tıklayınız. - Veteriner Tavukçuluk Derneği
Transkript
tıklayınız. - Veteriner Tavukçuluk Derneği
Veteriner Tavukçuluk Derneði BAÞYAZI Saygýdeðer Sektör Temsilcileri, Bu sayýmýzda sizlerle paylaþmak istediðim birkaç önemli nokta bulunmaktadýr. Bunlardan ilki geçen sayýmýzda da belirttiðimiz gibi 2527/06/2009 tarihleri arasýnda Ýstanbul'da VIV Turkey 2009 Tavukçuluk ve Teknolojileri Uluslar arasý Ýhtisas Fuarýnýn gerçekleþtirilmesidir. Öncelikle fuarda katkýlarý ve emekleri bulunan "HKF" Fuarcýlýk yetkililerine, katýlýmcý firmalara ve davetlilere teþekkür etmek isterim. Yýllardýr bu sektörde yer alanlar, ihtisas fuarlarýnýn; yeni ticaret anlaþmalarý yapmak, firmalarýn yeni ürünlerini tanýtmak veya bilimsel ve sosyal iletiþimler kurmak açýsýndan büyük yararlar taþýdýðýný ve ayný zamanda fuarlarýn geliþmeye açýlan önemli kapýlar olduðu bilmektedirler. Bu amaçla ben de ihtisas fuarlarýna katýlýmýn sektör a ç ý s ý n d a n b ü y ü k ya ra r l a r g e t i r e c e ð i n i düþünmekteyim. Bu yýlki fuardan edindiðim gözlemlerime göre ise özellikle fuarýn gerek katýlýmcý firmalar, gerekse de ziyaretçi sayýlarý yönünden diðer yýllara göre daha sakin geçtiðidir. Bunda önemli rollerden birinin dünya genelinde etkisini hissettiren küresel ekonomik krizin ülkemize yansýmalarý ve yakýn zamanda gerçekleþtirilen Rusya'daki tavukçuluk ihtisas fuarýnýn yeni tamamlanmýþ olmasýnýn etkisinin bulunduðunu düþünmekteyim. Fuarlarla ilgili bir diðer önemli nokta dünyada yapýlan ihtisas fuarlarýnýn önemli etkinliklerinden birisi olarak kabul edilen, bilimsel toplantý ve seminerlerin önemli bilimsel tartýþmalara ve yeni fikirlerin olgunlaþmasýna yardýmcý olmasýdýr ki bu yýl düzenlenen fuarda bilimsel etkinliklere ilgi son derece düþük olmuþtur. Temennimiz gelecek yýllarda gerçekleþtirilecek fuarlarýn daha aktif geçmesidir. Sizinle paylaþmak istediðim bir diðer konu ise Veteriner Tavukçuluk Derneði'nin olaðan genel kurulunda yönetim kurulumuzun ayný liste ile tekrar göreve getirilmesidir. Bu onurlu görevi üstlenen baþkanýmýz Prof. Dr. Ahmet Ergün, Prof. Dr. Mehmet Akan, Doç. Dr. Erol Þengör, Dr. Serdar Ertaþ, Uzm. Vet. Hekim Mücteba Binici ve Vet. Hekim T. Ekrem Yücesan'a görevlerinde baþarýlar dilerken, geçmiþ yýllarda sektöre yapmýþ olduklarý katkýlarý için teþekkür ederiz. Bu saygýn görevi diðer arkadaþlarla birlikte yeniden yapacak olmaktan da büyük mutluluk duymaktayýz. Yönetim süremiz içerisinde sektörün sorunlarýný çeþitli bilimsel ve sosyal etkinlikler düzenleyerek çözümlerine yönelik katkýda bulunmaya çalýþacaðýmýz gibi sektörün bizlerden talep edeceði konularda da her türlü yardým ve desteði elbirliðiyle yapmaya hazýr olduðumuzu bilmenizi isteriz. Dergimizin önceki sorumlu yazý iþleri müdürlüðü görevini baþarýyla yürüttüðüne inandýðým Sayýn Prof. Dr. Mehmet Akan, yoðun iþ temposu nedeniyle severek yaptýðý bu görevden affýný istemesi üzerine son yönetim kurulu toplantýsýnda bu görev þahsýma verilmiþtir. Þahsým adýna geçen bunca süre içerisinde sektöre sonsuz katký ve desteklerinden ve baþarýlý yayýn yýllarýndan dolayý Sayýn Prof Dr. Mehmet Akan'a teþekkürlerimi saygýyla sunarým. Bu görevi bana layýk görenleri utandýrmayacaðýma inanýyorum. Bu yönetim dönemimiz içerisinde de "Mektup Ankara" isimli dergimiz Tavukçuluk sektöründe üsttenmiþ olduðu misyonu ayný ciddiyet ve titizlikle sürdürmeye çalýþacaðýndan kimsenin kuþkusu olmasýn. Üniversitelerimizin deðerli bilim insanlarý ve tavukçuluk sektörünün seçkin temsilcilerinden alacaðýmýz destek ve katkýlar ile bu onurlu görevi beraber yapmaktan büyük mutluluk duyacaðýz. Saygýlarýmla, Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü, Prof. Dr. U. Tansel Þireli Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 1 Veteriner Tavukçuluk Derneði Veteriner Tavukçuluk Derneðinin yayýn organýdýr. Yýlda 4 kez 3 ayda bir yayýmlanýr. Veteriner Tavukçuluk Derneði Adýna Sahibi Prof. Dr. Ahmet ERGÜN Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Prof. Dr. U. Tansel ÞÝRELÝ Yayýn Kurulu Prof. Dr. Mehmet AKAN Doç. Dr. Erol ÞENGÖR Dr. Serdar ERTAÞ Uzman Vet. Hek. Mücteba BÝNÝCÝ Vet. Hek. Ekrem T. YÜCESAN Ýdare Yazýþma Adresi Arama Sokak No: 20/D Aydýnlýkevler - ANKARA Tel: 0312 517 25 65 Faks: 0312 517 25 65 Banka Hesaplarý REKLAM GELÝRLERÝ Türkiye Ýþ Bankasý Dýþkapý Þubesi 4206 932790 ÜYE AÝDATLARI Türkiye Ýþ Bankasý Dýþkapý Þubesi 4206 917468 Dergide yayýmlanan yazýlarýn sorumluluðu yazarlarýna aittir. Alýntý Yapýlamaz. Grafik Tasarým ve Baský Elma Teknik Basým Matbaacýlýk Tel: 0312 229 92 65 Faks: 0312 231 67 06 2 Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 Veteriner Tavukçuluk Derneði ÖLDÜRÜCÜ KOMBÝNASYON PÝLÝÇ ETÝNDEKÝ BAKTERÝ YÜKÜNÜ AZALTMAKTA Doç. Dr. Erol ÞENGÖR BESD-BÝR Danýþmaný E-mail: [email protected] World Poultry haber sitesinde 28.Mayýs.2009 tarihli bir haber dikkatimi çekti. Metni okuyunca, baþta Avrupa Birliði olmak üzere bütün dünyanýn ilgilenmesi gereken bir haber olduðunu düþündüm ve sizlere aktarmaya karar verdim. Haberde söylendiðine göre; Organik asit ve bitki özleri karýþýmý piliç göðüs eti üzerindeki patojen bakteri yükünü büyük oranda azaltmak için yeterli olmaktadýr. Buna biraz da ýþýnlamanýn ilave edilmesiyle elde edilen karýþým bakteriler için öldürücü hale gelmektedir. A r k a n s a s Ü n i ve r s i t e s i G ý d a G ü ve n l i ð i Konsorsiyumu araþtýrýcýlarý, piliç göðüs etinin içine organik asitler karýþýmýnýn (asetik asit, laktik asit, malik asit ve tartarik asit) emdirilmesiyle etlerdeki E. coli O157:H7, Listeria monocytogenes ve Salmonella Typhimurium bakterilerinin büyük oranda azaltýldýðýný bulmuþlardýr. Bu araþtýrma ayrýca yeþil çay ve üzüm çekirdeði özütlerinin asit karýþýmlarýna i l a v e e d i l m e s i y l e d e t e k r a r l a n m ý þ t ý r. Organik asitlerin üçü (malik asit, sitrik asit ve tartarik asit) L. monocytogenes'den ziyade S. Typhimurium ve E. coli O157:H7'ye karþý en etkili olanlardýr. Iþýnlamanýn da ilavesi ile etki kuvvetlendirildiðinde sonuç tüm patojenlere karþý önemli bulunmuþtur. Projenin yöneticisi olan Arkansas Üniversitesi Gýda Bilimleri Bölümü profesörü Navam Hettiarachchy en iyi önleyici etkiyi saðlayabilmek için kullanýlacak minimum ekstrakt miktarý ve ýþýnlama dozunun iyi belirlenmesi gerektiðini belirtmektedir. Araþtýrma ekibi tarafýndan daha önce yapýlan bir araþtýrmada üzüm çekirdeði ve yeþil çay özütlerinin, güvenilir bir gýda koruyucusu olduðu bilinen bir bakteriosin olan nisin ile birlikte kullanýldýðýnda L. monocytogenes'i tespit edilemeyecek düzeylere kadar indirdiði gösterilmiþtir. Araþtýrýcýlar bitkisel özütleri, yaðlarýn oksitlenmesini minimize etmek üzere antioksidan olarak da