1.Yayla Turizmi
Transkript
1.Yayla Turizmi
EKOTURİZM TÜRLERİ Ekoturizmin çoklu ve en iyi biçimiyle idealleştirilmiş tanımları yanı sıra, ekoturizm etkinliklerinin çevreyi koruma derecelerine göre kendi içerisinde çeşitli sınıflamalar yapılmaktadır. Orams (1995) ekoturizmi, aktif ve pasif olarak iki gruba ayırmıştır. Aktif ekoturizm, gidilen çevreyi geliştirmeye yönelik olarak, sürdürülebilir formda olanıdır. Bu tür turizme katılanlar daha fazla çevre bilincine sahiptir. Çevreyi değiştirme girişimi yoktur. Ekolojiye uygun doğal konaklama birimleri (ekolodge) kurulur. Hizmet ve donanım en az seviyede tutulur.14 Pasif ekoturizm ise, fiziki ve kültürel çevreye olumsuz etki yapmayan turizm faaliyetlerinin sadece gerekliliği üzerinde durur. Bu tür turizm, kaynağın mevcut durumunun muhafaza edilmesi konusunda daha toleranslıdır ve buna bağlı olarak daha yaygın hizmet ve donanım vardır. Yayla turizmi Av turizmi Kuş gözlemciliği (Ornitoloji) Botanik turizm Foto safari Kamp karavan turizmi Yaban hayatı gözlemciliği Mağara turizmi Sportif olta balıkçılığı Trekking Bisiklet türizmi Dağcılık Balon turizmi Akarsu turizmi Sualtı dalış Yamaç paraşütü Tarım ve çiftlik turizmi Atlı doğa yürüyüşü Rafting, kano, yamaç paraşütü, bungee jumping, dağcılık, kaya tırmanışı gibi ekoturizm etkinlikleri içerdikleri risk nedeniyle, macera turizmi olarak da adlandırılmaktadır. 1.Yayla Turizmi Ekoturizm etkinlikleri arasında en fazla talep yayla turizmine olmaktadır. Son yıllarda yayla turizmi, Türkiye'de en çok sözü edilen turizm şekli olarak ortaya çıkmaktadır. Yaylalar, doğal güzellikleri, etnolojik ve diğer çekicilik sergileyen özellikleri ile ekoturizme yönelik kullanım ve ekonomik kar olanakları sunmaktadır. Bu turizm türü açısından genellikle Doğu Karadeniz Bölgesi yaylaları çok uygun yörelerdir. Turizm Bakanlığınca oluşturulan yayla turizminin geliştirilmesi planlamasında, Doğu Karadeniz Bölgesinde 26 yöre turizm merkezi olarak ilan edilmiş ve bunlardan 12'si için İller Bankası tarafından "çevre düzeni planlan" yapılması kararlaştırılmıştır. Anadolu kültüründe yaylalar yaşamın önemli bir parçası olarak yer alır. Anadolu'da yaylaların kullanım biçiminde yaşam tarzına bağlı çeşitli bölgesel farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinde yaşayan ve bugün göçer durumda olan aşiretler hayvanlarını otlatmak için yaylalara göç ederek yaylaklar kiralamaktadırlar. Akdeniz, İç Anadolu ve Doğu Karadeniz Bölgelerinde yaşayan ve hayvancılıkla uğraşanlar hem hayvanlarını otlatmak ve hayvanlarının kışın yiyecekleri otlan toplamak için hem de yaz koşullarına göre daha serin ve uygun şartlarda yaşamak için yaylaya çıkmaktadırlar. Akdeniz ve Ege Bölgelerinde yaşayanlar sıcak havadan, sivrisinek ve benzeri haşerelerden kurtulmak, doğa ile baş başa olmak ve sağlıklı bir yaşam için yaylayı tercih etmektedirler. Bu geleneksel kullanımın yanı sıra yayla etkinlikleri, yayla kültürü ve bozulmamış doğa turizm sermayesinin de ilgisini çekmiş ve sonuç olarak "yayla turizmi" şeklinde bir turizm çeşidi ortaya çıkmıştır. Seyahat acentalarmın özellikle Doğu Karadeniz yaylalarını tur programlarına alması, talebi daha çok artırmıştır. Yöresel olarak yapılan yayla şenlikleri "gösteri kültürünün" aracı medyanın da teşhiriyle sadece çevre halkın