PDF - Solunum Hastalıkları
Transkript
Malign Plevral Efüzyonlarda Tüp Torakostomi ile Talk Plöredez Uygulaması# Soner GÜRSOY, Ozan USLUER, Sadık YALDIZ, Serkan YAZGAN, Metin ÜLGAN, Oktay BAŞOK İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2. Göğüs Cerrahisi Kliniği, İZMİR # Bu çalışma, Toraks Derneği VI. Yıllık Kongresi (23-26 Nisan 2003, Antalya)’nde sunulmuştur. ÖZET Kemoterapiye dirençli tümörlerden kaynaklanan malign plevral efüzyonlar, ileri evre malign hastalıkların en önemli sorunlarından biridir. Başlangıçta yineleyen torasentezlerle izlenen olguların birtakım plöredez yöntemleri ile palyasyonu gelenek haline gelmiştir. Çoğunlukla standart palyasyon yöntemi olarak tüp torakostomi yolu ile kimyasal plöredez kullanılmaktadır. Bunun dışında video yardımlı torakoskopik cerrahi ile talk püskürtülmesi, kalıcı plevral kateter uygulanması, plörektomi, dekortikasyon ve abrazyon da kullanılmaktadır. Literatürde plöredezin gelişimi aşamasında çeşitli ajanların kullanıldığı görülmektedir. Bunların arasında bleomisin, tetrasiklin ve son olarak da talk en çok tercih edilen ajanlardır. Kliniğimizde 2002-2003 yılları arasında malign plevral efüzyon tanısı almış 40 olguya talk plöredez uygulanmış ve palyasyon oranları belirlenmiştir. İşlem öncesi intratorasik sıvıdan glikoz ve laktat dehidrogenaz (LDH) örnekleri alınmış, plöredez başarısına bu parametrelerin etkinliği değerlendirilmiştir. Olguların 26’sı erkek 14’ü kadın olup hastalar 28-80 yaş aralığında gruplanmıştı. En sık rastlanan komplikasyon ağrı, ateş ve sıkıntı hissi idi. PA akciğer grafisinde sinüs küntlüğü olguların 12’sinde izlenmiştir. Palyasyon başarısı 30-60-90 günlük periyodlara nüks takibi ile belirlenmiştir. Doksan günlük takip sonunda kümülatif olarak %92 oranında plöredez başarısı saptanmıştır. Bu oran diğer ajanlara göre talkın belirgin üstünlüğünü ortaya koymuştur. ANAHTAR KELİMELER: Malign, plevral efüzyon, plöredez, talk SUMMARY TALC PLEURODESIS VIA TUBE THORACOSTOMY IN MALIGNANT PLEURAL EFFUSIONS Malignant pleural effusions originating from chemotherapy resistant tumors, are one of the major significant issues of the advanced malignant diseases. Repeating thoracentesis followed by the different pleurodesis technics became the traditional of a palliation. Chemical pleurodesis via tube thoracostomy is the standart method, which is used most commonly. Talc insufflation by means of video-assisted thoracic surgery, continuous intrapleural catheter application, pleurectomy, decortication, pleural abrasion are the other means of interventions. There have been many agents used, during the evolution of the pleurodesis, all of which are cited on the literature. Bleomycin, tetracyclin and talc are the most commonly preferred agents. 22 Solunum Hastalıkları 2004; 15: 22-26 Malign Plevral Efüzyonlarda Tüp Torakostomi ile Talk Plöredez Uygulaması Forty patients, in whom talc pleurodesis were carried out in our department, between 2002-2003, were analyzed and the rate of palliation among the patients were documented. The glucose and the lactate dehydrogenase (LDH) levels detected in the pleural effusion before and after pleurodesis were used in order to success rate of talc pleuredosis. Twenty six male and 14 female patients, of whom ages between 28 and 80, constituted our research group. Chest pain, fever and feeling discomfort were the most common complications. Twelve patients had sinus obliteration on their chest X-rays. Palliation success rate were determined according to the