SANAYiNiN KÜRESEL DAGILlŞI: DÜNYA SANAYi BÖLGELERi
Transkript
SANAYiNiN KÜRESEL DAGILlŞI: DÜNYA SANAYi BÖLGELERi
EKONOMiK CO(jRAFYA: 466 kez i şan, tüm alanı İş Alanı'nın hemen sürekliliği olmayan şehirlerde bulunan da dahil şehrin her KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA' dışında genellikle imalat, depolama ve konutlardan olubir kuşak vardır. Burada da iki tip sanayi yer alır: Tip B, ıçecek ve unlu mamuller ımalatıdır ve merkezi ticaret tarafına hizmet verirler. Tip Bı ise hafif imalat faaliyet:' . lerinden doğmuşlardır ve şehrin,. geçmişl.eri sanayi-öncesi dönemdeki ve el sanatları dönemıne kadar gıden kesımlerınde yer almışlardır. eski atölye Ağır sanayi semtleri olarak anılanlarda yer alanlar belki de 50 yıldan daha uzıın bir geçmişi olan büyük-ölçekli sanayileri temsil eden Tip C'dir. Genelde deniz ya da akarsu gibi bir suyolunun kıyısında yerleşmiş, büyük miktarda mal giriş-çıkışı olan, petrol rafine, ağır kimyasallar, çelik imalatı, şeker rafine ve bazı dokuma türleriyle ilgili tesislerdir. Tip D, herhangi bir yer seçimi tercihi olmayan, merkezi alanda da, şehrin kenarında da ya da şehirsel alanın herhangi bir yerinde bulunabilecek olanlardır. Küçük-orta ölçek arasındadırlar ve lokasyonuıı kendilerine sağlayacağı üstünlüklerden yararlanırlar. Hafif makine ve elektronik aletler imali bu grubun tipik faaliyetleridir. Tip E ise şehrin kenarında ve ötesinde yer alan, en ağırları da dahil her tür sanayi faaliyetini içerenlerdir. Bunlar modern, yakın zamanda kurulmuş tesisler olabilecekleri gibi, şehrin içinden, eski şehirsel sanayi bölgelerini terk ederek buraya taşınanlardan da oluşabilirler. Şehir içinden çıkışı teşvik eden nedenler arasında arazi bakımından genişlemenin olanaksızlaşması, trafik açısından tıkanmışlık, tesislerin modern üretime uyarlanamayacak kadar eskimiş olması, depolama ve yükleme-boşaltma faaliyetleri için yer bulunamaması ve bulunulan alanın sanayi dışı kullanımlara açılmak üzere planlanmış olması sayılabilir. Bunun karşısında ise, şehir dışı ya da banliyölerde iyileştirilmiş ulaşım kolaylıkları, bol arazi, düşük maliyetler ve kiralar ve bazen de teşvikler vardır ve bunlar da sanayinin yer değiştirmesinde çekicilik oluşturmaktadırlar. Bu bağlamda, ülkemizde "organize sanayi bölgeleri" Kuzey Amerika'da "sanayi park/an" olarak bilinen, belirli bazı imalat faaliyetlerinin kendilerine birimler meydana araştırma sağlanan gelmiştir. ve geliştirme hizmet ve kolaylıklar nedeniyle bir araya toplandığı Bunların bir türü de yüksek-teknoloji sanayilerini, faaliyetlerini kendisine çeken "bilim parkları'tus. Organize sanayi bölgeleri Gelişmekte Olan Dünya'da sanayinin gelişmesini kolaylaştımuştır. 1940'lardan beri yaşanan bu tür gelişmeler, şehrin çevresinde, dışında olabildiği gibi, şehrin içindeki boş bir mekanın ayrılmasıyla da meydana gelebilmelctedir. En başarılılarından birisi, 1960'larda bataklık ve küçük adaların toplandığı bir alana kurulmuş olan Singapur'daki Jurong Sanayi Bölgesi'dir. Yerli ve yabancı yatırımları kendisine çekerek yirmi yıl içinde i ,000'den çok tesis ve iOO,OOO'in üzerinde işçi toplamıştır (başarının sırrının bürokratik engellerin bulunmaması olduğunu da belirtelim). Başlangıç aşamasında yerel, bölgesel ya da ulusal yönetimler hizmetleri ve altyapının yapımını üstlenmektedirler, SANAYiNiN KÜRESEL DAGILlŞI: DÜNYA SANAYi BÖLGELERi . Weber'in teorik çalışmasından bu yana ulaşım maliyetleri sürekli bir düşüş gös.. termiş; sanayide katma değer sürekli artarken birçok yerde sanayi üretimi gittikçe daha da özelleşmiş ve karmaşık hale gelmiştir. Weber'in çalışması ülkelerin içindeki, bir bakıma yerel ölçekteki sanayide lokasyon faktörlerinin rolü üzerinde duruyordu; günümüzdeyse dünya bölgeleri gittikçe birbirine daha bağlanmış hale geldikçe, lokasyonu nelerin belirlediği sorusunun cevabını da küresel ölçekte aramak gerekir. Ülkelere (BM toplam i 56 ülkeyi alıyor) sanayileşıniş, gelişmekte olan ve geçiş ekonomilerine sahip şeklinde baktığımızda günümüzde hiHii sanayileşmiş ülkelerin dünya sanayi üretiminin neredeyse dörtte ücünü vermekte oldukları görülür: 1990'da yüzde 78.2'e yakınken 2002'de yüzde 73.3'ün ·biraz üzerinde kalarak toplam payda ancak yüzde beşlik bir azalma göstermiş olsalar bile. Gelişmekte olanlar büyük artışlar gösterdikleri ve paylarını yüzde 15.7'den·23.6'ya yükselttikleri halde dörtte birin altında bir payı sürdürmekte ve geçiş ekonomilerinin payı jse iyice azalarak ytfzde 3.2'ye (daha önce 6. i 'in üzerindeydi) inmiş bulunmaktadır. Ülke ölçeğinde bakıldığında, kısa bir süre içinde sanayide ağırlık kazanan ülkenin Çin olduğu kesindir; dünya üretimine katkısı yüzde 6.6'ya çıkmıştır. ,-, Ancak, tablodan da izleneceği gibi, en büyük on sanayi ülkesi' içine 2002'de yalnızca Çin değil, aynı zamanda, Güney Kore ve Brezilya da sanayinin "ağır sıklet"leri olarak girmişlerdir (UNlDO 2005). Bu da 1 990'dakinden daha farklı bir tablo çıkarmaktadır ortaya. Ancak, söz konusu minde oldukça geride kalmış durumdaydı. zaman diliminde Rusya sanayi üreti- Dünya çapında sanayinin dağılışını gösteren bir haritaya bakıldığında, sanayileşmiş belli başlı alanların aslında çok az sayıda olduğu görülür. Dünya üretimine, enerji kullanımına ve ticaretine egemen olan ulusal ve bölgesel merkezler '!<dev büyüklükte birkaç bölge halinde ortaya çıkmışlardır. Bunlar, dünya standart. larına öncülük etmekte ve dünya nüfusuının da büyük kısmına sahip bulunmakta- 468 EKONOMiK COGRAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMIl'" SANAYININ DAGILlŞI VE SANAYI BÖLGELERI dırlar. Bu bölgelerin oluşmasında birçok faktörün (kaynaklar, konum, ekononıik liderlik, işgücü kapasitesi vb.) rolü olmuştur ama harita değişmektedir de. Avru_' pa'da Ruhr, Alman sanayisinin güneye kaymasından etkilenmiş; Kuzey Ameri-' ka'da ise doğudaki eski sanayi çekirdeği üstünlüğünü korumakla birlikte, dengeler batıya ve güneye kaymalar nedeniyle, değişmeye başlamıştır. Dünya sana_ yi haritası gerçekten de değişmektedir. Sanayi Devrimi'nin mirasının halii açık~ ça belirgin olduğu eski sanayi komplekslerinin çoğu (Almanya'nın Ruhr, Poloııya'nın Silezya, Ukrayna'nın Doneç) da hiila egemenliklerini korumaktadırlar ama sanayileşmenin sonucu olan birçok başka sanayi merkezi de bu kuşakların çok ötesinde, Yeni Sanayileşen Ülkeler (Nıes) olarak anılan Hindistan ya da;' Brezilya ya da Türkiye'de de, Çin' de de ortaya çıkmaktadır. ft 469 ınanı da olduğu gerçeğini yansıtmaktadır. Böylece Londra, aynen Paris gibi, Avrupa bölgesi içinde anahtar bir sanayi alt-bölgesi olarak belinnektedir. Sanayi Devrimi kıta Avrupa'sına yayıldığında Paris zaten Avrupa'nın en büyük şehriydi; ama Paris'in, aynen Londra gibi, yakın çevresinde ne maden kömürü ne de demir yatakları vardı. Paris, çevresindeki yüzlerce kilometrelik alan ".."içindeki en büyük yerel pazardı ve mevcut kara ve suyolu ağına demiryolları da \1Ç ekleı~diğinde, şehrin merkeziyet durumu daha da güçlenmişti. Londra örneğinde oldugu gıbı, Paris de hemen bellı başlı sanayılerı kendisine çekmiş ve şehir öteden beri ün yaptığı lüks maddelerin (mücevherat, parfüm ve giyim eşyası) imalatıııda olduğu kadar, otomobil montaj ve imalatı, metalürji ve kimyasal maddeler imalatında da önemli bir büyüme göstermiştir. Hazır ve bol işgücü, mamul Sanayinin toplanma alanları haritalandığında birinci derecede önem taşıyan ı.:.jt,~:maddelerin dağıtımı için ideal bir bölgesel konum, devlet dairelerinin varlığı, çok büyük ve yoğun dört sanayi bölgesiyle karşılaşılır. Hepsi de Kuzey Yarıküyakııı bir okyanus limanı (Le Havre) ve Fransa'nın en büyük iç pazarıyla Paris'in re'de yer alan bu bölgelerden ikisi Atlas Okyanusu'rıda karşı karşıya yer almışbüyük bir sanayi merkezi olarak gelişmesi rastlantısal değildir. Fransızlar, Paris lardır: Önemi azalmaya başlayan Kuzey Amerika Sanayi Kuşağı ve hala önemi; dışıııda da, Avrupalıların diğer yerlerde yaptıklarını yaptılar ve üretim hacmi bani koruyarı Batı (ve Orta) Avrupa Sanayi Kuşağı (modern sanayileşmenin çıkış kımıııdan başka bölgelerle rekabet edemeyecekleri için uzmanlaştılar -kaliteli merkezleri); diğer ikisi de Rusya-Ukrayna ve Doğu Asya sanayi bölgeleridir. Bu dokuınada, hassas ölçme aletlerinde, otomobilde ve de tabii şarap ve peynirde. dört bölge de birden çok yoğun çekirdek alan ile sanayi faaliyetlerinin kümelen., Gerçekten de, günümüzde Batı Avrupa sanayi bölgelerinin büyük kısmı bediği tali başka alanlardan oluşmuşlardır. Eski sanayi bölgelerinde değişimler ollirli sanayi ürünleri ticaretinde uzmanlaşmışlardır. Böylece, Avrupa dışında, makla birlikte, bunların konumları zaten önceden bellidir. özellikle Asya ülkelerinin sanayi ürünlerinin rekabetinden kaçınmak yanında, Batı Avrupa ülkeleri arasında da belirli ürünlerde üstünlüğü koruyacak duruma AVRUPA SANAYi BÖLGELERi girmişlerdir. Bu durumun meydana gelmesinde, Batı Avrupa ülkelerinin kendi Sanayi Devriminin başladığı ve dünyadaki ilk sanayi bölgelerinin oluştuğu Atlas" aralarında oluşturdukları Avrupa Birliği'nin (önceki adı Avrupa Ekonomik TopOkyanusu'nun kuzeydoğu kesiminde -Batı Avrupa ülkelerinde- sanayi faaliyetluluğu) etkisi tartışılmaz. Bu örgütlenme, topluluk içindeki her ülkenin, tarım ve leri, genelde, hala yapılarını ve görünümlerini korumaktadırlar. Avrupa sanayi diğerlerinde olduğu gibi, sanayide de rolünün belirlenmesini gerekli kılmıştır. bölgeleri, Avrupa Birliği'nin odak noktasını, ana damanııı oluştururlar. Avrupa'nın maden köınürü yataklan. batıdan doğuya doğru uzanan bir kuşak İngiltere'de, maden kömürünün harekete geçirdiği sanayi faaliyetleri, zama. ''', halindedir ve bu kuşak-sanayinin de geliştlgi alan olmuştur: Güney ingiltere'den nında, dünyada eşi olmayan bir alansal uzmanlaşma kalıbı meydana getirmişti. , '.' başlayıp, kuzey Fransa ve güney Belçika, Hollanda, Almanya'dan geçerek güGünümüzde bu kahbın büyük kısmı, farklılaşma, yeniden-yerleşme ve çeşitli ha- ~ ;;ılı \ ney Polonya'da Silezya'ya kadar uzanır bu kuşak. Demir cevheri de hemen hetalar nedeniyle kaybolmuş; İngiltere, modem teknolojik gelişmelere ayak uydur- ,,'~;:;t men aynı kuşakta yer aldığından, Avrupa'nın Sanayi Kuşağı böylece daha iyi mada başarısız kalmıştır. Bir zamanlar sanayinin modernleşmesinin adeta aıııtı"",,~~"·,"anlaşılmış olur. Orneğin Almanya'da sanayi Avrupa Sanayi Kuşağı içinde kalan olan fabrikalar aslında hala işletilmektedir ama yaşlanmış, yetersiz, yavaş, ve-•..·, .~:,.; alanda, maden kömürü yataklarına bağlı olarak, yoğunlaşmıştır. Savaş öncesi ritnsiz ve işletilmesi pahalıya mal olarak, Kuzey ingiltere'deki Midlands sanayi • dönemde üç büyük sanayi alanı ortaya çıkmıştı: Batıda Hollanda sınırına yakın şehirlerinin büyük ölçüde önem kaybetmeleriyle, buralardaki sanayi yatırımları- ıC,;, Ruhr; Çekoslovakya sınırına yakın (şimdi Almanya'nın doğusunda) Saksonya; n111yönelebildikleri yer, İngiltere'nin tarihi odak noktası olmuştur; yani, Loııd-.'