2011 Şubat - türk eczacıları birliği
Transkript
2011 Şubat - türk eczacıları birliği
Bakış Ecz. Erdoğan ÇOLAK / Başkan Yine bir yılı daha ilaç fiyat düşüşleri, bu düşüşlerin eczane ekonomilerine etkisi ve stoklarda oluşan bozulmanın telafi yolları üzerine çalışarak geride bıraktık. Görünen odur ki; süreklilik arz eden, ancak yıl sonu dönemlerinde radikal bir hal alan ilaç fiyat düşüşleri devam edecek. Bizim bu düşüşler karşısında temel argümanımız, eczane ekonomilerinin bu ikilemden kurtarılmasıdır. Yani eczacıya ilaç fiyatlarından bağımsız sabit bir ücret verilmesidir. Bu hem eczacılık hizmetlerini rahatlatacak hem de kamu çıkarı arttırılmaya çalışılırken, kendisi de kamunun bir parçası olan eczacıların korunması sağlanacaktır. Bugün belirli politikaların hayata geçirilmesi sürecinde ifade edilen ‘kamu çıkarı’ öylesine sihirli biz söz ki; tüm tartışmalar bu noktada kilitleniyor. Eğer kamu çıkarı söz konusuysa her türlü söz susturuluyor. Ancak kamu çıkarı nedir sorusunun net bir yanıtı yok. Kimi zaman yalnızca belirli dar çevrelerin çıkarı da kamu çıkarı olarak yansıtılıyor, kimi zamansa çoğunluğun talepleri kamu çıkarına dönüşüyor. Halbuki toplumsal hayat her zaman çoğunluğun istek, talep ve çıkarlarına göre şekillendirilemez. Toplumsal yaşamda az sayıda olanların da haklarını korumak gerekir. Yani oynadığımız bir kazan-kazan oyunu olmalıdır. Çünkü belirli anlarda karşıt olduğunu varsaydığımız özneler, başka alanda yan yana dururlar. Örneğin doktorların hak ve çıkarları, kamunun hak ve çıkarlarından ayrıştırılamaz. Bir an güvencesizleştirmeye karşı eylem yapan işçilere bakan doktorlar, yarın aile hekimliği sistemi ile tanışırlar. Bu durum bana bir film sahnesini hatırlatıyor. Filmde belirli sayıda insana çeşitli oyunlar kuruluyor ve her etapta ancak bir kişinin ölmesi ile yola devam edilebileceği bilgisi veriliyor. Grup bu bilgi ile pervasızca birbirinin üzerine basmaya, ölümden kaçmak için çeşitli taktikler geliştirmeye, deyim yerindeyse birbirini yemeye başlıyor. Ancak filmin sonunda anlaşılıyor ki, pekala hepsinin birlikte son safhaya kadar gelmesi mümkünmüş ve hatta etapları birlikte geçmedikleri için sona kalan iki kişinin de kurtulma şansı olmuyor. Aslında birlikte davranma sağduyusunu göstermiş olsalar, benim varlığım-rahatım, senin yokluğun-rahatsızlığına bağlı gibi bir yaklaşımdansa, birlikte durmayı başarsalar, bambaşka bir son onları bekleyecek. Hayatta kalmak için mücadele etmek, kendi çıkarının peşinde koşmak bir düzeyde anlaşılabilir ancak tarihsel birikim sonucu elde ettiğimiz bazı ortak değerleri unutmadan hareket etmek her insanın, her demokratik kurumun sorumluluğudur. Örneğin Türk Eczacıları Birliği her şeyin önüne halk sağlığını koyar. Diğer türlü anlık reflekslere kendimizi bırakmış olsak, pekala ilaçta reklamı destekleyebiliriz. Bugüne kadar defalarca açıklamalarımızda ifade ettik; biz halka sunduğu ürünün reklamının yapılarak tüketiminin, dolayısıyla da kendi gelirinin artmasına karşı duran tek meslek mensubuyuz. Çünkü birincil sorumluluğumuz halk sağlığını korumaktır. Buna samimiyetle, hepimizin inandığına şüphe etmiyorum. Ancak bizlerin, ilaç fiyat düşüşleri, yani yıllardır savunduğumuz ucuz, güvenilir, ulaşılabilir ilaç ile; mesleğimizin yaşayamaz noktaya gelmesi türü bir ikilemle karşı karşıya bırakılmamız çok insafsız bir tutum. Biz bu nedenle ilaç fiyatları yükseltilsin diyemeyiz, ancak bize ne olduğu hiç önemli değil, yeter ki ilaçlar ucuzlasın dememiz de mümkün değil. Bu oyunun kazan-kazan stratejisi; eczacılara sabit ücret verilmesidir. Bunun için yılmadan çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz, etmek zorundayız da… Yeni bir yıla başladık, stok zararları ile, bir yılbaşı sürprizi olarak gündeme gelen G2D’li ilaçlar sorunu ile, RTÜK Yasası ile. Diğer yandan ülke seçim gündemine girmiş görünüyor. Yakında tüm siyasal öznelerin sağlığa ilişkin yaklaşımlarını dinlemeye başlayacağız. Bizim temel beklentimiz elbette herkes için daha fazla sağlık ve hatta mümkünse herkes için daha ‘kaliteli’ sağlık ama aynı zamanda sağlık çalışanlarının da haklarının korunduğu, onların da kamunun bir parçası olarak kabul edildiği bir sağlık politikası anlayışıdır. Bizler partiler üstü bir biçimde mesleğimiz için çalışıyoruz ve yalnızca halk sağlığı ve mesleğimizin geleceği noktalarında gerekli pozisyonları alıyoruz. Biliyorum ki, iktidarlar değişse de değişmese de, kurumumuzun bu yaklaşımı, bu politika üretme biçimi devam edecektir. 3 Diyalog Ecz. Özgür ÖZEL / Genel Sekreter TEB Haberler Dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sizlerle bu defa gecikmeli de olsa, 2010’u 2011’e bağlayan tüm gelişmeleri aktardığımız iki sayının birleştirdiği dergimiz ile buluşuyoruz. Bu sayıda bir akış dahilinde yaşanan süreçlerin bir özetini bulacaksınız. İnsan meslek örgütlerinde yöneticilik yaparken kimi zaman şöyle bir duyguya kapılabiliyor; sizin için önemli, mesleğin geleceğini ilgilendiren bir proje ya da program konusunda yoğunlaşmak istiyorsunuz. Enerjinizi ve gücünüzü o konuya aktarmak, zihinleri zorlamak, ezberleri bozmak ve kendinizden başlayarak her şeyi yeniden düşünmek, sorgulamak ve mesleğinizin vizyon ve misyonu ile uyumlu yeni stratejiler geliştirmek istiyorsunuz. Böylesi çalışmalar, sanıyorum yalnızca benim için değil, birçok meslektaşım için de çok keyifli, verimli ve motivasyonu yükselten çalışmalar oluyor. Ancak maalesef hayatın bize verdiği günlük 24 saat, bu tip projelere hak ettiği ölçüde yoğunlaşmamıza izin vermiyor. Çünkü sürekli gündelik sorunlarla uğraşmak, deyim yerindeyse gündelik sorunlarla boğulmak durumunda kalıyoruz. Dönem dönem gerçekleştirdiğimiz beyin fırtınası şeklinde gerçekleşen toplantılar zihinlerimizi açıyor aslında. Korkmadan, çekinmeden, geleceğin projelerini tüm açıklığıyla masaya yatırmak ve tartışmak hepimizi geliştiren yöntemler ancak ne yazık ki bu tip toplantıları sıklıkla gerçekleştiremiyoruz. Bu anlamıyla meslek örgütünde görev aldığım süre içerisinde beni en fazla heyecanlandıran projeler kuşkusuz TEBEOS, TEBRP ve TEB EKİP programları oldu. Çünkü bu alanda ortaya çıkacak çalışmaların tüm meslektaşlarımız için oldukça önemli olduğuna inanıyorum. Öncelikle eczacıların stoklarını düzenleyecek, sonrasında ilaca ilişkin güncel bilgiler sunacak ve etkileşimler konusunda eczacıyı bilgilendirecek ve son aşamada sağlık danışmanlığını sistematik ve sürekli hale sokacak bu 4 projeler beni oldukça heyecanlandırıyor. Ancak dediğim gibi; rutin işler, tebliğler ya da diğer günlük-anlık değişiklikler nedeniyle bu projelere arzu ettiğim kadar yoğunlaşamıyorum. Elbette tüm bu alanlarda çalışmalarımız devam ediyor, edecek de. Ancak sınırlı enerji ve zaman faktörü düşünüldüğünde yeterli zaman ayıramadığımızı söylemeliyiz. Aslında yalnızca bu konuda değil genel olarak, ideallerimiz ile hayatın gündelik gerçekleri arasında asla tam olarak kapatamadığımız bir makas olduğunu da kabul etmeliyiz. Bizler, yine de bu koşullar altında dahi, bir denge kurmak için çabalıyoruz. Bundan 5, 10 sene sonra bizi nasıl bir Türkiye’nin, nasıl bir sağlık alanının ve nasıl bir eczacılık mesleğinin beklediğini öngörmek üzere çeşitli çalışmalar gerçekleştirmeliyiz. Bu sayımızda sizlerle DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası’nda örgütlü çalışanlarımızın, bu süreçte gerçekleştirdikleri etkinlikleri de paylaşmak istedik. Bildiğiniz gibi dönem dönem yalnızca kendi sorunlarımıza odaklanabiliyoruz. Ancak yaşamda bizim dışımızda, diğer meslek örgütlerinden kişi ve kesimler de benzer ya da farklı birçok yaşamsal dertle boğuşuyorlar. Bu sorunlar konusunda bilgi sahibi olmak ve dayanışma göstermek örgütlü her kişinin en doğal sorumluluğudur diye düşünüyorum. Bu nedenle sendikaların ve örgütlü tüm yapıların yalnızca belirli sınırlı alanlarda kalmak yerine, tüm toplumda örgütlülüğü, örgütlülük bilincini arttırmak için çalışma yapmaları gereklidir diye düşünüyorum. Son olarak bu sayımızda görebileceğiniz gibi, TEB’de ve diğer meslek örgütlerinde özveri ile çalışan çalışanlarımız yalnızca mesleğimize hizmet etmek, mesleğimiz için projeler ve değerler üretmekle kalmıyor, aynı zamanda somut bir dayanışma ağı örmek için de çabalıyorlar. Türk Eczacıları Birliği’nin değerli çalışanları, kaybı ile hepimizi derin bir üzüntüye boğan değerli dostumuz Ecz. Umut Özkul anısına yaptırılacak anaokuluna destek sunmak istediklerini belirttiler. İşte örgütlülük böylesi duyarlılıkları harekete geçiriyor, yaşamın her alanında… Sonucu büyük ya da küçük olabilir, bu hiç önemli değil, önemli olan böyle bir fikrin gündeme gelmiş olmasıdır. Bu nedenle TEB çalışanlarına bir kere daha teşekkür etmek isterim. Bir sonraki sayıda görüşünceye kadar hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Toplantı Ecz. Neşe KILINÇ MERCAN, Ecz.Meriç KALAYCIOĞLU Türk Eczacıları Birliği 37. Dönem Merkez Heyeti İkinci Bölgelerarası Toplantı (04-05-06 Kasım 2010 / Adana) Türk Eczacıları Birliği 37. Dönem Merkez Heyeti İkinci Bölgelerarası Toplantı 04-06 Kasım 2010 tarihlerinde Adana’da gerçekleştirildi. Toplantının ilk günü yapılan açış konuşmalarının ardından TEB Genel Sekreteri Ecz.Özgür ÖZEL “37. Dönem Merkez Heyeti Çalışma Raporu” sunumunu, TEB Saymanı Ecz.Nevin TAŞLIÇAY “37.Dönem Merkez Heyeti Mali Raporu” sunumunu, TEB Denetleme Kurulu Başkanı Ecz.Sertaç ÖZMEN “37.Dönem Merkez Heyeti Denetleme Kurulu Raporu” sunumunu gerçekleştirdi. Yine, toplantının ilk günÜ, ecza kooperatifleri-eczacı odaları ilişkilerinin ve ileriye dönük işbirliklerinin değerlendirilmesi gündemiyle 37.Dönem Merkez Heyeti 4.Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı yapıldı. Toplantının ikinci günü, Bursa Ecza Kooperatifi Pazarlama Müdürü Metin ÇIRAL tarafından ‘Farmasyon’ isimli inernet portalının tanıtımının yapıldığı bir sunum ve Türk Eczacıları Birliği İkinci Başkanı Uzm.Ecz.Harun KIZILAY tarafından “İlaçta Durum” sunumu gerçekleştirildi. Sunumların ardından, TEB Merkez Heyeti çalışmaları hakkında Bölge Eczacı Odalarının görüşleri alındı. 5 masını sağlayacak programlar geliştiriyoruz. Bu programları genel olarak Türk Eczacıları Birliği Eczane Kontrol ve İzleme Programları olarak adlandırdık. İşte bu genel paketin ilk basamağı eczacı merkezli hipertansiyon takip programı olacak. İki ayaklı bir proje bu. Bir yandan gerekli eğitimi sunan, diğer yandan da uygulamada bir standart yaratmak amacıyla teknik altyapının kurulumunu esas alan bir program. Eğer bu orta vadeli hedefimizi başarıyla ve elbirliğiyle hayata geçirebilirsek, işte o zaman gerçek anlamda meslek hakkını ete kemiğe büründürebiliriz. Ecz. Erdoğan ÇOLAK (TEB Merkez Heyeti Başkanı) Saygıdeğer Konuklar; fiziksel ve ruhsal olarak tam bir iyilik halini yaratmak, sürdürmek devletlerin sorumluluğu. Biz bir sivil toplum örgütü, bir meslek örgütü olarak bu sorumluluğu her daim hatırlatmak durumundayız. Daha fazla özgürlük, daha fazla eşitlik ve daha insanca yaşam taleplerinin karşılanması noktasında bir baskı grubu olarak çalışmak durumundayız. Ancak gerçek talepler değil, yaratılmış taleplerin tartışılması noktasında bir teatral yaklaşım söz konusu ise, bu tiyatroda seyirci olmak istemiyoruz. Değerli Meslektaşlarım, Kıymetli Konuklar; Hepimizin malumu olduğu üzere, gerek niteliksel, gerekse niceliksel açılardan tam bir sıçrama niteliğinde bir Kongre gerçekleştirdik. 10. Türkiye Eczacılık Kongresi’ne neredeyse ikibinin üzerinde meslektaşımız katıldı. Mesleki, siyasal ve sosyal konularda yüzlerce uzman, katılımcıları bilgilendirdi. Bu diğer mesleki kongrelerle karşılaştırıldığında gerçekten önemli bir başarıdır. Çok çeşitli konular, çeşitli bağlamlarda tartışıldı ve aslında bize yöneltilen temel eleştirilerden bir tanesi, katılımcılar açısından eş zamanlı oturumları tercih etmede yaşanan sıkıntı idi. Bu bizler için mutluluk verici bir gelişme. Alanın siyasal ve bilimsel düzeyde otoritelerinin de yer aldığı bu Kongreye ilişkin olarak izleyenlerin ve katılanların her türlü eleştirisine açığız. En küçüğünden en kapsamlısına yaptığımız tüm toplantılarda, en az öncesi ve sürecin kendisi kadar sonuçları da önemlidir diye düşünüyoruz. Toplantılar, eyleme dönük bir okuma yapılmadığı sürece, yalnızca o tanımlı sürece sıkışıp kalma, yani yalnızca kağıt üzerinde kalma riski barındırırlar. Ancak bizler her toplantımızı bugün ve gelecekteki eylemlerimizin rotasını belirleyecek unsurlar olarak değerlendiriyoruz. Bu yaklaşımdan hareketle gerçekleştirdiğimiz kongrenin nasıl bir yol haritası ortaya koyduğunu burada ve bundan sonra da iyi değerlendirmeliyiz. Değerli Katılımcılar; bizim için bu süreçte en heyecan verici projelerden bir tanesi, eczacılığa yapısal bir müdahale amacıyla ortaya çıkmış olan hipertansiyon kontrol programı projesidir. Bizler genel olarak TEBEOS içerisinde açacağımız yeni alanla meslektaşlarımızın standart ve sistemli bir biçimde çok çeşitli alanlarda, topluma sağlık hizmeti sun- 6 Değerli Meslektaşlarım; eczacılarımızın yaşadığı yoğun sıkıntılar Türk Eczacıları Birliği’nin gündeminde yoğun bir mücadele alanını işgal ediyor. İşte bu mücadele alanlarından biri de, aile hekimliği noktasındaki sıralı dağıtım meselesidir. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’yle yapmış olduğumuz bir protokolle aile hekimliğinin eczane olmayan yerlerde hastaya sunduğu hizmetin eczacılar tarafından karşılanması olgusudur. Buna sahip çıkmak zorundayız. Eğer buna yeterince sahip çıkamazsak, burada gerçekten ciddi bir geriye dönüş ve hekimlerin kendilerine yeni alan kazanması söz konusu olabilir. İşte onun için eczacı odalarımız bu protokole sahip çıkmalı ve bunun dağıtımı konusunda esnek olarak hazırladığımız protokolü yaşama geçirmelidir. Bizler, kendimizi toplumun ve eczacılık mesleğinin iyiliği için mücadele eden bir özne olarak konumlandırırken, mücadele halinde olduğumuz öznenin temel düsturu piyasa ve daha fazla kârdır. Bizler biliyoruz ki, bu mücadelede kendi gelecek ideallerimizi tarif etmediğimiz ve bu idealleri somut projelere dönüştürmediğimiz sürece başkalarının bizim ve mesleğimiz için yazdığı senaryoların basit figüranı olmaktan öteye gidemeyeceğiz. O nedenle elimizdeki en önemli silahın kendimizi, eczanelerimizi ve mesleğimizi bir bütün olarak, yani hem niceliksel, hem niteliksel açıdan geliştirmek olduğunu unutmamalıyız. Bizler bugün her türlü maddi ve manevi kaynağımızı bu alanlara yönlendirmek zorundayız. Değerli Meslektaşlarım; bütünlüklü ve uzun vadeli politika üretme konusunda üzerimize düşen en önemli sorumluluk hiç şüphe yok ki, kendi bahçemizdeki zararlı otları temizlemek için azami gayret göstermektir. Bunun adını hep birlikte koyalım; bu muvazaadır. Muvazaayla mücadele etmek eczacılık mesleğine sahip olan herkesin görevidir. Bu etik dışı uygulamayı tümden mesleğimizden silmek için hem politik, hem teknik olarak çalışıyoruz. Sizin de çabalarınızla sürdürdüğümüz bu mücadelede yaşanan gelişmeler bizleri umutlandırıyor. Bizler örgüt yöneticileri olarak, açık ya da gizli, doğrudan ya da dolaylı hiçbir biçimde muvazaa uygulamasının ve hatta düşüncesinin, imasının bile bir parçası olamayız, olmamalıyız. Bu konudaki motivasyonumuz, kendi mesleki ahlakımız ve etiğimizdir. Bu etiği geliştirmek ve her koşulda korumak hepimizin birinci sorumluluğudur. Sevgili Meslektaşlarım, Saygıdeğer Konuklar; bugün halk sağlığının en önemli sorunlarından bir tanesi şüphesiz ki, eczane dışında serbestçe satılan, reklamlarla tüketimi körüklenen, medyanın bilimsellikten uzak yaklaşımı ile günbegün yaygınlaşan bitkisel ürünlerin satışı meselesidir. Maalesef bu konuda yaşanan acı tecrübeler, konunun en azından politik düzeyde yeniden gözden geçirilmesini sağladı. Kongremizde Sayın Sağlık Bakanı’nın ifade etmiş olduğu bitkisel ürünlerin satışını kısıtlayan ve bu ürünleri eczanelere yönlendiren yasal düzenleme uygulamaya geçti. Bu elbette sevindirici bir gelişmedir. Değerli Meslektaşlarım; diğer yandan bilgi sistemleriyle daha entegre olarak birtakım mekanizmalar oluşturmaya çalışıyoruz. Ancak bunlar sonuçlanma aşamasında. Bizler hâlâ tüm bu çabaların en merkezi konumunda olan eczacı kooperatifleriyle birlikte hareket ederek, kongrede de bir öğretim üyemizin altını hakkaniyetle çizdiği “Kooperatifler almadan vermeyen yapılardır, yani kooperatiflerin gelişmesi üyelerinin desteği ve harcadığı emek ile doğru orantılıdır” diyen, yine hocamızdan bir alıntıyla, meyveli ve gölgeli ağaçlarımız olan kooperatifleri, yani bizleri hem korumak, hem de doyurmak üzere kurulmuş olan bu değerli yapılarımızı elbirliğiyle daha da güçlendirmeliyiz. O anlamda kooperatiflerle çalıştaylar yapıyoruz, toplantılar yapıyoruz ve kooperatiflerin var olmayan bölgelerde yeni açılımlar yaratması konusunda onları teşvik edici faaliyetlerde bulunuyoruz. Bu akşam da oda başkanlarımızla kooperatifçilikle ilgili bir baş- kanlar danışma kurulu toplantısı yapacağız. Değerli Meslektaşlarım; tüm bu hususlarda bugüne kadar örgütümüzü güçlendiren adımları birlikte atmış olmamız da son derece önemlidir. 21 Aralık’lar ya da kimilerinin sonuçlarını yeterince değerlendiremediği 4 Aralık’lar…Bugüne kadar hep ifade ettik. Bizleri eleştirenleri önemsiyoruz ve dinliyoruz. Bize yöneltilen eleştirilerden durumumuzu müdafaaya dönük değil, sorumluluklarımızı değerlendirmeye dönük görevler çıkarıyoruz. Ancak bazı alanlarda sürdürülen eleştirilerin bir bütün olarak hepimize zarar verdiğinin altını çizmiştik. Bizler doğru bildiklerimizi uygularız ve burada sizlere doğru bildiklerimiz konusunda da önerilerde bulunuruz. Ancak bu konuda bir sorumluluk hissedip hissetmemek de, gereğini yapıp yapmamak da herkesin kendi sorumluğudur. Bizler her türlü eleştiriye açığız ve dahası kendi iç işleyişimiz de açık eleştiri mekanizması üzerine kuruludur. Bizler ister kamu otoritesi olsun, ister eczacı odalarımız olsun, ister sivil toplum alanının diğer aktörleri olsun, her kurumla politik doğrularımız ve icraatlarımız üzerine yakınlaşıyoruz ya da uzaklaşıyoruz. Ancak temel zeminimiz, kesinlikle eşit mesafelenmedir. Bu konuda bugüne kadarki icraatlarımızın tamamı bu ilkenin birebir yansımasıdır. Bildiğiniz gibi, hayatta ya sorunların ya da çözümlerin parçası olabilirsiniz. Bizler her durumda, her koşulda çoğulcu, demokratik, ancak ilkeli bir biçimde çözümün parçası olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Ecz. Erdal İŞBAKAN (Ordu Eczacı Odası Başkanı) Ecz. Meyse KADEMOĞLU (Giresun Eczacı Odası Başkanı) Eczane bulunmayan yerleşim bölgelerinde yaşayan halka yerinde ilaç temini uygulamasına birkaç ilçemizde başladık. Bu hizmeti destekliyoruz. Karadeniz’in coğrafi yapısının zorluğu, yerleşim yerlerinin birbirine olan uzaklığı, ulaşım sorunları bizleri zorluyor. Eczacı, mobil reçete hizmetini kamu yararı için yapmaktadır. Bu hizmeti sağlamak için de birçok zorluğa katlanmaktadır. Eczacı meslek hakkının bu çerçevede değerlendirilmesi ve kamudan talepte bulunulması önemlidir diye düşünüyoruz. Açılan eczane sayıları son yıllarda süratle ve dengesiz bir şekilde artmakta, bu da etik bozulmaları ve haksız rekabete beraberinde getirmektedir. Geçtiğimiz günlerde, her zaman yaşadığımızın dışında, hemen hemen hiç çalışmayan bir Medula provizyon sistemiyle karşı karşıya kaldık. Kongrede bürokratların da “Farkındayız, çalışıyoruz” demeleri artık eczacıyı tatmin etmiyor ve eczacılar isyan ediyorlar. Haklıyız, bu bir işkencedir. Eczacının sistem çalışmıyor diye hastayla karşı karşıya kalması, madden ve manen mağdur olması ne zaman bitecek? Bu ay başlayan doktor tarafından girilen hasta raporları, ilk gün itibariyle sorun olmaya başladı. Pilot uygulama yapılmadan, sanki güvenilir ve düzgün çalışan bir Medula sistemi varmış gibi, birdenbire yeni bir uygulamaya geçiş, hasta ve eczacıyı her zamanki gibi bir kaos ortamına sokmuştur. 7 Arkadaşlar, artık eczacı isyan ediyor. Biz, eczacılar mesleğimizin sağlık danışmanlığı yönüyle eczanemizde hastalarımıza hizmet vermek istiyoruz. Bence, mesleğin ticari yönü bir tarafa bırakılıp, artık reçete başına da hizmet bedeli alma zamanı da gelmiştir. Eczacılık gelecek günlerde nasıl olacak, merakla dinledik. Anlaşılıyor ki, eczacılar ilaç satışı yanında sundukları hizmet kalitesi ve çeşitliliğiyle de ön plana çıkacaklardır. Sayın Başkanımın bir yazısındaki “gelecek gelmeden önce, geleceğe göre bir hazırlık yapmalıyız ki, geldiğinde, onu güler yüzle karşılayabilelim” temennisine dayanarak, bu konudaki çalışmalarıyla biz oda yöneticilerine yol gösterici olmalarını bekliyoruz. Ayrıca, büyümesini ve güçlenmesini arzu ettiğimiz ecza kooperatiflerini bölgemizde yakından hissetmek istiyoruz. Uzm. Ecz. Bülent KÖSE (Malatya Eczacı Odası Başkanı) Yılan hikâyesine dönen 6197 Sayılı Yasamız var, önümüzde de seçimler var. Öyle görünüyor ki, seçimlere kadar ya da seçimlerden belki de en az bir yıl sonraya kadar bu Yasa değişmeden gidecek. Ama bu arada yapılabilecek bir tek şey olabilir diye düşünüyorum. Gerek bizler, gerek Merkez Heyeti, bu konuda özveriyle, gayretle çalışıp, hiç olmazsa nüfusa göre sınırlandırmanın tek bir madde halinde torba yasa içerisinde geçmesini sağlamak için enerji harcamalı, gayret sarf etmelidir diye düşünüyorum. Akademide görev alan, araştırma görevlisi olarak işe başlayan, üniversitelerde işe başlayan meslektaşlarımız da 14001500 lira gibi bir maaşla çalışıyorlar. Eczacıyı, eczane eczacılığının dışına yönlendirmek için, onların bu maaşlarında da iyileştirme yapmak için mücadele etmek, yeni istihdam alanları yaratılmasına ve o alanlarda çalışan meslektaşlarımızın da hayatlarını en güzel şekilde idame ettirmelerine yol açacaktır diye düşünmekteyim. Ecz. Aytül ÇİLOĞLU (Kırklareli Eczacı Odası Başkanı) Ekim ayı başında 10.Türkiye Eczacılık Kongresi’ne katıldık. Bu Kongreye katkı veren değerli katılımcıların açıklamalarını izledik. 8 Ecz. Sabih Tekin ÇAĞLAR (Trabzon Eczacı Odası Başkanı) Değerli Meslektaşlarım; Büyük Kongrede ifade ettiğimiz gibi, eczacıların sorunlarını sadece sürekli değişen, SUT, çalışmayan Medula, ilaç fiyat indirimleri, yapılan reçete kesintileri, zamanında alınamayan paralar veya tasvip etmediğimiz bir SGK protokolü olarak algılama yanlışına düşmemeliyiz. Dolayısıyla, eczacılığın kurtuluşunu kozmetik-dermokozmetik, mamalar ve diğer ilaç dışı ürünler gibi kısır ve geçici çözümlerde arama hatasına da düşmemeliyiz. Daha büyük düşünerek, kalıcı ve uzun vadeli projeleri hayata geçirme hedefinde olmalıyız. Değerli Meslektaşlarım; mevcut eczane, eczacılık ve ilaç sistemiyle varlığımızı sürdürmenin olanağı kalmamıştır. Bu nedenle; bir kez daha altını çizmek istiyorum ki, çağdaş, bilimsel ve evrensel gerçekler ışığında eczanenin, eczacının ve ilacın tanımı yeniden yapılmalıdır. Statükocu yapıdan arınmanın ve kendi ezberimizi bozmanın zamanı gelmiştir. Kendimizle yüzleşelim, küçük burjuva yaşantımızla insanları sağlık emekçisi olduğumuza inandırma şansımız yoktur. Eczanelerimizde nasıl bir sağlık hizmeti üretiyoruz diye kendimizi sorgulayalım. altı aylık süreci iyi kullanmamız gerekiyor. Benim tahminim, seçimlerden sonra bizleri daha kritik günlerin beklediğidir. Şimdiden tedbir almakta fayda var diye düşünüyorum. Ecz. M. İrfan DEMİRCİ (Gaziantep Eczacı Odası Başkanı) Bu süreçte, eğer meslek örgütüyle kurumlar arasında planlamalar yapılırsa, anlamlı ve kalıcı çözümler gerçekleşebilir. Toplumun diğer kesimlerince de anlaşılır ve kabul edilebilir olur. Aksi halde, her zaman olduğu gibi, “ben yaptım, oldu” zihniyetiyle yine karşı karşıya kalabiliriz. Şimdiye kadar yapılan her öneri ya da eylem siyasi olarak değerlendirildi. Sadece bizim mesleğimiz ile ilgili değil, hükümete karşı yapılan her türlü eleştiriye, yetkililer “Bunlar siyasi” dediler. Artık bu karşı duruşların sade ve sadece, mesleğimiz adına olduğunu iyi anlatmak lazım. Yeni mezunlara istihdam yaratma gibi alanları açmamız gerekiyor. Şimdi, biz meslek hakkı isterken, adil ciro dağılımı isterken, yeni mezunlara istihdam yaratmayı isterken, biraz da dönüp kendimize bakmamız gerekiyor; eczanelerimize bakmamız gerekiyor. Eczanelerimiz için ciddi özeleştiri içerisinde olmamız gerekiyor. Mevcut eczanelerimizde sağlık hizmeti verebiliyor muyuz; ilaç danışmanlığı yapabiliyor muyuz? Halen yeşil reçeteleri, yurtdışı reçetelerini karşılamayan, majistral ilaç vermeyen, soğuk zincire uymayan ve bu tip sorunlarla dolu eczanelerimiz var. Bu yapımızla, önümüzü açacak, yeni alanlar yaratacak bir ortamı yaratmamız çok zor görünüyor. Talip olduğumuz kaliteli hasta bakımını yine bu yapıyla yapabileceğimizi zannetmiyorum. Fitoterapi, dermakozmetik, medikal alan gibi ürünlere, evde bakım hizmetlerine talip olabilir miyiz, bunu yapabilir miyiz? Bunun için iki günden beri konuşuyoruz. Benden önce konuşan arkadaşlarım da bahsettiler, eczacıyı eğitmemiz gerekiyor. Ecz. Adil TOSUNER (Balıkesir Eczacı Odası Başkanı) Ecz. Oğuz EKİNCİOĞLU (Ankara Eczacı Odası Başkanı) Bugüne kadar, sivil toplum örgütlerinin katılımcı bir biçimde görüşü alınmadan, önerilerine kulak asılmadan, “biz yaptık oldu” mantığı, maalesef Türkiye’deki iktidara ciddi şekilde sirayet etmiş görünüyor. Elbette, Hükümetin katılımcı bir sorun çözme yöntemini belirlemesi noktası, bizim müdahil olabileceğimiz bir husus değildir. Ancak, bu noktada bizim yapmamız gereken, danışılacak bir yapı haline nasıl geleceğimiz üzerinde konuşmamız ve bunu sağlamamızdır. Belki, o zaman meslek hakkı gibi, tüm oda başkanlarımızın ifade ettiği sorunlarımızla ilgili taleplerimiz daha kabul edilebilir bir hale gelecektir. Değerli Meslektaşlarım; eczane sayısı sınırlandırılmalı. Eczacıların yeni istihdam olanakları çok acil olarak yaratılmalıdır. İlaç fiyat düşüşlerindeki stok zararlarımız teminat altına alınmalıdır. Bizler dünyanın en iyi yöneticileri de olsak, yığılacak bu sorunlarla asla baş edemeyiz. Bu sorunlar bizim örgütlülüğümüzü, gücümüzü aşacak türden sorunlar. Her alanda olduğu gibi, sağlıkta da gündem baş döndürücü bir hızla devam ediyor. Referandumdan sonra da, tüm alanlarda hayli değişikliğe hazır olmak gerekiyor. Önümüzdeki süreçte bir genel seçim var ve bizim bu süreci, işte bu 9 Ecz. Melih KÖKEN (Afyonkarahisar Eczacı Odası Başkanı) Ecz. A. Semih GÜNGÖR (İstanbul Eczacı Odası Başkanı) 2010 yılı SGK sözleşmelerinin süresi doluyor, 2011 yılı sözleşmesi gündemde. Arkadaşlarımız, “Bize bir taslak geldi.” diyorlar. Neden, Türk Eczacıları Birliği bu konuyu burada gündeme getirmiyor. Hazır Başkanlar Danışma Kurulu da bir aradayken neden konuşmuyoruz, tartışmıyoruz? Tartışmamızın nedeni şu: Türkiye’de protokoller eczacı açısından son derece önemli. Yürürlükte olan bir protokol var ve bir sene daha uzatılması mümkün. Ama, iktidar sıkışmış, çünkü o protokolün içinde kendi adlarına değiştirilmesi gereken, sıkıntılı, aksak önemli noktalar var. Protokollerin imzalanma dönemlerinde karşınızdaki iktidarın en zayıf olduğu zaman seçim dönemidir. Kamu kurumu iskontoları böyle bir protokol görüşmesinde sırtımızdan kaldırılabilir. O taşıma zararından kurtulabiliriz. Getirin meslek hakkını koyun önlerine, eczacılar, ilaç fiyat düşüşlerine karşı değil, ama eczacılar gelir kaybediyor. Bunları ortaya koymadığınız, bunları almadığınız bir protokolün anlamı yoktur. Bırakın, o haliyle bir yıl daha devam etsin. Bakalım hangi iktidar, nasıl gelecek? Eğer bu iktidar geliyorsa nasıl olsa o kavga devam edecek. “Gelecek” gündemiyle, kurgusuyla yapılan 10. Türkiye Eczacılık Kongresi’nde de gördüğümüz gibi, eczacı kooperatifçiliğinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesiyle ilgili Türk Eczacıları Birliği ve Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği beraber birtakım çalışmalar yapıyor. Dün de bu gündemle, bir Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı yapıldı. Dün yapılan Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısının bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Bununla ilgili de daha fazla çalışma yapılması gerektiğine inanıyorum. Kooperatifçilikle ilgili yapılan bütün konuşmalarda, genellikle başlangıç sözü olarak kullanılan, “Kooperatiflerimizin güçlenmesi için yapılması gereken...’le başlayan bu cümlelerde bazı eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Buradaki asıl amacın, kooperatiflerin bir ecza deposu veya bir dağıtım modeli olarak görülmesi değil, kooperatifçilik felsefesinin güçlendirilmesi olması, bu şekilde algılanması gerektiğini düşünüyorum. Ecz. Zeki ÖZGEN (Osmaniye Eczacı Odası Başkanı) Geleneksel bitkisel ürünlerin Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlandırılıp, sadece eczanelerde satılma müjdesini 10. Türkiye Eczacılık Kongresi’nde aldık. Tüm meslektaşlarımızın bu kazanıma sahip çıkıp, bu fırsatı tekrar elimizden kaçırmamak için gerekli mücadeleyi vermesini rica ediyorum. Avrupa ülkelerinde bu 10 ürünler eczane dışında satılabiliyor. Fakat, denetim ve analizleri kontrollü olduğu için sıkıntı olmuyor. Türkiye’de bu denetimlerin yetersizliği yaşanan ölüm vakaları ve ciddi vakalar hükümeti harekete geçirerek, bu Genelgeyi yayınlattı. Kongrede Sayın Harun Kızılay’ın bahsettiği gibi, bu denetimlerin Türk Eczacıları Birliği’nin ortak olduğu Novagenix’te yapılması bizim için çok önemlidir. Başka bir merkezin bunu üstlenmesine, politik anlayış ve ticari kaygılarla bunun elimizden alınmasına fırsat vermemeliyiz. Ecz. Yavuz TATAR (Elazığ Eczacı Odası Başkanı) Elazığ’da eczane sayısı yılda yaklaşık yüzde 30-35 oranında artış gösteriyor. Şu anda eczane sayısı fazlalığından dolayı çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Yeni eczane açan arkadaşlarımız iki üç ay sonra farklı yollara, farklı işlere yönelmeye çalışıyorlar. O yüzden, 6197 bizim en büyük önceliğimiz olmalı. Bugün tartışılmalı mı bu? Bence tartışılmalı, bir an önce 6197’yi şu ya da bu şekilde çıkartarak meslektaşlarımızın artık bu meslek benimdir, bu mesleğin bir değeri vardır havasına sokulması gerekiyor. Ecz. Ümran PELENKOĞLU (Kastamonu Eczacı Odası Başkanı) Değerli Meslektaşlarım; hepimiz farkındayız ki, bizim üzerimize İTS, karekod, örnekleme yöntemi, muayene ücreti, her hafta düşen ilaç fiyatları, yükselen kamu kurum iskontoları yükü bindirilerek, bir sindirme, bir yıldırma politikası izleniyor. Bir sene önce kabul etmediğimiz, müthiş tepki gösterdiğimiz bir şeyi, bir sene sonra mecburen kabul etmek zorunda kalıyoruz. Eczanesindeki eczacı, haklarını yeterince savunamadığımızı iddia ederek, eczacı odalarına ve Türk Eczacıları Birliği’ne zaman zaman tepki gösteriyor, ama sonuçta hepimiz hayatımızı eczanelerimizden kazanıyoruz. Eczanelerimizi korumak, geleceğimizi korumak adına ellerindeki devlet erkiyle, orantısız güç kullananlara karşı mücadelemizi sürdürmek zorundayız. Bunun için yöneticilerin tabanın sesini çok iyi dinlemeleri ve yol haritalarını buna göre çizmeleri gerekiyor. Mesela, önümüzde bir protokol süreci var. Burada çok dikkatli olunmalıdır. 