T.C. SELC¸UK ¨UN˙IVERS˙ITES˙I FEN B˙IL˙IMLER˙I ENST˙IT¨US¨U
Transkript
T.C. SELC¸UK ¨UN˙IVERS˙ITES˙I FEN B˙IL˙IMLER˙I ENST˙IT¨US¨U
T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Astrojeodezik Nivelman ile Yerel Jeoit Belirleme: Konya Örneği Yener TÜREN Yüksek Lisans Tezi Harita Mühendisliği Anabilim Dalı Konya, 2010 T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Astrojeodezik Nivelman ile Yerel Jeoit Belirleme: Konya Örneği Yener TÜREN Yüksek Lisans Tezi Harita Mühendisliği Anabilim Dalı Bu tez 11.02.2010 tarihinde aşağıdaki jüri tarafından oy birliği ile kabul edilmiştir. Yrd. Doç. Dr. Aydın ÜSTÜN Danışman Prof. Dr. Cevat İNAL Yrd. Doç. Dr. Ayhan CEYLAN Üye Üye ÖZET Yüksek Lisans Tezi Astrojeodezik Nivelman ile Yerel Jeoit Belirleme: Konya Örneği Yener TÜREN Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Harita Mühendisliği Danışman: Yrd. Doç. Dr. Aydın ÜSTÜN 2010, 69 sayfa Jüri: Prof. Dr. Cevat İNAL Jüri: Yrd. Doç. Dr. Ayhan CEYLAN Üç boyutlu jeodezik uygulamalarda, GPS ölçüleriyle türetilen elipsoidal yüksekliklerden ortometrik yüksekliklere geçiş için jeoidin bilinmesi gereklidir. Global anlamda homojen veri kümesi gereksinimi nedeniyle jeoit yerin tamamı için yeterli çözünürlükte hesaplanamamakta, ancak belli bir bölgeye ait yeterli sıklıktaki veriler sayesinde yerel olarak belirlenebilmektedir. Bu çalışmanın konusu 40x70 km’lik alanı kapsayan altı noktalı bir GPS ağında gerçekleştirilen astronomik gözlemler ve çekül sapması bileşenlerine dayalı astrojeodezik nivelman uygulamasıdır. Söz konusu ağda önceki GPS çalışmaları ile ITRF koordinat sisteminde yüksek doğrulukta kartezyen koordinatlar elde edilmiş, bu koordinatlar GRS80 elipsoidine ilişkin jeodezik coğrafi koordinatlara dönüştürülmüştür. Aynı noktalarda Kern DKM 3-A üniversal teodoliti ile yıldız gözlemleri sonucu astronomik enlem ve boylam için sırasıyla 0.3′′ ve 1′′ doğruluğunda konum bilgisi elde edilmiştir. Zaman ölçümündeki zorluklar nedeniyle boylamdaki konum doğruluğu enlem ölçmelerine göre biraz daha düşük çıkmıştır. Ağ noktaları arasındaki kesit boyunca jeoit değişim değerleri karşılıklı olarak hesaplanmıştır. Altı noktalı bu GNSS ii ağında, 15 bazın astrojeodezik yükseklik farkı serbest nivelman ağı gibi dengelenmiş ve ölçülerin uyuşumlu olduğu görülmüştür. 15-70 km arasında değişen baz uzunlukları nivelman ağı dengelemesinde ters ağırlık olarak göz önüne alınmış ve 15 km’lik uzunluk için 2.6 cm’lik karesel ortalama hata elde edilmiştir. Çalışma sahasının büyüklüğü göz önüne alındığında, astrojedezik yöntemin diğer jeoit belirleme yöntemlerine göre zaman ve maliyet açısından büyük kazanç sağladığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Astrojeodezik nivelman, Astronomik gözlem, Çekül sapması, Kern DKM 3-A, Zaman ölçmesi, Yerel jeoit modeli. iii ABSTRACT MSc Thesis Geoid Determination Using Astrogeodetic Leveling: A Case Study in Konya Yener TÜREN Selçuk University Graduate School of Natural and Applied Sciences Geomatic Engineering Supervisor: Assist. Prof. Dr. Aydın ÜSTÜN 2010, 69 pages Jury: Prof. Dr. Cevat İNAL Jury: Assist. Prof. Dr. Ayhan CEYLAN In the three dimensional applications, it is necessary to know the geoid which is used for the conversation from ellipsoidal heights into orthometric heights. In the global sense, because of the requirement of data set spreaded homogenously to the whole Earth, the geoid could not be calculated for a desired resolution. However, it can be determined locally or regionally using data set gathered in a particular region. The subject of this study is to perform astronomical observation for the determination vertical deflection components and geoid height differences on a six-point GPS network covering an area of 40 × 70 km in Konya and its surrounding area. In this network, the cartesian coordinates which are based on ITRF coordinate system and the ellipsoidal coordinates referred to GRS80 ellipsoid are known from the previous GPS surveys. At the same points the astronomical latitude and longitudes were obtained by means of star observations using Kern DKM 3-A universal theodolite. The components of vertical deflection calculated from the comparison of astronomical and geodetic coordinates are 0.3′′ and 1′′ , respectively. Due to the problems of time measurements, the accuracy of longitude determination was not good as the latitude measurements. The geoid iv height differences converted from the vertical components were calculated mutually for each baseline and they can be thought as like leveling measurements of GNSS network. The RMS value of the astrogeodetic leveling adjustment constrained minimally was found to be 2.6 cm corresponding to the unit weight of 15 km. This results show that the astrogeodetic geoid determination using Kern DKM 3-A is successful than the gravimetric and GPS-leveling methods when considering the efficiency of the geoid modeling. Keywords: Astronomical leveling, Astronomical observations, Kern DKM 3-A, Local geoid model, Time measurement, Vertical deflection. v TEŞEKKÜR Öncelikle bu çalışmamda da benden şefkat ve yardımlarını esirgemeyen anne ve babama sonsuz teşekkür ederim. Arazi çalışmaları başta olmak üzere destek ve yardımlarıyla bu tez çalışmasına katkı sağlayan sevgili ağabeyim Harita Müh. Zafer TÜREN’e de ayrıca teşekkür ederim. Arazi işlerinde yanımda olan, ekip ruhlarını her zaman hoşnutlukla hatırlayacağım tüm dostlarıma şükranlarımı sunarım. İnsanoğlu var oluşundan beri ayak bastığı yeryüzünün tasvirini bulmaya çalışmış, çeşitli varsayımlarda bulunmuş ve dünyanın şekli hakkında, günümüze varan uzun bir süreçte önemli adımlar atmıştır. Bilimin ışığında, yapılan çalışmaların irdelenmesi ve geliştirilmesi şüphesiz genç nesillere düşmektedir. IAU tarafından ilan edilen 2009 Dünya Astronomi Yılı içerisinde yapmış olduğum bu tez çalışmamda, bana yol gösteren danışman hocam Sayın Yrd. Doç. Dr. Aydın ÜSTÜN’e saygı ve teşekkürlerimi sunarım. vi İÇİNDEKİLER Özet ii Abstract iv Teşekkür vi Kısaltma Listesi ix Şekil Listesi x Çizelge Listesi xi 1 GİRİŞ 1 2 ÇEKÜL DOĞRULTUSU ve YÜKSEKLİK SİSTEMLERİ İLİŞKİSİ 3 2.1 Çekül Doğrultusu ve Yerel Astronomik Sistem . . . . . . . . . . . . . . . 3 2.2 Nivo Yüzeyleri ve Çekül Eğrileri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 4 2.3 Yükseklik Sistemleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 5 2.4 Jeoit Yükseklikleri ve Çekül Sapmaları . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 8 2.5 GPS Nivelmanı İçin Jeoit Belirleme Teknikleri . . . . . . . . . . . . . . 11 2.5.1 Gravimetrik yöntem . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 11 2.5.2 Global jeoit modelleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 12 2.5.3 Astrojeodezik yöntem . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 13 2.5.4 GPS/Nivelman yöntemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 14 3 ASTROJEODEZİK KONUM BELİRLEME 3.1 3.2 15 Koordinat ve Zaman Sistemlerine Genel Bakış . . . . . . . . . . . . . . . 16 3.1.1 Ufuk koordinat sistemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 18 3.1.2 Ekvator koordinat sistemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 20 3.1.3 Zaman sistemleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 24 Yıldızlar ve Yıldız Katalogları . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 28 3.2.1 Yıldızlar ve koordinatlarındaki değişimler . . . . . . . . . . . . . 28 3.2.2 Yıldız katalogları . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 31 vii 3.3 3.4 Astrojeodezik Konum Belirleme . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 34 3.3.1 Enlem belirleme . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 34 3.3.2 Boylam belirleme . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 41 Astrojeodezik Konum Belirlemede Kullanılan Ölçme Sistemleri . . . . . 45 3.4.1 Optik-mekanik sistemler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 45 3.4.2 Sayısal sistemler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 48 4 ASTROJEODEZİK NİVELMAN TEKNİĞİ ile YEREL JEOİDİN BELİRLENMESİ 50 4.1 Astronomik Koordinatların Jeoide İndirgenmesi . . . . . . . . . . . . . . 50 4.2 Astrojeodezik Nivelman ve Jeoit Belirleme . . . . . . . . . . . . . . . . . 51 4.2.1 54 Astrojeodezik nivelmanın fiziksel yeryüzünde uygulanması . . . . 5 SAYISAL UYGULAMA 57 5.1 Sayısal Uygulama Alanı ve GPS Ölçmeleri . . . . . . . . . . . . . . . . . 57 5.2 Astronomik Gözlemler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 59 5.2.1 Ön hazırlıklar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 59 5.2.2 Gözlemlerin yapılması ve değerlendirme . . . . . . . . . . . . . . 60 5.3 Çekül Sapması Bileşenlerinin Hesabı . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 61 5.4 Jeoit Yüksekliği Farklarının Hesabı ve Jeoit Modelleme . . . . . . . . . . 62 6 SONUÇ ve ÖNERİLER 64 Kaynaklar 67 viii KISALTMA LİSTESİ CCD CHAMP CG01C DIADEM DT EGM96 EGM2008 ET FK4 C. GLC04C GGL GGM02 GMT GMTS GNNS GOCE GPS GPST GRACE GRS80 HIPPARCOS C. IAU IERS ICRF IGS ITRF NC OC OSU91A TAI TCB TCG TDT TCG TYCHO-2 C. TZK1-2-3 UTC UTC WGS84 Charge-Coupled Device Image Sensor Challenging Minisatellite Payload The Global Gravity Field Model Combining CHAMP and GRACE Satellite Mission and Surface Gravity Data Digital Astronomical Deflection Measuring System Dynamic Time Earth Gravitational Model 1996 Earth Gravitational Model 2008 Ephemeris Time Fourth Fundamental Catalogue The Global Gravity Field Model Combining LAGEOS and GRACE Satellite Mission and Surface Gravity Data Geodesy and Geodynamics Laboratory The Global Gravity Field Model GRACE Satellite Mission and Surface Gravity Data Greenwich Mean Time Greenwich Mean Sideral Time Global Navigation Satellite Systems The Gravity Field and Steady-State Ocean Circulation Explorer Global Positioning System Global Positioning System Time Gravity Recovery and Climate Experiment Geodetic Reference System 1980 The Catalogue of Results from The Hipparcos Mission International Astronomical Union International Earth Rotation and Reference Systems Service International Celestial Reference Frame International GNSS Service International Terrestrial Reference Frame Normal Correction Orthometric Correction Ohio State University Gravitational Model 1991 International Atomic Time Barycentric Coordinate Time Geocentric Coordinate Time Terrestrial Dynamical Time Geocentric Coordinate Time An Astrometric and Photometric Reference Catalogue Transportable Zenith Cameras Universal Time Coordinated Universal Time World Geodetic System 1984 ix ŞEKİL LİSTESİ 2.1 Astronomik enlem ve boylam . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 3 2.2 Jeoit ve elipsoit yükseklikleri arasındaki ilişki . . . . . . . . . . . . . . . 7 2.3 Gerçek ve normal gravite vektörleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 9 2.4 Çekül sapması bileşenleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 10 2.5 EGM2008 jeoit yükseklikleri haritası (NGA, 2009) . . . . . . . . . . . . 13 3.1 Dik ve kutupsal koordinat sistemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 16 3.2 Coğrafi koordinat sistemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 18 3.3 Ufuk koordinat sistemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 19 3.4 1. Ekvator koordinat sistemi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 21 3.5 Ufuk ve ekvator koordinat sistemleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 22 3.6 Kasım 2009 tarihinde takım yıldızların konumları (Tübitak, 2009) . . . 28 3.7 Yıldızın öz hareketi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 29 3.8 Stellarium yazılımındaki yıldız bilgileri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 33 3.9 Stellarium yazılımı kullanıcı ara yüzü . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 34 3.10 Kern DKM 3-A üniversal teodoliti . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 46 3.11 Omega OTR-6 Kronografı . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 48 3.12 TZK2-D ve DIADEM (GGL) dijital zenit kameraları . . . . . . . . . . . 49 4.1 Jeoit yüksekliği değişimi ve çekül sapması arasındaki ilişki . . . . . . . . 52 4.2 Baz uzunluklarına göre çekül sapması hatasının jeoit yükseklik farkına etkisi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 53 4.3 Jeoit ve fiziksel yeryüzü seviyesinde astronomik nivelman indirgemesi . . 54 5.1 Çalışma bölgesi ve GNSS ağı . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 57 5.2 Astrojeodezik nivelman ağı . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 63 x ÇİZELGE LİSTESİ 3.1 Zaman sistemlerinin sınıflandırılması . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 25 5.1 Ağ noktalarının jeodezik koordinatlar cinsinden konum hataları . . . . . 58 5.2 KONY istasyonuna ait enlem tayini için yıldız çiftleri listesi . . . . . . . 59 5.3 SRYN istasyonuna ait boylam tayini için yıldız çiftleri listesi . . . . . . . 59 5.4 Noktalara ilişkin çekül sapması değerleri ve ortalama hataları . . . . . . 61 xi 1. GİRİŞ Üç boyutlu jeodezik uygulamalarda, GPS ölçüleriyle türetilen elipsoidal yüksekliklerden ortometrik yüksekliklere geçiş için jeoit ile elipsoit arasındaki aykırılığın konuma bağlı olarak bilinmesi gerekir. Global bir problem olmasına karşın, jeoit belli bir bölgeye ait yeterli sıklıktaki veriler sayesinde bölgesel ölçekte de belirlenebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, astrojeodezik nivelman tekniği kullanılarak Konya şehir merkezi ve çevresi için yerel jeoidin belirlenmesidir. Astrojeodezik yöntem, eşlenik noktalarda astronomik gözlemlerle belirlenen doğal (astronomik enlem ve boylam) ve GPS gözlemleriyle belirlenen model (jeodezik enlem ve boylam) koordinatlarını esas alır. Farklı gravite uzaylarına dayalı bu koordinat bilgileri karşılaştırılır, bir başka deyişle farkları alınırsa, çekül sapması bileşenleri bulunur. Sapma değerleri, bozucu gravite alanı fonksiyoneli olduğundan jeoit yüksekliği farkı gibi bir başka bozucu alan fonksiyoneline dönüştürülebilir. Bu yaklaşım gravite gözlemlerine dayalı gravimetrik ve GPS-nivelman verilerine dayalı geometrik yönteme seçenek, üçüncü yöntem olarak bilinmektedir (örn. bkz. Torge, 2001; Üstün, 2001). Astrojeodezik nivelman uygulama tekniği bakımından bilinen en eski jeoit belirleme yöntemidir. Astrojeodezik jeoit modelleri Türkiye’de olduğu gibi dünyanın değişik yerlerinde gerçekleştirilen jeoit uygulamalarının ilk örnekleri olma özelliğine sahiptir (bkz. Ayan, 1976). Ancak geçmişte jeodezik koordinatların elde edilmesindeki güçlükler nedeniyle yöntemin uygulanması da oldukça zordu. Uydu gözlem teknikleri jeodezik koordinatların elde edilmesini kolaylaştırdığından astrojeodezik yöntem günümüzde yeniden geçerliliğini kazanmıştır. Özellikle günümüz teknolojisi jeodezik astronomide kullanılan ölçme tekniklerine oldukça önemli yenilikler getirmiştir. Burada sayısal görüntü işleme tekniklerindeki gelişmelerin astronomik gözlemlerdeki konum doğruluğunu arttırmasının rolü büyüktür. Günümüzde, sayısal zenit kameraları ile elde edilen çekül sapması bileşenlerinin doğruluğu ≈ 0.02′′ −0.03′′ seviyelerine kadar inmiştir (Hirt ve Flury, 2007). Ancak böylesi sistemlerin jeodezik amaçlar için kullanılmasında bazı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Söz konusu sistem kurulum maliyetlerinin yüksek olması ve kolay taşınabilir olmamaları güncel teknolojilerin en önemli zayıf yanlarıdır. Özellikle yüksek dağlık alanlarda astrojeodezik yöntemin etkinliğini azaltmaktadır. Astronomik ve jeodezik koordinatlardan hesaplanan çekül sapması bileşenleri bir referans elipsoidi ile tanımlı normal gravite alanına göre kitle fazlalıklarının hangi 1 yöne dağıldığının bir göstergesidir. Arazinin topoğrafik yapısına uygun olarak yeteri sıklıkta oluşturulacak bir jeodezik kontrol ağı noktaları arasındaki yöne bağlı çekül sapması jeoit değişimine karşılık gelir. Ağ noktalarının birbirinden olan uzaklığı kabaca jeoit değişimi doğrusal kabul edilecek kadar yakın olmalıdır veya kesit boyunca tıpkı nivelman ölçülerinde olduğu gibi düzeltme terimi (ortometrik ya da normal düzeltme) göz önüne alınmalıdır (örn. bkz. Demirel, 1984; Heiskanen ve Moritz, 1984). Astrojeodezik yöntemin aksine, gravimetrik ve geometrik (GPS-nivelman) yöntem zaman, büyük uğraş ve en önemlisi ciddi bir uygulama maliyeti gerektirir. Öte yandan astrojeodezik nivelman uygulamalarını olumsuz yönde etkileyen en önemli unsur astronomik gözlemlerin doğruluğudur. Günümüz uygulamalarında elipsoidal ve ortometrik yükseklikler arasındaki dönüşümün birkaç cm’lik hata payı ile gerçekleşmesi istenir. Bu nedenle astrojeodezik yöntemden yeterli sonucun alınabilmesi için astronomik enlem ve boylamın en az 0.5′′ altında kalan doğrulukla belirlenmesi gerekir. Sağladığı 0.1′′ ’lik okuma inceliği ile Kern DKM 3-A üniversal teodoliti kullanılarak bu amacın gerçekleştirilebileceği değerlendirilmektedir. (Müller, 1973). Bu tez çalışması ile Selçuk Üniversitesi Harita Mühendisliği bölümünde bulunan Kern DKM 3-A üniversal teodolitinin astrojeodezik jeoit belirleme amaçlı kullanılabilirliği incelenmiş olacaktır. Elde edilen sonuçlar, Konya bölgesinde gerçekleştirilen jeoit belirleme çalışmalarının veri zenginliğini arttırmasının yanı sıra, geliştirilen modellerin test edilmesinde de kullanılacaktır. 