filmlerinden biri de, dokuz Norveçli yönetmenin ortak ürünü olan Ütopya - Kusursuz Ülkede Kimse Kusursuz De¤il (Folk flest bor i Kina) bafll›kl› proje. Bu komedi, Norveç’teki bellibafll› sekiz siyasî partinin felsefesini yans›tan sekiz öyküyü bir araya topluyor. Patrice Leconte (Trendeki Adam) 37 tasar›m Ve tasar›m iktidar oldu Refik Tinifl Dünyan›n çeflitli ülkelerinden ADesing Fair için ‹stanbul’a gelen tasar›mc›lar, ‘Tasar›m ‹ktidara’ slogan› çerçevesinde düzenlenen etkinliklerle tasar›m›n öneminin alt›n› çizdiler. ADesign Fair’de üç farkl› proje sunacak olan Minzat Koç’un Misting Massage adl› çal›flmas›. 38 AD Art Decor ile ‹kon Turizm’in birlikte düzenledikleri Türkiye’nin ilk Uluslararas› Tasar›m Buluflmas› dünyaca ünlü birçok tasar›mc›y› bir araya getirdi. Dan›flma Kurulu’nda aralar›nda Serhan Ada, Defne Koz, Ali Bakova ve Gamze Türko¤lu gibi tan›nm›fl Türk tasar›mc›lar›n›n da bulundu¤u ADesign Fair 2003 - Uluslararas› Tasar›m Buluflmas› 10-14 Eylül tarihleri aras›nda Lütfi K›rdar Kongre ve Sergi Saray›’nda yap›ld›. Fuar genel anlamda ‘tasar›m’› moda ve marka yaratma aç›s›ndan kamuoyunun gündemine tafl›may› hedefliyordu ve üreticilerin yeni ürünlerini lanse ettikleri bir ortam oldu. Befl günlük fuar›n ilk üç gününde mimar, iç mimar, dekoratör, tasar›mc›, kurumsal tüketici, ürün müdürü, sat›n almac› gibi profesyoneller çeflitli etkinliklere kat›ld›. Hafta sonunu da içine alan son iki gün için ise fuar, baflka ziyaretçilere de aç›ld›. Fuar, Yaflam Alan›, Konsept, Atölye ve Tasar›mc›n›n Köflesi adl› dört bölümden olufluyordu. Bu bölümlerden Yaflam Alan›’nda ev, ofis gibi insanlar›n yaflad›klar› ortamlarda kullan›lan özgün tasar›mlar; Konsept bölümünde Yaflam Alan›’ndaki tasar›mlar› tamamlayan giysi, ayakkab›, oyuncak, amba- laj, k›rtasiye, internet, grafik gibi unsurlar; Atölye’de serbest tasar›mc›lar›n, tasar›m bürolar› ve tasar›m e¤itimi veren kurumlar›n projeleri; Tasar›mc›n›n Köflesi’nde ise tasar›mc›lar›n kulland›klar› CAD programlar›ndan çizim malzemelerine, bilgisayarlardan model malzemelerine, e¤itim kurumlar›ndan patent ofislerine kadar en son teknoloji, malzeme ve hizmetler yer ald›. Dijital tasar›m›n gurusu ‹stanbul’da Dijital tasar›mlar›yla dünyan›n say›l› mimarlar› aras›nda say›lan Profesör Hani Rashid, ADesign Fair 2003’e kat›ld›. Hani Rashid, Tasar›m Buluflmas›’nda Dijital Tasar›m konulu bir seminer verdi. Columbia University Graduate School’da Digital Tasar›m bölümünün kurulmas›na öncülük eden, ayn› üniversitede ders veren Rashid, çal›flmalar›n› NewYork’ta Asymptote adl› stüdyosunda sürdürüyor. Rashid, 11 Eylül sonras› NewYork Borsas› için haz›rlad›¤› Sanal Ticaret Merkezi Projesi ile Osaka Gas Ödülü’nü kazand›. Güney California Üniversitesi Mimarl›k Bölümü, Harvard Üniversitesi Tasar›m Bölümü, Danimarka Kraliyet Akademisi gibi tan›nm›fl okullarda konuk olarak ders veren ve seminerler düzenleyen Rashid, yapt›¤› çal›flmalarla s›k s›k Time, Technology Week, Domus, ArtByte gibi ünlü dergilerde de yer al›yor. mekân Röportaj: Esmahan Aykol / Foto¤raflar: Y›ld›r›m Sugöze Günah, fantezi ve bal›k... Yeni kuflak polisiye yazarlar›ndan Esmahan Aykol, Picus Dergisi’nin Eylül say›s› için Cibalikap› Bal›kç›s›’n› yazd›. ‹flte, Berlin’de yaflayan Aykol’un hayallerini süsleyen Cibalikap› Bal›kç›s›. Bo¤az›na düflkün, tombik bir Türk kad›n›n›n bafl›na gelebilecek en iyi fley, emin olun, Protestan ve üstelik de fakir bir Alman kentinde yaflamaya mahkûm olmak de¤ildir. Berlin fakir, çünkü Alman faflizminin ard›ndan gelen yenilgiyle birlikte iflgal kuvvetleri aras›nda paylafl›lm›fl, bu yüzden de iktisadî olarak geliflmemifl. Ama bana sorarsan›z, Berlin’de yeme içme kültürünün olmamas› asl›nda Protestanl›kla ilgili. Ayn› fakir Berlin, diyelim Bavyera’da olsayd›, fliflman ve nefleli Katolikler ne yapar eder bir yolunu bulurlard› domuzlar› flifle geçirmenin. Fakat Berlin Protestan, Protestanlar da s›ska, pinti ve s›k›c›. Enfes yemekleri yuvarlayarak bu dünyaya ac› çekmeye geldi¤imizi unutacak kadar ç›lg›n de¤iller. Kömür ›zgarada tam k›vam›nda piflmifl ahtapotlar› yalamadan yuttuktan sonra hesab› “günah›m›z nedir flef” diye istemek için yemek, dil ve din konusunda zengin bir fanteziye ihtiyaç var. Bu fantezi de bizim Prusyal›lar’da yok. Türkler’inse, her üç alanda da fantezi fukaras› oldu¤unu iddia edecek 40 de¤ilim. Özellikle de mutfak konusunda. Demem o ki, Berlin’de bir y›¤›n sinir fleye, mesela kaba¤› çi¤ çi¤ h›yar gibi salatalar›n üstüne serpifltiren aflç›lara katlan›rken, hayallerimde hep ‹stanbul’un içimi sevinçle dolduran bir mekân›; Cibalikap› Bal›kç›s› oluyor. Ömer’le ben, ‹stanbul’da geçirdi¤imiz normal bir yaz pazar gününde, yak›nda mayolarla Haliç’e yüzmeye gidece¤imizin hayalini kurarak, flortlarla evden ç›k›yoruz. Kas›mpafla ‹skelesi’nden küçük bir vapurla Balat’a geçiyoruz. Balat’ta, iskelenin yan›ndaki minicik a¤açlar›n gölgesinde piknik yapan aileler ilgiyle bizi seyrediyorlar. Bu insanlar› gördükçe, Haliç, Zürih Gölü kadar temiz, tertemiz olsa da buradan suya girebilece¤imize dair inanc›m›z sars›lmaya bafll›yor. En az›ndan benim inanc›m sars›l›yor. Kad›n oldu¤um için. Balat’›n ara sokaklar›nda peflimizde “hello, hello,” diye ba¤›ran bir çocuk ordusuyla, fareli köyün kavalc›lar› gibi yürüyoruz. Önünde durdu¤umuz evlerden kafas›n› uzatan erkekler, sat›l›k ev ar›yor- sak uygun bir fiyat yapabileceklerini söylüyorlar. Bu nedenle bir süre sonra, bafl›m›z› yerden kald›rmadan yürümeye bafll›yoruz. Balat gezintimiz pek uzun süremeden bitti¤inde, bir tur da Fener’de atmaya halimiz kalmam›fl oluyor. Cibali’ye, bu yaz›n›n gerçek konusu olan Cibalikap› Bal›kç›s›’na taksiyle gidiyoruz. Pazar günleri 15’de aç›l›yor buras›. Hafta aras› biraz daha geç, 17’de. Biz, yani Ömer’le ben, genellikle kendimizi tutamay›p çok fazla yedi¤imizden, e¤er mümkünse erken bir saatte gitmeye çal›fl›yoruz. Her seferinde, mezeleri atlayaca¤›m›z›, direkt ara s›caklardan ›zgara ahtapota girece¤imizi falan söylüyoruz kendi kendimize. Ama, aç›k söyleyeyim, bunu dakikada 60 kez tekrar etmezseniz ve hele de Ulvi Bey elinde tepsiyle merdivenlerde görünmüflse bir kere, hiçbir yarar› olmuyor. Cibalikap›’n›n spesiyalitesi Girit ezmesi; antep f›st›¤› ve peynirle yap›lan bir meze. Acayip bir fley. Bir de bademle doldurulmufl zeytinler var. Ki onlar da çok acayip. Asl›na bakarsan›z tüm mezeler ve hatta her fley rafine ve lezzetli. Gene de ›zgara ahtapotun özel bir vurgu, bu yaz›da kendine ait bir paragraf hak etti¤i kan›s›nday›m. Bir kere ›zgara ahtapot, gerçek bir ahtapota benziyor. Yani salatalar›n üstünde servis edilen minik minik kesilmifl, eflatun renkli nesneyle alakas› yok. Ayr›ca lastik gibi, çi¤nerken kart kart sesler ç›kard›¤›n›z, bo¤az›n›zdan afla¤› güçlükle itti¤iniz bir fley de de¤il. Denizlerin bize sundu¤u güzelliklerin fark›na varmak için Cibalikap›’da bir kez olsun ahtapot yemek gerekli. (Yeme önerisi: Gözlerinizi kapat›n, a¤z›n›zdaki ufac›k bacakl› yarat›¤a konsantre olun, mümkün oldu¤unca uzun süre bu pozisyonda kalarak ald›¤›n›z zevki uzat›n.) Ahtapot, ara s›caklar aras›nda an›l›yor. Bal›k merakl›s› de¤ilseniz, ana yemek olarak da yiyebilirsiniz. Fa- kat ben bal›klara merakl› olman›z› öneririm. Özellikle mevsimlerden yazsa ve küçük bal›klardan en güzelinin (alias: sardalya) sezonuysa. Sardalya, Cibalikap›’da, k›lç›klar› ay›kland›ktan sonra asma yapra¤›na sar›l›p ›zgara edilerek sunuluyor. Asma yapra¤›n›n mayhofllu¤u bal›kla eflsiz bir uyum sa¤l›yor. Yaprak, bal›¤›n ›zgarada kurumas›n› da önlüyor, sonuçta müthifl bir lezzet ortaya ç›k›yor. (Picus okurlar›na hizmet: Telefonla rezervasyon yapan kimselerin sardalyalar›n› da önceden rezerve ettiklerini ö¤renmifl bulunmaktay›m. Siz de kötü bir sürprizle karfl›laflmamak için telefonda sardalyan›z› ay›rtmay› unutmay›n.) Yavafl yavafl tatl› bahsine yaklaflmakta oldu¤umuzun fark›ndas›n›zd›r. Esasen, bir bal›kç›da fantezi dolu bir tatl›n›n bulunamayaca¤›n› da bilirsiniz. Ben Cibalikap›’ya gidene kadar bal›kç› tatl›lar›n›n en iyisinin çikolatal› sufle oldu¤unu düflünürdüm ki bunda da haks›z say›lmazd›m. Fakat içinde meyve parçac›klar› olan