ankara patent e
Transkript
ankara patent e
NKARA ATENT E-Bülten | Sayı: 19 | Yıl: 2 | 2011 Ekim-Kasım ÜRETEN TÜRKİYE İÇİN BULUŞ SİZDEN; ARAŞTIRMA, KORUMA BİZDEN AKILLI KIYAFETLER YAŞAMIN İÇİNDE KONSEPT ARAÇLAR İNOVASYON ve ÖLÇÜMÜ Mehmet Çiğdem ile proaktif Yünsa Avrupa'da lider olan ve dünyada ilk 5 arasında yer alan Yünsa'nın Ar-Ge sırları. Embriyoların yaşam mücadelesi İnsanın, türünün hastalıklarının tedavisi için yine kendi türünden bir canlıyı yok etmesi kabul edilebilir mi? BULUŞLAR GEÇİDİ Halden Anlayan Kıyafetler Gömülü biyo-sensörleri ve internet bağlantısı bulunan yüksek teknoloji kıyafetler, kıyafeti giyenin modunu hissederek günün üstesinden gelmesine yardımcı oluyor. Bu yeni "akıllı" kıyafetler üzerinde yer alan, diğer psikolojik göstergelerin yanı sıra kalp atışını ve sıcaklığı ölçen kablosuz biyo-sensörler, küçük hoparlörlere, akıllı telefona ya da başka cihazlara bağlanabiliyor. Sensörlerden alınan veriler 16 duygusal durumdan birine dönüştürülerek, kıyafeti giyen kişiye moduna göre daha önceden ayarlanmış ilham verici mesajlar veriyor. Bu mesajlar; kıyafetin kollarında görüntülenebildiği gibi, bağlı cihazın ekranında video veya fotoğraf olarak belirebiliyor ya da gömülü hoparlörden sesli olarak iletiliyor. Kıyafetleri geliştirenlerden biri olan Concordia Üniversitesi Profesörü Barbara Layne "Tüm sektörler çok yoğun ilgi gösteriyor" diyor ve en çok ilgi gösteren sektörlerden birinin medikal sektörü olduğunu bu akıllı kıyafetlerle "hasta kişinin ruh halini destekleyebileceklerini ve bu tarz bir ceketi giyen hastaların kendilerini daha iyi hissedeceklerini" ekliyor. Gelecekte araştırmacılar davranışsal yaklaşım psikologlarıyla birlikte çalışarak kalp atışı, sıcaklık gibi fiziksel verileri duygusal duruma dönüştürmek istiyorlar. msnbc.msn.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Giysileri Bakterilerden Arındıran Sprey Georgia Üniversitesi'nde Dr. Jason Locklin'in önderliğinde bir grup Amerikalı bilim adamı mikrop tedavisinde çığır açan bir anti-bakteriyel sprey geliştirdi. Farklı türlerdeki kumaşlarda kullanıma uygun olduğu söylenen çözelti spreyinin, sağlık hizmetlerini de maliyet düşürerek kolaylaştıracağı düşünülüyor. Bakteri içermeyen kumaşlar şu anda mevcut ancak bunu gerçekleştirirken kumaşların üretimi sırasında kimyasal maddeler kullanılıyor. Bu çözelti halindeki yeni sprey önceden NKARA ATENT İmtiyaz Sahibi Ankara Patent Bürosu Limited Şirketi adına M. Kaan Dericioğlu Genel Yayın Yönetmeni Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Aysu Dericioğlu Egemen 2 | Ay-Pi Böylelikle kumaşlardan içeri girerek hastalıklara, tere ve kötü kokuya sebep olan bakterilerden tamamen arınmış giysiler, halılar ve hatta plastikler kullanmak mümkün. Deneyler sırasında araştırmacılar, tüm bakterilerin tamamen ortadan yok olması için 37 santigrat dereceye kadar olan sıcaklıkta çözeltinin bir kez uygulanmasının yeterli olduğunu gözlemlerken, ayrıca bu buluşun sıcak suyla yapılan yıkamalarda da aynı etkiyi gösterdiği görmüşler. üretilmiş malzemelerin de (doğal ya da sentetik olabilir) bakterilerden tamamen temizlenmesini sağlıyor. infoniac.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Editör M. Kaan Dericioğlu Aysu Dericioğlu Egemen Çeviri Büşra Alkan Sayfa / Grafik Tasarım Ali Çınkı Kapak Ali Çınkı Yazı İşleri Ekibi Büşra Alkan, Gözde Sezgin, Kadir Kılavuz, İletişim Ankara Patent Bürosu Limited Şirketi Göksu Evleri Sitesi Alt Çamlık Cad. No:11 (B-28/A) Anadolu Hisarı, İstanbul T: 0 216 465 78 88 Gsm: 0 532 755 1 APB (272) F: 0 216 465 78 87 web: www.ankarapatent.com [email protected] Fonksiyonel Moda "Kumaşlar hafifleşiyor ve parlaklaşıyor, tasarımlar kullanıcı dostu haline geliyor. Çok kısa bir süre sonra cihazınızın taşıdığı öğelerin stilleri cihazların kendisi kadar önemli olacak" Agathe Planchon (Gustto el çantalarının ve akıllı telefon kılıflarının tasarımcısı) Teknolojik kumaşları tasarımlarla birleştiren DDC LAB tasarımcıları Roberto Crivello ve Savania DaviesKeiller'in tasarımı olan spor ceket ve takımlar, radyasyon önleyici malzemelerden oluşuyor. Kullanıcıyı zararlı UV ışınlarından ve cep telefonlarından yayılan radyasyondan da koruduğunu iddia edilen kumaşları kullanan tasarımcıların amacı; bu giysilerde, o fonksiyon- ların olmadığı giysiler giyildiğindeki rahatlığı aynen sağlayabilmek. DDC LAB ayrıca polietilen ve polyester-likra karışımından askılı bir süveter de geliştirmiş. Bu süveter vücut ısısını içerde tutarken nemi yok ederek vücut sıcaklığını düzenliyor. Bu teknoloji yakında hızla hayatımıza yayılacak gibi görünüyor çünkü Levi's hatta Nike çoktan bu alanda ürünleri hazırlamış görünüyor. Levi's markasının yeni kotu üzerinde iPod ve kulaklığı için tasarlanmış iki adet cep bulunuyor. Nike markasının yeni ayakkabıları ise yürüdüğünüz mesafeyi akıllı cihazınıza iletiyor. forbes.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Sıvı Toplayarak Sağlık Testleri ve Ölçümleri Yapmak AB araştırma projelerinden bir grup (SFIT Grubu), interaktif tekstil ve esnek giyilebilir sistemler teknolojisini destekliyor. Bu kapsamda desteklenen BIOTEX projesiyle; araştırmacılar sıvıyı biriktirerek biyolojik algılama birimine iletebilmenin üzerinde çalışıyorlar. Bu zorlu çalışmada amaçlanan görünmez kan testleri gerçekleştirebilmek ve az miktarda sıvıyla güvenilir ve kesin ölçümler yapabilmek. İtalya, Fransa ve İrlanda'daki üniversitelerin ve küçük firmaların da yer aldığı projenin temel başarılarından biri; terdeki sodyum, potasyum, klorid oranlarını ölçebilen prototip iyonik sensörlerin geliştirilmiş olması. Başka bir uç te- rin iletkenliğini ölçerken, minyatürize edilmiş pH sensörü renk değişikliğini kullanarak terin pH değerini gösteriyor. Yara bantlarına ya da bandajlara entegre edilebilen bağışıklık sensörü, sıvı örneklerindeki belirli proteinlerin varlığını tespit edebiliyor. Terler ise; hidrofilik (suya dayanıklı) ve hidrofobik (suya dayanıklı olmayan) ipliklerin kombine edilerek kullanılmasyla, kumaşın kanalları içerisinden toplanarak sensör dizisine iletiliyor. Uzun vadede, akıllı giysilerle sürekli izlemenin metabolizma bozuklukları ve tembelliklerinin tedavisinde büyük bir gelişim kaydedeceği düşünülen projenin ilk denemelerinde akıllı kumaşların; atletler, diyabet ve obezite hastaları tarafından giyilmesi planlanıyor. Ticari olarak satışını sağlamak için, endüstriyel destekçilerle görüşmek ise; teknolojinin kanıtlanmasının ardından gerçekleşebilecek. sciencedaily.