Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF)
Transkript
Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF)
Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF) Kullanılarak Konulan Tanıların Uyum Analizi Aslıhan AYTAÇ* , Hatice YILDIZ ERYILMAZ** ÖZET Amaç: Bu çalışma; laboratuvar tetkiklerinin uygulanamadığı özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde kullanılmak amacı ile geliştirilen Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF) ve spekulum muayenesi ile konulan ön tanının, pH, whiff testi ve taze preparat mikroskop incelemesi sonucuna göre konulan son tanı arasındaki uyum düzeyinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve metodolojik olarak planlanıp uygulandı. Yöntem: Araştırma, Sakarya Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Sinanoğlu Sağlık Ocağında 50 vakada yapıldı. Veri toplama aracı olarak; araştırmacılar tarafından geliştirilen “Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF)” ve sosyo-demografik özellikleri içeren anket formu kullanıldı. Formlar yüz yüze görüşme yöntemiyle dolduruldu. VATF göre yapılan değerlendirme ve spekulum muayenesine göre ön tanı konuldu. Ardından kadından taze preparat incelemesi için sürüntü örneği alınarak laboratuar incelemesi (pH, whiff testi ve mikroskop incelemesi) yapıldı. Bu testler sonucu elde edilen sonuçlarına göre de son tanı konuldu. Sonuçların değerlendirmesinde uygun istatistiksel analiz yöntemleri kullanıldı. Ön tanı ile son tanı arasındaki uyum da ağırlıklı kapa(κ) analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamızda VATF ile yapılan değerlendirmede konulan ön tanı ile, laboratuvar sonuçlarına göre konan son tanı arasındaki uyum %84.7 olarak bulundu ve yapılan ağırlıklı kappa uyum analizi sonuçuna göre de κ:0.710 ile uyumun iyi düzeyde olduğu bunun da ileri düzeyde anlamlılık gösterdiği (p:0.0001) saptandı. Sonuç: VATF’ın birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve kliniklerde vajinal akıntının tanılanmasında sağlık çalışanları, özellikle hemşire ve ebeler tarafından güvenle kullanılabileceğine karar verildi. Anahtar Kelimeler; Vajinal akıntılar, VATF, tanıların uyum analizi ABSTRACT Consistency Analysis Of Diagnosis Made Using Vajınal Dıscharge Assesment Form (VDAF) Objectives: This study has been conducted methodically and descriptively and applied. Aim of the study to determine the level of consistency between initial diagnoses and final diagnoses. The initial diagnoses recognized with the Vaginal Discharge Assesment Form (The VDAF has developed in order to be used especially the primary health care cervices. Because cannot be applied where laboratory facilities) and speculum examination. The final diagnoses made based on results of pH, Whiff test, and microscopic observation of fresh preparate. Methods: The study has been conducted in 50 cases in Sinanoglu primary health care center, managed by Sakarya Health Services Authority. VDAF, developed by the researchers and a form containing social and demographic characteristics have been used to collect data. The forms have been filled by face to face interview method. Initial diagnoses have been made based on VDAF and speculum examination findings. Additionally, vaginal discharge specimen have been collected from * Msc. S.B. Sakarya Sağlık Müdürlüğü, Sinanoğlu Sağlık Ocağı, Adapazarı **Yard.Doç.Dr. Marmara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü, Kadın Hastalıkları ve Doğum Hemşireliği Anabilim Dalı, İstanbul. Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF) Kullanılarak.... 23 women for the fresh preparate examination, and laboratory studies (pH, whiff test, and microscopic observation) have been conducted. Final diagnoses have been done based on those tests. Proper statistical methods have been used to evaluate the results. The consistency between initial diagnoses and final diagnoses has been evaluated using Kappa (κ) analyses. Results: Our study reveals that there is an 84.7% consistency between initial diagnoses, based on finding of VDAF, and final diagnoses, based on to laboratory studies, and result of weighted Kappa consistency analyses, shows there is a good level of consistency κ:0.710, and the finding are highly meaningful (p:0.0001). Conclusion; As a result, it has been concluded that VDAF can safely be used in first stage clinics for the purpose of vaginal discharge diagnosis by health workers, especially by nurses and midwifes. Keywords; vaginal discharges, VDAF, consistency analysis of diagnosis GİRİŞ Vajinal akıntılar genital yol enfeksiyonları (GYE) içinde kadınların en sık yaşadığı jinekolojik sorunlardandır. Doğurganlık dönemindeki kadınların çoğunun, hayatlarında en az bir kez vajinal enfeksiyon nedeni ile akıntı şikayeti yaşadığı belirtilmektedir. Sık tekrarlayan ve tedavi edilmeyen vajinal enfeksiyonlar kronik rahatsızlıklara, infertiliteye hatta kansere neden olabilmekte ve kadının yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir (Atasü ve Şahmay 2001; Bezircioğlu ve Öniz 2004; Kısa 2007; Kısa ve