üstü dövülmüfl f›st›kla kapl› ›l›k tahin, en iyi sufleye hem befl basar, hem de bir tahinin nas›l olup da bu kadar lezzetlenebildi¤i hususunda insan› flaflk›nl›¤a gark eder. Prensip olarak tatl›n›n üstüne birer de Türk kahvesi içeriz. Art›k abartt›¤›m düflünülecek biliyorum ama kahveyi de çok iyi yap›yorlar. Sonra, hazine kutusu gibi bir kutunun içinde hesap geliyor. Aç›k söyleyeyim pek ucuz de¤il. Gene de bu kadar lezzetli fleyi bir arada hiçbir yerde yiyemeyece¤imize emin oldu¤umuz için biz gidiyoruz. Ayr›ca fahifl de de¤il. Bir de yaz k›fl lokantan›n kap›s›nda bekleyip otomobilleri park eden ve taksilerin kap›s›n› açan Erdal Bey var. Bizim yapt›¤›m›z› yapmay›n, ona bahflifl verin. Hem çok iyi bir insan. Abdülezel Pafla Cad. No:7 Cibali-Haliç Tel: 212 533 28 46/ 533 27 89 Asma yapra¤›na sar›l›p ›zgarada piflirilen sardalyan›n lezzetine doyam›yorsunuz. Aykol, Cibalikap› Bal›kç›s›’n›n sahibi Behzat fiahin’le birlikte. “Cibalikap› Bal›kç›s›’na taksiyle gidiyoruz. Pazar günleri 15’de aç›l›yor buras›. Hafta aras› biraz daha geç, 17’de. 41 kitap Gülenay Börekçi Hatice Sultan ile Ressam Melling Aflk, Seks ve Kad›nlara Dair Reflad Ekrem Koçu Do¤an Kitap, 275 sayfa Seda Kaya Güler Epsilon Yay›nc›l›k, 410 sayfa 1905 ile 1975 y›llar› aras›nda yaflam›fl ünlü tarih yazar› Reflad Ekrem Koçu’nun ak›c› ve güzel diliyle aktar›lm›fl 17 öykü. Her birinin sonunda o dönem tarihçilerinin tuttu¤u notlara ve küçük bir sözlü¤e yer verilmifl. Mesle¤e Kad›nca dergisiyle bafllam›fl olan gazeteci Seda Kaya Güler bu kez bizzat sürdürdü¤ü bir araflt›rman›n sonuçlar›n› kitaplaflt›rm›fl. Bu ikinci kitab›, Türkiye’de kad›n-erkek meselelerine kafa yoran herkesin ilgisini çekecek. M›s›r, Yunan ve Roma (Egypt, Greece and Rome), Charles Freeman, Çev: Suat Kemal Ang›, Dost Kitabevi, 699 sayfa Dost’tan iki yeni tarih kitab› ç›kt›. ‹lki, M›s›r, Yunan ve Roma ad›n› tafl›yor. Antik uygarl›klar, Roma ve Yunan dünyas›nda gündelik yaflam ve klasik edebiyat üzerine yapt›¤› araflt›rmalarla tan›nan Charles Freeman imzal› kitap, antik Akdeniz uygarl›klar› ve onlar aras›ndaki kültürel etkileflimin ça¤dafl dünyaya yön veren bask›n bir vurguya sahip oldu¤u sav›ndan hareketle yaz›lm›fl. M.Ö. 3200 tarihiyle bafllayan genifl bir ba¤lam içinde, insanl›k tarihinin birçok alandaki temel kazan›mlar›n›n kökeni oldu¤unda birleflilen kapsaml› bir uygarl›k çözümlemesi ve konuyu anlafl›l›r k›lma amac›n› güden tamamlay›c› flema, çizelge, resim ve planlarla esasl› bir baflvuru kitab›. Bahçelerin ve Parklar›n Tarihi ise Hans Sarkowicz’in kitab›, Cennet Bahçesi’yle bafll›yor, Eski M›s›r ve Babil’in Asmabahçeleriyle sürüyor; ard›ndan Çin, Japon, Antik Yunan, Roma, Bizans, ‹slâm, ‹talyan, Frans›z, ‹ngiliz ve Alman bahçeleri geliyor. Kitapta ‘modern zamanlar lunapark›’ Disneyland’e ayr›lm›fl bir bölüm bile var. Bahçelerin ve Parklar›n Tarihi (Die Geschichte der Garten und Parks), Hans Sarkowicz Çev: Ersel Kayao¤lu, Dost Kitabevi, 275 sayfa 42 Bir an› roman: Makriköy’e Dönüfl Ayn› zamanda çeflitli gazetelere yazd›¤› ve hayat›n›n belirli dönemlerinde kitap haline getirdi¤i köfle yaz›lar›ndan da tan›d›¤›m›z Dr. Selçuk Erez ayn› zamanda A¤›rmeflrep Kad›nlar ve Trendelenburg Pozisyonu adl› öykü kitaplar›n›n da sahibi (Bu kitaplardaki öyküler Mesa Nihta Stin Ayia Sofia ad›yla Yunancaya da çevrilmiflti.) Selçuk Erez flimdi daha da kiflisel bir kitapla okuyucusunun karfl›s›nda. Makriköy’e Dönüfl ad›n› tafl›yan kitapta (Makriköy, Bak›rköy’ün Bizans döneminden kalma eski ad›) kendi ailesinin hikâyesini belgelere de¤il kula¤a çal›nanlara, çocukken tan›k olunanlara, belli belirsiz hat›rlanan ve ancak olabilecek en az kelimeyle anlat›labilen olaylara dayanarak yaz›yor. Baflka bir deyiflle, hat›rlad›klar›n› zihninde topluyor, aileden kalan foto¤raf, elyazmas›, mektup ve benzeri belgeleri önüne çekiyor ve bir çeflit serbest ça¤r›fl›m yöntemi kullanarak bir soya¤ac› kitab› haz›rl›yor. Yazd›¤› önsözde flöyle demifl: “fiimdi son rötufllar› yap›lm›fl bu tabloyu korku ve haz kar›fl›m› bir duyguyla seyrediyorum. ‹çinde bulundu¤um ruh durumunu tam olarak yans›tabilecek bir kelime, ne dilimizde var ne de soyad›m› ald›¤›m Orta Asya Türkçe’sinde. Makriköy’e Dönüfl’ü yazarken geçmifle döndü¤ümü, mezarl›klara, harabe- lere u¤rad›¤›m›, buralardaki geçitlerden inerek ölmüfllerin pefline düfltü¤ümü, asl›nda u¤ran›lmamas› gereken yerlere vard›¤›m› biliyorum. Orpheus da sevdi¤ini ölüler diyar›ndan al›p yeryüzüne tafl›maya kalk›flmam›fl m›yd›? (...) Yeryüzünden derinlere do¤ru yapt›¤› yolculuk, asl›nda kendi benli¤ine varmak, benli¤ini bulmak için verdi¤i bir u¤rafl de¤il miydi? Her geriye bak›fl›n, bu diyarlar› y›llar önce terk edenleri geri getirmeye kalk›flman›n galiba böyle bir yönü de var. Bu tür giriflimler, bu nedenle, sadece öteye göçmüfl olanlar› de¤il, onlar› geri getirmeye giriflenleri de rahats›z edebilir. Korkutan da as›l budur!” Selçuk Erez sanki bir çeflit ruh ça¤›rmaktan söz ediyor. Kendi ad›na bu korkutucu bir deneyim olabilir ve hatta ona ‘Yoksa Makriköy’e Dönüfl’ü yazmamal› m›yd›m,’diye sordurtabilir ama siz bunu düflünmeyin ve kitab› keyifli bir okuma serüveni olarak al›n elinize. Makriköy’e Dönüfl Selçuk Erez, Do¤an Kitap, 185 sayfa Günefl diyagramlar› ve foto¤rafik ›fl›k oyunlar› Türkiye’nin Üzerindeki Ifl›k Sabit Kalfagil Kültür Bakanl›¤› Yay›nlar›, 303 sayfa Bu ay foto¤raf üzerine ülkemizde yay›nlanan nadir kitaplardan birini tan›taca¤›z. Ama önce biraz tarih bilgisi verelim: Sir John Herschel pozitif bask› yöntemini gelifltirerek 8 flubat 1841’de patentini alm›fl ve bu iflleme Yunanca ‘güzel’ (kalos) ve ‘Etki’ (typos) kelimelerinden oluflan ‘calotype’ ad›n› vermiflti. Sir Herschel’e göre bu asl›nda, ‘›fl›kla çizme’ ifllemiydi. Herschel ayr›ca bu alanda, ‘negatif’, ‘pozitif’ ve ‘foto¤raf’ sözcüklerini kullanan ilk kifliydi. Foto¤raf Latince ‘photos’ ve ‘graphus’ kelimelerinden oluflan kelime. Di¤er bir deyiflle ›fl›kla çizim yapabilmek... fiimdi gelelim bu aç›klamalar› vermemizin sebebine... Geçen ay Kültür Bakanl›¤› taraf›ndan Türkiye’nin Üzerindeki Ifl›k adl›, Sabit Kalfagil imzal› bir albüm yay›nland›. Uzun süredir e¤itmen olarak da çal›flan Kalfagil, konusunda gelifltirdi¤i yöntemleri, 1994’te Hindistan’da düzenlenen bir uluslararas› kongrede dünyaya sunmufl ve oldukça ilgi görmüfltü. Ancak en büyük eksik, çal›flman›n henüz kitap haline gelmemifl olmas›yd›. Bu çal›flma, nihayet flimdi kitaba dönüfltü. Kalfagil’e göre kitab› do¤uran nedenlerden bir tanesi de geçmiflte, yani çocuklu¤unda gördü¤ü filmlerin ›fl›klar›. Bir de yine o zamanlar gitti¤i tiyatro salonlar›n›n yan duvar›nda yer alan sahne ›fl›klar›ndan söz ediyor. Baflka bir deyiflle, ters ›fl›kla yap›lan ayd›nlatmalar Kalfagil’e esin kayna¤› olmufl. Elimizdeki kitapta her fleyden önce foto¤raf var. Yine bir aç›klama: Yaflad›¤›m›z topraklar bir foto¤rafç› için son derece verimli. Bu yüzden bu mesle¤in insanlar›, s›kl›kla ülkenin çeflitli bölgelerinde foto¤rafik gezilere ç›k›yorlar. Ancak bu yörelerdeki ›fl›klar, aydan aya hatta haftadan haftaya de¤ifliyor. Bu yüzden de bilinçsiz olarak kullan›lan ›fl›klarla yap›lan çal›flmalar ço¤u zaman pek mutlu sonuçlar do¤urmuyor. Sabit Kalfagil’in kitab›, bu bak›mdan insan›n içine ferahl›k veren bir çal›flma. Kültür Bakanl›¤› taraf›ndan yay›nlanan 303 sayfal›k kitab›n arka kapa¤›nda yedi tane günefl diyagram› yer al›yor. Bunlar›n her biri y›l›n simetrik iki günü için. Buna göre, güneflin konumu bak›m›ndan eflde¤er iki günde, hangi tarihle ilgili sonuç isteniyor ise o tarihin diyagram›n› plan ya da harita üzerine koyabiliyor ve böylelikle bir yap›n›n ya da bir alan›n hangi saatlerde nas›l ›fl›k ald›¤›n› kestirebiliyorsunuz. Kalfagil Anadolu’da foto¤raf çekmenin, ayn› zamanda tam da ‘yaflam saatini foto¤rafa göre ayarlamak’ anlam›na geldi¤ini biliyor. Sabit Kalfagil’in daha önce 1981 tarihli Foto¤raf Sanat›nda Kompozisyon ve 1988 tarihli Fatih An›tlar› adl› kitaplar› da yay›nlanm›flt›. Bask›s› k›sa sürede tükenen kompozisyon kitab›n›n ard›ndan foto¤raf dünyas› böylesi bir yay›n›n gereklili¤ini uzun y›llar tart›flm›flt›. Bu son