7tepeklinik - Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi
Transkript
7tepeklinik - Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi
1 Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi 7tepe Klinik Dergisi Sahibi Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Adına Prof. Dr. R. Figen Kaptan, Dekan Editör Prof. Dr. İdil Dikbaş Yayın Kurulu Prof. Dr. Bahar Eren Kuru (Yeditepe Üniversitesi) Yardımcı Editörler Prof. Dr. Bahar Sezer (Ege Üniversitesi) Doç. Dr. Ceyda Özçakır Tomruk Doç. Dr. Zeynep Özkurt Kayahan Doç. Dr. Hare Gürsoy Prof. Dr. Baybora Kayahan (Okan Üniversitesi) Prof. Dr. Buket Aybar (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Cenk Haytaç (Çukurova Üniversitesi) Prof. Dr. Dilhan İlgüy (Yeditepe Üniversitesi) Prof. Dr. Ender Kazazoğlu (Yeditepe Üniversitesi) Prof. Dr. Fulya Özdemir (Yeditepe Üniversitesi) Prof. Dr. Gonca Çayır Keleş (Ondokuz Mayıs Üniversitesi) Prof. Dr. Jale Tanalp (Yeditepe Üniversitesi) Prof. Dr. Leyla Kuru (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Mübin Soyman (Yeditepe Üniversitesi) Prof. Dr. Tamer Erdem (Okan Üniversitesi) Doç. Dr. Berkay Tolga Süer (GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi) Doç. Dr. Didem Özdemir Özenen (Yeditepe Üniversitesi) Doç. Dr. Emre Özel (Kocaeli Üniversitesi) Doç. Dr. Hakan Akın (Cumhuriyet Üniversitesi) Doç. Dr. Hanefi Kurt (Medipol Üniversitesi) Doç. Dr. S. İlhan Ramoğlu (Bezmialem Vakıf Üniversitesi) Doç. Dr. Tamer Tüzüner (Karadeniz Teknik Üniversitesi) Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Kaspar (Yeditepe Üniversitesi) ISSN: 1307-8593 BASKI: Ulusal Dijital Baskı Kopyalama Merkezi Kayışdağı Mh. Kayışdağı Cd. No: 225 34755 Ataşehir - İstanbul Pleksus Türk Medline veritabanında indeksli 7tepeklinik 2 7tepeklinik 3 İÇİNDEKİLER ÖZGÜN ARAŞTIRMALAR Keskiner İ, Aydoğdu A, Ersoy Kaleli A, Sümer M. Sigara içen ve içmeyenlerde ağız içi sıcaklık değerlerinin karşılaştırılması The comparison of oral temperature measurements in smokers and non-smokers ............................................. 5 Gürler G, Delilbaşı Ç, Kaçar İ, Öğüt E. Evaluation of leukocyte-platelet rich fibrin (L-PRF) on postoperative complications following mandibular impacted third molar surgery Alt gömülü yirmi yaş dişi cerrahisi sonrası lökosit ve trombositten zengin fibrinin (L-PRF) postoperatif komlikasyonlar üzerine etkisinin araştırılması .......................................................................................................... 11 DERLEMELER Ergün G, Ataol AS. CAD/CAM ile şekillendirilen protetik restorasyonlarda komplikasyonlar Complications of CAD/CAM guided prosthetic restorations..................................................................................... 17 Gümüştaş B. Self-etch adeziv sistemlerde bağlanma Bonding of self-etching adhesive systems ................................................................................................................. 31 OLGU SUNUMLARI Cansız E, Uzun A, Atalay B, İşler SC, Can T. Reconstruction of a large central giant cell granuloma with combined soft and hard tissue augmentation procedures Büyük santral dev hücreli granülomun yumuşak doku ve sert doku ogmentasyonu ile rekonstriksiyonu............................................................................ 37 Acar Ö, Şahinoğlu Z, Ateş U. Travmatik maksiller santral kesici diş kaybının multidisipliner tedavisi ve üç yıllık takibi: Bir olgu sunumu Multidisciplinary management of traumatic maxillary central incisor loss and three year follow-up: A case report...................................................................................... 43 Çakarer S, Uzun A, Keskin B, Akyıldız S, Keskin C Osteoma of the mandible: Two case reports Mandibulada osteom: 2 olgu sunumu ........................................................................................................................ 49 7tepeklinik 4 7tepeklinik ÖZGÜN ARAŞTIRMA Sigara içen ve içmeyenlerde ağız içi sıcaklık değerlerinin karşılaştırılması The comparison of oral temperature measurements in smokers and non-smokers Yrd. Doç. Dr. İlker Keskiner Ondokuz Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Periodontoloji Anabilim Dalı, Samsun Dr. Ahmet Aydoğdu Başkent Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, İstanbul Uygulama ve Araştırma Merkezi, İstanbul Araş. Gör. Ayça Ersoy Kaleli Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Periodontoloji Anabilim Dalı, Samsun Prof. Dr. Mahmut Sümer Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Ağız Diş Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalı, Samsun Geliş tarihi : 17 Mart 2015 Kabul tarihi : 15 Kasım 2015 Yazışma Adresi: Yrd. Doç. Dr. İlker Keskiner Ondokuz Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı, Atakum, Samsun E-posta:[email protected] 5 ÖZET Amaç: Sigara içenlerde ağız sıcaklığındaki artışlar patolojik durumlara neden olabilir. Bu çalışmanın amacı sigara içen ve içmeyen bireylerde ağzın farklı bölgelerindeki sıcaklık değerlerini karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya sistemik ve periodontal olarak sağlıklı 18-30 yaş arası 60 erkek birey dahil edildi. Bireyler sigara içmeyen, az sigara içen ve çok sigara içen olarak gruplandırıldı. Sıcaklık ölçümleri alt ve üst çenede santral ve 1. molar dişlerin vestibül yüzeylerinde yapışık dişetinden, yanak mukozasından, dilaltından, santral ve molar dişlerin palatinal yüzeylerinde serbest dişeti kenarından yaklaşık 5 mm mesafedeki çiğneyici mukozadan yapıldı. Hesaplamalarda aynı bölgeden yapılan 3 ölçümün ortalaması alındı. Sıcaklık ölçümlerinde dijital kızılötesi termometre kullanıldı. Bulgular: Sigara içen ve içmeyen bireylerin ağız içi sıcaklık ölçümleri arasında tüm bölgelerde istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmadı (p>0,05). Sigara içenlerde palatinal ve vestibul ölçüm noktaları arasında anlamlı fark görülmedi (p>0,05). Sonuç: Çalışmamızın sınırları dahilinde sigara kullanımının ağız içi sıcaklık değerlerini etkilemediği görüldü. Ağız içi sıcaklık ölçümleri sıklıkla değerlendirilmemekle beraber klinik teşhiste kullanım alanı olabilecek bir yöntemdir. Anahtar Kelimeler: Ağız sıcaklığı, infrared termometre, sigara. SUMMARY Aim: The increases in oral temperature in smokers may lead to pathological conditions. The aim of present study was to compare the temperature differences in different parts of the mouth in smoker and non-smoker subjects. Materials and methods: Sixty systemically and periodontally healthy male subjects aged between 18-30 years old were chosen for the present study. Subjects were grouped as non-smokers, light smokers and heavy smokers. Temperature measurements were performed in vestibular side of mandible and maxilla on attached gingiva at central and first molars as well as buccal mucosa, sublingual area and chewing mucosa approximately 5 mm to the edge of the free gingiva on palatal region of centrals and molars. Mean value of 3 measurements recorded on the same regions was calculated. Digital infrared thermometer was used to measure temperature differences. Results: No statistically significant difference was seen in oral temperature between smoker and non-smoker subjects in all regions (p>0.05). No significant difference was found between palatal and vestibule measurement points in smokers (p>0.05). Conclusions: Within the limitations of the study smoking did not affect oral temperature values. Oral temperature measurement is not used frequently, however, has a potential to be used in clinical diagnosis. Key words: Infrared thermometer, oral temperature, smoking. 7tepeklinik 6 Sigaranın ağız içi sıcaklık değerlerine etkisi GİRİŞ eri nedeni ile ağız içinde sıcaklık değişimlerine sebep ola- Ağız içi sıcaklık değerleri çok uzun zamandan beri aksill- bilir. Bu durum ağızdan sıcaklık ölçümü ile vücut sıcaklığı er, rektal ve timpanik bölgeler ile beraber vücut sıcaklığını tespitinde hatalara yol açabilir. Bu çalışmanın amacı sigara değerlendirmede kullanılmaktadır (1). Ağız ortamındaki her- içen ve içmeyen bireylerde ağzın farklı bölgelerindeki sıcak- hangi bir faktöre bağlı olarak oluşacak sıcaklık değişimleri lık farklılıklarını tespit etmekti. genel vücut sıcaklığını değerlendirmede de hatalara yol açabilir. Genel vücut sıcaklığını belirlemeye yönelik çalışma- GEREÇ VE YÖNTEM lar vücut sıcaklığının sabit bir değerden çok belli aralıklarda Çalışma, ‘Ondokuz Mayıs Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik olduğunu bildirmektedir ve yetişkin vücut sıcaklığı tanım- Kurulu’ tarafından onaylandı. Çalışmaya sistemik ve peri- lama konusunda tartışmalar devam etmektedir (2). Aynı odontal olarak sağlıklı 18-30 yaş arası 60 erkek birey dahil zamanda vücudun farklı bölgelerinden ölçülen sıcaklıklar edildi. Bireyler çalışmanın yapısı ve amacı hakkında bilg- arasında da farklılıklar gösterilmiştir. Ortalama vücut sıcaklık ilendirildi ve aydınlatılmış onam formu alındı. Yirmi yaş dişi değerleri 36,4˚C (ağız), 36,9˚C (rektal), 36,5˚C (timpanik) and haricinde eksik dişi olan, ağzında kron-köprüsü olan, ort- 36,3˚C (aksiller) olarak bildirilirken ağız içi sıcaklık değerler- odontik tedavi gören veya ortodontik tedavi sonrası ağzın- inin 33,2-38,2˚C aralığında olduğu gösterilmiştir (3). Bunun da idame apereyleri bulunan, ağız solunumu yapan, kardi- yanında kullanılan termometreler arasında da teknolojik yovasküler veya dolaşım bozukluğu, otoimmün hastalığı, farklar vardır. Geçmişte kullanılan civalı termometrelerin yer- diabeti, enflamatuvar durumu ve vücut sıcaklığını etkileye- ini artık modern hata payı daha az olan dijital termometreler bilecek hastalıkları, antienflamatuvar ve antipiretik ilaç kulla- almaktadır. Yeni dijital termometreler ile civalı termometreler nan hastalar çalışma dışı bırakıldı. arasında laboratuvar ortamında yapılan çalışmada 1,4-2,2˚C fark ölçüldüğü bildirilmiştir (2). Bireyler; sigara içmeyen, az sigara içen ve çok sigara içen olarak üç gruba ayrıldı. Sigara içmeyen grup daha önce Sigara gelişmiş ülkelerde sağlık sorunlarına neden olan en hiç sigara kullanmamış bireylerden sigara içenler ise en önemli etkenlerden biridir. Türkiye’de 15 yaş üstü nüfusun az 5 senedir günde en az 5 sigara içen bireylerden oluştu. %43,6’sının sigara içtiği bildirilmiştir (4). Sigara dumanında Sigara içenlerde günlük sigara kullanımı ve kaç yıldır içtiği yer alan toksik fenol ve siyanidler ağız dokularını etkileyer- kaydedildi. Buna göre bireylerin sigara kullanımında paket/ ek hiperkeratozis ve melanozise neden olabilmektedir (5). yıl değerleri hesaplandı (10). Bu değer <5 olanlar az sigara Sigaraya bağlı oluşan melanosit sayısındaki ve keratini- içen, ≥5 olanlar çok sigara içen gruba dahil edildi (11). zasyondaki artışın sebebi olarak sigaranın kimyasal etkileri Bireylerin sıcaklık ölçümden en az 30 dakika öncesinde her- yanında termal etkisinin de olduğu düşünülmektedir (6). Bu hangi bir şey yememesine, içmemesine, dişlerini fırçalam- durumlar sigara içenlerde ağız sıcaklığındaki değişimlerin amasına ve sigara kullanmamasına dikkat edildi. Ölçüm- patolojik bir durum ya da muhtemel patolojik değişimlerde lerin tamamı aynı muayene ortamında oda sıcaklığında bir belirteç olabileceğini düşündürmektedir. gerçekleştirildi. Ağız içi sıcaklık ölçümlerine başlamadan Ağız içi dokulardaki sıcaklık değişimleri akut ve kronik peri- önce ve ölçümler arasında dudaklar en az 30 s kapalı kaldı odontal durumlarda (7), dişeti oluğunda (8), hareketli pro- ve ağız açıldıktan en geç 5 s içinde ölçüm tamamlandı. Sı- teze temas eden mukoza yüzeyinde (9) enflamatuvar bir caklık ölçümleri alt ve üst çenede santral ve 1. molar dişlerin durum belirtisi olarak kullanılmıştır. Çalışmamızın hipotezi vestibül yüzeylerinde yapışık dişetinden, yanak mukozasın- sigaranın gerek içerdiği toksik bileşenleri gerek termal etkil- dan, dilaltından, santral ve molar dişlerin palatinalinde ser- 7tepeklinik 7 Sigaranın ağız içi sıcaklık değerlerine etkisi best dişeti kenarından yaklaşık 5 mm mesafede çiğneyici nal ve vestibül ölçüm noktaları arasında anlamlı fark görül- mukozadan yapıldı. Ölçümlerde aynı bölgeden 3 ölçüm medi (p>0,05). yapılıp ortalaması alındı. Alt ve üst çene vestibül yapışık dişeti sıcaklık değerleri belirlenirken her bir çene için sant- Tablo:1 Ağız içi sıcaklık değerlerinin gruplara göre dağılımı ral ve 1. molar dişlerden yapılan ölçümlerin aritmetik orta- Sigara İçmeyen n=30 Az Sigara İçen n=15 Çok Sigara İçen n=15 p laması alındı. Sıcaklık ölçümleri dijital kızılötesi termometre Sublingual 35,90 (35,55-36,23) 36,00 (35,53-36,60) 35,80 (35,63-36,00) 0,512 (Optris GMBH, Manuel LS, Berlin, Almanya) ile yapıldı. Bukkal 35,70 (35,30-35,90) 35,85 (35,55-36,10) 35,60 (35,25-35,80) 0,389 İstatistiksel analizler, SPSS versiyon 21 yazılımı kullanılarak Dil Yüzeyi 35,05 (34,68-35,50) 35,65 (34,63-35,80) 35,30 (35,00-35,65) 0,333 gerçekleştirildi. Değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu; Palatal Mukoza 35,18 (34,93-35,66) 35,50 (34,50-35,70) 35,18 (34,81-35,51) 0,856 görsel (histogram grafikleri) ve analitik yöntemler (Shap- Alt çene vestibül yapışık dişeti 35,30 (34,76-35,82) 35,63 (35,00-36,11) 35,28 (35,16-35,50) 0,532 Üst çene vestibül yapışık dişeti 35,16 (34,88-35,65) 35,48 (34,65-35,81) 35,18 (34,90-35,55) 0,963 iro-Wilk testi) yöntemler kullanılarak incelendi. Tanımlayıcı analizler, normal dağılıma uymayan değişkenler için ortanca (25-75 yüzde) olarak verildi. Veriler normal dağılıma Veriler ortanca (%25-%75) olarak verildi uygunluk göstermediğinden; gruplar arası karşılaştırmalar Gruplar arası istatistiksel analiz için Kruskall-Wallis testi uygulandı. Kruskall Wallis testi ile yapıldı. Gruplar içi karşılaştırmalarda ise Friedman testi kullanıldı. Kruskall Wallis ve Friedman testi sonucunda p değerinin 0,05’in altında olduğu durumlarda gruplar arası ikili karşılaştırmalar Mann Whitney U testi ve grup içi ikili karşılaştırmalar Wilcoxon testi ile yapıldı ve Bonferroni düzeltmesi kullanılarak değerlendirildi. İstatistiksel anlamlılık için toplam tip-1 hata düzeyi %5 olarak kullanıldı. BULGULAR Sigara içmeyen (24,38±3,27), az (25,18±2,81) ve çok (26,14±3,04) sigara içen bireylerin yaşları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi (p>0,05). Az ve çok sigara içen bireylerde ortalama günlük sigara kullanımları sırasıyla 10,00±4,30 adet ve 23,00±5,56 adet; ortalama paket/yıl değerleri ise sırasıyla 2,85±1,27 paket/yıl ve 11,20±4,42 paket/yıl olarak bulundu. Sigara içen gruplarda ortalama günlük sigara kullanımı ve paket/yıl değerleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görüldü (p<0.05). Tüm gruplarda ölçüm yapılan bölgeler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi (p>0,05). Sigara içen ve Resim 1: Ağız içi ortalama sıcaklık değerlerinin sigaraya maruz kalma derecesine içmeyen bireylerin ağız içi sıcaklık ölçümleri arasında tüm göre dağılımı. bölgelerde istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmadı (p>0,05) (Tablo 1). Ağız-içi sıcaklık değerleri sigaraya maruz kalma derecesine göre karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi (Resim 1). Sigara içenlerde palati- 7tepeklinik 8 Sigaranın ağız içi sıcaklık değerlerine etkisi TARTIŞMA bölgelerin sağlıklılara göre daha yüksek subgingival sı- Dokulardaki sıcaklık artışı; kızarıklık, ağrı ve şişlik ile beraber caklık değerlerine sahip olduğu gösterilmiştir (21-23). Aynı 2.yy’dan beri enflamasyonun dört kardinal işareti arasında zamanda sigara içenlerde bu değerler sağlıklı bölgelerde sayılmaktadır. Dokudaki sıcaklık değişimlerini anlamak için daha düşük iken hastalıklı bölgelerde daha yüksek bulun- sağlıklı ve hastalıklı dokulardaki sıcaklık seviyeleri bilin- muştur (24). Çalışmamız sonucunda sigara içen ve içmey- melidir. Ağızdaki sıcaklık değişimlerini değerlendirmeye en bireyler arasında ölçüm yapılan tüm noktalarda sıcaklık yönelik çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar sonu- değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi. cunda ağız içi sıcaklığını pek çok faktörün etkileyebildiği Bu durum iki şekilde yorumlanabilir. İlki sigara içenlerde ağız görülmüştür. Bunlar arasında genel vücut sıcaklığı (12), içinde enflamatuvar bir durum sonucu oluşabilecek sıcaklık çevre sıcaklığı ve nemi (13-15), ağız solunumu (13), yiye- artışının olmaması ikincisi enflamatuvar durumun maskel- cek ve içecekler (16), sigara kullanımı (17), ağzın açık veya enmesi sonucu benzer sıcaklık değerlerine sahip olması. kapalı oluşu (18) sayılabilir. Bunlara ek olarak yaş, cinsiyet, Sigara kullanımının enflamasyon belirtilerini maskeleyebi- kullanılan ilaçlar, ortodontik apareyler, ağızda var olan pro- leceği bilinmektedir (25-27). Bu durum nikotinin periferal tezler ve diğer dental restorasyonların da etkili olabileceği dolaşımdaki vazokonstrüktif etkisinden kaynaklanmaktadır bildirilmiştir (9, 19). Çalışmamızda, bahsedilen faktörlerden (28). Bunun yanında sigara içenlerde hücresel aktivitedeki mümkün olduğunca az oranda etkilenmek için dahil edilme azalma da etkili olabilir (29). Bunun sonucunda enflamatu- kriterleri ve ortam şartları kontrol edilmeye çalışıldı. var durumda bile sıcaklık değerlerinde yükselme olmaması Kişinin güncel sigara kullanımı, değerlendirilmesi gerek- beklenebilir. Enflamatuvar cevaptaki karmaşık hücresel, en bir veri olması yanında kaç senedir sigaranın etkilerine moleküler ve metabolik olaylar sonuçları etkileyebilir. maruz kaldığı daha önemlidir. Bu amaçla Shiloah ve ark.’nın çalışmasında kullandıkları şekilde bireylerde sigara kullanım Ağız içi sıcaklık değerleri, ısı kaybı ve üretimi arasındaki seviyesini değerlendirmek amacı ile 5> paket/yıl değer- denge sonucu oluşur ve pek çok faktörden etkilenebilir. lerinde olanlar az sigara içen, 5≤ paket/yıl değerinde olan- Buna rağmen ağız içinde değerlendirilen bölgeler arasında lar çok sigara içen grup olarak belirlendi (11). Çalışmamız sublingual sıcaklığın diğer bölgelere göre daha sabit sevi- sonucunda az ve çok sigara içen gruplar arasında ölçüm yede seyrettiği gösterilmiş ve çalışmalarda vücut sıcaklığını bölgelerinde sıcaklık değerleri arasında bir fark gözlenme- yansıtan bölge olarak alınmış ve diğer bölgelerdeki ölçüm- di. Ağız içi sıcaklık değerlerinin yaşa göre karşılaştırıldığı bir lerdeki farklılıklar sublingual sıcaklığa göre hesaplanmıştır çalışmada, genç erkeklerde ağız sıcaklık değerlerinin yaşlı (30). Çalışmamızda genel vücut sıcaklığını ve ağız içi sıcak- erkeklere göre daha yüksek olduğu bildirilmiştir (20). Bu lığı değerlendirmek amacıyla sublingual sıcaklık değerleri nedenle çalışmamızda yaş faktöründen etkilenmemek için ölçüldü. Sigara içenlerde sublingual sıcaklık aynı grubun 18-30 yaş arası bireyler dahil edildi. Sigara içen daha yaşlı yaptığı iki çalışmada ölçülmüş ve birbiriyle zıt sonuçlara bireylerin dahil edildiği bir çalışmada paket/yıl değerlerinde- ulaşılmıştır (24, 31). Trikilis ve ark. sublingual sıcaklık değer- ki muhtemel artışlara bağlı olarak az ve çok sigara içenler ini 36,39±0,66˚C, Dinsdale ve ark. (24) ise 36,50±0,34˚C arasında ağız içi sıcaklık farklılıkları görülebileceği speküle olarak tespit ederken ilk çalışmada sigara içmeyenlere göre edilebilir. istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken ikincisinde bulunamamıştır. Çalışmamızda sigara içenlerde sublingual Ağız içi sıcaklık ölçümü, enflamatuvar cevabın daha be- sıcaklık 35,88±0,50˚C bulundu ve sigara içmeyenlere göre lirgin olduğu dişeti oluğunda hastalık belirtisi olarak kabul anlamlı fark gözlenmedi. Diğer iki çalışmada bizim değer- edilen bir parametredir ve yapılan çalışmalarda hastalıklı lerimize göre daha yüksek sonuçların çıkmasının sebe- 7tepeklinik 9 Sigaranın ağız içi sıcaklık değerlerine etkisi bi olarak cinsiyet ayrımı gözetilmemesi, geniş yaş aralığı, SONUÇ çevresel ve bireye bağlı şartların kontrol altına alınmaması Çalışmamızın sınırları dahilinde sigara içen ve içmeyen ve ölçüm yapılan cihaz farklılığı olabilir. bireylerin ağız içi sıcaklık değerleri arasında fark gözlenmedi. Bu durum sigara kullanımı sonrası en az 30 dakika Literatürde sigara kullanımının ağız boşluğu sıcaklığını sonra ölçülen ağız içi sıcaklık değerlerinden vücut sıcaklığı değerlendirmesi ile ilgili sınırlı sayıda çalışma bulunmak- tespitinde sigara kullanımı sonucu fark olmayacağını göster- tadır. Editöre mektup şeklinde, az sayıda gönüllü üzerinde mektedir. Ağız içi sıcaklık ölçümleri sıklıkla kullanılmamakla yapılan çalışmada sigara kullanımından 5 dakika sonrasın- beraber klinik teşhiste kullanım (potansiyeli) alanı olabi- da yapılan ölçümlerde 0,5˚F sıcaklık artışı görüldüğü bildi- lecek bir yöntemdir. Sıcaklık değerlerini etkileyebilecek pek rilmiştir. Vital bulgu olarak ağız sıcaklığının değerlendir- çok faktör olduğundan sonuçlar dikkatli bir şekilde yorum- ilmesini sorgulayan bu çalışma sonucunda vücuttaki diğer lanmalıdır. Farklı yaş aralıklarının ve farklı cinsiyet gruplarının bölgeler ile sonucun desteklenmesi tavsiye edilmiştir (17). kıyaslandığı ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Çalışmamızın sonucu, yeterli veri bildirilmediği için Graham ve ark.’nın yaptığı çalışma ile kıyaslanamadı, fakat sigara kul- KAYNAKLAR lanımından hemen sonra veya 5 dakika içinde ağız içinde 1. Cooper KH, Abrams RM. Attributes of the oral cavity as a sıcaklığın yükselmiş olmasının olasılıklar dahilinde olduğu site for basal body temperature measurements. JOGN Nurs düşünülmektedir. Çalışmamızda sigara kullanımı sonrası en 1984;13:125-129. az 30 dakika geçmiş olduğundan sigaranın ağız sıcaklığını 2. artıran etkisi kaybolmuş olabilir. Mackowiak P. Normal ‘body’ temperature. In: Mackowiak PA, ed. Fever: Basic Mechanisms and Management. Philadelphia, NY: Lippincott-Raven; 1997, p.207–213. Sigara içenlerde ağız içinde ısı dağılımını değerlendiren 3. Sund-Levander M, Forsberg C, Wahren LK. Normal oral, rec- bir çalışma olmamasına rağmen sıcaklık artışının palatinal tal, tympanic and axillary body temperature in adult men and bölge ve dil üst yüzeyinde daha fazla olabileceği düşünüle- women: a systematic literature review. Scand J Caring Sci bilir. Çalışmamızda bukkal ve palatinal keratinize dokular 2002;16:122-128. karşılaştırıldığında aralarında bir fark olmadığı izlendi. Ben- 4. Dergisi 2000;1:90-95. zer olarak sigara içen ve içmeyenlerde palatal ve vestibul yüzeylerden ölçülen subgingival sıcaklıklar karşılaştırıldığın- 5. 