z Makina sektörünün gücü Hannover`de
Transkript
z Makina sektörünün gücü Hannover`de
FİYATI: 15 TL KKTC: 17 TL (KDV dahil) YIL: 20 SAYI: ŞUBAT 2016/02 (No: 235) z Makina sektörünün gücü Hannover’de sergilenecek z Sac ve yüzey işlem teknolojileri tek çatı altında buluşuyor z Araştırma: Makina sektörü z İran, ihracatta önemli bir fırsat olacak z Başarılı işleme için üretken bir denge gereklidir z Sürekli değişim çağı 2012 yılından bu yana aile firmasının marka yüzü olan efsanevi Alman kaleci Jens Lehmann, hassas yakalama, güçlü ve güvenli tutmayı temsil eder. www.gb.schunk.com/Lehmann Orjinal Çok amaçlı. 29 arayüzde DIN-standart WNT’nin yeni nesil yüksek performanslı kaplama teknolojisi Dragonskin® görücüye çıktı. Yeni geliştirilen kaplama yüzeyi beraberinde daha da yüksek dayanıklılık, daha hızlı kesme performansı ve gelişmiş proses güvenliğini getirmektedir ve bu özellikleriyle geniş bir uygulama yelpazesinde takım ömründe %75’e kadar varan bir artış sağlamaktadır. Daha fazla bilgi edinmek veya ücretsiz ürün numunesi almak isterseniz, hemen şimdi bizimle irtibata geçiniz. WNT Önasya Kesici Takımlar San. ve Tic. Ltd. Şti. • Şerifali Mah. Hattat Sk. No:16/2 • 34775 Ümraniye/İstanbul • Tel. +90 216 526 63 05 • Faks +90 216 526 63 08 • [email protected] • www.wnt.com Hep formda. Döküm, dövme veya çelik konstrüksiyon alanlarında. KUKA robotları, akıllı otomasyonları sayesinde üretim süreçlerinin kalite ve verimliliğini arttırmaktadır. Robotlarımız aşırı sıcaklık, ortam ve yük koşullarında değer üretim zincirinin tamamında kullanılabilir. Geleceğin teknolojisiyle karmaşık otomasyon sorunlarını daha verimli şekilde çözün. Başarınızın temelini oluşturma konusunda iddialıyız. Döküm ve dövme alanındaki uzmanlarımıza dair her şey için: www.kuka-robotics.com/turkey/tr/ Dünyanın çeşidi... 18 ayrı ürün grubunda çözümler sunan EMAS, yeniliklerin öncüsü, dünya markalarının güçlü rakibi olarak yoluna devam ediyor. Türkiye’nin yükselen markası www.emasas.com.tr | 444 4 969 Zorlu uygulamalar, yaratıcı çözümler Harika Artan üretkenlik, enerji verimliliği ve makine güvenliğine, ancak güçlü ve yüksek kapasitesiye sahip bir iş ortağına sahip olarak ulaşabilirsiniz. Bosch Rexroth yıllar boyu kazandığı tecrübesi ve uygulama uzmanlığını sizin için birçok sektörde kullanır. Karşılaştığınız zorluklara farklı bir bakış açısı katar ve sahip olduğu kapsamlı tahrik teknolojleri ile ihtiyacınıza uygun size özel çözümler üretir. Simülasyon, danışmanlık ve servis olanaklarımız size mühendislik aşamasında zaman kazandırırken aynı zamanda uygulamanız için mükemmel bir hareket akışı yönetmenizi sağlar. Sonuç; planlama aşamasından ilk kuruluma kadar tüm günlük operasyon boyunca daha karlı ve başarılı bir projedir. Siz de uygulamalarınız için nasıl yaratıcı çözümler bulduğumuzu keşfedin! Bosch Rexroth A.Ş. www.boschrexroth.com.tr HABERLER...................................................................................................18 İÇİNDEKİLER OSSA ve TSSK iş birliği protokolü imzaladı HABERLER 16 Mehmet Büyükekşi: “2016’da ihracatta en önemli fırsat İran olacak” İbrahim Çağlar: “İran’ın en güçlü partneri olacağımıza inanıyoruz” Uxistanbul Konferansı 23 Şubat’ta düzenlenecek Otomotiv tedarik sanayii verimliliğe odaklandı Adnan Dalgakıran: Türkiye, 2015’te yaklaşık 144 milyar dolarlık ihracat yaptı Türkiye ve İstanbul İmalat PMI raporları açıklandı “Sektörün gücünü Hannover Messe’de sergileyeceğiz” 2015’te 16,2 milyon tonluk çelik ihracatı yapıldı OTOMOTİV....................................................................................................32 Otomotiv sanayiinde üretim ve ihracat rekoru kırıldı SATINALMA.................................................................................................38 Malzeme satınalma işlemleştirme süreci 55 ARAŞTIRMA FUAR................................................................................................................44 WIN Eurasia Automation 17 Mart’ta kapılarını açacak BIEMH 2016 Fuarı 30 Mayıs’ta start alacak ADDIT3D Fuarı, yeni fırsatlara odaklanacak Makina sektörü 200 ülkeye ihracat yapıyor Automechanika İstanbul 10. kez sahne alacak Sac ve yüzey işlem teknolojileri tek çatı altında buluşuyor SÖYLEŞİ.........................................................................................................62 Sait Demirel: “Sektörde ilklere imza atan bir firmayız” ÜRÜN...............................................................................................................64 Kontrol kabinsiz Delta kinematiği SÖYLEŞİ 60 Sıkma kuvvet blokları, kısıtlı alanlarda çok büyük sıkma kuvveti oluşturuyor Kompakt çok eksenli sistemle maksimum kontrol hızları ve hızlı montaj Hızlı ve esnek servo pres hatları Sanayinin ilk 50 kA, ark dayanıklı orta gerilim rejeneratif sürücüsü Uğur Urkut: “2015’te beklentilerimizin üzerinde büyüdük” Smarton vinç akıllı özellikleriyle öne çıkıyor MRO, yeni rulmanlarla yıllık 11 bin 500 Euro tasarruf sağladı Faraday’in yaratılmasında 3 boyutlu teknolojiler kullanılıyor Yeni kompozit saplama ve elektrik bağlantı elemanı Karmaşık uygulamaların kolay kontrolü IMX serisi arayüzler için global onay FİRMA HABERLERİ.................................................................................78 Yıl: 20 Sayı: 2016/02 Şubat 2016 © Copyright by MM Maschinenmarkt Vogel Business Media GmbH & Co. KG Würzburg - Almanya Kurucusu NEZİH DEMİRKENT •• İmtiyaz Sahibi DİDEM DEMİRKENT •• Yayın Koordinatörü ve Yazı İşleri Müdürü YALÇIN GÜR (Mak. Müh.) •• Editör ÖZKAN ÖZÇELİK •• Reklam Sorumlusu SİNEM BATURAY •• Görsel Yönetmen MEHMET EMRE DURMUŞ •• Danışma Kurulu Prof. Dr. METİN AKKÖK Prof. Dr. ATİLLA ATAMAN Prof. Dr. OKTAY BODUR Prof. Dr. LEVON ÇAPAN Prof. Dr. MEHMET DURMAN Prof. Dr. NİLÜFER EĞRİCAN Prof. Dr. HAKKI ESKİCİOĞLU Prof. Dr. NURULLAH GÜLTEKİN Prof. Dr. TÜLAY HARZADIN Prof. Dr. ERDİNÇ KALUÇ Prof. Dr. ABDÜLKERİM KAR Doç. Dr. ERTUĞRUL DURAK METİN ÇAVUŞLAR •• Bu Sayıda Katkıda Bulunanlar SÜLEYMAN DEMİREL (Bursa Büro) YILDIZ DOĞRUER YEMİŞ (Konya Büro) HAKAN KILIÇ, SERDAR ASLANTÜRK, FİKRET UYGUN, HASAN İLİŞ (Ümraniye Büro) ÇAĞLAR BAKIR (Maslak Büro) HALİM ASLAN (İkitelli Büro) •• Abone ve Dağıtım Müdürü MECİT YILMAZ •• Yayın Türü YAYGIN SÜRELİ Her ayın 1’inde yayımlanır Bonfiglioli ile Carraro iş birliği yapma kararı aldı Chicago Pneumatic ve Desoutter yeni ofislerine taşındı 88 MAKALE Prysmian Group Türkiye, “Üretim Akademisi” ile bir ilke imza attı Ahmet Koç: “Fiber lazer kesim makinası Ekolazer’i Türkiye’ye getirdik” 3M, öğrencilere yönelik bir eğitim düzenledi Başarılı işleme için üretken bir denge gereklidir Fatih İğrek: “Yeni yatırımlarımızla kapasitemizi artıracağız” Bosch Grubu’nun satış gelirleri ilk kez 70 milyar Euro’yu aştı Mitsubishi Electric, Türkiye’deki üçüncü yılını kutladı MAKALE.........................................................................................................86 Sürekli değişim çağı Darbe ve suya dayanımlı geliştirilmiş alarm kablosu SARI SAYFALAR........................................................................................95 12 Makina Magazin z ŞUBAT 2016 DÜNYA SÜPER VEB OFSET A.Ş. “GLOBUS” DÜNYA BASINEVİ 100. Yıl Mahallesi 34204 Bağcılar / İSTANBUL Tel: 0 212 440 28 66 - 67 Santral Tel: 0 212 440 24 24 Faks: 0 212 355 35 52 web site: www.makinamagazin.com.tr e-posta: [email protected] Ücretsiz Danışma Hattı 0 800 219 20 24 0 800 219 20 25 www.dunyastore.com •• Baskı Yeri İstanbul Basım Promosyon Basın Ekspres Yolu Cemal Ulusoy Cad. No:38/A 34620, Sefaköy-İstanbul [email protected] Tel: (0212) 603 26 20 •• Dağıtım DÜNYA SÜPER VEB OFSET A.Ş. l ŞUBAT 2016 z Makina Magazin 13 EDİTÖRDEN Gerçek teknik destek istiyorsanız Makina sektörü yeni teknolojilere odaklandı M Özkan ÖZÇELİK Makina sektörü; döviz kurlarındaki dalgalanma, yeterli büyüme oranının sağlanamaması, politik belirsizlikler, bölgedeki kriz ve gerçekleştirilen iki seçim nedeniyle sıkıntılı bir yılı geride bıraktı. 14 Makina Magazin z ŞUBAT 2016 akina sektörü; döviz kurlarındaki dalgalanma, yeterli büyüme oranının sağlanamaması, politik belirsizlikler, bölgedeki kriz ve gerçekleştirilen iki seçim nedeniyle sıkıntılı bir yılı geride bıraktı. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen; yatırımlara dayalı projelerin devam etmesi, finansal enstrümanlara erişimde sorun bulunmaması, döviz kurlarında istikrarın sağlanması ve Orta Vadeli Plan’ın yakalanması halinde, sektördeki gelişimin önümüzdeki dönemlerde de devam etmesi bekleniyor. Makina sektörü için Avrupa’nın yanı sıra; Rusya, Ortadoğu ve Türk cumhuriyetleri önemli bir pazar konumunda. Son dönemlerde, özellikle Rusya ve Ortadoğu’da pazar kaybı yaşayan sektörün Rusya’daki kaybı yüzde 50’yi geçti. Rekabet gücü açısından küresel ölçekte henüz istenilen seviyeye ulaşamayan makina sanayiinin, daha yüksek rekabet gücü için ürün çeşitliliğini artırması gerektiği ifade ediliyor. Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden sektör firmaları, rekabet güçlerini artırmak için ArGe çalışmalarına büyük önem veriyorlar. Yerli makina üreticilerinin yüzde 99’u KOBİ niteliğindeki firmalardan oluşuyor. Söz konusu firmaların global pazardaki rakiplerine karşı her yönden korunmasının, Türkiye ekonomisi için büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Ucuz ve kalitesiz makinaların iç pazara girişinin önlenmesi gerektiği dile getirilirken, Türkiye’nin gelişmiş ülkeler ligine çıkabilmesi için makina sanayiinin hayati bir önem taşıdığının altı çiziliyor. İhracatçılar İran pazarı için yoğun bir şekilde çalışıyorlar 2016 hedefleri hakkında açıklamalarda bulunan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı (TİM) Mehmet Büyükekşi, bu yıl İran’ın ihracatçılar için en önemli hedef pazarlardan biri olduğunu vurguladı. Ülkede birçok temas gerçekleştirdiklerini ve karşılıklı ticaret anlaşması imzalayarak ticarette avantaj sağladıklarını kaydeden Büyükekşi, vize muâfiyetinin de iş dünyasına önemli fırsatlar sağlayacağını dile getirdi. İran’ın, bu yıl ihracata yüzde 8-10 oranında katkı sağlayacağını aktaran Büyükekşi, Türkiye’nin fırsatlara odaklanması gerektiğinin altını çizdi. İran’ın, 40 milyar dolarlık ithalat yapan bir ülke olduğuna dikkat çeken Büyükekşi, ülkenin Türkiye’ye büyük katkı sağlayacağına inandıklarını belirtti. Rusya ile ilgili gelişmelere de değinen Mehmet Büyükekşi, petrol fiyatlarından kaynaklanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaklaşık 6 milyar dolarlık ihracatın 3,7 milyar dolara gerilediğini hatırlattı. Ülkeye yapılan ihracatta zaten bir artış beklemediklerini dile getiren Büyükekşi, uçak krizi olmasa da, ihracatta bir miktar düşüş beklediklerinin altını çizdi. z SMC Türkiye Konusunda uzman mühendisleriyle problemlerinize çözüm olacak teknik destek hizmeti SMC’de. SMC Türkiye’de… • • • • • • Enerji tasarrufu denetimleri ve çözümleri 11 konuda birbirinden farklı seviyelerde, müşteri ihtiyaçlarına yönelik teknik eğitimler Ürün ve çözümlere ait teknik doküman, CAD dosyaları, bilgisayar programları Piyasaya sürülen son ürünlerle ilgili yeni ürün tanıtımları Dünya genelinde edinilen tecrübe ve bilgiyle sağlanan güçlü destek Uygulamanıza yönelik güçlü teknik destek ve özel çözümler HABERLER Makina İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran: “Sektörün gücünü Hannover Messe’de sergileyeceğiz” Makina sektörünün önde gelen firmalarının katılımıyla gerçekleştirilecek olan Hannover Messe’de Türkiye, en çok katılım sağlayan ülkelerden biri olacak ve 200 binin üzerinde ziyaretçinin katılacağı fuarın ilgi odağı olacak. H er yıl yaklaşık 200 bin kişinin ziyaret ettiği Hannover Messe (Hannover Sanayi ve Endüstri Fuarı), bu yıl 25-29 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. 2016 yılında partner ülkenin ABD olacağı etkinliğin 24 Nisan’da yapılacak açılış seremonisi; ABD Başkanı Barack Obama ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in katılımıyla gerçekleştirilecek. 70’dan fazla ülkeden 6 binin üzerinde firmanın Adnan Dalgakıran, “Fuarda, makina sektörünün ülkemizde geldiği son aşamayı Amerika başta olmak üzere tüm dünyaya göstermek istiyoruz” dedi. 16 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 katılacağı fuarda, Türk makina sektörünü 100’ün üzerinde firma temsil edecek. “İnovatif çözümler ele alınacak” Hannover Messe Fuarı’nda, dünya makina sektöründeki son gelişmelerin izlenebileceğini dile getiren Makina İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, etkinlikte, entegre endüstri alanında inovatif çözümlerin ele alınacağını söyledi. Dalgakıran, “Endüstri 4.0 olarak bilinen yeni sanayi anlayışı yarının teknolojisini sunuyor ve makina sanayii bu alandaki değişimleri yakından izleyen stratejik bir sektör” diye konuştu. “Fuarda ülkemizi temsil edeceğiz” Makinacılar olarak, uluslararası pazarlarda rekabet edebilme güçlerini göstermek üzere Hannover Messe’de Türkiye’yi temsil edeceklerini kaydeden Dalgakıran, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu yıl Hannover Fuarı’nda partner ülke olarak yer alacak ABD, Akıllı Üretim Liderlik Koalisyonu olarak bilinen üretim teknolojisinde öncü bir ülke ve etkinlikte, tüm dünyaya bu alandaki güçlerini göstermek istiyor. Ülke şu anda; türbin, turbojet, hidrolik silindir, pompa, kompresör ve takım tezgahları mal gruplarında en önemli ihracat pazarlarımızdan biri. Fuarda, makina sektörünün ülkemizde geldiği son aşamayı Amerika başta olmak üzere tüm dünyaya göstermek istiyoruz. Endüstri 4.0 olarak bilinen, geleceğin teknolojisini Türkiye sanayisinin geleceğine uyarlama vizyonunu makinacılar olarak taşımaya devam edeceğiz.” z HABERLER HABERLER OSSA ve TSSK iş birliği protokolü imzaladı Mithat Ertuğ, “Protokolün ülkemiz için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” diye konuştu. İş birliği içinde çalışmayı ve tüm imkânlarını karşılıklı seferber etmeyi kararlaştıran OSSA ile Teknokent TSSK arasında, ortak proje geliştirmeden tedarik zincirine kadar geniş perspektifli bir protokol imzalandı. versitesi (ODTÜ), ODTÜ Teknokent, Ankara Sanayi Odası (ASO), Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği’nin (SaSaD) iş birliğinde düzenlendi. Acar: “Savunma sanayiinin özel bir önemi var” Ü retim ve Ar-Ge yetenekleriyle Türk savunma sanayiinin önemli merkezlerinden biri olan Ankara’da, sektörün iki kümesi iş birliği kararı aldı. OSTİM Savunma ve Havacılık Kümelenmesi Derneği (OSSA) ile Teknokent Savunma Sanayii Kümelenmesi (TSSK) arasında, ortak proje geliştirmeden tedarik zincirine kadar geniş perspektifli bir protokol imzalandı. İki küme protokol kapsamında; iş birliği içinde çalışmayı ve bu niyetle tüm imkân ve kaynaklarını karşılıklı seferber etmeyi kararlaştırdı. Protokol; savunma ve havacılık Fatih Ünal, “Protokolle, iki küme arasında sinerji ve iş birliğini artırıcı faaliyet dizisini pekiştirmiş olacağız” dedi. 18 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 sektöründe geliştirme ve tanıtım faaliyetleri, küme üyeleri arasında iş birliğini artıracak sanayi gezileri, B2B görüşmeler, firmalar arasında tedarik zinciri konusunda bilgi transferi gibi ortak aktiviteleri de içeriyor. Protokolle ayrıca; ortak araştırma ve geliştirme ile havacılık ve savunma sektörüne katkı, bilgi paylaşımı ile organik işbirliği sisteminin kurulması, ortak araştırma projeleri geliştirilmesi (Avrupa Birliği projeleri vb.), her iki kümenin web sitelerinde küme faaliyetlerine ilişkin karşılıklı haber paylaşımı, küme üyelerinin bilgilerini güncelleme (hizmet ve iş birliği fırsatları ve iletişim bilgileri), yabancı yatırımlar, ortak yatırımlar gibi konularda bilgi paylaşımı noktasında iş birliği içinde çalışılması hedefleniyor. TSSK tarafından bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Proje Pazarı; savunma sanayii sektörünün ana aktörlerini, KOBİ’leri, akademisyenleri ve STK’ları buluşturdu. 40’ın üzerinde kurum ve kuruluşun yer aldığı etkinlikte, OSSA ve OSTİM Teknopark da stantlarında ziyaretçilerini ağırladı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın (SSM) himayesinde düzenlenen etkinlik; TÜBİTAK’ın destekleri ve Orta Doğu Teknik Üni- ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Proje Pazarı’nın açılışında konuşan ve savunma sanayiinin Ankara ve ODTÜ için özel bir önem taşıdığını vurgulayan ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar, “Sektöre yön veren büyük şirketler ve yan sanayii KOBİ’leri Ankara’da kümeleniyor. İlk orta irtifa insansız hava aracı olan ANKA’da, ülkemizin ilk taarruz ve taktik keşif helikopteri ATAK’ta, ilk modern tankı ALTAY’da, ilk milli gemisi MİLGEM’de ve ilk yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydusu Göktürk’te kümelenmedeki firmaların hem yazılım, hem donanım, hem de sistem açısından çok önemli girdileri oldu. Üniversitemizin savunma sanayiinin gelişimine katkı sağlayan bölümleri var. Teknokent yerleşkemizin aracılığıyla, OSTİM yönetimi altındaki OSSA ile iş birliğimiz devam ediyor” diye konuştu. larında belirli bir gelişmişlik seviyesine erişmiş ülkeler olduğunun altını çizen SSM Müsteşar Yardımcısı Dr. Celal Sami Tüfekçi, şöyle konuştu: “Kümelenme, gelişmiş ülkelerde önemli bir kalkınma aracıdır. Bu kavram ülkemizde 1990’lı yılların ortalarında gündeme geldi.” Türkiye’deki kümelerin, oldukça sınırlı kaynaklarla 10 yıldan kısa bir sürede önemli sonuçlar elde etmeye başladığına işaret eden Tüfekçi, “Ancak, ileri aşamalarda örgütlerimizin uluslararası alanda etkin temsil sağlama ve firmalar arası ortak çalışmaları koordine etme gibi konularda daha aktif rol izlemelerinin sektörümüz açısından faydalı olacağını söylemek istiyorum. Sektörün gelmiş olduğu aşamayı ve edindiğimiz tecrübeleri dikkate alarak, yeni bir sanayi katılım-offset yönergesi hazırlamak üzere çalışmalara başlamış bulunuyoruz. İlgili yönerge değişikliğinde, yerli savunma sanayiimizi ve özellikle de KOBİ’lerimizi daha etkin şekilde desteklemek üzere bir takım değişiklikler öngörüyoruz. Biz, KOBİ’lerin sahip oldukları kabiliyetlere ve dinamizme inanıyoruz” dedi. Ünal: “Önemli projelere adım atacağız” Küme çalışmalarını başarılı bir şekilde yürütmekte olan OSSA ile iş birliği protokolünü imza altına aldıklarını ifade eden TSSK Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Ünal, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Birbirlerini tamamlayabilecek iki küme arasında sinerji ve iş birliğini artırıcı faaliyet dizisini pekiştirmiş olacağız. İnşallah, savunma sanayiinin diğer oyuncularıyla beraber önemli projelere adım atacağız.” Ertuğ: “Sinerjiyi artıracak” Cabbar: “SSM sektörü yönlendiriyor” ASO Genel Sekreteri Yavuz Cabbar ise, şöyle konuştu: “Savunma sanayiini diğer sanayilerden ayıran en önemli özelliği; onu derleyen, toparlayan, yönlendiren ve bir anlamda hâmilik yapan Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın varlığıdır.” Tüfekçi: “Kümelenme, önemli bir kalkınma aracıdır” Savunma sanayisi gelişmiş ülkelerin genel olarak tüm sanayi dal- Protokolün sinerjiyi artıracağını belirten OSSA Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Ertuğ da, “Daha güzel gelişmelere imza atmış olduğumuzu düşünüyorum. Ülkemiz için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Ünal: “Yerlilik oranını artırmayı hedefliyoruz” OSSA Koordinatörü Hilal Ünal ise, “Protokolün amacı; KOBİ’ler arasında iş birliğini geliştirerek, savunma ve havacılık sektörlerinde yerlilik oranını artırmak ve KOBİ’lerin bu sektörlerde uluslararası pazarda söz sahibi olmasını sağlamak” dedi. Alt sistemlerde yerlilik oranının çok düşük olduğunu kaydeden Ünal, OSSA ve TSSK üyeleri ile beraber alt sistemlere talip olacaklarını ve bu konuda atılması gereken adımları beraber atacaklarını sözlerine ekledi. z ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 19 Forming the Future. SCHULER Presler şekillendirme teknolojisinde 175 yıldan fazla tecrübesiyle tüm metal işleyen sanayi sektörlerine presler, otomasyon çözümleri, kalıplar, proses uzmanlığı ve servis hizmetlerini sunuyor. Müşterilerimiz otomobil üreticileri ve yan sanayi tedarikçileri, dövme, beyaz eşya, ambalaj, enerji ve elektronik sektörlerinde faaliyet gösteren sanayi kuruluşlar. SCHULER darphane preslerinde piyasa lideri olmakla birlikte uzay ve havacılık, demiryollari ve büyük ölçekli boru üretimi alanlarında sistem çözümler sunuyor. DNA'mızda inovasyon var: SCHULER teknolojisi en üst düzeyde verimlilik, enerji tasarruflu ve seri imalat proseslerinde güvenlik sağliyor. www.schulergroup.com SCHULER şekillendirme uzmanlarina irtibat için: HABERLER TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi: “2016’da ihracatta en önemli fırsat İran olacak” İhracatçıların 2016 hedeflerini paylaşan Mehmet Büyükekşi, İran’ın ihracata yüzde 8-10 oranında katkı sağlayacağını öngördüklerini ve ülkeye herkesten önce giderek, karşılıklı ticaret anlaşması yaptıklarını söyledi. 2 016 ihracat hedefleri hakkında açıklamalarda bulunan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı (TİM) Mehmet Büyükekşi, 155 milyar dolarlık ihracat için İran’ın en önemli hedef pazarlardan biri olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı, başbakan ve birçok bakan ile İran’da temaslar gerçekleştirdiklerini ve karşılıklı ticaret anlaşması imzalayarak, ticarette avantaj sağladıklarını kaydeden Büyükekşi, vize muâfiyetinin de iş dünyasına fırsatlar sağlayacağını dile getirdi. Büyükekşi, “Ülke, bu yıl ihracatımıza yüzde 8-10 oranında katkı sağlayacak. Uzun vadede bu daha da artacak” diye konuştu. İhracatçıların satış miktarlarını her geçen gün artırdığını ve rekabet gücünü yukarılara taşıdığını aktaran Büyükekşi, oldukça hareketli bir yılı ve birçok zorluğu geride bıraktıklarını ifade etti. Büyükekşi, “Umuyoruz ki; 2016 yılı her açıdan ülkemiz, ekonomimiz ve ihracatımız için daha güzel bir yıl olacak” dedi. “Daimi temsilcilik için yer bakıyoruz” Türkiye’nin, her şeye rağmen fırsatlara odaklanması gerektiğini kaydeden Büyükekşi, OVP hedefindeki 155 milyar dolarlık ihracata ulaşabilmek için en önemli fırsatın İran olduğunu öne sürdü. Ülkeye yönelik ambargonun kalkmasının ardından, İran’ın dış ticarete etkilerini araştırdıklarını ifade eden Büyükekşi, şöyle devam etti: “Sektör sektör çalışmalar yapıyor, temaslar gerçekleştiriyoruz. Daimi temsilcilik için Tahran’da yer bakıyoruz. İmajı olan 2000-3000 metrekarelik üç katlı üç yerden birini seçeceğiz. Bir katını ikili görüşmelerde kullanırız, diğer katında da; oto- Mehmet Büyükekşi, ihracatın artırılması için 2016’da İran’ın yanı sıra; B.A.E., Almanya, İngiltere ve ABD’de Türkiye Ticaret Merkezleri’nin açılmasını hedeflediklerini söyledi. 20 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 motiv, hazır giyim, kimya, makina, mobilya, beyaz eşya gibi sektörlerin temsilcilikleri olur. Ayrıca, burada altı kente sefer düzenleyen THY de yerele ulaşmada fırsat sunuyor. Temsilciliğimizin bir katını da THY’ye verebiliriz. Bu şekilde rakip ülkelerin önüne geçeceğiz.” “Yılda 40 milyar dolarlık ithalat yapıyor” İran’ın, 404 milyar dolar GSYİH’si olan ve 40 milyar dolarlık ithalat yapan bir ülke olduğunun altını çizen Mehmet Büyükekşi, ülkenin Türkiye’ye büyük katkı sağlayacağına inandıklarını belirtti. Ambargonun kalkmasıyla para transferinde iyileşmelerin de ellerini güçlendirdiğini anlatan Büyükekşi, şöyle devam etti: “Rusya’dan ülkemize yılda dört milyon turist geliyordu. İran’dan gelen turist sayısı ise 1,5 milyon. Turist sayısında artış sağlayarak, bu alanda avantaj elde edebiliriz. Ayrıca, birçok yabancı firma İran’a Türk firmalarla iş birliği yaparak girmek isteyecektir. İran’ın büyük avantajlar sunacağına inanıyoruz.” “Yeni pazar arayışları sürekli gündemimizde” İhracatı artırmak için yeni pazar arayışlarının sürekli gündemde olduğunu hatırlatan TİM Başkanı Büyükekşi, AB ülkelerinin hedef pazarları arasında yer aldığına değindi. Büyüme trendine giren AB’ye yüzde 46 seviyesinde olan ihracat payını yüzde 50 seviyesine yükseltmeyi istediklerini belirten Büyükekşi, “En fazla ihracat yaptığımız AB ülkelerinden; Almanya, İngiltere ve İtalya gibi ülkelere yüzde 10 ihracat artışı gerçekleştirdiğimiz takdirde, toplam ihracatımız 1 milyar dolar artış sağlıyor. Ancak, 1 milyar dolar ihracat yaptığınız ülkeye yüzde 10 artışın böyle etkisi olmuyor. Ayrıca, AB ile yapılacak vize görüşmeleri, Gümrük Birliği’nin yeniden düzenleme talebi ve Kıbrıs ile ilgili sorunların bir nebze çözümü de ticaretimize olumlu yansıyacaktır” dedi. İhracatın artırılması için 2016’da İran’ın yanı sıra; B.A.E., Almanya, İngiltere ve ABD’de Türkiye Ticaret Merkezleri’nin açılmasını hedeflediklerini vurgulayan Büyükekşi, ayrıca Singapur Serbest Ticaret Anlaşması ve Uzakdoğu pazarının da fırsatlar sunacağının altını çizdi. “Rusya’ya ihracatın düşmesini bekliyorduk” Rusya ile ilgili gelişmelere de değinen Mehmet Büyükekşi, petrol fiyatlarından kaynaklanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle 6 milyar dolara yakın ihracatın 3,7 milyara gerilediğini anımsattı. Büyükekşi, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Zaten Rusya’ya ihracatta artış olacağını öngörmüyorduk. Uçak krizi olmasa da, ihracatta bir miktar düşüş bekliyorduk.” z HABERLER HABERLER İTO Başkanı İbrahim Çağlar: “İran’ın en güçlü partneri olacağımıza inanıyoruz” İran’ın en güçlü iş ortağının Türkiye olacağını düşündüklerini belirten İbrahim Çağlar, ülkeye hem mal satmayı, hem de İran’ın girişimcileriyle ortak üretim yapıp, üçüncü ülkelere açılmayı hedeflediklerini söyledi. İ ran ile ticari ilişki sürecini uzun zamandır yakından izlediklerini ifade eden İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı İbrahim Çağlar, buna uygun olarak proaktif girişimlerde bulunduklarını açıkladı. Ülkenin özellikle bankalarına ve ana endüstrilerine uygulanan ambargonun kalkmasının, dünya barışı ve Türkiye-İran ekonomik ilişkilerinde yeni bir şafak vakti olduğunu kaydeden Çağlar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Geçtiğimiz günlerde, İran Odalar Birliği Başkanı ve beraberindeki 50 iş adamını İTO’da ağırladık. Oda olarak, uzun zamandır ülkeyi mercek altına aldık. Ambargonun kalkacağını öngörerek, bir yıl önce Tahran’da büyük ses getiren hazır giyim ve konfeksiyon fuarını düzenledik. İran Ekonomi Bakanı’nın katıldığı bir yuvarlak masa toplantısı yaptık. Her iki tarafın iş adamlarının da katıldığı üç seminer gerçekleştirdik. Önümüzdeki mayıs ayında da, İran’da genel ticaret alanında bir Türk Ürünleri Fuarı (Expo Turkey in Iran) organize etmekteyiz. İnanıyorum ki bu fuar, yatırımcılarımız için önemli bir imkân oluşturacak.” “İş birliğini yeni bir boyuta taşımalıyız” Türkiye’nin İran ile ticaretini her zaman sürdürdüğünü belirten İTO Başkanı, ülkeyle bugüne kadar devam eden ticaretin ve karşılıklı iş birliğinin yeni bir boyuta taşınması gerektiğini savundu. İran’ın şu anda en önem verdiği konunun, kendi ülkesine yatırım yapılması olduğunu anlatan Çağlar, “İran Cumhurbaşkanı Ruhani, gelecek yıllarda 50 milyar dolarlık uluslararası yatırım çekmeyi hedeflediklerini açıkladı. Ülkenin 32,6 milyar dolarlık varlıklarının da serbest bırakılması söz konusu. Türkiye’nin İran’la hem tarihi, hem de ekonomik ilişkileri düşünüldüğünde, en güçlü iş ortağının ülkemiz olacağını düşünüyoruz. İstanbullu tüccarlar olarak hedefimiz; İran’a hem mal satmak, hem de o ülkenin girişimcisiyle ortak üretim yapıp, üçüncü ülkelere açılmak. Her iki tarafın da kazanacağı birçok fırsat önümüzde. Ülkede ortak yatırım alanları belirleyip, üretime başlamak için bir an önce kolları sıvamamız gerekiyor” diye konuştu. UXistanbul Konferansı 23 Şubat’ta düzenlenecek Uluslararası UXistanbul Konferansı’nda, dünyanın lider şirketlerinden birçok ünlü kullanıcı deneyimi ve kullanılabilirlik uzmanı buluşacak. İ ş dünyası artık yazılımlar üzerinden dönüyor ve kullanılan yazılımların birçoğu müşterilerin de karşısına çıkıyor. Şirketlerin dijital dünyada müşterileri ile temas noktaları haline gelen yazılımların kullanıcılar üzerinde bıraktıkları deneyim, artık doğrudan kurum kültürünün bir parçasına dönüştü. 