Dişhekimi 50. Sayı - İzmir Dişhekimleri Odası
Transkript
Dişhekimi 50. Sayı - İzmir Dişhekimleri Odası
dişhekimi haber 1 haber 2 dişhekimi dişhekimi haber 3 haber 4 dişhekimi dişhekimi haber 5 haber 6 dişhekimi dişhekimi haber 7 editör dişhekimi Merhaba, Özlem KEKEÇ [email protected] Geçtiğimiz günlerde İl Sağlık Müdürlükleri tarafından muayenehanelere ve özel sağlık kuruluşlarına tebliğ edilen “Sağlık Net 2 Veri Gönderimi” başlıklı yazı üzerine tepkiler sürüyor. Tebliğde, özel sağlık kuruluşları ve muayenehanelerde çalışan tüm diş hekimlerinin, hastalarına ait tıbbi bilgileri, adı geçen merkezi sisteme bildirmek zorunda oldukları belirtilmekte. Uygulama, meslektaşlarımıza sistemle uyumlu bilgisayar yazılımının getirdiği mali yükün yanı sıra, oldukça geniş yelpazede istenen bilgilerle hasta hekim arasındaki mahremiyetin ihlalini de zorunlu kılıyor. İzmir Dişhekimleri Odası uygulamanın durdurulması ve iptali istemi ile Danıştay’da iptal davası açtı. Kamuoyunda “Tam Gün” olarak adlandırılan hukuki düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti, Karar 1 Ocak 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. Kararda, iptalin 1 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtiliyor. Bu arada muayenehanesini kapatan fakat mevcut gelişmeler sonucu yeniden açmak isteyen bir meslektaşımızın yazılı talebine Grup Başkanlığı “Sağlık Bakanlığı’ndan cevap bekleniyor” şeklinde yanıt verdi. Sağlık Bakanlığı’nın ne yapacağını biz de merak ediyoruz doğrusu. Her sayımızda ayrı bir engel, yorum ve gerekçe ile haber yaptığımız Özelden Hizmet Alımı konusu tam bir kaosa dönüşmüş durumda. Hizmet alımı konusu en son Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ı karşı karşıya getirdi. Babacan, dünyanın hiçbir yerinde uygulanmayan bir sistem olduğunu ve mali yükünün ağırlığını ileri sürerek tartışmaya son noktayı koydu. Olan yine uygulamadan umutlu binlerce dişhekimi ve hizmet bekleyen on binlerce hastaya oldu. 8 Sağlık Bakanlığı polikliniklerde çalışan meslektaşlarımız aleyhine verdiği bir karardan geri döndü. Eylül 2011 tarihinde Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce İl Sağlık Müdürlükleri’ne gönderilen bir yazı ile meslektaşlarımızın ortak olma hali dışında polikliniklerde sigortalı olarak çalışamayacakları bildirilmişti. Bu hukuka aykırı uygulama sürerken, Sağlık Bakanlığı’nın sınırlamanın dişhekimleri açısından uygulanamayacağına karar verdiği ve uygulamadan vazgeçtiği öğrenildi. Meslektaşımız Talat Buğur, TÜBİTAK‘tan aldığı 300.000 TL’lik destekle yıllardır hayalini kurduğu implant fabrikasını hayata geçirdi. Buğur ile implant üretimi fikrinin nasıl geliştiğini ve fabrikasının üretime geçme sürecini konuştuk. Diş ile Düş Arasında adlı ilk kitabıyla hem meslektaşlarımızın hem de kitapseverlerin beğenisini kazanan dişhekimi Müge Sandıkçıoğlu dergimizin sürekli yazarları arasına katıldı. Sandıkçıoğlu hayatın içinden sıcacık yazılarıyla, kitabıyla aynı adı taşıyan sayfasında bizlerle beraber olacak. Bu sayımızda ayrıca Amerikan Spor Diş Hekimliği Akademisi üyesi ilk Türk diş hekimi Elif Gündüz ile yaptığımız söyleşiyi ve yıllar içinde biriktirdiği