İnsanların suyun kaldırma gücü ve rüzgardan
Transkript
İnsanların suyun kaldırma gücü ve rüzgardan
Dünya'da Ye lken İnsanların suyun kaldırma gücü ve rüzgardan yaralanması suretiyle başlayan yelken sporu, bugün popüler spor dallarından biridir. Daha önceleri Hollandalı gemicilerin korsan gemilerini kovaladıktan sonra gayri ciddi olarak yelkenli gemilerle yaptıkları dönüş yarışları, 1639 yılında İngiltere'de Seamark Club adlı yelken kulübünün kurulmasıyla ciddiyet kazandı; ancak gelişimi 19. yy'ın ikinci yarısından itibaren hızlandı. 1900 yılında Olimp iyat Oyunları'na dahil edilmesi de yelkenciliğe spor kimliği kazandırdı. Henüz aynı tarzda teknelerin fazla olmaması nedeniyle, farklı tasarımdaki teknelerin eşit koşullarda yarışabilecekleri bir sınıflandırmaya yönelik "rating rule" denilen ölçme kuralları, 1906'da kabul edild i. 1907 yılında ise "International Yacht Racing Union-IYRU-(Uluslar arası Yacht Yarış Birliği)"kurularak bu konuda otorite birliği sağlandı. Merkezi Londra'da bulunan IYRU, dünyadaki en etkili ve en büyük yelken yarışı düzenleyen kuruluş oldu. 4-16 Ekim 1907 tarihinde ilk kez bir yelken yarışı tüzüğü de IYRU tarafından, bu kuruluşa üye ulusal federasyonların katıldığı Paris Toplantısı'nda kabul edildi ve bu tüzük 4 yılda bir gözden geçirilerek zaman zaman değiştirildi. Yine diğer bir yelken yarış federasyonu olan "North American Yacht Racing UnionNAYRU-(Kuzey Amerika Yelken Federasyonu) ile IYRU arasında çıkan kural tartışması 29 Ekim 1949 tarihinde çözümlendi. Şubat 1950 tarihinde birleşik bir tüzük hazırlandı ve yeni kurallarla yarışlar yapılmaya başlandı. IYRU'ya Türkiye de dahil olmak üzere 90'ın üzerinde üye ülke vardır. Bunlar A-N arası harflerle isimlendirilmiş 14 grupta toplanırlar ve Permanent Committee'de temsil edilir ler. Türkiye "D" grubundandır. Zaman zaman tekneler lehine kararlar almak görevi de yapan UYRU, sahibine gelir sağlamak amacıyla "teknelere reklam konulması"nı 1981 yılında kabul etmiştir Türkiye'de Yelken Kesin olarak söylenememekle beraber kıyılarımızda 16., 17. ve 18. yy'larda nakliye, ulaşım ve gezi amacıyla yelkenli teknelerin kullanılması Türkiye'de yelken sporunun başlangıcı sayılabilir. 19. yy'da deniz subaylarının eğitiminde yelkenli okul gemilerini kullanan Osmanlılar da Bahriye Mektebi'ne ait, "Nüvid-i Fütuh" adlı bir yelkenli eğitim gemisi ve "Belkıs", "Yunus", "Martı" adlarında kotralar vardı. Bu sayede yelkenli teknelerle tanışan öğrencilerle subay adayları, okulda öğrendiklerini tatil günlerinde sandal kiralayarak uygulamaya çalışırlardı. İstanbul'da o zamanlar yelkenli teknelerin sadece yabancı ve gayri müslimlere ait olması, sayılarının azlığı, Türklerin bu sporu fazlaca uygulamalarına engel oluyordu. Moda ve Yeşilköy'de yabancılar tarafından düzenlenen yarışlara da Türkler kabul edilmezdi. Bu yarışların ilki İngilizler tarafından 1912 yılında yapıldı ve 1915 yılında Harbiye Nezareti'nin İngilizlere ait teknelere el koymasına kadar devam etti. Yalnız, 1850 ile 1913 yılları arasında sık olmamakla beraber büyük yelkenli tekne sahibi bazı Türkler de bu yarışlara katıldı ve hatta 1898 yılında Faik Bey'in Afacan adlı yelkenlisi, Prinkipo (Büyükada)Yacht Kulübü'nce düzenlenen 2 haftalık seri yarışlarda birinci oldu. Bu yarışların kendine özgü sınıfları vardı. İstanbul Moda Koyu'nda yapılan 7 Eylül 1913 tarihli "Moda Büyük Deniz Yarışları'nda şu sınıflar öngörülmüştü: -Yelken ve Motorlu Yachtçılar Sınıfı Yarışı, -Savaş Gemileri "Cig"leri Sınıf ı Yarışı, -Yelkenli Gaz Gemileri Yarışı, -Savaş Gemileri ŞALOPA'ları Sınıfı Yarışı, Türk yelken sporu ilk kez 1921 yılında Atter See'de temsil edildi. Osmanlı Devleti2nin Stockholm elçisi Asım Turgut Bey'in 12 yaşındaki oğlu Demir Turgut, gençler kategorisinde şampiyon oldu. I.Dünya Savaşı'yla durgunlaşan yelken sporu, Cumhuriyet'le birlikte gelişmeye başladı. 1923 yılında Su Sporları Federasyonu faaliyet programına alındı ve 1930 yılında ilk one desing teknelerle modern yachtçılığa geçildi. 1931 yılında Demir Turgut, Almanya 'da katıldığı uluslar arası bir yarıştan dönerken, 12 metrekare şarpi sınıfına ait yelken yarışma kurallarını ve tekne planlarını getirerek arkadaşları Şeref Birgen, De Lagrange, Harun Ülman, Behzat Baydar ve Refik Çullu ile uygulamaya başladı. Bu kurallara göre 1932 yılında Moda'da düzenlenen ilk resmi yarışta yelkenleri 12 metrekare Şarpi, 12 Kadem Denizci ve 15 metrekare Yole Sınıflarına ayrıldı. Bundan sonra Moda'daki ikinci yarış 2 Eylül, üçüncüsü ise 16 Eylül 1932 tarihlerinde yapıldı. Aynı yıl İzmir Karşıyaka'da da 12 metrekare şarpi sınıfında bölgesel bir yarış düzenlendi. Türk sporcularının katıldıkları ilk uluslar arası yarışma 1936 Berlin Olimpiyatları'ydı. Star boat sınıfında yarışmaya katılan sporcularımız Harun Ülman ve Behzat Baydar çifti, tekneyi ilk defa kullanmalarına 14 tekne arasında 7. oldu. 1937 yılında İstanbul'da düzenlenen Balkan Yelken Şampiyonası, Türk yelken sporuna ayrı bir canlılık kazandırırken bu spora ilginin artmasını sağladı. İzmir bölgesinde yapılan 9 Eylül 1938 tarihli ilk KABA YOLE yarışında ise Muzaffer Kakış (Göztepe) 3 tekne arasında birinci oldu. Bu dönem yelkenciliğin ülkemizde gelişme göstermesini sağlayan en önemli k işiler Burhan Kunt ve Nejat Yulkarslan'dır. 1952 yılında ilk yelken ihtisas kuruluşu "İstanbul Yelken Kulübü (İYK)"Kuruldu. Bu olay, Kalamış Yelken Kulübü, Fenerbahçe, Galatasaray ve Karşıyaka Spor Kulüpleri yelken şubeleri ile İzmir Denizgücü Kulübü başta olmak üzere 30'a yakın ihtisas kulübünün açılmasına önayak oldu(1952-1972 yılları arası). Yine 1952 yılında ilk defa bir Türk yelkencisi Sadun Boro, bir İngiliz'le beraber dünyanın etrafını teknesiyle dolaştı. 1965 yılında da ikinci kez, karısı ve kendisi yanında olmak üzere tamamiyle yerli malı olan Kısmet adlı teknesiyle dünya turuna çıktı ve 1968'in Haziran ayında başarıyla gezisini bitirerek İstanbul'a döndü. Bundan başka Haşim Mardin'in 7-7-1956 tarihinde 102 gros tonluk ve 120 kadem boyundaki Markoni Yawl armalı "Rüyam" adlı yatıyla, torbay-Lizbon arasında düzenlenen 5 gün ve 800 mil süren yarışta üçüncü olması, Türk yelken sporcularının Offshore yarışlarındaki ilk başarılarıydı. Yelken sporunun "Türkiye Yelken Federasyonu" adıyla bağımsız bir federasyona kavuşması 25 Mayıs 1957 tarihinde oldu. Orhan Saka ilk federasyon başkanıydı ve 1968 yılına kadar bu görevini yürüttü. Bu arada 1958 yılında ilk yelken ihtisas yayını olan Yelken Gazetesi İzmir'de, bunu takiben Yacht Dergisi de 1964 yılında yayın hayatına başladı. Günümüzde, Yelken Dünyası dergisi bu spor dalında çıkan tek yayındır. 1961 yılında İzmir'de düzenlenen Avrupa Gençler Şampiyonası'nda Altan Yalman-Hayri Karabilgin ikilisi Snipe'ta Avrupa Şampiyonluğu'nu kazandı. 1965 yılında Deniz Kuvvetleri ve yelken yarışçılarının işbirliğiyle yapılan Çakalbey, Gölcük-İstanbul, İzmir, İstanbul, Kuşadası ve Bodrum yarışları yelken sporunun Türkiye'de gelişimine büyük katkıda bulundu. One desing sınıfta Avrupa Gençler Şampiyonalarında ülkemize ilk birinciliği 1966 yılında Hayri Karabilgin-Altan Yalman ekibi kazandırdı. Bu başarıları 1971 yılında ilk offshore kulüp olan Açıkdeniz Yarış Kulübü'nün kurulması izledi. Bu kulüp 1993 yılında ismini Bakanlar kurulu kararı ile Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü olarak değiştirdi. Bu sınıfta ilk uluslar arası başarımız, 1972 Akdeniz Oyunları'nda elde ettiğimiz üçüncülük ve dördüncülüklerdir. 1972 yılından itibaren Offshore yarış yelkenciliğinde yapı, yarış kuralları ve handikap hesapları yönlerinden uluslar arası düzeyde büyük gelişmeler oldu. Balkan Yelken Şampiyonası 1973 yılında Türkiye Yelken Federasyonu tarafından İstanbul'da düzenlendi. Bu şampiyonada Optimist s ın ıfında Küçük yelkencilerimiz İbrahim Kakış Balkan 1. liğini kazandı. 1978'den itibaren de yelkencilik yapmayı kolaylaştıran ucuz, hafif ve kolay taşınan sailboard tekneleri yapıldı. Böylece yurdumuzda yelken sporunun geniş kitlelere yaygınlaşmasında önemli engellerden biri aşıldı. Bu dönemdeki diğer önemli başarılarımızdan biri de, 1977 yılında Yugoslavya'da yapılan Optimist Dünya Şampiyonası'nda Türkiye'nin "IODA Challenge Cup" takım yarışında 22 ülke arasında 9. olmasıydı. Aynı şampiyonada "Beacon Challenge Cup" yarışında ise Namık Bekler 108 Optimist içinde 16. oldu. 1978 yılında İzmir'de yapılan XI. Balkan Yelken Şampiyonası'nda ise Halim Kakış optimist dalında Balkan 1. si oldu. Son yılların başarılı sporcularından Serhat Altay, 1990 Akdeniz Oyunları'nda Optimist sınıfında ikinci, Balkan Şampiyonası'nda ise birinci oldu. İlk kez takım halinde birinciliğimiz ise 1992 Balkan Şampiyonası'nda gerçekleşti. Bu şampiyonada sporcularımız 11 kategorinin 6'sında altın madalya kazandı. 1994 yılında ise Türkiye'de 1980 yılından itibaren kullanılan IOR ölçü ve handikap sistemi yerine IMS (Uluslar arası Ölçü Sistemi), Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü programında bulunan bütün yarışmalarda uygulanmaya başladı. Samim Arduman, Ha şim Mardin, Emre Gönensay, Vural Suveren Haluk ve Nesrul Kakış, Altan Yolman, Yusuf Zapçı ve son dönemde yetişen İbrahim Kakış, Ayben Önal, Billur Rumelili, Haluk Babacan ve Arif Gürdenli bu spor dalında ülkemizin başarılı temsilcileridir. Özellikle Arif Gürdenli 1992 Barcelona Olimpiyat Oyunları'nda Finn sınıfında bir yarışta birinci olarak tüm dünyanın dikkatlerini üstüne çekti. 1993 yılında İstanbul'da düzenlenen Balkan Şampiyonası'nda Seren Kavuk, A.Kemal Tüfekçi, Haluk Babacan, Aslı Sözeri ve Kutlu Torunlar altın madalya kazanırken diğer yelkencilerimiz de 5 gümüş, 8 bronz madalya alarak takım halinde 1.liği elde ettiler. 1994 yılında Çeşme'de düzenlenen Avrupa Finn Şampiyonası'nda gençlerde Ali Tüfekçi şampiyon oldu. Aynı yıl 28 Aralık 5 Ocak tarihlerinde Yunanistan' da yapılan Balkan Şampiyonası'nda yelkencilerimiz dört 1.lik, dört 2. lik ve yedi 3. lük kazandılar. Avrupa Laser Şampiyonası'nın 23'ncüsü 1995 yılında İstanbul'da yapıldı. Bu şampiyonada Seli Kakış Avrupa'nın dört bir yanından gelen 96 rakibi arasından sıyrılarak Laser Radyel'de Avrupa Şampiyonluğu'na ulaştı. Bayanlar Laser Radyal'de de Deniz Karacaoğlu üçüncülük kürsüsüne çıktı. Balkan Şampiyonası'nda ise sporcularımız 4 altın, 4 gümüş, 8 de bronz madalya kazandılar. Şişecam Yelken Kulubü, İstanbul Yelken Kulübü, Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü, Marmara Yelken Kulübü, Kalamış Yelken Kulübü, Fenerbahçe, Galatasaray, Göztepe, Karşıyaka, Deniz Harp Gücü Yelken Kulübü, İskenderun Yelken Kulübü, Mogan Su Sporları Kulübü, Karadeniz Yelken İhtisas Kulübü ve Artur Yelken İhtisas Kulübü gibi kulüpler bu spor dalında faaliyet gösteren başlıca kuruluşlarımızdır. Yelken Bu sporu yaparken asıl amaç; önceden belirlenmiş bir rotada sporcuların tekne ve rüzgarı birlikte kullanma yeteneklerini ölçmektir. Bununla birlikte yelkencilik , kuralları yönünden en ayrıntılı ve en çok araç gereç gerektiren bir spordur. Bu nedenle sporcuların her hava şartında tekneyi ve yelkeni yönetebilecek fizik kondisyonuna, yelkencilik kuralları hakkında ve araçların bakımına ait bilgiye sahip olmaları asıl amacın tam olarak uygulanması için gereklidir. Yelken sporu orsa, apaz ve pupa adlarında 3 seyirde düzenlenir ve iki ana başlık altında toplanır: a)Gezi Yelkenciliği b)Yarış Yelkenciliği a) Gezi Yelkenciliği: Çeşitli süreler ve rotalarda tek ya da daha fazla sayıdaki insanın, yelkenli tekneyle gezi amaçlı yaptığı yelkenciliğe denir. Bu geziler , kısa süreli yapıldığı gibi, birkaç yılı da kapsayabilir. Salma ya da sabit omurgalı küçük yachtlarla yapılan okyanus gezileri ve dünya turları bu gruba dahildir. b) Yarış Yelkenciliği: Bir plan üzerinde birbirine tamamen eş olarak çoğaltılmış one desing ya da farklı büyüklükteki teknelerin kendi aralarında yaptıkları yarışlara denir. One desing tekneler aynı yapı ve ağırlıkta olup eşit alan, biçim ve malzemeden üretilirler. Diğer çeşit yarış yelkenciliğinde ise tekneler, ayrı planlara göre çeşitli ölçü ve yapıda olmak üzere yarışırlar. Bu durumda yarışlar, matematiksel eşitleme ile(handikap sistemi) aralarında kendi yarış kurallarına uyarak, belirli parkurlarda (rota) ve çeşitli ödüllere dayanarak yapılır lar. 45 dakikalık, 3 deniz mili uzunluğundaki Optimist, Sailboard yarışı ile duraklı ya da duraksız bütün küreyi kuşatan rotalarda yapılan dünya ve kıtalararası yelken yarışları bu gruba dahildir. Diğer branşlarda olduğu gibi yelken sporunda da yarışabilmek için lisans sahibi olmak gerekir. Ancak Türkiye dışındaki ülkelerde sporcular, IYRU kararları doğrultusunda bir kulüp üyesi olmak zorundayken Türkiye'de ferdi lisans, yarışmalar için yeterli görülür.Yelken sporu ve yarışlarda gerekli ana unsurlar şunlardır: a)Tekne ve parçaları, b)Arma, c)Ekipman, aksesuar, d)Yelken, e)İnsan(pratik, teknik bilgi, fizik kondisyon vs.), f) Bu 5 öğenin birbirleriyle dengeli olarak rüzgarlara ve seyirlere, dalga boylarına göre ayarlanması (hidro ve aerodinamik bilgisi ile birlikte), g)Yarış kuralları, h)Yarış taktikleri, ı)Deniz trafik kuralları, j)İlk 4 öğeye ait bakım, onarım ve teknik bilgi. Hava Koşulları Yelken sporunun yapılabilmesi için teknik koşulların yanı sıra (tekne, arma, ekipman, aksesuar, yelken vs.) hava koşulları da çok önemlidir. Sonuç üzerinde doğrudan etkisi olan bu koşulların sporcular ve yöneticiler tarafından bilinip dikkatlice takip edilmesi, yarışmaların güvenliği açısından gereklidir. Hava koşullarını gökyüzü , bulutlar ve rüzgarlar olmak üzere 3 ana başlık altında toplayabiliriz. A) Gökyüzü: Gökyüzü, içerisinde bulunan bütün gök cisimlerinin hareket halinde olduğu sonsuz uzaydır. Gökyüzünün dünyadan görünümü küme yıldızlar ve gezegenler şeklindedir; fakat esas meteorolojik olaylar gökyüzünün bir parçası olup, yerküreyi çevreleyen atmosferin ilk katmanı olan Traposfer'de gözlenen bulutlar ve rüzgar havanın gidişi hakkında bize bilgi verir. Bugün halk arasında dahi bilinen bazı işaretlerle hava tahminleri yapılabilmektedir. B) Bulutlar: Bulut, su damlacıkları ve atmosferde asılı duran küçük buz kristalleri ya da bunların karışımından oluşan gözle görülebilir ve topra ğa değmeyen kütledir. Oluşumu;genellikle yükselen nemli havanın alçak basınca ulaştığında, yoğunlaşma çekirdeği de denen mikroskobik toz ve duman taneciklerinin üstünde, çevredeki diğer moleküllerle beraber toplanması şeklindedir. Dünya meteoroloji Örgütü tarafından temel olarak görünümlerine ve yüksekliklerine göre isimlendirilen bu bulutlar 3 tabakada incelenirler: a) Yüksek Bulutlar(5-13 km arası yüksekliklerde) b) Orta Bulutlar (2-7 km arası yüksekliklerde) c) Alçak Bulutlar (0-2 km arası yüksekliklerde) a)Yüksek Bulutlar: Buz kristallerinden oluşan bulutlardır. Üç grupta toplanırlar:. 1- Cirrus 2- Cirrostratus 3- Cirrocumulus 1- Cirrus: En yüksek buluttur. Tül şeklinde görülebildiği gibi lifli ya da ipeksi beyaz iplik ler ve lüleler şeklinde de görülebilir. Uçlarının dağınık olması havanın bozacağına ve gökyüzünde önemli değişiklikler olacağına işarettir. 2- Cirrostratus: Lifli görünüşlü, beyazımtırak buz kristallerinden oluşur. Gökyüzünü süt renginde bir örtü gibi kaplar. Kararlı hava işareti olup güneş ya da ayın önünde bulunduğunda hale oluşmasını sağlar. 3- Cirrocumulus: Bulut, birbirine karışmış ya da ayrı ayrı ve oldukça düzgün dizilmiş taneler, dalgacıklar biçiminde oluşmuştur.Gölgesiz, ince beyaz örtü şeklinde görülebildiği gibi yaygın katmanlar şeklinde de olmaktadır. b)Orta Bulutlar: Ara bulutlar olarak da bilinir ve yağış getirirler.Tabaka şeklinde olup üç grupta toplanırlar: 1- Altocumulus (Altokümülüs) 2- Altostratur (Altostratüs) 3- Nimbostratus (Nimbostratüs) 1-Altocumulus: Koyu krem ya da kurşuni renktedir. Su zerreciklerinden oluşan iri yumaklar şeklindeki büyük kümelerdir.Kararsız havalarda görülürler. 