23 Şubat 2016’da İstanbul Dedeman Oteli’nde ikincisi gerçekleştirilecek uluslararası UXistanbul Konferansı’nda keynote konuşmacıları, panel ve workshoplar ile kullanıcı deneyimi alanındaki en son trendler, en başarılı ve en başarısız örnekler ile işin püf noktaları paylaşılacak. Keynote konuşmacıları arasın- da yer alan Facebook Ürün Tasarım Yöneticisi Jonah Jones’in, video uygulamaları geliştirirken öğrendiklerinden bahsedeceğini dile getiren yetkililer, sözlerini şu şekilde sürdürdüler: “İngiltere Hükümeti Kıdemli Kullanıcı Araştırmacısı Robin Diamond ise, bütünsel olarak mümkün olduğunca çok kişiye ulaşmak için kullandıkları çapraz kanal stratejilerini anlatacak. Adobe Mobil Başkanı Thomas Balduff, dijital dönüşümde mobil platformların nasıl bir katalizör görevi gördüğünü açıklayacak. Keynote konuşmacılarına ayrıca, Usablenet Kullanıcı Deneyimi Araştırma Başkanı Leah Ryz ve Valsplat Kıdemli Kullanıcı Deneyimi Uzmanı Stijn Nieuwendijk de katılacak.” UXservices’den Pınar Cinali tarafından moderatörlüğü yapılan panelde ise, şirketlerin sürdürülebilir kullanıcı deneyimi stratejilerine nereden başlamaları gerektiğinin ve iyi bir kullanıcı deneyiminin kullanıcı tabanlı olarak nasıl tasarlanacağının tartışılacağını kaydeden yetkililer, “Panele; Intertech Müşteri Kullanıcı Deneyimi ve Standardizasyon Yöneticisi Ceyda Güzel, Garanti Teknoloji Kıdemli Kullanıcı Deneyimi Tasarımcısı Ömer Arı, Arçelik A.Ş. Kıdemli Kullanıcı Deneyimi ve Endüstriyel Tasarımcı Özgür Mutlu Öz ve TÜBİTAK Proje Yöneticisi Yavuz İnal katılacak” diye konuştular. z “240 yeni firma kuruldu” İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre, İstanbul’da 2015 yılında İranlı yatırımcılar tarafından 240 yeni firmanın kurulduğunun bilgisini veren Çağlar, İstanbul’da halen İTO’ya üye İran sermayeli bin 715 firmanın faaliyet gösterdiğini açıkladı. Çağlar, söz konusu firmalar içinde geçen yıl kurulan 240 firmanın en fazla ilgi gösterdiği sektörün 48 firma ile “toptan ve dış ticaret” olduğunu da sözlerine ekledi. z 40. Yıl 40. Yıl Bu konuda oldukça tecrübeliyiz! NEUGART Planet Redüktörler İbrahim Çağlar, İran’a ambargonun kalkmasının Türkiye-İran ekonomik ilişkilerinde yeni bir şafak vakti olduğunu ifade etti. 22 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 Neugart Redüktör San. Tic. Ltd. Şti Burhaniye Mah. Atilla Sk. No:12 • 81210 Beylerbeyi – Üsküdar / İstanbul Tel. +90 216 639 4050 • Fax +90 216 639 4052 • [email protected] • www.neugart.com.tr HABERLER Otomotiv tedarik sanayii verimliliğe odaklandı TAYSAD’ın Ekonomi Bakanlığı’nın desteğiyle yürüttüğü “İş Mükemmelliği URGE Projesi”nde son aşamaya gelindi. 2014’ün temmuz ayında başlatılan projeye katılan TAYSAD üyesi 13 firma, 3 milyon TL’yi aşan kazanç elde etti. E konomi Bakanlığı’nın desteğiyle TAYSAD (Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği) tarafından yürütülen “İş Mükemmelliği URGE Projesi” ile firmalar, maliyetlerinde iyileşme sağlıyor ve israflarını azaltarak, rekabet avantajı elde ediyorlar. Yaklaşık bir buçuk yıl önce başlatılan projede yer alan 13 firma, iyileşme sağladığı alanlar ile 3 milyon TL’yi aşan kazanç sağladı. Sürecin, nisan 2016’da sonuçlanması öngörülüyor. Alper Kanca, “Firmalar proje sayesinde; kalitesizlik maliyetinde azalma, stok devir oranında artış, proje yönetiminde ve iş güvenliğinde iyileşme sağlayacaklar” dedi. Kanca: “Birçok alanda iyileşme sağlayacak” Proje kapsamında yapılan uygulamaların ve gelişim seviyesinin 24 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen toplantıda konuşan TAYSAD Başkan Vekili Alper Kanca, şunları aktardı: “Sürecin sonunda projeyi başarıyla tamamlayan firmalar; küresel piyasa koşullarında daha güçlü, esnek ve dayanıklı yapıda rekabet edebilecek ve tedarik zincirinde elde edilen kazançlarla, gerek mevcut yatırımların, gerekse gelecek yatırımların geri dönüşümünü artırabilecek. Firmalar proje sayesinde; kalitesizlik maliyetinde azalma, stok devir oranında artış, proje yönetiminde ve iş güvenliğinde iyileşme sağlayacaklar.” “Proje üst düzeyde tatmin oluşturdu” Projenin; kârlılıktan taviz vermeden ve maliyetleri artırmadan büyümenin yaratılacağı bir düzen öngördüğünü dile getiren Kanca, “Proje, katılımcı firmalarda şu ana kadar üst düzeyde tatmin oluşturdu” diye konuştu. İsrafların tanımlanması ve kayıpların azaltılması konusunda iyileştirme çalışmalarının başlatıldığını söyleyen Kanca, sözlerine şu şekilde devam etti: “Yapılan iyileştirme çalışmalarında, şirketlere maliyet açısından hızlı bir şekilde sonuçlarını görebilecekleri faydalar sağlayacak üretim verimliliği projelerine öncelik verildi. Aynı çalışan sayısı ile daha fazla sayıda üretim adetlerine ulaşılması, hatlarda proses sürelerinin azaltılması ve kalite seviyesinin bir seviye yukarı çıkarılması gibi kazanımlar sağladı. Ayrıca bu iyileştirmeler, bir sonraki öncelikleri belirleme ve yeni gelişim hedefleri oluşturmaya da katkı sağladı.” “Firmalar verimliliğe odaklanmalı” Otomotiv tedarik sanayiinde faaliyet gösteren firmaların, mevcut şartlarda önlem alması ve verimliliğe odaklanması gerektiğinin altını çizen Alper Kanca, insan aklı ve duygusunu da işin içine katmanın doğru olacağını öne sürdü. Kanca, “OECD tarafından 2014 yılında yayınlanan satın alma gücü paritesine göre ülkelerin durumuna bakıldığında, Türkiye’nin verimlilik ve rekabet üzerine kurgulanmış bir projeye ihtiyaç duyduğu çok açık. ‘İş Mükemmelliği URGE Projesi’, bugünün şartlarında otomotiv tedarik sanayiinin ayakta kalabilmesi ve verimliliğini artırması noktasında uygulanması gereken çok özel bir proje” diyerek sözlerini noktaladı. z HABERLER Türkiye, 2015’te yaklaşık 144 milyar dolarlık ihracat yaptı 2015’in aralık ayında, bir önceki senenin aynı dönemine göre yüzde 12 düşüşle 11 milyar 535 milyon dolarlık ihracat yapan Türkiye, 2015’in tamamında ise 143 milyar 730 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. T ürkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), 2015 aralık ayı ve son 12 aylık ihracat verilerini Ankara’da Ekonomi Bakanlığı’nda açıkladı. Aralık ayı ihracatı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 düşerek, 11 milyar 535 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu dönemde en fazla ihracata imza atan sektörler ise; 1 milyar 850 milyon dolarla otomotiv, 1 milyar 393 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon ile 1 milyar 270 milyon dolarla kimyevi maddeler sektörleri oldu. 2015 yılının 12 aylık dönemindeki ihracat da, bir önceki yıla göre yüzde 8,7’lik gerilemeyle 143 milyar 730 milyon dolar olarak gerçekleşti. En fazla ihracat AB ülkelerine yapıldı Aralık ayında ülke gruplarına göre ihracatta ilk sırayı yüzde 46 pay ve 5 milyar 349 milyon dolarla Avrupa Birliği, ikinci sırayı da yüzde 19 pay ve 2 milyar 132 milyon dolarla Yakın ve Ortadoğu ülkeleri aldı. Söz konusu dönemde en fazla ihracat yapılan ilk beş ülke sırasıyla; Almanya, İngiltere, İtalya, ABD ve Fransa oldu. Yine aynı dönemde; Şili’ye yüzde 67, Sudan’a yüzde 62, Gana’ya ve Peru’ya yüzde 57 oranlarındaki yüksek ihracat artışları dikkat çekti. “Hedeflerimiz için yoğun bir şekilde çalışıyoruz” İhracat verilerini Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş ile birlikte değerlendiren TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, 2016 yılının Türkiye’ye sağlık, 26 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 mutluluk, birlik ve beraberlik getirmesini diledi. Konfüçyüs’ün, “Eğer ağaca tırmanmak istiyorsanız, yıIdızIara uIaşmaya niyet edin ki başarasınız” sözlerini hatırlatan Büyükekşi, TİM olarak kendilerinin de koydukları hedeflere ulaşabilmek için çalıştıklarının altını çizdi. Büyükekşi, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Daha fazla ihracat, büyüme ve refah artışı istiyoruz. Devler gibi eserler bırakmak için karıncalar gibi çalışmak lazım. Biz; devletimize, ülkemize, sanayicimize ve ihracatçılarımıza güveniyoruz.” Yapısal sorunlarını çözemeyen milletlerin düşüşe geçtiğini ifade eden Mehmet Büyükekşi, “Hedefimiz; ihracat kompozisyonumuzu orta-ileri ve ileri teknoloji içeren bir yapıya kavuşturmak. İhracatçılar olarak bizler, ülkemizin; kaliteli, ileri teknolojiye dayalı, yenilikçi ve markalı bir yapıya kavuşması için tüm gücümüzle çalışıyoruz” diye konuştu. “Dünya ticaret hacmi geriledi” Küresel ekonomiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Büyükekşi, şöyle devam etti: “2014 yılında dünya ticaret hacmi 18,8 trilyon dolar seviyesine yükseldi. Ancak, IMF’in tahminine göre, 2015’te dünya ticaret hacminin 16,5 trilyon dolara gerilemesi bekleniyor.” Zor bir yılı geride bıraktıklarını dile getiren Büyükekşi, “Ancak şunu ifade etmekten son derece memnunum ki; 2015 yılında, dünyada ve özellikle yakın çevremizde yaşanan birçok soruna rağmen ihracatımızın azalmasını başarısızlık olarak değerlendirmemiz mümkün değil. Bütün dünyada, en güçlü ekonomilerde bile 2015’te bizimkinden daha büyük kayıplar yaşandı. 2015 yılı son açıklanan verilere göre; Hindistan’ın ihracatı yüzde 16,7, Brezilya’nın yüzde 16,4, Almanya’nın yüzde 11,6, ABD’nin yüzde 6,5 ve Rusya’nın ihracatı ise yüzde 32 oranında geriledi. Bizim ihracatımızdaki gerileme de yaklaşık yüzde 8,7 düzeyinde” dedi. “AB’nin ithalatındaki payımız artttı” Türkiye’nin AB’nin toplam ithalatındaki payının yukarı yönlü trendini koruyarak, ekim ayında yüzde 1,19 düzeyine ulaştığının bilgisini veren Büyükekşi, söz konusu oranın tüm zamanların en yüksek seviyesi olduğunu vurguladı. Mehmet Büyükekşi, şöyle devam etti: “Ülkemizin ABD’nin toplam ithalatındaki payı ekim ayında da yüzde 0,28 seviyesini koruyarak, bugüne kadarki en yüksek seviyesinde seyrediyor. Dünya ithalatından aldığımız pay da, bugüne kadarki rekor seviyesine ulaşarak binde 9’a yaklaştı. Bütün bu veriler; birim fiyatların düştüğü, dünya ithalatının gerilediği bir ortamda, Türkiye’nin miktar olarak daha fazla ihracat yaptığını ve dünyadaki pazar payını artırdığını gösteriyor. Sakin denizler hiçbir zaman usta denizciler yaratmadı. Biz, zorlu şartlarda başarı bulan bir ülkeyiz.” z HABERLER Türkiye ve İstanbul İmalat PMI raporları açıklandı İSO Türkiye İmalat PMI verisi, ocak ayında kritik eşik değer 50,0’nin üzerinde kalarak, faaliyet koşullarındaki iyileşmenin devam ettiğine işaret etti. Böylelikle PMI, son üç aydır üst üste pozitif bölgede ölçüldü. E konomik büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayiinin performansını gösteren İSO’nun (İstanbul Sanayi Odası) Türkiye ve İstanbul İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) anketlerinin ocak 2016 dönemi sonuçları açıklandı. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verisi, ocak ayında kritik eşik değer 50,0’nin üzerinde kalarak, faaliyet koşullarındaki iyileşmenin devam ettiğine işaret etti. Böylelikle PMI, son üç aydır üst üste pozitif bölgede ölçüldü. Üretim, yeni siparişler, istihdam ve girdi stokları alt endeksleri PMI endeksini olumlu yönde etkilerken, tedarikçilerin teslim süresi genel olarak nötr düzeyde kaldı. Aralık ayında 52,2 değeriyle son 13 ayın en yüksek değerine ulaşan endeks, ocak ayında 50,9’a gerileyerek, imalat sektöründeki büyüme hızının yavaşladığını gösterdi. Balchin: “Yeni iş hacmindeki büyüme hızı düştü” Markit Kıdemli Ekonomisti Trevor Balchin, İSO Türkiye İmalat PMI 28 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 anketiyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Türk imalatçıları, 2016’ya geçen yılın başına kıyasla daha iyi bir şekilde giriş yaptı. Ancak, yeni iş hacmindeki büyüme hızının yavaşlaması imalat sanayii sektörünün yakın geleceğe ilişkin performansı konusunda şüphe oluşturdu. Jeopolitik faktör ve belirsizliklerden dolayı yeni ihracat siparişleri ocak ayında geriledi. Ayrıca, Türk Lirası’nın yeniden zayıflaması, firmaların girdi maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.” İhracat siparişleri azaldı 2015’in aralık ayında 51,0 ölçülen İSO İstanbul İmalat PMI verisi de, ocak ayında 49,5’e gerileyerek, 2016’nın başında İstanbul imalat sektörünün faaliyet koşullarında genel anlamda bozulma yaşandığına işaret etti. Ancak, ocak ayındaki daralma sınırlı düzeyde kaydedildi. Geçen yılın ocak-kasım aylarını kapsayan dönem ile 2014’ün ortalarında yaşanan daralmaya kıyasla da daha düşük hızda gerçekleşti. Ocak ayında İstanbul imalat sektörünün faaliyet koşullarındaki bozulma, alınan yeni iş hacmindeki düşüşten kaynaklandı. Ancak, yeni iş hacmindeki düşüş çok hafif oldu ve 2015’in önemli bir kısmında gözlenen daralmaya kıyasla daha düşük hızda gerçekleşti. Yeni iş hacmindeki gerileme büyük ölçüde yeni ihracat siparişlerindeki azalmadan kaynaklandı. Bazı firmalar, söz konusu durumu jeopolitik gerilimlere bağladı. “Girdi maliyetleri yükseldi” İSO İstanbul İmalat PMI anketi verilerinin, faaliyet koşullarındaki bozulmanın zayıf dış talepten kaynaklandığını gösterdiğini dile getiren Trevor Balchin, “Bazı firmalar, bu durumun jeopolitik faktörlerden kaynaklandığını belirttiler. Üretim ve istihdamda kayda değer bir değişim yaşanmazken, firmalar zayıf Türk Lirası’nın etkisiyle daha yüksek girdi maliyeti baskısıyla karşılaştılar” diyerek sözlerini noktaladı. z HABERLER 2015’te 16,2 milyon tonluk çelik ihracatı yapıldı Türkiye 2015 yılında, bir önceki yıla göre değer bazında yüzde 25,1 düşüşle 9,9 milyar dolarlık çelik ihracatı gerçekleştirdi. Söz konusu dönemde ihracat, miktar bazında ise yüzde 7,8 azalışla 16,2 milyon ton oldu. T ürk çelik sektörü, siyasi ve ekonomik olumsuzlukların yanı sıra; dünya çelik fiyatlarındaki düşüş, sektöre yönelik haksız antidamping iddiaları, en önemli ihracat pazarları arasında yer alan MENA bölgesinde istikrarın bir türlü sağlanamaması ve Çin gibi ülkelerin Dünya Ticaret Örgütü kurallarını hiçe sayan agresif ihracat politikası gibi birçok zorlukla mücadele ediyor. Türkiye’nin çelik ihracatı 2015 yılında, bir önceki yıla kıyasla değer bazında yüzde 25,1 düşerek 9,9 milyar dolar oldu. Söz konusu dönemde ihracat, miktar bazında ise yüzde 7,8 azalışla 16,2 milyon ton olarak gerçekleşti. Tüm olumsuzluklara rağmen Ortadoğu, sektörün en büyük ihracat pazarı olmayı sürdürdü. Çelik sektörünün direkt ihracatına diğer birliklerin faaliyet alanına giren demir çelik ürünleri de eklendiğinde, Türkiye’nin 2015 yılındaki toplam çelik ihracatı değer bazında 12 milyar dolar, miktar bazında ise 17 milyon ton oldu. En fazla ihracat Ortadoğu’ya yapıldı 2015 yılında çelik sektörü miktar bazında en fazla ihracatı, yüzde 14’lük düşüşe rağmen 5,3 milyon ton ile OrNamık Ekinci, “Türk çelik sektörü şu an önemli bir yol ayrımında. Bu gerçeği görmeli ve vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz” dedi. 30 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 tadoğu bölgesine yaptı. Ortadoğu’yu; 2,8 milyon tonla AB ülkeleri, 2,5 milyon ton ile Kuzey Amerika ülkeleri ve 2,3 milyon tonla Kuzey Afrika ülkeleri izledi. Geçen yıl Kuzey Afrika’ya gerçekleştirilen ihracatın yüzde 23,7 oranında artması da, dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. 2015 yılında en çok ihraç edilen çelik ürünleri sıralaması ise; 7,2 milyon ton ile inşaat çeliği, 1,8 milyon tonla dikişli boru, 1,7 milyon tonla yassı sıcak ve 1,5 milyon tonla profil şeklinde gerçekleşti. Çelik İhracatçıları Birliği’nin (ÇİB) açıkladığı rakamlara göre; aralık ayı ihracatı da, 2014’ün aynı ayına kıyasla değer bazında yüzde 35,2 düşüş ile 766 milyon dolar oldu. Aynı dönemde miktar bazındaki çelik ihracatı ise, yüzde 13,5 azalış ile 1,5 milyon ton oldu. Ekinci: “Oldukça zor bir yılı geride bıraktık” ÇİB Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, çelik sektörünün 2015 yılı ihracat verileri ile ilgili yaptığı değerlendirmede, “Küresel piyasalardaki olumsuzluklar ve siyasi belirsizliklerin gölgesinde geçen 2015 yılı, Türk çelik sektörü açısından oldukça zorlu geçen bir sene oldu. Sektörümüzün ihracatı, yurt içi ve yurt dışında yaşadığı sorunlar ve çelik fiyatlarında küresel ölçekteki düşüşün etkisiyle geçmiş yıllardaki rakamların altında seyretti. İhracatta yaşadığımız gerilemede; dünya çelik fiyatlarındaki düşüş, sektörümüze yönelik haksız antidamping iddiaları ve en büyük pazarlarımız arasında yer alan Ortadoğu’da istikrarın bir türlü sağlanamaması etkili oldu. Ayrıca, özellikle Çin gibi üretici ülkelerin Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı hareket ederek, Türk çelik sektörünün önemli ihraç pazarlarına dampingli, devlet teşvikli hatta GTİP’lerinde hile yaparak ürün ihraç etmeleri de bu düşüşte önemli bir pay üstlendi” diye konuştu. “Sektörün rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz” 2016 yılında, üretim ve ihracatı mevcut rakamların üzerine çıkarmanın yanı sıra, sektörlerinin dünyadaki rekabet gücünü artırmanın başlıca hedefleri olduğunu dile getiren Ekinci, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu doğrultuda, içinde bulunduğumuz yıl ihracatımızın yüzde 2 oranında artışla 16,4 milyon ton civarında olmasını hedeflemekteyiz. Ancak, 2015 yılında yaşanan ekonomik ve siyasi sorunların devam ediyor olmasının, 2016’nın sektörümüz açısından zorlu geçeceğine işaret ettiğini de belirtmek isterim. Dünyadaki olumsuz gidişatın yılın son çeyreğinde toparlanacağını umuyoruz.” Çeliğin, Türkiye sanayisi için vazgeçilmez bir öneme sahip olduğunu ve potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Namık Ekinci, “Konjonktürel olumsuz gelişmelerin içinden çok fazla yara almadan çıkabilmemiz için, sektör olarak geleceği iyi okumamız ve buna göre de tedbirlerimizi almamız gerekiyor. Sektörümüzün gelişimi için artık hepimizin elini taşın altına koymamımızın vakti geldi. Bizler, Çelik İhracatçıları Birliği olarak gerekli çalışmaları yapıyoruz. Devletimizin de olumlu katkılarıyla sektörümüzün bu zorlukları aşacağına inanıyoruz” dedi. Sektörlerinin geleceği açısından 2016 yılında da en önemli gündem maddelerinin cevhere dayalı entegre üretimin artırılması ve konsolidasyonun olacağını bildiren Ekinci, “Türk çelik sektörü şu an önemli bir yol ayrımında. Bu gerçeği görmeli ve vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz” diyerek sözlerine son verdi. z OTOMOTİV Otomotiv sanayii verileri umut verdi Otomotiv sanayiinde üretim ve ihracat rekoru kırıldı Otomotiv sektörünün 2015 yılındaki toplam üretimi bir önceki yıla göre yüzde 16 artarak, 1 milyon 358 bin 796 adet oldu. Söz konusu dönemde, yüzde 12’lik artışla 992 bin 335 adetlik otomotiv ihracatı gerçekleştirildi. Yalçın GÜR O tomotiv Sanayii Derneği (OSD) tarafından açıklanan verilere göre, 2015 yılında otomotivde üretim ve ihracatta rekor kırıldı. Geçen yıl üretim 1 milyon 359 bin adede yaklaşırken, ihracat da 992 bin 335 adede ulaştı. Otomotiv sanayiinin 2014 ve 2015 yıllarına ait üretim, pazar ve ihracat verilerinin yer aldığı tablo yorumlandığında şu sonuçlara ulaşılmaktadır: 2015’te toplam üretim 1 milyon 358 bin 796 adetle, bir önceki yıla göre yüzde 16, otomobil üretimi ise yüzde 8 oranında arttı. Bu dönem- Toplam otomotiv sanayii verileri tablosu. 32 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 de, toplam üretim 1 milyon 359 bin adede yaklaşırken, otomobil üretimi ise 791 bin 27 adet oldu. 2015 yılında bir önceki yıla göre, toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 12 oranında arttı. 2015’te toplam ihracat 992 bin 335 adet, otomobil ihracatı ise 604 bin 683 adet olarak gerçekleşti. 2015 yılında, bir önceki yıla göre toplam pazar yüzde 25 oranında artarak, 1 milyon 11 bin adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde otomobil pazarı yüzde 24 arttı ve 725 bin adet olarak gerçekleşti. Toplam pazar 2014 yılına göre yüzde 25 oranında arttı. 2014 yılında satışların 2013 yılına göre azalma kaydettiği dikkate alınırsa, 2015 yılında toplam pazarın 2013’e göre yüzde 13 oranında arttığı görülüyor. Geçen yıl otomobil pazarının, 2013 yılına göre yüzde 9 oranında arttığı görülmektedir. Otomobil ihracatının yanı sıra ithalat da arttı Pazarı daha iyi analiz edebilmek için otomobil ile ilgili yerli üretim, ithalat ve toplam satış değerlerine birlikte bakmak gerekiyor: Toplam 725 bin 596 adet otomobil satışının gerçekleştiği Türkiye otomobil pazarında, 187 bin 881 adetlik satış Türkiye’deki üretimden karşılanırken, kalan 537 bin 715 adetlik kısmın ithalatla karşılandığı görülüyor. Buna göre, 2015’te ithalatın pazar payının yüzde 74 olarak gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Toplam otomobil satışının son 10 yıldaki en yüksek değerine ciddi bir oranda artışla (yaklaşık toplam 140 bin adetlik) ulaştığı görülüyor. Kalıp Yüzeyleriniz PRIMEFORM Teknolojisi ile Pırıl Pırıl Olsun Oerlikon Balzers, plastik kalıplarınız için çok yenilikçi ve çok etkin bir yüzey işlem yöntemi olan PRIMEFORM™ teknolojisini hizmetinize sunmaya başlamıştır. PRIMEFORM™, yüzeyde oluşturduğu çok sert difüzyon tabakası ile kalıp yüzeylerinde yüzey çiziklerinin oluşmasını, kenar ve köşelerin kırılmasını önleyen ve kalıp ömrünü uzatan plazma destekli bir yüzey işlem yöntemidir. Size özel çözümlerimiz için bizi arayınız. OTOMOTİV Ticari araç pazarında durum 2005–2015 yılları otomobil satışları. Toplam otomotiv üretimi (1 milyon 358 bin 796 adet) ile otomobil üretimi (791 bin 27 adet) verilerinden hareket ederek; traktör hariç ticari araç üretiminin 567 bin 769 adet olarak gerçekleştiği sonucu çıkıyor. Yaklaşık 51 bin adetlik traktör üretimi bu sayı içinde yer almıyor. Geçen yıl yaklaşık 51 bin adetlik traktör üretimi ile birlikte otomotivde toplam üretim 1 milyon 410 bin adet olarak gerçekleşmiş bulunuyor. Yük ve yolcu taşıyan ticari araç üretiminde 2015 yılında 2014 yılına göre; k. kamyonda yüzde 42, otobüste yüzde 36, midibüste yüzde 34, minibüste yüzde 33, kamyonette yüzde 31, b. kamyonda yüzde 6 artış gerçekleştiği görülüyor. Ağır ticari araç pazarındaki artış dikkat çekiyor 2015’te bir önceki yılın aynı dönemine göre ağır ticari araç pazarı yüzde 8 oranında artarak, 43 bin 177 adet oldu. İnşaat sektöründeki gelişmelerin etkisiyle geçen yıl 2014’a göre kamyon pazarı yüzde 7 büyüyerek, 37 bin 833 adede yükseldi. Otobüs pazarının ise, yüzde 47 büyüyerek 2 bin 32 adet olduğu görülüyor. Hafif ticari araç pazarında da artış var 2015’te, bir önceki yıla göre toplam hafif ticari araç satışlarının yüzde 34 arttığı görülüyor. İthal hafif ticari araç satışlarının yüzde 31, yerli hafif ticari araç satışlarının ise yüzde 38 oranında arttığı dikkat çekiyor. Verilere göre, ithalatın pazar payının 2015 yılında bir önceki yıla göre yüzde 44 olarak gerçekleştiği görülmektedir. Midibüs pazarının ise, yüzde 10 oranında büyüyerek 3 bin 312 adet olarak gerçekleşmesi diğer dikkat çeken veriler arasında yer alıyor. Son 10 yıllık ortalamalar dikkate alındığında; toplam otomotiv pazarının yüzde 32,4, otomobil pazarının yüzde 43,9, hafif ticari araçlar (HTA) pazarının yüzde 9,6 ve kamyon pazarının ise yüzde 16,1 oranında büyüdüğü, otobüs pazarının da yüzde 1,6 oranında düşüş gösterdiği görülüyor. Türkiye, otomotive ayırdığı Ar-Ge payı ile dünya üçüncüsü Türkiye ihracatının yüzde 15’ini gerçekleştirerek, 2015’te de ihracatta lokomotif konumunu sürdüren otomotiv sanayii, Ar-Ge teşviklerinin devam etmesi ile birlikte global markalar için üretim üssü olma özelliğini kuvvetlendirerek devam ettiriyor. Otomotiv sanayii üretim ve ihracat adetleri gelişimi (2003-2015) tablosu bu gelişmeyi rakamlarla sergiliyor. Türk otomotiv sanayii, 2015 yılının ilk dokuz ayı sonunda toplam otomotiv üretiminde dünyada 16. sırada yer aldı. Diğer taraftan, ülkelere göre toplam Ar-Ge harcamaları içerisinde otomotivin payına bakıldığında Türkiye, yüzde 18,9’luk payla; yüzde 31,7’lik paya sahip Almanya ve yüzde 19,8’lik paya sahip Japonya’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor. Bunların sonucu da, 2010-2014 arası yüzde 90 ora- ABB otomasyon çözümleri. Makine uygulamalarında mükemmel uyum. ABB makine uygulamaları için geliştirdiği özel ürün ailesi ile tüm uygulamalarınızda üretkenliği ve kolay uygulama entegrasyonunu ABB güvencesi ile bir araya getirmektedir. Ücretsiz* Automation Builder yazılımı sayesinde basit sistemlerden, robot teknolojisinin dahil olduğu kompleks sistemlere kadar tüm yazılımları tek bir çatı altında toplayarak komple bir entegrasyon sağlamaktadır. ABB AC500 PLC’leri, Servo ve AC sürücüleri, Safety sistem çözümleri ve operatör panelleri ile uygulamalarınızda mükemmel uyumu yakalamanıza yardımcı oluyor. Detaylı bilgi için lütfen web sitemizi ziyaret edin. www.abbmotion.com Hafif ticari (minibüs + kamyonet) satışları. ABB Elektrik Sanayi A.