kullanmaktadýrlar. Lipit oksitlenmesi etin lezzet, renk ve doku karakteristiklerini etkilemek suretiyle kalitesinin bozulmasýna yol açan bir süreçtir. Araþtýrmada, ýþýnlamanýn tavuk etlerinin renk ve dokusunda önemli bir deðiþime yol açmadýðý da tespit edilmiþtir. Araþtýrmanýn halen devam ediyor olmasýna raðmen þirketlerin projenin bulgularýna ilgi gösterdikleri belirtilmektedir. Bununla birlikte, proje liderine göre, tüketicilerde potansiyel bir direnç görülme riski nedeniyle pek çok þirket kaygý duyduðundan, ýþýnlama ABD'de yaygýn olarak kullanýlmamaktadýr. Proje lideri, ýþýnlanmýþ ürünlerin etiketlenmesinin ve etiket üzerinde ýþýnlama hakkýnda kýsa bir açýklama yapýlmasý suretiyle tüketicilerin bu konuda eðitilmesinin mümkün olabileceðini belirtmektedir. Proje lideri, yine zaman içinde halkýn ýþýnlama konusunda bilgi sahibi olacaðýný ve böylece tavuk eti ve ürünlerinin patojenlere karþý korunmasýnda ýþýnlama uygulamasýný kabul edeceði konusunda ümitli olduðunu belirtmektedir. Bunun saðlanmasý amacýyla gýda ürünlerinin korunmasýnda ýþýnlama uygulamasýnýn halk tarafýndan kabul görmesi için yeni bir eðitim sisteminin yürütülmesinin çok önemli olduðunu eklemektedir. Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 3 Veteriner Tavukçuluk Derneði TAVUKÇULUK SEKTÖRÜNÜN ULUSAL EKONOMÝ ÝÇÝNDEKÝ ÖNEMÝ VE MEVCUT SORUNLAR Dr. Yýlmaz ARAL Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Hayvan Saðlýðý Ekonomisi ve Ýþletmeciliði ABD. Ankara E-mail: [email protected] Dünya nüfusunun hýzla artmasý, gýda arzýnýn kalite ve miktar yönünden güvence altýna alýnmasý gerekliliði, hayvansal kaynaklý protein ihtiyacý, beslenmeye baðlý saðlýk problemleri, saðlýklý ve dengeli beslenme yönünde artan tüketici bilinci ve eðilimi tavukçuluk sektörünü bugün çoðu ülkede olduðu üzere ülkemizde de kýrsal ve ulusal ekonomi içinde önemli yeri bulunan büyük bir endüstri haline getirmiþtir. Türkiye tavukçuluðu, yaþanan ekonomik krizler, çeþitli sansasyonel yorumlar ve son olarak yaþanan kuþ gribi salgýný gibi sebeplerle ortaya çýkan talepteki daralma ve ani fiyat düþüþleri gibi faktörlere karþýn, son 35-40 yýllýk dönemde üretim kalitesi ve kapasite artýþý bakýmýndan önemli düzeyde bir geliþme kaydetmiþtir. Burada, ülkemizde et ve yumurta yönünden yüksek verim özelliklerine sahip damýzlýk hibrit tavuklarýn (parent stock) üretimde kullanýlmasý, kümes ve kesimhanelerin modernizasyonu, yatýrým, gelir ve istihdam düzeyi, üretim-sanayi entegrasyonu, artan tüketici talebi, satýþ ve pazarlama organizasyonundaki ilerleme, ihracat potansiyeli gibi faktörler rol oynamýþtýr. Ülkemizde kanatlý eti sektörünün yýllýk cirosu 3 milyar $ civarýnda bulunmakta olup, sektörde yaklaþýk 500.000 kiþiye (üretici, kümes bakýcýsý, entegrasyon çalýþanlarý, yem, nakliye, aþý-ilaç, ekipman, bayi, pazarlama elemaný vb.) istihdam yaratýlmakta ve ailelerine geçim imkaný sunulmaktadýr. BESD-BÝR verilerine göre ülkemizde 2006 yýlý itibariyle piliç eti ve sofralýk yumurta üretimi sýrasýyla 945.779 ton ve 8.808 milyon adet düzeyinde gerçekleþmiþtir. Ayný yýl kiþi baþýna düþen ortalama tüketim miktarý ise yine sýrasýyla 4 Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 13,81 kg ve 118 adet olmuþtur. Sektörde 13.000 adeti aþkýn broyler kümesi ve 3.000 adeti aþkýn yumurta tavuðu kümesi mevcut bulunmaktadýr. Piliç eti entegrasyonlarýna baðlý kesimhane ve yetiþtirme kümeslerinde 2007 yýlý itibariyle kapasite kullaným oranýnýn yaklaþýk %85, yumurta tavuðu kümeslerinde ise %75 olduðu belirtilmektedir. Piliç eti üreten firmalar içinde ilk 5 firmanýn pazar payý %47,7 ve ilk 10 firmanýn pazar payý %69,5'tir. Türkiye, piliç eti ve yumurta üretim miktarý bakýmýndan tüm Dünya ülkeleri arasýnda sýrasýyla 14. ve 10. sýrada yer almaktadýr. Sektör geliþme hýzý, üretim artýþý ve saðladýðý istihdama paralel olarak deðiþik nedenlerle yaþanan krizlerden ve spekülasyonlardan hýzlý þekilde etkilenmektedir. Piyasada yaþanan Veteriner Tavukçuluk Derneði mevsimsel ve dönemsel fiyat dalgalanmalarý, iþletme sayý ve üretim hacimleri, hayvan populasyonu ve verimlilikleri, salgýn hayvan hastalýklarý, ekonomik güven ortamý, yem baþta olmak üzere hammadde fiyatlarý, ikame ürün (kýrmýzý et, balýk vb.) fiyatlarýndaki deðiþim gibi faktörler tavuk eti ve yumurta arzý üzerinde etkili bulunmaktadýr. Günümüzde Türkiye tavukçuluðunun üretim, iþleme, verimlilik, teknoloji kullanýmý, bakým ve besleme koþullarý, standardizasyon gibi konularda gösterdiði ilerlemeye karþýn, mevcut sorunlarýnýn büyük çoðunluðu üretim maliyetlerinin minimizasyonu, arz-talep dengesinin kurulmasý, pazarlamada etkinliðin saðlanmasý ve dýþ satýmda rekabetçi bir konuma gelinmesi noktasýnda düðümlenmektedir. HPAI salgýnlarý nedeniyle oluþan ihracat sorunlarý nedeniyle 2006 yýlý içinde yaklaþýk 7 aylýk bir süreçte, 17.508 ton piliç eti ve sakatatý ile 20.297 ton tavuk ayaðý olmak üzere toplam 37.805 ton (yaklaþýk 27 milyon $ deðerinde) ihracat gerçekleþtirilebilmiþtir. 2007 yýlýnda ise piliç eti-sakatatý ve tavuk ayaðý ihracatýmýz toplam 50.950 ton seviyesine ulaþmýþtýr. Sofralýk yumurta ihracatý ise 2006 yýlý itibariyle yaklaþýk 256 milyon adettir. Tavukçuluk sektöründe mevcut sorunlarýn baþýnda damýzlýk hayvan materyali, yem hammaddesi, aþý-ilaç, yem katký maddeleri, kümes ve kesimhane ekipmaný vb. temininde belirli ölçülerde dýþa baðýmlýlýðýn devam etmesi gelmekte ve bu durum artan üretim maliyetleri neticesinde sektörün dýþ piyasalardaki rekabetini olumsuz yönde etkilemektedir. Hayvancýlýðýn diðer alt sektörlerinde olduðu gibi tavukçulukta da üretim maliyetlerinin yaklaþýk %65-70 gibi önemli bir bölümünü yem girdisi oluþturmaktadýr. Yem hammaddesi olarak kullanýlan mýsýrýn %35'i, soya fasulyesi ve soya küspesinin ise %90'ý yurt dýþýndan ithalat yoluyla karþýlanmaktadýr. Yem yapýmýnda %55 oranýnda kullanýlan mýsýrýn fiyatý iç piyasada yaklaþýk 400 $/ton iken, dýþ piyasada mýsýr fiyatý 261 $/ton seviyesinde bulunmaktadýr. Türkiye'de piliç eti dýþ ticaretinde uygulanan ihracat iadesi miktarýnýn 26 $/ton gibi düþük bir düzeyde olmasý ihracatýn önündeki en büyük engellerden biri olarak dikkat çekmektedir. Nitekim AB'nde piliç eti ihracatýnda 450 /ton düzeyinde destek verilmektedir. Tavukçuluk sektöründe iþletme ölçeklerinin, üretim hacminin, kesim ve iþleme kapasitesinin artýrýlmasý üretim planlamasý kapsamýnda ele alýnmalý, tüketim talebi, kendine yeterlik seviyesi ile birlikte dýþ satým imkanlarý araþtýrýlmalýdýr. Tavuk eti ve yumurta tüketiminin artýrýlmasý amacýyla bilgilendirme ve tanýtým faaliyetlerine aðýrlýk verilmelidir. Gýdalarýn izlenebilirliði kapsamýnda, ambalajsýz ürün satýþlarý asgari düzeye çekilmeli, toplum