Taşkın 2007; Sağlık Bakanlığı 1995; Sağlık Bakanlığı 2000; Sevil ve Özkan 2004) Vajinal akıntı fizyolojik bir olay olabildiği gibi patolojik bir olayın göstergesi de olabilir. Normal vajinal akıntı berraktır ve yumurta akını andırır. Normal akıntı ile anormal akıntıyı birbirinden ayırmak gerekir. Patolojik vajinal akıntısı olan hastalar semptomatiktir ve akıntıda renk değişikliği, koku, kaşıntı, dizüri ve disparoni gibi şikayetler mevcuttur. Laboratuvar değerlendirilmesinde vajen pH, lökosit ve clue (ipucu) hücrelerinde artış ve anormal organizmalar gözlemlenir. Hastanın semptomları laboratuar incelemeleri ile [taze preparatta direkt mikroskobik inceleme, pH ölçümü ve %10'luk KOH (potasyum hidroksit) ile Whiff (koku) testi] değerlendirilerek ayırıcı tanı konur (Bezircioğlu ve Öniz 2004; Kısa 2007; Larsen 2008; Schwebke 2007; Sevil ve Özkan 2004; Spıegel 2002). Akıntı şikayeti ile başvuran bir hastaya yaklaşımda en önemli basamak kuşkusuz anamnez yani değerlendirmedir. Vajinal enfeksiyon tanısı öncelikle iyi bir anamnezle başlar. Anamnezde; akıntının miktarı, rengi, kıvamı, kokusu ile birlikte yanma, kaşıntı, ağrı, menstruasyonla ilişkisi, vajinal lavaj kullanımı, yaşam tarzı, giyim özellikleri ve aldığı ilaçlar sorgulanmalıdır. Bu özellikle tekrarlayan vajinitlerde önemlidir (Atasü ve Şahmay 2001; Kısa 2007; Sevil ve Özkan 2004). Kadınların büyük çoğunluğu tanı ve tedavi için birinci basamak sağlık kuruluşuna başvururlar ve bu kuruluşlarda etiyolojik ajan tespit etmek için olanaklar yeterli değildir (Atasü ve Şahmay 2001; Kısa 2007; Sevil ve Özkan 2004) Bu nedenle vajinal enfeksiyonları tanılamada bu güne kadar değişik formlar geliştirilmiştir. Amsel kriterleri ve Nugent puanlama sistemi özellikle bakteriyel vajinozisi (BV) tanılamada kullanılmaktadır. Bunların yanı sıra yine vajinal enfeksiyonları tanılamak için standart kontrol listeleri mevcuttur ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) ile GYE tanılamak amacıyla da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından önerilen sendrom yaklaşımı kullanılmaktadır (CCQLM 2003; Günay 1998; Günenç 1999; Larsen 2008; Nugent, Krohn ve Hillier 1991; Özkan ve Demir 2002; Schwebke 2007; Sevil ve Özkan 2004; Spıegel, Amsel, Holmes 1983). Richard Amsel tarafından 1983 yılında BV tanılanmasını sağlayan Amsel kriterleri: 1. İnce- homojen, süt gibi, gri, kötü kokulu, vajinal duvarlara yapışan ancak silinebilen bir akıntı. 2.Vajinal pH’ın 4.5’in üstünde olması. 3. Pozitif whiff testi. (Vajinal akıntı örneği %10 KOH ile karıştırıldığında bayat balık kokusuna benzer bir koku yayılır, özel amin kokusu ). 4. İpucu hücrelerinin görülmesi (Vajinal akıntı SF ile karıştırılıp hazırlanan taze preparatta görülen ipucu hücreleri-dökülmüş vajinal epitel 24 Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, Cilt:2,Sayı:1.2009 hücrelerini gram labil laktobasillerle çevrelenmiş halinin görüntüsüdür). Amsel kriterleri BV’i bu dört kriterden üçünün bulunmasıyla tanımlar. Bazı araştırmacılar tanı için var olan epitel hücrelerinin %20’sinin ipucu hücreleri olması gerektiğini belirtmektedir (Baybağ 1992;CCQLM 2003; Günay 1998; Günenç 1999; Larsen 2008; Schwebke 2007; Sevil ve Özkan 2004; Sha ve ark. 2005; Spıegel 2002; Spıegel, Amsel, Holmes 1983) Mazzuli ve arkadaşları ile Nugent ve arkadaşları yaptıkları çalışmalarda en sık rastlanan bakteri olarak, Laktobasillus (büyük gram pozitif çomaklar), Gardnerella ve Bakterioides (küçük gram negatif ve gram değişken çomaklar) ve Mobilincus’u (kıvrık gram negatif yada gram değişken çomaklar) bildirmişlerdir. Bu üç morfotipini kullanılarak BV tanısında kullanılabilecek ve 0-10 arasında değişen bir skorlama sistemi (Nugent puanlama sistemi) oluşturulmuştur (CCQLM 2003; Günay 1998; Günenç 1999; Larsen 2008; Nugent, Krohn ve Hillier 1991; Sha ve ark. 2005; Spıegel, Amsel, Holmes 1983). Zarakolu ve ark. (2004) yaptıkları çalışmada Nugent puanlama sistemi güvenilir olarak bildirilmektedir. DSÖ uzmanlar grubu etiyolojik ve klinik tanının yarattığı sorunlara alternatif olarak sendrom yaklaşımı önermektedir. Sendrom “hastanın yakınmalarına dayalı belirtiler ve muayene sırasında gözlenen bulgular grubu” olarak tanımlanmaktadır. Cinsel yolla bulaşan genital enfeksiyonların yönetiminde kullanılmak üzere geliştirilen sendrom yaklaşımı yönergesi de CYBH sendromatik teşhisi, yönetimi ve lokal tedavisine yönelik önerileri içermektedir Sendrom yaklaşımı ile tek bir hastalık tanısı yerine, hastanın semptomları temel alınarak tanı ve tedavi kararı verilmektedir. Böylece yanlış tanı olasılığı azalırken, eksiksiz tedavi olasılığı da artmaktadır. DSÖ, bu yaklaşımın hekim dışı sağlık personeli tarafından da öğrenilebilir olduğunu ve kullanabileceğini belirtmiştir. Örneğin Hollanda’da GYE ve CYBH olanların tanı ve tedavisi, sendrom yaklaşımı kullanılarak yıllarca hemşireler tarafından izlenmiştir (Sevil ve Özkan 2004, World Health Organization, 2001). Ülkemizde de Taşkın ve Kısa (2007) tarafından sendrom yaklaşımının geçerliliği incelenmiş ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hemşireler