güneş sistemi-dış gezegenler
Transkript
güneş sistemi-dış gezegenler
DEV GEZEGENLER DEV GEZEGENLER Mars’ın dışındaki dört büyük gezegen dev gezegenler grubunu oluşturur. Bunlar sırasıyla Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün gezegenleridir. Bunların kütle ve yarıçapları gezegenlere göre çok büyüktür. yersel Dev gezegenlerin diğer bir özelliği ise yoğunlukları yersel gezegenlere göre düşüktür. Dev gezegenlerin ortalama yoğunluğu 1.34 g/cm3’dür. Hidrojen dev gezegenlerin kütlesinin çoğunu oluşturmaktadır. İç bölgelerde sıcaklık atmosfere göre daha yüksektir. Böylece yüzeyden merkeze doğru giderken sıcaklık ve basıncın artacağı açıktır. Bu nedenle derinlere gittikçe gaz halindeki moleküler hidrojen (H2), gittikçe yoğunlaşır. Hidrojenin yoğunluğu öyle bir düzeye gelir ki artık bu bir gazın değil, sıvının özelliklerini taşır. Yüksek basınçta molekülü meydana getiren hidrojen atomları, birbirlerine bağlı oldukları kadar komşu moleküllerin atomlarına da bağlı olmaktadırlar. Bu basınçta hidrojen molekülleri parçalanır. Daha da derine inildikçe basınç o denli artar ki her hidrojen atomunda çekirdek etrafında dolanan elektron aynı zamanda komşu atomunda çekirdeği tarafından etkilenir ve atomlar da parçalanır. Bu durumda hidrojen, atom çekirdekleri arasında hareket eden elektron gazından oluşmuştur. Metallere özgü bu özelliği gösterdikleri için bu durumdaki hidrojen “metalik hidrojen” olarak bilinir. Metalik hidrojenin en önemli özelliği, metallerde olduğu gibi yüksek elektrik iletkenliğine sahip olmasıdır. Jüpiter Yersel gezegenlere hiç benzemeyen Jüpiter, gökyüzünün Güneş, Ay ve Venüs’ten sonra en parlak cismidir. Çok seyrek gökyüzünde görülebilir. olarak bazen Mars da Jüpiter’den daha parlak Yörüngesinde çok yavaş hareket etmesinden ve parlak olmasından dolayı, Romalılar bu gezegene, tanrıların kralı olan Jüpiter adını vermişlerdir. Yüzeyin bandlar halindeki yapısı, band sınırları ve yüzeyin görünen rengi son 100 yıldır hiç değişmemiştir. Son 100 yıldır yapılan gözlemlerden, gezegenin etrafını saran zengin renklere sahip bulutların sadece üst bölgelerini incelediğimiz ortaya çıkmıştır. Bantların ekvatora paralel oldukları anlaşılmıştır. Parlak bandlara “bölge”, karanlık olanları ise “kuşak” adı verilir. 40o enlemden daha yukarılarda bandlaşma kaybolmaya başlar ve kutup bölgelerinde ortadan kalkar. Jüpiter yüzeyinde “leke” adı verilen oval şekilli yapılar, çeşitli boyut ve renktedir. Küçük ölçekli olgular sürekli değildir, zamanla yok olurlar. Bu ilginç olguların içinde en büyüğü “Büyük kırmızı leke” dir ve en uzun yaşayanıdır. Bu leke 4-5 dünya büyüklüğündedir ve boyutu 25000*13000 km dolayındadır. İlk kez 1664 yılında gözlenen bu olgu, o günden bu yana aynı enlemdedir. Fakat boyutları değişmiştir. En büyük boyutuna 100 yıl önce ulaşmış ve o zaman 40000*13000 km olmuştur. Jüpiter, Güneş’ten soğurduğu enerjinin 1.5 ile 2.5 kez fazlasını uzaya ışınım olarak salar. Bu ek enerjiyi açıklamak için Jüpiter’e