2- Altostratus: Gri ya da mavi renkte olup gökyüzünü tamamen bazen de kısmen kaplarlar. Su damlacıklarından oluşmuşlardır. Yer yer güneşi buzlu camdan bakıyormuşçasına gösteren ince tabakaları vardır. Orta tabakada incelenmesine rağmen tepeleri üst tabakaya ulaşır. 3-Nimbostratus: Gün boyu ya da uzun süreli yağışları getiren ve güneşi bütünüyle örten bir orta tabaka bulut türüdür. Karanlık, dağınık görünüşlü, çoğunlukla kahverengi yağmur ve kar bulutlarıdır. c) Alçak Bulutlar: Yeryüzüne en yakın bulutlar olup küme şeklindedirler. 4 çeşit alçak bulut vardır: 1- Stracumulus (Strakümülüs) 2- Stratus (Stratüs) 3- Cumulus (Kümülüs) 4- Cumulonimbus 1-Stracumulus : Büyük yumaklar şeklinde olup dağınık haldedirler. Kışın birbirinden ayrı olarak bütün göğü kaplarlar; fakat yağmur getirmezler. Renkleri gri ve beyazımtıraktır. 2- Stratus: Kalın tabaka şeklinde ve gri renkte olup çisenti, buz kristalleri ya da kar taneleri getirebilen bulutlardır. 3-Cumulus: Karnabahar görünümünde, hacimli belirgin hatları olan, tomurcuklu, tabanları yatay ve koyu kurşuni renkte dikine yükselen bulutlardır. Kararsızlığa dönük hava belirtisi olup tabanı alt tabakada, tepsi üst ya da orta tabakadadır. 4- Cumulonimbus: Çoğunlukla fırtına ya da tornada(kasırga)ile birlikte sağnak, kar ya da doluya eşlik ederler. Örs biçiminde olan bulutun üst bölümü lifli, düzgün ya da yassıdır. Ağır ve yoğun olan bulutun rengi genellikle koyudur. C)Rüzgarlar: Rüzgar, atmosferin yeryüzüne yakın kesimlerinde bir hava kütlesi içinde olmak üzere yer alan kısa mesafeli hava akımıdır. Yerkürede ve atmosferdeki sıcaklık farklılıkları rüzgar oluşumunu sağlar. Yerin kendi çevresi etrafında dönmesi, sürtünme ve merkezkaç kuvveti ise rüzgarın yönünü belirler. Yelkenli tekne yarışlarında rüzgar, hızı ve yönüyle sonucu etkileyen önemli bir unsurdur. Hava akımının ölçeğine ve etkiledikleri bölgenin büyüklüğüne göre rüzgarlar ikiye ayrılır: 1- Genel Dolanım Rüzgarları 2- Yerel Rüzgarlar 1-Genel Dolanım Rüzgarları: Ekvator ile kutuplar arasındaki sıcaklık değişimi ve bunun neden olduğu basınç farkından kaynaklanır. Alize rüzgarları ve batı rüzgarları bu gruba dahildir ler. 2-Yerel Rüzgarlar: Genel dolanım rüzgarlarından daha dar alanlarda, yerel basınç koşulları sonucunda oluşan rüzgarlara denir. Yüzey şekilleri bu tür rüzgarın hızı ve şiddeti üzerinde büyük rol oynar. Yerel rüzgarlar iki gruba ayrılır : a)Sıcak Yerel Rüzgarlar b)Soğuk Yerel Rüzgarlar a- Sıcak Yerel Rüzgarlar: En tanınmış sıcak yerel rüzgarlar; Alpler'in kuzey yamaçlarında ve eteklerinde etkili olan FÖN, Büyük Sahra'nın kuzeyinden Cezayir, Tunus, İspanya ve İtalya kıyılarına doğru esen SİROKO ile Mısır ve Libya'da çöllerden kıyılara doğru esen HAMSİN'dir. b- Soğuk Yerel Rüzgarlar: En tanınmış soğuk yerel rüzgarlar; Fransa'da kuzeybatıdan eserek Rhône Vadisi'nde şiddetlenen MISTRALL, Adriya Denizi'nin Dalmaçya kıyılarına kuzeydoğudan Aşağı Tuna Ovaları'na esen KRIVETZ'tir. Bunların dışında Hindistan'ın güney, Avustarlya'nın batı sahillerinde deniz ve kara arasındaki mevsimlik ısı farklarından oluşan" MUSON" rüzgarları ve yaz aylarında kıyılarımızda günlük sıcaklık farkından dolayı oluşan "MELTEM" adlı hafif rüzgarlarda vardır. Türkiye'de rüzgar yönlerinin yerel adları kullanılmaktadır. Marmara Havzası'nda: 1- Kuzeyden esen rüzgara YILDIZ, 2- Kuzeydoğudan esen rüzgara POYRAZ, 3- Doğudan esen rüzgara DOĞU ya da GÜNDOĞUSU, 4- Güneydoğudan esen rüzgara KEŞİŞLEME, 5- Güneyden esen rüzgara KIBLE, 6- Güneybatıdan esen rüzgara LODOS, 7- Batıdan esen rüzgara BATI ya da GÜNBATISI denir. Lodosla kıbleden esen ve aniden bastıran kuvvetli rüzgarlar Akdeniz sahillerimizde, kuzey fırtınaları ise Antalya Körfezi'nde önemli bir tehlike oluştururlar. Yine Ege Denizi'nde aniden patlayan ve duran fırtınalara denizcilerimizin çok dikkat etmesi gerekir. Halatlar İster motor olsun, ister yelkenli, denizde gezen yatlarda en çok kullanılan mazemelerin başında halat gelir. İlk çağlardan beri insanoğlunun denize açılmasıyla birlikte, halat da onun ayrılmaz bir unsuru olmuş. Günümüzde artık nebati elyaflardan yapılan halatlar, hemen hemen hiç kullanılmaz oldu. Onların yerini sentetik halatlar aldı. Hem daha sağlam ve kullanışlı, hem de bakımları kolay, dış etkenlerle özelliklerini kaybetmiyorlar. Denizde en çok kullanılan sentetik halatları söyle sayabiliriz: Polipropilen halatlar, diğerlerine nazaran daha sağlam, ona mukabil ucuzdur, suda yüzer. Poliamid halatlar, -naylon, perlon vb.- çok sağlam ve elastiktir. Poliester halatlar, -dakron, terilen, tergal, trevira vb.- hem sağlamdır, hem fazla uzamaz. Dolayısıyla yelken armalarında en makbul olanlarıdır. Aramid halatlar, -kevlar vb.-aynı ebattaki çelik kadar sağlam, ama çok pahalıd ır. Sentetik halatların denizde kullanılış yerlerini şöyle gösterebiliriz. Demir Bağlama Çekme Armada Polipropilen X X X Poliamid X X Poliester X X Aramid X X BAĞLAR Gelelim bu halatların bağlanmasına... Yüzyılların tecrübesi ile günümüze ulaşam bağlama biçimlerinin özelliği, kolay yapılması, kapıp açılmaması, yük altında sıkışmaması ve istenince kolayca çözülebilmesidir. Bağların epey bir çeşidi olmakla beraber, denizde en çok işe yarayan ve kullanılan üçü, beşi geçmez. Yanlız unutulmamalı ki, bağlarla eklenen halatlar, kuvvetinin yarısa yakınını kaybeder. Onun için devamlı ekli kalacak halatlar, dikişle birleştirilmelidir. Nerede hangi bağ kullanılır : 1- Bir halatın makaradan veya ona benzer bir yerden kaçıp kurtulmaması için, ucuna (8) rakamı biçimindeki, Kropi düğümü yapılır. 2- İki halatın birleştirilmesinde: a- Camadan bağı: İsmi de üstünde olduğu gibi, yelkenin camadan kamçılarını birbirine bağlamada; bir şeyi sardıktan sonra, halatın iki ucunu birleştirmede kullanılır. b- Sancak bağı ve çifte sancak bağı : Her türlü halatın birbirine bağlanmasında, bilhassa, sahile alınacak çımaların eklenmesinde emniyetle kullanılır. Dikkat edilecek nokta: Önce, daha kalın halatın ucu kendi bedeni üzerinde kıvrılır. Sonra, ince olanın ucu, onun içinden geçirilir ve evvela kalın halatın uç kısmı üzerinden dolanır. 3- Bir halatın ucuna geçici olarak bir kasa yapmak için izbarço bağı kullanılır. solda gösterilen bağ çok kullanışlıdır. 4- Bir halatın babaya, mapaya, kazığa, ağaca bağlanması : a- Kazığa : Harcıâlem ve ilk öğrenilen bağdır. Fazla kuvvete, gerilime maruz kalırsa, bilhassa sentetik halatlarda, sıkışır, çözmesi zorlaşır. Bu hallerde, halatı babaya doladıktan sonra, kendi bedeni altından geçirip, babaya tersten volta edilir. Sonra üzerine kazık bağı atılıp, mezavolta ile bitirilir. b- İzbarço bağı : Halatı baba veya ağaca iki kat doladıktan sonra yapılır. c- Anela bağı : Demir anelasına yani halkasına, halat bu bağ ile bağlanır (solda). 5- Bir ince halatı daha kalın bir tanesinin üzerine bağlarken kaymaması için, Bosa bağı (kazıkbağının bir tur fazlası) kullanılır (sağda). 6- Flok gibi, baş yelkenlere iskotanın bağlanması için; a- İzbarço bağı b- Aşağıda gösterilen bağ kullanılır. Ege'de gezecek tekneler, normal bağlama halatlarından ayrı olarak, asgari iki adet, 6070m'den az olmayan, bir ucuna radansa takılmış, bağlama halatı bulundurmak zorundadır. Genelde koylar ya küçüktür, demir üzerinde, diğer teknelere çapariz vermeden salacak yer yoktur ya da derindir. Meltemden korunmak için, kıyıya sokulup sahile koltuk almak icap eder. bağlarken çok işe yarar. Kısalar baba, ağaç, daha uzunu kayaya. taşa geçirilip, halat onların ucuna kilitlenirse, sürtünmeden dolayı halatın yıpranmasını önlenmiş olur. Temel Yelken Yarış Kuralları Yelkencilik Kurallarının kolay anlaşılabilir, en temel olanlarını ve açıklamalı olarak burada bulacaksınız. 1) Farklı Kontralarda Seyir Eden Yelkenliler; KURAL; İskele kontrada seyir eden yelkenli sancak kontrada seyir eden yelkenliye yol verecektir. KURAL AÇIKLAMASI; Bu açıklamaların ikisinde de, aynı kural değişik sözlerle verilmiştir. Dilediğiniz bir tanesini aklınızda tutunuz. 1a) Yelkenliniz rüzgarı soldan alarak seyir ediyorsa, rüzgarı sağdan alan teknelere yol vermek, onlara engel olmamak zorundasınız. 1b) Yelkenlin izin ana yelkeni teknenin gidiş yönüne göre sağda ise, ana yelkeni (gidiş yönlerine göre) sol tarafta seyir eden teknelere yol vermek, engel olmamak zorundasınız. 2) Aynı Kontralarda Seyir Eden Yelkenliler; KURAL; 2.1 Rüzgarüstündeki yelkenli rüzgaraltındaki yelkenliye yol verecektir. (Bu kural start anında geçersiz kalır. Bkz. Kural 7 2.2 Açık-gerideki yelkenli Açık-öndeki yelkenliye yol verecektir. KURAL AÇIKLAMASI; 2.1 Her iki tekne rüzgarı aynı yönden alarak seyir ediyorlar ise, rüzgarın estiği tarafta buluna yelkenli d iğerine engel olmayacaktır. 2.2 Açık-geride yelkenli açık-önde yelkenliye çarpmamaya çalışacak, öndeki teknenin yön değiştirmelerine uyacak ve ona engel olmayacaktır. (öndeki tekne yalnız tramola veya kavança yapamaz. Bkz. Kural 3) 3) Kontra Değiştirmek; KURAL; Tramola ya da kavança yapan bir yelkenli herhangi bir kontrada seyir etmekte olan yelkenliden uzak kalacaktır. KURAL AÇIKLAMASI; Diğer tekneler ile çatışmadan seyir etmekte iken, tramola veya kavança atarak diğer teknelerin yoluna düşmeye ve onları yön değiştirmeğe zorlamaya hakkınız yoktur. 4) Start Almak KURAL; Bir yelkenlinin donanımının veya gövdesinin herhangi bir bölümü, start verildikten sonra, start hattını, ilk dönüş şamandırası yönüne doğru geçerse, bu yelkenli doğru start almış olur. 5) Yarışı Bitirmek KURAL; Eğer bir yelkenli, tüm ceza dönüşlerini doğru olarak tamamlar ve gövdesinin veya donanımının herhangi bir bölümü start hattını istenen yönde tam olarak ve bitiş hattını belirleyen şamandıralara çarpadan geçer ise, doğru olarak yarışı bitirmiş sayılır. 6) Orsalatma Hakları KURAL; Yelkenliler start aldıktan ve start hattını geçtikten sonra, açık-öndeki veya rüzgaraltındaki yelkenli, rüzgarüstündeki yelkenliyi (bunun direği kendi kıçı ile aynı hizada veya daha önde oluncaya kadar) orsalatabilir. 7) Start Sırasında KURAL; 7a) Herhangi bir engeli olmayan rüzgaraltı tekne, bir start şamandırasının rüzgaraltı tarafına geçmek isteyen rüzgarüstü tekneye yer açacaktır. 7b) Hatalı (erken) çıkış yapan yelkenli tekrar start hattına dönerken, start almakta olan veya doğru start almış diğer teknelere engel olmayacaktır. KURAL AÇIKLAMASI: 7b) Yanlış start alınan yelkenli için hakem; "XX'numaralı yelkenli hatalı çıkış (Fodepar)" şeklinde uyarı yapar. Bu yelkenli diğer, doğru start almış veya çıkış yapan teknelere engel olmayacak şekilde yön değiştir ir veya durur. Start şamandıralarından birinin dışından dolaşarak yeniden start alır. 8) İşaret Şamandıralarını Dönüş, KURAL; 8a) Dıştaki bir yelkenli, içteki bütün kapatmalı yelkenlilere, (kapatmanın, dıştaki yatın burnunun şamandıraya 4 tekne boyu yarıçaplı alan içinde iken oluşması durumunda,) şamandırayı dönmesi veya geçmesi için yer açacaktır. 8b) Farklı kontralarda seyir eden iki yelkenli, orsa şamandırasında karşılaştıklarında 1. KURAL 8a) kuralının önüne geçer. 8c) Açık-gerideki yelkenli açık-öndeki yelkenliden uzak kalacaktır. KURAL AÇIKLAMASI: 8a) 4 tekne boyu mesafeye ulaşıncaya kadar, arkadan yetişmeye çalışan yelkenlileri, yön değiştirmeye zorlayabilirsiniz. Bu alana girdikten sonra, sizinle kapatmalı o larak bu alana giren veya girdikten sonra kapatmalı duruma geçen yelkenlilere yer açmak zorundasınız. 9) Şamandıraya Çarpma Durumunda Cezalar; KURAL; Şamandıraya çarpan yelkenli, ilk fırsatta, iki tramola ve iki kavança içeren iki adet 360o dönüş yaparak kendini cezalandıracaktır. 10) Bir Engel İle Karşılaşıldığında, Yer İstemek Üzere Seslenmek, KURAL; Orsa seyir eden iki tekneden rüzgaraltında olan, bir engel ile karşılaştığı için tramola atması gerekirse ve bunu diğer tekneyi engellemeden yapamayacak ise, "Tramola için yer aç" şeklinde seslenecektir. Bu durumda rüzgarüstü takne ya, hemen yer açmak için tramola atacak veya "sen tramola at" diye seslenecek ve o yelkenli tramolasını tamamlayıncaya kadar ondan uzak kalacaktır. 11) Bir Geçiş Üstünlüğü Kuralına Aykırı Davranılması Durumunda; KURAL; Herhangi bir geçiş üstünlüğü kuralını ihlal eden yelkenli, ilk fırsatta, iki tramola ve iki kavança içeren iki adet 360o derecelik dönüş yaparak kendini cezalandıracaktır. not: Bu kuralların (yani, 1,2,3,5,6,7,10) ihlali, yelkenliler birbirlerine dokunmamışlarsa da gerçekleşebilir. 12) Yarışan Yelkenlilerin Teması; KURAL: Yelkenliler birbirlerine temas eder ve hiçbiri ceza dönüşünü kabul edip yapmazsa herikisi de diskalifiye edilirler. 13) Kural 4,9, ve 11 'e Aykırı Davranan Yelkenliler, KURAL; Bu kurallara uymayan yelkenliler diskalifiye edilir ler. Flama ve Sancaklar A - Denizde dalgıcım var, ağır yolla geçiniz. N -Hayır (olumsuz) B - Tehlikeli yük alıyor, boşaltıyor veya taşıyorum. O - Denize adam düştü C - Evet (olumlu). P - Limanda: Gemi hareket edecektir. Denizde: Ağlarım bir engele takıldı. D - Benden açık durunuz, zorlukla manevra yapıyorum. Q - Sağlık durumu normal, serbest pratika istiyorum. E - Rotamı sancağa değiştiriyorum. R- F - Hareket edemiyorum. benimle irtibat kurunuz. S -Makinelerim geri çalışıyor. G - klavuz istiyorum, ağlarımı topluyorum T - Benden açık durunuz, trol çekiyorum H - Gemimde klavuz var. U - Tehlikeye gidiyorsunuz. I - Rotamı iskeleye alıyorum. V - Yardıma ihtiyacım var J - yanmaktayı, gemimde tehlikeli madde va, benden neta olunuz. W - Tıbbi yardım isterim K - Sizinle haberleşmek istiyorum X - Durunuz ve işaretimi bekleyiniz L - Geminizi derhal durdurun Y - Demir tarıyorum M -Gemim durdu ve yol yapmıyorum. Z -Römorkör istiyorum. SAYILAR 1 7 2 8 3 9 4 0 5 Cevap Flaması 6 1. Tekrar 2. Tekrar 3. Tekrar Yönler Pusulada dört ana yön, bu istikametten esen rüzgârlar ve kısaltmalar şunlardır. 