İndir
Transkript
İndir
Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği ÇARE–DER YIL:2014 KONU:Depresyon ve Kaygı Bilimin Yolu: Labirentler Ve Algoritmalar Uzm. Dr. Mehmet Uhri* Bilimin ve özgür düşüncenin kontrol altına alınmaya çalışıldığı bir dönemdir ortaçağ. İnsanlar özgürce üretmek yerine düşünüp dini araştırmak, kurumların da baskısıyla olanla yetinmeye zorlanmış, korkularının değişim esiri ve olarak kendilerini dönüşüme kapatarak yaşamışlardır. Her şeye rağmen araştıran, sorgulayan üreten insanlar ise ortaçağ karanlığını aydınlatmaya çabaladıkça dışlanmış cezalandırılmıştır. Dahası, başına gelen her felaketi aklını özgür bırakmaya çabalayan insanlardan bilmiş; onları cadılık, büyücülük kisvesi altında öldürme yolunu seçmiştir. Bu konuda başta papalık olmak üzere dini Dernek Yönetim Kurulu Başkan: Dr.Mehmet Uhri İkinci Başkan: Dr.Ayşe Kılınçaslan Genel Sekreter:Dr. Timur Şefketoğlu Sayman: Psk. Didem Güven Üyeler: Dr.Tuba Düzman Mutluer, Cafer Sadık Özlevent, Kıymet Lilan *Yayına hazırlayan ve düzenleyen Psk. Deniz Akyıl Sokullu ve Psk. Bahar Yaman Karahan kurumlar başı çekmiş, uğursuzluk getirdiğine sözgelimi inanıldığı için kedilerin itlaf edilmesiyle artan fareler yüzünden zamanın Avrupa nüfusunun neredeyse yarısı veba salgını ile yitirilmiştir. Dini kurumlar özgür aklı ve bilimi kendileri için tehdit algılamış ve kontrol altına almaya çalışmıştır. Ortaçağ karanlığı dediğimiz dönem toplumu hayal Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği ettiği biçime dönüştürmeye çabalayan din ilerliyoruz. Bilim ve bilgi günümüzde ne ve dini kurumların korkuları da kullanarak yazık ki kazandırdığı para kadar itibar özgür görüyor, kazanç getirebilecek her şey aklı Toplumu baskıladığı istedikleri dönüştürüp orada bir dönemdir. yaşam tutmaya tarzına çabalayan bilimsellik kisvesine büründürülerek satılabilir hale dönüştürülmeye çalışılıyor. birileri var oldukça tekrarlanması her Bilimsel zaman olasıdır. beklentileri gereği kazanç Peki, insanlığın tüketim çılgınlığı ile kuşkuculuğun bile piyasa beklentileri karşısında dışlanıp susturulduğuna tanık olabiliyoruz. büyümeye odaklanmış son yüzyılını bunca gürültüye rağmen gelecekte kaleme alacak Sigara kartellerinin sigaranın zararlarını tarihçiler aynı akıl tutulması ve insanlığın ortaya karanlık çağı olarak tanımlayabilirler mi? engellemelerini, Bunun miyiz? tutma çabalarını unutmadık. Benzer bir Baskıcı dini kurumların yerini alan piyasa süreç enerji kartelleri üzerinden küresel tanrılarına teslim olmuş, boyun eğmiş, iklim değişikliği konusunda yaşanıyor. bilim Kentsel dönüşümde veya imar ile ilgili olmadığından ve bilim özgürlüğünden emin insanları söz ile aklın edilebilir mi? çıkaran konularda bilimsel yıllarca bırakın araştırmaları baskı altında kamuyu şehir Çocuklarına problem çözmek diye önceden planlamacıları ve mimarların sesi bile çözülmüş problemlerin şıklarından doğru duyulmazken diyetinden ilacına satılabilir olanı bulmayı öğreten, başarıyı buna her şey yeterli bilimsel dayanağı olmasa da indeksleyen, bilim ile uğraşmaktan kişisel piyasanın insafına terk edilebiliyor. kariyer, ikbal ve hatta kazanç beklentisi olmadıkça uzak duran insanların özgür iradeleri ile bilim yaptıklarından ne kadar söz edebiliriz? Bilim ve bilimsellik binlerce yıllık kuşkucu geleneğini yöneldikçe bırakıp çıkmaz insanlığın sokaklara bilime olan güveninin azalması da kaçınılmaz hale geliyor. Piyasanın o meşhur gizli eli Bilim Ve Rant Dönemi Bilimin piyasalaşması, piyasaya beklentilerine insanlığın üniversitelerin göre yeniden yapılandırılması, rant ve kazanç uğruna bilimi ve bilimselliği çarpıtıp kendi doğrusunu dayatanların etkisi ile aklın karanlığa gömüldüğü bir dünyaya doğru 2 binlerce yıllık araştırma geleneğini, kuşkuculuğunu kendine göre biçimlendirmeye kalkıyor. Bilimin piyasalaşması insanlığın ortak değerlerini de erozyona uğratıyor. Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Bilim felseficisi Karl Popper (1902-1994) ölümler) 1938 piyasaya sürülen ilaçların aslında öldürücü yılında yayımlanan “Bilimsel Yıllarca yan “hiç kuşku yok ki; evrendeki en büyük piyasadan toplatılmasına giderek daha mucize fazla şahit olmamız işte bu zihniyetin bilgi birikimidir” cümlesiyle başlar. Ortaya koyduğu bilgi kuramına göre kavram ve kuramların bilimsel olabilmesi için doğrulanabilir olması yetmez, sınanabilir ve yanlışlanabilir olması zorunludur. olduğunun sonra Araştırmaların Mantığı” isimli kitabına insanlığın etkilerinin araştırıldıktan anlaşılıp sonucudur. Dev Labirentte Doğru Yolu Aramak Gerçekte ise insanlık, tarih boyunca dev bir labirentin içinde küçük adımlarla doğru En doğru bilgiye ulaşmamızı da bilginin yolu arayanlar sayesinde ilerlemektedir. sınanabilir Bilirsiniz, labirentin içinde hedefe çok ve yeni bilgiyle yer değiştirebilir olmasına borçlu olduğumuzu ileri sürer. Araştırmacıların çoğu kez ulaştıkları bilgi konusunda kırıntılarının fazlaca olmadıklarını, olmadığına bilginin fikir yanlış odaklandıklarını anlamı sahibi olup söyler. Başlangıçta bilgi kırıntılarının tek başına anlamı yokmuş gibi görünse de zaman içinde eklenen yeni bilgiler ile puzzle veya mozaiğin tamamlanıp aranılan anlam olarak şekillendiğini ise yine tarih bize söylemektedir. Elde edilen bilginin satılabilir olup getirdikten sonra her şey iyidir, yararlıdır. noktadan sonra çok fazla sorgulanmasına da gerek yoktur. (Bakınız kolesterol düşürücü ilaçlar ve yıllardır kullanılan onca ilaca rağmen bir türlü düşürülemeyen 3 olması için yeterli değildir. Pek çok kez yanılıp rota değiştiren ve hiçbir zaman doğru yolu aramaktan vazgeçmeyen bilim insanları sayesinde insanlık yönünü ve yolunu damar sertliğine bağlı bulmaya çabalar. İnsanoğlu binlerce yıldır labirentler keşfeder, yol haritaları çıkarır ve kuşkuculuğundan vazgeçmeden öğrendiklerini algoritmalar ile kullanır. Labirent kavramı insanlığın ortak bilincini yansıtan olmadığıyla ilgilenenler için ise kazanç Bir yaklaşmış görünmek gidilen yolun doğru mitolojide yer alır. Grek mitolojisinde kaostan evreni yaratan tanrı Ares Dionisos Labris adı verilen çift taraflı balta ile karanlığı yararak açtığı yolda ilerlerken baltanın diğer keskin yüzü Ares Dionisos’un içindeki aydınlığı açığa çıkarır gidilen yol ve yeryüzü bu şekilde aydınlanır. Çift taraflı balta Labris’in karanlıkta el yordamıyla açtığı zor ve çetrefilli yol günümüzde aynı kökten Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği labirent türeyen yaşamaktadır. kavramı Labris’in içinde açtığı yoldur, Bilim insanları önce paradigma dediğimiz labirentleri keşfeder gün ışığına çıkarır sonra o labirent içinde doğru yolu işaret etmek için çabalar. Genellikle bir öncü en işi yapıp karanlığı parçalamaya çalışarak labirenti görünür peşinden gelenler ise sokaklarını ve yol kılmakta, yolun çıkmaz haritasını ortaya çıkarmada görev almaktadır. Labirentin aydınlatılmasından sonra içinde kaybolmadan bilginin kullanılabilmesi için yol haritaları, akış diyagramları veya algoritmalar oluşturulmaktadır…. bedelin ağırlaşması (Bkz. Karbondioksit kaçınılmazdır. emisyon labirent. zor ödenecek artışına bağlı küresel iklim kaygılarına, para değişikliği) Geleneğin Sürdürücüleri Tüm bu kazanç kazanmanın başarı ölçüsü olarak kabul görmesine ve yeteneğini para kazanmak yerine içinde bulunduğu labirenti araştırmaya verdiği için hakir görülseler ve sayıları giderek azalsa da, bir avuç bilim insanı binlerce yıllık geleneği sürdürmeye çabalıyor. Kariyer, kazanç veya ikbal beklentileri uğruna eğilip bükülmeksizin bilimsel özgürlüğünden kuşkuculuğundan ve taviz İnsanlığın bilgi birikimi labirent gibi bir labirentlerle bilinmezin öğrendiklerini algoritmalar ile kullanıyor. ortaya çıkarılışı, amacı düşünüp vermeden araştırıyor, yitirmeden doğru bilgiye ulaşmak için o labirentin içinde yol arayışı ve takip edenler için yol gösteren algoritmalar biçiminde oluşmuştur. Her araştırma her bilgi kırıntısı içinde bulunduğumuz dev labirentin yollarını döşeyen taşlardır. Her daim acelesi olan piyasaya teslim olmayıp “akılcı” iş yapmamakla suçlansalar, masallardaki gibi geriye dönüp baktıklarında bir arpa boyu yol gitmiş olduklarını görseler de evrendeki en büyük mucizeye katkı sunmaktan vazgeçmiyorlar. Günümüzde piyasanın kontrolüne almaya Aklın tutulduğu böylesi karanlık çağların çabaladığı bilim ve bilimin okulları olan geçmişte üniversitelerin çabuk ve kolay kazanç olamayacağını biliyor ve vazgeçmiyor, her getirici labirentin yol arayışına çıkmazlarında yönelmelerinin son bulması kaçınılmazken insanlığın binlerce yıllık kuşkucu düşünme yeteneği köreldikçe 4 de yaşandığını, kalıcı tür bilgiye olması gerektiği gibi kuşkuyla yaklaşıp yanlışlamaya çabalıyorlar. Aklın bu karanlık çağından yine bilimsel kuşkuculuk ve düşüncenin özgür Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği bırakılmasıyla çıkılacağının farkındalar… kaygı labirentin çıkmaz sokağında hedeften çok Normal kaygıyı bozukluk derecesindeki uzak patolojik bir yerde duraklamak zorunda bozukluğu olarak kaygıdan adlandırılır. ayırmak güçtür, kalanlar için doğru yolu işaret eden gerçek kaygıyla baş ederek günlük işlevsellik bilim sürdürülemiyorsa insanları seslerini duyurmaya çalışıyor. İşitiyor musunuz? eğilip Çocukluğun sözetmekteyiz. Not: Bu yazı kariyer, kazanç veya ikbal uğruna bozukluktan bükülmeyen, bilimsel döneminde yaşanan ayrılık erken kaygısı, yabancı korkusu ile ilişkili olarak gelişime göre normaldir. Ancak, 4 yaşında kuşkuculuktan taviz vermeden aklını özgür anaokuluna kılmaya çabalayan gerçek bilim insanlarına sosyalleşmesini engelleyecek düzeydeyse ithaf olunmuştur. normal sınırı bozuklukları Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği yaygın *Yönetim Kurulu Başkanı çocuğun gitmesi, aşmıştır. çocukluk Anksiyete döneminin problemlerindendir. Çocuk en ve ergenlerde yaklaşık %15 sıklıkta bulunur. [email protected] Varoluşsal Çocuklarda Kaygı kaygı/korku ancak güvenli sevgiyle aşılabilir. Sevginin evrende kalıcı gerçek olduğunu bilmezseniz varlığınızı yok olma tehdidi Prof.Dr. Behiye Alyanak* altında hisseder ve bundan korkarsınız. Anksiyete (kaygı), nesnesi belirli Aslında, sevgiyi kaybetme korkusu sevgiyi olmayan korkudur. Kişi, içinde yaşadığı kaybettirir. Sıklıkla kaybetme korkusuyla, sıkıntının sevdiğine sıkı sıkı sarılarak, aşırı kontrol nedenini anlamlandıramaz. somutlaştıramaz, Yaşanan bir ederek, sevdiğini elde tutmaya çalıştığında ölçüde, yaşamsal uyumu artırmada, sağlıklı incitir. İncitirken sevgisini de yok eder. gelişimi koruma altına almada işe yarar. Sevgiyi ve sevdiğini büyütmek, yalnızlıkla Yoğun kaygı ise işlevselliği bozar, korkulu ilişkili dağılma korkusuna ve kaygının durumun tehdidine gelecekte kaygı, gerçekleşebileceği tehdidi altında dayanılmaz acı duyulur. Bu rağmen güven, özen ve fedakarlık ister. şekilde patolojik kaygı ile baş etmede Yaygın Anksiyete Bozukluğu yardım arayışına girilir. Belirgin sıkıntı doğuran ve işlevsellikte bozulmaya yol açan kaygı ise 5 Örneğin, çocuklarda ve ergenlerde sık görülen yaygın anksiyete bozukluğu Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği (YAB), günlük yaşama ilişkin gerçek dışı ataklar" panik bozukluğu belirtileridir. yoğun endişe haliyle kendini gösterir. Bu Panik kişiler spor dönmesi, mide bulantısı, aniden ölecekmiş faaliyetleri, hatta randevularına zamanında hissine kapılma gibi şikâyetler eşliğinde gitme endişe görülen yoğun korku durumlarıdır. Bir duyarlar. Aşırı titiz ve mükemmeliyetçi kere panik atak geçirmiş olan kişiler için özellik gösterirler. Kendileriyle aşırı ilgili, bu durum o kadar ürkütücüdür ki, sürekli gergin ve yatıştırma beklentisi içindedirler. yeni bir atak geçirme korkusuyla yaşarlar. Herhangi bir fiziksel nedeni olmaksızın baş Bu nedenle okula gitmek veya ailelerinden ağrısı, karın ağrısı, uyku sorunları ve diğer ayrı birçok rahatsızlıktan yakınabilirler. psikiyatrik durumlarla birlikteliği sıktır akademik gibi performansları, konularda Tedavide daha davranışçı terapi(BDT) kısmında dinamik müthiş çok bilişsel- ataklar, kalmak çarpıntı, terleme, istemeyebilirler. baş Diğer (majör depresyon ve diğer anksiyete uygulanır, bir terapiler de Çocukluk döneminde nadir olduğu uygulanabilir. BDT ile bireysel, aile ve düşünülmesine rağmen sıklığının o kadar grup terapisi yapılabilir. Bilişsel yeniden da az olmadığını değerlendiren çalışmalar yapılandırma yapılırken davranışçı maruz da vardır. Altta yatan olası tıbbi durumların bırakma dışlanması gerekir. YAB, majör depresyon, ile bastırılması terapisi ile kaçınma hedeflenir. rol model davranışının Grup bozuklukları gibi). ve aile ayrılık anksiyetesi ve agorafobi (alan beceri korkusu) en sık eşlik eden diğer psikiyatrik alma, geliştirme, eğitim gibi etkili yaklaşımlar problemlerdir. kazandırılır. Olumlu pekiştirme ile olumlu Çocuk ve ergenlerde psikoeğitim davranışın artması istenir. İlaç tedavisi daha çok tercih edilen tedavi yaklaşımıdır. olarak daha çok hem antidepresan hem Panik kontrol tedavisi BDT temellidir. kaygı azaltıcı etkileri olan SSRİ grubu Panik atakları ve kaçınılan davranışı ilaçlar tercih edilir. YAB dalgalı ama azaltmak hedeflenir. SSRI’lar ilaç tedavisi kronik bir seyir izler. Büyük bir kısmında olarak önceliğe sahiptir. Erken yaşta erişkinlikte de bu kaygılar devam eder. başlayan PB daha kötü seyir gösterir, diğer