İslam Birliği İdeali - Aliya İzzetbegoviç Sempozyumu
Transkript
İslam Birliği İdeali - Aliya İzzetbegoviç Sempozyumu
1925 - 2003 VEFATININ 10. YILINDA ALİYA İZZETBEGOVİÇ Doğu Batı Arasında İslam Birliği İdeali Son yüzyılın önemli Müslüman düşünürü ve büyük devlet adamı Aliya İzzetbegoviç, on yıl önce İslam toplumlarına önemli idealler bırakarak aramızdan ayrıldı. Bu vesile ile, İlmi Etüdler Derneği ve Üsküdar Belediyesi, 26 Ekim 2013 tarihinde İstanbul’da Bağlarbaşı Kültür Merkezinde “Vefatının 10. Yılında Aliya İzzetbegoviç: Doğu-Batı Arasında İslam Birliği İdeali” başlıklı uluslararası bir sempozyum düzenlemektedir. 20. yüzyılın son çeyreği, dünya tarihi açısından Doğu’da ve Batı’da önemli gelişmelere sahne olmuştur. Dünya siyaset sahnesindeki gelişmelerle paralel düşünsel krizlerin de patlak verdiği bu dönem, İslam Dünyası açısından, büyük siyasi-askeri yenilgilerin yaşandığı bir zaman kesitinin sona ererek yenileşme ve yeni yol arayışlarının üretildiği bir dönemdir. Tarihin Sonu tezi ile kendi zaferini ilan eden Batılı paradigma, kendi coğrafi sınırlarının merkezinde yaşayan İslam toplumuna yönelik dışlayıcı ve soykırımcı yüzünü yine bu dönemde açık ederek bu tezi rafa kaldırmıştır. Gerçekten doksanlı yılların başında, Bosna-Hersek’te yaşanan trajedi, Batılı Paradigma açısında bir hüsran ancak -yaşanan acılara rağmen- İslam Dünyası için bir varoluş göstergesi olmuştur. Hadiselerin, bu yönde okunmasında en önemli etkenlerin başında kuşkusuz, Bosna-Hersek halkının, düşünce kodları hayli derin bir lidere sahip olması yatmaktadır. Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç, tarihin dönüm noktasında, İslami hareketin argümanlarını, Bosna Savaşı sürecinde tecessüm eden bir fırsatla ortaya koymayı başarmış, ötesinde bu tavırları ortaya çıkaran entelektüel kimliğini, yazdığı kitaplar, dile getirdiği fikirler ile güçlü bir zemine aksettirmiştir. Batılı paradigmanın artık çöktüğünü, insanlığa bir şey vaat etmekten uzak olduğunu ifade eden Aliya, buradan hareketle Müslüman topluluklar için bir ufuk ortaya koymaktadır. Aliya’ya göre, ‘Sükûnet ve pasiflik devri ebediyen 2 geçmiştir.’ Bu noktada ‘Sorunların ve zorlukların büyüklüğü milyonların tam teşekküllü eylemini gerektirmektedir.’ O nedenle Müslümanların, artık hangi tarafta ve nereye ait olduklarını bilmeleri elzemdir ve İslam dünyasının kaderini ellerine almaya mecburdurlar. Bu yüzden, doğru ve derinlikli bilgiye yaslanan düşünce safhasından organize edilmiş eyleme geçmek gerekmektedir. Aliya’dan bize intikal eden entelektüel bakiye içerisinde, modern dünyanın açmazlarını, küresel/emperyalist siyasetin kodlarını ve Şarkiyatçı bilim felsefesinin köklerinin bir analizini ortaya koymak düşünsel dünyamızda yeni açılımlar ortaya koymamıza vesile olacaktır. Aliya’nın eserleri incelendiğinde görülecektir ki; onun teorisi, pratiğin içerisinde şekillenmiş ve olgunlaşmıştır. Aliya, bu yönüyle değerlidir ve söylemleri altında birer yaşanmışlık barındırmaktadır. O nedenle, gerek siyasi yaşamı öncesindeki mücadelesi ve gerekse de Bosna-Hersek’in bağımsızlığı esnasında yürüttüğü siyaset açısından irdelenmesi, Orta Doğu’da hareketliliğin yükseldiği ve Müslüman halkların birbirine ihtiyacının arttığı bu dönemde daha da önemli hâle gelmiştir. Bu minvalde, çok etnikli ve kültürel farklılığın yüksek olduğu bir coğrafyada, bu farklılıkları bir maslahat istikametinde kanalize eden potansiyeliyle Aliya’nın, İslam birliği ideali için zihinlerimize düşeceği çok önemli notlar vardır. Kaldı ki Soğuk Savaş sonrası geçiş döneminin sınanma alanı olan Bosna-Hersek malum çalkantılı dönemiyle, psiko-sosyal gerilimlerin yoğun olarak yaşandığı ve bu anlamda birlik duygusuna ihtiyacın had safhada hissedildiği bir pilot bölge olmuştur adeta. Bu trajedinin iyi bir analizi ve bu darboğazı aşma konusunda Aliya’nın yürüttüğü siyasetin temel kodları, elan Müslüman dünyanın daha geniş bir ölçekte yaşadığı problemler ve dar boğazlar açısından bize çok şey söyleyecektir. Nitekim tarihin bu evresinde, Müslüman coğrafya üzerine oynanan oyunların girdabına kapılmadan küresel çapta yürütülen siyasetin deşifresi Müslümanların dayanışması ve aralarındaki ortak zeminleri ve mutabakat noktalarını çoğaltmalarıyla mümkün olabilecek bir şeydir. Bu noktada da Aliya’nın her zemin ve zamanda dillendirdiği güçlü, kendine öz güveni olan ve altı doldurulmuş İslam vurgusunun kavranması gerekliliği açığa çıkmaktadır. Aliya İzzetbegoviç, on yıl önce son derece hareketli bir hayatı geride bırakıp Hakk’ın rahmetine kavuşurken İslam toplumlarına önemli idealler bırakmıştı. Dostları ve Aliya uzmanları vefatının onuncu yılında onu anmak ve İslam birliği ideali etrafındaki düşüncelerini tartışmak için Üsküdar’da bir araya gelecekler. 