Haziran-2015 - Petinfo Dergi
Transkript
Haziran-2015 - Petinfo Dergi
PET SAĞLIĞI DERGİSİ HAZİRAN 2015 SAYI 76 Nestle ile onlara muhteşem bir dünya sunalım 22 Kedilerde iç parazit mücadelesini doğru mu yapıyoruz? 28 Pankreası tüm ayrıntılarıyla anlamak 42 Oyun zamanı İÇİNDEKİLER 8 > Dünyadan ve türkiye’den son haberler Veteriner hekimlik mesleğinin ve pet dünyasının tüm güncel haberlerinin en doğru adersi olan Petinfo Dergi’de bu ay da ilgi çekici bilgiler paylaşıyoruz. 18 > Sizin yaşam tarzınız nedir? Sahiplerin-ve bununla beraber petlerinin- yaşam tarzı hayvanları bekleyen tehlikelerin göstergesidir. Bu da hayvanların parazitlere karşı profilaksisini sağlamak için bize yardımcı olabilir. 22 > Haydi onlara muhteşem bir dünya sunalım Türkiye’de 10 yılı aşkın süredir kedi ve köpek beslenmesinde kalite ve güvenin markası olan Nestlé Purina PetCare, Antalya’da düzenlediği lansman toplantısı ile muhteşem dünyanın kapılarını araladı. 28 > Kedilerde iç parazit mücadelesini doğru mu yapıyoruz? Parazitler kediler için her zaman tehlike ve önem arz eder. Kedilerde bulunan helmint parazitlerin yaklaşık %80’i sindirim sisteminde ve bunların da çoğunluğu ince bağırsaklarda yaşar. 34 > Köpek tiroid hastalıkları ile ilgili her klinisyenin bilmesi gereken noktalar Düzensiz hormon seviyeleri hayvanların yaşamını bir çok anlamda etkileyeceğinden; erken dönemde test yaparak ve düzenli hormon kontrolleri sağlayarak hayvanın yaşamının iyi bir şekilde sürdürmesi sağlanabilir. Idexx Laboratuvarları’nın geniş test portföyü sayesinde hızlıca güvenilir sonuçlar elde edilebilir. 64 > Avrupa Veteriner Fakültelerinin Geleceği İstanbul’da değerlendirildi EAEVE GA 21-22 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Organizasyonda yer alan uluslararası katılımcıların, Türkiye hakkındaki fikirleri toplantı ve geziler sonunda çok değişti. 42 > Pankreasın tüm ayrıntıları Prof. Dr. Nilufer Aytug ve Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Cihan, pankreasın akut ve kronik inflamasyonları, teşhis yöntemleri ve tedavide izlenecek güncel yaklaşımları hakkında bilmemiz gerekenleri anlattı. 66 > Klinik elektrokardiyografi temellerini anlamak Çizgiler ne anlama geliyor? Dergimizin bu sayısında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Elemanı Dr. Çağatay Çolakoğlu klinik elektrokardiyografi (EKG) temelleri ve okunması ile ilgili bir kinisyen veteriner hekimin bilmesi gerekenleri paylaşıyor. 50 > Oyun zamanı Ülkemizdeki pet veteriner kliniklerin rolü bazen tartışma konusu olabilir. Veteriner hekimler için bir hayvanın sağlığı ön plana getirilmeli. Öyleyse kliniğimizde çeşitli mamaların, aksesuarların hele de oyuncakların ne işi var diye soran çok sayıda meslektaşımız mevcuttur. 76 > Gebelik yaşı ve doğum zamanının belirlenmesi Köpeklerde gebelik yaşı ve doğum zamanının belirlenmesinde kullanılan yeni metotlarla, gebelik süreci, çiftleşme zamanı; çeşitli dönemlerde gebelik tanısı ve gebelik yaşı çalışmaları incelenmiştir. 60 > Omega 3 - Omega 6 yağ asitleri ve Spirulina türü yosunların kedi ve köpek beslenmesindeki faydaları Tüm hayvanlar ve insanlar gibi kedi ve köpekler de Omega 1’in metil grubu ile Omega 7 karbon atomu arasına çift bağ oluşturamadıklarından, Omega-3 ve Omega-6 grubu içeren doymamış yağ asitlerini sentezleyemezler. PETİNFO 2015/05 04-05 EDİTÖR Doğa ve insan bir bütündür. Dünya Çevre Gününüz kutlu olsun. Bir veteriner hekim, bazen her ilaçtan daha büyük şifa sağlayabilir Tatil havası yaklaşınca veteriner hekimler de tam hızla çalışmaya devam ediyor. KHVHD tarafından gerçekleştirilen seminer, Nestle Purina Petcare’in Antalya’da yaptığı lansman toplantısı, Bayer Türk Hayvan Sağlığı katkılarıyla düzenlenen bilgi şöleni ve 28. EAEVE GA gibi yakın zamanda yüzlerce meslektaşımızın katılımı ile gerçekleşmiş organizasyonlar bu yoğun çalışmaların en güzel örnekleridir. Mesleğimizde ilerlemek isteyen meslektaşlarımızı sadece bu hareketli günlerle sınırlı bırakmayan Dr.Bayer, bu mevsimlerde önemi fazlasıyla artan ektoparazitler hakkında bilgi dolu yazısını paylaştı. MVM Medikal’ın Teknolojisi Köşesinde tiroit hastalığı hakkında her klinisyenin bilmesi gereken noktaları vurguladı, petinfo Haziran / Sayı: 76 Pet Sağlığı Dergisi Ayda bir yayımlanır. YAYIN TÜRÜ SÜRELİ YEREL SAHİBİ Mat Medya Tanıtım Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. MEHMET AKTOP GENEL KOORDİNATÖR BARIŞ KOLGU [email protected] Tropikal Pet ise Spirulina türü yosunların faydası hakkında bilmediklerimizin ayrıntılarını paylaştı. Ayrıca değerli hocalarımızdan Araş. Gör. Ekrem Çağatay Çolakoğlu ve Yrd. Doç. Dr. Hande Gürler’e de sayımıza verdikleri katkılarından dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz. Her zaman hayvanların sağlığını düşünen hekimlere de “Oyun Zamanı” yazımızı okumalarını tavsiye ediyoruz. Rahat uygulayabileceğiniz bu basit tedavi yöntemi ile hastalarınızı da kesinlikle çok sevindireceksiniz. Bu güzel havada kendinize de vakit ayırıp sağlıklı ve mutlu yaz geçirmenizi diliyorum. Veteriner Hekim YAĞMUR AĞCAOĞLU Geleceğimiz emin ellerde! İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi ev sahipliğinde EAEVE (European Association of Establishments for Veterinary Education) 28. Genel Kurulu gerçekleştirildi. > syf 64 Bilimin ışığında kalmanız dileğiyle Saygılarımla Veteriner Hekim Gizem Kutun GENEL YAYIN YÖNETMENİ VE YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Vet. Hekim YAĞMUR AĞCAOĞLU [email protected] YAZI İŞLERİ SORUMLUSU VET. HEKİM GİZEM KUTUN [email protected] KATKIDA BULUNANLAR Prof. Dr. Murat şaroğlu Dr. Gürbüz Ertürk ENİKÖ KIRALY ART DİREKTÖR EBRU DERELİ [email protected] GRAFİK TASARIM EMEL VURAL [email protected] DANIŞMA KURULU PROF. DR. AHMET ERGÜN PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ PROF. DR. TAMER DODURKA Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin Dr. Banu Dokuzeylül VET. HEKİM RAHŞAN EROL BASKI Gezegen Basım San. Ve Tic. Ltd. Şti. 100 YIL MAHallesi MASSİT MATBAACILAR SİTESİ 2. CADDE GEZEGEN BİNASI NO: 202/A BAĞCILAR/İST Sertifika No: 12002 ADRES YAYINCILAR SK. 10/4 34414 SEYRANTEPE - İSTANBUL TEL: 0212 324 50 56 - 324 50 59 www.matmedya.com ABONE BANU SAYINÇ [email protected] Dergimizde yayınlanan röportaj ve ilanların sorumluluğu sahiplerine aittir. Fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. Petinfo Dergisi veteriner hekimlere ve ecza depolarına yönelik bilimsel içerikli, mesleki, ücretsiz, sektörel bir yayındır. PETİNFO 2015/05 06-07 Yeni üniversitemiz hayırlı olsun? KKTC ve Kırgızistan dahil, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait üniversitelerde mevcut olan 28 adet veteriner fakültesine yeni bir tane daha eklendi. “25/5/2015 tarihli ve 2015/7723 sayılı kararnamenin eki”’nde belirtilen fakültenin listesinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Veteriner Fakültesi de yer almaktadır. Yeni üniversitelerin açılması hakkında Kalkınma Bakanı’nın açıklaması şu şekildedir “Üniversitelerin farklı bir misyonu da var, o da ülkemizin ve içinde bulunulan yörenin kalkınmasına, gelişmesine, refah düzeyinin artmasına, yaşam standartlarının yükselmesine katkıda bulunmak.” Aynı anda hayvan sahiplerinin ve hayvan sever dernekler tarafından internette açılan bir kampanyada Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde veteriner fakültesinin açılması talep edilmiş. Destekçilerin sayısı 500’e ulaşmış. NOTLAR Reçete kullanımı İzmir Veteriner Hekimleri Odası’nın gündeme getirdiği ve Merkez Konseyinin Bakanlığa ilettiği, reçete kullanımındaki sıkıntıları içeren yazıya Bakanlık görüş yazısı ile cevap verdi. Muayenehane sahibi veteriner hekimlerin bu görüşler doğrultusunda reçete düzenlemeleri, ileride karşılaşabilecekleri cezai sorumluluklar açısından önemlidir. İzmir VHO 2014/03 numaralı Veteriner Hekim Reçete Talimatı doğrultusunda gerçekleştirilmekte olan uygulamalar ile ilgili kararlar konusunda değerlendirme yazısı için TVHB sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Guinness World rekor sahibi vefat etti Tiffany Two, Guinness World Rekor kitabına kayıtlı olan en yaşlı kedi 22 Mayıs’ta hayatını kaybetti. Tiffanny, 13 Mart 1988 tarihinde doğup 27 yıl, 2 ay ve 20 gün yaşadı. Dünyanın en uzun yaşayan kedisi Cream Puff, 3 Ağustos 1967 tarihinde doğdu ve 38 yıl 3 gün yaşadı. Yerinin doldurulması için yeni adayların başvurması bekleniyor. PETİNFO 2015/06 10-11 Özel konuklar katılımcılara eğlenceli bir gösteri sundular. F armina Pet Foods’un geleneksel olarak her yıl düzenlediği “N&D Cavalier Festivali” bu yıl artan yoğun ilgi ile yapıldı. Köpek ırkları içinde en sevimli, bulunduğu ortama çok çabuk uyum sağlayan, ev ortamında rahatlıkla bakılabilen Cavalier cinsi köpeklerin sahipleri Ataşehir belediyesi ve N&D‘nin bu yıl 3. sünün düzenlendiği festival ile 31 Mayıs Pazar günü Ataşehir 9. Park’ta buluştu. 149 Cavalier ve 395 üzeri katılımcı ile festivalde birçok etkinlik ve yarışma yapıldı. Bu yarışmaların jürileri ise saymakla bitmiyor. Cavalier ırkı üzerine uzmanlaşmış Veteriner Hekim Ateş Barut, Cavalier sahipleri ile karşılıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Yetenek Sizsiniz şampiyonu ve Sinema oyuncusu Max ve ünlü eğitimci Ali Yeşilırmak, CNN Türk Tv’de Can Dostu program sunucu eğitmen Gamze Aral ile dostu Felix, Dilek Uzunyoloğlu ve Meşhur Köpeği Adya festival boyunca katılımcılarla beraber oldular. Düzenlenecek defile yarışmasında ise Sahipsiz hayvanların Ataşehir’de unutulmaz bir şölen yaşandı Ataşehir Belediyesi ve N&D mamalarının birlikte gerçekleştirdiği en büyük Cavalier Festivali 31 Mayıs Pazar günü Ataşehir ‘de gerçekleşti. kanatsız meleği Gonca Kaya, Cavalier Türkiye’nin kurucusu Elvan Şahin ile Yorkshire Türkiye’nin kurucusu Şelmin Akdağ jüri olarak katıldılar. Festivalde katılımcılara Adya, Max ve Felix izleyicilere çok özel bir gösteri sundular. N&D Evcil Hayvan Ürünleri distribütörü Farmina Türkiye’nin yetkilisi Sami Arkohen festivalle ilgili olarak “Ülkemizde gelişen hayvan sevgisinin hangi boyutlara ulaştığını PETİNFO 2015/06 12-13 göstermek adına çok güzel bir festival oldu” dedi. Cavalier sahiplerinin hoşça vakit geçireceği, dostları ile birlikte eğlenebileceği bir gün olduğunu ve katılımın tahminin üzerinde rakamlara ulaşmasının çok sevindirici olduğunu ifade etti. Bu vesile ile organizasyonumuza ev sahipliği yapan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi desteği olan herkese teşekkürlerini sundu. NOTLAR Kärcher dünyayı temizliyor Yaklaşık 3 bin köpek ve 200 kedinin yanı sıra birçok hayvanın sevgi ve şefkatle bakımının yapıldığı Yedikule Hayvan Barınağı, Kärcher Türkiye’nin profesyonel ekibi ve Kärcher ekipmanları ile derinlemesine temizlendi. A lfred Kärcher 1935 yılında tarafından Almanya’da kurulan temizlik devi Kärcher, 190’ı aşkın ülkede 40.000 satış noktası, 50.000 servis noktası ile tüm dünyada lider konumunda bulunuyor. Profesyonel ürünleri ile AVM’ler, hastaneler, iş merkezleri, oteller, turistik tesisler ve benzeri büyük ve geniş mekânların temizliğinde en çok tercih edilen marka konumunda. Temizlik ve hijyen konusunda sürekli olarak yenilenen teknolojisi ile gerçek bir çevre dostu. Firma aynı zamanda dünyanın önde gelen off-road yarışlarından biri olan Dakar Rallisi’ne de temizlik sponsoru olarak destek veriyor. Kärcher, Türkiye’nin en büyük hayvan barınağı olan Yedikule Hayvan Barınağı’na destek oldu Yüksek basınçlı yıkama makineleri ve sert zemin temizleme makineleriyle zor kirlerden arındı, buharlı temizlik makinesi ile de dezenfekte edildi. Böylece, ağırlıklı olarak kedi ve köpeklerden oluşan barınak sakinleri artık daha hijyenik ve korunaklı bir ortama kavuştular. Yedikule Hayvan Barınağı’ nın kurucusu ve hayvanlara olan sevgisi ve fedakârlığıyla tanınan Gönüllü Barınak Yöneticisi Meral Olcay “Barınakta her yaş ve cinsten kedi ve köpeğe bakıyoruz. Aralarında hasta ve sakat olanlar, işkenceye maruz kalmış, doğar doğmaz buraya terkedilmiş bebekler var. Hepsi ayrı bir ilgi ve bakım gerektiriyor. Belediyeden ve gönüllülerden destek alıyoruz. Burası gördüğünüz gibi çok büyük bir alan. Kärcher ’in barınağımıza sağladığı bu derinlemesine profesyonel temizlik katkısı, özellikle de en çok ihtiyacımız olduğu dönemlerden birinde bunu PETİNFO 2015/06 14-15 gerçekleştirmesi çok mutlu etti bizi” diyerek duygularını