çeşitli malzemelerden yapılmış onlarca kablumbağası olan meslektaşımız Ender Selçuk’un kablumbağalar üzerine kaleme aldığı enteresan yazıyı ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz. 50. sayımızı sizlerle paylaşıyoruz. Yaklaşık 9 yıldır beraberiz. Sizlerin de ilgisi ve katkısıyla daha nice sayılarda bir arada olmayı diliyoruz. Yeniden buluşana dek sevgiyle kalın… dişhekimi haber içindekiler 14 dişhekimi 28 “Sağlık Net 2 Veri Sistemi”nin amacı fişleme mi? TÜBİTAK’tan aldığı destek ile implant fabrikası kurdu EGE BÖLGESİ DİŞHEKİMLERİ ODALARI ULUSLARARASI BiLiMSEL KONGRE ve SERGiSi 17 ? Anayasa Mahkemesi’nin Tam Gün’e ilişkin iptal kararının, Resmi Gazete’de yayınlanması ardından Sağlık Bakanlığı’nın ne yapacağı merakla bekleniyor Aegean Region Chambers of Dentist International Scientific Congress and Exhibition Bilimsel Program katılımcılardan TAM NOT aldı 34 58 Polikliniklerde çalışabilmek için; Ortak olmaya 24 artık gerek yok Reklam İndeksi AlphaBio............................... 50-51 Basmacı Dental..........................49 Batı Dental.................................55 Bego İmplant........................ 40-41 Bezmialem Üniversitesi...............65 Biofocus.....................................57 Denta Solaris...............................2 Meslektaşımız Ender Selçuk “Elbette vardır, kaplumbağanın bir bildiği!“ GC........Ön kapak ve arka kapak içi GSK...................................... 7 - 45 Heraeus.......................................6 İpana Pro Expert........................13 Lider Diş............................... 12-33 Nucleoss............................... 20-21 Oral -B............................... 9 ve 11 Haber Sorumlusu Erdal BİLİCİ Sahibi İzmir Dişhekimleri Odas› ad›na Yönetim Kurulu Başkan› İlkay Karademirci Ülkü Sorumlu Yaz› İşleri Müdürü Özlem Kekeç Yay›n Kurulu İlkay Karademirci Ülkü, Özlem Kekeç 10 Görsel Yönetmen Birsen BAĞARDI KÖSEOĞLU Baskı Şan Ofset Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti. Candere Yolu No: 23 Ayazağa - İSTANBUL Tel: 0.212 289 24 24 Faks: 0.212 289 07 87 Ortotek..................................... 3-5 Sarp Dental.................................4 Sirona................................... 21-22 Tidal implant..............................19 Turkuaz Dental............................1 Ulusal Ecza Deposu....................61 Ünaldı Medikal............Arka Kapak Bas›m Tarihi: Ocak 2013 Yay›n Türü: Yayg›n Süreli Yay›n İletişim Adresi Anadolu Caddesi 40, Tepekule İş Merkezi D: 209 /210 /211 Bayrakl› İzmir Telefon 0.232 461 2152 - 461 3615 - 461 1571 Faks 0.232 461 3759 [email protected] Dergide yer alan yaz›lar›n hukuki sorumluluğu yazar›na aittir. Dergimiz 21.500 adet basılarak, Dişhekimlerine ve dişhekimliği fakültesi son s›n›f öğrencilerine ücretsiz dağ›t›l›r. haber 12 dişhekimi dişhekimi haber 13 sağlık net 2 veri sistemi dişhekimi “Sağlık Net 2 Veri Sistemi”nin amacı fişleme mi? Kanun Hükmünde Kararname yetkisi ile halkın özel hayatlarının kolay ulaşılabilir bir hale getirileceği uygulama sağlık çalışanlarının tepkisine neden oldu. Sistemin bu haliyle kişisel hak ve hürriyetlerin ihlal edilmesine