presence of the recurrences in the 30th, 60th and the 90th days. After 90 days, the cumulative success rate of the talc pleurodesis was found as; 92%. Conclusively, this much higher success rate of the talc can be considered as its superiority to the other agents. KEY WORDS: Malignancy, pleural effusion, pleurodesis, talc GİRİŞ Malign tümörlere bağlı gelişen plevral efüzyonlar, takip ve palyasyon açısından özellik arzetmektedir. Başlangıçta tekrarlayan torasentezlerle takip edilen bu olguların birtakım plöredez yöntemleri ile sağaltımları gelenek haline gelmiştir (1). Plevral yapıştırma işlemleri arasında, plevral boşlukta inflamatuvar süreci tetikleyecek ajanlar, plevral abrazyon ve plörektomi sayılabilir. Plevral irritan olarak çok çeşitli kimyasal ajanlar kullanılmakla birlikte bunların belli başlı olanları tetrasiklin, kinakrin, bleomisin gibi sitotoksik ilaçlar ve talktır. Bir plevral yapıştıcı ajanda aranması gereken optimum özellikler ise yüksek klinik etki, düşük yan etki profili, klinisyen açısından uygulama kolaylığı ve düşük maliyet olarak sıralanabilir. Talk ile plevral serozal yüzeylerin yapıştırılması uzun zamandır bilinen bir yöntemdir. 1935 yılından bu yana talk, terapötik olarak malign plevral efüzyonları ve nüks pnömotoraksları kontrol altına almak için kullanılagelmiştir. İlk olarak Bethune, plevral adhezyon için intraplevral talk uygulaması tanımlamıştır (2). İnsanlar ve hayvan denekleri üzerinde yapılan çalışmalar yaklaşık aynı zamanda başlamış ve tüm bu çalışmalarda da talkın etkinliği gösterilmiştir (3,4). Kliniğimizde, kimyasal plöredez amaçlı olarak; talk, bleomisin, tetrasiklin, minosiklin gibi ajanlar kullanılmakta idi. Bu ajanlar içerisinde sahip olduğu optimum palyasyon özellikleri, yüksek klinik etkinliği ve son yıllardaki literatür verileri de göz önüne alınarak talk, uygun plöredez ajanı olarak kullanılmaya başlandı. Bu çalışmada, malign plevral efüzyon tanısı almış bir grup olgularda tüp torakostomi yoluyla, asbest içermeyen, gama ışınları ile sterilize edilmiş talk, plöredez amaçlı kullanıldı. Uygulama öncesi alınan plevral sıvıdaki glikoz ve laktat dehidrogenaz (LDH) dü- Solunum Hastalıkları 2004; 15: 22-26 zeylerinin tetkiki ile de izlem günlerinde plöredez başarısı değerlendirildi. GEREÇ ve YÖNTEM İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Ocak 2002 ile Ocak 2003 tarihleri arasındaki bir yıllık sürede, malign plevral efüzyon tanısı almış, dispnenin, ağırlıklı ve en rahatsız edici bulgu olduğu, tüp torakostomi sonrası total ekspansiyonun sağlandığı toplam 40 olgu çalışmaya alındı. Tüm olgular uygulama öncesi yapılacak işlem hakkında bilgilendirildi ve uygulama ile ilgili izin belgeleri yazılı olarak alındı. Göğüs tüpü uygulamalarının tümü Göğüs Cerrahisi Servisi’nde gerçekleştirildi. Olguların 26 (%65)’sı erkek, 14 (%35)’ü kadın olup yaşları 28 ile 80 arasında değişmekteydi (ortalama 58.2). Olguların 21 (%52.5)’inde primer akciğer malignitesi, 7 (%17.5)’sinde meme karsinomu, 4 (%10)’ünde malign mezotelyoma, 3 (%7.5)’ünde gastrointestinal sistem (GİS) neoplazisi, 2 (%5)’sinde over karsinomu, 1 (%2.5)’inde ise testis malignitesi saptanmış olup, 2 (%5) olguda primer odak belirlenememiştir. Olgular primer organ yerleşimleri ve cinsiyetleri göz önüne alınarak Tablo 1 ve Tablo 2’de gösterilmiştir. Olguların tümünde, plevral biyopsi ya da sıvı sitolojisi ile malign plevral efüzyon tanısı kesinleştirilmiş ve drenaj öncesi plevral sıvıda glikoz ve LDH tetkikleri yapılmıştı. Tüp torakostomi ile drenaj