Sayı 2

Transkript

Sayı 2
KARİYER GELECEK OYUN ENDÜSTRİSİNDE
04
0
0
05
0
06
2012
2
SOSYAL HAYAT
Şifa, ksmet, derman
11 bin yldr dilek tutuyoruz
Başar
Merak ve hayal gücüyle
aşlan imkanszlklar
SPOR
EKRANINDA
OSMANLI
PRENSESI
Spor
Sportmenliği
öldüren 10 skandal
F O TO ĞR A F: H AND E K AN DU R
English Summary of Contents
ÛKINCIÞELDEÞG~VENIN
DEÙIÝMEYENÞADRESIÞ$/$
(ERÞMARKAÞMODELÞVEÞYAÝTAÞARAlÞALÍMSATÍMÍ
ÞAYAÞVARANÞKREDIÞSElENEKLERIÞOTOMATIKÞVEÞOPSIYONEL
GARANTIÞFÍRSATLARÍÞ$/$³DA
$/$ÞÞYÍLDÍRÞIKINCIÞELDEÞG~VEN
Bahar karşlarken
TÜVTURK ailesinin değerli üyeleri ve saygdeğer TÜVTURK dostlar,
Sert, uzun ve soğuk bir kş dönemini geride braktğmz bugünlerde
İstasyon’un bahar says ile sizlerle tekrar buluşmann memnuniyetini yaşyoruz.
Kş gerçekten bir çok zorluğu bir arada yaşatt. Genel olarak mobilitenin
azalmas, ekonomik hareketliliği da belirli oranda olumsuz etkiledi. Kş
şartlarndan en ağr şekilde etkilenen Doğu ve Güneydoğu illerimizde
istasyonlarmz uzun süre yoğun kar altnda kald. İstasyon personelimiz bu
şartlarda olağanüstü bir özveri göstererek müşterilerimize en iyi hizmeti vermeye
çalşt. Kendilerine bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum.
Değerli dostlar,
TÜVTURK Araç Muayene İstasyonlar faaliyetini mükemmelleştirmek
için var gücümüzle çalşmaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda, Ocak aynda
TÜVTURK’ün işbirliği halinde olduğu kurum temsilcilerinin de katlmc
olarak yer aldğ 50 kişilik bir Arama Konferans gerçekleştirdik. Konferansta
mevcut iş ortamn değerlendirmenin yan sra gelecekteki çalşmalarmza yön
verecek yeni fikirleri ortak aklla belirlemeye çalştk. Benzer hedefle Mart aynda
gerçekleştirdiğimiz “İş Ortaklar Tecrübe ve Fikir Paylaşm” toplantlarna ise
tüm iş ortaklarmz katld.
Bu gibi toplantlar, TÜVTURK’ün paydaşlar ve iletişimde olduğu bütün
kurum ve kuruluşlarla olan işbirliğini nasl geliştirebileceğine şk tutuyor.
Vatandaşlarmzn can güvenliği için büyük önem teşkil eden araç muayenesi
faaliyetini bütün iş ortaklarmzla elbirliği içinde geliştirmemizin kritik öneme
sahip olduğunu düşünüyoruz.
Tüm istasyon çalşmalarmzda çok önemli gelişmeler birbiri ardna geliyor.
Ulaştrma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlğmzn liderliğinde müşterilerimiz
için bir çok kolaylk hayata geçiyor. Ek-1 formlarnn elektronik ortamda
doldurulmas, traktör ve motosikletler için gezici
istasyonlarn muayene kapasitelerinin artrlmas ve
motosikletler için özel istasyonlar kurulmasnn önünün
açlmas, baharla birlikte gelen ve müşterilerimizin
yüzünü güldürecek güzel haberlerden bazlar.
UZUN SÜRE YOĞUN KAR ALTINDA
KALAN İSTASYONLARIMIZIN
PERSONELİ OLAĞANÜSTÜ
BİR ÖZVERİ GÖSTEREREK
MÜŞTERİLERİMİZE EN İYİ HİZMETİ
VERMEYE ÇALIŞTI.
Önümüzdeki günlerde yeni güzel haberleri paylaşma
dileğiyle sizleri saygyla selamlyor, baharn getirdiği
güzelliklerin hayatnzn her alann aydnlatmasn
diliyorum.
KEMAL ÖREN
TÜVTURK Genel Müdürü
www.facebook.com/dodcomtr
www.youtube.com/dodcomtr
TÜVTURK Bitlis İstasyonu, Şubat 2012
www.dod.com.tr
(0212) 456 5 456
İSTASYON
3
İÇİNDEKİLER
44
51
26
06 Haberler
Dünya ve Türkiye’de öne çkan haberler
10 Hayat
Şifa, ksmet, derman
18 Başar
Ahmet Kaplan
22 Kariyer
Oyun Tasarmclğ
26 Söyleşi
Basketbol aşğ NTV Spor spikeri
Roksan Kunter aslnda bir prenses
34 Yeme-İçme
Baharla gelen lezzetler
36 Sağlk
Sağlkla ilgili ilginç ve faydal bilgiler,
sevindirici gelişmeler
40 Spor
Sportmenliği öldüren 10 skandal
44 Otomotiv
Otomotiv dünyasndaki son gelişmeler
46 Uzman Gözüyle
Lastik muayenesi
48 Sosyal Medya
Sosyal medyadaki gelişmeler
50 Popüler Kültür
Seyahat, festival, kitap, sinema...
54 Çocuk
Bu bilgiler sizi şaşrtacak
56 TÜVTURK
TÜVTURK’ten haberler
60 English Summary
İmtiyaz Sahibi TÜVTURK Kuzey Taşt Muayene İstasyonlar Yapm ve İşletim A.Ş. Adna Kemal Ören Yönetim Yeri Büyükdere Caddesi,
No: 255 Kat: 17-18 Maslak-Şişli-İSTANBUL Yayn Yönetmeni Figen Kayralc Yayn Koordinatörü M. Koray Özcan (Sorumlu Müdür)
Görsel Yönetmen Kemal Toğanç Kapak Tasarm Hasan Fehmi Bayramoğlu Yapm Yeri Doğuş Grubu İletişim Yaynclk ve Ticaret
A.Ş. Doğuş Power Center Ahi Evran Polaris Caddesi No: 4 Maslak 34398 İstanbul Tel: 0212 304 00 00 (Santral) Bask yeri Ömür Matbaaclk A.Ş. Haramidere Beysan Sanayii Sitesi Birlik
Cad. No: 20 Avclar-İstanbul Tel: 0212 422 76 00 Yayn Türü Üç aylk yaygn süreli yayn, TÜVTURK Araç Muayene İstasyonlar kurumsal yayndr, parayla satlmaz. [email protected]
4
İSTASYON
HABERLER
TÜRKİYE’YE İKİ DALDA
AB KÜLTÜR MİRASI ÖDÜLÜ
Apple’ yakalamann
imkan yok
■ Uluslararas marka değerlendirme
kuruluşu Brand Finance
tarafndan belirlenen dünyann
en değerli 500 markas
listesinde Apple, 70,6 milyar
dolarlk marka değeriyle
70,6 milyar $
dünyann en değerli
markas oldu. 2011’in en
değerli markas Google’ da
geride brakan Apple, geçen
yl listenin sekizinci srasnda yer
alyordu. Dünyann gelişen pazarlar
olarak bilinen Brezilya dokuz, Rusya sekiz,
Çin 25 ve Hindistan 6 markayla temsil
edilirken Türkiye’nin hiçbir markas listede
yer alamad. İlk 20 markann 11’i teknoloji, üçü banka,
ikisi enerji, ikisi gda, biri otomotiv ve biri perakende
sektörlerinde yer alyor. İlk sradaki Apple’, hepsi
Amerikan şirketi olan 47,4 milyar dolar marka değeriyle
Google, 45,8 milyar dolar marka değeriyle Microsoft,
39,1 milyar dolar marka
değeriyle IBM ve
38,3 milyar dolar
marka değeriyle
Wallmart takip
ediyor.
47,4 milyar $
APPLE
GOOGLE
FT
MIC5R,8OmSilyO
ar $
4
IBM
39,1 milyar $
WALMmi ART
38,3
6
İSTASYON
lyar $
TEKSTİLDEKİ YENİLİKLER
BAŞ DÖNDÜRÜCÜ
■ Avrupa Komisyonu ve Europa Nostra, her yl Avrupa’da snr ötesi bilgi ve deneyimi teşvik
etme ve somut kültürel mirasn korunmasna yönelik çalşmalar arasndan belirlediği en başarl
projelere Avrupa Birliği Kültürel Miras Ödülü / Europa Nostra Ödülü veriyor. Bu yl, 31 ülkeden
gönderilen toplam 226 proje arasndan 28 proje; “koruma”, “araştrma”, “özel hizmet” ve
“öğretim, mesleki eğitim ve bilinçlendirme” kategorilerinde ödüle değer görüldü. Türkiye’den
Dr. Ahmet Yaraş, Allianoi İnisiyatifi projesiyle “Özel
Hizmet” kategorisinde ve KA.BA Mimarlk, Milet İlyas
Bey Külliyesi projesiyle “Koruma” kategorisinde ödüle
layk bulundu. Milet İlyas Bey Külliyesi projesi ikinci
kez Avrupa Birliği Kültür Miras Ödülü’nü kazand.
Avrupa’nn dört bir yanndan gelen bağmsz uzmanlarn
oluşturduğu özel jüriler tarafndan oylanan 28 projeden
alts, 2012’de kültür miras alannda en üstün başarlara
verilen “büyük ödül”ün sahibi olacak. Ödüller, 1 Haziran
günü Lizbon’da yaplacak ödül töreniyle sahiplerine
verilecek. Etkinliğe Portekiz Cumhurbaşkan Aníbal
Cavaco Silva ve Avrupa Komisyonu Başkan José Manuel
Barroso da katlacak.
■ Nanoteknolojinin gelişmesiyle birlikte tekstilde devrim saylabilecek buluşlar birbiri ardna
geliyor. Türkiye’deki tekstil firmalar da, geliştirdikleri ürünlerle dünya tekstilinin en yenilikçi
firmalar arasnda yer almaya başladlar. Şimdiye değin bir firma nanoteknoloji kullanarak sinek
ve böcek kovucu, yağ ve kir itici kumaşlarn yan sra medikal ve spor giyim için de özel olarak
kumaşlar üretti. Ayn firma son olarak beyaz gibi davranan siyah kumaş, otomobil klimasyla
snan oto döşemesi ve kozmetik ajanlar içeren kumaş üretti. Siyah kumaş, özel boyas sayesinde
rengine rağmen ultraviyole şnlar geçirmiyor. Artk yazn uzun kollu siyah tişörtle de serin
kalabileceğiz. Ayrca, ozon tabakas zayfladğ için ciddi sorun haline gelen ultraviyole şnlarna
karş da iyi bir çözüm. Siyahla başlanlan bu özel üretim diğer tüm renklere de yaylacak. Oto
döşemesi ise üç boyutlu bir malzemeden üretilmiş. İçinde süngerin yerini alan hava kanallar
var. Bu döşeme sayesinde koltuklar otomobilin klimasyla serinleyip snyor. Bu malzemenin
kullanlmasyla birlikte şu an koltuk stma için kullanlan stc sisteme de gerek kalmayacak. Bir
diğer ürün ise 1 cm2’sinde 2 milyon mikrokapsül bulunan kumaşlar. Bu mikrokapsüllerin içine
kozmetik ajanlar konulabiliyor ve bu kumaşla yaplan iç çamaşrlar giyildiğinde, içine yerleştirilen
antiselülit, inceltici, sklaştrc, nemlendirici gibi ürünler direk vücuda uygulanyor.
“Özel Hizmet”
kategorisinde ödüle layk
bulunan antik Allianoi
şehri kalntlar.
‘Dipsiz uçurum’dan uzaklaşlyor
■ ULuslararas Para Fonu (IMF) Başkan
Christine Lagarde, küresel ekonominin yavaş
yavaş ‘dipsiz uçurum’dan uzaklaştğn söyledi.
Lagarde, finansal kuruluşlarn bu krizde yüksek
düzeyde yaylma etkeni olduğuna işaret ederek,
“Bu, bize reformlarn nereye odaklanmas
gerektiğini gösterdi. Finansal kuruluşlar, büyüme
etkeni olmal, büyümenin önünde tehdit değil”
dedi. Konuşmasnda Hindistan ekonomisine de
değinen IMF Başkan, Asya’nn üçüncü büyük
ekonomisine bütçe açğn azaltmann yan
sra havaalan ve liman gibi alanlarda altyap
geliştirme çalşamalarnda bulunmasn önerdi.
İnternet beşinci büyük
ekonomi olma yolunda
■ ABD’de Boston Consulting Group (BCG) adl
danşmanlk kuruluşu yaptğ bir araştrmada interneti
bir ülke ekonomisi olduğunu varsayarak diğer büyük
ekonomilerle karşlaştrmş. Sonuç: 2016 ylnda
internet, ABD, Çin, Japonya ve Hindistan’n arkasnda
dünyann beşinci büyük ekonomisi olacak. Bu listede,
interneti Almanya takip ediyor. Rapora göre, 2010’daki
1,9 milyar internet kullancsna karşlk dört yl sonra
dünyada 3 milyar kullanc olacak ve internet ekonomisi
2010’da G20 ülkelerinin 2,3 trilyon dolarlk ekonomik
hacmine karşlk 2016’da 4,2 trilyon dolarlk bir
ekonomik hacme yükselecek. BCG raporunda, internetin
şirketler için büyük bir güç ve koz olduğunun da alt
çiziliyor: “Çin, Almanya, Türkiye, Fransa gibi birçok
ülkede tüketicilerle internet üzerinden aktif ilişkisi
bulunan küçük ve orta ölçekli işletmeler satşlarn
internette çok az veya hiç olmayan şirketlerden çok
daha hzl artryorlar. Ülkeler, işletmeleri internette
var olmaya teşvik ederek rekabet edebilme güçlerini ve
büyüme hedeflerini daha da artrabilecekler.”
Türkiye’de de bu gücün farkna vararak internette
varolan şirketlerin says gün geçtikçe artyor.
Kontakt lens ile internet bağlants
Christine Lagarde
■ Son hzla gerçekleşen yenilikler hayal
gücümüzün snrlarn iyice zorlamaya başlad.
Bu seferki yenilik bilgisayara, cep telefonuna
ya da herhangi bir ekrana gerek kalmadan
internetten metin okunabilmesini sağlayacak
lensler. ABD’deki Washington Üniversitesi’nden
Profesör Babak Parviz’in geliştirdiği
süper lensler LED şk, bir anten ve
wireless (kablosuz) internet bağlantsyla
çalşyor. Retina tabakasnn arkasna
yerleştirilen ve 1500 sensör içeren nano
mikroçip, LED şğn yardmyla wi-fi internet
bağlantsn gözünüzün önüne getirecek.
Yani sadece gözünüzü hareket ettirerek
internetteki metinleri, sosyalleşme sitelerindeki
mesajlarnz takip edebileceksiniz.
İSTASYON
7
HABERLER
OECD, 2050 İÇİN KARAMSAR
■ Ekonomik İşbirliği ve Kalknma Teşkilat OECD’nin Berlin’de kamuoyuna sunduğu 2050 Çevre Tahmin Raporu’nda
küresel politikalarn değişmeden kalmas halinde dünyay karanlk bir tablonun beklediği belirtiliyor. Rapora göre
2050 ylnda dünya nüfusu dokuz milyar aşacak. Bu nüfus artş da enerji tüketiminin artmas, toprak paylaşmnda
sorunlar ve biyoçeşitliliğin azalmasna yol açacak. Bunun sonucunda ortaya çkacak hava kirliliği insan sağlğnn
bozulmasna ve erken ölümlere yol açan başlca çevresel sebeplerden biri haline gelecek. Raporda ayrca, hiçbir
önlem alnmamas halinde sera etkisi yaratan gazlarn atmosfere yaylmas sonucu ortalama scaklklarn üç ila
alt derece yükselmesinin beklendiği de belirtiliyor. Uluslararas sözleşmelerle scaklk artşnn iki dereceyle snrl
tutulmas kabul edilmişti. Raporda belirtilen rakamlar ise bu hedefin iki-üç kat fazla. OECD yetkilisi Heino von Meyer
insanoğlunu bekleyen kara geleceği, “Hiçbir şey yaplmamas halinde 2050’de dünya nüfusunun yüzde 40’ su
skntsnn olduğu bölgelerde yaşayacak” diyerek açklyor.
Gemasolar güneş
enerjisi santrali
GECELERİ DE ÇALIŞAN GÜNEŞ
ENERJİSİ SANTRALI
■ İspanya’nn Andalusi ovalarnda kurulan Gemasolar güneş enerjisi santrali, 7/24 elektrik
üretebilme kapasitesiyle dünyada bir ilk. Santral, her biri 120 m2 büyüklüğünde 2 bin 600 güneş
panelinden oluşuyor. Paneller, güneş şnlarn kuleye iletiyor. Bu kuleler şnlarn dünyaya
ulaştklarnda yaydklar enerjiyi bin kat daha yoğunlaştryor. Gemasolar’ diğer güneş enerji
santrallerinden farkl klan enerji depolama kapasitesi. Enerji, elektrik üreten türbinlerin
dönmesini sağlayan buharn oluşmasnda kullanlan, 500 dereceden daha yüksek scaklkta erimiş
tuzla dolu depolarda saklanyor. Böylece Gemosalar, depolama kapasitesi olmayan bir santrale
kyasla yüzde 60 daha fazla enerji üretimi yapabiliyor ve gün içinde elde ettiği enerjiyi kullanarak
gece boyu elektrik üretimine devam edebiliyor. Standart güneş enerjisi santralleri ylda ortalama
1,200-2,000 saat çalşabilirken, Gemasolar ylda 30 bin haneye yetecek 6 bin 400 saat elektrik
üretebiliyor, bu da 30 bin ton karbondioksitin atmosfere salnmasnn önlendiği anlamna geliyor.
Nobel’lilerin Nobel’i Sean Penn’e verildi
■ Nobel ödülü sahiplerince verilen 2012
Barş Zirvesi Ödülü aktör Sean Penn’e verildi.
Başarl aktörlüğünün yan sra toplumsal
konulara gösterdiği duyarllkla da tannan
aktör, 12 Ocak’ta Haiti’de meydana gelen 7.0
büyüklüğündeki depremin hemen ardndan
Haiti’te gitmiş ve kurduğu J/P Haiti Kurtarma
Örgütü’yle birlikte deprem nedeniyle yerle
bir olmuş bölgede insani çalşmalar yapmşt.
Örgütün çalşmalar neticesinde depremin
yerlerinden ettiği binlerce kişiye okullar,
tbbi bakm ve barnak imkân sağland.
Sean Penn, “eşi benzeri olmayan bir onur”
olarak nitelendirdiği 2012 Barş Zirvesi Ödülü
plaketini Nisan aynda, ABD’nin Chicago
kentinde düzenlenen törenle alacak.
8
İSTASYON
Akll bina dönemi
başlyor
■ Kentsel dönüşüm hamlesinin ardndan
‘akll bina’ projeleri başlayacak. Çevre ve
Şehircilik Bakanlğ’nn ‘sorumlu kuruluş’ olarak
koordinasyonu üstlendiği çalşmada, belediyeler,
il özel idareleri, üniversiteler ve meslek odalar
işbirliği yapacak. Öncelikle kamu binalarnda
ve 2017’e kadar tüm binalarda zorunlu olacak
‘akll bina’larn başlca özellikleri şunlar: Güneş
enerjisinin kullanldğ sistemler, harekete
duyarl aydnlatma ve batarya sistemleri, özelliği
olan prestijli binalarda kendi elektriğini üreten
sistemler, asansör sisteminde enerji tasarruflu
teknoloji, yağmur suyunu depolayarak kullanma
sunacak sistem, lavabo ve duşlardan gelen sular
artacak ve kullanma sunacak gri su sistemi,
az su tüketen bitki ve ağaçlar.
Kar ve soğuğun nedeni
Kuzey Kutbu’ndaki snma
■ Bütün dünyada mevsimler hzla değişiyor. Bir ksm
bilim adamlar bunu küresel snmaya bağlarken
diğer bir ksm da bu değişimlerin normal döngüler
içinde olduğunu belirtiyor. Bu yl Avrupa ve Kuzey
Amerika ile beraber Türkiye’de de aşr soğuklar
ve kar yağş kendini gösterdi. ABD’de yaplan bir
araştrmaya göre, soğuklarn nedeni Kuzey Denizi’ndeki
buzullarn snmaya bağl olarak küçülmesi olabilir.
Washington’daki Georgia Teknoloji Enstitüsü’ndeki uydu
gözlemlerinin başladğ 1979’dan beri toplanan veriler,
2010 sonbaharnda Kuzey Denizi’ndeki buzullarn bir
milyon km2 (yüzde 29,4) küçüldüğünü ortaya koydu.
Araştrmaclar, Fransa’nn yüzölçümünün iki kat olan bu
küçülmenin, Kuzey Amerika, Avrupa ve Çin’de normalin
üzerinde ve yaygn olarak görülen kar yağşlarn
açklayabileceğini belirtiyor. 2010 ylndan bugüne
Kuzey Denizi’ndeki buzullar büyük kütleler halinde
kopmaya ve erimeye devam ediyor.
Shakespeare
Londra’da Türkçe
oynanacak
■ 23 Nisan’da Londra’da
başlayacak Dünya Shakespeare
Festivali’nde İngiliz oyun yazar
William Shakespeare’in oyunlar
37 farkl dilde sahnelenecek.
Festivalde sergilenecek oyunlar
arasnda Türkiye’den Oyun
Atölyesi’nin Türkçe olarak sunacağ
‘Antonius ile Kleopatra’ da yer
alyor. 26-27 Mays tarihlerinde
Londra’da üç gösterim olarak
sergilenecek oyunda Antonuius’u
Haluk Bilginer, Kleopatra’y
Zerrin Tekindor, Pompeius’u
Emre Karayel, Sezar’ ise Mert
Frat oynayacak. Haluk Bilginer
İngiltere’de 1980–1993 yllar
arasnda British Theater’da My Fair
Lady, Macbeth, Pal Joey, Belami,
Operada’ki Hayalet isimli oyunlarda
ve Eastenders, Glory Boys, Murder
of a Moderate Man, Bergerac,
Memories of Midnight ve The Bill
isimli televizyon dizilerinde yer ald.
Antonius ile Kleopatra, 28 Mart’tan
itibaren İstanbul Kadköy’deki Oyun
Atölyesi’nde de oynanacak.
İSTASYON
9
HAYAT
SİFA
KISMET
DERMAN
Anadolu insan 11 bin yldr derdine
çare bulmak için dilek tutuyor.
B
ir ardç ağacnn gölgesindeyim; Antalya’da, Elmal’nn Tekke Köyü yaknlarnda bir yerde... Türkiye’deki Bektaşi
ve Alevilerin, Hac Bektaş Veli’den sonraki en kutsal ibadet makam olarak kabul edilen Abdal Musa’nn dergâh, 100–150 metre ötemde. Aylardan nisan. “Ağaç eri” olarak da
bilinen ve Tahtac Türkmenlerin, kutsallğndan
ötürü “şah” diye nitelediği ardç ağacnn üzerindeki dilek çaputlar kendilerini krlangç frtnasnn tazeliğine emanet etmiş, salnp duruyor.
Çğlkara Ormanlar’nn on binlerce yllk slğn
Durdağ’nn eteklerinde tevazuyla çoğaltan ardçn dört ziyaretçisi var bugün. Yaknlardaki Akçaeniş Köyü’nden gelen kadnlar bunlar. Bir dönem
bu ormanlardaki ardç ve sedir ağaçlarnn altnda doğmuş, semah dönmüş ve can vermiş atalar
gibi, onlar da dileklerini “şah”larna iletiyor.
Önce Abdal Musa Türbesi’nde niyaz eden (yalvaran) bu dört kadn, ölümlüleri cennete götüren bir şah, bir evliya gibi kabul edilen ardç ağacnn yannda olmaktan memnun. Güner (Çakar)
Ana, bu ağac ulu kabul edip, altnda adaklar adayan, kurbanlar kesen, yağmur duasna duran bir
kuşağn son temsilcilerinden. Kendisiyle birlikte bu “ziyaret” mekânna gelen kz Elif Kabak ve
gelinleri Kvlcm ve Feray gibi Güner Ana’nn da
“şah”tan bir dileği var.
Güner Ana belki yeni ve sağlkl bir torun diliyor, belki de erkek kardeşinin başna gelen ve aileyi üzüntüye boğan dertlerin bir an önce kazasz
belasz atlatlmasn arzu ediyor. Onun “şah”tan
ne dilediğini hiçbir zaman bilemeyeceğim. Bildiğim tek şey, şahlarn ziyarete gelen bu dört kadnn, ardç ağacnn ölümsüzlüğüne inanmaya her
zamankinden daha çok ihtiyaçlar olduğu. Çünkü
bölge halknn Hdrellez’i kutladğ, Abdal Musa’y
anp niyaz ettiği bu ziyaret alannn geleceği tehlike altnda. Tehlikenin kaynağ Durdağ’nda faaliyet gösteren bir taş ve mermer ocağ. Söz konusu
işletme, bölgede 2010’da başladğ faaliyetini yeni
ocaklar açarak genişletiyor.
Viranşehir yaknlarnda Dedeköy’deki
Şirin Dede ya da Dede Garkn türbesi,
her ne kadar her maysta bölge Alevileri
tarafndan ziyaret edilse de Sünniler ve
Ezidiler de şifa bulmak için buraya geliyor.
10
İSTASYON
İSTASYON
11
HAYAT
MEM Û ZÎN TÜRBESİ’NDE SEVDİKLERİNE KAVUŞMAYI, DEDE GARKIN’DA
ŞİFA BULMAYI, BALIKLI AYAZMA’DA YENİDEN GÖREBİLMEYİ,
SİLOTKÎN’DE ÇOCUK SAHİBİ OLMAYI DİLİYORLAR...
Burada “mukaddes” bir kaya da var. Bu kayann, yüzlerce yl önce dergâha doğru yürürken,
Abdal Musa tarafndan, srtn yaslayp “Dur dağm!” diyerek durdurulduğuna inanlyor. Etrafndaki demir çerçevelere renk renk yüzlerce çaput aslmş. Ayrca Krklar Meydan, Oturak Baba
Mezarlğ ve Budala Sultan Türbesi’yle birlikte
Bektaşi ve Aleviler’in Türkiye’deki en kutsal ikinci ziyaret mekân olan Abdal Musa Türbesi de bu
alann içinde yer alyor. Bir zamanlar Kaygusuz
Abdal ile Abdal Musa’nn ömürlerinin büyük bir
ksmn geçirdikleri ve açlar doyurduklar, kimsesizleri barndrdklar bir dergâhmş buras. Mermer ocağ, faaliyetini sürdürürse bölge halk büyük olaslkla sağlklaryla birlikte, kutsal saydğ
ardç ağaçlarn da yitirecek ve yüzlerce yllk ziyaret geleneğini torunlarna aktaramadan bu hayattan göçecek. Böylece, Anadolu topraklarnn kadim hazinesinden bir yldz daha kayacak.
Anadolu’nun Türkleşmeye başladğ 11. yy’n sonlarndan itibaren bu topraklara gelen halklar, yerleşik insan topluluklar ve inançlarla karşlaşt. Çoğu
İslamlaşmş bu Türk topluluklar, beraberlerinde şaman inanç ve motiflerle geliyordu. Yeni yerleştikleri
topraklarda hem Anadolu’ya özgü Hristiyanlk öncesi inanç ve kültlerle, hem de Hristiyanlk dönemine ait geleneklerle karşlaştlar. Bir ksm İslamiyet’i
tam sindirmemiş bu göçebe ve yar göçebe topluluklar, yerleştikleri topraklarn kadim inançlarn da
zamanla İslamileştirerek benimsediler.
