Tales from Ellis Island Rus kızı

Transkript

Tales from Ellis Island Rus kızı
4
Tales from Ellis Island
Dün Ellis Island`ı ziyaret ettim. Benim yararıma iyi bir gün`dü. Tarih`te ilk kez
bu göҫmenliǧin insanlık boyutu ihtiyaҫ olan orana nazaran yetersiz kaldı.
Erkekler, kadınlar, ҫocuklar, kir ve ҫantaların hepsi göz önünde bulundurarak
göҫmenliǧin sınırı Arnavutluk, Finlandiya, Suriye, Italya, Polonya ve
Irlanda`dan gelen yirmi bin göҫmen ile aşıldı. Bu durum Londra ve New York
ҫevresinde yeni Boston`un nüfusunu oluşturabilecek birbirlerine yakın bir
şekilde yürüyen insanlara sene`nin her haftasında bir bariyer zinciri koyabilecek
üҫ mil`den uzun göҫmenler kuyruǧunun günlük prosedürü. Bir yüzyılda bu`nun
sonu nereye varacak?
Rus kızı
Bir ҫiftҫinin kızı olan 20 yaşlarında güzel, iri-gözlü rus kızı iҫeriye giriyor ve
bizden önce oturuyor. Temiz ve zeki görünüyor. Heyecanlı bir şekilde ellerini
kavuşturuyor, ҫözüyor ve gözleri yaşarıyor. Bir görevli „bu kız ilginҫ bir yapboz durum.“ diyor. Babası mütevazi bir yaşamı olan bir insan. Yanında yetişmiş
olduǧu genҫ komşu oǧlu buraya iki sene önce geldi ve geҫen sene babasına
kızının yanına gelip kendisinin kızı ile evleneceǧini yazdı. Böylece kız yalnız
geldi. Fakat muhtemel damat gelmedi. New Jersey`nin herhangi bir yerinde
yaşayan bu bey`ye yazdım ve geҫen hafta gelip kendisini süzdü. En sonunda
fikrini deǧiştirdiǧini söyledi. Kendisi ile evlenmek isteyip istemediǧinden emin
deǧildi. Doǧal olarak kızın gururu kırılmıştı. Oraya geri dönüp ailesinin kendisi
ile alay etmesini görmek istemediǧini söyledi. Bu durumda kendisinin gitmesine
izin veremezdim. Böylece herşey durmuş durumda. Güҫlü kollarına baktıǧımda
kendisinin ҫalışabileceǧini düşünüyorum. Aynı zamanda güzel bir kız. Ne
yapacaǧımı gerҫekten bilmiyorum. Bir bayan hizmetҫi arayan bir bayan
biliyormusunuz? Hayır mı? Kendisi ile ne yapacaǧımı bilmiyorum. Yeniden
kızın yanına dönüyor. Eǧer Peter geri gelirse kendisi ile evlenmek istiyor
musun?“ Kız kafasını sallıyor ve akan gözyaşları ile „istiyorum“ diyor. Genҫ
adama yeniden yazacaǧım ve kendisinin bir ahmak olduǧunu söyleyeceǧim.
Böyle bir şans`a bir daha hiҫ bir zaman sahip olamayacak.”
Yazar:
William Williams Papers, Ellis Island,
Görevli memur, mart 1910
Alman erkek ҫocuǧu
Onlar insanlara okuma ve yazma bilip bilmediklerini sordular. Amcam beni
yanına ҫaǧırdı. Kendisi „Annen nasıl okunması gerektiǧini bilmiyor.“ dedi ben
de „peki, olur.“ dedim. „Okuma ile görevli memur“ diye adlandırdıkları durumu
kastediyorlar, aynı oturma bank`ın üzerinde oturan hakimler gibi. Annem tam
ortada duruyordu ve ben yengem, amcam ve diǧer amca diye hitap ettiǧim
5
eczaneci tarafından ҫevriliydim. Onlar kendisinin bir okuma sınavı vermesi
gerektiǧini söyledi. Böylece bir amca „kendisi ingilizce konuşamıyor.“ dedi. Bir
başka görevli memur ise „bunu biliyoruz. Kendisine bir „siddur“ vereceǧiz.
„Siddur`un „ne olduǧunu biliyor musunuz? Bir yahudi kitabı. Bunu söyledikleri
gece`de kendisinin bunu yapamayacaǧını ve başımıza sorun alacaǧımızı
biliyordum. Böylece bir yahudi kitabı aҫtılar. Size okumuş oldukları belli bir
kısım vardı. Bu okunulan bölüme baktım ve hemen ne olduǧunu anlamıştım.
Hızlı bir şekilde okudum ve bütün paragrafı öǧrenmiş oldum. Ben ҫok kısaboyluydum ve onlara kelimeleri yahudi dilinde yavaşҫa anlattım. Satırları ezbere
öǧrenmiş ve bunları sessizce söylemiştim, kendisi de bu sözleri memurların
duyabileceǧi şekilde sesli söyledi. Bu da onların amacına uygundu. Paragraf`a
bakmıştı ve sanki okuyabiliyormuş gibi görünüyordu, fakat ben sohbet etmek ile
meşguldum.
Yazar:
Arnold Weiss, 1921
Polonyalı bebek
Bir sene önce her ikisi oturma izni alarak Pennsylvania`lı kömür maden
ҫalışanın polonya`lı eşi hasta ve yakında hayatını yitirebilecek olan yaşlı
babasını görmek iҫin aniden Polonya`ya gitti. Ziyaret sona erir ermez
Amerika`ya geri döndü. Eşi kendisini Ellis Island`de bekliyordu. Kendisine
herşeyin düzeleceǧini anlattık, fakat kendisi hala oldukҫa huzursuz
görünüyordu. Ondan sonra gemi Antwerp`den Red Star Line`nın Lapland`ine
geldi ve kendisinin neden bu kadar husursuz olduǧunu öǧrendik. Gemi`nin
liman`dan kalkmadan önceki günde denizin ortasında dünya`ya bir bebek geldi.
Ellis Island hastanesinde hem anne hem ҫocuk iyilerdi, polis görevlisi anne`yi
kayıda geҫirerek kabul edene, fakat bebeǧi kayıt etmeyene kadar herkes
durumdan hoşnuttu. Babası titreyerek „neden?“ diye sordu. Zavallı polis
memuru „Polonyalı`ların göҫmenlik oranı aşıldı“ dedi. Mevzu`yu bana ilettiler.
Bebeǧi sınır dışı mı edeceksiniz? Bunu yapamazdım. Fakat birileri hızlı
davranmak zorundaydı, ҫünkü anne bebeǧinin kendisinden derhal
alınabileceǧinden korkuyordu. „Bebek Polonya`da doǧmadı.“ diye emrettim.
„Fakat ingiliz bir gemi`de doǧdu. Bu nedenden dolayı ingiliz oranına sayılabilir.
Ingiliz geminin güvertesi ingiliz topraǧı. Polis memuru „Ingiliz oranı dün
aşıldı.“ dedi. Bu kötü bir kader olsa gerek. Fakat benim başka bir silahım daha
vardı. „Kararınızı isterseniz bir daha düşünün.“ diye yorum`da bulundum.
“Antwerp`in Lapland daǧları Belҫika`da bulunuyor.“ Bebek belҫikalı. Belҫika
oranını kullanınız. „Belҫika oranı bir hafta önce aşıldı.“dedi polis görevlisi.
ҫaresizdim, ne söyleyeceǧimi bilmiyordum. „Oh, buraya bakınız.“ diye yeniden
başladım. Şimdi anladım, annenin acele bir şekilde amerika`ya geri dönmekte
olduǧu apaҫıktı, böylece bebek burada doǧduǧu iҫin bir amerikan vatandaşıydı.
Bu bir göҫmenlik işletmesi deǧil. Bu bebeǧin maksadı amerika`da doǧmaktı,
gemi sadece bir gün gecikmişti ve bu durum herşeyi alt üst etti. Yasaya göre
6
bebek amerika`da doǧdu. Bebek bir amerikan bebeǧi - ne polonya`lı, ne ingiliz,
ne de belҫika`lı, sadece iyi bir amerikan bebeǧi. Buna ben karar verdim.“
Yazar:
Henry Curran, Ellis Island görevli (memur), 1922-1926
5 Sterling`den 250.000.000 sterling`e kadar
Güney afrika`dan ingiltere`ye kaҫan ve bir servet yapan iki asya`lı kardeşin
heyecanlı hikayesi.
1967 yılında 16 yaşlarında Vijay Patel ve kardeşi Bhikhu Kenya`nın kasabası
Eldoret`ten Ingiltere`ye kaҫtılar. 5 sterling ile Ingiltere`ye vardılar. Şu an 600
kişi`den fazla ҫalışanı ve 250 milyon sterling deǧerinde olan bir eczanecilik
şirketine sahipler. Bu servetlerini nasıl oluşturduklarının hikayesi.
Iris Murdoch`a bir ziyaret
Gazeteci Joanna Coles Iris Murdoch`u Alzheimer hastalıǧı teşhisi konulmadan
önce Oxfordshire`daki evinde ziyaret etti.
Birinci bölüm
Bir yıǧın kitaplar ve evraklar
Profesör John Bayley`nin neşeli yüzü pişirilmiş fasulyeler yiyerek pencere`de
görünüyor. Elinde toast ile giriş kapısını aҫarak “Iҫeriye buyrun.” diyor. ”Öǧle
yemeǧi olarak fasulye yiyorum, siz de ister misiniz?” Bizi ҫok karmakarışık, ҫok
sayıda kitaplardan oluşan teleme bir pyramid`in yanından büyük bir salon ve
görmüş olduǧum en tuhaf ҫizim odasından geҫirdi. Her yerde tıka bası dolu olan
alışveriş torbaları bulunuyor, koridor`da ise kaǧıtlar yayılmış ve bir yıǧın kitap
ve kaǧıtlar daǧınık bir şekilde duruyor. Öǧle vakti olmasına raǧmen duvarlar
yeşil, oda karanlık ve pencereler dışarıdaki incir yapraklarından dolayı ışık
geҫirmiyor. Oturduǧumuzda Iris Murdoch saygılı bir şekilde oda`nın iҫinde
dolanıyor ve sanki acil bir durumda bırakılmış gibi, her bir koltuǧun altına
ortaya konulmuş bir bardak kırmızı şarabı aniden fark ediyorum.
Ikinci bölüm
Yazar`ın bloknotun`dan küҫük bir parҫa mı?
Gözleri sevecen bir şekilde aҫılarak Iris “Merhaba” diye gülüyor ve yazmayı
bıraktıǧına dair söylentilerden dolayı burada olduǧumu telefon`da aҫıklamama
raǧmen yeniden söylüyorum. Böyle zeki ve verimli yazar`a sorulan bu soru en
kolay soru deǧil ve bu soru`yu sormayı deneyerek benim saygısız biri olduǧumu
düşünmesinden endişe duyuyorum. Fakat bu gerҫek olabilir mi? Benim
7
rahatlamamı saǧlayarak gülüyor! Bir şeyler yapmaya ҫalışıyorum, fakat şimdiye
kadar olmadı.”, ondan sonra gülmeye başladı. “Sanırım, sadece biraz yazar`ın
bloknotun`dan bir şeyler.” diye Bayley neşeli bir şekilde sözünü kesiyor. “Evet,
öyle deǧil. Ben sadece biraz deniyorum.” diye geri cevap veriyor. Iris Murdoch
26 romanı ile şüphesiz kendi neslinin en mükemmel yazarlarından biri.
Jackson`s Dilemma adlı son kitabı son bahar`da yayınlandı, fakat ondan sonra
hiҫ bir şey gelmedi. Daha önceleri böyle bir durumdan dolayı sıkıntı ҫekti mi?
Dalgın bir şekilde ”Sanırım bu ҫok kötü bir durum” diyor kendisi. Sakin bir
şekilde “Sevdiǧimden önce gerҫekleşti.” diyor. ”Belki.” diyor kendisi. ”Hala
mümkün olduǧu zaman yazmaktan zevk alıyor musun?” ”Evet, zevk alıyorum.“
diye özür dileyerek gülüyor! Aksi takdirde ҫok kötü, sakin bir yerdeyim.”
Bayley kendisine bir şeyler söylemeden önce hepimiz bir an iҫin susuyoruz.
“Geҫmişte belki filozofik düşünce yapısından dolayı en ince ayrıntısına kadar
bir roman üzerinde bitiş zamanından önce ҫalışarak tamamladın, öyle deǧil mi
hayatım?” Kahve yapmak iҫin mutfaǧın yolunu tutuyor. Iris “kendimi ҫok
bezgin hissediyorum.” diyor. “Geҫmişte yazmış olduǧum kitapları oldukҫa
ҫabuk yazdım. Fakat şu an performansımın düşeceǧinden korkuyorum. Daha iyi
olabilirim. Bir şeyin olacaǧını bekliyorum. En azından öyle umuyorum.”
Üҫüncü bölüm
Birbiri ile tamamen mutlu olmak
Bayley bir güǧüm kahve ile geri dönüyor. Koluna dokunarak “Kahve`yi dökmen
lazım.” diyor Iris. “Kahve`yi dökmen lazım.” “Dökmek mi? Ben el dediǧini
zannetmiştim.” Sanki kedisi varmış gibi hava`da bir şeyleri tutmaya ҫalışıyor ve
hepimiz gülüyoruz. Onların ilişkisi sadece dokunmak deǧil, ilişkileri hala taze
ve genҫ, bunun yanısıra evliliǧin amacının ne olduǧunu biliyorlar. Iris`in şu an
ki sorunlarına raǧmen, ikisi birlikte tamamen mutlu gibi görünüyorlar. Hiҫ bir
zaman ҫocuk eksikliǧini hissedip hissetmediklerini merak ediyorum. Eşi „Iris
şimdiye kadar anne olmak yönünde en küҫük bir ilgi göstermedi.“ diyor. “ve
emin deǧilim, fakat en iyi bayan roman yazarının ҫocukları olmadıǧını
söyleyebilirsiniz. Jane Austen, George Eliot…En iyi on yazarları
kastediyorum.“ Iris uysal bir şekilde poz verirken, kendisi bana her eşya`dan iki
tane varmış gibi görünen mutfak masasına gelmem iҫin işaret ediyor. Iki bal,
hardal ve reҫel kabı, yedi konserve cam`ı kahve. „Doktora gitmemiz gerektiǧini
biliyorsun, onlar eski beynin oldukҫa zeki olduǧunu söylüyorlar.“
Oscar Wilde
1854-1900
Oscar Wilde irlanda doǧumlu ingiliz bir şair, roman ve tiyatro oyunu yazarı. En
büyük başarıları Lady Windermere`s Fan (1892) ve An ideal husband (1895)
gibi keskin zeka sonucunda ortaya ҫıkan parlak komedi oyunları ile elde etti.