6. delberg; 2006, p.89. 7. görüşü desteklememesinin nedeni olarak ısının tüm ağza Meyerov RH, Lemmer J, Cleaton-Jones PE, Volchansky A. Temperature gradients in periodontal pockets. J Periodontol benzer şekilde yayıldığı düşünülebilir. Aynı zamanda çok sigara içenlerde görülen ve etiyolojisinde sigaranın kimy- J.W. Eveson. Oral Cavity. In: Cardesa A, Slootweg PT, editors. Pathology of the Head and Neck. Springer-Verlag Berlin Hei- daha yakın olsa ve emme hareketi ile palatal bölgenin daha fazla ısıya maruz kalacağı tahmin edilse de sonuçların bu Rivera-Hidalgo F. Smoking and periodontal disease. Periodontol 2000 2003;32:50-58. da istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir (24). Her ne kadar ısı kaynağı olan sigaraya palatal ve dil yüzeyi Yorgancıoğlu A, Esen A. Sigara Bağımlılığı ve Hekimler. Toraks 1991;62:95-99. 8. Haffajee AD, Socransky SS, Goodson JM. Subgingival tem- asal bileşenleri yanında termal etkisinin de rol oynadığı perature (I). Relation to baseline clinical parameters. J Clin düşünülen melanozis lezyonlarının sert ve yumuşak da- Periodontol. 1992;19:401-408. mak dışında bukkal mukoza ve anterior dişetinde sıklıkla görülmesi bu görüşü desteklemektedir. 9. Maeda T ve ark. Mucosal temperature rises following longterm use of full dentures. J Oral Rehabil 1979;6:273-278. 7tepeklinik 10 Sigaranın ağız içi sıcaklık değerlerine etkisi 10. Preshaw PM, Chambrone L, Novak KF. Smoking and Peri- 25. Preber H, Bergstrom J. Occurrence of gingival bleeding in odontal Disease. In: Carranza FA, Newman MG, Takei HH, smoker and nonsmoker patients. Acta Odontologica Scandi- Klokkevold PR, editors. Clinical Periodontology. 12th ed, Mis- navia 1985;43: 315-320. souri; Elsevier, 2015, p.179. 11. Shiloah J, Patters MR, Waring MB. The prevalence of pathogenic periodontal microflora in healthy young adult smokers. J Periodontol 2000;71:562-567. 12. Barnes RB. Determination of body temperature by infrared emission. J Appl Physiol. 1967;22:1143-1146. 13. Boehm RF. Thermal environment of teeth during open-mouth respiration. J Dent Res 1972;51:75-78. 14. Sloan RE, Keatinge WR. Depression of sublingual temperature by cold saliva. Br Med J 1975;1:718-720. 26. Bergstrom J. Cigarette smoking as a risk factor in chronic periodontal disease.Community Dentistry and Oral Epidemiology 1989;17:245-247. 27. Haber J ve ark. Evidence for cigarette smoking as a major risk factor for periodontitis. Journal of Periodontolology 1993;64:16-23. 28. Bergstrom J, Persson L, Preber H. The influence of cigarette smokingon the vascular reaction during experimental gingivitis. Scandinavian Journal ofDental Research 1988;96(1):3439. 15. Zehner WJ, Terndrup TE. The impact of moderate ambient 29. Kraal JH, Chancellor MB, Bridges RB, Bemis KG, Hawke J E. temperature variance on the relationship between oral, rectal, Variations in the gingival polymorphonuclear leukocyte mi- and tympanic membrane temperatures. Clin Pediatr (Phila) gration rate in dogs induced by chemotactic autologous se- 1991;30(4 Suppl):61-4; discussion 71-2. rum and migration inhibitor from tobacco smoke. Journal of 16. Michailesco PM, Marciano J, Grieve AR, Abadie MJ. An in vivo recording of variations in oral temperature during meals: a pilot study. J Prosthet Dent. 1995;73:214-218. Periodontolology 1977;12:242-249. 30. Bergstrom J, Varga G. Temperatures of the oral cavity in 50 healthy students. Swedish Dental Journal 1971;64:157. 17. Graham B, Theil GB, Gregory DW. Smoking, hot and cold 31. Trikilis N(1), Rawlinson A, Walsh TF. Periodontal probing depth drinks, pulse, and temperature. Ann Intern Med 1983;98:559- and subgingival temperature in smokers and non-smokers. J 560. Clin Periodontol 1999;26:38-43. 18. Volchansky A, Cleaton-Jones P. Variations in oral temperature. J Oral Rehabil 1994;21:605-611. 19. Moore RJ, Watts JT, Hood JA, Burritt DJ. Intra-oral temperature variation over 24 hours. Eur J Orthod. 1999;21:249-261. 20. Maeda T ve ark. Crevicular temperature rises stimulated by plaque formation. J Oral Rehabil 1979;6:229-234. 21. Haffajee AD, Socransky SS. Relationship of cigarette smoking to attachment level profiles. J Clin Periodontol 2001;28:283295. 22. Kung RT, Ochs B, Goodson JM. Temperature as a periodontal diagnostic. J Clin Periodontol. 1990;17:557-563. 23. Fedi PF Jr, Killoy WJ. Tempereture differences at periodontal sites in health and disease. J Periodontol 1992;63:24-27. 24. Dinsdale CR(1), Rawlinson A, Walsh TF. Subgingival temperature in smokers and non-smokers with periodontal disease. J Clin Periodontol. 1997;24:761-766. 7tepeklinik 11 ORIGINAL ARTICLE Evaluation of leukocyte-platelet rich fibrin (L-PRF) on postoperative complications following mandibular impacted third molar surgery Alt gömülü yirmi yaş dişi cerrahisi sonrası lökosit ve trombositten zengin fibrinin (L-PRF) postoperatif komlikasyonlar üzerine etkisinin araştırılması Assist. Prof. Gökhan Gürler Istanbul Medipol University, School of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery Prof. Çağrı Delilbaşı Istanbul Medipol University, School of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery Dt. İpek Kaçar Istanbul Medipol University, School of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery Dt. Emine Öğüt Istanbul Medipol University, School of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery Received : 14 December 2014 Accepted: 3 February 2015 Corresponding author: Dr. Çağrı Delilbaşı Istanbul Medipol University School of Dentistry Atatürk Bulvarı No: 27 Unkapanı-İstanbul E-mail: [email protected] SUMMARY Aim: The aim of this study is to evaluate the outcomes of leukocyte-platelet rich fibrin (L-PRF) inserted in the extraction sockets following mandibular impacted third molar surgery. Materials and Methods: Forty patients who required at least one surgical removal of impacted mandibular third molar were evaluated. In Group I (n=20); L-PRF obtained from withdrawing blood from the patients was inserted in the extraction sockets whereas in Group II (n=20), extraction socket was left empty. Surgical wound was primarily closed in both groups. All the patients were assessed regarding postoperative pain, edema, maximum mouth opening (trismus), alveolar osteitis, sleeping, daily activities, speaking, eating and loss of work. Results: There was not a significant difference considering pain between the groups postoperatively (p>0.05). Similarly, there was not a significant difference considering facial edema (p>0.05) and trismus (p>0.05) postoperatively between the groups as well. None of the patients developed alveolar osteitis in either group. Comparison of daily activities including eating, speaking, sleeping, missed work and daily routine did not yield any significant difference (p>0.05). Conclusion: Application of L-PRF in the extraction sockets of impacted mandibular third molars did not influence the early postoperative complications and daily activities after tooth removal. Key Words: L-PRF, third molar surgery, complications. ÖZET Amaç: Bu çalışmanın amacı, alt gömülü yirmi yaş cerrahisi sonrası çekim soketlerine yerleştirilen lökosit ve trombositten zengin fibrinin (L-PRF) etkilerinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: En az bir adet alt gömülü yirmi yaş dişi çekilecek olan kırk hasta çalışmaya dahil edildi. Grup 1’de (n=20) cerrahi çekim soketine hastadan alınan kanla elde edilen L-PRF yerleştirilirken, Grup 2’de (n=20) çekim soketi boş bırakıldı. Her iki grupta cerrahi bölge primer olarak kapatıldı. Bütün hastalar postoperatif ağrı, şişlik, maksimum ağız açıklığı, alveolit, uyku düzeni, günlük yaşam, konuşma, yemek yeme ve iş gücü kaybı açısından değerlendirildi. Bulgular: Her iki grup arasında postoperatif ağrı açısından bir fark bulunmadı (p>0.05). Benzer şekilde, gruplar arası postoperatif ödem (p>0.05) ve trismus (p>0.05) açısından da bir fark tespit edilmedi. Hiçbir hastada alveolit gelişmedi. Hastanın günlük aktivitelerini içeren yemek yeme, konuşma, uyku düzeni, iş gücü kaybı ve genel günlük yaşam değerlendirildiğinde, iki grup arasında anlamlı bir fark görülmedi (p>0.05). Sonuç: Alt gömülü yirmi yaş dişlerinin çekim soketine L-PRF yerleştirilmesinin erken postoperatif komplikasyonlara ve hastanın günlük aktiviteleri üzerine etkili olmadığı görüldü. Anahtar Kelimeler: L-PRF, yirmi yaş dişi cerrahisi, komplikasyonlar. 7tepeklinik 12 Effect of L-PRF on postoperative complications INTRODUCTION MATERIALS AND METHODS Platelet concentrates have been used in oral and maxillo- The study was conducted at Istanbul Medipol University facial practice since the beginning of 1990s. Autologous School of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Platelet Rich Plasma (PRP), Platelet Rich Fibrin (PRF) and Surgery and approved by the University Ethical Board. The Platelet Concentrate (PC) have been used as a sole biolog- patients were informed regarding the study protocol and ical material alone or in combination with other grafting ma- written consent was obtained. Inclusion criteria of the study terial (1-3). Platelet Rich Fibrin (PRF) is a second platelet generation platelet concentrate which was developed and introduced by Choukron et al. (2-6). Fibrin nature of PRF provides proper structure for migration of endothelial cells and fibroblasts. Also PRF acts as a scaffold for osteoblasts and other cells during bone healing (6, 7). PRF slowly releases high concentrations of cytokines and growth factors (GFs) such as; were; presence of at least one impacted mandibular third molar to be extracted, lack of any systemic disease, no presence of pericoronitis or pathology associated with impacted tooth, smoking less than 10 cigarettes per day and no use of any antibiotics or anti-inflammatory drugs for at least 30 days prior to surgery. If the patient had bilateral impacted tooth, only one side was included in this study. Patients with impacted lower third molar, which are in similar, positions i.e. Class II and position B (Pell and Gregory clas- Platelet Derived Growth Factor (PDGF), Insulin-like Growth sification) (13). Forty patients, between 18-45 years of age Factor (IGF), Transforming Growth Factor (TGF). This release were randomly assigned to one of two groups: Group I and mostly occurs in the first post-operative 7 days and gradual- Group II. Each patient was examined using panoramic ra- ly decreases following 28 days (1, 4, 5, 7). diography to determine the position of the impacted tooth PRF contains high amounts of leukocytes. It behaves as an preoperatively. immune node and has ability to stimulate defense mechanisms. Although this mechanism is unclear, it is believed In group I (n=20) 20 cc (two tubes of each 10 cc) of blood that platelets have functional effects in antimicrobial host was obtained from the cephalic or basilica vein with a defense (1, 4, 8). 19-gauge needle just before the surgery and was immediately centrifuged at 3.000 rpm for 12 minutes. L-PRF gels Extraction of impacted mandibular third molar is a routine procedure in oral and maxillofacial surgery practice. The most common complications after third molar surgery are edema, pain, trismus and dry socket (9-12). Postoperative management of impacted mandibular third molar is still an issue. To limit postoperative complications and improve patient’s comfort, surgeons try several attempts to improve wound healing with biological agents. The purpose of this study was to investigate the effects of L-PRF on postoperative complications such as edema, trismus, dry socket as well as postoperative self-assessed pa- obtained from two tubes were compressed and then inserted into the extraction sockets in Group I and the wound was closed primarily with 4/0 silk suture. In Group II extraction socket was left empty and primarily closed similar to Group I. In the postoperative period, antibiotic (oral amoxicillin 1g, two times daily for five days) and pain killer (500 mg of acetaminophen two times daily for five days) were prescribed. Pain was evaluated in the post-operative period using a visual analog scale (VAS) on a 10 point scale at 8 hours, 1st day, 2nd day, 3rd day, and 7th day postoperatively. Mouth open- rameters of pain, sleeping, eating, speaking, and activities of ing was measured with a ruler before the surgical procedure daily living and missed work days. and at 3rd and 7th days postoperatively. 7tepeklinik 13 Effect of L-PRF on postoperative complications The evaluation of the facial edema was performed using ties including eating, speaking, sleeping, missed work and a horizontal and vertical guide with a flexible ruler. The fa- daily routine did not yield any significant difference (p>0.05). cial reference points were the distances from; lateral can- The results were interpreted in Table 1 and Table 2. thus-mandibular angle, tragus-corner of mouth, tragus- soft tissue pogonion. Facial edema was determined comparing the measurements preoperatively and at 3rd and 7th days postoperatively. Alveolar osteitis was diagnosed in the presence of unrelieved pain by analgesics, denuded socket or necrotic clot remnants. Evaluation of alveolar osteitis was carried out at 3rd and 7th days postoperatively. All the patients were given a questionnaire to assess their Tragus- mandibular anglePreoperative 3rd day 7th day Group I Mean±Sd Group II Mean±Sd 101.19±6.33 104.47±7.48 0.175 105.56±6.22 102.81±6.31 111.11±9.81 106.16±5.93 0.060 0.116 p Tragus – mouth cornerPreoperative 3rd day 7th day 109.31±6.59 112.05±5.54 0.190 114.44±6.24 110.56±7.04 114.68±3.86 112.0±5.21 0.887 0.505 Tragus -pogonion Preoperative 3rd day 7th day 144.56±7.46 146.74±8.77 0.440 148.94±7.91 145.75±7.31 150.58±8.42 147.16±7.6 0.559 0.582 45.69±7.06 43.89±4.53 29.63±7.8 38.53±7.5 0.680 0.798 Mouth Opening Preoperative(Trismus) 3rd day 7th day 30.81±8.96 39.25±9.07 0.370 Table 1: Comparison of preoperative and postoperative edema and trismus. life activities including eating, speaking, sleeping, missed work and daily routine. Patients were asked to score these Group I Mean±Sd parameters on a 4-point scale (0: no change, 1: little change 2.25±0.86 1.81±0.98 1.31±0.95 0.81±0.83 0.31±0.6 2.16±1.12 1.58±1.02 0.95±0.71 0.89±0.74 0.26±0.56 0.900 0.523 0.261 0.710 0.786 Sleeping Operation Day 1thday 2nd day 3rd day 7th day 1.63±1.02 1.31±0.95 0.81±0.75 0.38±0.72 0.13±0.5 1.16±1.07 1±1.05 0.63±0.83 0.21±0.42 0.11±0.32 0.175 0.307 0.408 0.651 0.708 Eating Operation Day 1th day 2nd day 3rd day 7th day 1.63±1.02 1.31±0.95 0.81±0.75 0.38±0.72 0.13±0.5 2.53±0.61 2.11±0.99 1.63±1.07 1.16±0.83 0.42±0.61 0.684 0.832 0.876 0.847 0.937 Speaking Operation Day 1th day 2nd day 3rd day 7th day 1.88±0.89 1.31±1.01 0.75±0.68 0.38±0.62 0.06±0.25 1.84±1.01 1.42±1.12 0.95±1.08 0.53±0.7 0±0 0.972 0.769 0.804 0.497 0.276 Daily routine Operation Day 1th day 2nd day 3rd day 7th day 2±0.97 1.69±0.95 0.88±0.96 0.63±0.96 0.19±0.75 1.84±0.96 1.74±0.93 0.95±0.97 0.58±0.77 0.05±0.23 0.626 0.794 0.819 0.925 0.869 Missed work Operation Day 1th day 2nd day 3rd day 7th day 1.88±1.09 1.31±1.14 0.75±0.77 0.44±0.63 0±0 1.84±1.01 1.63±1.07 1.21±1.18 0.63±0.96 0.11±0.46 0.890 0.392 0.295 0.758 0.359 negatively, 2: medium change negatively, 4: gross change 3rd day and 7th day postoperatively. For the statistical analysis, IBM SPSS Statistics 22 program (IBM SPSS, Türkiye) was used. Shapiro Wilks test was used to evaluate the normal distribution of the parameters. For the comparison of normal distributed parameters between the groups, Student-t test was used whereas, those did not show normal distribution was evaluated by Mann Whitney U test. P≤0.05 was considered significant. p 8th hours 1th day 2nd day 3rd day 7th day Pain negatively) on the day of surgery and on 1st day, 2nd day, Group II Mean±Sd Table 2: Comparison of self-assessed pain and daily activities postoperatively. DISCUSSION RESULTS Healing process after surgical extractions, especially in the There was not a significant difference considering pain be- mandible, is a complex sequence that consists of some tween the groups postoperatively (p>0.05). Similarly, there physiological episodes (10). Pain, edema, trismus and alve- was not a significant difference considering facial edema (p>0.05) and mouth opening (p>0.05) postoperatively be- olar osteitis are the most seen complications after removal of impacted teeth (10-12). PRF is defined as a second-generation platelet concentrate, tween the groups as well. None of the patients developed which contains high amounts of platelets, leukocytes, cy- alveolar osteitis in either group. Comparison of daily activi- tokines and circulating stem cells. The fibrin structure and 7tepeklinik 14 Effect of L-PRF on postoperative complications presence of leukocytes, growth factors and cytokines per- Marenzi et al. (18) investigated the effects of L-PRF on heal- mits enhanced wound healing (1-6). In our study we aimed ing of simple extraction sockets. They reported that the use to evaluate the effects of L-PRF application on inflammatory of PRF was useful in order to manage the postoperative pain complications such as trismus, pain, edema besides post- and to promote the soft tissue healing process, reducing the operative patient comfort. early adverse effects of the inflammation. Kumar et al. (19) also reported significantly less pain, swelling Dohan et al. (4) emphasized that inflammatory reactions are and trismus with PRF after mandibular third molar surgery in suppressed by PRF application by the behavior of PRF as an a randomized controlled study. Ozgul et al. (20) applied PRF immune regulation node and by the release of anti-inflam- to impacted third molar extraction sockets and reported that matory cytokines. Simonpieri et al. (14) also reported that application of PRF did not affect postoperative pain. Howev- PRF reduces pain and edema in oral surgical procedures er, they found that edema was significantly lower in the PRF and limits minor infectious phenomena. These authors also group. suggested that the leukocytes and cytokines in the struc- The results of our study revealed no significant changes ture of PRF play important role in preventing infection and between the groups in pain, edema and mouth opening. inflammation. In contrast to the literature supporting the positive effects of PRF use in the postoperative period, our study brings Our study was conducted on the extraction of impacted questionable results. Additionally, our clinical experiences teeth having similar surgical difficulty. Our hypothesis was in which we evaluated the effects of PRF in reducing post- that application of PRF into third molar extraction sockets operative complications following direct sinus lift operations would reduce complications such as pain, edema and tris- showed similar results with this study (1). In order to use PRF mus thus improve postoperative patient comfort. routinely in oral and maxillofacial surgery procedures de- In the lit- erature the clinical effects of PRF on tooth extraction healing tailed studies on action mechanism of PRF is advisable. is challenging. Eshghpour et al. (15) reported that PRF application in mandibular third molar surgery might decrease REFERENCES alveolar osteitis incidence. They suggested the lower inci- 1. Gürler G, Delilbaşı Ç. Effects of leukocyte-rich fibrin (L-PRF) dence of alveolar osteitis might be related to its hemostasis on postoperative complications of direct sinus lifting. Minerva effect, sealing ability and healing properties of PRF. Hoaglin Stomatology (In Press). and Lines (16), in a study investigating the alveolar ostitis 2. Dohan DM, Choukroun J, Diss A, Dohan SL, Dohan AJ, and formation after fully erupted third molar concluded that PRF et.al. Platelet-rich fibrin (PRF): a second-generation platelet significantly influenced non-infectious healing. concentrate. Part I: technological concepts and evolution. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod 2006; 101: Uyanik et al. (17) investigated the effects of PRF in third molar surgery, where it was used in combination with either piezo- e37-44. 3. Dohan DM, Choukroun J, Diss A, Dohan SL, Dohan AJ, and surgery or conventional rotatory osteotomy. The results et.al. Platelet-rich fibrin (PRF): a second-generation platelet showed the use of PRF with traditional surgery and piezo- concentrate. Part II: platelet-related biologic features. Oral Surg surgery significantly reduced pain during the postoperative Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod 2006; 101: e45-50. period and also PRF in combination with piezosurgery significantly decreased the number of analgesics taken. 7tepeklinik 4. Dohan DM, Choukroun J, Diss A, Dohan SL, Dohan AJ, and et.al. Platelet-rich fibrin (PRF): a second-generation platelet 15 Effect of L-PRF on postoperative complications 5. 6. 7. 8. 9. concentrate. Part III: leucocyte activation: a new feature for 13. Almendros-Marqués N, Berini-Aytés L, Gay-Escoda C. Evalu- platelet concentrates? Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Ra- ation of intraexamine and interexaminer agreement on classi- diol Endod 2006; 101: e51-55. fying lower third molars according to the systems of Pell and Choukroun J, Diss A, Simonpieri A, Girard MO, Schoeffler C, Gregory and of Winter. J Oral and Maxillofac Surg 2008; 66: and et.al. Platelet-rich fibrin (PRF): a second-generation plate- 893-899. let concentrate. Part IV: clinical effects on tissue healing. Oral 14. Simonpieri A, Del Corso M, Sammartino G, Dohan Ehrenfest Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod 2006; 101:e56- DM. The relevance of Choukroun’s platelet-rich fibrin and 60. metronidazole during complex maxillary rehabilitations using Choukroun J, Diss A, Simonpieri A, Girard MO, Schoeffler C, bone allograft. Part I: A new grafting protocol. Implant Dent and et.al. Platelet-rich fibrin (PRF): a second-generation plate- 2009; 18: 102–111. let concentrate. Part V: histologic evaluations of PRF effects on 15. Eshghpour M, Dastmalchi P, Nekooei AH, Nejat A. Effect of bone allograft maturation in sinus lift. Oral Surg Oral Med Oral platelet-rich fibrin on frequency of alveolar osteitis following Pathol Oral Radiol Endod 2006; 101: 299-303. mandibular third molar surgery: a double-blinded randomized Yoon JS, Lee SH, Yoon HJ. The influence of platelet-rich fi- clinical trial. J Oral and Maxillofac Surg 2014; 72: 1463-1467. brin on angiogenesis in guided bone regeneration using xe- 16. Hoaglin DR, Lines GK. Prevention of localized osteitis in man- nogenic bone substitutes: a study of rabbit cranial defects. J dibular third-molar sites using platelet-rich fibrin. Int J Dent Craniomaxillofac Surg 2014; 42: 1071-1077. 2013: 875380. Cieslik-Bielecka A, Gazdzik TS, Bielecki TM, Cieslik T. Why the 17. Uyanık LO, Bilginaylar K, Etikan İ. Effects of platelet-rich fibrin platelet-rich gel has antimicrobial activity? Oral Surg Oral Med and piezosurgery on impacted mandibular third molar sur- Oral Pathol Oral Radiol Endod 2007; 103: 303-305. gery outcomes. Head Face Med 2015; 11: 25. Ustun Y, Erdogan O, Esen E, Karsli ED. Comparison of the 18. Marenzi G, Riccitiello F, Tia M, di Lauro A, Sammartino G. effects of 2 doses of methylprednisolone on pain, swelling, Influence of Leukocyte- and Platelet-Rich Fibrin (L-PRF) in and trismus after third molar surgery. Oral Surg Oral Med Oral the Healing of Simple Postextraction Sockets: A Split-Mouth Pathol Oral Radiol Endod 2003; 965: 535-539. Study. Biomed Res Int 2015; 369273. 10. Mahmoud Hashemi H, Mohammadi F, Hasheminasab M, 19. Kumar N, Prasad K, Ramanujam L, KR, Dexith J, and et.al. Eval- Mahmoud Hashemi A, and et.al. Effect of low-concentration uation of treatment outcome after impacted mandibular third povidone iodine on postoperative complications after third molar surgery with the use of autologous platelet-rich fibrin: molar surgery: a pilot split-mouth study. J Oral and Maxillofac a randomized controlled clinical study. J Oral and Maxillofac Surg 2015; 73: 18-21. Surg 2015; 73: 1042-1049. 11. Mantovani E, Arduino PG, Schierano G, Ferrero L, Gallesio G. 20. Ozgul O, Senses F, Er N, Tekin U, Tuz HH, Alkan A, Kocyigit ID, A split-mouth randomized clinical trial to evaluate the perfor- Atil F. Efficacy of platelet rich fibrin in the reduction of the pain mance of piezosurgery compared with traditional technique and swelling after impacted third molar surgery: Randomized in lower wisdom tooth removal. J Oral and Maxillofac Surg multicenter split-mouth clinical trial. Head Face Med 2015; 11: 2014; 72:1890-1897. 37. 12. Delilbasi C, Saracoglu U, Keskin A. Effects of 0.2% chlorhexidine gluconate and amoxicillin plus clavulanic acid on the prevention of alveolar osteitis following mandibular third molar extractions. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod 2002; 94: 301-304. 7tepeklinik 16 7tepeklinik 17 DERLEME CAD/CAM ile şekillendirilen protetik restorasyonlarda komplikasyonlar Complications of CAD/CAM guided prosthetic restorations ÖZET Günümüzde, sabit ve hareketli protezler, dayanaklar, implantlar, implant destekli protezler ve ortodontik apareyler gibi farklı tip protetik restorasyonlar için bilgisayar destekli tasarım/bilgisayar destekli üretim (CAD/CAM) sistemlerinin kullanımına artan bir ilgi mevcuttur. Özellikle protetik restorasyonlar için CAD/CAM sistemlerin kullanımı rutin kullanıma girmiştir. Bu nedenle, CAD/ CAM ile şekillendirilen restorasyonların klinik kullanımlarına ile ilgili komplikasyonlara ilişkin veriler önem taşımaktadır. CAD/ CAM restorasyonlarda; biyolojik, teknik ve estetik gibi farklı komplikasyonlar oluşabilmektedir. Bu derlemenin amacı CAD/CAM ile şekillendirilen protetik restorasyonların farklı komplikasyonlarını rapor etmektir. Anahtar Kelimler: Bilgisayar destekli tasarım/bilgisayar destekli üretim, protetik restorasyonlar, komplikasyonlar. Prof. Dr. Gülfem Ergün Gazi Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, Ankara. Dt. Ayse Seda Ataol Gazi Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, Ankara. SUMMARY Nowadays, there is a greater interest in the computer-assisted design/computer-assisted manufacturing (CAD/CAM) systems for different type of prosthetic restorations as fixed and removable prosthesis, abutments, implants, implant supported prosthesis and orthodontic apparatus. Especially for prosthetic restorations, the usage of CAD/CAM systems are entered into routine use. Therefore, the data associated with the com- Geliş tarihi : 7 Ocak 2015 Kabul tarihi : 23 Şubat 2015 plications related with the clinical use of CAD/CAM guided restorations are important. Different complications such as biological, technical and esthetic could occur with CAD/CAM restorations. The aim of this review is to report the different complications of CAD/CAM guided prosthetic restorations. Keywords: Computer-assisted design/computer-assisted manufacturing, prosthetic restorations, complications. GİRİŞ Diş hekimliğinde CAD/CAM terimi “bilgisayar destekli tasarım” ve “bilgisayar destekli üretim” için kullanılan bir kısaltmadır. Dr. Mörmann restorasyonların dental klinikte hasta başında restorasyonların aynı gün yapılması için yeni bir yaklaşım olan Yazışma adresi: Prof. Dr. Gülfem Ergün Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, Bişkek Cd.(8.Cd.) 82.Sk. No:4 06510 Emek, Ankara. E-posta: [email protected] CEREC (Ceramic Reconstruction) sistemini geliştirmiştir (1). Tarihsel olarak, CEREC sistemi diş hekimliğindeki ilk hasta başı CAD/CAM sistemidir. CEREC ilk olarak 1985 yılında kullanıl- 7tepeklinik 18 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar maya başlanmış olup, geliştirilen ilk CAD/CAM sistemidir. elde edilmesidir. CAD/CAM görüntüleri direk ya da İndirekt 1994 yılında CEREC 2, 2000 yılında CEREC 3, 2014 yılında görüntülerden alınabilmektedir. İndirekt sistemde, dijital CEREC SW 4.2 piyasaya sürülmüştür. veriler ölçü materyalinden ya da modelden elde edilirken, CAD/CAM teknolojisindeki gelişmeler ile birlikte protetik direk teknikte görüntüler ağız içi tarayıcılar kullanılarak direk restorasyonların üretimleri için birçok sayıda sistem geliştir- ağız içerisinden alınmaktadır (9). Diğer bir deyişle, görsel ilmiştir. CAD/CAM restorasyonların yalnızca üretimi kolay- üç boyutlu modeller; alçı modelden, ölçü materyalinden laştırmakla kalmayıp aynı zamanda konvansiyonel döküm ve ağız içi taramadan elde edilen üç veri üzerinden elde restorasyonların kalitesi ile uyum gösterecek nitelikte old- edilebilmektedir (10). Direk teknikte, ölçü materyali, kaşıklar, uğu vurgusu da ortaya konmuştur (2). CAD/CAM teknolo- ölçü dökme, trimleme işlemlerine ve daylı modele gerek kal- jileri, restoratif tedavilerde (inley, onley, kron, veneer, çok madan veriler görsel üç boyutlu bir modele dönüştürmekte- üniteli sabit bölümlü protezler) en sık kullanılan uygulama- dir. Bu prosedür preparasyon ve marjinlerin hızlı bir şekilde lar olmalarının yanı sıra, gelişimi yavaş olsa da, hareketli tam değerlendirilebilmesini de sağlamaktadır (9). protezlerin yapımlarına (3) ilave olarak ortodontik okluzal Dijital ölçü teknikleri, kullanıma girmelerinden bu yana splintler, implant ile ilişkili unsurlar (4) ve yumuşak doku sürekli olarak gelişim göstermektedir. CEREC, titreşimi en- ölçümü için ortodontik tedavi planlamasında (5) da kul- gelleyen özelliğe sahip ve tüm yetersiz görüntüleri otomatik lanılabilmektedirler. İlave olarak, CAD/CAM teknik oral ve olarak elimine eden, daha rahat görüntü alabilmek için hafif fasiyal protezlerin üretimi için idealdir (6). tozlama gerektiren ‘Bluecam’ sistemini sunmuştur. 2012 yılında Sirona, toz kullanılmayan ve tüm renklerde üç boyut- Günümüzde CAD/CAM teknolojisi ile üretilen restorasyon- lu veri sağlayan CEREC Omnicam’i tanıtmıştır (10). lar diş hekimliğinde rutin kullanıma girmiştir (7). Bu durum, CAD/CAM restorasyonların kullanımlarının konvansiyonel Dijital ölçüler; hız, etkinlik, alınan bilgilerin arşivlenmesi, ver- olarak üretilen restorasyonlar ile kıyaslandıklarında restora- ilerin klinik ve laboratuvar arasında transfer edilebilmesi, syonun uzun dönem klinik kullanımı ve komplikasyon oran- geleneksel teknikten daha az girişimsel olması gibi avan- larına ilişkin bilimsel verilerin yeterli olup olmadığı sorusunu tajlara sahiptir (10). Ağız içi dijital ölçü alımı konvansiyonel akla getirmektedir. ölçü alımı ile ilişkili olan ölçü materyalinin ve ana model elde Diş hekimleri CEREC ile üretilen restorasyonların tanıtıl- edilmesinde kullanılan alçının boyutsal değişimi gibi birçok masından bu yana bu restorasyonlara ilişkin bir takım hatanın elimine edilmesini sağlamaktadır. Bununla birlik- endişeler taşımaktadırlar. CAM işlemi frezelenen restora- te, ağız içi dijital ölçünün hassasiyeti; bitim çizgisi konumu, syonun adaptasyonu ve marjinal uyumuna ilişkin çeşitli periodontal sağlık ve ölçü alımı sırasındaki kanama, tükürük sorular doğurmuştur. CEREC sistemi ile üretilen ve adeziv akış hızı ve hasta uyumundan etkilenebilmektedir (11). İlave olarak simante edilen seramik materyallerin kırılma direnci, olarak, özellikle ağız açıklığı az olan ya da son molar dişin dayanıklılığı ve klinik ömrü açısından sorgulamaları da bera- bukkal yüzeyi ile ramus ön duvarının yakın olduğu hastalar- berinde getirmiştir (8). da tarayıcı ucun ilgili alana ulaşabilirliği azalmaktadır (12). Bu nedenle sıklıkla konvansiyonel ölçüden elde edilen alçı Dijital Ölçüye Bağlı Komplikasyonlar modelin dijitalize edilmesi söz konusu olabilmektedir (11). Dijital ölçü, protetik tedavi için model elde etmek amacı Dijital ölçü tekniklerinin etkinliklerini ve ölçüye bağlı oluşabi- ile istenen dokuların ve materyallerin (ör: prepare edilmiş lecek komplikasyonları belirlemek için dijital ve konvansiy- dişlerin, çevre yumuşak dokuların, implant ölçü postları) onel ölçü tekniklerinin başarılarının karşılaştırılması üzerine bir kamera sistemi ile taranması ve üç boyutlu dijital veri çalışmalar devam etmektedir (9). 7tepeklinik 19 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar wax-up örneklerin taranmasını gerektirmektedir (16,17). Seelbach ve arkadaşları (13) dijital ölçü sistemleri ile üretilen restorasyonların konvansiyonel ölçü teknikleri ile benzer Yapılan klinik bir çalışmada, anatomik belirleyicilerin ye- uyum gösterdiklerini bildirmişlerdir. Benzer şekilde Zarauz tersiz olması nedeni ile ağız içi dijital veri aktarımının dişsiz ve arkadaşları (11), silikon ve intraoral dijital ölçü tekniklerini hastalarda 2 adet dental implant varlığında iyi uyuma sa- tam seramik tek kronların uyumları açısından kıyasladıkları hip bir protezin üretimi için yeterli olmadığı rapor edilmiştir. klinik çalışmalarında intraoral dijital ölçünün konvansiyo- Çalışmada ağız içi taramada implantlar arası uzaklık ve nel ölçü tekniği gibi klinik olarak uygun internal ve marjinal açılanmalarda hata oluşumu ortaya konmuştur (18). uyum gösterdiğini bildirmişlerdir. Ender ve Mehl (14) ise, in vitro model üzerinde yaptıkları Birkaç in vitro çalışma konvansiyonel ölçüden taranan ana çalışmalarında, geleneksel ve dijital ölçü metodlarının modelden elde edilen dijital veriler ve ağzı içi dijital ölçüler tam ark ölçülerin doğruluğu ile ilgili farklılık gösterdiğini ile üretilen kronların uyumlarını kıyaslamışlardır. Çalışma- bildirmişlerdir. Bu çalışmada dijital ölçü sistemleri tam ark lar ana modelden elde edilen dijital veriler ve ağzı içi dijital modellerde daha fazla lokal sapma (deviasyon) göstermiştir. ölçüler ile üretilen kronlarda yüksek uyum rapor etmişlerdir Araştırmacılar, dijital ağız içi ölçü sistemini, yüksek uyum (13,15). gösteren konvansiyonel ölçü tekniği ile kıyaslandığında Dijital ölçü kullanımı ile diş destekli sabit protetik restora- yüksek uyum göstermediğini ancak, dijital iş akışı ile üretim syonların üretimine ilişkin birçok in vitro çalışma bulunmak- aşamalarının elimine edilmesinin yüksek güvenirlilikte resto- tadır (11,13,15). Bu çalışmalar özellikle komplike olmayan rasyonların üretimi açısından üstün özellikleri olduğunu vur- restorasyonlarda konvansiyonel tekniklerle benzer ya da gulamışlardır. daha başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Fakat halen ağız içi tarayıcıların özellikle full mouth restorasyonlarda (14), tam Abdel-Azim ve arkadaşları (15), CAD/CAM ile üretilen tam protezlerde (18,19) ve implant destekli restorasyonlardaki seramik kronların marjinal uyumlarını değerlendirdikleri kullanımlarının (11) in vivo performanslarına ilişkin veriler çalışmalarında konvansiyonel ölçü ve dijital ölçü teknikler- yetersizdir. ini kıyaslamışlardır. Araştırmacılar ortalama marjinal aralığın konvansiyonel ölçüde daha fazla olduğunu bildirmiş ancak, Marjinal ve İnternal Uyum konvansiyonel ölçü ve dijital ölçü teknikleri arasında tam se- Restorasyonların uzun dönem fonksiyonel başarılarının ramik kronlar için istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığını sağlanması için gerekli en önemli kriterlerden biri marjinal rapor etmişlerdir. uyumdur (20). Klinik olarak kabul edilebilen maksimum CAD/CAM teknolojisi, süregelen gelişmeler ile birlikte im- marjinal aralık genişliği üzerine görüş birliği bulunmamak- plant destekli protezlerin ve dayanakların üretimlerinde de tadır. 1000 kronu inceledikten sonra maksimum tolere kullanıma girmiştir. Bu teknolojilerin kullanımı ile implant edilebilecek marjinal aralık 120 µm olarak Mc Lean ve Von pozisyonunun dijitalize edilmesi, restorasyonun bilgisayar Fraunhofer tarafından tanımlanmıştır (21). Güncel olarak ortamında planlanması, tasarlanması ve restorasyonun ise, CAD/CAM restorasyonlarda 60-150 µm aralığında mar- frezeleme ile direk olarak üretilmesi mümkün olmaktadır. jinal aralık rapor edilmiştir (22). Fakat, ağız içi tarama cihazları ile oral kavitede diş ya da implantların görüntülerini almak her vakada henüz mümkün CAD/CAM restorasyonların klinik performanslarını araştıran hale gelmemiştir. Altyapı ya da dayanakların tasarımları ha- ve klinik olarak kabul edilebilir marjinal uyum gösteren len manuel olarak üretilen ve ağız içerisinde değerlendirilen birçok çalışma mevcuttur (23,24). Yapılan araştırmalar- 7tepeklinik 20 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar da CAD/CAM kronlar marjinal adaptasyon açısından marjinal uyumlarını kıyasladıkları çalışmalarında Denissen değerlendirilmiş ve preparasyon tasarımı ve simantasyon ve arkadaşları (28), CEREC 3 ile üretilen restorasyonlarda prosedürünün dışında CAD/CAM sistemlere özgü farklı fak- 85 µm marjinal aralık belirtmişlerdir. Araştırmacılar, labor- törlerin de marjinal adaptasyonu etkileyebileceğini bildirilm- atuvar çalışmalarında marjinal aralığın 100 µm’ den düşük iştir. Bunlar yazılım ve donanım limitasyonları, tarayıcı tipi, olmasına karşın, klinik çalışmalarda yapıştırma ajanının mar- frezeleme teknolojisi, tek ya da çok üniteli sabit protezlerin jinal aralıktan aşınarak uzaklaşması nedeniyle daha büyük üretimi ve frezelemede sinterlenmiş ya da sinterlenmemiş marjinal aralık oluştuğunu rapor etmişlerdir. materyallerin kullanımı olarak vurgulanmıştır (25). Zirkonya seramiklerin CAD/CAM ile üretimleri ile birlikte erken dönem takipte marjinal uyumsuzluk varlığı ortaya Restorasyonun marjinal uyumundaki artış önemli bir konmuştur. Bu nedenle CAD/CAM ile üretilen zirkonya se- klinik avantaj oluşturmaktadır. Aynı zamanda, rezin bazlı ramiklerde sıklıkla biyolojik komplikasyon ile karşılaşılmıştır yapıştırıcı simanın diş/restorasyon ara yüzündeki genişliği (29). Bu uyumsuzluk erken dönem CAD/CAM prosedürleri- ve bu genişliğin plak birikimini nasıl etkileyeceği de klinik nin yazılımsal hataları ile ilişkilendirilmiştir (30). Günümüzde olarak büyük öneme sahiptir (7). Diş ve CAD/CAM restora- CAD/CAM sistemlerindeki yazılımsal gelişim ve hekimin uy- syon arasındaki kompozit bağlantısının ortalama genişliği gun dayanak preparasyonu yapması gereksiniminin azal- 236±98 µm’dir. Bu değer aralığında minimum 108 µm ve ması ile zirkonya restorasyonlarda marjinal uyum gelişmiştir maksimum 475 µm ve ortalama ise yaklaşık 218 µm’dir (23). (29). Yapıştırıcı ajanların zaman içerisindeki aşınmasına bağlı Tam seramik restorasyonlarda CAD/CAM teknolojisinin olarak oluşan marjinal boşluklar ile ilgili çalışmalar mevcuttur kullanımı ile dayanak dişler için marjinal aralık düzenlene- (23,26,27). Posselt ve Kerschbaum (23), CEREC 1 ve CEREC bilmektedir. CAD/CAM sistemi ile önceden saptanan uyu- 2 ünitelerinde üretilen 794 hastada tek seansta uygulanan mun sağlanabilmesi; tarama cihazı, frezelenen materyal ve 2328 inley ve onley restorasyonları içeren çalışmaların- frezeleme ünitesini içeren sistemin uyumuna, aynı zaman- da, marjinal aralığın ölçülmesi için rastgele 44 restorasyon da sinterizasyon büzülmesini kompanse edebilmek için seçmişlerdir. Ortalama marjin aralığını 236.1±96.8 µm olarak de sonuç boyutun öngörülebilirliğine bağlıdır (31). CAD/ belirlemişlerdir. Ölçüm yapılan marjinlerin neredeyse yarısın- CAM ile üretilen kronlarda, yaklaşık olarak 90 µm’ den daha da (%47,7) marjinal uyumsuzluk gözlemişlerdir. Bindl ve düşük marjinal aralık değerleri kabul edilebilir görülmektedir Mörmann (26), CEREC 1 ve CEREC 2 ile üretilmiş Vita blocs (32). Çalışmalar CAD/CAM ile üretilen zirkonya restorasyon- Mark II kronların marjinal adaptasyonlarını kıyaslamışlardır. ların yüksek marjinal uyum sağladığını göstermiştir (32,33). CEREC 1 ile üretilmiş kronlar (300±95µm) ile kıyaslandığın- Bunların yanı sıra, uzun dönem bir klinik çalışmada, zirkonya da CEREC 2 ile üretilmiş kronlarda (207±63 µm) marjinal restorasyonlarda uygun olmayan marjinal bütünlük nedeni- adaptasyonun belirgin derecede gelişmiş olduğunu rapor yle hasarlı marjinler görülmüştür. Zayıf marjinal uyum yük- etmişlerdir. sek restorasyon kaybına sebep olarak gösterilmiştir (34). CAD/CAM sistemlerde gelişim ile birlikte inley ve onley Farklı CAD/CAM sistemleri marjinal uyumun kalitesini belir- restorasyonların marjinal uyumlarında gelişim görülmüştür gin şekilde etkileyebilmektedir. Zirkonya seramik altyapıların (7). Nakamura ve arkadaşları (27) CEREC 3 ile üretilmiş üretimlerinde kullanılan üretim tekniği restorasyonun uyu- kronlar için 53-67 µm marjinal aralık bildirmişlerdir. CEREC munu etkilemektedir (35). Örneğin üretim tekniği ile uyumlu 3 sistemi ile ve laboratuvar ortamında üretilmiş onleylerin diş preparasyon miktarından daha büyük internal kesim ya- 7tepeklinik 21 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar pan frezler planlanmayan büyüklükte internal boşluklara se- diğini, ısı ile presleme tekniğinin ideal marjinal ve internal bep olabilmektedirler. İlave olarak restorasyon iç yüzeyinde kron adaptasyonu sonucunu gösterdiğini bildirmişlerdir. frezeleme ucundan daha küçük detaylar oluşturulamaya- Araştırmacılar E4D CAD/CAM sistem (D4D Technologies) cağı için frezeleme işleminin sonucunda elde edilen resto- için 30 ya da 60 µm spacer kalınlığı önermişlerdir (36). rasyonun uyumu büyük oranda frezeleme ucunun boyutu- Hibrit altyapıların oluşturulması için CAD/CAM sistemler- na bağlı olabilmektedir (29). in kullanımı mümkündür. Hibrit tip restorasyonlarda CAD/ CAM ile üretilmiş altyapılar konvansiyonel tekniklere kıyasla Song ve arkadaşları (31) anterior 3 üyeli zirkonya seramik al- daha iyi pasif uyum sağlamaktadırlar (16). tyapılı sabit protezlerin marjinal aralıklarının kullanılan CAD/ CAM sistemine göre değişiklik gösterdiğini rapor etmişle- Sekonder Çürük rdir. Fakat, çalışmada elde edilen marjinal aralık değerleri Tüm direk restorasyonlarda en büyük restorasyon kayıp se- geleneksel metal-seramik restorasyonlar ile kıyaslandığın- bebi, sekonder çürük teşhisidir ve genellikle restorasyonun da klinik olarak kabul edilen limitler dahilinde bulunmuştur. yenilenmesi ile sonuçlanmaktadır (37). Marjinal uyumsu- Tinschert ve ark. (33) Precident DCS sistemi ile itriyum ile sta- zluklar sekonder çürük oluşumuna sebep olan etkenlerden bilize zirkonyum oksit (DC-Zirkon) ve zirkonya ile güçlendi- biri olduğu için klinik olarak önem taşımaktadır (33). CEREC rilmiş cam infiltre seramik (In-Ceram Zirconia) ile üretilen ile üretilmiş inley restorasyonların değerlendirildiği çalışma- posterior bölgedeki 3, 4 ve 5 üniteli tam seramik sabit prote- ların büyük bölümünde rezin bazlı kompozit simanlarda zlerin marjinal uyumunu in vitro olarak değerlendirmişlerdir. çukurlaşmaya sebep olan marjinal aşınma rapor edilmiştir Epoksi rezin modeller üzerine hazırlanan restorasyonları (7,8,37). Belirlenen marjinal aşınmaya karşın marjinal ren- yerleştirilerek kesitler alıp SEM ile değerlendirmişlerdir. Gru- kleneme ve sekonder çürük oluşumu minimaldir. Bu du- plar arasında farklılık olmakla birlikte tüm gruplardaki ortala- rum aşınmanın yüzeyel olduğunu ve diş-seramik arasındaki ma değerler 100 µm’un altında bulunmuş ve kabul edilebilir adezyonun bozulması ile ilişkili olmadığını göstermektedir. marjinal uyum gösterdiği belirtilmiştir. Mikro dolduruculu rezin bazlı kompozit simanlar hibrit rezin simanlar ile kıyaslandıklarında daha yüksek aşınma direnci Pak ve arkadaşları (20) tam sinterize zirkonya blok (Digident) göstermektedirler (8). ve yarı sinterize zirkonya blok (Lava CAD/CAM) ile üretilen zirkonya seramik kronların marjinal uyumlarına porselen Pieger ve arkadaşları (38), 2014 yılında yayınladıkları siste- venerleme işleminin etkisini inceledikleri çalışmaların- matik derlemede lityum disilikat tek kron ya da sabit parsi- da, venerleme işlemi sonrasında marjinal aralıkta belirgin yel protezlerin klinik sonuçlarını değerlendirmişlerdir. CAD/ artış görmüşlerdir. Fakat yarı sinterize blokların kullanıldığı CAM ile üretilmiş lityum disilikat cam seramik restorasyon- Lava sistemi ile tam sinterize blokların kullanıldığı Digident larda en sık görülen biyolojik komplikasyonun endodontik sistemi arasında marjinal aralıkta belirgin bir farklılık bulama- tedavi gereksinimi ve sekonder çürük oluşumu olduğunu mışlardır. bildirmişlerdir. Ayrıca, Wittneban ve arkadaşları (39) CAD/ CAM tek diş restorasyonların (kron, endo kron, inley, on- Mously ve arkadaşları (36), E4D sistemi kullanılan ve farklı ley) klinik performanslarına ilişkin yaptıkları derlemede en spacer kalınlıkları ile uygulanan kronların marjinal ve inter- sık görülen biyolojik kayıp sebebinin, sekonder çürük ve nal uyumlarını değerlendirmişler ve bunları ısı ile preslene- endodontik problemler olduğunu bildirmişlerdir. bilen teknikle üretim ile kıyaslamışlardır. Spacer kalınlığının ve üretim tekniğinin seramik kronun adaptasyonunu etkile- 7tepeklinik 22 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar Postoperatif Hassasiyet edilebilmesi ile geçici restorasyonun olumsuz etkileri elimi- CEREC restorasyonlar tek seansta oluşturulmaktadırlar. Bu ne edilebilmektedir (8). nedenle postoperatif hassasiyetlerin bir kısmı okluzal in- Renk Uyumu terferanslar nedeni ile oluşabilmektedir. Dolayısı ile okluzal kontaklar lokal anesteziklerin etkileri ortadan kalktıktan son- Seramik restorasyonların estetik beklentileri karşılayabilme- ra düzenlenmelidir (8). si için doğal dişlerde var olan dentin tabakasının sağladığı CEREC sistem ile üretilen restorasyonlara ilişkin başlangıç opasite ve insizal bölgenin sağladığı translusensi gibi bazı klinik çalışmaları belirgin düzeyde postoperatif hassasi- optik özellikleri karşılamalıdır (41). yet bildirmişlerdir (8, 37). Otto ve De Nisco (37), 200 adet Protetik restorasyonlarda altyapı renginin maskelenme- CEREC ile üretilmiş inley restorasyonda %13 oranında im- si ve komşu dentisyonla renk uyumunun sağlanması için mediate hassasiyet rapor etmişlerdir. 