yol açacağı, doktorların muhbir olmalarının istendiği vurgulandı. İl Sağlık Müdürlükleri tarafından muayenehanelere ve özel sağlık kuruluşlarına “Sağlık Net 2 Veri Gönderimi” başlıklı bir yazı tebliğ edilerek, 1 Ocak 2013’den itibaren özel sağlık kuruluşları ve muayenehanelerde çalışan tüm hekimlerin, hastalarına ait tıbbi bilgileri adı geçen merkezi sisteme bildirmek zorunda oldukları belirtildi. Bunun yanı sıra verileri elektronik ortamda gönderebilmek amacı ile sistem ile uyumlu bilgisayar yazılımı temin etmelerinin sağlanması talep edildi. Genelgeye göre gönderilmesi gereken bilgiler içinde bütün kimlik, adres, iletişim bilgileri, hamilelik testleri, sağlık geçmişi, özürlülük durumu, medeni hal, alkol-madde-sigara kullanımı, iş, meslek, öğrenim durumu, gelir durumu, hastalık şikayetleri, hastanın öyküsü, bütün tetkik sonuçları, tetkik istenen kurumlar, 15-49 yaş arası kadınların doğum, düşük türü ve sayıları, kadın sağlığı işlemleri, kullanılan aile planlaması yöntemi, gebelik testi sonuçları, son adet tarihi, babanın kan grubu, gebe olduğu tespit edilmiş olsun ya da olmasın, doğum ya da düşükle sonuçlanan tüm gebelikler, ağız ve diş sağlığı ile ilgili tüm koruyucu hekimlik, teşhis ve tedavi işlemleri ve daha pek çok bilgi yer alıyor. Bunların hepsi korunması gereken kişisel verilerin başında yer alıyor. Kaldı ki hem Avrupa insan hakları sözleşmesinin 8. Maddesi hem de anayasanın 20. Maddesine aykırıdır. Bakanlık hukuka aykırı uygulamayı 2 kasım 2011’de çıkarılan KHK’ya dayandırıyor. Yönetmeliği Bakanlık çıkardı, maliyeti hekimler karşılayacak Hastaların rızasını almaksızın, kişisel sağlık bilgilerinin otomatik olarak toplanıp işlenmesinin özel hayatın gizliliğine, hekimlerin sır saklama yükümlülüğüne, hastaların mahremiyet hakkına aykırı olmasının yanı sıra mali külfeti de hekimlere bırakılıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından, muayenehanelerin ve özel sağlık kuruluşlarının iletmesi gereken hasta bilgileri için kullanacağı bilgisayar programının, piyasada adı verilen özel firmalardan hekimler tarafından edinilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu durumda devletin hastaları fişlemesi için çıkardığı yönetmelik için, hekimler kendi imkanlarını seferber edip, pahalı olduğu bilinen bir bilgisayar programını satın almak zorunda bırakılıyor. Sağlık Bakanlığı kendi görev alanına dair bir “hizmeti” yürürlüğe koyarken, işin mali külfetini hekimlerin üzerine atıyor. İzmir’de sağlık çalışanları ortak açıklamayla hukuksuz uygulamaya karşı çıktı İzmir’de sağlık çalışanları ortak bir basın açıklamasıyla uygulamanın bir fişleme olduğunu vurguladı. İzmir Tabip Odası, Dişhekimleri Odası ve Hasta Hakları Derneği ortak gerçekleştirdiği basın toplantısıyla yaptığı açıklamada bakanlığın uygulamasına karşı çıktı ve hukuk dışı bu uygulamanın durdurulması için yasal yollara başvuracaklarını söyledi. 