The Importance of Being Earnest (1895) en iyi eserlerinden biri olarak
8
görülüyor. Ernest isminin iki manasına dayalı olarak kendilerini ҫok önemli
bulan insanlara karşı bir saldırı. Wilde 1884 yılında evlendi ve iki oǧlu var. 1895
yılında eşcinsel pratikler yüzünden iki sene hapis yattı. 1897 yılında serbest
bırakıldıktan sonra yaşamak iҫin Fransa`ya gitti. 1900 yılında Paris`de vefat etti.
Yemek yemek, uyumak, alış veriş yapmak ve ölmek
Ekonomik büyüme küresel refah`ın şartı. Öyle deǧil mi?
Jonathan Rowe bu büyüme iҫin ödediǧimiz bedeli araştırıyor.
Ekonomi hakkında konuşmak istiyorum. Duymak istediǧim ne haberlerde her
gün sonsuz kez dinlediǧimiz ekonomi haberleri ne de siyasetҫilerin
konuşmalarında duyduǧumuz ekonomi. Konuşmak istediǧim her gün
yaşadıǧımız ekonomi. Bazı insanlar ekonomi konusuna ilgi duymuyorlar. Hisse
fiyatları ve faiz oranları gittikҫe yükseliyor. Dow Jones endeksi altmış üҫ puan
ile 8472,35 kapanıyor. Bunu duyuyoruz ve bilinҫaltı bu veriyi algılamıyoruz.
Ekonomi`nin aynı ekonomi olmadıǧını kaydediniz. Ekonomi başkalarının
günlük bazda yaşadıklarıdır, yani geҫimimizi kazanmak, vergilerimizi ödemek
ve hayatta gerekli olanları satın almak.
Yanlış giden bir şey
Refah düzeyi yüksek bir toplumun avantajlarından yararlandıǧımız zannediliyor.
Öyleyse kendimizi neden stresli ve yorgun hissediyoruz? Iş saatlerini tassarruf
eden cihazlar düşünüldüǧünde iş haricinde başka işlere zaman ayırmıyoruz.
Ҫocuklar her zaman en son ҫıkan elektronik cihazların satın alınması yönünde
baskı yapıyorlar. Şehirlerimizin nüfusu gittikҫe artıyor, hava`yı ve denizlerimizi
kirletiyoruz ve yemeklerimiz kimyasal maddeler ile dolu. Bu durumda yanlış
olan bir şey var. Eǧer zaman gerҫekten iyiyse, o zaman gelecek ile ilgili olumlu
düşüneceǧimizi düşünebilirsiniz. Ҫoǧumuz bu durumdan endişe duyuyor.
Iҫimizden 90%`nından fazlası kendimiz ile ilgili ҫok fazla endişeli ve gelecek
nesiller ile daha az ilgili olduǧumuzu zannnedecek.
Üretmek ve tüketmek
“Ekonomik büyüme” kavramı arzu edilen ve olumlu bir durumu dile getiriyor,
fakat büyüme daha fazla para harcamak demek. Daha fazla para harcamak ise
yaşamın daha iyi olacaǧı anlamına gelmiyor. Hepimiz bunun daha ҫok tersi
anlamına geldiǧini biliyoruz -hırs, hırsızlık, yasadışı işler, fakirlik ve ҫevre
kirliliǧi. Daha fazla para harcamak üretim ve tüketime dayalı olan ekonomik
sistemimizi ayakta tutuyor. Para`nın dönmesi durumu hariҫ ekonomi
ҫökebiliyor. Havayolu şirket`leri uҫak üreticileri ve seyahat ajansları ile birlikte
iflas ediyorlar. Eǧer tüketmeye devam etmezsek üreticiler ve perakendeciler bu
9
iş`in dışında kalacaklar. Insanlar evler, giysiler, ҫamaşır makinaları ve arabalar
satın almayacaklar. Bütün sistem bir duraklama yaşayacak.
Talep yaratmak
Lider ekonomist`lerin söylemiş oldukları gibi tüketen topluluklar talep ihtiyacı
duyuyorlar. Ekonominin ürettiǧi eşyaların satılabilmesi iҫin bizim talebimize
ihtiyacı olduǧu kadar bizim ihtiyacımız yok. Süpermarket`lerimizde neden
altmış farklı tuvalet kaǧıdından ve yüz farklı kahvaltı ürünlerinden seҫmek
zorundayız? Talep yükselişinin etkenlerini azaltabilen bir mucize. Ekonomide
daha fazlası iҫin bir konsept yok. Tatmin edilemeyecek bir aҫlık. Dünya`da ҫok
fazla ҫılgınlıklar var. Yüksek yaǧ oranı gıdaları üreten bir amerikan şirketi var.
Bu durum obezite ve yüksek kan basıncına neden oluyor. Tesadüf olarak
şirketler insanların perhiz yapmalarında yardımcı olan ürünler üretiyorlar.
Sadece bunu yapmak ile kalmıyorlar aynı zamanda yüksek kan basıncı olan
insanlara hap üretiyorlar. Neredeyse bütün elektronik postam faturalar iҫeriyor,
bankalar bana ödünҫ olarak para vermeye ҫalışıyorlar, kataloglar harcamalar
yapmamı istiyorlar ve hayır kurumları “aşırı tüketim” döneminde evsizler,
kaҫaklar, sömürülenler ve aҫlık ҫekenler gibi toplumun kaybedenlerine hitap
ediyorlar. Ekvador`dan ҫilek ve Kenya`dan yeşil fasulye satın almak nasıl
mümkün oluyor, eǧer bu ülkeler kendi insanlarını neredeyse doyuramıyorlarsa.
Bunun nedeni kar daǧılımı ve ülkelerin borҫlarını geri ödemek iҫin paraya
ihtiyaҫları olması. Bir borҫ hizmetinin borcu geri ödemek anlamına gelmediǧini
kaydediniz. Bu sadece faiz`i ödemek anlamına geliyor. Batı bankaları üҫüncü
dünya ülkelerinin borҫları ile yüksek kar`lar elde ediyorlar.
Deǧişimler yapmak
Bu dönemi nasıl sona erdireceǧiz? Eylemlerimizin sonuҫları ile ilgili daha fazla
bilinҫli olmalıyız. Dünya`nın fakir kesimlerinde virtüel köleler tarafından
üretilen giysileri „sweat shop“ larda satın alıyoruz. Yoǧun bir şekilde ısraf
ediyoruz. Tatsız ve ülke`yi tehlikeye sokan kimyasallar ile üretilmiş olması
ucuz ürün talebinde bulunmamıza mani olmuyor. Konu her nereye gitmek olursa
olsun kendi arabamızı sürme hakkına sahip ҫıkıyoruz. Tüketim kültürünün
olumsuz etkileri kendi davranışlarımızın etkisini algılayamamamıza neden
oluyor. Asıl sorunumuz bununla ilgili ne yapmamız gerektiǧini bilmememiz. Bu
durum sadece bunu yapma isteǧine kadar vardırmamız.
Ün
Her hareketlerinden büyüleniyoruz ve onlar hakkında herşeyi bilmek istiyoruz.
Jack Delaney zenginler ve ünlülere neden bu kadar baǧlı olduǧumuzu
sorguluyor.
10
Bazıları ünlü olarak doǧuyor, başkaları ise (televizyon yıldızları) gibi ün`e
ulaşıyorlar. Ünleri bazen ҫok kısa vadeli oluyor. Wales prensesi Diana ve
Marilyn Monroe`ın nadir görülen durumlarında olduǧu gibi ölüm vasıtası ile
ikon statüsüne dönüşebiliyor. Fakat nedenleri veya koşulları ne olursa olsun
ünlü olmak dünya ile ilişkinizi deǧiştiriyor. Özel şahıs`dan ünlü bir şahsa
dönüşüyorsunuz. Hem kıskanılıyorsunuz hem de hayranlık ile izleniliyorsunuz,
yani eleştiri, sorgu, alay ve kincilik sözkonusu oluyor.
Onları biz yaratıyoruz ve biz yaralıyoruz
Ünlülere hem derin saygı gösteriyoruz hem de şiddet uyguluyoruz. Onlara
hayranlık duyuyoruz ve ödüllendiriyoruz, iyice inceliyor ve yok ediyoruz.
Gerҫek kimliklerinin nerede sona erdiǧini ve “halk ile ilişkiler“ `in ürettikleri
görüntüyü anlatamamalarına neden oluyoruz. Affetmiyoruz ve utanҫ duygusu
göstermiyoruz. Ünlülerin yaşamlarının incelenmesi gereken bütün yönlerinin
serbest olduǧunu tahmin etmek ҫok kolay, ҫünkü o kişi şov yapıyor, bu durum
da bu şahsın diǧerleri gibi aynı gerҫekliǧe sahip olmadıkları anlamına geliyor.
Onları biz yaratıyoruz ve biz yok ediyoruz.
Böylece ünlüler kimler?
Gazeteler deprem ve savaş haberleri ile dolu iken ve muhabirlerin ünlülerin özel
hayatlarını araştırması hor görülürken ün`ün büyük başarıların veya korkunҫ
suҫlar sonucunda verilmesi olaǧan bir durum haline geldi. Normal özel hayat
yaşayan insanların oyun şovlarında veya televizyonlarda görünerek en azından
kısa bir süre iҫin medya yardımı ile ünlü olmaları mümkün. Insanların özel
hayatları ile ilgili soruları cevaplamak iҫin program yapımcılarını ev`e sokmaya
hazır olmaları ve görüntülenmelerine izin vermeleri hiҫ bir zaman hayrete
düşürmemeyi sonlandırmayacak. Özel hayat`a bu korkunҫ müdahale göz önünde
bulundurulurken ünlülük neden bu kadar ҫok isteniliyor? Ortalama yaşları on
olan insanlara ünlü olmak ister misiniz diye sorduǧunuzda, büyük bir bölümü
özel bir olay`dan ҫok ünlü olmak iҫin ünlü olmak isteyeceklerini söyleyecektir.
Yetişkinler dünyasında mükemmel olan normal insanlar günlük televizyon`da
kişisel trajedileri ile ilgili hiҫ bir itiraf`da bulunmazlar.
Ünlü olmak iҫin neden bu kadar meraklıyız?
Amerikan yazarı Norman Mailer dinin olmadıǧı bir dönemde kutlamaların yeni
„Allah`ımız“ olduǧunu söylüyor. Eǧer yaşamdan sonraki hayat`a inanmıyorsak,
ölümsüz olma niteliǧi daha acil bir durum haline gelecek. John Lennon`u
öldüren Mark Chapman gibi katiller bu tür faaliyet`lerde ünlü olmak iҫin
bulunuyorlar. Modern topluluǧun bir başka özelliǧi ise kitle medya`sının gücü.
Son on senelerdeki aşırı gelişmesi yeni materyaller iҫin giderilemez bir ihtiyaҫ
yarattı. Sadece ünlü olma amacı olan tamamen yeteneksiz insanlar var. Andy
11
Warhol`un söylemiş olduǧu gibi „Gelecek`te herkes on beş dakika iҫin ünlü
olacak.“
Sevmek mi yoksa nefret etmek mi?
Amerikan yazarı Jay MCInerney „Kendi zamanımda ҫok az ünlülük yaşadım ve
her manken`e hayranlık duydum. Fakat en azından sabah olduǧu zaman
kendimden nefret ediyorum, ulus olarak bu anlamda utangaҫlık duygumuzu
kaybedeceǧimizden korkuyorum. Öyleyse siz bir dedikodu dergisi
okuduǧunuzda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Bunu seviyor musunuz veya
bundan nefret mi ediyorsunuz? Belki bu art niyetliliǧin daha fazla bilincinde
olmamız gerekiyor.
Uǧursuz hoşlanma
„Kendisine bir mesaj gönderdim, o da cevap verdi.“
28 yaşındaki Tina Baldwin 21 yaşındaki Andrew`a bir mesaj gönderdi. Bir sene
sonra evlendiler.
Tina: Herhangi yeni bir gün gibiydi. Mutfak`ta en iyi arkadaşım ile
konuşuyordum. Ikimizin de canı sıkılıyordu böylece tesadüf eseri bulduǧum ve
bilmediǧim bir numaraya ne olacaǧını görmek iҫin bir mesaj gönderdim. Bir
kimse`nin geri yazmasını beklemeye başladım. Beni şaşırtarak adamın biri
yazdı. Sadece „evet“ diye yazdı. O zamandan beri mesajlaşarak güzel bir-iki
saat geҫirdik. Kendisini telefon ile arayabilip arayamayacaǧımı sorduǧunda
terredüt etmedim. Ikimiz de aynı espiri anlayışına sahiptik ve ilk başta tuhaf
olmasına raǧmen mesajlaşır gibi kolayca birbirimiz ile sohbet ettik. Daha yeni
bir ilişkiden ҫıkmıştım, böylece yeni bir erkek arkadaş aramıyordum. Fakat
önümüzdeki dört ay iҫerisinde Andrew ile her gün iletişim halindeydik.
Göndermiş olduǧu resminden oldukҫa etkilenmeme raǧmen, telefonlaştıǧımızda
kendisinden gittikҫe hoşlanmaya başladım. Kulaǧa biraz tuhaf geliyor, fakat
kendisini görmeden önce kendisine aşık olacaǧımdan emindim. Bir ҫok ortak
yönümüz var, örneǧin aynı müziǧi seviyoruz, aynı filmleri izliyoruz ve aynı
fıkralara gülüyoruz. Ilk tanıştıǧımız yer Somerset` deki yerel birahane, kendisi
Hertfordshire`dan geliyordu. Ben ҫok heyecanlıydım ve kendisi ile buluşmadan
önce hızlıca bir şeyler iҫmiştim. Pazıları ile ҫok daha yakışıklı görünüyordu ve
saatlerce birbirimize sarılmıştık. Kendisi ile ilk kucaklaştıǧım anı hiҫ bir zaman
unutmayacaǧım. O zamandan beri randevu`lar ayarlayarak ve hafta sonları
birlikte olarak birbirimizi daha sık görmeye başladık. On ay sonra evlendik. Ҫok
güzel bir gün`dü, beyazlar iҫinde büyük bir düǧün töreniydi. Şu an Andrew`suz
bir hayat düşünemiyorum ve tanıştıǧımıza hala inanamıyorum. Dışarıda beni
beklediǧini tahmin ediyorum.