Stres psikiyatrik problemlerle birlikte olduğunda dönemlerinde belirtilerde artma kötüleşme izlenebilir. da gidişat olumsuzdur. Sosyal Fobi Panik Bozukluk Çocuklarda ve ergenlerde görülen, nedensiz bir şekilde tekrarlanan "panik 6 Sosyal kaygı bozukluğu olan çocuklar yabancı oldukları veya fazla Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği tanımadıkları ortamlarda ya da kendi farklı sonuçları olabilir. Kaçınma davranışı evlerinde yabancı kişilerle konuşmama, nedeni ile okul hayatı yarıda bırakılabilir. iletişim kurmakta zorlanma, çekingenlik, Yeni öğrenme deneyimleri ve terapötik ürkeklik gibi davranışlar sergilerler. Bu yaklaşımlarla çocuklar aynı zamanda sosyal ortamlarda engellenmelidir. kaçınma davranışı kendilerini kaygılı, endişeli hissederler ve heyecan, titreme, kalp çarpıntısı, terleme Özgül Fobi gibi kaygıyla ilişkili bedensel belirtiler Özgül bir nesne ya da durumun gösterebilirler. Sosyal fobisi olan çocuklar varlığı, ya da bununla karşılaşacak olma insanların yanında komik duruma düşecek beklentisiyle başlayan aşırı ve anlamsız bir bir davranış sergilemek ya da hata yapmak korkudur. Fobik uyaran (yani korkulan ve herkese rezil olmakla ilgili aşırı bir durum veya nesne) ile karşılaşılınca birden kaygı yaşarlar. Sosyal ortamlara girmek başlayan kaygı tepkileri ortaya çıkar. Panik istemezler ya da girseler bile çabuk terk atak ederler. Sosyal fobisi olan bir çocuk sınıf karşılaşmamak için kaçınma davranışına içinde veya topluluk önünde konuşmakta, girebilir. Fobik uyaranla karşılaşma ile yaşıt oyunlarına katılmakta, topluma açık ilgili kaçınma, korku ya da kaygılı yerlerde yemek yemekte veya tuvalete beklenti, kişinin olağan günlük işlerini, gitmekte önemli zorluklar yaşayabilir. mesleki işlevselliğini ya da toplumsal Bununla yaşamını birlikte sosyal fobisi olan halini alabilir. Bu belirgin durumlarla ölçüde bozar. çocuklar evde kendi anne babalarıyla Çocuklarda sıklıkla görülen özgül fobiler birlikteyken ya da yakın arkadaşlarıyla başta hayvanlar (kedi, köpek, kuş, sinek, oynarken genelde normaldirler. böcek, yılan, vs.) , doğa-çevre(fırtına, Erişkinlerde %13 olan sıklığı yükseklik, su), kan-enjeksiyon-yara(kan çocuklarda %3 civarındadır. Depresyon ve görme, diğer fobilerle birliktelik sıktır. Bazen okul durumsal(uçma, asansöre binme, köprü reddine neden olabilir. BDT temelli tedavi üzerinde geçme) ve diğer tip olmak üzere 5 teknikleri kullanılabilir. Grup terapisinin kategoride incelenebilir. Çocuklar fobik de çocuk ve ergenlerde etkili olduğu uyaranla karşılaştığında aşırı kaygılanma, gösterilmiştir. Yapılan çalışmalarda hem ağlama, huysuzluk gösterme, donakalma, antidepresan hem kaygı azaltıcı etkileri sıkıca olan SSRİ grubu ilaçların faydalı olduğu gösterebilirler. enjeksiyon anneye olma sarılma gibi korkusu), belirtiler gösterilmiştir. Sosyal fobinin akademik Çocuk ve ergenlerde sıklığı%0.1 ile başarı, sosyal ilişkiler ve aile ortamında %12 arasındadır. Sosyal fobi ve agorafobi 7 Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği ile birliktelik sıktır. Küçük çocuklarda takıntısı, hastalık ve ölüm düşünceleri, görülen dönemsel basit fobilerden ayırt cinsel edilmesi gerekir, bu tür dönemsel korkular sevdiklerinin başına kötü şeyler geleceği çabuk yatışabilirken özgül fobiler ciddi takıntısı işlev kaybına neden olabilir. bozukluğu ya da tik bozukluğu ile yüksek Tedavide dini görülür. Başka takıntılar, bir kaygı davranışçı oranda birlikte görülür. Aile bireylerinde düzenleme teknikleri kullanılabilir. Bilişsel sıklıkla görülür. Genetik geçiş üzerinde yöntemler çocukların korkularını anlama, durulmaktadır. Bilişsel davranışçı terapi ve tanımlama ve değiştirmelerine yardımcı ağır durumlarda ilaç tedavisi gerekebilir. olabilir. Örnek alma, gevşeme teknikleri, OKB tanısı alan çocukların 2/3’ünde ev ödevleri, olasılık yönetimi ve üzerine hastalık dönem dönem tekrarlama eğilimi gitme gibi davranışçı yaklaşımlar faydalı gösterebilir. olabilir. bilişsel takıntılar, - diğer SSRI’lar anksiyete bozukluklarında olduğu gibi ilaç tedavisi Travma Sonrası Stres Bozukluğu Travma sonrası stres bozukluğu olarak önceliklidir. çoğu (TSSB) yaşamı veya beden bütünlüğünü fobilerin tehdit eden durumu deneyimleme, tanıklık gelişim süreci ile ilgili bilgiler az olmasına etme veya karşılaşma sonrasında oluşan rağmen fobilerin psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Tanı konması çocuklukta yaşananların devamı olduğu için belirtilerin olaydan sonra en az 1 ay bilinir. boyunca Özgül fobilerin kendiliğinden düzelir. erişkin pek Özgül dönemdeki sürmesi gerekmektedir. TSSB’nin genel toplumda yaşam boyu Obsesif-Kompulsif (Takıntılı-Zorlantılı) görülme sıklığı %1-14 arasında bildirilmekle birlikte pek çok çalışmacı Bozukluk saplantı, TSSB’yi sık, kronik ve tanı almayan, vesvese) zihni meşgul eden, saçma olduğu genellikle atlanan bir bozukluk olarak bilindiği halde zihinden uzaklaştırılamayan tanımlamaktadır. Çocuklardaki sıklığı ile düşünce, ilgili veriler son derece değişkendir. (takıntı, Obsesyon, düşlem ve dürtülerdir. Kompülsiyonlar ise obsesyonları ortadan kaldırmak için girişilen tekrarlayıcı Bu bozukluğun oluşmasında olayın özelliklerinin yanı sıra travmaya maruz düşünce ya da davranışlardır. Sıklığı kalan çocuklarda %10’lara varmaktadır. En sık sonrasında toplumsal ve sosyal destek, kirlenme ailenin özellikleri de önem taşımaktadır. ve temizlik takıntısı, bunu izleyerek, kuşku, kötü bir şey olacak 8 Örneğin çocuğun çocuğun nitelikleri, olumlu travma mizaç Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği olası, aile ortamının aileye çocuğun belritilerini tanımak ve olması, olay sonrasında nedenlerini öğretmek hedeflenmektedir. sağlanması Ebeveyn tepkileri çocuğun zorluklarının özelliklerinin destekleyici çocuğa sosyal destek bozukluğun gelişme riskini azaltmaktadır. süresini ve şiddetini etkilemektedir. Travma sonrası stres bozukluğunda Dolayısıyla aileye çocuğun belirtileri ve bu belirtiler çok değişken olabilmektedir. belirtilere nasıl tepki vermeleri gerektiği Aşırı korku, belirgin kaygı belirtileri, öğretilmelidir. tedirgin davranışlar, olaylara aşırı irkilme belirtilerin ciddiyetini görmezden gelmesi, yanıtı gösterme gösterme oldukça sık inkar etmesi ve çocukla bu deneyim rastlanan belirtiler arasındadır. Çocuklarda hakkında konuşmaktan kaçınmaları uygun mevcut yetilerin kaybı (idrar ve dışkı bir yaklaşım değildir. Ailelerin çocuktaki kontrolü gibi), gelişim basamaklarında gerileme, sosyal aktivitelerden (örneğin oyunlardan ) kaçınma ve insanlardan uzaklaşma görülebilmektedir. Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan çocuklar travmatik olayı hatırlatan yer, kişi ve konuşmalardan kaçınmaya çalışırlar. Ayrıca yaşantılama belirtileri yeniden dediğimiz olayla ilgili görüntü, düşünce veya algının zorlayıcı biçimde hatırlanması (flaşbekler), olay yeniden oluyormuş gibi hissetme ve olayla ilgili sıkıntı verici rüyalar, kabuslar görme gibi belirtiler de bulunmaktadır. Tedavide psikoterapötik yöntemler kullanılmakta ve belirtilerle baş etme yetisini arttırmak ve tedaviye uyumunu yükseltmek amacıyla ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bireysel tedavi yanında grup tedavisi de uygulanabilmektedir. Tedavi sürecine ailelerin de katılımı son derecede önemlidir. Aile eğitimi psikoterapinin bir parçasıdır, bu eğitimde 9 Anne-babaya öneriler: *Çocuğunuzun yeteneğine sizin onun güvendiğinizi baş etme bilmesini sağlayın. *Çocuğunuzun korkularıyla baş etmesinde yardımcı rolde olduğunuzu unutmayın. *Kaygısını fark etmesi, korkusunu somutlaştırması için anlayışla dinleyin, resmini çizmesini isteyin. *Çocuğunuzun korku ve kaygılarını saçma, gerçek dışı diye nitelemeyin. Ne var korkacak demeyin. Size şimdi gereksiz Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği gelen korkularla siz baş de ederek *Çocuk okuldaki sosyal faaliyetlere, spor büyüdünüz bunu aklınızdan çıkarmayın. aktivitelerine, gönüllü çalışmalara katılsın, *Çocuğa olumsuz eleştiriler yapmayın. okul arkadaşını eve çağırsın, ev dışında Eleştiriniz yapıcı olsun. Onunla, kaygı ve birlikte yaptığınız etkinlikler olsun. korkularıyla *Öğretmenle alay etmeyin, küçük iş birliği içine girin, düşürmeyin. öğretmenin anne-babayı tanıması çocuğun *Çocuğun her şeyine karışmayın. Onun okul kararlarına, özel alanına saygı gösterin. desteklenmesini sağlayacaktır. ve aile çemberi içinde *İyi yaptığı şeyleri öne çıkarın böylece öz güven kazanmasının gerekçelerini demekten -Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı, ed.Çuhadaroğlu F., Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2008. yapmasını -Kaplan ve Sadock, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Kısaltılmış Temel Kitabı. çev editörü: Türkbay T, Güneş tıp kitapevi, İstanbul, 2009. görebilecektir. *Her şey çocuğum için vazgeçin. *Çocuğun kendi istemeyin. Çocuk bildiğini size Kaynaklar beğendireceği şeyleri yapmayı ister. -Öztürk O, Ruh Sağlığı ve Bozuklukları, Nobel Tıp Kitabevleri, 2004. *Çocuğunuz adına konuşmaktan, onun * Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği ihtiyaçlarını daha kendisi fark etmeden Denetleme Kurulu Üyesi karşılamaktan, durmaksızın beslemekten [email protected] kaçının. *Duygu ifade gücünü destekleyin. Duygularını farkeden çocuklar güçlüdür. Duygusal besin, yiyeceklerden Hüzünlü Gözlerden Resimler Uzm.Psk. D.Begüm Ubay Ceylan* daha besleyicidir. *Aile dışı ortamları bilmeden, rastgele yollamayın. *Sen söylediğimi yap, yaptığımı yapma demeyin, çocuğunuz sizin duygularınızı ve davranışlarınızı farkında olmadan model alacaltır. *Tv’yi kontrolsüz açık bırakmayın. Tv sizi Depresyon kişinin stresinin dışarı vurması değil, siz Tv’yı kullanın. Akşam yemeği ve var olan strese karşı verdiği tepkileridir. sonrası Tv’nin kapalı olduğu yarım saatlik Her birey depresyonu farklı davranış aile sohbet/oyun zamanınız olsun. şekilleriyle yaşayabilir. 10 Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği özelliklerini, Erişkinlerde, ergenlerde sık görülen kızgınlıklarını, duygu korkularını durumlarını, anlamamıza ve olanak sağladığı bilinmektedir. Çocukların farklı çizimleri ve kullandıkları renkler, çocuğun belirtilerle kendisini gösterir. Bu nedenle sosyal çevresiyle, kardeşiyle, akranlarıyla depresyon, çocukluk döneminde bebeklerde dahi görülebilir her birey döneminin içinde ve bulunduğu özelliklerine uygun gelişim olan ilişkisini, aile içindeki etkileşimi ve olarak sorunlarıyla, kaygıları ve depresyonuyla ilgili ipuçları verebilir. Klinikte yapılan değerlendirilmelidir. çalışmalarda özellikle Aile Çiz testi ve Bir Okul öncesi dönemde görülen depresyon, çevreye karşı ilginin azalması, İnsan Çiz testi büyük yer tutar. içe kapanma, huzursuzluk, beslenme sorunları, Bir İnsan Çiz testi, çocuğun bireyselliği ile durgunluk, mutsuz bir yüz ifadesi ile gelişimi ve kendisini nasıl algıladığı ile kendisini gösterebilir. Örneğin; çocuk, ilgili bilgi verirken, Aile Çiz Testi ise daha önce sevdiği şeylere karşı isteksiz ve çocuğun ilgisiz davranır ve oyun oynamaktan eskisi kendisini aile içinde nerede gördüğüne ve kadar zevk almaz. Sakin ve uyumlu ailesiyle etkileşimine yönelik ipuçları verir. çocuklar aşırı Bununla birlikte çocuktan belli bir konuyla tepki vermeye, çabuk sinirlenip kızmaya başlarlar, uyku ve iştah sorunları yaşayabilirler. Bununla birlikte, çocuklar ailesiyle olan ilişkilerine, ilgili ya da özgün bir resim yapması istenilebilir. kendilerini Çocuk elinden çıkmış en basit bir çizginin yeterince iyi ifade edemeyebilirler. Bu dahi bir anlamı olduğu belirtilmektedir. durumda davranışlarındaki değişimler ile, Burns’ a göre çizilen aile bireylerinin, oyun oynama biçimleri ve çizdikleri çocuğa karşı olan duruş pozisyonu ve bakış resimlerle onları daha iyi anlama fırsatı yönü, çocuğun sosyal kendilik algısı yakalayabiliriz. Çocukların çizdikleri ev, üzerinde açıklayıcı olmaktadır. ağaç, insan, aile resimleri ve bunların yapılış şekilleri, kullandıkları renkler birlikte değerlendirilir. Örneğin çocuk sevdiği birinin resmini yaparken, en sevdiği rengi seçmeye dikkat eder. Hoşuna giden renkleri coşkuyla Çocukların kendi iç dünyalarını temsil kullanır. Mutlu resimlerde genellikle sarı ettiği varsayılan çizimlerin, onların kişilik renk kullanılırken, üzüntülü resimlerde özelliklerini, kendilik algılarını, duygusal kahverengi, 11 siyah renk daha ağır Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği basmaktadır. Çizimlerinde kahverengi kendisini değersiz ve yetersiz hisseden bir tonları kullanan çocukların korunmaya çocuğun, ihtiyaç duydukları, sevgi ve ilgi ihtiyacı kendisini çizmediği görülebilir. ailesinin resmini çizerken içerisinde oldukları söylenebilir. Kırmızı renk iddiacılığı, saldırganlığı, Depresyonda olan çocuklar kendi evlerini pembe, turuncu gibi sıcak renklerin ise resmederken, özellikle çatılarını siyah veya genellikle sevecen uyumlu, işbirlikçi ve kahverengi renklerle boyarlar. Siyah çatılı dışa dönüklülüğü ifade ettiği söylenebilir. evlerin çevrelerinde güneş, kuş, ağaç, çiçek olmaz. Baca çoğunlukla çizilmez, çizilse Çocuk çizimlerinin yorumunda kağıdın bile dumanının tütmediği görülür. Çünkü nasıl kullanıldığı önemlidir. Üst kısım dumanı tüten bir ev sıcak ve mutlu bir aydınlığı, yuvayı iyimserliği ifade ederken, temsil eder. Mutsuz evlerin sayfanın aşağısındaki küçük figürler ise duvarları da koyu renklerle boyanır(mor, güven eksikliği, yetersizlik ve depresyonun koyu mavi, kahverengi) dışavurumunu gösteriyor olabilir. Çocuk çizimlerinde yine aile bireylerinin konumu, çiziliş sırası ve çiziliş şekli önemlidir. Örneğin; sayfanın en soluna çizilen kişi, çocuğun en sevdiği kişi ya da iletişimde güçlük çektiği ve çatışma yaşadığı kişi olabilir. Bu nedenle çizimleri yorumlarken aileden alınan geri bildirimler ve aile görüşmesi önem taşımaktadır. Mutsuz evlerin kapılarının önünde yolları yoktur. Mutsuz temalarda çiçek görülmez. Çizimlerde aileden uzakta çizilen ya da hiç Çünkü çiçeğin mutluluk ve neşe sembolü çizilmeyen aile bireyleri görülebilir. Bu olduğu bilinir. durum çizilmeyen ebeveyn ya da kardeşle ilişkisinin yolunda düşündürmektedir. gitmediğini Çocuğun bu kişiyi kıskandığı, kızdığı veya yok sayma eğilimi içerisinde olduğu düşünülebilir. Örneğin; kardeşini kıskanan bir çocuğun resminde kardeşine yer vermediği görülebilir ya da 12 Örneğin; Kendisini evin dışında çizerken, tüm aile bireylerini evin içinde çizen çocuk bazı çatışmalar yaşıyor olabilir, kendisini evin içinde mutsuz kılan olaylar yaşıyor olabilir. Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği güven eksikliği ve depresif özelliklerin göstergesi olabilir. Kulakların görülmesi çizilmemiş olması, halde gerektiği çocuğun sosyal ilişkilerde problemi olduğuna ve çevresiyle Örneğin, bu resimde pencereler iletişiminin yetersiz olduğuna işaret eder. görülmemektedir. Bu ailenin, içedönük bir Burnun çok küçük çizilmesi benlik algısı yapıda olduğu ve dış dünyayla iletişimin az düşük, olduğu göstermektedir. bir aile yapısında oldukları özgüveni zayıf çocukları görülmektedir. Evin içinde zayıf da olsa bir sıcaklık, bir duygusal iletişim var. Evin Gövdeyle birleşik çizilen kollar, insanlarla duvarları kalın çizgilerle çevrili. Sonuç ilişkilerde olarak; bu evi çizen çocuk utangaç, ağzı çizilmemesi ise çevreyle kopuk ilişkiyi ve sıkı, sessiz, içine kapalı bir yapıdadır. depresif özelliklerin varlığını akla getirir. Diğer çocuklarla iletişim kurmada ve Kolu çizilmemiş ebeveyn, çocuğun bu arkadaş edinmede zorlanmaktadır. Ailede ebeveyn ile ilgili, ilgi ve sevgi eksikliği baskı algılamış olduğunu gösterir. gördüğü söylenilebilir. ve sık Ailenin eleştirildiği bu zorlanmayı, kolların konuda incelenmesi gerekir. Ellerin çizilmemesi ya da olduğundan küçük çizilmesi özgüven eksikliği, Çocukların çizimlerinde uzuvların nasıl utangaçlık ve sosyal iletişim kurmakta çizildiği, güçlük çektiğini göstermektedir. ilişkileri aile ve kendisini algılaması ile ilgili bize ipuçları verir. Bacakların Çocuk çizimlerinde, kafanın normalden başkalarının desteğine ihtiyaç duyduğunu büyük göstermektedir. çizilmesi iletişimde duygusal yetersizlik ve sosyal çizilmemesi çocuğun, belirtisidir. Normalden küçük çizilen kafa, arkadaş Sonuç olarak; bilinenin aksine depresyon edinmede ve insanlarla ilişkide zorluk ve çeken, içe kapanmaya eğilimli çocuklarda görülmektedir. Duygu ve düşüncelerini görülür. Kapalı, dar, çizgi şeklinde çizilen yeterince iyi ifade edemeyen çocuklardaki ağız, çocuğun insanlarla ilişki kurmaktan davranış çekindiğini gösterir. Çizgi halinde, küçük resimlerin ya da kapalı çizilen gözler içe kapanıklık, ipuçları vermektedir. Çocuğun iç dünyasını 13 kaygı problemleri örüntülerindeki de çok sık değişiklikler, ve oyunlarında bizlere Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği anlamamızda ve onlarla iletişim alanı olmak üzere, güncel Batı psikolojisi kurmamızda yardımcı olur. Bu çizimler insanlığın en üstün amacını mutluluğa dünyaları, ulaşmak olarak tanımlıyor (Joshanloo & beklentileri, dile getiremedikleri kaygıları, Weijers, 2013). Kant ve Hegel gibi huzursuzlukları daha iyi ele alınabilir. filozoflar bile mutluluğa büyük önem sayesinde Bununla içerisinde hayal onların birlikte, çocuğun değerlendirilmesi bir bütün veriyor (Rehberg, 2000). önemlidir. görüşü, Zaten ilk şu soru geliyor aklımıza: çocuğun klinikteki davranış ve tutumları, Kim mutlu olmak istemez ki? Görünen o ki geri verimleri, iletişimi, nasıl oynadığı ve bazı insanlar istemiyor. Hatta mutsuzluğa çizdiği resim birlikte değerlidir. övgü niteliğinde kitaplar bile var (Schmid, Aileden alınan bilgi, uzman 2012). Mutluluk korkusu, mutlu olmanın Kaynaklar Yansıtma sayı 1-2 Psikopatoloji ve Projektif Testler Dergisi, Pedagog Ali Çankırlı -Çocuk çizimlerindeki Çizginin Anlamı. olumsuz sonuçları olacağına inanmak ve mutlu olmaktan bilinçli ya da bilinçsiz bir Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği şekilde kaçınmak olarak tanımlanıyor Üyesi (Joshanloo, 2013). Holden’a (2009) göre, [email protected] mutluluktan korkan biri mutlu olduğunda iki tür nedenle mutluluğunu bozabilir: Mutluluktan Korkmak Uzm.Psk. Nazlı Akay* Eminim siz de benim gibi bugüne kadar pek çok enteresan korku türü duydunuz, ama mutlu olma korkusunu duymadınız. Çünkü bilim dünyası için de yeni bir fenomen mutlu olma korkusu. İlk duyulduğunda şaşırtıcı bir korku türü gibi geliyor, çünkü mutluluğu hepimizin ulaşması gereken bir hedef diye biliyoruz. Hem evrim bilimciler değil miydi bize tüm canlıların doğasında mutlu anlara ulaşmak, stresten kaçınmak olduğunu söyleyen? Sadece onlar değil, başta pozitif psikoloji 14 Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği 1. Kimlik korkusu: Kimlik korkusu mutlu görünmenin başkaları tarafından bu kıskançlık ve saldırıya sebep olacağına mutluluğun onu değiştireceğinden korkar. inanırlar. Kültürümüzde temsiliyeti olan House dizisindeki huysuz doktor Gregory bir başka korku daha… Hep söylerler, House için bu tarz bir korkudan bahsetmek “Meyve veren ağaç taşlanır”. Holden bu mümkün olabilir. başlık 2. İzin korkusu: İzin korkusu duyan biri ise üzebileceği mutlu olduğunda hemen kendine dönüp Mutluluk etraftan kıskançlık ve öfkenin bunu hak edip etmediğini sorgular ve dışında mutsuzluk da toplayabilir ve bu genelde kendine verdiği cevap olumsuzdur. mutlu olan kişide bir endişe oluşturabilir: Bu korku depresyona meyilli insanların O mutlu olduğunda etrafındaki insanların daha mutsuzluklarını daha derinden hissettiğini yaşayan çok biri mutlu olduğunda kullanacağı bir yol gibi altında mutluluğun inancından da başkalarını bahsetmiş. görünüyor. düşünür bu kişi. Holden ayrıca bu iki sebeple ilişkili d. Sıkıcılık korkusu: Mutluluk sıkıcı olduğunu söylediği altı alt tür oluşturmuş: olabilir mi? Bazı insanlar için öyle. Bu a. Acının kaybı: Bazı kişiler acılarıyla o insanların bir kısmı için mutluluk basit ve kadar bütünleşmişlerdir ki, çektikleri acı yüzeysel insanlara göre bir şey; bilen ve onların benliğinin bir parçası haline gelir. anlayan derin insan kederli olmalı. Diğer Bazı durumlarda da acı çekiyor olmak ilgi kısmı ise mutlu olunca yüzeyselleşip çekmek gibi ikincil kazançlar getirir. Oysa yaratıcılıklarını mutluluk bu acının kaybı demektir. korkar. b. Bencillik mutluluğu korkusu: bencillikle Bazıları ve kaybedeceklerinden ise e. Düşüşe geçme korkusu: Bazı insanlara narsisizmle göre ise tam tersine mutluluk en tepe olmak noktadır. Bu insanlar şunu düşünür: Bir suçluluk yaratır. Diğer bir deyişle, mutlu dağın en tepesine çıktığınızda yola devam insanları sadece kendini düşünen, sadece ederken daha yükselemezsiniz, bir yerden hayattan zevk almaya bakan, duyarsız ve sonra inişe geçmeniz gerekir. Bu açıdan karaktersiz kişiler olarak düşünürler ve bakınca her mutluluk arkasından o kadar kötü kişi olmak istemezler. mutlu olmayan anlar getirecektir. Kore, ilişkilendirir; o yüzden mutlu Japon, İran ve Taoist Çin kültürlerinde bu c. Kıskançlık korkusu: Mutluluktan korkan anlayışa rastlamak mümkündür (Joshanloo bazı insanlar, mutlu olmanın ve etrafa ve ark., 2013). 15 Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği hafifleteceği için mutlu görünmek f. Ölüm korkusu: Son olarak, bazı insanlar istemeyeceğinden bahsediyor. düşüşe geçme korkusunu başka bir boyuta 3. Mutluluğu ifade etmenin kötü olduğu taşıyıp inancı mutluluğun arkasından ölüm getireceğini düşünürler. Çünkü onlar için 4. Mutluluğun peşinden koşmanın kötü mutluluk olduğu inancı hayatın temel hedefidir ve mutluluğa ulaştıkları anda akla gelen “mutlu son”un bir “son” olduğudur. Bu maddelerden bazıları bana oldukça tanıdık geliyor: Türkiye’de de mutluluğa inanmak ve mutluluğu yaşamak Holden bahsettiği iki korku türünün zor. Bizim için bu tarz bir sınıflama ikisiyle de yüzleşmeyen insanın mutluluk yapmak gerekseydi, kötü gelecek korkusu hissini ve bu hisse duyduğu ihtiyacı ile başlardım. Türkiye’de bu bilişin alt bastıracağını düşünmüş. Böylece ortaya kültürü bile olduğunu söylemek mümkün. mutluluk etrafında olsa bile hep mutluluğu Siz de duymuşsunuzdur, bir ortamda çok arayan ama bir türlü bulamayan bir insan gülündüğünde profili çıkmış oluyor. ağlayacağız” dendiğini. Benzer bir şekilde mutluluğun Joshanloo et al. (2013) ise dört “Çok ifade güldük, yakında edilmesinin yanlış sayılmasını Türkiye’de görüyoruz; mesela mutluluk korkusundan bahsetmiş: eskiler çok yüksek sesle kahkaha atılmasını 1. Kötü şeyler olacak korkusu: Holden’a ek sevmezler. Hala bile bir yerlerde kahkaha olarak bu bölümde, çok mutlu olursa atana kızgın bakışlar atılabiliyor. Nazar kişinin konsepti de kıskançlık temelli bir mutluluk kendi üzerindeki kontrolünü kaybedeceği korkusu ve mutluluğun iyi korkusu Hristiyan olaylar ya da umutla bağlanılan sonuçlar olmayla bağdaşmadığı inancından da bahsedilmiş. olarak düşünülebilir: Mutlu iyice netleşene kadar kimseye anlatılmaz; insanların nazarının değeceği ve 2. Mutluluğun kötü insanlara özgü olduğu mutluluğun ya da olması beklenen iyi inancı: İslam inancıyla da paralel olarak, şeyin bozulacağına inanılır. Bu durumda bu inanca sahip insanlara göre mutlu nazar boncuğu da mutluluğumuzun en insanlar tanrıdan ve bilmenin getirdiği büyük bekçisi oluveriyor. derinlik ile ciddiyetten uzak insanlardır. Yazarlar burada aynı zamanda hakları için savaşan azınlık gruplarının da davalarını Nitekim, korkusu kültürden kültüre değişiklik gösteriyor (Joshanloo 16 mutluluk ve ark.., 2013). Örneğin Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği göre Bu noktada soru şuna dönüşüyor: deneyimlerin olumlu kısımlarına daha az Mutluluğu en üst hedef olarak görme ve odaklanıyorlar. Ama bu Batı kültürlerinde mutlu olma korkusu ne kadar normal? Biz mutluluk korkusu yoktur demek değil. ruh Gilbert, McEwan, Gibbons, Chotai, Duarte peşinden ve Matos (2012) İngiltere’de üniversite danışanlarımızı öğrencileri araştırmada mutluluk korkusunun kültürel bir yaratı mutluluk korkusuna rastlamışlar. Dahası, olduğunu düşünüyorsak, o zaman ruh mutluluk korkusuyla depresyon arasında sağlığı çok yakın bir bağ olduğunu; özeleştiri, hedeflerimizi baştan kurmamız gerekir. kaygı, ve Çünkü artık insanları daha mutlu olmaya zihinselleştirme becerisi ile orta düzeyde yönlendiremeyiz; bu onları kültürlerinde bağlantılı olduğunu bulmuşlar. Joshanloo olmayan bir şeyi yapmaya zorlamak olur. (2013) ise kişilerin mutluluk algısının Eğer mutluluk korkusunun kültürel değil hayattan olmamalarını de patolojik olduğu kanısında birleşirsek, o etkilediğini bulmuş. Diğer bir deyişle, zaman da bazı kültürlerin diğerlerine göre araştırmacılar mutluluk korkusunun çeşitli daha zayıf olduğu gibi politik açıdan psikolojik ilişkili uygun düşmeyecek ve sonu ırkçılığa kadar olabileceğini ortaya koymaya başlamışlar. uzanabilecek bir düşünce selinin içinde Bu, Joshanloo’nun mutluluğun ve mutluluk buluveririz korkusunun özünde kültürel bir yaratı elimizdeki az bilgiyle bir sonuca ulaşmak olduğu iddiasından farklı, hatta ona pek de pek mümkün görünmüyor. Sanırım bu uymayan bir yaklaşım. Yine de iki görüşün sorunun cevabını bulabilmek için daha çok de doğru olması ihtimali var: Mutlu olma araştırma yapmak, daha fazla bilgiye korkusunu hem kültürel olarak yaratıyor, ulaşmak ve daha fazla tartışmak gerekecek. hem Kim bilir, belki önümüze bu iki seçeneğin Uzakdoğulular ile stres, de olabiliriz. Amerikalılara yaptıkları aleksitimi, tatmin olup zorluklarla empati da psikopatolojimizle besliyor sağlığı profesyonelleri koşmalıyız? hangisinin Hangisinden korumalıyız? profesyonelleri kendimizi. olarak Ne Eğer bütün yazık ki dışında yollar da açılır. Kaynakça Gilbert, P., McEwan, K., Gibbons, L., Chotai, S., Duarte, J., & Matos, M. (2012). Fears of compassion and happiness in relation to alexithymia, mindfulness, and self‐criticism. Psychology and Psychotherapy: Theory, Research and Practice, 85(4), 374-390. Holden, R. (2009). Be happy!: 50 principles and exercises to help you enjoy more happiness now. Retrieved from 17 Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği http://books.google.com.tr/books?id=BeRnx0nd5IC&printsec=frontcover#v=onepage&q&f=f alse Joshanloo, M. (2013). The influence of fear of happiness beliefs on responses to the satisfaction with life scale. Personality and Individual Differences, 54, 647-651. Joshanloo, M., & Weijers, D. (2013). Aversion to happiness across cultures: A review of where and why people are averse to happiness. Journal of Happiness Studies. Advance online publication. Rehberg, K. S. (2000). The Fear of Happiness: Anthropological Motives. Journal of Happiness Studies, 1(4), 479-500. Schmid, W. (2012). Unglücklich