PDF - Solunum Hastalıkları
Transkript
PDF - Solunum Hastalıkları
Toraks Travmalarında Radyoloji Ahmet Tuncay TURGUT*, Uğur KOŞAR*, Şerife Tuba LİMAN**, Dilek ÜNLÜBAY*, İrfan TAŞTEPE*** * Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Kliniği, ANKARA ** Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı, AFYON *** Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ANKARA ÖZET Toraksı etkileyen travma künt ve penetran olmak üzere 2’ye ayrılır. Künt travmaya genellikle multipl organ yaralanması eşlik eder. İlk radyografik değerlendirme yatarak alınan ön-arka göğüs grafisi ile yapılır. Plevra ve diyafragmanın değerlendirilmesinde ultrasonografi (US) ve bilgisayarlı tomografi (BT) kullanılabilir. Mediastinal travma bulgularının değerlendirilmesinde BT kullanılmalıdır. Kot kırıkları en sık görülen toraks yaralanması bulgusudur. Pnömotoraks ise 2. en sık toraks travması bulgusudur. Akciğer kontüzyonu sınırları keskin olmayan, difüz, yamalı tarzda ve birleşme gösteren gölgelenmeler şeklinde saptanabilir. Parankim laserasyonunda pnömatosel veya pulmoner hematom izlenebilir. Parankim yaralanmasının değerlendirilmesinde BT daha üstündür. Diyafragma laserasyonu çoğunlukla ve abdominal travmalarla birlikte ve solda görülür; abdominal viseral herniasyonun eşlik etmesi durumunda tanı daha kolaydır. Bu durumda baryumlu incelemeler kullanılabilir. Aort, trakeobronşiyal sistem ve özefagus yırtıkları nadir görülen toraks yaralanmaları arasındadır. ANAHTAR KELİMELER: Toraks travması, radyografi, BT SUMMARY THE RADIOLOGY OF CHEST TRAUMA The trauma which affects thorax can be categorised as blunt and penetrating traumas. Multiple organ injuries usually accompany with blunt trauma. The first radiographic evaluation is made with an antero-posterior supine radiograph. Ultrasonography (US) and computed tomography (CT) can be used for the evaluation of pleura and diaphragma. CT must be used for the mediastinal findings of the trauma. Rib fracture is the most common finding in chest trauma. Pneumothorax is the second most common finding of chest trauma. Lung contusion can be detected by radiography as ill defined, diffuse, patchy and confluent shadowing. Pneumatocele and pulmonary hematoma can be seen with parenchymal injury. Diaphragmatic laceration is usually seen with the abdominal trauma and on the left and; the diagnosis is more easy when it is accompanied by the herniation of the abdominal viscera. In this case barium studies can be used. Lacerations of the aorta, tracheobronchial system and diaphragma is discussed among thoracal injuries. KEY WORDS: Chest trauma, radiography, CT Travmalar günümüzün önde gelen sağlık sorunlarındandır. Travma sonucunda meydana gelen ölümlerin dörtte biri toraks travması nedeniyledir. Toraks yaralanmalarının en sık karşılaşılan nedeni 320 trafik kazaları olup, her geçen gün artan sayıda toraks travması ile karşılaşılmaktadır. Bu nedenle toraks travmalı hastaya tanısal yaklaşım daha da önem kazanmıştır. Solunum Hastalıkları 2001; 12: 320-328 Toraks Travmalarında Radyoloji Toraks travmaları, künt ve penetran olmak üzere 2’ye ayrılır. Bu ayrımda göğüs duvarı bütünlüğünde bozulma olup olmadığı esas alınır. Penetran yaralanmalarda, göğüs duvarı dışında küçük bir alandan, doğrudan uygulanan mekanik bir kuvvetle (delici-kesici alet veya ateşli silah yaralanmalarına bağlı olarak) göğüs duvarı bütünlüğünün bozulması sözkonusudur. Penetran yaralanmalar daha nadir görülür ve toraksa sınırlı olma olasılığı daha yüksektir. Künt travmaların yaklaşık %90’ı trafik kazaları nedeniyle meydana gelirken düşme, patlama gibi nedenlere de rastlanmaktadır. Künt travmalarda %70-90 oranında multipl organ yaralanması mevcut olup baş, boyun, ekstremite ve abdominal yaralanmalar eşlik edebilmektedir (1-3). Radyografik Değerlendirme Hastanın genel durumunun çoğunlukla bozuk olmasından ötürü ilk değerlendirme yatarak alınan ön-arka grafi ile yapılır. Bu projeksiyonda pnömotoraks, plevral efüzyon ve mediastinal genişlemeyi değerlendirmek zor olabilir. Bu nedenle hastanın stabilize edilmesinden sonra ayakta alınacak bir grafiye gereksinim duyulur. Plevral hava veya sıvının değerlendirilmesi için lateral dekübit grafiler gerekebilir. Ayrıca plevra, diyafragma ve subdiyafragmatik mesafenin değerlendirilmesinde ultrasonografiden (USG) yararlanılabilir. Vasküler yaralanma sözkonusu olduğunda aortografi, bilgisayarlı tomografi (BT) ve transözefageal ultrasonografi kullanılabilmektedir (1,2). kim kontüzyonu gibi komplikasyonların araştırılmasıdır. Bununla birlikte kot kırığı olmaksızın karaciğer, dalak gibi intraabdominal organlarda yaralanma oluşabilir (2-4). Kırıklar tek-multipl, unilateral-bilateral şeklinde sınıflandırılabilir. Çoğu künt travmada yaralanma genellikle orta kotlar (5.-9.) düzeyindedir (Resim 1). Üst kotları çevreleyen omuz kemik ve kas yapılarının sağladığı destek nedeniyle bu kotların kırılabilmesi için daha büyük güç gerekir. Üst kot kırıklarına daha çok vasküler olmak üzere toraks içerisindeki yapıların yaralanması eşlik edebilir. Alt (5.-12.) kot kırıklarında dalak, böbrekler, karaciğer ve diğer intraabdominal organların yaralanması olasılığı akla getirilmelidir. Akut dönemde-özellikle deplase değilse-kot kırığını görmek zor olabilir. Bu durumda ekstraplevral bir opasite oluşturan hematom görülürse kot kırığı akla getirilmelidir. Griffith ve arkadaşları, klinik olarak şüpheli hastalarda USG’nin kot fraktürlerini ortaya çıkarmada konvansiyonel radyografiden daha üstün olduğunu bildirmişlerdir (2,3,5). Kot kırıkları oluş nedenine göre sınıflandırılabilir. En sık travmatik tip görülür. Patolojik kırıklar fokal kemik destrüksiyonu şeklinde görülür. Bunların çoğu metastaz veya miyeloma bağlı olmakla birlikte nadiren eozinofilik granülom gibi benign patolojiler- Toraks yaralanmaları göğüs duvarı, plevral mesafe, akciğer ve mediasteni ilgilendirir ve sıklıkla bu bölgelerin multipl tutulumu saptanır. Göğüs Duvarı Yaralanmaları Kot kırıkları en sık görülen toraks yaralanması tipi olup toraks travmalarında en az %50 oranında görülmektedir. Kot kırıkları erişkinlerde daha sık görülürken çocuklarda kemiklerin esnek yapısı nedeniyle daha az saptanır. Alınan ön-arka grafiyi kot kırığı yönünden dikkatle incelemek gerekir. Göğüs duvarında meydana gelen yaralanmaların mediastinal yaralanmalardan ayrımında konvansiyonel grafiler yetersiz kalmakta ve BT’ye gereksinim duyulmaktadır. Akut dönemde önemli olan, bu kırıkların kendisi değil, daha derinde yer alan organlara verdiği olası zarardır . Bu nedenle yapılacak radyolojik incelemenin temel amacı, pnömotoraks veya paran- Solunum Hastalıkları 2001; 12: 320-328 Resim 1. PA akciğer grafisinde solda 4.-8. kotlarda multipl kırık. 321 Turgut AT, Koşar U, Liman ŞT, Ünlübay D, Taştepe İ. de de görülebilir. Çocuklarda farklı iyileşme dönemlerinde, belirgin kallus formasyonu gösteren, bilateral multipl kot kırıklarının görülmesi çocuğun bir dönem boyunca travmaya maruz kalmış olabileceğini (fiziksel kötüye kullanım) akla getirmelidir. Bu durumda rikets, osteogenezis imperfekta gibi diğer olası nedenler de ekarte edilmelidir. Stres kırıkları sırtta yük taşıma gibi ağır işlerde çalışanlarda 1.