tarafından vajinal enfeksiyonları tanılamada kullanılması önerilmiştir. Sağlam ve hasta bireye ulaşmada etkin sağlık personeli olan hemşire ve ebenin, uygun tanı ve tedavi yaklaşımları konusunda bilgi seviyeleri yükseltilerek, vajinal enfeksiyonlarda daha etkin hale gelmesi önemlidir. Yapılan çalışmalar hemşire ve ebenin vajinal enfeksiyonlarda standart kontrol listesi kullanarak vajinit tanısı koymada yüksek oranda başarılı olduğunu göstermiştir. Ev ziyaretlerinde de standart kontrol listesi kullanarak hemşire ve ebenin kadınları yönlendirebilecekleri, jinekolojik muayene yaptıkları takdirde de vajinit tanısı koyabilecekleri belirtilmektedir (Özkan ve Demir 2002; Sevil ve Özkan 2004). Hemşire ya da ebelerin yasal olarak teşhis amaçlı jinekolojik muayene yapma yetkileri yoktur. Ancak hizmet verecekleri alana yönelik eğitilen ve yeterlilik belgesi alanlara bu yetki verilmektedir. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı (CSUS )hizmetleri çerçevesi kapsamında birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetlerinde hizmeti sunacakların görevleri belirlenmiştir. Buna göre güvenli annelik hizmet çerçevesinde hizmeti sunacakların; bu alanlarda hizmet yönetimini bilmeleri, pelvik muayene, öykü, tarama testleri, bildirim, danışmanlık becerilerinin var olması ve bu girişimleri yapabilmeleri vurgulanmaktadır. Görev yapacak sağlık çalışanları arasında hemşire ve ebeler de yer almaktadır.Yine cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve HIV/AIDS’in yönetim çerçevesinde sunulacak hizmetler arasında da; fizik muayene (pelvik muayene dahil), evrensel enfeksiyon kontrol önlemleri; örneklerin alınması/ gönderilmesi, lab yöntemleri (örn. boyalı ve boyasız mikroskopi), CYBH tanı ve tedavi protokollerinin uygulanması, bildirimi zorunlu hastalıklar, gereğinde sevk hizmetleri sayılmakta ve bunları yapabilme becerisi olan hekim, hemşire, ebe vb sağlık çalışanlarının bu hizmetleri sunacağı belirtilmektedir (http//sbu.saglik.gov.tr ). 507 sayılı nüfus planlaması hizmetlerini yürütecek personelin eğitimi, görev yetki ve sorumlulukları hakkında yönetmelikte, bu hizmeti yürüten, yürütecek olan ve bakanlıkça eğitilen, yeterlilik belgesi verilen hemşire ve ebelerin görev yetki ve sorumlulukları arasında; pelvik muayene yapmak, pelvik Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF) Kullanılarak.... 25 muayene ve izlemlerde patolojik bulguları yetkili hekime bildirmek de yer almaktadır (507 Sayılı Nüfus planlaması Hizmetleri Yönetmeliği, 1983). Tüm bu bilgiler ışığında çalışmamızda; literatür doğrultusunda araştırmacılar tarafından geliştirilen Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF) ve spekulum muayenesine göre konulan ön tanıların laboratuar testleri sonucuna göre konulan son tanılar ile uyum analizi yapılarak, VATF’nun kullanılabilirliğinin sınanması amaçlanmıştır. YÖNTEM Tanımlayıcı ve metodolojik olanak planlanıp uygulanan bu çalışma Sakarya Sağlık Müdürlüğünün yazılı onayı sonucu aynı müdürlüğe bağlı Sinanoğlu Sağlık Ocağında(SO) gerçekleştirildi. Çalışmanın yapıldığı süre içerisinde vajinal akıntı şikayeti ile SO başvuran ve çalışmaya katılmayı kabul eden toplam 50 kadın örneklemi oluşturdu. Araştırmanın uygulamasında, önce örnekleme alınan kadınlara çalışmanın amacı açıklanarak sözel izin alındı. Verilerinin toplanmasında; sosyo-demografik özellikleri içeren 30 soruluk anket formu ve vajinal enfeksiyonları tanılamak için araştırmacılar tarafından geliştirilmiş olan “Vajinal akıntı tanılama formu (VATF)” kullanıldı. Laboratuvar tetkikleri uygulanmasının sınırlı olduğu özellikle birinci basamak sağlık hizmeti veren kurumlarda, vajinal enfeksiyonları tanılamak amacı ile literatür doğrultusunda geliştirilen VATF bir sayfadan oluşmaktadır. Form başvuranın şikayetlerini, semptomlarını, muayene ve tetkik sonuçlarını kapsamaktadır. Tüm faktörler algoritmik yapıda düzenlenmiş olup, çek atılarak kolaylıkla doldurulabilecek şekildedir. Algoritmik düzenleme, değerlendirmeyi yapan doktor, hemşire/ ebeyi tanıya götürecek şekilde sıralama izlemektedir (Ek.1). Önce anket formu yüz yüze görüşme tekniği ile dolduruldu. Sonrasında kadın “Vajinal akıntı tanılama formu doğrultusunda sorgulanarak, jinekolojik muayene odasına alındı. Muayene odasında ilk işlem olarak inspeksiyon ve spekulum muayenesi yapıldı. Spekulum muayenesinde akıntının özellikleri, vajina ve serviksin yapısı gözlendi. VATF ve spekulum muayenesi değerlendirme sonuçlarına göre ön tanı konularak VATF’a kaydedildi. Daha sonra spekulum muayenesinde posterior forniksten pH indikatör kağıdı ile pH ölçümü yapıldı ve steril pamuk uçlu çubukla da taze preparat alınarak 1.5 cc %0.9’luk serum fizyolojik içine kondu. Ardından bimanuel muayene yapılarak bulgular kaydedildi. Sonrasında lamın her iki ucuna taze preparat örneğinden 1-2 damla konularak birine lamel kapatıldı, diğerine % 10’luk KOH damlatılarak koku testi yapıldı. Balıksı kötü koku tespit edilene pozitif dendi. Koku testinden sonra, %10’luk KOH damlatılan sürüntü de lamel ile kapatılarak mikroskopik inceleme yapıldı. Mikroskopik inceleme laboratuvar teknisyeni ile birlikte yapıldı ve sonuçlarına göre de son tanıya gidildi. Konulan son tanı da VATF’a kaydedildi. VATF + spekulum muayenesi ile konulan ön tanı ile bimanuel muayene ve laboratuvar incelemeleri sonucunda konulan son tanıda uyuşma olup olmadığı da VAFT’a kaydedildi. Ardından hasta konulan tanı doğrultusunda hekime yönlendirildi. Sonuç olarak çalışmada VATF ile yapılan değerlendirme + inspeksiyon, spekulum muayenesi sonucuna göre konulan ön tanı ile, bimanuel muayene, pH, whiff testi ve taze preparat incelemesini içeren laboratuar incelemesi sonucunda konulan son tanı arasındaki uyuşma durumu değerlendirdi. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri NCSS-PASS 2007 paket programı ile yapıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama, standart sapma) yanı sıra gruplar arası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi, nitel verilerin karşılaştırmalarında ki-kare, Mc Nemar χ2 testi uygulandı. Ön tanı – son tanı uyumluluğu ağırlıklı kapa (κ) testi ile belirlendi. BULGULAR Çalışma kapsamına alınan kadınların çoğunluğu (%74.0) ilkokul mezunuydu. Yaşlarının min. 18, max. 48 arasında değiştiği ve ortalamalarının 32.58 ±8.02 olduğu belirlendi. Tamama yakını (%98.0) evliydi ve çoğunluğu da (%88.0) herhangi bir işte çalışmıyordu. Kadınların vücut kitle indeksleri 26 Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, Cilt:2,Sayı:1.2009 (VKİ) incelendiğinde yarısı (%50.0) kilolu, %26.0 şişmandı, zayıf ya da normal olanların oranı %24.0 dı. Kadınların yarıdan fazlasında (%56.0) gravida sayısı 3 ve üzeri iken, parite sayısı olarak %48.0 ile bir ya da iki olanlar çoğunluktaydı, Çalışmanın yapıldığı süreçte kontraseptif yöntem olarak %46.0 ile daha fazla oranda RİA kullandıkları belirlendi. Kadınların %42.0’nın daha önce de vajinal akıntı şikayeti yaşadığı ve bu şikayeti sık olarak yaşama oranının %76.2 olduğu saptandı. VATF ile yapılan değerlendirmede; kadınların %52.0’nın (n=26) “ince, gri-beyaz akıntıyı”, %20.0’nın (n=10) “süt kesiğine benzer akıntıyı”, %18.0’nın (n=9) “yeşil-sarı köpüklü akıntıyı” tanımladıkları görüldü. Spekulum muayenesinde ise “ince, gri-beyaz akıntı” oranı %72.0 ile (n=36) daha yüksek bulundu ve “süt kesiğine benzer akıntı”, %20.0 (n=10), “yeşil-sarı köpüklü akıntı” %12.0 (n=6) olarak tespit edildi. Çalışma kapsamına alınan kadınların VATF ile yapılan değerlendirmelerinde tanımladıkları akıntı özellikleri ile spekulum muayenesinde tespit edilen akıntı özelliklerinin dağılımları karşılaştırıldığında; “süt kesiğine benzer akıntı” tanımlayan 10 kadının % 80.0’da, “ince, gri- beyaz akıntı” tanımlayan 25 kadının %96.2’inde (ancak VATF yapılan değerlendirmede 26 kadının tanımladığı bu akıntı spekulum muayenesinde 36 kadında gözlendi), “yeşil-sarı, köpüklü akıntı” tanımlayan 9 kadının da %55.6’da spekulum muayenesinde de aynı özellikler saptandı. Yapılan istatistiksel değerlendirmede sonuçların ileri düzeyde anlamlılık gösterdiği belirlendi (χ21= 29.7, p1=0.0001, χ22 =24.8, p2 =0.0001, χ23=19.8, p3 =0.001). Kadınların VATF göre değerlendirilmeleri sonucunda tanımladıkları akıntı özellikleri ile spekulum muayenesinde tespit edilen akıntı özellikleri arasındaki uyuma Mc Nemar ki-kare testi ile bakıldığında ise; “ince gri-beyaz akıntı” açısından anlamlı fark olduğu bulundu (Mc Nemar χ2=6.75, P=0.009). Bu da belirtilen akıntı özelliği açısından kadınların tanımladıkları ile spekulum muayenesinde tespit edilen arasında uyumsuzluk olduğunu gösterdi. Diğer tanımlanan “süt kesiğine benzer akıntı” ile “yeşil-sarı köpüklü akıntı” arasında ise anlamlı fark olmadığı (p1=0.61–p2=0.37) belirlendi Bu da kadınların tanımladıkları ile spekulum muayenesi sonucunda tespit edilen sonuçlar arasında bu akıntı özellikleri açısından uyum olduğunu gösterdi ( Tablo 1). Tablo 1. VATF’da Kadınların Tanımladıkları Akıntı Özelliklerinin Spekulum Muayene Sonuçları ile Uyumu TANIMLANAN AKINTININ ÖZELLİKLERİ N:50 SPEKULUM MUAYENESİ Süt kesiğine benzer akıntı n % Yeşil-Sarı, köpüklü akıntı n % İnce, gribeyaz akıntı n % İSTATİSTİKSE Birden fazla L akıntı türü ANLAMLILIK n % Süt kesiğine benzer akıntı Var Yok χ²:29.7 p=0.0001 8 80.0 1 11.1 0 0.0 1 20.0 2 20.0 8 88.9 26 100.0 4 80.0 Mc Namer χ²:0.25 P=0.61 Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF) Kullanılarak.... 