2 2. ÇEKÜL DOĞRULTUSU ve YÜKSEKLİK SİSTEMLERİ İLİŞKİSİ 2.1 Çekül Doğrultusu ve Yerel Astronomik Sistem Yeryüzünde yapılan jeodezik ve astronomik gözlemler, yeryuvarının gerçek ve normal gravite alanı ve bu alanların çekül doğrultuları boyunca nasıl bir özellik gösterdiği hakkında anlamlı bilgi verirler. Yerel gravite alanı ile ilişkili referans sistemleri bu gözlemlerin modellenmesini gerektirir. Astronomik gözlemler, bir noktadaki gerçek gravite alanı yerel davranışını en iyi ortaya koyan ölçmelerdir. Yerel koordinat sisteminde tanımlı astronomik enlem ve boylam noktadan geçen çekül eğrisini veya başka bir deyişle gözlem noktasında çekül eğrisine teğet doğrultunun üç boyutlu uzaydaki konumunu belirler (Şekil 2.1). Bu doğrultu GPS ölçmeleriyle belirlenen ve bir referans elipsoidi ile ilişkilendirilen elipsoit normaline karşılık gelir. Gerçek çekül doğrultusu ve elipsoit normali karşılaştırılırsa gerçek ve normal gravite alanı arasında noktasal bir karşılaştırma yapılmış olur. Şekil 2.1: Astronomik enlem ve boylam Astronomik enlem Φ, yerel astronomik meridyen düzlemi içinde ekvator düzlemi ile P noktasından geçen çekül doğrultusu arasındaki açıdır. Ekvatordan kuzeye doğru pozitif, güneye doğru negatif değer alır. Astronomik boylam Λ, Greenwich meridyen düzlemi ile P noktasından geçen meridyen düzlemi arasındaki açıdır; doğuya doğru pozitif değer 3 alır. P noktasından geçen çekül eğrisine dik yüzeye gravite alanının eşpotansiyel yüzeyi veya kısaca nivo yüzeyi denir ve W = WP ile gösterilir. g gravite doğrultusuna zıt ve nivo yüzeyine dik birim vektör yüzey birim normal n vektörüdür. Zenit yönündeki bu vektör noktanın astronomik konumuna bağlı olarak, cos Φ cos Λ n=− g = cos Φ sin Λ g sin Φ (2.1) vektör eşitliği ile gösterilebilir (Torge, 2001). Astronomik gözlemler için düzeçlenmiş bir teodolitin asal düşey ekseni çekül doğrultusunu veya başucu doğrultusunu, bu doğrultuya dik muylu ekseninin oluşturduğu düzlem nivo yüzeyini oluşturur. Bu sayede söz konusu gözlemlerden yerel gravite alanı ile ilgili olarak yerel astronomik sistem tanımlanmış olur. Burada sistemin orijini gözlem yeri, P noktasıdır. z ekseni çekül doğrusu ve zenite kadar olan doğrultu ile çakışıktır. x ekseni ve y ekseni nivo yüzeyine (W = WP ) teğet olarak yatay düzlemi oluşturur. 2.2 Nivo Yüzeyleri ve Çekül Eğrileri W potansiyelinin sabit olduğu yüzeylere eşpotansiyelli yüzeyler veya nivo yüzeyleri denir: W (x, y, z) = sabit (2.2) W = W (x, y, z) gravite potansiyelinin diferansiyeli alınır ve bu diferansiyel iki vektörün skaler çarpımı şeklinde düzenlenebilir: dW = gradW dx = gdx (2.3) Burada gradW , eşpotansiyel yüzey W ’nin P noktasındaki gradyent vektörüdür. dx = (dx, dy, dz) üç boyutlu uzayda yer değiştirme vektörüdür. Eğer dx vektörü W = WP eşpotansiyelli yüzey boyunca alınırsa yüzey üzerinde potansiyel değeri değişmeyeceğinden, dW = gdx = 0 (2.4) olur. İki vektörün skaler çarpımı sıfıra eşitse, bu vektörler birbirinin normalidirler. Sonuç olarak (2.4) eşitliği gravite vektörünün aynı noktadan geçen nivo yüzeyinin 4 normali olduğunu gösterir. Tüm eşpotansiyelli yüzeyleri dik kesen çizgiler hafifçe eğri olup tam doğru değildirler. Bunlara çekül eğrileri denir. çekül eğrisine teğettir. Herhangi bir noktadaki gravite vektörü bu noktada Buradan gravite vektörünün doğrultusu ile çekül eğrisinin doğrultusunun aynı anlamı taşıdığı söylenebilir. Bir noktanın deniz yüzeyinden olan H ortometrik yüksekliği, jeoid yüzeyinden başlanarak çekül eğrisi boyunca ölçülür. dx vektörü çekül eğrisi boyunca alınır ve doğrultusu da g gravite vektörünün ters yönü yukarıya doğru olur. Böylede bu iki değer arasındaki açı 180◦ olur. Skaler çarpım gereği (2.3) eşitliği; dW = −gdH (2.5) şekline girer. Birbirinden ayrılmayan geometrik kavram H ile dinamik kavram W arasındaki ilişkiyi gösteren bu eşitlik yükseklik belirlemenin temel kuramıdır. Jeodezik ölçülerin (örneğin teodolit ölçüleri ve nivelman) tümü nivo yüzeyleri ve çekül eğrilerine göre yapılır. W potansiyeli x, y, z koordinatlarının bir fonksiyonu olarak (2.2) eşitliğiyle verilirse jeoit ve diğer tüm nivo yüzeyleri biliniyor demektir (Heiskanen ve Moritz, 1984). 2.3 Yükseklik Sistemleri Jeodezik ölçme aletleri (örneğin nivo ve teodolit) gözlem noktasından geçen çekül doğrultusuna göre düzeçlenir. Çekül doğrultuları gravite alanının en büyük eğim doğrultularıdır; gravite alanının kuvvet çizgileri olarak da anılırlar. Her noktasında çekül doğrultusuna dik olan kapalı yüzeye nivo yüzeyi denir. Fiziksel yeryüzünde yapılan ölçmeler, çekül doğrultuları ve nivo yüzeylerinde meydana gelen bir sistem içinde değerlendirilmelidir. Bunu yapabilmek için kuvvet çizgilerinin ve dolayısıyla ona dik durumdaki nivo yüzeyinin uzaydaki konumunu belirleyen doğal kuvvetlerin belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre yeryüzündeki bir cisme etkiyen ağırlık kuvvetinin bileşenleri, kütle çekim kuvveti ve dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi sonucu oluşan merkezkaç kuvvetidir. Yeryuvarını oluşturan kitlelerin dağılımı homojen bir yapıya sahip olmadığından nivo yüzeyleri birbirini kesmeseler de paralel değildirler. Sonuç olarak çekül doğrultuları da birer uzay eğrisidir. Her nivo yüzeyi sabit bir ağırlık potansiyeli değeri W ile tanımlanabilir. Bu nedenle nivo yüzeylerine eş potansiyelli 5 yüzeyler denir. Yeryüzündeki bir P noktasında, nivo yüzeyinin WP potansiyeli ile yükseklikler için başlangıç yüzeyi olarak alınan ve ideal okyanus yüzeyine karşılık gelen jeoidin W0 potansiyeli arasındaki fark; ∫ C = W0 − W P = ∫ P dW = 0 P g dH (2.6) 0 yüksekliğin fiziksel olarak gösterimi için en uygun sayıdır. Potansiyel fark C, jeopotansiyel sayı veya jeopotansiyel birim (gpu) olarak ifade edilir (1 gpu = 1 kgal × m = 1000 gal × m). Jeopotansiyel sayı, ilgili noktayı başlangıç yüzeyindeki bir noktaya bağlayan nivelman yolundan bağımsızdır. Nivo yüzeyinin tüm noktaları için bu kural geçerlidir. Jeopotansiyel sayılar esas alınarak gravite alanı ile ilişkili metrik yükseklikler türetilebilir. Böylesi yükseklik türlerine, jeopotansiyel sayının uygun bir gravite değerine bölünmesiyle geçilebilir. Uygulamada yaygın olarak kullanılan yükseklik türlerinin bazıları aşağıda kısaca tanımlanmaktadır. Nivelman sonuçlarının indirgenmesine dayalı yükseklik sistemleri hakkında daha ayrıntılı bilgiye, Demirel (1984) ve Heiskanen ve Moritz (1984)’den ulaşılabilir. • Dinamik yükseklik, bölünmesiyle elde edilir. jeopotansiyel sayıların sabit bir gravite değerine Gravite değeri için genellikle nivo elipsoidi olarak kullanılan referans elipsoidine ilişkin ortalama bir değer kullanılır. Örneğin GRS80 elipsoidinin 45◦ enlemindeki normal gravite değeri bu amaç için uygundur: HD = C γ0 (45◦ ) (2.7) • Ortometrik yükseklik, yeryüzündeki bir noktaya ait jeopotansiyel sayının noktadan geçen nivo yüzeyi ve jeoit arasındaki çekül eğrisi boyunca gerçek gravitenin ortalama değerine oranıdır: H= C g (2.8) Dinamik yüksekliğin aksine ortometrik yüksekliğin geometrik olarak gösterimi yapılabilir. Noktadan geçen çekül eğrisinin topoğrafik kitleler içinde ilerlediği eğri yay parçası bu yüksekliği en iyi biçimde tanımlar. Ancak kitlelerin içinde gerçek gravite değeri ölçülemediğinden ortometrik yüksekliğin hesabı için varsayım 6 gerekir. • Normal yükseklik, normal gravite alanındaki çekül eğrisinin yay uzunluğu ile ölçülür. Normal yüksekliklerin başlangıç yüzeyine kuasijeoit adı verilir. Jeoidin aksine kuasijeoit bir nivo yüzeyi değildir. Topoğrafik kitlelerin altında jeoidden uzaklaşırken deniz seviyesinde jeoitle çakışır. Normal yükseklik, C sayısının normal çekül eğrisi boyunca gravite değerlerinin ortalamasına bölünmesiyle, H∗ = C γ (2.9) elde edilir. Bilindiği üzere günümüzdeki jeodezik konum belirleme teknikleri GNSS ölçülerine dayalıdır. Bu teknikle elde edilen konum bilgisi doğrudan üç boyutludur ve 1-2 cm’lik doğruluğa sahiptir. Ancak burada ölçülen yükseklik farkları elipsoidal yükseklik farklarıdır ve mühendislik uygulamalarında fiziksel olarak bir anlam taşımazlar. Sonuç olarak, elde edilen bu yükseklik farklarının gravite alanı ile ilişkili yükseklik türlerine dönüştürülmeleri gerekir. Dönüşüm ilişkisi, noktaya ilişkin çekül sapması ve çekül eğrisinin eğriliği göz ardı edilerek kolayca çıkarılabilir. Şekil 2.2’den görüldüğü gibi jeoit yüksekliği N ile elipsoidal yükseklik h ve ortometrik yükseklik H arasında; H =h−N (2.10) eşitliği yazılabilir. Şekil 2.2: Jeoit ve elipsoit yükseklikleri arasındaki ilişki Jeoit yükseklikleri, gravimetrik, GPS/Nivelman olarak da bilinen geometrik veya astrojeodezik jeoit model yardımıyla türetilir. Gravimetrik yöntemde homojen ve yeterli sıklıkta gravite verilerine gereksinim duyulur. 7 Jeoit modeli bölgesel olarak oluşturulsa bile, global bir modele dayanır. Geometrik yöntemde ise belirli bir bölgede H ortometrik ve h elipsoidal yükseklikleri bilinen noktalar için (2.10)’dan hesaplanacak N jeoit yükseklikleri kullanılır. Jeoit yüzeyi bu durumda bir polinom yüzeyi ile gösterilebilir. Sonuçlardan beklenen doğruluk seviyelerine veya mevcut olanaklara göre model seçiminde farklı yaklaşımlar izlenebilir. Bunların dışında günümüzde çok az kullanım olanağı bulunan astrojeodezik jeoit modeli ise bu iki yönteme güçlü bir seçenek konumundadır. Elipsoit yüksekliklerinin ya da farklarının, ortometrik yüksekliklere dönüştürülmesinde gerekli olan jeoit yüksekliği bilgisi gerçekte, elipsoidin uzayda nereye konumlandırılmasıyla doğrudan ilişkilidir. Uydu konum belirleme teknikleri elipsoidin uzaydaki konumunun yerin ağırlık merkezi ile çakışık olmasını gerektirir. Bu nedenle jeoit yükseklikleri elipsoit yüksekliklerinin ait olduğu referans elipsoidi ile ilişkilendirilmelidir. Günümüz uygulamalarında bu WGS84 veya GRS80 elipsoidi ile sağlanır. Elipsoidal coğrafi koordinatlar yer-sabit (earth-fixed) sistem olarak oluşturulmuş Uluslararası Yersel Referans Sistemi (ITRF) koordinatlarından dönüştürülür. Burada referans elipsoidinin ağırlık merkezi ve dönme ekseni, ITRF sisteminin merkezi ve z ekseni ile çakışık olduğu varsayılır. 2.4 Jeoit Yükseklikleri ve Çekül Sapmaları Gerçek gravite potansiyeli W ile normal gravite potansiyeli U arasındaki fark; T (x, y, z) = W (x, y, z) − U (x, y, z) (2.11) bozucu potansiyel olarak bilinir. Burada normal gravite alanı yeryuvarının boyutlarına en yakın referans elipsoit ile tanımlanır. Normal potansiyel U , elipsoidin içinin dolu kütlesi yeryuvarının kütlesi M ’ye eşit ve yeryuvarı ile aynı açısal hız ω ile döndüğü kabul edilerek yapay olarak elde edilir. Bu nedenle W ile U arasındaki fark doğrusal kabul edilebilecek kadar küçük kalır. Jeoit üzerindeki bir P noktası ve bu noktadan geçen elipsoit normalinin elipsoit üzerindeki izdüşümü Q noktası arasındaki N uzaklığına jeoit yüksekliği veya jeoit ondulasyonu denir. P noktasındaki gP gerçek gravite vektörü ve Q noktasındaki γ Q 8 normal gravite vektörü olsun. ∆g gravite anomali vektörü bunların farkına eşittir: ∆g = gP − γ Q (2.12) Vektörler büyüklük ve doğrultuları ile belirli olduğundan; büyüklükler arasındaki fark gravite anomalisine (∆g = gP − γQ ) ve doğrultular arasındaki fark da çekül sapmasına karşılık gelir (Şekil 2.3). Şekil 2.3: Gerçek ve normal gravite vektörleri Fiziksel yeryüzünde yapılan ölçümlerin değerlendirilmesi ve hesaplanabilmesi için, çok karmaşık olan fiziksel yeryüzü yerine, buna göre daha basite indirgenmiş, geometrik tanımı yapılan elipsoit yüzeyi ile ağırlık potansiyelinin nivo yüzeylerinden biri olan fiziksel tanımlı jeoit yüzeyi kullanılır. Bozucu potansiyelin belirlenmesi bir anlamda gerçek gravite alanının belirlenmesi anlamına geldiği için bozucu potansiyelin fonksiyonelleri ∆g yersel gravite anomalileri, çekül sapması ve N jeoit yüksekliklerinin önemi büyüktür. Yeryüzünde bulunan bir noktadan geçen çekül doğrultusu ve elipsoit normali birim yarıçaplı bir küre üzerinde gösterildiğinde, çekül sapmasının iki bileşene sahip olduğu görülür. Bu doğrultular astronomik ve jeodezik gözlemleri temsil ettiğinden söz konusu bileşenlere astrojeodezik çekül sapması bileşenleri denir. Şekil 2.4’e göre çekül sapması bileşenleri sırasıyla; ξ =Φ−φ η = (Λ − λ) cos φ 9 (2.13) eşitliklerinden hesaplanır. Burada ξ çekül sapmasının kuzey-güney yönündeki, η doğubatı yönündeki bileşenidir. Şekil 2.4: Çekül sapması bileşenleri Çekül sapması bileşenlerinin hesaplanabilmesi için gerekli olan jeodezik koordinatlar ile doğal koordinatlar gözlemlerle elde edilebilir. Günümüzde φ, λ jeodezik koordinatlar GPS ölçümlerinden, Φ, Λ astronomik koordinatlar ise astronomik gözlemlerden belirlenmektedir. Çekül doğrultusu ve elipsoit normali arasındaki açı, ξ, η çekül sapması bileşenleri cinsinden toplam çekül sapması, θ= √ ξ2 + η2 (2.14) ile gösterilir. Jeodezik koordinatları φ ve λ ile tanımlı bir noktadaki toplam çekül sapması, jeodezik azimut α doğrultusundaki çekül sapmasına, ε = ξ cos α + η sin α 10 (2.15) eşitliği yardımıyla dönüştürülebilir. 2.5 GPS Nivelmanı İçin Jeoit Belirleme Teknikleri 2.5.1 Gravimetrik yöntem Jeoidin dışında kitle bulunmadığı varsayılarak yeryüzündeki gravite gözlemleri jeoide indirgenirse jeoit yükseklikleri, R N= 4πγ ∫∫ S (ψ) ∆gdσ (2.16) σ Stokes integraliyle hesaplanabilir. Burada R, yer yuvarının ortalama yarıçapı; σ, yüzey elemanı; S (ψ), Stokes ağırlık fonksiyonudur. Jeoit yüksekliği hesaplanacak nokta ile ∆g değeri kullanılan nokta arasındaki küresel uzaklık ψ’ye bağlı olarak, S (ψ) = 1 sin ψ2 ( ) ψ ψ 2 ψ − 6 sin + 1 − 5 cos ψ − 3 cos ψln sin + sin 2 2 2 (2.17) verilir. Stokes denklemi, jeoidin üzerindeki kitlelerin yok varsayılmasını ve yeryuvarının tamamına yayılmış gravite anomalilerinin jeoide indirgenmesini gerektirir. Pratikte bu hiçbir zaman gerçekleşmez. Yeryuvarının tamamını kaplayan yeterli gravite anomalisi yoğunluğu sağlansa bile; integral, sayısal olarak sadece hesap noktasını çevreleyen küçük bir bölgede değerlendirilebilir. Küçük bir bölge için yüzey düzlem kabul edilebilir. Bu durumda (2.17) eşitliği sadeleşerek, 1 N= 2πγ şeklini alır. ∫∫ ∆g 1 dxdy = S∆g r γ Burada S, stokes operatörüdür. (2.18) Jeoidin belirlenmesinde, integral yerine sonlu yüzey elemanlarının toplamı kullanılır. Bunun için yüzey elemanı gravite anomalilerinin ortalama değerleri grid yapıda gösterilir. Koordinat sisteminin eksenleri grid yapısına uygundur. Ortalama değerler, gerçek gravite anomalilerinin enterpolasyonu ile bulunur. Jeoit yüksekliği, çekül sapması gibi ağırlık alanı fonksiyonları, jeopotansiyel modellerle gösterildiğinde kullanılan veri türlerine göre farklı frekans grupları oluşur. Veriler bu 11 modele değişik derecelerde katkı sağlar. Genel olarak ölçü türlerinin katkısı, uzun, orta ve kısa dalga boylu olmak üzere üç grupta değerlendirilir. Jeoit yükseklikleri ve gravite anomalileri, üç kaynaktan elde edilen verilerin toplamı biçiminde N = NGM + N∆g + NH (2.19) yazılabilir. Bu eşitliklerde geçen büyüklükler indislerine göre GM jeopotansiyel model; g artık gravite anomalisi ve H topoğrafik yükseklik katkısını gösterir. Jeoit yüksekliğine jeopotansiyel model GM metre, artık gravite anomalileri g desimetre, topoğrafya ise santimetre düzeyinde katkı sağlar. 2.5.2 Global jeoit modelleri Jeoit yüksekliği gibi yeryuvarının gravite alanı ile ilişkili büyüklüklerin hesaplanabildiği modeller, tüm yeryüzüne ait gravite bilgilerinden yararlanılarak oluşturulmuş global jeopotansiyel modeller ’dir. Jeopotansiyel model, esas itibariyle belli bir açınım derecesine kadar hesaplanmış katsayıları içeren bir modeldir ve yeryuvarının çekim potansiyelini en iyi tanımlayan küresel harmonik serilerin katsayılarını içerir. Gravite anomalileri bir jeopotansiyel model oluşturmada kullanılan tek veri kümesi değildir. Dış çekim alanının gerçeğe en uygun biçimde modellenebilmesi için gravite sinyalinin değişik frekanslarını temsil edecek veri çeşitliliğine gereksinim vardır. Uydu izleme verileri, denizlerdeki uydu altimetre verileri ve sayısal yükseklik modelleri veri kaynaklarıdır. Global jeopotansiyel modelleri arasında öne çıkan modeller geleneksel uydu izleme tekniklerine dayalı OSU91A ve EGM96 ile gravite alanı belirleme amaçlı uydu görevleri CHAMP, GRACE ve GOCE verilerini içeren bütünleşik CG01C, GL04C ve GGM02C ’dir. Son gruba dahil jeopotansiyel modellerden en önemlisi 2008 yılında oluşturulan EGM2008’ modelidir (Pavlis vd., 2008). Model yardımıyla gravite değerlerinin hesaplanabilmesi için öncelikle noktalara ilişkin küresel koordinatlar (Φ, λ, r) ile harmonik katsayıların belli olması gerekir. Eğer modelden yararlanarak jeoit yükseklikleri bulunmak istenirse, Nmax ∑ n ( )n ) ( GM ∑ R N= δC nm cos mλ + δS nm sin mλ P nm (sin ϕ) Rγ r n=2 m=0 12 (2.20) eşitliği kullanılır. Şekil 2.5’de EGM2008 modelinden türetilen jeoit yüksekliklerinin tematik haritası görülmektedir. Burada GM yeryuvarının çekim sabiti, R jeosentrik uzaklık, a kullanılan referans elipsoidinin büyük yarı ekseni, (n, m) derece ve sıra, (ϕ, λ) jeosentrik enlem ve jeodezik boylam, (δC nm , δS nm ) küresel harmonik katsayı farkları, P nm (sin ϕ) tam normalleştirilmiş Legendre polinomudur. EGM2008 modeli için, GM = 3.986004418 × 1014 m3 s−2 ve R = 6378136.3 m olarak WGS84 elipsoidi referans alınmıştır. Şekil 2.5: EGM2008 jeoit yükseklikleri haritası (NGA, 2009) 2.5.3 Astrojeodezik yöntem Genel bir ayrım olarak gravimetik yöntemlerde potansiyel kuramından yararlanılarak gravite vektörünün g büyüklüğü işlenmesine karşılık, astrojeodezik yöntemlerde vektörün doğrultusu kullanılır. Çekül doğrultusu ile elipsoit normali arasında, jeodezik ve astronomik koordinatların karşılaştırılmasından elde edilen çekül sapması bileşenlerinden α azimutu doğrultusundaki bileşeni olarak ε hesaplanır. Bu değer yardımıyla jeoit ondulasyonlarına geçiş sağlanabilir. Bunlara ilişkin daha açıklayıcı bilgiler bölüm 4.2’de anlatılacaktır. 