Zamanla, bölgede Türklerden önce yerleşik
olan Hristiyan unsurlarn bazlar da İslamlaşt
Elmal’nn Tekke Köyü’ndeki Abdal Musa
Türbesi yaknlarnda bulunan “dilek ağac”
ardç, civarda kutsal görülüp bir “şah”,
bir “evliya” olarak kabul ediliyor.
ya da kendi kadim inanç ve geleneklerine Sünni
İslam’dan daha yakn duran Aleviliği benimsediler. Yüzyllar geçtikçe gerçekleşen bu kültürel bağdaştrmalardan, çok katmanl kültürel sentezler
ve olağanüstü bir zenginlik ortaya çkt.
KUTSAL TÜRBELER, KAYALAR, AĞAÇLAR
Bu kültürel bağdaştrmaclğn Osmanl Anadolusu’ndaki tarihi mirasçlar Bektaşi ve Alevi topluluklaryd. Kökleri önemli ölçüde Anadolu mitolojilerine dayanan pek çok menkbe ve efsane,
İslamileştirilmiş biçimleriyle, Bektaşi ve Alevi inanca sahip Anadolu halklarnca yaşatld. Geçmişi pagan döneme kadar giden bu inanç uygulamalarnn kültürel izlerini bugün hem bu topluluklarn,
hem de Hristiyan inancn benimsemiş Anadolulu
Rum, Ermeni ve Süryanilerle, saylar iyice azalan
Ezidilerin gittiği ziyaretgâhlarda görmek mümkün.
Anadolu’da taş ve kaya kültüyle ilgili kutsal kabul edilen pek çok ziyaret var. Nevşehir’deki Hac
Bektaş Veli Türbesi’nin yaknlarndaki “yürüyen
kaya”, kutsal işareti ve izi bulunan taşlarn belki de en bilineni. Mudurnu’da Akkaş Köyü’nde,
Amasya’da Çoban Dede’de, Maraş–Elbistan yolu
üzerinde ve Çanakkale Ayvack’taki Durdağ’nda
Hz. Ali’nin atnn ayak izleri olduğuna inanlan ve
bu yüzden ziyaret edilen, “mukaddes” kayalar var.
Türkiye’nin genelinde Ortodoks Hristiyanlardan Dersim Alevilerine, Ezidilerden Bektaşilere
farkl inanç topluluklarnca kutsal kabul edilen,
saylar bini aşkn ziyaret yeri var. İstanbul’daki
Eyüp Sultan Türbesi ile Telli Baba, Zuhurat Baba,
Altta en soldan itibaren: Yl boyunca
ziyaret edilen Ebû Eyyûb el–Ensârî’nin
İstanbul’daki türbesi özellikle Ramazan
aynda ziyaretçi aknna uğruyor. Türbe,
Ramazan’n son cuma günü, dua edip
dilekte bulunan insanlarla dolup taşyor.
Eski çağlarda denizcileri koruyan
mabediyle kutsal kabul edilen İstanbul’daki
Yuşâ Tepesi, günümüzde yatr ve
türbesiyle, yeni evli çiftlerin de dua edip
dilekte bulunduğu bir ziyaretgâh.
Midyat Çavuşlu Köyü’ndeki Beyt Nemhun
Ziyareti’ne gelenler, üzerinde namaz klp
dua ettikleri seccade ve örtüleri herkesin
yararlanabilmesi için mezarn üzerine
brakyor.
12
İSTASYON
İSTASYON
13
HAYAT
Tezveren Baba, Koyun Baba gibi yatrlar yln her
döneminde, özellikle de Ramazan aynda her yaştan çok sayda Müslüman tarafndan ziyaret ediliyor. Bu türbelerde özellikle cuma günleri yoğun
bir ziyaretçi kitlesi görmek mümkün.
İstanbullu Rumlar ise Ayios Yeorgios’a atfen
kutladklar yortu gününde Büyükada’nn tepesindeki, azizle ayn ad taşyan manastrda mumlar yakyor, manastrn duvarna ve çevredeki
ağaçlara bezler bağlayarak dilek tutuyorlar. Rumlarn İstanbul’da en çok dilek dilediği yerlerin başnda gelen manastr, o yortu gününde çok sayda
Müslüman da ziyaret ediyor. Dilekleri gerçekleşenler eylül ayndaki Aya Thekla Yortusu’nda manastr tekrar ziyaret edip kandil yağ getiriyorlar.
İzmir Selçuk’a 9 km uzaklktaki Bülbüldağ’nda
bulunan ve Hz. İsa’nn annesi Hz. Meryem’in
son yllarn geçirdiğine inanlarak Hristiyan
âlemince kutsal kabul edilen “Meryemana Evi”
her yl binlerce kişi tarafndan ziyaret ediliyor.
KÜLTÜREL MİRASIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ
Tunceli’de, Nazmiye yaknnda bir dağda bulunan “Bava Duzg” (Düzgün Baba) adl kutsal alan
da Anadolu’daki önemli ziyaret yerlerinden biri.
Bölgedeki adyla Kêmerê Duzgn Dağ’nn zirvesinde, taşlarla çevrili mezarn Düzgün Baba’ya ait
olduğu söyleniyor. Düzgün Baba, kimilerine göre,
Mithra kültünün uzants bir figür olarak Seyyidler
dönemi öncesinde, bölge mitolojisinde yer alan bir
şahsiyet. Kimilerine göre de, Dersim bölgesine Aleviliği anlatmak için gönderildiğine inanlan halifelerden Seyyid Mahmud Hayrani’nin torunu. Gerçek
ne olursa olsun, buras sadece Tuncelililerin değil,
Erzincan, Bingöl, Erzurum, Sivas ve Malatya’dan
gelen on binlerce Alevinin ziyaret edip adak adadğ, kurban kestiği ve dua ettiği bir ibadet yeri. Erdal Gezik ve Hüseyin Çakmak’n aktardğna göre,
dua edenlerin ağzndan şu sözler –çoğunlukla Zazaca– duyulabiliyor: “Ey, kayalar mekân tutan
Duzg, bize ac verme, kimsenin gözünü yollarda
koyma, bizi de ayrma! Ey, kayalar mekân tutan
14
İSTASYON
Özellikle çocuksuz kadnlarn ve
felçlilerin derman aradğ Mardin’deki
Sultan Şeyhmus Türbesi, sadece yakn
çevreden değil, Güneydoğu’nun pek
çok yerinden gelen hastalarn aknna
uğruyor (üstte solda).
Ak Ziyaret, Mardin Kzltepe’de, bir
höyüğün doğu yamacnda yer alyor.
Yöre insan burann her derde deva
olduğuna inanyor. Ancak niyetlerin
kabul görmesi için kan aktlmas gerek
(üstte sağda).
İlkbahar aylarnda Mardin, Derik’teki
Sin Yatr’na (altta) akn eden yöre
insan, baharn bereketli geçmesi için,
kurbanlar kesip dua ediyor.
Duzg, bizi, soyumuzu namerde muhtaç eyleme!”
Ermeniler Paskalya’dan 98 gün sonra suyun
kutsandğ Vartavar (ya da Vartivor) Bayram’n
kutluyorlar. Vartavar’n kökeni de pagan dönemlerine kadar gidiyor. O dönemde Vartavar, nehir, bereket ve Aşk Tanrças Anahit (Artemis) ile ilişkilendirilen ve toprağa hayat veren suyun kutsandğ
bir şenlikmiş. Bugün bu bayram daha çok Üsküdar’daki Surp Garabed Kilisesi’nde idrak ediliyor.
Vartavar’da kutlama yaplan yerlerden biri de
Batman’da, Sason yaknlarnda kutsal bir dağ olarak kabul edilen Mereto Dağ. Sasonlular temmuz aynn son perşembe günü Erdemli Mahallesi’ndeki Şehan Türbesi’nde buluşuyor. Cuma
günü de Kayadibi (Purşenk) Köyü’nden Mereto
Dağ’na çkyorlar. Adak kurbanlarn kesip yemek pişiriyor, halaylar çekip türküler söylüyorlar.
Bugün saylar 500’ü geçmeyen Ezidilerin en
kutsal mekân Kuzey Irak’taki Laleş Vadisi’nde
bulunan Şeyh Adiy Türbesi olsa da, Urfa’da
Viranşehir’in Burç Köyü’ndeki Ezidiler, mahalli
yatrlarn da ziyaret etmeyi ihmal etmiyor.
Nusayriler ise Gadir–i Hum Bayram’nda,
Hatay’da kutsal kabul ettikleri Habib–i Neccar
Dağ eteklerindeki “Sultan Suyu”nda kurban kesip herise (keşkek) pişiriyor.
Kaz Dağlar da (İda) ziyaret amaçl olarak çklan dağlar arasndayd. Bu dağlara, günümüzde
“Sarkz Hayr” için Türkmen topluluklar çkyor.
Tahtac Türkmenlerin, Sarkz Tepesi’ndeki türbenin etrafn tavaf ettikten sonra zirvedeki mermer taşlarn altnda ne kadar çok “ck ck dede”
(kuluçkadan çkmş uğurböceği) bulurlarsa gelecek yln o kadar bereketli geçeceğine inanarak sevinmeleri, kökleri antik dönemlere giden bir ihtiyacn modern göstergelerinden biri olmal.
Bu kültürel mirasn kesintiye uğradğ her
nokta, bu topraklarn hazinesinden ve hafzasndan geriye gelmemek üzere silinen büyük bir kayp. Bugün karş karşya olduklar tehditlere rağmen varlklarn sürdürebilmeleriyse bu kültürel
mirasa ne ölçüde sahip çkacağmza bağl.
Bodrum’da Gümüşlük ile Yalkavak arasnda
eski bir Rum yerleşimi olan sakin koyda bulunan
Koyunbaba Türbesi, Anadolu’da bu adla anlan
ziyaret yerleri içinde denize en yakn olan.
Modern dilek ağaçlarndan en çok aşk ve para istediler
A
nadolu’da asrlardr devam eden dilek ağac geleneğini Penti şirketi
günümüz koşullarnda devam ettirdi. Yeni yl öncesi Aralk ay
boyunca yeni yla yeni umutlar, beklentiler ve hayallerle giren insanlarn
dileklerine kurduklar dilek ağaçlaryla arac oldular.
120 mağazaya ve 16 alşveriş merkezinin ortak alanna dev dilek
ağaçlar kuruldu. Dilek ağac için toplam 50 km. kurdele sipariş edildi,
daha ilk günlerde kurdeleler tükenince 40 km. daha sipariş edildi ve dilek
ağaçlarna aşk, para, sağlk, iş, barş ya da eğitim olarak alt farkl renkte,
512 bin adet dilek asld. Dileklerin arasnda ilk sra “aşk” dayd. İkinci
olarak para, üçüncü olarak sağlk dördüncü olarak eğitim, beşinci olarak
da barş dilendi. Türkiye genelinde yüzde 29 oranla birinci sradaki “aşk”
yüzde 27 oranla “para” takip ederken, yüzde 21 ile “sağlk” üçüncü srada
yer ald. Yüzde 9,5 oranla “eğitim” dördüncü, %8.5 oranla “iş” beşinci ve
son olarak yüzde 5 oranla “barş” dilendi.
Türkiye’nin en kalabalk şehri İstanbul, uygulamann ilk gününden
itibaren en çok “aşk” dileyen il oldu. Ankara, Bursa, Eskişehir, Adana ve
Antalya da aşk dilerken, sadece İzmir en çok “para” diledi. Van, Hakkari,
Şrnak, Bitlis, Batman, Diyarbakr, Elazğ ve Manisa’da ise dileklerin başn
“barş” çekiyordu.
Proje dijital platfoma da taşnda ve Facebook sayfasnda geliştirilen
Dilek Ağac uygulamasnda, Türkiye genelinde toplam 50 bin dilek dilendi.
Bu konu National Geographic Türkiye dergisinden özetlenerek alnmştr, NG Türkiye abone hatt: 444 18 59 veya 0 850 222 18 59
İSTASYON
15
BAŞARI
Bir gün
olacağn
biliyordum
Ahmet Kaplan 22 yaşna kadar çobanlk
yapt. Köyünde elektrik, kitap, gazete yoktu.
15 yaşnda okuduğu ilk kitabnn ardndan
25 yaşnda en büyük hayali olan İstanbul’a
gelip bir holdingin kütüphanesini kurdu.
RÖPORTAJ: FİGEN KAYRALCI
İ
lk görüşte sessiz ve utangaç birisi izlenimini veriyor. Ama çok güzel bir Türkçeyle konuşmaya başladğnda kendini ifade edişindeki rahatlk, düşüncelerinin netliği ve kendine
güveniyle insan çok etkiliyor. Ahmet Kaplan
Mersin’in bir köyünde başlayan hikayesini anlatrken abartya kaçmamaya özellikle dikkat ediyor.
Nasl başlad hikayeniz?
1979’da, köyde hayvanlarn içine doğdum. 90’lara
kadar köyde elektrik yoktu. Kş aylarnda okula
gidiyordum, yazlar ise dört beş hanenin olduğu
yaylada babam keçileri, ben de koyunlar güdüyordum. Eğitimim ilkokuldan sonra bitti. Ortaokul ilçedeydi ve ilçede yannda kalacak akrabamz
olmadğ için okula devam edemedim.
İnternetin
gelişimi
uzaklardaki
bir çobann
hayallerini
geliştirmesinin
arac oldu.
Nasl bir çocuktunuz, hayal gücünüz ne kadar genişti, insanlarla iletişiminiz nasld?
Son derece sradan bir çocuktum. İnsanlarla iletişimim yoktu çünkü köyde çok az insan vard, arkadaşm hiç yoktu. Çocukluğumda elektrik olmadğ için radyo olmadğ gibi gazete ve kitap da
gelmiyordu köye, dolaysyla köyün dşnda tasavvur edebileceğim bir hayat bile yoktu. Hayallerim
İSTASYON
19
BAŞARI
gençlik döneminde başlad. Radyonun başlamasyla birlikte çok iyi bir radyo dinleyicisi oldum. O
benim dünyam oluşturdu. Hayal kurmaya başladm, köy dar gelmeye başlad. TRT’de, sohbetleri,
tartşmalar, radyo oyunlarn dinliyordum. Hayatm değiştiren TRT’dir diye düşünüyorum.
ALPHAN MANAS VE YÖNETİM KURULU HOLDİNGE KURULACAK
KÜTÜPHANE İÇİN BENİ GÖREVLENDİRMEYE KARAR VERMİŞLER.
BİR EKİP KURDUK VE 500 KİTAPLA KÜTÜPHANEYİ OLUŞTURDUK.
İlkokul dönemi nasld?
İyiydi. “Türkiye’nin Başarl Çocuklar” diye bir albüm yaplmşt. Ben de o albüme girmiştim.
sağlkl ve tutarl iletişim olanağna imkan tanmyordu. Politikaclar köy ziyaretlerine geldikleri
zaman onlar yakalayp sorular soruyordum ama
bu da köyde olay oluyordu, ben belediye başkanna soru sorarken köyün yaşl amcalar beni kenara çekip, “Bu sorular sorma, onlar rahatsz etme”
diyordu. Öte yandan belediye başkan da beni arabasna çağrp, “Bunlar böyle halkn içinde sorma, tek başmza konuşalm” derdi.
İlkokul öğretmeninin etkisi oldu mu üzerinizde?
Hayr, özel bir etkisi olmad, kahramanm değildi
yani, öyle bir şeye merakm da yoktu. O dönemde
okumaya da özel bir merak duymuyordum.
KİTAPLAR HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ
BE GÜ M Ö Z PI NAR
Ahmet’in kitap seçimleri
Alphan Manas’la girdiği kitapçda Ahmet Kaplan’n seçtiği kitaplardan bazlar şunlar:
● Azrail, Hakan Karahan ● Kürtler, Hasan Cemal ● Bir Millet Uyanyor, Attila İlhan ● Kod Ad
Yeşil, Çetin Ağaşe ● Cem Ersever ve Jitem Gerçeği, Çetin Ağaşe ● Kriz, Henry Kissinger
● Çplak Türkiye, Nicole Pope, Hugh Pope ● Üzerinde 19 Var, Edip Yüksel ● Sivil Örümceğin
Ağnda, Mustafa Yldrm ● Ermeniler, Sürgün ve Göç, Hikmet Özdemir ● Da Vinci Şifresi,
İhanet Noktas ve Melekler ve Şeytanlar, Dan Brown
20
İSTASYON
Okuma merak nasl başlad?
İlçede benim birkaç yaş küçüğüm bir arkadaşm
vard. O ortaokula gitmeye başlaynca ben onunla bilgi paylaşmna başladm. Hayatm değişmeye başlad. 14-15 yaşlarnda ilk defa klasikleri
okumaya başladm. İlk okuduğum Emile Zola’nn
tuğla gibi kitab Nana’yd. Ardndan büyük bir iştahla elime geçen bütün klasikleri okudum. Daha
sonra gazeteler hayatma girmeye başlad. Günlük gazeteler değil tabii. İlçedeki bakkal malzeme
sarmak için gazeteleri biriktirirdi, ben de gidip kiloyla satn alrdm, vermediği zaman da aşrrdm.
Bu 90’larn ortalarna doğruydu. Köşe yazarlarna merak salmaya başladm. Ayrmadan herkesi okuyordum, bir çöplüğe dönmüştü kafam ama
öte yandan bu durum bir sürü görüşü birbiriyle
karşlaştrma olanağ sağlad bana. Hiçbirine karş özel bir sempatim veya bağllğm yoktu, belki
de o yüzden daha objektif olarak bakabildim.
Ama bütün bu basklarn bir tesiri olmamş üstünüzde. Bu özgüven, bu cesaret nereden geliyordu?
İstanbul hayalinden. Küçük yerel sorunlar beni
fazla etkilemiyordu. Hayalim hep uzaklarda olunca
köydeki, ilçedeki duvarlar, basklar benim için hiçbir şey ifade etmiyordu. Onlara çarpmam da beni
etkilemiyordu. Hep, bugün değilse yarn, nasl olsa
olacak diye düşündüm ve hissettim.
Tarihe de merak sarmş ve çok okumuşsunuz?
Kendi çabalarmla, gazete yazlarn ve elime geçen baz tarih kitaplarn okudum ama şimdi Hakan Erdem gibi tarihçilerle tanştkça, “Ben tarih
hakknda hiçbir şey bilmiyorum” diyorum.
UZAK DİYARLARIN ANAHTARI İNTERNET
Bu arada hiç teorik kitap okuyor muydunuz?
Hayr, hiç. Okuduklarm sadece romanlar, hikayeler ve gazeteler. Bir de radyoda dinlediğim radyo tiyatrolar. Shakespeare’le bile böyle tanştm.
Bu bilgileri kimlerle paylaşyordunuz?
Bütün öğrendiklerimi köyde herkese anlatyordum ama kimse anlamyordu, “Ne söylüyorsun sen, ne işe yarar bunlar” deyip duruyorlard.
Onun için de köyün delisi gibi etrafta dolaşyordum. Daha sonra ilçeye gittikçe belediye meclisindeki insanlarla beraber olmak, düşüncelerimi
onlara anlatmak istedim ama koyunlar güdecek
başka kimse olmadğ için ilçeye 15 günde bir falan bir iki saatliğine gidebilmem herhangi bir
Türkçe’yi güzel konuşuyorsunuz. Çok okumakla
m alakal bu sizce?
Okumaktan da çok TRT dinlemekle alakal sanrm. Bu yüzden köyde çok eleştirildim, hatta alaya
alndm. “Bu ne kibarlk böyle, ne biçim konuşuyorsun, doğru dürüst konuşsana” diyorlard hep.
Çocukluğunuzda bir kahramannz olmamş, bütün o romanlar okuyunca da olmad m?
Hayr, hiçbir dönemde bir kahramanm olmad.
Dşardaki dünyayla iletişime nasl geçtiniz?
O yllarda yavaş yavaş internet gündeme gelmeye başlamşt ama benim ne olduğuna dair hiçbir
fikrim yoktu. Bilgisayar, herşeyi çözebilecek mucize aletti. “Ah, bir bilgisayarm olsa da kaybolan keçilerimi bulabilsem” diyordum. O sralarda İstanbul merkezli bir derneğin gençleri radyoya çktlar
ve çeşitli sivil toplum politikalar üzerine konuştular. Programn sonunda web sitelerinin bilgilerini verdiler, ben de yerden aldğm bir taşn üzerine bu adresi yazdm. Üç dört ay sonra yayladan
sahile göçtük. Zaman zaman keçilerin gübrelerini satmak üzere ilçeye gidiyorduk. Bu arada yeni
yeni açlmaya başlanan internet kafelerin birinde,
çalşanlar canlarndan bezdirerek bilgisayar ve internet kullanmay öğrendim. Hemen ardndan bu
derneğin web sitesine girdim ve oradaki bir telefonu hiç düşünmeden aradm. Yeni kurulmuş olmalarna rağmen Mersin’de bir çobana ulaşabilmiş olmalar karşsnda çok heyecanlandlar.
Hayatnz bir anlamda internet değiştirmiş galiba?
Evet, sanrm. Hem bu arkadaşlarla mailleşiyordum hem de gazetecilere yazyordum. İlk yazdğm
gazeteci Umur Talu’dan cevap gelince kendime
güvenim artmaya başlad. Sonra da Hürriyet’in e–
yaşam ekinde Teknoloji Holding’in o zamanki ortağ ve girişimci işadam Alphan Manas’n bir yazsna rastladm. Ağrlkl olarak teknolojiyle ilgili
olan yaz çok ilgimi çekti ve ona bir mail attm. Bir
müddet yazştktan sonra Alphan Bey beni araştrtmş. Köyün muhtar olan dayma sormuşlar, o
da, “biraz önce bir tomar gazeteyi srtland, keçileri
gütmek için dağa çkt” demiş. Daha sonra Alphan
Bey’in davetiyle İstanbul’a geldim. Sultanahmet’i,
Şişli Bilim Merkezi’ni, Rahmi Koç Müzesi ve Zihni
Sinir atölyesini ziyaret ettik, Boğaz’da tura çktk.
Kitapçya gittik, benden 25 tane kitap seçmemi istedi, seçtiğim kitaplardan çok etkilenmiş. Konuşma srasnda okumaya devam etmek isteyip istemediğimi sordu. Çok istediğimi söyleyince bana
bir iş vereceğini ve okumam için de destek olacağn söyledi. Ben de çok sevinerek köye döndüm. Bu
arada Alphan Bey yönetim kuruluyla konuşmuş ve
holdinge bir kütüphane kurmaya ve beni de bu işle
görevlendirmeye karar vermişler. Üç dört ay sonra
beni çağrdlar. Bir ekip kurduk ve 500 kitapla ilk
kütüphaneyi oluşturduk.
Hem okuyup hem çalştnz m?
Geldiğim yl ortaokula başladm, bu yl da liseyi bitiriyorum ve üniversite giriş snavlarna çalşyorum. Ayn zamanda MESS Eğitim Vakf’nda
çalşyorum. Entelektüel donanmm dşardan
da edinebiliyorum ama iş hayat çok acmasz,
meslek eğitimine ve diplomaya ihtiyacm var.
Ahmet’in
sorular
Ahmet Kaplan’n Alphan
Manas’a ilk mailinde
sorduğu sorular ● Acaba bir
dergi çkaryor musunuz?
Çkaryorsanz bana
gönderebilir misiniz?
● Bir internet siteniz var m?
● Fütüristlerin birleşme
çalşmalar nasl gidiyor?
● Sermayenin fütüristlere
yaklaşm nasl? ● Malum çağ
bilgi çağ, ama imkan olana.
Bilgilerinizden faydalanmak
isterim. Tabii sizce uygunsa
Alphan bey ● Gülünç gelebilir
ama benim de bir damla
katkm olabilir mi sizlere?
Hangi alanda çalşmak istiyorsunuz?
Hukuk olabilir, iş hukuku özellikle.
Teorik kitaplar okuyor musunuz, arkadaşlarnnzla okuma seanslar yapyor musunuz?
Okumaya çalşyorum ama bazen çok zorlanyorum, çünkü kavramsal bilgilerim az. Mesela Foucault’da çok zorlandm. O bahsettiğim sivil
politika yapan arkadaşlarmla zamannda felsefe
okumalar yaptk çok. Akademisyenleri davet ettik,
onlarla sohbet ettik. Dernekteki krmz koltuğumuza oturmamş akademisyen yoktur neredeyse.
Hayattaki duruşunuzu hangi değerler belirliyor?
Vicdan ve ahlak. Geriye dönüp baktğmda bunlarn da tamamen okuduğum kitaplarla şekillendiğini görüyorum.
Gelecek için başka ne planlarnz var?
Başkasn hayat gösterecek. Hayatta plan yapmak
ne kadar doğru bilmiyorum. Yaşam kendini dayatyor zaten.
İSTASYON
21
KARİYER
Bu nasl bir iş, okulu brakp parlak mühendislik
endislik
geleceğine yazk edecek bu oğlan.”
Durun, hemen panik yapmanza gerek
rek yok.
Hatta oğlunuz ksa sürede milyonlarca lira
ra kazanabilecek bir işe bile girmiş olabilir. Dijital
tal oyun
endüstrisi son yllarda yldz yükselen alanlardan
anlardan
biri. Verilere göre dünyada sinema endüstrisiyüstrisiyle yarşacak büyüklüğe yaklaşt. Yllk 50
0 milyar
dolarlk bir pazar. Zynga’nn Facebook’taki
taki Çiflik oyununda kaç milyar hektar sanal ekili
kili arazi
olduğunu bir düşünün. Zynga -Facebook
k üzerinde, sosyal oyun kavraman yerleştiren
n şirket- kurulal daha yedi yl oldu. Bugün borsada piyasa değeri 10 milyar dolara yaklaşt.
aşt.
Evlerin salonlarnda oyun konsollar ailenin
nin
eğlence merkezi haline geldi. Mobil oyun zaten her an elimizin altnda. Angry Birds efsafsanesi hâlâ esiyor.
DİJİTAL OYUN ŞİRKETLERİ
KISA SÜREDE HIZLA YÜKSELİYOR
Günümüzdeki
gelecek vaat eden
baz meslekler
şimdilik eğitim
gerektirmiyor,
kendi kendinizi
geliştirerek işinizi
kurabiliyorsunuz.
Sidar Şahin de
oyun alannda ksa
sürede çok başarl
olmuş bir girişimci.
U Ğ U R U ÇA N
YAZI: RESUL BUKSUR
22
İSTASYON
G
üneşli bir pazar sabah, lezzetli bir kahvaltdan sonra koltuğunuza kurulmuş
ulmuş
gazetenizi okuyup keyifle kahvenizi
zi yudumluyorsunuz. Yllardr süren uzun
mesailerin ardndan ufak ufak emeklilik
klilik
hayalleri kurulmaya başlanmş, oğlan üniversitersiteyi ha bitirdi ha bitirecek… Huzurlu günler yakn
derken, birden kapdan oğlunuz elinde iPhone’une’ununu sallayp içeri dalyor.
“Baba accayip haberlerim var. Okulu brakp
p arkadaşlarla oyun işine giriyoruz. iTunes yklyor.
lyor.
Bizim oyun aplikasyonu para basyor. Şimdiden
diden
yüz bin dolar yatrm anlaşmas yaptk. Şirketii kurmaya başladk bile. Çok accayip di mi?” diyor..
Bir an sanki gözünüz kararyor gibi oluyor.
r. Oğlunuzun ne zaman 18 yaşn bitirdiğini hatrlamaamaya çalşyorsunuz “Şirket kurmaya yaş tutuyor
or mu
bu çocuğun?”