2005 yılından beri sürekli bir şeyler almaya alışan SGK yine tek alıcı benim mantığını ve baskıcı tavrını sürdürecektir. Merkez Heyetinden beklentimiz dik bir duruş sergilemesi ve arkasında 24 bin eczacının gücü olduğunu hissederek, hareket etmesidir. Değerli Arkadaşlar; dün sağ olsunlar Özgür Başkan’ım, bugün de Harun Başkan’ım bize güzel çalışmalar sundular. Fakat bu çalışma ve sunumların üretime dönük olmasını istiyoruz. Üretime dönük olması için de, karşı tarafta doğru algıyı oluşturmamız gerekiyor. Yani, diyalogla, iletişimle, karşı tarafın ne yapmak istediğimizi doğru algılamasını sağlamamız lazım. Ne dediğimizden çok, nasıl dediğimiz önemlidir. Bir şeyi sonuna kadar savunabiliriz, ama tarzımız ve söyleyiş şeklimiz yanlışsa, hangi kelimelerle süslersek, süsleyelim, doğru anlayışı, algıyı oluşturamayız. Ecz. Mehmet GÖNENÇ (Hatay Eczacı Odası Başkanı) Türk Eczacıları Birliği tarafından bir an önce en son 2006 yılında gündeme getirilen taslak baz alınarak, yeni bir taslak hazırlamak için komisyon kurulmalıdır. Bu komisyonun ha- 11 zırladığı ve tüm meslektaşlarımızın mutabık kaldığı bir yasa taslağı da bir an önce Meclis’e sunulmalıdır. Türk Eczacıları Birliği’nin bu Yasanın Meclis’te görüşülmesi konusundaki tedirginliğini de bir kenara bırakması ve gerekli siyasal girişimleri yapması gerekmektedir. Değerli Meslektaşlarım; mesleğimizi yaparken, kendi kişisel gelişmemizi de sağlamalıyız. Hem mesleki konularda, hem de toplumun önde gelen meslek grubu olarak sosyal konularda eksiklerimizi tamamlamalı ve hastalarımıza daha iyi sağlık hizmeti sunarken, aynı zamanda örnek olmalıyız. Eczanelerimizin fiziki durumlarını bir an önce değiştirerek, güzelleştirmeliyiz. Köhne, küçük, dar ve düzensiz işyerlerinde hizmet kalitesini yükseltmek olanaksızdır. Değişen dünya ve ticaret koşullarına uygun, görsel olarak insanları rahatlatan, daha geniş mekânları tercih etmeliyiz. Ecz. Orhan YONTAR (Sakarya Eczacı Odası Başkanı) Özellikle, birkaç önemli konuda, eczaneler ve eczane hizmetleri hakkındaki yönetmelikte yapılan değişiklikle muvazaada alınan hak ve bu hakkın işlevsel olarak kazandırılması ve geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği’nin değiştirilmesi, eczanelerimize çok büyük bir ivme kazandıracaktır. Eczanelerimizi önemli ölçüde rahatlatan, TEBEOS ve Farma Inbox programları ve dünyaya mal olan 25 Eylül Dünya Eczacılık Günü gibi, daha birçok projede emek veren ve çalışan, başta Türk Eczacılar Birliği Başkanı ve onun nezdinde bütün Yönetim Kurulu arkadaşlarımı ve Türk Eczacılar Birliği’nde gerçekten cefakarca çalışanları kutluyor, huzurlarınızda onlara teşekkür ediyorum. Harun Başkan’ımın da sabah programında sunmuş olduğu ilaç izleme portalındaki veriler de gerçekten küçük rakamlar gibi gözükse bile, eczanelere bir şeyler kazandırmıştır. Bunlar da, inşallah ileride daha büyük kazanımlara sebep olacaktır. 12 Ecz. Hasan Buminhan YAVUZ (Aksaray Eczacı Odası Başkanı) Bitkisel Tıbbı Ürünler Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik bizler açısından çok önemli, olumlu bir kazanım. Hastanelerde eczacı istihdamının sağlanacak olması, yine bizler için çok önemli bir kazanım. Bütün oda başkanlarımız meslek hakkı veya sabit kâr marjından bahsetti. Bu konuda muhakkak çalışmalıyız. Ama, torba yasa konusunda benim de bazı endişelerim var. Torba yasayla beraber torbanın içine bizim açımızdan başka kötü şeyler de eklerler mi diye korkmuyor değilim açıkçası. Medula sorunun ya yasal olarak çözülmesi ya da bu Medula’nın düzgün çalışmasının sağlanması lazım veyahut da hep beraber ortak bir karar alıp, ortak bir tavır sergilememiz şart. Dün stok düzeltme hakkı konusunda Özgür Başkan’ım, bu torba yasa geçerken, bununla ilgili de düzetmeler olacağını söylemişti. Onun için, onu da sabırsızlıkla beklediğimizi söylemek isterim. Çünkü iki üç yıldır eczacılarımızın hepsinin dilinde aynı dert, aynı sıkıntı. Ecz. Tevfik GÖÇER (Konya Eczacı Odası Başkanı) 700’üncü eczanesini bu haftaki toplantıda açmış bir Oda Başkanı olarak, 6197 sayılı Kanunda kesinlikle, ilaç ve eczacı sınırlanması ile ilgili düzenlenmeler konusundaki çalışmaların ivedilikle yapılması gerektiğini ve bunun kesinlikle göz ardı edilemeyecek bir durum olduğunu belirterek sözlerime başlamak isterim. Burada ifade etmek istediğim şeylerden birisi de mobil ilaç hizmeti. Bununla ilgili gerçekten Türk Eczacılar Birliği’nin müthiş bir öngörüyle yapmış olduğu bir protokol var. Niye diyeceksiniz? Bölgemizde akıl almaz derecede bir sıkıntıyla karşılaşmaya başladık. Bu uygulamayı ele almadığımız ve çözmediğimiz sürece, herkes kendine hemen anında bir yol buluyor ve boşlukları hızlı bir şekilde doldurmaya başlıyor. Bizim en kısa zamanda buna el atmamız gerekiyor ve gerçekten önemli bir konu olduğunu da düşünüyorum. Ecz. Tuncay SAYILKAN (İzmir Eczacı Odası Başkanı) Ecz. Yücel YENİLMEZ (Eskişehir Eczacı Odası Başkanı) Bir ay önce “Gelecek” konulu bir Kongre yaptık. Artık geleceğimizi konuşmaya başladık. 23 Haziran’da çıkan Muvazaa Yönetmeliği de bence gelecek için çok büyük bir adım oldu. Muvazaa başvurusu olan Oda yöneticilerimiz, başkanlarımız bilirler. Bu genelge sayesinde bir sürü kişiyi arkasına bakmadan, kaçırtma şansımız oluyor şu anda. Açık söyleyeyim, biz bu toplantıları önemsiyoruz. Hem bu örgütte özveriyle görev yapan insanların belli aralıklarla bir araya gelip kaynaşması, birbirini daha iyi tanıması anlamını da önemsiyoruz; hem de uzunca bir süredir yaşanan sıkıntılı süreçle ilgili nasıl çözümler üretebiliriz, bu mesleği daha iyi şartlarda nasıl sürdürebiliriz, gelecek nesillere olan o borcumuzu nasıl yerine getirebiliriz diye önemsiyoruz. Uzunca bir süredir de, sadece sorun konuşuyoruz. Açıkçası, sorunun çözümüyle ilgili maalesef, siyasi anlamda meslek örgütlerine, sağlığa, ilaca, eczacıya bakışıyla çok net olarak tavrı ortada bir iktidarla da karşı karşıyayız. Peki, bu bir çaresizlik midir? Hayır, değildir. Çokseslilikle, farklı görüşlerle, birlikte eleştiri, özeleştiri mekanizmasıyla bir araya gelerek, kaynaşarak, birtakım çözümler bulacağımızı düşünüyorum. Dün ilk defa yine gelecekle ilgili olarak kooperatifçilik konulu başkanlar danışma toplantısı yaptık. Devletle son iki üç yılda yaptığımız tüm kavgalar, maddiyata dayanan kavgalar. O nedenle, kooperatiflerimiz gelecekte hayatımızda çok daha fazla yer edinecekler. Birlik ve odaların da kooperatifle daha yakın ilişkiler içinde olmasının gelecekte çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Ecz. Salih KOZALI (Aydın Eczacı Odası Başkanı) Öncelikle, yıllardır değişmesini istediğimiz 6197 sayılı Yasanın bir an önce çıkarılması için gayret göstermeliyiz. Yasada, nüfusa göre sınırlama, 65 yaş üzeri ikinci eczacı çalıştırma zorunluluğu, ciroya göre ikinci eczacı istihdamı, meslek içi eğitim zorunluluğu ve reçete başına veya kutu başına verilecek meslek hakkı mutlaka yer almalıdır. 13 Bir diğer önemli konu ise; plansız programsız bir şekilde açılan eczacılık fakülteleridir. Buralardan mezun olan yaklaşık 1500 eczacının büyük bir bölümü serbest eczane açmaktadır. Bunu önlemek için klinik eczacılık teşvik edilmeli, sanayide ve Ar-Ge çalışmalarında eczacı istihdamı sağlanmalı ve hastanelerde eczacı bulundurma zorunluluğu getirilmelidir. sağlayabilmek, hizmeti en kısa sürede ve verimli olarak onlara ulaştırabilmek, onların sorunlarına yardımcı olabilmek, meslektaşlarımız arasındaki iletişimi daha iyi, daha hızlı hale getirebilmek, Türk Eczacıları Birliği’nin daha güçlü olabilmesini sağlayabilmek, kısaca eczacılığın geleceğini garanti altına alabilmek için yerinden yönetimlere ihtiyaç vardır. Biz de bu anlayıştan yola çıkarak oda kurma çalışmalarına başladık. Bu isteğimizi 12. Bölge Kayseri Eczacı Odası ile paylaştık. Onlar da bize katkı sağlayacaklarını bildirdiler. 2005 yılından itibaren çalışmaya başladık. Nihayet 29 Nisan 2010’da Sayın Genel Başkanımız ve 2.Başkanımızın teşrifleriyle Niğde’de kamuoyuna Niğde Eczacı Odasının kurulduğunu ilan ettik. 16 Eylül 2010’da 1. Seçimli Olağan Kongremizi yaparak, bugün 53. Bölge Niğde Eczacı Odası olarak karşınızdayız. Bizlere bu imkânı sağlayan ve emeği geçen herkese, 53. Bölge Niğde Eczacı Odası olarak şahsım ve eczacılarımız adına teşekkür ediyorum. Ecz. Uğur AKKUŞ (Sivas Eczacı Odası Başkanı) Yıllardır her uygulamanın eczacıya sorumluluk yüklediği bir ortamda, sektörün diğer hizmet sunucuları, sanayiciler, dağıtım kanalları, hekimler sessiz kalmaktaydı. Her yeni yük ve sorumluluklara karşı bizler mücadele verdik. Artık sessiz kalan sektörleri de, yeni uygulamalar ciddi anlamda etkiledi. Fiyat düşüşleri sanayiciyi, karekod uygulamasıysa dağıtıcıyı da sorumluluk altına soktu. Medula sisteminden dolayı aile hekimleri ile diğer hekimlerimiz de sorumluluk sahibi olmaya başladı. Tahmin ediyorum, şimdi bizleri daha iyi anlamak zorunda kaldılar. Arkadaşlar, önümüzdeki en büyük temel ihtiyaçlarımızdan birisi de, kooperatiflerimiz olmalıdır. Türk Eczacılar Birliği’nin, eczacı odalarının ve eczacıların hedefinde, kooperatiflerin tüm ülke genelinde yaygınlaştırılmasının sağlanması olmalıdır. Kooperatiflerimiz, bizim ileride sosyal ve ekonomik gücümüz ve birlikteliğimizi sağlayan işletmeler olmak zorundadırlar. Bölgesel merkezler kurarak, bilinci artırmalıyız. Kooperatif belli bölgelerin malı olmamalıdır. Ecz. Nihat ÖZTÜRK (Niğde Eczacı Odası Başkanı) Bildiğiniz gibi, eczacılarımızın ve eczanelerimizin sayılarının artması nedeniyle meslektaşlarımızın ihtiyacı olan hizmetleri 14 Ecz. Cenk KES (Edirne Eczacı Odası Başkanı) Gelecek niye önemli? Amerikalı bir düşünür şöyle diyor: “Benim bütün ilgim geleceğedir, çünkü hayatımın geri kalanını orada geçireceğim.” Toplumlar dinamik yapılarıyla her gün gelişiyorlar, bireylerin beklentileri artıyor. Çağın gereklerine uygun hizmet sunumu tüm sektörlerin ortak söylemi haline geldi. Ama gelinen noktada hizmetimizi 40 sene içinde farklılaştıramadığımızı görüyoruz. Kaldı ki, hizmet bu süreçte ilerleyeceğine daha da geriledi. Bugünkü iş tanımımız ilaç kutularının transferine aracılık etmek ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ön kontrolörü veya başka bir deyişle, filtresi olmaktan öteye geçmiyor. Eczacı, almış olduğu eğitim ve sosyokültürel durumuna uygun, etkin bir mesleki hizmet veremediğini düşünüyor. Bu da eczacıda mesleki bir tatminsizlik duygusu yaratıyor. Bu sarmaldan ilaç sunumunda danışmanlık hizmetini ön plana çıkaran, farmasötik bakım hizmetlerini yerine getirebilen, farmakojivilans noktasında duyarlı bir yaklaşım sergileyen, akılcı ilaç kullanımını önceleyen bir mesleki anlayışla çıkabiliriz. Asıl olan eczane değil, eczacıdır. Değerli Arkadaşlar; 1991 yılından beri Diyarbakır Eczacı Odası’nın bir reçete kontrol komisyonu vardı. Diyarbakır Eczacı Odası’nın yapılanması, işçi sayısı, geliri, gideri vesaire hepsi bu reçete kontrol komisyonundan gelen gelire göre ayarlanmıştı. Sahte kupür ve sahte rapor yakaladık diye, ödüllendirileceğimize, takdir edileceğimize, reçete kontrol komisyonunu siyasi baskılarla bizden aldılar. Ecz. M. Emin BEYAZ (Batman Eczacı Odası Başkanı) Gerçekçi konuşmak gerekirse, birçok oda başkanımız ve bizler, meslekle ilgili sıkıntılarımızı dile getirirken, hep eczacılık sıkıntılarımız diye bahsederiz. Aslında en büyük sorunumuz, sıkıntı yaşadığımız, eczacının en pasif olarak görev yaptığı eczane işletmeciliği eczacılığıdır. Bugün hep dile getirdiğimiz sıkıntıların yüzde doksanı dikkat ederseniz, eczane eczacılığı üzerinedir. O zaman eczane eczacılığımızı realize edecek, günümüz şartlarına uygun değişikliklere imza atmamız gerekmektedir. Bunun için siz değerli yöneticilerin ve bizim yapacağımız en önemli şey, Avrupa ülkelerine, Amerika ülkelerine, bunlarla ilgili örnekleri incelemek için ziyaretlerde bulunmak ve daha iyi incelemelere imza atmaktır. Bununla birlikte, eczane fiziki yapımızın da artık değişmesi gerekmektedir. Bunların uygun bir hale gelmesi için uğraş göstermemiz, ürün çeşitliliğiyle eczanelerimizi zengin bir hale getirmemiz ve en iyi şekilde market tipiyle, sunum yapacak, insanların girip markette geziyor gibi ilaçlarını alabileceği pozisyona getirmemiz gerekir. Bunun için de geniş, ferah ve ayrı raflara hitap eden, belki de ayrı ayrı yetişmiş elemanları istihdam edeceğimiz bir şekle getirmemiz gerekiyor. Ecz. Şefkat GÜLER (Çorum Eczacı Odası Başkanı) Vazgeçilmez olmamızın önkoşulu, mesleki yeterliliğin ve sürekliliğin sağlanması olmalıdır. Bunun için de Türk Eczacıları Birliği Akademisi daha çok aktifleştirilmeli ve oda yöneticilerinin katkıları ile tüm eczacılara ulaşabilmeli ve yaptırımları ödüllendirme yöntemleri geliştirilmelidir. Kazanmak istediğimiz meslek hakkı da, eğitim sertifikalarına göre derecelendirilerek sağlanabilir. Dolayısıyla eğitimi, eczacılarımızın da katkı sağlaması açısından çoğaltabiliriz. Zaten eğitimini alan bu eczacılarımız vazgeçilmez olacaktır. Vatandaşlar ve halk gerçekten bizim danışmanlığımızdan memnunlar. Tabii ki, bunu daha ilerletebiliriz, geliştirebiliriz. Tüm meslektaşlarımız Medula’ya bağlanmada sorun yaşamayan, kesintinin olmadığı, e-raporları düzenli işlenen sorunsuz bir eczacılık hizmeti yapmak istiyor. Öyle Kurum yetkilileriyle karşılaşmaktayız ki, kendi içinde, kurumlarında, sahada olan çalışanlarını bile dinlemeyen. Tabii ki, Türk Eczacıları Birliği’nin de bu anlamda işi zor diye düşünüyorum. Ecz. Sinan ÖZÇELİK (Diyarbakır Eczacı Odası Başkanı) Baskılarla, sindirilme ve susturulma ile karşı karşıya bulunduğumuzu düşünüyorum. Zaten ülkemizin de bana göre sorunu bu. Daha aydın, daha özgür, daha çağdaş, daha müreffeh ve meslek örgütlerinin daha güçlü olduğu, daha iyi yönetildiği bir ülke istemi olan insanların sürekli susturulmaya, bastırılmaya çalışıldığı bir ülkede yaşıyoruz ve ülkemizin bana göre bir numaralı sorunu bu. Ecz. Ahmet ÖZÇAVUŞOĞLU (Kayseri Eczacı Odası Başkanı) Sağlıkta dönüşümün baş döndürücü bir hızda devam ettiği şu günlerde mesleğine hizmet etme yarışına girmiş olan tüm meslektaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Buralarda 15 ben bir yakınıma, yandaşıma, taraftarıma, siyasetçi veya diğer türlü hiçbir şahsa muvazaayı vermedim. Hiç kimse de gelip beni makamımda veya yerimde tehdit edemez. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Arkadaşlar, size samimi olarak şunu söylüyorum: Hepinizi şahsım olarak Adıyaman’a davet ediyorum, bütün masraflarınız da bana aittir. Diyarbakır’da da, Mardin’de de, diğer tarafta da, o bölgenin öyle bir bölge olmadığını göreceksiniz. Ecz. Erdoğan ÇOLAK (TEB Merkez Heyeti Başkanı) Değerli Meslektaşlarım; eleştiri dediğimiz şey, bizleri geliştiren, yol gösteren, öneri sunan ve gerçekten zenginlik katan bir olgudur. Buna tahammüllü olmak elbette hepimizin görevi. Bu kürsüler, bu toplantılar onun için var. Bu eleştirilerin boyutu ve sitemi ne olursa olsun, onu anlamaya, algılamaya ve ona yönelik cevapları da oluşturmaya çalışıyoruz; çünkü, eleştirinin kutsallığına inanıyoruz ve bizi geliştireceğini düşünüyoruz. Onun için, ‘Türk Eczacıları Birliği’nin eleştiriye tahammülü yok, Türk Eczacılar Birliği bizi ötekileştiriyor’ şeklindeki söylemlere katılmıyorum. Biz 54 yıllık geleneğimizde bunu hiç yapmadık, yapmayız, yapmayacağız ve yapılmasına da müsaade etmeyeceğiz. Değerli Meslektaşlarım; perşembe günü akşam kooperatiflerimizle bir toplantı yaptık. Açıkçası böyle bir toplantı yapma gereksinimi duyduk. Çünkü, Türkiye’de yaşadığımız süreç, gerçekten her kürsüye çıkanın da belirttiği gibi, biraz kaotik, biraz gelecekten umutlanmamızı azaltan öğelerle dolu. Onun için, bizler gelecek kaygısı içerisinde davranırken, buralardan hangi çözüm yollarıyla, hangi tür operasyonlarla, hangi projelerle çıkacağımızı da oluşturmak zorundayız. O yüzden, eczacı odaları ve eczacılar tarafından kooperatif talebi var. Neden? Çünkü, Türkiye’de ecza depoları artık rekabet etmiyorlar. Anlaşıyorlar, karar alıyorlar ve uyguluyorlar. Şimdi, kooperatifleri, daha yaygın hale getirmek, sığınacağımız limanlar yapmak, geleceğimizin sigortası yapmak, ancak onu büyütmekten, geliştirmekten ve genişlemesini sağlamaktan geçiyor. 18 Değerli Meslektaşlarım; kendi alanımızı aşacak işler yapıyoruz. Yani, kendimizi 35 m2’ye hapsetmiyoruz. Dolayısıyla, birbirimize ihtiyacımız var. Meslektaşlarımıza ihtiyacımız var, çünkü mesleğimize ihtiyacımız var. Birbirimizi daha çok motive eden, birbirimizi duyan, algılayan noktada olmak zorundayız ve birbirimizi teşvik etmek zorundayız. Onun için, teşekkür etmek zorundayız. Değerli Meslektaşlarım; açılış konuşmasında da, diğer konuşmalarda da her zaman şunun altını çizdik. Bizler hayatı bütün olarak algılamaya, parçalarıyla okumaya çalışıyoruz. Kendimiz, örgütümüz ve mesleğimiz için belirlediğimiz hedeflerimiz ve amaçlarımız var. Bunun yanında, elbette teknik ama çözülmesi gereken başka sorunlarımız da var. Örneğin, MEDULA sorunumuz var; örneğin stok sorunumuz var. Ama, biz mesleğin geleceğine bakarken, bunları da görmezlikten gelemeyiz, bunları da çözerek, yol almaya çalışıyoruz. Değerli Meslektaşlarım; ekonomik sorunları çözeceğiz, ama tek başına ekonomik sorunlara bağlanarak yol alamayız. Eczacılığın ekonomik sorunları var, sosyal sorunları var, toplumsal sorunları var, bilimsel sorunları var, örgütsel sorunları var. Tüm bunlara neşter atarak ve bunları da gündemimize koyarak yol alacağız. Onun için, hepsini birlikte, her türlü kanalı kullanarak, bir potada eriterek yol almaya çalışacağız, bunları yaparken de sizlerin katkılarını alacağız. Değerli Meslektaşlarım; meslek hakkı mücadelesi bizim için önemlidir. Meslek hakkını ancak, hizmet üreterek çözebilirsiniz. Onun için, Türk Eczacılar Birliği, Eczacılık Akademisinin eğitimlerini önemsiyor; onun için Türk Eczacılar Birliği buraya daha çok insanın katılması gerektiğinin altını koyu bir şekilde çiziyor. Bunu gerçekleştirebilirsek ancak meslek hakkı olayını çözebiliriz. Siz hizmet üretemezseniz, bilginizi satamazsanız meslek hakkı alamazsınız arkadaşlar. Eczacının vazgeçilmezini ortaya koyarak ancak meslek hakkı çözülür. Değerli Meslektaşlarım; biz kendimizi geliştirmek için sürekli toplantılar yapıyoruz. Geçen iki yıllık dönemde 14 başkanlar toplantısı yaptık, bu bir rekor. Bu dönem ise buradaki ile 4. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantımızı yaptık; ihtiyaç duydukça da yapacağız. Değişik toplantılar yapıyoruz, iki yılda bir kongreler yapıyoruz. 30 Eylül’de bir Kongre yaptık. Gerçekten, önemli bir Kongreydi, çünkü önemli bir süreçten geçti. 6-7 aylık bir çalışma ortamında Ankara Eczacı Odasıyla birlikte bu toplantıyı bir noktaya kadar taşıdık. Daha sonra tüm ecza kooperatiflerini gelişen olgular içerisinde, kendi bünyemiz içerisine kattık ve üçlü bir yapıyla bir Kongre yaptık. Değerli Meslektaşlarım; yeni protokol konusuna gelince, biz de önümüzdeki süreci ve gelecek seçimi görüyoruz. Kamu kurum ıskontolarını, muayene ücretlerini, yani tespit ettiğimiz sorunları unutmuş değiliz, çünkü bunları biz tespit ettik; birlikte tespit ettik, bunları unutmamız da mümkün değil. Onlar için de çalışıyoruz. 2. Başkanımız bu konuda uzun bir çalışmayı sizlere anlattı. Aslında, el yordamıyla bulmaya çalıştığımız şeyi, artık el yordamıyla değil, bilgiyle, akılla, somut verilerle ortaya çıkartacağımızı ve bundan sonra daha doğru yol alacağımızı, daha rasyonel davranacağımızı ve bunu sizlerle paylaşacağımızı, yarım bıraktığımız sanayi olgusunu da önümüzdeki günlerde hayata geçireceğimizi söyledi. Değerli Meslektaşlarım; bu muvazaa olgusuna gelelim. Muvazaa gerçekten ciddi bir sorunumuz. Bununla odalarımız yıllardır mücadele ediyorlar. Batıdaki odalarımızla, daha küçük merkezli odalarımız da biraz daha kolay, daha baş edilmesi mümkün bir durum; ama büyük odalarımız ile özellikle Doğu ve Güneydoğu Odalarında ciddi sorunlar var. Bunun için çok uğraştık arkadaşlar, genelgeler çıkarttık ancak sonra genelgeler kaldırıldı. Bir genelge çıkarttık, arkasından 4 Aralık eylemi yaptık, genelgeyi ortadan kaldırdılar, ama yılmadık. Genelgelerin geri çekilmesi bizim mücadelemizi ortadan kaldırmadı. Yeniden gittik uğraştık. Şimdi, bir yönetmelik çıkarttık, bu muvazaa açısından büyük bir kazanım. Bu yönetmeliğin arkasına sığınarak, eczacı odalarımızın kendi bölgesine gelen muvazaalı eczaneler hakkında, araştırma, belge toplama, onu komisyona sokma, komisyonda konuştuklarını ya da duyduklarını bir tutanak altına alma, bilgi ve belgeleri çoğaltma noktasında çalışmaları ve çabalamaları gerekiyor. Değerli Meslektaşlarım; gerçekten Adana Eczacı Odası’na çok teşekkür ediyorum. Adana Eczacı Odası birikimli, kadroları olan, üretken bir odamız. Çok iyi bir misafirperverlik gösterdiler. Gerçekten ben de Birlik Başkanı olarak bundan çok memnun olduğumu söylemek istiyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. 53 Bölge Eczacı Odası ve TEB Merkez Heyeti, 37.Dönem 2. Bölgelerarası Toplantısı devam ederken, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın Anayasa Komisyonu’ndan geçtiği haberleri üzerine; “ilaçta reklam” konusunda ortak tavırlarını açıklama gereği duymuş ve 6 Kasım 2010 tarihinde bir basın açıklaması yapılmıştır. 19 Etkinlik Ali Serkan MERCAN (1) Bireye Özgü İlaç Tedavisinde Geleceğin Anahtarı: FARMAKOGENOMİ 30 Eylül-3 Ekim 2010 tarihleri arasında “Gelecek” temasıyla Ankara’da gerçekleştirilen 10. Türkiye Eczacılık Kongresi’nin açılış semineri, ABD’nin Kaliforniya Üniversitesi (UCLA) Tıp Fakültesi’nde Tıp, Teknoloji ve Toplum Programı Direktörü olan Prof. Dr. Gregory STOCK tarafından gerçekleştirildi. Genetik ve genetik mühendisliği alanında dünyanın önde gelen bilim insanlarından biri olan Profesör Stock’un, “Geleceğin Bilimi: Farmakogenomi” başlığıyla katılımcılar ile paylaşmış olduğu sunum; tıbbın ve özellikle gen üzerine sürdürülen çalışmaların geldiği nokta, teknolojik ilerlemenin sunmuş olduğu olanaklar ve bu süreç içinde eczacılık biliminin artan yeri ve önemi konularında ufuk açıcı bilgi ve yorumlar içeriyordu. Bir Geçiş Aşamasındayız… Prof. Stock’un açılış seminerinde vurgulamış olduğu en temel tespit insanoğlunun bir geçiş aşamasında olduğuydu. Ona göre, bu geçiş aşaması, sadece teknolojik bir yenilenme anlamında değil tam da insanoğlunun evrim süreci içinde bir önceki halden bir sonraki hale geçişi anlamında görülmelidir. Bu geçiş aşamasında ise teknolojik ilerleme ve bilimin geldiği nokta niceliksel değişimlerin ötesinde insanlara kendi sağlıklarına, bedenlerine, dokularına ve hücrelerine doğrudan müdahale edebilme olanağı sunmakta. Bu nedenle, nanoteknolojinin sunmuş olduğu teşhis ve teda- vi olanakları bu sürecin sadece başlangıç noktası olarak görülmeli (Bkz. Resim 1). Prof. Stock’a göre tüm bunları mümkün kılan ve hatta insanoğlunun tüm yaşam biçimini değiştirme kapasitesi olan tek bir şey var aslında: Bilgi Örneğin günümüzde bir internet sitesi aracılığıyla aynı hastalığa sahip insanların kurmuş oldukları forumlar vasıtasıyla hastalar; aldıkları ilaçları, yaşamlarındaki zorlukları, ilaçların etkileri ve yaşadıkları değişimleri birbirleriyle paylaşıyorlar. Prof. Stock’a göre kurulan bu ağ içinde ortaya çıkan bilgi çok değerli bir hale geliyor. Çünkü herhangi bir sağlık çalışanının sahip olabileceğinden daha fazla bir bilgi dolaşımı söz (1) Bu yazının son halini okuyarak değerli katkılar sunan ve bilimsel çerçevede düzeltme ve yönlendirmelerde bulunan Sayın Prof. Dr. Mehmet ÖZTÜRK’e ve Ceyhan CERAN’a teşekkürlerimi sunuyorum. Yazının son halinin sorumluluğu tamamen bana aittir. 