3 PROGRAM Açılış 9.00 – 10.00 Mustafa Kara, Üsküdar Belediye Başkanı Lütfi Sunar, İlmi Etüdler Derneği Başkanı 10.00-10.45 İsmet Kasumagiç - Arkadaşım Aliya: Direnişin Kalbindeki Adam 1. Oturum – Kimlik, Kültür ve Hayat Amina Šiljak Jesenković – İslam Birliği İdealine Mülhem Genç Müslümanlar Örgütü ve Kadın Kolu 11.00 – 12.30 Faruk Karaarslan – Medeniyet Tartışmalarına Anti Ütopyacı Bir Yaklaşım: Aliya İzzetbegoviç Örneği Alev Erkilet – İslam Dünyasını Yeniden Kurmak: İslamcı Bir Dilin ve Hareketin Zemini Olarak Aliya’nın Düşüncesi 12.30 – 13.30 Öğle Arası 2. Oturum – İslam ve Siyaset 13.30 – 15.10 Mustafa Aydın – Aliya İzzetbegoviç’te Ütopya ve Dram Mahmut Hakkı Akın – Aliya İzzetbegoviç’in Siyaset Felsefesi ve İslam Tarkan Tek – Aliya İzzetbegoviç’in Bir Siyasi Projesi Olarak SDA 15.10 – 15.40 Ara 3. Oturum – Din ve Ahlak Cihangir İslam – İzzetbegoviç’in Ahlakı, Kaderi ve Teslimiyeti 15.40 – 17.40 Kazım Hacımeyliç – Aliya İzzetbegoviç’in İslam Dünyasına Bakışı Aliye Çınar Köysüren – Aliya İzzetbegoviç Düşüncesinde Din ve İslam H. Ramazan Yılmaz, Yusuf Z. Gökçek – Aliya İzzet Begoviç’in Sanat Anlayışı Ekseninde Aida Begić Sinemasına Bakış 17.40 – 18.00 4 Kapanış AÇILIŞ KONUŞMASI Arkadaşım Aliya: Direnişin Kalbindeki Adam İsmet Kasumagiç 1928 yılında Bosna-Hersek’in başşehri Sarajevo’da doğdu. İlköğretimini ve liseyi Sarajevo’da tamamladı. Metalürji Mühendisliği Fakültesini Lujiblijana’da bitirdi. Zenica’daki demir-çelik tesislerinde değişik görevler aldı. Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Aynı zamanda Metalurji Enstitüsü kurucuları arasında yer aldı. Ayrıca üç kez Fransa’da bir kez de İngiltere’de metalürji dalında uzmanlık yaptı. Metalürji Enstitüsünde Bilimsel Danışmanlık, Uzman Danışmanlık ve Birleşmiş Milletler Uzmanı gibi unvanlar elde etti. Yakındoğu ülkelerde Birleşmiş Milletler adına üç kez uzmanlık görevinde bulundu.1983 yılında hapse girmesi üzerine bu görevleri son buldu. Hapiste 5 yıl yattıktan sonra Sarajevo’daki Enrogoinvest’e bağlı Kaynak Enstitüsünde iki yıl çalıştı. Daha sonra bir dönem Devlet Bakanlığı yaptı. Bakanlık görevi yanında Eğitim, Teknoloji, Nükleer Enerji, Ekonomi ve Sosyal Bilimler komisyonlarında da görev aldı. Uzman olduğu alanlarda bilimsel kitaplar yazdı. Değişik uzmanlık alanlarındaki derneklerde başkanlık yaptı. Aktif olduğu için çok sayıda ödül aldı. Genç Mühendis olarak Zenica’da bir lisede öğretmenlik yaptı. Daha sonra Zenica’da Metalürji Yüksek Okulu’nda ve Sarajevo’da asistan olarak çalıştı. Sarajevo Metalürji Fakültesinde öğretim üyesi olarak üç ayrı ders okuttu. Çok sayıda bilimsel makalesi bulunduğu için yüksek lisans yapmadan doktoraya kabul edildi. Doktora tezini hazırladı ve hapse düştüğü için doktora tezini hapisten çıktıktan sonra savunabildi. Bihaç Üniversitesi Kurucu Rektörü oldu. Bir süre rektör olarak görevini sürdürdü. Genç Müslümanlar Teşkilatı üyesi olması nedeniyle iki kez hapse girdi ve yargılandı. 1947 yılında ilk kez hapse girişinde 1 yıl, 1983 yılında ikinci kez hapse girişinde 5 yıl hapis yattı. İkinci kez hapse girdiğinde Foça Hapishanesi’ne kondu. Aynı hapishanede Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşlarıyla birlikte bulundu. Komünist rejimin biteceğini öngören Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşları Müslüman Demokrat Partisinin program çalışmalarını başlattılar Hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra SDA – Demokratik Eylem Partisi kuruluşunda aktif görev aldı. Parti kurucu üyesi oldu. Daha sonra partisinin Denetim Kurulu Başkanı oldu. Aliya İzzetbegoviç ve Muhammed Cengiç’ten sonra partiyi temsile yetkili üçüncü kişiydi. Parti kurulduktan sonra ilk iki dönem partinin Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Bosna-Hersek genelinde Sancak’ta ve Karadağ’da parti teşkilatının kuruluşunda sorumluluk aldı. Halen partinin Denetim Kurulu üyesidir. “EL HİDAYE” adlı ilmiye teşkilatının çatısı altında II. Dünya harbi yıl5 larında çalışmalarını yürüten Genç Müslümanlara 1943 yılında üye