dile getirdi. Kärcher Türkiye Genel Müdürü Gökhan Gökmen de barınağı ziyaret ederek, çalışmaları izledi. Kendisi de bir hayvan dostu olan Gökmen, duygularını “Kärcher olarak sosyal sorumluluk misyonumuz gereği, ihtiyaç duyulan alanlara temiz bir katkı sunmayı sürdürüyoruz. Bu defa herhangi bir sebeple buraya terkedilen binlerce hayvan için buradayız. Zaten son derece başarılı bir şekilde faaliyet gösteren Yedikule Hayvan Barınağı’na bir fayda sağladığımız için çok mutluyuz” diyerek ifade etti. Kärcher bundan sonraki süreçte de barınağa destek olacağını iletti. Ayrıca barınağa hediye edilen Karcher Basınçlı Yıkama Makinesi sayesinde barınak görevlilerinin rutin temizlik faaliyetleri de daha kolay ve hijyenik hale gelecek. Herkesin yaşam tarzı farklı, ama tasması aynı Hayvanlar ve sahipleri birbirlerine benzer. Herkes tarafından bilinen bu ‘temel felsefenin’ veteriner hekimler için de mükemmel bir anamnez sağlayabileceğini unutmamalıyız. Sahiplerin-ve bununla beraber petlerinin- yaşam tarzı hayvanları bekleyen tehlikelerin göstergesidir. Bu da hayvanların parazitlere karşı profilaksisini sağlamak için bize yardımcı olabilir. ŞEHRİN ASİ ÇOCUKLARI Adrenalin seviyeleri akşam herkes eve dönünce tavan yapar. Yorgun bir günden sonra sahipleriyle birlikte televizyon izlemeye bayılırlar ama imkanları olursa hemen sokağın başındaki parka koşarlar. Burada tabi diğer petlerle ve sokakta yaşayan hayvanlarla da tanışırlar. Belki birkaç sincap da çıkabilir. Yüksek risk: pireler, sivrisinekler Normal risk: akarlar, keneler PETİNFO 2015/06 18-19 H avalar ısınınca herkes dışarı çıkıp gezmeye başladı. Herkes derken hem insanlar, hem hayvanlar hem de ektoparazitler. Keneler ve pireler söz konusu olunca veteriner hekimlerin dikkat etmesi gereken çok şey vardır. Yaz tatilinin keyfini hayvanların da çıkartabilmesi için ektoparazitlerin profilaksisi zamanında yapılmalı ve önlemenin önemi hakkında hayvan sahipleri de bilgilendirilmeli. Profilaksinin en etkin yöntemi olan ilaçlı tasmalar ve spot-on damlalar her hayvan için uzun etkili koruma sağlar. İlaçlı tasmalar özellikle pire ve kenelere karşı kullanışlıdır. Özellikle 7 ay boyunca etkisini gösterebilen KİLTİX tasması nimf, larva ve yetişkin kenelerin en aktif döneminde hayvanlara koruma sağlar. Özel ve uzun etki sağlayan iki bileşeni olan flumetrin ve propoxur etkilerini ilk 24 saat içinde göstermektedir. Hayvanların sineklere, pirelere ve kenelere karşı en etkin korunma şekli ise spot-on damlalardır. Ense bölgesine damlatılan ADVANTİX ektoparaziter mücadeleye karşı kullanılan topikal damlatma çözeltisi insektisit, akarisit ve repellent (kovucu) olarak etki eder. İlaç deriden emilip epitel yağ dokusunda birikir ve ter ile atılarak etkisini gösteren ilaç ise 4 hafta boyunca aktif koruma sağlar. Bu ürünlerin kullanılması neden önemlidir? KENELER HER YERDE TÜBİTAK destekli bir araştırma çalışmasında, Türkiye’de yaşayan 46 kene türünün yaşadığı belirlendi. 46 kene türünden 38’inin sert (Ixoodid), 8’inin yumuşak (Argasid) guruptan olduğu biliniyor. Sert kene türlerinin bir çoğu KKKA hastalığını bulaştırabilecek türlerdir. KKKA hastalığı dahil, keneler yaklaşık iki yüz çeşit mikroorganizmanın konakçısıdır. Bu mikroorganizmaların bazıları hem hayvanlar hem de insanlar için büyük tehlike oluşturuyor. Bunlardan örnek olarak Babesiosis, köpeklerin alyuvarlarına yerleşip anemi, ikterus ve ateş gibi klinik belirtilere sebep olabilir. Babesiosisin 3 klinik formu mevcuttur; Akut babesiosiste aniden gelişen ateş, halsizlik bazen de hematüri belirtileri mevcuttur. Klasik babesiosiste 2-3 gün süren ateşten sonra semptom olarak anemi, ikterus, dalak büyümesi ve böbrek yetmezliği meydana gelir. Kronik babesiosiste ise hematüri hariç bütün semptomlar aylar boyunca devam etmektedir. Lyme hastalığı ya da Borelliosis tüm vücudu etkilemektedir. Klinik belirtileri değişik şekillerde oluşan kızarıklık (eritem tablosu) ve eklem ateşi, ateşli bölgede ise ağrı, hassasiyet ve şişkinlikle karakterizedir. Daha ağır vakalarda ise sinirsel semptomlar ve felçler meydana gelebilir. Ehrlichiosis hastalığınin ana klinik belirtileri ise ateş, kusma, abdominal ağrıdır. DÜNYA GEZGİNİ Etkenin damarlara zarar vermesinden dolayı ciltte ve mukozalarda kanama odakları görülür. Buna diş eti ve burun kanamaları da eşlik edebilir. Q ateşi etkeni olan Coxiella Burnetti akciğere, karaciğere ve genital organlara yerleşebilir ve klinik semptomları da buna göre meydana gelir. Tularemi, tavşanlardan insanlara geçer. Türkiye’de en sık kontaminasyon suyla olduğundan, orofaringeal tularemi ve buna bağlı olarak boğaz ağrısı, ateş, yutkunma zorluğu ve sonrasında hassas servikal lenfadenopati gözlenir. Kenelerle bulaşan etkenlerin hayvanlara geçmesi en sık olarak kene sokması (salya) ile meydana gelir, ama kenenin dışkısında da etkenler olabilir. Dışkı yaralardan geçebilir ya da kuruduktan sonra toz haline gelir ve solunum yolları ile alınabilir. Ayrıca etken ölüp kurumuş kenelerin vücudunda da uzun süre yaşayabilir. Hayvanlar ve çocuklar için özellikle eski binalar ve nadir temizlenen yazlıklar bu yönden tehlike taşır. İnsanların ve hayvanların sağlığı için Sahipleriyle beraber dolaşmadığı ülke kalmadı. Doğu ve Orta Avrupa’da gezdiği zaman sivrisineklerin vektörlük yaptığı kalp kurdu ve Phlebotomus tarafından taşınan Leishmania’ya karşı özellikle korunmalı. İlaçlı tasma şart. Yüksek risk taşıyan sinekler ve sivrisineklere karşı her ay tekrarlanan spot-on uygulaması unutmamalı. Yüksek risk: sivrisinekler, kum sinekleri, keneler Normal risk: pireler ÖZGÜR AVCI Genç ve enerjiyle dolu. Yoluna düşen her fareyle, böcekle kovalamaca oynar ve bazen onları yakalayıp yer. Bulaşmadığı kavga yoktur. Belki müstakil evde yaşayıp evini tavuklarla, köpeklerle ve çeşitli hayvanlarla paylaşabilir. Yüksek risk: keneler, pireler, sivrisinekler, sinekler kliniğe gelen her pete, etkisi 7 ay boyunca süren KİLTİX ilaçlı tasma ve Advantix spot-on kullanımını ihmal etmemeli. Bu ürünler hem mevcut olan keneler için etkilidir hem de repellent etkisine sahiptir. etkili mücadele yöntemi olarak Advantix gibi etkili ve hızlı spot-on’lar kullanmalıyız. Advantix hayvanın üzerinde bulunan pireleri 5 dakika içinde paraliz eder ve ısırmalarına engel olur. Uzun vadeli profilaksi için ise KİLTİX ilaçlı tasma önerilir. BİR TANE PİRE BİLE FAZLA Pire enfestasyonunun en çok görülen klinik semptomu, aniden meydana gelen şiddetli kaşınmadır. Bu hem kediler hem de köpekler tarafından rahatsız edicidir ve daha ciddi semptom olan tüy dökülmesi, anemi, alerji ve bakteriyel dermatite sebep olabilir. Epidemiyolojik açıdan ise pireler, tenyaların ve kedi tırmığı hastalığın etkeni olan Bartonella henselae adlı bakteriyel enfeksiyöz etkenin de vektörü olabilirler. Hem hayvanlara hem de insanlara tehlikeli olan türler; Pulex irritans, Archaeopsylla erinacei, Ctenocephalides canis, Ctenocephalides felis felistir. Ayrıca doğada dolaşan hayvanlara vahşi hayvanların pireleri de geçebilir. Köperklerde pirelere karşı en Neden Kiltix? Kiltix ilaçlı tasma, nimf, larva ve yetişkin kene formları ile pirelere karşı 6-7 ay boyunca etkili bir koruma sağlar. Kiltix tasmasının özel ve uzun etkisini veren iki bileşenin kombinasyonu bulunmaktadır. Bunlar; sentetik piretroit olan flumetrin (%2,25) ve carbamat gurubundaki propoxur (%10)’dur. Flumetrin pire ve kenelere karşı kullanılabilecek etkili bir ilaç olarak bilinmektedir. KİLTİX, hem veteriner hekim hem de hasta sahipleri tarafından kolayca takılabilir, köpeğin boyutuna göre ayarlanabilir ve hayvanları hiç rahatsız etmeyen özel tasarıma sahiptir. KİLTİX, Bayer garantisiyle her veteriner hekimin güvenle tavsiye edebileceği bir markadır. PETİNFO 2015/06 20-21 ORMANLARIN KRALI Sahipleriyle beraber sürekli doğa yürüyüşlerine çıkar. Her otun, ağacın kokusunu biliyor fakat avlanmaz ve hiç bir zaman çiğ et yemez. Ormandaki kenelere karşı ilaçlı tasma gibi güçlü bir koruyucuya ihtiyacı vardır. Kene riski yüksek olan bölgelerde yürüyüş yapan köpekler için spot-on damla kullanmasında fayda var. Yüksek risk: keneler Normal risk: pire, sinekler, sivrisinekler, akarlar KEDİ&KÖPEK PETİNFO 2015/00 00-00 Nestlé Purina PetCare Ülke Müdürü Nabil Abi Aad T Onlara muhteşem bir dünya sunalım Türkiye’de 10 yılı aşkın süredir kedi ve köpek beslenmesinde kalite ve güvenin markası olan Nestlé Purina PetCare, Antalya’da düzenlediği lansman toplantısı ile muhteşem dünyanın kapılarını araladı. ürkiye’nin dört bir yanından gelen yaklaşık 400 veteriner hekimin katıldığı muhteşem lansman toplantısı, Antalya Ela Quality Resort Hotel’de 15-17 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi. 15 Mayıs Cuma günü otele giriş yapan veteriner hekimler, deniz, havuz ve güneşin keyfini çıkarma şansı buldular. 16 Mayıs Cumartesi günü ise hayranlık uyandıran, muhteşem bir dans gösterisi ile üstün ürün performansına sahip PRO PLAN köpek mamalarının OptiNutrition lansman toplantısına start verildi. PRO PLAN köpek skalasına yeni bir soluk getirecek olan OptiNutrition konsepti, adından da anlaşılacağı gibi, köpeklerin tüm gereksinimlerini karşılamak amacıyla, son teknolojik gelişmeleri bilimin ışığında kullanarak besin değerlerini en optimum düzeyde sağlamak üzere formüle edildi. İlk olarak sahneye Nestlé Purina PetCare Türkiye Ülke Müdürü Nabil Abi Aad çıktı, samimi kişiliği ile kendinden ve Purina’nın KEDİ&KÖPEK Üstten alta; Kıdemli Marka Müdürü Banu Aytekin Erol Özel Kanal Satış Müdürü Ufuk Duman Tedarik Zinciri Planlama Uzmanı Öznur Şahin PETİNFO 2015/00 00-00 Türkiye’de son 10 yılda katetmiş olduğu başarılı süreçten bahsetti. Geçtiğimiz senelerde 10 kat büyüme sergileyerek pazar lideri konumuna oturan Nestlé Purina’nın veteriner hekimler ile kurduğu güven odaklı işbirliği ile, daha fazla büyüme fırsatlarını birlikte yakalamanın sözünü verdi. Ardından sözü alan Kıdemli Marka Müdürü Banu Aytekin Erol, birbirinden eğlenceli skeç gösterileri sayesinde renklendirilmiş sunumu ile OptiNutrition konseptini ayrıntılı bir şekilde veteriner hekimler ile paylaştı. Lansman sürecini tamamlayan PRO PLAN köpek mamalarının yeni ambalajları ile sade ve kolay anlaşılır bir iletişim sunuşunun, tüketiciler ile arasında duygusal bir bağ kuracağının ve aynı zamanda %80 oranında artan lezzetinin de müjdesini verdi. Tüm Pro Plan ürünlerinin mükemmel performans sunduğu, bilimsel yayınlar eşliğinde etkinliklerinin ispatlandığı ve önde gelen veteriner hekimler ve yetiştiriciler tarafından onaylandığı da bir kez daha vurgulanmış oldu. Önemli başka bir nokta olarak da Yeni Purina PRO PLAN OptiNutrition konseptinin duygusal anlamda da köpek sahipleri ile güçlü bir iletişim kurduğu belirtildi. Her biri özel OptiNutritional yarar sağlayan tüm yeni PRO PLAN ürünleri kolay anlaşılır içeriğiyle uygun beslenme seçimi ve anlaşılması kolay bir fayda sunuyor. Tüketici dostu iletişime örnek olarak yavru köpekler için hayatlarına en doğru başlangıç adından da anlaşılabileceği üzere PRO PLAN OptiStart ile sağlanabilecektir. Bu doğrultuda evcil hayvan sahipleri köpeklerinin ihtiyacına yönelik en uygun ürünü, geniş PRO PLAN skalası içerisinde rahatlıkla bulabilecek. Fazla kilolu ve kilo almaya meyilli köpekler için OptiWeight, hassas deri ve tüy yapısına sahip köpekler için OptiDerma, ileri yaştaki köpekler için OptiAge ve hassas sindirime sahip köpekler için OptiDigest gibi. Bu paylaşımın sonunda, otel girişinde teker teker fotoğrafları çekilen veteriner hekimler, kendi fotoğraflarının birleşerek Purina PRO PLAN logosuna dönüşmesini coşku ile izlerken, Nestlé Purina PetCare, veteriner hekim odaklı bir marka olduğunun bir kez daha altını çizmiş oldu. Bir PRO PLAN ürününün, hammaddesinin temininden, ülkemizdeki bir köpeğin afiyetle tükettiği öğünü olana dek geçirdiği yolculuktan bahseden Tedarik Zinciri Planlama Uzmanı Öznur Şahin, kalitenin Nestlé Purina PetCare için ne denli önemli olduğunu açıkladı. Son sözü alan Nestlé Purina PetCare Özel Kanal Satış Müdürü Ufuk Duman, veteriner hekimlerin yaptıkları işin en temelinde olduğunu üstüne basa basa vurguladı. Peşinden, sıra toplamda 60’ı aşkın kişilik bir saha ekibiyle Tüm Türkiye’ye ürün tedarik eden Nestlé Purina’nın kahramanlarını PETİNFO 2015/06 26-27 sahneye davet etmeye geldi. Distribütör genel müdürleri, Nestlé Purina Pazarlama, Satış, Tedarik, Finans ve Yasal İşler olmak üzere tüm ekibin en çok kullandığı cümleler ve kişisel özelliklerinin esprili bir dille aktarılması ile tüm ekip sahneye davet edildi. “Sıra ekibin en önemli üyesinde! Hazır mısınız?” diye soran Ufuk Duman’ın ekrana salondaki veteriner hekimlerin fotoğrafını yansıtması, salondan büyük alkış aldı. Sunum sonunda yapılan çekiliş ile 10 şanslı veteriner hekim, yeni OptiNutrition konseptli PRO PLAN köpek maması skalasından 2000 TL lik bedelsiz ürün kazanma şansına sahip oldu. Akşam düzenlenen keyifli gala partisinde ise Sibel Tüzün sahne aldı ve seslendirdiği birbirinden güzel parçalar ile tüm salonu coşturdu. Tüm kışın yorgunluğunu bu muhteşem lansman organizasyonunda geride bırakma fırsatı bulan katılımcılar, gecenin ilerleyen saatlerine kadar dans ederek eğlendi. Hareketin, heyecanın ve coşkunun bir an bile düşmediği bu muhteşem organizasyon sonrasında tüm hekimler Antalya’dan yüzlerinde kocaman bir gülümseme yaratan keyifli anılar ile ayrıldı. TOPLANTI PETİNFO 2015/00 00-00 Kedilerde iç parazit mücadelesini doğru mu yapıyoruz? 