27 İnce,gri-beyaz akıntı Var Yok χ²:24.8 p=0.0001 3 30.0 3 33.3 25 96.2 7 70.0 6 66.7 1 3.8 5 100.0 0 0.0 Mc Namer χ²:6.75 P=0.0094 Yeşil-sarı, köpüklü akıntı Var Yok χ²:19.8 p=0.001 0 0.0 5 55.6 1 3.8 0 0.0 10 100.0 4 44.4 25 96.2 5 100.0 Mc Namer χ²:0.80 P=0.37 *: Ki-kare ve Mc Nemar ki-kare uygulandı. Kadınların akıntı şikayeti ile birlikte en fazla oranda %76.0 ile koku, %68.0 ile kasık ve karın ağrısını tanımladıkları, %46.0 oranında kaşıntı, %44.0 yanma ve %42.0 oranında da disparoniayı belirttikleri saptandı. Dizüri ve vulvada kızarıklık oranı %34.0, pollaküri %30.0 ve ateş ve halsizlik oranı da %14.0 olarak bulundu. Kadınların %26.0 da servikste erezyon olduğu belirlendi. Kadınların tanımladığı akıntı özellikleri ile koku, kızarıklık, dizüri ve disparoni şikayetleri arasında anlamlılık bulunmazken (p=0.443, p=0.076, p=0.361, p=0.452), kaşıntı ve yanma şikayetleri arasında anlamlılık bulundu (p=0.036, p=0.028). Çalışmada VATF + spekulum muayenesine göre kadınların %16.0’na Kandida (K), %10.0’na Trichomonas Vajinalis (TV), %62.0’na Bakteriyel Vajinozis (BV), %12.0’na K+BV (Kandida + Bakteriyel Vajinozis) ön tanısı kondu. Laboratuvar sonuçlarına göre son tanı olarak da; %20.0’na K, %2.0’na TV, %52.0’sine BV, %24.0’üne K+BV tanısı konuldu. Bir vakada enfeksiyon etkeni saptanmadı. Sonuçlara bakıldığında ön tanıya göre son tanıda, TV tanısı oranında belirgin azalma, K+BV tanısı oranında ise artma dikkati çekmekteydi. Ön tanı ile son tanının çaprazlama dağılımlarına bakıldığında; K ön tanısı alan 8 kişinin 7 sine son tanıda da K tanısı kondu ancak, 1 tanesi son tanıda K+BV tanısı aldı. Ön tanıda TV saptanan 5 kişiden sadece 1 tanesine son tanıda da TV dendi, 1 kişi K, 1 kişi BV ve 2 kişi de K+BV son tanısı aldı. Ön tanıda BV tanısı konan 31 kişiden 25 tanesine son tanıda da BV dendi, 2 tanesine K, 3 tanesine de K+BV tanısı kondu, 1 kişi de ise hastalık etkeni saptanmadı. Ön tanısı K+BV olan 6 kişinin tamamına son tanıda da aynı tanı kondu ancak, son tanıda K+BV tanısı alan 12 kişi vardı ve diğer 6 kişisinin 1 tanesine ön tanıda sadece K, 2 tanesine TV, 3 tanesine BV tanısı konmuştu. Yapılan ağırlıklı kappa uyum analizinde uyum sonucunun κ: 0.627 ile iyi düzeyde olduğu belirlendi (Tablo 2). Kappa uyum analizine göre kappa katsayısı 0-1 aralığında değer alır ve buna göre, 0.93-1: mükemmel, 0.81-0.92: çok iyi, 0.61-0.80: iyi, 0.41-0.60: orta düzeyde 0.21-0.40: ortanın altında ve 0.01-0.20: zayıf uyumu tanımlamaktadır (Boyacıoğlu ve Güneri 2006, Özdamar 1999). 28 Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, Cilt:2,Sayı:1.2009 Tablo 2. Ön Tanı ile Son Tanı Sonuçlarının Çaprazlama Dağılımları (I) Son Tanı K TV BV Normal K+BV K 7 0 0 0 1 Ön Tanı Total 8 TV 1 1 1 0 2 5 BV 2 0 25 1 3 31 K+BV 0 0 0 0 6 6 10 1 26 1 12 50 Ön Tanı Son Tanı Total *: Ağırlıklı Kapa Uyum Analizi yapıldı κ:0.627 p =0.0001 Çalışmamızda; son tanıları miks enfeksiyon (K+BV) olarak konan 4 vakanın, VATF + spekulum muayenesine göre konan ön tanılarının miks değil ancak, bu iki enfeksiyondan biri olduğu görüldü (son tanıda K+BV denilen kadınlardan birinde ön tanıda sadece K, üçünde de BV saptanmıştı). Bu nedenle de bu 4 vaka çıkarılarak 46 vakada ön tanı ile son tanı uyuşması tekrar değerlendirildi. İkinci değerlendirmede yapılan ağırlıklı kappa uyum analizi sonucunda κ:0.710 ile güvenilirliği biraz daha yüksek olarak iyi yani önemli düzeyde bir uyuşma olduğu saptandı (Tablo 3). Tablo 3. Ön Tanı ile Son Tanı Sonuçlarının Çaprazlama Dağılımları (II) (4 Vaka Çıkarıldıktan sonra yapılan 2. değerlendirme sonuçları) Ön Tanı Son Tanı K TV BV Normal K+BV Ön Tanı Total K 7 0 0 0 0 7 TV 1 1 1 0 2 5 BV 2 0 25 1 0 28 K+BV 0 0 0 0 6 6 10 1 26 1 8 46 Son Tanı Total *: Ağırlıklı Kappa Uyum Analizi bakıldı. κ:0.710, p =0.0001 Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF) Kullanılarak.... 29 Sonuç olarak iki ayrı kappa uyum analizi değerlendirmesi yapıldı [Birinci değerlendirme 50 vaka (Tablo2), ikinci değerlendirme 46 vaka üzerinden (Tablo3)] Bu iki değerlendirmenin uyum analizleri sonucunda; I.değerlendirmede ön tanı ve son tanı uyuşma oranının %78.0, uyum düzeyinin κ:0.627 olduğu, II. değerlendirmede uyuşma oranın %84.7’ye yükseldiği, uyumun güvenilirliğinin de biraz daha yükselmiş olarak κ:0.710 düzeyinde olduğu bulundu. Her iki değerlendirmenin istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlılık gösterdiği(p=0.0001) belirlendi (Tablo 4). Tablo 4. İki Çaprazlama Değerlendirmeye Göre Tanılar Arası Uyum Sonuçları Tanıların çaprazlama değerlendirmeleri Uyum (%) Kappa (κ) İstatistiksel Anlamlılık 1. Değerlendirme 78.0 0.627 P =0.0001 2. Değerlendirme 84.7 0.710 P =0.0001 *: Kappa Uyum Analizi uygulandı TARTIŞMA Çalışmamızda akıntı şikayeti ile başvuran kadınların tanımladıkları akıntı özellikleri VATF ile değerlendirildi ve ardından spekulum muayenesi yapıldı. Kadınların tanımladıkları akıntı özellikleri ile spekulum muayenesinde gözlenen akıntı özellikleri arasında ileri düzeyde anlamlılık saptandı. Ancak VATF ile yapılan değerlendirmede 26 kadın “ince gri-beyaz akıntı” yı tanımlarken, spekulum muayenesinde 36 kadında bu akıntı gözlendi. Mc Nemar ki-kare testi ile bakıldığında da “ince gribeyaz akıntı” açısından kadınların tanımladıkları ile spekulum muayenesinde tespit edilen arasında uyumsuzluk olduğu, diğer tanımlanan akıntı özellikleri ile spekulum muayenesinde gözlenen sonuçlar arasında ise uyum olduğu belirlendi (Tablo 1). Çalışmamızda VATF ile yapılan değerlendirmede kadınların ince gri-beyaz akıntıyı tanımlama oranının, spekulum muayenesinde belirlenen orandan düşük bulunması; non-spesifik vajinitis olarak da bilinen bakteriyel vajinozisin kadınların %50 den fazlasında asemptomatik olarak seyretmesi, balık kokusu ile karakterize kötü kokunun da BV kadınların % 50 de var