1968
Transkript
1968
I
\
t a li
4èÊ
J
,* _ 4 r
I)
V . . n.
T
l
i
s
â
f t
J
■ »H
*
A
J
*
• J
i
I
«
*
J
/W
* à
? tJ
I
%
J
*
p
-f
¡F
)
A
T
* “
•
*
1
_ tr •
* «
/
f
A ,
,«•
¿
»
f
♦
»
I
V
f
t
t #
A
ê
s
Í-
I
..
■
»'
/,
'
»
r
àiw
;
► V i' V
I
. j «
HERKESİN
TERCİH
ETTİĞİ
DÜNYACA
NAMLI
EN KALİTELİ
KUMAŞ
t
#
m
V , a DEN İZ NAKIYATJ T.A.Ş.
G EN EL M ÜDÜRLÜĞÜ
‘¿D. B, TU R K ISH CARCO LIN ESi
İstanbul,
.Fındıklı, Meclisi Mebusan Cad. 93, 95,97
Telefonlar (Teîepfcone»}*
Ticaret Md. (Trade Dır,)'
Bag Acenta (Hcatl ql Ageıu y )
San (rat (Central)
Teîfffai (Cables)
Kod (Cude)
i M 38 72
: 10 46 20
: 44 17 70 (5 t a t )
DBCARGO 131
Ne» Boe
D. B. Deniz Nakliyatı Kontinant haltında
eemüeı ini tercih m enfaatiniz
yeni ve sü rat li gemilerle muntazam aflfeıîer
yapmalccadu*.
Yükünü n.B. Deniz Nakliyatı Komilerinde tanıta*
tifoca r zarar etme«
j j g D(.mz, Nakliyatı ge).E1ı biı*
tyıl 3.820.000 ton yüît 'taıjtdı.
D.P. Deniz Nakliyatı dıg.hatlarda yeni vo sür'afcli gemlllerlâmuntazun sefer aayıâiBi
çoğalttı.
T O E
TÜRK
?
OTOMOTİV
ENDÜSTRİLERİ
AŞ.
TÜRKİYE
ÖĞRETMENLER BANKASI
Y urt sathına yayslan
27 Şubesiyle
Her türlü bankacılık işlemlerinde emrinizdedir.
Apartman Daireleri
Tahsil Boyunca Aylık Gelir
Zengin Para İkramiyeleri
Vadeli her 50.-— iiraya. Vadesiz her 100.—
liraya b ir 'k u r ’s numarası
E N İYİ İS TİK B A L
* 0/06.5 FAİZ
„ APARTMAN DAİRELERİ
* ZENGİN PARA İKRAMİYELERİ1
TİİRKİYi
ÖĞRETMENLER BANKASI
TİİRKİYE EMLAK
M
KREDİ BANKASI
SAĞLAMLIĞI, SINAİ YATIRIMLARLA ARTAN BANKAMIZDA,
TASARRUFLARINIZ
EN İYİ ŞEKİLDE
DEĞERLENDİRİLİR...
Vadeli her 50,
vadesiz her 100
liraya bir ku r’a
numarası
J1
''V ,
•
•
SUMERBANK
^
şimdiden yapacağınız tasarruflarla
mümkündür.
A K B AIM K
Sabah
kahvaltınızda:
> K ;İ .
;-:İ
:¥ iiî
¡ V * 4 -i
■ f- fí1';
:¡ r-V -; ! 1
m M
U & a i/
Wm
:';7
W {
İ
om\
X
'
^
& r3
M . : ; , 'i ; £ ■
m
MADEN
ENEERji
BAHALARINDA MEMLEKET EKONOMİSİNE;
Vı
HİZMET EDEN /EGÂNE MÜESSESEDİR;
BAMBÍACiLBiC
ELOKTROÜTİK BAKIR VE MÂMÜLLERİ A. Ş.'‘
¥ ^ : ‘.
TESİSLERİNDE YAPILAN MAMULLER
PİRİNÇ
BAKIR
>
ÖRGÜLÜ TELLER
10 mm* Kesitten itibaren
ÇUBUKLAR
Yuvarlak - Altı köşe
SOM TELLER
0.20 mm. kalınlıktan itibaren
BORULAR
6 mm. - 65 mm.
LAMÂ
Muhtelif 0 İ)atta
TELLER
Muhtelif çaplarda
ve çubu klar
BORULAR
8 mm. - 65 mm.
ALÜMİNYUM İLETKEN
ve ,
ÇELİK NÜVELİ ALÜMİNYUM İLETKEN
/£ "\ R Â B A K
9ALÜMİNYUM LEVHA VE DİSK
1
(Her kaimlik ve çapta)
I GÖZ TAŞI - BAKİR SÜLFAT ||
M E M l& k İÎ İH T İY A C I A R TT IK Ç A TE S İS LE R İN İ G EN İŞLETM EK
^ S U R E T İL E Y U R T H İZM ETİN D E G ÖR EVİN İ Y A P M A K T A D IR .■
NE İŞTEN NE DİŞTEN, YALNIZ
G
İ
M
A’
-
•
YAPILAN ALIŞVERİŞTEN ARTAR
74
TÜRKİYE
^
BANKASI
s>-
YENİ
MEZUNLARI
TEBR İK
EDER
BAŞARILAR
DİLER.
l
TÜRKİYE
PETROLLERİ
i-,V :'
i : ? : s i' '
t ü r k Iy e
petroller! a n o n îm
o rtakuği
Y U R D U M U Z D A PE TRO l A R A M A K , B U L M A K . RAFİNE ETMEK,
63 2 6 S A Y R I PETRO l K A N U N U M U Z D A Y A Z ıü 8Ö T Ü N
IŞ I EMLERİ Y A P A R A K KE NO I V E Y A B A Ş K A L A R IN D A N A LD IĞ I
PETROL VE PE TRO l M A H SU LLER İN İ D E P O LA M A K
¡NAKLETMEK, S A T M A K VE BU A M A Ç L A R L A
'l ü z u m l u TESİSLERİ İN Ş A ETMEK M A K S A D I ¡16
KUR U LM U Ş VE BU Y O LD A BÜ YÜ K MESAFELER
KATEOEREK YURT K A L K IN M A S IN D A BİR İN C İ DERECEDE
ROL O Y N A M IŞ M İLL İ 8 İR ŞİRKETTİR
YURT EKONOMİSİNİ
ÖNEMLİ KAIKlABBâ
BULUNAN
BÜYÜK KURULUŞ
72
1 - * ■i
t ü
ü t #
!§ .
İSli
* * ■ 1
«
' Ş iî
Sayın Öğrenci; sizde bu ik ra m i
yeyi kazanabilm ek için T ü rk iy e
V a k ıflş r Bankasında en az vadeli
ve SOOliralı'kbirhesap açtırınız.
ıM M l
M M I
I r a
«B essa
■TSBSS
s a
EVDEN
EVE
BÜTÜN
DÜNYAYA
ı
M. A L İ
TUZCUOĞLU
ESKİ
Bİ R M Ü L K İ Y E L İ
OLARAK
YENİ
M E Z U N L A RA
BASARILAR
/
Dİ L ER
•
:V , ^■:;,h ^
'^/yH.i;• :i.-î:i:v^ ;:
■'' ı.;i■„-■;■î; ^îvî;' M':^^,l^;;-:r ;;; '
U
•.1:.;i:;■v'■■:-í'rîrï'j:!']!■■■S:!İİ]İ^-;^ '-İ^ .-Îİ'Tf-:í !:;:.ifi^İİ1İ--;l^
k;î:^
:
m
-:¡¡' ^ i : ? Í l;- ' ■>:■ ^
:îsi’î ^ v¡--i:: -.r£ '^ :T.v£
:y-V
LÍr!^:
-■■;->:-Vsy
m
:;í:Í ¿ î * '
.... ................ i i i i a i i i i i i i
^
■i . *':)!v!'' *;.
'&■
■'!
lí S í 'j :
m
W
■■W'.
■¡!:,i ,' : ,:‘
Sñf
■'>.:’
’. i:::.
m
v ; *■
?M
Wí..;m
1 1
y.*:;': '
" :í:i!'.’
:--iK
w .
.■,i <
*;&■■■ . ■
:';r:::
é
M
hh
i ;'f" : : 'n
i-'tf
H .: '
:& m \
Ai1
..-. :;'v V
!,V
v ittj
]}■;,'■ §
■ •■
' .. ' J-: ;■
'é:'M
S
N İ
•* •
' i\
k
: ( M
ATEŞ BALKAN
ERDAL GÖLCÜKLÜ
Türkiye'de inci avlama şansına erişen
tek balıkçı olan Ateş, bundan ötürü ne
kadar iftih a r etse azdır.
1944
Ekimin'de Muğiada «Acaba iyi
b ir iş yapıyor muyum?» kuşkusuyla dün
yaya geldi.
Ankara otellerinin demirbaş müşte
rilerinden olan Ateş, M ülkiye'nin en sırıtık kerferindendir,
Mülkiye'ye gelenedek Muğla'nın tadı
nı alamadı, sonradan Marmaris'te yaban
cı turist kız tavlamak rüyalarıyla yaşadı.
Gıda rejim ine pek meraklı olup meyva suyu ve süt tüketicisidir.
Kıyafet Balosunda mihrace giysisi ile
ve aldığı kesmeler yüzünden dedikoducu
çevreleri uzun süre meşgul etm iştir.
Siyasi Şubenin bu saf çocuğuna inci
kadar değerli ve aydınlık b ir gelecek di
leriz.
Kazgan'nın
kâğıt.
=
notu : CAAAART
kaba
Gerekli gereksiz, söylenen söylenmeyan b ir sürü yardımcı kitabı da kapsıyan
Erdal'ın ders malzemesi arasında önem
li yeri işgai eden b ir kitapda «halterle 10
derste vücudunuzu nasıl üçgenleştirirsiniz»dir.
1968 MEZUNLARINA
=
C A G R I
M
•o .
^
HER YIL EYLÜL AYININ 9. UNDA
ANKARA'DA İSENİZ MÜLKİYELİLER
BİRLİĞİNDE, İSTANBUL'DA İSENİZ
"K
İM E N E
DE
BULUŞALIM
SAAT : 19.00
s
ENGİN TÜRKER
BARLAS ÖZENER
FERHAT ATAMAN
«Karate» sporunun Ankara temsilci
si sanar kendini, amma b ir vuruşta de
ğil tuğlayı, 3 2 'lik b ir desteyi biie kırdığı
görülmemiştir.
Sek votka çekip, İstakoz gibi kızarması ile ünlüdür. Briç, poker gibi kâğıt
oyunları yanında, b ir de matrak kâğıt fa
lı bakma merakına düşmüştür.
«Tatlı Hayat» düşkünü Barlas'ı, dileriz Londra, Paris, Roma kucaklar, harici
yeci olunca.
Engin sessiz sedasız son sınıfa dek
geldi. O zamana kadar Engin'ciğin en önemli özelliği aşırı (pardon o aşırılıktan
hoşlanmaz) efendiliği ve derslere her sa
bah muntazaman 15 dakika geç kalma
sıydı.
Son sınıf birçokları gibi onu azdırdı.
Onu biiem azdırdı yani. Uiusal artık'tan
Fes-Kom'a girdi, Albüm'ün başkanı, Kazgan'ın da sansürcübaşısı oldu. Eiinizdeki
Kazgan namusluysa, kabahat onundur.
Öyle azgın bir sansürcü oidu ki, şey
yaparken çekilen b ir resmini Kazgan'a
koydurtmadı. Ama bu günahlarının ke
faretini, sınav günlerinde derslerini bıra
kıp Kazgan'a koşuşmakla Ödedi.
Son bir-iki ayda Baskın'ın etkisiyle
«Eşek, sen de!» gibi küfürler de öğren
meye başlıyan Engin, birinci smıf res
samdır. Dekan Aziz Köklü'nün kapaktaki
resimleri benzetememesine «Kıskanıyor,
noolacak» demiştir.
Son smifa gelenedek sap gezen Böcünün saplık canma yetmiş olacak ki b ir
denbire Siyasinin başına enişte kesiliver
di. Arkadaşları arasında sempatiküği ile
nam salan Böcü ayrıca diskoteklerin ve
bilumum gece kulüblerinin amansız müş
terisidir.
İyi b ir hariciyeci
olacağına inandı
ğımız Böcüye neler neler dileriz.
ALANOR OLALI
Güzel giyinişi, ağır başlılığı ile dik
kati çeken ve Siyasi'nin en ince görünüş
MENGÜ BÜYÜKDAVRAZ
lü kızı olan Alanor'a ister,
istemez «Sı
rık» lâkabı takılm ıştır.
Bahar ayfannının en sansasyonel ola
N o t: Sansür etmemesi için işbu bi
yografi kendisinden gizli baskıya veril
m iştir.
yının
iki
kahramanından
«m utluluk buna derler!»
biri
olarak
adlı b ir Türk
film in in çevrilmesine konu olmuştur.
Gelecekte b ir sefire de o olacaktır.
ÜLKER HAZNEDAR
Son sınıfta gerçek aşkı bulup,
ken
dinden geçen «Hoca »m iz, bu aşk yüzün
den en b ü yü k^m ^a h olan «Hayvan ka~
tillîği»nden vazgeçmiş, «Kanarya» yetişti
riciliğine başlamıştır.
Yüzünden tebes
süm eksilmez hiç. îyi b ir koca,
hariciyeci olacaktır, mutlaka.
iyi b ir
AHMET BAŞAR
luğunu Johnson'un çiftliğindeki hayvan
çeşitlerini bütün ayrıntıları ile öğrenmiş,
pratik zekâsını geliştirmek için de-seks
kitaplarına merak salmıştır. A m pirik bil
giler babında Koray'm çifte İngiltere ma
cerası ünlüdür. Trenden iner inmez, na
sıl Mery'nin yatağına düştüğünü anlatır,
ağzının suyu akar yatak ıslanır.
CEM DUNA
4 Siyasi'nin bu
lara yatan yakışıklı
da ikinci sınıfın en
en yakışıklı enişte
en entellektüel ayak
çocuğu aynı zaman
alımlı kızı sayesinde
unvanını da almıştır.
Eniştesi Göksel Arsoy'un film setin
de aşna fişne sahneleri hiç kaçırmaz. Bu
arada isminin yanlışlıkla geçtiği Ses mec
muasının o sayısını bütün satıcılardan
toplayıp Cebeci'de meccanen dağıtmıştır.
Koray son.zamanlarda judoya merak sal
dı. Sebebini sorunca «Kızlardan korun
mak için abı» diyor.
Hangi kızları hanguioplantıya götürece
ğini bilmeyecek kadar «kızlar enflâsyo
nu» içinde ftulunan Ahmet, ayrıca oto
m obilleri yanlış yere park etmekten do
layı da Ankara tra fik polislerinin baş be
lâsı ve yağcısı kesilm iştir.
Kasıntılığı b ir yana ayrıca rahat ve
dengeli yürüyebilmek için sol cebinde b ir
25 kuruşluk taşıdığı rivayet edilir. Tam
b ir kapitalist çocuğu olan yakışıklı Ah
met'e iyi b ir hariciyeci olması için başa
rılar dileriz.
l«j>RAY OBEN
Sert görünüşünün altında francala
gibi kalbi oian Koray'ımlz iyi niyetinden
dolayı arada sırada yani ayda b ir banko
işletilir. Hiç kimseyi işietemiyenler asis
tanlıklarını Koray üzerinde yaparlar.
«Dışarı yollasınlar da, isterse kavas
olayım abi» diyen Koray'ımızın en fazia
merak ettiği üike GrÖniand'dır. «Mühim
olan insanlık ve m isafirperverliktir abi»
diye ilâve eder. Onun boyu ile mütenasip
b ir Ambassador olacağına güvenimiz son
suzdur.
«Abi» ve «Anormal» sözcüklerin M ülki
ye kamuoyuna lanse lanse eden Cem ay
rıca bütün oburluğuna rağmen ince gö
rüntüsü ile çelişmeye düşmektedir.
Bu yakışıklı ve kibar diplomat adayı
na başarılar dileriz.
ORHAN AKSOY
ATAMAN YALGIN
Tanıştıkları zaman, kendisine «amca»
diyen zevcesi Aydİl Hanım olmasaydı,
Orhan bugün Mülkîye'yi bitirm e (Dış tiearet'ten parayla ders alma şartıyla bel
ki; sİCı senelik Mali Şube tedrisine rağ
men iktisadi konulara aklının yatmama
sı cebinden bel i i o lu r) sevincini, böyle
kolayca tadamazdı.
Belçika'da Jacques Brel'i sesine hayran bıraktığını İddia eden «Orhan Bey»,
biriç oynarken yaptığı «show» ile Öztürk
Sotengil'e taş çıkartır.
Başarı kazanmamasının
tek nedeni,
her işe girme çabasında, sınavı kazana
rak Orhan'ın şansını kıran ak saçlı Fran
sızca m ütercim dir. Bu beyin b ir zaman
Yıl 1943, Türkiye harbin eşiğinde bi
zim koca oğlan da anasının beşiğinde.
Derken kocaoğlanın saçları hariç orası
burası gelişmiş, b ir büyümüş ama p ir bü
yümüş. Paşa babasınm himmetiyle Harbiye'ye girmiş, ta mTürk Ordusunun göz
bebeği b ir subay olacakken 21 Mayıs İh
tilâ li de kanına girmiş.
Koray Mülkiye'de entellektuei desin
ler diye F. 111 projesini teknik teferru
atıyla Ho Chi Minch'İn babasının çocuk
lar «Orhan Bey»in validesine talip iken,
lisan bilmediği için reddedildiği rivayet
terbiyeci lîğinden
tutun
da
lığa kadar yaptığı faaliyetlerle idame et
tiren ve de Göbekli Marul lâkabı ile ün
olunmaktadır.
Orhan'ın fe llik fe llik
Köpek
hayatını işportacılıktan her türlü tüccar
saklanmasına
salan Ataman ayrıca el attığı bütün cin
si lâtiflerden kazık yemesi ile nam sal
rağmen, İş Bankası'na gireceğini öğrenen
mıştır. Halen Siyasi'nin en azılı sapların
bu zat, şimdi de mali ve iktisadi yönde
dan olan Ataman hem hariciyeciliği hem
kendini hazırlamaktadır.
de asistanlığı b ir arada nasıl yürütebile
«Pollyanna» veya Hüsnü'nün hayatta
ceği hakkında durmadan kafa patlatmak
tahammül edemediği tek şey ciddi konu
tadır. Herşeye rağmen bu sevimli yaratı
lardır.
ğa başarılar dileriz.
i
ANDAÇ ATAK
Bir Şubat ayında diktatör olma he
vesi ile dünyaya gözlerini açan Andaç,
«H itler intihar etti ise ben doğdum» diyip o günden beri evde kimseye göz aç
tırmadığı b ir sırada, nişanlı i iği»-sert ka
yasına çarparak dikta rejimine son ve
rerek demokrasi ve hürriyet rejim ini
kurmak zorunda kalm ıştır. (Kazgan'ın
notu : M istir mı dersiniz?)
Şiddet taraftarı, Hitler hayranı arka
daşımız, tabiatın şiddetlerinden çok ürk
mekte, hele şimşekten çok korkmakta
dır. Bir zamanlar ufacık b ir böceğin önünde saatlerce titrediği ve gittiği korku
fil imlerinden sonra günlerce uyku uyu
madığı da rivayet olunur. Ellerinde sık
sık görülen çizikler ise bulaşık yıkamak
tan oimayıp sevgili kedisi Yumağın bı
raktığı izlerdir.
Sık sık ve bilhassa mübarek cuma
sabahları milletlerarası olayların gergin
liği içerisinde mide krizlerine uğrar.
Derslerde sıkıntısın! sağa sola bulaştır
madan da rahat edemez.
Uzun boyu ve İnce yapısı ile modern
tipin b ir örneğiin veren Andaç çekingen
liğinin ardında yatan sempatisini herkes
ten saklıyabilmiş ve bu nedenle, İnek
Bayramında kendisine «Kasıntı» sıfatı
takılm ıştır. Nasıl olsa Dışişleri aiİesîne gi
receğinden, IV Siyasinin Bakanlık im ti
hanlarını takmıyan yegâne kişisidir. Ni
şan halkasını geçirmiş ve yakında sola
takacak olan Andacımıza sonsuz m utlu
luklar dileriz.
RAŞİT GÜRÜN
Babaların babası, Raşit baba, bundan
senelerce önce 1941'de dünyaya gözleri
ni açmış. Koleji bitirdikten sonra, b ir ortadoğu macerasına atılan babamız, ne ol
duğunu anlıyamadan kendisini şaniı
Türk Ordusunun alımlı teğmenleri ara
sında bulmuştur. Bu kutsa! ocakta gün
düzlerini öğretmenlik, geceleri ise fotoğ
rafçı kovalamakla geçirmiş’ ve daha son
ra da Siyasal'ın İnek Tüllâbı arasındaki
yerini alarak, bu arada o da bütün bekâr
erkeklerin akibetine uğramış, «yağmur
dan kaçarken doluya yakalanmış» misali,
evin tahakkümünden kaçarken, bu sefer
de dizginleri Yengenin ellerine kaptırmıştrı. Şubat'tan sonra birşeyler oldu ona
favoriler uzadı. Ya saçlar artık arkaya
taranmasına son verilerek yana yatırıldı.
Yeni kompozisyonu ile Raşit, beyaz per
denin aradığı jönler arasına katıldı. Bü
tün bunların yengenin izni ile olduğunu
tahmin ediyoruz.
İşin şakası b ir tarafa, herkesin gıpta
edebileceği mutlu b ir yuvaya sahip Ra
şit babamızın, kendisine yakışacağından
emin olduğumuz Büyükelçilik makamını,
Yenge ve çocukları ile b irlikte paylaşma
sını dileriz,
ŞEVKİ KİRACI
REHA ATASAGUN
Bir Eylül ayında asık b ir suratla dün
yaya geiip b ir daha da güldüğünü kim
senin görmediği Reha, daha ziyade do
ğum günlerinde bu halini muhafaza eder.
Aksi b ir tabiatı olduğundan,-her şe
yin aksini söylediği gibi, daha dahileri gi
dip hep düşündüğünün aksini yapar. Cid
dilikten hiç hoşlanmayıp, «Ciddiyim» di
yenlere tepesi atar.
Kendi anlayışına güvendiğinden, sev
gisini kimsele belli etmeyip «Canım ken
dileri anlasınlar» der. Tek istisnası hiç
dilinden düşürmediği yiğenlendiK
Şahanenin en şahane saçlı kızı olma
sına rağmen, kendisi bunun kıymetini
bİİmiyerek
ders çalışırken teker teker
tepesinden çekiştirir. Deniz ve güneş hay
ranı olan Reha, her Mayıs ayında güneye
gider ve yine de Haziran'da sınıfını geçer.
Dışişlerine girinceye kadar kaidesiz
Palikarya Şevki Gümüjcüne'de doğup
büyüdükten ve Galatasaray'da kütüpha
neyi ihya ettikten sonra Mülkîye'ye ayak
bastı
Mülkiye'de Paiikaryalıktan Patriyotiuğa terfi e tti. Şaykayadis. Rumçadan
gayri güzei Fransızca da b ilird i. (Hatta
Türkçe'yi bile anladığı rivayet olunur.)
Şevki'nin derdi büyüktü, Yunanis
tan'a dönmeyince Cunta makamları afaroz etm iştir, Şevkimuyu. '
Şevki vatandaş olmak için müracâat
etti ki, o müracaat ediş. 4 yıldır, oyalıyorlar4Şevki'yi.
Şevki sakindir. Çok konuşmaz. Ama
coşar gezilerde, serhat türküleri döktü
rür. Tavuk g ^ i saat 20.30'da yatar, ho
roz gibi 4.30'da uyanır. Odada uyurken
mum bile yaktırmaz. Muazzam İnektir.
Velhasıl iyi patriyottur Şevkiyadis.
Bir de vatandaş olabilse Şevki. Sata
cak anasını ortalığın vaiîa,»
hayat yaşamak İstiyorsa da
halâ bunu
tatbik edememekten şikâyetçidir.
MEHMET CAN
FERYAL ERİM
cuğunu diplomasi çevresini
tatmin edebileceğidir.
ne derece
VEKAA YALDIR
Son aşkının tepmesiyle katır tepmişe
dönen Güneş, teselli aramak yerine abaza köyüne define aramağa gitm iş, köylü
lerin gece yarısı mezarlığa yaptfkları bas
kın sonucu çıkan silâhlı müsademede,
7:65 Smith Weston tabancasıyla 40 mer
mi yaktıktan sonra, dere içinden 6 saat
yürüyerek kaçabilmiştir.
İncesu'da oturmağa başladıktan son
ra, etrafa posta atmayı huy edinen «Apt i»nin son günlerde çok üzüldüğü nokta,
saçlarını kestirdiği zaman kızlardan iş alamamasıdır.
SUMRU AKINCI
Arnavutî^öy Kız Koleji'nden gelen
arkadaşımız açık sözlülüğü ve Paris'e
olan hayranlığı ile tanınır. Kavun yemeye
karşı oian antipa tisin i Mülkiye'de de
sürdürmüştür. Modern yaşayış tarzı ve
kültürüyle memleketin drş politikasını
etkilemeyi m uvaffık görmüşse de son
zamanlarda bunu kısa yoldan başarmayı
gaye edinm iştir. Sefirlerimize duyurulur.
Fakültenin en cici kızlarından b iri olan Suımru, sevdiklerini adam edicem di
ye yıllarca kahırlarını çekip, b ir anne gi
bi onları beslemiştir. Ancak bunların ya
nında, bütün kapris ve kahırlarını H il
mi'ye çektirm ektedir.
Kendisi arkadaş toplantılarının ara
nılan b ir simasıdır. Ancak toplantılardan
sonra evine kadar götürülmesi çok önem
verdiği b ir hareket ( I) kuralıdır.
GÜNEŞ ALTAN
«Ben Viski'den başka şey içmem» de
yip de ispirto-pepsi-cola karışımını viski
^ Annesi, güneş doğduktan sonra hâ
mileyken Pinokyo okuduğuna pişman oidm ama, b ir yandan da, Midas'm kulakla
rını hatırlayıp, oğlunun b ir m ito lo ji kah
ramanına benzeyişiyle teselli buldu.
diye lıkır lıkır içmesi dillere destandır.
Ayrıca
beatnikler yardımcı oldu. Sen Jozef'İ kar
dinal pistonuyla bitiren «Apti», Mülkiye'de son hakkına girdiği sınavların so
nuçlarını Avusturalya'ya göç hazırlıkları
sırasında öğrendi.
Ankara'da Cüzzam Enstitüsünde yap
tığı tercümanlık devresinde edindiği tü r
lü çeşitleri tecrübelerden sonra Baîkanlar'ın en iyi Fransızca bileni iddi asîyle or
taya çıktı.
Merakımızı mucip oian nokta, Yenikapı sahil gazinolarında, alaturka müzik
sefalarından büyük zevk alan, huzur ço-
Siyasi Şube'nin sosyabilitesi az
kızlarından bazılarını himayesine alıp da
toplum içine sokması Vekaa'nın sevap
, «Sarkık», Çorlu'da doğdu, Uzunköp
rü'de büyüdü. Kışın Sen Jozef'deki ma
nastır eğitimiyle, yazın Uzunköprü'deki
serâzâd yaşantı arasındaki çelişkinin do
ğurduğu intibaksızlığı zekâ yapısı dahi
bugüne kadar Önleyemedi.
Moda ve Uzunköprü sosyetelerinden
edindiği aşk bilgilerini evdeki hizmetçide
uygulamayı deneyince, pederi Aİİ Rıza Efendi'den ilk boks' derslerini aldı. Aşkta
evrimine Sultanahmet ve Kumburgaz'da
Ankara Koleji'nin bu havalı kızı Müikiye'ye ilk girdiği sene EZELİ arkadaşın
dan vazgeçip aristokrasiye eğilim göster
meye başlamış, bunun pratiğini de «Ben
Nakcihan Prensiyim» diyen b ir GİRAY'la yapmıştır.
hanesine yazılacak b ir olaydır.
«Diplomat olsun da nasıl olursa o l
sun» diyen arkadaşımızın Ailah gönlüne
göre versin.
Kendisine
atılan ayakları
çok usta
bit- şekilde kırar. Hiç birşey yapamazsa
küsüverir. Çok usta olduğu ikinci b ir ko
nu ahçılığıdır. Yum urta pişirmekte yep
yeni b ir sistem buraka, sahanda yum ur
tayı yağsız pişirm iş ve ahçıiık
tarihine
adını altın harflerle kazıtmıştır. (Y um ur
tayı sahandan).
Arkadaşları ile çıktığı yemeklerde iş
tahsızlığını bahane ederek yemek yeme
mesi buna mukabil
büskivileri
yurttaki odasında
birer ikişer atıştırması riva
yet olunmaktadır.
İleride
çok iyi b ir sefire olacağına
inandığımız Sumru'nun hayatı boyunca
mesut olmasını temenni ederiz.
MERTOL GÖKSOY
ama başka m illetlerin vatandaşlarını
Fransızlara tercih etti.
Mülkiye'nîn 1302 öğrencisi içinde
kantinin nerede olduğunu bilmeyen tek
talebedir.
Ev işlerinden pek hoşlanan, girdiği
her yeri düzene sokan bu becerikli ha
nım hanımcık kızımıza «Yeni Düzen»den
hoşlanan b ir genç Hariciye'ciyle m utlu
luklar dileriz.
ALEV KILIÇ
— ■11 derece soğukta «Kara Kartalları»
seyretmeğe gitmiş. Cumartesi Konserle
rini ve Devletler Hususi Hukuku Dersle
rini devamlı takip eden ender öğrenciler
dendir. Armaoğlu'nun Milletlerarası Ak
tüel Meseleler dersinde konuşma kabili
yetini arttırm ak için hher hafta Econom
ist okuyan Çmar son zamanlarda Dış İş
lerinden kim i görse Bakanlığın havasını
soruyor ve diğer lüzumlu bilgileri edini
yor.
AYSEL TEZCAN
TÜLÂY NAKOMAN
Tüm Karşıyakalılar gibi Tüiây da
Mülkîye'mtzin popüler tiplerîndendir. Bu
esmer güzeli hatun 4 yıl boyunca kendi
ne atılan ayaklan kırmış, onun için b ir
çok kuyruk acısı olanların hücumuna
maruz
kalmıştır.
Hele İstanbullu b ir
Kıbrıs'tan Şahane'ye
transfer olan
Aysel son sınıfa gelenedek pek az kişinin
müteahhit oğlunun ayağını «Senin yayn
tanıdığı b ir arkadaşımızdı. Son sene ise
kaç, sınıfın ne, ben III. Siyası'deyi m» di
çevresinde güzel giyinişi, diğer vatandaş
yerek kırması ünlüdür.
larına nazaran türkçeyi çok daha güzel
Ama diyeceksiniz kİ, hiç mi kusuru
yok bu hanımın? Yokİ Ama onu çekemı-
konuşması ve de hanımefendiliği ile te
mayüz etti.
yenler bazan seiâm verip bazan verme
diğini, «Dün akşam selâmıma neden mu
kabele etmedin?» diye sorulunca
da
Halen b ir M üikiye'li
abimiz ile ni
şanlı bulunan Aysel'e ileride m utluluklar
dileriz.
«Göz kırptım , görmedin mî?» diye cevap
Aynı saatte 3 kişiye randevu verip
b ir dördüncüyle buluşması olağandır.
Ektiği üç kişiye ileri sürdüğü mazeretle
rin inandırıcılığı, iyi b ir diplomat olaca
ğının işaretidir. Bulunduğu odada bira
şişesi açılınca başı dönen, diline alkoî
molekülü değince «Öf be, ne içtik» diyen
Alev, karşı cins hakkında teorik bilgile
verdiğini söylüyorlar.
Yalan tabiî.
Siz
inanmayın.
ÖMER KÜRKÇÜOĞLU
yönden çok «acti
Ankara Kolejinden 1. likle mezun o-
ve» b ir arkadaştır. Türkçe ve İngilizce'yi
Kendisi «social»
lunca, değerinin en iyi anlaşılacağını tah
min ettiği ve kendinden önce nice inek
ler beslemiş olan Mekteb-i Şahane'ye gi
rip girmemekte kararsızdı. Fakat o sene
riyle ünsalmıştır. Yeni beyaz arabası İle
Bağdat caddesinde 4 ay çapkınlık turla
rı attığı halde cins-i iâtîfin dikkâtini an
cak b ir Belediye otobüsüne arkadan tos
ladığı zaman çekebilmiştir.
fakülteye yeni sıralar sımarlandığını du
yunca...
Bundan sonra 1. ve 2. sınıflarda sevgili
sırasından sadece hademenin süpürgesiy
le gözüktüğü zamanlar Jet Turizm'deki
İstiab. haddi, azami 2,5 kiği olan san
dalından bahsederken «50 beygirlik mo
torunuz varmı» diye sormayı prensip
edinmiştir. Mülkiye'nîn Siyasi görüşleri
ni dikkate alarak Amerika sözünü ağzına
almayıp «Ben oradayken ............... » di
ye lâfa başlayan Alev sene sonunda 9 o r
talama tutturunca «Aaaa hiç te çalışma
mıştım» diyecek kadar gizli inektir.
yerini almak üzere kalkmaya başladı. Si.
t
sındaki iktisadi, scısyal ve siyasi bağlılı
ğın da sonu oldu. Teneffüslerde insan arasına çıkmaya başladı. Ömer bu müba
rek 3 Siyasiye geçtikten sonra Mersin'e
gitmeye başlamış. Ortanın solundan sa
yepyeni b ir dil doğurmuş ol
makla ne kadar övünse azdır.
ÇINAR ALDEMİR
N o t: Ttüây'ın İngiltere'den aldığı be
62
.
yasi Şubeye girmesi Omer ve sırası ara
karıştırıp
Çmar'a sormuşlar «Hayatta en sev
diğin üç şey nedir» dîye; «Beşiktaş, Be
şiktaş,Beşiktaş» demiş. Yine söylendiği
ne göre Siyasi'nin bu şifa bulmaz Beşik
taşlısı 41 derece ateşli b ir hasta îken
A rtık Ömer b ir M ülkiye'liydi.
ğma kaymıştır. Sebebini sorun, «— Dos
tum...» diye uzun uzun başlasın anlatma
ya.
yaz pantalonları görmek bahtiyarlığına
Arkadaşımız şu aralar rahat b ir kol
erîşemiyenîer ne kadar üzülseler yeridir.
tuk aramaktadır. Bu konuda bilgisi olan
Ancak öbür K arşıyaka'lardan izahat is
ların hergün öğleden sonra Jet Turizm'-
teyip bu üzüntüyü azaltabilirler.
in yazlık bahçesine başvurmaları.
BASKIN ORAN
DARYAL BATİ BAY
Uyguladığı bütün rejimlere rağmen
kilosu hızlı b ir yatay büyüme içindedir.
Organik birleşiminde yağın fazla bulun
ması dolayısıyla herşeyde hemen su yü
züne çıkma özelliği göstermektedir.
Beleş viski bulduğu zaman gaionla
içen Daryal b ir keresinde daha fazla vis
ki alabilmek için midesinde yer açmak
isterken, bu işi ev sahibinin ve diğer da
vetlilerin gözleri önünd hemen oracıkta
yapmış, bütün yediklerinin davetliler ta
rafından b ir yanda hayret diğer yanda
dehşetle görülmesine sebebiyet verilm iş
Hariciyeci olmak dileği ile Müikiye'ye kapılanan Baskın, birinci sınıfta
başlayan ve hâiâ devam edegelen çıkın
tılımı ile nam salmıştır. Çiçeği burnunda
b ir AFS li iken diyalektiğin «Herşey dur
madan değişir...» kuralma uyarak dur
madan evrimleşmiştir. Öyle ya, Ameri
kan avukatlığı nire, F ikir kulübü nire?
Kendisi bu evrimleşmesiyle pek övünür.
tir. TRT'yi soyup soğana çevirenler ara
sında Resmî Gazete'de teşhir olunduğu,
gibi yaptığı çevirilerle haber sahiplerini
bile şaşkınlık içinde bırakmayı başarabil
m iştir. Amerika'lı kızıyla olan ilişkisi ti
pik b ir Türk-Amerikan ilişkisi haline
geldiğinden, hükümet politikasına aykırı
olsa da tam yerinde b ir kararla bu işi za
manında sona erd irm iştir. Şim dilik bü
rağmen son yılında Bahçeli Sonduraktan
gelen barbunya pılâktlere ve bu nefis
yiyeceklerin zarif ahçısına dayanamamış
tır.
tanımadığı cins-i lâ tif yok gibidir. Bu arada saati 40 kâğıda Türkçe ders vermek
gibi akla hayale gelmeyen nesneler icad
edip yolunu bulur. İçinde bilumum gerekli-gereksiz eşyanın (bu arada, b ir za
manlar merhum Rıfkı'nın) epey düzenli
b ir halde bulunduğu b ir odaya sahip oian Baskın, PTT'nİn fahri M ülkiye Jöton
bayiliğini yapar.
Son iki senesini Dış Münasebetler
Enstitüsünde asistan olma ayaklarında
geçiren bu İlginç kişi b ir bakarsınız ya
rın başımıza asistan oluverir. Onun için
eski devre arkadaşları kendisine şimdi
den postalarını atmaktadırlar.
Kendisi, Set Kafetarya'ya Ankara Palas'a gidelim diye tavladığı kızları, Hattuşaş, Gordion veya Göreme'ye götüre
cek kadar sem patiktir.
Üçüncü sınıfta son hakkını kullan
dıktan sonra sınıfını geçtiği zaman, kim
senin kalmadığını görünce «sınıf geçine
ninde tadı kalmadı» diyecek kadar kö
tümser, SBF Turizm Derneği kampında
yüznumara'ya gerek görmeyerek «tabia
tın çocuklarını bırakın taiattan diledikle
ri gibi yaralansınlar, çalılıklar nelerine
yetmiyor» diyecek kadarda pratik zeka
dan nasibini alan ender dostlanmızdandır.
Onu size biz değil şayet katılıyorsa
nız beraberce gittiğiniz gezileri daha iyi
anlatmıştır herhalde.
1945
yılının karlı b ir Şubat gecesi
nin şafağında Barçka'da b ir kız çocuğu
alaleceie dünyaya geldi ve ebeye «zahmet
etme ben ağlarım» deyip ağlamaya baş
ladı. Gel zaman git zaman Barçka'nın so
kaklarını dar bulmaya başlıyan Nesro
şoööle b ir Paris'e uzandı gezdi, tozdu.
Fransızcayı öğrendi. Fakat yaşı küçük
oiduğu için Fransız erkeklerinin tadını
tavlamanın ilm ini yapan Baskın, kazaklı
ğıyla övünür. İlk iki sene evlilik müessesesine karşı olmasıyla da tanınmasına
me ve işleme rekorlarının da sahibidir.
Müseccel İzm ir'li olmasına rağmen,
Ankara'da sübyandan kartoloşa kadar
Bir yaşından itibaren Türkiye dışın
daki turlara katılmış döne döne b ir hal
olmuştur.