14 dişhekimi İzmir Tabip Odası Başkanı Suat Kaptaner uygulamanın Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi Konuyla ilgili olarak İzmir Tabip Odası Başkanı Suat Kaptaner ,“Bu bilgilerin paylaşım yasağı konusunda da yasal iki engel var; birincisi hastalarının buna onay vermiş olma hali, diğeri ise bildirim konusunda yasada düzenlenmiş bir zorunluluğun bulunmasıdır. İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesi ve Anayasa’nın 20. Maddesi ile koruma altına alınan hakların kullanılamaz ve güvencelerinin işlemez hale getirilmesi söz konusudur. Ayrıca yurttaşların sağlık bilgilerinin yanı sıra özel hayatla ilgili bilgi toplanması da dikkat edilmesi gereken bir nokta’’ dedi. Özel muayenehaneler de bu uygulamanın kullanılmasının ileride çok kötü sonuçlara sebep olacağını da vurgulayan Kaptaner, ‘’Şu an bile bir kişi hakkında bir doktorun bilgi vermesi mahkeme kararı ile yapılırken bu yönetmelikle herkes kişilerin özel bilgilerine kolayca ulaşabilecek. Psikiyatri , Kadın Doğum gibi hassas konularda hastalar doktora gitmek istemeyecek. İleride töre cinayetleri vb olaylar artacak. Bu durumda bunun sorumluluğunu kim alacak” şeklinde konuştu. Yönetmelik, sağlıkla ilgili verilerin özel kişi ve kuruluşlarla paylaşılmasının da önünü açıyor İzmir Dişhekimleri Odası Başkanı İlkay Karademirci Ülkü, yönetmelikte düzenlenmeyen bir ‘gizlilik taahhüt belgesi’ ile başvuran ve ‘alıcı’ olarak tanımlanan kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör kuruluşları ve gerçek veya tüzel kişilerle, yani talep eden herkesle bu verilerin paylaşılacağının düzenlendiğini belirtirken; bu madde ile herkesle tüm bilgilerin kullanılması kişilik haklarına aykırı. Kötü amaçlı kullanılabilir, kullanabilmelerinin önünü açıyor. Ayrıca bilgilerin güvenliği sorunu da var. Bilgiler merkezileştikçe veri kaybı ve hırsızlığı önlenemediği için toplu olan bu bilgiler kolayca ele geçebilecektir. Ülkemizde hastaların kişisel verilerinin toplanmasına ilişkin kanuni düzenleme henüz yapılmış değildir. Yönetmelik, genelge sağlık net 2 veri sistemi düzeyindeki yazılarla hastaların mahremiyetinin ihlal edilmesi dişhekimlerinden istenemez, beklenemez. İstenilen verilerin verilmemesi halinde yaptırım uygulanacağına yönelik ifadelerin de hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Sağlık Bakanlığından da, yasal bir alt yapısı olmayan ve hastaların rızasını aramayan, meslektaşlarıma da ek külfetler getiren bu talebinden vazgeçmesini talep ediyoruz. Yönetmelikle özel hastanelerin aynı hastalığın yoğun olduğu bölgelerde kampanyalar yaparak rant sağlaması da kolay hale gelecek’’ dedi. İzmir Tabip Odası, Diş Hekimleri Odası ile Sağlık ve Hasta Hakları Derneği, Sağlık Bakanlığı’nın Fişleme Yönetmeliği’ne karşı, sundukları bildiriyle ortak mücadele etme kararı aldı. İstanbul Tabip Odası yeni yönetmeliğe sert tepki gösterdi İstanbul Tabip Odası yazılı bir açıklama ile uygulamayı sert bir dille eleştirdi. İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ali Çerkezoğlu ve İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ümit Şen tarafından yapılan açıklamada, “Her yeri izlemek, herkesi dinlemek yetmedi. Sıra ülkedeki herkesin en mahrem bilgilerini hukuk etik dinlemeden, hiçbir süzgeçten geçirmeden toplamaya mı geldi? Alışmamız istenen “Bize güvenin biz sizin için en iyisini yaparız! Bunun için hukuka, güvenceye, ayrıntıya gerek yok” yaklaşımıdır” denildi