0°, Kuzey, rüzgârı: yıldız - N 90°, Doğu, rüzgârı: gündoğusu - E 180°, Güney, rüzgârı: kıble - S 270°, Batı, rüzgârı: batı - W Bunların ara yönleri ise: 45°, Kuzeydoğu, rüzgârı: poyraz - NE 135°, Güneydoğu, rüzgârı: keşişleme - SE 225°, Güneybatı, rüzgârı: lodos - SW 315°, Kuzeybatı, rüzgârı: karayel - NW Ana ve ara yönler arası da şöyledir: 22° 30' Yıldız - poyraz - NNE 67° 30' Gündoğusu - poyraz - ENE 112° 30' Gündoğusu - keşişleme - ESE 157° 30' Kıble - keşişleme - SSE 202° 30' Kıble - lodos - SSW 247° 30' Batı - lodos - WSW 292° 292' Batı - karayel - WNW 337° 30' Yıldız - karayel - NNW Bir yerin istikametini verirken, her üçü de kullanılabilir, mesela, falanca koyun güneydoğusu, dendiği gibi, koyun keşişleme yönü de, denebilir. .. Ayrıca bu ana ve ara yönler kendi aralarında "kerte° denen 32 yöne bölünür. Her kerte 11° 15'dır. YÖNDERECE N 0 NNE 22 NE 45 ENE 67 E 90 ESE 112 SE 135 SSE 157 S 180 SSW 202 SW 225 WSW 247 W 270 WNW 292 NW 315 NNW 337 ADI YILDIZ YILDIZ POYRAZ POYRAZ GÜNDOĞUSU POYRAZ GÜNDOĞUSU GÜNDOĞUSU KEŞİŞLEME KEŞİŞLEME KIBLE KEŞİŞLEME KIBLE KIBLE LODOS LODOS GÜN BATISI LODOS GÜN BATISI GÜN BATISI KARAYEL KARAYEL YILDIZ KARAYEL Ses ve Işık İşaretleri Tekneler hareketlerini anlatabilmek için ses ve ışık işaretlerinide kullanmaktalardır. Bunlardan en sık kullanılan manevra uyarma işaretleri şunlardır: - Bir kısa düdük, "Rotamı sancağa değiştiriyorum, sancağa dönüyorum." - İki kısa düdük, "Rotamı iskeleye değiştiriyorum, iskeleye dönüyorum." - Üç kısa düdük, "Tornistan çalışıyorum, geri geri geliyorum." Dar Bir Kanal veya Geçitte Birlerini Gören Teknelerin İşaretleri : Öndeki gemiye yetişip onu sancak tarafından geçmek isteyen tekne "iki uzun br kısa düdük", iskele tarafından geçmek isteyen tekne "iki uzun iki kısa" düdük çalar. Öndeki bu isteyi kabul ediyorsa, "bir uzun bir kısa, bir uzun bir kısa" düdük; kabul etmiyorsa "beş kısa" düdük çalar. Birbirini gören iki tekneden biri diğerinin niyetini anlamadığında, bu tereddütünü ifade için en az "beş kısa" düdük çalar (veya ışık işareti yapar). Dar bir kanal veya geçitti, bir dönemecin dönüş yerine yaklaşan tekne "bir uzun düdük " çalar. Dönüş yerinin öbür tarafındaki tekne ise cevap olarak "bir uzun düdük" çalar. Kasıtlı Görüş hallerinde Verilecek Ses İşaretleri : Üzerinde yol bulunan kuvvetle yürütülen bir tekne; iki dakikadan fazla olmayan aralık larla "bir uzun" düdük (4-6 saniye) çalacaktır. Kuvvetle yürütülen tekne, arızalı o lmadığı halde suyun üzerinde bekliyorsa, iki dakikadan fazla olmayan aralıklarla "iki uzun" düdük çalacaktır. Kumanda altında bulunmayan, manevra yapma kabiliyeti sınırlı olan, yelkenli tekne, balıkçı teknesi, iterek veya çekerek yedekleme yapan tekne, iki dakikadan fazla olmayan aralıklarla "bir uzun bir kısa" düdük (kısa düdük; 1 saniye) çalacaktır. Demirli (ve karaya oturan) bir tekne bir dakika aralıklarla beş saniye süreli kampana çalacaktır. Tekne 100 metreden uzunsa kampana sesinden sonra kıç tarafa bir gonk çalacaktır. Ayrıca demirli bir gemi yanaşan bir gemiye kendi yerini belli etmek için "bir kısa - bir uzun bir kısa" olarak üç düdük çalacaktır. Bu genel anlatım ve şekiller, denizdeki trafik durumunu anlamaya bakımından bir fikir verecektir. Gerekli olanlar için daha ayrıntılı bilgi gemilerde bulunması mecburiyeti olan "Uluslararası Denizde Çatışmayı Önleme Kuralları" adlı kitapçıklarda bulunabilir. En Çok Kullanılan Gemicilik Terimleri - OMURGA : Baş-Kıç doğrultusu boyunca postaların bağlandığı ağaç veya çelik kısım - POSTA : Omurga'dan Küpeşte'ye kadar uzanan, geminin şeklini belirleyen, kaplama saç veya tahtalarının bağlandığı ahşap veya çelik kısımlardır. - GÜVERTE : Geminin kemereleri üzerine döşenmiş, baştan kıça kadar uzanan kısım. - KARİNA : Geminin sualtında kalan kaplamalarının dış kısmıdır. - DRAFT ( DRAUGHT ) : Omurgadan su yüzeyine kadar olan kısım olup " su çekimi " adı da verilir. işareti ile gösterilir. - SİNTİNE : Geminin sualtında kalan kısmının iç tarafıdır. - ALABANDA : Geminin yan satıhlarının yukarıdan aşağıya kadar olan iç kısmıdır. - LOÇA : Baş demir zincirinin geçtiği büyük deliktir. - MAPA : El incesi yada halatların geçtiği halkalardır. - NETA : Herşeyi hazır etmek, çalışır hale getirmek. - ALESTA : Dikkatli b ir şekilde beklemek. - MAYNA : Herhangi bir şeyi halat veya palanga ile indirmek. - AVARA : Limandan ayrılma, açılma. - VOLTA : Halatı bağlamak. - FUNDA : Bırakmak, boşaltmak. - VİRA : Demir almak yada ırgat veya vinci çalıştırmak. - AGANTA : Halatı gergin tutmak. - LAÇKA : Boşalt, gevşet. - HİSA : İki kat bağla. - İSKELE ALABANDA : Dümeni tam sola kır ( max. 35° ). - SANCAK ALABANDA : Dümeni tam sağa kır ( max. 35° ). - VİYA : Tutulan rotada ilerle, rotayı bozma. - TOKA : Bayrağı çekmek. - ARYA : Bayrağı indirmek. - MEZESTRE : Bayrağı yarıya kadar çekmek. - ISPASA : Palanga donanımını çözmek veya çıkartmak. - YALPA : Geminin Sancak - İskele yönünde yaptığı salınımlar. - MEYİL : Geminin bir tarafa ( Sancak - İskele ) yatık olması. - TRİM : Gemin in Baş - kıç doğrultusunda eğimli durması. - YUNUSLAMA HAREKET : (Dervişleme ) Yalpa ve baş kıç vurmanin bileşimidir. Yelken Türleri Cat teknelerde yalnızca bir ana yelken vardır. Şalupa teknenin ise en az iki yelkeni, ana yelken ve ön yelkeni bazende balon yelkeni olur. Balon, hafif, genellikle naylondan ve rüzgaraşağı seyir için kullanılan yelkendir. Küçük ön yelkenlere flok denir. Daha büyük ön yelkenler cenova adını alır. Yelken Kısımları Bir yelkenin güverteye yakın kısmı alt yaka yada altabaşo yakasıdır. Yelkenin sırı, üçgenin uzun kenarına güngörmez yada kıç gradin yakası denir. Yelkenin ön tarafı orsa yakasıdır. Orsalamak rüzgar üstüne gitmek anlamının yanı sıra bir yelkenin ön yakasının yapraklanması anlamında da kullanılar. Yelkenlerin bağlandıkları yerlerinde farklı isimleri vardır. Ana yelkenin alt ön bağlantı köşesine karula köşesi denir. Her iki yelkeninde en üst bağlantı yerlerine yelken başlığı denir. Yelkenin alt arka köşesine ise iskota köşesi denir. Amatör teknelerin sefere çıkabilmesi için gereken belgeler (01 ve 07.2004 tarihlerinde yeniden düzenlenmiş olup sadece geçmiş hakkında bilgi oluşturması için buraya eklenmiştir.) Motor Faturası, Tekne Faturası ile yapımcı tarafından verilecek ve yapımcının bağlı olduğu oda tarafından tasdik edilecek İnşa Belgesi temin edild ikten sonra Belediye Ruhsatı alın ıp Liman kaydı için Liman’a müracaat edilir. Liman, Maliye’ye yazı yazarak aşağıdaki vergileri tahakkuk ettirip tahsil ediyor. Bu makbuzlarla tekrar Liman’a giderek Tonilato Belgesi, Yat Kayıt Belgesi (Büyük tekneler için Gemi Tapusu) alınır. Ayrıca: Sahil Sıhhiye kuruluşundan Patenta, Teknede telsiz varsa Telsiz Ruhsatı alın ır. Maliyenin tahakkuk ettirip aldığı vergiler : Taşıt Alım Vergisi Motorlu Taşıt Vergisi Çevre Kirlenme Vergisi Eğitime Katkı Payı Özel Vergi T.Yelken Federasyonundan kayıt alan sportif amaçlı yelken tekneleri Taşıt Alım Vergisin in %50 sini ödüyorlar. Ticari teknelerin bizi ilgilendiren tarafı ise, onların da aynı işlemleri yapmalarına karşılık KDV muafiyeti ile Taşıt Alım Vergisi muafiyeti almalarıdır. Trim Rehberi HAFİF RÜZGARDA(SIFIR-ALTI KNOT) 1) Yan kuvvetlere direnmek için salmayı indirin. 2) Ana yelkeni teknenin ortasına kadar trim edin. Rüzgar 3 knottan az ise ön yelkeni biraz boşlayın. Ayrıca bir kaç derece rüzgar altına dönün. 3) Bumbayı, bumba arabası yardımıyla teknenin ortasında tutun ve ana yelken iskotasını biraz boşlayın. 4) Ana yelkenin alt yaka gerginliğini bir iki santim azaltıp derinliğini arttırın. 5) direği biraz eğin 6) Ön yelkeni doldurabilmek için mandarını hafifçe boşlayın. ORTA ŞİDDETLİ RÜZGARDA RÜZGAR ÜSTÜ(YEDİ-ONDÖRT KNOT) 1) Salmayı indirin 2)Yelkenleri iyice kasın 3) Bumbayı suyla paralel olana kadar kasın. 4) Orsa yakası gergisini ana yelkendeki kırışıklıkları giderecek kadar kasın. 5) Ana yelkenin alt yakasını iyice gergin hale getirin. 6) Ana yelkeni düz hale getirmek için direği eğin. 7) Bumbyı araba yardımıy la teknenin ortasında tutun, ancak tekne 20-30 derece yatarsa arabayı rüzgar altına kaydırın. 8) Cenovanın mandarı, hafif havaya oranla daha gerili olmalıdır. 9) Rüzgar gücü artarsa, ön yelkeni daha küçük yelkenle değiştirin,yada ana ve ön yelkene camadan vurun. 10) Mürettebat ağırlığı rüzgar üstü tarafta olmalıdır. SERT RÜZGARDA RÜZGAR ÜSTÜ 1) Salmayı indirin 2)Yelkenleri iyice kasın Sağnaklarda yelkenleri iyice boşlamalı yada rüzgar üstüne dönmelisiniz. 3) Pupa palangasını kasarak direk tepesinin oynamasını engelleyin. 4) Mürettebat ağırlığını rüzgar üstü tarafa kaydırın. 5) Teknenin yatması arttıkça orsa yakası gerginliğini arttırın. 6) teknenin 20-30 derecenin üstünde yatmasını engellemek için bumba arabasını rüzgar altına kaydırın. Ana yelken iskotasını biraz boşlayın,gerekirse yelkenleri küçültün. RÜZGAR ALTI YELKEN SEYRİ Rüzgar üstüne seyir çok kesin yelken trimi ve tekniği gerektirirken, rüzgar altı seyir (apaz ve pupa seyirleri) yelken trimi ve tekniği gerektirmez.. 1) Pupa palangasını kullanarak bumbayı suya paralel hale getirin, yada yelkenin üst iki çıtasını bumbaya paralel yapın. Hafif havalarda pupa palangasını fazla kasmayın. Rüzgar arttıkça pupa palangasını kasarak teknenin dalgalarda yuvarlanmasını azaltın. Ancak tekne aniden fazla yatarsa bumbayı hemen boşlayın. 2)Apaz seyirde yelkenleri yapraklanana kadar boşlayın ve sonra yapraklanmayı durduracak kadar kasın. başka bir seçenekte ön yelkeni rüzgar kurdelelerine bakarak trim etmektir. Ön ve arka kurdelelerin ikisi birden arkaya doğru uçuştuğu an yelken iyi trim edilmiş demektir.Pupa seyirde yelkenler yapraklanmaz. Bu yüzden trim için ana yelkeni rüzgarla doksan derece açıya getirin böylece ana yelkenin tekneyle açısı seksen derece kadar olur. Ayıbacağı seyri yapmazsanız, ön yelken pupa seyirde oldukça etkisizdir. 3) Ana yelken derinliği fazla olmalıdır. Bunu sağlamak için alt yaka gergisi, k ıç ıstralya ve orsa yakası gergisi boşlanır. ve direk kıç ıstıralyanın boşlanmasıyla düzeltilir. Ancak rüzgarlı bir apaz seyirde ana yelken düz hale getirilir. ve daha rahat dümen tutması sağlanır. 4) Ön yelken derinliğini arttırmak için mandar biraz boşlanır. Direk düzeltilir. Ön yelken yönlendirme makarası kaydırılabiliyorsa bu yapılır.. Rüzgar üstü seyirde yönlendirme makarası yeniden içeri alınır. Tekne Sınıfları OPTIMIST: 6-7 yaşındaki çocukları, ilk defa yelkenle tanıştırmak, öğretmek ve 15 yaşına kadar yarışmalarını sağlamak için tüm dünyada rakipsiz şekilde yayılmış bir sınıftır. Tek kişi kullanır. LASER: dünyada çok yaygın, tatil köylerinden Olimpiyatlara kadar her yerde kullanılan tek kişilik bir teknedir. Aynı tekne, 3 değişik yelken takımıy la kullanılarak, değişik amaçlara hizmet eder ve isim alır: Laser 4,7: Yelken alanı en ufak kategoridir, daha ziyade çok gençler ve yeni başlayanlar için kullanılır. Laser Radial: Yelken alanı biraz daha büyüktür, bayanlar ve vücut yapısı çok iri olmayanlarca kullanılır. Laser Standart : Yelken alanı en fazla olan kategoridir. Bu kategorinin Olimpiyatlarda yarışları yapılmaktadır. 470: İki kişilik, teknik ve beceri isteyen, hem bayanlar, hem de erkekler için Olimpik bir sınıftır. DRAGON: 3 kişilik, yaklaşık 2 ton ağırlığında, yıllarca Olimpik kalmış bir sınıftır. RADYO/KONTROL: Tekneyi içinde olmayan dümencinin uzaktan kullandığı, ancak Yelken yarış Kurallarının tamamen geçerli olduğu, radyo kontrollü tekneler, değişik boy ve sınıflardadırlar. En yaygını, Uluslar arası 1 Metre sınıfıdır. Dünya ve Avrupa Şampiyonaları yapılmaktadır. Bazı tekneler ve sahipleri de, yarışmak yerine uzun veya kısa geziler yaparlar. En uzun geziler, tabii ki Dünyayı Dolaşma gezileridir. Bu geziyi, ilk yapan Türk denizcisi, KISMET isimli yatıyla SADUN BORO’dur. Daha sonra UZAKLAR isimli teknesi ile Zuhal - Osman ATASOYlar dünya turunu tamamladılar. EUROPE: Optimist dönemini bitiren gençleri daha üst sınıflara hazırlayan ve teknik bilgilerini pekiştiren bir sınıftır. Ayrıca, bayanlar kategorisinde Olimpiyatlarda yarışları yapılan bir sınıftır. Tek kişi kullanır. 420: Optimist dönemi biten gençlerden, ekip olarak yarışmak isteyenleri, daha üst sınıflara hazırlayan bir sınıftır. İki kişi ile kullanılır. FINN: Tek kişilik, 1952 den bu yana Olimpik olan, çok teknik ve güçlü bir fizik isteyen bir sınıftır. Sürekli olarak geliştirilmektedir. PİRAT: Almanlar tarafından yapılmış, iki kişilik ve çok denizci bir teknedir. HANDİKAP SINIFLARI: Handikap sınıfı tekneler, içinde genellikle kamara, mutfak, tuvalet gibi yaşam ortamları bulunan, çok kişiyle kullanılan, daha büyük ve ağır yelken tekneleridir. Birbirlerinden farklı olan özellikleri, handikap denilen ve ölçüye dayanan hesap sistemleri sonucu eşit hale getirilir ve farklı farklı tekneler, birbirleriyle yarışabilirler. Motorunuzda sorun mu var? Teknenizde dizel motorunuz mu var.Eğer öyleyse bir gün marşa bastığınızda motorunuzun çalışmadığını görebilirsiniz. Bir kez daha marş,tekrar marş,tekrar,tekrar... olmuyor mu? Marşa basmayı bırakın yoksa akünüzü bitireceksiniz.Eğer motorda başka bir arıza yoksa (anlamanın en kolay yolu eksoz gazına bakmaktır. Çıkan gazlar ve rengi motor konusunda bilginiz varsa arızayı arayacağınız yeri size söyleyecektir.Tabi bir de motorun sesi. Neyse konumuza dönelim.) Motorun hava yapması ile yakıta karışan suyun temizlenmesi aşağı yukarı aynı işlemleri gerektirdiğinden birbirinden bağımsız bu iki konuyu tek bir konu gibi anlatmaya çalıştım. Öncelikle yapacağınız ilk iş yakıt deposunun altında bulunan (bulunması gerekli) pislik tahliye tapası da denen kör tapayı yavaşça gevşetip akan sıvının rengini kontrol etmektir. - Gelen sıvının rengi siyah-kahve karışımı ise yakıt deponuzu uzun zamandır temizlemediğiniz için pislik birikmiş.Bırakın aksın. - Gelen sıvının rengi beyaza çalıyorsa veya renksiz,saydam ise müjde deponuzda su var.İşte sorununuzun kaynağı bu.(su mazottan daha ağır olduğundan kısa bir süre sonra dibe iner,mazot suyun üzerinde kalır.) Yine bırakın aksın. - Gelen sıvı bir müddet sonra mazota benzemeye (kabaca bira veya zeytinyağı rengi) başlamalı,eğer deponuz boşaldığı halde başlamazsa mazotu aldığınız o herif için iy i şeyler düşünmeyeceğiniz kesin.Biz geldiğini umut ediyoruz: Kör tapayı tekrar dikkatlice sıkın ve etrafını silerek sızdırmadığından emin olun. Şimd i sıra yakıt deposundan çıkıp filtreye gelen kısmı temizlemeye geldi. Yakıt filtresini yerinden söktükten sonra yakıt deposu çıkışındaki vanayı açıp temiz yakıtın geldiğine emin olunca (bu arada filtrenin takıldığı kütüğü de temizlemelisiniz.) vanayı kapatıp yeni bir yakıt filtresi takmalısınız. Çünkü filtre sudan dolayı (şişecektir) bozulacaktır.Daha sonra filtre çıkışını takip ederek yakıt pompasına geleceksiniz.Pompa üzerinde bulunan tahliye çıkışından yine temiz mazot geldiğini görüp çıkışı kapatın. Sıra geldi enjektörlere: Enjektörleri ister sırayla yerlerinden söküp temiz mazot dolu bir kapta yıkayabilir,isterseniz sökmeden enjektörlerin üstündeki bağlantıları ( pompadan çıkıp gelen boru ) birer birer gevşettikten sonra (etraflarına mazotun etrafa sıçramasını önlemek için üstüpü veya bez sarmalısınız ) marşa basın.Bir müddet sonra köpürerek gelen hava bitip temiz mazot gelince sıkıp diğer enjektöre geçin. Oleyy motor çalışmaya başladı .Bir müddet motoru stop etmeden rölantide çalıştırmaya devam edin.İşte hepsi bu kadar. Önemli notlar. - Motor yağını kontrol edin (karterdeki) yağda fazlalaşma varsa yağa yakıt karışmış demektir. Yağı ve yağ filtresini değiştirmeden asla motoru çalıştırmayın. Motor birkaç kez (birkaç saat) çalıştıktan sonra stop halindeyken yağı kontrol edin.Bu kontrolleri sıkça tekrarlayın.Yine fazlalık beliriyorsa motorunuzun sökülüp bakım yapılması gereklidir. - Motor yağı motor sıcakken boşaltılma lıdır. - Eğer yağ basınç göstergeniz varsa seyir halindeyken onu sıkça kontrol etmeyi ihmal etmeyin. - Motorunuzdaki yağ ve yakıt filtrelerini mutlaka ikinci yağ değişiminde değiştirmeye özen gösteriniz. Bu motor konusu bitmez.... Pusulasız Yön Bulma Kutup Yıldızı'na göre yön bulma Büyük Ayı yıldız kümesi yedi yıld ızdan oluşur ve göğün kuzey tarafında en kolay bulunabilen yıldız kümesidir. Küçük Ayı yıldız kümesi de,büyük Ayı'ya göre ters durumda ve gene yedi yıldızdan oluşmaktadır. Ve benzer şekildedir. Bir el arbasına da benzeyen Küçük Ayı yıldız kümesinin araba dingili oluşturan kısmın ucundaki yıldız,Kutup Yıldızıdır. Bu yıldız dünyanın orta yerinden Kuzey Kutbuna bir çizgi çekildiğini düşünürsek,buna en yakın durumdadır. Yani Kutup yıldızına doğru bakarsak kuzeye bakmış oluruz. Gündüzleri Pusulasız yön bulma Eğer bir ormanda bulunuyorsanız,ağaçların hangi taraflarının yosun tuttuğuna bakmalısınız. Yosun daima güneş görmeyen tarafta,yani kuzeye bakan yüzeylerde oluşur. Bir saat kadranı üzerindeki sayılarlada yön bulunabilir.Saati avucunuza alın,saat'in akrep kolu güneşin yönünde olsun.Sonra saat'in tam orta yerinden 12 sayısının bulunduğu yere doru zihninizden bir çizgi çizin.Böylece akrep kolu ile sizin düşündüğünüz çizgi arasında bir açı olur.Bu açıyı zihninizden eşit olarak ikiye bölecek bir çizgi daha düşünün ve bunu uzatın,önünüze doğru uzanan taraf güneyi,aksi taraf kuzeyi gösterir. AY'a göre yön belirleme Tıpkı güneş gibi ayda doğudan doğar batıdan batar. Eğer hilal biçimindeki ayın iki ucunu hayalen bir çizgi ile birleştirip uzatınca''d''harfi gibi bir biçim çıkıyorsa,Ayın iki ucu batıya dönük demektir.Çıkan şey ''b'' harfi biçiminde ise,uçların yönü doğuya yöneliktir. Harita Okuma 1) Bir haritanın alt ve üst tarafındaki derece ve onların dakikaları, ondalıkları, boylamı gösterir. Türkiye ve sahilleri, başlangıç,yani (0) noktası olan Greenwich'in doğusunda kaldığı için, buradaki boylamlar (E) işaretli,yani doğudur. Doğuya gidildikçe boylam büyür. Haritanın sağ ve sol iki yanındaki derece ve dakikalar ise enlemi gösterir. Ekvator sıfır hattı olup kuzeye doğru çıkıldıkça,enlem büyür. (N) işaretini alır,yani kuzeydir. 2) Haritada, iki nokta arasındaki mesafeyi ölçmek için,iki yandaki enlem göstergesinin derece ve dakikası kullanılır. 