-"!" ve şimdi Polonya'da kalan Silezya. Savaş sonrasında Almanya'nııı elinde bunra. İngiliz Adaları'nın halil en büyük iç pazarı olan Londra, dış pazarların reka-" «-" lardan yalnızca Ruhr kalmıştı, fakat Ruhr gelişerek Avrupa'nın en yoğun sanayi beti arttıkça yerel imalatçılar için daha da önemli hale gelen bir pazar olmuştur. bölgesine dönüştü. Günümüzde Almanya Avrupa'nın da en büyük gücü duruBütün bu gelişmeler, enerji sağlanmasında maden kömürünün azalan (~ıükleer mundadır. Adıııı Rhein Nehri'nin küçük bir kolundan alan ve 9,934 km2'lik bir enerjinin artan) önemini, durmadan yenilenen makineleşmeye ayak uydurma aralan kaplayan Ruhr sanayi bölgesinde yüksek nitelikli kaynaklar, çok iyi bir erizusunu ve dev bir iç pazar oluşturmasına ek olarak Londra'nın iyi bir ithalat lişebilirlik (Köln, Bonn ve Dcrtınund havalimanları, Duisburg'da dünyanın en büyük, Köln'de ise Avrupa'nın ikinci büyük kara içi limanı) ve büyük pazarlara ,<' r' EI<ONOMIK COGRAFYA: KÜRESELLEŞME 470 VE KALKıNMA yakınlık (KölnDüsseldorf-Duisburg-Essen-Doı:tmund) bir bileşim halinde avan_ taj oluşturmaktadırlar. Yerel demir cevheri yatakları tükendiğinde, ithal demir cevherini tek bir yüklemeyle getirmek, bu yüzden, çok kolayolmuştu. 1870'ler_ den beri ağır sanayi ürünleri (ve de savaş için tanklar ve silahlar) akıtan Ruh. bölgesi, fabrikaları, IL milyon nüfusu, 3.7 milyon çalışanı (1.5 milyon imalatta' 2.2 milyon hizmetlerde) ile Avrupa'nın en büyük sanayi konürbasyonudur. Gü: nümüzde de Ruhr avantajlı bir bölge (Almanya 'nın i00 büyük şirketinin 40'ı ve 44 üniversite yine burada yer alıyor) olarak kalmışsa da, Kuzey Amerika'da ve Avrupa'nın diğer yerlerindeki tesislerin yaşlanma sorunu burasının (Rheineland ile birlikte) geleceğini de belirsiz bırakmaktadır. SANAYININ DAGıLlŞI VE SANAYI BÖLGELERI 471 çeşitli sanayi kuşaklarının oluşmasını sağlamıştır. Bu değiş-tokuş Avrupa 'nın doğal ulaşım güzergahlanyla çabuklaşmış, insan-yapısı ulaşım ağlarıyla da güç lenmiştir. Böylece de sanayi faaliyetleri ilk çıkış kaynaklarından çok uzaklara, halen Avrupa 'nın belli başlı sanayi merkezlerinden birisi olan kuzey İtalya 'ya, İspanya'da Katalonya (Barselona'da çekirdekleşerek) ve kuzeydoğu İspanya'ya, güney İsveçe ve güney Finlandiya'ya kadar yayılmıştır. Ancak bunlar ve Avrupa 'nın burada belirtilerneyen başka sanayi alanlarının hepsi, kıtanın e1ev sanayi kütlesi içinde çekirdekleşmiş üst düzeydeki parçaları oluşturmaktadırlar. Kuzey Amerika'da ve İngiltere'de olduğu ilk sanayi bölgeleri maden kömürü ve demir gibi, kıta Avrupa'sı ülkelerinde de cevherine bağlı olarak ortaya çık- Saksonya ise daima beceri ve kaliteye önem vermiş, optik aletler ve fotoğraf makineleri, dokuma ve seramik gibi ürünleriyle tanınmış bir bölgedir. Leipzig ve Dresden'in şehirselmerkezlerini oluşturduğu Saksonya, şimdi iki Almanya'-nın birleşmesinin sancılarını çekmekte fakat aynı zamanda da Almanya'nın ekonomik plancılarının yeniden canlandırmaya çalıştıkları ana hedeflerini oluşturmaktadır. Biraz daha doğuya doğru, şimdi Polorıya içinde yer alan ve Çek Cum- mış ve gelişmişlerdir. Sanayinin yer seçimini etkileyen ekonomik, toplumsal ya da siyasal çeşitli etkenler bu bölgelerin önemlerini korumalannda, kaybetmelerinde ya da yeniden kazanmalarında değişik roller üstlenmişlerdir. Kullanılan hammadde ve eneıj i kaynağındaki değişimlerle siyasal kararların bir sanayi bölgesi üzerindeki etkisini aşağıya alınan örnek çok iyi resimlendirmektedir: huriyeti 'ne doğru da uzanan Silezya da ilk önce Almanlar tarafından geliştirilmişti. Saksonya-Bohemya-Silezya sanayi ekseni kaliteli rnaden kömürü yataklan ve Ukrayna 'dan gelenlerle takviye edilen, daha zayıf demir cevheri yataklarına dayanarak gelişmiştir. Avrupa Sanayi Kuşağı içinde Belçika'da ise iki sanayi koridoru dikkati çekmektedir. Bunlardan biri, maelen kömürüne dayalı, Charleroi ve Liege 'den geçen, ağır sanayinin yer aldığı doğu-batı ekseni; ikincisi ise, Brüksel ve Antwerp'deıı geçerek Charleroidan kuzeye uzanan, daha hafif ve daha çeşitlenmiş sanayi faaliyetlerinin yer aldığı koridordur. Önemini Yitirmekte Olan Bir Sanayi Alanı: Yukarı Steiermark, Avusturya Avusturya'nın güneydoğusunda yer alan Yukarı Steierınark kesimi, Graz şehri çevresinde odaklanmıştır. Geçmişi birkaç ülke için imal edilen metallerle sıkı sıkıya bağlantılıdır. Doğal olarak, başka sanayi kolları -odun ve kağıt, yiyecek-içecek vb.de olmuştur, fakat metaller konusundaki uzmanleşması çok eskilere gitmektedir. Pik deinir üretimiyle ilgili tahminler, bu faaliyetin onbeşinci yüzyıldan beri buradaki varlığını ortaya koymaktadır; hatta birçok merkez daha İngiltere'de Sanayi Devrimi gerçekleşmeden önce kurulu bulunuyordu. Alanın esas avantajıııı demir cevheri yataklarının varlığı, özellikle de Eisenerz kasabası yakınıııdaki büyük Demirdağı (Erzberg) oluşturuyordu. Odun körnürü de hemen yerelormanıardan sağlanabiliyordu. fakat daha onsekizinci yüzyılortalarında birçok yerde sıkıııtısı başlamıştı. Çeşitli fırııılar, haddeharıeler vp metal kullanan el 'S'il'İiatları, merkezi dağ sıralarnun hem kuzey hem de güney kenarlarındaki birçok Alpin köy ve kasabada yerleşmiş ve gerek Yukarı gerekse Aşağı Avusturya 'ya da yayılmaya başlamıştı. 4 Şekil 47: Avrupa'mn belli bnşb sanayi bölgeleri. Avrupa 'nın sanayideki başarısı cü ve yüksek uzmarılaşma derecede yalnızca hammaddeye da yoğun dayanmamışnr; bir ürün değiş-tokuşuna usta işgüyol açan Ondokuzuncu yüzyılın başlarında bu lokasyonların birçoğu, İngiltere'de odun kömürü yerine ımıden kömürü kullanılmasıyla gelişen teknolojideki hızlı değişimlerden çok kötü etkilendiler. Birçok küçük birim ve medası geçmiş tesis 18S0'ye varmadan kapandı. Küçük demir cevheri ocaklarının da çoğunun kapanmasıyla, demir-çelik teknolojisinin yeterli olabilmek için daha fazla büyürneyi gerektirmesiyle ve yerel rnaden kömürü kaynağı bulunmamasının gerekli malzemenin maliyetlerini aıttırmasıyla, ondokuzuncu yüzyıl sonlarındaki değişimler daha da büyük olmuştu. Bazı tesisler genişledikçe şirketler kendilerini sermaye darboğazında buldular ve bu yüzden yoğunlaşma, bir araya toplanma süreci başladı. i881 'de, ilk demir-çelik tesislerinin çoğu Österreichisclı-Alpine Montangesellschaft' ıtı (ÖAMG) kontrolü altına girdi. Kötü yönetim dönemlerine rağmen, pik demir üretimi ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından I.Dünya Savaşı 'na kadar olan dönemde çok büyük miktarda arttı. Bu dönemde atılan büyük adımlardan birisi de Donawitz'de 1891 'de açılan ilk mo- EKONOMIK CO<iRAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA 472 dem yüksek fınndı. Çelik üretiminde Siemens yüksek fırınlan burada hemen yaygın_ laştıysa da, 1903 'de keşiflerinin hemen ardından elektrikli fırınlar bunların yerini almıştı bile. i914 'den 1955 'e kadar Steiermark' daki istikrarsız ve orada çalışan şirketlerin '. içinde bulundukları ortamı değiştiren koşulları bütünüyle Avusturya da yaşanıaya başlamıştı; Birinci Dünya Savaşı'nın sonucu, Habsburg Imparatorluğu'nu parçala_ yarak, Orta Avrupa'daki ticaret kalıplarını Cıabozmuştu. Buııun anlamı ise, örneğin' Silezya maden kömürünün 52 milyonluk bir serbest ticaret alanı olan imparatorlu:" ğun bir parçasından gelmek yerine, artık yabancı bir ülkeden ithal edilecek olınasıy_ dı. Ek olmak da, yeni ortaya çıkan ülkeler (Polonya, Çekoslovakya, Macaristan, Yugoslavya) Yukarı Steierrnark gibi sanayi alanlarından yapılacak dışalımı azaltacak sanayi programlarını uygulamaya koymuşlardı. Bu zor koşullar 1930'ların dünya çapındaki depresyon dönemiyle daha da büyümüşrü, 1938'de Avusturya'da Üçüncü' Reich'ın başlaması ve ekonomik bakımdan silah sanayisiyle entegre olmasıyla yeni bir devir başlıyordu. Ağır metaller alanı olan bu alan önemli miktarda başka iş faaliyetlerini de kendisine çekmişti; fakat eriştiği rekabet edebilirlik düzeyi Naziler tarafından alınan ve anahtar durumundaki bir lokasyon kararıyla önemsiz kılındı. Bu karar Alplerin kuzeyinde, Avusturya'yı doğu-batı doğrultusunda geçen en büyük güzergah üzerinde, Linz'de, yeni bir entegre büyük demir-çelik tesisi kurulmasıydı. Her ne kadar tamamı Naziler tarafından inşa edilmediyse de, bu "sit" i940'ların sonunda çok yeterli bir üretici durumuna erişmişti. ikinci Dünya Savaşı Avusturya 'ya Müttefik askerlerinin girmesiyle sonuçlandı ve Steiermark İngiliz zonu içinde kalarak Sovyet işgalinin diğer yerlerde ortaya Çıkardığı sorunlardan kurtulmuş oldu. Bununla birlikte, yeni siyasal koşullar Doğu Avrupa pazarlarını tamamen kesmiş atmış, bir süre için maden kömürü teminini de güçleştirrnişti. Batılı güçlerin (Amerikan) kontrolü altındaki Linz, ülkenin kuzeyindeki Batı Alman sınırına yakın konumu nedeniyle, Yukarı Steiermark'a göre Batı pazarlarına daha iyi hizmet edebilecek durumdaydı. Daha iyi kontrol edilebileceği düşünülerek ınillileştirilen Avusturya çelik sanayisinin Yukarı Steierıııark'dan çekilmesiyle sürdürülen, organizasyon amaçlı, belirli yerlerde toplanma süreci sonunda sorunlar daha da arttı. 1950'ler ve 1960'larda bu sürecin etkileri henüz fazla belirginlcşmemişti: fakat 1970'ler boyunca bölgenin ekonomik durumunu tamamen tahrip etti. Örneğin madencilikte çalışanlar sayısı i 971-1981 arasında yarıya düştü. Bölge, ülke ortalamasından çok daha düşük bir büyüme hızıııa ve eski bir sanayi alanının bütün özelliklerine sahipti artık -büyük tesisler, yüksek işçi ücretleri, uzmanlaşmış bir ekonomik taban, düşük bir verimlilik, vb. gibi (Pounds 1981; Steiner ve Posch 1985). Kısacası, gittikçe artan tesis büyüklüğü ve yoğunlaşmasıyla birlikte uzun bir uzmarılaşma geçmişi, yaııı sıra alanın gerçek ve potansiyel pazarlara göre konumunu değiştiren ve kötüleştiren siyasalolaylar Yukarı Steiermark'ı gerçek bir çıkmaz sokağa getirmiştir. Sorunlar açıkça ortadadır ama çözümler henüz değiii (Chapmaıı ve Walker 1992). Doğu Avrupa laşmış sanayi ve eski Sovyetler Birliği'nde bölgeleri bulunmaıda birlikte, her biri belirli bir sektörde uzmanbunların hiç birisi Kuzey Amerika SANAYiNiN DA<iILlŞI VE SANAYI BÖLGELERi 473 ve Batı Avrupa'da bulunan kuşaklarla boy ölçüşeınez, Merkezi planlama ülkeleri olarak anılan bu ülkelerdeki sanayileşmede şimdiye kadar üretim mallanna, özellikle ağır sanayiye önem verilmiş, tüketim malları üzerinde durulmamıştır. Doğu Avrupa sanayi bölgesi, aslında, bu kesimdeki ülkelerdeki komünizm öncesi yatırımlar ve geleneklerden gelmiştir. Son derece farklılaşmış; çoğu kez Sovyetler tarafından üretilen hammaddelere bağımlı kalmış ve özelleşmiş mallar üretmiştir. Komünist planlama ve siyaset, aynen rejim öncesi yatırımların yaptığı gibi, izlerini bırakmıştır. Geri kalan dört bölge ise Rusya Federasyonu içinde kalmaktadır. Buralardaki fabrikalar ve üretim türleri büyük çapta planlı ekonomi kökenlidir. Söz konusu dört bölgeden üçü yerel eneıji kaynaklarıyla yerel hanımaddeye dayalıdır. Ayrıca her biri kendi kendisine yeterli olmaya çalışmıştır. 