-2. kotlarda görülebilmektedir. Bu kırıklar kemik reaksiyonu ve kallus formasyonu nedeniyle apikal yerleşimli pulmoner parankimal nodülle karışabilir; apikolordotik grafi ve öykü ayırıcı tanıda yardımcıdır. Öksürme kırıkları yaşlı hastalarda alt kotların posterolateral kesiminde izlenir. Kuşing hastası olan veya yoğun steroid tedavisi alan hastalarda görülen osteoporoz nedeniyle kuşing kırıkları meydana gelebilir. Bunlar karakteristik olarak taşkın kallus oluşumu gösterir ve radyografik olarak pulmoner parankimal bir nodülü taklit edebilir (6). Kot kırıklarının en önemli komplikasyonlarından olan yelken göğüs, toraks travmalarında %15 oranında görülür. Yelken göğüs, göğüs duvarının anterior ve lateralinde ardışık 3 veya daha fazla kotun 2 veya daha fazla yerinden kırılması sonucu ya da kostokondral birleşim yeri ayrılmalarında tek taraflı veya bilateral toraks duvarı stabilitesinin bozulması ve paradoks hareket oluşmasıdır. Tanıda klinik ön planda olup alınan göğüs grafilerinde tanımlanan kırıklara ait görünüm saptanır. Kırılan kot uçlarının alttaki plevra ve akciğer parankimine penetre olmasıyla pnömotoraks, hemotoraks, hemopnömotoraks veya intrapulmoner hemoraji görülebilir. Ayrıca göğüs duvarını oluşturan doku planları arasına hava girişi sonucunda cilt altı amfizem meydana gelebilir. Lokalize amfizem doğrudan toraks duvarı yaralanmasında görülürken; yaygın form pnömotoraks veya pnömomediastinum nedeniyle göğüs duvarında cilt altına hava girişine bağlı görülür. Konvansiyonel grafilerde pnömotoraks görünümü belirgin hale gelmeden amfizem görüntüsü ortaya çıkabilir. Bazen bu görünüm anterior veya posteriora ilerleyerek karşı tarafa geçebilir ve bilateral pnömotoraks görünümünü taklit edebilir (1-3). Sternum kırıkları daha nadir (%8-10) görülür. Kırık hattı oblik veya transvers görünümdedir (Resim 2). Sternum kırıkları genellikle manubriosternal eklemden 2 cm uzaklıkta meydana gelir. Bu kırıkların tanınması için yan grafi veya BT’ye gereksinim duyu- 322 Resim 2. Yan akciğer grafisinde deplase sternum kırığı. lur. Engin ve arkadaşları, sternum fraktürü tanısında USG’nin konvansiyonel radyografiye üstün olduğunu ancak kırığın derecesinin saptanmasında konvansiyonel radyografinin daha üstün olduğunu bildirmişlerdir. Sternum kırıklarına mediastinal ve kardiyak yaralanma eşlik edebilir. Olası miyokard kontüzyonunun ve retrosternal veya mediastinal hematomun değerlendirilmesi için BT önerilir (3,5,7,8). Toraks travmalarında sternoklavikular dislokasyonlara rastlanabilir. Bunların saptanması güçtür ve tanıda BT ön plandadır. Dislokasyon ve klavikula medial ucunun posteriora yer değiştirmesine bağlı olarak trakea ve komşu büyük damarlarda sıkışma görülebilir. Torakal spinal kırıklarda, özellikle üst mediastende yerleşim gösteren hematomu temsil eden paraspinal gölge saptanabilir. Klavikula kırıklarında subklavian damar ve brakial pleksus yaralanmaları da görülebilir (2,3). Pnömotoraks Pnömotoraks kot fraktüründen sonra 2. sıklıkta görülen toraks yaralanması tipi olup %40 oranında Solunum Hastalıkları 2001; 12: 320-328 Toraks Travmalarında Radyoloji görülmektedir. Plevral boşluğa hava girişi, açık göğüs duvarı yaralanması veya akciğer, trakea veya özefagus yaralanması sonucunda meydana gelebilir. Genellikle kot kırığı nedeniyle visseral plevra bütünlüğünün bozulması sonucu görülür. Pnömotoraksı ekarte etmek için ayakta ekspirasyon grafileri alınmalıdır. Ciddi yaralanması olan hastalarda yaralanan taraf üste gelecek şekilde alınan lateral dekübit grafiler de kullanılabilir. Pnömotoraks tanısı, akciğerin lateralinde radyolüsen bir alan görülmesiyle veya akciğer ve plevral boşluktaki hava arasında ince, beyaz plevra çizgisinin görülmesiyle konabilir. Apikal bölgede parankimin izlenmemesi pnömotoraks