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Enerji Üreten Kıyafetler Dallas'taki Teksas Üniversitesi'nde bir grup araştırmacı, nanotüp ile bor veya magnezyum tozlarını kullanan yeni bir yöntem geliştirdi. Şu anda araştırma ilk aşamasında olmasına rağmen, amaçlanan "giyilebilir güç destekleri" oluşturmak. Bu teknikte, nanotüp ağının tozlar ile püskürtülmesi ardından nanotüpler ve tozlar, malzemeyi ipliklere dönüştürüyor. Oluşan nanoiplikler ise daha sonra, akıllı cep telefonları veya diğer cihazları ceplerde şarj edebilen kıyafetlerin yapımında kullanılabilirken, sert yapı malzemeleri oluşturmak gibi farklı uygulamalarda da kullanılabiliyor. infoniac.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Ay-Pi | 3 BULUŞLAR GEÇİDİ Selülitin çaresi bu kumaşta! Denizli'de bir tekstil firması acı biber, ahududu gibi bazı gıda ürünlerini nanoteknolojiyle kumaşa işleyerek yağ yakıcı kumaş üretti. Tan Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tan, yaptığı açıklamada su, şarap, yağ, kir geçirmeyen ve leke tutmayan, kırıştırıldığında deformasyona uğramayan birçok kumaş ürettiklerini söyledi. Yurtdışında devam eden AR-Ge çalışmaları sonucunda vücudu sıcağa ve soğuğa karşı koruyup vücut ısısını 37 derecede sabit tutan kumaşlar ürettiklerini ve yurtdışından yoğun talep aldıklarını ifade eden Tan, sözlerini şöy- le sürdürdü: ''Biz bununla yetinmedik. Ar-Ge çalışmalarımızı yoğun şekilde sürdüre- rek; acı biber, ahududu, zeytinyağı gibi bazı gıda ürünlerini nanoteknolojiyle kumaşa işleyerek yağ yakıcı kumaş ürettik. Kumaş, insan vücudunu sıkılaştırıyor. Yağların eritilmesine yardımcı oluyor. Organik olduğu için vücuda herhangi bir zararı yok. Takım elbise, gömlek, pantolon başta olmak üzere, bir çok alanda kullanılması için üretilen kumaşlarla bir hafta içerisinde iki kilo yağ yok ediliyor. Kadınların en büyük düşmanı olan selülit ile çağın hastalığı olan obeziteye önlem alma açısından ürettiğimiz kumaşlarımızı ihraç etmeye başladık.'' veteknoloji.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Canlı dokudan büyüyen ceket Tissue Culture & Art Project'teki araştırmacılardan Oron Catts ve Ionat Zurr Oron yarı canlı bir ceket yapmak adına çalışıyorlar. Herhangi bir hayvan öldürmeden deri giymeyi mümkün kılabilmek için; ikili, deri benzeri bir kumaş içerisinde canlı dokular büyütmeye çalışarak minyatür, dikişsiz ve kaban şeklinde bir ceket oluşturmaya odaklandılar. Fare ve insan hücrelerinin kombinasyonundan oluşan ceket şu anda bir farenin sığabileceği kadar küçük, ince ve özel olarak tasarlanmış, taşıyıcı görevi yapan bir biyo- reaktörün içerisinde büyütülüyor. Araştırmacılar, polimer azaldığında ceketin tamamının şeklini almasını ve entegre olma durumunun geride kalmasını umuyor. Bugüne kadar, ölümsüzleştirilmiş hücre hatları ya da ölü bir hayvanın özellikle yenilenebilen bölümlerinden alınarak çoğaltılmış, bölünmüş hücreler kullanılan projede amaç; hiçbir hayvanı öldürmeden, teknobilimsel vucüt ismini verdikleri ceketlerı hayata geçirebilmek. wired.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Artık süt giyeceğiz Almanya’nın Hanover kentinde 28 yaşındaki modacı Anke Domaske, sütten elde edilen bir çeşit lifin kullanıldığı giysiler tasarlıyor. Geliştirdiği ipeksi, kokusuz ve yıkanabilir ekolojik kumaş aynı zamanda anti-bakteriyel ve yaşlanmayı geciktirici özellikler de taşıyarak sağlığa iyi geliyor, kan dolaşımını ve vücut ısısını düzenliyor. Sütten kumaş üretme faaliyeteri 1930’lu yıl4 | Ay-Pi lardan beri yaygın olsa da, uzmanlar şimdiye kadar pek çok kimyasalın kullanıldığı ve ekolojik olmayan kumaşlar geliştirebilmişlerdir. Önceki örneklerin aksine, Domanske’nin ürettiği kumaş tamamen "kazein" kullanılarak geliştirilen ilk ürün olma özelliğini taşıyor. dunya.milliyet.com.tr kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Bu örtüye böcekler yaklaşamıyor! Denizlili tekstilciler, böcek ve sinek kovucu piknik örtüsü üretti. Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (DETGİS) Yönetim Kurulu Başkanı İsa Dal gazetecilere yaptığı açıklamada, Ar-Ge çalışmaları kapsamında geliştirilen böcek kovucu kumaştan piknik örtüsü hazırladıklarını söyledi. Geliştirilen böcek kovucu piknik örtüsü sayesinde piknikçilerin açık havada sinek, haşere ve keneden uzak piknik yapabileceğini belirten Dal, 1,5 ile 2 metre ebadındaki piknik örtüsünün farklı amaçlarda da kullanılabileceğini söyledi. Böcek kovucu kumaşta bir papatya türü olan krizantem çiçeğinden elde edilen piretrum maddesini kullandıklarını dile getiren İsa Dal, şöyle konuştu: ''Sentetik olarak elde ettiğimiz maddeyi işletme şartlarında kumaşa uy- guladık. Kumaş üzerinde aktif hale gelen piretrum maddesi koruyucu kalkan görevini üstleniyor. Böcek, sinek ve kene gibi insanları rahatsız eden böceklere direkt tesir eden madde, zararlıları sersemletiyor. Kullanılan bu madde bir firma tarafından tescilli olup, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından onaylanmıştır. Her tip kumaşa uygulayabildiğimiz bu çalışma kokusuzdur ve memeli canlılara hiçbir zararı yoktur. Kumaşa uyguladığımız piretrum maddesi yıkamalara da dayanıklıdır'' aa.com.tr kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Giyilebilir anakart 1 2 Şekil 1: Üçüncü nesil giyilebilir anakart Şekil 2: Anakart askeri kıyafetin altında Georgia Teknoloji’nin geliştirdiği “Giyilebilir Anakart”, savaş durumlarında kullanılmak üzere tasarlanmış. ABD Deniz Kuvvetleri tarafından fon sağlanan akıllı giyside; savaş yaralarına bakım için duyusal astar, kurşun yaralarını tespit etmek için optik fiberler ve savaş durumunda önemli işaretleri gözlemlemek için bağlantı kuran özel sensörler bulunuyor. Tamamen kablosuz olan sistemde, bilgisayarlı tişört gövdesine bağlanmış medikal hissetme cihazları esnek bir yapıdan oluşurken, anakart; plastik optik fiberlerin ve diğer özel dişlilerin rahatlıkla kumaşa entegre olabilmesi için dokuma kumaştan dikişsiz olarak üretilmiş. Sensör türleri, kullanıcının ihtiyaçlarına bağlı olarak değiştirilebildiği için, kullanıcının ihtiyacına göre tasarlanabiliyor. Ürününün uygulanabileceği alanlar: • Medikal İzleme • Hastalık İzleme • Çocuk İzleme • Doğum İzleme • Klinik Vakaları İzleme • Atletler • Biyolojik geri bildirim • Askeri Kullanımlar ldt.stanford.edu kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Gürültü Önleyen Perde Empa'daki araştırmacılar tekstil tasarımcısı Annette Douglas ve ipek dokumacısı Weisbrod-Zürrer AG ile birlikte çalışarak hafif olmasına rağmen ses geçirmeyen, yarı saydam perde kumaşı geliştirdiler. Piyasaya sürülmesi ile birlikte çok yoğun bi talep gören perdeler; odanın akustiğini belirgin bir şekilde geliştirmenin yanı sıra, sesi emen bu perdelerin yarı saydam olması da; pek çok yerde kullanım şansını doğuruyor. sciencedaily.com kaynağındaki haber esas alınarak düzenlenmiştir. Ay-Pi | 5 AYIN RÖPORTAJI Mehmet Çiğdem ile Proaktif Yünsa Mehmet Bey bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? 