Ş. Tel : (0) 216 528 22 00 Faks : (0) 216 365 29 45 E-mail : [email protected] 34 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 *Sadece Basic sürümü ücretsiz olarak sunulmaktadır. OTOMOTİV nında artan toplam Ar-Ge istihdamı ve yüzde 207 oranında artan patent başvuru sayısında görülmekte. Otomotiv sanayii üretim ve ihracat adetleri gelişimi (2003-2015) Önen: “Tarihi bir rekora imza attık” Raporla ilgili olarak 2015 yılına ilişkin görüşlerini dile getiren OSD Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen, “Son yıllarda kapasite ve yeni ürün yatırımlarına hızla devam eden sanayimiz, üretimde çok önemli büyüme elde ederek tarihi bir rekora imza attı” diyerek, sektörün üretilen her 100 aracın 73 adedini yurt dışına göndererek ihracat rekorunu kırdığına dikkat çekti. AB pazarlarındaki büyümenin, Türk sanayiinin üretim ve ihracat rakamlarına pozitif katkı sağladığını söyleyen Önen, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “İhracatımız adet bazında yüzde 12 oranında artış gösterdi. Ancak, Euro-dolar paritesindeki gerileme nedeniyle tutarsal olarak dolar bazında yüzde 5 gerileme, Euro bazında ise yüzde 14 artış oldu. Otomotiv sanayii, ülkemizin toplam ihracatının yüzde 15’ini oluşturarak, sektör sıralamasında 2015 yılında da ilk sıradaki yerini korudu.” “Yatırımlar hızla devam ediyor” Türk otomotiv sanayiinin 2016 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Önen, şunları söyledi: “Sanayimiz kapasite ve yeni proje yatırımlarına aynı hızla devam ediyor. Bu yatırımların hayata geçmesi ile son beş yılda üretim kapasitesi, 1,5 milyon adet seviyesinden 1,7 milyon adet seviyesine yükseldi. Sanayimizin halen devam etmekte ve/veya devreye almakta olduğu yeni ürün yatırımları ile 2016 senesinde ihracatın daha da artmasını bekliyoruz. Hükümetimizin sanayiyi destekleyici politikaları ile iç pazardaki istikrarın devam etmesi, yeni projeler için ülkemizin rekabetçiliğinin sürdürülmesi ve böylelikle yeni yatırımların ülkemize çekilmeye devam etmesi, sektörümüz için en önemli fırsat konumunda.” “Kapasite 1,9 milyon adete yükselecek” 2016 yılında devam eden yatırımlara dikkat çeken Kudret Önen, söz konusu yatırımlarla otomotiv sanayiinin kapasitesinin 1,7 milyondan 1,9 milyon adet seviyesine ulaşacağını tahmin ettiklerini söyledi. Yeni devreye giren projeler ve halen devam etmekte olan yatırımlar ile üretimin ve ihracatın sürdürebilir bir büyüme yakalayacağını ifade eden Önen, teşvikler ile desteklenen yeni projelerin 2016 yılında özellikle ihracat bazlı üretim artışını sağlayacağını söyledi. Önen, “Elbette bu beklentiler, istikrarlı bir iç pazar ve ekonomide satınalma kararlarının etkilenmeyeceği bir seyre bağlı” diye konuştu. Hükümet programında da yer verildiği üzere, otomotiv sanayiinin Türkiye için stratejik önem taşıdığının altını çizen Önen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hükümetimizin uygulamakta olduğu Ar-Ge teşviklerinin de büyük katkısı ile global otomotiv markaları için yeni proje ürünlerin geliştirildiği otomotiv üssü konumuna gelen ülkemiz, 2015 yılı ilk dokuz ay verilerine göre Avrupa Birliği ülkeleri arasında ticari araç üretiminde birinci, otomobil üretiminde de yedinci sırada yer alıyor. Dünya geneli otomotiv üretiminde ise, 2014 yılında 17. sıradaki konumumuz 2015’in ilk dokuz ayında 16. sıraya yükselmiş durumda. Yeni devreye giren ve girecek olan projeler ile bu konumumuzun daha da kuvvetlenmesini bekliyoruz.” Ar-Ge konusunda Türkiye’nin bir çekim merkezi olmasını bir fırsat ve otomotiv sanayii açısından bir gereklilik olarak gördüklerini belirten OSD Başkanı, bunun da doğal olarak Türkiye’nin teknolojik ilerlemesine katkı sağlayacağını da sözlerine ekledi. z 1973 1975 1982 1988 1996 2002 2003 2015 2016 Boğaziçi Köprüsü hizmette. Keban Barajı faaliyette. TRT Televizyonu renkli yayında. Fatih Sultan Türkiye Mehmet Gümrük Köprüsü açıldı. Birliği’nde. Türk Milli Futbol Takımı Dünya üçüncüsü. Sertap Erener Eurovizyon’da birinci. Türk bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar Nobel Kimya ödülünü aldı. Körfez Geçiş Köprüsü açılacak. Yarım yüzyıl önce, 1966 yılında 5 kişilik bir atölyede üretime başladık. Türkiye değişti, biz geliştik... Türkiye’de el aletleri alanında ilk üretici, ilk ihracatçı ve ilk Ar-Ge merkezi olduk. 50. yılımızda 500 çalışanımızla sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da lider el aletleri üreticileri arasındayız. Ve, 5 kıta 50 ülkede usta ellerin tercihi. YIL DESIGN FORGE SAFETY w w w. k a n c a . co m . t r 36 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 SATINALMA Malzeme satınalma işlemleştirme süreci Satınalma işlemleştirme süreci dendiğinde, teknik anlamda sistematik olarak yapılması gerekenler anlaşılmalıdır. Bunlardan bir tanesi satınalma, diğeri ise, satıcı kalitesi mühendisliği fonksiyonudur. Metin ÇAVUŞLAR Danışman-Eğitimci / Mak. Müh. B ir mesleği hissederek ve o meslekle ilgili vizyona sahip olarak iş yapmak çok önemli. Bunu tüm meslekler için söylüyorum. Tüm eğitim ve yayın çalışmalarımı bu anlayışla sürdürüyorum. Bunun karşılığını da; işini geniş vizyonla ve severek yapan, gerçekten o mesleğin adamı olarak iş yapan, genç ya da yaşlı tüm öğrencilerimin yaptıklarını gördükçe büyük mutluluk 38 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 yaşayarak alıyorum. Birlikte hem meslek kalitesini, hem de iş yapma kültür kalitesini yükseltiyoruz. Eğitimine katkıda bulunduğum meslekler arasında satınalmacılık bu anlamda benim için özel bir yere sahip bulunuyor. Bazı mesleklerin ne kadar önemli bir derinliğe sahip olduğu dışarıdan bakıldığı zaman pek anlaşılmıyor. Satınalmacılık mesleği de böyle bir meslek. Sadece “para mal alınırken kazanılır!” diyen bir ticari anlayışla satınalmacılık mesleği icra edildiğinde, satınalmacılığın işe ve yönetime yön veren yanı gözden kaçıyor. Satınalmacılık yapan kişinin kendi çıkarlarını gözeten bir anlayışla işini yaptığı ile ilgili bazı toplumsal önyargılar ise, satınalmacılar üzerinde olumsuz bir etki yapıyor. Satınalmacılığın günümüzün gelişmiş ticaret ve yönetim anlayışından kopuk bir yere konması ise, mesleğin etkinliğinin gözden kaçmasına neden oluyor. Bunlar ve benzeri bazı olgular, satınalmacının gerçek rolünün doğru anlaşılmasını engelliyor. SATINALMA Bu yazımda, malzeme satınalma işlemleştirme sürecinin iki önemli fonksiyonuna değindim. Satınalma işlemleştirme süreci dendiğinde, teknik anlamda sistematik olarak yapılması gerekenler anlaşılmalıdır. Bunlardan bir tanesi satınalma, diğeri ise, satıcı kalitesi mühendisliği fonksiyonudur. Satıcı kalitesi mühendisliği fonksiyonu, satıcının siparişi teknik olarak yerine getirmesi ile ilgili boyutun irdelendiği bir süreç olarak algılanmalıdır. Bu süreç, teknik elemanlar tarafından çalışılmalıdır. Tedarikçinin teknik anlamda röntgeni çekilmeli ve tedarikçi analiz edilmelidir. Satıcı kalitesi mühendisliği fonksiyonu, satıcının yeteneğini değerlendirir. Bu kapsamda, satıcının alt yapısı değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Tedarikçinin; tesisleri, tezgahları, insan kaynakları ve tüm teknik detayları incelenmelidir. Bu sayede, tedarikçinin yapabilecekleri konusunda en küçük bir kuşku bırakılmamalıdır. Satıcı kalitesi mühendisliği fonksiyonu Üretim süreçleriyle ilgili olarak oluşacak sorunlarda tedarikçinin yanında olmak gerekmektedir. Bu durum, üretim siparişi verilen özel parçaların satınalmasında çok büyük önem taşımaktadır. Her türlü olanağı 40 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 ve elemanı yeterli olmasına rağmen tedarikçi işi yerine getirmekte sıkıntılar yaşıyorsa, ona işi yerine getirebilmesi için yardımcı olmak son derece yararlı olacaktır. Oysa, zaman zaman “tedarikçiye bu yardımı yapma sıkıntısını neden yaşamamız gerekir?” denilmektedir. Özellikle, özel siparişlerde çok sayıda tedarikçi bulunması zor olduğundan, tedarikçilerin teklif vermekten uzaklaşmaları istenmeyen bir husustur. Rekabetin azalması sadece satınalma yapan işletmeye zarar verecektir. Rekabetin zayıflamaması için tedarikçilere üretim süreçlerinde gerektiğinde yardım etmek yararlı olacaktır. Ancak bu yardım yapılırken, yardımın karşılığında bir kazanç elde edilmesi gerekir. Bu kazanım; fiyat konusunda da, şartlar konusunda da olabilir. Bu şekilde, satıcı kalitesi mühendisliği fonksiyonu çalışmaları ile hem satıcının üretim sürecini kontrol etmesine yardımcı olunur, hem de satınalmanın tedarikçi üzerindeki kontrolü artar. Birlikte çalışma, kalite sorunlarının çözümüne yardımcı olur Satıcı kalitesi mühendisliği fonksiyonu, satıcı ile müşterisinin arasında oluşabilecek kalite sorunlarını çözer. Yeni anlayışa göre, kalite sorunlarının oluşmasını engellemek önemli olarak algılanmaktadır. Kalite konusunu her durumda yalnız olarak çözmek anlamsızdır. Kalite konusundaki sıkıntıları tedarikçilerle konuşmak, umulmadık durumlarda sorun çözümünde faydalı olabilir. Her ne kadar satınalmacı kendi ürününün kalitesinden, tedarikçi de kendi ürününün kalitesinden sorumluysa da, tedarikçinin ürününün kalitesi satınalmacının ürününün kalitesini belirleyecektir. Bu nedenle, yapılabilirlik ve kalite konusunu beraber çalışmak çok önemlidir. Satıcı kalitesi mühendisliği fonksiyonu, satıcının kalite belgesini kontrol eder. ISO–9000 veya benzer bir kalite sisteminin aksaksız çalışması için satıcının kalite belgesinin varlığı önemlidir. Öncelikle, satıcının kalite belgesinin incelenmesi ve soruşturulması gerekmektedir. Bu soruşturma, belgeyi veren kuruluşla birlikte yapılmalıdır. Belgenin geçerliliği sorgulanmalıdır. Bu çalışma, belgeyi veren kuruluşun denetimlerindeki sonuçların istenmesine kadar varmalıdır. Belge olmaması, bu konuda yapılacakların sonuna varıldığı anlamında algılanmamalıdır. Eğer satınalma yapan kuruluş, verdiği siparişini tedarikçisinin kendi kalite sistemine uygun olarak yapabileceğine kanaat getirirse; kalite sistemlerinin istisnâi durumu olan kendisi tarafın- SATINALMA dan belgelendirme yapılması uygulamasını yaşama geçirebilir. Elbette, bu uygulamanın oldukça değişik bir yöntemi ve süreci olacaktır. Uygulamanın şartı, tedarikçinin konuyla ilgili olarak olanaklarının elvermemesinin gerekliliğidir. Başka bir özel durum ise, tedarikçinin kalite sistemi kurma konusunda hâlihazırda sona yaklaşmış bir çalışmasının olmasıdır. Bu durumda, satınalma yapan işletmenin belge veren kuruluş gibi yol gösterici olması ve denetimler yapması gerekmektedir. Satıcı kalitesi mühendisliği fonksiyonu, kalite belgesi kriterlerine göre satıcı performansını izler. Satın alan işletmenin ve tedarikçinin tabi oldukları kalite sisteminin gereklerine uygun olarak, tedarikçinin performansının tanımlanmış bir süreçte takip edilmesi zorunludur. Aslında bu performans değerlendirmesi “tedarikçi değerlendirme” başlığı altında uygulanmaktadır. Bu değerlendirme, tedarikçi seçiminde uygulanan değerlendirmenin bazı farklılıklarla aynısı olarak yaşama geçmektedir. Bu değerlendirme kullanılırken dikkat edilecek önemli bir konu ise, yapılan değerlendirmenin tedarikçilerle paylaşılma zorunluluğudur. 42 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 Kabul muâyenesi fonksiyonu Kabul muâyenesinin temel amaçlarından birisi, kaliteyi üretildiği noktada sağlamak ve kalite kontrolden geçmeyecek malzemenin hareketlenmesini kesinlikle önlemektir. Zirâ, malzemenin hareketlenmesinden sonra maliyetler ve kayıplar oluşacaktır. Malzeme, satın alan firmaya gelmiş ve kalite kontrolde reddedilmişse birçok masraf boşa yapılmış ve çok kıymetli zamanlar kaybedilmiş demektir. Aynı işi yapmak için iki değişik süre kullanılmış ve iki defa masraf yapılmış olacaktır. Ayrıca, kalite kontrol maliyetlerinin bu uygulama için yüzde 100 artması durumu gerçekleşecektir. Bu durumda, tedarikçiye ceza vermek de kurtuluş olmayacaktır. Zirâ, buradaki amacımız; satıcıya ceza keserek para kazanmak değil, işi başararak kâr etmektir. Bu konuda doğru karar verebilmek için satınalma elemanlarının Pareto (Değer) analiz tekniğini bilmesi gerekmektedir. Böylece, malzemeye göre uygulamaların nasıl ve elemelerin hangi kriterlere göre yapılabileceğine karar verme sistematiğinin oluşmasına hatasız olarak karar verilebilecektir. Kabul muâyenesi fonksiyonu sistematiği hangi sisteme göre yapılırsa yapılsın, yeni bir sistemin sorunsuz olarak çalışabileceği sistematiğinin oturtulabilmesi bir ilâ iki yıl kadar zaman alacaktır. Pareto, basit çalışan bir analizdir Pareto analizi, geçtiğimiz yüzyılda yaşamış olan İtalyan matematikçi Pareto tarafından ortaya atılmış olan bir analizdir. Bu analiz, sebep ve sonuçlar arasındaki bağlantıyı istatistik metotlarla irdeleyen bir yaklaşımla yapılır. Basit çalışan bir analizdir. Birçok konuda kullanılabilme esnekliğine sahiptir. Perakendeciler bu uygulamaya ABC analizi demektedirler. Basit bir tanımlama yapmak gerekirse; sebepler ve sonuçlar yan yana ve altlarında satırlar olacak şekilde yazılır. Bu satırlardan sonuçlar en üste en büyük, en alta ise en küçük gelecek şekilde sıralanır. Sebeplerin en üstteki ilk yüzde 20’yi kapsayan kısmı, sonuçlar toplamının yaklaşık olarak yüzde 80’ine karşılık gelir. Pareto’da veriler rastgele (random) olduğundan, uygulaması yaklaşık bir sonuç vermektedir. Bu nedenle, perakendecilerin konuyu ikili ayrımdan ABC gibi çoklu ayrımlara götürmesi durumunda, analizin sağlıklı sonuç vermesini beklemek bu analize haksızlık etmek olacaktır. z FUAR WIN Eurasia Automation 17 Mart’ta kapılarını açacak 17-20 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek WIN Eurasia Automation 2016; Otomasyon Eurasia, Electrotech Eurasia, Hydraulic & Pneumatic Eurasia ve Materials Handling Eurasia fuarlarını aynı çatı altında buluşturacak. Y eni nesil fabrikalar için entegre çözümleri bir araya getirmeye hazırlanan WIN Eurasia Automation Fuarı, İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde, 17-20 Mart 2016 tarihleri arasında düzenlenecek. Otomasyon Eurasia, Electrotech Eurasia, Hydraulic & Pneumatic Eurasia ve Materials Handling Eurasia fuarlarını kapsayan etkinlik; otomasyon, elektrik-elektronik, hidrolik-pnömatik ve elleçleme-iç lojistik sektörlerine kompakt bir bakış olanağı sağlıyor. Etkinlikte; kablolardan akışkan gücü teknolojilerine, sürücü teknolojilerinden yazılımlara, robot kollarından insansız forkliftlere kadar bir fabrika için gerekli tüm çözümlerin tek çatı altında sunulacağını aktaran yetkililer, “WIN Eurasia Automation, geleceğin fabrikalarına yönelik doğru çözümlere ulaşmak isteyen ziyaretçiler için bir kez daha bölgenin lider inovasyon platformu olduğunu kanıtlayacak” diye konuştular. 44 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 “Otomasyon Eurasia 23. kez düzenlenecek” Otomasyon Eurasia Fuarı’nın bu yıl 23. kez düzenleneceğini hatırlatan yetkililer, sözlerini şu şekilde sürdürdüler: “Etkinlik, endüstriyel otomasyon uygulamalarında kullanılan tüm teknolojik gelişmelerin ve yeni hizmetlerin görülebildiği yegâne adres konumunda. Montaj kurulum sistemleri, doğrusal konumlama sistemleri, otomasyon hizmetleri, haberleşme, network ve endüstriyel haberleşme sistemleri, kontrol sistemleri, PLC, Scada, gömülü sistemler, endüstriyel bina otomasyon sistemleri, endüstriyel bilişim & yazılım, robot sistemleri ve teknolojileri gibi çeşitli ürün gruplarında katılımcıları bir araya getiren fuarda, üretimde yeni bir döneme işaret eden Endüstri 4.0’ın etkilerini de gözlemlemek mümkün olacak.” “Katılımcı ve ziyaretçilere yeni fırsatlar sağlayacak” Teknolojideki gelişmelerin, güç ve hareket sistemlerinde önemli değişiklikler yarattığını ve daha kolay kullanım olanaklarını ortaya çıkardığını kaydeden yetkililer, “Hidrolik ve pnömatik bunun en önemli başlığını oluşturuyor. Günümüzde; dişçilikten otomotive, ağır iş makinalarından yarı iletken üretimine vb. her sektörde yer alan hidrolik pnömatik sistemleri, sundukları avantajlar ve her geçen gün gelişen ürün yelpazeleriyle, mühendislerin vazgeçilmez enstrümanları olarak endüstride yer alıyor. Gün geçtikçe endüstriyel üretimde kullanım alanı genişleyen akışkan gücünün tanıtım ve pazarlamasında Hydraulic & Pneumatic Eurasia Fuarı en önemli platformu oluşturuyor. Hidrolik ve pnömatik hizmetleri, yağlama sistemleri, makina ve hidrolik yağları & parçaları, yağ hidroliği sistemleri ve bileşenleri, pnömatik sistemler ve bileşenleri, su hidroliği sistemleri ve bileşenleri konularına odaklanan etkinlik, WIN Eurasia Automation’da bir araya gelen diğer üç endüstri fuarının sinerjisiyle, katılımcılarına ve ziyaretçilerine yeni fırsatlar sağlayacak” dediler. “Mükemmel bir platrfom sunuyor” Electrotech Fuarı’nın; enerji, elektrik ve elektronik sektörünün üretici, dağıtıcı ve kullanıcılarını bir araya getirerek, bilgi alışverişi ve iş bağlantılarına olanak sağlayacağını ifade eden yetkililer, şunları aktardılar: “Etkinlik, Türkiye’yi modern ve farklı enerji sistemlerine yönelik olan yatırımlarında desteklemek isteyen şirketlere, teknolojilerini ve deneyimlerini sergilemek ve yerel karar alıcılarla iş birliği yapmak için mükemmel bir platform sunuyor.” “Endüstri dünyasının ihtiyaçları artıyor” Günümüzde, gelişen endüstri dünyasının artan ihtiyaçlarının; lojistik, içlojistik sektörlerinde ve tedarik zinciri yönetiminde de çözüm ihtiyaçlarını artırdığının altını çizen yetkililer, “Üretim sektörünün bir parçası olan lojistik ve içlojistik sektörünü bir araya getiren Materials Handling Eurasia Fuarı; kaldırma-taşıma, depolamayükleme, toplama-paketleme sistemleri ve lojistik bilişimi alanlarında yenilikçi ürün ve hizmetlerin sergileneceği bir ortam oluşturmayı hedefliyor” diye konuştular. z FUAR BIEMH 2016 Fuarı 30 Mayıs’ta start alacak 30 Mayıs-4 Haziran tarihleri arasında Bilbao Exhibition Centre’de dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerini ağırlayacak olan BIEMH 2016 Fuarı, akıllı üretim ve Endüstri 4.0 konularına odaklı yeni konseptiyle düzenlenecek. B IEMH 2016 Fuarı (29. Takım Tezgahı Fuarı), 30 Mayıs-4 Haziran tarihleri arasında İspanya’da Bilbao Exhibition Centre’de gerçekleştirilecek. Etkinlik, akıllı üretim ve Endüstri 4.0 konularına odaklı yeni konseptiyle sahne alacak ve dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerini ağırlayacak. 4. endüstriyel devrimin, beraberinde çözülmesi gereken yeni sorunlar ve yeni bir çalışma paradigması getirdiğini dile getiren yetkililer, sözlerini şu şekilde sürdürdüler: “Bu duruma BIEMH’ye katılacak firmaların; takım tezgahı, aksesuarlar ve bileşenleri, üretim ve süreç otomasyonları, metroloji ve kalite kontrol, malzeme, hizmetler gibi alanlarda gelişmiş çözümler sunarak yanıt vermesi gerekiyor. Üretim planlamalarında, makina ve sistemler arası bağlantılar ve harici ekipmanlarla olan yoğun veri alışverişi, yeni nesil akıllı fabrikaların en önemli özellikleri olacak. Bu fabrikalar, yazılım geliştirme, yüksek hacimli analiz yeteneği ve veri saklama sistemleriyle öne çıkacak; sensör ve elektroniğin birleşmesi ve insan-makina arasındaki ilişki yeniden şekillenecek.” 46 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 “2014’teki fuarda bin 314 katılımcı yer aldı” BIEMH Fuarı’nın, dünyanın farklı yerlerinden gelen 10 binlerce alıcı sayesinde, teknolojik gelişmeleri potansiyel iş fırsatlarına dönüştürdüğüne dikkat çeken yetkililer, önemli pazarlardan gelen ve potansiyel alıcılardan oluşan delegasyonların etkinlikte üreticilerle buluşacağını ifade ettiler. Yetkililer, “2014’te 57 ülkeden gelen 35 bin ziyaretçi, bin 314 katılımcıyla buluştu. Bu, aynı zamanda takım tezgahı endüstrisinin tekrar eski günlerine geri döndüğünün ilk işareti oldu” diye konuştular. Özal: “Türk firmaları yoğun ilgi gösteriyor” BIEMH 2016 Fuarı’na, iki yıl önceki etkinliğe göre yüzde 10 daha fazla katılımcı ve ziyaretçinin beklendiğini kaydeden Bilbao Exhibition Centre’in Türkiye temsilcisi Feustel Fairs & Travel Genel Müdürü Atila Özal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomi Bakanlığı’nın prestijli fuarlar listesinde yer alan ve devlet tarafından yüzde 50’ye varan katılım desteğinin verileceği BIEMH’e Türk firmalarından da yoğun ilgi var. İspanya’nın yanı sıra, İspanyolca konuşan Orta ve Güney Amerika pazarlarının da rağbet gösterdiği bu fuarda, Türk firmaları mutlaka yerlerini alıp, dünya vitrinine çıkmalılar.” z FUAR ADDIT3D Fuarı, yeni fırsatlara odaklanacak İspanya’nın ilk 3D ve Aditif İmalat Fuarı ADDIT3D, BIEMH 2016 ile paralel olarak düzenlenecek ve Endüstri 4.0 ana başlığı altında yeni üretim teknolojilerine, tüm kademelerde yeni sinerji ve fırsatlara odaklanacak. B ilbao Exhibition Centre ve Addimat (İspanya 3D ve Aditif İmalatçılar Derneği) iş birliğiyle İspanya’nın ilk 3D ve Aditif İmalat Fuarı düzenlenecek. Mayıs 2016’da gerçekleştirilmesi planlanan ve özellikle sektör profesyonellerine hitap edecek organizasyon, gelişmiş üretim konusunda da önemli bir adım niteliği taşıyor. ADDIT3D’nin, sektörle ilgili birçok soruya güncel cevapların bulunacağı ve referans olarak alınacağı eşsiz bir ortam sunacağını dile getiren yetkililer, sözlerini şu şekilde sürdürdüler: “Etkili bir program olması için organizatörler, sektörün çok yönlü ele alındığı farklı panel ve etkinlikler düzenleyecek. Gerek katılımcıların, gerekse ziyaretçilerin fuardan maksimum faydalanması için her türlü ayrıntı düşünülüyor. Yeni ürünlerde daha kısa tedarik süreleri, ağırlıkları ve maliyetle- ri düşürme, tasarımda daha çok esneklik, sektörler arası etkileri ve daha çok görevi aynı anda yapma yeteneği gibi ana başlıklar fuarda öne çıkacak konular arasında yer alıyor.” “Özel teşhir alanları sunacak” Fuarın ayrıca; sistem ve makina, hammadde (pudra, filament gibi), Ar-Ge, endüstriyel uygulama (uzay-otomobil teknolojileri, ışık, makina mühendisliği, kalıp ve prototip imalatı, medical teknoloji gibi), sarf malzeme, hizmet, yazılım (simülasyon, makina kontrol, CAD/ CAM gibi), tarayıcı üreticileri, eğitim verenler, dernekler ve medya için özel teşhir alanları sunacağını bildiren yetkililer, “Bu yeni ektinlik, BIEMH 2016 ile paralel düzenlenecek ve birlikte Endüstri 4.0 ana başlığı altında, yeni üretim teknolojilerine, tüm kademelerde yeni sinerji ve fırsatlara odaklanacak. BIEMH’in önceki yıllarında, 3D ve aditif imalat için küçük alanlar ayrılmıştı ve ziyaretçilerden tam not alarak büyük ilgi görmüştü” diye konuştular. 50 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 “Dünyanın en modern fuar alanlarından biri” Fuarın düzenleneceği Bilbao Exhibition Centre (BEC) hakkında da bilgi veren yetkililer, şunları söylediler: “BEC, tasarım ve tesisleriyle dünyanın en modern fuar ve sergi alanlarından biridir. Yenilikçi ve kullanışlı tasarımı sayesinde, takvimindeki sayısız etkinliklere çok rahat bir şekilde ev sahipliği yaparak, tüm kullanıcıların maksimum beğenisini toplar.” Fuar alanının, 18 metre ortalama tavan yüksekliğiyle duvarı ve engeli olmayacak şekilde inşa edildiğinin altını çizen yetkililer, “Altı adet salona yayılan toplam 150 bin metrekarelik sergi alanında stantlar kolay bir şekilde kurulur ve sökülür. Alan ayrıca; 20 bin kişi kapasiteli çok amaçlı Bizkaia Arena’sı, 18 bin metrekarelik BEC Convenciones Kongre Merkezi ve 4 bin araçlık otoparkı gibi eşsiz özellikler sunuyor. Çok yönlü, esnek ve yüksek kapasiteli tesisleriyle BEC, küçük çaplı toplantılardan binlerce davetlisi olan etkinliklere kadar her organizasyon için tercih edilen ayrıcalıklı bir buluşma yeri olarak kabul ediliyor” diyerek sözlerini noktaladılar. z FUAR Automechanika İstanbul 10. kez sahne alacak Messe Frankfurt ve Hannover Fairs Turkey Fuarcılık iş birliği ile düzenlenen Automechanika İstanbul, 10. kez sektörün nabzını tutmaya hazırlanıyor. Etkinlik, 7-10 Nisan tarihleri arasında kapılarını ziyaretçilerine açacak. se Frankfurt İstanbul Genel Müdürü Tayfun Yardım, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Automechanika İstanbul, elde ettiği başarı ile Frankfurt ve Shanghai’dan sonra üçüncü en büyük Automechanika fuarı olarak öne çıkıyor. Amacımız; bu yıl 10. kez sektör bileşenlerini ağırlayacağımız etkinlikte bu çıtayı daha da yukarı taşıyabilmek.” Kühnel: “Ürün kategorileri zenginleşti” M esse Frankfurt ve Hannover Fairs Turkey Fuarcılık işbirliği ile düzenlenen otomotiv endüstrisi fuarı Automechanika İstanbul, 7-10 Nisan 2016 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Parça & Bileşenler, Elektronik Donanım & Sistemler, Aksesuar & Tuning, Onarım & Bakım, Bilgi Teknolojileri & Yönetim, Servis İstasyonu & Oto Yıkama olmak üzere altı kategoride ürünlerin sergileneceği etkinlikte, ilk kez geçen yıl fuara eklenen Yağ, Lastik, Akü, Truck Competence özel bölümlerinde ise büyüme yaşanacağı öngörülüyor. Automechanika İstanbul Fuarı, Türkiye’nin sektördeki güçlü konumunun da etkisi ile her yıl dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz yıl 94 ülkeden 46 bin 382 ziyaretçiye ev sahipliği yapan etkinlik, Ekonomi Bakanlığı ve Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin desteğiyle; Bosna Hersek, Bulgaristan, İsrail, Kırgızistan, Moldova, Pakistan ve Tunus’tan alım heyetleri tarafından 52 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 da ziyaret edildi. Geçen yıl 12 salondan 14 salona çıkan fuarda, 40 bin 631 metrekarelik net alanda, 40 ülkeden 843 uluslararası katılımcı ile toplam bin 667 katılımcı firma ziyaretçileriyle buluştu. Yardım: “14 ülkede düzenleniyor” Automechanika fuarlarının, dünyanın dört bir yanında 14 farklı ülkede düzenlendiğini dile getiren Mes- Automechanika İstanbul’un, zenginleşen ve büyüyen ürün kategorileriyle yerel ve uluslararası sektör liderlerinin yeniliklerini sergileyeceği bir buluşma noktası olmaya devam edeceğini aktaran Hannover Fairs Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Alexander Kühnel ise, “Etkinlik; üretici, yatırımcı ve alıcıları bir kez daha bir araya getirerek, işlerini genişletmek isteyenler için önemli bir uluslararası platform görevi görecek. Fuara katılmak isteyen firmaların uzun bir bekleme listesi oluşturmuş olması ve satışların geçtiğimiz yılın dört ay önünde seyrediyor olması bizler için oldukça sevindirici” diye konuştu. z Bağlantı sanatı yeniden yaratılabilir mi? Kesinlikle. Yeni SNK serisi klemensler Yüksek kaliteli bir klemens tüm uygulamalarınız için kolaylık ve ayrıcalık yaratır. 50 yıla dayanan bilgi birikimi ve tecrübesi ile ABB, maksimum güvenlik sağlayan asimetrik tasarıma sahip, yenilikçi ve kullanıcı dostu yeni SNK serisini yaratmıştır. Günümüz standartlarını üst seviyeye taşıyan teknik özellikleri ve modern tasarımı ile %20 yer tasarrufu sağlayan seri, her türlü uygulamalarınız için esnek çözümler sunar. Özel patentli tasarımı ile SNK serisi daha kolay bağlantı, montaj esnekliği ve yaratıcı markalama çözümleri sunarak fark yaratırken, daha az sipariş kodu ile stok ve proje planlamalarınızda kolaylık sağlar. www.abb.com/lowvoltage ABB Elektrik Sanayi A.Ş. Tel : (0) 216 528 22 00 Faks : (0) 216 365 29 44 E-mail : [email protected] FUAR ARAŞTIRMA Sac ve yüzey işlem teknolojileri tek çatı altında buluşuyor Metal Working (Metal İşleme) ve Surface Treatment (Yüzey İşleme) fuarlarını aynı çatı altında bir araya getiren WIN Eurasia Metal Working Fuarı, 11-14 Şubat tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak. 1 1-14 Şubat 2016 tarihleri arasında 21. kez düzenlenecek olan WIN Eurasia Metal Working Fuarı, metal işleme ve yüzey işlem sanayiinin liderlerini ağırlayacak. 2002 yılından beri Bileşim Fuarcılık A.