17 vakanın 12’sinde porselen tabakalama işlemi yapılmaktadır. Porselen restora- birkaç günden 3 haftaya kadar hassasiyetin ortadan kalk- syonların doğal dişler ile estetik uyumunun sağlanabilmesi tığını, kalan 5 vakada ise hassasiyetin kaybolmasının yedi için bireysel boyama ve glaze tekniği ile restorasyon ren- ay sürdüğünü rapor etmişlerdir. kleri modifiye edilebilmektedir (8). Geleneksel yöntemlerde renk uyumunun sağlanması teknisyenin bilgi ve bec- CAD/CAM sistemlerinin yeni jenerasyonlarında marjinal ve erisine bağlıdır. CAD/CAM materyallerinde renklendirme internal uyumun artması (27) ve adeziv materyallerin ve ise, aşındırma (cut-back) tekniği ile venerleme materyalinin yapıştırma tekniklerinin gelişmesi ile birlikte güncel çalışma- uygulanması ya da boyama ile sağlanmaktadırlar. CEREC lar daha az postoperatif hassasiyet rapor etmişlerdir (8, 40). restorasyonlar ile ilgili yayınlanmış klinik çalışmaların büyük Fasbinder ve arkadaşları (40) 80 adet ince grenli feldspatik kısmı boyanmış ve glaze uygulaması yapılmış restorasyon- seramik blok (Vita Blok Mark II) ve nanokristalin zirkonya lardan ziyade simantasyon sırasında polisajlanan monokro- doldurucu içeren rezin bazlı kompozit blok (Paradigm,3M matik bloklardan frezelenerek oluşturulmuş verileri içer- ESPE) inleyler üzerinde yaptıkları randomize klinik çalışma- mektedir (8,42). CAD/CAM materyallerindeki gelişmeler, da bir haftalık kontrollerde tek restorasyonda hassasiyet tabakalı şekilde renklendirilmiş blokların kullanımını ortaya rapor etmişlerdir. Bu hassasiyet ikinci haftada sonlanmıştır. koymuştur. Bu tip bloklarda manuel tabakalamaya ihtiyaç duyulmamaktadır (43). Hasta başı CAD/CAM restorasyonlarda belirgin bir post- Restorasyonun sonuç rengi; frezelenen bloğun, rezin ba- operatif hassasiyetin görülmemesinin birçok olası sebebi zlı kompozit yapıştırma ajanın ve destek dişin renginin bir bulunmaktadır. Preparasyonun optik olarak başarılı şekilde sonucu olarak oluşmaktadır. CEREC ile üretilmiş restora- görüntülenmesi için özenli bir izolasyon sağlanması önem- syonlarda polisajlama ile klinik olarak kabul edilebilir estetik lidir. İyi bir izolasyon ve başarılı optik tarama adeziv siman- sonuçlar elde edilebilmektedir. Boyama ve glaze işlemi ile tasyon sürecinin öngörülebilirliğini ortaya koymaktadır. optimum doğal diş rengi uyumu sağlanabilmektedir. Doğal Bunların yanı sıra tek seansta bir restorasyon üretiminin diş renginde ve translusensindeki değişim restorasyonda- sağlanabilmesi dişin kontaminasyon ihtimalini önleyeceği ki renk değişiminden daha fazla olduğu için zamanla renk için postoperatif hassasiyeti minimalize edebilecektir. Geçi- uyumsuzluğunda artış meydana gelebilmektedir (8). ci restorasyon kullanımı sürecinde restorasyonlar kırılabilir ya da kaybolabilir. Buna ilave olarak geçici siman sızdırma- Laminate restorasyonların CAD/CAM ile üretimlerinde cam zlığının düşük olması nedeniyle destek dişler kontamine seramikler ya da kristalin seramik bloklar kullanılabilmekte- olabilmektedir. Tek seansta restorasyonun üretilip simante dir. Translusent özellikleri nedeni ile cam seramikler daha 7tepeklinik 23 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar çok tercih edilmektedir. Diş dokusundaki renklenmenin er (23,39). Posselt ve Kerschbaum (23) CEREC 1 ve CEREC maskelenmesi gerektiği durumlarda ise zirkonya seramik 2 ünitelerinde 794 hastada uygulanan 2328 inley ve onley altyapı kullanımı tercih edilmektedir (44). Bloklar frezelen- restorasyonların dokuz yıllık takibinde 35 kayıp bildirmişle- dikten sonra uygun porselen ile tabakalama yapılarak renk rdir. Restorasyon kayıp sebepleri, iki adet inley kırığı (%5,7), uyumu sağlanabilmektedir. Ayrıca restorasyonlar eksternal altı adet diş kırığı (%17,1), 8 adet diş çekimi (%22,9) ve 8 adet boyama ile de karakterize edilebilmektedir. Fakat monolitik (%22,9) restorasyon okluzal uyumlama gereksinimi şeklinde restorasyonların estetik sonuçları tabakalama ile elde edilen gelişmiştir. Düşük kayıp ve restorasyon kırık oranlarının tut- restorasyonların estetik sonuçları kadar başarılı değildir. arlı sonuçları CEREC sistemi ile üretilmiş restorasyonların Monolitik restorasyonlardaki eksternal boyama zaman- klinik dayanıklılığını göstermektedir. Diğer seramik sistemler la aşınma ve fırçalama ile uzaklaşabilmektedir (45). Son ile benzer şekilde, seramik kırığı ve diş kırığı primer kayıp me- zamanlarda doğal dişleri taklit edebilmesi için renk geçişi kanizmasını açıklayan sebeplerdir (49). Benzer şekilde Wit- gösteren ve farklı translusensi seviyelerinde üretilmiş çok tneben ve ark.’nın (39) yaptıkları sistematik derlemede CAD/ renkli (multicolor) lösit ile güçlendirilmiş seramikler piyasa- CAM tek diş restorasyonlar için en sık görülen teknik kayıp ya sürülmüştür (41). sebebinin restorasyon ya da diş kırığı olduğu bildirilmiştir. Restorasyon Kırığı Hareketli ve sabit protezlerde metal, altyapı materyali olarak kullanılmaktadır. Döküm alaşımlarına alternatif olarak CAM/ CAD/CAM sistemlerin bireysel ve hızlı üretim sağlamaları- CAM sistemleri için üretilen kobalt krom bloklar mevcuttur. na karşın, limitli uyum göstermeleri ve üretimleri sırasında Bu bloklar protetik üretimlerde ince ve dayanıklı yapısının mikroskobik kırıkların oluşma ihtimali gibi dezavantajları yanı sıra üstün marjinal uyum göstermektedirler (50). bulunmaktadır (46). Restorasyonların uzun dönem fonksiyonel klinik başarılarının sağlanması için gerekli en önemli Pieger ve ark. (38) 2014 yılında yayınladıkları sistematik kriterlerden biri kırılma dayanımıdır (20). Güncel olarak en derlemede lityum disilikat (IPS e.max CAD) tek kron ya da popüler seramik restoratif materyaller ikisi lityum disilikat sabit parsiyel protezlerin klinik sonuçlarını değerlendirmişle- ve zirkonyadır. Lityum disilikat cam seramikler zirkonya se- rdir. Çalışmada restorasyon kaybı, restorasyonun çıkarıl- ramiklere kıyasla yüksek translusensiye ve düşük mekanik ması ya da yenilenmesini gerektiren herhangi bir yerindeki dayanıma sahiptir. Her iki materyal de monolitik restorasyon kırık olarak tanımlanmıştır. En sık karşılaşılan teknik komp- olarak ya da veneer porseleni ile uygulanan kor materyali likasyon olan kor altyapının kırılmasını, veneer porseleninin olarak kullanılabilmektedir (47). Her iki materyal için de sık koheziv kırığı ve restorasyonun diş yüzeyinden ayrılması karşılaşılan komplikasyonlar çatlak, porselenin ufak parça (debonding) takip etmiştir. halinde kopması (chipping) ve veneer porselen materyali- Porselen veneerde koheziv kırık (chipping) zirkonya sera- nin kırılmasıdır (48). mik kronlarda sıklıkla farklı sebeplere bağlı olarak oluşmak- CAD/CAM inley ve onley restorasyonların kayıp oranları tadır. Bazı yorgunluk test sonuçları veneer porseleninde düşüktür. Kayıp sebepleri direk uygulanan amalgam ve koheziv kırık oluşumunun mandibular molarların bukkal kompozit restorasyonlardan farklıdır. CAD/CAM restora- tüberküllerinde görüldüğünü bildirse de, klinik olarak daha syonlar gibi İndirekt restorasyonlar direk restorasyonlara sıklıkla mandibular posterior dişlerin lingual tüberküllerinde kıyasla daha büyük restorasyonlardır ve bu durum kayıp se- görüldüğünü ortaya koymaktadır (34,51). CAD/CAM üretim- bebini etkilemektedir. En sık görülen kayıp sebepleri sırasıy- de tüm preparasyon yüzeyinde belirli bir kalınlıkta altyapı fre- la: restorasyon kırığı, sekonder çürük ve diş kırığıdır (7). zelendiğinde sonuç restorasyonda veneer porselen kalın- Uzun dönem çalışmalar, düşük kırık oranı rapor etmektedirl- lığı uniform olamamaktadır. Bu nedenle alt yapı tasarımının 7tepeklinik 24 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar nihai diş anatomisine göre tasarlanmasının veneer porsele- kırılma dayanımı büyük önem taşımaktadır. Bilgin ve ark- ninde koheziv kırık olasılığını azaltacağı belirtilmiştir (52). adaşları (57) geleneksel döküm, CAD/CAM ve direk metal lazer sinterleme teknikleri ile üretilen Co-Cr post korların kırıl- Veneerlenen zirkonya restorasyonlarda görülen veneer ma dirençlerini karşılaştırmışlardır. Geleneksel döküm ve di- porseleninde koheziv kırığın önlenmesi için Beuer ve ark. rek metal lazer sinterleme benzer kırılma direnci gösterirken, (53) 2009 yılında CAD/CAM ile üretilmiş lityum disilikat ve- CAD/CAM ile üretilen post yüksek kırılma direnci göster- neer tabakaların zirkonya seramik kor üzerinde sinterlenme miştir. Araştırmacılar, CAD/CAM üretimi ile yüksek dayanım yönteminin kron ve köprülerin dayanımını belirgin düzeyde değerlerinin elde edilmesini üretim tekniği, materyal kom- arttırdığını öne sürmüşlerdir. CAD/CAM ile üretilmiş zirkonya pozisyonu ve marjinal uyum ile ilişkilendirmişlerdir. korlar üzerine yine CAD/CAM ile üretilmiş lityum disilikat seramik veneer uygulaması ile mauel olarak veneerlenen ve İmplant destekli protezlerin estetik özelliklerinin gelişimi presleme ile veneerlenen restorasyonları kıyaslamışlardır. kişisel dayanak kullanımı ile ilişkilendirilebilir (58, 59). Kişi- CAD/CAM ile üretilmiş lityum disilikat seramik veneer sel dayanaklar, istenilen diş boyutu ve yumuşak doku uygulamasının daha yüksek yorgunluk direncine (2,699 N, kontürünün elde edilmesi için önem taşımaktadır. Kişis- 1,195 N, 1,507 N) sahip kronlar oluşturulabileceğini vurgu- el dayanaklar, uygun açılanma ve subgingival marjinlerin lamışlardır (53). Araştırmacılar, preslenerek ya da manuel oluşturulmasını kolaylaştırmaktadır. CAD/CAM ile kişisel olarak tabakalama ile veneerlenen kronların kayıp tiplerini dayanak üretiminde metal ya da seramikler kullanılmak- veneer porseleninde koheziv kırık şeklinde belirtirken, CAD/ tadır (60). Zembic ve ark. (60) yaptıkları randomize kontrollü CAM veneer tabaka ile veneerlenen restorasyonlarda ise klinik çalışmada tek diş implantlar için CAD/CAM ile üretilmiş ara tabakanın açığa çıktığı veneer tabakanın kütlesel kırıkları zirkonya ve titanyum dayanaklarda ortalama 36 aylık klinik olduğunu ortaya koymuşlardır (46). takipte dayanak kırığı ya da altyapı kaybı rapor etmemişlerdir. Polimetilmetakrilat bazlı CAD/CAM materyallerin 6 aya kadar Sıklıkla anterior bölgede kişisel CAD/CAM zirkonya dayanak- geçici restorasyon olarak kullanımları önerilmektedirler (46). lar kullanılmaktadır (61). Zirkonya dayanakların kırılma Bu materyallerin CAD/CAM ile üretimlerinde yüksek kırılma dayanımları birçok in vitro çalışmada rapor edilmiştir (61, 62). dayanımı ve yaşlanmaya karşı düşük hassasiyet göster- Frezeleme sırasında yüksek stres ve ısı oluşumu zirkonya dikleri belirtilmektedir. Fakat, bu materyallerin uzun dönem materyalinin dayanımında ve restorasyonun uzun dönem klinik kullanımına ilişkin veriler yetersizdir (54). başarısında olumsuzluk oluşturmaktadır (61). Kim ve arkadaşları61 CAD/CAM ile üretilmiş zirkonya dayanaklarda kırıl- Post kor sistemlerin farklı fiziksel özellikleri kök dentini ma dayanımının preslenerek üretilmiş kişisel metal-seramik içerisinde farklı stres dağılımlarına sebep olmaktadır. Bu dayanaklara kıyasla belirgin düzeyde daha düşük olduğunu stres dağılımı post kaybı, kök kırığı ya da kor kırığına sebep bildirmişlerdir. Bu çalışmada CAD/CAM zirkonya dayanak- olabilmektedir (55). Bu komplikasyonların yanı sıra tamir ların sekizinde lingual bölgede dayanak ve kron kırığı, edilemeyen katastrofik kayıplara sebep olan ana faktör elas- ikisinde benzer kırıklarla birlikte dayanak vida kaybı belirtilm- tisite modülüsüdür. CAD/CAM’ in ve direk metal lazer sinter- iştir. Dayanak vida kaybı değerlerinin (650N/66,2 kg) klinik lemenin, konvansiyonel döküm tekniğine alternatif olarak olarak oluşan okluzal kuvvet değerlerinin (90-370N/9,1- post üretiminde kullanımı popüler hale gelmiştir (56). CAD/ 37,7kg) çok daha üstünde oluşması nedeniyle klinik olarak CAM ile ilgili güncel çalışmalar marjinal ve internal uyum anlamlı bulunmadığı şeklinde rapor edilmiştir. üzerine yoğunlaşmasına karşın (23,24), post kor sistemlerde 7tepeklinik 25 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar Nguyen ve arkadaşları (62), implant-seramik dayanak parsiyel protezlerin klinik sonuçlarını değerlendirmişlerdir. birleşiminin yükleme yorgunluklarını kıyasladıkları çalışma- Teknik komplikasyonlar arasında kor altyapının kırılmasının larında, zirkonya dayanaklarda dayanak çapının önem en sık karşılaşılan komplikasyon olduğunu ve bunu da taşıdığını belirtmişlerdir. Geniş çaplı implant sistemlerinde restorasyonun diş yüzeyinden ayrılmasının takip ettiğini be- de dayanak kaybı görülmesine karşın, dar ya da orta kalın- lirtmişlerdir. Bilgin ve arkadaşları (57); çalışmalarında CAD/ lıkta dayanaklar daha yüksek risk grubunu oluşturmuşlardır. CAM ile üretilen post örnekler üretim tekniği nedeniyle daha İmplant-dayanak hekzagonal bağlantı bölgesinde CAD/ az yüzey pürüzlülüğüne sahip olduğunu ve bu durumun CAM ile üretilen zirkonya dayanakların bulunmasının özel- CAD/CAM postların kök kanal sisteminden çıkmasına ned- likle posterior alanda kayıplara sebep olabileceğini vurgu- en olabileceği ileri sürmüşlerdir. lamışlardır. Restorasyonun Uzun Dönem Klinik Kullanımı Hibrit tip restorasyonların CAD/CAM ile üretimi, okluzal ilişkil- Diş hekimliğinde CAD/CAM uygulama teknolojilerinin kul- ere ve diş formlarına ilişkin verilerin saklanmasını mümkün lanım alanları hem dental laboratuvarlar hem de kliniklerde kılmaktadır. Böylece hibrit restorasyonlarda sıklıkla görülen; gün geçtikçe artmaktadır. CEREC 1 ünitesi inley ve onley- dişlerin kırılması ya da aşınması durumlarında altyapı çıkarıl- lerin hasta başı üretimi ve anında simantasyon için geliştir- madan dişlerin kolayca yeniden üretilebilmesini sağlamak- ilmiştir. Bu nedenle CEREC restorasyonların uzun dönem tadır (16,63). İmplant üstü sabit dental protezlerde pasif klinik başarılarına ilişkin yayınların büyük kısmı inley ve on- uyumun sağlanabilmesi; vida kaybı, vida kırığı ya da okluzal leyler üzerinedir (37,66). Güncel CEREC 3 sistemi ile inley, uyumsuzluk gibi mekanik komplikasyonların da azalmasın- onley, posterior kron, anterior kron ve veneer üretilebilme- da rol oynamaktadır (63). ktedir. Laboratuvarda üretilen çeşitli seramik restorasyonlar Seramik dayanakların titanyum dayanaklara oranla daha CEREC 3 sistemi ile hasta başında da üretilebilmektedir (8). iyi estetik sonuçlar sağlamalarına karşın, özellikle internal CAD/CAM inley ve onley restorasyonların klinik ömrü direk bağlantı alanlarında dayanımlarının titanyum dayanakların- restorasyonlara kıyasla daha iyidir (23). Sjögren ve ark. (66), da daha düşük olması, titanyum ve zirkonyumun bir arada çalışmalarında CAD/CAM ile üretilmiş inley restorasyonlar kullanımını akla getirmiştir. Bu mekanik avantajının yanı için 10 yıllık klinik başarı oranını %89 olarak rapor etmişle- sıra gingival alanda, gingival dokudan gri yansımayı da ti- rdir. Benzer şekilde Fasbinder ve arkadaşları8 tarafından, tanyum dayanaklara kıyasla daha azaltabilmektedir (64). CEREC ile üretilmiş restorasyonların uzun dönem klinik kul- Ayrıca bu durum için lityum silikat hibrit seramik dayanaklar lanım oranları 5 yıl için %97 ve 10 yıl için ise %90 olarak rapor da kullanılmaktadır. TiBase ve inCoris ZI meso kişisel hibrit edilmiştir. dayanak üretimi için kullanılmaktadır. Mekanik ve estatik avantajının yanısıra titanyum esaslı taban dayanağın im- Bindl ve Mörmann (26), CEREC 2 ile üretilen ince grenli feld- planta uyumunu da kolaylaştırmaktadır (65). spatik seramik blok (Vitablocs Mark II) ile üretilen kronlar ile alüminyum ve magnezyum oksit içeren oksit seramik (Vita Restorasyonun Altyapıdan Ayrılması In-Ceram Spinell) ile üretilen kronları kıyaslamışlardır. Resto- Restorasyonun alt yapıdan ayrılması protetik tedavi son- rasyonun uzun dönem klinik kullanım oranı alüminyum rası karşılaşılan teknik komplikasyonlardan biridir ve pek ve magnezyum oksit içeren oksit seramik (In-Ceram Spi- çok faktöre bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Pieger ve nell) kronlar için %91,7 ve ince grenli feldspatik seramik arkadaşları (38) 2014 yılında yayınladıkları sistematik derle- blok (Vita Blocs Mark II) kronlar için ise %94,4 olarak bildi- mede, lityum disilikat (IPS e.max CAD) tek kron ya da sabit rilmiştir. Bindl ve ark. (67) Vitablocs Mark II kronları diş tipi 7tepeklinik 26 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar ve preparasyon dizaynı açısından kıyaslamışlardır. Klasik sel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Yapıştırıcı ajanların ise kron preparasyonunu en az 3 mm’ lik preparasyon duvar çalışma sonuçlarında etkili olmadığı belirtilmiştir. yüksekliği, 6°-8° taper açısı ve 1-1,2 mm shoulder basamak Günümüzde CAD/CAM ile üretilen anterior ve posterior olarak tanımlamışlardır. Azalmış kron preparasyonunu ise; 3 zirkonya seramik sabit parsiyel protezler için restorasyon mm’den az preparasyon duvar yüksekliği olarak belirtmişle- uzun dönem klinik başarı oranı geleneksel metal-seramik rdir. Premolar dişlerde, klasik kronlar için %9,0 restorasyon sabit parsiyel protezler ile benzer bulunmuştur (51,68). uzun dönem klinik kullanım, azalmış kronlar için %92,9 ve Güncel bir sistematik derlemede zirkonya seramik sabit pro- endodontik kronlar için ise %68,8 restorasyon uzun dönem tezler için kümülatif 5 yıllık restorasyon uzun dönem klinik klinik kullanım rapor edilmiştir. Molar dişlerde, klasik kronlar kullanım oranı %94 olarak bildirilmiştir (68). Ayrıca güncel için %94,6 restorasyon uzun dönem klinik kullanımı, azalmış randomize kontrollü çalışmada da zirkonya ve metal-sera- kronlar için %92,1 ve endodontik kronlar için ise %87,1 mik sabit parsiyel protezlerde benzer uzun dönem klinik restorasyon uzun dönem klinik kullanım rapor edilmiştir. başarı bildirilmiştir (51). Araştırmacılar, premolar ve molar dişler için klasik ve azalmış kronların başarılı olduğunu, fakat, endodontik kronların yal- Kapos ve ark. (69), 2014 yılında yaptıkları sistematik derle- nızca molar dişler için uygun olduğunu belirtmişlerdir. mede, implant üstü restorasyonlarda konvansiyonel üretim teknikleri ile CAD/CAM üretim tekniğini; estetik, kom- Wittneben ve ark. (39) CAD/CAM ile üretilmiş tek diş restora- plikasyonlar (biyolojik ve mekanik), hasta memnuniyeti syonların klinik performanslarına ilişkin yaptıkları sistematik ve ekonomik faktörler açısından incelemişlerdir. İmplant derlemede Cerec 1, Cerec 2 ve Celay restorasyonları kon- destekli protezler için CAD/CAM ile üretilen kron, dayanak vansiyonel restorasyonlar ile kıyaslamışlar ve restorasyonun ve altyapılarda konvansiyonel protez üretim teknikleri ile uzun dönem klinik başarı oranlarının benzer olduğu sonu- üretilen restorasyonlarla kıyaslanabilir uzun dönem klinik cuna varmışlardır. Çalışmada değerlendirilen CAD/CAM kullanım oranı bildirmişlerdir. Zembic ve ark. (60) yaptıkları sistemleri arasında kayıp oranı açısında istatistiksel fark bu- randomize kontrollü klinik çalışmada tek diş implantlar için lunmamıştır. Ortalama restorasyon uzun dönem klinik kul- CAD/CAM ile üretilmiş zirkonya ve titanyum dayanaklarda lanım oranını 5 yıllık takip sonucunda %91,6 ve her yılki resto- ortalama 36 aylık takipte %100 restorasyon uzun dönem rasyon kaybını %1,75 olarak bildirmişlerdir. Tek parça olarak klinik kullanım oranı rapor etmişlerdir. Cesaret verici kısa dö- kök kanalına uzanan endokronlar bu derlemede incelenen nem verilere karşın, CAD/CAM zirkonya dayanakların tedavi diğer tek diş restorasyonlara (inley, onley, kron) kıyasla belir- sonuçlarına ilişkin daha fazla uzun dönem verilere gereksin- gin düzeyde daha yüksek kayıp oranı göstermişlerdir. En az im bulunmaktadır (46). 