otomotiv sistemleri ve kontrolü
Transkript
otomotiv sistemleri ve kontrolü
Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya OTOMOTİV SİSTEMLERİ VE KONTROLÜ 800 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Ni-MH Batarya Sistemlerinde Gözleyici-Temelli Hata Teşhisi Günyaz Ablay Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Abdullah Gül Üniversitesi, Kayseri [email protected] teşhisi yaklaşımı önerilmektedir. Önerilen nonlineer gözleyici, batarya modeline uygunluğu ve iyi bir hata tespiti için tasarlanmıştır. Olası sensor, kontrolör ve parametre hataları tespit edilmekte ve istatistiksel değerlendirmeyle hata teşhisi ve izolasyonu yapılmaktadır. Hata teşhisi algoritması batarya sistemini olası hatalar ve bozukluklara karşı gözetlemektedir. Bataryanın normal performansındaki sapmaları tespit etmek ve hataların olası kaynaklarını izole etmek için hata teşhisi oldukça faydalıdır ve gereklidir. Pratikte, sistemlerin çıkış sinyalleri sıklıkla bir eşik değeriyle karşılaştırılarak hata tespiti yapılmaktadır. Fakat böyle bir yaklaşım kritik sistemlerde yetersizdir çünkü kontrol sistemlerinin hataları maskelemesi muhtemeldir ve bu yaklaşım sadece ölçülen değişkendeki büyük değişimlere yanıt verebilme yeteneğine sahiptir [6]. Eğer bir sistem modellenebilirse ve modelin çıkışlarıyla gerçek sistemin ölçümleri arasındaki fark elde edilebilirse, o zaman olası her hatayı özellik üreteci ile tespit etmek teorik olarak mümkündür [7]. Şekil 1 model-temelli hata teşhisinin genel yapısını göstermektedir. Özellik üreteci tarafından elde edilen özellikler, özellik değerlendirici tarafından normal değerlerle karşılaştırılmakta ve hata yada arıza bilgisi verilmektedir. Özetçe Nikel-Metal Hidrür (Ni-MH) bataryaları günümüzde yüksek güç, tasarım esnekliği, uzun ömür ve düşük maliyet gibi özelliklerinden dolayı hibrit elektrik araçları ve pek çok portatif cihazın pil/batarya teknolojisidir. Bir batarya ne kadar iyi olursa olsun, sistemdeki bir hata her zaman bataryalarda ciddi güçlük, performans düşüklüğü ve maliyetli yenilemeye neden olabilir. Bu nedenle, arızanın veya hatanın sebebini tespit etme ve istenilen düzeyde olmayan performans seviyesini tahmin edebilme yeteneğine sahip olmak oldukça arzulanan bir durumdur. Akım, voltaj ve sıcaklık ölçümleri kullanılarak, Ni-MH batarya sistemlerinin iç dinamikleri hakkında bilgi veren modeller elde edilebilir ve güvenli, uzunkullanımlar için bataryaların sağlık durumu hakkında bilgi edinilebilir. Bu çalışmada, Ni-MH batarya sisteminin sağlık durumunu izleyebilmek amacıyla nonlineer gözleyici-temelli bir yaklaşım tasarlandı. Deneysel veri kullanılarak önerilen metodun etkinliği test edildi ve değerlendirildi. Olası sensor hataları, kontrolör arızası ve arzulanmayan parametre sapmaları, üretilen özelliklerin istatiksel değerlendirmesiyle etkin bir şekilde tespit ve teşhis edildi. Bozucular 1. Giriş Girişler Yüksek enerji ve güç, uzun ömür, yakıt ekonomisi, geniş sıcaklık bölgesinde çalışma ve çevreye dost bataryalara giderek artan ihtiyaçlar, Ni-MH bataryaların hızlı büyümesindeki bazı sebeplerdir. Ni-MH bataryaları, elektrikli ve hibrit elektrikli araç uygulamalarındaki baskın batarya teknolojileridir, çünkü otomobil firmalarınca belirlenen gereksinimlere en iyi performansı sağlamaktadır [1]. Temel enerji depolama araçlarından biri olan Ni-MH bataryalarının işlevselliği ve güvenirliği hata teşhisi ile artırılabilir. Ni-MH batarya hücrelerine ölçüm cihazlarıyla ulaşmak mümkün değildir. Olası akım ve voltaj ölçümleri bataryanın kutuplarından yapılabilir. Bunlara ilaveten, bataryanın sıcaklığı da ölçülebilir, ve bataryanın modellenmesinde ve bataryayı ciddi zararlardan veya bozulmadan korumak amacıyla hata tespitinde kullanılabilir. Literatürde görülen hata tespiti çalışmalarının çoğu lityum-iyon (Li-ion) bataryaları için verilmiştir. Bu metotlar, [2]’de özetlendiği gibi Kalman filtresi, otoregresif model ve bulanık mantık metotlarını içermektedir. Ni-MH bataryaları için oldukça az sayıda durum tahmini ve hata tespiti çalışması mevcuttur. Model-temelli bir algoritma Ni-MH batarya şarj durumunu tahmin etmek amacıyla [3]’te geliştirilmiştir. Bir başka modeltemelli algoritma [4]’te kullanılmıştır. Son olarak, yapay ağ ve bulanık mantık temelli bir yaklaşım batarya şarj durumunu tahmin etmek için [5]’te verilmiştir. Bu çalışmada, ayrıntılı batarya modeli kullanılarak, nonlineer gözleyici-temelli hata Eyleyiciler Hatalar Proses Sensorlar Özellik Üreteci + Özellikler Çıkışlar Gürültü Özellik Normal Davranış Değerlendirici Hata Bilgisi Şekil 1: Model-temelli hata teşhisi için genel bir diyagram. Bu çalışma aşağıdaki şekilde organize edilmiştir. Ni-MH batarya sistemlerinin tanımı ve modellenmesi Bölüm 2’de verildi. Hata denetimi Bölüm 3’te ve uygulama sonuçları da Bölüm 4’te sunulmuştur. Araştırmanın sonucu ise Bölüm 5’te özetlenmiştir. 2. Batarya Sistemleri ve Modelleme Ni-MH bataryası elektrikli araçların veya cihazların elektrik motorlarına ve elektrikli donatılarına güç sağlamaktadır. Bu şarj edilebilir bataryalarda şarj ve deşarj işlemleri sürekli 801 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Denklem (2)’de yük akımı amper cinsinden 𝐼 ile verilmiştir ve bütün parametreler batarya sıcaklığı ve şarj durumunun fonksiyonudur. Deneysel model parametreleri şarj ve deşarj konumuna göre farklı değerlere veya fonksiyonlara sahiptir. Şarj durumu, batarya paketinin kullanılabilir faydalı enerjisi ve bataryanın ömrü hakkında bilgi verir, fakat ölçülmesi oldukça zordur. Literatürde farklı şarj durumu modelleri mevcut olmakla beraber [2], [11], akım integrali metodu en çok kullanılan hesaplama yöntemidir [2] gerçekleşmelidir. Ni-MH bataryaların sahip oldukları bazı üstün avantajlar şöyle sıralanabilir: esnek hücre enerjisi (30mAh - 250Ah arasında), güvenli çalışma, yüksek hacimsel enerji ve güç, bakıma ihtiyaç duymaz, mükemmel termal özellikler, ucuz şarj ve elektronik kontrol devreleri ve çevreye dost [1]. Bir Ni-MH bataryanın elektrokimyası aşağıdaki genel deşarj/şarj reaksiyonu ile verilir, desarj MH + NiOOH M + Ni(OH ) 2 (1) sarj S = S0 − Denklemdeki 𝑀 harfi hidrojen emici bir alaşımı (AB5 formunda) simgelemektedir. Batarya sistemi, Şekil 2’de gösterildiği gibi, iki temel alt sistemden oluşmaktadır: batarya paketi ve sıcaklık kontrolörü. Akım, I Kontrolör Fan Çıkışı Sıcaklık, T Sensor Şekil 2: Ni-MH batarya sisteminin şematik diyagramı. hA = hA0 (1 + 0.5 f s ) ⎧ fs ⎨ ⎩ fs = 0 off mode = 1 if T ≥ 30 C o ; f s = 2 if T ; f s = 3 if T ≥ 40 C o 35 C o ≥ (6) 2.2. Batarya Modelinin Dinamik Analizi R Batarya modeli sade bir şekilde aşağıdaki gibi yazılabilir, + ⎡ ⎢ ⎢⎣ V - Şekil ⎡ 0 ⎤ Vc ⎤ ⎡ −k1 0 ⎤ ⎡ Vc ⎤ ⎡ b1 ⎤ ⎥⎢ ⎥I +⎢ ⎥=⎢ ⎥+⎢ ⎥T k2 ⎦ ∞ 0 −k b T ⎥⎦ ⎢⎣ T ⎢ ⎥ ⎢ ⎥ 2 ⎥ 2 ⎣ ⎣ ⎦ ⎦ ⎣ ⎦ (7) burada 𝑘! = 1/𝑅! 𝐶! , 𝑘! = ℎ𝐴/𝑚𝑐, 𝑏! = 1/𝐶! ve 𝑏! = (𝑅 + 𝑅! )/𝑚𝑐. Denklem (7)’den açıkça görülüyor ki batarya modeli iki farklı negatif özdeğere sahiptir. Yük akımı 𝐼 ve çevre sıcaklığı 𝑇! sınırlı değerlere sahip olduğundan, sistem kararlıdır. Bir diğer özellik ise, kapasitans voltajı 𝑉! , sıcaklık 𝑇’den çok daha hızlı bir dinamiğe sahiptir. Bu özellikler etkin bir hata teşhisi metodu geliştirmede faydalı olabilir. Şekil 3: Batarya Thevenin eşdeğer modeli. 1 1 Vc = − Vc + I RoCo Co (5) Burada 𝑓! aşağıdaki gibi tanımlanmıştır. Ro Dinamik elektrik model denklemleri yararlanılarak aşağıdaki gibi yazılabilir, (4) Denklem (4)’te hücre başına etkin ısı kapasitesi 𝑚𝑐 (J/oC cinsinden) hücre başına etkin ısı transferi ℎ𝐴 (J/oC cinsinden) ve çevre sıcaklığı da 𝑇! (oC cinsinden) olarak tanımlanmıştır. Hücre başına etkin ısı kapasitesi, sıcaklık kontrolör ayarı 𝑓! cinsinden (5)’te verilmiştir. Batarya modeli, elektrik, termal ve şarj durumundan oluşan üç alt-modelden meydana gelmektedir. Elektrik modeli, yük akımı ve batarya voltajı arasındaki ilişkiden yararlanılarak elde edilir. Yaygın olarak, ideal model, lineer model ve Thevenin eşdeğer modelleri bu amaçla geliştirilmiştir [8]. Batarya Thevenin eşdeğer modeli Şekil 3’te gösterilmiştir. Bu model açık devre voltajı 𝐸! , iç rezistans 𝑅, iç kapasitans 𝐶! ve aşırı-gerilim rezistansı 𝑅! ’dan oluşmuştur. Co (3) 2 2.1. Batarya Modeli + ∫ I (t)dt mcT = (R + R0 )I − hA(T − T∞ ) Elektrikli araç bataryaları yaygın olarak iki yolla modellenir: eşdeğer batarya modelleri [8], ve elektrokimyasal batarya modelleri [9], [10]. Bu çalışmada, akım/voltaj ilişkisi temelli bir eşdeğer batarya modeli düşünülmektedir. Eo n Burada başlangıçtaki şarj durumu 𝑆! (% cinsinden) ile ve nominal kapasite de 𝐶! (Ah cinsinden) ile ifade edilmiştir. Bu yaklaşım batarya akımının dinamik ölçümünü gerektirmektedir. Ni-MH bataryalar şarj durumu yönünden yaklaşık olarak %40 ila %80 aralığında çalışmaktadır. Batarya termal modeli, elektrikli ve hibrit araçlarda batarya ömrü ve performansını tahmin etmede çok önemli rol oynamaktadır. Yine, batarya termal yönetimi ve tasarımının geliştirilmesinde de uygun termal modeller oldukça faydalıdır. Bataryanın termal enerji dengesi kullanılarak geliştirilen termal modeller, elektrik veya elektrokimyasal modellerle ilişkilendirilmektedir [10]. Termal enerji dengesi kullanılarak, uygun bir termal model aşağıdaki denklemle ifade edilebilir. Voltaj, V Ni-MH Batarya 1 C 3’ten 3. Batarya Sistemlerinde Hata Teşhisi Ni-MH batarya sistemi, basit gibi görünse de, geribesleme döngüsü ve zamanla değişen parametrelerden dolayı oldukça karmaşık bir modele sahiptir. Eşdeğer elektrik model parametreleri hem sıcaklığın hem de şarj durumunun bir (2) V = Eo − RI −Vc 802 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya fonksiyonudur ve bu durum hata teşhisini zorlaştırmaktadır. İlaveten, sıcaklık kontrolörü, sıcaklık sensorunda oluşabilecek arızaları maskeleyebilmekte ve hata teşhisine zorluklar çıkarabilmektedir. Tüm bu zorluklara çözüm olması için nonlineer gözleyici-temelli hata teşhisi yaklaşımı önerilmektedir. Denklem (2)–(6) ile tanımlanan batarya modeli kullanılarak, bir nonlineer gözleyici (8)’deki gibi tasarlanabilir: Probability density estimation Olasılık yoğunluk fonksiyonu alarmlardan kaçınmaktır, fakat daha duyarlı sonuçlar için 4𝜎 değeri aşağıya çekilebilir. ̂ R̂ + R̂o 2 h T= I − (T̂ − T∞ ) + l1 (T − T̂ ) mc mc 1 ˆ 1 ̂ Vc = − Vc + I + l2 (V − Vˆ ) R̂oĈo Ĉo 1.5 1 0.5 0 (8) 1 RV 2 3 4. Numerik Sonuçlar Denklem (8)’deki 𝑇, 𝑉! , 𝑉, hAˆ ve 𝑓! tahmin edilen durum değişkenlerini ve parametreleri göstermektedir. Bölüm 2.2’de ve denklem (7)’de görüldüğü gibi, batarya sistemi kararlı bir dinamiğe sahiptir ve bundan dolayı nonlineer gözleyici de kararlıdır. Gözleyici kazançları 𝑙! ve 𝑙! uygun seçilerek gözleyicinin batarya sisteminin durum değişkenlerini, başlangıç şartlarından kaynaklanan hataları gidererek, iyi bir şekilde tahmin etmesi sağlanır. Gözleyici-temelli hata teşhisinde gözleyici hataları doğrudan özellik üreteci olarak kullanılabilir, çünkü başlangıçtaki gözleyici hataları sıfıra gittikten sonra oluşacak hatalar arızalardan kaynaklanacaktır. Bu nedenle, batarya sisteminin ölçümleri ile gözleyici çıkışları arasındaki hatalar, 𝑒! = 𝑇 − 𝑇 ve 𝑒! = 𝑉 − 𝑉, özellikler cinsinden aşağıdaki gibi yazılabilir, Deneysel olarak elde edilmiş akım ölçümleri kullanılarak, numerik sonuçlar MATLAB ortamında elde edilmiştir. Özellik değerlendirme tablosu, yapılan testler sonucunda Tablo 1’deki gibi oluşturulmuştur. Tablodan görüldüğü gibi, kayda alınan hatalar iyi bir şekilde izole edilebilmektedir. Tablo 1: Hata teşhis çizelgesi. Özellikler Hatalar Kontrolör Arızası Voltaj Sensor Hatası Rezistans Sapması Özellik 1 𝑟! = 𝑉 − 𝑉 0 1 1 Özellik 2 𝑟! = 𝑇 − 𝑇 1 0 1 Şekil 5’te yük akımı, batarya voltajı ve batarya sıcaklığının zamanla değişimi görülmektedir. Bu değişimler, normal şartlar altında veya hatasız durumlar için elde edilmiştir. Akım ölçümleri, Ohio State Üniversitesi, Otomotiv Araştırma Merkezindeki (CAR) aktivitelerin bir parçası olarak elde edilmiştir. (9) Burada, 𝑟! voltaj ölçümünden elde edilecek özellikleri ve 𝑟! sıcaklık ölçümünden edinilecek özellikleri göstermektedir. Üretilen özellikler, uygun eşik değerleri seçilerek değerlendirilebilir. Eşik değerlerinin seçiminde yanlış alarmlardan kaçınmak ve küçük arızaları tespit edebilmek amacıyla her zaman bir deneme-yanılma durumu söz konusudur. Pratikte, bir hata ancak ve ancak üretilen özelliklerin, 𝑟! 𝑡 , eşik değeri Ji’i aşmasıyla tespit edilir [6]: Akım Current(A) (A) 150 100 50 0 -50 0 500 1000 1500 2000 2500 3000 3500 500 1000 1500 2000 2500 3000 3500 2500 3000 3500 400 Voltaj Voltage(V) (V) ri (t ) ≥ J i 0 Şekil 4: Olasılık yoğunluk fonksiyonu tahmini (normalleştirilmiş). h = hAo (1+ 0.5 fˆs ) rT ≡ eT = T −Tˆ -1 𝑟! Vˆ = Êo − R̂I − Vˆc rV ≡ eV = V −Vˆ Non-faulty residual Faulty residual (10) o Temperature ( C) Sıcaklık (o C) Özellikler 𝑟! ölçüm gürültüsü ve model veya parametre belirsizlikleri tarafından bozulabilir. Bu sebeple, özellikler alçak geçiren filtre kullanılarak gürültüden arındırılabilir ve eşik değerleri istatistiksel yöntemlerle belirlenebilir. Normal durumlarda üretilen özelliklerin olasılık yoğunluk fonksiyonu tahmin edilerek eşik değerleri belirlenebilir. Şekil 4’te hatalı ve hatasız durumlar için oluşturulmuş olasılık yoğunluk fonksiyonları görülmektedir. Şekilden görüldüğü gibi, hatalı ve hatasız durumlar karşılaştırıldığında genellikle ortalama ve standart sapma değerlerinde farklılık görülmektedir. Eşik değerleri, bu nedenle, ortalama 𝜇 ve standart sapma 𝜎 değerleri kullanılarak şu şekilde tanımlanabilir: 𝐽! = 𝜇! + 4𝜎! ve 𝐽! = 𝜇 ! + 4𝜎! . Böyle bir seçimdeki amaç yanlış 300 200 0 40 30 o 20 Tamb= 20.0 ( C) 0 500 1000 1500 2000 Time (sec) Zaman (s) Şekil 5: Batarya ölçümlerinin zaman yanıtı. Şekil 6’de voltaj sensorundan kaynaklanan hata ve üretilen özellik görülmektedir. Şekilden görüldüğü gibi hata oluşur oluşmaz, özellik hemen eşik değerini aşmakta ve hata tespit edilmektedir. 803 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya -3 Change in Rezistans Resistance (Ohm) sapması (Ω) Voltage Sensor Voltaj sensor Fault (V) hatası (V) 10 5 0 0 500 1000 1500 2000 2500 3000 3500 3.5 x 10 normal faulty 3 2.5 2 0 500 1000 1500 2000 2500 3000 3500 0 500 1000 1500 2000 2500 3000 3500 0 500 1000 1500 2000 2500 3000 3500 Voltage 𝑟! (V) Residual (V) 4 10 5 0 0 500 1000 1500 2000 2500 3000 Temperature 𝑟! (o C) o Residual ( C) Voltage 𝑟! (V) Residual (V) 15 3500 Zaman (s) Time (sec) Şekil 6: Voltaj sensoru hatası ve hatanın teşhisi. Şekil 7’de kontrolör arızası ve sıcaklık sensorundan elde edilen özellik görülmektedir. Kontrolör arızasından dolayı batarya sıcaklığı yükselmekte ve üretilen özellik eşik değerini aşarak alarm vermektedir. Kontrolör arızası Fan Failure 2 1 0 Kaynakça 0 500 1000 1500 2000 [1] 2500 3000 [2] 3500 10 Temperature o Residual ( C) 𝑟! (oC) 3 Şekil 8: İç rezistans sapması ve üretilen özellikler ile teşhisi. Kontrolör arızası 1 [3] 5 0 0 Time (sec) Zaman (s) 2 0 2 0 500 1000 1500 2000 2500 3000 3500 [4] Time (sec) Zaman (s) Şekil 7: Kontrolör arızası ve arızanın teşhisi. [5] Şekil 8’de beklenilmeyen iç rezistans sapması ve voltaj sensoru ile sıcaklık sensorundan elde edilen özellikler görülmektedir. Rezistans sapması bataryanın iç yapısında oluşan hatalar, örneğin sülfasyon ve korozyon, hakkında bilgi vermektedir. Görüldüğü gibi bu hatalar da iyi bir şekilde tespit ve izole edilebilmektedir. [6] [7] 4. Sonuç [8] Bu çalışmada Ni-MH batarya sistemlerinde oluşabilecek hataların tespiti için gözleyici temelli bir hata teşhisi yaklaşımı önerilmiştir. Batarya sisteminin elektrik, şarj durumu ve termal modelleri deneysel yollarla elde edilmiş ve tasarlanan gözleyici ile batarya sisteminde oluşabilecek arızalar tespit edilmiş ve istatistiksel bir yaklaşımla bu arızalar teşhis edilmiştir. Özellikle batarya iç dinamiğinden kaynaklanan hataların tespiti oldukça önemli bir sonuçtur. [9] [10] Teşekkür [11] Ohio State Üniversitesi, Otomotiv Araştırma Merkezi (CAR) müdürü Prof. Dr. Giorgio Rizzoni’ye bu araştırmaya yaptığı katkılardan dolayı teşekkür etmek istiyorum. 