çal›flmayla Kalfagil, foto¤raf kütüphanelerimize foto¤raf› kompozisyon ve ›fl›k tekni¤i aç›s›ndan anlatan de¤erli bir yay›n daha kazand›rm›fl oldu. Türkiye’nin Üzerindeki Ifl›k, foto¤rafla amatör ya da profesyonel olarak ilgilenen tüm merakl›lar›n kütüphanesinde bulunmas› gereken yay›nlardan biri. Alberto Modiano Ejderin Yüzy›l› (Le siècle du dragon) Henri Alleg, Çev: Remime Köymen, Belge Yay›nlar›, 211 sayfa Cumhuriyetçi Cezayir gazetesinin 1945-1965 y›llar› aras›nda yay›n yönetmenli¤ini yapan Henri Alleg'in bu görevi s›ras›nda yedi y›ll›k bir kesinti olmufltu. Bunun nedeni, kendisinin bir süredir hapiste olmas›yd›. Cezayirli özgürlük savaflç›lar›na destek verdi¤i için gözalt›na al›nan Alleg, gördü¤ü iflkenceleri hapisten kaçak olarak ç›kar›lan Sorgu adl› kitapta anlatm›flt›. Yazar›n elimizde bulunan Ejderin Yüzy›l› adl› son kitab›ysa bir Çin röportaj›. Yani Sam Amca'ya Fatiha’da ABD'yi, Büyük Geri S›çrama’da Rusya'y› anlatan Alleg'in yolu bu kez çok uzaklara, Çin'e düflmüfl. Ünlü gazetecinin yan›t arad›¤› soru “Gerçekten sahibi olaca¤› bir toplumu yap›land›rmak için tüm irade ve enerjilerini bu u¤ura yönelten Çin halk› ile onu engelleme kayg›s›nda olan geçmiflin güçleri aras›ndaki amans›z demirbilek oyunu”nu (çeviri hatas› m› acaba?) kimin kazanaca¤›. Alleg’in, Pekin'de ve Çin’in baflka yerlerinde sokaklara gerilen pankartlarda yaz›l› sözler ilginç ama asl›nda oyunun gerçek favorisi hakk›nda bizlere pek de sa¤lam bir fikir veremiyor: “Çin kendini itti¤i ve içine kapatt›¤› duvarlar› y›k›yor!” Alleg kitab›nda, milyonlarca turist, araflt›rmac›, sporcu, ifladam› ve flirket temsilcisinin her y›l ak›n ak›n Çin'e gitti¤ini söylüyor. Bu durumda belki de turistlerin Çinliler'den ö¤renecekleri, Çinliler'in Bat›l›lar’dan ö¤reneceklerinden çok daha fazlad›r. Bu arada, Alain Peyrefitte'in 1975'te yay›mlanan kitab›n›n ad›, bugün ve yar›n için de ipucu niteli¤indeydi: “Çin Uyan›nca”, yer yerinden oynar... 43 kitap Tarihin Cilveleri Piramit (Bathroom Readers’ Hysterical Institute) Çev: Lale Aykent Tunçman, Ayk›r› Yay›nc›l›k, 363 sayfa (Pyramid), William Golding, Çev: Arma¤an ‹lkin, ‹fl Kültür Yay›nlar›, 244 sayfa. Tarihin çeflitli dönemlerinden günlük hayata dair notlar... Akl›n›za gelebilecek her konuda e¤lenceli ve ayn› zamanda bilgilendirici detaylar, hikâyeler, anekdotlar, bilgiler... Bizde en çok Sineklerin Tanr›s›’yla tan›nan Nobel ödüllü ‹ngiliz yazar William Golding’in Piramit adl› bu roman›, bir büyüme, ya da baflka bir deyiflle masumiyetin yitimi öyküsü... Ustam Rüzgâr (First You Have to Row a Little Boat), Richard Bode, Çeviren: Su¤ra Öncü, Sistem Yay›nc›l›k, 166 sayfa Richard Bode, en sevdi¤i fleyi, yelkencili¤i, hayat›n gelgitlerini tan›mlamak için bir metafor olarak kullan›yor. Kendisi denize 12 yafl›ndayken aç›lm›fl ve bu iflin de kendine has incelikleri oldu¤unu keflfetmifl. Ö¤renilmesi gereken ilk fley karmafl›k tekniklerden önce küçük ve önemsiz gibi görünen bir tak›m detaylar›n çözümlenmesi gerekti¤iymifl. Bu ilk dersin ard›ndan koca bir hayat Bakkhalar Euripides Çeviren: Sabahattin Eyubo¤lu ‹fl Kültür Yay›nlar›, 129 sayfa Euripides’in (M.Ö. 480-406) Bakkhalar adl› trajedisinin iki ayr› Frans›zca versiyonundan Sabahattin Eyubo¤lu’nca çevirilip Azra Erhat taraf›ndan Yunanca asl›yla karfl›laflt›r›larak kontrol edilmifl olan metni, yeniden gün ›fl›¤›nda. Metne yazd›¤› önsözde Sabahattin Eyubo¤lu, “Bakkhalar yaln›z Yunan tragedyas›n›n de¤erli bir örne¤i de¤il, Dionysos dininin belli bafll› belgelerinden biridir. Dionysos dini ise Bat›’n›n fikir ve sanat kaynaklar›ndan biri ve belki en bereketlisidir. Bizim için ayr› bir önemi de bu dinin Yunanistan’a Ana44 geçip gitmifl. Çocuklar› do¤du¤unda da Bode sevgili yelkenlisini satm›fl, dolay›s›yla yelkencili¤i ö¤renememifller. Ama Bode hayallerinde onlara yelkenleri kald›r›p indirmeyi, demir atmay›, dalgal› denizde tekneyi ba¤layacak bir yere çekmeyi göstermifl hep. Veremedi¤i dersleri, gösteremedi¤i temrinleri bu kez kitap olarak ç›kartm›fl karfl›lar›na. “Çocuklar›m büyüdü. Zaferleri ve keflifleriyle kendi yaflamlar›na dald›lar. Ben anlat›lmam›fl hikâyemle, anlatacak kimsem olmadan kalakald›m. fiimdi yazd›klar›m iflledi¤im ihmalkârl›k günah›n›n telâfisidir.” K›sa yoldan hayat dersleri almay› isteyenlere, ‘okumazsam çok yaz›k olur’ duygusuna kap›lanlara ve suya âfl›k olanlara tavsiye edilir. dolu’dan geçmifl olmas›ndad›r,” diyor ve bu dinin kal›nt›lar›n› Manisa Bozda¤ eteklerinde, Bektaflî ayinlerinde ve günümüzde ‘tepilen’ horonlarda ar›yor. Aristoteles’in ‘fiairlerin en trajik olan›’ diye adland›rd›¤› Euripides, trajedisinin güç kaynaklar›ndan olan ‘ölüm fliddeti’ seriyor yine gözlerimizin önüne; t›pk› daha önce Medea’n›n öldürdü¤ü çocuklar›na, Hippolytos’un son anlar›na a¤lad›¤›m›z gibi, bu kez Dionysos’un etkisinde kendi o¤lu Pentheus’u kendi elleriyle parçalayan Aguae’ye a¤l›yoruz. “Dersimizi ald›k. Fakat bu ceza çok a¤›r,” diyor Aguae perperiflan; “Bana, yani bir tanr›ya hakaret ettiniz,” diye yank›lan›yor Dionysos’un sesi cevap olarak. Bizlerse, Nietzsche’yi ve Dionysosçu âyinlerle gelen Appoloncu katharsisi an›yoruz oyunun tam bu noktas›nda. Kutlu¤han Soyubol Buda’n›n Bilgeli¤i Jean Boisslier Çeviren: N. Feyza Zaim, YKY, 191 sayfa YKY’nin Genel Kültür Dizisi, dünya sanat ve kültür tarihinin önemli olaylar›n›, kiflilerini ve ak›mlar›n› ele alan kitaplardan olufluyor. Diziden son olarak 1917 Rus Devrimi ve Buda’n›n Bilgeli¤i ç›kt›. Bunlardan ilki Nicholas Werth’in, ikincisiyse Jean Boiselier’nin imzas›n› tafl›yor. Tarih doçenti ve yak›n dönem araflt›rmac›s› Nicholas Werth’in “Tarihin ilk sosyalist devriminin gölge oyununa hoflgeldiniz” sözleriyle tan›t›lan kitab›, yürüyen kalabal›klar, ün salm›fl ya da isimsiz kalm›fl kahramanlar, bar›fl ve özgürlük için dalgalanan k›z›l bayraklar ve yar›nlar›n flark›lar›na dair 150 foto¤raf, sanat yap›t›, mektup ve belgeden olufluyor. Edebiyat ve Hint araflt›rmalar› uzman› Jean Boiselier’nin kitab›ndaysa Siddharta Gotama’n›n hayat›n›n önemli evreleri, gençli¤indeki prenslik yaflant›s›ndan ‘uyan›fl’›na kadar anlat›l›yor ve okuyucuya buna dair 200 yaz›l› ve görsel belge sunuluyor. Kitapta ayr›ca Siddharta’n›n ö¤retisi, ilk yandafllar›, mucizeleri, gelifltirdi¤i -o dönem için al›fl›lmad›k- meditasyon teknikleri, düflünce biçimi, felsefesi ve bugün hâlâ insanlar› ayd›nlatmay› sürdüren Budist dininin geliflim evreleri yer al›yor. Her iki kitap da kitapl›¤›n›z›n kaynak kitaplar bölümünün vazgeçilmez parçalar› aras›nda yerini alacak gibi görünüyor. Nietzsche Bir Ahlâk Karfl›t›n›n Eti¤i Fransa’da okurlar›n tercihi Kad›nca Bir Hayat (Le problème avec Jane), Catherine Cusset, Çev: Hüsen Portakal, Do¤an Kitap, 325 sayfa Yazarlar ço¤u zaman roman kahramanlar›na verdikleri isimlere olay örgüsüyle iliflkili anlamlar da yüklerler. Siz de, okuyucu olarak üzerinize düfleni yapar ve ismi John veya Jane olan bir kahraman› varsa, o roman›n yola ç›k›fl noktas›n› tahmin edebilirsiniz. Sözkonusu kitap size s›radan bir insan›n hayatta karfl›laflabilece¤i olaylardan söz edecektir. Catherine Cusset’nin, kapa¤›nda “2000 y›l› Kad›n Okurlar Edebiyat Büyük Ödülü” kazand›¤› belirtilen kitab› da öyle. (Ödül Frans›z Elle dergisi okurlar› taraf›ndan verilmifl.) Zaten kitab›n orijinal ad› Le probleme avec Jane, yani dilimize do¤urdan çevirirsek, Jane’in meselesi. 