olması ve bu kokunun da genellikle cinsel ilişkiden sonra daha fazla belirginleşmesi, akıntı miktarının az olması ve sıklıkla intrautusta, vajen anterior ve lateral duvarlarında yapışkan olarak spekulum muayenesi ile görülebilmesi vb tüm bu özellikler ile açıklanabilir (Baybağ 1992; Günay 1998; Günenç 1999; Sevil ve Özkan 2004). Kısa’nın (2007) çalışmasında da BV semptom yaklaşımıyla ince gri-beyaz akıntı bulgusunu veren 36 kadın belirlenirken, klinik muayenede ise 55 kadında BV tespit edilmiştir. Çalışmamız Kısa’nın (2007) çalışmasıyla benzerlik göstermektedir. Çalışmamızda kadınların tanımladığı akıntı özellikleri ile koku, kızarıklık, dizüri ve disparoni şikayetleri arasında anlamlılık bulunmazken, kaşıntı ve yanma şikayetleri arasında anlamlılık bulundu. Kaymak, Paşaoğlu, Erhan ve Çelik’in (2005) yapmış olduğu çalışmada vajinal akıntılar ile spesifik şikayetler arasında anlamlılık olmadığını bildirmiştir. Kısa’nın (2007) çalışmasında kaşıntı (%57.8), kızarıklık (%39.3), cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında yanma (%50.2), disparoni (%36.5) belirtilerinin vajinal enfeksiyona eşlik ettiği ve bu özellikler ile tanı arasında anlamlı ilişki bulunduğu bildirilmiştir. Bulgularımız bu belirtilen çalışma sonuçları ile çoğu yönden benzerlik göstermektedir. Ancak çalışmamızda tanımlanan akıntı özelliği sadece kaşıntı ve yanma şikayetleri arasında anlamlılık bulunması, vajinal akıntı şikayeti olan kadınlarda kaşıntı ve yanma belirtilerinin daha spesifik bulgular olduğunu düşündürmüştür. 30 Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, Cilt:2,Sayı:1.2009 Akıntı şikayeti ile başvuran kadınların ön tanıları VATF + spekulum muayenesine, son tanıları da laboratuvar sonuçlarına göre konmuştur. Buna göre; ön tanı olarak kadınların %16.0’na Kandida (K), %10.0’na Trichomonas Vajinalis (TV), %62.0’na Bakteriyel Vajinozis (BV), %12.0’na K+BV tanısı kondu. Son tanı olarak da; %20.0’na K, %2.0’na TV, %52.0’sine BV, %24.0’üne K+BV tanısı konuldu. Literatürde bir çok kaynakta BV in üreme çağındaki kadınlarda görülen vajinal akıntı şikayetlerinin oldukça büyük bir bölümünü oluşturduğu vurgulanmaktadır (Bezircioğlu ve Öniz 2004; Günay 1998; Günenç 1999; Kalkancı, Çiftçi, Biri, Kuştimur ve Güner 2005; Sevil ve Özkan 2004). Keçeli, Gacar, Yücesoy, Türköz ve Dündar’ın (2004) yapmış olduğu çalışmada da en sık vajinit nedeni BV olarak belirtilmiştir. Zeteroğlu, Andiç, Deveci, Şahin ve Güvercinci’nin (2004) yaptığı çalışmada da 116 hastanın 48'inde patolojik bulgu belirlendiği, 30'una BV, 23'üne K ve 2'sine TV tanısı konduğu bildirilmiştir. Zhang ve ark. (2001) yaptığı çalışmada da; BV, K ve TV prevelans oranı sırasıyla; %22,2, %4,9, ve %2,1 olarak bildirilmiştir. Literatürde bazı kaynaklarda ise kandidanın daha sık görüldüğü savunulmaktadır (Açıkgöz, Turhan, Gamberzade, Ark ve Göçer 2002; Öner ve Ark. 2004). Bolatlı, Şengül, Doğan, Akgün ve Akşit (1997) 280 kadınla yaptıkları çalışmada; 74'ünde K, 45'inde TV, 32'sinde BV saptandığı bildirilmiştir. Sonuçlarımız BV’in üreme çağındaki kadınlarda görülen şikayetlerin oldukça büyük bir bölümünü oluşturduğu literatür bilgisini desteklemektedir. Çalışmamızda geliştirilen VATF + spekulum muayene sonuçlarına göre konulan ön tanılar ile laboratuvar tetkikleri sonuçlarına göre konulan son tanıların uyumu Kappa uyum analizi ile değerlendirildi (Tablo 2,3,4). İlk değerlendirmede ön tanı ile son tanılardaki uyumun κ:0.627 ile iyi düzeyde olduğu belirlendi. Ancak son tanıları miks enfeksiyon (K+BV) olarak konan 4 vakanın, ön tanılarının miks olmadığı fakat bu iki enfeksiyondan biri olduğu görüldü (son tanıda K+BV denilen kadınlardan birinde ön tanıda sadece K, üçünde de BV saptanmıştı). Bu nedenle de bu 4 vaka çıkarılarak 46 vakada ön tanı ile son tanı uyuşması tekrar değerlendirildi. İkinci değerlendirmede yapılan uyum analizi sonucunda κ:0.710 ile güvenilirliği biraz daha yüksek olarak yine iyi düzeyde bir uyum olduğu saptandı. Miks enfeksiyonlarda o anda akut yaşanan ve majör özellik gösteren enfeksiyon belirtileri baskın olduğundan, bu hangi enfeksiyon ise onun semptomlarına yönelik şikayetler ön plana çıkmakta ve kişi öncelikle o şikayetleri ifade etmektedir. Bu nedenle belirtilen bu 4 vaka çıkarılarak ikinci bir değerlendirme yapılmış ve uyuşma oranında ve güvenilirlik düzeyinde artma görülmüştür. Bu iki değerlendirmenin uyum analizi sonucunda da I.değerlendirmede ön tanı ve son tanı uyuşma oranının %78.0, uyum düzeyinin κ:0.627 olduğu, II. değerlendirmede uyuşma oranın %84.7’ye yükseldiği, uyumun güvenilirliği de biraz daha yükselmiş olarak κ:0.710 düzeyinde olduğu bulundu. Her iki değerlendirmenin istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlılık gösterdiği(p=0.0001) saptandı. Kısa’nın (2007) çalışmasında da semptom yaklaşımının sensitivitesi %91.5, spesifitesi %69.7, pozitif prediktif değer %87.7 ve negatif prediktif değer %77.5 olarak bildirilmiştir. Diğer bir deyişle semptom yaklaşımı ile vajinal enfeksiyon tanısı alan kadınların %91.5’inin, klinik muayene ile %97.2’sinin doğru tanılandığı