13 Mayıs tarihinde Bayer Hayvan Sağlığı tarafından gerçekleştirilen bilgi şöleninde Prof. Dr. DipEVPC Veli Yılgör Çırak kedilerde yaygın olan iç parazitler hakkında sunum yaptı. BAYER Kilit Müşteri Pazarlama Uzmanı Gülden Yılmaz sunumunda PROFENDER ile ilgili ayrıntılı detaylar verdi. K edilerde bulunan helmint parazitlerin yaklaşık %80’i sindirim sisteminde ve bunların da çoğunluğu ince bağırsaklarda yaşar. Helmint parazitlere bazı örnekler olarak Cestod’lar (Şeritler: Dipylidium caninum, Joyeuxiella pasqualei, Taenia taeniaformis, Mesocestoides spp., Echinococcus multilocularis, vd.), Nematod’lar (Askaritler: Toxocara cati, Toxascaris leonina; Kancalı kurtlar: Ancylostoma tubaeforme, Uncinaria stenocephala; Diğer nematodlar: Trichuris spp., Strongyloides stercoralis, vd.) ve Trematod’lar (Opistorchis spp., Metorchis spp., vd.) gösterilebilir. Bunların arasında D. caninum, E. multilocularis, T. cati, A. tubaeforme, U. stenocephala, S. stercoralis gibi olanlar zoonotik karakterdedir. Bu parazitlerin insana bulaşması genelde enfektif yumurtaların ağız yoluyla alınması veya larvaların deriden girmesi şeklinde olurken D. caninum’un insana bulaşması arakonak olan pire veya bitlerin yutulmasıyla olmaktadır. Kedilerde şerit enfeksiyonlarının tanısında dışkıda parazit halkalarının görülmesi, nematod enfeksiyonlarında ise mikroskobik yumurta bakısı önemli parametreler olarak görülse de maalesef her zaman işe yaramamaktadır. Zira bağırsakta erişkin şerit ve askarit bulunmasına rağmen, dışkılarında halka veya yumurta saptanamayan kedilerin oranı oldukça yüksek olabilmektedir. Bundan dolayı tanıda hassasiyeti daha yüksek teşhis metotları uygulanmalı, örneğin “natif muayene” gibi hassasiyeti oldukça düşük dışkı bakı yöntemleri, yanlış negatif sonuçlara neden olma riskinden dolayı, mümkün olduğu kadar tercih edilmemelidir. Türkiye’de sahipli kedilerde gastrointestinal helmintlerle ilgili yapılmış çok az sayıdaki çalışmada D. caninum ve T. cati’nin varlığı bildirilmiştir. Bu anlamda sahipli kedilerimizdeki helmint enfeksiyonları hakkında bilimsel değerlendirme ve yorumların yapılabileceği daha fazla bölgesel ve epidemiyolojik araştırmalara TOPLANTI Bayer Hayvan Sağlığı Türkiye Ülke Müdürü Dr. György Polgar ihtiyaç bulunmaktadır. Türkiye’de kedi endikasyonu bulunan ve özellikle gastrointestinal helmintlere karşı kullanılan tek, iki ve üç etken madde içeren antelmentik preparatları bulunmaktadır. Tekli preparatlar genellikle belirli bir grup helminte yönelik kullanılırken, ikili ve üçlü preparatlar hem şeritlere hem de nematodlara karşı etkilidirler. Örneğin sadece Praziquantel içeren preparatlar sadece şeritlere etkilidir. Yine sadece benzimidazol içeren preparatlar 3-5 gün arka arkaya kullanılması kaydıyla ağırlıklı olarak nematodlara etki gösterirler ancak şeritlere etkileri ise nispeten düşüktür. Dolayısıyla iç parazitlere karşı antelmentik uygulaması yapılırken bu ve benzeri DOĞRU İÇ PARAZİT MÜCADALESİ HER BİR HAYVANIN YAŞI, FİZYOLOJİK DURUMU, YAŞAM ŞEKLİ VE ORTAMI, BESLENME ŞEKLİ GİBİ ANA FAKTÖRLER DİKKATE ALINARAK VETERİNER HEKİM TARAFINDAN YAPILMALIDIR. Bayer Hayvan Sağlığı Türkiye Pazarlama ve Teknik Hizmetler Müdürü Cem Keskindil hususlar göz önünde bulundurulmalı, kullanılan preparatların içindeki etken maddelerin hangi parazit gruplarına etkili olduğu iyi bilinmelidir. Kedilere karşı yapılan iç parazit ilaçlamalarında dikkat edilmesi gereken bir diğer konu “ilaçlama aralığı”dır. Pratikte 2 ayda, 3 ayda veya 6 ayda bir gibi farklı ilaçlama aralıklarının uygulandığını görmekteyiz. Ancak kedilerde görülme potansiyeli olan helmintler dikkate alındığında uygulanan bu farklı ilaçlama aralıklarının çok ta doğru olmadığı görülmektedir. Zira tedavi sıklığını belirleyen ana kriter(ler) hayvanımızın enfekte olma riski bulunan parazit(ler)in biyolojik döngüsü yani “prepatent süre”leridir. PETİNFO 2015/06 30-31 KEDİ&KÖPEK Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. DipEVPC Veli Yılgör Çırak Dolayısıyla her parazitin bulaşma şekli ve prepatent süresi farklı olabileceği için bu bağlamda tüm iç parazitleri kapsayan “ortalama” veya “sabit” bir ilaçlama aralığı yoktur. Bu noktada, kısaltılmış adı ESCCAP (European Scientific Counsel Companion Animal Parasites) olan ve Avrupa’dan 13 ülkenin katılımıyla oluşan bilimsel bir konseyin (her ülkenin kendine ait akademisyen ve araştırmacılardan oluşan bir bilim heyeti bulunmaktadır) spesifik paraziter temalarda hazırladığı “tavsiye ilkeleri”ne göre HAYVAN SAHİPLERİNİN %75’İ SPOT-ON BİR ÜRÜN TERCİH ETMEKTEDİR, %60’I PAHALI OLSA BİLE SPOT-ON BİR ÜRÜN ALMAKTADIR VE %85’İ BU UYGULAMANIN ÇOK KOLAY OLDUĞUNU DÜŞÜNMEKTEDİR. kedilerde iç parazit mücadelesi her bir hayvanın yaşı, fizyolojik durumu, yaşam şekli ve ortamı, beslenme şekli gibi ana faktörler dikkate alınarak yapılmalıdır. Örneğin kedimizin yetişkin veya yavru olması (annesini emen veya emmeyen), sadece evde yaşaması veya zaman zaman dışarıya çıkması, sadece hazır mamalarla veya başka gıdalarla beslenmesi gibi kriterler eşliğinde, bulaşması ihtimal dahilinde olan helmintler dikkate alınarak bir ilaçlama programı oluşturulmalıdır. Dolayısıyla kedilerde uygulanan iç paraziter mücadele tarzı bu anlamda tekrar gözden geçirilmeli ve yukarıda bahsedilen veriler ışığında her kedinin kendi yaşam ortamı ve şekline göre anti-helmintik mücadele şekli ortaya konmalıdır. Etkili endoparazit mücadelesinde BAYER’in rolü Birçok parazit türü, sokağa çıkarılmayan kediler dahil, hayvanlara Bayer Hayvan Sağlığı Kilit Müşteri Pazarlama Uzmanı Gülden Yılmaz zarar vermektedir. Hatta bir araştırmaya göre, iç parazit taşıyan kedilerin %20’si daha önce hiç sokağa çıkarılmamıştır. Bu ciddi soruna karşı kediler için geniş spektrumlu bir antelmentiğe ihiyaç duymaktadırFakat hem tablet uygulamaları hem de enjeksiyon tarzı uygulamalar yaşanan sıkıntılar (kediyi zaptetme, kedinin tableti yutmaması veya enjeksiyonun ağrıya veya yangıya sebep olması gibi) nedeniyle kedi sahipleri tarafından tercih edilmemektedir. BAYER Hayvan Sağlığı tarafından geliştirilmiş Profender Damlatma Çözeltisi bu sorunu çözmektedir. Profender, ilgili tüm PETİNFO 2015/06 32-33 yuvarlak kurtların ve şeritlerin değişik larva dönemlerinde bile etkilidir. Gastrointestinal parazitlere karşı mevcut en geniş spektrumlu, etkin koruma sağlayabilen ilaçtır. 8 haftalıktan ya da 0.5 kg’dan itibaren yavrulara, gebe ve emziren dişilerde kolay bir şekilde uygulanabilr. Ayrıyetten her kedi için uygun doz ambalajı mevcuttur. BAYER Hayvan Sağlığı tarafından yapılan araştırmaya göre, hayvan sahiplerinin %75’i spot-on bir ürün tercih etmektedir, %60’ı pahalı olsa bile spot-on bir ürün almaktadır ve %85’i spot-on uygulamaların çok kolay olduğunu düşünmektedir. MVM MEDİKAL Köpek tiroid hastalıkları ile ilgili her klinisyenin bilmesi gereken noktalar Düzensiz hormon seviyeleri hayvanların yaşamını bir çok anlamda etkileyeceğinden; erken dönemde test yaparak ve düzenli hormon kontrolleri sağlayarak hayvanın yaşamının iyi bir şekilde sürdürmesi sağlanabilir. Idexx Laboratuvarları’nın geniş test portföyü sayesinde hızlıca güvenilir sonuçlar elde edilebilir. T iroid hastalıkları pet popülasyonunda oldukça yaygındır. Köpeklerde görülen tiroid hastalıklarının büyük çoğunluğu azalan tiroid fonksiyonu veya hipotiroidizm formundadır. Bu durum en yaygın olarak yaşlı köpeklerde gözlenir, cinsiyet ayrımı yoktur. Düzensiz hormon seviyesi hayvanın yaşamını bir çok yönde etkileyeceğinden; erken dönemde test yapılarak ve erken teşhise gidilerek hayvanın yaşamını iyi şekilde sürdürmesi sağlanabilir. Fizyoloji ve Patogenez Tiroid bezi, hipofiz bezinden salgılanan TSH (thyroid stimulating hormone) hormonuna cevap olarak tiroid hormonu üretir, hipofiz bezi de hipotalamus ile karşılıklı kontrol halindedir. Tiroksin veya T4, biyolojik PETİNFO 2015/06 34-35 olarak aktif tiroid hormonudur ve 99%’unun kan proteinlerine bağlanarak sirküle olduğu tahmin edilmektedir. Sadece bağlanmamış tiroid hormonu olan free T4 (fT4), hücrelere girebilir, fizyolojik etkisini gösterebilir ve negatif geri besleme mekanizması ile TSH üretimini etkileyebilir. Triiodotironin veya T3, T4’ten form alan başka bir tiroid hormonudur. T4’ün hepsi tiroid Yaygın Klinik Belirtiler Letarji, açıklanamayan kilo artışı, tekrarlayan deri enfeksiyonları, otitis, tüy dökülmesi, soğuk ve egzersiz intoleransı Daha Az Görülen Klinik Belirtiler Güçsüzlük, düşük fertilite, koma, kranial sinir disfonksiyonu. bezinden gelirken, T3’ün sadece %20’si buradan köken alır. Tiroid hormonları sayısız vücut fonksiyonunu etkiler, bu durum organların oksijen tüketimi ve metabolizma hızı ile ilişkilidir. Ayrıca bu hormonlar kolesterolü, lipid metabolizmasını ve kırmızı kan hücrelerinin üretimini düzenler. Tiroid hormonları sinir sisteminin gelişimi için de gereklidir. Bunun yanında tiroksin, iskelet ve kalp kası gelişimi ve kas kasılması için gereklidir. Prevalans Hipotiroidizm 100 köpekten 1’ini etkiler. Doberman pincher ve golden retriever ırklarının predispoze olduğu düşünülmektedir, ancak diğer ırklar da bu hastalıktan etkilenebilirler. Ortalama başlangıç yaşı 7’dir ancak daha genç köpekler de etkilenebilir. Hipotiroidizm sıklıkla tiroid bezinin immun kaynaklı hasarı veya bilinmeyen bir sebeple atrofiye olmasından kaynaklanır. Bu genelde sonradan edinilen bir durumdur. Nadiren kongenital hipotiroidizm ve hipofiz hipofonksiyonu kaynaklı (sekonder) olanlar da görülmektedir. Klinik belirtiler ve ilişkili bulgular Klinik belirtiler nonspesifiktir ve azalan metabolizma hızına bağlanabilir. Belirtiler; letarji, açıklanamayan kilo artışı, soğuk intoleransı (sıcak arama davranışı) ve zihinsel donukluktur. Deri hastalığı da sıklıkla gözlenir; bir çok köpekte vücut gövdesinde ve kuyruğa uzanan alopesi, sebore, hiperpigmentasyon ve tekrarlayan deri enfeksiyonları gözlenir. Zor yara iyileşmesi, miksödem, dermiste proteinli sıvı birikimi, şişkin yüz görünümü gibi semptomlar da düşük tiroid seviyeleri ile ilişkilendirilir. Daha az sıklıkla gözlenen klinik bulgular; miyopatiler ve olası periferal nöropati veya nöromuskular hastalıklardır ki bunlar da kendini güçsüzlük, anormal ambulasyon ve nadiren de paraliz olarak gösterir. Ayrıca damızlık dişilerde fertilitede ve yavru boylarında düşme görülebilir. Köpekler bu belirtilerden sadece bir tanesini veya bir kaç tanesini gösteriyor olabilir. Tam kan sayımında ve serum biyokimyasında en sık görülen klinikopatolojik değişiklikler; hiperkolesterolemi, hipertrigliseridemi ve hafif normositik normokromik nonrejeneratif anemidir. Öncelikle kan ve idrar tahlili gerçekleştirmek hipotiroidizm şüphesininin üzerine gitmek (anormallikleri not ederek) ve diğer durumları ekarte etmek için yardımcı olacaktır. Plastik tüpte saklanan serumdaki tiroid hormonları 37°C’de beş güne kadar stabil kalır. Sonuçların alınma süresi talep edilen teste göre değişir ancak ortalama 2-4 gündür. TESTLERİN YORUMLANMASI Serumda Total T4 ölçümü hipotiroidizm için mükemmel bir tarama testidir. > T4 seviyesi referans değerlerin arasında olan bir köpeğin hipotiroid hastası olması muhtemel değildir. > Düşük-normal veya normalin altındaki seviyeler hipotiroidizmi işaret