1963’te Paris’te do¤an, klasik edebiyat ö¤renimi gören ve sekiz y›ld›r ABD’de yaflayan (Yale’de edebiyat dersleri veriyor) Catherine Cusset’nin kendi gibi akademisyen kahraman› Jane, 40 yafllar›nda ‘s›radan’ bir kad›n. S›radan kad›nlar›n yaflad›¤› türden maddi sorunlar› var, aflkta ise, birçok s›radan kad›n gibi, arad›¤› mutlulu¤u bir türlü bulamam›fl. Günün birinde oturdu¤u evin kap›s›n› aç›yor ve yerde, gazetesinin hemen yan› bafl›nda kahverengi bir paket buluyor. Önce, üzerinde herhangi bir isim yazmayan paketin, eski aflklar›ndan Alex taraf›ndan gönderildi¤ini zannediyor. Ama sonra bunun mümkün olamayaca¤›n› fark ediyor. Çünkü paketin geldi¤i yer New York, Alex ise olay›n geçti¤i tarihlerde bir sebeple Fransa’da yafl›yor. Her neyse, Kad›nca Bir Hayat’›n ‘s›radan’ kad›n kahraman› Jane paketin içinde, üzerinde Le probleme avec Jane yaz›l› upuzun bir metin bulundu¤unu görüyor ve do¤al olarak merak›n› yenemeyerek okumaya bafll›yor. fiafl›rt›c› ama yaz›lanlar asl›nda t›pa t›p kendi hayat hikayesi, üstelik son derece detayl› bir flekilde kaleme al›nm›fl. Bir akademisyen olarak yükselifli s›ras›nda özel hayat›nda nas›l inifle geçti¤i üzerinde titizlikle durulmufl. (Burada kad›nlara bir fley mi demeye çal›fl›yor Catherine Cusset?) Tabii Jane de hem kendi hayat›na üçüncü bir kifli gibi bakman›n verdi¤i mutsuzlukla kar›fl›k utanc› yafl›yor (Ne de olsa baflar›s›z bir hayat maceras› onunki), hem de kendisi hakk›nda bu kadar çok fley bilen meçhul yazar›n kim oldu¤unu merak ediyor. Asl›nda Kad›nca Bir Hayat’› okurken belli belirsiz bir flekilde bir dedektif roman› t›n›s› da sezeceksiniz. Çünkü yazar Catherine Cusset her bölümün sonunda Jane’le birlikte biz okuyucular›n da paketi kimin gönderdi¤ini bulmaya çal›flmam›z› istemifl. Dolay›s›yla ‘sorulan sorular’ ve ‘aranan cevaplar’ söz konusu. Kad›nca Bir Hayat, bir yaz ö¤ledensonras› için iyi bir seçim olabilir. Hafif ve ak›yor... (Nietzsche: The Ethics of an Immoralist), Peter Berkowitz Çev: Ertürk Demirel Ayr›nt› Yay›nlar›, 384 sayfa Tüm zamanlar›n en kendine has düflünce adamlar›ndan birinin felsefesine dair bir kitap. Ünlü felsefeci Peter Berkowitz’in imzas›n› tafl›yor. ‹çinizdeki Yarat›c›y› Keffledin (Artist’s Way) Julia Cameron Çeviren: Zerrin Koltukçuo¤lu Kurald›fl› Yay›nlar› 248 sayfa Hayat› bir sanat gibi yaflamak mümkün mü? Peki bunu sa¤lamak için neler yapmal›, hangi egzersizleri uygulamal›. ‹lginç oldu¤u kadar e¤lenceli. Sen Bana Mevsimlerden Söz Et (Des Jours et Des Nuits) Gilbert Sinoué Çev: Ali Cevat Akkoyunlu Do¤an Kitap 238 sayfa Kavalal› Mehmet Ali Pafla adl› kitab› da yay›nlanan Gilbert Sinoué, bu kez üç bin y›l önce yaflam›fl bir kad›n› arayan bir erke¤in hikâyesini anlat›yor. Çit Yanl›fl Numara (Follow the Rabbitproof Fence) Doris Pilkington, Çeviren: Gül Y›lmaz Nokta Yay›nlar›, 158 sayfa (Chasing the Dime) Michael Connelly, Çeviren: Enver Gürsel Remzi Kitabevi, 328 sayfa Doris Pilkington imzal› bir roman. 1931 y›l›nda Avustralya Hükümeti’nin, aborijin çocuklar›n› beyazlar›n yan›na hizmetkâr olarak yerlefltirip asimile etme giriflimini anlat›l›yor. Yeni jenerasyon Amerikal› yazarlardan Connelly, Yanl›fl Numara’da, hiç tan›mad›¤› bir kad›n için düzenli hayat›n› terk eden ve zamana karfl› amans›z bir yar›fla giren Pierce’›n hikâyesini anlat›yor. 45 kitap T›kanma Kayg› Kavram› (Choke), Chuck Palahniuk Çev: F. Uncu Irkl› Ayr›nt› Yay›nlar›, 234 sayfa Soren Kierkegaard, Çev: Türker Armaner ‹fl Kültür Yay›nlar› Dövüfl Kulübü adl› roman›yla ün kazanan Chuck Palahniuk’un bu kitab› da ayk›r› bir zihnin ürünü. Zaten yazar okuru önceden uyarm›fl: “Bu kitab› okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Kendinizi kurtar›n. Aksi takdirde her fley daha da kötü olacak.” Danimarkal› düflünür Soren Kierkegaard’›n ‹roni Kavram› ve Kayg› Kavram› adl› iki önemli eseri ‹fl Kültür Yay›nlar›’ndan ç›kt›. Felsefeyle ilgilenenler veya zihin kurcalayacak konulardan yorulmayacaklara önerilir. Hayata Bakan Edebiyat Nüket Esen-Erol Köro¤lu, Bo¤aziçi Üniversitesi Yay›nevi 172 sayfa 20. yüzy›l Türk edebiyat›n›n en büyük romanc›lar›ndan biri olan Adalet A¤ao¤lu, romanlar›n›n d›fl›nda hikâyeleri, tiyatro oyunlar›, an›lar› ve derlemeleriyle de dikkat çekti bugüne kadar. Bir Dü¤ün Gecesi, Yalan, Ölmeye Yatmak, Göç Temizli¤i, Üç Befl Kifli ve Romantik: Bir Viyana Yaz› gibi kitaplar›n yazar› A¤ao¤lu’nun, bugüne kadar yap›lmam›fl bir fleyi denedi¤i ve rüyalar›n› yazd›¤› bir kitab› bile var. Hayata Bakan Edebiyat, Bo¤aziçi Üniversitesi Yay›nevi taraf›ndan ç›kan yeni ve her Adalet A¤ao¤lu okurunun kütüphanesinde bulunmas› gereken kitap. Prof. Dr. Nüket Esen ve Dr. Erol Köro¤lu’nun imzas›n› tafl›yan kitap, biri Türkiye’de, Bo¤aziçi Üniversitesi’nde, öteki ABD’de, Ohio Eyalet Üniversitesi’nde yap›lan iki ayr› Adalet A¤ao¤lu sempozyumundan bir derleme. Elefltirel yaklafl›mlar içeren konuflmalar›n yap›ld›¤› bu sempozyumlarda hem Türk hem de yabanc› edebiyatç›lar›n yazara ve yap›tlar›na dair yorumlar› yer al›yor. Konuflmalarda Adalet A¤ao¤lu’nun romandan denemeye, tiyatro oyunundan hikâyeye kadar edebiyat›n çok farkl› ve çok çeflitli dallar›nda verdi¤i ürünler ele al›n›yor ve böylelikle de karfl›m›za son derece detayl› ve kapsaml› bir Adalet A¤ao¤lu portresi ç›km›fl oluyor. Adalet A¤ao¤lu okurlar›na ve okuyacak olanlara tavsiye edilir. 46 Bir fantastik yazar›n gözüyle dünya tarihi Arthur C. Clarke, bir zamanlar Dune için “Tüm bilimkurgu romanlar›n›n ötesinde. Yüzüklerin Efendisi d›fl›nda onunla k›yaslanabilecek bir eser yok,”demifl. Gerçekten de Dune Serisi, bilim kurgu türünün en çok satan, üzerine en çok düflünülen, yaz›lan, tart›fl›lan eserlerinden biri, hatta belki Clarke’›n dedi¤i gibi ‘biri’ olmaktan da ötede. Frank Herbert y›llar sonra yap›lan Dune bas›mlar›n›n birinin önsözünde flöyle yazm›fl: “Bir kült mü yaratt›n›z, diye soruyorlar. Yan›t: Yemin ederim ki, hay›r!” Dune’un kült olup olmad›¤› ayr›ca tart›fl›lmal› ama kitap edebî aç›dan ne kadar önemliyse, sosyal bilimler için de en az o kadar önemli. Çünkü Dune bafll› bafl›na bir dünya tarihi metaforu. Herbert’›n yaratt›¤› Fremenlerden Atreideslere, Horkonenlerden ‹xlilere ve Benne Gesserit rahibelerine kadar her unsur, dünya tarihinden al›nm›fl güç odaklar›n› simgeliyor. Dune gezegeninde bulunan spice’›n petrol analogu oldu¤u aç›k; ki zaten Fremenler ile Araplar aras›ndaki benzerlik tart›flma götürmez. ‹lk kitapta hikâyenin ana izle¤ini oluflturan Paul Atreides yani Muad’dip, Hz. Muhammed’e göndermedir. Dune evreni böyle özetlendi¤inde her fley çok basit ve ‘bildik’ görülmesin. Tüm bu arka plan›n önünde Herbert, alt› kitap boyunca politika, diplomasi, ekoloji, ekonomi-politik, teoloji, ahlâk ve sosyal de¤iflim üzerine uzun bir de¤erlendirme yap›yor. Herbert 1986 y›l›na kadar alt› kitap yazm›flt›. Ölümünden sonra yay›nc›s› yazar›n yedinci kitap üzerinde çal›flt›¤›n› aç›klam›fl ama son kitab›n notlar› bulunamam›flt›. Yedinci kitab›n s›rr›, 1997 y›l›nda Frank Herbert’›n kar›s›n›n ölümünden sonra çözülebildi. O¤ul Brian Herbert, annesinin ölümünden sonra ailesine ait iki banka kasas›n›n oldu¤unu ö¤rendi. Böylece Herbert’›n yedinci kitab›n notlar›n› ölmeden önce kasas›na kilitledi¤i anlafl›ld›. Kendisi de bilim kurgu yazar› olan Brian Herbert, yan›na Kevin J. Anderson’u alarak yedinci kitab›n rehberli¤inde yeni kitaplar yazmaya bafllad›. Dune Atredies Hanedan› bu ikilinin ilk ürünü. Kitap Dune Öncesi adl› alt seriye ait. Bu seride House Harkonnen ve House Corrino adl› iki kitap daha var. Ayn› ikili Dune Efsaneleri ad›yla bir baflka alt seriye daha bafllad›. Bu alt seri de üç kitaptan olufluyor: The Butlerian Jihad, The Machine Crusade ve The Battle of Corrin. ‹kinci kitap Eylül ay›nda ABD’de yay›mland›. Kabalc›’n›n yay›mlad›¤› Dune Atreides Hanedan›, serinin ilk kitab›n›n öncesinde geliflenleri ele al›yor. Kitap Muad’dip’in babas› Dük Leto’nun Atreides hanedan›n›n bafl›na geçiflini ve ilk kitapta tan›flt›¤›m›z gezegenbilimci Kynes’in babas› Pardot’un Çöl Gezegeni Dune’a geliflini ve gezegenin s›rr›n› çözme çabas›n› anlat›yor. Haluk Kalafat Dune, Atreides Hanedan› (Dune, The House of Atreides), Brian Herbert Kevin J. Anderson, Çev: Nil Alt, Kabalc› Yay›nlar›, 708 sayfa. Hazza dair iki eylem: Yemek ve yazmak Kutsanm›fl Azizeler (Impossible Saints) Michele Roberts, Çeviren: Özden Ar›kan ‹mge Kitabevi, 304 sayfa Michele Roberts’›n bizde son olarak Kutsanmam›fl Azizeler (Impossible Saints) adl› roman› ç›kt›. Baba ile k›z› aras›ndaki sevginin yasak hazlar›n› ve sanc›lar›n› ele ald›¤› roman›yla okuyucusunu aflk, ahlâk ve arzunun topraklar›nda sars›c› bir keflif gezisine ç›karan Roberts bir elefltirmen taraf›ndan “En flörtçü haliyle bir Woolf, en flehvetperest haliyle bir Joyce ve en yarat›c› haliyle bir Carter” diye nitelenmifl. Kendisi afla¤›daki röportaj›nda bize yemek piflirmek (ve tabii yemek) tutkusu ile yazma eylemi aras›ndaki