sein: eine Ermutigung. Frankfurt: Insel Verlag. Bebek fiziksel olarak doğarken, annelik de Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği kayıp. Geride bıraktıkları için. Yeni anne Üyesi olan bir kadının dünyaya ve kendine bakışı [email protected] değişir ve bu bakışta her zaman “mutluluk” Anneliğe bunalım yakışır mı ? (!) Psk.Deniz Akyıl Sokullu* psikolojik olarak “doğmayı” gerektirir. Bu da yeni bir kimlik demektir aslında. Kimdir anne? Bir bebek dünyaya getirdikten sonra, o kadına ne olmuştur? Birinin kızıyken, diğerinin annesidir de aynı zamanda. Ve artık hiçbir zaman kız çocuğu olamamak vardır işin ucunda, anne olmanın mutluluğunun yanı sıra, bir de olmayabilir. Kadın bir yandan çoğalarak anne olurken, bir yandan da yalnızlaşır. Winnicott’a (1956) göre annenin bebeğine bakım verebilmesi için onunla özdeşim kurması, başka bir deyişle bebeğinin neye ihtiyaç duyduğunu hissetmesi gerekir. Annenin çevreden uzaklaşarak kapandığı ve doğacak içine bebeğine odaklandığı bu süreci "normal bir hastalık" olarak da tanımlar. Ama bazen o kadar da normal ilerlemeyen bu dönemde, artık hamile olmayan, ama anne olduğunu da tam anlamıyla idrak edememiş kadın, sıkışır, bunalır, arada kalır ve orada bir soru takılır karışmış aklına. “Ben ne yaptım?” Bir çocuğu doğuran, bakımını üstlenen veya kendi doğurmadığı bir çocuğu evlat edinen dişi canlıya anne denir ya da ana. Kutsal, biricik, mükemmel… - Mi? 18 Doğum sonrasındaki ilk yılda psikiyatrik hastalıkların görülme sıklığı oldukça yüksektir. Depresyonun ise görülme sıklığı diğer psikiyatrik hastalıklara göre daha Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği yüksektir, doğum sonrası depresyon, %5- çok nedeni de ekleyebiliriz (Yağmur, 20, bazal sıklığın yaklaşık olarak %10 Ulukoca, 2010). olduğu kabul edilir. Nedenleri arasında ise, kadınınn negatif duyguları nedeniyle Eskiler bilirler, kırk uçurmak diye bir kendini yalnız hissetmesi ya da utanması, gelenek vardır. Bebek için olduğu rutin kontrol için çağrıldığı 6.doğum düşünülse de aslında yeni anne- lohusa sonrası haftaya kadar doktorla görüşme içindir de. olanağı bulamamış ya da hangi doktora başvuracağını kestirememiş olması, yeni Elif Şafak’ın (2007) doğan romanında bu gelenek için şunlar yazar: bebeğin verdiği heyecanla “ Siyah Süt” yakınmalarını dile getirememesi olabilir (Kara ve ark.,2001). Gebeliğin planlı olup olmaması, gebelik öncesi evlilik ve genel yaşamla ilgili memnuniyet ve bütünlük hissi, annenin sosyo-kültürel ve ekonomik konumu, gebelik sonrası eş-aile desteği ve sosyal destek, annenin gebelik öncesinde psikiyatrik sorunu olup olmaması gibi birçok önemli faktör de bulunmaktadır (Broody ve ark.,2013). Toplumsal bağlamda, özgür kadın kimliğinin ve toplumsal rolün yatırımlarından kaybı, ve kadının kendine tüm ayırdığı vakitten ayrı kalması, yetememek duygusu, cinsel sorunlar, beden imgesinin bozulması, özellikle doğu toplumlarında bazen erkeğin doğum sonrası eşinin kadın kimliğini ve cinsel kimliğini reddi, düşük sosyo kültürel seviyedeki ataerkil ailelerde ise annenin çocuk üzerinde söz hakkı olmaması buna karşın çocuğun hastalanması dahil her sorundan sorumlu tutulması, çocuğun sorumluluğu yanı sıra diğer görevlerinin devam etmesi gibi bir 19 “Eski zamanların pirinç başlıklı karyolalarına yatırırlar-mış lohusayı. Başına da nazar boncuklu, çörekotu torbaları asılı, çıngıraklı bir ip bağlanırmış boydan boya. Yanında annesi, ablası, teyzesi, dadısı, kayınvalidesi... en az yaşça büyük iki kadın olurmuş muhakkak. Ne odada tek başına bırakırlarmış yeni doğum yapan kadını, ne de duasız, desteksiz. Lohusaya dadanan kötü cinler odaya geldiklerinde etrafta bir tur atar, ardından gidip ipe asılırlarmış. O zaman başlar-mış çıngırak çalmaya. Saçılırmış çörekotları ortalığa. Bir nevi kırmızı alarm! Bu şekilde cinlerin dadandığını anlayan yaşlı kadınlar da anında ayaklanır, ipin boşta kalan ucuna asılırlarmış. Cinler çekermiş bir yana, yaşlı kadınlar çekermiş beri yana. Cinlerin çektiği tarafta karabasanlar, evhamlar, zanlar... Yaşlı kadınların çektikleri tarafta ise gönül ferahlığı, saadet ve bereket... Lohusa iki arada kalırmış. İradesiz bir kukla gibi Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği savrulurmuş bir müddet iki uç arasında. Tastamam 40 gün sürermiş bu mücadele. Kan ter içinde. Ama ne denli şiddetli olursa olsun bu gidiş geliş, ipin ucuna inançla asılmak ve asla vazgeçmemek şartmış. Böyle böyle nihayet pes edermiş cinler. Bırakır giderlermiş ipi, başka başka avların peşine düşmek üzere. İşte o vakit lohusa çıkarmış araftan. "İyiyim" dermiş fısıltıyla. "Merak etmeyin, iyileştim artık..." İşte bu sebeptendir ki "kırkını çıkarmak" sadece bebekler için değil anneler için de esasmış. Kırk sembolik bir sayı. Kimi kadının kırkını çıkarması bir hafta, kiminin üç ay, kiminin ise neredeyse iki sene sürermiş. Ama er ya da geç kırkını çıkarırmış kadın. Ve o vakit cinlerin değil insanların yakasında kalmaya hak kazanırmış. Yeniden katılırmış aramıza. "Hoş geldin bebek" diyoruz ya, annesine de hoş geldin demeli aslında. "Hoş geldin lohusa!" Bu iki söylem dışında olmak ise tam anlamıyla nasıl bir annelik demektir? Burada belki Winnicott’un(1949) “yeterince iyi anne”sine (good enough mother) sığınmak iyi olabilir. Anne bebeğinin tüm ihtiyaçlarını bekletmeden eksiksiz karşılamakla yükümlü değildir; geçici yetersizlikler sergileyebilir, ancak bunlar hiçbir zaman bebeğin katlanma yetisini aşmaz. Anne "yeterince iyi" olmalı, yani, çocuğa gerçeklik ilkesini yansıtabilmeli, bunu yaparken de iç ve dış sınırları belirleyebilmeli, çocuğunun gereksinimlerinin ne olduğunun farkında olmalı ve yaşadığı endişeleri yatıştırabilmelidir(Karen,1998). Bu yazıda annelikle ilgili olan iki filmden bahsedeceğim. İlki Lynne Ramsey’in 2011 yapımı Türkçe’ye de “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” (We Need To Talk About Kevin) adıyla çevrilen ve anne-çocuk Kadınlar için gebe olma ve annelik rolünü arasındaki bağlanmaya göndermeler yapan üstlenme konusunda her toplumda önemli film. bir yerine katliam yapmadan önce, olarak kardeşini öldürür. Bu annesine yönelik bir bakılmakta, kadınlar sosyal olarak bu eylemdir. Özgür, bağımsız, güçlü, seyahet göreve yönelik hazırlanmaktadır (Taşkın etmeyi seven, çocukları çok da sevmeyen 2007; Beydağ 2007). bir kadının, doğum anlarını, doğum sonrası baskı getirilmesi vardır. gereken Anneliğe görev Filmde Kevin, okulda toplu bir babasını ve yaşadığı depresyonu ve film boyunca anneTürkiye’de şu anda iki hakim söylem oğul arasındaki mesafeye, sevgisizliğe ve bulunmakta; çocuk da yaparım kariyer de iktidar diyen modern anneler ve anneliğin kutsal dönüşümüne tanık oluyoruz. Tüm anneler bir görev oluşuna inanmış, fedakar anneler. karınlarını gere gere gösterirken Eva ( 20 savaşına, öfkenin nefrete Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Tilda Swinton) benimsemez, kendisini kaybetme tehdidi altındaki çocuk parçası olarak anksiyetesi ile çeşitli yollarla baş etmeye örter, bebeğini kendinin görmez. Bebek ilk bir doğduğunda onu çalışır. Ajitasyon, uykusuzluk, gece terörü tutamaz, sürekli ağlayan bebeği nasıl gibi belirtiler görülebilir (Akt,Limnili). susturacağını bilemez. Bir anne çocuğunu Gerçekte olduğu gibi filmde de toplum bir sevemezse, o çocuğa ne olur; herşeyin “suçlu” suçlusu yine de anne midir? Kernberg’e avından farksız olarak da bu kez suçlu (1995) göre, engelleyici anneye yoğun “yine” şekilde kadınlığa, melek anne- cani anne ikilemine bağlanma; öfkenin nefrete arar. Geçmiş kadındır, yıllardaki annedir. cadı Anneliğe, dönüşümünün kökenidir. Bu dönüşümün dair çok fazla diyeceği vardır filmin. nedeni, hep-iyi yani ideal nesneyi yok İkinci film ise, bebek dünyaya geldikten etmiş, ya da yutmuş gibi algılanan, hep- sonra, kadın ve erkekteki farklılıkları da kötü ancak yaşamak için ihtiyaç duyulan ele alıyor. Biz yine kadın gözünden bir nesneyle saplanmadır. bir ilişkiye bakalım, 2011 yapımı Aramızda Bebek nesnenin intikam Var filmine. (A Happy Event) Gebelikle travmatik Kötü alınarak yok edilmesi hep-iyi nesneyi başlayan büyüsel şekilde diriltmek içindir. dönüşümü, Yaşamın ilk yıllarında yaşanan bir nesne kompleksi, kaybının, en önemli nesne olan annenin geleceğe yönelik kaygılar, sorumluluklar, kaybının aşkı-sevgiyi kişinin ruhsallığını nasıl mide bulantıları, bedenin izleyen aşağılık bunu hormonel değişiklikler, yürütebilmek ve bu belirlediği üzerine, Green’in (1986)“ölü başkalaşmalar içinde gelen bebek. İlk anne” kavramı; annenin depresyonunun emzirme anı. Ve en iyiyi yapamayan, ardından çocuğun zihninde oluşan bir anne mükemmel olmayan anne. Anne- bebek imagosudur; canlı kalmış ancak anne ilişkisinde 3.ünün yani babanın “dışarda” bebek ilişkisinde küçük çocuğun gözünde kalması, ne yaparsa yapsın bu bağa en ölmüş olan annedir. Metaforik olarak yasın azından bir süreliğine tanıklık etmesi, belki bir benzeri olduğunu ancak çocuğun de empati kuramaması üzerine kurulu bir annenin ölümüne değil duygusal olarak filmdir. Aslında Lacan’a göre, çocuğu yokluğuna tepki verdiğini belirtir. Bu “babaya” gönderen annedir. Yani baba, nesnenin annenin gösterdiği kadar vardır. Baba varlığında oluşmasıdır. Aynı zamanda bu kültürel bir varlık olarak, çocukla annenin depresif anneyi onarmaya çalışır, ancak bu iç dünyalarına girendir (Tura, 1996). Bir çaba çok depresyonun yetersiz temel özelliği hissetmesine yol açar. Annenin sevgisini kaybetmiş ve annenin 21 şeyin bebeğin uyku düzenine, beslenmesine ve diğer ihtiyaçlarına göre Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği düzenlenmesi, başlangıcının filmde. yani ilk Belkide yeni hayatın zamanları gösterilir Barbara’nın, “taze annenin” (Louise Bourgoin) şu cümlesi filmi bize özetleyebilir. “Doğum yaparken önce içinizi sökerler sonra iğne iplikle tekrar dikerler.” Annelik duygusu o kadar kutsalki, hakkında olumsuz bir laf söylemek kimi zaman çok zor. Mükemmel bir anne olmayı düşlüyor bir çok kadın. Peki tecavüzcülerin ceza almadığı, kürtajın yasaklanmaya çalışıldığı ya da eş iznine bağlandığı, hamile kadınların Kara,B., Çakmaklı, P.,Nacak, E.,Türeci,F. (2001). Doğum Sonrası Depresyon, sted 2001. cilt 10. sayı 9. 334. Limnili, P. : (tarih yok) Andree Green’in Ölü Anne Kavramı Üzerine 16.02.2014 tarihinde http://www.psikeistanbul.org/default.asp?PG=TRMKLD &NWS00_CODE=TRMKL&NWS01_ID=148 adresinden alındı. Şafak,E. (2007) Siyah Süt, Doğan Kitap, İstanbul. Tura,S.M., (1996). Freud'dan Lacan'a Psikanaliz, Ayrıntı, 2.Basım. Winnicott,D.W (1956). The use of an object and relating through identifications.In Playing and Reality. London: Tavistock. sokakta dolaşmalarına laf edildiği, bir çocuğun tüm sorumluluğunun tek başına onu doğuran Yağmur, Y., Ulukoca,N. (2010). Social support and postpartum depression in low-socioeconomic level postpartum women in Eastern Turkey, Int J Public Health. 2010 Dec;55(6):543-9. Bu yazı Dr.Murat Yalçın’ın katkılarıyla hazırlanmıştır. *Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Üyesi [email protected] kadına bırakıldığı bir toplumda yaşayan bizler nasıl anneler olacağız? Peki annelik bu kadar kutsalsa, neden her Ayrılık gün Pedagog Nalan İSTER* kadın/anne cinayetine tanık oluyoruz? Hele bunlar analara kutsallık atfeden erkekler tarafından yapılıyor olunca…Ha bir de erkekler var, babalar! O da başka bir yazının konusu… Kaynaklar Broody,M.,Boschloo, L., Jones,I.,Sullivan,Pf.,Pennix,b. (2013). The EPDS-Lifetime: assessment of lifetime prevalence and risk factors for perinatal depression in a large cohort of depressed women, Arch Womens Ment Health. Dec;16(6):465-73. Green,A. (1986). The Dead Mother.In On Private Madness, London: Hogart Press and the Instutute of Psychoanalysis. Karen R. (1998). Becoming attached, Oxford University Press, New York, 1998. Kernberg,Otto: Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık, Metis Yayıncılık,Çev. Banu Büyükkal, İstanbul, 22 Ayrılık… İsmi üzerinde yaman kelime… Nasıl yaman olmasın ki… Sevdiğinden, güvendiğinden ayrı kalma hâli… Bir de bu, anne çocuk ayrılığı ise tam da ilk sosyal ayrılığın başladığı kreş yaşı... Kaçınılamaz olan, en zor adım, anne çocuk ayrılığıdır. Çocuğun gelişim sürecinde bebek, anne karnında derin bir sevgi ile büyür. Dünyaya gelir gelmez annesiyle direkt ilişkilenir. Bu ilişkilenme davranışı doğumla birlikte gelir. Korku, acı, rahatlama hissini annesinin yardımıyla taşıyıp çözümleyebilir. Bu çok özel bir Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği yaşam olayıdır. Daha ilerideki yaşlarda da, diğer çocuklarla da arkadaşlık kurabilir. farklı süreçlerde çocukların bu bağlanma Böyle böyle yeni bağ örüntüleri geliştirir. ilişkisine ihtiyaç hissedip güven duydukları Böylece de, genç insan, kendine yeni insanların korumasına ihtiyaç duyabilirler. sosyal alanlar açar. Bu sosyal alanlar Bu tabii çoğunlukla annedir, baba da içinde, yetişkinlerin dünyasını fark ederek, olabilir. Şunu söylüyoruz ki, sağlıklı duygu kural ve normları öğrenir. Toplumsal gelişimi ve ruhsal korunma, sadece iyi yaşamı, yaşamla uyumlu hale getirir. Yine olduğu söylemeliyiz ki, anne çocuk bağının, bütün durumlarda gelişir. Çocuk-anne ayrılığının bunların gerçekleşmesinde ve gelişiminde erken olması durumunda, doğal olmayan çok önemli payı vardır. bağının anne-çocuk güçlü zor süreçler