Temmuz-2015 - Petinfo Dergi
Transkript
petinfo 77 PET SAĞLIĞI DERGİSİ TEMMUZ 2015 SAYI 77 leishmanıa sezonu açıldı Leishmaniasis tatarcık sineği ısırığı ile hayvandan hayvana bulaşan ciddi ve çoğu zaman ölümcül bir hastalıktır. Veteriner hekimlerin en ağır sınavı olan Leishmania’nın tanısı ve tedavisi hakkında bilmeniz gerekenler... İÇİNDEKİLER 8 > DÜNYADAN VE TÜRKİYE’DEN SON HABERLER Veteriner hekimlik mesleğinin ve pet dünyasının tüm güncel haberlerinin en doğru adresi olan Petinfo Dergi’de bu ay da ilgi çekici bilgiler paylaşıyoruz. 20 > N&D HIZ KESMİYOR Yaz sıcaklığına rağmen aktivitelerine hiç ara vermeyen ve hayvan sahiplerini devamlı heyecanlı organizasyonlarla buluşturan Farmina Pet Foods, Türkiye çapında unutulmaz festivaller düzenledi. 28 > MİNESSOTA İDRAR TAŞI MERKEZİ BİR MİLYONUNCU TAŞI ETİKETLEDİ Uzun süreli ortak Hill’s Pet Nutrition Inc.’ın desteği sayesinde MİTM, veteriner hekimlere ihtiyaç duydukları sonuçlara ve diğer bilgilere kolayca ulaşmalarını sağlayan son derece kaliteli ve küresel bir hizmet vermektedir. 52 > YAVRU KÖPEK EĞİTİMİSOSYALLEŞME SÜRECİ Yavru köpek eğitimi serimizin ikinci bölümünde Dr. Gürbüz Ertürk yavruların sosyalleşme sürecinin püf noktalarını anlatacak. Köpekler de biz insanlar gibi sosyal canlılardır. Sosyal davranışlar doğumla beraber başlar ve yaşamın çeşitli evreleri ile devam eder. sayfa 28 sayfa 30 > Köpeklere Karşı Kediler: Pankreatitis Kediler küçük bir köpek değildir. Hastalıklarına karşı yaklaşımda farklı şekilde olmalıdır. sayfa 20 26 > TEDAVİYE GEREK KALMADAN KORUYALIM Yaz mevsimlerinin gelmesiyle pire ve kene gibi ektoparazitlerde de bir aktivite artışı görülür. Bu dönem ortaya çıkabilecek problemlerin önüne geçmek için iyi bir fırsattır. Riskli hastalıklarla dolu bir yaz geçirmek istemiyorsanız, önleminizi mutlaka alın. sayfa 26 34 > LEİSHMANİA SEZONU AÇTI Bir tatarcık sineği hayvanları ortalama 100 kez ısırabilir. Isırığı ile hayvandan hayvana bulaşan ciddi ve çoğu zaman ölümcül leishmania’ya karşı savaş, uzun ve zahmetli bir iştir. Kliniğe gelen bir hastayı sağlığına kavuşturmak için neler yapmalıyız? 48 > KEDİ VE KÖPEK BESLENMESİ AÇSINDAN ÖNEMLİ ORGANİK VE İNORGANİK MİNERALLER Champion’un desteğiyle Vet. Hekim M. Talat Gülbay anlatıyor; Kedi ve köpek için mineraller hayatı önem taşımaktadır. Her mineral enerji transferinden, deri sağlığına kadar vücut içinde bir veya daha fazla fonksiyonda çok önemli role sahiptir. PETİNFO 2015/07 04-05 52 54 > KEDİ VE KÖPEKLERDE SU İHTİYACI Yaz aylarında hayvanların su içme alışkanlığından bahsetmekte fayda var. Hayvanlara verdiğimiz ya da hekim olarak tavsiye ettiğimiz su miktarı yeterli mi fazla mı? Suyun zararları ve yararları neler olabilir? sayfa 54 60 > BUNLARI BİLMEDEN MEZUN OLMAYIN Klinik yönetimi bölümümüzde genç meslektaşlarımıza sesleniyoruz; Sevgili veteriner hekimler, öncelikle tebrikler ve mesleki hayatınıza hoş geldiniz. Sizinle bir veteriner hekimin yaşadığı zorluklarla nasıl yüzleşebileceğini, mesleki açıdan önünüzde nasıl yeniliklerle karşılaşacağını paylaşıyoruz. EDİTÖR En sıcak günlerde de en sıcak haberleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Veteriner hekimlik mesleğinin ve pet dünyasının tüm güncel haberlerinin en doğru adresindesiniz Yaz sıcaklığında hastalıklar tatil dinlemeden saldırıya devam ediyor. Pire ve kene gibi ektoparazitlerde de bir aktivite artışı görünüyor; hayvanların tedaviye gerek kalmadan en uygun şekilde korunması hakkında Dr. Bayer yepyeni gelişmeler paylaştı. Veteriner hekimlerin korkulu rüyası, Leishmania da su yüzeyine çıkmaya başladı. Sudan bahsederken; hayvanlara verdiğimiz ya da hekim olarak tavsiye ettiğimiz su miktarı hakkında ne kadar bilinçlisiniz? Beslenme köşemizde suyun yararları ve zararları hakkında son derece faydalı bilgiler edinebilirsiniz. Beslenme hakkındaki konularımıza ayrı renk katan Chamapion, Vet. Hekim Talat Gülbay’ın katkılarıyla kedi ve köpeklerin beslenmesi açısından önemli organik ve inorganik mineraller hakkında bilmemiz gereken ilginç püf noktaları paylaştı. petinfo Temmuz / Sayı: 77 Pet Sağlığı Dergisi Ayda bir yayımlanır. YAYIN TÜRÜ SÜRELİ YEREL SAHİBİ Mat Medya Tanıtım Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. MEHMET AKTOP GENEL KOORDİNATÖR BARIŞ KOLGU [email protected] Köpekler de biz insanlar gibi sosyal canlılardır. Bunu en iyi bilen Vet. Hekim Dr. Gürbüz Ertürk, yavru köpek eğitimi serimizin ikinci bölümünde köpeklerin sosyalleşmesindeki kritik dönemleri ayrıntılı bir şekilde paylaşmaktadır. Dergimizi okuyan kaç tane yeni mezun arkadaşımız var? Sevgili meslektaşlarımız, bu sayımızın klinik yönetimi bölümünü size ayırdık; çalışma hayatınızın uzun merdivenlerini tırmanırken yanınızda olmaya çalışıyoruz. “Bunları bilmeden mezun olmayın” yazımızda hem size hem de tecrübeleri ağabeylerinize ve ablalarınıza mutlu mesleki hayatınız için birkaç tavsiye verdik. YAZI İŞLERİ SORUMLUSU VET. HEKİM GİZEM KUTUN [email protected] KATKIDA BULUNANLAR Dr. Gürbüz Ertürk ENİKÖ KIRALY ART DİREKTÖR EBRU DERELİ [email protected] GRAFİK TASARIM EMEL VURAL [email protected] DANIŞMA KURULU PROF. DR. AHMET ERGÜN PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ PROF. DR. TAMER DODURKA Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin Dr. Banu Dokuzeylül VET. HEKİM RAHŞAN EROL BASKI Gezegen Basım San. Ve Tic. Ltd. Şti. 100 YIL MAHallesi MASSİT MATBAACILAR SİTESİ 2. CADDE GEZEGEN BİNASI NO: 202/A BAĞCILAR/İST Sertifika No: 12002 ADRES YAYINCILAR SK. 10/4 34414 SEYRANTEPE - İSTANBUL TEL: 0212 324 50 56 - 324 50 59 www.matmedya.com ABONE BANU SAYINÇ [email protected] Dergimizde yayınlanan röportaj ve ilanların sorumluluğu sahiplerine aittir. Fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. Petinfo Dergisi veteriner hekimlere ve ecza depolarına yönelik bilimsel içerikli, mesleki, ücretsiz, sektörel bir yayındır. PETİNFO 2015/07 06-07 N&D hız kesmiyor Minik dostlarımıza en iyi hizmeti sağlayan ve hayvanseverlerin gönüllerinde taht kurmuş Farmina Pet Foods’un, İstanbul, Bodrum ve Çeşme’de gerçekleştirdiği N&D Cavalier Festivali yoğun ilgi ve katılımla gerçekleşti. Bu renkli etkinliklerde insanların yanı sıra köpekler de keyifli anlar geçirdi. > syf 20 İyi okumalar dileriz. Saygılarımla Veteriner Hekim Gizem Kutun GENEL YAYIN YÖNETMENİ VE YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Vet. Hekim YAĞMUR AĞCAOĞLU [email protected] Veteriner Hekim YAĞMUR AĞCAOĞLU Laura Lushngton (1920-2015) Geçen ay, 92 yaşındayken vefat eden Laura Lushington’u ülkemizde pek tanıyan yoktur. Fakat kendisi Türkiye’yi çok iyi tanıyan ve seven bir İngiliz hanımdı. Laura Lushington, Van Kedisini İngiltere ile tanıştırdı. 1955’te Laura ve arkadaşı Sonia Halliday’e Kıbrıs ve Türkiye üzerinden İngiltere’ye dönerken, Anadolu’nun bir şehrinden ve İstanbul’dan iki tane kedi yavrusu hediye edildi. Birisi dişi, öbürü ise erkekti. Bu kediler birbirine çok benziyordu. Dış görünüşleri yanı sıra kedilerin bir tane ortak özelliği daha vardı; Yüzmeyi çok seviyorlardı. İngiltere’ye döndükten sonra Laura kedileriyle sık sık yüzmeye giderdi ve bu olay medyanın da büyük ilgisini çekti. Laura Lushington sayesinde dünya ‘yüzen kediler’ ile tanıştı. Kedilerin birisi Van Güzeli İskenderun adıyla kayıtlara geçmişti. Van güzeli İskenderun’un ve hem cinsinin safkan Van kedileri olmamaları, baş ve kuyruk kısımlarının renkli ve benekli olması nedeniyle bayan Lushington’ın bu kedilerden türettiği kedi türü, günümüzde “Van” ismi taşımakla birlikte, Van kedisinden farklı bir ırk oluşturmuştur. Günümüzde safkan Van kedisi ve Batı dünyasındaki Turkish Van Kedisi literatürde de ayrılır. Lushington ve arkadaşı Türkiye’yi her sene ziyaret etti. Fotoğraf sevdalı olan Sonia Halliday, 30 sene boyunca Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde gezip, ülkemizi fotoğraflarıyla dünyaya tanıttı ve sevdirdi. Laura ise Osmanlı dönemindeki İstanbul’un günlük hayatı hakkında yaptığı sulu boyalarını günümüze miras bıraktı. NOTLAR Dünya Pazarındaki Yenilikler: Polonya Polonya pet mama sektörünün 2014’teki %9’luk artışından sonra Avrupalı üreticiler ülkedeki üretim kapasitelerini arttırmayı hedeflemektedir. Doğu Avrupa fırsatlarından yararlanmak üzere İsviçre kökenli Nestlé, Silesia bölgesinde bulunan Nowa Wies’te pet mama üretim tesisini açtı. Şirketin tesise harcadığı yatırım 83.3 milyon$ (230.5 milyonTL)’a yakındır. Nestlé Purina sözcüsüne göre, tesis 250 kişiye yeni iş imkanı sağlayacak ve 2015 sonuna kadar 150 yeni kadro daha açılacak. Nestlé Purina’nın Almanya ve Rusya’dan sonra Avrupa’da açılan üçüncü fabrikası Felix adlı kedi mamasının üretimini üstlenecek ve bölgedeki ülkelere dağıtım yapacak. Polonya Çalışma Bakan Yardımcısı, Jacek Mecina yatırımlardan dolayı memnuniyetini ifade etti. “Nestlé Purina gençlerimize çalışma imkanı verdi ve kullandığı ham maddeleri de bölgemizden almasından dolayı üreticilerimize de büyük katkı sağlamaktadır.” Euromonitor International uluslararası anket şirketi tarafından hazırlanan araştırmaya göre, Doğu Avrupa bölgesinde 2009’dan 2014’e kadar kedi ödül maması üretiminde %30, premium kedi maması üretiminde %15, Orta kaliteli kedi maması üretiminde %11, kedi kumu üretiminde %11 ve köpek ödül maması üretiminde %11 artış meydana gelmiştir. Aslında bu ürünlerle ilgili artış Doğu Avrupa bölgesi hariç hiç bir yerde görülmemiş. Rakamlar Batı Avrupa pazarında %4 ile %10 arasındayken Kuzey Amerika’da %3 ile %9 arasındadır. Bu rakamlar ise firmaların gelişen pazarlara karşı gösterdiği ilginin iyi bir örneğidir. PETİNFO 2015/07 10-11 NOTLAR Kendinizi bir arabaya kapatın Arabaya kapatılan bir köpeği kurtarmaya çalışan hayvan sever bir gazi, Amerika Birleşik Devletleri Mahkemesi tarafından cezalandırıldı. Hayvanın alışverişten dönen sahibi, gazinin camı kırarak aracın içinde can çekişen köpeği kurtarmasına rağmen olaylardan dolayı şikayetçi oldu. Mahkemenin kararına tepkisini gösteren veteriner hekim, Dr. Ernie Ward kendisini güneşin altında duran bir arabaya kapatıp tecrübelerini videoya kaydetti. Arabanın her dört camı da aralıklı açık olduğu halde aracın iç sıcaklığı yarım saat içinde 47 C’ye