saðlýðýný korumak ve gýda güvenliðini saðlamak adýna kayýt dýþý üretim ve satýþlar önlenmeli, denetimler ve cezai müeyyideler etkin þekilde uygulanmalý ve sektörde haksýz rekabetin önüne geçilmelidir. Sözleþmeli üretim modelinde, AB standartlarýna uygun üretimde bulunan firmalara baðlý fason yetiþtirici ve kümes bakýcýlarýnýn biyogüvenlik önlemleri, bakým, besleme, hijyen, kalite, teknoloji kullanýmý gibi konularda eðitime tabi tutulmasý ve bilinçlendirilmesi önem taþýmaktadýr. Üretim maliyetlerini düþürmek adýna, yem hammaddesi olarak önemli bir masraf unsurunu teþkil eden mýsýrýn, iç ve dýþ pazar fiyatlarýný dengeye getirecek tedbirler devlet eliyle alýnmalýdýr. Ayrýca, AB'ne ihracat kapýsýnýn aralandýðý þu günlerde rekabet gücünün artýrýlmasý amacýyla uygulanan ihracat desteði artýrýlmalý, ürünlerin KDV oraný ve yem hammaddelerine uygulanan gümrük vergisi tarifesi üretimi teþvik edici þekilde yeniden düzenlenmelidir. Diðer taraftan tavukçuluk sektöründe, ülkemiz þartlarýna uygun þekilde, yaþama gücü ve verim düzeyi yüksek, hastalýklara dirençli, canlý aðýrlýk artýþý, yemden yaralanma oraný vb. özellikleri geliþmiþ hibrit ýrklarýn geliþtirilmesi amacýyla hayvan ýslahý çalýþmalarýna aðýrlýk verilmesi, bilimsel ve teknolojik geliþmelerin yakýndan takip edilmesi, üretici birlik ve kooperatiflerinin pazarlama organizasyonu içindeki etkinliðinin artýrýlmasý, üreticilere dönük kredi ve destekleme politikalarýnýn oluþturulmasý ve sektörün AB'ne uyumu hususunda mevcut mevzuat ve uygulamalarýn düzenlenmesi faydalý olacaktýr. Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 5 Veteriner Tavukçuluk Derneði 1 ENFEKSÝYÖZ BRONÞÝTÝS *Araþ. Gör. Mehmet Fatih BOZKURT **Prof. Dr. Günay ALÇIÐIR *Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalý, Afyon **Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalý, Ankara E-mail: [email protected] Giriþ Enfeksiyöz Bronþitis (Infectious Bronchitis, IB) çoðu kez civcivlerde, solunum ve ürogenital sistem lezyonlarý ile karakterize, bulaþýcý, akut seyirli, viral bir hastalýktýr (Cavanagh ve Naqi, 2003). Enfeksiyöz bronþitis tavuklarda 1930 yýlýna gelinceye kadar enfeksiyöz laringotrakitis (ILT) ile ayný olduðu kabul edilmiþ; ancak Schalk ve Hawn tarafýndan 1931 yýlýnda bunun ILT'den ayrý olduðunun kanýsýna varýlmýþtýr. Hastalýðýn 1940'lý yýllarda yetiþkinlerde de benzeri solunum yolu enfeksiyonu þekillendirdiði ve ayrýca yumurta veriminde düþüþe, kalitesinde bozulmaya yol açtýðý tespit edilmiþtir (Fabricant, 1998). Dünyanýn pek çok yerinden yapýlan bildirimler, 1950'li yýllarýndan itibaren hastalýðýn azýmsanmayacak ölçüde yaygýn olduðunu kanýtlamýþ; 1960'lý yýllarýn ortalarýnda ise, baþta Avustralya ve ABD olmak üzere, üriner sistem bulgularýna da dikkat çekilerek bu yöndeki patojen þuþlar identifiye edilmeye baþlanmýþtýr (Winterfield ve Hitchner, 1962; Cumming, 1963; Newton ve Simmons, 1963). Hastalýk, Türkiye'de ilk kez 1978 yýlýnda Ankara bölgesindeki taramalarda belirlenmiþ, 1980'li yýllarda tavuk yetiþtiriciliðindeki hýzlý artýþa paralel olarak ülke geneline yayýlmýþtýr (Demirözü ve ark., 1988). Etiyoloji Enfeksiyöz bronþitis virusu tek sarmallý RNA taþýyan bir virustur. Coronaviridae familyasýnýn üçüncü genusunda yer alýr (Cavanagh 2003). Virus virionu; spike, membran ve iç nükleokapsit olmak üzere üç önemli spesifik protein içerir. Spike proteini virusun hücre tropizmini belirler. Virus þuþlarýnýn klasifikasyonu bu proteine göre yapýlýr. Ayný zamanda antikor oluþturmadan sorumlu görülmüþtür (Casais ve ark., 2003; Cavanagh, 2003). Etkenin çok sayýda suþu belirlenmiþtir. Bunlar içinde 1941 yýlýnda ilk elde edilen Massachusetts M-41 suþunun antijenik özelliði prototip kabul edilir (Cavanagh, 2003). Virusa iliþkin bazý önemli suþlar ve özellikleri çizelge 1'de gösterilmiþtir (McMartin, 1993). Çizelge 1. Bazý enfeksiyöz bronþitis virusu suþlarýnýn özellikleri 6 Virus tipleri Özellikleri Massachusetts 82828, M-41, VR21b ABD'de attenue aþý uygulamalarýnda kullanýlýr. Solunum sistemine affinitesi fazladýr. Önceleri baþka bir bulgusunun olmadýðý belirtilmiþse de böbreklerde özellikle diþi genital sistemde lezyona yol açtýðý görülmüþtür. Beaudette 66579, m42, VR22b Massachusetts serotipinin laboratuvarda elde edilen suþudur. Nötralize antiserum elde edilmesinde kullanýlýr. Yumurtaya inkule edildiðinde embriyoyu öldürür fakat civcivler için patojen deðildir. Connecticut A5968, IBV46, VR817b Antijenik özelliði farklýdýr. Hastalýðýn hafif solunum sistemi bulgularýyla seyreden þeklinden elde edilmiþtir. Aþý suþu olarak kullanýlýr. Holland (H) Solunum sistemi, böbrek, ve genital kanal için patojendir. Avrupa'da aþý üretiminde kullanýlýr. Ancak H-52 suþu böbreðe patojen olduðu halde H-120 suþu patojen deðildir. Ayrýca bursa Fabricius için de patojen olduðu kaydedilmiþtir. Arkansas (99) Antijenik özelliði farklýdýr. Hastalýðýn hafif solunum sistemi bulgularýyla seyreden þeklinden elde edilmiþtir. Aþý suþu olarak kullanýlýr. T Ciddi renal lezyonlar oluþturur. Mortalitesi yüksektir. Massachusetts suþu ile kýsmen çapraz reaksiyon verir. Solunum ve genital sisteme affinitesi fazla deðildir. Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 Veteriner Tavukçuluk Derneði Epidemiyoloji IB enfeksiyonu Avrupa, Amerika, Avustralya baþta olmak üzere hemen her kýtada bulunur (Cavanagh ve Naqi, 2003). Tavuklar hastalýðýn doðal görüldüðü tek türdür. Morbiditesi %100, mortalitesi nefropatojenik suþlarla %25'e kadar çýkabilir (Chong ve Apostolov, 1982). Enfeksiyon hemen her yaþta görülürse de civcivler ilk sýrayý alýr. Enfekte tavuklar ile bir arada tutulanlar kolayca hastalanýr ve hastalýk yaklaþýk 48 saat içinde tüm sürüye yayýlýr (Arda ve ark., 1990; Cavanagh ve Naqi, 2003). Özellikle bakýcýlar veya bunlarýn kullandýðý araç ve gereçler aracýlýðý ile bir kümeste çýkan salgýn kýsa zamanda uzak kümeslere kadar yayýlýr. Bulaþma esas itibarýyla aerojendir. Hastalarýn týksýrmasýyla çevreye yayýlan virus, saðlamlarýn solunum sistemine girer. Bunun dýþýnda virusun enfekte hayvanlarýn gaitasýyla çevreye yayýlmasý da mümkündür (Ambali ve Jones, 1990; McMartin 1993; Cavanagh ve Naqi, 2003). Çapraz reaksiyon veren ve ortak antijene sahip suþlar her zaman ayný patojenite ve organ affinitesi göstermez (Alexander ve ark., 1978; Schulz, 1991). Bu baðlamda T ve H-52 suþlarý böbrek lezyonlarý yapmakla birlikte, ayný özelliðe sahip H-120 suþu böbrekte deðiþiklik oluþturmaz. Yine GN-2 ve GN-10 suþlarý nefropatojenik olarak tanýmlanmakla birlikte ishale de neden olur (Hirai ve Shimakura, 1971). Mikst veya sekonder enfeksiyonlar hastalýðýn þiddetini artýrýr. Özellikle NDV (Newcastle Disease