5 yıllık takipte endokronlarda en düşük restorasyon uzun dönem klinik başarı oranının (%82,3) ve bunu takiben azalmış Metal altyapı, akrilik diş ve akrilik rezin kaide materyalinden dayanak yüksekliğine sahip kronlarda (%88,4) düşük resto- oluşan implant destekli, vidalı, metal-rezin, sabit çıkarılabil- rasyon uzun dönem klinik başarı oranının görülmesi adeziv ir protezler (hibrit protezler) implant diş hekimliğinde uzun yapıştırıcıların limitasyonlarına dikkat çekmektedir. Ayrıca süredir kullanılmaktadır. Bu tip protezlere ilişkin yüksek pro- bu derlemede CAD/CAM ile üretilmiş farklı restorasyonlarda tetik restorasyon uzun dönem klinik kullanım oranı bildir- kullanılan farklı materyaller arasında cam seramiklere ilişkin ilmesine karşın (70), akrilik rezin kırığı ve akrilik diş aşınması en yüksek kayıp oranı (%18,18) rapor edilmiştir. CAD/CAM gibi protezlerle ilişkili birçok komplikasyon da ortaya kon- restorasyonlar arasında feldspatik seramikler, alüminyum muştur (71). Bu nedenle yeni bir tasarım ve üretim kombi- oksit seramikler ve rezin bazlı kompozit arasında istatistik- nasyonunun kullanımını gündeme getirmiştir. Bu teknikte 7tepeklinik 27 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar CAD/CAM ile üretilen seramik restorasyonlar CAD/CAM 5. Ronay V, Sahrmann P, Bindl A, Attin T, Schmidlin P. Current ile üretilmiş titanyum altyapı üzerine simante edilmektedir. Status and Perspectives of Mucogingival Soft Tissue Measure- Kayıp yumuşak doku ise pembe akrilik ya da seramik ven- ment Methods. J Esthet Restor Dent 2011;23:146-156. er tabakası ile oluşturulmaktadır. Bu tip tasarımda 10 yıllık 6. Jiao T, Zhang F, Huang X, Wang C. Design and Fabrication of klinik takipte %96 restorasyon uzun dönem başarı oranı Auricular Prostheses by CAD/CAM System. Int J Prosthodont rapor edilmiştir (72). 2004;17:460-463. 7. Myör I, Davis ME, Abu-hanna A. CAD / CAM Restorations and SONUÇ Secondary Caries : A Literature Review with Illustrations. Dent CAD/CAM teknolojisindeki gelişmeler diş hekimliğinin pek Update 2008;35:118-120. çok alanında heyecan verici olup, CAD/CAM sistemleri, es- 8. tetik beklentileri karşılayan aynı zamanda hekim ve hasta için zaman kazandırıcı olan ve konvansiyonel laboratuvar işlemleri ile üretilenlerden daha iyi klinik sonuçlar ortaya Fasbinder DJ. Clinical performance of chairside CAD/CAM restorations. J Am Dent Assoc 2006;137:22-31. 9. Poticny DJ, Klim J. CAD/CAM In-office Technology. J Am Dent Assoc 2010;141:5-9. koyan sistemlerdir. Bununla birlikte, CAD/CAM teknolojisi ile 10. Galhano G, Pellizzer P, Mazaro J. Optical impression systems üretilen restorasyonlarda görülen komplikasyonlara ilişkin for CAD-CAM restorations. J Craniofac Surg 2012;23:575-579. uzun dönem veriler genellikle inley ve onley restorasyonlar 11. Zarauz C, Valverde A, Martinez-rus F, Hassan B, Pradies G. üzerine yoğunlaşmaktadır. Diş hekimliğinin diğer kullanım Clinical evaluation comparing the fit of all-ceramic crowns ob- alanlarına ilişkin in vitro çalışmalar, vaka raporları ve kısa tained from silicone and digital intraoral impressions. Clin Oral dönem takip verileri bulunmasına karşın, konvansiyonel Invest 2015:1-8. tekniklerle kıyaslanabilmeleri için daha fazla uzun dönem klinik çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. 12. Syrek A, Reich G, Ranftl D, Klein C, Cerny B, Brodesser J. Clinical evaluation of all-ceramic crowns fabricated from intraoral digital impressions based on the principle of active wavefront sampling. J Dent 2010;38:553-559. KAYNAKLAR 1. Baroudi K, Ibraheem S. Assessment of Chair-side Comput- conventional impression techniques and workflow. Clin Oral er-Aided Design and Computer-Aided Manufacturing Resto- Investig 2013:1759-1764. rations : A Review of the Literature. J Int Oral Heal 2015;7:96- 2. 3. 14. Ender A, Mehl A. In-vitro evaluation of the accuracy of conven- 104. tional and digital methods of obtaining full-arch dental impres- Harder S, Kern M. Survival and complications of computer sions. Quintessence Int 2014;46:9-17. manufacturing vs . conventionally fabricated implant-support- 15. Abdel-azim T, Rogers K, Elathamna E, Zandinejad A. Com- ed reconstructions : a systematic review. Clin Oral Impl Res parison of the marginal fit of lithium disilicate crowns fabri- 2009;20:48-54. cated with CAD/CAM technology by using conventional im- Kanazawa M, Inokoshi M, Minakuchi S, Ohbayashi N. Trial of pressions and two intraoral digital scanners. J Prosthet Dent a CAD / CAM system for fabricating complete dentures. Dent 2015;114:554-559. Mater J 2011;30:93-96. 4. 13. Seelbach P, Brueckel C, Wöstmann B. Accuracy of digital and 16. Drago C, Howell K. Concepts for Designing and Fabricating Kwon S, Kim Y, Ahn H, Kim K, Chung K, Sunny SK. Comput- Metal Implant Frameworks for Hybrid Implant Prostheses. J er-Aided Designing and Manufacturing of Lingual Fixed Or- Prosthodont 2012;21:413-424. thodontic Appliance Using 2D / 3D Registration Software and Rapid Prototyping. Int J Dent 2014:1-8. 17. Shamseddine L, Mortada R, Rifai K, Chidiac JJ. Marginal and internal fit of pressed ceramic crowns made from convention- 7tepeklinik 28 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar al and computer-aided design/computer-aided manufactur- 30. Bornemann G, Lemelson S, Luthardt R. Innovative method ing wax patterns: An in vitro comparison. J Prosthet Dent 2016; for the analysis of the internal 3D fitting accuracy of Cerec-3 doi:10.1016/j.prosdent.2015.12.005. crowns. Int J Comput Dent 2002;5:177-182. 18. Andriessen FS, Rijkens DR, Van Der Meer WJ, Wismeijer DW. 31. Song T-J, Kwon T-K, Yang J-H, et al. Marginal fit of anterior Applicability and accuracy of an intraoral scanner for scan- 3-unit fixed partial zirconia restorations using different CAD/ ning multiple implants in edentulous mandibles: A pilot study. CAM systems. J Adv Prosthodont 2013;5:219-225. J Prosthet Dent 2014;111:186-194. 19. Ohkubo C, Park E-J, Kim TH, Kurtz KS. Digital relief of the mental foramen for a CAD/CAM-fabricated mandibular denture. J Prosthet Dent 2016; doi:10.1111/jopr.12476. 32. Ural C, Burgaz Y, Saraç D. In vitro evaluation of marginal adaptation in five ceramic restoration fabricating techniques. Quintessence İnternational 2010;41:585-590. 33. Tinschert J, Natt G, Mautsch W, Spekermann H, Anusav- 20. Pak H-S, Han J-S, Lee J-B, Kim S-H, Yang J-H. Influence of por- ice K. Marginal fit of alumina and zirconia-based fixed par- celain veneering on the marginal fit of Digident and Lava CAD/ tial dentures produced by a CAD/CAM system. Oper Dent CAM zirconia ceramic crowns. J Adv Prosthodont 2010;2:33- 2001;26:396-400. 38. 21. McLean JW, Von Fraunhofer JA. The estimation of cement film thickness by an in vivo technique. Br Dent J 1971;131:107111. 22. Von Fraunhofer JA. CAD/CAM restorations. In: Dental Materials at a Glance. John Wiley & Sons, Inc.; 2013. 23. Posselt A, Kerschbaum T. Longevity of 2328 chairside Cerec inlays and onlays. Int J Comput Dent 2003;6:231-248. 24. Bindl A, Mörmann W. Clinical and SEM evaluation of all-ceramic chair-side CAD/CAM-generated partial crowns. Eur J Oral Sci 2003;111:163-169. 25. Nakamura T, Tanaka H, Kinuta S, et al. In vitro study on marginal and internal fit of CAD/CAM all-ceramic crowns. Dent Mater J 2005;24:456-459. 26. Bindl A, Mörmann W. Survival rate of mono-ceramic and ceramic-core CAD/CAM-generated anterior crowns over 2–5 years. Eur J Oral Sci 2004;112:197-204. 27. Nakamura T, Dei N, Kojima T, Wakabayashi K. Marginal and internal fit of Cerec 3 CAD/CAM all-ceramic crowns. Int J Prosthodont 2003;16:244-248. 28. Denissen H, Crossed D Signozić A, Van Der Zel J, Van Waas M. Marginal fit and short-term clinical performance of porcelain-veneered CICERO, CEREC, and Procera onlays. J Prosthet Dent 2000;84:506-513. 29. Abduo J, Lyons K, Swain M. Fit of zirconia fixed partial denture: a systematic review. J Oral Reha 2010;37:866-876. 7tepeklinik 34. Sailer I, Fehér A, Filser F, Gauckler LJ, Lüthy H, Hämmerle CHF. Five-year clinical results of zirconia frameworks for posterior fixed partial dentures. Int J Prosthodont 2007;20:383-388. 35. Grenade C, Mainjot A, Vanheusden A. Fit of single tooth zirconia copings: comparison between various manufacturing processes. J Prosthet Dent 2011;105:249-255. 36. Mously HA, Finkelman M, Zandparsa R, Hirayama H. Marginal and internal adaptation of ceramic crown restorations fabricated with CAD / CAM technology and the heat-press technique. J Prosthet Dent 2014;112:249-256. 37. Otto T, de Nisco S. Computer-aided direct ceramic restorations : A 10-year prospective clinical study of Cerec CAD/ CAM inlays and onlays. Int J Prosthodont 2002;15:122-128. 38. Pieger S, Salman A, Bidra AS. Clinical outcomes of lithium disilicate single crowns and partial fixed dental prostheses: A systematic review. J Prosthet Dent 2014;112:22-30. 39. Wittneben J, Wright RF, Weber H, Gallucci GO. A systematic review of the clinical performance of CAD/CAM single-tooth restorations. Int J Prosthodont 2009;22:466-471. 40. Fasbinder D, Dennison J, Heys D, Lampe K. The clinical performance of CAD/CAM-generated composite inlays. J Am Dent Assoc 2005;136:1714-1723. 41. Höland W, Schweiger M, Watzke R, Peschke A, Kappert H. Ceramics as biomaterials for dental restoration. Expert Rev Med Devices 2008;5:729-745. 42. Chaiyabutr Y, Kois JC, LeBeau D, Nunokawa G. Effect of abut- 29 CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar ment tooth color, cement color, and ceramic thickness on the Edelhoff D. High-strength CAD/CAM-fabricated veneering resulting optical color of a CAD/CAM glass-ceramic lithium material sintered to zirconia copings - A new fabrication mode disilicate-reinforced crown. J Prosthet Dent 2011;105:83-90. for all-ceramic restorations. Dent Mater 2009;25:121-128. 43. Guess PC. Posterior partial- coverage restorations: inlays and 54. Güth J, Almeida E Silva J, Ramberger M, Beuer F, Edelhoff onlays. In: Ferencz JL, Silva NRFA, Navarro JM (eds). High- D. Treatment concept with CAD/CAM-fabricated high-den- Strength Ceramics, Interdiscriplinary Perspectives. Quintes- sity polymer temporary restorations. J Esthet Restor Dent sence Publishing Co, Inc; 2014:46-61. 2012;24:310-318. 44. Alghazzawi TF, Lemons J, Liu P, Essig ME, Janowski GM. 55. Saatian S. Fracture strength of endodontically treated teeth Evaluation of the optical properties of CAD-CAM generated restored with casting post and core and glass-fiber with com- yttria-stabilized zirconia and glass-ceramic laminate veneers. posite core. Iran Endod J 2006;1:65-68. J Prosthet Dent 2012;107:300-308. 56. Lee JH. Accelerated techniques for a post and core and a 45. Morimoto S, Calamita MA, Coachman C, Gürel G. Ceramic crown restoration with intraoral digital scanners and CAD/ veneers. In: Ferencz JL, Silva NRFA, Navarro JM (eds). High- CAM and rapid prototyping. J Prosthet Dent 2014;112:1024- Strength Ceramics, Interdiscriplinary Perspectives. Quintes- 1029. sence Publishing Co, Inc; 2014:100-117. 57. Bilgin MS, Erdem A, Dilber E, Ersoy İ. Comparison of fracture 46. Strub JR, Swain M V. Ceramic application to restore implants. resistance between cast, CAD/CAM milling, and direct metal In: Ferencz JL, Silva NRFA, Navarro JM (eds). High-Strength laser sintering metal post systems. J Prosthodont Res 2015:6- Ceramics, Interdiscriplinary Perspectives. Quintessence Pub- 11. lishing Co, Inc; 2014:149-170. 47. Christensen G. The all-ceramic restoration dilemma: where are we? J Am Dent Assoc 2011;142:668-671. 58. Guilherme NM, Chung K-H, Flinn BD, Zheng C, Raigrodski AJ. Assessment of reliability of CAD/CAM tooth-colored implant custom abutments. J Prosthet Dent 2016;8:30-36. 48. Raigrodski A, Hillstead M, Meng G, Chung K. Survival and com- 59. Kim KB, Kim WC, Kim HY, Kim JH. An evaluation of marginal fit plications of zirconia-based fixed dental prostheses: A system- of three-unit fixed dental prostheses fabricated by direct metal atic review. J Prosthet Dent 2012;107:170-177. laser sintering system. Dent Mater 2013;29:e91-e96. 49. Hickel R, Manhart J. Longevity of restorations in posterior teeth and reasons for failure. J Adhes Dent 2001;3:45-64. 60. Zembic A, Sailer I, Jung RE, Hämmerle CHF. Randomized-controlled clinical trial of customized zirconia and titanium implant 50. Calgaro M, Clavijo V, da Costa RG, Clavijo W. Successful ce- abutments for single-tooth implants in canine and posterior re- ramic application on various substructures. In: Ferencz JL, gions: 3-year results. Clin Oral Implants Res 2009;20:802-808. Silva NRFA, Navarro JM (eds). High-Strength Ceramics, Inter- 61. Kim S, Kim H-I, Brewer JD, Monaco EA. Comparison of fracture discriplinary Perspectives. Quintessence Publishing Co, Inc; resistance of pressable metal ceramic custom implant abut- 2014:204-232. ments with CAD/CAM commercially fabricated zirconia im- 51. Sailer I, Gottnerb J, Kanelb S, Hammerle CHF. Randomized plant abutments. J Prosthet Dent 2009;101:226-230. controlled clinical trial of zirconia-ceramic and metal-ceram- 62. Nguyen HQ, Tan KB, Nicholls JI. Load fatigue performance of ic posterior fixed dental prostheses: a 3-year follow-up. Int J implant-ceramic abutment combinations. Int J Oral Maxillofac Prosthodont 2009;22:553-560. Implant 2009;24:636-646. 52. Bonfante E a., Sailer I, Silva NRF a, Thompson VP, Dianne Re- 63. Abduo J, Bennani V, Waddell N, Lyons K, Swain M. Assessing kow E, Coelho PG. Failure modes of Y-TZP crowns at different the fit of implant fixed prostheses: a critical review. Int J Oral cusp inclines. J Dent 2010;38:707-712. Maxillofac Implant 2010;25:506-515. 53. Beuer F, Schweiger J, Eichberger M, Kappert HF, Gernet W, 64. Gehrke P, Johannson D, Fischer C, Stawarcyzk B, Beuer F. 7tepeklinik 30 In vitro fatigue and fracture resistance of one- and two-piece CAD/CAM zirconia implant abutments. Int J Oral Maxillofac Implant 2015;30:546-554. 65. Carvalho M, Sotto-Maior BS, Del Bel Cury AA, Pessanha Henriques GE. Effect of platform connection and abutment material on stress distribution in single anterior implant-supported restorations: A nonlinear 3-dimensional finite element analysis. J Prosthet Dent 2014;112:1096-1102. 66. Sjögren G, Molin M, JW van D. A 10-year prospective evaluation of CAD/CAM-manufactured ( Cerec ) ceramic inlays cemented with a chemically cured or dual-cured resin composite. Int J Prosthodont 2004;17:241-246. 67. Bindl A, Richter B, Mörmann W. Survival of ceramic computer-aided design/manufacturing crowns bonded to preparations with reduced macroretention geometry. Int J Prosthodont 2005;18:219-224. 68. Schley J, Heussen N, Reich S, Fischer J, Haselhuhn K, Wolfart S. Survival probability of zirconia-based fixed dental prostheses up to 5 yr : A systematic review of the literature. Eur J Oral Sci 2010;118:443-450. 69. Kapos T, Evans C. CAD/CAM technology for implant abutments, crowns, and superstructures. Int J Oral Maxillofac Implant 2014;29:117-136. 70. Roccuzzo M, Bonino F, Gaudioso L, Zwahlen M, Meijer HJ a. What is the optimal number of implants for removable reconstructions? A systematic review on implant-supported overdentures. Clin Oral Impl Res 2012;23:229-237. 71. Bozini T, Petridis H, Garefis K, Garefis P. A meta-analysis of prosthodontic complication rates of implant-supported fixed dental prostheses in edentulous patients after an observation period of at least 5 years. Int J Oral Maxillofac Implant 2011;26:304-318. 72. Malo P, de Araújo Nobre M, Borges J, Almeida R. Retrievable metal ceramic implant-supported fixed prostheses with milled titanium frameworks and all-ceramic crowns: retrospective clinical study with up to 10 years of follow-up. J Prosthodont 2012;21:256-264. 7tepeklinik CAD/CAM restorasyonlarda komplikasyonlar 31 DERLEME Self-etch adeziv sistemlerde bağlanma ÖZET Bonding of self-etching adhesive systems mak amacıyla daha kolaylaştırılmış ve az basamaklı sistemler Günümüzde dişhekimliğindeki gelişmeler sonucu, uygulama zamanını ve aşamalarını azaltmak, kullanım kolaylığı sağla- üretilmiştir. Bağlayıcı sistemlerin tutuculukları reçine monomerlerin diş dokularına infiltre olmasıyla ortaya çıkan hibrid tabaka ile gerçekleşir. Self-etch adeziv sistemlerin bağlantı özellikleri restorasyonların klinik kullanım ömürlerini etkileyen önemli faktörlerdir. Anahtar Kelimeler: Dentin bağlayıcı sistemler, self-etch, hibridizasyon. SUMMARY Currently, with the developments in dentistry, adhesive sysYrd. Doç. Dr. Burak Gümüştaş İstanbul Medipol Üniveristesi, Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı, İstanbul. tems such as self-etching adhesives are required less time by reducing the number of application steps and technique sensitivity. The mechanism of adhesion is based on the mechanical interlocking within the formation of hybrid layer. The adhesive properties of self etch systems are important factors affecting the clinical use of the restoration. Key Words: Dentin bonding, self-etch, hybridization. Geliş tarihi : 5 Ocak 2015 Kabul tarihi : 26 Şubat 2015 GİRİŞ Polimerize olabilen asidik monomerlerin mine ve dentin yüzeylerini pürüzlendirme işlemi ve bağlanmak için doku içine penetrasyonu aynı anda gerçekleşmesi self-etch sistemi olarak tanımlanabilir. Bu nedenle self-etch sistemlerin mine ve dentin dokularının asit ile yıkama ve kurutma işlemlerini ortadan kaldırmasıyla uygulama esnasındaki teknik hassasiyetin azaltılmasında rol oynamaktadırlar. Self-etch adezivlerin klinik olarak kullanımları asit gerektiren total etch sistemler ile aynı olmaktadır. Dentin yüzeyinde bulunan gevşek smear tabakasının kaldırılması ve mine yüzeyine bağlanmanın sağlanacağı pürüzlendirilmiş yüzeyi 15-30 saniye içerisinde oluşturabilmektedirler (1-4). Dentin dokusunda bağlanmanın oluşacağı bölgede inorganik Yazışma adresi: Yrd. Doç. Dr. Burak Gümüştaş İstanbul Medipol Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı TEM Avrupa Otoyolu Göztepe Çıkışı No:1,Bağcılar 34214 İstanbul E-posta: [email protected] kısmın çözülerek kollojen fibrillerin açığa çıktığı alanda fibrilller arası boşluklara (30 ± 11 nm) adeziv komonomerlerinin difüze olarak yaklaşık 5 µm kalınlığında oluşturdukları katman ise hibrit 7tepeklinik 32 Self-etch sistemler tabaka olarak adlandırılmaktadır (5, 6). Mine dokusunun inorganik içeriği dentin dokusuna göre Günümüzde self-etch sistemler klinik uygulama basamak- daha fazladır ve minenin asidik monomere karşı tampon- larına göre bir ve iki basamaklı olarak ikiye ayrılmaktadır (7). lama kapasitesini arttırmaktadır (22). Self-etch sistemlerin İki aşamalı sistemlerde hidrofilik asitleme özelliği olan primer minede fosforik asit uygulamasına benzer bir pürüzlendirme aşaması ve dentin yüzeyini kaplayacak olan hidrofobik bir sağladıkları, ancak total-etch sistemlere göre daha az etkili bağlayıcı aşaması bulunmaktadır (8, 9). Tek aşamalı sistem- oldukları bildirilmektedir (23). Süt ve daimi diş minelerinin lerde aynı şişede hem asidik monomer, hidrofilik ve hidro- üst yüzeyini alt tabakaya kıyasla hipermineralize ve inor- fobik monomerler, su ve organik çözücüler bulunmaktadır ganik içeriği daha fazla olan aprizmatik tabaka oluşturmak- (10). Bu grup altında üniversal tek aşamalı adezivler olarak tadır. Asitle pürüzlendirme işlemine karşı dirençli bu tabaka, adlandırılan adezivlerde içeriğe eklenen silan sayesinde se- adeziv sistemlerle bağlantıya yatkın değildir (24). Buna bağlı ramik yüzeylere de bağlanma sağlanabilmektedir (11-13). olarak self-etch sistemlerin asiditeleri arasındaki farklılıkların Self-etch sistemler asitidite özelliklerine göre (pH değer- bağlanma dayanıklılığı üzerindeki etkisi araştırmacıların il- leri açısından) kuvvetli, (pH<1) orta kuvvetli (pH≈1,5), zayıf gisini çekmiştir. Self-etch sistemlerin asiditelerinin sağlam (pH≈2) ve çok zayıf (pH≥2,5) olarak sınıflandırılabilir. Kuv- mine yüzeyine etkisini incelemiş olduğu bir araştırmada kul- vetli sistemlerde minede bağlanma kuvvetleri daha başarılı lanılan güçlü ya da orta asiditede 3 farklı self-etch sistemin olurken (14-16) zayıf self-etch sistemlerin bağlanma kuv- sağlam mine yüzeyine bağlanma dayanıklılıklarının düşük vetlerinin artırılması için asit ile pürüzlendirme gerekebilme- olduğunu ve self-etch adezivlerin asiditeleri ile sağlam ktedir (17, 18). mine yüzeyine bağlanma dayanıklılığı arasında ilişki bulunmadığını gösterilmiştir (25). Çeşitli araştırmalarda self-etch 1. Diş Dokularına Bağlanma primerlerle sağlanan mine-reçine bağlantısının fosforik asit Self-etch sistemlerin diş dokularına bağlanmaları iki farklı ile elde edilenden çok daha zayıf olduğu ifade edilmiştir (26). yönden gerçekleşmektedir; mikromekanik bağlanma ve Ayrıca self-etch primerlerle sağlanan pürüzlü görünümün kimyasal bağlanma. Mikromekanik bağlanma, mekan- fosforik asitle kıyaslandığında çok daha yüzeyel olduğunu ik strese karşı koymada en büyük rol oynarken, kimyasal ve daha az tutuculuk sağladığını bildirilmiştir (27, 28). Ancak bağlanma hidrolitik degradasyonun azaltılmasında ve marji- ideal pürüzlülüğün oluşturulamaması zayıf bir bağlanmaya nal kenar bütünlüğünün korunmasında rol oynayarak resto- işaret etmemektedir (17, 29). Tüm bu araştırmalar birlikte rasyonların daha uzun süre hizmet vermesini sağlamaktadır değerlendirildiğinde klinik olarak self-etch adezivlerin mine (19-21). yüzeyine bağlantısının yeterliliği konusundaki şüpheler ortadan kalkmış değildir. 