ba¤lant›dan söz ediyor. Yazarl›k yönünüz d›fl›nda geliflkin bir yemek piflirme tutkunuz oldu¤unu biliyoruz. Size göre yemek piflirmek de yarat›c›l›¤›n parças› say›labilir mi? Yemek piflirirken de yarat›yorsunuz . Elinizde bir tarif var diyelim, siz bunu nas›l daha leziz bir hale getirebilece¤inizi düflünüyorsunuz kafan›zda ve tarifi kiflisellefltiriyorsunuz. Kendi ruhunuzu kat›yorsunuz bir bak›ma. T›pk› resim yapmak veya fliir yazmak gibi. Ben yemek yapmaya bay›l›yorum. Özellikle Operadaki Hayalet ö¤le yeme¤i... Sevgilim bir ressam, o yüzden sabah›n köründe uyan›p çal›flmaya bafll›yoruz ve ö¤le yemekleri bizi bir araya getiriyor. Anlatt›klar›n›zdan ç›kart›lan fley flu: Yemek piflirmek rahatlat›c› bir eylem, ama ayn› zamanda t›pk› sizin romanlar›n›z›n gibi, seksi bir yan› da var. Bu önemli bir detay bence. Baz› romanlar do¤aya ya da bir mekâna iliflkin olabiliyorlar, tercihe ba¤l› bir fley bu, ama ben romanlar›m›z›n daima ‘insanlar›’ anlatmas›n› istiyorum. ‹nsanlarla dünyan›n aras›nda seksüel iliflki diye bir fley olabiliyorsa bunun ne oldu¤unu araflt›r›yorum ben. Ayr›ca böyle bir çaban›n daha iyi yazman›z› sa¤lad›¤›na inan›yorum. Çünkü sonuç olarak zor bir fley yap›yorsunuz ve dikkatli olmak zorundas›n›z. O yüzden ben de yazd›¤›m hiçbir fleyde h›zl› olmuyorum, her kelimeyi önemsiyorum, böylelikle de kliflelerden uzaklaflabiliyorum. Size ‘En flörtçü haliyle Virginia Woolf’ gibi fleyler söylüyorlar... Oysa benim as›l etkilendi¤im yazar bir Frans›z, Colette. O, ‘hayattan daha büyük’ ve ayn› zamanda fazlas›yla kanl› canl› bir kad›nd›. ‹nsan bedeninin ifltah› hakk›nda yaz›yordu. Okuduysan›z bilirsiniz ki, onun kad›nlar› âfl›klar›yla randevular›na gitmeden hemen önce bile flöyle harika bir yeme¤e ‘hay›r’ demezler (gülüyor) ve ben bunu bütünüyle onayl›yorum. (The Phantom of the Opera), Gaston Leroux, Çeviren: Erhan Cindafl, ‹thaki Yay›nlar›, 298 sayfa Eski bir Paris Operas› yöneticisi, bir gece ç›kmaya haz›rlan›rken içeride bir adam görmüfl. Adam ortal›kta dolafl›p zeminin tozunu al›yor ve oray› buray› ‘kokluyormufl’. Yönetici onun, ertesi günkü oyunun y›ld›z› Sir John Gielgud oldu¤unu ancak iyice yaklafl›nca anlam›fl. Gielgud garip hareketlerini flöyle aç›klam›fl: “Bir aktör ancak kendi sahas›nda büyüktür. O yüzden binay› da avucumun içi gibi tan›mam gerek. “ ‹flte Sir Gielgud’un kendini bir çeflit ‘Operadaki Hayalet’ haline getirmesi hikâyesi. Gaston Leroux’nun, neredeyse yazar›n›n ad›n› unutturacak kadar ün kazanm›fl roman›n›n kahraman› da bu tür biri. Ola¤anüstü sesine ra¤men d›fl dünyada yaflayamayacak kadar çirkin olan ve kendine yaflama alan› olarak bir opera binas›n›n karanl›k dehlizlerini seçen Hayalet’in tek amac› vard›r; ‘biri’ olmak. Opera’daki Hayalet, özellikle karanl›k temalar› ve romantik aflk hikâyelerini sevenlere önerilir. Bu arada son olarak bir not daha ekleyelim: Operadaki Hayalet, bugüne dek say›s›z kez sinemaya ve televizyona uyanland›. Bunlardan en ünlüsü baflrolünü Lon Chaney’nin oynad›¤› siyah beyaz film. Kitab›n içeri¤indeki karanl›¤›, görkemli dekorlarla hafifletmeyi deneyen Andrew Lloyd Weber imzal› bir de müzikal var. Erkeklerin Sessizli¤i Karanl›¤›n Gözleri (Le Silence des Hommes), Christine Orban Çeviren: Filiz Nay›r Deniztekin, Varl›k Yay›nlar›, 181 sayfa (Rangur), Eleanor T. Beaty, Çeviren: Mine Kazmao¤lu, Gün›fl›¤› Kitapl›¤›, 286 sayfa Christine Orban “Kad›nlar gevezedir, konuflmadan duramazlar... Erkeklerse ketumdur, sustuklar›nda a¤›zlar›n› b›çak açmaz,” diyor. Bu konudaki detaylar› ö¤renmek için kitab› okuyun. Yaz tatilini geçirmek için New York’tan kalk›p okyanus ortas›ndaki bir adaya giden Aleks’in, herkesin yüre¤ine korku salan Rangur’un hedefi haline gelmesini anlatan bir romantik gerilim. 47 kitap Gulliver’in Gezileri (Gulliver’s Travels), Jonathan Swift, Çeviren: K›ymet Erzincan K›na, ‹thaki Yay›nlar›, 360 sayfa Jonathan Swift, daralan ruhunu ironi ya¤murlar›yla ferahlatmaya çal›flm›fl bir yazar. En ünlü eseri de Gulliver’›n Gezileri. Kitap, bir ‹ngiliz tâcirin gezilerinde yolunun, çeflitli adalara - ama kendi gibi 18. yüzy›l ürünü Crusoe’dan farkl› olarak ‘›ss›z olmayan’ adalara - düflmesinin hikayesi. Gulliver cücelerin yaflad›¤› adada bedenini ve ruhunu minik odalara s›¤d›rmaya çal›fl›yor; devlerin yaflad›¤› adadaysa kendini kocaman mekânlarda önemli biri sayd›rmaya gayret ediyor. En sonunda atlar›n efendi, insanlar›n köle oldu¤u bir adaya s›¤›n›r. Anlat›lanlar, yar› paranoya, yar› gerçek, ama hakikaten enfes. M›s›r, Yunan ve Roma (Egypt, Greece and Rome), Charles Freeman, Çev: Suat Kemal Ang›, Dost Kitabevi, 699 sayfa Dost Kitabevi’nden iki yeni tarih kitab› ç›kt›. ‹lki, M›s›r, Yunan ve Roma ad›n› tafl›yor. Antik uygarl›klar, Roma ve Yunan dünyas›nda gündelik yaflam ve klasik edebiyat üzerine yapt›¤› araflt›rmalarla tan›nan Charles Freeman imzal› kitab› dilimize Suat Kemal Ang› çevirmifl. Kitap, antik Akdeniz uygarl›klar› ve onlar aras›ndaki kültürel etkileflimin ça¤dafl dünyaya yön veren bask›n bir vurguya sahip oldu¤u sav›ndan hareketle yaz›lm›fl. M.Ö. 3200 tarihiyle bafllayan kitapta, tamamlay›c› flema, çizelge, resim ve planlarla esasl› bir baflvuru kitab›. Bahçelerin ve Parklar›n Tarihi ise Alman edebiyat› ve tarih ö¤renimi gören ve flu anda radyo kültür sanat programlar› haz›rlayan Hans Sarkowicz’in kitab›, Cennet Bahçesi’yle bafll›yor, Eski M›s›r ve Babil’in Asmabahçeleriyle sürüyor; ard›ndan Çin, Japon, Antik Yunan, Roma, Bizans, ‹slâm, ‹talyan, Frans›z, ‹ngiliz ve Alman bahçeleri geliyor. Kitapta ‘modern zamanlar lunapark›’ Disneyland’e ayr›lm›fl bir bölüm bile var. Bahçelerin ve Parklar›n Tarihi (Die Geschichte der Garten und Parks), Hans Sarkowicz Çev: Ersel Kayao¤lu, Dost Kitabevi, 275 sayfa 48 K Kitapl›¤›’ndan yeni çeviriler K Kitapl›¤›’n›n Küçük Kitaplar’› dünya edebiyat›n›n önemli isimlerinin Türkçe’de hiç yay›nlanmam›fl ya da yay›nland›ysa bile y›llard›r unutulmufl eserlerini okuyucuyla buluflturuyor. Diziden ç›kan son dört kitap aras›nda antika de¤erinde bir çeviri de yer al›yor: Washington Irving imzal› Uykulu Kuytu Menk›besi (Sleepy Hollow). Kitab› dilimize aktaran kifli, Halikarnas Bal›kç›s›. Üstelik bu çeviri günümüzden tam 64 y›l önce yap›lm›fl. Ferit Edgü’nün sunufluyla yay›mlanan kitapta, ‘Kesikbafl Söylencesi’ çevresinde Amerikan taflra hayat›ndan kesitler sunuluyor. Uykulu Kuytu Menk›besi, sihirli ve masals› bir macera. Ferit Edgü’nün sunufl yaz›s›nda belirtti¤i gibi, ‘kendisi de bir söylence olan’ Halikarnas Bal›kç›s›, ‘söylencelere tutkun’ Irving’i dilimize aktarmak için akla gelebilecek en uygun isimlerden biri. Yani flansl› bir tesadüf söz konusu. Diziden ç›kan öteki kitaplara gelince, bir tanesi Lafcadio Hearn’den, Kwaidan. (‘Tuhaf öyküler’ anlam›na gelen Japonca bir kelime.) Hearn Avrupa’da do¤mas›na ra¤men daha sonra, 1890’da tesadüfen gitti¤i Japonya’ya âfl›k olup o ülkeye yerleflmifl bir yazar. Hatta orada bir samuray›n k›z› olan Koizumi Setsu’yla evlenerek Koizumi Yakumo ad›n› alm›fl. Kendisine ün kazand›racak eserlerini de orada yaratm›fl zaten. Japon fantastik edebiyat›n›n önemli isimlerinden say›lan ve Japonya’n›n Edgar Allan Poe’su ünvan›yla an›lan Hearn’ün ürpertici hikâyelerinde esin kayna¤› eski Japon halk edebiyat›ym›fl. Kwaidan’da yedi hikâye var. Joseph Conrad imzal› Gençlik’in çevirisini ise E. Efe Çakmak yapm›fl. Elefltirmenlerin, Karanl›¤›n Yüre¤i’ne bir ön haz›rl›k sayd›klar› Gençlik’te, Do¤u-Bat› çat›flmas›, modern Bat›’n›n Do¤u’yla tan›flmas›, gençli¤in kaybolmaya mahkûm görkemi, ›fl›lt›s›, umutlar›, cesareti ve insan›n hayat maceras› s›ras›nda yaflad›¤› hayalk›r›kl›klar› anlat›l›yor. Son kitap ise Aristoteles’in Poetika’s›. Bu ‘küçük’ kitap, Bat› düflüncesinin temel tafllar›ndan biri ve fliir kuramlar›n›n en eskisi. fiiir ve tragedyan›n felsefeye yak›n oldu¤unu savunan Aristoteles’in Poetika’s›n›, çevirmeni Samih Rifat “Bir daha yinelenmeyecek bir mucize, tüm ilkler gibi hiçbir zaman bir daha yaz›lmayacak, tad›na bir daha ulafl›lmayacak, tek ve benzersiz bir metin,” diye tan›ml›yor ve “Bir daha kimse, bu çocuksu safl›kta bakmayacak sözcüklerin, öykülerin, dizelerin, e¤retilemelerin