1 derece 60 mil olup her dakika 1 mile eşittir. Ayrıca her dakikada ondalıkla, yani ona bölünüp gösterilir. Mesafe ölçerken sakın, boylam göstergesini kullanmayın. Önce iki ucu sivri pergelle, iki nokta arasındaki açıklık ölçülür. Sonra yandaki enlem göstergesinde bu açıklığın kaç dakika, yani kaç mil olduğu okunur. 3) Türk haritalarında derinlik ve yükseklikler metredir. Eski İngiliz haritalarında, derinlik kulaç veya kadem, yükseklikler de kadem olarak gösterilir. 4) Türk haritalarında 10 m. derinlik hattı iç inde kalan denizler, açık mavi, karalar sarı renkte gösterilir. 5) Haritada bir noktanın mevkii verilirken önce enlemi sonra boylamı okunur. 6) Haritada, bir noktanın enlemini bulmak için paralel cetvelin bir yakasını en yakın enlem çizgisine koyar, diğerini o noktaya çekip yandaki enlem göstergesi üzerinde derece ve dakikasını okuruz. Boylam içinde, bu sefer cetvelin bir yakası en yakın boylam çizgisine konur diğer yakası o noktanın üzerine çekilir. Haritanın alt veya üst kısmındaki göstergeden, önce derece, sonra dakika ve ondası okunur. Cetvel yerine bu işlem pergelle de yapılabilir. En yakın boylam ve enlem çizgisinden o noktanın uzaklığı ölçülür. İlgili göstergede aynı çizgiden itibaren mesafe konarak derecesi okunur. 7) Denizde metreden başka kullanılan uzunluk ölçüleri şunlardır. 1 mil = 1852 m. <> 1 Gomina = 1/10 mil=185.2 m. <> 1 kadem = 30.5 cm 1 Kulaç = 1/100 <>Gomina = 2 <>yarda = 6 kadem<> Saattaki süratin mil olarak ifadesi knot dır. GPS Kullanırken, elinizdeki haritanın buna göre ne kadar doğru olduğuna bakılması bilhassa eski baskı haritalarda sahile yakın yerlerde mevki koyarken dikkatli olunması gerekir. Sahillerimizle ilgili haritalar için Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığına başvurabilirsiniz. İrtibat tel. 0 216 322 25 80 Nasıl Giyinmeliyiz?Giysilerde hangi tür kumaşı tercih etmeliyiz? Doğada giyim konusunda dikkat edilecek husus,içe giyilecek kıyafetlerin bir kaç adet kalın giysi yerine bir çok kattan oluşmuş ince giysilerden oluşması tercih edilmelidir.Bu ince giysi katmanları arasında kalan hava vücudumuzu dışarıdaki soğuk havadan izole edecektir.Bu tarzda giyindiğimizde,ortamdaki ısının durumuna göre ve bizim harcadığımız efor ile vücudumuzda oluşan ek ısının ayarlanması daha kolay olacaktır. Isındığımızda bu ince katmanlarda birini çıkarmamız veya tersi durumlarda giymemiz ısı ayarlamamamızı kolaylaştıracaktır.Önemli nokta giydiğimiz her kat giysinin vücudumuzda oluşan ter buharını tutmadan bir sonraki kata aktarmasıdır. Aksi durumda oluşan iç ıslaklık nedeniyle soğukla mücadelemiz olanaksız hale gelecektir.En üste giydiğimiz giysinin rüzgarı ve soğuğu içeri geçirmediği gibi nemi dışarı atmalıdır. En üstte giydiğimiz giysinin seçiminde önünün ve koltuk altlarının fermuarla ile açılıp,kapananı tercih ettiğimizde ısı kontrolünü yapmamız kolaylaşacaktır. Uzun süreli beklemelerde yürüme ile oluşan ek ısı azalacağından giysilerimiz bizi soğuktan koruyamıyacaktır.Böyle durumlar için yanımızdaki çantanın en kolay ulaşılabilecek yerine konan kalın bir onarağın giyilmesi gerekmektedir.Bu şekilde vücudumuz üşüme nedeniyle enerji kaybetmesinin önüne geçilmiş olur.Çok gerekli olan enerji korunmasıda şağlanmış olacaktır. Tekrar yürüyüşe geçildiğinde bu anorak çıkarılıp,eski yerine konmalıdır.Kısa bir süre üşüme hissedilse bile eforun verdiği ısı ile kısa zamanda üşüme atlatılacaktır. Giyim konusunu özetlersek: Birinci Kat Giysi: Vücudumuzu ikinci bir deri gibi sarmalı ve teri dışarı verebilen sentetikyün karışımı bir giysi veya polyproplen bir giysi tercih edilmelidir. İkinci Kat Giysi: Daha bolca olmalı buna karşın boyun ve bilekler korumalı olmalı ısı kaybını önlemelidir. Sıcak havada bu giysi çıkarılmalıdır. Üçüncü Kat Giysi: Bu kat yün bir kazak veya polar bir ceket olmalıdır.Hava ılık ise son kat olarak giyilebilir. Son Kat Giysi: Bu giysi rüzgar ve suya dirençli olmalı, nefes alan kumaştan imal edilmiş olmalıdır.Önünün tamamen açılabilir olması gereklidir. Pantolon Altı Giysi:Bu giysi soğuk iklimlerde tercih edilmelidir. Sentetik yün karışımı uzun donlar kullanım için uygundur. Pantolon:İyi havalarda kalın bir keten pantalon işimizi görür iken,yağmur ve karda su geçirmeyen nefes alabilen bir pantalon gereklidir. Bere: Baş ve boyun bölgemiz kan damarlarının en yoğun olduğu bölgedir.Bu kısımlarda büyük ısı kaybı olabilir.Bu nedenle baş ve boyun bölgesi soğuk havalarda iyi korunmalıdır.Polar başlık pratik bir cözümdür.Sıcak havalarda ise geniş kenarlı ve havalandırmalı bir şapka baş ve boyun bölgesini güneşten koruyabilir. Çoraplar :Sentetik yün karışımı ve doğa sporları için üretilen nem tutmayan çoraplar tercih edilmelidir.En az iki çift çorap doğa gezilerinde çantamızda yer almalıdır. Eldiven: Eldiven bere kadar gereklidir. Su geçirmez ve nefes alabilir türden olanları tercih etmeliyiz. Tozluk: Çamur ve kar için iki ayrı çeşidi bulunmaktadır.Çamur için olan tozluk ayakkabı içine su ve çamurun girmesine engel olur.Kar için olan tozluk ise derin kara girmemizi sağlar ve ayakkabı içine kar girmediğinden ayaklarımızın ıslanmasına engel olur. GİYECEĞİMİZ GİYSİLERDE HANGİ TÜR KUMAŞI TERCİH ETMELİYİZ ? YÜN:(+)Yün doğal bir elyaf olup iyice ıslanana kadar sıcak tutmaya devam eder.Tenimize temas eden yüzeyden kurumaya başladığından kendimizi kuru hissetmemizi sağlar.Uzun kollu ve paçalı yün iç çamaşırları heryerde bulunabilir.Soğuk ile mücadelemizde bize çok faydalı olacaktır. (-)Yün nemi çektikçe ağırlaşır.Kuruması zaman alır ve vücudumuza temas eden ter nedeniyle alerji yapabilir.Dikkatli yıkanmadığında çekme yapar. PAMUK: (+)Vücuda iyi oturur.Ucuzdur ve heryerde bulunabilir. (-)Islanınca ağırlaşır.Islandıkça ısı kaybını artırır.Pamuk dokuma rüzgarı ve ısıyı geçirir.Doğada kullanmaya uygun değildir. KAZ TÜYÜ-TİFTİK: (+)Son kat giysilerin dolgu malzemesi olarak kullanılır.Hafiftir ve insanın ısısı iyi muhafaza eder.Hareketsiz ortamlarda kullanışlıdır. (-)Kaba bir malzemedir.Islandığında ısı izalasyonunu kaybeder.Rüzgar ve nemi geçirdiğinden genellik le üzeri su geçirmez bir tabaka ile kaplı olarak kullanılmak zorundadır.Yürüyüş ve tırmanışlara uygun değildir. FLEECE-POLAR-POLARTEC: %100 Polyester sentetik bir kumaştır.Makinada yıkanabilir.Hafif ve sıcak tutan bir malzemedir.Dayananıklı ve çok yumuşaktır.Su tutmazdır ve çok çabuk kurur.Nefes alabilir. MİCRO-LİTE: %100 hafif polyester microfiberden yapılmıştır.Yumuşaktır ve pamuk hissi verir.Terin vücuddan uzaklaştırılması için dizayn edilmiştir.Nem buharını kumaş yüzeyine çıkarır.Bu kumaş bize doğal kumaş ile nem ayarlama mekanizmasını bir arada sunar. PERTEX: Mikrofiber den bükülmüş ince(insan saçının 1/10 kalınlığında) sağlam ip likle kompüterli air jet ile dokunmuş(1 cm2 de 4000 flament)ten mamul bir kumaştır.Hafif ve incedir.Rüzgar ve su geçirmezliği oldukça iyidir.Çabuk kurur.Nemi dışarı atar. POLYWİCK: Vücudumuzdan nemi kimyasal olarak uzaklaştırmak için tasarlanmış bir kumaştır. SUPPLEX/LYRA: Dupont ürünüdür.Yumuşak iyi naylondan yapılmıştır.Pamuk görüntü ve hissi ile naylon performansını birleştirmiştir.Rüzgar , su geçirmediği gibi nemi dışarı verir ve dayanıklıdır.Çabuk kurur,hafif ve konforlu bir kumaştır. VERSATECH: Naylon mikrofiber korumalı kumaştır.Nefes alan , su ve rüzgar geçirmez bir kumaştır.Aşırı sık dokuma örgüsü rüzgarın içeri girmesine müsaade etmez.Buna karşın nem buharını dışarı bırakır. GORETEX: (+)Genellikle dış ve iç kat arasına yapıştırılan özel bir film tabakasından meydana gelen bir kumaştır.Cm2 milyonlarca gözenekten oluşmuş bir yapıdadır.Gözeneklerin boyutu yağmur damlasındaki su molekülünü içeri almayacak kadar küçük,içerde oluşan nem buharındaki su meleküllerini geçirecek kadar büyüktür. Yağışı ve rüzgarı içeri geçirmediği gibi,buharlaşma nedeniyle oluşan nemi dışarı çıkarmaktadır. (-)Pahalıdırlar ve her yerde bulmak zordur. SYMPATEX: Polyesterden yapılmıştır.Az yoğun iç ortamdan çok yoğun dış ortama geçiren bir zar gibi çalışır ve nemi atar.Su ve rüzgar geçirmez.Sağlam bir malzemedir. Denizcilik, Amatör Denizcilik, Özel Yatlar, Kulüpler ve Mevzuat Denizcilik ve deniz ticareti, günümüzde degeri giderek artan, zorunlulugu tartısılamaz, ulusların yaşam yollarını açan ve yayan, onlara mutluluk, zenginlik, güç saglayan, saygınlık kazandıran bir ugraş, bir özellik, bir olgu. Tarihte denizcilige erken adım atmış uluslar, günümüzde hala o ilk adimların ivmesi ile gelismelerine devam ediyorlar, yenileniyorlar, hiç yavaslamiyorlar. Kuvvetli ekonomilere sahip uluslarin arkasinda tarihten gelen denizcilikleri yatiyor. Dünyayi kesfedenlerin amaçlarina ulasmak için önce denizci olmak zorunda kalmis olmalari tarihi bir gerçek. Kesifler ve buluslar kara, deniz, hava ve uzay siralamasi içinde yol alirken, cografi konumumuz ve tarihi misyonumuz sonucu denizcilige geç adim atan uluslardan birisi olarak biz Türkler, ayni siralama içinde gelismek ve yetismek için herkesten hizli yürümek, hatta kosmak zorundayiz. Büyüyen ekonomisi ile Türkiye'nin günümüzde denizlerden uzak, denizcilikten yoksun yasamasina olanak yoktur. Iyi yasamak için kuvvetli olmak, kuvvetli olmak için bilgi ve beceri sahibi olmak temel kosuldur. Toplumun süratle denizcilesmesi, ulusun merak güdüsünü ve ülkenin cografi konumunu noksansiz degerlendirmekle mümkündür. Hem üç tarafi denizle çevrili bir ülke olacak, hem de denizcisi ve denizciligi olmayacak; mümkün mü? Hem ekonomi büyüyecek, hem de mevzuat oldugu yerde sayacak; mümkün mü? Hem denizci olmak isteyeceksin, hem de denizden korkacak, denizle hasir nesir olmamak için bin dereden su getireceksin, her isi yokusa süreceksin; olur mu? Bizler, amatör denizciler, olaylara kendi açimizdan bakarak yaklasir ve ilkelerde anlasirsak, iyilestirmelere yön verecek düsüncelerin ilgili kurumlara iletilmesi kesinlikle mümkün olacaktir. Asagida yazilanlar, merakli sade vatandasin canini hergün sikan, onun hareket alanini daraltan, vatandaslik hak ve hürriyetlerini kullandirtmayan uygulamalara isaret ederken, bunlarin terkedilmesi ile onun daha mutlu yasayabilecegini anlatmaya yöneliktir. Mevzuati yapanlar da, uygulayanlar da, biz amatörler de ayni ülkenin vatandaslari, ayni toplumun bireyleriyiz, aslinda yok birbirimizden farkimiz. Bu itibarla, genis anlamda amatörlügün, dar anlamda amatör denizciligin degeri ve önemi üzerinde anlasmakla, sonuca süratle ulasacagimiz kesindir. Mesleklerin kendine özgü dilleri oldugu gibi denizciligin de vardir. Örnegin, aralarinda konusurken tip doktorlarini herkesin anlamasi mümkün müdür? Nitekim tarih boyunca Akdeniz'li denizciler de, kökeni Italyanca olan kelimeler kullanarak anlasmislardir. Günümüzde ise denizlerde derdini anlatmak artik denizci Ingilizcesi -Marine English- ile mümkündür. Bir ortak dil her zaman gerekmistir. Ne var ki, Hint-Avrupa kökenli dillerden olmayan Türkçe'mizde, zaman içinde denizciligin ortak terimleri deformasyona ugratilmakla, konu çaprasik hale gelmistir. Örnegin yat kelimesi Felemenkçe kökenlid ir ve "av ve/veya avlamak" anlamina gelir, "yaghd" olarak okunur, fonetigi uymadigi için de bize yat olarak aktarilmis, anlami bir kenara itilmistir. Ayni kelimenin Italyanca ve Ispanyolca'da da yat olarak kullanilmakta olmasi ise bu çarpilmayi degistirmemektedir. Örnegin safety valf için seydi valf, salter için sartel, vibrasiyon için librasiyon dendigini, hatta yazildigini çok sik duyar ve görürüz. Bu durum, insanlarin yaptiklari iste kullandiklari özel dili anlamak için titizlenmekten kaçinmalarinin sonucudur. O anda önemli olan benzer bir kelime ile durumu geçistirmektir. Oysa kullanilan kelimenin anlami ögrenilmek istenmeyince yapilan isi tarif etmek güçlesir, anlasmak mümkün olamaz. Üstüne üstlük, dil farklilik larina dayali bu kargasa, günümüz denizciliginde ortak dil o larak Ingilizce'nin kullanilmaya baslamasi ile birlikte daha da içinden çikilmaz hale gelmektedir. Çok uluslu gemi mürettebatinin anlasmakta zorlanmasi nice deniz kazalarina neden olmaktadir, Istanbul Bogazinda, Poyrazköy önlerindeki son tanker kazasini unutmamak gerek. Anlasmazlığın b ir baska örnegini mevzuatimizda görmek mümkündür. Mevzuatimizda yatlar ve tipleri için "yat tipinde insa edilmis tekneler" ya da "karma yat" gibi tanimlamalar kullanilmaktadir. Bu tanimlamalarin yatçilar arasinda kullanildigini görmek mümkün degildir. Mevzuat disinda, kavram yanlislarina bir baska örnek rüzgar isimlerinden verilebilir; Ekvatora yakin bölgelerde dogudan esen ve Ingilizce'de Trade Winds olarak adlandirilan rüzgarlar, dilimize fütursuzca yapilan tercüme ile Ticaret Rüzgarlari olarak geçmistir de, buradaki Trade kelimesinin anlaminin Latincedeki Trado kelimesine dayandigi ve direction-yön anlamina geldigi bilinmemistir. Bu baglamda Trade kelimesinin ticaret ile uzaktan yakindan bir ilgisi yoktur. Ayni rüzgarlarin Fransizca karsiligi olan Alizeleri ise, uygun bir karsilik bulunamadigi için olsa gerek, kimse ticaret rüzgarlari olarak tercüme etmemistir. Bu özensizliklerin devaminda, insanlarin sevgi ve özveriye dayali amatör ugraslarinda mevzuat yönünden karsilastiklari olumsuzluklarin temelinde bir anlasmazlik ve anlamazligin yatmasi, konunun üzerine insanin mutlulugunu gözeten bir titizlikle egilinmemesi, denizle ugrasan kesimlerin tümünün ayni kefeye konulmalari normal olarak kabul edilmektedir. Amatör denizcilerin bu yanlisliga çözüm aramalari, kendi mutluluklari ve özgürlükleri için çalismalari, konumlarini anlatarak isteklerini ortaya koymalari geregi bu nedenle dogmakta, hareket alani bilerek ya da bilmeyerek ama giderek daraltilmaya çalisilan bir ugrasin gelecekte hangi kaynaklardan besleneceginin ve yenileneceginin düsünülmesi gerekmektedir ki, bu nedenle kavramlar, kurallar, uygulamalar tekrar tekrar gözden geçirilmelidir. 1) Özel Yat Amatör yatçilari gemi adamlarindan, özel yatlari ticari yatlardan ve ticaret gemilerinden ayri tutmak vazgeçilmez bir ilke olmalidir. Mevzuatta yatlar ve tipleri dogru tanimlanmalid ir, örnegin; "Gezi ve spor amaci ile kullanilan ve yat tipinde insa edilmis tekneler" veya "Gezi ve spor amaci ile kullanilan pek de küçük olmayan tekneler" bu arada "Karma yat" gibi, yaniltici, karmasik tanimlamalara gerek yoktur. Örnegin "Karma yat" bir yat cinsi degildir. Uluslararasi yatçilik terminolojisinde de böyle bir isim yoktur. Karma yat tanimlamasi özellikle ülkemizde kullanilmakta olan guletleri tarif etmek için seçilmis olabilir. Oysa guletler yelkenli yat sinifina girerler. Ne var ki "karma yat" ile Ingilizce'de Motor Sailer denilen tipteki yatlar da kastedilmis olabilir. Bu tipteki yatlarin "yelkenli yat" olmak özellikleri degismez. Yelkenli yatlardan, yelkenle eristigi sürate motoru ile ulasabilenlere Motor Sailer denir. Bu tanimlamanin her iki cins yatin özelliklerini kismen tasidiklari varsayilan kaba saba tekneler için kullanildigi dönemler çok gerilerde kalmistir. Bir zamanlar bu kaba saba teknelere fifty/fifty hatta ninety/ninety de denmistir. Yatlar yürütme kuvvetlerine göre sadece iki sinifa ayrilirlar; Yelkenli Yat ve Motoryat. Yelkenli yatlar motorsuz olabilirlerse de, günümüzde hemen hepsinde bir veya daha fazla motor vardir. Yati anlatmak için uzaklara gidip kavram kargasasina düsmeye hiç gerek yoktur. Yatin en dogru tanimini Denizcilik Federasyonu'nun 1934 yilinda -tarihe dikkat: bindokuzyüzotuzdörtyayinladigi yelken teknelerinin evsafi'ni belirleyen "Insa Sartlari ve Ölçü Talimatnamesi"nde bulmak mümkündür. Talimatnamede; "Deniz Yatlari, açik denize çikabilecek, sabit omurgali, güverteli ve kamarali teknelerdir", denmekle en uygun ve basit tanimlama getirilmistir. O günden bu güne bu tanimlama degismemistir ve kuskusuz motoryatlar için de aynen geçerlidir. Burada ayrica düsündürücü olan husus Denizcilik Federasyonu'nun Yelken ve Kürek Federasyonlari olmak üzere ikiye ayrilarak tarihe karistigi dönemde de sonrasinda da hiç kimsenin motoryati düsünmemis olmasidir. Oysa motoryat da bir spor aracidir. Diger taraftan, ticari yat tanimi da tam oturmus gözükmemektedir, keske bu yatlara sadece kiralik yatlar veya çarter yatlari denmis olsa idi. Özel yata gelince; "Özel yat" sadece gerçek kisilere ait olan ve menfaat temin etmek amaci ile kullanilmayan yattir. Bir özel yat, birden fazla gerçek kisiye ait olabilir. Özel yat kisisel yattir. 