sağlandıktan sonra hava ve sıvı drenajı 24 saatlik izlemler ile kaydedildi. Genel anlamda, akciğerin tam ekspansasyonunun sağlandığı, günlük drenajın 100 cc’nin altına düştüğü olgularda plöredez uygulandı. Sterilize edilmiş, asbest liflerinde ayrıştırılmış 5 g talk maddesi, 40 cc izotonik %0.9 NaCl solüsyonu ve 10 cc prilokain lokal anestezik ile sulandırılarak tüp torakostomi yoluyla plevral aralığa 23 Gürsoy S, Usluer O, Yaldız S, Yazgan S, Ülgan M, Başok O. Tablo 1. Malign plevral efüzyonlu 14 kadın olguda saptanan primer organ yerleşimleri. Malignite tipi Hasta sayısı % Akciğer adenokarsinomu 2 14.3 Meme karsinomu 7 50.0 Over neoplazisi 2 14.3 Malign mezotelyoma 1 7.1 Primeri belirsiz neoplaziler 2 14.3 14 100.0 Toplam Tablo 2. Malign plevral efüzyonlu 26 erkek olguda saptanan primer organ yerleşimleri. Malignite tipi Hasta sayısı % Akciğer neoplazisi 19 73.0 Adenokarsinom 12 46.1 Epidermoid hücreli karsinom 4 15.4 Küçük hücreli karsinom 3 11.5 GİS karsinomu 3 11.5 Malign mezotelyoma 3 11.5 Testis neoplazisi 1 4.0 26 100.0 Toplam verildi. Sistem 2 saat kadar klempe edildi. Bu süre içinde hastaya sol lateral, sağ lateral, supin ve prone pozisyonları verilerek talkın plevral aralıkta homojen olarak dağılması sağlandı. Bir gün sonrasında kontrol posteroanterior göğüs grafisi çekilerek ekspansasyon değerlendirildi. Plöredez sonrası drenajın 250 cc ve üzerinde olduğu beş hastada (malign mezotelyoma, meme karsinomu ve over karsinomu) tüp torakostomiye devam edildi ve 100 cc’nin altına düştüğünde işleme son verildi. SONUÇLAR Talk plöredezin başarısı; 30, 60 ve 90 günlük periyodlarda yapılan kontrollerdeki nüks durumuna göre değerlendirildi. Takip süresince 12 (%30) hastada minimal sinüs küntlüğü izlendi. Otuz günlük izlemde toplam 3 (%7.5) olguda plöredez başarısızlığı saptandı. Bu grupta bir olgu malign mezotelyoma, bir olgu meme karsinomu ve 24 bir olgu da akciğerin adenokarsinomu idi. İlk 30 günde izlenen nükslerin dışında, 60 ve 90 günlük izlemler sonucunda nükse rastlanmadı. Dört olguda glikoz değeri 10 mg/dL’nin altında idi ve bu olguların ikisinde plöredez başarısı sağlanamadı. Yedi olguda da LDH düzeyi 1000 IU/L’nin üzerinde idi. Yine plöredezin başarısız olduğu olgular da bu grupta idi. Plevral glikoz ve LDH değerlerinin kümülatif başarısı ile değerlendirilmesi Tablo 3’te görüldüğü gibidir. Plöredez işlemi sonrasında: Sekiz (%20) olguda ağrı (ikisinde çok şiddetli olup yüksek doz analjezik ajana yanıtlı idi), 7 (%17.5) olguda nefes darlığı, 7 (%17.5) olguda 38.5°C’yi geçmeyen ateş ve 3 (%7.5) olguda da sıkıntı ve rahatsızlık hissi saptandı. Ancak destek tedavisi dışında herhangi bir ek tedavi uygulanmadan bu komplikasyonlar iyileşti. İzlenen komplikasyonlar Tablo 4’te gösterildiği gibidir. TARTIŞMA Talk, doğada magnezyum silikat tabakaları (Mg3Si4O10[OH]2) halinde ve sıklıkla asbest ile birlikte bulunur. İntraplevral kullanım için, geleneksel olarak asbest liflerinden ayrıştırılmış olarak ticari preparatları mevcuttur. İlk olarak Bethune tarafından 1935 yılında, plevral yapıştırma materyali olarak kullanılmıştır (2). Bu Tablo 3. Plevral sıvıda glikoz ve LDH değerlerinin plöredezin kümülatif başarısı ile değerlendirilmesi. Değişken Başarılı Başarısız Glikoz (mg/dL) 101.8 ± 105 20.6 ± 23 LDH (IU/L) 460 ± 385.1 1967.3 ± 921.1 Tablo 4. Plöredez işlemi sonrası gelişen komplikasyonlar. Komplikasyon Olgu sayısı % Ağrı 8 20.0 Nefes darlığı 7 17.5 Ateş 7 17.5 Rahatsızlık hissi 3 7.5 Toplam 25 Solunum Hastalıkları 2004; 15: 22-26 Malign Plevral