tespit edilmiş ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hemşireler tarafından vajinal enfeksiyonları tanılamada uygun bulunduğu bildirilmiştir. Bizim çalışmamızda da geliştirilen ve uygulanılabilirliği çok kolay olan VATF ve yine hemşire/ ebenin yapabileceği inspeksiyon, spekulum muayenesine göre konan ön tanı ile laboratuar değerlendirmelerine ve bimanuel klinik muayene bulgularına göre konan son tanı arasındaki uyum oranı yüksek, uyumun güvenilirlik düzeyi önemli düzeyde iyi bulunmuş ve ileri düzeyde de anlamlılık saptanmıştır. Bu sonuçlar da vajinal enfeksiyonların tanılanmasında geliştirdiğimiz VATF’nun hekim, hemşire/ebeler tarafından güvenli bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir. Literatür incelendiğinde vajinal enfeksiyonları daha kolay ve hızlı tespit edebilmek için birçok form geliştirildiği görülmektedir. BV tanılamak için Richerd Amsel tarafından Amsel kriterleri, Mazuli ve arkadaşları tarafından Nugent puanlama sistemi geliştirilmiştir (CCQLM 2003; Günay 1998; Günenç 1999; Nugent, Krohn ve Hillier 1991; Spıegel 2002; Spıegel, Amsel, Holmes 1983). DSÖ uzmanlar grubu etiyolojik ve klinik tanının yarattığı sorunlara alternatif olarak sendrom yaklaşımı önermektedir (Sağlık Bakanlığı 2000; Sevil ve Özkan 2004). Taşkın ve Kısa (2007) tarafından sendrom yaklaşımının geçerliliği bakılmış ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hemşireler tarafından vajinal enfeksiyonları tanılamada uygun bulunduğu bildirilmiştir. Özkan ve Demir (2002) tarafından Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF) Kullanılarak.... 31 geliştirilen standart kontrol listesi sonucunda, hemşirenin vajinal enfeksiyonlarda standart kontrol listesi kullanarak vajinit tanısı koymada yüksek oranda başarılı olduğu, eğitim almış ebe ve hemşirelerin ev ziyaretleri sırasında standart kontrol listesi kullanarak kadınları yönlendirebilecekleri ve jinekolojik muayene yaptıkları taktirde vajinit tanısı koyabilecekleri belirtilmiştir. Geliştirdiğimiz VATF’nun da bu amaçlara hizmet açısından güvenle kullanılabilecek bir form olduğu kanısına varılmıştır. Sonuç olarak elde ettiğimiz veriler bize, VATF + spekulum muayenesi ile birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hemşire/ebelerin laboratuvar analizlerine çok gereksinim duymadan akıntı şikayeti ile gelen kadınların tanılarını koyabileceklerini, ayrıca geliştirmiş olduğumuz VATF ın birinci basamakta ya da jinekoloji polikliniklerinde de güvenli bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir. KAYNAKLAR Açıkgöz Z.C., Turhan N.Ö., Gamberzade Ş., Ark E., Göçer S. (2002): Vajen Kültürlerinin Mikrobiyolojik Açıdan Retrospektif Olarak Değerlendirilmesi, Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji ABD., Ankara, Mikrobiyoloji Bülteni, 36(1):23-29. Atasü T., Şahmay S. (2001), Jinekoloji(Kadın Hastalıkları) ,Nobel tıp kitabevi, 231-237. Bezircioğlu İ., Öniz A. (2004). Vajinal Akıntı Yakınması İle Başvuran Hastaların Akıntı Örneklerinin Direkt Mikroskobik Değerlendirilmesi. Sted dergisi 13(11), 422-425. Bolatlı T., Şengül M., Doğan N., Akgün Y., Akşit F. (1997) Vajinal Akıntısı Olan Kadınlarda Gardnerella Vaginalis Görülme Sıklığı. Mikrobiyoloji Bülteni ,31(2):103-111. Boyacıoğlu H., Güneri P. (2006). Sağlık Araştırmalarında Kullanılan Temel İstatistik Yöntemler, Hacettepe Dişhekimliği Fakültesi Dergisi, 30(3), Sayfa: 33-39. CCQLM (Canadion Coalibitan for Quality in Laboratory Medicine), November 2004- Replaces November 2003. Microbiyology Working Group. Guideline for Laboratory Processing and İnterpretation of Vajinal Specimens in the Diagnosis of Bacteriyel Vaginozis. http://www.cpsa.ab.ca/facilitiesaccreditation/attachments_alqep/ Bacterial%20Vaginosis%20 Guideline. Pdf. Günay T.(1998). İnönü Sağlık Ocağı Bölgesinde 15-49 Yaş Evli Kadınlarda Bakteriyel Vajinozis, Candidiazis, Trichomoniasis, Gonore Sıklığı, Bunu Etkileyebilecek Bazı Faktörlerin İrdelenmesi ve Sağlık Ocağında Kullanılabilecek Tanı Yöntemleri , Halk Sağlığı AD Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü , İzmir. Günenç T.(1999). Vajinal Akıntılarda En Sık Rastlanan Etkenlerin Klinik Tanı ve Laboratuvar Bulgularının Karşılaştırılması, Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Uzmanlık Tezi, On Dokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Samsun. Kalkancı A., Çiftçi B., Biri A., Kuştimur S.,Güner H.: Vajinit Ön Tanısı Almış Olgularda Vajinal Kültür Sonuçlarının Etkenlerine göre Dağılımı, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara, Türkiye Klinikleri Journal Gyenocology&Obstetrics, 2005, 15:137-139. Kaymak Y., Paşaoğlu A., Erhan M., Çelik B.(2005). Polikliniğimize Vajinit Yakınmasıyla Başvuran Hastalarda Vajinal Akıntı Etkenlerinin Araştırılması, Gazi Medical Journal, 16(3):114-120. Keçeli S., Gacar G., Yücesoy G., Türköz E., Dündar V. 2004. Semptomatik Olgularda Vulvovajinal Kandidoz Ve Bakteriyel Vajinöz Prevalansı: Risk Faktörleri ile İlişkisi. Enfeksiyon Dergisi.18(4):481486. Kısa S. (2007). Ankarada Bir AÇS/AP Merkezine Başvuran 15-49 Yaş Evli Kadınlarda Vajinal Enfeksiyonların Hemşire Tarafından Tanılanmasında Semptom Yaklaşımının Geçerliliği ve Etkinliği, Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği AD Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ankara. 