1952 doğumluyum. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Bölümü mezunu olup, Yünsa’da 17.02.1981 tarihinden beri görev yapmaktayım. Yünsa’da Elektrik Mühendisi olarak başladığım iş hayatıma, çeşitli bölümlerinde görev alarak devam ettim. 1997-2003 tarihleri arasında Teknik Müdürlük, 2003 - 2011 tarihleri arasında ise Teknik Koordinasyon Direktörlüğü görevlerinde bulundum. 25.10.2010 tarihinden bu yana ise AR-GE Direktörü olarak görevime devam etmekteyim. Dünyada yünlü kumaşta ilk 5 büyük kuruluştan biri ve Avrupa’nın en büyük yünlü kumaş üreticisi olarak; dünyanın dinamiklerinin çok hızlı değiştiği bu dönemde, sürdürülebilir rekabet gücünü sağlamak adına neler yapıyorsunuz? Öncelikle size kısaca Yünsa’dan bahsetmek istiyorum. 1973 yılında kurulan Yünsa, satış ve pazarlama organizasyonu, üretimde sunduğu esneklikler, maliyet yapısı, vizyonu ve tecrübesiyle yünlü kumaş üretiminde Avrupa’da lider konumunda olup, dünya genelinde ise ilk 5 büyük kuruluş arasında yer almaktadır. Ülkemizin ve Avrupa'nın en büyük yünlü kumaş üreticisi ve ihracatçısı konumunda olan Yünsa'nın başlıca pazarı Avrupa Birliği ülkeleri, Kuzey Amerika ve Japonya'dır. Altmıştan fazla ülkeye ihracat yapan Yünsa'nın İngiltere, Almanya, Amerika ve Çin 'de satış ofisleri; dünyaın birçok noktasında ise acentaları mevcuttur. Ayrıca Yünsa’nın İtalya’da tasarım ofisi bulunmaktadır. Yünsa, ürettiği kumaşın girdisini oluşturan yıllık 3.600 ton kamgarn iplik kapasitesinin yanında, 14.000 km kumaş dokuma kapasitesine de sahiptir. Doku6 | Ay-Pi nan kumaşların büyük bir bölümü %100 yünlü kumaşlardan oluşmakta, bunların yanı sıra yün ile kaşmir, ipek, kaşmiripek, likra, polyester ve viskon karışımı fantazi kumaşlar da üretilmektedir. Tekstil ürün ve hizmetlerinde farklılık yaratarak büyümek ve global bir güç olmak olan vizyonumuza uygun olarak: Sürdürülebilir rekabet gücümüzü arttırabilmek için fark yarattığımız noktalardan biri; müşterilerimizin ileride doğacak isteklerine karşı proaktif davranmak. Yaptığımız uygulamalardan ör- nek verecek olursak; müşterimizin istekleri doğrultusunda birlikte ortak ürün geliştiriyoruz. 2009 yılında başladığımız bu uygulama ile hem müşterilerimiz ile ortak proje yapma kültürü kazanma konusunda hem de diğer müşterilerimizi sürece dahil etme konusunda faydasını gördük. Yünsa olarak müşteriye dokunuyoruz. 2008 kriz döneminde müşterimizin tercihleri tam anlamı ile değişti. Daha küçük metrelerde, aynı kalitede fakat maliyeti daha düşük ürünler satın almak istiyordu. Pazarın bu isteğine kar- şı, bizim için inovatif bir ürün olan “Solution” kumaşını tasarladık. Solution kumaşı, krizde tam kapasite üretim yapmamızı sağladı. Aslında yaptığımız şey müşterinin nabzını çok iyi tutmak, üretim esnekliğimiz ve ürün geliştirme aşamasındaki bilginin yoğun olması kriz döneminde diğer rakiplerimize karşı bizi daha da güçlendirdi. Böylece müşterimiz yanında olduğumuzu hissediyor ve ürün kalitesi, termin, fiyat gibi parametrelerin yanına Yünsa denilince aklına “çözüm odaklı” ve “sıcak” ifadeleri de geliyor. Kalite politikamızda da yer alan, kalite anlayışımızı müşterimizin isteklerine göre geliştirmek, hızlı servis, uygun fiyat, verimli üretim, motivasyonu yüksek bir ekip ile tam ve koşulsuz müşteri memnuniyetini arzuluyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızda öncelikli konularımızdan biri kumaşımızın kalitesini yükseltebilmek. Ar-Ge ekibi olarak belli periyotlarda üretim bölümlerinin sıkıntılarını dinliyoruz ve olası proje konularını hemen değerlendiriyoruz. Tüm müşteri istekleri proje konusu olarak ayda 2 defa değerlendiriliyor. Müşterilerimizin isteklerini dinlediğimiz düzenli müşteri ziyaretlerinin yanı sıra, “AR-GE Günü” gerçekleştiriyoruz. Yünsa çalışanlarının farklı şapkalar giyerek fikir üretmelerini sağladığımız bir ortam yaratıyoruz. Günün sonunda çıkan fikirler bizim proje kaynağımız oluyor. Dünyanın en büyük moda markaları ile çalışmanın baskısı çalışmalarınızı nasıl etkiliyor? Bu baskının kaliteyi arttırma da itici bir güç olduğunu söylesek yalan olmaz. Bizim müşterilerimiz aynı zaman- da referanslarımızdır. Bu yüzden müşteri memnuniyetine çok önem vermekteyiz. Nerdeyse müşteriye özgü üretim yapmaktayız. Bu da sürekli yeni ürün anlamına gelip ürün gamımızın geniş olmasını sağlamaktadır. Bunun dışında sıfır hatayı sağlamak için kontrol noktaları oluşturmuş durumdayız. Yünsa, yaklaşık 1800 kişilik bir ekip. Her bir kişinin sürece dahil edilmesi, problem çözme yeteneklerinin geliştirilmesi 2006’da çıktığımız Mükemmellik Yolculuğu’nun kilometre taşlarındandır. Tüm beyaz yaka çalışanlarımız 6 Sigma projesi gerçekleştirmekte veya bir projeye dahil olmaktadır. Mavi yaka çalışanlarımızın büyük çoğunluğu İyileştirme Çemberi, 6 Sigma, Quickwin gibi çeşitli projerlerde yer almaktadır. 2006 yılından bu yana kültürel anlamda yaşadığımız bu dönüşüm bize bildiklerimizin aslında bilmediklerimiz olduğunu gösterdi. Müşterilerimize sunduğumuz ürün ve hizmet kalitesini arttırmak amacıyla bağımsız kuruluşlarca müşteri memnuniyet anketi yapılmakta ve anketlerden çıkan sonuçlar titizlikle değerlendirilerek gerekli iyileştirmeler yapılmaktadır. Evet, müşteri memnuniyeti anketleri müşterimizi değerlendirmemize yardımcı oluyor, çıkan sonuçları iyileştiriyoruz fakat yine de müşteri memnuniyetini artırmak için yeterli olmuyor. Yapılan bir araştırmaya göre çalışan memnuniyetindeki 5 puanlık bir artış müşteri memnuniyetinde 1,3 puanlık bir artış sağlıyor. Tüm firmalar müşteri memnuniyeti için çalışıyor ve “Müşteri Kraldır” diyor. Unuttuğumuz bir şey var ki bu işin temelindekiler. Aynı makineler, aynı tesisler rakiplerimizde de var. Farkı yaratan çalışanlardır. Biz de çalışanlarımızın sürece dahil edilmesi, önerilerinin değerlendirilmesi, çalışma