1990'lardan sonraki çöküş sanayiyi de çok olumsuz etkilemiş; zaten donanım ve işletme açısından köhneleşmiş olan sanayi durina noktasına gelmiştir. Bu ülkeler halen bir yeniden-yapılanma ve örgütlenme süreci içindedirler. KUZEY AMERiKA SANAYi KUŞAGI Avrupa Birliği'nin sanayideki başarısı ne kadar göz kaınaştınyorsa, Kuzey Amerika'nın sanayi kompleksinin de dünyada rakibi yoktur. Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeydoğusunda ülkenin altıda biri kadar bir alanda ve Kanada'nın bitişik kısmında sanayi faaliyetlerinin kesintisiz uzandığı bir alanın varlığı, 1920'lerde İsveçli coğrafyacı Sten de Geer'in burasını Kuzey Amerika Sanayi Kuşağı (North American Manufacturing BeIt; kısaca NAMB) olarak adlandırmasına neden olmuştu. Bazı uzantılar ve değişikliklerle hilli'! varlığını sürdüren Kuzey Amerika Sanayi Kuşağı'nda sanayi A.B.D. ve Kanada'nın önemli bir kısmında yoğunlaşmış; buralarda yer alan küçüklü büyüklü yerleşmeleriri hepsi, birer çekirdek sanayi merkezi halini almışlardır. Geniş vE!"zengin rnaden körnürü yatakları yakıt sağlıyor ve çok sayıdaki liman burada yeni yer almaya başlayan ağır sanayi faaliyetleri için hammadde ithal ediyordu. Tarihi dokumacılık alanları giderek farklıiaşmaya başladı ve zamanla sürekli bir sanayi kuşağı oluştıırmak üzere ağır sanayi alanlarıyla bütünleştiler. 1910'da A.B.D. ve Kanada'nın geri kalan kısımları, aslında, daha sanayi-öncesi devreyi yaşıyorlardı. Dünyanın başka yerlerindeki sanayi bölgeleri gibi savaşların yıkıcı etkisiyle hiç karşılaşmadan, dünyanın en zengin pazarının eşiğinde Kuzey Amerika Sanayi Kuşağı hızla gelişti ve büyük bir başarı kazandı. New York'tan başlayıp, Pittsburgh ve Detroit üzerinden Chicago'ya uzanan ve yaklaşık i 00 milyon dolayında insanın yaşadığı bu kuşak içinde belirli sektörlerin ağırlık kazandığı bölge kalıpları da vardır. New England, Piıısburgh-Cleveland ve Chicago-Milwaukee bunların başlıcalandır. Bu bölgelerin geçirdikleri süreçler aşağı yukarı birbirine benzemektedir. Demir ve çelik sanayisi temeldir, fakat başka ürünlerin tamamına ait tesisler de yer almaktadır. Sanayinin dışarı taşınmasına rağmen, hillil onbinlerce tesise sahip New 474 EKONOMIK COGRAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA York, aynen Paris ve Londra gibi, dev bir pazar halindedir; yine becerili ve yarıbecerili bir işgücüne sahip bulunmakta; yoğun ulaşım ağlarının birleşme noktası olurken, dünyanın en büyük !imanlarından birisi olarak da aktarma hizmeti görmektedir. Sanayi Kuşağı içinde, New York gibi, Chicago da başlangıçtaki fonksiyonu olan bir demiryolu merkezi olma durumunu korumuştur ve aynı zamanda da trafiğe elverişli bir alan üzerinde, iyi bir liman (Büyük GÖller-St.Lawrence suyolu sistemi) önemli bir karayolu kavşak noktası ve dünyadaki en büyük hava ulaşım merkezlerinden ve A.B.D. 'nin en büyük şirket merkezi durumundadır. Kuzey Amerika Sanayi Kuşağı'nın Kanada tarafı da çok gelişmiştir. Buradaki çelik sanayisi hammadde bakımından daha fazla avantaja sahip değilse de, Kanada sanayisine hizmet etme bakımından merkezi bir konumdadır. St Lawrence suyolu burasının lokasyonunu bir bakıma belirlemiştir. Büyük bir kültür, eğitim, sanat ve mühendislik merkezi olan Toronto, Kanada'nın farklılığını fazlasıyla temsil etmektedir. Şcldl 48: Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeydoğusunda odaklaşan Kuzey Amerika Sanayi Kuşağı ile diğer kesimlerinde gelişen ayrı ayn daha küçük sanayi bölgelerinin dağılışı. A.B.D.'nin 19S0'ler ve 1960'lar boyunca benzeri olmayan verimlilik ve zenginliği ucuz eneıjiye, uçsuz bucaksız kaynak tabanına, usta bir işgücüne ve savaşın sanayi gücünü yok ettiği Avrupa, Japonya ve SSCB'nin dünya pazarlarında rekabet edememelerine dayanıyordu. Bu koşulların değişmesiyle birlikte, ~970'lerden itibaren Amerikan zenginliğinin kaynakları da şiddetli bir baskı altına girmeye başladı. Bu yıllarda (I970'ler) eneıji maliyetlerinin yüzde 1400 artış göstemıesi A.B.D.nin yaşlı sanayi tesislerinin yenilenmesini zorunlu kılmıştı. Çevresel kaygılar da pahalıya malolan yeni standartlara uyum sağlamayı gerektiriyordu. Ucuz işgücü ve modem makineye dayanarak Avrupa'da.Taponya'da ve başka Asya ülkelerinde gelişen sanayi dünya pazarlarında A.B.D.'ye rakip olarak çıktı; örneğin Japonlar dünyanın en karmaşık fabrikalarından bazılarında Amerikalıların dört-beş misli robot çalıştırmaktadırlar. 1980'lere gelindiğinde artık Amerika sanayi ekonomisi -çelik, otomobil ve dokuma- dünya pazarlarında rekabet edebilecek durumdan çıkmış; ülke eko- SANAYININ DAGILlŞI VE SANAYI BÖLGELERI 475 nomisinin yüzde 25'den fazlası ticarete yönelmişti. Sanayiden yavaş yavaş uzaklaşına, ülkenin yarım yüzyıl önce atlardan otomobillere geçişi sırasında yaşanan değişimlere benzer bir değişimle, Amerikan tarzının "yeniden canlandırılması" olgusundan söz edilmesine yol açıyordu. Söz konusu değişim, Amerikalıların bir "sanayi" toplumundan "sanayi-sonrası" toplum haline geçmesi demekti ve bu da en çok Kuzeydoğu, Ortabatı, Appalachia ve Kanada'nın A.B.D. smırı yakınındaki Kuzey Amerika Sanayi Kuşağı'nı vurarak kömür madenIerinin, çelik tesislerinin, otomobil ve dokuma fabrikalarınm birer birer kapanmasına yol açtı. Son 20-30 yılda dışalımın fiyatı yüksek olan yerli üretimin yerini almasıyla belli başlı Amerikan şirketleri (özellikle çelik) maliyetleri düşürmek üzere ülke dışına taşındılar (bu bölümün başında da değinildiği gibi, Meksika'ya). Kuzey Amerika Sanayi Kuşağı 'nm gelişme seyri, aslında, gerek Kuzey Amerika'da gerekse İngiltere ve kıta Avrupa'sında Sanayi Devrimi'yle birlikte ilk gelişen sanayi bölgelerininkiyle hemen hemen ayrııdır. Avrupa sanayi bölgelerinde de olduğu gibi, geleneksel ağır sanayide istihdaının azalması 1980' lerden beri Kuzey Amerika Sanayi Kuşağı 'nda da en önemli eğilim olmuştur; 1980'lerde Amerika işgücünün yüzde 20'si ağır sanayide çalışırken, i990'ların ortalarında bu oran yüzde 8'e düşmüştür. Aşağıda anlatılacak olan, New England'daki çöküş ve yeniden canlanma değişimlerinin tümü bu Kuşak içinde her yerde yaşanmıştır. Ayrıca, New England'ın hikayesi, ilk sanayi bölgelerinin tümü için geçerli olan gelişme sürecine de canlı bir örnektir: Çöküş ve Yeniden Gençleşme: Yirminci Yüzyılda New England New England, Kuzey Amerika'nın ondoktızuncu yüzyıldaki büyük sanayi bölgelerinden biriydi; hatta birincisi. Gıda maddeleri, giyim eşyası, ayakkabı, çiftlik ve el aletleri gibi en temel ihtiyaç maddelerini kapsayan usta bir el iıualatçrlığıyla başlayan bölgede, yüzyılın ortalarına doğru şehirlere yönelmiş bazı özelleşmiş faaliyetler (gümüşçülük, moda-giyim eşyası, mobirya vb.) de görülmeye başlanmıştı. Yüzyılın ikinci yarısı fabrika sisteminin yayılışına, önceden tahmin edilemeyen bir ekonomik büyümeye ve buhar gücüyle daha da büyümüş fabrikalarla bağlantılı bir üretim faaliyetleri yoğunlaşmasına tanıklık etmişti. Yüzyılın sonuna doğru ise, A.B.D. üretiminde artık egemenlik kuran bölge çok sayıda küçük tesisin toplanması ve dokuma ile ayakkabı üzerinde ycğunlaşına gibi bir yanlışlığa da düşülmüşttı. 1889'da, A.B.D. nüfusunun yalnızca yüzde 7.4'ünün yaşadığı bölge, sanayide yaratılan değerin yüzde 16.4'üne ve tüm istihdamın da yüzde 18.5'ine sahip bulunuyordu. Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar New England, ülke toplamındaki payında düşme olmakla birlikte, sanayi faaliyetlerini sürekli arttırdı. Söz konusu alanda beceriler geliştikçe ve üretim daha karmaşık hale geldikçe, başka hiç bir alan burayla rekabet edemez oldu. 1920'den sonra, A.B.D.'ne göçler sınırlanınca, tarımda makineleşme, vasıfsız işgücünün kullanım becerisi, iyileştirilen ulaşım kolaylıkları, hepsi birlikte, sanayinin Güney'de de gelişmesine katkıda bulundular. Güney'deki yeni tesisler, New England'daki karşıtları olan çok katlı, eski tesislerden daha yeterliydiler. i940'ların sonlarına doğru ise Güney, dokuma sanayisinde New England': geçti. Bu 476 EKONOMIK CO~RAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA devredeki sanayinin bazı elemanları ayakta kalmıştı; yani, hala beceri gerektirenler örneğin yünlü maddeler, dantel, brokar ve süslerneli malzemeler gibi. Bununla bir: likte, iki savaş arası yıllarda sanayi faaliyetlerinde ülke düzeyinde, ekonomik bunalım yıllarına rağmen, yalnızca yüzde 3.2 düşüş olduğu halde New England'da bu oran yüzde 26 gibi yüksek bir değerde (390,000 iş kaybı) gerçekleşmişti. Kötüye gidişe rağmen, 19S0'lerin sonlarında yeni faaliyetlerin ortaya çıkmasıyla geleneksel sektörlerde yeni bir atakla birlikte A.B.D.'nin geri kalan kısım ları na göre New England'daki düşüş durmuş görünüyordu. En büyük gelişme de, 1939'dan önce oldukça zayıf durumda olan makine, aletler ve taşıma araçları imalinde meydana gelmişti. Savaş yıllarında yapılan yalnızca silahlar ve uçak parçaları değil, aynı zamanda da elektronik aletler ve iletişim araçları da teşvik görmüştü. Üst düzey araştırma ve geliştitme fonksiyonları da buradaki imalat faaliyetleri üzerinde olumlu etkiler yapmıştı. Örneğin, A.B.D. 