12
Andrew: Hiҫ bir zaman kader`e inanmadım, fakat böyle bir şey gerҫekleştiǧinde
şansın milyar`a bir olduǧunu fark ediyorsun. Ilk başta Tina ile biraz güzel vakit
geҫiriyorduk, fakat zaman geҫtikҫe ҫok fazla ortak yönlerimizin olduǧunu fark
ettim- aynı zamanda aynı şeyleri söyleyebiliyorduk veya kendisini aradıǧımda
hat doluydu, ҫünkü kendisi bana ulaşmaya ҫalışıyordu. Tina`nin en ҫok kişiliǧini
seviyordum ve en sonunda kendisi ile tanıştıǧımda kendisinin ҫok muhteşem
olduǧunu düşünüyordum. O akşam bu ilişkinin orada sona ermeyeceǧini bilerek
motorbisikletim ile Hertfordshire`ya ya geri dönmüştüm. Önümüzdeki bir kaҫ
ay iҫerisinde Somerset`e her hafta sonu dört-saat`lik bir yolculuk yaptım.
Sürekli görüşmeler sürdürülemez hale gelmişti ve Tina`ya şöyle söylemiştim:
“Yaptıǧımız şey ciddi bir anlaşma.“ Bir kaҫ hafta sonra geri dönmüştüm. Ailemi
ve arkadaşlarımı Hertfordshire`da bıraktım, fakat hiҫ bir zaman bu taşınmadan
pişmanlık duymadım. Düǧün günümüzde büyülenmiştim. Bu evlilikten hariҫ
istediǧim başka bir şey yoktu.
„Beni bisikletten düşürdü.“
31- yaşındaki Emma Allen Londra`nın güney batısında gerҫekleşen bir bisiklet
turu esnasında 39-yaşındaki Ross`a ҫarptı. Iki sene sonra evlendiler. Emma her
kim bize nasıl tanıştıǧımızı soruyorsa, o kadar komik bir hikaye ki gülmekten
patlıyoruz. Bir arkadaşım ile buluşmak üzere bisikletime binmiştim. Ben her
zaman olduǧu gibi hızlı sürüyordum ve bu sefer köşe`yi döndüǧümde karşıma
bir kol ҫıkmıştı. Bir sonraki dakika`da bir başka`sının bahҫesine uҫmuştum.
Kafam sadece karışık deǧildi, bir an iҫin nerede olduǧumu bilmiyordum ve
insanların „Ne yaptın, Ross? Kendisini iyi hissettiǧini düşünüyor musun?“
söylediǧini duyabiliyordum. Inanılmaz derecede utanıyordum. Sonunda bisiklet
ҫiҫekli tarh`ın iҫinde kendimi yatarken buldum. Kırmızı saҫlı beyaz tenli bir
kimse olarak hemen oradan uzaklaşmak istiyordum. Sıcaklıǧın yüzümde
oluştuǧunu hissedebiliyordum. „Iyiyim, iyiyim“ diye söylendim, ondan sonra bu
insanı bir daha görmemeyi umarak bisikletim ile uzaklaştım. Bu kötü kaderim
ile yüz yüze kalarak geri dönüşte kendisi ile yeniden karşılaştım. Korkunҫ bir
şekilde baseball şapkam kafamdan düşüp karşısına düştü. Cesaretimi toplayarak
şapka`yı geri aldım. Ross`u daha önceleri görmüştüm, fakat kendisi ile hiҫ
konuşmamıştım. Böylece ertesi gün kapıma bir buket ҫiҫek ile „Günün güzel
olsun.“ Mesajını gönderdi. Yazısı geldiǧinde kendisinden geldiǧini biliyordum.
Ҫiҫek satıcısı da kendisinin uzun boylu ve sarışın olduǧunu ve bahҫivan olarak
ҫalıştıǧını onayladı. Gitmem ve kendisine teşekkür etmem gerektiǧini
biliyordum. Dizlerim bayaǧı aǧrımasına raǧmen bunu yaptıǧıma ҫok
sevinҫliydim. Rüzgar`dan yan`a sol`a savruluyordum. Uzun zamandan beri
sohbet ediyorduk ve bir kaҫ hafta sonra beni yemeǧe davet etti. Olanlar bu
kadardı. Şu an on bir sene`den beri evliyiz. Kader`e tamamen inanıyorum, fakat
kendi kaderinizi kendiniz yaratmanız gerektiǧini de düşünüyorum. Eǧer ben
Ross`a ҫiҫek göndermeseydim ve kendisine teşekkür etmeseydim, bunların hiҫ
biri olmayacaktı.
13
Ross: Emma ile tanıştıǧımda, güney amerika gezisinden yeni gelmiştim.
Panama`da silah zoru ile soygun`a uǧradıktan sonra kendimi ҫok kötü
hissetmiştim.Tek hatırladıǧım şey ҫok güzel kırmızı saҫları olan göze ҫarpan bu
kızdı. Hiҫ konuşmamıza raǧmen kendisini görmüştüm. Bir gün bir kaҫ
arkadaşım ile bu dar sokaktan gezi hikayeleri anlatarak geҫtim. Yoǧun bir
şekilde el kol hareketleri yapmıştım, ҫünkü bu kız benim iҫin bisiklet ile
gelmişti ve aniden bahҫe`ye fırlamıştı. Bir yönden kendimi korkunҫ
hissediyordum, diǧer yönden ne kadar muhteşem olduǧuna inanamıyordum. Bu
bisikletin altında yatan muhteşem güzel kırmızı saҫlar hafızama kazınmıştı.
Gözlerimi kendisinden alamıyordum. Benim iҫin bu buluşma tamamen romantik
bir buluşmaydı. Yaptıǧım tek şey yerel ҫiҫekҫi`ye gitmekti, ҫünkü kimliǧi teşhis
edilebilirdi ve herkes kendisinin kim olduǧunu biliyordu. Bunun sonrasında
kendisine ertesi gün ҫiҫek gönderdim. Ҫiҫek vermek kolaydı, fakat teşekkür
etmek iҫin yanıma geldiǧinde ne söyleyeceǧimi bilmiyordum. Şimdiye kadar
daha önceleri kendimi hiҫ böyle hissetmemiştim- kendisinin tek olduǧunu
biliyordum. Sonunda kendisine o önemli soru`yu sorabilmek iҫin cesaretimi
topladım ve gerisi tarih`ti.
Harry Eton koleji`nin uyuşturucu testinden geҫiyor (The Sun)
Sorunlu prens Harry uyuşturucu kullandıǧını itiraf ettikten sonra Eton koleji`nin
testinden geҫirildi. Okul müdürü John Lewis tarafından okul`da kalması izin
verildi. Eǧer gelecekte tesadüf eseri yapılan idrar testinden geҫemezse genҫ
delikanlı okul`dan atılma riski ile karşı karşıya kalacak. Güvenilir bir kaynak
dün gece şöyle söyledi: “Harry`nin sarı kaǧıdı var. Eǧer test olumlu
sonuҫlanırsa, okul`dan kaydı silinecek.” Genҫ (Harry) babası Prens Charles`a
16 yaşındayken yakınlarda bulunan bir birahane`de haşiş iҫtiǧini ve Highgrove
Gloucs` da iҫme partilerine katıldıǧını söyledi. Şu an 17 yaşında olan Harry yeni
yıl kutlamasında bir birahane`ye iҫmeye gitti. Eton kolejini iyi bilen kişiler prens
Harry`nin “sinir bozucu bir kimse olabileceǧini” söylediler. Bir başka kaynak
ise “Insanlar doǧal olarak kendisinin kötü yol`a düşeceǧinden endişeliler. Ayrıca
sokaǧa tükürme huyu`da var, bu oldukҫa tiksindirici.” “Dünya`nın Haberi”
gazetesi dün babası Charles`in Harry`nin haşiş itirafına ilişkin uyuşturucu`ya
geri dönmesinden korkması iҫin – rehabilitasyon merkezine gitmesini emretti ve
Eton koleji buna raǧmen kendisinin hiҫ bir zaman okul`da uyuşturucu
iҫmediǧini ve bu uyuşturucu karşıt kural`ın sadece evinde geҫerli olduǧunu
söyledi. Berkshire kolejinden bir üst düzey görevlisi : “Haşiş davası prens
Charles tarafından okul`un müdürüne anlatıldı. “Prens Charles`ın oǧlu`nun
üzerinde olumsuz etki bırakan kişilere karışmasından dolayı oldukҫa endişeli
olduǧu apaҫık.”
14
Can sıkıntısından dolayı
“Haşiş ve alkol kullanımı Eton kolejinde oldukҫa yaygın ve bu nedenden dolayı
okul`un genel müdürü sıkı bir disiplin yürütmeliǧi hazırlamakta.” Sorun erkek
ҫocukların ҫoǧunluǧunun haftalık haşlıklarının oldukҫa yüksek olması ve canları
sıkıldıǧında kolayca uyuşturucuların kozu haline gelebilmeleri.” Kaynak Eton
koleji`nin prens Charles`in Harry`nin uyuşturucu kullanımına ilişkin “oldukҫa
memnun” olduklarını söylediler. Sonra şöyle konuşmaya devam etti: “Sorun`un
başlamadan önce durdurulduǧu görülüyor.” “Okul`un müdürü Charles`ı
oǧlu`nun gelecekte tesadüf eseri yapılan idrar testinden geҫebileceǧini söyledi.
“Okul`un müdürü bir kimse`yi okul`dan ҫıkartmaktan nefret ediyor, ҫünkü
uyuşturucu konusunda ҫok sert bir tutum`u var.” Eton kolejindeki bütün gözler
Harry`nin yolunu şaşırmaması iҫin Harry`nin üzerinde olacak.”
Uyuşturucu kullanımı
Bir okul danışmanı tarafından Eton koleji öǧrencilerine uyuşturucu ile ilgili ders
veriliyor. Uyuşturucunun bedenlerine ve zihinlerine nasıl zarar verdiǧi
konusunda uyarılıyorlar. Bunun haricinde personel genҫlerde uyuşturucu
kullanımını tespit etmek iҫin eǧitiliyor. Eton koleji`nin kuralı şöyle öngörüyor:
“Okul broşürü`ne göre yasak olan uyuşturucu kullanımına karışan her gencin
okul`dan kaydını sildirmeye okul müdürünün hakkı var. Bunun dışında okul
müdürü bu durumu tatil döneminde okul`un namına zarar veren bir davranış
olarak da algılama hakkına sahip.“ Bu dönemde okul`dan kaydı silinen bir
öǧrenci uyuşturucu kullanımından Harry`nin aǧabesi William`a bir haşiş sigarası
teklif ettiǧini söyledi ve bunları ekledi: “William bu durumdan hoşnut deǧildi.
Hemen saygılı bir şekilde sigara`yı geri ҫevirdi.”
Iҫki ve alkol kullanımından sonra prens Harry rehabilitasyon
merkezine gönderildi (the Independent)
Alkol ve uyuşturucu kullanımından sonra prens Harry rehabilitasyon merkezine
gönderildi. Dün gece prens Harry`nin haşiş ve alkol kullandıǧı ortaya ҫıktıktan
sonra uyuşturucu kullanmaktan dolayı rehabilitasyon merkezine gönderildiǧi
ortaya ҫıktı. Wales`in prensi, babası oǧlu`nun Londra`nın güneyinde bulunan
Featherstone Lodge Rehabilitasyon merkezine gönderdi. Anlatılanlara göre
prens Charles oǧlu`nun Highgrove`da özel bir parti`de uyuşturucu ve yakınlarda
bulunan Rattlebone Inn`de alkol kullandıǧını öǧrendikten sonra bu kararı verdi.
Geҫen haziran ayında Harry 16 yaşındayken bu olaylar ile ilgili bu haber ortaya
ҫıktı. Üst düzey görevlisi haşiş kokusunu fark ettiǧinde prens Charles bu
sorunun bilincine vardı. Yaz`ın son aylarında “kısa ve zor şok “ olması
beklenilen rehabilitasyon merkezini ziyaret etti. Phoenix House uyuşturucu
baǧımlılıǧı bölümün genel müdürü, Bill Puddicombe prens Harry`nin merkez`e
ziyaretini onayladı. “Bizim destekleyicimiz olan Wales prensinin ricası üzerine
15
bu ziyaret gerҫekleşti.” diye söyledi. Harry yaz`ın son aylarında iyileşmekte
olan eroin ve kokain baǧımlıları ile görüştü. “Kendilerine oldukҫa acı veren
yaşam hikayelerini anlattılar.” Prens Harry oldukҫa nazik ve rahattı, merkez`in
personeli kendisini sevdi ve oldukҫa sıcak davrandı.” Prens ile kasım ayında
konuştum ve Harry`nin bu ziyareti beǧendiǧini ve bir ҫok şey öǧrendiǧini
duyduǧumda memnun oldum. “Bu durum prens Harry`ye işimizi ve uyuşturucu
kullanımının etkilerini anlatması iҫin bir imkandı. Featherstone büyük sayıda
insan`a yardımcı oldu ve bu ziyaret`in prens Harry`ye yaradıǧını görmek bizi
memnun ediyor. Prens Harry`ye hastane`nin zehir`den arınma bölümü gösterildi
ve haşiş`ten kokain ve eroin`e geҫen baǧımlıların hikayelerini dinledi. Dün gece
St. James sarayının sözcüsü: Bu aile iҫerisinde ҫözülen ve şu an geҫmiş `te kalan
ciddi bir mevzuydu.” Prens Wales`in bu tepkisine ilişkin övgülerin
yaygınlaşacaǧı bekleniliyor. Şu an Eton özel okul`da okuyan prens Harry tarım
kolejine gitmeyi planlıyor. Aristokrat ve siyaset`ҫilerin uyuşturucu kullanma
hastalıǧına yenik düşen en son uyuşturucu maǧduru. Cammilla ParkerBowles`in oǧlu Tom ve Lord Frederick Windsor kokain kullandıklarını ayrıca
itiraf ettiler. Tony Blair`in oǧlu Euan 2000 yıllarında 16 yaşındayken Leicester
Square`de iҫkili bulundu. The Mail on Sunday gazetesi dün gece polis`in
Rattlebone Inn`de gerҫekleştirdiǧi araştırma`da prensin odak noktası olduǧunu
yazdı. Sözlü olarak fransız bir işҫi`yi rencide etti ve olay yerini terk edilmesi
istendiǧi the Mail on Saturday yazıyor. Ev sahibi David Becker birahane`yi
olay`dan sonra bir kaҫ hafta iҫerisinde terk etti. Wales in prensi on dört
yaşındayken genҫ`lerin iҫme olayına karıştı. Okul`un yelkenlik gezisi esnasında
Isle of Lewis`de bulunan Crown Hotel`e dört arkadaşının gitmesine izin verdi.
Aklına gelen ilk iҫki cherry brandy iҫin rica`da bulundu.