Virus) , ILTV (Infectious Laryngotracheitis Virus) , TRTV (Turkey Rhino-Tracheitis Virus), H. paragallinarum, E. coli, M. gallisepticum ve M. synoviae ile ayný anda þekillendiðinde solunum sistemi lezyonlarýnýn daha þiddetli ve kalýcý olmasýna sebep olur (McMartin, 1968; Nakamura ve ark., 1996; Cavanagh ve Naqi, 2003). ND (Newcastle Disease), ILT ve tavuk çiçeði ile oluþtuðunda hava kesesi yangýsýnýn görülme oranýný ve þiddetini artar. Özellikle broylerlerde hindi rinotrakeitisi (TRT) ile oluþtuðunda daha da þiddetlidir (Giambrone ve ark., 1977; Cubillos Virus konakçýnýn solunum sisteminde 49 gün aktivitesini korur. Böbrekte yangýya sebep olmadan persiste kalabilir. Genital kanaldan yumurtaya geçer ve 50 gün kadar yumurtada tespit edilir (McMartin, 1993). Bu açýdan bulaþmada yumurtalarýn rolü varsa da vertikal bulaþmanýn olmadýðý kaydedilmiþtir. (McMartin, 1993; Esendal, 2002). Maternal baðýþýklýk, aþýlama veya doðal enfeksiyonla kazanýlan baðýþýklýk hastalýðý engeller veya en azýndan þiddetini azaltýr (Esendal, 2002). Hastalýk formlarýnýn geliþmesi, seyri ve mortaliteye yansýmasý virusun suþuna, virulensine, organizmaya giriþ yoluna; hayvanýn yaþýna, ýrkýna, bünyesel direncine; çevre þartlarýna; sekonder veya mikst enfeksiyonun varlýðýna göre deðiþik seyir izler (Crinion ve Hofstad, 1972a; Heide ve ark., 1973; Dutta, 1975; Kinde ve ark., 1991). Özellikle yumurtadan yeni çýkan civcivlerin soðuða maruz kalmasý hastalýðýn bütün formlarýný þiddetlendirir (Esendal, 2002). Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 7 Veteriner Tavukçuluk Derneði ve ark., 1991). Virus, E. coli ile birlikte inoküle edildiðinde, ticari hibritler arasýnda ölüm oraný hayli yükselmiþtir (Nakamura ve ark., 1991). Klinikopatolojik Bulgular Respiratorik Sistem Klinikte hastalýðýn ilk 24 saati içinde hafif hýrýltý gözlenir, üçüncü günden sonra hýrýltýlý daha keskinleþir ve týksýrma baþlar. Belirtiler 12. güne kadar devam eder (Purcell ve McFerran, 1972; Purcell ve ark., 1976). Bu belirtiler kümesteki hemen hemen tüm civcivlerde birden bire ortaya çýkar. Enfekte yumurtacý tavuklarda ise solunum yolu bulgularý çok hafif derecededir ya da görülmez (McMartin, 1968; Crinion ve Hofstad, 1972a). Nekropside solunum sisteminin en çok etkilendiði bölgenin trakea olduðu gözlenir. Bu bölgelerde genelde kataral bazen hemorajik tipte yangýsal deðiþiklikler hakimdir. Özellikle civcivlerde burun, larinks ve farinksde de daima benzeri yangýsal tabloyla karþýlaþýlýr. Bu bölgelerin mukozasý ödemli ve hiperemiktir. Lümenlerinde baþlangýçta seröz, ilerlemiþ durumlarda müköz eksudat bulunur (Schulz, 1991; Fýrat, 1995). Sekonder veya mikst enfeksiyonda lezyonlar þiddetlidir (Kinde ve ark., 1991). Özellikle E. coli ile enfeksiyonlarda burun, sinus boþluklarý serözden kazeifiyeye varan eksudatla doludur. Trakea ve bronþ mukozalarýnda peteþiyal kanama ile karþýlaþýlýr. (Smith ve ark., 1985; Butcher ve ark., 1990) Histopatolojik olarak, burun boþluðunda oldukça deðiþken lezyonlar görülebilir. Enfeksiyonun ikinci gününde burun boþluðundaki eksudatta çok sayýda heterofil lökositin yaný sýra dökülmüþ epitel hücreleri görülür. Epitel hücrelerinin siliumlarý dökülür. Enfeksiyonun 3-6. günlerinde mukozada ve bezler arasýnda lenfosit infiltrasyonu, mükoz bezlerde hipertrofi ve epiteli örten kalýn mukoid bir katman oluþur. Enfeksiyonun 9. gününden itibaren burun boþluðu normale döner (Purcell ve McFerran, 1972). Trakea bulgularý daha ziyade organýn üst kesimindedir. Bunlar epitel hücrelerinde þiþkinlik, 8 Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 siliumlarýnýn kaybolmasý, vakuoler dejenerasyon i l e n e k r o z a ; p r o p r i a m u k o z a d a v e ya submukozada ödem, kanama, genelde lenfoid hücre infiltrasyonu ile karakterize bulgulardýr (Purcell ve McFerran, 1972; Cavanagh, 2003). Trakeadaki lenfosit infiltrasyonu enfeksiyonun yaklaþýk ilk 18 saati içinde belirir ve yedinci güne kadar yoðunlaþýr. Enfeksiyonun yaklaþýk beþinci gününden itibaren lezyonlarýn þiddeti azalmaya yüz tutar. Doðal enfeksiyonlarda bazen fibrine rastlanýr (Garside, 1965). Bazý deneysel enfeksiyonlarda 2-4 gün arasýnda mukoza epitelinde hiperplazi belirir (Purcell ve McFerran, 1972; Goryo ve ark., 1984). Akciðerde lezyonlarý genellikle tüm loblarda, primer ve sekonder bronþlardadýr. Bunlar dokuda lenfoid hücre infiltrasyonu, özellikle bronþlar çevresinde lenfoid dokuda artýþ ve bazen de bronþlarda purulent eskudat þeklindedir (Purcell ve McFerran, 1972; Purcell ve ark., 1976). Hava keselerinde ilk lezyonlar enfeksiyonun 24. saatinde görülür. Kesinin duvarý ödemli, lümeni fibrinöz eksudatla doludur. Sonraki günlerde lenfosit infiltrasyonu artar. Bazý alanlarda pseudomembran þekillenir. Ýlerleyen günlerde ise fibronoplastik proliferasyon nedeniyle hava kesesi duvarý kalýnlaþýr. Enfeksiyonun 41. gününde lezyonlar kaybolur (Purcell ve McFerran, 1972). Üriner Sistem Üriner sisteme iliþkin lezyonlar ya solunum sistemi bulgularýyla birlikte ya da baðýmsýz geliþir (Newton ve Simmons, 1963). Bazý olgularda deðiþiklikler histopatolojik düzeydedir. Akut dönemde böbrekler hiperemik ve oldukça þiþkindir (Siller ve Cumming, 1974; Purcell ve ark., 1976; Butcher ve ark., 1990; Ignjatovic ve ark., 2002). Kronik dönemde ise boz beyaz renkli odaklarla bezenip alacalý görülür (Siller ve Cumming, 1974). Böbreðin kesit yüzünde boz-beyaz renkli ürat (ürik asit kristalleri) bulunur. Lümenleri bu materyalle dolan üreterler geniþler, mukozasý hiperemik, ödemlidir (Ignjatovic ve ark., 2002). Histopatolojik incelemede tubul epitellerinde Veteriner Tavukçuluk Derneði dejeneratif, rejeneratif deðiþiklikler, plazma hücrelerinden zengin hücre infiltrasyonu sonra da tubul lümenlerinde daralma glomeruler atrofi, ürat kristalleri saptanýr. Üremiyle sonuçlanan nefritis olgularýnda perikardium, hava kesesi duvarý ve karaciðer kapsulasý gibi diðer bölgelerde de ürik asik birikimleri göze çarpar (Siller ve Cumming, 1974; Fýrat, 1995; ). Özellikle civcivlerde oluþan bu interstisyel nefritis tablosunda plazma hücrelerinde Russel cisimciklerine rastlanmasý ve tubul epitellerinde mitoz hastalýk için patognomonik olarak kabul edilir (Siller ve Cumming, 1974). Diþi Genital Sistem Diþi genital organlarda bozukluk þekillendiðinde yumurta verim ve kalitesi bozulur. Yumurta yollarýnda geliþim bozukluðu þekillenen hastalýðý atlatan civcivler, seksüel olgunluða eriþtiklerinde yumurta oluþsa da yumurta yolunda tutulamaz ve vücut boþluðuna daðýlýr. Böyle hayvanlar yumurta pozisyonu alýr fakat yumurtlayamadýklarýndan "kör yumurtacý" olarak tanýmlanýr (Esendal, 2002). Yu m u r t l a m a d ö n e m i n d e e n