'nin belli başlı mini bilgisayar şirketlerinden dördü (Digital, Data General, Priıne ve Wang) idare merkezlerini Massachussets'de kurmuşlardır. New England'ın sanayi faaliyetlerinin yeniden gençleşmesi, geleceğe yeni bir yol bulabiten olgun bir sanayi alanının önemli bir yanı üzerine -becerileri ve eğitim altyapısı dayandırılmıştır. Burada eski sektörlerin yeniden gelişmesi söz konusu olmamıştır; bunlar, kendilerini çok daha az istihdamla kaliteli üretim yapmaya uyarlamışlardır. Büyüme de yeni ürünler ve yeni sanayi kolları yaratacak fikirleri ortaya koyabilecek, mevcut yeterli eğitim kurumları ve araştırma personeli avantajından yararlaııılması sayesinde gerçekleşmiştir. Bu büyüme kendi içinde de bir lokasyon değişikliğini, Boston gibi daha büyük merkezlere doğru kayma hareketini yaratmıştır. Bölgedeki yeniden gençleşme ne kolayolmuştur ne de süreklidir. Savaş sonrası ilk gelişmeler ülkenin askeri ve uzay programlarıyla sıkı sıkıya bağlantılıyken, bu kaynaklardan gelen talep Vietnam Savaşı 'ndan sonra azalmış ve Boston 'un yüksek teknoloji kompleksi 1970'lerde düşüşe geçmişti. Buna rağmen, bazı sektörler (özellikle elektronik parçalar ve büro makineleri) 1970'lerin sonlarında bile hızlı büyümelerini sürdürınüşlerdi ki bu da norınal pazar koşulları altında çalışan birçok yerel şirketin başarısı sayesinde olmuştu. Büyümenin başlıca özellikleri oldukça genç firmaların (ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulmuş), sayısız girişimcinin ve yeni firma oluşumlannın hızla yayılması şeklinde özetlenebilir. Silikon Vadisi'nde olduğu gibi, buradaki işlemler de Massachuseııs Insıituıe of Technology gibi kurumların çok sayıdaki iyi yetişmiş mezunlanna, diğer yüksek teknoloji şirketleri ve araştırımı laboratuarlarından ayrılmış girişimcilere ve Boston alanıııda uzmanlaşmış, özelleşmiş bir altyapıııın gelişmesine bağlıdır. Bununla birlikte, bütünüyle New England uzun bir yüksek işsizlik dönemi geçirmiş ve bu dönem, çok sayıda işçinin işsiz kalması, emekli olması ve başka yerlere göç etmesi yanıııda, yüksek yaşama maliyetlerine rağmen, ücretleriri devamlı düşük kalmasına yol açmıştı. Yüksek teknoloji sektörlerinin yapısı gereği olan pari-Ii/ne işler de istikrarsızlık yüzünden başka alanlara da yayılmıştı. New England bir zamanlar A.B.D.'ndeki belli başlı nüfus merkezlerinden birisiydi ve girişimci halkı birçok sanayi kolu kurmuşru. Ülke nüfusu yayıldıkça, bölge- SANAYiNiN DA~ILlŞI VE SANAYI BÖLGELERI 477 nin pazarlama sorunları da arttı; işgücü yaşlı sektörlere çok pahalıya gelmeye başladı; ve gerek binalar gerekse altyapı yenilenme ihtiyacıııı doğurdu. Sonuç olarak, iki savaş arası yıllar işsizlik ve iç göçlerle geçti. Değişimler henüz tamamlanmamıştır -hala yaşlı sektörler ve binalar ayakta durmakta, işsizlik hiila sürmektedirfakat "Massachusetts mucizesi" denilen göz kamaştırıcı bir dönüşüm de meydana gelmektedir. Boston çevresinde çok canlı modern bir sanayi kompleksi gelişmiş ve büyüme güney New England'ın çekici küçük kasabalanna da sıçramıştır. Bölge zengin görünmekte ve meydana gelen yenilenmeyi devam ettirecek girişimci ve işçileri kendisine çekecek ve tutabi lecek hoş bir doğal ve kültürel çevre sunmaktadır. Bunıınla birlikte, dönüşümün bütün New Englandlılara erişebileceği ya da bölgenin her tarafına yayılıp yayılamayacağı tartışmalıdır. Kesin olan bir şey varsa, o da bölgenin bir zamanlar olduğundan daha büyük bir hizmetler sektörüne sahip olduğu ve imalat sektörünün de gittikçe daha küçük ve daha uzmanlaşmış hale geldiğidir. Halen yavaş olan nüfus artış hızıyla bölgenin mevcut kişi başıııa gelir düzeyini sürdürmesi ve A.B.D. içindeki göreceli konumunu koruması beklenmektedir. Son 30-40 yıl içinde, Kanada'da değilse bile, A.B.D.'nde sanayi faaliyetlerinde dikkati çeken bir merkezden uzak/aşma olgusu meydana gelmiştir. Nüfus artışı ve sanayideki büyüme Kuzey Amerika Sanayi Kuşağl'11111 içinden çok, dışmda hızlı bir gelişme göstermiştir. Her ne kadar bölge hala Kuzey Amerika nüfusunun büyük kısmını, sanayide çalışan nüfusun üçte iki dolayındaki miktarını ve yüksek katma değerli sanayinin üçte ikiye yakmını kendisinde toplamışsa da, kuşağın dışmda da, yukarıda da belirtildiği gibi, yeni bölgeler yaratılmıştır. Özellikle uçak sanayisinin, petrol, giyim-kuşam, gıda ve film sanayilerinin geliştiği, kuzeyden güney Kaliforniya'ya kadar bütün Pasifik kıyısında en kuzeyde Vancouver-Seaıtle arası; kuzey Kaliforniya'da San Francisco-San Jose çevresi ve Silikon Vadisi; ve, güney Kaliforniya'da Los Angeles ve San Diego'da odaklaşmış olan sanayi merkezleri; petrolle ilgili sanayilerin yoğunlaştığı Meksika Köıfezi kıyısı ve ucuz enerjinin ve çeşttti sanayi faaliyetlerinin toplandığı Piedmont-Tennessee Vadisi de dik.kat çeken bölgesel toplanma alanlarıdır. Günümüzde Kuzey Amerika'da yaşanan şeyaslında sanayi sektörünün düşüşü değildir; sanayide üretim ı990'da ı970 yılına göre yüzde 65 artış göstermiştir. Yaşanan değişim "mavi yakalılat" denilen, sanayide çalışanların sayısıııın azalması ve bunun yarattığı sorunlardır. Bu sorunlar sanayi-sonrası devrimiyle, Kuzey Amerika işgücünün yapısı ve kompozisyonunun değişmesiyle daha da yoğunlaşınaktadır. Gerçekten de, 1990'lı yıllara doğru Amerikan işgücünün yalnızca yüzde 13'ünün imalat sanayisinde çalışmasına karşılık, yüzde 60'1 artık bilgisayar, telekomünikasyon ve enformasyon sektöründe çalışmaya, yani "altın yakalılar" denilen grubu oluşturmaya başlamıştır. Sanayi-sonrası devrimin son yirmi yıldaki etkileri de eşitsiz olmuştur. Yüksek derecede iyi yaşama koşullarına sahip yerler (özellikle Florida, Teksas, Kaliforniya, Kuzey Carolina, Virginia ve Pasifik Kuzeybatısı ve kuzey New England) 478 SANAYININ DAGILlŞI VE SANAYI BÖLGELERI EKONOMiK COCRAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA artış göstermişti. II.Dünya Savaşı, yaptığı büyük tahribatla, sanayinin yer seçimi üzerinde yeniden düşünmeye sevk etti. Savaş sırasında Sovyet sanayisinin en az üçte biri, petrol yataklarınm bir kısmı ve maden körnürü kaynaklarının büyük kısmı bir süre Alman kontrolündeki alanda kalmıştı; 1933 'den 1944'e kadar Volga'nın doğusunda 3,000 dolayında yeni fabrika inşa edilmişti. Bu kısa devrede Sovyet nüfusu ve sanayisi büyük çapta yeniden yerleşti ve ülkenin kenarda kalan alanlarında yeni faaliyetler geliştiriidi. Daha sonra (Kruşçef zamanında) "bölgesel kendi kendine yeterliliğin" yerini artık amaç olarak "bölgesel uzmanlaşma" almıştı. Fakat bu kadar büyük bir ülkede son derece aşırıya kaçan rnerkezileşme, yönetim ve planlamada reform yapılması ve desantralizasyon konusunda baskıların ortaya çıkmasına yol açmıştı. Rusya'da gerek geçmişte gerekse günümüzdeki merkezden uzaklaşma hareketlerine rağmen, sanayi faaliyetlerinin hala yüzde 70'i, köşelerini Sı. Petersburg, Odessa ve Uralların oluşturduğu, "üçgen"in içinde yer almaktadır. Ancak, içinde de beş ayrı sanayi bölgesinin ortaya çıktığı bu üçgenin bazı kesimlerini artık tek bir ülkeye değil, başka başka ülkelere ait toprakları oluşturur. Bu bölgeler: (I )Güney -yani Ukrayna; (2) Merkezi Sanayi Bölgesi; (3)St.Petersburg (Leningrad); (4)Urallar; (5)Orta Volga Bölgesi. Kuznetsk Havzası, Kafkasya, Oıta Asya, Baykal Gölü çevresi ve Uzakdoğu ise gelişmekte olan diğer alanlardır. en fazla kazançlı çıkanlardır. Sanayi-sonrası devrimin başlattığı "bilgi toplumu" "elektronik çağı" denilen dönemin en yoğun belirtileri de New York Şelu'i'nde' Kaliforniya'nın Silikon Vadisi'nde, Boston yakınında 128 numaralı karayolt; (Route i 28) boyunca, Kuzey Carolina'nın "Araştırma Üçgeni Parkı"nda, AU5tin'de (Teksas), Atlanta'da (Georgia) ve eğitim-araştırma kurumlarının, becerili işgücünün bulunduğu başka yerlerde toplanmıştır. RUSYA VE UKRAYNA'NIN SANAYi BÖLGELERi Rusya'da sanayileşmenin, esas olarak, Sovyet Devrimi'nden sonra, yani yakın sayılabilecek bir geçmişte meydana geldiği gibi bir yanlış kanı vardır. Aslında 1918'den önce de oldukça önemli bir sanayi tabanı bulunuyordu ve başlıca üç sanayi merkezi oluşmuştu: (a)Moskova-Merkezi Sanayi Bölgesi; (b)Sı.Petersburg şehri; ve (c)doğu Ukrayna'daki Doneç Havzası. St.Petersbıırg (daha sonra Leningrad oldu; şimdi yeniden St.Petersburg) usta işgücüne önem veriyordu. Bu şekilde gelişen dokuma sanayi si içinde ipek, keten, dantel ve brekar vardı. Ayrıca, büyük gemi inşa sarıayisi, kağıt atölyeleri ve genellikle ithal hammaddeler] işleyen çok sayıda fabrika da bulunuyordu. Doneç Havzası ise kömüre dayalı, geleneksel bir orıdokuzuncu yüzyıl ağır sanayi kompleksi idi. 1913'de, devrimden önce, Ruhr ya da Yorkshire kadar moderndi ve demir-çelik sanayisine eşlik eden önemli bir maden köınürü merkeziydi (Sovyetler Birliği'nde çıkarılan tüm maden kömürünün yüzde 90'ını veriyordu); küçük bir kimya sanayisi, makine ve demir olmayan metalleri ergitme sanayisi de vardı. Devrimden sonra ise Batı 'dan gelecek bir yayılma korkusu ve sosyalist ideolojinin proleteıyanın her yerde yayılması ilkesi, sanayinin de ülke düzeyinde yaygınlaştırılmasına yol açtı. Bunun sonucu olarak da, daha önce sık sık sözü edilen, Merkezi Ural demir cevheri yataklarında Sverdlovsk ve bir demir cevheri dağının tepesinde yer alan Magnitogorsk gibi yeni demir-çelik sanayi merkezleri gelişti. Sanayinin yer seçimi konusunda ilk gerçek Sovyet teorisi "sarkaç' (pendulum) teorisi olmuştur. Buna göre, hammaddenin lokasyonuna önem verilmekte, fakat esas itici güç sanayi merkezleri ile zaten kıt durumdaki stoklar arasında hammaddeyi hareket ettiren, birinden diğerine taşıyan, demiryolları idi. ilk uygulama başarılı olunca, bu sistem kullanılarak bir dizi kombinat (hammadde ile demir-çelik tesisinin bir demiryolu hattıyla birbirine bağlantılı işletilmesi modeli) yaratılmaya çalışıldı. Bunların en büyüğü de, hem hammadde ile arasındaki mesafe çok uzun (gidiş-dönüş 2,400 km dolayında) hem de işletmede yetersiz kalan Ural-Kuznetsk kombinatıydı. Kombinatlarda maliyetler yapay bir şekilde düşük tutulan taşıma ücretleriyle dengelenmeye çalışılıyordu. 1930'ların başlarında eneıji tesislerinin, çift hat lı demiryollarının inşasına ve yeni maden kaynaklarının araştırılmasına önem verilmişti. Madenler, çelik tesisleri, ray ve demiryolu ekipmanı fabrikalarıyla silah tesisleri sanayi yatırımlarının büyük kısmını oluşturuyordu, Ortalama demiryolu taşıma mesafesi hızlı bir 479 4; Şekil 49: Rusya Federasyonu'nda geçmişte oluşmuş ve süregelen sanayi bölgeleri. Ukrayna m, Sovyetler Birliği'nin "Güney" diye bilinen sanayi bölgesinin yer aldığı, Ukrayna şimdi bağımsız ama Rusya Federasyonu'nun (B.D.T.) üyesi bir ülkedir. Ukrayna'da, ilk demir-çelik tesisi 1797'de çevredeki ormanlardan sağlanan odun kömürü ve Urallar dan getirilen demir cevherlerini kullanarak faaliyete geçmişti. Fakat asıl gelişme, biraz önce belirtildiği gibi, 1885'e doğru Doneç maden kömürü ve Krivoy Rog cevher yataklarının geniş çapta işletilmesiyle başladı. Ukrayna'nın kuzeyinde bulunan Kiev, Jitornir, Çerkassi, Çernikov ve Krivograd'ı 480 EKONOMIK COGRAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA ıçme alan bölge, çeşitli imalat türleri ile kendini belli eden sanayi bölgesidir. Sovyetlerin dağtlmasırıdan önce doğu Ulaayna ile güney Rusya'nın bütünleşme_ si hemen hemen tamamlanmıştı: Elektrik iletişim hatları, karayolları, demiryol_ ları, boru hatları ve diğer kolay!