Aydın sözler
“Bin senelik bir yolculuk bir tek adım ile başlıyor.”
Confucius 551-479 BC
“Saǧlık en büyük hediye, iҫ huzur en büyük varlık, sadakat en iyi ilişki.”
Buddha 563-483 BC
“Bugün gennҫlerimiz lüksü seviyor. Kötü huylara sahipler, otoriteleri hor
görüyorlar, kendilerinden daha yaşlı olanlara karşı saygısızlık ediyorlar, annebabalarına karşı geliyorlar ve öǧretmenlerine zulmediyorlar.
Socrates 469-399 BC
“Ateşli silah`ların atmosferinde her yerde kötülüǧün etkisi kontrol edilebilirliǧin
ve gururun olduǧu bir yeri hak ediyorlar.”
George Washington 1732-1799
16
“Dünya`nın bir yarısı diǧer yarısının sevinҫ ve zevklerini anlayamaz.”
Jane Austen 1775-1817
“On dört yaşındayken babamın ne kadar zekasız olduǧuna şaşırmıştım. 21
yaşıma girdiǧimde son yedi sene`de ne kadar ҫok şey öǧrendiǧine şaşırmıştım.
Mark Twain 1835-1910
“Üҫüncü dünya savaşının hangi savaşlar ile verileceǧini bilmiyorum, fakat
dördüncü dünya savaşı deynek ve taşlar ile verilecek.”
Albert Einstein 1879-1955
“Sevgi elinizdeki cıva gibi parmaklarınızı aҫık bırakır.”
Dorothy Parker 1893-1967
“Bir göz iҫin bir göz” ile ilgili eski yasa herkesi görmez yapıyor.”
Martin Luther King 1929- 1968
”Yaşam sefalet, yalnızlık ve acı ҫekme ile dolu.”
Woody Allen b. 1935
Yeni doǧmuş olan bir oǧul iҫin bir mektup
Sevgili oǧlum,
Şu an Hong Kong`un adasında sabah saat altı. Sol kolumda uyuya kaldın ve ben
bir el ile daktilo yazma sanatını öǧreniyorum. Yorgundan daha ҫok neşeli olan
ve şu an`a dek hiҫ bu kadar mutlu görmediǧim annen yan oda`da uyuyor ve
dairemiz sessizlik ile dolu. Sen geldiǧinden beri günler gece`ye, geceler de
gün`e dönüştü ve biz yeni bir gramer yapısı öǧreniyoruz. Sen büyüdüǧünde biz
sana senin ay senesinde Ingiltere`nin son asya kolonisinde doǧduǧunu ve seni
ev`e götürdüǧümüzde bizim bölümün ҫalışanlarının sana en iyi dileklerini
iletmek iҫin toplandıklarını anlatacaǧız. Bize „Bir oǧlan, bir oǧlan, ne kadar
şanslıyız. Biz ҫin`ler erkek ҫocuklarını severiz.“ diye anlattılar. Bir kimse bize
doǧduǧun senenin Feng Shui iҫin iyi olduǧunu söyledi, bir başka deyiş ile
yapılan ve iҫinde yaşayan insanlar iҫin bu bir olumlu işaret. Doǧal olarak annen
ve ben buna inanmak iҫin ҫok fazla mutluyduk. Biz seni istiyorduk ve seni
bekledik, seni düşündük - düşledik ve şu an buradasın ve hiҫ bir rüya bunu
yasallaştıramaz.
Daniel bu hatıralar sana karşı hissettiǧim koruyuculuk ihtiyaҫlarımdan bazılarını
anlatıyor. Sana olabilecekleri düşündüǧümde o narin, yumuşak ve zaman zaman
terör ile dolu olan anlar aklıma geliyor. Fakat bunun haricinde uzun zaman önce
yaşanan bir olay var ve bunu ileride sana sen büyüdüǧünde baba-oǧul sohbeti
esnasında yüz yüze anlatacaǧım. Bu ҫok özel bir hikaye, fakat resmin bir
parҫası. Kan, aile ve yaşamımız ile ilgili ve bunun iҫinde nasıl kaybolacaǧımız
17
ile baǧlantılı ve eǧer şanslıysak bu zorluklar iҫinde güneş ışıǧına yolumuzu nasıl
bulabileceǧimiz konusunu işliyor. Olay 35 sene önce bir ocak sabahının büyük,
karlı bir şehrinde bir bayanın ilk bebeǧini dünya`ya getirmek iҫin hastane`ye
gitmesi ile başlıyor. Genҫ yirmili yaşlarında ki bayan iҫin şehir kendisi iҫin hala
ҫok yabancı. Uzakta bulunan evine göre sokaklar daha büyük, sesli ve basit.
Yürüyerek gidiyor, ҫünkü parası yok ve deǧerli olan her şey eşi`nin baǧımlı
olduǧu alkol şiselerini ödeyebilmek iҫin rehne konuluyor. Yol`un üstünde bir
taksi sürücüsü bir dükkan`ın giriş alanında kendisinin bitkin bir şekilde soǧuk
hava`da oturduǧunu fark ediyor ve hastane`ye ücretsiz bir şekilde götürüyor.
Aynı günün ilerleyen saatlerinde dünya`ya bir erkek ҫocuǧu getiriyor ve senin
benim iҫin ne kadar önemli olman gibi bu erkek ҫocuǧu da kendisinin sahip
olmuş olduǧu en önemli şey. O gece eşi geliyor ve oǧlunu gördüǧünde sevinҫten
aǧlıyor. Gerҫekten ҫok mutlu. Her yeri tutulmuş ve parasız, fakat kendince
mutlu, her ikisi de genҫler ve birbirlerini oǧulları ile birlikte seviyorlar. Fakat
Daniel onlara zaman zaman bazı kötü sürprizler hazırladı. Ҫocuǧun babasının
ailesi alkol`den dolayı kansere yakalandı ve ailesini kaybetti. Bu istediǧi bir
durum deǧildi, kendiliǧinden oluşan bir durumdu. Sen büyüdüǧünde oǧlum
hayatın ne kadar karmaşık olabileceǧini, nasıl yolumuzu saptırabileceǧimizi ve
insanların iҫten ve dıştan nasıl yaralanabileceǧini öǧreneceksin. Bu zamana
kadar oǧlu büyüdü, adam ailesinden uzak, yalnız bir şekilde bir odalık bir
daire`de alkol şişelerine taparak yaşadı. Oǧlunun birinci yaş gününden bir gün
önce bu bey ocak ayının beşinde bu karlı şehirde vefat etti. Fakat son sözlerini
duymak ve son nefesini hissetmek iҫin oǧlu ҫok uzaklardaydı ve birbirlerine
söylemek istedikleri sözler söylenemedi. Fakat şu an Daniel sana anlatmalıyım
ki Adventist hastanesinde ilk güҫlü aǧlayışını yaptıǧında ve ben baba
olduǧumda dedeni düşündüm ve kulaǧa ne kadar da gülünҫ`de gelse yaşam ve
ölüm ҫizgisi arasındaki sonsuzluǧun iҫinde senin gelişinin gururlu haykırışını
duymasını umuyordum. Eǧer sesini duyabilmiş olsaydı aile`nin sesini, umudun
sesini ve senin saf, temiz ve suҫsuz kimliǧin ile dünya`ya getirmiş olduǧun yeni
başlangıcı anlayabilirdi.
Yazar: Fergal Keane, BBC yurtdışı muhabiri
Joe Downing Menerbes
Joe Dudley Downing Paris Louvre müzesinde eserlerini sergileyen üҫ
amerikalı`dan biri olan ödüllü bir ressam ve heykeltraş sanatҫısı. Kendisi
Kentucky`de doǧdu ve Horse Cave köyünün tütün tarlasında yetişti, fakat Paris
ve Menerbes`in güneyinde bulunan köyü arasında zamanını bölerek 1950
yılından beri Fransa`da yaşıyor. Picasso kendisini 1968 yılında Paris`de
gerҫekleşen ilk sergisinde tavsiyeler vererek ziyaret etti. Şu an eserleri Fransa,
Belҫika, Lüksemburg, Israil, Kanada, Avustralya ve Amerika`daki uzun-vadeli
kolleksiyonlarında ziyaret edilebilir.
18
Mecazi anlamlı sözler
Beden ile ilgili olan mecazi sözler
1)
2)
3)
4)
5)
Bu yenilgi iҫin hiҫ kimse`ye parmaǧım ile göstermek istemem, ҫünkü
bu durum iҫin hepimiz suҫlanabiliriz.
Işimizi kurduǧumuzda bir kaҫ engeller yaşıyoruz, fakat bu işi
yapamamak iҫin hiҫ bir nedenimiz yok.
Kendisini başka bir erkek iҫin terk ettiǧinde kalbini kırdı.
Kar ile kaplı manzara nefesinizi kesecektir.
Korkunҫ ҫocukluk tecrübeleri kendisinin yaşamdan korkmasına neden
oldu.
Işık ile ilgili mecazi sözler
1)
2)
3)
4)
5)
Bu sorunu ҫözemiyordum, fakat sonra cevabı aklıma geldi.
Kızım ödülünü aldıǧında, gurur ile parlıyordu.
Yolu benim resim ҫekimine ilgimi uyandıran sergi`ye gidiyordu.
James hayatını aǧabey`sinin gölgesinde geҫirdi.
Neden bu kadar güzel olduǧunu bilmiyordum. Ondan sonra aniden aklıma
geldi. Paramı istiyordu.
Doǧa ile ilgili mecazi sözler
1) Joe ve Helen`in ilişkisi ҫok fırtınalı.
2) Aniden parlayan tartışmaları oluyor.
3) Oskar ödülüne layık görüldükten sonra kariyeri parlamaya başladı.
4) Işten ҫıkartıldıǧı kendisine söylendiǧinde gözlerinden sel gibi su
akıyordu.
5) Sorunlarımın kaynaǧı para eksikliǧi.
6) Özür dilerim, konuştuǧunuz ile ilgili en ufak fikrim yok.
Hareket ile ilgili mecazi sözler
1) Imdat! Hayatımda bir kavsaǧa ulaştım. Bundan sonra ne yapmam
gerekiyor?
2) Babasının izinden yürüdü ve doktor oldu.
3) Para ekonomisi ile ilgili siyasetҫiler uzun-soluklu bir konuşma yaptı.
4) Sorunu ҫözmekte bir uzlaşmaya varamıyoruz. Sorunun etrafında dönüp
dolanıyoruz.
5) Son elli sene`de tıp teknolojisinde büyük adımlar atıldı.
Walt Disney
Fare`nin arkasında duran adam
19
Saat sabah`ın 3:30`ydu ve 8- yaşındaki Walt Disney o an her sabah yapmış
olduǧu işi yapıyordu. Kansas City Morning Times gazetesinin yüzlerce
nüshalarını hazırlıyordu. Okula gitmesi gereken küҫük bir ҫocuk iҫin bu zor bir
iş`ti. Bazen üҫ feet yükseklikteki kar`ın iҫerisinden yürümesi gerekiyordu. Diǧer
günler o kadar yorgun düşüyordu ki dar sokaklara gizlice kısa bir uyku iҫin
giriyordu. Fakat bu nüshalar sayesinde geҫimini saǧlıyordu. Bu iş ailesinin
Missouri, Marceline`de başarısız olduǧu tarımcılıktan önce yaptıǧı işti. Sorun
işvereninin- yani sert babası, Elias`ın hem Walt`ı hem de on altı yaşındaki
aǧabey`si Roy`yu her gün dövmesi ile gösterdiǧi pis huyuydu. Sinirli Roy`un
ev`i terk edişinden sonra iş`in en büyük yükü ve Elias`ın dayakları en genҫ
oǧluna (Walt) `a denk geliyordu. 1901 yılında 5 aralıkta doǧan Walt Disney`in
hiҫ bir zaman ҫocukluǧunu yaşaması iҫin zamanı yoktu. Sonuҫ olarak bütün
yetişkinlik hayatını kendisine bir yaşam yaratmaya ҫalışarak kullandı. Bu
süreҫ`te dünya`nın bütün ҫocukları iҫin bir den fazla nesli kapsayan neredeyse
tesadüf eseri ҫok güzel ҫocukluk hatıraları yarattı.
Genҫlik dönemi
Daha sonraları Walt Missouri eyaletinin zor zamanlarını dikkatli bir şekilde
airbrush tekniǧi ile yok ederek nostaljik bir resmini hazırladı. Ҫiftlik
hayvanlarının taslaǧını hazırlamak ile ilgili konuştu ve kirli - fakir evlerinde
kalem ve kaǧıt gibi nadir bulunan ürünleri bulabildǧinde Walt bu ҫizimleri
hazırlardı. Bir kere bir ҫizgi film figürünü ev`in duvarına boyadıǧı iҫin
cezalandırıldı. Her zaman iҫin genҫ yaşlarındaki aǧabey`si Roy kendisini teselli
ediyordu ve uyutuyordu. Disney ailesi Chigago`ya taşındıǧında Walt Chigago
Güzel Sanatlar Akademisinin ҫizgi film bölümünde kaydını yaptırdı ve bunun
fiyatını ödeyebilmek iҫin üҫ-yarım gün iş`te ҫalıştı. Fakat anne – babasının sahte
imzasını yaratarak Fransa`daki Red Cross kurumu iҫin ambülans sürücüsü
olduktan sonra bütün bunların hepsini on altı yaşındayken birinci dünya savaşı
esnasında yarıda bıraktı. Yeniden memleketine döndüǧünde Walt Kansas
City`de bulunan aǧabey`si Roy`un yanında grafikҫi olarak iş buldu. Burada
başka bir grafikҫi Ub Iwerks ile tanıştı ve birlikte bir sürü Alice in Cartoonland
adlı kısa filmler hazırladılar. Walt Roy`un hastane`de tüberküloz hastalıǧı nedeni
ile bulunduǧu Los Angeles`a taşındı. Ҫaresiz bir şekilde bir film kiralayıcısı
arıyordu. Kendisine altı Alice kısa filmler iҫin telgraf yolu ile 1.500 $ teklif
edildiǧi gece`de Walt Roy`un hasta olarak yattıǧı hastane`ye koşarak kendisini
hastane`yi terk etmesine ve bir sonraki gün kendisi ile ҫalışmaya ikna etti. Roy
Disney bebek kardeşine yardım etmek iҫin yaşamının geri kalan kısmını feda
ederdi ve yetenekleri ile Disney imparatorluǧunu başarılı bir şekilde sonuna
kadar yönetirdi. Bunun haricinde Roy Ub Iwerks`i ҫizgi film müdür grafikҫisi
olarak iş`e aldı.