oldu. Genç Müslümanlar üyesi olarak değişik “aktivitelerde görevler aldı. Ayrıca Müslüman yardım cemiyeti olan MERHAMET” te görev alarak muhacirlerin yakınlaşması ve kaynaşmaları çalışmalarına katıldı. İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra Genç Müslümanlar teşkilat üyesi arkadaşlarıyla samimiyetini artırarak 1946’da ilk grup arkadaşı hapse girinceye kadar legal ondan sonra illegal olarak çalışmalarını sürdürdü. Hapse düştüğünde öğrenimine dışarıdan devamına izin verilmediği için iki yıl kaybetti. Savaştan sonra Genç Müslümanlar kendisini lider olarak hazırladılar. Aslında kendisi lider Eşref Çampara’nın yardımcısıydı. Eşref Çampara 1946 Mart ayında hapse düşünce yerine Halid Kaytaz başkan oldu. Kasumagiç, 11 Nisan 1949 tarihinde Halid Kaytaz hapse düşünceye kadar onun yanında görev yaptı. Kasumagiç hapisten çıktıktan sonra Genç Müslümanlar Teşkilatı’nda İzzet Serdareviç, Eşref Avdagiç ve Eşref Baksiç ile beraber çalıştı. 1965 senesinden itibaren Kasumagiç’in Sarajevo’daki evinde Genç Müslümanlardan Aliya İzzetbegoviç, Salih ve Ömer Behmen, Vahit Kozariç toplantılar yapar İslam ülkelerinden gelen öğrencilerle ilgilenirlerdi. TAKVİM, GLASNİK ve PREPOROD dergilerinde mahlas kullanarak makaleler kaleme aldı. Hünkâr Camii ve Tabak Mescidinde diğer Genç Müslümanların ileri gelenleri üniversitede okuyan gençlere dersler verir, İslami konularda müzakereler açarlardı, sohbetler yaparlardı. Bu arada ekip olarak “Doğu ve Batı Arasında İslam” , “İslam Deklarasyonu” ve diğer kitapları yabancı dillere tercüme etmeyi başardılar. 1982 yılında İran’ın Tahran kentinde İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Merkezi’nin düzenlediği uluslararası toplantıya Genç Müslümanlar Teşkilatındaki iki arkadaşı ile birlikte katıldı. Bu yüzden 1983 yılında tutuklandı. 1983 yılında İzzetbegoviç, Kasumagiç ve toplam 15 arkadaşı tutuklu yargılandılar. Kasumagiç’e 10 yıl ceza verildi. 5 yıl hapiste yattı. 1988 yılında komünist rejim yıkılınca hapisten çıktı. SDA – Demokratik Eylem Partisi ilk girdiği seçimlerden (18 Kasım 1990) başarılı çıkınca iktidar oldu ve Kasumagiç bunun üzerine birkaç İslam Konferansına katılarak aktif rol aldı. Hartum (Sudan) konferansında Doğu Avrupa ülkelerinde komünist rejim altında yaşayan Müslümanların hayatı, yaşam koşulları üzerine çalışma görevine getirildi. Genç Müslüman Cemiyeti resmi olarak kurulunca bu teşkilatın başkan yardımcılığına seçildi. Bosna savaşı zamanında Müslüman teşkilatlar koordine edilerek tek bir çatı altında toplanmış, kendisi de üye olmuştur. Daha sonra Zenica’da başkan ve Bosna-Hersek diyanetinin en yüksek üyeliğine seçildi. Sarajevo Diyanet İl Teşkilatının iki sene başkanlığını yaptı. Şu anda Bosna Siyasi Mahkûmları Derneği’nin başkanıdır. Aziyada hanımefendi ile evli ve üç çocuk babasıdır. İngilizce, Fransızca ve Slovence’yi iyi derecede, Rusça ve Almanca’yı orta derecede bilmektedir. 6 İslam Birliği İdealine Mülhem Genç Müslümanlar Örgütü ve Kadın Kolu Amina Šiljak Jesenković Osmanlı’nın Balkanlardan çekilmesinden ve özellikle Birinci Dünya Savaşından sonra uzun süre maddi olarak fakir, dini ve milli kimlikleri konusunda perişan duruma getirilen Müslüman Boşnak gençleri arasında – bir taraftan oldukça agresif komünist-ateist propagandası, diğer taraftan aynı derecede agresif nazzi propagandasına tepki göstermek amacıyla, II. Dünya Savaşı arefesinde 1939 senesinde Genç Müslüman Örgütü kurulmuştur. Bu bildiride, Mısır’da Al-Azhar Ünivesitesinde eğitim alan birkaç gencin etrafında toplanan grubun ana fikirleri, amaçları ve düşünce kaynaklarını belirledikten sonra kadın kolunun kurulması, kurucuları, üyeleri, ana fikirleri, II. Dünya Savaşı sırasındaki faaliyetleri ve Komünist Yugoslavya’daki akibetleri (mahkemesiz cezalandırmaları, ‘Kamuya Yararlı (mecburi) Çalışma’ cezaları); örgüt üyeleri arasında devam eden, hatta çocukları ve torunları arasında korunan dostluk irtibatları hakkında kısa bilgiler verilecektir. İslam Birliği İdealini bir ideoloji ve örgütten öte yaşam tarzı olarak kabul eden ve zor şartlar altına kendi evlerinde, ailelerinde yaşatan Genç Müslümanlar üyeleri örneğinden hareketle; tüm zor şartlar, engellemeler ve yasaklar karşısında küçük ortamlarda da olsa yine de dürüst, ahlaklı, toplum içinde itibar gören ve topluma yararlı bireylerin eğitilmesinin mümkün olduğunu göstermeye çalışacağız. 