13 2.5.4 GPS/Nivelman yöntemi Gravite verilerinin elde mevcut olmadığı bölgelerde jeoidin gravimetrik yöntemlerle hesabı mümkün değildir. Böyle durumlarda nivelman ile elde edilmiş ortometrik yükseklikler varsa, aynı noktalardaki GPS ölçülerinden hesaplanan elipsoidal yükseklik değerleri yardımıyla geometrik bir jeoit modeli oluşturulabilir. Söz konusu noktalarda N = h − H eşitliği ile hesaplanan jeoit yükseklikleri çalışma bölgesine en uygun analitik bir yüzey belirlenmesinde kullanılabilir. Yüzey oluşturulduktan sonra jeoit yüksekliği ve bilinmeyen noktaların yükseklik değerleri, GPS ölçülerinden elde edilmiş koordinatlar yardımıyla modelden hesaplanabilir. Yüzey denklemi için örneğin; N (x, y) = 2 ∑ 2 ∑ akl xk y l (2.21) k=0 l=0 (x, y) koordinatlarıyla kuadratik (2. dereceden) model çoğu kez yeterli görülür. Yerel jeoidin geometrik olarak modellenmesine ilişkin kollokasyon, kriging gibi değişik yaklaşımlar vardır. Bu yaklaşımlar hakkında daha ayrıntılı bilgi Üstün (2008)’den elde edilebilir. 14 3. ASTROJEODEZİK KONUM BELİRLEME Astronomi, gök cisimlerinin konumlarını, konumlarındaki değişimi, fiziksel yapılarını ve bu yapılardaki değişimi, kısaca her yönü ile uzayda hakim olan kanunları araştıran bir bilimdir (Erbudak ve Tuğluoğlu, 1976). Tanımı uyarınca yeryuvarı da bir gök cismi olduğundan ve yeryüzündeki konum ölçmeleri ve değişimlerinin diğer gök cisimlerine gözlemler yapılmasını gerektirdiğinden, jeodezi bilimi de astronomiden yararlanır. Bu kapsamda jeodezik amaçlarla gerçekleştirilen astronomik gözlemler ve bu gözlemlerden gerekli bilgileri çıkarmak için yapılan hesaplamalar genellikle Jeodezik Astronomi adı altında jeodezinin özel bir bilim dalı olarak incelenir. Jeodezik astronomini uygulamaları büyük ölçüde yeryüzü noktalarının çekül eğrileriyle tanımlı astronomik koordinatlarının belirlenmesini kapsar. Bunun için uzayda değişmez (sabit) noktalar almak ve yerin dönme ekseni ve gözlem yerindeki çekül doğrultusuna göre kesinlikle tanımlanabilen doğrultular bulmak gereklidir. Bu doğrultu gözlemleri sayesinde jeodezik datum sistemlerinin (örneğin ED50, WGS84) oluşturulması, jeodezik ağların yönlendirilmesi ve konumlandırılması, jeodezik ağlara ilişkin ölçülerin indirgenmesi, topoğrafik kitlelere ilişkin yoğunluk tahminlerinin gerçekleştirilmesi, yer dönüklük parametrelerinin ve kutup geziniminin izlenmesi, zaman sistemlerinin tanımlanması, yersel ve göksel referans sistemleri arasında karşılıklı dönüşüm ilişkilerinin tanımlanması, yıldızların görünen konumları ve onların düzgün hareketlerinin belirlenmesi ve astrojeodezik jeoit belirleme uygulamaları gerçekleştirilebilmektedir (Üstün, 2006). Astrojeodezik gözlemlere dayalı jeoit belirleme çalışması için, bilinmesi ve yapılması gerekenler kısaca şu şekilde özetlenebilir: • Jeodezik ve astronomik koordinatların tanımlandığı koordinat sistemleri ve yıldız koordinatlarındaki değişimlerin sonuçlar üzerindeki etkilerinin göz önüne alınması ve yıldız için değişik zaman sistemleri ilişkilerinin açık biçimde ortaya konulması, • Jeodezik amaçlara uygun yıldızların araştırılması, yıldızların genel özellikleri ve konum bilgilerinin verildiği uygun yıldız kataloglarının seçimi ve kullanım olanaklarının araştırılması, • Astronomik enlem ve boylam ölçmelerinin yapılması, 15 • Gözlem noktalarında çekül sapması bileşenlerinin belirlenmesi ve bu bilgilerin iki nokta arasındaki jeoit yükseklik farkına dönüştürülmesi. 3.1 Koordinat ve Zaman Sistemlerine Genel Bakış Astronomide konum belirleme uygulamaları üzerinde gök cisimlerinin ve yeryuvarı ile ilişkili özel noktaların gösterildiği gök küresinde gerçekleştirilir. Küre üzerindeki noktaların yerleri gök küresi ile bütünleşik tasarlanmış değişik koordinat sistemlerinde ifade edilebilir. Değişik sistemlerle çalışma zorunluluğu, gözlemciye bağlı ve değişmez koordinat sistemleri arasında geçiş yapma gereksiniminden kaynaklanır. Hangi sistem kullanılırsa kullanılsın temel olarak uzayda herhangi bir nokta; • Dik koordinat sistemi (x, y, z) veya • Küresel kutupsal koordinat sistemi (r, λ, ϑ) yardımıyla tanımlanır (Şekil 3.1). Şekil 3.1: Dik ve kutupsal koordinat sistemi Burada x, y, z noktanın sırasıyla, yz, xz ve yz düzlemlerinden uzaklığıdır. Küresel kutupsal koordinat sisteminde konum, noktayı koordinat sisteminin merkezine bağlayan doğru üzerinden ifade edilir. r, doğru parçasının uzunluğu; λ, OP ’nin xy düzlemi 16 üzerindeki izdüşümünün x ekseni ile yaptığı açı; ϑ, OP ’nin z ekseni ile yaptığı açı olarak tanımlanır. Şekil 3.1’den de görüldüğü gibi kutupsal koordinat sisteminden dik koordinat sistemine geçiş; x = r sin ϑ cos λ , y = r sin ϑ sin λ , z = r cos ϑ (3.1) dönüşüm eşitlikleri yardımıyla sağlanır. Astronomide gök cisimlerinin koordinat sistemlerinin merkezine olan uzaklıkları genellikle pek önemsenmez. Bu durum gerçekte tüm gök cisimlerinin aynı gök küresine iz düşünüldüğü varsayımının bir sonucudur. Sonuç olarak gök küresi üzerindeki bir noktanın koordinatlarından söz edildiğinde sadece açısal büyüklükler başka deyişle yay uzunlukları, anlaşılır. Gök cisimlerinin koordinatları kullanılan koordinat sisteminin başlangıcına veya gök küresinin merkezinin uzayda nerede bulunduğuna göre değişir. Başlangıç noktasının yerine göre astronomide koordinat sistemleri; 1. Başlangıcı gözlem yeri olan Toposentrik sistem, 2. Başlangıcı yerin merkezi olan Jeosentrik sistem, 3. Başlangıcı güneş merkezi olan Helyosentrik sistem, 4. Başlangıcı bir grup gök cisminin ağırlık merkezinde olan Barisentrik sistem, 5. Başlangıcı samanyolu sisteminin merkezinde olan Galaktosentrik sistem olmak üzere sınıflandırılır (Aksoy, 1987). Jeodezik astronomide toposentrik ve jeosentrik sistemlerin önemi büyüktür. Toposentrik sistem yeryüzündeki bir gözlemciyi, jeosentrik sistem yerin ağırlık merkezini temel aldığından astrojeodezik konum belirleme tekniğinin en önemli iki aşamasını temsil eder. Aşağıda jeodezik koordinatların tanımlandığı coğrafi koordinat sistemi hakkında kısaca bilgi verildikten sonra, gök cisimlerinin konumlarının gösterildiği ufuk (toposentrik) ile ekvator koordinat sistemleri ile onlarla bütünleşik zaman sistemleri ayrıntılı olarak açıklanacaktır. Yeryüzündeki bir gözlemcinin koordinatları, gök küresi üzerinde tanımlanan coğrafi enlem φ ve coğrafi boylam λ ile gösterilir (Şekil 3.2). Her iki koordinat büyüklüğü gözlem noktasından geçen çekül doğrultusuna göre açıklanır. Coğrafi enlem, çekül 17 Şekil 3.2: Coğrafi koordinat sistemi doğrultusunun dünyanın dönme eksenine dik düzlem (ekvator düzlemi) ile yaptığı açıdır; noktadan geçen meridyen düzlemi üzerinde ekvator düzleminden başucu doğrultusuna doğru ölçülür. Coğrafi boylam, Greenwich’teki çekül doğrultusunu içine alan ve dünyanın dönme eksenine paralel olan düzlemle, yer noktasındaki çekül doğrultusunu içine alan ve dünyanın dönme eksenine paralel olan düzlem arasındaki açıdır. Açının büyüme yönü, gök ekvatoru ile başlangıç meridyeninin arakesiti olan x ekseni başlangıç olmak üzere z ekseni yönünden bakıldığında saat ibresinin tersidir. 3.1.1 Ufuk koordinat sistemi Bir gözlem noktasındaki çekül doğrultusunun her iki yönde uzantısı, gök küresini iki noktada, zenit ve nadir noktalarında deler. Gözlem noktasında çekül doğrultusuna dik düzlem yerin ağırlık merkezinde paralel düzlem gök küresini bir büyük daire boyunca keserek, ufuk dairesini oluşturur. Öte yandan çekül doğrultusunu içine alan her bir düzlem, gök küresini iki eşit parçaya ayırır. Bunlara düşey daireler denir. Ufuk çekül doğrultusuna dik olduğu için, düşey daireler ufuk düzlemine dik gelirler. Yerin dönme 18 ekseni her iki yönde uzatılırsa gök küresini kuzey kutbu PN ve güney kutbu PS olmak üzere iki noktada deler. Gök kutuplarından ve zenitten geçen büyük daireye gözlem yeri meridyeni denir. PN kutup noktasının ufuk düzlemine yakın olduğu meridyen kesimi kuzey doğrultusunu, uzak olduğu kesim ise güney doğrultusunu tanımlar (Müller, 1973). Şekil 3.3: Ufuk koordinat sistemi Meridyen ile yıldızdan geçen düşey daire arasındaki a açısına astronomik azimut denir. Meridyenin güneyinden itibaren saat ibresinin dönüş yönünde 0◦ ile 360◦ arasında değer alır. Jeodezide ise azimut meridyenin kuzeyinden itibaren ölçülür. Jeodezik azimut α ile astronomik azimut a arasında, α = a ∓ 180◦ bağıntısı vardır. S yıldızına ait gözlem doğrultusu ile zenit doğrultusu arasındaki z açısına veya S’den geçen düşey dairenin üzerinde zA S yayına zenit uzaklığı denir. Zenit uzaklığı 0◦ ile 180◦ arasında değişen değerler alır. Zenit uzaklığının tümleri olan ve gözlem yeri ile yıldız arasındaki doğrultunun ufuk düzlemi ile yaptığı h açısına yıldızın yüksekliği denir (zenit noktasında h = +90◦ , nadir noktasında h = −90◦ , ufuk düzleminde bulunan bir yıldız için h = 0◦ ). Şekil 3.3’de görüldüğü gibi, ufuk koordinat sisteminde, ufuk dairesi ve meridyen 19 dairesi yanında başka özel dairelerin de tanımı yapılmıştır. Burada meridyene dik durumdaki düşey dairenin de özel bir önemi olduğuna değinmek gerekir. Bu düşey daire 1. düşey daire adını alır. Birinci düşey daire ufku bir tarafta azimutu 90◦ olan batı noktasında, diğer tarafta azimutu 270◦ olan doğu noktasında keser. Yükseklik daireleri, ufuk dairesine paralel küçük dairelerdir ve almukantarat adını alır. Bir yükseklik dairesinde bulunan tüm noktaların yükseklikleri ya da zenit uzaklıkları eşittir. Dünya batıdan doğuya kendi etrafında döndüğü için, bir yıldız görünümde doğudan batıya, yerin dönme eksenine dik bir paralel daire yani kendi günlük hareket yörüngesi üstünde dolanır. Yıldız bu dönüşünde özel konumlar alır. Bunlar ufuk dairesinin doğu kesiminde, yıldızın ufuk dairesi üstüne çıktığı an, yani görünmeye başladığı andır. Bu konuma yıldızın doğuşu denir. Yıldızın doğuşunda yıldıza ait ufuk koordinatları h = 0◦ veya z = 90◦ olur. Bazı yıldızlar günlük hareketlerinde bir gözlem yeri ufuk dairesinin üstünde kalırlar. Bunlar batmayan yıldızlardır ve sirkumpolar yıldızlar adını alırlar. Bazıları ise hiç doğmazlar. Yıldızın ufuk dairesinin batı kesimine geçtiği an, batış anıdır ve bundan sonra yıldız ufkun altına girecektir. Batış anında da yıldıza ait ufuk koordinatları h = 0◦ veya z = 90◦ olur. 3.1.2 Ekvator koordinat sistemi Yıldızların ufuk koordinatları zenit uzaklıkları ile azimutları, yerin kendi ekseni etrafında dönmesi sonucu zamana bağlı olarak düzensiz bir şekilde değişir. Bu etkiden kurtulmak için ekvator koordinat sistemi kullanılır. Bu sistemde, ufuk düzlemi yerine ekvator düzlemi, çekül doğrultusu yerine gözlem noktasında yerin dönme eksenine paralel doğru alınmaktadır. Ufuk sistemindeki düşey dairelere karşılık ekvator sisteminde saat daireleri vardır. Şekil 3.4’de görüleceği gibi gök kutbundan geçen büyük dairelere saat daireleri ya da deklinasyon daireleri denir. Bunlar ekvatora dik olup PN kuzey gök kutbu ile PS güney gök kutbunda kesişirler. Bu sistemde yıldızın günlük yörüngesi boyunca ekvatordan yıldıza kadar olan δ deklinasyon açısı sabit kalır. Yıldızın anlık konumu saat daireleri arasındaki açı ile belirlenir. Buna göre yıldızın gözlem meridyeninden geçiş anında saat açısı t = 0h olur. Yıldızın yörüngesi doğudan batıya doğru olduğundan adından da anlaşılacağı gibi saat açıları saat ibresi yönünde artar. Konum bilgileri t saat açısı ve δ deklinasyonu ile verilen bu sisteme 1. ekvator sistemi denildiği de olur. 20 Şekil 3.4: 1. Ekvator koordinat sistemi Gök küresi üzerinde değişmez bir x ekseni tanımlanırsa yıldız koordinatları gözlemciden bağımsız duruma getirilebilir. Bu durum, t saat açısı yerine açılım veya rektasansiyon olarak adlandırılan α koordinatı ile sağlanır. Güneşin gökyüzünde yıllık dolanımında ekvatoru güneyden kuzeye geçerken, ilkbahar başlangıcında bulunduğu noktaya ilkbahar noktası denir. Güneşin görünüşteki bu yörüngesine ekliptik denir. İlkbahar noktası, gök küresi üzerinde ekvatorla ekliptiğin kesiştiği iki noktadan biridir. İlkbahar noktasından yarım daire uzaklıktaki (α = 180◦ ) diğer kesişme yerine sonbahar noktası denir. Rektasansiyon, ilkbahar noktasından başlar ve saat ibresi dönüşünün ters yönünde 0◦ ile 360◦ arası değer alarak, ilkbahar noktası ile yıldızdan geçen saat daireleri arasında kalan açıyı tanımlar. Deklinasyon, bir noktanın enlemi gibi ölçülür ve gözlenen yıldız doğrultusun ekvatordan olan açısal uzaklığıdır. Deklinasyon, ekvatordan başlayarak kuzey kutba doğru artan ve güney kutba doğru azalan, 0◦ ile ∓ 90◦ arasında değer alır. Rektasansiyon ve deklinasyon yıldızların gök küresinde değişmez koordinatlarıdır. Yerin kendi ekseni etrafında dönmesi sonucu zamana bağlı olarak değişmezler. Bunlar bir yer noktasının, yer küresinde belirtilmesi için kullanılan coğrafi enlem ve coğrafi boylama karşılıktır. İlkbahar noktasından geçen saat dairesine 21 karşılık yer küresinde Greenwich üzerinden geçen meridyen alınmıştır. Enlem, boylam ve azimutun astronomik olarak tayin edilmesi için yıldızların rektasansiyonları ve deklinasyonları bilinen büyüklüklerdir. Bu, yıldız a1manaklarından veya özel astronomik almanaklardan alınır (Müller, 1973). Şekil 3.5: Ufuk ve ekvator koordinat sistemleri Astronomide açı birimi yanında zaman birimi de çok kullanılır. Açı ile zaman birimleri arasında, 24h =360◦ , 1h =15◦ , 1m =15′ , 1s =15′′ ve 1◦ =4m , 1′ =4s , 1′′ =1/15s bağıntıları kullanılır. Yıldızlar gün boyunca doğudan batıya dolandıkları için bir yıldızın saat açısı t, zamana bağlı olarak değişir. Buna karşılık yıldızların görünen günlük hareketleri nedeniyle deklinasyonlarında bir değişme olmaz. Başlangıç noktası ilkbahar noktası olmak üzere yıldız doğrultusunu belirlemek için α, δ açıları ile tanımlanan 2. ekvator sistemine bağlantı sağlayan ekliptik koordinat sisteminde tanımlı L, β göksel boylam ve enlem açıları alınır. Bu açıların artış yönü ve aldığı değerler α, δ açılarında olduğu gibidir. Euler astronomik üçgeni ve çözümü Gök küresi üzerinde başucu noktası zA , astronomik kutup noktası P ve S yıldızının oluşturduğu küresel üçgene, Euler astronomik üçgeni denir. Buna göre şekil 3.5’de oluşan küresel üçgene, küre yüzünde aynı büyük daire üstünde olmayan farklı üç noktayı 22 birbirleri ile en kısa yoldan birleştiren büyük daire yaylarının oluşturduğu kapalı alana Euler küresel üçgeni denir. Bu üç noktayı birleştiren ve merkez açısı 180◦ den küçük olan büyük daire yayları küresel üçgenin kenarlarıdır. Küresel üçgenin kenarlarını içine alan düzlemler arasındaki açılar, küresel üçgenin açılarıdır. Üçgenin köşe noktalarında iç ve dış açı olmak üzere böyle iki açı vardır. Üçgenin kenarları yarım daire yayından (kenarlara karşılık merkez açıları 180◦ ’den) büyük olamayacağına göre, bir küresel üçgenin açıları da 180◦ ’den büyük olamaz. Bu durumda Euler üçgeni, kenarları yarım daire yayından küçük ve iç açıları 180◦ ’den küçük olan küresel üçgendir. Euler üçgenin iç açıları toplamı düzlem üçgenin aksine 180◦ ’den büyüktür. Küresel fazlalığa ekses denir. Euler küresel üçgen çözümleri, küresel trigonometrik bağıntılardan hesaplanır. Bu anlamda sinüs, kosinüs, sinüs-kosinüs ve kotanjant teoremleri küresel üçgenin çözümünde yaygın olarak kullanılan trigonometrik eşitliklerdir. Yerin kendi ekseni etrafında döndüğünü, hızını algılayamadığımız için hissetmeyiz; yer sabitmiş gibi hissederiz. Buna karşın gök küresi ve üzerindeki yıldızları etrafımızda dönüyormuş gibi görürüz. Yıldızların bu hareketlerine günlük görünen hareket denir. Günlük görünen hareket, yer küresinin dönüşünün tersi yöndedir. Yıldızların sürekli olarak gökteki konumlarını değiştirmeleri nedeniyle yükseklik ve azimutları da değişir. Bu değişimler asla düzenli olmaz. Yıldızlar, güneş ve ay gibi gökyüzünün doğu kesiminden doğar yani ufkun üstüne çıkar, güneye doğru hareket eder ve giderek yükselirler. Meridyende en büyük yüksekliğe ulaşırlar. Meridyende en yüksekte oldukları an üst geçiş anı olarak adlandırılır. Hareketlerini batıya doğru sürdürerek git gide yüksekliklerinden kaybederler ve gökyüzünün batı kesiminden batarlar. Yıldızın günlük yörüngesi meridyene göre tam simetriktir. Yükseklik değişimi doğuşta ve batışta en hızlı olur, meridyende ise kısa bir süre hiç değişmez, burada yıldız ufka paralel gider. Bunun tersine azimut, meridyende en hızlı, doğuş ve batışta en yavaş değişir. Eğer bir gözleyici, ekvatorla kuzey kutup arasında bir yerde bulunuyorsa bir yıldızın hareketini altı durumdan biri olarak görebilir. Birinci durumda yıldızlar daima ufkun üstündedirler ve 1. düşey daireyi asla kesmezler. Gözleyicinin 45◦ ’den daha büyük enlemlerde bulunduğunda ikinci durumdaki yıldızlar daima ufkun üstünde kalırlar ancak 1. düşey daireyi keserler. Bu iki grup yıldız bulutsuz gökyüzünde sürekli olarak görülürler. Bu yıldızlar kuzey sirkumpolar yıldızlar olarak adlandırılırlar. Üçüncü, dördüncü ve beşinci grup yıldızlar doğarlar ve batarlar. Bu yıldızlar ekvatorsal yıldızlar olarak adlandırılırlar. Altıncı grup asla doğmayan yıldızlar olup, güney sirkumpolar 23 yıldızlar olarak adlandırılır (Acar, 1999). Eğer gözleyici ekvatorda ise, tüm yıldızların yollarının yarısını görür. Her yıldız ufkun üstünde ve altında eşit zaman geçirir. Eğer gözleyici kuzey veya güney kutupta olursa, kuzey yarıküresindeki veya güney yarıküresindeki yıldızlar daima ufkun üstünde olurlar. Onlar zenit etrafında dairesel hareket yaparlar. Bir yıldızın, birinci düşey daire üzerindeki azimutu 90◦ ’dir. Euler astronomik üçgeninde azimut, enlem ve rektasansiyon değerleri verilmiş ise sinüs teoremi uygulanarak; tan M = − cos a cot φ cos (z − M ) = (3.2) sin δ cos M sin φ eşitlikleri bulunur. M küresel üçgen modülü olarak bilinir. (3.2) enlemi yaklaşık olarak bilinen bir noktada belirli bir an için zenit uzaklığını veren bağıntılardır. Zenit değeri hesaplandıktan sonra, sin t = sin a sin z cos δ (3.3) eşitliğinde saat açısı hesaplanabilir. Bu bağıntılarda a = 90◦ konulursa; sin δ sin φ sin z sin t = cos δ cos z = (3.4) birinci düşey daire üzerindeki bir yıldızın saat açısı ve zenit uzaklığını veren bağıntılar elde edilir. Burada t saat açısının kuzey yıldızları için üst ve alt geçişler olmak üzere iki çözümü vardır. δ < 0◦ ise z > 90◦ olur ve dolayısı ile yıldız ufuk düzleminin altında olacağından birinci düşey daire üzerinde gözlenemez. δ > φ ise, yıldız birinci düşey daireden hiç geçmez (Müller, 1973). 