20
Fareler, evlilik ve erkekler
24 yaşındayken Lillian Bounds adlı ҫalışanlarından biri ile evlendi. Bu
birliktelik- her zaman mutluluǧu getirmemesine raǧmen ölümüne kadar 41 sene
sürdü. 24 yaşında Walt iş`i ile evlenmiş durumdaydı. Ҫok büyük başarı getiren
Oswald the Lucky Rabbit adında bir ҫizgi film karakteri yarattı. Ondan sonra
ilgisini farelere veya Mortimer adında bir fare`ye yöneltti. Lillian Mortimer
ismini ҫok „yumuşak“ diye reddetti, böylece Mortimer Mickey oldu. Şaşırtıcı
şekilde Mickey`yi ilk ҫizen Walt deǧildi, Ub Iwerks`di. Walt Mickey`nin sesini
sundu. Streamboat Willie adında sesli film ҫevirdiler ve bu film 1928 yılının 18
kasımında gösterime girdi, ve Mickey Mouse bir gece`de sansasyon haline geldi.
Ardı ardına başarılar geldi, fakat Walt kendisini daha zor işler iҫin zorluyordu.
1930 yılında fazla ҫalıştıǧı iҫin bir sinir krizi geҫirdi ve eşi Lillian hamile
olduǧunu söylediǧinde tamamen morali bozuldu. Bütün yaşamını kendisine bir
ҫocukluk vermeye adayan bir adam ebeveyn olma yükünü nasıl üstlenebilirdi?
Snow White and the seven dwarfs adlı ilk ҫizgi filmini üretti ve bunun iҫin bir
oskar kazandı. Ondan sonra bütün gece aǧlayan ikinci kızının doǧumu, Sharon,
gerҫekleşti. Bir erkek ҫocuǧu isteyen Walt stüdyo`da uyumaya başladı. Bir ҫok
yönde Walt iyimser bir işverendi, fakat babası gibi korkunҫ sinir krizlerine
eǧilimliydi. Ҫizgi film grafikҫileri grev`e girdiǧinde kendisini dolandırılmış
hissediyordu, ҫünkü ҫalışanları bir sendika kurmak istiyorlardı. Holywood`un
komünistlerini araştıran ve grev liderleri hakkında bilgi veren “The House of
UN-American Activities Committee iҫin ҫalışmaya başladı.
En son ve en iyi dönemler
Ikinci dünya savaşından sonra Walt verimli ҫalışmaya devam etti. 1950 yılında
Treasure Island adlı ilk canlı macera – filmini üretti. Ondan sonra Disneyland
geldi. Herkes Disneyland ҫok masraflı bir rüya olduǧu iҫin kurmaması yönünde
kendisine tavsiyeler verdi, fakat bunlara kulak vermedi. Her yaratmış olduǧu
figür cihazların vida somunu`nu görmemezlikten geldi. Muhteşem fantazi
dünyası 1955 yılında, 17 temmuz`da aҫıldı. Bir sonraki yedi hafta`da bir
milyon`dan fazla insan Disneyland`in ana caddesi USA`den geҫti, yaklaşık
1900 yılının Missouri eyaletinin Marceline ilinin idealize edilmiş bir
versiyonuydu. Gerҫek-yaşam versiyonunda en işkenceli ҫocukluk yıllarını bu
şehirde geҫiren Walt Disney şu an genҫlik yıllarının geҫtiǧi evin aynısı inşa
edilmiş ve düzülmüş olan dairenin penceresinde gözyaşlarına hakim olamadan
kendisinin yaratmış olduǧu bu mükemmel ҫocukluk dünyasınn keyfini ҫıkartan
insanları izliyor. 1966 yılının kasım ayında akciǧer kanseri teşhisi konuldu.
Yaşama süresi olarak altı ay`dan iki sene`ye kadar bir süre tahmin edildi, fakat
bir akşam Roy ile birlikte yeni Florida tema parkı üzerinde ҫalıştıktan iki hafta
sonra Walt Disney vefat etti. Sadece 65 sene yaşayabildi. Walt Disney şaka
manalı şöyle söylerdi: „Umarım hiҫ bir zaman bir görüşü kaybetmeyiz, bunların
tümü eǧer bir fare iҫin yapılmamış olsaydı bunların hiҫ biri gerҫekleşmeyecekti.
21
Fakat gerҫekte herşey eziyet ҫekmiş bir ҫocukluk ile başladı ve Walt Disney`in
kontrol edilemeyen enerjisi, azmi, hayalgücü ve kendisini feda eden
aǧabey`sinin tükenmeyen yardımı sayesinde gerҫek oldu.
Vesuvius`un patlaması
24 Auǧustos, AD79
Pompeii ve Herculaneum gibi şehirleri yok eden patlama bu patlamaydı.
Alışılmamış büyüklükte ve görüntü`de olan bulutlar 24 auǧustos`da bu erken
öǧle vaktinde annem`in dikkatini ҫekti. Bu mesafe`den bu bulutların hangi
daǧ`dan geldiǧi belli deǧildi (Sonradan bu yanardaǧın Vesuvius olduǧu ortaya
ҫıktı.) Genel görüntü olarak büyük bir aǧaҫ kökünün üzerinde duran ve dallara
ayrılan koruyucu bir fıstık ҫamı gibi görünüyordu. Her bir yere geniş ҫapta
alevler yayıldı ve saҫıldı. Bu zamana kadar ҫevre miktarı yüksek bir şekilde
küller ile doluydu. Binalar şiddetli bir şekilde bir ileriye, bir geriye sallanıyordu.
Annem ile birlikte en sonunda şehri terk etmeye karar verdik. Panik bir şekilde
korku yaratan insanlar tarafından takip ediliyorduk. Binaların arkasına
vardıǧımızda durduk ve orada alışılmadık biҫimde tamamen endişe veren
tecrübeler edindik. Deniz`in geri ҫekildiǧini gördük ve deprem`den dolayı
burayı terk etmek zorunda kaldık. Su sahil`den doǧru emilmişti, böylece deniz
varlıkları kuru kum`un üzerine taşınmıştı. Korku verici siyah bulutlar büyük
ölҫüde alevler saҫmak iҫin büyütülmüş ışık ışınları gibi kara`ya doǧru
yayılıyorlardı. Bundan kısa süre sonra bulutlar yer yüzüne doǧru alҫalıyorlardı,
Capri yerini yok etmişti. Bayanların baǧırtıları, bebeklerin aǧlamaları ve
erkeklerin haykırışları duyuluyordu. Bir ҫok insan Allah`a yardım iҫin
yalvarıyordu, fakat başka Allah`larının olmadıǧı ve evren`in uzun bir süre
karanlıǧa yüz tutacaǧı düşünülüyordu. En sonunda karanlık azalıyordu. Ondan
sonra gün ışıǧı ortaya ҫıkmıştı ve güneş yanıyordu. Herşeyin deǧiştiǧini
gördüǧümüzde korkmuştuk ve herşey kar`ın esmesi gibi küllerin iҫine
gömülmüştü.
Atlantik üzerinde ilk radyo signal`i
12 aralık 1901
Signal Newfoundland`de bir kaya`yı beklerken Cornwall`daki Poldhu`dan
Guglielmo Marconi`ye gönderiliyordu.
Öǧle vaktinden kısa süre önce tek kulaklıǧı kulaǧıma yerleştiriyordum ve
dinlemeye başlıyordum. Masa`nın üzerinde bana ҫok kaba gelen ҫekici cihazıbir kaҫ makara ve radiator bulunuyordu- hiҫ bir vana, amplifikatör ve bir kristal
22
bile yoktu. Fakat inandıklarımın doǧruluǧunu sınamanın zamanı gelmişti. Hafif
bir şekilde pip, pip, pip duyduǧumda cevap saat 12: 30`da geldi. Telefonun
ahizesini Kemp`e verdim. ”Birşeyler duyabiliyor musun?” diye sordum. “Evet“
dedi kendisi „S mektubu“ – bunu duyabiliyordu. Bütün beklentilerimin geҫerli
nedenlerinin olduǧunu biliyordum. Poldhu`dan uzaya`ya gönderilen elektronik
dalgalar 1700 mil yol katederek Atlantiǧi geҫti. Bu sonuҫ benim iҫin deneyimin
başarılı bir şekilde gerҫekleşmesinden ҫok daha fazla birşey ifade ediyor. Bu an
tarih`te bir devir`di. Ilk defa insanların kablosuz bir şekilde sadece Atlantiǧin
üzerinden deǧil, iki dünya uҫlarının arasından mesaj gönderebileceǧinden
emindim.
Kanal`ın üzerinden ilk uҫuş
Bleriot tekli uҫaǧı kanal`ın üzerinden 46 mph ortalama hız ile 40 dakika`da
geҫiyor.
1909 yılının 25 temmuz`u pazar sabah`ı Calais`deki otel`i terk ettim ve uҫaǧımı
park ettiǧim alana doǧru yol`a ҫıktım.Yıkıcı Escopette`ye deniz`e ҫıkma emrini
verdim. Uҫaǧımı inceledim. Motoru ҫalıştırdım ve ҫok iyi ҫalıştıǧını fark ettim.
Saat dört buҫuk oldu. Dört otuz beş. Kısa bir süre iҫerisinde hava`dayım ve
motorum neredeyse en yüksek hızı ile 1200 revolutions`lar yapıyor. Uҫuşumu
sabit ve kendimden emin bir şekilde ingiltere`nin sahiline doǧru yapıyorum.
Escoperte beni gördü. Kanal`ın üzerinden yüksek hız ile üzerimden uҫuyor.
Belki saat`te 26 mil yol katediyor. Ben 40 mph`dan fazla hız yapıyorum. Hızlı
bir şekilde kendisini 250 feet yükseklik ile geҫiyorum. Bu an ҫok önemli, fakat
coşkuyu hissetmeyerek kendi kendimi şaşırttım. Aradan on dakika geҫiyor ve
doǧru yol`da ilerleyip ilerlemediǧimi görmek iҫin kafamı ҫeviriyorum. Ҫok
şaşkınım. Görülecek hiҫ bir şey yok, ne yıkıcı, ne ingiltere. Yalnızım,
kayboldum. Ondan sonra Dover`in kayalarını gördüm. Rüzgar beni yolumdan
etti. Geri döndüm ve şu an zorluklar iҫerisindeyim, buradaki rüzgar ҫok daha
kuvvetliydi ve ben bu rüzgar`a karşı savaştıkҫa hızım gittikҫe azalıyordu. Güzel
uҫaǧım tepki verdi ve kendimi kuru toprakların üzerinde buldum. Kara`ya
inmeye ҫalışıyordum, fakat rüzgar beni tuttuǧu gibi hava`da iki üҫ kez savurdu.
Motorumu hemen durdurdum ve uҫaǧım hemen yeryüzüne düştü. Sizin
sahilinizde güvendeydim. Khaki renkli giysiler ile hem askerler hem de polis
görevlileri koşuyorlardı. Iki hemşerim fark edilmişti. Yanaklarımı öptüler ve ben
bundan ҫok etkilenmiştim.
Yaşam kurtarıcı gemiden: the titanic
15 nisan, 1912
“Batmaz” titaniǧin gemi`de bulunan 2224 yolcuları iҫin sadece 1178
yaşamkurtarıcı gemi kapasitesi vardı. Toplam`da 1513 yaşam yitirilmişti.
Titanik`ten belki bir mil veya daha fazla uzaklıkta olana kadar durumu
anlamamıştık. Ondan sonra güverte`de yavaşҫa aşaǧı doǧru yönelen bir sürü
23
ışıklar gördük. Ҫok yavaş bir şekilde bu ışık izleri aşaǧı doǧru yöneliyorlardı.
Her on beş dakika`da bu aşaǧı yönlenme gittikҫe artıyordu. Bir kaҫ saat
iҫerisinde daha hızlı bir şekilde titanik aşaǧı doǧru iniyordu. Ondan sonra o
korku dolu anlar başladı. Gemi`deki insanlar yavaş yavaş ne kadar büyük bir
tehlike`de bulunduklarını anladılar. Gemi`nin ön tarafı aniden yere düşünce,
yolcular aniden güverte`den pupa`ya doǧru koşmaya başladılar. Aynı bir dalga
gibiydi. Ara güverte`den geminin pupa`sına koşan büyük insan yıǧınını
görebiliyorduk. Insanların ileri, geri koştuklarını ve güverte`nin ışıklarının her
ne zaman yanlarından geҫtikleri vakit yanıp, sönmesini gördükҫe gemi`deki
artan heyecanı hissedebiliyorduk. Bu panik bir saat boyunca devam etti. Ondan
sonra gemi aniden su`yun iҫerisinden yüksekliǧe ҫıktı ve orada dikey bir şekilde
duruyordu.Tam dört dakika boyunca suyun üzerinde durdu, ondan sonra yavaşҫa
aşaǧı doǧru kaymaya başladı. Güverte kısmı ilk başta su`ya indiǧinde hız`ı
artmaya başladı, ondan sonra pupa kısmı hızlı bir şekilde aşaǧı düştü. Gemi
batana kadar ışıklar yanmaya devam etti. Insanların pupa kısmında birbirlerine
ҫok yakın bir şekilde durduklarını görebiliyorduk ve baǧırmalarını mil`ler
uzaklıktan duyabiliyorduk. Sesleri gittikҫe azalıyordu ve sonunda duyulmaz
olmuştu. Daha fazla insan iҫin yeri olan bazı kurtarıcı gemiler kurtarma
ҫalışmalarında kullanılabilirdi, fakat suyun iҫinde bulunan insanlar iҫin bu
durum suyun sellerine kapılıp ölmeleri anlamına geliyordu.
Ay`daki ilk insan
21 temmuz, 1969
Apollo 11 Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Colins ile birlikte 16
temmuz`da işbaşı yaptı.
Neil Armstrong:
Oraya giden yolumuzda bütün görmüş olduǧumuz o muhteşem görüntülerin
iҫinden bana göre en etkileyicisi ay`ya giden yolumuzda ay`yın gölgesinde
uҫtuǧumuz an`dı. Biz hala binlerce mil uzaklıktaydık, fakat o kadar yakın bir
mesafe`de bulunuyorduk ki ay neredeyse yuvarlak şekilli penceremizi
dolduruyordu. Sadece dünya ışınları tarafından ışıtılıyordu. Ay`yın mavi-gri
renklerinde görünmesini saǧlıyordu ve bütün alan net bir şekilde üҫ boyutlu
görünüyordu. Sanki bize yuvarlıǧını gösteriyormuş gibi görünüyordu, şeklinin
dünya`ya benzerliǧi bizim iҫin kabul edilebilir bir durumdu. Bizim iҫin ҫok
misafirperver bir evsahibi olacaǧı belliydi. Uzun zamandan beri ilk misafirlerini
bekliyordu.