edebilir. > Klasik bir hipotiroidi hastası köpekte T4, fT4 TSH and TSH yanıtı olacaktır. Test sonuçlarını yorumlarken yaş, ırk, kızgınlık döngüsü ve diğer mevcut hastalıkları veya tedavileri de göz önünde bulundurun. MVM MEDİKAL En yaygın olarak yaşlı köpeklerde gözlenen tiroid hastalıklarının büyük çoğunluğu hipotiroidi formundadır. hipofiz – tiroid ilişkisini değerlendirir ve tiroid bezinin kapasitesini ölçer; stimülasyon karşısında normalin altındaki tiroid hormonu seviyesi hipotiroidizm için doğrulayıcıdır. Tiroglobulin otoantikorlarının (TgAA) ölçümü aktif bir immun-kaynaklı trioditisin varlığını belgeler. Bunların yanında “nükleer sintigrafi” ve “TRH cevap testi” de uygulanabilir; bu testler total T4 yerine geçemez fakat hipotiroidizm tanısını doğrulamak için ek bilgiler sağlar. Diagnoz Hipotiroidizm için klinik bulgu gösteren hastalara test yapmak en yararlı yöntemdir. Serumdaki Total T4 seviyesi bu hastalık için mükemmel bir tarama testidir, çünkü potansiyel hipotiroidi olan köpeklerde identifikasyon için hassaslığı oldukça yüksek olan bir testtir. T4 seviyesi referans değerlerin arasında olan bir köpeğin hipotiroid hastası olması muhtemel değildir. Düşük - normal veya normalin altında seviyeler hipotiroidizmi işaret edebilir. Test sonuçlarını yorumlarken yaş, ırk, kızgınlık döngüsü, ve diğer mevcut hastalıkları veya tedavileri de göz önünde bulundurun. Nontiroidal hastalıklar da tiroid hormonu seviyesini baskılayarak sonuçlara etki edebilir. Öyle ki farklı klinik durumlardan etkilenen köpekler, hipotiroidi hastası köpeklerle benzer tiroid sonuçlarına sahip olabilirler. Bu hastalıkların tiroid testi öncesi belirlenmesi önemlidir. Yeni yapılan bir çalışmada prednizonun kısa vadeli anti-infalamatuar dozunun etkisi değerlendirildi. Kortikosterioid kullanımına bağlı olarak fT4 ve TSH’ın etkilenmediği görülürken, tedavinin erken döneminde –özellikle günlük olarak kullanımda- total T4’ün düşebileceği görüldü. Günlük düzenli kullanım olmadığında tiroid hormonu seviyelerinde belirgin bir değişiklik görülmedi. Total T4 düşükse ve klinik olarak hipotiroidizm şüphesi varsa doğrulayıcı testler sürdürülmelidir. Hipotiroidizm için eklenecek testler; free T4 (fT4), TSH seviyesi ve TSH stimülasyon testlerini kapsar. Free T4 ise daha sıkı bir şekilde düzenlenir ve nontiroidal hastalıklardan daha az etkilenir. Hipotiroidizm ile beraber köpekte TSH seviyesi yükselir; düşük T4/fT4 ve yüksek TSH seviyesinin olduğu model, hipotiroidi tanısı için destek olur. TSH stimülasyon testi, Hipotiroidizm 100 köpekten 1’ini etkiler. Doberman pincher ve golden retriever ırklarının predispoze olduğu düşünülmektedir, ancak diğer ırklar da bu hastalıktan etkilenebilirler. PETİNFO 2015/06 36-37 Tedavi Hipotiroidizm teşhisi konulan köpekler tedavi edilir ve izlenirse yaşam kaliteleri hiç etkilenmeden hayatlarını sürdürüler. Tedavi; günde bir veya iki kez kullanılan haplar şeklinde olur, protokoller hastaya ve kullanılan ilacın üreticisine göre değişkenlik gösterir. Hormon seviyeleri ve klinik bulgular kontrol altına alındığında ilaçtan 4-6 saat sonra yapılan yıllık veya altı aylık hormon kontrolleri genellikle uygun tedaviyi sağlamak için yeterlidir. seminer P ankreasta hastalığı teşhis etmek ve tedavisini sağlamak için bu organın çalışma sistemini tamamen anlamak gerekir. Retroperitoneal yerleşimli pankreasın iki temel fonksiyonu vardır; sindirim enzimlerini (ekzokrin, %90) ve hormonları (endokrin, %1-2) üretmek. Daha geniş kapsamlı olan ekzokrin sistem, asinar hücrelerden amilaz, lipaz ve proteaz gibi proenzimleri salgılar. Bu proenzimler inaktif zimojen halinde sentezlenir ve zimojen granülleri içinde paketlenir, depolanır ve asinal hücrelerden asinus lumenine salgılanırlar. Asinal lumenden duodenal lumene taşınılan proenzimler aktive olur ve duodenumda sindirim enzimlerinin optimum aktivite göstermelerinde önemli rol oynar. Aktif sindirim enzimleri olan tripsin, kemotripsin ve elastan, amino asitlerin arasındaki bağları parçalar. Alfa amilaz, karbonhidrat monomerlerini parçalayıp maltoz ve kısa karbonhidrat zincirleri oluşturur. Pankreatik lipaz ise diyetteki yağ asitlerinin metabolizmasında rol oynar. Endokrin sisteminin rolü, Langerhans adacıkları hücrelerinden insülin, glukagon ve somatostatin gibi kan glukoz seviyesini etkileyen hormonları salgılamaktır. Kedi ve köpeklerin pankreası anatomik olarak farklılık göstermektedir. Köpeklerde iki pankreatik kanal bulunur. Pankreatik kanal major duodenal papillada safra kanalının hemen yanına, daha büyük olan kanal ise minör duodenal papillaya açılır. Kedilerde genellikle bir pankreatik kanal bulunur ve duodenuma açılmadan önce safra kanalıyla birleşir. Koku, görme, gıdanın tüketimi pankreatik sekresyonları tetikler. Kedi ve köpekler yemek yemedikleri sürece genellikle az pankreatik sıvı sentezler, fakat yemek yeme sırasında sentezleme yüksek oranda artmaktadır. PANKREATİTİS Pankreasın akut-kronik yangısal olayı pankreatitis olarak adlandırır. Akut pankreatitis ani olarak başlayıp, çeşitli komplikasyonlara ve 24 saat içinde ölüme de yol açabilir. Özellikle hücre ölümüyle seyreden akut nekroze pankreatit gelişebilir. Predispoze olan minyatür schnauzer, sheltie ve yorki gibi küçük köpek ırkları ile siyam ve himalaya gibi kedi ırkları daha büyük riske sahiptir. Pankreasın tüm ayrıntıları khvhd sürekli eğitim semineri 3 Mayıs 2015 tarihinde, Prof. Dr. NilÜfer AytuĞ ve Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Cihan katkılarıyla gerçekleştirildi. katılımcılar, pankreasın akut ve kronik inflamasyonları ve teşhis yöntemleri ile ilgili son derece faydalı bilgiler edindiler. PETİNFO 2015/06 42-43 Bu türlerde obezite, hiperkalsemi, hiperadenokortikoizm, hipotroidizm, yüksek miktarda (>%50) yağ içeren diyetler, bazı ilaçlar, toksinler, pankreas tıkanıklığı, duodenal reflu, travma, enfeksiyöz etkenler köpeklerde pankreatitisi tetikleyebilir. Kedilerde ise pankreatitislerin %90’ının nedenleri idiyopatiktir. Kedilerde pankreatitise hepatik lipidoz, koanguler hepatitis, IBD, intestinal nefrit, diabetes mellitus ve vitamin K’ya yanıt veren koagulopati eşlik eder. Hastalığın gelişimindeki son nokta, enzimlerin pankreasin içerisinde erken dönemde aktive olması ve pankreasın kendi kendisini sindirmesidir. Klinik belirtilerde en yaygın olarak kusma görünmektedir. Köpeklerin %95’i, kedilerin %35’i kusar. Aynı zamanda köpeklerin %91’inde anoreksi, %50-60 ‘ında abdomial ağrı, kedilerin %97’sinde anoreksi ve zayıflama, %92’sinde dehidrasyon ve konstipasyonlar görünmektedir. Palpasyonda yangılı pankreas kranial abdominal bir kitle gibi hissedilir. Safra kanalının tıkanıklığı ya da karaciğerde şekillenen yangı nedeniyle sarılık gelişebilir. Anoreksi, kusma ve vazodilatör metabolitlerin salınımı hipovolemik şok ve bazen de kardiyak aritmilere neden olur. EKG’deki görüntüde Prematür ventriküler kontraksiyon nedeniyle R pikleri arasındaki zaman aralığı normalin birkaç katı olabilir, ventriküler taşikardi durumunda ise QRS kompleksi geniştir. Bu genellikle miyokard enfarktüsü ile ilişkilidir. Yangı metabolitlerin akciğer paranşimine verdikleri hasar nedeniyle taşipne şekillenebilir. Yüksek miktarda yağ içeren bir diyetle beslenen ya da çöp yedikten sonra yukardaki şikayetlerle kliniğe gelen bir hayvanla karşı karşıyaysak kesin tehşis koymadan önce ileri tanı yöntemleri kullanmakta fayda vardır. Pankreatitisli bir hayvanın hemogramında HCT ve TP yüksektir. Gastrointestinal ülserler ve koagulopati nedeniyle anemi Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ Yardımcı Doç. Dr. Hüseyin Cihan prof. dr. nilüfer aytuğ ve yrd. doç. dr. hüseyin cihan Pankreas hastalığını teşhis etmek ve hastalığın tedavisini sağlamak için organın çalışma sistemini tamamen anlamak gerektiğini vurgulayan son derece faydalı bir sunum gerçekleştirdi. şekillenir. DİC sonucu trombositopeni, enfeksiyona ve yangıya bağlı olarak ise lökositoz görünecektir. Solunumun süratli olması kan gazların kontrol edilmesi gerektiği konusunda ipucu verir. Elektrolit panelin/kan gazlarının kontrolü için venöz kan örnekleri tercih edilmelidir. Anoreksi, kusma, dehidrasyon ve hipovolemi ile ilişkili olarak elektrolit dengesi bozuklukları şekillenebilir. Metabolik asidoz söz konusuysa HCO3,TC02, pH, pC02 değerleri düşüş şekillenebilmektedir. Serum biyokimyasal parametrelerde azotemi, hipoalbuminemi, hiperbilirubinemi, PETİNFO 2015/06 44-45 ALT, AST, SAP ile GGT düzeylerinde artış ve glukoz düzeylerinde yükselme ya da kedilerde daha çok hipoglisemi görülebilir. Hiperlipidemi ve hiperkolesterolemi durumu gözde opasite artışı ve anterior üveitis olarak klinik bulgularında kendisini gösterir. Pankreatitisli köpeklerin %47’sinde amilaz, % 61’inde lipaz değerleri normaldır, kedilerde ise bu değerler kullanışlı değildir. Köpekler için kullanılan Spec cPL™ ve kediler için kullanılan Spec fPL™ pankreas lipazı (PLi) tayini oldukça spesifik ve duyarlı bir testtir. Bu testteki değerlere göre <200 normal, 200400 arasındaki değerler şüpheli, >400 değerler ise kesin pankreatitisin göstergesidir. İdrar analizi pankreatitis için nonspesifiktir. Abdominal ultrasonografi ile büyümüş hipoekonik pankreas saptanabilir. Ultrasonografinin, PLi’den önce pankreatitisin tanısında kullanılan en iyi yöntem olduğuna inanılıyordu. Tanıyı doğrulamak için kullanılabilecek pankreas biyopsisi seçilirse, anestezi riski dikkate alınmalıdır. Pankreatitisin tedavisinde sıvı sağaltımı, ağrı yönetimi ve beslenmeye önem verilmelidir. Pankreasın sekresyonlarını tetiklediği için hastaya ağız yoluyla gıda verilmez ve pankreas dinlendirilir. Asıl sorun enzimlerin pankreas içerisindeki aktivasyondur. Daha önce de bahsedildiği gibi, kedi ve köpeklerde beslenme olmadığı sürece enzimlerin salgısı da durur. Bu nedenden dolayı beslenme kesilmeli ve böylece bir süre sonra enzim salgılanması da durur. Pankreas perfüzyonunun artırılması ve sekresyonların uzaklaştırılması için sıvı-elektrolit tedavi yapılmalı. 60-90 ml/kg/saat olarak verilen laktatlı ringerin rehidrasyon sağlandıktan sonra 44-66 ml/kg/gün olarak idame dozu verilmelidir. İshal, kusma ve idrarla kaybedilen potasyumun yerine konulabilmesi için 20 mEq/l KCI eklenir. ancak potasyum uygulamasından önce CROWNE PLAZA İSTANBUL - HARBİYE’DE MVM MEDİKAL VE PURİNA PROPLAN SPONSORLUĞUNDA GERÇEKLEŞTİRİLEN khvhd sürekli eğitim SEMİNERinE katılan 70 VETERİNER HEKİM, akut pankreatitis ve egzokrin pankreas yetmezliği hakkında bilgi dolu sunumlar dinledi. potasyum düzeyi ölçülmelidir. Gerekli durumda kolloidler, dextran, hetastrach kullanılabilir. Heparin pankreasta mikrosirkulasyonu artırıp lipemik serumu temizleyerek DİC’nin tedavisinde etkili olur. Analjezik olarak Buprenorphine, Oxymorphine, hasta distrofik ise Asepromazin uygulanması etkili olur. Antiemetiklerden Metaklopromid gibi santral etkili antiemetikler etkilidir. Yangılı pankreas enfeksiyona hazırdır. Sepsis ya da pankreatik enfeksiyon durumunda Sefalosporin veya Enrofloksasin ile amoksisilin kombinasyonu kullanılabilir. Antioksidanlar serbest radikallerle meydana gelen hasarın tedavisi amacıyla uygulanır. Normal durumda pankreasın depolama kapasitesi çok fazladır. Mide, barsaklar gibi diğer kaynaklardan gelen sindirim enzimleri de sindirime yardımcı olurlar. Bu nedenle pankreas sekresyon kapasitesinin %90’ını kaybedinceye kadar klinik belirti görülmez, EPİ’li hastalar genellikle aktif ve hareketlidir. Polifaji, kilo kaybı, hacimli, yağlı (steatore) ve kötü kokulu dışkı yaygın olarak Egzokrin Pankreas Yetmezliği (EPİ) Egzokrin pankreas yetmezlikleri pankreas enzimlerinin eksikliği ile karakterizedir. Pankreas enzimlerinin eksikliği nedeniyle gıdaların maldigesyonu ve takiben malabsorbsiyonu meydana gelir. PETİNFO 2015/00 00-00 gözlenen belirtilerdir. Diğer belirtiler pika, kaprofaji, gaz ve abdominal rahatsızlıktır. Bu hastalıkta hemogram ve idrar analizi bulguları normaldir. Serum biyokimyasal profilinde ise Hiperglisemi (kronik pankreatitis ve diabetes mellitus), ALT artışı (toksin absorbsiyonu ) ve Hipokolesterolemi görünebilir. Tripsin benzeri immünreaktivite (TL 1) pankreatit değerlendirmesinde önemlidir. TLİ ve Dışkı pankreatik elestaz 1 en etkili testlerdir. EPİ’nin klinik tanısın doğrulanması radioimmunoassay yöntemiyle TLİ (cTLİ - fTLİ) düzeyinin