ıklar sanki smır yokmuş gibi geçirilmişti. Sovyetler Birliği dağıldıktan ve 15 bağımsız devlet ortaya çıktıktan sonra Rusya ekonomik ve siyasal devolarak kaldı. Kuşkusuz, Sovyet-Rus imparator~ luğundan en önemli ayrılma Ulaayna'mnkiydi. Yeni Avrupa'da. Ukrayna, toprak bakımından en büyük devlet, nüfus bakunından da en büyüklerden birisi olacaktı. Sanayi Devrimi buraya Ulaayna'nın Sovyetlerle birleşmesinden çok önce gelmişti. Günümüzde Ukrayna, büyük çapta tarımsal, milliyetçi batısı ve güçlü bir şekilde Ruslaşmış, sanayileşmiş doğusu ile bağımsız bir ülkedir. Bununla birlikte, halen Ulaayna sanayisinin Rusya'nın hammadde ve eneıjisine ihtiyacı varken, Rusya'nın da gıda maddeleri de dahil Ukrayna mallarına ihtiyacı vardır; Rusya'nın Avrupa'ya uzanan boruhatları da Ulaayna'dan geçmektedir. Sınırın Rusya tarafında olanların hiç biri Ukrayna tarafında olanlarla çakışmamaktadır. Ukrayna bağımsızlığını kazandığında, Rusya anahtar sanayi bölgelerinden birisini elinden kaçırmış oluyordu. Rusya Merkezi Sanayi Bölgesi, daha önce belirtildiği gibi, Rusya'nın en eski ve en geniş sanayi bölgesidir ve sanayi faaliyetleri, aynen Paris ve Londra için de geçerli olan nedenlerden (büyük bir yerel pazar, belli başlı yolların birleşme yeri olması, güçlü merkeziyet durumu, bol işgücünün varlığı) dolayı Moskova'da odaklanınıştır. Hafif imalat Çarlık zamanından beri vardır, fakat ağır sanayi bölgeye Sovyet rejimi sırasında eklenmiştir. Bu bölge, batıda Smolensk, güneyde Voroneç, doğuda Kirov ve kuzeyde Rıbinsk arasmda uzanır. Rusya'nın yine eski bir bölgesi olan St.Petersburg özellikle liman olanaklarından yararlanarak ha ınmaddelerin getirilmesi, ürünün dağıtılması gibi kolaylıkları eskiden beri sanayi faaliyetlerinin gelişmesinde roloynamıştır. St.Petersburg 'un bir özelliği de ülkedeki sanayileşmede usta işçi temininde kaynak görevi görmüş olmasıdır. Orta Volga Bölgesi'nde de sanayipin gelişmesi yenidir. Ortdokuzuncu yüzyılda ve yirminci yüzyılın bir bölümünde bölgede tümüyle tarım egemendi. Bölgede tarımın modernleştirilmesi girişimlerinde sanayi özellikle tarımın makineleşmesini sağlayacak bir yapı kazanmış; başka sözcüklerle tarımsal araç-gereç imal eden tesisler buradaki gelişmede öncü olmuştur. 1940'larda Volga-Ural alanında petrol bulunması ve Il.Dünya Savaşı'ndan sonra bir dizi baraj yapılarak elektrik eneıjisinin bol ve ucuz hale gelmesi, Volga'nın kanallarla hem Moskova'ya hem de Don Nehri'ne bağlanarak hanunaddenin taşınmasının kolaylaşması da Orta Volga'nın Rusya'nın önemli bir enerji merkezi olmasına olanak sağlamıştı. Samara (eski Kuiybişev) bir petrol rafineri merkezi haline geldi, Saratov'- SANAYiNIN DAGILlŞI VE SANAYI BÖLGELERI 481 da kimyasal maddeler sanayisi gelişti ve Volgograd da metaluıji konusunda özelleşti. Günümüzde de Volga bölgesinin Rusya sanayisine katkısı sürmektedir. Volga bölgesinin doğusunda uzanan Urallar sanayi bölgesi de II. Dünya Savaşı'ndan sonra hızla gelişmiştir. Muazzam miktarlardaki maden cevherleri (bakır, demir, krom, boksit, nikel ve daha birçokları) bu bölgenin gelişmesinin rastlantısal olmadığına işaret eder. Sibirya'daki merkezlerı e birlikte, Urallar. Rusya'da imal edilen demir-çeliğin yarıdan fazlasını vermektedirler. Sibirya'da ise üç sanayi bölgesi gelişme halindedir. Urallar'ın 2000 lun kadar güneydoğusunda Kuznetsk Havzası (ya da Kuzbas) 1930'larda özellikle Urallaı'a kömür sağlamak amacıyla gelişmeye başlamıştı; sonra kömür önemini kaybetti, fakat demir cevheri değerlendirilince buradaki şehirler de büyümeye başladılar (Novosibirsk ve Tomsk gibi). Kuzbas ile Baykal Gölü arasında Krasnoyarsk-Baykal Koridoru Transsibirya demiryolunun ve birkaç büyük akarsuyun hizmet verdiği zengin kaynaklara sahip bir bölgedir. Büyük merkezlerden uzaklığı, petrololmaması ve yatırımsızlık daha fazla gelişmesini engellernektedir. Uzakdoğu ise, esas olarak, Pasifik kıyısındaki Vladivostok üzerinde odaklaşmıştır ve maden körnürü ve demir cevherinin ötesindeki kaynaklarıyla muazzam bir gelişme potansiyeline sahiptir. Rusya'nın Pasifik' e penceresi ve Çin'e kapısı olan bu bölgenin geliştirilmesi, 10 zaman dilimi ötedeki Moskova'daki reformcuların başlıca hedefi gibi görünmektedir. ORYANTAL SANAYiLEŞME: DOGU ASYA SANAyi BÖLGELERi Sanayi Devrimi'nden iki yüz yıl sonra, Doğu Asya sanayileşmenin kaynayan kazanı olmuştur. Japonya'dan Guangdong'a, Güney Kore'den Singapur'a Pasifik Okyanusu'na sınırı olan adalar, bölgeler ve şehirler, Pasifik Kenan coğrafi terimini ekonomik fırsatlarla eş anlamlı hale getiren bir sanayileşme fırtınasına yakalanmışlardır. İngiltere'nin Midlands'İıide Sanayi Devrimi'nin ilk dalgalarını yaşayan şehirlerin o günlerini şimdi Dalian, Şanghay, Şenzen vb. tekrar yaşamaktadırlar. Duınanlı sanayilerin yarattığı kirli hava bu şehirlerin üzerinde asılı durmaktadır. Caddeler, hayvanların çektiği arabalardan ve aşırı yüklenmiş bisikletIerden kamyon ve otobüslere kadar değişen vasıtaların yarattığı trafik karınaşasıyla tıkanmıştır. Buldozerler, genişleyen şehirlerin kenarlarındaki çıkmalı, kireınit damlı güzel evlerin yerini yüzsüz, gri apartmanların alması için eski Çin'in anılarını yıkıp götürmektedir. Doğu Asya'nın Pasifik Kenarı'nın her tarafı bu tür belirtileri gösterınez. Halen Çin'in kıyı kesimleri sanayileşmektedir; fakat bu Japonya ve Singapur'dan çıkarak akınaya başlayan bir olgudur. Tayvan ve Güney Kore orta aşamaya gelirken, Vietnam ise Çin'in çok gerisinde kalmıştır. Fakat işaretler de çok açıktır: Bütünüyle alındığında, Doğu Asya dünyanın en verimli sanayi bölgeleri kümelenme alanı haline gelmektedir. Halen Çin ekonomisi A.B.D. ve Japonya'dan 482 EKONOMiK COGRAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA sonra dünyadaki üçüncü büyük ekonomidir. Güney Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur o kadar başarılıdırlar ki Pasifik Kenarı'nın "Dört Kaplan"ı ya da "küçük ejderhalar" olarak anılmaktadırlar. Gerçek kaplanlar ise Japonya ve Çin'dir (Japonya aynı zamanda "büyük ejderha"dır). Japon Mucizesi: Nasıl ve Neden Japonya, Sanayi Devrimi'nin meydana geldiği merkezi alanın çok uzağında kalmış fakat yüz yıldan az bir süre içinde dünyanın önde gelen sanayi ülkeleri arasına katılmayı başarmıştır. Japonya'nın çok sınırlı bir doğal kaynak tabanına sahip olduğu düşünüldüğünde, bu gelişmenin göz kamaştırıcı olduğu görülür. Gerçekten de, Japonya'nın hiç petrolü yoktur; demir cevheri ve maden kömürü yetersizdir. Temel hammaddelerden yoksun olması ve bunları dünyanın her tarafından ithal etmesine karşılık, bugün Asya'da Hindistan, Çin ya da Endonezya ile karşılaştırılamayacak, en yüksek teknolojiyi kullanan sanayi faaliyetlerine sahiptir. Bazı araştırıcılar bunu Japonya'nın gerek siyasal gerek ekonomik sömürgeciliğe sahne olmamasına bağlamaktadırlar. Günümüzde dünyanın ikinci büyük gücü haline gelmesi tek sözcükle "mucize" olarak tanımlanmaktadır. Aslında, Japonya, şimdiki başarısından çok önce kapasitesine özel bir önem vermeye başlamıştı. Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Pasifik sorunlarıyla karşı karşıya geldiğinde bir modernleşme ve kolonizasyon kampanyasını gerekli görmüştü. Meiji restorasyonu sırasında da, diğer birçok gelişme yanında, Japonya'nın yerel sanayi faaliyetlerinde modernleşmeye gidildi. Eğitimden ulaşıma kadar birçok konuda İngilizlerle işbirliği yapıldı (Japonya'da trafiğin günümüzde de soldan olması o günlerden kalmadır). Japonlar, İngiliz emperyalist tarihini de, kısmen, kendilerine örnek aldılar ve Kore, Tayvan ve Çin anakarasında genişlemeye başlayan sömürge imparatorluğundan hammaddeler kısa zamanda Japonya'nın büyüyen sanayi sektörüne akınaya başladı. Fakat, başlangıçta büyük başarılar sağlayan gelişmeler Il.Dünya Savaşı sonunda bu ülkeye felaket getirdi; atom bombasının iki şehrini de yok etmesiyle 1945'de Japonya'da Amerikan dönemi başlıyordu. Onbeş-yirmi yıl içinde Japonya savaşta kaybettiği şeyi, "küresel imparatorluğu" bu kez ekonomisiyle ele geçiriyer ve yüzyıldan kısa bir zaman içinde ikinci kez Japonlar kargaşayı zafere dönüştürüyorlardı. Japonya'nın kaynak tabanının çok kısıtlı olması sanayi faaliyetlerini de dış kaynaklara bağımlı kılmıştır. Aslında, modem dönemli sanayi stratejisi, Japonya'da üretime Japon girişimleri ve Japon kontrolüyle başlamak şeklindeydi. Japon bisiklet sanayisinin gelişmesi bu konuda çok iyi bir fikir verebilir: Japonya'ya gelen ilk ithal malları arasmda bisiklet en çok tutulanıydı. Japonlar bisiklet imalatına çeşitli bisiklet tamirci dükkanıarının bisikletin farklı parçalarının yapımında uzmanlaştığı bir zamanda girdiler. Tamirci dükkanıarına ısmarlanan parçaların bisiklet halinde montajı oldukça kolay bir yoldu ve böylece tamamen Japon yapımı bisikletler elde ediliyordu. Bu yolla Japonlar kendi bisiklet sanayi- SANAYININ DAGILlŞI VE SANAYI BÖLGELERI 483 lerini kurarken, aym zamanda da yabancı sermayeye dayanmaksızın imalat teknolojisinde deney geliştirmiş oluyorlardı. Günümüzde Japonya dünyanın önde gelen bisiklet dışsatımcısıdır; bisiklet sanayisi bu ülkede otomotiv sanayisine de bir sıçrama tahtası oluşturmuştur (Jacob 1969). Hemen bütün dünya ülkelerinde gerçekleşmekte olan merkezden uzaklaşmaya karşılık, Japonya'da sanayi faaliyetleri belirli alanlarda toplanmıştır. Bunların başlıcaları; (i )Kanto Ovası (Tokyo, Yokohama, Kawasaki); (2)Kansai kesimi; (3)Nagoya; (4)Kitakiyıışu; (S)Niigata; (6)Toyama; (7)Muroran'dır. Japonya nüfusunun yaklaşık üçte birinin yaşadığı ve aynı zamanda Japonya'nın en verimli tarımsal alanlarının bulunduğu Kanto Ovası'nda Tokyo-Yokohama-Kawasaki metropoliten alanında bulunan sanayi faaliyetleri ülkenin en büyük sanayi bölgesini meydana getirmişlerdir. Japonya sanayisinin yaklaşık beşte biri buradadır. Bu alanda sanayi faaliyetlerinin gelişmesinde büyük bir ticari, siyasal ve kültürel merkez olan Tokyo'nun varlığı özel bir roloynamıştır. ~ . ."'~. , o ~. ç-+.! ~' .. ŞekilSO: Japonya'nın sanayi bölgeleri. '" ~ _l>ojh<.sa I.K.iI> •••~.~ •• )(" •••••0 L.~ '<1 d ••• • ~I"i~ =ıkıtoo:,,,.' ••• 'Marı I>OIOtii" Liman şehirlerinin ülke içine mükemmel bir demiryolu şebekesiyle, ülke dışına da güçlü bir deniz filosuyla bağlanmış olmaları, gerek hammadde sağlanmasında gerekse dünya pazarlarına erişmede büyük kolaylık sağlamıştır. Tokyo- Yokohaına-Kawasaki metropoliten alanı, ülke yılhk üretiminin beşte birini sağlayarak Japonya'nın başlıca imalat kompleksi haline gelmiştir ama bu sanayi faaliyetleri için hammaddeler çok uzaklardan gelmektedir. Önıeğin Tokyo Filipinler, Malezya, Avustralya, Hindistan ve hatta Afrika'dan gelen demir cevherini, Avustralya ve Kuzey Amerika'dan gelen maden kömürünü ve Ortadoğu ve Endonezya'dan gelen petrolü kullanarak Japonya'nın başlıca çelik üreticileri arasına girmiştir. Kanto Ovası kendi kitlesel nüfusu için yeterli gıdayı üretemez; Japonya'nın diğer kesimlerinden olduğu gibi, Kanada, A.B.D. ve Avustralya'dan da 484 EKONOMIK CO(jRAFYA: KÜRESELLEŞME VE KAlI~INMA alım yapmak zorundadır. Bu yüzden de, Tokyo, gıda, hammadde ve başka maddelerde büyük bir çeşitliliğe sahip pazarları için dış ticarete dayanır. Kobe-Kyoto-Osaka üçgeninin oluşturduğu Karısal kesimi Japonya'nın ikinci büyük sanayi bölgesidir. Bu alan Kanto Ovası'yla rekabet edebilecek duruma gelmiştir. Ağırlık demir-çelik sanayisindedir; buna bağlı olarak gemi tezgahları ile uçak ve makine, kimyasal maddeler imalatı başta gelen sektörlerdir. Burada gelişen şehirsel yoğunluk alanı -aslında Tokyo'ya kadar uzatılarak- sık sık- To- ~ kaido Megalopolisi-Tokaido Megaroporisır" olarak da anılır. Burada Kobe, Japonya'da denizden arazi kazanma