ortamlarının iyileştirilmesi için çeşitli uygulamalar geliştirdik. Başarılarımızın paylaşarak arttığına inanıyoruz. Biz de başarılarımızı beraber kutladığımız “Paylaşım Günü”, “6 Sigma Günü”, “Teşvik Töreni”, “İletişim Günü” gibi ortamlar oluşturduk. Geçtiğimiz yıl AR-GE merkezinizi açtınız ve bu yıl AR-GE merkezi belgenizi aldınız. Bu zorlu ve çok önemli süreçte genç girişimcilere ışık tutacak ne gibi tecrübeler elde ettiniz? Öncelikle Ar-Ge Yünsa’da yeni bir oluşum değildir. Yünsa kuruluşundan beri Yünsa’da aktif olarak Ar-Ge yapılmaktadır. Ama biz bu oluşumu resmileştirmek istedik ve 2008 yılında çıkan Ar-Ge Faaliyetlerinin Desteklenmesi ve Teşviki kanundan yararlanarak bir Ar-Ge merkezi kurmaya karar verdik. Devlet teşviki ile kurulacağı için her şeyin kuralına uygun olması gerekmekteydi. Bu yüzden öncelikle uzman bir kadro oluşturduk bir yandan alt yapı çalışmaları devam ederken diğer yandan ilgili tüm birimler bu konuda bilgilendirildi ve yetiştirildi. Ar-Ge merkezi olan diğer Sabancı kuruluşları ile görüşmeler yapıp deneyimlerinden yararlandık. Üst düzey yöneticiler tarafından stratejik kararlar alınıp (eleman sayısı, çalışmalar için ayrılacak bütçe, organizasyon yapısı vb.) Yünsa içinde yeni düzenlemeler yapıldı ve Ar-Ge kadrosu özenle seçilerek oluşturuldu. Ben ise uzman kadrom ile her görüşmede bulunup ilgili her gelişmeyi birebir takip ettim ve şimdi 87 Ar-Ge merkezinden biriyiz. Ar-Ge merkezi kuruluş çalışmaları sıAy-Pi | 7 AYIN RÖPORTAJI tarafından desteklenmeye değer bulunmuş 5 TEYDEB, Bilgi ve Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı tarafından desteklenmiş 2 adet SAN-TEZ projemiz bulunmaktadır. Ayrıca üniversiteler dışında bazı yurtiçi ve yurtdışı Ar-Ge merkezleriyle ortak çalışmalarımız vardır. Sizce fikir ürünlerinizi ve bu fikir ürünlerinden doğan haklarınızı etkin bir şekilde koruyabilmenin, buluş sayısı arttırmadaki katkısı nedir? rasında yurtiçi ve yurtdışı 12 üniversiteyle ile başlayan işbirliklerimiz artarak devam etmektedir. Bu iş birliklerimizin sonucunda Türkiye’de bitti denilen tekstil sektöründe çok sayıda araştırma ve geliştirme yapılabileceğini gördük. Genç girişimcilere tavsiyem; yaratıcı, farklı olmak koşuluyla tekstil sektörüne girmekten korkmasınlar. Gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge projelerinde gördük ki, tekstilde araştırma ve geliştirmenin bitiş çizgisinin sonu yoktur. AR-GE merkezinizdeki faaliyetlerinizden kısaca bahsedebilir misiniz? Yünsa’da Ar-Ge ikiye ayrılıyor: Ürün geliştirme, Proses ve Teknoloji geliştirmedir. Ürün geliştirme ekibimiz trendleri ve yenilikleri takip ederek pazarın ve müşterinin isteklerine uygun yeni ürünler geliştirmek. Bu yüzden bu ekibin pazarlama bölümü ile birebir iletişim halinde bulunması ve pazarın ihtiyaçlarından haberdar olması oldukça önemli. Proses ve teknoloji geliştirme ekibimiz ise ürün ve üretim süreçlerinde yenilik yapması, ürün kalite ve standardının yükseltilmesi, verimliliğinin arttırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve teknolojik bilginin ticarileştirilmesinden sorumludur. Bu yönde süren dış kaynaklı ve öz kaynaklı birçok projemiz bulunmaktadır. Ar-Ge merkezi sayesinde, Yünsa’nın kuruluşundan beri hemen hemen hiç değişmeden yapılan birçok işin yapılış biçiminde çok kök8 | Ay-Pi lü, üretken, yeni teknikler ve bakış açıları geliştirmiştir. Üniversiteler ile işbirliği yapıyor musunuz? Üniversiteler bizim için vazgeçilmez araştırma ortaklarıdır. Üniversitesanayi işbirliğinin gerekliliğine kesinlikle inanıyoruz. Bu projeler sayesinde hem akademik, hem ticari bir katkı sağlanmış oluyor. Sonuç olarak bilgi universitede, tecrübe, uygulama bilgisi sanayide. Üniversite-Sanayi işbirliği ile büyük bir sinerji yaratıyoruz. Şu anda yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere 12 üniversite ile işbirliğimiz ve projelerimiz var. TUBİTAK Önce elektrik keşfedilmiştir daha sonra ampul icat edilmiştir. Eğer projelerimizin sonucunu dışarıya açmazsak olası araştırmaların önünü kesmiş oluruz. Tabi ki projelerimizin erişilebilirliğini sağlarken Yünsa da bu konuda zarar görmemeli. Katma değeri yüksek bir buluşun oluşması ciddi bir bütçe, zaman ve insan kaynağını gerektirmektedir ama bunun yanında da tekstil sektöründe ürünün taklit edilebilirliği oldukça kolaydır. Bu yüzden öncelikle ürünümüzü koruma altına almayı istiyoruz ve böylelikle patent incelemeleri sonucu başka fikirlerin doğması adına dünya çapında yayınlamış oluyoruz. Ar-Ge projelerimizden koruma altına alınması gereken fikri haklar çıkarsa bunların faydalı model ya da patent ile koruma altına alınması bana göre buluş sayısını arttırmada pozitif etki yapar. Patent ile çalışmalarımız koruma altına alınıyor sizin yıllarca çalışarak elde ettiğiniz bir buluş başkaları tarafından kopya edilmesini önlemiş oluyoruz. ANKARA PATENT GÜNDEM Üreten Türkiye için Teknowatch Ankara Patent Bürosu olarak bir sosyal sorumluluk projesi başlatalım ve yerli otomobilin yapılabilmesi için elimizi taşın altına koyalım istedik. Bu yönde; yerli otomobil yapma girişiminde bulunanların Teknowatch adını verdiğimiz 10 ücretsiz patent araştırması ve ardından resmi ücretleri de dahil olmak üzere 3’er ulusal patent, marka ve tasarım başvurusu maliyetlerini karşılamaya karar verdik. Ayrıca, süreç boyunca sınırsız danışmanlık hizmeti de vereceğiz. AYSU DERİCİOĞLU EGEMEN Günümüzde, ülkelerin rekabet gücü kazanabilmesi ve sürdürebilmesi adına sanayisinin gelişimine odaklanması ve uluslararası düzeyde yeni, özgün ve tüketicinin ihtiyaçlarını, beklentilerini en iyi şekilde karşılayan ürünlerle markalaşması gerekliliği ortaya çıkıyor. Bilimsel araştırmalara, Ar-Ge faaliyetlerine ve teknolojik gelişime ağırlık veren ülkelerin ortaya koyduğu markalar; tüketicinin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, beklentilerinin çok daha üstünde özellikler taşıyan ürünler ortaya koyarak tüketiciyi şaşırttığı sürece bu alanda kendini geliştirmemiş bir ülkeye kalan, üretilenleri tüketmek ve mevcut teknolojinin benzerlerini üretmeye çalışmak oluyor. Tüketen ama üretmeyen bir ülkenin ise, sermaye akışını kendi içinde döndüremediğinden ve parasını dışarıya akıttığından yatırım yapma ihtimalleri ortadan kalkıyor. Eğer para ülkenin üreticisi ve tüketicisi arasında dönebilirse ve hatta ihracat ile de ülkeye para akışı sağlanabilirse; ürün geliştirmeye yönelik yatırımlar ve girişimcilik