Iniş`ten sonra bildiǧiniz üzere gökyüzü ҫok koyu siyah bir gökyüzüdür. Fakat
pencere`den dışarıya baktıǧımızda karanlıktan daha ҫok gün ışıǧı gibi
görünüyordu. Göze ҫarpan bir şeydi, fakat yüzeyi ҫok sıcak, yaşamaya müsait ve
mürettebat yerinden gökyüzü aҫık kahverengi gibi görünüyordu. Fakat
gökyüzünü bu renkte görmek zor, ҫünkü daha sonraları materyali elimde
tuttuǧumda bana aҫık kahverengi gibi gelmiyordu. Rengi siyah, gri, …`di.
24
Buzz Aldrin
Ay`ın üzerinde ҫizmelerimin mavi rengi tamamen görünmez oldu- hala grikakao rengine benzeyen bu diǧer rengi nasıl tanımlayacaǧımı bilmiyorum.
Uҫaǧa dönüş`te: Ay ҫok doǧal ve iҫerisinde ҫalışması güzel bir ortam`dı. Ay`yın
üzerinde bir yerlerde olduǧunuzu net bir şekilde hissediyorsunuz. Deneylerimizi
uyguladıǧımızda, bir kaҫ şeyleri uҫaǧımızdan atmak zorundaydık ve bu eşyalar
uzay`da yavaş bir şekilde hareket ediyorlardı. Kokusu ҫok sübjektifti. Fakat
bana göre ay`ya ait olan materyallerin kokusu net ve keskin`di, aynı barut gibi.
Ay tozunun bir kısmını aracımıza, giysilerimize ve ҫizmelerimize taşıyoruz ve
kokusunu tam olarak fark etmiyoruz.
Spor`un devri
Bu sadece bir vakit geҫirme veya hobi deǧil. Spor dünyası genel olarak bir
baǧımlılık haline geldi.“ yazıyor Simon Carter.
Spor taze meyve ve sebze gibi bir ürün haline geldi. Futbol`un bir sezon`u var,
başlıyor, bitiyor ve biraz daha futbol izleyebilmek iҫin bir müddet beklemek
zorundasınız. Haziran`ın sonunda tenis Wimbledon`un bir patlamasıydı, eylül
ayında Flushing Meadow ve ocak ayında Australian Open gerҫekleşti. Hepsi bu
kadar. Bugün nasıl sene boyunca taze ҫilek satın alabiliyorsanız, dünya`nın her
bir yerinde her zaman gerҫekleşen spor aktiviteleri iҫin önemli şampiyonalar
düzenleniyor.
Spor her yerde
Spor her yerde geҫerli. Sky TV`nin en az on üҫ spor kanalı var. Dünya genelinde
spor`a tamamen adanmış bir şekilde gazetelerin ve dergilerin yaygınlaşması var.
Spor kişilikleri kültürel ikonlar haline geldiler ve televizyon yıldızları gibi ilgi
görüyorlar ve sponsor ile reklam ajansları tarafından aranıyor ve soruluyorlar.
Zamanında zevk uǧruna ve amatörce yapılan spor, bugün ciddi bir yatırımın
aleti haline geldi. Tabii ki spor her zaman ilgi odaǧıydi. Fakat önemli husus şu
ki spor`un geҫmiş`te yerini bilmesi. Bugün geҫmiş`te mevcut olmayan alanlara
giriyor: moda, show dünyası, iş hayatı. Dünya genelinde bir baǧımlılık.
Spor`a baǧımlılık neden?
Bir ҫok kişi iҫin spor`u zevkli yapan unsur nedir? Ilk başta spor`un kötü veya iyi
yapabileceǧimiz bir şey olduǧuna ciddi bir şekilde inanıyoruz. On binlerce insan
Londra ve New York`ta düzenlenen maratonlara katılıyorlar. Her hafta sonu
amatör futbol maҫları dünya`nın her bir yerinde gerҫekleşiyor. Spor demokratik
bir aktivite. Ikincisi spor yıldızları spor`da kendileri bir yerlere gelmiş insanlar.
Spor normal yaşam tarzları olan insanlar tarafından ҫoǧunluk ile oluşuyor.
Bundan dolayı fakirlikten gelen insanların ün ve mal varlıǧı yapabilmeleri iҫin
bu durum bir araҫ`tır.
25
Üҫüncüsü spor izlemesinden keyif alıyoruz, ҫünkü modern arena`da kılıҫ`lı
savaşҫılar dibi davranan insanların üstün yeteneklerini izlemesini seviyoruz.
Kimin kazanacaǧının bilinmemesinin bir heyecanı var. Hiҫ bir rock konseri, film
veya maҫ böylesine ani belirsizliǧi teklif edemez. Bu yürek yakıcı tecrübe bir
birahane`de büyük ekranlı televizyon`un etrafında elli kişilik bir topluluk veya
100.000 kişi`nin bir stadyum`u tıklım tıklım doldurduǧu bir stadyüm`de
paylaşılabilinir.
Televizyon`un rolü
Spor`a artan baǧımlılık ile televizyon ҫok önemli bir rol oynuyor. Dünya`nın
her bir yanında spor etkinliklerine sayısı artan insanlara erişimi saǧlıyor. Bu
durum ile birlikte belli spor dalları reklam, sponsorluk ve ücretler sayesinde
servet yarattılar. Televizyon sporu neredeyse olumsuz anlamda tamamen
deǧiştiriyor. Hafta`nın yaklaşık her gecesinde en iyi futbol kulüplerinin birlikte
oynadıkları tekrarlanan maҫları ile futbol ihtiyacımızı gideriyoruz. Televizyon
şirketleri tenis oyuncularına zaman planları emrediyorlar. En önemli maҫlar
insanların evlerinde bulundukları an`da oynanması lazım, bu zaman gece`nin
yarısında olsa dahi. Sadece bu anlamda yüksek reklam ücretleri ödenecek.
Spor bir büyük işletme olarak
Spor`un artan önemi etrafında ҫevrilmiş olduǧu para ile yansıtılıyor. Sky Tv`nin
spor kanalları 8 milyar sterling`ìn üzerinde bir deǧere sahip. Manchester United
futbol kulübü yaklaşık bir milyar sterling deǧerinde bir anonim şirketi
Baseball`ın New York yankee`leri ile bir süper kulüp kurdular. Spor`un yükselişi
spor yıldızlarının artan ünleri ile gerҫekleşti. Televizyon reklam filmlerine
büyük raǧbet gördükleri iҫin toplumun bilindik, önemli bireyleri haline geldiler.
Reklam ajansları iҫin spor yıldızları göz alıcılık, başarı, güvenilirlik ve otantiklik
(iҫtenlik) simgeliyorlar. Spor yıldızların yükselişi Nike ve Adidas gibi spor
şirketlerin yükselişine yansıyor. Pop müzik, internet, uluslararası şirket`lerin
yanısıra spor küreselleşmenin en önemli etkenlerinden bir tanesi.
Spor küresel bir uzlaştırıcı
“Büyük ihtimal ile spor ulusların uzlaşması konusunda her hangi bir
siyaset`ҫinin katkı`da bulunabileceǧinden ҫok daha fazla katkı`da bulunuyor.”
diyor Nelson Mandela. Dünya`nın milyonlarca insanı tarafından izlenen olimpik
oyunları ve dünya kupası gerҫek küresel olaylar. Bu tür büyük spor etkinlikleri
farklı ulusların oyuncularını ve atletlerini hiҫ bir başka etkinliǧin yapamayacaǧı
şekilde biraraya getiriyor. Olay sadece bununla kalmıyor, spor aynı zamanda
zenginlerin fakirlerin üzerinde etkinlik kurduǧu küresel demokrasinin bir örneǧi.
Brezilya`lılar uzun zamandan beri futbol`un, kenya`lılar orta-mesafe koşularının
ve amerikalılar boksun kralları.
Son risk
26
Bu oldukҫa büyük küresel endüstri`de ҫaresizliǧin izleri var. Futbol`da Fifa`nın
genel başkanı dünya kupasını her dört sene yerine her iki sene`de yapmayı ve
tenis oyuncuları ile golf oyuncularına kişisel uҫakları ile bir anlamsız
turnuva`dan bir diǧer anlamsız turnuva`ya uҫtukları iҫin fazla maaş ödemeyi
önerdi. Spor hırs ve fazla risk üstlenmesi ile kendi kendini riske sokuyor.
Tehlike hepimizin spor`a doyacaǧımız ve uyanacaǧımız an`da saklı.
Grönland
Dünya`nın en büyük adası
Coǧrafya
2670 km`lik kuzey-güney mesafesi ile grönland 56.000 nüfusu ile dünya`nın en
büyük adası ve dört`te biri başkent Nuuk`ta yaşıyor. Arktik circle`ın güneyinde
bulunuyor ve yaz sıcaklıǧı 0 ° C-15 °C. 2.175.600 metrekarelik yüzölҫümünün
85% iҫinde dünya`nın en temiz sularını barındıran 9% büyük buz yıǧınları ile
kaplı. Eǧer bütün bu buzlar erirse dünya`nın okyanusları 6-7 metre yükselecek.
Ismine raǧmen grönland yeşil deǧil. Unutulmaz kırsal alanları gri granit
kayalardan ve ҫok az yeşilliǧi olan yoǧun buz parҫalarından oluşuyor.
Tarih
Inuit insanı (daha ҫok eskimo olarak biliniyor) bu ada`nın ilk insanlarıydı.
Ondan sonra 980 AD dönemlerinde cinayet düşkünü Eric the Red norveҫli
viking olarak ada`ya kaҫtı ve koloni`yi kurdu. Bu yalnızlıǧı simgeleyen griliǧe
raǧmen Eric zeki bir şekilde sömürgeci ҫekmek iҫin bu ada`nın adını grönland
olarak koydu. Bu fikri işe yaradı ve kolini büyüdü, fakat ondan sonra aniden
gizemli bir şekilde 14. yüzyıl`da yok oldu. 1721 yılında danimarka`lılar orada
bir yerleşim bölgesi kurdular ve 1979 yılına kadar Danimarka kraliyeti
iҫerisinde grönland baǧımsız ulus olarak aҫıklanana kadar bu yeri 200 sene
yönettiler.
Bugün`ün grönland`ı
Yerel sınırlar ülke`yi üҫ bölge`ye böldü: Kuzey, doǧu ve batı grönland. Tunu
olarak bilinen batı grönland en izole edilmiş ve on iki ay`ın dokuz ay`ı boyunca
buzlar ile engellenmiş. Büyüklük olarak batı avrupa`nın yarısına eşit olmasına
raǧmen orada sadece 4000 insan yaşıyordu. Doǧal buzdolabı görevi gören buz
suların iҫine gömülü olan liman`da bir ҫok fok balıǧı vardı. Kutupsal ayılarının
varoluşu her zaman bir imkandı. Bu tehlikeli insan yiyen varlıklar` dan
korkuluyordu, fakat insan ruhunun bir biҫimi olarak da bir o kadar seviliyordu.
Bu bölge ayrıca dondurucu soǧun bölgesiydi. Mezarlıklar düz alanlarda
bulunuyor ve toprak yer altına konulabilene kadar ölüler aylarca sıcak aylarda
gömülebilmek iҫin bekliyorlardı. Sezon depresyonlarının ve işsizliǧin bir sonucu
olarak alkol tüketimi ve intiharlar gibi ciddi sosyal sorunlar mevcuttu. Kışın
yarım sene`den fazla sürdüǧü ve her yerde ışıǧın olmadıǧı yerlerde sezonal
depresyon yaygınlaşmış bir sendrom. Bugünlerde grönland`ın veya doǧu inuit`in
27
dili ilk dil ve danimarkaca ikinci dil haline geldi. Vatandaşlık hizmetleri
ҫoǧunluk ile grönland`ın dilinde gerҫekleşiyor ve danimarka izlerinden ҫok inuit
izleri mevcut. Bazı küҫük dış bölgelerde kalan ülkeler gibi ekonomik
baǧımsızlık sözkonusu deǧil. Ulusal bütҫe`nin ҫoǧu Danimarka`da bulunuyor.
Süpermarket`lerdeki bütün ürünler Danimarka`dan geliyor. Iş olanakları ҫok az
ve hava naklili ile fok balıǧı avcılıǧı danimarkalı vergi ödeyicisi tarafından
sübvanse ediliyor.
Tristan Da Cunha
Dünya`nın en sapa adası
Coǧrafya
Tristan da Cunha dünya`nın en sapa yeri.
Yer`i güney atlantik`de, en yakın kara olan güney afrika`ya 2800 km uzaklıkta
ve ada`nın güneyinde St. Helena`dan 2575 km uzaklıkta bulunuyor. Ada 10
km`lik ortalama ҫap ile yuvarlak şekli. Okyanus`un iҫerisinden yükseliyor,
yanardaǧın zirvesi neredeyse sürekli esen beyaz bir bulut tarafından ҫevrili ve
40 km `lik rüzgarlı sahili muhteşem ve büyük görünümlü kayaları iҫeriyor.
Ҫevre`de bulunan denizler balık türleri bakımından zenginler ve bu balıklar
Tristan da Cunha`nın temel ihracat`ını oluşturuyor.
Tarih
Bu ada 1506 yılında Tristan da Cunha adlı portekiz araştırmacı tarafından
keşfedildi. Kendisi bu ada`ya yerleşememesine raǧmen ada`ya kendi ismini
verdi. 181 yılında ilk yerleşen kimse Captain Jonathan Lambert adında bir
amerikalıydı. Maalesef bir sene sonra deniz`de boǧuldu. 1816 yılında
Napoleon`u St. Helena adasında sürdürdüǧü sürgünlükten kurtarmayı planladıǧı
düşünülen Fransa`ya karşı bir savunma taktiǧi olarak ingilizler ada`yı
benimsediler. Şimdiki yerleşim bölgesinin kurucusu olan ve bu yer`e ailesi ve
arkadaşları ile birlikte (toplamda altı yeni yerleşenler olarak) yerleşen iskoҫyalı
Corporal William Glass`ı ingilizler terk etti. 1867 yılında Alfred Duke of
Edinburgh ve kraliҫe Viktoria`nın ikinci oǧlu ada`yı ziyaret ettiǧinde ve
başkent`e „Güney Deniz`lerin Edinburgh`sı adını verdiǧinde bu yerleşim bölgesi
hala on bir`den fazla olmayan saman kaplı ev`lere sahip`ti. On dokuzuncu
yüzyılda nüfus yavaşҫa artmaya başladı, fakat Tristan da Cunha bilinmedik bir
yer olarak kaldı. Ondan sonra 1961 yılının ekim ayında dramatik bir yanardaǧ
püskürmesi bütün ada`nın tahliye edilmesine neden oldu. Insanları güney afrika
ve ingiltere`de „medenileşme“ diye geҫen dönemden geҫtiler. 1962 yılının
auǧustos ayında yanardaǧ püskürmeleri durdu ve 1963 yılının kasım ayında ada
sakinleri evlerine dönmeye karar verdiler.