değil, uzak yerlerde yaşayanların da şenliklere katılmasına yardım etmekte ve yerel şenlikler giderek turizm etkinliğine dönüştürülmektedir. Doğu Karadeniz Bölgesi şenliklerinden bazıları: Kafkasör yaylası şenlikleri (Artvin), Kadırga yaylası şenlikleri, Karadağ yaylası şenlikleri, Alaca yaylası şenliği (Trabzon) Kümbet yaylası şenlikleri" (Giresun) « Kiraz yayla "Ayeser şenlikleri", Sultan Murat yaylası şenliği" (Bayburt) Gelecekte şenlikler aynı zamanda yöresel el sanatlarının da turistler için sergilendiği bir eğlence, seyir ve satış pazarı biçimine dönüşecektir. Ancak bu olumlu etkiler ve gelişmenin yanı sıra, turizmin çeşitlendirilmesi bazında ele alınan yayla turizminin çevresel ve toplumsal bağlamda olumsuzluklara neden olmaması için çevreyi gözeten bir planlamayla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu yönde alınması gereken önlemler ve önerilerin önde gelenleri şunlardır: Yaylalarda yerel halkın geleneksel yayla kullanımı engellenmemeli ve aksatılmamalıdır. Geleneksel özgün mimari değerleri korunmalı, çok katlı yoğun yapılaşmadan kaçınılmalı ve bölgeye özgü yerel mimari örneklerine uygun projeler üretilmelidir Turizm merkezi ilan edilen, yaylaların Turizm Bakanlığınca yaptırılan ve onaylanmak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilen 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarına bakanlıklar arası koordinasyon bir çözüm getirmelidir. Yöre halkı ve yaylacılık yapanların elinde bulunan sivil mimarlık örneği evlerin iyileştirilmesi için düşük faizli kredi verilerek desteklenmeli, böylece yayla mevsimi dışında bu evlerin turizme dönük işletilmesi sağlanmalı ve sonuçta yöre halkına ekonomik girdi sağlanmalıdır Altyapı çalışmaları tamamlanmadan yayla turizmine başlanmamalıdır. Yapılacak planlama çalışmaları yörenin taşıma kapasitesi dikkate alınarak yapılmalıdır. Yaylaların tamamlayıcı unsuru olan otantik yaşam ve kültürü muhafaza edilmeli, el sanatları teşvik edilerek geliştirilmelidir. Aksi halde cazibe unsuru olan otantik yaşam yerini modern yaşama terk ederek mevcut kültürün kaybolmasına sebep olacaktır. Yayla turizminin geliştirilmesinde, plan üretilmesinde ve uygulanmasında yerel halkın katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Yaylalarda yapılan geleneksel yayla şenliklerinin çevre kirliliğine yol açmaması için gerekli tedbirler yerel yönetimlerce alınmalıdır. Ayrıca, taşıma kapasitesi nedeniyle bu şenliklerde tahmini ziyaretçi yoğunluğu dikkate alınmalıdır. 2. Dağ Turizmi Dağcılığın birçok dildeki adı "Alpinizmdir". Bu etkinliğin bir spor dalı şekline dönüşümü ve yaygınlaşması, büyük ölçüde Alp Dağlarında olduğu için bu isim uygun görülmüştür. Himalayalarda yapılan dağcılığa himalayalizm, And Dağlarında yapılana andizm dendi. Türkçe'de bu etkinliğe verilen isimde herhangi bir dağ tercihi yapılmamış İngilizce'deki gibi genel anlamda "dağcılık" sözcüğü benimsenmiştir. • Dünyanın önemli yüksek dağları • • • • • • • Afrika Kilimanjero- Kenya dağları 5895 m Güney Amerika: Acorcogua 6960 m Asya Everest: 8848 m TienShan 7010 Pamir 7495, Avrupa Elbruz- Kafkasya 5642 m Mont Blange 4857 m Anadolu coğrafyası oldukça zengin doğası ile doğa sporlarının hemen hemen tümüne açıktır. Dağcılık hem sportif hem de kültürel etkinliği barındıran, insanın doğa ile