NESRİN KORAY
Baskın Avrupa ve Amerika seyahatle
ri ile de ünlüdür. Maceralarını dört yıld ıran la ta anlata bitirem em iştir. Bu gezi
lerinden getirdiği slaytlar sayesinde kız
Kendisi halihazırda okul, kantin ve
yurt çevresinin en fazla şike yapan ve yi
yen fertlerinden olduğu gibi adam İşlet
Önce Ankara, sonra da Türkiye turlarına
başlayan pek aziz arkadaşlarımızdandır.
tün derdi bu ilişkinin geride bıraktığı
borçlan ve faizleri tamamen Ödiyebiiİngi İtere'deki çalışma kamplarında
yanığı faaliyetler ile ilgili bilgileri gizli
oturumlarda arkadaşlarına iletmeyi ken
disine vazife bijm iş, bu vazifeşînaslığı ar
kadaşları tarafından tam b ir ilgi İle kar
şılanmıştır.
Son senesnıde Dış Ticaret dersine
merak sarmış, on kere okuduğu notlan
İlk defa okuduğunu iddia etmek yoluy
la yeni b ir sayı sistemine Öncülük etme
ye başlamıştır,
m ektir.
ERGUN GEYİKDAĞI
Doğduğu gün Fransızca'yı Fransız
doktorundan birkaç gün içinde de İngi
lizce'yi hemşiresinden, ana dilinden önce
öğrenen, emeklemeye başlar başlamaz
tadamadan döndü. Sonunda da tabi
Mülkİye'ye geldi otourdu. Okulun açıldı
ğı ilk gün Mülkiye'de Siyasi Şubeden
başka şubeler olduğunu öğrenince ağzı
hayretten b ir karış açık kaldı. 2. sınıfın
yazında rüştünü İsbat ettiği için Fransa'
ya Fransız erkeklerini tanımaya g itti,
Adana'da b ir iki dönümlük b ir toprağı
vardır. Buna rağmen eski kâtipleri Ya
şar Kemal'i çok tutar. Fakültedeki iki se
nesinin tamamını 404 Peugeot'sunun ta
m iri uğrunda harcayan İsmet, karşı cins
le hızlı ilişkiler kuran mutlu kişilerden
dir.
ismet'in İsrail-BAC savaşı sırasında
ki derin üzüntüsünü İskenderiyeli bir
diibere atfedenler de vardır.
erkek Gürsel, Darüş-şafaka'nın Mülkiye'
deki son röprezantör'üdür.
Asistan olmayı en büyük ideai kabul
eden; bu sebeple sınıfta ilerlemesiyle
mütenasip oiarak Siyasal düşünce bagaj
ını hafifleten Gürsel'e verilmesi gereken
hediye, yeşil goziü, sarı saçlı, narin b ir
oyuncak bebektir.
FIRAT UZMAN
İkinci sınıfın eniştesi, sabık öğrenci
derneği başkammız, burjuva eğlentileri
deyip baloları ve çayiarı yazıları ile boy
kot ederken Gülağacı çe Çakın'a koştu.
Saatlerce merdiven başında başkaniçe'ye yalvarışları «kazak giyen erkek» un
vanını almasına sebep oldu. Aşklar be
nim neyime ben dağların çocuğuyum di
yen Uluç, yine de aşksız yapamıyacağına
karar verdi.
Fırat Hanım, Mülkiye koridorlarının
müdavimlerinin basında gelmekte ve bu
koridorizm sayesinde de sık sık, ay ve
güneş gibi tutulmaktadır. Kendisini ari
yan herkesi tereddütsüz ikinci kattaki
WC'lerin önüne gönderirseniz, aradığını
hazır ve nazır bulacağınızdan emin ola
b ilir. Şaşırdığınız tek nokta, senelerdir
aynı yerde durup da, nasıl o kokunun
üstlerine sinmediğidir?! Bu konuda yap
tığımız «Kokulojik» araştırma sonucu,
kalbinin çok temiz olmasının bu koku
ların üzerine sinmesine engel olduğu an
laşılmıştır. Mektebe kayıt olduğundan bu
ULUÇ GÜRKAN
ÇAVLAN SÜERDEM
M ilitan ruhlu, Amerika'nın Vietnam
Politikasının destekçisi, okula sağcı giv rip büyük gayretlere rağmen solcu olma
CAN ALP
dan çıkan Cavlan, Anavatanın Yavruvatan ve yavruvatan yavrularıyla ilişkile ri
Gözlerini dünyaya açarken «Maddeyi
ni geliştirmek ve yakınlaştırmak yolun
zorlamamalı, iş olacağına varır» diyerek,
kendisine hayatı boyunca rehberlik eden daki çabalan İie tanınır.
kaderci düşünce tarzını ifade ettiği söy
Bir mecmuada gördüğü çıplak kadın
lenmektedir. Can, Mülkiye'de ve lisede resminin yanındaki küçücük Miğ uçağı
daima başarılı geçen tahsil hayatını da resmine bakarak «Aman su dehşet şeye
bu düşünce tarzına borçlu olduğunu be bakın..» demesiyle mehşur olan Cavlan'
lirtir. İki yıl önce Antalya'da B,B, nin
¡n garip zevkleri arasında paraşütiü payurttaşı b ir cins-i lâtifle karşılaştığından
raşütsüz her türlü atlayışlar, kayaklı kaberi «Fransız gibi yâr, Antalya gibi diyar yaksız kayışlar, sulu ve kuru dağ sporla
olmaz» demeye başlamış ve aynı gavur
rı, b inicilik, atıcılık ve deniz sporları var
hanımının etkisiyle Fransızca ve arkeolo dır.
jiye olağanüstü b ir merak sarmıştır.
Hocalarla ilişkiler alanında «Sayın
Konya gezisinde yerlerde bulduğu plâstik
Hocamcıİık» felsefesini benimsiyerek
dondurma kaşıklarını ve beykoz üretimi
ş.İşe kırıklarını Roma eseri zammıyla «Asgari gayretle azami faydayı sağlama»
toplanması bu yüzdendir. Ayrıca, 1000
TL. ödiyerek ders almaya başlamış, fa
kat maddeyi çok zorladığı için vaz geç
doktrininin as elemanları arasına girm iş
tir.
Siyasi Şube
Altın
Çocuğu»,
Fermanında
«TRT'nin
«Komando
Tugayınm
yana tek b ir dersi asmamış ve mektebin
1967 yılındaki meşhur boykotuna da ka
tılmamakta ısrar etmiş, ama arkadaşla
rının ölüm tehdidiyle bu kararını değiş
tirmeye mecbur kalmıştır.
Gözbebeği», «4 Siyasî'nİn Baş Şahini»
Fırat abia'nm yakında İlahiyat Fa
kültesinden b ir asistanla nişanlanacağın!
duymuş bulunan Komitemiz kendisine
hayat boyunca başarılar ve m utluluklar
diler.
çok çalışkan olduğu söylenir.
GÜRSEL DEMİROK
Kızlara karşı aşırı sempatisi ile ta
nınan; her şubenin her smıfnda kalbini
vermeye elverişli b ir kız bulabilen fakat
bunu uygulama alanına koymaktan da
yak yemek korkusuyla çekinen tatlı-sert
60
olarak nitelendirilen Çavlan'tn üzerinede
araştırmalara
girişmekten
büfyük zevk
duyduğu, karşı cinsle ilişkiler konusunda
Koiej çevrelerine düşkünlüğü iie ta
nınan Çavlan'ın kendisini Şahane'nin en
uzun süreli macerasına sokan b ir «Childm iştir. Annesinden sağladığı biletlerle
arkadaşlarını operaya götürmüş, fakat
orada ilk kez takdığı papyon'un kelebe
ğe benzetilmesi, hayatta yediği en büyük
darbelerden biri olmuştur.
Çan'ın son günlerde Fransa'dan vaz
geçerek Kıbrıs'a gitmeye karar verdiği
gözlerinden okunmaktadır. .
land Made» mayına {kendi tabiri İte «tat
lı» sı) çarptığı yaygın söylentiler arasın
dadır.
4 Siyasi'nin büyük
tatavacılarından
olan Çavlan'a İdeal olan Hariciye'de ba
basının orduda sağladığı başarılan dile
riz.
SİYASÎ
SUBE
/
HÜNER TUNCER
tek başına ayağa kaldırdı» Öteki Şubeleri
hoşgörürlüğü ve sevimliliğiyle coşturdu.
Şimdiye kadar görülmemiş b ir şey, ilkkez olarak b ir kraliçeye tabiri caizse gül
suyu serpildi.
Mülkiye, Hüner gibi b ir kraliçe bu
luncaya kadar onun hatırlayactır. Bu da
pek olası görülmüyor.
zelliği ve çalışkanlığı yanında iyi b ir evhanımı olduğu da ortaya çıkmıştır.
*
Kibar ve iyi kalpli Canset'e saaddetler dilerken yakında gideceği dış ülkeler
de Türkiye'yi en iyi şekilde temsil edece
ğini çok iyi bilmekteyiz
NABİ ŞENSOY
ÖMER MADRA
Robert Kolej'den Şahane'ye transfer
olması ile haikalanıp evlenmesi b ir ol
muştur. İlk sene kaldığı yurtta gök gü
rültüsünü andıran b ir şekilde geğirip 38
kişiyi ödünü patlatarak uykusundan uyandırmış, bu nedenle de Onur K urulu
na verilm iştir.
Her ne kadar sıkı sosyalist ise de, ka
pitalist b ir gazetenin sütununa geçecek
nitelikte b ir törenle evlenen Ömer, 12.20
z ili çalar çalmaz soluk soluğa evine ko
şarak kılıbık Unvanını almaya hak kazan
Hüner sosyalistlikle ilişkisi olmama
sına rağmen diyalektiğin canlı b ir örne
ğidir.
Birinci sınfta onu kimse tanımazdı.
' Hatta Atlıspor'da kolunu kırdığı zaman
* bile kimsenin haberi olmamıştı.
'
İkiye geçince Hüner biraz daha açıI■ di. Tanınmaya başlamasına sebep, Ömer
Kürkçüoğlu'nun haremine dahil olmasıydı.
;
Siyasi'ye ayrılınca Hüner'e kendisine
tek yaraşan b ir ad takıldı: Pembe Şafak
Hani yanında Manitu haltetmişti Pembe
Şafağın. Her allahın günü yanında nedi
meleri «...Bulut ve ... Karga » ile WC'nin
önünde ağaç olurdu. Ama vardı bu kızda
b ir potansiyel Kazgan muhabiri bu po
tansiyeli daha Hüner'e Paris'te Saînt M io
hel metrosunun ağzında rastlayınca keş
fetm işti, ya ....
Son sınıfta Hüner'de b ir değişme ol
du ki, sormayın. Daha önce yaşamak için
Avrupa, özellikle Almanya'dan başka ko
nu düşünmeyen Hüner, nasıi olduysa bir
gün Kantini keşfetti. O adını bile bilme
diği kantini. İşte o gün bu gündür, Hüner
Mülkiye'nin baş tacı oldu. Gökkuşağı
renkleri ve kehlibardan mikaya türlü yü
zük, bilezik ve kolyeleriyle dikkati çeken
Pembe Şafak o sonsuz neşesi ve «sens
o f rum ur»u ile fethedilmedik gönül bı
rakmadı. Mülkiye bu sevgisini ona İnek
bayramında gösterdi. Koyacak yer bula
madı. Gerçekten Mülkiye Mülkiye olalı
böyle kraliçe görmemişti. Siyasi Şubeyi
mıştır. En büyük merakı, etrafındakilere
yakası açılmamış fıkra lar anlatmaktır.
Amacı Siyasi Tarih asistanlığı olan Ömer'imize başarılar.
«Bomontili Nabi»nin doğduğu gün
espri tarihinin kara günü olarak kabul
edilir. Müikiye'ye anasının kuzusu olarak
gaz ocağı ve Davy Crockett misali tavır
CANSET ORAL
larla geldi. Bu huyundan halâ vazgeçemiyerek son sınıfa kadar 4 bavulluk çeyizi
1946
da Bursa'da doğan ahubakıslı,
selvi boylu çerkes güzeli Canset, 1964'de ni devamiı yanında taşımıştır.
Ankara Kolejini, Edebiyat kolundan okuî
İkincisi oiarak bitirm iş ve Şahane'ye istiyerek g irm iştir. Canset Kolejdeki başa
rısını M ülkiye'de de devam ettirm ektedir
ve hiç kavun yemeden Şahane'yi bitirm e
yolundadır.
Yalnız Fakülteye girdikten sonra,
Yalçın kayalara çarparak bayılmış ve
genç b ir Hariciye'cimizin kolunda, nikah
dairesinde ayrılm ıştır. Bundan sonra gü
Bîr Japon geyşası kadar terbiyeli olan «Çene» Nabi, meşhur M ülkiye-Akademi maçında 100 m. uzaklıktan arkası
nı dönerek ve kısık b ir sesle hakeme
«Eşş...» diyerek skandailara sebep olmuş
ve son yılında maçta hakem kovalama
lara kadar işi İlerletm iştir.
Kendisi gitarla bombayı ayırdedemiyecek kadar müzik bilgisine sahip olma
sına rağmen, yüzsüzlüğü eiden bırakmıyarak K ızTeknik'te konsere çıkmış ve
o yıi domates tüketim inin rekor seviye
de olmasını sağlamıştır. Bir yazını Paris'
te ve Cannes plajlarında geçirmesi bile,
«Çene»nin kız konusunda sıfır km. de acenta mali b ir otomobil kadar gıcır gıcır
kalmasına mani olamamıştır.
İSMET BAKIRLI
Dost ve m ütefik Federal Almanya öğ
retim kurumlarmda harcadığı senelerden
sonra-Mekteb-i Müikiye'ye yarıda intisab
eden İsmet, «Bizim Almanya'da...» şek
linde başlıyan cümleleri ile meşhurdur.
Baskın tarafından lânse edilen «Feodal
Artığı» deyimine çok kızar. Kendisinin
59
ERŞAN GÖNENÇ
vaşın en ateşli anında ana rahmine dü
şen bu pilotumuz, 1944 yılında her na
sılsa daha fazla beklemekten usanarak
dışarı fırlam ıştır. Gece rüyasında tüm
erkeklerin aksine kız yerine türlü çeşitli
şeylerle donatılmış ziyafetler gören sev
gili pilotumuz yeni tanıştığı kızlara An
kara'nın en iyi lokantalarından ve aşçı
larından söz ederek kur yapar ve de an
nesinin tavsiyelerine uyarak, bugüne dek
hiç aşık olmadığını tekrar tekrar söyler.
Mao Mustafa ve Sol Filiz ile arkadaşlık
yapmaya başladığından bu yana Hürdüşünce Kulübünden uzaklaşarak evrimleştiği söylenmektedir.
ÖMER BAYLAN
F İIİZ ARIKAN
Mülkiye'ye camcılar tröstünün parla
mento kanalı ile baskı sonucu alınmış
olan Kürt Erşan tröst sahiplerinin yar
dımlarına karşılık çok başarı i ı çalışma
lar yapmış ve sayesinde bütün camlar
^yenilenmiştir. Cemiyet üyeliği sırasında
Dekan'a çıkarak Mülkiye Marşının aşağı‘daki şekilde değişmesini istediği iyi ha
ber alan kaynaklardan sızmıştır.
t
Yarab;
İki
Ya
Ya
Kürdü M ürt eyle
ayağını dört eyle
dayıyı Kürt
Kürdü dayı eyle»
İç Gezide Efes'te tiz sesi ile söyledi
ği şarkılarla Meryem Anayı mezarında
rahatsız etmekten çekinmemesi turizm
destekleyicilerinin protestolarına sebep
olmuştur. Diyalektiğin herşey değişmek
tedir ilkesine hiç değişmeden kalarak sol
. kanada Mülkiye içinde en öldürücü teo
rik darbeyi yine Erşan vurmuştur. «Ayşe,
Fatma, Süheyla ama vazgeçemem ben
senden Hülya» şarkısını çok tutan Er*
şan'ın herzaman Hülya'lı ve mutlu olma
sını dileriz.
NURİ YAMAN
Malazgirt'te 1071 yılında Romen Diyojen ile Alpaslan arasındaki kanlı sa
Mona Lisa'ya benzediğini ebesi far- HAŞAN ÖZMEN
ketti. Ama bunu yıllar sonra kendisine
1943
senesinde dünyaya gelen ve ilk
Mülkiye'deki hayranlan söylediler. O
“
sözü
«yemek»
olan Haşan Mülkiye'ye gi
günden sonra Mona Lisa gibi gülümse
rince hem kendisini hem de ailesini SEmeye bilhassa dikkat etti.
1963'te girdiği Şahane'de İlk seneyi VİNÇ'e boğmuştur. Bazı derslerin varlı
kazasız atlatan arkadaşımız ikinci sınıf ğına inanan, geri kalan boş zamanlarını
da ev-Dil Tarih-Babanın kahvesi üçgenin
ta sınavlara girmeyi unuttuğundan b ir
de geçirmesine rağmen yemek yemesini
sene daha okumak zorunda kalmıştır.
hiç ihmal etmemektedir. Göbeğinin git
Kantine sadece fik ri münakaşalar
tikçe büyümesi Sevincini üzüntüye garyapmak için giden Filiz, günde ortalama
kettiğî için saunanın devamlı müşterisi
on beş bardak çay içmeden ders çalışa- olmuştur. Kendisine «Mülkiye'ye girmemamakta, SOS'lu yiyecekleri çok sevdi seydîniz ne olurdunuz? sorusu soruldu
ğinden fazla kilolarını alamamaktadır.
ğunda «ya Bolu'lu aşçı olurdum ya da
Tarihte en iyi bildiği olay Ankara Savaşı büyük b ir lokanta açardım» demiştir.
ve tarihî şahsiyetler İçinde en çok hay
ranlık duyduğu kişi Tİm urlenk'tir.
Kendisine m utluluklar dileriz.
TUĞRUL BAYAZ
Bıyıkları anasının karnında iken baş
ladı büyümeye. Kendisine sorarsanız
«sosoyalist oldum olalı bıyıklarım terle
di» der. İkide bîr babasının kendisine
Anteb'in en güzel kızını alacağını söyler.
En son numarası kapris yapıp, «ben baş
kan olacağım» deyip neticede sosyalistle
ri rezil etmesidir. Son günlerde giriştiği
ayaksal ilişkiler tüm Okulun malûmu
dur. M utluluklar dileriz.
ERDOĞAN DURMAZ
Birinci sınıfta yediği b ir postadan
sonra lobut ve halter çalışmaya başlayan
Erdoğan bu sefer de «Ağabey şimdi de
kimse posta atmıyor» diyerek yakınmak
tadır. Dış görünüşünü kabalaştırmaya
çalışmaya rağmen gayet yufka yürekli olan arkadaşımız bu yufka yürekliliğini
TNS'dekİİere sendika kurmaya teşebbüse
kadar götürmüştür. Uzun seneler gözleşmeden sonra b ir kızla nihayet jeon sınıfa
gelince cesaretlenip konuşabilen Erdo
ğan'ın tek sırdaşı ve kadim dostu Yakup'tur.
OĞUZ AKHAN
hijyen Enstitüsündeki baskülü bozduğu
nu inkâr edemez ve o günden bugüne de
hiç tartılmaz.
EROL ÖZGÜREL
Bütün bunlara rağmen bizim tonbul
Rezo'muz baloda «şaapan» b ir ç ift gö
rünce utancından ağlayacak kadar da
saf ve temiz b ir kızdfr.
MENNAN TÜZEMEN
Sivas'ın çıkartmış olduğu gelmiş
geçmiş jönlerin en jönü, en yakışıklısı ve
de en efendisi b ir sabah vakti ebeye göz
kırparak dünyaya geldi. En büyük arzu
su Zampik olmaktı, fakat ola ola aile ba
bası oldu. Bu genç yaşında Mennan'ı
kaybeden arkadaşları onu «Zavallı Mennan-Zavallı Çocuk» diye büyük b ir ü1947
yılında Antalya'da dünyaya gel
züntüyle anmaktadır. Kendisine hayatı
di. Daha doğar doğmaz ağzmı oynatmağa
boyunca m utluluklar ve iyi aile reisi sıfa
başlaması bu yumurcağın ileride , hiç
tının devamını dileriz.
susmayacağını isbat etmekteydi.
Herkesin sınıf-ı iptidai de olduğunu
zannetmesine rağmen Mülkiye'ye girdiği
tarihi kendisi bile unutmuştur. Lisede
çöp tenekesinden tebeşir ararken arka
daşları tarafından «Çöp» lâkabına layık
görülmüşsede bunun gerçek anlamı pis
boğazlığından ötürü şişkin göbeğine iza
fe edilir, iç gezide Büyük Efes Otelinde
Konuşa konuşa büyüyen Oğuz/Gazi
Lisesinde biraz ders çalışmayı, biraz da
münakaşa etmeyi başarıyla öğrendikten
sonra Mülkiye'ye düştü. Turan Güneş'ten
«İşte ileride büyük hukukçu olacak bir
arkadaş» diye yegâne iltifa tı kazanan
Oğuz, son sınıfta büyük b ir fonksiyon
blmuş ve Gezi Komitesi Başkam olarak
‘‘bütün işleri başarı ile yürütm üştür.
.
şantöz Nii ile yaptığı oryantal bu konu
SEVİM ÖZGEN
daki üstünlüğünü b ir kere daha ortaya
koymuştur. En büyük arzusu doktordan
bile b ir karsı cins uğruna vazgeçen Çö
pün akşam erken yatıp sabah sekizde ha
zır olmak en büyük Özelliklerinden b iri
dir.
I
1 İç gezide çıktığı Uludağ'da (kendi
■ifadesi ile) fazla yükseklik sebebiyle ters
yüz oimuş, Belen'de kalınmayışma çok üzülmüştür. Hayatta en büyük arzusu sa
ykallarının b ir an evvel çıkması olan ar
kadaşımız hatun kişilerle hiç alâkadar
olmaması ile tanınmış saplardandır.
HÂLE BOYSAL
İç gezide «Hippi -g iri» sıfatını kaza
nan bu çiçek sever arkadaş Mülkiye ha
yatında inekliği ve kavgacılığı ile meşhur
olmuştur. Derslere girip asla not tutma
yı başaramadığından
son sene kurduğu
«daktilo ile not yazma»
REZZAN ÇİTİCİ
şirketinde'çok
gaddar b ir patron olduğunu isbat etmiş
1946
yılının Şubat ayında soğuk Yoz Adana'nın kuytu b ir köşesinde düngat gecelerini nurlandtran tombul bebe, .'■yaya gözlerini açarken, annesine «evlâ1963 yılında da Şahane'yi nurlandırdı. 1.
dıin» diye hitab eden; babasının mesleği
sınıfı öylesine sevdi kİ, yerini terk ede
ni tamamlamak için mimar olmak ister
meyip doktora ve arka sıralarda, tahta
ken Mülkiye'ye düşen «biblo» lâkabı İle
duvarlarda gizli edebiyat yaptı.
maruf güzel kızımfz idarenin en genç ve
Büyüdü, daha da semirdi ama 5 yıl
geç kalmış kızlarından b irid ir.
saflığını büyük b ir titizlikle korudu.
«Bir baltaya sap olamadı».
Hayatta en büyük zevkinin dafls et
tir.
Dersler hariç her işini en son ana bı
rakan Hâle, İç gezide de her elbisesinin
eteğini giymeden biraz önce kısalttığın
dan her yere geç kalmasına sebep olmuş;
Silifke'de «lâstik kontrolü» (m üracaat:
lügat-it seyyahat-İ Dahiliye) yapmak iste
yip de aydınlık b ir yer bulamayınca b ir
Yakışıklı evli erkekleri gördükçe «ah
şeriat neredesin?» diye içini çekti, par-
mek ve içki içmek olduğunu söyleyen;
kutu k ib riti bitirdiğ i halde b ir türlü lâs
bu yüzden de iptidaînin oğlanlarının M ül
tikle ri kontrol edememiştir.
lağ oğlanları gördükçe «al bi makas kâ
kiye'ye adapte etmenin ulvi b ir görev ol
İnek Bayramında eski Türk kıyafeti
firin yanağından»
duğunu göğsünü şişirerek söylemektedir.
giymeyi şiddetle reddetmiş, kendi tipine
diye burnunu
çekti
ama yine hiçbir ayağa cevap vermedi».
karakteri ile mezun
İspanyol kıyafetinin yakıştığını ileri süre
Tombul denmesine kızar ve kendin
olduktan sonra polis olmak isteyen bu
rek İdarî Şubeye bu kıyafeti teklif etmiş
den cm. daha geniş olanı görünce «bide
kızımıza verilecek en iyi hediye oyuncak
tir. AYDiN'lı b ir gelecek kendisini bekle
tabancadır.
mektedir.
bana şişko dersiniz»
dîye çıkışır ama,
Hızlı ve s in irli
57
ABDÜLKADİR AKSU
atan Caner derhal Çankaya sosyetesi ile
tanıştı bu yüzden ıslak caddelerde dolaş
tı. Tekel İdaresi ile imzaladığı sözleşme
yi çabuk feshetti. Sonra Cebeci camii ar
ka köşesini kayınpederine yağ çekmek
gayesi ile mekan belledi. Son yıl hasreti
ne dayanamadıği nişanlısı uğruna İnanöz
otobüslerini zenginleştirme gayretleri gö
rüldü. Kendisine m utluluklar dileriz.
HAMDI KUMARI
Kedilerin damda gezdiği o muhteşem
ay'da, İzm ir'in Karşıyaka'sında, elinde
b ir deste iskanbil ile doğduğu söylenir,
yine ebesine doğum ücretine karşılık b ir
el barbut atmayı te klif ettiği de bu söy
lentiler dahildir.
Hicri 1363 yıiında O'nu ebenin ku
cağında görenier ilk olarak alnına dökü
len perçemlerini ve elinde tuttuğu küçü'Cük Kur'anı Kerimi farkettiler.
j*
Medrese tahsiline kabiliyeti fazla ol»masına rağmen b ir tesadüf onu ilkokula
'■atmıştır. Yine aynı tesadüfle Müikiye'ye
gelmiştir.
Mülkiye'de «Hür düşünce»nin yerleş;’ mesi için büyük çaba harcamış ve aynı
isim li kulübün üç yıl başarı ile muhasip
liğinde bulunmuştur.
Mülkiye'de bunca senede 15 defa
derse girdiği ile övünen bu arkadaşımız
ne zaman aransa Hasankaîe Lokalinde^
«King» masası başında bulunabilir.
İ Ç gezide, Muhteşem Yedilerin ve hat
ta bütün arabanın şakiliğini yapan Ham
dı, re ji idaresinin baş müşterileri arasın
dadır.
Adana'da yaptığı oryantal ile 200 lira
para toplayıp bu konudaki ustalığını bîr
tutm aktadır. Kendisi 68 Festival Komi
tesinin en faal ( ! ! ! ) üyesidir.
EKREM GEZGİN
Dört yıldan beri Şahane'de gizlice ve
delice sevdiği kıza aşkını duyurmak ce
saretini gösteremediği için, Şubat ta tilin
de dayısının kızıyla nişanlanmak zorun
da kalmıştır.
Her ne kadar kişisel belgelerinde
doğum yeri Almanya olarak görülürse
de, araştırmalar sonucunda 1947 yılında
Bursa'da köhne dünyayı onurlandırdığı
anlaşılmıştır. Ortaya çıktığında, bütün
Halen ilerde kuruiacak İslâmî Kürdistan Devletinin kabinesinde yer almayı
düşünmekte ve Beaties'in Mülkiye tem
Bursa'lıların «Merhaba ey meslekdaşımız, merhaba» diye bağırıştıklarj gerçek
tir.
silciliğini yapmaktadır. İleride Türkiye'
nin en iyi röntgen mütehassısı olacağım,
söylemektedir.
lan
Yeşil Bursa'nın şirin bîr kasabası oMustafakemalpaşa'da 1942 de çay
kere daha ortaya koymuştur. Sezer ile
beraber yaptıkları Bursa seyahati M ülki
ye Kamuoyunu günlerce işgal etmiş ve
fakat ne gaye ile g ittikle ri halâ tesbit edi
lememiştir.
başında çadır içinde dünyaya geldi? Caner büyüdü serpildi, ilkokulu kasabada
bitirdikten sonra boncuk amcanın yardı
mı ile Balıkesir lisesine yatılı olarak g ir
di. Sporda olan başarılarını derslerde de
azçok devam e ttird i. 1962 de Balıkesir
ikinci defa kurtuldu, kızlar üzüldü, aile
ler sevindi. Aynı yı! Mülkiye'ye kendini
Eskiden aşka inanmadığını bağıra, çağı
ra söylerken bugünlerde devamlı olarak
«Yine b ir gül — NİHAL, aldı bu gönlü
mü» adlı şarkıyı terennüm etmektedir.
Arada sırada Sudi ile kadeh tokuşturur
ken de çaresiz b ir şekilde «İstersen ge)
dönelim, eski günlerimize» diye tempo
İftardan ya da namazdan hemen son
ra abdestini bozmadan T.N.S.'ye gitme alışkaniığını kazanarak demokratik düze
ne he kadar uyduğunu isbat etm iştir.
CANER AKAY
sonra Özlediği S.B.F.'ye duhûl eder. Kü
çüklüğünden beri büyük b ir sempati
duyduğu «Karşıt cinse» Mülkiye çatısı
altında da gerekli ilgiyi göstermekten
kendini alamaz. Karanlık koridor ye anfilerde kızlar ile «Ders çalışmaktan».1
ayrı b ir zevk duyduğunu sık sık b e lirtir.
Bu gizli ineğin cins-i lâtiflerle arası
iyi ofomayıp «homongolos» adını taşı
maktan zevk duyduğu söylenmektedir.
Bulunmadığı derslerde, hocaların «Bu
gün Ekrem yok» diye ders anlatmayıp
ağlamaklı olacakları kadar devamlıdır.
Eksi otuz derecede gittiği üçüncü mahal
li lig maçlarında üşümesin diye, b ir ha
tunun kendisini yakması gereğini duy
İSTEMİHAN TALAY
maktadır. Son zamanlarda öğle yemekle
**
rinde bile kırmızı şarap içmesi (Fener
1945
yılında Kleopatra'nm aşk Şeh
ri Tarsus'ta sonraları «Aşk çocuğu» lâka bahçe'nin durumu iyi olduğuna göre)
bıyla anılacak b ir bebek dünyaya gelir. his hayatında büyük değişmelerin oldu
Her bebek gibi o da büyür ve gelişir.
ğuna karine teşkil etmezse de, aksi dokt
Tarsus ' Amerikan Koleji'ni bitirdikten
rinde tartışmalıdır.
AYDIN ALPER
RIFAT ÇALIŞIR
Cumhuriyetin 22. yıldönümü kutla
nırken diyar-ı Uşak'ta b ir müstakbel
Kaymakam dünyaya geldi. Uşak idadisini
bitird ikte n sonra Mekteb-i Şahaneye gel
di. İki birbirinden ayrılmaz ideali var
dır. Birincisi idareci olmak, İkincisi ise
kumbarasında b irik tird iğ i paralar ile gü
nün birinde b ir Anadol'a sahip olmak.
Neden illede Anadol'a sahip olmak iste
diği anlaşılamamıştır. İyimser tahminle
bu isteğini m illiyetçiliğine bağlıyoruz.
Rıfat, Antalya'nın Manavgat'ında bir
köyde doğdu. Orada büyüdü, gelişti ve
kasıntı b ir oğlan olup çıktı. Yerli yersiz
güldürmeye alıştı. Bundandır ki, bir
espri anlayışına müptelâ olm uştur. Ağ
zından çıkan her garip sözün esprili bir
inci olduğuna inanır.
Usak'a sevgisi Aydın'ı b ir çok ilginç
faaliyetlerde bulunmaya ve çok müşküIâti j başkanlık
mevkilerini deruhte et
meye zorlanmış, hatta çaya götürdüğü 4
kız arasında komünist düşüncelerinden
fedakârlık f/aparak irk ayrımı politikası
izlemiş kumral, elâ gözlü b ir matmazelin
tesirine kapılarak bugünlerde kumral ve
elâ gözlü kızların diğerlerine nazaran da
ha güzel olduğunu
iddia etmeğe başla
mıştır. Bizden tavsiye, elinden kaçırma
mak için çabuk davranmalısm.
FİRUZ YAŞAMIŞ
İdari Şubenin en yakışfklı delikanlısı
olduğunu söylemesine rağmen M ülkiye'
den tipine uygun b ir kız bulamadığından
sap olarak mezun olan
Fİruz, tiyatroyu
ne kadar severse sinemadan da o kadar
hoşlanmaz. Söylendiğine göre, Yeşİlçam'-
Ayrıca Müîkiye'de kendisine takılan
General ve De Gaulle adlarını kolay ka
bullendi. Hattâ tam burnunun tepesinde
çıkan çıbanın tedavisine hiç yanaşmadı.
Çünkü böylece De Gaulle'in yüz biçim ini
kazanmış oluyordu.
Rıfatın ayırıcı b ir özel i iği de azılı b ir
tavlacı olmasıdır. Tavla masasında, gel
meyen zara protesto için cıyak viyak ömıştır. Bu genç yaşında doğum tarihini
gizlemesi, yıllar sonrası için kendisine
Rıfat bu sene Aydm'da Kaymakamlık .
yeni b ir kafa kâğıdı çıkartacağı hakkın
stajı yaparken de bütün kahredici mari
da şüpheler yaratmıştır.
fetlerini göstermekten geri kalmamıştır,
insanın erkeklik hislerini dumura uğra
Zeyno; «Ben Shake yapamam!» der,
tacak lâtîfelere dahi el atmıştır. Resmi
ama onu iç gezide Efes Oteli Meyhanesin
görevinde de iş yapmış oi m ak İçin tarım
de türlü figürler patlatırken görenlerin
ve turizm uzmanı gibî karışarak yöneti ağızları açık kalmış ve «Niye Shake b il
cileri bunaltmış ve hattâ meşhur espiri- mem dersin?!» suallerine verdiği « O
>°nne, mütelâalarına çeşni katmış, Kay BİLMEKTEN DEĞİL, İÇKİDEN!» cevabı
makamların yüzlerini ekşitmelerine yar ile şaşkınlık yaratmıştır.
dım etm iştir,
Fotoğraflarında gözlerinin hep karan
lık çıkmasının nedeninin uzun kahkülleri
olduğunu anladıktan sonra, artık saçla
ŞÜKRÜ TEZER
rını hep yana taramaktadır.
1944
yılında İstanbul'da dünyaya göz
«Ev işi yapan kim?» demesine rağ
lerini kapamış ve Mülklye'deki yıllan
men, sahanda yum urta pişirebildiği ve
zarfında uyku rekorunu hemen daima eİyi toz aldığı bilinm ektedir.
linde tutm uştur. Dsha sınıf-ı İptidaide
iktisat dersine allerjı kazanan, bu yüz
den İdari Şubeye giren Şükrü, son sınıf
ORHAN KIRLI
ta doktora hayaliyle sadece Mıhçioğlu'1946
yılında Yeşil Muğla'nın şirin
nun derslerine devam etmiş, fakat şu
günlerde de müfettişliğe özenmiştir. Eski
b ir köyünde Türkiye Nüfusuna katılmış
«King» hastası, şim diki «Briç» ustası
tır. Başarılı geçen ilk ve orta öğrenimi
Şükrü, bekârlık sulta nlıkta felsefesinin
bitirdikte n sonra, sağını solunu bilmez
en ateşli taraftarlarm dandır. Almanca'yı
bir bebe olarak çok sevdiği Mü İkiye'ye
baba d ili gibi bildiği için Kristinus'un ta gelmiş ve kısa bîr zaman içinde sol cep
lebelerine ödev yapmaktan illallah de hede yer alarak sivrilmeye başlamıştır.
m iştir.
Üçüncü sınıftayken, ikinci sınıf cin
Yemeklerden makarna, kulüplerden
si lâtifelerinden birine attığı çelme, maa
Fenerbahçe'yi çok seven Şükrü için en lesef başa gelmiştir. İyi niyetliliği ve te
büyük dileğimiz hiç düşünmedüğ halde
miz yürekliliği yanında, çocuksu saflığı
b ir üç kâğıda gelip tez zamanda evlen
nı ve dalgınlığını b ir türlü üzerinden amesidir.
tamamıştır.
isr.
dan cazip te klifle r almasına rağmen red
detmiş ve kendini yu rt sorunları üzerin
de düşünüp yazmaya vakfetm iştir.
Bu
arada Mali Şubeden b ir hatuna sekiz ke
re ayak atıp sekizinde de hava aldığı r i
vayet olunm aktadır. Başarılî b ir Kayma
kam olacağı iddiasındadır. Zarrt.
ZEYNEP AKINCI
Uzaktan 'Zeynebi buzdağı sananlar
yanılırlar. Aslında kasılsa da hakkıdır ya.
Paşa kızıdır. Onun hakkında yanılan
birisi; «Bu kız dünyanın en ta til kızların
dan b iri, yöhui» diyerek gerçeği açıkla
20. Asır M illiyetçiliğin temsilcisi ve
Türk Halk Kültürünün savunucusudur.
Bu arada Ayşe'H türkülere özel b ir ilgi
duyduğu söylenir.
Gelecekte ülkücü bîr kaymakam ola
cağından şüphe edilmediği gibi toplumcu
b ir yazar olma ihtim ali de az değildir.
55
ATIL UZELGUL
Bütün yıl inekleyen, günleri teksir ve
ders notları ile geçiren arkadaşımız sı
navlar yaklaştıkça pusulayı iyice şaşırır.
Uyku ve yemek saatleri haricinde boi boi
otlar ve geviş getirir, Bu nedenle sine
maya bile senede üç dört defa gitmek
fırsatını bulmaktadır. 7-8 yıllık kısa bir
aşk hayatından sonra tam sonucu ala
cakken boyn uzlaşmış, «Karaböceğini»
nefesi kuvvetli b ir İlahiyatıyla kaptırmak
şanssızlığına uğramıştır. Bunun üzerine
teselliyi amca ve teyze kızlarını!! gezdir
mekte ve onların gönlünü avutmakla
bulmuştur. İç Gezide Adana pavyonla
rında samimi b ir arkadaşına teyzemin
kızı dediği kızla dansederken yanağa yat
ması arkadaşları arasında merak uyan
dırmıştır.
OMER BAYLAN
*5 Anasından «Sırp erkekleri güzei otfur» masalını dinleyerek büyüyen Ömer,
,bu masala bi kızın acı gerçeği söylemesi
ne değin inandı ve «madem ki yüzüm gü
zel değil, bedenim güzel olsun diyerek
halter ve yay çalıştı, iki yıl yaz ve kış atietsiz dolaşıp kendini yurtta teşhir etti;
ama kızların önünde gömleğini çıkara
madığı için hâlâ sap geziyor.
Bu yıl, sınıftaki bıyık modasına hız
la katıldı. Stalin bozması Tuğrul'la yarı
şa kalktı ve 3 ayda 3 milimetre uzayan
bıyıklan ile yaya kaldı.
Bu arada Siyasi Şube ile İdari Şube
ilişkilerine olumlu katkıları olmaktadır.
Çok düzenli yaşantısına rağmen
«Hippy»iere büyük sempatisi vardır.
Uyku severi iği de onun derslere devam
etmesine enge! olmamaktadır. Ona engel
siz, mutlu b ir C.D. yaşantısı dileriz.
SUDİ KODAMANOĞLU
25 Temmuz 1945 günü Ayşe ham m
büyük b ir rahatlık duydu. Çünkü tam 9
ay 10 gündür taşımak zorunda kaldığı
ağır b ir yük «Bebek Sudi» o gün dünya
3 üncü sınıfta b ir ara Cumartesi 10
ya gelmişti. Daha küçük yaşlarda karşıt
seanslarına, Rezo ve Mustafa ile kaçma
cinslerle oynadığı evcilik ve doktorculuk
ya dadandı isede Mustafa'nın Ajda Pekoyunları, görenlerde, onun ileride Tıbbi kan'ı gördüğünde çıkardığı seslerden
ye'ye gideceği intibaını da yaratıyordu.
korkarak kısa zamanda bu huyundan
Ama durum hiç te öyle olmadı. Birçok vazgeçti.
kızın canını yakarak ikmal eylediği Di
Bu, boyuna b ir türlü erişemediğimiz
yarbakır Lisesini müteakip Mekteb-i Müi4Paşacı kızımıza, boyuna ve Siyasal ha
kiye'yi Şahane'nin rahİe-i tedrisine diz
vasına uygun bi eş dileriz.