1.1. Mine Yüzeyine Bağlanma Mine yüzeyinin asitle pürüzlendirilmesiyle interprizmatik, in- 1.2. Dentin Yüzeyine Bağlanma traprizmatik ve hidroksiapatit kristalleri arasında mikroporözi- Dentin dokusunun heterojenitesi, hidrofilik yapısı ve prepa- teler oluşturulmakta ve bu porözitelere nüfuz eden reçine rasyon sonrası oluşan smear tabakası gibi etkenler, bu do- uzantıları sayesinde kompozit reçinenin (mikromekanik) kuyu mineye kıyasla adezyon kuvvet için daha zor bir yüzey bağlantısı gerçekleşmektedir. Bu durum asit kullanılan (to- haline dönüştürmektedir. Smear tabakasıyla kaplı dentin tal-etch) sistemlerin mineyi asitle pürüzlendirme etkisi genel yüzeyine uygulanan self-etch primerler ile smear tabakası olarak yeterli iken, asit gerektirmeyen (self-etch) sistemler hibrit tabakanın yapısına katılmaktadır. Bu sistemlerle klinik ise minede yeterli yüzey hazırlığı oluşturamayabilmektedir. uygulama sırasında dentin tübülleri açığa çıkarılmadığı için 7tepeklinik 33 Self-etch sistemler postoperatif duyarlılığın azaldığı bildirilmiştir (25, 30, 31). göstermektedir. Bu farklılık restoratif yaklaşımların da bir- Ancak dentin yüzeyine bağlanmada bir takım sorunlarla birlerinden farklı olmasını gerektirmektedir. Süt dişlerinin karşılaşılmıştır. Self-etch primerin kalın smear tabakasına dentin tübülleri daimi dişlere kıyasla daha geniştir (36, 37). nüfuz etmesi gereklidir ve bu sırada smear tabakasının min- Ayrıca daimi dişlere kıyasla mineral miktarları ve dağılımları eral içeriği nedeniyle asidik primerin nötralizasyonu sonucu değişiklik göstermektedir. Bununla birlikte çocuk hastalar- dentinde yeterince demineralizasyon sağlanamayabilir (30, da yaşanabilinecek izolasyon problemleri nedeniyle teknik 32). Bu nedenle tek basamaklı self-etch adezivler, dentin hassasiyeti daha düşük adeziv sistemlerle, daha kısa sürede yüzeyinin yeterince pürüzlendirilmesi için genellikle daha klinik işlemleri tamamlamak önemlidir. Bu etkenler birlikte yüksek konsantrasyonlarda asidik monomer, su ve organik düşünüldüğünde süt dişlerinin restorasyonlarında self-etch çözücüler içerirler ve daha hidrofiliktirler. Hidrofilik yapıları adezivlerin kullanılması çok daha anlamlıdır. Adeziv sistem- nedeniyle bu adezivler geçirgen bir membran gibi davran- lerin süt ve daimi diş dentin yüzeylerine bağlantısını in- makta ve polimerizasyon sonrası önemli ölçüde su absorbe celeyen bazı araştırmalarda arada fark bulunmazken, diğer etmektedirler (33, 34). Yüksek miktarda asidik gruplar içeren araştırmalarda ise süt dişi dentin yüzeyine bağlantının daha adezivlerin su emiliminin fazla olduğu bildirilmiştir. Dolayısı zayıf olduğu gösterilmiştir (38) ile bu durumun uzun dönem bağlanma dayanıklılığını azaltabileceğine dikkat edilmelidir (33). Mineye ve dentine 2. Self-etch sistemlerin içerdikleri asidik monomerler olan bağlantı açısından bakıldığında; tek basamaklı selfetch sistemlerin, üç basamaklı total etch sistemlerden daha 2.1. Fosfor içeren monomerler düşük mekanik değerler gösterdiği ve iki basamaklı self- Fosfor içeren monomerler genellikle mine ve dentinin etch sistemlerin tek basamaklı sistemlere göre daha kuvvetli pürüzlendirilmesinde de rol oynarlar. Aynı zamanda bu bağlanma değerleri göstermektedirler. monomerler asit uygulanmış dentin yüzeyine monomer difüzyonunda da yardımcı olurlar. Self-etch bağlayıcılar Asiditelerine göre sınıflandırılması ile bağlantı kuvve- içerisinde genellikle polimerize olabilen fosfor içeren mono- ti kısyaslanması yapıldığında kuvvetli self-etch sistemler merler kullanılmaktadır. Bu monomerlerin ilki fosforik asidin smear tabakasını nerdeyse tamamen kadırmakta iken gliserol dimetakrilat esteridir (GDMP) (39, 40). çözünmüş kalsiyum fosfatları uzaklaştımamaktadır. Adeziv Fonksiyonel asidik monomerler kimyasal olarak hidrok- içerisinde kalan kalsiyum fosfatlar hidrolitik stabilitelerinin siapatit ile bağ kurabilmektedirler. Bu monomerlerden ba- düşük olması nedeniyle uzun dönemde diş restorasyon zıları karboksilik, fosforik veya fosfat gruplarından (fenil-P, arayüz bağlantısında zayıflamaya yok açabilmektedir (7). 10-metakiloksidesil dihidrojenfosfat (10-MDP)), metakiloksi- Orta kuvvetli sistemlerde hibrit tabakanın üst kısmı demin- dodesilpiridinium bromide (MDPB), 4- me takiloksietil eralize edilmekte olup zayıf self-etch sistemlerde smear trimelitat anhidrit (4-META), 4- metakiloksietil trimelitik asit tabakası kısmen çözünmüş olup ince bir hibrit tabaka oluş- (4-MET), 11-metakiloloksi-1,1-undesanedikarboksilik asit maktadır. Kollagen fibrillerin etrafında hidroksiapatit bırakıl- (MAC-10), 4-akriloloksietil trimelitat anhidrit (4-AETA), 2-met masının sonrasında karboksilik veya fosfat içeren adeziv ile akriloloksietil dihidrojen fosfat (MEP), fosfat metakrilatları, adeziv ve kollojen aradında kimyasal bağ oluşabilir (19, 35). akrilik eter fosforik asit ve diğer fosforik asit esterleri) meydana gelmektedir (41). 1.3. Süt Dişleri 2.2. Polimerize olabilen karboksilik monomerler Süt dişlerinin morfolojik özellikleri daimi dişlerden farklılık Dentin bağlayıcıların içeriğinde 4. jenerasyon bağlayıcılara 7tepeklinik 34 Self-etch sistemler kadar çok sayıda serbest radikal ile polimerize olabilen kar- KAYNAKLAR boksilik asit türevleri olmasına rağmen self-etch bağlayıcı 1. S. Talungchit, J.L.P. Jessop, D.S. Cobb, F. Qian, S. Geraldeli, sistemlerin içinde birkaç birleşik bulunur(4-metakriloksietil D.H. Pashley, et al. Ethanol-wet bonding and chlorhexidine im- trimellitik asit (4-MET), 4-META, ve 10-metakriloyokside- prove resin-dentin bond durability: quantitative analysis using sil malonik asit (MAC-10). Polimerize olabilen doymamış Raman spectroscopy J Adhes Dent 2014; 16: 441-450. karboksilik asitlerin sulu solüsyonları pH2.0’ın altında bir 2. N. Nakabayashi, K. Kojima, E. Masuhara The promotion of ad- değer gösterdiği için mine ve dentin dokularını asitleme ye- hesion by the infiltration of monomers into tooth substrates J teneğine sahiptir (15, 42). Biomed Mater Res 1982; 16: 265-273. Hidrolik stabilitesi artırılmış yeni fosfat içeren monomerler 3. Perdigao J, Geraldeli S, Hodges JS. Total-etch versus self-etch Metakrilat fosfatların hidrolitik stabilitesinin artırılması için adhesive: effect on postoperative sensitivity. J Am Dent Assoc kuvvetli asidik fosfor grup ile polimerize olabilen grup 2003; 134: 1621-1629. arasında daha kararlı bağların oluşabilmesi amacıyla mono- 4. S. Inokoshi, H. Hosoda, C. Harnirahisai, Y. Shimida, T. Tatsumi mer eklenmesi gündeme gelmiştir. Bu amaçla fosfonatlar A study on the resin-impregnated layer of dentin. Part I. A com- kullanılabilmektedir. Diş hekimliğinde organik fosfonat- parative study on the decalcified and undecalcified sections ların kullanımı supragingival diştaşı oluşumunu azaltmak and the application of argon ion beam etching to disclose the amacıyla ağız gargaralarında kullanılmaktadır. Bu etkisini resin-impregnated layer of dentin Jpn J Conserv Dent 1990; kalsiyum fosfat kristallerinin büyümesini engelleme özelliği 33: 427-442. ile göstermektedir (43). Bu amaçla vinilfosforik asit (VPA) 5. B. Van Meerbeek, S. Inokoshi, M. Braem, P. Lambrechts, G. ve 4-vinilbenzilfosforik asit (VBPA) kullanımı ile restoratif Vanherle Morphological aspects of the resin–dentin interdiffu- materyalin diş yüzeyine olan bağlanması artmıştır. Ancak sion zone with different dentin adhesive systems J Dent Res VPA ve VBPA polimerizasyonda metakrilatlar kadar reaktif 1992: 71: 1530-1540. rol oynamazlar. Günümüzde akrilik eter fosforik asitleri hem 6. B. Van Meerbeek, A. Dhem, M. Goret-Nicaise, M. Braem, P. metakrilatların polimerizasyonunda rol oynarken hem de Lambrechts, G. Vanherle Comparative SEM and TEM exam- kuvvetli asidik fosfor gruplarını hidrolitik olarak kararlı olan ination of the ultrastructure of the resin–dentin interdiffusion eter bağları ile bağlar (44-46). zone J Dent Res 1993; 72: 494-501. 7. Van Meerbeek B, Yoshihara K, Yoshida Y, Mine A, De Munck J, SONUÇ Van Landuyt, K.L. State of the art of self-etch adhesives. Dent Self-etch sistemlerdeki gelişmeler günümüzde hala devam Mater 2011; 27: 17-28. etmektedir. Bağlayıcı dentin arayüzünde su emilimine bağlı 8. Chigira H, Yukitani W, Hasegawa T, Manabe A, Itoh K, Hayaka- olarak hibrid tabakanın bozulması, polimer yapının plas- wa T, Debari K, Wakumoto S, Hisamitsu H. Self-etching dentin tikleşmesi, reçinenin hidrolizi ve kolajen ağının bozulması primers containing Phenyl-P. J Dent Res 1994; 73: 1088-1095. ile ilgili konular dikkat çekmektedir. Yeni geliştirilen uygu- 9. Watanabe I, Nakabayashi N, Pashley DH. Bonding to ground laması kolaylaştırılmış adezivlerin çok aşamalı total-etch ve dentin by a phenyl-P self-etching primer. J Dent Res 1994; 73: self-etch sistemlere kıyasla düşük bağlanma değerleri gös- 1212-1220. termesinin yanı sıra daha düşük klinik performansları sergiledikleri göz ardı edilmemelidir. 10. De Munck J, Van Landuyt K, Peumans M, Poitevin A, Lambrechts P, Braem M, et al.. A critical review of the durability of adhesion to tooth tissue: methods and results. J Dent Res 2005; 84: 118-132. 7tepeklinik 35 Self-etch sistemler 11. Wang, Y, Spencer P. Physiochemical interactions at the interfaces between self-etch adhesive systems and dentine. J Dent 2004; 32: 118-132. 12. Hanabusa M, Mine A, Kuboki T, Momoi Y, Van Ende A, Van Meerbeek B, et al.. Bonding effectiveness of a new ‘multimode’ adhesive to enamel and dentine. J Dent 2012; 40: 475484. 13. Perdigão J, Loguercio AD. Universal or Multi-mode Adhesives: Why and How? J Adhes Dent 2014; 16: 193-194. 14. Van Meerbeek, B, Peumans, M, Poitevin, A, Mine, A, Van Ende, A, Neves, A, et al.. Relationship between bond-strength tests and clinical outcomes. Dent Mater 2010; 26:e100-e121. 15. Moszner N, Salz U, Zimmermann J. Chemical aspects of self-etching enamel-dentin adhesives: a systematic review. Dent Mater 2005; 21: 895-910. 16. Perdigao J, Lopes MM, Gomes, G. In vitro bonding performance of self-etch adhesives: II--ultramorphological evaluation. Oper Dent 2008; 33: 534-549. 17. Van Landuyt KL, Kanumilli P, De Munck J, Peumans M, Lambrechts P, Van Meerbeek B. Bond strength of a mild self-etch adhesive with and without prior acid-etching. J Dent 2006; 34: 77-85. Eliades, eds. Dental Hard Tissues and Bonding. Chapter 5. Springer-Berlin, 2005: 89-118. 23. Vicente A, Bravo LA, Romero M. Self-etching primer and nonrinse conditioner versus phosphoric acid: alternative methods for bonding brackets. Eur J Orthod 2006; 28: 173-178. 24. Nathanson D, Bodkin JL, Evans JR. SEM of etching patterns in surface and subsurface enamel. J Pedodont. 1982; 7: 11-17. 25. Pashley DH, Tay FR. Aggressiveness of contemporary self-etching adhesives Part II: etching effects on unground enamel. Dent Mater. 2001; 17: 430-444. 26. Miyazaki M, Sato M, Onose H. Durability of enamel bond strength of simplified bonding systems. Oper Dent. 2000; 25: 75-80. 27. Perdigão J, Lopes L, Lambrechts P, Leitao J, van Meerbeek B, Vanherle G. Effects of a self-etching primer on enamel shear bond strengths and SEM morphology. Am J Dent. 1997; 10: 141-146. 28. Hannig M, Reinhardt KJ, Bott B. Self-etching primer vs phosphoric acid-an alternative concept for composite-toenamel bonding. Oper Dent. 1999; 24: 172-180. 29. Torii Y, Itou K, Hikasa R, Iwata S, Nishitani Y. Enamel tensile bond strength and morphology of resin-enamel interface 18. Nazari, A, Shimada, Y, Sadr, A, Tagami, J. Pre-etching vs. grind- created by acid etching system with or without moisture and ing in promotion of adhesion to intact enamel using self-etch self-etching priming system. J Oral Rehabil. 2002; 29: 528-533. adhesives. Dent Mater J 2012; 31: 394-400. 19. Reis AF, Giannini M, Pereira PN. Long-term TEM analysis of the 30. Itou K, Torii Y, Nishitani Y, Ishikawa K, Suzuki K, Inoue K. Effect of self-etching primers containing N-acryloyl aspartic acid on nanoleakage patterns in resin-dentin interfaces produced by dentin adhesion. J Biomed Mater Res 2000; 51: 569-574. different bonding strategies. Dent Mate. 2007; 23: 1164-1172. 31. Leinfelder KE, Kurdziolek SM. Self-etching bonding agents. 20. Torii Y, Itou K, Nishitani Y, Yoshiyama M, Ishikawa K, Suzuki K. Effect of self-etching primers containing Nacryloyl aspartic acid on enamel adhesion. Dent Mater 2003; 19: 253-258. 21. De Munck J, Van Landuyt K, Peumans M, Poitevin A, Lam- Compend Contin Educ Dent. 2003; 24: 447-454. 32. Hume WR. Influence of dentine on the pulpward release of eugenol or acids from restorative materials. J Oral Rehabil 1994; 21: 469-473 brechts P, Braem M, et al.. A critical review of the durability 33. Tanaka J, Ishikawa K, Yatani H, Yamashita A, Suzuki K. Correla- of adhesion to tooth tissue: methods and results. J Dent Res tion of dentin bond durability with water absorption of bond- 2005; 84: 118-132. ing layer. Dent Mater J. 1999; 18: 11-18. 22. Van Landuyt K, De Munck J, Coutinho E, Peumans M, Lam- 34. Tay FR, Pashley DH, Yoshiyama M. Two modes of nanoleak- brechts P, Van Meerbeek B. Bonding to Dentin: Smear layer age expression in single-step adhesives. J Dent Res. 2002; 81: and the process of hybridization In: G. Eliades DC, Watts T. 472-476. 7tepeklinik 36 35. Reis A, Grandi V, Carlotto L, Bortoli G, Patzlaff R, Rodrigues AML, et al.. Effect of smear layer thickness and acidity of self-etching solutions on early and long-term bond strength to dentin. J Dent 2005; 33: 549-559. 36. Sumikawa DA, Marshall GW, Gee L, Marshall SJ. Microstructure of primary tooth dentin. Pediatr Dent. 1999; 21: 439-444. 37. Johnsen DC. Comparison of primary and permanent teeth. In: J.A. Avery, Editor, Oral development and histology, B.C. Decker, Philadelphia 1988, pp. 180–190. 38. Kaaden C, Schmalz G, Powers JM. Morphological characterization of the resin-dentin interface in primary teeth. 2003;7:235-240. 39. G. Buonocore, W. Wileman, F. Brudevold A report on a resin composition capable of bonding human dentin surfaces J Dent Res 1956; 35: 846-851. 40. Hagger O. Unsaturated esters. GB Patent no 687,299 (to De Trey AG); 1953. 41. Van Landuyt KL, Snauwaert J, De Munck J, Peumans M, Yoshida Y, Poitevin A, et al..Systematic review of the chemical composition of contemporary dental adhesives. Biomaterials 2007; 28: 3757-3785. 42. Chang JC, Hurst TL, Hart DA, Estey AW. 4-META use in dentistry: a literature review. J Prosthet Dent 2002; 87: 216-224. 43. M.D. Francis, R.G.G. Russel, H. Fleisch Diphosphonates inhibit formation of calcium phosphate crystals in vitro and pathological calcification in vivo. Science 1969; 165: 1264-1266. 44. N. Moszner, F. Zeuner, U.K. Fischer, V. RheinbergerMonomers for adhesive polymers, 2. Synthesis and radical polymerisation of hydrolytically stable acrylic phosphonic acids. Macromol Chem Phys 1999; 200: 1062-1067. 45. N. Moszner, F. Zeuner, U.K. Fischer, V. Rheinberger Monomers for adhesive polymers, 3. Synthesis, radical polymerisation and adhesive properties of hydrolytically stable acrylic phosphonic acid monomers. Macromol Mater Eng 2001; 286: 225231. 46. U. Salz, J. Zimmermann, F. Zeuner, N. Moszner Hydrolytically stable monomers for self-etching enamel-dentin adhesives. ACS, Div Polym Chem, Polym Prepr 2004; 45: 325. 7tepeklinik Self-etch sistemler 37 CASE REPORT Reconstruction of a large central giant cell granuloma with combined soft and hard tissue augmentation procedures SUMMARY Büyük santral dev hücreli granülomanın yumuşak doku ve sert doku ogmentasyonu ile rekonstriksiyonu with tissue expander, iliac bone graft, dental implant and free Dr. Erol Cansız Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery The central giant cell granuloma is a nonodontogenic, intraosseos lesion accounting for fewer than 7% of all benign tumours of the jaws. The aggressive types of the lesions have a tendency to recur after excision and require wide resection. Resection of the mandibular lesions may result in oral function deficiency and aesthetic or psychological problems. In this article, the reconstruction of a case with destructive giant-cell granuloma gingival graft is presented. It is crucial to totally eliminate the aggressive lesion and reconstruct the bone defect for acceptable aesthetic and functional results. The present case emphasizes the success of soft and hard tissue augmentation procedures in the management of a large aggressive benign tumour. Key words: Alveolar ridge augmentation, iliac graft, tissue ex- Dt. Ayşenur Uzun Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery pansion devices, giant cell granuloma. Dr. Berkem Atalay Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery ÖZET Assoc. Prof. Sabri Cemil İşler Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery kal-agresif seyir gösteren intraosseöz, nonodontojenik bir Dr. Taylan Can Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery rekürens oranını arttırmakta ve tedavide geniş rezeksiyon yak- Santral dev hücreli granuloma, benign karakterli ancak lo- lezyondur. Lezyonun agresif tipte olması, tedavi sonrası laşımının tercih edilmesine neden olmaktadır. Bu makalede, dekstrüktif bir santral dev hücreli granuloma olgusunun yumuşak doku genişletici, iliak kemik grefti, dental implant ve serbest diş eti grefti ile rehabilitasyonu sunulmuştur. Geliş tarihi : 27 December 2014 Kabul tarihi : 10 February 2015 Çene kemiğinde agresif olarak ilerleyen geniş lezyonların tedavisinde, lezyonun eksizyonu ile rekürrens oranının azaltılması ve oluşan defektin estetik ve fonksiyonel olarak rekonstrüksiyonu önem taşımaktadır. Bu raporda, lokal agresif seyir gösteren santral dev hücreli granülom olgusunda, yumuşak ve sert doku og- Yazışma adresi: Yrd. Doç. Dr. Özlem Acar Başkent Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, 06490, Bahçelievler/Ankara E-posta: [email protected] mentasyon prosedürlerinin başarısı vurgulanmaktadır. Anahtar kelimeler: Alveolar kemik ogmentasyonu, iliak greft, doku genişletme apareyi, dev hücreli granülom. 7tepeklinik 38 Reconstruction of an odontogenic tumor INTRODUCTION For the complete removal of the lesion, marginal mandib- The central giant cell granuloma (CGCG) is a proliferative, ulectomy was performed under local anesthesia with an in- nonodontogenic, intraosseos lesion accounting for fewer traoral approach. There was only a thin layer of cortical bone than 7% of all benign tumours of the jaws (1). It has an un- left with no intact bone at the buccal and lingual cortical known etiology but its origin could be triggered by trauma, layer. The histologic appearance confirmed a central giant inflammation or hemorrhage. The clinical and radiograph- cell granuloma after histopathologic evaluation. Although, ic findings are not specifically diagnostic. Although it has the differential diagnosis included fibrous dysplasia, cheru- a low malignite potential, its clinical behavior ranges from bism, aneurysmal bone cyst, giant cell tumor of the long slow-growing, asymptomatic swelling to an aggressive bones, neurofibromatosis type I, cherubism, and Noonan lesion which manifests with swelling, pain, rapid growth, syndrome, the clinical, radiological, and laboratory tests of bone expansion, tooth displacement, root resorption and calcium and phosphate, parathormone, and alkaline phos- neurosensory disturbances. The radiologic features of the phatase levels ruled out these conditions3. In addition, no CGCG comprise a unilocular or a multilocular radiolucency genetic factors in his medical and family history were found. with varying degrees of expansion of the cortical plates (2- The patient was followed up on both clinically and radio- 4). graphically for 48 months and after that the augmentation This clinical report describes the reconstruction of a case of the affected site was planned (Fig. 2). A 2,1 ml cylinder with destructive giant-cell granuloma with tissue expander, osmotic tissue expander (Osmed GmbH, Ilmenau, Germa- iliac bone graft, dental implant and free gingival graft. ny) was inserted in a supraperiosteal mucosal pouch which was prepared using by blind dissection to increase the soft CASE REPORT tissue volume and it was fixed to the bone with a titanium A 31-year old systematically healthy male patient was re- miniscrew. ferred to our clinic because of his complaints about pain, swelling and paresthesia from a general dental practitioner. The patient had a history of trauma in the anterior region of the mandible due to a traffic accident five years ago. In his intraoral examination, tooth mobility and bone expansion on the vestibular side of his right mandible extending from 33 to 46 numbered tooth were diagnosed. Also, radiographic examination was revealed that, a radiolucent lesion Figure 2. Ortopantomograph shows no evidence of tumor recurrence after 48 months of the marginal mandibulectomy. had produced the destruction of lingual and buccal cortex of the mandible (Fig. 1). Bone augmentation was carried out after 6–8 weeks of soft-tissue expansion, when the osmotic expander had reached its final volume. Augmentation of the bone defect was provided via an autologous bone graft harvested from the anterior iliac crest. After the primary closure of the donor site, the recipient site was exposed, and the tissue expander was removed. The bone graft was modified to fit the recipi- Figure 1. Preoperative ortopantomograph shows a well-circumscribed large radiolucency extending from 33 to 46 numbered tooth. 7tepeklinik ent site and fixed to the base of the defect with miniscrews and X-shaped miniplate (Fig. 3). 39 Reconstruction of an odontogenic tumor Clinical and radiographical evaluations showed a satisfactory soft and hard tissue gain after a 6 months of healing period (Fig. 4). After verification of graft integration, four dental implants were placed into the new alveolar bone and the treatment was completed with application of free gingival graft and prosthetic restoration (Fig. 5). Four years after the final restoration, neither any clinical and radiologic signs of recurrence of the lesion nor any complications like graft resorption were observed. Figure 5. Placement of the osseointegrated dental implants. DISCUSSION CGCGs of the jaws have no significant potential for maligFigure 3. The grafted iliac crest bone with fixation of a titanium miniplate and miniscrews. nancy but they can be locally aggressive, with a high recurrence rate (5). Chuong et al. have classified CGCGs as aggressive and nonaggressive lesions based on biologic behavior, including the presence of pain, rapid growth, swelling, tooth root resorption, cortical perforation and a tendency to recur (6). The aggressive lesions are mostly found in younger patients. The exact etiopathogenesis of the lesion is still debated, though the role of trauma is often associated. Although, it frequently damage the jaws or teeth and tooth germs, surgical curettage or, resection in aggressive lesions, are still the most common treatment options; they provide the lowest recurrence rate (7-10). In this case, destructive and expansive mandibular lesion, which cause pain, edema, paresthesia and tooth mobility, was enucleated with marginal mandibulectomy and no complication was observed in the healing period. The patient had a previ- Figure 4. Postoperative clinical and radiographical evaluations show a satisfactory soft and hard tissue gain. ous history of trauma to chin, so the follow up of the trauma cases is important to diagnose the development of the such pathological lesions. 