804 M.A. Fetcenko, S.R. Ovshinsky, B. Reichman, K. Young, C. Fierro, J. Koch, A. Zallen, W. Mays ve T. Ouchi, “Recent advances in NiMH battery technology,” J. Power Sources, vol. 165, pp. 544–551, 2007. J. Zhang ve J. Lee, “A review on prognostics and health monitoring of Li-ion battery,” J. Power Sources, vol. 196, pp. 6007–6014, 2011. X. Tang, X. Zhang, B. Koch ve D. Frisch, “Modeling and Estimation of Nickel Metal Hydride Battery Hysteresis for SOC Estimation,” in Int. Conf. on Prognostics and Health Management, Danver, CO, 2008. C. Suozzo, S. Onori ve G. Rizzoni, “Model-based fault diagnosis for NiMH,” in 1st Annual Dynamic Systems and Control Conference, Michigan, USA, 2009. B. Sun, L. Wang ve C. Liao, “SOC estimation of NiMH battery for HEV based on adaptive neuro-fuzzy inference system,” in IEEE Vehicle Power and Propulsion Conference, Harbin, China, 2008. R. Isermann, Fault-Diagnosis Systems. SpringerVerlag, 2006. C. Hajiyev ve F. Caliskan, Fault Diagnosis and Reconfiguration in Flight Control Systems. Kluwer Academic, 2003. Y. Kim ve H. Ha, “Design of interface circuits with electrical battery models,” Ieee Transon Ind. Electron., vol. 44, no. 1, pp. 81–86, 1997. B. Paxton ve J. Newmann, “Modeling of nickel/metal hydride,” J.Electrochem.Soc., vol. 144, no. 11, pp. 3818–3831, 1997. V. Srinivasan ve C.Y. Wang, “Analysis of Electrochemical and Thermal Behavior of Li-Ion Cells,” J. Electrochem. Soc., vol. 150, no. 1, pp. A98– A106, 2003. S. Lee, J. Kim, J. Lee ve B.H. Cho, “The state and parameter estimation of an Li-ion battery using a new OCV-SOC concept,” in IEEE Power Electronics Specialists Conference, Orlando, FL, 2007. Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya FARKLI SIKIŞTIRMA ORANLARINDA ETANOL ve BENZİN KULLANIMININ MOTOR PERFORMANSI ve EGZOZ EMİSYONLARINA ETKİSİ Ali ŞENBAHÇE 1, Mustafa Kemal BALKİ 2, Cenk SAYIN 3 1 2 Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, [email protected] , 37722, İstanbul Sinop Üniversitesi, Meslek Yüksekokulu, [email protected], Makine ve Metal Teknolojileri Bölümü, 3 Marmara Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Makine Mühendisliği, 34722, İstanbul yoğunlukla kullanılmaktadır. Fosil kökenli yakıtların sınırlı ÖZET Bu çalışmada, yakıt olarak saf benzin ve etanol kullanılan bir kaynaklardan üretildiği bilinmektedir. Ayrıca, bu yakıtların benzin motorunda performans ve egzoz emisyonlarındaki üretiminden kullanımına kadar geçen sürede, çevreye verdiği değişimler deneysel olarak incelenmiştir. Deneyde 8,5:1 olumsuz etki ihmal edilemeyecek kadar önemlidir. Bu iki sıkıştırma oranına (SO) sahip, hava soğutmalı, karbüratörlü, etken araştırmacıları yenilenebilir ve temiz enerji kaynakları tek silindirli, buji ateşlemeli bir motor kullanılmıştır. Deneyler üzerine yoğunlaştırmıştır. Alternatif yakıtlara olan bu ilgi, tam gaz kelebeği açıklığında, dört faklı SO’da (8,0:1, 8,5:1, içerisinde 9,0:1 ve 9,5:1) ve 2400 d/d sabit motor hızında yapılmıştır. düşünüldüğünde katbekat artmaktadır. Özellikle ülkemiz gibi Bütün çalışmalarda hava fazlalık katsayı 1,0 olacak şekilde enerji ihtiyacının büyük bir çoğunluğunu ithal eden ülkeler ayarlanmıştır. Etanol yakıtından elde edilen sonuçlar SO’ya için bu durum oldukça önem kazanmaktadır. Günümüzde bağlı olarak verilmiş ve benzinli çalışma ile karşılaştırılmıştır. başta Brezilya olmak üzere birçok ülkede alternatif motor Deneylerde etanol kullanımı ile bütün SO’larda genel olarak yakıtı olarak etanol kullanılmaktadır. özgül yakıt tüketimi (ÖYT), ısıl verim (ISV) ve motor bulunduğumuz küresel ekonomik kriz İYM’de kullanılabilecek yakıtların, motorlarda verimli olarak momentinin arttığı görülmüştür. Ayrıca, egzoz emisyonlarında kullanılabilmesi ve en düşük düzeyde egzoz emisyonu genel olarak bir iyileşme gözlemlenmiştir. üretmesi istenir. Alternatif yakıt olarak, etanolün vuruntu Anahtar kelimeler: Etanol; Sıkıştırma oranı; Motor momenti; direnci benzinden daha yüksektir. Bu nedenle, SO’nun Özgül yakıt tüketimi; Isıl verim; Egzoz emisyonu. artırılmasıyla ISV iyileştirebilir [1-3]. Etanol, buji ateşlemeli 1. Giriş motorlarda (BAM) saf olarak ya da benzin ile harmanlanarak Ülkelerin gelişmişliklerine bağlı olarak yükselen yaşam kullanılabilmektedir. Saf olarak kullanıldığında motor ve yakıt standartları, yeni araç ve gereçlerin üretilme zorunluluğunu sistemi üzerinde bazı değişiklikler yapmak gerekirken, karışım beraberinde getirmektedir. Üretilen bu araçların çalışması için olarak kullanıldığında herhangi bir değişiklik yapılmaksızın gerekli olan enerji ise daha çok fosil kökenli yakıtlardan elde kullanılabilir. Her iki kullanım yöntemiyle de performans ve edilmektedir. Genel olarak taşıtların tahrikinde kullanılan içten emisyonlarda iyileşmeler görülmektedir [4, 5]. yanmalı motorlar (İYM), jeneratör, konveyör, bahçe bakım ve eğlence amaçlı araçlar vb. makinelerin tahrikinde de 1 805 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Literatürde BAM’larda etanol kullanımının motor performansı zamanda, ÖYT değerindeki en az artışın 3500 ve 5000 d/d’de ve egzoz emisyonlarına üzerine etkisini konu alan birçok sırasıyla %14,5 ve %17 olarak E60 yakıtında elde edildiğini deneysel çalışma yapılmıştır. Chen vd. yapmış oldukları gözlemlemişlerdir [10]. Hsieh vd. buji ateşlemeli bir motorda deneysel çalışmada, çok noktalı direk püskürtmeli yakıt farklı etanol-benzin karışımlarının motor performansı ve enjeksiyon sistemine sahip tek silindirli bir motorda, egzoz stokiyometrik oranlarda yakıt olarak benzin ve etanol-benzin içerisindeki etanol miktarının artmasıyla yakıtın karışımı (E0, E10, E20, E50, E70, E85) kullanımının partikül sayısının (OS) arttığı görülmüştür. Sonuç olarak, karışımdaki maddeler (PM) üzerine etkisini incelemişlerdir. Farklı ortam etanol sıcaklıklarında karışım karbondioksit (CO2) emisyonunda artma, HC ve CO yakıtlarının püskürtme ve yanma sürelerini uzattığı ve yanma emisyonlarında ise azalma olduğu ifade edilmiştir [11]. karakteristiğini değiştirdiği görülmüştür. Aynı zamanda, PM Yücesu ve arkadaşları yapmış oldukları çalışmada, tek emisyonlarının da arttığı tespit edilmiştir [6]. Zhuang vd. silindirli, buji ateşlemeli ve yakıt enjeksiyonlu bir deney etanol ve benzin yakıtları için ayrı ayrı dizayn edilmiş iki motorunda, farklı yakıt enjeksiyon sistemine sahip, tek silindirli, buji BAM’larda kullanılabilirliğini deneysel ve teorik olarak ateşlemeli bir motorda yakıt olarak etanol-benzin karışımı (E0 incelemişlerdir. Deneysel çalışma dört farklı oranda (E10, ve E60) kullanımının motor performansı, yanma karakteristiği E20, E40 ve E60) etanol-kurşunsuz benzin karışımı farklı ve egzoz emisyonları üzerine etkisini incelemişlerdir. Dört ateşleme avansı (AA), SO ve hava/yakıt (H/Y) oranında test farklı motor hızı ve iki ayrı motor yükünde yapılan deneyler edilmiştir. Deneyler tam yük ve 2000 d/d motor hızında sonucunda, karışım içerisindeki etanol oranının artmasıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, matematik birlikte ortalama efektif basıncın (OEB), ISV’nin ve model oluşturulmuş ve modelin doğruluğu ispatlanmıştır. volümetrik verimin arttığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda, Karışım yakıtlarından elde dilen motor momentinin zengin etanol oranı arttıkça maksimum SGB’nin yükseldiği, kütlesel karışım bölgelerinde benzine kıyasla daha iyi olduğu tespit yapılan deneyler sonucunda emisyonlarına miktarının farklı etkilerini artmasıyla, oranda incelemişlerdir. motor torku, etanol-benzin Karışım oktan ÖYT ve karışımının yanma oranının ise azaldığı görülmüştür. [7]. Costa vd. su edilmiştir. En fazla moment artışı yüksek SO’da E60 katkılı etanol ve %22 etanol katkılı etanol-benzin karışımının yakıtından elde edilmiştir. Karışım yakıtındaki etanol oranın yakıt olarak kullanıldığı dört silindirli bir motorda, SO’nun artmasıyla ÖYT’nin arttığı görülmüştür [2]. Çelik yapmış motor olduğu performansı üzerine etkisini deneysel olarak çalışmada düşük güçlü benzinli motorların incelemişlerdir. Elde edilen sonuçlara göre, her iki yakıt emisyonlarını azaltmak ve performanslarını iyileştirmek için türünde de SO’nun artmasıyla motor momenti, egzoz gaz yüksek SO’da yakıt olarak etanol kullanmıştır. Deneyler 6,0:1 sıcaklığı, ISV ve çıkış gücünün arttığı, volumetrik verimin ise ve 10,0:1 SO’da, benzin, saf etanol ve E25, E50 ve E75 olmak azaldığı gözlemlenmiştir. ÖYT ise SO’nun artmasıyla azalmış üzere üç farklı etanol-benzin karışımları için tam yük ve sabit ve en çok azalma su katkılı etanol yakıtlı çalışmada devirde yapılmıştır. Deney sonuçlarına göre, performans ve görülmüştür [8]. Koç vd. kurşunsuz benzin ve %50-85 emisyonlar açısından en elverişli yakıtın E50 olduğu tespit oranlarında etanol katkılı benzin-etanol karışım yakıtlarının edilmiştir. Yüksek SO’da, benzinli çalışmaya kıyasla E50 kullanıldığı tek silindirli buji ateşlemeli bir motorda, iki farklı yakıtından elde edilen motor gücünün yaklaşık olarak %29 SO’nun (10,0:1 ve 11,0:1) motor performansı ve egzoz oranında arttığı belirtilmiştir. Aynı zamanda, ÖYT ve CO, emisyonlarına etkisini deneysel olarak incelemişlerdir. Elde CO2, NOx ve HC emisyonlarında iyileşmeler gözlemlenmiştir edilen sonuçlara göre, SO’nun artması ve karışım yakıtlarının [12]. kullanılmasıyla benzinli çalışmaya göre motor torku, gücü ve Yapılan bu çalışmada farklı SO’larda yakıt olarak saf benzin ÖYT’nin arttığı, karbonmonoksit (CO), azotoksit (NOx) ve ve etanol kullanan buji ateşlemeli bir motorun, performans ve hidrokarbon (HC) emisyonlarının ise azaldığı gözlemlenmiştir egzoz emisyonları deneysel olarak incelenmiştir. [9]. Yücesu vd. benzin-alkol karışımlarını altı farklı (8,0:1– 13,0:1) SO’ya sahip bir motorda kullanarak, performans ve emisyon parametrelerini incelemişlerdir. İnceleme sonucunda, karışım içerisindeki etanol miktarı ve SO arttıkça, motor gücünün ve momentinin arttığı yargısına varmışlardır. Aynı 2 806 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Tablo 2. Egzoz gaz analizörünün özellikleri 2. Materyal ve Metot 2.1. Deney donamımı ve yakıtları Deneylerde yakıt olarak kurşunsuz benzin ve %99 saflıkta etanol kullanılmıştır. Yakıtların Tablo 1’de gösterilen bazı özellikleri, üretici firmadan ve literatürden elde edilmiştir. Hassasiyet 0,01 0,01 1 1 2.2. Deney yöntemi Tablo 1. Deney yakıtlarının özellikleri [12, 13] Yakıt özellikleri Kimyasal Formülü Moleküler kütle (g/mol) Alt ısıl değeri (kJ/kg) Stokiyometrik Hava/Yakıt oranı Stok. Karışımın ısıl değeri (kJ/kgkarışım) Oksijen ağırlığı (%) Araştırma oktan sayısı Motor oktan sayısı Tutuşma sıcaklığı (°C) Buharlaşma gizli ısısı (kJ/kg) Laminer yanma hızı (cm/s, HFK:1,0; NŞA) Adyabetik alev sıcaklığı (°C) Ölçüm aralığı 0-15 0-20 0-20000 0-4000 CO (% hacim) CO2 (% hacim) HC (ppm) NOx (ppm) Deneyler tam gaz kelebeği açıklığında, motorun orijinal Benzin C8H18 95-120 44300 14,6 3034,25 Etanol C2H5OH 46,07 26900 9,0 2998,89 ateşleme avansında (23°) ve dört farklı SO’da (8,0:1, 8,5:1, 95 85 228-470 349 28 34,73 108,6 89,7 363 838 40 çalıştırılmış ve kararlı hale gelinceye kadar beklenmiştir. 2002 1920 9,0:1 ve 9,5:1) yapılmıştır. Bütün yakıtlarda hava fazlalık katsayısı (HFK) yaklaşık 1,0 (bir) olacak şekilde ayarlanmıştır. Deneylere başlamadan önce motor benzin ile Motor tam gaz kelebeği açıklığında çalışırken dinamometre ile yüklenerek 2400 d/d motor hızına getirilmiştir. Bu esnada yakıt tüketimi, dinamometre yük değeri ve egzoz gazı emisyon değerleri kaydedilmiştir. 3. Deneysel Bulgular ve Tartışma Deneylerde 8,5:1 SO’ya ve 196 cc silindir hacmine sahip, buji ateşlemeli, hava soğutmalı, DATSU LT200 marka, tek 3.1. Motor performansı silindirli bir deney motoru kullanılmıştır. Deneylerde, 8,0:1, Motor 8,5:1, 9,0:1 ve 9,5:1 olmak üzere dört farklı SO tercih karşılaştırılması için, benzin ve etanol yakıtlı çalışmalardan edilmiştir. Bunun için üç tane silindir kafası kullanılmıştır. elde edilen verilerden yararlanılarak, motor momenti, özgül 8,5:1 SO’ya sahip olan deney motorunda 9,0:1 ve 9,5:1 SO yakıt tüketimi (ÖYT) ve ısıl verim (ISV) eğrileri çıkarılmıştır. değerlerine ulaşabilmek için silindir kafası taşlanmış, 8,0:1 SO Benzin ve etanol ile yapılan çalışmaların, farklı SO’lardaki için ise ekstra conta yerleştirilmiştir. Her iki yakıt türünde H/Y ISV değişimleri Şekil 2’de verilmiştir. Etanolün oksijen oranının ayarlanabilmesi için karbüratör ana yakıt memesinin içermesi çapı genişletilmiş ve konik bir vida yardımıyla ayarlanabilir kullanıldığında ISV’nin artmasına ve dolayısıyla motor hale getirilmiştir. Deney sisteminin şematik görünümü Şekil momentinin artmasına neden olmaktadır [8, 9]. BAM’larda 1’de verilmiştir. ISV SO’nun bir fonksiyonu olduğundan, motor gücünü ve performansının ve farklı SO’lardaki yüksek buharlaşma ısısına değişimlerini sahip olması verimi etkileyen en önemli parametrelerden biridir [14]. 32 SO: 8,0 SO: 8,5 SO: 9,0 SO: 9,5 HKF:1,0; AA: 23°; n:2400 d/d ISV (%) 30 28 26 24 22 Benzin Etanol Şekil 1. Deney sisteminin şematik görünümü Şekil 2. Farklı SO’lardaki ISV değişimleri Egzoz emisyonlarının ölçümünde MRU DELTA 1600L marka Etanol yakıtlı çalışmada SO’nun artmasıyla birlikte ISV gaz analizörü kullanılmıştır. Cihazın teknik özellikleri Tablo artarken, benzinli çalışmada ise 9,0:1 SO’ya kadar arttığı ve 2’de verilmiştir. ondan sonra tekrar düştüğü görülmektedir, Şekil 2. Ayrıca, etanol kullanımının benzine göre ISV’yi daha fazla artırdığı 3 807 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya görülmüştür. Bu duruma, etanolün benzine göre adyabetik 3.2. Egzoz emisyonları alev sıcaklığının düşük olmasının, yanma hızının ve oktan Benzin ve etanol ile yapılan çalışmaların, farklı SO’lardaki sayısının ise yüksek olmasının sebep olduğu düşünülmektedir. HC ve CO emisyonlarının değişimleri Şekil 4’de verilmiştir. Grafik incelendiğinde maksimum ISV’nin %30,21 olduğu ve Silindir içerisinde karışım halinde bulunan yakıt atomlarının bunu 9,5:1 SO’da etanol yakıtlı ile sağladığı tespit edilmiştir. herhangi bir nedenle eksik yanması veya tutuşamaması sonucu Bu değerin benzinden elde edilen maksimum ISV’ye göre HC emisyonu oluşmaktadır [16-18]. CO emisyonu ise, yanma yaklaşık %15 daha fazla olduğu bulunmuştur. Benzin ve odası içerisinde yetersiz oksijen bulunması sonucu yakıt etanol ile yapılan çalışmaların, farklı SO’lardaki motor içerisindeki karbon atomlarının tam olarak yanamamasıyla momenti ve ÖYT değişimleri Şekil 3’de verilmiştir. Etanol Benzin Etanol 750 250 3.1 10 650 200 2.6 8 550 150 2.1 100 1.6 50 1.1 6 450 4 HC (ppm) 12 ÖYT (g/kWh) Motor momenti (Nm) 14 350 2 0 250 7.5 8 8.5 9 9.5 0.6 0 10 7.5 SO CO (%) Benzin oluşan egzoz emisyon türüdür [16, 17]. 