32 Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, Cilt:2,Sayı:1.2009 Kısa S.,Taşkın L.(2007).Bir AÇS/AP Merkezine Başvuran 15-49 Yaş Evli Kadınlarda Vajinal Enfeksiyonların Hemşire Tarafından Tanılanmasında Semptom Yaklaşımının Geçerliliği ve Etkinliği, 5. Uluslararası Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması Kongresi (Kongre Kitabı), Ankara, 19-22 Nisan. Nugent R.P., Krohn M.A., Hillier S.L., (1991). Rellability of Diagnosing Bacterial Vajinosis is İmproved by Standardized Method of Gram Stain İnterpratiation.. J Clin Microbial. 29(2), 297-301. Öner S., Demirhindi H., Erdoğan Ş., Tuncer İ., Şaşmaz T., Sütoluk Z., Akbaba M.(2004). Doğankent Sağlik Ocaği Bölgesinde 15-49 Yaş Arasi Kadinlarda Genital Enfeksiyon Prevelansı, MEÜ Tıp Fakültesi Dergisi. 5(2): 145-150. Özdamar K.(1999). Paket Programlar ile İstatiksel Veri Analizi -1, Kaan Kitabevi, Eskişehir, 177-184. Özkan,S.,Demir,Ü. (2002). 15-49 yaş doğurgan çağı kadınlarda vajinitis tanılamasında hemşirenin etkinliğinin belirlenmesi ve vajinitise neden olan risk faktörlerinin incelenmesi , Sağlık ve Toplum. 12(4):54-61. Sevil,Ü.;Özkan,S. (2004). Kadınlarda sık görülen vulvovajinal enfeksiyonlar. İzmir, 1-66. T.C. Sağlık Bakanlığı Aile Planlaması Klinik Uygulama El Kitabı (1995), İstanbul, 22-23. T.C. Sağlık Bakanlığı Ulusal Aile Planlaması ve Üreme Sağlığı Hizmet Rehberi (2000), Ankara, 3. Basım, Cilt 1, 241-279. William W. Beck, Jr. (1992). Obstetric and gynecology, Güven&Nobel Tıp Kitabevi, 271-275. World Health Organization (2001). Management of Sexually Transmitted Infections: Report of an Intercountry Workshop Yangon, Myanmar, 16-20 July 2001.pp.31-32. Zarakolu P, Sahin Hodoglugil NN, Aydin F, Tosun I, Gozalan A, Unal S. (2004) Reliability of interpretation of gram-stained vaginal smears by Nugent's scoring system for diagnosis of bacterial vaginosis. Diagn. Microbiol Infect. Dis. 48(2):77-80. Zeteroğlu Ş., Andiç Ş., Deveci A., Şahin G., Güvercinci M. (2004). Vaginal Akıntısı Olan Kadınlarda Mikrobiyolojik Bulgular, MEÜ Tıp Fakültesi Dergisi. 5(2): 145-150. Zhang LJ, Geng YT, An HY, Gao SY, Zhang L, Cen Y, Zeng G.(2001). Investigation on Reproductive Tract İnfection Among Floating Married Women of Childbearing Age in Fengtai District in Beijing, China, FEMS Immunol Med Microbiol. 32(1):27-32. 507 Sayılı Nüfus planlaması Hizmetleri Yönetmeliği (1983). 507 Sayılı Nüfus planlaması Hizmetlerini yürütecek Personelin Eğitimi, Görev Yetki ve Sorumlulukları hakkında Yönetmelik. 10 Eylül 1983 tarih ve 18161 sayılı Resmi Gazete, Sayı 507. http://www.ttb.org.tr/mevzuat/index.php?option=com_content&task=view&id=153&Itemid=33. Erişim tarihi 16.02.2009. http://sbu.saglik.gov.tr/tusp/turkce/destek_alanlari/yonetimin_guclendirilmesi/cerceve_dokuman/B_A nnex1A_guvenli_annelik.d, Erişim tarihi. 16.02.2009. http//sbu.saglik.gov.tr/tusp/turkce/destek_alanlari/yonetimin_guclendirilmesi/cerceve/ dokuman/E Annex1D_CYBE_%20HIV_%20AIDS.doc. Erişim tarihi. 16.02.2009 İletişim adresi: Hatice YILDIZ ERYILMAZ E-mail adres: [email protected] [email protected] Vajinal Akıntı Tanılama Formu (VATF) Kullanılarak.... 33 VAJİNAL AKINTI TANILAMA FORMU BAŞVURAN Hastanın adı-soyadı: Yaşı : Şikayetin başlangıç tarihi: Siklusa göre başvuruş zamanı: Gravida : Parite: Abortus: Küretaj : Yaşayan çocuk sayısı: Kullandığı kontraseptif yöntem: Son gebelik aralığı : Akıntının özellikleri (Amsel kriterlerine göre): Normal akıntı Süt kesiğine benzer akıntı Yeşil-sarı,köpüklü akıntı İnce,gri-beyaz akıntı Pürülan akıntı Homojen-sulu,et suyu görünümünde Ak Diğer özellikler Cinsel ilişki ile bağlantılı Cinsel ilişkiyle bağlantısız Cinsel ilişki sonrasında kanama Disparonaya Kanama düzensizlikleri Kaşıntı Yanma Koku Ağrı (kasık yada karın) Dizüri Pollaküri Ateş,halsizlik vb. jik tolo a P ıntı Akıntı Normal + Inspeksiyon muayenesi Kızarıklık Erezyon,ülser,yara ÖN TANI + Spekulum muayenesi Normal akıntı Süt kesiğine benzer akıntı Yeşil-sarı,köpüklü akıntı İnce,gri-beyaz akıntı Prülan akıntı Homojen-sulu etsuyu akıntı Dokunmakla kanayan serviks Servikste çilek görüntüsü Erozyon Ektropuyon Servikste özellik yok Spekulum Muayenesine Ek Olarak •pH Bakılması pH sonucu:………. C TV BV Miks enfeksiyon Nonspesifik Normal Normal pH 3.8-4.2 pH 4.5 ↑ BV pH 4.0-4.7 arası Kandida pH 5.0 ↑ Trichomonas •Taze preparat bakılması •Bimanuel muayene •Taze preparatın incelenmesi •Koku (whiff) Testi Özellik var Özellik yok Tomurcuklar ve hifler……..C İpucu hücreleri ve lökosit…BV Hareketli trichomonaslar….TV Pozitif….BV Negatif SON TANI TANIDA UYUŞMA VAR YOK C TV BV Miks enfeksiyon Nonspesifik Normal
Benzer belgeler
N. gonorrhoeae
koku, kaşıntı, dizüri ve disparoni gibi şikayetler mevcuttur. Laboratuvar değerlendirilmesinde vajen
pH, lökosit ve clue (ipucu) hücrelerinde artış ve anormal organizmalar gözlemlenir. Hastanın
sem...