yükseldi. Dr. Ward “25 senelik veteriner hekimim ve benzeyen sebeplerden dolayı kliniğime gelen sayısız vakalarla karşılaştım. Bu hayvanlar olaydan sonra yaşayabilecek kadar şanslı olsalar bile, sıcak çarpması sonucu meydana gelen böbrek ve beyin hasarları ile hayat boyu mücadele etmeleri gerekecek” dedi. Türk haber kanallarında da buna benzeyen vakalarla sık sık karşılaşabileceğimizden dolayı, bu konu hakkında hayvan sahiplerinin veteriner hekimler tarafından da eğitilmesi hayati önem taşmaktadır. Project V.E.T.S Project V.E.T.S, dünya çapında sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olan çalışan veteriner hekimler ve teknikerlere malzeme sağaltımından sorumlu uluslararası bir organizasyondur. Kurumun yardımlarından dünya çapında evcil ve yabanı hayvanların sağlığı ve ıslahını iyileştirmek için çalışan 70 adet hayvan hastanesi yararlanmaktadır. Project V.E.T. hakkında daha fazla bilgiyi projectvets.org internet sitesinden okuyabilirsiniz. PETİNFO 2015/07 12-13 Hayvanların sesi Veteriner hekim olmak ağzı dili olmayan bir hayvana çare bulma becerisi ister. Sürekli duyduğumuz bu laf, modern teknoloji yardımıyla artık geçmişte kaldı. Piyasaya yeni çıkan Voice Health Monitor, hayvanları tasma olarak giyebileceği bir alet olarak tasarlandı. Cihaz, hayvanların kalp atımını, aktivite derecesini, dinleme fazlarını sürekli kontrol edip veteriner hekimlerin kayıt sistemine göndermektedir. Akut-kronik ağrılar, kalp hastalıkları, postoperativ bakım ve rehabilitasyon, solunum sistemi rahatsızlıkları gibi durumlarda hayvanların sesi olabilecek bu cihaz veteriner hekimlik mesleğine yeni kapılar açmaya başladı. NOTLAR Veteriner Hekimlik sınır tanımaz Veteriner Vizyon yarışması Londra Vet Show 2015’e her şeyi dahil bir yolculuk kazanmaya ne dersiniz? Yapmanız gereken tek şey, Veteriner Vizyon yazı yarışmasına katılıp, 1000 kelimeyi geçmeyen bir kompozisyon hazırlamak. Kompozisyonun konusu: “Günümüzden 2030’a Kadar Veteriner Hekimlik/ Veteriner Hemşirelik Mesleğini Değiştirecek Fikir”. Eğitime yeni yaklaşım, veterinerlik mesleğini ilerleten yeni inovasyonlar, çalışma ekibinin gelişmesine yardımcı olan yöntemler ve buna benzeyen birçok konu hakkında yazabileceğiniz yazıların son gönderme tarihi 31 Ağustos 2015’tır. Kazanan, Londra Vet Show2015 biletleri ile İngiltere şehirlerarası yolculuğu için bedava biletler kazanacak. Kazanan yazı ise 2030’da açılacak olan zaman kapsülüne yerleştirilecek. Jüri, yazıları özgünlüğe, geleceğe yönelik değişim potansiyeline ve gerçeklik payına göre değerlendirecek. Ayrıntılı bilgi için: vetfutures. org.uk/essaycomp/ Bir balığı yüzme aparatı içinde görmek veteriner hekimleri de şaşırtabilecek bir olaydır. Özellikle böbreğin ya da idrar yolunun ve organlarının enfeksiyonu nedeniyle su gövdedeki boşluklarda, pul keselerinde ya da gözlerin arkasında toplanır. Hayvanlar tedavilerinden sonra bile düz ve yukarı doğru yüzmekte sıkıntı çekmektedir. Bu durumda bir veteriner hekim ne yapabilir? Serum boruları kesip birleştirebilir ve 20 sene bile yaşayabilen balığı rahat bir hayata kavuşturabilir. Evcil hayvan beslemek kalp ve damar hastalıkları riskini düşürüyor Bayındır İçerenköy Hastanesi Kalp ve Damar Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Akdemir, evcil hayvan sahibi olmanın kalp ve damar hastalıkları riski bulunan bireylerde hastalığa yakalanma oranlarını azalttığını, hasta bireylerde ise olumlu yönde etkiler yarattığını belirtiyor. Kalp ve damar hastalıkları riski olan bireyleri evcil hayvan sahibi olmaya özendirmenin koruyucu hekimlik çerçevesinde ele alınması gerektiğini de belirtiyor. Hem çocuklarda hem de yetişkinlerde yüzlerce olumlu PETİNFO 2015/07 14-15 etki tespit edildiğini vurgulayan Akdemir; bilhassa köpek sahiplerinin daha hareketli bir yaşam sürdürdüklerini, tansiyonlarının, kolesterol ve trigliseritlerinin daha düşük olduğunu, deneysel olarak oluşturulmuş streslerden daha az etkilendiklerini, kalp krizi sonrasında kalp ve damar sağlığı yönünden daha iyi bir seyir izlediklerini belirtiyor. 15 bine yakın bireyi kapsayan ve 20 yıl süren bir çalışma, evlerinde kedi besleyenlerde de ölümcül kalp krizlerine anlamlı biçimde daha nadir rastlandığını bildiriyor. NOTLAR Başarılı bir kalp ameliyatı Kedilerde Vitamin D seviyesi hayati önem taşır Tedavi gören kedilerin vitamin D seviyesi yaşama şanslarının göstergesi de olabilir. Araştırma konusu ile ilgili, Edinburgh Royal (Dick) Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’ne gelen 99 kedinin kan örnekleri incelendi. Araştırma sonucuna göre yüksek vitamin D seviyesi olan kedilerin kanı, alındıktan 30 gün sonra bile düşük vitamin D seviyeli örneklerden daha taze duruyordu. Veteriner hekimler için bu bulgu, hastaların gidişatının belirtilmesinde yardımcı olabilir. Üniversite Hastanesi’nin baş yöneticisi olan Dr. Richard Mekkanby’nin dediğine göre “Sahiplere, hasta bir kediyle ilgili herhangi bir bilgi vermek bir veteriner hekim için her zaman zordur. Vitamin D seviyesini tesipit ederek bir hayvanın ne kadar iyileşme şansı olduğunu daha rahat tahmin edebiliriz.” Fakat unutmamamız gereken nokta, Vitamin D fazlalığı kediler için toksik olabilir. Kaliteli mamaların çoğu hayvanlar için yeterli vitamin D içermektedir, doğru beslenme durumunda ekstradan takviyeye gerek yoktur. UC Davis Hayvan Hastanesi Cor Triatriatium Sinister’li bir burma kedisine sekiz can daha verdi. Kedilerde çok nadir görülen ve daha önce hiç gerçekleştirilmeyen ameliyat için veteriner cerrahlar ekibine beşeri cerrahlar da katıldı. Sol lateral torakotomi yöntemi ile kalbe ulaşıldıktan sonra anormal sol atrial membrandaki perforasyonun dilatasyonu için kesici balon ve standard balon dilatasyon yöntemleri uygulandı. Uygulamadan sonra kalbin kan akımı normale dönüştürüldü. Ameliyattan 3 ay sonra ise kedi tamamen düzeldi ve yaşamına halen devam etmektedir. Nadir olan bu ameliyata doktorların çoğu gönüllü olarak katılmış ve böylece ameliyat ücreti sadece 3000 $ tutmuş. Ciddi bir kanamayı durdurmak için ne kadar zamana ihtiyacınız vardır? VETİGEL’in mucidi, 22 yaşındaki Joe Landolina’ya göre kanamanın durdurulması için 12 saniye, yaranın iyileşmesi için ise birkaç dakika yeterlidir. Landolina, alg- baz polimer zincirler içeren kanama durdurucu jelini henüz 17 yaşındayken icat etti. Genç mucit günümüzde Suneris biyoteknoloji şirketinin CEO’su ve icadını dünyadaki bütün veteriner hekimlere sunmak için çalışmalar sürdürmektedir. Suneris şirketinin primer ürünü olan VETİGEL, iç ve diş kanamaları durdurmak amacıyla, veteriner hekimlere özel olarak üretilmiş bir üründür. Jelin biyokompatibilite özelliği taşıyan molekülleri, uyguladıktan sonra doğrudan vücuda absorbe edilir ve doğal kan pıhtılaşma mekanizmasını harekete geçirir. Jeldeki diğer komponentler ise dokunun hücre dışı matriksini oluşturarak yaranın hızla iyileşmesini sağlar. PETİNFO 2015/07 16-17 DÜNYADA BİR İLK! Rusya Federasyonu bünyesinde yer alan, Yakut Türklerinin yaşadığı Yakutsk kentinde bilim insanları 12 bin 450 yıldır hiç bozulmadan mumyalaşmış Tumat türü bir köpek yavrusu buldu. Şimdiye dek bulunan ilk buzulda mumyalaşmış köpek olma özelliğini taşıyan ve iç organları dahil çok iyi bir şekilde korunmuş olduğu ifade edilen yavru köpek, Syallakh Nehri çevresinde 2011 yılında, yünlü mamut kalıntılarını takip eden bilim insanları tarafından bulunmuştu. Tumat türü olduğu belirtilen kalıntıyı dört yıldır inceleyen bilim insanları, geçtiğimiz nisan ayında yavru köpek üzerindeki ilk otopsi işlemini tamamladı. Üç aylık bir dişi köpeğe ait olduğu belirtilen mumyanın; kalbi, ciğerleri ve midesinin de bozulmamış durumda olduğu anlaşıldı. Yavru köpek iskeleti üzerinde de hiçbir bozulma gerçekleşmediğini kaydeden bilim insanları arasından Darima Garmaeva, bu mumyanın dünyada bir ilk olduğunu ve ölüm sonrası çürümeye rastlanmadığını belirtti. Tıp Fakültesi nezdinde devam eden araştırmalar, bu yavru köpeğin, modern evcil köpek türlerinin atası olup olmadığını ortaya koyacak. Sibirya buzullarında 12 bin 450 yıllık hiç bozulmadan mumyalaşmış Tumat türü yavru köpek bulundu. 6 bacaklı kedi ameliyata hazır Kanada sokaklarında gezen Pauly’de, kedilerde çok nadir gözüken bir durum söz konusudur; sternumundan kök alan iki ekstremitesi ile beraber altı tane bacağa sahiptir. Ekstra bacaklar, onu rahatsız etmese bile, ilerleyen yıllarda sağlık durumunda komplikasyonlara ve diğer kedilerle sosyalleşme sorunlarına yol açabilecekleri düşünülüyor. Bu sebepten dolayı bacakların ampütasyonuna karar verildi. Gönderilen bağışlar 3000 Kanada Dolarını aşmış. Artan para, sokakta yaşayan, sahipsiz hayvanların yardımı için kullanılacak. Televizyon’da yeni yıldız “Denver’deki Pethood Plus Veteriner Kliniğinde ‘standart bir gün’ diye bir şey yoktur. 