gizemine. Bir daha bu tazelikte s›n›fland›r›lmayacak söz, oyun, dize ya da öykü türleri,” diyor. K’dan yeni ç›kanlar Poetika (fiiir Sanat› Üstüne) Aristoteles, Çev: Samih Rifat Uykulu Kuytu Menk›besi W. Irving, Çev: Halikarnas Bal›kç›s› Gençlik Joseph Conrad, Çev: E. Efe Çakmak Kwaidan (Tuhaf fieyler Üzerine Öyküler ve Çal›flmalar) Lafcadio Hearn, Çev: Zeynep Avc› Kimse kimseye dâhi olmay› ö¤retemez ama... Kavalier & Clay Michael Chabon Çev: Mehmet Harmanc› Everest Yay›nlar› 726 sayfa The Mysteries Of Pittsburgh, Fountain City ve L.A. Confidential filmiyle Oscar kazanan Amerikal› yönetmen Curtis Hanson taraf›ndan sinemaya uyarlanan ve 90’lar›n en heyecan verici filmlerinden biri olarak hat›rlanan Wonder Boys (Bizde gösterime girmedi) adl› kitaplar›yla Amerikan edebiyat›n›n en ilginç isimlerinden biri olarak kendini kabul ettiren Michael Chabon’un The Amazing Adventures of Kavalier & Clay adl› roman› nihayet Türkçe’ye çevrildi. Everest Yay›nlar›’ndan ç›kan ve Mehmet Harmanc› taraf›ndan dilimize aktar›lan The Amazing Adventures of Kavalier & Clay, 1930’larda çizgi romanlar yaratarak hayatlar›n› kazanan iki genç Yahudi’nin e¤lenceli hikâyesi. Afla¤›da, k›sa sürede edebiyat dünyas›n›n pop starlar›ndan biri haline gelen Michael Chabon’la internet dergisi The Onion taraf›ndan yap›lm›fl bir röportajdan al›nt›lar okuyacaks›n›z. Chabon bu röportajda flu günlerde popülerli¤i iyice artan yazarl›k kurslar›ndan ve bir yazar olarak hayat›n› kazanman›n zorluklar›ndan söz ediyor. Yazarl›k kurslar› popülerlefliyor. Eskiden ‘o fleye sahipseniz sahipsinizdir, yoksa ne yaparsan›z yap›n elde edemezsiniz,’ denirdi. Siz ne düflünüyorsunuz? ‘O fley’ derken neyi kastetti¤inize ba¤l›. Stephen King’in Yazmak Üzerine adl› kitab›n› okudunuz mu? Orada King, ö¤retilen ve ö¤renilen hiçbir fleyin, kötü bir yazar› iyi bir yazar ya da iyi bir yazar› büyük bir yazar haline getiremeyece¤ini söylüyor. Kimsenin kimseye dâhi olmay› ö¤retemeyece¤ine ben de inan›yorum, ama yazarken hata yapmamay› ve yazmak denen fleye ‘okuyucu’ gibi de¤il de ‘yazar’ gibi bakmay› ö¤retebilirsiniz. Ö¤retilebilecek pek çok teknik var ve bunlar›n yarar› olabilir. Bu konuda iyimserim, yazarl›k kurslar›n›n iyi fleyler oldu¤unu düflünüyorum. Yazmak niçin öteki disiplinlerden farkl› olsun ki? Asl›nda farkl›, matematikteki gibi, bir problemin daima tek bir cevab› olmuyor yaz›da. Tabii öyle. Ama gene de bu yaz›n›n ö¤renilemeyece¤i anlam›na gelmiyor. Yazmak bu aç›dan öteki sanat dallar›ndan, resimden, müzikten, heykelden ya da oyunculuktan farkl› de¤il. Resim meselâ... Biri size ö¤retmezse hayatta akl›n›za gelmeyecek pek çok teknik vard›r. Bu yazarl›k için de geçerlidir. Okumak bile bir ö¤renme süreci olabilir. Tabii, okurken ‘okuyucu’ özelli¤inizi bir kenara at›p okudu¤unuz fleye baflka gözle bakarsan›z... Bunu size flöyle de anlatabilirim: Vladimir Nabokov’un Lolita’s› büyük bir roman, büyüleyici. Okurken ne hakk›nda oldu¤unu, hikâyede neler yafland›¤›n›, dilin ne kadar ustaca ve güzel kullan›ld›¤›n› düflünürsünüz, masumiyet, de- neyim ve kirlilik sahneleri ruhunuzu altüst eder. Ama bu s›rada siz bir okuyucusunuzdur. Anlat›m teknikleri üzerine kafa yormazs›n›z. Bunu yapacak olursan›z, okudu¤unuz fley sizin için art›k zevk olmaktan ç›k›p bir ders haline gelmifl demektir. E¤er birinci tekil flah›s taraf›ndan anlat›lan bir roman yaz›yorsan›z, Lolita gerçekten de iyi bir ders metnidir. Konuyu de¤ifltirelim. Bir romanc› ne kadar baflar›l› olursa olsun Ludlum ve Clancy gibi popüler romanc›lar›n sat›fl baflar›s› karfl›s›nda ezilmek durumuyla karfl› karfl›ya... San›r›m ben meseleye bu gözle bakm›yorum. Tabii ki bir romanc› olarak hayat›n›z› kazanmak zorundas›n›z. Baz›lar› bunu ö¤retmenlik yaparak sa¤l›yor. Benim durumumdaysa filmlere ve televizyon dizilerine senaryolar yazmak gibi bir durum söz konusu. Kar›m da ben de yazar olarak sigortal› de¤iliz. Ama senaryo yazar› olarak kay›tl› oldu¤umuz için gene de sigortam›z var. Dolay›s›yla ben Hollywood’da çal›flmak, Spider Man gibi senaryolar yazmak zorunday›m. Gelecek için bir yazar olarak hedefiniz ne? Tom Clancy olmak gibi bir hayalim hiçbir zaman olmad›. Kendisine kesinlikle karfl› filân de¤ilim, baflar›lar› devam etsin, ama ben o tür bir baflar›y› istemiyorum. Nihaî hedefim san›r›m, baflkas› yazm›fl olsayd› okurken zevkten ölebilece¤im bir roman yazmak. En iyi, en e¤lenceli, en güzel yaz›lm›fl kitab›n üzerinde benim imzam oldu¤unu hayal ediyorum. Âyifle Ç›k›kç›n›n K›z› (She), Henry Rider Haggard, Çeviren: Nilgün Özcan, ‹thaki Yay›nlar›, 351 sayfa (The Bonesetter’s Daughter), Amy Tan Çeviren: Özüm Ünal Epsilon Yay›nc›l›k, 343 sayfa Horace Holly ile manevî o¤lu Leo Vincey'nin, Afrika'n›n kalbine yapt›klar› yolculu¤un öyküsü. Sonunda, tüyler ürperten kör yeralt› mezarlar›nda yaflayan gizemli kraliçe Âyifle ile karfl›laflacaklard›r. Amy Tan gene ana k›z iliflkilerini ele ald›¤› bir romanla okuyucu karfl›s›nda. Ç›k›kç›n›n K›z›, Çin'de büyümüfl anne ile Amerika'da do¤mufl k›z›n›n hikâyesini anlat›yor. 49 çok satan kitaplar Türkiye / Edebiyat Türkiye / Edebiyat d›fl› 1. Anlar ‹zler Tutkular ‹nci Aral Epsilon Yay›nc›l›k 2. Git Kendini Çok Sevdirmeden Tuna Kiremitçi Do¤an Kitapç›l›k 3. fiiirin K›zkardefli Öykü Buket Uzuner Everest Yay›nlar› 4. Mor ‹nci Aral Epsilon Yay›nc›l›k 5. Geri Döneceksin Maeve Binchy Do¤an Kitapç›l›k 6. Kurtlar ‹mparatorlu¤u J. Christophe Grangé Do¤an Kitapç›l›k 7. Rüyalar›n› Bana Ver Haflmet Babao¤lu ‹thaki Yay›nlar› 8. Ku(r)flun Lezzeti Selçuk Altun Sel Yay›nlar› 9. Düello Akif Pirinççi Güncel Yay›nc›l›k 10. Çit Doris Pilkington Nokta Yay›nc›l›k 11. Nefes Nefese Ayfle Kulin Remzi Kitabevi 12. Makriköy’e Dönüfl Selçuk Erez Do¤an Kitapç›l›k 13. Mavi Ufuklar Wilbur Smith Alt›n Kitaplar 14. Sen Bana Mevsimlerden Söz Et Gilbert Sinoue Do¤an Kitapç›l›k 15. Hayat›n Kayna¤› Ayn Rand Plato Yay›nc›l›k 1. Aflk Seks ve Kad›nlara Dair Seda Kaya Güler Epsilon Yay›nc›l›k 2. ‹çimden Geldi¤i Gibi ‹kbal Gülp›nar Elma Yay›nc›l›k 3. Atatürk’ün Kemiklerini S›zlatan Parti CHP Vural Savafl Bilgi Yay›nevi 4. Gayet Ciddiyim Gülse Birsel Epsilon Yay›nc›l›k 5. Yüz Y›ll›k Gölgeler Ergün Gündüz Epsilon Yay›nc›l›k 6. Ne Yapmal› Oktay Sinano¤lu Otopsi Yay›nc›l›k 7. Etekli ‹ktidar Sinan Akyüz Everest Yay›nlar› 8. 5-6-2 Tamam Reis Sayg› Öztürk Ümit Yay›nc›l›k 9. ‹htilâlci Subaylar Ersal Yavi Yaz›c› Yay›nc›l›k 10. Ö¤retmenim Mori ile Sal› Buluflmalar› Hayattaki En Büyük Ders Mitch Albon Boyner Yay›nlar› 11. Aflk ve Evlilik Fahrünisa Boran Epsilon Yay›nc›l›k 12. Gülriz’in Mutfa¤› Gülriz Sururi Do¤an Kitapç›l›k 13. Simpson’lar›n Felsefesi William Irwin, Mark T. Conard, Aeon J. Skoble Güncel Yay›nc›l›k 14. P›nar’›n Mutfa¤›ndan P›nar Altu¤ Alfa Yay›nc›l›k 15. Üç Kurufl Fazla Olsun K›rm›z› Olsun Fatih Türkmeno¤lu Epsilon Yay›nc›l›k Kaynak: Yeni Çizgi Yay›n Da¤›t›m Ltd (22 Eylül 2003 itibariyle) 50 Türkiye / Çocuk-‹lk Gençlik 1. Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldafll›¤› J. K. Rowling YKY 2. ‹ngiliz Gülleri Madonna ‹letiflim Yay›nlar› 3. Kat› Kurallar Okulu Lemony Snicket Do¤an-Egmont 4. En’ler, ilk’ler Serhan Büyükkeçeci Timafl Yay›nlar› 5. ‹flte Hayat P›nar Y›lmazer Epsilon Yay›nc›l›k 6. Kendim Gibisi Yok P›nar Y›lmazer Epsilon Yay›nc›l›k 7. Ö¤retmenim, Lütfen Bu Kitab› Okur musun? Hasan Y›lmaz Boyner Yay›nlar› 8. Anneannemin Konuk Kedisi Muzaffer ‹zgü Bilgi Yay›nevi 9. Sekizinci Renk Gülten Day›o¤lu Alt›n Kitaplar 10. Paylaflmak Ki O En Güzel P›nar Y›lmazer Epsilon Yay›nc›l›k 11. Patenli K›z Zeynep Cemali Gün›fl›¤› Kitaplar› 12. Ben Sevilmeye De¤erim Ulviye Alpay Epsilon Yay›nc›l›k 13. Çocuk Bilmeceleri Adnan Ersan Arkadafl Yay›nevi 14. Eyvah, Annem Kiki Thorpe (Terry Minski’nin televizyon senaryosundan uyarlama) Do¤an-Egmont 15. Özgün Da¤c›n›n El Kitab› Anita Ganeri Timafl Yay›nlar› ABD / Edebiyat Almanya / Edebiyat 1. The Da Vinci Code Dan Brown, Doubleday 2. The Teeth of the Tiger Tom Clancy, Putnam 3. High Druid of Shannara: Jarka Ruus Terry Brooks, Del Rey/Ballantine 4. The Namesake Jhumpa Lahiri, Houghton Mifflin 5. Blindside Catherine Coulter, Putnam 6. The Sinner Tess Gerritsen, Ballantine 7. The Devil Wears Prada Lauren Weisberger, Doubleday 8. The Lovely Bones Alice Sebold, Little, Brown 9. The Curious Incident of the Dog in the Night-Time Mark Haddon, Doubleday 10. Diary Chuck Palahniuk, Doubleday 1. Elf Minuten Paul Coelho, Diogenes 2. Vor dem Frost Henning Mankell, Zsolnay 3. Mitternachtsfalken Ken Follett, Lübbe 4. Harry Potter and the Order of the Phoenix Joanne K. Rowling, Bloomsbury 5. Monsieur Ibrahim und die Blumen des Koran Eric-Emmanuel Schmitt, Ammann 6. Du bist nie allein Nicholas Sparks, Heyne 7. Am Ende des Schweigens Charlotte Link, Blanvalet 8. Der Alchimist Paulo Coelho, Diogenes 9. Mein deutsches Dschungelbuch Wladimir Kaminer, Manhatten 10. Fundbüro Siegfried Lenz, Hoffmann und Campe ABD / Edebiyat d›fl› Almanya / Edebiyat d›fl› 1. Lies (And the Lying Liars Who Tell Them) Al Franken, Dutton 2. Kate Remembered A. Scott Berg, Putnam 3. Benjamin Franklin Walter Isaacson, Simon & Schuster 4. After Life John Edward ve Natasha Stoynoff, Princess 5. Living History Hillary Rodham Clinton, Simon & Schuster 6. Why America Slept Gerald Posner, Random House 7. Under the Banner of Heaven Jon Krakauer, Doubleday 8. Seabiscuit: Special Illustrated Collector's Edition Laura Hillenbrand, Random House 9. Treason Ann Coulter, Crown Forum 10. A Short History of Nearly Everything Bill Bryson, Broadway 1. Stupid White Men Michael Moore, Piper 2. Querschüsse - Michael Moore, Piper 3. Mir selber seltsam fremd Willy Peter Reese, Claassen 4. Die CIA und der 11. September Andreas von Bülow, Piper 5. Warum Männer lügen und Frauen immer Schuhe kaufen Allan Pease ve Barbara Pease, Ullstein 6. Generation Golf zwei Florian Illies, Blessing 7. Ratschläge des Herzens Dalai Lama, Diogenes 8. Simplify your life Werner Tiki Küstenmacher ve Lothar J. Seiwert, Campus 9. Gelebte Geschichten Hillary Rodham Clinton, Econ 10. Hannelore Schmidt erzählt aus ihrem Leben - Loki Schmidt ve Dieter Buhl, Hoffmann und Campe ‹ngiltere 1. The Lovely Bones Alice Sebold, Picador 2. Dr. Atkins' New Diet Revolution Robert C. Atkins, Vermilion 3. Red Rabbit Tom Clancy, Berkley 4. Portrait of a Killer: Jack the Ripper Patricia Cornwell, Berkley 5. Life of Pi Yann Martel, Canongate Books 6. The Other Woman's Shoes Adele Parks, Michael Joseph 7. When Daylight Comes Lyn Andrews, Headline 8. Harry Potter and the Order of the Phoenix JK Rowling, Bloomsbury 9. Fox Evil Minette Walters, MacMillan 10. Prey Michael Crichton, HarperCollins Fransa 1. Astérix et la rentrée gauloise Uderzo & Goscinny, Albert Rene 2. Dix-neuf secondes Pierre Charras, Mercure De France 3. Les heures sanglantes Tardi-Vautrin, Casterman 4. L'empreinte du diable Ben Peri, Truth Publishers 5. Harry Potter et l'Ordre du Phénix J.K. Rowling, Gallimard Jeunesse 6. OK Corral Giraud-Charlier, Dargaud 7. Guérir le stress, l'anxieté, la dépression sans médicaments ni psychanalyse David Servan-Schreiber, Robert Laffont 8. Antéchrista Amélie Nothomb, Albin Michel 9. Le ventre de l'Atlantique F. Diome, Carriere Anne Eds 10. La nostalgie de l'ange Alice Sebold-Edith Soonckindt, Nil Eds Kaynak: ABD (The New York Times), Almanya (Der Spiegel), ‹ngiltere (The Guardian), Fransa (Fnac) (22 Eylül 2003 itibariyle) 51 sahaf Haluk Kalafat Casuslu¤un ciddi tarihi Hasnun Galip Sokak’ta Simurg Kitabevi’nin karfl›s›nda, bir kitap y›¤›n›n ard›na gizlenmifl küçük bir sahaf dükkân›. D›fl görünüflüyle de tam bir sahaf. Küçük camekân›na as›l› tabelâda Cihannümâ yaz›yor. K›rm›z› tabelân›n kendisi bile sahafl›k. Kediler, Cihannümâ’n›n tezgahlâr›nda dizili kitaplar›n aralar›ndaki boflluklar› dolduran süs eflyalar› gibi. Okumufl, yazm›fl kedi izlenimi veriyorlar insana; halim selim, sessizce yat›yorlar. 52 Cihannümâ Sahaf’›n içi t›ka basa kitap dolu. Bir sahaftan baflka ne beklersiniz ki zaten? Vitrinin önündeki dar iki tezgâh da öyle. Sol taraftaki tezgâhta hemen göze çarpan bir kitap var. Siyah zemine beyaz harflerle Dünya Casusluk Tarihi yaz›yor. S›rt›, kapa¤› görünecek biçimde duvara yaslanm›fl. Üzerinde Mata Hari’nin bay›ld›¤›m bir resmi var. Nas›l da yanl›fl yaflanm›fl bir hayatt›r onunki, nas›l da yanl›fl aktar›lm›flt›r tarih sahnesine Mata Hari. CIA, Mossad, KGB. Entrika, casusluk kitaplar› (So¤uktan Gelen Casus meselâ)... Bir sürü imge dolufluyor beynime. Yak›ndan bak›nca dört ciltlik ansiklopedi oldu¤u görüyorum. Tam dört cilt... Kendir türü bir iple ba¤lanm›fl. Dükkân›n sahibi Cihan Bey’le göz göze geliyoruz. ‹pi çözmeye bafll›yor. O mefl’um soruyu sormal›y›m: “Kaç para?” 40 milyonmufl. Dört cilt için ucuz. Cihan Bey’le tan›fl›yoruz. Ona Picus’u anlat›yorum. Sahaf sayfas›ndan bahsediyorum. Ama gözüm Casusluk Tarihi’nde. Künyeye bak›nca ayd›nlan›yor her fley. Ansiklopedi Artel Yay›nc›l›k taraf›ndan bas›lm›fl. Tarihi Ocak 1974. Artel, Ercan Ar›kl›’n›n Geliflim Yay›nc›l›k’› kurmadan önceki firmas›. Ansiklopedinin redaksiyonunu Hilmi Yavuz yapm›fl. Yay›n kurulunda kimler yok ki: Afflar Timuçin, ‹smet Zeki Eyübo¤lu, Muhittin Sirer, Nezihe Topuz, Mehmet Akad... Ansiklopedi Fransa’da L’Histoire des Services Secrets, ‹talya’da ise Storio della Spionaggio ad›yla yay›mlanm›fl. Cihan Bey’e “Müflteri olarak gelsem bana ne önerirdiniz” diye soruyorum. Biraz düflünüyor, belli müflterileriyle bu tür bir al›flverifl iliflkisi oldu¤unu anlat›yor. Müflterisini tan›yor, onlar›n ne istedi¤ini biliyor: “Bazen sokaktan geçerken ‘Var m› bana göre bir fleyler’ derler. Var ya da yok derim. Çünkü imzal› kitap m›, afifl mi ya da plak m› sordu¤unu bilirim.” Sonra imzal› kitaplardan birkaç tane gösteriyor. En çok aranan imzalar› Atatürk, Naz›m Hikmet ve Orhan Veli olarak s›ral›yor. Elinde o s›rada Vehbi Koç’un, Necdet Evliyagil’in ve Necati Cumal›’n›n imzalad›¤› kitaplar var. Sohbet uzuyor. Kitaplar raflardan iniyor. Akflamüstü müflteriler art›nca kalk›yoruz. Cihannümâ’dan ayr›l›rken Cihan Bey, Casusluk Tarihi’ni kendir iple yeniden ba¤l›yor. satranç DÜNYADAN HABERLER 4 Kasparov ve Azmaiparashvili YuKasparov nanistan, Crete’de 23 - 24 Eylül 2003 tarihlerinde 4 h›zl›, 4 y›ld›r›m partisi oynayacaklar. 4 Erkekler Rusya Satranç fiampiyonas› 3 - 12 Eylül 2003 tarihleri aras›nda 57 GM, 15 IM ve 8 NM 80 oyuncuyla 9 tur ‹sviçre sistemiyle Krasnoyarsk’da oynand›. Baflta Alexander Grischuk, Peter Svidler, Alexei Dreev, Vladimir Malakhov, Alexander Morozevich, Alexander Khalifman ve Sergei Rublevsky gibi oyuncular›n bulundu¤u 22 oyuncunun ELO reytingi 2732 ile 2606 aras›ndayd›. Turnuvay› 9/7 puanla bitiren iki oyuncudan Peter Svidler, Alexander Morozevich’i eflitlik bozma sitemiyle geçerek birinci oldu. 4 FIDE Kasparov - Ponomariov maç›n› iptal etti. Onun yerine Aral›k 2003 de bir eleme turnuvas› oynanacak. Kazanan Kasparov ile, bu maç› kazanan da Leko - Kramnik galibiyle oynayacak. http://www.fide.co 4 Vishwanathan Anand 14-17 A¤ustos 2003 tarihleri aras›nda Mainz’de 8 oyunluk h›zl› satranç maç›nda Judit Polgar’› 5-3 yendi. Haz›rlayan: Cem Pekün SATRANÇ ÖZDEY‹fiLER‹ “Satranç zihinsel iflkencedir.” KASPAROV “fiüphede oldu¤unuz zaman - satranç oynay›n.” TEVIS “Hayat satranç için çok k›sa.” BYRON “Kaybeden her zaman hatal›d›r.” PANOV “Satranç insanl›¤a bir lanettir.” H.G. WELLS “Satranç analiz sanat›d›r.” BOTVINNIK “Beni yenen herkesten nefret ediyorum.” LISA LANE “Satranç Capablanca'n›n ana diliydi.” RETI “B›rak›n mükemmeliyetçiler yaz›flmal› satranç oynas›n. ”SEIRAWAN “‹yi bir oyuncu her zaman flansl›d›r.” CAPABLANCA “Satrançta kahramanlar yoktur.” CORY EVANS “Bir kötü hamle k›rk iyi hamleyi geçersiz k›lar.” HOROWITZ 1 SATRANÇ ANEKDOTLARI AYIN ‹LG‹NÇ OYUNLARI 4 Satranc›n büyükustas› Savielly Tartakower’e (1887-1956) bir turnuvada neden kötü oynad›¤›n› sorarlar. “‹lk oyunda diflim a¤r›yordu,” diye cevap verir. “‹kinci oyunda bafl›m a¤r›yordu. Üçüncüde romatizma a¤r›lar›m tuttu. Dördüncüde kendimi iyi hissetmiyordum. Beflinci oyun mu? Can›m, insan her oyunu kazanmak zorunda m›?” 4 Nobel Bar›fl Ödülü sahibi Menahem Begin, 1940 y›l›nda evinde kar›s›yla satranç oynarken Rus askerleri evine bask›n yapar ve onu tutuklar. Begin d›flar› do¤ru sürüklenirken kar›s›na oyunu terk etti¤ini söyler. 