olabilir. Bunun yanı sıra, zamanı geldiğinde, anne çocuk ayrılığı, Anne çocuk ayrılığı çok doğal olarak yaşanmalıdır ve çocuğun olmamalıdır. gelişimi için gereklidir. koparılmamalıdır. Aynı zamanda da bu Anne, erken çocuktan süreç, ani yaşatılmamalıdır. Bu durum, Bu önemli adımda, çocuğun eğitimi sevgi beyin yapısını o kadar değiştirebilir ki, ve güven ilişkisi içerisinde olmalıdır. Yani, ilerideki yaşantısında, davranış ve öğrenme iyi sorunları sorumluluk alabilen çocukların eğitilmesi kıymetlidir. Bu hiç kolay bir ödev değildir. yumuşak Anne olmalıdır. çocuk ayrılığı, Anne -çocuğu çıkarabilir ve psikolojik rahatsızlıklara yol açabilir. korumalı, kollamalı ve sevmelidir. Bunun yanı sıra da, şımartmamalı ya çok otoriter ya da çok anti-otoriter bir sistem kullanmamalıdır. Çocuğun kendi başına ayakları üzerinde durması sağlanmalıdır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu ödev zor olduğu gibi, acı da verebilir. Mesela, Çocuklar, kreşe anaokuluna başladığı süreçte olduğu gibi… başlandığında, iyi Bu önemli ayrılıkta, annesinin sakin kalbi basamaklara ihtiyaç vardır. Annenin iç ve güvenli bağlanmanın tesisini kurması huzurunun temin edilmesi, çocuğun sosyal halinde çocuk, yeni bağlar geliştirir ve yeni gelişimi bağlar yaşamayı öğrenir. (Çocuklarından ayrılamayan anneler…). Kreşlerde, eğiticilerin, kabulü daha da kolaylaşır ve 23 Çoğu alıştırılmaya organize açısından anaokullarında edilmiş kıymetlidir Berliner Modeli Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği uygulanır. Ana amaç, anne ile çocuk ihtiyacına, o cevap vermeye başlar. Ve H. (Hg): Klinische Bindungsforschung. Stuttgart: Schattauer. Bowlby, J. (1958). Über das Wesen der Mutter- KindBindung. Psyche 13, S. 415-456. Bowlby, J. (1973). Mütterliche Zuwendung und geistige Gesundheit. München: Kindler. Bowlby, J. (1975). Bindung. Eine Analyse der MutterKind- Beziehung. München: Kindler. Bowlby, J. (1976). Trennung. Psychische Schaeden als Folge der Trennung von Mutter und Kind. München: Kindler. Bowlby, Verlust- Trauer und Depression. Frankfurt: Fischer. Bowlby, J. (1995). Bindung: Historische Wurzeln, teoretische Konzepte und klinische Relevanz. In: Spangler, G., Zimmermann, P. (Hg): Die Bindungstheorie. Stuttgart: Klett-Cotta. Brisch, K.H. (1999). Bindungsstörungen, ihre Folgen und die Möglichkeiten der Therapie. Stuttgart: Klett-Cotta. süreç içinde anne yavaş yavaş daha uzun *Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği sürelerle çocuktan ayrılır. İşte, anne çocuk Üyesi ayrışması gerçekleşmiştir. Bu öncelikle, [email protected] arasındaki bağın zarar görmemesine yöneliktir. Alışma süreci hemen hemen üç hafta sürebilir. İlk üç gün boyunca, anne ve çocuk birlikte bir ya da iki saat kurumda kalabilirler. Dördüncü gün, anne yarım saat çocuktan ayrılabilir. Bu sorun teşkil ederse, iki-üç dakika bile yetebilir. Beşinci günde, eğitici ön plana çıkar ve çocuğun duygulu öğle yemeğine ve öğle uykusuna kadardır. Bu ayrılıkların, başarılı gelişmesi için anne Obsesif-Kompulsif Bozukluk çok emin olmalıdır ki, çocuğun geleceği Psk. Ece ERYILMAZ* için, iyi bir şey yaptığını, anne güvensizse, çocuk bunu hemen hisseder ve gereğini yapar. Hala daha sorun varsa, yetişkinler olumlu ve pozitif davranışlarından geri adım atmamalıdırlar. Eğer tabii gözyaşı ve üzüntü varsa bu olmamış gibi davranmayıp değersizleştirmeden çocuğa yetecek kadar, anne çocuğu kolunda ve dizinde tutmalıdır. Kendiliğinden, onun ilgili merakını giderecek oyuncağa yönelinceye ve ayrılığı kabulleninceye dek… Kaynaklar Ainsworth, M., Blehar, M., Waters, E., Wall, S. (1978). Patterns of Attachment. A psychological study of the strange situation. New York: Hilsdale Ainswort, M., Witig, B. (1969). Attachment and exploratory behaviour of one-year-olds in a strange situation. In: Foss, B. (Hg): Determinants of infant behaviour. Bd 4. London: Mehuen Becker-Stoll, F. (2002): Bindung und Psychopathologie im Jugendalter. In: Strauss, B., Buchheim, A., Kaechele, 24 Orta çağ döneminde; obsesyon ve kompulsiyonları olan kişilerin şeytan tarafından ele geçirdiğine inanıldığı gibi, obsesyon ve kompulsiyonların tanımı ilk kez Esquirol (Bayraktar, tarafından 1997). yapılmıştır Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB), obsesyonlar (saplantılar) ve kompulsiyonlarla (zorlantılar) tanımlanmıştır ve anksiyete bozukluğu grubunda sınıflandırılmıştır (Taylor, Jang, ve Asmundson, istenmeyen, 2010). sıkıntı Obsesyonlar; veren düşünceler, düşlemler veya dürtüler, kompulsiyonlar ise; kişinin yapması için kendini mecbur hissettiği tekrarlayıcı ve kendini davranışlar engelleyemediği veya bilişsel Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği 2010). (Karancı, Gençöz, Yorulmaz, ve İnözü, Obsesyonlar, hastalar tarafından takıntı, 2012). Kompulsiyonlar ise; el yıkama, evham, kontrol, ritüellerdir (Taylor saplantı tanımlanmaktadır ve veya ark., vesvese (Bayraktar, gibi 1997). sorma-doğrulama, simetri ve biriktirmedir (Karancı, ve ark., 2012). Kompulsiyonlar, obsesyonların yarattığı OKB kronik bir psikolojik sıkıntı anksiyeteyi ortadan kaldırmaya yöneliktir olarak kabul edilmekte ve bunun yanı sıra ve ilişkilidir akut şekilde başlayabildiği gibi zaman (Dürü ve Sayılgan, 2009). Obsesyon ve içerisinde ilerleyebilen bir hastalıktır (Dürü kompulsiyonlar aşırı ve Sayılgan, 2009). Çocuk sahibi olma, derecede boşa harcamasına neden olduğu yas, işte yükselme gibi stresli ya da gibi, genellikle gündelik işlerini, mesleki travmatik yaşam olayların OKB’nin ortaya ve akademik etkinliklerini ve kişilerarası çıkmasına ilişkilerini etkilemekte ve bozmaktadır araştırmalarca ortaya konmuştur (Karancı, (Dürü ve Sayılgan, 2009). Gençöz, Yorulmaz, ve İnözü, 2012). OKB; genellikle obsesyonlarla kişinin zamanını katkıda bulunduğu Obsesif-kompulsif bozukluk için fobiler, madde kullanım bozukluğu ve obsesyon ve kompulsiyonların varlığının depresyondan sonra en sık görülen ruhsal olması gerektiği, aynı zamanda bunlardan hastalık olarak bulunmuştur ve toplumda dolayı kişinin bunları anlamsız bulduğu ve görülme sıklığı fazladır (Bayar ve Yavuz, aşırı vakit kaybettiği ve de sosyal yaşamını 2008). Karno ve arkdaşlarının (1988) olumsuz Amerika’da etkilediği, kompulsiyonların başka obsesyon bir ve psikolojik yaptıkları sonucuna göre, çalışmanın obsesif-kompulsif rahatsızlık veya genel bir tıbbi durumun bozukluğun yaşam boyu görülme sıklığının sonucu ile ortaya çıkmadığı durumlar %2.5 olduğu ve Torgersen ve Cramer’e olması gerektiği belirtilmiştir (Dürü ve (2001) göre ise OKB’nin bir yıl içerisinde Sayılgan, 2009). Ayrıca obsesyon ve görülme sıklığının yaklaşık olarak %1 kompulsiyonların en az iki hafta sürmesi, olduğu belirtilmiştir (Dürü ve Sayılgan, bunların kişiye sıkıntı verici olması ve 2009). kişinin bu düşünceler veya davranışlardan sıklığını en az birine karşı koymaya çalışması doğuya gerektiği belirtilmiştir. (Dürü ve Sayılgan, obsesyonların arttığı 2009). Obsesif-kompulsif bozukluğun alt (Yorulmaz, Karancı tipleri; en yaygından en az yaygına göre 2012).Douglass ve Flament’e (1988, Irak, obsesyonlar; kirlenme, kuşku, cinsellik, ve Flament, 2007) göre; OKB genellikle saldırganlık, bedensel, simetri ve din yetişkinlikte 25 Türkiye’de OKB’nin inceleyen doğru bazı çalışmalarda gidildikçe görülen görülme dinsel gözlemlenmiştir ve bir ark., bozukluk Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği olmasına rağmen ergenlik dönemindeki (Türkbay, Doruk, Ermani, ve Söhmen, yaygınlığının %1 ile %4 arasında olduğu 2000). OKB’nin genellikle 3 yaş civarı ve belirtilmiştir. Clark’a (2004, Taylor ve ergenlikte ark., ve ortalama olarak başlangıç yaş aralığı 9- kompulsiyonların, OKB tanısı almayan 11’dir (Türkbay ve ark., 2000). Çoğu kişilerde de yaygın olduğu ve bu çocuk genellikle yetişkinler gibi hem %90’ında obsesyonlara hem de kompulsiyonlara 2010) göre; semptomların obsesyonlar toplumun ortaya sahiptirler başladığı dönem genellikle ergenlik ve dönemlere bağlı olarak çocukların ve genç erişkinlik dönemi yani 20li yaşların yetişkinlerin sahip oldukları obsesyonlar başındadır ve 40 yaşından sonra çok nadir değişmektedir. başlamaktadır (Bayraktar, 1997). OKB yetişkinlere göre zarar verme obsesyonları yetişkinlerde daha sık olarak kadınlarda yani kendisinin ya da sevdiklerinin başına görülse de (Dürü ve Sayılgan, 2009), ölüm ya da hastalık gelmesinden korkma çocukluk döneminde gelişen bozukluğun daha sık görülmekte olup, bunun aksine %75’i erkek çocuklarda görülmektedir yetişkinlerde ise dinsel ve cinsellikle ilgili (Bayraktar, 1997). Karno ve arkadaşları obsesyonlar çocuklara göre daha fazla OKB’de eğitim düzeyinin önemli bir faktör görülmektedir (APB, 2013). Çocuk ve olmadığını ergenlerde en sık görülen obsesyonlar; işsiz ve düşük 2013). gibi, görüldüğü rapor edilmiştir. OKB’nin en sık ancak (APB, çıkabileceği Örneğin; çocuklarda sosyoekonomik düzeye sahip kişilerde bulaşma, daha sık görüldüğünü, buna ek olarak kompulsiyonlar bekar, eşlerinden ayrı yaşayan, boşanan, kontrol etme ve simetridir (Türkbay ve ailenin ilk veya tek çocuğu olan kişilerde ark., 2000). 6 ile 8 yaş arası çocuklarda, daha sık görüldüğünü belirtmiştir (Yaluğ, obsesyonun eşlik etmediği kompulsiyonlar Kocabaşoğlu, Aydoğan, ve Günel, 2003). görülebilmekte olduğu gibi, özellikle 7 yaş Son yıllarda yapılan araştırmalara saldırganlık Gelişimsel ise altındaki ve cinsellik; yıkama-temizleme, çocuklarda temizlik göre, OKB’nin çocukluk döneminde de kompulsiyonları ve soru sorma ritüelleri ortaya görülmektedir (Türkbay ve ark., 2000). çıktığı hastalarının gibi üçte yetişkin birinin OKB çocukluk Obsesif-kompulsif bozukluğun risk döneminde başladığı ancak çocuk ve faktörleri ergenlerin genellikle alay edilme ve gülünç biyolojik olma kaygısı yüzünden OKB belirtilerini etkenler yer almaktadır (APB, 2013). sakladıkları, bu yüzden de kaygı ya da Mizaç depresyon tanıları aldıkları belirtilmiştir çocuklukta olan aşırı olumsuz duygulanım 26 arasında yani risk mizaç, genetik faktörüne ve örnek çevresel, fizyolojik olarak, Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği ve davranışsal engellemedir (APB, 2013). sosyal fobi gibi anksiyete bozukluklarıdır Fiziksel ve cinsel istismar ya da başka (Uğuz, ve ark., 2006). Ayrıca çekingen, travmatik olaylar OKB’nin oluşmasında ve bağımlı artmasında çevresel risk oluşturmaktadır. bozukları en sık OKB’ eşlik eden kişilik Pakistan’da araştırmada bozukluklarıdır (Uğuz, ve ark., 2006). OKB’si olan ve klinik olmayan iki grubun OKB tanısı olan hem yetişkinler hem de aile işlevleri ve etkileyişlerinin farklı çocuk ve ergenlerde en çok eşlik eden olduğu bulunmuş ve sonuç olarak OKB’si depresyon olup buna ek olarak çocuk ve olan hastaların ailelerindeki belirsiz roller, ergenlerde ayrılık kaygısı bozukluğunun rollerden yetersiz eşlik ettiği belirtilmiştir (Türkbay ve ark., etme 2000). OKB’si olan hastaların üçte ikisi paylaşımın majör depresyon tanısı alabilecek kadar yapılan hoşnut sorumluluklar, davranışları, bir olmama, katı az kontrol iletişim, ve obsesif-kompulsif kişilik olmaması, öfkenin aşırı gösterilmesi ve depresif kötü ev ortamı risk faktörleri olarak OKB’ye eşlik eden depresyonun daha ciddi bulunmuştur ve kronik bir OKB’ye sebep olabildiği (Dildar, Sitwat, ve Tariq, semptomlar gösterebilmekte, 2012). Bunun yanı sıra, Papulu ve Erol belirtilmiştir (1999, Soysal, Çıtak, Özdemir, Gücüyener, Karamustafalıoğlu, ve Serdaroğlu, 2000) OKB hastalarının Tourette bozukluğu, kronik motor tik gibi genellikle genetik yönü ağır basan bozukluklar da aşırı kuralcı, mükemmeliyetçi,titiz ve disiplinli, katı aileler eşlik (Karamustafalıoğlu, 2000). edebilmektedir OKB (Vardar, Bazı OKB belirtilerinin kalıtsal özelliği bozuklukları, OKB ile komorbid olan diğer varken, bazılarının yoktur (Vardar, 2000). bozukluklar OKB’ye sahip birinci derece akrabaların (Karamustafalıoğlu, ve Karamustafalıoğlu, çocuklarında OKB görülme riski fazladır 2000). Türkiye’de yapılan bir araştırmada, bu OKB’ye eşlik edebilecek en sık psikiyatrik faktörün etkisini göstermektedir (Irak ve Flament, 2007). Yapılan kompulsif araştırmalar, bozukluğu olan obsesifhastaların olarak organik 2000). Ayrıca biyolojik ve ile tarafından yetiştirildiklerini belirtmişlerdir. da şizofreni ve akıl gösterilmektedir sorunun depresyon olduğu belirtilmiş, bunun yanı sıra somatik semptomlar, suçluluk duygusu, retardasyon, uyku çoğunda başka psikiyatrik bozuklukların bozuklukları, psişik anksiyete, borderline da kişilik olduğunu, bu yüzden ek tanı bozukluğu da eşlik eden (Uğuz, bozukluklar olarak bulunmuştur (Yaluğ ve Aşkın, ve Çilli, 2006). OKB ile en fazla ark., 2003). Son zamanlarda yapılan eşlik edenler; majör depresyon, özgül fobi, çalışmalarda alabildiklerini 27 göstermektedir beden dismorfik Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği bozukluğuyla OKB arasında güçlü bir tutumu ilişki (Tezcan, bulunmuştur (Özsoylar ve ark., 2008). Öte Ülkeroğlu, Kuloğlu, ve Atmaca, 1996). yandan; gebelik ve sonrası dönemde Bunun yanı sıra, OKB hastalarında %8 ile psikiyatrik %37 arasında değişen beden dismorfik çıkabileceği ve postpartum bozukluğu OKB’nin görülebileceği literatürde yer olduğu görülmektedir gözlendiği ve bedensel arasında anlamlı bir bozuklukların (PP) ile almaktadır endişeler içinde olmak, OKB ve beden