f e k s i y o n a yakalananlarda yumurta verimi düþer. Normalde 45-60 g gelen yumurtalar 10 g gelir (Schulz, 1991). Bir gözlemde, beyaz Leghornlarda yumurta verimindeki düþüþün %50, melez ve Australorp'larda %30 olduðu, yumurtadan çýkým oranýnýn ise %10-30 düzeyinde düþtüðü belirtilmiþtir (Cumming, 1963). Yumurta yollarý fazla deðiþikliðe uðramayanlar enfeksiyondan 3-4 hafta sonra yeniden yumurtlamaya baþlar. Ancak, belirgin deðiþiklik olmasa da fonksiyonel bozukluða baðlý olarak yumurta kalitesi bozulur (Crinion ve ark., 1971a). Nekropside ovaryumda kanama, ovidukta fibrin belli baþlý akut bulgulardýr. Kronikleþmiþ olgularda çok sayýda ovaryum follikülü büzüþür. Civciv döneminde enfeksiyona yakalananlarda kalýcý morfolojik bozukluklar þekillenir. Ovaryum ve yumurta yolu özelliðini kaybeder (Crinion ve Hofstad, 1972b; Jones ve Jordan, 1972; McMartin ve Mcleod, 1972). Uterus bezleri kaybolur, uterus kistik bir hal alýr (Schulz, 1991). Bazen de stenoza ve segmental artofiye rastlanýr (Crinion ve ark., 1971b; Schulz, 1991). Taný Solunum yollarýna iliþkin klinik ve patomorfolojik bazý bulgular karakteristik olmasýna raðmen bazen bunlarla tanýya varmak güçtür. Bu bulgular b ö b r e k , y u m u r t a yo l u ve y u m u r t a bozukluklarýyla birlikte olduðunda anlamlýdýr. Histopatolojik incelemede özel bir bulgusu yoktur. Yalnýz interstisyel nefritiste plazma hücrelerinde Russel cisimciklerine rastlanmasý; tubul epitellerinde mitozun fazlalýðý hastalýktan kuþkulandýrýr. Ýmmunohistokimyasal yöntemler dokuda virus antijeninin saptanmasýna yönelik olduðundan daha güvenlidir. (Siller ve Cumming, 1974; McMartin, 1993; Esendal, 2002). Tanýda, daha çok serolojik testlerden yararlanýlýr. Bu baðlamda en çok kullanýlanlar serum nötralizasyon (SN veya VN) ve hemagiutinasyon inhibisyon (HI) ile agarjel diffüzyon (AGD), fluoresans antikor (FA) tekniði ve ELISA yöntemleri kullanýlýr. SN testi güvenilebilir yegane suþ spesifik testtir. HI testi, primer antikor yanýtýnda genellikle suþ spesifik iken, AGD, FA ve ELISA testleri hem grup hem de tip spesifik antijenlerle reaksiyon verir. SN testinin bir modifikasyonu olan plak redüksiyon testi uygulamaya sokulmuþtur. Enfekte ve enfekte olmayan sürüleri birbirinden ayýrmak amacýyla AGD testi tercih edilir. Duyarlýlýðý düþük bir serolojik testtir. Suþtan ziyade grup spesifik bir özellik gösterir (Wilcox ve ark., 1983; Esendal, 2002). En geçerli yol ise elde edilen izolatlarýn embriyolu tavuk yumurtasýnýn allantoik boþluðuna veya civciv embriyo trakeal hücre kültürüne ekilmesiyle yapýlan virus izolasyon ve identifikasyonudur (Esendal, 2002; Cavanagh ve Naqi, 2003). Virus embriyolu yumurtalarda embriyo ölümüne, cüce kalmasýna, bacaklarýnda deformasyona, geliþmesinde gecikmeye, hareketlerinde yavaþlamaya, böbreklerinde ürat þekillenmesine neden olur (Esendal, 2002). Hücre kültürlerine yapýlan ekimlerde ise enfekte hücrelerde lizis meydana getirir (Dutta, 1975). Ayrýca izolatýn duyarlý civcivlere verilerek deneme enfeksiyonu yoluyla tanýya varmak da mümkündür (Esendal, 2002). Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 9 Veteriner Tavukçuluk Derneði Solunum sistemi bulgularý özellikle ND'nin erken Dipnot dönem bulgularýndan; ayrýca ILT, enfeksiyöz 1 Avian Enfeksiyöz Bronþitis Virusu Hastalýðý isimli seminerden koriza, kronik solunum yollarý hastalýðý ve Syngamus trachea gibi hastalýklardan ayýrt edilmesi gerekir (Macdonald ve McMartin, 1970; Cook, 1972; Arda ve ark., 1990; McMartin, 1993; Esendal, 2002; Cavanagh ve Naqi, 2003). Kaynaklar ALEXANDER, D.J., GOUGH, R.E., PATTISON, M. (1978) A long-term study of the pathogenesis of infection of fowls with three strains of avian infectious bronchitis virus. Res Yumurta verim düþüklüðü ve kalitesindeki Vet Sci. 24: 228-233. bozukluk ise yalnýz IB'de deðil; baþta Egg Drop AMBALI, A.G., JONES, R.C. (1990) Early pathogenesis in Syndrome-76 olmak üzere, enfeksiyöz veya yönetim hatalarý gibi enfeksiyöz olmayan faktörlerle de meydana gelebilir. Hastalýkta þekillenen üremi ve ovidukttaki geliþme chicks of infection with an enterotropic strain of infectious bronchitis virus. Avian Dis. 34: 809-817. ARDA, M., MÝNBAY, A., AYDIN, N., AKAY, Ö., ÝZGÜR, M. (1990) Kanatlý Hayvan Hastalýklarý. 3. Baský. Ankara: Medisan Yayýnevi. bozukluklarý beslenme noksanlýklarý, lökoz ve BUTCHER, G.D., WINTERFIELD, R.W., SHAPIRO, D.P. (1990) bilinmeyen diðer bazý nedenlerden de Pathogenesis of H13 nephropathogenic infectious bronchitis kaynaklanabilir (Nakamura ve ark., 1996; Esendal, 2002). Koruma Kontrol virus. Avian Dis. 34: 916-921. CASAIS, R., DOVE, B., CAVANAGH, D., BRITTON, P. (2003) Recombinant avian infectious bronchitis virus expressing a heterologous spike gene demonstrates that the spike protein is a determinant of cell tropism. J Virol. 77: 9084-9089. Hastalýk yalnýz bir kümeste tespit edilmiþ ise CAVANAGH, D. (2003) Severe acute respiratory syndrome hayvanlarýn imha edilmesi en uygun yoldur. vaccine development: experiences of vaccination against Hastalýðýn yaygýn olduðu bölgelerde enfeksiyonun kontrol altýnda tutulmasý aþýlama ile mümkündür. Bu amaçla hem canlý hem de yað adjuvantlý avian infectious bronchitis coronavirus. Avian Pathol. 32: 567-582. CAVANAGH, D., NAQI, S.A. (2003) Infectious Bronchitis. In: Poultry Disease, Chapter 3. 11th Ed. Editor: Y.M, SAIF, inaktif aþýlar kullanýlýr. Ancak IB deðiþik serotipler H.J., BARNES, A.M., FADLY, J.R. GLISSON, L.R., MCDOUGALD, tarafýndan oluþturulduðundan aþýlanan D.E. SWAYNE. Iowa: Iowa State University Press. hayvanlarýn tamamýnýn kontrol altýna alýnmasý güçtür. Bu bakýmdan aþýdan azami ölçüde korunma saðlamak için, aþýnýn bölgede var olan serotiplerden hazýrlanmýþ olmasý gerekir. Ticari CHONG, K.I., APOSTOLOV, K. (1982) The pathogenesis of nephritis in chickens induced by infectious bronchitis virus. J Comp Pathol. 92: 199-211. COOK JK. (1972) Avian adenovirus alone or followed by infectious bronchitis virus in laying hens. J Comp Pathol. aþýlarda genellikle Massachusetts serotiplerinden 82: 119-128. faydalanýlýr. Ayrýca daha etkin korunma amacýyla CRINION, R.A., BALL, R.A., HOFSTAD, M.S. (1971a) diðer serotipler veya suþlar da aþýya katýlýr. Attenüe aþýlar, daha önce IBV ile temasa gelmemiþ bir günlük civcivlere sprey, gaga daldýrma veya burun ve göze damlatma yoluyla, daha yaþlý hayvanlara ise içme suyu, göze damlatma veya aerosol yolla verilir (Arda ve ark., 1990; McMartin, 1993; Esendal, 2002; Cavanagh, 2003; Cavanagh ve Naqi, 2003). Moleküler biyolojideki ilerlemeler sayesinde, Abnormalities in laying chickens following exposure to infectious bronchitis virus at one day old. Avian Dis. 15: 42-48. CRINION, R.A., BALL, R.A., HOFSTAD, M.S. (1971b) Pathogenesis of oviduct lesions in immature chickens following exposure to infectious bronchitis virus at one day old. Avian Dis. 15: 32-41. CRINION, R.A., HOFSTAD, M.S. (1972a) Pathogenicity of two embryo-passage levels of avian infectious bronchitis virus for the oviduct of young chickens of various ages. Avian Dis. 16: 967-973. virusun labil spike antijenin yaný sýra stabil CRINION, R.A. and HOFSTAD, M.S. (1972b). Pathogenicity antijenlerinden yararlanýlarak daha etkili aþý of four serotypes of avian infectious bronchitis virus for the üretileceði düþünülmüþtür (Cavanagh, 2003). 