ilişki kurarak fiziksel ve ruhsal dinginlik sağlamasına yarayan en etkili sporlardan biridir. Dağlar macera, heyecan ve değişiklik arayanlara çeşitli rekreasyonel faaliyetler ve yeni spor olanakları sağlamaktadır. Rekreasyonel faaliyetlerden doğa yürüyüşleri, dağ bisikletiyle geziler, orienteering (yön tayini) de artık dağlarda ilgi çekmektedir. Dağlarda kayaçlar ve yüzey şekilleriyle ilgili olarak yapılan sporlar çeşitlenmiştir. Sağlam kayaçların olduğu dik yamaçlarda kaya tırmanıcılığı, yamaç paraşütü ve asılma planörü gibi motorsuz uçuş araçlarıyla doruklardan uçmak için uygun yer, eğim, uygun iklim koşulları ve iniş için, iniş mesafesi içinde uygun yerlerin bulunması gerekmektedir. Karlı alanlarda yapılan değişik sporlar arasında karda ve buzda botla kaymak (snow-spee rafting), kızak (snow-scating), buzul kayağı (heli-skiing-helikopterle gidilerek yapılan yüksek dağ kayağı), baloon skiing (balonla gidilerek yapılan yüksek dağ kayağı), snow-boarding sayılabilir (Doğaner, 2001). Türkiye'de üniversitelerin dağcılık kulüpleri ile başlayan dağcılık, son yıllarda turizmin çeşitlendirilmesi doğrultusunda talebin artması ile seyahat acentaları ve tur operatörleri tarafından paket turların gerçekleştirmesiyle giderek büyüyen bir turizm çeşidi olmuştur. Türkiye, çeşitli yükseklikteki dağları, dağların yapısal durumları, orman ve manzara güzellikleri av ve yaban hayatının zenginliği ile, dağcılık sporunu sevenler için olağanüstü çekici ve ilginç güzellikler sunar. Antalya-Beydağları: Beydağlarının en yüksek tepesi 3069 metredir. Çok yüksek olmamakla beraber sahile çok yakın olması ve özellikle Akdeniz Bölgesinde bulunması nedeniyle önemli bir turizm ve tırmanma potansiyeline sahiptir. Palandöken-Dağı:Erzurum’da bulunan, 3125 metre rakımlı, tektonik bir dağdır. Sadece Palandöken'e özgü bir çiçek olan Palandökenensis Mayıs ayında bulunabilmektedir. Başköy mevkiinde bir kayak merkezi bulunur ve önemli bir turizm alanıdır. Aladağlar: 3000 metrenin üzerinde fazla miktarda, 3500 metrenin üzerinde ise yirmi civarında zirvenin bulunması nedeniyle Türk ve Dünya dağcıları için önemli bir çekim merkezidir. Hakkari Cilo-Sat Dağlan: En yüksek noktası 4135 metre ile Uludoruk tepesidir. Kaçkar Dağları: Artvin-Erzurum ve Rize illeri sınırlan içinde kalan Kaçkar Dağlarının en yüksek noktası 3932 metredir. Hem doğa yürüyüşü hem de dağcılık açısından dünyanın sayılı bölgelerinden birisidir. Sahip olduğu buzul gölleri, endemik bitkileri, yüksek zirveleri ve muhteşem doğasıyla ülkemizin en çok ziyaret edilen dağ silsiledir. Bu özelliklerinden dolayı koruma alanı statüsüne alınarak milli park ilan edilmiştir. Kayseri Erciyes Dağı, Yüksekliği 3917 metredir. Üç farklı rotadan tırmanılmaktadjr. Süphan Dağı: Bitlis ilinde. Yüksekliği 4058 metre. Dağcılık açısından dünyanın en ilginç dağlarından birisidir. Zirveye kadar sürekli olarak muhteşem bir göl manzarası eşlik etmektedir. Zirvede ise küçük bir göl bulunmaktadır. Aksaray Hasandağı: 3268 metrelik yüksekliğiyle ilginç bir volkanik kütledir. Ağrı Dağı: Yüksekliği 5137 metredir ve Türkiye’nin en yüksek dağıdır . Üç farklı rotadan çıkışı olmasına rağmen genellikle Doğubeyazıt tarafından Eli Köyü üzerinden tırmanılmaktadır. Işıkdağı, Uludağ, Ege dağları (Spil Dağı, Kazdağı. Bozdağı), TunceliMunzur dağı ve Akdağ diğer önemli dağcılık merkezlerimizdir. Bu ekoturizm etkinliğinde, dağcılık konusunda eğitim almış yeterli sayıda dağ rehberlerinin olmayışı önemli bir sorundur. Bu sorunun çözümü de ancak üniversitelerde turizm rehberliği bölümlerinde dağcılığın daha kapsamlı olarak verilmesi ve buna bağlı olarak dağcılık federasyonu işbirliği ile dağ rehberliği kurslarının açılması ile mümkündür. 