belirlenmesine dayanır. TLİ pankreas ve tür spesfik bir testtir ve pankreastan dolaşıma katılan tripsin ve tripsinojen düzeylerini belirler. İntestinal lümenden orijin alan veya burada aktive olan enzimleri ölçmez – intestinal enflamasyonda elimine olurlar. Ayrıca egzojen uygulanan pankreatik enzimlerden de etkilenmez – tür spesifiktir. EPİ ve ince bağırsak hastalıklarının ayrımında da belirleyicidir. Ancak EPİ ile birlikte pankreasta yangı varsa asinar hücrelerin rezidü fonksiyonu hatalı yükselmelere neden olabilir. Pankreatik kanal obstrüksiyonlarına bağlı sekonder olarak gelişen EPİ’de cTLİ normal olabilir(özellikle fibröz doku oluşmadan). Yemek sonrası örneklemede yine hatalı yükselişlere rastlanabilir. Alınan kan örneğinde hemoliz şekillenmiş ise yine hatalı yükselmeler saptanır. Bunlara rağmen < 1.9 mg/L değeri %100 sensitif ve spesifiktir. TLİ’nın köpeklerdeki normal referans değerleri 5.7-45 mg/L’dir. 2.5-5 mg/L arasındaki cTLİ değerleri EPİ’nin başlangıç döneminin belirtisidir. Kedilerdeki değer ise < 8 µg/L’dır. 8-17 µg/L değerleri EPİ’nin erken fazının göstergesidir. Dışkı pankreatik elastaz 1 (cPE-1) ise EPİ’nin tanısı için tür sensitif ve spesifik bir testtir, intestinal kanalda değişmeden kalabilir ve enteritlerden etkilenmez. Daha önce bahsettiğimiz PLİ testi ise pankreatitis için sensitive ve spesifiktir. EPİ için de sensitiftir, ancak spesifitesi zayıftır. Bu yüzden EPİ için TLİ’nin önünde yer almaz. Tedavinin ana hedefi eksik olan enzimlerin yerine konulmasıdır. Kurutulmuş sığır ve domuz pankreası ekstraktları yemekten 20-30 dk önce gıdaya karıştırılır. Taze (dondurulmuş -20 0C’de depolama) sığır pankreası da kullanılabilir. Bunun yanında gastrik asiditeyi azaltmak ve enzim etkinliğini artırmak için simetidin, fomatidin gibi H2 reseptör blökörleri uygulanabilir. Düzenli tedaviyi takiben klinik belirtiler (ishal) yaklaşık 5 gün içerisinde düzelir. Daha sonra doz azaltılabilir. Eğer pankreas enzim uygulamalarında komplikasyonlar meydana geliyorsa fungal lipaz desteği -Aspergillus spp. – kullanılabilir. Bunlar gastrik aside dayanıklı fakat intestinal geçişte proteaz ve safra asitleri ile deaktive olurlar. Bakteriyel lipazlar ise - Burkholderia plantarii’den üretilen – her iki geçiş bölgesine karşı dayanıklı, ancak çok pahalı ve sürekli bulmak çok zor. EPİ’li hastaların diğerlerinden daha fazla kaloriye gereksinimleri vardır. Yağ absorbsiyonu enzim katkısına rağmen normale dönmez, diyetin yüksek fiber içeriği de pankreas enzim aktivitesini engeller. Kalorisi yüksek, yağ oranı düşük, AKUT PANKREATİTİS’TE, Köpekler için kullanılan Spec cPL™ ve kediler için kullanılan Spec fPL™ pankreas lipazı (PLi) tayini oldukça spesifik ve duyarlı bir testtir. bu ürün MVM medikal - ıdexx laboratorıes katkılarıyla türkiye’DE bULUNMAKTADIR. sindirilebilirliği yüksek diyetler uygulanmalıdır. Ayrıyeten vitamin takviyesi de yapılmalıdır. Vitamin B12 eksikliğine karşı parenteral uygulama yapılmalıdır. DNA sentezi ve kript hücrelerinin proliferasyonu için gerekli olduğundan B12 seviyesinin düşük olması malabsorbsiyona neden olur. Kedilerde B12 eksikliği düzelinceye kadar uygulanan enzim katkısı PETİNFO 2015/06 48-49 tedavisine de yanıt alınamaz. Yağda eriyen vitaminler; (Vitamin E, A ve K) yağ malabsorbsiyonu nedeni ile eksik olabilir. Bu nedenle; Vitamin E (tokoferol): 30 IU/kedi/gün ve 100 - 400 IU/köpek/gün dozunda, gıda ile birlikte ve 1 ay boyunca uygulanmalıdır. EPİ’li köpeklerde sıklıkla aşırı bakteriyel üreme gelişir. Bu nedenle tilosin, tetrasiklin ya da metronidazol kullanılabilir. oyun KEDİ&KÖPEK zamanı Ülkemizdeki pet veteriner kliniklerin rolü bazen tartışma konusu olabilir. Veteriner hekimler için bir hayvanın sağlığı ön plana getirilmeli. Öyleyse kliniğimizde çeşitli mamaların, aksesuarların hele de oyuncakların ne işi var diye soran çok sayıda meslektaşımız mevcuttur. Pet klinikleri kesinlikle petshop değildir, ama hayvanların sağlığını tamamıyla düşünen bir veteriner hekimin eli altında bulunan kaliteli oyuncaklar, bazen her ilaçtan daha büyük şifa sağlayabilir. PETİNFO 2015/06 50-51 Bir semptom olan davranış sorunlarının tedavisi aslında çok basittir. Kliniğe yeni bir hayvan sahibi gelmiş. Daha birkaç saat önce aldığı köpeğin/kedinin/kuşun ilk muayenesini yaptırmış, aşılamalar ve bakım hakkında veterinerden bilgileri almış ve birkaç hafta sonrası için randevusu ayarlanmış. Eve getirilen hayvana ilgi gösterilmiş, sevilmiş. Ama ertesi gün evden herkes çıkıp işe gitmek zorundaymış. Evde yalnız kalan hayvan da sadece beklemiş beklemiş ve beklemiş… İnsanlar eve gelince hayvanla biraz ilgilenmiş ama herkes yorgun olunca bütün gün evde yalnız kalan hayvanın hevesini kimse tam alamamış. Akşam yemeği yenilmiş, çocuklar ödev yapmaya koyulmuş, televizyonda da haberler ve günün dizisi başlamış. Ertesi gün insanlar yine evden çıkmış, hayvan yine yalnız kalmış ve artık her gün KEDİ&KÖPEK Oyuncaklar obezite ve diyabete karşı en etkin alettir. Oyuncakların yardımıyla hayvanlar ve sahipleri arasında daha güçlü bir bağ oluşabilir. Oyuncaklar hem hayvanlara hem de insanlara daha sağlıklı bir yaşam tarzı sunmaktadır. bu durum böyle devam etmiş. Ama bir gün insanları şaşırtan bir şey olmuş. Eve gelince köpeğin, evdeki bütün eşyaları dağıttığını, kedinin odanın ortasına pislediğini, kuşun da tüylerini yolduğunu farketmişler. Ne olduğuna şaşırıp köpeğe, kediye kızmışlar, kuş için de “bekleyelim, belki geçer” deyip ertesi gün yine işe gitmişler. Ama ne yazık ki hiç bir şey değişmemiş. İnsanlar artık her eve geldikleri gece aynı manzarayla karşılaşmış. Birkaç hafta sonra veteriner hekim randevu defterine bakıp o da bütün gün boyunca sadece beklemiş, beklemiş ve beklemiş… Ülkemizde davranış sorunları, bir hayvanın evden uzaklaştırılmasına sebep olabilmektedir. Köpekler, kediler, kuşlar ve çeşitli minik dostlarımızın eve alınınca bazı hastalıklara yakalanma riski azalsa da psikolojik olarak ne tür değişikliklerden geçtikleri halen tamamen araştırılmadı. Halbuki hayvanların çoğu evde yaşadığı ilgisizlik, yalnızlık ve sıkıntı yüzünden davranış sorunları yaşamaktadır. Bu sorunları önleyip, sağlık ve sosyal açıdan hem hayvanlara hem de sahiplerine daha mutlu ve kaliteli yaşam sağlamak veteriner hekimlerin işidir. Tedavi olarak uygulanması gereken tek şey; OYUNCAKLAR. Her gün savaşan köpekler Köpeklerde en sık görülen psikolojik sorunlardan olan yalnızlık endişesinin nedeni, ataları olan kurtlarda aranmaktadır. Kurtlar beraber hareket eden, sosyal hayat yaşayan hayvanlardır. Ava gittikleri zaman yavrularını bile yalnız bırakmazlar, gurubun bir üyesi yavrularla kalıp onlarla ilgilenir. Bir köpeğin yaşı ne kadar olursa olsun, sürekli yavru bir kurt gibi ilgiye muhtaçtır. Köpeğin sahibi çorabını PETİNFO 2015/06 52-53 ve ayakkabısını giyip işe giderek onu terkeder. Köpek doğal olarak insanın evden çıkmasına engel olabilmek için çorapları parçalayacak, ayakkabıları ise çiğneyecektir. Yorgun eve gelen insan oturup televizyonu açacak. Köpeğin anladığı tek şey, insan kumandaya dokununca onunla artık kimsenin ilgilenmeyeceğidir. Düşmanı olan kumandayı tabiki fırsatı olduğu ilk anda yok edecektir. Aynı sebepten dolayı kitaplar, gazeteler, bilgisayar faresi ve çeşitli eşyalar bu savaşa kurban gidebilir. Yeter ki sahibin ilgilenebileceği tek şey, köpek olsun. Küçük ırklarda durum biraz daha sıkıntılıdır. Sürekli kucakta duran hayvanlar insanlarını sahiplenir ve herkesten kıskanır. Yaklaşan her kişiye karşı saldırganlık gösterir yeter ki, sahibi başkasıyla ilgilenmesin, onu kucağından indirmesin. Bu hayvanların başka bir şeye odaklanmalarına yardımcı olan bir alete ihtiyacı vardır. Oyuncakların bir köpeğin hayatında önemli bir yeri vardır. Doğru seçilen oyuncaklar köpeği eğitir, egzersiz sağlar ve mutlu eder. Evde yalnız kalan köpekleri meşgul etmek gerekir. Aksi taktirde çiğneyip birçok eşyaya zarar verebilirler. Özel üretilmiş çiğneme kemikleri veya ödül topları çiğnemeye meraklı olan köpeklere kesinlikle verilmelidir. Bu kemiklerle hayvanlar hem zaman harcar hem de çiğneyerek stres de atabilirler. Özellikle fazla enerjik, sahipleri tarafından kontrol edilemeyen davranışlara sahip olan köpeklerin bir iki oyuncağa kesinlikle ihtiyacı vardır. Konu köpek oyuncağı olunca ısırma ön plana gelmeli. Köpekler bir şeye dişlerini geçirmeye bayılır, geçirdikten sonra da avlarını bırakmaz, sallar, çiğner, parçalar. Bu yüzden de oyuncakların iyi kaliteli olması elzemdir. Aynı zamanda köpeğin boyutu ve ırkı da önemlidir. Büyük ırklara asla yutabileceği küçük oyuncak verilmemeli. Bazı ırkların çene yapısı ise diğerlerinden daha kuvvetli olabilir. Özellikle plastik Yeni jenerasyon oyunlar hayvanların sıkılmasına hiç fırsat vermez. Renklerin, materyallerin, kokuların kombinasyonu ile hayvanların sağlığı hem psikolojik hem de fiziksel olarak sağlanmış olur. toplar ve eşyalar kaliteli ve toksik olmayan malzemeden olmalıdır. İyi kaliteli toplar her köpek için harika bir seçenektir. Sahipler fazla efor sarf etmeden, topları fırlatmak için özel top fırlatma aletleri de kullanıp köpeklerin hareketini sağlayabilirler. Ve hareketli köpekler sağlıklı köpeklerdir. Aynı anda hareketli köpekler enerjilerini verebilir ve bildiğimiz gibi, en uysal köpek yorgun olan köpektir. Evde yalnız kalan köpekler için, içi boş beslenme toplara konulan bir iki ödül maması da zamanın hızlı geçmesini sağlayabilir. Frizbi en az KEDİ&KÖPEK Köpeklerin yalnızlık fobisi ve kedilerde aşırı saldırganlık hastalık değildir, ilgisizliğin ve sıkıntının semptomudur. Veteriner hekimlerin rolü bu gibi sorunların nedenini önlemektir. bir top kadar eğlenceli olabilir. Bazı köpekler frizbi yakalama konusunda doğuştan yeteneklidir, bazılarına ise biraz zaman tanımak gerekir ama eninde sonuda her köpek frizbinin peşinde zıplayıp eklemlerini güçlendirecektir. Genellikle 20 kilograma yakın köpeklerden iyi frizbi sporcusu olmaktadır. Frizbi kendisi bir oyuncak olabilir ama frizbi yakalamak ciddi efor sarfedilmesi gerektiren bir spordur, çoğu ülkede yarışları mevcuttur. Bu eğlenceyi ciddi düşünen sahipler köpeklerini özellikle kalça displazisi ve artritis tarafından muayene ettirmeli. Diski yakalayıp iki ayak üzerine yere inerse eklemleri zarar görebilir. Hayvanların bu yanlışlığını düzeltmek için hulahup kullanarak, onlara doğru zıplayıp yere inmeyi öğretebilirz. Bu sporun ikinci en önemli püf noktası frizbidir. Sert plastik frizbiler hayvanın ağızını yaralayabilir, hayvan oyuncağı yakalarken dişlerine zarar verebilir. Köpeklere özel üretilen yumuşak frizbi ile oyun hem daha güvenli hem de köpek için daha eğlenceli olur. Nasıl olsa maksat burada da yakalayıp çiğnemektir. Köpekler için diğer klasik oyuncak ise iplerdir. İp çekme oynarken hayvanlara hiyerarşi de öğretilir. Bazı köpekler ip çekerken kendilerini kaptırabilirler, ısırarak sahiplerinin elini acıtabilirler. Bunu önlemek için yeterince uzun ve dayanıklı ipler seçilmeli. İp çekme hayvanın tasması ile oynanmamalı. Hayvanın gözünde tasmanın ve oyuncağın rolu ayrı olmalıdır. Birden fazla oyuncak almakta da fayda vardır. Bir oyuncağından sıkılmış olan köpeğe başka bir eğlence sunmak onu mutlu edecek ve fazladan alınan bir iki oyuncak yeni bir kanapeden kesinlikle daha ucuzdur. Hayvan sahiplerine tavsiye edilen her oyuncak onun ve köpeğininin arasındaki bağı güçlendirir, hem köpekleri hem de sahiplerini harekete teşvik eder. Vahşi kediler Kediler, bireysel yaşadıkları için köpekler gibi sürekli ilgiye ihtiyaçları yoktur. Ama kedilerin de belli rutinleri vardır; Avlan, yakala, öldür, yalan, PETİNFO 2015/06 54-55 KEDİ&KÖPEK Doğru seçilen oyuncaklar hayvanı eğitir ve memnun eder. Kedi ve köpeklerde Zihnin aktifleştirilmesi ile psikolojik temeli olan birçok hastalığa karşı önlem alınabilir. Bunun için de verilebilecek en etkili ilaç, oyuncaktır. uyu. Bu basit yaşam felsefesine hem sokaklarda mücadele veren hem de evden hiç çıkmayan kediler uymaktadır. Temelinde her kedi birer küçük, vahşi canavardır. Onlara yuva ve yemek vererek özlerinden vazgeçeceklerini kimse bekleyemez. Bu yüzden de evde yaşayan bir kedinin ihtiyacı karşılanmazsa, hayvan sahipleri kendilerini çeşitli davranış sorunları ile karşı karşıya bulabilirler. Kedilerde en sık görülen sorunlar sahibine karşı agresyon, misafirlere karşı