10 özetlenmiþtir. Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 oviduct of young chickens of various ages. Avian Dis. 16: 351-363. Veteriner Tavukçuluk Derneði CUBILLOS, A., ULLOA, J., CUBILLOS, V., COOK, J.K.A. (1991) of infectious bronchitis. A diagnostic problem. Vet Rec. 87: Characterisation of strain of infectious bronchitis virus 729-730. isolated in Chile. Avian Pathol. 20: 85-99. MCMARTIN, D.A. (1968) The pathogenicity of an infectious CUMMING, R.B. (1963) Infectious avian nephrosis (uraemia) bronchitis virus for laying hens, with observations on in Australia. Aust Vet J. 39: 145-147. pathogenesis. Br Vet J. 124: 576-581. DEMÝRÖZÜ, K., ERGÜN, A., AKMAN, A. (1988) Son on yýlda MCMARTIN, D.A., MACLEOD, H. (1972) Abnormal oviducts Türkiye'de saptanan önemli tavuk hastalýklarý. I. Uluslararasý in laying hens following natural infection with infectious Tavukçuluk ve Tavuk Hastalýklarý Sempozyumu Tebliðleri, bronchitis at an early age. Br Vet J. 128: 19-21. Manisa Tavuk Hast. Araþt. ve Aþý Üretim Enst. Kitapçýðý. s.: MCMARTIN, D.A. (1993) Infectious Bronchitis. In: Virus 94-98. Infections of Vertebrates. Virus Infections of Birds. Vol 4. DUTTA, S.K. (1975) Morphological changes of chicken Editor: J.B., McFERRAN, M.S., MCCNULTY. Amsterdam: tracheas and tracheal organ cultures infected with avian Elsevier Science, p.: 249-275. infectious bronchitis virus studied in scanning electron NAKAMURA, K., COOK, J.K.A., OTSUKI, K., HUGGINS, M.B., microscope. Avian Dis. 19: 429-436. FRAZIER, J.A. (1991) Comparative study of respiratory ESENDAL, Ö.M. (2002) Ýnfeksiyöz Bronþitis. In: Kanatlý lesions in two chicken lines of different susceptibility infected Hayvan Hastalýklarý. Editör: M., ÝZGÜR, M., AKAN. Ankara: with infectious bronchitis virus: Histology, ultrastructure and immunohistochemistry. Avian Pathol. 20: 241-257. Medisan Yayýnevi. FABRICANT, J. (1998). The early history of infectious NAKAMURA, K., IMAI, K., TANIMURA, N. (1996) Comparison bronchitis. Avian Dis., 42(4): 648-650. of the effects of infectious bronchitis and infectious FIRAT, Ý. (1995) Ýnfeksiyöz bronþitis virusunun üç patojen laryngotracheitis on the chicken respiratory tract. J Comp suþu ile enfekte edilen civcivlerdeki nefrolojik bulgularýn Pathol. 114: 11-21. histopatolojik karþýlaþtýrýlmasý. Ýstanbul Üniversitesi Saðlýk NEWTON, L.G., SIMMONS, G.C. (1963) Avian nephritis and Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi. uraemia. Aust Vet J. 39: 135-139. GARSIDE, J.S. (1965) The histopathological diagnosis of PURCELL, D.A., THAM, V.L., SURMAN, P.G. (1976) The avian respiratory infections. Vet Rec. 27: 354-356. histopathology of infectious bronchitis in fowls infected with GIAMBRONE, J.J., EIDSON, C.S., KLEVEN, S.H. (1977) Eftect a nephrotropic "T" strain of virus. Aust Vet J. 52: 85-91. of infectious bursal disease on the response of chickens to PURCELL, D.A., MCFERRAN, J.B. (1972) The histopathology mycoplasma synoviae. Newcastle disease virus and infectious of infectious bronchitis in the domestic fowl. Res Vet Sci. bronchitis 13: 116-122. virus. Am J Ve t Re s . 38:251-253. GORYO, M., UMEMURA, T., ITAKURA, C. (1984) Concurrence SCHULZ, L.C., (1991) Krankheiten und Syndrome. In: of nephrosis-nephritis due to infectious bronchitis virus and Pathologie der Haustiere Teil II. Germany. p.: 222-224. infectious bursal disease in broiler chickens. Avian Pathol. SILLER, W.G., CUMMING, R.B. (1974) The histopathology 13: 191-200. of an interstitial nephritis in the fowl produced experimentally HEIDE, L., JOHNSON, R.B., BRYANT, E.S. (1973) Infectious with infectious bronchitis virus. J Pathol. 114: 163-173. bronchitis outbreaks in vaccinated poultry in Connecticut. SMITH, H.W., COOK, J.K.A., PARSELL, Z.E. (1985) The Avian Dis. 17: 540-545. experimental infection of chickens with mixture of infectious HIRAI, K., SHIMAKURA, S. (1971) Isolation and bronchitis virus and Escherichia coli. J Gen Virol. 66: 777- characteristics of avian nephrosis inducing infectious 786. bronchitis virus (coronavirus). Jpn J Vet Sci. 33: 209-216. WILCOX, G.E., NANDAPALAN, N., FLOWER, R.L., FRY-SMITH, IGNJATOVIC, J., ASHTON, D.F., REECE, R., SCOTT, P., D. (1983) Comparison of a microneutralisation test with HOOPER, P. (2002) Pathogenicity of Australian strains of ELISA and precipitin tests for detection of antibodies to avian infectious bronchitis virus. J Comp Pathol. 126: 115- infectious bronchitis virus in chickens. Aust Vet J. 60: 119- 123. 122. JONES, R.C., JORDAN, F.T. (1972) Persistence of virus in WINTERFIELD, R.W., HITCHNER, S.B. (1962) Etiology of an the tissues and development of the oviduct in the fowl infectious nephritis-nephrosis syndrome of chickens. Am J following infection at day old with infectious bronchitis virus. Vet Res. 23: 1273-1279. Res Vet Sci. 13: 52-60. KINDE, H., DAFT, B., CASTRO, A.E., BICKFORD, A.A., GELB, J., REYNOLDS, B. (1991) Viral pathogenesis of a nephrotropic infectious bronchitis virus isolated from commercial pullets. Avian Dis. 35: 415-421. MCDONALD, J.W., MCMARTIN, D.A. (1970) Histopathology Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 11 Veteriner Tavukçuluk Derneði KANATLI ANATOMÝSÝ Dr. Çagdaþ OTO Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Anatomi Anabilim Dalý, Ankara E-mail: [email protected] Kanatlý iskeletinin karakteristik özelliði kemiklerin hem hafif hem de oldukça dayanýklý olmasýdýr. Kafa kemikleri arasýndaki suturalar tamamen kaynaþarak yok olmuþtur. Diðer omurgalýlar ile karþýlaþtýrýldýðýnda orbita orantýsal olarak çok geniþtir. Bir diðer farklýlýk memelilerin aksine Omurgalýlarýn aves sýnýfýnda yer alan kanatlý hayvanlarýn hayvancýlýk sektöründeki yeri ve veteriner hekimler için ekonomik deðeri tartýþýlmazdýr. Dolayýsýyla veteriner anatomi öðretiminde kanatlý hayvanlarýn anatomisi önemli bir yer tutmaktadýr. Memelilerin aksine, kanatlý anatomisi büyük oranda uçmayý kolaylaþtýrmaya yönelik olarak farklýlaþmýþtýr. Bu