çöktü. Alışkanlık bu ya ders çalışma ar
zusu çabuk söndü. «Ders herşey m idir?
Kızların hiç kıymeti yok mudur?» sloga
nını kendine parola yaparaktan mütem
mim cüzleri İstemihan ve Cengiz İle çe
şitli kantin ve kulüplerde İcra! faaliyete
girişti. Bu tatlı günler iptidaili b ir hatu
nun tesiriyle artık çok uzaklarda kaldı.
Şimdi mutluluğu muntazam b ir aile ha
yatında bulmak istiyor. Biraz zor ama
inşallah bulur.
Ailesi Erzancan'ın b ir köyünden İs
tanbul'a göçtüğünde Selçuk küçücüktü.
Müikiye'de İlk yılını, 39 numara'nın azı
lı sakinleri arasında geçirdi. Boğazlanan
tavuk gibi horlaması ve geceleri makas
ları yanlış kapayıp tren devrilmesiyle ün
saldi.
SEMAY URAS
İdeali Kaymakan olmaktı. Dinine de
çok başlıydı. Fakat insan sever tabiatı
onu her bilin çli insanın gideceği yola gö
türdü. F ikir klübüne girdi.
sırada, bu sevgili dostları arasında çı
kan kanlı b ir kavga onu bu tutkusundan
vazgeçmeye zorlamıştır. Kedisinin ve tav
şanının eksikliğini şimdi b ir «sincapla»!
telâfi etmeye çalışmaktadır.
«Bahar içime neşe saçıyor» diyen
Semay, Şubat ayı biter, bitmez paltosu
nu b ir kenara atmayı adet edinmiştir.
54
KAMER DIR1BAS
SELÇUK ERKAN
Ömer sınıfın tek «Avrupa görmüş adami»dır. 4-5 gün süren İsviçre sefasını
9 aydır hergün «- Ben Bodinzade iken»...
Diye başlıyarak kafa ütüler. Her sokağa
çıkışta hava güneşli de olsa, «— Acaba
Avrupa'dan aldığım şemsiyemi alsam mı
ki» diyerek adamı çatlatır.
Ağaçları, çiçekleri ve hayvanlan se
ven, b ir doğa aşığıdır Semay. Bu sevgi
sini tatmin etmek İçin kedisi yetmiyor
muş gibi b ir de tavşan beslemeye başla
mış, b ir gün omuzunda tavşanı, kuca
ğında kedisi İle öğle uykusuna yatacağı
cuğu aldı, sandeiyenin üzerine çıkarak
çocuğu baş aşağı tuttu ve paposuna iki
tokat aşketti, çocuk o anda ağlayacağına
—
«Paşa'cımısın, maşacımısın diye
soru verdi. (Bizim kız anadan doğma
C.H.P. d ir)
Ebe şaşkınlıkla bebeği kafası üstü
düşürdü iyi kî düşürdü böylelikle bebe
ğin boyu birazcıcık kısaldı.
Bebe büyüdü, koca kız oidu ama,
evde kalma yaşını geçirdiği halde daha
yüksek Ökçeli ayakkabı giymenin zevki
ni tadamadı.
Selçuk sessiz b ir çocuktur. Ama da
lına basarsanız oda çapında sıkı nutuk
atar. Evrimleşmenin Mülkiye'deki en sıkı
Örneklerinden b irid ir.
SEVGİ KAHYAOGLU
1945 yılının^uzun gecelerinden b irin
de b ir ebe alnından seller gibi boşanan
terleri sile sile b ir saattir uğraşıyordu.
Kadıncağız hiç böylesine uzun süren bir
doğum görmemişti. Çocuk İp gibiydi,
ebe çekiyor çekiyor bitm iyordu. Ebe ço
Tunceli'de 1939 gibi çok yakın b ir
tarihte dünyaya gelmiştir. Ebesi ile olan
yakın ilişkisi onun ileride hastabakıcı ve
hemşirelerin en yakın arkadaşı olacağı
nın delili idi. Kamercik çocukken biblo
gibi b ir şeydi. Yaşı büyüdükçe boyu uza
dı uzadı uzadı fakat aklı aynı orantıda
gelişemedi. Ama Kamer yine de Şahane
ye kapağı atmayı başardı. Lise hayatında
sessizliği ile tanınan Kamer o yılların acısını çıkarmak istercesine beş yıl dur
madan dinlenmeden konuştu. Bu özelliği
onun bütün proflar (bilhassa hanımlar)
tarafından tanınmasına b ir vesile oldu.
Arkadaşımız Ankara hastahaneleri ta b ii
lerince istenmeyen adam ilân edilince
kendini derslere ve baloları basmağa adadı, 68 Kıyafet Balosunu basarak Hu
kuk yurdunun fahri üyesi olmaya hak
kazandı.
Aynı başarıyı iş hayatında da devam
etirmesini ve boyu boyuna huyu huyuna
uygun b ir kız bulabilmesini temenni ede-
MUSTAFA SOKOLLU
garaip yayın varsa mektebe taşımasıyla
temayüz etm iştir. Kocaman göbeğine
bakmadan maratoncu olmaya kalkışmış,.
Konya'daki b ir yarışta birinci gelmiş fa
kat incelenince iki tu r eksik dönüp m il
leti uyuttuğu anlaşılmıştır. Başarısız b ir
aşk tecrübesi geçirdikten sonra melenkolik ve de platonik muhabbetde karar kı
lan Koca Memet aslında sadece armut
sever. Ev kadınları derneğinin tüzük dı
şı erkek üyesi ve hammalı olan Mehmet
ayrıca Mıhçı'dan çektiğini kimseden çek
mediğini söyier. Kendine ve uykusuna
düşkün olan ve b ir öğünde beş kap ye
mek yiyen Kaymakam taslağına başarılar
dileriz.
1945
yılbaşı 'gecesi.... Bu yilbaşı ge
GÜLSEREN KOKSAL
cesinde b ir acayiplik vardı.. Bir evde ye
— A meraba şekerinin, nasıfsmnn ca
ni doğan l> ir bas-bariton o küçücük ağ
nım, ahh ne kadar şikmıyım, yok canım
zıyla! «Başka b ir aşk islemez aşkınla
vallahin değil, bunu Londra'dan Yüksel
çarpar kalbimiz» diye bağırıyor, bunu
d in getirdi, inan şekerim 25 siterlinm iş
dünyanın sonuna işaret sayan cümle ev
a vailahit pahaIİı dim i? Ahhh şekerim
halkı teiâş içinde koşuşurken velet «Be
diyorum ama «vakvakcığım» her bişeyinim M ülkiye'fi olacağımı çakmadı enayi
mi Londraadan gönderiyorr. Mayo bile
ler» diye kıs kıs gülüyordu.
gönderdi. Ne terbiyesiz şu soğuk İngiliz
Birinci sınıfta çiçekler arasında do ler ayol 11 benimkine asılmışlar.
laşmaktan başı dönen m istik doktora
— Aaaa şuna bak ne abiye! ne ba
yapmak zorunda kadlı. Doktor-öğrenci nali giyiniş aaaa Paris bambaşka şekerim
M istik ikinci sınıfa geldiğinde nadiren
ahhhh geçen yaz Londraada oku lada git
paslanan hayırsever b ir cinsi lâ tif tarafıntim and now I caaan Speek engîish very
vdan evde kalmaktan kurtarıldı. «Of a- Well darlingcim.
'man Kız Teknik, Bulvarında dokurum
Bu sözler sınıfımızın 200-50-80 ölçü
mekik» diyerek Mülkiye Kız Teknik ara lerine sahip tek «sosyetik» ve partiler
sında ömrünü tüketmekte olan bu tellâk
aşuresi olan kızımızın konuşmalarından
adayına başarılar dileriz.
derlenm iştir. Şık güzel ve de pahalı giyi
ERTUĞRUL TAYLAN
1939 Temmuzunda Uşak'ın Bir kö
yünde dünyamıza ağırlığını koyması, Bü
yük Savaş'a yol açan olayların önemli b ir
halkası olm uştur. Parasız yatılılarla baş
layan ^parasızlığı kaymakamlıkla ebedileşeceğe benzemektedir. Dört yıllık köy öğ
retmenliği onu biraz olsun a k ılla n d ır
madığı için Mülkiye'ye koşmuştur.
nen bu güzel gözlü kızımızın bî baltaya
sap oluşu Yüksel eniştemizi kafesiîyebiImesi ile başlar, İngiltere'de doktora yapen eniştemize olan hasretini «vakvakcığım» diye başlayan koliyle gönderdiği
mektuplarla gideriyor.
Her partide, ve fakültede, ve de cüm-
Sınıfın abisi ve de tek babası olan
sevgili dostumuz şair ve artistlerden Tahsir Bekir'i Abdülhamİd'i ve Mesti Nazı
mı beğenir.
SAMİ URFALI
S.B.F.'nde henüz yedi y ıllık b ir geç
mişi olan Sami Urfalt'nın en be lirli özel
likleri kara gözlükleri ve ters V şeklin
deki bıyıklarıdır. Sami'nin Mülkiye'de
okuduğu sırada girmediği kalıp kalma
mış, ama en «hovarda» günlerini sendi
kada çalıştığı sırada yaşamıştır. Bursu
nun kesildiği yılların birinde, geçimini
«kâğıt oynıyarak» sağlamasıyla öğünür.
İkinci haftaymda sosyalist olup F ikir
Kuiübü'ne girm iş; fakat son günlerde ar
kadaşları tarafından A.P.L diye çağrılma
ya başlanmıştır. A.P.L'nin ne demek ol
duğu Sami'ye sorulduğunda lâf karıştır
makta ve en az N.A.T.O. ya da C.l.A. ka
dar masum ( i ) b ir kelime olan A.P.L.'nin ne demek olduğunu söylememekte
dir.
En büyük ideali, Fransa'da doktora
yapm aktır - ne doktorası olursa o lsu n !Hiç ağzından düşürmediği lâfı, «amma
Akşamları 22.37 de yatıp sabahlan
6.11 de uyanma huyunu kaymakamlık
hayatında da değiştirmemesini salık ve
ririz.
gırgır ha!» dır. En korktuğu şey, b ir bur
juva çocuğu sanılmasıdır, ama «ye-yeci»
ceketini de hiç sırtından çıkarmaz.
Unutamadığı anılarından biri, has ar
kadaşı Hüsamettin'in evindeki b ir tartış
mada : ■ Hüsam'ın Sami'ye sinirlenerek
kendi üzerindeki gömleği parçalaması
dır.
MEHMET KEÇECİLER
Şahaneye duhul eylenen marul gö
bekli Koca Memet seçimlerde M illiyetçi
Cephenin akıl hocalığını yapması ve dört
sene boyunca ne kadar antikomünist
le resmi dairelerde amcası, dayısı, eniş
tesi vb. bulunan Gül'cümüz sınıfımızın
ep ^şangırtılı» kızıdır da, «gardiyan» ad
lı giysisi ile az mı hayretlere düşürmüş
tü bizi.
Her yeni modayı gününde başarı ile
uygulamayı başaran Gül'cümüze «vakvakcığı» ile mutlu günler dileriz.
<ş
53
İDARÎ ŞUBE
NEJAT EFEOGLU
mamladıktan sonra Ankara'nın katkısını
Takım elbise ve kravatı sadece kızlarla’
incelemek için soluğu Mülkiye'de aldı,
bakışacağı zaman kullanır.
Açık fıkralarına kombinezon giydirip
yutturmayı beceren ve son aşkı ile ara
sından kara kedi geçince bunu başka b iri
He ikame yoluna giden arkadaşımız hernekadar bekârlık sultanlıktır, tahtımı hiç
kimseye kaptırmam diyorsa da davranış
ları ile bunu tekzip eder görünmektedir.
Hayatta başarılar dileğiyle.
Kazganın notu : Bu biyografi kendisi
tarafından yazılmıştır.
ERTUĞRUL ÖZLEN
Üçüncü sınıfta burs transferinde iç
işlerindeki imtihanını «Aydmiı'yım» de
mekle derhal haileden Ertugrul koyu b ir
A.P. lidir,
İşlerini pek pratik b ir şekilde halle
den Ertuğrul'un mezun olur olmaz, TürkAmerikan hand. to hand development
paı ty'i kuracağı dolaşan rivayetler ara
sındadır.
Aynı odada kaldığı Gaco Mehmet'ten,
Kıbrıs aksanını tam manasıyla kapan
Çömez'i tanırmyaniar Kıprıziı zannet
mektedir.
İBRAHİM EROL KOZAK
T. YAŞAR SOYBAY
Bu sevimli yavru babasının gaddarlı
ğına uğrayarak 4 yaşında sübyan mekte
bine kaydolup, 9 yaşında Konya Mektebi
İdadisine intisap eylemiştir. Burada 5 yıl
lık medrese tahsilinden sohra Şahanede
^ Çocukluğu Edremit'in geri kalmış
semtlerinde ve Kazdağ eteklerinde geç
ti. İik tahsilini müteakiben İzm ir Maarif
Kolejini b itird i. Siyasi Şubelilerden ziya
de İngilizce bildiği söylenir. Nejat Mül-
manda muhitinde sempati toplayan 4
İdarinin maskotu Mülkiye"!î hatunların
'kiye'ye girerken Ankara'U kızlardan bir
çoğu herşeyden habersiz okullarına gidi
yordu. İptidai'deki iki yılından ilk i Mülkiye'de iki yakasının b ir araya geldiği ye
gâne yılı olmuştur. Bu devrede apartman
otel, motel ve binlerce zeytin ağacından
zorla arttırılabilerek gönderilen Mehmet
Efendi vakfının yanı sıra aldığı bursu da
ğunu söylemekte ve vaii o lu r olmaz ilk
işinin muhitindeki birleri İki etmek ola
eve söylemeyerek tam b ir komprador
burjuvazi hayatı sürdü. Bundan sonra
hayatının küçük taş devri gelir. Han kızı
olan Tulu bu devre en acıklı yaşantısı
dır. Derdini paraşütde, barlarda, kolej
lerde avutmaya çalışarak her gece b itik
b ir halde yurda döndü. Senaryoları ve
şiirleri de olan şair ruhlu arkadaşımız
tabiata da aşık olmayı ihmal etmemiştir.
Hayatta, ağzına uygun takma dişlere ve
hakkı olan mutluluğa kavuşmasını gö
nülden dileriz.
kendini bulmuştur. Mülkiye'de kısa za
kucaklarında dolaşmakta
bu. arada bü
tün devrimlere karşı olduğu yalnız Dev
let Devrim'in istisna teşkil ettiği söylen
mektedir. Hayatta İdealinin valilik oldu
cağı söylenmektedir. Uydurmasal Türk
çe tartışmalarında «Çivizade» tarafından
birhaylı haşlanan İbrahim'e hayatta ba
şarılar dileriz.
MUSTAFA GÜNDEŞLİOĞLU
Bir erkek için bakir olmak hem na
d ir hem de tuhaf birşeydlr. İşte, Musta
fa bu tuhaf durumu itira f ederek ne den
li cesur ve içten b ir kimse olduğunu is
patlamıştır.
Bu içtenliğini kütüphane ve Kadirli
maceralarını anlatırken de gösterseydi,
eşi bulunmaz b iri olacaktı.
COŞKUN BAŞÇİVİ
Kazganda yazılması adet olmuş diye
yazdığımız, bu maskaralıkların dışında
1
Mayıs 1945 günü Balıkesir'e güneş
ikinci defa doğdu. Doğar doğmaz ebesine asıl Mustafa, dost, arkadaş, mert Musta
ayak atan Coşkun'un yanaklarının kırm ı fa'dır. Geleceğin Türkiye'sini yapacak
zılığının ebesinin kabası yerine iki yana
ğına attığı tokattan iieri geldiği söylenir.
Doktorculuk oyunları İle sekse İlk adımiarını atan arkadaşımız, ileride daha
başka oyunlara devam etti. Lisede stajını
yapıp İstanbul Hukukta doktorasını ta
52
dinç güçlerin arasındaki yerini almak
için bilinçli çalışması, azmi ve davasına
bağlılığı «Mustafa Dostumuzdur» derken
göğsümüzün kabarmasını sağlamaktadır.
(Kazgan'ın Notu : Yeşşee, M. Ali Kı
lı çbay.)
Soğuk bîr kış günü Kemaliye'de (Eğin) sarı saçlı, mavi gözlü b ir çocuk doğ”°du. Babası, Kur'anın son sahifesine «16
Kanunsâni 1361 günü b ir oğlum ojdu»
diye tarih düşürdü ve bunu izleyen yıl
larda oğlunu tam b ir Merkantilist-Tüccar
olarak yetiştirdi.
«Toplumun hastalığını tedavi» ama
cıyla Şahane'ye girdi, ama b ir gecede 7
bar, 8 pavyon dolaşıp, gündüzleri de uyuyarak yorgunluğunu çıkartmaktan bi
lim öğrenmeye fırsat bulamadı. Dersle
rin adını ve üssü mizan olduğunu dahi
bilmeden 2. sınıfa geçti ama bu hayatı
yine devam ettirm ek isteyince sınıfta
kaldı. Bu arada üzüntüden ülser oldu.
Kemaliye'de Keban Barajı alanının
kadostrosunun yapımında çalıştığı sıra
da «Bana iki jalon, b ir prizma ve b ir çe
lik çerit verin, bütün dünyanın kadostro
haritasını çıkarayım» diyerek adının ta
rihe gezmesini sağladı. Bir idarecinin
çok yönlü b îr insan olması gerektiğine
inandığı için Yapı Teknik Resim kursla
rını bitirerek Teknik Ressam oldu. M i
desini tedavi için birçok ilaç kullandı ise
de en faydalı ilaç olarak «Rakı» da karar
kıldı.
*
Fransızcadan tek kelime bilmediği
halde 3. kurda «Çalışdım» ve «Bilm iyo
rum» kelimelerini öğrenerek sınava gir
di ve normalden bîr sene önce muaf ola
rak b ir çoklarını hayretten küçük dille
rin i yutmalarına sebep oldu.
Çıraktan yetişme tüccarlığını M ülki
ye'de devam e ttird i ve ay sonlarında tüllâba kredi açtı. 243 TL.'ya aldığı tıraş
makinesini Eskişehir'de staj yaparken
Mali Şube'li b ir kaymakama 400 TL.'ya
satarak kazıkçı 11kta yeni b ir rekor kırdı.
İdeali «Özel İzm ir Valisi» olm aktır».
GENS NAZARAN
hayret. Bir gün yemekte «Anneciğim, bu
çorbanın hiç tuzu yok» demesin mi? Şa
şırdılar. «Demek konuşabiliyorsun, öyle-,
mi yavrum? Neden daha önce konuşma
dın?» diye sorulduğunda, «Konuşmam
için sebep yoktu ki.» demesin mi? Sezer,
işte böyle gerektiği zaman konuşan se
vim li b ir arkadaşımızdır. Ciddi ciddi patlatığı esprilerle etrafını kırar geçirir. Ga
yesi, Kızılay'da manzaralı b ir bankaya
yerleşmektir.
ÍU - d
BAHA KOZAN
m
p i:
;
S ' i■v-vtfl-V :::
'• i İV
tv
H.
i
YAVUZ EGE
«
HAŞAN KOCATÜRK
Annesi ile babasının b ir bağ bozumu
sırasındaki kabahatleri yüzünden 1946
yılında ileride hemşehrisi «Zeki»nin tah
tını elinden alacağı tahmin edilen b ir jön
doğdu. Fakat bunu, şimdiye kadar ger
çekleştirm em enin verdiği kırgınlıkla, çı
na benzemeye çalıştı. Durumun ne hai
alacağını zamanla göreceğiz.
■
Mülkjye'de masum görünmesine rağ^men, onun bağ arası donjuanlıklarınf
'■Jcöy kızlarından sormak gerektir.
■
Küçük kardeşinin kendisinden önce
evlenmesine bozulup intihar blöfü yapan,
tutturamayınca soluğu TNS'de alan. Ma,iî Şube'den b ir hatunun «epey» yakışıklı
' bulduğu, az birşey de inek oían b ir sap
tır.
SEZER ÖZGÜNER
1947'de Söke'de b ir kız çocuğu anne
babas-ını şenlendirdi, derken büyüdü, 4
yaşına bastı. Fakat hiç konuşmuyordu.
Akranları avılcıvıl konuşurken onun bu
hali anne ve babasını kederlendirdi. Baş
vurulan doktorlar da buna b ir anlam ve
remediler. Derken Sezer daha da büyü
dü, A rtık ailesi ümidi kesmişti. Fakat
Yazın Yavuz'u b ir hatuncukia gören
ler hemen işkiilenm işler. Bizim ajanları
mız arasında, bunun Yavuz'un kız karde
şe olduğu iie teyzesinin kızı olduğu gibi
iki iddia babında sert b ir tartışma de
vam etmektedir.
Efendim, bizim kinin son mesleği
«Bondier» yani Bond Yavuz oldu kısaca
sı. Son uğrası ise K iliing Çetin'İ alt et
mek. «K illing Çetin'i yeryüzünden silip
namuslu insanları rahata kavuşturaca
ğım, ve de adalet kaybettiği yerini bula
cak! diyor. «Bunu da yapamazsam, bana
sıfır sıfır bilmem kaç Yavuz demesin
ler!»
CEMALETTIN OZTURK
TAŞKIN KARACA
Meviût Bey'in gözbebeği oğlu ilk çığ
lıklarını İzmir'de ]946'da atmaya başla
mış. Kendisine «Çılgın» denilmesini fa
külteye girdiği ilk günün akşamı koridor
larda inanılmaz çığlıklar atmasına bağla
yanlar da vardır. Vardır ama bu adam
öylesine normal b ir adamdır ki, matrak
biyografisini yazmak b ir dert.
Yarım şişe bira ile sarhoş olduğu ri
vayetinin doğru olup olmadığı sorulunca
hafifçe kızarır. «Asıldığım kızları ararsa
nız hava alırsınız» der. «Bu küfretmeye
bile değmez, dünyada güzel kızlar anla
yışsız, anlayışlı kızlar çirkin d ir, abi» der.
Bu türden şeyler yum urtlar arada bir.
İki şirin kıza baba pozlarında hamî rol
ler oynaması belki tek KAZGAN'lık yanı
dır, Taskın'ın.
ABDÜLKADİR ERYİĞİT
m
feıl
I I ^
?: -,■■■: ;■:!'(ii:
|:Şs
ilil
m m [ ¡
W iW, <
i f l#
f i i »
İh tilâ lcilik oynamak suçundan dola
yı Harbiye'den Mülkiye'ye transfer olan
Abdüi, çevresinde göbeği ve de saatlerce
durup dinlenmeden konuşması ile tema
yüz etm iştir. Geceleri sık sık küfeyle yur
da getirilen, Cumhur Ferman'ın dersleri
ni ondan daha iyi bildiğini iddia eden ve
de bu kaprisi yüzünden boşuboşuna ka
vun yemek zorunda kalan arkadaşımız
ayrıca Ankara - Eskişehir Otobüs Şirket
lerini Kalkındırma Cemiyeti başkamdir.
iv
İV -'-';-#
m
ms
■ m
51
:
KUTSAN CELEBICAN
dır. Dalgınlık hikâyeleri ile ünlüdür. İş
te b iri (Sıkı durun-Kazgan) : Geçenlerde
arkadaşları ile grup halinde giderken
uzaktan, b ir kutu üstünde iki küçük
hayvanı teşhir ederek para kazanmaya
çalışan b ir adam görmüşler. Meral daha
önde gittiği için arkadaşları — Ne hay
vanları onlar, Meral? diye sormuşlar.
Şöyle b ir bakmış Methal, «—- Kuş.» demiş
ve yürümüş. Fakat arkadaşları biraz da
ha ilerleyip hayvanları görünce şaşa kal
mışlar. Çünkü, bu hayvanlar Kuş değil,
iki küçük Sincap imiş.
Hayatta layık olduğu seviyeye yük
selmesi dileği iie.
ATA TÜRKİŞ
Gözlerini açar açmaz kendini kahve
de bulan Ata, Behzat ve İsmail ile b irlik
te kendi tâbiri île «Ekmek Ağaçları»nı
teşkil eder. Hayatda en büyük arzusu
Kaymakamlıkta arkadaşlarıyla b irlikte
yakın kazalara düşüp King Partilerine
devam etmektir. Birinci sınıfa geldiğin
den beri arkadaşlarına Denizli'de deniz
olmadığı
halde niye o ismin verildiğini
anlatmak çabası içindedir. Gizli TNS mü
davimi olan
Ata biyografisi
yazılırken
«TNS den fazla bahsetmeyin çünkü evdekilere
Amerikan
Kütüphanesi
dedim,
sonra uyannlar» diye dert yanmıştır.
METİN GÜROL
Kutsar», hava ve sudan iyice fayda
lanmış olacak ki ağaçların üst dalların
daki meyveleri toplayabilecek bic. yük
sekliğe erişti. 180 boyu ile kasılan arka
daşımızın en büyük zoru kalıbına uygun
»cins-i lâtiflerin azlığı,
v Orta okuldan itibaren kolejli kızla
rın rüyalarının tek erkeği ( I ) , hayalleri
nin b iricik mihenk taşı, karanlık günleri
nin güneşi oian yakışıklı jönümüz, aynı
^niteliklerini fakültede de devam ettirebildi mi bilmem. Ancak b ir ara bizlerden
bileğinin hakkıyla «Basın Yayın'ın Fahri
Eniştesi» payesini aidığım itira f etmek
gerekir, ilk aşkını, tek güneşini Diyar-!
gurbete uğurladıktan sonra iyice çöken
Kutsan, «Ben hak aşığıyım» deyip bazı
cinsi lâtiflerin peşinden koştu. Onları
her görüşünde bayılmadıysa da çatı te
raslarında apartmanın yüksekliğini ölç
meye kalkarak bize heyecanlı dakikalar
yaşattı. Bir ara aşk hususunda sosyal
adalet tevziine girişen arkadaşımız, sonu
nun pek parlak olmıyacağını düşünerek
bizleri pek m utlu kılan b ir kararla bun
dan vazgeçti.
30'undan sonrasına şamil olmak üze
re, ideali olan melek gibi b ir kjzla evle
nip, akşam yemeklerini mum ışığında
yiyebileceği rom antik ve mutlu b ir yu
vaya sahip olması dileğiyle.
Tüccar Metin MÜlkiye'ye girmeye
Marmara Adasının sıcak kumları üzerin
de yatarken karar verdi. Neticede kendi
ni Anadolu'nun göbeğinde, sert iskemle
ler üzerinde «Siyasi Tarih» çalışırken
buldu. Çalıştı da birşey oldu zannetme
yin. Metin Mülkiye'de girdiği ilk M art
imtihanında her hususda güvendiği ve
takip ettiği Boncuk A li'nin fikrîne uya
rak (Marmara Adasında da Metin'în ka
nına Ali g irm işti) 10 dersden 9 unu ça
lıştı ve 1 ini bıraktı. Tabiî bıraktığı der
si çekti. Netice malûm. Mülkiye tarihî
nin İlk ve son 3'ü. Akabinde iki değişik
lik meydana geldi. Metin Ali'ye olan
inancını y itird i ve 24 saatlik günü 16 sa
at uyku, 8 saat ders ve 1 saatlik yemek
molası arasında böldü.
Ankara'ya oian düşkünlüğünün Metin 'i sık sık İstanbul'a ve genç nesle olan
merakı ise onu devamlı kız okullarının
(genellikle orta ve pek nadiren lise) da
ğılma saatlerinde hazır ve nazır bulun
maya zorladığı rivayet edilir.
OMER AKAN
Un'i/
SEZER ENGİN
Sıcak bîr Temmuz günü, Büyük En
gin'ler araba İle plaja giderken
bir hadiseye şahit olmuşlardı
mutlu
arabada.
Bayan Engin 2 kilo 300 gram hafiflemiş
MEFHARET URAGUN
ti. Sezer'in araba ve denize olan zaafı bu
yüzdendir. Arabasına kızları doldurduğu
an çok mutlu olur, hostes vitesini de kul
lanır tabii.
Biraderi İle beraber
*
futbola başla
mıştır. Lâkin Sezer bu İşte biraz daha
ilerlemiş. Mülkiye kaptanlığı için adaylı
MERAL TECER
(Kazgan, aşağıdaki biyograrifinin
tüm sorumluluğunu yazarı Serpil'e yük
ler.)
Merai'imiz iyi niyetli, candan b ir ar
kadaştır. Hayat felsefesi herkese iy ilik
etmek ve başkalarının mesut olduğunu
görünce mesut olm aktır. Çalışkandır.
Mü İkiye'den kendi gayreti ile İngilizce
öğrenmiş olarak çıkacak ender tüllâptan-
50
ğı sınıfta daha az kaldığı İzin kıdemsiz
likten Tekin'e kaptırm ıştır. Hali hazırda
Petrolsporun takım kaptanıdır.
Hayata en övündüğü
şeylerden bîri
de atletizmle olan İlgisidir gökgözlü Sezer'tn. Evine giden her arkadaşına kutu
lar dolusu madolyonlannı gösterir, ama
bu madolyonların kiloyla satıldığına dair
haberler de pek rivayet olmasa gerek.
ÖMER ALP YÜKSEL
olup tembelliği yüzünden üstüne yatan, MUSTAFA SELÇUK
derslere Eylül onbeşte başlayıp im tihan
^
lar dışında eline kalem almadan-4 sene--^ . T**
de mezun olan, sınıfında kendisini 4-5
kişi haricinde kimsenin tanımadığı b ir
efsanedir.
ASLAN EREN
Soğuk b ir kış günü kükriyerek dün
yaya gelen bu yavru Erzurum Dadaşına
ailesi «Aslan» adını taktılar. Çok geçme
den ebeveynleri de aldandıklarını anla
makta gecikmediler. Çünkü o Aslan'dan
ziyade uysal b ir tavşana benziyordu.
Daha ^ n a ş ın ın karnından çıktığı an
da bile saçsız fakat göziüklü olduğu ri
vayet e d ilir. Baba Ömer Ünye'nin lâfını
ağzından eksik etmez. Lazlık Üe Karadenizliliğin farklı şeyler olduğu üzerinde
mühim araştırma ve incelemelere sahip
olması yüzünden şimşekleri üzerine çek
mişse de «Karadeniz kıyısından saf kişi
çıkmaz» diyerek zevahiri kurtarma yolu
na g itm iştir. Kolejdeyken gözlüklü santrafor olarak ün alıp spor yapmışken son
senelerde Ankara - İstanbul arası rekor
^sefer sayısı üzerinde çalışmalara başla
nmıştır.
ı>
‘
Olgun erkek pozunda, cümle kızlarm
gönlünü çelen Baba Ömer bu tip işlerini
gölgede bırakarak saman altından su yü
rütme politikasını başarıyla tatbik et
m ektedir. Bu arada şehirlerarası da İş
tuttuğundan çok meşguldür. Hatta o ka
dar doludur ki kızkardeşinin bulunduğu
Hacettepe Tıpta faaliyete gerek görmeyip
bir rezerv olarak muhafaza etmektedir.
Kayda pek değer b ir olay da yıllar ysiı
Mülkiye'nin en muhafazakâr unsurianndan b iri olan Baba'nın son sınıfta herke
sin kolay kolay yapamıyacağı b ir aşama
yı başaran en ileri Öğelerden b iri olma
sıdır. Durum herkesden fazla eski oda
arkadaşı Baskın'ı sevindirmiş, M ülkiye'
nin 5 yıla çskartlması için faaliyete geçir
m iştir.
Sevdikleri: Yemeklerden pilâki, dans
lardan sirtaki, içkilerden rakı, renkler
den hâki, çiçeklerden.,. (Yahu bu kada
rını ne b ile lim !)
Mülkiye'nin son sınıfına kadar sap gelen
Aslan, yetti artık canıma saplık deyüp
b ir Ödemiş güzeline gönül verdi. Aşkı da
karşılıksız kalmayınca hakiki b ir aile ba
bası oldu.
MAHMUT DURAN
Malatya'lı olan Mahmut, Polis Kole
jin i başarıyla bitirerek Müîkiye'ye duhul
eyledi. Emniyet'ten burs alamsyarak ka
YALÇIN SARAÇOĞLU
zık yediğini ve bunun için Maliye'ye ka
pılandığını söyler. Böylece kül yutmaz,
kömür yutar bîr polis olacağına, parlak
boynuzlu bîr geyik olacaktır.
göziü b ir yavru doğduğu zaman, annesi
Polis Koleji'nden gelmesinin etkisiy
le olacak her sabah yurttaki odasının
balkonunda jim nastik ve bilhassa bal
kon demirlerinde karate çalışmaları yap
maktadır. Karate esnasında acaîp sesler
çıkartıp tülîâbı tatSı uykusunda rahatsız
ettiği İçin nazik b ir tüilâb tarafından çok
zarif b ir posta yem iştir.
Mahmut son zamanlarda herkes ken
dini birinci sınıf zannediyor diye bıyık
bırakti. Ama liseli kızlar yüz verm iyor
diye bu sefer de kestiğini öğrenmiş bu
lunuyoruz.
1946 10 Kasımında sarı saçlı, mavi
«— Oğlum yeni bîr Atatürk olacak» diye
sevinmiş. Ama sonradan (kendi deyimiy
le) «Hıyar gibi b ir şey» olmuş.
Müîkiye'ye
kapağı
attığından beri,
«— Şükrü Saraçoğlu yaşasaydı, siyasi şu
beye geçerdim» diye ah çeken, yakışıklı
geçinmesine rağmen Loombrozo tipinde
olan, nişanlısından
ayrıldığı için
harıi
harıl kız arayan b ir gariptir.
Antakya'da
doğan,
Bayburt'ta do
ğumlu görünen İstanbul'da oturan, An
AHMET ÖZİŞ
kara'da okuyan ve her ilde b ir «panto
lonum» var diye kabaran
şehirlerarası
b ir tip tir.
İSMET YILMAZ
1947 yılında dünyaya geldiğinde bi
raz düşünmüş, hafifçe yutkunmuş, son
ra annesine;
«Bir şey söylîyebilir m i
yim?» demişitr. Doğduğundan beri başÖMÜR GÜNEL
Günde dört cümle konuşan, 28 saat
uyuyan, bu yüzden derslere hiç girme
yen, hocaları Mezuniyet Albümünde gö
ren, 1. sınıfta İngilizce'den 6 ile muaf
lıyan bu ölçülülük, bütün hayatın hakim
olmuştur. SBF camiasının sessiz ve ken
di halinde kişilerinden b irid ir.
Gelecek
hakkında ki projelerinde başarılar.
SÜLEYMAN SÖZEN
YURTKAN GÖRSEV
FARUK BOZBEY
Üçüncü ayında yazmayı, dördüncüde
okumayı, beş aylık iken de kazık atmayı
öğrendi. Yürümeye başladığı zaman oku
la gönderdiler. Burayı bitirince orta ve
liseyi okusun diye İzmit lisesini tahsis et
tiler. Keşke tahsis etmeselerdi, lise son
da sapıttı ve maalesef Mülkiye'ye girdi,
ineklemesi neyse ama smavlara yakın
«pişmaniye çayı» bileti satıyorum diye
tüliabı dolandırması canımıza tak etti.
Bereket bu sene fırtıyo r da, kurtuluyo
... Ve ailah insanı yarattı. Arkasından
palavra atsın diye Faruk'u yarattı. Bütün
arkadaşları arasında «Palavra» diye ta
nınır. Sınıfta aradabir çektiği «Tekrarda
faide vardır, efendim» teranesiyle de ta
nınan Faruk, Güneyin şirin ilçelerinden
Silifke'de doğmuştur. Tarsus Kolejin'den
mezun olan bu arkadaş. Siyasî Şubeye
gitmek nîyetindeyken şürekâsı ile b irlik
te verdiîğ kararla Mali Şubeye gitm iştir.
Su altında saman yürütürcesine çapkın
lığı ile ün salan bu arkadaş Cemai Beyi
mizle beraber ideal ve İlâhi arkadaştır
lar. Niyeti Hâriciyeye girm ektir. Hayırfı
olsun, Palavra Faruk!
ruz. Mülkiye'yi bitirince büyüyüp adam
olacakmış inşallah....
AVNİ ÖZCAN
Avni deyince hemen akla 18 parçalı,
UYGUR KOCABAŞOĞLU
nizamisi 4 kilo 250 gr. lık.yuvarlak gelir.
Ey Uygur, «Durdun durdun, turnayı
gözünden vurdun. Dolmuş çapkınlığı ile
'ilk okul öğretmenlerini kendine hayran
vettin»
i.
,x
Derslere hemen hemen hiç uğrama
yan bu arkadaş, fakülte yönetmeliğinin
derslere ayırdığı
vakti evinde istirahat
buyurup kitap okumak geçirir.
Pipoya
'm erak salmakla beraber «iyi savuramı
yorum» diye o zevkinden de devamlı İs
rarlar üzerine vazgeçmiştir.
MURAT KUDAT
Manken kızlara karşı olan zaafı dolayısiyle
büyük meblâğlar tutan
çiçek
masraflarına katlanmak zorunda kalan
Bu yuvarlağın adına insanoğlu, futbol to
CEMALETTİN ÖZTÜRK
Herkesin «Lâz» diye takılmasına rağ
men, Gavat Ertan'la b irlikte Karabük'lü
olmakta övünen Cemal, güzel gözlülere
olan zaafını açıkça İfade etmekten çekin
mez. Smıfı İptidaiden b ir hatuna'attığı
ayaklar kökünden kırılınca hayatı boyun
ca bekâr kalacağına yemin eden Cemal,
İbo-Ömer, Ziya dörtlüsünün değişmez b ir
elemanıdır.
pu, ayağı veya kafası ile vurarak 1,5 saat
bu topun peşinden don,, gömlek koşan
adamlara da futbolcu demiş. Avni ana
sından doğar doğmaz ağlamış, etine he
men b ir futbol topu sıkıştırmışlar,
cak yakınlarda antrenör takımdan attık
tan sonra ayrılmış,
artık soğumuş
Mali Şubenin bu seneki kıyafetinin
kendisine yakışacağını söyleyen arkadaş
larının arkasından bıçakla koşturan Ce
mal, kendini Steeve Mc. Queen'in M ülki
ye şubesi olarak İânse etmeye uğraşmak
tadır. Futbol hayatının Mülkiye'de sön
düğünü iddia ederse de onun takıma gir
mesi İle Mülkîye takımının hayatı sön
müştür.
işte
bundan sonra bizim oğlan o toptan an
kendisine sorarsan
futbolculuktan.
Avni'yi
gören onu ağırbaşlı sanır, adımını salavatla atan b ir havası vardır. Ama, b ir de
Murat, Mülkiye'nin zamparası olarak geçinîr. Tek taraflı ümitsiz aşklarıyla üzün
tülü günler geçirmiş ve sonunda bitmî-
HAYRİ ÖZEN
yen seminerler içinde dağılmıştır. Oku!