80.000’den fazla hasta sahibi ve hayvanı için Acil Veteriner Hekim Uzmanı Dr. Jeff Young yaşam ve ölüm arasındaki son çaredir.” Animal Planet, Temmuz ayında yayına sunulan yeni “Dr. Jeff: Rocky Mountain Vet” belgeselinin seyirci ratingini bu tanıtım yazısı ile yükseltiyor. Günde 30’dan fazla ameliyat yapan Pethood Plus veteriner Kliniği 30 çalışanı ve bir arı kovanı kadar hareketli ameliyathaneleri ile bu mesleğe dahil olup olmayan herkese heyecan dolu dakikalar yaratacaktır. Acaba Dr. Jeff hastanesi, çalışanlar, hasta sahipleri ve hayvanları ile aynı anda nasıl baş edebilecek? PETİNFO 2015/07 18-19 er’in ve 149 Cavali lımcı ile tı a k 395 üzeri çok etkinlik ir b e ld festiva a yapıldı. ve yarışm N&D r o y i m s e k z ı h zenlediği ü d ıl y r e h k a r geleneksel ola ğun ilgi ile yapıldı. n ’u s d o o F t e P Farmina bu yıl artan yo ” li a iv t s e F r e li “N&D Cava siniz Yetenek Siz inema e v S şampiyonu x ve Ünlü a M oyuncusu ilırmak ile. eş Y li A ci Eğitim yvan sarmeyen ve ha a Pet ve a ar ç hi Farmin tivitelerine a buluşturan a rağmen ak nizasyonlarl u sene 3. sü ga Yaz sıcaklığın B or ı i. nl ed ca nl ler düze mlı heye al va iv de st i fe in er peklerini az pl m hi alier cinsi kö nda unutul pı av C ça İ”, ye L ki A ür İV al coşkuFEST Foods, T de aynı festiv D CAVALİER er & nl N “ gü ren en en eç düzenl urdu. G severlerle bi eri ile buluşt ma, hayvan nl fir ki n ne sa ta r se şa hi u ya B şe Ata lendi. e’de de bir arada eğ ’da ve Çeşm n dostları ile sunu Bodrum ı ve katılımın tü ld bü pı p, ya ri çi ile i ge t ilg ki n va ğu a yo şç k sevindirdi. likte ho on artan nizatörleri ço r organizasy ga he or ı en as en m nl düze lara ulaş erinde rakam tahminin üz KEDİ&KÖPEK de yaz N&D Çeşme’ karan çı i tatili keyfin eri de rl hayvanseve adı. m ak ır b z lı n ya rı içinde en Köpek ırkla ier cinsi al sevimli, Cav hipleri sa n ri le köpek buluştu. Bodrum’da N&D Evcil Hayvan Ürünleri distribütörü FarmIna Türkiye’nin yetkilisi Sami Arkohen: Ülkemizde gelişen hayvan sevgisinin hangi boyutlara ulaştığını göstermek adına çok güzel bir festival oldu. Cavalier sahiplerinin hoşça vakit geçireceği, dostları ile birlikte eğlenebileceği bir gün olduğunu çok sevindirici olduğunu ifade etti. Kenelerin her formu kan emer. Yetişkin olmayan keneler ise bir milimetreye yakın boya sahiptirler. Bu parazitleri bulabilen hasta sahiplerinin gözü çok iyi, hayvanları ise çok şanslı olmalıdır. Tedaviye gerek kalmadan koruyalım Yaz mevsimlerinin gelmesiyle pire ve kene gibi ektoparazitlerde de bir aktivite artışı görülür. Bu dönem ortaya çıkabilecek problemlerin önüne geçmek için iyi bir fırsattır. Riskli hastalıklarla dolu bir yaz geçirmek istemiyorsanız, önleminizi alın. Pireler ve keneler, hayvanlara ve sahiplerine huzursuzluk, veteriner hekimlere ise dert veren iki ektoparazittir. Özellikle yaz ayları veteriner hekimler açısından kene ve pire ile mücadele aylarıdır. Küresel ısınma etkileri sonucu ise Şubat ayında bile kene enfestasyonu şikayeti ile köpeğini kliniğe getiren köpek sahiplerine rastlayabiliriz. Parazitlerle beraber enfeksiyonların ve zoonoz hastalıkların etkinliği de artar. Hastalıklara karşı önlem almak, ortaya çıkabilecek problemlerin önüne geçmek için en iyi yöntemdir. Ölümsüz keneler Kehribar içinde 90 milyon senelik bir kene fosili bulundu. Keneler, ektoparazitler arasında bilinen en uzun geçmişe sahip olan hayvanlardır. Carios jerseyi olarak adlandırılan fosilin yaşı tahminlere göre yaklaşık 90-95 milyon seneliktir. Bu bilgiye dayanarak dinozorların bile kene enfestasyona maruz kalma ihtimali varmış. Dinozorların kene tarafından herhangi bir salgın hastalığa yakalandıkları bilinmiyor ama günümüzde yaşayan ve damarlarında kan akan bütün PETİNFO 2015/07 26-27 canlı hayvanlar tehlike altındadır. Keneler ülkemizin her bölgesinde bulunmaktadır. Bu parazitler yaşamlarının büyük kısmında konakçıdan ayrı yaşamaktadır. Ormanlarda, parklarda ve yeşillik bulunan her alanda otlar ve yapraklar arasına saklanıp uygun konakçıyı beklerler. Yaşam döngüleri, uygun konağın bulunmasına bağlı olarak birkaç haftayla 3 sene arasında değişmektedir. Kenenin hareket yeteneği olan bütün formları kan emer. Bazı kene türlerinin dişileri, kan emme sırasında nörotoksin üreterek sinirsel uyarı geçişini bozarlar. Bu olay Kene Felci olarak adlandırır. Hastalık bulaşan köpeklerin arka bacaklarında ilerleyen bir felç ve nadir vakalarda solunum felcine bağlı ölüm meydana getirebilir. Kenelerin kısa sürede uzaklaştırılmaları ile semptomlar 24 saat içinde kaybolur. Larvalar, nimfler ve yetişkin parazitler farklı farklı konakçılar bulup beslenirler. Bu sebepten dolayı da bulaşıcı hastalıklardaki rolleri büyüktür. Lyme hastalığı ya da Q ateşi gibi iki yüze yakın önemli bulaşıcı hastalıkların taşıyıcısı olan, Türkiye’de toplam 46 farklı türü bulunan bu ektoparazite karşı profilaksi sağlanması önemlidir. Küçük pire, büyük sorun Bütün yaşamları boyunca son konakta yaşayan pirelerin dişisi günde 30-50 arası yumurta bırakır. Yumurtalardan 4-5 gün içinde çıkan larvalar uygun ortamda 1 ay sonra yetişkin hale geçer. Yetişkinler ise sadece kan ile beslenir. Kan emmeyi, karınları doyduktan sonra bile bırakmazlar; emdikleri kanla barsaklarını da tamamen doldurup arka kısımlarından kan çıkana kadar beslenmeye devam ederler. Ülkemizin iklimi pirelerin bütün sene boyunca rahat üremesi için uygundur. Konakçı bulunmayan ortamda pireler 3-4 sene bile rahat yaşayabilirler. Özellikle ahır ve yazlık evler gibi nadiren temizlenen, tozlu ortamlarda hızlı ürerler. Pirelerin sık bulunduğu kedi ve köpekler Hymenolepis diminuta gibi zoonoz tenyaların da ara konağıdır. Hayvan sahiplerinin çoğu pirelere karşı mücadelede hayvanları tedavi etmenin yeterli olduğunu düşünmektedir. Bu, yukarıda bahsettiğimiz durumdan dolayı yetersiz kalır. Köpekleri konakçı olarak kullanan pireler çoğunlukla insanlara geçmezler. Bunun sebebi, insanların vücut ısısı, pireler için ideal olan köpeklerin vücut ısısından düşüktür. Fakat hayvanlar üzerindeki repellentin etkisinden dolayı pireler bu dönemde insana geçebilir. Pire alerjisi, hayvanlarda en sık rastladığımız rahatsızlıktır. Duyarlı bir hayvanda, bir pirenin ısırması ciddi sonuçlara yol açar. Pirenin salya ekstresinde 15 farklı alerjiye Hasta sahiplerinin çoğu, hayvanlarında profilaksiye gerek duymadıklarını söylemektedir. sebep olan bileşik bulunmaktadır. Bu bileşenlerin herhangi birisine karşı hassasiyet duyan hayvanlarda şiddetli kaşıntı ile seyreden döküntü biçimde kızarıklar meydana gelir. Köpeklerin % 50’si, pire ısırmasına karşı reaksiyon göstermektedir. Pire alerjisi geçiren bir hayvanda pire enfestasyonu olması şart değildir; aşırı hassasiyet gösteren hayvanlarda bir pirenin ısırması bile yeterlidir. Bu yüzden ise, sadece kaşıntı ve tüy dökülmesi ile ilgili semptomlara bakarak diagnoz koyması oldukça zor olabilir. Deri ve kan muayenesi yardımıyla mantar ve bakteriyel enfeksiyonları ile kolayca ayrım yapılabilir. Bazı köpekler pire ısırığının yan etkilerine karşı da sensitize edilebilmektedir. Uzun süre pire salya ekstresi, az miktarda hayvana enjekte edilir. Bu yolla köpeğin bağışıklık sistemi yeniden programlanarak pire salyasına karşı aşırı reaksiyon göstermesi önlenebilmektedir. Eğer tedavi başarılı olursa hayvan kendisini ya hiç kaşımaz ya da kaşıntı eskisi kadar şiddetli olmaz. Fakat bu yöntemin sadece % 75 etkili olduğu bilinmelidir. Tedavi aylarca hatta hayat boyu sürebilir. Aynı zamanda bu yöntem ile beraber uygulanması gereken steroidlerin uzun süreli kullanımı zararlı olabilir. Tedaviye gerek kalmadan korumak, hem hastalar hem de veteriner hekimler için daha uygun bir yöntemdir. Yaşadığımız çevreden pirelerin elimine edilmesi için ise uygun maddeler kullanılmalıdır. Ektoparazitlere karşı mücadelede, Bayer Hayvan Sağlığı’nın rolü, her köpek için uygun, uzun koruma sağlayabilen ve kolay uygulanabilen ürünleri i le hayvanları ve çevrelerini korumaktır. Nasıl korunma sağlanabilir? Köpekleri korumanın en etkili yolu repellent bir ilaçla profilaksinin sağlanmasıdır. Advantix geniş spektrumlu kovucu ve öldürücü özelliği sayesinde vektör kontrolünde mükemmel bir çözüm ortağıdır. Advantix’in kene ve pirelerin yanı sıra sivrisinek gibi vektörlere karşı olan etkinliği de bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Advantix nasıl etki eder? Advantix kloronikotinil grubundan imidakloprid ve sentetik pretroit sınıfından permethrin etken maddelerini içermektedir. Bu kombinasyon insektisit, akarisit ve repellent (kovucu) olarak etki eder. Köpeklerde ektoparaziter mücadele amacıyla kullanılan topikal damlatma çözeltisidir. Advantix köpeklerin derisine damlatıldıktan sonra çözelti hızlı bir şekilde vücut yüzeyine dağılarak etki eder. Her iki madde de, uygulanan hayvanın deri ve tüylerinde 4 hafta boyunca aktif olarak kalır. HILLS Minnesota İdrar Taşı Merkezi Araştırmacıları “bir milyonuncu taşı” etiketledi Hill’s Pet NutritionTM desteği veteriner hekimler için küresel bir hizmeti mümkün kılıyor. Uzun süreli ortak Hill’s Pet Nutrition Inc.’ın desteği sayesinde MİTM, veteriner hekimlere ihtiyaç duydukları sonuçlara ve diğer bilgilere kolayca ulaşmalarını sağlayan küresel bir hizmet vermektedir. Minnesota Üniversitesi, Veteriner Fakültesi bünyesinde idrar taşlarının analizi ve yönetimi üzerine çalışmalarını sürdüren MİTM, idrar taşlarının belirlenmesi, risk faktörlerinin saptanması ve taş oluşumunun engellenmesi üzerine bilimsel tavsiyeler verilmesi konusunda dünyada başı çekmektedir. İdrar taşı analiz sonuçları, beslenme üzerinde verilmiş tavsiyelerle ve tedavi opsiyonları ile veteriner hekimlere ulaşılacaktır. MİNNESOTA İdrar Taşı Merkezi (MİTM) dünya genelinde pet hayvanlarında görülen üriner hastalıkların görülme sıklığını düşürmek ve idrar yolu hastalıklarına yakalanmış petlerin beslenmelerinde veteriner hekimlere destek olmak için kurulmuş olduğu günden bu yana analiz ettiği bir milyonuncu idrar taşını kutluyor. Bir milyonuncu taş MİTM’nin müdür yardımcısı Dr. Jody Lulich konu üzerine “Bir milyonuncu taşı analiz etmiş olmamız bize veteriner hekimlerin hastalarının sağlıklarını ciddiye aldıklarını ve bizim onlara yardım etme konusundaki çabalarımızı desteklediklerini göstermektedir. Eskiden çıkarılan idrar taşları atılır ve hatta sunumlar için okullara götürülürdü. Fakat bu taşların analiz edilmesinin pet hayvanlarının sağlığını iyileştirmek için değerli bilgiler sağladığı ve yeniden taş oluşumunu engellemek açısından hayati önem taşıdığı kanısı PETİNFO 2015/07 28-29 giderek yaygınlaşmaktadır.” demiştir. Taş analizleri ile elde edilen epidemiyolojik bilgi, veteriner hekimlere taşların cerrahi operasyona gerek duymadan yönetimi konusunda daha sevecen ve minimal derecede invaziv tedaviler geliştirmesi için yardım etmektedir. Bayan Lulich ayrıca kedilerde ve köpeklerde strüvit taşlarının beslenmeye dayalı çözünmesine değinmiştir. 