20 Örneğin, duygularımızı/zihnimizi değiştirmek/kontrol etmek için ilaç karışımları hazırlayabilir hale gelebiliriz. Zira cinsel performans için hap kullanımı fikri, ya da depresyon için kullanılan her hangi bir ilaç aslında basit biçimde buna hizmet ediyor. Eğer, duygularımız ve düşüncelerimiz ile onları yönlendiren genetik haritamız hakkında daha fazla bilgiye sahip olursak kendimiz hakkında birçok şeyi kontrol edebilir hale gelmez miyiz? Prof. Stock’un, bu soruya da cevabı: Neden olmasın. Sağlık Alanında Bir Devrim Yaşanacak… RESİM 1: Yukarıdaki resimde görülen implant edilebilir basınç sensörü, damardaki kan basıncını ölçmektedir. konusu bu alanda. Prof. Stock’un sorusu işte tam burada ortaya çıkıyor: Eğer bu bilgiyi, bu hastalardan sosyal paylaşım şeklinde değil de doğrudan onların gen dizilimlerinin ortaya çıkarılması, listelenmesi ve bir araya getirilmesi ile oluşturulan bir alanda biriktirir ve ortak kullanımına açarsak ne olur? Eğer sperm ve yumurtanın rastgele biraraya gelmesi sonucu oluşamayacak kadar önemliysek ve bu süreci yönetebilecek duruma gelirsek ne olur? İşte bu sıradışı ve şaşkınlık veren ihtimal diyor Prof. Stock, kendi evrimimizin kontrolünü elimize alabilecek olanakları bize sunacak. Bu olanaklar vasıtasıyla, “geçmişte ne olduğunu bilemediğimiz uzaydan bahsederken şimdi uzaya gitmiş varlıklar olarak bizler” insan hakkında daha fazla bilgiye sahip oldukça kendi içimize doğru durmak bilmeyen bir yolculuğa çıkacağız. Bugün bu yolculuğu başlatan ve her gün ilerleyen bir noktadayız: Genetik alanındaki araştırmalar ve sonucunda insanların gen dizilimlerinin ortaya çıkarılması. Prof. Stock’a göre, farmakogenomi bu noktada önemini kazanıyor. Canlı organizmaları; genlerin, proteinlerin ve biokimyasal reaksiyonların bütüncül bir yapı içinde birbirleriyle etkileşim içinde ortaya çıkarttıkları yaşam ve yaşam süreçleri olarak gören ‘sistem biyolojisi’ birçok açıdan farklı değerlendiriliyor. Ama Sistem biyolojisi, insanoğulunun kendi evrim sürecine müdahale edebilir noktaya gelebilmesine olanak verecek bir alan olarak farmakogenomi, farmasötikler ve genlerimiz arasındaki ilişkiselliğin ortaya çıkarılması bağlamında değerlendirilmeli. Çünkü ilaçların etkinliği ve ilaçlarla ilişkilendirilen yan etkiler doğrudan biyokimyamız ile genetiğimiz ile ilintili. İlaçların emilimleri ve vücuttan atılmaları üzerinde etkisi olan genetik yapımız hakkında her geçen gün daha fazla bilgiye sahip oluyoruz. Bu bağlamda, Prof. Stock’a göre farmakogenominin bize tanıyacağı olanakların en önemlisi insanların genlerine bakarak hangi ilacı, hangi dozda almasının en iyisi olacağına en doğru bir şekilde karar verebilecek duruma gelecek olmamız. İşte tüm bu olanaklar diyor Prof. Stock, eczacılık bilimleri, tıp ve teknoloji arasında daha önce görülmemiş bilgi transferi ile yaratılacak bir devrimi işaret ediyor bize. Bu devrim özellikle sağlık alanındaki tüm güç dengelerini değiştirecek. Örneğin, mevcut durumda hekimler bilginin merkezinde duruyorlar. Ancak bahsettiğimiz olanaklar söz konusu olduğunda bu merkez dağılacak ve diğer sağlık çalışanları da bu bilgilere erişebilecek. Enformasyon teknolojisi 10-20 yıl içinde gerçekten sağlığımız hakkında ne bilmemiz gerekiyorsa onu, anlayacağımız bir dilde bize sağlayacak bir hale gelecek. Yani, sağlık sistemi bugünkünden çok farklı bir biçime kavuşacak. Yeni yapı, Öngörülebilir, Kişiselleştirilmiş, Koruyucu ve Katılımcı olacak. Çünkü bu yeni sağlık hizmetleri anlayışı yeni bir paradigmaya sahip olacak. Bu yapının ana unsurlarını çok yakın bir dönemde ortaya çıkacak olması, proaktif olması, bilişim teknolojisinin egemenliği altında gerçekleşecek olması, devrimci bir atılım yaratması ve çok ucuz ve tüm toplum kesimlerince erişilebilir hale gelebilmesi oluşturacak. Prof. Stock’a göre devrimci bir değişim yani tam bir dönüşüm gerçekleşiyor bugün. Bütün dünyada insanlara sunulan sağlık hizmeti anlayışını değiştirecek bu dönüşüm. Asıl hayret verici olan ise yeni sistemin oldukça ucuz olacak olması. Tıpkı cep telefonları gibi herkesin ödeyebileceği fiyatlarda olacak. Sekanslanan (dizilimi belirlenen) genom havuzunun 21 artmasıyla, elde edilen verilerin anlamlandırılması (deşifre edilmesi) daha da kolaylaşacak. Böylece, verileri analiz edecek bir enformasyon sisteminin etkinliği ve etkililiği artacak. Ve bu sistem zamanla bütün dünyada erişilebilir olacak. Farmakogenominin Yaratacağı Devrimde Eczacılık Mesleğine Ne Olacak… Prof. Stock’a göre bugünkü sağlık alanının en zor ve çetrefilli kısmı teşhis koyma ve reçete yazma. Ama yeni paradigma yerleştiğinde, teşhis ve reçete yazma sürecinde insan faktörü (hekimin rolü) önemli ölçüde azaltılacak. Doğru teşhis ve doğru tedavi farmakogenominin sunduğu bireye özgü (kişiselleştirilmiş) bir tedavi anlayışı ile daha da etkin ve önceden belirlenebilir bir hale getirilecek. Böylelikle, hekimlerin bu alandaki (kişiye özgü tedavi sürecinde) rollerinin azalması kaçınılmaz olacak. Peki, bildiğimiz anlamda tıp, sağlık hizmetleri ya da daha somut hasta/hekim ilişkisi değişecek ise kullanılacak ilaçların ne olduğu da önceden belirlenecek ise, “ilaçların insanlara sunulması ve nasıl kullanacaklarının anlatılması, onlara yardımcı olunması ve (hem tedavinin hastaya uygunluğu boyutunda hem de hastanın tedaviye uyumu konusunda) tedaviye hasta uyuncunun tam olarak sağlanması süreçleri (yani eczacılık hizmetleri) nasıl değişecektir? 33 22 Prof. Stock’a göre işte bu süreçler artan oranda insan müdahalesi gerektirmeye devam edecek. Bu durum eczacılık alanında bugün de sürdürülen birçok hizmet ile ilişkili. Mevcut sistemde bu süreçler hakkında sorulan sorular nelerdir? İnsanlar ne yapacaklarını biliyorlar mı? İlaçları doğru kullanıyorlar mı? İlaçlarını alıyorlar mı? Kullandıkları ilaçlar onlara gerçekten yardımcı oluyor mu? Eczacılık bilimi işte bugün bu sorulara yanıt arıyor. Çünkü eczacılar bu süreçte sorumlu olduklarını biliyorlar. Gelecekte birçok şey değişecek ama eczacılar bu konularda yine aynı soruları soracak ve artan oranda sorumluluk almaya devam edecekler. Prof. Stock’a göre, en ücra köşelerdeki eczaneler birçok insanla etkileşim halinde olmaya devam edecek. Eczacılar anlatmaya devam edecek, hastalara/bireylere yol gösterici olmaya devam edecekler. Prof. Stock’a göre, koruyucu/önleyici uyarılar, risk değerlendirmesi, sağlık izleme/kontrolü, sağlık danışmanlığı, kişinin yaşam süresi boyunca ilaç rejiminin yönetimi, ilaç tedavisine uyum gibi birçok süreç eczanede gerçekleşiyor. Hastalar eczacılarıyla doktorlara göre daha düzenli görüşüyorlar. Eczacılar çok daha kolay ulaşılabilir. Diğer yandan doktor olmayan sağlık meslek mensubu uzmanlar içinde en çok bilgiye sahip olanı eczacılardır. İşte bu nedenle ve yaygın olarak halka hizmet kapasitesine sahip oldukları için, Prof. Stock’a göre hasta ile eczacı arasındaki iletişimin süreklilik arz etmesi sağlık sistemi içinde en maliyet-etkin yöntemdir. Bu nedenle de eczacıların hem bilimsel kapasite ve yetenekleri hem gelişmiş bir sorumluluk bilincine sahip olmaları hem de yaygın erişim imkânı sunmaları sonucu, farmakogenomi ile sağlık alanında yaşanacak devrim içinde sağlık çalışanı olarak katkıları daha da artacak. İşte, eczacıların eğitimleri süresince kazandıkları bilimsel yetkinlik ve beceriler ile sonrasında hastalarla kurmuş oldukları sürekli iletişim ağı içindeki etik duruşları onları geleceğe taşıyacaktır. Uzm. Ecz. Esra Simten GÜR TEBRP UygulamasıTüm Sağlık Meslek Mensuplarının Hizmetindedir Türk Eczacıları Birliği olarak mesleğimizin tüm uygulama alanlarını geliştirmek, meslektaşlarımızın karşılaştıkları problemlere çözüm üretmek ve karşılaşmaları olası sorunları öngörerek koruyucu önlemler almak başlıca görevimiz ve hareket noktamızdır. karşılaştıkları problemlerin daha kısa sürede çözüme kavuşturulması amacıyla, 2011 tarihinden itibaren 444 3 ECZ / 444 3 329 numaralı telefondan hizmet vermeye başlamıştır. TEBEOS Kullanıcılarının Sayısı Gün Geçtikçe Artıyor TEBEOS’ entegre edilmiş TBRP uygulaması tüm TEBEOS kullanıcılarının hizmetindedir. Meslektaşlarımıza uygulama kolaylığı sağlamak amacıyla hazırlanan TEBEOS Eczane Otomasyon Programının ardından, halkımıza verilen ilaç ve eczacılık hizmetinin kalitesini yükseltmek üzere İlaç Bilgi Kaynağı ve Farmasötik Bakım Asistanı TEBRP’nin hazırlıkları tamamlanmış ve ilk sürümü TEBEOS kullanıcılarına sunulmuştur. Türk Eczacıları Birliği’nin, meslektaşlarına hizmet etmek ve eczacılık mesleğine katkıda bulunmak amacıyla hazırladığı TEBEOS Programı, meslektaşlarımızın katkıları ve örgütümüzün gücüyle hızla gelişmektedir. Şu anda 13.000 in üzerindeki eczanede kullanılan TEBEOS’un kullanıcı sayısının her geçen gün artması, meslektaşlarımızın programımızı sahiplenmesinin ve güç birliğimizin en açık göstergesidir. TEBEOS ve TEBRP Nasıl Hazırlandı TEBEOS, TEBRP ile Gelişiyor Eczane yönetiminde ve eczane içi işleyişinde meslektaşlarımıza YARDIMCI olmak üzere TEBEOS eczane otomasyon programı 2010 Yılı Mayıs ayında hayata geçirilmiştir. TEBEOS, Türkiye genelinde 24 bin eczanemize ücretsiz olarak dağıtılmıştır. Meslektaşlarımıza sunduğumuz hizmetin kalitesini artırmak ve halkımıza verilen ilaç ve eczacılık hizmetini daha ileriye taşımak amacıyla hazırlanan TEBEOS, eczacılığın bilimsel ortamında ve yine eczacılar tarafından geliştirilmeye ve ilerlemeye devam etmektedir. Kurulum ve kullanım oranı her geçen gün yükselen bir grafik çizmekte olan TEBEOS’un veri tabanı yapılandırılırken, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’nün işlem prosedürlerine uyum esas alınmıştır. Bu sayede, İlaç Takip Sistemine geçiş, G2D’li ürün sorgulamaları ve stok zararı bildirimleri gibi işlemlerde, meslektaşlarımıza yol gösterici hizmet vermek hedeflenmiştir. TEBEOS eczacıların temel çalışma platformunu oluşturacak, provizyon işlemleri ile tam entegre, ilaç bilgi kaynağı veri tabanını bilimsel eczacılık hizmetinin etkin sunumu için meslektaşlarımızın hizmetine sunma ve eczacıların Farmasötik Bakım Asistanı olma vizyonuna sahip tek eczane yazılım programıdır. TEBEOS Nasıl Temin Edilir, Nasıl Kurulur TEBEOS program CD’leri, Bölge Eczacı Odalarından ücretsiz olarak temin edilebilmektedir. TEBEOS Programının kurulum ve kullanımı esnasında TEBEOS Çağrı Merkezi telefon aracılığıyla bilgi ve destek vermektedir. Çağrı Merkezi hafta sonu ve resmi tatil günleri de dahil olmak üzere 08.30 – 23.00 saatleri arasında hizmet vermektedir. Merkez, daha etkin ve ulaşılabilir olması, eczacılarımızın TEBEOS içerisinde bir modül olarak hazırlanan TEBRP İlaç Bilgi Kaynağı, Ocak ayında kullanıcılarımızın hizmetine sunulmuştur. TEBRP İlaç Bilgi Kaynağı, meslektaşlarımızın Farmasötik Bakım Asistanı olacaktır. TEBRP Nasıl Hazırlandı İlaç ve eczacılık hizmetinin verilmesi sırasında meslektaşlarımıza kolaylık sağlamak amacıyla hazırlanan TEBRP içerisinde, ilaç bilgileri, reçeteye yazım ve geri ödenme koşulları, 23 ATC ve NFC kodları, besin etkileşimleri, testler, birim dönüşümleri, reçete türleri, yurtdışından ilaç temini, faydalı bilgiler ve mevzuat (hukuksal dokümanlar) bölümleri yer almaktadır. Bu bölümlerin hazırlanmasında, çok sayıda meslektaşımız ve çalışanımız görev almıştır. İlaç Veri Girişleri: Türk Eczacıları Birliği tarafından, internet üzerinde bir web yazılımı uygulaması hazırlanarak, Türkiye’de bulunan tüm ilaç firmaları ve ayrıca, AİFD, TİSD ve İEİS ile iletişime geçilmiş, firmalara, kendilerine ait ürünlerle ilgili bilgi girişi yapmaları çağrısında bulunulmuştur. Firmalar tarafından girilen tüm ilaç bilgileri TEBEOS ve TEBRP Biriminde görevli meslektaşlarımız tarafından kontrol edilerek sisteme kabul edilmiştir. ATC Kodları: Dünya Sağlık Örgütü’nün ATC Kodları konusundaki çalışmalarını gerçekleştiren departman ile bağlantı kurularak güncel ATC Kod listesi satın alınmıştır. Her ilacın içerdiği etken madde üzerinden hazırlanarak Türkçeleştirilmiştir. NFC Kodları: European Pharmaceutical Market Research Association (EphMRA) tarafından hazırlanan, 2010 tarihli güncel NFC Kılavuzunda var olan bilgilerin taranmasının ardından, veritabanında var olan kodların bu doğrultuda güncellenmesi ile hazırlanmıştır. Besin Etkileşimleri ve Etken Madde İlişkilendirmeleri: Micromedex© İngiltere yetkilileri ile bağlantı kurulup portal kapsamındaki tüm veritabanlarının Türk Eczacıları Birliği kullanıcı hesabı ile ücretsiz kullanıma açılması sağlanmış akabinde programın 2011 sürümünün aboneliği satın alınmıştır. Besin etkileşimleri ve etken madde ilişkilendirmeleri bu kaynaktan yararlanılarak kontrol edilmiştir. TEBEOS ve TEBRP veritabanlarında yer alan tüm etken maddeler; Micromedex ve PubMed (www.ncbi.nlm. nih.gov/pubmed/ ) portalları, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) resmi internet sitesi ve internetteki benzeri siteler taranarak güncellenmiş, gerekli sinonim eşleşmeleri yapılmıştır. Veritabanında var olan tüm ilaçların eski-yeni barkod eşleştirmeleri yapılmış ve gereken ilaçlar için güncel barkodlar eklenmiştir. “Soğuk Zincir” kapsamında yer alan ürünler Birliğimiz tarafından hazırlanan listelerden belirlenip, veritabanında güncellenmiş, Programın bu tür ilaçlar için “Soğuk Zincir” uyarısı vermesi sağlanmıştır. İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan “Ara Ürün” listesi taranıp, veritabanında bu kapsamdaki ürünlerin bilgileri ve fiyatları güncellenmiştir. Prospektüs ve Kısa Ürün Bilgisi: Firmalar tarafından girişi yapılan prospektüsler, programa uygun formata dönüştürülmüştür. Prospektüs/KÜB-KT bilgileri doğrultusunda; ilaçların etken madde bilgileri ile miktarlarının, NFC ve ATC kodu bilgilerinin, gebelik kategorilerinin TEBRP veritabanına girişi için bir modül hazırlanmıştır. Güncel SUT Bilgileri: Meslektaşlarımızın başta Sosyal Güvenlik Kurumu olmak üzere, geri ödeme kurumları için 24 yaptıkları reçete girişi işlemlerinde ve ilaçların reçeteye yazım ve geri ödenme koşullarını takip etmekte yaşadıkları sorun ve sıkıntıları azaltmak amacıyla, güncel SUT bilgileri TEBRP veri tabanına eklenmiştir. Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan İlaç Fiyat Listeleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan ve geri ödemeye esas teşkil eden listeler (Ek-2/D ve Ek-2/E) takip edilerek, TEBEOS ve TEBRP veri tabanındaki ilaç fiyat bilgileri, kamu kurum iskontoları ve kamu fiyatları düzenli olarak güncellenmektedir. Medula Provizyon Sistemi temel alınarak düzenlenen SUT Bilgilerinin yanı sıra, Kamu Eşdeğeri alanı da güncel eşdeğer uygulamalarını ve ilaç fiyat farklarını yansıtmaktadır. Faydalı Bilgiler: Tüm TEBRP kullanıcıları için yol gösterici olabilecek kısa bilgi notları içeren ve ilgili alanlara yönlendirme sağlayan faydalı bilgiler bölümünün kapsamı, güncel gelişmeler doğrultusunda genişletilmektedir. Son olarak, SGK tarafından 01.11.2010 tarihinde uygulamaya başlanan e-rapor düzenlemelerine bağlı etken madde kodlarını içeren listeler veri tabanımıza yüklenmiş ve kullanıcılarımızın bilgilerine sunulmuştur. TEBRP İlaç Bilgi Kaynağı’nın hazırlanmasında, Eczacılık Fakültelerimiz ile bağlantıya geçilmiş, akademisyenlerimiz ve eczacılık fakültesi öğrencileri ile ortak çalışma ortamı sağlanmıştır. Hocalarımızın ve meslektaşlarımızın verdiği destek ve katkının yanı sıra, gelecekteki meslektaşlarımız olan eczacılık fakültesi öğrencilerinin, ileride kendilerinin de kullanacağı bir programın hazırlanmasına katkı koymaları Birliğimiz açısından gurur vericidir. Niçin TEBEOS, Niçin TEBRP Tüm alt yapı çalışmaları ve bilimsel verilerin, hem TEBRP Programı içerisinde ayrı olarak, hem de TEBEOS Eczane Yazılımı ile bütünleşik çalışması sağlanarak Türkiye’de bir ilk gerçekleştirilmiştir. Meslektaşlarımızın kullanımına sunduğumuz TEBRP fonksiyonları anlık uyarı sistemi ile çalışmaktadır. TEBEOS Programı içerisinde anlık uyarı yöntemi ile hem sisteme reçete girişi esnasında “Rp uyarısı”, hem de toplu kontrollerin yer aldığı “TEBRP” raporları şeklinde uyarı vermektedir. Mesleki uygulamalarımızı geliştirmek ve ileriye taşımak, tüm sağlık profesyonellerinin ortak, güncel ve doğru veri tabanını kullanmaları hedefimizin ilk faz çalışmalarını tamamladığımız TEBRP, Farmasötik Bakım Asistanınız olma yolunda en önemli adımını atmış bulunmaktadır. Sağlık hizmeti sunucuları olarak, hastalarımızın da bilinçlendirilmesi aşamasında, Hasta Bilgilendirme Broşürleri ile desteklediğimiz projemiz, çok kısa bir süre içerisinde, meslek içi eğitim programlarını, akademi bünyesinde gerçekleştirilen eğitim ve bilgilendirme fonksiyonlarını, TEB Ekip kapsamında hasta takip fonksiyonlarını da hayata geçirecektir. TEBEOS ve TEBRP ile ilgili tüm görüş ve önerilerinizi bildirmeniz, programlarımızı geliştirmemize, daha iyi yerlere getirerek sizlere daha iyi hizmet verebilmemize katkı sağlayacaktır. TEBRP Kurulumu TEBRP Uygulaması, TEBEOS’un kurulu olduğu bilgisayarlarca otomatik olarak alınan güncellemeler ile indirilmiştir. TEBRP’nin TEBEOS’a entegre kurulumunda izlenmesi gereken işlem adımları aşağıda yer almaktadır. 1 Tebeos programını başlatın; program başladığında TEBRP kurulum dosyalarını otomatik olarak indirmeye başlayacaktır. İndirme işlemi sırasında çalışmanıza ara vermeden devam edebilirsiniz. 2 TEBRP programının indirme işlemi tamamlandığında sağ üst köşede “TEBRP Kurulum” adında bir buton oluşur. TEBRP programını kurmak için “TEBRP Kurulum” butonuna tıklayarak kurulum işlemini başlatabilirsiniz. 3 Kurulumun başlangıcında “Sistem Gereksinimleri” başlığında bir ikaz metni görüntülenir. Kurulumu gerçekleştirmeden önce bilgisayarınızın bu gereksinimleri karşıladığını mutlaka kontrol ediniz. Sistem gereksinimleriniz yeterliyse “Kabul Et” butonuna tıklayıp kurulum işlemine geçebilirsiniz. 4 Kurulumun tamamlanma süresi bilgisayarınızın kapasitesine göre 4-10 dakika arasında değişebilir. 5 Program içinde veritabanı oluşturulurken beklemeniz gerekmektedir. Veritabanı oluşturulduktan sonra TEBRP programınız otomatik olarak başlayacaktır. 6 Programı masaüstündeki TEBRP ikonuna çift tıklayarak ya da, TEBEOS’daki “TEBRP’yi Başlat” butonuna tıklayarak başlatabilirsiniz. 25 TEBEOS kullanıcılarımız, programları içerisinde gerçekleştirecekleri otomatik güncelleştirme işlemiyle Farmasötik Bakım Asistanları ile ortak çalışmalarına başlamışlardır. Tekil Kullanıcılar İçin TEBRP Kurulumu Tekil kullanıcılar için ise hazırlanmış olan TEBRP CD’leri, tüm sağlık meslek mensuplarına yine ücretsiz olarak ulaştırılacaktır. Kurulum için gerekli işlem adımları, ekran görüntüleri ile beraber aşağıda yer almaktadır. “TEBRP Kurulum” butonuna basınız. Kurulum başlayana kadar bekleyiniz. “İleri” butonuna basarak kurulumu başlatınız. 26 33 DOSYA Sağlık, Eczacılık, Rekabet Hazırlayan: Remzi ALTUNPOLAT (TEB Ar-Ge) Eczanenin, eczacılık meslek etiği ve hukuku bakımından ticari işletme olarak değil, tıpkı hekimlik ve avukatlık gibi meslekî işletme olarak kabul edilmesi noktasındaki hukuksal yaklaşımlardan hareketle eczacılar ticari işletme işleten tacir sıfatında ele alınmamalı; hastalar da hasta hakları temelinden hareketle birer ilaç kullanıcısı birey olarak salt bir tüketim malının tüketicisi konumunda değerlendirilmemelidir. Piyasa Yönelimli Sağlık Reformları Eczacılığı Rekabet Alanına Çekmeye Çalışmaktadır. Hem gelişmiş ülkelerin hem de gelişmekte olan ülkelerin sağlık sistemlerinde özellikle 1980’lerin sonlarından itibaren sosyal refah devletinin dönüşümü çerçevesinde önemli reform girişimleri ortaya çıkmıştır. Birçok ülkede hükümetler, söz konusu reform girişimlerinin temel gerekçesi olarak derinleşen “sağlık krizi”ni göstermiş, bu krizle mücadele edebilmenin belli başlı politikalarda değişiklikten geçtiğini ileri sürmüşlerdir. Aslında genel çerçevesi itibariyle tek bir sağlık reformu programı olarak görülebilecek bu politikalar, sadece harcamaları azaltıp verimliliği artırmaya çalışmakla kalmamış, devletin sağlık sistemlerinde üstlendiği görev ve sorumluluklar da piyasa ideolojisi çerçevesinde yeniden tanımlanmıştır. Bu bağlamda sağlık hizmeti sunanların (doktorlar, hemşireler, eczacılar vb.) sağlık hizmetlerinin düzenlenmesi ve kaynakların kullanımında önemli bir yere sahip olduğu eski sistem yerine rekabeti artırıcı, müşterilerin kendi seçimini yapmasını teşvik eden ve devleti mümkün olduğunca sağlık alanından çekerek sorumlulukların önemli bir bölümünü piyasaya bırakmasını öngören bir sistem inşa edilmiştir. Başka bir deyişle, sağlık sistemlerini yönetmeni bir aracı olarak piyasaların etkinliği fikri, geleneksel kamu hizmeti kavramından büyük bir kopuşa neden olmuş; rekabet kavramı piyasa yönelimli reformların tam olarak işletilmesinde merkezi bir yer tutmuştur. Bunda OECD, Avrupa Birliği Komisyonu, Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası gibi ulusüstü aktörler başat bir rol oynamış; farklı ekonomik gelişmişlik seviyesinde olan ve farkı sağlık sistemlerine sahip olan ülkeler benzer reform paketleriyle ortaya çıkmışlardır.(1) Piyasa yönelimli sağlık reformu girişimleri ilaç ve eczacılık alanında da kendini göstermiş; bu çerçevede bir yandan ilaç sektörünün nasıl daha rekabetçi bir çizgiye çekilebileceği tartışılırken diğer yandan eczacılığı giderek artan ölçüde rekabet çerçevesinde değerlendirerek rekabet hukukuna tabi kılma eğilimleri güç kazanmıştır. Oysaki sağlık ve eczacılık hizmetleri alanında piyasa ekonomisinin olmazsa olmaz koşulu olan rekabet koşullarının sağlanması olanaksızdır. Diğer taraftan genel olarak sağlığın, özelde ise eczacılığın aynı zamanda bir kamu hizmeti olması, onun rekabet hukuku kurallarından bağımsız olarak değerlendirilmesini gerektirir. Bir alanda rekabetin sağlanabilmesi için başlıca altı koşulun yerine getirilmesi gerekmektedir: 1. Kesinlik, 2. Dışsallıkların olmaması, 3. Alıcıların ve satıcıların piyasa hakkında tam bilgi sahibi olması, 4. Alıcıların ve satıcıların birbirlerinden bağımsız hareket etmeleri, 5. Çok sayıda küçük satıcı ve alıcı, 6. Malların homojen olması. Eczacılık Alanı Farklı Özellikleri ve Yapısı Nedeniyle Aksak Rekabet Piyasası Niteliğindedir. Standart rekabetçi piyasalarda, çok satıcı, maksimum kâra odaklanmış firmalar, iyi bilgilenmiş alıcılar, tüketicilerin malın bedelinin tamamını ödemeleri gibi nitelikler söz konusudur. Eczacılık hizmetleri alanı ise bu standart niteliklerden farklı bir şekilde şu özellikleri barındırır: - Büyük kentler dışında sınırlı sayıda eczane, - Çok büyük kârlara odaklanamayan eczaneler, - Çoğu zaman eksik bilgiye sahip alıcı, - Hastaların/sağlık hizmeti tüketicilerinin, çoğunlukla sahip oldukları sigorta vb. nedeniyle maliyetlerin tamamına katlanmaması. Dolayısıyla eczacılık hizmetleri alanı tam rekabet değil, “piyasa aksaklıkları” olarak da adlandırılan farklı özellikleri ve yapısı nedeniyle “aksak/eksik rekabet” piyasası niteliğinde- 30 dir. Piyasadaki gibi büyük reklam kampanyaları, fiyata dayalı rekabet, müşteri çalma faaliyetleri bu alanda çok mümkün değildir. Ayrıca edinilmiş bilgi ve deneyimlerin en fazla paylaşıldığı ve işbirliği yapıldığı alanlardan biridir. Bu nedenle, piyasadaki acımasız, sert rekabetin bu alanda olması çok beklenen ve görülebilen bir durum değildir. Eczaneler arası rekabet dahi, birçok bölgede az sayıda hastane hizmeti sunumu olması nedeniyle etkin rekabet koşullarını barındı- ramamaktadır. Bundan başka özel piyasada mevcut olan maliyet-fayda ilişkisi eczacılık hizmetleri sektöründe çok geçerli olamayacaktır. Çünkü eczacılık hizmetlerinin maliyetlerinin büyük bir kısmı, çoğu zaman birey ve devlet tarafından önceden primler şeklinde ödenmektedir. Eczacılık hizmetleri kullanıcıları sadece bu hizmetlerden yararlanırken bazen ve belirli, ancak bütüne göre küçük bir katkı payı ile maliyete katlanmaktadır. Eczacılık hizmetleri alanı rekabetçi piyasalardan kâr beklentisi bağlamında önemli ölçüde farklılaşır. Bunun anlamı, eczacılık hizmeti sunucuları çok büyük kâr güdüsü ile faaliyetten çok, sağlık hizmetinin sunumuna odaklanmışlardır. Kâr güdüsünün yokluğu, maliyetlerin büyük kısmının devlet tarafından ödeniyor olmasından da kaynaklanmaktadır.(2) Türkiye’de ilaç ve eczacılık hizmetleri tamamen devlet kontrolünde özel mevzuata tabi olarak yürütülmektedir. Türkiye’de eczanelerde satılan ilaçların fiyatları, eczanelerin Sosyal Güvenlik Kurumu ile yaptığı sözleşme gereği ilaç fiyatlarında yapacağı indirim oranları, eczacının ilaçtan kazanacağı kârların sınırları gibi pek çok özellik önceden belir- lenmiş ve düzenlenmiştir. Rekabete dayalı piyasa ekonomisinde ise bunların hepsi piyasa koşullarındaki arz ve talebe göre oluşur ve tüketici kendi çıkarları doğrultusunda araştırma yaparak satın alacağı hizmeti veya malı en ekonomik koşullarda elde etmeye çalışır. Eczacılık hizmetlerinde ise tüketicilerin böyle bir rekabet ortamında hizmet ve mal almaları söz konusu değildir. Eczacılık hizmetlerinde fiyat yönünden rekabet direkt olarak kamu sağlığıyla ilgili olan bir ekonomik alan olduğundan devlet elliyle ortadan kaldırılmıştır. Hastaların, ticari anlamda tüketicilerin ilaca yönelik talepleri doğrudan talep niteliğinde değildir; hasta ancak hekim muayenesinden sonra reçetesiyle ilaç alabilir. Kısaca hastalar sağlık ve ilaçla ilgili tercih yapabilme olasılığına sahip değildir. Hastalar ilaç ve eczacılık hizmetlerinin teknik özeliliklerini, piyasadaki ilaç ve eczacılık hizmetlerinden hangisinin kendileri için uygun olduğunu bilemezler. İlaç ve eczacılık hizmetini sunanlar ile hastalar arasında serbest piyasa mantığında yer alan piyasa eşitliği yoktur. Sağlık piyasasında ilaç firmalarının sağlık kuruluşlarının ve sağlık personelinin arz yönünden örgütlü davranışlarına karşılık piyasaya girişleri tamamen bireysel nitelik taşıyan hastaların fiyatlar ve hizmet kalitesi üzerinde talep baskısı oluşturmaları olanaklı değildir. Bunun ötesinde ilaç ve eczacılık hizmetlerinde talep belirsizdir. Yani hastalık riskleri önceden öngörülemeyen ve hesaplanamayan tesadüfi risklerdir. Ayrıca ilaç başka hiçbir şeyle ikame edilemez ve ertelenemez özellik taşımaktadır.(3) Türk Eczacıları Birliği Rekabet Hukuku Çerçevesinde Bir Teşebbüs Birliği Olmanın Ötesinde Kamusal Hizmet Veren Bir Kurumdur. Türk Eczacıları Birliği, 25.01.1956 tarihli ve 6643 sayılı kanunla kurulmuş; 1982 Anayasası’nın 135. maddesi kapsamında, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşudur. Rekabet hukuku yönünden ise TEB, “teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturdukları tüzel kişiliği olan veya olmayan birlikler” anlamında bir teşebbüs birliğidir. Bununla birlikte Türk Eczacıları Birliği, birey ve toplum/halk sağlığı alanında ilaç ve eczacılık hizmetlerinin verildiği teşebbüslerin 31 işlemlerin de Rekabet Kurulu’nun yetki alanına girdiği açık olmakla birlikte bu denetimin kapsamı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un ihlalinin tespiti ile sınırlıdır. İdari işlemlerin hukuken geçersiz sayılması, idari yargıca iptal kararı verilmesi ya da idari işlemi yapan idarece geri alınması veya kaldırılması ile mümkün olduğundan, Rekabet Kurulunca bu tür bir karar verilebilmesi mümkün değildir. Danıştay da aynı yönde kararlar vermektedir: “Teşebbüslerin faaliyetlerinin mevzuata uygun olup olmadığının hukuki denetimi görevi ise mevzuatta öngörülen idari makamlara ve yargı mercilerine ait olduğundan, bu konularda 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a uyulmadığı nedeniyle yaptırım uygulamayacağı kuşkusuzdur”.(5) Eczane Salt Bir Ticari İşletme, Eczacı Tacir Değildir. en başında yer alan kurum olarak ticarî veya meslekî bir işletme olmaktan ziyade kamusal hizmet veren sağlık kurumları arasında önemli bir yere sahiptir.(4) Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 2. maddesinin gerekçesinde, teşebbüslerin genel ekonomik menfaatlere hizmet etmekle görevlendirilmiş olduğundan bahsedilmektedir. Danıştay kararlarına bakıldığında “genel ekonomik menfaat sağlayan hizmet” kavramı, Danıştay 10. Dairesi’nin 2001 tarihinde Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’na referansla verdiği bir kararda açıkça görülebileceği gibi kamu hizmetini yaklaşık olarak karşılayan bir kavram olarak değerlendirilmekte ve “… genel kural olarak, rekabet kurallarına tabi olan kamu teşebbüslerinin üstlendikleri aslî faaliyetin yerine getirilmesinin rekabetin sınırlanmasına göre daha üstün bir menfaat doğurduğu ve rekabet kurallarının uygulanması halinde üstlenilen bir asli faaliyetin sürdürülemez hale geldiği durumlarda kamu teşebbüslerinin rekabet kurallarının uygulamasından ayrık tutulabileceğinin kabulü gerekmektedir.” denilmektedir. Dolayısıyla Danıştay, kamu hizmetinin yerine getirilmesindeki yararı rekabet kurallarına uyulmasından elde edilecek yarara göre üstün tutmaktadır. Diğer yandan meslek kuruluşlarının tüm faaliyetlerinin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında denetlenip denetlenemeyeceği tartışmalıdır. Örneğin meslek kuruluşları tarafından yapılabilen genel düzenleyici işlemlerin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında incelenip incelenemeyeceği Kanun’da açıkça düzenlenmemiştir. “Karar”, rekabet hukukundan farklı olarak idare hukuku terminolojisinde genel olarak bireysel idari işlemler için kullanılmaktadır. 