3.1.3 Zaman sistemleri Zaman, evrenin temel yapı taşlarından biri olarak, içinde bir olayın veya ardışık olayların gerçekleştiği boyut şeklinde tanımlanabilir. Konum ve nitelik yönünden değiştiği bilinen ve değişimi gözlenmek istenen her olay ya da nesne için zamanın kaydedilmesi gerekir. Zamanın ölçeklendirilmesinde gözlenecek hareket, sürekli ve düzenli (değişmez) 24 olmalıdır. Bu anlamda değerlendirilebilecek bazı doğa olayları, yerin kendi ekseni etrafındaki günlük rotasyon hareketi, yerin güneş etrafındaki yıllık dolanımı, ayın yeryuvarı etrafındaki aylık dolanımı, nükleer fizikte bazı atomların temel özelliklerine dayalı fiziksel süreçlerdir. Birbirini tekrar eden iki olay arasındaki zaman farkı referans zaman ölçeğini tanımlar (Üstün, 2006). Zaman sistemleri, üç ana grup ve alt başlıklarda toplanabilir. Yıldız, güneş ve dünya zaman sistemleri yerin kendi ekseni etrafındaki rotasyon hareketine dayalı zaman sistemleridir. Bunun dışında dinamik ve atomik zaman sistemleri diğer iki grubu oluşturur. Çizelge 3.1: Zaman sistemlerinin sınıflandırılması Periyodik süreç Yerin rotasyonu Yerin devinimi Atomik titreşim Zaman sistemi Dünya zamanı (UT) Greenwich yıldız zamanı (Θ0 ) Yersel dinamik zaman (TDT) Jeosentrik koordinat zamanı (TCG) Barisentrik koordinat zamanı (TCB) Uluslararası atomik zaman (TAI) Koordinatlandırılmış dünya zamanı (UTC) GPS zamanı (GPST) Yıldız zamanı Yıldız zamanı ilkbahar noktasının saat açısıyla ölçülür. Bir yıldız günü ilkbahar noktasının bir gözlem yeri meridyeninden iki üst geçiş anı arasındaki süreye eşittir. İlkbahar noktası üzerindeki presesyon ve nutasyon etkisi nedeniyle, bu süre bir yıldıza göre tanımlanan yıldız gününe eşit değildir. Gerçek ilkbahar noktasının konumuna bağlı yıldız zamanı görünen (gerçek) yıldız zamanı olarak ifade edilir. Ekinoks denklemi ile ifade edilen nutasyon terimi, gerçek yıldız zamanından çıkarılırsa ortalama yıldız zamanı Θ, Θ = Θ − ∆ψ cos ε elde edilir. (3.5) Buna göre ekinoks denklemi ekvator dairesi üzerinde gerçek ilkbahar noktası ile ortalama ilkbahar noktası arasındaki açıya karşılık gelir. Ekinoks denklemi ∆ψ cos ε yıldız almanaklarında N ′ uzun ve N ′′ kısa periyotlu nutasyon değerleri olarak verilmektedir: Θ = Θ + N ′ + N ′′ 25 (3.6) İlkbahar noktasının konumunun presesyondan etkilenmesi nedeniyle ortalama yıldız günü yerin kendi ekseni etrafındaki bir tam dönüşünden 0s .0084 daha kısadır. Güneş zamanı Günlük yaşamımızdaki zaman kavramı güneşin görünen hareketiyle ilgilidir. Bir güneş günü, güneşin gözlem yeri meridyeninden ardışık iki alt geçişi arasındaki süreye eşittir. Güneş günü başlangıcı gece yarısı olması gerektiğinden güneşin saat açısıyla aralarında 12h ’lik fark vardır: τ = tG + 12h (3.7) Güneş ekliptik üzerinde değişen hız ve deklinasyon değerleriyle hareket ettiğinden, gerçek güneş günü yıl içerisinde farklı sürelerde gerçekleşir. Güneşe bağlı olarak ideal bir zaman birimi oluşturmak için güneşin ekvator üzerinde değişmez bir hızla hareket ettiği varsayılmalıdır. Ortalama güneş günü ekvator üzerinde sabit bir hızla dolanan güneşin gözlem yeri meridyeninden ardışık iki alt geçişi arasındaki süreye eşittir. Buna göre ortalama güneş günü 1 tropik yıl süresinin 1/(365.2422), 1 julyen yıl süresinin 1/(365.25) katıdır. Ortalama ilkbahar noktasından başlamak üzere gerçek güneşin ekliptik yörüngesinde bir tam dolanımını gerçekleştirdiği süreye tropik yıl denir. Gerçek güneş zamanı ile ortalama güneş zamanı arasındaki fark, E=τ −τ (3.8) zaman denklemi adı verilen ve yıl içinde değişen bir büyüklükle gösterilir. Astronomik dünya zamanı, Greenwich ortalama zamanı (GMT) olarak da adlandırılır. Ekvator üzerinde sabit bir açısal hızla hareket eden güneşe göre yerin kendi ekseni etrafındaki dönüşünü yansıtan bir zaman türüdür. UT0 astronomik gözlemlerden doğrudan doğruya elde edilmiş (kutup gezinimi için düzeltilmemiş) büyüklük olarak göz önüne alınır. UT1, gözlem noktasında UT0’a kutup gezinimi nedeniyle boylam düzeltmesi getirilerek bulunur. Günlük yaşam için ideal zaman ölçütüdür. UT2 yeryuvarının dönüş hızında yıllık ve yarıyıllık olarak gözlenen değişimlerin UT1’de düzeltilmesiyle elde edilir. Bilimsel amaçlar dışında pratik bir önemi yoktur (Müller, 1973). Yerin kendi ekseni etrafındaki dönüş hızının uniform (değişmez) olmaması nedeniyle UT, uzayda gök cisimlerinin konumlarının belirlenmesinde uygun bir zaman birimi 26 değildir. Güneş sisteminde gezegenlerin dolanım sürelerine dayalı olarak Newton’un hareket yasalarıyla tanımlanan dinamik zaman sistemleri kuramsal olarak değişmez niteliktedir. İlk kez 1950’de Efemeris Zamanı (ET)’nin tanımlanmasıyla kullanılmaya başlanmıştır. Efemeris saniyesi 1900 yılı Ocak 0, ET = 12h için tropik yıl süresinin 1/(31556925.9747) katıdır. 1979’da ET yerine, Dinamik Zaman (DT) kavramı kullanılmaya başlanmış; Yersel Dinamik Zaman (TDT), TAI + 32s .184 olarak tanımlanmıştır. Jeosentrik ve barisentrik koordinat sistemleriyle uyumlu olması açısından Jeosentrik Koordinat Zamanı (TCG) ve Barisentrik Koordinat Zamanı (TCB) kullanılmaktadır. Atomik zaman sistemleri Atomik zaman sistemleri astronomik olmayan zaman sistemleri olarak da bilinir. 1955’te sezyum atomunun frekans standardına dayalı çok yüksek doğruluklu zaman biriminin oluşturulmasından sonra 1967’de Uluslararası Birimler Sistemi (SI) atomik saniyeyi temel zaman birimi kabul etti. Buna göre atomik saniye; özel koşullarda sezyum 133 atomunun iki ince enerji seviyesi arasındaki geçişe karşılık gelen 9 192 631 770 kez titreşimi için geçen süre olarak tanımlamıştır. Uluslararası Atomik Zaman (TAI) jeoit seviyesinde esas zaman ölçütünü belirleyen çok yüksek prezisyonlu atomik zaman standardıdır. Bu anlamda yersel dinamik zamanın uygulamada gerçekleşmesidir. TAI dünya geneline dağılmış yaklaşık 300 atomik saatin ağırlıklı ortalamasına karşılık gelir. Atom saatlerindeki frekans kararlılığı 10−12 düzeyindedir (Aksoy, 1987). Koordinatlandırılmış Dünya Zamanı (UTC), TAI ile tanımlı uniform bir zaman sistemidir. UTC’nin TAI’den farkı sivil yaşamda kullanılan zaman birimi olmasıdır. Bu çerçevede UT ile uyumunun sağlanması için TAI’den tam sayı olarak saniyelik sapmalarla (leap second) ifade edilir. UTC’ye tam saniyelerin ne zaman ekleneceğine Uluslararası yer Dönüklük ve Referans Sistemleri Servisi (IERS) karar verir. İlke olarak |UT1 - UTC| > 0s .9 eşitsizliğinin bozulması durumunda UTC’ye 1s eklenmesi benimsenmiştir. Son düzeltme 31 Aralık 2005’de gerçekleştirilmiştir (Üstün, 2006). GPS zamanı da atomik bir zaman sistemidir. GPS uydularının zaman sistemi sürekli olması gerektiğinden UTC’den zamanla uzaklaşır. GPS saatinin başlangıç epoğu, 6 Ocak 1880 tarihi 0h ’de aynı tarihteki UTC ile eşit kabul edilmiştir. Bu tarihte UTC ile TAI arasında 19s ’lik fark GPS saati ile TAI arasındaki farka eşittir. 27 3.2 Yıldızlar ve Yıldız Katalogları Yıldızlar hakkında genel bilgiler ile yıldızlara ait gözlem anı için ortalama ve görünen koordinatların ve yıldız zamanlarının hesaplanması açısından yıldız katalogları önemlidir. Bu bölümde yıldızlar hakkında kısaca bilgi verildikten sonra, yıldız kataloglarının içeriklerinden yola çıkarak yıldız koordinatları hesabı ve zaman dönüşümleri hakkında bilgi verilecektir. Şekil 3.6: Kasım 2009 tarihinde takım yıldızların konumları (Tübitak, 2009) 3.2.1 Yıldızlar ve koordinatlarındaki değişimler Yıldızlar birbirlerine göre çok farklılıklar gösterirler. Yıldızların kendilerine has özellikleri bilindiği takdirde yıldızları tanımak, gökyüzünde bulmak ve gözlem yapmak kolaylaşır. Yıldız katalogları yıldızların görünen ve mutlak parlaklıkları, ekvator 28 sistemindeki koordinatları ve öz hareketlerinin yanısıra renkleri, yüzey sıcaklıkları, spektral sınıfları, atmosferleri, yarıçapları, kütleleri ve yoğunlukları, fiziksel ve kimyasal özellikleri gibi değişik bilgiler içerir. Bir yıldızı tanımlamanın ve onu bulmanın en kolay yolu onları gruplandırmaktır. Bu amaçla, 1922 yılında ilk genel toplantısını yapan IAU tarafından 88 takımyıldızı oluşturulmuş ve Latince isimlendirilmiştir (IAU, 2009). Şekil 3.6’da Kuzey yarım küreden görülen bazı takım yıldızları görülmektedir. Gökyüzüne bakıldığında yıldızlar irili ufaklı görünürler. Bu farklılıkta yıldızların ışık güçlerinin ve uzaklıklarının değişik olması etkilidir. Bir yıldızın ışınım şeklinde saniyede her doğrultuda 1 cm2 ’lik alana yaydığı radyasyon enerjisi miktarı görünen parlaklık olarak adlandırılır. Bir yıldızın ne kadar parlak göründüğünü ifade etmek için kadir kelimesi kullanılmaktadır. Göze göre büyüklükleri esas alınarak daha eski çağlarda yıldızlar büyüklük derecelerine ayrılmıştır. En parlak yıldız 1. derece (parlaklığı 1 kadir) olarak sınıflandırılmıştır. Görünen parlaklıkların büyüklük değeri; magnitud kelimesinden çağrışımla mag ya da mv olarak kullanılır. Şekil 3.7: Yıldızın öz hareketi Yıldızların hareketleri güneşe kıyasla konumlarındaki değişime göre tanımlanır. Bir yıldızın t1 zamanında A noktasından t2 zamanında B noktasına kat ettiği yol iki hareket büyüklüğü ile ifade edilir. Yıldızın bir yıldaki açısal hareketi olan µ öz hareket ve bu süre içindeki radyal hareketi υ radyal hız olarak ifade edilir. Bu iki hareket yıldızın gerçek hareketini tanımlar. Yıldızların yıllık öz hareketleri yıldızın konumunu belirleyen koordinatlar deklinasyon ve rektasansiyon olduğundan, öz hareketler µα ve µδ şeklinde verilir. Yıldızların yıllık öz hareketleri 0.1′′ altındadır. Radyal hızları ise 10 km/s ile 60 km/s arasında değişir. Yıldız koordinatları, güneş veya yerin sabit alındığı bir 29 koordinat sisteminde yıldızların öz hareketleri nedeniyle değişirler. Şekil 3.7 ve (3.11) bağıntılarında yıllık öz hareketlerin yıldız koordinatlarına etkisi görülmektedir (Aksoy, 1987). Bir diğer etken ise zaman kavramıdır. Ufuk sistemi ile ekvator sistemi arasındaki bağlantıyı sağlamak için zaman saptanması gerekir. Bir yıldızın bir gözlem yerinin iki üst geçişi arasındaki süre zaman birimi olarak alınabileceği gibi, uzayda konumu değişen bir gök cisminin, yerin günlük hareketi sonucu bir gözlem yeri meridyeninden iki üst veya iki alt geçişi arasında geçen sürede zaman birimi olarak alınabilir. İlkbahar noktası bir gök cismiymiş gibi düşünülürse, gök ekvatoru ile ekliptik dairesinin kesişme noktalarından birisi olan bu nokta da, yerin günlük hareketi sonucu görünüşte kendi ekseni etrafında döner ve bir gözlem yerinin meridyeninden geçişini tekrarlar. İlkbahar noktasının bir gözlem yerinin meridyeninden iki üst geçişi arasında geçen süreye bir yıldız günü denir ve zaman birimi olarak alınır. Presesyon ve nutasyon nedeni ile ilkbahar noktasının yer değiştirmesi düzgün bir hareket olmadığı için yıldız günü değişik sürelidir ve ideal bir zaman birimi değildir. İlkbahar noktası gök cismiymiş gibi düşünülürse, bir yerin meridyeninden üst geçişinde saat açısı sıfır olur. İlkbahar noktası yer ekseni etrafında dönmeye devam ederse bir yıldız günü sonra tekrar o yerde üst geçişe girer. Bu süre içinde ilkbahar noktasının saat açısı 0◦ ile 360◦ arasında bütün değerleri alır. Yani ilkbahar noktasının saat açısı bir yıldız gününde zaman biriminde 0h ile 24h arasındaki tüm değerleri almaktadır. Bu nedenle, bir gözlem yerinde yıldız zamanı, o yerde ilkbahar noktasının görünen yerinin saat açısı Θ’dır. Θ=t+α ; t=Θ−α (3.9) Yıldız zamanı gözlem yerine bağlıdır. Aynı meridyende bulunan bütün noktalar için ilkbahar noktası aynı anda noktaların ortak meridyeninden geçer. Başka bir noktanın meridyeninden ise başka bir anda geçer. Bir gözlem yerinin boylamı λ ise ve gözlem yerinin Greenwich meridyeninin doğusunda veya batısında bulunmasına göre, Θ = ΘGr + λE ; bağıntıları yazılır (Müller, 1973). 30 Θ = ΘGr − λW (3.10) 3.2.2 Yıldız katalogları Yıldız katalogları çok sayıda yıldızın değişik kullanım amaçları için belli sınıflandırmalar altında listelendiği, almanak verilerinin bulunduğu astronomik yıllıklardır. Yıldız kataloglarında, yıldızların türlerine göre katalog numaraları ve varsa evrensel isimleri, belli bir epoktaki (örneğin Julian 2000 veya Bessel 1950 gibi) koordinatları, mutlak ya da görünen parlaklıkları, spektral özellikleri ve yıllık öz hareket miktarları gibi bilgiler bulunur. Geçmişten günümüze özellikle uyduların kullanılmasında sonra daha çok sayıda yıldız hakkında bilgiler elde edilmektedir. Bunun bir sonucu olarak eski yıllarda kullanılan, 258997 yıldız içeren The Smithsonian Star Catalogue of 1966, 33342 yıldız içeren Boss’s General Catalogue (G.C.), 1535 yıldız içeren Fourth Fundamental Catalogue (FK 4) gibi Bessel 1950 epoğu için ortalama koordinatları veren kataloglar, yerini daha kapsamlı ve yüksek doğrulukta konum bilgisi içeren kataloglara bırakmıştır. Hipparcos uydusundan alınan verilerden oluşturulan, yüz binden fazla yıldız içeren ve Julian 1991.25 epoğu için ortalama koordinatları veren The Hipparcos Catalogue ile bu kataloğu baz alan ve adı geçen uydu verilerine çift renkli fotogrametrik verilerin eklenmesi sonucu astrografik katalog olarak sunulan ve 2.5 milyondan fazla yıldız içeren The Tycho 2 Catalogue günümüzde en çok kullanılan kataloglardır. Bu iki katalogla ilgili daha fazla bilgiye, Perryman vd. (1997) ve Hog vd. (2000)’den ulaşılabilir. İnternet sayesinde elektronik ortamdan yıldız kataloglarına erişim çok kolaydır (NASA, 2009). Hatta devasa bir kubbeye uzay görüntülerinin yansıtıldığı Planetarium’larda kullanılan yazılımlar bir yıldız kataloğunda sunulanlardan çok daha fazlasını verir. Çünkü bu yazılımlar gerçekçi ve gerçek zamanlı gökyüzü simülasyonudur. Üstelik veri tabanlarında sözü edilen yıldız kataloglarını barındırırlar. Örneğin ek yıldız katalogları ve bulutsu kütüphaneleri ile bir profesyonel gökbilimcinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir nitelikte olan Stellarium yazılımının içinde yer alan yıldız sayısı 120 milyona kadar çıkabilmektedir (örn. bkz. Stellarium, 2009; Pardus, 2009). Gökyüzünde bir yıldıza gözlem yapılabilmesi için, yıldızın gözlem yeri ve saati için hesaplanmış yaklaşık zenit, azimut ve yıldız zamanı değerlerinin bilinmesi gereklidir. Bu değerler gözlenecek yıldızların ve gözlem yerinin yaklaşık koordinatlarından hesaplanır. Jeodezik astronomide kullanılan optik gözlem aletlerinde, muylu ve asal eksenlerin kesim noktası ufuk koordinat sisteminin başlangıcı olarak temsil edilir. 