Ş. ile ortak olarak düzenlenen fuar, tüm hisselerin satın alınması sonucunda, 2016’da yüzde 100 Deutsche Messe AG markası olarak ziyaretçileriyle buluşacak. İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek olan WIN Eurasia Metal Working’in, Metal Working (Metal İşleme) ve Surface Treatment (Yüzey İşleme) fuarlarını aynı çatı altında bir araya getireceğini aktaran yetkililer, “Metal Working Eurasia kapsamında ziyaretçiler, sac levha işleme teknoloji zincirinin tamamına ulaşabilecek. Etkinlikte; sac levha, yarı mâmul ve tam mâmul; işleme, ayırma, şekillendirme, esnek sac levha işleme, birleştirme, kaynak, yüzey işleme, tel, boru ve parça işleme, karma yapıların işlenmesi, aletler, makina elemanları, kalite 54 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 kontrol, onarım ve atölye ekipmanlarına odaklanılacak. Son teknolojilerin ön plana çıkacağı etkinlikte katılımcılar; demir çelik, alüminyum, metal ve otomotiv gibi çeşitli sektörlerin üretim süreçlerini daha etkin hale getirmeye yönelik ürün ve hizmetleri sergileyecekler. Surface Treatment Eurasia Fuarı kapsamında ise; yüzey temizliği ve ön işlem ekipmanları, boya ve plastik kaplama sistemleri, galvanizasyon sistemleri, özel yüzey kaplama teknolojileri, boya, cila ve kaplama malzemeleri sunulacak. Parts2Clean markası altında oluşturulacak uluslararası pavilyon kapsamında da, endüstriyel parça ve yüzey temizleme teknolojileri bir arada sergilenecek” dediler. “Sektöre öncülük etmeyi sürdürecek” WIN Eurasia Metal Working’in, özel forum ve sergi alanlarıyla da sektöre öncülük etmeyi sürdüreceğini ifade eden yetkililer, Safe@ Work özel bölümü ve Robotik Forumu’nun bu yıl da fuar çatısı altında düzenleneceğini bildirdiler. Yetkililer, şöyle konuştular: “Yurt dışından ve yurt içinden iş sağlığı ve güvenliği firmalarını ağırlayacak olan Safe@Work kapsamında, bir yandan iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sunumlar gerçekleştirilirken, diğer yandan iş sağlığı ve güvenliği konusunda yüksek risk taşıyan imalat sanayiine yönelik kişisel koruyucu ekipmanlar sergilenecek. Robotik Forum’da ise, robotik teknolojilerin üretim süreçlerindeki artan önemine odaklanılacak ve sektörün lider firmalarının robotik çözümleri ziyaretçilere tanıtılacak.” WIN Eurasia Metal Working’in, ev sahibi Türkiye’nin yanı sıra, tüm Avrasya ekonomik bölgesi için sektörlerinin en önemli buluşması olarak öne çıktığını dile getiren yetkililer, katılımcı firmalara yeni pazarlara ulaşmanın en etkin yolunu sunan fuar boyunca; Avrupa, Rusya, Afrika ve Ortadoğu’dan birçok satın almacının ağırlanacağını aktardılar. z Makina sektörü 200 ülkeye ihracat yapıyor 2023 yılında 100 milyar dolarlık ihracatla global pazarda ilk beş ülke arasına girmeyi hedefleyen makina sektörü, Türkiye’nin toplam ihracatındaki payını da, yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıkarmayı amaçlıyor. S anayinin geneline girdi veren ve üretimin itici gücü olarak gösterilen makina sektöründe gelişimini sürdüren Türkiye, ihracat konusunda ise sıkıntılı bir dönem yaşıyor. Makina sektörü için Avrupa’nın yanı sıra; Rusya, Ortadoğu ve Türk cumhuriyetlerinin önemli bir pazar konumunda bulunduğunu belirten sektör yetkilileri, özellikle Rusya ve Ortadoğu’da pazar kaybı yaşadıklarının altını çiziyorlar. Rusya’da geçmiş yıllarda yüzde 10’a yaklaşan bir pazar oluştuğunu belirten yetkililer, söz konusu ülkedeki pazarın her yıl yüzde 5 civarında küçüldüğünü vurguluyorlar. Makina sanayiinin Rusya’daki pazar kaybının yüzde 50’yi geçtiğini kaydeden yetkililer, yaşanan pazar kayıplarının kolay telâfi edilemediği görüşünde birleşiyorlar. Döviz kurlarındaki dalgalanma, yeterli büyüyeme, politik belirsizlikler, bölgedeki kriz ve yapılan iki seçim nedeniyle 2015’te belirsiz bir dönem yaşandığını ifade eden yetkililer, sözlerini şu şekilde sürdürüyorlar: “Tüm bu sorunlar yatırımları olumsuz etkiledi. Birçok yabancı firma Türkiye’de yatırımı düşünüyor. Fakat, söz konusu şirketlerin büyük bir kısmı döviz kurlarındaki dalgalanmalardan dolayı Türkiye’deki yatırımlarını erteledi. Yatırımlara dayalı projelerin devam etmesi, finansal enstrümanlara erişmede sorun bulunmaması, döviz kurlarında istikrarın sağlanması ve Orta Vadeli Plan’ın yakalanması halinde sektördeki gelişimin önü açılacaktır. Yaşanan sıkıntılara rağmen, uzun vadede Türkiye ortaklık ve satın almada yabancı yatırımcılar için cazip bir ülke.” Çok uluslu firmaların ilgisi artıyor Çok uluslu firmaların Türkiye’ye ilgisinin giderek arttığını kaydeden yetkililer, imalat sektöründe en fazla katma değer yaratan sektörlerden biri olan makina sektöründe, ihracatın 2014’te bir önceki yıla göre yüzde 5,4 artarak, yaklaşık 15 milyar dolara ulaştığını vurguluyorlar. İhracat artsa da, rekabet gücü açısından küresel ölçekte henüz istenilen seviyeye ulaşılmadığını dile getiren sektör temsilcileri, makina sektörünün ürün çeşitliliğini artırma- ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 55 ARAŞTIRMA sı gerektiğini söylüyorlar. Yetkililer, “Türkiye makina sanayiinin, katma değeri yüksek yeni ürünlerle global pazardaki çeşitliliğini artırması gerekiyor. Çalışmalar daha çok bu doğrultuda sürüyor. Öte yandan, yerli makina üreticileri KOBİ niteliğindeki firmalardan oluşuyor. Kalitesiz ürünlerin iç pazara rahatça girmesi, yerli üreticileri olumsuz etkiliyor” diye konuşuyorlar. Sektör Ar-Ge çalışmalarına odaklandı Makina sektöründe başlıca hedefin, yüksek teknolojiye sahip bir yapıya kavuşmak olduğunu bildiren yetkililer, firmaların dış pazarla bütünleşmeyi ve ortaklıklara giderek iş birliği kurmayı amaçladığını dile getiriyorlar. Sektörün teknolojik gelişimleri yakından takip ederek, kaliteli üretime ve Ar-Ge çalışmalarına odaklandığını vurgulayan yetkililer, Türkiye’de Ar-Ge harcamalarının sürekli artma eğilimi göstermesinin de olumlu bir gelişme olduğunu savunuyorlar. 2003 yılında Ar-Ge harcamalarının GSMH’ye oranının 0,48 düzeyinde olduğunu kaydeden yetkililer, söz konusu oranın 2013 yılına gelindiğinde iki kat artarak, yaklaşık yüzde 0,95 seviyesine yükseldiğini hatırlatıyorlar. Makina üretimine ilişkin Ar-Ge harcamalarının 2010-2012 döneminde, Türkiye’de genel olarak üretimdeki Ar-Ge harcamalarını ve toplam faaliyetlerdeki Ar-Ge harcamalarını geride bıraktığını ve yüzde 33 arttığını kaydeden yetkililer, şöyle konuşuyorlar: “Bu veriler doğrultusunda, Türkiye makina sektörünün global pazarda konumunu güçlendirmeye başladığını söyleyebiliriz.” İhracatın ithalatı karşılama oranı arttı Makina sektörüne ait Sanayi Üretim Endeksi’nin aylık verilerine göre, makina sektöründeki üretim kayda değer bir artış gösteriyor. Makina sanayiinin üretim değeri 2014 yılında 23,3 milyar dolara ulaştı. Sektörün dış ticaret performansında ise kayda değer yükselme söz konusu. Türkiye’nin 2014 yılı ihracatı 158 milyar dolara ulaştı. Türkiye makina sektörü ise, 2013 yılında 13 milyar dolarlık ihracat yaparken, bu rakam 2014’te yaklaşık 15 milyar dolar oldu. Sektör, söz konusu tutarla Türkiye ihracatından yaklaşık yüzde 10 pay aldı. 2001 yılında yüzde 27 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı ise, 2014 yılının ocak-kasım döneminde yüzde 52’ye yükseldi. 56 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 ARAŞTIRMA ARAŞTIRMA Nitelikli eleman eksikliği önemli bir sorun İhracat son 10 yılda önemli oranda arttı Global pazardaki konumuna bakıldığında ise, son 10 yıllık dönemde Türkiye, ortalama yüzde 17,1 ihracat artışıyla ihracat artışı sıralamasında küresel ölçekte dördüncü sırada yer aldı. Söz konusu dönemde ilk üç sırayı; yüzde 37,8 ile Vietnam, yüzde 20,4 ile Hindistan ve yüzde 17,5 ile Çin aldı. Türkiye’yi, yüzde 16,5 artış ile Polonya takip ediyor. Başta AB ülkeleri, Rusya ve ABD olmak üzere 200 ülkeye makina ihraç eden Türkiye, Avrupa’nın altıncı büyük üreticisi konumunda yer alıyor. Makina imalat sanayiinin; Japon- 58 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 ya, Almanya, ABD, İtalya ve İsviçre başta olmak üzere OECD ülkelerinde yoğunlaştığını vurgulayan yetkililer, İsveç, Fransa ve İngiltere’nin de öne çıkan üretici ülkeler arasında bulunduğunu belirtiyorlar. Global pazarda makina ihracatında önde gelen ülkeler arasında; Almanya, ABD, Çin, Japonya, İtalya, İngiltere ve Fransa’nın geldiğini dile getiren yetkililer, ilk beş ülkenin küresel ölçekteki ihracattan aldığı payın yüzde 52 olduğunu anlatıyorlar. Türkiye’nin jeopolitik konumunu fırsata dönüştürmesi ve yeni pazarlar oluşturması gerektiğini vurgulayan yetkililer, konuşmalarını şu şekilde sürdürüyorlar: “İhracat potansiyelinin yüksek olduğu Çin ve Rusya’ya ağırlık verilmesi büyük önem taşıyor. Sektör, 2023’te 100 milyar dolarlık ihracatıyla, global pazarda ilk beş ihracatçı ülke arasına girmeyi hedefliyor. Ayrıca, söz konusu dönemde ülkemizin ihracatında yüzde 10 paya sahip olan sektörün payının yüzde 20’ye çıkarılması amaçlanıyor.” İthalat verilerine bakıldığında da, 2014 yılında makina ithalatında bir önceki yıla göre yüzde 8,3’lük bir düşüş görülüyor. 2013 yılında global pazardaki makina ticareti sıralamalarında ihracatta 29’uncu, ithalatta ise 20’nci sırada yer alan Türkiye, 2014 yılı verilerine göre ihracatta 26’ncı, ithalatta ise 22’inci sırada yer aldı. Sektördeki sorunlara bakıldığında ise, nitelikli teknik personel eksikliği önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Nitelikli teknik personel sorununun giderilmesi için önce bilgilendirme, sonra da belgelendirmenin yapılması gerektiğini ifade eden yetkililer, makina sanayiine kayda değer girdi sağlayan takım tezgahları sektöründe de, büyük ölçekli üretim yapısına geçilmesinin önemine işaret ediyorlar. Takım tezgahları sektörünün gelişmesine paralel olarak, makina sektörünün de gelişeceği görüşünde birleşen yetkililer, “Sektör, makina üretimi ve ihracatı konusunda geleceğe yönelik bir strateji oluşturulmasını da bekliyor. Gelişmiş batılı ülkelerde olduğu gibi, makina üretiminin stratejik sektör olarak her türlü teşviklerle desteklenmesi gerekiyor. Savunma, havacılık-uzay, otomotiv, inşaat ve tekstil gibi Türkiye’yi global pazarda öne çıkaracak sektörlerin temeli ve ana girdisi olan makina sektörünün iyi düzenlenmesi gerekiyor” diyorlar. Kalitesiz makinaların iç pazara girmesi engellenmeli Yerli makina üreticilerinin yüzde 99’unun KOBİ niteliğinde olduğunun altını çizen yetkililer, söz konusu firmaların global pazardaki rakiplerine karşı her yönden korunmasının Türkiye ekonomisi için büyük önem taşıdığını belirtiyorlar. Ucuz ve kalitesiz makinaların iç pazara girmesine engel olunması gerektiğini ileri süren yetkililer, eğitime önem verilmesini ve bunun için de, devletin makina sektörüne yönelik algısının değişmesi gerektiğini savunuyorlar. Yetkililer, sözlerine şöyle devam ediyorlar: “Türkiye’nin gelişmiş ülkeler seviyesine gelmesi ve küresel ölçekte rekabet edebilmesi sanayinin gelişmesine bağlı. Makina sektörü de, mühendislik sanayilerinin önemli bir bölümü ve ekonominin başlıca dayanağı niteliği taşıyor. Makina imalatına gereken önemin verilmesiyle; katma değeri yüksek, teknoloji üretimini zorunlu kılan, geniş bir yan sanayii ağı oluşturan, yatırım maliyetlerini düşüren, nitelikli personel istihdam eden, dışa bağımlılığı ve dış ticaret açığını azaltan bir sanayi yapısına geçilecektir.” Uzun vadeli düşünmek önemli Makina sanayiinin, uzun vadeli işlerle sonuçlara ulaşan ve uzun vadede firmaların kendini gösterebildiği bir sektör olduğunu belirten yetkililer, sektörün; ekonomide sürdürülebilir politikalarda, firmaların orta ve uzun vadeli planlamalarında önemli rol oynadığını ifade ediyorlar. Firmaların da, satışı çok ve imalatı kolay gibi görünen tek bir makina tipine yönelik yatırımlardan uzak durması gerektiğini öne süren yetkililer, “Otomasyon yapısına ağırlık veren kümelenme yöntemiyle, komple tesis imalatına yönelik mühendislik uygulamaları alanlarında yatırımların yoğunlaşması, uzun vadede firmalara sürdürülebilir bir yapı kazandırır. Tek tip makina imalatında yeteri kadar firma bulu- nuyor. Kümelenme yoluyla katma değeri daha yüksek ürünler imal edebilen, komple tesis imalatı için bir araya gelerek, birlikte imalat yapabilecek ve mühendislik yetkinlikleri üst seviyede daha fazla firmaya ihtiyaç var” diye konuşuyorlar. Pazarlamada da sorunlar yaşanıyor Pazarlamada da sorunlar yaşandığına değinen yetkililer, imalat sanayiinde pazarlama yapacak insanların diğer alanlardaki pazarlama ekibinden ayrıldıkları yönlerin bulunduğunu ifade ediyorlar. Makina pazarlamacılarının iyi bir teknik alt yapıya sahip olması gerektiğine dikkat çeken yetkililer, sektörün ArGe temelli olduğunu, buna rağmen mühendis istihdam oranının düşük kaldığını bildiriyorlar. Sektördeki bir başka önemli noktanın da, sermayeye ya da kısmen teknolojiye sahip firmaların, kapasitelerini verimli kullanamaması olduğunu dile getiren yetkililer, tasarıma gereken önemin verilmediğini ileri sürüyorlar. Yetkililer, sözlerini şu şekilde noktalıyorlar: “Ayrıca, Türkiye makina sanayiinin diğer yan sektörlerle beraber ilerlemesi, makina sanayii ile ilgili tüm sektörel politika ve uygulamaların oluşturulması gerekiyor. Makina sanayiinin yan sanayii ile birlikte gelişerek küresel rekabette güçlenmesi, sorunları belli oranda çözebilecektir. Gelişme ve potansiyelin daha da artırılması için teknolojiyi kullanmanın yanı sıra, üretime de odaklanılması gerekiyor.” z ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 59 SÖYLEŞİ SÖYLEŞİ Oerlikon Balzers Türkiye Genel Müdürü Uğur Urkut: “2015’te beklentilerimizin üzerinde büyüdük” Oerlikon Balzers Türkiye, 2015 yılında hem yatırımlarını, hem de büyümesini hızlı bir şekilde sürdürmeye devam etti. Geçen yıl için yüzde 25 büyüme öngörüsünde bulunan şirket, öngörülerini de aşarak 2015 yılında yüzde 30 büyüdü. Gülay SOYDAN PEHLEVAN Bursa İ sviçre merkezli ve yaklaşık 16 bin çalışanı olan Oerlikon Grubu bünyesindeki Oerlikon Balzers, 36 farklı ülkede yüzey çözümleri segmentine bağlı olarak faaliyet gösteren 150 tesisin en hızlı büyüyenlerinin başında geliyor. Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veren Oerlikon Grubu, gelirlerinin her yıl yüzde 5-6’sını Ar-Ge’ye ayırıyor. Oerlikon Balzers Türkiye de, istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ediyor. İsviçre merkezli bir kuruluş olan Oerlikon Grubu bünyesinde faaliyetlerini sürdürdüklerini aktaran Oerlikon Balzers Türkiye Genel Müdürü Uğur Urkut, “Uzmanlık alanımızda dünyada bu kadar geniş bir coğrafyada hizmet veren başka bir teknoloji firması yok. Ar-Ge’miz çok Uğur Urkut, “Türkiye’ye yaptığımız yatırımlarda hep en son teknolojiyi kullandık, buraya eski makina ve teknolojiler getirmedik” dedi. güçlü ve her yıl pazara yeni ürünler sunuyoruz. Grup olarak gelirimizin her yıl yüzde 5-6’sını Ar-Ge’ye ayırıyoruz. Oerlikon Balzers Türkiye olarak da hızla büyümeye devam ediyoruz” diye konuştu. 2015 büyüme tahminlerinin yüzde 25 civarında olduğunu bildiren Urkut, söz konusu rakamın da üzerinde büyüme gerçekleştirdiklerini ve 2015’te yüzde 30 büyüdüklerini aktardı. Urkut, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bunun birçok sebebi var. Farklı segmentlerde faaliyet gösteriyoruz. Otomotiv, beyaz eşya, savunma ve havacılık, makina metal, medikal, kalıpçılık, ambalaj gibi hemen her tür sektöre çözümler sunuyoruz. Dinamik ve hızlı bir şekilde ilerliyoruz. 2016’da da, yüzde 20-25 arasında büyüyeceğimizi tahmin ediyoruz” “Yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz” Kapasite artırıcı ve yeni teknolojilere yönelik yatırımlarının sürdüğünü kaydeden Urkut, her yıl yaklaşık 2 milyon Euro’luk yatırım yaptıklarını ifade etti. 2016’da da söz konusu durumun devam edeceğinin altını çizen Urkut, “Türkiye’ye yaptığımız yatırımlarda hep en son teknolojiyi kullandık, buraya eski makina ve teknolojiler getirmedik. Güncel olan neyse onu uyguluyoruz. Bu, Türkiye için çok büyük bir şans. Hizmet verdiğimiz müşterilerimizin tamamı yüzey çözümleri segmentinde dünyadaki rakipleriyle aynı teknolojiye sahip” dedi. Bursa dışında ikinci tesis için fizibilite çalışmalarının sürdüğüne değinen Urkut, yer konusu netlik kazanmamasına rağmen, İstanbul, İzmir ve Ankara’ya yoğunlaştıklarını ve markalarına yakışan bir yatırım planladıklarını vurguladı. “İyi uygulamaların meyvesini toplamaya başladık” Kalıp sektörüne yönelik faaliyetlerinin ciro içindeki payının yüzde 20 civarında olduğunu belirten Uğur Urkut, 2015 yılında kalıpta büyüme oranlarının beklentilerinin üzerine çıkarak yüzde 35’e ulaştığını söyledi. PVD kaplama alanında yaptıkları iyi uygulamaların meyvesini toplamaya başladıklarını vurgulayan Urkut, şöyle devam etti: “7-8 bin baskı yapan bir kalıp elemanının ömrünü, doğru malzeme ve yüzey şartlarıyla 1 milyon baskıya çıkardığımız uygulamalar oldu. Bunlar, kârlılık baskısı altında kıvranan işletmeler için çok yüksek değerler.” Kalıp sektöründe, büyüklük ve 60 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 hacim itibariyle birinci kalemlerini sac kalıpçılığının oluşturduğunu ifade eden Urkut, alüminyum enjeksiyon döküm kalıplarındaki uygulamalarının da, 2015’te beklentilerinin ötesinde pozitif etki yaptığını anlattı. Plastik sektörünün ise, yeni odaklanmaya başladıkları bir konu olmasına rağmen çok iyi gittiğinin altını çizen Urkut, “Özellikle, otomotiv ve ambalaj sektöründeki müşterilerimize ulaşmayı hedefliyoruz. Plastik sektöründe kaplama neredeyse hiç bilinmiyor. Dünyanın ve Avrupa’nın en önemli sektörlerinden olan Türk plastik sektöründe iyileşmeye açık alanlar olduğunu düşündüğümüz için bu endüstri kolunda biraz daha yoğun çalışıyoruz. Üretimde çevrim sürelerinin azaltılması, ürün kalitesinin ve süreçlerin iyileştirilmesi gibi müşterilerimizin günlük hayatını kolaylaştıran çözümler sunuyoruz” diye konuştu. “Kalıpta iyi bir rüzgâr yakaladık” Genel olarak kalıpta iyi bir rüzgâr yakaladıklarını ve gelecekte kalıp uygulamalarında kesici takımlara göre daha hızlı büyüyeceklerini söyleyen Urkut, kalıbın ciro içindeki payını biraz daha artırmanın da hedefleri arasında olduğunu kaydetti. Urkut, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu nedenle, geçtiğimiz yıllarda Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 5 bin metrekarelik alana taşındık. Yeni alanla birlikte, daha büyük ka- lıpların kaplamalarını yapar ve daha farklı sektörlerin de ihtiyaçlarına cevap verir hale geldik. 2016’da da, kalıp sektörü odak noktamız olmaya devam edecek. 2015’teki büyüme oranımızı 2016’da da sürdüreceğiz. Çünkü, kalıp iyileşmeye açık bir sektör. Türk kalıpçılık sektörünün bir yere gelmesi için çatı kuruluşumuz Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği büyük çaba sarf ediyor. Biz de Oerlikon Balzers olarak, sektörde farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda, 2015’te kalıpçılık sektörüne yönelik Bursa ve Gebze’de seminerler düzenledik. 2016 yılında da bunlara yenilerini ekleyeceğiz.” Anadolulu sanayicilerle bir araya geldiklerine de değinen Uğur Urkut, “Oerlikon Balzers olarak, bir yıl öncesine göre Anadolu’da daha etkiniz. 2016’da bu daha da fazla olacak. Konya ve Ankara’nın ötesine daha çok gitmeye başladık. O bölgelerdeki ciromuzda ciddi artışlar var. Birçok sektörde daha bilinir olduk. Niş alanlarda ve pazarlarda büyüme faaliyetlerine devam edeceğiz” şeklinde konuştu. “Çok iyi bir bileme ve kaplama servis ağı kurduk” Makina metal sektörünün şirket cirolarındaki payının da yüzde 15 civarında olduğunu söyleyen Oerlikon Balzers Türkiye Genel Müdürü Uğur Urkut, şunları aktardı: “Makina metal alanında talaşlı imalat yoğun bir şekilde kullanıldığı için, kesici ta- kım sektöründeki uygulamalar faaliyetlerimiz arasında önemli bir yer tutuyor. Bu doğrultuda, 2015 yılında kesici takım bileme, yenileme ve tekrar bileme sonrası kaplama hizmeti de vermeye başladık. Bu, bizim için çok yeni bir alan. Kesici takım aşındığında daha önceleri atılıyordu. Aşınan bu kesici takımları müşterilerimizden toplayıp, bileme ve kaplama işleminin ardından tekrar müşterilerimizin kullanımına sunuyoruz. Özellikle, makina metal gibi çok yoğun talaşlı imalatın yapıldığı sektörlerde faydalı bir hizmet olduğunu düşünüyoruz. Şirket olarak, çok iyi bir bileme ve kaplama servis ağı kurduk. Müşterilerimize büyük bir ekonomik fayda yarattık. Uygulama müşterilerimiz arasında çok tutuldu. 2016 yılında da benzer büyüme oranlarımızı sürdüreceğiz. Takım bileme ve yeniden kaplama, odak noktamızdaki iş kollarından biri olmaya devam edecek.” “2015’te ISO 14001 Belgesi’ni aldık” Oerlikon Balzers Türkiye olarak, 2015 yılında ISO 14001 Belgesi’ni aldıklarının altını çizen Urkut, “Kaplama, çevreye zarar veren sektör gibi görünüyor. Oysa Oerlikon Balzers, çevre hassasiyeti çok yüksek olan bir yüzey teknoloji firmasıdır. Dolayısıyla, bizim açımızdan çok önemli olan ISO 14001 belgelendirme sürecini başarıyla tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sosyal projeler de yürütüyoruz. 2015’te Cumhuriyet kadınlarına yönelik bir proje hayata geçirdik. Her biri devasa alt yapıya sahip kaplama sistemlerimize isimleri unutulmaya yüz tutmuş Cumhuriyet dönemi kadınlarının isimlerini verdik. Türk kadınının, özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarında neler yapabildiğini, hangi değerlere ve niteliklere sahip olduğunu göstermeyi amaçladık” diyerek sözlerini noktaladı. z ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 61 SÖYLEŞİ SÖYLEŞİ Kanca El Aletleri A.Ş. Satış Müdürü Sait Demirel: “Sektörde ilklere imza atan bir firmayız” Konusunda Türkiye’nin ilk üreticisi olan Kanca, alanında ilk ihracatçı olma ve ilk Ar-Ge merkezine sahip el aletleri üreticisi olma unvanlarını da taşıyor. Yatırımlarını aralıksız sürdüren şirket, 50 civarında ülkeye ihracat yapıyor. Özkan ÖZÇELİK 1 966 yılında başladığı el aletleri üretimiyle konusunda Türkiye’nin ilk üreticisi olan Kanca El Aletleri, alanındaki ilk ihracatçı olma ve ilk Ar-Ge merkezine sahip el aletleri üreticisi olma unvanlarını da taşıyor. TAYSAD (Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği) Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesislerinde faaliyetlerini sürdüren firma, 50 civarında ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. El aletlerindeki cirosunun yüzde 70’ini ihracattan elde eden kuruluşun önemli ihracat pazarları arasında; Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Benelüx ülkeleri, Danimarka, Avusturya, Yunanistan, Kanada, İsveç, Lübnan ve Mısır gibi ülkeler bulunuyor. Sait Demirel, 2010 yılında 860 metrekarelik bir alanda kurulan Ar-Ge merkezlerinde 60 personellerinin bulunduğunu söyledi. 62 Makina Magazin “1966 yılında faaliyetlerimize başladık” El aletleri sektöründe sadece adından başarıyla bahsedilen bir n ŞUBAT 2016 firma olarak değil, ilklere imza atan bir firma olarak da anıldıklarını dile getiren Kanca El Aletleri A.Ş. Satış Müdürü Sait Demirel, “2016 senesi 50. kuruluş yılımız. Avrupa’da yüzlerce senelik üretim tecrübesi olan firmalarla rekabet ediyoruz. Avrupa’daki rakiplerimize göre genç bir firmayız. Ancak, kurucumuz rahmetli Abdullah Kanca, firmamızı Türkiye’nin sanayi atılımının önemli kilometre taşlarından biri haline getirmiştir. 1966 yılında TrabzonSürmene’de başlayan el aletleri imalatımız, daha sonra İstanbulTopkapı’da küçük bir atölyede devam etmiştir. 