faaliyetlerinin en yoğun olduğu yerdir ve de denizden kazanılan alanların önemli bir bölümü de yine sanayi faaliyetlerine ayrılmıştır. Japonya'da denizden arazi kazanma faaliyetlerinin başlıca özellikleriyle, bu konuda dünyadaki diğer önemli ülke olan Hollanda'nmkilerin karşılaştırılması oldukça ilginçtir: Denizden Kazanılan Arazi: Japonya ve Hollanda Denizden arazi kazanılmasında öncü olan ve geniş polderlere sahip bulunan Hcllan. da'dan sonra Japonya ikinci ülke olarak ortaya çıkmıştır. Ancak iki ülkedeki arazi kazanma çabalarında üç temel farklılık vardır: Birincisi, Hollanda po Iderleri Japonya'da denizden kazanılan alanların yaklaşık yüz katıdır (Japonya'da 1,949 ha; Hollanda'da 165,000 ha); ikincisi, kullanılan yöntemler farklıdır: Hollandalılar suyu boşaltarak deniz tabanını yeni araziler haline dönüştürmekte, Japonlar ise taş ve toprakla denizi doldurmaktadırlar; üçüncüsü ise, ortaya çıkan araziden yararlanma amaçları iki ülkede birbirinden farklıdır. Japonya'da denizden arazi kazanma faaliyetlerinin en yoğun olduğu yer, belirtildiği gibi, Kobe şehri kıyılandır. Japonya'nın ilk ve dünya sıralamasındaki üçüncü büyük limanı olan Kobe şehri 1,5 milyon nüfusa sahiptir ve bu nüfusun büyük kısmı da güneyde Kobe Körfezi ile kuzeyde Rokko Dağları arasındaki yaklaşık 2-4 kın genişlik ve 30 k111uzunluktaki dar bir kıyı şeridi üzerinde yaşamaktadırlar. Bu dururu denizden arazi kazarımayla ilgili büyük bir projenin, "Dağdan Del/ize" projesinin, uygulanmasını zorunlu kılmıştı (Coııch 1993). Arazi kazanma faaliyetleri de şehrin hemen kıyısındaki küçük kesimlerin deldurulması yoluyla 1960'larda başlamış ve kazanılan arazinin tümü sanayi ve liman faaliyetlerine aynlmıştı. Daha büyük bir proje kıyıdan biraz açıklarda bir ada oluşturmak şeklinde (Liman Adası-Port Island) 1980'lerin başında uygulamaya konuldu. Halen bu ada iki katına çıkarılmaya çalışılmakta ve bunun biraz uzağında, yaklaşık aynı büyüklükte, bir başka adanın, Rokko Adası'nın (530 ha), büyük ölçüde tamamlanan inşaatı da sürdürülınektedir. 36 Tokyo'dan Osaka'ya kadar uzanan Pasifik Kıyısı'nın birbirinden bağımsız bir metropoliten bölgeler zinciri değil fakat "karşılıklı bağlantılılık" durumunun birleştirerek meydana getirdiği ıek bir şehirsel alem (megalopolis) olduğu ileri sürülerek Tokaido Megaraporisli (Hanes 1993) adı kullanılmaktadır. Bu karşılıklı bağlanlının ve Tokaido nıegalopolisinin gözle görülebilir en önemli senıbolü 1964'de Tokyo Olinıpiyatları için Tokyo ile Osaka arasında yapımı tanıaınlanan, yolcuları inanılrnaz bir hızla taşıyarak iki şehir arasındaki zaman-mesafeyi sekiz saatten üç saate indi ren "şinkansen-nıerıııi Ireı/'dir (Gober 1997). SANAYININ DA(jILlŞI VE SANAYI BÖLGELERi Şekil sı: Denizden arazinin en çok kazonıldıgı yer: Kobe şehri kıyıları (sağda) ve Liman Adası'nda arazi kuliaruhşı. 485 '-'--' ~~ ~ J ~i! ~ Port Island'ın güneyine doğru, esas olarak iç hatlar için kullanılacak bir havalimanı adası henüz inşa halindeyken, Kobe Körfezi 'nde iyice güney kesimde, bu kez uluslararası uçuşlar için, daha da büyük yeni bir havalimanı inşa edilmektedir, Bunun, 1994'den itibaren, Kobe'nin 25 km kadar doğusunda kalan Osaka havalimanındaki tıkanıklığı gidennesi beklenmektedir. İlke olarak bu adaların inşa tarzları aynıdır: Şehrin gerisinde yer alan Rokko Dağları'ndan çıkarılan taş ve toprak kıyıya taşınmakta, gemiye yüklenınekte ve yaratılması düşünülen arazi deniz seviyesinde belirinceye kadar Kobe Körfezi'nin oldukça sığ olan sularına boşaltılmaktadır. Port Island'ın (436 ha) yüzölçümünün yarıdan fazlasını deklar ve diğer liman fonksiyonları kaplamaktadır ve bütün bunlar da adanın 14 km'Iik kıyı sı boyunca yer almışlardır. Adanın tanı ortasında da 20,000 kişiyi barındırabilecek dükkan, park, okul vb. gibi olanaklara sahip yüksek binalar halindeki konutlar yer almaktadır. Ada, Kobe şehir merkezine bir kara ve demiryolu köprüsü ile bağlıdır. Demiryolu tamamen bilgisayarla yönetilmekte ve sürücüsü olmayan trenler her gün şehre ve şehirden adaya yaklaşık 65,000 yolcu taşımaktadırtar. Projenin bir yan )itkisi de Rokko Da~1n-b'nda taş ve toprak çıkarınıı sonucu düzleştiriImiş olan alanlarda, SUl/W Yeni Şehri adıylar çok büyük yeni şehirsel mekanların oluşturulmasıdır (Meijer 1993). Kobe şehir merkezinde hiç yer olnıadığı için büyük önenı taşıyan bu projeye göre yapılan binalar 200,000 kişinin her türlü talebini karşılayacak kolaylıklara sahiptir. Bununla birlikte, Japonya'da meydana gelen ve Kobe 'yi yerle bir eden son büyük depremde en büyük hasarlardan bazıları da denizden doldunılan bu alanlarda olmuştu. Japonya'daki bir diğer sanayi bölgesi olan Nagoya'nın merkezini önemli bir dış ticaret limanı olan Nagoya şehri oluşturmaktadır. Dokuma, kimyasal maddeler ve seramik imalatı uzun süre bölgenin özelliğini yansıtnıışlardır; yakın zamanlarda ise motorlu araç imalatı gelişmiştir. En etkileyici gelişme de Inlaııd Denizi'nın (esas olarak Kyuşu ile Honşu adaları arasıııdaki Şimonoseki Boğazı'nın iki yanında) batı girişinde meydana gelmiştir ve burada Kyuşu'nun kuzeyindeki beş şehrin meydana getirdiği bir konur- 486 EKONOMIK COl:>RAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA basyon, Japonya'nın dördüncü imalat kompleksi ve önemli bir ekonomik bölgesi olan Kitakyuşu bulunmaktadır. Kitakyuşu konurbasyonu (1.8 milyon) bir zamanlar Japonya'daki en büyük (ve de ilk) çelik fabrikasını barındıran, gittikçe tükenmekte olan maden kömürü yataklarina sahip Yawata'yı da içine alır. Seto İç Denizi'nin batı kenan büyük avantajlara sahiptir; bunların başında da Kore ve . Çin ile yapılacak ticaret, Asya anakarası ile sürdürülecek ilişkiler için burası bir kapı görevi görebilecektir. İç deniz kıyısında Hiroşima-Kure şehirsel alanı (1.9) ağır sanayi de içeren bir sanayi temeline sahipken, Kore Boğazı kıyısında Fuku, oka (1.9 milyon) ve Nagasaki (550,000), birincisi bir sanayi şehri, ikincisi de büyük bir gemi inşa şehri olarak başlıca merkezler halindedir. Niigata bölgesi Japonya'nın Japon Denizi kıyısında gelişmiş en Önemli sanayi alaıııdır. Sanayi tesisleri Şinano Nehri boyunca yayılmış bulunmaktadır. Dokuma tesisleriyle başlayan sanayi, kimyasal maddeler, gemi yapımı, petrol rafınerileriyle sürmüştür. Niigata şehrinin güneyinde yer alan Toyama şehri merkez olmak üzere, Teyama Körfezi çevresinde yer almış olan sanayi faaliyetleri ise yakın zamanlarda gelişmiştir. Sanayinin gelişmesinde ucuz hidroelektrik enerjinin elde edilebilirliği başrolü oynamıştır. Kimyasal maddeler elektro-siderıııji, kağıt ve dokuma sanayi kolları gelişmiştir. Japonya'nın her yerinde, Hokkaidonun soğuk kuzey adalarında bile onbinlerce sanayi tesisi faaliyettedir. Hokkaido'daki Muroran şehri izole bir sanayi alaııı sayılabilir. Mükemmel bir limana sahip olan Muroran'da demir-çelik sanayisi sanayide çalışanların dörtte üçünden fazlasını istihdam etmiş durumdadır. Çin Doğudaki her alan kendi kültürüne ve özel sorunlarına uygun bir program yoluyla sanayileşmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti sıradan bir kalkınmakta olan ülke durumundan uzaktır; milyarın üzerindeki nüfusu dünyanın en büyük ve en eski kültürlerinden birini temsil etmektedir. Cumhuriyet, Çiniileri geçmişte yaşadıklarından daha yüksek hayat standartlarına ulaştıracak şekilde örgütlenmiştir -bumı rağmen, hillil kişi başına kaleri tüketimi Batı Avrupa ve Amerikan standartlarının çok altındadır. Çin nükleer donanımlara önem vermeye başlamış, uzaya uydu göndermiş ve petrolde kendi kendisine yeterli hale gelmiştir. Uzak iç kısınılarda büyük sanayi kompleksieri inşa edilmiş ve hatta Çinliler gelişmekte olan dünyada, özellikle Afrika'da geniş dış yardım programları sürdürürken, İran gibi bazı ülkelerle de nükleer tesis inşa etme yolunda anlaşmalar yapmıştır. Ama Çin sanayileşmiş modern bir ülke değildir; nüfusuının yüzde 50'den fazlası hala köylüdür. • Çin kaynak tabanı hayret vericidir: Demir cevheri, yaşamsal kaynaklar bakımından Çin'i dünyada üçüncü duruma geçirmektedir. Çin, aynı zamanda, dünyanın en büyük tungsten yataklarına, buna eşit miktarda manganez, molibden ve SANAYININ DAl:>ILlŞI VE SANAYI BÖLGELERi 487 antimona sahiptir. Çin'in maden kömürü yatakları en az dünyanın yüzde 20'si kadar tutmaktadır. Halen petrolde kendi kendi yeterli dunnnda olan Çin'de kişi başına tüketim miktarı ise etkileyici bir şekilde artmamaktadır. Sarı Deniz ve Doğu Çin Denizi'ndeki açık deniz yataklannın da Ortadoğu'dakilerle rekabet edecek kadar geniş oldukları hesaplanmaktadır. Hidroelektrik potansiyelin dünya toplamının yüzde 15' i kadar olduğu sanılmakla birlikte, bu kaynak mevsimlere son derece bağlılık gösterir. Çin'in günümüzdeki göz kamaştıran teknolojik başarıları devletin yüksek öncelikler üzerinde yoğunlaşmasından dolayıdır. Çin'de 1949 yılında yeni rejimin iş başına gelmesiyle sanayi de yeni bir karakter kazanmıştı. Sanayiyi iç kesimlere yaymayı hedef edinen Çin komünistleri, Sovyet modelini izleyerek, önce ağır demir sanayisi üzerinde durmuşlar; tüketim malları üretimi ise en sonda gelmiştir. 1950'lerden başlayarak Sovyetler Birliği 290 sanayi ve madencilik kompleksinin inşası (ya da yeniden inşası) için Çin' e yardım etmişti. Sovyet teknisyenIerin 1960'ların ortalarında aniden çekilmesinden önce bu tesislerin ancak yarısı. tamamlanabilmişti. 1955'den sonra da Çin-Sovyet ilişkilerinin gerilemesiyle Çin kendi kaynaklarını ve sanayileşme planını, "Büyük Atılım" programına uygun olarak, geliştirmeye zorlanmıştı. Bu programın esasını da "arka bahçe fırın kampanyası" olarak bilinen bir alt program oluşturuyordu. Çin, demir-çelikte kendi kendisine yeterli hale bu programa uygun olarak evlerin arka bahçelerindeki (ya da avlularındaki) ekmek fırınlanru minyatür ergitme fırınları halinde kullanarak gelmiştir. Yerelolarak üretilen odun körnürü ya da dııng, yine yerelolarak elde edilen düşük gradolu demir cevheri (ve hatta hurda demir) ise hammaddeyi oluşturuyordu. Çin üretimini yüzde 300-400 oranmda arttırmış, fakat üretimin çoğu daha sonraki işlemlerde kullanılamayacak kad~];,düşük dereceli olarak kalmıştı. Deıniryolu ağları demir-çe'lik ve hammaddelerin büyük hacimli taşınması için birbirine bağlanmıştı; fakat odun körnürü elde etmek için ormanların ortadan kaldırılması erozyon ve sel felaketlerinin artmasına yol açmıştı. Ticari maden körnürü ve demir rezervleri gereksiz bir şekilde yanlış madencilik siyasetiyle hızla boşaltılmış olduğundan, bir hata olarak kabul edilen "Büyük Atılım" programı da terkedilmişti. Japonların 19 ı7'de Anşan 'da kurdukları tesislerin büyültülmesiyle Kuzeydoğu (eskiden Mançurya olarak bilinen, şimdiki Çin'de ise Dongbei denilen) kesimi ülkenin en önemli demir sanayi merkezi haline gelmiştir. Burada yer alan 5 milyon nüfuslu Şenyang, metalurji, makine ve başka büyük fabrikalarıyla "Çin 'in Pittsburgh"u haline gelmiştir. Bölgesel başkent Tiençin ve limanı etrafında odaklaşan ve daha çok Kuzeydoğu bölgesiyle birlikte kabul edilen Kuzey ise Tiençin-Beijing kompleksi halinde Çin 'in sanayi "kalbi" durumundadır. 