Efüzyonlarda Tüp Torakostomi ile Talk Plöredez Uygulaması çalışmayı izleyen yıllarda hayvan denekler üzerinde yapılan ayrıntılı talk uygulamaları da bildirilmiştir (3,4). Malign plevral efüzyonların tüp torakostomi yoluyla palyasyonunda talk çalışması 1958 yılında Chambers tarafından 20 olguluk bir seride yayınlanmış ve 20 olgudan 17 (%85)’sinde başarı sağlandığı bildirilmiştir (5). Talk, tüm plevral efüzyonların tedavisinde plevral serozal yüzeylerin yapıştırıcısı olarak kullanılabilir (6). Malign plevral efüzyonların tedavisinde sıklıkla kullanılan bir ajandır. Efektif plöredez için talkın optimal dozu ile ilgili tam bir fikir birliği yoktur, ancak en az 2 g talk, genellikle de 5 veya 10 g talk uygulaması önerilmektedir (7). 5 g talk dozunun, efektif bir plöredez ve düşük yan etki açısından daha kullanışlı olduğunu bildiren yayınlar mevcuttur (8,9). Çalışmamızda 5 g’lık steril talk dozunu kullanmayı tercih ettik. Literatürde, plevranın karsinomatöz tutulumları arasında en sık görülenleri bronkojenik karsinom ve meme karsinomlarıdır. Bunları GİS, over, endometrium neoplazileri izlemektedir (10). Bulgularımızda, erkeklerde bronkojenik karsinom (26 hastadan 19’unda, %73) ilk sırayı alırken (en sık adenokarsinom), kadınlarda ise meme karsinomu (14 hastadan 7’sinde, %50) ilk sıradaydı. Genel değerlendirmede, malign plevral efüzyonlarda glikozun en düşük değeri 60 mg/dL ve LDH için bu değer serum değerinin %60’ının üzeri olarak alınır (11). Düşük plevral glikoz ve pH değerlerinin, sklerozan ajana yanıtı olumsuz yönde etkilediğine dair literatür verileri mevcuttur (12). Glikoz değerlerinin ortalama 20.6 mg/dL’nin altında olduğu olgularımızda da plöredez başarısızlığına rastlandı (dört olgudan ikisi). LDH’nin 1000 IU/L’nin üzerinde olduğu olgularımızda ise (yedi olgudan üçü) yine plöredez başarısızlığı izlendi. Sonuçlarımız bu anlamda literatür verileri ile uyumlu idi. Ancak ampiyem olgularında talk ile %100 başarı bildiren veriler de mevcuttur (6). Birçok plöredez ajanı plevral boşluğa verildiğinde ağrıya neden olur. Ağrının derecesi her hastaya göre değişir. Talk plöredez öncesi analjezi uygulandığını bildiren bir çalışmada hastaların %34’üne işlem sonrasında 8 saat daha ek analjezik dozu gerekmiştir (13). Başka bir çalışmada ise bu oran %7 olarak bildirilmiştir (1). Bizim çalışmamızda ise, 40 olgudan 8 (%20)’inde plöredez sonrası ağrı geliş- Solunum Hastalıkları 2004; 15: 22-26 miş, iki olguda ağrı çok şiddetli olmuş ve yüksek doz analjezik sağaltımına gereksinim duyulmuştur. Ateş yükselmesi de talk uygulamaları sonucu sık görülen bir durumdur (1). Tüp torakostomi yoluyla yapılan talk plöredez sonucu %16 ile %69 arasında görülebildiği bildirilmektedir (13,14). Bizim çalışmamızda bu oran %17.5 (yedi olgu) ve 38.5°C’yi aşmıyor idi. Solunum zorluğu ve öksürük sık rastlanan semptomlar olmamakla birlikte, 2 (%5) olgumuzda gelişmişti. Ampiyem ve lokal yara infeksiyonları genellikle az görülen ve literatürde %0 ile 11 arasında değişen oranlarda belirtilmektedir (15). Kardiyovasküler komplikasyonlar arasında aritmi, kardiyak arrest, miyokardiyal infarktüs ve hipotansiyona rastlandığı bildirilmektedir (13,1517). Akut solunum zorluğu sendromu talkın önemli yan etkilerden biri olup araştırmalar bu etkinin doza bağlı (5 g’ın üzerindeki dozlarda) olabileceğini belirtmektedir (13). Bizim çalışmamızda bu tür komplikasyonlar izlenmedi. Talk, diğer ajanlara göre plevral aralıkta yaptığı adhezyon ve obliterasyon yönünden birçok avantaja sahiptir. Tetrasiklin, son