Tamam, dismorfik ettiğini olmayan bazı hastaların, gebelik ve/veya göstermektedir (Çelik, Fidan, Evren, Can, ilk çocuğun doğumundan sonra OKB’nin Danışmant, 2011). başlaması ve bu dönemin riskli dönem Ülkemizde yapılan bir çalışmada OKB ile olduğu belirtilmiştir (Konuk ve ark., 2007). epilepsi arasında bir ilişkinin olduğu Gebelik üzerenedir (Çilli, Uğuz, Zeytinci, Seren, obsesyonların genellikle agresif içerikli Genç, ve Genç, 2010). Aynı zaman da yine olduğu ve bulaşma obsesyonu ile temizlik Türkiye’de yapılan başka bir çalışmada, kompulsiyonlarının Ertekin ve arkadaşları (Çilli ve ark., 2010) zarar geleceği obsesif düşünceleri ve bunu desteklemekte ve OKB’si olan tedavi bebekle teması azaltma yani fobik kaçınma altındaki Çavaş, epilepsi obsesyonlarının; saldırganlık, eşlik ve Erten, sırasında Daha önce başlayan görülmesi, Karakuş, OKB’si OKB’de, çocuğa en sık kompulsiyonları görülmekte olup aynı simetri ve zamanda erkeklerin de bebeğin doğmasıyla hastalarının bulaşma, 2007). Öztürk, ortaya kusurlarla sürekli uğraş ve görünümle ilgili bozukluğunun (Konuk, ilişki kompulsiyonların ise; benzer obsesyon - kompulsiyonlar sıralama, yıkama-temizleme ve kontrol gösterdikleri belirtilmektedir (Konuk ve etme olduğu belirtilmiştir. Türkiye’ de ark., 2007). OKB hasta grubuyla yapılan bir başka araştırma ise yeme tutumlarıyla ilgilidir. Bu çalışmaya göre, yeme tutumları genel anksiyete ve depresif duygulanımdan olumsuz etkilenildiği düşüncesiyle obsesifkompulsif belirtiler patolojisi arasında ve yeme tutumu ilişki varsayımıdır (Özsoylar, Candansayar, 2008). Bu olduğu Sayın, ve çalışmanın sonucuna göre, OKB hastalarının obsesif belirtilerinin şiddetine bağlı olarak yeme 28 Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Son yıllarda ülkemizde OKB ile 1999). (Karamustafalıoğlu, OKB ilgili özellikle, klinik, normal, ergen ve tedavisinde; tanı, komorbidite, aile ve üniversite öğrencileriyle çeşitli çalışmalar sosyal yapılmaktadır (Yorulmaz, Karancı ve ark., farmakoterapiler, kognitif ve davranışçı 2012). İnözü ve Karancı (Karancı ve ark., tedavilerin 2000) tarafından yapılan bir araştırmada düşünülmelidir (Karamustafalıoğlu, 1999). kültür ilişkiyi Farmakolojik tedavide incelemeye yönelik, Kanadalı Hristiyan ve duygudurum düzenleyiciler Türk Müslüman üniversite öğrencileri antipsikotikler kullanılmaktadır (Doğan, arasında 2010). Bilişsel davranışçı tedavinin (BDT) ve OKB dinsel arasındaki obsesyonlarla ilgili çevre önüne uygun alınarak, kombinasyonları genellikle ve çalışmadır. Dinsel endişeler ve uğraşlar tek OKB alt türlerinden bir tanesidir ve din ile olabileceğinden ilaç tedavisinin de birlikte ilgili temaların genellikle obsesyonlarla olması daha etkili olduğu ve tekrardan eşlik ettiği, bunun sonucunda da suçluluk yineleme oranını düşürdüğü belirtilmiştir duygusu (Doğan, 2010). BDT en çok kirlenme ve umutsuzluğun ortaya başına göz uygulanması yetersiz çıkabileceği söylenmektedir (Karancı ve obsesyonu ark., 2000). İnözü ve Karancı (Karancı ve kompulsiyonlarında ark., 2012) çalışmalarında Türk Müslüman 2010). Bunun yanı sıra, OKB’ye eşlik eden öğrencilerinin duygudurum öğrencilerine Kanadalı göre daha Hristiyan fazla Allah ve temizleme-yıkama etkilidir bozuklukları, (Doğan, anksiyete bozuklukları, akıl bozuklukları, madde korkusu ve günah işleme korkusuna sahip kötüye oldukları buna bağlı olarak dindarlık tedavi edilmediğinde, genellikle OKB düzeyi ve dinsel obsesyonlar arasında tedaviye yanıtsızdır (Karamustafalıoğlu, pozitif bir ilişki bulunmuştur. Ancak OKB 1999). Kognitif tedavide OKB’nin hastanın ile kültür ve din ile ilgili ülkemizde yapılan hatalı çalışmaların az olmasından dolayı kesin yeniden sonuçlara davranış tedavisinde ise en önemli unsur varılamayacağı belirtilmiştir (Yorulmaz, Karancı ve ark., 2012). kullanımı, kişilik inançlarının bozuklukları değiştirilmesi yapılandırılması temel ve alınır, psikoeğitimdir ve hastayı yüzleştirme ve Obsesif-kompulsif bozukluğu ile tepkiyi engelleme tekniği anlatılmalıdır ilgili gün geçtikçe farkındalığın artmasıyla, (Karamustafalıoğlu, 1999). Sonuç olarak, yeni yaklaşımlarıyla obsesif kompulsif (Karamustafalıoğlu, olumlu yanıt tedavi bütünleştirilmiştir 1999). Ancak yine de tedaviye dirençli hastalarla 29 karşı karşıya gelinmektedir bozukluktur. bozukluk verici bir tedaviye psikiyatrik Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Karamustafalıoğlu, N. (2000). Şizofreni ve obsesif kompulsif Kaynaklar Abramowitz, J. S., Franklin, M. E., Schwartz, S. A., & Furr, J. M. (2003). Symptom presentatiton and outcome of cognitive-behavioral therapy for obsessive- compulsive disorder. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 71, (6), 1049-1057. Karamustafalıoğlu, O., & Karamustafalıoğlu, N. (2000). Obsesif kompulsif bozukluk ve depresyon. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 10, (1), 26-31. Karancı, A. N., Gençöz, T., Yorulmaz, O., & İnözü, M.(2012). American Psychiatric Association (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental bozukluk. Düşünen Adam, 13, (2), 68-72. Bozukluk: Obsesif-Kompulsif Bilişsel-Davranışçı Disorders. Fifth Yaklaşımı, Terapi ve Sık Kullanılan Ölçekler. Türk Bayar, R., & Yavuz, M. (2008). Obsesif kompulsif bozukluk. Kısac, İ. (2006). Stress symptoms of survivors of the Marmara edition. Psikologlar Derneği Yayınları. Sempozyum Dizisi, 62, 185-192. region (Turkey) earthquakes: a follow-up study. Bayraktar, E. (1997). Obsesif kompulsif bozukluk. Psikiyatri Dünyası, 1, 25-32. Beşiroğlu, L., Ağargün, M. Y., Boysan, M., Eryonucu, B., Güleç, M., & Selvi, Y. (2005). Obsesif-kompulsif belirtilerin değerlendirilmesi: Padua envanterinin Türk toplumunda geçerlik ve güvenirliği. Türk Psikiyatri Dergisi, 16, (3), 179-189. Beşiroğlu, L., Ağargün, M. Y., Boysan, M., Güleç, M., & Eryonucu, B. (2007). Clark-Beck obsesyon- kompulsiyon ölçeğinin Türk toplumunda psikometrik özellikleri. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 8, 197-205. Çelik, S., Fidan, E., Evren, C., Can, Y., Danışmant, B.,S., Çavaş, Ş., & Erten, E. (2011). Beden dismorfik bozukluğu ve madde bağımlılığı: bir olgu sunumu. Düşünen Adam Psikiyatri ve Nöropsikolojik Bilimler Dergisi, 24, 7579. Çilli, A. S., Uğuz, F., Zeytinci, E., Seren, B., Genç, E., & Genç, B. O. (2010). Polikliniğe başvuran epilepsili hastalarda obsesif kompulsif bozukluk: sıklık ve klinik özellikler. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 20, (3), 228-233. the family functioning of OCD patients and healthy Middle-East Journal of Scientific Research, 12, (5), 717-722. Doğan, O. (2010). Dirençli obsesif kompulsif bozukluk ve tedavi seçenekleri. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 11, 269-278. Dürü, Ç., & Sayılgan M. A. Obsesif-Kompulsif Bozuklukta Bilişsel-Davranışçı Yaklaşım.(Ed. Savaşır, I., Soygüt, G., & Barışkın, E.). Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları, 2009). Irak, M., & Flament, M. F. (2007). Çocukluk dönemi başlangıçlı obsesif kompulsif bozukluğun nöropsikolojik profili. Türk Psikiyatri Dergisi, 18, (4), 293-301. Karamustafalıoğlu, O. (1999). Tedaviye dirençli obsesif kompulsif bozukluklar ve başa çıkma stratejileri. Düşünen Adam, 12, (1), 12-16. 30 118-126. Konuk, N., Öztürk, Ü., Karakuş, G., & Tamam, L. (2007). Postpartum obsesif kompulsif bozukluk: bir gözden geçirme. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 17, 142146. Özsoylar, G., Sayın, A., & Candansayar, S. (2008). Panik bozukluğu ve obsesif kompulsif bozukluk hastalarının yeme tutumları açısından karşılaştırılması. Klinik Psikiyatri, 3, 92-98. Soysal, A. Ş., Çıtak, Ç., Özdemir, D. F., Gücüyener, K., & Serdaroğlu, A. (2000). Baş ağrısı ile maskelenmiş obsesif kompulsif bozukluk: bir olgu sunumu. Klinik Psikiyatri, 3, 269-272. Taylor, S., Jang, K. L., & Asmundson, G. J. G. (2010). Etiology of obsessions and compulsions: a behavioral-genetic analysis. Journal of Abnormal Psychology, 119, (4), 672-682. Tek, C., Uluğ, B., Rezaki, B. G., Tanrıverdi, N., Mercan, S., Demir, B., & Vargel, S. (1995). Yale-Brown obsesyon Dildar, S., Sitwat, A., & Tariq, M. (2012). Comparative study of counterparts. International Journal of Stress Management, 13, (1), kompulsiyon ölçeği (Y-BOCS)- açıklamalar ve değerlendirme. Acta Psychiatric Scand, 9, (6). Tezcan, A. E., Ülkeroğlu, F., Kuloğlu, M., & Atmaca, M. (1996). Obsesif kompulsif bozukluk ve vücut dismorfik bozukluğunun birlikteliği. Düşünen Adam, 9, (1), 18-20. Topçuoğlu, V. (2003). Obsesif kompulsif bozuklukta psikanalitik görüşler. Klinik Psikiyatri, 6, 46-50. Türkbay, T., Doruk, A., Erman, H., & Söhmen, T. (2000). Obsesif kompulsif bozukluğun belirti dağılımının ve komorbiditesinin çocuk ve ergenler ile erişkinler arasında karşılaştırılması. Klinik Psikiyatri, 3, 86-91. Türksoy, N., Tükel, R., & Özdemir, Ö. (2000). Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu olan ve olmayan obsesif kompulsif bozukluk hastalarında klinik özelliklerin karşılaştırılması. Klinik Psikiyatri, 3, 92-98. Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Uğuz, F., Aşkın, R., & Çilli, A. S. (2006). Obsesif kompulsif bozukluğun eksen I ve eksen II bozuklukları ile birlikteliği. Türkiye’de Psikiyatri, 8, (1). Vardar, E. (2000). Obsesif kompulsif bozukluğun genetiği. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 10, (3), 153-159. Yaluğ, İ., Kocabaşoğlu, N., Aydoğan, G., & Günel, B. (2003). Obsesif kompulsif bozukluk ve panik bozuklukta depresyon ve kişilik bozukluğu komorbiditesi. Düşünen Adam, 16, (1), 28-34. Yorulmaz, O., Baştuğ, G., Tüzer, V., & Göka, E. (2013). Obsesif-kompulsif bozukluğu olan hastalarda yanlış yorumlama, inançlar, düşünce kontrol yöntemleri. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 14, 183-191. *Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Üyesi lise ve üniversite giriş sınavları çoğu öğrencinin hedefi haline gelmekte, aileler, okul ve hatta dershaneler hem öğrencilerini hem de kendilerini adeta yarıştırmakta, başarı billboardlarda puanlarını reklam amaçlı ilan etmektedirler. Bu yarış sonucunda da öğrenciler elde ettikleri başarı sonucuna göre çoğu kez ebeveyn ve eğiticiler tarafından arzulanan okul ve bölümlere hayatlarına yön verilmektedir. Her şeyden önce, eğitim sisteminin kendi potansiyellerini gerçekleştirmelerine Uzm.Dr. Timur Şefketoğlu* olanak Ülkemizde eğitim sistemi yaratıcılıktan uzak, ezberci ve bir çok aşamada sınava dayalı seçme ve yerleştirme ile elemeye dayanmaktadır. Yürürlükte olan bu sistem ile ‘okullara giriş sınavları’ adı altında öğretim aslında öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine uygun, Sınav Kaygısı eğitim önemli yerleştirilmekte, bir nevi sistem tarafından eceryı[email protected] öğrenciler en hayatları tanıyacak yükseltilmesi ve fırsat bir seviyeye eşitliği ilkesi temelinde yeniden şekillenmesi gerekliliği gayet açıktır ancak bu uzun vadeli bir hedef gibi önümüzde durmaktadır. Biz ülkemizde şimdiki sistemin bir sonucu olarak yoğun bir şekilde karşımıza çıkan boyunca kaçınılmaz olarak sayısız (bir ve yazımızın konusu olan sınav kaygısına bildiride, Milli Eğitim Bakanlığı’na göre dönelim. 22 yaşındaki bir genç ortalama 16 yıllık Kaygı hali aynen öfke, utanç, üzüntü eğitim öğretimde yaklaşık olarak 1138 gibi temel duygularımızdan biridir, belli sınava girmektedir) sınav ile tanışmaktadır. bir düzeye kadar yararlı sayılabilecek bir Neredeyse anasınıfına kadar inmekte olan yardım çağrısıdır, bizleri tehlikelerden her korur, karşılaştığımız bir durumla ilgili öğrencinin mecburen geçtiği yıpratıcı, harekete geçmemiz gerektiğini hatırlatır. bu ‘başarıyı’ ölçen sınavlar yarıştırıcı, stresli bir süreç olup endişe hali de doğal olarak kaçınılmaz bir duygu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle 31 Aşırıya kaçmamak şartıyla belli düzeyde yaşanan bu endişe halinin kişiyi motive ettiği, performans artışına yardımcı olduğu Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği ve konumuz olan sınavlardaki başarıyı bozuklukları gibi sıkıntıların da bir çoğunu artırdığına dair fikirler ileri sürülmektedir. yaşar. Sınav sonucunu önemsemek, hakkında Kaygı bozukluğuna neden olan stresli kaygılanmak tabii ki öğrencinin sınava uyaran hazırlanabilmesi başaramayacağına dair yaşadığı endişe açısından önemlidir, ‘sınavlar’ kaygısı’ olduğunda, kişinin ayrıca başarısının sınanması açısından ‘sınav kişinin tedirgin olması da anlaşılır bir kaygısı’ durumdur. Bu nedenle olağan bir duygu uyarılmışlık hali sınav öncesi, sınav anında olan kaygıyla çalışırken amaç kaygının ve/veya sınavdan sonra da yaşanabilir. tamamen yok Sınav kaygısı kişiden kişiye değişir ve edilmesi değildir, hedef kaygının zarar kimileri sınav tarihi yakın olmasa da her verici etkilerinin önüne geçilmesidir . gün sınav hakkında düşünür ve kaygılanır, Kaygı düzeyi normal olan kişiler sınav ile bazılarında ise sınav öncesinde ve sınav aslında çalıştıkları konuların test edildiğini, anında çok artar; sınavdan hemen sonra değerlendirildiğini yaşanan ortadan kaldırılması, düşünürler. Kaygı olarak ve veya ‘performans nitelenir. devam eden Bu aşırı kaygı da düzeyi yüksek ve zarar verici olanların ise görülebilmektedir. Sınav kaygısı aslında sınava atfettikleri önem çok daha fazla durumluk bir kaygıdır ancak sürekli kaygılı olup durumu