saldırganlık, evdeki eşyalara zarar verme, ürinasyon ve defekasyondur. Sahiplere, kedilerin öldürme, avlama gibi temel ihtiyaçlarını karşılayan ve içgüdülerini PETİNFO 2015/00 00-00 dindiren çeşitli oyuncaklar sunabiliriz. En çok tercih edilen oyuncaklar arasında olan kedi sopası enerjik kediler için ideal bir alettir, aynı zamanda hayvan ve sahibi arasındaki ilişkiyi de güçlendirir. Ev içinde yaşayan kediler zamanın çoğunu uyuyarak geçirirler, bu yüzden de uyanık oldukları zaman, aktif oyunun rolü sağlık açısından da büyüktür. Sopanın peşinde koşup, zıplamak hayvanları fit, enerjik ve sağlıklı tutar. Oyuncaklar, evde yaşayan kedilerin %50’sinde görülen obeziteye ve diabete karşı en etkin alettir. Kedi ise sopanın ucuna takılan çeşitli oyuncakları ya da ödül mamasını yakalayınca kendini memnun hissedecektir. Artık kendisini tatmin etmek için sahibinin bacağına atlayıp onu “öldürmeye” çalışmayacak. Kedilerin yakala-öldür içgüdüsü için kullanabileceğimiz diğer oyuncaklar ise bu amaç için özel üretilen peluş eşyalardır. Çocuklar için üretilen veya kalitesiz maddeden yapılan peluş oyuncakların hayvanlara verilmemesi konusunda hasta sahipleri özellikle uyarılmalı. Bu oyuncaklar kolay parçalanır, kedilerin tırnakları ve dişlerine karşı dayanıksızdır. Kopan küçük parçalar kediler tarafından kolayca yutulabilir, boğulmaya veya sindirim sisteminde tıkanarak ciddi hasarlara sebep olabilirler. Yapıştırma KEDİ&KÖPEK ile birleştirilmiş oyuncaklar yerine el yapımı olanlar tercih edilmeli. Kaliteli oyuncaklar çeşitli dayanıklı doğal materyalden yapılır. Doğal derinin ya da yünün kokusu hayvanların hoşuna gider. Bu oyuncakların dolgu maddesi olarak kedi otu (cat nipNepeta cataria) kullanılabilir. Kedi otunun uçucu yağ asitleri her üç kediden birini etkiler. Yoğun miktarda bitkinin etkisi altında kalan kedilerin yaklaşık on dakika boyunca sevinçten yalanması, yuvarlanması hatta takla atması bile mümkündür. Bazı kedileri bu süre boyunca sahipleri rahatsız etmemeli, aksi taktirde kedi aşırı uyarılma sonucu saldırabilir. Bitkinin aynı anda sakinleştirici etkisi de olabilir. Bu etkisinden dolayı yeni alınan tırmalama tahtasına, yatağa ya da oyuncağa kedi otu sürülürse hayvanın eski kanepeden vazgeçmesi ve yeni eşyasını benimsemesi daha kolay olacaktır. Toplar da kediler için ilgi çeken başka bir oyuncak olabilir. Topun yerde yuvarlanması hızlı koşan farelere ve avlara benzediğinden dolayı kedilerin içindeki avcıyı Topun yerde yuvarlanması hızlı koşan farelere ve avlara benzemektedir. kolayca ortaya çıkartır. İçinde boşluk olan toplara kedi otu ya da mama da konulabilir. Bu tarz içi boş olan toplar özellikle fazla obur ve gastrointestinal sorunu olan kediler için faydalı olabilir. Toptan teker teker düşen mama taneleri kedilerin hızlı yemek yemesini engeller. Gördüğümüz gibi oyuncaklar oburca mama yemenin sonucu olan gaz oluşumu ve kusma gibi sorunlara da kolay bir çözümdür. Kediler avla , yakala, öldür içgüdülerini tamamen tatmin ettikten sonra artık sahiplerinin bacaklarına atlayıp “yakalamaya” kesinlikle çalışmayacaklar. PETİNFO 2015/06 58-59 Kediler de üç yaşındaki bir çocuk gibi, oyuncaklardan kolay sıkılabilir. Oynadıktan sonra oyuncakları kaldırılırsa, beraber geçirilmiş oyun zamanı hem kediler hem de sahipleri için özel bir an olacaktır. Dünyada ve Türkiye’de pet hayvan aksesuarlarındaki satışların artması bu pazarın ilerde büyük önem kazanacağının göstergesidir. Veterinary News Network’a göre hayvan sahiplerinin %60’ı hayvanına alınan küçük hediyeler ve oyuncaklar ile bir bağ oluşturabileceğini düşünmektedir. Ama onca kalitesiz oyuncak ve yanlış bilgi vererek ürünlerini satmaya çalışan internet sitesi varken evcil hayvanlara en doğru seçeneklerin sunulması ve hayvanların sağlığını her şekilde koruması bir veteriner hekimin işidir. Bir klinikte bulunan sağlıklı ve kaliteli oyuncaklar bekleme odasına renk katıp hayvanlara verdiğimiz ilgiyi de simgeler ve aynı anda sahipler için de mesaj verebilir; Evet, bir hayvanın ilgiye ihtiyacı vardır, hayvanlar üzülebilir, mutlu olabilir, hareket edebilir, yorulabilir, hastalanabilir. Çünkü onlar oyuncak değildir. Sıkılmamaları için onların oyuncaklara ihtiyaçları vardır. TALAT GÜLBAY ANLATIYOR KEDİ VE KÖPEKLERDE BESLENME VE SAĞLIK DENKLEMİ Omega 3 - Omega 6 yağ asitleri ve Spirulina türü yosunların kedi ve köpek beslenmesindeki faydaları Kedi ve köpeklerin gıdalarla alması şart olan besin maddelerinden en önemlileri Omega yağ asitleri ve yosunların faydaları... T üm hayvanlar ve insanlar gibi kedi ve köpekler de Omega 1’in metil grubu ile Omega 7 karbon atomu arasına çift bağ oluşturamadıklarından, Omega-3 ve Omega-6 grubu içeren doymamış yağ asitlerini sentezleyemezler. Bu nedenle Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri kedi ve köpekler için esansiyeldir ve besin maddeleri ile birlikte dışardan alınması gerekir. Linoleik (Omega 6 türü) asitten karbon zincirinin uzaması ve çift bağ sayısının artması sonucu arahidonik asit meydana gelir. Doymamış yağ asitlerinden olan ve kedilerin vücutlarında sentezleyemedikleri arahidonik asit de bu nedenle kediler için ilave bir esansiyel yağ asiti olarak kabul edilir. Omega-3 yağ asitleri, ALA – Alfa Linolenik Asit , EPA- Ekosa Pentaenoik Asit ve DHA- Dokosa Heksaenoik Asit) formlarında bulunur. Omega 6 türü yağ asitleri ise linoleik asit, gama-linoleik asit, eikosadienoik asit, dihomo-gama-linolenik asit, arahidonik asit, dokosadienoik asit, adrenik asit, dokosapentaenoik asit ve kalendik asit formlarında bulunur. Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerinin, hayvan organizması tarafından sentez edilemedikleri için hayvanlar tarafından gıdalar ile dışarıdan alınmaları şarttır. Omega 6 yağ asitleri özellikle bitkisel yağlarda, Omega 3 yağ asitleri ise balık yağında, mavi yeşil alglerde (özellikle spiriluna türü yosunlar) ve krillde bol M. TALAT GÜLBAY, Veteriner Hekim miktarda bulunur. Esansiyel olarak alınan besin maddeleri ile birlikte dışarıdan alınan bu yağ asitlerinden kedi ve köpeklerin hücre içerisinde mitokondrilerinde uzun zincirli ve çoğunlukla doymamış yağ asitleri sentezlenmektedir. Esansiyel yağ asitleri vücutta doymamış yağ asitlerine dönüşürler. Bu doymamış yağ asitleri de önce ekosanoid isimli 20 karbonlu yağ asidine dönüştürülmekte, bunlardan da prostanoid denilen prostaglandinler, tromboksanlar ve löykotrienler sentezlenmektedir. Bunlar bağışıklık sisteminin en önemli tepkilerinden olan yangı mekanizmasının çok önemli bileşikleri olup, hücrelerde membran geçirgenliği ile enzim ve reseptör aktivitesini etkilemektedirler. Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerinin faydaları Omega-6 yağ asitlerinin vücutta metabolize edilmesi sonucu ortaya çıkan metabolitleri enflamatuar, hiperaljezik, trombotik ve mitojenik özelliklere sahiptir. Savunma sistemi açısından önemli ve gerekli olan bu reaksiyonların aynı zamanda kontrol altında gerçekleşmesi gerekmektedir. Omega-6 yağ asitleri savunma sistemi açısından önemli ve gerekli olan reaksiyonları başlatırken, Omega-3 yağ asitleri sahip oldukları özellikler ile Omega-6 metabolitlerinin etkilerini dizginler ve bu reaksiyonların kontrolünün gerçekleşmesini sağlarlar. Bu nedenle inflamasyon mekanizması açısından bakıldığında özet olarak Omega 6 yağ asitleri vücutta yangı CHAMPION'UN DESTEKLERİYLE HAZIRLANMIŞTIR. 1969 yılında Ankara’da doğan M.Talat GÜLBAY, 1983 yılında girdiği Kuleli Askeri Lisesi’nden 1987 yılında mezun olmuş ve İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde eğitimine devam etmiştir. Lisans ve yüksek lisans eğitimlerinin sonrasında 1993 yılında Veteriner Hekim olarak mezun olmuştur. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları ana bilim dalında Doktora eğitimine başlamış ve 1995 yılında yeterlilik sınavını başarı ile tamamlayarak kedi ve köpeklerde obezite problemlerinin düzeltilmesi, kilo kontrolü ve kilo vermeye yardımcı doğal beslenme ilaveleri ve yöntemleri konusunda doktora çalışmasına başlamıştır. 1993 yılında kurduğu veteriner kliniğinde profesyonel iş yaşantısını başlatmış ve 1994 yılında kliniğin işletmesini de kapsayan Patiş Veteriner Hizmetleri Limited şirketini hayata geçirmiştir. Gülbay, 1994 yılında akademik çalışmalarını sürdürürken yerli ve yabancı birçok firmaya teknik danışmanlık yapmış ve özellikle hasta hayvanların beslenmesi konusunda hazırladığı aylık bültenler ve özel reçete diyetlerin evcil hayvan sağlığında kullanımı konusunda hem firmalara ve sektöre bilimsel desteklerde bulunmuştur. 1999 yılında ülkemizde Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği’nin kuruluşunda bulunmuş ve ilk başkanı olarak 2000 yılında WSAVA (Dünya Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği)’ya üye olunmasını sağlamıştır. Amsterdam’da gerçekleşen bu başarı ile birlikte 4 yıl süre ile WSAVA Ulusal Temsilciği ve Uluslararası Genel Kurul Üyeliği görevlerini sürdürmüştür. Bu süre zarfında birçok ulusal ve uluslararası bilimsel konferans ve seminerler düzenlemiş ve birçok konferansta katılımcı olarak yer almıştır. 2001 ve 2005 yılında dünyada en başarılı ve prestijli mesleki konferanslardan birisi olan Kuzey Amerika Veteriner Konferansı’na (The North American Veterinary Conference) Avrupa veteriner hekimlerini temsilen Özel Konuk olarak katılmıştır. Çeşitli dergi yazıları ve akademik makaleleri bulunmaktadır. Örneğin Doğan Yayın Grubu’nda Hürriyet Gazetesi “Pako’nun Sayfasında” kendisine ait köşesinde haftalık olarak evcil hayvan sahiplerine yönelik bilimsel yazılar yayınlamaya başlamıştır. National Geografic Kids Türkiye Dergisi’nin evcil hayvanlarla ilgili olarak hazırladığı ve çocukların gönderdiği evcil hayvanlarla ilgili soruların yanıtları ve merak ettikleri konulardaki yazıları ile çocukların bilgi ve birikimlerine katkıda bulunmaya başlamıştır. Türkiye’nin ilk spesifik kuru kedi ve köpek maması, Premium Champion ve Goody markalarının sahibi Tropikal Pet’in fabrikasının kuruluş aşamasında bünyesine katılmış ve tüm ürünlerin tasarım, formülasyon ve üretimlerini gerçekleştirerek ulusal pet sektörüne tamamen yerli ve yüksek kaliteli ürünlerle büyük bir başarı ile katkıda bulunmuştur. Tropikal Pet teknik danışmanlık görevini de devam ettirmektedir. KEDİ VE KÖPEKLERDE BESLENME VE SAĞLIK DENKLEMİ reaksiyonlarını tetiklerken Omega 3 yağ asitleri aynı reaksiyonların frenlenmesinde görev alır. Görme fonksiyonlarının sağlıklı çalışmasında son derece etkin faydaları olan Omega 3 yağ asiteri, büyüme dönemindeki kedi ve köpeklerde zeka gelişiminde de çok etkili olmaktadır. Kalp, böbrek ve eklem hastalıklarının önlenmesinde önemli faydaları olan Omega 3 yağ asitleri deri ve kas sisteminin sağlığı için de çok önemli besin maddeleridir. Kanserlerin önlenmesinde ve tedavisi sırasında bağışıklık sisteminin desteklenmesinde Omega 3 yağ asitlerinin önemli katkıları bulunmaktadır. Yaşlılığa bağlı birçok bozukluğun önlenmesinde ve yaşlı kedi ve köpeklerde görülen bunama benzeri belirtilerin yavaşlatılması ve kontrol edilmesinde Omega yağ asitlerinin etkili olduğunu gösteren birçok bilimsel çalışmalar bulunmaktadır. Kedi ve köpek beslenmesinde yeterli miktarlarda Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerinin beslenme ile dışardan alınmasının yanı sıra besin maddeleri ile alınan ideal Omega 3/Omega 6 oranının 1/10 - 1/5 aralığında olması da son derece önemlidir. Spirulina’nın Faydaları Spirulina düşük yağ ve kalorili, kolesterolsüz, bütün temel amino- asitleri ve Omega 3 ve 6 yağ asitlerini içeren önemli bir besin kaynağıdır. Antioksidan unsurlar içerdiği için, yaşlanmanın yanı sıra, kanser, artirit, katarakt gibi sağlık sorunlarının da temel faktörü olduğu düşünülen serbest radikallere karşı hücrenin direncini arttırır. Spirulina önemli ve biyolojik değerliliği yüksek bir omega yağ asiti kaynağıdır.Spirulina’nın düzenli olarak alınması, kalp sağlığını korur, deri ve kürkü beslerken tüylerin sağlıklı ve parlak olmasını sağlar. Savunma hücrelerini destekleyerek, bağışıklık sistemlerini güçlendirir. Kedi ve köpek beslenmesi açısından spirulina zengin aminoasit profili olan ve biyolojik değeri yüksek oranda protein içeren bir besindir. E vitamini, A vitamini ve B12 vitamini açısından çok zengindir. Organik mineralleri ve özellikle de demiri zengin oranda içerir. Doğadaki