tanısı için yeterli değildir; çünkü bu görünüm apikal yerleşimli büller nedeniyle de oluşabilir. Akciğer konsolidasyonu varlığında lüsen plevra boşluğu ve dens akciğer arasında keskin bir ara yüz saptanabilir. Plevral çizgiyi taklit eden artefaktlar arasında deri kıvrımları, tüpler ve bandajlar sayılabilir (2,3). Yatarak alınan grafilerde visseral plevra ile mediastinal, diyafragmatik ve lateral yüzdeki pariyetal plevra arasında lüsen alanların izlenmesi, karaciğer ve dalak üzerinde anterior kostofrenik sinüsteki hava nedeniyle oluşan ve subdiyafragmatik yerleşimli izlenimi uyandıran lüsen alan saptanması pnömotoraks lehine değerlendirilmelidir. Bu lüsen alan tüm akciğer üzerinde yaygın olarak da izlenebilir. Pnömotoraks görünümü öncelikle anteromedial reseste ortaya çıkar ve bu yerleşimin olguların %30’unda görüldüğü bildirilmiştir. İkinci sıklıkta saptanan yerleşim ise subpulmonik resestir. Konvansiyonel grafilerde pnömotoraks saptanmasında güçlük çekildiğinde BT kullanılabilir; bu amaçla akciğer parankim pencerelerinden yararlanılır (1,3). deniyle oluşan kanama düşük pulmoner arter basıncı nedeniyle genellikle kendi kendini sınırlandırır ve nadiren plevral mesafeye uzanır. Plevral efüzyon travmadan saatler sonra görünür hale gelebilir; bu nedenle şüpheli klinik durumlarda göğüs grafilerinin tekrarlanması önemlidir. 200 cc’ye kadar olan plevral sıvı grafide saptanamaz. Büyük veya ilerleyici kanama genellikle büyük damarlardan veya kalpten kaynaklanan bir yaralanmayı ifade eder. Travma sonrasında görülen plevral sıvı birikiminin diğer nedenler arasında duktus torasikus yaralanması (şilotoraks), özefagus perforasyonu ve visseral yapıların diyafragmatik herniasyonu sayılabilir (2,3). Yatarak alınan grafilerde büyük efüzyonlar tüm hemitoraks üzerinde genel bir dansite artışına neden olabilir. Yarı dik pozisyonda alınan grafilerde akciğer tabanından apekse doğru azalan bir dansite artışı saptanır. Sıvı fissürlerde veya mediasten boyunca görülebilir. Yatarak alınan grafilerde özellikle bilateral efüzyonlar gözden kaçabilir. Ayakta alınan grafilerde menisküs daha kolay izlenebilir. Subpulmonik efüzyonda diyafragma apeksi laterale yer değiştirir. Ekstraplevral hematomlar pariyetal plevra ile göğüs duvarı arasında yerleşir ve pozisyon değiştirmeyle sıvının şekil değiştirmemesi ayırıcı tanıda önemlidir (2,3). Tansiyon, pnömotoraks akciğer parankimi ve bronş yaralanmasında inspirasyon sırasında plevral boşluğa giren havanın ekspirasyonda geri kaçışının engellenmesiyle oluşur ve yaşamı tehdit edebilir. İntraplevral basınç arttıkça akciğer kollabe olur ve mediasten şifti oluşur. Sonuç olarak, parsiyel veya total kollabe bir akciğer, mediastenin karşı tarafa şifti ve aynı tarafta diyafragma yüksekliğinde azalma ve düzleşmeden oluşan tipik bir tablo ortaya çıkar (1). Plevral sıvının varlığını, miktarını ve niteliğini belirlemede en duyarlı yöntem USG’dir. Bu durum küçük sıvı birikimleri için geçerli değildir. Bu nedenle küçük intraplevral sıvı birikimlerini, alttaki akciğerin durumunu ve eşlik edebilecek olası üst abdominal yaralanmaları ortaya çıkarabilmesi yönünden BT’den yararlanılması önerilir. BT’de plevral sıvı birikimi eğri şeklinde izlenir ve komşu akciğerde atelektaziye neden olur. Yeterli oranda drene olmayan plevral sıvının değerlendirilmesinde ve hava-sıvı birikimlerinin plevra, akciğer ve mediasten düzeyinde yerleşiminin saptanmasında BT yardımcıdır (Resim 3). Alınan her grafi, pnömotoraks ve hemotoraksı drene etmek amacıyla yerleştirilen göğüs tüpünün pozisyonunun uygunluğu yönünden de incelenmelidir (Resim 4). Loküle sıvı birikimleri ve tüp ilişkisi beklenen drenajın