2) Özel Yatlara Kimlik Özel yatlarin limanlara kaydi kolaylastirilmali, özel yatlar için limanlarda bir "Özel Yat Kayit Defteri" açilmali ve uluslararasi geçerliligi olacak Gemi Tasdiknamesi veya "Özel Yat Kayit Belgesi == Certificate of Registry for Private Yacht" düzenlenmelidir. Halen kullanilmakta olan "Özel Yat Kayit Belgesi" bu görevi yerine getirmemektedir. Özel Yat Kayit Belgesi yatin sahipligini belirten bir belge olmalidir. Denize Elverislilik Belgesi'ni çagristirmamalidir. Özel yatlar 4922 sayili Denizde Can ve Mal Koruma Hakkinda Kanun kapsaminda degildirler ve olmalarina gerek yoktur. Oysa yürürlükte olan belge Liman Idarelerince Denize Elverislilik Belgesi gibi yorumlanmaktadir. Diger taraftan özel yatlar SOLAS kapsaminda da degildirler. Liman Idareleri ise, yürürlükteki Özel Yat Kayit Belgesi'nin -üzerinde öyle yazdigi için- 4922 sayili kanuna göre düzenlenecegi gerekçesi ile yatlarda SOLAS'a uygunluk aramaktadirlar. Ayrica belgenin görünümü de kötüdür. Fotokopiden resmi belge olmaz, özellik le yabanci limanlarda ülkemizin itibari zedelenmektedir. Belge için kiymetli matbu evrak kullanilmalidir. Özel yatlarin tonilatolari üç boyut kuralina göre hesaplanmaya devam edilmeli, güverte alti tonilatosu için katsayi olarak 1/5, net tonilato için 1/4 oranlari uygulanmalidir. Örnek: boy x genislik x derinlik / 2,83 x 1/5 == gros tonilato x 1/4 == net tonilato. (100 feet³ == 2,83 m³ == 1 Tonilato) Bir limana kayitli olmakla, özel yatin sahipligi fatura disinda bir belge ile kanitlanmis olacaktir. Kimi özel yatin faturasi bulunmayabilir, örnegin yat, sahibi tarafindan insa edilmis olabilecegi gib i, gerçek kisiler arasinda el degistiren yatlar için fatura düzenlenememis de olabilir. Ayrica ve öncelikle limana kayitli bir yatin sahibi olarak Türk bayragini tasima hakkina kavusmak, vatandaslik bilincini güçlendiren, yücelten, onur ve vekar yüklü bir duygudur. Bayrak tasimak, bu hakka resmen sahip olmak, bayragi usulünce tasimak, denizin ve denizciligin temel ilke ve kurallarindandir. Özel yatin yurt disina satilmasinda, liman kaydi silinerek, ticaret gemilerinde oldugu gibi, terkin belgesi (temiz kagidi) düzenlenmelidir. Yurt disina satislarda, alici kendi ülkesinde yatin kaydini liman siciline bu belge ile yaptiracaktir. Yabanci ülkelerde kullanilmis yat ithali yasak degildir. 3) Kullanilmis Özel Yatlar Çogu ülkede kullanilmis özel yatlarin ithali ve buna bagli bayrak degistirmeleri serbesttir. Ülkemizde bu olanak sadece büyük gemilere taninmis, yatlara ise yasaklanmistir, neden? Rekabetin gelismeyi hizlandiran, ülkelerarasi sermaye akimlarini büyüten etkisi unutularak, tam aksine kimi sanayi dallarinin ancak korunmakla yasayabilecekleri korkusuna yenik düsüldügü için mi? Yurt disinda oturanlarin kullanilmis otomobil veya yat ithal etmeleri onlara bir hak olarak taninmisken, yurt içinde oturanlara ayni hak taninmamistir, neden? Yoksa yurt disinda oturmakla vatandaslik haklarimizda bir degisiklik mi söz konusudur? Kullanilmis özel yatlarin kisisel olarak ithali, yerli yat üretimini kösteklemek yerine yönledirip gelistirecek, daha iyiyi, saglami ve güzeli çok sayida üretmek yönünde motive edecek, yabanci sermaye girisimlerinin hizlanmasini, yat turizminin ve asil önemlisi yatçiligin gelismesini olumlu yönde etkileyecektir. Vatandasin isteklerini ve bütçe olanaklarini önemsemeyerek, onu, amatör ugrasini kendi bayragi yerine, yabanci bayrak altinda sürdürmeye mahkum etmenin anlami var midir? AB üyeligine geçince, herhalde kalkacak olan bu kisitlamayi, ticaret gemileri için onca çaba harcanarak yillar sonra nihayet yürürlüge konulabilmis Uluslararasi Gemi Sicili dikkate alindiginda, bugünden kaldirmak daha dogru olmayacak midir? Neden bir Ingiliz ya da Alman ya da baska bir Avrupali yatçi yurt disinda satin aldigi kullanilmis bir yati kendi bayragina geçirebiliyor da, bizler yapamiyoruz, neden? 4) Özel Yatlara Vergi Özel yatlar boylarina ya da tonilatolarina göre vergilendirilmelid ir. Özel yatlardan motor gücüne göre vergi almak, denizciligin gelismesini gerçekten önledigi gibi, denizciligin tesviki düsüncelerine de ters düsmektedir. Bu konuda dis ülkelerden model bulmak kolaydir ve isin dogrusu, su hatti boylari 11 metreden kisa olan özel yatlardan hiç vergi almamaktir. Özel yat sahipligi ve kullanimi ülkemizde henüz yayilacaktir; daha isin basinda oldugumuz için, desteklenmesi, tesvik edilmesi gerekir. Yati lüks esya sanarak vergilendirmekle, vatandaslar denizden ve denizcilikten uzaklastirilmaktadir. Denizcilikten uzak yasamakla ülkemizin ne denli agir ekonomik bedeller ödemekte oldugunu ise bilmeyen kalmamistir. Yerli yat üretiminin gelismesini önleyen engellerin basinda yatlardan alinan vergiler gelmektedir. Vergi yolu ile yat sahibi olmayi önlemek yerine yatlar için barinak üretmek, üretilmisleri de, örnegin balikçi barinaklarini, yaygin kullanima açarak denizciligin ve yatçiligin tesvikinde sayisiz u lusal çikarlar vardir. 5) Kisitlamalar neden? Özel yat kullanimini, boy, tonilato, motor gücü, sürat, güvenlik donanimi veya herhangi bir baska nedenle sinirlamanin geregi yoktur. Yürürlükte olan bütün sinirlama ve kisitlamalar kaldirilmalidir. Amatör denizciligin gelismesini engelledikleri için asil dogru olan davranis, bunlardan kaçinmaktir. Yatçi hangi cins, sinif, tip ve boyda bir yata sahip olacagini ve onu nasil kullanacagini, yati ile ne zaman ve nerelere kadar nasil ve kiminle birlikte gidecegini idrak etmekten aciz degildir. Salt mantik açisindan bakildiginda sinir ve kisitlamalarin kendiliginden olustugu görülecektir. Örnegin boyu 40 metre olan bir yati sahibi zaten tek basina kullanmayacaktir. Bu boyutta bir özel yatin bir gerçek kisi adina kayitli olmasi ekonomik nedenlerle de tercih edilmeyecektir ve yat bir sirkete maledilerek Ticari Yat sinifina girecektir. Ticari yatlarin tabi olduklari mevzuat bellidir. Buna ragmen, bir sirketin mali olan özel yat niteligindeki yatlarin, menfaat karsiliginda insan tasimakta kullanilan gerçek anlamdaki ticari yatlardan kesinlikle ayrilmalari gerekecektir. Kisitlamalar ile ilgili bir diger örnek sigorta konusunda verilebilir; hernekadar yatlarin sigorta ettirilmesi istege bagli ise de, sigorta sirketleri gerektiginde yatin cins, boyut ve diger özelliklerine göre yaptirimlar getirebilmektedir. 6) Amatör Denizci Yeterlik Belgesi, Özel Yatlar ve Kulüpler Özel yat kullanmak için gerekli tek belge "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi" olmalidir. Avrupa Birliginde uygulama bu yöndedir, tek tip belge uygulanacaktir. Bu belgenin ülkemizdeki "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"nden farki yoktur. Belgeyi almak için sinava gireceklerde aranacak temel bilgi bugünkünden farkli olmamalidir, nitekim AB de degildir. Ancak belge AB'ne uygun sekilde yeniden isimlendirilmelidir. "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi" alabilmek için yas hududu 16 ya indirilmelidir. Bu suretle sinavdan geçecek genç yasta daha çok vatandas denize temel bilgileri edinmis olarak yönelecektir. Örnegin Almanya'da yas hududu 16 dir. Alman gencinin Türk gencinden ne farki vardir? "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"ni Türkiye Yelken Federasyonu'nun görevlendirecegi ve yetkilendirecegi kulüpler vermelidir. Bu görev ve yetki deniz sporlari ile ugrasan kulüplerin güçlenmelerine yardimci olacaktir. Güçlü kulüpler yaygin amatörlügün ve basarili sporcularin yuvasidir. Bu kulüplerde alinacak kurslardan geçmis kisilerin sinavlardaki basarililik oranlari daha yüksek olacaktir. Saglik raporu gerektiren hallerde devlet hastanelerini özel hastanelerden, devlet hastanelerinde çalisan doktorlari özel doktorlardan ayri tutan görüse son verilmelidir, bütün doktorlar Hipokrat yemini etmis namuslu, serefli insanlardir ve bu ülkenin vatandasidirlar. Vatandas yokusa sürülmemelid ir. Tam Tesekküllü Devlet Hastanesi ile Tam Tesekküllü Özel Hastane arasinda bir fark mi vardir? Hastanenin tam tesekküllü olmasinin gerekçesi var midir? KBB ve göz doktorlari bu hastanelerde çalistiklari zaman farkli bilgi ve beceriye mi sahiptirler? Kaldi ki amatör bir ugras sahibi olmak için saglik raporu alinmasinin gerekliligin i anlamak ve anlatmak olanak disidir. Özendigimiz Bati'da böyle uygulamalar yoktur. Ayni düsüncenin devaminda, özel yatlarin, sahiplerinin istegine bagli olarak, limanlar yerine deniz sporlari ile ugrasan kulüplere kayitli olmalari ve "Özel Yat Kayit Belgesi"ni bu kulüplerin düzenlemesi seçenegi de düsünülmelidir. Bu takdirde Liman Idaresi kulüplerce düzenlenmis belgeleri bedelsiz onaylamakla yetinerek yata Türk bayragini tasima hakkini tanimalidir. Özel yatlarin sicil kayitlari kulüplerde tutulabilmelidir. Böylelikle kulüplerin amatörlük ile spor arasindaki iliskiyi çok daha iyi degerlendirmelerine ve gelistirmelerine olanak saglanmis olacaktir. Sosyal yasamimizin son derece önemli ve degerli unsurlarindan birisi olan kulüpler, ideallerin ve ihtiyaçlarin biraraya geldigi odak noktalaridir. Özenle kurulmali, özenle yasatilmalidirlar. Bir özel yatin yönetimi için, boyutlari, tonilatosu, çikacagi seferin süresi ve uzakligi ne olursa olsun, içinde bulunan kisilerden sadece birisi "Amatör Denizci Yetelik Belgesi" ile sefer sorumlulugunu üstlenebilmelidir. Yatçi hangi boy yatla hangi tür sefere, kaç kisi ile çikabilecegine daima en iyi kendisi karar verir, zeka yoksunu degildir, kendisine ve birlikte yola çikacagi arkadaslarina güveni vardir. Bati ülkelerinde 3 direkli 45 metre boyunda yatlari dahi tek kisinin kullanabildigi bilinen bir gerçektir. Oralarda ülkenin sosyal, ekonomik ve teknik gelismesinin yasaklarla saglanamayacaginin bilincinde olan yetkililer bu kisileri hiç bir sekilde engellemezler, bilakis onlara yardimci olurlar. O ülkelerde vatandaslarin çogunlugunun zaten bir amatör ugrasi vardir ve kendilerine uygulanmasini istemedikleri bir kisitlamanin baskasina da uygulanmasini istemezler, yetkililer vatandaslik bilinci ile düsünerek hareket ederler, bütün buluslarin ve kesiflerin temelinde daima bir amatör dürtünün yattigini bilirler. "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi" ömür boyu geçerli olmalidir. Iki y ilda bir tekrarlanan göz ve kulak muayenesi kaldirilmalidir, ya da doktorlarin meslek yeminine saygi duyulmali, hastane ayirimi yapilmamalidir. Kara tasiti kullananlarin Sürücü Belgesi'nin geçerliliginin devami için böyle bir kisitlama yoktur ve dogal olan da zaten budur. Bu itibarla "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"nin geçerliliginin devami için de bir kisitlama olmamalidir. Vatandasin hangi araci ne zaman kullanamayacagina kendisi ve/veya doktoru karar verecektir. Türk vatandasini kendini bilmekten aciz ve sorumluluk duygusundan yoksun saymak, onu vatandas saymamak kadar güçlü bir olumsuzluk örnegidir. Üyesi olmaya çabaladigimiz AB'nde amatör vatandaslar için bu tür kisitlamalar yoktur. Yeterlik belgesi 40 yil önce dahi alinmis olsa geçerliligini yitirmemekte ve yillar içinde ne göz ne de kulak muayenesi yapilmaktadir. Vatandasa saygi duymak ve ona inanmak esastir. "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi" sadece özel yatlarda geçerli olmali, ticari amaçla kullanilan baska hiç bir deniz aracinda geçerli olmamalidir. Bu belge amatör kisiligi yansitan özellikli bir belge olmalidir. Özel yat niteligindeki sirket mali yatlar da ayni belge ile kullanilabilmelidir. Ticari yatlarin kulüplere kayitli o lmalari mümkün olamayacagi için, sirket adina kayitli yatlarin özel olup olmadiklarinin en dogru, en saglam, inanilir yanitini ve kanitini kulüpler saglayacaktir. 8) Amatörlük Insanlarin amatörce yaptiklari islerde bilgisiz olmalari beklenemez. Amatörler bir isi sevgiyle ögrenerek, usulünce uygulayan, deneyimlerini degerlendiren, yenilikleri devamli takip eden, becerikli, istekli, merakli, disiplinli, okuyan, kendi aralarinda yaygin bilgi alis verisinde bulunan insanlardir. Amatör kelimesi Latince kökenlidir ve "sevmek" anlamini içerir. Amatör, bir isi severek yapan kisi demektir. Amatörler sevmeyecekleri bir ugras seçmezler. Kurallara uyarlar, kendi güvenliklerine de baskalarinin güvenligine de önem verirler, çevrelerine saygilidirlar. Amatör denizcilik, bilgi ve disiplin gerektiren, onurlu bir ugrastir. Amatör denizcilerin de acemilik dönemleri vardir, ancak bu dönemi çabuk asarlar. Amatör denizcilerin bilgi ve becerilerini arttirabilecekleri özel denizcilik kurslari ülkemizde ve baska ülkelerde verilmektedir. Bu kurslara katilmak gönül isidir, bir kosul olmamalidir. Burada en büyük görev kesinlikle kulüplere düsmektedir. Kurslarin nitelik ve nicelikli olarak yaygin hale getirilmeleri kulüplerin isi olmalidir. Unutmamak gerekir ki, sayilari bütün dünyada giderek artan amatör denizciler, dünya çapinda bir sanayi dalinin, devamliligi olan ve kendini durmaksizin yenileyerek büyüyen müsteri potansiyelini o lusturmaktadirlar. Bu arada iki gözü de görmeyen bir Ingiliz vatandasinin yelkenli yati ile Atlantik Okyanusunu tek basina asmis oldugunun, 16 yasinda Japon gencinin tek basina Pasifik Okyanusunu geçtiginin, 18 yasinda Amerikali genç kizin tek basina ve hiç deniz tecrübesi olmaksizin (ayrica ehliyeti de olmaksizin, çünkü ABD'nde deniz ehliyeti yoktur) dünyayi turladiginin, hatiralarini yazdigi kitabin bestseller oldugunun, 82 yasinda Fransiz denizcisinin dünyayi tek basina döndügünün, Atlantik Okyasunun sörfle, lastik botla, Pasifik Okyanusunun salla geçilmis oldugunun, sayilari bilinmeyecek kadar çok özel yatin ve amatör denizcinin dünyanin her tarafinda sevdikleri bu sporu uygulamakta olduklarinin da, unutulmamasi gerekir. Amatörlük budur. Amatörlük sinirsiz ve sonsuz bir ugrastir, bir yasam seklidir, sabirdir, disiplindir, bilgidir, beceridir. Amatör denizcilik ve yatçilik spordur, hiç bir sekilde engellenmemesi, tam tersine, önündeki engellerin kaldirilmasi gerekir (Bakiniz T.C. 1982 Anayasasi, Madde 59). 9) Özetle; Özel yat tanimi sadece kisisel sahip olunan yatlar için kullanilmalidir. Bu arada sirket mali özel yatlarin da var olabilecegi unutulmamalidir. Özel yatlara uygulanan bütün kisitlamalar, boy, tonilato, motor gücü, sürat, donanim, donatim, ithalde yas siniri, sefer bölgesi, vs, vs, kaldirilmalidir. Özel yati "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"ne sahip tek kisi yönetebilmelidir. Özel yatlarda bulundurulacak güvenlik donanimi, yangin söndürücü, balta, saglik çantasi ve maytaptan öteye gitmemelidir. Sorumlulugunun bilincinde olan amatör yatçi nasil olsa bunlardan çok daha fazlasini yatinda tasiyacaktir. Denizin gereklerine göre üretilmis özel giysileri yaninda can yelegi dahi çogu zaman her yatçinin kendi malidir. 