Okulu kazanmak için çekilen stresler gözünüzünüzün önünden geçiyor film şeridi gibi. “Evett bilgisayara meraklyd, ama oyun işi de ne olaa ki?
Genişbant internetin yaygnlaşmasyla oyun dünyasndaki gelişmeler, oldukça büyük bir genç nüfusa sahip Türkiye’yi ayn anda etkisi altna alyor.
or. Artan
yerel ilgi ve erişim olanaklar, yerel oyun şirketleri
ve stüdyolarnn kendi oyunlarn geliştirmelerinin
melerinin
yolunu açyor. Türkiye’de girişimlerini ve kariyerini
ariyerini
bu alanda yapmaya başlayan gençlerin says
ys hzla
artyor. Bu şirketlerden biri olan Peak Games,
mes, dünya sosyal oyun pazarnda 20 milyon kullancsyla
ancsyla
ilk beş arasna girdi. Şirket kurulal bir yldan
ldan biraz fazla oldu ve 150 kişilik bir ekip haline geldiler.
Geçen aylarda Suudi Arabistan’da bir oyun
n şirketini alarak bölgesel bir oyun gücü haline geliyorlar.
eliyorlar.
Şirketin kurucu ortağ ve CEO’su Sidar Şahin,
ahin, başarl internet girişimlerinden sonra oyuna dönerek
Peak Games’i kuranlardan birisi. Sidar Şahin’e
in’e göre
dijital oyunlar, özellikle Türkiye gibi gelişen
n pazarlarda internet bağlantsnn hem bilgisayar hem de
mobil platformlarnda hzl yükselişi sayesinde, en
büyük eğlence araçlarndan biri haline geldi. “Artk
herkes her an oynayabiliyor ve çok büyük bir pazar haline geliyor”. Ama dünya çapnda oyun işleri yapmak için eğitimli, yetenekli ve merakl yetişmiş insan gücü gerekiyor. Şimdiye kadar 20 milyon
dolarlk yatrm almş olan Peak Games’in en büyük sknts kalifiye insan kaynağ bulmak. Peki bu
oyun işleri nasl yürüyor? Oyun sektöründe gençlere ne gibi iş imkanlar ve frsatlar var?
Oyun üretimi ve servislerinden en üst yetkinlik
seviyesi Oyun Prodüktörlüğü. En kritik görevlerden biri. Bir oyunun fikir aşamasndan yaynlanmasna kadar geçen tüm süreci ve yaynlandktan
sonra da sürdürülebilir bir başarnn yakalamasn sağlayan kişi. Yazlm mühendisleri, çizim
sanatçlar, oyun tasarmclar ve yazarlar, test
uzmanlar gibi oyun geliştirmekle ilgili tüm di-
BAŞARININ FORMÜLÜ
Ylmayn, çok oynayn, çok çalşn!
P
eak Games’ in kurucularndan Sidar Şahin’in girişimci gençler ve
ailelerine baz önerileri var: “Ailem olmasayd, ben bugün burada
olamazdm. Beni hep desteklediler ve güç verdiler. Ama bu sektöre
giren baz arkadaşlarmn ailelerinden oyun işi deyince hala ilginç
tepkiler duyuyoruz ve bunun çok doğal olduğunu düşünüyorum. Bizim
sektördeki insanlar bile, bana bazen ‘Nasl para kazanyorsunuz?’
diye soruyorlarsa ailelerin kayglanmas çok doğal. Ailelerden en
büyük ricam çocuklar oyun ya da bir başka alana yöneldiklerinde
onlarn hep yannda olmalar çünkü çocuklarnn buna ihtiyac var. Zira
insanlar sektör fark etmeksizin gönül koyduklar iş üzerinde yeterince
çalşrlarsa mutlaka başarya ulaşrlar. Ailelere son bir önerim de
oyun şirketlerinin finansal raporlarn okumalar. Gelecekte kariyerini
oyun endüstrisinde yapmak isteyen gençlere önerilerim, ylmayn,
çok oynayn ve çok çalşn! O zaman dünyann en zevkli -ama ayn
zamanda en zor- sektöründe çok güzel işler yapabilirsiniz.”
İSTASYON
23
KARİYER
OYUN YAZILIMCILIĞI BÜYÜK BİR DİSİPLİN,
PLİN,
SABIR VE YOĞUN ÇALIŞMA GEREKTİRİYOR.
TİRİYOR.
EN TEMEL İLKE BU İŞİ ÖĞRENMEK VE UZUN
VADELİ BİR BAĞLILIĞA SAHİP OLMAK.
K.
siplinleri bir orkestra şefi gibi yönetiyor ve oyunun başarl olmasn sağlyor.
Oyun işinde ikinci mesleki gelişim alanysa
Oyun Yazlm Mühendisliği ve Çizerler. Bu iki alan
işin fiziksel olarak belirli ortamlarda oynanabilmesini sağlayan görsel ve kodsal üretimi yapyorlar.
Oyunun fabrika ksm denilebilir. Yazlm mühendisleri oyunun çalşmas için gereken kodlamay,
çizim ve animasyon sanatçlarysa illüstrasyonlar,
iki boyutlu çizimleri, üç boyutlu tasarmlar yapyor. Şahin, oyun sektöründe bu iki alann hem özel
ilgi, hem de özel eğitim gerektiren alanlar olduğunu belirtiyor. “Bunlar yapmak isteyen gençlerin
lise çağlarnda tercihlerini yapp bu alanlara yönelik eğitim almalar büyük önem taşyor.”
oyunun tantmndan sonra başlyor. Oyun artk
bir servis halini alyor ve siz bu servisi ne kadar
iyi verirseniz oyuncularnzn o kadar mutlu ve
keyifli bir deneyim yaşamalarn sağlarsnz. Mutlu oyuncular bağllğ yüksek bir ortama öncülük
eder ve bu da oyununuzun başarl olmasnn arkasnda yatan en büyük etmendir.” Peak Games
oyun moderasyonunu üç alanda toplamş. Müşteri Destek birimi, Topluluk Yönetimi Birimi ve
Oyun Moderatörleri yani Game Masterlar. Çok
kritik öneme sahip bu bölümlerde de yine farkl
deneyim ve eğitimlerinden insanlar çalşabiliyor.
Son yllarda mobil oyunlar çok moda. Sirdar Şahin’e girişimci oyun geliştirici olmak, yani
bir kaç kafadarla bir araya gelip kendi işini kurmak mümkün mü diye sorduğumuzda, “girişimci oyun geliştirici olmak elbette ki mümkün ama
süreç boyunca çok dikkatli olmak gerekiyor.” diyor ve devam ediyor,“Türkiye’de gördüğüm en büyük başlangç hatas ilk seçilen projenin çok büyük olmas. Ben küçük başlama taraftarym. Bir
diğer nokta, kendini bu işe adamak. Çok okumak,
çok araştrmak, başkalarnn hatalarndan ve başarl deneyimlerinden dersler çkarmak önemli.
Akşam saatlerinde yaplacak bir iş değil, öyle olsa
bile çok büyük bir disiplin, sabr ve yoğun çalşma
gerektiriyor. En nihayetinde de başarsz olmaktan korkmayn. Angry Birds yapmclar oyunlarn ancak 50 oyundan sonra çkarabildiler. Bu işe
girerken ilk üç-dört oyundan hiçbir şey beklememek lazm. En temel ilke bu işi öğrenmek ve uzun
vadeli bir bağllğa sahip olmak. Bu, başary getiriyor ve başary birçok farkl unsur takip ediyor.”
Neyse, biz yaznn başndaki sahneye dönelim,
yine şanslsnz, oyun işinde parlak bir gelecek var
gibi. Hadi yapmayn canm, oğlunuz kapdan girdiğinde okulu brakp dünyay dolaşacağm da diyebilirdi. Oyunun keyfini çkarn…
Oyun alannda
yetişecek olan
gençler oyun
stüdyolarnda
yazlmc, grafiker
ve iş geliştirme
uzmanlaryla
birlikte çalşyor.
24
İSTASYON
Oyun Tasarmclarysa, bir oyunun ortaya çkmas için en az yazlm mühendisliği ve çizerler kadar önemli. Bir oyunu fikir aşamasndan alp, hedef kitlesini tespit ediyorlar. Konsept çalşmalarnn
çkarlmasndan hikayesinin yazlmasna, oyunun
içindeki görevlerden, oyunun matematiksel tasarmlarna kadar bir oyunun tüm dinamik ve mekanik öğelerini tasarlayarak, oyunun hikayesine yön
veren kişiler bunlar. Bu uzmanlara çok önem verdiklerini belirten Şahin, “Biz de bu alanda insan yetiştirmeye çalşyoruz. Bunun için Türkiye’de maalesef henüz üniversitelerde özel alanlar ya da ksa
süreli de olsa eğitimler yok. Bunun için çeşitli üniversitelerle temas halindeyiz” diyor. Oyun Tasarmclar her türlü geçmiş iş deneyimi ve ilgi alanna
sahip kişiler arasnda çkabiliyor. Şahin’e göre sadece çok ciddi bağllk, istek ve sabr gerekiyor. Peak
Games’te inşaat yüksek mühendisi ve makine mühendislerinden, işletme mezunlarna kadar değişen
arka planlara sahip oyun tasarmclar çalşyor.
Bu sektörde gerçek anlamda işi oyun oynamak
olanlarsa, Test Uzmanlar. Şahin’e göre genelde
en ihmal edilen alan. “Blizzard gibi başarl yabanc şirketlere baktğmzda, hem çok büyük test
departmanlarnn, hem de başarl bir prodüktörün bulunduğunu görüyoruz. İyi oyun tasarmclarnn çoğunun geçmişine baktğmzda, ilk işlerinin test uzmanlğ. İşin mutfağn öğrenmek ve
oyun sektörüne geçiş yapmak için çok iyi bir alan”
diyen Şahin, Peak Games’in halen bu alanda 12
kişi aradğn söylüyor. Test uzmanlar bir oyunun
kalite kontrolünden sorumlu, oyunlar oynanrken
sorun çkmadan, kesilmeden, keyifle oynanmas
onlar sayesinde sağlanyor.
Oyun sektöründe çalşlabilecek son bölgeyse,
Oyun Moderasyonu denilen alan. Özellikle online
ve sosyal oyunlarn yaygnlaşmasyla, oyunlarn
piyasaya çktktan sonra sk bir şekilde yönetilmesi ve işletilmesi gerekiyor. Sidar Şahin, özellikle online oyunlarda, oyunun çkmasnn işin sadece yüzde 10’u olduğunu söylüyor. “Zira asl iş,
U Ğ U R U ÇA N
OYUN TASARIMCILARI ALANIN TEMEL TAŞLARI
Oyunda son durumlar
S
idar Şahin’e göre bugün insanlarn oyun oynama sklğ sinemaya
gitme, müzik dinleme gibi eylemleri geride brakmş durumda.
Salonlara yerleşen konsol oyunlarnn daha çok ABD, İngiltere ve
Japonya gibi gelişmiş ülkelerde büyük bir pazar olduğunu söylüyor.
“Bu ülkelerde her bir oyunun prodüksiyonuna milyonlarca dolar
harcanrken, iş modelleri bir defalk satn almlardan oluşuyor.
Bu nedenle oyunlarn satş fiyat da bir hayli
yüksek oluyor. Bu yüzden Türkiye gibi
ülkelerde konsol oyunlar hala büyük bir
pazar oluşturamad. Ancak Xbox Live ve
PlayStation Network gibi online tabanl
oyun sistemleriyle bu değişiyor. PC ve
mobil oyunlarsa bambaşka bir dünya.
Hem tek almlk oyunlar bulabildiğiniz, hem
de online (internet üzerinden) ücretsiz oynayabildiğiniz platformlar
var. Ama artk ‘free to play’ denilen, tamamen ücretsiz indirilen ve
oynanabilen oyunlara geçiş hzlanyor. Çünkü bu model, oyunculara
erişim bariyerlerini tamamen kaldryor ve milyonlarca oyuncuya
erişebiliyorsunuz. Daha sonra, oyuncularn küçük bir yüzdesi ödeme
yapsa bile bu oyunu kârl yapmaya yetiyor.”
Bir yl gibi ksa bir
sürede 150 kişilik
kocaman bir ekip
haline gelen Peak
Games grubu.
İSTASYON
25
SÖYLEŞİ
Spor ekranlarnda
bir Osmanl prensesi
Efsanevi basketbolcu Erman Kunter’in kz NTV Spor spikeri
Roksan Kunter kendini hayatn spor içinde geçirmek isteyen bir
sporcu olarak tantyor, ama aslnda o bir Osmanl prensesi.
RÖPORTAJ: FİGEN KAYRALCI
R
oksan Kunter gözlerinin içi gülen, çok zarif, güzel
ve modern bir genç kz. Hayat basketbol sahalarnda geçmiş, şimdi de NTV Spor’da spikerlik yapyor. Roksan Kunter’in herkesin bilmediği bir kimliği
daha var; kendisi, Sultan II. Abdülhamid’in beşinci
nesil torunu. Roksan Kunter’le Osmanl Hanedan, basketbol,
spor spikerliği ve hayalleri üzerine konuştuk.
Sizin için hangi kimliğiniz ağr basyor? Prenses, medyada çalşan genç ve başarl bir insan, sporcu…
Sporcu. Çocukluğumdan beri hep sporun içinde olduğum için
hep sporcu kimliğim ön plana çkar.
Osmanl Sultan II. Abdülhamid’in kaçnc nesil torunusunuz?
Dedem Osman Osmanoğlu, Sultan II. Abdülhamid’in torunu ve Ayşe Sultan’n oğlu. Annem Osman Bey’in kz, ben de
torunuyum, sanrm annem dördüncü, ben de beşinci nesilim. Benim günlük hayatmda prenses kimliğim hiç ortada
değildir. Annemin de hiç öyle bir iddias yok, o bilinçle yetişmemişler ama davranşlarndan, oturup kalkşndan, zarafetinden kendini belli ediyor. Fransa’da yaşadklar dönemde,
annemle teyzemlere “prensesler” diye hitap ediliyor, her yerde parmakla gösteriliyorlarmş. Türkiye’ye döndüklerinde ise
öyle bir şey yaşamamşlar.
O dönemde ailenize kötü davranan veya haklarnda size kötü
konuşan oldu mu?
Asla, öyle bir terbiyesizlik yaşamadk. Terbiyesizlik diyorum,
26
İSTASYON
NTV Spor spikeri
Roksan Kunter,
olmak istediği
yerde olduğunu ve
yapmak istediği
şeyi yaptğn
söylüyor. Gelecek
için ise plan
yapmyor.
D İ NÇE R D İ NÇ
Ne zaman Fransa’dan döndüler?
1974-76 arasnda, tam hatrlayamyorum. O zamanlar Osmanl Hanedan için neredeyse nefrete benzer duygularn hissedildiği bir dönem.
İSTASYON
27
SÖYLEŞİ
Osman Osmanoğlu kimdir?
mi onlara anlatrm. Aşk çocuğuyum. Annemle
babamn birbirine baktklarnda gördüğüm sevgiyle büyüdüm. Onun için kendimi çok şansl hissediyorum. Benim için erkek örneği babam, evlilik örneği de annemle babamn evliliği oldu. Kötü
bir evliliği, sorunlu ilişkiler içinde bir evlat yetiştirmeyi düşünemiyorum bile.
Basketbolun
efsanevi ismi Erman
Kunter, kendisi
gibi basketbol aşğ
kzyla birlikte.
II.
Abdulhamid’in torunu Mehmet Burhanettin Efendi’nin oğlu olan şehzade
Osman Osmanoğlu, 1924 ylnda 12 yaşndayken sürgüne gönderilen
hanedann bir parças olarak ülkeden uzaklaştrld. O gün başlayan vatanszlk
tam 70 yl sürdü. Bir süre sonra mensubu olduğu devlet ortadan kalkt.
Hanedan devletsizliğin yannda vatansz da kalmşt. Şehzade Viyana ve Paris’te
felsefe ve politika eğitimi ald. 1933 ylnda da babasyla Amerika’ya yerleşti.
Osmanoğlu ömrü boyunca maden ocağ işleterek geçimini sağlad. Türkiye’ye
ilk defa 1992 ylnda geldi. Sürgün olduğu için yllardr ülkesini göremeyen
Osmanoğlu, vatandaşlğa 2004 ylnda kabul edildi. Bunca yl genel birkaç ipucu
dşnda sürgün yllarnda neler yaşadğn, nelerle karşlaştğn anlatmad.
Anlarn kitap haline getirdiğinde bile “Bahsini etmek istemediğim şeylerden
yine bahsetmedim. Bende kalanlar yine bendeydi” demişti.
Basketbola ne zaman başladnz?
Ben 11 yaşndayken babam Darüşşafaka takmnn antrenörlüğünü yapyordu. Ben de orada başladm basketbola. Daha sonra Galatasaray Gençler ve A Takm’nda oynadm.
SÜ LE YMAN ARAT
Babama aşk bir çocuktum
B
abama aşk, babamn peşinden ayrlmayan bir çocuktum. Basket
sahalarnda geçti çocukluğum. Zaten gençliğinde bütün kzlar
aşkmş babama. Bu da beni delirtiyor. Bugün bile bir yere gittiğimizde
babama nasl baktklarn görüyorum ve sinir oluyorum. Annem hep
anlatr, babamn maçna gittiğinde, kzlar annemin yannda babama
imzalamas için kollarn uzatrlarmş. Ama annem, o kadar güzel ve
kendine güvenen bir kadn ki hiç umursamazmş bunlar. Babama çok
inanyor ve güveniyormuş anlaşlan... Bir de tabii babamn asl sevdiği
kadnn o olmasnn getirdiği rahatlk var. Çok güzel, babamn kariyerine
olumlu anlamda çok etkisi olan bir evlilikleri olmuş. Evlendiklerinde
babam 23, annem 19 yaşndaymş ve babamn kariyerinin asl parladğ,
bir maçta 153 say yapp rekor krdğ zamanlar, evlenip düzenli bir
hayata geçtikten sonra başlamş. O rekoru 1988’de krd, ben bile
hayattaydm o zamanlar.
Sultanzade Osman Nami Osmanoğlu ailesinin baz fertleriyle birlikte. Soldan sağa doğru:
Gül Nur Ragot (kz), Alain Bory (damad), Fethiye Nimet Bory (kz), Roksan Kunter
(torunu), Müşfika Osmanoğlu (eşi), Osman Nami Osmanoğlu, Ayşe Dreyfus (torunu), Mediha
Şükriye Martinez (kz), Ayten Kunter (kz), Ayşe Adile Tars (kz), Ali Refik Tars (damad)
çünkü insann ailesi için kötü şeyler söylenmesi terbiyesizliktir. Herkes için ailesi çok önemlidir, kim olursa olsun. Zaten ben kim olduğumu
dile getirmiyordum. Ancak duyanlara, evime gelip tablolar ve diğer eşyalar görüp soran yakn
arkadaşlarma anlatyordum. Onlar da zaten içten bir merakla soruyorlard sorularn.
Annenizle ilişkiniz nasld?
Annemin kaln duvarlar vardr. O duvarlar sizin
krmanz gerekir. Ben ufakken ilişkimiz daha mesafeliydi, kuralc bir anneyle çocuk ilişkisiydi. Büyüdükçe o mesafeli ilişki, her şeyi paylaştğmz,
çok yakn bir arkadaşlğa dönüştü.
Dedeniz Osman Bey’le yakn mydnz?
Dedemle aramzda çok ciddi bir bağ vard. İki
sene oldu vefat edeli. Ben onlarda büyüdüm saylr. Türkiye’ye geldikten sonra zaten yan yana oturuyorduk ve ben sürekli onlardaydm. Daha sonra
28
İSTASYON
Marmaris Hisarönü’ne taşndlar. Her yaz bütün
aile orada toplanrdk.
Orada hanedann devam hissediliyor muydu?
Eve girdiğinizde zaten bütün o atmosferi hissediyordunuz, ama onun dşnda konuşulmazd hiç.
Ben küçükken de hiç konuşulmad. Ben çok sonradan öğrendim ailenin tarihini. Belki bizim hrpalanmamzdan korktuğu için dedem olanlar
çok fazla dile getirmiyordu ama kendisine baktğnzda adap ve görgüsü, oturup kalkş ve olağanüstü Osmanl Türkçesiyle müthiş bir beyefendi
olarak farkllğn ortaya koyuyordu.
Bunca yl yurtdşnda yaşadktan sonra Osmanl
Türkçesi hiç bozulmamş myd?
Hayr, hiç. Dinlemeye doyamazdnz. Paris ve
Viyana’da politika ve felsefe eğitimi almş. Onun
için İngilizce, Almanca ve Franszcay da çok iyi
bilir, ana dili gibi konuşurdu.
Hanedanlğn devam etmesini ister miydiniz? Politik bir soru değil bu, sadece duygularnz öğrenmek istedim?
Hayr, hiç öyle bir şey düşlemedim. Her şeyin olmas gerektiği gibi olduğunu düşünüyorum. Ayrca ben özgürlüğüme çok düşkünüm, çok göz
önünde olmay sevmeyen bir insanm.
Yaptğnz iş bununla çelişmiyor mu?
Evet, ama ben iş hayatmda gözler önündeyim.
Özel hayatm her şeyden uzak tutuyorum. Çok dikkat ediyorum, çünkü gelecek laflar ailemi de rencide edebilir. Halbuki benim için ailem her şeyden
önemli. Onlara en ufak bir zarar gelmesini istemem.
Nasl bir çocukluk geçirdiniz?
Çok sevilen bir çocuktum. Tek çocuktum. Ergenlik yaşlarm kritikti, o dönemde biraz içime kapanmştm. Ama onun dşnda annem, babam ve
ben birbirimize çok bağlyz. Ben bütün dertleri-
Takmn içinde rekabet var myd?
Şimdi en yakn arkadaşm olan Burcu’yla Galatasaray’da beraber oynadk. Saha içinde birbirimizi öldürürdük neredeyse, resmen dövüşürdük. Onun kafas yarlrd, benim kaşm patlard.
Ama sahadan çkp da soyunma odasna girdiğimiz an canciğer kuzu sarmas olurduk. Kyasya rekabet etmek, hatta kavga etmek, daha sonra
bunu hemen arkada brakp dostluğa devam edebilmek de sporun bir faydas. Bu esnekliğe bizim
toplumda çok kolaylkla ulaşlamyor, ki hayatta ve ilişkilerde bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.
DİSİPLİN BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
Spor size ne gibi nitelikler kazandrd?
Disiplin tabii ki. İyi bir sporcuysanz, disiplin bütün hayatnza yansyor. Babam antrenör olduğu için benim spor yaptğm dönemlerden başlayarak hayatmn her döneminde uyku düzenimi,
yemek düzenimi, vs. kontrol etti. Maçtan iki gün
önce niye kokoreç yedin, maçtan sonra gece eğlenmeye dşar çkmamalsn çünkü en önemli gün
maçtan sonraki gündür gibi. Şimdi bile, NTV’ye
başlayacağm günün bir gün öncesi beni telefonla
arad ve erken yat, uykunu al, düzgün beslen diye
nasihat etti. Hayatm hep böyle geçti.
Bu kadar sk disipline daha gençken isyan etmediniz mi?
Ettim tabii, ama şimdi onlara teşekkür ediyorum. Başka insanlara bu düzen bazen çok antipatik gelebiliyor, “ne kadar kuralcsn” diyorlar.
Ama ben bunun çok faydasn gördüm. Bir de,
ben takm sporu yaptm. Takm sporu yapmak
bana tek çocuk olmann dezavantajlarn hisset-
HANEDANI HİÇ DÜŞLEMEDİM. HER ŞEYİN OLMASI GEREKTİĞİ
GİBİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM. AYRICA BEN ÖZGÜRLÜĞÜME
ÇOK DÜŞKÜN, GÖZ ÖNÜNDE OLMAYI SEVMEYEN BİR İNSANIM.
İSTASYON
29
SÖYLEŞİ
Basketbolda babanz gibi başarl mydnz?
Hayr, babam kadar başarl olamadm. Boynuz
kulağ geçemedi anlayacağnz. Zaten çok erken, 19 yaşnda braktm. Babam Fransa’da antrenörlük yapmaya başladğ için Fransa’ya taşndk, ben de eğitimime Lyon Üniversitesi İletişim
Bölümü’nde devam ettim. Orada benim seviyemde bir takm yoktu, çok üstündüler benden. İki
yl sonra Türkiye’ye dönme karar aldm ve Bilgi Üniversitesi Radyo-Televizyon Programclğ
Bölümü’ne girdim. Bu işe kafay takmştm zaten. Medya ilgilendiğim tek aland. Ya sporun
içinde kalacaktm ya da sporla ilgili medyada bir
şeyler yapacaktm. Hiçbir zaman başka bir şey
düşünmedim. İlk başlarda ekran önünü düşünmüyordum. Daha ziyade spor programlar üretmek, sporla ilgili life style programlarn yapmcs olmak istiyordum. Sonra ekran önü de neden
olmasn dedim ve başladm.
U Ğ U R U ÇA N
HEP MEDYADA ÇALIŞMAK İSTEDİM
BEN HAYATTA HER ŞEYİMİ TÜRK BASKETBOLU SAYESİNDE
GERÇEKLEŞTİREBİLDİM. EN BÜYÜK İDEALİM SPOR İÇİNDE
KALMAK, BASKETBOL İÇİN BİR ŞEYLER YAPABİLMEK.
tirmedi. Takm olarak çalşmann, ekip çalşmasnn ne olduğunu biliyorum. Her ailenin çocuğuna, profesyonel olmasa bile mutlaka spor
yaptrmas gerektiğine inanyorum.
Basketbol oynamay özlemiyor musunuz?
Zaman zaman özlüyorum. Ayda bir defa rüyamda tekrar basketbola başladğm görürüm. Ama
tekrar profesyonel olarak basketbol oynamay düşünmüyorum. Sporcu olmak çok zor bir şey. Bundan sonra göze alamam herhalde.
30
İSTASYON
İlk olarak ne zaman ve nerede başladnz?
Yl 2007’ydi sanrm. Skytürk’te, basketbol muhabiri olarak başladm. Biran evvel işe başlamak
istiyordum. Kadn basketbolunun çok önemli isimlerinden, babamn da yakn dostu Fehmi
Sadkoğlu beni Mehmet Ayan’la tanştrd. Mehmet Ayan o sralarda Lig Radyo’nun Genel Yayn
Yönetmeni’ydi. Beni gördüğünde, “Ne radyosu?
Seni Barş Tuna’ya götüreyim” dedi. Barş Tuna
da Skytürk’ün Genel Müdürü. Bir Sal günüydü.
Barş Bey, “Hemen başlyorsun, Perşembe günü
Efes-Fener play-off serisi başlyor, sen de sahadan muhabirlik yapacaksn” dedi. Çok panikledim tabii. Bir şekilde başladm, sonras geldi. Barş Bey çok inisiyatif verdi bana. Ardndan ayn
kanaln Panaroma programnda yardmc moderatörlük yaptm, sonunda da program ben sunmaya başladm. Oradan A Haber’e, spor spikeri
olarak transfer oldum. Sağolsunlar, onlar da beni
eğittiler ve bana çok yatrm yaptlar. Bir sene
geçmeden de NTV Spor’a transfer oldum. Buras
yapmak istediğim işin tek vitrini, en iyi spor kanal. Basketbol Euroleague benim en çok sevdiğim lig, NTV Spor da onun yaync kuruluşu. Çok
mutluyum dolaysyla.
Yakn gelecekle ilgili planlarnz var m?
“Plan yapma, Tanry güldürürsün.” sözüne hep
çok inandm. Olmak istediğim yerdeyim ve yapmak istediğimi yapyorum. Tabii ki hayallerim
var, ama plan yapmam. Benim en büyük idealim Türk sporu içinde kalmak, Türk basketbolu için bir şey yapabilmek. Oras bir aile ortam
benim için. Ben hayatta her şeyimi Türk basketbolu sayesinde gerçekleştirebildim. Bütün eğitimimi basketbol sayesinde burslu olarak yaptm.