8 8.5 9 9.5 10 SO Şekil 3. Farklı SO’lardaki motor momenti ve ÖYT değişimleri Şekil 4. Farklı SO’lardaki HC ve CO değişimleri Grafik incelendiğinde etanol kullanımı ile elde edilen motor momentinin benzinli çalışmaya göre daha yüksek olduğu Grafik incelendiğinde, etanol yakıtlı çalışmaların HC ve CO görülmektedir, Şekil 3. Etanolün stokiyometrik karışımın ısıl emisyonunu değerinin benzine yakın olduğu görülmektedir (bkz. Tablo 1). görülmektedir. Etanolün benzine göre yüksek oranlarda Ayrıca, etanolün %34,73 oranında oksijen içermesi, adyabatik oksijen içermesi, daha düşük ve sabit kaynama noktasına sahip alev sıcaklığının düşük olması ve laminer yanma hızının olması ve laminer yanma hızının yüksek oluşu HC ve CO yüksek olması gibi özelliklerin, motor momentindeki bu artışa emisyonunu azaltıcı etki oluşturmaktadır. Fakat buharlaşma neden gizli ısısının yüksek olması yanma odasındaki ısının olduğu düşünülmektedir. Etanol kullanımı ile benzinli ve çalışmaya dolayısıyla HC’nin göre düşürdüğü maksimum motor momentinin 9,5:1 SO’da 11,68 Nm’ye düşmesine artmasına neden ulaştığı ve bu değerin benzine göre %16,76 oranında arttığı olabilmektedir. Bundan dolayı, HC emisyonundaki azalmanın tespit edilmiştir. sınırlı kaldığı düşünülmektedir. SO’nun 8,0:1 olduğu durumda sıkıştırma sonucu basınç ve sıcaklığın az olması nedeniyle Benzine kıyasla alkol yakıtların ısıl değerlerinin düşük olması yanmanın tamamlanamaması, her iki yakıt türünde de HC ve ve stokiyometrik Y/H oranlarının yüksek olması aynı çıkış CO emisyonlarını yükseltmiştir. SO’nun artmasıyla birlikte gücü için daha fazla yakıt kullanılmasına sebep olmaktadır. Bu yanma odasının yüzey/hacim oranı artarak alev sönme nedenle alkol yakıtların kullanımında ÖYT benzine kıyasla bölgesini genişletmektedir [14]. Bundan dolayı, 8,5:1 SO’dan oldukça yüksek çıkmaktadır [2, 10, 15]. Bu çalışmada da, sonra HC emisyonu bir miktar artış göstermiştir. Ayrıca, alkol benzer bir şekilde etanol kullanımının benzine göre ÖYT’yi yakıtların oksijen içermeleri ve SO’nun artması YV’yi genel olarak arttığı görülmüştür. Ancak artan SO ile birlikte iyileştirdiğinden, motor momentinin artması ÖYT’nin düşmesine neden CO emisyonunun azalmasına sebep olmaktadır [19]. Minimum HC emisyonu 8,5:1 SO’da olmaktadır. Etanol yakıtlı çalışmada minimum ÖYT’nin 9,5:1 oluşmuş, benzin ve etanol yakıtlı çalışmalarda sırasıyla 162 ve SO’da 442,94 g/kWh olarak gerçekleştiği, benzinli çalışmada 115 ppm olarak gerçekleşmiştir. Her bir yakıt türünde motor ise 9,0:1 SO’da 309,27 g/kWh olduğu tespit edilmiştir. minimum CO emisyonunu ise 9,0:1 SO’da yakalamış, benzin ve etanol yakıtlı çalışmalarda sırasıyla %1,02 ve %0,83 olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Benzin ve etanol ile yapılan 4 808 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya çalışmaların, farklı SO’lardaki CO2 ve NOx emisyonlarının ve 8,0:1 SO’da ise CO emisyonunu bir miktar artırdığı değişimleri Şekil 5’de verilmiştir. görülmüştür. Benzin Etanol 17 9,5 1600 NOx CO2 CO HC 15 800 14 400 9,0 SO 1200 CO2 (%) NOx (ppm) 16 8,5 13 12 0 7.5 8 8.5 9 9.5 10 8,0 SO Şekil 5. Farklı SO’lardaki CO2 ve NOx değişimleri -80 -60 -40 -20 0 20 Yüzdesel değişim (%) CO2 emisyonu yakıt içerisindeki karbon atomlarının tam olarak yanmasıyla ortaya çıkan egzoz emisyon türüdür. NOx Şekil 6. Egzoz emisyonlarındaki yüzdesel değişimler (8,5:1 emisyonu ise hava içerisindeki azot (N) atomunun yüksek SO’da benzinli çalışmaya göre) sıcaklık etkisi ile oksitlenmesi sonucu ortaya çıkan bir HC, CO, CO2 ve NOx emisyonlarında etanol kullanımıyla emisyondur. Grafik incelendiğinde, benzinli çalışmada CO2 görülen en fazla azalmanın sırasıyla yaklaşık %29, %34, emisyonunun 9.0:1 SO’ya kadar arttığı ve sonra tekrar düşüşe %6,57 ve %58,61 oranlarında gerçekleştiği tespit edilmiştir, geçtiği görülmüştür. Etanol yakıtlı çalışmada ise CO2 Şekil 6. emisyonunun benzine göre genel olarak bir miktar az olduğu 4. Sonuçlar görülmektedir. Etanolün yakıt-hava karışımı içerisindeki karbon oranının nispeten az olmasının, benzine göre daha Dört farklı SO’da ve 2400 d/d motor hızında, benzin ve düşük olduğu etanolün saf olarak kullanıldığı deneysel çalışmadan elde düşünülmektedir. Ayrıca, alkol yakıtların adyabatik alev edilen performans ve egzoz emisyon sonuçları maddeler sıcaklıklarının düşük olması NOx emisyonlarının azalmasına halinde sunulmuştur. CO2 emisyonu oluşmasına sebep sebep olmaktadır [20, 21]. SO’nun artması silindir içi basınç Bütün SO’larda benzin yerine etanol kullanımı motor ve sıcaklığını artırdığından NOx emisyonunu artırıcı bir etki momentini, ÖYT ve ISV’yi genel olarak artırmıştır. oluşturmaktadır [16]. SO’nun artmasıyla birlikte bütün yakıt Her iki yakıt türünden elde edilen maksimum değerler türlerinde genel olarak CO2 ve NOx emisyonları artışa karşılaştırıldığında, etanol kullanımı motor momentini geçmiştir. NOx emisyonu maksimum değere 9,0:1 SO’da benzine göre yaklaşık %16,76 ve ISV’yi ise %15 ulaşmış ve benzin ve etanol yakıtlı çalışmalarda sırasıyla 1700 oranlarında artırmıştır. ÖYT’yi ise bütün SO’larda ppm ve 1294 ppm olarak gerçekleşmiştir. Maksimum CO2 ortalama %40 fazlalaştırmıştır. emisyonu ise 9,0:1 SO’da oluşmuş, benzin ve etanol yakıtlı çalışmalarda sırasıyla %14,1 ve %13,9 Her iki yakıt türü ile yapılan çalışmalarda minimum HC, oranlarında CO ve NOx emisyonlarının sırasıyla 8,5:1 SO’da 115 gerçekleşmiştir. Şekil 6’da farklı SO’larda etanol kullanımı ile ppm, 9,0:1 SO’da %0,83 ve 8,0:1 SO’da 654 ppm elde edilen egzoz emisyonlarının 8,5:1 SO’da benzinli olduğu ve bunların etanol yakıtlı çalışmadan elde çalışmaya göre yüzdesel değişimleri verilmiştir.Şekil 6 incelendiğinde etanol kullanımı ile oluşan edildiği görülmüştür. CO2 emisyonu ise maksimum egzoz değere 9,0:1 SO’da benzinli çalışmayla ulaşmış ve emisyonlarının bütününde benzinli çalışmaya göre genel %14,1 olarak gerçekleşmiştir. olarak azaldığı görülmektedir. En fazla azalmanın ise NOx Bütün SO’larda etanol kullanımı ile HC, CO, CO2 ve emisyonunda olduğu ve değerin %60’lara kadar ulaştığı tespit NOx emisyonları benzinli çalışmaya göre ortalama edilmiştir. Etanolün kullanımının benzinli çalışmaya göre olarak sırasıyla %22,80, %14,5, %0,33 ve %37,54 9,5:1 SO’da HC emisyonunu, 9,0:1 SO’da CO2 emisyonunu oranlarında azalmıştır. 5 809 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya [13] www.merckmillipore.com/chemicals/all-products, yakıt 5. Kaynaklar [1] Gao, J., Jiang, D., özellikleri, [erişim tarihi: 12.05.13] Huang, Z. Spray properties of [14] Çelik M.B., Balcı, M. Sabit yük ve hız şartlarında alternative fuels: A comparative analysis of ethanol– sıkıştırma oranının motor karakteristiklerine etkisi. gasoline blends and gasoline. Fuel, 86, 1645–1650, 2007. Teknoloji, 5(3-4), 39-45, 2002. [2] Yücesu, H.S., Sözen, A., Topgül, T., Arcaklıoğlu, A. [15] Balki, M.K., Sayin, C., Canakci, M. The effect of Comparative study of mathematical and experimental different alcohol fuels on the performance, emission and analysis of spark ignition engine performance used ethanol-gasoline blend fuel. Applied combustion characteristics of a gasoline engine. Fuel, in Thermal press, 2012. Engineering, 27, 358-368, 2007. [16] Ergeneman, M., Kutlar, A., Mutlu, M., Arslan, H. Taşıt [3] Al-Baghdadı, M.A.R.S. A simulation model for a single Egzozundan Kaynaklanan Kirleticiler, Birsen Yayınevi, cylinder four-stroke spark ignition engine fueled with İstanbul, Türkiye, 1998. alternative fuels. Turkish Journal of Engineering and [17] Heywood, Environmental Science, 30, 331-350, 2006 investigation of Engine compression ratio on engine performance and exhaust Conversion and Management, 44, 1547-1561, 2003. Theoretical Combustion [18] Sekmen, Y., Sekmen, P., Salman, M.S. The effect of on engine performance and exhaust emission. Energy H. Internal Fundamentals, McGraw-Hill Book Co., USA, 1988. [4] Al-Hasan, M. Effect of ethanol-unleaded gasoline blends [5] Bayraktar, J.B. emission in a spark ignition engine. Journal of the flame Faculty of Engineering and Architecture of Gazi propagation process in an SI engine running on gasoline- University, 22(4), 745-751, 2007. ethanol blends. Renewable Energy, 32, 758-771, 2007. [19] Sugözü, İ., Deniz, T., Mutlu, İ. The effect of compression [6] Chen, L., Stone, R., Richardson, D. A study of mixture ratio on engine performance and exhaust emission in a preparation and PM emissions using a direct injection spark ignition engine. Electronic Journal of Vehicle engine fuelled with stoichiometric gasoline/ethanol Technologies, 1(1), 17-24, 2007. blends., Fuel, 96, 120-130, 2012. [20] Kumar, C.R., Nagarajan, G. Investigation of aldehyde [7] Zhuang, Y., Hong, G. Primary investigation to emission from an alcohol fueled SI engine. Journal of leveraging effect of using ethanol fuel on reducing Environmental Research and Development, 3(3), 685- gasoline fuel consumption. Fuel, 105, 425-431, 2013. 694, 2009. [8] Costa, R.C., Sodre, J.R. Compression ratio effect on an [21] Yaşar, A. Effects of alcohol-gasoline blends on exhaust ethanol/gasoline fuelled engine performance. Applied and noise emissions in small scaled generators. Thermal Engineering, 31, 278-283, 2011. Metalurgija, 49(4), 335-338, 2010. [9] Koç, M., Sekmen, Y., Topgül, T., Yücesu, H.S. The effect of ethanol-unleaded gasoline blends on engine performance and exhaust emissions in spark-ignition engine. Renewable Energy, 34, 2101-2106, 2009. [10] Yücesu, H.S., Topgül, T., Çınar, C., Okur, M. Effect of ethanol-gasoline blends on engine performance and exhaust emissions in different compression ratios. Applied Thermal Engineering, 26, 2272–227, 2006. [11] Hsieh, W.D., Chen, R.H., Wu, T.L., Lin, T.H. Engine performance and pollutant emission of an SI engine using ethanol-gasoline blended fuels. Atmospheric Environment, 36, 403–410, 2002. [12] Çelik, M.B. Experimental determination of suitable ethanol-gasoline blend rate at high compression ratio for gasoline engine, Applied Thermal Engineering, 28(5-6), 396-404, 2008. 6 810 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya İki Serbestlik Dereceli Aktif Süspansiyon Sistemi için Benzetim Modeli Doğrulaması ve PID Kontrolcü Uygulaması Gürkan Delen, Yener Taşkın Makine Mühendisliği Bölümü Mühendislik Fakültesi İstanbul Üniversitesi, İstanbul [email protected] [email protected] etkilere sebep olabilmektedir. Taşıt süspansiyon sistemleri, bu olumsuz etkileri ortadan kaldırabilme, konforlu ve güvenli Özetçe Bu çalışmada iki serbestlik dereceli çeyrek taşıt aktif sürüş şartlarını sağlayabilme potansiyeline sahip titreşim izolasyon bileşenleridir. Bu bileşenler genellikle pasif, yarıaktif ve aktif süspansiyon sistemleri olarak süspansiyon deney düzeneği benzetim modelinin doğrulanması ve PID kontrolcü uygulaması yapılmıştır. Deney düzeneği üzerindeki doğrusal kaymalı yatakların doğrusal olmayan etkilerinin klasik çeyrek taşıt benzetim modeline kuru sınıflandırılmaktadır [1]. Yay ve sönüm elemanlarının birarada kullanılması ile oluşturulan pasif süspansiyon sisteminde sürtünme modelinin eklenmesi ile benzetim modeli elde edildi. Öncelikle pasif süspansiyon sisteminden elde edilen deneysel konfor ve güvenli sürüş arasında ödünleşme mevcuttur. Bu ödünleşme, seyir konforunun iyileştirildiği koşullarda yol sonuçlar, kuru sürtünmeli benzetim modeli ile karşılaştırılarak kuru sürtünme model parametreleri tespit edildi. Ardından tutuşun kötüleşmesi ve dolayısı ile yol tutuş kapasitesinden ödün verilmesi ile açıklanabilir. Aksi durumunda ise konforlu aktif süspansiyon sisteminde yapılan PID kontrolcü uygulaması ile benzetim modelinin verileri karşılaştırıldı. sürüşten ödün verilmektedir. Yarı-aktif süspansiyon sistemi ayarlanabilir yay ve ayarlanabilir sönüm elemanlarından Doğrusal olmayan etkilerin benzetim modeline ilave edilmesi ile hem pasif hem de aktif sistem için elde edilen verilerin meydana gelmektedir. Pasif süspansiyon sistemindeki yay ve sönüm elemanları ile paralel çalışan eyleyiciden meydana gelen deneysel sonuçlar ile uyumlu olduğu ve PID kontrolcü uygulaması ile sürüş konforunun iyileştirildiği gözlemlendi. sistem de aktif süspansiyon sistemi olarak adlandırılmaktadır. Yarı-aktif ve aktif süspansiyon sistemleri ile ödünleşme sorununun çözümü ile daha konforlu ve güvenli sürüş şartlarının sağlanması amaçlanmaktadır [2-5]. Abstract In this study, model validation of an active suspension test setup with two degrees of freedom and a PID controller Bu çalışmada bir taşıtın dörtte birini temsil eden iki serbestlik dereceli aktif süspansiyon deney düzeneğinin application were carried out. The simulation model of the experimental setup is obtained by adding a dry friction model benzetim modeli kuru sürtünme etkilerinin ilave edilmesi ile geliştirilmiş ve deneysel çalışma ile model doğrulaması for non-linear effects of linear sliding bearings to the classical quarter car model. First, the dry friction model parameters are yapılmıştır. Bildiri düzeni sırasıyla şu şekildedir; ikinci bölümde aktif süspansiyon sistemi ve benzetim modeli determined by comparing the experimental results obtained from the passive suspension system with the dry friction tanıtılmaktadır. Üçünçü bölümde, pasif süspansiyon sistemi benzetim modeli ve deneysel verilerinin karşılaştırılması ile added simulation model. Then, the application of a PID controller for active suspension system is compared with the simulation model. It is observed that the results of passive and model parametrelerinin tespit edilmesi açıklanmaktadır. Dördüncü bölümde, aktif süspansiyon sistemi PID uygulaması ve aktif süspansiyon sistemi benzetim modeli için elde edilen veriler karşılaştırılmaktadır. Beşinci bölümde ise sonuçlar yer active systems are in agreement with the resuls of the nonlinear effects added simulation model and the riding comfort is almaktadır. also improved by the PID controller application. 