farklýlaþmanýn en önemli sonucu ön ekstremitelerin kanat þeklini almasýdýr. Bunun yaný sýra vücudun hafif tüylerle kaplanmasý, iskeleti oluþturan kemiklerin çoðunun pneumatik olmasý, vücut boþluðunda yerleþmiþ geniþ hava keseleri, idrar torbalarýnýn bulunmamasý (deve kuþu hariç) ve yumurtalarýný vücut dýþýna býrakmalarý vücut aðýrlýðýný hafifleten, dolayýsýyla uçmayý kolaylaþtýran, etkili faktörlerdir. Uçma kabiliyeti büyük bir enerji ihtiyacý doðurur. Bu enerjinin saðlanmasý metabolizma hýzýnýn çok yüksek olmasýný gerektirmektedir. Dolayýsýyla 12 kuþlarda üst çenenin de hareketli olmasýdýr. Bu durum özellikle avlanma sýrasýnda büyük avantaj saðlamaktadýr. Columna vertebralis'i oluþturan omurlarýn sayýsý kanatlý türleri içinde farklýlýk göstermekle birlikte cervical; 12-17, thoracal; 7-9, lumbal; 4, sacral; 10, caudal; 7 þeklinde genel bir bölümlendirme yapýlabilir. Bununla birlikte son thoracal, tüm lumbal ve sacral omurlar ile ilk bir kaç caudal omur birleþerek synsacrum (os lumbosacrale) adý verilen ve vücut iskeletinin temelini oluþturan, büyük bir kemiksel yapý meydana getirirler. Son 3-4 caudal omur da birleþerek uçma sýrasýnda bir çeþit dümen görevi üstlenen pygostyl'i þekillendirir. Sternum, vücut boþluðunun büyük bölümünü ventral'den örtmektedir. Alt yüzünde carina adý verilen belirgin bir çýkýntý vardýr. Uçma sýrasýnda vücudun havayý yarmasýna yardýmcý olan bu yapý, ayný zamanda geliþmiþ pektoral kaslar için yapýþma zemini oluþturmaktadýr. fonksiyonel olarak incelendiðinde sindirim sistemi Kuþlarda ön ekstremitelerin gövdeye baðlantýsýný enerji için gerekli olan hammaddenin yani saðlayan omuz kemerini oluþturan scapula, besinlerin limitsiz bir þekilde depolanmasý ve clavicula ve os coracoides tamamen þekillenmiþtir. olabildiðince hýzlý sindirilmesi, solunum sistemi Os coracoides omuz kemerinin en güçlü kemiðidir. ihtiyaç olunan oksijenin kana verilmesi, dolaþým Geniþ olan alt ucu sternum'a, dar olan üst ucu sistemi yüksek metabolizma hýzýna uygun kan scapula'ya baðlanýr. Scapula sýrt omurlarýna dolaþýmýnýn saðlanmasý, boþaltým sistemi de paralel biçimde göðüs kafesi üzerine oturmuþ oluþan atýk ürünlerin vücutta bekletilmeden yassý dar ve uzun bir kemiktir. Omuz kemerinin uzaklaþtýrýlmasýný saðlayacak þekilde özelleþmiþtir. son kemiði olan clavicula'nýn ise üst ucu scapula Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 Veteriner Tavukçuluk Derneði Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 13 Veteriner Tavukçuluk Derneði ve os coracoides'e katýlýrken alt ucu diðer tarafýnki pektoral kaslardýr. Özellikle uçma yeteneði fazla ile birleþerek furcula adý verilen lades kemiðini olan kuþlarda pektoral kaslar vücuttaki diðer oluþturur. Kemik bu haliyle kanat hareketleri tüm iskelet kaslarýnýn aðýrlýðýndan fazla sýrasýnda omuz eklemleri arasýndaki mesafeyi olabilmektedir. Ýntramuskuler enjeksiyon için belli bir açýklýkta tutmaya yarayan bir yay görevi sýklýkla boyun yada kalça bölgesindeki kaslar almýþtýr. tercih edilmektedir. Ön eksteremiteyi oluþturan kemiklerden en Kuþlarda dudak, yanak ve diþ bulunmaz. Bunu proximal'de olaný güçlü ve pneumatik bir kemik yerine epidermisten köken alan gaga olan humerus'tur. Hemen distal'inde bulunan þekillenmiþtir. Gaganýn þekli türlere ve beslenme antebrachium kemiklerinde memelilerden farklý alýþkanlýklarýna göre oldukça deðiþiklik olarak ulna radius'tan daha kuvvetlidir. Bilek göstermektedir. Kemiksel çatýsýný üst çenede os kemiklerinin üst sýrasýnda iki kemik bulunur. Alt incisivum, alt çenede ise mandibula þekillendirir. sýra ise tarak kemikleri ile kaynaþtýðýndan ossa Gaga alt ve üst çeneye bir kýlýf gibi oturduðundan carpometacarpalia'yý oluþturur. Kuþlarýn ön yapýsý at týrnaðýnýn yapýsýna benzer. Üst gaganýn ekstremite'sinde 3 adet parmak vardýr. kaidesinde ceruma denilen yumuþak bir deri Kanatlýlar arka bacaklarýný destek ve yürüme için kullandýklarýndan bacak omurga baðlantýsý kuvvetli olmalýdýr. Pelvis; synsacrum ve os coxae'nýn birleþmesiyle oluþur ve vücudun en yapý n.trigeminus'tan bol miktarda dal aldýðýndan memelilerdeki pili tactiles'lerin karþýlýðý olarak kabul edilmektedir. büyük kemiðini þekillendirir. Arka extremite Kuþlarýn damaðýnda iki büyük yarýk vardýr. kemikleri proximal'de femur, onun altýnda tibia Bunlardan öndeki burun boþluðuna açýlan choana, (tibiatarsus) ve fibula ile tarsometatarsus'tan diðeri cavum tympani ile baðlantýlý olan oluþur. Horozda tarsometarsus kemiðinin iç infundibular yarýktýr. Kanatlýlar su içerken bu tarafýnda mahmuzu oluþturan processus calcarius yarýklara kaçmamasý için baþlarýný havaya bulunur. Kuþlarýn arka extremitelerinde 4 adet kaldýrýrlar. Pharynx'in sýnýrlarýný alt ve üst çenede parmak vardýr. Medial'deki 1. parmak geriye, bulunan transversal papilla sýralarý belirler. diðerleri öne dönüktür. Parmaklardaki phalanx Esophagus memelilerden farklý olarak trachea'nýn sayýsý parmak numarasýnýn bir fazlasý þeklindedir. önce dorsal'i sonra saðýnda seyrederek göðüs Kanatlýlarda kýrmýzý ve beyaz olmak üzere iki grup çizgili kas vardýr. Kaslara rengini veren sahip olduklarý myoglobin miktarýdýr. Genellikle kaslarda kýrmýzý ve beyaz lifler karýþýktýr ve bunlarýn oraný kasýn çalýþma durumuyla iliþkilidir. Kuþlarda dudak, yanak, burun ve dýþ kulak kaslarý bulunmazken çiðneme kaslarý iyi geliþmiþtir. Benzer biçimde boyun kaslarý çok iyi geliþmesine karþýn sýrt ve bel kaslarý redüksiyona uðramýþtýr. Kuyruk kaslarý ise dümen görevi nedeniyle oldukça kuvvetlidir. Hacim ve fonksiyon açýsýndan en önemli kas grubu ise 14 bölgesi bulunur. Gagaya parlaklýk ta veren bu Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 giriþinde ventral'e doðru ingluves (kursak) denilen belirgin bir geniþleme yapar. Görevleri besinlerin depolanmasý, mideye geçiþlerini yavaþlatýlmasý ve kuþ sütü üretimi olan kursaðýn þekli türler arasýnda farklýlýk göstermekte, martý, penguen gibi bazý kuþ türlerinde ise kursak bulunmamaktadýr. Kanatlýlarda mide biri önde yer alan ve esophagus'un devamý niteliðinde olan proventriculus (bezsel mide), diðeri arkadaki ventriculus (kassel mide, taþlýk) olmak üzere iki bölümden oluþmaktadýr. Duodenum bütün kanatlýlarda"U" þeklindedir ve kollarýnýn arasýnda pankreas yerleþmiþtir. Jejenum barsak kanalýnýn Veteriner Tavukçuluk Derneði en uzun bölümüdür ve vücut boþluðunun sað membrana tympaniformis'in titreþimiyle tarafýnda, caudal konumludur. Ileum ise median oluþmaktadýr. Akciðerler göðüs boþluðunun hat üzerinde rectum'un ventral'inde yer tavanýnda intercostal aralýklara gömülü olarak almaktadýr. Kuþlarda memelilerden farklý olarak yerleþmiþtir. Kanatlýlarda akciðerlerdeki gaz cecum "V" harfi