2. maddede yer alan “… her türlü hukuki işlem…” ifadesi ise birleşme ve devralmalardan bağımsız olarak bütün maddeyi kapsayacak şekilde yorumlanırsa, genel düzenleyici 32 Eczacılık mesleği ise genellikle önleyici sağlık hizmetleri, hastalıklardan korunma ve ilaçla tedavi uygulama süreçlerinde ilaçların hazırlanması, hastaya ulaştırılması ve kullanımının izlenmesi gibi sosyo-klinik yönü de bulunan uygulamalı bir meslektir. Eczacılık, meslek hukukunun temel öznesi olması bakımından; eczacı ise eczacılık mesleğini yürütme çerçevesinde ilacın hammaddesinden başlamak üzere hastaya uygulanmasına kadar her aşamada mesleki sorumluluk ve yetkisi bulunan kimsedir. Bu bağlamda eczacıların iyi hizmet verebilmeleri hastalarıyla kurdukları ilişiklerde etkin ve yararlı bir biçimde mesleklerini uygulamalarına ve özellikle de karşılaştıkları sorunların çözümünde eczacılık meslek etiği ve deontolojisine uygun ve ayrıca hasta haklarını gözeten bir biçimde hareket etmelerini gerektirmektedir. Yukarıda açıklanan çerçevede ele alınacak olursa eczane işletmesini rekabet hukuku açısından bir teşebbüs saymak mümkün olmakla birlikte işletme hukuku açısından tıpkı bir hekim muayenehanesinin ya da avukatlık bürosunun işletilmesi olgusuna paralel olarak eczaneyi ticari işletme ve eczacıyı tacir saymak mümkün değildir. Esasen mesleki işletme yönü daha ağırlıklı olan eczanelerin ticaret hukuku kurallarından ziyade eczacılık hukuku kurallarınca ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Eczacılık hukuku, tıbbi ürünler arasında yer alan ilaç ve ecza türünden maddelerin, klinik araştırmaları aşamasından itibaren, üretimi, pazarlanması, ithali, temin ve tedariki ile kullanımı aşamalarında ortaya çıkan kurallar bütünü olarak tanımlanabilir. Eczacılık hukukunda eczacılık etkinliklerini düzenleyen ve uyulmaması durumunda uygulanacak hukuksal yaptırımlar ile birlikte ve mesleki hak, yetki ve yükümlülüklerden ibaret kurallar ön planda yer almaktadır. Eczacılık mesleğinin yürütülmesi çerçevesinde ortaya çıkan hukuksal sorunların çözümlenmesinde başvurulan eczacılık hukukuna özgü kurallar, hem evrensel değer yargılarının hem de eczacılık deontolojisinin temel esaslarının pozitif hukuk tarafından benimsenmesi ile ortaya çıkmış; özellikle kararlı ve süreklilik kazanan yargısal içtihatlarla pekişmiştir. Eczacılık mesleğini düzenleyen hukuksal kurulların normatif içeriği ve sistematiğinde hasta haklarının korunmasını temel alan ve kamu düzeni ile ilgili olan bağlayıcı nitelikli kurallar daha ağır basmaktadır. Bu bağlamda eczanenin, eczacılık meslek etiği ve hukuku bakımından ticari işletme olarak değil, tıpkı hekimlik ve avukatlık gibi meslekî işletme olarak kabul edilmesi noktasındaki hukuksal yaklaşımlardan hareketle, eczacılar ticari işletme işleten tacir sıfatında ele alınmamalı; hastalar da hasta hakları temelinden hareketle birer ilaç kullanıcısı birey olarak salt bir tüketim malının tüketicisi konumunda değerlendirilmemelidir.(6) serbest piyasa dinamiklerinin eczacılık sektöründe işletilmesine engel teşkil eder. Diğer taraftan sağlığın ve eczacılığın serbest piyasa dinamiklerine terk edilmesi demek hızla insani temellerinden ve değerlerinden kopması anlamına gelecektir. Kaynaklar 1) AĞARTAN, Tuğba, “Sağlıkta Reform Salgını”, Avrupa’da ve Türkiye’de Sağlık Politikaları: Reformlar, Sorunlar, Tartışmalar, (der.) Çağlar Keyder vd, İletişim Yayınları, İstanbul, 2007; LİSTER, John , Sağlık Politikası Reformu: Yanlış Yolda mı İlerliyoruz? Küresel ‘Sağlık Reformu’ Endüstrisinin Eleştirel Kılavuzu, (çev.) Melis İnan vd., İNSEV Yayınları, İstanbul, 2008. Eczacılık, Alanında Rekabet Olduğu Varsayıldığında Bile Rekabet Hukuku Bakımından Muafiyeti Gerektiren Niteliklere Sahiptir. 2) ALTAY, Asuman, “Sağlık Hizmetlerinin Sunumunda Yeni Açılımlar ve Türkiye Açısından Değerlendirilmesi, Sayıştay Dergisi, Sayı: 64 (2007); GÜRSOY, Şafak Taner & AKSU, Feride, “Sağlık Hizmetlerinde Piyasa Dinamikleri”, TODAİE Amme İdaresi Dergisi, Cilt: 40, Sayı:3 (Eylül 2007). Eczacılık hizmetleri alanında rekabet olduğu varsayıldığında bile rekabet hukukunun önemli kavramlarından biri olan muafiyetin(7) şartları göz önünde bulundurulduğunda (yararlı olma, tüketicinin yarar sağlaması, ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin tamamen ortadan kalkmaması, rekabetin zorunlu olandan fazla sınırlanmaması) Türk Eczacıları Birliği’ne ve eczacılara bireysel muafiyet tanınması gerekmektedir. Motorlu taşıtlar alanında muafiyet tebliğleri çıkarılırken insan ve toplum/halk sağlığı alanında temel önem taşıyan eczacılık hizmetlerine muafiyet tanınmaması düşündürücüdür. Nitekim ilaçta rekabet politikası çerçevesinde çeşitli ülkelerde ortaklık anlaşmalarına muafiyet verilmiştir. Örneğin ABD Adalet Departmanı’nın araştırma geliştirme ortak girişimlerine, Avrupa Komisyonu’nun satışları da içeren tüm otonom ekonomik kavramların işlevlerine sahip olan ortak araştırma geliştirme girişimlerine muafiyet vermesi gibi. Yine rekabet yasaları kısıtlayıcı yasaklar ve maddeler içermediği sürece (ücretler, miktarlar, bölgeler) lisans anlaşmalarını muaf tutma eğiliminde olmuştur. Avrupa Topluluğu, daha önceki yıllarda patent ve lisansın nasıl verileceği konusunda grup muafiyetleri uygulamaya koymuş ve rekabet politikası incelemesinden muaf olacak lisansların bileşenlerini netleştirmiştir.(8) Sonuç 3) KIRAN, Bülent, “Serbest Eczane İşletmelerinde Rekabetin Yeri”, Eczacı Dergisi, Sayı: 42 (Ağustos 2008). 4) DEMİR, Mehmet, “Eczacılık Mesleğinin Hasta Hakları ve Rekabet Hukuku Açılarından Değerlendirilmesi”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Cilt: XXVI, Sayı: 1 (Mart 2010). 5) ASLAN, Yılmaz, Rekabet Hukuku Dersleri, 2. Baskı, Ekin Kitabevi, Bursa, 2008: KARAN, Nur , “İlaçta Rekabete Eczacı Odalarının Müdahalesi”, İlaç Sektöründe Haksız Rekabet ve Rekabet Hukuku Sempozyumu, 2 Mayıs 2008, Roche Müstahzarları Derneği ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Karakter Color A.Ş. Yayınları. 6) DEMİR, a.g.e. 7) Muafiyet ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz: ASLAN, a.g.e.; BOZDAĞ, Özay, Rekabet Hukukunda Sınaî Mülkiyet Hakları Sorunu: ‘Per Se’ ve ‘Rule of Reason Açısından Bir İnceleme, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2007. 8) TARABUSİ, Claudio Casadio & VICKERY, Graham, “İlaç Endüstrisinde Küreselleşme Bölüm II” , çev: Alpay Azap, Toplum ve Hekim, Cilt: 14, Sayı: 1 (Ocak-Şubat 1999). Sonuç olarak hem eczacılık hizmetlerinin kendine has yapısı ve özellikleri hem de eczacılık mesleğinin ve Türk Eczacıları Birliği’nin faaliyetlerinin kamu hizmeti niteliğine sahip olması, 33 Toplantı Ayşen YALMAN, Ecz. Neşe KILINÇ MERCAN 37. Dönem 4. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı Adana’da Yapıldı 37. Dönem Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti 4. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı, “ecza kooperatifleri-eczacı odaları ilişkilerinin ve ileriye dönük işbirliklerinin değerlendirilmesi” gündemiyle Adana’da yapıldı. Bölgelerarası Toplantı sırasında yapılan Danışma Kurulu’nda, ayrıca kooperatifçiliğin geleceği ve Bölge Eczacı Odalarının sorunları tartışıldı. Türk Eczacıları Birliği ve Tüm Ecza Kooperatifleri Birliği işbirliği içerisinde bir anlayışla, tüm sorunları kavrayabilmiş ciddi bir yapıda olması gerekiyor. Bunun için kooperatiflerimizin güçlendirilmesi ve meslektaşlarımızın daha fazla bir aidiyet duygusuyla hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aynı inanç ve sorumluluk duygusunun, kooperatif yöneticisi arkadaşlarımızda da olduğunu biliyoruz. Ankara’da, Tüm Ecza Kooperatifleri Birliği üyesi olan dört eczacı kooperatifimizle birlikte Merkez Heyeti’nin de olduğu bir toplantı yaptık, bir çalıştay düzenledik. Bu çalıştayda, kooperatiflerimizi, meslektaşlarımızın kooperatif ile ilişkilerini gelişEcz. Erdoğan ÇOLAK (TEB Merkez Heyeti Başkanı) Hatırlayacağınız gibi; 37. Dönem 3. Başkanlar Danışma Kurulu’nda bir sonuç bildirgesi yayımladık ve şunları söyledik: “Kooperatiflerimiz eczacılık sisteminin can damarlarıdır ve 3. Başkanlar Danışma Kurulu olarak bu toplantıyı, bir seferberlik başlangıcı olarak düşünüyoruz ve bunun için daha fazla mücadele etmeye hazırız”. Tüm kooperatiflerimizi ve tüm eczacılarımızı da bu mücadelede yerlerini almaya davet etmiştik. Meslektaşlarımızı, önümüzdeki sürecin riskli olduğu konusunda uyarmış ve böyle bir duruma karşı tüm eczacılık camiası olarak tavır almaya davet etmiştik. Bugün burada, neler yaptık, neler yapmalıyız, neler yapacağız; bunları konuşacağız. Çünkü, başarı için verimli bir örgütlenme şarttır ve kurumsal bir kültürün oluşması ancak başarı sağlayabilir. Kooperatiflerin, tüm Türkiye coğrafyasına yayılmış, öz sermayeleri güçlü, odalarla işbirliği içerisinde, üyelere ulaşmış, 34 tirmek adına somut adımlar atılması gerektiğini konuştuk ve şu kararları aldık: Öncelikle Türk Eczacıları Birliği’nin ve Tüm Ecza Kooperatifleri Birliği’nin arasında var olan koordinasyonun ve birlikte çalışma alanlarının artırılması gerekiyor. Bunun için farklı bölgelerde periyodik toplantıların yapılması gerekiyor. Öte yandan, ecza kooperatifleri ve bölge eczacı odaları arasındaki ilişkiler, artan oranda geliştirilmeli, herkes gereken sorumluluğu üstlenmelidir. Özellikle oda yöneticilerimiz, ecza kooperatifçiliği konusunda daha aktif rol alarak, bölgelerinde kooperatifçiliğin geliştirilmesi için, bugünden sonra daha fazla çaba harcamalılardır. Aldığımız bir diğer karar ise; meslektaşlarımıza yönelik bir anket çalışmasıydı. Kooperatif üyesi olanlar ve olmayanlarla ilgili net bir tablo ortaya çıkarmamız gerekiyor. “Meslek içi eğitim imkânı sağlayan e-farma, TEB, TEKB ile ortak çalışmalar geliştirmeli ve hatta TEB Eczacılık Akademisi’yle birlikte bir fizibilite çalışması yapmalıdır” diye bir karar aldık. Değerli Arkadaşlarım; ecza kooperatifçiliği, gerçekten ecza depoculuğu anlayışını aşmamız gereken bir noktada duru- ğümüz kooperatiflerin gelişimi açısından bu şart. Bunu siz- yor. Bunu nasıl geliştirebiliriz? Eczacılarda kooperatif olgu- lerle paylaşıp, yaygınlaştırmak ve varsa sorunları da burada sunu, kooperatifçilik anlayışını nasıl oluşturabiliriz; bu bizim çözmek istiyoruz. Onun için söz sizde, buyurun. açımızdan önemli. Çünkü, gelecek sigortası olarak gördü- daha iyi anlıyoruz, sorunlara daha çabuk çözüm üretebiliyoruz. Kooperatif sayımızı fazlalaştırmamız lazım, çoğaltmamız lazım, artık bu noktaya gitmemiz lazım. Çünkü her yörenin kendine özgü farklılıkları var, farklı problemleri var, farklı özellikleri var. Buna karşı yine bahsettiğim gibi, farklı çözümler ortaya çıkıyor. TEKB’nin bünyesinde de, aynen Türk Eczacıları Birliği’nde olduğu gibi bir otoritenin ortaya çıkarılması lazım. Çünkü hiç kimsenin, alınan kararlara ben uyarım, ben uymam veya ben farklı davranırım noktasında olmaması gerekiyor. Uzm. Ecz. Bülent KÖSE (Malatya Eczacı Odası Başkanı) Kooperatiflerin hizmet verme şekillerini ya da nasıl hizmet vereceklerini değerlendirirken, olaya iki açıdan bakmamız doğru olur. Mevcut kooperatiflerin hizmet verdiği bölgeler ve hiçbir şekilde kooperatif hizmetinin olmadığı bölgeler. Kooperatiflerin yerleşik olarak hizmet verdiği bölgelerle ilgili zaten bir sorun yok. Oradaki gerek eczacılar, gerek eczacı odaları; gerekse kooperatifin çalışmaları neticesinde, eczacıda kooperatif bilinci oturmuş durumda, hem de bu hizmetten faydalanmaktalar. Benim anladığım kadarıyla; Ecz. Hasan Fehmi ALTINTAŞ mevcut kooperatifler, bulundukları bölgelerin dışında, şu (Erzurum Eczacı Odası Başkanı) veya bu şekilde yerleşik bir şube açmak niyetinde değiller ve olmayacaklar da. O zaman bizler kooperatifin olmadığı Erzurum bölgesinde kooperatifin kurulması için birçok defa yerlerde neler yapabiliriz? Bölgesel kooperatifler kurmak- ve yaklaşık 1 yıl süren bir çalışma yaptık. Fakat maalesef tan başka hiçbir çıkar yolumuz yok diye düşünüyorum. son dakikada “Biz Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği olarak bunu yapamıyoruz” cevabıyla karşılaştık ve şok olduk. Dün akşam yine birlikteydik, “Biz yapamayız, bizim gücümüz yetmez, biz Erzurum’a gelemeyiz, Diyarbakır’a gidemeyiz, Van’a gidemeyiz, Karadeniz’e gidemeyiz” dediler. Şimdi kooperatif bulunmasa da geçmişte, bu bölgelerde kooperatifler faaliyet göstermiş ve bundan da zarar görmüş olanlar bizleriz, bununla ilgili maddi bir bedel de ödüyoruz. Buna rağmen biz evet diyoruz, onlar hayır diyorlar. Burada dün akşamki konuşmadan sonra benim çıkardığım bir şey var. TEKB yönetimi ve mevcut ecza kooperatifleri açılıma yanaşmıyor. Bugünkü toplantıda büyük ihtimalle ortaya gelecek konu şudur: TEB bize maddi olarak yardım etsin. Ecz. M. İrfan DEMİRCİ TEB’in EGAŞ diye bir kurumu var, ticaret yapıyor burası. (Gaziantep Eczacı Odası Başkanı) Bu, Farmalojistik, Farma-EGAŞ olabilir. Mersin, Gaziantep, Hatay, Adana, Kayseri, Kahramanmaraş, Güney Ecza Koop’a yakın iller. Dolayısıyla, birbirimizi 35 Birliği’nde olmalı, Türk Eczacıları Birliği tarafından denetlenmeli, merkezi bir otomasyonla bunun takibi sürekli yapılmalı. Tökezleyen ya da yol alamayan kooperatifler, bir şekilde düzene sokulmalı diye düşünüyorum. Ecz. Burhanettin BULUT (Adana Eczacı Odası Başkanı) Madem Türk Eczacıları Birliği kooperatiflerle ilgili bu işin içerisine giriyor, o zaman doğru bir projeyle adım atması lazım. Kooperatiflerle ilgili, 1979 yılındaki kırılmanın bir benzeri de bugün yaşanıyor. Kooperatifler, bugün bir karar alacaklar. Türkiye’de kooperatifçilik depoculuğa dönüşmüştür. Madem öyle, bu işi iyi yapalım. Bu işte yüzde 30 gibi bir pazar hedefleyelim ve tüm üyeleri de kooperatif üyesi yapalım. Kooperatifçilik tanımının da belki yeniden insanlara anlatılması lazım, yeni alanlar bulmamız lazım. İşin parasal boyutunu profesyonellere bırakıp, kooperatiflerin yaptığı gibi, Edakom gibi, sigorta gibi projelerle bu işleri götürmek lazım. Kısacası, merkezi bir yapı lazım. Ecz. Şefkat GÜLER (Çorum Eczacı Odası Başkanı) Şu anda mevcut olan kooperatiflerin hiçbirisinde sıcak yaklaşım göremiyoruz. Kendilerine sunulan teklifleri de kabul etmiyorlar. Yerelde bizim iki tane büyük depomuzun kendi açmış oldukları şubeleri var. Dolayısıyla şu anda tüm eczanelerimiz stoksuz bir çalışma içerisindeler. Başka bir bölgeden, bize hizmet vermiş olsalar, eczaneler için belli bir stok yapmak gerekecek. İşte bunların hazırlığını yapabilecekler mi? Dolayısıyla, karşı taraftan bunların ön görüşünü sunacak bir teklif de yok. Hatta biz oda yöneticileri olarak, kendilerine teklif götürdüğümüzde, yüzde 100 çalışmazsanız gelmeyiz diye şartları var. Böyle oldukları sürece, biz böyle bir kooperatifçiliğe nasıl yaklaşacağız onu bilemiyorum. Ecz. Yavuz TATAR (Elazığ Eczacı Odası Başkanı) Mevcut kooperatifler kendi finansal durumlarından dolayı bir riske girip, yeni bir açılım yapamıyorlar. Önce kimden, ne istediğimizi bilmemiz lazım. Geçenlerde, bir ilaç firmasının satış müdürüyle beraberdim. Müdürün söylediği şu: “Biz kooperatiflerin açılmasını riskli görüyoruz artık. Çünkü öz sermayeleri çok az, fazla üyeye ulaşmaya başlarlarsa, bizim riskimiz artacak. Bizim bunlara, bu finansal yapıyla mal temin edebilmemiz sıkıntılı.” O yüzden öncelikle mevcut kooperatiflerin finans ve altyapısı kesinlikle incelenmeli. Kooperatiflerin finansal kontrolü, tamamen Türk Eczacıları 36 Ecz. Yücel YENİLMEZ (Eskişehir Eczacı Odası Başkanı) Bursa Ecza Koop’u hepimiz artık biliyoruz, çünkü Bursa Ecza Koop. her toplantıya geliyor, standını açıyor, Başkanı kendilerini anlatıyor. EDAK ne yapıyor ya da İstanbul Ecza Koop. ne yapıyor, çok merak ediyorum. Niye onlar bize kendilerini anlatmıyorlar, sadece hizmet verdikleri bölgelere kendilerini anlatıyorlar? Bursa Ecza Koop’un bana verdiği bilgiye göre, kooperatifler, Türkiye coğrafyasının yüzde 88’ine ulaşmış durumda. Ama, burada konuşan tüm oda başkanlarımızın konuşmalarını dinledikten sonra öyle olmadığını düşünüyorum. Burada tabii önce kooperatifler, sonra bizler, var olan hatayı tam anlamıyla tespit etmeli, üzerine daha fazla gitmeliyiz. Kooperatif- eczacı odası ilişkisinin, kooperatifin yükselmesinde ciddi bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Ecz. Tuncay SAYILKAN (İzmir Eczacı Odası Başkanı) Kafamda bazı sorular var, bunları yöneltmek istiyorum. Şube açmak ciddi bir maliyet mi? Koop’ların öz sermayesi buna yeterli mi; bölgedeki eczanelerle ilgili bir çalışma ile ya da Türk Eczacıları Birliği’nin finansman desteğiyle bu iş sağlanabilir mi? İlaç sanayi, koop’ların bu kadar hızlı bir şekilde ülke genelinde büyümesi, pazar payını artırmasıyla ilgili olaya müdahale edebilir mi, böyle bir risk var mı? Ecz. Oğuz EKİNCİOĞLU (Ankara Eczacı Odası Başkanı) Şu anda Ankara’da İstanbul Ecza Koop. faaliyetlerini sürdürüyor. İstanbul Ecza Kooperatifi dışında, Bursa Ecza Koop’lar bununla ilgili bir B planı hazırlamış durumdalar mı? Türkiye’nin her ilinde, belki bir kooperatif olması gönlümüzden geçiyor; ama bu taşları yerine oturtmak anlamında Kooperatifler Birliği’nin öngörüleri nelerdir, onları da öğrenirsek, tahmin ediyorum yolu çok daha hızlı geçeceğiz. Koop. da bizim bölgemizde faaliyet göstermeye başladı. Önce ciddi anlamda üye kaydettiler, sonra gelip sunum yaptılar. Bilançolarından, sayısal verilerinden bahsettiler. Son derece başarılı görünüyorlar. İstanbul Ecza Koop. ondan önce gelip bizimle görüştü. Enteresan olan şu: İstanbul Ecza Koop’la çok sık olmasa da görüşüyorduk, ama alana iki kooperatif birden girince daha sık görüşmeye başladık. Elimizden geldiğince eşit davranmaya çalışıyoruz. Ama bunun Kooperatifler Birliği tarafından resmi biçimde açıklanmasına ve nasıl destek vereceğimiz konusunda bilgilendirmeye ihtiyacımız var. Kooperatiflerin bütün Türkiye genelinde tek çatı altında toplanmasıyla ilgili çalışmaların bugün itibariyle başlatılmasının doğru sonuçlar doğuracağını düşünüyorum. Ecz. Uğur AKKUŞ (Sivas Eczacı Odası Başkanı) Kooperatif anlayışı aslında Türkiye’de oluşmuş durumda. Yani eczacıların, eczacı odalarının kooperatifçilik anlayışını oluşturmak gibi bir çabaları olmadığını biliyorum. Tabii bizler yeni bir arayış ve beklenti içerisindeyiz ve işin doğrusu bir çıkış yolu arıyoruz. Türk Eczacıları Birliği ve EGAŞ kanalıyla, Farmalojistik gibi bir yapıyla, bunu yeniden güçlendirmeli veya Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği, kooperatifleri tek bir çatı altında toplayarak, bunları Türkiye genelinde bir dağıtım ağı şeklinde yaymalı. Eğer kooperatifler kendi 37 aralarında birleşemiyorlarsa, Türk Eczacıları Birliği nezdin- ma şansınız yoktur. Yapılacak tek doğru çözüm; Tüm Ec- de ayrı bir yapılanmaya gidilmeli. Ayrıca bu oluşum, işlet- zacı Kooperatifleri Birliği ve kooperatiflerin öncülüğünde, mecilerden, iktisatçılardan oluşan ayrı bir yönetimi olan, Türk Eczacıları Birliği’nin desteğiyle kooperatif olmayan belki özerk bir yapıya kavuşturulan farklı bir yapıya sahip yerlerde pazar paylarını hesaplayıp, bazı lokal istasyonlar olmalıdır. Türk Eczacıları Birliği lokomotif, EGAŞ da bunun kurmaktır. TEKB önerecek, eczacılar destekleyecek ve şu- destekçisi olmalı. beleşeceğiz. Burada konuşmamız gereken şey, şubeleşmenin maliyetinin nasıl ve ne şekilde finanse edileceğidir. Bunun altyapısını TEKB, Türk Eczacıları Birliği oluşturmalı, gerekiyorsa odalardan çağırılacak arkadaşlarımız destek vermelidir. Bu işi ancak böyle çözebiliriz. Bunun başka bir yolu olduğunu düşünmüyorum. Ecz. Sinan ÖZÇELİK (Diyarbakır Eczacı Odası Başkanı) Türk Eczacıları Birliği’miz çok önemli bir noktada duruyor; yani kooperatifçiliğin konuşulması gereken noktada durduğu için tebrik ediyorum, gerçekten bu konu irdelenme- Ecz. Cenk KES si, tartışılması gereken bir konu. Hangi kooperatifimiz bir (Edirne Eczacı Odası Başkanı) bölgeye gitmek istiyorsa ya da o bölgeye ilaç gönderiyor da şubesi yoksa; Türk Eczacıları Birliği’miz katkı sunsun; Öncelikle kooperatifleri, serbest eczacılığın teminatlarından o kooperatifimize yardımda bulunsun, eksiklerini dinlesin, biri olarak gördüğümüzü açıkça ifade edeyim. Teminatlar- taleplerini dinlesin ve yardımda bulunsun. Sanırım, bu du- dan bir tanesi, ne kadar Türk Eczacıları Birliği ve eczacı rumda o kooperatiflerimiz istenilen bölgeye gider. Farklı odalarıysa, öbür teminat da ecza kooperatifçiliğidir. Bakın, kooperatiflerimizin aynı bölgede faaliyet göstermeleri, koo- önümüzde örnekler var. Ticari depolar, pazar paylarını ar- peratifçilik ruhuna aykırı bir durum. Kooperatifçiliğin ruhun- tırmak üzere bir yöntem geliştirdiler. Birbirlerinin alanlarında da ticaretten ziyade, birliktelik vardır; yani ticaret mantığı hizmet verdiler ancak vazgeçtiler; şu anda aynı alanlarda ön planda değildir, hizmet mantığı ön plandadır. faaliyet göstermiyorlar. Kısacası, kooperatiflerin de şubeleşme noktasında farklı alanlara gitmesi gerekirken, birbirlerinin pazarlarına girmesi kooperatif hareketçiliğini büyük ölçüde baltalayacaktır. Ecz. Sabih Tekin ÇAĞLAR (Trabzon Eczacı Odası Başkanı) Samsun, Trabzon, Ordu, Giresun, Erzurum. Bu beş eczacı Ecz. M. Emin BEYAZ odamızın bünyesinde 15 tane il var ve bu 15 ilde kooperatif (Batman Eczacı Odası Başkanı) hizmeti yok. Arkadaşlar; siz iki-üç oda birleşip, 100 kişi, 200 kişi birleşip, kooperatif şubesi açıp, Farmalojistik’ten 17 senelik eczacıyım, 15 senemi kooperatifçiliği konuşarak mal alıp bu işi yapamazsınız, olmaz. Bugünkü Türkiye’nin geçirdim. Ama maalesef bölgemizde henüz bir kooperatif piyasa kurallarında, pazar kurallarında böyle bir şeyi yap- inşa etmeyi başaramadık. Suçu değerli yöneticilerimize ya 38 da kooperatif yöneticilerimize atmak değildir gayem. Burada eksik kalan tarafını herhalde biz dolduramıyoruz. Bazen bir işi yaparken çok büyük bir kutsiyet atfediyoruz ya da çok büyük bir olguyla ele alıp, bir büyüklük veriyoruz. Ondan sonra o iş neticelenmezse veya dağılırsa, çok büyük hayal kırıklıkları yaşıyoruz. Kooperatifçilik, sadece ticaret değildir elbette. Kişilerin kendi ticaretlerini sağlama almak ve bununla ilgili bir birliktelik kurmaktır. Çok fazla büyük bir şey addetmeye gerek yoktur ki; hayal kırıklıkları yaşamayalım. Bizim amacımız, Merkez Heyetimizin katkısı olsun manasındaydı. Ama tabii, kooperatiflerimizin parayla satın alınamayacak olan tecrübelerinden faydalanacağız. Bazı yerlerde bir iki tane kooperatif olmasından çekinmemek gerekir. Bu rekabeti kooperatifler kendi arasında yürütsün. Bence bu kooperatifçiliği geliştirecek bir harekettir. Ecz. Tevfik GÖÇER (Konya Eczacı Odası Başkanı) Şu anda kooperatiflere karşı gerçekten müthiş bir çekince var. Biz yine büyük uğraşlar veriyoruz, bölgemizdeki kooperatife üye sayısını, yaklaşık 200 kişiye çıkarttık. Bu rakam daha da artacaktır, inanıyorum. Kooperatif her halükarda, ülkenin her yerinde, her şehrinde olmalı. Olmaması gerçekten düşünülemez, çünkü olmaması eczacılara büyük kayıplar yaşatıyor. Bununla ilgili her türlü tedbirin alınması gerekiyor. Çünkü küçük de olsa, kısıtlı da olsa, bir bölgede kooperatifin isminin geçmesi bile o bölgede, diğer depoları kendine getirecektir diye düşünüyorum. Ecz. Meliha Nalan CAN (Manisa Eczacı Odası Başkanı) Kooperatiften tam hizmet alan bir bölgedeyim ve üyelerimiz açısından bundan çok büyük faydalarımız var. Biz EDAK’tan hizmet alıyoruz. EDAK’la yaptığımız toplantılarda bölgelerimizdeki aidiyetten olan sorunlarımızı giderebilmeyi, üyelerimize kooperatifçiliği daha da yaygınlaştırabilmeyi hedefliyoruz. Bizler de kooperatifçiliğin tüm Türkiye’de yaygınlaşmasını istiyoruz. Ancak, öncelikle üyelerimize yaygın olarak kooperatifçilik anlayışını kazandırmamız gerekiyor. Biz Manisa’da kooperatifle iç içe çalışıyoruz, üyelerimize kooperatifi çok iyi anlatmaya çalışıyoruz. Aidiyet hakikaten çok önemli. Özellikle bunu vurgulamak istedim. Şubelerin açılabilmesi için, var olan bölgelerin iyice güçlenmesi lazım. Bu şubeler için de, Türk Eczacıları Birliği’nin mutlaka bir destek vermesi lazım. Ecz. M. Arif YILMAZ (Muğla Eczacı Odası Başkanı) Öncelikle tüm eczacı meslektaşlarımızın ilkesel olarak kooperatif anlayışını, kooperatifçiliği benimsemiş olması lazım. Çünkü, Türk Eczacıları Birliği’nin finansının belli bir miktarının aktarılması ancak üyelerin onayıyla, dolayısıyla başkanların üyelerini bilgilendirmesiyle gerçekleşir diye düşünüyorum. Tabii ki kooperatiflerin desteklenmesi benim de canı gönülden istediğim bir durum. İleride oluşması muhtemel birtakım yapıların karşısında, güçlü olarak durabilmemiz için, gerekli çalışmaların bugünden yapılması, hatta dünden yapılmış olmasının, planlarının olması gerektiğini düşünüyoruz. Eleştirmeyi bırakmayı öneriyorum. Geçmişle ilgilenirken zaman kaybediyoruz. Bugün hemen herkes, 39 kooperatiflerin yanlış yönetildiğini, risklerin çok olduğunu, pacağımız çalışmaları bu üç grup eczacı profili üzerinden satış koşullarının serbest piyasayla rekabet edemediğini değerlendirmemiz gerekir diye düşünüyorum. Öncelikle söylüyor. Buna başlarsak, günlerce burada konuşuruz ve kooperatifi sadece tamamlayıcı bir depo olarak gören ikin- yöneticiler günlerce bizi dinler. Kooperatiflerin desteklen- ci grup eczacıya yönelmek gerektiğini düşünüyorum. Çün- mesi taraftarıyım. kü bu grup oldukça büyük bir kesim. Dolayısıyla bu kesim üzerine kooperatifçilik ruhunu işlemeliyiz. Üçüncü grup için ise, kooperatiflerin her üyeye eşit hak ve olanakları sağlamak durumunda olduğunu bilmemize rağmen, onların geçişini sağlamak adına geçiş döneminde özel şartlar ortaya koymalıyız. Son olarak da, eczacılarımıza kooperatifçilik ruhunu, aidiyet ruhunu işlerken, bir yandan da her üyenin en az yüzde 10’unun, yüzde 15’inin alımını kooperatiflere kaydırması için Türk Eczacıları Birliği ve Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği önderliğinde bir kampanya başlatabiliriz. Ecz. Osman ÜNSAL (Karaman Eczacı Odası Başkanı) Kooperatif bizim bölgemizde var, ama sıkıntılı. Yine de kooperatifler, faaliyet göstermedikleri bölgelere kesinlikle girmelidir diye düşünüyorum. Eczacıların, bu konuda bilinçlendirilmesi konusunda özellikle çalışılması gerekiyor. Bunun geliştirilmesi gerekiyor, anlatılması gerekiyor. Kooperatifler geleceğimizdir, bunu hepimiz biliyoruz. Kooperatifçiliğin ve bu bilincin geliştirilmesini, Türk Eczacıları Ecz. Abdullah ÖZYİĞİT Birliği’nin ve kooperatiflerin özellikle görev edinmesi gerek- (Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı) tiğini düşünüyorum. Bir bölgede kooperatifin gelmesiyle ilgili çok talep vardır, ama o bölgeye gittiğinizde eczacının tavrı değişebiliyor. Bu, bir işin oluşumunda, elini o taşın altına koymak dediğimiz şeydir. Bir işin oluşumunda ne kadar emeğiniz varsa, o kadar kıymetini biliyorsunuz. Bölge kooperatifi kurulabilir gibi değişik alternatifleri değerlendireceğiz. Herkesin elinin taşın altında olduğu bir yaklaşım ortaya koyacağız. Türk Eczacıları Birliği’nin, kooperatiflerin ve o bölgede faaliyet gösteren eczacının, elini taşın altına koyduğu bir süreci birlikte değerlendirelim arzusundayız. Öte yandan; Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği’nde koopeEcz. Ümran PELENKOĞLU ratiflerin tek çatı altında toplanmasından çok, kooperatifle- (Kastamonu Eczacı Odası Başkanı) rin yerel unsurlar olarak yer alması ağırlıklı görüştür. Ayrıca ekonomiyi birleştirmekle alakalı bir çabamız var. Koopera- Bölgedeki tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim; tiflerin amacı, tüm Türkiye’de kooperatif faaliyeti oluncaya üç tip eczacı profili bulunuyor. Birinci tip, yüzde 85’ini koo- kadar çaba içerisinde olmaktır. Dolayısıyla yapılan işleri belli peratiften alıyor. İkinci grup kooperatifi sadece tamamlayıcı bir plan, program çerçevesinde yapmaya çalışıyoruz. Ama bir depo olarak görüyor, sadece tevzi ilaçlarını, acil ilaçlarını acil ihtiyacı ortadan kaldırmak adına bir talep var, bunu gö- alıyor. Üçüncü grup ise, aslında kooperatifle çalışmak isti- rüyoruz. Bununla ilgili diyorum ki, herkes üzerine düşeni yor ama diğer depoların tavizlerinden sıyrılıp, kooperatife yaparsa, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği, kooperatifler gelme şansı yok, maddi durumu buna olanak vermiyor. Ya- üzerine düşeni yapacaktır. 