1965 Saraybosna dogumlu. Doğduğundan beri Saraybosna’nın en eski mahallelerindeki evinde yaşarken memleketinde eğitimini tamamlamıştır. Saraybosna Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nin Şarkiyat Bölümü’nden mezun olduktan sonra Saraybosna Şarkiyat Enstitüsü’nde bir taraftan akademik hayatına adım atan Šiljak Jesenković, öbür taraftan da Bosna’nın geçirdiği imtihan dolu günlere seyirci kalmayarak çeşitli dergi ve gazetelerde eleştirel, sert ve (soyismiyle uyum içindeki) sivri köşe yazılarıyla gündeme tepki gösteriyordu. Elan da belirli ve oldukça sınırlı bir kitleye yönelik bilimsel makaleleri yanında, genel okuyucuya hitap ederek gündemdekileri köşe yazılarıyla tasvir etmektedir. Ayrıca edebiyat araştırmaları icin bir altyapı oluşturmak amacıyla dil bilgisi araştırmalarıyla ilgilenmektedir. Bosna’da doğup Anadolu’da eğitimini veya yaşamını sürdüren veya hayatlarını tamamıyla Bosna’da geçirip eserlerini mükemmel Türkçe ile yazan müelliflere kendini borçlu hissederek, Komünist Yugoslavya’da gözardı edilen Osmanlı dönemi Boşnak divan ve tekke edebiyatını anlamaya ve anladıklarını sözkonusu müelliflerin ve torunlarının ana dili olan Boşnakça’ya aktararak, bu kutsal saydığı emaneti varisi olan Bosna halkına teslim etmeye çalışmaktadır. 7 Medeniyet Tartışmalarına Anti Ütopyacı Bir Yaklaşım: Aliya İzzetbegoviç Örneği Faruk Karaarslan Bu çalışmanın temel ilgi alanı son yıllarda özellikle Müslüman sosyal bilimciler tarafından sıklıkla gündeme getirilen; medeniyet tartışmalarına, Aliya İzzetbegoviç’in metinleri ve siyasal pratikleri üzerinden nasıl bir perspektif geliştirilebileceği sorusudur. Bu bağlamda medeniyet-kültür ve medeniyet-teknik gerilimlerinde İzzetbegoviç’in nasıl bir konum aldığı ve bu konumun siyasi konjonktüre bağımlı olarak son yıllarda gündeme gelen medeniyetin ihyası/inşası söylemlerinin neresine denk düştüğü analiz edilecektir. İzzetbegoviç’in içinde bulunduğu siyasi, sosyal ve tarihsel durum dikkate alınarak yapılacak olan çalışma aynı zamanda İzzetbegoviç’in sosyal bilimlerin çetrefilli bazı konularına dair kendine özgü yaklaşımlara sahip olduğunu ve Türkiye’deki sosyal bilim geleneğinde bu yaklaşımların yer etmesi gerektiğini de savlamaktadır. Lisans eğitimini, Konya Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamladı. Aynı bölümde Aliya İzzetbegoviç’in düşüncelerine ilişkin hazırlamış olduğu tez ile yüksek lisansını tamamladı. 2009-20011 yılları arasında Karabük Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Doktora çalışmalarına Konya Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde devam eden Karaarslan, Erciyes Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. 8 İslam Dünyasını Yeniden Kurmak: İslamcı Bir Dilin ve Hareketin Zemini Olarak Aliya’nın Düşüncesi Alev Erkilet Aliya İzzetbegoviç yirminci yüzyıl İslamcılık tarihi açısından istisnai bir yere sahiptir. Bu özel konum onun ve arkadaşlarının Bosna Savaşı sırasında verdiği destansı mücadeleye indirgenemez. Zira Bosna’da yirminci yüzyılın son çeyreğinde yaşananlar, Müslümanların tarihinde ne ilktir ne de son. Aliya’nın olağanüstü rolü, onun siyasal ve askeri olanla sınırlanamayacak entelektüel katkılarında ve bu katkıların özgünlüğünde yatmaktadır. Aliya’nın İslam anlayışı, sosyal bilimlerdeki ve felsefedeki Doğu-Batı karşıtlığıyla hesaplaşması ve onu aşmasıyla benzerlerinden ayrılmaktadır. Bu tebliğde, Aliya İzzetbegoviç’in İslamcı düşünceyi temellendirmekte kullandığı bütüncü(l) yaklaşım ontolojik ve epistemolojik boyutlarıyla ele alınacaktır. Dolayısıyla bu tebliğin konusu, Aliya’nın Batı felsefesine içkin olan dikotomilerle nasıl hesaplaştığı, bu çerçeveden hareketle İslami düşünceyi nasıl temellendirdiği ve bu düşünceyi İslamcı mücadelenin temeline nasıl yerleştirdiğidir. Bu haliyle Aliya İslamcılığının uçlara kaymak ya da çekilmek yerine, “hayatın gerçeğine” nüfuz etmeye çalıştığı söylenebilir ki, bu vasıf, onun düşüncesine çağdaşı pek çok İslamcının sahip olmadığı bir derinlik, doğallık ve “hakikilik” kazandırmıştır. 1983’te Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Yüksek lisans (1985) ve doktorasını (1996) araştırma görevlisi olarak çalıştığı aynı bölümde tamamladı. Bu dönemde DPT’nin Özel İhtisas Komisyonlarında ve Aile Araştırma Kurumu için yapılan “Metropolde Kariyer Meslekleri ve Aile Yapısı Temelinde Yaşama Tarzları” başlıklı araştırmada görev aldı. Bölümlerinden birini yazdığı araştırma raporu 1997 yılında yayımlandı. 