en zengin doğal antioksidanlardan birisi de spirulinadır. Spirulina içerdiği zengin besin maddeleri içeriği ile kedi ve köpeklerde bağışıklık sisteminin desteklenmesinde, yorgunluk ve stresin giderilmesinde çok etkilidir. Spirulina kedi ve köpeklerde enerji ihtiyacının karşılanmasına yardım ederken protein, vitamin ve minerallerin de yüksek ve faydalı bir oranda alınmasına imkan sağlar. Kedi ve köpeklerde böbrek ve karaciğerin desteklenmesinde ve yaşlanma etkilerinin geciktirilmesinde spirulina çok etkili bir besin kaynağıdır. Kolesterol, kan şekeri ve kan basıncının dengelenmesinde de spirulina etkili olmaktadır. Spirulina kedi ve köpeklerde bu faydalarının yanı sıra içerdiği antioksidan vitaminlerle ve yağ asitleri ile deri tüy yapısının canlı ve sağlıklı olmasını sağlar ve tüy dökülmesini azaltır. TOPLANTI Avrupa veteriner fakültelerinin geleceği değerlendirildi EAEVE 28. Genel Kurulu 21-22 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Organizasyonda yer alan uluslararası katılımcıların, Türkiye hakkındaki fikirleri toplantı ve geziler sonunda çok değişti. G enel merkezi Viyana’da bulunan uluslararası EAEVE kurumunun amacı, Avrupa Birliği’ne üye ve aday ülkelerdeki veteriner fakülteleri eğitimlerinin kalite ve standartlarının değerlendirilmesi, daha da geliştirilmesidir. EAEVE, Avrupa Birliği 2005/36 sayılı veteriner hekimliği eğitim programı direktiflerine göre minimum standartların harmonizasyonu ve izlenmesini sağlayan Avrupa PETİNFO 2015/06 64-65 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ son derece kaliteli hizmet ve misafirperverlik sundu Prof. Dr. Ana BAVO EAEVE Başkanı “EAEVE 28. Genel Kurul Toplantısı” 2015 Mayıs 21-22 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Organizasyon Komisyonu EAEVE bürosu ile mükemmel bir işbirliği sergiledi. Komisyon tarafından seçilen İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü ve Avcılar Yerleşkesi, katılımcılar için konforlu ve toplantı açısından son derece uygun mekanlardı. Dekan bey, Prof. Dr. Halil Güneş ve İstanbul Üniversitesi profesörleri ile beraber çalışan 15 gönüllü öğrenci de 73 ülkeden gelen 175 katılımcımıza son derece kaliteli hizmet ve misafirperverlik sundu. Avrupa ve Amerika’dan gelen konuşmacılar eğitimin iyileştirilmesi ile ilgili örneklerle yeni fikirler sundu. Oturumda Dr. Kozet Avanus tarafından yapılan İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nin araştırmalarında lisans öğrencilerin rolü hakkında ilginç bir sunum dinleme fırsatımız oldu. Boğaz’dan izlediğimiz manzara ve tarihi şehirde yaptığımız geziler de unutulmaz bir hatıra oldu. Bu unutulmaz EAEVE GA için teşekkür ederiz. kıtasındaki en önemli eğitim akreditasyonu kuruluşudur. 2013 yılında Padova Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde (İtalya) gerçekleştirilen oylama sonucunda, büyük oy farkı ile Türkiye seçilmiş ve İstanbul Üniversitesi 2015 yılı genel kurul organizasyonunu gerçekleştirmeye hak kazanmıştır. O zamandan beri süren çalışmalar ardından 200’e yakın uluslararası katılımcı, veteriner hekimlik mesleğinin gidişatını değerlendirmek üzere İstanbul’a geldi. Katılımcıların çoğu Türkiye’ye ilk defa geldi, söylediklerine göre ülkemiz ve eğitim sistemimiz hakkında fikirleri pozitif yönde değişti. Oturumlar dışında, EAEVE’ye üye olan Türk üniversitelerin yöneticileri ile diğer ülkelerin dekanları arasında gerçekleşen muhabbetlerde, gelecekte gerçekleştirilecek olan uluslararası işbirliklerinin ve öğrenci değişim programlarının anlaşmaları yapıldı. Oturumlarda ise 20152020 yılları arasındaki hedefler konuşuldu. Bu hedeflerin arasında üniversitelerin eğitim yöntemlerinin ve araştırmalarının paylaşılması, öğretim üyelerinin uluslararası boyutta farklı üniversiteleri ziyaret edip eğitim verme gerekçesi, öğrenci değişimlerinin önemi, temel ve uzmanlık eğitiminde kullanılabilecek öğretim materyallerin elde edilmesi ve paylaşımı ile diğer veteriner örgütleriyle yapılabilecek işbirlikler tartışıldı. EAEVE’nin başkanı Prof. Dr. Ana Bravo, kapanış konuşmasında, 34 ülkeden 97 üye kuruluşunun üye olduğu EAEVE’nin veteriner hekimlik mesleğindeki önemini tekrar vurguladı, organizasyonda rol alan İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerini ve öğrencilerini kürsüye çağırarark teşekkürlerini iletti ve kongrenin gidişatı hakkında memnuniyetini ifade etti. EAEVE 2017 Genel Kurulu organizasyon ülkesi olarak Londra-İngiltere seçildi Organizasyona önümüzdeki sene 1214 Mayıs tarihlerinde ise Uppsalaİsveç yer verecek. Gelecek nesil için katkıda bulunduğumuza inanıyoruz Prof.Dr. Serkan İkiz Prof. Dr. Tolga Kahraman 28. EAEVE Genel Kurulu İstanbul Organizasyon Komite Üyesi EAVE GA, meslektaşlarımızın bir arada olması açısından mesleki gelişim açısından çok faydalı oldu. Herkes memnun bir şekilde, gerek üniversitemiz gerekse ülkemiz hakkında pozitif düşüncelerle ayrıldı. Gelecek nesil veteriner hekimleri için büyük bir katkıda bulunduğumuza inanıyoruz ve önümüzdeki yıllarda da çalışmalara devam edeceğiz. öğrencilerinin de bu alanda söz söyleme hakkının bulunması ayrı bir gurur verici Emma van Rooijen IVSA Global yönetiminden Anıl Türer IVSA Dünya Başkanı Uluslararası Halkla İlişkiler Koordinatörü EAEVE, geleceğimizi eğitimsel ve sosyal açıdan görme fırsatı sağlıyor. Düşüncelerimizi hocalarımız ile entegre etmesi açısından çok yararlı oluyor. IVSA olarak EAEVE ile olan partnerliğimiz doğrultusunda bu seneden itibaren artık kendi denetleme ve ziyaret takımlarına bir tane öğrenci dahil etmeye karar verdiler. IVSA çatısı altında bulunan normal lisans veya doktora öğrencilerinin de bu alanda söz hakkının bulunması gurur verici. Gelecek yıllarda daha da çeşitliliğini arttırmaya çalışacağız Prof.Dr. Halil GÜNEŞ İÜ. Veteriner Fakültesi Dekanı 28. EAEVE GA. İst. Org. Komite Bşk. Öncelikle, EAEVE’nin 28. Genel Kurulu’nu İstanbul’da düzenlemekten dolayı çok mutlu olduk. Bu toplantıyı, sadece fakültemizin değil, ülkemizin bir organizasyonu olarak kabul ederek çalıştık. Katılımcılardan aldığımız övgü dolu takdirler, yaptıklarımızı kanıtladı ve bizleri daha çok memnun etti. Bu toplantının en büyük yararı, Avrupa’daki Veteriner Fakültesi Dekanlarının İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi nezdinde Türkiye’nin gücünü, kalitesini ve çalışmalarını bizzat görerek ülkemiz ve eğitimimiz hakkındaki düşüncelerinin pozitif yönde değişmiş olmasıdır. Aslında, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi bu ve benzeri bilimsel organizasyonları, planlaması ve gerçekleştirmesi ile, her yıl çok sayıda toplantıyı uygulamaya koymaktadır. Sadece 2015 yılının ilk yarısında ikisi yurtdışında olmak üzere 6 uluslararası toplantı gerçekleştirilmiş ve iki toplantı daha, ileri bir tarihte gerçekleştirilecektir. Bizler, ülkemiz ve mesleğimiz için bunları yapmaya devam edeceğimiz gibi, gelecek yıllarda daha da çeşitliliğini arttırmaya çalışacağız. Çalışmalarda katkısı olanlara sonsuz teşekkür eder, gelecektekilere de başarılar dilerim. KEDİ&KÖPEK EKG dalgalarının kendi aralarındaki süreleri ve yükseklikleri kardiyak ritmin özellikleri ve kalp kası hakkında bilgiler vermektedir. Klinik elektrokardiyografi temellerini anlamak Çizgiler ne anlama geliyor? Dergimizin bu sayısında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Elemanı Dr. Çağatay Çolakoğlu klinik elektrokardiyografi (EKG) temelleri ve okunması ile ilgili bir kinisyen veteriner hekimin bilmesi gerekenleri paylaşıyor. Yazı: Dr. Ekrem ÇağAtay Çolakoğlu A.Ü Veteriner Fakültesi Araştırma Görevlisi EKG, kalpteki elektriksel potansiyel değişikliklerini kaydetmek ve muhtemel kalp sorunlarını değerlendirmek amacıyla kullanılmaktadır. EKG cihazına bağlanan elektrotlar ile kardiyak elektriksel değişiklikler kaydedilmekte ve metal iğne ile ısıya duyarlı EKG kağıdına (Trase) yazdırılmaktadır. EKG ile; ritim ve iletim bozuklukları, myokart iskemisi, kalp kasının durumu, perikard hastalıkları ve elektrolit dengesizlikleri değerlendirilebilmektedir. Buna rağmen; hastalarda kalbin değerlendirmesinde EKG’nin tek başına yeterli olmadığı, mutlaka hastaların klinik durumu, ekokardiyografi ve röntgenleri ile birlikte yorumlanması gerektiği unutulmamalıdır. EKG, uzun dönem ritim kayıtlarının (Holter kaydı) alınması öncesi ön bulgular da verebilmektedir. EKG kağıdı özellikleri EKG cihazları; 25 mm/sn ve 50 mm/ sn gibi değişen kayıt hızlarında yazdırma yapabilmektedir. Kayıt hızı 25 mm/sn olduğunda; 1 küçük kare 40 ms (0.04 sn), 1 büyük kare 200 ms (0.2 sn), 5 büyük kare ise 1 sn’ye denk gelmektedir (Resim 1). EKG cihazlarının standart kalibrasyon ayarları; 1 mV uyarı geldiğinde 10 mm yüksekliğinde ve 5 mm (0.2 sn) genişliğinde, kenar açıları 90 derece olan dikdörtgen şekli çizdirecek şekilde KEDİ&KÖPEK EKG cihazları; 25 mm/sn ve 50 mm/sn gibi değişen kayıt hızlarında yazdırma yapabilmektedir. 1 küçük kare 40 ms (0.04 sn), 1 büyük kare 200 ms (0.2 sn), 5 büyük kare ise 1 sn’ye denk gelmektedir. RESİM 1. EKG kağıdının özellikleri 0.20 sec a 5 mm 1 mm b 0.04 sec 3.0 seconds ayarlanmıştır (Resim 1a). QRS kompleks yükseklikleri çok uzun olduğunda, EKG cihazları 1 mV = 5 mm şeklinde de (Resim 1b) otomatik olarak yazdırılabilmektedir. EKG Nomenklatürü Kalpte oluşan elektriksel kuvvet myokard hücrelerine giren ve çıkan iyon dengesi farklılıklarından kaynaklanmaktadır. İstirahat halinde, kasılmadan bekleyen bir kalp hücresinin iç yüzü negatif, dış yüzü ise pozitif yüklüdür. İletim uyarısının gelmesiyle hücre içinin hızla pozitif yüke kaymasına depolarizasyon denmekte ve böylece kalp hücrelerinde iletim sağlanmaktadır. İletimin geçmesiyle hücre içinin tekrar istirahat haline dönmesi ise repolarizasyon olarak ifade edilmektedir. İşte bu hücre içi ve dışındaki polarizasyon değişiklikleri EKG dalgaları şeklinde ortaya çıkmakta ve traseye yazdırılarak değerlendirilmektedir. EKG’nin yazdırılması amacıyla, vücut yüzeyinin değişik bölgelerine elektrotlar yerleştirilmekte ve kablolar vasıtasıyla EKG cihazına bağlanmaktadır. Bu şekilde kurulan elektriksel devrelere derivasyon PETİNFO 2015/06 68-69 denmektedir. Birden çok noktaya yerleştirilen elektrotlar kalbi farklı açılardan görmekte ve bu sayede bir elektrotta fark edilmeyen aktivasyon diğeriyle tespit edilebilmektedir. Veteriner Hekimlikte kullanılan elektrotlar her ne kadar timsah uçlu olsa da, küçük dostlarımız için daha rahat kullanımlı ve sabitlemesi daha kolay elektrot tipleri de mevcuttur. Elektrotlar ile 12 derivasyon oluşturulabilmektedir. Ekstremite derivasyonları I, II, III, aVR, aVL, aVF; göğüs derivasyonları ise V1-6 olarak belirlenmiştir. Veteriner Hekimlikte 12 derivasyonda kullanılabilse KEDİ&KÖPEK QRS komplex RESİM 2 Uyarımın iletilmesi sırasında EKG dalgaları PR segment ST segment R T P PR interval Q Araş. Gör. Dr. Ekrem Çağatay Çolakoğlu, kardiyoloji hakkında seminerler vermektedir. S QT interval de, kliniklerde sadece ekstremite derivasyonlarının kullanımı yeterlidir. Elektrotların bağlanması Her EKG elektrotu farklı renklerdedir ve üzerinde hangi ayağa ait oldukları yazmaktadır. Farklı elektrot yerleşimi mümkünse de genellikle elektrotlar ön ayaklarda dirsek ekleminin, arka ayaklarda ise diz ekleminin hemen üzerine konumlandırılmaktadır. Elektrotların bağlanması öncesinde ultrason jeli temas kalitesini arttırmak amacıyla kullanılabilir. Buna rağmen çoğunlukla temizlenmesi daha kolay olan alkol kullanımı daha pratik olmaktadır. Elektrotun bağlanacağı yere alkol püskürtülmekte ve arkasından da elektrot yerleştirilmektedir. EKG Dalgalarının Oluşumu EKG dalgaları sırasıyla P, Q, R, S ve T dalgalarından meydana gelmektedir (Resim 2). P dalgası atriyumların depolarizasyonu (kasılması-sistol), QRS kompleksi ventriküllerin depolarizasyonu (kasılması-sistol), T dalgası ise ventriküllerin repolarizasyonu (gevşemesi-diyastol) sırasında yazdırılmaktadır. P dalgası repolarizasyonu (gevşemesi) QRS kompleksi içinde yer aldığından görünmemektedir. Sinüs düğümünden çıkan uyarımlar sağ atriyumu depolarize ettiklerinde P dalgasının ilk yarısı ortaya çıkmaktadır. Takibinde sol atriyumun depolarizasyonu ile de P dalgasının ikinci yarısı oluşmaktadır. Uyarı atriyumlardan sonra ventriküllere ulaşmakta, ventriküllerde depolarizasyona neden olmakta ve QRS kompleksi hastalarda kalbin değerlendirmesinde EKG’nin tek başına yeterli olmadığı, hastaların klinik durumu, ekokardiyografi ve röntgenleri ile birlikte yorumlanması gerektiği unutulmamalıdır. PETİNFO 2015/06 70-71 DR. EKREM ÇAĞATAY ÇOLAKOĞLU HAKKINDA... Trabzon doğumlu Dr. Çolakoğlu; İlk, orta ve lise öğrenimini Trabzon’da tamamladıktan sonra 2003’te Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesine başlayarak 2008 yılında Lisans Eğitimini Birincilik Ödülü’nü alarak tamamladı. Aynı yıl A.