adeta bir tehdit ve tehlike yapıyla olumlu ilişkisi de gösterilmiştir. olarak algılarlar. Çocukluk ve ergenlikte, yani öğrencilik Stresli durumlara en sık verilen yanıtlardan yıllarında yaşam yoğun olarak eğitim biridir kaygı ve kişinin bir uyaranla sisteminin etkisindedir ve bu yıllarda kaygı karşılaştığında yaşadığı bedensel, duygusal hali oldukça önemlidir. Sınav kaygısı ve akademik zihinsel aşırı uyarılmışlık tanımlar. Yaygın kaygı Amerikan Psikiyatri Birliğinin halini bozukluğu; (APA) problemlerin içerisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Kişiyi tedirgin etmekte, davranışlarını etkilemekte, sınıflandırmasına göre aşırı kaygı ve başarısına ket vurabilmekte, hatta sorunlar endişeli beklentilerin en az 6 ay boyunca giderek problem haline dönüşebilmektedir. neredeyse her gün kişinin hayatını birçok Başarıya olayda etkilemesi olarak tanımlanmaktadır; beklentilerini karşılayamamaktan korkan kişi bu durumu kontrol etmekte zorlandığı öğrenciler bir çatışma yaşarlar. Kişi, gibi ek olarak huzursuzluk, gerginlik, kendisinin veya başkasının kendisinden kolay yorulma, dikkat toplamakta zorluk, beklediği performansa dair sinirlilik ve öfke hali, kas gerginliği, uyku duyar, korkar ve abartılı düzeyi sınav dair ailelerin yüksek tedirginlik sonucunu da olumsuz etkiler. Bu olumsuz 32 Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği etkinin farklı arasında kültürlerdeki yaygınlığı öğrenciler Sınav kaygısını artıran diğer nedenler gibiyken arasında uyku sorunları (uykusuzluk veya %20-30 sınavla ilgili bizdeki gibi başarıya aşırı vurgu yapılan çok bir ülkede %42-60 arası çok daha yüksek başarısızlık ve kötü sonuç alma, başarının oranlar bildirilmektedir. sürekli başkaları ile kıyaslanması, özel Sınav kaygısı ile ilgili başlıca faktörler; öğrenme güçlüğü gibi olası öğrenme kişinin bozuklukları, kendisi veya yakın çevresi uyuma), önceki Dikkat Eksikliği ve tarafından sınava atfedilen önem, kişinin Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), kan kendisine başarı için yüksek standartlar basıncı ve kan şekeri düzenlenmesi ile koyması ve kendisini katı bir şekilde ilgili sorunlar, tiroid bezi hastalıkları gibi eleştirip değerlendirmesi, mükemmeliyetçi bazı ebeveyn eksiklikleri sayılabilir. tutumları, ailenin veya fiziksel hastalıklar ve vitamin eğitimcilerin yüksek beklentilerinin çocuğa Sınav kaygısı yaşayanlarda kişiden kişiye yansıtılması, tahammülü değişmekle beraber bir takım fiziksel, olmayan eleştirel anne babalar, yaşıtları ile duygusal, bilişsel ve davranışsal belirtiler sürekli rekabetin teşvik edilmesi, çocuğun gözlenir. Fiziksel belirtiler arasında baş kapasitesini beklentileri, ağrısı, karın ağrısı, uykusuzluk, yorgunluk, öğrencinin öğrenme şekli ile öğretmenin bulantı kusmalar hatta sınav öncesi ve uyuşmadığı benlik esnasında belirgin çarpıntı, nefes alma saygısı, akılcı olmayan inançlar, çalışma zorluğu, baş dönmesi, titreme, sık idrara yöntemlerinin çıkma isteği oluşur; ‘sınavda kalp atışımın olumsuza aşan başarı durumlar, düşük bilinmemesi, ailenin sosyoekonomik durumu, mesleği ve eğitim kulaklarımda durumu olarak sıralanmaktadır. Kaygıya sorulara odaklanamadım’ gibi ifadeler yatkın ruhsal bir yapıya sahip kişilerin zaman zaman gençler tarafından dile sınav kaygısı yaşama ihtimalleri daha getirilir. Sınav anında bunların yoğunluğu kaygılı, kişinin performansını belirgin derecede yüksektir. Bağımlı, güvensiz, çınlamasından yoruldum, depresif veya kırılgan özelliklere sahip etkiler ve aşağı çeker. olan öğrenciler genelde daha duyarlıdır. Duygusal belirtiler arasında gerginlik, Ayrıca kaygılı olan bu kişilerde içsel sinirlilik, etkenler kadar çevresel faktörlerin de karamsarlık ve hatta bazen öfke hali önemli rolü vardır. Bir ülkede sınava yaşanır, verilen önemle sınav kaygısının doğru çalışmadığı, çabalamadığı düşüncesi ile orantılı olarak arttığı ileri sürülmektedir(1). suçlayabilir. 33 huzursuzluk, kişi kendisini mutsuzluk, yeterince Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği edememe, karar verememe görülebilir, bazı öğrenciler sınavı tamamlamadan çıkabilir hatta sınava girmekten kaçınma da bildirilen davranışlar arasındadır. Sınav kaygısını açıklamaya yönelik bir çok farklı model ileri sürülmüştür. Bunlardan biri de bilişsel davranışçı kuramdır. Bu kurama göre çocuklar ve ergenler de, Sınavın bilişsel bileşenleri arasında aynen yetişkinler gibi karşılaştıkları sınavdan olumsuz beklentiler içinde olma, olayları yorumlarken, önceki tecrübelerin olası başarısızlıklara dair içsel konuşmalar de yapma, dikkatte azalma ve konsantrasyon abartma zorlukları bilginin Sınanmak gibi endişe verici bir durum kodlanması ve nakledilmesi bozulur, ayrıca karşısında bunun korkunç olacağı ve vardır; genelde felaketleştirme etkisiyle eğiliminde ya da olabilmektedirler. yapabilme felaketle sonuçlanacağı yönündeki akılcı becerisinde sıkıntılar, zihin karışıklığı ve olmayan, mantık dışı inançlar genellikle kendini değersiz hissetme de görülebilir. yoğun ‘Bu sınavda yapamayacağım ve başarılı Akademik başarısızlığın korkunç olduğuna olamayacağım; sınav sonunda her şey çok ilişkin kötü olacak; zaten tüm arkadaşlarım çocuk ve ergenlerde kişilerarası ilişki benden daha akıllı; sınavda çalıştığım her kaygısı, sınav kaygısı ve konuşma kaygısı şeyi unutacağım; çok bu gözlenebilmekte, tabloya süreçte sosyal asla reddedilme de eklenebilmektedir. Yukarıda unutkanlık, sınavda etkili plan yetersizim; yapamazsam bir daha bir kaygıya eşlik etmektedir. inançları irrasyonel toparlayamam; rezil olacağım ve ailem bahsedilen dahil kimsenin yüzüne bakamayacağım’ dayandırılarak gibi içsel konuşmalarda abartılı olumsuz davranışçı düşünceler görülmektedir. yeniden Davranışsal olarak da uyku sorunları, ‘sistematik yeme sorunları, isteksizlik, her şeyi boş davranışçı yöntemlerin kullanılması sınav verme, aşırı ve verimsiz ders çalışma; kaygısında etkin bulunmuştur. kaygıları sürekli Sınav kaygısı ile başvuran öğrencilerde, başarısız olacağına dair endişeyle meşgul akademik performansı etkilediği bilinen olduğundan da DEHB başta olmak üzere diğer öğrenme öğrenemezler. Sınavda donakalma, hareket bozuklukları, sosyal kaygı bozukluğu, 34 nedeniyle zihinleri çalıştıkları kadarını bilişsel nedeniyle, davranışçı oluşturulan terapilerden yapılandırma’, gerek kurama bilişsel ‘bilişsel gerekse duyarsızlaştırma’ de gibi Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği da öncesinde diğer kişilerle sınav hakkında araştırılmalıdır. Özellikle DEHB ve özel konuşmamak iyi gelebilir. Sınav esnasında öğrenme bozukluğu (ör. disleksi) gibi acele durumlarda öğrencinin yaptığı basit okuma başlamak, anlaşılamayan soruyu bir kez ve işlem hataları sonucunda beklenenin daha okumak, olmazsa takılmamak, işaret altında bir performans sergilediği görülür. koyup daha sonra zaman kalırsa aynı Zamanla bu sergilediği eksik performansı soruya dönmek, fiziksel belirtilerin sadece kendisi de fark eder ve giderek sınavlara kaygı anlamına geldiğini ve herhangi bir dair kaygısı artar, artan kaygı sonucu felaketin dikkat sorunu daha da artar ve beklenenin tutmak, yoğun kaygı durumunda bir kaç de altında bir başarı sergiler. Bu açıdan dakika ara verip gevşeme egzersizlerini bakıldığında, yapmak işe yarayabilir. depresyon gibi duygu DEHB durumlar ve öğrenme etmemek, kolay habercisi sorulardan olmadığını hatırda bozukluğu gibi durumların erken dönemde Sınav tanılanıp tedavi edilmesinin önemi daha etkilediği durumlarda acilen yardım net anlaşılmaktadır. Tedavi planlanırken bu alınmalıdır. Yaşam kalitesini de belirgin durumlara eklenen sınav kaygısı da tedavi etkileyen sınav kaygısı sonucu kişi başka hedefleri arasında yer almalıdır. hiç bir şeye zaman bulamaz, eğlenemez, Sınav kaygısını değerlendirip terapisini gülemez, etkinliklere katılamaz, sürekli planlarken öncelikli sınavı düşünür hale gelebilir; bazen çok adımlardan biri ders çalışmalarının daha çalışma pahasına başarı belirgin olarak verimli verimli, düşmez ama yaşam kalitesi çok etkilenir, sistemli ve bir şekilde çalışmak gerektiği mutsuz olur, bu durumdaki kişiler de hatırlanmalıdır. Çalışma ortamının rahat yardım almalıdır(2). olması, materyalin bölümlere ayrılarak Sınav çalışılması, gerektiği kadar mola verilmesi, müdahaleler düşünüldüğünde; çocukken önemli özgüveninin artmasına yardımcı olabilecek atılması hale gereken getirilmesidir; konuların hatırlanabilmesi kaygısının kaygısı ile ilgili yaklaşımlar, önemlidir. deneme bağlanma ortamının sağlanması, ailelerin sınavları ile evde sınayabilir. Dinlendirici aşırı akademik beklentilerden kaçınmaları, müzik bazı öğrencileri rahatlatabilir. Sınav çocuk aile ve okul beraberliğinde ekip öncesi iyi uyumak, ağır yiyeceklerden çalışması sayılabilir. Unutulmamalıdır ki kaçınıp uygun bir öğün yemek, koşturmaca kaygı ile baş etmeyi öğrenmek çocuklukta olmaması açısından sınavdan yarım saat öğrenilmeye başlanan bir beceridir. Kaygı kadar önce sınav yerinde bulunmak, sınav uyandıran 35 kendisini içerisinde koruyucu açısından sınav öncesi tekrar yapılması Öğrenci aile akademik başarıyı durumlarda anne güvenli babanın Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği çocuğa vereceği duygusal destek onu daha güzel ve daha iyi karşılamak önemlidir. içindi. Zaman Kaynaklar yaklaşıyordu. Planlar yapılıyordu, gelecek 1. Dereli A (2003) Üniversite sınavına hazırlanıyordu. Her şey düşünülüyordu, hazırlanan öğrencilerde sınav kaygısını hem de her şey. nasıl azaltabiliriz? Yöret Postası. 02.02.2010, Nihayet geçiyor doğum geliş ve tarihi mucizeyi karşılama. Önceleri aile mucizeye alışmaya http://www.yoret.org.tr/download/ çalışıyordu. posta/68.doc 2. Hasan Kalyoncu Üniversitesi, psikoloji gündemi, sınav kaygısı özel dosyası olduğunu Fakat ters fark giden ettiler. şeyler Bu mucize diğer mucizelere pek benzemiyord u, Daha farklıydı. Daha değişik, daha *Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği özeldi. Farklılığın neler olduğu bulunmaya Yönetim Kurulu Üyesi çalışıldı. Daha deneyimli birilerine sonra [email protected] da doktorlara danışıldı. Onlara mucize gösterildi. Engelli Çocuğa Sahip Ailede Kaygı Ve Depresyona Özel Eğitim Açısından Bakış Ve Yaklaşım Engelli Çocuk Doğuyor… toplumun beklenen iyi gelmedi. İstediklerini duymak için başka bireylere gösterildi mucizeleri. Nedense beklenen şeyler üzücü du"yulmuyordu. şeylerdi. Beklenen, planlanan, arzulanan şeyler değildi. çekirdeğini oluşturan, küçük sosyal Günler geçtikçe mucize için planlanan her aileleri oluşturan şey ellerinden kayıyordu. Ne yapacaklar, bireylerden oluşan birliktelik. Tabi duyulanlar değildi. Duydukları aileye Duyulanlar Z.E.Ö. Mehmet Ala* Aile, şeyler Fakat ki bireylerin dünyaya gelişi de oldukça büyük nereye bir mucizedir. Bir aile mucize geleceğini anlatacaklardı. Kurulan hayaller haber değişir. Yoksa bu hayaller hiç gerçekleşmeyecek de mükemmeldir. miydi? Yoksa yeni planlar, hayaller mi Aileye katılacak yeni, savunmasız, bakıma kurmak gerekecekti. Aile bu yeniliklere muhtaç, minik ama güzel bir mucize. hazır mıydı? Herkeste mucize var fakat aldığında Mucizeyi birçok beklemek şey gidecekler, ne vardı. kimse yeni planlar yapmazken; onlar yeni O da bir mucizeydi ve uzun süre beklendi. O gelecek diye ortam hazırlandı. Odalar, yataklar, giysiler, eşyalar. Her şey 36 şeyler planlamak, düşünmek ve yapmak zorundaydılar. Çünkü iyi değillerdi. Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Düşünmeleri gereken daha fazla şey amaçlamaktadır. Üretime mümkün olduğu çıkmıştı kadar katılımı desteklemektedir. ortaya. Buna rağmen güçleri azalmıştı. Artık daha az gülüyor, geziyor, konuşuyor, yürüyor, uyuyor, yiyorlardı… Ülkemizde yaklaşık engelli 1.550.000 kadar vatandaşınolduğu tahmin Sonra birileri çıktı ortaya. “Mucize, her edilmektedir. Bu zaman mucizedir.” dedi. “Sizin şimdi daha engelli güçlü, daha dikkatli, daha çalışkan olmanız fazladır. Aileler çocukları ile ilgili yoğun gerekir.” dedi. Mucizeye bakmayı değil kaygı yaşayabilirler. görmeyi öğretti. İyi giden şeylerin de var uzağında bir olduğunu yapmak anlattı. için Artık yol rakamlar çocuğa sahip yaşama dâhilinde aileler oldukça Beklentilerin adapte olurken yeni planlar depresif özellikleri gösterebilirler.Özellikle gösterecek birileri tanı konulması aşamalarında bu sıkıntıların daha vardı. Şimdi bir de buradan bakalım… fazla olduğu bilinmektedir. Bu konuda oldukça fazla bilimsel araştırma yapılmıştır. Göz ardı edilmemelidir ki; Aileye Destek Hizmet Vermek ve Özel beklenen gelecekle ilgili duyulan olumsuz Eğitim geri Peki, Özel eğitim ya da Özel eğitimci da akraba ve yakın çevre ilişkilerinde nedir? oldukça olumsuz deneyimler yaşamaktan aileleri yıpratmaktadır. Aileler; boşanma ya Herhangi bir nedenle, sıradan gerçekleşen eğitim bildirimler ve gelişim yararlanamayan faaliyetlerinden bireyler için gerçekleştirilen, kişiye özel hizmetlerin çekinirler. Birçok aile sosyal faaliyetlere katılamıyor, herhangi bir etkinlikte bulunmuyor. Hatta kendilerine vakit ayıramıyorlar. Bu aşamada depresyon ve kaygı sıradan bir süreç gibi görülebilir. bütünüdür. Bu faaliyetleri organize eden özel personele de Özel Eğitim öğretmeni Özel Eğitim Açısından denir.Tanımdan da anlaşılacağı gibi özel Uzmanlara Öneriler Ailelere ve eğitim sadece okuma – yazma öğretmek, ipe boncuk dizdirmek, tamamlatmak değildir. yap Sağlıklı – boz toplum tahsis edilmesini ve kendi kendine yetecek engelli bireylerin var olmasını sağlamayı • Aile bireyleri için de profesyonel destek almalılar. Psikiyatr ya da psikologla çalışma yürütmeleri daha iyi hissetmelerini sağlayabilir. • Aileler çocukları hakkında mutlaka 37 kendileri ve engelleri bilgilendirilmelidir. Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Çocuklarını ve engellerini bilmeleri ailelerin daha az soru ile boğuşmalarını sağlayarak rahatlatabilir. Bilinmeyen bir yolda adım atmak yerine daha çok bilinen bir yolda adım atmak daha kolaydır. • Yapılamayan işleri değil yapılan işleri belirleme ve raporlandırmak gerekir. Aileler var olan iyi şeylerle ve çocuklarının başardıkları şeyleri gördüklerinde olumlu süreç başlamaktadır. • gelecektir. Burası son mu, yoksa yeni bir başlangıç mı? Özel olmanın aslında zenginlik olduğunu unutmamalıyız. Bu zenginliğin toplumları da zenginleştirdiğini, daha mutlu ve daha yaşanabilir bir toplum yaptığını biliyoruz. Bardaklar orada ve dolu da var, boş da. Siz hangisini görmek isterseniz mucize orada. Sıradanlıktan ve Aileleri cesaretlendirmek destek rahatlatmalıdırlar. Bu engelli bireye de iyi sağlayabilir. de olumlu Özellikle aileler bilmelidir ki bir şey üzerinde ne kadar çok tekdüzeliğin boğuculuğundan kurtaran özel bir mucize… tekrar edilir ve bireyin deneyimi arttırılırsa; *Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği o Üyesi kadar Bu nedenle iyi öğrenme yorulmadan gerçekleşir. ve bıkmadan denemeye devam etmeliyiz. • Benzer paylaşımda durumda durumda kişi ve bulunulmalıdır. olan başka [email protected] ailelerle Bu gibi insanların da olduğunu bilmek ve yalnız olmadıklarını bilmek olumlu etki yaratabilir. • Aileler kendilerine ve çevrelerine de vakit ayırmalıdır. Özellikle faaliyet ve etkinliklere katılarak kendilerini Dışavurumcu Sanat Terapisi de kapsamı ve derinliği artar. Sanat ve Intermodel (Sanatlar Arası) bir terapi birlikte işlenildiğinde insanlığın şifa Yaklaşım Uzm.Psk. ve Sanat Terapisti Ezgi İçöz* Sanat ve psikoterapi birleştiğinde, ikisinin 38 tarihinin sürekliliğine bağlanılır. (Shaun McNiff, The Arts and Psychotherapy) Dışavurumcu sanat terapisi, psikoterapide bir çok tanının yanında kaygı ve depresyon Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği tedavilerinde de etkili olan bir psikoterapi terapide yöntemidir. kullanabilmektir (Paolo Knill,1995). Bir veya Dışavurumcu Sanat Terapisi (DST) bir çok daha fazla sanat dalında derinleşmek, yaratıcı sanat dalını ve yaratıcı süreci içinde sureci deneyimlemek ve sanat dünyasını takip barındıran, modern psikoterapide yeni bir etmek her zaman terapistin yararına olacaktır. teknik olmasına rağmen bu süreçleri akıcı bir şekilde aslında insanoğlunun tarihi kadar eski bir şifa DST'de bir duygu, anı, rüya, ilişki ve/veya yöntemidir. temel durum; hareket, dans, resim, yazı, ses, ritim, prensiplerini intermodel (sanatlar arası) ve hikaye anlatımı, drama, rol yapma, oyun kişi odaklı terapiler odağında temel hatları ve/veya ritüel yoluyla ifade edilir. Kişi yaratıcı ile sürecin içinde, simgesel, bireysel ve kolektif Bu anlatmayı yazı DST'nin amaçlayan bir giriş niteliğindedir. bilinçdışının imgeler dünyasında, "alternatif hayat deneyimi' (alternative world experience) Dışavurumcu Sanat Terapisi, ritüeli, sanatı, yaşayarak estetik bir farkındalık kazanır ve yaratıcılığı ve oyunu kalbinde tutan intermodel tıkandığı konulara yaratıcı çözümler bulabilir. bir akımdır. DST birden çok sanat dalını akıcı Hayal gücü sadece görsel değildir. İmgeleme bir şekilde, birbiri ardına, birbiriyle ilişkili (imagination) farklı yollarla deneyimlenebilir. olarak kullanır ve terapistin farklı sanat İmgeleme dallarına hakim olmasını ve birbiriyle doğal bir sözcükleri, sesi, ritmi, oyunculuğu kapsayan şekilde, ilişkilendirebilme becerisini gerektirir. intermodel bir süreçtir. Bugün, sanatı psikoterapide kullanan birçok görsel, işitsel, dilsel ve bedensel olarak terapist kendi sanat dalına göre, müzik deneyimlenebilir (Paolo J.Knill, 1995). Farklı terapisti, drama terapisti, dans terapisti gibi, modaliteler arasındaki etkileşim serbest bir farklı okullara ayrılmış durumda. DST ise akış oluşmasına aracı olurken yaratıcı süreci birçok sanat disiplinini bir arada kullanan bir güçlendirir ve estetik deneyimi derinleştirir. akımdır. Bu da haklı olarak bir sanat dalında Mesela farkındalık ile yapılan bir hareket, bir uzmanlaşmak nerdeyse bir ömür boyu suren renk ve imge ile ifade edilir, imgeyle diyaloğa bir çalışmayı ve disiplini gerektirirken, nasıl geçilir veya ortaya çıkan bir imgenin duygusu bir terapist birçok sanat dalında uzmanlaşabilir ve anlamı araştırılır. İmge veya duygunun sorusunu akla getiriyor (Paolo Knill,1995). bedenin neresinde hissedildiği keşfedilebilir. İntermodel sanat terapisinde terapistin temel Sanat terapisi bedensel, duygusal, zihinsel, odağı bütün sanat dallarında uzmanlaşmak sosyal değil bütün sanat dallarının ortak paydası olan bütünleştirici (integral) bir akımdır. artistik ve estetik geleneği kavrayabilmek ve 39 ve görselliğinin ruhsal yanında hareketi, Kinetik, sezgisel, süreçlerin işlendiği Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Dışavurumcu Sanat Terapisinden bahsederken, psikanalitik ve medikal sanat terapilerinden farklılıklarına değinmek gerekir. Psikanalitik Sanat Terapisi akımları önceden belirtilmiş yorumlamalar (interpretation) kullanırken, DST'de yargıdan uzak olarak yaratıcı süreçte derinleşmek önemlidir. Terapist 'ürün'ü (art work) yorumlamak yerine kişiye araçlar sunar, gerektiğinde aynalar ve sürecine yargılamadan 'şahit olur'. İmgelerin ve metaforların anlamları keşfedilirken sanatın ve yaratma sürecinin gücüne güvenilir. Psikanalitik Sanat Terapisinde ürün/eser bilinçaltının sembolik temsili olarak görülür ve analist tarafından zaten daha önce tanımlanmış görüşler ile yorumlanır, yaratma süreci ikincil olarak kalır. Projektif testler ile kişiye ağaç, yol, köprü gibi imgeler çizdirerek paternler, şekiller, renkler, özellikler ile ilgili yorumlar yapılır. DST ise merkezinde yaratıcı süreci ve sanat yapma eylemini barındırır. Bir bakıma sanatın gücü iyileşme sürecine alan hazırlar. Farkındalık, yaratıcılık, paylaşım ile bir öz keşifi amaçlayan hümanistik akımlar, sanatı/ürünü tedavi sürecinde tanı koyma, analiz etme aracı olarak kullanan medikal ve psikanalitik akımlardan bu şekilde ayrılır. Terapide Yaratıcı Sürecin Önemi DST'nde oyun ve imgeler aracılığı ile, danışanın kendi hayatına, problemlerine başka bir gözle bakması amaç edilir. Seanslarda yaratıcı sürecin kendisinin şifa verici gücü deneyimlenirken, sürecin estetik analizi yapılır ve gündelik hayatla ilişkisi anlamlandırılır. Terapistin amacı kişiyi kendi ihtiyacına göre bir yaratıcı sürece yönlendirmek ve kendini ifade etmesi için araçlar sunarak, alan tutarak (holding the space) kişinin sürecine şahit olmaktır (witnessing). Şahit olmak yargılamadan gözlemlemeyi gerektirir. Kişiden bir sanat eseri, bir baş yapıt meydana getirmesi beklenmez. Danışanın sanatçı olması veya herhangi bir sanat dalında yeteneğinin olması koşulu yoktur. Ortaya çıkan ürün ile ilgili estetik kaygıdan, güzel, çirkin, doğru, yanlış gibi yargılardan uzak durulur. Bazen ilgi çekici ürünler ortaya çıksa da işin 'sanat' ve 'zanaat' kısmını işin ehlilerine bırakmak gerekir (Natalie Rogers). Terapide ortaya çıkan ürünler 40 Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği 'düşük beceri, yüksek duyarlılık’ (low skill, çözümün, kaynağın kişinin high sensitivity) olarak anlatılır (Paolo J.Knill, olduğuna inanılır. Terapistin 1995). Kişi Sanat Terapisinde sanat ve seanstaki yaratıcılığı kendini ve duygularını serbest etmesi gerekir. Bir yandan çerçeve içinde bırakma, dışavurma, ifade etme aracı olarak nerede olduklarının farkında olarak, tabii kullanır. benliğini yitirmeden, DST’de amaç teknikte deneyimiyle, kendi içinde danışanın danışanla hareket danışanın deneyimiyle mükemmelleşmek değil, yaratıcı süreç ile özdeşleşebilmesi, kendini aynalayabilmesi gerekir (Levine, ders notları, ifade etmek, kişisel bir şifa empati kurabilmesi ve 2008). DST'de terapist ve danışan seansı yolculuğuna çıkmaktır. birlikte şekillendirir. Terapist her ne kadar yapıya ve bütüne hakimse de seans sırasında ne olacağı hem danışan hem terapist için Terapist Danışan İlişkisi sürprizdir. Kişiler genelde sorunlarına çözüm bulma becerisini yitirdikleri zaman psikoterapiye Güvenli başlamak ihtiyaç güvenini kazanmak seansta risk alabilmenin duydukları değişimi yapmak için yaratıcı önemli şartlarından biridir. Güven yaratmanın kapasitelerini kaybetmişlerdir. Kişi hayatında bazı koşulları empati kurmak, dönem dönem veya kronik olarak bireysel ve yapmak sosyal kısıtlamalar yaşayabilir ve hayatını sıralanabilir. DST kaynak ve çözüm odaklı bir şekillendirme Carl modeldir. Güven yaratıldıktan sonra, terapist Rogers'ın öncülüğünü yaptığı kişi odaklı oyun veya yaratıcı süreçte danışanın önüne terapinin temelinde herkesin doğasında kendi bazı engeller ve limitler koyabilir. Danışanın potansiyeline ulaşma kapasitesi olduğu inancı kendi kaynaklarını kullanarak bu engeller ile vardır (Nathalie Rogers, 1993). Terapistin yaratıcı bir şekilde başa çıkması beklenir. görevi danışanın kendi özünü keşfetmesine, Oyun ve yaratıcı süreç ile terapist danışana kendi doğrusunu ve yaratıcı potansiyelini kendi bulmasına aracı olmaktır. kaynakları tanımlamasına ve gündelik hayatta isterler. Hayatlarında yetisini kaybedebilir. bir ve ortam yaratmak, danışana kaynaklarını danışanın aynalama inanmak fark olarak etmesine, bu nasıl kullanacağına yönelik yollar kurmasına İntermodel Sanat Terapisinde danışan kendi yardımcı olur. Danışan bu süreçte kendi hayatının ve problemlerinin uzmanı (expert) kaynak ve çözüm yollarını keşfetmeye başlar. olarak görülür, yolculuğunda terapist eşlik eder ise danışana (companion). Danışanın sorunlarının üstesinden gelmesi için 41 Estetik mesafe (aesthetic distance) yaratım yolu ile kişinin problem, çatışma ve engellerinden uzaklaşmasına aracı olur. Başka Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği ortamda, çözüm odaklı ve derinlemesine çalışan bir oyunun/sanatın yarattığı estetik mesafe yoluyla tekniktir. Bireysel seanslarda etkili olduğu gibi engeller ile başa çıkarken kendi kaynaklarını grup çalışmalarında da çok etkili bir şekilde keşfetmeyi öğrenir ve/veya hatırlar. Bu keşif kullanılabilir. Katılımcıların herhangi bir sanat ve anlayış kişiye günlük hayatındaki engeller deneyimi olmasını gerektirmez. Birçok ülkede ile özel kliniklerde olduğu kadar hastanelerde, bir deyişle, başa kişi güvenli çıkarken bir yaratıcı çözümler hapishanelerde, kişisel gelişim bulabileceğine dair umut ve inanç vermesinin okullarda, yanında kişiye hayatında kendini tekrarlayan merkezlerinde bir çok yaştan insan ve gruptan temalar hakkında farkındalık ve artık hizmet kişiler ile yaygın olarak kullanılmakta olup, etmeyen Türkiye de yeni tanınmaya başlanmıştır. kalıpları nasıl değiştirebileceği yönünde ipuçları verir. Bireysel ve grup terapilerinin yanında sosyal değişim projelerinde de kullanılmaktadır. Not: Türkçede çok yeni bir akım olduğu için akademik dünyadaki jargonu yeni oluşmakta ve gelişmektedir. Bazı kavramlar İngilizcede de sonradan oluşmuş olup, Türkçede karşılıkları Sanat Terapistlerinin ekip çalışması ile karşılığını bulacaktır. Dışavurumcu Sanat Terapisi, İfadesel Sanat Terapisi ve Yaratıcı Sanat Terapisi olarak da kullanılmakta olup, Sonuç Dışavurumcu Sanat Terapisi, kişinin psikolojik sorunları ile başa çıkmasına yardım eden, özünü, kim olduğunu anlamasına destek olan İntermodel Dışavurumcu Sanat Terapisinden, Sanatlar Arası Dışavurumcu Terapi olarak da bahsetmek mümkündür. Kaynaklar Knill, P., Levine, E., Levine, S., Principles and Practice of Expressive Arts Therapy: Toward a Therapeutic Aesthetics, bir kişisel gelişim metodu ve psikoterapi Jessica Kingsley Publishers, 2005. tekniğidir. Hayattan keyif almamız, bütünlüğe Knill, P.J., Barba, H.N. and Fuchs, M. N. (1995) Minstrels of ulaşmamız için bazen bilmediğimiz, karanlık Soul: Intermodal Expressive Arts Therapy. Toronto, Ontario, tarafımızla yüzleşmemiz gerekir. Bunun için de rahatsızlıklarımızı sadece semptomları yok eden, yüzeysel bir şekilde değil de, kökenine inerek çözmemiz daha sağlıklı olacaktır. DST birçok farklı popülasyon ile kullanılabilen, 42 Canada: Palmerston Press Rogers, Natalie: The Creative Connection: Expressive Arts as Healing, Science & Behavior books, 1993. Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği *Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Üyesi ezgiicö[email protected] Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği(ÇARE-DER) Ahmet Vefik Paşa Caddesi Şair Mehmet Emin Sokak Gülçin Apartmanı No:5 D.1 (Ilıcak Hotel Ara Sokağı) Fındıkzade - Fatih / İstanbul 212 585 62 47 - 529 06 77 212 586 76 79 www.careder.org www.ailerehber.org [email protected] 43
Benzer belgeler
Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği ÇARE–DER YIL:2015
okuyacağını umduğumuz bu yeni sayı
vesilesiyle herkese mutlu yıllar dileğimizi
iletelim.
Önceki
Obsesif Kompulsif Bozukluk - İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
etme veya karşılaşma sonrasında oluşan