artacak, yatırımcılar risk almayı göze alabilecek ve böylelikle yeniliklere ve gelişime açık bir pazar ortaya çıkabilecek. Biz Türkiye’nin yenilik üreten ve ihracat oranı yüksek bir ülke olabileceğini ve bunu gerçekleştirmeye yönelik alt yapısının olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda zaten çok başarılı olan firmalarımız söz konusuyken, parmakla sayılacak kadarın çok daha ötesinde, pek çok sektörde çok daha büyük başarılara imza atacak işbirlikleri kurabilir ve gerçekleştirebiliriz inancındayız. Bu yolda ise, patent sisteminden tahmin edemediğimiz derecede faydalanmamız mümkün. Çünkü bir buluşunuza patent belgesi alabilmeniz için, buluşunuzu en ince detayına kadar anlatmanız gerekiyor. Öyle anlatmalısınız ki, buluşunuzla aynı alanda mühendislik eğitimi görmüş, ortalama zekaya sa- hip bir kişi; tarifnameyi önüne koyarak buluşunuzu birebir yapabilmeli. İşte devletler, bu bilgi karşısında size; 20 yıl boyunca buluşunuzu koruma hakkını veriyor. "Siz bize bilgiyi verin, biz bu bilgiyi insanlığın gelişimi adına tüm dünya ile paylaşayım ama sizden başka kimse 20 yıl süreyle sizin buluşunuzu hayata geçiremesin" diyor. Ayrıca, her hangi bir fikir pek çok farklı yöntem ve buluşla hayata geçirilebiliyor. Buluşlar buluşçuların parmak izi olduğu için; her parmak izi farklı, bu da her buluşu bir diğerinden farklı kılıyor, aynı sonucu doğuruyor olsalar bile. Örneğin, bakteri tutmayan pek çok kumaş bulunurken, her bir buluşun materyali ve içeriği birbirinden farklı olabiliyor. İşte bu noktada patent sisteminden yayınlanmış patentleri araştırarak faydalanalım diyoruz. Dünyadaki mevcut teknolojinin detaylarını öğrenelim, inceleyelim; ardından da onları eleştirelim, onların üretemedikleri yeni teknik çözümler üretelim ve onların üzerinden yola çıkarak yeni buluşlar ortaya koyalım. Böylelikle zaman kazanalım ve Ar-Ge masraflarımızı ciddi bir oranda azaltalım. Patent araştırmasının bize sunduğu olanaklardan bir diğeri ise; ülkelerin veya rakiplerimizin ağırlıklı olarak hangi alanlara kaydığını görebilmek oluyor. Ülkelerin stratejik planlarının ilk yansıması olan patent başvuruları ile rakiplerimizin de stratejik planlarına dair bilgi edinebiliyoruz. Tüm bu olanakları göz önünde bulundurarak, Ankara Patent Bürosu olarak bir sosyal sorumluluk projesi başlatalım ve yerli otomobilin yapılabilmesi için elimizi taşın altına koyalım istedik. Bu yönde; yerli otomobil yapma girişiminde bulunanların Teknowatch adını verdiğimiz 10 ücretsiz patent araştırması ve ardından resmi ücretleri de dahil olmak üzere 3’er ulusal patent, marka ve tasarım başvurusu maliyetlerini karşılamaya karar verdik. Ayrıca, süreç boyunca sınırsız danışmanlık hizmeti de vereceğiz. Biz buluşçularımızı tanıyoruz ve ne kadar şaşırtıcı çalışmalarla karşımıza çıktıklarını biliyoruz. Tek ihtiyacımız olan; bir araya gelmek, işbirliklerini sağlam kurmak ve planlı bir şekilde yürüyebilmek. Ay-Pi | 9 ANKARA PATENT BLOG ANTEP FISTIĞI ÖRNEĞİ VE SINAİ HAK KAVRAMLARI İÇİN ÖRNEKLER M. KAAN DERİCİOĞLU [email protected] 1. COĞRAFİ İŞARETLER Doğa bazı yörelere bazı özellikler bağışlamıştır. Bazı ürünler yalnız o yörelerde yetiştiği zaman bilinen özelliklere sahip olabiliyor. Coğrafi işaretler ile bir ürünün, belirli bir ülke, yöre ya da bölge ile bağlantısı ifade edilmektedir. Bu işaretler, o yöreye özgü doğa ya da insan unsurlarından oluşan özelliklerin söz konusu ürüne kazandırdığı nitelik ve kalite açısından söz konusu bölge ürünlerinin benzer ürünlerden ayırt edilebilmesini sağlar. Antep Fıstığı, Malatya Kayısısı, Giresun Tombul Fındığı, Amasya Elması, Aydın Yemişi, Körfez Zeytinyağı, vb. doğaya özgü ürünleri oluşturan bazı coğrafi işaretlerdir. Türk Kahvesi, Türk Lokumu, Türk Rakısı, Bünyan Halısı, Şile Bezi, Erzincan Tulum Peyniri, Ezine Beyaz Peyniri, İzmir Tulum Peyniri, Kars Kaşar Peyniri, Kayseri Pastırması, Afyon Sucuğu, Maraş Dondurması, Urfa Biberi, Gaziantep Baklavası, Tekirdağ Rakısı, Kanlıca Yoğurdu, Silivri Yoğurdu, vb. genellikle insan unsurlarından oluşan özellikleri içeren bazı coğrafi işaretlerdir. Coğrafi işaretler, menşe adları ve mahreç işaretleri olmak üzere iki türdür. Menşe adları ve mahreç işaretleri aynı amaca hizmet etmekle birlikte, mahreç işaretleri her zaman belirli bir nitelik ve kalite ile bağlantılı olmadan her hangi bir ürünün coğrafi olarak kaynaklandığı yeri yani: ülke, bölge ya da şehirden çıktığını gösterir. Menşe adla10 | Ay-Pi rı buna ek olarak ürün ya da hizmetin o ülke, bölge ya da şehirden kısaca o coğrafi yöreden kaynaklanan kalite ve niteliğini ifade eder. Menşe Adı, bir coğrafi yer ile söz konusu coğrafi yerin insanından ya da doğasından kaynaklanan bir özelliğe sahip olan ve bu özellikleri itibariyle tanınan ve satılan ürünlerin ayırt edilmesi için kullanılan ve korunan işaretlerdir. Mahreç İşareti, ürünün cinsi ve özellikleri ve kalitesi ile bağlantılı olmaksızın ürünün üretildiği ülke, bölge, il, şehir gibi coğrafi yerin adıdır. Diğer sınai hak türleri için geçerli olan; marka tescili sahibi, patent sahibi, faydalı model belgesi sahibi, tasarım Marka benzer mal (eşya-ürün) veya hizmetleri birbirinden ayırır. Bir coğrafi işaret olan ürün söz konusu yöredeki üreticiler ve satıcılar tarafından kendi markaları ile pazarlanabilir. Burada koşul, coğrafi işaret tanımına uygun üretilen veya satılan üründe coğrafi işaretin kullanılabilmesidir. Örneğin; coğrafi işaret konusu ürün Antep Fıstığı ise, bu coğrafi işaretin tanımında belirtilen özellikleri taşıyan her ürün Antep Fıstığı olarak adlandırılır. Üretici veya satıcı ise, Antep Fıstığını pazarlarken kendi markası ile ürünü sunar. Güllüoğlu Antep Fıstığı, İmam Çoban Antep Fıstığı gibi. Burada önemli olan Antep Fıstığının özelliklerini karşılamayan ve bir tescili sahibi, vb. gibi, coğrafi işaretlerin sahibi yoktur. Coğrafi işaret konusu ürünü yetiştiren-üreten üreticiler veya üretici grupları bu haktan yararlanır. başka coğrafi alanda yetiştirilmiş fıstık için Antep Fıstığı işaretinin kullanılamamasıdır. Ancak bu olay, İran Fıstığı gibi, başka yörelerde başka adlarla başka fıstık türlerinin üretilmesine engel değildir. Antep Fıstığının bir çeşidi olan Siirt Fıstığına çok benzeyen İran Fıstığı, Antep Fıstığı veya Siirt Fıstığı olarak işaretlenerek satışı yapılamaz. 