1970’li yıllarda 12 bin metrekarelik kapalı alana sahip Güneşli tesislerine taşınan Kanca, 2004’te de, Kocaeli-İstanbul sınırında yer alan TAYSAD Organize Sanayi Bölgesi’ndeki, 55 bin metrekaresi açık, 25 bin metrekaresi kapalı olan yeni fabrikasına taşınmıştır” diye konuştu. “Üretim hatlarımıza her sene yatırım yapıyoruz” Her sene üretim hatlarına yatırım yaptıklarını dile getiren Demirel, Avrupalı rakipleriyle baş edebilmenin yolunun; hızlı, hatasız ve verimli üretimden geçtiğini vurguladı. Demirel, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Fiyat rekabetçiliğimizi ancak bu şekilde sağlayabiliriz. Dövme teknolojisinde ve el aletleri üretiminde transfer hatlarının kullanılması, robotla üretim gibi uygulamalarda da Türkiye’de sektörümüze öncülük etmekteyiz. En iyi olduğumuzu düşündüğümüz konulardan biri de bu alandır.” “420 çeşit ürün üretiyoruz” Müşterilerine sundukları ürünler hakkında da açıklamalarda bulunan Demirel, “El aletleri grubunda; mengene, işkence, sac ve beton demir makasları, örs, boru ve bükme anahtarları ile çekiç ve keser gruplarından oluşan ana gruplar içinde değişik ebatlarda 420 çeşit ürün üretiyoruz. Yurt içi ve yurt dışı pazarlarda tescilli altı markamız bulunuyor. Ürünlerimiz, yurt içinde 81 ilde, tüm nalburlarda, hırdavatçılarda ve teknik yapı marketlerde öncelikle tercih edilmektedir. Yurt dışında ise, özellikle kara Avrupa’sında büyük toptancı ağlarının, dağıtım kooperatiflerinin ürün portföylerinde yer almaktayız. Avrupa’da satılan her üç kaliteli mengeneden birinin Kanca üretimi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Almanya’da yerleşik teknik okulların yüzde 90’ında 1998 yılından beri Kanca mengeneleri kullanılmaktadır. O senelerde lisede okuyan ve Kanca mengenesi ile tanışan Alman gençleri, günümüzde görev aldıkları firmalarda da mengenelerimizi tercih etmektedirler” dedi. Yeni ürünlerinin tanıtımı için sektörün lider fuarı olan ve iki senede bir Almanya-Köln’de düzenlenen Eisenwaren Messe’ye düzenli olarak katıldıklarını aktaran Demirel, farklı ülkelerdeki bölgesel fuarlara da katıldıklarını açıkladı. Demirel, üretim alanlarının en iyi sergi alanı olduğu bilinciyle de, müşterilerinin fabrikalarına ziyaretlerine de büyük önem verdiklerini kaydetti. “Ar-Ge’ye büyük önem veriyoruz” Yeni ürün geliştirme kabiliyetleri ve Ar-Ge faaliyetlerinin de desteğiyle pazarda müşteriye kazanç olarak dönebilecek faydayı ürünlerine yansıtabildiklerini söyleyen Sait Demirel, şöyle konuştu: “Nihâi kullanıcı, öncelikle yeni üründe kendi işine yönelik bir fayda ve kazanç görmelidir. Örnek olarak; Anvillo ürünümüz mengene ve örs fonksiyonlarını tek üründe sunabilmektedir. Diğer taraftan, Drillo ise matkap mengeneye 360 derece dönüş imkânı vermekte, nihâi kullanıcıya önemli fayda sağlamaktadır.” “Ar-Ge merkezimiz 2010’da açıldı” 2010 yılında 860 metrekarelik bir alanda kurulan Ar-Ge merkezlerinde 60 personellerinin bulunduğunu kaydeden Demirel, şunları aktardı: “Almanya’da 2005’te faaliyete geçen satış-dağıtım firmamız ve depomuz sayesinde, Avrupa’daki müşterilerimize çok hızlı servis ve hizmet verebiliyoruz. Kanca’nın hızlı ve esnek yapısı rakiplerine göre farklılığını ortaya koymaktadır. Sürdürülebilir ticaret için hem mali yapınızı sağlıklı tutmanız, hem de müşteri portföyünüzü geniş ve düşük riskli hale getirmeniz gerekir. Diğer bir deyişle; az sayıda müşteriye, ülkeye veya sektöre bağımlı olmamak gerekiyor. Firmamız bu anlamda; hem otomotiv tarafında, hem de el aletleri tarafında riskleri büyük ölçüde düşürmüş, homojen bir müşteri dağılımı sağlamıştır.” “Geniş bir sertifika portföyüne sahibiz” Otomotiv ve el aletleri yanında, demir yolları, deniz yolları, ağır iş ma- kinaları, savunma sanayii vb. sektörlere de dövme parça üretimi yaptıkları için geniş bir sertifika portföyüne sahip olduklarını belirten Demirel, “El aletleri için kullandığımız ISO 9001 ve TUV sertifikalarının yanı sıra, ISO 16949 otomotiv, ISO 14001 çevre, HPQ demir yolları ve denizcilik sektörüne yönelik de yedi farklı sertifikaya sahibiz” diye konuştu. “Latin Amerika’da daha aktif olacağız” 2014’te, birçok kişinin ismini dâhi duymadığı, haritada yerini göstermekte zorlanacağı Latin Amerika ülkesi Surinam’ı Kanca el aletleriyle buluşturduklarının altını çizen Sait Demirel, 2015’te Latin Amerika ülkelerini mercek altına aldıklarını ve bu amaçla Brezilya ve Şili’yi ziyaret ettiklerini bildirdi. Gelecekte söz konusu bölgelerde daha aktif olacaklarını ifade eden Demirel, “Türkiye’nin ilk el aletleri ihracatçı firması olan Kanca, 80 li senelerin başlarından itibaren ihracat faaliyetlerini artırarak devam ettirmiştir. Firmamız, günümüzde ise dünya genelinde 50 civarında ülkeye ihracat yapar duruma gelmiştir” dedi. “Afrika ülkelerine de yoğunlaşacağız” El aletlerindeki cirolarının yüzde 70’inin ihracattan geldiğini kaydeden Demirel, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Önemli ihracat pazarlarımız arasında; Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Benelüx ülkeleri, Danimarka, Avusturya, Yunanistan, Kanada, İsveç, Lübnan ve Mısır gibi ülkeler bulunmaktadır. ABD’de yüzyıllardır alışılmış büyük ve döküm mengene geleneğini yıkarak, dövme mengeneyi nihâi kullanıcılarla tanıştırdık. Diğer taraftan, Rusya da hızlı büyüyen pazarlarımız arasında yer almaktadır. Önümüzdeki yıllarda, Afrika ülkelerinde de aktivitelerimizi artırmayı hedefliyoruz.” “Ucuz ve kalitesiz ürünler önemli bir sorun” Sektörde yaşanan sorunlar hakkında da görüşlerini açıklayan Sait Demirel, şunları söyledi: “El aletleri sektöründe faaliyet gösteren merdiven altı firmalar ve Uzak- doğu ülkelerinin kalitesiz ve ucuz ürünleri, sektördeki fiyat dengelerini bozmakta ve haksız rekabet ortamı doğurmaktadır. Söz konusu ürünlerin ithalatının önünün bu sene başında getirilen ek gümrük vergileri ile önemli ölçüde kesileceğini umuyoruz. Bu önlemin yerli üretimin canlanması açısından önemli katkısı olacağını düşünüyoruz. Bu konuda da, dengenin iyi kurulmasının ve kantarın topuzunun kaçırılmamasının gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde, Avrupa topluluğundaki el aletleri üreticileri için Türkiye cazip bir pazar haline gelecektir.” “İnsan kaynağına en çok yatırım yapan firmalardan biriyiz” Sektörlerinde en fazla eğitim alan, insan kaynağına en çok yatırım yapan firmalardan biri olduklarının altını çizen Demirel, “İki sene önce başlattığımız ‘Yalın Üretim’ anlayışının tüm fabrika içinde benimsenmesi ve içselleştirilmesinin, son senelerde yakaladığımız hızlı büyüme çizgisinin devam ettirilebilmesinde çok önemli bir yeri olduğuna inanıyoruz. İnsan kaynağı yanında, üretim hatlarımıza da sürekli olarak yatırım yapıyoruz ve üretim kapasitemizi artırıyoruz. Daha öncede belirttiğim gibi, 100 senelik tecrübesi olan Avrupalı rakiplerimizle, daha verimli ve daha rekabetçi üretimle baş edebiliriz. Bu nedenle, otomasyon, robotla üretim yatırımlarını hızlı şekilde tamamlamaya çalışıyoruz. Hedefimiz; hem otomotive, hem de el aletleri sektörüne hizmet eden dünyanın lider dövme firmaları içinde yer almaktır” dedi. “Eğitime de destek veriyoruz” Üyeleri oldukları TAYSAD’ın sosyal sorumluluk projesi olan “Atma Değerlendir Meslek Liselerini Güçlendir” projesine önemli bir destek verdiklerini dile getiren Demirel, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Diğer taraftan, Türkiye’nin dört bir yanındaki teknik liselere el aletleri hediyelerimiz ve iki senedir 500 üzerinde teknik liseye dağıttığımız ‘Dövme Teknolojileri CD’si’ ile eğitime destek vermekteyiz.” z ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 63 ÜRÜN ÜRÜN Kontrol kabinsiz Delta kinematiği Festo Elektriksel ve pnömatik kontrol zincirinin tümünü entegre eder: CPX serisi otomasyon platformu. D ağınık esaslı ya da farklı bir deyişle; ademi merkeziyet esasına göre kurulmuş makina ve tesislerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Yani bu vizyon (Festo CPX serisi otomasyon platformu sayesinde de), adım adım gerçeğe dönüşüyor. Elektriksel ve pnömatik otomasyon teknolojisinin öncü kuruluşu, şimdi de Delta kinematiği ile tamamen kontrol kabinsiz yeni bir geliştirme projesi sunuyor. İtalyan ambalajlama makinası üreticisi Cama, daha 2014 yılında ambalajlama fuarı Interpack’ta kontrol kabinsiz bir Side-Loader makinası tanıttıktan sonra, ambalaj sektöründe teknolojik akımı belirleyen kuruluş haline geldi. Kontrol organı olarak tüm elektriksel ve pnömatik kontrol zincirlerini entegre eden Festo’nun CPX serisi otomasyon platformundan yararlanan ambalajlama makinası, bu şekliyle makina ve tesis üreticilerine fabrika tasarımında yepyeni ufuklar açıyor. Çünkü, artık daha fazla montaj alanına sahipler ve üretim hattına başka birimleri entegre etme esnekliğine kavuşuyorlar. CPX ile kontrol Yeni EMCA serisi “entegre tahrik sistemi” ve CPX ile High-Speed- Objelerin interneti Handling (yüksek hızlı handling) geliştirme projesi yukarıda belirtilen akıma ivme kazandırıyor. Dakikada 100 pick gerçekleştiren Delta kinematiği mekan içinde serbest hareketlere izin veriyor. CPX serisi otomasyon platformu, bir Codesyskontrol birimi aracılığıyla I/O sinyalinden basit elektriksel ve pnömatik hareketlere ve kalibrasyon opsiyonlu tripod modellerinin transformasyonuna varıncaya kadar elektropnömatik kontrol zincirinin tümünü entegre ediyor. Burada esas “devrim” CPX ile sağlanan kontrolden kaynaklanıyor. Esasen Remote I/O özellikli bir valf adası olarak tasarlanan bu ürünle Festo’nun bir geliştirme projesi bu vizyonun gerçekleşmesini sağlar. 64 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 Festo, makinaların ademi merkezi otomasyonunda ileriye doğru büyük bir adım atıyor. IP65/67 sayesinde, kontrol birimi ve tripod ilk kez tamamen kontrol kabininden bağımsız çalışabiliyor. CPX ile entegre otomasyon Festo’nun CPX serisi, otomasyon platformu üzerinde temellenen Integrated Automation konsepti Endüstri 4.0 yolunda bir mihenk taşı. Endüstri 4.0 üretim sistemi öğelerinin örgütlenmesi, aralıksız bilgi alışverişi, çeşitli sensör bilgilerinin harmanlanması, kompleks olayların ve kritik durumların tanınması, tesiste kontrol ve yine tesiste özerk kararların verilmesi gibi işlemlerle tanımlanacaktır. Valf adalarına yönelik elektriksel terminal, daha bugünden itibaren üretim sahasının ana kontrol düzeyi ile bağlantısından daha fazlasını sunabiliyor. Şu anda bile, arıza arama yeteneği söz konusu ve Condition Monitoring/durum gözetim fonksiyonları gerçekleştirilebiliyor. Yine günümüzde, tekil MPA ve VTSA modüler valf adaları ile elektriksel tahrik sistemlerine yönelik Motion Control birimleri ile pnömatik silindirlerin kontrolünü entegre etmek mümkün. Daha bugünden safety (güvenlik) fonksiyonları entegre edilmiş durumda. Bununla; arıza arama bilgilerine erişmek, hataları hızla lokalize etmek ve modül değişikliği yapmak mümkün. Web sunucusu, yerinde dağınık kontrol imkânı sunan Front-End-Controller ünitesi, son konum denetim ünitesi, oransal valfler ve dâhili valf adası basınçlarını ölçen veya harici sinyalleri algılayan bir basınç sensörü vb. öğeler fonksiyon entegrasyonuna örnek verilebilir. Günümüzde yaygın bus sistemlerini ve endüstriyel etherneti entegre eden CPX geleceğe hazır. Uzmanlar, Endüstri 4.0 çağının sayısız bus sistemlerinin oluşturduğu kaosun sonunu getireceği konusunda hemfikirler. Gelecekte dünya genelinde tek protokol, gerçek zaman yetenekli WLAN veya ethernet üzerinden olmak üzere standart internet protokolü söz konusu olacak. Teknoloji tesisi Scharnhausen menşeili CPX Scharnhausen teknoloji tesisinde, Spectrum test ve montaj sistemleri üzerinde her yıl 10 binlerce adet CPX müşteri ihtiyacına göre monte edilmektedir. Bunun için sayısı 300’e varan değişik komponente ihtiyaç vardır. Bunlar, yüzeye monte edilen komponentler (SMD) ve kablo bağlantılı komponentlerden (THT) oluşmaktadır. Bu öğeler, çeşitli iş istasyonlarında değişik lehimleme yöntemleriyle birleştirilir. Yüksek kalite düzeyinin güvenceye alınmasında; AOI/otomatik optik denetim, ICT/devre içi testi ve EOL/ sistem testlerinin büyük payı vardır. EMCA serisi entegre elektriksel tahrik sistemi IP54/65 tipi entegre, bakım gerektirmeyen fırçasız EC mo- torlarıyla donatılmış olan EMCA serisi elektriksel tahrikler robotik sistemi için belirleyici bir unsurdur. Mutlak pozisyon tespit özelliğine, dâhili kontrol birimine, güç elektroniği katına ve mutlak kodlayıcıya sahip, mutlak multiturn-kodlayıcı opsiyonlu ve entegre frenli, bus arabirimli fırçasız doğru akım motorları CPX ile kombinasyon halinde kontrol kabinlerini gereksiz kılıyor. Bu yeni entegre motorun elektronik komponentlerinin tüm versiyonları, Scharnhausen teknoloji tesisinin elektronik komponentler üretim biriminde esnek üretim esaslarına göre üretilmektedir. EMCA serisi entegre tahrik sistemi: Mutlak konum tespit fonksiyonlu, entegre regülasyon birimi ve güç elektroniği katına sahip, mutlak kodlayıcılı Festo ürünü fırçasız doğru akım motoru. High-Speed Handling Delta kinematik tarzındaki handling işlemleri, hareketli kütlenin düşük miktarda olmasından ötürü yüksek dinamizme sahiptir. Piramit biçimli kapalı yapı sayeEndustrie 4.0: Geliştirme projesi mevcut bir tesise sanal model olarak dâhil edilebilir. ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 65 ÜRÜN ÜRÜN Sıkma kuvvet blokları, kısıtlı alanlarda çok büyük sıkma kuvveti oluşturuyor sinde yüksek dayanıklılık sağlanmıştır. Kapalı yapı, flanş levhasının daima yatay pozisyonda olmasını sağlayan üç adet çift çubuk vasıtasıyla sağlanmaktadır. Eksen ve motorlar yerinde sabittir. Kısa çevrim süreleri, işlemde yüksek dinamizm, fonksiyon entegrasyonu, hızlı plug & work (tak & çalıştır) özelliği, düşük satın alma ve işletme maliyeti ve pazara sürüm süresinin (time to market) kısalığı... Delta kinematiği, handling teknolojisinin yönelttiği bu taleplerin tümünü karşılar. Tripod, yapısal özelliklerinden ötürü, çalışma veya işlem sahasında konvansiyonel kartezyen Scara robotlarından daha iyi bir erişim sağlar. Teknoloji tesisi, elektronik komponent üretimi: AOI, ICT ve EOL gibi değişik test ve denetim metotları yüksek kalite standardının korunmasını sağlar. Schunk S Sanal ilk işletme Geliştirme projesi sanal bir model olarak bir tesise dâhil edilebilir? Bunun için tesis önce Ciros simülasyonu vasıtasıyla tamamen sanal ortamda kurulur. Festo Didactic’in Ciros simülasyonu CAD sistemindeki tripodu model alır ve verileri direkt olarak işlemeye devam eder. Sanal komponentler adım adım gerçek komponentlerle değiştirilir. Veri tabanına yüklü davranış tepki modeli Festo Didactic’in Ciros yazılımının desteğiyle konfigüre edilir ve henüz hazır olmayan gerçek sistemin yedeği olarak kulla- nılır. Böylelikle, kontrol birimi erken dönemde tüm tesis için geliştirilip test aşamasından geçirilebilir. Bu; kaliteyi artırır, işletmeye alma (ilk işletme) süresini kısaltır ve Endüstri 4.0 için yön belirleyicidir. Gelecekte AML (automation markup language/otomasyon biçimleme dili), Endüstri 4.0’ın veri değiş tokuş formatı olarak bu simülasyonlarda standart olacak. Sanal ilk işletme fonksiyonu, Endüstri 4.0’a yönelik OPC-UA arabirimleri veya IoT (nesnelerin interneti) ve Codesys-V3-Softmotion kalibrasyonu opsiyonlu transformasyon modelleri ile donatılmış CPX/EMCA projesi Endüstri 4.0 yönünde büyük bir açılım gerçekleştiriyor. z chunk Tandem plus sıkma kuvvet blokları; tek parçalı, sert ana gövdesi “wedge hook” hareketi uzun hassas taşlanmış taban çene yatakları, 55 kN’a varan yoğunlaştırılmış sıkma kuvveti sağlar. Aynı zamanda, 0,01 mm’ye varan kusursuz tekrarlanabilirlik hassasiyetini garantiler. Bu yüzden sıkma kuvvet blokları, yüksek hacimli ve yüksek çevrim süresine, aynı zamanda minimum toleransa sahip frezeleme operasyonları için idealdir. Optimize geometrisi, minimum aralıklara talaşların birikmesini önler, talaş ve tozların kuvvet bloğuna girmesini engeller. Özel bir bağlantı vidası, sıkma kuvvet bloklarının çoklu kullanılmalarında birbirlerine uygun konum toleranslarını garanti eder. Pnömatik, hidrolik, yaylı veya manuel tahrikli olarak 64 ve 250 mm ölçülerinde standart strok, uzun strok veya ve sabit tek çene hareketi olarak özgün çeşitlilikte mevcuttur. Kuvvet blokları, kanal bağlantılı veya hatvelik çeneler için uygundur. kontrol ünitesinde proses edildiği için, sıkma mengeneleri hızlı ve kolay biçimde var olan makinalara entegre edilebilir. Çabuk çene değişimi özelliği Tandem plus, çabuk çene değişimi özelliğiyle diğer sistemlerin önüne geçer: Pnömatik Tandem KSP plus, BWM hızlı çene değiştirme sistemiyle; pnömatik Tandem KSP plus, yükleme pozisyonundan bağımsız olarak 30 saniyeden az bir sürede farklı bir sıkma çenesi grubuyla değiştirilebilir. Tekrarlanabilirlik hassasiyeti 0.02’ye ulaşır. Alt çene ve değişim çeneleri birbirlerine entegre bir “wedge”’ ile bağlı olduğu için, sıkma bloğunun arasına giren kontur değişmeden kalır. Yaylı bir mekanizma, değişen çenenin açık pozisyonda kalmamasını güvence altına alır. Kitleme mekanizması; yukarıdan, arka taraftan ve iki yan taraftan aktive edilerek, kayıp ayar zamanı kısıtlı ölçüde geri kazanılabilir. Bu, kolay çene değişimi kullanımını garanti eder. Değişen çeneler; 100, 160 ve 250 ölçülerinde her tipte Tandem KSP plus sıkma kuvvet bloklarına uygundur. Standart çenelere, sıkma ekipmanlarına ve iş parçasına özel çenelere uygundur. Detaylı bilgi için Schunk’un web sitesinde (www.schunk.com), optimum sıkma kuvvet bloğununun rahatça bulunmasını sağlayacak hızlı arama motoru mevcuttur ve bu program, beş adımda en uygun sıkma kuvvet bloğunu bulma imkânı tanımaktadır. z Esnek çene konu sorgulaması Teknoloji tesisinde elektronik komponent üretimi: Her yıl 10 binlerce CPX ünitesi müşteri ihtiyacına göre monte edilir. Bu montaj sürecinde, fotoğrafta gösterilen tesiste parçalarla donatılan SMD’ler de dâhil olmak üzere sayıları 300’e varan birbirinden farklı komponentler bir araya gelir. 66 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 Schunk; özellikle otomatik yükleme için 100’den başlayan ölçülerde, bütün bir ayna çenesi stroğu boyunca ayna çenesinin pozisyonu esnek biçimde takip edilebilir, pnömatik tahrikli Tandem KSP plus’ı sunmaktadır. İş parçalarını içten ve dıştan sıkma farketmeksizin, sadece bir kaç el hareketiyle açma veya sıkma pozisyonları her bir alt çene pozisyonuna uygun ayarlanabilmektedir. Konum kontrolü; alt çenelerde bulunan özel bir bölümde entegre olmuş parçaların indüktif sensörle takip edilmesidir ve bu yüzden, özellikle kirlenmeye karşı dirençlidir. Sinyal direkt olarak makinanın ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 67 ÜRÜN ÜRÜN AX8000, yeni yüksek performanslı, çok eksenli servo sistem Kompakt çok eksenli sistemle maksimum kontrol hızları ve hızlı montaj Beckhoff Y eni AX8000 çok eksenli servo sistemi, kontrol kabini kurulumunda yerden tasarruf sağlamak için kompakt bir form faktörüne sahiptir. Sistem, çok kısa kontrol çevrimleriyle yüksek hassasiyette konumlandırmaya ve işlemeye olanak tanıyor. Diğer özellikler arasında, istenen eksen modüllerini basitçe birbirine takarak hızlı kurulum ve devreye almanın yanı sıra, Tek Kablo Teknolojisi (One Cable Technology-OCT) desteği, emniyet fonksiyonları ve şebeke filtrelerinin doğrudan entegrasyonu bulunuyor. Yeni AX8000, kontrol hızı ve hassasiyetine ilişkin yüksek gereksinimleri karşılamanın yanı sıra, hacmin en iyi şekilde kullanılabilmesi için uygun bir sürücü kontrolörü olarak tasarlandı. DiModüler AX8000 çok eksenli servo sistemi, kontrol kabinlerinin içinde ihtiyaç duyulan hacmi azaltırken, kontrol hızı ve hassasiyetiyle ilgili en yüksek gereksinimleri karşılıyor. tasarımlar kolaylıkla yapılabiliyor. Bileşenlerin hızlı ve basit montajı ilave maliyet tasarrufuna da olanak sağlıyor. Yüksek hassasiyetli konumlandırmayla mümkün olan en hızlı performans namik çok eksenli sistem, çeşitli besleme modülleri, tek ve çift eksen modülleri ile bir kondansatör bloğunu içeren modüler bir tasarıma sahiptir. Sadece 223 mm yüksekliği ve 60 ya da 90 mm ge- nişliğiyle her bir AX8000 modülü ve komple AX8000 çok eksenli sistemler son derece kompakttır. Bu sayede, kontrol kabinlerinde ve kumanda panolarında yer tasarrufu sağlayan düşük maliyetli EtherCAT tabanlı AX8000 kompakt sürücü sistemi, güçlü FPGA teknolojisiyle çok çekirdekli ARM işlemcileri bir araya getiriyor. FPGA tabanlı kontrol algoritmaları çok kanallı akım kontrol teknolojisi, yapılandırılmış anahtarlama frekansına bağlı olarak, akım kontrolünde 1 µs’den küçük örnekleme ve cevap zamanlarına imkân verirken, 16 µs kadar az hız kontrol çevrim zamanlarına da izin veriyor. Minimum EtherCAT çevrim süresi 62,5 μs’dir. Hareket kontrol uygulamaları için bunun anlamı; Beckhoff tarafından geliştirilen güçlü yeni sürücü teknolojisi sistemiyle, mümkün olan en hızlı kontrol performansıyla ve yüksek hassasiyetli konum kontrolüyle daha fazla kenar keskinliği ve daha yüksek işlem sonucu üretebilmesidir. Böylece, toplamda önemli kazanımlar elde edilebilmektedir. Modüler sistem tasarımı geniş bir uygulama yelpazesini destekliyor Dünyanın çeşitli bölgelerindeki farklı şebeke sistemleri için iki adet 68 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 60 mm ve iki adet 90 mm genişlikte güç kaynağı modülü bulunuyor: Asya ve Kuzey Amerika için 100230 V AC ile 20 ya da 40 A ve Avrupa ve Kuzey Amerika için 400480 V AC ile 20 veya 40 A. Dört versiyonun tümünde fren direnci, fren kıyıcı ve şebeke filtresi entegre edilmiş. Bu nedenle, daha fazla harici bileşen gerekli olmuyor. Bu sayede, hem parçaların değişkenliği, hem de hacim gereksinimleri azalmış oluyor. İstenen eksen yapılandırmalarını uygulamak için, 8 A anma akımlı, 60 mm genişliğinde bir eksen modülü ve 2 x 6 A, aynı genişlikte çift eksen modülü, 18 A anma akımlı 90 mm tek eksenli bir modülle birlikte kullanılabiliyor. Ölçeklenebilir motor akımı ölçümleri vasıtasıyla oldukça düşük motor anma akımları kapsanabiliyor. AM8000 servo motor serisi için optimize edilmiş tek kablo çözümü OCT (One Cable Technology), etkin geri besleme ve bağlantı sistemi olarak kullanılıyor. Ayrıca, AX8000 sistemi eksen başına dört adet dijital giriş sağlıyor. Bunların ikisi, önceden yapılandırılmış yerleşik emniyet işlevleri içindir. Basitleştirilmiş lojistik ve kurulum AX8000, lojistik ve stok yönetimini daha az ve daha esnek sistem bileşenlerinin kullanımıyla örneğin; şebeke filtresinin ve fren direncinin sürücü içerisine entegrasyonu ile basitleştiriyor. Motor akım ölçümlerinin yüksek derecede ölçeklenebilir olması, sadece 8 ve 18 A modülleriyle geniş bir uygulama yelpazesi, farklı modül tipleri gereksinimini etkili bir şekilde azaltılıyor. TwinCAT yazılımı entegre edilmiş AX8000 serisi sürücüler kullanışlı yazılım modülleri sağlıyor. Diğer avantajlarının yanı sıra bu, hızın ve konumun yüksek hassasiyetle kontrolünü sağlıyor. Kullanıcı, hareket kontrol projelerini IEC 61131-3 dilleri, C++ ve Matlab®/ Simulink® kullanarak programlayabiliyor. Etkili tanılama araçları TwinCAT Scope yazılımı ile osiloskop ve eksen optimizasyonu fonksiyonu ise TwinCAT BodePlot fonksiyonları ile sağlanıyor. Hızlı ve verimli kurulum Hızlı ve verimli kurulum tümleşik AX-Bridge hızlı bağlantı sistemiyle sağlanıyor. Bu köprü, AX8000 modüllerini arıza emniyetli (fail-safe) yapıda bağlıyor ve tümü el aleti kullanılmaksızın, yay baskılı aksesuarlarla gerçekleştiriliyor. Bu, DC barayı, 24 V DC’yi ve EtherCAT bağlantısını köprülüyor. Diğer kullanışlı özellikleri arasında, eksen modüllerinin daha kolay hizalanması için merkezleme ve Tek Kablo Teknolojisi vasıtasıyla motorların bir konnektörle basitçe hızlı bağlanması sayılabilir ki; bu özellik gerekli kablo sayısının azalmasına sebep olmaktadır. z ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 69 ÜRÜN ÜRÜN Hızlı ve esnek servo pres hatları Schuler B ir yandan yüksek sayılarda verimli seri üretim ve diğer yandan daha küçük sayılarda üretim: Bunlar, bugün tüm dünyada otomobil üreticilerinin yüzleşmek zorunda oldukları sayısız zorluklardan sadece ikisidir. Olası çözümler arasında Schuler’in servo pres hatları yer almaktadır. Schuler, artık farklı konfigürasyonlarda ve hızlarda müşterilerine servo pres hatları sunuyor. Üretim hızı, bitmiş parça olarak dakikada 12’den 23 vuruşa kadar pres hat kapasitesine sahip. En yüksek pres performansı Servoline 12 ve Servoline 14 pres konseptleri, ServoDirect teknolojisinin temel özelliklerinden yararlanmak isteyen ve sadece orta sayılarda üretime ihtiyaç duyan müşteriler için özel olarak tasarlanmıştır. Yüksek sayılarda üretim planlayan veya bunu zaten yapmakta olan müşteriler, daha gelişmiş teknoloji ve yüksek performans sunan Servoline 16’yı seçebilirler. Firma, Servoline 18 pres hatları ile son teknoloji ve büyük kalıp ebatlarına göre maksimum hacim ve piyasada mevcut en yüksek pres performansını garanti ediyor. Dakikada 23 kez basma performansı ile (Servoline 23-L boyutundaki konsepti) dünyanın en hızlı pres hattıdır. 70 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 Sanayinin ilk 50 kA, ark dayanıklı, orta gerilim rejeneratif sürücüsü Rockwell Automation Y Servoline 18, son teknolojiyi kullanarak maksimum hacimleri ve XL ebatındaki ekipmanlar için mevcut en iyi performansı sağlamayı garanti eder. Orta boy kalıp ebatları için dakikada 23 vuruş performansı ile Servoline 23 pres hattı dünyanın en hızlı pres hattıdır. Ayrıca, hat Servoline 18’den daha kompakt olduğundan, yüksek hızda otomasyona izin veriyor. Otomotiv sektöründe olan tipik parçalar Servoline 23 pres hattı üzerinde de üretilebilir: Araç dış panelleri, motor kapakları, araç zeminleri, kapı parçalar ve araç yapısal parçalar. Otomasyonu fark yaratıyor Hız ve üretim hızı büyük ölçüde hattın otomasyonuna bağlı. Schuler’in Crossbar Feeder besleyicisi Servoline 23, 18 ve 16 hattı parça taşınması için kullanılıyor. Bu sistem sayesinde, presler arası hızlı ve hassas parça transferi sağlanıyor. Servoline 14 ve 12 pres hatlarda parça taşınması robotlar ile gerçekleştiriliyor. Bununla birlikte, Servoline 14’te kullanılan Schuler’in Crossbar robotu 4.0, Servoline 12’deki standart robottan daha yüksek bir hıza sahiptir. Burada da; otomasyon, hız ve hareket eğrileri üretim sırasında “iş üzerinde” optimize ediliyor. Bunlar, ancak ServoDirect teknolojisi sayesinde yapılabiliyor. Tüm servo hatların ortak avantajları; daha az enerji tüketimi, daha az bakım maliyeti ve tek sistem uyumluluğudur. Ayrıca, artan araç model ve parça çeşitliliği ile daha küçük sayıda parça üretimini desteklemek üzere üç dakikaya kadar indirilmiş kalıp değiştirme sistemi üretim esnekliğini artırıyor. z enilikçi sürücü sistemi; güvenlik uyumu, azaltılmış sistem karmaşıklığı, geliştirilmiş performans ve enerji tasarrufları sunuyor. Rockwell Automation, endüstrideki ilk 50 kA ve tüm rejenerasyon olanaklarına sahip ark dayanıklı orta gerilim sürücüsünü tanıttı. Rockwell Automation’ın gelişmiş ArcShield teknolojisi, Allen-Bradley PowerFlex 7000 orta gerilim sürücüsü ürün grubuna ekleniyor. Entegre edilmiş ark dayanıklı bir Allen-Bradley Centerline ile birleştirilmiş yeni PowerFlex 7000, ArcShield teknolojisi ile birlikte; sürücü sistemine tamamen entegre, ark dayanıklı yolverici-sürücü sistemi sunuyor. ArcShield teknolojisi, bir ark flaştan oluşan riskli enerji ve gazları personelden uzaklaştırıyor. Bu, güvenlik riskini azaltmaya yardımcı olurken; benzin ve gaz, madencilik, güç üretimi, su ve atıksu arıtımı gibi ağır sanayilerdeki cihazları koruyor. Ark dayanıklı sistem, en sıkı ve kapsamlı küresel ark dayanıklılık standartlarını karşılamak için onaylanmıştır. Düşük gerilim kontrol kapısı bakım nedenleriyle açık olsa dâhi, tam çevre uzunluğunda personel koruması için 50 kA ark ve ayrıca Type 2B koruması sağlar. azaltmak için entegre edilmiş bir güvenlik çözümü sunuyor. Eşsiz tasarımlarımız, müsterilerimizin talep ettiği gereksinimler ve doğrudan geri bildirimlerden etkilenmiştir.” Geniş bir yelpazedeki gereksinimleri karşılıyor ArcShield sürücü sistemi, dünya çapında PowerFlex 7000 orta gerilim sürücüsü ağır sanayiinin “olmazsa olmazı” haline getiren, etkili ve güvenilir motor kontrolünü sağlıyor. Sürücü sistemi, sık başlangıçlar ve duruşlar gerektiren uygulamalar için geniş bir yelpazedeki gereksinimleri karşılıyor. Diğer teknolojilere kıyasla, kullanıcıların motorları daha hızlı ve etkin şekilde yavaşlatıp durdurmalarına imkân veren rejeneratif sürücü teknolojisini de kullanıyor. Enerjiyi motor ya da sürücü içerisinde ısıya dönüştürerek harcamak yerine; daha iyi enerji yönetimi, sürücü ve motorda daha az gerilim ve daha çok enerji tasarrufu için rejeneratif teknoloji enerjiyi hapsedip, su ve elektrik tesis ağına geri gönderir. z Kay: “Entegre edilmiş bir güvenlik çözümü” Rockwell Automation Orta Gerilim MCC Ürün Grubu Ürün Müdürü ve Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitü Üyesi John Kay, konu hakkında şunları söylüyor: “Büyüyen ark dayanıklı ürün portföyümüze en son ArcShield teknolojisine sahip PowerFlex 7000 sürücü sistemi katıldı. Bu, müşterilerimiz tarafından yapılan elektrik güvenlik programına artan talepleri desteklemek için geliştirilmiştir. Yeni sürücü sistemi, endüstriyel nihâi kullanıcıların üzerindeki güvenlik yükünü ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 71 ÜRÜN ÜRÜN Smarton vinç akıllı özellikleriyle öne çıkıyor Konecranes S marton vinç, Konecranes’in çeşitli endüstrilerde ağır hizmet tipi kaldırma uygulamalarından edindiği 50 yılı aşkın tecrübeyle üretildi. Smarton, sunduğu mekanik mükemmellik, ileri teknolojik özellikleri ve akıllı kaldırma sistemi sayesinde, piyasaya sunulduğu ilk günden itibaren dünyanın lider sanayi şirketlerince tercih edilmektedir. Vinç; genel üretim, çelik, otomotiv, kâğıt ve kâğıt hamuru, madencilik ve enerji gibi birçok sanayi sektörüne yönelik akıllı çözümler sunuyor. 