1.Giriş Yol pürüzlülüğü, çukur ve tümsek kaynaklı titreşimler, taşıt seyri esnasında konfor ve güvenli sürüş üzerinde olumsuz 811 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya 2.Aktif süspansiyon sistemi ve benzetim modeli plakasının konum değişimine karşılık gelen değişkenlerdir. Fs1 ve Fs2 doğrusal kaymalı yatakların aks-tekerlek plakası ve Bu çalışmada kullanılan aktif süspansiyon sistemi, bir taşıtın gövde plakasında oluşturduğu kuru sürtünme kuvvetine karşılık gelmektedir. u; eyleyici kontrol kuvveti olup, plakaları dörtte birini temsil eden gövde plakası, aks-tekerlek plakası, yol girişi plakası ile tekerlek ve süspansiyon sisteminin itme durumunda işareti pozitif, çekme durumunda işareti negatif olan değerler alacaktır. rijitliğini temsil eden yaylar ve aktif süspansiyon eyleyicisinden meydana gelmektedir (Şekil 1). Süspansiyon sisteminin düşey hareketinin sağlanabilmesi için plakalar dört adet kolon üzerinde doğrusal kaymalı yataklar ile mafsallanmıştır. Yol girişi plakasının düşey yer değiştirme hareketi ile oluşan titreşimler tekerleğin rijitliğini temsil eden yaylar aracılığıyla aks-tekerlek plakasına ve ardından süspansiyon sisteminin rijitliğini temsil eden yaylar aracılığıyla da gövde plakasına iletilir. Bu plakalarda meydana gelen titreşimlerin ölçülmesi ile çeyrek taşıtın farklı yol profillerine ait düşey hareketinin dinamiği incelenebilmektedir. Deney düzeneği üzerindeki plakaların yer değiştirmeleri ve gövde plakasının düşey ivme büyüklüğü sırasıyla enkoderler ve Şekil 2: Aktif süspansiyon sistemi fiziksel benzetim modeli ivmeölçer kullanılarak ölçülebilmektedir. Deney düzeneği benzetim modeline ait hareket denklemleri (1) ve (2) de görülmektedir [6], [7]. M atematiksel modelin parametre değerleri çizelge 1’de verilmektedir [6]. Gövde Plakası Eyleyici Aks-tekerlek Plakası Yay Yol Girişi Plakası Yay m2 x2 b2 x2 x1 k2 x2 x1 Fs2 u (1) m1 x1 b2 x1 x2 b1 x1 x0 k2 x1 x2 (2) k1 x1 x0 Fs1 u Çizelge 1 M atematiksel model parametreleri Sembol Şekil 1: Aktif süspansiyon sistemi [6] Deney düzeneği üzerinde bulunan eyleyici çalıştırıldığı durumda gövde plakası ve aks-tekerlek plakasına çekme ve itme kuvvetleri uygulanarak aktif titreşim kontrolü yapılabilmekte, devre dışı bırakıldığında sistem pasif durumda çalışmaktadır. Aktif süspansiyon sistemi ile pasif sisteminin arasındaki farklılık süspansiyon sisteminde aktif olarak kontrol Tanım m2 Gövde kütlesi m1 Aks-tekerlek kütlesi b2 Süspansiyon sönüm sabiti b1 Tekerlek sönüm sabiti k2 Süspansiyom yay sabiti k1 Tekerlek yay sabiti Boyut/Birim 2.45 kg 1 kg 7.5 Ns/m 5 Ns/m 900 N/m 2500 N/m Kuru sürtünme kuvveti için Coulomb kuru sürtünme modeli edilebilen eyleyiciden kaynaklanmaktadır. benzetim modeline ilave edildi [8]. Kuru sürtünme kuvveti karakteristiğini; plaka bağıl hızı ile sürtünme kuvveti arasındaki Toplu parametre modeli yöntemi ile oluşturulan deney düzeneğinin fiziksel benzetim modeli Şekil 2’de görülmektedir. M odelde, m2; gövde plakasının kütlesini, m 1; aks-tekerlek ilişkiyi gösteren diyagram şekil 3’de bulunmaktadır. Bu şekilde görülen Fst ve Fsl sırasıyla kuru sürtünme modeline ait yapışma plakasının kütlesini, k 2; süspansiyon yay sabitini, k 1; tekerleği temsil eden yay sabitini, b2; süspansiyon sönüm sabitini, b1; ve kayma kuvvetlerini ifade eder. tekerleği temsil eden sönüm sabitini ifade eder. Ayrıca, x2; gövde plakasının, x1; aks-tekerlek plakasının ve x0; yol girişi 812 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya -3 15 Fst x 10 Fsl 0.5 x (m) F (N) 10 5 0 s 0 -0.5 0 Fsl Fst -0.2 -0.1 0 v (m/s) 0.1 -5 0.2 0 1 2 t (s) 3 4 Şekil 3: Coulomb kuru sürtünme modeli Şekil 4: Yol profili 3.Pasif süspansiyon sistemi benzetim modeli doğrulaması Benzetim çalışmaları Çizelge 1 ve 2’ deki parametre değerleri Benzetim modeli doğrulaması için bir dizi deney ve benzetim kullanılarak yapıldı. Çizelge 2’ de benzetim çalışmaları ve deney verilerinin karşılaştırılması sonucu deneylerle uyumlu çalışması yapıldı. Bu deneyler ve benzetim çalışmaları için Şekil 4’de görülen yol profili kullanıldı. Bu yol profili etkisinde neticeler veren değerler kuru sürtünme modeli parametre değerleri olarak tespit edildi. pasif süspansiyon sisteminde oluşan aks-tekerlek, gövde konum değişimleri, süspansiyon açıklığı değişimi ve gövde Çizelge 2 Tespit edilen model parametreleri Sembol ivme değişimi diyagramları karşılaştırmalı olarak Şekil 5-8’de verildi. Tanım Boyut/Birim Fst Kuru sürtünme yapışma kuvveti 0.7 N Fsl Kuru sürtünme kayma kuvveti 0.4 N 0.02 Deney Benzetim 1 x (m) 0.01 0 -0.01 0 0.5 1 1.5 2 t (s) 2.5 3 3.5 4 Şekil 5: Aks-tekerlek konum değişimi 0.02 Deney Benzetim 2 x (m) 0.01 0 -0.01 0 0.5 1 1.5 2 t (s) 2.5 Şekil 6: Gövde konum değişimi 813 3 3.5 4 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya 0.02 Deney Benzetim x -x (m) 0.01 2 1 0 -0.01 -0.02 0 0.5 1 1.5 2 t (s) 2.5 3 3.5 4 Şekil 7: Süspansiyon açıklığı değişimi Deney Benzetim 0 2 d2x /dt 2 (m/s 2) 5 -5 0 0.5 1 1.5 2 t (s) 2.5 3 3.5 4 Şekil 8: Gövde ivme değişimi profili etkisinde aktif süspansiyon sisteminde oluşan aks- 4. Aktif süspansiyon sistemi PID kontrolcü uygulaması tekerlek, gövde konum değişimleri, süspansiyon açıklığı değişimi, gövde ivme değişimi ve kontrolcü kuvveti değişimi diyagramları karşılaştırmalı olarak Şekil 9-13’ de verildi. Endüstriyel uygulamalarda ve akademik çalışmalarda sıklıkla kullanılan geleneksel kontrolcülerden biri olan PID kontrolcü kullanılarak aktif süspansiyon sisteminde bir uygulama yapıldı. PID kontrolcü denetim siny ali (3) numaralı denklemde görülmektedir. u t K P e t K I e t dt K D de t dt Çizelge 3 PID kontrolcü parametreleri Sembol Deney Benzetim KP -700 -455 KI -0.0833 -0.0833 KD -0.0333 -0.0333 (3) PID kontrolcü uygulaması neticesinde, Şekil 4’ deki yol profilinin etkisi ile eyleyicinin oluşturduğu Şekil 13’ de görülen PID kontrolcü hata sinyali, e t x1 t x2 t olacak şekilde PID kontrolcü kuvveti, pasif süspansiyon sistemine ait sonuçlar ile karşılaştırıldığında gövde titreşim genliklerinin tanımlandı. PID kontrolcü için pek çok tasarım yöntemi geliştirilmiştir. Ziegler-Nichols [9] sürekli titreşim yöntemi en bastırıldığı ve yerleşme zamanında da gerileme olduğu Şekil 6 ve 10’ da görülmektedir. Benzer biçimde Şekil 8 ve 12’ de çok kullanılan yöntemlerden biridir ancak, mekanik sistemler için bu yöntem fiziksel açıdan hasar verici olabilir. Bundan görülen gövde ivme değerlerinin de pasif sisteme göre azaldığı ve ivme salınım sayısının da düştüğü görülmektedir. Şekil 7 ve 11’ de görülen süspansiyon açıklığı değişiminin de korunduğu dolayı PID katsayılarının belirlenmesi için Harriott tarafından önerilen sönümlü titreşim yöntemi kullanıldı [10]. Bu yöntem ile hem deney hem de benzetim çalışmaları için elde edilen PID katsayıları Çizelge 3’ de verildi. anlaşılmaktadır. Genel olarak kuru sürtünmeli model parametreleri ile hem pasif hem de aktif süspansiyon için PID kontrolcü uygulaması için deney ve benzetim çalışmalarında Şekil 4’ de görülen yol profili kullanıldı. Bu yol deney ve benzetim gözlenmektedir. 814 sonuçlarının uyumlu olduğu Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya 0.02 Deney Benzetim 1 x (m) 0.01 0 -0.01 0 0.5 1 1.5 2 t (s) 2.5 3 3.5 4 Şekil 9: Aks-tekerlek konum değişimi 0.02 Deney Benzetim 2 x (m) 0.01 0 -0.01 0 0.5 1 1.5 2 t (s) 2.5 3 3.5 4 Şekil 10: Gövde konum değişimi 0.02 Deney Benzetim x -x (m) 0.01 2 1 0 -0.01 -0.02 0 0.5 1 1.5 2 t (s) 2.5 3 3.5 4 Şekil 11: Süspansiyon açıklığı değişimi Deney Benzetim 0 2 d2x /dt 2 (m/s 2) 5 -5 0 0.5 1 1.5 2 t (s) 2.5 Şekil 12: Gövde ivme değişimi 815 3 3.5 4 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya 10 Deney Benzetim u (N) 5 0 -5 -10 0 0.5 1 1.5 2 t (s) 2.5 3 3.5 4 Şekil 13: PID kontrolcü kuvveti değişimi [6] Quanser Inc. Quanser Active Suspension Plant, User Manual. 5. Sonuçlar [7] R.N. Jazar, Vehicle Dynamics, Theory and Application, Springer, 2008. Lineer olmayan bir çeyrek taşıt deney düzeneği için benzetim modelinin doğrulanması ve aktif kontrolcü uygulamasını içeren bu çalışmada, klasik çeyrek taşıt modeline ilave edilen lineer [8] J. Awrejcewicz ve P. Olejnik, “Analysis of Dynamic Systems With Various Friction Laws,” Transactions of ASME, Vol:58, November 2005. olmayan sürtünme kuvveti fonksiyonu ile deneyler ile uyumlu neticeler elde edilmiştir. Deney ve benzetim çalışmalarında, [9] J.G. Ziegler ve N.B. Nichols, “Optimum Settings for Automatic Controllers”, Transactions of ASME, Vol:64, pp. 759-768, 1942. kontrolcü uygulaması öncesi sürüş konforu değerlendirme parametreleri olarak ele alınan araç gövde konum değişimi ve araç gövde ivme değişimi değerlerinin; kontrolcü uygulaması sonrasında, konum ve ivme büyüklüklerindeki azalmalar [10] İ. Yüksel, Otomatik Kontrol, Sistem Dinamiği ve Denetim Sistemleri, Nobel Yayın, 2011. neticesinde konfor parametresi açısıdan iyileşmenin elde edildiği gözlenmektedir. Aynı zamanda süspansiyon açıklığının korunması da kontrolcünün taşıt uygulanmasındaki başarısını göstermektedir. İleriki çalışmalarda PID katsayılarını ayarlayabilen bir kontrol yönteminin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Kaynakça [1] D. L. M argolis, “A procedure for comparing passive, active, and semi-active approaches to vibration isolation,” Journal of the Franklin Institute, 315, 225-38, 1983. [2] R.A. Williams, “Automotive Active Suspensions Part 1: Basic Principles,” Proc Instn Mech Engrs, Part D, 211:416-426, 1997. [3] R.A. Williams, “Automotive Active Suspensions Part 2: Practical Considerations,” Proc Instn Mech Engrs, Part D, 211:427-444, 1997. [4] Y. Taskin, N. Yagiz ve I. Yuksek, “Lumped Parameter Identification of a Quarter Car Test Rig,” International Conference on M athematical M odeling in Physical Sciences, Budapest, Hungary, September 3-7, 2012. [5] Y. Taskin, Y. Hacioglu ve N. Yagiz, “The Use of Fuzzy Logic Control to Improve the Ride Comfort of Vehicles,” Strojniski vestnik - Journal of Mechanical Engineering, 53(4):233-240, 2007. 816 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Otonom Bir Paletli Aracın Doğrusal Hedef Takibi Güdüm Kuralı Kullanılarak Güdüm ve Denetimi Bülent ÖZKAN Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (TÜBİTAK SAGE), ANKARA [email protected] kullanılan tank ve zırhlı personel taşıyıcıların yanında çeşitli sivil uygulamalarda ele alınan farklı boyut ve kütle değerlerinde paletli araçlar mevcuttur. Özellikle yüksek manevra yeteneğine gereksinim duyulan yumuşak zemin ve engebeli arazilerde tercih edilen paletli araçlar, tarım, inşaat ve nakliye sahalarında kullanım alanı bulmuştur [1]. Bunun yanısıra arama-kurtarma amaçlı olarak da bilhassa çetin kış koşullarında oldukça etkili bir çözüm olarak ortaya çıkan paletli araçlar, zeminle temasta olan palet yüzeylerinin genişliğinden kaynaklanan büyük sürtünme kuvvetleri ve bağımsız olmayan yönlendirme sistemleri dolayısıyla tekerlekli sistemlere nazaran doğrusal olmayan dinamik davranış özelliği göstermektedir. Belirtilen çalışma alanlarında çoğunlukla bağımsız olarak işletilen araçlar, görev tanımına bağlı olarak arama-kurtarma faaliyetleri gibi grup uygulamalarında da görevlendirilebilmektedir [2], [3]. Araç paleti ile zemin etkileşiminde ortaya çıkan farklı sürtünme katsayıları, değişik yüzey eğimleri ve uygulamaya göre değişiklik arzeden manevra ihtiyaçları, paletli araçların tamamı için geçerli olacak genel bir dinamik model ortaya konulmasını engellemektedir [2]. Özellikle ince kumlu arazi ve bataklık gibi yumuşak yüzeyler bahsedilen modelleme çalışmasını güçleştiren bir etmen olarak ortaya çıkmaktadır [1]. Bu durum, uygulamaya bağlı olarak ele alınan paletli aracın dinamik davranışını tanımlayan “duruma özel” matematiksel modellerin türetilmesine neden olmuştur. Mevcut dinamik inceleme çalışmalarının çoğunda deneysel veriye dayalı empirik modeller göz önüne alınmakla birlikte, analitik esaslı paletli araç modelleri de çıkarılmaya çalışılmıştır [2]. Bahsi geçen “duruma özel” modellerin ağırlıklı kısmı bilgisayar benzetimlerinde kullanılmıştır [4]. Belirtilen modellerde bilhassa palet yapısı üzerinde durulmuş olup, araç paletlerinin sürekli bir bant olarak modellendiği şemaların yanı sıra eklemli ayrık zincir halkalarından oluştuğu varsayılan palet geometrileri de dikkate alınmıştır. Bu kapsamda, çeşitli yazılımlar konunun uzmanlarınca geliştirilip kullanıma sunulmuştur [5], [6]. Öte yandan, hareketi esnasında zeminden araçların paletlerine aktarılan tepki kuvvetlerinin kestirilebilmesi için farklı sayısal yöntemler denenmiş ve bu yaklaşımlar örnek araçlar üzerinden alınan ölçümlerle desteklenmiştir [7], [8]. Tekerlekli araçlardan farklı olarak paletlere aktarılan torkların uygun şekilde paylaştırılması sonucunda anlık bir dönme merkezi etrafında elde edilen “kayarak dönme” hareketiyle yönlendirilmesi sağlanan paletli araçların hareket plânlaması, operatör tarafından icra edilecek şekilde harekât konseptine bağlı olarak çoğunlukla açık çevrimli olarak icra edilmektedir [2]. Diğer taraftan, özellikle kum zemin üzerindeki kayma etkisini yüksek doğrulukla modellemek ve Özetçe Bu çalışmada, otonom bir paletli aracın uzaktaki bir hedef noktasında konumlandırılabilmesi için gerekli hareket planlamasının doğrusal hedef takibi olarak adlandırılan güdüm kuralı yardımıyla yapılması hususu ele alınmaktadır. Çalışmada paletli araç ve hedefin düzlemsel hareketleri göz önüne alınmış olup hedefin sabit ve hareketli olduğu durumlar ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda paletli aracın hareket denklemleri çıkarılarak bu denklemler üzerine sistemin doğrusal hız ve açısal konum değişkenlerini ayrı ayrı göz önüne alan iki aşamalı bir denetim sistemi tasarlanmıştır. Hedef noktasının yeryüzü üzerindeki hareketini ifade eden kinematik ifadelerin türetilmesinin ardından paletli araç ile hedefin yatay düzlemdeki eşleşme geometrisi oluşturulmuştur. Belirtilen geometri baz alınarak doğrusal hedef takibi güdüm kuralı aracılığıyla güdüm komutları üretilmiş ve bu komutları referans giriş olarak alan denetim sistemi sayesinde de araç hedef noktasına taşınmaya çalışılmıştır. Son olarak gerçekleştirilen bilgisayar benzetimleriyle, oluşturulan güdüm ve denetim modeli belirli eşleşme senaryoları altında denenmiştir. Abstract In this study, the case in which the motion planning of a tracked vehicle intended to be moved to a distant target point is handled regarding the linear homing guidance law. Here, the planar motions of the vehicle and target are dealt with separately and both the stationary and moving conditions of the target are evaluated. In this extent, first, the equations of motion of the tracked vehicle are derived and then the twostage control system which considers the linear velocity and angular position variables of the vehicle separately is designed based on the differential equations. Having obtained the kinematic expressions representing the motion of the target on the Earth, the horizontal engagement geometry between the tracked vehicle and target is established. Using the guidance commands generated according to the linear homing guidance law regarding the engagement geometry the vehicle is tried to be driven to the prescribed target point, Finally, the constructed guidance and control algorithm is validated by means of the computer simulations under certain engagement scenarios. 