40 Bundan sonraki dönemde, el birliğiyle eczanelerimizi var nuz, 1990’lı yıllarda kooperatifçilik bir sıkıntı yaşamıştı. O etmekle alakalı kooperatifler çatısı, örgüt çatısı altında fa- zamanda toplantılar yapılmış ve bir çözüm önerisi ortaya aliyet göstermek zorundayız. Eczane dizaynından, ecza- konmuştu. Bugün içinde bulunduğumuz noktaya baktığı- ne yönetimine kadar, eczanenin bilgisayar ağının yapımı, mızda, kooperatifler bir ekonomik sıkıntı, bir daralma, bir kullanımı konusunda, eczacının işletme bilgileri konusunda batış süreci yaşamıyorlar. Bugün burada, “Kooperatifleri eğitim verilmesi gerekiyor. nasıl daha çok büyütebiliriz?”, Nasıl eczacının gündemine sokabiliriz?, Nasıl birlikte Türkiye sathında bir yaygınlık Artı değeri artırmanın yolu, daha fazla yan yana durmak- sağlayabiliriz?” gibi konuları tartışıyoruz. tan geçiyor. Bu işe emek veren insanların da emeğini zayi etmeden, onların değerlerini de koruyarak, diğer bölgeleri- Biz, Türk Eczacıları Birliği olarak, 1 yıl önce kooperatif ol- mizde de bu faaliyeti yayma konusunda üzerimize düşeni gusunu kendi gündemimize aldık. Bunu Tüm Eczacı Ko- yapma konusunda varız diyoruz ve bu işbirliğine herkesi operatifleri Birliği ve tek tek kooperatiflerle paylaştık. So- davet ediyoruz. nunda bir çalıştay yaptık. O çalıştaydan sonra, önümüze bir takvim çıktı. Zaman zaman Doğu ve Güneydoğu oda- Değerli Meslektaşlarım, daha küçük bir çalışma grubuy- larımızın da o takvime desteğiyle, olay farklı bir noktaya la yol yürümeye ihtiyaç var. Bizim yaptığımız planlar yıllık gelmiş olabilir. Ama bizim gündemimizde sadece Doğu, planlardır. Sonuç itibariyle, piyasa koşulları, düne kadar Güneydoğu ve ecza kooperatifinin olmadığı bölgelerde bir kooperatiflerin elde ettiği gelir farklıydı, geçtiğimiz yıl içinde faaliyet göstermek yok. Aynı zamanda “Kooperatifin oldu- elde ettikleri gelir farklı. Piyasanın gidişine göre biraz daha ğu bölgelerde kooperatifi daha üst noktalara nasıl taşırız?” temkinli hareket etmek gerekiyor. Daha önce Türk Ecza- anlayışı da var. Bizim, tek başına bir gündemimiz yok, çoklu cıları Birliği’nin önderliğinde böyle bir toplantı yapmadık. bir gündemimiz var. Biz elbirliğiyle kooperatifleri geliştirmek Belki geç kaldık ama daha fazla geç kalmamız gerekmiyor. ve büyütmek istiyoruz. Bunu yaparken de, kooperatiflerin Ciddiyetle çalışalım ve yapalım diyoruz. öncelikle kendi bölgelerinde bir büyüme sağlamalarını teşvik etmek istiyoruz. Kooperatifleri eczacı odalarıyla buluşturmak istiyoruz. Değerli Arkadaşlarım; biz bütün düşünceleri aldık, bunların hepsini değerlendireceğiz. Ortada bir sorun varsa, bunu çözmek için hepimiz elimizi taşın altına koyacağız, koymak zorundayız. Güç dediğiniz şey, ortaya koyduğunuz birlikteliktir. Onun adı da ortak akıldır. Bunu sağlamamız lazım. Biz Türk Eczacıları Birliği ve Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği olarak, kooperatiflerin büyümesi gerektiği, bunun için de birlikte hareket etmemiz gerektiği konusunda bir karar aldık. Bu amaçla toplantılar yapıyoruz; bundan sonra da Ecz. Erdoğan ÇOLAK yapacağız. Ben bu duygularla toplantı süresince değişik (TEB Merkez Heyeti Başkanı) düşünceleriyle katkı sağlayan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bundan sonraki toplantılarda da bu katkıyı Arkadaşlar; birçok oda başkanımızı ve Tüm Eczacı Koo- bekliyorum. peratifleri Birliği Başkanı’nı dinledik. Temel düşüncemiz şu: Bugün içinde bulunduğumuz noktada kooperatifçilik hareketini nasıl daha üst seviyeye çıkartabiliriz? Biliyorsu- 41 Ahmet Şerif İZGÖREN İş Kalitesi* Bizim ufaklık basket oynuyor, bir doktor imzası istemişler. Sabah derse yetişecek, ODTÜ’nün sağlık merkezine gittik. Sıramızı aldık, saat 8.40, girdik bir odaya. Doktor da can arkadaşımın arkadaşı, beni de tanıyor, iki kişiyle çay, kahve sohbet ediyor. Durumu söyledim bir imza lazım dedim. “Bekleyin geliyorum” dedi. Biz geçtik banka oturduk, öyle bekliyoruz. 10 dakika sonra çıktı, birkaç bekleyen daha var. “Biliyorsunuz mesai 9.00’da başlıyor” dedi. Biz dışarıda kızımla ve diğer hastalarla 9.00’a kadar bekledik. O sırada diğer doktor geldi. Girdik, imza toplam on beş saniye sürdü. Kızım hiçbir şey anlamadı. – Baba bu kadar kısa bir imza için niye bu kadar bekledik, dersi de kaçırdık. Ufaklık şimdilik şaşırıyor, şaşırmayı bıraktığı gün sistem onu da yemiş olacak zaten. Bu bahsettiğim olaydaki doktor pırıl pırıl, sağlam karakterli bir adam, çok da iyi bir doktor. Ama sistem kazanmış durumda. Benim “bu ülke için ne yaparım?” diye düşünen, okulu bitirirken heyecanlı, canavar arkadaşlarımın hepsi şimdi mesaide borsa, iddia sonuçları takip ediyorlar. Memurlar iş yavaşlatacakmış, daha neyi yavaşlatacaksınız? Kendini acayip ciddiye alıp işini ciddiye almayan insanlar topluluğu olduk. Keşke ciddiye aldığımız şey kendimiz değil, işimiz olsa. Dikkat edin, gram yetkisi olan adamda bir surat, bir hava. İşin kalitesi “o”. İnsanlar işini, acil durum maskelerinin nasıl takıldığını anlatan hostes suratıyla yapıyorlar. Annem ve rahmetli babam tüm düzenli ödemelerini bankaya verirlerdi. Bir gün Karşıyaka’dayım. Baktım hazırlanıyorlar. “Nereye kumkumalar?” dedim. “Telekom’un parasını yatıracağız” dediler. “Banka telefon faturasını da ödüyor” diyecektim ki babam sert bir sesle: “Telekomu bankaya ödetmem ben” dedi. Öyle bir prensipli söyledi ki ben de nedenini sorgulayamadım. Telekom da o zamanlar devlet kuruluşu, henüz satılmamış. Aradan yıllar geçti, babayı kaybettik. Bir gün baktım, annem yine kahvaltı sonrası hazırlanıyor. – Nereye kumkuma? – Telekom faturası yatırmaya. – Anne, niye vermiyorsunuz bankaya, sırf bu fatura için yıllarca kuyruğa girdiniz. – Oğlum Bostanlı Telekom’da iki ödeme gişesi var, biz hep aynı gişeye gideriz, orada bıyıklı, güler yüzlü bir memur çocuk var. Ne zaman gitsek bizi güler yüzle karşılar, hâlimizi hatırımızı sorar. Paranın üstünü verirken de bize, “Allah bereket versin amca, teyze” der. Yıllarca biz babanla, o “Allah bereket versin” sözünü duymak için ve o evladımızı görmek için kuyrukta sıra bekledik. Anladınız mı? İşini adam gibi yapmak, evine helal lokma götürmek ne demek? Bizde herkes işini ne kadar iyi yaptığını anlatır durur. Kendi başarılı değilse bu sefer evladı süper bir şeydir, onun başarılarını dinlersin: “Evladım diye demiyorum ama...” Bak, işini iyi yapıyorsan hiç anlatma. Zaten herkes işini ne kadar iyi yaptığını görür. Kuşlar, kapılar, çocuklar, herkes işini ne denli iyi yaptığını fark eder. * Bu yazı, yazarın Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı (Elma Yayınevi, 2010) adlı kitabından alınmıştır. 42 Hastamıza Anlatırken Ecz. Nevin TAŞLIÇAY Vitamin Alıyorum Ama... Vücudumuz nasıl sinyal verir? • İdrar, B vitaminleri için doğru bir gösterge olabilir. B vitaminleri suda çözündüğünden her gün vücuttan atılır, idrar renginin açılması B vitaminine ihtiyacınızın göstergesi olabilir. (Bir takım ilaçlar ve gıdalar idrar rengini değiştirebilir bunu göz önünde bulundurmak gerekir) • Bacaktaki kramplarda magnezyum, kulak uğultusunda, baş dönmesinde manganez ve potasyum, göz problemlerinde A vitamini, bitkinlikte çinko, saç dökülmesinde biotin, ağız yaralarında B12, B6, gerginlikte B6, B12 vitaminlerine ihtiyaç olduğunu akla getirmek doğru olacaktır. Doğru gıdayı tüketiyor olmak, her zaman doğru beslendiğimiz, o besinden maksimum düzeyde fayda sağladığımız anlamına gelmez. Çünkü, besinlerin yeterli miktarda alınıyor olması kadar, gıdalardan yeterli miktarda faydalanıyor olmak da önemlidir. Peki ya vitaminler? Gelin besin ve vitaminlerle ilgili doğru bildiğimiz yanlışlara yakından bakalım… Vitamin veya mineral ihtiyacı neye göre ve nasıl belirlenir? Dengeli bir diyet birçok kitapta bulunur, bilinir ama ne kadar uygulanır? Toprağın fakirleşmesi, besinlerin saklanma koşulları, gıdaların işlenme şekilleri ve pişirme yöntemleri, aldığımız besinlerden yeterince fayda göremememize neden olur. Ne kadar faydalı gıda tüketirsek, aldığımız besin destekleri o kadar etkili olur. Maalesef dengeli olduğu söylenen hiçbir diyet bugünün besinsel ihtiyaçlarını karşılayacak noktada değildir. Herkesin ayrı bir metabolizmasının olması, ihtiyaçlarının da aynı olmadığının göstergesidir. Günlük almamız gereken besinler bireysel olarak belirlenmelidir. Yaş ve günlük fiziksel aktivite yoğunluğuna göre ihtiyaçlar farklı olabilir. Özellikle yaş ilerledikçe metabolizma hızı yavaşlar, enerji ihtiyacı azalır. Eğer bir vitamin desteğine ihtiyaç olduğu düşünülüyorsa, doktora veya eczacıya danışmak en doğru yöntemdir. Unutulmaması gereken bir nokta, vitamine ihtiyaç duyan vücudumuzun buna paralel bazı sinyaller verdiğidir. Tedavi giderlerinin yüksekliği göz önüne alındığında, kendimizi fark etmek ya da diğer bir deyişle vücudumuzun sinyallerini algılamak daha az masraflı olacaktır. • Bazen bazı gıdaları daha fazla tercih eder hale gelmemiz, vücudun bir yönlendirmesidir. Meyvede tercihimiz sürekli muz oluyorsa olası bir potasyum ihtiyacından söz edilebilir. Normalin üstünde bir peynir veya süt tüketimi varsa kalsiyum eksikliği düşünülebilir, kolaya duyulan arzu şeker açlığı olabilir. • Turşu talebi fazlaysa vücudumuzun tuz sinyali verdiğini düşünebiliriz. Aslında tuza ihtiyaç duyulduğunda peşinde olduğumuz sodyumdur. • Çikolata merakında, şeker kadar kafein ihtiyacı sorgulanmalıdır. Buza karşı ciddi bir arzu varsa, demir yetersizliği söz konusu olabilir. • Aldığımız besinlerden maksimum faydanın sağlanması da doğru besini almak kadar önemlidir. Taze sebzedeki B ve C vitamininden faydalanacaksak, bu vitaminleri barındıran besinleri yıkadıktan sonra suda bekletmemeliyiz. • Salata ne zaman yenilecekse o zaman yapılmalıdır. Sebze dokuları ezildiğinde A ve C vitamini eksilir, bu nedenle keskin bıçak kullanmak gerekir. Marulun en dış yaprakları içtekilere oranla daha kalındır. Daha çok kalsiyum, demir ve A vitamini içerir. Dondurulmuş gıdalar, konservelere tercih edilmelidir. Cam kaptaki süt, ışığa maruz kalırsa A ve D vitamini kaybına uğrar. Sonuç olarak doğru gıdaları yiyor olmak, mutlaka içerdikleri vitaminleri aldığımız anlamına gelmez. Eğer bir destek alınacaksa, ihtiyacı doğru belirlemek için konunun uzmanı doktor veya eczacınıza mutlaka danışın. 43 Kooperatiflerimiz A. Yeşim ERDEMİR Sanatçı EDAK’lılar ile İş Kalitesi* “IŞIK’ı” Anmak! 100’ü aşkın kişi sahnede... Kimi horon tepiyor, şarkı söylüyor, dans ediyor, oynuyor, kimi tiyatro sahnesinde “Işık” oluyor, “Neş’e” oluyor, “Emine” oluyor, “Ahmet” oluyor... Kimi Işık’ın en sevdiği şiiri “Tren”deki, “Kaçmak isterim trenlerden, götürdüğü yerler hep gurbet, hiç istemedim ama el salla, öcülere teslim eder tren sonra...”mısralarına hayat veriyor...Bazen efeler diyarı Ege’nin yiğit erkekleri, bazen Karadeniz’in hoyrat dalgaları gibi hareketli ama bir o kadar da naif neşeli kadınları oluyor, hayata ritm tuttuğumuz tempoyla bizi sarıyor, koca salonu sarıyor, yerinden kaldırıp alkışlatıyor. Ellerde “EDAK” bayrakları, herkes sahnede ve herkesin gözleri sevinçli bir yaş ile dolu... İşte diyoruz, işte bu “Biz”iz! İlk defa 2008 yılında kurucularımızdan Işık Boyacıgiller’i anma etkinliğimizde sahnede yer alan ekibimiz, 2008 yılından bu yana 30’a yakın gösteri ile değişik illerde “Biz” coşkusunu yaşattı. Eczacılık gibi zorlu bir mesleği yerine getirirken, bir parça sanat solumak, ruhen ve bedenen arınmayı ve hayat mücadelesine kaldığımız yerden devam etme gücünü de beraberinde getiriyor. Bizce, bu heyecanın doruk noktası Kooperatifçilik... Kooperatifçilik, birlikte üretip birlikte paylaşmak, “Ben” den sıyrılıp “Biz” olabilmek, yaşama karşı dik durmak için hayatın her alanını kapsayan bir yaşam tarzı. Bu yaşam tarzında, kooperatif ortağı eczacılar, eczane çalışanları, kooperatif çalışanları ve yöneticilerinden oluşan ekibimiz, EDAK Kültür Kulübü etkinlikleri kapsamında eczacılık mesleğinin odağındaki sıkıntılardan bir an olsun uzaklaşıp, farklı sanatsal aktivitelere imza atıyorlar... En son, 11 Şubat 2011 tarihinde gerçekleşen kurucularımızdan Işık Boyacıgilller’i anma etkinliğinde bu kez 44 “Uzun İnce Bir yol” müzikli drama oyunu ile karşımıza çıkan ekip, aynı ritmi, aynı coşkuyu ve “Biz”i, 1979’dan günümüze uzanan kooperatifçiliğin uzun ince yol öyküsü eşliğinde sergiledi. Işık Boyacıgiller’in 1979’da söylediği gibi; “Her türlü art niyeti yapısı içine sokmayan, salt eczacıların ekonomik ve mesleksel çıkarlarına hizmet edecek, eczacının birlik ve beraberlik tanımına uygun dayanışmasının kanıtı olacak kooperatif sizlerin başarısı olacaktır. Ve başarısı orta- ya çıktıkça kimse artık eczacının sahipsiz olduğunu söyleyemeyecektir. Eczacının sahibi ancak ve ancak kendisi ve katılacağı mesleksel örgütü, odası; ekonomik örgütü, kooperatifi olacaktır.” O nedenle, EDAK Kültür Kulübü etkinlikleri ile söylediğimiz türkülere, danslara eşlik etmeye çağrımız hep, “Bu davet bizim!*...” oldu! Ve bu “Biz”in altını da birbirimize duyduğumuz güven ve değerlerimizle, insanla yani sizler ile doldurduk... Haydi, Birlikte geleceğe... *Nazım Hikmet Ran “Davet” şiiri Fotoğraflar ile sanatçı EDAK’lılar... 45 Karikatürlerde Eczacılık Dr. Ecz. Halil TEKİNER Karikatürün “Gör” Dediği... Geçenlerde okudum; bir çocuk günde ortalama 400 kez gülerken yetişkinlerde bu sayı 15’miş. Aradaki 385’in nereye gittiğini anlamak güç. Peki, ne oluyor bize de her geçen yıl yüzleri daha asık ve kaşları daha çatık yetişkinler oluyoruz? Yoksa şu son yıllarda yaşadığımız sıkıntılar mı bizi mizah duygusundan yoksun bırakıyor? Televizyon komedilerinin, stand-up gösterilerinin dışında da fıkradan hicve, ortaoyunundan müzikli güldürüye kadar ne çok türü var oysa mizahın. Ve tabii ki karikatür. (Vitrinde Eczahane yazısı) Birleşmiş eczacılar arasında: - Bu mahallede tentürdiyot satışı da olmasa, yok mu ya, açlıktan ölmek bir şey değil. (1928) Karikatür: Cemil Cem. Djem Mizah Dergisi, 10 Mayıs 1928 (H. Tekiner Koleksiyonu) Hayata mizahla bakmak… Felsefe kitaplarında yazar mı bilmem ama yarın ne olacağını kestiremediğimiz bir dünyada yapacağımız en aklı başında işin bu olduğunu düşünmüşümdür hep. Üstelik Nasrettin Hoca’sı, Karagöz’ü, Komik-i Şehir Naşid’i, Neyzen Tevfik’i, Aziz Nesin’iyle koskoca bir mizah kültürünün mirasçısı olan bir ülkede pek de zor olmasa gerek hayata mizahla bakmak, mizahla yaşamak. 46 Karikatür sanatına duyduğum merak eskilere, çocukluk yıllarımda okuduğum bir kitabın (Hababam Sınıfı) sayfa aralarını süsleyen Turhan Selçuk karikatürlerine hayran hayran baktığım günlere uzanıyor. O yıllarda Selçuk’un Abdülcanbaz karikatürlerinden başka sakız paketlerinden çıkan sivri burunlu Tipitip karikatürlerini de bir defterde toplamayı huy edinmiştim. (Kaybolan çocukluk anılarım arasında bir yerlerde saklı kalan bu deftere ne olduğunu hala bilmiyorum.) Bu çocuksu merakımı alıp başlı başına bir ilgi alanı haline getirense bir başka karikatürcü, kendisiyle hiç tanışmadığım halde adını söylerken hep “Semih Bey” deme ihtiyacı hissettiğim Semih Balcıoğlu oldu. Ardından eskiler; meşhur Cem, Ramiz, Amcabey karakterinin yaratıcısı Cemal Nadir ve diğerleri. 2009 yılında Almanya Philipps Üniversitesi’nde verdiğim “Türk Sanatında Eczacılık” konulu konferansım için hazırlık yaparken karikatür merakımla mesleğimi buluşturan, ülkemizde bakir kalmış bir alanı keşfettim: Karikatürlerde eczacılık. O tarihten beri de gittiğim her ülkede ilk iş karikatür müzelerini bulur, karikatür sergilerini gezer, arşivleri inceler, eczacılıkla ilgili bulabildiğim tüm karikatürleri titizlikle toplarım. Basel ve Frankfurt’takiler gibi olmasa da bizde de İstanbul ve Eskişehir’deki Karikatür Müzelerinin varlığı beni mutlu ediyor. Bir yenisini de ünlü karikatürcümüz Mahmut Karatoprak’la birlikte Kayseri’de açmak niyetindeyiz. Ya nasip!.. Karagöz, Kalem ya da Akbaba gibi bundan 70-80 yıl öncesinin karikatür ve mizah dergilerinin bugün bile büyük keyifle okunacağından eminim. Çünkü karikatür, genellikle konusunu doğrudan yaşamın içinden; gerçek kişilerden, olaylardan, eylemlerden alan bir sanat. Bir yönüyle güncel, diğer yönüyle de ebedi. İşte son seksen yılın her daim güncel karikatürlerinin ortak konularından birisi: Eczanede işler kesat! Tıpkı bugünkü gibi. Karikatür aynasındaki suretimize bakmak… Karikatürün o uyarıcı, eleştirel gücünü fark etmek… Eczacı hasta! (2003) Karikatür: Murat Yılmaz (İstanbul Karikatür ve Mizah Müzesi) İşte, karikatürün “gör” dediği… Karikatür bizde Tanzimat sonrasında gelişen, nispeten yeni bir sanat. Ülkemizde basılı ilk karikatür 1870 yılında Teodor Kasap’ın yayınladığı Diyojen isimli mizah dergisinde imzasız olarak yer alıyor.(1) Nedeninin şark müzehhip ya da hattatlarına has alçakgönüllülük değil siyasi baskılardan kaçınmak olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı? Karikatürün tanıtılmasında elbette başkalarının; Opçanadassis, Nişan Berberyan, Ali Fuad Bey (ilk Türk karikatürcü), Rıza ve Benetsanos gibi isimlerin de rolü oldu.(1,2) İlerleyen dönemlerde bazı engellemelere rağmen kısa sürede halk tarafından benimsendi. Cumhuriyet devriyle birlikte yeni bir ivme kazandı, genç kuşak karikatürcülerimizin elinde kimliğini buldu. Hapı Yuttuk - Kapalıyız! (2009) Karikatür: Haslet Soyöz (2009) Milliyet Gazetesi, 5 Aralık 2009 (H. Tekiner Koleksiyonu) Kaynaklar Farelerin yuva yaptığı, duvarları çatlamış, “devren satılık” bir eczane (1978) Karikatür: Turgay. Çağdaş Eczacılık Dergisi 2-7 (H. Tekiner Koleksiyonu) (1) Koloğlu, Orhan. Türkiye Karikatür Tarihi. İstanbul: Bileşim Yayınevi, 2005. (2) Balcıoğlu, Semih. Türk Karikatürü. 2. Baskı. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1987. 47 Bizden Haberler E-RAPOR UYGULAMASI, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI TARAFINDAN 01.11.2011 TARİHİ İTBARİYLE DEVREYE ALINDI. 01.11.2010 tarihi itibariyle Medula sistemini kullanan tüm sağlık hizmeti sunucuları a-rapor uygulamasını kullanmaya başladı. Medula sistemini kullanmayan sağlık hizmeti sunucularınca (1. basamak sağlık kuruluşları, TSK, 2. ve 3. basamak sağlık kurumları) düzenlenen ilaç raporları eskiden olduğu gibi yine eczaneler tarafından sisteme kaydedilmeye devam etmektedir. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU TARAFINDAN SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ HAKKINDA DUYURU YAYIMLANDI. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 04.11.2010 tarihinde Sağlık Uygulama Tebliği Hakkında Duyuru (5) başlıklı bir duyuru yayımlanarak Sağlık Uygulama Tebliğinin bazı maddelerinin uygulamasına açıklık getirildi. 07.11.2010 DAN İTİBAREN, SONRADAN KAREKODLANAN ÜRÜNLERE AİT G2D ETİKETLER, REÇETE EKİNDE SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA FATURA EDİLMEYE BAŞLANDI. Sosyal Güvenlik Kurumu Medula Eczane Provizyon Sistemi’nde 06.11.2010 tarihinde yayımlanan duyurusunda, SGK Başkanlığı’nın 05.11.2010 tarih 2010/123 sayılı Genelgesi uyarınca, 07.11.2010 Pazar gününden itibaren, sonradan karekodlanmış olan G2D etiketli ürünlerin, reçete karşılığında verildiği durumlarda, ürünün dış ambalajında bulunan fiyat kupürü, barkod ve geçici karekod (G2D) etiketinin de reçeteye eklenerek Kuruma fatura edilmesi gerektiği bildirildi. Ecz. Esin ÖNGÜN SOSYAL GÜVENLİK KURUMU TARAFINDAN SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ HAKKINDA DUYURU YAYIMLANDI. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 09.11.2010 tarihinde Sağlık Uygulama Tebliği Hakkında Duyuru (6) başlıklı bir duyuru yayımlanarak Sağlık Uygulama Tebliğinin bazı maddelerinin uygulamasına açıklık getirildi. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU TARAFINDAN E-RAPOR UYGULAMASI HAKKINDA DUYURULAR YAYIMLANDI. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 12.11.2010, 03.12.2010, 07.12.2010, 29.12.2010, 06.01.2011 ve 12.01.2011 tarihlerinde www. sgk.gov.tr adresinde e-rapor uygulaması hakkında duyurular yayımlandı. Duyurular ile e-rapor uygulamaları hakkında Birliğimiz tarafından Kuruma aktarılan sorun ve sıkıntılara açıklık getirildi. YARDIMLAŞMA SANDIĞI KREDİ ORANLARI YENİDEN DÜZENLENDİ. FAİZ Türk Eczacıları Birliği Yardımlaşma Sandığı’ndan üyelerine T.İş Bankası aracılığıyla kullandırılan kredilerde, mevcut kredi kullandırım faiz oranı aylık %0,85 (yıllık %5,95) iken piyasa faiz oranlarındaki düşüş dikkate alınarak, bu oran aylık %0,80 (yıllık 5,60) olarak yeniden belirlendi. SGK SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ YAYIMLANDI. 25.11.2010 tarih 27766 Sayılı Resmi Gazete’de Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ yayımlandı. 48 SAĞLIK BAKANLIĞI İLAÇ VE ECZACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN 2010/78 SAYILI TNF BLOKERLERİ KONULU GENELGE YAYIMLANDI. Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 2010/78 sayılı Genelge ile; TNF alfa bloker ilaçlar ile ilgili olarak yürürlükte olan 23.11.2009 tarih ve 2009/73 sayılı Genelgenin ek 1 bölümünde yer alan “TNF-Bloker İlaçlar Hasta Onaylama Formu”nun revize edildiği, bundan sonra yapılacak işlemlerde 2009/73 sayılı Genelge kuralları doğrultusunda “İlaç Güvenlik İzlem Formu”nun kullanılmaya devam edeceği ve revize edilen “TNF Bloker İlaçlar İçin Hasta Onay Formu”nun kullanılacağı bildirildi. 11.12.2010 TARİH 27782 SAYILI RESMİ GAZETEDE SGK SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ YAYIMLANDI. 11.12.2010 tarih ve 27782 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile, SUT’un, 6.4.1 Uygulanacak İndirim Oranları başlıklı maddesi yeniden düzenlendi. TEKB 2.BAŞKANI SAYIN ECZ.VECİHİ ÖZERDEMLİ AVRUPA ECZACI KOOPERATİFLERİ TOPLULUĞU (SECOF) YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI GÖREVİNE SEÇİLDİ. Kİ GİBİ HEKİM TARAFINDAN TAMAMLANMASI GEREKEN BÖLÜMLERİ EKSİK OLAN E-RAPORLARA DAYANILARAK KARŞILANMIŞ REÇETELERDE, BU EKSİKLİKLER NEDENİYLE İADE VE/VEYA KESİNTİ YAPILMAYACAĞI HAKKINDA İL MÜDÜRLÜKLERİNE YAZI GÖNDERİLDİ. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından 29.12.2010 tarihinde İl Müdürlüklerine gönderilen yazıda, Başkanlıklarınca SUT Hakkında yayınlanan duyurularda, hasta ve eczane mağduriyetine yol açılmaması için “01.11.2010 tarihinden 5.12.2010 (5.12.2010 dahil) tarihine kadar anlaşmalı eczanelerce reçetesi karşılanan ve laboratuar tetkiki gibi hekim tarafından tamamlanması gereken bölümleri eksik olan elektronik raporlara dayanılarak karşılanmış reçeteler için bu eksiklikler nedeniyle kesinti yapılmayacağı, 06.12.2010 tarihinden itibaren elektronik raporlarda yer alması gereken bilgileri eksik olan (örneğin LDL, KMY, ALT, Hbs değerleri gibi) reçetelerin kesinlikle karşılanmayarak, hastaların gerekli düzenleme yapılmak üzere ilgili hekime yönlendirileceği bildirildi. BİRLİĞİMİZ TARAFINDAN AÇILAN DAVA SONUCUNDA, YURT DIŞINDAN MEZUN KİŞİLERE DENKLİK VERİLMESİNE İLİŞKİN YÖK TARAFINDAN YAPTIRILAN 07.03.2009 TARİHLİ SINAV İPTAL EDİLDİ. Eczacı kooperatifçiliği konusunda engin bilgi ve deneyimlerinden bugüne kadar faydalandığımız geçmiş dönemde EDAK Ecza Kooperatifi Başkanlığı görevini yerine getiren ve halihazırda TEKB Yönetim Kurulu 2.Başkanlığı görevini sürdürmekte olan Sayın Özerdemli Avrupa Eczacı Kooperatifleri Topluluğu (SECOF) yeni dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi. Birliğimiz tarafından, Yurt dışındaki eczacılık fakültelerinden mezun olan kişilere denklik verilebilmesi ve bu kişilerin Türkiye’de eczacılık yapabilmeleri için, 08.09.2008 tarihinde Yüksek Öğretim Kurulu tarafından yaptırılan sınavın iptali için açılan dava sonucunda, T.C. Ankara 11.İdare Mahkemesi tarafından dava konusu sınavın hukuka ve mevzuata uygun bulunmaması gerekçesiyle iptaline 20.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiş ve bu karar Birliğimiz tarafından duyurulmuştu. SGK BAŞKANLIĞI TARAFINDAN 06.12.2010 TARİHİNDEN ÖNCE LABORATUAR TETKİ- Hacettepe Üniversitesinde 07.03.2009 tarihinde gerçekleştirilen denklik sınavının da yürütmesinin durdurularak, tüm hüküm ve sonuçlarıyla iptal edilmesi istemiyle, Birliğimiz tarafından İdari Yar- 49 gıya başvurularak Ankara 6. İdare Mahkemesi’nin 2009/5075 Esas sayılı dosyasında yürütülen dava açılmıştı. T.C.DANIŞTAY ONUNCU DAİRE, 2010/137 SAYILI GENELGE ICIN YÜRÜTMEYI DURDURMA KARARI VERDİ. Yapılan yargılama sonucunda, T.C.Ankara 6.İdare Mahkemesi davamızı haklı bularak, Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliği hükümleri uyarınca dava konusu sınavın iki aşamalı olarak ve bu aşamalar arasında da iki aylık bir süre bırakılmak suretiyle yapılması ve sınavda başarılı olabilmek için asgari 50 puan alınması gerektiği halde 2009 Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliği uyarınca Seviye Tespit Sınavı Kılavuzu hükümlerine ve Yönetmelik hükümlerine aykırı şekilde ilgililerin sınavın 1.aşamasından muaf tutularak 2.aşama sınava alınması suretiyle gerçekleştirilen dava konusu sınavın hukuka ve mevzuata uygun bulunmaması gerekçesiyle iptaline 09.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verdi. İlaç Takip Sistemi Uygulaması kapsamında, G2D etiket ile karekodlu hale getirilen ilaçlar ile ilgili uygulamada yaşanan sıkıntıların giderilmesi için, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından, 2010/63 sayılı Genelge ile, G2D ile karekodlu hale getirilen ilaçlar için sanal son kullanım tarihi olarak belirlenen 31/12/2010 tarihi 31/12/2020 olarak değiştirilmiş; ancak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan 30.12.2010 tarih 2010/137 sayılı Genelge ile, bu ilaçların 01.01.2011 tarihi itibariyle Kurum sağlık yardımlarından faydalanan kişilere verilerek Kuruma fatura edilmesine izin verilmeyeceği bildirilmişti SOSYAL GÜVENLİK KURUMU TARAFINDAN ŞEKER ÖLÇÜM ÇUBUKLARI İLE İLGİLİ 2011/5 SAYILI GENELGE YAYIMLANDI. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 12.01.2011 tarihinde, 10.01.2011 tarih 2011/5 sayılı Genelge yayımlandı. Genelge ile; kurum aleyhine kan şekeri ölçüm çubukları ile ilgili açılan dava neticesinde; Danıştay Onuncu Dairesi’nin 05.11.2010 tarihli ve E.2010/10024 sayılı kararı ile “...25.03.2010 tarihli ve 27532 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’ne ekli EK-5/A Fiyatlandırılmış Tıbbi Sarf Malzemeleri Listesi’nin 437 nci sırasında yer alan her bir kan şekeri ölçüm çubuğu için 0,55 TL ödeme yapılacağına ilişkin sınırlamanın yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, Kurum kapsamındaki kişilerin kullanmakta oldukları kan şekeri ölçüm çubuklarının bedellerinin ödenebilmesi için; söz konusu mahkeme kararına istinaden 07.01.2011 tarihinden itibaren 2010 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’nin “7.2.2. Ayaktan tedavilerde reçete karşılığı hasta tarafından temin edilen tıbbi malzeme bedellerinin ödenmesi” maddesinde yer alan hükümler doğrultusunda işlem yapılmasının uygun görüldüğü bildirildi. 