7tepeklinik 40 Reconstruction of an odontogenic tumor The mandible is a major component of the facial appear- by the patient (21). ance and greatly contributes to orofacial function. Resec- In present case, bone augmentation procedures were tion of the mandibular lesions may result in oral function carried out and 6 months after implant insertion, an im- deficiency and aesthetic or psychological problems. Us- plant-supported bridge was built successfully. Neither any ing autogenous bone grafts is the gold standard for bone clinical and radiologic signs of recurrence of the lesion nor reconstruction, especially when reconstructed segments any complications associated with the implants were ob- are loaded with dental implants (11,15). In this case, an iliac served in four years follow up period. We assume that it is bone graft was used for the mandibular reconstruction be- crucial to totally eliminate the aggressive lesion and recon- cause it reinforces the resistance of the mandible and pro- struct the bone defect for acceptable aesthetic and func- vides adequate bone volume. There is no single technique tional results consistent with the literature (22). for the surgical reconstruction of the mandible after tumour surgery; all methods have good results and prognosis with CONCLUSION few complications and low morbidity rates. However, it is Considering the limited number of clinical studies on tis- important to point out that there is only limited number of sue augmentation procedures and placement of dental clinical reports describing the success rates of reconstruc- implants after the management of aggressive benign tu- tion of CGCG with iliac crest graft and dental implants (11- mours in the literature, each new case may be important for 15). documentation of contemporary strategies. This case highlights the proper choice of reconstructive and restorative An adequate soft tissue coverage is essential for a ten- treatments can result in appropiate functional and esthetic sion-free closure of the flap. A tension free closure of the outcomes. flap also provides adequate vascularization and stabilization; this prevents later exposure of the bone graft which REFERENCES may result in the loss of the graft. On the other hand, no oth- 1. er cases include the soft tissue expanders after resection of aggressive benign tumours of the jaws were found in the Kramer IRH, Pindborg JJ, Shear MM. Histological typing of odontogenic tumors. 2nd edn. Springer- Verlag, Berlin 1992. 2. literature. Rachmiel A, Emodi O, Sabo E, Aizenbud D, Peled M. Combined treatment of aggressive central giant cell granuloma in the lower jaw. J Craniomaxillofac Surg 2012;40:292-297. Osmotic expanders increase their size by absorption of 3. De Lange J, Van den Akker HP. Clinical and radiological fea- body fluids, eliminating the need for external fillings and are tures of central giant-cell lesions of the jaw. Oral Surg Oral Med mechanically durable (16-20). There is a choice between Oral Pathol Oral Radiol Endod. 2005;99:464-470. supraperiosteal or subperiostal implantation of soft-tissue 4. expanders. The subperiostal insertion of the soft tissue expander causes significant bone resorption; that is why the Neville, B, Damm DD, Allen CM, Chi A. Oral and Maxillofacial Pathology. ed 3. W.B. Saunders Co, 2008:626–629. 5. Auclair PL, Cuenin P, Kratochvil FJ, Slater LJ, Ellis GL. A clini- tissue expander was inserted into the submucosal space. cal and histomorphologic comparison of the central giant cell Surplus of periosteum is not to be expected, as it is replaced granuloma and the giant cell tumor. Oral Surg Oral Med Oral by fibrous connective tissue in case of subperiosteally Pathol 1988;66:197. placed expanders and subperiosteal implantation causes 6. Chuong R, Kaban LB, Kozakewich H, Perez-Atayde A. Central significant resorption of the underlying bone. In addition, giant cell lesions of the jaws: a clinicopathologic study. J Oral preparation of submucosal pouch is easy and well tolerated Maxillofac Surg 1986;44(9):708-13. 7tepeklinik 41 Reconstruction of an odontogenic tumor 7. 8. 9. Naidu A, Malmquist MP, Denham CA, Schow SR. Management 17. L. Cordaro, D.S. Amade, M. Cordaro. Clinical results of alveolar of Central Giant Cell Granuloma With Subcutaneous Denos- ridge augmentation with mandibular block bone grafts in par- umab Therapy. J Oral Maxillofac Surg 2014; 72:2469-2484. tially edentulous patients prior to implant placement. Clin Oral de Lange J, van den Akker HP, Veldhuijzen van Zanten GO, Implants Res 2002;13:103–111. Engelshove HA, van den Berg H, Klip H. Calcitonin therapy 18. Von See C, Rücker M, Bormann KH, Gellrich NC. Using a novel in central giant cell granuloma of the jaw: a randomized dou- self-inflating hydrogel expander for intraoral gingival tissue ex- ble-blind placebo-controlled study. Int J Oral Maxillofac Surg pansion prior to bone augmentation. Br J Oral Maxillofac Surg 2006;35:791–795. 2010;48:5-6. de Lange J, van den Akker HP, van den Berg H. Central giant 19. Wiese KG, Heinemann DE, Ostermeier D, Peters JH. Biomate- cell granuloma of the jaw: a review of the literature with empha- rial properties and biocompatibility in cell culture of a novel sis on therapy options. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Ra- self-inflating hydrogel tissue expander. J Biomed Mater Res diol Endod 2007;104:603–615. 2001;54:179-88. 10. Suárez-Roa MDL, Reveiz L, Ruíz-Godoy Rivera LM, Asbun-Bo- 20. Park SH, Choi SK, Jang JH, Kim JW, Kim JY, Kim MR, et al. jalil J, Dávila-Serapio JE, Menjívar-Rubio AH et al. Interventions Self-inflating oral tissue expander for ridge augmentation in for central giant cell granuloma (CGCG) of the jaws. Cochrane the severely atrophic mandible. J Korean Assoc Oral Maxillo- Database Syst Rev 2009;7:CD007404. fac Surg 2013;39:31–34. 11. Tosco P, Tanteri G, Iaquinta C, Fasolis M, Roccia F, Berrone S et 21. J.H. van Rappard, J. Molenaar, K. van Doorn, G.J. Sonneveld, al. Surgical treatment and reconstruction for central giant cell J.M. Borghouts Surface-area increase in tissue expansion. granuloma of the jaws: A review of 18 cases. J Craniomaxillo- Plast Reconstr Surg 1988;82:833–839. fac Surg 2009;37:380-387. 22. Chiapasco M, Colletti G, Romeo E, Zaniboni M, Brusati R. 12. Becelli R, Cerulli G, Gasparini G. Surgical and implantation re- Longterm results of mandibular reconstruction with autoge- construction in a patient with giant cell central reparative gran- nous bone grafts and oral implants after tumor resection. Clin uloma. J Craniofac Surg 1998;9(1):45-47. Oral Implants Res 2008;19:1074–1080. 13. De Corso E, Politi M, Marchese MR, Pirronti T, Ricci R, Paludetti G. Advanced giant cell separative granuloma of the mandible: radiological features and surgical treatment. Acta Otorhinolaryngol Ital 2006;26:168-172. 14. nfante Cossı`o P, Martinez de Fuentes R, Carranza Carranza A, Torres Lagares D, Gutiérrez Pérez JL. Recurrent central giant cell granuloma in the mandible: surgical treatment and dental implant restoration. Med Oral Pathol Oral Cir Bucal. 2007;12:229-232. 15. de Moraes M, Sato FR, Germano AR, Bastos PL. Distraction Osteogenesis of Iliac Bone Graft as a Reconstruction After Central Giant Cell Granuloma Curettage. Implant Dent 2009;18:126131. 16. Kaner D, Friedmann A. Soft tissue expansion with self-filling osmotic tissue expanders before vertical ridge augmentation: a proof of principle study. J Clin Periodontol 2011; 38:95-101. 7tepeklinik 42 7tepeklinik Reconstruction of an odontogenic tumor 43 OLGU SUNUMU Travmatik maksiller santral kesici diş kaybının multidisipliner tedavisi ve üç yıllık takibi: Bir olgu sunumu ÖZET İmplant uygulamaları diş dokusunun korunmasına olanak sağlaması nedeniyle koruyucu bir tedavidir; ancak özellikle anterior bölgede uzun dönem estetik sonuçların tahmin edilebilirliği şüphelidir. Tamamlanmış bir iskeletsel büyüme, implant destekli restorasyonun infraokluzyonda kalmaması için yeterli olmayabilir. Bu vaka raporu travma nedeniyle anterior diş eksikliği bulunan hastanın multidisipliner tedavisini anlat- Multidisciplinary management of traumatic maxillary central incisor loss and three year follow-up: maktadır. Tedavi ortodontik yer açma ile başlamış, iskeletsel büyümenin tamamlanması ve kesiciler arasında sağlanan başarılı stabilite sonrasında implant destekli kron yapılması ile tamamlanmıştır. Üç yıllık takip periyodu sonrasında implant destekli kron ve komşuluğundaki dişte insizal kenar uyumsuzluğu ve labial dişetinde incelme gözlenmiştir. İmplant tedavisi diş dokusunun korunmasını sağlamaktadır. Ancak, büyüme Yrd. Doç. Dr. Özlem Acar Başkent Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, Ankara Dr. Zahire Şahinoğlu Başkent Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Ortodonti Anabilim Dalı, Adana gelişimin tamamlanmasından sonra da gözlenebilen çok hafif büyüme bu tedavinin uzun dönem estetik sonuçlarının devamlılığını etkileyebilir. Anahtar kelimeler: İmplant, büyüme ve gelişim, ergenlik sonrası, estetik. Dr. Ufuk Ateş Özel Klinik, Kıbrıs SUMMARY Although implant placement is a conservative therapy with the advantages of tooth preservation; long-term esthetic outcomes may not be always predictable especially at the anterior area. Geliş tarihi : 08.12.2014 Kabul tarihi : 15.01.2015 Completed skeletal maturation may not be a sufficient to avoid infraocclusion of the implant-supported restoration. This case report describe multidisciplinary treatment of a patient with missing anterior tooth. Treatment was started with orthodontic space opening and continued with implant therapy. Implant was placed after skeletal maturation completion and being sure good inter-incisor stability. After three years of follow-up period, discrepancy in the incisal edge length has been occurred and labial soft tissue over the implant has become thinner. Implant treatment possess the advantages of tooth preservation, how- Yazışma adresi: Yrd. Doç. Dr. Özlem Acar Başkent Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı, 06490, Bahçelievler/Ankara E-posta: [email protected] ever the long term outcomes of this treatment protocol may not be stabile due to ongoing subtle growth. Key Words: implant, growing, postpubertal, esthetic. 7tepeklinik 44 A case report GİRİŞ büyüme gelişimi tamamlanan bireylerde tek üye anterior Anterior daimi dişlerin travma sebebiyle ya da konjenital implant restorasyonlar prognozu tahmin edilebilir ve uygu- olarak eksikliği fizyolojik, fonksiyonel ve estetik zorlukları lanabilir bir tedavi seçeneği olarak düşünülmektedir. Bu beraberinde getirmektedir. Erken dönemde karşılaşılan vaka raporu travma sebebiyle maksiller anterior dişini kay- bu sorunun rehabilitasyonu multidisipliner tedavi yak- beden hastanın ortodonti, cerrahi ve protez anabilim dal- laşımıyla çözümlenebilir (1). Bu hastalarda sıklıkla orta hat larında sürdürülen multidisipliner tedavisi sürecini ve 3 yıllık kayması ve yer kaybının neden olduğu anterior çapraz takip sonuçlarını anlatmaktadır. kapanış ya da komşu dişte gözlenen ektopik diş uzaması ile karşılaşılmaktadır. Alternatif tedavi seçenekleri; avulse OLGU SUNUMU dişin reimplantasyonu, boşluğun kapatılmasını takiben lat- 13 yıl kronolojik yaşa sahip hasta, 11 nolu diş eksikliği şikay- eral kesici dişin santral kesici diş formuna dönüştürülmesi ve büyüme gelişimin tamamlanmasını takiben implant ya da köprü uygulamaları olarak sıralanabilir (2, 3). Avulse dişin olabilecek en kısa sürede reimplantasyonu koruyucu tedavilerin başında gelmektedir. Ancak reimplante edilen eti ile fakültemize başvurmuştur. Hastanın erken çocukluk döneminde geçirdiği dişsel travma hikayesi mevcuttur. Ortodontik muayenesinde mezofasiyal bir yüz tipi, düz profili, sağ tarafta sınıf II, sol tarafta sınıf I molar ilişkisi old- dişin ankiloze olması sonucunda vertikal uyumsuzluk gö- uğu gözlenmiştir (Resim 1). Radyografik değerlendirme- zlenebilir. Boşluğun kapatılmasını takiben lateral kesici dişin sinde, hastanın üst sağ santral kesici dişinin eksikliği ve santral kesici diş formuna, kanin dişin lateral kesici diş for- komşu dişlerin bu boşluğa migrasyonu gözlenmiştir (Res- muna dönüştürülmesi uygulamasında ise simetrik dişler- im 2). İskeletsel gelişimini değerlendirmek için alınan el- le benzer konturlara sahip olmayan bir tedavi sonucuyla bilek radyografisinde epifiz ve diafizin tamamına yakınının karşılaşılabilmektedir (3). Ortodontik yer açmayı takiben birleştiği gözlenmiştir (Resim 3). uygulanan implant tedavisi ise yıkıcı olmayan, koruyucu bir tedavi yaklaşımı olarak benimsenmektedir (4). Günümüzde anterior bölgede implant destekli sabit restorasyonların başarılı sonuçları bulunmaktadır (5, 6). Ancak Tedavi sonucunda üst çene anterior dişlerin estetik görünüme kavuşturulması, ideal oklüzyonun sağlanması ve üst çene orta hat sapmasının düzeltilmesi hedeflen- osseointegre bir implantın eruptif gelişime ya da büyüme miştir. Bu bakış açısıyla, 2 tedavi seçeneği söz konusudur. gelişime uyum sağlayamadığı, implantların ankiloze dişe İlk seçenek, eksik olan santral kesici diş için boşluk açılması benzer davranış gösterdiği bilinmektedir (7, 8). Bu ankiloze ve sonrasında bu boşluğun köprü veya implant ile restore davranış paterni nedeniyle büyüme gelişimi devam eden edilmesidir. Diğer tedavi seçeneği ise; sağ lateral kesici dişin bireylerde implant tedavisi önerilmemektedir (9). Prasad ve santral kesici diş yerine, sağ kanin dişin ise lateral kesici diş Prasas’a (10) göre büyüme, kızlarda 16-18, erkelerde 18-25 yaş aralığında tamamlanmaktadır. Cronin ve ark. (11) ise kızlarda 15, erkelerde 18 yaşından sonra uygulanan implantın prognozunu öngörülebilir olarak tanımlamıştır. İmplant planlamasında önemli bir kriter olarak belirlenen yaşa ilave olarak çeşitli yöntemlerle her hastada büyüme gelişimin tamamlanmasını kontrol etmek de mümkündür (12, 13). İmplantın koruyucu tedavi yönü dikkate alındığında, 7tepeklinik yerine getirilip restore edilerek köprü veya implant restorasyonuna gerek duyulmadan mevcut dişlerle boşlukların kapatılmasıdır. Her iki tedavi seçeneği de hasta ve velisine anlatılmış, sonuç olarak ilk alternatife karar verilmiştir. 45 A case report gelişim süreci tamamlandığında implant yerleştirilmesiyle sonuçlandırılmıştır. Ortodontik tedavi, .018 inch Roth tipi metal braketlerin alt ve üst çeneye yapıştırılmasıyla başlamıştır. Tüm braket ve tüpler dişe rezin içerikli ortodontik adezivlerle (Transbond XT; 3M Unitek, Monrovia, Kaliforniya, ABD) yapıştırılmıştır. Ortodontik tedavi süresince, dişlerin seviyelenme ve sıralanması aşamasından sonra açık coil springler kullanılarak santral kesici dişe boşluk açılmıştır. Resim 1: Hastanın sabit ortodontik tedavi öncesindeki ağız içi cephe ve sağ-sol oklüzyon fotoğrafları Diş köklerinin paralelleştirilmesinden sonra debonding işleminden önce 3,3 mm çapında ve 12 mm boyunda ITI implant (ITI-Bone level implant Straumann, Waldenburg, İşviçre) santral kesici diş boşluğuna yerleştirilmiştir. İki yıl 8 ayda tamamlanan ortodontik tedavi sonrası hastanın ağız içi görüntüsü (Resim 4)’te görülmektedir. Büyüme gelişim el bilek radyografı ile kontrol edilmiş ve implant, büyüme gelişimin tamamladığı tespit edildikten sonra yerleştirilmiştir Resim 2: Hastanın sabit ortodontik tedavi öncesindeki panoramik radyografisi (Resim 5). Pekiştirme için iki çenede de, üst çenede eksik diş bölgesine yapay diş eklenmiş termoplastik hareketli apareyler kullanılmıştır. Osseointegrasyon sürecini takiben tek üye metal destekli porselen sabit restorasyon yapılmıştır. Ortodonti, cerrahi ve protez anabilim dallarının multidisipliner tedavi yaklaşımıyla tedavi süreci sonlandırılmıştır. Hastada uygun overjet ve overbite ile birlikte ideal posterior interküspidasyon ve estetik bir gülüş elde edilmiştir (Resim 6). Resim 3: Hastanın sabit ortodontik tedavi öncesindeki el bilek radyografisi Tedavi Aşamaları Multidisipliner tedavi planı estetik kaygılar ön planda tutularak boşluk açma aşamasıyla başlamış ve iskeletsel Resim 4: Hastanın sabit ortodontik tedavi sonrasındaki ağız içi cephe ve sağ-sol oklüzyon fotoğrafları 7tepeklinik 46 A case report Resim 5: Hastanın implant yerleştirilmesinden sonraki panoramik radyografisi Resim 7: Üç yıllık takip, implant destekli kron ve komşuluğundaki dişte insizal kenar uyumsuzluğu, implant üzerindeki yumuşak dokuda incelme TARTIŞMA Bu vaka raporunda travma nedeniyle maksiller anterior diş eksikliği bulunan hastanın multidisipliner tedavi süreci ve 3 yıllık klinik takip sonrasında elde edilen estetik ve fonksiyonel sonuçları değerlendirilmiştir. Büyüme gelişimi tamamlanmamış bir bireyde implant uygulamasından kaçınılması gerektiği bilinmektedir. Erken dönem uygulamalarda, alveoler gelişime bağlı olarak komşu Resim 6: Metal destekli porselen kronun ağız içi görüntüsü dişlerde erupsiyon devam ederken implantlar sabit kalmakta ve bu durum restorasyonun infraokluzyonda kalmasıyla Üç yıllık takip periyodu sonunda restorasyon tekrar değer- sonuçlanmaktadır (9). Maksilla ve mandibulanın büyüme lendirildiğinde şu bulgulara rastlanmıştır. Smith ve Zarb’ın paterni şöyledir; büyüme öncelikle transversal, sonra sagi- (14) önerileri doğrultusunda implant başarı kriterleri olarak tal ve en son evrede vertikal yönde tamamlanmaktadır (15). mobilite, periimplant radyolüsensi, ağrı, konforsuzluk ve Ödman ve ark (7) büyüme evresindeki domuzlarda çene enfeksiyon olmaması dikkate alındığında implant başarılı gelişimi devam ederken sürmeye devam eden dişlerin bulunmuştur. Yine implant başarı kriterleri açısından önemli implanta göre koronale ve bukkale hareket ettiğini göster- olan marjinal kemik seviyesi değişiklikleri, plak ve kanama mişlerdir. Sennerby ve ark. (16) ise büyümesi devam eden indeksleri ve papilla seviyeleri göz önüne alındığında te- domuzlarda implant uygulamasının alveol kemiğinin gelişi- davi başarılı olarak tanımlanmaktadır. Ancak estetik değer- mini bloke ettiğini bildirmişlerdir. Bu sebeple, büyümenin lendirildiğinde, implant destekli restorasyon ve komşu diş belirlenmesi çocuk ve adolesanlarda implant yerleştirme arasında insizal kenarda gözlenen uyumsuzluk göze çarp- zamanlaması için önemli bir faktördür. Büyümenin tam maktadır (Resim 7). Bu sonuç hekim tarafından tatmin edici olarak tamamlandığını gösteren güvenilir bir belirleyici bul- bulunmamış ve hastaya restorasyonun yenilenmesi gerek- mak zor olmakla beraber, 6 ayda bir alınan seri lateral sefalo- tiği anlatılmıştır. Ancak oldukça yüksek olan hasta mem- metrik radyografların çakıştırılmasının kullanımı güvenilir bir nuniyeti sonucunda restorasyon yenilenmemiştir. metottur. Eğer, bir seneyi aşkın bir süre herhangi bir değişim 7tepeklinik 47 A case report gözlenmiyorsa, bu büyümenin tamamlanmış olduğunu likleri, plak ve kanama indeksleri ile papilla seviyeleri de göstermektedir (12). İskeletsel büyümenin tamamlandığını sıklıkla başarı kriterleri arasında değerlendirilmektedir (6). gösteren diğer bir belirleyici ise, radius epifiz ve diafizinin Bu kriterler dikkate alındığında uygulanan tedavi başarılı birleşmesidir (13). Çalışmamızda el bilek radyografı ile olarak tanımlanabilir, ancak 3 yıllık takip sonucunda, es- büyüme gelişimin tamamlandığı kontrol edilmiş ve implant tetik bulgular araştırmacılar tarafından kabul edilebilir bu- tedavisine başlanmıştır. lunmamıştır. Daftary ve ark. (18) büyüme gelişimi tamamlandığı düşünülen bazı yetişkinlerde, devam eden çok hafif Bu vakada büyüme gelişimi tamamlanan 16 yıl 1 ay yaşın- büyümenin implant destekli restorasyonlarda beklenmey- daki hastaya implant uygulanmıştır. Ancak 3 yılın sonun- en fonksiyonel ve estetik sonuçlarının olabileceğine ve bu da implant destekli restorasyon ile komşu dişin insizal ke- sonuçların günümüzde tanımlanan başarı kriterlerinin dışın- narlarında seviye farkı gözlenmiştir. Thilander ve ark. (4) 13 da tutulduğuna dikkat çekmiştir. Misje ve ark. (5) üst çene yıl 2 ay- 17 yıl 2 ay yaş aralığındaki hasta grubunda, büyüme estetik bölgeye yerleştirilen implantları 12-15 yıl süresince gelişimin tamamlanmasından sonra implant yerleştirmişler takip ettikleri çalışmalarında oldukça yüksek sağ kalım ve 3 yıllık takipte 0,6-1,6 mm aralığında infraokluzyon mik- oranına ve yüksek hasta memnuniyetine işaret etmişlerdir. tarı tespit etmişlerdir. Bu bulgu vakamızda gözlediğimiz in- Ancak aynı çalışmada 50 yaşında erkek hastada 14 yıllık fraokluzyon ile benzerlik göstermektedir. Thilander ve ark. takipte 1,5 mm infraokluzyon dikkat çekicidir (5). Bu vakanın (17) ise 22 yaşından 27 yaşına kadar 5 yıllık zaman diliminde sonuçları dikkate alındığında tedavinin başarısı değerlendi- takip edilen hastalarda infraokluzyon miktarının önceki 5 rilirken sağ kalım, periimplant dokuların sağlığı ve protetik yıllık takibe kıyasla ortalama 0,46 mm’ den 0,95 mm’ye yük- komplikasyonların yanı sıra estetik ve fonksiyon kayıplarının seldiğini, bir diğer ifade ile senede 0,1 mm infraokluzyon da dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca has- oluştuğunu bildirmişlerdir. Bir başka çalışmada, dişlerde ta bilgilendirmesine estetik ve fonksiyonda gözlenebilecek gözlenen hareket genç yetişkin (15,5-21 yaş) ve yetişkin olası değişikliklerin de ilave edilmesi gerektiği düşünülme- (40-55 yaş) bireyler arasında karşılaştırılmıştır (2). Üst çene ktedir. anterior bölgeye uygulanan implantları takiben, komşu SONUÇ dişlerde gözlenen hareket miktarı yaş aralığı oldukça farklı Bu olgu raporunun sınırlamaları dahilinde, anterior bölgede olan bu gruplar arasında değişkenlik göstermemiştir (2). Bu diş eksikliği bulunan vakalarda, büyüme gelişimin tamam- da bize hayat boyu devam eden bir büyüme gelişim süreci- lanmasını takiben uygulanan implant tedavisinin invaziv ni göstermektedir. Daftary ve ark. (18) ise 20 yılı aşkın klinik olmayan bir tedavi yaklaşımı olduğu düşünülmektedir. An- gözlem yaptıkları çalışmalarında hayat boyu devam eden cak yakın gelecekte görülebilecek estetik ve fonksiyonel büyüme ve gelişim nedeniyle anterior bölgeye yerleştirilen olumsuzlukların farkındalığının ve hasta bilgilendirmesinin implantlarda insizal kenar uzunluğunda, gingival marjin önemli olduğuna inanılmaktadır. yüksekliğinde ve fasiyal kontur açılanmasındaki uyumsuzluklara değinmiştir. Tedavisini tamamladığımız vakadaki KAYNAKLAR en dikkat çekici bulgu ise insizal kenar uyumsuzluğu ve la- 1. bial yüzdeki implant yansımasıdır. Sabri R. Treatment of a unilateral Class II crossbite malocclusion with traumatic loss of a maxillary central incisor and a lateral incisor. Am J Orthod Dentofacial Orthop 2006;130:759- Vakamızın sonuçlarının başarılı olup olmadığı değerlendirilmek istendiğinde, Smith ve Zarb’ın (14) başarı kriterleri dikkate alınabilir. Ayrıca marjinal kemik seviyesi değişik- 770. 