İkinci büyük hayalim ise iyi bir aile kurmak.
SAĞLIK
Smscak bir uyku
kan Kaynak uykunun fonksiyonlarn şöyle tanmlyor: “Herkesin 1,5 -2 saat süren rüya dönemi ve
100-200 dakikalk derin uyku dönemi var. Rüya
dönemi hafza yenilenmesine, psikolojik dinlenmeye, psikolojik fonksiyonlarn restorasyonuna,
derin uyku dönemi ise fiziksel dinlenmeye ve yenilenmeye yaryor.”
Uyku bu kadar önemli olmasna rağmen insanlarn yüzde 90’ mutlaka hayatnn bir döneminde uyku sorunu yaşyor. Gece boyunca sk
sk uyanyor, sabah erken ve yorgun kalkyor, uykuya dalmanz yarm saatten daha fazla sürüyor
veya sabah uyanmakta zorlanyorsanz, uykusuzluk probleminiz var demektir. Bu durum haftada
üç-dört gün ve bir aydan daha uzun devam ediyor
ve ertesi güne yorgunluk, sinirlilik, konsantrasyon
bozukluğu gibi yansmalar oluyorsa, o zaman uykusuzluk bir hastalk olarak kabul ediliyor.
Uyku bozukluğunun ciddi bir hastalk olarak
kabul edilmesinin sebebiyse, yol açtğ sonuçlar.
İlk günlerde ortaya çkan sinirlilik, konsantrasyon bozukluğu ve yorgunluğu uzun vadede bellek,
dil becerileri, soyut düşünme ve değerlendirme
gibi bilişsel fonksiyonlarda bozukluk, depresyona eğilim ve bağşklk sisteminin zayflamas takip ediyor. Prof. Kaynak, son araştrmalarn uykusuzluğun metabolizma dengesizliklerine, insülin
direncinin bozulmasna ve giderek diyabet ve obeziteye yol açtğn ortaya koyduğunu söylüyor.
Prof. Hakan Kaynak, günümüzde uykusuzluk
hastalğnn ciddi bir sorun olmaktan çkabileceğini söylüyor. Gerek üniversite hastanelerinde, gerekse baz özel hastanelerde uyku merkezleri var.
Ayrca srf uyku problemine yoğunlaşan özel klinikler de bulunuyor. Prof. Kaynak, bu merkezlerde uykusuzluk, huzursuz bacak sendromu, uyku
apnesi gibi bütün uyku hastalklarnn, üstelik
ksa sürelerde tedavi edilebildiğini söylüyor ve ekliyor, “Bizim kliniklerimiz doğum klinikleri gibidir. Hastalarmz bizden mutlu olarak ayrlrlar.”
Uyku öyle önemli bir ihtiyacmz ki, ne kadar direnirsek direnelim,
eninde sonunda yaşammz sürdürebilmemiz için bizi esir alyor.
Y
orulduğumuzda, ruhen tükenmiş hissettiğimizde, sorunlar başa çklmaz hale geldiğinde tek yapmak istediğimiz şey saatlerce uyumak. Uyku adeta ana rahmi gibi bizi
dş dünyadan koruyan, scak, güvenli bir sğnak.
Böyle hissetmemizin nedeni uykunun bedenimiz
üzerindeki dinlendirici, yenileyici etkileri.
Uyku, oksijen, su kadar yaşamsal bir ihtiyacmz. Yaşammzn yaklaşk üçte biri uykuda geçiyor. Vücudumuz için gerekli olan baz hormonlar,
özellikle de büyüme hormonu gece uykuda salnyor. Bu özellikle çocuklar için çok önemli. Çocuk-
CENİN POZİSYONU
UYUMA
POZİSYONU
KİŞİLİĞİNİZİ
ELE VERİYOR
Uzmanlar “Bir
kişinin duygularn
ve kişiliğini anlamak
istiyorsanz, uykuya
dalma pozisyonlarna
bakn” diyor.
32
İSTASYON
Kişilerin yüzde 50’sinde
görülen, ayaklarn karna
çekildiği, yar kvrlmş
yan yatş pozisyonudur.
■ Kişilik yansmas:
Dşa açk, atak, saldrgan
kişilik göstermesine
rağmen, aslnda
duygusal ve utangaç kişilerin tercih ettiği bir
pozisyondur.
■ Pozisyonun sağlğ: Sol yana yatarak
uyumak, karaciğer, mide, akciğer gibi hayati
organlarda stres yaratabilir. Pozisyonunuz,
“cenin” ise sağ yannza yatmaya çalşn.
larn büyümesi uykuyla başlyor. Derin uykuya
geçemeyen çocuklarn büyüme hormonu salglanamyor ve gelişmelerinde problemler yaşanyor.
“Uyusun da büyüsün” ninnisi bilimsel bir gerçeği
ifade ediyor aslnda.
UYKUSUZLUK BİR HASTALIK OLABİLİR
Uyku Tbb Derneği ve Uykum Uyku Bozukluklar Merkezi kurucusu Nöroloji Profesörü Ha-
KÜTÜK
POZİSYONU
Kolun üstüne
dümdüz yan yatma
pozisyonudur.
■ Kişilik
yansmas: Sosyal,
çabuk kaynaşan
ve vurdumduymaz
kişilerdir. Olumsuz yönleri her şeye
kolay inanma eğiliminde olmalardr.
■ Pozisyonun sağlğ: Sol yana yatma
pozisyonu, organlar üzerinde stres,
omuz ağrs ve kolda uyuşma gibi
sorunlara neden olabilir.
HASRET
POZİSYONU
İki kolun öne
doğru açldğ
yan yatma
pozisyonudur.
■ Kişilik
yansmas:
Hasret
pozisyonunda uyuyanlar
yeniliklere açk olmalarnn
yannda şüpheci, alayc ve
takntldrlar. Karar vermeleri uzun
sürse de verdikleri karardan asla
dönmezler.
ASKER POZİSYONU
Kollarn yanda olduğu srtüstü yatma
pozisyonudur.
■ Kişilik yansmas: Bu pozisyonda
uyuyanlar genelde sakin ve çekingen
kişilerdir.
■ Pozisyonun sağlğ: Srtüstü yatş
pozisyonu horlamalara neden olur.
Düzensiz solunum ve apneler (nefesin
kesilmesi) vücudun oksijenlenmesini bozar, kalbin yükünü
artrr, düzensiz kalp atmlar, yüksek tansiyon ve şişmanlğa
neden olabilir. Bu pozisyonda uyuyanlar güne yorgun ve
uykulu başlar. Horlamalar eşlerini de uyutmadğ için her
ikisi de yorgun olur, sinirli ve kavgac özellik gösterip çok
çabuk parlar.
Rüyalar hakknda şaşrtc gerçekler
■ Körler rüya görür: Doğumdan sonra
kör olan insanlar rüyalarnda görüntüler
görebilir. Kör doğanlar ise duyma, koku
alma, dokunma ve hissetme gibi diğer
duyularyla çok gerçekçi rüyalar görebilirler.
■ Sadece bildiğimiz şeyler hakknda
rüya görebiliriz: Rüyalarmzda sk olarak hiç
tanmadğmz insanlar görüyoruz ama o
insanlar, hayatmzda mutlaka gördüğümüz ama
bilmediğimiz veya hatrlamadğmz insanlar.
■ Herkes renkli rüya görmez: İnsanlar
içinde yüzde 12’lik bir kesim sadece
siyah-beyaz rüya görür.
■ Rüyalar aslnda gördüğünüz
şeyle ilgili değil: Eğer
DENİZ YILDIZI
POZİSYONU
İki elin geriye ve
yukarya doğru
uzandğ srtüstü
yatş pozisyonudur,
genelde bebekler
böyle uyurlar.
■ Kişilik yansmas:
İyi bir dinleyici, iyi bir arkadaş ve daima
yardma hazr kişilerdir. İlgi odağ
olmaktan hoşlanmazlar.
■ Pozisyonun sağlğ: Srtüstü yatmaya
bağl horlama ve srt ağrlar nedeniyle
sabahlar yorgun uyanrlar.
rüyanzda insanlar, nesneler, olaylar görüyorsanz,
bu rüyanzn onlarla ilgili olduğu anlamna
gelmiyor. Rüyalar derin sembolik anlamlar
içerir. Aklnz bilinçsiz olarak halletmeye çalştğ
meseleyi ona benzer şeylerle ilişkilendirerek
anlamlandrmaya çalşr.
■ Dş uyarclar rüyalarmz istila ediyor: Buna
Rüya Birleşimi deniyor ve şu şekilde açklanyor:
Örneğin vücudumuz fiziksel olarak susamşsa
rüyamz bununla ilgili olabiliyor. Kişi kalkp da su
içerek bu ihtiyacn karşlayana kadar bu rüyay
görmeye devam ediyor.
■ Rüya görürken vücut felç durumundadr:
İster inann ister inanmayn vücudunuz uyku
esnasnda felç durumundadr.
SERBEST DÜŞÜŞ
POZİSYONU
Eller başn üstünde,
yastğa sarlmş
şekilde yüzükoyun
uyuma pozisyonudur.
■ Kişilik yansmas:
Bu pozisyonda
uyuyanlar başkalar
ile ilgilenen, girişken insanlardr. Oldukça
gergin görünmekle birlikte kendilerini
eleştirenlere aldrmazlar.
■ Pozisyonun sağlğ: Yüzükoyun
pozisyonda yatmak sindirim için çok
yararldr.
İSTASYON
33
YEME-İÇME
Bahar
lezzetleri
Her şey mevsiminde güzel. Sadece bahar aylarnda
bulabileceğiniz lezzetleri kaçrrsanz bir yl
beklemek zorunda kalabilirsiniz.
ÇİLEK
üzeri hafif tüylü görünümü ve sk, sert etiyle dünyann
en garip meyvelerinden biri, çağla. Bademin en yeşil ve
körpe hali aslnda. Ekşi bir meyve olduğu için tuzlayp
yemeyi sevenler de var. Baz yörelerde çağlal yemekler
de var. Çağla aş kuzu eti, nohut ve yoğurtla yaplyor.
Turşusu da denenmesi gereken lezzetlerden.
KUŞKONMAZ
Sadece nisan ve
mays aylarnda
bulunabilen
kuşkonmazn Türk
mutfağnda değeri
anlaşlamamş.
Sezonunun ksalğ
ve üretiminin
zahmetli olmas
nedeniyle (ekildikten
üç yl sonra ürün
alnabiliyor!) biraz
“lüks” bir sebze.
Aslnda yabani
kuşkonmaz Ege’de
kedirgen adyla tannyor. Bu bahar kuşkonmaz
mevsimini kaçrmak istemiyor ama nasl kullanacağnz
da bilemiyorsanz, hazrlanmasnn çok kolay olduğunu
müjdeleyelim hemen. Önce çok az haşlanmas gerekiyor.
Sonra sote, zgara yapabilir ya da frnlayabilirsiniz.
Kuşkonmazn iyisi beyaz ve etli olanlar kabul ediliyor.
Baharn gelişini tezgâhtaki çilek yğnlarndan anlamak
mümkün. Reçeli, marmelad, pastas, dondurmas,
kompostosu ile meyvelerin en renklilerinden ve en
sevilenlerinden. En basit çilekli tatly yapmak için üzerine
şeker ya da pudra şekeri dökmeniz yeterli. En sade ve en
değişik tariflerden birinde ise önce çilekler dilimleniyor
sonra da üzerine kaliteli bir balzamik sirke dökülüyor!
ENGİNAR
Marmara’nn Bayrampaşa, Ege’nin Sakz enginar, Şra
ve Darca çeşitleriyle enginar aylarna hoş geldiniz! İç
bakla ile pek yakşyor. Salatasndan, tavuklusuna yeni
ve modern çeşitleri de pişiriliyor artk. Kuzu etli enginar,
enginar kzartmas, enginarl pilav ise Ege bölgesine
özgü. Bir bahar mevsiminde 40 adet enginar yemenin
karaciğeri temizlediğine inanlyor. Boşuna değil bu.
Enginar, karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin,
alkol ve yağn vücuttan atlmasn sağlyor.
34
İSTASYON
YENİDÜNYA
Muşmula ya da malta eriği olarak da biliniyor. Meyve
olarak seveni çok, ama özellikle Gaziantep’e özgü
Yenidünya Kebab son zamanlarda çok gözde. Meyve
ve kebaplk kyma şişe geçirilerek mangalda pişiriliyor.
Yenidünyann mayhoş aromas, damakta kebapla ilginç
bir tezat oluşturuyor. Bu kebab evde pişirmek için
yenidünyay ikiye kesip çekirdeğini çkarn ve ortasna
ceviz büyüklüğünde köfte koyarak frna verin.
Sakatatn mevsimi mi olur, demeyin. Çünkü en lezzetli
süt kuzusu bahar aylarnda bulunuyor ve uykuluk
bu kuzunun boynundan çkarlyor. Önce haşlanyor,
sonra zar syrlp mangala atlyor. Üzerine bolca
kekik dökülüyor. Üstelik öyle her yerde yemek de
mümkün değil. Fransz mutfağnda kaz ciğeri ve hatta
havyar kadar değerli bir yiyecek. Bizde ise ksa bir
dönem bulunmasna ve her hayvandan en fazla 100
gram çkmasna rağmen fiyat çok makul. İstanbul’da
Halcoğlu ve Sütlüce civarndaki mekânlarda yemek
mümkün. Arnavut-Balkan kültüründen gelen uykuluğun
afrodizyak olduğuna da inanlyor!
EGE OTLARI
Köy pazarlar çeşit çeşit otlarla
coşuyor. Arapsaç, ebegümeci,
radika, melengeçi, yabani
paz, şevketibostan,
melengeç, kuzu kulağ,
cibes ve daha
nicesi… Otlardan
yemek yapma
Ege’nin iki yakasna ait.
Kayakoruğu, turp otu,
radika, deniz börülcesi kaynar suda haşlanyor. Sonra
çkarp hemen soğuk suya atlyor ki kararmasn. Tabağa
koyduğunuz otun üzerine biraz limon ve zeytinyağ
dökmeniz yeterli. Kavurmalar ise soğanla yaplyor.
ÇİĞDEM
ÇAĞLA
Bembeyaz çiceklerini dallarda gördüğünüzde tamamdr!
Bahar geldi işte... O kadar ksa bir süre dalda ve sonra
da tezgâhta kalr ki, baharda tadna bakamadysanz bir
daha bütün bir sene çağla bulamazsnz. Buz yeşili rengi,
UYKULUK
Anadolu’da baharn müjdecisi diyorlar ona. Tpk kardelen
gibi dağ başnda açyor. Köy pazarlarnda demet halinde
satlyor. Sar sar çiğdemler yemeğiyle de görüntüsüyle de
ilgi çekiyor. Çiçeğin toprak altnda fndk büyüklüğündeki
kökü çiğ veya közlenerek yeniyor. Çiğdem aş, çiğdem
pilav ve sütlü çiğdem de yaplyor. Anadolu’da baharn
gelişini kutlamak için çoluk çocuk çiğdem topluyor. Sonra
çiğdemler bir dala aslarak kap kap dolaşlyor, maniler
eşliğinde bulgur, tuz, yağ, kyma gibi yemeklik malzemeler
bir araya getiriliyor.
Tüm malzeme
pişiriliyor ve içine
çiğdem yumrular
katlyor. Karadeniz
bölgesinde una
bulayp kzartmas da
yaplyor.
SÜT KUZUSU
Baharn gelişini kutlayan Hdrellez geleneğinden
doğmuş, taze kuzu eti yeme alşkanlğ. Baharn ilk
kuzusu yendiğinde sağlk ve şifa bulunacağna inanlrmş
bir zamanlar. Zaten geçmişten günümüze tüm
kültürlerde kuzu bir ziyafet malzemesi. Baharda kuzu
eti yumuşak, sulu ve son derece aromatik oluyor. Etin
gerçekten süt kuzusu eti olup olmadğ, pembeliğinden,
lezzet ve hoş aromasndan anlaşlyor. Türk mutfağnn
bahara özgü lezzetlerinden olan kuzu etine özellikle
sarmsak, soğan, biberiye, kekik gibi otlar çok yakşyor.
İSTASYON
35
SAĞLIK
HARİKA BİR
ANTİOKSİDAN
ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ
Baharda semt
pazarlarn
taze soğan ve
sarmsaklar
dolduruyor.
Salatalarnza
birkaç sap
taze sarmsak
doğramay
ihmal etmeyin.
■ Siyah üzüm, özellikle
çekirdeği birçok
hastalğn ortaya
çkmasn önleyen ve
birçok rahatszlğa
da iyi gelen bir
özelliğe sahip. Harika
bir antioksidandr,
öyle ki antioksidan
özellikleri açsndan,
C vitamininden 20 kat
ve E vitamininden ise
50 kat daha güçlüdür.
Bu özelliğiyle DNA
bozulmasn önleyerek,
kanser riskini en aza
indirir. Damarlar
sağlamlaştrr. Böylece
diabetli ve varisli
kişilere yararl olduğu
gibi hipertansiyon, kalp
krizi ve felç olaslğn
da çok azaltyor, gözü
maküler dejenerasyon
ve kataraktan koruyor.
Romatizma, allerji ve
iltihabi eklem ağrlarna
karş çok etkilidir.
Ayrca derimizin temel
taş olan kolajeni
sağlamlaştrr. Bu
nedenle deri sarkmas
ile yüz krşklğna karş
çok etkili. Siyah üzüm
yerken çekirdeklerini
mutlaka çiğnemeliyiz,
aksi takdirde hiçbir
faydas olmuyor. Piyasa
ve aktarlarda siyah
üzüm çekirdeği içeren
kapsüller de bulunuyor.
ÇOK SUYUN
YARARI AZ
■ Vücudumuzun yüzde
60’s sudan oluşuyor.
Kann yüzde 92’si,
kemiklerin yüzde 22’si,
beynin ve kaslarn ise
yüzde 75’i su. Vücutta
MUCİZE BESİN
SARMISAK
düşünebiliriz? Katldğ her yemeğe benzersiz tat vermesinin yan
sra sarmsak sağlk açsndan da ilk çağlardan itibaren mucize
olarak kabul ediliyor. Orta Çağ’da bağşklk sistemini uyarc ve
antibiyotiklere benzer etkisiyle özellikle salgn hastalklar (kolera,
veba gibi) ile mücadelenin vazgeçilmez silah olmuş. Sarmsak,
kolesterol düzeyini düşürücü, kan sulandrc, kan dolaşmn
hzlandrc ve yüksek tansiyonu düşürücü özellikleriyle damar
tkanklklarn önlüyor. Ayrca, kronik bronşiti önleyici, balgam,
idrar ve gaz söktürücü, sindirimi kolaylaştrc özellikleri de var.
Bütün bunlar için günde iki diş sarmsak yeterli. Pişmiş sarmsağn
kokusu kayboluyor ama yararl etkileri de azalyor. Kokudan
rahatsz olanlar için sarmsak kapsülleri de satlyor.
İSTASYON
BAHAR, YORGUNLUĞU DA
BERABERİNDE GETİRDİ
■ “Beni bu güzel havalar mahvetti / Böyle havada istifa ettim / Evkaftaki memuriyetimden / Tütüne
böyle havada alştm / Böyle havada âşk oldum / Eve ekmekle tuz götürmeyi / Böyle havalarda
unuttum / Şiir yazma hastalğm / Hep böyle havalarda nüksetti / Beni bu güzel havalar mahvetti...”
Orhan Veli’nin bu güzelim dizeleri her şeyi anlatyor baharla ilgili. Ama bahar o esrikliğiyle birlikte
snan havann ve güneş şğnn keyfine bir türlü vardrmayan bahar yorgunluğunu da beraberinde
getirdi. Havalarn snmasyla havadaki elektrik yükü de artyor. Bu da bize halsizlik, yorgunluk,
eklem ağrlar, uyku isteği, astm, kalp, mide ülseri ve hipertansiyon gibi rahatszlklarla yansyor.
Kasvetli kş günlerinden sonra baharn keyfine varabilmek için uzmanlarn baz önerileri var:
Su içmeyi ihmal etmeyin, uyku ritminize dikkat edin, bol bol güneşlenin, yürüyüş yapn, alkol
kullanyorsanz mümkün olduğunca azaltn. Vücut bu aylarda özellikle de B ve C vitaminleri ile
potasyuma ihtiyaç duyar. Bu nedenle meyve, sebze, patates, kays tüketimini artrn.
ŞİŞMANLIĞINIZIN SEBEBİ
TİROİD OLABİLİR
■ Mant, cack, turşular, mezeler... Hangisini sarmsaksz
36
biriken toksinleri atmak
ve vücudumuzun s
dengesini korumak için
idrar, ter ve solunumla
günde yaklaşk 2,5 lt su
kaybediyoruz. Hücrelerin
yaşamsal faaliyetlerinin
ve vücut fonksiyonlarnn
sürdürülebilmesi ancak
vücudun su dengesinin
korunmasyla mümkün
olduğu için kaybettiğimiz
suyu yerine koymamz,
yani günde 6–8 bardak
su içmemiz gerekiyor.
Ancak daha fazla
su, daha fazla yarar
anlamna gelmiyor.
Hatta gereğinden
fazlas böbrekleri
yorabiliyor.
■ Ksa sürede çok kilo aldnz ve bir türlü
veremiyorsanz tiroidinizi kontrol ettirmenizde
fayda var. Halk arasnda guatr olarak bilinen
tiroid bezinin salgladğ hormon, boğazmzda
yer alan ve metabolizmay düzenleyen, fiziksel ve
mental gelişimde, sinir ve kas fonksiyonlarnda ve
ruhsal yapmzda çok önemli bir rol üstleniyor. Bu
hormonun az salglanmasnda oluşan hipotiroid,
kabzlk, soğuğa tahammülsüzlük, kolay yorulma,
kanszlk, ödem, kas güçsüzlüğü, ani kilo alm
gibi belirtiler gösteriyor. Çok çalştğnda
oluşan hipertroidin ise ellerde terleme, scağa
tahammülsüzlük, aşr sinirlilik, kalp çarpnts, ishal,
aşr terleme, kilo kayb, kaslarda güçsüzlük, göz
bebeklerinin dşar doğru çkmas gibi belirtileri var.
Kadnlarda daha fazla görülen tiroid hastalğna yaş
ilerledikçe daha sk rastlanyor. Tiroid kontrolü basit
bir kan testiyle yaplyor.
TELEVİZYONU
KARANLIKTA
İZLEMEYİN
■ Işğn gücü ve yönü
göz sağlğmz açsndan
çok önemli, özellikle
okurken ve televizyon
izlerken. Çoğumuzun
televizyon karşsnda,
çocuklarmzn da
kitaplarnn başnda
olduklar akşam saatleri
için dikkate
almamz gereken
birkaç nokta var:
Çalşma masalarnn
iyi aydnlatlmş
ve şğn
okuyann gözüne
yansmayacak
şekilde ayarlanmas
gerekiyor. Televizyon
izlerken ise, televizyonun
bulunduğu bölüm çok
iyi aydnlatlmal çünkü
ekran çok şkl ve çevresi
de karanlk olduğunda
ksa bir zaman sonra
göz yorulmaya başlyor.
Bir de tabii, şğ hiçbir
zaman gözünüze direkt
olarak gelmeyecek
şekilde ayarlayn.
HEM HAZ VERİYOR
HEM DE SAĞLIKLI
KOKULU MUMLAR
ALERJİYİ
TETİKLİYOR
■ Yaşadğmz mekanlarn
güzel kokmasn sağlamak
için oda parfümlerini ve
kokulu mumlar skça
kullanr olduk ama bunlar
bir tehlikleyi de içeriyor.
Üzerinde “yüzde 100
doğal” yazan ürünler
bile kimyasallar yayyor.
Bünyeleri alerjik olanlar
ise bu kimyasallara
çok duyarl. Dolaysyla
oda parfümleri ve
kokulu mumlar alerjiyi
tetikleyebiliyor ya
da astm rahatszlğ
olanlarn sağlk durumunu
kötüleştirebiliyor. Alerjik
bünyeye sahip kişler için
en güvenli seçenek bu
tarz kokularn havaya
verdiği kimyasallardan
uzak durmak.
■ Genellikle haz veren
besinler sağlk için zararl
olabiliyor ama çikolata
bunlardan biri değil. Tam
tersine, son araştrmalar,
siyah çikolatann kalbe
son derece yararl
olduğunu gösteriyor.
Araştrmaclara göre
siyah çikolata aspirin
gibi etki göstererek kan
sulandryor ve tansiyonu
düşürüyor. Kan şekerinin
düzenlenmesine de
yardmc olan çikolata
bağşklk sistemimizi,
kanser, kalp hastalğ ve
yaşlanmaya bağl başka
hastalklar önlemeye
yarayan baz enzimler
salglamas için harekete
geçiriyor. Tek bir kural
var, o da çikolatann
en az yüzde 70 kakao
içermesi yani bitter
(siyah) çikolata olmas.
Kalp hakknda inanlmaz gerçekler
Kalbin bütün sinirsel bağlantlar kesildiğinde ve vücudun dşna çkarldğnda
bile bir süre daha attğn biliyor muydunuz? Bütün vücudumuzun çalşmasn
sağlayan motor olan kalp aslnda sistemli bir elektrik devreler bütünü.
Bir gündeki
100 bin
atma says
Kann tüm b
edendeki
yolculuğun
u tamamlam
as
20 saniye
kan
ompaladğ
Bir günde p
e
li
00 bin tr
miktar 90
İçinde kendi elektriğini üreten
etten bir jeneratör bulunuyor
Kalbin besle
diği kan dam
100 bin km
arlarnn uzu
nluğu
adğ hücre
Kan pompal
says
75 trilyon
Kalp kasn
beyinden si
nir
sistemi yolu
yla iletilen
bir
elektrik uya
rs çalştry
or
İSTASYON
37
SAĞLIK
VİTAMİN DEPOSU AVOKADO
KAHVALTIYI SAKIN
ATLAMAYIN
■ Son otuz yldr yaplan
araştrmalar, güne iyi bir
kahvalt ile başlamann
genel sağlğmz ve
zindeliğimiz için çok
önemli olduğunu ortaya
koydu. Vücudun sağlkl
olarak fonkiyonlarn
yerine getirebilmesi için
kan şekerimizin düşük
veya yüksek olmamas
gerekiyor. Peynir, üç
beş zeytin, yumurta,
tahll ekmek ve bir kaşk
reçelden oluşan kahvalt,
sürekli enerji üretimi
sağlyor. Böylece hem
kan şekeri gün boyu
dengede kalyor ve açlk
krizleri yaşanmyor, hem
de siz kendinizi zinde
hissediyorsunuz. Tavşan
kan çay keyfi de cabas.
■ Hayatmza son yllarda girdi. Tadna pek snamadk, nasl yiyeceğimizi bilemedik ama öyle
ASPİRİN GİBİ
MEYVE: KİRAZ
Bir fincan
kahveye
eşdeğer kafein,
alzheimer
riskini azaltan
bir faktör
olabilir.
KAHVE BEYNİ KORUYOR
■ Kahvenin kaynağ ve nasl keşfedildiğiyle ilgili en yaygn
efsane, M.S. 600-800 tarihlerinde çoban Kaldi’ye ait. Doğu
Afrika’da, bir çoban keçilerinin çallklardaki krmz meyveleri
yediklerini ve uyank kaldklarn, yaşl keçilerin bile hoplayp
zpladğn fark etti. Merakla meyvelerden tadnca kendini
zinde ve uyank hissetti. Bu esnada manastrn yaknndan
geçen keşişe keçilerden ve meyveden bahsetti. Keşiş,
meyveleri toz haline getirip üzerine kaynar suyu
döktüğünde ilk fincan kahve oldu. İçecek zihinsel melekelerini
etkilemeden keşişi uyank tutunca, uzun ibadetleri srasnda
HAZIMSIZLIĞA
TUZLU NANE
■ Sürekli hazmszlk
çekiyorsanz veya baz
yemeklerden sonra
rahatsz edici bir
şişkinlik hissediyorsanz,
yemeklerinize anason ve
soğan eklemeye çalşn.