3. Mağara Turizmi Mağaracılık, bilimsel ve sportif amaçlarla yürütülen bir uğraştır. Sportif mağaracılık dünyanın en tehlikeli doğa sporlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Bireysel olarak yapılabildiği gibi, grup olarak da yapılabilir. Mağaracıkta en derin ve uzun mağaralara girmek, Alpinizmde doruklara ulaşmak kadar önem taşımaktadır. Doğa turizminde mağaralar, görsel amaçlı ve sportif amaçlı olmak üzere iki şekilde kullanılırlar. Görsel amaçlı kullanımlar için speleotem şekiller bakımından zengin, dolaşımın kolay olması bakımından yatay yönde gelişmiş, ulaşım olanağı sağlanabilen mağaralar seçilirler. Mağara girişi düzenlenerek, mağara içinde özel donanıma ihtiyaç duyulmadan turistlerin dolaşması sağlanıp, aydınlatılarak turizme açılırlar ve müze şeklinde ücret karşılığı gezilirler.[1] Sportif amaçlı kullanımlar için derinlik ve uzunluk daha çok önem kazanmaktadır, içinde düzenleme yapılmayan bu mağaraları, özel donanımlı mağaracılar gezebilirler Mağara ortamında damlama, akma, buharlaşma, durgun su ortamı gibi çökelme mekanizmaları nedeniyle oluşan speleotem mağara oluşumu adı verilen şekillerin biçim, renk, yoğunluk ve boyutları açısından sunduğu görselliktir. [1] Türkiye'nin en uzun mağaraları Pınargözü mağarası (12 km) Tilkiler mağarası (6.6 km) Kızılelma mağarası ( 6.2 km) Mencilis mağarası ( 3.3 km) Türkiye'nin en derin mağaraları Sütlük düdeni (Anamur; 1250 m) Çukurpınar düdeni (Anamur; 1000 m) Düdencik mağarası (Antalya; 330 m) Mağaracıların yeraltı derinliklerine inerken bazı özel malzemeler kullanmaları gerekmektedir. Bu malzemeler: Karanlık yerler için karpit lambası Göller için bot Uçurumlar için özel ip ve teknik malzemeler Yeraltı nehirleri için dalış malzemeleri 4. Tarım ve Çiftlik Turizmi Çiftlik turizmi, kırsal alanlarda konaklama ve etkinlikler köy yerine çiftliklerde yapılıyorsa bu turizm türü çiftlik turizmi olarak adlandırılmaktadır. Herhangi bir kırsal yerleşmede ekonomik etkinlik tarım ise ve turistik uygulamalarda ağırlıklı olarak tarıma dayalı programlar yer alıyorsa, bu turizm türünün adı da tarım turizmi olmuştur. Tarım turizmi, bir etkinlik olarak sürerken, aynı zamanda doğal çevrenin, geleneksel kırsal coğrafi görünümün korunmasına yardım etmekte, çevre, tarım ve turizm arasındaki bağı sağlamaktadır. Bu kavramlar kırsallığı çağrıştırmakta kırsal turizm olarak da ifade edilmektedir. Avrupa Konseyi tarafından düzenlenen Kırsal Alan Turizmi konulu kongrede, rekreasyon faaliyetlerinin yapıldığı çiftlikler iki gruba ayrılmıştır. Bunlar tarım ve tatil çiftlikleridir. Tatil çiftliklerinde doğaya zarar vermeden, doğayla uyumlu bir yapılanma vardır. Konuklara taze olarak sunulabilecek bir biçimde tarım ürünleri yetiştirilmektedir. Ancak, çiftliklerin yöre dışından kişilere açılmasının, geleneksel öğelerin ve toplumun bütünlüğünün bozulmasına neden olabileceği gibi görüşler de bulunmaktadır. 