gerçekleşmediği durumlarda BT ile değerlendirilebilir (1,2,9). Hemotoraks Pulmoner Kontüzyon ve Laserasyon Plevral kanama genellikle göğüs duvarı, mediasten ve diyafragmatik damar yaralanması sonucunda meydana gelir. Akciğer parankim laserasyonu ne- Pulmoner kontüzyon penetran ve künt travmalar sonucunda alveollerde ve interstisyel boşluk içerisinde hemorajik eksüda birikimine bağlı olarak ya- Solunum Hastalıkları 2001; 12: 320-328 323 Turgut AT, Koşar U, Liman ŞT, Ünlübay D, Taştepe İ. Resim 3. Yüksekten düşme sonrasında toraks BT incelemesinde sağda loküle mayi ve pulmoner atelekta- Resim 4. PA akciğer grafisinde uygun olmayan göğüs tüpü pozisyonu nedeniyle yeterli düzeyde drene olmayan ve seviyelenme gösteren plevral efüzyon ve sol hemitoraksta efüzyone sekonder dansite artışı. malı tarzda konsolidasyon görülmesidir. En sık karşılaşılan akciğer parankim yaralanması tipi olan kontüzyonun parankimdeki dağılımı travmaya ait şok dalgası ile uyumlu olup, lobar veya segmenter bir dağılım göstermez. Künt travmada kontüzyon yaralanma tarafında posterolateral bölgede görülebileceği gibi akciğerin daha uzak kesimlerinde kontrkup lezyon olarak da izlenebilir. İnterlobar fissürlerin her iki tarafında da kontüzyon görünümü izlenebilir. Basit kontüzyonda akciğerin temel yapısal bütünlüğünde bozulma görülmez. Pulmoner kontüzyon kot fraktürleri olmadan meydana gelen pulmoner yaralanmalar sonucunda da meydana gelebilir. Bu, özellikle esnek bir doku yapısına sahip çocuklar için geçerlidir. (2,7,10). 324 Kontüzyon radyografik olarak sınırları keskin olmayan, difüz dağılım gösteren, yamalı tarzda, birleşme gösteren gölgelenmeler şeklinde izlenir. Pulmoner kontüzyona ait radyografik değişiklikler travma sonrasında genellikle ilk 3-4 saat içerisinde ortaya çıkar; ancak 24 saate kadar gecikme görülebilir. Alınan izlem grafilerinde kontüzyona ait radyografik görünümde hızlı değişiklikler saptanabilir ve ilk 24 saatte bulgularda ilerleme gözlenebilir. Bulgular 48-72 saat içerisinde gerileyip 3-5 gün içerisinde kaybolur. Konsolidasyon alanının büyüklüğüne göre bu süre uzayabilir. Travmanın hemen sonrasında yapılan BT incelemeleriyle kontüzyon %100 oranında saptanırken bu oran seri olarak alınan konvansiyonel grafilerde bile %20 civarında bulunmuştur (1,10,11). Pulmoner parankim laserasyonu, daha büyük künt travmalarda ve penetran yaralanmalara (kot kırıkları, kurşun, bıçak) bağlı olarak parankim bütünlüğünde bozulma meydana gelmesi sonucu ortaya çıkar. Tanımlanan travmalar sonrasında parankim bütünlüğünde nadiren bozulma gözlenmez (Resim 5). Pulmoner parankim yaralanması bilateral ve yaygın olarak izlenebilir. Parankimde yırtılmaya neden olan kuvvetlerin etkisiyle oluşan yarıktan hava sızması sonucunda parankim içerisinde pnömatosel adı verilen, ince duvarlı, kistik hava boşlukları ortaya çıkar. Bu boşluğun kanla dolması durumunda genellikle 2-5 cm çapında, homojen, yuvarlak, opasiteler şeklinde pulmoner hematom görünümü saptanır. Bu lezyonlar genellikle tek olmakla birlikte multipl da olabilir. Hava ve kanın birlikte görül- Resim 5. PA akciğer grafisinde sol hemitoraks apikal kesimde metalik dansitede yabancı cisim (bıçak). Solunum Hastalıkları 2001; 12: 320-328 Toraks Travmalarında Radyoloji mesi durumunda seviyelenme izlenir. Laserasyona ait bulgular başlangıçta çevresel kontüzyon görünümünün içerisinde farkedilmeyebilir. Zaman içerisinde kontüzyona ait bulguların gerileyip kaybolmasıyla laserasyon görünümü belirginleşir. Hematomların radyografik olarak gerilemesi için birkaç ay gerekebilir. Daha sonra başka bir amaçla grafi alındığında hastanın travma öyküsü bilinmiyorsa saptanan lezyon