Tarsus Kolej in'den mezun olanların
en efendisi. Es es'lerin hastası, derslerin
gedikli müdavimi bu arkadaş, Türk sen
dikacılığının büyük liderlerinden biri ol
mak yolundadır.
dışında solcu olduğunu söylemesine rağ
men Mülkiye'de bunu düşünceleri ve dav
ranışlarıyla hiç beili etmiyerek, en gizli
solcu unvanını almaya hak kazanmıştır.
landığı 007 çantasına borçludur. Geçen
Saim Hoca, Cemal Bey ve Faruk ara
sındaki münazaralarda daima Hayri Be
yaz Londra'ya gidip orada çılgın b ir ha
yin Berber Turgut'tan daha «efendi» ol
onun çenesi düşük haline rastladınız mı,
yat yaşamış, dönüşünde
arkadaşlarına
duğu hususunda birleşilir. En sulu herif
işte sizin İçin b ir felâkettir. Konuşur da
özel seanslar yaparak değişik hikâyeler
ler dahi^Hayri Beyin karşısında tatlı sert
konuşur. Eğer birisi yetişip beraber itiş
anlatmıştır. Kendisi, iyi giyindiği hakkın-
engellemelerle yola ge tirilir.
meye başlamazlarsa, yaptığı espriler çe
Bu konudaki başarısını son günlerde kul
daki dedikodulara çabucak inanmış, mo
del olmak istem iştir. Ancak bu teşebbü
ders notları
kilmez hai alır. Unutmadan ilâve edelim,
hususunda sömürüldüğü iddiaları ortaya
Avni 30 M arttaki kolej çayına b ir dolu
A rkadaşla^ tarafından
sü yakın arkadaşları tarafından tam za
atılırsa da o kendisinin not transferinin
kızla geldi. Bu yüzden şu söze hak ver
manında önlenmiştir. Tatlı palavracı De
«mazlum biraderlere» yardım mahiyetin
d ik :
lege Murat'a başarılar dileriz.
de olduğunu beyan eder.
futbolcuya kaçarmış.»
48
Kızını dövmezsen ya çalgıcıya, ya
OĞUZ ÖNER
Sınıfın sessiz talebelerinden olan Saim
büyük b ir idarecilik kabiliyetine haiz
olup bu kabiliyeti her sene yapılan
olarak nam salmıştır. Halen kardeşler'
ve müstakbel enişteleri ile kantinin üst„terUje. tapulanmış köşesinde m utlu b ir
hayat yaşayan arkadaşımız hocalardan
daha iyi bildiği iktisat derslerinin fahri
asistanıdır. Meraklarının başında futbol
gelir, ama baklama turnuvası maçlarında
Ambassadorlar takımının çuvallamasında en önemli Öğe olm uştur. Geceleri
«Gençlerbirliği» diye sayıkladığı rivayet
olunur.
TCKTD'de göstermektedir. İdare ettiği
kamplarda kendisini kontrol altına al
İstediği doktora tahsilini yapmasını
bütün kalbimizle dileriz.
mak için «Fuhuşla Mücadele Derneği»
kuran Saim'e başarılar diler, eşine sabır
temenni ederiz.
TANER ENVER
SAİM TOZAN
Ne büyüksün ki havlu kurtarıyor
seni
G ittiği yerlerde hemen dağılır şanı
şöhreti
Ey yüce ey şanlı hoca tanımak ister
her T ürk kızı seni
1945't^ Ankara'da dünyaya gözlerini
açtığı zaman, babasıyla harçlığını pazar
lık etmeye başlayarak iyi b ir iktisatçı ol
duğunu ortaya koyan Oğuz, sonraki yıl
larda da kendine güvenenleri utandırma
dı ve M akro-iktisat derslerinde Tuncer'i
sıkıştırırarak «Keynes» unvanını kazan
dı. Önceleri Dışişleri Bakanlığını düşü
nürken hocalardan aldığı te klif üzerine
asistanlık ayaklarına yattj. Müzmin aşık
olan arkadaşımız Siyasi Şubeye attığı ayakların kırılmasından sonra b ir hafta
geçmeden baloya b ir Ambassador kızıy
la gelerek başka alanlardaki kabiliyetle*rini ortaya koydu. En kısa zamanda evle'neceğini zannettiğimiz bu arkadaşa uy
gun b ir kız aranmaktadır. Bildikleri olan
ların insaniyet namına müracaatları.
TACİDAR AKTOTAY
Bir tarihte doğdu, b ir yerleri b itird i
ve Mülkiye'ye girdi. Tacidar'ın girmesiy
le beraber özel ve güzei hayatinin Kazganı ilgilendiren kısmı başladı. Ancak bu
özel hayatın bazı yönleri bazı kişileri faz
la ilgilendirdiği için İllâki Kazgan vasıta
sıyla kamu oyuna da duyurmak istediler.
Ancak bu mübarek görevi Tacidar tara
fından işletme notu vadedilmek suretiy
le elde edilmiş b ir Kazgan {vatan değil)
hainine vermek gaflet ve delaletinde bu
lundular. Bu sebeple biyografinin bu kı
sımları noksandır.
Bunlar dışında Tacidar tüm arkadaş
larına m üşfik davranmasıyla tanınır. Bu
özelliğini Emine bile kabul etm iştir. Tacidar'ın b ir de m arifetli teyzesi vardır.
Bu teyzenin İstihsali olan uzun tuvalet
ile Tacidar veda gecesi yurdun kfzlar kıs
mında b ir hayli sükse yapmıştır.
Tacidar'ın hayatını özel b ir şekilde
tanzim etmesini temenni ederiz.
DAVUT KÜÇÜKALAY
Doğum tarihini çok küçük doğduğu,
için hatırlamaz. Mülkiye'ye tesadüfen
gidiğıni söyler. Ortaokulda b irinci, lise
de ise sondan birinciym iş, Mülkiye'ye ge
lince tam üç yıi ineklemekten başka bırşey yapmadı. İlievelâkln son yılda 25-30
yaşları arasındakile üzerinde iktisas yap
tı. Zirai iktisatta domuzların kerametini
öğrendikten sonra «Abi büyüyünce do
muz çiftliğ i kuracağım» diyor. Ona gö
re domuz en sevimli ve temiz hayvandır.
Ders dışında dinsooriik meseleleri ile
uğraşır. Özellikle B, Russelli'in dini ( ! )
kitaplarını alır.
Bu yıi Mülkiye mezunu olmak İsti
yor. İnşallah olur. Paris'e gitmek arzu
sundaysa da De Gaulle'ün kabul edece
ğini hiç sanmayız.
HALİT TAPKAN
1943
yılında Yavru Vatanın batısın
da bulunan Poli'de dünyaya geldi. Tek
nik Üniversite'ye gireyim derken denge
sini kaybederek tüllâb arasına katılmış
tır. Mülkiye'deki ilk yıllarında «talebeye
çalışmak gerek» prensibine sadık kala
rak cinsi lâtifelerden daima uzak kalmış
tır.
Kıbrıs hadiselerinin patlak vermesi
üzerine Erenköy'e koşan Taner İki yıi
M ücahitlik yapmıştır. Oradaki yalnızlığı
nın etkisi ile Ankara'ya döner dönmez
süratle halkalanmıştır. «Co» namı ile ta
nınan bu talebe şimdiye kadar her yıl
takıntısız geçen hatta kavun sohbetleri
ne bile katılamıyan ender sütlü inekierimizdendir.
ÇETİN EMRELİOĞLU
Sevgili kardeşimiz bizi ne zaman gör
se, «Bana Racon Çetin demeyin, Radyon
deyin» der. Radyon'un ne olduğunu bilen
beri gelsin. Biz Encyclopedia Britanica'nm son baskısında, Webster'in «Divan-ı
lûgat-üt Türk»'üne ve de «Playboy's
Unabashed Dictionary» ye hep baktık.
Baktik'lım a yine de bu kelimenin aslını,
o rijin in i, üstelik te İzini bulamadık. Son
başvurduğumuz etim oloji uzmanlan ka
naatlerini şöyle özetlediler : «Bu kelime
Sanskritçe ve Asurca bazı hayret nidala
rına benzemekte olup, Radyum, Radyolin ve Dyolin karışımı olduğu ciddi suret
le tahmin edilmektedir.»
İptidai tahsilini Ankara Koleji'nde
yapan Halit lâ tif rüzgârların etkisiyle Şa
haneye transfer oldu. Kafasının çıplaklı
ğı İle kalbinin temizliği arasında doğru
orantı bulunan müstesna tiplerden b iri
d ir. Kızılay gibi adamdır vesselam.
ik i efendi kız kardeşi ile Şahaneye
gelmiş geçmiş en büyük tüllâb sülâlesi
Bugünlerde Çetin'in canı sıkılıyor :
«Bizim İçimiz geçti arkadaş» diyor, «ta
lebelerine ayak atan kart doçentlere dön
dük. Şaka filân değil, «Kula yanardağı
intifa ederken doğmuşum da onun için
geri zekâlı olmuşum!» diyor, Çetin. Bize
sorarsanız cin mi cindirler kendileri. Bu
cinlikleri de Yunus Emre soyundan gel
mesinden olacak.
47
kendini gaddar sekizlerin Vekaa'dan bo
şalan yerine tayin e ttirm iştir, Magnificient Seven'dan da fahri üyelik teklifi alan
Nurhayat'ın bu tercihine Gaddarların şa
mata fısıltıyı kullanmalarının sebep ol
duğu söylenmektedir.
RECEP YÜKSEL ALTUĞ
DURCAN
ALEV ALPKAN
Güzellik yarışmalarına aileden bir
fert daha katabilme ümidiyle dünyaya
avdetine karar verilen bu şirin kızımız,
saniyelerini
derslerle elbise
modelleri
çizme arasında başarıyla bölmesiyle ta
nınır. Ders notlarını ezbere okuyabildiği
halde çalışmasını
her zaman kifayetsiz
bulduğu için arkadaşlarını kizdırir. Bir
«— Baksana kardeşim...» diye başlı
yan uzun b ir tirad. İşte Yükse!.
ara aşağı Slobovya'dan esen-tayfunların
etkisinde kalmışsa da bunun üstesinden
gelmeyi kolaylıkla başarmıştır.
Bundan kâfi sayıda yıllar evvei kara
kaşfı kara gözlü nurtopu gibi b ir velet
A larak dünya yüzüne çıktı. Yaptıkları iş
•önne ve babasının çok hoşuna gitm işti,
¡üzerine titrediler. Yüksel'in şöyle dünyaiejinde oidu. Hemencecik «Paytak» lâkayı tanıması ilk defa Kadıköy M aarif Kobını alarak yeni muhitine girdi. Kadı
köy'ün namiı kabadayılarının himayesin
de yüzü gözü açıldı ve bu arada rakı de
nen keyif suyunun tadını aldı. Ancak ne
resine kadar içeceğini b ir türlü öğrene
medi.
Nihayet kapağı Mülkiye'ye attı. Fa
kat daha gününü göremeden de kader
kendisini siyah gözlü b ir dilbere zebun
etti. Geçinip gidiyor işte...
Yüksel'lerin Azot Fabrikası hakkında
bilgi edinmek istiyenler kendisine başvu
rabilir. Yalnız sıhhatli bilgi için kafasını
bulduğu parti, çay ve baloların haricin
deki zamanları tavsiye ederiz...
demeden son smıfa geldi. Bir alay kar
deşi olan Nurhayat'ın kardeşleri İle ara
sında MIHÇÎ ve FERMAN'ın örnek kuru
luşlarına taş çıkartacak derecede sıkı b ir
tesanüt ve işbirliği vardır. Aynı zamanda
Hamdi'nin de toz ve söz kondurmadığı
ablalarından b irid ir.
Nurhayat'ın bu sakin havası otobüs
bileti meraklısı bazı gençleri cezbetmişse de neticede ayakları kırılm ıştır.
46
imtihan
sıralarında
ayak
atılmaması tercihe şayandır.
AYDAN BÜLUTGİL
Tarsus Amerikan Koleji'nİn yetiştir
diği ender talebelerden olan Aydan me
zun olduktan sonra
İngiltere'de master
yapmak arzusundadır.
Klâsik müziğe düşkün olup, laubali
İç geziye çıkarken aklı Ankara'da
kalmış, «Ümit» siz hasret şarkıları m ırıldanmıştır. Bunun yanı sıra, Ankara'da
Üm it'in rejim yapmadan zayıflaması me
selenin su yüzüne çıkmasını kolaylaştır
mıştır.
Bayram ziyaretlerini yalnız yapmak
tan vazgeçen Ece'nin gözlerinin hep böy
le m utluluk ışıntıları ile parlamasını di
leriz.
danslardan hoşlanmaz. Ciddiyeti ön plân
da tutar.
Bu yönüyle aynı evde kaldığı
arkadaşı Faruk Bozbey'i biraz katılaştır
ŞENSU YEMİŞÇİ
Elimizdeki mevcut papirüsler okuna
maktadır. Haziran'dan sonra İngiltere'ye
maz hale geldiğinden,
kaçacak olan Aydan'ı ileride iktisadi b ir
tan Önce kaçıncı yüzyılda Mülkiye'ye kay
otorite olarak görmek dileğimizdir.
dolduğu kesin olarak
kendisinin M ilât
bilinmemektedir.
Ancak büyük b ir aşkla bağlandığı Şaha
GÜNEŞ ÜÇER
neden, ne yazık ki bu yıl ayrılm ak üze
redir. Mektebimizin en faal hanım kızla
ği «Bir .koltuğa İki karpuz sığtpaz» sözü
Sessiz sedasız doğan Nurhayat ses
sizce büyüdü sessizce Şahaneye girdi. Şa
hanenin gürültücü tüllâbının aksine, gık
türlü çeşitli
kadaşımıza
rından olan Şensu, atalarımızın söyledi
NURHAYAT YILDIRIM
İç gezide
Herkesi
hayran bırakacak kadar güzel giyinen ar
Ece canlı kızdır. Hareketli oluşunun
isbatı çektirdiği fotoğraflardan bellidir.
B ir eli ileriye uzanmış, parmaklarında
esrarengizdir kıpırdanış. İşte Ece'nin en
tuttuğu poz budur.
numaralarla
ne zıt olarak b ir koltuğa dört beşini b ir
den sfğdırabilmesini bîim iştir. Bu arada
Amerika'ya bile uğrayıp gelmiş, döndü
ğünde sınıf bile geçmiştir. Şensu tevazu
göstermekte o derece radikal b ir tutum
benimsemiştir ki, seyahat dönüşü, orala
rını nasıl bulduğunu ve fiziki
karşılaştırma
man :
yönden
yapmasını istediğimiz za
«Yol ve bina bakımından ne ol
muş yâni, ben S iirt'te, Van'da da bulun
dum, New York'tan hiç farkları yok» di
yerek etrafındaki ¡eri b ir anda Bakırköylük etm iştir.
HALÛK SEZER
cazkârdan başka b ir şey çalmadığı ke
man, ve pastırma-sucuk kâğıtlarına yaz
dığı şiirleri ile b ir Kayseri'liden -beklen-miyecek kadar sür-rom antiktir.
Kız tekniğin bulaşıcılarından biri
olan Mehmet, birinci sınıf zamparadır;
fakat hiçbir zaman centilmenliği elden
bırakmaz. Annesinin bütün ısrarlarına
ve «camız gözlü kızlar» bulunmasına
rağmen kendisini ilim e adamış bulunan
Mehmet, Müîkiye'nin başına ekşimeye
devam etmek azmindedir.
SERPİL ULUĞ
Serpil doğduğu gün cümle inekler
bayram ettiler ve hattâ rivayet olunur ki
İnek Bayramı o tarihte ihdas olmuştur.
Boyunfo Selimiye'nin üç şerefe!i m i
naresinden alan, bu Halit Kıvanç mukal
lidi arkadaşımız, 155 saat konuşup dün
ya rekoru kıranların bu rekorunu küçümsiyecek derecede de az! konuşur.
«Küçüklüğünden beri» hep Haziran'da geçmeyi arzu etmesine rağmen halâ
bu emeline nail olamıyan arkadaşımız,
bu gidişle büyüyünce dahi bu emeline erişemiyecek.
(
Türkiye'de ikinci organ naklinin, Ha^lûk üzerinde, yine böbrek değiştirme
^olacağı rivayetleri katıksız doğrudur.
Çünkü müzmin metoboiizma bozuklu
ğundan muzdarip olan Halûk, b ir tek
Mülkiye'de para vermeden rahatça işini
gördüğü için Müîkiye'nin hayranların
dandır. Hattâ b ir rivayete göre; Kadıköydeki umumi helanın sahibi Haluğu b ir ar
kadaşına «en iyi müşterim» diye tanıştır
mıştır. (Kazgan’m N o tu : Bir transplan
tasyon yapılacaksa, Halûk'a böbrek fa
lan değil ,dilsiz b ir adamın düînİ aktar
m alıdır.)
O günden bu yana piyasa ekonomisinin
sağladığı azami notlarla’ Şahanenin sımf-u sânisine tahûl edip optim um nokta
sına erişm iştir. Serpil, ekonominin refah
devresine doğru yol aldığını daha il. sı
nıfta dönem imtihanları esnasında çakan
cin müteşebbis Besim Üstünel kürsüsü
için gerekli tedbirleri almıştır. Fakat ne
yazık ki bu yerinde tedbir Haziran'da asistan Çelik tarafından sabote edilm iştir.
«Kızlar kalesi»nin en sağlam burcu
dur. Fakat bu sağlamlık onun Öztin Akgüç'ün yüksek tira jlı anlatılan derslerin
de ara sıra sohbet etmesine engel olmaz.
Tüllâbın tüm tatavasmın ve de gırgır
meşguliyetlerinin dışında kalan arkadaşı
mızın tek günahı kalorifer başı dediko
dularına kulak vermesidir. Şim dilik is
tikbalinin yegâne bilineni Haziran'da ge
çeceğidir. Ötesinin Prof.'lüge kadar yolu
var.
MEHMET YANIK
MEHMET ŞAHİN
1944
yılında Kayseri Kesi bağların
da, b ir elinde grev ve lokavt kanunu, di
ğer elinde b ir şiir kitabi olduğu halde
Mehmet dünyaya teşrif edince, Müîkiyedeki sosisleri hıçkırık tutmuştu.
Mehmet binb ir güçlükle, hayatla mü
cadele ederek büyüdü; yapmadığı Kayserililik kalmadı ve Şahaneye duhûl ey
ledi. Uç sene Ülkü gurubunu tek başına
idare etti. Son senede para-banka ve sos
yal siyaset derslerinde hocaların soru
ağacı oluverdi.
Şair Mehmet'imiz keman ve saksı îie
meşketmeyi pek sever. Ömer Hayyamın
Mülkiye temsilcisi olan Mehmet'imiz, hi-
ALİ DEMİR AKEL:
^Kendini çok uzun boylu ve zayıf his
seden Ali, aslında karpuz gibidir. Bu karpuzluğu en çok İstanbul seyahatlerinden
dönüşünde farked ilir. Robert Koleji terkeyleyip Ankara'ya gelmesinin nedeni ev
deki küçük kardeşinin otoritesinden kur
tulma çabalarının b ir neticesidir. Bekâr
evinin arkadaşlara tahsisinde gösterdiği
amatörce gayretler bütün arkadaşlarca
takdir edilmektedir. Fakat bu yüzden de,
akrabası Nermin Abadan tarafından ev
den atılm ıştır. Fakültedeki son senesinin
büyük b ir kısmını Amerika'ya yazdığı
mektupları daktiloya çekmekle heder edip, bilumum üniversitelerden mektup
beklerken, Amerika'daki kız arkadaşın
dan Pepsi-Cola fiyatlarının artmasıyla
ilg ili olarak aldığı son mektup kendisini
üzüntüye garketm iştir. Sınıftaki konuş
maları dolayısıyie çok yakında hoca ve
talebeler «Aliyi Susturma Cemiyeti»
adıyla b ir cemiyet kurma teşebbüsüne
girişmek üzeredirler. İlgilendiği tek spor
olan Tenis'i evde ağız sesleri ile oynadığı
müşahade edilerek görenleri ve duyanla
rı şaşkınlık içinde bırakmaktadır.
TEMEL ÜN
1944
yılının 25 Kasım günü Giresun
dağlan b ir homurtu ile yankılandı. En
ücra yerdeki ayılar dahi bu sesi duyup
kendilerine yeni b ir arkadaşın geldiğini
anladılar. Sandalyede oturur hale gelin
ceye kadar keyfince dağlarda ayılarla ha
şır neşir olan Temel, evlerinde oyun oy
namaya gelen cinsi lâtifeleri görünce ev
cilleşme gereğini duymuş, kadınlara ya
kınlaşmada kumar masalarının yüksek
fonksiyonunu derhal kavramış ve çabuk
yolunan iyi b ir «pokerist» olarak tez za
manda temayüz etm iştir.
Dünya tarihinde b ir ayının, dört başı
mamur b ir salon centilmeni haline gele
bileceğini İspat eden ilk yaratıktır.
Mülkiye'ye geiip atılmaktan son hak
kında kurtulduktan sonra hızlanmış,
keskin bîr zampara ve yaşıtlarına göre
iyi sayılabilecek b ir «sosyalist» olmuş
tur.
Karşı cinse aşırı sempati beslemesine
ve aynı anda birçok cinsel ilişkiyi çaktır
madan senelerce yürütmesine rağmen 3.
sınıfta mesut aile babası olmak için adayîığını koymuş olup eski hızını kaybet
miş görünmektedir. Kendisini çok yakın
dan tanıyanlar bu durum karşısında Temel'in pek sevdiği şu sözü mırıldanmak
gereğini duymaktadır. «Karaman'ın ko
yunu, sonra çıkar oyunu»
45
A. NAMIK UĞURAL
HAYRİ MUŞLU
AKIN KOMSUOĞLU
Dedesinin iyi içki içtiği ile öğünen
kendisi içince rezi! olan arkadaşımız as
len V arto'ludur, ama havalı görünmek
için Muşlu soyadını almıştır.
Mülkiye'ye b ir yanlışlık sonucu giren
Akın ilk ayak atma derslerini Zühtü'den
aldı. Ayrıca şahane tarihinde gelmiş geç
miş en uzun ayak atma rekorunu kırdı.
Sonunda ayağını öyle kaptırdı ki acısın
dan onunla beraber olduğu zamanlar et
rafına selâm vermeyi bile unuttu.
Tek başına yapabildiği tek şey içki iç
mek iken Ziya'dan sosyalizmi Doğan'dan
poker oynamasını Çavlan'dan paraşütçü
lüğü öğrendi. Şimdi de Berrin'le yaşantı
sının değişik ve gel işi k yönlerini değer
lendirmektedir. Böylece b ir erkek kısrak
olarak geldiği Mülkiye'den bütün dostla
rının yardımı iie damızlık b ir inek, eşsiz
b ir aile babası olarak ayrılmaktadır.
Üçüncü sınıfta büyük b ir aşk kasır
gası Hayri'yi savurup kavurmuş, bu dert
ten arkadaşı Pars'ın himayelerinde kaza
sız belâsız kurtulm uştur. En büyük zevki
Pars'ın yüzüne sigara değdirmek ve ondan
okkalı b ir tükrük yemektir. Son günler
de odasında uslu uslu ders çalışmakta
olup, okulu bitirince kapitalist olacak
mış... Tek derdi arkadaşlar! tarafından
şortunun çekilmesidir
(Hayri ders çalı
şırken sıkı b ir şort giyer).
ERDAL CAMGÖZ
1945'te Lefkoşe'de doğdu. Annesinin'"'
,DENİZ GÖKÇE
kendisine küçükken gösterdiği aşırı ilgi
^
Aslında matrak biyografisine hiç iü*‘zum yok, sadece Koçero Deniz der geçerdik, zira kendisi o kadar popülerdir ki
bu gün Kızılay'da müteveffa Robert Kennedy ile dolaştığında «Kim bu Koçero'nun yanındaki adam?» diye sorulduğu
s rivayet olunur.
İstanbul Alman lisesinin yetiştirdiği
nadide çiçeklerden olan
Deniz'in gayri
nin etkisinden kurtulamamış
olacak ki
halâ hiç b ir lokantanın yemeklerini be
ğenmez. Mülkiye'nin en hszlî zamparala
rından olduğunu savunur ve Ben zampa
ra Özer'in talebesiyim dîye öğünür. Ken
disini yakından tanıyanlar İngiliz etkisi
ni onda görürler. Fötr şapka ve şemsiye
si bunun delili sayılır.
Birçok plâtonik
müsmir b ir işletme grafiği misali zikzak
asıklar edinmiş hepsini b ir anda kaybe
lar gösterir.
dip mevlâsı olan esmer dilberi bulmuş
Alman lisesini bütün spor
branşlarında tek başına temsil etme hu
tur. Arandığı zaman karanlık yurt köşe
yundan Mülkiye'de vazgeçmemiş, futbol,
lerinde bulunabilir. Büyük hayâllerle ya
voleybol, basketbol ve hatta takımı ku-
şar. Kıbrıs'ta
rulsaydı buz hokeyinde bile (Kazgan'ın
. not : sobalık olsun...) başarılı olacağına
doğması
ile birlikte, İnterpo! kayıtlarına geçmiş,
Ainian hükümeti
tarafından halen ben-
cincilere olan borçlarından dolayı ara
nan, Türkün sönmez gücünü bütün dün
ya kızlarına kabul ettirm iş, Almanya'da
maden işçisi! olarak geçirdiği b ir kaç yıl
içinde 5 adet gayri meşru çocuk sahibi
olan, halim selim b ir arkadaşımızdır.
Şu ana kadar yapmış olduğu İşleri te
lefon rehberinin sarı yapraklı bölümün
den öğrenebilirsiniz. Örneğin, değnekçi
lik, şoförlük, kampingcilik, amelelik vs.
v s ..
Kendisi azgın b ir exhibisyonist olup,
banyo günlerinde okula yeni gelen bebe
lerin uçuklarının müsebbibidir.
Kıbrıs'ın, W illiam Pitt'ı
olmayı
hayâl
eder. Bir rivayete göre Besim ve kendi
sinden İyi İktisatçı yokmuş!
herkesi inandırmıştır.
Deniz, 1942'de Ankara'da
siyasi hayata atılmayı ve
UĞUR ÖZLEN
II. Dünya Savaşının en kızgın günle
rinde İzmir'de doğdu İlhan, ilk iş olarak
b ir takım idealler tesbit etmiş ve günlük
yaşayışı hakkında program yaparak an
nesine süt ve uyku saatlerinde bu prog
rama uyması gerektiğini b ild irm iştir. Ab
lalık vasıflarına haiz olan İlhan, sınıfı
İptidaide nice sübyanlara ablalık ederek
bu vasıflarını tescil etmiş, imtihan kapı
larının yaşlı göziü kızı ünvarjını da ala
rak Mülkiye hayatı boyunca imtihan he
yecanının kendisi içirip yersiz olduğunu
b ir türlü kabul edememiştir. Bu yüzden
de kendisine Librium yetiştirm ek zor ol
muştur.
Hariciyeci olma gayesi İle girdiği
Mülkiye'de 1. sınıftan sonra fik rin i değiş
tirip Mali Şubeye gitmiş bu durum bazı
arkadaşlarınca normal karşılanmasına
rağmen bazılarınca karşısına çıkan bu
kara bıyıklının sebep olduğu yolunda yo
rum lar yapılmasına sebep olmuştur. Bu
güne kadar iyi b ir ev ekonomisti ve mali
yeci olduğunu ispat eden Ilhan'a bundan
sonrası için de başarılar dileriz.
MACİT AKMAN
Gününfıüzün salgm modası Hippİe'iik
aslında 1945 yılinda arkadaşımızın do
ğumu ile başlar. Kendisi Fransa'da Fran
sız hippie'lerine «İşte hakiki" b ir hippie»
diye takdim edilm iştir.
Dışardakilerin içerdeki Ierden fazla
olduğunu bütün benliğiyle ve kendisine
takılan deli, çatlak gibi lâkaplarla isbat
eden arkadaşımızın popülaritesi NKKD.
derneğini kuruşu ile başlar. Bundan son
ra kendisi tutulmaz hale gelmiş olup sı
rasıyla, beat müzisyenliği, şantörlük, futJbolculuk (Best), diskotek bekçiliği gibi
faaliyetlerde bulunmuştur. Kendisini ta
bii lider gibi gören bu mütevazî arkada
şımız Disiplin Kurulu Başkanlığından
Festival Komitesi Başkanlığına atlıyarak
başarılı b ir kariyer başlangıcı yapmıştır,
ı
İstanbul'dan Macit'e gelen pembeli
mavili mektupların çokluğundan Cebeci
posta müvezii em ekliliğini veya tâyinini
talep etm iştir. Ziyaretçileri de eksik ol
maz. 41 numaralı yu rt odasını ziyaret
eden sayın yurt müdürümüz yataklarda
yatan çiftle ri görünce «Burası Yeniköy
tu ristik otellerinden beter» diye bağır
mıştır.
Son deminde birinci sınıfın çupilerİne iflah olmaz b ir merak saran arkada
şımızın kalbinin Fransa'da kalan yarısı
na kavuşmasını candan dileriz.
TEVFİK KETENCİOĞLU
Wolkswagen, Kel, Yalak, yağcı vs.
gibi sıfatlarla müseccel Tevfîğin en bü
yük m arifeti cemiyet işlerini "arkadan
idare etmesidir. Korkunç b ir kulisçidir.
T.M.T.F., Sosyal Demokrasi, Ortanın So
lu ve Kız Tekniği Sevenler Cemiyetinin
b ir numaralı destekçisi olan Tevfiğin si
yasi, iktisadi, sosyal, bütün fik irle ri ve
inançları İnönizm sözcüğünde toplanabî
lir.
En büyük özelliği sokak zamparalığı
dır. Yurdun' kızlar tarafında k ib rit kutu
su ile mesajlar atmak mı istersiniz; Ce
beci pazarında kız tavlamak mı istersi
niz, Kız Tekniğin önünde saat 24. den
.sonra seranat yapmak mı istersiniz; Mal
tepe'de malûm b ir otelde çay içmeyi tek
lif ettiği b ir bayandan lâzımlıkla yaptığı
duş mu istersiniz, hepsi bizim Kel Tevfikte bulunur. Mülkiye'de ayak atmadığı
kız yoktur. Tevfik yağcılığı Konya'da öğ
renmiş, Mülkiye'de tatbik etm iştir. Bü
tün derdi lisan kurslarıdır. İM. sınıfta
sözlü sınavda İngilizce hocasına «I must
past hocam, yoksa I shali be a soidier»
diye yalvarmış ve hasta olup iğne yaptır
dığını belirtm ek için kalçasını göstererek
«pîn» demiştir.
ÜMİT UZ
SAMİYE AYDAR
Gençliğinde Ankara Kız Lisesi'nin Kı
zılay piyasa temsilcisiydi, Mülkiye'ye gel^
meden. B ir gün b ir de baktı ki, önünden
geçerken yan gözle süzdüğü «ideal yer»e
girivermiş. A rtık Türkiye'nin ilk kadın
başbakanı olabilecek. 27 yaşına kadar
da evlenmıyecek. Fakat Samiye; Mao'nun, Guevara'nın tüm gerilla ve de hü
cum kuramlarını'ezbere bildiği halde, İz
mir'den gelen ani b ir «Baskın»a karşı
koyamayarak Mao'nun prestijini sarstı.
Kendisi Şahane'nin en özel kahka
hasına ve dört sene sonra uğraşmayı akıl
edebildiği saçlarına sahiptir. Hatta ana
dan doğma süvari M ülkiyeliler! elenir
ken, Samiye'nin Atlı Spor'a kabul edil
mesinde bu saç modelinin rolü olduğu
söylenir.
Samiye inek olmayan nadir kızlar
dandır. Argo konusunda ben'im diyenle
re taş çıkartır. Sınavlarda canavar gibi
kopya verir. Ertesi gün kendisinin Tica
ret veya ne bilelim , Mali Cebir sınavı
varken -oturur, Öteki sınıflardaki millete
İstatistik gösterir. Son sınıfta b ir de
Geçen seneler göbeği ve esprileri iie
çevresinde temayüz eden Ü m it'in namı
diğer Kral Faruk'un bu yıl başına gelen
ler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Ön
celeri neşeli ve sevimli, hayata yüz ver
meyen, 30 yaşından önce evlenmeye töv-
beli ve şişman b ir insanken, yavaş yavaş
1942
yılı mübarek Konya şehri İçinfakülteden eve kadar temiz hava almak
amacı Mel yürüyüşlere ve de o azimli gö
çok uğursuz b ir yiI oldu. Bu senenin
Konya'lılara tek kazandırdığı, b ir karpuz beğini eritmeye başladı. Nihayet iş Ece'nîn ticaret notlarını gönüllü olarak dak
tarlasında kocaman kafası fıld ır fıld ır
dönen yeşii gözleriyle karpuz zannedile tiloya çekmeye kadar g itti. Hatta hatta
köşelere çekilip derin derin iç geçirdiği
rek koparılan bîr garibe-i hilkat oldu.
Böyiece Konya'lı Kel Tevfik; Konya'nın, bile görülüyordu. Nihayet bomba patla
Mülkiye'nîn ve bütün Türkiye'nin başbe- dı, Ümit Ece'yi müstakbel zevcesi olarak
ilân etti, i
lası olarak; vücut buldu.
KAZGAN çıkardı başımıza, dedikodu ya
zarı oldu, çıktı. Bu arada birinci sınıf
tan beri bîr tek m iting ve sessiz yürüyüş
kaçırmadığını eklememiz gerekiyor. Vel
hasıl) kelâm, dünyaya erkek doğacakmış
ama yanlış gelmiş.
Bütün bunlara rağmen Samiye erke
ğin efendiliğini kabul eder. Bu arada bu
konuda alabildiğine ru jid bazı arkadaş
ları törpülemekten de geri kalmamıştır,
o da başka.
Kendisi hanım parlamenterimiz Belli
ce Boran'a hayrandır. Samiye'mizİn ikin
ci b ir bayan BOran olacağı günlerin ya
kın olduğu kuşku götürmemektedir.
43
in» demiştir. Çok iyi kalpli ve efendidir,
haksızlığa hiç dayanamaz. Çok da sakar
dır, Mülkiye hayat! boyunca 3 defa kolu
nu 5 defa ayağım kırm ıştır.
Hoca Osman, gayet dini bütün b ir
kul olup, bütün vakti, cami-okui-yurt üç
geninin arasında geçer. İyi b ir aile baba
sı oian Osman'ın tabiî bu arada 6 yaşın
daki oğlu Mehmedinin hasretine dayana
mayıp Konya'ya kaçamak yaptığı da olur. Bir gün Hoca Mehmed'in { Keçeciler)
rüya tefsirine inanıp soluğu Konya'da
alıvermiştir.
ci sınıfta idi. Zerrin ise dört Maii'ye aday
dı.
Arkadaşlarına yardım etmekten hoş
lanan Osmanımız, mezun olunca, kayma
kamlık, m üfettişlik gibi mesalikın kendi
bünyesine uymadığını belirterek diplo
malı b ir manav dükkânı açacağını ifade
etmektedir.
madı ki. B ird e kocasının dersleriyle ilgi
ZERRİN KAPANİ
İşte size üç, dört satır iie yılın ç ifti
nin öyküsü. Bu olay bazılarını çok şaşırt
tı, bazılarına yeni yollar gösterdi, bazıla
rını da - elden ne gelir - kızdırdı. Kızmak
ta haklı mıydılar acaba? İşin orasını ta
rih bükülmez ve kesin b ir biçimde sap
tayacaktır.
Kazgan çıktığında bu «efsanevi» ev
lilik birinci yılını dolduruyor olacak. Bu
arada Zerrin neler mi yaptı? Neler yap
lendi. Yanlış anlamayın, Tahir ev ödevleb ir de kocasının
dersleriyle
ilgilendi,
rin i daima kendisi hazırlar. Bu çabasın
daki başarısı ise birkaç hafta içinde belli
Çocukluk günlerini Hemsin dağların
da gerillacılık eğitimiyle geçiren Murat
pıp biz dostlarının hem gözlerini -Zerbiraz adamlaştığını hissedince Ankara'ya
rin'in kırmızı, pembe aksesuarları-, hem., geldi. ODTÜ'i ni kirle tti; hazırlık sınıfını
de kulaklarını - Biz Avrupa'dayken...- u- birbirine kattı, daha sonra da Şahanenin
sür-nasyonalist belâsı oluverdi.
zun süre meşgul etti. A rtistliği de rafa
olacak. B ir de sıkı b ir Avrupa gezisi ya
kaldırmış değildi. Yine önemli oyunların
önemli rollerinin .üstesinden geliyordu.
Son günlerde,
duyduğumuza
karı koca kendilerini ay sonuna
göre,
doğru
mamur ve müreffeh kılan küçük, masum
kâğıt oyunları üzerinde çalışıyorlarmış.
Şeytanları bol olsun. Bu arada dahi dost
ları Tayfun Çokbiür'in de matematiksel
fetvalarını aldıkları söyleniyor. Tanrı ra
kiplerine sabır, biraz boica da para ver
sin.
Hem aşkta, hem de kumarda kazanılmaz
derler ama halt yerler. Bundan sonra ve
İzmir'den b ir fırtına gibi indi Mülkiye'nin tepesine. Hareket, neşe, serbest
lik, sağlam b ir düşünce yapısı. Ve de gö
nülleri yakma rekoru.
. Çetin ve sağlam b ir cevizdi Zerrin.
M ülkiye'nin durgun, yorgun ve de dedi
koducu bünyesi b ir anda hazmedemedi
onu.
Cemiyet'e girdi, toplantılara devam
etmediği gerçekçesiyle atıldı. Tiyatro ku
lübüne girdi, «örgüt disiplin» vs. den
çıkmak zorunda kaldı. Bu arada da epey
ceviz kırdı. Nursuz'u bile nurîandırdı.
Sonra, baktı olacak gibi değil, o da tuttu
evlendi. İyi de etti.
Nisan ayının ortaları idi çıkmaya
başladılar, Mayıs ayına doğru kalpleri
aynı tempoyla çarpmaya başladı. Mayıs
başında yalnız ilgilile rin hazır bulundu
ğu b ir seremonîcik ile nişanlandılar.
Ağustosta da evleniverdiler, Tahir b irin
42
MURAT KARAYALÇIN
daima kazanmayı dileriz.
ALİ TOLGAN
Amerikan Haberler Merkezi resepsi
yonunda çalışan Murat, kısa zamanda
burasını ikinci b ir Mülkiye kantini hali
ne getirm iştir. Her türlü sağcı-solcu-limonatacı b ir sürü tüllab bu sevimli lâzın
ziyaretine gider. Kendisini cemiyetçi zan
neden Murat, şeyinin k irin i temizleme
den A rap kir'li olmaya kalkışınca, siyasi
hayatının ilk hezimetine duçar olmuştur.
Son sene tahteş şuurunda bîr kaç tah
ta eksildiğinden türlü acayipliklere giriş
miş, bu arada tavuk gerisine benzeyen
saçları, çenesinden aşağıya sarkan pis
bıyıkları, ancak m illî bayramlarda tıraş
yüzü gören sakalı ile çok sempatik ( ! )
b ir jön olmuştur. Cüneyt Arkın'a benze
diğini iddia eden Murat, aslında Karaoğlan islimlerinde figüranlık etmekten baş
ka b ir şeye yaramaz. G ariptir. Bir çeliş
kiler çocuğudur, Murat. Hem sağcı-miîliyetçi olmakla övünür hem de Guevera öl
dürüldü diye dövünür.
t
Bıyık yüzünden sık sık tartıştığı ci
ci b ir sözcüsü olan *Murat; b ir ara Anka
ra'da filim çeviren David Hemmings'in
kızına ayak atmaya başlamış fakat çok
geçmeden neşesi bozulmuştur. Bu arada
Am erikalılar tarafından da persona non
grata ilân edilm iştir.