1997-2000 yılları arasında Kırıkkale Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde yardımcı doçent olarak çalıştı. 20062007’de İBB’nin Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Kentsel Tasarım Projesi’nin sosyolojik araştırmalarını yürüttü. Aynı yıl ASAGEM için yapılan “Medya Profesyonellerinin ve Medyanın Aile Algısı” araştırmasında görev aldı. Bu rapor 2008 yılında yayımlandı. Şubat 2012-Eylül 2013 tarihleri arasında Kırklareli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde yardımcı doçent ve doçent olarak çalışan Erkilet, Eylül 2013’den bu yana Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Bilimleri Bölümü’nde görev yapmaktadır. Ortadoğu’da Modernleşme ve İslami Hareketler, Ele Geçirilemeyen Toprak Kuzey Kafkasya, Eleştirellikten Uyuma, Toplumsal Yapı ve Değişme Kuramları ve İstanbul Halkının Dilencilik Olgusuna Bakış Açısı (İ. Coşkun ile birlikte) adında beş kitabı ve çeşitli kitap ve dergilerde yayınlanmış makaleleri vardır. 9 Aliya İzzetbegoviç’te Ütopya ve Dram Mustafa Aydın Ali İzzetbegoviç sıradan bir bilim adamı, bir düşünür değil, genel kabule göre bilge bir insandır. Bilgelik, insanî sorunlara makro düzeyde bakabilmek demektir. Gerçekten de İzzetbegoviç böylesi bir bakışa sahiptir. Birçoğu güncel sosyal hayatın yansıması olan ve dolayısıyla da genel-geçer gözüken bakışların ötesinde beşeri sorunlarımızı kapsamlı ölçeklere oturtabilen müstesna bir insandır. O, bu ölçeklendirme bağlamında bir kısmı hemen herkesçe bilinen ama yepyeni bir kavramsallaştırma ile kullanıma konan ikili anlam kategorileri ortaya koymuştur: Yaratma ve evrim, kültür ve medeniyet, Din ve materyalizm, ütopya ve dram bunların en önemlileridir. Ben tebliğimde “Ütopya ve Dram” kültür matriskleri üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği üzere ütopya, en azından Antikçağdan günümüze belli filozofların ideal toplum kurgularını ifade etmede kullanılan bir kavramdır. Platon’un Devlet’i, Bacon’ın New Atlantis’i, Campenella’nın Güneş Devleti, gibi. Bir tiyatro kavramı olan Dram ise hayatın marjinal yönlerini ortaya koyan komedinin ve trajedinin yaklaşımlarına karşılık, hayatı olduğu gibi ele alan bir tiyatro tipidir. İzzetbegoviç kavramların etimolojisine sadık kalmak kaydıyla bu kavramlara kendi dünya görüşü içinde yepyeni anlamlar yüklemiştir. Buna göre insanlık tarihi boyunca iki temel eğilim vardır: Ütopya ve Dram. Dram, insan tabiatına ve fıtratına uygun hayat biçimidir. Ütopya, ise fıtri yapıyı bozup her şeyi yeniden kurmaktır. Bu kurgu keyfidir, nefsin isteklerine bağlı zekâya dayalı bir iştir. Yani burada ütopya belli filozofların bir düşünce sistemi değildir, genel bir hayat modelidir. Ana yapısı itibariyle din, ahlak, sanat, drama ile; bilim, medeniyet, vb daha çok ütopya ile ilgilidir. Ali İzzetbegoviç’e göre belki daha önemli olan bütün beşeri olgularımızı, bu ikisinin de kendince düzenlemek istemeleridir. Dolayısıyla da her şeyin bir ütopik ve bir dramatik biçimi vardır. Mesela buna göre iki tür ahlak vardır: Ütopik ahlak, dramatik ahlak. Aileye iki tür bakış vardır vb. Maalesef modern dünyada her şeye ütopyanın kurgusallığı hâkim olmaya çalışıyor. Bizi bundan kurtaracak yegane alternatif dindir. 1950 yılında Konya’da doğan Mustafa Aydın, 1976 yılında Selçuk Üniversitesi Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun olmuştur. 1987’de Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi’nde yüksek lisans’ını tamamalamış, aynı bilim dalında doktora derecesini 1991’de almıştır. 2010 yılından beri Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanlığı görevini sürdüren Aydın, Din Sosyolojisi, Bilgi Sosyolojisi, Kurumlar Sosyolojisi, Siyaset Sosyolojisi, Değişim Sosyolojisi, Antropoloji alanları ile ilgilenmektedir. Moderniteye Dışarıdan Bakmak (2009), Gençliğin Dini ve Sosyal Değerleri (2010), Siyasetin Sosyolojisi: Bir Sosyal Kurum Olarak Siyaset (2002), İslam’ın Tarih Sosyolojisi (2001) basılmış kitaplarından bir kaçıdır. 