1. Giriş Başlangıçta askerî alanda harekât üstünlüğünü ele geçirmek amacıyla geliştirilen paletli araçlar, zaman içerisinde sivil uygulamalarda da kullanılır olmuştur. Askerî sahada 817 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya ele alınan paletli aracı bu tip yumuşak yüzeyler üzerinde hassas bir şekilde denetlemek için deneysel tabanlı denetim modelleri oluşturulmuştur. Bahsedilen şemalarda, modellemeye esas teşkil eden kinematik sistem parametreleri de deneysel olarak belirlenmeye çalışılmıştır [9]. Ayrıca, koloni yapıları içerisinde görevlendirilen paletli küçük mobil robotların denetimi amacıyla da çeşitli teorik çalışmalar yapılmıştır [10]. Konuyla ilgili kaynaklarda, uygun şekilde seçilmiş bir seyrüsefer algoritmasıyla tümleştirilmiş paletli araç dinamik modelleme ve denetim çalışmalarına da rastlanmaktadır [11]. Bu çalışmada, insan yerine bilgisayar esaslı otomatik denetleyiciler tarafından yönlendirilen kapalı çevrimli bir paletli araç denetim sistemi oluşturulmuş ve bu denetim sistemi kullanılarak ele alınan paletli araç önceden belirlenen bir hedef noktasına taşınmaya çalışılmıştır. Bahsi geçen yönlendirme için “doğrusal hedef takibi” olarak adlandırılan güdüm kuralı göz önüne alınmış olup, hedefin sabit ve sabit hızla hareketli olduğu durumlar ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Önerilen güdüm ve denetim sistemi, tutarlı olacak şekilde seçilen sayısal değerler kullanılarak MATLAB SIMULINK ortamında gerçekleştirilen bilgisayar benzetimleri yardımıyla doğrulanmaya çalışılmıştır. Örnek benzetimlerinden elde elde edilen eşleşme grafikleri, çalışmanın son bölümünde sunulmaktadır. x ve y: G noktasının F0 üzerindeki konum bileşenleri : Paletli aracın düşey düzlemdeki yönelim açısı rG / O : O noktasının G noktasına göre bağıl konum vektörü rG / C : C noktasının G noktasına göre bağıl konum vektörü xC ve yC: C noktasının Fb üzerindeki konum bileşenleri a, b, c, d ve v: Paletli araç boyut parametreleri g : Yerçekimi ivmesi vektörü (g=9.81 m/s2) m: Paletli araç kütlesi W : Paletli araç ağırlık vektörü WL ve WR : Sol ve sağ palete gelen ağırlık kuvvetleri R XL ve R XR : Sol ve sağ palete etkiyen boylamasına sürtünme kuvvetleri FL ve FR : Sol ve sağ palete etkiyen eyletim (tahrik) kuvvetleri xL ve xR: Sol ve sağ palete etkiyen yanal sürtünme kuvveti yoğunluğu 3. Paletli Araç Dinamik Modeli Çalışma kapsamında ele alınan paletli aracın hareketi esnasında yüzey engebelerinden kaynaklanan düşeydeki yerdeğiştirme yataydaki yerdeğiştirmeye nazaran çok daha az olduğundan, paletli araç-hedef eşleşmesi yatay düzlem üzerinde iki boyutlu olarak modellenmiştir. Buna göre, Şekil 1’de de gösterildiği gibi boylamasına ve yanlamasına (yanal) sürtünme kuvvetleri ile ağırlık etkisine karşı FL ve FR kuvvetleri ile hareket ettirilmeye çalışılan paletli araç, C noktası ile temsil edilen bir anlık dönme merkezi etrafında “kayarak dönme” hareketini gerçekleştirmektedir. Burada ifade edilen boylamasına sürtünme kuvvetlerinin noktasal olarak paletlere etkidiği varsayılırken, yanal sürtünme etkileri yoğunluğu xL ve xR ile temsil edilen yayılı yükler olarak modellenmiştir [2]. 2. Sistemin Tanıtımı Çalışma kapsamında ele alınan paletli aracın şematik görüntüsü Şekil 1’de verilmiş olup, burada kullanılan değişkenlerin temsil ettiği büyüklükler, i=1, 2 ve 3 olmak üzere aşağıdaki gibidir: O, G ve C: Sabit eksen takımının (F0) orijini, paletli araç kütle merkezi ve paletli aracın anlık dönme merkezi u i0 : F0 birim vektörleri u ib : Paletli araç eksen takımı (Fb) birim vektörleri u (0) 2 u (b) 2 xC C W=mg u R xL yC r G/C yL WR yR R xR FL yL u d r G/O c yR FR O u (0) 2 u 1(b) WL v a G (b) 3 G a u 1(b) y (b) 2 u (b) 3 Önden Görünüş b u 1(0) x Şekil 1: Paletli bir aracın başlıca kinematik bileşenleri ve araç üzerine etkiyen kuvvetler [2] 818 g Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya uF Göz önüne alınan sistem için Newton-Euler denklemleri yazılarak gerekli düzenlemeler yapıldığında, incelenen paletli aracın çeki, sürtünme ve ağırlık kuvvetleri altında yatay düzlemdeki hareketini tanımlayan ifadeler aşağıdaki gibi çıkarılabilir [2]: x TL TR / m rS σx μ x g cosψ (1) y TL TR / m rS σx μ x g sinψ a TR TL / 2 Iz rS ψ b y σ x μ x g sinψ bψ 2 göstermek üzere, σ x ve σ ψ sembolleri aşağıdaki gibi Ayrıca, xC değişkeni de hesaplanabilir: x sin y cos xC (5) (6) aşağıdaki Göz önüne alınan paletli aracı önceden belirlenen hedef noktasına götürecek hareket planlamasını yapmak amacıyla uygulanacak doğrusal hedef takibi güdüm yönteminde güdüm komutları araç kütle merkezinin (G noktası) hız bileşenleri cinsinden olacağı için, oluşturulacak denetim sisteminin paletli aracın yatay düzlemdeki doğrusal hız bileşenlerini ( x ve y ) güdüm komutları tarafından belirtilen istenen (referans) değerlere getirebilmesi gerekir. Öte yandan, belirtilen denetim işlemi sırasında ortaya çıkacak açısal konum () gereksinimi de karşılanmalıdır. Bu amaçla, dışta güdüm komutları ile uyumlu olacak şekilde doğrusal hız denetimi ve içte de doğrusal hız denetimi sırasında ortaya çıkacak yönelim açısı gereksinimini sağlayacak özellikte açısal konum denetimi gerçekleştirecek iki aşamalı bir denetim şeması oluşturulmuştur [8]. Burada “birincil denetim sistemi” olarak adlandırılan doğrusal hız denetim sisteminin tasarımında (8) ve (9) numaralı denklemler göz önüne alınmıştır. Belirtilen eşitlikler, “T” sembolü devrik (İng. transpose) işlemini gösterecek şekilde, durum değişkenleri ve sistem girişi sütun matrisleri sırasıyla x p x y T ve u p u x u y T olmak (1)’den (3)’e kadar olan eşitliklerde kullanılan x ve y parametreleri boylamasına ve yanal statik sürtünme katsayılarını ve Iz de paletli aracın düşey eksene göre eylemsizlik momentini temsil etmekte olup, “sgn” ifadesi 1 , f x 0 sgnf x 0 , f x 0 şeklinde işaret fonksiyonunu 1 , f x 0 σ ψ sgnψ 2 2 x C c d c d 2 4. Paletli Araç Denetim Sistemi TL ve TR güç aktarma dişlileri (cer dişlileri) tarafından sırasıyla sol ve sağ paletlere uygulanan eyletim torkları olup, rS sembolü cer dişlisi yarıçapını göstermek üzere, j=L ve R olmak üzere müteakip denklem yardımıyla hesaplanabilir [2]: (4) T j rS Fj tanımlanmıştır: σx sgnx cosψ y sinψ σ ψ m g a μ b σ x v x b Iz 2 μ y (3) x C c d c d / 2 2 a TR TL 2 I z rS b x σ x μ x g cosψ (2) σ ψ μ y m g / b Iz b σ x v a / 2 μ x / μ y uψ TL TR m rS denklemden üzere bp b x (7) (9) u ψ b ψ ψ (10) b y tanımı yardımıyla aşağıdaki gibi durum uzayı formunda yazılabilir [8]: x p bp u p Denklem (1) ve (2) incelendiğinde, paletli aracı yatay düzlemde doğrusal olarak hareket ettirebilmek için palet eyletim torklarının toplamına (TL+ TR) ihtiyaç duyulduğu ve bu düzlemin boylamasına ve yanal eksenlerindeki hareket yönünü belirleyen tek girdinin yönelim açısı () olduğu görülmektedir. Diğer taraftan, aracın açısal yönelimini sağlayabilmek için ise, (3) numaralı eşitlikte de belirtildiği üzere eyletim torkları farkından (TR- TL) yararlanılmaktadır. Paletli aracın (1)’den (3)’e kadar olan denklemlerle tanımlanan doğrusal olmayan dinamik davranışı, belirtilen eşitlikler aşağıdaki formda yeniden yazılarak daha basit bir şekilde ifade edilebilir: x u x b x (8) y u y b y T (11) Birincil denetim sisteminin denetim kuralı, durağan durum hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla tümlev (integral) işlemi de hesaba katılarak, PI (oransal ve tümlevsel) denetim işlemi esaslı hesaplanmış tork yöntemine (İng. computed torque method) göre aşağıdaki gibi oluşturulabilir [8]: u p x pd bp K̂ pp ep K̂ pi ep dt (12) Yukarıdaki ifadede yer alan x pd , K̂ pp , K̂ pi ve ep birincil denetim sistemi için sırasıyla istenen giriş sütun matrisi, oransal denetim işlemi kazanç matrisi, tümlevsel denetim işlemi kazanç matrisi ve hata sütun matrisini temsil etmekte olup, ep x pd x p tanımı yapılmıştır. (12) numaralı eşitlik denklem (11)’de yerine yazıldığında, birincil denetim sisteminin hata dinamiği için müteakip ifade elde edilir [8]: Burada ux, uy ve u denetim girdileri yukarıda belirtilen sistem parametreleri cinsinden aşağıdaki gibi tanımlanmıştır: u x u F cosψ e K̂ e K̂ e 0 p pp p pi p (13) İkinci mertebeden iki serbestlik dereceli ideal bir sistemin hata dinamiği, pi ve pi sembolleri birincil denetim u y u F sinψ 819 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya sisteminin i. durum değişkeninin (i=1 ve 2) sırasıyla istenen bant genişliği ve sönümleme oranını göstermek üzere aşağıdaki matris eşitliği aracılığıyla ifade edilebilir [8]: e D̂ e Ŵ e 0 (14) p p p p p 0 2 ζ p1 ωp1 D̂p 0 2 ζ p 2 ωp 2 Yukarıda; hedefin boylamasına ve yanal sabit hız bileşenleri (vTx ve vTy) cinsinden hedef konumunu veren denklemler aşağıdaki gibi yazılabilir: (23) x T v Tx t y T v Ty t (24) 0 Hedef hız vektörünün u 1 birim vektörü ile temsil edilen ve yatay eksenden yönelimi (t) de, müteakip ifadeden hesaplanabilir: γ t a tan v Ty / v Tx (25) ω 2 0 Ŵp p1 2 tanımları kullanılmıştır. 0 ω p2 Denklem (13) ve (14) birbirine eşitlendiğinde, birincil denetim sisteminin kazanç matrisleri aşağıdaki gibi bulunur: K̂ pp D̂p (15) K̂ pi Ŵp (16) 6. Eşleşme Geometrisi Paletli araç ile hedef noktasının yatay düzlemdeki eşleşme (İng. engagement) geometrisi, Şekil 2’de verildiği gibi G ve T harfleri sırasıyla aracın kütle merkezi ve hedef noktasını tanımlamak üzere müteakip eşitlikle ifade edilebilir: (26) λ a tanyT y/ xT x “İkincil denetim sistemi” tabir edilen açısal konum sistemi için, ilgili durum değişkeni ve sistem girişi sırasıyla ve u şeklinde seçilerek (10) numaralı denklem kullanılabilir. Burada denetim kuralı, yine hesaplanmış tork yöntemi esas alınarak PD (oransal ve türevsel) denetim işlemine göre aşağıdaki gibi oluşturulabilir: d bψ Ksp es Ksd e s uψ ψ (17) rT / G x T x 2 y T y2 (27) Burada rT/G ve sembolleri sırasıyla T noktasının G noktasına göre bağıl konumu ve bağıl konum vektörünün yatay eksenle [ u 10 birim vektörü ile tanımlanan eksen] yaptığı açıyı temsil etmekte olup, x T ve yT değişkenleri hedef noktasının yatay düzlemdeki konum bileşenlerini göstermektedir. Eşleşme sonucunda paletli aracın hedeften nihai sapması (İng. miss distance), denklem (27)’nin eşleşme süresinin sonundaki değerine eşit olmaktadır. Yukarıdaki d, Ksp, Ksd ve es terimleri ikincil denetim sistemi için sırasıyla istenen giriş değişkeni, oransal denetim işlemi kazancı, türevsel denetim işlemi kazancı ve hatayı temsil etmekte olup, burada e s ψ d ψ tanımı yapılmıştır. Önerilen ikincil denetim sistemi değişkeninin () istenen değeri, denklem (8) ve (9) yardımıyla aşağıdaki gibi belirlenebilir: σF u y ψ a tan (18) σF u x Burada σF sgnu F tanımlaması kullanılmıştır. Denklem (17) denklem (10)’da yerine yazıldığında, ikincil denetim sisteminin hata dinamiği müteakip formda bulunur: es K sd e s K sp e s 0 (19) Şekil 2: Paletli aracın kütle merkezi ile hedef noktasının yatay düzlemdeki eşleşme geometrisi. İkinci mertebeden tek serbestlik dereceli ideal sistemin hata dinamiği, s ve s sembolleri değişkeninin sırasıyla istenen bant genişliği ve sönümleme oranını göstermek üzere ikincil denetim sistemi için de aşağıdaki gibi uyarlanabilir: es 2 ζ s ωs e s ωs2 e s 0 (20) 7. Güdüm Kuralı Paletli araç üzerindeki G noktasının hareketli hedef üzerindeki T noktasını yakalayabilmesi için gerekli güdüm komutu, doğrusal hedef takibi güdüm kuralına göre, vG’nin yatay düzlemle yaptığı açı ( γ cg ) cinsinden aşağıdaki şekilde Denklem (19) ve (20) birbirine eşitlendiğinde, ikincil denetim sisteminin kazançları aşağıdaki denkliklerden hesaplanabilir: K sp ω s2 (21) yazılabilir [8]: v γ cg λ a sin T sinγ t λ v G K sd 2 ζ s ωs (22) Yapılan çalışmada, tasarlanan birincil ve ikincil denetim sistemleri için hesaplanan kazanç matris ve değişkenleri ilgili sistem parametrelerinin anlık değerlerine göre sürekli olarak güncellenmiş ve böylelikle elde edilen uyarlamalı yapının hareketin tamamında kararlı kalması sağlanmıştır. (28) 2 2 v Ty Burada hedef hız vektörünün genliği v T v Tx eşitliğinden elde edilmektedir. Bu çalışmada hareketli platformun hız ve yönelim parametrelerinin paletli araç üzerinde bulunan bir kamera tarafından alınan görüntülerin işlenmesi sonucunda hesaplandığı varsayılmaktadır. Mevcut uygulamada tasarlanan denetim girişlerinin paletli aracın doğrusal hız bileşenleri olması nedeniyle, denklem (28)’de verilen güdüm komutunun 5. Hedef Noktası Kinematiği Çalışma kapsamında ele alınan paletli aracın sevkedileceği hedef noktasının yatay düzlem üzerinde hareket edileceği varsayılarak, “t” harfi zaman değişkenini göstermek üzere, 820 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya gerçeklenebilmesi için bu komutun doğrusal hız parametreleri cinsinden ifade edilmesi gerekmektedir. Bahsedilen dönüşüm, genliği vG olan G noktası hız vektörünün F0 üzerindeki bileşenleri cinsinden yazılması sonucunda gerçekleştirilebilir: cos γ cg x pd v G c sin γ g modelde bölme işlemlerinden kaynaklanacak tekil durumlar ve sıfır noktasından geçişlerde karşılaşılacak çözümsüzlüklerin de ele alınabilmesi amacıyla değişken adımlı ode23 Bogacki-Shampine çözücüsüyle gerçekleştirilmiş olup paletli araçla hedef arasındaki nihai sapma miktarı 1 m değerinin altına düştüğünde sonlandırılmıştır. (29) 200 Burada vG büyüklüğü x pd komutunun uygulanması sonucunda elde edileceğinden, (29) numaralı denklem gerçekte cebirsel bir döngüye (İng. algebraic loop) neden olmaktadır. Belirtilen durumun üstesinden gelebilmek için, eşleşme başlangıcında sıfırdan farklı bir vG değerini göz önüne almak uygun olacaktır. Düşey Konum (m) 150 8. Bilgisayar Benzetimleri 50 Paletli Aracın Kütle Merkezi Hedef Nokta Yukarıdaki gibi çıkarılan otonom paletli araç ve hedef eşitlikleri ile tasarlanan güdüm ve denetim algoritmasında yer alan parametreler için askerî uygulamalar için geliştirilen bir tanka ait olan Tablo 1’deki sayısal değerler göz önüne alınarak MATLAB® SIMULINK® ortamında Şekil 5’teki gibi oluşturulan model üzerinden bilgisayar benzetimleri gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan senaryolarda paletli araçhedef eşleşmelerinin ince kum zeminde olduğu varsayılarak µx ve µy parametreleri belirlenmiştir. Tablo 1’deki verilere ek olarak yanal sürtünme kuvvetlerinin zıt yönlü dağılım miktarlarını belirleyen c ve d parametreleri, aracın hareketine bağlı değişkenlik gösteren xC büyüklüğüne bağlı olarak, sırasıyla c=(b/2)+xC ve d=(b/2)-xC eşitliklerinden elde edilmiştir. 0 0 a b v m Iz Sayısal Değer 2.5 m 4m 1.25 m 25,000 kg 60,000 kgm2 Parametre rs µx ve µy fp1 ve fp2 fs p1, p2 ve s 50 100 Yatay Konum (m) 150 200 Şekil 3: 1 numaralı konfigürasyon için eşleşme geometrisi. 250 Düşey Konum (m) 200 Tablo 1: Benzetimlerde kullanılan sayısal değerler [1] Parametre 100 Sayısal Değer 0.3 m 0.4 10 Hz 30 Hz 0.707 150 100 50 Paletli Aracın Kütle Merkezi Hedef Nokta 0 0 50 100 Yatay Konum (m) 150 200 Şekil 4: 2 numaralı konfigürasyon için eşleşme geometrisi. 