yanlışlıkla neoplazm olarak yorumlanabilir. Laserasyonda parankim kanamasına ait bulgular ilk birkaç saat içerisinde ortaya çıkar. Hemopnömotoraks ve hemotoraks penetran yaralanmada hemen her zaman vardır; künt travmaların ise dörtte birinde saptanır (Resim 6,7). Gerek kontüzyon gerekse laserasyonda tedavi eşlik eden plevral lezyona yönelik tüp drenajıdır. Cerrahi sadece persistan kanama, refrakter pnömotoraks ve mediastinal kanama bulguları olduğunda gereklidir (2,3,6). Akciğerin BT incelemesi kontüzyon ve laserasyonları göstermede konvansiyonel grafilerden daha duyarlıdır. BT ile erken dönemde laserasyonların çevresel kontüzyon alanından ayırt edilmesi sağlanabilir. Genel olarak, BT incelemeden elde edilen bilgiler tedaviye katkıda bulunmaz. Ancak, BT sayesinde plevral boşluk ve mediasten, sıvı birikimi yönünden, üst abdomen ise eşlik eden olası abdominal organ yaralanması yönünden değerlendirilebilir. Aynı zamanda pulmoner kontüzyon ve laserasyon sonrasında erişkin respiratuar distres sendromu ve septik komplikasyonların meydana gelebileceğinin bilinmesi gerekir (2,3,11). Diyafragma Yaralanması Resim 6. PA akciğer grafisinde sağda apikal bölgede metalik dansitede yabancı cisim (kurşun). Resim 7. Ateşli silah yaralanması sonrasında PA akciğer grafisinde sağ akciğerde laserasyon izlenmekte olup sol kostofrenik sinüs kapalıdır. Solunum Hastalıkları 2001; 12: 320-328 Diyafragma laserasyonu toraks travmasından çok abdominal travmalarda görülmektedir. Künt veya penetran travmaları takiben %0.8-8 oranında oluştuğu bildirilmiştir. Diyafragma laserasyonu genellikle büyük travmalarda saptanır ve çoğunlukla eşlik eden yaralanmalar vardır. Abdomen veya toraksın künt yaralanması sonucunda laserasyon ve buna eşlik eden visseral herniasyon sık görülür (Resim 8,9). Ek olarak diyafragmanın her iki tarafında hava ve sıvıya ait görünümün izlenmesi diyafragma laserasyonu tanısını sağlar. Visseral herniasyonun görülmediği durumlarda diyafragma laserasyonunun düz grafilerde özel bir görünümü yoktur; sadece plevral efüzyon, akciğerde atelektazi, kontüzyon ve bulanık görünümlü, irregüler ve yüksekliği artmış diyafragma gibi spesifik olmayan bulgular saptanır. Diyafragma laserasyonunda mortalite oranı %20-30 civarındadır. Mortalitenin en önemli sebebi toraks içerisine herniye olan abdominal organların nekrozu ve inkarserasyonudur. Penetran travma sonrasında laserasyon genellikle küçük olup abdominal yapıların toraksa herniasyonu gözlenmez. Bunlarda tanı cerrahi sırasında konur. Herniasyon, laserasyondan farklı bir zamanda meydana gelebilir. Diyafragma laserasyonlarının yarısından fazlası ilk 3-4 gün içerisinde alınan konvansiyonel grafilerde gözden kaçabilir (2,3). Sol diyafragma yaralanmaları tüm olguların %7790’ını oluşturur. Bunlarda mide ve bağırsak içeriği 325 Turgut AT, Koşar U, Liman ŞT, Ünlübay D, Taştepe İ. kadar baryum geçişinin izlenmesinden sonra alınan grafilerde diyafragma üzerinde mide ve bağırsaklara ait görünüm izlenebilir (2,3,10). Karaciğerin sağladığı korunma nedeniyle sağda diyafragma rüptürü daha az görülür. Sağ taraf hernilerinde tanı koymak daha zor olup tanıda gecikme olabilir. Bunlarda genellikle diyafragma yüksekliğinde artma ve keskinliğinde kaybolma izlenir. Karaciğerin herniasyonu durumunda yapılacak radyoizotop görüntüleme diyafragma üzerinde herniye olmuş kesimi göstermesi açısından önemlidir. BT incelemede diyafragma konturunda meydana gelen bozulma, defekti akla getirmelidir. Bu durumda diyafragma eğrisinin dışındaki yapılar herniasyon anlamına gelir (2). Resim 8. Trafik kazası sonrasında PA akciğer grafisinde sol diyafragma rüptürü ve toraks BT incelemesinde mide herniasyonuna ait görünüm. Spiral BT diyafragma yaralanmasının saptanmasında kullanılan en hızlı yöntemdir. Aksiyal kesitlerde çoğunlukla diyafragma krura yakınında oluşan yırtıklar ve herniye olmuş abdominal organlar kolaylıkla saptanır. Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) diyafragma ve herniye olmuş organların doğrudan görüntülenmesini sağlar (3). Aort Yaralanması Resim 9. Trafik kazası sonrasında PA akciğer grafisinde sol diyafragma rüptürü ve toraks BT incelemesinde mide herniasyonuna ait görünüm. toraks alt kesiminde kitle veya eğri şeklinde dansite olarak izlenir. Herniye olmuş abdominal organlarla bazal atelektazi, bazal akciğer laserasyonu ve yüksekliği artmış diyafragmanın alt kesiminde izlenen bağırsak veya midenin ayırt edilmesi zor olabilir. Bu durumda mideye uzatılan bir nazogastrik sonda gastroözefageal bileşkeyi geçerken diyafragmayı kateder ve daha sonra diyafragma üzerindeki mide kesimine yönlenir. Bu şekilde tanı konamıyorsa baryumlu incelemeden yararlanılabilir. Burada kolona 326 Aort yaralanması genellikle trafik kazalarında meydana gelir. Bu hastaların %90’ı hastaneye ulaşamadan ölür. Aort laserasyonu en sık istmusta (%95) görülmekle birlikte asendan aorta düzeyinde de saptanabilmektedir. Hastaların %10-20’sinde aort duvarı adventisyası ve mediastinal plevra birleşerek yırtığı geçici olarak kapatır. Cerrahi olarak onarılmazsa kanama tekrarlar. Üst ekstremite hipertansiyonu aort laserasyonunu akla getirir; ancak olguların üçte ikisinde bulunmaz. Radyografik bulgular mediastinal kanamaya ait bulgulardır. Bunlar arasında mediastende genişleme (karina düzeyinde mediasten genişliğinin 8 cm’den fazla olması veya bu düzeyde mediasten genişliğinin toraks genişliğinin %25’inden fazla olması), aort kavisinde ve desendan aorta proksimal kesiminde silinme, sağ paratrakeal çizgide silinme sayılabilir. Bununla birlikte mediasten kanamalarının genellikle aort dışındaki küçük damarlardan kaynaklandığı unutulmamalıdır. Aortografi kesin tanı yöntemi olmakla birlikte BT anjiyografi ve daha az invaziv yöntemler olan BT, transözefageal ekokardiyografi ve MRG tanıda yardımcı olabilir (1,3,6,12). Solunum Hastalıkları 2001; 12: 320-328 Toraks Travmalarında Radyoloji Kardiyak Yaralanmalar Kardiyak yaralanmalar penetran veya künt travmalar sonucu görülür. Penetran travma sonucunda meydana gelen kas yaralanması nedeniyle oluşan kanama hızla perikardiyal tamponad oluşturabilir. Kalp silüeti nadiren büyür. En sık görülen kardiyak yaralanma tipi ise miyokard kontüzyonudur. Bu durumda tanı klinik ve EKG bulgularının birleştirilmesiyle konabilir (1,2). mediastenden uzaklaşır. Daha küçük yırtıklarda yırtık kendiliğinden kapanıp gözden kaçabilir. Bu yırtıklarda ekstrapulmoner hava yaygınlığı daha azdır ve tüp drenajına yanıt verir. Hastaların bir kısmında bronş kılıfının korunduğu erken dönemde bulgu yoktur. Daha sonra trakeal daralma veya bronşiektazi oluşabilir. Bu durumda hasta akciğer atelektazisi ve infeksiyon tablosuyla başvurabilir. Tanıda BT yardımcıdır ancak kesin tanı bronkoskopi ile konur (1,2,13). Trakeobronşiyal Yaralanma Özefagus Travması Büyük hava yollarının yaralanması genellikle trafik kazalarında görülür. Olguların %80’inde yaralanma karinaya 2.5 cm mesafede trakeada veya ana bronş proksimal kesiminde meydana gelir. Büyük laserasyon ve tam ayrılma görülen olgularda derin servikal amfizem, yaygın subkütan amfizem, atelektazi ve tüp drenajına dirençli bir pnömotoraks tablosu bulunur (Resim 10). En önemli görünüm ise pnömomediastinum tablosudur. Pnömomediastinum künt toraks travmalarının %10’unda görülür ve olguların %2’sinden azında trakeobronşiyal