2014 yılında MİTM, 55 ülkeden 86,875 hayvana ait idrar taşlarını analiz etmiştir. Analiz edilen taşların %68 gibi büyük bir bölümü Birleşik Devletlerden gelmiş olup bununla birlikte Dr. Lulich küresel katılımın gittikçe arttığını ve Japonya, İngiltere, Tayvan, Avusturalya gibi ülkelerden de analiz için taş geldiğini belirtmiştir. Dr. Lulich gelen taşlarla ilgili olarak şunları belirtmektedir: “Gerçekten bazı ilginç eğilimler görmekteyiz. Mesela Avustralya ve Yeni Zelanda aynı kıtada olmalarına ve aralarında sadece 2000 km’lik Hill’s, kedi ve köpeklerde oluşan idrartaşlarının tanısındaki en büyük destekçidir. Tasman Denizi ile ayrılıyor olmalarına rağmen gönderdikleri idrar taşı tipleri farklıdır. Daha ayrıntı vermek gerekirse 2014 yılında Avustralya’dan köpekler için en sık gelen taşlar strüvit taşları iken, Yeni Zelanda’dan kalsiyum oksalat taşları gelmişti. Burada da görüldüğü gibi farklı konumlardan toplanılan bilgi, bize farklı taş tiplerinin nedenlerini ve risk faktörlerini anlamamızda büyük ölçüde yardımcı olmaktadır.” Hill’s Pet Nutrition’un büyük katkısı Dr. Lulich ayrıca ”Hill’s bu yolda hep bizimle beraberdi ve onların desteği bizim sağlamış olduğumuz ilerlemenin temelini sağlamıştır. Hill’s ten gelen devamlı yardım ve dünya çapında veteriner hekimler ile pet sahiplerinden gelen bağışlar sayesinde, hizmetlerimizi geliştirmek ve bu sayede veteriner hekimlere daha etkili bir şekilde sonuçlar ve bilimsel tavsiyeler verebilmek için çabalamaya devam edeceğiz” demiştir. Hill’s Pet Nutrition Veteriner İlişkileri Koordinatörü Dr. Jolle Kirpensteijn, konu ile alakalı olarak “MİTM’ni bu kilometre taşına ulaştıkları için kutluyorum. Kendileriyle yakın ortaklığımız endüstri ve akademi işbirliğinin dünya genelinde veteriner hekimler, petler ve sahipleri için değerini ortaya koymuştur.” ifadelerini kullanmıştır. MİTM’nin web sitesi - www. urolithcenter.org – adresinde 7 dil seçeneği ile hizmet vermektedir. Daha çok dil seçeneği için de hazırlıklar devam etmektedir. Türkiye’de sadece Mopsan (www. mopsan.com.tr) tarafından verilen bu hizmet veteriner hekimlere ücretsiz olarak sunulmaktadır. İdrar taşlarının oluşumlarının önlenmesinde uygun bir program uygulayabilmek için idrar taşlarının tanısının doğru konması çok önemlidir. Minnesota Üniversitesi Veteriner Fakültesi ile işbirliği yaparak gerçekleştirilen bu hizmette, optik kristalografi, infrared spektroskopi ve/veya x-ray disfraksiyon yöntemleri kullanılarak tanı konulmaktadır. Nasıl başvurulur? Operatif yöntemlerle alınan evcil hayvan taşlarını, www.mopsan.com. tr web adresindeki “İdrar Taşı Analiz Formunu” doldurularak Mopsan satış temsilcisine ulaştıran tüm veteriner hekimler bu hizmetten yararlanabilmektedirler. Analiz sonuçları 3-6 hafta içerisinde, beslenme üzerine verilmiş tavsiyelerle ve/veya tedavi opsiyonları ile Mopsan satış temsilcisi aracılığıyla tekrar veteriner hekime bildirilmektedir. İdrar taşının oluşması, doğru tanı ile önlenebilir. MVM MEDİKAL İki farklı tür, iki farklı tablo KÖPEK Genel Profil Yaş: Orta yaştan - yaşlıya Cinsiyet: Erkek veya dişi Predispoze ırklar: Schnauzer, Yorkshire terrier, poodle Ağırlık Sıklıkla obez Prevalans 9,342 köpeğin 1.0%’i nekropside vakaların >90%’ı teşhis edilemedi (son nekropsi çalışmalarına göre) Risk Faktörleri İlaçlar: Potasyum bromid, azatioprin, frosemid,tetrasiklin, aspirin, sulfa ilaçları, L-Asparaginaz, Çinko toksikasyonu Beslenme: Yüksek yağlı gıdalar; düzensiz beslenme Genel eş zamanlı hastalıklar Minyatür schnauzerlarda ailesel hiperlipidemi Klinik Belirtiler Anoreksi Kusma Halsizlik Hemogram Trombositopeni Sola kayan nötrofili Anemi Biyokimya Profili Artan karaciğer enzimleri Azotemi Elektrolit dengesizliği Hiperbilirubinemi Amilaz ve Lipaz 55% sensitivite* Referans değerinin en üst sınırının ötesine 2-3 kez geçerse spesifik, grafik halinde gözlemlemek fayda sağlar Radyografi Nonspesifik Tıkanıklık tespiti, radyodens yabancı cisim, vs. Abdominal Ultrason 68%’e kadar sensitivite* Ultrasonografi deneyimi ile yüksek spesifite TLI 33% sensitivite* Pankreas-Spesifik Lipaz Spec cPL®/SNAP® cPL™ Spec fPL®/SNAP® fPL™ 93% sensitivite* 78% spesifite* Tedavi Sıvı & Elektrolitler: Rehidrasyon, pankreas perfüzyonu, doğru elektrolit ve asid-baz dengeleri Analjezikler: Rutin olarak ayarlanmalı Antiemetikler: Beslenme desteği için kusma kontrol altına alınmalı Beslenme desteği: Ağızdan beslenme önerilmemektedir; per os düşük yağlı besinler veya besleme tüpü yoluyla Hiperlipidemi (örn: minyatür schnauzerlarda ailesel) Hiperkalsemi Hipotiroidizm Hiperadrenokortisizm Künt travma Karın ağrısı Dehidrasyon Diare Hipoalbuminemi Hiperkolestrolemi Hipoglisemi Hiperglisemi 65% spesifite* Plazma: Pıhtılaşma faktörleri sağlanmalı, antiproteazlar, a- makroglobulinler Kolloidler: Pankreatik perfüzyonu arttırmak için onkotik basınç geliştirilmeli Antasitler: Gastrointestinal kanama varlığında Antibiyotikler: Nadiren endike Sensitivite: Pozitif sonuçların güvenilirlik ölçüsü Spesifite: Negatif sonuçların güvenilirlik ölçüsü Kedilerde ve Köpeklerde Pankreatitis KEDİ Genel Profil Yaş: Orta yaştan - yaşlıya Cinsiyet: Erkek veya dişi Predispoze ırklar: Siyam Ağırlık Sıklıkla normal kilonun altında veya kilo kaybı geçmişi olan hastalar Prevalans 6,504 kedinin 0.6%’ı nekropside Kedilerin 67%’si nekropside (45%’i sağlıklı kedi) Risk Faktörleri İlaçlar: Organofosfatlar İnfeksiyöz sebepler: Toxoplasma gondii, pankreatik parazit (Eurytrema procyonis), karaciğer paraziti (Amphimerus pseudofelineus); Viral - FIP, herpesvirus, VS-calicivirus Beslenme: Yüksek yağlı besinler kedilerde etkili değil Hipertrigliseridemi Hiperkalsemi Künt travma Genel eş zamanlı hastalıklar Hepatik lipidozis Kolanjitis Yangısal bağırsak hastalığı Diabetes mellitus Klinik Belirtiler Letarji Anoreksi/ azalan iştah Dehidrasyon Kilo kaybı İkterus Kusma Ateş Karın ağrısı Diare Abdomende palpe edilebilir kitle Hemogram Nonrejeneratif anemi Lökositozis Lökopeni Biyokimya Profili Artan karaciğer enzimleri Hiperbilirubinemi Hiperglisemi Amilaz ve Lipaz Faydası olduğu gösterilmemiştir Radyografi Nonspesifik Tıkanıklık tespiti, radyodens tespiti ve süpheli yabancı cisim, vs. Abdominal Ultrason 24%–67% sensitivite* 73% spesifite* TLI 28% sensitivite* Pankreas-Spesifik Lipaz Spec cPL®/SNAP® cPL™ Spec fPL®/SNAP® fPL™ 79% sensitivite* 80% spesifite* Tedavi Sıvı & Elektrolitler: Rehidrasyon, pankreas perfüzyonu, doğru elektrolit ve asid-baz dengeleri Analjezikler: Rutin olarak ayarlanmalı Antiemetikler: Beslenme desteği için kusma kontrol altına alınmalı Beslenme desteği: Ağızdan beslenme önerilmemektedir; yağlı içerik önemli değil; besleme tüpü genellikle gereklidir. Plazma: Pıhtılaşma faktörleri sağlanmalı, antiproteazlar, a-makroglobulinler Kolloidler: Pankreatik perfüzyonu arttırmak için Azotemi Elektrolit dengeziliği Hipokalsemi 75% spesifite* Antasitler: Gastrointestinal kanama varlığında Antibiyotikler: Nadiren endike Kobalamin (vitamin B12): Eş zamanlı gastrointestinal hastalık varsa B12 eksikliği sık görülür. Glukokortikoidler: Özellikle kronik hastalıklarda faydalı olduğuna inanılır; eş zamanlı hastalıklar için kontraendike olmamasına dikkat edilemlidir. İştah açıcılar Eş zamanlı hastalığın tedavisi (örn: diabet için insülin) Sensitivite: Pozitif sonuçların güvenilirlik ölçüsü Spesifite: Negatif sonuçların güvenilirlik ölçüsü Her köpeğin ırkına ve yaşam tarzına uygun, kuliteli tedavi yöntemi sağlanmalı Leıshmanıa sezonU açtı M Leishmaniasis tatarcık sineği (Phlebotomiae) ısırığı ile hayvandan hayvana bulaşan ciddi ve çoğu zaman ölümcül bir hastalıktır. Hastalık özellikle Akdeniz ülkelerinde yaygındır ve Türkiye’de de sinek sezonunun en ciddi problemidir. ayıs ve Eylül arasındaki tatarcık sineğinin en aktif döneminde bir hayvan saatte ortalama 100 kez ısırılır. Leishmania’ya karşı savaş uzun ve zahmetli bir iştir. Kliniğe gelen bir hastayı sağlığına kavuşturmak için neler yapmalıyız, leishmania tespitininin ve tedavisinin doğru yolu nedir? Köpeklerde leishmania tespiti semptomlara, anamneze, klinik tanıya ve laboratuvar analizlerine dayanmalıdır. Leishmaniayi tedavi etmemiz için ilk olarak leishmania enfeksiyonu ve leishmania hastalığı arasındaki farkı anlamalıyız. Bütün bilimsel araştırmalar dünyada leishmania ile enfekte olan köpeklerin sayısının -özellikle endemik bölgelerdeoldukça fazla olduğunu söylemektedir(köpek populasyonun %50<) ama bu hayvanlardan seropozitif olup, klinik belirtileri gösteren bireylerin sayısı çok azdır (%3-5). Bunun sebebi; Canine Leishmaniozis sadece klinik semptomları gösteren bir hastalık değildir, dünya çapında yayılımış olan, özellikle Hastalığın diagnozu Leishmanianın diagnozu hem çok kolay hem de çok zor olabilir. Bu; > Leishmania hastalığının klinik semptomlarına > enfeksiyon ve hastalığın karıştırılmasına > sekonder enfeksiyonlara yakından bağlıdır. Klinik leishmaniozis pleomorfik bir hastalıktır, yani hastalığın genel özellikleri ve mevcut olan sekonder infeksiyonlara bağlı olarak her hastada değişik semptomlar göstermektedir. En çok görülen klinik belirtiler > Deri lezyonları; eksfoliatif dermatitis, deri ülseri, mukokutanöz ülser,deri nodulleri, vs. > Lenfoadenopati (reaktif lenfatik hiperplazi) > Zayıflık, anoreksi, vücut ağırlık kaybı, kas atrofisi, hafif hipertermi > Köpeklerde renal yetmezlik (proteinüri, azotemi) > Oküler lezyonlar (kreatitis, üveitis, panophtalmitis) > Epistaksis, kolitis Herhangi bir klinik belirti görülmediğinde, parazitlerin en sık görüldüğü bölgeler kontrol edilmeli. Brezilya, Çin ve Akdeniz bölgesinde yaygın olan bir enfeksiyondur. Bildiğimiz üzere bir promastigot, bir köpeğin derisine yerleştikten sonra enfeksiyon farklı yollarla devam edebilir. Bazen doğuştan gelen bağışıklık sistemi devreye girip, patojeni hızlı bir şekilde lokal olarak yok eder. Ama vakaların çoğunda yayılan enfeksiyon, spesifik immun yanıt oluşmasına sebep olur. Edinilmiş bağışıklık sisteminde Th1 yanıtı gösteren hayvanlarda makrofajların aktıvasyonu ile parazitler yok edilir. Ama aksine, Th2 yanıtı gelişen hayvanlarda IgG I ve IgG II’nin predominant olduğu durumda, enfeksiyon kontrol altına alınamaz ve sayısız klinik belirtiler meydana gelir. Yanıtın tipine bağlı olarak ya klinik semptomları gösteren bir hastalık ya da hiç bir semptom göstermeyen, kontrolsüz yayılan bir enfeksiyon meydana gelebilir. Bir hayvanda hangi immun yanıtın oluşabileceği tam olarak bilinmemektedir ama büyük ihtimalle genetik faktörlerin de önemi vardır. Bazı köpek ırklarda leishmania hiç gözükmezken (İbizan Hound),bazı ırklar leishmaniozise daha yatkındır. Bu ırklar; Boxer, Cocker Spaniel, Rottweiler ve Alman Çoban Köpeği. Enfeksiyonu barındıran hayvanda sayısız patojenik