9. Tartışma ve Sonuç Burada pi 2 f pi (i=1 ve 2) ve s 2 f s ’dir. Paletli araçların sabit ve hareketli hedeflere uygun bir güdüm kuralı kullanılarak da yönlendirilebileceğini göstermek amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada, araçların “kayarak dönme” ilkesine göre ilerlemesinden kaynaklanan uzun eşleşme süreleri elde edilmiştir. Bu sürelerin, güdüm sistemiyle uyumlu olarak tasarlanan denetim sistemi için atanan bant genişliği değerinin artırılmasıyla ciddi oranda kısaltılabildiği görülürken, hedef noktasının manevra yeteneğindeki artışın eşleşmenin başarılı bir şekilde sonlanmasını engellediği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında pek çok farklı hedef hareketi incelenmekle birlikte, burada; sık karşılaşılan iki temel durum örnek olarak verilmiştir. Düşeydeki konum değişimleri göz ardı edilerek düzlemsel olarak tasarlanan güdüm ve denetim şeması, yüksek engebeli arazi uygulamalarının benzetimlerini daha gerçekçi bir şekilde yapmak üzere üç boyutlu uzaya genişletilebilir. Ayrıca, farklı güdüm ve denetim sistemleri de Hareketsiz konumunda paletli araç kütle merkezini temsil eden G noktasının F0’ın orijini ile çakışık olduğu (x0= y0= 0) kabul edilen eşleşme geometrilerinde hedef noktasının başlangıç konumu xT0=200 m ve yT0=200 m olarak alınmıştır. Hedefin hareketsiz ve 0.01 m/s hızla düşey düzlemde yukarı yönlü hareketli olduğu eşleşme durumları için gerçekleştirilen benzetimlerden elde edilen düzlemsel eşleşme yörüngeleri sırasıyla Şekil 3 ve Şekil 4’te verilmiştir. Bahsedilen yörüngeler incelendiğinde, hedefin sabit olduğu durumda paletli aracın doğrudan hedef noktasına gittiği görülmektedir. Hedefin tek eksen doğrultusunda sabit hızla doğrusal bir yörünge izlediği Şekil 4’teki durumda da paletli araç, yine hedefle öngörülen çarpışma noktasına götürecek en kısa yörünge geometrisi olarak yine doğrusal ve sabit eğim açılı bir yol takip etmektedir. Burada paletli aracın askerî amaçlı bir tank olduğu varsayılarak hedef noktasının hareketsiz ve çok düşük hızla hareket ettiği eşleşmeler dikkate alınmıştır. Bilgisayar benzetimleri doğrusal olmayan 821 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya başarım karşılaştırması açısından mevcut model üzerinde denenebilir. [6] H. W. Kim, S. Hong, C. H. Lee, J. Choi, T. K. Yeu ve S. M. Kim, “Dynamic Analysis of an Articulated Tracked Vehicle on Undulating and Inclined Ground”, Ninth ISOPE Ocean Mining Symposium, Maui, Hawaii, ABD, Haziran 2011. [7] A. Mężyk, E. Świtoński, S. Kciuk ve W. Klein, “Modelling and Investigation of Dynamic Parameters of Tracked Vehicles”, Mechanics and Mechanical Engineering, Cilt: 15, Sayı: 4, Sayfa: 115-130, 2011. [8] B. Özkan, “Dört Döner Kanatlı Bir Sistemin Doğrusal Hedef Takibi Güdüm Kuralı Kullanılarak Güdüm ve Denetimi”, Otomatik Kontrol Türk Milli Komitesi, Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı-2010 (TOK’10), Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Gebze, Kocaeli, Eylül 2010. [9] J. L. Martínez, A. Mandow, J. Morales, A. GarcíaCerezo ve S. Pedraza, “Kinematic Modelling of Tracked Vehicles by Experimental Identification”, Teknik Çalışma, Málaga Üniversitesi, İspanya, 2004. [10] Z. Fan, Y. Koren ve D. Wehe, “Tracked Mobile Robot Control: Hybrid Approach”, Vehicle System Dynamics, Cilt: 25, Sayı: 1, Sayfa: 126-138, 1996. [11] A. T. Le, Modeling and Control of Tracked Vehicles, Doktora Tezi, Makine ve Mekatronik Mühendisliği Bölümü, Sydney Üniversitesi, Avustralya, Ocak 1999. 10. Kaynakça [1] A. Hossain, A. Rahman, A. K. M. Mohiuddin ve Y. Aminanda, “Dynamic Modeling of Intelligent AirCushion Tracked Vehicle for Swamp Peat”, International Journal of Aerospace and Mechanical Engineering, Cilt:5, Sayı: 4, Sayfa: 288-295, 2011. [2] B. Özkan, “Paletli Araçların Çeşitli İşletim Koşullarındaki Dinamik Davranışlarının İncelenmesi”, 15. Ulusal Makina Teorisi Sempozyumu (UMTS 2013), Niğde Üniversitesi, 16-18 Haziran 2011. [3] S. A. Milli, K. Althoefer ve L. D. Seneviratne, “Dynamic Analysis and Transversability Prediction of Tracked Vehicles on Soft Terrain”, Proceedings of the 2007 IEEE International Conference on Networking, Sensing and Control, Londra, Birleşik Krallık, Sayfa: 279-284, 15-17 Nisan 2007. [4] A. Dhir ve S. Sankar, “Dynamics of off-Road Tracked Vehicles Equipped with Trailing Arm Suspension”, Journal of Automobile Engineering, 1994. [5] J. Madsen, T. Heyn ve D. Negrut, Methods or Tracked Vehicle System Modeling and Simulation, Teknik Rapor, Ocak 2010. Şekil 5: MATLAB SIMULINK ortamındaki benzetim modeli. 822 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Merkezi Diferansiyelin Çoklu Model Geçişiyle Aktif Kontrolü Eray Teoman Önder1, S.Çağlar Başlamışlı2 1 Makine Mühendisliği Bölümü Hacettepe Üniversitesi, 06800 Beytepe, Ankara [email protected] 2 Makine Mühendisliği Bölümü Hacettepe Üniversitesi, 06800 Beytepe, Ankara [email protected] Bu çalışmayla; merkezi bir diferansiyel üzerinden yapılacak tork aktarımının kontrolünü gerçekleştiren, sözü geçen, frenlemeyle kontrol yapan sistemlere karşı güçlü bir alternatif teşkil edecek, daha düşük maliyetli, ileri sürüş ihtiyaçlarıyla örtüşen ve kullanışlı bir algoritma geliştirilerek, araç yalpa dinamiğinin kararlı çalışması, yol tutuşundaki iyileşme ve dolayısıyla yüksek aktif güvenlik gereksinmelerinin sağlandığı gösterilecektir. Aracın dinamik modeli belirlenmiş ve oluşturulacak kontrol algoritmasının gerisindeki teoriler verilmiştir (Bölüm 2). Merkezi diferansiyelden ön ve arka akslara tork aktarımı modeli, modelin işletim noktaları ve bu noktalarda doğrusallaştırılmış sistemin çalışması açıklanmıştır (Bölüm 34). Kontrolcü tasarımında LQR kullanılmış; ön düzenleyicilerle araç yalpa oranı için referans değer takibi sağlanmış; farklı işletim noktalarında çalıştırılan sistemler arasında her durumda kararlı kalmak koşuluyla yapılacak çoklu model geçişleri için kontrol mimarisi oluşturulmuştur (Bölüm 5). Son olarak, Benzetimlerden alınan sonuçlar değerlendirilmiştir (Bölüm 6). Özetçe Karayolu taşıtlarında, merkezi diferansiyelin aktif kontrolü için bir algoritma oluşturulmuştur. Aracın yol tutuşunda, önden veya arkadan kopma durumlarında, başka bir deyişle, aktif güvenlikte etkin rol alan parametrelerin en kısa tepki süresinde, tasarlanmış kontrolcü kazancı sayesinde, beklenen, makul değerlerine yakınsaması istenmektedir. Bunun için, kontrolcü kazancı değeri doğrusal ikilenik regülatör (linear quadratic regulator, LQR) denetleyicisi kullanılarak elde edilmiştir. Sözü geçen, yol tutuşunda etkin parametrelerin tümünün en hassas ölçüde olması gerekliliği düşünülerek belirlenmiş aracın dinamik modeli ve lastik modeliyle, kontrolcünün kullanıldığı-kullanılmadığı iki farklı durum için kurulmuş benzetimlerden alınan veriler karşılaştırılmıştır. İlgili tüm değerlerin sağlam bir yol tutuşu için uygun olan değerlere, kontrolcü sayesinde, hızla yakınsadığı görülmüştür. 1. Giriş Araçların yalpa dinamiği, dönemeçlerde, eğimli yollarda inişçıkışta ve boylamasına ya da yanal yönde değişen sürtünmenin olduğu durumlarda, güvenli sürüşü olumsuz etkileyecek tepkiler üretebilir. Sürücü ve yolcuyu huzursuz kılan, sürücü davranışı ve araç tepkisini uyumsuzlaştırarak manevra kabiliyetini düşüren kararsızlık durumu [1], büyük maddi kayıplara, daha da önemlisi ciddi yaralanmalara ve hatta ölümlere sebep olabilecek önden ve arkadan kopma hadiselerini yaratabilir. Bu nedenledir ki, otomotiv endüstrisinde “araç kararlılığı kontrol sistemleri” nin kullanımı giderek artmakta, dahası, pek çok araçta standart bir ekipman olarak yer almaktadır. Pazarda yaygın olan ABS, ESP, VDC gibi sistemlerin tümü araç kararlılığını frenleme ile sağlamaktadır [1]. Özellikle, sürücünün hızlanmayı dilediği durumlarda, bu sistemler, aracın boylamasına başarımını düşürmektedir. Bunu aşmak için, dört-çeker araçlarda, yalpa dinamiklerini kontrol ederek, kararlılığın aktif tork dağılımıyla sağlanması üzerine bir çok çalışma yapılmaktadır [2]. Nissan V-TCS [3], Haldex LSC [4], BMW xDrive [5], Bosch CCC [6]; GKN TMD [7], Dana Dynamic Trak [8], Ricardo [9]; Honda SH-AWD [10], Mitsubishi AYC [11][12][13] ve Toyota Estima [14] ve yine merkezi diferansiyelin aktif kontrolüne yönelik [15] örnek gösterilebilir. 2. Aracın Dinamik Modeli Aracın dinamik modellenmesinde sıkça kullanılan ‘bisiklet modeli’, bu çalışmada formülasyonlara kaynaklık edecek model olarak belirlenmiştir. Aracın hız vektörü, Şekil 1’de gösterildiği gibi, aracın β kadar bir açıyla kaydığı dikkate alınarak ifade edildiğinden model β-bisiklet modeli olarak anılmaktadır. Şekil 1: β-bisiklet modeli. 823 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya kayma açılarında daha geniş işletim şartlarına olanak tanıyan bir modeldir. , boylamasına ve yanal kuvvetlerini üretecek Y, veya λ değerleriyle tanımlanacak X girdisinin fonksiyonu olmak üzere, Magic Formula aşağıdaki denklemlerle ifade edilir Doğrusal hareket denklemeleri x ve y eksenleri doğrultusunda elde edilir, ̇ ve ̇ terimleri için düzenleme yapılırsa v 1 F f ,x cos( ) F f , y sin( ) Fr ,x cos Fr , y sin f1( v, , , f ,r , ) (1) M 1 F f ,x sin( ) F f , y cos( ) Fr ,x sin Fr , y cos f 2 ( v, , , f ,r , ) (2) Mv y D sin[C arctan{Bx E( Bx arctanBx )}] (14) Aracın ağırlık merkezine göre moment alınarak dönel hareket denklemeleri de aşağıdaki gibi yazıldığında, β-bisiklet modeli’nin dinamik formulasyonu tamamlanmış olur. Y ( X ) y( x ) Sv (15) x X Sh (16) J z F f ,xl f sin F f , yl f cos Fr , ylr f3( v, , , f , ) (3) J f f T f F f ,x r f 4 ( v , , , f , ,Ttot , k ) (4) J r r Tr Fr ,x r f 5 ( v, , , r , , k ) (5) Burada B sertlik, C şekil, ve E eğrilik çarpanı; D tepe değeri, yatay ve düşey öteleme olarak adlandırılır. Çalışmanın temeli olan tork aktarımı konusunun teorisini teşkil eden, Bölüm 2.2’de bahsedilen sürtünme çemberi kavramı dikkate alındığında, Magic Formula’nın, boylamasına ve yanal kuvvetlerin her ikisini de üretmesi gerekir. Bileşik kayma modeli olarak anılan bu modelle birlikte Magic formula denklemleri aşağıdaki gibi yazılır Yukarıdaki (1)-(5) arası denklemlerde M aracın kütlesini, ν aracın hızını, δ direksiyon açısını, , öndeki ve arkadaki boylamasına lastik kuvvetlerini, , öndeki ve arkadaki yanal lastik kuvvetleini, ̇ yalpa açısını, düzleme dik eksen (z ekseni) etrafındaki atalet momentini, , ön ve arka tekerleklerin atalet momentlerini, , ön ve arka tekerleklerin açısal hızlarını, , ön ve arka aks ile aracın ağırlık merkezi arasındaki mesafeyi , ön ve arka aksa aktarılan motor torkunu göstermektedir. ve ön ve arka tekerleklerin boylamasına kayması, ve ön ve arka tekerleklerin yanal kayması, ve ön ve arka lastiklerin boylamasına sertliği, ve ön ve arka lastiklerin yanal sertliği olmak üzere Yanal kuvvet Fy Gy Fyo (17) Şekil fonksiyonları Gy cos(C y arctan(By S E y ( By S arctan(By S )))) / Gyo (18) Gyo cos(C y arctan(By S Hy E y ( By S Hy arctan(By S Hy )))) (19) Boylamasına kuvvet Fx Gx Fxo (20) v f ,xL v cos (6) v f , yL v sin l f (7) Şekil fonksiyonları vr ,xL v cos (8) Gx cos(Cx arctan(Bx S Ex ( Bx S arctan(Bx S )))) / Gxo (21) vr , yL v sin lr (9) f r f r ( v f ,xL cos v f , yL sin ) v f ,xL cos v f , yL sin r r vr ,xL v f , yL v f ,xL f arctan vr , yL v r ,xL 2.2. Sürtünme Çemberi Kavramı (10) Bir lastikteki boylamasına ve yanal kuvvet vektörlerinin bileşkesinin değeri, sürtünme katsayısı ile tekerleğe binen dik yükün ( ) çarpımından büyük olamaz. [17] Bu basit eşitsizlik Şekil 2’de gösterilen sürtünme çemberiyle ifade edilir. (11) vr ,xL r arctan Gxo cos(Cx arctan(Bx S Hx Ex ( Bx S Hx arctan(Bx S Hx )))) (22) (12) (13) Şeklinde ifade edilebilir. 2.1. Lastik Modeli 2.1.1. Magic Formula ve Lastik Bileşik Kayma Modeli Magic formula [16] olarak bilinen lastik modeli, kaymakuvvet grafiklerinde (Şekil 4) görülen doğrusal bölgenin de ötesinde tepe noktası ve sonrasında başka bir deyişle büyük Şekil 2: Sürtünme Çemberi. 824 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Fx2 Fy2 Fz (23) Bu kavramın işlevi Bölüm 3’de açıklanan Tork Aktarımı bahsinde ayrıntılandırılmıştır. 3. Tork Aktarımı Sürtünme çemberi dikkate alındığında anlaşılmaktadır ki; bir tekerlek üzerindeki boylamsına kuvvet arttığında, yanal kuvvet veya yanal kuvvet arttığında boylamasına kuvvet düşecektir. Örneğin, ön aksa yapılan tork transferi, ön tekerlekteki boylamasına kaymayı ve boylamasına kuvveti arttıracak ve dolayısıyla yanal kuvveti düşürecektir. Eğer ön aksa aktarılan bu tork, arka aksa aktarılandan daha fazla ise arka tekerlekteki boylamasına kuvvet düşüşü, ön tekerlektekinden daha az olacak ve yine bu nedenle ön tekerlekte üretilecek yanal kuvvet, arka tekerlektekinden daha fazla düşecektir (Şekil 3). Bu şartlarda önden kopma hadisesi meydana gelirken, torkun arka aksa daha fazla aktarılması durumunda ise arkadan kopma meydana gelecektir. Öyleyse, bu çalışmanın yöneldiği üzere, merkezi diferansiyelle sağlanacak, tork transferini kontrol edecek bir algoritma geliştirildiğinde, önden ve arkadan kopma durumlarına aktif frenlemeyle çözüm getirmeye çalışan; ABS, VDC, ESP gibi sistemlere karşılık önemli bir alternatif sunulmuş olacaktır. Motorun sağladığı toplam tork olmak üzere Ttot T f Tr Şekil 4: Yanal Kayma-Kuvvet grafiği (1) doğrusal bölge, (2)(3) tepe noktası öncesi ve sonrası doğrusal olmayan bölgeler 4. Sistemin Durum Uzayı Gösterimi ve Doğrusallaştırılması Aşağıdaki gösterimde; x durum vektörünü, u kontrol girdisini ve w1 direksiyon açısı, w2 toplam tork olmak üzere w bozucu büyüklük vektörünü temsil etmektedir. Çalışmada aracın doğrusal hızı, ν, sabit alındığından x f (24) x1 f1 ( x1 , x 2 , x3 , x 4 , x5 , w1 ) x 2 f 2 ( x1 , x 2 , x3 , x 4 , x5 , w1 ) x f x , u x 3 f 3 ( x1 , x 2 , x3 , x 4 , w1 ) x 4 f 4 ( x1 , x 2 , x3 , x 4 , w1 , w2 , u ) x f ( x , x , x , x , w , u ) 5 5 1 2 3 5 1 Buna göre, ön ve arka aksa aktarılacak tork miktarını aşağıdaki eşitliklerle kontrol etmek mümkündür. (26) Tr Ttot 0.5 Ttot u (27) (28) (29) Durum uzayı bağlı olduğu değişkenlerin birer fonksiyonu olarak aşağıdaki gibi ifade edilebilir (25) T f Ttot 0.5 Ttot u T w Ttot T Tork aktarımını düzenleyecek kontrol girdisi olarak bir u değişkeni belirlenmiştir ve çalışma aralığı aşağıdaki gibi tanımlanmıştır 0.5 u 0.5 r (30) Burada, sistemin sabit torkla çalıştığı varsayılmaktadır ve dolayısıyla sistem, kontrol girdisi, u ve direksiyon açısı, δ’nın etkisindedir. Sistemin, kayma-kuvvet grafiklerinde görülen, doğrusal davranışın bozulmaya başladığı tepe noktasının hemen gerisinde ve tepe noktasının ötesindeki doğrusal olmayan bölgelerde kontrol edilebilmesi için, söz konusu bölgeler, iki ayrı kontrolcü kazancına sahip, iki farklı model olarak ele alınmıştır (Şekil 4). Tekerleklere düşen dik yük aynı kalmak koşuluyla; belli bir sürtünme katsayısı, aracın doğrusal hızı ve tekerleklerin açısal hızında, direksiyon açısı değiştirilerek kayma-kuvvet grafiğinin tepe noktasının gerisinde, Şekil 4’te (2) ve ötesinde, Şekil 4’te (3), kayma değerleri ve yalpa oranları belirlenmiş ve sistem bu değerler etrafında doğrusallaştırılmıştır. Tablo 1, ön tekerlek için çalışılan değerleri özetlemektedir. Sürtünme katsayısı μ=0.2 iken yanal kayma kuvveti, yanal kayma açısı ’ün 2 derece olduğu yerde en yüksek değerini almaktadır. Tablo 1’deki değerlerle, aracın doğrusal hızı 50 m/s alınarak doğrusallaştırılmış sisteme, 2° dümenleme verilerek Şekil 4’te (3) numaralı bölgedeki; 0.5° derece dümenleme verilirek Şekil 4’te (2) numaralı bölgedeki işletim noktalarında çalışılmıştır. Şekil 3:Tork aktarımı ve sürtünme çemberine göre tekerleklerdeki kuvvet dağılımı.(arka ve ön diferansiyel AD, ÖD; transfer kutusu TK) 825 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Tablo 1: Etrafında doğrusallaştırma yapılan, sürtünme katsayısı μ=0.2’de direksiyon açısı δ, 2 ve 0.5 derece için yalpa oranı ̇ , aracın kayma açısı β, boylamasına ve yanal kayma λ, α değerleri 5.3. Çoklu Model Geçişi δ (derece) ̇ (derece) β (derece) 2 2.2632 -1.1746 0.0044 3.1799 Araç sürücüsü, direksiyonu farklı büyüklük ve yöndeki açılarla çevirdikçe, kayma açısının, tepe noktasının ötesinde veya berisinde kalması muhtemeldir. Öyleyse, tasarlanan kontrol algoritması sistemler arasında geçiş yapmalıdır. Dahası, geçişler sırasında sistemin hep kararlı davranış göstermesi beklenmektedir. Bunun için, çalışmada kaymakuvvet grafiğinin tepe noktasını ölçüt olarak kullanan geçiş yapısı kurulmuş (Şekil 5) ve Bölüm 5.3.1’de açıklanan ortak Lyapunov fonksiyonun varlığının belirlenmesi ile de geçişin kararlılığı koruduğu gösterilmiştir. 