2009 yılından bu yana Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 48 ülkeye sunulan Smarton, çeşitli ihtiyaçlara yanıt verebilen tek üründür. Vinç, tek bir araba ile 250 tona kadar, iki arabayla ise 500 tona kadar yük taşımaktadır. Geniş bir hız aralığına sahip olan Smarton’un çalışma sınıfları M3 ila M8 arasındadır. Ürünün akıllı kaldırma düzeneği, farklı kaldırma ihtiyaçlarına göre uyarlanabilir. Birçok özellik standart olarak yer alıyor Smarton’da, kullanıcıların üretim süreçlerine büyük yarar sağlayacak birçok özellik standart olarak yer alıyor. Ayrıca, vincin özelliklerini artırarak farklı gereksinimlere de uyarlamak her zaman mümkün. Ürün, uzun yıllardır kullanılıyor olsa dâhi yazılım tabanlı akıllı özellikler her zaman vince dâhil edilebilir. Böylece vinç, değişen ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenebilir. Smarton, telsize ya da vinç operatörünün kabinine yerleştirilebilen bir tablet içermektedir. Tablet sayesinde vinç operatörü, vinç ve prosesle ilgili bilgileri direkt olarak cihaz üzerinden takip edebilir ve vince yönelik gerekli ayarlamaları kolaylıkla yapabilir. Böylece tablet, vinç kullanımını daha kolay ve etkin bir hale getirebiliyor. Yüklemelerin daha güvenli ve etkin gerçekleşmesini sağlayacak bir kamera görüşü de isteğe bağlı olarak eklenebilmektedir. İleri seviyede durum bilgisi sağlıyor Smarton tablet, vinç operatörüne ileri seviyede arıza tespit ve durum bilgisi sağlamaktadır. Bakım & onarım personeli, servis platformuna çıkmadan da vincin mevcut durumuna dair gerçek zamanlı bilgiye ulaşabilmektedir. Ayrıca kablosuz sistem, vinç çalışır durumdayken de kolay kullanım sağlamaktadır. Aktif salınım kontrolü: Köprü ve araba ivmesini ve yavaşlamasını kontrol ederek yükün salınımını sınırlandırır. Salınım kontrolü, daha hızlı yük elleçlemeye ve daha hassas konumlandırmaya olanak verir. Ayrıca bu özellik; yükün, vincin ve çevredeki alanın hasar görme riskini de azaltır. Hedef konumlandırma ve son konumlandırma: Operatörün vinci manuel olarak çalıştırması ihtiyacını azaltır. Hedef konum özelliği, yalnızca tek bir düğ- meyle yükü önceden tanımlanan bir hedef konuma taşır. Son konumlandırma ise, yükü nihâi bir konumlandırma aralığının merkezine götürür. Bu özellikler, tekrarlı çalışma döngüsü sürelerini dikkate değer ölçüde azaltır ve işlevinizi hızlandırıp kolaylaştırır. Şok yükleme önlemesi: Yükü doğru şekilde almayı mümkün kılar. Caraskal tahrik ünitesi yükü denetler. Yük aniden alınırsa, kaldırma hızı yük kaldırılana kadar otomatik olarak düşürülür. Bu özellik, yüke ve vince çarpmaları önlemek üzere tasarlanmıştır. Bu da, vincin çelik yapısının ve mekanik parçalarının ömrünü uzatır. Korumalı alanlar ve çalışma alanı limitleri: daha az aşınma ve yıpranma, daha hızlı yük döngüsü süreleri ve çalışma kolaylığı anlamına gelir. Takılmayı önleme: Kanca, askı veya yükün kazayla bir yere takılması durumunda tüm vinç hareketini durdurmak üzere tasarlanmıştır. Bu güvenlik işlevi, yükleri taşırken tehlikeli durum riskini azaltır ve yük, vinç ve çevreleyen alanın hasar görmesini engellemeye yardımcı olur. Yüksek verimlilik sağlayan bir diğer opsiyonel özellik ise, yavaşlama ve indirme işlemi sırasında açığa çıkan enerjiyi elektrik şebekesine geri gönderen Rejeneratif Şebeke Frenleme Sistemi’dir. Bu sistem, enerji maliyetlerinden tasarruf edilmesini sağlamaktadır. Kırış: “Üretim sürecinin güvenliğini artırıyor” Endüstriyel Vinçler Bölüm Müdürü Turgut Kırış, “Smarton, akıllı özellikleri ve hizmetleri ile Konecranes’in vinç sektöründeki teknoloji liderliğini gözler önüne sermektedir. Bu ürün aynı zamanda, üretim sürecinizin etkinliğini ve güvenliğini artıracaktır” diye konuşuyor. Konecranes, imalat ve proses endüstrileri, tersaneler, limanlar ve terminaller de dâhil olmak üzere geniş bir müşteri yelpazesine hizmet veren dünyanın önde gelen şirketlerinden biridir. Firma, verimlilik artırıcı kaldırma çözümlerinin yanı sıra, marka bağımsız kaldırma ekipmanları servisi vermektedir. Şirket, 50 ülkede 600 lokasyonda yaklaşık 12 bin çalışana sahiptir. z Vincin girmesine izin verilmeyen üretim makinaları veya depolama alanları gibi korunan alanları tanımlamayı sağlar. Çalışma alanı limitleri, vincin otomatik olarak duracak şekilde tasarlandığı geçici “sanal duvarlar” oluşturur. Bu işlevler, vinç ile vincin yakınındaki değerli ekipmanlar arasında çarpmaları engellemeye yardımcı olur. Böylece, güvenliği artırarak olası hasarları önler. Kanca ortalama: Köprüyü ve arabayı doğrudan yükün üzerinde konumlandırarak, kaldırma sırasında yana çekmeyi engellemek amacıyla tasarlanmıştır. Bu özellik; vincin bileşenlerinde 72 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 73 ÜRÜN ÜRÜN MRO, yeni rulmanlarla yıllık 11 bin 500 Euro tasarruf sağladı Faraday’in yaratılmasında 3 boyutlu teknolojiler kullanılıyor NSK Dassault Systèmes E lektrik motorlarında bilyalı rulmanların değiştirilmesi tipik bakım programlarının bir parçasıdır. Bununla birlikte, bir Alman bakım hizmet sağlayıcısı seçkin bir müşteri için yakın zamanda verilen elektrik motorlarının düzenli revizyonlarını gerçekleştirme görevinde, sıklıkla karşılaşılan bir sorun olduğu tespit edildi: Yeni takılan standart rulmanlar üç-dört ay sonra arızalanıyordu. Problemin asıl sebebinden emin olmayan MRO tedarikçisi, sorunu incelemesi için NSK´yi görevlendirdi. Bir bilyalı rulman uzmanı, NSK AIP (Değer Katma Programı) kapsamında, elektrikli motorların çalışma koşulları ile birlikte rulman arızalarını detaylı inceledi. AIP kapsamındaki inceleme, erken yaşanan arızaların kirin içeri girmesi nedeniyle meydana geldiğini ortaya çıkardı. Bu durumda, standart bilyalı rulmanların içinde bulunan yağ da kirleniyordu. Sonuç olarak NSK, sızdırmaz özellikli süper hassas bilyalı rulmanlara geçilmesini önerdi. Bu çözüm, o kadar D tatmin edici sonuçlar verdi ki; artık tüm elektrik motoru revizyonlarında bu rulmanlar kullanılıyor. Zorlu ortamlarda oldukça başarılı oldu NSK´nın sızdırmaz özellikli süper hassas bilyalı rulmanları büyük çoğunlukla, kontaminasyon girişine karşı sınıfında lider koruma sağlayan temassız sızdırmazlık özelliği sayesinde, zorlu ortamlarda oldukça başarılı oldu. Bu etki, sürtünmede artış veya motor hızında azalma olmadan ve tahriklerin belirtilen enerji verimliliğinden ödün vermeden elde edildi. Böylelikle, bakım hizmet sağlayıcısı firma müşterisine oldukça geniş avantajlar sunmuştur. 65 motorla yapılan denemelerde, elektrik motorlarının hizmet süresi veya bakım aralığı rulman değişikliği sayesinde dört aydan 12 ayın üzerine kadar çıktı. Sonuç olarak, bir yıllık dönemde yıllık servis maliyeti sıfıra indi. NSK´nin süper hassas sızdırmaz özellikli rulmanlarının takılmasından 12 ay öncesinde harcama 11 bin 500 Euro idi. Çok sayıda avantaj sunuyor Sızdırmaz özellikli süper hassas rulmanlar, üç kattan daha fazla hizmet ömrüne sahip olmasının yanı sıra, son kullanıcıya çok sayıda ilave avantaj sunuyor. Örneğin rulmanlar, sadece aktarma organlarındaki gürültü ve titreşimi azaltmakla kalmadı; aynı zamanda, dikey kurulumlardaki yağ sızıntısını da durdurdu. Bu rulmanlar ayrıca, standart sızdırmazlık özelliği olmayan rulmanlardan çok daha hızlı takılabiliyor. Bu nedenlerle, NSK´nin sızdırmaz özellikli süper hassas rulmanları, sektör genelindeki elektrikli motor uygulamalarında (hem orijinal parçalar, hem de rutin bakım rejimleri esnasında takılan yedek parçalar için) hızla birinci seçenek haline geliyor. z 74 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 ünyanın en büyük yazılım şirketlerinden biri olan Dassault Systèmes, elektrikli otomobil şirketi Faraday Future’un 3DExperience platformuna geçtiğini duyurdu. Elektrikli otomobil şirketi tamamen elektrikli yeni aracının geliştirilmesi ve teslimatı için “Target Zero Defect” ve “Smart Safe & Connected” endüstri çözümlerini uygulamaya başladı. Bu yeni otomotiv konsepti Las Vegas’taki CES 2016’da tanıtılmıştı. Hem Faraday Future, hem de Dassault Systèmes, bugünlerde insanlar ve arabaları arasındaki ilişkide gerçekleşmekte olan büyük değişimin farkında. Bu yeni otomobil neslinin gelişimi, üreticilerin klasik otomotiv tasarımı disiplinlerini; internete bağlanabilirlik, alternatif güç kaynakları ve otonom sürüş teknolojileriyle entegre etmesini gerektiriyor. Faraday Future, Dassault Systèmes 3DExperience platformunun bu hızlı tasarım ve teknoloji entegrasyonunu olanaklı hale getirebilecek tek yenilikçilik platformu olarak gördü. İki hafta içinde uygulamaya alındı 3DExperience platformunu temel alan “Target Zero Defect” ve “Smart Safe & Connected” endüstri çözümü deneyimleri, dünya çapında 400’den fazla çalışanı bulunan şirkette iki hafta içinde uygulamaya alındı. Faraday Future’un üretimi, daha önce herhangi bir diğer çözümle mümkün olmayan bir şekilde tasarlamasına, simüle etmesine ve hazırlamasına olanak tanıyor. Faraday Future’a konsept otomobilini gerçeğe dönüştürmesinde yardımcı olmasına ek olarak 3DExperience platformundan, şirketin Kuzey Las Vegas’ta inşa edilmekte olan üretim tesisinde de faydalanılacak. Dassault Systèmes’in “Lean Production Run” dâhil üretim için endüstri çözümü deneyimleri, Faraday Future gibi şirketler tarafından; tesis iyileştirme, kalite kontrolü ve tesis operasyonlarında gerçek zamanlı görünürlük için kullanılıyor. 3DExperience platformunun üretim becerilerinin zenginliğinden faydalanan kuruluş, en yüksek modern standartlara dayalı bir yüksek teknoloji fabrikası inşa edebilecek ve gelecekte yeni nesil otomobillere yönelik talebin bir adım önünde olacak. Sampson: “Kullanıcı odaklı bir yaklaşım getiriyoruz” Konu hakkında açıklamalarda bulunan Faraday Future Ürün ArGe Kıdemli Başkan Yardımcısı Nick Sampson, şunları söylüyor: “Oto- motiv deneyimi ile müşterilerimizin geriye kalan hayatı arasında bağlantı sağlamaya yönelik nihâi hedefimizle, araç tasarımına kullanıcı odaklı ve teknoloji öncelikli bir yaklaşım getiriyoruz. Dassault Systèmes’in müşteri deneyimi odağı ve eşsiz teknolojileri, piyasadaki en gelişmiş elektrikli araçlar sunmaya yönelik en iddialı programımızı gerçekleştirmemize olanak tanıyacak. Dassault Systèmes’in ‘Target Zero Defect’ ve ‘Smart Safe & Connected’ gibi endüstri çözümü deneyimleri, Faraday Future’un karar vermesini kolaylaştırmıştır.” Sappin: “Kapsamlı deneyimimizden faydalanıyorlar” Faraday Future’un, ulaşım ve mobilite sektörünü dönüştürmeye çalıştığını dile getiren Dassault Systèmes Ulaşım ve Mobilite Sektörü Başkan Yardımcısı Olivier Sappin ise, “Şirket, Dassault Systèmes ile ortak olmayı seçerek, hızlı bir şekilde uygulamaya koyulan ve hızlı ve iddialı geliştirme takvimine uyum sağlayan kanıtlanmış bir çözüme sahip oldu. Faraday Future, 3DExperience platformunu hızlı bir şekilde benimsemiş, otomotiv ve yüksek teknoloji sektörlerindeki kapsamlı deneyimimizin avantajlarından faydalanmaya başlamıştır” diye konuşuyor. z ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 75 ÜRÜN ÜRÜN Karmaşık uygulamaların kolay kontrolü Pilz K üçük makinalar veya birbiriyle bağlantılı makinalar için son derece karmaşık tesisler. Otomasyon sisteminin PSSuniversal kontrol sistemleri, multi-master prensibine uygun olarak merkezden uzakta kullanılabilir ve tek bir yazılım aracı ile konfigüre edilebilir. Sisteminizin 12, 34 veya PSS 4000 otomasyon sisteminden daha fazla kontrol sistemi kullanıp kullanmadığının bir önemi yoktur. Emniyet ve otomasyon için ilk dağıtılabilir kontrol sistemleri olarak PSSuniversal kontrol sistemleri, Industrie 4.0 otomasyon sistemini daha uyumlu bir hale getirir. Yeni kompozit saplama ve elektrik bağlantı elemanı Hilti H ilti, 2016 yılına iki yeni direkt tespit ürünüyle merhaba diyor. Yeni X-BT-MF kompozit saplama ve X-BT-ER elektrik bağlantı elemanı ürünlerini tüketiciyle buluşturan şirket, kalite ve güvenliği bir arada sunuyor. İnşaat ve el aletleri sektörünün global jenerik markası Hilti, yeni X-BT-MF kompozit saplama ve X-BT-ER elektrik bağlantı elemanı ürünlerini piyasaya sundu. Firma, X-BT-MF kompozit saplama ürünüyle kablo merdivenlerinin kanallar veya bastırmalı uzatma kılavuz klipsleri yardımıyla tespiti uygulamasına imkân tanıyor. Hilti, X-BT-ER elektrik bağlantı elemanı ürünüyle de; makina topraklama, boru flan- 76 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 şının topraklanması ve koruyucu topraklama uygulamalarını bir arada sunuyor. Tespitler ondan sorulur Buat, anahtar ve bağlantı panolarının doğrudan veya kanallar yardımıyla tespiti ile ışık teçhizatlarının ve ışık işaretçilerinin tespiti uygulamalarına olanak sağlayan ve 10 milimetre kalınlığa kadar ankraj plakalarının çeliğe montajını mümkün kılan X-BT-MF kompozit saplama ürünü ayrıca, kablo tavalarının ve kablo kollarının kanallar veya geçiş deliği kelepçeleri yardımıyla tespitine destek oluyor. C3 belgesiyle hafif korozif, yani hafif aşındırıcı ortamlarda kullanılmaya uygun olan ürün, dar yerlerde kolay uygulama sağlarken, yeniden yüzey tesviyesi gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Kullanım kolaylığını güvenilirlikle buluşturan ve kurulum için elektrik kablosu veya ağır ekipmanlar gerektirmeyen X-BT-MF; entegre pullu, yüksek performanslı ve polimerli kilit somunuyla birlikte veriliyor. Ekipmanların topraklanmasında maksimum güvenlik Makina topraklama, boru flanşının topraklanması ve koruyucu topraklama uygulamalarına imkân tanıyan yeni X-BT-ER elektrikli bağlantı elemanı, elektrik akımının saplamadan geçip zemin malzemesine düzgün şekilde topraklama yapmasını sağlıyor. Paslanmaz çelik malzeme ile yüksek korozyon mukâvemetine sahip olan ve C5 belgesiyle; yoğun korozif, offshore (açık deniz) ve endüstriyel ortamlarda kullanımı uygun olan X-BT-ER, ekipmanların topraklanmasında maksimum güvenlik sunuyor. Hızlı ve kolay montaj edilmesiyle tercih sebebi olan ürün; denizcilik, açık deniz, petrokimya ve enerji santrali uygulamalarında güvenle kullanılabiliyor. z Emniyet ve otomasyon için tek yazılım platformu: PAS4000 arıza emniyeti verileri ve tanılayıcı bilgiler Ethernet aracılığıyla çeşitli otomasyon ekipmanları arasında değiştirilir ve senkronize edilir. Tüm bilgiler, tüm ağ aboneleri tarafından eşit şekilde bilinir ve erişilebilir. Tüm kontrol cihazlarının, değişkenler ve proses verilerinin yanı sıra, modüller arasındaki iletişim bağlantıları projenin tamamında bilinir ve program dağıtımına uygun olarak bağımsız bir şekilde oluşturulur. Bu şekilde, PSS 4000 otomasyon sistemiyle karmaşık projelerin dâhi uygulanması son derece basittir. Bir bakışta elde edilecek avantajlar: z Kontrol zekâsının dağıtımı: Çoklu kontrol sistemlerinin ağ bağlantısının kurulması gereken durumlarda yazılım aracı ile basit bir şekilde uygulanabilir. z Azaltılmış mühendislik ve daha kısa proje işleyiş süreleri: PLC’yi seçmek ve öncelikle mimariyi kontrol etmek zorunda kalmadan programlamaya başlanabilir. Bu, yapım aşamasında dâhi seçilebilir. z Makinanın genişletilmesi kolaydır: Kullanıcı, programı kolaylıkla diğer kontrol sistemlerine dağıtılabilir. Sonradan sistemde ayarlama ve tesis bölümlerinde değişiklikler kolaylıkla yapılabilir. z Verimlilik artışı: Her bir makina parçasının kısmi devreye alınması ve kısmi çalıştırılması mümkündür. z PAS4000 yazılım platformu ile dağıtılan kullanıcı programınızın merkezi genel görünümüne her zaman ulaşabilirsiniz. PAS4000’de, ağdaki tüm kontrol sistemlerini konfigüre edebilir, programlayabilir ve tanılayabilirsiniz. Böylece, tüm projede basit ve standart hale getirilmiş yönetim sağlanır. Bu da, mühendislik, devreye alma ve bakım maliyetlerinde net düşüşler sağlar. Proses veya kontrol verileri, IMX serisi arayüzler için global onay Turck T urck IMX12 serisi arayüz modelleri, yeni global onaylarla birlikte dünyanın her yerinde kullanım için uygun hale geldi. Avrupa’da Atex, Çin’de Nepsi, Brezilya’da Inmetro ve IEC-Ex ile dünya çapında referans standartlarla kullanılan ürünler, şimdi Kuzey Ameraika UL uygunluğuna da sahip. SIL2’ye kadar emniyet devrelerindeki kullanımıyla IMX serileri yaygın bir kullanım sahasına sahip. Dijital giriş ve çıkış modüllerin yanında Acheman Fuarı’nda, analog çıkış modülü kullanıma sunuldu. Bunula birlikte, 2015’in sonlarında analog giriş modülü de piyasaya sunuldu. 12.5 mm gövde yapısındaki IMX serileri maksimum sinyal yoğunluğu sağlıyor. IMX modüllerin sinyal iletim hızları da çok yüksek. IMX12-DI Ex izolasyon modülü 15,000 Hz’e kadar giriş sinyallerini işleyebilir. Bu, standart bir modülün çok üstünde bir performastır. IMX12-AI Ex modülünde olduğu gibi, yeni elektronik dizayn sayesinde sıcaklık ve voltaj dalgalanmaları gibi etkileri düşürülmüştür. Bu nedenle, arayüz modüllerinin tüm ölçme performası içindeki etkisi kabul edilebilir seviyelerde düşüktür. z ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 77 FİRMA HABERLERİ Bonfiglioli ile Carraro iş birliği yapma kararı aldı Chicago Pneumatic ve Desoutter yeni ofislerine taşındı Bonfiglioli ile Carraro arasında yapılan anlaşmaya göre, Bonfiglioli şirketi 25,7 milyon Euro karşılığında O&K Antriebstechnik GmbH firmasının yüzde 55’ine sahip oldu. Carraro ise, yüzde 45’lik bir paya sahip olacak. Müşterilerinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak için büyümeye devam Chicago Pneumatic ve Desoutter Endüstriyel El Aletleri, İstanbul Varyap Plaza’daki yeni ofislerinde çalışmalarını sürdürecek. Y E üksek güçlü makinaların ve paletli vinçlerin dişli kutularının tasarım ve üretiminde uzmanlaşmış olan O&K Antriebstechnik, Bonfiglioli’nin kontrolüne geçiyor. Ortaklık kapsamında stratejik bir rol üstlenen Carraro Group yüzde 45’lik bir paya sahip. Bonfiglioli, kendi ürün gamını daha yüksek güçlü uygulamalara sahip ürünlerle genişletirken, Carraro ise tarım ve inşaat ekipmanlarının dişli kutusu sistemlerine odaklanıyor. Anlaşma ile, İtalya’nın mekanik sektöründe en köklü iki endüstriyel ailesinin güçlerini birleştirdiğini dile getiren yetkililer, “Bu anlaşma uyarınca, Bonfiglioli şirketi 25,7 milyon Euro karşılığında O&K Antriebstechnik GmbH firmasının yüzde 55’ine (Soldan sağa): Sonia Bonfiglioli ve Enrico Carraro. 78 Makina Magazin FİRMA HABERLERİ sahip oldu. Belirli bileşenlerin işletim sürecinde ana ortak sıfatıyla stratejik bir rol üstlenecek Carraro ise, yüzde 45’lik bir paya sahip olacak. Endüstriyel açıdan bakıldığında, Bonfiglioli yaygın satış ağının faydalanabileceği daha yüksek güçlü uygulamalara yönelik ürünlerle gamını genişletme imkânı buldu. Carraro Group ise, bu operasyon sayesinde tarım ve inşaat ekipmanları için özel olarak tasarlanmış yenilikçi ürünlerin geliştirilmesine odaklanabilecek” diye konuştular. Carraro: “Stratejik bir iş birliği” Konu hakkında açıklamalarda bulunan Carraro SpA Başkanı Enrico Carraro, şunları kaydet- ti: “Bonfiglioli ile yapılan anlaşma, karşılıklı gelişim amacıyla iki İtalyan şirketinin gerçek bir ortaklık yaklaşımı içerisinde güçlerini birleştirdikleri endüstriyel açıdan hârika bir olay. Geçtiğimiz aylarda başlatılan stratejik programın gerçekleştirilmesi için atılan önemli bir adım. Birkaç hafta önce, holding şirketi Finaid yeni üç yıllık planı desteklemek ve işleyişi güçlendirmek için sermaye artırımına gitmeye hazır olduğunu duyurmuştu. Bugün gelinen noktada ise, orta vadede bize fayda sağlayacak stratejik bir iş birliği kurarken, ana faaliyet alanımız olan dişli kutusu sistemlerine odaklanma arzumuzu yineliyoruz.” Bonfiglioli: “Çok önemli bir anlaşma” Anlaşmayı, bir yıl içerisinde büyük çaplı bir İtalyan şirketi ile imzaladıkları ikinci çok önemli anlaşma olarak gördüklerini ifade eden Bonfiglioli Riduttori SpA Başkanı Sonia Bonfiglioli ise, “Forli’deki fabrikada hizmet veren, elektromobilite alanında ürün hatlarına sahip lider bir İtalyan şirketini 2014 yılında satın aldığımızı duyurmuştuk. Carraro ile yapılan ortaklık anlaşması sayesinde, ağır yük dişli kutuları alanında dünyanın en saygın şirketlerinden biri olan O&K Antriebstechnik GmbH firmasının çoğunluğuna sahibiz. Bu operasyonla birlikte; kazı, inşaat ve madencilik makinaları ile denizcilik, limancılık ve havacılık sektörlerinde kullanılan makinalar gibi yüksek güçlü makinalara yönelik uygulamaları ürün gamımıza katmayı ve böylece, Bonfiglioli’nin dişli kutusu ve güç kontrolü alanındaki küresel liderlik alanını genişletmeyi hedefliyoruz” dedi. z n ŞUBAT 2016 ndüstriyel ve araç servis sektörlerinde kullanılmak üzere tasarlanmış el aletleri ve çözümleri sağlayıcısı Chicago Pneumatic ve Desoutter, İstanbul Varyap Plaza’daki yeni ofislerinde faaliyetlerine devam edecek. Chicago Pneumatic ve Desoutter Endüstriyel El Aletleri’nin, otomotiv ve otomotiv yan sanayii başta olmak üzere; havacılık, beyaz eşya, döküm, tersane, mobilya ve araç bakım servislerinde kullanılmak üzere elektrikli ve havalı sıkıcılardan taşlamalara, bataryalı ve kablosuz sıkıcılardan otomatik delici ünitelerine kadar geniş bir ürün portföyüne sahip olduğunu aktaran yetkililer, “Yeni ofis, Müşteri Destek ve Servis ile birlikte, ürün ve teknik eğitimler için hazırlanmış Demo Showroom alanı da barındırıyor. Bu yalnızca firma için değil, tam donanımlı Demo Showroom’u kullanacak olan distribütör ve müşteriler için de heyecan verici bir gelişme. Chicago Pneumatic ve Desoutter Endüstriyel El Aletleri, bugün 170’den fazla ülkede, 1994 yılın- dan bu yana da Türkiye’de satılıyor” dediler. Artzet: “Stratejik bir yatırım” Yeni ofisin açılışının kendileri için büyük önem taşıdığını dile getiren Chicago Pneumatic Endüstriyel El Aletleri Bölüm Başkanı Philippe Artzet, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Yeni ofisimizin açılışı; müşterilerimize daha iyi servis sunup, onlarla olan iş birliğimizi ve ilişkilerimizi güçlendirirken, çalışanlarımıza da daha konforlu bir çalışma alanı sunmamıza yarayacak. Türkiye bölge ofisinin büyütülmesi stratejik bir yatırımdır. Bugün, büyüyen iş hacmi ve müşteri ağını en iyi şekilde devam ettirebilmek; müşteri eğitimlerinde artış, daha fazla ürün servis kapasitesi, müşteri desteği ile birlikte satış ve pazarlama ekiplerinin büyümesini de gerektiriyor. Yeni ofis, Chicago Pneumatic ve Desoutter Endüstriyel El Aletleri için yeni bir dönemin başlangıcı ve gelecekte bize çok daha büyük fırsatlar sunacak.” Ataollah Maleki, “Müşterilerimizi ve onların verimliliğini bütün faaliyetlerimizin merkezinde tutmaktan gurur duyuyoruz” dedi. Maleki: “Müşteri odaklı hizmet sunuyoruz” Konu hakkında açıklamalarda bulunan Chicago Pneumatic ve Desoutter Endüstriyel El Aletleri Türkiye Genel Müdürü Ataollah Maleki ise, “Müşterilerimizi ve onların verimliliğini bütün faaliyetlerimizin merkezinde tutmaktan gurur duyuyoruz. Bu da, kaynak ve imkânlarımızı artırarak çok daha fazlasını yapmamız için bize fırsat tanıyor“ dedi. z ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 79 FİRMA HABERLERİ FİRMA HABERLERİ Prysmian Group Türkiye, “Üretim Akademisi” ile bir ilke imza attı Gerçekleştirdiği öncü çalışmalarına bir yenisini daha ekleyen Prysmian Group Türkiye, 18 Ocak’ta hayata geçirdiği “Üretim Akademisi” ile birlikte, sektöre olan yatırımını daha ileri seviyelere taşımayı hedefliyor. Halil Kongur, “Akademi, hem Türkiye operasyonunda çalışan bizler, hem de şirket için büyük bir kazanç olacak” diye konuştu. T ürkiye’deki 50. yılını başarılı projelere imza atarak geride bırakan Prysmian Group Türkiye, “Üretim Akademisi” ismi altında yeni bir girişimi daha hayata geçirdi. İleri teknoloji uygulamaları, Türkiye’de akredite olan ilk Ar-Ge laboratuvarları, tecrübeli ekibi ve üst düzey bilgi birikimi ile dikkat çeken Prysmian Group Türkiye, tüm deneyimlerini Mudanya’daki fabrikasında faaliyete geçirdiği akademide sunuyor. “Üretim Akademisi”nin; Prysmian Group Türkiye ve Prysmian Group’un diğer ülkelerde faaliyet gösteren çalışanlarının performanslarını artırmaya yönelik olan, geleceğin üretim müdürlerinin ve fabrika direktörlerinin keşfedilmesi ve yetiştirilmesini amaçladığını anlatan yetkililer, “Prysmian Group ve Prysmian Group Türkiye’nin, çeşitli konularda bilgi ve deneyime sahip, küresel ve yerel uzmanları tarafından verilecek olan eğitimler, katılımcıların görevlerine ve deneyimlerine göre tasarlanmış; ‘Üretim Esasları’, ‘İleri Üretim’ ve ‘Üretimde Mükemmellik’ programları olmak üzere üç ana başlıkta toplanıyor. Akademide ilk eğitim, 18 Ocak 2016 tarihinde Mudanya fabrikasında başladı. Eğitimler; proses, üretim, kalite mühendisleri, verimlilik uzmanları, üretim planlamacıları, bakım uzmanları gibi bir-üç yıl arası kablo deneyimine sahip ve üretim alanındaki yetkinliklerini, yaklaşım ve performanslarını pekiştirmek ve geliştirmek isteyen orta kademe üretim personeli için tasarlandı. Toplamda üç hafta sürecek eğitimler 11 aya yayılacak. Dünyanın çeşitli ül- kelerinden gelecek olan katılımcılar, ‘Üretim Esasları’ eğitimini birlikte tamamladıktan sonra, ‘İleri Üretim’ ve ‘Üretimde Mükemmellik’ eğitimlerini, iş başında, uygulamalı olarak alma imkânına sahip olacaklar” dediler. Yetkililer, eğitimin amacının; en iyi iç uygulamaları paylaşabilen ve hayata geçirebilen güçlü, uzmanlardan oluşan bir topluluk yaratarak, grubun üretim, bilgi, kültür ve terminolojisini geliştirmek olarak belirlendiğini kaydettiler. Kongur: “Gurur duyuyoruz” ‘Üretim Akademisi’ ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Prysmian Group Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Mudanya Fabrika Direktörü Halil Kongur, şunları söyledi: “Prysmian Group Mudanya fabrikasının, grubun üretim eğitimi için mükemmellik ve uzmanlık merkezi olmasından ve gerek Türkiye’den, gerekse yurt dışından global operasyon uzmanlarının eğitim verecek olmasından gurur duyuyoruz. Prysmian Group’u hem ürünleri, hem de tedarikteki başarısı için tercih eden müşterilerin memnuniyetiyle de ilgili olmaları açısından operasyonlar giderek daha hassas bir konu haline geliyor. Tüm bu nedenlerle akademi, hem Türkiye operasyonunda çalışan bizler, hem de şirket için büyük bir kazanç olacaktır.” Pirondini: “Başarı için gelişmek gerekiyor” Prysmian Group Operasyon Direktörü Andrea Pirondini ise, “Şirketimizin gelecekteki başarısı, gerek kuruluş, gerekse bireyler olarak; ilerleyebilme, öğrenebilme ve gelişebilme kâbiliyetimize bağlı. Bu akademiyi, mükemmelliğe götürebilecek en iyi üretim becerilerine odaklanmak için geliştirdik” diye konuştu. z 80 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 Alseko Group Satış ve Pazarlama Direktörü Ahmet Koç: “Fiber lazer kesim makinası Ekolazer’i Türkiye’ye getirdik” Makina sektöründeki gücünü yeni iş bağlantıları ile artıran Alseko Group, üretimi yaklaşık dört yıldır Avrupa’da gerçekleştirilen fiber lazer kesim makinalarını Ekolazer markası ile ilk kez Türkiye’ye getirdi. Zehra ORUÇ Bursa B ursa’da başlattığı alüminyum profil satış ve pazarlama faaliyetleri ile 1992’de Alseko Metal olarak kurulan Alseko Group, ardından; Alseko Makina, Alseko Enerji ve Alseko Dış Ticaret şirketlerini bünyesine aldı. Alseko Metal, Böhler Uddeholm Çelik A.