Çok iyi niyetli, korkunç derecede saf
ve iyi kalplidir. Birçok keratalık, h ırtlık
etmesine rağmen arkadaşları bu sempa
tik çocuğa b ir türlü kızamazlar. İdeali
politikacı olm aktır ama bu kafayla gider
se....
etkisi iie gayet nefis tramvaya inip bin
me numaraları çekmiştir.
A li'n in peşinden, p ikn ik yeri bulmak
üzere Kayaş'tan Kırıkkale yakınlarına
kadar yürümesi hayatında yediği en bü
yük «fake»dir.
Kâfiye ve tekerlemelere olan merakı
yüzünden başı epeyce derde girm iştir.
Bir keresinde inmesi için dolmuşu dur
duran şoförün «Buyrun» sözüne «Siz de
bize buyrun» diye cevap vermiş, sonra
da dolmuştan dışarı güç «buyurmuştur».
Küçüklüğünden beri en büyük zevki
tramvaylara asılmaktır. Bu yüzden vat
man ve biletçilerle çok takışmıştır. Tram
vayların hizmetten kaldırılmasında Nadi
rin parmağf olduğu söylenmektedir.
NURSUN YAKIŞTIRIR
bitivermiş. Bu anda b ir takım kara.yüz
lü, kara âğizlılar kara kara kelamlar et
mişler. Nursuncuk da naapsın, fcıiraz sa
man tadında da olsa ilme ve alim kişile
re karşı b ir eğilim duymuş. Ama dedik
lerine göre bu sefer öyle hesapsız davran
mamış. Bi başka türlü hesaplar yapmaya
başlamış. Henüz problemi çözüp çözme
diğini bilm iyoruz ama şu kavanoz dipli
dünyada yıkılmayacak duvar bulmak zor
olsa gerek.
Daha daha ne dediler b iiiyo r musu
nuz? Valla biimem ki söylesem mi aca
ba? Hadi söylemiyeyim. Hem sonra de
dikodu yapıyormusum gibi olur.
Nursuncuğa bu lâfların ötesinde m ut
luluklar dileriz. Yolu açık, gazası müba
rek olsun.
OSMAN OKKA
TURGUT KAHVECİOĞLU
Yeşii Konya'nın ulvi semalarına 1945
yılmda b ir nûr indi. Mevlâna'nın 15. gö
bekten torunu Osman tbni Hokka hazret
leri, b ir manav dükkânında mütevazi b ir
şekilde bu arz-ı münafık'a tenezzül eyle
di.
Kemale ermeden önce o da her M ül
kiyeli tüllab gibi günahkârdır. Hatta, ve
bali boyununa Tevfik bin Keltoş, b ir gün
mümadleyhin 12 yasında iken manav
dükkânlarının önünden geçmekte oian
b ir çingene kızma «sana b ir erik vereyim
de bana b ir öpücük ver» dediğini rivayet
eyier. Ve dahi, hazreti Hokka Konya'lı
olm ak dolayısıyla arada sırada üç kâğıt
çılık yapmaktan geri durmaz idi.
«
Şu «Efendi çocuk» denilen, nesli tü
kenmiş acaip yaratığın son kalmtılarındandır. Dragot. Samsun'daki şanlı hatu
na iki-günde-bir mektup yazar, iki-gündeb ir mektup alır. Posta kutusundaki me
nekşe kokulu pembe zarfını gözü kapalı
bulur. Pokerde «pot» yerine arasıra he
yecanla «valeur» diye atılması Dragott
lâkabının basma b ir de valeur getirilm e
sine sebep oldu ama, hem kumarda hem
de ötekinde başarı kazanması b ir acaip
değil mi?
BERRİN ÜKİS
Nursun için derler ki, Onu şu Mülkiye'de sevmeyen yokmuş. Sonra yine derler
ki, bu sevimli kızcağız kolejde iken de
böyleymiş. Yine o sevimli, cana yakın ha
li ile herkesleri fethedermiş. Derken Müikiye'ye gelmiş, öyle sevilmiş, öyle tu tu l
muş ki herkes onun arkadaşı, dostu olu
vermiş.
Daha ne derler b iliyo r musunuz? Ba
zılarının onu daha fazla sevmeye başla
dığı da olurmuş. O da çok, pek çok uslu
durmazmış yal Pek de yaramaz sayılmaz
mış hani! İşte orta yollu idare edermiş.
Derken b ir gün b ir Apollon gözüne çarp
mış, Ama geigelelim bu Apolion Don Juan b ir Apollonmus. Bu da Nursuncuğumuzu epeyi, hem de epeyi üzmüş. O da
naapsm. Bir gün : Boş ver yahu demiş
böyle de yaşanır mı? Ve naapmış biliyo r
musunuz? Dediklerine göre yeni Apollonlar aramaya başlamış. Bulmasına bulmuş
ta işte, bu sefer de oğlan az vefalı çık
mış. İki taraf da ipin ucunu öyle hemen
cecik koyuvermemiş ama hangisinin ön
ce olduğu bilinmez, birinden b irin in pili
1945
yılının b ir Kasım günü yeşii Her âlim gibi birazcık dalgın olan
Bursa'nın yeşil bahçeler içindeki b ir evin Hoca Osman, birinci sınıfta iken sınıfın
de bu hatuncuk dünyaya geldi. Serilip önüne kadar pijamaları ile gelmiş ve
serpildiği yıllarda gâvur ülkesinde b ir 2 Bedros'un ikazı île durumu farkeylemişyılını törpüleyince Fransızca'dan başka tır. O sıralarda en büyük özelliği, yurt
b ir şey konuşamaz oldu Mülkiye'ye trans koridorlarında elinde ib rik, ayağında ta
fer olduğu yıllardan İtibaren b ir yandan
kunyaları ile dolaşması idi.
ineklerden b ir yandan da akından akma
koştu. Son yıllarda «bin atlı akıcılarda
çocuklar gibi şendik» şiirin terennüm eylecliği gözlerden kaçmıyor. Cümle tül Sa
bin akıl ve ders hocalığını yaptıktan son
ra kendi dertlerine çare bulamayınca
sosyal menfaatler uğruna çalışmaktan
vaz geçtiği söyleniyor. Kış günlerinde en
büyük şikâyetinin eldiven giymesine mü
saade edilmemesinden dert yanmıştır. Eteklerînin mmîleşmesîne «vallahi kayın
ca böyle oldu. Ben de anlamadım» diye
İzah eden bu sevimli arkadaşımız mekte
bim izin en gizli ineklerindendir. Mektep
ve gezi çaylarına evden izin koparamadı
ğı gerekçesi ile iştirak etmeyen son yıl
da ise hiçbir şeyi kaçırmayacağım diyen
bu arkadaşımız tüllab içinde becerikli
kızlarımızdandır. M utlu ve başarılı b ir is
tikbal dileriz*
Osman karındaşımız haramı helali
iyi tefrik eyleyüp, bu meyanda kölonyasi
ni alkolünü öldürsün diye içine tuz atıp
kullanm ıştır. Bunun ilm i simaya göre büfayda olduğu kendisine anlatılınca bu de
fa da gülsuyu istimaline başlamıştır. Bu
nun mükâfatını da görmüş, b ir sabah
vakti 10 m etrelik asansör boşluğuna uç
tuğu halde b ir yerine b ir şey olmamış
tır. Kendisini kaldırmaya gelen müstah
demlere «Benî Konya'lı hemşerilerim ge
lip kaldıracaklar» dediği rivayet olunur.
Bu, XX. asrın garibet-ül hilkati, b ir
gece nasılsa Karpiç'in kapışma kadar gelyüz ederek Cebeci'ye kadar tırısla dönmîş fakat çıbıldak bîr avrat görünce tersmüştür. Hiç küfürden hazzetmeyen Haz
ret, b ir sahur gecesi, Kel Tevfîğin alayla
rına dayanamıyarak gayet nazik b ir ifa
de ile «artık sen de, çöpüme bin, denize
TOKER ALBAN
b ir dalgınlığı anında nüfus cüzdanından
öğrendik.
Mülkiye'ye geldi geleli aynı yatakta
yatmaktadır. Günün 12 saatini bu yata
ğın üzerinde ut çalmakla geçirmesine
rağmen, yatmadan önce ninni olarak
«neşeli ol ki» yi çalmasına şaşarlar.
Türk müziği derneğinin yönetim kurulu
na girememesi masa tenisinde yenildiği
zamanlarda geçirdiği cinsten b ir ruhsal
çöküntü geçirmesine sebep olmuştur.
CEYHAN AS
Nezaket ile kabalığın, soğukluk ile
neşenin, terbiye ile terbiyesizliğin bîr arada yaşadığı bu eşsiz karakter otomobil,
rakı ve uykuyu çok sever. Fakat koridor
2. sınıftan 3. sınıfa geçtiği yıl yüzme
ğe merak salan Müikiye'nin bu sempatik
keri, Erdek'te 9 m. derine atlayıp-.yürüyerek karaya çıkmak gibi ilginç deney
den teşvik eden aklı evvellere heyecanIi
iJer ( I) yapmış, onu suya atlamaya aleVve de neşeli dakikalar yaşatmıştır.
İlk aşk derslerini Kolej sıralarında
alan Toker'in son günlerde Kolej çay ve
toplantılarına devam ettiği sonra da ya
dın da birden fazia kızla «Bade»de teorik
çalışmalar yaptığı iddia edilmekte ise de,
elinde kolye ile Kolej kapılarında zampa
ralık yaptığı ilmen ve şahitler ile sabittir.
Favorileri ve Almanya'dan getirttiği ce
keti ile bazı kızlar arasında büyük san
sasyon yarattığı cümlenin malûmudur.
Pazardan Pazara oynadığı bilardonun
Avni ile Gençlik Oyun Salonunda yaptığı
haşin ve gaddar b ir maçtan sonra, sözü
nü hiç etmez olmuştur.
Niyeti ve dileği Fakültede asistan ka
lıp kendini ilme vermek olan Toker, mü
racaat ettiği 32 yabancı üniversiteden
gelecek cevabı üm it ve arzu İle beklemek
tedir.
dan geçen b ir kerîn hava bırakmasıyla
uyanacak kadar hassas olan Ceyhan birgün, «Abi, bu adamlar bu işi tuvalette
yapamaz mı?» dem iştir. Rakıcı geçinme
TURGAY TEKİN
istanbulspor hayranı iken aniden
Bandırmaspor taraftarları arasına giren
Turgay, İstanbul lisesi mezunudur. Lise
de iken yaptığı kopyacılık ve mümessil
liği ile önüne geleni tevkif ettiğini anla
tan arkadaşımız Müikiye'nin en hızlı
uyuyanları arasındadır.
İç gezide en az içki içip en çok Portofinonun fon müziğini hazırlıyanlar ara
sındadır. Sabah dörtlere kadar anlattığı
Kumburgaz maceralarını dinleyince erte
si gün yemek ısmarladığı b ir gerçektir.
Albüm komitesinin paralarını toplama
görevi kendisine verildiğiden beri, yüzü
ne kan gelmiş ve fazla yemek yemekten
acaip yerlerinde kan çıbanları çıkmıştır.
Bu sebeple derse girerken bile yastık
taşımak zorunda kalmıştır.
NADİR ÖNEN
sine rağmen bu muzur nesneyi 3. sınıf
tayken ona Haşan taddırmıstır.
Şeker, çikolataya not satan Ceyhan
gizli b ir inektir. İdeali adam olmak ve
deniz kenarında herhangi b ir iş görmek
tir. Her türlü aşırı akımdan azadedir.
En çok yakındığı şey sağcılarla arka
daşlığı yüzünden kendisini de öyle zan
netmeleridir. Bütün zevki Osman ve Ho
ca ile diidşm ektir. Sigaralarının aşırılma
sından son derece sinirlenir. Saat, ütü
ve radyo tamirciliğinden iyi anlar. Mü
zikten çok hoşlanır. Kısacası Şahanenin
gelmiş geçmiş en sessiz, en efendi, en
centilmen ve yaksşıklı tüilâbı olan Cey
han kokmaz bulaşmaz bîr hergeledir.
ZİYA GÖZTEPE
Bütün «İnek Bayramı» boyunca. Fer
man ve İhtar-ı Evvellerde «Briyantin Na
dir» diye adı geçen, Mali Şubenin bu bol
esprili ve de sevimli yaratığı aslında if
tiraya uğramış b ir zavallıdır.
MEHMET YILDIRIM
1946
yazının sıcak b ir Öğle üzeri doğ
muş ilk banyosunu güneş ana yapmış ve
kendisi bu güne değin güneş banyosu
yapmak gereğini duymamıştır. Teninin
esmer kalmasının nedeni de bu ilk ban
yosu olmuş Gazîantep'în dünyanın en sı
cak şehri olduğunu İddia etmesinde de
bu ilk banyonun pays büyüktür.
Geçtiğimiz Şubat tatilinde Antep'e
yağan karı mübalâğa ederek, tarihi b ir
olay olarak nitelendirmiş, böylelikle Antep'ten bahsedebilmek için b ir neden da
ha bulmuştur.
Nizipte doğmuş olduğunu geçenlerde
40
anarşist olan saçlarını
Doğuştan
hiçbilfem briyan
tin ile muamele etmemekte, bilâkis her
sabah yarım limonun çekirdeği süzülmüş
saf suyu İle tarayıp kalıplamaktadır.
Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi
ve üstün dans aşkı ile pistleri fethetmiş,
As Kulüp'de birincilikle b itird iğ i bîr ya
rışma sonucu kazandığı armağanı neza
ket ve de centilm enlik kuralları gereğin
ce damına kaptırınca, «Yahu, ben alma
yacak sandım.» dîye hayıflanmıştır.
İç gezide yılın sansasyonunu yarat
mış, İstanbul'da kazanılan
alışkanlığın
ALİ PADIR
sağ tarafına yatırdıkları zaman susuyor
du.
Sağ ayağını atarak 1963'te'Müikiye'ye girdikten sonra Haşan kısa zamanda
dernek faaliyetlerine girişti ve nişanlanmcaya kadar kesif b ir faaliyet gösterdi.
Nişanlandıktan sonra da perde arkasına
geçti.
Aldığı sağcı gazeteleri M illiyet ile ka
mufle eden Haşan komünizm aleyhinde
ki her türlü yayının da gönüllü müstehli
kidir.
Yolda yürürken nişanlısının ayağına
basacak kadar sakar olan Haşan her tür
lü müzik aletini elinde bulundurduğu
Briç masalardım unutulmaz çocuğu,
M üikiye'nin en «gazoz»keri ailesinin bir
Karadenizı gezisinde gözlerini dünyaya
açtı. F.T. 1946.
En büyük özelliği farkına varmadan
yaptığı esprilerle çevresindekileri yeme
sidir. O tlar ve ağzına b ir tutam ot alıp
sırtüstü çimenlerde yatmak küçüklüğün
den beri en büyük zevkidir. Kır ve ot
zevkini sık sık piknik yapmak projeleri
ile giderir. Hele bu yıl, «Beyabicim ben
her zaman imtihana girerim ama hepi
miz b ir daha ne zaman b ir araya gelip
^pikniğe gideriz» diye acıklı ve hissi ko
kuşm alar yapmasına rağmen kandıracak
kuş bulamamıştır. Önceki yıl kendine ka
nıp, rehberliğinde Polatlı yakınlarında
pikniğe giden b ir takım zavallıları «Abiler, çok güzel b ir su kenarı biliyorum »
halde hiçbirini doğru dürüst çalamaz.
Temizlik konusunda ise çok titizdi. İç ça
maşırlarını koklamadan giymez, dara
gelince de oda arkadaşlarından ödünç
kilo t alır.
Nişanlandıktan
muhtarlığına
sonra
Yenimahalle
kendisini aday
Haşan nişanlısı okula
gösteren
gelmediği günler
«Bugün öksüzüm» diye dövünmeye baş
lar.
Yine nişanlandıktan sonra rakı ve
sahibiyim» diyerek İstikbalini düşünme
ye başlamış ve sonunda Tevfik ile «Gü
BERKER YAMAN
zel Ketenci Muhasebe Börosunu» açma-
Çocukluğu Bozdoğan Kemeri yakı
nında top kovalamakla geçen Berker,
genç yaşında semt kabadayısı olmuş, Fa
tih'te kahve basmakla tanınmıştır. 17 ya
şında yakışıklılığıyla annesinin arkadaş
larının nazarlarını üzerine toplayan Berker, ayak atmaya İstanbul Şehir Tiyatro
su camiasında başlamış, spor hayatına
yakarar verm iştir.
ERDOĞAN YAVUZLAR
Sekreterlik Okulu, Kız Teknik vs. gi
bi yerlerle arası pek iyidir. Sık sık Bahçelievier'de ana yolun epey uzağında ka
lan Kız Tekniğe gidip, oradaki tanıdıkla
rına «Na'ber yahu! Şöyle geçerken bîr
uğradım» dediği rivayet edilmektedir.
Son günlerde is,e Sosyai Hizmetler Aka
kobaylık
Hayatta hiç b ir şey olamazsa «gazoz
açacağı» olmayı tasarlamaktadır.
Çiniler diyarı Kütahya'dan kopup Şahane'ye giren bu yakışıklı arkadaşımız
sınıf-ı iptidaiden beri tüm cinsi lâtiflerin
kalbini hoplatmış fakat hepsinin ayakla
HAŞAN CELÂL GÜZEL
1947 yılının soğuk b ir Aralık günü
yeryüzüne utangaç b ir çocuk arz-ı endam
eyledi. Doğar doğmaz kendisini çıplak
gören ebeden utanarak mosmor olduğu
nu vakanüvist Bilge çelebinin not defte
rinden öğrenmiş bulunuyoruz.
Mülkiye'ye gelinceye kadar utangaç
lığını bütün uğraşmalarına rağmen ata
mamış ancak! Mülkiye'de Doğan Tuncer'le b ir sömestirÜk arkadaşlıktan sonra
kendisini b ir daha toplayamayacak şekil
de dağıtmıştır.
Geçen yaz turist kızlarla arkadaşlık
etmek illetine tutuldu. Kendisi turist kız
ların parasını yediğini iddia ederse de
08 Özcanın yaptığı tahkikat sonucu tu
rist kızlara b ir hayli para yedirip borç
landığı anlaşılmıştır. Yazın Fransız kız
larını yolcu ettikten sonra oturup enayi
liğine hüngür hüngür ağlamış ve üç gün
evden dışarı çıkamamıştır.
Evden okula okuldan eve gidip gelen
ve bunun dışında b ir yere gitmeyen Do
ğan, Turizm Derneğine girdikten sonra,
Okuidan Bahçeliye gidiyorum diye çıkıp
İstanbul'a gidecek kadar gezmeye merak
sarmıştır.
«•***
sigarayı bırakan Haşan «ortak mesuliyet
¿liye Eskişehir yakınlarına kadar sürük
lediği söylenir.
demisinde bedava tarafından
yapmaktadır.
DOĞAN Y. AYHAN
rını kırm ıştır. Önceleri aldığı uzun say
falı mektupların kokusu 3. sınıfta çık
1943
yılında Gaziantep’ te b ir şafak
mış, Ankara - Kütahya arası otobüs şir
vakti b ir fıstık ağacının altında fıstık giketlerini kalkındırma faaliyetleri yanın
bi, kıpkırmızı b ir çocuk dünyaya geidi.
Etraftan bu çocuğun solcu olacağı teşhi da her sene kavun mevsimi sınıf geçme
si konmasına rağmen Haşan Öyle oimı-
si ile de
yacağını daha o zaman İspat e tti. Öyle ki
sol tarafına yatırdıkları zaman ağlıyor,
ümmetçilerin başında gelip çook da iyi
meşhur olan Erdoğan,
mevlût okym aktadır.
ayrıca
Barbaros Gençlik Kulübünde idarecilik
le devam etm iştir. Ellerine en az André
Segovia'ya olduğu kadar hayran olan
«Adem Baba», hümanist ayaklarında
Türkîyeldekİ azınlıkların baş koruyucu
sudur. İstanbul'daki Turan'ın kahvesi,
Çiçek Pasaj ı'nda b ir çiçekçi dükkânı ve
St. Pulcherie ile ilişkilerinin fazlalığından
Mülkiye'yi beş senedir epeyce ihmal et
m iştir. Bizim camiada kendisini tanıyan
ların sayısı, herhalde iki eiin parmak sa
yısını geçmez.
Günde 14 saat uyumaya ve tulöat
yapmaya bayılır. Odada b ir koltuktan di
ğerine geçtiğinde, «Şu insanlar kuş mi
sali, biraz önce neredeydim, şimdi nere
deyim» der. İkamet ettiği yeri b ir huzur
evi veya m iskinler tekkesine benzetmek
ten zevk duyar. B ir aşk yüzünden, tüm
Rus klâsiklerini ezbere bilen Berker'den
yana, 12'den küçük, 15'den büyük kızla
rın hiçbir şansı olamaz.
sonucunda zarar kısmen önlenebilmiştir.
FırtmaİJ b ir günde Murat'ı da kendisine
ortak edip beyaz vücudunu kızların görmiyeceği kadar uzaklarda yakma hevesiy
le koydan açıldıkları günün dönüşün
de iskeledekiier sandaldan iki ayaklı bir
İstakozun indiğini görerek paniğe kapıl
mışlardır.
bekleyen Sacit hâlâ boyuna ve yaşına uy
gun b ir kız bulamamanın hüsranı içinde
dir.
Dört senedir lâyık olabilmek için uğ
runda herbirşeyi yaptığı Malî Şube kıraliığını kaybetmekten dolayı duyduğu acı
yı tahammülsüz espriler yaparak hafif
letmeye çalışmaktadır.
Bundan sonra bütün çabaların sos
yalist Türkiye'nin gerçekleşmesi yolunda
harcamakta olup kendisini solun kuvvet
li kollarına terketm iştir.
MEHMET KUTLAY
Kolejden kalma adı ile maruf Bobby
(kısaca bobi) büyük aşkının tembih ve
tehditleri ile poker ve içki gibi alıkaniıklanndan vazgeçip ciddi b ir aile reisi hü
NESLİHAN ERKMEN
viyetine bürünmeye çatışıyorsa da palav1945
yılının tatlı b ir günü dünyayaradır inanmayın. ,
gelen bu tatlı kardeşimiz, her nedense o
Büyük b ir ihanet örneği göstererek
gün bu gün ayna karşısına geçip «Ben
«Magnificient 7» grubundan ayrılarak
Kraliçe Victoria'yı ne kadar da andırıyo
Adana'da üç kızla b irlik te b ir çiftliğe git
rum» demekten kendini alamamıştır. mesi üzerine gruptan atılması, kendisi
Seneler senesi bu cümlenin etkisi, ken
dini bütün gücüyle hissetinmiş ve gerek
pkul koridorlarında, gerek sokakta, mai
yetini teftiş eden b ir kraliçe edası iJe ge
zinm iştir. Özel hayatında bilhassa «Ay
dın» kişiler ile temastan zevk duymuş
tur.
mıştır. Yine aynı ultra-modern giyinişi
ile Veda Balosunda bütün nazarları üze
rine çekmiş, çılgınlar gibi dansetmiştir.
Mezuniyetinden sonra WC karşısın
daki boşluğu hiç kimse dolduramıyacaktır.
SACİT GÖKKAYA
Doğum tarihi doktrinde tartışmalı
olan Sacit 1948'li olmakla iftih a r eder.
İç meselelerini emperyalist karşı cinsi
müdahale etirmemekle şöhret yapmış
olan «Kadınlar Kalesi»nin kapıları Sa~
cit'e açıktır. Ancak bu İmtiyazın Sacit'in
henüz reşit sayılmamasından mı doğdu
ğu, yoksa bizzat cebren ve hile ile mİ
alındığı bilinmemektedir.
Tanışma çayında kendisiyle tanışmak
isteyen iptidaili muhayyel güzel kısı sa
atlerce gran-tuvalet büyük b ir üm itle
38
Mülkiye'ye girdiğinden beri - ki bu
olay oldukça eskidir ve «şimdiki gençler
den» pek hatırlıyan çıkmaz- siyah göz
lüklerini sadece yatarken çıkaran Kaya'mn, M ülkiye «kamuoyu» tarafından ta
nınması F ikir Kulübü Başkanı olduğu
yıllara rastlar. İstanbul'un Florya'sında
«mukim» iken birdenbire kendini koğuş
larında bulan Kaya, hemen sosyalistlerin
arasına karışmış ve böylece Birinci Şube,
Kaya'yı Mülkiye kamuoyundan önce ta
nımak fırsatını bulmuştur.
Finalde hıziı koşabilmek için deparı
ağırdan aian Kaya, 3 Maliye'de iken, sı
navlardan önce pijamalarını çantasına
koyup «gramlarına» gitmesine rağmen,
büyük b ir başarıyla 3 Maiiye'yi b ir yılda
ikmâl etm iştir.
Kadîm dostu Rıza'nın da çoluk çocu
ğa karışmasından sonra artık kendi ba
şının da bağlanması gerektiğine karar
vermiş, fakat bu konuda herhangi b ir çahşmasma rastlanmamıştır. Görenler, bi
lenler n'olur bize haber versin.
DOĞAN TUNCER
--i Okul içinde Siyasi - İdari - Mali Şube
karışımı b ir kız arkadaş grubunun temel
direklerinden b iri olan Neslihan, bilhas
sa her derse - boş derslere bile - girip not
tutması ile ün salmıştır. Teneffüslerde
WC karşısında asistan kesme görevini
başarı ile yürüten bu fettan kardeşimiz,
Aydın kişiyi de aynı yolla ve o Paris'ten
getirdiği bisiklet tekerleği büyüklüğün
deki ultra-modern gözlükleriyle tavia-
KAYA ERSOY
Kendisinin sıcak b ir yaz gecesi, Bay
b u rt’ta samanlıkta, bıyıklı olarak doğdu
ğu rivayet edilirse de, Evliya Çelebi üs
tadımızın seyahatnamelerinde buna ben
zer b ir doğum ilânına rastlanmamıştır.
(}k h z n t
için büyük b ir üzüntü kaynağı teşkil et
m iştir. Yine iç gezi sırasında yaptığı don
durucu Amerikan esprileri ile suhuneti
— 28 dereceye kadar düşüren Bobby bi
lâhare dağıttığı hayat iksiri kanyaklar
sayesinde gezinin popüler simaları arası
na girmiş fakat kokuya dayanamıyarak
geri çıkmıştır. Rivayete göre iç gezide o
kadar eğlenmiş ki b ir ara gülmekten gö
beğim çatladı mı diye gömleğini kaldırıp
göbeğini incelemiş.
Derslerle arası pek hoş olmayan
Bobby'i kantinde Ganyan Mehmet ile be
raber tu r atarken görebilirsiniz. Bu gün
lerde defdi daimi gülümsemesinden do
layı yüzünde kırışıklıkların peydahlan
maya başlaması.
İnsan hayata herşeyi yapmalı ki iyiyi
kötüden rahatça ayırsın sözünü kendisi
ne hayat felsefesi olarak seçen Bobby
hiçbirşeyden çekinmeden herşeye burnu
nu sokar.
Vak'a mahalli samanlıkta bulunan b ir
direk üzerinde sıhhi heyetin tesbit ettiği
çentiklerden ailenin 5'inci namerdi oldu
ğu da söylenmektedir.
Mekteb-î Müikiye'de Beatles tipi saç
ve erkek tip i bıyık modasının tek öncüsü
ve savunucutarmdandır.
Bıyığın
erkek
seksapelini artırdığını da iddia eder du
rur.
Mali durumunu güç belâ girdiği SBF
Turizm Demeği
muhasipliği ^sayesinde
doğrul tabi İdİkten sonra, sosyal faaliyet
lere ağırlık vermeğe başlamıştır. Bu ne
denle gayet şık giyinmeye de
başlamış
giyim konusunda, yediği kazıkları da ter
zisinin mebuslara bile diktiği bahanesiy
le unutmaya çalışmıştır.
Bir gün Kızılay'da kızın b iri kendisi
ne -Aaa Cem Karaca'ya benziyor dediği
için bayılmış ancak aksinin söylenmesi
üzerine ayıiabilm iştir.
İyi kalpli, hoş sohbet b irid ir.
açık saçık fıkra b ilir.
Epey
meşgul olduğu için o gün bu gündür ne
kitaplardan ne de Enstitülerin korido
runda çılgmlar gibi koşturmaktan kendi
ni kurtaram am ıştır.
Aşırı derecede ineklemekten mütevel
lit araz geçirmesine rağmen her yıl bü
tün derslerden kavun yemiş fakat her
nasılsa (!!. Mali'de b ir yanlışlık sonucu
Haziran'da geçmiştir. 6 yıl kavun yiye
memesinin sosyal maliyetini nişanlanma
nın sosyal faydasıyla telâfi etmeye çalış
mışsa da müteşebbisin tipini uygun bul
madığından vazgeçmiştir.
ABDULLAH HACIŞABANOĞLU
da yaşama» ve «iyi komşuluk münase
betlerini geliştirmek» ilkelerini b ir esmer
cins-i lâ tif üzerinde uygulamak-lçin hızU.-.
teşebbüslerde bulundu. Esmerin flö rt edebiyatı tarihine geçecek enteresan soru
larına dayanamsyarak acele tarafından
«pas» geçti ve şansını Filolojinin son sı
nıfınla denemeye girişti. B ir dilberle başbaşa 6 saat geçirdiği halde heyecandan
mı korkudan mı bilinmez randevu alma
yı unuttuğu için, b ir hafta içinde Kızı
lay'da b ir ayakkabı eskitti. Kendisini
kertikle suçlayanları «siz beni kıskanı
yorsunuz» diye haşladı.
ne özgü yüksek frekanslı kahkahasını
alâmeti farika olarak tüm Ankara sine
malarına tescil ettiren İstemi'nîn eşin
dostun sürekii İsrarlarına dayanamıyarak
b ir ara televizyona spiker olmasına ra
mak kalmıştı. Fakat bu teşebbüs deneme
yayınma devam eden az gelişmiş Anka
ra TV.'nun, onun bu yöndeki aşırı kabi
liyetini ( ! ) kullanabilecek imkânlara sa
hip olmaması sebebi ile suya düşmüştür.
Zaten kendisinin niyeti bambaşkadır. He
le b ir mezun olsun Avrupa otomobil sa
nayiinde uzman mütehassıs olup M ülki
ye diplomasını çerçeveletip başucuna asacağı günleri sabırsızlıkla beklemekte
dir.
İSTEMİ GÜRSAL
Minare misali b ir boy, kalıp gibi ya
na taranmış saçlar, numaralı renkli göz
lükler, jile t gibi ütülü pantalon, beyaz
gömlek ve kravat... İşte Mülkiye'nin ye
tiştirdiği en tekniker inek Porsche İste
mi.
4
Otomobil egzoslarından çıkan kar
bon monoksit ile yaşayan, kolonya niye
tine yüksek oktanlı süper benzin kulla
nan Porsche İstemi'nîn kurak Ankara'
da 22 yılda 1,87 boyu nasıl yaptığı b ilin
mez.
Türk erkeklerini İtalyan kızlarına en
iyi şekilde tanıttığı gerekçesi ile Turizm
ve Tanıtma Bakanlığının m innetini İfade
eden H itit Güneşi nişanını Romalı gırlfriend'ine «Present» diye göndermiş ve
Ankara'da
1946
yılında 7 aylıkken
dünyaya gelen bu sevimli soyadlı ker,
«aradenizin verim li topraklarında fındık
■ile beslendi, balıkçılığa özenirken kendi
ni kolej sıralarında sonra da Şahanede
buldu.
«Hacı» lâkabı ile tesmiye edilirken,
her gece sürekli saat 4 ’e kadar süren en
haşin ve gaddar ineklemesi ile de haklı
olarak «İnek Şaban» diye de nam saldı.
Bu arada hızlı aşklar yaşadı, sevdi, ekdi,
ekildi, pek çok «fake» attı, «fake» yedi,
ama hızını, azmini ve üm idini hiçbir za
man kaybetmedi.
«Son sınıfta ders çalışmak her şey
demek değildir» diyerek, gönül meselele
rine daha fazla zaman ayıran Hacı bazı
fakülteler ile S.B.F. arasında dostane İliş
kile r kurulması için büyük çabalar har
cadı. D.T.C.F/de teorik ve pratik çalış
malar yaptı. Bir partide onbeş dakikada
ayak attığı kızı kızı ertesi gün b ir discotheque'de y itird i. O kızla gittiği b ir nişan
partisinde kafayı tütsüleyip gördüğü ilk
dilbere ilân-l aşk eyledi.
Bazı hayırlı arkadaşlarının da etkisi,
tepkisi ve teşviki ile «barış içinde b ir ara
bu jest Papa'nın bizzat ayağına kadar ge
lerek teşekkürlerini bildirmesi sonucunu
doğuracak kadar iki ülke arasında iyi b ir
hava yaratmıştır.
Yedi sene önce Nazilli'de at niyetine
bindiği katırdan düştü düşeli karşı cinse
karşı yutkunur durur zavallı. Onu bu
dertten ancak İlâhi fakat esrarengiz aş
kının kurtaracağı m uhakkaktır. Kendisi
İBRAHİM BOZKURT
1943
yılının Aralık ayı sonlarında
yavru vatanın şirin b ir köyünde dünya
ya gelen İbo «Annemle babam b ir hafta
daha bekleselerdi b ir yıl daha genç sa
yılırdım» diyerek gençliğine olan özle
mi duyuyor. Eczacılık Fakültesine gir
mek gayesi ile Anavatana geldikten son
ra cazibesine kapıldığı Mülkiye tüllâbı
arasına karıştı. Son zamanlarda «Ecza
cılık Fakültesine giremedim amma... der
ve sonunu b ir türlü getiremez.
Kıbrıs hadiselerinin başlaması üze
rine «Vatan M illet Sakarya» Prensibini
benimsiyerek Kıbrıs'a giden bu tüllab
iki yıl m ücahitlik yaptıktan sonra «Va
tan M illet Menfaat» Prensibine dayana
rak tahsilini tamamlamak üzere Anava
tana geldi... Son zamanlarda bilhassa
«Çay» lara merak saran İbo sık sık cinsi
latifeler arasında görülmeye başlamış
tır. Son sınıf K ıbrıs'lılar arasında yega
ne sap olduğu için sık sık «saplık kon
feransları» vermeye davet olunur.
TAYFUN KALKAN
M ülkiye hayatı büyük aşk fırtınala
rı ile devamlı sarsılmış bulunan Tayfun
çoğu kere gerçek mutluluğu bizzat kendi
yatağında bulduğunu itira f etm iştir. Son
günlerde bu çilekeş yatağın satılması ile
Tayfun yine yanlız kalmıştır. Zippo çak
mağı ile sigara yakmaya meraklı olduğu
günlerde kazaen Sadun hocayı yakma
tehlikesi İle karşı karşıya kaldığından
Çakmağı satmak zorunda kalmıştır. Son
senesinde de sosyeteye özenip, çılgın b ir
havuz-partisi vermek için evi ağzına ka
dar su İle doldurmuş, bu İse yakın kom
şular ve arkadaşları tarafından dehşet
le karşılanıp, sîvİl ve askeri b irlik le r ta
rafından girişilen kurtarm a faaliyetleri
Liseyi tez elden b itirip Edebiyat Faküitesi ve Robert Koleji b ir solukta do
laştıktan sonra kendisini Mülkiye'de bul
du. Başarılı Mülkiye Voleybol takımının
Pas.... Pardon as elemanlarındandır. iyi
GÖKCAM ALKİLİÇ
yemek yaptığını zanneder fakat M.S.B.
yurdunda yaptığı yemeklerden zehirle
nenlerin, hiç değilse ayârı bozulanların
sayısı hiç de az değildir.
İneklikle hiç alâkası olmamasına rağ
men Mülkiye'de okuduğu 5 sene boyun
ca, önsırada yer tutm ak için okulun açıl
masından b ir gece önce sınıf kapılarını
omuzlayıp kırdı. Fakat ikinci günden im
tihanlara kadar tuttuğu iskemlede o tu r
duğu pek görülmemiştir.
g.yytföf4
alft>A
Her kafa çekişinde iik aşkı olan Li
sedeki Tarih hocasını nasıl tavladığını
büyük b ir zevkle anlatır. Emme velâkin
dört yapraklı yoncaya olan aşkı Ö nce ki
lerin hepsini unutturm uştur. En büyük
CENGİZ AYKUT SEDEF
arzusu zaten yarı yarıya kaymış olan ha
yatını fakülte biter bitmez İyice kaydırıp,
1944
de Elma diyarı Amasya'da etin
de iskambil kâğıtlarıyla doğdu. Büyüdü, yeşi! pancurlu, ufacık tefecik, şipşirin
gelişti, yeşerdi, tıpkı b ir elma ağacı gibi. b ir yuva kurm aktır,
S.B.F.'ye strf Amasya Lokaline yakın
olduğu için girdi ve okuldan çok lokale
devam etti. Bir günde aralıksız 10,5 saat
ile pişti oynama ve «Yeni Harman» da
ğıtma rekoru kırdı. BÖyiece «Harman
ağacı» ünvanını da kazandı.
OSMAN BİRSEN
Bütün çabalarına
Fransa'da ara
«Au revoir» yerine «Avoir» diyerek ha
yatının nüktesini de orada yaptı.
na, sapa sap sap» tır,
Bu yakışıklı çocuğu zengin olup da
evlenmek isteyen güze! kızlara hararetle
tavsiye ederiz. E vlilik müessesesİ hakkın
O. ÜMİT BİRTEK
da kız ve erkek arkadaşlarına yaptığı be
yanatları devamlı olarak b irb irin i yalan
layan Osman, özellikle kız arkadaşlarının
1943 yılının 8 Mayısında İzmir'de b ir
bebek irisi avaz avaz bağırarak dünyaya
geldi. Gelir gelmez de iik İşi ebesine «To
punu mu kaybettin küçük?»
diye sor
mak oldu. Asker ofan babasının hep su
lak yerlerde bulunmasından ötürü %41,5
luk b ir gelişme hızı ile büyüdü, büyüdük
çe de kocamanlaştı.
Giyim konusunda ötedenberi gayet
muhafazakâr olarak tanıdığımız Osman,
Akademi öğrencileriyle olan arkadaşlık
ları sonucu bu tutumundan vazgeçmiş,
bu kararını hemen orada ciğer kırmızı
sı b ir süeter satın alarak Türk kamu oyu
na ilân etm iştir.
YAVUZ TEKE
Liseyi bitirdikten sonra DTCF İngiliz
Filolojisi bölümüne girdi. Bura'da kız
bolluğundan dikişi tutturamayıp, ertesi
yıl kendisini şahanenin 150 k iş ilik ya
takhanesinde buldu.
Bu onun Mülkiyedeki hareketli ha
yatının başlangıcı oldu. İlk yıl sınıfta ka
lınca poiis-inzibat ve bekçiler tarafından
okulda kantinde ve yatakhanede asker
nişanlısından ayrıldı. Yediği kamışa rağ
men sınıf geçmeyi başardı. Bilhassa ikin
ci sömestirdeki şık ve hızlı hayatıyla içte
ve dışta göze çarptı. Bu arada Sidney
maya çıktı. Ve rivayete göre buldu da?
ralı saplarından oSup parolasi «sap sapı
gülme ve burun çekme fiille rin i aynı za
manda ifa edebilen nadir yaratıklardan
dır.