10) Yurt Disi Seferleri Yurt disina çikarken yatin, sahibinin pasaportuna kaydedilmesine son verilmelidir. Ticaret gemilerinde böyle bir uygulama yoktur. AB ülkelerinin hiçbirisinde böyle bir uygulama yoktur, zaten olamaz da. Bir gemi kaptanin pasaportuna kaydedilmez, çünkü liman kaydi vardir. Sahibinin düzenleyecegi yetki belgesi ile baskasi da bir yati yurt disina çikarabilmelidir. Özel yatla yurt disina çikmak için pasaport, gümrük, liman ve saglik karnesi kontrolü kaldirilmalidir. Bürokratik yükü arttirmaktan öteye hiç bir sonucu olmayan Transit Log'un Türk bayrakli özel yatlara uygulanmasina son verilmelidir. Vatandasi ve devleti gereksiz mesgul eden bu uygulamanin anlami kalmamistir, tek ve asil yarari ise, geçmisteki agir ve daha anlamsiz uygulamalari unutturmak olmustur. Transit Log ülkemize gelen yabanci bayrakli özel yatlar için de artik uygulanmamali, yerine çok basit "tek yaprak-tek belge" sistemine süratle geçilmelidir. Pasaport sahibi her Türk vatandasi diledigi anda, bir özel yatla karasularimizin herhangi bir noktasindan, herhangi bir kontrole veya izne gerek olmaksizin, yurt disina çikabilmelidir. Özel yatlarla yurt disina seyahat edenler için gerekirse gümrük kontrolü sadece yurda dönüste yapilma lidir. ABD, Ingiliz, Alman ve diger bir çok ülke vatandasi böyle yasamaktadir. Onlara kendi ülkelerinde taninmis bu hak Türk vatandaslarina neden taninmaz? Türk vatandasi olmak, ülkesinden çikisi kontrol altinda tutulmasi gereken bir özellige sahip olundugu anlamini tasimamalidir. Türk vatandaslarina kendi ülkelerinde yabanci turist muamelesi yapilmamalidir. Aralarinda yer almaya çalistigimiz gelismis ülkelerde vatandaslarin pasaportlarinda giris çikis damgalari için ayrilmis sayfalardan olusan bir bölüm yoktur. Ingiliz vatandaslari özel yatlari ile yurt disina çikarken posta yolu ile sadece Gümrük Idaresine bir form göndererek bilgi verirler, yatin sahibinden ya da yöneteninden baska kimsenin adini dahi belirtmezler. Bu belge "Ingiltere vatandasi olarak ben, özel yatimla bir süre yurt disinda olacagim, bilginiz olsun" anlamini tasimaktadir. Ingiliz yatçilarina ülkelerinden yatlari ile nasil ayrildik larini sorun; alacaginiz cevap sadece "we just go" olacaktir. Alman yatçilarin yatlari ile ülkelerinden ayrilirken hiç bir islem yapmalarina gerek yoktur. Alman yatçilari ancak 72 saati asan bir sefer için yanlarinda götürecekleri kumanyanin ya da baska sarf malzemesinin KDV sini geri alabilmek için gümrük idaresine basvururlar, sistem vatandasin yararini ve rahatini gözeterek isler. Sistem vatandasi yüceltir, yormaz, biktirmaz. Polisin pesinde oldugu suçlularin yurt disina kaçmak için pasaport sahibi olmalari yeterlidir ve hatta bu kisiler pasaportlari olmadan da yurdumuzu hudutlarimizin veya karasularimizin herhangi bir noktasindan terkedebilmektedirler. Yurt disina çikisi mahkeme karari ile yasaklanmis, karar kendisine usulünce teblig edilmis, pasaportu elinden alinmis ve ismi bütün hudut kapilarina bildirilmis hangi suçlu, pasaport polisi kontrolünden geçerek kaçmayi deneyecektir ki? Durum böyle olunca suçsuz vatandasin kontrol edilmesi için gerekçe nedir? Tek gerekçe vergi borcu mudur? Bunun bir baska yolu yok mudur? Devlet, kendi vatandasini kollamak, ona yabancilardan farkli davranmakla yükümlüdür. Devlet, vatandasina inanmak, onun mutlulugunu saglamak zorundadir. Devlet, vatandasi amatör ugrasi nedeni ile bilgisiz, beceriksiz, idraksiz, hatta kaçakçi ve potansiyel suçlu olarak görmemelidir. Tam tersine, devletin kontrol organlarinin amatör yatçilardan, onlarin deniz sevgileri, çevre bilinçleri, dogaya saygilari yaninda, güçlü vatandaslik duygularina inanarak ve dayanarak saglayabilecegi sayisiz ulusal yararlar vardir. 11) Saglik Karnesi Türkiye öncü rolü oynamali, özel yatlar için Saglik Cüzdani düzenlenmesine son vermelidir. Kanuna göre Saglik Cüzdani kabotaj hakkina sahip, yani Türk karasulari içinde ticaret yapan gemiler için gereklidir. Özel yatlar ticari amaçla kullanilmayan yatlardir. Karasularimizda seyreden özel yatlar için Saglik Cüzdani düzenlenmesinin ne geregi vardir? Veba, kolera, skorbut, frengi gibi hastaliklarin gemilerle ve gemi adamlari ile ülkelerarasi bulasmasi tarihe karismistir. Dünyayi tehdit eden AIDS hastaligi varken ve yayilmasi önlenemezken bulasici hastaliklarin ülkelerarasi yayilmasinda tek suçlu olarak gemiler ve gemiciler yaninda, yatlari ve yatçilari da görmenin anlami yoktur. Kaldi ki 50 net tonilatodan küçük gemilerden saglik resmi alinmayacagi kanun hükmüdür. Saglik resmi ödemeyen gemilerin saglik cüzdani tasimalarina da gerek olmamalidir. Özel yatlarin büyük çogunlugu zaten bu tonilatonun altindadir. Özel yatlar bu tonilato hududunu asmis olsalar dahi saglik cüzdani almalarina gerek olmamalidir. Günümüzde yatlarla ülkelerarasi tasinacak hastalik kalmamistir. Saglik karnesi uygulamasina uluslararasi anlasmalar geregi son verilemiyorsa, yurt disindan gelen Türk bayrakli bir özel yatin ilk ulasacagi ve deniz giris kapisi olan bir limanda 6 saat süre ile karantina bayragini çekerek demir yerinde beklemesi yeterli olmali, yatin bekledigi süre içinde ilgili saglik görevlisi kontrole gelmezse, vatandas yurda girmis sayilmalidir. Bulasik ülkelerden gelen Türk bayrakli özel yatlarin ise saglik kontrolünden geçmeleri zorunlu olmalidir. Burada yatçi vatandasa güvenmek esastir. Sorunlar dogru anlatilirsa yatçilar kurallara mutlaka uyacaklardir. 12) Gümrük Yurt disindan gelen özel yatin demirde bekledigi 6 saatlik süre içinde Gümrük Idaresi de dilerse yati kontrol etmelidir. Vatandas beraberinde Gümrük Vergisi ödemesini gerektiren esya getirmis ise zaten gümrüge kendiliginden basvuracaktir. Gümrük Idaresi bir yatin demirbas defterinde kayitli olmayan veya faturasi bulunmayan demirbas niteligindeki malzemeden dolayi yatin sahibi ya da kullanani hakkinda kovusturma açmak hakkina kosulsuz sahiptir. Yatçilarin kötü niyetli olup olmadiklari, kaçakçilik edip etmedikleri kontrol edilmek isteniyorsa, bu zaten kiyilarimiz boyunca her zaman ve her yerde Sahil Güvenlik Teskilati ile Gümrük Idareleri tarafindan yapilabilmektedir. Ne var ki kontroller genelde ihbar kosuluna bagli olarak yapilmalidir. Özel yatlarda demirbas defteri bulundurulmasi ciddi bir uygulamadir, devam etmelidir, ancak demirbas defteri yerine yata ait malzemenin faturalarinin saklanmasi da yeterli olabilmelidir. Bunlar vatandasin beyan hakkini kullanmasi ve kanitlamasi için gereklidir. Bu uygulama ile özel yat sahiplerinin alinlari hep açik olacak, Idare karsisinda çekinecekleri hiç bir seyleri olmayacaktir. Dünyamizin bas belasi uyusturucu kaçakçiligina en sert tepkiyi gösteren ülkelerden birisi olan ABD'de Sahil Güvenlik Teskilati (US Coastguard) karasularinda seyreden bütün yüzer araçlari, bu arada ülkeye yurt disindan dönen özel yatlari dahi, sahibinin de yardimi ile didik didik arayarak, içinin neredeyse tamamini sökebilmektedir. Görevlilerin yati aramalarina yardimci olmakla yükümlü olan yatçi, sahip oldugu vatandaslik bilinci ile hem uygulamaya direnmeyi aklina dahi getirmez, hem de Coast Guard'in bu yetkisini vatandaslarini rahatsiz etmek, korkutmak, canindan bezdirmek için kullanmadigini bilir. Nedenler dogru açiklanirsa, amatör yatçilarin da baska türlü bir düsünce ve davranis içinde olmayacaklari kesindir. Bir yatin, sahibi ya da yetkili bir kisi tarafindan yurt disina çikarildiktan sonra satilarak geriye getirilmeyecegini düsünmek ve yati onu çikaran kisinin pasaportuna kaydetmek ilkel bir uygulamadir. Kullanilmis ya da yeni olup olmadigina bakilmaksizin, yat ihraç etmek yasak bir eylem degild ir ve yatlar da gemiler gibi bulunduklari yerde ve begenildikleri anda satilabilmelidirler, satinalinabilmelidirler. Limana kayitli bir yatin yurt disinda satilmasi halinde, kaydi silinirken satisin Gümrük, Vergi veya baska bir idare ile ilgisi varsa geregi yerine getirilecektir. Yurt disina çikan özel yatlarin Gümrük Idaresince sahiplerinin pasaportlarina kaydedilerek geri getirilmelerini saglamak amacini tasiyan uygulama, mantiktan yoksundur, gereksizdir, zararlidir ve asil önemlisi; vatandasi asagilayici nitelik tasimaktadir. Alici bulan yat her zaman ve her yerde satilabilmelidir ve bunun Gümrük Idaresini ilgilendiren bir yaninin olmamasi gerekir. Özel bir yatin satilmasi eski ve yeni sahiplerinden baska kimseyi ilgilendirmemelidir. Kaldi k i yat bir limana kayitli ise, satabilmek için sicilden "temiz kagidi" alinmasi gerekecektir. Bu uygulama yurt içinde çalinmis yatlarin yurt disinda satilmalarina da engel olur. 13) Davetiye Gereksiz her islem devleti mesgul etmekten öteye vatandasin mutsuzluguna neden olmakta ve devletin giderlerini arttirmaktadir. Zenginlik, giderleri degil, tasarrufu arttirmakla saglanir. Bu kural herkes için geçerlidir. Kötü niyet her zaman ve her yerde kötü niyettir ve düzene islerlik kazandiracagi sanilan her kisitlama baska kötü niyetlerin dogmasina neden olmaktadir. Düzen kurmanin en kolay yolunun yasaklardan ve kisitlamalardan geçtigini sanmanin, isin sonunda lagar, verimsiz, agir bir mekanizma üretmekten öteye gitmedigini bilmeyen ülke dünyada kalmamis gibidir. Önemli olan, yasaksiz, kolay ve aksamadan vatandasin leyhine isleyen bir düzen kurabilmektir. "Kolayi Bulmak Güçtür" deyimini bu nedenle bütün derinligi ile anlamaya çalismak gerekir. Türkiye için en iyi model dahi yeterli degildir. Türkiye gölgesini asmak zorundadir. Türkiye modern, yön verici, örnek ülke olmali, bütün mantik disi uygulamalari terketmelidir. Bu baglamda Arkeolog, sanat ve kültür tarihçimiz Ekrem Akurgal'in bir konferansta söyledigi "bireysel hürriyetin Bati'da toplumsal bir gündem haline gelmesinden sonra Dogu'nun gelismede Bati'yi bir daha yakalayamadigi" sözlerinden etkilenmemek mümkün müdür? (Bakiniz; Celal Sengör, Zümrütname) Güçlü donanmalarin sahibi, denizcilikte ilerlemis ülkelerde amatör yatçiligin önemi çok iyi bilin ir. Ikinci Dünya Savasinda müttefik kuvvetler donanmasi ile yatçilar arasindaki isbirligi bunun en etkin ve unutulamayan kanitidir. Gelismis deniz ticaret filolari olan ülkelerin donatanlari, tarihi gelisimin sonucu, çogunlukla bir özel yata sahiptirler. Bu bir kural degildir ama deniz ticaretinin amatör bir ugrasla ilgisine isaret etmektedir. Bu nedenlerle amatör yatçiligin gelismesinin ülkemizin deniz ticaretinde ne denli önemli rolü oldugunu ifade edecek kesimlerin basinda Donatanlarimiz ve Deniz Kuvvetlerimiz gelmelidir. Amatör denizcileri korumak, kollamak, onlarin ve özel yatlarin sayica artmasini saglamak için bütün engellerin kaldirilmasinda çaba sarfetmek, amatör denizciligin, denizci ülke olabilmenin temel unsurlardan birisi oldugunu kabul etmek ve bu konuda sözcülük yapmak Deniz Ticaret Odalari'nin görevleri içinde olmalidir. Ülkemize yatlari ile gelip uzun süre kalmayi amaçlayan yabanci amatör yatçilar için, MARYAT'in da katkilari ile baslatilan uzun süreli oturma izni uygulamasi övünülecek bir yaklasim, sektör ile devlet arasinda anlasabilme olgusunun tarihi bir örnegidir. Deniz turizminin gelismesi ve gelistirilmesi için çaba harcarken, MARYAT'in görevlerinden bir digeri de, yanlis uygulamalari önlemek amaci ile yabanci amatör denizcileri din leyerek, onlardan kendi ülkelerindeki dogrulari ögrenmek, öneriler üretmek olmalidir. Deniz turizminde ilk özeni yaratan ve gelismeyi tetikleyen yat turizmi, amatör yatçilarla baslayan bir harekettir. Amatör yatçilar, meraklari, kesfetmek, arayip bulmak ve ögrenmek güdüleri, görüp tanimak, tanismak istekleri ile hareket eden insanlardir. Ülkemiz hudutlari disina tasan yat yarislari ve rallileri, bireysel dünya turlari, ekstrem bölgelere yat seyahatleri hep bu sayilan güdülerin ve arzularin ürünüdür. Turizm Bakanligi'nin uygulamalarinda amatör yatçiliga ve yatçilara ayri bir yer verilmesi gerekir. Denizci ülke, denizci toplum gibi kavramlari ülkemiz ve toplumumuz için benimseyerek, denizcilikte gelismek istiyorsak, devletin, vatandasin amatörlügüne ve amatör çabalarina en genis anlamda sahip çikmak, engel üretmeden yardimci olmak, onlarin diger denizci ülkelere, denizci toplumlara ve ayni meraki paylasanlara karsi küçük düsmelerini, onurlarinin zedelenmesini önlemekle yükümlü oldugu unutulmamalidir. Denizcilik Müstesarligin in, amatör yatçiligin gelismesi için beklenen önlemleri gecikmeden alarak öncülügü üstlenmesi, konuya alabildigince ve olabildigince özgür ve özendirici düzenlemelerle yaklasmasi Idareler arasinda uyum saglamasi gerekmektedir. Bu hususta yapilacak en dogru is bir düzenleme arayisina girmeksizin amatör yatçilari "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi" ve "yatlari" ile basbasa birakmaktir. Otomobil sahibi her vatandas hareketlerinde nasil özgürse, yat sahibi vatandas da ayni özgürlüge, denizin özellikleri geregi daha da kapsamli bir özgürlüge, sahip olmalidir. Deniz sporlari ile ugrasan kulüpler, ülkede amatör denizciligin ve yatçiligin korunup kollanmasi, olabildigince gelistirilmesi için göreve aday olmali, yetkilenmeli ve bu yetkileri kullanmak amaci ile süratle bilgilenmeli, düsünce üretmeli ve çalismalidir, ve sonuçta Türk amatör denizcileri; Ask ile sevip baglandiklari ugraslarini, kendi ülkelerinde kisitlamasiz, sikintisiz, özgürce uygulayabilmek için, Yatlari ile yapacaklari yurt içi ve disi seferlerinde boyunlarinin bükük, baslarinin egik olmamasi için, Yabanci amatör yatçilar ile aralarinda hak, hukuk, istek, beceri, deneyim, birikim, gibi degerler açisindan hiç bir fark olmadigini göstermek için, amatörlük felsefesi çevresinde, dayanisma içinde harekete geçerek, bir güç birligi ile varliklarini kanitlamak zorundadirlar. Bir yata sahip olmak, yatçilik sporu için duygular tasimayi, düsünce ve istek sahibi olmayi gerektiren ciddi bir olaydir. Bu duygular, düsünce ve istekler olmaksizin, sadece özenerek, taklit ederek, benim de bir yatim olsun diyerek, yat sahibi olmak dahi, motivasyona hazir, kesfedilmemis bir amatör kisiligin varligina delalet edebilir, gözardi edilmemesi gerekir. Gönül rahatligi içinde "Benim Denizlerim, Benim Kiyilarim, Benim Sahil Güvenligim, Benim Limancim, Benim Polisim, Benim Gümrükçüm, Benim Yatlarim, Benim Yatçilarim" diyebilecegimiz günlerin yine de yakin oldugu ümidi, yatçilarin dayanisma içinde, ortak hareket etmeleri ile gerçege dönüsebilir. Teoman Arsay [email protected] Deniz Meteorolojisi Son yıllarda ulusların sosyal ve ekonomik gelişmelerinde okyayanusların öneminin anlaşılmasıyla ,okyanus kaynaklarının daha akılcı kullanılması için yapılan çalışmalara duyulan ilgi artmıştır. Sahil ve sahilden uzak sularda olduğu kadar derin denizlerde de deniz çalışmalarının gereksinimlerini karşılamak için özel amaçlı meteorolojik bilgilerden sık sık yaralanılmaktadır. İlk defa 19.yüzyılda başlayan deniz bilimi çalışmaları günümüzde de sistemli bir şekilde sürdürülmektedir .Denizler üzerinde can ve mal güvenliğinin sağlanması ayrıca deniz çalışmalarının planlanması için bütün deniz yolları ile balıkçılık ve diğer deniz faaliyetlerinin olduğu bölgelerde deniz meteorolojisi ve diğer jeofiziksel bilgilerin elde edilmesi gerekir. Denizlerden elde edilen verilerin yeterliliğini,temsil edebilirliğini sağlamak ve ileri tahmin tekniklerini geliştirmek için deniz meteorolojisi proğramı geliştirilmiştir. Bu proğramın yürütülmesinde ve denizle ilgili bilgilerin toplanmasında deniz sinoptik istasyonlarından faydalanılır. Deniz meteorolojisi; Deniz çevresindeki atmosfer ve deniz sınırları içersinde meydana gelen doğal olaylar ile derin denizler, sahil kesimi, sahilden uzak sınırlar içinde kalan sulardaki insan Faaliyetlerinin gereksinimi o lan bilimsel ve işletme amaçlı meteorolojik bilgi talepleriyle ilgilenir. 1-Derin denizlerdeki uluslararası taşımacılığa ,balıkçılık ve diğer deniz faaliyetlerine hizmet. 2-Kıyısal bölgelerde yer alan ve kıyıda kendi kendine oluşan çeşitli faaliyetlere hizmet. Bu hizmetlerin yerine getirilmesinde raporların, tahminlerin, uyarıların hazırlanması değişik okyanus durumları ile deniz havası ve deniz ikliminin ana özellikleri hakkında bilgiyi gerektirir. Bunlara ilaveten dalgalar, fırtına dalgaları ile ilgili tahminlerin yapılması bu bilgilere ait verilerin toplanması gerekir. Gözlemlerin alınması, dağıtımı ve arşivlenmesi Deniz meteoroloji proğramının uygulamasını sağlayacak temel unsur olarak kabul edilir. Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrilmiş olması denizciliğin önemini en açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Denizciliği sadece deniz ulaşımı olarak görmemek gerekir. Ulaşımın yanı sıra yurdumuzun güçlü Deniz Kuvvetlerini ve her gün büyüyen, modern güçlerle donatılan deniz ticaret filosunu destekleyecek, ayrıca deniz kaynaklarıyla (balıkçılık, kıyıda ve kıyıdan uzakta yapılan sualtı maden petrol araştırmaları, deniz ve yat turizmini ve deniz kirliliği konularında) deniz meteorolojisinin çok yakın ilişkisi olduğu bilinmelidir. Öte yandan deniz meteorolojisinin gerek uygulamada gerekse bilimsel açıdan bakıldığında ilginç sonuçlar verebilecek bir potansiyele sahiptir. Deniz Meteorolojisinin Tarihçesi Denizciliğin tarihi uzun yıllara dayanır. Denizle uğraşanların büyük bir çoğu havanın nasıl olacağını merak ederek, çok eski çağlardan beri kendilerine göre bazı tahminler ve tecrübeler üretmişlerdir. Bazı gemiciler denizde gemileri ile seyrederken önemli sayılacak rüzgarları keşfetmişlerdir. Okyanus üzerinde esen rüzgarlara ait kartlar ilk olarak İngiliz Halley tarafından 1686 da çizilip yayınlanmıştır. 1805 yılında İngiliz Deniz Ofisinde görevli bulunan F.Beaufort'un ismini aldığı Bofor ıskalasını ortaya çıkarmıştır. Bu arada gemi kaptanları tarafından yazılan rota defterlerinde denizlere ait hava durumları bulunmaktadır. Bunlar ihtiyaçtan doğan rast gele çalışmalardır. Ancak ilk deniz bilimi çalışmaları 19.yüzyılın sonlarına doğru başlamıştır. İlk ulusal meteoroloji ofislerinin kurulduğu 19.yüzyıl ortalarında okyanus taşımacılığı,rüzgar rejimleri akıntı sistemleri ve fırtınaların oluşumları hakkında sistematik bilgi ihtiyacı içindeydi. Bu ihtiyacı karşılamak ve gemi güvertelerinde gönüllü gemilerce yapılan gözlemlerin belirli bir esasa dayandırılmasına yönelik uluslararası ilk deniz meteorolojisi toplantısı 1853'te Bürüksel'de yapılmıştır.. Bu toplantıda gönüllü ticaret gemileri tarafından yapılan gözlemlerin klimatolojik bilgi olarak değerlendirilip,gemic iliğin kullanımına sunulması kararlaştırıldı .Örgütlü deniz bilimi çalışmalarının başladığı 19.yüz yıl ortalarından bu yana dünya okyanuslarının fiziksel ,kimyasal ve biyolojik özelliklerine ait sistematik gözlemler yoğun bir biçimde ve sürekli olarak yapılmaktadır. Telsiz haberleşmesinin gelişmesi ve gemiyle sahil arasında düzenli bir haberleşme ağının kurulması ile birlikte, denizde can güvenliği konulu ilk uluslar arası toplantıda, tüm deniz taşımacılığı hatları ve balıkçılık sahaları için hava raporlarının telsizle yayınlanması kabul edilip, hükümetlerin okyanus üzerinde bu tür yayınların sorumluluğunu üstlenmesi konusunda fikir birliğine varıldı. Uzun bir süre gemiciliğe yönelik hava tahminleri, kıyısal fırtına uyarıları deniz meteorolojisi konusunda yapılan sınırlı çalışmalardı. Zamanla bilimsel ve işletme amaçlı meteorolojik bilgilere talebin artmasıyla,okyanuslardan daha çok veri elde etme gereği duyuldu. 1936 yılında denizle ilgili klimatolojik verilerin değişimi ve yıllık klimatolojik özetlerin düzenli o larak basımını sağlayacak uluslararası bir sistem kuruldu. Denizden elde edilen verilerin yeterliliği, temsil edebilir liği ve üniformluğu ile ileri tahmin ve deney tekniklerinin geliştirilmesi ancak uluslar arası işbirliği ile sağlanır. Ve bu anlamda bazı kuruluşlar teşekkül etmiş olup bu sahalarda önemli gelişmeler sağlamışlardır. Deniz Meteorolojisi İle İlgili Faaliyetler Deniz meteorolojisi faaliyetlerini denizi kullananlara göre şu şekilde sınıflandırabiliriz. GEMİCİLİK: Çevre şartları belirli kritik değerlere ulaştığında gemicilik alanında tehlikelere sebep teşkil eder. Bu bakımdan geminin denizde seyri sırasında ve limanda yükleme boşaltma durumları da dahil olmak üzere bazı meteorolojik parametrelerin bilinmesine gerek vardır. Bunlar; rüzgar, dalga, kısıtlı rüyet, deniz buzları, sıcaklık, nem, akıntılar, vb.dir. Bunlardan başka derin denizlerde seyreden gemiler için hava bülteni ve fırtına uyarılarına ek olarak gemilerin hareketinden önce yol boyunca yardımcı bazı özel hizmetlere ihtiyaç duyulur. Örneğin gemi yükünün korunması için ön tedbirlerin alınması gerekir. Yük, sallantıdan veya sıcaklığın donma noktasının altına düşmesinden etkilenebilir. Yüksek nem ambarlardaki higroskopik maddelere zarar verebilir. Güverte yükü, rüzgar dalga ve serpintiden hasara uğrayabilir. Tüm bunlara ilaveten dalgalar, rüzgar ve yağış yükleme, boşaltma işini etkileyip yükün trasferini geciktirebilir. Ayrıca; kanallar ve limanlarda seyreden gemiler rüzgar basıncının neden olduğu su seviyesi anomalileri tarafından etkilenebilir. BALIKÇILIK: Küçük ticaret gemileri gibi balıkçı gemileri de seyir anında çevre şartlarından etkilendiği için ihtiyaç her ikisi içinde aynıdır. Fakat balık tutma anında balıkçı gemileri fırtına gibi tehlikelere karşı daha hassas olurlar meteorolojik faktörler balıkçılık faaliyetlerini sadece güvenlik yönünden değil, aynı zamanda ekonomik yönden de etkiler bazı bölgeler zengin balık yatakları olmasına rağmen kötü hava şartları yüzünden bu sahalar gereği gibi değerlendirilemez. Diğer yönden balık yönünden daha fakir olan bölgelerde uygun meteorolojik şartlar nedeniyle daha ekonomik balıkçılık yapılabilir. Deniz yüzeyi sıcaklığı ve yatay ısı değişimleri bazı balık sürülerinin davranışları ve dağılımı için faydalı bir belirleyicidir. Bunlardan başka bazı balık sürülerinin su içinde düşey dağılımı ışık yoluyla yakından ilgili olduğundan, bu konuyla ilgili bilgilere ihtiyaç duyulur. KIYI VE AÇIK DENİZ FAALİYETLERİ: Bu faaliyetler genellikle özel bir coğrafi noktaya ve operasyonun cinsine göre çok detaylı bilgi gerektirir .Petrol arama ve sondaj çalışmaları gib i deniz faaliyetleri için oldukça hassas bilgilerin elde bulunulması zorunludur. Örneğin;petrol arama cihazlarının taşınması ve yerleştirilmesi sırasında kolayca hasar göreceklerinden, en azından iki saatlik kritik dalga yüksekliği (2-3 m.) ikazı gerektirir. TURİSTİK, EĞLENCE GEMİLERİ: Deniz meteorolojisi faaliyetleri proğramına giren bu bölümde bu tip gemiler çoğunlukla denizdeki tehlikelere alışık olmayan kişilerle doludur .Bu gemiler (yat) özellikle mezoskala sistemlerle bileşik rüzgarlara dayanıksızdır. Bu sistemler gök gürültülü sağanak yağışlı ,hamleli rüzgar fırtınası gibi genellikle 6 saat ilerisi için tahmin edilemeyen veya hava radarları ile tespit edilene kadar bilinmeyen olaylardır. bundan başka kıyı şeridi kayalık ve rüzgarı etkileyici şekilde ise deniz kıyı birleşiminden doğan problemler vardır. DENİZ KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ: Son yıllarda petrol ve diğer kirleticilerin neden olduğu olaylar sahillerin ve sahil toplumunun sık karşılaştığı durumlardır .Böyle bir durumda kirliliğin sahil bölgelerini etkileyerek buradaki kıyı toplumunu ve tesisleri tehdit edeceği düşünüldüğünde temizleme çalışmaları ve kirletici ile mücadele edebilmek için ilk önce kirleticinin yayılma hızı ve hareket yönünün saptanması gerekir. Bunun için de bölgeyle ilgili detaylı rüzgar istidlali, beklenen deniz durumu tahmini maksimum dalga yüksekliği, bölgedeki akıntı bilgileri, hava ve deniz sıcaklığı ile beklenen rüyet durumu ile ilgili bilgileri içeren özel bir meteorolojik desteğe ihtiyaç duyulur. Akıntılar Akıntılar dikey ve yatay yönlü periyodik veya periyodik olmayan su hareketleridir. Akıntıların değişik oluşum sebepleri vardır. Bunları 5 ana grupta toplayabiliriz. 1- RÜZGAR AKINTILARI : Yüzey akıntıları şeklinde görülür fakat bir miktar belli bir derinlikte de etkileri sürer. Yüzeydeki akıntının hızı fazla olduğu için akıntı hızına bağlı olarak yüzeyden derine doğru bir dönüş ve su sirkülasyonu oluşur. 2 - TERMOHALİN AKINTILARI : Çeşitli nedenlerle meydana gelen tuzluluk ve sıcaklık farklarının oluşturduğu akıntılardır. 3 - BOĞAZ AKINTILARI : Boğaz ile ilişkide olan iç denizlerin, yağış buharlaşma gibi hidrolojik ve boğazın şekli, derinliği gibi coğrafik faktörlere bağlı oluSan akıntılardır. Genelde birbirine ters yönlü akıntı sistemleri şeklindedir. Marmara'da görülen akıntı sistemi bu tiptir. Bilindiği gibi Marmara'da alt katmanlarda Akdeniz üst katmanlarda Karadeniz suyu ters yönlü olarak akmaktadır. 4 - DALGA AKINTILARI : Dalgaların sahildeki kırılmalarından sonra su, kırılma hattına taSınarak kıyı boyunca bir su hareketi oluşur ve bu oluşum bir akıntı meydana getirir. 5 - GEL - GİT AKINTILARI : Adından da anlaşılacağı üzere gel-git sırasında oluşan ve periyodik akıntılar olup oldukça kuvvetli olabilirler. Fransa ve İngiltere'nin Manş sahillerinde bu akıntılardan elektrik elde etmek üzere kurulmuş akıntı türbinleri bulunmaktadır. AKINTI ÖLÇÜMLERİ Akıntıların incelenmesi sırasında 1- Akıntının yönü 2- Akıntının hızı dikkate alınır. Akıntının yönü ve hızını ö lçmek için çeşitli araçlar geliştirilmiş olsa da bir dalış grubu için bilinmeyen bir bölgedeki akıntı tayini şöyle yapılabilir ; Deniz akıntılarının hızı genellikle metre / saniye yada deniz mili / knot olarak ifade edilir. 1 knot 0.5 m / sn'dir ve " X mil akıntı var " şeklinde ifade edilir. AKINTI ÖLÇÜMÜ İÇİN LANGRANGIAN METODU : Bir cisim yada maddenin su içindeki hareketinin incelenmesi yöntemine dayanır. En basit yöntem yoğunluğu sudan hafif bir cismi suya atarak katettiği mesafenin tahmini ile hız tesbitidir. İkinci bir yöntem ise kuvvetli bir boya olan Rhodamin - B maddesinin suya atılıp yayılımın ın incelenmesidir. Bu yöntemle bölgenin akıntı haritası dahi çıkarılabilir. Dalgalı bir denizde eğer kıyıdan giriliyorsa dalış kıyıdan başlamalı ve yüzeyden geri dönülmelid ir. Türkiye'de Akıntılar Akdeniz buharlaşmadan dolayı kaybettiği su miktarının ancak üçte birini, buraya akan nehirlerden temin eder. Geri kalanı Atlantik'ten giren büyük ölçüde su kütlesidir. Buna bir miktar Karadeniz'den Boğazlar yoluyla gelen su da ilave olur. Cebelitarık Boğazı'ndan giren bu satıh akıntısı, tüm Afrika sahili boyunca, günde 13 ila 16 mil civarı bir süratle doğu yönde akar. Mısır'dan sonra İsrail, Lübnan sahillerini takiben kuzeye döner, kuvveti de azalır. Anadolu'nun güney yakası boyunca, batıya doğru hafif, hafif akar, sahilin coğrafyasına uyup Ege kıyılarında kuzeye döner. Kuzeye çıkan akıntı, Çandarlı körfezi önlerinde batıya yönelir, Çanakkale'den inen akıntı ile birleşip Ege'nin batı tarafında, güneybatı yönünde, Mora yarım adasının altına kadar iner. Burada akıntının bir kısmı Adriyatik'e çıkar, diğeri yine Afrika sahillerindeki akıntıya karışır ve böylece doğu akdeniz'de saat yelkovanının aksi yönünde dönen bir iç akıntı oluşur. Bu genel akıntı bazı geniş körfezler içinde veya adalar arasında, daha değişik ve sahili takip eden yönlere döner. Kuvvetli rüzgarlar, bilhassa uzun süreli güney ve kuzey fırtınaları, bu akıntının hem yönünü,hem süratini büyük ölçüde etkiler. Kuzey fırtınalarında, orta ve bilhassa Batı Ege'de akıntılar, güney ve güneybatı yönde epey süratli akar, İkaria ile Mikonos Adaları arası veya Kafirevs Boğazında olduğu gibi. Bu hallerde, sahillerimiz boyunca kuzeye çıkan akıntı durur veya çok hafifler. Ona mukabil Ekimden Marta kadar esen kuvvetli güney fırtınaları, kuzey yönlü akıntıyı kuvvetlendirir. Hatta Kuzey Ege'ye yığılan denizler, Çanakkale boğazında güneye akan normal satıh akıntısını durdurup, terse bile döndürür. Hava kırılınca, Kuzey Ege'de biriken bu su, güneye doğru daha kuvvetli akar. Buharlaşma sonucu, tuz miktarı ve yoğunluğu artan su,dibe iner ve bir kısmı Cebelitarık'tan Atlantik'e, diğeri de Çanakkale'den Karadeniz'e ters dip akıntısı olarak çıkar. Seyirler ORSA SEYRİ (RÜZGARÜSTÜNE SEYİR) Orsa seyri en yavaş yelken seyridir. Çünkü rüzgarı bu açıyla aldığın ızda rüzgar gücünün çoğu, tekneyi ileri hareket ettirmek yerine yatırmaya harcanır. Orsa seyirde tekneyi yatırma gücü, ileri hareket ettirme gücünden 4 kat fazladır. Orsa seyirde rüzgar daha şiddetli hissedilir. Rüzgar ve dalgaların suratınızda patladığı orsa seyri tekne ve mürettebat için zordur. Teknenin başı her dalgayla çıkar iner. Yelkenli teknenin rüzgara en çok yaklaşabildiği bu seyirde flok çarmıklara kadar, ana yelkende teknenin ortasına kadar trim edilir. Orsa seyrine volta vurmakta denir. Yelkenler olabildiğince gergin trim edilmelidir. Flok iskotası yelken çarmıklara yaklaşana dek gerilmelidir. Ön yelkeniniz flok yerine bir cenova ise fazla trim etmeniz halinde direğe ve direk gurcatalarına yaslanacaktır. Orsa seyirde ana yelken bumbası teknenin orta hattına gelinceye kadar trim edilmelidir. Bu teknenin rüzgar üstüne yakın seyir yapma imkanını arttırır. Yelkenler içeri doğru gergin olduğu kadar yukarı doğruda gergin olmalıdır lar. Ayrıca mandarlarında gerili olmasına dikkat etmeniz gereklidir. Eğer ön yelken tamamen içeriye trim edilmiş ve rüzgar üstü ve rüzgar altı kurdeleleri geriye doğru uçuşuyorsa, rüzgar üstüne doğru 45 derecede gidiyorsunuz demektir. Eğer rüzgar üstündeki kurdele düşüyorsa rüzgar üstüne fazla çıktınız, yükseldiniz demektir. Bu durumda teknenin başı birkaç derece rüzgaraltına döndürülmelidir. Yani yekeyi yelkenlerin ters yönüne çekmeli, dümenin yelkenlere doğru çevrilmesi gerekir. Rüzgarla kırk üç derece açı ile seyir yapmak yanlışken, 48 derece ile seyir yapmak yanlış değildir. Bu sizi yalnızca yavaşlatır. APAZ SEYRİ Apaz seyri en hızlı seyirdir. Apaz seyrinde toplam kuvvet bileşkesi, gitmek istediğimiz yöne, yani ileri doğrudur. Bu seyirde daha büyük yelken alanı kullanılır. Buda tekneyi hızlandırır. Apaz seyri pupa seyrinden de hızlıdır. Çünkü rüzgarla aynı yönde gidilen pupa, seyrinde, yelken rüzgarı tutan bir araç görevini görür. Yalnızca rüzgarı tutarak hareket ettiği için pupa seyri yapan bir teknenin rüzgardan hızlı gitmesi mümkün değildir. Orsa seyri çok dar bir seyir açısıdır. Teknenin başı rüzgarla 45-50 derecelik bir açıdadır. Apaz seyri ise tersine 50-170 dereceler arasını içerir. Apaz seyri Dar Apaz, Apaz (Borda Apaz) ve geniş apaz seyirleri olmak üzere üç bölüme ayrılır. Teknenin başı rüzgarla 50-90 derecelik açı yaptığında dar Apaz, 90-120 derecelik bir açı yaptığında apaz(Borda Apaz), 120-170 derecelik açılarda geniş apaz olur. Orsadan dar apaza geçerken yelkenler giderek boşlanmalıdır. Aynı şekilde dar abazdan borda seyrine, sonrada geniş apaza geçerken, yada rüzgar altına düşerken yelkenler giderek boşlanmalıdır. Tersine, geniş apazdan apaza sonrada dar apaza geçerken, yani rüzgar üstüne yükselirken ise yelkenler giderek trim edilmelidir. Apaz seyirde, yelkenlerin yapraklanmasını rüzgar altına dönerek ya da yelkenleri trim ederek ya da her ikisini birden yaparak durdurabilirsiniz. Orsadan geniş apaza geçerken mandarları biraz boşlayın, apaz seyrinde rüzgarla dolan yelkenler daha iyidir. Rüzgar fazlaysa daha düz yelkenler bayılmayı azaltır., mandarı iyice gererek, orsa yakası gergisini kullanarak yelkenleri düz hale getirin PUPA SEYRİ Pupa seyri tam rüzgar yönünde yapılan seyirdir. 180 derece ile tam rüzgar aşağı seyir yapılır. Pupa seyri yerine 160 derecelik Geniş Apaz seyri yapmak daha uygun olacaktır. Geniş Apaz seyri yapıp rüzgar altı volta atarak ilerlemek pupa seyrine oranla daha hızlıdır. Yarış tekneleri pupa seyri yapmamayı tercih ederler. Pupa seyrinde ana yelken rüzgara 90 derece açıda tutulur. Ana yelken çarmıklara yaslanmamalıd ır. Ana yelkenin fazla boşlanması halinde tekne rüzgara dönmeye çalışacaktır. Rüzgar sert olduğunda, dümen teknenin dönüşünü engelleyemez. Pupa seyirde ön yelken etkisiz olduğu için genellikle rüzgar üstü tarafa doğru açılır. Yelken rüzgar üstü tarafa geçirildiğinde iyice boşlanır. Ayı Bacağı denen bu pozisyon ön yelkenin rüzgarla dolmasını sağladığı için, pupa seyirde daha hızlı yol alınmasına olanak verir. Pupa seyir yapmayı seçmeniz halinde kavança atmanızda gerekecektir. Rüzgar şiddetliyse ve deniz dalgalıysa kavança ile dönmemeniz gerekmektedir. Kavança şu şekilde yapılır. 1) Dümençinin Alesta kavança komutuyla başlar. 2) Bunbanın donanımı boşlanır. Rüzgar altı dönüş için denizin uygun olup olmadığına bakılır. Hareketli salma en çok dörtte bir kadar indirilir. 