10 Aliya İzzetbegoviç’in Siyaset Felsefesi ve İslam Mahmut Hakkı Akın Aliya İzzetbegoviç (1925-2003), yirminci yüzyılda yetişmiş, farklı konulardaki özgün yaklaşımlarıyla İslam düşüncesine önemli katkılar sağlamış bir düşünürdür. O, İslam dünyasının pek çok meselesi ile ilgilenmiş, çözüm üretmek için fikirler sunmuştur. İslam dünyasında tespit ettiği ve çıkış yolu aradığı en önemli meselelerden birisi, Müslüman toplumlarda inanç, ahlak ve siyaset konularında inanç ile pratik arasında oluşan mesafedir. Başka bir deyişle Müslüman toplumlarda zaman içerisinde farklı sebeplere bağlı olarak oluşan “olan” ile “olması gereken” arasındaki büyük mesafe, Aliya İzzetbegoviç’in siyaset felsefesinin de en önemli meselesidir. Bosna-Hersek Cumhuriyetinin cumhurbaşkanlığı ve arkadaşlarıyla birlikte kurduğu Demoratik Hareket Partisinin genel başkanlığı görevini de yürütmüş olan İzzetbegoviç’in siyasal pratiği, ahlak, insan, tarih ve İslam ile ilgili görüşlerine bağlı düşüncesinden kaynağını almıştır. İslam’ın ahlâki temeline dayanarak siyaset üretme inancı ve çabası, onun siyaset felsefesinin en önemli özelliklerinden birisidir. Böylece düşüncesi, inancı ve pratiği ile İslam’ın kurucusu olduğu bir siyaset felsefesinin yeniden gündeme gelmesine ve imkanlarının tartışılmasına önemli katkılarda bulunmuştur. Bu tebliğde, Aliya İzzetbegoviç’in siyaset felsefesinde “olan” ile “olması gereken”, “araç” ile “amaç” arasındaki ilişki, ahlakî bir temelde yeniden tartışılmakta ve kurulmaktadır. 1981 yılında Karaman’da doğdu. 2003 yılında Uludağ Üniversitesi FenEdebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünden mezun olduktan sonra Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Ana Bilim Dalından 2005 yılında yüksek lisans, 2009 yılında doktora derecesi aldı. 2013 yılında sosyoloji alanında doçent oldu. Halen Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. 11 Aliya İzzetbegoviç’in Bir Siyasi Projesi Olarak SDA Tarkan Tek Osmanlı Devleti 1878 yılındaki Berlin Antlaşması ile birlikte Bosna-Hersek sancağının yönetimini Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna devretmiş, bu tarihten sonra Bosna-Hersek sancağı Müslümanların yönetiminden çıkmıştır. Akabinde Bosna-Hersek önce Yugoslavya Krallığı, sonrasında Yugoslavya Federasyonunun yönetimi altında uzun yıllar idare edilmiştir. Bu zaman aralığında Müslümanlar daima dışlanan ve hor görülen bir halk olmuştur. Bu duruma son verilmesi gerektiğini düşünen Aliya İzzetbegoviç ve yol arkadaşları daha hapishanedeyken Müslümanların bir siyasi oluşuma gitmeleri gerektiğine karar vermişlerdir. Hapishane hayatı sona erdikten sonra İzzetbegoviç ve yol arkadaşları bu kararlarını hayata geçirip, Demokratik Hareket Partisi‘ni (SDA) kurarlar. Akabinde SDA girdiği ilk seçimi kazanır. Aliya İzzetbegoviç Cumhurbaşkanı olarak seçilir. Bununla birlikte kendilerine olan güvenlerini tekrar kazanan Bosna-Hersekliler, diğer halklar gibi bağımsızlıklarını ilan ederler. Bağımsızlık sonrasında başlayan savaş ile birlikte, SDA halkı organize eder. Savaş bittikten sonra yapılan seçimlerde SDA tekrar seçimleri kazanır. Ülkenin gerek kuruluşunda gerekse bağımsızlık hareketinde önemli roller oynar. SDA, İzzetbegoviç‘in lideri olduğu dönemde girdiği tüm seçimlerde birinci parti olur. İzzetbegoviç‘in görevini bırakması ve sonrasında vefatı ile birlikte partide ayrışmalar başlar. Süleyman Tihiç 2001 yılından günümüze kadar partinin genel başkanlığını yapmaktadır. Aliya İzzetbegoviç‘in bir siyasi projesi olan SDA kuruluşundan günümüze kadar kesintisiz olarak Bosna-Hersek’in yönetiminde bulunmuş ve önemli roller oynamış bir siyasal partidir. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. 2010 Yılında Viyana Üniversitesi Siyaset Bilimini bitirdi. Aynı bölümde master eğitimine devam etmektedir. 2011 yılında Bosna-Hersek Demokratik Hareket Partisi (SDA) Kuruluşundan Günümüze Parti‘nin Gelişimi/ Parti Analizi adlı kitabı (Almanca) yayınlandı. Avusturya’da İslam konulu derleme bir kitabı yayına hazırlamaktadır. Viyana’da Almanca olarak çıkan, Der-Wisch adlı derginin yayın kurulundadır. Aynı zamanda Rahma Austria adlı insani yardım kuruluşunda çalışmaktadır. Çalışma alanları; Siyaset Bilimi, Siyasal İlahiyat, Balkanlar’da Siyaset, İslam Siyaset Düşüncesi ve Slavoj Zizek. 