yıllarda büyük ilgi görmüş ve sklerozan ajan olarak oldukça yaygın kullanılmıştır. Ancak etkinliği ortalama %50 olarak saptanmıştır (18). Yine sık kullanılan bir ajan olan bleomisinin etkinliği de %65 olarak belirtilmiştir (18,19). Ayrıca bleomisinin tüm vücuda dağılması sonucu sistemik toksisitesine rastlanabilir. Bu yönden hem etkinlik hem de maliyet açısından bu ajanların plöredez için uygunluğu tartışmalıdır (6). Kinakrin kullanımı sonucu %80 gibi bir başarı sağlanmıştır, ancak komplikasyon oranı yüksek bulunmuştur (20,21). Malign plevral efüzyonları kontrol altına almada talk, diğer ajanlarla birlikte, birçok çalışmada karşılaştırılmıştır. Bleomisin, tetrasiklin, mustine, kinakrin ve yalnızca göğüs tüpü uygulaması ile karşılaştırıldığında talk plöredezin üstünlüğü ortaya çıkmaktadır (13,15,22-25). Yüzotuzbir olgunun incelendiği bir çalışmada başarı oranı %91, 44 olguluk bir çalışmada %93 ve 169 olguluk bir çalışmada ise %84 oranında tüp torakostomi yoluyla talk plöredezin başarısı bildirilmiştir (1,6,26). Literatürde genel anlamda talk plöredezin başarısı %85 ile %95 arasında değişmektedir. Bizim çalışmamızda talk plöredezin başarısı kümülatif %92 olarak saptanmıştır. Nüksler ilk 30 günde gerçekleşirken, 60 ve 90 günlük izlemlerimizde nükse rastlanmamıştır. 25 Gürsoy S, Usluer O, Yaldız S, Yazgan S, Ülgan M, Başok O. Sonuç olarak; literatür verileri ile karşılaştırıldığında, asbest liflerinden arındırılmış steril talkın, malign plevral efüzyonların takibinde güvenli, etkin ve iyi bir palyasyon oranına sahip ajan olduğu saptanmıştır. Hem plevral yüzeylerde oluşturduğu başarılı adhezyon, hem yan etki profilinin nispeten düşüklüğü, hem de maliyeti yönünden talk uygulaması, malign plevral efüzyonların takibinde, seçkin palyasyon yöntemi olarak ortaya çıkmaktadır. Uygulama öncesi alınan plevral sıvıda glikoz ve LDH ölçümü de bize plöredez başarısı açısından fikir verebilir. 13. Keneddy L, Rusch VW, Strange C, et al. Pleurodesis using talc slurry. Chest 1994;106:342-6. KAYNAKLAR 18. Ruckdeschel JC, Moores Dlee JY, et al. Intrapleural therapy for malignant pleural effusion: A randomized comparasion bleomycin and tetracycline. Chest 1991;100: 1528-35. 1. Walker-Renard P, Vaughan LM, Shan SA. Chemical pleurodesis for malignant pleural effusions. Ann Intern Med 1994;120:56-64. 14. Almind M, Lange P, Viskum K. Spontaneous pneumothorax: Comparison of single drainage, talc pleurodesis and tetracycline pleurodesis. Thorax 1989;44:627-30. 15. Fentiman IS, Rubens RD, Hayward JL. A comparison of intracavitary talc and tetracycline for the control of pleural effusions secondary to breast cancer. Eur J Cancer 1986;22:1079-81. 16. Ohri SK, Oswall SK, Towndsend ER, Fountain SW. Early and late outcome after diagnostic thoracoscopy and talc pleurodesis. Ann Thorac Surg 1992;53:1038-41. 17. Todd TRJ, Delarue NC, Ilves R, et al. Talc poudrage for malignant pleural effusion. Chest 1980;78:542-3. 2. Bethune N. Pleural talc poudrage a new technic for the delibrate production of pleural adhesions as a preliminary to lobectomy. J Thorac Surg 1935;4:251-61. 19. Hamed H, Fentiman IS, Chaudary MA, Rubens RD. Comparison of intracavitary bleomycin and talc for control of pleural effusions secondary to carcinoma of the breast. Br J Surg 1989;76:1266-7. 3. Hanrahan EM, Adams R, Klopstock RJ. The role of experimentally produced intrapleural adhesions in extrapleural pneumonolysis and in the prevention of surgical atelectasis in animals. Thorac Surg 1941;10:284-99. 