mekanızma PETİNFO 2015/07 36-37 çalışmaktadır. Enfeksiyon ilk olarak farklı organ ve sistemleri etkiler. Bunlar dalak, lenf nodulleri, deri, mukoz membranı, ciğerler, pankreas, testisler, vs. Bunun sonucu olarak granulomatöz yangı meydana gelir. Sonraki aşamalarda dolaşımdaki immun kompleksler (Ics) sentezlenir ve renal glomerul, eklem sinovyası ve kan damarlarında depolanır. ICs’in depolanması sonucu klinik semptomlar meydana gelir. Testlere geçelim İlk olarak bir yanlışlığı düzeltmeliyiz. Diagnostik test diye bir şey yok. Diagnoz, hekimin sayısız testler ve bulgular sonucu (anamnez, muayene, analizler...) oluşturduğu yorumdur. Spesifik diagnostik yöntemler iki guruba ayrılır: Direkt Hastalık fırsatçı enfeksiyon olarak meydana gelir ve kronik olarak gelişmektedir. Bu durumda antibiyotik ve steroid tedavilerinden sonuç alınamıyor. KEDİ&KÖPEK Canine Leishmaniozis (CanL) şüpheli hayvyan Kantitatif Serolojik Testler Pozitif Yüksek Negatif Düşük Şüpheli CanL Sitolojik / Histolojik Değerlendirme Leishmania Amastigotu PCR Kesin CanL (sitolojik değerlendirme, histolojik değerendirme ve PCR analizi) ve indirekt (serolojik). Genel bir kural olarak köpeklerdeki leishmaniozis sitolojik, serolojik ve PCR analizi ile hızlı ve etkili bir şekilde onaylanabilir. Leishmaniozisin klinik belirtilerini gösteren bir köpekte ilk olarak sitolojik ve spesifik serolojik analizler yapılmalı. Sitoloji için örnekler > Papüler, nodüler ve ülseratif deri lezyonlarından ince iğne aspirasyon tekniği ile alınmalı. > Klinik semptom gösterdiği durumlarda (örn.: anemi ve lenfadenopati), kemik iliği ve lenf nodüllerinden örnek alınır. > Enfekte bölgelerden alınmış herhangi bir sıvı (örn.: artritis ve poliartritis durumunda synovia ya da sinirsel semptom durumunda BOS) > Herhangi klinik belirti görünmediği durumlarda parazitlerin en sık görülen bölgelerinden örnekler alınmalı (örn.: kemik iliği, lenf nodülü, dalak, kan örneğin ‘buffy coat’ kısmı) Aldığımız örnekte amastigotun görünmesi köpeğin enfekte olduğunu Başka bir hastalık düşünün İbizan Hound ırkı köpeklerde Leishmania hastalığına rastlanmamıştır. Boxer, Cocker SpanIel, RotweIller ve Alman Çoban Köpeği gibi ırKLARIN leishmaniozise yatkın oldukları bilinir. İbizan Hound ırkında hastalık hiç gözükmez. PETİNFO 2015/07 38-39 kanıtlar.Fakat hızlı bir check-up için bu yöntem zahmetli olabilir ve köpek enfekte bile olsa, sonucun negatif çıkmasına imkan sağlayabilir. Doku örnekleri sitolojik olarak leishmaniozisi kanıtlayamazsa, serolojik testlere başvurulabilir. Serolojik testler leishmaniozis için en güvenilir ve en hızlı testlerdir. Piyasada mevcut olan hızlı testlerin yardımıyla kolay bir şekilde sonuç elde edebiliriz. Kısacası serolojik testler > Basit, ucuz, hızlı, ulaşılması kolay bir yöntemdir > Yüksek antikor titresi enfeksiyonla ilişkilidir, Antikor titresi düşük ise hayvanda aynı semptomları gösteren farklı hastalıklar da göz önünde bulundurulmalı. > Bu yöntem ile hastanın tedaviye verdiği yanıt da değerlendirilebilir. Leishmaniozis şüphesi yüksek olan, non-kutanöz lezyonlara sahip bir hayvan söz konusu ise (örn; sistemik belirtiler), kemik iliği, lenf nodüller ya da tam kan örnekleri PCR ile kontrol edilmesinde fayda var. PCR, örnekte mevcut olan parazitin DNA’sının saptanmasında yardımcı olmaktadır. Fakat unutulmamalı; PCR sonucu sadece örnekteki parazitin DNA’sını gösterebilir. Yani örnek negatif ise bunun anlamı; hastalık sitolojik, serolojik ve PCR analizi ile hızlı bir şekilde onaylanabilir. hızlı testlerin yardımıyla da kolay bir şekilde sonuç elde edebiliriz. Periyodik olarak tatarcık sineklerine karşı repellent kullanılmalı. > Köpek enfekte değildir ve leishmaniozis söz konusu değildir. > Köpeğin farklı organlarında farklı bir parazit enfeksiyonu vardır ama aldığımız örnekte yoktur. > Köpeğin farklı organlarında leishmania enfeksiyonu vardır ama aldığımız organda yoktur. Aynı şekilde, endemik bölgede yaşayıp enfeksiyon taşıyan ama hasta olmayan hayvanlar da hasta bireyler gibi pozitif sonuç çıkartabilirler. Bu yöntemdeki sıkıntı, PCR’in kalitatif bir teknik olması (pozitif/negatif sonuç verir) ve enfekte-hasta hayvanı enfektesağlıklı olanlardan ayırt edememesi. Yukarida belirtilmiş olan yöntemlerle hayvanlar farklı gruplarda değerlendirilebilir; 1. Grup; Parazit ile hiç tanışmamış, Leishmania-free köpekler. Bu hayvanların bütün testi negatif sonuç vermektedir. 2. Grup; Paraziti taşıyan subpatent köpekler bu grup içindedir. Fakat parazitler çok düşük seviyededir ve aktivite göstermezler. Bu grup PCR pozitif olabilir, ama diğer testlerin sonucu negatiftir. Bu iki kategoride hayvanlar klinik belirti göstermemektedir. 3. Grup; Parazitin çoğalmaya başladığı asemptomatik aktif infeksiyon dönemidir. Hayvanlar hem PCR hem de diğer testlere pozitif sonuç verirler ama klinik belirtiler daha başlamamıştır. Kısa zaman içinde hayvanlar klinik semptomlar göstermeye başlarlar. 4. Grup; IgG titresinin yükseldiği semptomatik aktif enfeksiyon formu ve hastalığın en ağır dönemidir. Son iki aşamada aktif enfeksiyon belirtileri meydana çıkmış ve köpek leishmaniaya karşı savaşı kaybetmeye başlamıştır. Leishmania infantum enfeksiyonundan haftalar, aylar sonra hastalık gelişebilir. Bazi çalışmalar köpekleri durumlarına göre 4 gruba ayırır; A: enfeksiyona maruz köpekler B: enfekte köpekler C: hasta köpekler (klinik semptomlar gösteren hayvanlar) D: ağır hastalar Bazı araştırmacılar bir beşinci, E grubunun da eklenmesini düşünmektedir. E grubunda tedavilere KEDİ&KÖPEK Mikroskopik Bakıda kullanılacak materyalin elde edilmesi cevap vermeyen (Ea) ya da tedaviden sonra hastalığı nüks eden (Eb) bireyler yer almaktadır. Yukarıda belirtilmiş olan sistemin sabit, şematik sınırları yoktur, böyle kompleks bir hastalıktan bu zaten beklenemez. Tedavi Leishmaniozis ilaç tedavisi veteriner hekimlerin ağır sınavlarından birisidir. Hastalığın kompleks Klinik leishmaniozis geçiren bir hastanın özel ilgiye ihtiyacı vardır. 1., 2., 3., 6., 12. aylarda ve bundan sonraki her 2. senede hastalıkla ilgili analizler tekrarlanmalı. patogenitesinden dolayı klinik semptomlar kendilerini sayısız formda belli eder. Baziları hafif, nonspesifikken bazıları organların çoğunu işgal etmiş olabilir. Konunun başında belirtildiği gibi, bağışıklık sistemi hastalığın gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Aynı anda bağışıklık sisteminin, uyguladığımız tedaviye karşı ne tür cevap verebileceği de önemlidir. Piyasadaki anti- Leishmania ilaçların çoğu geçerli bir süre için hastalıkla savaşır ve klinik semptomlarını hafıfletir, ama genellikle enfeksiyonun tamamini yok edemezler. Tedavideki amaç > hastada mevcut olan parazit sayısını mümkün olduğu kadar düşük seviyeye indirmek > parazitlerin meydana getirdiği organ hasarlarını tedavi etmek > bağışıklık sistemini enfeksiyon ile savaşabilecek seviyeye yükseltmek > ilaçlardan dolayı ortaya çıkan klinik semptomları kontrol altına almak > klinik formun nüksetmesini elimizden geldiğince engellemek. Köpeklerin Leishmania tedavisinde en yaygın kullanılan tedavi şekli ise meglumine antimoniate ve allopurinol kombinasyonudur. Bu kombinasyon şekli B, C ve D gurubunda olan bütün hayvanlarda uygulanır; Meglumin antimoniate 100 mg/kg, SC, dört hafta boyunca günde bir defa, Allopurinol 10-15mg/kg, PO, en az 6 ay boyunca her 12. saatte. Meglumin antimoniate’in dozu ikiye bölüp 50mg/kg şeklinde de uygulanabilir. Bu durumda 8 hafta boyunca verilmelidir. Pentavalent PETİNFO 2015/07 42-43 > Lezyon % 70 ‘lik alkol ile iyice temizlenir. > Lezyon kenarı iki parmak arasında sıkılır ve bir bistüri (tercihen 15 numaralı bistüri) ile yaklaşık 0.5 cm uzunluğunda ve 2-3 mm derinliğinde bir insizyon yapılır. > Gazlı bez yardımı ile insizyon üzerindeki kan damlası alınır, bu süre içerisinde lezyon kenarına iki parmak ile yapılan basıya devam edilerek kanama önlenir. Bistüri ucu ile insizyonun iç kısmına, insizyona dik olacak şekilde kazıma işlemi yapılır ve mümkün olduğunca kansız seröz bir materyal elde edilmeye çalışılır. > Elde edilen bu materyal lam üzerine nazikçe yayılır. Ardından fikse edilen materyal Giemsa ile boyanır. Boyama sonrasında mikroskobik inceleme 100’lük immersiyon objektifi ile dikkatli bir şekilde yapılır. > Hücre içerisinde veya dışarısında Leishmania amastigot şekillerinin görülmesi ile parazitolojik tanı konur.‘ T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü 25.06.1996 tarihli ve B100TSH0110002/6078 sayılı Genelgesi antimoniate’e karşı hassasiyet gösteren hayvanlarda yan etki belirtileri genellikle ilk dozdan sora görülebilir. Bunlar; asteni(kronik yorgunluk), çabuk yorulma, kusma, ishal, iştahsızlık ve hafif ateş. İlaç yüksek dozda uygulandığında nefrotoksisiteye sebep olabilir. Bu şekilde hassasiyet gösteren hayvanlarda alkil fosfolipid olan miltefosin kullanilabilir (PO 2 mg/ kg, 4 hafta boyunca). Proteinuri ve/ yada renal hastalık durumunda bu ilaç tercih edilir. Bu tedavi B ve C durumundaki köpeklerde iyi sonuç verir ve en az bir sene boyunca koruma sağlar. Profilaksi ise tedavinin önemli bir kısmıdır. Tatarcık sineklerin kontrolü ile hasatalığın eradikasyonunu da önleyebiliriz. D grupta olan köpekler, hastalığın birçok klinik semptomunu göstermektedir. Parazit tedavisinin yanı sıra bu hayvanlara kondisyonlarına göre destek tedavi de verilmeli. Tedaviye yanıt vermemek (Ea) ya da tedaviden kısa süre sonra hastalığın nüks etmesi (Eb) çeşitli yan etkiden, kötü bakım koşullarından, sahibin ilgisizliğinden ve yanlış ilaç kullanımından kaynaklayabilir. Stres, zayıflık ve herhangi sekonder enfeksiyon leishmaniozisin nüks etmesine sebep olabilir. Hayvanların iyileşme süresi klinik ve patolojik durumlarına göre değişir. Ortalama süresi tedaviden itibaren bir veya üç aydır. Renal bozukluğu olan köpeklerde iyileşme periyodu daha uzundur. Allopurinol’un kesilmesi hastanın klinik durumunun tamamen iyileştiği (anamnez, fiziksel muayene ve labor sonuçları) ve antikor negatif durumunda mümkün olabilir. Seronegativite ilk altı ayda kesinlikle beklenmemelidir. Bazı durumlarda hasta tamamen iyileşmiş görünse bile antikor titresi