31 Gözlem yapılacak yıldıza dürbünün yönlendirilmesi, hesaplanmış bu zenit ve azimut değerleriyle sağlanır. Yıldız gözlemlerinin asıl amacı gözlem yerinin astronomik koordinatlarını belirlemek olduğundan, enlem için birkaç yıldıza ilişkin zenit farkları, boylam için ise zaman farkı ölçülür. Gözlem zamanındaki yıldız koordinatlarının hesaplanmasında yıldız kataloglarından yararlanılır. Uygun yıldızların seçimi, ölçme yöntemine göre değişebilir. Bu konu ileriki bölümlerde daha ayrıntılı olarak açıklanacaktır. Özet olarak hangi yıldızların gözleneceği biliniyor ise ilgili katalogtan yıllık öz hareket miktarları kullanılarak; α = α0 + µα (t − t0 ) sec δ (3.11) δ = δ0 + µδ (t − t0 ) gözlem anı ekvator koordinatları bulunur. Burada; • t gözlem zamanın yıl biriminde karşılığı ve t0 katalogda yıldızın koordinatlarının verildiği epok, • µα ve µδ bir yıldızın yörüngesi üzerindeki birim zamandaki konum değişikliğinin ekvatoral sistemdeki koordinat bileşenleri, • α0 ve δ0 yıldızın katalogda verilen başlangıç anı gerçek ortalama ekvatoral koordinatları; α ve δ presesyon ve nutasyon etkisi ile birlikte düzeltilmiş gözlem anı ekvatoral koordinatlarıdır. Yıllık öz hareketler presesyon ve nutasyon ile birlikte değerlendirilir. Ancak bunların dışında aberasyon, paralaks ve refraksiyon düzeltmeleri de katalogdan enterpole edilerek alınmalı ve düzeltme olarak yıldız koordinatlarına eklenmelidir. Ayrıca astronomik almanaklar her yıl, günlük ve yıllık aberasyon, paralaks ve refraksiyon değerlerini çizelgeler halinde sunmaktadır. Bunların yanı sıra uzun süreli nutasyon dışında kısa süreli nutasyon ölçülerin değerlendirilmesi aşamasında ele alınmalıdır. Kısa süreli nutasyon terimleri; dα = dα (ψ) dψ + dα (ε) dε (3.12) dδ = dδ (ψ) dψ + dδ (ε) dε şeklinde ifade edilebilir. Bu terimler kataloglarda başlangıç zamanı epoğunda verilmekte olup gözlem anı zamanına kadar geçen süre yıl biriminden alınarak 32 hesaplanırlar. Yıldız koordinatlarının gözlem anı için kataloglardan hesaplanması hakkında kısaca bilgi verdikten sonra, Stellarium yazılımından söz edelim. Yıldız seçimi ve gözlem anı için görünen koordinatların doğrudan elde edilebilmesi yazılımın en önemli kolaylığıdır. Yukarıda söz edildiği gibi uygulama gerçek zamanlı gökyüzü simülasyonu işlevi gördüğünden yıldız görüntülerini ekrana getirme işlevini, seçilen zaman için (3.11)’ü temel alarak kendi hesaplamaktadır. Şekil 3.8’de örneğin kutup yıldızının 1 Kasım 2009 saat 21:00:00 itibariyle bir gözlem yerinden görünümü verilmektedir. Şekil 3.8: Stellarium yazılımındaki yıldız bilgileri Yıldız koordinatlarına ilişkin gerekli bilgiler, yazılımın kütüphanesinde bulunan kataloglardan alınmakta ve hesaplamalar bu bilgilere göre yapılmaktadır. Yazılımda kullanılan yıldız kataloğu, daha fazla yıldız içermesi ve yüksek doğrulukları nedeniyle Hipparcos ve Tycho 2 kataloglarının kombinasyonudur (bkz. Perryman, 2009). İstenirse başka kataloglar da eklenebilmektedir. Şekil 3.8’de görüldüğü gibi kutup yıldızının evrensel ismi ile Hipparcos katalog numarası, kadir ve mutlak parlaklığı, Julian 2000 epoğundaki yıldız koordinatları ve istenen tarihteki görünen koordinatları, saat açısı, ufuk açısı ya da azimut değeri, yükseklik açısı, tayf örneği, uzaklığı ve ıraklık açısı gibi detaylı bilgiler verilmektedir. Yıldıza ait görünen koordinatlar ile azimut ve yükseklik değerleri yazılım tarafından hesaplanmakta diğer bilgiler veri tabanındaki katalogdan 33 alınmaktadır. Stellarium yazılımının yukarıda açıklanan işlevleri yerine getirebilmesi için gözlem noktasının bilinen yaklaşık coğrafi koordinatları konum penceresinden girilerek ve ufuk koordinat sisteminin başlangıcı belirtilmelidir. Program yıldız gözlemleri sırasında kullanılacak zaman sistemi (örneğin GPS saati ile) ile senkronize edilirse yıldızların özel konumları için geçiş zamanlarında sorun yaşanmaz. Şekil 3.9 gözlem yerine göre gökyüzünün alacağı görünümü hem ufuk hemde ekvator koordinat sisteminin parametre eğrileriyle birlikte sunmaktadır (Stellarium, 2009). Şekil 3.9: Stellarium yazılımı kullanıcı ara yüzü 3.3 3.3.1 Astrojeodezik Konum Belirleme Enlem belirleme Astronomik gözlemler ile gözlem yeri enlemi, farklı yöntemler ile bulunabilir. Bu yöntemler arasından Horrebow-Talcott yöntemi detaylı bir şekilde alt başlıkta 34 açıklanacaktır. Diğer yöntemlerden ise kısaca bahsedilecektir. Enlem belirleme yöntemleri Ölçme duyarlılığı göz önüne alınacak olursa, basit hesaplama ve meridyen konumunun kesin olarak bilinmesini gerektirmeyen Sterneck yönteminden söz edilebilir. Bu yöntemde amaç, yıldızların meridyenden geçişlerinde zenit uzaklıklarının ölçülmesidir. Bu özel durum durak yeri kutup yüksekliği ile hedefteki yıldızın deklinasyonu arasında basit bağıntıları ortaya çıkarır. Dolayısıyla sadece zenit uzaklıkları ölçülerek değerlendirme kolayca yapılabilir. yöntemi olarak da bilinir. Bu nedenle yöntem, meridyen zenit uzaklıkları Zenitin güneyinden meridyeni geçen yıldızlara güney yıldızları, kuzeyinden geçenlere ise kuzey yıldızları denildiği daha önce ifade edilmişti. Kuzey yarıkürede 45◦ ’nin üstündeki kutup yüksekliklerinde, bütün kuzey yıldızları ile güney yıldızlarının bir kısmı alt geçişlerinde ufkun üstündedirler. Meridyen geçişlerinde buna bağlı olarak, güney yıldızı S1 üst geçiş, kuzey yıldızı S2 üst geçiş, kuzey yıldızı S3 alt geçiş olmak üzere sırasıyla şu bağıntılar vardır: z1 = φ − δ1 ⇒ φ = δ1 + z1 z2 = δ2 − φ ⇒ φ = δ2 − z2 z3 = 180◦ − (δ3 + φ) ⇒ φ = 180◦ − (δ3 + z3 ) (3.13) (3.13) eşitlikleri kuzey yarıkürede geçerlidir. Güney yarıkürede de benzer ilişkilerden yola çıkılabilir. Fakat φ’nin negatif sayıldığına ve gök küresinde, ekvatorun güneyinde deklinasyonların da negatif alındığına dikkat edilmelidir. Son olarak, gözlemlerde oluşan hatalar, bölümleme hatası dışında pratikte sonuca etki etmezler. Bölümleme hatası da alet dürbününün iki durumunda kuzey ve güney yıldızına gözlem yapmak koşuluyla giderilebilir. Bir diğer yöntem olan Sirkum-meridyen zenit uzaklığı yönteminde temel amaç yıldız çiftleri yerine, bir yıldıza dürbünün iki durumunda gözleme yapmaktır. Bu durumda yıldız her iki gözlemede tam meridyende bulunmaz. Meridyen geçişinden biraz daha önce veya biraz daha sonraki bir konumda olduğundan bu ismi almıştır. Meridyen yakınında yıldızın zenit uzaklığı, meridyen geçişindekine kıyasla biraz büyük olacaktır. Bu durumda ölçülen zenit uzaklığından meridyen zenit uzaklığını bulmak için gözlem zamanının bilinmesine gerek vardır. Gözlem anındaki yıldız zamanından yıldızın saat açısı bulunur. Gözlem saat açısı yardımı ile ölçülen zenit uzaklığından, meridyen zenit 35 uzaklığını hesaplamak için kolay formüller geliştirilmiştir. Meridyen zenit uzaklığından, basit bağıntılar ile kutup yüksekliği bulunur. Yıldız meridyene ne kadar yakınsa, meridyen zenit uzaklığına indirgeme işlemi o kadar kolay olur. İndirgeme işlemlerini kolaylaştırmak için uygun yardımcı çizelgeler düzenlenmiştir (Müller, 1973). Sirkum-meridyen zenit uzaklığı yöntemine belli ölçüde yakın olan diğer bir yöntem de Polaris yöntemidir. Polaris kuzey gök kutbuna çok yakın olduğundan, her zaman gözlem yeri meridyeni civarındadır. Polaris’in yükseklik açısı kutup yüksekliğinden en çok 10′ farklıdır. Bu yöntemin üstün yönü, yerin kuzey yarıküresinde Polaris’in her zaman görülebilmesidir. bile gözlenebilir. Hava kapalı değilse, her zaman hatta gün ışığında Polaris çok yavaş hareket ettiğinden ve devamlı görüş alanında kalacağından dürbünün her iki durumunda birkaç gözlem yapılabilir. Yöntem özellikle kuzey enlemlerde, yani kutup yıldızının çok yüksekte görüldüğü yerlerde tavsiye edilir. Ancak çok yüksek prezisyona ulaşılmak isteniyorsa orta enlemlerde bile artık uygun değildir. Çünkü büyük zenit uzaklıklarında refraksiyon etkileri oldukça kuvvetlidir ve bu sakınca enlemin küçülmesi ile çok çabuk artar güney yarıkürede benzer olarak (σ) Octantis kullanılır durumda olsa da bu yıldız çok daha sönüktür (Acar, 1999). Enlem tayini için bir başka yöntem Struwe yöntemidir. İki yıldızın düşey orta çizgiden geçiş zamanları okunmuşsa, her iki yıldız da gözlemde birinci düşeyde, yani meridyene dik düşey dairede fakat birisi doğuda, diğeri batıda ise, o zaman okunan geçiş zamanlarından çok uygun bir yolla enlem hesaplanabilir. En uygunu, her iki yıldızın bu geçişlerinin kısa zaman aralığında birbirini izlemesidir. Bu yönteme veya bunun özel hali olan, aynı yıldızın daha uzun zaman aralığında yapılabilen, birinci düşeyin önce doğu sonra batı yarısından geçişinin gözlendiği yönteme Struwe yöntemi denir. Bu yöntem kutup yüksekliği tayini için çok kullanılmıştır. Düşey dairelerden geçiş gözlemeleri yerine, ufka paralel dairelerden özel deyimle almukantaratlardan geçişler de gözlenebilir. Enlem tayininde uygulanan Pewsow yöntemi, iki yıldızın kısa zamanda birbiri ardına aynı Almukantarattan geçişlerinde, yani eşit zenit uzaklıklarında zamanların ölçülmesine dayanır. Bu yöntemde, böyle bir yıldız çiftinin her iki yıldızı birinci düşeye göre simetrik ve meridyene çok uzak olmamak üzere aynı zenit uzaklığına ulaşıyorlarsa, enlem özellikle iyi tayin edilir. O halde burada yıldızlardan birisi kuzey yıldızı, diğeri ise güney yıldızı olacaktır. Dürbünün yüksekliği her iki yıldızda da aynı kalır. Ancak bir yıldızdan çiftin diğer yıldızına, 36 aletin asal eksen etrafında döndürülmesi esnasında dürbün gözleme ekseninin gerçekten aynı almukantaratı gösterdiğinden emin olmak için dürbün durumu, muylu eksene sabitlenen ve Horrebow düzeçleri denilen çok duyarlı düzeçlerle kontrol edilir. Her çiftin gözlenmesi ile kutup yüksekliği noksansız olarak tayin edilir. Eksen eğikliğindeki değişim düzeçle ölçülür. Kullanılan saatin saat düzeltmesi değişmezliği, her iki yıldıza gözlemede geçen kısa zaman aralığı için sağlanmalıdır. Değerlendirme oldukça basittir. En önemli nokta, gözleme zamanlarından başka, eğiklik değişimlerinin de hesaba katılmasıdır. Buna karşılık söz konusu yıldız çiftlerinin seçimi biraz zordur. Yıldızlar en iyi şekilde çizimsel bir yönteme göre seçilir ve önceden de söylendiği gibi kuzey yıldızları daha az sayıdadır (Müller, 1973). Horrebow-Talcott yöntemi • Yöntemin esasları Bu yöntem temel olarak, kısa sürelerle, birisi zenitin güneyinden, diğeri zenitin kuzeyinden meridyeni geçen ve bu arada yaklaşık aynı zenit uzaklığına sahip olan iki yıldızın gözlenmesi esasına dayanır. Yıldızlardan biri dürbünün bir durumunda, ikincisi ise diğer durumunda gözlenir. Fakat kısa zamanda birbiri ardına tam eşit zenit uzaklıkları ile meridyenden geçen iki yıldızın bulunması güç olduğu için, dürbün her iki yıldızın zenit uzaklığının ortalamasına uygulanır ve yıldızlardan her birinin meridyenden geçişlerinde mikrometrenin hareketli ölçü çizgisi ile çakıştırılır. O halde mikrometre ile her iki yıldızın zenit uzaklıkları farkı ölçülmektedir. Mikrometrenin ne kadar döndürüldüğünü bulmak için tam devirler görüş alanındaki skalada, askatları ise mikrometre tamburunda okunur. Mikrometre tamburunun okunmasına yarayan oküler, Kern DKM 3-A’da çok rahat okunabilecek bir durumda, dürbün okülerinin altında bulunur. Bu arada mikrometre çizgisinin; basit bir hareketle seçime göre ufka veya düşeye paralel getirilebileceğinin söylenmesi yerinde olur. Buna göre oküler levhası, sonuna dayanıncaya kadar sağa döndürülürse, mikrometre çizgisi düşeye paralel, eğer sonuna kadar sola döndürülürse, ufka paralel olur. Birinci yıldızın gözlenmesinden sonra, alidat 180◦ döndürülmelidir. Dürbün gözleme ekseninin gene aynı zenit uzaklığını gösterdiğinin, yani düşeye göre aynı açıyı yaptığının kontrolü için, bu yönteme göre adlandırılan ve ilk defa bu yöntemde uygulanmış olan Horrebow düzeci kullanılır. Zamanın okunmasına gerek yoktur. Saat sadece yıldızların ne zaman geçişte olacaklarını bilmek için kullanılır. Bu yöntemde en önemli yardımcı alet mikrometredir. 37 Vidanın dişli mili kusursuz tıraş edilmiş olmalı, hiç bir periyodik ve hiçbir düzensiz vida hatası bulunmamalıdır. Bu husus günümüzde sağlanabilir ve önceden denetlenebilir. Aynı şekilde Horrebow düzeci de kusursuz ve yeterince duyarlı olmalıdır. Presizyonu artırmak için çoğu kez birbirine paralel düzeçlerin kullanıldığı da olur (Müller, 1973). Daha ayrıntıya girilirse bu yönteme ilişkin şu noktalar söylenebilir; Aletin kurma ve kendi öz hataları sonucu, Horrebow düzecindeki okumalar alidat 180◦ döndürüldükten sonra, çok farklı olabilir. Hatta kabarcık ortadan çok kaçtığı için, düzecin hiç okunamaması durumu bile olağandır. Bu durumda dürbünün düşey az hareket vidası ile kabarcığın yaklaşık olarak yıldız çiftinin birinci yıldızdaki okuma durumuna gelmesi sağlanır. Horrebow düzeci eksene tespit edilmiş olduğu ve eksen de dürbünle birlikte hareket ettiği için, düzeçteki aynı okuma dürbün gözleme ekseninin aynı doğrultusuna, yani aynı zenit uzaklığına karşılık olur. Düzeç okumaları her iki dürbün durumunda çok az farklı olsalar bile, gene düşey az hareket vidası ile ikinci yıldızda da birinci yıldızdaki okumanın sağlanmasına çalışılır. Bu şekilde düzecin ve düzeç için alınan pars değerinin de hatalarından sakınılmış olur. Hiç bir suretle, bir yıldız çiftinin gözlenmesi sırasında düzeç düzenleme vidası ile oynanmamalıdır. Bu vida sadece yıldız çiftinin ortalama zenit uzaklığının dürbüne uygulanmasından sonra, Horrebow düzeci muylu eksene sabitlendiği zaman kabarcığın ortaya getirilmesi için kullanılır. • Yıldız çiftlerinin seçimi Gözlemlere başlamadan önce bu yöntem için özel yıldız çiftlerinin seçimi oldukça güçtür. Bunun nedenlerine bakılırsa, ilk olarak refraksiyon anomalileri nedeniyle, seçimde zenit uzaklığı 30◦ ’den küçük veya buna eşit olan yıldızlar alınır. Yıldızlar φ − 30◦ < δ < φ + 30◦ şartını sağlamalıdır. Yüksek deklinasyonlu yıldızlar alçak deklinasyonlu olanlardan daha az sayıda oldukları için, yüksek deklinasyonlu yıldızlara öncelik tanınır. Öngörülen zaman için deklinasyon δ1 > φ için, z1 = δ1 − φ olan bir yıldız bulunmuşsa, yakın rektasansiyon değerlerinde δ2 < φ için, z2 = φ−δ2 olmak üzere, z1 ’den en fazla 20′ farklı olan bir ikinci yıldız aranır. 20′ , görüş alanının yaklaşık olarak yarıçapı büyüklüğüdür ve hareketli çizgi ile taranabilen mikrometre alanına da uygundur. Bundan dolayı ikinci yıldız için ön şart, δ2 = 2φ −δ1 ∓20′ olmalıdır. İkinci yıldızın rektasansiyonu α2 , birinci yıldızın rektasansiyonu α1 ’den hiç bir koşulda 4m daha az ve 30m daha fazla farklı olmamalıdır. Bunun nedeni, alt sınır için çiftin birinci yıldızı gözlendikten sonra, aleti azimutta 180◦ döndürmek, gereğinde Horrebow düzecinin bir önceki düzeç okumasına 38 getirilmesi için gerekli düşey az hareketi yaptırmak ve ayrıca ikinci yıldızın zamanında görülebilmesi için geçen zaman olarak düşünülmektedir. Üst sınır ise oldukça serbesttir. Fakat aletin ve kurulma durumunun değişmezliğini sağlamak gerekir. Ayrıca birden fazla yıldız çiftine gözlem yapılacağı düşünülürse fazla zaman kaybedilmek istenilmez. O halde genellikle rektasansiyonları az farklı olan yıldızlar tercih edilir. Fakat böyle bir tercih için bir güçlük yoksa en uygunu zenit uzaklıkları birbirinden az farklı yıldızlar alınmalıdır. Çünkü böylece mikrometrenin dişli milinin küçük bir kısmı kullanılacaktır. Bu durumda milin gittikçe artan hatası ile olağan hatalı tambur değerinin etkisi de az olur. Bu prensiplere göre yıldızlar seçilir ve bir listeye yazılır (Carter, 1965). • Gözlemlerin yapılışı Durak yeri için gerekli ön hazırlıkların yapılmasından sonra, alet noktaya tespit edilir. Alet düzeçlendikten sonra genelde Polaris yardımıyla yatay daire, dürbün kesin olarak meridyene girecek şekilde yöneltilir. Yöntemin özelliği ile ilgili Harrebow düzeci alete takılı olmalıdır. Bu aşamada mikrometrenin hareketli çizgisinin de ufka paralel olması gereklidir. Horrebow düzecinde düzenleme vidaları ile kabarcıkların ortalanmasına ve pars değerleri bilinen her iki düzeçte de kabarcıkların aynı durumda olmalarına çalışılmalıdır. Pars değeri, Horrebow düzeci eksene iyice sıkıştırıldıktan sonra düşey az hareket vidası ile dürbün küçük miktarlarda sistematik olarak değiştirilip her defasında düşey daire ile Horrebow düzeci okunursa bu okumalardan hesaplanabilir. Bir tambur deviniminin revolüsyon değeri de doğru olarak bilinmelidir. Revolüsyon değeri R olmak üzere, aletin ufukta bir hedefe yöneltilip, düşey daireye paralel olması gereken hareketli ölçü çizgisi tam 5’e getirilir, tambur bölümü sıfırdır. Hedef işareti ve ölçü çizgisi çakıştırılarak yatay daire okunur. Ölçü çizgisi 15’e gelinceye kadar dişli mil 10 revolüsyon döndürülür. Tambur bölümü yine sıfır olmalıdır. Hedef işareti ikinci defa ölçü çizgisiyle çakıştırılır ve yatay daire yine okunur. Bu aşamada yatay daire okuma farkları ∆a olmak koşuluyla, R = 0.1 ∆a bağıntısından saniye biriminde revolüsyon değeri bulunur. Gözlemeler bundan sonra şu sırada yapılabilir; dürbün tam meridyene yöneltilir, oküler konumu not edilir. Dürbüne yıldız listesine göre uygun ilk yıldız çiftinin ortalama zenit uzaklığı uygulanır. Yıldız çiftlerinden ilk yıldızın güney veya kuzey yıldızı olduğuna dikkat edilmelidir. Bundan sonra Horrebow düzeci eksene iyice takılır ve kolayca görülebilen düzenleme vidası ile kabarcık ortaya getirilir. Yıldız görüş alanına girince, 39 aydınlatma yıldız parlaklığına uydurulur ve mikrometre çizgisi kabaca uygulanır, hatta görüş alanındaki skaladan mikrometrenin tam devinim sayısı okunur ve kaydedilir. Bunun için yaklaşık değer yıldız listesinden de alınabilir ya da 10 ∓ (∆z ′′ /200′′ ) bağıntısından hesaplanabilir. Yalnız önceden çizgilerde yıldızın 10’dan büyük mü, yoksa 10’dan küçük bir sayıda mı görüleceği düşünülmelidir. Bu durum, kuzey yıldızının mı yoksa güney yıldızının mı daha büyük zenit uzaklığı olduğuna ve güney yıldızının okülerin batıda veya doğuda iken gözlenmesine bağlıdır. Şimdi Horrebow düzeci, okunur ve mikrometre çizgisi ardı ardına, birinci ve sonuncu uygulamalar orta çizgiden uzaklığı bilinen ve buna göre simetrik noktalarda olmak üzere yıldıza üç uygulama yapılır. Üç tambur okuması yazılır. Tekrar Horrebow düzeci okunur. Sonra asal eksenin bağlama vidası gevşetilir ve alidat tam 180◦ döndürülür. Asal eksenin sıkıştırılmasından sonra az hareket vidasıyla tam meridyen doğrultusu sağlanır. Horrebow düzeci, çiftin birinci yıldızında olduğundan değişik bir değer gösteriyorsa, yaklaşık olarak aynı okumayı sağlayıncaya kadar dürbünün düşey az hareket vidası döndürülür. Çiftin ikinci yıldızının dürbün görüş alanına girmesi uzunca bir süre beklemeyi gerektiriyorsa ki bu yıldız listesinden görülebilir, bu halde gerektiğinde yıldızın gelişinden hemen önce düşey az hareket vidası ile ikinci bir düzeltme yapılır. Fakat hiçbir surette çiftin yıldızlarının gözlenmesi süresince düzeç düzenleme vidasına dokunulmamalıdır. Yıldız görüş alanına girince çiftin birinci yıldızında olduğu gibi aynı işlemler tekrarlanır, mikrometre çizgisi bu defa 10 revolüsyon çizgisinin diğer tarafında olacaktır. Bütün mikrometre okumaları ve düzeç okumaları yapıldıktan sonra, Horrebow düzecinin vidası gevşetilir, son durumdaki oküler konumunda takip eden çiftin ortalama zenit uzaklığı alınır (Müller, 1973). • Gözlemlerin değerlendirilmesi Kısa süreli nutasyon etkisi (3.12) eşitliklerinden hesaplanarak yıldızların gözlem anı koordinatlarına eklendikten sonra gözlemlerin değerlendirilmesi, okunan mikrometre değerleri ile hesaba katılacak hata denklemlerinden ibarettir. Bu bağıntı; φ= ( ) ] 1[ (δS + δN ) ± M E + M W ± (nE + nW ) P0 ± (rS − rN ) 2 (3.14) şeklindedir. Buradaki terimleri ise; • δS + δN , yıldız çiftlerinin gözlem anındaki deklinasyonlarının toplamıdır. Deklinasyonlar yıldız kataloglarından hesaplanmaktadır. 