2. Bernard JP, Schatz JP, Christou P, Belser U, Kiliaridis S. Longterm vertical changes of the anterior maxillary teeth adjacent 7tepeklinik 48 3. 4. 5. to single implants in young and mature adults. A retrospective Age as compromising factor for implant insertion. Periodontol study. J Clin Periodontol 2004;31:1024-1028. 2000 2003;33:172-184. Huang S, Kang T, Duan Y. Traumatic loss of a maxillary central 16. Sennerby L, Odman J, Lekholm U, Thilander B. Tissue reac- incisor treated with nonextraction orthodontics. Am J Orthod tions towards titanium implants inserted in growing jaws. A his- Dentofacial Orthop 2013;143:246-253. tological study in the pig. Clin Oral Implants Res 1993;4:65-75. Thilander B, Odman J, Lekholm U. Orthodontic aspects of the 17. Thilander B, Odman J, Jemt T. Single implants in the upper use of oral implants in adolescents: a 10-year follow-up study. incisor region and their relationship to the adjacent teeth. An Eur J Orthod 2001;23:715-731. 8-year follow-up study. Clin Oral Implants Res 1999;10:346- Misje K, Bjornland T, Saxegaard E, Jensen JL. Treatment out- 355. come of dental implants in the esthetic zone: a 12- to 15-year 6. cial growth and the implications for osseointegrated implants. Oyama K, Kan JY, Rungcharassaeng K, Lozada J. Immediate Int J Oral Maxillofac Implants 2013;28:163-169. gle missing maxillary and mandibular incisors: 1-year prospective study. Int J Oral Maxillofac Implants 2012;27:173-180. Odman J, Grondahl K, Lekholm U, Thilander B. The effect of osseointegrated implants on the dento-alveolar development. A clinical and radiographic study in growing pigs. Eur J Orthod 1991;13:279-286. 8. Thilander B, Odman J, Grondahl K, Lekholm U. Aspects on osseointegrated implants inserted in growing jaws. A biometric and radiographic study in the young pig. Eur J Orthod 1992;14:99-109. 9. 18. Daftary F, Mahallati R, Bahat O, Sullivan RM. Lifelong craniofa- retrospective study. Int J Prosthodont 2013;26:365-369. provisionalization of 3.0-mm-diameter implants replacing sin- 7. A case report Percinoto C, Vieira AE, Barbieri CM, Melhado FL, Moreira KS. Use of dental implants in children: a literature review. Quintessence Int 2001;32:381-383. 10. Prasad DA, Prasas DK. Effect of implant placement in growing adults on craniofacial development: A literature review. Journal of Dental Implants 2012;2:97-102. 11. Cronin RJ, Jr., Oesterle LJ, Ranly DM. Mandibular implants and the growing patient. Int J Oral Maxillofac Implants 1994;9:5562. 12. Brahim JS. Dental implants in children. Oral Maxillofac Surg Clin North Am 2005;17:375-381. 13. Deicke M, Pancherz H. Is radius-union an indicator for completed facial growth? Angle Orthod 2005;75:295-299. 14. Smith DE, Zarb GA. Criteria for success of osseointegrated endosseous implants. J Prosthet Dent 1989;62:567-572. 15. Op Heij DG, Opdebeeck H, van Steenberghe D, Quirynen M. 7tepeklinik 49 CASE REPORT Osteoma of the mandible: Two case reports Mandibulada osteom: 2 olgu sunumu SUMMARY Osteoma is an uncommon benign neoplasm composed of mature bone which may located centrally (endosteal), peripherally (periosteal) or extraskeletally. Osteomas can be solitary or multiple masses, and they are generally asymptomatic. They rarely occurring in craniofacial bones. The diagnosis is based on clinical, radiological and histopathological features. The authors report the diagnosis and the management of two cases of osteoma within the current literature. Keywords: Osteoma, mandible. ÖZET Osteom nadir görülen; santral (endosteal), periferal(periostal) veya iskelet sistemi dışında yerleşim gösterebilen olgunlaşmış kemikten oluşan benign neoplazmalardır. Osteomlar soliter Assoc. Prof. Sırmahan Çakarer Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery Dt. Ayşenur Uzun Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery Dt. Başak Keskin Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery Dt. Servet Akyıldız Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery Prof. Cengizhan Keskin Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery ya da multipl kitleler halinde görünebilirler ve genellikle asemptomatiktirler. Kraniyofasiyal kemiklerde daha az gözlenirler. Teşhis klinik, radyolojik ve histopatolojik özellikler göz önüne alınarak ortaya konabilmektedir. Yazarlar mandibulada yerleşim gösteren iki olgunun teşhis ve tedavisini mevcut literatür dahilinde sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Osteom, mandibula. INTRODUCTION Osteoid osteoma is a benign bone-forming tumor which consists of a demarcated central nidus with surrounding reactive sclerotic bone. The nidus is seldom larger than 2 cm in diameter and may or may not contain a dense or patchy mineralization located centrally. Osteomas are usually slow-growing, painless, mature bone tissue. At the mandible, they are mostly seen in Geliş tarihi : 14 December 2014 Kabul tarihi : 3 February 2015 the angle and the condyle, followed by the mandibular body and the ascending ramus. Osteoid osteoma is most commonly seen in the second and third decades of life. It can involve every bone, but is most common in long bones of lower extremities with a male to female ratio of 2 to 1. In most cases, patients complain of severe localized pain that usually increases at night and Corresponding author: Assoc. Prof. Sırmahan Çakarer Istanbul University, Faculty of Dentistry, Department of Oral and Maxillofacial Surgery, 34093 Çapa-Fatih İSTANBUL E-mail: [email protected] is relieved with nonsteroidal anti-inflammatory drugs (NSAIDs). Osteoid osteoma rarely occurs in the jaws. This report describes the radiographic and clinical features of two cases of osteomas located at the mandible (1). 7tepeklinik 50 Osteoma of the mandible CASE 1 CASE 2 In September 2015, a 39-year-old woman was referred to In June 2015, a 30-year-old woman presented to the De- the Department of Oral and Maxillofacial Surgery at Istanbul partment of Oral and Maxillofacial Surgery at Istanbul Uni- University for the assessment of a lesion discovered at the versity, with the complaint of swelling at the posterior right right side of the mandible. The CBCT showed a well-cir- side of the mandible. The panoramic radiograph showed cumscribed hyperdense lesion at the lower first molar re- well circumscribed radio-opaque lesion at the border of gion (Figure 1). Extraoral examination did not reveal any the mandible (Figure 4). The CBCT showed more in detail abnormal findings. The intraoral examination showed no just above the inferior alveolar nerve at the molar region of expansion or any signs of inflammation. There was no histo- the mandible of the right side (Figure 5). The sagittal view ry of trauma. There was no sign of malignancy; therefore the showed that the lesion was attached to the buccal bone lesion was totally removed under local anesthesia (Figure (Figure 6). Extraoral examination did not reveal any abnor- 2). The histopathological assessment was reported as os- mal findings but intraoral examination showed massive teoma. Six months after surgery, no sign of recurrence was swelling at the molar region during palpation. No additional observed (Figure 3). pathological sign was observed. The lesion was removed totally under local anesthesia (Figure 7). The histopathological assessment was reported as osteoma. The follow-up of the patient is still continuing. No pathological sign was reported from the patient. Figure 1: Pre-op view of CBCT Figure 3: The control radiograph 6 months after surgery Figure 2: Removed lesion 7tepeklinik Figure 4: Pre-operative panoramic radiograph showing the borders of the lesion 51 Osteoma of the mandible DISCUSSION Some investigators reported that trauma, infection or inflammatory conditions are the common etiological factors of the osteoma (2). On the other hand trauma or infection were not present in our cases. The mandible is affected more than the maxilla and especially in the body of the mandible, as reported in our cases. The central type arises from the endosteum, the peripheral counterpart from the periosteum, and the extraskeletal soft tissue osteomas usually develop Figure 5: The view of the lesion on CBCT model within muscles (3). The osteomas of the jaw are frequently located peripherally rather than in a central location, with a ratio of 14:1 in favor of the peripheral location (2). In the first case the lesion was totally in the marrow of the bone but in the second case there was just one nidus which originates from the buccal side of the bone but the total part of the lesion was under the periosteum. Cone-beam computed tomography (CBCT) is especially useful in diagnosing bone tumors in the complex anatomical site of the jaws and a small lesion like osteoid osteoma covered with thick bone is best elucidated by CBCT or CT (4). The discovery of an osteoma of the facial skeleton should raise the possibility of Gardner’s syndrome. Patients Figure 6: The sagittal view of the lesion with Gardner’s syndrome may present with symptoms of rectal bleeding, diarrhea, and abdominal pain. The triad of colorectal polyposis, skeletal abnormalities, and multiple impacted or supernumerary teeth is consistent with this syndrome (5). In our cases there were no signs of Gardner’s Syndrome. Complete excision is currently the recommended treatment because it often relieves the pain and cures the disease. Although, some examples of spontaneous remission of osteoid osteoma have been noted, the data are insufficient for identifying such cases in advance (6). In the present cases the lesions were completely removed. No post-operative problem was observed. Figure 7: Removed lesion 7tepeklinik 52 CONCLUSION Osteoma of the jaws should be considered in the differential diagnosis of other jaw lesions. Ultimately, a histopathological examination is required for diagnosis. Complete surgical removal is the treatment of choice. REFERENCES 1. Rahsepar B, Nikgoo A, Fatemitabar SA. Osteoid osteoma of subcondylar region: case report and review of the literature. J Oral Maxillofac Surg 2009; 67: 888-893. 2. Borumandi F, Lukas H, Yousefi B, Gaggl A. Maxillary sinus osteoma: From incidental finding to surgical management. J Oral Maxillofac Pathol 2013;17: 318. 3. Talita Ribeiro Tenório de França, Luiz Alcino Monteiro Gueiros, Jurema Freire Lisboa de Castro, Ivson Catunda, Jair Carneiro Leão, Danyel Elias da Cruz Perez. Solitary peripheral osteomas of the jaws. Imaging Sci Dent 2012; 42: 99-103. 4. Ida M, Kurabayashi T, Takahashi Y, Takagi M, Sasaki T. Osteoid osteoma in the mandible. Dentomaxillofac Radiol 2002;31: 385-387. 5. Shakya H. Peripheral Osteoma of the Mandible. J Clin Imaging Sci 2011; 1: 56. 6. Gundewar S, Kothari DS, Mokal NJ, Ghalme A. Osteomas of the craniofacial region: A case series and review of literature. Indian J Plast Surg 2013;46: 479-485 7tepeklinik Osteoma of the mandible 53 7tepe Klinik T.C. Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Bilimsel Dergisi Yayın Kuralları Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 7tepe Klinik Dergisi’nde yayımlanmak üzere hazırlanan makaleler editörün e-posta adresi “http://journalagent.com/yeditepe/” ye online olarak gönderilmelidir. GENEL BİLGİLER Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 7tepe klinik Dergisi, Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin bilimsel yayın organıdır. Bu dergide diş hekimliği alanında yürütülen orijinal araştırmalar, olgu sunumları, derlemeler Türkçe ve İngilizce olarak yayımlanır. 7tepe Klinik, yılda iki sayı olarak yayımlanır ve dört sayıda bir cilt tamamlanır. Bu dergide yayımlanmak için gönderilen makaleler, daha önce başka bir yerde yayımlanmamış veya yayımlanmak üzere gönderilmemiş olması şartı ile kabul edilir. Dergide Türkçe ve İngilizce yazılmış makaleler yayımlanabilir. Tüm yazılar önce editör ve yardımcı editörler tarafından ön değerlendirmeye alınır; daha sonra değerlendirilmesi için derginin bilimsel danışma kurulu üyelerine gönderilir. Yayımlanmak üzere dergiye iletilen tüm makalelerde hakem değerlendirmesi ve düzeltmeye başvurulur; gerektiğinde, yazarlardan bazı soruları yanıtlaması ve eksikleri tamamlaması istenebilir. Dergide yayımlanmasına karar verilen yazılar, tüm bilgilerin doğruluğu için ayrıntılı kontrol ve denetimden geçirilir; yayım öncesi şekline getirilerek yazarların kontrolüne ve onayına sunulur. ETİK SORUMLULUK • Etik kurallara uyulmamasından doğacak her türlü sorumluluk yazar(lar)a aittir. • Özellikle hastanın adı, adının kısaltılması, hasta ve kayıt numarası kullanılmamalıdır. • Hasta onayı ve/veya gözlere ilişkin özel bir bulgu olmadıkça fotoğraflarda gözler bantlanmalı/flulaştırılmalıdır. • “İnsan” öğesini içeren tüm çalışmalarda Helsinki Deklerasyonu Prensipleri’ne uygunluk (http://www.wma. net/en/30 publications/10policies/b3/index.html) ilkesi kabul edilir. Bu çalışmalarda yazarların, makalenin GEREÇ 7tepeklinik VE YÖNTEM bölümünde çalışmanın yukarıdaki prensiplere uygun olarak yapıldığını, etik kuruldan onay ve çalışmaya katılmış bireylerden/ebeveynlerinden “Bilgilendirilmiş Onam” alındığını bildirmeleri gereklidir. • “Hayvan” öğesi ile ilgili çalışmalarda ise yazarların, makalenin GEREÇ VE YÖNTEM bölümünde Guide for the Care and Use of Laboratory Animals (www.nap.edu/catalog/5140.html) prensipleri doğrultusunda hayvan haklarını koruduklarını ve etik kuruldan onay aldıklarını bildirmeleri gereklidir. • Çalışma etik kurul onayı alınmasını gerektiriyor ise, alınan onay belgesi makale ile birlikte dergi yayın kuruluna gönderilmelidir. YAYIN HAKKI Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bilimsel yayın organı Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 7tepe Klinik Dergisi’nde yayımlanan yazıların telif hakkı Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ne aittir, başka yerde yayımlanamaz. Dergi, editörden yazılı izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kısmen veya tamamen kopya edilemez, fotokopi, teksir, baskı ve diğer yollarla çoğaltılamaz. Yayımlanan makale ve reklamlardaki fikir, görüş ve sonuçlar yazar(lar)a veya firmaya ait olup, Yayın Kurulunun düşüncelerini yansıtmaz. BİLİMSEL MAKALE ÇEŞİTLERİ Özgün Araştırma Klinik, laboratuvar, epidemiyolojik ve her türlü deneysel çalışmalar yayımlanabilir. Araştırma makaleleri aşağıdaki bölümlerden oluşmalıdır: • Özet ve summary • Giriş • Gereç ve Yöntem • Bulgular • Tartışma • Sonuçlar • Teşekkür • Kaynaklar 7tepeklinik 45 46 54 Derleme Diş hekimliği alanındaki güncel konulardan oluşan derlemeler doğrudan ya da davet edilen yazarlar tarafından yazılabilir. Derleme makaleleri aşağıdaki bölümlerden oluşmalıdır: • Özet ve summary • Metin • Kaynaklar Olgu Raporu Diş hekimliği alanında nadir görülen, tanı ve tedavisinde yenilik ve farklılıklar gösteren, tedavisi tamamlanmış ve takibi yapılmış olgulara yer verilir. Olgu sunumları aşağıdaki bölümlerden oluşmalıdır: • Özet ve summary • Giriş • Olgu • Tartışma • Kaynaklar YAZIM KURALLARI Araştırma ve derlemeler 15, olgu sunumları 5 sayfayı (özet, referanslar, tablo ve şekiller hariç) geçmemelidir. Gerektiğinde hakem değerlendirmesi öncesi yazar(lar) dan metinde kısaltma ve düzeltmeler istenebilir. Tüm yazılı metinler 12 punto büyüklükte “Times New Roman” yazı karakterinde iki satır aralıklı olarak yazılmalıdır. Sayfada her iki tarafta uygun miktarda boşluk bırakılmalı ve ana metindeki sayfalar numaralandırılmalıdır. Sayfa numaraları sayfanın sağ alt köşesinde yer almalı ve kapak sayfasına numara yazılmamalıdır. KAPAK SAYFASI: Bu sayfada makalenin Türkçe ve İngilizce başlığı, yazar(lar)ın akademik unvan(lar)ı ve ad(lar) ı, görev(ler)i ve kurum(lar)ı belirtilmelidir. Yazışmaların yapılacağı yazarın adres, telefon ve faks numarası ve e-mail adresi de bu sayfada yer almalıdır. Başlık sayfasına beş sözcüğü geçmeyecek şekilde kısa bir başlık (running title) da yazılmalıdır. Gönderilecek olan iki kopyada başlık sayfasında sadece makalenin adı olmalı ve metin içerisinde yer alan yazar ve kurum adlan silinmelidir. Makale daha önce tebliğ olarak sunulmuş ise tebliğ yeri ve tarihi belirtilmelidir. ÖZET: Ayrı sayfada olmak üzere hazırlanmalı, 150 sözcükten az 300 sözcükten fazla olmamalıdır. Özetin altına en az üç anahtar sözcük yazılmalıdır. SUMMARY: Özetin İngilizcesi yazılmalı, 150 sözcükten az 300 sözcükten fazla olmamalıdır. Özetin altına en az üç anahtar sözcük yazılmalıdır. 7tepeklinik 7tepeklinik GİRİŞ: Bu bölümde araştırmanın neden yapıldığı sorularına yanıt verilmeli, konu ile ilgili geçmiş literatür değerlendirilmelidir. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu bölümde çalışmada kullanılan materyal tanımlanmalı ve uygulanan yöntem detaylı biçimde anlatılmalıdır. BULGULAR: Bu bölümde, elde edilen bulgular açık ve kısa bir şekilde sunulmalıdır. Bu amaçla tablo, grafik ve fotoğraflar kullanılabilir. TARTIŞMA: Bu bölümde, giriş bölümünün tekrarı yapılmadan, bulguların önemi belirtilmelidir. SONUÇ(LAR): verilmelidir. Bu bölümde çalışmanın sonuçlan TEŞEKKÜR YAZISI: Gerekli görüldüğü durumlarda çalışmaya katkıda bulunanlara yazılır. KAYNAKLAR: Kaynaklar makalede geçiş sırasına göre numaralandırılmalı ve metin içerisinde aldığı numaraya göre kaynak listesinde gösterilmelidir. Kaynak listesi ayrı bir sayfada olmalıdır. Metin içerisinde kaynak numarası üst simge olarak verilmelidir. Metin içinde yazar ad sayısı beş veya daha az ise tüm adlar yazılmalı, fakat beş taneden fazla ise ilk yazar adı yazılmalı ve “ve ark.” kısaltması kullanılmalıdır. Kaynak bildirme “Uniform Requirements for Manuscripts Submitted to Biomedical Journals” (http://www.icmje.org) adlı kılavuzun en son güncellenmiş şekline uymalıdır. Dergiler: Yazar ad(lar)ı, makale adı, dergi adı (“lndexMedicus” ta verilen listeye göre kısaltılmalıdır), yılı, cilt numarası, ilk ve son sayfa numarası. Ör: Shannon KR, Nanda RS. Changes in the curve of Spee with treatment and at 2 years posttreatment. Am J Orthod Dentofacial Orthop 2004; 125: 589-596. Kitaplar: Bölümün yazarlarının ad(lar)ı, kitabın adı, kaçıncı baskı olduğu, yayımlandığı yer, yayınevi, yıl. Ör: Graber TM, Rakosi T, Petrovic AG. Dentofacial orthopedics with functional appliances. 2nd ed., St. Louis, Mosby; 1997. Kitap bölümü: İlgili bölüm yazar ad(lar)ı, ilgili bölüm adı, editör(ler), kitabın adı, yayımlandığı yer, yayınevi, yıl, ilk ve son sayfa numarası. Ör: Marsh PD, Nyvad B. The oral microflora and biofilms on teeth. In: Fejerskov O, Kidd E, editors. Dental caries the disease and its clinical management. 2nd ed. Blackwell Munksgaard; 2004. p. 29-48. TABLOLAR: Makale içindeki geçiş sıralarına göre arabik rakam ile numaralandırılmalıdır. Metin içerisinde de yerleri belirtilmelidir. Her tablo ayrı bir sayfaya yazılmalı, her biri ayrı bir başlık taşımalıdır. Tablolar tek başlarına anlamlı olmalı ve metni tekrarlamamalıdır. Daha önce yayımlanmış olan bilgi 55 47 veya tabloların kaynağı, ilgili tablonun altına iliştirilen bir dip not ile belirtilmelidir. KISALTMALAR: Kelimenin ilk geçtiği yerde parantez içinde verilir ve tüm metin boyunca aynı kısaltma kullanılır. RESİM VE ŞEKİL ALT YAZILARI: Resim ve şekiller jpeg ya da tiff formatında, piksel boyutu yaklaşık 500×400 ve 300 dpi çözünürlükte kaydedilmeli ve online olarak gönderilmelidir. Histolojik kesit fotoğraflarında büyütme ve boyama tekniği belirtilmelidir. Resim ve şekiller metinde geçiş sırasına göre numaralandırılmalıdır. Metin içerisinde de yerleri belirtilmelidir. Resim ve şekil alt yazıları makalenin sonunda ayrı bir sayfada verilmelidir. Resim ve şekil altyazıları kısa olmalı, metni tekrar etmemeli ve açıklayıcı olmalıdır. Resim veya şekillerde kullanılan sayı, sembol ve harflerin anlamı açık bir şekilde belirtilmelidir. BAŞVURU YAZISI: Bu mektupta yazının tüm yazarlar tarafından okunduğu, onaylandığı ve orijinal bir çalışma ürünü olduğu ifade edilmeli ve yazar isimlerinin yanında imzaları bulunmalıdır. Herhangi bir yazar, kurum ya da kuruluş ile çıkar çatışması olmadığı belirtilmeli ve bunun için “International College of Medical Journal Editors Form for the Disclosure of Conflict of Interest”e göre hazırlanmış olan “Çıkar Çatışması Formu” doldurulmalı ve gönderilmelidir. YAZARLAR İÇİN SON KONTROL LİSTESİ: Makalenizi Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 7tepe Klinik Dergisi’ne göndermeden önce lütfen bu bölümdeki maddelerle karşılaştırarak eksik olmadığından emin olunuz. • Editöre başvuru mektubu • Çıkar çatışması formu • Kapak sayfası (iki kopya – yazar adları bulunan ve bulunmayan) • Makalenin metni • Özet (Türkçe) • Summary (İngilizce) • Kaynaklar (Ayrı sayfada) • Tablolar ve grafikler • Resimler ve şekiller İLETİŞİM İÇİN: Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 7tepe Klinik Dergisi Yayın Kurulu Başkanlığı Adres: Bağdat Cad. No:238 34728 Göztepe/Kadıköy/ İstanbul/Türkiye Tel: +90 216 363 60 44 / 6412, 6418, 6427, 6440 Faks: +90 216 363 62 11 7tepeklinik 7tepeklinik 56 7tepeklinik
Benzer belgeler
Diş Hekimliğinde Nevuslar ve Malign Melanom
yumuşak doku ve sert doku ogmentasyonu ile rekonstriksiyonu............................................................................
Bu PDF dosyasını indir - Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Dergisi
Prof. Dr. Gonca Çayır Keleş (Ondokuz Mayıs Üniversitesi)
Prof. Dr. Jale Tanalp (Yeditepe Üniversitesi)
Prof. Dr. Leyla Kuru (Marmara Üniversitesi)
Prof. Dr. Mübin Soyman (Yeditepe Üniversitesi)
Pro...