2. MARKALAR Coğrafi işaret konusu ürün birden çok gerçek veya tüzel kişi tarafından üretilebilir ve satılabilir. Farklı kişilerin farklı iş yapış yöntemleri olacağı için her bir üretici veya satıcı kendi özelliklerini ve ayırt ediciliğini belirtmek amacıyla ürünlerde kendi tanıtıcı işaretlerini kullanabilir. 3. ENDÜSTRİYEL TASARIM Coğrafi işaret konusu ürünleri kendi markaları ile pazara sunanlar, bu ürünler için özel ambalajlar kullanmak- ri veya ambalajın katlanması konusunda bir yenilik yapıldığı veya bu amaçla yeni araçlar geliştirildiği zaman bir buluş söz konusu olabilir. Bu buluş, buluşu yapan adına patent veya faydalı model belgesi alındığı zaman başka Antep Fıstığı üreticileri tarafından, hak sahibinden izin alınmadan, kullanılamaz. tadır. Bu ambalajların özgün - ayırt edici nitelikte olan iki veya üç boyutlu görünümleri birer endüstriyel tasarımdır. Coğrafi işareti, söz konusu özellikleri karşılamak koşuluyla her üretici ve satıcı kendi markası ile bu ambalajlarda kullanabilir. Ancak özgün – ayırt edici görünümü olan ambalaj, yalnız bu ambalajın – endüstriyel tasarımın sahibi tarafından münhasıran kullanılabilir. 4. BULUŞ (PATENT VEYA FAYDALI MODEL BELGELERİ) Bir coğrafi işaret olan Antep Fıstığının, dış kabuğundan ayrılması, kabuğunun kırılması, vb. üretim yöntemle- 5. YURT DIŞINDAKİ KULLANIM ve COĞRAFİ İŞARET TESCİLİ Antep Fıstığı özelliklerini taşımayan fıstık üreten diğer ülkelerdeki fıstık üreticileri, kendi yörelerinde üretilen ve farklı özelliklerdeki (görünüş, tat, vb.) fıstıklar için Antep Fıstığı coğrafi işaretini kullanamaz. Örneğin İran Fıstığı üreticisi İran Fıstığı olarak ürettiği fıstıkları İran Fıstığı olarak pazara sunabilir. Burada çok önemli olan ortak özellik, Antep Fıstığı veya Siirt Fıstığı ile İran Fıstığının bir bitkisel ürün olarak fıstık olmalarındadır. Başka üreticilerin de kendi yörelerinde fıstık yetiştirmeleri doğaldır. İran fıstığı üreticileri, İran fıstığının fiziksel ve kimyasal özellikleri ile bu fıstığın yetiştirildiği yörenin Aşağıdaki örnekte görüleceği gibi, Dünya Fikri Haklar Örgütü (WIPO) tarafından Lisbon Anlaşmasına göre gerçekleştirilen Uluslararası Menşe Adları Tescillerinde bu konu belirtilmektedir. (80) BORDEAUX Number Date Holder appellation of origin in question Appellation Publication Country of Origin Nice Classification Product Area of Production Refusal Legal basis Notification Article 5(2): Notification Article 14: Note: 80 20.12.1967 Producers and groups of producers of wines enjoying the BORDEAUX N° 2 : 08/1968 FR 33 Wine Delimited territory within the department of Gironde IR - 10.12.2007 Law of May 6, 1919; Decree of July 30, 1935 (Art. 21); Decree of November 14, 1936 regarding the definition of the "Bordeaux" controlled appellation of origin; Decree of November 14, 1936 regarding the definition of the "Bordeaux" controlled appellation of origin, as amended by the Decrees of August 10, 1954 and November 8, 1955 No longer applicable Currently not applicable With regard to international registrations effected from April 1, 2002 onwards, the translation of an appellation of origin and, where relevant, its transliteration, will appear under a heading separate from that of the appellation of origin itself doğa koşullarını saptadıktan sonra, Avrupa Birliğine başvurarak coğrafi işaret tescili talep edebilir ve coğrafi işaret tescili alabilir. 6. İNTERNET ALAN ADLARI VE COĞRAFİ İŞARET Ticaret unvanları ve markalar, kişiye özel - münhasır haklardandır. Bu işaretler kullanılarak, com, com.tr, org, org. tr gibi internet alan adı tahsisi de yaptırılabilir. Ancak kullanım hakları üretici veya üretici gruplarına ait olan bir coğrafi işaretin, alan adı tahsisi ile kişiselleştirilmesi, marka olarak tescil edilememesinden farklı olmamalıdır. “antepfistigi.com” veya “antepfistigi.com.tr” bir gerçek veya tüzel kişi adına tahsis edilmemelidir. SONUÇ ve YORUM Türkiye’de coğrafi işaret koruması yanlış algılanmakta ve yorumlanmaktadır. Örneğin, İran Fıstığı'nın coğrafi işaret tescili bu fıstık için geçerlidir. Fıstığa sahip çıkılıyor, fıstık satışlarımız engellenecek, vb. beyanlar, yanlış bilgilenimden kaynaklanmakta ve gerçeği yansıtmamaktadır. Eğer AB de bir coğrafi işaret tescili yapılmış ise, yapılan coğrafi işaret tescili, söz konusun ürünün İran Fıstığı olmasına ilişkindir. Antep Fıstığı veya Siirt Fıstığı üretimini ve satışını engellemez. Antep Fıstığı üreticilerinin Avrupa Birliğine başvurarak Antep Fıstığı coğrafi işaret tescili talep etmeleri ve tescil ettirmelerine bir engel yoktur. Türk Lokumu, Gaziantep Baklavası ve benzeri coğrafi işaretler, yalnız Türkiye’de lokum veya baklava üretilmesine için kimseye bir tekel hakkı sağlayamaz. Yurtdışında kendine güvenen herkes lokum ve baklava üretebilir ancak bunları Türk Lokumu, Gaziantep Baklavası olarak işaretleyemez. Bu olay, Türk Rakısı, Türk Kahvesi ve benzeri işaretler için de geçerlidir. Kaynaklar: M. Kaan DERİCİOĞLU, Coğrafi İşaretler, Eylül 2005, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi, Sayı: 3 M. Kaan DERİCİOĞLU, Fikri Haklar Kılavuzu, İstanbul Sanayi Odası Yayını, 2009 WIPO Link: http://www.wipo.int/branddb/en/ index.jsp EU Link: http://ec.europa.eu/agriculture/quality/schemes/index_en.htm Ay-Pi | 11 TASARIM DÜNYASI Suzuki PIXY + SCC Bu elektrikli araç kötü bir senaryo vakasıyla karşılaşmamız durumunda çevreden hasar görmenizi engellemek üzere tasarlanmış. Olası bir durumda, dışarıdaki zehirli gazlardan ve kirlenmiş havadan hiç etkilenmeden dilediğiniz yerde gezinti yapabileceğiniz araç ayrıca; kolaylıkla yön değiştirip manevra yapabilmeniz için, 360 derece dönebilme özelliğine de sahip. Tek kişilik aracın yanı sıra "Suzuki Shared Coach" veya SSC ile 2 kişi gezinti yapabilir ve "PIXY 3"ün tekerleklerini tamamen kapatabilirsiniz. Hyperion Marco Aurelio Galán Henríquez tarafından tasarlanan Hyperion konsept aracı lityum iyonlu akülerle çalışıyor. Hafif ve güvenli olması amacıyla plastikle güçlendirilmiş karbon fiberden üretilmiş ve hafifliği elektrikli motorun saatte 200 km hız yapmasına imkan veriyor. Honda P-Nut Nissan NV200 Konsept Bu mobil ofis konseptli aracın özelleştirilebilir kargo alanında işle ilgili tüm ihtiyaçlarınızı yerleştirebileceğiniz kullanışlı bir bölme bulunuyor. Bölmedeki değiştirilebilir çekmeceler ve kutular; özel ekipman ve malzemelerin kolaylıkla yerleştirilmesini sağlıyor. Resimde görülen NV200 profesyonel su altı fotoğrafçılığı yapan bir kullanıcı için tasarlanmıştır. Çalışma alanı içerisinde örümcek kamera için bir uzaktan kumanda