40 • M E + M W , okülerin doğu ve batı konumunda yapılan mikrometre okumalarıdır. Bu değer iki türlü ele alınabilir. Birincisinde, eğer sadece orta çizgide bir uygulama yapılmışsa revolüsyon değeri R olmakla birlikte; ME = mE R , M W = mW R olarak alınır. İkincisinde eğer orta çizgide ve orta çizginin sağında ve solunda uzaklığı bilinen çizgilerde de uygulama yapılmışsa bunların ortalaması; ME = mE R , M W = mW R olarak alınır. Ayrıca orta çizgiden F odak uzaklığındaki bu çizgilerde gözlem yapılmışsa; ( ) x = F 2 tan δ /2ρ′′ düzeltmesi orta çizgi dışındaki mikrometre okumalarına eklenerek hesaba katılır. • (nE + nW ) P0 , nE ve nW okülerin doğu ya da batıda olmasına göre Harrebow düzecinin kabarcık okumalarıdır. P0 düzecin pars değeridir. Eğer iki düzeç kullanılmışsa ortalamaları alınır. • rS − rN , refraksiyonun etkisi bu terimle hesaba katılmalıdır. Normal refraksiyon esas alındığında, zm yıldız listesinden alınan, yıldız çiftlerinin ortalama zenit uzaklıkları olmak üzere ve zenit farkları dakika biriminde alınmak koşuluyla; ] [ (rS − rN ) = 2 0.008749′′ (zS − zN ) sec2 zm eşitliği ile hesaplanabilir. Bu şekilde her yıldız çifti için hesap yapılır ve bulunan enlem değerlerinin ortalamaları alınır. Prezisyonu arttırmak için beş ya da daha fazla yıldız çiftine gözlem yapmak gerekir. 3.3.2 Boylam belirleme Zaman tayini belli bir saat zamanına karşılık yerel zaman ile bilinen saat zaman farkı düzeltmesinin belirlenmesidir. Öyle ki bir yerin yıldız zamanı astronomik yoldan tayin 41 edilmişse, bulunulan o yerin boylamı ΘGr = Θ + λ eşitliğinden bulunabilir. Yıldız ne kadar hızlı hareket ederse prezisyon o kadar yüksektir. Zaman tayini ile ilgili birden fazla yöntem kullanılabilir. Bu yöntemlerden Zinger yöntemi aşağıda açıklanacaktır. Diğer yöntemlerden ise kısaca bahsedilecektir. Zaman ölçme yöntemleri Düşük prezisyonlu bir yöntem olarak, Kwee-Van Woerden yöntemi astronomlar tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemde ışık eğrisinden ışığa karşılık gelen zamanı saptamak için sadece yıldızın ışık eğrisinde minimuma girdiği ve minimumdan çıktığı kısmının alınması yeterlidir. Durak noktasının enlemine ve başka bir hesaba gerek kalmadan saat düzeltmesi belirlenebildiği Simetrik gözlemelerle zaman tayini yönteminde ise, bir yıldızın görünen günlük yörüngesi her yerde o yerin meridyenine göre simetriktir. Dolayısı ile bir yıldız meridyenin doğusunda ve batısında meridyenden eşit uzaklıklarda eşit zenit uzaklığı altında görülür. O halde yıldızın sabit bir zenit uzaklığında yani simetrik konumunda UE ve UW zamanları gözlenmiş ise, yıldızın meridyenden üst geçiş zamanı 2 U = UE + UW olur. Ayrıca ∆U = α − U ile saat düzeltmesi hesaplanabilir. Yıldızların azimutu en hızlı meridyende değiştiğinden, zaman tayini için yıldızların meridyenden geçişlerinin gözlenmeleri uygundur. O yüzden bu açıklanacak yöntemin adı meridyen yöntemidir. Meridyende gerekli elemanlar arasında çok basit ilişkiler olduğu için, yöntem kullanışlıdır. Saat açısı meridyende sıfır olduğundan meridyenden geçişte yıldız zamanı yıldız rektasansiyonuna eşittir. ∆U = α − U olduğundan α rektasansiyon bilindiğinden saat düzeltmesi bulunur. Meridyen yönteminde çok sayıda yıldız gözlenmesi zorunluluğundan aletin uzun süre aynı şartlarda kalması ve meridyen doğrultusuna hatasız yöneltilmiş olmalıdır. Bu zorlukları basite indirgemek için yıldızın kutup yıldızının güneyinden geçişi gözlenerek de zaman tayini yapılabilir. Bu yöntem Döllen yöntemi olarak bilinmektedir. Burada amaç yıldızların meridyen geçişlerinde değil kutup yıldızının düşey dairesinde gözlem yapmaktır. Diğer tüm koşullar meridyen yöntemiyle örtüşmektedir. Diğer bir yöntem olan birinci düşeyde zenit uzaklıkları yöntemi, zenit uzaklıklarının birinci düşey daire yakınında gözlenmesine dayanmaktadır. Burada amaç azimut değerleri birinci düşey dairede dik ve doğrusal değerde olduğundan yıldızlar buradan 42 geçişte hızları maksimum olur. Kullanılan saatin verdiği zaman doğru kabul edildiği takdirde saat düzeltmesi ile gözlem yeri yıldız zamanına dönüşüm için verilen λ0 boylamından, λ düzeltilmiş boylamı bulunabilir (Müller, 1973). Zinger Yöntemi Zamanı düşey dairelerden geçişlerde belirlemek yerine, ufuk dairesine paralel dairelerden, almukantaratlardan geçişlerde belirlemek de mümkündür. Yıldızın almukantarattan hızlı geçmesi halinde gene iyi sonuçlar alınır. Daire bölüm hataları ve refraksiyonun zaman tayinine tam büyüklükleri ile etkili oluşları, Zinger yönteminde iki yıldızın aynı almukantarattan geçişlerinin gözlenmesi yoluyla ortadan kaldırılır. Her iki yıldız da aynı zenit uzaklığında bulunacaklar, o halde refraksiyonun aradaki değişimleri dışında aynı refraksiyon değeri söz konusu olacak ve açı okumaları yani daire bölümleri kullanılmayacaktır. • Yıldız çiftlerinin seçimi Gözlemlerin yapılışından önce ön şartlı yıldızlar seçilmelidir. Bir çiftin iki yıldızı, belki 5 dakika ara ile birbiri ardından kısa sürede geçmeli, ayrıca rahatça yöneltme yapabilmek ve her ikisini de iyi gözleyebilmek için aynı zenit uzaklığında olmalı ve bunlar meridyene göre simetrik ve birinci düşeye yakın olmalıdır. Burada önce gözleme yapılacak Θ yıldız zamanı için meridyene göre simetrik ve zenit uzaklıkları aynı olan, yani tE = −tW ve δE = δW olan yıldızlar seçilir. Bu şartlar tam sağlanamayacağından, her iki yıldızın deklinasyon farklarının küçük olması, yani ∆δ < 2◦ olması gözetilir. Ayrıca ilk şarta uymak için [2 Θ = αE + αW ] alınır. Bunlardan başka, öngörülen Θ zamanında her iki yıldız da birinci düşey yakınında bulunmalı ve bu arada refraksiyon anomalileri nedeniyle çok büyük zenit uzaklığında olmamalıdır. Pratik olarak zenit uzaklıkları yaklaşık 20◦ ile 40◦ arasında alınır. • Gözlemlerin yapılışı Gözlemlerde yıldız zamanı saati için bir saat ayarı yapılmalı ve yatay daire yöneltilmelidir. Ayrıca, Horrebow düzecinin takılmasına ve hareketli ölçü çizgisinin yataya paralel olmasına dikkat edilmelidir. Bir kronograf ve zaman işareti için el GPS kullanılabilir. Yazıcı ilk yıldızın zenit uzaklığını ve azimutunu söyler, gözleyici her iki değeri alete uygular, Horrebow düzecini eksene sıkıştırır ve düzeltme vidası ile kabarcığı hassas bir biçimde ortalar. Hareketli çizginin yıldızın beklendiği yere, 43 yani 8 veya 12’ye getirilmesi uygun olur. Yıldız görüş alanına girince, alan aydınlığı yıldızın parlaklığına uydurulur. Gecikmeden Horrebow düzeci okunur ve isteniyorsa, kolimasyon düzecinin kabarcık uçlarının çakıştırılmasından sonra, düşey daire de okunur. Rüzgarsız havalarda Horrebow düzeci yeterlidir. Fırtınalı havalarda ise düşey daire okuması ihtiyacı karşılar. Kronograf çalıştırılır ve yıldız ölçü çizgisine gelir gelmez 4 revolüsyonda izlenir. Yıldızın, 10 çizgisini geçmesi anını gözleyicinin söylemesi tavsiye edilir. Doğru yıldızın gözlendiğini kontrol amacı ile yazıcı bu zamanı not eder. 4 revolüsyondan sonra düzeç ve istenirse düşey daire tekrar okunur, kronograf geçici olarak durdurulur. Asal eksen bağlama vidası gevşetilir, alidat 180◦ döndürülür ve azimut bu çiftin ikinci yıldızına uygulanır. Düşey az hareket vidası ile Horrebow düzecini bir evvelki okumayı göstermesi veya gereğinde düşey dairenin bir evvelki değere getirilmesi sağlanır. Gene gecikmeden Horrebow düzeci ve kolimasyon düzeci ortalandıktan sonra düşey daire okunur. İkinci yıldız, görüş alanında birinci yıldızın kaybolduğu tarafta görünecek ve hareketli çizgiye, birinci yıldızın son bulunduğu yere, yani yaklaşık olarak düşey orta çizgiye göre simetrik duruma gelecektir. Kronograf zamanında çalıştırılır ve yıldız tekrar 4 revolüsyonda izlenir. Bu defa mikrometre birinci yıldızdakine nazaran ters yönde çevrilmelidir. Sonra tekrar Horrebow düzeci ve kolimasyon düzeci kabarcıkları ortalandıktan sonra düşey daire okunur, kronograf durdurulur ve böylece ilk çiftin gözlenmesi bitirilmiş olur. Horrebow düzeci, muylu eksen ve asal eksen vidaları gevşetilir ve alete ikinci çifti n birinci yıldızına ait değerler uygulanır. Bu çiftin gözlenmesi de bir evvelki gibi yapılır (Müller, 1973). • Gözlemlerin değerlendirilmesi Gözlemlerin değerlendirilmesi şu şekilde yapılır. Öncelikle kısa süreli nutasyon etkisi (3.12) eşitliklerinden hesaplanarak yıldızların gözlem anı koordinatlarına eklenir. Daha sonra gözleme zamanına ait düzeltmeler, 2 (∆z) = zW − zE gözlenen zenit farklarını, 2a = aW −aE azimut değeri farklarını ve b yarım kontak şeridi genişliğini vermek üzere; −∆z cos φ sin a b ∆θ2 = cos φ sin a ∆θ1 = 44 (3.15) bağıntısından hesaplanıp, gözleme zamanına eklenir. Buradan; ∆θ = −t0 + t̄ − ∆θ1 − ∆θ2 + (0.021s ) cos z ∆θ = −t0 + t̄ + ∆z − b + (0.021s ) cos z cos φ sin a (3.16) gözleme zamanı farkı düzeltmeleriyle bulunur. Böylece hesaplanan saat düzeltmesi, gözleme yerinin yaklaşık olarak alınan λ0 boylamının düzeltmesi olarak, λ = λ0 − ∆θ (3.17) bağıntısıyla hesap edilir. Prezisyonu arttırmak için beş ya da daha fazla yıldız çiftine gözlem yapmak gerekir. 3.4 Astrojeodezik Konum Belirlemede Kullanılan Ölçme Sistemleri Astronomik aletler genellikle enlem, boylam ve azimut belirlemelerinde kullanılır. Gözlem aletleri gözlem evlerinde ya uzun süreli olarak ya da açık alanlardaki noktalarda kısa süreli kurulur. Astronomik ölçmelerde kullanılan aletlerin ufuk sistemine uygun olarak çalışabilmeleri için, eksenleri bu sisteme göre yöneltilirler. Bunlara teodolitler veya üniversal aletler denir. Teodolitleri ufuk sistemine uygun olarak kurabilmek için, düzeçlerden yararlanılır. Bu düzeçlerin, teodolitin istenen konumdan ayrılmasını da yeterli hassasiyette ölçmeyi sağlamaları şarttır. Bu özellikleri içeren astronomik ölçme aletleri için, astronomik Kern DKM 3-A üniversal teodolit (Kern, Arau, Switzerland), astronomik Wild T4 üniversal teodolit (Wild, Heerbrugg, Switzerland), jeodezik-astronomik Theo 002 üniversal teodolit (Jenoptik, Jena, DDR), Wild T3 astrolob, Zeidd N2 Level with Prism Astrolob (CarI Zeiss, Oberkochen) optik aletleri ve son zamanlarda kullanılan taşınabilir zenit kameraları TZK1-2-3 ve DIADEM (GGL) (Ins. f. Theor. Geod. Univ. Hannover) bazı örneklerdir. 3.4.1 Optik-mekanik sistemler Astronomik bir teodolitin dürbünü, yeter sayıda yıldızı gözlemeye elverişli ve yıldızların görüş alanının her yerinde kusursuz yani nokta şeklinde keskin ve net görüntülerini 45 sağlayacak iyi ve aydınlık bir optik sistem ile donatılmalıdır. Ayrıca dürbünün görüş alanında, yıldızlara gözlemi sağlayacak, birbirine dik ince gözlem çizgilerinden oluşan ölçme işaretleri bulunmalı ve çizgilerin gece de yıldızlarla birlikte görülebilmesi için görüş alanı aydınlatma olanağı sağlanmış olmalıdır. Açı dairelerinin ve düzeçlerin okunabilmesi için de ışıklandırma gerekir. Bu özelliklere sahip optik-mekanik olarak dizayn edilmiş çeşitli teodiletlerin isimleri yukarıda verilmiştir. Bunlar içinde Kern DKM 3-A üniversal teodoliti tanıtılacaktır. Şekil 3.10: Kern DKM 3-A üniversal teodoliti Kern DKM 3-A üniversal teodoliti hassas astronomik ölçmelerde yer, zaman ve azimutun tayin edilmesi için ve ayrıca, dağlık arazilerde güç şartlar altında yanına varılabilen istasyonlarda başarılı bir şekilde kullanılabilir. Kern DKM 3-A aletinin diğer özelliklerini şöyle sıralayabiliriz. Aletin kendinde, tesviye için sınırlı bir hareket olanağı olduğu için, alet kurulurken ilk olarak sehpanın veya altlığın küresel eklem başlığı, küresel düzeç kabarcığı ortalanıncaya kadar kaydırılır. Tesviye düğmeleri, amaç dışı hareketlerle herhangi bir şekilde döndürülmemesi için üstleri bir kapakla (emniyet kapağı) korunmuştur. Yaklaşık olarak aynı yükseklikte bir koruyucu kapak altında da bölümlü dairenin hareket düzeni bulunmaktadır. Bu düzenin istenmeyen şekilde çalışmasını önleyen bir emniyet kapağı açıldıktan sonra, yatay daire, genel az hareket vidaları ile yöneltme yapılabilir. Yani, istenen bir okuma değeri üzerine getirilebilir. Alidat genel bağlama ve az hareket vidaları yan yana ve birbirlerine yakın olarak bulunmaktadırlar. Bunlar büyüklük ve şekil yönünden birbirlerinden kolayca ayırt 46 edilebilmekte ve sağ elle kolayca çalıştırılabilmektedir. Muylu eksenin diğer ucuna Horrebow düzeci yerleştirilebilir. Bu düzeç, bölüm çizgileri okülerin ucundan kolayca okunabilen, birbirine paralel iki düzeçten oluşmaktadır. Kern DKM 3-A üniversal teodoliti ile ilgili teknik bilgilere Kern-Swiss (1978)’den ulaşılabilir. Muylu eksen üzerine, gerektiğinde, doğrudan doğruya alidat üstüne oturtulan bacaklı düzeç konulabilir. Bu düzeç yalnız bir doğrultuda yerleştirilebilmekte ve bu durumda, sıfır çizgisi okülere dönük tarafta bulunmaktadır. Bu da düzecin sıfır çizgisi yerinin not edilmemesi halinde asal eksen eğikliğinin ölçülmesinde kolayca doğabilecek artı eksi işaret yanlışlığının önüne geçilmesinde bir üstünlük sağlar. Her durumda yıldızın kolaylıkla izlenebilmesi için özellikle ışıklandırma düzenine dikkat edilmiştir. Işıklandırma için ihtiyaç duyulan 3 voltluk gerilim, ya kullanışlı kuru pilli batarya kutularından ya da akümülatörlerden sağlanabilir. Bölümlü dairelerin ışıklandırma düzeni, 2.5 V / 0.2 A’lik bir priz ile ayarlı dirençten oluşur (Müller, 1973). Kern DKM 3-A üniversal teodolitini öne çıkaran en önemli özelliklerden biri oküler içine yerleştirilmiş kişiden bağımsız mikrometrenin bulunmasıdır. Bu mikrometre, yıldızların geçişleri sırasında farklı gözlemcilerden dolayı oluşan hataları en aza indirir. Ayrıca gözlemler sırasında mikrometre okumaları bu özel donanım ile yapılır. Boylam gözlemlerinde mikrometre üzerine yerleştiriliş olan kontak şerit ile alete bağlı kronografa zaman kaydettirilir. Ayrıca zaman sinyallerinin 0.01s ve daha yüksek hassasiyette alınabilmesi için bir kronografa (zaman kaydedici) ihtiyaç vardır. Kronograflar genel olarak saatlerin saniye vuruşları, zaman sinyalleri ve mikrometre kontaklarının kaydedilmesinde kullanılır. Kaydedici düzenlerine göre kronograf1ar, bantlı, kağıt şeritli, trommelli ve silindirli kronograf tipleri vardır. Çok sayıda sinyal işaretinin okuma şablonu yardımı ile ölçülmesi yorucu ve hata yapma olasılığı fazladır. Bu nedenle, gözleyiciden, saatten ve zaman işaretinden gelen sinyalleri o anda yürüyen bir kağıt şerit üzerine basan baskı kronografları imal edilmiştir. Bunlardan biri Omega OTR-6 kronografıdır (Omega, 1980). Üzerinde aynı zamanda analog saat bulundurması yıldız zamanını kontrol etmek için elverişlidir. Bunun yanı sıra 0.01s hassasiyette bulunan baskı mekanizmasının sıfırlanması için GPS saatinden yararlanılabilir. 47 Şekil 3.11: Omega OTR-6 Kronografı 3.4.2 Sayısal sistemler Teknolojik gelişmeler jeodezik astronomi bakımından da oldukça yenilikler getirmiştir. Özellikle dijital görüntülemedeki gelişme, çekül sapmaları ve azimut ölçümleri açısından yüksek derecede doğruluk ve hassasiyetle veri elde edilebilmesini sağlamaktadır. Bu dijital zenit kameraları aracılığıyla yapılmaktadır. CCD sensörleri olarak adlandırılan son derece hafif ve duyarlı dijital görüntüleme sensörlerinin icadı, dijital zenit kameraları aracılığıyla gökyüzündeki yıldızların görüntülerini yüksek doğrulukta elde edilmesini sağlar. Başka bir yararı ise çok sayıda yıldız eş zamanlı olarak çözümlenebilmektedir (Hirt ve Burki, 2002). 1970’lerin sonlarına doğru kullanılmaya başlayan Hannover üniversitesi tarafından geliştirilen TZK1 modeli taşınabilir sayısal zenit kameralarını TZK3 ve TZK2 modelleri takip etmiştir. Bunların dışında jeodezi ve jeodinamik laboratuvarı tarafından geliştirilen DIADEM dijital kamera sistemi geçerliliğini korumaktadır (Hirt, 2003). Sistemin işleyişi dijital fotogrametrik görüntü değerlendirme tekniğine dayalıdır. Çözümde, ölçüm yapılacak noktalarda önceden GPS ölçümleriyle elde edilmiş jeodezik koordinatlar, yıldız katalogları ve yer dönüklük parametreleri, resim koordinatları, model dönüşümü, refraksiyon etkisi, zaman verileri kullanılarak sonuçta belli bir azimut doğrultusundaki çekül sapması bileşini olan ε elde edilmektedir. 