Ş.’nin Güney Marmara bölge bayiliğini, Alseko Enerji firması da, İtalyan lazer markalama kaynak makinaları üreticisi Sisma’nın Türkiye temsilciliğini yürütüyor. Geçen yılın nisan ayında yaptığı anlaşma ile lazer kesim makinasıyla kesilen sacların yükleme boşaltma sistemini ve otomasyon kurulumunu yaparak, depolama işlemini yürüten İsviçre merkezli Astes4 şirketinin Türkiye distribütörlüğünü üstlenen Alseko Group, 2015 sonunda imzaladığı anlaşma ile de Ekolazer fiber lazer kesim makinalarının Türkiye’deki tek satış firması oldu. “Sektöre yenilikler getiriyoruz” Gerçekleştirdikleri distribütörlük anlaşmaları ile sektöre yenilikler getirdiklerini söyleyen Alseko Group Satış ve Pazarlama Direktörü Ahmet Koç, hâlihazırda Avrupa’da dört yıldır üretimi gerçekleştirilen fiber lazer kesim makinasını, kendilerine ait olan Ekolazer markasıyla Türkiye’ye getirdiklerini belirtti. Koç, “Yurt içinde ilk lansmanını Bursa Endüstri Zirvesi’nde gerçekleştirdiğimiz bu ürün grubunun ilk satışını da aynı fuarda yaptık. Avrupa menşeili bu ürün grubunun Türkiye’deki satışlarını, grup olarak bulduğumuz Ekolazer markası ile yapıyoruz. Enerjiko, Enerjikomını ve Enerjikomega olmak üzere üç ayrı modelde pazara sunulan fiber lazer kesim makinalarını muâdillerinden ayıran en önemli avantajı; küçük boyutlarda olması ve az yer kaplamasıdır. 1000 x 2000, 1250 x 2500, 1500 x 3000 mm ebatlarındaki fiber lazer kesim makinalarımız, 25-30 metrekarelik alanda dâhi devreye alınabiliyor ve KOBİ düzeyindeki firmaların ihtiyacını karşılıyor. Bu gibi makinaların menşei çok önemlidir. Ekolazer makinaların imalatında kullanılan tüm ürünler dünya standartlarında ürünlerdir. Ürün, tamamen Avrupa menşeli bir makinadır” dedi. “Avrupa’da dört yıldır piyasada” Avrupa’da dört yıldır piyasada olan makinalardan yaklaşık 20 adet satıldığını ifade eden Koç, şunları aktardı: “Türkiye’deki tek teknik servis ve satış kanalı olarak, 2016’da 5 ilâ 10 makina satışı hedefliyoruz. Ekolazer marka fiber lazer kesim makinaları ürün gamını, hâlihazırda bayiliğini yürüttüğümüz Sisma lazer kesim makinalarının ebat olarak bir üst segmenti olarak değerlendiriyoruz.” Gelecek yıllarda da makina alanındaki yatırımlarını sürdüreceklerinin bilgisini veren Ahmet Koç, orta vadeli yatırım planlarına, mevcut satışını yaptıkları çeliklerin tüm yüzünü işleyip temiz halde satışını yapabilecek bir sistem oluşturmayı da eklediklerini ifade etti. yet gösteren Alseko Enerji’nin, İtalyan lazer markalama kaynak makinaları üreticisi Sisma’nın Türkiye temsilciliğini yürüttüğünü kaydeden Koç, “Şirket, Bursa başta olmak üzere; Kayseri, Samsun, Ankara, İzmir, Kocaeli ve İstanbul’a makina satışı gerçekleştiriyor. Firma, lazer markalama ve lazer kaynak makina satışlarında bayiliğini üstlendiği 2011 yılından itibaren toplamda 40 makina satışı gerçekleştirdi. Bu yıl da, otomasyon, makina tasarımı ve yazılım geliştirme alanlarında üretim yapan Astes4 ile Türkiye distribütörlüğü anlaşmasına imza atan Alseko, bu iş birliğinin katkısı ile 2016’da yüzde 20 büyüme hedefliyor. Grup öte yandan, bu alanda hedeflediği yurt dışı satışlarını da Ortadoğu ülkelerine yapmayı planlıyor” diyerek sözlerini noktaladı. z Ahmet Koç, 2014’te 350 bin Euro’luk, 2015’te ise 1 milyon TL’lik makina yatırımı yaptıklarını ifade etti. “Yatırımlarımızı sürdürüyoruz” 2014’te 350 bin Euro’luk, 2015’te ise 1 milyon TL’lik makina yatırımına gittiklerini belirten Ahmet Koç, hem CNC, hem de taşlama makinası yatırımı yaptıklarını bildirdi. Alseko Group bünyesinde faali- ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 81 FİRMA HABERLERİ FİRMA HABERLERİ 3M, öğrencilere yönelik bir eğitim düzenledi VKV Ford Otosan Gölcük İhsaniye Otomotiv Meslek Yüksek Okulu’nda, öğrencilere zımpara kullanımı ve boya uygulamaları gibi konularda eğitim veren 3M, eğitimleri çeşitlendirerek 2016 yılında da sürdürecek. S ektördeki bilgi birikimi ve tecrübesini geleceğin uzmanları ile paylaşan 3M, “bilim insan yaşamı için kullanılmadığı sürece sadece bilim olarak kalır” felsefesini hayatın her alanına taşıyor. VKV Ford Otosan Gölcük İhsaniye Otomotiv Meslek Yüksek Okulu’nu ziyaret eden 3M yetkilileri, öğrencilere zımpara kullanımı ve boya uygulamaları gibi konularda eğitim verdiler. 3M Otomotiv Bölümü’nün, Kocaeli’nde bulunan VKV Ford Otosan Gölcük İhsaniye Otomotiv Meslek Yüksek Okulu öğrencileri için sektördeki yeni teknolojileri ve uygulamaları aktardığı bir eğitim düzenlediğini dile getiren yetkililer, “Okulu ziyaret eden 3M Otomotiv Bölümü Süpervizörü Serkan İlgün, öğrencilerin iş yaşamına daha iyi hazırlanmaları için okul yönetimi tarafından düzenlenen bir dizi etkinlik çerçevesinde; 3M’i, ürünlerini ve uygulamalarını anlatan bir sunum gerçekleştirdi” diye konuştular. “3M’in bilgi birikimi ve tecrübesi aktarıldı” Öğrencilere yönelik gerçekleştirilen sunumda, 3M’in sektördeki bilgi birikimi ve tecrübesinin öğrencilere aktarıldığını ifade eden yetkililer, sözlerini şu şekilde sürdürdüler: “Sunumda Serkan İlgün; genel zımpara eğitimi, otomotiv üretiminde zımpara kullanımları, boya süreci ve uygulamaları ve boyahane çözümleri konularında öğrencilere bilgi verdi. İlgün, 3M için bilimin ürün geliştirmedeki önemini de vurguladı. İlgün ayrıca, 1925 yılında Ford’a ait olan bir boyahanedeki ihtiyaçlar doğrultusunda, o dönemdeki yapıştırıcı teknolojisi kullanılarak geliştirilen Maskeleme Bandı’nın hikâyesiyle, 3M biliminin hayatı kolaylaştıracak ürünlere nasıl dönüştürüldüğünü de öğrencilerle paylaştı.” “Uygulama laboratuvarları da gezildi” 3M ile Ford Otosan iş birliği çerçevesinde gerçekleştirilen ziya- ret ve eğitimin ardından, uygulama laboratuvarlarının da gezilerek, iş birliğinin nasıl geliştirilebileceğinin görüşüldüğünü bildiren yetkililer, “Öğrenci ve öğretim görevlilerinin katıldığı eğitimler çeşitlendirilerek 2016 yılında da devam edecek. 3M ayrıca, VKV Ford Otosan Gölcük İhsaniye Otomotiv Meslek Yüksek Okulu öğretim üyelerini, Kavacık’ta bulunan Müşteri İnovasyon Merkezi’nde de ağırlayacak ve 2016 yılı içerisinde okulun uygulama laboratuvarına ürün desteğinde bulunacak” dediler. “89 bin çalışanı ile 200 ülkede yer alıyor” 3M’in, yaşamları iyileştirmek için bilimin gücünü kullandığının altını çizen yetkililer, 31,8 milyar dolarlık cirosu ve 89 bin çalışanı ile 200 farklı ülkede yer alan şirketin, müşterilerine çözüm ve ürünlerini sunduğunu söylediler. Yetkililer son olarak, 3M’in küresel problemlere yaratıcı çözümler sunduğunu da sözlerine eklediler. z İğrek Makina Üretim ve Planlama Sorumlusu Fatih İğrek: “Yeni yatırımlarımızla kapasitemizi artıracağız” 2015’te ihracatını bir önceki yıla göre yüzde 10 artıran İğrek Makina, Avrupa’nın ve Türkiye’nin önde gelen otomobil üreticilerine kalıp dökümü gerçekleştiriyor. Şirket, 2016 yılında İğrek markası ile takım tezgahı da üretecek. Gülay SOYDAN PEHLEVAN Bursa A vrupa’nın ve Türkiye’nin önde gelen otomobil üreticilerine kalıp dökümü yaptıklarını belirten İğrek Makina Üretim ve Planlama Sorumlusu Fatih İğrek, “Geçtiğimiz yıl mevcut üretim alanımızı yeniledik, 6 bin metrekarelik ilave tesis yatırımı yaptık ve böylece, toplamda 30 bin metrekare kapalı alana ulaştık” diye konuştu. Bir önceki yıla göre yüzde 8 büyüdükleri 2015 yılında, 7,5 milyon TL’yi aşan tutarlarda yatırımları olduğunun bilgisini veren İğrek, “40’ar tonluk dört adet vinç sistemi kurduğumuz yeni binamızda, Ar-Ge faaliyetleri yürüteceğiz ve takım tezgahı üretimi yapacağız. Bu yıl büyüme oranı ve kapasitede artış bekliyoruz. Mevcut projelerimiz devam edecek. Alanımızda Türkiye’nin en büyük üreticisi olmayı amaçlıyoruz” dedi. Geçtiğimiz yıl cirolarının yüzde 4’ünü Ar-Ge faaliyetlerine aktardıklarını söyleyen İğrek, bu yıl Ar-Ge yatırımlarının meyvesini toplayacaklarını dile getirdi. İğrek, 125 olan personel sayılarını Ar-Ge ağırlıklı artırarak, Ar-Ge merkezi kimliğine kavuşmayı hedeflediklerini aktardı. “Avrupa’da aranan bir markayız” Avrupa’da aranan bir marka olduklarını söyleyen İğrek, 2015’te ihracatlarını bir önceki yıla göre yüzde 10 artırdıklarını bildirdi. İhracatta lokomotif ülkelerinin Almanya ve İtalya olduğunu kaydeden İğrek, şöyle konuştu: “Ticari ofis kurduğumuz Almanya’ya ihracatımız son bir yılda arttı. Fransız firmalara yönelik olarak da üretime devam ediyoruz. Slovenya, Romanya ve Macaristan kemikleşmiş pazarları- 82 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 mız arasında. Son olarak Amerika’yı mercek altına aldık.” “Havacılık sektörüne yönelik de üretime başladık” 2015’te havacılık sektörüne yönelik de üretime başladıklarını vurgulayan Fatih İğrek, “Büyük yolcu uçaklarının dış sac aksamlarının şekillendirilmesinde çok önemli bir üretici olan TAI’ye hem direkt yan sanayiyiz, hem de TAI’ye çalışan firmalar için üretim gerçekleştiriyoruz. Büyük ve özel gerdirme kalıpları ile vakum kalıplarının dökümlerini yapıyoruz. Havacılık teknolojisini öğrenmeye çalışıyoruz. Bu doğrultuda, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen Brezilya’daki B2B görüşme organizasyonuna da katıldık” dedi. Enerji ve raylı sistemler sektörlerine yönelik de üretim yaptıklarının bilgisini veren İğrek, şunları kaydetti: “Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknoloji Kümelenmesi ile Enerji Bakanlığı’nın başlattığı Milli Rüzgâr Enerji Sistemleri Geliştirilmesi ve Prototip Türbin Üretimi (MİLRES) projesinin resmi döküm sağlayıcısıyız. Türkiye’de son dönemde raylı sistemlere önem veriliyor. Bu doğrultuda, raylarda bulunan özel çelik döküm parçalar üzerine faaliyet gösteriyoruz. Yerli üretime alt yapı hazırlamak amacıyla Ar-Ge çalışmaları yürütüyoruz.” tuda yaptık. Yeni oluşumumuz ve alt yapımız hazır. Tezgahlarımızı, otomotiv ve havacılık sektörlerine yönelik kalıpları işlemede kullanılabilmek üzere geliştiriyoruz. Hedef olarak, çok büyük ve özel tezgahlar seçtik. Asya’nın rekabet edemeyeceği, Türkiye’de talep olan, ağır sanayiye yönelik işleme merkezleri ve takım tezgahları üreteceğiz. Butik üretim için yola çıktık. Üç ana tip olacak; ancak, her müşterinin özel talebine göre aksesuarları olan, boyutları değişebilen ve özel opsiyonlar ilave edilebilen niş üretim yapacağız. Büyük tip CNC kontrollü dik torna ve 5 eksenli frezeler üreteceğiz. Bu doğrultuda, kendi model üretim bölümümüze 3 eksen hızlı CNC işleme tezgahları yaptık. Prototipini tamamladığımız 5 eksenli metal işleme frezemizi bu yılın şubat ayı sonunda devreye almayı planlıyoruz. Dik torna ise, yılın ikinci yarısında lanse edilecek duruma gelecek. Söz konusu tezgahlarda bu boyutlarda ülkemizde yerli üretim bulunmuyor ve yoğun şekilde Tayvan ve Çin ürünleri ithal ediliyor. Bütçesi ve kalite beklentisi fazla olanlar da Avrupa’dan alıyor” diye konuştu. z Fatih İğrek, 2015 yılında cirolarının yüzde 4’ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırdıklarını ifade etti. “Takım tezgahı da üreteceğiz” 70. kuruluş yıl dönümlerini kutlamaya hazırlandıkları 2016 yılında, İğrek markası ile takım tezgahı üretimine ciddi bir şekilde girdiklerini lanse edeceklerini ifade eden İğrek, “İlk yerli üretim Türk takım tezgahlarının lansmanını ve satışını yapacağız. Ülke ve dünya çapında tanıtımlarını gerçekleştireceğiz. İlave tesis yatırımımızı bu doğrul- ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 83 FİRMA HABERLERİ Bosch Grubu’nun satış gelirleri ilk kez 70 milyar Euro’yu aştı Mitsubishi Electric, Türkiye’deki üçüncü yılını kutladı 2015’te satış gelirlerini yüzde 10 artışla ilk kez 70 milyar Euro’ya yükselten Bosch Grubu, söz konusu dönemde 17 bin 600 kişiyi daha istihdam ederek, toplam çalışan sayısını 375 bine çıkardı. Türkiye’de, 2012 yılı sonundan bu yana operasyonlarına kendi yapılanması ile Mitsubishi Electric Türkiye olarak devam eden marka, üçüncü yılını çalışanlarıyla birlikte kutladı. mız çözümler oldu” dedi. Sensör, yazılım ve servis konusundaki uzmanlıklarıyla ağa bağlı bir dünyayı şekillendirdiklerini ve yeni iş fırsatları yarattıklarını belirten Denner, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Dönüşüm bizim için bir tehdit değil. Bunu bir fırsat olarak görüyoruz. Kısa zaman önce akıllı ev pazarına girdiğimizi açıkladık ve dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarı olan CES 2016’da akıllı ev sistemlerimizi tanıttık.” Volkmar Denner, “Yenilikçi gücümüz sayesinde, durgun piyasaya rağmen büyüme trendimizi başarılı bir şekilde devam ettirdik” dedi. “Yeni pazarlara girdik” B osch Grubu, 2015 yılında tüm dünyadaki satış cirosunu yüzde 10 artırarak, ilk kez 70 milyar Euro’ya yükseltti. Bosch’un açıkladığı ön rakamlara göre, faiz ve vergi öncesi kârı (FVÖK) yaklaşık 5 milyar Euro olarak gerçekleşirken, FÖK marjı ise yaklaşık yüzde 6,5 oldu. Ayrıca, BSH Ev Aletleri ve ZF Lenksysteme GmbH (Bosch Automotive Steering) satın almalarına rağmen, şirketin öz kaynak oranı ve likiditesi yüksek kalmaya devam etti. 2015 yılında 17 bin 600 kişiyi daha istihdam eden şirket, toplam çalışan sayısını ise 375 bine çıkardı. Denner: “Hedeflerimizi tutturmayı başardık” 2015 yılının zorlayıcı ekonomik şartlarına rağmen, şirket hedeflerini tutturmayı başardıklarını ifade eden Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Volkmar Denner, “Yenilikçi gücümüz sayesinde, durgun piyasaya rağmen büyüme trendimizi başarılı bir şekilde devam ettirdik. Bu olumlu gelişmenin ana etkenleri, ağa bağlı dünyaya yönelik artırdığı- 84 Makina Magazin FİRMA HABERLERİ n ŞUBAT 2016 Akıllı evler ve ağa bağlı endüstri gibi yeni pazarlara girdiklerini vurgulayan Denner, aynı zamanda geleneksel pazarlardaki her türlü fırsatı da değerlendirdiklerini dile getirdi. Söz konusu fırsatlar arasında mobilitenin elektrifikasyonunun olduğuna dikkat çeken Denner, “2015 yılında gerçekleştirdiğimiz Amerikalı pil teknolojisi şirketi Seeo Inc.’in satın alınması oldukça önemli bir gelişme oldu. Bosch, batarya teknolojileri alanında büyük bir uzmanlığa sahip. Özellikle, motosiklet ve ticari araç segmentlerinde de harika bir potansiyel görüyoruz. Gelecekte, pazarın ve tüketicilerin ihtiyaçlarına daha iyi hizmet sağlamak için bu kategorilere özel birimler kurduk. Bugün, mobilitedeki üç önemli trend olan; otonom, elektrifikasyon ve bağlanabilirlik, ticari araçlar ve motosikletler için de büyük önem arz ediyor” diye konuştu. Otonom teknolojilerin kazaların azaltılmasına büyük katkı sağladığına dikkat çeken Volkmar Denner, sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca, bugün yaygın olan karbüratör sistemlerinin aksine, motosikletlere yönelik enjeksiyon sistemleri yakıt tüketimini azaltıyor. Gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere, kaynak korumaya yönelik önemli bir katkı sağlıyor.” “Küresel ısınma hedefleri dizelle tutturulabilir” Küresel ısınma hedeflerinin karşılanmasında dizel teknolojisinin önemini de vurgulayan Denner, AB’nin iddialı CO2 hedeflerinin ancak dizelle tutturulabileceğini savundu. Dizel araçların, benzinli araçlara oranla çok daha az oranda CO2 yaydığını kaydeden Denner, “Şehirlerimizdeki hava kalitesi ve partikül madde hakkındaki tartışmada, dizel sorunun değil, çözümün bir parçasıdır. Modern filtre teknolojisi sayesinde, bir dizel aracı partikül maddeyi büyük şehirlerdeki havadan temizleyebilir. Dizel, bir hava temizleme makinasıdır. Dizel güç aktarma organlarının çok daha iyi olabileceğine inanıyorum. Bosch, gerçek sürüş koşullarında bile dizel nitrojen oksit emisyonlarını son derece düşük seviyelere indiren teknolojiye sahip. Geliştirme hedefimiz; sadece laboratuvar testlerinde değil, yollarda da güncel standartlara uyan dizel araçlar elde etmek. Bu nedenle, daha gerçekçi bir test döngüsünün ve gerçek sürüşteki egzoz gaz emisyonları ölçümünün kullanılmasını açık bir şekilde destekledik” diye konuştu. Asenkerschbaumer: “Hedefimiz daha hızlı büyüme” Bosch’un CFO’su ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Stefan Asenkerschbaumer ise, 2016 yılında global ekonomi için yüzde 2,8 ile orta seviyede bir büyüme beklediklerini açıklayarak, “Gelecekte bölgesel ve küresel pazarlarda oluşabilecek dalgalanmalara karşı hazırlıklı olmak gerekiyor. Jeopolitik anlamda, 2016 yılı her türlü sürprize açık olsa da, Bosch olarak büyüme trendine devam etmeyi ve tüm iş kollarında daha hızlı büyümeyi hedefliyoruz” diye konuştu. z 9 5 yıllık deneyimi ve 120 binden fazla çalışanı ile 43 ülkede faaliyet gösteren Mitsubishi Electric, öncelikli pazar olarak gördüğü Türkiye’deki üçüncü yılını çalışanlarıyla birlikte kutladı. Şirketin Türkiye’deki ana faaliyet alanlarını; fabrika otomasyon sistemleri, ileri robot teknolojileri ve klima sistemlerinin satış ve satış sonrası hizmetleri oluşturuyor. Kuruluş, Türkiye’de söz konusu ana faaliyet alanlarının yanı sıra; uydu, asansör, görsel veri sistemleri, güç kaynakları ve ulaştırma bağlantılı alt yapı projelerinde de rol alıyor. Türksat 4A ve 4B uydularının üreticisi olan Mitsubishi Electric, uydunun yanı sıra, Marmaray projesinde kullanılan otomasyon teknolojisi ile de tanınıyor. Fujisawa: “Türkiye’ye büyük önem veriyoruz” Markanın Türkiye’deki üç yılını ve gelecek hedeflerini değerlendiren Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Masahiro Fujisawa, “Türkiye, en çok önemsediğimiz pazarlar arasında yer alıyor. Türkiye pazarında geçirdiğimiz bu üç yıl boyunca çok fazla sayıda proje için çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin ve komşu ülkelerin iletişim ve yayıncılık alt yapısına katkı sağlamaktan gurur duyduğumuz Türksat 4A ve 4B uydularının yanı sıra, Marmaray projesinde kullanılan otomasyon teknolojimiz, Türkiye’de en çok dikkat çeken uygulamalarımız arasında yer alıyor” diye konuştu. “Pek çok açıdan avantajlı bir ülke” Türkiye’nin; jeopolitik konumu, genç nüfusu, büyüme potansiyeli gibi pek çok açıdan avantajlı bir ülke olduğunu vurgulayan Fujisawa, Türkiye’nin global düzeyde rekabet için dünyadaki değişim ve gelişimlere hızla uyum sağlamasının önemine dikkat çekti. Başkan Masahiro Fujisawa, sözlerine şu şekilde devam etti: “Mitsubishi Electric olarak, dünyaca kabul edilen ileri teknolojimizi ve yüksek kaliteye sahip ürün ve sistemlerimizi Türkiye’ye getiriyoruz. Bu teknoloji ve bilgi kullanımı ile Türkiye’nin belirlediği yüksek ekonomik hedeflerine ulaşmasında rol almak istiyoruz. Türkiye’nin üretkenliğinin her geçen gün gelişeceğine, üretilen ürünlerin daha da katma değerli bir hale geleceğine ve dünyanın ileri ekonomileri arasında söz sahibi olacağına inanıyoruz. Bu bağlamda, Mitsubishi Electric Türkiye olarak; üstün teknolojiye sahip, enerji verimli, çevreci, yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle Türkiye’nin geleceğinin bir parçası olmak için yatırımlarımızı sürdüreceğiz.” “Öncü bir yeşil şirket olmayı hedefliyoruz” Mitsubishi Electric’in, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de refah seviyesi daha yüksek bir toplum yaratılmasına katkıda bulunan öncü bir yeşil şirket olmayı hedeflediğini belirten Fujisawa, “Her zaman ‘Daha İyisi İçin Değişim’ misyonu ile hareket eden kuruluşumuz; teknolojisi, kalitesi ve güvenilirliğinin yanı sıra, çevre duyarlılığı konusunda da fark yaratıyor. İleri teknolojilerimizin menzilini genişletirken; ‘Eko Değişim’ ilkemizi, hem kendi faaliyetlerimizi, hem de toplumu ekolojik açıdan daha bilinçli ve duyarlı hale getirmenin bir yolu olarak uyguluyoruz. Dünya genelindeki tüm çalışanlarımızın; karbondioksit salınımını düşürme, geri dönüşümü teşvik etme, israfı azaltma ve biyo-çeşitliliğe saygı duyma gibi konulara inanç ve bağlılıklarını da yükseltiyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. z Masahiro Fujisawa, “Türkiye’nin belirlediği yüksek ekonomik hedeflerine ulaşmasında rol almak istiyoruz” dedi. ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 85 MAKALE MAKALE Sürekli değişim çağı Uğur URKUT Oerlikon Balzers Türkiye Genel Müdür “Kelebek bir defa kanatlandı mı, bir daha asla tırtıl haline gelmez.” Colin Wilson Uzay çağı, bilgi çağı, dijital çağ derken; içinde bulunduğumuz çağın adını bile koyamıyoruz. Kullandığımız teknoloji, dış ve iç çevremiz, her şey büyük bir değişim içinde. Artık ürün ve hizmetlerimizi; daha hızlı, daha ucuz ve daha kaliteli üretmek bile yetmiyor. Bir bakıyorsunuz; ürettiğiniz şeyin modası geçmiş ya da bir yenisi çıkmış. Olan biteni “benim” diyen bir yöneti- 86 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 cinin bile anlamakta zorlandığı kuvvetli bir değişim rüzgârına karşı, bilinmez uzak dalgalı sularda rotamızı bulmakta oldukça zorlanıyoruz. Her anımız belirsiz, her anımız ayrı bir deneyim… Sürekli değişiyoruz. Değişim yönetimi; iç ve dış dünyada yaşanan gelişmeler doğrultusunda yöneticilerin kafalarında oluşturdukları doğru stratejileri, politikaları ve süreçleri çalışanlara doğru ve planlı bir şekilde aktarması, çalışanların da bunları doğru bir şekilde anlaması ve günlük süreçlerinde uygulamasıdır. Dış dünya ile organizasyon arasında, ya da daha da ileri gidersek, liderle çalışanlar arasında karşılıklı bir etkileşim olmadıkça ve bir denge haline ulaşılmadıkça, değişim rüzgârını arkamıza alıp yelkenlerimizi doldurmak güçleşir. Eski yıllara göre frekansı giderek artan krizlerin en önemli nedeni, yukarıda açıklamaya çalıştığımız bu denge bozukluğudur. Büyüme ve yatırım politikası dengeli olmayan, çok ağır hareket eden, düşük teknoloji ve bilgi(sizlik) seviyesi içeren sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler için dış çevrede olan biten şeylere uyum sağlamak her zaman sıkıntılı olur. Şimdi gelin; işletmemizi sürekli değişim çağının güçlü bir aktörü yapabilmek için hangi noktaların üzerine önemle eğilmek zorunda olduğumuza kısaca bir göz atalım. 1. Organizasyonun öğrenme hızı: Herhangi bir yaşayan sistemin kendisini koruyabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için, öğrenme hızının, çevresinde meydana gelen değişimin hızına en az eşit olması gerekir. Aksi halde, organizasyonun gelişim hızı dış dünyada meydana gelen değişim hızının çok altında kalır ve organizasyonun yaşam eğrisinde sonun başlangıcı evresine girilmiş olur. Türbülansı yüksek bir dünyada, olağanüstü bir bilgi bombardımanı altında maalesef başlangıçta belirlediğimiz hiçbir stratejimizi tam olarak gerçekleştiremeyeceğimiz için; daima yeni şeyler denemek, yeni şeyler öğrenmek, en yeni bilgiler ışığı altında stratejimizi hızla güncellemek ve değişen koşullara uyarlayarak, hedefimize giden başka güvenli yollar aramak durumundayız. 2. Dinamik ve çevik bir organizasyon yapısı: Öğrenen organizasyon kültürü bizi zinde tutar, daha yaratıcı ve daha yenilikçi (inovatif) yapar. Yenilikçilik (inovasyon) anlayışı sadece üst yönetimin ya da Ar-Ge bölümünün işi değildir. Bu kavramı organizasyonun en alt kademelerine kadar yaymadıkça, değişime uyum sağlayan ürün ve hizmetler meydana getirmedikçe rekabette öne çıkmak mümkün olmaz. Dinamik, esnek ve çevik bir organizasyon yapısının bir başka faydası da, dış dünyada yaşanabilecek olası ani değişimler karşısında çok çabuk reaksiyon göstererek kendisini koruyabilmesidir. 3. Liderlik: İnsanoğlu doğası gereği, başına bir şey gelmedikçe değişmek istemez. Özellikle, “tatlı hayat” devam ederken çalışanları sürekli iyileşmeye doğru yönlendirmek ve değişime ikna etmek için güçlü bir liderlik gerekir. Bu amaçla üst yönetim; vizyonunu, işletmeyi nereye götürmek istediğini, değişimin gerekçelerini çalışanlara açık bir şekilde defalarca anlatmalı, kendilerini değişim sürecine dâhil etmeli ve desteğini almalıdır. 4. Çalışanların katılımı: Değişim denilince; sadece dış dünyada olan teknolojik, ekonomik, politik ya da sosyal bir değişim anlaşılmasın. Bir başka deyişle; değişimin sadece dışarıdan içeriye doğru gelmesi yetmez. Çalışanların da, bu değişime hazır olması ve değişimi istemesi gerekir. Bu anlamda, organizasyon kültürünün çalışanlara işletmenin değişme isteğine uygun iklimi sunabilmesi gerekir. 