488 EKONOMiK COGRAFYA: KÜRESELLEŞME SANAYiNIN DAGILlŞI VE SANAyi BÖLGELERi VE KALKıNMA" ıniştL Savaşın yarattığı tahribat akılda tutulursa, bu ülkenin dünyada sanayideki katına değer bakımından 12'inci sırada gelme başarısı daha iyi anlaştlacaktır. Güney Kore büyük miktarlarda Amerikan yardımı almakla birlikte, ekonomik _ başarılarını kendi çabasıyla kazanmıştır. Bu başarının anahtarı "devletin ekonomiye yüksek derecede rrıüdahalesi'tdir. 1962'den itibaren birbirini izleyen 5'er yıllık dönemler halinde hazırlanan ekonomik kalkmma planları, zaman içinde hedeflerini değiştirip, başka başka sanayi sektörlerinde yoğunlaştırarak, ülkenin ekonomik kalkınma ve sanayileşmesini sağlamıştır (hemen hemen aynı yıllarda Türkiye'de de 5'er yıllık kalkınma planları hazırlandığmı; ancak aynı sonuca ulaşamadığımızı da vurgulayalım). Ülkenin ikinci büyük sanayi merkezi ülkenin en büyük şehri Şanghay etni~ fında gelişmiştir. Komünist plancılar, Çang Nehri (eski adıyla Yangçe) ağzında~ ki büyük liman üzerinde yer alan Şanghay'ın tam potansiyelini kullanmasl;1a izin vennemişler; Beijing- Tiençin kompleksini tercih etmişlerdi, Şanghav. Wuhan arasında gelişen ve Çongking çevresinde de yoğunluk gösteren çang kesimi, ulusal ekonomiye katkıları bakımından Kuzeydoğu'yu geçmiştir. Şanghay, 1989'da Çin toplam sanayi üretiminin yüzde ıO'unu vermiş, ülke toplam gelirinin yüzde 14'ünü sağlamıştır; daha da önemlisi ticaret fonksiyonudur: Çin dış ticaretinin yaklaşık dörtte biri Şanghay !imanından geçmektedir. Çin' in bugünkü ekonomik siyasetleri eskisinden (Mao'nun 1976'da ölümünden öncesi ve hemen sonrasından) oldukça farklıdır. Hala komünist yönetim olmakla birlikte, Çin yönetimi, geçmiş 30 yılın ekonomi siyasetini tersine çevirecek yeni deneyimlere girişmiş ve pazara göre ayarlanmış bir mecraya girmiştir, Bundan başka, Pasifik kıyısında 5 Özel Ekonomik Kuşak (Serbest Ticaret Bölgesi) ve 14 "Açık Şehir" yabancı yatırımları teşvik edecek açık deniz kıyıları (off-shore) haline dönüştürülmüşlerdir. Örneğin, komünist rejim sırasında dördüncü derecede önemli bir alan olan Güneyde Guangdong'da sanayi bulunmak: la birlikte, burası ve merkezi Guangço (eski adıyla Kanton) şehri de pek tutulmamıştı. Maden ve enerji kaynaklarının kısıtlı olması Guangdong sanayi kuşağının kuzeyle rekabetini olanaksızlaşnrrnıştı. Fakat serbest bölge olarak ayrılma-: sıyla sanayide yıllık yüzde 20 büyüme göstermiştir. Serbest bölgelerden bir diğeri olan Şenzen de Hong Kong'a bitişik konumundan yararlanarak sanayi ve nüfus bakımından dünyanın en hızlı büyüyen şehri haline gelmiştir. Hong Kong'un da Çin'e geçmesiyle birlikte, Şenzetı-Hong Kong-Guangdong kompleksinin Çin'in Japonya'ya ve geri kalan "Üç Kaplan"a cevabı olacağı sanılmaktadır, 489 > Güney Kore sanayileşmesini esas olarak ucuz işgücüne dayandırmalda birlikte, daha başlangıçtan itibaren özellilde eğitimin kalitesini ve teknoloji kullanımıyla teknolojik düzeyini de arttırmıştır. Yabancı yatırımlar, devletin payıyla sıııırlı tutulına konusunda sıkı kurallara bağlı kalarak, teşvik edilmiş; yakın zamanlarda da ortak yatırımlar üzerinde durulmaya başlanmıştır. B u gelişmelerin sonucunda, Güney Kore, Samsung ve Hyuııdai gibi, dünyanın en büyük pazarlarında bile yer alabilen kendi küresel şirketlerini de yaratabilmiştir. Güney Kore üç büyük sanayi bölgesinde otomobilden piyanoya, hesap makinelerinden bilgisayarlara kadar çeşitli ihraç ürünleri imal etmektedir. Bunlardan birisi başkent Seul (22 milyon nüfuslu) çevresinde merkezileşirken, diğer ikisi ise yarımadanın güney ucuna doğru, biri Pusan, diğeri de Kwangju çevresinde gelişmişlerdir. Güneyde Tayvan, "Pasifik Kenar:" boyunca büyüyen bir başka sanayi gücüdÜL Tayvan adası ne çok büyük ne de çok nüfusludur (Güney Kore'nin 49 milyon nüfusuna karşılık burada 23 milyon) fakat olağanüstü bir üretim gerçekleştirmektedir. Tayvanm ekonomik plancıları, Japonya 'yla rekabeti sürdürmek için Asya'nın "DÖRT KAPLAN"1 emek-yoğun imalat ••faaliyetlerinden "Yiiksek-teknoloji sanayilerine doğru kaymışlardır. Kişisel bilgisayarlar, telekomünikasyon araçları, hassas elektronik Yaklaşık 20 yıl öncesine kadar Japonya Doğu Asya'nın sanayi coğrafyasına hiç aletler ve başka yüksek-teknoloji ürünleri Tayvan tesislerinden dünya pazarlarıbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde egemendi, Başka sanayi toplanma alanna akmaktadır. Bu sanayi kolları usta işgücünün avantajlarını kullanmakta ve ları da bulunuyordu; fakat bunlar Japon sanayisi için bir tehdit oluşturmadıkları gibi, ölçek bakımından da bu ülkeye yaklaşamıyorlardı. 20 yıl içinde, "büyük ei~--!~t •.• uzak pazarlardan kitlesel miktarda hammadde ithaline de en az ihtiyaç duyuran sanayi kolları olmaktadır. Başkent Taipei (8 milyon nüfuslu), ülke sanayi kompderha" ya da "büyük kaplan" Japonya tartışmasız liderfiğini hala sürüyorsa da, leksinin odak noktasıdır ve adanın kuzey ve kuzeybatı kesimini kaplamaktadır. Doğu ve Güneydoğu Asya'nın "küçük ejderhalar" denilen ülkelerinden -Güney Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur- gelen ve gittikçe artan bir rekabetle kar50 yıl kadar önce yalnızca bir ticaret noktası olan Hong Kong:", dokuma ve şı karşıya kalmışnr. Toplam dışsatımıarı Japonya'nın dışsatımunn yüzde 80'ine hafif imalat ürünleriyle patlama yaparak 1950'lerde dünya ekonomik sahnesine eşit olan bu ülkeler, son birkaç yıldır olduğu gibi ekonomik sıkıntı içine düşseler de, "Asya 'nın dört kap/anı" olarak da anılmaktadırlar. Bu ülkeler arasmda Güney Kore, en başarılı Yeni Sanayileşen Ülke (NIC) olarak kabul edilmektedir. Modern Güney Kore devleti 1945'de kurulmuştu ve bağımsızlığı 1950-1953 arasındaki Kore Savaşı sırasında tekrar tehdit altına gir- 37 Hong Kong, üç kısımdan meydana gelir: Hong Kong adası (82 kın'), anakarada. bu adanın karşısındaki Kowloon Yarımadası ve batıda, bitişiğinde New Territories denilen kısım, İngiliz egemenliği altındaki topraklar 1000 km"nin altındaydı, Nüfus 1991 'de 5,6 milyona varmıştı ve bunun yüzde 98'i de Çirıliydi. Hong Kong Adası ve Kowloon Yarımadası, biri 1841 'de diğeri de 1860'da Çin tarafından İngiltere'ye devamlı verilmişti; fakat New Territories'in geri kaları 490 EKONOMiK COGRAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA çıktı. Bu sanayi kollarındaki başarı, Hong Kong'un sanayi gücünü tanımlamada kullanılan "ucuz işçi sendromu" sayesinde kazanılmış; daha sonra elektrikli aletler, elektronik eşya, ev aletleri vb. gibi maddelerin üretimiyle sanayi daha da gelişmiştir. Singapur, Tayvan ve Güney Kore ile birlikte ucuz ve üretken iş gücüne dayanarak dünyanın sanayileşmiş ülkeleri arasına katılan Hong Kong, Çin'den gece-gündüz akan göçmen akını gibi önemli sorununa rağmen, Uzak Doğu'daki "Küçük Ejderhalar" arasındaki yerini almıştır. Hiç hammadde, yakıt ya da güç kaynağı olmayan Hong Kong'un tek sanayi kaynağı da ucuz, son derece üretken ve yüksek derecede motive olmuş işgücüdür. Çin'deki Devrim'den sonra sürekli göçmen sorunuyla karşı karşıya kalan Hong Kong gıda maddesi ihtiyacının yüzde 80'den fazlasını ithal etmek zorunda kalmıştı. "Sit" bakımından sınırlanan Hong Kong, situasyon bakımından sahip olduğu avantajlar sayesinde gelişmiştir. Bu avantajları, Çin 'in dünyaya açılan kapısı, işlek bir liman, bir aktarma noktası ve mali merkez olmasıdır. Yaklaşık 100 kmt'Iik küçük toprak parçası üzerinde, çoğu dokuma ve elektronik eşya olmak üzere, beş binden fazla fabrika bulunmaktadır; bunların yüzde 80'i de 1947'den sonra kurulmuştur. Hong Kong, 8 milyona yaklaşan nüfusuyla ve kişi başına 24,750$ geliriyle, artık Çin 'in bir parçası olduğu halde, hillil dünya ekonomisinde ön sıralarda gelmektedir. Ücretler, Asya standartlarına göre yüksek A vrupa standartlarına göre düşük olmakla birlikte, ücret düşüklüğü tek başına sanayileşmenin nedeni değildir; düşük işgücü maliyeti üretkenlik de düşük düzeyd ey se hiç bir anlam taşımaz. Hong Kong'daysa işgücü hem çalışkan ve becerili hem de yüksek derecede üretkendir. 1 Temmuz 1997'de yönetimi İngiliz egemenliğinden artık tamamen Çin'e geçen, dünyada kapitalizmin gösteri yerlerinin en büyüklerinden birisi olan Hong Kong'da (adı da Sianggang/XianggarıgSAR olarak anılmaya başlandı) geçmiş uygulamaların sürdürülüp sürdürülmeyeceği ya da komünist kontrolün ne şekilde gelişeceği Hong Kong borsası çok da Berrnuda'ya, bilinmemektedir. Üçüncü "Kaplan"ın geleceği kuşkuludur. listesinde yer alan şirketlerin yüzde 60'1 başka yerlere, en Çin 'le birleşmeden daha önce taşınmış bulunmaktadırlar. Hong Kong'un gelişme ve zenginleşmesini sağlayan koşullar yeni rejirnle birlikte yıkılacak mı? Yoksa, bunun yerine, Çin, Hong Kong'un girişimci ruhunu kendisi de mi üstlenecek? merak edilenler bunlar (Phillips 1997) olmakla birlikte, ikinci seçeneğin gerçekleşmekte olduğuna dair belirtiler daha çoktur. kısımları 1898'de 100 yıllığıııa kiralanmıştı. Mükemmel derin deniz limanıyla Hong Kong, Şanghay ile Singapur arasında batı Pasifik'in en önemli antreposudur. Cinliler i940'larda başarılı bir kampanya sonucu Hong Kong'u yeniden elde etmişti; ancak hem Beijing hem de Londra statükonun devamındaki avantajları da görmüşlerdi. İzolasyon ve komünist reorganizasyon döneminde, Hong Kong, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kendisine uzak kalan Batı Dünyası ile temasını sağlamada en yakın, en uygun yer olmuştu. SANAYiNiN DAGILlŞI VE SANAYI BÖLGELERI 491 Şehir-devlet Slngapurun sanayideki gelişmesi de, çok büyük ölçüde coğrafyasına bağlanmaktadır. Malay Yarımadası'nın ucunda stratejik bir konumda bulunan Singapur, büyük kısmı Çinli olan (Malay ve Hintli azınlıklarla birlikte) 4.7 ınilyon nüfuslu küçük bir ada-ülkedir. 