ile fotoğraf ve resimleri düzenlemek ve basmak için gerekli cihazlar ile donatılmıştır. Pierre Sabas’tan Bu elektrikli konsept aracın dışı camdan ve ultra hafif malzemelerden yapılmış. Aracın tamamı “kumaş gibi” bir camla kaplanmış olduğundan kullanıcıların 360 derecelik görüş açısına sahip olabiliyorlar. Hibrid motorla çalışan bu aracın üçgen şeklindeki üç koltuklu tasarımı dikkatleri hemen üzerine çekiyor. Önde sağlayan geniş alanın sebebi motorunun arkada bulunmasıyken, aracın tercih edilmesinin en büyük nedeni de büyük iç hacmiyle şehir içerisinde sürüşleri kolaylaştırması. BMW ZX-6 Torino Avrupa Tasarım Enstitüsü üçüncü sınıf öğrencileri bu inanılmaz konsept aracının tasarım ekibini oluşturuyor. BMW ile ortak çalışan Jai Ho Yoo ve Lukas Vanek, tekerlekleri korurken, kapılara da ilginç bir görünüm kazandıran şeritleri ile oldukça sıra dışı duruyor. The MAG The MAG olarak bilinen Manyetik Konsept Aracı, tasarımcı Matúš Procháczka’nın eseri. Etkileyici tasarımının yanı sıra, elektrikli motoruyla manyetik alan üreterek aracı ilerleten teknolojisi ile Interior Motives Design Award 2007’de Görülmemiş Teknoloji Ödülü’nü (Unseen Technology Award) kazanan aracın bir gün hayata geçmesinin heyecanla bekliyoruz. webecoist.com, designjuices.co.uk, likecool.com, urbantitan.com kaynaklarındaki haberler esas alınarak düzenlenmiştir. 12 | Ay-Pi FİKRİ HAKLAR GÜNCEL Önemli Bilgilendirme Nice Sınıflandırması 35. Sınıf Uygulama Değişikliği 19.10.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan değişiklik Tebliği ile Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğde değişiklik yapılmıştır. Değişiklik uyarınca Uluslararası Nice Sınıflandırması’nın 35. sınıfının 6. paragrafında yer alan ve bugüne kadar "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri" şeklinde kabul edilen hizmet aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir: "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "…" * bir araya getirilerek sunulması hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." * Bu bölümde hizmetin gerçekleştirileceği mal, mal grubu ya da sektör adı yazılacaktır. (Örneğin; tekstil sektörüne ait mallar, kozmetik sektörüne ait mallar, otomobiller ...vs). Hizmetin mal ve sektörlerin tamamını kapsaması durumunda "çeşitli malların" ifadesi kullanılabilecektir. Bugüne kadar Enstitü tarafından tesciline izin verilen: 1. "çok sayıda sektöre ait malların bir araya getirilerek sunulması"nı ifade eden; • "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri" ile 2. "sadece belirli bir sektöre veya bazı sektörlere ait malların bir araya getirilerek sunulması"nı ifade eden örneğin; • "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "tekstil" sektörüne ait malların bir araya getirilmesi hizmetleri" aynı ya da aynı türden olmayan hizmetler olarak değerlendirilecektir. Sonuç olarak yeni düzenlemeye göre; 35. sınıf 6. paragraf için daha önce başvurusu yapılmış ancak benzer veya birebir marka nedeni ile reddedilmiş markalarınız için sektör veya ürün adı belirterek yeni marka başvurusu yapılabilir veya daha önce sektör ve ürün adı be- MUCİDİN SANDIĞI www.patentmuzesi.com lirterek başvuru yapılmasına izin verilmediği için zorunlu olarak "çeşitli mallar" için alınmış tescilleriniz için ileride hak kaybına uğramamak adı- na sektör veya ürün adı belirterek yeni marka başvurusu yapılabilir. Detaylı bilgi için; [email protected] adresinden bizimle irtibata geçmenizi rica eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz. Göz almayan far 20. dönem Giresun milletvekili Turhan Alçelik'in göz kamaştırmayan far sisteminin ekonomik değeri milyar dolarlarla ifade ediliyor. Türkiye'nin tarihinde ilk kez Birleşmiş Milletler'e taşıdığı teknik proje, Dr. Turhan Alçelik'in 11 yıllık çalışmasının ürünü. BM'nin bütün dünyada 'mecburi standart' olmasına karar verdiği buluş için patent başvurusu da yapıldı. Ay-Pi | 13 ANKARA PATENT BLOG Embriyoların Yaşam Mücadelesi Hayvanlara verilen zararların gündem yarattığı, canlıların haklarının korunması gerektiğinin savunulduğu bir ortamda, türünün hastalıklarının tedavisi için yine kendi türünden bir canlıyı yok etmesi kabul edilebilir mi? BÜŞRA ALKAN Alman nörobiyolog Prof. Dr. Oliver Bruestle’nin 1997 yılında patent aldığı “embriyodan kök hücre” buluşu sadece bilim dünyasını ikiye bölmekle kalmadı. Amerikan senatörlerinin de tepkilerini topladı. Buluşa ilk karşı çıkan Greenpeace grubu, mücadelesini dava açarak başlatmıştı. Dava, sonrasında Alman Yüksek Mahkemesi’ne yönlendirildi ve son olarak Avrupa Adalet Divanı’nda ele alındı. Dava sonucunu heyecanla bekleyen bilim adamları ve ilgili kişiler, Greenpeace’in lehine çıkan karar sonucunda fikir ayrılığına düştüler. Greenpeace’in bu davayı kazanmasının tüm insanlık lehine bir gelişme olduğunu söyleyenler; bu buluşun hastalıkların tedavisinde çok yardımcı olduğu düşünülse dahi, henüz dünyaya fiili olarak gelmemiş fakat yaşam fonksiyonları birkaç günlüğüne bile olsa başlamış bir canlının yaşamına son verilmesinin ahlaki açıdan kaldırılamayacağını belirtiyorlar. Hayvanlara verilen zararların gündem yarattığı, canlıların haklarının korunması gerektiğinin savunulduğu bir ortamda, türünün hastalıklarının tedavisi için yine kendi türünden bir canlıyı yok etmesi kabul edilebilir olmadığını da ekliyorlar. Bu görüşleri Avrupa Adalet Divanı da aldığı kararın gerekçesinde destekliyor ve “Blastokist evresindeki (Bu evrede hücreler daha hızlı bölünmeye, kendi genomlarından yapıtaşları sentezlemeye ve aktif olarak yer değiştirmeye baş14 | Ay-Pi larlar.) insan embriyolarından kök hücre elde edilmesiyle ilgili işleme patent verilemez. Embriyolara tedavi ve teşhis amacıyla yapılan ve embriyolar için yararlı olan işlemlere patent verilebilir ancak bilimsel araştırma için kullanımlarına patent verilemez.” diyor. Kök Hücre Patenti savunucuları, ortaya çıkan sonuçların insanlık için yararlı olduğunu ve bazı hastalıkların (körlük, Parkinson, kalp hastalığı gibi) tedavisinde büyük ilerleme kaydedilmesine imkan vereceğini söylüyorlar. Kullanılan embriyoların zaten atılmak üzere olanlar arasından seçildiğini ve bu nedenle herhangi bir canlının hayatına müdahale etmediklerini de ekliyorlar. Bilim alanında atılan bu büyük adamın göz ardı edilemeyeceği aşikar, ancak ilerde kötü niyetli kişilerin bu durumdan rant sağlamaya çalışmasından korkan karşıt görüşlüler bu açıklamanın yeterli olmadığını