þeklinde çifttir (papaðanda deðiþim hýzý memelilerdekinden 4 kat fazladýr. cecum bulunmaz). Lenfositer infiltrasyonun en Diaphragma rudimenter olduðundan akciðerlerin yaygýn olduðu barsak bölümü olan cecum suyun bu kadar hýzlý bir þekilde bir körük gibi þiþerek emilimi ve selülozun sindiriminden sorumludur. sönmesi, kanat hareketleri sonucunda oluþan Kanatlýlarda colon yoktur, rectum ise cloaca'ya vücut iç basýncý ve hava keselerinde bulunan (coprodeum) açýlýr. Cloaca; sindirim, üriner ve havanýn basýnç deðiþiklikleriyle olmaktadýr. reprodüktif sistem oraganlarýnýn son kýsýmlarýnýn Kuþlara özgü bir yapý olan hava keseleri oluþturduðu ortak bir yapýdýr. Önden arkaya bronchus'larýn extrapulmoner geniþlemesi sonucu doðru coprodeum (gaita yolu), urodeum (idrar oluþmuþtur. Genel olarak üçü çift, ikisi tek olarak solu) ve proctodeum (ortak yol) denen üç bölgeye yerleþmiþ sekiz hava kesesi bulunmaktadýr. ayrýlarak ventus adlý kýsýmla dýþarý açýlýr. Sindirim Boynun alt kýsýmlarýndan barsaklara kadar sistemi organlarýndan karaciðer karýn boþluðunun vücudun büyük bölümünü dolduran keseler, ventral'inde yerleþmiþtir. Rengi civcivlerde saccus verdikleri divertiküller aracýlýðýyla kemiklerin vitellinus'tan gelen pigmentlerden dolayý sarý, içine kadar uzanmýþtýr. Baþlýca görevleri solunuma eriþkinlerde ise kýrmýzý tonlardadýr. Loplarýnýn yardýmcý olmak, aðýrlýðý arttýrmadan vücut þekli türlere göre farklýlýk göstermektedir. hacmini arttýrmak, termoregülasyon ve sesin Karaciðerden salgýlanan safra içeriðindeki kuvvetlenmesini saðlamaktýr. biliverdin'den dolayý yeþil renklidir. Beç tavuðu, güvercin, muhabbet kuþu ve devekuþlarýnda safra kesesi bulunmaz. Memelilerden farklý olarak kanatlýlarda çift olan Kanatlýlarda böbrekler lobuler ve yaygýn biçimde os lumbosacrale'nin çukurluðuna gömülmüþ olarak bulunurlar. Papilla renalis, pelvis renalis, calix renalis, urethra ve vesica urinaria yoktur bir diðer organ larynx'tir. Larynx cranialis pharynx'in gerisindedir ve solunan havanýn trachea'ya transferinden ve yabancý maddelerin alt solunum yollarýna geçiþinin önlenmesinden sorumludur. Larynx caudalis (syrinx) ise bifurcatio trachea üzerinde bulunur ve ses oluþumu ile görevlidir. Özellikle ötücü kuþlarda i y i g e l i þ m i þ t i r. S e s ekspirasyon sýrasýnda Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3 15 Veteriner Tavukçuluk Derneði (devekuþu hariç). Dolayýsýyla böbreklerden çýkan Duvarý kalýn ve lümeni geniþ olan bu kanal ureterler kalsiyum içerikli salgý yapan çok sayýda bez direkt urodeum'a a ç ý l ý r l a r. Testis'ler, memelilerin aksine vücut boþluðu içinde, böbreklerin cranial'inde yerleþmiþtir. Orantýsal olarak memeli testis'inden çok daha büyüktürler. Funiculus spermaticus ve eklenti kireç kabuðun þekillendiði bu bölümde yumurta yaklaþýk 20 saat kalýr ve vagina aracýlýðýyla urodeum'a býrakýlýr. bezleri yoktur. Ductus deferens, urodeum'a Metabolizma hýzýnýn yüksek olmasý kanatlý açýlmaktadýr. Ördek, kuðu, devekuþu gibi bir dolaþým sisteminde de bazý farklýlýklar oluþmasýna kaç tür dýþýnda kanatlýlarda penis bulunmamak neden olmuþtur. Kalp memelilerinkine oranla da yada rudimenterdir. Phallus denilen daha büyüktür. Kalp atým sayýsý çok fazla ve kan kopulasyon organýnýn ereksiyonu lenf sývýsý ile basýncý da daha yüksektir. En belirgin anatomik olmaktadýr. Çiftleþme erkek ve diþinin cloaca'larýný farklýlýk vena cava cranialis'in sað ve sol olmak karþý karþýya getirmesi ile gerçekleþmektedir. üzere çift olmasýdýr. Kuþlarda intravenöz Kanatlýlarda sað ovarium ve tuba uterina embriyolojik dönemde reduksiyona uðrayarak enjeksiyon kanat derisinin hemen altýnda bulunan vena cutaneae ulnaris'ten yapýlmaktadýr. regrese olur. Sol ovarium ise tamamen geliþmiþtir. Kanatlý türlerinde koku duyusu oldukça körelmiþ, Ovarium büyüklüðü hayvanýn seksüel periyoduna buna karþýlýk görme ve iþitme duyularý çok göre deðiþmekle birlikte üzerindeki foliküller geliþmiþtir. Kuþlar, tüm omurgalýlar içinde nedeniyle salkýmýný vücuduna oranlandýðýnda gözü en büyük olan andýrmaktadýr. Tuba uterina yalnýzca ovumu sýnýftýr. Görüþ açýlarý yaklaþýk 300 derecedir. nakleden bir kanal deðil, yumurtanýn büyük Beyindeki görme refleks merkezi oldukça geliþmiþ kýsmýnýn yapýldýðý çok önemli bir organdýr. Vücut ve optik lop adýný almýþtýr. Kulak kepçesinin boþluðunun sol ventro-lateral duvarýna dayalý olmamasý ve dýþ kulak yolu deliðinin çok küçük olarak yerleþmiþtir ve urodeum'a açýlýr. Tuba olmasý iþitme kaybýna neden olmamaktadýr. uterina'nýn beþ bölümü vardýr; Infundibulum, Özellikle ötücü kuþlarda ve gece avlanan baykuþ magnum, isthmus, uterus ve vagina. gibi türlerde sese karþý duyarlýlýk çok yüksektir. Ovulasyon sýrasýnda, foliküllerin olgunlaþmasýyla Kanatlýlarda baðýþýklýk sistemini þekillendiren oluþan yumurta hücresi, etrafýný saran yumurta merkezi lenfoid organlar timus ve bursa fabricius, sarýsý ve onun dýþýndaki ince yumurta sarýsý zarý periferik lenfoid yapýlar ise dalak ve tonsillerdir. infundibulum kaslarý tarafýndan yakalanarak Hücresel baðýþýklýktan sorumlu olan timus boyun organýn lümenine alýnýr. Döllenme burada bölgesinde yerleþmiþ pembe renkli lobüler yapýda gerçekleþir. Yumurta infundibulum'da 15 dk. bir organdýr. Tavuklarda çift olan bu doku eriþkin kalarak magnum'a geçer. Magnumdaki bezlerin dönemde küçülmeye baþlar ve yaþlý hayvanlarda salgýsý protein aðýrlýklýdýr. Burada salýnan albumin tamamen kaybolur. Humoral baðýþýklýktan (yumurta aký) yumurta sarýsýnýn etrafýný sarar. sorumlu olan bursa fabricius ise proctodeum'un Yaklaþýk 3 saat süren bu aþamada þalaz da dorsal'inde yaklaþýk 2-3 cm çapýnda genellikle þekillenir. Yuvarlanarak ilerlemesini sürdüren yuvarlak (kazlarda silindirik) kese þeklinde yumurta isthmus'ta 1,5 saat kalýr. Bu aþamada divertiküler bir yapýdýr. Hayvanýn seksüel albumin yapýmý devam ederken iç ve dýþ kabuk olgunluða eriþimiyle birlikte involusyona uðrar. görüntüsü üzüm zarlarý da þekillenir. Sonraki kýsým uterus'tur. 16 ihtiva eder. Yumurta akýnýn tamamlandýðý ve Yýl: 2009 Cilt: 7 Sayý: 3
Benzer belgeler
Tavuklarda İnfeksiyöz Bronşitis ve Türkiye`de İnfeksiyöz Bronşitis`in
Yılda 4 kez 3 ayda bir yayımlanır.
Veteriner Tavukçuluk Derneği
Adına Sahibi
Prof. Dr. Ahmet ERGÜN
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Prof. Dr. U. Tansel ŞİRELİ
Yayın Kurulu
Prof. Dr. Mehmet AKAN
Prof. Dr....
Kuş Gribi ve uş Gribi ve Gıda Güvenliği Kuş Gribi ve Gıda Güvenliği
Veteriner Tavukçuluk Derneðinin
yayýn organýdýr.
Yýlda 4 kez 3 ayda bir yayýmlanýr.
Veteriner Tavukçuluk Derneði
Adýna Sahibi
Prof. Dr. Ahmet ERGÜN
Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü
Prof. Dr. U. Tansel Þ...