20. Gellhorn A, Zaidenweber J, Ultmann J, Hirscberg E. The use of atabrine (quinacrine) in the control of recurrent neoplastic effusion. Dis Chest 1961;39:165-76. 4. Singer JJ, Jones JC, Tragerman LJ. Aseptic pleuritis experimentally produce. J Thorac Surg 1941;10:251-83. 5. Chambers JS. Palliative treatment of neoplastic pleural effusion with intercostal intubation and talc instillation. West J Surg Obstet Gynecol 1958;66:26-8. 6. Dov Weissberg, Ilan Ben-Zeev. Talc pleurodesis: Experience with 360 patients. J Thorac Cardiovasc Surg 1993;106:689-95. 7. Harley HRS. Malignant pleural effusions and their treatment by intercostal talc pleurodesis. Br J Dis Chest 1979;73:173-7. 8. Wegman DH, Peters JM, Boundy MG, Smith TJ. Evaluation of respiratory effects in miners and millers exposed to talc free of asbestos and silica. Br J Ind Med 1982;39: 233-8. 9. Aelony Y, King R, Boutin C. Thoracoscopic talc poudrage pleurodesis for chronic recurrent pleural effusions. Ann Intern Med 1991;115:778-82. 10. Jones G. Treatment of recurrent malignant pleural effusion by iodinized talc pleurodesis. Thorax 1969;24:69-73. 11. Gázquez I, Porcel JM, Vives M. Comparative analysis of Light’s criteria and other biochemical parameters of distinguishing transudates from exudates. Respir Med 1998;92:762. 12. Good JT Jr, Toryle DA, Sahn SA. The pathogenesis of low glucose, low pH malignant effusions. Am Rev Respir Dis 1985;131:737. 26 21. Larrieu AJ, Tyers GFO, Williams EH, et al. Intrapleural instillation of quinacrine for treatment of recurrent spontaneous pneumothorax. Ann Thorac Surg 1979;28:14650. 22. Weissberg D. Bleomycin and talc for the control of pleural effusions. Br J Surg 1990;77:995. 23. Fentiman IS, Rubens RD, Hayward JL. Control of pleural effusions in patients with breast cancer. Cancer 1983;53:737-9. 24. Spector ML, Stern RC. Pneumothorax in cystic fibrosis: A 26-year experience. Ann Thorac Surg 1989;47:204-7. 25. Sorensen PG, Svendsen TL. Treatment of malignant pleural effusions with drainage, with and without instillation of talc. Eur J Respir Dis 1984;65:131-5. 26. Adler RH, Sayek I. Treatment of malignant pleural effusion: A method using tube thoracostomy and talc. Ann Thorac Surg 1976;22:8-15. Yazışma Adresi Soner GÜRSOY İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Göğüs Cerrahisi Kliniği İZMİR Solunum Hastalıkları 2004; 15: 22-26
Benzer belgeler
İntraplevral Uygulamalar - Güncel Göğüs Hastalıkları Serisi
efüzyonlu hastalarda %88’lerde, pnömotorakslı hastalarda ise %93’lerde olduğu bildirilmiştir. Yan etki
profiline bakıldığında en sık yan etkinin göğüs ağrısı
olduğu, ARDS gibi ciddi yan etkilerin g...
Tekrarlayan Torasentez, Tüp Torakostomi, Kimyasal Plörodezis
gözden geçirilmiştir. Bu derlemede 2010 yılında yayınlanan BTS (British Thoracic Society-İngiliz Toraks Derneği)
Plevra Hastalıkları Rehberi’nin önerilerine değinilecektir.
Anahtar Kelimeler: Plevr...
PDF - Solunum Hastalıkları
Kliniğimizde 2002-2003 yılları arasında malign plevral efüzyon tanısı almış 40 olguya talk plöredez uygulanmış ve palyasyon oranları belirlenmiştir. İşlem öncesi intratorasik sıvıdan glikoz ve lakt...
108-113 malign mezotel
Soner GÜRSOY, Ozan USLUER, Sadık YALDIZ, Serkan YAZGAN, Metin ÜLGAN, Oktay BAŞOK
Tüberküloz Plörezi Olgularının Özellikleri
Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi
Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Ocak 1998-Şubat 2001 tarihleri arasında tüberküloz plörezi tanısı alan 80 hasta retrospektif olarak incelendi.