50 Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, Sağlık Bakanlığı’nın yapmış olduğu düzenlemeye aykırı olan ve meslektaşlarımızı ve hastalarımızı mağdur eden bu uygulaması hakkında Türk Eczacıları Birliği hukukçuları tarafından derhal yargı yoluna başvurulmuşdu. T.C. Danıştay Onuncu Dairesi, 11.01.2011 tarihinde, SGK Başkanlığının 2010/137 sayılı Genelgesinin yürütmesini durdurarak, bu kararın davalı idareye memur eliyle tebliğ edilmesine karar verdi. BELEDİYELERİN ECZANELERDEN TIBBİ ATIK BERTARAF ÜCRETİ TALEP EDEMEYECEĞİ HAKKINDA İL MAHALLİ ÇEVRE KURULU KARARI. T.C. Diyarbakır Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü İl Mahalli Çevre Kurulu, 28.12.2010 tarihinde almış olduğu 40 sayılı kararda, T.C. Danıştay 6. Daire Başkanlığı’nın 2008/879 E. ve 2010/1727 numaralı kararına atıfta bulunularak, bu karar gereğince eczanelerden hiçbir şekilde tıbbi atık bertaraf ücreti alınamayacağı karara bağlanmış oldu. Eczacılık Akademisi Prof. Dr. A. Yekta ÖZER Hacettepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi Radyofarmasi AD Başkanı “Tıbbi Cihazlar ve Medikal Ürünler” Meslek İçi Eğitim Programı Yapıldı 25 Aralık 2010 tarihinde Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Akademisi bünyesinde “Tıbbi Cihazlar ve Medikal Ürünler” ile ilgili bir meslek içi eğitim programı düzenlendi. TEB Merkez Binasında beş hafta boyunca cumartesi günleri devam eden eğitim programına, başta Ankara olmak üzere Afyonkarahisar, Bursa, Çankırı, Eskişehir, Giresun, Kastamonu, Kayseri ve Samsun gibi çeşitli illerden 45 eczacımız katılmıştır. • Doç. Dr. Ecz. Alb. Ayhan Savaşer Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Eczacılık Bilimleri Merkezi Öğretim Üyesi • Uzm. Dr. Bilgehan Karadayı Sağlık Bakanlığı- İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü Tıbbi Cihaz Bilgi ve Değerlendirme Şube Müdürlüğü Daire Başkanı Eğitmenler Eğitimde işlenen başlıca konular: • Prof. Dr. A.Yekta Özer (Eğitim Direktörü) Hacettepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi Radyofarmasi Anabilim Dalı Başkanı • Prof.Dr Dz.Ecz.Kd.Alb. Yalçın Özkan Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Eczacılık Bilimleri Merkezi Öğretim Üyesi • Doç. Dr. Suna Erdoğan Hacettepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi Radyofarmasi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi - Eczane ve hastanelerde bulunan tıbbi cihazların tanımı, sınıflandırılması ve EC direktifi, - Eczane ve hastanelerde bulunan tıbbi cihazlar, medikal ürünler, sağlık aksesuarları, - Eczane ve hastanelerde bulunan radyoaktif olan ve olmayan tıbbi cihazlar, 51 yer alır olmuştur. Bunlara ek olarak eczacı; tıbbi cihaz ve malzemelerin kullanımı, hastaya uygulanması ve sürdürülmesiyle ilgili konularda da esas başvurulan sağlıkçı haline gelmiştir. Tanım Tıbbi Cihaz (Medical Device): İnsanlarda, hastaların teşhis ve/veya tedavisinde kendisi doğrudan etki göstermeyen; ancak hastaların teşhis ve/veya tedavisinde ya da sakatlıkların giderilmesine, teşhisine, tedavisine ya da iyileştirilmesine yardımcı olan cihaz, aparey ve sistemlerdir. - Tıbbi cihazların ve medikal ürünlerin üretimi, - Tıbbi cihazların ve medikal ürünlerin kalite kontrolü, - Tıbbi cihazların sterilizasyonu: Gama radyasyonuyla sterilizasyon, - CE işareti ve yönetmelikler, Avrupa Birliği-FDA ve Türkiye’de yasal mevzuat olup eğitimin son haftasında ödev sunumları, değerlendirme ve tartışma yapıldı. Tarihçe Tıbbi cihazlar ve sağlık aksesuarları: Sağlıkla ilgili problemlerde hastanın hayatını kolaylaştıran ve konfor sağlayan, kendileri hastalıkların teşhis ve/veya tedavisinde ya da sakatlıkların giderilmesinde direkt etki göstermeyen; ancak teşhis ve/veya tedaviye yardımcı olan cihaz, aparey ve sistemlerdir. Tüm dünyada eczacılar, önceleri sadece reçetesini karşılaştıkları hastalarına yardımcı olmak amacıyla bunları sağlayıp bilgi için hastaları genelde başka yerlere yönlendirirken, sonraları tıbbi cihazlar giderek eczacıların en çok sattığı ve hakkında bilgi verdiği kalemlere dönüşmüş ve bu kalemlerin eczanelerde kapladığı alan her geçen gün artış göstermiştir. Eğitiminde aldığı bilgiler ve eczacının halkın ilk başvurduğu sağlık kuruluşu olması nedeniyle pek çok tıbbi cihazın hazırlanması ve kalite kontrolü eczacıları diğer sağlık profesyonelleri içinde en çok ilgilendiren ve sorumluluğu olan bir meslek haline getirmiş; tıbbi cihazlar, özellikle de hastane ve eczane eczacılarının günlük işleri arasında 52 Avrupa Birliği’nde 93/42/EEC Direktifi’nin ülkemizde yeni yaklaşım yönetmelikleri çerçevesinde adapte edilerek 09.01.2007’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Tıbbi Cihaz Yönetmeliği, tıbbi cihazın tanımını şu şekilde yapmaktadır: İnsanda kullanıldıklarında asli fonksiyonunu farmakolojik, immünolojik veya metabolik etkiler ile sağlamayan, fakat fonksiyonunu yerine getirirken bu etkiler tarafından desteklenebilen ve insan üzerinde: 1) Hastalığın tanısı, önlenmesi, izlenmesi, tedavisi veya hafifletilmesi, 2) Yaralanma veya sakatlığın tanısı, izlenmesi, tedavisi, hafifletilmesi veya mağduriyetin giderilmesi, 3) Anatomik veya fizyolojik bir işlevin araştırılması, değiştirilmesi veya yerine başka bir şey konulması, 4) Doğum kontrolü veya sadece ilaç uygulamak amacıyla imal edilmiş, tek başına veya birlikte kullanılabilen, amaçlanan işlevini yerine getirebilmesi için gerekiyorsa bilgisayar yazılımı ile de kullanılan ve cansız hayvanların dokularından da elde edilen ürünler dahil olmak üzere, her türlü araç, alet, cihaz, aksesuar veya diğer malzemelerdir. Aksesuar: Kendi başına cihaz sayılmayan; ancak cihazın kullanım amacına uygun bir şekilde kullanılmasını temin etmek için cihaz ile beraber kullanılmak üzere üretilmiş parça veya parçalardır. Tıbbi cihazlar, ısmarlama üretilen cihazlardan (belirli tek bir hastada kullanılmak üzere uzman hekim tarafından reçeteye hazırlanan veya sipariş edilen cihazlar - ortez/ protez) farklıdırlar. Zira, toplu halde üretilirler; tek bir hastaya hitap etmezler. Tıbbi cihazlar sadece dıştan kullanılmazlar; vücuda yerleştirilebilir olanları da vardır ve konuyla ilgili mevzuat, Avrupa Birliği’nde 90/385/EEC Direktifi olup ülkemizde 09.01.2007’de Resmi Gazete’de yayınlanarak “Vücuda Yerleştirilebilir Aktif Tıbbi Cihazlar Yönetmeliği”yle adapte edilerek yasal düzenlemeler içinde yerini almıştır. Ayrıca, konuyla ilgili diğer bir yönetmelik de Vücut Dışında Kullanılan (In Vitro) Tıbbi Tanı Cihazları Yönetmeliği (98/79/EC-In Vitro Diagnastic Medical Devices-Avrupa Birliği ve 09.01.2007 Resmi Gazete-Türkiye)’dir. Bu yönetmeliğe göre, imalatçı tarafından esas olarak; Fizyolojik veya patolojik durum veya konjenital anomalilerle ilgili bilgi edinmek ya da muhtemel alıcılar için uygunluk ve güvenliği belirlemek veya tedaviyi izlemek amacıyla tek başına veya birlikte kullanılmasına bakılmaksızın, kan ve doku bağışları da dahil olmak üzere insan vücudundan alınan numunelerin in vitro incelenmesi için tasarlanan reaktif, reaktif ürünü kalibratör, kontrol materyali, kit, araç, gereç, ekipman veya sistem olan bütün tıbbi cihazları ve vakumlu özelliğe sahip olsun veya olmasın, imalatçıları tarafından özellikle, in vitro tıbbi tanı incelenmesi için insan vücudundan alınan örneklerin konulması ve muhafaza edilmesi amacıyla kullanılan numune kapları In Vitro Tıbbi Tanı Cihazı kapsamında yer almaktadır. İlaç ile tıbbi cihaz arasındaki en önemli farklardan biri de, CE Uygunluk İşareti’dir. Sadece tıbbi cihazların ambalajları üzerinde CE Uygunluk İşareti yer almaktadır. CE işareti, üreticinin Tıbbi Cihaz Yönetmeliği’nden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve cihaz ve aksesuarlarının ilgili bütün uygunluk değerlendirme işlemlerine tabi tutulduğunu gösteren işarettir. Eğitim Programının Düzenleme Amacı Tıbbi cihaz ve medikal ürün endüstrisinde, tıbbi cihaz ve/ veya medikal ürün ithal ve ihraç eden firmalarda çalışan, hastanelerde tıbbi cihaz ve/veya medikal ürün satın alımı ve kullanımında görev alan, sağlık otoritesinde bu ürün- lerle ilgili düzenlemelerin yapıldığı birimlerde görev alan ve eczanelerinde tıbbi cihaz ve/veya medikal ürün satan eczacıları tıbbi cihaz ve medikal ürünler hakkında bilgilendirmek amacıyla düzenlenmiştir. Bu yolla insan sağlığında doğrudan veya dolaylı olarak kullanılan tıbbi cihaz ve aksesuarlarının taşıması gereken temel gereklerin belirlenmesine, tasarımına, üretimine, dağıtımına, piyasaya arzına, hizmete sunulmasına, kullanılmasına, sınıflandırılmasına, ve tıbbi cihaz ve aksesuarlarının kullanımı sırasında hastaların, uygulayıcıların, kullanıcıların ve üçüncü kişilerin sağlık ve güvenliği açısından ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı korunmalarını sağlayacak şekilde piyasaya çıkmalarına ilişkin temel bilgileri vermek amacını taşımaktadır. Bu Eğitim Programı’nda Neler Öğrendik? Tıbbi Cihaz Eğitimi eczacılara: - Tıbbi cihaz tanımı - Sınıflandırılması - Eczane ve hastanelerde bulunan tıbbi cihaz ve sağlık aksesuarları - Tıbbi cihazların ve medikal ürünlerin üretimi, paketlenmesi, kalite kontrolü, sterilizasyonu - Türkiye ve dünyadaki tıbbi cihazlarla ilgili yönetmelikler ve uygulamalar konularında bilgi vermek/eğitmek amacını taşımaktadır. Beş hafta süren Tıbbi Cihaz Eğitimi, meslektaşlarımızın konuyla ilgili hazırladıkları sunular ve sunuların değerlendirilip tartışılması çalışmalarıyla 5 Şubat 2011 tarihinde başarıyla tamamlandı. Bu eğitimin önümüzdeki günlerde çeşitli eczacı odalarına bağlı meslektaşlarımıza da götürülmesi programlanmış olup tüm meslektaşlarımızı bu güncel konudaki eğitime davet ederiz. 53 Dünyada Ne Var Ne Yok Sevim ÖZDEMİR İtalya’da Eczacılar Doktorların Bazı Görevlerini Üstleniyor Bütün İrlanda Eczanelerinde Konsültasyon Alanı Bulunuyor İtalya eczacılarından mesleki yetilerini arttırmaları İrlanda’da perakende iaç satışı yapılan eczanele- bekleniyor. Kırsal alanlarda tıbbi hizmetlerin su- re ilişkin yasal düzenlemenin Kasım 2008’de yü- nulma koşullarını iyileştirmek için eczacılar dok- rürlüğe girmesinden bu yana bütün eczanelerin, torların bazı temel sorumluluklarını üstlenecekler eczane içerisinde bir hasta konsültasyon alanı ve böylece yerel sağlık merkezleri geliştirilecek. bulundurması zorunluluğu var. Bu uygulamaya geçilmesi için eczanelere 1 Kasım 2010’a kadar İtalya hükümeti özellikle sağlık hizmetlerinin ye- süre verilmişti. tersizliği nedeniyle bu konuda harekete geçmeye karar verdi. İlerleyen süreçte bazı muayene uygu- Eczanenin içinde konsültasyon alanı koşulu bir lamalarının eczacılar tarafından gerçekleştirilme- çok ülkede halihazırda mevcut ve bu koşul Dün- sine izin verilecek. Örneğin, eczacıların kolesterol ya Sağlık Örgütü tarafından “iyi eczacılık uygula- ölçümü yapabilmeleri için kapiler kan örnekleme- masının olmazsa olmaz bir unsuru” olarak kabul si yapmalarına izin verilecek. İdrar tahlili ve giz- ediliyor. Ayrıca İrlanda’daki bu uygulama eczacı- li kan testi için yapılan testler de bir süre sonra ların, alana özgü bilgilerini ve uzmanlıklarını kul- eczacıların sorumlulukları arasına girecek. Teknik lanmaları, hastanın sağlık durumunu iyileştirme- konularda ise, eczanelere kalp hastalıklarının bi- leri, hastanın bilgisini arttırmaları, güvenli ve akılcı rincil teşhisini yapabilmeleri için elektrokardiyog- ilaç kullanımını teşvik etmeleri açısından büyük rafi donanımı sağlanacak. bir potansiyel taşıyor… Ancak yasanın hem eczacılar hem de hasta- Haberin devamı ve detaylar için: lar açısından kötü bir yanı var; sigorta şirketle- http://www.teb.org.tr/images/upld2/bulten/ ri büyük bütçe açıklarıyla boğuştukları için yeni hCa2011010409032812_ARALIK_2010.pdf hizmetler için bütçeyi aşamayacaklar. Dolayısıyla her ek maliyet hasta tarafından karşılanmak zorunda. Bu nedenle eczacı örgütleri eczacıların hizmetlerinin karşılığının verilmesini sağlayacak bir komisyon oluşturulması için başarılı bir lobi Dünya Sağlık Örgütü 2010 Yılı Sağlık Raporu: Herkese Sağlık Güvencesi İçin Gereksiz İlaç Harcamaları Kısıtlanmalı faaliyeti yürüttü… Dünya Sağlık Örgütü 2010 yılı Sağlık Raporunu Haberin devamı ve detaylar için: yayınladı. Örgüt bu yıl raporunda herkese sağ- http://www.teb.org.tr/images/upld2/bulten/ lık güvencesi sağlanması konusunu ön plana çı- hCa2011010409032812_ARALIK_2010.pdf kardı. Raporda konuya ilişkin birçok tespite ve öneriye yer veriliyor. Gerek ülke içinde gerekse ülkeler arasında ekonomik eşitsizlik, etnik kimliğe 54 ve cinsiyete dayalı ayrımcılık ve tüm bu unsurla- Bir eczacı dörtten fazla şubeye sahip olamaya- rın gelir dağılımındaki eşitsizlikle iç içe geçmişliği cak. Eczane açmak isteyen eczacıların devredi- gibi etmenler, herkese sağlık güvencesi sağlan- lemeyen, ancak eczacı olmaları durumunda va- mamasının nedenleri olarak gösteriliyor. rislerine aktarılabilen bir ruhsat almaları gerekiyor. Bu ruhsatlar yalnızca kamuya açık ihale sonra- Bunların yanı sıra, kaynakların etkin bir biçimde sında verilebilecek. kullanılamamasının ekonomik anlamda sağlık güvencesinin önünde önemli bir engel teşkil ettiği Macaristan Eczacıları Birliği yeni yasayı doğru bir belirtiliyor. İlaçların verimli bir biçimde kullanılama- uygulama olarak değerlendiriyor… ması, jenerik ikamesinin yeterince desteklenmemesi ve ilaç alanına ilişkin yasal düzenlemelerin Haberin devamı ve detaylar için: yetersizliği ise kaynakların etkin kullanılamaması http://www.teb.org.tr/images/upld2/bulten/Tq- konusunda çok önemli bir etmen oluşturuyor… G20110201093450OCAK_BULTEN.pdf Haberin devamı ve detaylar için: http://www.teb.org.tr/images/upld2/bulten/ hCa2011010409032812_ARALIK_2010.pdf Avrupa’da Çocuklar İçin Ruhsatsız Reçeteli İlaçların Kullanımı “Yaygın” Avrupa İlaç Ajansı’nın (EMA) hazırladığı yeni bir Macaristan’da Zincir Eczanelerin Sonu rapora göre Avrupa’da çocuklarda hastalığın tedavisi için ruhsatsız ilaçların yazılması halen çok Macaristan Parlamentosu yeni eczacılık yasası- yaygın; hem yatarak hem de hastane dışında te- nı onayladı. Bu yılın başından itibaren depoların, davi görenlerde kullanılan bu ilaçlar için yazılan ilaç firmalarının ve yabancı yatırımcıların eczane reçeteler toplam reçetelerin %45-%60’ına denk açmaları yasaklandı. Bu grupların dışında kalan geliyor. yatırımcılar, eczane hissesinin çoğunluğunun eczacının elinde olması koşulu ile halen yeni ecza- Araştırma bulguları en yüksek kullanımın küçük nelerde hisse sahibi olabiliyorlar. Şimdilik eczane çocuklar ve durumu ciddi olan çocuklar için ol- zincirlerinin mülkiyet koşulları korunuyor fakat duğunu gösteriyor. Araştırmada, ruhsatsız ya da 2014’e kadar her bir eczanenin en az dörtte bir piyasa izni olmayan ilaçların en çok olduğu te- hissesinin lisanslı bir eczacıya devredilmiş olması rapötik sınıflar şu şekilde sıralanıyor: antiaritmik- gerekiyor. 2017’ye kadar ise bütün zincir eczane ler, antihipertansifler (renin-anjiyotensin inhibitör- şirketleri çoğunluk hisselerini ve eczanelerin yö- leri ve beta blokerleri), proton pompa inhibitörleri netimini eczacılara devretmiş olacaklar. ve H2-reseptör antagonistleri, antiastımatikler ve antidepresanlar (başlıcaları, seçici serotonin geri Eczane açmaya ilişkin düzenlemeler gelecek- alım inhibitörleri, serotonin noradrenalin geri alım te daha sıkı hale gelecek. Nüfusu 50.000’den inhibitörleri ve trisiklik antidepresanlardır), (yetiş- fazla olan yerlerde en az 4.000 kişiye bir ecza- kinlerde) kontraseptifler ve (küçük çocuklarda) ne düşmesi, daha küçük yerleşim yerlerinde ise antibiyotikler… bu sayının 4.500 olması öngörülüyor. İki eczane arasındaki mesafenin ise en az 250 metre olması Haberin devamı ve detaylar için: zorunlu hale geliyor. http://www.teb.org.tr/images/upld2/bulten/TqG20110201093450OCAK_BULTEN.pdf 55 TEB İktisadi İşletme Ecz. Gülcan ÖZCAN Türk Eczacıları Birliği’nin Halka Açık Yüzü: İthal İlaç Birimi İthal İlaç Birimi, Türk Eczacılar Birliği ile Sağlık Bakanlığı arasında 03.12.1996 tarihinde imzalanan protokol gereğince; hastanın tedavisi için hekim tarafından yazılan, ancak ülkemizde ruhsatlı olmayan veya ruhsatlı olduğu halde, çeşitli nedenlerle üretimi veya ithalatı yapılmayan, Bakanlıkça onay verilmiş olan reçetelerdeki ilaçları getirerek; hasta veya hasta yakınlarının kişisel tedavi için yurt dışından ilaç getirilmesi sırasında yaşadıkları sıkıntıları azaltmak, fahiş fiyatlar ödemelerini engellemek amacıyla kurulmuştur. Haziran 1997 tarihinden bu yana da hizmetlerini genişleterek çalışmalarına devam etmektedir. 56 Türk Eczacıları Birliği herhangi bir kâr talep etmeksizin, yurt dışındaki eczane satış fiyatlarıyla ve hasta adına düzenlenen reçeteler ile yurdun en ücra köşelerine, iyi dağıtım kurallarına uygun olarak ilaçları göndermeyi ilke edinmiştir. Bunun için, yurdun neresinde olursa olsun, hastanın evraklarını Birimimize ulaştırması yeterlidir. 2006 tarihinde yenilenen Sağlık Bakanlığı Protokolü sonrasında, toplu olarak ilaç ithal etme yetkisini alan Birim, İktisadi İşletme olarak Sosyal Güvenlik Kurumu, Yapı Kredi Bankası Vakfı, İş Bankası, Milli Savunma Bakanlığı ile sözleşme yaparak, bu kurumlara ait has- talara ücretsiz olarak ilaç teminine devam etmektedir. Ayrıca bedeli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından karşılanan Yeşil Kartlı hastalar ile bedeli hastanın kendisi tarafından peşin ödenen reçeteler de karşılanmaktadır. Hastalara stoklu ilaçlar için günlük hizmet verilirken, kişi adına temin edilen ilaçlar en geç 20-25 gün içinde tedarik edilmektedir. Stoklu çalışılan ilaçların sayısı her geçen gün arttırılmakta, bu da hastalara daha hızlı hizmet vermeyi sağlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda TEB İthal ilaç Birimi sürekli araştırma yaparak firma ve üretici sayısını arttırmaktadır. İlk hizmete başladığında 2 eczacı, 1 muhasebeci, 1 santral memurundan oluşan ve toplam 4 kişi olan personel sayısı; şu anda 4 eczacı, 1’i kalite yönetimi uzmanı, 2’si biyolog, 2’si muhasebeci, 9’u memur olmak üzere 18 kişi ile hizmet vermektedir. TEB İthal İlaç Birimi bundan sonra da artan özveri ve heyecanla çalışmalarına devam edecektir. 57 TEBGK TEB Gençlik Komisyonu Türk Eczacıları Birliği Gençlik Komisyonu (TEBGK), eczacılık fakültesi öğrencilerinin kendi öznel sorunlarını ve projelerini hayata geçirilmeleri amacıyla kurulmuştur. Komisyon, birlikte düşünme, üretme, eczacılık eğitimine ilişkin uluslararası gelişmeleri takip etme, yerel ve uluslararası düzeylerde eczacılık fakültesi öğrencileri ile dayanışma içerisinde faaliyet gösterme amacını gütmektedir. Türkiye’deki her eczacılık fakültesinin, 4’er kişi (Merkez Heyeti Delegesi, Sayman, Eğitim ve Bilgilendirme Koordinatörü, Halkla ilişkiler Koordinatörü ve LEO) ile temsil edildiği yapı, eşit temsil ilkesine dayanmaktadır. TEBGK’nın asıl amacı fakülte ayırımı yapılmaksızın, tüm üyelerinin taleplerinin gerekli mercilere ulaşma58 sını sağlamaktır. Bunun yanında eczacılık fakültesi öğrencileri arasında iletişimi güçlendirmek, gelecekte mesleğe dahil olacak olan öğrencilerin mesleğe ilişkin ortak bir misyon ve vizyon etrafında örgütlenmesini sağlamak, üyelerinin meslek örgütüne adapte olmasını sağlamak, uluslararası eczacılık öğrencileri topluluklarında ve yurtdışındaki kongrelerde Türkiyeli eczacılık öğrencilerinin temsiliyetini sağlamak, üyelerine ülkemizde ve yurtdışında staj imkanı sağlamak ve yurtdışından ülkemize staj için gelen öğrencileri ağırlayarak, onlara stajları süresince gerekli yardımı sağlayarak ülkemizin prestijini artırmak da TEBGK’nın temel amaçları arasında yer almaktadır. TEBGK, ilk organizasyonunu 26-27 Şubat tarihlerin- de İzmir’de “TEBGK İzmir Çalıştayı” adı altında gerçekleştirmiştir. Yakın zamanda ise “Ulusal Eczacılık Öğrencileri Kongresi” düzenlenmesi planlanmaktadır. Söz konusu Kongre yurtdışındaki öğrenci topluluklarının düzenlediklerine benzer biçimde, eczacılık öğrencilerinin ortak çalışma konularını farklı bakış açıları ile masaya yatırmayı ve tartışmayı böylelikle; Komisyonun kurumsal gelişimini desteklemeyi hedeflemektedir. 4 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirilen seçimde Yönetim Kurulu aşağıdaki gibi belirlenmiştir: TEBGK’ya üye olmak için eczacılık fakültesi öğrencilerinin fakültelerindeki TEBGK temsilcilerinden temin edebilecekleri üyelik formlarını eksiksiz doldurmaları ve 5 TL kayıt ücreti vermeleri yeterlidir. Belirtilen şartlar yerine getirildiğinde üyelik onaylanır ve TEBGK üyelik kartı verilir. • Sayman: İbrahim Gündoğdu Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi • Başkan: Alper Alpay Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi • Genel Sekreter: Ercüment Yakar Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi • Eğitim ve Bilgilendirme Koordinatörü: Müge Öztürk Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi TEBGK Yapılanması • Halkla İlişkiler Koordinatörü: Tolga Aytan Erciyes Üniversitesi Eczacılık Fakültesi TEBGK, Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu olmak üzere 3 organdan oluşmaktadır. • Staj Koordinatörü: İsa İnce Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Genel Kurul, her fakülteden 4’er kişinin katılımı ile oluşturulur ve Yönetim Kurulu’nu seçer. • Uluslar Arası İlişkiler Koordinatörü: Mehmet Ali Şahin Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yönetim Kurulu, Genel Kurul tarafından seçilir. Başkan, Genel Sekreter, Sayman, Eğitim ve Bilgilendirme Koordinatörü, Halkla İlişkiler Koordinatörü, Staj Koordinatörü ve Uluslararası İlişkiler Koordinatörü olmak üzere 7 üyeden oluşur. Denetleme Kurulu ise biri eski TEBGK Başkanı olmak üzere 3 kişiden oluşur ve diğer 2 üyesi Genel Kurul tarafından seçilir. TEB Gençlik Komisyonuna ilişkin detaylı bilgi için; www.tebgk.com TEBGK Yönetim Kurulu 59 TEBGK / Epsa 7. EPSA Sonbahar Kongresi Helsinki, Finlandiya – 25-30 Ekim 2010 Geçtiğimiz yılın en önemli ikinci EPSA etkinliği; 2530 Ekim 2010 tarihleri arasında Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de gerçekleştirilen EPSA 7. Sonbahar Kongresi oldu. Helsinki’nin ev sahipliğini üstlendiği Kongrede, Avrupa çapında 250 eczacılık öğrencisinin Avrupa’nın en soğuk başkentinde bir araya geldiği, diğer bir olağanüstü EPSA etkinliğine imza atıldı. Kongrede, EPSA üye ülkelerinin İrtibat Sekreterleri (LS) ve EPSA takımı üyeleri arasında bir toplantı yapıldı, eş zamanlı olarak Kongre’ye ilk kez katılanlara EPSA’yı tanıtacak bir sunum yapıldı. Hemen ardından tüm katılımcılar açılış seremonisi için şehir merkezinde 60 buluştu. Açılış gecesi konuşmalarının ardından çeşitli ikramlar yapıldı. Ardından katılımcılar Butterfly Club’ da eğlenme ve rahatlama imkânı buldu. Eğitim konferansının ilk günü ‘Girişimcilik’ konusuna ayrıldı. Oturumlar arasında EPSA öğrencilere; Ms. Aurélie Vandeputte (Avrupa Komisyonu, Girişimcilik ve Endüstri Genel Direktörü), Dr. Barrie Kellam (Nottingham Üniversitesi), Dr. Jo Klaveness (Oslo Üniversitesi), Dr. Diogo Cruz (Holon Group), Lorenz Hartüng (Münih Üniversitesi), Mikko Veräjänkorva (Farenta) ve Aku-Ville Lehtimäki (Aalto Girişimcilik Topluluğu) gibi isimleri sunmanın memnuniyetini yaşadı. Kongrenin Başkanı Inkatuuli Heikkinen ve EPSA Başkanı Anette Krokaas konuşmalarını yaptı, bir piyango çekilişi gerçekleştirildi ve kadehler bu etkinliğin başarısına kaldırıldı. Bir gün sonra katılımcılar Nisan 2011’de Lizbon’da gerçekleşecek bir sonraki EPSA etkinliği olan 34. EPSA Genel Kongresi’nde tekrar görüşmek üzere evlerine doğru yola çıktı. Ülkemizden de Hacettepe Üniversitesi (AHUPS), İstanbul Üniversitesi (IUPSA) ve Marmara Üniversitesi (MUPSA) Öğrenci Topluluklarından olmak üzere 22 katılımcı ile temsiliyet gerçekleştirilmiştir. Avrupa’daki diğer ülkelerdeki eğitim programında ayrıca eczacılık öğrencilerini iyi birer girişimci olmaya hazırlamak amacıyla, çeşitli konularda atölye çalışmalarına ve eğitimlere yer verildi. Kongrenin üçüncü gününde iç tüzük açıklandı ve 40. EPSA Genel Kurulu açıldı. EPSA Üyeleri EPSA takımının geliştirdiği çalışmaları değerlendirdi. Vurgulanması gereken diğer bir husus İtalya Associazione Italiana Studenti di Farmacia (AISFA) adında öğrenci birliğinin EPSA’nın üyeleri arasına katıldığıdır. Kongre süresince EPSA takımı üyeleri ve resmi delegeler Fin Eczacılar Birliği merkezine götürüldü. Burada Dr. Erkki Kostiainen (AFP İletişim Müdürü) ve John Chave (PGEU Genel Sekreteri) örgütler hakkında sunumlar yaptı ve öğrencilerin sorularını yanıtladılar. eczacılık eğitimi ve eczacılık sektörü hakkında bilgiler güncellenmiş, öğrenci arkadaşlarımız ile birebir sohbet imkanı bularak gelecek hakkındaki öngörülerimiz paylaşılmıştır. Kongrenin ana teması olan ‘girişimcilik’ açısından da sektörün önde gelen kişilerinden çok değerli bilgiler ve öneriler alınmıştır. Bu yazı EPSA yönetimi tarafından hazırlanmış ve üye ülkelerin dillerine çevrilerek bu ülkelerde bulunan Meslek Örgütlerine iletilmiştir. Temel amacı her eczacılık öğrencisinin birlik ve beraberlik içinde neler yapabildiğini görüp, gelecekte beklentilerini büyük tutabilmesidir. Helsinki’de bulunduğumuz bir hafta boyunca diğer Avrupa ülkelerinden katılan katılımcılara Türk kültürünü en iyi şekilde temsil ettiğimize inanıyoruz. Helsinki’nin değişik gece kulüplerinde her gece partiler düzenlendi. En heyecanlı partilerden biri, YFK Kulüp Evi’nde Helsinki Eczacılık Öğrencileri Birliği tarafından düzenlenen Uluslararası Parti (International Night) oldu. Avrupa’nın dört bir yanından gelen öğrenciler, getirdikleri kendi ülkelerine özgü yiyecek ve içecekleri birbirlerine sundular ve böylece öğrenciler, bütün Avrupalı ülkelerin lezzetlerini tatma fırsatı buldular. Son gece Gala Yemeği verildi. Bu muhteşem etkinliğe harika bir bitiş yapıldı. Fin Resepsiyon Komitesi 61 Etkinlik Ecz. M. Şerif BOYACI PGEU Genel Toplantı 16 Kasım 2010 BELÇİKA / BRÜKSEL AB ülkelerinde yürütülen ilaç takibi sistemi çalışmalarının eczanelerde ortaya çıkarması muhtemel sorunlar konusunda yeni bir çalışma grubu oluşturulması kabul gördü. Zorunlu olmayan katılım için tüm ülkelerin ilgi gösterdiği görüldü. Bu görüşmeler sırasında gündem gereğince, TEB temsilcisi olarak 20 dakika süren sunumumda ve sonrasında soruları cevaplandırarak ülkemizdeki uygulamaları açıklamak fırsatı buldum. Özellikle TEBEOS programının içeriği ve üyelere ücretsiz dağıtımı ilgi çekti. Ecza depolarının mutlaka sisteme katılması yönündeki görüşümüz İspanyol temsilcisi tarafından da hararetle desteklendi. Avrupa Birliği Eczacılık Grubu (PGEU)’nun 16 Kasım 2010 günü yapılan Genel Kurulu’na Merkez Heyeti Üyesi Ecz. Ekrem Eşkinat ile birlikte katıldık. Görüşülen konulardan bazılarının kısa başlıkları hakkında açıklamaları şu şekilde sıralayabiliriz: Ana sözleşmede değişiklik yapılarak PGEU Yönetim Kurulu Üyelerinin mutlaka “eczacı” olması koşulu onaylandı. 2011 yılı tahmini bütçesi görüşülerek onaylandı. 2007 yılından beri Avrupa Birliği Komisyonu’nun gündeminde olan Hasta Bilgilendirilmesi (Information to Patients), Farmakovijilans (Pharmacovigilance) ve sahte ilaçlar (Anti-counterfeiting) konularındaki gelişmeler hakkında PGEU Genel Sekreteri John Chave’nin açıklamaları ile bu konularda PGEU’nun çalışma gruplarında oluşturulan ve öncelikle eczane eczacılarını destekleyen görüşlerin savunulmasına devam edildiği vurgulandı. Tüm üye ülkeleri bağlayacak olan karar sürecinin bu yıl için gündeme girme olasılığının beklenmediği söylendi. İlaç Takip Sisitemi hakkında PGEU önerileri şöyle özetlenebilir: • Tüm ülkelerde uygulanabilir olmalı, • Reçetesiz ilaçlar da sistemde olmalı, • Verilerin sahipliği konusunda eczanelerin haklarına saygı gösterilmeli, • İnternet satışlarının riskleri konusunda kampanyalar sürdürülmeli, • Üye ülkelerin internetten satışları engelleme hakları korunmalı, • Üye ülkeler arasında yasadışı ilaç temininin önlenmesi için ortak uygulamalar yapılmalı, • Kararlar üye ülkeler arasında şeffaf olarak paylaşılmalı, • Takip sisteminde ülkeler birbiriyle yarış edebilmeli. Ödeme sürelerinin ülkeler arasında değişiklik gösterdiği açıklanarak (Romanya yılda bir, Yunanistan altı ayda bir, vb.) ortalama olarak 60 günde karar kılınması ve 90 günü geçen süreler için gecikme faizi istenmesi fikrinde ortaklaşılması istendi. Gündem konuları tamamlanarak toplantıya son verildi. 