Yemeğinizi yavaş yavaş
yiyin. Yemekten sonra
şişkinlik hissettiğinizde
ise bir parça tuzla
birlikte soğutulmuş nane
çay için ve yemekten
sonra yürüyüş yapn.
Bunlar hazmszlğnzn
giderilmesinde yardmc
olacak.
38
İSTASYON
Krmz biber çok faydal
■ Halk arasnda isot (s otu) adyla bilinen,
anavatannn Meksika olduğu sanlan,
Hint ve Meksika mutfağnda çok sk
kullanlan, bizim de Güneydoğu
Anadolu mutfağnn vazgeçilmezi
krmz ac biberin ağr kesici,
iltihap çözücü, kolestrol düşürücü
özelliklerinin yan sra kanser
önleyici etkisi olduğu ve prostat
kanseri hücrelerinin “intiharna”
neden olduğu ortaya çkt. Krmz
ac biber zayflatc etki de gösteriyor,
ancak bütün bu faydalar sağlkl
kurutulmuş ya da taze yenilen krmz
biberde görülüyor.
uyank kalmalarn sağlayacağn düşündü. Kahve daha
sonra manastrdan manastra yayld ve cennetten melekler
tarafndan inananlara getirilen tanrsal bir hediye sayld.
Kahve hayatlarnn vazgeçilmez parças olanlar için
araştrmaclarn güzel bir haberi var. Beyinde “kan beyin
bariyeri” isimli bir bariyer var. İşlevi de kanla taşnan zararl
maddelerin ve enfeksiyonlarn beyine ulaşmasn engellemek.
Yüksek kolestrol bu bariyerde çatlamaya neden olabiliyor.
Bu da alzheimer hastalğn tetikleyebiliyor. Kahve kolestrolün
zararn önleyerek bunama riskini ortadan kaldrabilir.
200
ADET
Tek bir adm
atmamz için
ayağmzda
bu kadar çok
kas koordineli
bir şekilde
çalşyor.
■ Kirazn Yunan
mitolojisinde karşlğ
doğum ve yenilenme,
Çin’de ise ölümsüzlüktür.
Araştrmaclara göre
günde 20 kiraz yemek bir
aspirin almakla eşdeğer.
Ağr kesici özelliğinin
yan sra kiraz, kan
sulandrp karaciğer ve
safray temizliyor, idrar
söktürerek böbreklerde
biriken zararl maddelerin
atlmasna yardmc
oluyor ve kabzlğ
gideriyor, böylece
vücudu temizliyor.
Ayrca romatizma,
damar sertliği, mafsal
kireçlenmesine ve
menopoz dönemi
skntlarnn
hafifletilmesinde de
faydal. Kiraz kabuğu ateş
düşürüyor, çiçekleri de
bronşlar temizliyor.
çok faydas var ki... Yağl bir meyve ama bu yağlar vücudumuz için faydal olan Omega 3 ve
6 yağlar. Dolaysyla aynen zeytinyağ gibi avokadoda kolestrolün düşürülmesine yardmc
oluyor. Ayrca, B1, B2, B5, D ve E vitaminlerini de içeriyor. Kaslar gevşetici, böbrek kumu ve
taşlarn düşürücü etkisinin yan sra cildi besleyici ve krşklklar engelleyici özelliği sebebiyle
cilt bakmnda da kullanlyor. Avokadoyu ezip tuz, biber ve limon ekleyerek ya da Brezilyallarn
yaptğ gibi bal ve cevizle karştrlarak sandviç ya da burgerlerinizde mayonez yerine
kullanabilirsiniz, salatalarnza ekleyebilirsiniz.
Avokado’nun besin değeri
(100 gr.)
Su (%)
Enerji (kcal)
Enerji (kj)
Protein (gr)
Yağ (gr)
Şeker (gr)
Lif (gr)
Vitamin A (ug)
Vitamin C (mg)
Vitamin B1 (mg)
Vitamin B2 (mg)
Vitamin B6 (mg)
Vitamin E (mg)
81
126
523
2.0
10
7.0
0.2
20
17
0.06
0.12
0.36
3.2
Gözünüze bir şey batarsa...
■ Gözümüze bir şey battğnda veya kimyasal bir sv kaçtğnda doktora
gidene kadar geçirilen birkaç dakika son derece kritik. Zira yanlş
müdahale, kalc körlük tehlikesini de beraberinde getiriyor. Gözünüze
kezzap, laboratuar kimyasallar, zehirler veya kireç tozu gibi kimyasal
madde kaçarsa gözün kornea tabakas birkaç dakika içinde yanabilir
ve gözde kalc körlük meydana gelir. Bu durumda acil olarak yaplacak
ilk yardm, gelecekte yaplabilecek herhangi bir tedaviden çok daha
önemli. Derhal gözü bol su ile ve en az 15 dakika ykamanz gerekiyor.
Farz edin ki hiç su bulamadnz. Süt, alkolsüz içkiler, portakal suyu gibi
bir içecek de işe yarar. Göze batan krk cam parças, tel, diken veya
bir metal parças olabilecek en tehlikeli şeylerden biri. Çünkü oluşan
delikten gözün hassas svs dşar szar. Böyle bir durumda gözden kan da gelebilir ancak hiçbir şekilde kan durdurmak için
göze bastrmayn, bu svnn daha çok boşalmasna sebep olur. Brakn kanasn! Bir süre sonra duracaktr ve bu arada siz
de hemen bir doktora başvurun. Gözünüze toz ve benzeri bir şey kaçtğnda ovuşturmayn çünkü bu gözün çizilmesine yol
açabiliyor. Bir kağt ve bez parçasn kvrp ucuyla yabanc cismi silerek aln.
D VİTAMİNİ
SANILDIĞINDAN
DAHA ÖNEMLİYMİŞ
■ Son yllara kadar
D vitamiyle ilgili
bilgilerimiz, kemik
sağlğmz için çok
önemli olduğuyla
snrlyd. Oysa ki
yeni araştrmalar, bu
vitaminin eksikliğinin
romatizmal eklem
iltihab, “MS” (Multipl
Skleroz), diyabet,
bunama, kan kanseri
ve kolon kanseriyle de
yakn ilişkisini ortaya
koydu. Şehirleşmenin
artmasyla birlikte
insanlarn vakitlerinin
çoğunu kapal alanlarda
geçirmeleri sonucu,
güneşin deriye temas
etmesiyle vücudun
ürettiği bu vitaminin
eksikliği sorunu da
ortaya çkmaya başlad.
Dünyada bir milyardan
fazla insanda D vitamini
eksikliği var. Onun
için de günlük 25-50
mikrogram D vitaminini
yumurta, somon,
ringa ve uskumru gibi
yağl balklardan veya
hap şeklinde almak
gerekiyor. Ancak yine
de, vitamin almaya
başlamadan önce D
vitamini değerinizi
kontrol ettirmekte ve
doktorunuza danşmakta
fayda var.
İSTASYON
39
SPOR
2007 NBA BAHİS SKANDALI
Sportmenliği öldüren
10 skandal
T
10 Dinlemeye taklan şike plan
Mİ LLİ Y ET , 2 1 AĞ UST OS 20 0 4
ürkiye’de yasal müşterek bahis uygulamas İddaa ismiyle 2004’ün
ortasnda başlad. Sradan bahisçiler kadar çeteler de gözlerini
İddaa’da dolaşan yüzlerce milyon liralk ikramiyeye dikti. 2005
sonbaharnda bir bahis şikesi ortaya çkarld. Şike, 9 Nisan 2005’te
oynanan Akçaabat Sebatspor-Kayserispor Türkiye Süper Ligi maçyla
ilgiliydi. Şikeyi organize edenlerin konuşmalar polisin dinlemesine
taklmş, Trabzon ve İstanbul’daki İddaa bayilerinde maçn ilk
yarsnn Sebat, ikinci yarsnn ise Kayserispor lehine sonuçlanmas
40
İSTASYON
ihtimaline toplam 380 bin 522 TL bahis oynandğ saptanmşt. İddaa,
bu miktarlar şaibeli bularak maç bahse kapatt ve Türkiye Futbol
Federasyonu’na (TFF) ihbarda bulundu. Federasyonun Profesyonel
Disiplin Kurulu (PFDK) bir soruşturma açt. Telefon kaytlarnda
Sebatspor ve Kayserispor oyuncularnn dşnda, Trabzonspor’un millî
oyuncusu Gökdeniz Karadeniz’in de organizasyonda yer aldğ tespit
edildi. Gökdeniz bir telefon trafiğine girmiş, Sebatspor ve Kayserispor
oyuncularyla toplam 200’er bin Euro karşlğnda anlaşmşt. Gökdeniz,
kurulda buluşmay ayarladğn itiraf etti. PFDK, şike
yerine ‘bahis skandal’ olarak kabul edilen bu olaydan
sonra, futbolcular Gökdeniz Karadeniz’e 10 ay ve 60 bin
YTL, Ogün Temizkanoğlu, Bayram Toysal, Metin Aktaş’a
12’şer ay, Ali Şen Kandil’e de 8 ay futboldan men cezas
verdi. Trabzonspor Kulübü malzemecisi Özkan Saraç ile
Akçaabat Sebatspor Kulübü Doktoru İlhan Günaydn da
para cezas aldlar. Ancak cezalar sonradan yumuşatld.
Futbolcularn pişmanlk beyanlarndan sonra
Gökdeniz’in cezas alt aya, Kandil, Aktaş ve Toysal’n
cezalar da beş aya indirildi. Ancak skandal bununla
bitmedi. 29 Ocak 2006 gecesi Gökdeniz ve Trabzonspor’dan
takm arkadaş Fatih Tekke’nin otomobilleri kurşunland.
Kurşunlayanlar mahkum oldu ama bahis skandal üzerine açlan
ceza davasndan sonuç alnamad.
2006 CALCIOPOLI
M USTA FA ÖZER/A FP/G ETTY IM A G ES
2005 TÜRKİYE LİGİ BAHİS OLAYI
Hakem Tim Donaghy (solda)
8
Polisin şike operasyonu 3 Temmuz’da başlad.
NBA’in yüzünü karartan olay
A
merikan basketbol ligi NBA 1984’te David Stern’ün başkan seçilmesinden sonra dünyaya örnek
gösterildi. Çünkü tüm dünyada izleniyordu, mali açdan kârlyd ve hiç sorun yaşamyordu. Ta 2007’ye
kadar. O yln 20 Temmuz günü New York Post gazetesinde bir haber çkt: Federal Araştrma Bürosu FBI,
bir NBA hakeminin maçlar üzerine bahis oynadğ iddiasn araştryordu. FBI’n dinlemesine taklan kişi,
14 yllk kdemli NBA hakemi Tim Donaghy idi. Donaghy bahis çetelerinden para almş, 2005-6 ve 20067 sezonlarnda yönettiği maçlarn sonuçlarn etkilemişti. 15 ay hapse mahkum olan Donaghy geçen yl bir
kitap yazd. NBA yönetiminin basksyla Random House kitab yaymlamaktan vazgeçti. 3 Aralk 2010’da
kitap Personal Foul (Kişisel Faul) ismiyle VTi-Group tarafndan yaymland.
2005 HOYZER OLAYI
İtalyan hakem çetesi
G
özlerini Almanya’daki Dünya Kupas
maçlarna dikmiş futbol dünyas, Mays
2006’da İtalya’dan gelen haberlerle sarsld.
Başta ünlü futbol kulübü Juventus olmak
üzere birçok takmn birkaç sezondur hakem
atamalarn yönlendirdiği iddia ediliyordu. Napoli
savclğnn mafya soruşturmas srasnda yaptğ
dinlemelere, Juventus’un genel müdürü Luciano
Moggi’nin İtalya Futbol Federasyonu (FIGC)
hakem sorumlularyla yaptğ konuşmalar da
taklmşt. Bunlara göre Moggi, kritik maçlara
istediği hakemin atanmasn sağlyordu. İşin
içindeki tek takm Juventus değildi. Soruşturma
haziran ay boyunca sürdü. İtalyanlar millî
takmlarnn 9 Temmuz’da Dünya Kupas’n
kazanmasnn sarhoşluğundan henüz aylmamşt
ki, dört gün sonra FIGC yaptrmlar açklad.
Juventus’un son iki şampiyonluğu iptal edildi,
küme düşürüldü. Milan, Fiorentina, Lazio da
sonraki sezona 30 puan cezasyla başlayacak,
Avrupa kupalarna katlamayacakt. Kulüplerin
itirazyla puan cezalar biraz yumuşatld. Moggi
hapsi boylarken, 20 yönetici ve hakem de ceza
ald. Eski hakem komitesi başkan Tulio Lanese
de iki yl hapse mahkum oldu.
Baştan çkan hakem
obert Hoyzer 25 yaşnda yakşkl, gelecek vaat eden bir
futbol hakemiydi. 2005’in Ocak aynda baz müşterek
bahis şirketleri, Hoyzer’in yönettiği maçlarda sürpriz takmlar
lehine sradş meblağlar yatrldğn tespit etti. 2004
Ağustos’unda, Hamburg-Paderborn arasndaki Almanya
Kupas maçnda Hoyzer, 2-0 öne geçen Hamburg’un bir
oyuncusuna krmz kart göstermiş, aleyhine iki tartşmal
penalt vermişti. Meğerse genç hakem Berlin’de Cafe King
adl bir gece kulübünde Hrvat bahis çetesinin üyeleriyle
tanşmş; onlarn talepleri doğrultusunda, düdük çaldğ
maçlarn akbetini değiştirmeye başlamş ve karşlğnda 60
bin Euro kazanmşt. Halbuki çetenin kazanc 2 milyon Euro’yu
aşyordu. Hoyzer hakemlikten ihraç edilip 29 ay hapse
mahkûm oldu. Bahis çetesi lideri Ante Spina da hapsi boylad.
6
Juventus taraftarlarnn protestosu.
7
R
2002 SALT LAKE CITY SKANDALI
Geçtiğimiz aylarda en çok
konuşulan konulardan
biri, futbol dünyasn
sarsan şike kovuşturmas
oldu. Sportmenlikten
ne kadar bahsedilirse
bahsedilsin, para ve
başar hrs, sporcular
ve spor yöneticilerini
sahtekârlğa itebiliyor.
İşte yakn tarihin en
önemli skandallar.
9
Robert
Hoyzer
Olimpiyat komitesine rüşvet
O
limpiyat düzenlemek her zaman büyük prestij olmuştur. Günümüzde Uluslararas
Olimpiyat Komitesi’nin (UOK) aday şehirleri inceleme ve seçme süreci milyarlarca
dolarlk bir karar anlamna geliyor. ABD’nin Utah eyaletinin başkenti Salt Lake City, 2002
Kş Olimpiyatlar’n düzenleme hakkn elde etmişti. 1999’da UOK’nin İsviçreli üyesi Marc
Hodler, şehrin bu hakk kazanmak için UOK üyelerinin üçte birine rüşvet verdiğini ortaya
çkard. Salt Lake City’nin yaptğ 2 milyon dolarlk harcamalar arasnda saatler, geziler,
üyelerin çocuklarna okul burslar vard. Suçlu bulunan üyelerden 10’u UOK’dan ihraç
edildi veya istifaya zorland, 10’u knama cezas ald. Üyelerin aday şehirleri çoluk çocuk
gezmesi yasakland. Ama 2002 Kş Olimpiyatlar Salt Lake City’den alnmad.
Marc Hodler (ortada, çömelmiş),
1968 Grenoble olimpiyatlarnda.
41
SPOR
Hrsl bakann sonu
B
1980 İTALYA BAHİS ŞİKESİ
3
Futboldaki “Anschluss”
1
982 Dünya Kupas’nda birinci turdaki Bat Almanya-Avusturya maç hatr
şikesinin örneğiydi. Almanlar ilk grup maçnda Cezayir’e 2-1 yenilmişti.
İkinci maçta Şili’yi yendiler ama ikinci tura çkmak için son grup maçnda
Avusturya’y yenmek zorundaydlar. FIFA, gruplardaki son maçlar farkl
saatlerde oynatma hatasna düşü. Grubun diğer takm Cezayir, bir gün
önce Şili’yi 3-2 yenip 4 puana ulaşt. Bu durumda son grup maç öncesi B.
Almanya, Avusturya karşsnda 1-0’lk galibiyetin bile iki takm birden ikinci
tura taşyacağn biliyordu. Hakikaten de Almanlar 10.
dakikada Hrubesch’in golüyle 1-0 öne geçti. Sonraki
80 dakika seyircilerin slklar altnda geçti. İki
takm al gülüm ver gülüm futboluyla maç bitirdiler.
Cezayirliler iki ülkenin maç sahada bağladğn,
bunun ikinci bir Anschluss (Almanya’nn Avusturya’y
ilhak ettiği srada kullanlan sözcük) olduğunu
Hrubesch
söylüyordu. FIFA sonraki kupalarda son grup
maçlarn ayn saatte başlatmaya başlad.
B. AlmanyaAvusturya maç.
zamanki ismiyle Milli Lig’in 1963-64 sezonu çok
çekişmeli geçmiş, hele ligde kalma mücadelesi son
maçlara kadar devam etmişti. Ligde kalanlardan biri
de Karşyaka’yd. İzmir temsilcisi, son iki maçn kendi
sahasnda oynad. Cumartesi günü Kasmpaşa’y 4-0,
ertesi gün Gençlerbirliği’ni 2-0 yenerek bir puan farkla
ligde kalmay başard. Beykoz, Beyoğluspor ve Kasmpaşa
ise ligden düştü. Karşyaka taraftarlar mutluydu. Ama
sevinçleri fazla uzun sürmedi. Bir gün sonra 25 Mays
Pazartesi günü
gazetelerde bir
haber bomba gibi
patlad: Kasmpaşal
iki futbolcu yenilmek
için Karşyakallardan
para aldklarn iddia
ediyordu. Kasmpaşa
zaten ligden düşmüş,
son maçlar prestij için oynamşt. Karşyaka kulübünün
yöneticisi Melih Yücel, iki Kasmpaşal oyuncunun bu
yönde konuşmak için rakipleri Beykoz’dan para aldğn
iddia etti. Türkiye Futbol Federasyonu, Türk futbolundaki bu ilk şahitli
şike iddias için soruşturma açt. Şike olayna karştğ düşünülen 13
Kasmpaşal futbolcuya bir ila üç yllk spordan men cezalar verildi.
Karşyakal taraftarlarn İzmir ve Ankara’da yüzlerce kişiyle yaptklar
mitinge rağmen 20 Temmuz 1964’te İzmir takm 2. Milli Lige düşürüldü.
1919 BLACK SOX SKANDALI
İSTASYON
1
Karşyaka kulübü pes etmedi, idare mahkemesinde dava açt.
Mücadelelerini iki yl sürdürdüler. Sonunda Mays 1966’da Danştay,
Karşyaka’nn 1. Lige geri alnmas yönünde karar verdi. TFF de
olağanüstü toplanarak 1966-67 sezonu için Karşyaka’y 1. Lige geri ald.
Ama Karşyaka ayn sezon küme düştü.
Chicago beyzbol takmna lanet
A
İ
42
Şike nedeniyle ligden düşen tek takm
O
Kara Toto rezaleti
talya’da futbolla ilgili müşterek bahis oyunlar 1998’e kadar yasakt. Ama meşin topla
yatp kalkan bir ülkede futbol severleri bahisten uzak tutmak mümkün değildi. Ülkenin
her köşesinde kaçak bahis oynanr, halk arasnda buna Totonero (Kara Toto) denirdi.
1979-80 futbol sezonunun bitimine birkaç hafta kala, mali polis maçlarn oynandğ
bir pazar günü baz stadyumlara baskn yapt ve çok sayda futbolcuyu göz altna ald.
Totonero oynatan iki Romal tüccar, baz futbolcularn kendi takmlar üzerine bahis
oynadğn, bunun için para aldğn polise ihbar etmişti. İtalya Futbol Federasyonu
soruşturma açt. İki yönetici, yedi takm ve 20 oyuncu ceza ald. Köklü Milan takm
tarihinde ilk kez ikinci lige düşürüldü. Oyunculara 3 ay ila 6 yl hak mahrumiyeti
cezalar verildi ki bunlarn arasnda Milan kalecisi Albertosi, Lazio orta saha oyuncusu
Manfredonia ve Perugia santraforu Paolo Rossi de vard. İtirazlar sonucu baz cezalar
hafifletildi. Hatta 1982 Dünya Kupas öncesi İtalyan Milli Takm’nn gol ksrlğna çare
bulmak için cezas üç yldan ikiye indirilmiş Rossi’ye transfer izni bile verildi. İtalyan
kulüpleri akllanmamş olacak ki 1986’da 2. ve 3. lig takmlarn kapsayan yeni bir
Totonero skandal patlak verdi.
2
M İL L İY ET, 28 M A Y IS 19 6 4
ernard Tapie
siyasete de
bulaşmş bir
Bernard
Fransz işadamyd.
Tapie
Sosyalist partiden
milletvekili
seçilmiş, hükümete
de girmişti. Ağz
iyi laf yapan
Tapie’nin bir
rüyas da Fransz
futbolunu çok iyi bir noktaya getirmekti. 1986’da köklü
Marsilya takm Olympique de Marseille’i satn ald;
yldz oyuncular transfer etti. 26 Mays 1993’te Marsilya,
İtalyan Milan takmn 1-0 yenerek Şampiyonlar Ligi’ni
kazand ve Avrupa’nn en büyüğü unvann alan ilk
Fransz takm oldu. Asl bomba üç hafta sonra patlad.
Milan maçndan önceki son lig maçnda Valenciennes
takmnn üç oyuncusunun Marsilya’dan para aldğ
ortaya çkt. Tapie ve sportif direktör Jean-Pierre Bernes,
Şampiyonlar Ligi finali öncesi takmn kafas rahat olsun
diye Valenciennes maçn satn almş, takmn oyuncusu
Jean-Jacques Eydelie’yi de arac yapmşt. Eydelie, üç
Valenciennes’li Jacques Glassmann, Christophe Robert
ve Jorge Burruchaga ile irtibat kurup para transferini
yapmşt. Polis Glassmann’n evinin bahçesinde toprağa
gömülmüş bir torbada paralar buldu. Marsilya’nn
1992-93 lig şampiyonluğu iptal edildi. Sonraki yl
ikinci lige düşürüldüler. Bernes ile Tapie hem futbol
yöneticiliğinden men edildi, hem de hapse mahkum oldu.
4
1982 HATIR ŞİKESİ
1993 MARSİLYA REZALETİ
5
1964 KARŞIYAKA OLAYI
Milan Başkan
F. Colombo (en önde)
ve futbolcular
ifade veriyor.
Pabuçsuz Joe (solda)
BD’de beyzbol, 20. yüzyln başnda bir kitle sporu haline gelmişti.
Özellikle New York, Boston, Chicago, Philadelphia gibi şehirlerde bir
numaral spordu. Maçlarda seyirci saylar artyor, takmlarn geliri de
yükseliyordu. Beyzbolda müşterek bahis hayli yaygnd. 1919’da beyzbol ligi
finalleri World Series’e bir bahis skandal damga vurdu. Final maçlarnda,
dönemin gözde takm Chicago White Sox (Beyaz Çoraplar) ile Cincinnati
Reds karşlaşt. White Sox, final serisindeki sekiz maçn beşini ve dolaysyla
şampiyonluğu kaybetti. Ertesi yl bu final serisiyle ilgili şike dedikodular ald
yürüdü. White Sox’un sekiz oyuncusunun final serisini kaybetmek için bir
bahis çetesinden para aldğ iddia ediliyordu. Beyzbol ligi 1920 sonbaharnda
özel bir komisyon kurdu. Aralarnda Shoeless (Pabuçsuz) Joe Jackson’n da
bulunduğu sekiz oyuncu ebedi boykot cezas ald. Dava çkşnda bir çocuk
yaşl gözlerle Jackson’a “Doğru olmadğn söyle Joe!” diye bağrmş, Joe
da ona “Korkarm öyle!” cevabn vermişti. Bu skandala takmn isminden
de esinlenerek Black Sox (Siyah Çoraplar) ad verildi. Chicago White Sox ise
adeta lanetli damgas yedi. 2005’e dek 88 yl şampiyonluk yüzü göremediler.
Şikeye karşan oyuncularn hikayesi birçok kitaba ve filme konu oldu. En
meşhurlarndan biri Shoeless Joe Jackson’n da anlatldğ 1989 tarihli Düşler
Tarlas (Field of Dreams) adl filmdi.
Bu konu NTV Tarih dergisinden alnmştr, NTV Tarih abone hatt: 444 18 59 veya 0 850 222 18 59
İSTASYON
43
OTOMOTİV
HAZIRLAYAN: EDMON BEKYAN
HEM AKILLI HEM ŞIK
CITROEN AİLESİ C4
AIRCROSS İLE GENİŞLEDİ
■ Citroen, hzl büyüyen kompakt
SUV snfna yeni modeli C4
Aircross ile giriş yapt. Yeni model
özellikle günlük aktivitelerine
macera katmak isteyen sürücüleri
hedefliyor. C4 Aircross’da yer
almas planlanan motor seçenekleri;
110 ve 150 beygir gücünde 1.6
litre HDi (her ikisinde de 2WD or
4WD alternatifi olacak) ile 115 hp
1.6 litre benzinliden oluşuyor.
Benzinli versiyon, 2WD ve 5 ileri
manual şanzmanla sunuluyor. Yeni
modelde, dokunmatik ekran, geri
görüş kameras, anahtarsz giriş ve
motor çalştrma sistemlerine ek
olarak müziğe önem verenler için
de Rockford Hi-Fi müzik sistemi
sunulacak.
YENİ IMPREZA’DA
ÖNCELİK KALİTE HİSSİ
■ Subaru Impreza’nin boyutlar
çok değişmemiş ancak daha ferah
bir iç mekana kavuşmuş. Yeni
üç kollu, çok işlevli direksiyonun
dikkat çektiği kabinde, arka
bölümde yolculuk edenler artan
diz mesafesinin rahatlğn
yaşayacak. Impreza’nn sunduğu
kalite hissi de artrlmş, bunu
yumuşak malzemeden üretilen
ön konsola ilk bakşta anlamak
mümkün. Daha spotif bir görünüm
sergileyen yeni İmpreza’da sürekli
simetrik dört çeker sistemi (AWD)
yerini korurken 1.6 litrelik benzinli
motor ve Impreza için özel olarak
geliştirilen CVT (Sürekli Değişken
Şanzman) otomatik şanzman,
sürüş keyfini artryor.
YENİ i30’UN
EN GÜÇLÜLERİ YOLDA
Boxster
PORSCHE BOXSTER
BAŞTAN YARATILDI
■ Porsche’nin uzun zamandr
yenilenmesi beklenen Boxster
modeli ilk olarak Cenevre
Otomobil Fuar’nda tantld.
Yeni nesil Boxster, Boxster ve
Boxster S seçenekleriyle satşa
sunulacak. Her iki model de, yeni
doğrudan benzin enjeksiyonlu
6 silindirli motordan güç alyor.