0.5 2.2403 -1.2777 0.0035 1.7475 5.3.1. Geçiş Kararlılığı (derece) Denklem (32) ve (33)’te, [18] ve [19]’daki teoremlere göre, durum geri beslemeli kontrol formülasyonu uyarınca verilen doğrusal matris eşitsizlikleri (linear matrix inequalities, LMI); X simetrik positif tanımlı bir matris olmak üzere, fizibilite sağlıyor, başka bir deyişle, gerçekleştirilebiliyorsa; birden fazla sistem için elde edilen tek bir X çözümü ile ikilenik Lyapunov fonksiyonu yazılabilir. Böylece, yapılacak geçişlerde sistemlerin kararlı davrandığı söylenir. 5. Sistemin Kontrolü 5.1. LQR Kontrolcü Sistem, Şekil 4’te (2) ve (3) ile tarif edilen işletim noktarındayken kullanılacak iki ayrı kontrolcünün başarımlarının en yüksek ve Bölüm 5.3’de bahsedilen kontrolcüler arası geçişlerde sistemin kararlı olmasını sağlamak amacıyla, doğrusal ikilenik regülatör (linear quadratic regulator, LQR) ile kazanç değerleri belirlenmiştir.(Şekil 5’de ve ) i= 1, 2, … N; 5.2. Ön Düzenleyici Yalpa oranının verilen bir referans değerini izlemesi için, aşağıdaki Laplace tanımlı eşitlikle, her iki sisteme göre birer ön düzenleyici tasarlanmıştır. Şekil 5’te uygun veya kontrolcü kazancı ile çalışan ve ön düzenleyicilerini içerir. F( s ) 1 C( sI A BK ) 1 B ( Ai Bi Ki )T X X ( Ai Bi Ki ) 0 (32) X 0 (33) Burada, A sistem, B girdi matrislerini ve i indisi N adet sistem içeren eşitsizlik sayısını ifade etmektedir. Çalışmada, Şekil 4’te (2) ve (3)’teki işletim noktalarının oluşturduğu sistemler ve bunlar için elde edilen kontrolcü kazançları kullanılarak, (32) ve (33)’teki eşitsizlikler gerçekleştirilmiştir. Geçişlerin makul ölçüde salınım yaratması dışında kararlılığı bozmadığı Şekil 8’de görülmektedir., (31) 6. Sonuçlar Burada A sistem, B girdi, C çıktı matrislerini, I birim matrisi ve K kontrolcü kazancını göstermektedir. Belli bir sürtünme katsayısında, aracın doğrusal hızı sabitken, bozucu büyüklük olan direksiyon açısı, belirlenen positif yönde kalmak üzere değiştirilerek, Şekil 6 ve 8 arasındaki sonuçlar elde edilmiştir. Direksiyon açısı δ, kaymanın tepe noktasının gerisinde kalacağı kadar dümenleme sağlarken alınan benzetim sonuçları Şekil 6’da; direksiyon açısı δ, kayma değerini tepe noktasının ötesine geçirecek kadar dümenleme sağlarken alınan benzetim sonuçları Şekil 7’de ve direksiyon açısı δ, kayma değerini tepe noktasının ötesine geçirecek ve gerisine getirecek değişken dümenleme sağlarken, geçiş ölçütünün çalıştığı, kontrolcüler arasında kararlı geçişin gerçekleştiği benzetimden alınan sonuçlar Şekil 8’de verilmştir. Bu çalışmayla gösterilmiştir ki; benzetimlerden alınan yukarıdaki grafikler değerlendirildiğinde, tüm durumlarda, kontrollü aracın tepkisindeki salınımlar, kontrolsüz aracınkinden kayda değer ölçüde düşüktür. Şekil 6-7-8 (b)’de araç kayması gözlense de kontrolsüz araca göre oturma zamanı kısalmıştır. Şekil 6-7-8 (c)’de Yalpa Oranı-Zaman grafiklerinde referans değeri oldukça iyi takip edilebilmiştir. Yalnızca, Şekil 8 (c)’deki Yalpa Oranı-Zaman grafiğinde, benzer etkisi Şekil 8 (b), (d) ve (e)’de de olan, kontrolcü geçişleri nedeniyle makul karşılanacak salınımlar görülmektir. Tork Zaman grafiklerinde başlangıçtaki negatife düşüş ve toplam torku aşma, verilen direksiyon açısının, sistemin Şekil 5: Kontrol diyagramı 826 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya 0 -0.5 0 5 10 Zaman(s) 15 20 istenen kayma kontrolsuz arac kontrollu arac -2 -3 0 5 10 Zaman(s) 20 referans yalpa orani kontrolsuz arac kontrollu arac 0 0 5 10 Zaman(s) 15 0 arkaya aktarilan tork one aktarilan tork toplam tork -200 20 0 5 Boylamasina Kayma 1 0.5 5 10 Zaman(s) 15 0.5 0 10 Zaman(s) 15 0.05 5 10 15 Zaman(s) Aracin Kayma Acisi (derece) 20 -6 0 5 10 Zaman(s) 15 20 (b) 4 600 400 Tork (Nm) 2 0 referans yalpa orani kontrolsuz arac kontrollu arac -2 0 5 10 Zaman(s) 15 200 0 arkaya aktarilan tork one aktarilan tork toplam tork -200 20 0 5 10 Zaman(s) 15 20 (d) On Tekerleklerdeki Yanal Kayma Acisi 4 On Tekerleklerdeki Boylamasina Kayma 0.3 3 2 1 0 0 5 10 Zaman(s) 15 0.2 0.1 0 -0.1 0 20 5 10 Zaman(s) 15 20 Arka Tekerleklerdeki Yanal Kayma Acisi 1.5 1 0.5 0 -0.5 0 Arka Tekerleklerdeki Boylamasina Kayma 0.15 5 10 Zaman(s) 15 0.1 0.05 0 -0.05 0 20 5 10 15 Zaman(s) 20 Şekil 7: δ=0.5 iken; (a) Direksiyon açısı (δ)-Zaman, (b) Aracın kayma açısı (β)-Zaman, (c) Yalpa oranı ( ̇ )-Zaman, (d) TorkZaman, (e) Ön ve arka tekerleklerdeki Yanal ve Boylamasına Kayma-Zaman grafikleri 20 0.1 0.05 0 -0.05 0 20 15 istenen kayma kontrolsuz arac kontrollu arac -4 (e) 0 -0.05 Arka Tekerleklerdeki Boylamasina Kayma 0.15 Boylamasina Kayma 1 5 20 0.1 -0.1 0 20 Arka Tekerleklerdeki Yanal Kayma Acisi 1.5 -0.5 0 15 On Tekerleklerdeki Boylamasina Kayma 0.15 1.5 0 0 10 Zaman(s) (d) On Tekerleklerdeki Yanal Kayma Acisi 2 10 Zaman(s) -2 200 Yanal Kayma Acisi (derece) Tork (Nm) Yalpa Orani d /dt (derece/s) Yanal Kayma Acisi (derece) 15 400 1 5 0 (c) 600 2 1 0 2 -1 (b) 3 1.5 0 (c) Yanal Kayma Acisi (derece) Direksiyon Acisi (derece) 1 (a) 4 2 Boylamasina Kayma 0.5 2.5 Boylamasina Kayma 1 3 (a) Yalpa Orani d /dt (derece/s) 1.5 Şekil 6: δ=0.5 iken; (a) Direksiyon açısı (δ)-Zaman, (b) Aracın kayma açısı (β)-Zaman, (c) Yalpa oranı ( ̇ )-Zaman, (d) TorkZaman, (e) Ön ve arka tekerleklerdeki Yanal ve Boylamasına Kayma-Zaman grafikleri Yanal Kayma Acisi (derece) Aracin Kayma Acisi (derece) Direksiyon Acisi (derece) doğrusallaştırıldığı işletim noktalarına gelmesi süresindeki tepki gecikmesi kaynaklıdır. Günümüz binek araçlarında, yüksek devirde bir motorun, ortalama 100 Nm civarında tork ürettiği düşünülür ve son çevrim oranı da dikkate alınırsa, grafilerde okunan 400 Nm mertebesindeki tork aktarımının makul olduğuğu söylenebilir. Kontrolcü geçişlerinin başarısı Şekil 8 (e)’deki kayma grafiklerinin salınım yaptığı aralıkların Şekil 6-7 (e)’deki kayma değerleriyle örtüşmesinden anlaşılmaktatır. Sonuç olarak, çalışmada önerilen yöntemlerin etkin olduğu merkezi diferansiyelin aktif kontrolünün, araca dinamik kararlık sağlayacağı, bu yönüyle günümüzde yaygınlıkla kullanılan, frenlemeyle kontrol yapan aktif güvenlik sistemlerine önemli bir alternatif olabileceği gösterilmiştir. Düşük sürtünme katsayısında ve yüksek araç hızında gerçekleştirilen bu çalışma, farklı hız değerleri için dayanıklı kalacak, daha büyük sürtünme katsayıları ve gerçekte bir sürücünün vereceği sürekli değişecek direksiyon açılarında, çoklu kontrolcüler arasında kararlı geçişler yapacak algoritma tasarımıyla zenginleştirilmeye açıktır. 5 10 15 Zaman(s) 20 (e) 827 Aracin Kayma Acisi (derece) Direksiyon Acisi (derece) Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya 2.5 2 1.5 1 0.5 0 5 10 Zaman(s) 15 20 2 0 [3] -2 istenen kayma kontrolsuz arac kontrollu arac -4 -6 0 5 10 Zaman(s) (a) 15 [4] 20 (b) 500 2 0 Tork (Nm) Yalpa Orani d /dt (derece/s) [5] 4 referans yalpa orani kontrolsuz arac kontrollu arac -2 0 5 10 Zaman(s) 15 [6] 0 arkaya aktarilan tork one aktarilan tork toplam tork -500 20 0 5 (c) 10 Zaman(s) 15 [7] 20 (d) On Tekerleklerdeki Boylamasina Kayma 0.3 Boylamasina Kayma On Tekerleklerdeki Yanal Kayma Acisi 4 3 2 1 0 0 5 10 Zaman(s) 15 Arka Tekerleklerdeki Yanal Kayma Acisi 1.5 1 0.5 0 -0.5 0 5 10 Zaman(s) 15 [9] 0.2 0.1 [10] 0 -0.1 0 20 5 10 Zaman(s) 15 20 [11] Arka Tekerleklerdeki Boylamasina Kayma 0.15 Boylamasina Kayma Yanal Kayma Acisi (derece) Yanal Kayma Acisi (derece) [8] 0.05 0 -0.05 0 20 [12] 0.1 [13] 5 10 15 Zaman(s) 20 (e) [14] Şekil 8: Değişken δ’da; (a) Direksiyon açısı (δ)-Zaman, (b) Aracın kayma açısı (β)-Zaman, (c) Yalpa oranı ( ̇ )Zaman, (d) Tork-Zaman, (e) Ön ve arka tekerleklerdeki Yanal ve Boylamasına Kayma-Zaman grafikleri [15] Teşekkür Katkılarından ötürü Politecnico di Milano Elektronik Mühendisliği bölümünden Dr Sergio Savaresi ve Dr Mara Tanelli’ye teşekkür ederiz. [16] [17] Kaynakça [18] [1] M.Canale, L.Fagiano, M.Milanese, P.Borodani, Robust vehicle yaw control using an active differential and IMC techniques, Control Engineering Practice 15 (2007) 923– 941 [2] D.Piyabongkarn, J.Grogg, Q.Yuan, J.LewAdaptive R.Rajamani, Dynamic Modeling of Torque-Biasing [19] 828 Devices for Vehicle Yaw Control, SAE International, 2006. S. Torii, E. Yaguchi, K. Ozaki, T. Jindoh, M. Owada ve G. Naitoh, “Electronically Controlled Torque Split System for 4WD Vehicles,” SAE Passenger Car Meeting & Exposition, Dearborn, Michigan, September 1986. E.F. Drenth, “Verification of the Haldex LSC System Performance,” 15th ADAMS European Users’, Conference, Rome, 2000. G. Fischer, W. Pfau, H.S. Braun and C. Billig, “xDrive: The New Four-Wheel Drive Concept in the BMW X3 and BMW X5”, ATZ Worldwide, Vol. 106, February 2004. E.K. Liebemann, K. Meder, J. Schuh and G. Nenninger, “Safety and Performance Enhancement: The Bosch Electronic Stability Control (ESP)”, SAE Paper No. 2004-21-0060. H. Huchtkoetter and T. Gassmann, “Vehicle Dynamics and Torque Management Devices,” SAE Paper No. 200401-1058. J. Park and W.J. Kroppe, “Dana Torque Vectoring Differential Dynamic Trak,” SAE Paper No. 2004-012053. J.C. Wheals et al., “Torque Vectoring Driveline: SUVbased Demonstrator and Practical Actuation Technologies,” SAE Paper No. 2005-01-0553. Y. Atsumi, “Development of SH-AWD (Super HandlingAll Wheel Drive) System,” Presentation, Vehicle Dynamics EXPO 2005, Stuttgart, Germany, June 2005. Y. Ushiroda, K. Sawase, N. Takahashi, K. Suzuki and K. Manabe, “Development of Super AYC,” Technical Review, No. 15. 2003. K. Sawase and Y. Sano, “Application of Active Yaw Control to Vehicle Dynamics by Utilizing Driving/Braking Force,” JSAE Review 20, Paper No. 9930801, pp. 289-295, 1999. Y. Ikushima and K. Sawase, “A Study on the Effects of the Active Yaw Moment Control,” SAE International Congress and Exposition, Detroit, Michigan, February 1995. M.Nievelstein, “Vehicle Stabilization with Torque Distribution,” DCT 2004.107 Eindhoven, September 2004. G.Panzani, M.Corno, M.Tanelli, A.Zappavigna, S.M.Savaresi, A.Fortina, and S.Campo, “Designing ondemand four-wheel-drive vehicles via active control of the central transfer case,” IEEE Transactions on Intelligent Transportation Systems, vol. 11, no. 4, December 2010. H.B.Pacejka, “Tire and Vehicle Dynamics“(2nd ed.), Oxford Elsevier, 2006. R.Rajamani, “Vehicle Dynamics and Control“, New York Springer, 2006. C.W.Scherer, S.Weiland, “Linear Matrix Inequalities in Control,” Stuttgart Research Centre for Simulation Technology (SRC SimTech) Issue No. 2010-56. S.Solmaz, “Topics in Automotive Rollover Prevention: Robust and Adaptive Switching Strategies for Estimation and Control” Maynooth, December 2007. Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Dizel Motor Yağlama Sisteminde Değişken Debili Paletli Pompa Modellemesi ve Benzetimi Eyüp Çelebi1, Pınar Boyraz2 1 Fen Bilimleri Enstitüsü Mekatronik Mühendisliği, İstanbul Teknik Üniversitesi {celebie}@itu.edu.tr 2 Makina Mühendisliği Bölümü İstanbul Teknik Üniversitesi, Gümüşsuyu, Istanbul [email protected] sistemden aldığı geri besleme ile iç hidrolik setini değiştirdiği için motora sağladığı yağ debisi hıza bağlı lineer olarak değişmemektedir. Bu durumu gösterebilmek için 2.2 L 155PS PUMA motoru öncelikle sabit debili (dış dişli tipi) yağ pompası daha sonra değişken debili (paletli tip) yağ pompası kullanılarak motora yağ beslemesi sağlanmıştır. Şekil 1 bu iki durum için motorun ana galerisinden alınan birim basınç değerlerini göstermektedir. Birim basınç değeri gerçek yağ basınçlarının değişken debili pompanın ulaştığı maximum basınç değerine bölünmesi ile elde edilmiştir. Özetçe Bu çalışma kapsamında dizel motorların yakıt verimliliğini artırmak ve emisyon miktarını düşürmek amacıyla yağlama sistemindeki değişken debili paletli pompanın dinamik davranışını incelemek üzere matematiksel modellemesi yapılmış ve doğrulaması (validasyonu) gerçekleştirilmiştir. Elde edilen model, pompa tasarımında kullanılan parametrelerin değiştirilebilmesine olanak vermekte ve böylece değişik pompa tasarımlarının masraflı deneylerle test edilmeksizin optimizasyonunda kullanılmaktadır. 1. Giriş Günümüzde insan sayısının ve makinlerin artmasına paralel olarak enerji ihtiyacı da hızla artmaktadır. Bütün mühendislik sistemlerinde harcanan enerjinin azaltılması gereksinmesi nedeni ile sistemlerin daha az enerji ile aynı işi yapabilmesi birçok araştırmacı ve mühendisin önemli bir çalışma alanını oluşturmaktadır. Otomotiv endüstrisinde de dizel motorların (DM) yakıt tüketimini azaltılarak hem enerji tasarrufu hem de atmosfere salınan zararlı NOx ve CO2 gaz miktarlarının düşürülmesi hedeflenmektedir. Bu bağlamda yağlama sisteminde harcanan enerji miktarı da önemli bir yer teşkil etmektedir. Yağlama sisteminde, motora yağ pompa tarafından sağlanmaktadır. Geleneksel dizel motorlarda sabit debili yağ pompası kullanılmaktadır. Sabit debili pompalar teorik olarak motor hızına doğrusal olarak bağlı bir yağ debisi sağlamaktadır. Diğer taraftan motora sağlanması gereken yağ miktarı motor hızına göre doğrusal olarak değişmemektedir. Yağın motorda ulaşılabilecek maksimum yağ sıcaklığı ve en düşük motor hızı sistemlerin yağlanması açısından en kötü koşulu oluşturduğu için sabit debili yağ pompası tasarım aşamasında bu koşullara gore tasarlanmalı ve boyutları belirlenmelidir [1]. Pompa en kötü koşula göre tasarlandığında ise diğer koşullarda özellikle yüksek hızlarda yağ beslenen motor alt sistemlerine gerekenden fazla yağ gönderilmektedir. Motorda devirdaim eden yağ, yağlama sisteminde ve pompa önünde basıncın artmasına sebep olmaktadır. Pompa çıkışındaki basınç arttıkça pompanın yağ beslemesi için gerekli olan enerji miktarı dolayısıyla yakıt tüketimi de artmaktadır. Diğer taraftan değişken debili pompalar Şekil 1: Değişken ve Sabit debili yağ pompaları ana galeri basınçları Şekil 1’de görüldüğü gibi sabit ve değişken debili pompa düşük devirlerde hız ile doğrusal bir şekilde artmaktadır. Değişken debili pompa ana galerideki basınç belirlenen değere ulaştığında çıkış basıncını sabitlemektedir ancak sabit debili pompada gerekli basıncın 1.4 katına kadar ana galeri basıncı artmaktadır. Basınç tahliye valfinin açılmasına bağlı olarak sabit debili pompada 1.4 değerinden sonra basınç artma karakteristiğindeki azalma görülmektedir. Başka bir deyişle sabit ve değişken debili pompalar belirli bir hıza kadar eşit enerji harcarken yüksek hızlara çıkıldıkça sabit debili pompalar motorun ihtiyacından daha yüksek basınçlara karşı iş yaptığı için harcadığı enerji değişken debili pompaya göre daha fazladır. 829 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Değişken debili pompalar yakıt tüketimi açısından avantajlı olmasına rağmen çok fazla altsistemden oluştuğu için sabit debili pompalara göre daha karmaşık yapıya sahiptir. Bu nedenle de hem pompa tasarım aşamasında hem de hali hazırdaki bir pompanın tasarımında değişiklikler söz konusu olduğunda değişken debili pompanın karakteristik eğrisini bilgisayar programları kullanmadan kestirebilmek çok zordur. 