62 Kısa Kısa Sağlık Kanserde Yeni Tedavi Umudu Gaye SARIKAYA Yapay Damar Devrimi İngiliz ve Avustralyalı bilim adamları perforin adlı proteinin kansere sebep olan zararlı hücreleri öldürebildiğini keşfetti. Avustralya’daki Monach Üniversitesi ve bilim adamlarının birlikte yaptığı araştırmalar sonrasında perforinin bağışıklık sistemi için temizleyici bir silah olduğu ortaya çıktı. Perforin, virüsler tarafından saldırıya uğramış ya da kanserli hücreye dönüşmüş olan hücrelerin zarında bir delik açarak toksik enzimlerin içeriye girmesini ve zararlı hücreleri öldürmesini sağlıyor. (Milliyet) Laboratuvar ortamında dirençli pıhtı riskini azaltan ve organ reddine yol açmayan toplardamar geliştirildi. Araştırmaya imza atanlardan Shannon Dahl, bu toplardamarların uzun süre saklanabildiğini, dolayısıyla ihtiyaç durumunda her zaman hazır halde olduğunu belirtti. Babunlar üzerinde yapılan araştırmada, büyük ve küçük damarların üretilebildiğini söyleyen Dahl, klinik araştırmaların yakında başlayabileceğini ifade etti. (Milliyet) Robotla İlk Pankreas Nakli Bakteriler Gelişiyor, Antibiyotikler Tükeniyor Dünyanın ilk robotla yapılan pankreas nakli İtalya’da gerçekleştirildi. Pisa Hastanesi’nde yapılan ameliyatta, 19 yıldır tip 1 diyabet hastası olan 43 yaşındaki ismi açıklanmayan kadına üç saat süren bir operasyonla yeni bir pankreas nakledildi. Operasyona katılan cerrahlardan Ugo Boggi, ameliyatta “Da Vinci SHDI” robotunun kullanıldığını ve kadının vücuduna açılan 30 küçük delik ve kesikle operasyonun kolayca yapıldığını söyledi. (Haber Türk) İnsan Derisinden Kan Üretildi Amerikan Newsweek dergisi son sayısında antibiyotiklerin yeni çeşit bakterileri öldüremez hale geldiğini, çok yakında insanların yüzyıl önceki gibi basit enfeksiyonlardan hastanelik olacağını, hatta ölebileceğini yazdı. David Geffen Tıp Okulu’ndan Brad Spellberg, gelecekte antibiyotiklerin, toksit yan etkileri ve beklenmeyen sonuçları olan kemoterapi ilaçlarına benzeyeceğini söyledi. (Milliyet) Otizme “Kesin Teşhis” Yöntemi Kanada’nın Hamilton kentindeki McMaster Üniversitesi Araştırmacıları bir kan kanseri hastasının cildinden genetik mutasyona uğramayan sağlıklı kan hücreleri ürettiklerini duyurdu. Üniversite bünyesindeki Kök Hücre ve Kanser Araştırmaları Enstitüsü Bilim Direktörü Mike Bhatia, “İnsan derisi kullanarak bu sonuca vardık. Bunun nasıl çalıştığını biliyoruz ve süreci daha da geliştirebileceğimize inanıyoruz. Bu başarıdan aldığımız cesaretle, insan derisinden başka ne tür hücreler elde edebiliriz, bunun üzerinde çalışacağız” dedi. (Bugün) Kök Hücreden Trombosit Üretildi ABD’de Advanced Cell Technology firması uzmanları, “embriyonik kök hücre”den trombosit üretti. Bu gelişme, kemoterapi uygulanan ya da organ nakli olan hastalar için kan arama sıkıntısını sona erdirebilir. Kemoterapi ve organ nakli sonrasında hastaların zarar gören doku ve damarlarının iyileşmesi için kan nakline ve bir vericiye ihtiyaç duyuluyor. Yeni teknikle sınırsız trombosit üretilebileceğine dikkat çeken bilim insanları, kan bağışlayacak birilerini arama sıkıntısının sona erebileceğini söylüyor. (Haber Türk) AIDS’te Yeni Umut Bilim insanları otizm konusunda bugüne kadarki en iyi biyolojik temelli teşhis yöntemini bulduklarını iddia etti. Testin otizmi, daha hafif vakalar da dahil olmak üzere yüzde 94 kesinlikle teşhis edebildiği belirtildi. Harvard Tıp Okulu’ndan Prof. Nicholos Lange, yöntemin henüz tıbbi kuruluşlarda kullanıma hazır olmadığını, ancak şimdiye kadarki yöntemler içinde en umut verici olduğunu söyledi. Üzerinde yapılacak yeni çalışmalarla, yöntemin günün birinde otizmin teşhisinde kullanılan testlerin yerini alabileceği ve otizmin nasıl oluştuğuna da açıklama getirebileceği belirtildi. (Sabah) Kalp Krizini 6 Yıl Önce Haber Veren Kan Testi Bulundu En çok ölüme sebep olan hastalıklar listesinde ilk sırada yer alan kalp krizini 6 yıl önceden haber veren test bulundu. ABD Teksas Üniversitesi’nden Prof. James De Lemos liderliğindeki bilim insanları, normal kan testinden daha hassas çalışan bir testte kalpte kasılmayı sağlayan kardiyak Troponin T proteinini aradı. Prof. Lexos, kandaki Troponin T proteininin kalp kaslarındaki zayıflığın en önemli sinyali sayıldığını ve kanında bu protein bulunanların 1 ila 6 yıl içinde kalp krizine bağlı ölüm tehlikesinin diğerlerine oranla 7 kat fazla olduğunu açıkladı. Söz konusu kan testi seneye ABD’de kullanılacak. (Star) İspanyollar, AIDS tedavisi için yeni bir aşı ürettiklerini açıkladı. Uzmanlar, deneklerin bağışıklık sistemi hücrelerinden elde edilen aşıyla hastanın bağışıklık sistemini HIV’e karşı dayanıklı kılmayı başardı. (Haber Türk) 63 Sunum Uzm. Ecz. Harun KIZILAY İlaçta Durum (1) Değerli Meslektaşlarım, Burada sizlere “İlaçta Durum” üzerine yaptıklarımız ve bundan sonra yapacaklarımızı aktarmak istiyorum. Bildiğiniz gibi son bir-iki yıldır fiyatı düşen ve kamu kurum ıskontosu artan ilaçlar ile ilgili oldukça yoğun bir gündemimiz var. Bu düzenlemeler yıllık olabildiği gibi; haftalık da değişiklik gösterebilmektedir. Bu nedenle bu dalgalanmaları izlemek bizim için önem arz etmektedir. Özetle bugün değineceğim noktalar şunlardır; • İlaçta Durum çalışmasının amacı nedir? • Geçtiğimiz yıl bu konuda neler yapıldı? • İlacı neden sürekli izlemek gerekiyor? • Şimdi yapılan çalışma nedir? • Beklentimiz ne olmalıdır? • Sonuç Başlattığımız Çalışmanın Amacı Nedir? Az önce de belirttiğim üzere ilaç alım koşullarını düzenli olarak takip etmemiz gerekiyor. Bu nedenle eczacının aldığı ilaçta; • Ticari ıskonto artışı (kârlılığın artırılması) • Alım vadesinin artırılması • Fiyat düşüşlerinde oluşan raf zararının telafi edilmesi • Alınan KKİ ile Ek-2/D listesindeki KKİ’nin takibi • KKİ geçişinden doğan TL eczacı zararının firmalardan telafi edilmesi gibi konuların takibini amaçlamaktayız. 2009 yılında İlaçta Durum ile neler yapıldığını hatırlatacak olursak; • Merkez Heyetinin almış olduğu karar ile “İlaçta Durum Komisyonu” kuruldu. • Ticari ıskontolar üzerinde çalışma yapıldı. • Servier ilaçtan başlanarak orijinal ilaçta %4, jenerik ilaçta %7 ticari ıskonto verilmesi konusunda tüm Odalarımızla birlikte kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Yapılan İlaçta Durum çalışmaları neticesinde toplamda 12 firma ile mutabakat sağlanmıştır Bu çalışma sonucunda ise örgütlü gücümüzle eczacımıza kazandırdıklarımız aşağıdaki tablo ile özetlenebilir: FİRMA ORT. ISKONTO (YILLIK) SERVİER 5,23% GSK 5,40% MDS 6,00% NOVARTIS 6,20% BİLİM 6,60% EASTPHARMA 6,60% PFIZER 6,20% ASTRAZENECA 6,20% BAYER 5,70% ZENTIVA 6,50% NEVZAT 6,70% BOEHRINGER 5,20% Toplamda örgütlü gücümüzle eczacımıza kazandırdıklarımız, rakamla; yıllık (2008) 314.567.175 TL’dir. Eczane başına kazanç ise 13.107 TL’dir. Ayrıca sağlanan yıllık ticari ıskonto kazancını da tablodan izleyebilirsiniz. Burada Adana’daki eczane sayısından hesapladığımız ıskonto kazancı da mevcut. Bu rakam 7.969.035 TL’dir. (1) Bu yazı, Türk Eczacıları Birliği II.Başkanı Uzm.Ecz.Harun KIZILAY tarafından, 04-05 Kasım 2010 tarihlerinde Adana’da yapılan Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti İkinci Bölgelerarası Toplantı’da yapılan sunumun deşifresinden derlenmiştir. 64 Servier, MSD, Bilim, Deve, GSK, Novartis, Pfizer, Asstra Zeneca, Bayer, Zentiva, Mustafa Nevzat, Boehringer 2008 Yılı Baz Alınarak Hesaplanmış Ortalama İskonto Kârı Aylık Ortalama İskonto Kâr 26.213.931,00 TL Yıllık Ortalama İskonto Kâr 314.567.172,00 TL Bir Eczaneye Bir Ayda Düşen Pay 1.092,25,00 TL Bir Eczaneye Bir Yılda Düşen Pay 13.107,00 TL ADANA (Eczane Sayısı: 608) Bir Ayda Adana’ya Düşen Toplam Pay 664.086 TL Bir Yılda Adana’ya Düşen Toplam Pay 7.969.035 TL Çok Değerli Meslektaşlarım, neden ilaç alım koşullarını ve fiyatlarını sürekli izlememiz gerekiyor? Çünkü; • Her hafta yayınlanan ilaç fiyat listelerinde yaşanan fiyat düşüşlerindeki geçerlilik tarihlerine uyulmamaktadır. • Fiyatı düşen ilaçların eczane rafındaki stok zararları ya telafi edilmiyor ya da göstermelik ediliyor. Bir eczacının yetişebilmesi mümkün değil. • Alınan KKİ ile verilen KKİ arasında farklılıklar olabilmektedir. • Bilindiği üzere KKİ taşıma zararı mevcuttur. • Ayrıca ticari ıskonto uygulanmayan ilaçlar mevcuttur. Tüm bu nedenlerden dolayı; • Sorunun bütüncül olarak ele alınmaması • Geçici takiplerle tam sonuca varılamayacağı • Eczacının kendi başına bütün bu süreci izleyerek sonuç alınamayacağı açıktır. Bunun bilincinde olan Merkez Heyetimiz; Türk Eczacıları Birliği bünyesinde İlaç İzleme Portalı (1 Eczacı, 1 Yazılım Müh. 1 İstatistik Uzm. ile) kurmaya karar vermiştir. İlaç İzleme Portalı şöyle kuruldu; • Öncelikle İEGM’de bulunan tüm ilaç fiyat listeleri ve Güncel SUT EK-2/D listesi yüklendi. • Ayrıca, İFK’ ya göre eczacı kârlılığı ve tüm ilaçların ISF üzerinden fiyatlarını hesaplama sistemimiz oluşturuldu. • Böylece İEGM fiyatlarının kontrol edilebilmesi sağlanmış oldu. • Ecza depoları ve kooperatiflerden veriler alınarak veritabanı omurgası oluşturuldu. Sonuçta, IMS satış bilgisini Portala işleyerek ilk 100/250/500 ürünün satışına göre ticari ıskonto, KKİ, vade bilgilerinin anlık karşılaştırmasına olanak sağlanmış oldu. Kısaca İlaç İzleme Portalı içerisinde bir referans deposu oluşturuldu. Tüm bu çalışmalara 22 Eylül 2010 tarihinde başlandı. Depolardan bilgi istenmesi aşamasında depoların tek bir formatta gönderecekleri gönderi formatı oluşturuldu. Formatımız slaytta gördüğünüz gibidir. Barkod İlaç Adı ISF DSF ESF PSF KKI Geçerlilik Tarihi Vade Adet MF Halen EDAK, BEK ve Selçuk Ecza deposundan haftalık veri sağlanmaktadır. Selçuk, İskoop ve Hedef bilgiyi maalesef göndermemektedir! Ancak bu depolardan da zaman içerisinde bilginin gelmesini sağlayacağız. Şimdi İlaç İzleme Portalına bakalım… Genel olarak İlaç İzleme Portalı; İlaçta Durum Komisyonu ile birlikte Merkez Heyetince kararlaştırılan politikalar ışığında birlikte çalışacaktır. Bugüne değin İlaç İzleme Portalı üzerinden elde ettiğimiz verilere bakacak olursak; • SUT Ek-2/D listesinde belirtilen KKİ oranlarına uymayan depoların bilgisi; • Tüm ilaçlardaki ticari ıskonto, vade, MF bilgilerinin depolarla karşılaştırılması • İEGM’de yanlış hesaplanmış ilaç listesi; • IMS ve portalın birleşmesi sayesinde Türkiye’de satışı olan ilk 100, 250 ve 500 ilacın (TL ve Kutu ayrı ayrı) bilgileri raporlanabilmektedir. 65 Tic. İsk. Bunlara ek olarak, Ek-2D listesinde olup İEGM’nin hiçbir listesinde olmayan 85 ürünlük listesi için firmalarla irtibata geçildi. Bu incelemenin hemen ardında tüm firmalara yazı gönderilerek piyasada bulunmayan ilaçların düzenli olarak takip edileceği, bunun için Birliğimize istenen tarihlerde verilerin bildirilmesi istendi. Böylelikle ucuz eşdeğer referansların belirlenmesinde piyasada bulunmayanlarla ilgili çalışma başlatılmış oldu. Bu liste düzenli bir şekilde SGK’ ya bildirilerek Ek-2/D listesinden kaldırılması talep edilecek. Ayrıca aktif olarak üretimde bulunmayan ürünlerin listesi Sağlık Bakan- lığı AHBS ve HBS sistemine de bildirilerek güncelleme sağlanacaktır. Bundan sonra ne yapmalıyız? Öncelikle, geçtiğimiz yıl yapmış olduğumuz ticari ıskontoların geri alınması/artırılması çalışmamıza yeniden başlayacağız. Ayrıca, aylık olarak gelen IMS satış verilerini inceliyoruz. IMS satış incelemelerimize bir örnek vermek gerekirse, yaptığımız ilk tespitlere göre Türkiye’de satışı en fazla olan ilk 50 ilacın (TL bazında) tüm piyasadaki payı %23’tür. Ve bu ilaçlardan ticari ıskontosu 0 (sıfır) olan ilaçlar şunlardır: SIRA BEK SELÇUK EDAK 5 LANTUS SOLOZTAR 100 IU 5 3 ML SANOFI-AVENTIS 0.00% 0.00% 0.00% 6 HERCEPTIN VIAL LYOPH 150 MG 1 ROCHE 0.00% 0.00% 0.00% 7 NOVOMIX 30 FLEPEN 100 IU 5 3 ML NOVO NORDISK 0.00% 0.00% 0.00% 10 REMICADE V.IV LYOPH 100 MG 1 M.S.D. 0.00% 0.00% 0.00% 12 ARVELES FILMTABS 25 MG 20 ULAGAY 0.00% 0.00% 0.00% 14 HUMIRA PREF.SYR. SC 40 MG 2.80 ML ABBOTT 0.00% 0.00% 0.00% 18 ENBREL V.DRY+SYR/SL 25 MG 4 1 ML PFIZER 0.00% 0.00% 0.00% 24 LEVEMIR FLEXPEN 100 IU 5 3 ML NOVO NORDISK 0.00% 0.00% 0.00% 27 VAXIGRIP PREFIL.SYRIN 1.50 ML SANOFI-PASTOUR 0.00% 0.00% 0.00% 28 CIPRALEX FILMTAB 10 MG 28 LUNDBECK 0.00% 0.00% 0.00% 31 BARACLUDE FILMTAB .50 MG 30 B.M.S. 0.00% 0.00% 0.00% 33 VIREAD FILMTAB 245 MG 30 GILEAD SCIENCES 0.00% 0.00% 0.00% 34 NOVORAPID FLEXPEN 100IU 5 3 ML NOVO NORDISK 0.00% 0.00% 0.00% 36 VELCADE V.IV DRY 3.50 MG 1 JOHNSON&JOHNSON 0.00% 0.00% 0.00% 39 RESTASIS VIAL OPHTHAL .05 %32 .40 ML İBRAHİM 0.00% 0.00% 0.00% 41 CEC TABS EFF 1.000 MG 20 BASEL KİMYA 0.00% 0.00% 0.00% 43 MABTHERA V.IV INFUS 500 MG 1 50 ML ROCHE 0.00% 0.00% 0.00% 44 ALTUZAN VIAL INF 400 MG 1 16 ML ROCHE 0.00% 0.00% 0.00% 47 RISPERDAL CONSTA V.DRY+SYR/SL 50 MG 1 JOHNSON&JOHNSON 0.00% 0.00% 0.00% 50 RABELIS ENTER.C.TABS 20 MG 28 NEXT PHARMA 0.00% 0.00% 0.00% Bundan sonra İlaçta Durum Komisyonu ve TEB olarak ne yapmalıyız? • Ticari ıskonto (Orijinal ilaçlarda %4, Jenerik ilaçlarda %7) oranlarının düzenlemesini, • Fiyatı düşen ilaçların eczane rafında bulunanlarının stok zararlarının telafisini, • Kamu kurum iskontosu (KKİ) taşıma zararlarının ilgili firma tarafından telafisi çalışmasını acilen gerçekleştirmeliyiz. Özetleyecek olursak İlaç İzleme Portalı (İİP); sistematik, güncel ve sürdürülebilir bir sistem. Bununla birlikte İlaçta Durum Komisyonu, İİP’den alınan veri ışığında politika belirleyecek ve Merkez Heyetine sunacak. Ayrıca belirtmek isterim ki çok yakın gelecekte; İlaç İzleme Portalı (İİP) aracılığı ile ilaçların depolara göre vadeli satış koşulları tüm eczacıların erişimine açılacak olup, eczacı lehine fayda sağlanmış olacaktır. Sonuçta, İlaç İzleme Portalı ile; • İlaçların fiyat ve KKİ oranları: SUT, İEGM ve Depolar nezdinde takip edilecektir. • Eczacının raf zararına uğramaması için firmalar takip edilecektir. • Ticari ıskontolar iyileştirilmeye çalışılacaktır. • KKİ taşıma zararı konusunda çalışma yapılacaktır. • Eczacıya sistem gelecekte açılarak daha iyi koşullarda ilaç alım imkânı sağlanacaktır. 67 Ekmek Hakkı Sahra DAŞDEMİR YILMAZ Sağlıklı Beslenme Hakkı Kimin Hakkı? Bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı kendi ifadesiyle, bulaşıcı yüksek düzeyde şeker-tuz tüketimi ve stres obeziteyi hastalıkların önlenmesi konusundaki başarılı uygula- tetikleyen birincil faktörler. Kısacası ‘e-tembellik’ olarak malarının ardından, bu dönemde kronik hastalıkların tanımlanan hareketsiz yaşam tarzı, başta çocuklar ol- önlenmesi konusunda yeni projeleri hayata geçirmeye mak üzere tüm toplumu ciddi biçimde tehdit eder bir başladı. Bu amaçla Şubat ayı içerisinde Türkiye Di- hal almış durumda. yabet Önleme ve Kontrol Programı Tanıtım Toplantısı İstanbul’da gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı bundan Obezite, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından, vü- böyle diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkların cutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı veya anormal yağ yanında tüm bu hastalıklarla yakından ilintili olan obe- birikimi olarak tanımlanıyor. Yine DSÖ verilerine göre ziteyle de mücadele konusunda yeni projeleri hayata dünyada 400 milyonun üzerinde obez ve yaklaşık 1.6 geçirmeye hazırlanıyor. Bu konuda örnek olarak elbette milyar şişman kişi var. 2015 yılında bu rakamların sıra- Dumansız Hava Sahası Projesi gösteriliyor. sıyla 700 milyon ve 2,3 milyara çıkacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise obezite prevelansının yıllar içerisinde Tüm kronik hastalıklar ile birlikte mutlaka dile getirilen ciddi biçimde arttığı biliniyor. Türk Kardiyoloji Derneği obezite, değişen yaşam tarzı ile yakından ilintili kabul tarafından yapılan çalışmaya göre Türkiye’de erkeklerin ediliyor. Obezite kalp damar hastalıkları başta gelmek yaklaşık dört biri kadınların ise yaklaşık yarısı obez du- üzere birçok hastalığın ağırlaşmasına ve birey/top- rumda. Bu rakamların 20 yıl içerisinde daha da artacağı lum sağlığı kadar, kamu kaynaklarının da israf edilme- tahmin ediliyor. Kısacası yalnızca dünya değil, Türkiye’yi sine neden olan birçok komplikasyona neden oluyor. de yakın gelecekte daha da tehdit edecek, ciddi bir Modern çağın ‘yeni trendleri’ yani; hareketsiz yaşam, sağlık sorunu ile karşı karşıyayız. 68 Ekmek yüzyıllardır sofraların başköşesinde yer alan temel besin maddelerinden biridir. Beslenme bilindiği gibi yalnızca fiziksel değil aynı zamanda kültürel de bir aktivitedir. Türkiye’ye bu açıdan bakıldığında, ekmeğin tartışmasız bir egemenliği olduğu görülecektir. Ekmek yalnızca bir gıda ürünü olarak değil, deyimlerde yer alacak kadar, kendisinden öte birçok başka anlam da içermektedir. www.photobucket.com Obezite ilk başta çağrıştırdığının aksine aşırı beslenme değil, yetersiz beslenme nedeniyle oluşmaktadır. Belki bundan yüzlerce yıl önce şişmanlık, iyi beslenmeye ilişkin bir gösterge olarak, zenginlere has bir durumdu, ancak bugün çok beslenen kişilerin obez olduğunu iddia etmek, resmi eksik okumak demektir. Bugün iyi koşullarda üretilmiş, sağlıklı besinlere de, sağlık hizmetlerine ulaşmak da; açık bir biçimde ekonomik güç ile yakından ilgilidir. Son yıllarda oldukça gözde bir hal alan organik besin üretim ve tüketimi, en genel düzeyde belirli bir ekonomik geliri gerekli kılmaktadır. Bakanlık tarafından özellikle kronik hastalıklar söz konusu olduğunda sıklıkla dile getirilen ‘devlet olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz ancak bireylerin de gerekli çabayı harcaması’ yaklaşımına bu açıdan biraz daha yakından bakmakta fayda var. Sağlıklı Beslenme ve Ekmek rının çok altındadır. Ancak Türkiye’de besin alışkanlıkları içerisinde ekmeğin tartışmasız liderliği yılladır devam etmektedir. Örneğin, yaşamını idame ettirmek için elde edilen gelir kısaca ‘ekmek parası’ olarak adlandırılır. Ya da geçim sıkıntısı çekenler sıklıkla durumlarını ‘ekmek aslanın ağzında’ diye nitelendirirler. Çünkü ekmeksiz beslenmek bizce mümkün değildir. Eğer gelirimiz yalnızca doymamıza yetecek düzeydeyse, bunu sağlayacak tek gıda elbette ekmek olmalıdır. Gerçekten Türkiye’deki duruma baktığımızda deyimleri aratmayacak bir gerçeklik ile karşı karşıya olduğumuzu söylemek durumundayız. Türkiye’de Avrupa’dakinin neredeyse iki katı ekmek tüketilmektedir. Ankara Ticaret Odası tarafından 2004 yılında yayınlanan “Ekmekteki Kayıp Ekonomi” başlıklı raporda; ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde kişi başına ekmek tüketiminin yıllık 40-50 kilogram arasında değiştiği, Türkiye’de ise bu ülkelere kıyasla kişi başına 3-4 kat daha fazla ekmek tüketildiği Bugün sağlıklı olmak için çokça dile getirilen doğal ya belirtilmektedir. da organik ürünler, küçük çaplı üretim dolayısıyla oldukça pahalıdır. Bu nedenle yoksulların bu tür gıdalara Son olarak Kamu-Sen tarafından yayınlanan diğer bir ulaşma ihtimali neredeyse yok gibidir. Türkiye’de te- araştırmanın sonuçlarına göre AB’de ortalama 100- mel sağlık ürünlerinin tüketimi açısından bakıldığında 110 litre olan yıllık kişi başına süt tüketimi Türkiye’de Avrupa’ya kıyasla oldukça farklı bir tablo bulunmaktadır. 18-20 litre, 88 kg olan ortalama et tüketimi 16 kg ve Et, süt, peynir gibi ürünlerin tüketimi Avrupa standartla- 10-15 kg olan peynir tüketimi ise 7 kg’da kalmaktadır. Buna karşılık Danimarka’da kişi başına yıllık ortalama 69 biri. Özellikle üniversite öğrencileri bu ürünleri ‘zorunlu olarak’ tüketiyor. Çünkü fiyatları çok ucuz hatta Türkiye kültürüne adapte edilmeye çalışılan kahvaltı menülerinin dahi, ekonomik yetersizlik içinde olan kişilerce daha fazla tercih edildiği ifade ediliyor. Kısacası; üç çocuk doğurulması salık verilen Türkiye’de, çocuklar sağlıksız ekmekle besleniyor. Ve hatta yalnızca bu ekmekle besleniyor. www.haberciyiz.biz Bu kişilere ‘sağlıklı beslenin, örneğin günlük daha fazla et, süt, 71 kg, Finlandiya’da 51 kg, Almanya’da 62 kg, İtalya’da 68 kg, Hollanda’da 60 kg ve İspanya’da 58,5 kg ekmek tüketilirken; Türkiye’de yıllık ortalama 128 kg ekmek tüketilmektedir. Yani Türkiye’de insanlar ekmeği menülerine eşlik etmesi için değil, doymak için tüketmektedir. Türkiye’de bu kadar çok tüketilen ekmeğin ‘kalitesine’ baktığımızda, sağlık açısından oldukça olumsuz bir tablo ile karşı karşıyayız. Özellikle yoksulların birincil beslenme kaynağı olan beyaz ekmek, bilindiği gibi buğdayın her türlü yararlı bileşenin çıkarılarak, bir takım kimyasallar ile (unun beyazlaması için) elde ediliyor. Üretim koşullarının hijyen açısından yeterince denetlenmemesi bir yana, tüketilen ekmek sağlık açsından zararlı. Sağlıklı ve tüketilmesi önerilen esmer ekmekler ya da tam tahıl ekmekleri ise, deyim yerindeyse el yakıyor. Paketlenmiş bu tip ekmeklerin fiyatı 4-5 TL’ye kadar çıkıyor. Bu nedenle günde kimi zaman 10 ekmek alan bir ailenin bu sağlıklı ekmekleri tüketmesi pek de olanaklı peynir ve esmer, lifli ekmek tüketmelisiniz’ demek için bir kere daha düşünmek gerekiyor. Evet, hepimizin sağlıklı beslenmeye hakkımız var, ancak bu hakkı her açıdan gerçekleştirebilmek için açıktır ki yeterince paramız olması gerekiyor. Bu nedenle yeterli ve sağlıklı beslenmek ve sağlıklı olmak konusunda bireyin sorumluluğuna atıfta bulunurken, bireylerin içinde bulunduğu gerçekliği bir kere daha gözden geçirmekte fayda var. Yararlanılan Kaynaklar: http://agris.fao.org/agris-search/search/display.do?f=2007/BY/ BY0703.xml;BY2007000205 http://www.fao.org/docrep/006/y4011e/y4011e0w.htm http://www.bilgicagi.com/Blog/115-ekmek_saglikli_ve_guvenli_mi.aspx http://www.breadmatters.com/files/tourism.pdf http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs311/en/ görünmüyor. http://www.beslenme.saglik.gov.tr/content/files/home/turkiye_obezite_sismanlik_ile_mucadele_ve_kontrolprogrami_2010_2014.pdf Diğer yandan bugün obezitenin birincil tetikleyicilerin- http://www.saglik.gov.tr/TR/dosya/1-71375/h/turkiye-diyabet-onleme-ve-kontrol-programi.pdf den biri olarak sunulan fast-food ürünlerin tüketimi de ciddi biçimde artıyor. Ancak ilk Türkiye’ye geldiğinde prestijli bir akşam yemeği muamelesi gören fast-food menüler, bugün artık yoksulların birincil yemeklerinden 70 http://www.atonet.org.tr/yeni/index.php?p=233&l=1 Günce 4-5-6 Kasım 2010-Perşembe-Cumartesi Mesleki sorunları konuşmak ve Merkez Heyeti’nin geçmiş altı ayını değerlendirmek üzere, Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti, 53 Bölge Eczacı Odası’nın Başkan ve Yöneticileri ile delegeler ve üyelerinin katılımı ile Adana Eczacı Odası’nın ev sahipliğinde 37. Dönem 2. Bölgelerarası Toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda ayrıca 11-12 Ağustos tarihlerinde yapılmış olan Kooperatifçilik Çalıştayı’nda alınan “Kooperatiflerin güçlendirilmesi için yapılabilecek bölgesel çalışmaların değerlendirilmesi” kararı gereğince ecza kooperatifleri-eczacı odaları ilişkilerinin ve ileriye dönük işbirliklerinin değerlendirilmesi gündemli Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı yapıldı. 14-19 Kasım 2010 TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel, Amerika New Orleans’da düzenlenen 2010 Farmasötik Bilimler Dünya Kongresi’ne katılım gerçekleştirdiler. 24 Kasım 2010-Çarşamba TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel, 2011 yılı SGK Protokolü hakkında SGK GSS Genel Müdürü Hasan Çağıl ile bir ön görüşme gerçekleştirdiler. TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz. Özgür Özel, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ı makamında ziyaret ettiler. Ziyarette, 6197 Sayılı Yasa ve İlaç Fiyat Kararnamesi’nde yapılması gereken değişiklik ve düzenlemeler görüşüldü. 25 Kasım 2010-Perşembe Sağlık ve ilaç alanlarında, çok boyutlu araştırma projeleri oluşmasını desteklemek ile, oluşacak projelerin yürütüm ve koordinasyonunu sağlamak amacıyla kurulmuş olan Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 2. Yönetim Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay katıldılar. 72 Ecz. Meriç KALAYCIOĞLU TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü dolayısıyla Dedeman Otel’de düzenlenen ve Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Nihat Tosun’un da yer aldığı basın toplantısına katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi. 30 Kasım 2010-Salı TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay, Antibiyotik Listeleri ile ilgili olarak SGK’da düzenlenen toplantıya katılım gerçekleştirdi. 1 Aralık 2010-Çarşamba TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel, 2011 yılı SGK Protokol görüşmeleri için SGK GSS Genel Müdürü Hasan Çağıl ile bir toplantı gerçekleştirdiler. TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay, Genel Sekreter Ecz. Özgür Özel ve İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz.Semih Güngör, İstanbul’da Aile Hekimliği’ne geçiş sonrasında yaşanan sıkıntıları ve çözüm önerilerini görüşmek üzere, Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yard. Doç.Dr.Turan Buzgan’ı makamında ziyaret ettiler. 2 Aralık 2010-Perşembe TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel, 2011 yılı SGK Protokol görüşmeleri için düzenlenen toplantıya katıldılar. TEB Genel Sekreteri Ecz.Özgür Özel, Sağlık Bakanlığı’nın 23.06.2010 tarih 2010/47 sayılı Genelgesi kapsamında Sağlık Bakanlığı’na intikal eden dosyalarda muvazaaya ilişkin olarak Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’nde yapılan değerlendirme toplantısına katılım sağladı. 3 Aralık 2010-Cuma TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay, Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel ve Sayman Ecz. Nevin Taşlıçay, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ı makamında ziyaret ederek, global bütçe kapsamında, eczacıların kamu kurum ıskontosu artışından kaynaklanan ciro kaybına bağ- lı olarak yaşayacakları ekonomik kayıpların giderilmesi için akılcı ve kalıcı bir sistem değişikliği yapılması ile, eczane stoklarında oluşan farklılığa yönelik olarak bir defalık stok düzeltme hakkı sağlanmasının gerekliliğini görüştüler. 7 Aralık 2010-Salı TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm.Ecz. Harun Kızılay, Maliye Bakanlığı Müsteşarı Naci Ağbal’ı ziyaret ederek, İlaç Fiyat Kararnamesindeki düzenlemeler ve eczacıların stok sorunları hakkında bir görüşme gerçekleştirdiler. Bu görüşmenin ardından TEB Başkanı ve 2. Başkanı, aynı gün Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkan Yard. Adnan Ertürk’ü de ziyaret ederek, Meclis’e sunulan Vergi Affı Yasası’nda düzenlemelerin yapılması hakkında fikir alışverişinde bulundular. 8 Aralık 2010-Çarşamba TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, Genel Sekreter Ecz. Özgür Özel ve Merkez Heyeti Üyesi Ecz. Hüseyin Olan, 6197 Sayılı Yasada yapılacak düzenlemeler, İlaç Fiyat Kararnamesi, stok zararları ve firmaların kamuya yaptıkları indirim oranlarını görüşmek üzere, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun’u ziyaret ettiler. 8-9 Aralık 2010- Çarşamba-Perşembe TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay, Uluslar arası Farmakope 7. Kısım Tanıtım Toplantısı’na katılarak, bu toplantıda bir sunum gerçekleştirdi. 9 Aralık 2010-Perşembe TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm. Ecz. Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel, TBMM Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Necdet Ünüvar ile bir araya gelerek, eczacılara tanınması gereken stok affı ve bu konudaki eksiklikler hakkında yapılması gerekenleri görüştüler. TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, eczacılara tanınması gereken stok affı ve bu konudaki eksiklikler hakkında yapılması gerekenleri bir kez daha görüşmek üzere, Plan Bütçe Komisyonunun diğer üyeleri Faik Öztırak ve Recai Berber’i aynı gün ziyaret etti. İlaç Fiyat Kararnamesindeki düzenlemeler ve eczacıların stok sorunları hakkında bir görüşme gerçekleştirdi. 11 Aralık 2010-Cumartesi TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve Sayman Ecz.Nevin Taşlıçay, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ı makamında ziyaret ederek, global bütçe kapsamında eczacıların yaşayacakları ekonomik kayıpların giderilmesi için akılcı ve kalıcı bir sistem değişikliği yapılması ile, eczane stoklarında oluşan farklılığa yönelik olarak bir defalık stok düzeltme hakkı sağlanmasının gerekliliği konusunu görüştü. 13 Aralık 2010-Pazartesi Global bütçe kapsamında yapılacak ekonomik düzenlemeler sonrasında İlaç Fiyat Kararnamesi’nde yapılması gereken değişiklikleri görüşmek üzere, TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşar Yard.Erhan Usta’yı makamında ziyaret ettiler. Ardından yine aynı gün TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz. Özgür Özel, SGK Başkanı M.Emin Zararsız ile 2011 yılı SGK Protokolü hakkında bir toplantı gerçekleştirdiler. 14 Aralık 2010-Salı TEB Başkanlık Divanı, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e makamında ziyaret gerçekleştirdiler. Ziyarette, kamu kurum iskonto artışları ve referanstan kaynaklanan fiyat düşüşleri sonrasında eczanelerde yaşanacak olan stok zararının telafisi noktasında atılması gereken adımlar görüşüldü. TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketici ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen Reklam Kurulu toplantısına katıldı. Eczane Bulunmayan Yerleşim Bölgelerinde Yaşayan Halka Yerinde İlaç Teminine İlişkin Protokol Komisyonu ilk toplantısını TEB Merkez Binasında gerçekleştirdi. Başkanlığını TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay’ın yaptığı komisyon toplantısına Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel ve Merkez Heyeti Üyesi Ecz.Mukaddes Harmancı’nın yanı sıra, Adana, Samsun, Kayseri, Elazığ, Manisa, Kütahya ve Yozgat Eczacı Odalarından da temsilciler katıldılar. TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel, Sağlık Bakanı Prof.Dr.Recep Akdağ’ı makamında ziyaret ettiler. Ziyarette, 73 TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve Sayman Ecz.Nevin Taşlıçay, KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan ile bir görüşme gerçekleştirdiler. İlaçta Durum Komisyonu toplantısı TEB Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Başkanlığını TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay’ın yaptığı komisyon toplantısına Adana, Konya, Samsun, Kütahya ve Elazığ Eczacı Odalarından da temsilciler katıldılar. 15 Aralık 2010-Çarşamba TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Sayman Ecz.Nevin Taşlıçay, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı makamında ziyaret ederek, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısının içeriğinde yer alan ilaçta reklam maddesinin kaldırılmasının gerekliliği konusunda görüşme gerçekleştirdiler. 16 Aralık 2010-Perşembe TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel ve Sayman Ecz.Nevin Taşlıçay, SGK GSS Genel Müdürü Hasan Çağıl ile 2011 yılı SGK Protokol görüşmesini gerçekleştirdiler. 