seneler boyunca yüksek seviyede kalabilir. Tedavi başarılıydı. Şimdi ne olacak? Hastanın durumu devamlı kontrol altında tutulmalı. Birinci, iyileşme süresi klinik ve patolojik durumlarına göre değişir. Tedaviden itibaren 1-3 aydır. Renal bozukluğu olan köpeklerde iyileşme periyodu daha uzundur. Hastalığın en çok görülen klinik belirtisi; alopesi ikinci, üçüncü, altıncı ve on ikinci aylarda ve bundan sonraki her ikinci senede hastalıkla ilgili analizler tekrarlanmalı. Bunun yanında klinik leishmaniozis geçiren bir hastanın özel bakıma ihtiyacı olacaktır. Köpeğin ırkına ve yaşam tarzına uygun kaliteli mama kullanılmalı. Ürolitiazis tedavisinde kullanılan prescription mamalar tercih edilmeli. Hayvanın yanında taze su her zaman bulundurulmalı. Taze su, allopurinol doz fazlalığından meydana gelen, ürolit oluşmasını önemli ölçüde engeller. Periyodik olarak parazit kontrolü (ekto ve endoparazitler) yapılmalı. Senede bir kere fekal kontrol. Tatarcık sineklere karşı repellentler kullanılmalı. Herhangi immunosupressif tedaviden kaçınılmalı (örn.: Steroidler). Allopurinol ile etkileşime geçebilen ilaçlardan kaçınılmalı (örn.:Azathioprine). Son olarak; hayvanlara karşı sevgimizi de eksik etmeyelim. TALAT GÜLBAY ANLATIYOR KEDİ VE KÖPEKLERDE BESLENME VE SAĞLIK DENKLEMİ Kedi ve köpek beslenmesi açısından önemli organik ve inorganik mineraller Kedi ve köpek için mineraller hayati önem taşımaktadır. Her mineral enerji transferinden, deri sağlığına, üreme fonksiyonlarından, sinir sistemi sağlığına kadar vücut içinde bir veya daha fazla fonksiyonda çok önemli rollere sahiptir. İNORGANİK MİNERALLER Kedi ve köpeklerin vücutları ve yaşamsal fonksiyonları için gerekli besin maddeleri içinde en önemli gruplardan birisi de minerallerdir. Vücut tarafından ihtiyaç duyulan miktarlarının oranına göre makromineraller ve iz-mineraller olarak alt gruplara ayrılan mineraller özellikle kedi ve köpek beslenmesi için tam ve eksiksiz “komple gıda” niteliğindeki kuru mamalarda dengeli ve yeterli oranlarda olacak şekilde içeriklerde yer alır. Kedi ve köpek mamalarında mamanın türüne göre % 5-8 gibi değişen oranlarda mineral maddeler bulunmaktadır. Aşağıda kedi ve köpek için önemli mineral maddeler ve bunların temel fonksiyon ve rolleri yer almaktadır. Kalsiyum Yavru kedi ve köpekler özellikle büyüme ve gelişme döneminde en önemli besin maddelerinden birisi kalsiyumdur. Güçlü bir kemik ve iskelet yapısının oluşmasında kalsiyumun hayati önemi vardır. Bunun yanı sıra hücreler arası haberleşmede ve algılama hücrelerinin ileti gönderebilmelerinde de kalsiyum çok önemli görevlere sahiptir. Kedi ve köpeklerde kalsiyumun %99’u kemik dokularda depolanmaktadır. Kalsiyum eksikliği en çok aşırı fosforlu besinleri (et, balık, tavuk ve ciğer) aşırı tüketen kedi ve köpeklerde ve emziren hayvanlarda görülür. Özellikle köpeklerde büyüme döneminde kalsiyum eksikliği raşitizm gibi iskelet hastalıklarına yol açabilir. Aynı şekilde gereğinden fazla kalsiyum tüketilmesi de kas ve iskelet sisteminde gelişme bozukluklarına yol açabilmektedir. Kalsiyumun kan pıhtılaşması mekanizmasında M. TALAT GÜLBAY, Veteriner Hekim da önemli rolleri bulunmaktadır. Kanda kalsiyum oranın yükselmesi bazı kanser türlerinin önemli bir göstergesi ve belirtisidir. Kanda kalsiyum düzeyinin düşük olması da kedi ve köpeklerde pankreas hastalıkları v.s. gibi bazı hastalıkların varlığı sırasında görülebilen önemli bir bulgudur. Fosfor Kalsiyum ile birlikte fosfor da kemik yapının oluşmasında ve hücresel enerji mekanizmasında görev alır. Kullamım oranı kalsiyum kullanımına göre belirli aralıklarda olması gereken fosforun fazlalığı da eksikliği kadar önemli sağlık problemlerine yol açabilmektedir. Kedi ve köpek için günlük alınan hazır mamalarda fosfor/kalsiyum oranının 1/1–1/2 aralığında olması gerekir. Potasyum, sodyum ve klorid Kedi ve köpek için önemli minerallerden bir diğeri de potasyumdur. Özellikle sodyumun dengelenmesinde görev alan potasyum bu sayede neredeyse tüm hücresel fonksiyonların işleyişinde görev alır. Hücresel düzeyde enerji üretiminde de fosforun çok önemli görevleri vardır. Ozmotik (hücre içi ve hücre dışı basınç dengesi) ve asit baz dengelerinin sağlanmasında, sinir iletimi ve kas kontraksiyonlarının (kasılmalarının) sağlanmasında sodyum ve klorid ile birlikte rol alırlar. Sodyum aynı zamanda suyun vücuda alımını ve su tüketiminin regülasyonunu sağlayan minerallerden biri olarak da görev yapar. CHAMPION'UN DESTEKLERİYLE HAZIRLANMIŞTIR. 1969 yılında Ankara’da doğan M.Talat GÜLBAY, 1983 yılında girdiği Kuleli Askeri Lisesi’nden 1987 yılında mezun olmuş ve İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde eğitimine devam etmiştir. Lisans ve yüksek lisans eğitimlerinin sonrasında 1993 yılında Veteriner Hekim olarak mezun olmuştur. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları ana bilim dalında Doktora eğitimine başlamış ve 1995 yılında yeterlilik sınavını başarı ile tamamlayarak kedi ve köpeklerde obezite problemlerinin düzeltilmesi, kilo kontrolü ve kilo vermeye yardımcı doğal beslenme ilaveleri ve yöntemleri konusunda doktora çalışmasına başlamıştır. 1993 yılında kurduğu veteriner kliniğinde profesyonel iş yaşantısını başlatmış ve 1994 yılında kliniğin işletmesini de kapsayan Patiş Veteriner Hizmetleri Limited şirketini hayata geçirmiştir. Gülbay, 1994 yılında akademik çalışmalarını sürdürürken yerli ve yabancı birçok firmaya teknik danışmanlık yapmış ve özellikle hasta hayvanların beslenmesi konusunda hazırladığı aylık bültenler ve özel reçete diyetlerin evcil hayvan sağlığında kullanımı konusunda hem firmalara ve sektöre bilimsel desteklerde bulunmuştur. 1999 yılında ülkemizde Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği’nin kuruluşunda bulunmuş ve ilk başkanı olarak 2000 yılında WSAVA (Dünya Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği)’ya üye olunmasını sağlamıştır. Amsterdam’da gerçekleşen bu başarı ile birlikte 4 yıl süre ile WSAVA Ulusal Temsilciği ve Uluslararası Genel Kurul Üyeliği görevlerini sürdürmüştür. Bu süre zarfında birçok ulusal ve uluslararası bilimsel konferans ve seminerler düzenlemiş ve birçok konferansta katılımcı olarak yer almıştır. 2001 ve 2005 yılında dünyada en başarılı ve prestijli mesleki konferanslardan birisi olan Kuzey Amerika Veteriner Konferansı’na (The North American Veterinary Conference) Avrupa veteriner hekimlerini temsilen Özel Konuk olarak katılmıştır. Çeşitli dergi yazıları ve akademik makaleleri bulunmaktadır. Örneğin Doğan Yayın Grubu’nda Hürriyet Gazetesi “Pako’nun Sayfasında” kendisine ait köşesinde haftalık olarak evcil hayvan sahiplerine yönelik bilimsel yazılar yayınlamaya başlamıştır. National Geografic Kids Türkiye Dergisi’nin evcil hayvanlarla ilgili olarak hazırladığı ve çocukların gönderdiği evcil hayvanlarla ilgili soruların yanıtları ve merak ettikleri konulardaki yazıları ile çocukların bilgi ve birikimlerine katkıda bulunmaya başlamıştır. Türkiye’nin ilk spesifik kuru kedi ve köpek maması, Premium Champion ve Goody markalarının sahibi Tropikal Pet’in fabrikasının kuruluş aşamasında bünyesine katılmış ve tüm ürünlerin tasarım, formülasyon ve üretimlerini gerçekleştirerek ulusal pet sektörüne tamamen yerli ve yüksek kaliteli ürünlerle büyük bir başarı ile katkıda bulunmuştur. Tropikal Pet teknik danışmanlık görevini de devam ettirmektedir. KEDİ VE KÖPEKLERDE BESLENME VE SAĞLIK DENKLEMİ Magnezyum Magnezyum köpek ve kedilerde kemik dokunun ve hücre içi sıvıların önemli bir parçasıdır. Bir çok enzimin de yapısında bulunur, sinir ve kas dokunun çalışmasında önemli görevler üstlenir. ORGANİK MİNERALLER Demir, bakır, çinko, mangan, ve selenyum gibi mineraller kedi ve köpeklerde birçok sindirim ve metabolik fonksiyonun gerçekleşmesinde görev alırlar. Bunun yanı sıra özellikle kedi ve köpeklerin sindirim sistemlerinden geçmekte olan besin maddelerinden daha iyi yararlanmalarına yardımcı olur ve bu besinlerin emilimini yani vücuda girişini de arttırırlar. İnorganik olarak tabiatta bulunan bu minerallerin amino asitlerle bağlanarak organik hale dönüştürülmüş olanları gerek emilim gerekse etkinlikleri açısından çok daha değerli ve faydalıdır. Yapılan bilimsel çalışmalar amino asitlerle bağlanarak (şelat oluşturarak) organik forma dönüşmüş minerallerin, inorganik olanlarına göre daha kolay emildiğini ve biyoyararlılığının ve kullanılabilirliğinin çok daha yüksek ve etkin olduğunu göstermektedir. Çinko Çinko kedi ve köpeklerde 100’lerce enzimin yapısında bulunur ve bundan dolayı bir çok metabolik ve fizyolojik fonksiyona katılır. Bunlar içinde en önemlileri bağışıklık sistemi fonsiyonlar ve enzimleri, deri ve yara iyileşmesi ile ilgili işlevler, üreme ve büyüme ile fizyolojik fonsiyonlar en önemlileri olarak sayılabilir. Çinko eksikliğinde iştahsızlık, kilo kaybı ve deri problemleri kedi ve köpeklerde çok sık görülen sağlık sorunlarıdır. Selenyum Yağların sindirimi ve E vitaminin emilimine yardımcı olan selenyum vücutta bulunan tüm hücrelerin içinde bulunan doğal antioksidanların (oksidasyon önleyici maddelerin) en temel yapıtaşlarındandır. Bu nedenle hücrelerin genç ve sağlıklı kalmasını sağlarken yaşlanmayı da geciktirir Bakır Bakır özellikle kırmızı kan hücrelerinin oluşumunda ve deri ve tüylerin renk yapısının oluşmasında görev alır. Kedi ve köpeklerde aşırı demir ve çinko kullanımı bakır eksikliğine neden olabilir. Özellikle Bedlington ve West Highland Organik ve inorganik mineraller ailemizin şampiyonlarının sağlığı için hayati önem taşımaktadır. White Terrier ırkı köpekler bakırı vücutlarından atmak ile ilgili olarak ortaya çıkabilen hastalıklara çok yatkındırlar ve bakır depolama hastalığı olarak da bilinen bu duruma bağlı olarak karaciğerlerinde aşırı bakır birikmesi sonucu ciddi sağlık sorunları yaşayabilirler. Demir Kedi ve köpeklerde iz-mineral olarak mamaların içinde bulunan ve çok az tüketilmesi yeterli olan demirin en önemli fonsiyonları kan ile ilgilidir. Kaslara ve organlara oksijen taşınmasında çok önemli roller üstlenmektedir. Mangan Yavru kedi ve köpekler için yetişkin olanlara göre çok daha önemli bir mineraldir. Kemik