Geliştirilen motor, enerji geri kazanm, start/stop ve
stma sistemleri sayesinde daha verimli bir yapya
kavuştu. Yeni Boxster modelindeki 2.7 litrelik motorun
beygir gücü, bir önceki nesle kyasla 10 hp artarak
265’e ulaşt. 3.4 litrelik motorun kullanldğ Boxster S
modelin gücü ise 5 hp artarak
315’e yükseldi. İki seçenekte
de 6 ileri manuel ve 7 ileri çift
kavramal (PDK) şanzman
seçeneği sunuluyor. Otomatik
şanzmann tercih edildiği
Boxster ve Boxster S modelleri
0-100 km/s hzlanmalarn
srasyla 5.4 ve 4.7 saniyede
tamamlyor. Otomatik şanzman, manuele kyasla daha
başarl hzlanma ve tüketim değerleri sunuyor. Yeni nesil
Boxster, elektro-mekanik direksiyon sistemi ve yüzde 15
orannda artan yakt verimliliğiyle yerini aldğ modelin
başarsn katlayarak bir sonraki kuşağa taşmş oldu.
Boxster S
44
İSTASYON
■ Hyundai’nin en yeni modeli
olan ikinci nesil i30, geliştirilen
tasarm, azaltlan yakt tüketimi,
artan performans ve donanm
seviyesiyle satşa sunuldu. Yeni
nesil i30, öncekine göre daha uzun,
daha geniş ve daha alçak bir yapya
sahip. i30’da üç dizel ve üç benzinli
olmak üzere alt motor seçeneği yer
alacak. Türkiye’de ilk etapta, ikisi
de 6 ileri manuel ve isteğe bağl
olarak sunulan 6 ileri otomatik
şanzmanl 1.6 litre 128 hp dizel ve
1.6 GDI 135 hp benzinli seçenekleri
satşa sunulacak. Yeni modelde,
anahtarsz giriş ve çalştrma, 10
ayr yöne otomatik hareket eden
sürücü koltuğu, hz sabitleyici, çift
bölgeli klima ve panoramik cam
tavan standart olarak sunuluyor.
1
■ En gösterişli station modellerinden biri olan Volvo’nun V40 modeli,
markann yeni tasarm dili doğrultusunda yenilendi. İskandinav tasarm
detaylar ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle dikkat çeken yeni model, dijital
yeni gösterge paneli sayesinde kişiselleştirilebilen görünüm ve bilgilerle, farkl
bir sürüş deneyimi sunmay amaçlyor. Yeni V40’da sunulan motorun, sadece
94 gr/km CO2 salnmna sahip dizelden, sfrdan 100 km/s hza 6.7 saniyede
ulaşan 254 beygirlik T5 benzinli motora kadar birçok alternatif yer alyor. İster
manuel ister otomatik şanzmana sahip olsun, bütün motor versiyonlarnda,
start/stop ve fren enerjisi geri kazanm standart olarak yer alyor. Yeni station
modelini en akll ve güvenli otomobillerden biri yapan özelliklerden bazlar;
dünyada ilk kez kullanlan yaya hava yastğ, otomatik frenli yaya alglamas
sistemi, direksiyonu düzeltmeye yardm eden şerit koruma yardmcs ve
paralel park etmeyi kolaylaştran park yardm pilotu olarak sralayabiliriz.
2
3
4
Yeni V40’n öne çkan özellikleri:
1- Yaya hava yastğ 2- Şerit koruma
yardmcs 3- Otomatik frenli yaya
alglamas sistemi 4- Park yardm pilotu.
Yenilenen Megane ailesi Haziran’da geliyor
3 SERİSİ’NİN ÖZELLİKLERİ
VE BOYUTLARI ARTTI
■ Yerini aldğ modelden daha
güncel ve sportif bir görünüm
sergileyen yeni BMW 3 Serisi,
Sport, Modern ve Luxury olmak
üzere üç farkl donanm paketiyle
satşa sunuldu. Tüm modellerde
6 ileri manuel şanzman standart,
snfnda tek olan 8 ileri otomatik
şanzman ise opsiyonel olarak
sunuluyor. Artan boyutlaryla daha
geniş bir iç hacme kavuşan yeni
3 Serisi’nde “head-up display”
ekran, çevre görüş kameras, şerit
ikaz sistemi, park yardm asistan,
sürüş modu, çevre görüş kameras,
internet erişimi ve BMW Apps. gibi
özellikler yer alyor.
■ Renault’nun Avrupa’da segmentinin en çok satan otomobili olan ve İspanya’da Palencia fabrikasnda üretilen
Megane ailesi makyajland. Türkiye’de Haziran aynda satşa sunulacak olan yeni Megane serisi, yeni teknoloji ürünü
özellikleri, düşük yakt tüketimi ve 130 beygir gücündeki yeni 1.6 dCi motor seçeneğiyle dikkat çekiyor. Yenilenen
tasarmyla daha modern bir ön yüze kavuşan Megane, yeni ön tamponu, panjuru, krom detaylar ve LED farlaryla
dinamik bir görünüm sergiliyor. Megane ailesine eklenen teknolojik yenilik arasnda yer alan Visio System®; uzun/
ksa farlarn otomatik kumanda edilmesi (Automatic High-Low Beam) ve şeritten çkş ikaz (Lane Departure Warning)
sayesinde sürücünün dikkatini korumasna yardmc oluyor. Yokuşta kalkş yardm sistemi (Hill Start Assist) ve park
etmeyi kolaylaştran geri görüş kameras yeni konfor donanmlar arasnda yer alyor. USB+bluetooth özellikleri de
yeni modelle birlikte tüm donanm seviyelerinde standart olarak sunuyor.
İSTASYON
45
UZMAN GÖZÜYLE
Lastik kontrolleri
Araçlarn yola tutunmalarn sağlayan en önemli etken olan ve yoldan kaynaklanan sarsntlar
en aza indirgemekte ilk adm oluşturan lastiklerin görevlerini ve muayene admlarnn neler
olduğunu TÜVTURK Teknik Eğitmeni Hakan Burçin Uluçay anlatyor.
L
ÇEŞİTLİ LASTİK SIRTLARI
Lastik üzerinde açlmş bulunan kanallar (dişler)
lastiğin “srt deseni” olarak adlandrlr. Srt
deseni, yol yüzeyine tutunmay artrmann yan
sra slak ya da karl zeminlerde lastikle yol
arasna skşan suyun / karn da tahliye edilmesini
sağlar. Bu hayati fonksiyonlar nedeniyle srt
desenini oluşturan lastik diş derinlikleri muayene
srasnda ölçülerek kaydedilir.
astikler kauçuk, kord bezi ve çelik tellerle çeşitli
kimyasal maddelerin birleşiminden oluşan kompozit
yapl parçalardr. Lastiklerin görevi; arac taşmak,
aracn yer üzerine (yola) tutunarak motorun ürettiği
güçle orantl şekilde hareket etmesini sağlamak,
her koşulda arac emniyetli bir şekilde yönlendirmek
olduğu gibi aracn güvenli bir şekilde yavaşlamasn
ve durmasn da sağlamaktr. Bunlarn yan sra yoldan
gelen sarsnsntlar ve sarsntlara bağl oluşan gürültüyü
de ilk ve büyük oranda absorbe etmek de lastiklerin önemli
görevlerindendir. Ayrca, lastiklerin uzun ömürlü olmasn ve
her zaman iyi performans vermesini de bekleriz. Bu bakmdan lastiklerin ayakkablarmzla
benzer görevleri olduğunu söyleyebiliriz. Hem güvenli bir şekilde ve istenildiği oranda
hareket (hzlanma ya da yavaşlama) iletimi sağlamal (kontrolsüz patinaj ya da kaymaya
sebep olmamal) hem de araç içerisinde konforlu (sarsntsz, gürültüsüz) bir ortam
yaratmaldr. Muayene süreçlerinde, araçlarn lastiklerinin fiziki (gözle ya da dokunarak)
kontrollerinin yansra teknik olarak uygunluklar da kontrol edilir. Yaplan bu kontroller
sonucunda lastiklerin sağlamlğ, araç ve ayn aks üzerindeki lastiklerle uyumu, hasarl
olup olmadğ gibi koşullar incelenerek araç kullanclarna bilgi verilir.
LASTİKTE OLUŞAN HASARLAR
YANLIŞ BASINÇ SORUNLARI
Seyir esnasnda bir lastiğin patlamas aracn kontrolünü neredeyse
imkansz hale getirir ve kaza yaplmasna sebep olur. Araç
muayanesinde lastik yüzeylerinde oluşabilecek hasarlar ya da
lastiğe batan yabanc maddeler gözle ve elle mutlaka kontrol edilir.
Böylece lastiklerde oluşan ve fark edilemeyen (özellikle lastiklerin
aracn iç ksmna bakan yüzeylerinde oluşan ve araç kullancs
tarafndan görülemeyen) hasarlar muayene srasnda tespit edilir.
Tespit edilen hasarn durumuna göre “Lastiğe Batan Yabanc
Maddeler Var”, “Lastikler: Yüzey Çatlamalar Mevcut”, “Lastikler:
Hasar Oluşmuş”, “Lastikler: Yanak Ksmnda Balon Oluşmas” gibi
kusur değerlendirmeleri yaplr.
Lastik hava basnc belirlenen
değerden fazla olduğunda
lastiğin srtnda (desenli alann
orta bölümü), basnç
belirlenen değerden az
olduğunda ise omuzunda
(desenli alann her iki
yan snr bölümleri)
aşr ypranma oluşur.
Araç muayesinde bu
gibi orantsz lastik
aşnmalar tespit
edildiğinde “Lastik Profil Derinliği:
Lastik Sürtünme Yüzeyi Ayn
Oranda Aşnmamş” kusur
değerlendirmesi yaplr.
NOMİNAL KESİT
GENİŞLİĞİ (mm)
RADYAL
LASTİK
YÜK
İNDEKSİ
İDEAL BASINÇ NE OLMALI
Tüm araçlarn lastiklerinde olmas
gereken ideal hava basnc değerleri,
araç üreticileri tarafndan belirlenir ve bir
etiketle aracn üzerinde belirtilir. Lastik
basnçlarnn gerektiği kadar olmamas
sürüş güvenliğini olumsuz etkilediği gibi
lastiklerin erken aşnmasna da sebep olur.
KESİT
ORANI
JANT ÇAPI
(inch)
HIZ SEMBOLÜ
(J, K, L, M, H vb.)
LASTİK KAPLAMA
LASTİĞİ OLUŞTURAN BİLEŞENLER
Sentetik ve doğal kauçuk
bileşiminden oluşan katmanlar
Çelik teller
Naylon polyester
ve kauçuk malzeme
kombinasyonundan
oluşan katmanlar
Darbelere karş
koruyucu yastk
LASTİK ÜZERİNDEKİ BİLGİLER NE ANLAMA GELİYOR
Aracn kullanm amac ve yapsal özelliklerine (ağrlk, hz, yolcu ya da yük taşma amaçl olup olmadğ
gibi) göre farkl yapda lastikler kullanlmaktadr. Bu yapsal farkllklar lastiklerin üzerinde bulunan çeşitli
kodlamalar ile belirtilir. Araç üzerindeki lastiğin araç özellikleriyle uyumlu olup olmadğ da muayene srasnda
kontrol edilir. Uyumsuzluk tespit edilmesi halinde “Yanlş Lastik: Karma (Radial ve Cross Ply - Çapraz) Lastik
Taklmş”, “Lastikler Yanlş: Dönüş Yönü Hatal”, “Yanlş Lastik Ebad: Yüksek Hz için Uygun Değil”, “Yanlş
Lastik Ebad: Yük Kapasitesi Çok Düşük” gibi kusurlar belirtilir. Aracn kullanm tarz ve hz lastik ömrüne de
önemli ölçüde etki eder. Lastikler 120 km/h hzda 70 km/h hza göre iki kat daha fazla aşnr.
LASTİK DÖNÜŞ YÖNÜ
LASTİĞİN DIŞ YÜZEYİ
AYNI AKSDA AYNI EBAT
Çelik dolgu
PERİYODİK MUAYENE SINIRLARI
Periyodik muayene için lastik diş derinliği en az 1,6 mm olmak zorunda iken Yola Elverişlilik
Muayenesi’nde alt snr 2 mm’dir. Araç muayesinde lastik diş derinlikleri dijital kumpaslarla
ölçülür. Ölçüm sonucuna göre “Lastik Profil Derinliği: Snrda” ya da “Lastikler: Profil Derinlik
Snr Aşmş” gibi kusur değerlendirmeleri yaplabilmektedir. Yaplan araştrmalara göre
tehlike snr olarak kabul edilen 3 mm diş derinliğinin altna inen lastiklerde su deşarj
kapasitesi yüzde 70 düşerken fren mesafesi yüzde 30 artar. Direksiyon hakimiyeti ise yeni bir
lastiğe kyasla alt-yedi kat azalr.
46
İSTASYON
Diş derinlikleri snr değerin altna
düştüğünde yeniden kaplanan
lastiklerin kaplamalarnn ve
diş profillerinin lastiğin orijinal
yapsna uygun olarak yaplmas
gerekiyor. Buna uymayan lastikler
tespit edildiğinde “Lastikler: Profili
Uygun Olmayan Şekilde Yeniden
Açlmş” kusur değerlendirmesi
yaplyor.
Yük İndeksi bir lastiğin hz sembolü ile gösterilen en yüksek hzda taşyabileceği azami yükü gösterir. Hz
sembolü de bir lastiğin yük indeksiyle belirtilen azami yükte yapabileceği hz ifade eder. Çapraz lastiklerde
(Cross Ply) lastiğin iskeletini oluşturan dokuma katlar birbirlerinin üzerinden çaprazlamasna geçer. Bu
sayede darbeleri sönümleme özelliği oldukça yüksek olup maliyet düşüktür. Ayrca, yuvarlanma direnci
yüksektir ve daha az zemin tutunmas sağlar. İç Lastiksiz (tubeless) radyal lastiklerin dokuma katlar
enlemesine jant oturma çemberleri arasnda yer alr. Bunlar daha uzun ömürlüdür, daha az yuvarlanma
direncine sahiptir, daha iyi zemin tutunmas sağlar ve darbe sönümleme özelliği azdr.
Araçta ayn aks üzerinde ayn
ebatta lastik bulunmas gerekir.
Muayene esnasnda aksi bir
durum tespit edildiğinde “Ayn
Aks Üzerinde Farkl Ebatta Lastik
Kullanlmş” kusuru belirtilir. Lastik
üreticileri, ayn ebatta fakat farkl
desende (farkl firmalarn imal
ettiği) lastiklerin ayn aks üzerinde
kullanlmasnn dahi lastik kullanm
verimliliğini olumsuz etkilediğini
belirtmektedirler.
İSTASYON
47
SOSYAL MEDYA
DİJİTAL DÜNYANIN YENİ
FENOMENİ “INSTAGRAM”
Türk ünlülerinin
Twitter ile imtihan
■ Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ünlüler Twitter’dan
geri kalmyor. Kimi Twitter’ daha etkin kullanrken,
kimisi hesab açtğndan bu yana sadece bir tweet atmş.
Hangi ünlünün ne kadar takipçisi var ve hangi ünlü ne
tweet’liyor, merak ediyor musunuz? Sizin için araştrdk
ve işte en çok takipçiye sahip beş ünlü:
@cmylmz
Takipçi says: 2.040.219
Cem Ylmaz hesabn hiç
kullanmayan bir ünlü. Gani
Müjde’den bu duruma “Hiç
tweet atmayan Cem Ylmaz’ takip eden 750 bin kişi!
Şaka msnz?” şeklinde bir yorum gelmişti. Cem
Ylmaz’n buna cevap olarak “Nasreddin Hoca’ya,
‘Hocam, 750 bin takipçin var’ dediklerinde ‘Banane’.
demiş. ‘Ama seni takip ediyorlar’, dediklerinde
‘Sanane’ demiş” şeklinde yazdğ tweet, sosyal medyada
oldukça fazla konuşuldu.
@akalindemet
Takipçi says: 1.400.623
Demet Akaln Twitter’ en aktif
kullanan ünlülerden biri. Twitter
üzerinde ünlü dostlaryla bol bol
sohbet ediyor ve toplam 776 kişiyi takip ediyor.
@okanbayulgen
Takipçi says: 1.366.760
Okan Bayülgen kendisine
gönderilen tweet’leri takip
ediyor, cevap veriyor ve retweet
ediyor. Sosyal sorumluluk ile ilgili konularda yorumlarn
paylaşan Okan Bayülgen, ayrca sunduğu programlarla
ilgili atlan tweet’leri de retweet ediyor.
@GeErgen
Takipçi says: 1.343.333
Gülben Ergen hem kendi
çalşmalaryla hem de gündemle
ilgili tweet’ler giriyor, ayrca
takipçilerine de cevap vermeyi ihmal etmiyor. Gülben
Ergen ile Seren Serengil arasndaki gerginlik de
geçtiğimiz yln sonunda Twitter’a taşnmşt.
Nedir bu Tumblr? Tumblr, 2007’de kurulan ve fotoğraf, video, metin, link, ses ve diyalog içeriklerini
hzl bir şekilde paylaşmay sağlayan bir mikro blog sitesi. Tumblr’da temanz özelleştirebilir,
diğer kullanclarn paylaştğ içerikleri “reblog” butonu sayesinde kendi blogunuza ekleyebilirsiniz.
Tumblr’da fotoğraftan modaya, kitaptan alşverişe kadar pek çok farkl konuda blog yayn yapyor.
Rakamlarla Tumblr: Tumblr 2007’de açlmasna rağmen en büyük sçrayşn 2010’da yaşad.
Twitter da bu dönemde atağa geçmişti ve “mikro blog” kavram etrafnda sk bir rekabet başlamşt.
comScore’dan alnan verilere göre Tumblr, 2010 Temmuz aynda 4.2 milyon ziyaretçiye sahipken,
Temmuz 2011’de 13.4 milyon ziyaretçiye ulaşt. Bu rakamlara bakarak Tumblr’n bir ylda yaklaşk
yüzde 218 büyüdüğünü söyleyebiliriz. Ayrca Tumblr üzerinde günde yaklaşk 21 bin 800 mesaj ve
link paylaşlyor. Tumblr’n Eylül 2011’de, kendi blogunda verdiği bilgilerde, Tumblr’da 30 milyon blog
olduğunu ve 13 milyar sayfa gösterimine ulaştğ yer alyordu.
■ Google, sosyal ağlardaki gücünü artrma konusunda emin admlarla
ilerliyor ve Google+ entegrasyonunu arama sonuçlaryla Search+ ürününde
birleştiriyor. Google, Search+ ürünüyle arama sonuçlarn kişiselleştiriyor
ve kullanclarn çevrelerinde (Circles) yer alan kişilerle ilgili sonuçlar üst
srada gösteriyor. Bu özellikle Google, “sosyal” aramaya da adm atmş
oluyor. İşte sosyal aramann püf noktalar:
Kişisel sonuçlar: Sadece kendinizle ilgili sonuçlar görmenizi
sağlyor. Örneğin Google+‘ta paylaştğnz veya özel olarak
sizinle paylaşlmş içeriklerin gösterilmesi gibi.
Arama içi profiller: Otomatik tamamlamada ve sonuçlarda
çkyor. Aradğnz kişiye annda ulaşmanz sağlyor.
Google+ ve YouTube Uyumu
Google+’a son eklenen yeniliklerden biri de YouTube ile
etkileşimli çalşan “Neyi izlemek istersiniz?” uygulamas. Yeni eklenen bu
özellikle Google+ sayfanzda gezinirken sağ bölümde bulunan bir simge
üzerinden annda YouTube’a bağlanp izlemek istediğiniz konuyla ilgili bir
playlist oluşturabiliyorsunuz.
TÜVTURK Blog da Tumblr kullanyor! TÜVTURK Blog’da “Müşteriye Sözümüz” kampanyas
çerçevesinde TÜVTURK çalşanlarndan gelen film, poster ve sloganlar, blog.tuvturk.com.tr
adresinde paylaşlyor. Ayrca araç muayenesinde görülen çarpc bulgulara yer veriliyor.
Eser Ylmaz, Sosyal Medya Uzman, Pixelplus Interactive
Twitter ve marka sayfalar
Aralk 2011’de lansman yaplan Twitter marka sayfalar giderek yaygnlaşyor. Marka
sayfalaryla birlikte sunulan iki özellik oldukça dikkat çekiyor. Bunlardan ilki, marka sayfasna
yüklenen 835x90 boyutundaki header görseli. Artk markalar bu alanla takipçilerine kolay
ve etkili bir şekilde marka mesaj verebiliyor. İkinci özellik ise “sponsorlu tweet” (promoted
tweet) dediğimiz, marka tarafndan belirlenmiş ve marka sayfasnda en üstte yer almas
istenilen tweet. Bu şekilde markalar öne çkartmak istedikleri duyurular, ürünleri bu bölümde
yaynlayarak tweet’in güncel ve görünür kalmasn sağlayabiliyor. Video, resim, metin gibi farkl
içerik seçenekleri sponsorlu tweet olarak kullanlabiliyor.
Pinterest: İnternetteki panonuz
(*Twitter takipçi saylar Mart 2012’ye aittir.)
Volkan Aytan, Sosyal Medya Uzman, Pixelplus Interactive
Eda Nur Gürtan, Dijital Stratejist, Pixelplus Interactive
İSTASYON
Sosyal medyay Google’la
Kişiler ve sayfalar: Aradğnz konuyla ilgili Google+
profillerini ve sayfalarn öneriyor. Bunlar tek tk ile
çevrelerinize eklemenize olanak sağlyor.
■ Pinterest davetiye yöntemiyle girebildiğiniz, pano sistemiyle çalşan bir
sosyal paylaşm platformu. İnternette gezinirken hatrlamak istediğiniz
önemli bir haberi, sevdiğiniz kitaplar, yaratc tasarmlar veya eğlenceli
videolar size ait olan sanal panonuza eklemenizi sağlyor. ABD’de aylk 10
milyon kullancya sahip ve takipçi mantğyla çalşan Pinterest, internet
tarihinde en hzl büyüyen sosyal ağ konumunda, en önemli özelliği ise
sosyal medya siteleriyle olan entegrasyonu. Pinterest’te bulunan 12
milyona yakn üyenin 9 milyonu, Facebook Connect kullanarak üye olmuş.
Pinterest’teki panolarnza eklediğiniz resimleri isterseniz tweet’leyebilir
veya Facebook’ta paylaşabilirsiniz. Web taraycnza ekleyeceğiniz “Pin
It” butonu sayesinde web’de gezerken beğendiğiniz içerikleri annda
arkadaşlarnzla paylaşabilir veya panonuza ekleyebilirsiniz. Şimdiden
birçok marka da Pinterest’te yerini almaya başlad. Pinterest, web sitenize
sağladğ trafik ve sosyal ticaret açsndan da büyük bir adm.
@hulyavsar
Takipçi says: 1.307.831
Hülya Avşar yoğun olarak
tenis ile ilgili tweet’ler atyor.
En son Twitter üzerinde kz
Zehra’ya koyduğu yasak ile de
kendisinden söz ettiren Hülya Avşar, Twitter fenomeni
Erol Köse’ye de sataşmadan edememiş.
48
TUMBLR MERCEK ALTINDA
■ Son yllarda, cep telefonlaryla çektiğimiz fotoğraflar paylaşmak hzla
büyüyen sosyal medya trendlerinden biri haline geldi. Bu konuda öne çkan en
önemli uygulamalardan biri ise minimalizm ve retro’yu buluşturan Instagram.
Peki, nedir bu Instagram? Instagram, iPhone için geliştirilen ücretsiz bir
fotoğraf paylaşm uygulamas. 15 milyonluk kullancs ile iki seneden az bir
zaman içinde 400 milyon fotoğrafn paylaşldğ bir sosyal ağ. Instagram’n en
güzel özelliklerinden biri, çektiğiniz fotoğraflara mükemmel efektler vererek
görüntülerini tamamen değiştirebilmeniz. Bunun için kullanabileceğiniz
16 Instagram filtresi var. Instagram, ayn zamanda insanlarn markalar
hakkndaki görüşlerini de paylaşabildiği bir platform. Büyük markalar bu
trendin farknda ve bunu kendileri için kullanmaya başladlar bile. Instagram
kullanclar arasnda Starbucks, Burberry,
Red Bull, Marc Jacobs, Tiffany&Co, General
Electric gibi büyük markalar bulunuyor.
Instagram’da Starbucks’n şu an 270
bin takipçisi var. Onu 187 bin takipçiyle
Burberry ve 95 bin takipçiyle Red Bull
izliyor. Uygulamada dikkat çekenler
arasnda ABD Başkan Barack Obama’nn
2012 seçim kampanyas da var.
Sosyal medya sayfalar
tarafndan hazrlanmştr.
İSTASYON
49
OYUN
SEYAHAT
KIŞ UYKUSUNDAN UYANMA ZAMANI
ASSASSIN ÜÇLEMEYE
HAZIRLANIYOR
KRATOS GERİ DÖNÜYOR
50
İSTASYON
var ama üç dört günlük doğa içinde uzun yürüyüşler yapacağnz
bir tatil, kş stresini atp bütün enerjinizi toplamanza yardmc
olacak. İşte sizlere önereceğimiz alternatif tatil mekanlar:
ÇORUH’TA RAFTİNG
PSVITA TÜRKİYE’DE
■ Sony’nin geçtiğimiz yln sonlarnda Japonya’da pazara
sunduğu taşnabilir oyun konsolu PSVita, ülkemizde
Avrupa ile ayn anda piyasaya çkt. Oyun konsollarna
da sçrayan dokunmatik ekran modasnn izinden giden
PSVita 5 inçlik OLED dokunmatik ekrana sahip. 16
milyon renk destekleyen konsolun ekran çözünürlüğü
ise 960x544 piksel. PSVita’nn ilginç bir özelliğiyse
arkasnda da çoklu dokunmaya olanak tanyan özel
bir yüzeyin yer alyor olmas. PSVita, hem dokunmatik
ekran hem de arka yüzeyin kullanlabildiği özel oyunlarla
geliyor. PSVita’da dokunmatik ekran yeniliği dşnda
salon konsolu PSP’deki fiziksel kontrol tuşlar aynen
yer alyor. PSVita, donanm özellikleriyle piyasadaki
en güçlü taşnabilir oyun konsolu. Dört çekirdekli ARM
CortexTM-A9 işlemci ve SGX543MP4+grafik kart yer
alan konsolda ön ve arka yüzlerde 0.3 megapiksellik
kameralar bulunuyor. Video kayd yapabiliyor. Dahili
hafza yok, depolama için PSVita’ya özel harici bellek
kart kullanlyor. PSVita’nn kullanclara sunduğu
özellikler bunlarla snrl
değil. Mobil internet
kullanmnn her geçen gün
arttğ günümüzde PSVita
3G ve Wi-Fi bağlantlarna
sahip olmas önemli artlar
arasnda. 3G sayesinde
PS Vita’nn
mobil haldeyken online oyun
arkasnda
oynama ve yakndaki oyuncularla
da çoklu
sosyalleşme olanaklar sağlanyor.
dokunmaya
Tabii salondaki PlayStation 3 ile
olanak tanyan
entegre olabiliyor. Bulut tabanl
özel bir yüzeyin
yer alyor.
sistem sayesinde PlayStation 3’de
oynarken kaydettiğiniz bir oyuna
PSVita’da kaldğnz yerden devam edebiliyorsunuz.
Salonda PS3 için kablosuz oyun kontrol ünitesi olarak
kullanlabildiğini de ekleyelim. Sony’nin PSVita ile iPad
ve 3DS gibi sk rakiplere karş başarl bir çkş yaptğ
rahatlkla söylenebilir.
iPHONE OYUN
Lane Splitter
■ Özellikle atari çağn yaşamş
olan kullanclarn yabanclk
çekmeyeceği tarzda bir oyun.
Sonu olmayan bir yolda
motorunuz ile ilerliyorsunuz.