5. Müşteri odaklılık: Günümüzün belirsiz ekonomik ortamı tüketicileri geçmişe göre daha tedirgin yapmaktadır. Herkesin “yarın kaygısı” yaşadığı bir devirde, para harcarken hissedilen bu ürkek tutum tüketici davranışlarını ve harcama alışkanlıklarını tamamen değiştirmiştir. Müşterilerimizi anlamak, ihtiyaç ve beklentilerini tespit etmek ve ne zaman nereye harcama yapacağını tahmin etmek düne göre gerçekten çok zorlaştı. Sözün özü; satış gelirlerimizi garanti altına almanın yolu, sadece ve sadece müşterimizi anlamaktan ve müşteri odaklı olmaktan geçiyor. Değişim; bir sistemin, bir süreç veya ortamın belli bir durumdan başka bir duruma geçmesidir. Bu değişim plansız olursa, organizasyon kendisini aniden farklı bir ortamda (örneğin, kriz, belirsizlik, ekonomik durgunluk vs.) bulabilir. Bu nedenle işletmeler; bazen küçük iyileşmelerle, bazen de büyük sıçramalarla sürekli kendilerini yenilemeli, değişen çağa uyum sağlamalı, yeni özellikler, genç yetenekler ve yeni temel yetkinlikler kazanmalıdırlar. Son söz: Değişimin lideri olabilmek için değişen dünyanın lideri olmak gerekir. z ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 87 MAKALE MAKALE Başarılı işleme için üretken bir denge gereklidir Patrick de VOS Seco Tools Kurumsal Teknik Eğitim Müdürü Ü reticiler, birbirinden çok farklı iş parçası malzemelerinden çok çeşitli parçalar üretirken, çok sayıda işleme sürecinden yararlanırlar. Yine de tüm üreticilerin ortak amacı; belirli bir süre içinde ve uygun bir maliyet karşılığında istenen kalitede belirli sayıda iş parçası üretmektir. Çoğu üretici, takım seçimi ile başlayan dar bakış açılı bir modeli takip ederek ve sorunları karşılaştıkça çözme mantığı ile bu amacı gerçekleştirir. Ancak, bu yaklaşım tersine çevrildiğinde maliyetler düşebilir ve verimlilik artabilir. Sorunların ortaya çıkmasını beklemek ve daha sonra her işleme operasyonu için ayarlama yapmak yerine üreticiler, ilk olarak proaktif bir şekilde reddedilen parçaları ve planlanmamış durma sürelerini ortadan kaldırmayı amaçlayan proaktif ön planlama konusuna odaklanmalıdırlar. Tutarlı ve güvenilir bir süreç kurulduktan sonra üretim ekonomisi konseptlerinin uygulanması, üreticilerin üretim hızı ile üretim maliyetleri arasında bir denge bulmasına yardımcı olabilir. Bu sayede üreticiler, güvenli 88 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 ve ekonomik açıdan sağlam operasyonlar ile kurulan temel üzerine ekleme yaparak, işleme sürecini tam olarak optimize edecek takımlar ve kesme koşullarını seçebilirler. Üretim ekonomisi Metal kesme işlemlerini optimize edecek adımlar atmadan önce, süreçlerin güvenli ve güvenilir olması ve arızalı parçaların veya planlanmamış durma sürelerinin olmaması büyük önem taşır. Sürecin güvenli olması için dengeli bir üretim ortamı oluşturulmalıdır. Üreticilerin analiz etmesi gereken alanlar arasında; işleme takımlarının bakımı, CAM programlama, takım tutma sistemleri ve soğutma sıvısı uygulaması bulunmaktadır. Palet veya robotik parça yükleme/boşaltma sistemleri gibi taşıma otomasyon sistemleri de bu değerlendirmenin bir parçası olabilir. Üretim ekonomisi sanatı ve bilimi, en yüksek üretkenlik ve en düşük üretim maliyetlerini sağlarken; üretim sürecinde maksimum güvenlik ve tahmin edilebilirlik sunmaya odaklanır. Metal kesme işlemi ve ortam güvenli ve tahmin edilebilir olduğunda, üretim ekonomisi iki boyutlu bir çalışmaya döner: Üre- tim çıktısı ile üretim maliyetleri arasında üreticiye özel duruma uygun bir denge kurmak. Örneğin; basit parçaları seri olarak üretirken, çıktıyı minimum maliyet ile maksimuma çıkarmak en büyük öncelik olabilir. Diğer yandan, yüksek karışımlı ve düşük hacimli parçalar üretirken öncelik, üretim maliyetleri yerine eksiksiz güvenilirlik ve hassasiyet üzerinde olmalıdır. Planlanmamış durma sürelerini en aza indirmek Üretim kaynaklarından en iyi şekilde yararlanabilmek için durma süresinin, yani basitçe kesici takımın talaş üretmediği süreyi en aza indirmek gereklidir. Durma süresi bazen gerekli ve planlanmış olabilir. Buna; kesici takımın programlanması ve bakımı, iş parçalarının yüklenmesi ve boşaltılması ve takımların değiştirilmesi için harcanan süreler dâhildir. Üreticiler, üretim programlarında planlanmış durma sürelerini hesaba katar. Ancak, kabul edilemeyen parçalar üretildiğinde planlanmamış durma süresi gerçekleşir. Reddedilen bir iş parçasının tekrar işlenmesi gerektiğinde, ilk başta bu parçayı işlemek için geçen süre planlanmamış durma süresi sayılır ve boşa harcanır. Atölyeler, geleneksel olarak durma sürelerini azaltmak için tepkisel bir yaklaşıma sahiptir. Üretim bir sorun nedeniyle durduğunda çözüm arayışı başlar. Olumsuz bir duruma tepki göstermek için beklemek yerine, çalışmayla ilgili önemli hedefleri dikkate alan ve süreci en başından itibaren bu hedeflere doğru yönlendiren proaktif bir planlama daha iyi bir yaklaşımdır. Çoğu atölye, zamanın yüzde 20’sini hazırlık çalışmasına ve geri kalan yüzde 80’ini uygulama ve teste ayırır. İdeal yöntem, yüzde 80 hazırlığa zaman ayırmak ve geri kalanı uygulama ve gerekirse ayar- lama işlemlerine ayırmaktır. Atölyede işleme operasyonuna hazırlanırken, hedefler analiz edilmeli ve bu hedefleri gerçekleştirmek için güvenilir süreçler geliştirilmelidir. Ana hedef her zaman üretim hızını artırmak değildir. Otomobil parçası üretimi gibi bazı üretim durumlarında yüksek hacimli büyük miktarda üretim örnekleri bulunsa da, imalat sektörü genel olarak yüksek karışımlı, düşük hacimli üretim senaryolarına kaymaktadır. Büyük miktarda üretim yaparken, uzun süre boyunca 100 binlerce parça üretecek bir işleme süreci geliştirirken, 50 veya 100 parça kaybetmek toplam hacmin çok küçük bir yüzdesini oluşturur ve kolayca kabul edilebilir. Ancak, yüksek karışımlı, düşük hacimli durumlarda parça üretimi başlamadan önce süreç mümkün olduğunca eksiksiz olarak geliştirilmiş olmalıdır. Yüksek karışımlı, düşük hacimli senaryolarda küçük partiler bulunabilir, tek basamaklı parti sayıları olabilir veya tek parçalık özel imalatlar bile yapılabilir. Bu durumlarda birkaç parçanın reddedilmesi, üreticinin kâr veya zarar etmesini belirleyebilir. Mikro ve makro karşılaştırması Metal işleme çıktısını maksimuma çıkarmak için uygulanan geleneksel yaklaşımda, her operasyon için takımları ayrı ayrı optimize etmeye dayalı dar bakış açılı bir mikro ölçekli model kullanılır. Diğer yandan, makro ölçekli modellerde üretim süreçlerine daha geniş bir açıdan bakılır. Bu modeller, belirli bir iş parçasını üretmek için gereken toplam iş bölümleri arası süreye odaklanmaktadır. Mikro ve makro ölçekli ekonomik modeller arasındaki ilişki, bir ressamın resim yaparken kullandığı bakış açısına benzetilebilir. Tıpkı ressamın her fırça darbesine odaklanması gibi, mikro ölçekli modelde detaylara ayrı ayrı odaklanılır. Makro modelde, geriye adım atılarak parça üretim sürecinin tamamına bakılır. Bu da, resmin tamamına bakmak gibidir. Ayrıntılara dikkat etmek gerekti- ği açıktır. Ancak, bunu yaparken çalışmanın genel amacı göz ardı edilmemelidir. Gizli maliyetler Ayrıntılara çok fazla takılmak sürecin sonucuna odaklanmayı zorlaştırabilir. Örneğin; kesme süresini 10 saniye kısaltmak için kurulum ve ayar süresine 10 dakika ekleyen ek bir takım kullanmak bir dezavantajdır. Benzer şekilde, müşteri beklentilerinin üzerinde bir ürün kalitesi elde etmeye çalışmak da maliyeti artırır ve üretim süresini uzatır. Gerçekten de, “işlevsel olarak kabul edilebilecek en kötü iş parçasını üretmek için ne kadar zaman ve maliyet gereklidir?” sorusu sorulabilir. İşletme maliyetleri İşleme maliyeti modelleri, mikro ve makro ölçekli bakış açılarını da temsil edebilir. Mikro ölçekli modellerde, kesme işlemleri dar bir bakış açısından değerlendirilir ve kesme koşulları doğrudan kesme maliyetleri ile ilişkilendirilir. Makro ekonomik modellerde, daha geniş bir bakış açısı vardır ve belirli bir iş parçasını üretmek için gereken toplam süre üzerinde durulur. Üreticiler, üretim hızını çeşitli yöntemlerle ölçerler. Bunun için belirli bir süre içinde tamamlanan iş parçası sayısı veya bir operasyonu tamamlamak için gereken toplam süre kullanılabilir. Üretim hızı; iş parçası geometri gereksinimleri ve malzeme özellikleri, tesis içindeki ürün akışı, çalışanlara bağlı girdiler, bakım, çevresel ekipmanlar ve çevre, geri dönüşüm ve emniyet konuları gibi çok sayıda etkenden etkilenir. Bazı üretim maliyeti öğeleri sabittir. İş parçasının zorluğu ve malzeme genellikle bir parçayı üretmek için gereken işleme operasyonu tipi ve sayısını belirler. Bir tesisin; kesici takımlar edinmek, bakımını yapmak için harcanan maliyet ve takımları çalıştırmak için kullanılan enerjinin maliyeti, sabit maliyetlerdir. İşçilik maliyetleri biraz daha esnektir. Ancak, en azından kısa vadede sabittir. Bu maliyetler işlenen parçaların satışından elde edilen gelir ile karşılanmalıdır. Üretim hızını, yani iş parçalarının tamamlanmış parçalara dönüştürülme hızını artırmak bu sabit maliyetleri karşılayabilir. Ayrı ayrı optimizasyon Bir sürecin genel üretkenliği ve maliyetinin uygun olması arasında denge kurulduktan ve süreç makro ölçekte optimize edildikten sonra, üreticiler operasyonları dikkatli bir şekilde ayrı ayrı optimize ederek daha fazla iyileştirme yapabilirler. Kesme koşulları, yani kesme derinliği, ilerleme oranı ve kesme hızları üretkenliği ve maliyetleri dengelemek için büyük önem taşır. Bunların herhangi biri veya üçü birden işleme süresini kısaltmaya yardımcı olabilir. Ancak, hepsinin sürecin güvenilirliği üzerindeki etkisi büyük oranda değişiklik göstermektedir. Kesme derinliğinin takım ömrü üzerinde hiçbir etkisi yoktur. İlerleme oranı takım ömrünü az miktarda etkilerken, kesme hızının takım ömrü ve kesme işleminin güvenilirliği üzerindeki etkisi çok büyüktür. ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 89 MAKALE MAKALE tinden elde edilen tasarrufları aşacağı için genel maliyet artacaktır. İlerleme oranıyla kesme derinliğinin dengeli ve güvenilir kombinasyonuna ulaşıldığında, operasyonun son kalibrasyonu için kesme hızları kullanılabilir. Hedef; işleme süresi maliyetlerini düşüren, ancak takım aşınmasını hızlandırarak, kesici takım maliyetlerini aşırı miktarda yükseltmeyen daha yüksek bir kesme hızıdır. Kesme ile ilgili olmayan konular Çoğu atölye yöneticisi, kesme hızını artırarak aynı süre içinde daha fazla parça üretebileceğini ve böylece üretim maliyetlerini düşürebileceğini düşünür. Bu genellikle doğrudur; ancak, karşılığında başka dezavantajlar ortaya çıkar. Genel olarak, operasyon ne kadar hızlıysa o kadar dengesiz hale gelir. Yüksek hızlar daha fazla ısı üretir ve hem takım, hem de iş parçasını etkiler. Takım aşınması daha hızlı gerçekleşir ve tahmin edilmesi daha zordur. Takım aşınması veya titreşim, parça boyutlarında değişiklik olmasına ve yüzey kalitesinin düşmesine neden olabilir. Takımlar iş parçasını kırabilir ve hasar verebilir. Ayrıca, güvenilirlik sınırları dışında çalışan süreçler genellikle bakımsız veya yarı bakımlı çalıştırılamaz. Bu da, işçilikten tasarruf etme imkânlarından birini ortadan kaldırır. Çok yüksek kesme hızları ve agresif işleme parametreleri, tezgah bakım maliyetlerini artırır ve hatta tezgah arızalarından kaynaklanan durma sürelerini uzatır. Bu sorunların farkına varan Amerikalı makina mühendisi F.W. Taylor, 20. Yüzyıl’ın başında takım ömrünü belirlemek için bir model geliştirmiştir. Model; belirli bir kesme derinliği ve ilerleme oranı kombinasyonu için takım aşınmasının güvenli, tahmin edilebilir ve kontrol edilebilir olduğu bir kesme hızı aralığı olduğunu gösterir. Taylor’ın modeli sayesinde; kesme derinliği, takım aşınması ve takım ömrü ara- 90 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 sındaki ilişki sayılarla ifade edilebilir, maliyet uygunluğu ve üretkenlik arasında denge kurulabilir ve bir operasyon için en iyi kesme hızı net bir şekilde belirlenebilir. Üreticiler genel olarak, her operasyon için mümkün olan en büyük kesme derinliği ve en yüksek ilerleme oranlarını seçmelidir. Bu değerler; takımın bağlanması, iş parçasının sabitlenmesi ve tezgah ile tezgahın bağlıdır. Talaş oluşumu ve tahliyesi, titreşimler ve iş parçası deformasyonu açısından işlemin emniyeti de dikkate alınmalıdır. Dengeli bir yaklaşımda, kesme hızları düşürülerek ilerleme oranı ve kesme derinliği ile orantılı artışlar yapılır. Mümkün olan en geniş kesme derinliğinin kullanımı, gereken kesme sayısını azaltarak işleme süresini kısaltır. İlerleme oranı da maksimuma çıkarılmalıdır. Ancak, iş parçası kalitesi ve yüzey kalitesi gereksinimleri ilerleme oranının çok büyük olmasından etkilenebilir. Genellikle, kesme hızlarını koruyarak veya azaltarak ilerleme oranı ve kesme derinliği artırıldığında, tek başına kesme hızlarını artırarak, elde edilenin üzerinde talaş kaldırma hızları elde edilebilir. Üretim maliyetleri, takım maliyeti ve tezgah maliyetlerinin toplamıdır. Kesme hızları arttığında, işleme süreleri kısalır ve tezgah maliyetleri düşer. Ancak, belirli bir noktadan sonra takım ömrü kısaldığı için takım maliyeti ve takım değiştirme süreleri artacağı ve tezgah maliye- Çevre ve emniyet konuları, üretim ekonomisinde gittikçe daha önemli etkenler haline gelmektedir. Üreticiler, enerji tasarrufu yapma konusunda baskı altındadır. Soğutma sıvısı ve kesme yağlarının kullanımı ve bertâraf etme işlemleri gittikçe yasalar tarafından daha katı bir şekilde düzenlenmekte ve daha pahalı hale gelmektedir. Kesme koşulları konusunda dengeli bir yaklaşım, üreticilerin bu ve buna benzer sorunlar ile başa çıkmasına yardımcı olabilir. Daha düşük kesme hızları ve daha yüksek ilerleme oranı ile daha küçük kesme derinliklerini birlikte kullanarak, talaş kaldırmak için gereken enerji miktarı düşürülebilir. Dengeli koşullar ayrıca takım ömrünü uzatır, takım tüketimini azaltır ve bertâraf ile ilgili sorunları azaltır. Daha düşük enerji tüketimi daha az ısı üretilmesini sağlar. Böylece, minimum seviyede veya sıfır soğutma sıvısı kullanarak işleme imkânı sağlar. avantajları, tek başına metal işleme operasyonları ile sınırlı değildir. Geniş bir bakış açısında, üretimin tüm aşamaları arasındaki ilişkiler dikkate alınır. Basitleştirilmiş bir örnek olarak, bir parçayı üretmek için seri olarak devreye alınmış iki işleme takımı gösterilebilir. A tezgahı çıktısını artıracak şekilde optimize edilmişse, ancak B tezgahındaki sonuçlar iyileştirilemiyorsa, ilk tezgahtan çıkan parçalar yarı oranda tamamlanmış envanter olarak ikinci tezgahı bekleyerek maliyetleri artıracaktır. Bu durumda, yalnızca birinci tezgahın kesme maliyetlerini (çıktı yerine) optimize etmek çıktıyı korurken, aynı zamanda işleme maliyetini azaltmanızı sağlayacaktır. Diğer yandan, B tezgahı boşta bekleyerek, A tezgahından gelen parçaları işlemeyi beklerken, birinci tezgahın çıktısı artırıldığında toplam çıktı artacaktır. Atölyedeki üretim akışının; hat, parti veya paralel şekilde üretime göre düzenlenmesi çok şeyi etkiler. Tezgah alım maliyetleri de, genel olarak üreticinin işiyle ilgili olarak değerlendirilebilir. Genellikle, atölyelerde haftada 40 saat boyunca tam yüklü çalışan bir freze tezgahı vardır ve bunu; daha pahalı, daha gelişmiş ve daha yüksek hızlı bir tezgah ile değiştirmeye karar verilir. Ancak, yeni tezgah çalışmaya başladığında zamanın yarısını boşta geçirmektedir. Atölye, yeni tezgahı çalıştırmak ve yapılan yatırımın karşılığını almak için daha fazla iş bulma zorluğuyla karşılaşır ve bunun için harcama yapar. Ayrıca, yeni tezgahın özelliklerinden tam olarak yararlanan işler atölyedeki diğer operasyonlar veya piyasa için uygun olmayabilir. Bunun yerine, ilk olarak genel durumu incelemek ve yeni tezgahın daha yüksek olan kapasitesinden ne gibi bir sonuç alınacağını tahmin etmek daha iyi bir yöntemdir. Daha az maliyetli ve o kadar gelişmiş olmayan bir tezgah, mevcut ve beklenen parça gereksinimi ve üretim hacimlerine daha uygun olabilir. Eski tezgah ile birlikte kullanıldığında, daha dikkatli bir şekilde seçilen yeni tezgah da, planlanmış veya planlanmamış durma süreleri ile başa çıkmak için gereken ekstra esneklik ve yedekleme imkânlarını sunabilir. Süreç optimizasyonuna kapsamlı bir şekilde bakarken; çok temel, basit işlemler ve analizler de yapılabilir. Kullanılan takımları kontrol ederek, atölyede neler olduğu genel olarak anlaşılabilir. Örneğin; bir atölyede genellikle 12 mm kesme kenarlı uçlar kullanılıyorsa, ancak uçlar üzerindeki aşınma izleri yalnızca 2 veya 2.5 mm’ye ulaşıyorsa, atölye muhtemelen yaptığı işe göre çok büyük uçlar kullanmaktadır. 6 mm kesme kenarlı uçlar bu iş için fazlasıyla yeterli olacaktır ve 6 mm kesme kenarı olan bir uç, 12 mm kesme kenarlı bir uca göre çok daha ucuzdur. Bu kadar basit bir gözlem sayesinde takım maliyetleri, üretkenliği düşürmeden yüzde 50 kadar azaltılabilir. z Sonuç: Üretim ekonomisi konseptlerinin uygulanması, işleme ortamının genel analizini yapmamızı ve çoğu kabul gören metal işleme uygulamasına karşı olan düşünce yöntemlerini kabul etmemizi gerektirir. Ancak, önerilen stratejilerin uygulanması maliyet tasarrufunu artırıp, daha çevre dostu bir üretim sağlarken; aynı zamanda, üretkenliği ve kârlılığı koruyarak genel olarak dengeli ve güvenilir bir üretim süreci sağlar. Tesis genelinde bakış açısı İşleme süreçlerine makro ölçekli bakış açısıyla bakmanın ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 91 MAKALE MAKALE Darbe ve suya dayanımlı geliştirilmiş yangın alarm kablosu Zekeriya ŞİRİN Can ALTINGÖZ Barış SÖNMEZ Ahmet Eren DEMİREL Prysmian Grup Türkiye G ünümüzde, yangın ortamında işlevini sürdüren, alevin yayılmasını önleyen, zehirli gaz çıkarmayan, düşük duman yoğunluklu, korozif ortam oluşturmayan, halojenden arındırılmış kablolar; konutlarda, iş yerlerinde, alt yapıda ve endüstride yoğunlukla kullanılmaktadır. Kullanım alanı günden güne daha da artan yangına dayanıklı bu yanımın yüksek seviyede istendiği alanlarda kullanıma uygun olup, sektörün en zorlayıcı yangın test standartlarına karşı başarılı sonuçlar vermektedir. Anahtar kelimeler: Yangın, alev yayılımı, halojenden arındırılmış, kablo, darbeye dayanım, suya dayanım. 1. Giriş: Çeşitli nedenlerle meydana çıkan yangınlar hem can, hem de mal kayıplarına yol açmaktadır. Yangınlar çoğu zaman bir kıvılcım ile başlayıp, hızlıca yayılarak büyümektedir. Şekil 1. Yangın sonrası söndürme çalışmaları. kablolar sayesinde, daha güvenli ve sağlıklı yaşam alanları oluşturulmaktadır. Yangın durumunda can ve mal kayıplarının önüne geçmek için bu kabloların kullanımı büyük önem taşımaktadır. Yangına dayanıklı kabloların kullanımının artması, kablo üreticilerini kabloyu daha da güvenli hale getirmek için çalışmalara yöneltmiştir. Yangın koşulları düşünüldüğünde, yangın alarm kablolarının; alevlerin yanı sıra, suya ve darbeye dayanımı tartışmasız büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, geliştirilmiş yangın alarm kablosunun yapısı ve uygulanan testler anlatılmaktadır. Geliştirilen kablo, yangına karşı da- Şekil 2. JE-H(St)H FE180 PH120 Annex E kablo katmanları. 92 Makina Magazin n ŞUBAT 2016 Günlük hayatta kullanılan birçok ürünün ana malzemelerinin alevi iletici özellikte olmasının, yangının yayılmasını kolaylaştırıcı bir etkiye sahip olduğu da bilinmektedir. Yangınla mücadele farklı şekillerde olmaktadır. Yangının tespiti ve ihbar süresi yangını söndürmek için önemli p a r a m e t re l e rd i r. İhbar süresinin kritik olduğu öncelerden beri bilinmekte olup, geleneksel yangın alarm butonları ve yangın söndürme aparatları; okul, hastane vb. kalabalık ortamlarda yıllarca çözüm olarak düşünülmüştür. Geleneksel yangın alarm butonlarının yerini; ısı, duman ve çeşitli sensörler aracılığı ile erken uyarıcı görevi gören yenilikçi elektronik yangın alarm sistemleri almaktadır. Elektronik yangın alarm sistemleri ile ihbar süresinin minimuma indirilmesi hedeflenmektedir. Bu sistemlerde kullanılan yangın alarm kablolarının, yangın altında devre bütünlüğünü sürdürmesi önem taşımaktadır. Yangının yayılmasını önlemek de, yangının tespiti ve ihbar süresi kadar önemli bir parametredir. Gelişen teknolojiyle birlikte, bina içlerinde kullanılan kablo çeşitliliği ve miktarları artmaktadır. Kabloların yangının yayılmasında aracılık yaptığı düşünüldüğünden, son yıllarda bina içi kabloların alev iletmeme özellikte olması aranan bir standart halini almıştır. Alınan tüm önlemlere rağmen yangının çıkması durumunda, yangının hızlıca söndürülmesi istenmektedir. Bunun için geliştirilen elektronik kontrollü, sensörlü yangın söndürme sistemleri; insan gücünden bağımsız ve risk taşımayan sistemler olarak güvenli çözüm sunmaktadırlar. Bu sistemlerde, çok sayıda elektronik cihaz birbiriyle kablolar aracılığı ile bağlantılıdır. Bu noktada, yangın alarm kablosu olarak kullanılan kabloların kalitesi kurulu sistemler kadar ha- yati öneme sahiptir. Yangın alarm sistemlerinin yanında, yangın söndürme sistemlerinin de yaygınlaşması, alarm sistemlerinde kullanılan kablolarda da farklılaşma ihtiyacı oluşturmuştur. Yangın ortamı simüle edildiğinde, alevlerin dışında ortamda devrilen, düşen cisimlerin varlığı, yangın söndürme sistemleri tarafından püskürtülen suyun olduğu bilinmektedir. Bu koşullarda ortam kablolarının sinyal iletimini alev altında, hatta darbeli ve sulu ortamda da gerçekleştirmesi gerekmektedir. Geliştirilmiş yangın alarm kabloları olarak adlandırılan yeni nesil yangın alarm kabloları, daha güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasında önemli bir yere sahiptirler. Darbeye ve suya dayanıklı olmayan kabloların yangın ve yangın söndürme esnasında iletimi sağlayamadığı, kısa devre arızalarının oluşmasına neden olabildiği yaşanan üzücü olaylar ile tespit edilmiştir. Yeni nesil yangın söndürme sistemleri, yangın anında görüldüğü gibi yangını söndürmeye yönelik aktif olmaktadır. Yangın alarm kablolarında aranan diğer özellikler de, alev altında duman ve zehirli gaz çıkarmayan, halojensiz yapıda olmalarıdır. Yangın anındaki ölümlerin bir çoğunun boğulma ve zehirlenmelerden kaynaklı olduğu bilinmektedir. Yangın anında oluşan duman ve alevler şekil 1’de görülmektedir. 2. Kablo dizayn: Yangın alarm kabloları, yangın alarm sistemlerinde kullanılmaktadırlar. Bu kablolar; alev altında çalışmasını sürdürecek özelliklere sahip, duman çıkarmayan, zehirli gaz ihtivâ etmeyen ve sinyal iletiminde kullanılan iç ortam kablolarıdır. Geliştirilmiş yangın alarm kabloları ile; daha zorlu yangın ortamında çalışabilecek ve daha güvenli kablo üretimi hedeflenmiştir. JE-H(St)H FE180 kablo rumuzu ile bilinen yangın alarm kablolarının yanında, bina içi sinyal ve kontrol kabloları olarak kullanılan LiHCH FE180, LiHH FE180 gibi kablolarda da, yangın dayanım performansı önem kazanmıştır. JE-H(St)H FE180 yangın alarm kablosunun yapısında, iç ortamda kullanıma uygun olarak izolasyon ve kılıf malzemeleri için duman ve zehirli gaz çıkarmayan LS0H malzeme kullanımı tercih edilmiştir. Bakır telden oluşan iletken üzerine alev bariyeri görevi üstlenen özel bant helisel olarak sarılır. Alev bariyeri üzerine folye sarıldıktan sonra, elektriksel özellikleri karşılayacak kalınlıkta LSOH izolasyon malzemesi püskürtülerek damarlar elde edilir. 2 çift kablo için damarların birlikte yıldız dörtlü şeklinde bükülmesiyle, 4 çift ve üzeri kablo için üniteler oluşturulması ve demetler halinde bükülmesi ile kablo çekirdeği oluşturulur. Bu çekirdek üzerine tutucu ve koruyucu özellikte polyester bant (opsiyonel) sarıldıktan sonra, üzerine ekranın devamlılığını sağlamak üzere boylamasına kalay kaplı bakır toprak teli ve 1 kat metal kısmı içe dönük, alüminyum kaplı polyester bant ekran sarılır. Ekran üzerine turuncu renkli LSOH kılıf kaplanır. Kablo katmanları şekil 2’de gösterilmektedir. Kablonun fiziki görünümü şekil 3’te verilmiştir. Burada; iletkenler, damarlar, topraklama teli, alüminyum folye ve kılıf katmanları detaylı görülebilmektedir. 3. Yanma testleri: Standart yangın alarm kablolarına uygulanan; IEC 60754-1/2 halojen asit gaz testi, IEC 61034-1/2 düşük duman yoğunluğu testi, IEC 60332-1-2 alev yayılma testi, IEC 60331-21 yangına dayanıklılık testi, EN 50200 darbeli yangına dayanıklılık testinin yanında, ilaveten EN 50200 test standardının ek E’si uygulanmıştır. Uygulanan testler aşağıda anlatılmaktadır: z IEC 60754-1/2: Yanma esnasında açığa çıkan gazların korozifliği, pH ve iletkenlik değerlerini ölçmek için yapılır. Olması gereken değerler: HCl < 0.5 %, pH ≥ 4.3, c ≤ 10µS/mm. z IEC 61034-1/2: IEC 610341/2 test standardı 1 metre boyundaki kablonun 3x3x3m (27m3) kübik kapalı test odasında %90 etanol, %4 methanol ve % 6 su karışımı yakıt ile yanması ile açığa çıkan dumanın ışık geçirgenliğinin ölçümüne dayanır. Işık geçirgenliği minimum %60 olmalıdır. z IEC 60332-1-2: Yangın ortamında alev yayılmasını simüle eden bu testte, 25 mm’den düşük kablo çapı için alev, kabloya 45 derece açı ile 60 sn boyunca uygulanır. Yanan kısmın üst destek noktasının alt kısmından en az 50 mm mesafeyi koruması gerekmektedir. Aynı şekilde, alev ilerlemesi 540 mm’den fazla olmamalıdır. z IEC 60331-21: Yangın koşullarında devre bütünlüğünün test edildiği standart testtir. Bu testte, en az 750 derecelik bir ortamda 90 dakika boyunca iletimin devamlılığı istenmektedir. Test, Prysmian standardı olarak 180 dakika boyunca gerçekleştirilmiştir. z EN 50200: Bu standart, alarm, aydınlatma ve haberleşme Şekil 3. JE-H(St)H FE180 PH120 Annex yangın alarm kablosu görünümü. Şekil 4. EN50200 test düzeneği. ŞUBAT 2016 n Makina Magazin 93 MAKALE amaçları için acil durum devreleri olarak kullanılması amaçlanan ve yangına karşı dayanıklılığa sahip olarak tasarlanmış kablolar için deney metodunu kapsar. Bu deney metodu, iletken boyutları en fazla 2,5 mm²’ye kadar olan metalik iletkenli, dış çapı 20 mm’yi ve beyan gerilimi 600/1000 V’u geçmeyen kablolara uygulanabilmektedir. Deney sırasında ortam sıcaklığı 25 ± 15 °C olmalıdır. Deney düzeneği beş temel kısımdan oluşmaktadır: z Çelik desteklere bağlanmış ısıya dayanıklı tutuşmayan malzemeden imal edilmiş, kablonun üzerine monte edildiği düşey bir duvar. z Deney sırasında sürekliliği kontrol etmek için uygulanan akımın kaynağı olan transformatör. z Deney sırasında numune kabloya uygulanacak, yatay monte edilmiş alev kaynağı düzeneği. z Ani darbe üreten bir cihaz. z Su püskürtme düzeneği. Test edilecek numune en az 1200 mm uzunlukta olup, elektriksel bağlantı için her iki ucundan 100’er mm kadar açılmış olması gerekmektedir. Sembolik olarak “U” şekline getirilen kabloda büküm noktalarında, kablo için deklare edilmiş en düşük bükme yarıçapı esas alınır. Kablonun dikey kısımları arasındaki mesafe yaklaşık olarak 475 mm olacak şekilde kablo de- Şekil 5. EN 50200 Annex E test simülasyonu. ney düzeneğine monte edilir. 842 °C’lik sabit sıcaklıkta alev veren propan alev kaynağı düzeneği aktif edildikten sonra elektrik besleme kaynağı devreye alınmalı, ani darbe üreten cihaz çalıştırılmalı ve deney süresi zamanlayıcısı başlatılmalıdır. 25 ± 0,2 kg’lık ani darbe üreten cihaz, çalıştırma işleminden 5 dakika ± 10 saniye sonra ve ardından 5 dakika ± 10 saniye aralıklarla deney duvarına darbe vurmalıdır. Kabloların yangına karşı dayanıklılık sınıflandırması Ek D’de anlatılmaktadır. Performans kriteri güç beslemesinin veya işaretin sürekliliğidir. Kablonun fonksiyonunu sürdürdüğü süre, (örnek olarak; 15, 30, 60, 90 veya 120 dakika gibi) kablo sınıfının belirlenmesini sağlamaktadır. Bu test sonucunda kablolar; PH30, PH60, PH90 veya PH120 olarak sınıflandırılmaktadır. Darbe altında yangın testine ilave olarak, Ek E’de anlatılan kabloya su püskürtülmesi testi, kablonun sağlamlığını ve güvenilirliğini ileri seviyeye taşıyan bir testtir. Standarda göre; alev ile ani darbe 15 dakika boyunca uygulandıktan sonra, 0,8 ± 0,05 l/dk. debi ile su püskürtme başlatılmalıdır. Suyun uygulanması deneyin son noktasına kadar devam etmelidir. Bu şekilde, toplam 30 dakika olduğunda, kablo fonksiyonunu sürdürüyorsa testi geçiyor anlamına gelmektedir. Testin grafiksel açıklaması şekil 5’te gösterilmektedir. 4. Sonuç: Can ve mal güvenliğinin sağlanması adına yangına karşı alınan önlemler günümüzde boyut değiştirmiştir. Yangın alarm ve yangın söndürme sistemlerindeki gelişmeler, yangına dayanıklı kablo ihtiyacını artırmıştır. Özellikle, alarm sistemleri gibi kritik öneme sahip alanlarda kullanılacak kabloların, yangın ortamındaki etkiler göz önüne alındığında tam bir uyumluluk içinde güvenle çalışması beklenmektedir. Mevcut yangın alarm kabloları, EN 50200 standardına uygun yapılan darbeli, yangına dayanım testlerinde 120 dakika boyunca devre bütünlüğünü korumaktadır. Geliştirilen yeni ürün, standart yangın alarm kablolarının yanma performanslarının üzerinde, EN 50200 Ek E koşullarına da dayanım sağlamaktadır. Yangın ve darbe etkilerine ilave olarak, yanma sırasında kablo üzerine su efekti uygulanmış; böylece, 15 dakika boyunca darbe ve 15 dakika boyunca da darbe ve sulu ortamda toplamda 30 dakika devre bütünlüğü korunmuştur. Yangın ortamında itfaiyeci hortumlarından ve yangın söndürme sistemlerinden püskürtülen sular, kablonun alev ve darbenin yanında su ile temasına neden olmaktadır. Su efektlerine karşı çözüm olarak geliştirilen bu kablo, standart yangın alarm kablolarına kıyasla daha güvenli çözüm sunmaktadır. 5. Referanslar: z IEC 60754-1/2 halojen asit gazı miktarı testi. z IEC 61034-1/2 duman yoğunluğu testi. z IEC 60332-1-2 tek kablo yanma testi. z IEC 60331-21 gerilim altında yanma testi. z EN 50200 kablolar/acil durum devrelerinde kullanılan korumasız küçük boyutlu kabloların yangına karşı dayanıklılığı için deney metodu. z TSEK 173 kablolarhaberleşme ve bilgi iletimi için. z 94 Makina Magazin n ŞUBAT 2016
Benzer belgeler
pilkington-pyroclear-e-clear-pyroclear_uk_tr
ihracatta zaten bir artış beklemediklerini dile getiren Büyükekşi, uçak krizi
olmasa da, ihracatta bir miktar düşüş beklediklerinin altını çizdi. z