ve kıkırdak yapının sağlıklı ve sağlam olmasını sağlar. Hücre içinde mitokondriaların fonksiyonlarında ve hücreye enerji sağlanmasında önemli görevleri vardır. EĞİTİM Sosyalleşme, köpeğin gelecek yaşamına ilişkin farklı olayları, durumları, mekanları ve canlıları pozitif bir şekilde deneyimlemesidir. Yavru köpek eğitimi 2 Sosyalleşme süreci Yavru köpek eğitimi serimizin ikinci bölümünde Dr. Gürbüz Ertürk yavruların sosyalleşme sürecinin püf noktalarını anlatacak. Köpekler de biz insanlar gibi sosyal canlılardır. Sosyalleşme, bütün canlılar için kritik evre olarak ifade edilen süreçtir. Yavru köpekler, eve geldiklerinde yaşamlarının en önemli ve kritik dönemlerini yaşamaya başlarlar. Bütün canlılar için kritik evre olarak ifade edilen ve adına sosyalleşme denen bir süreç yaşanır. Gelecek yaşama ilişkin doğru davranışların oluşmasına yardımcı olacak sosyal beceriler kazanma sürecidir sosyalleşme. Bu süreci normal tamamlayamayan yavrular; diğer hayvanlarla, canlılarla, insanlarla veya alışık olmadıkları durumlarla karşılaşmaları halinde korkarlar. Bu korku onları baş edemeyecekleri strese sokar ve köpeği agresyona kadar taşır. Köpek beyni ilk altı ay sünger gibidir, bilgileri emer. Spinal kordun miyelinizasyonu ile birlikte hızlı bir beyin gelişimi ve olgunlaşması vardır. Yavru gelişiminde 4 kritik dönem 1. Neonatal dönem; doğumdan sonraki 0-12.gün 2. Geçiş dönemi; doğumdan sonraki 12-21.gün 3. Sosyalizasyon; doğumdan sonraki 3-12.hafta PETİNFO 2015/07 52-53 4. Juvenil periyod; 12.haftadan sonra cinsel olgunluğa kadar geçen süre. Doğum sonrası 3. haftadan başlayarak 12. haftaya kadar süren kritik periyoda sosyalizasyon süreci diyoruz. Bu sürecin 20 haftaya kadar devam ettiğini savunanlar da mevcuttur. Yavru köpeklerin sosyalleşmeleri için en uygun dönem 3-12 haftalar arasıdır. Bundan sonra da sosyalleşme devam eder kuşkusuz. Ancak etkisi daha azdır ve daha çok çaba harcamak gerekir. Sosyalleşme; bir eğitim çeşidi değildir. Sosyalleşme; köpeğin gelecek yaşamına ilişkin olay, durum, kişi, mekan ve canlıları pozitif bir şekilde deneyimlemesidir. Sosyalleştirme; yavrunun yeni ve çeşitli zorluklarla sürekli etkileşimde bulunması değildir. Sadece bilinçli ve kontrollü bir şekilde olumlu deneyimler yaşatma sürecidir. Yavrular 5 haftalık oluncaya kadar hareket yeteneklerini kazanırlar. Çeşitli av ritüellerini canlandırmaya başlarlar.7.haftaya kadar kardeşlerle ve iyi huylu başka köpeklerle sosyalleşmeleri uygundur. Bu dönemde birbirleri ile oynarken ısırmanın şiddetini de öğrenirler. 6. haftadan sonra annenin sütü ve emzirmeye olan ilgisi azalmaya başlar. 6-8 hafta arası annenin yavruları cezalandırma davranışları artar. 7. haftadan sonra ise yavrular yabancılara ve dış uyaranlara karşı ilgilidir. Bu ilgi 12. haftaya kadar yüksektir. Bu nedenlerden dolayı yavruların anne ve kardeşlerden ayrılarak insan aileleri ile yaşamaya başlayacağı ideal zaman 7 haftalık oldukları zamandır. 8-11 haftalar arası, korku dönemi olarak tanımlanır. Bu dönemdeki olumsuz deneyimler hayatın diğer dönemlerinde ciddi sorunlar olarak karşımıza çıkar. sosyal davranışlar doğumla beraber başlar ve yaşamın çeşitli evreleri ile devam eder. ilk on iki haftalık dönem, gelecek yaşama ilişkin doğru davranışların oluşumunu etkileyen en kritik periyoddur. evine konuk olma, çocuklu ve / veya çocuksuz aileleri konuk alma... Sosyalleşme ortalama 3 aylıkken bitiyor. Yavru köpeklerin aşı programları ise 4 aylıkken bitmekte. “Aşısı bitmeden sakın sokağa çıkarmayın” demeyin ne olur. Çünkü telafisi imkansız bir sürece sebep olmuş oluruz. Gelecek yaşamında karşılaşabilecek olay, durum, kişi ve mekanlara yönelik yaşayacakları pozitif deneylerden onları yoksun bırakmaya hakkımız yok. Sosyalleşme sürecini yaşamalarına engel olarak problem köpekler yaratmayalım. Her köpek yavrusu, aşı programından bağımsız olarak kucakta, arabada, taşıma kutusu içinde sokağa çıkmalı ve SOSYALLEŞMELİ. Gelecek sayılarda yavru köpek eğitimininde “Yavrularda istenmeyen davranışların önlenmesi ile temel komutların öğretilmesini” işleyeceğiz. Sosyalleşme sürecinde önerim; Yavru köpeklere haftada 5 kez farklı ve pozitif deneyimler yaşatmanın uygun olacağı yönündedir. Bunlar; farklı insanlarla mesafeli tanıştırma, bir okul çıkışını izleme, parka gitme, bir arkadaşın Veteriner Hekim Dr. Gürbüz Ertürk 1988’den bu yana pet sağlığı, köpek eğitimi ve davranışları ile ilgilenen Veteriner Hekim Dr. Gürbüz Ertürk köpek eğitimi ve rehabilitasyonu konusunda Macaristan İş Köpeği Spor Kulübü, T.C. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı gibi kurumlardan aldığı diplomaları ile profesyonel olarak köpek eğitmekte ve kurslar düzenlemektedir. Çeşitli meslek Gürbüz Ertürk, örgütlerinde yöneticilik de yapan Dr. Ertürk, FCI üyesi Romanya Köpek Türk Köpek Eğitim Eğitim Kulübü’nün kurucu onursal üyesidir. Köpek Sağlığı ve Eğitimi Derneği kurucusu üzerine bir kitabı bulunmaktadır. ve başkanıdır. BESLENME SU Yaz aylarının ortalarında hayvanların su içme alışkanlığından bahsetmekte fayda var; yaşayan her bireye elzem olan suyun, alması gereken miktarı konusunda herkes bilgi sahibi olmalı. Hayvanlara verdiğimiz ya da hekim olarak tavsiye ettiğimiz su miktarı yeterli mi fazla mı? Suyun zararları ve yararları neler olabilir? Köpeklerin ihtiyacı olan günlük su miktarı ortalama 50-60 ml/kg’dır; kedilerde ise bunun yarısı kadar, yani ortalama 30-50 ml/kg’dır. Örneğin, 10 kg ağırlığındaki bir köpeğin günlük su ihtiyacı yarım litre iken, 4 kg ağırlığındaki bir kedi için günlük ortalama 200 ml su yeterlidir. Su alım miktarını etkileyen sayısız iç ve dış etken mevcuttur. Hayvanlarda artan su tüketimi şikayetini hemen bir acil vaka olarak karşılamaya gerek yoktur. Bu durum, hareketlerdeki artış gibi basit nedenlerden dolayı da meydana gelebilir. Su tüketimi artışlarının en önemli nedenlerinden biri ısı artışıdır (hem ortamın hem de vücudun ısısı); çünkü artan vücut ısısının bir miktarı ağız yoluyla vücuttan uzaklaştırılır. Hayvanlar ağızlarından nefes alırken, soğutma mekanizmasının temelini Kuru mamaların nem oranı ortalama %8’dir. Su ve tuz dengesinde özetle; suyun fazlalığı hiponatremiye, suyun noksanlığı hipernatremiye, sodyum miktarının fazla olması ise ödeme neden olur. oluşturan buharlaşma mekanizması hızlanır. Daha fazla hareket ederek tatilin keyfini çıkartan ya da yoğun çalışan bekçi köpeği, çoban ve yarış köpeği gibi hayvanlar, harcadıkları fazla enerjiyi hem fazla yem tüketerek hem de fazla su içerek karşılayacaktır. Sıcak havada fazla enerji sarf etmeyen hayvanların ise iştahında düşüş görülürken, su ihtiyaçları artar. Özellikle brakisefalik, kalın tüy örtüsüne sahip ve büyük cüsseli köpekler sıcağa karşı daha hassastır. Bu hayvanlar vücut ısılarını uygun düzeyde tutabilmek için daha fazla ve daha hızlı nefes alırlar. Vücudu terk eden büyük miktardaki suyun takviye edilebilmesi için hayvanların normal miktarın üzerinde suya ihtiyaçları vardır. Yaz aylarında sağlıklı bir hayvanın aldığı su miktarı, normal miktarın 2-3 katıdır. Mamaların tuz ve nem miktarı da su tüketimini etkilemektedir. Ev yemekleri ve konserve mamaları yaklaşık % 80 oranında nem içermektedir. Bu tür besinlerle beslenen hayvanlar, günlük su ihtiyaçlarını yediği yemekten karşıladıkları için ya çok az su tüketirler ya da hiç su tüketmezler. HASTALIĞIN HABERCİSİ Su tüketimindeki artışların altında daha ciddi sebepler de yatabilir. Psikolojik olarak, su tüketimi hayvanlar mutlu oldukları müddetçe artar; strese girdiklerinde ise azalır. Yumuşak dışkı, ishal, kusma ve idrar yolu enfeksiyonu PETİNFO 2015/07 56-57 gibi su kaybı ile seyreden semptomların sonucu da su alımını geçici olarak arttırmaktadır. Fakat uzun zamandır, kronik olarak fazla miktarda su tüketen hayvanların durumu ciddi birer vaka olarak değerlendirilmeli ve altta yatan sebepler araştırılmalıdır. Sebepler arasında organ disfonksiyonları ya da hormonal sorunlar bulunabilir. Organlarda meydana gelen sorunlarda böbrek ve karaciğer yetersizliği düşünülmeli, enfeksiyon durumunda ise pyometra, pankreas, ince bağırsak ve idrar kesesi enfeksiyonları akla getirilmelidir. Diyabet, tiroid, böbreküstü ve hipofiz bezi disfonksiyonu gibi durumlarda da hormonal sebepler araştırılmalıdır. Yukarıda belirtilen hastalıkların hepsinde poliüri ve polidipsi semptomları mevcuttur. NASIL KONTROL EDİLİR? Benzer şikayetlerle kliniğe gelen hayvanların belli saatlerde kuru mamanın yanında tükettiği su miktarı, hayvan sahipleri tarafından en az 3 gün boyunca kayıt altında tutulmalı. Az miktarda (ortalama %8) nem bulunduran kuru mamaların düzenli saatlerde verilmesi ile hayvanların içtiği su miktarı daha kolay hesaplanabilir ve prognozu görmemize de yardımcı olur. Köpeklerin günlük kuru mama ihtiyacı 20 g/kg’dır. Köpeklerin günlük su ihtiyacını yukarıda belirttiğimiz gibi 5060ml/kg olarak hesaplarsak, bir günde aldıkları kuru maddenin 2-3 katı kadar su tüketmeleri gerektiğini söyleyebiliriz. Kedili sahipler, genel olarak hayvanları öğünleri ile uğraşmadan, önlerinde bolca su ve mama bulundururlar. Kedilerin, evde self servis bulunduğu Köpeklere 50-60ml/kg/ gün taze su verilmelidir. durumlarda günde 10-15 kez su içtikleri bilinmektedir. Düzenli mama, aynı zamanda idrar dansitesindeki değişikliklerin fark edilmesi konusunda da yardımcı olabilir. Sağlıklı beslenen kedilerin idrar dansitesi köpeklerin idrar dansitesinden daha yoğundur. Kedilerdeki ortalama dansite 1.015-1.060 iken, köpeklerde ise bu ortalama 1.015-1.045 civarındadır. Bu dansitelerden daha yoğun idrara sahip hayvanlarda idrar taşlarının oluşma riski de yüksektir. Fazlası da zararlı Hayvanlara verilen suyun miktarı ve niteliği kesinlikle optimum düzeyde olmalıdır. Yoğun egzersizden sonra aniden ve fazla miktarda soğuk su tüketen köpeklerin ozmotik dengesi olgular sadece sodyum değerine göre değil, mutlaka hastanın hacim durumuyla, fizik muayenesiyle, öyküsü ve diğer laboratuvar verileriyle birlikte değerlendirilmelidir. Tuzlu su hakkında birkaç nokta Aşırı tuzlu su alımı hiponatreminin tam tersine hipernatremiye neden olur. İlk belirtiler olan kusma ve ishal, Na seviyesi >155 mEq/L‘ye