Önünüze gelen arabalar
çarpmadan geçerek kullandğnz
karakteri ve tabi motorunu
en hzl şekilde ilerletmeniz
gerekiyor. Belirli bir yolu tamamlaynca motorunuz daha
da hzlanyor. Oyunun en heyecanl yeri ise skşmş
trafikte ilerlediğiniz yerler, zira en ufak bir hatanzda
arabalarn altnda kalabiliyorsunuz.
iKungFu
■ iKungFu’da çöpten
bir ninjay yönlendiriyorsunuz. Sağa
ya da sola hareket
ederek düşmanlarnzla
karşlaşmanz gerekiyor.
Tek bir darbe tuşunuz var kombo yapmak için arka
arkaya bu tuşa dokunmanz gerekiyor. Unutmayn hem
hareket edip hem vuruş yapamyorsunuz. Bu yüzden
kombo yapmak için yön tuşlarna dokunmamanz
gerekiyor. Önemli bir nokta, düşmannzn can sfra
gelse bile yok etmek için kombo yaparak yere yğmanz
gerekiyor.
LİKYA YOLU’NDA DOĞA VE TARİH İÇ İÇE
Tarihte Likya olarak adlandrlan Teke yarmadasndaki
patikalardan bir ksmnn işaretlenip haritalanmas ile
oluşturulmuş yürüyüş rotas Fethiye’den başlayarak Antalya
Adrasan’a kadar uzanyor. Türkiye’deki en güzel yürüyüş parkurlarndan
olan Likya Yolu’nda, dağlardan denize inen yürüyüş rotalar, antik kentleri
birbirine bağlayan patikalar, bölgenin kendine has bitki örtüsü ve yer
şekilleri, her admda içinize işleyecek bir Akdeniz kültürü sizi bekliyor.
Dağlk Likya’nn bize sunduklar bununla da bitmiyor. Denize dik yamaçlarla
inen dağlarn eteklerinde skşp kalan küçük kumsallar ve tekne ile geçilen
etaplar bu turu daha da zenginleştiriyor. Likya Yolu çeşitli kaynaklarca
dünyann en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotasndan biri olarak gösteriliyor.
Parkur üzerinde yer alan
Gelidonya Feneri manzaras
2007 ylnda Türkiye’nin
en güzel manzaras
seçildi. Likya Yolu’nun
birinci bölümünde Faralya
(Uzunyurt) Köyü, Dodurga
Köyü, Sdyma, Pnara Letoon - Xanthos kentleri
ve incecik kumlaryla eski
bir liman bölgesi olan Patara yer alr. İkinci
bölümünde Antiphellos, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Rhodiapolis,
Gagai, Melanippe, Gelidonia, Edrassa Olympos, Chimaera ve Phaselis
bulunur. Likya Yolu’nu baştan sona kat edebileceğiniz gibi Kaş’ta kalp
her gün parkurun Saklkent, Kekova, Patara gibi bir başka bölümünü
yapabilirsiniz. Veya 12 kilometrelik müthiş sahile sahip Çral’da kalp
Olympos ve Phaselis parkurunu yapabilir, tanrlarn dağ olarak kabul edilen
Yanartaş’a trmanabilirsiniz. Yanartaş’n bir başka özelliği de kayalarn
arasndan szan doğal gaz. Yanartaş’a gece trmanrsanz, kayalarn
etrafnda yanan ateşler ve uzanp tutabileceğiniz yldzlarla büyüleyici bir
gece geçirebileceğinizden emin olabilirsiniz.
Rafting sporu özellikle gençler arasnda popülaritesini
gün geçtikçe artyor. Türkiye’de çeşitli yerlerinde yaplan
rafting sporu için Artvin ilindeki Çoruh Nehri, dünyann en
hzl akan ve en derin nehirlerinden biri olarak dünyann üçüncü meydan
okuyan rafting parkuru olarak kabul ediliyor. Nehrin Yusufeli snrlar içinde
seyreden 100 kilometrelik ksm rafting
ve kano gibi su sporlar için en uygun
ve en zorlu parkurlar içeriyor. İlk
defa rafting yapacaksanz grubunuzda
iyi rafting yapan birkaç kişinin
bulunmasnda ve Çoruh’a vardğnzda
grup olarak nehir rehberlerinden ön
eğitim almanzda fayda var. Çoruh’ta
bulunduğunuz süre zarfnda kamp yerlerinde çadrda kalmak isteyebilirsiniz.
Bu durumda çadrnz, uyku tulumunuzu ve nehirdeki büyük çavlanlarda
düşme tehlikesine karş mutlaka çok iyi kalite bir can yeleğini yannzda
götürmeniz gerekiyor. Çoruh’ta rafting yapabilmek için iyi bir yüzücü olmanz
gerekmez ama orta seviyede yüzme bilmeniz yardmc olacaktr.
R E CE P E R G İN
■ Uzun süredir God of War 4’ün
yaplp yaplmadğ konusunda
spekülasyonlar devam ediyordu.
Ancak David Thornfield isimli
bir Mo-Cap (Hareket yakalama)
animatörünün LinkedIn profilinde,
geçtiğimiz Kasm ayndan beri üç
oyunda çalştğ görünüyor: Medal
of Honor, WWE 13 ve God of War 4.
Sony’den henüz resmi bir açklama
gelmiş değil. Ancak ipuçlar, Santa
Monica stüdyosunun God of War 4
üzerinde çalştğn gösteriyor.
Bu sene Türkiye’nin her tarafn ağr kş koşullar esir ald ama
artk bahar geldi. Bütün kş boyunca kapal yerlerde bunaldk,
güneşe ve oksijene hasret kaldk. Yllk izinlerimize daha vakit
A L EX SHNITM A N
■ Ubisoft’un son yllardaki en
başarl oyun serisi Assassin’s
Creed yola bir süre daha devam
edecek. Hatta üçüncü oyunun bu yl
içinde çkacağ, daha önce yaplan
açklamalarla doğrulanmşt.
Oyunun çkş tarihi belli oldu.
Assassin’s Creed 3, 30 Ekim 2012’de
satşta olacak. Henüz pek bilgi yok,
ancak Ubisoft’un belirttiğine göre,
firma tarihinin en büyük çalşmasn
bu oyun için yapyor. Assassin’s
Creed 3’te yeni bir baş kahraman
olacak ve tarihsel alt yap olarak da
Amerikan Devrimi kullanlacak.
ÇILGIN KALABALIKTAN UZAKTAKİ YAYLALAR
Karadenizin doğasnn ve yaylalarnn güzelliğini Karadeniz’e
hiç gitmemiş olanlara anlatabilmek çok zor. Küçük Kafkasya
veya Pontus Alpleri de denilen yeşilin her tonunu taşyan
Kaçkar Dağlar, büyülü ormanlar, birdenbire karşnza çkan küçük göller,
gürül gürül akan dere sesleri, bol oksijenli yürüyüşler... Frtna Vadisi ve
Ayder Yaylas gidenlerin nefeslerini kesiyor. Yapacağnz uzun yürüyüşlerin
ardndan (zaman zaman yokuşlar da olacak) konaklayacağnz yayla
evlerinde yayla yaşantsna, yayla kültürüne ve folkloruna tank olacaksnz.
Yayla insanlaryla sohbet edecek, oynanan horona katlacak, yöresel
yemeklerin tadna varacaksnz. Karadeniz için en iyi mevsim Haziran’n ikinci
yarsnda başlyor. Gerçi Karadeniz havas bu, sağ solu belli olmaz ama çişil
çişil yağan yağmurda doğann keyfini çkartmak da bir başka güzel.
İSTASYON
51
SİNEMA-TV
AKTİVİTE
ŞEHİRLER SANATLA BULUŞUYOR
■ DEVLET
TİYATROLARI
ULUSLARARASI
TİYATRO FESTİVALLERİ
Kimler geldi, kimler geçti
Türkiye Eurovision’a 1975 ylndan beri 28 defa katld.
Katlan sanatçlar ve şarklarn hatrlyor musunuz?
1975 Semiha Yank - Seninle Bir Dakika
1978 Nilüfer & Nazar - Sevince
1980 Ajda Pekkan - Petrol
1981 Modern Folk Üçlüsü & Ayşegül - Dönme Dolap
1982 Neco - Hani?
1983 Çetin Alp & Ksa Dalgalar - Opera
1984 Beş Yl Önce, On Yl Sonra - Halay
1985 MFÖ - Diday diday day
1986 Klips ve Onlar - Halley
1987 Seyyal Taner & Lokomotif - Şarkm Sevgi Üstüne
1988 MFÖ - Sufi
1989 Pan - Bana Bana
1990 Kayahan - Gözlerinin Hapsindeyim
1991 İzel, Reyhan & Can - İki Dakika
1992 Aylin Vatankoş - Yaz Bitti
1993 Burak Aydos - Esmer Yarim
1995 Arzu Ece - Sev
1996 Şebnem Paker - Beşinci Mevsim
1997 Şebnem Paker & Grup Etnik - Dinle
1998 Tüzmen - Unutamazsn
1999 Tuğba Önal - Dön Artk
2000 Pnar Ayhan & The SOS - Yorgunum Anla
2001 Sedat Yüce - Sevgiliye Son
2002 Buket Bengisu & Safir - Leylaklar Soldu Kalbinde
2003 Sertab Erener - Everyway That I Can
2004 Athena - For Real
2005 Gülseren - Rimi Rimi Ley
2006 Sibel Tüzün - Süper Star
2007 Kenan Doğulu -
Shake It Up Şekerim
2008 Mor ve Ötesi - Deli
2009 Hadise - Düm Tek Tek
2010 maNga - We Could Be
The Same
2011 Yüksek Sadakat Live It Up
2012 Can Bonomo Love Me
Back
52
İSTASYON
MELEK Mİ ŞEYTAN MI?
■ Demet Evgar, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuar Tiyatro Bölümü’nü bitirdi.
Konservatuvar eğitimi srasnda arkadaşlaryla Tiyatro Klçk adnda bir topluluk kurdu. Bu
toplulukta oyuncu ve oyun yazar olarak çalşt. Kenter Tiyatrosu’nda ‘Aşk Çemberi’ adl oyunda
ve “Tiyatro Klçk”ta “Takanlar ve Taklanlar” ve “Ayşegül Hindistan’da” adl oyunlarda rol ald.
“Asl ile Kerem”, “Bütün Çocuklarm” ve “Emret Komutanm” adl televizyon dizilerinin yan sra
“Banyo”, “Beyza’nn Kadnlar” isimli sinema filmlerinde oynad. Mahsun Krmzgül’ün Güneşi
Gördüm filminde Havar karakterini canlandrd. Yahşi Bat filminde Cem Ylmaz ve Ozan Güven
ile başrolleri paylaşt. Ama en son dizisi “Bir Kadn Bir Erkek”le hepimizi esir ald. Müthiş bir
dediği dedik baş belas olabilir ama öyle komik ki, öyle bir enerjisi var ki hiç ondan kurtulmak
istemeyebiliriz. Ekşi Sözlük’te kendisi için yazlanlar ise hepimizin duygularna tercüman oluyor
sanki: “anti-depresan gibi bir kişilik”, “kim istemez ki birlikte rak içip daha sonra sizinle böyle
eğlenen bir kadn”, “komik, kafa falan ya. ne bileyim”, “bi bakşyla bizim mahalledeki kzn birini
hatrlatyor”, “sürdürülebilir seksilik diye bir kavram icat ettirecek kadn oyuncu”…
SİNEMA
ŞAHANE MİSAFİR
■ Bugüne kadar Hamam, Harem Suare, Cahil Periler ve Serseri
Maynlar gibi çok sevdiğimiz filmlere imza atan Ferzan Özpetek’in
son filmi Şahane Misafir’i 5
Nisan’da gösterime giriyor.
Filmde değişik bir konu
işleniyor. 28 yaşndaki
çekingen ve duygusal Pietro, aktör olma hayaliyle Sicilya’dan
Roma’ya gelir ve kuzeni Maria’yla bir daireyi paylaşr. Ancak
oldukça yoğun bir duygusal hayat olan kuzeniyle ortak hayat
bir müddet sonra ypratc hale gelince, Pietro da çareyi
biraz eski hatta tarihi bir daireye geçmekte bulur ama orada
da bir başka huzursuzluk Pietro’yu beklemektedir. Ksa bir
zaman sonra bu evde de yalnz olmadğn keşfeden Pietro,
esrarengiz misafirlerinden önce korkar ama zaman geçtikçe
onlarla bir bağ kurmaya başlar. Pietro’yu çok başarl bir
şekilde oynayan Cem Ylmaz’n ve şarklaryla Sezen Aksu’nun
yer aldğ hayat anlatan bu filmde ağlamak ve gülmek iç içe.
Türkiye’nin her tarafnda tiyatro
sanatnn modern ve klasik en iyi
eserlerini sunan Devlet Tiyatrolar, Nisan
ve Mays aylarnda beş büyük kentte
çeşitli uluslararas tiyatro festivalleri
düzenliyor. Festivallerin 2012 program
şöyle: 27 Mart-30 Nisan, Adana’da
“Devlet Tiyatrolar – Sabanc Uluslararas
Tiyatro Festivali”; 14-24 Nisan, Konya’da
“Bin Nefes Bir Ses Uluslararas Türkçe
Tiyatro Yapan Ülkeler Festivali”; 25-30
Nisan, Ankara’da “Küçük Hanmlar Küçük
Beyler Uluslararas Çocuk Tiyatrolar
Festivali”; 1-15 Mays, Trabzon’da
“Uluslararas Karadeniz Tiyatro Festivali”; 1730 Mays, Antalya’da “Devlet Tiyatrolar Antalya
Uluslararas Tiyatro Festivali”.
■ 40. İSTANBUL MÜZİK
FESTİVALİ
31 Mays-29 Haziran 2012
tarihlerinde yer alacak olan
İstanbul Müzik Festivali, bugüne kadar 3 bine
yakn gösteriyle, Türkiye’den ve yurt dşndan 40
binden fazla sanatçy ağrlad. 2012’de 40. yln
kutlayan İstanbul Müzik Festivali’nde, 40. ylna
özel hazrlanan programda 750’nin üzerinde
yerli ve yabanc klasik müzik sanatçs yer alyor.
Geçtiğimiz yldan itibaren her sene program bir
tema üzerine kurgulanyor. Bu ylki tema ise
“Umut ve Kahramanlar”. Festival program, bu iki
kavram etrafnda seçilmiş eserler ve özel konser
projelerinden oluşuyor. Festivalde konserlerin
yan sra, söyleşiler, eğitim çalşmalar ve anlatlar
da düzenlenecek.
■ İZMİR FİLM FESTİVALİ
■ 15. UÇAN SÜPÜRGE ULUSLARARASI
KADIN FİLMLERİ FESTİVALİ
Türkiye’nin ilk kadn filmleri festivali Uçan
Süpürge Uluslararas Kadn Filmleri Festivali 1017 Mays tarihleri arasnda Ankara’da seyircileriyle
buluşacak. Festival 15. ylnda beyazperdede,
sokakta, evde, orada ve burada ‘baba’ya işaret
ediyor: Koruma, güç, aidiyet, korku, teslimiyet,
dokunulmazlk, güven, yakşkllk, hiyerarşi,
şefkat, karanlk, şiddet, erk, erkeklik… Festivalin
Ksa Film Yarşmas’nn
temas da “Size Baba
Diyebilir miyim?” olarak
belirlendi. Ksa filmlerle
erk ve erkekliğin inşas
üzerinden ‘baba’ sorgulanacak. Festivalde 2003
ylndan itibaren Türkiye sinemasnn en üretken
kadn yönetmenlerinden Bilge Olgaç’n ansna
Başar Ödülleri veriliyor. Ödüllerin bu ylki
sahipleri Füsun Demirel ve Serra Ylmaz. Onur
Ödülü ise Hale Soygazi’ye verilecek.
İzmir Film Festivali 11 yllk
aradan sonra tekrar seyircisiyle
buluşuyor. 21-28 Nisan 2012
tarihleri arasnda yer alacak
festivalde iki büyük sinema ustas, Theo
Angelopoulos ve Ö. Lütfi Akad filmleriyle
anlacak. Ö. Lütfi Akad, Türkiye Sinemas’nn
kurucu yönetmenlerindendi ve kendisinden
sonra gelen birçok yönetmeni etkileyen bir
“koca çnar”d. Dünya sinemasnn en büyük
kayplarndan olan Theo Angelopoulos İzmir’de
Sra Dş Bir Atinal” olarak D.E.Ü. Güzel Sanatlar
Fakültesi Film Tasarm Bölümü’nden fahri
doktora unvan almşt. Türkiye’nin ilk sinema
profesörü olan Âlim Şerif Onaran’n ismi verilen
“Yaşam Boyu Onur Ödülleri”, bu yl oyuncu
Çolpan İlhan ve yönetmen-oyuncu-senarist
Costas Ferris’e verilecek.
■ ASPENDOS ULUSLARARASI
OPERA VE BALE FESTİVALİ
Yalnz Anadolu’nun değil, tüm
Avrupa ve Kuzey Afrika Roma
tiyatrolar içinde dünyann en
iyi korunmuş antik tiyatrosu olan ve olağanüstü
akustiği ile ünlü 2000 yllk Aspendos Antik
Tiyatrosu’nda sergilenen ve görsel bir şölene
dönüşen opera ve bale eserlerini izlemek
sanatseverler için bir ayrcalk. Her yl artan
seyircisi ile tarihin, müziğin ve pek çok ulustan
insann bir araya geldiği festival bu yl 3 Haziran
-24 Eylül 2012 tarihleri arasnda yaplacak.
Festivale İzmir Devlet Opera ve Balesi, Estonya
Ulusal Operas, Ekaterinburg Devlet Akademik
Opera ve Balesi, Güney Kore - Daegu Operas,
Antalya Devlet Opera ve Balesi Orkestra ve
Korosu, Mersin ve Samsun Devlet Opera ve
Balesi katlyor.
KİTAP
GÜNDELİK HAYATIMIZIN TARİHİ
İKİ NESİL BİR ŞEHİR
■ Hayatmzda saysz gelenek, adet ve eşya
var çeşitli manevi işlevleri olan. Çoğu zaman
üstüne düşünmüyoruz, bazlarn anlyor ve
benimsiyor, bazlarn toplumsal zorunluluk
kabul ederek uymaya çalşyor, bazlarna da
tepki duyuyoruz. Gündelik Hayatmzn Tarihi
tüm bu kültür ve uygarlk ürünlerini tarih,
coğrafya, kültür, medeniyetler ve zaman
içinde yaplan yolculuklarla karşlaştrmal
olarak açklamaya çalşyor.
■ Sohbetine doyulmayan Aydn Boysan,
oğluyla birlikte yazdğ “Nereye gitti yaşadğm
İstanbul?” kitabnda Narlkap Çkmaz’nda
geçen çocukluğunu, denizle kucak kucağa
yaşamay bilen insanlar, at kuyruğundan
olta, lakerda, torik ve tuluat hepsi yaşama
sanatnn örnekleri olan hikayelerle anlatyor.
Kitabn bir de hediyesi var; “Nereye gitti
yaşadğm İstanbul?” DVD’sinde Aydn Boysan
hikayelerindeki mekanlarda gezdiriyor bizleri.
İSTASYON
53
ÇOCUK
AY, HER YIL
VATİKAN
YAKLAŞIK
NÜFUS VE
YÜZÖLÇÜMÜ
OLARAK
DÜNYA’DAN
UZAKLAŞIR.
DÜNYANIN EN KÜÇÜK
İNSAN
Alaska’nn başkenti
ZE
1 8 R İN D E K İ
0 R
K A Y A N İ 0 K Ü ZG AR
B
T
L
TE
IH
IZ A
İR Y
O LC
ERİ
İL O
U JE
ŞEB
M ET
T İN
İL İR
.
İN
AR
RE,
MÜZİK
A
D
N
U
Ğ
U
DUYD
DANS
EDER.
ŞEKİLDEN ŞEKİLE
SOKUYOR.
aynı şeym
k
a
iş
c
sı
0
20 40
60
i hissedilebilir.
gib
R
İSTASYON
TÜ
54
BAZI
AR
L
N
A
Ğ
A
P
PA
POP
İ Kİ
SALI GÜNLERİ
DÜNYAYA GELİR.
NÜ
AT
DAHA ÇOK
SA
BEBEKLER
giden bir yol
yoktur.
Bir kadn
Niagara Şelalesi
geçidine gerilen ipi
ayağna sepetler
giyerek geçti.
SA
Juneau’ya
YARIŞMASINDA
YÜZLERİNİ
oğuk ve aşı
rı
ış rı s
sahas uzunluğunda
bir örümcek
ağ bulundu.
EN ÇİRKİN
YÜZ
VARDIR.
ATATÜRK BARAJI’NIN TEPESİNE ULAŞMAK İÇİN 2220 KÜÇÜK KEKİN ÜST ÜSTE DİZİLMESİ GEREKİR.
iki futbol
İNGİLTERE’DEKİ
639 KAS
Dalgalarn çkardğ ses büyük oranda
hava kabarcklarndan kaynaklanr.
İNSANIN
VÜCUT
KILLARININ
SAYISI
ŞEMPANZEYLE
AYNIDIR.
İNSANLAR
VÜCUDUNDA
İSİMLENDİRİLMİŞ
ÜLKESİDİR.
AŞAĞIDAKİ BİLGİLER
SENİ ŞAŞIRTACAK
ABD’de
182 metre,
yani neredeyse
ABD’DE ADI
HAMAMBÖCEĞİ
OLAN BİR BÖLGE VAR.
-20
80
-40
100
-60
°F
120
A
Garip
AMA
,
Gercek
3,8 METRE
UÇAR
GİBİ DANS
EDİYORUM.
Bu konu National Geographic Kids Türkiye dergisinden alnmştr, NG Kids abone hatt: 444 18 59 veya 0 850 222 18 59
İSTASYON
55
TÜVTURK
TSH BEŞİNCİ PAYDAŞ TOPLANTISI
Trafikte Sorumluluk Hareketi kapsamnda Sheraton Ankara Hotel’de beşincisi gerçekleştirilen
paydaş toplants, Ulaştrma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlğ Karayolu Düzenleme Genel Müdürü
Ali Rza Yüceulu’nun açlş konuşmasyla başlad. 27 kurumdan 42 katlmcnn yer aldğ toplantda
projenin 2011 faaliyetleri gözden geçirilirken, 2012 yl planlar tartşmaya açld. Güvenli Taşt
Hareketi, Sorumlu Vatandaş Hareketi ve Can Dostlar Hareketi ile ilgili yaplan çalşmalar, seminerler
ve etkinlikler tartşlrken trafikte sorumluluk bilincinin daha geniş kitlelere ulaşmas için yeni öneriler
paylaşld. Paydaş toplantlar Trafikte Sorumluluk Hareketi’nin çalşmalarn yönlendirirken, katlmc
paydaşlar arasnda konuyla ilgili işbirliğinin geliştirilmesine de katkda bulunuyor.
III. Karayolu
Trafik Güvenliği
Sempozyumu yaklaşyor
06-08 Mays 2010 ve 10-12 Mays 2011 tarihlerinde düzenlenen
“Karayolu Trafik Güvenliği Sempozyumu”nun ardndan
katlmclardan gelen talepler ve çalşmalarn sürekliliği
amacyla, İçişleri Bakanlğ Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik
Hizmetleri Başkanlğ ve Polis Akademisi Başkanlğ, Ulaştrma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlğ Karayolu Düzenleme Genel
Müdürlüğü ve Karayollar Genel Müdürlüğü, Gazi Üniversitesi
Rektörlüğü, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörlüğü ve
TÜVTURK işbirliğiyle, 16-18 Mays 2012’de Ankara
ATO Kongre Merkezi’nde “III. Karayolu
Trafik Güvenliği Sempozyumu ve
Sergisi” düzenlenecek .
EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ
BİLGİLENDİRME SEMİNERLERİ
TÜVTURK, çeşitli illerde emniyet müdürlükleri mensuplaryla araç muayenesi konulu
bilgilendirme seminerlerinde biraraya geldi. İlk olarak 16 Ocak 2012 tarihinde Ankara’da
Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Daire Başkanlğ’nn organizasyonuyla, çeşitli illerden gelen trafik
denetiminden sorumlu personeli eğiten eğitmenler, TÜVTURK Gölbaş İstasyonu’nu ziyaret
etti ve istasyon, ekipmanlar, muayene süreçleri ve araç muayenesi sonuçlarna ilişkin bilgi
aldlar. Ardndan EGM Gölbaş tesislerinde bilgi paylaşm toplants yapld. Toplantda
TÜVTURK’den Özcan Saka ve Ahmet Bulut, araç muayenesinin trafik güvenliğine katks,
araç muayenesinin kamu-özel sektör işbirliği modeli, trafik denetimleri, yaplan kontroller
ve sahte muayene konularnda bilgi verdi. Toplantya TÜVTURK yöneticileri Aykut Özgülsün,
Emre Büyükkalfa, Murat Özden ve Murat Barn’la Emniyet Genel Müdürlüğü yöneticileri
katld. 23 Şubat 2012 tarihinde Konya İl Emniyet Müdürlüğü mensuplaryla bir araya gelindi.
TÜVTURK’ten Emre Büyükkalfa ve Alper Demirel’in araç muayenesiyle ilgili sunum yaptğ
seminere İl Emniyet Müdür Yardmcs, şube müdürleri, emniyet amirleri, başkomiser,
komiser, polis memurlar ve Jandarma Komutanlğ’ndan çeşitli rütbelerde katlmclarla
TÜVTURK İş Ortağ KYC’yi temsilen Ramazan Hakk Özşahin, Adnan Eroğlu, Tuncay Mirza ve
Yusuf Karaman katld. Osmaniye’deki seminer ise 15 Mart 2012 tarihinde gerçekleştirildi.
TÜVTURK’ten Emre Büyükkalfa, Alper Demirel, Bora Uzunoğlu ve Murat Barn’n katldğ
bilgilendirme toplantsna İl Emniyet Müdür yardmcs Mustafa Erol, Trafik Tescil
ve Denetleme Amiri Orhan Aydn, İl genelindeki jandarma trafik ekibi ve Trafik
Tescil ve Denetleme’de çalşan polis memurlaryla İş Ortağ Serma A.Ş.’den
Mustafa Yücel, Mustafa Şimşek ve Mehmet Kurt katld.
56
İSTASYON
Toplantlarda araç
muayene süreçleri
ve
sahte muayeneler
hakknda bilgi payla
şlyor.
TRAFİKTE SORUMLULUK
HAREKETİ BEYKOZ’DA
Beykoz Kaymakamlğ, Beykoz Belediye Başkanlğ ve Beykoz İlçe
Emniyet Müdürlüğü işbirliğiyle Trafikte Sorumluluk Hareketi ilk kez
tek bir bölgeye, Beykoz’a odaklanyor. Bu projenin en önemli hedefi,
Türkiye geneli için bir model oluşturmak. “Trafikte Sorumluluk Hareketi
Beykoz’da”, Beykoz ilçesini daha yaşanlr bir hale getirmek ve güvenlik
hizmetlerinde toplumun katlm ve desteğini sağlamak amacyla,
Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği
tarafndan başlatlan “Beykoz El Ele Daha Güvenli” projesinin trafik güvenliğiyle ilgili uygulamalaryla işbirliği
içinde yürütülüyor. İlçede gerçekleştirilecek uygulamalar, 5 Mart’ta verilen Yetişkinlere Yönelik Eğitici Eğitimi
ve 17 Mart’ta verilen İlköğretim Okulu Öğretmenlerine yönelik eğitici eğitimiyle başlad. Eğitimler ilköğretim
okullar, Halk Eğitimi Merkezleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kurslar (İSMEK),
Beykoz Lojistik Meslek Yüksek Okulu, Şoförler Odas, sürücü kurslar ve hemşehrilik derneklerinde düzenlendi.