1819'dan başlayıp, günümüzden 40 yıl kadar öncesine kadar Singapur, kauçuk, kütük, yağ gibi maddeler için bir antrepo (aktarrna noktası) idi. Günümüzde ise gayrı safi iç hasılasının yüzde 175'i tutarında dışsatım yapmaktadır. Singapur bunu iki şekilde sağlamaktadır: Birincisi, hammadde ve yarı mamul madde ithal etmekte ve sonra bunları bir işlemden geçirip katma değer ekleyerek tekrar ihraç etmektedir; ikincisi de başka ülkelerin ihraç malları için aktarma noktası fonksiyonu görmektedir. Bunda çok gelişmiş bir deniz limanı yanında, Asya'daki en büyük havalimanı olan Airtropolis Havalimanı da büyük rol oynamaktadır. Sanayi mallarından, gittikçe artan bir şekilde de yüksek-teknoloji ürünleri (dünya toplam bilgisayar disk driverlarının yüzde 40'111ı veriyordu) ihraç eden Singapur, hizmet satarak ve küresel pazarlara danışmanlık yaparak, kuaterrıer faaliyetler için de bir merkez durumuna gelmiştir; bir çabası da bölgesel tıp merkezi haline gelmektir. "Dört Kaplan", Japonya ile rekabet ederken, yükselen işgücü ve üretim maliyetleri yüzünden aynı zamanda birbirleriyle de bir üstünlük mücadelesi içinde olmuşlardır. Çin'in mantar gibi biten sanayi kompleksIerinden Malezya ve Tayland'ın (ve yakın bir gelecekte de Endonezya ve Vietnam'ın) sanayi tesislerine kadar, Doğu ve Güneydoğu Asya 'nın ekonomik coğrafyası hızla değişime uğraınaktadır. DÜNYANIN DiGER YERLERiNDE SANAYiLEŞME Dünyanın diğer yerlerindeki sanayi yoğunlaşma alanları dünya çapındaki sanayi bölgelerine göre ikinci, üçüncü derecede kalmaktadır. Asya'da Tayland, Malezya, Endonezya ve Vietnam (ve biraz da 'Filipinler) Pasifik Kenan 'ndaki diğer ülkelere ayak uydurmak üzeredirler. Fakat diğer yerlerdeki gelişmeler farklıdır: Örneğin, aşağıda ele alınacak olan, Brezilya ve Meksika'da önemli sanayi gelişmeleri görülürken, Afrika'da Kahire'nin hinterlandında, Güney Afrika'da Pretoria-Witwaterstrand-Vereeniging kompleksinde, Avustralya'da ise son derece makineleşmiş sanayi faaliyetleri şehirsel merkezler yakınında toplanmıştır. Türkiye'de de sanayi faaliyetleri ülkenin kuzeybatısında en yoğun olmak üzere, batı kesiminde toplanma eğiliminde olmuştur. Teşvik önlemleri sanayinin yayılmasında fazla başarılı olamamıştır. Kalkınmakta olan bölgelerde yer alan devlet yatırımları ise karh işletmeler haline gelememişler ve çoğu da kendi haline terk edilmiştir. Marmara bölgesi hillil ülkenin sanayi faaliyetlerinin büyük kısmının toplandığı yerdir. Yalnızca İstanbul, tek başına, Türkiye'de büyük sanayi (lO'dan fazla işçi çalıştıran) tesislerinin yüzde 40, bu tesislerde çalışanların da yüzde 30'una sahip bulunmaktadır (Türkiye'de sanayi için bak: Ünal 2010). 492 EKONOMIK CO~RAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA Önemli sayılabilecek bir gelişme Hindistan'da meydana gelmektedir: Bu ülkenin dev toprak ve nüfus büyüklüğüyle orantılı değilse de, Hindistan ekonomisi halen dünyada onuncu durumdadır ve değişen ekonomi siyasetleri sonucunda sanayileşme yayılmaktadır. Hala sömürge dönemi başlangıç özelliklerini taşıyan sanayi faaliyetleri en çok Kolkata (Doğu bölgesi -kimyasal maddeler, pamuk ve jüt sanayileri ve Çota Nagpur yataklarına dayanan demir-çelik sanayisi), Mum, bai (Batı bölgesi -ucuz elektrik sayesinde pamuklu dokuma ve kimyasal maddeler) ve Chennai City (Güney bölgesi -hafif makine ve dokuma) üzerinde yoğunlaşmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde sanayileşmede başlıca engel sermaye birikimi 01mamasıdır. En önemli nedeni de, ülkelerin çoğunun eski sömürgeler olmalarıdır. Sanayileşme için gerekli olan sermaye birikimi, özellikle petrol yataklarına sahip olmayan, yalnızca tarımsal mallar dışsatımına dayanmak zorunda olan ülkelerde çok daha güç olmaktadır. Tarımsal yapılarını sürdürerek gelişmekte olan ülkeler bir yandan tarımsal maddeler dışsatımıyla birikmiş olan sermaye, öte yandan da yabancı sermayeyle sanayi faaliyetlerinde atılım yapmışlardır. Bazı Yeni Sanayileşen Ülkeler'de kazanılan başarılara rağmen, büyük çoğunluğunda sanayi çok zayıf durumdadır ve bu durumu düzeltmenin önünde önemli güçlükler bulunmaktadır. Yalnızca güvenilir kaynaklar ve taşıma kolaylıkları değil, ay111zamanda eğitim sisteminin de dahilolduğu altyapı eksiklikleri sanayinin gelişmesini engellemektedir. İmalatla ilgili beceriler azdır, özellikle de girişimcilik ve işletmecilik deneyimleri hemen hemen bulunmamaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde, büyük önem taşıyan soru da hammaddelerin gelişmiş ülkelere dışsatımının yapılıp yapılmayacağıdır. Birinci Bölüm'de değinildiği gibi, özellikle "yenilenemeyen" hammaddeler ulusal hazinenin bir kısmı olarak algılanmakta; dışarı ne satılırsa satılsm, ülke içinde geliştirilecek daha az kaynak kaldığı anlamında alınmaktadır. Diğer yandan, dışsatım olmaksızın, gelişmede kullanılabilecek sermaye ve gelir kaynaklarının neler olacağı da bir soru işaretidir. Bu kaynak akışını durdurmak için bazı Üçüncü dünya ülkeleri uzmanlaşmış sanayi programları geliştirmişlerdir. OPEC ülkelerinin çoğu petrolü artık ihraç etmeden önce rafine etmektedirler. Hükümetler, yabancı yatırım şirketleriyle ortak şirketler kurrnakta, kar ya da sermaye akışını azaltmaya çalışmaktad 11·1 ar. Yasalar, sanayide yerel personelin en az düzeyde kullanılmasını ve mesleki ya da yurt dışında eğitim de konunun bir parçası kabul edilmektedir. Dünyanın gelişmekte olan ülkelerinde sanayileşme, genelde, ülkenin belirli büyük şehirlerinde toplanmış bulunmaktadır. Özellikle küçük ülkelerde başkent olan şehir (çoğunlukla eski koloni başkerıtidir) ya da bir liman ülkenin tüm sanayi sine sahiptir. Örneğin, Liberya'da Monrovia, Burkina Fasso'da Bangui gibi. Sierra Leone sanayisinin yüzde 70'i Freetown'da toplanmıştır; Nijeıya gibi daha SANAYININ DACıLlŞI VE SANAYI BÖLGELERi büyük ülkelerde bile durum sanayisinin yüzde 35-40'lnı 493 aynıdır -eski başkent kendinde toplamıştır. Şeker Adası: Brezilya Lagos, liman şehri olarak, ülke Tipi Sanayi Gelişmekte olan ülkelerin en üst sıralarında yer alan Brezilya'da sanayileşmenin hızlanması 1940 yıllarında sanayi ürünleri ithalinin savaş engeli yüzünden sınırlanmış olması, tarımın güçlenmesi, tarımdan sermaye gelmesi, pazar koşullarının iyileşmesi ve son olarak da yabancı sermayenin ülkeye girmesiyle olmuştur. Brezilya'nın sanayileşmesinde klasik diyebileceğimiz yolun izlendi ği görülmektedir: Önceleri tüketim maddeleri imal eden sanayi kolları kurulmuş; mir-çelik, kimyasal maddeler ve kauçuk işleyen tesisler izlemiştir. Kuzey Amerika'ya yakınlık ve Avrupa pazarlarına bunu kolay erişebilirlik de- yüzün- den, Hong Kong ve Singapurda olduğu gibi, ucuz işgücüne dayanan dokuma sanayisi gelişmiştir: Yerelolarak üretilen pamuklu dokumadan başka, Avrupa'dan gelen sentetik liflerin yerel tezgahlarda paınukla kombine edilerek ucuz dokuma mamulleri haline getirilmesine dayanmaktadır bu faaliyet. Kadın ve çocuk modası ile pahalı ayakkabı yapımına önem verilirken, turizm Latin Amerika 1110dasının Kuzey Amerika ve Avrupa tarafından kabul görmesinde roloynamış; bu sanayinin genişlemesi ve talebin istikrar kazanmasında etkili olmuştur. Bunun yanında, Brezilya'da sanayinin dağılışında az gelişmiş ülkelere özgü büyük şehirlerde toplanma özelliği de gerçekleşmiştir. Sanayi faaliyetlerinin hemen hepsi Rio de Janeiro ve Sao Paulo arasında yer almıştır. Yalnızca Sao Paulo ülke sanayisinin yüzde 40'lna sahiptir. Geri kalanın da çoğu Rio de Janeiro'da toplanmıştır. Belo Horizonte, Ribeirao Preto, Campinas, Limeira, Sorocaba diğer merkezlerdir. Üçüncü Dünya Ülkeleri arasında birinci güç olan Brezilya'nın gerek zengin rnaden kaynakları gerekse tarımsal potansiyelinin ülkenin gelecekteki ekonomik gelişmesinde biiyük rol oynayacaği açıktır. Meksika: Sanayi Entegrasyon Planı Sanayi faaliyetlerinin hızla gelişmekte olduğu bir başka gelişmekte olan ülke ise Meksika'dır. Bu ülkedeki sanayi, ülkenin A.B.O.'ne yakınlrğından yarar sağlamaktadır. Meksika'nın çok yakın zamanlarda Kanada-A.B.O.-Meksika arasında oluşturulan Kuzey Amerika Ortak Pazarı'ndan (N AFTA) bu üç ülke arasında eğer sık sık bozulan siyasal istikrarı sağlamayı başarabilirseen fazla kazanç sağlayan olacağı belirtilmektedir. Devletin yabancı yatırımları kolaylaştırınası yabancı sermayenin sanayide geniş çapta yer almasını teşvik etmiş; akaryakıt ve madensel hammadde bolluğu sanayinin temelini güçlendirmiştir. A.BD. 'ne olan işçi göçü de sanayide becerinin artmasına katkıda bulunmuştur. Düşük işgücü maliyetleri ve özel gümrük düzenlemeleri ile birçok kolunda parçalar bir ülkede yapılıp başka bir ülkede birleştirilebilmektedir. sanayi Bu 494 EKONOMIK COGRAFYA: KÜRESELLEŞME VE KALKıNMA tür sistemler her iki yönde de işleyebilmektedir. Yasalara ve karşılaştırınalı avantaj/ara bağlı olarak Meksika'da montaj ve emek-yoğun fonksiyonlar üzerinde yoğunlaşmış sanayi faaliyetlerinin yer aldığı özel bir sınır kuşağı vardır. Maquiladora denilen, büyük çoğunlukla Amerikalılara ait fabrikalar, gümrüksüz olarak getirilen parçaları birleştirmekte ya da hammaddeleri mamul madde haline dönüştürmektedirler. Mamul maddelerin en az yüzde 80'i de, Meksika'daki üretim sırasında eklenen katma değerle sınırlı bir gümrük vergisiyle, tekrar A.B.D. 'ne ihraç edilmektedir. Amerikan şirketleri, ileri teknolojiyi düşük maliyetli Meksika işgücüyle- birleştirerek dünya pazarlarında daha rekabet edebilir hale gelmişlerdir. Maquiladora programı, Meksika Sl11U'1 Sanayileşme Pogramı adı altında 1965'de başlamış olmakla birlikte, A.B.D. ile Meksika işçi ücretleri arasındaki fark büyüyene -1980'lere- kadar bir gelişme gösteremernişti (Stı.ıtz 1992). Siyasal koşullardaki gelişmelerin de teşvikiyle, Meksika toplam sanayi işgücünün yüzde 20'den fazlasını oluşturan ve 950,000'i aştığı sanılan işçinin istihdam edildiği 3,600 fabrika 3,225 krn'Iik sınır boyunca (La Linea diyor Meksikalılar) Birinci Dünya ülkesi A.B.D. ile Üçüncü Dünya ülkesi Meksika'nın ekonomik kalkınma işbirliğini yansıtacak şekilde yerleşmiş buluıunaktadır. Maquiladoralar en çok elektronik eşya, elektrikli aletler, otomobil, dokuma, mobilya imal ederlerken, bilgi işlem de dahil, başka birçok faaliyet de A.B.D.'den Meksika'ya taşınmaktadır. Sınırın kuzeyinde, A.B.D. tarafında depolama, pazarlama, dağıtım gibi konularda istihdam olanakları artarken, Meksika'daki Amerikan firmalarının ödediği maaşların yaklaşık yüzde 30'u da sınır şehirlerinde mal satın almaya harcandığından, A.B.D. 'ne geri dönmektedir. Pasifik kıyısında A.B.D.'ndeki San Diego ile bağlantılı olarak Tijuana ve Teksas'daki el Paso ile bağlantılı olarak da Rio Grande üzerindeki Ciudad Juarez sınır boyunca gerçekleştirilen faaliyetlerden en çok kazanç sağlayan şehirlerdir. İki ülke Sınır şehirleri arasında günlük geziler yapılmakta ve gümrük tarifeleri bu tür küçük mallara yönelik gezileri (shopping trip) teşvik etmektedir. Bu tür günlük gezinti pazarlarına hizmet etmek üzere geliştirilmiş büyük bir imalat ve hizmetler sınıfı vardır. Meksika kökenli işlenmiş gıda, geleneksel giyim eşyaları ve dekoratif eşyalar gibi belirli maddelere olan talepler ve bağlantılı olarak zevkler, yavaş yavaş, Amerikan pazarlarının Meksikalı olmayan unsurlarına da sirayet etmiştir. Bu da bize sanayi kuruluş yeri faktörlerinin artık ne kadar değiştiğini gösterir.
Benzer belgeler
Makaleyi Yazdır - Edebiyat Fakültesi Dergisi
Konuyu kısaca özetleyecek olursak denilebilir ki; Tanzimatçdar gittikçe kuvvetlenen Batı rekabeti karşısında yerli sanayiin ancak Avrupa'nın üretim teknik ve
metodlarını alarak seri imalata geçmesi...