çıktığı durumda meydana gelir. Bunu takiben >170 mEq/L durumunda nörolojik semptomlar açığa çıkar; beynin küçük damarlarında büzüşme, yırtılma, kanama ve trombüs gelişimi ile ölüm oranı da yükselir. Tedavide esas olan, kaybedilen suyun yerine konulması ve semptoma yönelik tedavidir. Yine çok önemli bir konu da; düzeltmenin hızlı yapılmamasıdır; saatte 0.5-1 mEq/L/saat’i geçmemeli ve toplam serum sodyum oranını normale getirme işlemi 36-72 saat içinde basamaklı olarak yapılmalıdır. PETİNFO 2015/07 58-59 bozulur ve su intoksikasyonu meydana gelir. Sodyum düzeyinin aşırı miktarda düşmesi (hiponatremi) ile seyredilen bu durum, köpeklerin çok nadir fakat ölümcül bir kondisyonudur. Hayvan, vücudunun metabolize edebileceğinden daha fazla sıvı tükettiği zaman elektrolit dengesizliği açığa çıkar. Fazla sıvı, ekstraselüler ortamda bulunan, kaslardaki sinir iletiminden ve kan basıncından sorumlu olan sodyumun düzeyini düşürür. Sıvı düzeyini dengelemeye çalışan vücutta ödem (özellikle serebral bölgede), letarji, koordinasyon kaybı, bulantı, kusma, pupilla dilatasyonu ve aşırı tükürük salgılanması gibi semptomlar meydana gelir. Ağır vakalarda zor nefes alma, bilinç kaybı, koma ve ölüm şekillenebilir. Her ırktaki köpekte hiponatremi gelişebilir; göl ve havuz kenarlarında zaman geçiren hayvanlar, suda oynarken, suya atılan topu yakalamak için dalarken fazla miktarda su yutabilirler. Araştırmalar, egzersizden sonra aşırı miktarda su tüketen ve bahçede hortumla oynayan köpeklerin su intoksikasyonu vakalarından da bahseder. Su intoksikasyonu tedavisinde hiponatremi ile mücadele edilmeli, Na seviyesi ve plazma osmolitesi yükseltilmeli. Normal kan sodyum düzeyi 140-165 mEq/L’dir. Bu düzeyin <135 mEq/L olduğu durumlarda hiponatremi oluşur. Şiddetli akut hiponatremi durumunda, hipoosmolariteyi düzeltmek amacıyla IV kristaloid çözeltiler verilmelidir. Serum sodyum konsantrasyonu 125 mEq/L düzeye gelene kadar yükseliş 0.5 mEq/L/saat’i geçmemelidir, sonrası ise daha yavaş olmalıdır. Bunları bilmeden KEDİ&KÖPEK y ıllardır veteriner hekimlik mesleğinin içinde olan ağabeylerinin ve ablalarının hayat hikayelerini dinlemek bazen çok rahatlatıcı gelir. Yaşlı bir profesör, hayat hikayesini hep şu fıkra ile anlatmaya başlar: “Bir veteriner hekim vefat ettikten sonra cennete giden merdivenlerden yukarı doğru çıkmaya başlar. Hayatı boyunca yaptığı her hata içinse merdivenlerin yanındaki kara tahtalara tebeşirle birer çizgi atarak ilerler. Tam kapıya varınca ünlü ve başarılı bir meslektaşının geri geldiğini görür. Yanına varınca ‘Ne oldu, seni cennete almadılar mı?’ diye sorar. Meslektaşı da ‘Hayır, tebeşirim bitti, aşağı inip bir tane daha alacağım’ diye cevap verir.” BU DAHA BAŞLANGIÇ Çalışma hayatının uzun merdivenlerini de tırmanırken fark edeceksin ki; saygı duyduğun bütün veteriner hekimler sahip oldukları pozisyona hiç hata yapmadan varmadılar. Onlar da senin şu an yürüdüğün uzun ve zahmetli yolları kat ettiler ve senin yaptığın ya da büyük ihtimalle yapacağın hataları yaşadılar ama hiçbir zaman vazgeçmediler. Mezun olup eline aldığın diploma, sana veteriner hekim olma hakkı kazandığının ve yeni şeyler görüp, öğrenip, araştırmakla geçecek bir hayata ilk adımlarını attığının simgesidir. Bundan sonraki hayatın için birkaç tavsiye; hasta sahiplerini Geçtiğimiz aylarda yüzlerce veteriner hekim öğrencisi kepini atarak mesleğimize ilk adımlarını attı. Sevgili genç meslektaşımız; öncelikle tebrikler ve bundan sonraki hayatına hoş geldin. Bir yandan sınav stresinden kurtulduğun için seviniyor olmalısın, öte yandan da mesleki açıdan nelerle karşılaşacağını düşünmelisin. KEDİ&KÖPEK ve tecrübeli meslektaşlarını dinle, önyargılı olmaktan kaçın, alçakgönüllü ol. Her zaman her şeyin yüzde yüz sorunsuz gidemeyeceğini kendine ve hasta sahiplerine hatırlat. Bir veteriner hekim biyoloji ile uğraşır ve hayatlarla mücadele eder; ölümsüzlüğü kimse garanti edemez. Hekim sadece elinden gelenin en iyisini yaparak, bir hayvanın yaşam standartlarını iyileştirebilir ve gerekirse zor anlarda zor kararlar verebilir. Bunu hayvan odaklı her türlü mesleği icra eden insandan daha iyi yapabilir ve yapmalı. ASLA PES ETME İlk yıllarında endişe, umutsuzluk ve tereddütle dolu mesleki anların olacak. Bu anlardan aynı zamanda sayısız tecrübe de edineceksin. Yoluna devam et ve gerekli olduğunu hissettiğin anlarda yardım al; çünkü yalnız değilsin. Bütün felaketler aslında gelişmenin bir parçasıdır ve yıllar geçtikçe Mezun olduğunda ders kitaplarını ve notlarını atma. Kitapları, bilimsel dergileri ve makaleleri zaman zaman karıştırmak üniversiteden hatırlayamadığın bilgileri tazelemen için işine yarayacaktır. İLK İŞYERİ İlk işyerini özenle seçmelisin. Bu seçim gelecekteki kariyerini etkileyecektir. İlk aylarda desteğe ve devamlı öğrenmeye ihtiyacın olacak. İlaç isimleri ve aşı programları gibi ayrıntıları çalışma hayatında hatırlamak gün geçtikçe daha da kolaylaşacak. Klinikte çalışanlar bu konuda sana yol göstermelidir. İlaçların ayrıntılarını günlük kullanımla birlikte bir ay içinde ne kadar iyi şekilde aklında tutacağının garantisini verebilirim. Ama seni hemen ilk günlerden yalnız bırakan ve telefonunu kapatan patrondan hiçbir konuda beklentin olmasın. PETİNFO 2015/00 00-00 hikayesini anlatabileceğin iyi birer derstir. Hiçbir hatanı unutma ve sorunlarını nasıl çözdüğünü hatırla. Hasta sahiplerinden gelen teşekkür kartlarını, mektupları sakla; kendini kötü hissettiğin zaman başarılarına hatırlamaya yardımcı olacaklardır. Her şeyden önce, yalnız olmadığını hatırla. Ailen, arkadaşların, meslektaşların sana her zaman destek vermeye hazır. Veteriner hekimliğin iş stresi ve yüksek risk faktörleri fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlık sorunlarına yol açarak hem çevremizi hem de iş hayatımızı olumsuz yönde etkileyebilir. Araştırmalar ile kanıtlamış olarak kendini bir topluma ait olduğunu hisseden, kulüplere, aktivitelere katılan insanların stres ile ilgili sağlık sorunları daha düşüktür ve iş hayatlarında da daha verimli olurlar. Her hafta yapılan rutin egzersizler hayatta kalma içgüdülerini güçlendirecek. Bazen bir angarya gibi gelse de, pes etme; devam et! İşe başladığın zaman da öğrenmen KEDİ&KÖPEK Üniversiteden insanlarla iletişim halinde kal. Onların deneyimlerini ve hatalarını duymak, gelecek ile ilgili neler yapacağın konusunda bir tek senin endişe yaşamadığını bilmek kendini daha iyi hissettirecektir. gereken birçok şey, tanışacağın yeni iş arkadaşları var… Beraber çalıştığın veteriner hekimler ve teknikerler ile iletişim kurmaya çalış. Merak et, soru sor. Yeni mezun olarak hemen ilk günden her şeyi her zaman bilmeni kimse bekleyemez. Zaman geçtikçe sen de kendini geliştireceksin. Klinikteki ya da çalışma yerinizde boş olduğunuz zamanlarda çalışma arkadaşlarına yardım edebilir ve fikir alış-verişlerinde bulunabilirsin. Böylece iş arkadaşlarını mutlu edecek ve yeni şeyler de öğreneceksin. Beklenmeyeni bekle. Her şeyi düşünüp planladığını düşünsen bile kesin gözünden kaçan bir şey çıkacaktır. Ama moralin hemen kırılmasın. Sorun çözülecek ve sen de bir dahaki sefere daha dikkatli, tecrübeli olacaksın. Sakın panik yapma. Dur, derin nefes al, düşün, davran. Üniversitede öğrendiğinden daha fazla konu ve yöntem mevcuttur. Oftalmoloji, dişçilik, ŞİKAYET YÖNETİMİ ÖNEMLİ Hasta sahibinin her türlü haklı/ haksız memnuniyetsizliği klinikten çıkınca en az 15 hasta sahibinin kulağına ulaşacaktır. Hemen ilk sene Veteriner Hekimler Birliği’ne ya da mahkemeye hesap vermek istemezsen sana karşı gelen şikayetlerle yüzleşmeyi ve onları yönetmeyi öğrenmelisin. Bir sorun ile ne kadar hızlı yüzleşirsen o sorun da o kadar hızlı çözülecek ve müşterinin memnuniyeti de o derece artacaktır. Gerektiği zaman özür dilemekten çekinme. Ve hiç bir zaman boş verme. PETİNFO 2015/00 00-00 fizik tedavi, dermatoloji, Çin bitkiler, İskandinav masaj teker teker ayrı ayrı uzmanlık alanıdır. Genel bir veteriner hekim olarak kalma, uzmanlaş. Mevcut hastanız uzmanlık alanın ile ilgili değilse, hastayı daha bilgili bir meslektaşına yönlendirmekten ya da en az tavsiye istemekten çekinme. Hasta sahiplerini anla. Pet hayvan sahiplerinin çoğu ilk muayene sırasında ne kadar bilgili olduğundan ziyade, ne kadar ilgili olduğuna bakar. Hayvanlara ilgi göster, onlarla konuş. Hayvanın cinsiyetinden emin değilsen, tahminde bulunma. Bazı kişiler bu konuda hassastır ve durum kötü bir başlangıca sebep olur. Sahiplerin çoğu bilgileri aynı anda sindiremez. Üniversitede beş senede öğrendiğin bütün bilgileri aynı anda aktarmaya çalışma. Ortalama bir müşteri, veteriner hekimi ile geçen konuşmasından 3-5 önemli noktayı hatırlar. Müşterilerle anlayabilecekleri şekilde konuşmak gerekir. Aynı zamanda pet hayvan sahipleri dinlemekten ziyade dinletmeyi de severler. İyi bir anamnez almak istesen hayvan sahiplerine birkaç soru yönlendirerek konuşmanın yönünü rahatlıkla çizebilirsin. Veteriner hekim meslektaşım, hayat yolculuğuna artık hazırsın. İyi şanslar.
Benzer belgeler
Haziran-2015 - Petinfo Dergi
GRAFİK TASARIM
EMEL VURAL
[email protected]
DANIŞMA KURULU
PROF. DR. AHMET ERGÜN
PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ
PROF. DR. TAMER DODURKA
Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin
Dr. Banu Dokuzeylül
VET. HEKİM...
Kediler, yüzyıllardır insanlarla birliKte yaşamalarına rağmen özgür
ART DİREKTÖR
EBRU DERELİ
[email protected]
GRAFİK TASARIM
EMEL VURAL
[email protected]
DANIŞMA KURULU
PROF. DR. AHMET ERGÜN
PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ
PROF. DR. TAMER DODURKA
Yrd. Doç. Dr. ...
temmuz-2016 - Petinfo Dergi
[email protected]
GRAFİK TASARIM
EMEL VURAL
[email protected]
DANIŞMA KURULU
PROF. DR. AHMET ERGÜN
PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ
PROF. DR. TAMER DODURKA
Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin
Dr. Ba...
Nisan-2015 - Petinfo Dergi
GRAFİK TASARIM
EMEL VURAL
[email protected]
DANIŞMA KURULU
PROF. DR. AHMET ERGÜN
PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ
PROF. DR. TAMER DODURKA
Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin
Dr. Banu Dokuzeylül
VET. HEKİM...