12 İzzetbegoviç’in Ortayol Bağlamında Ahlak’a ve Kader’e Yaklaşımı Cihangir İslam İzzetbegoviç bütünlük içerisinde değerlendirildiğinde ortayol kavramı ile karşılaşırız. Ortayol İzzetbegoviç’de “ümmet-i vasat”ın karşılığıdır. İslam’ı ne idealist ne de materyalist olarak tanımlamayan ancak hem ideanın hem de maddenin insan fıtratı üzerindeki etkilerini kabul eden, bunları tevhid eden; fakat İslam’ın bunların toplamından daha fazla, daha nitelikli ve insan fıtratına uygun, ucu açık bir “şey” olduğunu kabul eder. İslam Batı’nın “religion-din” anlayışından daha fazla bir “şey”dir. İzzetbegoviç’in çağrısı Batı Kültürü ve özellikle yıllarca materyalist dayatma altında kalmış Müslüman topluma ve aynı zamanda bütün insanlara yapılan bir çağrıdır. Hayvani tarafımıza ait olan bilimin (ve hatta felsefenin) aksine; din, ahlak ve sanat İzzetbegoviç’in sadece insan özüne ait olarak gösterdiği ayırt edici özelliklerdir. İzzetbegoviç’e göre insan yaptığı değil istediği ve meylettiği şeydir, ahlaka uygunluk doğru hareket değil doğru niyettir; kısaca ahlak hareket tarzı değil istektir. İzzetbegoviç’e göre insan ile dünya belirli bir nispet, anlaşılabilir bir mütekabiliyet içerisinde değildirler. İyi ve doğrudan yana bir tutum alışımıza rağmen irademiz dışında gelişen olaylarla bedenen ve ruhen müthiş bir ıstırap çekmemiz mümkündür. Bu durum insanı “kötümserlik, isyan, ümitsizlik, lakaytlık, sığ iyimserlik, nihilizm”e götürebildiği gibi “Allah’ın İradesi’ne yani kadere teslimiyete” de yönlendirebilir. Teslimiyet pasiflik veya olan-bitene fiili teslimiyet değil; gayret ve neticenin kabulüdür. Allah’ın İradesi’ne teslimiyet hayatı ve ıstırabı olduğu gibi idrak etmek ve tahammül ve sabra bilinçli olarak karar vermek demektir. İnsanın hürriyeti de bu bilinçli kabulden itibaren başlamaktadır. Bu durumda teslimiyet kötümserliğin ötesinden gelen bir nurdur. İzzetbegoviç, bütün tezleri ile adeta bir bir imtihan edilmiş ve bu imtihan hepimizin ve tüm insanlığın gözleri önünde cereyan etmiştir. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakülesi (1983). Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, Omurga Cerrahisi Uzmanı, Minnesota Üniversitesi Klinik Araştırma Master, Spor Hekimi. Çalıştığı Kurumlar: Ankara Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Minnesota Üniversitesi, Haydarpaşa Numune Hastanesi, Kafkas Üniversitesi, Omurga İstanbul. Sosyal Faaliyetler: Mazlumder Kurucu ve Eski Genel Yöneti Kurulu Üyesi, Saadet Partisi Kurucu ve GİK Üyesi, Münfesih Has Parti Kurucu ve GİK Üyesi, İstanbul Düşünce Evi (İDE). 13 Aliya İzzetbegoviç’in İslam Dünyasına Bakışı Kazım Hacımeyliç Bosna’nın ilk devlet başkanı olarak Aliya İzzetbegoviç’in İslam ve İslam dünyasındaki Müslümanların düşüncesine dair görüşleri, İslam dünyasında ve tüm kürede yaşanan bireysel ve toplumsal krizleri sorgulayarak alternatif çözümler üretme çabasındadır. Krizden çıkış için çözüm islam’ın bilim, anlayış, hoş görü ve köleliğin ortadan kaldırılması, Kur’an sünnet ve peygamberin hadisinde gerekli görülen demokratik dünya anlayışı (kavramı) şeklinde İslam’ın teklif ettiği “orta yolun” kabulüdür. Gerçek muvahhid, pasif bir çileci olmayan veya sadece maddeye meyil göstermeyen özgür bir adamdır. Bu insan tiranlığa ve köleliğe karşı savaşta aktif olan ve aynı zamanda içsel özgürlüğe de önem veren insandır. Başkan İzzetbegoviç’e göre bu İslami orta yol insanlığın krizine bir alternatiftir. 1964 Zenica (Bosna Hersek) doğumlu Hacımeyliç, 1991 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Uygulamalı Sanatlar bölümünde Hat ve Kitap Sanatları bölümünden mezun oldu. 1994 yılında Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans derecesi aldı. Mimar Sinan Üniversitesi’nde1997 yılında, kitap sanatları ve geleneksel cilt alanında hazırladığı tez ile doktor ünvanın aldı. Bu süre zarfında Hattat Hasan Çelebi’den sülüs-nezih icazeti; Hattat Ali Alparslan’dan talik icazeti aldı. Dünyaca ünlü geleneksel cilt sanatçısı Üstad İslam Seçen’den cilt ve kitap sanatları eğitimi, Adet Gazi’den patoloji ve restorasyon eğitimi aldı. Mimar Sinan Üniversitesi ve Saraybosna Üniversitesi’bde Sanat Tarihi dersleri verdi. Bosna Hersek’de pek çok caminin hatlarını yazdı, Merhum Aliya İzzetbegovic’in mezar taşını tasarladı. 1999 yılında Bosna tarihine ve kültürel mirasına ilişkin özel bir müze kurdu. Eserleri ile, otuz beş özel sergi hazırladı, elli karma sergiye iştirak etti. Yayınlanmış pek çok makalesi ve ulusal-uluslararası tebliğleri, geleneksel sanatlar konusunda yayınlanmış üç kitabı bulunmaktadır. 