İnsuyu Mağarasının b ir numaralı propagandisti daha sonra Kurtuluş lisesin
den b ir kıza ayak attı. Badirelerle süre
gelen aşkfnişanlanma ile sona erdi. Çok
güzel fotoğraf çektiğini iddia eden, göller
Bölgesinin bu uslu çocuğu dördüncü sı
nıf geçerken im tihanları arasında 4 yıllık
rağmen saplıktan
Kendisi halen Mülkiye'nin b ir numa
Okuduğu iktisat derslerini özel ha
yatında da başarı ile uygulayan Osman,
Herşeyde İktisadî davranmayı becermiş,
kaçağı devamlı olarak arandı. Bu arada
b ir gece büyük sınıflar tarafından husu
si tutulmuş b ir bekçi vasıtasıyla işletil
mesi o günlerin hadisesi oldu. Burdur
Dilinden düşmeyen «n'olaydı» şarkı
sı ile b ir ara çevresinde büyük b ir «ka
rın ağrısı salgınına sebep olduysa da bu
huyundan çabuk vazgeçerek sesini har*
camama ve konserve yapma yoluna g itti.
kurtulamadı ve nasibini
güzel kızlar tarafından kurtarıldığı riva
yet olunur.
Osman'ın Türkiye'ye dönüşünü İn
giliz Polisi şükranla karşılamıştır.
analarının işe karışmasından son derece
huylanmakta, bu işi kızları sokak ortala
rında bırakıp kaçacak kadar ileri götür
mektedir. Londra'da kızlara vücudunu
göstermek içilT devamlı olarak yüzme ha
vuzlarına devam ettiği, ancak bu seans
lardan sadece b ir kere iş çıkarabildiği gi
bi, yüzme bilmediğinden birçok kereler
boğulma tehlikesi geçirip her seferi hde
Poİtier'nin «Seni yaşatacağın» daki ro
lünü ondan daha gizli oynadı. Paraşütsüz atlamalara adı karıştı. Gelecekteki
hayatı konjonktüre! dalgalanmalara sah
ne olacağı benzer. İyi kalpli arkadaşı
mızın en mehşur sözü «ke-sera-sera» ola
cak oturdu.
EMİNE ÖZTEKİN
Doğar doğmaz: «Aman bu kitapları
saniyesinde geri vermezsem bîr daha k i
tap alamam» diye telâşla İşletme Ensti
tüsüne koşmuş, fakat sekreter o sırada
Malîye Enstitüsünde çene yarıştırmakla
CİHANGİR AKIN
Mersin'de 1945 te doğmuş oian Ci
hangir'in monoton hayatında başlıca iki
özelliği göze çarpar. Birincisi paldır kül
dür ve sakar oluşudur. Ödünç aldığı ders
notlarını kaybetmesi, günde beş-altı de
fa anahtarını araması, eşyalarını günde
b ir kaç defa kaybetmesi veya düşürüp
kırması olağandır. Sakarlığına, kantinde
sise ile adam dövmesi de dahil edilebi
lir. Cihangir'in ikinci özelliği, sakarlığını
bilenleri hayretler içinde bırakacak ka
dar çok sayıda ve nefis cins-i lâtifler ta
nımasıdır. Kızlar arasındaki yüksek pres
tijin i nasıl sağladığı doktrinde münaka
şalıdır. Bir görüş iyi b ir yüzücü ve bok
sör oluşuna bağlarken diğer b ir görüş
«Erkek adam karısını dövmeli» diyerek
kazaklığını belirtm iş olmasına yormakta
dır.
NEDRET BATUMLU
Hayatı da kendisi gibi hareketli olan
arkadaşımız liseden sonra iki fakülte de
ğiştirdikten sonra kapağı Mülkiye'ye at
mıştır. Daha sınıf-ı iptidaideyken Şahane
nin bütün yönlerini, Özellikle son sınıf
ları künyeleri ile b irlikte tanımakta ün
yapmıştır. Bu özelliği yalnız Şahane ile
kâlmayıp Ankara'nın 3 /4 ünü de kapsa
rım a almaktadır.
\ Tam asrımıza göre b ir kız oían Ned
ret, dans ve müziğe çok düşkündür. Lise
körosunun unutulmayan alto sesini bu
gün Mülkiye'nin her köşesi büyük bir
zevkle dinlemektedir. Özellikle Türk fo lk
lar müziğini de piyanosunda dile getiren
arkadaşımız zeybek havalarından , çok
hoşlanmaktadır.
Bu arada sporu da ihmal etmez, Uzun yürüyüşler ve yüzme favorite sporu
dur. Evvelki sene SHOW'da oynıyarak ti:
yatro afanındaki kabiliyetini de İsbat eden bu on parmağında on m arifeti olan
arkadaşa hayatta daima başarılar dileriz.
şadı. Son sınıfta iken arkadaşları kale
minin şerrinden kurtulm ak için köşe bu
cak kaçtılarsa da birkaç tanesi ökseye
tutuldu. İç gezinin tadını unutamayıp o
günlerin anısı ile şiirler döktüren arka
daşımız
iç geziden neden bu kadar
memnunsun diyenlere esrarlı esrarlı gülümsemekle yetinmektedir.
Bu gizliliğin nedeninin seminer ko
nusu olarak ortaya atılması düşünülmek
tedir.
ERHAN OĞAN
MEHMET OKTEN
Bu arkadaşımız sarı inek namı iie
m aruf olup Mektebi M ülkiye'nin tanıdığı
en çalışkan talebelerdendir. Kendisi 22
yi b itirip 23 yaşına basacağı halde fikren
b ir türlü gelişmemiş, bu yüzden de ken
disi ile aynı zekâ yaşındaki Avni Özcan'la her dakika ders, teneffüs demeden
itişmesi etrafında b ir alay ve espri çenberi yaratm ıştır. Farabi'de hani meşhur
b ir pastahane var ya, işte bizim sarı ine
ğimiz (hain oldukça da yakışıklıdır) o
pastahanenin kuruluşundan bu yana de
vamlı m üşterisidir. Cumartesileri özel
muamele yapar ve devamlı gözlük taktı
ğı halde o günler goziüksüz gezer. Hani
gözferi 2,5 derece miyop da ondan mi
d ir, bilinmez gözlerini iyice kısar ve öy
le dolaşır o günler. Fakat kendisi o ha
liyle İyice yakışıklı olduğunu İddia eder,
(Bİz aynı kanaatte değiliz tab i). B ir me
ziyeti vardır, iyi poker oynar (eiden de
falarca fu l, arada b ir de kare gelince ne
kadar iyi oynanırsa, o da o kadar iyi
oynuyor).
Bundan 21 sene evvel Kasım ayının
puslu b ir gününde nur topu gibi b ir yav
ru, avaz avaz bağırarak dünyamıza teşrif
etti. Ebesi, bu yavru hakkındaki ilk teş
hisini, biçim li bacaklarını görünce, «bu
çocuk büyüyünce as futbolcu olacak» di
ye yaptı. Erhan adı konulan bu yavru
pek büyük futbolcu olamadı ama, yarım
düzineden ziyade gol yedikleri maçlar
da, takımının şeref sayısını yaparak ün
kazandı. İnekleri hiç sevmediği halde,
b ir teknik hata sonucu Mülkiye'ye gire
rek, inekleşti. (Gizli inekliğe müptelâ
d ır) zaman zaman gayet hareketli b ir
yaşamı olan bu inek, nasılsa kandırarak
hazırladığı b ir başka inekle, oto-stopla
Türkiye'yi gezmeğe kalktı ve ancak çöp
kamyonlarını durdurabildiğini görerek,
hayattan ilk darbeyi yedi. Öteden beri
karsı cinsin fazla olduğu yerlerden hoş
lanan Erhan insan üstü kabiliyetini kul
lanarak koleksiyonu için en düşük kali
SEVGİ ATAMAN
(IV Maliye ve İktisat Şb)
1947'de Afyon'da büyük bîr mizah
SEZER ENGİN
çı dünyaya geldi ve doğar doğmaz ebe
sine ilk sözü «Senin m atrak biyografini
yazayım mı» oldu. Ünlü mizahçı Bernard
Show ve Moliere'în Sevgİ'nin rekabetine
dayanamayıp piyasayı terk ettikle ri ri
vayet oiunur.
Derken Liseyi b itirip Şahaneye du
hul eyledi. 1. sınıfta yediği kavunlarm
tadını b ir daha unutamayıp her sene ye
mek adetini edindi. Smıfı iptidaideyken
sessiz b ir kız olan Sevgi, sonraki sımflarda birden bire popülarite sahibi oldu,
tüm arkadaşlarının sevgisini kazandı.
Mülkiye'nînteğlence hayatının içinde ya
te mallan toplar. (Elinde şartlara uygun
fazlası olanlarla takas yapabilir) Güzel
resim yapan Erhan'ın reprodüksiyonla
rından hiçbirinin henüz satıiamanpış ol
ması ancak kötü b ir şanssızlıktır. M ül
kiye'ye girmeseydi veya futbolcu da ol
masaydı/ birçoğunun aksine mesleği ge
ne hazırdı, b ir az sermaye ye bir.kasket
le Enstitü önünde ayakkabı boyacılığı..
Dedim ya, her yönden komple hazırlıklı
gelmişti, dünyaya. ' ' ■
TANJU KONURALP
BARIŞ GÜRSES
(Kitabe-i Sengi Chester)
Hayatında hiç b ir şeyden çekmedi /
Mülkiye'den çektiği k a d a r/Ç o k sevdiği
fasulyeyi biie yiyemez olmuştu / Odaiar
üç kişilik olduğu için.
İm tihanlar üç gün kalana kadar,/anmazdı derslerin adını amma, / tembel de
sayılmazdı / Hani pek.de yazık olmadı,
Chester efendiye.
Spor bilem yaptı, yemekhanede ye
mek yedi / ve de sanat uğruna, / Fransa'
ya bile gitmekten çekinmedi.
Çok sevildi, hattâ zaman zaman sev
di bile kızları / Zaten yapacak pek de b ir
işi yoktu / İşte fakirin anılan.
* NURCAN AKTÜRK
Mülkiye'ye girdiğinden beri inekle
yen bu uğurda saçlarını döküp son za
manlarda her tarafında sıkıntıdan sivil
celer çıkan Barış aynı zamanda dolmuş
pikaplarının Ankara'da tek rakibid ir.
Soyadı aynı olduğu için Yıldırım Gürses kendisinin Barış'la hiç b ir ilişkisi ol
madığı konuşunda gazetelere ilân ver
miş ve ancak bu yolla şöhretini devam
ettireb ilm iştir.
Maç seyretmeye kitapları ile b irlikte
giden Barış İnek Bayramında papaz kıya
fetine girdiğinin babasına söylenmemesi
ni herkesten rica etmekte aksi halde Ka
rabük'e dönemeyeceğini söylemektedir.
Bîr T.N.S.'ye b ir de doktora gitmekle
şöhret yapan Barış, ineği çekerken herkeisn «bu sene Mülkiye niye iki inek dolaş
tırıyor» sorusundan çok içlenmiş ve ar
tık daha az ders çalışmaya karar vermiş
tir.
AHMET AKSOY
Son sene derslere iki üç kere girip
hocaların ismini öğrenen daha sonra öğ
retimine kantinde devam eden Nurcan
. Basın ve Yayın çaylarının en hızlı müdavimlerinderidir.
Çok başarılı balo bileti satışından
sonra Büyük Sinema gişesinden te klif
alan
fakat doktora İmtihanına gireceği
gerekçesi ile bu te klifi reddeden arkada
şımız ayrıca iki ay gittiği İngiltere hatıra
larını iki sene anlatmakla da tanınmış
tır.
Kendisi ile alay edildiğinde «abi ben
utanmam kızmam ama kıza ayıp olacak,
onun için dalga geçmeyin» diyen ve ar
kadaşları tarafından çok sevilen bu ar
kadaşımızın kısa zamanda zayıflaması en
büyük dileğimizdir.
34
MÜlkîye'ye girmeden İsmini duydu
ğunda tam bîr suçlu psikolojisi içinde
bacaklarına kadar kızaran, b ir kıza ba
karken utancından sapsarı kesilip titriyen kaz Ahmet, babasının arabasına ku
rulduktan ve de vakti zamanında arka
daşlarıyla cinaslı aşk mektupları yazdığı
kızla nişanlandıktan sonra çok değişti.
Şimdi arkadaşlarına «abi ne yerseniz yi
yin ama komşu kazığı yemeyin» diyor.
«Haziran'da mezun olmayı aklıma koy
dum» diyen Ahmet'in son günlerde sıkı
ders çâlıştığı hatta bu çalışmalara gece
arabasının içinde Çankaya'da devam etti
ği söyleniyor.
«*
Mülkiye'yi bitirince kendi deyimiyle
b itirim Fransız kızlarıyla dolu Sorbon'da ev ekonomisi üzerine doktora yapma
yı arzuluyan arkadaşımıza Allahtan ko
laylık nîyâz ederiz.
SALİH ZEKİ BENGÜ
Sene-i 1944 de dünyaya gelirken pa
sosunu gösterip ebesinden geçiş izni is
tem iştir. Bu olaydan sonra arkadaşımı
zın adı «paso» olarak kalmıştır. İlk ve
orta tahsilini Bursa'da sıraların üzerinde
mürekkep yaiıyarak yapmış ve 1962 yı
lında Mekteb-i Mülkiye-i Şahaneye bînb ir zorlukla girmişdîr.
Mülkiye'ye tek sınıflarda pasosu işe
yaramadığından sınıf geçmemiş ve yarım
düzine yıl sonra nihayet son sınıfa ulaşa
b ilm iştir.
Hiç b ir derse girmemiş olmakla Öğünen ve Ders Yıllarının dörtte b irin i Fa
kültenin kantininde diğer kısımlarını da
İstanbul'da zamparalıkla geçirmiş olan
Paso, bu yüzden Mülkiye'de iyice eskiye
rek oldukça pişm iştir.
«Sus, sus, sus, babam duymasın»
prensibi ile hareket edip, su altından sa
man yürüten caniplerden b iri olan Paso'nun en büyük ideali fakülteyi b itird ik
ten sonra evine b ir fil t makînası almak
tır.
Paso'ya hayattan bol bol avans alma
sını dileriz.
HİLMİ İNCEER
Hernedense çok cin ve açık göz tanı
nan bu arkadaşımız aslında görünüşü
nün tamamen aksi b ir karaktere sahip
tir. Zaten sık sık yediği kazıklarda da ne
kadar üçkâğıtçı olduğunu aşağı yukarı
ispatlamıştır.
Son senesinde Mülkiye'de kurduğu
haremle ün salan Hilm i herkes kendisi
ne gıpta ettiği halde bu halinden çok şi
kâyetçidir. Özellikle kızların sırdaşı ve
dert ortağı olan sempatik Çilingir H ilm i
kapıları, dolapları açmakta olduğu ka
dar kalpleri fethetmekte ustadır. Bu us
talığında yazdığı adî şiirlerin ve Serengil numaralarında payı vardır. Çok iyi
kalpli, fedakâr b ir insan olan Hilm i İn
sanlar hakkında çok ütopik^fikirlere sa
hip olduğundan sık sık hayal kırıklığına
uğramaktadır. Temenimİz b ir an evvel
yeryüzüne ınmesindir.
M A LİY E
ve
İKTİSAT ŞUBESİ
KUTLAY EBİRİ
ÜLKER AMAÇ
ATTİLÂ ÇORUH
Kars'ta, karlar, buzlar içinde doğan
Ü lker'i ısıtmak için ebesi ocağa yanlış
lıkla tezekle karışık İşletme teksiri atın
ca, küçük Ülker'in kaderi beili oldu ve
soluğu M ülkiye'de aldı.
Fakülte yılları boyunca M ülkiye'nin
en sessiz, en efendi, en hanım kızı olmak
vasfını kimseye bırakmadı. Son yıllarda,
özellikle Cumhur Ferman'a küskünlüğü
dolayısı ile okulla pek ilgisi yoktu. Öyleki, İnek Bayramında Deniz «Pembe Şa
fağı gördün mü?» diye sorunca «Hangi
sinemada oynuyor diyecek kadar ilgisiz
olan Ülker, buna karşılık tam hanım ha
nımcık b ir kızdır.
1947
yılı Şubat ayının soğuk b ir günü... O gün Çoruh ailesi pek mutluydu.
Çünkü tonton b ir evlât ailelerine katıl
mıştı. Yalnız Çoruh ailesinin tek kaygısı
Siyasilerden en çok İnönü'yü sever,
hatta bu sevgisi yüzünden, fakültenin yıl
dönümünde resim çektirebiSmek için öne
geçmeye çalışırken kafasından b ir tabak
fıstık boşaltılmıştır. Sade ve güzel giyin
mekten hoşlanan Ülker'i tanımıyanlar
fakültenin birinci sınıfında zannederler.
Kutlay gitar çaldı, şarkı söyledi, dil
devrimcisi oldu, Fidel'i sevdi, 27 Mayıs'çı oldu, Mao'yu tanıdıktan sonra «ku
ramcılıkta» karar kıldı. Oluş bu oluş, hâ
lâ^ sürüyor.
S.B.F. ne geldiğinde kendisini Başkan
F jkret'in, Fısfıs Levent'in, Ayı Turgut'un
odasında buldu, ne oldLysa da zaten or
da oldu.
( Devrim cilik bu ya, Kutlay Fidel'ie
biHikte, Russell'ı da sevdi. Ve de Kuşseverler Derneği'ni kurdu. Buradaki -dev
rim ciliği, b ir devrimle son buldu : «Ba
ba kuş» yuvadan atılmıştı.
bu bebeğin çok zayıf olması ve ne yedi
rirlerse yedirsinler b ir türlü şişmaniamamasıydı. Bu yılla r yılı boylece devam edip g itti. A ttiiâ adını alan bu bebek bü
yüdükçe hayatta en büyük zevki
güzel
yemekleri yemek oldu fakat tanrının b ir
lütfü olarak hiç şişmanlamadı, çöp gibi
kaldı. İlk günden beri ineklere olan sem
patisi yüzünden Mülkiye'ye girmek iste
di, Şimdi ise de b itirip , kurtulmayı çok
istiyor. Sosyal konularda
araştırmalar
yapmağa meraklı olup, «Yurtlarda kalan
Gençliğin sorunları» adlı b ir kitap yaz
makta ve bu hayatı bizzat yaşayarak, ki
tabın daha enteresan olması için 1,5 yıl
Son sınıfa kadar gayet sessiz olan
Ülker, son sınıfta gizlice sesini bomba gi
bi patlattı. Bu patlamanın enkazı akın
da kalan antep fıstığı kadar güzel, güzel
olduğu kadar cemiyetçi olan bizim kürt
Hasan'ı kazasız belâsız enkazın altından
çıkararak, demir parmaklıklı evlenme
kafesine soktu,
Saime'nin mütemmim cüzü olan Ül
ker, bu sene kel tos Tevfik ile hoca Os
man'a not ağaçlığı yapmıştır. Bu kızımı
zın ideali plânlama uzmanı olm aktır.
Arkadaşımıza kuracağı yuvada ve ha
yatta sonsuz m utluluklar dileriz.
HÜSEYİN ÜNAN BÖLÜKBAŞI
dan beri yu rt gençliğine katılmış bulun
Devrimciliğine F ikir Kulübü'nde de
vam eden Kutlay, b ir gün burada da tan
rıların gazabına uğradı. B ir tanrısız, Kaya'nın müdahalesi, Kutlay'ı yeniden «fâ
ni dünyaya» geri getirdi.
Hüsam'ı tanıdıktan sonra sosyalizm
hakkında bütün umutlarını b ir süre yi
tird i. Sonra Fransa'ya gidince, «Hüsam'a
rağmen sosyalizmin gerçekleşeceğine»
inandı. Sami Urfalı'nın ifadesiyle «dev
rim cilikle ye-yecî Iiği şahsında birleşti
ren» Kutlay'ın, b ir sürü yarım kalmış
«ayaklan» vardır. Bu ayakları, 3 Mâliye
de neşeli b ir ayakla devam ediyor.
Tuncer Bulutay'm m üritliğine, İsmail
Türk'e kur yaparak ihanet eden Kutlay,
Fransa'daki devrimci hareketlerin kendi
si daha oraya gitmeden nasıl başladığına
şaşmaktadır.
Osman Bölükbaşı iie hiçbir yakınlığı
olmayan Bölükbaşı, çok konuşması ve
politikayla fazla ilgili olmasıyla ün yap
mıştır. Doğduğundan beri ortanın solun
da olmakla övünen, mitinglerde daima
dövülen, Mülkiye'de dernek enflâsyonu
yaratıp, kendi kurduğu derneklerden ilk
ayrılan üye olarak bilinen Bölükbaşı, son
sınıfta gazeteciliğe merak salmıştır. Ga
zetede eğlence sayfasını düzenlediği için
tüm gece kulüplerinde boy gösteren «Bö
lük», parasının mühim b ir kısmını gıda
maddeleri İstihlâkına ayırmaktadır. En
büyük derdi yabancı dil olduğu halde, li
san kurslarına senede birkaç defa uğra
yan, bunun için her sene Haziran'da kop
yaya bel bağlayan, doktoroa diye sayıkla
yan, gece çalışıp gündüz uyuyan arkada
şımızın en çok sevdiği şeyler: ailesi, İs
met Paşa'sı ye Darıca havasıdır.
maktadır. Şubata «İtalya'dan sevgilerle»
adlı romanına faydalı olur kanısıyla İtal
ya'ya kadar g itti. Anlata anlata bitird iğ i
İtalya yetmemiş olacak ki Fransa, Alman
ya, İsviçre, kısaca Avrupa'yı da b ir dola
şıverdi. Vatana döndükten sonra, İtalyan
dilberlerine ayak atmak için nasılsa Öğ
rendiği birkaç
İtalyanca kelimeyi arka
daşlarına da öğreterek
insanlık ödevini
yerine getirdi. Bu pek sempatik inek, ha
yatta
en büyük sıkıntıyı sabah, öğle ve
akşam, günde üç defa traş etmek zorun
da kaldığı gür sakalından, çekmiştir. Son
günlerde de sakalı çıkmayan arkadaşla
rına inat,
bıyık bırakmaya başlayarak
onları çatlatmıştır.
m utluluklar dileriz.
Kendisine bitmeyen
-,
i ■:; i" ■:W i ■!■■■' '
xT■■': ■-Ï ■i
::\;|:
; ' ':•.■V;
■:: ■■•.
■;■•?:■ ;i;i; 'j\:iß - T ■
' T ?;■:i::; i í':
i
^
¥■:-'¿Kî l ' f e
;!:'v ■;!
-
.
v
:
-i
v
■- - -Í
;:■•
■:9:\;ï^U ;iï,nï-.ï:' ÿ :c.^
-
S
-
■ÿ:: :
::-lÉífe
MM
: 'm \
'i
' .:
lit
»a
■ \H ^ İ
:m
:ê
: m p :è
w m
>0§
mî
! !•
,i,
İh
.•
):!■ .
Í
t í,!
Ï
¥
m
• i>
P i"
■:;[!■;:
«
;
- n
i. ;
:S ; :
1
.*
Ï*
IP
i§
i;?:,::;'
iv, ’. : ■■:
Y: v '■
•; ';•
■w.V:,
.’■■. ’■
■:¡vV;
T
"
■:
■i
■§■M
C
:
' i .
'
’■■■ :
■I i
İ::ı: .••:■•. *
-.r-
■.;V:::,:r
*s±V
■y--.
EN KASINTILAR
1 — Gens NAZARAN
2 — Ali TÜLGAN
3 — Ahmet BAŞAR
1 — Andaç ATAK
2 — Tülây NAKOMAN
3 — Hülya KOLUKİRIK
EN İDEAL EŞLER
1 — Engin TÜRKER
2
R. Yüksek ALTÜĞ
3 — Ali TULGAN
1 — Samiye AYDAR
2 — İlhan BENGİSU
3 — Berrin UKİS
EN POPÜLERLER
1 — Macit AKMAN
2 — Hamdı KUMARI
3 — Baskın ORAN
1 — Zerrin KAPAN!
2 — Nursun YAKIŞTIRIR
3 — Aiev ALPKEN
EN EFENDİLER VE HANIMEFENDİLER
1 — Engin TURKER
2 — Halit TAPKAN
3 — Onur ARI
YILIN FOTO KAKASI
1 — Canset ORAL
2 — Aysei TEZCAN
3 — Zeynep AKINCI
Şaban'a Mektup
(Baştarafı Sayfa 8 de)
Neyse hiç dert değil, onlar balo basar, biz de Devlet im ti
hanlarında basarız, ödeşiriz.
Bu yıl Mülkiye sporundaki gelişme muazzam ve Bob
Azzam. Ankara'nın en centilmen! takimr ünvamnt bu yıl
da kimseye terketmedik. Biliyorsun ki unvan işletmeden
ayrı olarak devredilip satılamaz. (TTK'nun hatırhyamadığım maddelerinden b ir i) . Bütün maçlarda m illile ri çatla
tacak kadar İyi oyunlar çıkardık. Hatta 8 -0 hk Polonya'
nın altında kaİmıyahm dîye diye canımızı dişirrfîze taka
rak Kayabaşı'ya başarıyla 10-0 yenildik.
Bu yıl Şabanciğım, biliyorsun yurtta müdür emekli
albayım Mustafa Topbaş. Adamcağız gelip geleceğine piş
man oldu. Y u rt dezenfekte mi edilmedi, hukukluların hü
cumuna mı uğramadı, intiharlara mı sahne olmadı! İnti
har dediysem hemen heyecanlanma, oğlan kendini galeri
nin bulunduğu kattan attı. Eh, yirm inci yüzyılda kız için
intihar bu kadar olur.
Şabanciğım ipim kalmadığı için bundan daha iyi bagIıyamıyorum. Artık, okuyanlara, dinliyenlere, kucak dolu
su sevgilerimi iletip yanaklarından çok çok pus ederim.
Müstakbel bir
ŞABAN
ANKET
EN Y A K IŞIK LILA R VE EN GÜZELLER
1 — Gens NAZARAN
2 — Cem DUNA
3 — Daryal BATIBAL
1 — Canset ORAL
2 — Hülya KOLUKİRIK
3 — Nursun YAKISTIRİR
EN
1 -—• Baskın ORAN
2 — Kutlay EBİRÎ
3 _ R. Yüksel ALTUĞ
FONKSİYON LAR
1 — Sam iye AYDAR
2 -—■Zeynep AKINCI
3 — Hâle BOYSAL
EN İYİ GİYİNENLER
ti
1 — Cavlan SUERDEM
2 — Cem DUNA
3 — Murat KUDAT
1 — Alev ALPKAN
2 — Aysel TEZCAN
3 — Neslihan ERKMEN
EN TATAVALAR
1 — Halûk SEZER
2 — Faruk BOZBEYLİ
3 — Murat KUDAT
1 — Hüner TUNCER
2 — Nursun YAKIŞTIRIR
3 — Sevim ÖZGEN
EN ANARŞİSTLER
1 — M. Kemal CAMKIRAN
2 — Kutlay EBİRİ
3 — Firuz Demir YAŞAMİŞ
1 — Samiye AYDAR
2 — Vekaa YALDIR
3 — Hale BOYSAL
EN SEMPATİKLER
1 — Bobi MEHMET
2 — Cavlan SÜERDEM
3 — Nejat EFEOĞLU
1 — Sumru AKSNCİ
2 — Hüner TUNCER
3 — Sevim ÖZGEN
EN KILIBIKLA R VE EN
1 — R. Yükse! ALTUĞ
2 — Akın KOMSUOĞLU
3 ■
—- Ömer MADRA
OKLAVALILAR
1 — Tanju MADRA
2 — Hale BOYSAL
3 — Andaç ATAK
M
:I:
;:s
KAZGAN Evlendirme Kösesi
£
Temiz b ir ailenin, dalgah saçlı, ince bacaklı, müzmin veremii, yakışıklıca b ir oğluyum. Bu yıl Mülkiye'den mezun
olmayı düşünüyorum. Sigara ve mastürbasyondan başka kötü itiyadım yoktur. Tercihan DTCF İngiliz Filolojisinde oku
yan veya mezun olmuş zengin, güzelce, yalnız seyahate çıkabilen, havalı b ir bayanla hayatımı birleştirm ek istiyorum. Kız
lık mevzubahistir.
«İnek Şaban»
Uzun yıllar futbol oynadım. Tek-tek spora transfer olacakken futbolu bıraktım . Bugün, günde b ir adet Bafra içe
cek kadar ufak b ir servete sahibim. Mezun olunca Edirnekapı suriarı dibinde boyacılık yapmayı düşünüyorum. Herhalde
aile geçindirecek kadar kazanırım. Bacakları bacağıma uygun (Skoda marka) temiz helâ! süt emmiş b ir aile kızı ile ev
lenmek istiyorum.
«Boyacı Erhan»
T m very handsome, they cali me Masum. Sulakyerde büyüdüm. Ti İt makinalan üzerine ihtisas yapıp uzman mütehas
sıs oldum. Fatma K ik irik aşkına langırta veda ettim . Boyu 1.80 den aşağı oimayan, tercihan Hukuklu veya BYYO'lu bir
bayanla hayatımı birleştirm ek istiyorum . Kızlık-veya dulluk bahis konusu olmayıp sadakat şarttır.
«Varyete Kutsan»
1.87 boyunda, oldukça sakin tabiatlı ve de feylezof görünüşlü hanımevlâdı "şirin b ir gencim. Tam şasi, alüminyum
kaportalı, V-12 motorla mücehhez, Formüla-I b ir bayanla evlenmek İstiyorum. Arzu edenlerin Tandoğan Otomobil Gale
riye müracaatları rica olunur.
«Porsche İstemi»
1.70 boyunda, siyah a rtistik gözlüklü, kumral bîr gericim. Muhitimde bana Parlak derler. Sarışın olsun da ne olur
sa olsun, (dul, evli, topal, vs.) b ir bayanın evine içgüveysi girmek istiyorum. Müstakbel eşîmîni zengin olmasını arzula
rım.
,
«Tavuk Ali»
Diyâr'ı küffar görmüş, yakışıklı, aile geçindirmeye MUKTEDİR b ir gencim. Az bîraz param ve de büyük b ir aşkım
var. Her nevi köfte pişirmesini bilen zengin, mutlaka Ankaralı ve de Mercedes sahibi b îr dulla hayatımı birleştirip aşkım
ile vs.'mi onunla paylaşmak istiyorum. Müracaatların b ir demet maydanoz ve b ir okka kıyma ile yapılması...
«Attilâ Köfte! lo»
1.68 boyunda, SBF. Diplom atik Şubede okuyan, hayatında hiç çıkmamış «0» kilometrede b ir erkeğim. Müzikten
anhyan, sarışın, boyu boyuma, huyu huyuma uygun b ir kızla yuva kurmak istiyorum.
«Oyalanan Şensoylu»
Ankara'nın sosyetik b îr mahallesinden, iyi b ir ailenin kızıyım. Günde 6 saat makyajdan gayrî hiçbir kötü itiyadım
yok. ÇBS'nin reklâmcısı olarak iyi bîr ücretle çalışmaktayım. İç güveysi-dış güveysi velhasıl b ir eşe ihtiyacım var.
«Kalpsiz»
Esmer, mütenasip vücutlu ve arkadaşları tarafından oldukça güzel bulunan b îr kızım. Protokole dahil erkeklere
zaafım olduğu söylenirse de, 1.75 boyunda, kızıl saçlı ve bıyıklı b ir erkekle yuva kurmak istiyorum . Fakat o olmazsa, Ada
nalIlar ve Deniz Subayları da müracaat edebilirler.
«Ateşiî^Vatman»
1.74 boyunda, şu anda sarışın olan mütenasip vücutlu b ir kızım. Haii hazırda «0» kilometrede olmayıp sadece de
neme gezilerinde bulundum. Boğa burcundan b ir öküzle hayat arkadaşı olmak istiyorum.
«Alevli Kâlp»
Yazlarını umumiyetle Fransa'da bulaşıkçılık yaparak geçiren, İstanbul sosyetesinin yakışıklı sayılan gençleri arasındayım. Taşradan, az müstamel, burnu pek koku almayan ve her gün çorap yıkamaya m utarraf b ir kızla önden nişan, ar
kadan düğün yaparak evlenmek istiyorum .
^
«Deli»
Mülkiye'nin asil b ir şubesinde okumaktayım. 1.48 boyunda, günde 9 vakît namaz kılan (4'ü çocukluktan namaz kı
lana kadar kaçırdıklarım) ehli din b ir gencim. Halim vaktim yerîndedir. Çünkü babamın hali vardır, vaktim i orada ge
çiriyorum . Bana eş olacak kızdaki aradığım vasıflar, bana uygun b ir boyda olması ve ehlidin olup, en az benîm kadar na
maz kılmasıdır.
«Hacıbayram'da Buluşalım»
Dİ LEK
PI NARI
Mülkiyeye
gelmeselerdi
ne olurlardı?
Macit AKMAN
:
«They're coming to take me away,
ha ha, hi hi, ho ho.»
Pis NAMIK
: «Omo, omo, omo, beni bile yıkar.»
Bobi MEHMET
: «Hav, hav, hav,
bim.»
H ilm i İNCEER
: «Italiano»
Samiye AYDAR
: «Sensiz hayat İzm irlim ,
geldi bana.»
Hanidi KUMARI
:
«Bir tek daha ver, ZuhâM»
Kutiay EBİRİ
:
«Burçak Tarlası»
benim cici sahi
zor gibi
Mehmet TÜREGÜN : «Ceviz oynamaya geldim odana.»
Vekaa YALDIR
:
Ahmet BAŞAR
: «Otomobil uçar, gider.»
Sumru AKINCI
:
Cavlan SÜERDAM
: «Ben b ir küçük askerim, palavra
lar keserim.»
*
Böcü FERHAT
:
y
Baskın ORAN
: «Eller ne derse desin, b iric ik Sevgilimsin.»
'
«Bu akşam bütün meyhanelerini
dolaştım Ankara'nın.»
«Küçük Ayşe, küçük Ayşe...»
«Yeni yeni sevdalanıyorum ben.»
Foto Kaka X. Fiyatlarda D a m p in g
Deniz GÖKÇE
Hamdi KUMARI
Kamer DİRİBAŞ
Erol ÖZGÜREL
İsmail İYİLİKÇİ
Güİseren KOKSAL
Filiz ARIKAN
Metin ÜNLÜ
Abdülkadir AKSU
Sevgi KÂHYAOĞLU
Rezan ÇİTİCİ
Kemal BAYKAL
Yakup MALTAŞ
Araba tamircisi
Huvayt Vuırıın Mörçınt
Kürdistan Cumhurbaşkanı
Çöpçü
Negatif montajcı
Sosyete yazan
Luvr'da Mona Lisa
Yumuşak b ir zurnacı
Röntgen mütehassısı
Tavan süpürücüsü
Mürebbiye
Halit Kıvanç'ın rakibi
İmam
Noyan ÜNSAL
Hülya KOLUKIRIK
Cem alettin ÖZTÜRK
Mehmet YILMAZ
Gökcan ALKIL1Ç
Namık UĞURAL
Osman OKKA
Ahmet ÖZİŞ
Yurtkan GÖRSEV
Nadir ÖNEN
Refakat m uhribi serdümeni
Heykel
Gazelhan
Bi b .. olamazdı
Dario'nun dublörü
Belki temiz olurdu
Salatallkçr
Ganyan gibi olurdu. .
Laternacı
Vatman
Şehmuz GÜZEL
Zerrin KAPAN İ
Sevgi ATAMAN
Baha KOZAN
Onur ARI
Sam iye AYDAR
Ergün GEYİKDAĞ
Maymun
Dişi Landru
Şair
Ahçı
Herhalde matbaacı olmazdı.
Ölürmüş
Delfis Mabedine kapıcı
Cavlan SÜERDAM
Etiğin TÜRKER
Ömer KÜRKÇÜOĞLU
UIuç GÜRKAN
Babasının emireri
Çok iyi sansürcü olurdu.
Buzdolabı hammaddesi
Gene Başkaniça'nm peşinde
olurdu.
«Veremli Kız»da fon müziği
Koç Holding'e müdür
Ülker HAZNEDAR
^Ataman YALGIN
Şevki KİRACI
Sumro AKINCI
Baskın ORAN
Vekaa YALDIR
Tülây NAKOMAN
Erhan OĞAN
A. HACİŞABANOĞLU
Ümit BİRTEK
Yılın Fotoğrafı :
A lık Raziye Yarışı !!
Ali PADİR
A ttilâ ÇORUH
Koray OBEN
Çetin EMRELİOĞLU
Haşan KOCATÜRK
Mehmet YILDIRIM
Evsahibi
Lokantacı
Maazallah Amerikan hayranı
olurdu.
Mantar Ahmet'te garson
Tramvay
Ayakkabı boyacısı
Mezbaha için kesimlik inek
Garanti Bankası Önünde kal
dırım taşı
Röntgenci
Piayboy'a fotoğrafçı
Orman kibarı
Üç kâatçt
A rtiz
Damızlık inek olurdu.
31
s
...ve İ NEK B A Y R A M I
]Ks
Züppelerle Büyük Anfi'de Son Buldu ...
■S ';-:’"' -;:î
İS İ
-S
m ,-m
% :: : m
$ rm
wm
1
i:’;Psv i
Bir çiçek,
• f ■■■:--' i
üc b öcek
'i!1!' ■■ ■.:;■}
m
s m
M f ' :.':
m
-Stfi& sm W SW
: •' • '..: t*'.! .■
li
';■=■
"
t l
% sm
[tv m
■
.-■4
M:]
^
El â le m e ş a p u r
m
şupur, bize...
.''■‘ m -t - ı
!'; : •■•:; ;l'i
„ m
;>,ı
:
:
"■ •
Sevsinler,
J ijile r im i!
30
I:;:'»:"
L •?•.:. ;
■
.
... Geyiklerin Tepinmesiyle
.
■
•■■■■ ■■■■•■: i:-::-
İ lil
Dev a m E t t i ..
S 'l :! î
i: •
Bacak,
i :; :jŞ
U-iM
O t u r a k
İM
İSI
v e
f P 't i Ö t i i ■;•■>*.
r.^ : ;
Y
a
n
a
•
>'4'-■
imm
k
11:
\r-
ili S
j$î
; T a h s ild a rla r g e c ik in c e
ii:$
■
i
*
mm
* V* ■
III?
':t;
f T 1® - , - i ı .
-' ¡v
wm
K am er Spiker M u ra t'a
m aç a n la ttı r d ı!
\m,
m
■
=
i4 fil-444i A
#
. - i' .’■■ i V
■’
llIllBr1.-
!I
■
j
IİS
'i'& V
1
■ -Ci:vi;L
,:'s
Bir.de başımıza
b u n la r çıktı !!
¡M
III
8| l
29
•:>
İ :v
^® İ
:|IIIİllİifi9İSİplSM l;^
..
■ ; ' ■- V Y v
:
■;
■
=’■
Î-‘ Î :■
V
...
■
i-;? ■ ¡:: :: V ■
;
« '« ¡li
I1 1 İ1 İ1
ll# İ P
m
^
i\'■4V:.'ly
!ö'W
*:!x!: vi •; i
ii
VOi;.:
- İ = İ ;:; i! ¡¡İ- V:S
İ: ‘.i '■■'!'!0
î
1İİ*mWI&rnn
1İ 1I1 I::î::
;.vi,1/- - '• i ' i ' i ' f
A Y
-*i -1''ı‘ ' r4ı .4
■ :S
4: ^ 4 4
‘ Vî 'S
.1 . s liî
i:;: : < v'vfv
'• ‘i
im-.