3B’lu modelleme bu konuda iyi bir çözümdür ancak 3B modellemede ağlama(mesh) kalitesi çok önemlidir ve değişken debili bir pompanın uygun şekilde ağlanması çok uzun zaman gerektirmektedir. Bu çalışmadaki model, değişken debili paletli bir pompanın bütün alt sistemlerinin matematiksel olarak modellenmesi ve MATLAB/SIMULINK kullanılarak bilgisayar ortamında bu alt sistemlerinin birbirine bağlanmasıyla oluşturulmuştur. Ortaya çıkan model pompa karakteristiğini doğru bir şekilde temsil etmekle birlikte parametrik yapısı itibarı ile optimizasyon çalışmalarına uygundur. konum vektörü (ρ) pompa sabit parametreleri, palet açısı ve ekzantrikliğin fonksiyonu olarak (1) nolu denklem kullanılarak ile hesaplanmıştır . e ( ) Rr2 e 2 2 R e cos arcsin( sin ) Rr (1) Paletli pompalarda yağ ardışık iki palet arasında iletilir. Pompanın ürettiği yağ debisini hesap etmek için (1) ile elde edilen konum küçük aralıklar ile seriye açılarak iki palet arasındaki alan küçük diktörtgenlerin alanlarının toplamı ile hesaplanmıştır. (2) nolu denklem iki palet arası haznenin yüzey alanı hesabını göstermektedir. N 1 e Ahazne Rr2 e2 2 R e cos arcsin( sin ) Rr2 Rr 1 2 2. Matematiksel Modelleme (2) İki palet arasında hapsedilen hacim (2) de gösterilen hazne yüzey alanı kullanılarak (3) ile modellenmiştir Bu bölümde motor yağlama sistemi bir bütün olarak ele alınarak alt sistemlerin modellemesi yapılacaktır. Şekil 2 değişken debili bir pompanın ve bağlı olduğu hidrolik devrenin şematik görünümünü göstermektedir. Vhazne Ahazne w (3) Pompanın ürettiği debi ise (3)’te bulunan hacim yardımı ile (4)’teki gibi modellenmiştir. Qpompa 2 n(rpm) Vhazne (4) Pompanın sisteme sağladığı yağ debisi motorda bulunan 3 adet ana sisteme dağılır: 1) Piston soğutma jetler & ana yataklar 2) Silindir kafası 3) Turbo &zincir gergisi Üretilen yağ debisinin oluşturduğu basınç karakteristiğini belirlemek için üretilen debiye göre ana galeride oluşan basınç karakteristiği dinamometre testinden alınan ölçüm ile belirlenmiştir. Dinamometre testinde motor belirli hızlarda koşturularak pompanın sisteme gönderdiği yağ debisi ve ana galeri basınçları ölçülmüştür. Şekil 4 sisteme gönderilen debiye göre sistemde oluşan basıncın değişimini (birimsiz olarak) göstermektedir. Şekil 2: Pompanın ve hidrolik devrenin şematik görünümü Şekil 2’de görüldüğü gibi yağ karterden paletler arasında kalan hacim üzerinden çekildikten sonra sisteme gönderilmektedir. Bo Li [2] yaptığı çalışmada paletin uç noktasının geometrik yerini Şekil 3’teki geometrik yapıyı kullanmıştır [2]. Şekil 4: Yağ debisinin sistem basıncına göre değişimi Şekil 4 de görülen yağ debisi ve sistem basıncı karakteristiği kullanılarak ana galeride oluşan basınç denklem 4’de hesap Şekil 3: Pompa paletinin geometrik konumu [2] Şekil 3’de pompanın eksantrikliğine göre paletin konum vektörü değişmektedir. Paletin kontrol halkası üzerindeki 830 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya edilen yağ debisine bağlı olarak modellenmiştir. Şekil 2’de görüldüğü gibi sisteme gönderilen yağ kontrol halkasının iki tarafına iletilererek burada kontrol halkasının iki zıt tarafında basınç kuvveti oluşturulmaktadır. Bunun yanında Şekil 2’de hidrolik setin sağ tarafında ilk durumda sıkıştırılmış bir yay da bulunmaktadır. Bu koşullarda valf kanalı kapalı olduğundan filtre üzerinden basınç düşümü olmadığından kuvvet dengesi bozulmaz. Denklem 5 kontrol halkasının hareket denklemini göstermektedir [3]. P1 A1 P2 A2 Fön _ yay k yay x b x m x Oluşan yağ basınç kuvveti, valf yay kuvveti ve yağ sönümleme kuvvetine karşı iş yaparak yayı sıkıştırmaktadır. Valfin hareketi denklem 6 ile ifade edilmektedir. Pg Ayağ k z b yağ z m z (6) Valfin dışarı açılan kanalı daireseldir. Şekil 7 valfin kanal boyunca ilerlemesi sırasında oluşan kesit alanın durumunu göstermektedir. (5) Daha once belirtildiği gibi ana-galeride oluşan basınç, debi değeriyle ilişkilendirilerek hesap edilmişti. Ancak denklem 5’deki P1 basıncı pompa çıkışındaki basınçtır. Bu basıncı modelleyebilmek için modelde ana galeri basıncından yağ soğutucu ve filtre üzerindeki basınç düşümü çıkartılmıştır. Filtre ve yağ soğutucusu üzerinde oluşan basınç düşümü filtre ve yağ soğutucusuna ISO 4548-1’e göre değişik debide yağ gönderilerek oluşan basınç düşümü ölçülmüştür. Test sonucunda alınan basınç ölçümleri gönderilen yağ debisine göre ilişkilendirilerek modele entegre edilmiştir. Şekil 5 yağ soğutucu ve filtresine gönderilen yağ debisi ile üzerinde oluşan basınç düşümünün ilişkisini göstermektedir. Şekil 7: Valf konumuna göre açılma alanı değişimi. Şekil 7’deki taralı alan literaturde [4] denklem (7)ve (8) ile ifade edilmektedir. r2 sin( ) 2 (7) rx 2 ar cos r (8) A Valf açılma kanalı üzerindeki basınç düşümü Poisseulle akışı ile modellenebilmektedir. Şekil 8 açılma kanalı fiziksel model şemasını göstermektedir. Şekil 5: Yağ soğutucu & filitre debi basınç düşümü ilişkisi Pompanın sisteme gönderdiği yağın tamamı öncelikle soğutucu ve filtreden geçerek soğutulup temizlenir. Bu nedenle hesaplanan debiye karşılık gelen basınç düşümü şekil 5’deki ilişki ile modellenmiştir. Ana galeri basıncı belirlenen değere ulaşana kadar kontrol halkasının bulunduğu hidrolik set maksimum ekzantriklikte çalışmakta dolayısıyla da sisteme pompanın üretebileceği maksimum debi gönderilmektedir. Oluşan ana galeri basıncı geri besleme borusu ile valfe iletilir ve valfteki kuvvet dengesi ile valfin konumunu değiştirilir. Valf belli bir konuma geldiğinde kısıtlayıcı filtre üzerinden geçen yağ dışarıya gönderilir. Şekil 6 valfin açık ve kapalı konumda iken yağ akış durumunu göstermektedir. Şekil 8: Valf açılma kanalı fiziksel model şeması Açılma kanalının alanı denklem (7) ve (8) kullanılarak hesaplandıktan sonra her bir konum için h yüksekliği valf açılma konumu olan eşit alanlı dikdörtgen kanal olarak modellenmiştir. Açılma kanalındaki yağ akışı denklem 9 kullanılarak hesaplanmıştır. Q 1 b h 3 Pvalve 12 l (9) Valf kanalı üzerinden akış öncelikle şekil 2’de görülen kısıtlayıcı üzerinden geçmektedir. Kısıtlayıcıdan geçen akışın debi miktarı denklem 10 kullanılarak modelenmiştir[4]. Şekil 6: Valf açık ve kaplı konum şematik gösterimi. 831 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya Şekil 9: Matematiksel modellenen pompanın MATLAB/SİMULİNK blok diagram gösterimi Matematiksel olarak modellenen alt sistemlerin herbiri Q Cd A Porifice / d MATLAB/SIMULINK blokları içerisine yerleştirilmiştir. (10) Değişken debili pompanın her bir alt sistemi diğer alt sistemleri etkilediği için oluşturulan alt sistemler birbirine Denklem 10’da C d katsayısı yağın kanal içerisinde boşalma bağlanarak bütün alt sistemlerin birbirine etkileşimi sağlanmıştır. katsayısını göstermektedir. Kanal içindeki akış Şekil 9’de oluşturulan MATLAB/SİMULİNK model türbülanslıdır.Bu nedenle Von Mises ve Wuest’in türbülanslı gösterilmektedir. Şekil 9’de görüldüğü gibi yağ debisi akış için yaptığı deneylerde 0.611 olarak belirlenen katsayı hesaplanması için öncelikle pompanın sabit parametreleri, hız kullanılmıştır[4]. profili ve pompa ekzantrikliği değerleri sistemin girişine Şekil 2’de görüldüğü gibi pompa çıkışından valf kanalı verilmiştir. Ekzantrilik değeri ilk çalışma esnasında cıkışına kadar kısıtlayıcı ve valfin konumuna göre kanalda maksimum değerdedir. İlk blokta hesaplanan pompa ürettiği olmak üzere iki bölgede basınç düşümü oluşmaktadır. Pompa yağ debisi yağ soğutucu&filitresindeki basınç düşümünü ve çıkışından kanal çıkışına kadar olan bölgede akışların debileri ana galeri basınçlarını hesaplamak üzere iki kola ayrılmıştır. eşittir. Bu nedenle her iki yerdeki, hem kısıtlayıcı hem de valf Ana galeri basıncı pompa valf bloğunun girişine beslenerek üzerindeki basınç düşüşleri denklem (12) ve (13) kullanılarak valfin hesaplanan ana galeri basıncındaki konumu hesap modellenmiştir. edilmektedir. Valfin konumu belirlendikten sonra valf konumu ana galeri basıncı ve yağ soğutucu&filitre basınç 1 b h 3 Pvalf C d A Pkıısıtlayıcı / d düşümü kısıtlayıcı bloğuna girerek kısıtlayıcı üzerindeki (12) 12 l basınç düşümü hesaplanmaktadır. Ayrıca bu blokta valf çıkış kanalı üzerinde oluşan basınç düşümü de hesaplanmaktadır. Ancak buradaki basınç düşümü diğer alt sistemleri PPompa _ çııkı Pvalf Pksısıtlayıcı (13) etkilemediği için bu bloktan valf çıkış kanalı basınç düşümü değeri çıkışı alınmamıştır. Daha sonra toplanan veriler pompa hidrolik set bloğuna girerek basınç değerlerinin oluşturduğu Şekil’2 ye tekrar dönülürse pompanın ürettiği debi sisteme kuvvetlere göre pompa ekzantiritesi hesaplanmaktadır. gönderildikten sonra sistemde oluşan basınç valf üzerinde bir Hesaplanan ekzantiriklik değeri sisteme geri beslenerek basınç kuvveti oluşturur. Bu kuvvete göre de valf pompa aynı şekilde döngüye sokulmaktadır. açılmaktadır. Valf açıldığında valf çıkış kanalı ve kısıtlayıcı üzerinde basınç düşümü oluşturmaktadır. Kısıtlayıcı üzerindeki basınç düşümü pompanın hidrolik setindeki kuvvet 3. Modelin Doğrulanması dengelerini değiştirmektedir. Başka bir deyişle kısıtlayıcı Modelin doğrulanması için PUMA 3.2 L 200 PS 470 N-m üzerinde ne kadar çok basınç düşümü olursa denklem (5)’e motor ile dinamometre testi koşturulmuştur. Koşturulan göre hareket etmektedir. Bu hareket pompanın ekzantrikliğini dinamometre testi motorun dayanımını belirleyecek şekilde değiştirmektedir. Pompanın ekzantrisitesi azaldıkça da sisteme yapılmıştır, bu nedenle de çevriminde değişik yük ve hızları daha az debi göndermektedir. Böylece ana galeride istenilen taramaktadır. Test sırasında gerekli alt sistemlerden basınç, basınç sağlanabilmektedir. sıcaklık, ivme vs değerlerini ölçmek için gerekli sensörler 832 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya deneye dahil edilmiştir.Yağlama sistemi en kritik nokta olan ana galeriden en fazla ölçüm alınarak valide edilmiştir. Ana galeri yağ sıcaklığı ve basıncını ölçmek için K-Tipi termo-çift ve AVL SL31D-2000 basınç sensörü ile donatılmıştır. Test boyunca her saniye bir very noktası kaydedilmiştir. Bu çalışmada toplamda 600 saniyelik veri üzerinden doğrulama yapılmıştır. Şekil 9’de gösterilen hız profil bloğuna 600 saniye boyunca motorun gezdiği hız değerleri yüklenmiştir. Şekil 10 modele beslenen hız profilini göstermektedir. basıncı beklendiği gibi yağ debisi profile ile aynı karakteristiği izlemiştir. Aynı zamanda benzetim sonuçları testten alınan verilerle iyi bir yaklaşıklık sergilemektedir. Pompa modeli ana galeride belirlenen basınç değeri 1 değerine yaklaştığı ilk hızlarda daha kötü sonuç verirken hızın yüksek olduğu bölgede test verileri ile daha tutarlı bir davranış göstermektedir. Şekil 12: Ana galeri basıncı test ve simülasyon karşılaştırması Modelde şekil 12’de görülen hesaplanan basınç değerine göre valfin valf kanal açıklığı üzerindeki konumu şekil 13’de gösterilmektedir. Şekil 10: Test sırasında hızın zamana göre değişimi. Şekil 10’da görüldüğü gibi hız 800 rpm ile 3000 rpm motor hızlarını taramaktadır. Modele hız profilinin yanı sıra motor üzerindeki pompanın boyutsal ve yay sabit değerleri de girilerek model 600 saniye boyunca çalıştırılmıştır. Şekil 11 modelde hesaplanan yağ debisinin zamanla değişimini göstermektedir. Şekil 13: Valf pozisyonunun zamana göre değişimi. Şekil 13’de görüldüğü gibi valf konumu hızın düşük olduğu noktalarda sıfırdır çünkü bu noktalarda ana galeri basıncı da düşüktür. Ancak yüksek hızlara çıkıldıkça ana galeri basıncının artması ile birlikte valf açıklığı artmaktadır. Valf konumu daha önceden de belirtildiği gibi valf açıklığı üzerindeki basınç düşümü ile de değişmektedir. Pompa çıkışındaki basıncın şekil 2’de görülen kısıtlayıcı ve valf açıklığı üzerinde harcandığı göz önünde bulundurulursa valf üzerindeki basınç düşümü kısıtlayıcı üzerindeki basınç düşümünü etkilemektedir. Kısıtlayıcı üzerindeki basınç düşümü hidrolik set bloğunun girişine beslenerek yayın bulunduğu haznedeki basınç hesaplanmaktadır. Hidrolik set bloğu içerisinde kontrol halkası her iki tarafında oluşan yağ basınç, yay ve yağ sönümleme kuvvetleri dengesine göre hareket ederek pompanın ekzantirikliğinin değişimi hesaplanmaktadır. Şekil 14 modelin verilen hız Şekil 11: Yağ debisinin zamana göre değişimi Şekil 11’de görüldüğü gibi yağ debisinin zamana göre değişimi beklendiği gibi düşük devirlerde pompa hız profiline benzerdir. Ancak hız yüksek devirlere çıktıkça pompanın ürettiği debi miktarı gerekli olan 1 değerinde sabitlenerek sisteme bu değerden daha fazla akış gönderilmemiştir. Şekil 11’de gösterilen her bir debi değeri ana galeri basınç hesaplama bloğuna girerek ana galeride oluşan basınç hesaplanmaktadır. Şekil 12’de görüldüğü gibi ana galeri 833 Otomatik Kontrol Ulusal Toplantısı, TOK2013, 26-28 Eylül 2013, Malatya profilinde pompa ekzantritesinin zamana bağlı değişimini göstermektedir. Kaynakça [1] B. Geist ve W,Resh, “Dynamic Modelling of a Variable Displacement Vane Pump Within an Engine Oil Circuit, ASME, 2011. [2] T. Bo Li, “Design and Control of a Variable Displacement Vane Pump for Valveless Hydraulic Actuation” PHD Thesis in Mechanical Engineering,Tenesse, December, 2008. [3] Manco, S., Nervegna N., Rundo, M., and Armenio, G.,Modelling and Simulation of Variable Displacement Vane Pumps for IC Engine Lubrication, SAE World Congress, Detroit, Mischigan, March, 2004. [4] D.McCLoy ve H.R. Martin, Control of Fluid Power: Analysis and Design, Control of Fluid Power: Analysis and Design, 2nd Ed., John Wiley & Sons, 1980. Şekil 14: Pompa ekzantrisitesinin zamana göre değişimi. Şekil 14’de görüldüğü gibi ekzantrisite ana galeri basıncının 1 (Normalize edilmiş boyutsuz değer) değerinden düşük olduğu noktalarda sisteme yeterli yağ debisini verebilmek için maksimum değerdedir ancak ana galeri basıncının 1 olduğu noktalar 2 kısma ayrılarak incelenmelidir. Bunlardan birincisi düşük hızlarda (2000-2300 rpm) ikincisi ise yüksek hızlarda (2400-3000 rpm) oluşturulan ekzantirisite değerleridir. Daha once belirtilidği gibi pompa/motor hızı arttıkça sabit debili pompalarda debi de artmaktaydı. Değişken debili pompalar hızın artışını ekzantritesini azaltarak kompanze etmektedir. Bu çalışmada modellenen değişken debili pompa da hızın artışını ekzantrisiteyi azaltarak sağlamıştır. Ana galeri basınçları her iki durum için eşit olmasına ragmen ekzantrisite yüksek hız bölgesinde düşük hız bölgesine göre daha düşüktür. 4. Sonuçlar Bu çalışmada değişken debili paletli yağ pompası matematiksel olarak dinamik modeli kurulmuştur. Oluşturulan model pompanın bütün alt sistemlerini kapsamaktadır. Bütün alt sistemler MATLAB/SIMULINK ortamında ilgili alt bloklarla temsil edilerek etkileşim olan bloklar birbirine bağlanmıştır böylece de sistemin ve bütün alt sistemlerin karakteristiklerinin görülmesine olanak sağlanmıştır. Model gerçek pompa parametreleri ve testten alınan hız verisi kullanılarak koşturulmuştur. Modelde hesaplanan alt sistem karakteristikleri incelenmiştir. Koşturulan model ile pompa ekzantirisitesi, valf konumu ve sonuçta oluşan pompa yağ debisi ve ana galeri basınçlarının birbirlerine olan etkisini gösterebilmektedir. Bunun yanında testten alınan ana galeri basınç değerleri modelde hesaplanan ana galeri basınçları ile karşılaştırılarak modelden alınan sonuçların gerçek değerlerle uyum içinde olduğu tespit edilmiştir. Oluşturulan model yeni pompa tasarımı ve halihazırdaki pompalarda tasarım değişiklikleri sırasında kullanılıp pompanın genel sisteme etkisi ve enerji tasarrufuna olan katkısı hesaplanabilecektir. Teşekkür Çalışma sırasında önemli katkılarından dolayı öncelikle Ford Mo. Co’ya, pompa ve yağ soğutucu&filitresi imalatçıları Pierburg ve Yinlun’a teşekkürlerimizi sunarız. 834
Benzer belgeler
(Sayfa 547-616).
döngüsü ve zamanla değişen parametrelerden dolayı oldukça
karmaşık bir modele sahiptir. Eşdeğer elektrik model
parametreleri hem sıcaklığın hem de şarj durumunun bir