3) Ön yelken rüzgar altı iskotası boşlanmaya hazır olur. 4) Mürettebat hazır der. 5) Dümenci yekeyi ana yelkenin karşı yönüne çekerek rüzgar altı dönüşü başlatır. 6) Rüzgar üstü iskota hazırlanır. 7)Tam rüzgr aşağı konumuna gelince dümenci kavança diye bağırır. Kavançada zamanlama çok önemlidir. Ana yelken tamamen içerde trim edilmiş olmalıdır.. Yelken trimi tamamlanmamışsa dönüşü durdurun. TRİM REHBERİ HAFİF RÜZGARDA(SIFIR-ALTI KNOT) 1) Yan kuvvetlere direnmek için salmayı indirin. 2) Ana yelkeni teknenin ortasına kadar trim edin. Rüzgar 3 knottan az ise ön yelkeni biraz boşlayın. Ayrıca bir kaç derece rüzgar altına dönün. 3) Bumbayı, bumba arabası yardımıyla teknenin ortasında tutun ve ana yelken iskotasını biraz boşlayın. 4) Ana yelkenin alt yaka gerginliğini bir iki santim azaltıp derinliğini arttırın. 5) direği biraz eğin 6) Ön yelkeni doldurabilmek için mandarını hafifçe boşlayın. ORTA ŞİDDETLİ RÜZGARDA RÜZGAR ÜSTÜ(YEDİ-ONDÖRT KNOT) 1) Salmayı indirin 2)Yelkenleri iyice kasın 3) Bumbayı suyla paralel olana kadar kasın. 4) Orsa yakası gergisini ana yelkendeki kırışıklıkları giderecek kadar kasın. 5) Ana yelkenin alt yakasını iyice gergin hale getirin. 6) Ana yelkeni düz hale getirmek için direği eğin. 7) Bumbyı araba yardımıy la teknenin ortasında tutun, ancak tekne 20-30 derece yatarsa arabayı rüzgar altına kaydırın. 8) Cenovanın mandarı, hafif havaya oranla daha gerili olmalıdır. 9) Rüzgar gücü artarsa, ön yelkeni daha küçük yelkenle değiştirin,yada ana ve ön yelkene camadan vurun. 10) Mürettebat ağırlığı rüzgar üstü tarafta olmalıd ır. SERT RÜZGARDA RÜZGAR ÜSTÜ 1) Salmayı indirin 2)Yelkenleri iyice kasın Sağnaklarda yelkenleri iyice boşlamalı yada rüzgar üstüne dönmelisiniz. 3) Pupa palangasını kasarak direk tepesinin oynamasını engelleyin. 4) Mürettebat ağırlığını rüzgar üstü tarafa kaydırın. 5) Teknenin yatması arttıkça orsa yakası gerginliğini arttırın. 6) teknenin 20-30 derecenin üstünde yatmasını engellemek için bumba arabasını rüzgar altına kaydırın. Ana yelken iskotasını biraz boşlayın,gerekirse yelkenleri küçültün. RÜZGAR ALTI YELKEN SEYRİ Rüzgar üstüne seyir çok kesin yelken trimi ve tekniği gerektirirken, rüzgar altı seyir (apaz ve pupa seyirleri) yelken trimi ve tekniği gerektirmez.. 1) Pupa palangasını kullanarak bumbayı suya paralel hale getirin, yada yelkenin üst iki çıtasını bumbaya paralel yapın. Hafif havalarda pupa palangasını fazla kasmayın. Rüzgar arttıkça pupa palangasını kasarak teknenin dalgalarda yuvarlanmasını azaltın. Ancak tekne aniden fazla yatarsa bumbayı hemen boşlayın. 2)Apaz seyirde yelkenleri yapraklanana kadar boşlayın ve sonra yapraklanmayı durduracak kadar kasın. başka bir seçenekte ön yelkeni rüzgar kurdelelerine bakarak trim etmektir. Ön ve arka kurdelelerin ikisi birden arkaya doğru uçuştuğu an yelken iyi trim edilmiş demektir.Pupa seyirde yelkenler yapraklanmaz. Bu yüzden trim için ana yelkeni rüzgarla doksan derece açıya getirin böylece ana yelkenin tekneyle açısı seksen derece kadar olur. Ayıbacağı seyri yapmazsanız, ön yelken pupa seyirde oldukça etkisizdir. 3) Ana yelken derinliği fazla olmalıdır. Bunu sağlamak için alt yaka gergisi, k ıç ıstralya ve orsa yakası gergisi boşlanır. ve direk kıç ıstıralyanın boşlanmasıyla düzeltilir. Ancak rüzgarlı bir apaz seyirde ana yelken düz hale getirilir. ve daha rahat dümen tutması sağlanır. 4) Ön yelken derinliğini arttırmak için mandar biraz boşlanır. Direk düzeltilir. Ön yelken yönlendirme makarası kaydırılabiliyorsa bu yapılır.. Rüzgar üstü seyirde yönlendirme makarası yeniden içeri alınır. Harita Üzerinde Dip Ve Kıyı Özelliklerinin Gösterilmesi Bir haritaya bakıldığında kıyı veya bölgenin genel Sekli yanında birçok kısaltma ve semboller göze çarpar. İşte haritanın okunması demek bu işaretlerin ve kısaltmaların ne anlama geldiğinin anlaSılıp yorumlanması demektir. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir. Dip özelliklerini belirten kısaltmalar : S - Kumluk M - Çamurlu G - Çaklıllık Wd - Sazlık,eriştelik (Posidonia) Ms - Midye r - Kayalık St - TaSlık Sh - Kabuklu Crl - Mercanlık Wk - Balçık Os - Sulu çamur Oys - İstiridye Cl - Lüleci çamuru Sp - Sünger Dip ve kıyı özelliklerini tanımlayan kısaltmalar : + - Kayalık ( 6 Kadem su ) ++ - Görünen kayalık +++ - Taşlık 3'den fazla + - Çıkartılmamış batık ve tehlikeli sığlık - Görünen batık Derinlik kontur veya hatları : ..... ..... - ( 5 noktalı hat ) 5 kulaç hattı .___. ___. - 10 kulaç hattı ..___..___.. - 20 kulaç hattı ...___...___... - 30 kulaç hattı Seyir Fenerleri Silyon feneri : Teknenin baş, kıç, orta hattı üzerine konulan 25 derecelik bir ufuk yayı üzerinde kesiksiz ışık gösteren ve teknenin baş tarafından tam puvadan itibaren kemerin 22,5 derece (pruvadan 112,5 derece iskele-sacak) gerisine kadra ışık gösterecek surette yerleştirilmiş beyaz bir fenerdir. Borda Feneri : Herbiri 112,5 derecelik b ir ufuk yayı üzerinde tam pruvadan kendi tarafındaki kemerin 22,5 derece gerisine kadar kesiksiz bir ışık gönderecek surette yerleştirilmiş fenerdir. Teknelerin sancak tarafındaki borda feneri; "YEŞİL" Teknelerin iskele tarafındaki borda feneri; "KIRMIZI", renktedir.. Pupa Feneri : Olanağı kadar, teknenin kıç tarafına yakın bir yere yerleştirilmiş 135 derecelik bir ufuk yayı üzerinde kesiksiz beyaz bir ışık gösteren tam kıçtan itibaren teknenin her iki tarafına 67,5 derecelik, beyaz ışık veren fenerdir. Yedekleme Feneri : Sarı ışık veren pupa feneri ile aynı nitelikte olan fenerdir. Her Yönden Görülür Fener : 360 derecelik bir ufuk yayı üzerinde kesintisiz ışık gösteren fnerdir. (Gemilerin arıza veya bir problemi olduğu durumlarda gösterdiği değişik renklerdeki, her yönden görülebilir fenerdir.) Çakar Fener : Düzenli aralıklarla dakikada 120 veya daha fazla çakan fenerdir. Öncelikle boylarına göre her geminin bulundurulması ve hava karardıktan sonra da göstermesi gereken seyir fenerlerini incelenecektir. 1 - Boyu 12 Metreden Az Olan Tekneler : a - Seyir Halinde : Bir silyon feneri, pupa feneri ve borda feneri gösterecektir. Boyu 20 metreden kısa tekneler, borda fenerlerini teknenin tam orta hattı üstünde irleşik şekilde de buunabilir. b - Demirli Durumda : Gece her taraftan görünür bir beyaz fener, gündüz bir siyah küre gösterecektir. 2 - Boyu 50 Metreden Küçük, 12 Metreden Büyük Tekneler : a - Seyir Halinde : Bir silyon feneri, pupa feneri ve borda feneri gösterecektir. b - Demirli Durumda : Gece her yönden örülebileek beyaz fener, gündüz baş tarafa çekilmiş bir siyah küre gösterecektir. 3 - Boyu 50 Metreden Büyük Tekneler : a - Seyir Halinde : Baş ve kıç olmak üzere iki tane silyon feneri, pupa feneri ve borda fenerlerini gösterecektir. b - Demirli Durumda : Gece bir tane baş, bir tane de kıç tarafta demir feneri, gündüz baş tarafa çekili bir siyah küre göstrecektir. Gemideki bazı arıza ve problemleri diğer gemilere bildirmek ve onların dikkat etmesini sağlamak için bazı fener ve ve işaretler çekilir. Gece çekilen bu fenerler geminin boyuna uygun olarak göstereceği seyir fenerine ek olarak gösterilir. Ek olarak çekilen bu fener ve işaretler, her yönden görülebilecek fener ve işaretlerdir; A - Kumanda Altında Buunmayan Tekne : Bu tekneler herhangi bir sebeten dolayı, kumanda edilemeyen ve istenilen şekilde sevk edilemeyen bu yüzde diğer bir teknenin yolundan çıkma yeteneği bulunmayan teknelerdir. böyle bir tekne; Gündüz; heryerden görülebilecek dikey bir doğru üzerinde, üst üste iki siyah küre, Gece; üst üste her yönden görülür dikey bir doğru üzerinde, iki kırmızı fener gösterecektir. B - Manevra Gücü Kısıtlı Tekne : Bu tekneler yaptığı iş nedeni ile (trol çekmek, yedek çekmek gibi) veya herhangi bir sebepten dolayı manevrasını kısıtlı şekillerde yapabilen teknelerdir. öyle bir tekne; Gündüz; en iyi görülebilecek yerde siyat renkte, dikey bir doğru üzerinde üst üste birer "küre - eşkenar dörtgen- küre" çekecektir. Gece; heryönden görülebilecek, dikey bir doğru üzerinde üst üste birer, "kırmızı - beyaz kırmızı" fenerler, C - Su Çekimi Nedeni İle Kısıtlı Tekne : Mevcut su derinliğinin ve seyre elverişli genişliğin kendi çektiği su (drafları fazla) ile ilişkisi nedeni ile rotadan ayrılma yeteneği önemli bir şekilde kısıtlanmış, kolay manevra yapamayan teknelerdir. Böyle bir tekne; Gündüz; Her yerden görülebilecek ir silindir Gece; her yerden görüebilecek, dikey bir doğru üzerinde üç kırmızı feneri üst üste gösterecektir Marinaların Uluslararası Normları Değerli deniz dostları, Bilgi hep dediğimiz üzere en büyük güç.Hizmet alırkende verirken de doğru bilgilenme, haklarımızı arama ve savunmanın ana teması. İşte bu amaçla DSTİ olarak hizmet aldığımız Marinaların Uluslararası normlarını sizlerle paylaşmayı uygun bulduk. Aşağıdaki bilgiler '' The Yacht Harbour Association- Brıtısh Marine Industries Federation'' a ait '' A Code of Practice For The Design Construction and Operation Of Coastal and Inland Marinas and Yacht Harbours '' (Kıyı ve iç sular marina ve yat limanlarının dizayn,inşaa ve çalıştırması için pratik) adlı eserin 14-15-19-20-21-22.sayfalarının tercümeleridir. Değerli katkıları için Sayın Uğurhan ERDEM'e teşekkür ederiz. Bu çalışma DSTİ Eğitim Gurubunun bir çalışmasıdır. Marina yönetimlerinin yaptıklarını takdir ediyor eksiklikleri varsa tamamlıyacaklarına inanıyoruz. Sevgi ve Saygıyla, Kaan ERDEM Maydanoz Y/Y DSTİ Gönüllüsü MARİNALARIN İŞLETİLMESİ B.MARİNADA GEREKLİ HİZMETLER Su-Elektrik C.NAVİGASYON YARDIMCILARI D.İDARİ OFİS E.TUVALETLER,DUŞLAR,OTOMATİK ÇAMAŞIRHANELER F.OTOPARK SU: 1-Her palamar bağlama yerine 20 mt.içinde sağlığa uygun ve yeterli içme suyu için hortum bağlama ucu yahut musluk bulundurulmalıdır. 2-İçme suyunu taşımak için hortumlar, marina tarafından sağlanıyorsa kirlenme ve bulaşmadan koruyacak kalitede olmalıd ır.Yürüyüş yollarında engel olmaması için toplanıp istiflenmesi sağlanmalıdır.Suyu kullananların tanklarını doldurmadan önce suyu 30 saniye akıtmalarını uyaran ikaz yazılarının olması tavsiye edilir. 3-Suyun kullanımı için doğrudan ana kaynaktan alınması normal olmakla beraber bazı bölgelerde basınçta olabilecek arızalardan dolayı karışık kirli suyun çekilme olasılığına karşı buna izin verilmez.Geri dönüşsüz valf yahut şamandıralı valf kontrollü düzenek ile ana kaynaktan yeterince korunmuş su çekebilmek için böyle durumlarda su kulesi yahut pompa yerleştirilmelidir. 4-Hortum bağlama ucu yahut muslukların 1/4 ü tamamen açık iken basınç iç çapı 13mm.olan hortumu tam olarak doldurmaya yetecek kadar olmalıdır. 5-Basınç yeterli olduğu zaman Marina kuralları güverte üst yapılarını yıkamaya izin verebilir.Suyun idareli kullanılması bakımından sıcak havalarda ahşap güvertelerin tatlı suyla devamlı yıkanması yasaklanmalıdır.Su kullanımı ile ilgili kısıtlamalar için palamar yeri sakinleri bilgilendirilmeli ve kısıtlamaya uymaları söylenmelidir. 6-Palamar yerlerine içme suyu veren bütün musluklar geri dönüşsüz çiftli çek valflerle donatılmalıdır. 7-İçme suyu için marina da kullanılan bütün su borularının ultraviyoleye dayanıklı malzemeden üretilmiş olması tavsiye edilmiştir. 8-Pontonların kara ile olan bağlantı yerlerinde özel esnek su boruları kullanılmalıdır. 9-Gerek bakım ve gerekse mevsimsel kapama maksatlarıyla lokalize etmeye ve su sistemini boşaltmaya olanak sağlamak için marina içinde stratejik bölgelerde izalosyon ve boşaltma vanaları yapılmalıdır.Çok soğuk ve donma tehlikesinin olduğu havalarda bu tedbirler su sisteminin boşaltılmasına olanak sağlar.Yer altından hizmet ortaya çıktığında izalasyon vanaları da yer altından olmalıdır.Yürürlükte olan kısıtlamalar kontrol edilmeli ve kısıtlamaya uyulmalıdır. 10-Bireysel palamar yerleri için çeşitli su sarfiyat sistemleri mevcuttur.''Ayrıntılar için uzman tavsiyelerine baş vurulur.'' C.NAVİGASYON YARDIMCILARI 1-Aşağıdaki hizmetleri yerine getirmek için pek çok yerde navigasyon yardımcıları zorunlu ve gereklidir. a.Çıkış ve yaklaşma hattını belirlemek için b.Girişi işaretlemek için c.Dalgakıran çevresini belirtmek için 2-Marina yaklaşma kanalı yahut yat limanındaki yatlardan açıkca görülecek şekilde tasarlanmış ve konuçlandırılmış olmalıdır. 3-Gel-Git seviyesi ve derinlik göstergeleri büyük harflerle '' Yaklaşık 300 mm.yükseklikte'' olmalı ve rakamların metrik veya feet cinsinden olduğunu açıkca göstermelidir. 4-Yat limanı operatörünün sorumlu olduğu her hangi bir navigasyon şamandırası gündüz işaretleri yahut ışıkları muntazaman hizmete hazır tutulmalı muhafaza edilmeli böylece kayda geçirilmiş karakteristikleri sabit kalmalıdır. 5-Yüzer yapıların ışıklandırılması kurallara uygun olarak sağlanmalıdır. D.İDARİ OFİS 1-Operasyon ve idari çalışanları için her marina bulunduğu yerde yeterli ofis imkanlarına gereklilik duyar.Bu ofis gelen yatların mürettebatının ve karadan gelen ziyaretçilerin kolaylıkla bulabileceği bir yerde olmalıdır. 2-Liman ofisinin ''Harbour Office'' yerini gösteren yeterli işaretler olmalıdır. 3-Görevli personel dostça ve yardımsever davranışlar içinde olmalıdır. 4-Resepsiyon alanında aşağıdaki bilgileri göze çarpan bir şekilde sergileyen bir bildiri tahtası bulunmalıdır. a.Günlük gel-git ve Meteoroliji tahmin bilgisi b.Eğer faaliyetteyse fırtına uyarısı c.Güneşin doğuş-batış zamanları d.Denizciler ile ilgili duyurular e.Rüzgar yönü ve şiddetini gösteren aletler f.Yerel sahil muhafazasının telefon numarası ve adresi g.Yerel etkinlikler,Doktor,Dişçi,Taxi,Veteriner vs.için bilgiler h.Tekne sahipleri ve ziyaretçilere sunulan hizmetler i.Bağlama amirleri '' Berthing Masters'' yahut görevli idareci ''Duty Manager'' isimleri j.Marina kuralları sağlık ve emniyet poliçe beyanı k.Yağ dökme yeri l.İlk yardım imkanı-kaza ve ilk yardım hastahanesinin adres ve telefon numarası m.Çöp atma yeri n.Fiyat listeleri o.Otobüs ve tren tarifeleri 5-Aşağıdakileri kapsayabilecek diğer faydalı kolaylıklar: a.VHF Radyo ''Deniz kenarı yerlerde mutlaka gerekli'' b.İnternete girme kolaylığı c.Buz ve meşrubat makina hizmetleri E.TUVALETLER VE DUŞLAR SAHİL MARİNALARI 1-Karada yahut yüzen ünitelerde aşağıdaki tabloda gösterilen kolaylıklar sağlanmalıdır.Bu kolaylıklar en uzak yanaşma köprüsünden 300 mt'den fazla uzakta olmayan pratik mesafede olmalıdır. F.ARABA PARKI '' DENİZ KENARINDAKİ MARİNA DA'' 1-Bağlama yeri sahiplerinin arabaları için yeterli olanak sağlanmalıdır. 2-Eğer imkan varsa personel araba parkı özel ve bağlama yeri parkından ayrı olmalıdır. 3-Her araba park alanı 4,8 mtx2,4 mt'den az olmamalıdır. 4-Bedensel Engelliler için uygun yerde bir park alanı olmalıd ır. 5-Tecrübeler toplam ihtiyacın her bağlama yeri başına 0,75 araba olduğunu gösterir. 6-Araba parkı için ilave yer hesabı aşağıdadır. 40.Feet ''12 mt.'' üzerindeki her tekne için 1,5 yer Her görevli memur için 1 yer Marinadan kiralanan her yat için 3 yer 7-Eğer Marina geçiş yapan yatlar için hizmet veriyorsa yahut yakınında yeterli park kolaylıkları varsa Marina hudutları içinde park yerlerinden indirim yapmak mümkündür. 8-Araba park alanı mevsim dışında tekneleri koymak için kullanılabilir. 9-Araba park sahasına giriş anahtarla plastik yahut manyetik kartla pin numarası ve benzeri şeylerle kontrol edilebilir. 10-Marina araba parkı ponton sistemine girişe belli bir uzaklıkta ise girişe yakın bir yerde kısa süreli yükleme-boşaltma park yeri tavsiye edilir.Bu park yerinin uzun süreli kullanımına engel olmak için kontrol gerekli olacaktır. 11-Palamar yeri sakinlerinin teknelerine getirecekleri ve teknelerinden götürecekleri malzemelerini taşımada yardımcı olacak el arabaları 20 palamar yerine 1 araba olarak hesaplanmalıdır. ÖNEMLİ !!! '' ÇOCUKLARIN EL ARABALARINDA GEZMELERİNE İZİN VERİLMEMELİDİR.''
Benzer belgeler
Yelkenciliğin Tarihi - Su-Sail
I.Dünya Savaşı'yla durgunlaşan yelken sporu, Cumhuriyet'le birlikte gelişmeye başladı.
1923 yılında Su Sporları Federasyonu faaliyet programına alındı ve 1930 yılında ilk one
desing teknelerle mode...