ve konuyla ilgili bir çözümün de üretilemeyeceği kanısındalar. Bazı bilim adamları ise; uzun yıllar süren araştırmalarında harcadıkları zaman ve maddi masraflarının meyvelerini Amerika ve Çin’deki firmaların topla- yacağını düşünerek şevklerinin kırıldığını ileri sürüyorlar. Bilmedikleri nokta ise izin veren diğer ülkelerde dilerlerse patent başvurusu yapabilecekleri. Fakat iddiaların aksine, zaten Amerika’da da bu konuyla ilgili bir başvuru yapılamıyor çünkü Amerikan Başkanının 19 Eylül 2011 tarihinde imzaladığı America Invests Act’ın 33. maddesine göre; insan organizmasına yönelik olan veya ondan elde edilen hiçbir buluş patent alamıyor. Bu karşıt görüşlerin tartışıldığı ortamda iki soru karşımıza çıkıyor. Kötü amaçlı insanlardan korkulduğu için gerekli bilim araştırmalarının yapılması engellenmeli mi? Kendi haklarını koruyamayacak durumda olan canlıların kullanılarak yok edildiği bir buluş gerçekten patent alabilir mi? Bilim adamları ve karar mercileri bu iki sorunun cevabını verirken uzun süreli tartışmalar olacak gibi gözüküyor ama nedense bilimin sınırsız olanakları unutuluyor ve sanki bu hastalıklara tek çare embriyolardan elde edilebilirmiş gibi ürkütücü bir hava yaratılıyor. Kaynaklar: CNA, Patentology, The IPKat, Deutsche Welle, www.ntvmsnbc.com, www.globalpost.com ULUSAL ULUSALİNOVASYON İNOVASYONGİRİŞİMİ GİRİŞİMİ İnovasyon ve Ölçümü OECD Tarafından Geliştirilen Yeni Yaklaşım OECD ve inovasyonun ölçümüne ilişkin yaklaşımı Politika oluşturma süreci açısından bakıldığında inovasyonun etkin yöntemlerle ölçümü kritik bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Etkin bir ölçüm yönteminin sonucunda elde edilen veriler, politikaları belirleyen kurumla- rın ürettiği politikaların ne denli etkin olduğunu değerlendirme, sosyal ve ekonomik hedeflere inovasyonun katkısının anlaşılmasına katkıda bulunur. Bugünün ekonomik dünyası dikkate alındığında ise inovasyonun yeterli bir biçimde ölçülebildiğini söylemek güçtür. OECD tarafından hazırlanan “İnovasyonun Ölçümü-Yeni bir bakış açısı” adlı rapor (OECD, 2010), inovasyonu izlemek için kullanılan geleneksel göstergelere bakmakla beraber, inovasyonun gerçekleştiği daha genel bir kapsama alanında bulunan diğer göstergeleri de dikkate almaktadır. Raporun önemli bir hedefi; ölçümleme alanındaki eksikliklerin ortaya çıkarılması ve ölçüme dair gündemi geliştirmek için eylemler önermesidir. Yeni Bakış Açısının Sahip Olduğu Yaklaşım İnovasyon performansının ölçümünün bir üst kapsayıcı unsuru stratejidir. OECD’nin inovasyon stratejisi, inovasyonun doğasını anlayabilmek, etkilerini izleyebilmek ve inovasyon sisteminin nasıl işlediğinin izlenmesine yardımcı olabilmek için dinamikleri anlayabilmek gerektiğini kabul etmektedir. Stratejiye göre inovasyonun oyuncuları ve süreçleri arasındaki bağlantıları ve Ay-Pi | 15 çeşitliliği anlayabilmek için rakamların ve endekslerin de ötesine bakan bir yaklaşıma sahip olmak gerekmektedir. Aynı zamanda, bilim, teknoloji ve inovasyon göstergelerinin de ötesine taşarak, inovasyon için daha da genel olan koşulların dikkate alınmasını sağlayan eğitime, girişimciliğe, ekonomiye, çevreye ve sosyal sonuçlara da dikkat etmektedir. OECD’nin yeni bakış açısını ortaya koyan İnovasyonun Ölçümü raporunun üç amacı bulunmaktadır: a. Konumlandırma göstergelerinin seçimi. Zaman boyutu ile birlikte ülkelerin diğer ülkelerle kendilerini karşılaştırma olanağı tanır. Daha farklı bir hikayeyi anlatabilmek adına konumlandırma göstergelerinin de ötesinde bir şeyler söyleyebilmek gerekir. Buradaki amaç; konumlandırma göstergesine dair daha rafine bir içerik sağlayabilmektir. Örneğin araştırma çıktıları için bilimsel makale sayısının ötesinde, en üst sıralarda bulunan bilimsel makaleleri verebilmek şeklinde. Böylece kalite nosyonunu da değerlendirme içine alabilmek hedeflenir. Konumlandırma göstergesinin bir politika kaldıracı ile nasıl bir bağının olduğunu ortaya koyabilmek önem taşır. Örneğin, eğer PISA1 değerlendirmesi temel bilimsel yetenekleri anlayabilmek için bir gösterge olarak kullanılıyorsa, sahip olunan değerleri yükseltebilmek için çocukların bilgisayara eri- şimlerini ve kullanımlarını artırmak gerektiği gibi. b. Bir sonuca veya hedefe doğru ilerleme kaydedebilmek için bir politika karışımının veya aracının gösterge olarak kullanılması. Örneğin, bir ülke özel sektörünün Ar-Ge harcamalarının GSYİH’ye oranının artmasını hedefliyorsa, bir politika karışımı göstergesi özel sektör Ar-Ge harcamalarına olan kamu desteğinin boyutları hakkında bir resim ortaya koyabilir. Bu göstergelerin bir bölümü doğasında daha çok deneysellik barındırır. c. İnovasyon ölçümüne ilişkin gündemi daha ileri taşımak. OECD 50 yıldır bilim, teknoloji ve inovasyon göstergeleri üzerinde çalışmaktadır. Bugünün koşullarında inovasyon, ölçümleme ile ilgili olarak yeni veya acil dikkat gerektiren boyutlar barındırmaktadır. İnovasyonun Ölçümü- Yeni Bir Bakış Açısı isimli rapor (OECD, 2010), bugüne kadar geleneksel olarak kullanılan göstergelerin üzerine inovasyonun ortaya çıktığı koşullar bütününe daha kapsamlı bir bakış açısı getirerek yeni göstergeler geliştirmekte ve OECD tarafından eksiklik olarak algılanan boyutların da ölçüm metodolojisi içine girmesini sağlamaktadır. Rapor, ölçüm tekniklerine ilişkin gündemi daha da ileriye taşımayı hedeflemektedir. OECD inovasyonun ölçümünde rakamların ve endekslerin daha da ötesine geçmenin yararına inanmaktadır. Buna gerekçe olarak gösterilen unsur ise; rakamların ve endekslerin inovasyonun oyuncularının ve süreçlerinin aralarındaki bağlantıları ve çeşitliliği yeteri kadar yansıtamadığı görüşüdür. Aynı zamanda bilim, teknoloji ve inovasyona dair göstergelerin ötesine giderek eğitimin, girişimciliğin, ekonominin, çevrenin ve sosyal çıktıların ve özellikle inovasyon için daha kapsamlı koşulların yani inovasyonu çevreleyen koşulların dikkate alınmasının gerekliliğinin altını çizmektedir. 1 PISA: The OECD Programme for International Student Assesment. Sanayileşmiş bazı ülkelerdeki 15 yaşında öğrencilerin analiz, sorgulama ve iletişim gibi alanlarda becerilerini irdeleyen anket çalışmasıdır. Üç yılda bir yapılmaktadır. 16 | Ay-Pi
Benzer belgeler
En Değerli Global Markalar
devam ederken, 36 ülkeye direkt satışın yanı sıra, teknoloji ihraç ederek ortak üretim çalışmaları da yapıyor.
Son olarak askeri elektronik ve
haberleşme konusunda Türkiye'nin
gereksinimlerini özgü...