48 Gözlem türüne Şekil 3.12: TZK2-D ve DIADEM (GGL) dijital zenit kameraları göre doğruluk dereceleri değişmektedir. Örneğin, tek gözlem sınıfında, 30 saniye gözlem süresi ve 40 − 100 arası yıldız çözümlemesi ile ≈ 0.2′′ − 0.3′′ doğruluk elde edilmektedir. 20 dakika süre ile 50 tek gözlem gerçekleştirilerek oluşturulan gözlem sınıfında 2000 − 5000 arası yıldız çözümlenerek ≈ 0.08′′ − 0.1′′ doğruluk, süre 2 saat olmak üzere 200 tek gözlem yapılarak oluşturulan ölçü sınıfında ise 10000 − 20000 arası yıldız çözümlenerek 0.05′′ doğruluk elde edilmektedir. Yüksek hassasiyet gerektiren gözlemlerde kullanılan 1000’e yakın tek gözlem yapılarak oluşturulan ölçü sınıfında 50000’e yakın yıldız çözümlenerek ≈ 0.02′′ − 0.03′′ doğruluk elde edilebilmektedir (Hirt ve Burki, 2006). 49 4. ASTROJEODEZİK NİVELMAN TEKNİĞİ ile YEREL JEOİDİN BELİRLENMESİ 4.1 Astronomik Koordinatların Jeoide İndirgenmesi Bölüm 3.3’te anlatılan yöntemlere göre belirlenmiş astronomik koordinatlar Φ ve Λ gözlem noktasında çekül eğrisine teğet doğrultuya aittir (bkz. Şekil 2.1). Gözlem noktası P bu eğri boyunca aşağı ya da yukarıya ötelenirse teğetin doğrultusu değişeceğinden astronomik koordinatlar da değişir. Bu nedenle yeryüzündeki astronomik koordinatların jeoide indirgenmiş karşılıkları aynı olmaz. Nokta deniz seviyesinden uzaklaştıkça koordinatlardaki değişimin etkisi artar. Yeryüzünde iki nokta arasındaki jeoit değişimi ∆N belirlenmek isteniyorsa ilgili astronomik koordinatlar jeoide indirgenmelidir. Astronomik koordinatların jeoide indirgenmiş değerleri, Φ0 = Φ + δΦ , Λ0 = Λ + δΛ (4.1) eşitliklerinden hesaplanır. δΦ ve δΛ indirgeme büyüklükleri, çekül eğrisi nedeniyle fiziksel yeryüzü ve jeoit arasındaki koordinat değişimini ifade ederler. Enlemdeki değişim çekül eğrisinin noktadan geçen yerel astronomik meridyen düzlemi içinde kaldığı varsayımından yola çıkılarak belirlenebilir. Buna göre çekül eğrisinin yeryüzündeki ve jeoit yüzeyindeki noktalarından teğet doğrular çizilsin ve aralarındaki sapma açısı dϕ ile gösterilsin. İki nokta arasındaki yay uzunluğu dH olmak üzere, dϕ = −κx dH diferansiyel eşitliği yazılabilir. (4.2) Burada κx düzlem eğrinin yerel kuzey yönündeki eğriliğidir. Benzer ifade boylam indirgemesi, dΛ = −κy dH (4.3) için de yazılabilir. Bu durumda κy meridyene dik doğrultuda yerel doğu yönündeki eğriliği gösterir. κx ve κy eğrilik değerleri g vektörünün belirtilen yönlerdeki kısmi türevleri yardımıyla elde edilebilirler (örn. bkz. Torge, 2001). Bu değerler (4.2) ve 50 (4.3)’te yerlerine konulursa indirgeme büyüklükleri, 1 δΦ = R çıkar. ∫ H 0 1 ∂g dH g∂Φ , 1 δΛ = R cos Φ ∫ H 0 1 ∂g dH g∂Λ (4.4) Jeoide indirgeme, astronomik koordinatlar yerine doğrudan doğruya çekül sapması bileşenleri üzerinden de yapılabilir. Bu durumda çekül sapmasının jeoit üzerindeki kuzey-güney ve doğu-batı bileşenleri, ξ0 = ξ + δΦ , η0 = η + δΛ cos Φ (4.5) olur. Jeoit yüzeyinde α doğrultusundaki çekül sapması bileşeni ise, ε0 = ξ0 cos α + η0 sin α (4.6) eşitliğinden hesaplanır. (4.4) integral eşitliklerine seçenek olarak, jeoide indirgeme ile nivelman ölçülerine ortometrik düzeltme getirilmesi arasındaki ilişki yardımıyla yeni formüller bulunabilir. Bu ilişki basitçe, δΦ = ∂ (OC) ∂x , δΛ = ∂ (OC) ∂y (4.7) ile gösterilir. (4.7) için gerekli büyüklükler yerlerine konulursa, H g H δΛ cos Φ = − g δΦ = − indirgeme büyüklükleri bulunur. ∂g g−g + tan β1 ∂x g ∂g g−g + tan β2 ∂y g (4.8) Burada g yeryüzü ile jeoit arasında çekül eğrisi boyunca gravite değerlerinin ortalaması, β1 ve β2 açıları kuzey-güney ve doğu-batı kesitlerinin yerel düzleme göre eğimleridir (Heiskanen ve Moritz, 1984). 4.2 Astrojeodezik Nivelman ve Jeoit Belirleme Bir jeodezik ağın noktalarında model (φ, λ) ve doğal (Φ, Λ) coğrafi koordinat değerleri biliniyorsa (4.6)’dan hesaplanan belirli bir doğrultudaki çekül sapması değerleri jeoit yükseklik farklarına dönüştürülebilir. Bunun için astronomik koordinatlar veya çekül sapması bileşenleri jeoide indirgenmiş olmalıdır. 51 Şekil 4.1: Jeoit yüksekliği değişimi ve çekül sapması arasındaki ilişki Jeoit yüzeyinde diferansiyel anlamda birbirine yakın noktalar için şekil 4.1’e göre, dN = −ε0 ds yazılabilir. (4.9) Diferansiyel büyüklüklerden mutlak büyüklüklere geçiş (4.9)’a integral uygulanarak, ∫ NB = N A − B ε0 ds (4.10) A sağlanır. A ve B jeoit değişiminin belirleneceği kesitin başlangıç ve bitiş noktalarıdır. (4.10) aynı zamanda Helmert integrali olarak da bilinir. Ardışık noktalar arasındaki jeoit değişimi doğrusal kabul edilebilecek kadar yakınsa Helmert integrali, ∫ ∆NAB = NB − NA = − B ε0 ds (4.11) A biçiminde düzenlendikten sonra ∆NAB değerine, ∆NAB = − ile yaklaşılabilir. εA,0 + εB,0 sAB 2 (4.12) εA,0 ve εB,0 , sAB bazının iki ucunda jeoide indirgenmiş çekül sapmalarıdır. Teorik olarak εA = −εB eşitliğini sağlamaları beklenir. Jeodezik eğri uzunluğu sAB ve azimutu α, A ve B noktalarında GPS gözlemleriyle belirlenen (model) coğrafi koordinatlardan hesaplanır. Jeodezide bu problemin çözümü Vincenty (1975) formülleriyle kolayca yapılabilir. 52 (4.12) eşitliği kullanılarak jeoit değişimlerinin belirlendiği bu yönteme astrojeodezik jeoit belirleme denir. Yapılan işlem jeoit yüzeyinde nivelman uygulamasına benzediği için astrojeodezik nivelman adı verilir. Noktalar arasındaki uzaklıkların 10-20 km’yi aşmaması, bu yöntemin uygulanmasında dikkat edilmesi gereken en önemli kriterdir. Bunun dışında jeodezik koordinatlar günümüzde GPS tekniği yardımıyla çok yüksek bir doğrulukta hesaplanabilmektedir. Astronomik gözlemlerle elde edilen coğrafi koordinatlar için yeterli doğruluk sağlanması durumunda, yöntem maliyet ve zaman açısından büyük avantaj sağlar. Astrojeodezik nivelmanın hatası çekül sapması bileşenlerinin ve baz uzunluğunun hatasına bağlı olarak incelenebilir. (4.12)’nin εA ve εB ’ye bağlı olarak diferansiyeli, s s δ∆NAB = − δεA − δεB 2 2 (4.13) oluşturulur ve hata yayılma kuralı uygulanırsa, m2∆NAB = ) s2 ( 2 mεA + m2εB 4 (4.14) sonucu çıkar. mεA = mεB eşit kabul edilirse jeoit değişiminin hatası için s m∆N = √ mε 2 (4.15) elde edilir. Şekil 4.2: Baz uzunluklarına göre çekül sapması hatasının jeoit yükseklik farkına etkisi 53 Şekil 4.2 sırasıyla mε = 0.1′′ , 0.2′′ , 0.5′′ ve 1′′ ’lik çekül sapması hatasının değişik baz uzunluklarına göre jeoit değişimine etkisini göstermektedir. Buna göre 0.1′′ ’lik çekül sapması hatası 10 km baz uzunluğunda 3 mm’dir. Aynı baz uzunluğunda 1′′ ’lik çekül sapması hatası ise jeoit yüksekliğinde 3 cm’ye karşılık gelmektedir. 4.2.1 Astrojeodezik nivelmanın fiziksel yeryüzünde uygulanması (4.10)-(4.12) formülleri çekül sapması bileşenlerinin jeoide indirgenmesini gerektirir. Öte yandan astrojeodezik nivelman jeoide indirgenmeden de uygulanabilir. Bunu yapmanın yolu çekül sapması bileşenlerine, çekül eğriliğinden dolayı düzeltme getirmek veya astrojeodezik nivelamana Molodensky yaklaşımını uygulamaktır. Şekil 4.3: Jeoit ve fiziksel yeryüzü seviyesinde astronomik nivelman indirgemesi İlk yöntemde A ve B noktaları arasındaki jeoit yüksekliği farkı şekil 4.3’e göre, dN = NB − NA = dh − dH (4.16) biçiminde gösterilebilir. Burada dH A ve B noktaları arasındaki ortometrik yükseklik farkı dh ise elipsoidal yükseklik farkıdır. Çekül sapması ε için yükseklik değişimi, dN ′ = −εds 54 (4.17) olur. Şekle göre aynı değişim, dN ′ = dN + d(OC) (4.18) biçiminde de gösterilebileceğine göre (4.16) ve (4.17) eşitlenir ve dN çekilirse, dN = −εds − d(OC) (4.19) sonucu çıkar. d(OC), dn nivelman yükseklik farkının ortometrik yükseklik farkına dönüştürülmesi için gerekli ortometrik düzeltme terimidir. Sonuç olarak ortometrik düzeltme terimi daha açık biçimde yazılır ve (4.18)’e integral uygulanırsa, A ve B noktaları arasındaki jeoit yükseklik farkı için ∫ ∆NAB = NB − NA = − ∫ B ∫ =− ε ds − A eşitliği elde edilir. B A B A ε ds − OCAB g − γ0 g − γ0 g − γ0 dn + B HB − A HA γ0 γ0 γ0 (4.20) Nivelman ölçülerine ortometrik düzeltme getirilmesi hakkında ayrıntılı bilgiye, Demirel (1984) ve Heiskanen ve Moritz (1984)’den ulaşılabilir. (4.19)’da γ0 nivo elipsoidinde 45◦ enlemine karşılık gelen normal gravite değeridir. g için A ve B noktalarında ölçülen gerçek gravite değerinin ortalaması kullanılabilir. İkinci yol için Molodensky yaklaşımı izlenebilir. Molodensky yaklaşımında yüzey çekül sapmasından hesaplanan yükseklik farkları jeoide göre değil, kuasijeoide göredir. Bir başka deyişle astrojeodezik nivelmanın Molodensky türü noktalar arasındaki yükseklik anomali farklarını verir. Ancak bu kez ortometrik düzeltme teriminde farklı olarak normal düzeltme terimi karşımıza çıkar: ∫ ∆ζ = − B ε ds − N CAB (4.21) A Normal düzeltme terimi N CAB , ortometrik düzeltme teriminden farklı olarak topoğrafik kitlelerin varsayımından bağımsızdır. (4.19)’da g yerine γ yazılmasıyla (4.20), ∫ NB − NA = − B A ∫ ε ds − B A g − γ0 γ − γ0 N γ A − γ0 N dn + B HB − HA γ0 γ0 γ0 N noktaların yükseklik değerleridir. eşitliğine dönüşür. HAN ve HB 55 (4.22) Yükseklik anomalisinden jeoit yüksekliğine geçiş Bouger anomali ∆gB düzeltmesi uygulanarak, N =ζ+ ∆gB g−γ H=ζ+ H γ γ sağlanabilmektedir (Torge, 2001). 56 (4.23) 5. SAYISAL UYGULAMA 5.1 Sayısal Uygulama Alanı ve GPS Ölçmeleri Uygulama Konya mücavir alan sınırlarını kuşatan 40x70 km’lik alana yayılmış 6 noktalı bir GPS ağında gerçekleştirilmiştir (Şekil 5.1). Şekil 5.1: Çalışma bölgesi ve GNSS ağı Ağ noktaları arasındaki uzunluklar 15-70 km arasında değişmektedir. 57 Söz konusu ağda, önceki GPS çalışmaları ile yüksek doğrulukta ITRF koordinat sistemine dayalı kartezyen koordinatlar elde edilmiş, kartezyen koordinatlar GRS80 referans elipsoidine göre jeodezik coğrafi koordinatlara dönüştürülmüştür. Bu ağ üzerinde astrojeodezik nivelman uygulaması gerçekleştirebilmek için aynı noktalarda Φ, Λ astronomik koordinatların belirlenmesi gerekmektedir. Bu iş için Selçuk Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümünde bulunan Kern DKM 3-A üniversal teodolitinin kullanılmasının uygun olduğuna karar verilmiştir. Uygulama ağı, Konya civarındaki zemin çökmelerinin izlenmesi amacıyla tasarlanmış 6 pilyeden oluşan bir GPS deformasyon ağıdır. Ağ noktalarında 2006-2009 yılları arasında 6 periyotluk GPS gözlemleri yapılmıştır. Noktaların biri (ISTK) dışında yatay yönde anlamlı yer değişikliği görülmemiştir. Ancak dağlık bir kesimde bulunan KONY noktası dışında diğer noktalarda 1-4 cm çökme değerleri belirlenmiştir. Noktalarda yatay yer değiştirmeler yok denecek kadar az olduğundan astrojeodezik jeoit belirleme çalışması için uygun olduğuna karar verilmiştir. 6 periyotluk GPS gözlemleri GAMIT/GLOBK yazılımında değerlendirilmiş ağ noktalarının ITRF koordinatları çalışma bölgesine en yakın IGS istasyonlarından türetilmiştir. 2009.8 epoğundaki kartezyen koordinatlar GRS80 elipsoidi kullanılarak jeodezik eğri koordinatlarına (jeodezik enlem, jeodezik boylam ve elipsoidal yükseklik) dönüştürülmüştür. Her bir noktaya ait konum hata değerleri çizelge 5.1’de verilmektedir. Çizelge 5.1: Ağ noktalarının jeodezik koordinatlar cinsinden konum hataları Nokta Adı KONY SRYN OLMZ SUTC CUMR ISTK σN [mm] 1.63 1.48 1.57 1.53 1.40 1.61 58 σE [mm] 1.50 1.42 1.47 1.43 1.33 1.50 σU [mm] 7.18 6.45 7.19 6.55 5.84 7.25 5.2 5.2.1 Astronomik Gözlemler Ön hazırlıklar Astronomik gözlemlere başlamadan önce gözlenecek yıldızlara ilişkin bir ön çalışmanın yapılması gerekmektedir. Bunun nedeni yıldızların konumlarının, gözlem yapılacak durak yerine göre değişmesi ve yıldız geçiş anlarının ve buna göre teodolite uygulanacak değerlerin önceden belirlenmesidir. Gözlem yapılacak nokta ile ilgili hava durumu göz önüne alınmalı ve gökyüzünün açık olduğu günler birkaç gün önceden takip edilmelidir. Çizelge 5.2: KONY istasyonuna ait enlem tayini için yıldız çiftleri listesi Hipparcos No 97118 98068 98543 99848 101076 102098 103200 104194 104732 106481 Mag. 4.85 4.95 4.65 3.95 4.00 1.25 5.00 4.55 3.20 3.95 Yıldız Konumu S N S N S N S N S N α [h m s ] 19 44 38 19 56 13 20 01 30 20 15 47 20 29 48 20 41 46 20 54 59 21 06 56 21 13 21 21 34 21 δ [◦ ′ ′′ ] 37 22 42 38 30 47 27 46 52 47 44 40 30 24 06 45 18 56 28 05 43 47 41 17 30 16 03 45 38 07 z [◦ ′ ′′ ] 0 29 26 0 38 39 10 05 17 9 52 32 7 28 03 7 26 48 9 46 26 9 49 08 7 36 06 7 45 59 zm [◦ ′ ′′ ] 0 34 02.5 ∆z [′ ′′ ] −09 13 9 58 54.5 +12 45 7 27 25.5 +01 45 9 47 47 −02 42 7 41 02.5 −09 53 Çizelge 5.3: SRYN istasyonuna ait boylam tayini için yıldız çiftleri listesi Yıldız Adı 8 Cyg Π And 28 And 21 Vul η Cyg β And δ And 52 Cyg 47 Cyg β And υ Psc 31 Vul Hipparcos No 96052 2912 2355 997382 98110 5447 3092 102453 101474 5447 6193 103004 Mag. 4.70 4.30 5.20 5.15 3.85 2.05 3.25 4.20 4.80 2.05 4.70 4.55 Yıldız Konumu W E E W W E E W W E E W θ [h m s ] 22 02 21 22 08 21 22 18 23 22 24 23 22 30 02 22 36 02 22 39 47 22 45 47 22 49 01 22 55 01 23 03 02 23 09 02 a [◦ ′ ′′ ] 274 33 41 86 54 27 97 10 42 260 16 36 276 08 48 82 42 03 97 27 44 262 07 49 274 12 22 84 54 17 100 39 53 258 55 30 zm [◦ ′ ′′ ] 30 16 00.5 28 30 09 30 41 36 25 39 00.5 26 59 38 30 34 49.5 Uygulama kolaylığı sağlaması nedeniyle enlem tayini için Horrebow-Talcott, boylam tayini için Zinger yönteminin kullanılmasına karar verilmiştir. Her iki yöntem de yıldız çiftlerini kullanmaktadır. Yıldız çiftleri gerekli koşulları sağlayacak şekilde Stellarium 59 programı kullanılarak seçilmiştir. Bunun için program gözlem sırasında kullanılacak el tipi GPS alıcısına göre senkronize edilmiştir. Çizelge 5.2 KONY istasyonu için Horrebow-Talcott yönteminin yıldız çiftlerini, Çizelge 5.3 SRYN istasyonu için Zinger yönteminin yıldız çiftlerini göstermektedir. Tüm yıldızlar Hipparcos kataloğuna aittir. Yıldız koordinatları (rektasansiyon ve deklinasyon) gözlem zamanında verilmiştir. Diğer istasyondaki yıldızlarla birlikte görünen parlaklık değerleri 1 ile 7.20 arasında değişmektedir. Çizelgelerde Hipparcos kataloğundan alınan bilgilerin yanı sıra gözlem sırasında teodolite uygulanacak ara değerler de verilmiştir. Gözlemci konumuna bağlı olarak hesaplanan bu değerlerin nasıl elde edildiği bölüm 3.2’de açıklanmaktadır. 5.2.2 Gözlemlerin yapılması ve değerlendirme Ön hazırlıklar tamamlandıktan sonra gözlemler hava koşullarının elverdiği günlerde yapılmıştır. Konum belirleme doğruluğunu olabildiğince yüksek tutabilmek amacıyla, tüm istasyonlarda Horrebow-Talcott yöntemi için beş adet yıldız çifti ve Zinger yöntemi için altı adet yıldız çiftinin gözlenmesine karar verilmiştir. Gözlem sırasında teodolit kutup yıldızı yardımıyla gözlem yeri meridyenine yönlendirilmiştir. İlk yıldızın geçiş anından yeterli bir süre önce kontrol yıldızları seçilerek teodolitin doğru yönlendirildiğinden emin olunmaya çalışılmıştır. Gözlemlerin başarısı için, teodolitin asal eksenlerinin yerel astronomik koordinat sistemini oluşturacak şekilde düzeçlenmesi çok önemlidir. Bunun için muylu eksenin kontrol edilmesi ve kolimasyon düzecinin çakıştırılmasına dikkat edilmelidir. Teodolitin düzeçlenmesi kesin olarak sağlandıktan ve gözlem yeri meridyenine yönlendirildikten sonra yıldızlar bölüm 3.3’te anlatılanlar doğrultusunda gözlenmiş ve değerlendirilmiştir. Enlem belirlemede Horrebow-Talcott yönteminde seçilen yıldız çiftlerinin meridyenden geçiş anlarında kişiden bağımsız mikrometre ve Horrebow düzeci okumaları yapılır. Yıldız çiftinin ilki gözlendikten sonra alidat 180◦ döndürülerek ikinci yıldıza gözlem yapılmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, alidatın 180◦ döndürülmesiyle Horrebow düzecinin bozulması durumudur. Bu durumda kesinlikle düzecin kabarcık ayar vidası ile oynanmamalıdır. Bunun yerine düşey az hareket vidası kabarcıklar ortaya gelene kadar döndürülmelidir. Farklı bir yaklaşımla kolimasyon düzeci ortalanıp açı okuma tabyasından düşey açı kısmı mikrometre çizgisiyle çakıştırılırsa kabarcıklar ortalanmış olur. 60 Böylece ilk yıldız için alete uygulanan ortalama zenit değeri değişmemiş olur. Aynı durum boylam belirlemede de geçerlidir. Boylam belirlemede kişiden bağımsız mikrometre okumaları yapılmaz. Bunun yerine alete bağlı kronografa zaman yazdırılır ve Horrebow düzeci okumaları yapılır. Enlem ve zaman ölçmeleri bu ayrıntılar göz önüne alınarak tamamlanmıştır. Yıldızların gözlem anı koordinatlarına, (3.12) bağıntıları kullanılarak kısa süreli nutasyon düzeltmesi getirilmiştir. Değerlendirmede astronomik enlemler doğrudan hesaplanmıştır. Astronomik boylamlar ise durak yerleri için seçilen yaklaşık boylam değerlerine zaman düzeltmelerinin eklenmesiyle bulunmuştur. Yıldız çiftlerinden hesaplanan karesel ortalama hatanın enlem tayininde 0.5′′ ’yi, boylam tayininde ise 0.03s ’yi geçmemesi beklenir. Astronomik koordinatlara ilişkin ortalama hata değerleri çizelge 5.4’te verilmiştir. 