Ü Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda doktora öğrenimine başladı. 2013 yılında “Köpeklerde Kalp Hastalıklarında Aritmilerin Holter Monitorizasyon Tekniği ile Tanısı ve Sınıflandırılması” konulu doktora tezini tamamlayarak Dr. Vet. Hek. ünvanını aldı. İlgi alanı olan; kedi ve köpeklerde veteriner kardiyoloji, kardiyak aritmiler ve kardiyopulmoner resüsitasyon uygulamaları hakkında seminerler vermektedir. Dr. Çolakoğlu; halen A. Ü. Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi olarak görevini sürdürmektedir. KEDİ&KÖPEK oluşmaktadır. Ventrüküller repolarize olduğunda ise T dalgası oluşmaktadır. İletimin izlediği tüm bu yol EKG dalgaları olarak görülebilir hale getirilmekte ve kalbin değerlendirilmesinde Hekim tarafından kullanılmaktadır. EKG dalgalarının kendi aralarındaki süreleri ve yükseklikleri kardiyak ritmin özellikleri ve kalp kası hakkında bilgiler vermektedir. Ekg kaydı sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar Kayıt sırasında köpek ve kediler genellikle lateral yönde yatırılarak İstirahat halinde, kasılmadan bekleyen bir kalp hücresinin iç yüzü negatif, dış yüzü ise pozitif yüklüdür. İletim uyarısının gelmesiyle hücre içinin hızla pozitif yüke kaymaKTADIR. çekim gerçekleştirilmektedir. Fakat çoğu hastada bu pozisyon oldukça stres yaratmakta ve hastaya tedirginlik vermektedir. Oluşan stres; kaliteli ve olabildiğince düzgün kayıt alınmasını önlemektedir. Bundan kaçınmak adına; köpeklerde ayakta pozisyonda, kedilerde ise göğüs üzerine uzanmış pozisyonda kayıt alınması önerilmektedir. Çekim esnasında hastanın olabildiğince hareketsiz kalması artefakt oluşmaması adına önemlidir. Hasta üzerindeki tasma vb metal eşyalar çıkarılmalıdır. Çekim odalarının hastayı rahatlatmak adına; sessiz, loş ve hafif karanlık olması önerilmektedir. Çekilen EKG kayıtlarına mutlaka hasta sahibinin ve hastanın ismi-soyismi yazılmalı, tarih ve saat eklenmelidir. Kalp atım sayısı köpeklerde 70-160, kedilerde 160-250, insanlarda ise 60-100/dk’dır. Kedi ve Köpeklerde EKG Tanı Kriterleri Köpek Kedi 70-160 (Küçük ırklarda 70-220) 160-250 Yükseklik En fazla 0.4 mV En fazla 0.2 mV Genişlik En fazla 0.04 s, büyük ırklarda 0.05 En fazla 0.04 s P-R aralığı 0.06-0.13 s 0.05-0.09 s Yükseklik Büyük ırklarda en fazla 0.05 mV, küçük ırklarda en fazla 2.5 mV En fazla 0.9 mV Genişlik Büyük ırklarda en fazla 0.06 s, küçük ırklarda en fazla 0.05 s En fazla 0.04 s Azalışı 0.2 mV’dan daha düşük olamaz _ Artışı 0.15 mV’dan daha fazla olamaz _ Q-T aralığı 0.15-0.25 s (Norma kalp ritminde) 0.12-0.18 s (normal kalp ritminde) T dalgası Pozitif, negatif ya da bifazik olabilir. R dalgası yüksekliğinin 1/4 ‘ünden büyük olamaz. Genellikle pozitif ve <0.3 mV Kalp atım sayısı/dk P dalgası QRS kompleksi ST Segmenti KAYNAK: Kaynaklara yazarın arşivinden ulaşabilirsiniz. ekremcağ[email protected] PETİNFO 2015/06 72-73 Köpeklerde plazma progesteron konsantrasyonu laktasyon boyunca 0,5 ng/ml’dir. Gebelik yaşı ve doğum zamanının belirlenmesi Köpeklerde gebelik yaşı ve doğum zamanının belirlenmesinde kullanılan yeni metotlarla, gebelik süreci, çiftleşme zamanı; çeşitli dönemlerde gebelik tanısı ve gebelik yaşı çalışmaları incelenmiştir. Yazı: Yrd.Doç.Dr. Hande Gürler OMÜ Vet. Fak. Doğum ve Jinekoloji AbD. Çiftleşmenin gözden kaçması ya da birçok kez çiftleşme olduğu durumlarda, köpeklerde gebelik yaşı çoğunlukla tahmin edilememektedir. Reprodüktif kayıpların önlenmesi ya da minimize edilmesinde doğum zamanının tespiti ve gebelik yaşının belirlenmesi, zamanında müdahale açısından büyük önem taşımaktadır. Gebelik sırasında oluşan pelvis ve vagina obstrüksiyonlarında, primer ve sekonder uterus inerşiya öyküsü bulunan köpeklerde, yavrudan kaynaklanan poblemler PETİNFO 2015/06 76-77 nedeniyle uzamış gebeliklerin tamamen sonlandırılması gibi durumlarda sezaryen operasyonunun planlanması için doğum zamanının belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca östrus senkronizasyonu ve embriyo transferi gibi reprodüktif bir olgu olduğundan gebeliğin 0. günü olarak değerlendirilmekte ve muhtemel doğum zamanı da buna göre belirlenmeye çalışılmaktadır. Gebeliğin 0. günü belirlenemediğinde ya da çiftleşme gözlemlenemediğinde gebelik sürecinde aşağıda bahsedilecek olan diğer tanı yöntemlerine başvurulmaktadır. tekniklerin uygulanabilmesi için ovulasyon zamanı, gebelik yaşı ve doğum zamanının tespit edilmesi gerekmektedir. Ancak, köpeklerde gebelik süresi oldukça farklılık göstermekte (58-71 gün) ve çiftleşme zamanı bilinse dahi doğum zamanı hakkında kesin birşey söylenememektedir. Gebelik süresindeki bu farklılık iki ana nedenle açıklanmaktadır. Birincisi, spermatozoanın östrus süresi boyunca dişi genital alanda uzun süre canlılığının sürmesi ve çiftleşmeden 4-6. güne kadar motilitesinin devam emesi, ikincisi ise, östrusun başlangıcından ovulasyon gerçekleşene kadar olan sürenin farklılık göstermesidir. İlk çiftleşme ovulasyondan 10-11 gün önce şekillenebileceği gibi ovulasyondan 2-3 gün sonra da şekillenebilmektedir. Bu nedenle, ovulasyon kanıtlanabilen fizyolojik Çiftleşme zamanın belirlenmesi Ovulasyon zamanı, luteinleştirici hormon (LH) salınımı, progesteron homonunun artışı veya diöstrusun başlangıcının tespitiyiyle belirlenebilmektedir. Gebeliğin kesin tanısının yaklaşık 3 haftalık süreçte konulmasından dolayı ovulasyon zamanının belirlenmesi doğum zamanın tahmininde büyük önem taşımaktadır. Ovulasyon, LH’nın zirve yapmasından 2 gün sonra şekillenmektedir. LH’nın plazma zirve değerinin ortalama 24.8±3.1 ng/ml (13.6-42.4 ng/ ml) olduğu düşünülmektedir. Plazma LH seviyeleri zirveden 12 ve 6 saat önce sırasıyla 7.0±2.1 ve 14.7± 4.4 ng/ml, zirveden 6 ve 12 saat sonra sırasıyla 14.2 ng/ml ve 5.8±2.4 ng/ml olarak bildirilmiştir . Periferal kandaki preovulatorik LH dalgasından sonraki yaklaşık 65 ±1. gün doğum Erken gebelik tanısı (25. günden önce) Erken dönem gebelik tanısı ve gebelik yaşı belirlenmesinde kullanılan en güvenilir yöntem ekstrafötal yapıların ölçümüdür. Bunun için ilk belirti, uterus kornularında meydana gelen genişlemedir. Ultrasonografi ile ilk olarak çiftleşme sonrasında 12- 17. günler arasında bu genişlemenin 17-18. günlerde de 1-2 mm’lik kese şeklinde konseptusun tespitinin mümkün olduğu belirtilmektedir. Ayrıca LH salınımından 23-24 gün sonra fötal kalp atımının izlenmesi mümkün olmakla birlikte, gebeliğin 20-25. günleri arasında embriyonik kese çapı net olarak ölçülebilmektedir. KÖPEK Röntgen ile doğumdan yaklaşık 20 gün önce anne karnındaki fötal iskeleti görüntülemek mümkündür. Ancak bu, doğum zamanının tam olarak belirlenebilmesi için yeterli bir bulgu değildir. zamanı olarak hesaplanmaktadır. Köpeklerde, folliküllerdeki preovulatorik luteinizasyonun önemli bir kısmı LH’nın zirve yapmasıyla gerçekleşir ve buna bağlı olarak progesteron salınımında artış başlar. Ovulasyondan yaklaşık 48 saat önce plazmadaki progesteron, bazal seviyesinden hızla yükselmeye başlamaktadır. Anöstrus sırasında 0.5 ng/ml olan serum progesteron miktarı, ovulasyondan önceki 2. ve 3. günde sırasıyla 1.0-1.9 ng/ ml ve 2.0-2.9 ng/ml dir. Ovulasyon gününde ise bu konsantrasyon 3.46.6 ng/ml arasında ölçülmektedir. Günümüzde LH ve progesteron plazma konsantrasyonlarının ölçümünde kullanılan en yaygın metot radioimmunoassay (RIA) dir. Bununla birlikte enzymelinked immunosorbent assay (ELISA) ve chemiluminescent immunoassay (CLIA) kitleri de ovulasyon zamanını belirlemede başarıyla kullanılmaktadır. Doğum zamanının belirlenmesinde kullanılan diğer bir yöntem de diöstrusun belirlenmesidir. Arka arkaya yapılacak vaginal smear ile bu mümkündür. Diöstrus başlangıcı 1. gün olarak düşünüldüğünde doğum zamanı diöstrustan 51-60 gün sonra olarak hesaplanmaktadır. Ovulasyonun direkt olarak belirlenmesinde kullanılan en son teknik ultrasonografidir. Yuvarlak, anekojen ve ince duvarlı görüntü veren folliküllerin sayı ve büyüklükleri Gebeliğin ve gebelik yaşının belirlenmesinin, reprodüktif kayıpların zamanında müdahale ile önlenmesi veya minimize edilmesi açısından klinik yararı bulunmaktadır. PETİNFO 2015/06 78-79 ULTRASON VE DOPPLER Gebelik yaşını belirlemek için fötal ensefalik yapıların ultrasonografik ölçümlerinin yapılabileceği belirtilmiş ve bu amaçla ileride ventrikülüs lateralisleri oluşturacak olan kavum telensefalinin derin kısımları 7.5 MHz’lik transdüser ile ölçülmüştür. Telensefalik boşluğun (DPTV), doğum öncesi 30. ve 8. günler arasında sınırları belirgin oval anekojenik alanlar şeklinde görüntülenebildiği bildirilmiştir. Ultrasonografi erken gebelik döneminde fötal rezorbsiyonların belirlenmesi amacıyla da kullanılmaktadır. Gebelik tanısında kullanılan yöntemlerden biri de Dopplerdir. Ancak daha çok gebeliğin 2. ve 3. trimesterinde fötal ve maternal patolojilerin belirlenmesinde tercih edilmeli. KÖPEK Köpeklerde doğum zamanının belirlenmesi, çiftleşme zamanının bilinmediği durumlarda sezaryenin planması açısından önemlidir. EN GÜVENİLİR YÖNTEM Çiftleşme zamanının bilindiği durumlarda, hormon konsantrasyonlarının belirlenmesi gebelik uzunluğu hakkında bilgi vermektedir. Ancak çiftleşme zamanı bilinmeyen durumlarda doğum zamanının tahmin edilmesinde en güvenilir yöntem ultrasonografidir. Ayrıca ekstrafötal ve fötal yapıların ölçümü ile gebelik yaşının belirlenmesi de bu yöntemle mümkün olmaktadır. kolaylıkla belirlenebilmektedir. Günlük kontrollerde, ovaryum üzerinde daha önceden tespit edilmiş olan folliküllerin ani olarak kayboluşu ile ovulasyonun gerçekleştiği belirlenebilmektedir. Yapılan bir çalışmada, bir köpekte 8 MHz’lik prob kullanarak folliküler gelişim, ovulasyon ve korpora lutea oluşumunu incelenmiş ve proöstrusun 6. günü folliküller yuvarlak şekilli anekoik yapılar şeklinde görülmüştür. Sağ ve sol ovaryumda üçer adet follikül saptanmış ve çapları sırasıyla ortalama 0.67±0.06 cm ve 0.48±0.02 cm olarak ölçülmüştür. Ovulasyonun, 24 saat içerisinde her iki ovaryumdaki anekoik folliküllerin hızlı kaybolmasıyla karakterize olduğu bildirilmiştir. Gebeliğin 25. günden sonra tanısı ve gebelik yaşının belirlenmesi Köpeklerde bu dönemde gebelik tanısı ve gebelik yaşının belirlenmesinde en güvenilir yöntem ultrasonografidir. Gebeliğin 26. gününde embriyo görüntülenebilmekte ve ense-kuyruk sokumu (CRL) ve vücut çapı (BD) ölçümleri yapılabilmektedir. Gebeliğin 30. gününden sonra baş çaplarından özellikle biparietal çap (BP), yavru sayısı ve cinsiyetten etkilenmeksizin gebelik yaşı hesaplamalarında tek PETİNFO 2015/06 80 başına yeterli olmaktadır. Fötal iskelet ise tam olarak 35. günden sonra net olarak görülmeye başlamaktadır. Ultrasonografi ile diğer fötal organların (böbrek, barsak, göz) ölçümü de mümkündür. England ve ark., gebeliğin 38-44. günlerinde böbreklerin ve gözlerin, 56-60. günlerde de barsakların belirlenebileceğini belirtmişlerdir. Bu konuda araştırmalar yapan Luvoni ve Beccaglia ise bu parametrelerle fötusun büyüklüğü hakkında fikir yürütülmekle birlikte kesin doğum zamanının tam olarak belirlenemeyeceğini bildirmişlerdir. Doğuma yakın gebelik tanısı ve gebelik yaşının belirlenmesi Köpeklerde plazma progesteron konsantrasyonu doğumdan 5 gün önce 4,5±0.6 ng/ml’dir (2,6-7,8 ng/ ml). Bu konsantrasyon doğum öncesi 24-16. saatlerde 1.19±0,36 ng/ml ve doğum öncesi 12-8. saatlerde de 0,5 ng/ml dir ve laktasyon boyunca bu seviyede kalmaktadır. Ultrasonografi ile doğumdan yaklaşık 7 gün önce (ortalama 2-9 gün) pelvis ve arka ekstremiteleri belirlemek mümkündür. Dişler ise doğumdan 4 gün önce belirlenebilmektedir. Kaynak: Kaynaklar için yazara ulaşabilirsiniz. [email protected]
Benzer belgeler
temmuz-2016 - Petinfo Dergi
[email protected]
GRAFİK TASARIM
EMEL VURAL
[email protected]
DANIŞMA KURULU
PROF. DR. AHMET ERGÜN
PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ
PROF. DR. TAMER DODURKA
Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin
Dr. Ba...