17 Aralık 2010-Cuma TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin 50. Kuruluş Yıldönümü etkinliklerine ve ardından düzenlenen kokteyle katılım gerçekleştirdi. Selçuk Ecza Deposu sahibi Ahmet Keleşoğlu tarafından yaptırılan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı gerçekleştirilen Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi’nin açılış törenine TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz. Harun Kızılay katıldı. 20 Aralık 2010-Pazartesi TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve Genel Sekreter Ecz. Özgür Özel, SGK GSS Genel Müdürü Hasan Çağıl ile 2011 yılı SGK Protokol görüşmesini gerçekleştirdiler. 22 Aralık 2010-Çarşamba TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel, SGK GSS Genel Müdürü Hasan Çağıl ile 2011 yılı SGK Protokol görüşmesini gerçekleştirdiler. 74 23 Aralık 2010-Perşembe TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay, Genel sekreter Ecz.Özgür Özel ve Sayman Ecz. Nevin Taşlıçay, Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Araştırma ve Uygulama Merkezi (TEBAUM) Yönetim Kurulu toplantısına katılım gerçekleştirdiler. 27 Aralık 2010-Pazartesi TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm.Ecz. Harun Kızılay, Sayman Ecz.Nevin Taşlıçay ve Merkez Heyeti Üyesi Ecz.Murat Yürür, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ü makamında ziyaret ederek, eczacıların yaşamış oldukları stok zararının telafisinin Kararname’de yer alması ve kamu kurum iskontosu hakkında görüşme gerçekleştirdiler. TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm.Ecz. Harun Kızılay, stok zararı af yasası teklifi sunmak üzere, ilk olarak Gelir İdaresi Başkanı Mehmet Kilci, ardından Başkan Yard.Adnan Ertürk ve son olarak Maliye Bakanlığı Müsteşarı Naci Ağbal’ı makamlarında ziyaret ettiler. TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm.Ecz. Harun Kızılay, aynı gün, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Saim Kerman ve Müsteşar Yard.Ekrem Atbakan ile görüşerek, stok affının gerekliliği konusuna değindiler. 30 Aralık 2010-Perşembe TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel, fiyat düşüşü ve KKİ artışı düzenlemelerinden etkilenen ilaçlar için oluşan stok zararının ilaç firmaları tarafından telafi edilebilmesi amacıyla eczaneler tarafından girilen stok zararı bildirimlerine ait verileri görüşmek üzere S.B. İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Saim Kerman’ı ziyaret ettiler. TEB Merkez Heyeti, eczanelerin stok zararlarının geri ödenmesi konusunda S.B. İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü ile varılan mutabakat doğrultusunda eczacı kooperatifleri ve ecza depoları tarafından yapılacak işlemler ile depo/kooperatiflerin ilaç sanayi ile mahsuplaşması için izlenecek işlem basamakları konusunda taraflara bilgi vermek üzere bir toplantı gerçekleştirdi. 4 Ocak 2011-Salı TEB 2. Başkanı Uzm.Ecz.Harun Kızılay ve Eczacılık Akademisi Başkanı Prof.Dr.Hüsnü Can Başer, Medikal Cihazlar ve Fitoterapi için sertifikalı eğitim programı düzenlenmesi hakkında S.B. Sağlık Eğitim Genel Müdürü Safa Kapıcıoğlu ile bir görüşme gerçekleştirdiler. 5 Ocak 2011-Çarşamba TEB Merkez Heyeti, ilaç fiyat düşüşleri ve KKİ artışı düzenlemeleri nedeniyle oluşan stok zararının telafisi için yapılması gereken stok bildirimini yapamayan ve mağdur olan eczacılar için izlenecek yöntemin değerlendirilmesi amacıyla ecza kooperatifleri ve depocular ile bir araya gelerek, bir toplantı gerçekleştirdiler. tirilen Türkiye İlaç Sanayi Meclisi toplantısı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin toplantısına katılım gerçekleştirdi. 12 Ocak 2011-Çarşamba TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, G2D’li ilaçlarla ilgili olarak Danıştay’ın almış olduğu karar hakkında bir basın açıklaması gerçekleştirdi. 6 Ocak 2011-Perşembe TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm.Ecz. Harun Kızılay, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri Orhan Erdem’i makamında ziyaret ederek, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısının içeriğinde yer alan ilaçta reklam maddesinin kaldırılmasının gerekliliği konusunda görüşme gerçekleştirdiler. 18 Ocak 2011-Salı TEB Saymanı Ecz. Nevin Taşlıçay, Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarlığı’na yeni atanan Lütfi Akça’ya hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Ziyarette ayrıca Atık İlaç Yönetmeliği hakkında da bir görüşme gerçekleştirildi. 10 Ocak 2011-Pazartesi Stok affı konusunu görüşmek üzere, TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay, Maliye Bakanlığı Müsteşarı Naci Ağbal’ı makamında ziyaret ettiler. 22-23 Ocak 2011 Cumartesi-Pazar TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, Adana, Gaziantep, Kahramanmaraş, Mersin, Hatay, Aksaray, Osmaniye ve Adıyaman Eczacı Odaları tarafından düzenlenen Güneyde Eczacılık Buluşması etkinliğine katılım gerçekleştirerek, ‘Eczacılıkta Yeni Yönelimler’ konulu panelde, panelist olarak yer aldı. TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm. Ecz. Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz. Özgür Özel, ilaç fiyat düşüşleri ve KKİ artışı düzenlemeleri nedeniyle oluşan eczane stok zararlarının telafi edilmesi noktasında sanayiye düşenleri görüşmek üzere İlaç Sanayi’nin temsilcileri ile bir toplantı gerçekleştirdiler. TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm. Ecz. Harun Kızılay, son dönemde yaşanan sorunları aktarmak üzere Eczacı Milletvekili Öznur Çalık ve ardından Milletvekili Salih Kapusuz ile birer görüşme gerçekleştirdiler. 26 Ocak 2011-Çarşamba TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, 2. Başkan Uzm. Ecz. Harun Kızılay ve Genel Sekreter Ecz.Özgür Özel, TBMM’de eczacı milletvekilleri Öznur Çalık, Mehmet Domaç, Muharrem Selamoğlu ve Abdülaziz Yazar ile bir araya gelerek, eczacıların stok sorunu hakkında geçici madde önerisi, kamu eczacılarının döner sermayeden pay almaları konusunda yasal değişiklik önerisi ve torba yasa içerisinde eczanelerin belediyeden ruhsat alma zorunluluğunun kaldırılması konusunda görüşme gerçekleştirdiler. 11 Ocak 2011-Salı TEB 2. Başkanı Uzm. Ecz.Harun Kızılay, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketici ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen Reklam Kurulu toplantısına katıldı. Stok affı konusunu görüşmek üzere, TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay, Ak Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ’ı makamında ziyaret ettiler. Stok affı konusunu görüşmek üzere, TEB Başkanı Ecz.Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm.Ecz.Harun Kızılay, Eczacı Milletvekili Öznur Çalık ile birlikte, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mustafa Açıkalın’ı makamında ziyaret ettiler. 29 Ocak 2011-Cumartesi TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak ve 2. Başkan Uzm. Harun Kızılay, Kayseri Eczacı Odası tarafından düzenlenen ve eczacılık alanında yaşanan son gelişmelerin konuşulup tartışıldığı toplantıya katılım gerçekleştirdiler. Toplantıya çevre illerden Sivas, Tokat, Yozgat, Nevşehir ve Niğde Eczacı Odası Başkanları da katıldılar. TEB Genel Sekreteri Ecz.Özgür Özel, İstanbul’da gerçekleş- 75 Haber Dr. Ecz. Halil TEKİNER Osmanlı Bilimi Araştırmaları Prof. Dr. Asuman Baytop Armağanı İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi emekli öğretim üyesi ve ISTE Herbaryumu’nun kurucusu olan Prof. Dr. Asuman Baytop’a 90. Yaş Armağanı olarak hazırlanan Osmanlı Bilimi Araştırmaları Dergisi’nin son sayısı 24 Şubat 2011 tarihinde İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen bir sunuş toplantısıyla akademisyenlere tanıtıldı. anlatan iki yeni makalesi de bulunuyor. TÜBİTAK Hizmet Ödülü (1999), TEB Eczacılık Akademisi Hizmet Ödülü (2006) ve Türkiye Florası Madalyası’nın (2007) da aralarında bulunduğu çok sayıda ödülün sahibi olan Prof. Baytop botanik tarihi konusundaki araştırma ve yayınlarına bugün de devam etmektedir. Toplam 14 yazarın botanik, eczacılık, diş hekimliği, kimya ve jeoloji tarihi konularındaki makalelerinin yer aldığı bu özel sayıda ayrıca Prof. Baytop’un Hikmet Birand ve Hüsnü Demiriz Bitki Koleksiyonlarını Asuman Baytop Armağanı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kitap Satış Bürosu’ndan temin edilebilir. 76 Etkinlik Sahra DAŞDEMİR YILMAZ 18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü* Akılcı olmayan antibiyotik reçetelemesi ve kullanımı ne- özelliğini kaybetmesi halinde, o antibiyotiğe karşı direnç deniyle oluşan sağlık problemlerini tespit etmek ve azalt- gelişmesi demektir. Bazı bakteriler belli antibiyotiklere mak amacıyla tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de karşı doğal olarak dirençlidir. Dirençli bakteri, antibiyotik uzun süredir çalışmalar sürdürülüyor. Sağlık Bakanlığı karşısında hayatta kalarak çoğalmaya devam etmekte Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı koordinatörlüğünde sür- ve hastalığın daha uzun sürmesine ve hatta ölüme yol dürülen çalışmalara birçok uzmanlık derneğinin yanı sıra açmaktadır. Dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksi- Türk Eczacıları Birliği de kurumsal olarak destek sun- yonların tedavisinde daha ciddi yan etkileri olabilen ve maktadır. daha pahalı olabilen başka antibiyotiklerin kullanılması gerekebilir ve tedavi daha uzun sürebilir. Tüm bu neden- Söz konusu çalışmaların nihai amacı; Türkiye’de yanlış lerle yanlış antibiyotik kullanımı sonucu gün geçtikçe bü- antibiyotik kullanımına neden olan ve yanlış antibiyotik yümekte olan antibiyotik direnci sorunu, ileride ‘antibiyo- kullanımı ile sonuçlanan vakaları azaltmak ve nihai olarak tiksiz çağa’ geri dönülmesi ya da bugün tedavi edilebilen ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla ulusal bir eylem planı bakteriler nedeniyle binlerce insanın hayatını kaybetmesi taslak çalışmaları neredeyse son aşamaya gelmiş du- ile sonuçlanabilir. Bu nedenle antibiyotik direnci oldukça rumdadır. önemli, ancak gerekli bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri ile önlenebilecek bir sorundur. Bilindiği gibi antimikrobiyal ilaçlar olarak da bilinen antibiyotikler; insanlarda, hayvanlarda ve bazen bitkilerde Türkiye konuya ilişkin Avrupa’da sürdürülen çalışmaları ortaya çıkan enfeksiyonları tedavi etmek amacıyla bakte- da yakın bir biçimde takip etmekte ve her sene belirli rileri öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen temalar çerçevesinde sürdürülen farkındalık kampanya- ilaçlardır. Antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonların tedavi- larının uyumlu olmasına özen gösterilmektedir. Bu amaç- sinde kullanılan ilaçlardır bu anlamıyla sağlık bilimleri açı- la belirli dönemlerde yalnızca hastaları yani tüketicileri sından yeri ve önemi tartışmasızdır. Ancak antibiyotiklerin bilgilendirmek amacıyla sürdürülen kampanyalar, başka yanlış ve gereksiz kullanımı antibiyotik direnci oluşması- dönemlerde sağlık çalışanlarını ve karar vericileri bilgilen- na neden olmaktadır. Antibiyotik direnci, bir antibiyotiğin dirmek üzere planlanmaktadır. belli bir bakteriyi öldürme veya çoğalmasını durdurma 78 Antibiyotikler ilaç sepetindeki en önemli gruplardan bir tanesidir. Bu anlamıyla antibiyotiklerin keşfi sağlık ve eczacılık alanında bir devrim niteliğindedir. Ancak antibiyotiklerin yanlış kullanımı ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Bu sorun ciddidir ancak aynı zamanda önlenebilir bir sorundur. Özellikle viral enfeksiyon durumunda antibiyotik kullanımı, doktor ve eczacı kararı ve danışmanlığı olmadan antibiyotik kullanımı, antibiyotik dozunun eksik ya da fazla belirlenmesi gibi unsurlar antibiyotik direnç gelişimine neden olmakta, bu da sosyal, psikolojik ekonomik bir çok sorunu beraberinde getirmektedir. Modern tıbbın ve eczacılığın ilkelerinden biri olan kişiye özgü tedavi, doğru uygulanmadığı durumda, kendi kendine tedavi gibi kontrol edilemez yeni sağlık sorunlarına yol açan bir yolda ilerlemektedir. Bu nedenle hastalarımız sağlığın ve ilacın Bilindiği gibi konuya ilişkin bilgi ve farkındalığı arttırmak amacıyla Avrupa Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) öncülüğünde her sene 18 Kasım tarihi ‘Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü’ (AAFG ) olarak çeşitli etkinlikler ile kutlanmaktadır. 2010 AAFG kapsamında temel olarak; halka yönelik, birinci basamak aile hekimlerine ve hastanelere yönelik yoğun bilgilendirici, bilgileri tazeleyici faaliyetlerde bulunulması hedeflenmiştir. Bu sene Türk Eczacıları Birliği tüm toplumu ve sağlık çalışanlarını bilgilendirici ve uyarıcı bir basın açıklamasını 18 Kasım tarihinde yayınlamıştır. Basında geniş yer bulan bu açıklamayı takiben çalışmanın paydaşları olan tüm kurumların katılımı ile ortak basın açıklaması, 25 Kasım 2010 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak toplantıda şu değerlendirmelerde bulunmuştur: “Eczacı yoğun bir bilimsel eğitimden geçen ilacın üretiminden sunumuna kadarki tüm süreçlere hakim olan, ilaç uzmanıdır. İlaçlar sağlık alanının vazgeçilmezidir. Ancak bugüne kadar defalarca tekrar ettiğimiz gibi: her ilaç aynı zamanda bir zehirdir. Hedeflenen tedavinin gerçekleştirilmesi, ilacın bir uzmanın kararı ile belirlenmesi ve bir uzmanın bilgilendirmesi ve gözetiminde kullanılmasına bağlıdır. en basitinden en karmaşığına bir uzmanlık alanı olduğunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamalıdırlar. Eczacı sağlığın giriş ve çıkış kapısıdır. Bu nedenle biliyor ve görüyoruz ki, eczacıların toplumun bilinçlendirilmesi ve antibiyotikler başta olmak üzere tüm ilaçların akılıcı kullanımının sağlanması konusunda sürdürdükleri çalışmalar olumlu sonuçlar vermektedir. Dahası istenilen sonuca ulaşma süresi de kısalmaktadır. Çünkü eczaneler rahatlıkla ziyaret edilecek ve rahatlıkla danışmanlık hizmeti alınacak sağlık birimleridir. Bu gerçekten hareketle, bizler diğer kurumlarla dayanışma içerisinde akılcı ilaç kullanımı çalışmalarımıza ve parçası olduğumuz akılcı antibiyotik kullanımı konusunda stratejik eylem planı oluşturma yönündeki çalışmalara devam edeceğiz. Son olarak hepimizin bildiği ancak yine de tekrar etmek gereken bir mesajla bitirmek isterim: değerli hastalarımız, nezle grip gibi durumlarda doktorunuza ve eczacınıza danışmadan antibiyotik kullanmayınız. Sağlığınıza ilişkin sorumluluklarınızı unutmayınız.” Konuya ilişkin detaylı bilgiye; www.antibiyotikfarkindalik.org adresinden ulaşılabilir. * Yazının hazırlanmasında www.antibiyotikfarkindalik.org sitesindeki bilgilerden faydalanılmıştır. 79 ı s a ost P a k ndi Se Ecz. Neşe KILINÇ MERCAN, Sahra DAŞDEMİR YILMAZ SENDİKAL FAALİYETLER VE HABERLER TPE bünyesinde çalışan ancak taşeron firma üzerinden çalıştırı- Türk Eczacıları Birliği sendikalı çalışanları olarak, sendikalı olma- lan işçiler, yıllardır verdikleri emeğin karşılığını alamadan bir anda nın sadece toplu iş sözleşmesi imzalanmasından ibaret olma- işten atıldı. Kurum 8 Mart itibariyle 115 sözleşmeli işçi alacağını dığının bilinciyle, iş ve işçi hakları ile ilgili sürdürülen mücadele- duyurdu. Taşeronlaştırma ve işsizliğe karşı mücadele eden Sos- lere katkı sunmak ve sendikamızın örgütlü olduğu işyerlerinde, yal-İş Sendikasına bağlı 114 işçinin mücadelesi devam ediyor; işçilerin yaşadıkları sıkıntılar konusunda dayanışma içerisinde hem hukuki hem de sosyal boyutları ile… Bizler de Türk Ecza- olmak için elimizden gelen çabayı sergiliyoruz. Bu amaçla, cıları Birliği çalışanları olarak bu mücadeleye destek sunuyoruz. bundan böyle sendikal faaliyetlerimizi TEB Haberler Dergisi ara- Bu amaçla 15 Şubat tarihinde TPE önünde gerçekleştirilen Ba- cılığıyla eczacılık kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. sın Açıklaması’na katıldık. TORBA YASAYA KARŞI EYLEMLİLİKLER DEVAM EDİYOR Çalışanlar açısından yeni hak kayıpları, güvencesiz çalıştırma ve çalışma yaşamının esnekleşmesi anlamına gelen Torba Yasa’ya karşı eylemlilikler devam ediyor. Torba Yasa tasarısına karşı 30 Aralık ve 3 Şubat tarihinde olmak üzere iki büyük eylem gerçekleştirildi. Eyleme Türk Eczacıları Birliği sendikalı işçileri de Sosyal-İş sendikası ile birlikte katıldılar. Sendikamızın bağlı olduğu DİSK özellikle çalışanların hakları açısından ciddi tehlikeler barındıran Torba Yasa’ya karşı uzun süredir diğer emek ve meslek örgütleri ile beraber bir mücadele ECZ.UMUT ÖZKUL ANAOKULU İÇİN, TÜRK ECZACI- sürdürüyor. Bu amaçla son olarak 3 Şubat tarihinde Ankara’da LARI BİRLİĞİ ÇALIŞANLARI SOSYAL-İŞ SENDİKASI İLE gerçekleştirilen kitlesel eylem polisin ağır müdahalesi ile sonuç- BİRLİKTE DAYANIŞMA ELİNİ UZATIYOR landı. Kızılay’da toplanan binlerce kişiye polis biber gazı, tazyikli Hepinizin bildiği gibi 11 Mart 2010 tarihinde, ani bir beyin kana- su ve copla müdahale etti. Meclis görüşmeleri sürecinde, Torba ması sonucu Mersin Eczacı Odası Genel Sekreteri Sayın Ecz. Yasa’nın sendika ve emek örgütlerinin ciddi muhalefetine konu Umut Özkul hayatını kaybetmişti. Umut Özkul’un gencecik ya- olan birkaç maddesi Tasarıdan çıkarılmış olmakla birlikte Tasa- şında aramızdan ayrılması eczacılık alanının tüm paydaşlarını rıya ilişkin endişeler devam ediyor. derin bir üzüntüye boğmuştu. Mersin Eczacı Odası, tüm Eczacı Odaları ve eczacıların desteği ile Umut Özkul’un anısını yaşatmak için bir anaokulu yapmaya karar verdi. Şu an inşaat süreci tamamlanmakta olan anaokulunun yapımına destek vermek için bizler de küçük bir kampanya başlatmaya karar verdik. Bu amaçla örgütlü olduğumuz DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikamız ile görüşmeler gerçekleştirdik. Sendika Yönetim Kurulumuz bu öneriyi memnuniyetle karşıladı. Kampanyamızın güçlenmesi için kendi üyeliklerine çağrıda bulunmaya karar verdi. İşyeri Danışma Kurulumuz konuyu görüşerek, iş arkadaşlarımız PATENT İŞÇİLERİ MÜCADELE EDİYOR Türkiye Patent Enstitüsü, 15 yıla yakın bir zamandır çalışmakta olan yüzü aşkın işçiyi 8 Mart itibariyle işten çıkaracak. Yıllardır 80 arasında anaokulu için maddi destek kampanyası başlatmaya karar verdi. İşyerimizde başlattığımız kampanya ile maddi destek kadar bizim de paydaşı olduğumuza inandığımız eczacılık alanındaki bu anlamlı projenin bir parçası olmayı umuyoruz. Basında TEB Ayşen YALMAN Sayfa sınırlaması nedeniyle; 250 televizyon ve 300 gazete haberinden sadece bir kısmını yayımlayabiliyoruz. HALK TV “ HABERLER” 04.11.2010 TEB Genel Sekreteri Ecz. Özgür Özel, Geleneksel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği’nin bazı kesimlerce yanlış anlaşıldığını belirterek, bu ürünlerin hekim tavsiyesi ve eczacı danışmanlığı olmadan kullanılmasının son derece sakıncalı olduğunu belirtti. Özel açıklamasında, bu tür ürünleri aktarlar ve baharatçılar yerine eczanelerden almanın en doğru yöntem olduğunu söyledi. HABERTÜRK “CANLI YAYIN” 10.11.2010 NTV “ANA HABER” 10.11.2010 NTV “GÜNÜN İÇİNDEN” 10.11.2010 TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, eczanelerde bulunan her 4 ilaçtan 1’inin halen karekodsuz olduğunu, bu ilaçların eritilmesi için SGK’dan süre istediklerini, ancak sürenin kendilerine verilmediğini söyledi. Çolak, bu ilaçlar için geçici bir çözüm bulunarak G2D adı verilen etiketlerin yapıştırılması yönteminin getirildiğini belirterek; “Geçici etiketlerin sahte ve hatalı üretimli olanları piyasada mevcut. Buna acil çözüm bulunmalıdır.” dedi. NTV “GÜNÜN İÇİNDEN” 17.11.2010 Sağlık Bakanlığı’nın çok sayıda sahte lenf ve kolon kanseri ilacı olduğunu belirtmesinin ardından açıklama yapan TEB Genel Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, bu ilaçların çoğunun özel hastanelerden verildiğini söyledi. İlaç Takip Sistemi sayesinde eczanelerde bulunan tüm ilaçların takip edildiğini, ancak özel hastanelerde bu sistemin uygulanmadığını belirtti. Çolak; “Bu tip durumların yaşanmaması için özel hastaneler İTS kapsamına alınmalıdır.” dedi. HABERTÜRK “CANLI YAYIN” 26.11.2010 NTV “GÜNÜN İÇİNDEN” 26.11.2010 KANAL 24 “MODERATÖR” 26.11.2010 SKY TÜRK “ANA HABER” 26.11.2010 CNN TÜRK”360 DERECE” 27.11.2010 TEB Genel Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, biberonlarda bulunan BPA maddesinin Avrupa’da yasaklandığını belirterek, “Halk sağlığı sorunu yaratmaması için yetkililer bu kararı Türkiye’de de uygulamalılar. Ailelere tavsiyemiz ise, BPA içermeyen biberonlar ya da cam biberon tercih etmeleri.” dedi. SHOW TV “ANA HABER” 19.12.2010 TEB Genel Sekreteri Ecz. Özgür Özel, Avrupa Komisyonu tarafından yasaklanan ve biberonlarda kullanılan BPA maddesinin hiçbir üründe kullanılmaması gerektiği konusunda uyardı. Kararın Türkiye’de de uygulanması gerektiğini belirten Özel, “Bu ürünler üreticiler tarafından geri alınmalı, BPA içermeyen ürünler piyasaya sürülmelidir. Bu konuda vatandaşları da uyarmak istiyorum. Ambalajında BPA içermez ibareli ürünleri almaya özen göstersinler.” dedi. NTV “GÜNÜN İÇİNDEN” 22.12.2010 TEB Genel Sekreteri Ecz. Özgür Özel, Sağlık Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği arasında imzalanan protokole göre, eczane olmayan kırsal bölgelerde yaşayan hastaların ayağına kadar ilaç götüren uygulama hakkında bilgi verdi. Özel, şu anda 6 ilde başarıyla uygulanan sistemin 1 Ocak tarihinden itibaren tüm Türkiye’de yaygınlaşacağını belirterek, “Doktorların yazdığı reçeteler, bölge eczacı odalarımızın koordinatörlüğünde eczaneler arasında sıraya konuluyor. Hastamızın evine kadar götürülerek, hastaya teslim ediliyor.” dedi. BLOOMBERG “FİNANS GÜNDEMİ” 22.12.2010 TEB Genel Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, eczacıların ilacın tüketimine kadar pek çok konuda ilaç odaklı 5 yıllık eğitim aldıklarını belirterek, “Böyle bir eğitim alarak hastalarına hizmet veren eczacıların ilaç fiyat değişimlerinden etkilenmemeleri için meslek hakkı verilmesi gerekiyor. Bugün dünyanın pek çok yerinde uygulanan, eczacıyı daha fonksiyonel bir hale getiren bu sistemin ülkemizde de uygulanması için önerilerimizi sunduk.” dedi. TV8 “HABER AKTİF” 22.12.2010 CNBC-E “SON BASKI” 23.12.2010 NTV “GÜNE BAŞLARKEN” 24.12.2010 TEB Genel Sekreteri Ecz. Özgür Özel, meslek hakkıyla ilgili bilgi verdi. Özel, meslek hakkı taleplerinin eczacıların ilaç fiyat değişimlerinden minimum düzeyde etkilenmelerini sağlayacak bir sistem olduğunu belirtti. Özel, “Bu sistem kamunun daha tasarruflu bir biçimde ilaç sağlamasını ve hastalarımızın da sunulan hizmetten memnuniyetlerini artıran bir uygulama olacak.” dedi. HALK TV “ANA HABER” 29.12.2010 TEB Genel Sekreteri Ecz. Özgür Özel, Medula Provizyon Sistemi’nin çalışmadığını, bu nedenle hastaların ilaçlarını alabilmek için ya saatlerce eczanelerde beklemek zorunda kaldığını ya da ilaçlarını hiç alamadan eczanelerden ayrıldı81 ğını kaydetti. Özel, “Eczacı meslektaşlarım sorunu aşmak için sabaha kadar reçete girişi yapıyorlar, dolayısıyla girişi yapılan her 10 hastadan 6’sı ilaçlarını ancak ertesi gün alabilmişlerdir.” dedi. HABERTÜRK “GÜNDEM” 30.12.2010 TEB II. Başkanı Uzm. Ecz. Harun Kızılay, Medula Provizyon Sistemi’ndeki sıkıntıları aktardı. Kızılay, “Özellikle son 2 gündür sistemde kapanmalar meydana geldi. Bu da hastalarımızı zor durumda bırakıyor. Çözüm için pek çok öneri sunduk, hastanelerin yaptığı gibi eczanelerde de SGK ile web servisler üzerinden hizmet verilerse, çok kısa sürede Medula’yla ilgili sorunları aşabiliriz diye düşünüyorum.” dedi. CNN TÜRK “360 DERECE” 01.01.2011 NTV “HABERLER” 02.01.2011 CNBC-E “GERİ SAYIM” 03.01.2011 KANAL 24 “MODERATÖR” 24 03.01.2011 TV8 “ERKAN TAN İLE BAŞKENTTEN” 05.01.2011 KANAL B “GÜNCEL” 05.01.2011 BUGÜN TV “HABERLER” 05.01.2011 TEB Genel Sekreteri Ecz. Özgür Özel, bugünden itibaren geçici karekodlu ilaçların SGK tarafından ödenmeyeceğini belirtti. Özel açıklamasında, hastaların ne yazık ki; ceplerinden para ödeyerek ilaç alabileceğini vurgularken, uygulamanın pek çok hastayı mağdur edeceğini söyledi. Özel, uygulamayı yargıya taşıyacaklarını belirtti. TV8 “BU SABAH” 03.01.2011 NTV “HABER MERKEZİ” 03.01.2011 HALK TV “AYRINTI” 03.01.2011 TRT TÜRK “MASA EKONOMİ” 03.01.2011 TV NET “EKONOMİ” 03.01.2011 NTV “AKŞAM HABERLERİ” 03.01.2011 TV8 “ANA HABER” 03.01.2011 CNN TÜRK “ANA HABER” 03.01.2011 SHOW TV “ANA HABER” 03.01.2011 KANAL A “ANA HABER” 03.01.2011 CNBC-E “GERİ SAYIM” 04.01.2011 TEB Genel Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, SGK’nın karekodsuz ilaçlara G2D denilen etiketleri yapıştırma yöntemini getirdiğini, ancak bu ilaçları 1 Ocak tarihinden itibaren de ödemeyeceklerini açıkladıklarını belirtti. Çolak, “Hastalar ne yazık ki bu ilaçları ücretiyle almak zorunda kalacaklar. Üstelik bu ürünler birer milli servettir ve devletimiz de bu ürünleri korumalıdır. Bu nedenle bu uygulamadan geri dönülmelidir.” dedi. BUGÜN TV “GÜNE BAKARKEN” 05.01.2011 TEB II. Başkanı Uzm. Ecz. Harun Kızılay, Birlik olarak İlaç Takip Sistemi’ni desteklediklerini her platformda belirttik82 lerini, karekod uygulamasının da bunun bir parçası olduğunu söyledi. Kızılay, “Üzerinde karekodu olmayan çok sayıda ilaç var. Bu karekodsuz ilaçlara G2D adı verilen etiketler yapıştırılarak süresi uzatıldı. Ancak SGK şu anda hiçbir yasal dayanağı olmayan bir tavırla, önceden satışına izin verdiği ilaçları 1 Ocak tarihinden itibaren ödemeyeceğini açıkladı” dedi. Vatandaşın cebinden ücret ödeyerek bu ilaçları alacağını söyleyen Kızılay, konuyu yargıya taşıdıklarını belirtti. CNN TÜRK “BUGÜN” 06.01.2011 TEB Genel Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, SGK’nın karekodsuz ilaçlara G2D denilen etiketleri yapıştırma yöntemini getirdiğini, ancak bu ilaçları 1 Ocak tarihinden itibaren de ödemeyeceklerini açıkladıklarını belirtti. Çolak, hastayı mağdur eden uygulamayı yargıya taşıyacaklarını söyledi. NTV “HABER MERKEZİ” 07.01.2011 TEB Genel Sekreteri Ecz. Özgür Özel, reçetesiz ilaçların reklamının önünü açan RTÜK yasa tasarısının Meclis’ten geçmesi üzerine çeşitli bilgiler verdi. Özel, her türlü ilacın reklamının yapılmasına başından beri karşı olduklarını belirterek, “İlaçta reklamla 10 yıldan fazla bir süredir mücadele ediyoruz, konuyu defalarca yargıya taşıdık. Konuyu, tüm ilgilileriyle konuştuk ve sakıncalarını aktardık, ancak ne yazık ki sonuç alamadık. Reçeteli olsun ya da olmasın, ilacın reklamının yapılması son derece sakıncalıdır. ‘İlaçta reklam öldürür’ söylemi boşa değildir.” dedi. CNBC-E “SON BASKI” 07.01.2011 TEB Genel Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, reçetesiz ilaçların reklamının önünü açan RTÜK yasa tasarısının Meclis’ten geçmesi üzerine çeşitli bilgiler verdi. Çolak, konuyu Cumhurbaşkanı’na kadar taşıyacaklarını belirterek, “İlaç çok farklı bir üründür. Doğru kişiye, doğru zamanda verilmediğinde sağlığı tehdit eden bir üründür. Dolayısıyla herhangi bir meta gibi reklamının yapılması son derece sakıncalıdır. Biz de bu kaygıları derinden yaşıyoruz.” dedi. SHOW TV “ANA HABER” 18.01.2011 TEB Genel Sekreteri Ecz. Özgür Özel, birer sağlık mayınına dönüşebilen bitkisel ilaçların kullanılırken çok dikkatli olunması gerektiğini, eczacı ve doktor kontrolünde alınmadığında, ani ölümler de dahil olmak üzere, çok ciddi sağlık sorunları yaratabileceğini belirtti. ATV “ANA HABER” 09.01.2011 TEB II. Başkanı Uzm. Ecz. Harun Kızılay, SGK’nın, hayali reçete ve hayali ilaç satışları olduğu, fazla sayıda G2D etiketi basıldığı iddiasına yanıt verdi. Kızılay, “Sağlık Bakanlığı’nın sıkı denetiminde olan İlaç Takip Sistemi’nde ilaç ve reçete teminleriyle ilgili tüm rakamlar detaylı bir biçimde bulunmaktadır. İlaç üreticileri ve ecza depoları da bu sisteme dahil edilsin, takibe alınsın, böylelikle akıllarda soru işareti kalmayacaktır.” dedi. 83 84 85 86 87 Bulmaca 88 Ayşe ÜMİT
Benzer belgeler
(TEBGK) 1. Ulusal Kongresi sona erdi. Kongre ᤀ搀攀
ve sağlığa dair prizmalarından yansıyanları aktardılar. Kongremizin son oturumunda bizl
BULU MAS - Ebilgi Eczane Teknolojileri
(TEB Merkez Heyeti Başkanı)
Saygıdeğer Konuklar; fiziksel ve ruhsal olarak tam bir iyilik
halini yaratmak, sürdürmek devletlerin sorumluluğu. Biz bir
sivil toplum örgütü, bir meslek örgütü olarak b...
Eczaneler Engelleri Kaldırıyor
(TEB Merkez Heyeti Başkanı)
Saygıdeğer Konuklar; fiziksel ve ruhsal olarak tam bir iyilik
halini yaratmak, sürdürmek devletlerin sorumluluğu. Biz bir
sivil toplum örgütü, bir meslek örgütü olarak b...