5.3 Çekül Sapması Bileşenlerinin Hesabı Çekül sapması jeoit ile elipsoit arasındaki yön aykırılığını ifade eder. Vektörel olarak bu büyüklük jeoide dik gerçek gravite vektörü ile, elipsoit yüzeyine dik normal gravite vektörünün farkı başka bir deyişle gravite anomali vektörü ile ifade edilir. Doğrultu farkının astronomik gözlemler yoluyla ölçülmesi, gerçek gravite alanının referans eşpotansiyeli yüzeyi olan jeoidin, normal gravite alanındaki karşılığı elipsoit yüzeyinden ne kadar uzaklaştığının bilinmesi anlamına gelir. Bu açısal farklılık (ε) şekil 4.3’te görüldüğü gibi jeoit yükseklik farkına dönüştürülebilir. Çizelge 5.4: Noktalara ilişkin çekül sapması değerleri ve ortalama hataları Nokta Adı KONY SRYN OLMZ SUTC CUMR ISTK Ortalama mΦ [′′ ] 0.31 0.21 0.37 0.19 0.17 0.18 0.28 mΛ [′′ ] 1.29 0.20 0.54 1.01 0.36 1.58 0.99 ξ [′′ ] 1.52 ∓ 0.14 2.44 ∓ 0.10 1.59 ∓ 0.17 0.99 ∓ 0.08 1.53 ∓ 0.08 1.86 ∓ 0.08 - η [′′ ] 0.89 ∓ 0.41 −0.86 ∓ 0.06 0.77 ∓ 0.17 0.65 ∓ 0.32 1.77 ∓ 0.12 0.84 ∓ 0.51 - θ [′′ ] 1.76 2.58 1.77 1.18 2.34 2.03 - Bu çalışmada şekil 5.1’de gösterilen 6 noktanın astronomik koordinatları Φ, Λ ve jeodezik eğri koordinatları φ, λ, (2.13) eşitliklerinde yerlerine konularak çekül sapması bileşenleri hesaplanmıştır. Çekül sapmasının kuzey-güney bileşeni ξ ve doğu-batı 61 yönündeki bileşeni η her noktadaki toplam çekül sapması değerini (θ) hesaplamak için kullanılabilir. Çizelge 5.4 hesaplanan bileşen değerleri ve ortalama hataları (tekrarlı ölçülerden) verilmiştir. Sonuçlardan enlem ölçmelerinin boylam ölçmelerinden daha yüksek bir doğruluğa sahip olduğu anlaşılmaktadır. 5.4 Jeoit Yüksekliği Farklarının Hesabı ve Jeoit Modelleme Çizelge 5.4’te verilen çekül sapması bileşenlerinden noktalar arasındaki jeoit yükseklik farklarının hesabı 4.12 bağıntısı yardımıyla yapılmıştır. Burada yükseklik farklarına getirilecek ortometrik düzeltme terimi gözardı edilmiştir. Ağ noktalarını birbirine bağlayan kesit boyunca gravite gözlemlerinin yapılamaması böyle bir uygulamaya gidilmesini zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada noktaların jeodezik koordinatları kullanılarak baz doğrultusundaki çekül sapması değerleri ε karşılıklı olarak hesaplanmıştır. Buna göre toplam 15 baza ilişkin ölçü çiftlerinden ε için ortalama hata 0.59′′ ’dir. Aynı şekilde çekül sapması değerlerinden dönüştürülen noktalar arası jeoit yükseklik farkları cinsinden ortalama hata değeri ise 14 cm’dir. Altı nokta için elde edilen 15 astrojeodezik yükseklik farkına öncelikle serbest nivelman ağı dengelemesi uygulanmış; ölçülerin uyuşumlu olduğu görülmüştür. 15 ile 70 km arasında değişen baz uzunlukları nivelman ağı dengelemesinde ters ağırlık olarak göz önüne alınmış ve 15 km’lik uzunluk için 26.4 mm’lik karesel ortalama hata bulunmuştur. Söz konusu jeoit ondulasyonu farklarının noktadan noktaya değişimleri şekil 5.2’de verilmiştir. 62 Şekil 5.2: Astrojeodezik nivelman ağı 63 6. SONUÇ ve ÖNERİLER GNSS ölçüleriyle türetilen elipsoidal yüksekliklerden ortometrik yüksekliklere geçiş için jeoit ondulasyonlarına ihtiyaç vardır. Global bir problem olmakla birlikte belli bir bölgeye ait yeterli sıklıktaki veriler sayesinde jeoit bölgesel ölçekte belirlenebilmektedir. Buna göre bölgesel veya yerel jeodin belirlenmesi için gravimetrik, geometrik ve astrojeodezik olmak üzere üç temel yöntemden söz edilebilir. Bu çalışmanın amacı, Konya şehir merkezi ve çevresi için yerel jeodin asrtojeodezik yöntemle belirlenebilirliğinin araştırılmasıdır. Yukarıda sözü edilen üç yöntemin sonuçlarının aynı olması beklenir. Ancak uygulama farklılıkları ve gözlem tekniklerinin doğrulukları sonuçlar üzerinde doğrudan etkilidir. Örneğin geometrik yöntemde nivelman hesaplanacak jeoidin doğruluğunu belirleyen en önemli ölçü tekniğidir. Normal koşullar altında en güvenilir sonuç, yükseklik farklarının ölçülmesinde hassas nivelman tekniğinin kullanılması ve ölçülerin ilgili yükseklik sistemlerine uygun düzeltme terimlerinin eklenmesiyle elde edilir. Düzeltme terimleri için nivelman geçkisi boyunca gravite gözlemlerinin yapılması da istenir. Ancak gerek hassas nivelmanın uygulanması gerekse gravite ölçülerinin yapılması zaman ve maliyet açısından uygulamadaki en pahalı ve zaman alıcı yöntemdir. Üstelik bunlar gidilecek nivelman yolu uzadıkça daha artar. Gravimetrik yöntemde ise doğrudan gözlenen gravite değerlerinin belirli bir bölge için yeterli sıklıkta ölçülmesi istenir. Yerel bir uygulamada bile bu binlerce gravite ölçüsünün yapılması anlamına gelir. Sonuç olarak her iki yöntem, uygulama yapılacak bölgenin büyüklüğüne bağlı olarak uzun süre ve ciddi maliyetler gerektirmektedir. Bunlara seçenek oluşturan astrojeodezik yöntem, jeoit belirleme çalışmalarında kullanılan en eski yöntemdir. Günümüzde GPS gözlemleri sayesinde jeodezik koordinatların kolay elde edilebilir ve yüksek bir konum doğruluğuna ulaşılması astrojeodezik yöntemin yeniden önem kazanmasını sağlamıştır. Yukarıdaki iki yöntemin aksine astrojeodezik yöntem doğrudan doğruya sadece ilgili noktalarda astrojeodezik enlem ve boylam ile GPS yardımıyla jeodezik koordinatların belirlenmesini gerektirir. Dolayısıyla zaman ve maliyet kazancı çok yüksektir. Astronomik ve jeodezik koordinatlardan hesaplanan çekül sapması bileşenleri bir referans elipsoidi ile tanımlı normal gravite alanına göre kitle fazlalıklarının hangi yöne 64 dağıldığının bir göstergesidir. Arazinin topoğrafik yapısına uygun olarak yeteri sıklıkta oluşturulacak bir jeodezik kontrol ağı noktaları arasındaki yöne bağlı çekül sapması gerçek ve normal gravite alanındaki eşdeğer iki yüzey değişime karşılık gelir. Deniz seviyesinde bu aykırılık jeoit yükseklik farkı ile gösterilir. Astrojeodezik yöntem ölçme sistemleri bakımından sayısal sistemler ve optik-mekanik ölçme sistemleri olarak iki gruba ayrılır. Günümüzde sayısal sistemlerin kullanımının daha yaygın olduğundan söz edilebilir. Sayısal görüntü işleme tekniklerindeki gelişmelerin astronomik gözlemlerdeki konum doğruluğunu arttırmasının rolü büyüktür. Günümüzde, sayısal zenit kameraları ile elde edilen çekül sapması bileşenlerinin doğruluğu ≈ 0.02′′ − 0.03′′ seviyelerine kadar inmiştir. Ancak sayısal sistemlerin oluşturulması yüksek maliyet gerektirir. Aynı zamanda arazinin yapısına göre dağlık kesimlerde bu sistemlerin kullanılması zorluk çıkarmaktadır. Öte yandan optik- mekanik ölçme sistemlerinde hem maliyet hem de taşınabilirlik makul seviyelerdedir. Optik-mekanik ölçme sistemleri kullanılırsa, 10 km baz uzunluğunda 0.1′′ ’lik çekül sapması hatası jeoit değişiminde 3 mm, aynı baz uzunluğunda 1′′ ’lik çekül sapması hatası jeoit değişiminde 3 cm doğruluğa karşılık gelir. Çekül sapması hatası ise astronomik gözlemlerle elde edilen astronomik koordinatların ölçme hassasiyeti ile doğrudan ilişkilidir. Bu çalışmada Kern DKM 3-A üniversal teodolitinin yatay ve düşey açı okuma inceliği 0′′ .1 dir. Ayrıca bu teodolite bağlanabilen Omega OTR-6 baskılı kronografı 1/100 saniye zaman inceliğinde zaman tayini yapabilmektedir. Ölçme donanımlarının yanısıra ölçme teknikleri de belirlenecek büyüklüklerin doğruluğu üzerinde etkilidir. Bu nedenle enlem tayini için Horrebow-Talcott yönteminin ve boylam belirleme için Zinger yönteminin en uygun olduğu değerlendirilmektedir. Söz konusu yöntemlerle en iyi sonuçlara ulaşabilmek için teodolite ek donanımlar monte edilmektedir. Sonuç olarak astronomik enlem ve boylam tayininde bu ölçme sistemi ile 0′′ .5 altında bir doğrulukta sonuç alınabileceği görülmüştür. Nitekim 6 noktada yapılan uygulama ile enlem ölçme doğruluğu ortalama 0.3′′ , boylam ölçme doğruluğu ise 1′′ olarak belirlenmiştir. Boylam ölçmelerindeki düşük doğruluğun nedeni zaman ölçümündeki problemlerden kaynaklanmaktadır. Eğer teodolit GPS zamanı ile uyumlu bir zaman kaydedici ile çalıştırılabilirse, boylam ölçme doğruluğunun da 0.5′′ altına çekilebileceği görülmektedir. 65 Öte yandan karşılıklı olarak ölçülmüş çekül sapması değerlerinden hesaplanan hata değeri ise ≈ 0.6′′ civarındadır. Baz vektörler boyunca hesaplanmış karşılıklı çekül sapması değerleri jeoit yükseklik farklarına dönüştürülürse ortalama hata değeri 14 cm olarak bulunmaktadır. Bu değerler 15 baz için hesaplanmıştır (ortalama baz uzunluğu 41 km). Tüm baz uzunlukları için belirlenmiş jeoit yükseklik farkları nivelman ölçüleri gibi düşünülmüş ve 6 noktalı ağda ölçüler (jeoit yükseklik farkları) en küçük kareler yöntemiyle dengelenmiştir. Ölçülerin ağırlıkları için birim uzunluk 15 km seçilmiş ve aradaki uzaklığın tersi kuralı uygulanarak ağırlık değerleri dengelemeye sokulmuştur. Dengeleme hesabına göre birim ağırlıklı ölçünün standart sapması 2.6 cm’dir. Aynı boyutlardaki bir nivelman ağı ile karşılaştırıldığında elde edilen sonuçlar başarılıdır. Yukarıdaki sonuçlar astrojeodezik yöntemin gravimetrik yöntemlerine seçenek oluşturduğunu göstermektedir. ve GPS/Nivelman Zaman ve maliyet açısından değerlendirildiğinde gravimetrik ve geometrik (GPS-nivelman) yönteme göre önemli avantaj sağladığı açıktır. Öte yandan astrojeodezik nivelman sonuçları üzerindeki önemli kısıtlayıcı faktör, astronomik gözlemlerin doğruluğudur. Sonuç olarak Kern DKM 3-A üniversal teodoliti ile gözlem noktalarının astronomik koordinatları başarılı bir şekilde belirlenmiştir. Bu sonuçlarla yeterli doğrulukta jeoit yüksekliklerine ulaşılabileceği görülmektedir. Ancak baz uzunluklarının 10-20 km’yi geçmemesine dikkat edilmelidir. Doğruluğu arttırabilmek için enlem belirlemede aletin muylu eksen eğikliği sürekli kontrol altında tutulmalıdır. Ayrıca yıldız çiftleri sayısının arttırılması da gözlem sonuçlarının hatasını daha aşağı seviyelere indirebilir. Boylam ölçmelerinde kullanılan zaman kaydedicinin, GPS zamanına göre ayarlanabilen bir dijital kronometreye sahip olması da büyük yarar sağlayacaktır. Analog sistemde çalışan Omega OTR-6 baskılı kronografı zaman ölçme bakımından yetersiz kalmıştır. 66 KAYNAKLAR Acar, M. (1999). Astronomik gözlem sonuçları İle jeodezik gözlem sonuçlarının karşılaştırılması. Master’s thesis, Jeodezi ve Fotogrametri Anabilim Dalı, Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Konya. Acar, M. ve Turgut, B. (2005). Kern dkm 3-a İle astronomik enlem, boylam ve azimut belirleme. In TMMOB-HKMO 10. Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı. Ankara. Aksoy, A. (1987). Jeodezik Astronominin Temel Bilgileri: Küresel Astronomi. Teknik Üniversite Matbaası, Gümüşsuyu, İstanbul, 2nd edition. Ayan, T. (1976). Astro-geodaetische Geoidberechnung für das Gebiet der Türkei. PhD thesis, Karlsruhe University, Germany. Breach, M. (2002). An Automated Approach to Astrogeodetic Levelling. PhD thesis, The Nottingham Trent University, England. Carter, W. (1965). The ohio state university. Master’s thesis, A Field Evaluation of The Kern DKM 3-A Astronomical Theodolite For Precise Astronomic Position Determination, Columbus, Ohio, United States. Demirel, H. (1984). Yükseklik sistemleri ve nivelman sonuçlarının İndirgenmesi. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü, İstanbul. Erbudak, M. (1966). Jeodezik Astronomi. Matbaası, İstanbul. Sayı: 92. Teknik Okulu Yayınları Arı Kitabevi Erbudak, M. ve Tuğluoğlu, A. (1976). Fiziksel Geodezi. Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Yayınları Özarkadaş Matbaası, İstanbul. Sayı: 129. Featherstone, W. (1999). The use and abuse of vertical deflections. In Sixth South East Asian Surveyors’ Congress. Fremantle, Western Australia. Gerstbach, G. ve Pichler, H. (2002). A small ccd zenith camera (zc-g1) - developed for rapid geoid monitoring in difficult projects. In XIII. Astrogeodetic Conference. Beograd, Serbia. Gürkan, O. (1979). Astrojeodezik Ağların Deformasyonu ve Türkiye I. Derece Triyangülasyon Ağı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Basımevi, Trabzon. Sayı: 104. Groten, E. (1979). Geodesy and the Earth’s Gravity Field Volume I.:Principles and Conventional Methods. Ferd.Dümmlers Verlag, Kleve-Bonn, Germany, 1st edition. Groten, E. (1980). Geodesy and the Earth’s Gravity Field Volume II.:Geodynamics and Advanced Methods. Ferd.Dümmlers Verlag, Kleve-Bonn, Germany, 1st edition. Heiskanen, W. ve Moritz, H. (1984). Fiziksel Jeodezi. Karadeniz Üniversitesi Basımevi, Trabzon, 1st edition. (Ç: O. Gürkan). HGK (2009). 2009 Astronomik Almanak. Harita Genel Komutanlığı, Ankara. Yayın No: 33. 67 Hirt, C. (2003). The digital zenith camera tzk2-d, a modern high-precision geodetic instrument for automatic geographic positioning in real-time. In Astronomical Data Analysis Software and Systems XII ASP Conference Series. Strasbourg, France. Hirt, C. ve Burki, B. (2002). The digital zenith camera, a new high-precision and economic astrogeodetic observation system for real-time measurement of deflections of the vertical. In 3rd Meeting of the International Gravity and Geoid Commission (IGGC). Tziavos. Hirt, C. ve Burki, B. (2006). Status of geodetic astronomy at the beginning of the 21st century. In Wissenschaftliche Arbeiten der Fachrichtung Geodäsie und Geoinformatik der Universität Hannover. Germany. Hirt, C. ve Flury, J. (2007). Astronomical-topographic levelling using high-precision astrogeodetic vertical deflections and digital terrain model data. Journal of Geodesy, 82. Hog, E., Fabricius, C., Makarov, V., Urban, S., Corbin, T., Wycoff, G., Bastian, U., Schwekendiek, P., ve Wicenec, A. (2000). The tycho-2 catalogue of the 2.5 million brightest stars. Astronomy and Astrophysics, Paris, France, January 21, 2000. IAG (2009). International association of geodesy. http://www.iag-aig.org/. IAU (2009). International astronomical union. http://www.iau.org/. ICSU-FAGS (2009). The federation of astronomical and geophysical data analysis services of the international council for science. http://www.icsu-fags.org/. IERS (2009). International earth rotation and reference systems service. http://www. iers.org/. ISES (2009). International ises-spaceweather.org/. space environment service. http://www. IUGG (2009). International union of geodesy and geophysics. http://www.iugg.org/. Karaali, C. ve Yılmaz, N. (2006). Positioning with astronomic and geodetic method. In Shaping the Change XXIII FIG Congress. Münich, Germany. Kern-Swiss (1978). Kern Swiss DKM 3-A Astronomical Universal Instrument. Kern Co Ltd. Mechanical, Optical and Electronic Precision Instruments. Issue: 111e 8.87.RT. Kuhtreiber, N. (2002). High precision geoid determination of austria using heterogeneous data. In 3rd Meeting of the International Gravity and Geoid Commission (IGGC). Tziavos. Müller, H. (1973). Astronomical Position, Time and Azimuth Determinations with the KERN DKM 3-A. Kern-Co. Ltd, Aarau, Switzerland, 1st edition. NASA (2009). National aeronautics and space administration. http://www.nasa.gov/. NGA (2009). The national geospatial-intelligence agency. http://www.nga.mil/. Omega (1980). Gebrauchsanleitung OTR 6 Zeitmessgeraet Mit Drucker. Electronic Team. Issue: 2943. Pardus (2009). Pardus dergisi. TÜBİTAK. Sayı: 8. 68 Omega Pavlis, N., Holmes, S., Kenyon, S., ve Factor, J. (2008). An earth gravitational model to degree 2160: Egm08. Presented at the EGU General Assembly, Vienna, Austria, April 13–18, 2008. Perryman, M. (2009). Astronomical Applications of Astrometry: Ten Years of Exploitation of the Hipparcos Satellite Data. Cambridge University Press, Cambridge, England. Perryman, M., Lindegren, L., Kovalevsky, J., Hog, E., Bastian, U., Bernacca, P., Creze, M., Donati, F., Grenon, M., Grewing, M., Leeuwen, F. V., Marel, H. V. D., Mignard, F., Murray, C., Poole, R. L., Schrijver, H., Turon, C., Arenou, F., Froeschle, M., ve Petersen, C. (1997). The hipparcos catalogue. Astronomy and Astrophysics, Paris, France, May 1, 1997. Sigl, R. (1991). Germany. Geodatische Astronomie. Herbert Wichmann Verlag, Karlsruhe, Stellarium (2009). Sky in 3d. http://www.stellarium.org/. Üstün, A. (2001). Gps nivelmanı yardımıyla ortometrik yüksekliklerin elde edilmesine yönelik jeoit belirleme yöntemleri. Yıldız Teknik Üniversitesi Dergisi, 2001/1. Üstün, A. (2006). Jeodezik astronomi lisans ders notları. Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü, Konya. Üstün, A. (2008). Jeodezide yaklaşım yöntemleri: Enterpolasyon ve kollokasyon yüksek lisans ders notları. Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü, Konya. Tübitak (2009). 2009 Gök Olayları Yıllığı. TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi, Ankara. Reform Matbaası. Torge, W. (2001). Geodesy. Walter de Gruyter, Berlin, 3rd edition. Vincenty, T. (1975). Direct and inverse solutions of geodesics on the ellipsoid with application of nested equations. Survey Review, XXIII(176):88–93. Yaşar, K. (1952). Jeodezik Astronomi: Hassas Arz, Tul, Semt Tayini. Harita Genel Müdürlüğü, Ankara, 1st edition. Yıldırım, A. (2000). Türkiye mutlak jeodini (tg-99) belirleme projesi. Ankara: Harita Genel Komutanlığı. 69
Benzer belgeler
Linux konsol uygulamalari ve BASH programlama
hgt2xyz
SRTM hgt dosyasından boylam, enlem ve yük. (jeoitten) bilgisine
harm2hgt GGM katsayılarından gravite alanı ve yükseklik sistemlerine
harm2und GGM katsayılarından jeoit yüksekliği, çeku...
Buradan - Matematik Olimpiyat Okulu • Ana sayfa
Seçimi üç adımda gerçekleştirebiliriz:
1. Adım: Başkanın seçilmesi.
2. Adım: Sekreterin seçilmesi.
3. Adım: Muhasebecinin seçilmesi.
İlk adımın 4 farklı yoldan gerçekleştirilebileceği...
Fiziksel Jeodezi
• Klasik yöntemle ülke ölçmelerinde, yatay ve düşey kontrol ağları
birbirinden bağımsızdır.
• Yatay ve düşey kontrol ağlarının aynı matematiksel model altında
değerlendirilmesi (üç bo...