5. Trekking\ Doğa Yürüyüşü Trekking’in kelime anlamı "kağnı arabası, atla veya yaya olarak yapılan uzun zorlu seyahat" demektir. Ancak günümüz turizminde, trekking kavramı bir doğa sporu veya hobi faaliyeti olarak anlam kazanmıştır. Daha çok dağcılığın bir alt branşı olarak bilinse bile başlı başına değişik bir etkinliktir. Çağdaş anlamı ise, "bir bölgenin dağlık kesimlerinde, dağcılık tekniği gerektirmeden, zor ve sarp yerlere girmeden, küçük patikaların takip edildiği, belirli zorluklar ve özellikler gösteren doğa koşullarında, yaş gruplarına uygun ve zamanla sınırlı olarak düzenlenen uzun yürüyüşlerin" genel adıdır. Trekking günübirlikten bir aya kadar uzunlukta olabilir. Meraklıları doğayla bütünleşme, fiziksel kondisyonlarını ve yeteneklerini zaman zaman ölçme ve sürekli değişen bitki örtüsünü gözlemleme, buzul göllerin kenarında kamp kurma gibi amaçlarla olaya yaklaşmaktadırlar. Trekking faaliyetleri sırasında ulaşılan yükseklikler ülkeye göre değişebilir. Ancak genelde kalıcı kar sınırı, trekçiler için sınır kabul edilebilir. Bazı ülkelerde bu sınır 2000 m civarında iken bazılarında 6000 m civarına kadar yükselebilir. Bu yüzden trekking yürüyüşleri coğrafi şartlara göre çok değişik zorluklarda olabilir. Ancak, bu zorluklar teknik zorluklardan çok iklim, mesafe, yükseklik gibi faktörler olduğu için trekkîng turlarına katılmak sağlıklı ve antremanlı her doğa sever için mümkündür. Zaten bu etkinliği diğer sporlar ve uzmanlık gerektiren dallardan, özellikle dağcılıktan ayıran da budur. Trekking, sadece dağlara özgü bir faaliyet de değildir. Çöller, bozkırlar, ormanlar ve akla gelecek her çeşit arazi olabilir. Trekking farklı şekillerde yapılabilir. Sahil trek şeklinde, geziye tekne ile başlanıp daha sonra karada devam edilenler, kışın dağlarda kar üzerinde yapılanlar bunlardan bazılarıdır. En ünlü 8000 metrelik dağların ana kamplarında trekking turları görülürken kolay yürüyüşler ile çıkılabilen bir çok 60007000 metrelik dağlar da vardır. Afrika'da Kilimenjero Dağı (5895 m) Arjantin'de Acorgacva Dağı (6960 m) bu tür kolayca çıkılan trekking zirvelerinin tanınmışlarındandır. Türkiye'de o kadar yüksek olmamakla beraber bir çok trekking rotası vardır. Ayrıca ülkemizde bilinen en eski ve tanınmış trekking rotaları, Trans-Toros trekidir. Bazı ünlü diğer güzergahlar ise, Doğu Karadeniz-Trans Kaçkar, Marmara'da Trans Uludağ'dır. Bunun dışında Ege ve Akdeniz'de Kapadokya da Bolkar ve Aladağiar bölgelerinde, Marmara'da binlerce yürüyüş rotası mevcuttur. Cilo Sat dağlan, Munzur dağları, Van Gölü çevresi trekking için idealdir. Giderek artan sayıda trekçiler ve buna bağlı olarak artan tur şirketleri sayesinde, ülkemizde trekking rotası sayısı hızla artmaktadır. En çok tercih edilen programlar ise, arkeolojik ve kültürel gibi konularla bağlantılı olan trekking turlarıdır. Bu tür organize trekking turları, daha zahmetsiz ve konforlu olduğu için daha seyrek olarak doğaya çıkan kişilerce tercih edilmektedir. Turizm Bakanlığı tarafından, öncelikli yörelerden başlanarak yürüyüş rotaları ve mola noktaları belirlenmekte, diğer turizm türleri (yayla turizmi, fotosafari, kuş gözlemciliği vb.) ile de ilişkilendirilerek, bu rotalar üzerinde ihtiyaç duyulan kamp alanları, tuvalet, çöp toplama yerleri