rüptür saptanır. Ayrıca akciğerde atelektazi görünümü mevcuttur. Hastaların bir kısmında üst kot kırıkları saptanabilir; ancak üst kot kırığı bulunan hastaların çok azında trakea veya bronş yaralanması saptanır. Tam laserasyonda akciğeri mediastende tutan tek şey pulmoner damarlardır ve ayakta alınacak bir grafide akciğerin diyafragmaya doğru düştüğü izlenir. Yatarak alınan grafilerde ise akciğer Özefagus yırtığı oldukça nadir görülür ve künt travmada %0.1-1 oranında saptanır. Bunların yarısı servikal veya üst torakal bölgede meydana gelir (Resim 11). En çok iyatrojenik olmakla birlikte penetran travmalarda ve nadiren özefagus içerisinde meydana gelen basınç artışı nedeniyle (Boerhaave sendromu) oluşur. Üst özefagus yaralanmaları alt servikal ve üst torakal spinal yaralanmalarla birlikte görülebilir. Distal özefagus yaralanmaları nadiren künt travma nedeniyle oluşur. Özefagus yırtıklarında mortalitenin yüksek olmasının en önemli sebebi tanıda gecikilmesi ve bu dönemde akut mediastinit Resim 10. Trafik kazası sonrasında PA akciğer grafisinde sağda 3-5. kotlarda kırık, bronş rüptürüne sekonder gelişen ve tüp drenajına yanıt vermeyen pnömotoraks. Solunum Hastalıkları 2001; 12: 320-328 Resim 11. Baryumlu özefagus grafisinde farengoözefageal bileşkede piriform sinüs düzeyinde yırtık sonucu lümen dışına sızan baryum görünümü. 327 Turgut AT, Koşar U, Liman ŞT, Ünlübay D, Taştepe İ. gelişmesidir. Gerek konvansiyonel grafiler gerekse BT’de yırtık görüntülenemez. Düz grafilerde ve BT’de mediastinal hematom ve pnömomediastinum tablosuna genellikle solda olmak üzere pnömotoraks veya hidropnömotoraks eşlik edebilir. Baryumlu özefagogram olguların dörtte üçünde yırtığı gösterir. Hastaların bir kısmında ilk grafi normal olup mediastinit bulguları ilk yaralanmadan aylar sonra ortaya çıkabilir (1,3,13). KAYNAKLAR 1. Padley SPG, Rubens MB. Chest trauma; the postoperative chest; intensive care; radiation. In: Sutton D, ed. Textbook of Radiology and Imaging. 6th ed. New York: Churchill Livingstone Inc, 1998:505-27. 2. Goodman LR. Chest trauma. In: Putman CE, Ravin CE, eds. Textbook of Diagnostic Imaging. 2nd ed. Philadelphia: WB Saunders Company, 1998:591-9. 7. Engin G, Yekeler E, Güloğlu L et al. US versus conventional radiography in the diagnosis in the diagnosis of sternal fractures. Acta Radiol 2000;41:296-9. 8. Huggett JM, Roszler MH. CT findings of sternal fractures. Injury 1998;29:623-6. 9. Zinck SE, Primack SL. Radiographic and CT findings in blunt chest trauma. J Thorac Imaging 2000;15:87-96. 10. Dee P. The radiology of chest trauma. Radiol Clin North Am 1992;30:291-306. 11. Reuter M. Trauma of the chest. Eur Radiol 1996;6:70716. 12. Symbas PJ, Harsley WS, Symabas PN. Rupture of the ascending aorta caused by blunt chest trauma. Ann Thorac Surg 1998;66:113-7. 13. Ketai L, Brandt MM, Schmermer C. Nonaortic mediastinal injuries from blunt chest trauma. J Thorac Imaging 2000;15:120-7. 3. Wicky S, Wintermark M, Schnyder P et al. Imaging of blunt chest trauma. Eur Radiol 2000;10:1524-38. Yazışma Adresi 4. Collins J. Chest wall trauma. J Thorac Imaging 2000;15: 112-9. Kıbrıs Caddesi No: 9/5 B Blok 5. Griffith JF, Rainer TH, Ching AS et al. Sonography compared with radiography in revealing acute rib fracture. AJR 1999;173:1603-9. Ahmet Tuncay TURGUT O6600, Kurtuluş/ANKARA 6. Dee P. Chest trauma. In: Armstrong P, ed. Imaging of Diseases of the Chest. St Louis: Mosby Year Book Inc, 1995:869-93. 328 Solunum Hastalıkları 2001; 12: 320-328
Benzer belgeler
Araştırmalar / Original Articles
ölümlerin dörtte biri toraks travması nedeniyledir.
Toraks yaralanmalarının en sık karşılaşılan nedeni