4 1996 da Garry Kasparov IBM’in satranç oynayan süper bilgisayar› Deep Blue’ya karfl› yedi oyunluk bir maç oynad›. Kasparov maç› dört oyuna karfl› iki oyunla kazand›. Ertesi y›l IBM Baflkan› Louis Gerstner ve yönetici arkadafllar› ‘Deeper Blue’ adl› daha geliflmifl bir bilgisayarla Kasparov’a karfl› ikinci bir maç organize ettiler. Gerstner maç hakk›nda görüflünü soran gazeteciye flu cevab› verdi: “San›r›m bu etkinli¤e dünyan›n en iyi oyuncusu ile Garry Kasparov aras›ndaki satranç maç› olarak bakmal›y›z.” Maç› Deeper Blue kazand›. 4 Svidler,P (2723) - Sherbakov,R (2555) [B61] 56th ch-RUS Krasnoyarsk RUS (1), 03.09.2003 1. e4 c5 2. Af3 Ac6 3. d4 cxd4 4. Axd4 Af6 5. Ac3 d6 6. Fg5 Fd7 7. Vd2 Kc8 8. f4 Axd4 9. Vxd4 Va5 10. e5 dxe5 11. fxe5 e6 12. 0-0-0 Fc6 13. Ab5 Fxb5 14. exf6 Fc6 15. h4 g6 16. Fc4 Vc5 17. Vd3 Vf5 18. Vb3 Kd8 19. Kdf1 Vg4 20. Fxe6 fxe6 21. Kf4 Ve2 22. f7+ fid7 23. Kd4+ Fd6 24. Khd1 Fd5 25. Kxd5 exd5 26. Vxb7+ 1-0 54 4 Sakaev,K (2655) - Vorobiov,E (2547) [D20] 56th ch-RUS Krasnoyarsk RUS (1), 03.09.2003 1. d4 d5 2. c4 dxc4 3. e4 Ac6 4. Fe3 Af6 5. Ac3 e5 6. d5 Aa5 7. Af3 Fd6 8. Va4+ Fd7 9. Vxa5 a6 10. b4 b6 11. Va3 a5 12. Vc1 axb4 13. Ae2 Axe4 14. Vxc4 Ac5 15. Ag3 f5 16. Fe2 Ka3 17. 0-0 0-0 18. Fc1 Ka4 19. Fd1 b3 20. Vc3 f4 21. Ae2 Kxa2 22. Kxa2 bxa2 23. Fb2 Ve7 24. Ac1 e4 0-1 ödüllü bulmaca Haz›rlayan: Ersin Tezcan Bir flairimiz ‘ Godot’yu beklerken yazar› Asya’da bir ‘ ülke Molibden (simge) ‘ Yat›r›m Bulut “... Y›lmaz” (flovmen) “Behiç...” ‘ (çizer) “...Yücel” (flair) ‘ ‹talya’da bir yanarda¤ Eski Türkler’de hekime verilen ad ‘ ‘ ‘ ‘ ‘ ‘ 12 ‘ Uzakl›k anlatan bir sözcük Bir gazete yaz›s› türü ‘ 3 Yol, yöntem ‹lk yapay uydu ‘ Bir soru sözü ‘ Otlar ‹yi duyalan Kal›n ve kaba ses kumafl ‘ ‘ ‘ ‘ Maksim Gorki roman› ‘ ‘ 9 Bir erkek flark›c›m›z 10 ‘ 2 “...O¤uz” ‘ (aktris) Kor tutma arac› ‘ ‘ ‘ ‘ Cemal Gürsel’in lakab› Varma, gelme ‘ ‘ ‘ Alkollü bir içki Gülüt ‘ ‘ 6 ‘ ‘ Ka¤›t oymac›l›¤› ‹laç, çare 8 Bir iflteki ‘ yard›mc› erkek ‹sviçre nehri ‘ ‘ ‘ Tasvip Bo¤a gürefli alan› Nazi Hücum ‘ k›tas› So¤urma, emme ‘ 11 5 Bir üniversite ‘ (k›sa) “...Karaca” (aktris) ‘ ‘ Niflan, alâmet Ekmek ‘ Oyunda, kumarda yenme ‘ ‘ ‘ fiarap, içki “Aldatmak” yazar› Kal›tsal ‘ Madame Bovary’nin ön ad› ‘ Yemek, yiyecek Göz Su Müslümanl›k ‘ Kazancakis ‘ roman› Bir soru eki 4 Meslek ‘ 7 “...‹fligüzel (yazar) ‘ “... Getz” (cazc›) ‘ ‘ 1 ‹lhan Berk fliir kitab› Bir nota Anahtar sözcük: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 Bulmacam›zdaki anahtar sözcü¤ü bulup, yan›t›n› [email protected] adresine gönderen ilk 5 hekimimize, EPS‹LON Yay›nevi taraf›ndan yay›na haz›rlanan Toplumlar & ‹nsanlar dizisinin tüm kitaplar› Mustafa Nevzat ‹laç San. A.fi. taraf›ndan arma¤an edilecektir. 55 Yasemin Boran’la gökyüzü H›zl› hareket eden Merkür 8 Ekim’de Terazi burcuna ve 25 Ekim’de Akrep burcuna geçecek. 24 Ekim’de ise Günefl, burç de¤ifltiriyor ve Terazi’den ç›k›p Akrep’e geçiyor. Venüs ise 10 Ekim’de Akrep burcunda dolaflmaya bafll›yor. Astrolojik aç›dan Kas›m’›n en önemli olay› Günefl ve Ay tutulmalar›n›n meydana gelmesi. Ay ve Günefl tutulmalar› kifliler- den daha çok ülkeleri ve kitleleri etkileyen kozmik enerjinin a盤a ç›kt›¤› olaylar. Genellikle büyük de¤iflimleri iflaret ederler ve bu de¤ifliklikler de genellikle s›k›nt›l› durumlar›n sonucunda a盤a ç›kar. Fakat pratik olarak tutulmalar›n öncesi ve sonras›ndaki bir hafta içinde, yeni bir giriflimde bulunmamakta fayda var. KOÇ (21 Mart-20 Nisan) Ekim’de iletiflim ve haberleflme trafi¤inizin artaca¤›n› belirtmeliyim. Bu devre içinde yeni yap›lanmalar ve kararlar alman›z› gerektiren durumlar olabilir. Ancak Kas›m’da sorunlar›n›z› tamamen çözümleyebilir ve keyifli bir ortam içinde bulunabilirsiniz. Sempatik ve esprili tutumunuzla hem çevrenizi, hem de sevdi¤inizi etkileyeceksiniz. BO⁄A (21 Nisan-21 May›s) Yeni bir f›rsatlar döneminde bulunuyorsunuz. Kariyer çal›flmalar› yapabilir, ilginç kiflilerle tan›flabilirsiniz. Mistik konulara ve alternatif tedavi yöntemlerine ilgi duyabilirsiniz. Sevdi¤inizle aran›zdaki iliflkiler çok daha s›cak ve olumlu yönde geliflecek. Ekim ortas›nda sevdi¤inizle aran›zda yanl›fl anlamalar olabilir. Durum Kas›m’da çözülmeye bafllayacak. ‹K‹ZLER (22 May›s-21 Haziran) Bu ay fikirlerinizi anlatabilir, ikna edici ve etkileyici olabilirsiniz. Arkadafllar›n›z ve aile bireyleriyle aran›zdaki anlaflmazl›klar› çözümlemek için harekete geçeceksiniz. Son derece hareketli ve zorlay›c› bir dönem olan Kas›m’da sa¤l›¤›n›za özen göstermeniz gerekiyor. ‹yimser ve anlay›fll› olmaya ihtiyac›n›z var. YENGEÇ (22 Haziran-23 Temmuz) Ekim’de ifl arkadafllar›n›z ve aile bireyleriyle ilgili sorunlar› çözmeniz gerekebilir. Çok hofl f›rsatlarla karfl›laflaca¤›n›z bir dönemdesiniz. Yat›r›ma yönelik giriflimlerde bulunabilirsiniz. Sevdi¤inizle aran›zdaki iliflkiler s›cak ve yap›c› yönde olacak. Baz› al›flkanl›klar›n›z› de¤ifltirebilirsiniz. 56 ASLAN (24 Temmuz-23 A¤ustos) Baz› olaylar›n sizi zorlad›¤›n› düflünebilir ve özellikle Ekim’de karamsarlaflabilirsiniz. Ancak ak›ll›ca davranacak ve karfl›n›za ç›kan teklifleri iyi de¤erlendireceksiniz. Böylece kendinizi Kas›m’da kazanç sa¤layabilece¤iniz oluflumlar›n içinde bulabilirsiniz. Ayr›ca Ekim’de sevdi¤inizle aran›zda ç›kabilecek anlaflmazl›klar› Kas›m’da çözümlemeniz mümkün. BAfiAK (24 A¤ustos-23 Eylül) Daha iyimser ve olumlu duygular içine girdi¤iniz bir dönemdesiniz. Jüpiter iyi duygularla birlikte f›rsatlar› da sembolize ediyor. Sevdi¤inizle birlikte e¤lenceli vakit geçirebilir, gelece¤e yönelik projeler yapabilirsiniz. Kas›m, biraz zorlay›c› geçebilir. Bu nedenle tamamlaman›z gereken iflleri Kas›m’a b›rakmay›n. TERAZ‹ (24 Eylül-23 Ekim) Patronunuz ya da aile büyüklerinizin sizi zorlad›¤›n› düflünebilirsiniz. Ancak ald›¤›n›z sorumluluklar› sürdürmeye devam ederseniz, zor günlerin ard›ndan ödüller gelecek. Özellikle Kas›m’da yeni giriflimlerde bulunabilir, çok hofl teklifler alabilirsiniz. Daha iyimser ve anlay›fll› davranaca¤›n›z bir döneme giriyorsunuz. AKREP (24 Ekim-22 Kas›m) Bu ay sevdi¤inizle aran›zda daha önce ç›km›fl olan sorunlar› çözümleyeceksiniz. Parasal konulara yönelik çal›flmalar›n›z›n hareketli olaca¤› bu devrede daha yarat›c› ve dana verimli giriflimlerde de bulunabilirsiniz. Ekim-Kas›m aylar› dönemi, çok hofl f›rsatlarla karfl›laflaca¤›n›z bir devre olacak. YAY (23 Kas›m-21 Aral›k) Köklü de¤iflimlerin gerilimli etkisinden s›yr›l›p daha yap›c› ve iyimser düflünceler içine gireceksiniz. Ekim-Kas›m dönemi ilginç teklifler ve sürpriz f›rsatlarla karfl›laflaca¤›n›z hareketli bir dönem olacak. Düflünceleriniz ve hayata bak›fl aç›n›z› de¤ifltirecek olaylarla karfl›laflman›z mümkün. Kas›m’da sevdi¤inizle aran›zdaki iliflkiler yeni boyutlar kazanabilir. O⁄LAK (22 Aral›k-20 Ocak) Daha sakin bir tutum içine giriyorsunuz. Yeni giriflimlerde bulunmak için imkânlar›n›z› zorlayacaks›n›z. Kariyerinizi yükseltmek için çal›flmalar›n›z› art›rabilirsiniz. Ekim’de bafllatt›¤›n›z iflleri Kas›m’da sürdüreceksiniz. Hem aflk, hem de ifl aç›s›ndan kendinizi yenileyece¤iniz ve eski al›flkanl›klar›n›z› de¤ifltirece¤iniz bir dönemdesiniz. KOVA (21 Ocak-19 fiubat) Sevdi¤inizle aran›zda ç›kabilecek anlaflmazl›klar› büyütmekten kaç›n›n. Kas›m’da kendinize olan güveninizi yükseltecek geliflmeler olacak. Parasal s›k›nt›lar›n›z› Kas›m’da aflabilirsiniz. Ayr›ca sa¤l›k sorunu olanlar Kas›m’dan itibaren kendilerini daha sa¤l›kl› ve güçlü hissedecekler. BALIK (20 fiubat-20 Mart) Hayata bak›fl aç›n›z› de¤ifltirecek olaylarla karfl›laflt›¤›n›z bu devre içinde yarat›c› çal›flmalar yaparak enerji fazlan›z› boflaltabilirsiniz. Kendinizi halsiz, yorgun ve isteksiz hissedebilir, karamsar duygular içine girebilirsiniz. Sevdi¤inizle aran›zdaki iliflkileri fazla zorlamay›n. Parasal harcamalar›n›za özen göstermeniz gerekiyor.
Benzer belgeler
halk h‹kâyeler‹ - Dil ve Edebiyat
biliniyor ve dünya ekosisteminin en zengin kaynaklar›ndan biri olarak tan›mlan›yor. Binlerce canl›n›n yaflama ortam› buldu¤u mercanadalar›, bar›nd›rd›klar› tür çeflitlili¤i
aç›s›ndan ya¤mur ormanlar›...