gibi bazı altyapı ihtiyaçları karşılanmaktadır. Seyahat acentaları her yıl binlerce turisti Kaçkarlar'da, Toroslarda, Kapadokya'da dolaştırmaktadır. Ancak dağ ve doğa yürüyüşü için, güvenli bir tatil açısından bir seyahat acentasından hizmet satın alınmasında yarar vardır. Orta zorlukta olmakla beraber, tecrübesiz bir ekip için oldukça zordur. Tabii ki belli bir doğa bilgisi; yön bulma, harita okuma, ilkyardım, temel kampçılık bilgileri gereklidir. En önemli nokta belirli bir düzeyde doğa bilgisi olmadan doğaya çıkılmamasıdır. Çünkü bu tür geziler 3500 metreye varan yüksekliklere kadar yürümeyi ve gecelemeyi gerektiren zorlu programlar içerebilmektedir. Süresi ideal olarak 4 gündür ve ülkemiz için ideal mevsim Temmuz ayıdır. Trekkinge katılanlar yürüyüş için gerekli malzemelerini kendilerinin taşıması gerekmektedir. Ayrıca katır gibi yük hayvanlarından da yararlanılabilir. Yapılan trekking etkinliğinin zorluk derecesine göre 2 gruba ayrılmıştır. • Hard trekking: Zorlu, dağcılık bilgisi ve malzemeleri gerektiren, uzun süreli yürüyüşlerdir. • Soft trekking: Rahat, her kondüsyon seviyesinde kişinin katılabileceği günübirlik yürüyüşlerdir. Uzun süreli trekkinge örnek Trans-Toros. Bu, Toros Aladağ silsilesini batıdan doğuya, en kolay rotasından aşan bir trekking rotasıdır. Türkiye'de özellikle trekking etkinliği başlıca ekoturizm etkinlikleri arasındadır ve Arjantin, Brezilya, Nepal ve Peru'dan sonra 5. sırada gelmektedir (Zurick, 1992) 6. Karayolu seyahati (Overland tourism) Özellikle kaşif ruhlu olan ve sadece ülke içindeki gezilerden tatmin olmayan turistlerin gereksinimlerine cevap verebilmek amacıyla bazı tur operatörleri overland denilen tarih, geleneksel yaşam ve coğrafi açıdan dünyanın ilginç ülkelerine yapılan, uzun süreli karayolu gezilerini düzenlemeye başlamışlardır. Dünyanın en ilginç gezileri olan overland turlarında bazı güçlükler vardır. Bu güçlükleri bilip ona göre hazırlıklı olmak, gezileri sorunsuz ve zevkli duruma getirecektir. Bu uzun gezide alınacak yol yaklaşık 10 bin km. gidiş, 10 bin km dönüş olmak üzere toplam 20 bin km'dir. Bazı günler geceli gündüzlü yol alındığından overland turlar uzun yola dayanamayanlar için sorun olabilir (Capital Guide, 1997). 7.Kuş Gözlemciliği Bugün yurdumuzda görülen kuş türlerinden Kara akbaba (Aegypius monachus) ve Beyaz akbaba ya da Mısır akbabasının (Neophron percopterus) klasik Yunan mitolojisindeki yerlamaktadır. Yine aynı mitolojide; M.Ö. 1333'de II. Kekrops'un oğlu Atina kralı Pondion, kızları Prokne ve Philimole ile damadı Itys'in kuşa çevrilişi anlatılmaktadır. Efsaneye göre Türkiye kuşlarından olan Balık kartalı (Pondion haliaaetus), kaya kırlangıcı (Ptyoprogne rupestris) şarkıcı Ardıç kuşu (Turdus philomelas) ile yere konduğunda "itys itys" diye ses çıkartan Çavuş kuşu ya da İbibik (Upupa epops) bu ailenin bahtsız üyeleridir ve hareketleri yaşadıkları olaylarla bağdaştırmaktadır (Bilim ve Teknik, 1995) Kuş gözlemciliğinde önde gelen bazı organizasyonlar: ICBP : Uluslararası Kuş Koruma Konseyi OSME: Orta Doğu Ornitoloji Topluluğu IWRB: Uluslararası Su Kuşları ve Islak Alanlar Araştırma Bürosu » RSBP: Royal Kuş Koruma Topluluğu Bu profesyonel kuruluşlar Avrupa, Asya ve Afrika'da doğal habitatları içinde kuşları gözleyip, bölgelerin kuş toplumlarını