fazladan enerji girmesi gerekmektedir. Jüpiter, çok güçlü bir ısı kaynağına sahiptir. İç yapısında bulunmakta olan bu ısı kaynağı, ışınım fazlalığından da sorumludur. Yapılan Jüpiter iç yapı modelleri, hemen hemen tamamen hidrojenden oluşmaktadır. Atmosfer ile çekirdek arasında herhangi bir sınır yoktur. Merkezde kayadan meydana gelmiş bir çekirdek olabilir. İç bölgeler çok sıcaktır. Satürn Güneş sistemimizde büyüklüğüyle ve sahip olduğu halka sistemiyle dikkati çeken bir gezegendir. Satürn, Jüpiter’den küçük değildir. fazla Diğer özellikler bakımından da her iki gezegen birbirine çok benzer. Fakat birer sistem olarak ele aldığımızda Jüpiter ve Satürn sistemlerinin birbirinden çok farklı olduğunu görürüz. Örneğin; Satürn görülmeye değer geniş bir halka sistemine sahiptir. Güneş’e olan uzaklığının çok büyük olmasından dolayı yörüngesinde Jüpiter’e göre daha yavaş hareket eder. Satürn’ün ortalama yoğunluğunu (0,69 g/cm3) göz önüne alırsak onun büyük bir bölümünün gaz olduğunu görürüz. Suyun yoğunluğunun 1 olduğunu düşünürsek, Satürn’ün ne denli az yoğunluğa sahip olduğunu anlayabiliriz. Yer’den teleskopla gözlendiğinde halka yapısı gösteren tek gezegen Satürn’dür. Diğer dev gezegenlerin de halka yapısı vardır fakat yoğunluğu az olan bu halkaları yerden gözlemek çok güçtür. Satürn’de halka sistemi gezegenin merkezinden 80000 km uzaklıkta başlar, 136000 km uzaklığa kadar devam eder. Halkanın farklı bölgeleri farklı parlaklıkta görünür. Dış parlak bölge A halkası olarak bilinir ve onun iç kısmında karanlık olan Cassini boşluğu vardır. Cassini boşluğundan sonra en parlak olan orta halka, B halkası olarak adlandırılır. Bunun altında ise sönük C halkası yer alır. Uzay sondaları Satürn’ün fotoğraflarını çektiğinde onun etrafında on binlerce halka olduğu anlaşılmıştır. Yer’den yapılan gözlemlerde boşluk olduğu sanılan bölgelerde de halka parçacıkları ile dolu olduğu görülmüştür. Bu bölgeler daha az yoğun olduğu için Yer’den parlak olarak gözlenemiyor. Halka, milyarlarca meydana gelmiştir. küçük parçacıktan Bu parçacıklar o kadar küçüktür ki ne Yer’den ne de uzay sondalarının çektiği fotoğraflarda ayrı ayrı görülemez. Halkayı oluşturan bu parçacıkların su buzu ile kaplı olduğu yapılan tayfsal çalışmalardan anlaşılmıştır. Uranüs Uranüs, 1781 yılında İngiliz astronom William Herschel tarafından bulundu. Uranüs’ün bir önemi de bilinen tarih içinde ilk bulunan gezegen olmasıdır. Güneş’e uzaklığı, Satürn uzaklığının iki katı olduğundan, gezegenin görünen parlaklığı, aletsiz görme sınırındadır. Dolayısıyla çok iyi gözlem koşullarında ve çok iyi görebilen kişiler tarafından çıplak gözle ancak fark edilebilir. İşte bu nedenle Uranüs’ün bulunması teleskopların keşfini beklemiştir. Herschel 1787 yılında uydusunu da keşfetti. Uranüs’ün iki Bu uydulara, Titania ve Oberon isimleri verildi. 1851 yılında bulunan diğer iki uydusuna ise Ariel ve Umbriel adları verilmiştir. Bu isimler, Shakspeare’in yapıtlarındaki peri isimleridir. 