■,• . '■.•*:•'!• .
İNEK B A Y R A M I
Çam aşır N ejat
ta h tra v a n d a !
F I K R A LA R
OKUL MU, KULÜP MÜ?
4.
İdari ubede idare Hukuku dersinde Galatasaray Lisesinin ilk kısmında yatılı öğrenci olup olmadığını öğrenmek
istiyen Metin Kıratlı Firuz'a :
—- «Sen GalatasaraylI mısın?» diye sorunca, F iruz:
— «Hayır hocam, Beşiktaşlıyım.»
MİRAS ve SEX
Bir Öğrenci derste Turan Güneş'e sordu :
—- «Hoc§,m, insan vücudu mirasa konu oiur mu?»
— «Olu tabii. Meselâ oğlu bacaklarını, kızı kollarını, karısı da uygun b ir yerini alır.»
4
KİM KİME GEÇİRMİŞ?
27-3-1968 tarihinde Milletlerarası Politika dersinde sayın hocamız Suat Bilge, fazla öksürük karşısında kendisi de
Öksürmeye başlayınca, bütün sınıfa hitaben şöyle dedi :
—- «En sonunda bana da geçirdiniz.» T
BİR BAŞKA PROFESÖR ve BENZERİ
IV. İdari ve Siyasi'nin ortak dersinde Nermin Abadan :
■
—- «Floransa Üniversitesinde çok yakışıklı, uzun boylu, sarışın, genç, güzel, pek bilimsel, üstelik de bekâr b ir pro
fesör vardır. Kendisini şahsen de tamrım. İste bu profesör Sartorî'nin 7'İİ b ir Siyasî Partiler sınıflandırması var.» de
yince Baskın parmak ka ld ıra ra k:
— «Hocam yazamadık, şu Sartorî'nin niteliklerim b ir daha sayar mısınız?»
Nermin hanım nefes almadan cevap yetiştirdi :
— «Ne var canım, sanki bizim fakültede böyleleri yok mu? Meselâ meselâ Bülent Dâver»
DÂVER ve RESSAM
Gene b ir ortak derste :
Bülent Dâver: — «Anarşistlere göre soğuk yüzlü anonim b ir canavardır.»
Coşkun Başçivi :
«Resmini çizer m isiniz efendim?»
ABADAN ve DİL
3. sınıftaki Kamu Oyu dersinde Nermin Hanım :
— «Meselenin önemli olmasının çok önemli b ir şey olması; bu türlü çeşit buzdolaplarının im âlinin geniş halk ta
bakası kütleleri üzerinde b ir tesiri olmamasıdır» yollu b ir lâf edince, meşhuuuur İlber'im iz hocanın yüzüne b ir baktı. Bu
nun üzerine Nermin hanım, tarihte ilk kez olm ak üzere:
— «Tabii canım böyle bozuk Türkçe olmaz!»
DİLİ DOLAŞMIŞ
Bülent Dâver teneffüste b ir öğrenciye :
—• «Sen! Elin cebinde ¡slık çalmana bakılırsa galiba Siyasi Şubedensin. İstemem böyle şey ben!
den !!!»
Çek cebini elin
ŞEYLER VAR
Soyadı tartışmalara sebep olan Uğur Korum derste :
■
—■«Sınıfta problemin doğru olduğunu savunan arkadaşlar var, doğru olmadığını söyleyenler var, çekimser kişiler
var, b ir de hiç karışmayan şeyler var.»
i
K ita b e -i Sengi M ezardan
Eski Y ö n e tm e liğ e M ersiye
Hîç b ir şeyden çekmedi
Kimseyi memnun edememekten çektiği kadar.
Hatta sık sık değiştirilmekten bile
O kadar şikâyetçi değildi
Boykot olmadığı zamanlarda
Kimse anmazdı onu düzeltmenin adını, ama
Pek fena da sayılmazdı;
*
Yazık oldu eski yönetmeliğe..;
MÜLKÜYELİ
TALEBENİN
ÖYKÜSÜ
Mekteb-i Mülkiye'ye geldim geleli
Hocalar da vermez benîm notumu
Bol bol yedim teksirleri inek İken.
M oruk oldum gencecik oğlan iken.
Çaktırdılar, yeniden okuttular
Kopyemî çekerken beni tu ttu la r
Geçeceksin dîye hep beni üyiittülar
Yandım b ittî bu mektebin elinden,
Geçemem de sınıfları geçemem
Nedir bunun sebebi de bilemem
Çok okudum artık geri dönemem
Gafil oldum fırsatlar elde İken
Kız peşinde geçti benim yıllarım
Ben halime hergün yanarım
Boşa geçen yıllarıma yanarım
Yandım bitim bu mektebin elinden
DÖRT YILDA
NAAPTILARL
F e s-K o m . Çayında:
Aİev ALPKAN
Ceviz MEHMET
Hamdi KUMARI
Makyaj
Benek'lendi
Şaaptı
İstemihan TALAY
Ömer Alp YÜKSEL
Cemiyetçiîik
Babalık
M urat KUDAT
Bacak MEHMET
Berrin ÜKİS
Palavracılık
Poz kesti
Kur yaptı
Halûk SEZER
Akın KOMSUOĞLU
Konuştu, konuştu, konuştu.
Devamlı ayak attı
Cavlan SÜERDEM
Hâle BOYSAL
Askercilik oynadı
Ukalâlık yaptı
Nabi ŞÖ4SOY
Mustafa SOKULLU
Uyudu
Harem ağalığı
Fatih ÖZGÜR
MecSiscılik
M. Kemal CAMKİRAN
Selçuk ERKAN
Fedailik
Evrimieşti
Ergun GEYÎKDAĞ
Mustafa GÜNDEŞLİOĞLU
Harabecilik
Ağzındaki her neyse gevelidi
durdu
Koray OBEN
Cevat TAYLAN
, Ömer KÜRKÇÜOĞLU
« Erdal GÖLÇÜKLÜ
¡, Alanor OLALI
Noyan ÜNSAL
Samîye AYDAR
TÜlây NAKOMAN
Adil EMRE
’ Tacİdar AKTOTAY
İşletildi
"R e n k le rin C ü m b ü şü "
Hiç gürünmedi
4. Siyasi'yi deli etti
Kekeledi
Buzcuiuk
•
KÜÇÜK İLÂNLAR
'¡ 1
Asalaklık
Fonksiyonluk
Kasıldı
Maçlarda adam dövdü
Dadılık
5,
katta 4. kata nazır seyyar aynalı, camsız balkonİu b ir oda devren kira lıktır.
Mezun olacak bir
İdari Şubeli
Ömer AKAN
Osman OKKA
Forma taşıdı
Abdest alıp, namaz kıldı
Macit KOÇ
Ziya GÖZTEPE
Kâğıt düzdü
Özet çıkardı
Sezer ENGİN
Halit TAPKAN
Hiç bişî yapmadı
Enişte! i k
Alî AKEL
Tüccar METİN
Burnunu çekti
Her nevi şeyin ticaretini
Nurcan AKTÜRK
Ö m ür GÜNEL
Sırıttı
Ankara İçinde fakülteyi aradı
Mümtaz YÜCEER
Neslihan ERKMEN
Oyuncaklarıyla oynadı
Taktı takıştırdı
İnek BARIŞ
Sevgi ATAMAN
Teksir yedî
O rtalıkta tatlı tatlı dolaştı
Mehmet SAKAR
Skoda SEVİM
Son yit azıttı
Ablalık
Kamer DİRİBAŞ
Ataman YALGIN
Parazit
Para kazandı
Şevki KİRACI
Çınar ALDEMİR
Vatandaş olmaya uğraştı
Kazık kesti
Ehven fiatla sakal tohumu satılır.
A ntropoit maymun Gökhan
Nesrin KORAY
Ders çalıştı
Adam oldum.
İsmet BAKIRLI
Arabasına yedek parça ¿.aradı
Mali Şubelilere: Aranan direk bulunmuştur, teşek
kürler.
Siyasi Şubeli
Nalbant Turgut'un pabucunu dama attım . Işık, Ay
şe, Fulya, Berin de bana tıraş oluyorlar!
Sedat Safinaz
Aramızda birşey yok, hakikaten hiçbirşey yok.
Nursun'la Tayfun
10
liraya tüm cıbıîdak 6 kat in ilir. Kantine inmenin
fiyatı anlaşmaya tâbidir.
Hamdi Kumarcı
Rahat uyumak için yumuşak b ir omuz aranıyor.
Deve Yurtkan .
Çavlan'ın Kıbrıs politikasını destekliyorum.
Tuğrul Keryıl maz
Alaaddtn Keykûbat
KAZGAN
ARMAĞAN SERVİSİ
Tülây NAKOMAN
Baskın ORAN
Halûk SEZER
Samiye AYDAR
A li PADIR
Koray OBEN
Nadir ÖNEN
Hâle BOYSAL
Ülker HAZNEDAR
Adil EMRE
Ganyan MEHMET
Vekaa YALDIR
Engin TÜRKER
Oğuz AKHAN
Sumru AKINCI
Hamdİ KUMARI
İstemi GÜRSAL
Yurtkan GÖRSEV
Bobi MEHMET
Macit AKMAN
Cavlan SÜERDAM
Firuz DEMİR YAŞAMIŞ
Osman OKKA
Niyazi ARDIÇOĞLU
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
Foto Kaka VIII.
Y ihn Bedduası
Oyuncak Tramvay
Ataöv'e Ş irin lik Muskası
Shell antifirizi
«Hafta Sonu» gazetesi
Sahra dürbünü
Kellik merhemi
Tarak
Süpürge sopası
Mendi i
96° ilk Pe-Re-Ja (İçm e kiçin )
Yarımcaya b ir bilet
Küfe Ahmet
Bir argo sözlüğü
Susturucu
B ir dilim ekmek
B ir deste 32'lik
85-55-85'lik b ir dişi ayı
Laterna
Tasma
Çiçekli b ir deli gömleği
Paşa babasına uzun ömür
Bir nebze akıl
Risale-i Nur
İşletilecek delege
Foto Kaka VII.
Y itin Hüsniyesî
İÇ GEZİCİLER
K ırk kaçık içgezide kudurmuş gibi şendik,
Her gece sefîlhane taa fecrekadar eğlendik.
A k alınlı Güneri haykırdı, yol serbest!
Recep Abİ'nin direksiyonu kaymadı b ir nefes.
Uludağ'dan dolu dizgin boşanan arabamızla,
t
Allahım, ne günahlar işledik o hızla.
Şimşek gibi b ir deste plâğa atıldık Magnificent Seven
koldan
Hamdi göz yaşartarak döndürdü bizi bu gaddar yoldan.
Bugün Besim'i dinledikçe dış ticarette
Aranır Haluğun esprileri hararetle.
K ırk kaçık içgezide kudurmuş gibi şendik,
Sonunda b ir hususi uğruna göze geldik.
l-;'-
-)
■ Î
5
v .
'
Foto Kaka VI.
i
T a h ir'le Z ühre Veda B a lo s u n d a
„•
J*t-
--m.
i . ; i ı •/
Çiftlere Taşlar
<
■
• i / ' ,l
ı:-
:
■f
ve de
1
i
T. -■ii•
r'j 1 . ,
'• .
I ■İM
'■
;
• ;'v.
•
l-i
;|.::
Çift Başlar
r.‘; r
n ı ;
i
Uyuz atın çiftesi
Sanmayın ki pek olmaz
SEVGİ'nin attığı taş
Ç ift olur da tek oimaz
y . : ■
M. ■
ı
!
•rl ' '
Cıvil cıvtl, şen ECE'miz
Ne kudretli peri imiş!
Değdirmiş aşk değneğini,
Koskoca ÜMİT erimiş.
1
■:
i i
i:.'
6 :;»
t- ıı
Bir, ik i, üç der iken
Birden kararlı denge
Servi revan ZERRİNrcik
Birlere oldu yenge.
İM \
?>jî: :|
III
Bağlamış b ir Asistan-ı
Müstakbele kaderini,
İç geziye bilem çıksa
TANJU komaz ÖMER'ini.
ııı
Ne b ir TACİDAR oldu,
Ne de tahta kuruldu,
ÖZEL ilgiler ile
B ir sibyana vuruldu.
S -.-&
Çalışmak için yer mi yok,
ZUHAL — ALPAY Bey Kardisim?
îile No. 9 derseniz
Yazık, kapalı bu mevsim!
w t
İlil
Avm
■
: v - ?•,
!ü:t
l/y
Yİ
ÜLKER'b HAŞAN dersen,
Yeni nişanlı b îr çift.
Bunda şaşacak ne var?
Sessiz ve derinden git!
■■il
::i - '. - i. ; : :'
y -''y î 'İ;
■■p ". '
mm
ı
F ik ir serbest, maşallah
Forum Meydanı gibi
Birbirinden ayrılmaz
!İ v I I I :
SAMİYE — BASKIN T .İ.P/i
'i* ■■
i l i
23
İlip
.
fe
v y-r.'1
■ I 'i'i^ ;
; i-:.^v- Î ^ :M i ; :' i L :i:iv:i!v;î î î M :i ; S :'
VEDA
Bu seneki Veda Balomuz Otel Balin'de yapıldı. Kaz^
gan muhabirleri çamur toplamak için 80 kafa vermek zo
runda kaldıklarından oldukça neşeli idiler!
Baloya hocalardan b ir tek Bülent Dâver'in gelmesi,
hayâl kırıklığına sebep oldu. Dâver'e olan sevgi ve sem
pati b ir kat daha arttı. Her masaya ayrı ayrı davet edildi,
içkiler ısmarladı her tarafta. Saat 2 3 -2 4 arasında masa
sında ziyaretçilerini kabul etti. Kendisine en fazla yağ çe
kenler bittabi diplomatlardı. Hatta b ir ara Barlas coşup
Dâver'in elinden nişanlanmaya biie kalktı. Adamcağız Emel
Sayın'ı dinlerken ancak, balonun safasını sürebildi.
BALOSU
sakladığı için biraz geç geldi, ama gelir gelmez de çılgın
lar gibi shake'e başladı.
Sabaha karşı Metin Ersoy ve Devlet Devrim de eğ
lenmeye geldiler. Onların söyledikleri mikrofonsuz şarkı
lar yorgun tüllabı mestederken, 68 devresinin unutamıyacağı b ir gece de böylece kapanıyordu.
Foto Kaka IV
Tüliâba gelince... Kızlar tabiî gene şıklık yarışmdaydılar. Tuvaleti vaktinde yetişemediği için iik önce somur
tan Samiye, hemen açılıp Nazmiye Demirel stili saçlarıy
la sükse yaptı. Gül'ün saçları beyazlanmıştı! Hâle az dansetti, çok para topladı. Alev'in tuvaleti b ir feiekti. Macit
Fes-Kom'u mali bakımdan kalkındırma faaliyetlerine ara
verdikçe Alev'le shake yaptı. Engin, 24 ten sonra bîr omu
zu aşağıda dolaştı, durdu. Ülker, hayret! ağlamadı, dur
madan güldü. Bir doktor ona gülmesini öğretmiş olacak.
Oğuz bilet işini çabuk halledip dans kurtlarını döktü.
Sumru, b ir saat önce yetişen tuvaletinin İçinde gene öpü
cükler yağdırıyordu. Yurtkan yerlerde süründü. Ahmet:,
Tüiây ve Emine'yi sık sık sevindirdi. Zeyno da b ir felekti.
Bir ara Dâver'i bile dansa kaldırdı. Dayıları ile b irlikte ge
len Rezan saçlarını yaptırm ıştı! Yine Mustafa ve nişanlı
sına ablalık e tti. Erşan umumun arzularını yerine getirdik
çe Hülya ile meşgul olabiliyordu. Hamdi, Nihat, Ertuğrul,
Erol ve Haşan (Ve tabii nişanlıları) pikniğe gelir gibî ba
loya geldiler ve boi bol içtiler. Hamdi gene tef konseri iie
kafaları şişirdi.
B ir ara Zeyno ve Güray coşup karşılıklı
göbek attılar. Erdal Göicükiü ise. Tüccar Metin ceketini
Foto Kaka V
Y enge, bırak da
ç o c u k B alosu nu
g ö rs ü n !
S H O W ....
SEFİLLER
Her ne kadar show'dan, Ulus gazetesindeki kritiğ in
de H. Bölükbaşı, «Her tarafı ile görülmeye değer olan bu
oyun, altı aylık yoğun b ir çalışmanın eseridir...» diye bah
setmekte ise de, Büyük Anfinin yanındaki kullanılmayan
(TOILET) show'un b ir ayda hazırlandığına şahittir. Bu
(TOİLET) te neler olmadı neler. Show burada yazıldi,
şarkılar burada bestelendi, oyuncular burada saptandı (za
ten yazarların hepsi oynadı ama, en büyük dert kız oyun
culardı) Macit vasıtası ile Birsel bulundu ve ilk kız oldu
ğu için kendisine baş kız rolü verildi. Sıra b ir kaç kız da
ha bulmaya gelmişti. Nihat, Zeynep ve Hamdi iptidai'den
ASUM^N’a b ir rol te klif etiler ama o, inek bayramların
da getirilen çadır tiyatrolarını duymuş olacak ki show'~
cular ne dedilerse dinletemediler. (Sonradan çok pişman
olm uş) Neticede oyun yazılmaya başlandı. Eserler tetkik
edilmedi çünkü, Deli Macit, Show Komitesine tiyatro tet
kiki için para vermedi. Yazma sırasında en büyük ilgi şar
kılar yazılırkendi. Çünkü eser angarya telâkki edildiği
için herkes tüyüyordu. Neticede oyun yazıldi fakat fazla
beğenilmedi ve hattâ Tatava İbo da oyunu beğenmediği
için ilk provada kaçtı. Neticede Teo b ir balo bileti karşslığında bazı düzeltmeler yaptı. İşte «Sefiller 1968» böyle
doğdu.
Provalar başltbaşma b ir aîemdi. Herkesin tüymesi
üzerine Hamdi'nin bağıra bağıra sesi kısildı. Yalnız sözü
nü geçirebildiği tek kişi patrondu (Zeynep).
1968
di. Bülent Dâver ise show şerefine yoklamaların tamamı
nı iptal etti.
Programm ilk kısmında Mesud, matinedeki kadar
başarıiı oimamasına rağmen gene de çekti numarasını.
Fal bakmak için topladığı kâğıtlar Kazgan için iyi dokü
man oldu. Hele hele yumurtayı kaybettiği an Aziz Bey'in
iki cebini telâşla boşaltıp araması işin farkına varan locadakileri kırıp geçirdi.
«Sefiller 1968» yer yer alkışlarla kesilerek oynandı.
İlâhi Teo, öğrencilerini ön sıralardan gözleri yaşlı seyretti.
Oyunda en başarılılar, Halûk, Erol, Oğuz ve Ham di'idi.
(Haindi oyundan sonra kulise kendisini tebrike gelenle
re, Mülkiye'ye girdiğine pişman olduğunu, artık artist ol
mak istediğini itira f e tti). Ders sahnesinde ise Glas Le
vent, Ümit ve Hamdi çok başarılıydı. Hele Adam Şenel
tablosu kendisine çok kızanları çok memnun etti. (A. Şenel'in o gece saat 2 de Y urtta Haındi'ye «Yahu kardeşim
sen benim ayak vurduğumu hiç gördün mü, hele step hiç
yapmam» dediği Kazgan muhabirlerince tesbit edilmiş
tir.) Oyunda hakiki içki kullanıldı. Ganyan ve Turgay iç
ki başmda rollerini unutarak, Halûk ve Hikm et’in devam
lı bağırmasına sebep oldular (Meğer Zeynep de kenardan
devamlı sufle edermiş.)
Ve Show tatlı Mülkîye anılarının tekrarlanması, se
yircilerin takd iri, Yurtkan ve Vahdet'in müziği, Coşkun'un da ışıkçılığs ile happy-end olarak son buldu.
Show gecesi 3. Tiyatro'nun (açıldığından beri iîk
defa) ağızına kadar dolmasına sebep olan reklâm afişleri
de tamamlandıktan sonra Tuvalet, talihsiz akibetine terked i îdi ve b ir daha anılmadı. .
Bilet satışları b ir hafta önceden başladfğı halde da
ha ilk günden her yer doldu. Bu arada Maliye Enstitüsü
mensupları, Asistan Turgut - Reşat Aktan, ve Aziz Bey'in
sekreteri kantine kadar gelerek bilet temin ettiler. Ah
met Demir ve Gündüz Ökçün satış için İlk kendilerine
gidilmediğinden Show Komitesine küstüler. B. Dâver İse
satış için kendisine giden arkadaşlarla, göndereceği buke
tin büyüklüğü hakkında konuştu. «Eğer bana taş yoksa
gelmem» dedi.
Show gecesi 3. Tiyatro müstesna gecelerinden b iri
ni yaşadı. Aziz Köklü, Fehmi Yavuz, Seha Meray, Sefa Reİsoğlu, Ruşen Keleş, Bülent Dâver, Nermin Abadan, Sait
Kemal, Ahmet Demir ve diğer öğretim üyeleri ilk sıralar
daki yerlerini aldılar.
Takdimi yapan Nihat, heyecandan her kelime arasın
da birkaç kere yutkunmasına rağmen Aziz Beyi, Nermin
Hanımı, Seha Meray'l ve B. Dâver'İ sahneye davet edebildi.
Aziz Bey veciz b ir konuşma yaparak bol bol alkış topladı
ve «Rolümü İyi yaptım di mi ama» diyerek yerine oturdu.
Nermin Hanim fırsattan istifade son dersini sahnede ver
Bari oyunda zar tu tm a !
21
KUŞLAR
v e
İ N S A N L A R
Puhu kuşu
: Macİt AKMAN
Karga
: Bobi MEHMET
Hüdüt kuşu
: Ömer ALP YÜKSEL
Ağaçkakan
: Halûk SEZER
Çulluk
: R. Yükse! ALTUĞ
Kerkenez
: Firuz DEMİRYAŞAM1Ş
Serçe
: Sumru AKINCI
Sinek
: Oğuz AKHAN
Kırlangıç
: Sam iye AYDAR
Saka
: Alev KILIÇ
İbibik
: Can ALP
Yarasa
: Faruk BOZBEY
Devekuşu
: Yurtkan GÖRSEV
Saksağan
: Barış GÜRSES
Baykuş
: Daryal BATİ BAY
Papağan
: Bacak MEHMET
Güvercin
: Mefharet ÜRAGUN
Muhabbet kuşu
t Pembe ŞAFAK
Kumru
: Berrin ÜKİS
Civciv
: Ömer MADRA
Leylek
: Alev ALPKAN
Sığırcık
: Murat KUDAT
Karabatak
: Hamdi KUMARI
Keklik
: Canset ORAL
Ördek
: Hâle BOYŞAL
Kaz
: Kamer DİRİBAŞ
Balıkçıl
: Nabi ŞENSOY
Atmaca
: Erşan GÖNENÇ
Akbaba
: Ataman YALGIN
Doğan
: Kutlay EBİRİ
Kanarya
: Sem ay URAS
ispinoz
: Ceviz MEHMET
Penguen
: Cem DUNA
Tavuskuşu
: Gül KOKSAL
Zurna kuşu
Bülbül
S avulun, D alton g e liyo r!
BİR SAĞCININ
HATIRA DEFTERİ
Efendim bu günlerde — Devr-i Küheylanda— şah
lanmak arzusunu duyduk. Bu arzumuzu yerine getirmek
için bîr açık hava yürüyüşü yapalım dedük. Meydan-ı Tandoğanda cem o lu r cephemiz Kal'ayı Engürü olduğu halde
yekvücud yürümeye başladık. En önde Mehter Takımı var
idü, Davunballar tıru lu r ziller, ut, tefler ve nekkareler ve
küsküler çalınır idü. Ol cümle cemaatı müslümin yek-avaz
halde âla-yı vâSa ile ilerler idü. Tekbir g e tirir Allah Allah
nidaları arşı ataya yükselir İdü.
Güya kim Yeniçeriler kazan kaldırmış şeriat isterük,
alem-i islâmın ve de alem-İ etrakiyenin müdafİÎ olan düve
li muazzama İle m üttefik olmak isterük, dolardan tasma
süt tozundan nafaka isterük deyu bağırır ol rahm^yı düveli
muazzam adan her b ir kuşesi cennet olan vatanımızda tesi
sat teşkil eylemesini isterük deyu bağırır-.yaygara ederler
idü.
Ehli ulemadan zevat dahi bunların arasında faufunur Yeniçerileri isyana teşvik eyler idü.
i
Yumuşak METİN
: Cemalettin ÖZTÜRK
Ol
nihaye meydanı Nevşehre vasıl olundukda burada
Sadrıazam Kabak Süleyman Paşa'nın Yeniçerilere hitap ey
leyeceği beyan edildi. Kabak Süleyman Paşa esarette bu
lunan cümle efradın halasiyçün cihat açmaklığımız tjerektiğünü dirayet eyledi. Arkasından b ir sofra duası okuya
rak komonist taamına başlanacağını b ild ird i.
Hasılı velkelâm seyrü hoş b ir temaşayı garibeyi küheylân İdü.
EVLİYA ÇELEBİ
1968
O GECE
KİMLER
Sakallı Oktay da
AZMAMISTI
B
b itta b i oyadaydı...
Kİ...
Fıstık Ş iir’le Şeker Ertan
Ilber ve Sevgi !!!
Sîzlerden ne Helva o lu r be I
19
:-"h :
*
m
ıV!,V':
İ li; ; m
1«.r: '''i i :
x
■
rMH
1 |f
y «-
. . ;i'. v
t® :
■.f'u.
■. l : v £
İ;:;I!5 İ3
VV!.";U'•■'/V': -
Vv;'yV1Kv
m
-
BİR K I Y A F E T B A L O S U
İDİ Kİ..
Çıkmaz
Sokak
; '.iri! ■
Y-'i'i"
■J:
Okulun yeni yapılan girişinde hummalı b ir faaliyet
var. O rtalık askerler, komandolar, birtakım koşuşan
adamlarla dolu. Sanırsmız ihtilâl hazırlanıyor. Bütün bun
ların o geceki kıyafet balosu için olduğuna bin şahit ister
di. Tavana devasa b ir tank paarşütü gerilmiş, duvarlara
Engin'in resim adını verdiği ctbıldak cıbıldak abstreler
asılmıştı. Neyse Çavlan'ın babasmın askerleri en sonunda
dekorasyonu bitirdiler.
'•ıM
-■0
':j
Vallahi kardeşim, Kıyafet Balosu'nu nasıl yazalım,
biz de bilmiyoruz. Aslında 29 ve 30 Nisan tarih li Akşam,
Hür Anadolu, Zafer, Adalet, Hafta Sonu, ABC ve daha ne
kadar gazete varsa, toplayıp okuyun, ortak palavra paran
tezine alın, 500 ile çarpın, işte Kıyafet Balosu. VaSla fazla
birşey olmadı. Son senelerin en nezih balosuydu. Nezahat
bile bu işe şaştı. «Benden bile daha nezih» dedi. Siyasi
Şubenin çadırında biiem birşey olmadı.
i
En iyisi sözü resimlere bırakahm.
Süvari A lb a y ım bu baldırları
'i.;.-:,!
bir görse ...
m
.ü
i ;!• i'-.'.m
m -;:
Başımıza İş a ç a n la r
« a « » » !®
;v;-vi. ■.
‘ . ' i ,■■■■•
18
:: ;
•,'1 <
KAZGAN ARTİZ
YAPMA SERVİSİ
TÜLAY NAKOMAN :
S — ■ Sevgiil Kazgan, mensub olduğum Diplomatic
Branch seksyonunun sosyetik erkekleri beni Bri¡it Bardo'ya benzetiyorlar. Siz ne dersiniz?
C — Galiba yanlış telâffuz ediyoriar Tülây hanım kı
zım. Siz daha ziyade F rijit Bardo'yu andırıyor
sunuz.
DOĞAN ALTUNER - MURAT KUDAT :
S — ■ Biz iki arkadaş Steeve Me. Queen'i kendimize
benzetiyoruz, fik r-i âliniz nedir?
C — Valia^ kardeşim; benzemesine benziyorsunuz
amma, boyacı M uhittin Usta sizden daha çok
4 benziyor.
RÜSTEM SUNGUR:
S —■ Kıymetli Abicim, arkadaşlarım beni hep Ediz
Hun'a benzetiyorlar. Fikrinizi öğrenmek ister
dim.
C — Tam üstüne basmışlar kardeşim, söyleyin ayak
larım kaldırsınlar.
SUMRU AKINCI :
S — Kazgancı abiier, bana hep Zeynep Değirmencioğlu'na benziyorsun diyorlar, ben de buna İnan
dım. Bana mektup yazmanız dileği ile elleriniz
den öperim.
C — Küçük hanım, Zeynep'e benzemek İçin yaşmız
müsait değil. Birkaç sene sonra be! ki m benzersi
niz. Öpücükler.
HÂLE BOYSAL:
S — Beni Muallâ Sürer'e benzetiyorlarmış.
dar o lâfı çıkaranı bylursam ağzını
diye yırtacaksam da b ir kere de size
dedim.
C —• Sorduğum için eksik olma ama doğru
n ir a canım!
Her ne ka
caaaaarrtt
danışayım
lâfa ne de
GÜLSEREN KOKSAL:
S — Ay şekerim, beni Devlet Devrim'e benzetiyorlar,
ünüm Londra'ya kadar gitmiş, gerçekten benzi
yor muyum?
C — Vallahi şekerim, sen Devlet'ten ikişer küo daha
ağır çekersin.
ATAMAN YALGIN :
S — Yegâne dostlarım olan Kazgancılar, sorarım size,
ben hiç Necdet Tosun'a benziyor muyum?
C — Vallahi kardeşim, o göbek sende İken Sami Ha
zin ses'e benziyecek değilsin, di mi ya?
EMİNE ÖZTEKİN:
S — Efendim, çevremdekiler beni hep Raquel Welch'e
benzetiyorlar, siz ne dersiniz?
C — ALLAH DERİZ!
HOCALARDAN
NANELER
— «Bir gün 24 saattir.»
Orhan Türkay
— «Hayat b ir seleksiyondan ibarettir. Bu bazı vecizatörferin söylediği b ir söz değildir.»
Uğur Korum
— «Siyasete nişangâhsız atiş şarttır.»
Bedri Gürsoy
—- «Karadeniz bölgesinden birine «Oğlum» derseniz çok
kızar. Anasına dokunduğunuzu sanır.» Cemaf Mıfıçıoğlu
— «Enflâsyonda da b ir şahlanış vardır. Ama şahlanış m i
tingleri yoktur.»
Besim Üstüne!
■— «Ben polis miyim be! İlim adamıyım.» S. K. MimaroğJu
— «Sen ödevi 5 Cuma Nisan günü getir.» Bülent Dâver
— «Her dersten 10 alan adam acaip b ir adamdır.»
Tuncer Bulutay
“
«Uyuz itte, borç yiğitte bulunur. Binaenaleyh, bu Tür
kiye için b ir kusur değil».
Bedri Gürsoy
—• «Anlayarak ve koşarak balık tutulabilir.»
Aziz Köklü
— «Bu teksiri yazamamamın sebepleri arasında birtakım
sebepler var, yani yanlış anlamayın.» Mermin Abadan
—- «Herseyin b ir mevsimi vardır, nasıl kedilerin miyavla
ma mevsimi varsa, bizim teksirin çıkmasının de mev
simi vardır.»
Nermİn Abadan
— «Tükrük ağızdan çıktığı anda toplumun mah olur»
Z. F. Uras
—> «Can boğazdan gelir, derler. Umumiyetle gene boğaz
dan çıkar gider.»
Z. F. Uras
— «Bazı suçlan yalnız kadınlar işliyebiiîr. Meselâ çocuk
düşürmek gibi.»
Feyyaz Gölcüklü
— «Geri zekâlıların da güneşte yeri vardır.»
İsmail Türk
Bir Hocanın Hatıra Defteri
,V. P / ^ T O
c
t_CAKLYLt
u n ç
,
.
t^ L ır i^ r
I U c \ r Ç T ç . ı î\\~ 2 .
VCX p .
R
u ^ L L -rtr:
D âver'in Dersinde Tahta
16
o
n
p
ıy *H |
'
KAZGANCf FERHUNDE BACI
DİYOR K İ:
TANJU BURCU
HİS
: B ir bayılttınız, hâlâ ayılamadı zavallı.
SAĞLIK : Pişirdiğiniz yemeklerden zehirlenmiş gibi b ir hail var.
MESLEK : Madra zeytinyağları sağolsurı.
GÜL BURCU
HİS
: Ona aşık olduğunuzu duymayan kaldı mı?
SAĞLIK : Boyunuz kısa kaldı diye üzülmeyin, başka b ir taraftan telâfi ediyorsunuz.
MESLEK : O kazansın, siz takıştırın.
ZEYNO BURCU
HİS
: Gönüî işlerinizi doğrusu hiç çaktırmıyorsunuz.
SAĞLIK : Paşa babanız afiyettedirler inşallah!
MESLEK : Tiyatro prodüktörlüğü size daha elverişli görünüyor.
KARMEN BURGU
HİS
: Ona karşı biraz daha insaflı olunuz. O sizin oyuncağınız değildir.
SAĞLIK : Fıstık gibisiniz maşallah.
MESLEK : Sizde o gözler varken aç kalmazsınız.
ALEV BURCU
HİS
: Yaptığına pişman oldu. Yakında yeniden kapınızı çalması olasıdır.
SAĞLIK : Fazla çalışmayın, sürmenaj olursunuz.
MESLEK : Evinizde oturm ak size daha çok yakışacak.
ZERRİN BURCU
HİS
: Sosyetik yaşantınızı çekemiyenler var, dikkati i olun.
SAĞLIK : Belinizin ölçülerini onunkine uydurmak isterseniz, biraz daha zayıflayınız.
MESLEK : Evlilikle mesleğinizi birarada yürütecek kadar zekisiniz.
SAMİYE BURCU
HİS
: Hadi, hadi, işiniz is yine.
SAĞLIK : Yağlarınızı eritiniz, fazla üste çıkıyorsunuz.
MESLEK : Ondan size birşey yapmaya sıra gelmez.
ANDAÇ BURCU
HİS
: Çok haşinsiniz. Onu fazla hırpalıyorsunuz.
SAĞLIK : M ini etek bacaklar! kajınlaştırıyormus, d ikka tli olun.
MESLEK : Develi Cumhuriyetine iyi başbakan olursunuz.
BERRİN BURCU
HİS
: M.A.N.H. fırtınasını atlatınız. Şimdi pek m utlu görünüyorsunuz. Kasıldığınızdan belli değil mi?
SAĞLIK : Daha az pudra kullanınız. Cildinize yazık oluyor.
MESLEK : Küçüklü büyüklü akınlarla başınız derde girecek.
İLHAN BURCU
HİS
: Onu can evinden vurdunuz. A rtık İflâh etmez.
SAĞLIK : Yanınızda devamlı librium bulundurun lâzım olur.
MESLEK : İyice yükseleceksiniz.
HÂLE BURCU
HİS
: Onu peşinizden koşturmaktan hâlâ yorulmadınız mı?
SAĞLIK : Size değil ama sizi dinleyenlere sabır ilâcı gerek.
MESLEK : Bu çene sizde iken her halde aç kalmazsınız.
SUMRU BURCU
HİS
: Anneniz vermiyecek diye korkmayın, daha İyisi çan sağlığı.
SAĞLIK : Paro çocuk maması yiyiniz.
MESLEK : A rtık b ir karar verseniz İyi olur.
ALANOR BURCU
HİS
: Durdunuz durdunuz turnayı gözünden vurdunuz.
SAĞLIK : Gandi'nin Ankara temsilciliğinden kurtulm ak istiyorsanız Bema Makarnaları yeyiniz.
MESLEK : Sefire olma olasılığınız iki misline çıktı.
VEKAA BURCU
HİS
: Kıymetinizi anlayan çıkmadı diye üzülmeyiniz, çıkar canım!
SAĞLIK : Küfecilere kolaylık olması için biraz zayıflayınız.
MESLEK : Sizden iyi hariciyeci olmaz.
<
ki standart kıyafetinin ayakta takunya, elinde ib rik,
kolları ve paçaları sıvalı, boynunda havlu olduğunu,
b ir keresinde de pijamalarla sınıfın önüne kadar indi
ğinde ancak Bedros'un ihtarıyla uyandığını,
— Gökcan Alkıiıç'ın Neslihan'ı tavlamak için
bel korsesini taktığını,
ablasının
— 4 Siyasi'den Nesrin'in koca okulda kantin'in yolunu
bilmeyen tek kız olduğunu,
■—• Feyyaz GÖİcükİü'nün zil çalınca acele eden çocuklara
«Birşey öğrenmemek için ısrar etmeniz boşuna, hayat
size elbette birşey öğretecektir.» dediğini,
— Emine Öztekin'in tatilde eve gittiğinde :
1) Beni bazı derslerden muaf tuttular,
okumadan 3'e geçirdiler,
daşlığı kesmeğe kalktığını, Baskm'ı da babasına şikâ
yet ettiğini,
— Kazaan m uhabirlerinin Dr. Mehmet Selik'i Gölbaşı Si
nemasında «Suzanna'nın Tatlı Günah!arı»nı seyretmek
teyken yakaladıklarını,
BİLİYOR MUYDUNUZ?
Foto Kaka it.
M aliyeci iktisattan,
İktisatçı M aİiyeden söz ederse
ikinci sınıfı
2) İnek Bayramında beni ineğin sırtına bindirip gez
dirdiler,
3) Benim derste tuttuğum notlan hocalar teksir e tti
rip dağıtıyorlar, dediğini,
—• Pembe Şafak'm kurdeleleri’yüzünden O rw eli'in «Ani
mal Farm» ındaki «Moliy»ye benzetiidiğini,
— İlhan'ın prova mahiyetinde olmak üzere şimdiden Yüksel'in bütün paralarını aiıp ona günde 1-2 Hra verdi
ğini,
Godo M urat'm her gün okula kocaman b ir boş çantay
la geldiğini,
—- Tayfun Kalkan'ın «Tuncer Bulutay'ı da aitettim, şimdi
b ir Marx kaldı» dediğini,
■
—■Uluç Gürkan'ın, Mülkiye dergisindeki bazı yazılarında
«Nazime» imzasını kullandığını,
■
— Cumhur Ferman'ın b ir derste «bir buzdolabının nasıl
elde taşınacak bir- paket haline getirileceğini», anlattı
ğını,
■
—• Orhan Aksoy fakülteye girdiğinde Rektör Cumhur Ferman'ın doçentlik tezini henüz verdiğini,
— İç gezi sırasında Yurtkan'ın Engin'in işerken fotoğrafı
nı çekliğini, bunun üzerine Engin'in Yurtkan'ia arka
Foto Kaka İIİ.
DipSomatât Bahçesi
S
- 4 Siyasi'nin gülü Baskın'ın kuşu Rıfkı'yı yurdun dezen
fekte edildiği gün Nermin Abadan'a emanet ettiğini,
- Oğuz Akhan'ın : «Kabul edeceğini bilsem Zabide'ye ev
lenme teklif ederim» dediğini ve sonra «Sakın duyma
sın, askıntı olur haa..» diye ilâve ettiğini,
- Çamur Erdoğan'ın 3 Sınıf ekim imtihanlarına girerken
heyecandan altını kirlettiğin i ve b ir asistan nezaretin
de WC'ye giderek sınava donsuz devam ettiğini,
- Gül Köksal'a 4 Siyasi'lilerin Playboy'dan
«Annie Fanny» dediklerini,
esinlenerek
* Ali Padır'ın İcra İflâs sınavında kâğıdına «ilamsız icra,
ilâm olmadan yapılan icradır, dediğini,
- Mediko Sosyal'de 4 Siya si'den Deve Koray'a aşı yap
mak için hemşirenin 15 dakika peşinden koştuğunu,
N ih a ye t bir enayi b u la b ild im — varan II.