ve belli kuş türlerini araştırırlar. Amatör kuş gözlemcileri ise, doğal ortamda yaban hayatını seyretmektedirler. Türkiye'nin sahip olduğu kuş türü bakımından Avrupa ülkelerine kıyasla önemli ayrıcalığı bulunmaktadır. Tüm Avrupa'da 500 kuş türü yaşarken ülkemizde 400'den fazla tür olduğu bilinmektedir. Bu nedenle ülkemizi çok sayıda yabancı kuş gözlemcisi ziyaret etmektedir. Milli parklar ve Av-yaban Hayatı Genel Müdürlüğü Gediz Deltası'nda, diğer adıyla izmir Kuş Cennetinde bir ziyaretçi merkezi kurmuştur. Bu merkezde, kuş gözlem kitapları ve kuş cenneti ile ilgili hatıra eşyalar satın alınabiliyor ve alanın doğa! güzelliğini yansıtan bir müzede bulunmaktadır. Gediz Deltası'nın en korunaklı ve kuşların en çok bulunduğu yerlere yerleştirilmiş kamera sistemi aracılığıyla bu canlılara hiçbir zarar vermeden izlenebilmektedir. Ayrıca Manyas Kuş Cenneti, Seyfe Gölü, Kaçkar Dağları, Honaz Dağı Milli Parkı, Termessos Milli Parkı ve Dilek Yarımadası Milli parkı'ndaki ziyaretçi merkezleri 2002 sonundan itibaren çalışır hale geçmiştir (Atlas Dergisi, 2003) Ülkemizde kuş gözlemciliği yapılan alanlar Kayseri-Sultan sazlığı Gediz Deltası-Menderes Irmağı Göksu Deltası- Silifke Bafra Kızılırmak Deltası- Samsun İnciraltı Tuzlası- İzmir Manyas Kuş Cenneti- Balıkesir Kuşlar oldukça hassas canlı türler olduğu için kuş gözlemcilerinin bu alanlarda çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Özellikle de kuşların yumurtlama ve kuluçka dönemlerinde daha hassas olunmalıdır. Kuş gözlemcileri açısından dikkat edilmesi gereken noktalar aşağıda maddeler halinde verilmiştir Kuş gözlemede dikkat edilecek noktalar Çok duyarlı olunmalı ve neye bakıldığı bilinmeli. Habitata göre gözleme yöntemi tercih edilmeli. Kuş gözlemleri kayıt edilmeli. Kayıt ederken habitatın yerini, tarihi, hava koşullarını, gözlem saatini, aynı zamandaki diğer türler ve onların yumurtlama faaliyetleri de kayıt edilmeli. Kuşları, ve onların habitatlarını, yuvalarını, yuvalama alanlarınırahatsız etmemeye dikkat etmeli ve alanda çok yavaş yürümeli. Yumurtlama alanlarına girilmemeli. Belirlenen yürüyüş yollarında kalmalı ve motorlu araçları belirlenen yerlere veya park yerlerine park etmeli. Yumurtalarını ve yuva malzemelerini toplamamalı ve el değrnemeli, sadece fotoğrafları çekilmeli Kuşları çekmek için play-back teypleri veya kayıtlı baykuş çığlıkları çok fazla kullanılmamalı. Nesli tehlike altındaki türlere bakmak isteniyorsa o alana ait yönetim kurallarına ve yasalarına uyulmalı. Ağaç ovuklannda yaş#yan kuşları uyarmak için ağaçlara vurulmamalı. Bu yersiz rahatsız etme kuşların yuvalarını ve yavruları terk etmelerine neden olur. • Arkada ayak izinden başka bir şey, örneğin çöpler bırakılmamalı. ® Yukarıdaki kurallara uyulmalı, uymayanlar uyarılmalı ve uyma sağlanmalı.
Benzer belgeler
bayburt il sınırları içine giren bazı doğal alanların ekoturizm
üzerinde ise yirmi civarında zirvenin bulunması nedeniyle Türk ve
Dünya dağcıları için önemli bir çekim merkezidir.
Hakkari Cilo-Sat Dağlan: En yüksek noktası 4135 metre ile Uludoruk
DOĞU KARADENĠZ`DE YAYLA TURĠZMĠ MERKEZLERĠNE
üzerinde ise yirmi civarında zirvenin bulunması nedeniyle Türk ve
Dünya dağcıları için önemli bir çekim merkezidir.
Hakkari Cilo-Sat Dağlan: En yüksek noktası 4135 metre ile Uludoruk