14 Aliya İzzetbegoviç Düşüncesinde Din ve İslam Aliye Çınar Köysüren Aliya İzzetbegoviç’e gore Doğu ve Batı düşüncesi birbirinden farklı iki paradigmadır. Dolayısıyla da iki ayrı dünyadır bunlar. Din (religion) daha ziyade Batı düşüncesini çağrıştırır ve şuur veya bilinç odaklı bir anlam dünyasını berbarinde taşır. Oysa İslam, teslimiyet merkezli bilgi-değer ve varlık paradigmasını kapsar. Kültür, medeniyet, ahlak bu tasavvurun uzantıları veya sözkonusu bütüne götüren tali yolların adıdır. Öte yandan uygarlık, eğitim ve teknoloji ise Din düşüncesinin sonuçlarıdır. Din olarak İslam mümtaz özellikleri olan değer varlığı insanı ve sonuçta made ve ruh bütünlüğünü yüceltir. Din ise, bilinç, inanç (belief) ve maddde tassavvuru üzerinden varlık gösterir. Böylece, bilgi, inanç ve iman üçlüsü farklı anlamlarla bu iki paradigmada öne çıkar. 1998’de Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Din Felsefesi Anabilim Dalında, ‘Leibniz’de Tanrı- lem İlişkisi’ konulu yüksek lisans ve 2004 yılında da ‘Paul Tillich’de Din-Sembol İlişkisi’ başlıklı doktora tezini tamamladı. 2009’da doçent oldu. Hâlihazırda Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde görev yapmaktadır. Disiplinler arası bir çalışma yelpazesinde, felsefe ekseninde makale, kitap ve bildirileri yayınlanmıştır 15 Aliya İzzetbegovic’in Sanat Anlayışı Ekseninde Aida Begić Sinemasına Bakış H. Ramazan Yılmaz, Yusuf Z. Gökçek Aliya’nın din ve materyalizm arasında yapmış olduğu müzakerelerde sanat, dinin bütün metafizik ve ruhsal anlamlarının hayat bulduğu bir olgu olarak ifade edilmektedir. Temel gayesi herhangi bir güzel olanı, bir eseri ortaya çıkarmak olmayan sanat, eserin ortaya çıkarılmasında ve ardından temaşa edilmesinde sanatsal tecrübenin ruhsallığına erişmeyi merkeze almaktadır. Bu tecrübe esnasında sanatçı-izleyici ayrımının ortadan kalkması ve bu iki paydaşın bütünleşmesi sanatın temel özellikleri arasında bulunmaktadır. Aliya “Zıddiyetler Cetveli”nde İslam’a, din ve materyalizm arasında bir konum biçerek İnsan’ın ruh ve maddeden müteşekkil olduğunu gösterir. Üçüncü bir yol olarak altını çizdiği İslam’ı Kur’an-ı Kerim’de vurgulandığı gibi “vasat” olarak nitelemektedir. Sanat dine yakınlık gösteren tüm nitelikleriyle birlikte Aliya’nın yapmış olduğu mülahazalarda “üçüncü yol” bağlamında konu edinilmemiştir. Değerlendirmelerin çoğu ilim-sanat karşıtlığı çerçevesinde oluşmuştur. İlim/bilim; zekâ, öğrenmek/keşfetmek ve tabiat üzerinden materyalizme kapı aralarken, sanat; ruh, tefekkür ve varlığın hakikati üzerinden dine ulaşmaktadır. Doğu ve Batı Arasında İslam eserinde sanatın bu noktaya intikali büyük oranda Ortaçağ Hıristiyan dünyasında ve Sovyetler Birliği’nde sanata verilen anlam ve konumlandırmaların örnekliğinde söz konusu olmaktadır. Burada yapılan sanat tarifinin İslam estetiği perspektifine olan yakınlığı kaçınılmaz olmakla birlikte, İslam medeniyetindeki sanatzanaat birlikteliğini göz önünde bulundurmak daha ideal bir sanat anlayışının oluşumunu destekleyecektir. İşte bu noktada “üçüncü yol” yaklaşımı doğrultusunda bir sinema pratiğine yaklaşan Aida Begić’in filmleri çözümlenecektir. Zaman’ı neden-sonuç ilişkisi eksenindeki kronolojik ve modern işlevinden uzaklaştıran Begić, içinde bulunulan an’ın geçmişe ve geleceğe açılabilen bir ruhsal deneyime dönüşmesini sağlamaktadır. Neticede Aliya İzzet Begoviç ve Aida Begić ortaya koydukları teori ve pratik ile sanatı yaşadıkları coğrafyaya hâkim olan faydacı tutumlar karşısında var edebilmişlerdir. Hasan Ramazan Yılmaz 2008 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Yeni Gerçekçilik ve Türk Sinemasında Gerçekçilik” başlıklı tezi ile 2011 yılında tamamladı. İstanbul Üniversitesi’nde sinema alanında doktora çalışmalarına devam eden Yılmaz, İstanbul Ticaret Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak görev yapmaktadır. Yusuf Ziya Gökçek 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olduktan 2011 yılında Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV bölümünde Yüksek Lisans’ını tamamladı. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema-TV’de Doktora öğrencisi olan Gökçek aynı bölümde öğretim görevlisidir. 16
Benzer belgeler
Oku - Bilgeler Zirvesi
önemli kısmının geçeceği Saraybosna’da hukuk eğitimi gördü ve
avukat olarak çalıştı. Genç yaştan itibaren İslami çalışmalara ve
Müslümanların sorunlarına ilgi gösterdi. (İzzetbegoviç, 2005: V).
Bilgemiz Aliya İzzetbegoviç
ile, İlmi Etüdler Derneği ve Üsküdar Belediyesi, 26 Ekim 2013 tarihinde İstanbul’da
Bağlarbaşı Kültür Merkezinde “Vefatının 10. Yılında Aliya İzzetbegoviç: Doğu-Batı
Arasında İslam Birliği İdeali” ...