Bugün`ün Tristan`ı
28
Tristan da Cunha`yı ziyaret etmek başka bir dünya`yı, yaşamı veya başka bir
zamanı ziyaret etmek gibi bir durum. Edinburgh yerleşim merkezi temiz bir
hava`ya ve modern dünya`nın bütün hoşluklarına sahip. Küҫük bir müze`ye,
büyük bir süpermarket`e, yüzme havuzuna ve bir radyo istasyonuna sahip, fakat
televizyon kanalı yok. Nüfusu şu an 300`ün altında ve bu nüfus`u sadece yedi
soyismi olan gururlu ve misafirperver insanlar oluşturuyor. Bu soyisimler
şunlar: Hagan, Rogers, Glass, Lavarello, Swain, Green ve Repetto.
Damarlarından Nelson`un filo`suna sahip ingiliz yelkencilerin, amerikalıların,
italyanların, iki ingiliz kızının, bir hollandalı`nın ve güney afrikalının kanları
akıyor. Hafif, eski-moda aksanına ve biraz amerikan ingilizce`sine raǧmen
anadil olarak ingilizce geҫiyor. Ada gelişen bir ekonomi ile maddi kaynaklarını
kendisi kazanıyor. Ithalat edilen ürünler ҫok pahalı olmasına raǧmen gelir
vergisi oldukҫa düşük. Ciddi boyutta yasadışı işler gerҫekleşmiyor ve işsizlik
mevcut deǧil. Hem balık sektörü hem dünyaca pul toplayan insanlar tarafından
ödüllendirilen pulların satışı ada`nın önemli gelir kaynaklarından biri.
Zanzibar
Dünya`nın en egzotik adası
Dünya nüfusunun büyük bölümü zanzibar`dan haberdar. Bu isim bir kimse`de
bütün egzotik olayları ҫaǧrıştırıyor: sultanlar, köleler, baharatlar, abanoz, fildişi,
altın ve araştırmacılar gibi zanzibar`ın hikayesini anlatmaya başlayan kelimeler.
Dünya`nın sadee küҫük bir bölümü zanzibar`ın tam olarak nerede olduǧunu
biliyor. Doǧu afrika tanzanian sahilinin yakınlarında hindistan`ın okyanusunda
ve ekvador`un güneyinde bulunuyor. Zanzibar adası muhteşem, altın renkli,
kumlu sahil kenarlarında bulunan hindistan ceviz palmiyeleri ve mercan
kayalıkları ile 83 km uzunluǧunda ve 38 km genişliǧinde. Afrika kara`sında
fazlaca bulunan bitkiler ve hayvanlar alemi zanzibar`da eksik. Bugün burada hiҫ
bir zürafa, fil veya aslan yok, sadece bir kaҫ maymun ve küҫük antilope. 1295
yılında Marco Polo ada`yı ziyaret ettiǧinde zanzibar`ın fil`ler bakımından
zengin olduǧunu kayıt etti.
Tarih
Baharatlar ile gelişen ve baǧımlı olduǧu elverişli rüzgar`ı sayesinde afrika, arap
dünyası ve hindistan arası 5000 sene`den fazla ticari merkez görevini gören
zanzibar yüzyıllar`dan beri afrika`nın en zengin yeri. Imparatorluǧun kurucuları
tarafından bu ada`ya her zaman yüksek bir fiyat biҫildi: mısırlılar, araplar,
portekizler, ҫin`ler, hollanda`lılar ve ingilizler bu ada`nın sahipleriydi. Deǧeri
sadece stratejik ticari konumundan kaynaklanmıyordu, aynı zamanda verimli
toprakları ve ılımlı iklimi tarafından belirleniyordu. On sekizinci yüzyıllın
başlarında Said of Oman sultanı tarafından plantasyon`larda yetiştirilen
karanfil`lerin dünya`daki en büyük üreticisi. 1964 yıllında zanzibar ada`sı doǧu
29
afrika`nın karasında Tanganyika ülkesi ile Tanzania Cumhuriyet`i olmak üzere
birleşiyorlar. „Zanzibar“ Tanzania isminin yarısını oluşturuyor.
Bugünün Zanzibar`ı
Ҫeşitli etnik soylar`ın inanılmaz bir birleşimi olan zanzibar nüfusu 800.000
tahmin edilen renkli bir tarih`e sahip bir ada. Zanzibar`lılar ҫoǧunluk ile doǧu
afrika`da konuşulan Swahili dilini konuşuyorlar. Bu dilin doǧum yeri zanzibar
olduǧu iҫin insanların ҫoǧu orjinal şeklinin zanzibar`da konuşulduǧuna inanıyor.
Balık tutmak ve tarım işleri yerlilerin en önemli ticari uǧraşları. Karanfil`ler,
hindistan ceviz ürünleri ve baharatlar ile birlikte ihracat`ın en önemli ürünlerini
oluştururken zanzibar`a her sene gelen daha fazla ziyaretҫiler ile turizm dış
ticaretin en önemli sektörü olarak belirlendi. Bu ziyaret`ҫilerin bazıları 1946
yılının 5 eylül`ünde zanzibar şehrinde doǧan müzik grubu Queen`in lider
şarkıcısı Freddie Mercury iҫin geliyorlar. Turistlerin sayısı hala düşük (sene`de
100.000 kişi`den daha az) ve turizm`in potansiyeli hala keşfedilmemiş. Ada
zanzibar büyüsünü kaybetmeden hem ziyaretҫìlere hem de yerleşim bölgesine
yarayan „hasas“ bir turizm geliştirmeye ҫalışıyor.
Zaman konusuna bir yan bakış
Tabii ki zaman`ın ne olduǧunu biliyorsunuz. Yesyeni dijital saatinize
bakabilirsiniz, deǧil mi? Fakat zamanı böylece gerҫekten öǧrenmiş oluyor
musunuz? Jay Griffiths sizi bu konu hakkında düşünmeye davet ediyor ve bu
konu`ya bir yan bakış atıyor.
Zamanı belirlemek
Zaman her yerde belirleniyor. Londra`nın, Berlin`in, New York`un,
Washington`un veya Paris`i terk ederken havalimanındaki her işlem, her bilet ve
para bozdurmasının bir zamanı var. Her önemli havalimanında olduǧu gibi
Heathrow havalimanında da tarih` ve zaman`ı (saniyelerin on da birine kadar)
gösteren saatler var. Şehirlerin modernliǧi saatler ile yaşıyor. Alarm saat`leri
uyuya kalmaktan korkanlar tarafından kullanılıyor: her uyandırılan gün`de bir
ҫok insan`ın ilk düşüncesi: Sat kaҫ? Geҫ mi kaldım? Dijital saat`ler dijital
saniyeler ile zamanı hızlılaştırıyor gibi görünüyorlar- en son terminleri yerine
getirme konusunda- taviz vermeden. Insanlar modern toplumun yaşam hızını
konuşuyorlar, her şey hızlılaştı: ayak-üstü yemek`lerden, hızlı giysiler ve hızlı
bilgi`ye kadar. Gün`de 86.400 saniye var ve her biri radyo istasyonunda MSF
hizmeti 60 kHz dalgaboyunda seslendiriliyor. Uluslararası anlaşmalarda
“saniye” kavramı ilk 1 ocak 1972 yılında her yerde geҫerli olan (ingilizce
kısaltması: UT) atomik saniye olarak tanımlandı. Neredeyse her sene zamanı
dünya`nın zamanına uydurmak iҫin bir miktar saniye ilave ediliyor. Bu saniyeler
zamanı “dünya`nın güvenilemeyen zamanına” uydurmak iҫin ilave ediliyor.
Dünya`da bu yöntem ile modern zaman dosdoǧru ölҫülmüyor, ҫünkü saat`in
30
ҫevrilmesi zamanın bir kaҫ sene`de saniye`nin bin de biri kadar deǧişmesi
anlamına geliyor. Saniye`nin bin de biri dünya`nın ne kadar geciktiǧini
gösteriyor. Böylece bugünün zaman ölҫüm cihazları soyut ve her yerde geҫerli
olan ve tek`li zamanı varsayarak dünya`nın dışından anlatmaları gerekiyor.
Böyle bir durum yok.
Sadece bir zaman deǧil
„Karen“ kuzey tayland`ın tepesinde bulunan bir aşiret (kabile) ve her zaman
„zaman`ı“ biliyorlar. Onlar ile altı ay yaşadıktan sonra saat`i olan tek insan`ın ve
zaman`ı hiҫ bir zaman anlatamayacaǧınız kimse`nin kendim olduǧunu anladım.
„Karen“`a göre bütün orman bir saat`ti. Akşamlar buhar ve duman ile hava`yı
aǧırlaştırmasına nazaran, sabahları hava nemliydi. „Karen`lar“ her zaman hangi
zaman nerede olduklarını, güneş`in batışını ve ev`den uzaklıklarını biliyorlar.
Zaman ve mesafe „Karen“ dilinde şöyle birbirine baǧlı: diyi ba-soon- „ҫok fazla
uzakta olmayan“ anlamına geliyor. Bundan dolayı güneş batımı „üҫ kilometre
uzaklıkta“ olarak tanımlanabilir, ҫünkü seyahat etmenin tek yolu belli bir zaman
gerektiren „gezmek-yürümek“`ten geҫiyor. Dünya`nın her yerinde ay-ayının
geҫmişi tanımlanmış ve aylar iҫin belirlenen insanların adları ile yaşadıkları
kırsal alanları görebilirsiniz. Mississippi nehrinin daha aşaǧısında bulunan
„Natchez“ kabilesi karaca, ҫilek, hindi, vahşi dana ve kestane ayını iҫeren
ay`lara sahip. Hindistan`ın Andaman ormanlarında yıllın zamanını ҫiҫeklerin ve
aǧaҫların kokularının yardımı ile anlatabilmeleri iҫin insanların bir kokutakvimleri var. Diǧer insanlar zamanı „starscapes“`ler ile anlatıyor. Böylece
kendince zamanı tanımlayan batı emperyalist zaman ideolojisinin ne kadar
yanlış olduǧu ortaya ҫıkıyor. Binlerce zaman var, sadece bir tane deǧil.
Ҫocuklar ve zaman
Yetişkinler genelde „saat zamanını“ öǧrenmişlerdir. Yaşlı insanlar zamanın ne
kadar hızlı geҫtiǧine yakınırlarken, ҫocuklar sabırlı olmayı başaramıyorlar. Bir
ҫocuk iҫin bir saat ne kadar uzun? Bir yetişkin`e olduǧundan ҫok daha uzun bir
ҫocuk`tan bir dondurma iҫin bir kaҫ saat beklemesini istemeniz, kendinizin bir
whisky iҫin ҫarşamba günü`ne kadar beklemeniz anlamına geliyor. Ҫocuklar bir
ömür boyu süren bir zaman okyanusunun merkezinde yaşıyorlar. Bir ҫocuǧun
ömürlük hediyesi absorpsiyon, ani davranma ve esnekliktir. Ҫocukların bir şeyi
zamanında yapma konusuna dikkafalı ve saygısızlık eǧilimleri var.
Zamanın tanrısı
Antik yunanlılar`ın zamanın farklı yönleri iҫin farklı tanrı`ları vardı. Bunların en
önemlilerinden bir tanesi mutlak zamana, „düz“, „kronolojik“ ve „sayısı
belirlenebilen“ şeklinde kendi ismini veren Chronos. Fakat yunanlıların belirsiz
ve renkli Kairos adında bir başka zaman tanrı`ları daha vardı. Kairos farklı
zaman yönlerinin zaman`ın olanakların, şans`ların ve imkansızlıkların tanrısıydı.
Zaman`ın bir kalitesi vardır. Eǧer uyuyorsanız ve saat size yatma zamanını
geҫirdiǧinizi söylüyorsa bu zaman kronolojik zaman`dır: Yorgun olduǧunuz iҫin
31
her nerede uyuyorsanız, bu zaman „kairo“ zamanıdır. Acıktıǧınızda eǧer bisküit
yiyorsanız, bu zaman „kairo“ zamanıdır. Eǧer saat tutarak yemek yiyorsanız bu
zaman kronolojiktir. Ҫocuklar gerҫeǧi öǧrenene kadar „kairosal“ yaşıyorlar.
Kairosal zaman
Kairosal zaman kronolojik zaman ile karşılaştırıldıǧnda zaman farklı bir hareket
anlayışına sahip. Genel bir karşılaştırma iҫin bir şehir günü`nü kırsal alanda
geҫen bir gün ile karşılaştırın. Zamanın ҫoǧunluk ile kronolojik olduǧu
şehirlerde gün bulunduǧu yer`de dururken sizin gün iҫerisindeki gelişiminiz bir
ok gibi. Zaman gün tarafından belirlenmiyor, insan tarafından yaratılıyor ve
ҫalışma günü veya trafik`te yoǧun zaman`ı tarafından belirleniyor. Kırsal bir
yerde zaman sizin lehinize ilerliyor ve güneş, yıldızlar veya yaǧmur fırtınaları
vasıtası ile tanımlanan doǧa tarafından yaratılıyor. Kairolojik zamanda siz
„şimdiki zamanda“ bir kimse`nin durduǧu gerҫek yerde duruyorsanız, gelecek
zaman sizin lehinize ilerleyecek.
Benjamin Ellis`in yaşamında bir gün
Ben her zaman sabah tam saat altı`da kalkıyorum. Dünya`da nerede
bulunduǧuma bakmaksızın, ben bir sabah insanıyım. Bu nedenden dolayı
yaratıcılık zamanımı en iyi şekilde deǧerlendirmeye ҫalışıyorum. Duş aldıktan
sonra, köpeǧi dışarıya ҫıkartıyorum ve en sonunda ҫayımı iҫip elektronik
postama bakıyorum. Ev`den doǧru ҫalıştıǧımdan beri bir ҫok e-mail`ler
alıyorum ve günlük mail`lerimi okumadıǧım zaman gittikҫe yıǧılıyorlar.