— 3 Mali'den hem bakımsız, hem gürbüz Tuğrul'un ehli
yetsiz Skoda kullandığını,
— Kocakafa Aksel'i ısıran köpeğin ertesi gün öldüğünü,
— Ganyan Mehmet ile Bobi Mehmet'in 20 gün önceden
bıyık bırakarak Zeki Müren'e gittiğini,
■—■Vekaa'nın Gazanfer Diskotek'te yapılan çayda: «— Ben
Bayındırlık Bakanının oğluyla geidim, başkasıyla dansedemem,» diyerek Ç ilingir H ilm i'yi refüze ettiğini,
■
—■Fahir Armaoğlu'nun dersi anlatmaya daha yerine otur
madan başladığını ve bundan böyle kendisine «Jet
Profesör» denilmesinin İptidaî tüliâbınca uygun görül
düğünü,
- İç gezide Güneri'nin Sumru'ya «Sumru, sen b ir tanrı
çasın» dediğini,
- Kemal Danacı'nın, kız arkadaşı erkeklerin büyük ayak
lı olmalarını sevdiği için Yurtkan'dan 45 numara ayak
kabı alıp burnuna pamuk doldurm ak suretiyle giydi
ğini,
■ İdari Şubeli Mustafa Gündeşlioğiu'nun 1. sınıfa geldiği
zaman ping-pong masasını yemek masası sanıp «Lan,
b u ne büyük yemek masası» dediğini,
■ Besim Üstünei'in zil çaldığı halde hâlâ koridorda dola
şıp içeri girmiyen sınıfa kızarak: «Kalkman Türkiye
içinde sallanan gençlik, sallanın bakalım» dediğini,
- Osman Okka'nın 6 .katta kalırken .yurt koridorlarında-
— İlhan Öztrak'ın Anadolu Ajansı yazdırma servisi İçin
iyi b ir eleman olabileceğini,
— ■Aziz Köklü'nün «Bizim ne dolarımız, ne altınımız: var»
diye son günlerdeki devalüasyon dolayısıyla şükür çek
tiğini,
—■T ırt Hüsam'ın Yüksel Koç'a 2,5 günde hazırladığı se
mineri teksir e ttirip herkese dağıttığını ve bu arada
Şensu'nun da bundan b ir tane ahp l^lecdet Serin'e se
miner diye okuduğunu,
......... w ; - * ,
w ,
.
.VV'ji- -Vv
« ¿
'ir a r -
u
— Tülây'ın balo için kavalye bulamayışını «Bizim çocuk
lar çok pasif» diye izah ettiğini,
— Akın Komsuoğlu'nun sırf kızlara caka satmak için Tarabja plajındaki kaydıraktan kayarken, orasına kıymık
batırıp 3 kez ameliyata zorunlu kaldığını,
— Noyan'ın Mediko Sosyal'i ders sanarak «Abi, notu var
sa bana da verin» dediğini,
— Haşan Celâî Güzel'İn Ülker Amaç'la nişanlanmadan ön
ce içki, sigara ve de cemiyetçiİikten vazgeçtiğini,
— ■Pembe Şafak'ın b ir dedikoduya göre, 3 Siyasi'Ii Uğur
Ergun ile İngiltere'de büyük aşk yaşadığını, fakat
Uğur'un TV'da Dünya Kupası fina lin i seyredebilmek
İçin Hüner'İ atlatınca bu m utlu aşkın sona e rd iğ p i,
îşte ! Kraliçe de d iğ in b öyle olm alı
■: » ■
ım m im pm ım ım m m n
lim
it i
Foto Kaka 1 : A slanlar Padişahı Veda Balosunda
SİYASALO
Bizim notlar beş altından galanda
Biz gülmezek
Yabancı dil bifmezek
Mülkiyeden Diploma almak nedir görmezek
Gurban olam, çaresi ne hooyyy Azizooovvvv
Tüllâb yaniir, tüllâb hasda, tüllâb ataş içinde
Biz fakiro
Biz hakiro
Kitap, teksir, not. Bizde kafa tam-takiro
Gurban olam, bu ne iştir hooyyy Nerminooovvvv.
Biz eziloo, biz çalışooo, biz uykusuzo
Uyut bizi hooyyy Reşadooovvvv.
Seminerler canımıza tak dedii.
İki seet, geçmek nedir biimezoo
Yokmi bunun çaresi hooyyy Metinooovvvv
Galan ağliir, galan ö liir, geçit vermiiy İdarî
Parasizo
Caresizo
Biz halsizo, biz uyukusuzo, üssümizan dolmazo
Bu ne haldir, bu ne iştir hooyyy Cemalooovvvv
Hocalar bizi ders altında ezerler
Ezberle, ezberle deyû, derimizi yüzerler
Katlarına arzeylesek, azarlar
Biz ketumo
Biz yetimo
Siz ne biçim hocasız hooyyy Dâverooovvvv
İdarî'den Haziran'a ses g itm iir
Haziran'da geçmeğe guvvatımiz heç yetin Mr
Otumuz yoh
Notumuz yoh
P ro f Iara ses verecek dilim iz yoh
Gisrağimiz, gizimiz yoh
Bu na biçim çiştir hooyyy Keleşooovvvv.
Ders'irt, kur'un adresesin bilmürem
Haziran'da kuruloo
Yağ yakiyo Tüllâbo
Yap bize de iltimaso
Bu işin m ümkini yoh mi, hoooyyy Profumooovvv
Şemso Betlo'dan araklayan
ATİLO
12
İC GEZİ Nİ N ÖYKÜSÜ
g
HAREKET
4 Şubat sabahı b ir başka sabahtı. Ünlü iç gezi başlı
yordu. Ne meydan savaşları verilmiş bu gezi İçin! Festival
Komitesi nasıi «SAVAŞ» lı kazanıldıysa, iç gezi seçimleri
de öyle oldu. Ama ne de olsa tüm geçen yıllardan daha
âdildi seçim.
Asistan Güneri'nin de dahil olduğu grup ilk kamışı
sabahın o ayazında elde bavullar otobüsün gelmesini bek
lemekle yedi. İlk molanın verildiği Gordiyon'da Ergün,
verdiği bitmez tükenmez antik konferanslarla herkesi b ir
daha harabe gezmemeye yemin e ttird i. Bu arada Foto
Hamdi'ye bol bol poz verildi ise de makinanın boş olduğu
sonradan anlaşıldı.
BURSA
Burada Kürt Erşan'jn böbrek krizleri tuttu . Kürt'ü
yarım ağızla içki içmemeye yemin e ttird i. Teleferikle Ulu
dağ'a çıkınca herkes dertlerini unuttu ama o çıkışı siz
b ir de Oğuz ve Halûk’a sorun. Korkudan neredeyse bebek
lik alışkanlıklarını tekrarlıyacaklardı.
Burada b ir olay oldu, bütün gezi boyunca devam
edecek b ir ağlamalar dizisi başladı, Ülker ağladı. Sumru
ağladı. Yurtkan ağladı. Kürt ağladı. Velhasıl ağladılar oğlu
ağladılar.
Kayak evinde Zeynep Ergin'den Jerk öğrendi. Bun
dan sonra da gezi boyunca durmadan hoplayıp zıpladı. Adı
dansöze çıktı.
İZMİR
İzm ir yolunda içki bulaınıyan Adil, Zeyneb'in Pe-Reja'sını b itird i. Şehirde Ordu Evinde yenilen yemekte kra
vatsızlar sokulmadı. Bu arada bittâbi Efes Otelinde kafa
lar çekildi Sumru, «Meyhane» nin şantözü ile akraba çık
tı. Bu arada Güneri Macit'ten WC.'de dans figürleri öğren
di. Disco dönüşü Kordon'da nargile içenlerden Hamdî,
A m erikalılara : «Do you want to d rink nargayl?» diye
lâflar attı. Ama kimseden yüz bulamadı.
DENİZLİ
Şoför Recep yolda su koyuverdi. Bilnetîce Denizli'de
değiştirildi. Pamukkale Tusan Motel'de verilen çay'da ki
misi doğa! sıcak havuzda yüzdü, kim i Hamdi'nİn duaları
na, kim i Nejat'ın Kadıköy vapurunda jile t satmasına kı
rıldı geçti. Mülkiye Marşı söylenirken Ülker 28. ağlamasını
ifa etti.
ANTALYA
Gezi boyunca yapılagelen b ir tekerleme «Lokantala
ra eksik para öde. olmalı mutlaka çıkışta b ir anı cepte.»
Antalya portakal bahçeleri kurulduğundan bu yana kıtlık
kaçkını k ırk kişinin saldırısına benzer böyle b ir saldırı
görmemişti. Eksik olmasın, bizim çocuklar ağaçları iyice
h afiflettiler. Side'de öğle yemeği yenirken lokantanın dört
plâğı yok oldu. Hamdİ sağ omuzundaki küçük meleğe uya
rak plâkları boş yere aradı, durdu.
Silifke yolunda herkesi kırıp geçiren b ir olay! Hâle
«lâstik kontrolü» yapmak İçin İndî, (anlamı için b ir içgezicizade'ye müracaat) Hamdi ve Halûk'un bekçiliğinde b ir
kutu k ib riti b itird iğ i halde lâstikler kontrolsuz kaidı. Meh
met Çan'ın denizde burnunu kırayazdığım söylemeyi de
unutmayalım.
ADANA, ADANA
Nihayet Adana'ya varildi. İşte mi İlet-görüp görebile
ceği ikramı burada^gördü.,'Önce,. İsme.t'in,-.sonra ^Fatih'in
evinde verilen bİnbirgece ziyafetleri, diskotek;kapatmalar,
...
bedava ve bol içki... Erşan ve Yurtkan kuzu kızartmasını
parçalarken üstün yetenekli kasaplardan olduklarını ispat
ladılar. Kuyubaşı Restoran'daki çağrı, parasız içkinin neler
yapabileceğini gösterdi. Engin bunun en güzel örneğini
verdi. İçki hor hor çeşmesinden akıyordu, sanki. Kimse
b ir damlayı kaçırmadı. Tülây ile Fatih'in annesinin arası
pek iyiydi doğrusu. Hanım kızımız mini eteklerini kapat
maya çalışmaktan rahat oturamadı. Hâle ise Ali Sepici'den
başkasıyla dansetmedi. Ziyafetlerde en çok yiyen Mehmet
Çan'dı.
İSKENDERUN
Adana'nın sarhoşluğu halâ devam ediyor olacak ki,
Hamdi, Bobi Mehmet, Kürt Erşan, Ganyan, Turgay, Y u rt
kan, Halûk, Çöp Erol daha tespit edemediğimiz birkaç k i
şi lâstik kontrolünü 70 km. hızla giden otobüsün kapısm.dan yaparak Güneri'nin hayretten şapkasını uçurdular.
Son durak İskenderun'du. Belen Yaylasının otelleri
genç M ülkiyelilere bağrını açtı. Belen'in güzel ünü kısa za
manda anlaşılınca da, Ece ve Zeynep burada asla yatamıyacaklarmı hıçkırıklar içinde be lirttile r. Tülây ile Vekaa'nın
birşeyden haberi yoktu. Telâşlı telâşlı konuşmalardan İş
killenen Vekaa Tülây'a «Ne o bizi otelden atıyorlar mı?»
diye sorunca, Tülây'dan aldığı cevap aynen şu oldu : «Ne
demek efendim, bizden iyisini mi bulacaklar?». Sonuç ola
rak, kızların sevinci, erkeklerin büyük üzüntüsü arasında
Belen terkedildi. Bu arada otellerdeki nimetlerden yalnız
«Quick Jo» Adil yararlanabildi.
VE NİHAYET DÖNÜŞ
A rtık Ankara'ya dönüş günü gelmişti. Tek sevincini
belli eden Ece'idi. Gezideki kısa aşklardan, kavgalardan
bahsetmedik. A rtık olacak o kadarı.
\
.v-i
i t t
’ ■ ■ '■ t ;
m ■: : ''-i.y..I
'm ■
''
;■
W -./:-:
,'n:!V'ı
í ::•!
¡ ;
' i'-:
■
m^m?
■? ;
■
Â
:V ^ i f f i ; u y Æ ? - s- i i t t t t
t t t - t
1
İİ:Â IİIIİİ!
1
F R U K
' ■ t m :1
;■■■;: '¿K:iy.
îm
' 'M '. - , ,
'ti t d t
4M
iï illl
» m :
;:|
■
tí
v fitr
mM
mm
mm\
y;;it t t t
mm
:: ■ 1•
.
-,
i;/:|
III
mm
mm
M m
: vii
i-ü
M t;.:
10
'i' ft VW
1
• ■ M i'iy iu ::;
: ; & p »
mmm^
WSêÊMîM
■ : :■
1-;
,,:r
MÜLKİYE SOSYAL YARDIM EKİBİ
İŞ BAŞINDA!
Ne akla hayale gelmez işler çıkar şu Mülkiye'den!
O gece yine başka b ir geceydi. Y urtta ka
pılar açılıp kapanıyor, b ir pür telâştır gidiyor
du. Mülkiye Sosyal Yardım ekibi düğüne git
meye hazırlanıyordu!
Olay kısaca şuydu : Akşam saat 9'da o r
ta boyl^J, esmer b ir adam yurda geldi ve Hamamönü Boduroğlu Düğün Salonunda iki kim
sesiz gencin düğününden geidiğini, düğünde
kimselerin olmadığını ve genç evlilerin çok
mahzun durumda bulunduklarını söyledi. Aca
ba M ülkiyeliler gelip de ortalığı şöyle b ir neşe
yor. Gitarla dans müziği bile çalıyorlar. Salon
daki kızlar dans bilmediği için Koçeroyla Ma
cit, Nabi'yle Baskın slow yapıyorlar. Bir çılgın
gürültüdür gidiyor... Şevki, anası yaşında b ir
hanımı dansa kaldırmış, sosyal yardımdan pa
yına düşeni yapıyor.
Gece yarısı ayrılırken, Koçero, Damada :
«Kardeş, bizim okula yengeyle b irlikte buyu
run, beni Koçero diye arayın, herkes tanır» di
ye havasını attırmayı ihmal etmedi.
Gene iki minibüs dolusu yurda dönerken,
dersim var diye ilk önce gelmek istemiyen m il
let b irbirine soruyordu: «Başka düğün yok mu
lendirmezler miydi acaba? Pek makbule geçer
di!
Ayıp etm işti orta boylu esmer amcal Hiç
böyle b ir gırgır vesilesi o lu r da M ülkİyö'tlurur
muydu? Hemen Baskın, mezunlardan Bengü,
Koçero Deniz, Macit, Patriyot Şevki, Nabi, Ha
lûk, Kel Yalım, Muharrem, Garson Osman ve
daha 20 kişi iki minibüse doluşarak soluğu
Hamamönünde aldılar.
Düğün salonunda manzara şu : Bîr tene
ke orkestra «La Comparsita»yi katlediyor, pist
te kadın kadına ¡kİ ç ift dansetmekte. Genç ge
linle damat, Önlerinde yarılanmış iki .limonata
bardağı, birbirlerin e bakıp kurabiye yiyorlar.
On dakika sonraki manzara ise : Koçero
damadı, Baskın gelini harmandalıya kaldırmış,
50 kişi b irb irin in üstünde hora tepiyor. Or
kestra İnmiş, sahnede M a cit-N abi-Y alım üç
lüsü döktürüyorlar. Durmadan istekler geii-
abi?»
rımız bize bazen kızı kızı veriyorlar ama Veda Balomuza
gelmemelerini onların büyüklüklerine ve M ülkiyeliklerine
pek yakişt!ram sdık,:doğrusu.'
gecelik nezaket ziyaretinde bulundular. Sadece Başkan
Uluç m isafirliğini b ir ay kadar uzatması için vaki olan is
tekleri kıramadı. Kibar çocuktur vesselam.
Aman Şaban! Profesörleri bitirmeden asistanlardan
bahsetmek adetten değildir, ama Aiâaddin'in yaptığı, tüm
kariyer unvanlarını hükümsüz bırakacak nitelikte. Akim
dursun, adını değiştirdi, adını! Alâaddin çok m istik b ir ad
olduğu için, tuttu, «Adam» yaptı. Bakalım bu ad onu adam
edebilecek mi?
Mayıs başında yapılan seçimlere bu kez sağcılar da
katıldı Şabancığım. Böylece F ik ir Kulübü de averaj yaptı.
Bu arada akim dursun, Şaban, okulda birtakım tipler tü
redi, kelimeyle anlatmak mümkünsüz. Kafatasçı mıymışlar, ümmetçi miymişier, b ir ge! de gör. Birkaç tane mine!
garaip. 25 kuruş mukabilinde elâleme gösterip para kaza
nıyoruz ay sonlar î.
Bu yıl Sait Kemâl'le Safa da profesör oldular. Hakla
rıydı hani. Önleri de boştu.. Boş dedim de aklıma geldi. İç
geziye de Güneri başkanlık eti. İzmir'e dek kafa bozdu
ama balıkçı meyhanesinde kafayı çektikten sonra b ir da
ha iflah etmedi. (Çünkü kafası uzamıştı.)
Bu arada ortada yeni türedi asistanlar da dolaşıyor.
Geçen yılki mezunlardan Pars, Haşan,: Müslim falan hep
asistan oldular. En kibarları Müslim. Adından da belli za
ten efendi çocuk olduğu.
Bu sene seminerler ömür, Şabancığtm. Ahmet Abinin seminerine girmek için IV."Malî kuyrukta. Ahmetciğİm
bugünlerde çok meşgul. Kargan m uhabiri kendisini Sos
yal Sigortalar Kurumunun önünde sotaiadı. Evlenme tek
lif ettiği taze, kendisine Paris'ten kuş desenli b ir eşarp ıs
marlamış. Anlaşılan yengemiz M ülkiyelilere danışmış ola
cak. Bu arada m illet çiçeği burnunda doçentlerimizden
Metin Kıratlı'nın seminerlerine sucuk, ekmek, yumurta
ve konyak ile adeta pikniğe gider gibi gidiyor. 2,5 saat da
böyle geçer ancak.
Bu yılki Festival Komitesi seçimleri büyük SAVAŞ'iaria kazanıldı. Neticede kavga döğüş komite kuruldu. Kuş
Yurtkan kendini başkan seçtirdi, kısa b ir müddet sonra
«mekânda ferahlık vardır» diyerek yerini kendi arzusuy
la!!! Macit'e devretti.
Bu yıl, Şabancıgım, fakültedeki inşaat tamamlanır
gibi oldu... ise de Allah razı olsun vatansever mütaahhitlerden, tam istihdamı sağlamak İçin olacak, b ir yapıyor
lar, iki yıkılıyor. Türkiye'deki yolsuzlukların nasıl önlenip
reorganizasyonun nasıi gerçekleştirileceği konusunda uz
manlığı kimselere bırakmıyan Prof.'larımız da bu işe b ir
çare bulamıyorlar. Türkiye'yi düzeltip suistimallerî önle
meye Mülkiye inşaatlarından başlasaiar olacak bu iş ama...
«Güneş dibini aydınlatmaz» mıymış, neydi o, b ir ata sözü
vardı... Mektubunda yaz.
Haberin var mı Şabancıgım, İzmir'den Nurten geldi
Ulus'a.Böylece tüliabın biraz olsun yüzü güldü bu günler
de. Bu durum gene İzmir'den eski transfer Zühal'in pabu
cunu dama atmışa benzer. Üstelik evliler de arttı Mülkiye V
de. Siyasi Şube'den Ömer, Raşit, Orhan, Canset; idari'den
de Fatiham evlendiler. Daha niceleri var ama sana b ir an
önce Basın Yayın'lı Asuman'ın Kantin'de konser verdiğini
de belirtmem lâzım. A lık Raziye Yarışı hariç benim b ild i
ğim kadarı Kantin dört yıldır İnek Bayramları dışında böylesine şenlenmemişti.
Alık Raziye yarışı bu yıiki İnek Bayramının yenili
ğiydi. İnci Sinemasının önünde kılfı ktlîı karıların fesli -çi
çekli kerleri kovalaması sırasında seni Allah inandırsın,
tra fik durdu. Kadınlar çocuklarını düşüre yazdılar.
Bu yıl Zahide tedavülde pek az göründü, Şabancığım. Apandisit ¡ameliyatı olmuş. Bizleri pek ihmal etti,
pek. inek Bayramında biie yoktu ortalıklarda. İnek Bay
ramı deyince aklıma b ir tek isim geliyor Şabancığım: Pem
be Şafak. Vallahİzâzim, M ülkiye Mülkiye olalı böyle kraliçe
görmemiştir, Azimİ, o ne neşe, o ne espri, o ne hülyalı ba
kış. İdariler nasılsa iyi b ir kıral bulmuşlar. Nejat tahtının
üzerinde Apollon gibi duruyordu ( f ) Mali Şubenin kıralı
Bacak Mehmet ise totolarımızın 9'da kalmasına sebep oldu.
Oldu da ne oldu, Fenerbahçe şampiyon oldu. İnek Bayramma Şubeler, Gentlemen Agreement yaparak girdi, fakat
bu anlaşma bile bilim um Şube kızlarının k irli çamaşırlarının ortaya konmasını önliyemedi, Alevciğimiz sinir kriz
leri geçirirken, Sumrucuğumuz BM. den Barış Gücü İstedi.
Ama gene de tüm İnek Bayramı faaliyetleri, bu yıla dek
görülmemiş derecede nezih geçti. Yani bîr İnek Bayramı
ne kadar kibar geçebilirse o kadar kibar geçti. Daha iyisi
can sağlığı valla. Hocalar bile Show'a bayıldılar bu sene.
B ir de Kazgan'ı kazasız belâsız çıkarabilsek!
Şabancığım, İnek Bayramından parça parça bahse
diyorum, bu sene inek gezdirmeyi Kızılay tarikiyle yaptık.
M illetin aklı tavanlara vurdu, bütün sıvalar döküldü.
Azizciğimiz ve Sehacığımızla b irlik te bütün eski Mülkiye
lilerin gözleri yaşardı kî bu olay bu yıl Ankara'da pek sık
görülen su baskınlarından birine sebep oldu. Ayni gece
okulumuzda yapılan kıyafet balosu ZZillRRTTT PP1RRRTT
GRAVVV GRAVVVV (parazit var, kusura bakma Şabancıgım.) Gerisini zaten bilumum gazete ve dergilerden öğ■
Her bakımdan hareketli b ir yıl geçirdik, Şabancıgım.
renmîşsindir. Ama lâf aramızda ya, hocalarımızın bunla
Ankara sokakları bifem yetmedi de şanımızı taa Esenbora inanmamaları bizlerî pek mahzuz e tti. Yemediler. Ne de
ğa'iara kadar duyurduk. Johnson amcamızın sayın temsil
olsa onlar da M ülkiyeli. Kime inanacaklarını biliyorlar.
cisini Bentderesi misali sokaklardan geçirerek götürdüler
Balo gecesinin özellikle bitişi enteresandı. Haşa huzurdan
sefaretlerine. M ülkiye'nin Çemişkezeğe nakledileceği m ırıl
bilumum hukuklu, senelerin verdiği hazımsızlıkla: «İçer
tıları dolaşıyor gene. Bu arada tüllaptan birkaçı, araların
de dans ediyorlar abil» diye baloyu basmaya kalktılar.
da b ir de Kazgan muhabiri (H içb ir yerden eksik olmayız,
SONUNU BİR YERDE ARAYIN BULUN!
çok şükür) pek sayın Erdoğan Aiıveren beyabimize b ir iki
Canımın içi Şaban, Mülkiye'mizîn özellikle son sınıf'
erkekleri ve iptidai kızları için pek önemli b ir gün olan
Tanışma Çayı bu yıl'hepimizin gözlerini yaşarttı. Ah, bi göreydin, İdari Şubede ne kadar sap varsa (Yani tam kadro
bütün smıf) orada gran tuafet hazırdı. Ama eski hamam,
eski tas bittabî. Bi de resim çektirdiler, şööle, efendime
söyleyeyim, kravatsızları sokmadılar resme. İyi mİ?
Ş A BA N'A
MEKTUP
4 Mayıs 1968 Milâdî
22 Nisan 1968 Rumî
14 Zilhice 1387 Hicrî
Pek Sevgili Şabancığım,
Bu sene o kadar çalıştım, o kadar çalıştım ki, sana
yazmaya a longtime'dan beri vakit bulamadım. Sen benim
( i) halimden! anlar ve bana hak verirsin Şabancığım.
Sevgili kardeşim, buraları çok merak ettiğini biliyo
rum ama, her yıl sana mektup yazıldığı halde hiç birine
b ir cevap biiem yazmazsın. Biz gene de seni unutmadık.
Yaa. Neyse, hocalardan başlıyalım.
Baba Az,tz bu sene gene dekan. Birinci sınıfta tüliâbı gene m ikrofonun kordonunu değme ses sanatkârını kıs
kandıracak şekilde kullanarak mestediyor. Bilumum an
laşmazlık ve kavgalarda pür telâş yurda koşup arabulucu
luk yapıyor. U-Thant duyarsa özel mediatörü yapar da ba
şımızdan alır diye korkuyoruz.
Biz birinci sınıftayken açık oturum ların değişmez
ası Muammer Aksoy bu yıl Almanya'da. Tercüman, Babıâiide Sabah, Hür Anadolu gibi çok İnanılır kaynaklardan
Bir kuru başıma kaldım. Ama iyi ki bu zamana kadar dak
tiloya çekmemişiz, yoksa o büyük haberi sana veremiyecektim. Müjde Şabancığım, Müjdeler olsun, hamdü sena ol
sun, Dâver Bizim Bülent Dâver Profesör oldu. Haberi şim
di geldi, bu satırları daktiloya çekerken. 5 k iş ilik b ir jü ri
den kararı itifakla alarak profesör oldu. Bugün hemen An
kara'da Amerikan sigaraları tüketim i 4 misli artm ıştır ga
ranti. Başta bittabî IV. Siyasi olm ak üzere tüm okul taşın
dı odasına, çünküm.
Şabancıgım, bu yıl taâ İstanbul'lardan canını dişine
takıp gelen özel okulları telin m itingçileri var ya, İşte Fa
h ir ve Safa kardeşler bunlara nazire olsun diye acele bir
Başkent Özel Gazetecilik Okulu açtılar diye şayialar dola
şıyor ortada. Ei âlemin ağzı torba değil ki büzesin. Hatta
ne diyorlar b iliyo r musun, Şabancığım, krediyi de Öğret
menler Bankasından Sait K. Mimaroğlu vermiş diyorlar.
El oğlu değil mİ, der Şabancığım. Sen sakın inanma. Hatta
diyorlar, bu gidişle Mülkiye'de b ir Ticaret Şubesi eksikti,
o da böylece açıldı, d iy o rla r Derler a.
işçiler arasındaki maceralarını günü gününe izliyoruz. Bu
yıl ders verm¡yenlerden Seha'cım var Şabancığım. Ama ge
ne de o tatlı d ilin i unutmadı tüllab. Bedros bu sene Kan
tin Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı oldu. Gelip gelip
başımıza d ikiliyo r. Boyacı M uhittin Usta'nın söylediğine
göre 50 kuruş verip üstünü istiyormuş.
Aman Şabancığım, mektubun üzerindeki tarihten de
anlayacağın üzere bu mektubu 4 Mayısta kaleme aldık
ama daktiloya almak ancak bugün, yani 6 Haziran'da na
sip oldu. Evet, evet, haklısın kardeşim ama ne yaparsın.
Kazgan komitesinin üyeleri birer birer cızlamı çöktiler.
Şabancığım, buraya kadar yazmıyayım dedim ama,
nasıl olsa öğreneceksin, biz Yavuz Abadan'ı y itird ik geçen
sene. Tonton hocamızın yokluğunu tüllâb her an duyuyor
sa da, Nermin Hanım'ın onu aratmamayı başardığı da b ir
gerçek. Örneğin bizleri gene 22 Mayısta evine çağırdı. Sen
de gelseydin ya Şabancığım! B ir de davet mi lâzım yahu?
Nermin'den söz açılmışken söyliyeyîm, sevgili hocamızın
Şam'a gidip geldiğinden haberin var mı? Show'da bilem
bahsetti. Oradan başsız kadınlar doiaşıyormuş. Bizim Ka
mer Diribaşı göndermeye karar verdik oraya. (Nermin,
evindeki partideki dansı Kamer'le açtı). Nermin dedim de
yeniden aklıma geldi Şabancığım, bizim Bülent bu yıl hiç
tartışmasız tüllâbın gözbebeği seçildi. Bu sıfatını. Veda Ba
losuna gelen tek öğretim üyesi olduğu gece perçinledi.
Aman Şaban, Bülenti o gece görmeliydin, korkunç eğlen
di, bizi de kırdı geçirdi. Emel Sayın şarkıların! hocamız
İçin söyledi. Resimlerini Kazgan'da görebilirsin. Hocala-
7
108 Yılın En Büyük
İ F Ş A A T I
!!
Mülkiyeli öğrenci en önemli derste «Amiral Battı»
oynar, dalga geçer, arasıra yanındakine mesaj yazar.
Peki M ülkiyeli hoca Genei Kurui'da yönetmelik gö
rüşülürken NAAPAR?
İşte KAZGAN, bunun cevabını yıllardır arıyordu. Fe
dakâr muhabirlerimiz, size bu asrm skandalini kelleyi ko l
tuğa alarak, ve de yaradana sığınarak, ve de ZÜRRİYET
gazetesine taş çıkartarak veriyorlar.
İta
■ ?
T " -
'i
------- — p p . .- - ş a g
s? '
Genel Kuru! davetiyesinin arka tarafı :
«Bülent'ciğim, bana esaslı b ir mesaj yaz.»
C. P.
' 'jJ
■■■ti
-3
1 ¡ ı-r
5. . ' I il'iir,!. . i
'i-
Y'
i ı y / c y ^ '^ r t ? 1,
• ! " « V İ S '- :
% 'w
s
Ve Elcevap:
•
Cinler Padişahına :
il'. 'i- 'M f * f:
; t
i
rt I 'Ji
<2 -
■■■
:,s
'¡jj
a ) Halini, mazini, âtini »yİ ve parlak buluyorum,
b ) Bana ve sana hürmette kusur gösteren «bazı Fareler»a karşı olan tutum ve davranışın takdirle
karşılanacak niteliktedir,
i.
'»i’
v
c) Bundan böyle de bu yolda devam etmeni diler,
sevgiyle gözlerinden öperim.
Aslanlar Padişahı, B. D.
■ fiı
f:• .
■
Av
Sağ ol Bülentciğîm.
İki dost padişahın karşısına çıkmak cesaretini gös
terenleri hüsran beklemektedir.
'mâ_
''» !• j- -*■' . .
l ı ’ w ;ivu•"
ı L--.:iit*> ________
•f o
C. P.
(C. P.) Cemal MıKçıoğlu'dur. Oiefct mî?
6
■: j
■
C ■f i
m
BU YIL KAZGAN NİYE NAMUSLU ÇIKTI
/
Efendim, biz KAZGAN'cılar adımız gibi biliyoruz bu
KAZGAN'ı elinize alınca «Ulan bu ne biçim KAZGAN?»
diyeceğinizi. Sîzlerden şimdiden binlerce Özür dileriz. Çok
affedersiniz valîa. Bu yılki KAZGAN cidden biraz fazla na
muslu çıktı. B ir - ik i zararsız çamur dışında büyük ifşaat
lar, yeri göğü sarsan skandallar yok bu sene.
Halbuki, Sayın Okuyucularımız, elimizde neler vardı,
neler. Ortalığın içine şey yapacaktık vailahilâzim i Ama
gelin görün ki, bu çamur ve skandalların kahraman evlat
ları öyle bunaltıcı b ir baskı yaptılar, kapımızı öylesine
aşındırdılar, kendilerine öylesine açındırdılar ki, bizim de
yufka yüreklerim iz dayanamadı bu masum müracaatçıla
ra. Gözlerimiz yaşararak : «Peki kardeşim, dedik. Tek sen
üzülme de, biz kötü b ir KAZGAN çıkarmanın sorum lulu
ğunu a liliz üzerimize.»
'Herhalde siyasi hayatımı mahvedecek şeyler yazmaz
sınız.
Osman Böİükbaşı
İkinci sınıftaki birine «Siz Kamu Harcamaları mı
okuyorsunuz, bizde o ders yoktu, biz Amme Masrafları di
ye b ir ders okuduk» dediğim tamamen yalandır. Beni çe
kemeyenler söylemiştir. Bu benî aptal yerine koymaktır.
Saçı uzun, eteği kısa b ir Hatun
Yani diyeceğim, A li'n in bana asık olduğunu, karşı
karşıya geldiğimiz zaman ikim izin de rezonans haline gel
diğimizi yazmayın, daha iyi.
İV Sİyasi'ii Âpti
Aslında biz Karşıyaka'lılara böyle şeyler vız gelir tı
rıs gider ama, siz gene de benden «Beyaz Kadın Tüccarı»
diye bahsetmeyin, bakarsın annem okur.
Hamit Kumarcı
Yalnız şu kadarı varki, biz böylece yağmurdan ka
çarken doluya tu tu la b ilird ik. Mülkiye Kamu Oyu namuslu
b ir KAZGAN çıkardık diye bizleri ebediyen afaroz edebi
lird i. Bir tek çare kalıyordu : Uğradığımız baskıları sîzle
rin insafınıza arzederek b ir taşla iki kuş vurmak. Böylece
hem ricacıları kırmamış, hem de niye çamuru az b ir KAZ
GAN çıkardığımızı isbatı deliliyle göstermiş olacaktık.
Asansör boşluğunda uğradığım elim kaza neticesi,
beni kaldırmaya gelenlere «Bırakın, beni Konya'lı kardeş
lerim gelip kaldıracaklar» dediğimi yazmak ne müslümanlığa, ne de hristiyanlığa sığar.
İsmi bizde mahfuz
Ricacı arkadaşımızın müracaatlarından bazıları aşağı
da. A rtık siz bize hak verin. Onlar da değerimizi anlasın
lar.
■Kardeşim,
Maltepe'de b ir apartmanın ikinci katından kadının
kafama b ir oturak dolusu sarı sudan attığı hakikate aykı
rıdır. Bîr kere herşeyden önce Maltepe'de değil.
Keltoş
^
O Hamdi denen herif benim biyografime «Akşam ye‘ m eklerini garantilemek için nişanlandı» diye yazmış. Ni
şanlımla aramın bozulmasına yönelmiş böyle iftiralara
alet olmamanızı yüksek katınızdan rica ederim.
Çömez
İşte böyle, böyle çocuklar! Sîzlerle samimi olmamı
çekemiyenier var. Onun için su benim Kızılcahamam ge
zisinde çektiğiniz hamaktaki resmi koymayın, olur mu?
Aslanlar Padişahı, B. D.
Sayın KAZGAN,
Geçen yılki Kıyafet Balosunda kız kıyafetindeki Ni
hat Tatfı'ya asıldığımı lütfen yazmayın. Nişanlım duyarsa
sonra vicdan azabı çekersiniz.
İmzası bizde mahfuz
Amanın, KAZGAN'cı beyler kardeşim,
B ir vesile ile benim hiç enstitüde ..^bulunmadığımı
yazmışsınız. Cumhur bey okursa dünyada tezkiye vermez.
Ekmeğime mani olmayın kardeşim. Sîzlere güveniyorum.
B ir enstitünün sekreteri (3. kat}
Bana bakın KAZGAN'cı la r,
Birisi benîm biyografime «kavgacıdır» dîye yazmış.
Hele b ir basın da...
Şûle Namsa!
... Aman, gözünüzü seveyim, isterseniz Kazan Restoran'da yemek ısmarlayayım, ama benim 21 Mayıs'a katıl
madığımı duyurmayın.
B ir İhtilâlci
... Bana «M ülkiye'nin en seksapelli kızı» diyornıuşsunuz. Aman.
- 'f it '
■'i
fCi'i
il
' a.x
y'.;V
f 'v'':':'
[ t t - ':
t;t^ '
iitlt'
I
■!■•'. i
■t:':
t'
r.t' .
J ■■■'.: ■
::!;.v
■in
w
m
m
m
m
m
im
m
m m m m m iim m m im M .
t
.
t
1
1
w :;::.t'l:?--^rS ^
J fi
:•
S :'
f y; -V
.■■S^ -V
' '■•■!
Stt!
DEKAN NE DEDİ...
Sevgili KAZGAN
Okuyucularına,
Üçifncü defa olarak KAZGAN'da sîzlere hitap etmek imkânına sa
hip oluyorum. Bu benim için büyük b ir m utluluk. Hazır elime fırsat
geçmişken bundan yararlanayım.
Kazgan, b ir söylentiye göre, son sınıfların mizah dergisidir. Sa
kın inanmayınız. Zira o daima Mülkîye'nin en ciddi, en önemli sorun
larına dokunur, onları ortaya atar. Bunu bazen o kadar incelikle, o
kadar ustalıkla yapar ki, acaba ne demek istiyor diye derin derin dü
şünürüz.
Sonra O, yalnız son sınıflara da ait değildir. Mülkiye öğrencisi
nin büyük çoğunluğu onun çıkması için elinden geleni, halta gelme' yeni yapar. Ona katkıda bulunur.
j,
v
Kazgan'da herkes, herşey vardır.
kadar.
M ülkiyeli Şaban'a varıncaya
Öğrencilerimizin «şakacı» yönlerini, Kazgan'tn sah i islerin i çe
virdikçe görecek ve tanıyacaksınız. Tavsiye ederim, bu «şakaları» bi
zim gibi derin derin düşünmeden okuyunuz.... ve, şakadan da olsa,
gülünüz.
t
Sîzlere en içten sevgi ve saygılar sunarım.
DANS DERSİ
Dekan
Prof. Aziz KÖKLÜ
verilir
Evlere g id ilir
İŞTE
B ÖY L E
B ÖY L E
DEDİ
mm:
mi
| L! . ;1r. *ı'
a »
:kİ!$ İ£ ^ ^
fS İİİU H Î
llllllllllf lp
V*-
Mülkiye Çamurculuk ve Kamışçılık A.O. adına
Sahibi
: Jeton Baskın
Sanat işleri Müdürü ve Sansür Heyeti en Baş
Danışmam
: Sansür Engin
Sahibinin en özel sekreteri ve matrak biyogra
file r ve de dedikodular Mes'ui Müdiresi
: Fonksiyon Samtye
Bilumum baîo ve toplantılar baş gözlemcisi : Paşa Kızt Dansöz Zeyno
K arikatür Angarya İşleri
: Boyacı Erhan'la, Yumuşak Okhan,
b ir de Karakas Yüksel
İstanbul lüzumsuz işler müdürü
: Tatava Halûk
Ayak işleri müdürü
: Çalçene Oğuz
Foto Angarya İşleri
*
: Mârul Ataman ve Ehtiyar Aytaç
Kazgan'ı Kalkındırma Demeği Fahrî Başkafs : Fıstıkiye Sevgi
VE BÎR DE İLÂVETEN SAZLI SÖZLÜ
Kazgan'la Savaş Derneği Azılı Başkanı
: Çaçaron Hâle
•
*
»
•
•
<
I
« R M İ
•
»«