1948 yılında bulunan beşinci uydusuna Miranda adı verildi. Uranüs 1977 yılında yapılan gözlemlerden, gezegenin halkaları keşfedildi. Uranüs’ün halkaları çok karanlıktır ve üzerine düşen ışığın sadece %5’ini yansıtır. Uranüs’ün halkası çok dardır. Satürn halkasının genişliği binlerce km iken Uranüs’ün halkası 10 km genişliğindedir. Jüpiter ve Satürn’e yakın uydular ve halka ekvator düzleminde bulunur. Buradan hareketle Uranüs uydularının yörüngelerini incelediğimizde, Uranüs’ün dönme ekseninin eğiminin 98o civarında olduğu görülür. Dönme ekseninin büyük eğimi daha sonraları tayfsal çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Neptün Uranüs’ün gözlenen konumu ile hesaplanan konumu birbiri ile çakışmıyordu. Yapılan hesaplarda Jüpiter ve Satürn gezegenlerinin çekim kuvvetleri göz önüne alındığına göre, bu farkın nereden kaynaklandığı sorusu yanıtsız kalıyordu. Bu sorunun çözülmesi için birçok öneri ortaya atılıyordu. Bunların içinde Newton’un çekim yasasının Satürn’den daha uzaklarda çalışmadığı gibi görüşler dahi vardı. Diğer bir görüş ise bir İngiliz amatör astronomdan gelmişti. Güneş sisteminin Uranüs dışında bilinmeyen gezegenler vardı. Ortaya atılan bu görüş 1845 yılında bir İngiliz matematikçi olan John Couch Adams tarafından ele alındı. 1846 yılında Fransız Le Verrier, Uranüs dışında ve ona etki eden gezegenin kütlesini ve yörünge elemanlarını hesapladı. 1846 yılında iki Alman astronom bu gezegeni gözlemlemeyi başardı. Neptün ismi bulunmadan birkaç ay önce belirlenmişti. Bu Satürn’ün oğlu ve okyanus diplerinin hükümdarı Neptün idi. Sonunda Le Verrier ve Adams’ın gezegenin kuramsal keşfini beraberce gerçekleştirdikleri kabul edildi. Dolayısıyla bu gezegenin asıl kaşifi matematik bilmidir. Kısa bir süre sonra da gezegenin en büyük uydusu olan Triton’u keşfetmiştir. Atmosferi Uranüs’ün atmosferinin kimyasal yapısına benzemesine rağmen Neptün’deki bulutlar daha belirgin özelliklere sahiptir. Dünya’dan yapılan gözlemlerde Neptün’ün etrafında eşit olmayan yoğunlukta halkalar olduğu gözlemlenmiştir. Neptün’ün 13 uydusu bilinmektedir. Bunlardan Triton ve Nereid en çok bilinenlerdir. Neptün atmosferi oluşmuştur. sis parçacıklarından Sis parçacıkları Güneş ışınımını çok iyi soğururlar. Neptün atmosferinde iç yapıdan gelen ısı, Uranüs’e göre daha fazladır. Güneş’ten soğurduğu fazlasını uzaya yayar. enerjinin 2-3 kat Bu ışınım fazlalığının olması, onun Uranüs’e göre daha sıcak bir çekirdeği olduğu şeklinde yorumlanır.
Benzer belgeler
Dış Gezegenler
özelliklerine sahip.
20 km derinliğinde
uçurumlar var
Yaşlı ve genç yapılar bir arada
Güneş Sistemi-Satürn
Jüpiter, öteki tüm gezegenlerin
toplam kütlesinin 2,5 katında
kütleye sahiptir. Gezegenin
iç yapısı küçük, kayalık bir
çekirdek ve bunu saran metalik
hidrojenden oluşur. İç mantonun
etrafındaki dış...
Yüzyıllara Genel Bakış: 17, 18 ve 19. Yüzyıllar
1846 yılında Fransız Le Verrier, Uranüs
dışında ve ona etki eden gezegenin kütlesini
ve yörünge elemanlarını hesapladı.