Aile`nin diǧer fertlerini uyandırmamak iҫin aşaǧı doǧru iniyorum. Herkes
uyanır uyanmaz, birlikte kahvaltı yapıyoruz, ondan sonra okul`a yetişmeye
ҫalışıyoruz. Her akşam ҫocuklara bir sonraki okul günü iҫin bir şeylere
ihtiyaҫ`ları olup olmadıklarını sormamıza raǧmen, her zaman söylemeyi
unuttukları bir şeyler oluyor. Her ne zaman ҫocuklardan biri ev`in iҫerisinde bir
şeyler kaybettikleri zaman, evimizde „Benim…nerede“ baǧırtıları oluşuyor. Bu
baǧırtının üzerine „En son nerede kullandın?“ şeklinde ebeveyn`lerin birinden
bir ҫocuksu soru geliyor ve bu soru genellikle benden oluyor. Eǧer ҫocuk bunu
biliyorsa, o zaman sorun yok demektir. Herkes hazır olduǧu zaman, araba`ya
sıkışıyoruz. Trafiǧin tıkanık olma ihtimaline karşı, ev`i erken terk etmeyi tercih
ediyorum. Trafiǧin yoǧun olduǧu saat`lerden sakınmak iҫin, kırsal yol`dan
ilerliyoruz, fakat buna raǧmen yolculuk yarım saat sürüyor. Ev`e gelir gelmez
bilgisayar`ın başına oturuyorum. Ev`de ҫalıştıǧım iҫin insan`ın ne kadar kolay
endişelenebileceǧini biliyorum. Gün`de sekiz saat boyunca ҫalıştıǧım müddetҫe
performansımın zirvesinde olmayı başarıyorum. Akşamları hep birlikte yemek
yiyoruz, böylece günün haberlerini birbirimizden öǧrenebiliyoruz.
32
Salvador Dali
Babasının prestijli bir notar olduǧu ispanya`nın kuzey doǧusunda Salvador Dali
Catalunya ilinin Figueres şehrinde 1904 yılında doǧdu. Dali sanat okumak
istedi, bu nedenden dolayı Madrid’de iki kez kaydı silinen ve hiҫ bir zaman son
sınavlara katılamayan Royal Academy of Art`a gitti. 1928 yılında ispanyol
ressamı Pablo Picasso ve Joan Miro ile karşılaştıǧı Paris`e gitti. Ondan sonra
Andre Breton liderliǧinde bir grup surrealist sanatҫıların önemli bir ҫalışanı
konumunda görev aldı. 1929 yılında Dali kendisini ünlü yapan tarzını buldu.
„Bizim rüyalarımız esnasında“ adlı bu tarzı bilinҫsizliǧin dünyasını iҫeriyordu.
1927 yılında rus göҫmen ve Dali`den on yaş büyük olan Gala ile tanıştı. Kendisi
o zamanlar fransız bir şair ile evliydi ve Dali ile yaşamak istediǧi iҫin eşinden
ayrılmaya karar verdi. 1940 yılında sekiz sene kaldıǧı amerika`ya yerleşti. 1849
yılında Dali Gala ile birlikte zamanlarının büyük kısmını ispanya veya paris`de
geҫirdikleri avrupa`ya geri döndüler. 1982 yılında Gala`nın vefatı ile Dali
depresyon`a girdi ve Pubol sarayına yerleşti. Dali bu sarayı Gala iҫin satın
almıştı ve yaşamının geri kalan kısmını burada geҫirdi ve 1989 yılında kalp
yetmezliǧinden dolayı vefat etti.
Worldnet raporu
Giriş
Bu rapor`un amacı Londra`da 24-saat aҫık olan Internet kafe zincirleri Worldnet
tarafından sunulan Internet hizmetlerini deǧerlendirmek. Son geҫen altı ay`da
müşterilerin sayısında sabit bir düşüş yaşandı. Yapılan bir ҫok müşteri
araştırmaların sonuҫlarına dayanarak bu rapor bu gelişimi analiz ve anlatmaya
ҫalışacak. Müşteri ihtiyaҫlarına göre şu an sunulmakta olan hizmetleri
deǧerlendirecek ve düzeltme tavsiyeleri ile sona erecek.
Düzeltmeler iҫin önemli alanlar
Worldnet farklı yaşlardaki deǧişik özgeҫmişleri olan bir dizi müşteriler iҫin
hizmet veriyor. Neredeyse müşterilerin hepsi (65%) 2 sterling tutarındaki
Internet hizmetleri masraflarının ҫok yüksek olduǧu yorumunda bulundular ve
yarım-saatlik ücret tavsiyelerinde bulundular. Bunun haricinde Internet
baǧlantısının hızı da eleştirildi. Müşterilerin ve işlemlerin yoǧun olduǧu
saat`lerde hizmetlerin aşırı derecede yavaş ve dayanıksız olduǧu söylendi.
Düzeltmeler iҫin başka alanlar
Donanım bakımından bilgisayar merkez`lerinin devre dışı ve bakımların kötü
yapıldıǧı söylendi. Ekranlar ҫok küҫük ve oturma koltuklarının konforlu
olmadıǧı belirtildi. Olumlu eleştiri olarak Internet kafe`nin önemli bir deǧer
teşkil ettiǧi eklendi. Fiyat`lar başka internet kafe`leri ile karşılaştırıldıǧında
zaman uygun`du ve müşteriler sunulan yemeklerin lezzetinden memnun`du.
33
Internet kafe`si ünlü olmasına raǧmen, ҫeşitlilik eksikliǧi ile ilgili bazı
şikayet`ler vardı.
Tavsiyeler
Rekabet`te daha başarılı olmak iҫin Worldnet hızlı bir şekilde yeni yarım saat
ücret`lerini uygulamaya koyması gerekiyor. Internet kullanıcıların büyük bir
kısmını oluşturan 16-25 yaş müşterilerin ilgisini ҫekmek iҫin özel öǧrenci
ücretleri sunulabilir. Bunun haricinde daha hızlı ve güvenilir bir Internet servis
saǧlayıcısını ciddi bir şekilde tavsiye ediyorum. Bilgisayar istasyonları ve
sandalye`ler de bir düzeltme ihtiyacı duyuyorlar ve daha sık bir şekilde
bakımları yapılması gerekiyor. Sonuҫta kafe daha geniş bir yiyecek ve iҫecek
yelpazesi sunarak hizmet kalitesini yükseltebilir. Eǧer bu tavsiyeler gerҫeǧe
dönüştürülürse, Worldnet müşterilerin sayısı önemli ölҫüde artmaya başlaması
gerekir.
Televizyon gerҫeklik şovları
„Televizyon şovları üҫüncü sınıf eǧlence ve izlenmeye deǧmiyor. Siz bu konu
hakkında ne düşünüyorsunuz?
„Gerҫeklik“ televizyonu ile ilgili hiҫ birşey yeni deǧil. Normal insanların özel
hayatlarını topluma anlattıkları „Confessional“ şovları uzun zamandan beri
yayınlanıyor. Son beş sene`de Big Brother ve Survivor gibi TV reality şovları
gittikҫe yaygınlaştı. Televizyon tarihinde bu programların bazıları gerҫek`te en
başarılı şovlar oldu. Bunun sonucunda bu şovların üҫüncü sınıf eǧlence
programları olduklarını söylemek pek adil deǧil, öyle deǧil mi?
“Gerҫeklik” televizyonu`nu deǧerlendirmek iҫin bir televizyon gerҫeklik şov`un
ne olduǧunu tam olarak tanımlamak gerekiyor. “Gerҫeklik” şovların pembe
diziler ile bir ҫok ortak yönleri var. Genel anlamda ikiside farklı sorunlar
ҫözerken birbirleri ile iyi geҫinen ve birlikte yaşamak zorunda olan bir grup
insanları konu alıyor. Aralarındaki fark “gerҫeklik” şov`ların yazılı biҫimde
üzerinde ҫalışılmamış olunması, böylece diyaloglar ҫoǧu kez sıkıcı. Bunun
haricinde yarışmaya katılan kişilerin ilgilendikleri sorunlar “yapmacık” ve doǧal
bir biҫimde bir “hikaye`den” oluşmuyorlar. Bu baǧlamda bu şovlar üҫüncü-sınıf
eǧlencesi olarak görülebilirler. O zaman insanlar bu şovları neden izliyorlar? Bu
şovların “gerҫekliǧi” ve “plansız kararları” seyircilerin dikkatini ҫekiyor. Bir
sonra ki adım`da nelerin olabileceǧini bilmyorsunuz ve ün`ün aralıksız izinde
olan ve engel tanımayan bu insanları izlediǧimizde büyüleniyoruz. Doǧal olarak
yarışmacıların farklı durumlar ile nasıl başa ҫıktıklarını ve kendi verdikleri
tepkilerini bizimkilere nazaran nasıl tarttıklarını izlemek bizim hayran
kalmamızı saǧlıyor. Bunun sonucunda “gerҫeklik” şovları klasik filmler veya
ödül kazanan belgesel`ler ile karşılaştırıldıǧı zaman bu şovların üҫüncü-sınıf
belgeseli olduklarını söylemek büyük ihtimal doǧru. Seyirciler deliller
sundukları müdettҫe olaǧanüstü durumlarda normal insanlar ile empati
kurabileceǧiz. Bu durum televizyon gerҫeklik şovlarını izlemeye deǧer yapıyor.
34
Film deǧerlendirmesi
Oskar ödülü kazanan film American Beauty`nin yönetmeni Sam Mendes`in son
filmi road to perdition. Max Allan Collins ve Richard Piers Rayner`ın
romanlarına uyarlanan road to perdition olaǧanüstü karanlık ve atmosferik bir
film. Bir yunan trajedisi gibi bela yollarında (veya cehennem yolunda) bulunan
ana karakterlerin önceden kararlaştırılmış kaderleri takip ediliyor. Film 1930
yıllarında Chicago`nun dondurucu soǧunda ҫekildi ve Mike Sullivan (Tom
Hanks) adında bir katil ile mafia babası John Rooney (Paul Newman)`nın
hikayelerini anlatıyor. Sullivan Rooney`ye bir “baba gözü” ile bakıyor.
Sullivan`ın oǧlu bir cinayet`e şahit olduǧunda, Rooney kendisine karşı taraf
alıyor ve böylece hem babası hem oǧlu kaҫıyor. Görsel aҫıdan film nefes kesici.
Bazı etkileyici özel sahneleri var, fakat gözünüze en ҫok ҫarpan durum
yaǧmur`un ve gölge`nin karanlık resimleri. Bu durumlar hüzünün ve korkunun
aǧır bir atmosferini yaratıyor. Bir ҫok sahne`de film ҫok iyi hazırlanmış yaǧlı
boya resmi izlenimi veren kahverengi ve siyah gibi bastırıcı renkler kullanılmış.
Ayrıca oynanan roller başarılı, hem Hanks hem Newman tamamen inandırıcı
performanslar sergiliyorlar. Mükemmel bir şekilde yönetilmiş ve oynanmış
olmasına raǧmen road to perdition heyecanlı bir film deǧil. Olay oldukҫa yavaş
ve sonu önceden tamamen tahmin edilebilir. Fakat film`de eksik olan insan
sıcaklıǧı, oyuncular kesin olarak bizi duygulandıramıyor. Özetlemek gerekirse
road to perdition ҫok güzel ҫekilmiş bir gangster filmi. Izlenmeye deǧer bir
film, fakat bizim beklediǧimiz o muhteşem film deǧil.
Robert Capa
Fotoǧrafҫı
Paris`teki ilk senelerinde Capa ҫoǧunluk ile yerel resim hikayeleri üzerinde
ҫalıştı. 1936 yılına kadar büyük başarı`yı yakalayamamıştı. Ispanya`nın iҫ
savaşına katılması iҫin gönderilmişti ve sonuҫ olarak ҫalışmaları düzenli bir
şekilde en ҫok satılan dergilerde ve gazetelerde görünüyordu. Kendi yaratmış
olduǧu sadık ve ölüme yenik düşen asker`in resmiydi. Bu durum kendisine
uluslararası platform`da ün`ü getirdi ve savaş`ın güҫlü bir sembolü haline
gelmesine neden oldu.
1939 yılında Ispanya`nın iҫ savaşından kısa bir süre sonra Capa New York`ta
belli bir dönem ҫalıştı. Ikinci dünya savaşı başladıǧında hızlı bir şekilde
avrupa`ya geri döndü ve orada altı sene kaldı. Normandy girişinin resimleri tarih
resimlerinin en unutulmaz resimlerinden bazılarıydı ve ҫalışması iҫin “Freedom
Citation” madalyasını aldı.
Capa`nın fotoǧrafҫılık işi kendisini ҫoǧu kez büyük kişisel tehlikelere soktu,
fakat bu risklere raǧmen söylemiş olduǧu şey her zaman şuydu: “Eǧer
resimleriniz yeterince iyi deǧilse, o zaman olaya yeterince yakın olamamışsınız.
35
1954 yılının 25 mayı`ınnda Capa`nın şansı sona eriyor.Toprakta`ki mayına
bastıǧında fransa`nın Indochina yerinde siparişi üzerinde ҫalışıyordu. Kısa süre
sonra hemen ölmüştü.
Bugün Robert Capa şimdiye kadar var olan bütün savaş fotoǧrafҫıların en
önemlilerinden biri olarak görülüyor. Etrafında gerҫekleşen korkunҫ olayları
anlatmak ve kayıt etmek iҫin kamerasını kullanan fevkalade resim
muhabirlerinden biriydi. Capa`nın savaşları ve özellikle iҫinde bulunduǧu pasif
rolünden nefret etmesi bir sürpriz deǧildi. Olay`ın dışında durmak ve etrafta
olanları kaydetmek dışında hiҫ bir şey yapamamak her zaman kolay deǧil.” diye
kendisi söylüyordu.
Isabel Allende
Birinci paragraph: Ilk yıllar
1942:
Peru, Lima`da doǧdu. Üҫ yaşındayken Chile`ye taşındı. Sekreter
olarak, ondan sonra muhabir olarak ҫalıştı.
1973:
askeri darbe`de amcası Salvador Allende öldürülüyor.
Eşi ve ҫocukları ile Venezuela`ya gidiyor.
Ikinci paragraf: Ününü nasıl elde ettiǧi
1975-1984: muhabir olarak Venezuela`da ҫalıştı
1981:
vefat etmiş olan babasına mektup yazdı- ilk romanı The house of
the spirits, zor da olsa kabul edildi.
Üҫüncü paragraph: devam eden başarısı
1984-1985: Of love and shadows ile Eva Luna`yı yazdı, en iyi roman oldu ve
film haline getirildi.
1994:
28- yaşındaki hasta kızından etkilenerek Paula`yı yazdı.
Birinci paragraph: Performanslarının deǧerlendirmeleri
Şu an ikinci eşi ile San Francisco`da yaşıyor, roman yazmaya devam ediyor ve
ayrıca edebiyat öǧretiyor
Kendi nesli`nin en yetenekli yazarlarından bir tanesi.