Bunlarn yan sra, ilçe halk, esnaf ve ticari araç sürücüleri de yaplacak toplantlarla trafik güvenliği
konusunda bilinçlendirilecek. Mart-Haziran döneminde bir yandan binlerce kişiye trafik
güvenliği eğitimi verilirken, diğer yandan da eğitimler süresince cadde ve sokaklara
posterler, billboardlar ve bez afişler aslacak, TV-radyo spotlar ve anonslar her
mecrada kullanlacak. Türkiye’de ilk kez bir bölgeye yoğunlaştrlacak
olan trafik güvenliği eğitimleri ve halka açk etkinlikler, daha sonra
farkl il ve ilçelerde uygulanacak yaygnlaştrma yöntemleri
için bir model niteliği de taşyor.
İŞ ORTAKLARI
TECRÜBE VE FİKİR
PAYLAŞIM TOPLANTILARI
TÜVTURK faaliyetlerine yönelik tecrübe ve fikirlerin paylaşlmas ve en son operasyonel
gelişmeleri değerlendirmek amacyla düzenlenen “İş Ortaklar Tecrübe ve Fikir Paylaşm” toplantlarnn
ikinci serisi 19 ve 20 Mart’ta İstanbul Point Hotel ve Ankara Sheraton Hotel’de gerçekleştirildi. İstanbul’da
40, Ankara’da da 50’nin üzerinde katlmcnn yer
aldğ toplantlarda TÜVTURK yöneticileri ve İş
Ortaklar, bir önceki toplantnn konularyla ilgili
güncel gelişmeleri ve geleceğe yönelik planlar
görüştüler. Ankara’daki toplantya Ulaştrma, Denizcilik
ve Haberleşme Bakanlğ Müsteşar Yardmcs Talat
Aydn ve Karayolu Düzenleme Genel Müdürü Ali Rza
Yüceulu da katld. Toplantda bir de konuşma yapan
Aydn, TÜVTURK’ün kendileri için çok önemli bir görevi
başaryla yürüttüğünü ve bundan sonra da operasyonel
kalitenin sürekliliğinin sağlanmasnn önemli bir hedef
olduğunu belirtti. TÜVTURK yöneticileriyle tüm iş
ortaklarn iki gün boyunca ayn platformda bir
araya getiren “Tecrübe ve Fikir Paylaşm
Toplantlar”nn bir diğer amac da
iş ortaklar arasndaki iletişim ve
işbirliğini artrmak.
Beykoz İlçe Emniyet Amiri İrfa
n Bekaroğullar Trafikte
Sorumluluk Hareketi kapsam
nda gerçekleştirilen
etkinliklerde katlmclara pro
jeyi tantyorlar.
TÜV SÜD
Autoservice
Yönetim Toplants
TÜVTURK COO’su Aykut Özgülsün, 29 Şubat02 Mart 2012 tarihlerinde Almanya’nn Fulda
kentinde düzenlenen TÜV SÜD Auto Service
Yönetim Toplants’nda, TÜVTURK’ ün 2011 yln
değerlendiren bir sunum, Kurumsal Gelişim
Direktörü Emre Büyükkalfa ise ‘’TÜVTURK’te Kalite
Yönetimi’’ konulu sunum yaptl. TÜV SÜD’ün bölge
müdürleri ve üst düzey yöneticilerinin yoğun
katlmyla gerçekleşen toplantda TÜVTURK
tarafndan yaplan sunumlar yoğun
ilgiyle karşland.
Ulaştrma,
Denizcilik ve
Haberleşme
Bakanlğ
Müsteşar
Yardmcs
Talat Aydn
da toplantya
katld.
İSTASYON
57
TÜVTURK
Ödüllü
E-Snav
Tüm istasyon amirlerinin katldğ ödüllü
e-snav uygulamasnn ilki 24.02.2012
tarihinde, Kalite ve İSGÇ Uygulamalar
konusunda gerçekleştirildi. Yl sonunda
en başarl ilk üç istasyon amirinin
ödüllendirileceği snavn not
ortalamas 100 üzerinden 75
olarak hesapland.
GEZİCİ İSTASYONLARDA
EGZOZ EMİSYON ÖLÇÜM HİZMETİ
Sabit istasyonun bulunmadğ 800’ün
üzerindeki ilçeye 73 gezici istasyonla araç
muayene hizmeti götüren TÜVTURK, bu
istasyonlarda egzoz gaz emisyon ölçüm hizmeti
vermeye devam ediyor. TÜVTURK’ün 192 sabit
istasyonunda da verilen olan bu hizmeti almak
isteyen araç kullanclarnn, araçlar ve ruhsatlaryla
birlikte muayeneye gelmeleri yeterli olacak.
‘Periyodik Araç Muayenesi’nde, egzoz gaz emisyon
ölçümünün bulunmamas ‘Ağr Kusur’ kapsamnda
yer alyor. Emisyon ölçümü sonucu snr değerlere
uygun çkmayan araç sahibi, bu duruma neden olan
kusuru gidererek ölçümünü bir ay içerisinde ücretsiz
olarak tekrarlyabiliyor. Egzoz gaz emisyon ölçümü araç muayenesiyle bağlantl, ancak baz ilçelerde
ölçüm hizmeti verilmediği için araç sahipleri araç muayenelerini ilçelerindeki gezici istasyonlarda,
egzoz ölçüm işlemlerini ise komşu ilçe veya şehirlerde yaptryordu. Yeni uygulama bu nedenle
birçok araç sahibi için büyük kolaylk sağlyor. Hizmet ilk etapta Afyon, Artvin, Aydn,
Gaziantep, Kütahya, Konya, Muğla, Manisa, Rize, Sinop ve Uşak illerinde başlad
ve hzla yaylarak Mart itibariyle, egzoz gaz emisyon ölçümü hizmeti
veren gezici istasyon says 57’e, hizmet verilen il says ise
61’e yükseldi. 2012 içinde kademeli olarak diğer gezici
istasyonlar da bu hizmeti vermeye başlayacak.
Kadn dayanşmas
Adana İçel Hatay A.Ş. bünyesinde yer alan istasyon personeli
ve eşleri için “Bayan Dayanşma Toplants” düzenlendi.
Moral, motivasyon ve aidiyat duygusunun geliştirilmesi
hedeflenen toplantda eşlerin birbirine daha
anlayşl olmasn sağlamak amacyla görev
yapan personelin çalşmalaryla ilgili
bilgi paylaşld.
Motosikletler için Araç
Muayene İstasyonu projesi
Yaplan araştrmalar sonucunda özellikle motosiklet sürücülerinin baz
şehirlerdeki TÜVTURK istasyonlarna ulaşmlarnda sorun yaşadklar
tespit edildi. Bunun üzerine Ulaştrma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlğ ve TÜVTURK, araç güvenliğiyle ilgili çok önemli bir unsur
olan araç muayenesi hizmetini motosiklet sürücülerinin ayağna
götürmeyi amaçlad. İlk olarak motosiklet kullanm açsndan yoğun
olan İstanbul’un merkezi semtlerinde açlacak motosiklet muayene
noktalaryla, trafikteki motosikletlerin güvenlik seviyesinin
artrlmas amaçlanyor. Bunun yan sra, özellikle
motosiklet saylarnn yüksek olduğu baz güney
illerimizde de motosiklet istasyonlar
açlmas planlanyor.
Açlacak yeni muayene
noktalaryla trafikteki
motosiklet güvenliği
seviyesinin artrlmas
amaçlanyor.
GENEL MÜDÜRLÜK ULUDAĞ BULUŞMASI
TÜVTURK
ARAMA TOPLANTISI
GERÇEKLEŞTİRİLDİ
TÜVTURK Genel Müdürlük çalşanlar yllk Eğitim ve Planlama Buluşmas için
Uludağ’da biraraya geldi. 9–11 Mart tarihleri arasnda Uludağ Baia Otel’de
gerçekleştirilen buluşma, 10 Mart Cumartesi günü birim yöneticilerinin departman
faaliyetleri ve 2012 planlarn paylaştklar toplantyla başlad. Tüm Genel
Müdürlük çalşanlarnn katldğ toplant Genel Müdür Kemal Ören’in mesajlaryla
tamamland. Bu toplanty takiben takm ruhunu güçlendirmek ve koordinasyon
becerilerini artrmak amacna yönelik olarak düzenlenen “Kardan adam” grup
çalşmasnda çalşanlar sekiz gruba ayrlarak en iyi kardan adam en hzl şekilde
yapmak için yarşt. Buluşmann son günü sabah yaplan farkl sportif ve grup
çalşmalarnn ardndan öğleden sonra İstanbul’a dönüldü.
“Etik Hatt” devreye girdi
TÜVTURK’ün etik mükemmeliyet ve tam bir dürüstlükle
kazandğ itibarn olumsuz etkileyebilecek durumlarn
saptanmas amacyla “Etik Hatt” kuruldu. Bu gibi
durumlarla ilgili bildirimler, 7/24, 0212 365 87 25
numaral hattan Kurumsal Gelişim Yönetimi’nin
konusuyla ilgili yetkilendirilmiş çalşanlarna
iletilebilir. Bildirimler, ayrca etik@
tuvturk.com.tr e-posta adresine de
yaplabiliyor.
58
İSTASYON
TÜVTURK Araç Muayene İstasyonlarnn mevcut iş ortamn değerlendirmek ve geleceğe dair
yeni fikirleri katlmc bir yöntemle ortaya çkarmak için düzenlenen arama toplants 14-15 Ocak
2012 tarihlerinde Richmond Sapanca Hotel’de gerçekleştirildi. TÜVTURK Genel Müdürlüğü,
istasyon çalşanlar, iş ortaklar ve sermayedarlarndan 35 katlmc, TÜVTURK faaliyetlerinin
paydaşlarn temsilen 15 diğer katlmcyla birlikte iki gün boyunca yoğun bir çalşma
yürüttü. Koordinasyon ve Mevzuat, Hizmet Çeşitleme, Verilen Hizmeti
Geliştirme, İnsan Kaynaklar, Müşteri İletişimi ve Ar-Ge gibi başlklar
altnda ortaya çkan fikirler, TÜVTURK faaliyetlerinin geleceğine
ve paydaşlaryla olan işbirliğine şk tutacak.
“Kardan Adam” yarşmasnda
yaratclklarn ve takm ruhlarn sergileyen
ekip keyif içinde eserlerini gösteriyor.
İSTASYON
59
ENGLISH SUMMARY
Cure, remedy and luck
Visited by the Anatolians who are looking for luck, recovery, and cure, the sacred sites
have kept attracting people for thousands of years. Their names, roles and narratives
changed according to the dominant religion, but people never stop visiting them.
I
am standing in the shade of a juniper tree in
Antalya, Elmal district, Tekke Village. Abdal Musa dervish convent, the second most
important holy place of Alevis and Bektashis in
Turkey after Haci Bektas Veli, is about hundred meters away. It is April. Cloths attached to
the juniper wish tree’s branches are swaying in
the fresh breeze of the swallow storm. They were
tied to the tree by Tahtaci Turkmens, also known
as “wood masters”, who see juniper trees as sacred beings and call them their “shah”. This juniper tree standing alone at the outskirts of Durdağ, echoing Çğlkara Forest’s thousands years
old whistle, has four visitors today: Women from
nearby Akcaenis village. Like their ancestors who
were born, performed Samah and died under the
cypress and juniper trees of this forest, they express their wishes to their shah.
The women who had prayed at Abdal Musa’s
60
İSTASYON
mausoleum first, are happy to be near the juniper
three which is regarded as a shah, or saint, that
carries the mortals to heaven. Mother Guner (Çakar) is one of the last members of her generation
who accepts this grand tree as a supreme being,
make vows to it, sacrifice animals and make rain
prayers underneath it. This aging woman shows
great respect to the tree, says her prayers in front
of it. Like her daughter Elif Kabak and daughterin-laws Kvlcm and Feray who came this sacred
place with her, Mother Guner too has something
to wish from the shah. Who knows, she might be
asking for a healthy grandchild, or asking that all
the troubles her brother has been experiencing lately and has submerged the whole family in a state of sadness end shortly.
The juniper tree, which is a wish tree, is not
the only holy place here. There is also a holy rock.
It is believed that the rock was moving toward
the dervish convent and stopped by Abdal Musa
who reclined upon it and said “stop my mountain”. Thousands of colorful cloths are tied on
the iron frames surrounding it. Krklar square,
Oturak Baba cemetery and Budala Sultan Tomb
are also present in this area. Above all, the second most sacred place for Alevis and Bektashis,
Abdal Musa mausoleum is here. The site of the
tomb was a dervish convent, where Kaygusuz Abdal and Abdal Musa had spent most of their lives
and fed the hungry and sheltered the homeless
people once. Tens of thousands of local and nonlocal Alevis and Bektashis will visit this mausoleum during the sixth Abdal Musa remembrance
festival at the end of June.
The tradition of visiting the mausoleums and
the tombs of the saints, religious rituals such as
tree, stone and rock cults has been existing for
thousands of years, not only in Elmal’s Tekke village but in diverse regions of Anatolia. And despite the fact that the dominant religion had changed
a few times over the centuries.
Anatolia had been home to many civilizations. And the religious values of its people changed with these civilization. Polytheistic religions
which were practiced in many parts of Anatolia
in diverse ways, in time, left their place to Orthodox Christianity. But some practices and traditions originated from pagan culture infiltrated into
the new religion. Because preachers of Christianity lead by Saint Paul found a way to make people accept this new faith: They kept old traditions,
beliefs and customs of Hellenistic-Roman people, but interpreted them according to a new book
and doctrine.
This pragmatic approach was adopted mostly by
all new religions. Besides, regardless how “founding
fathers” shaped the ideologies of the religions, people kept the versions that they accepted through
their minds and hearths. Thus, a popular Christianity harboring the pagan traditions brought to
Anatolia by Zoroastrianism followers, cult of Mithra, Manicheans and Mazdakites, has emerged.
A similar procedure had happened when Islam
arrived to Anatolia. The people who came to Anatolia at the end of the 11th century when this land
started to became Turkic, met variety of people
and religions. These Turkic people had accepted
Islam, but brought with them their shaman beliefs and lifestyles. And in their new territory they
encountered both pre-Christian and Christian beliefs and traditions. These semi or entirely nomadic people who hadn’t digested Islam fully, absorbed some new traditions by Islamizing them.
According to Frederick William Hasluck and Irene Melikoff who are known with their research
on Heterodox Islam, what these people did was
Women tying
cloths to the wish
tree expressing
their wishes to
their “shah”.
a syncretism and was experienced 500-600 years
ago by the people when Christianity arrived. With
time, Christians who settled in the region before Turks accepted Islam or they adopted Shiism
which was closer to their old beliefs and traditions than from Sunni Islam. A multi layered cultural synthesis and an extraordinary richness emerged from these cultural syncretisms.
Today, in Anatolia, some cultures categorize certain mountains, rocks and tress, as well as
the tombs of the saints and the mausoleums, as
sacred sites and visit them regularly. Sometimes a
stone or a rock on the slopes or at the summit of a
mountain is seen as sacred. Sometimes, especially
in arid places, a single tree where people tie their
wish cloths on the branches can be sacred. Several of these religious rituals go back to the Central
Asia and a few has Anatolian or Near East roots.
İSTASYON
61
ENGLISH SUMMARY
I knew it would happen one day
All he does is to play games
Ahmet Kaplan’s story can be regarded as a shepherd finding his way to he big city but its also story
of will power, imagination nurtured by radio, newspapers and books and a never ending quest for life.
Nowadays, some of the promising careers of tomorrow do not require
uire
education, you can educate yourself on the way. Sidar Şahin who built
uilt
up a very successful company in the games sector is one of them.
INTERVIEW: FİGEN KAYRALCI
T
he story starts in 1979. Ahmet Kaplan was
born amongst the sheep in a village with no
electricity till 1990. He would go to school during the winter months and move to the plateau
where there were only four or five houses to shepherd his sheep during summer. His education ended when he finished the elementary school since there were no high schools in the village and no
one to stay with in the town. He says that he was a
very ordinary child. With no life outside his village, no one to talk to since there were very few villagers, no friends, no electricity, no radio broadcasts,
no newspapers or books, he had no hints of a life he
would dream about. Ahmet Kaplan’s dreams started to flourish with the arrival of the radio broadcasts. He became a very good radio listener. “Radio
became my whole world. For the first time in my
life, I started day dreaming and building up fanciful hopes. I would listen to the radio all the time;
the radio plays, the discussion programs, the news..
everything coming out of the small box. Then he
started reading newspapers. He would load a pack
62
İSTASYON
The development of internet
paved a shepherd the way to the
big city to realize his dreams.
of old newspapers and go to shepherd his sheep. He
would read everything on the papers, from the news
to the political articles from all sides. Although being completely ignorant about what he was reading
on the newspapers eventually caused all the ideas to
joggle in his mind like a soup, it also enabled him
to develop a completely objective stand. He had no
special sympathy for any ideology, writer or politician. Thus, he was able to compare all of the ideas
and develop his own unique ones without being affected by anyone or anything. He started writing to
the columnists asking about everything he was curious about and in fact, offering them his point of
views. And they started writing back to him.
Meanwhile, one of acquaintances in the town
started going to high school and Ahmet started
reading his books. The first one was Emile Zola’s
Nana. One of his turning points. He would read
anything and everything he could lay his hands
on; he finished all the classics he could grab. A
whole new world was unfolding for him. Enthusiastically, he would share every new piece of information with his villagers but the only reaction he
ever received was, “What are you talking about?
What do all these mean? Don’t occupy yourself
with this useless information.” Ahmet Kaplan has
confidence in himself. When I asked how come he
wasn’t inhibited at all by his villagers’ reaction, he
answer was, “Because of my Istanbul dream. I had
no interest in small, local things. My dreams were
always about faraway places. Therefore, the pressure and the walls people put around me in my
small village didn’t mean anything for me. I never regarded them as real walls anyway. Thus, hitting against those walls wouldn’t affect me at all.
And all his dreams came true. When, one day
he wrote to a businessman whose interview he had
read in the newspaper, he had also found the key to
the big city. Getting very impressed by Ahmet’s letter and the questions he asked in his letter, the businessman invited him to Istanbul, gave him a job
– which was to establish the company library- and
supported him to finish the high school.
Today, Ahmet is working on his entrance exams for the university to study law, is a civil activist for democracy and doesn’t make any
plans for the future. He says, “Life dynamics assert themselves one way or another. There is no
sense in making plans”.
TEXT: RESUL BUKSUR
D
igital games industry is one of the rising
stars lately. According to the data, its volume grew big enough to compete with the cinema industry. It is a 50 billion dollar market. It
has been only seven years since Zynga, the company who set the social game concept on the Facebook, was established. Today, its market price on
the stock exchange is 10 billion dollars.
With the prevalence of the wideband internet,
the influences of the developments in the world of
games are perceived by the big young population
of Turkey simultaneously. The increasing local attention and communication facilities are paving
the way for the local game companies and studios to develop their own games. One of these companies, Peak Games is among the first five in the
world social games market with its number of players. To become a regional power, lately they bought a game company in Saudi Arabia. It’s been
only more than a year since the establishment
of the company and they have already become a
team of 150 but their biggest hardship is finding
the qualified personnel. We tried to find answers
as to how these game operations are carried out
and what kind of opportunities and possibilities
there are for the youngsters in the game sector.
The domain where the highest level of competence is required in the production and services
of a game is the domain of the Game Producer. It
is one of the most critical assignments. He is the
one who takes the project from the concept stage through the whole process until the game is on
the market and enables the sustainable success of
the game. He manages the whole team of software engineers, graphic artists, game designers, writers and test experts like a conductor.
The second professional growth domains in
the games business are Games Software Engineering and Graphics. These two domains are responsible for producing the visuals and the codes
required for the games to be played on special mediums physically. They can as well be defined as
the factory of the games.
The Game Designers are as important as the
game engineers or the graphic artists for the production of the game. They take the game from the
The Peak Games
Group which now
consists of 150
personnel in a
very short time,
concept stage and
d define
its target audience.
nce. Designing all the dynamic
and mechanical aspects of a game from
the concept works
rks to the writing of the
story, from the assignments in the game
to the mathematical
atical designs, they direct the concept of the game.
In this sector,
or, the people whose
job is to play with the games in the literal sense are the test experts. Test experts
are responsible for the quality control of the games. They are the ones who enable the players to
play with pleasure, without any problems or cut
off during the game.
The last domain where you can work in the games sector is the Game Moderation domain. They
are responsible for the strict management and
operation of the games once they are on the market especially with the spread of the online and
social games.
İSTASYON
63
ENGLISH SUMMARY
An Ottoman princess on the screen
TÜVTURK news
NTV Sports speaker Roksan Kunter, a former basketball player and the daughter of the legendary basketball
player Erman Kunter, identifies herself as a sportswoman but in fact, she’s an Ottoman princess.
EXPERIENCE AND IDEA
SHARING WITH THE
BUSINESS ASSOCIATES
INTERVIEW: FİGEN KAYRALCI
R
oksan Kunter is a very elegant, beautiful
and modern young lady. Besides her sports
woman identity, she is the fifth generation grand daughter of the Ottoman Sultan II. Abdülhamid. We talked with her about the dynasty,
basketball, media and her dreams.
■ The second series of the “The Business Associates
How do you identify yourself? A princess, a sportswoman, a young and successful lady working in
media?
Definitely as a sportswoman. Since I spent my
whole childhood in sports, it is always my sportswoman identity comes first for me.
You are the fifth and your mother is the fourth generation granddaughters of the Ottoman Sultan
II. Abdülhamid. Does your mother still underline
her princess identy?
My mother never had any assertive behavior as
such. She and her sisters weren’t brought up with
that notion. When they were living in France, apparently they were being called as “princess” and
were being pointed at where ever they went. Nothing of the sort happened when they came back
to Turkey.
How was your relationship with your mother?
When I was a child, we had a reserved relationship of a strict mother and daughter which turned
out to be a wonderful friendship as I grew older.
Were you close to your grandfather?
Very, we had a very special kind of bond between the two of us. Most of the time, I used to stay
with them and when they moved to Marmaris,
the whole family would gather there for the summer. He died two years ago.
Was the atmosphere there like continuation of
the dynasty?
You would feel the whole dynasty atmosphere as
you stepped into the house but apart from that, nobody would mention anything about the dynasty.
Even I learned about the history of my family very
late. But even looking at his exquisite manners and
etiquette and of course, his excellent Ottoman Turkish, you would get a feeling about his breed.
64
İSTASYON
She believes in
the saying,
“Don’t make any
plans, you’lll
make God laugh
at you.”
After all these years living outside Turkey, wasn’t
his Turkish deformed at all?
Not at all. You wouldn’t get enough of listening
to him. He had studied politics and philosophy
in Paris and Vienna. He would speak English,
French and German like his native tongue as well.
Would you wish for the continuation of the dynasty?
No, I never did. I think everything is as it should
be. And my freedom is very important for me and
I don’t like to be popular in the public at all.
Doesn’t that contradict with what your career?
I keep my personal life away from everything. I
am very careful to keep my family away from all
the gossips for them not to get hurt because they
are very important for me.
Experience and Idea Sharing” meetings intending
to share the experiences and ideas relating to TÜVTURK activities and evaluate the latest operational
developments, took place on March 19-20 at İstanbul Point Hotel and Ankara Sheraton Hotel. There were 40 participants at the İstanbul meeting and
over 50 participants at the Ankara meeting. TÜVTURK Executives and the Business Associates discussed the developments and future projections regarding previous meeting’s agenda. Representatives
of the Ministry of Transportation, Navigation and
Communications, Mr. Talat Aydn, the Deputy Undersecretary and Mr. Ali Yüceulu, the General Manager of the General Directorate of Road Transportation Regulations also attended the Ankara
meeting. During his speech, Mr. Aydn said that
TÜVTURK successfully carries out a very important business for the ministry and pointed out to the
importance of enabling the sustainable operational
quality. Developing the communication and cooperation between the Business Associates is the other
important goal of these meetings where the TÜVTURK Executives and all of the Business Associates get together for two days at the same platform.
TÜVTURK SEARCH
CONFERENCE
■ The search conference organized to evaluate the
current business environment of the TÜVTURK
Vehicle Inspection Stations and create knew ideas for the future with a participatory method took
place on January 14-15, 2012 at the Richmond Sa-
panca Hotel. 35 participants consisting of TÜVTURK Head Office personnel, station employees,
business associates and shareholders along with 15
other representatives of TÜVTURK stakeholders
carried out two days of intensive discussions. The
ideas, grouped under headlines like Coordination
and Regulations, Service Variations, Development
Services, Human Resources, Customer Communications and R&D will enlighten TÜVTURK’s future activities and cooperation with stakeholders.
TÜV SÜD AUTOSERVICE
MANAGEMENT MEETING
■ Aykut Özgülsün and Emre
Büyükkalfa made presentations on the operations and quality management in TÜVTURK
at the TÜV SÜD Autoservice Management Meeting held
in Fulda, Germany on Mar, 1-2. Both presentations received great attention by TÜV SÜD technical regional managers and top management personnel participating in the meeting.
TÜVTURK ETHICS
■ “Ethics Line” is established to determine the
Now you’re a sports speaker at the television channel, NTV Sports. Any plans for the near future?
I am exactly at where I want to be in life doing
exactly what I’ve always wanted to do. But of course, I have dreams. My biggest dream is to stay
connected to sports or do all my life and the other
one is to have a happy marriage.
conditions which may harm TÜVTURK’s reputation by adhering to ethical perfection and complete honesty. The information regarding such conditions can be forwarded the authorized personnel
of the Corporate Communications Management
Department 7/24 via the phone no: 0212 365 87
25 or the mail address: [email protected].
İSTASYON
65
ENGLISH SUMMARY
TÜVTURK news
MEASUREMENT AT
MOBILE STATIONS
■ TÜVTURK which brings vehicle inspection
MOTORCYCLE
INSPECTION STATIONS
■ The results of the surveys reveal the fact that the
motorcycle owners are having difficulties at reaching the inspection stations in some cities. In
order to solve this problem, TÜVTURK and the
Ministry of Transportation, Navigation and Communications decided to build inspection stations for motorcycles within city centers. The first
of these stations will be build in Istanbul and it’s
possible that some other stations will be built in
southern cities of Turkey having motorcycle-dense population.
HEAD OFFICE
ULUDAĞ MEETING
■ TÜVTURK Head Office Personnel came to-
gether at Uludağ for the Yearly Training and
Planning Meeting. The meeting which took place at Uludağ Baia Hotel on March 9-11, 2012
started with the presentation of the department
managers’ activity reports and 2012 plans. The
meeting which was participated by all of the
Head Office personnel ended with CEO Kemal Ören’s messages. Following the
meeting, the personnel competed to
make the best snowman in groups of
eight at the “Snowman” activity organized to improve the team spirit
and coordination techniques. Following the different sports activities
and group works on the morning of
the last day, the group headed back
to İstanbul.
66
İSTASYON
services to over 800 towns where there are no fixed inspection stations with 73 mobile stations,
started giving exhaust emission measurement
services in these stations as well. Those who want
to have their exhaust gas emission measured in
one of the these stations
can do so by only going
to the inspections with
their registration document. The lack of exhaust emission measurement at the periodic
vehicle inspection is regarded as a heavy defect.
If the results of the emission test are not satisfactory at the first time, the
driver can have the problem part fixed and have
his second measurement
free of charge within one
month. Although exhaust gas emission measurement is a part of the vehicle inspection, the customers coming for their vehicle inspections had
to go to a different town or city only for this service since there weren’t any exhaust gas emission measurement service providers in some of the
towns. Therefore this new implementation is offering a real comfort for a lot of vehicle owners.
This service is currently being provided in 57 mobile stations but the remaining ones will start the
service in the coming months of 2012.