Hekimler suç işlemeyle karşı karşıya kalacak Hastanın başvurduğu hekim ve sağlık kurumu, o hastanın sağlık kayıtlarını, ister yazılı ister elektronik ortamda olsun, korumak ve bu kayıtların başka kişilerce kullanılmasına izin vermemek zorundadır. Başka ifade ile hekimler hastalarının her zaman sırdaşı olmak durumundadır. Hekimin paylaşmak zorunda olduğu bilgiler, uluslararası anlaşmalar ve kanunlar tarafından belirlenmiştir. Bu bilgiler dışındaki tüm bil15 sağlık net 2 veri sistemi giler kişiseldir ve paylaşılmamalıdır. Kayıt sisteminde teknolojinin kullanılmaya başlanması, sağlık kurumunun ve hekimin, bilgi saklama zorunluluğunu ve sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sorun sadece hekimlerin değil, 72 milyon vatandaşımızın sorunudur. Hekimleri açıktan mevcut yasalar ve etik değerler açısından suç oluşturacak dayatmalarla karşı karşıya bırakmaya kimsenin hakkı bulunmamaktadır. Hekimler, bu dayatmalar karşısında hukuku ve hekimliğin evrensel değerlerini savunmaya, güvenilirliği kanıtlanmış, yasal dayanakları oluşturulmuş, hastanın mahremiyetini koruyan, hekimi zor durumlarda bırakmayacak bir sistem oluşuncaya kadar bu programı almamaya ve suç işlememeye davet edildi. Hekimler ortak tavır aldı TTB, hasta bilgilerinin paylaşımının evrensel hasta dişhekimi haklarına aykırı olduğunu, yine uluslararası kriterlere göre bu bilgilerin hekimin sır saklama yükümlülüğü dahilinde olduğu belirterek, bilgilerin aktarımı için gereken programı hekimlerin kendi imkanlarıyla edinmesinin de Anayasa’nın 73. maddesine aykırı olduğunu ifade etmiş, bakanlığa yazılı olarak bildirdiği metinde hukuka uygun bir sürecin yürütülmesi gerektiği ve gerekli bilgilendirmelerin yapılmasını istemişti. Ancak Sağlık Bakanlığı başvuruya doğrudan bir yanıt vermedi ve internet sitesi üzerinden ‘Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Veri Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelik Taslağı’nı yayınladı; ilgililerin görüş ve önerilerini istedi. Ancak tüm tabipler, etik sorunları çözmekten uzak, evrensel insan hakları ve hasta hakları anlayışını kavramamış bu yönetmelik tasarısı ile hukuksuzluğa kılıf yaratılmaya çalışılmasının sorunu ortadan kaldırmadığı konusunda ortak tavır aldı. Sağlık Net 2 Veri Sistemi’ne Danıştay’da iptal davası açtık İzmir Dişhekimleri Odası, Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünün 17 Kasım 2012 tarihli “Sağlık NET 2 Veri Gönderimi” konulu yazısının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemi ile Danıştay’da iptal davası açtı. Dava dilekçesinde; Sağlık Bakanlığı’nın gönderilmesini istediği hastalara ilişkin bilgi ve kayıtların sadece hastalığa ilişkin bilgileri içermediği hastaya ait pek çok özel hayatın gizliliği kapsamında olan bilgileri de içerdiği belirtilerek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere bazı uluslar arası sözleşmelere, Anayasa’nın ilgili maddelerine aykırı olduğu vurgulandı. Dava dilekçesinde sıralanan diğer itiraz noktaları şöyle; 4 Gerek hekimlik mesleğinin niteliği gerekse Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 4. maddesinde düzenlenen sır saklama yükümlülüğü gereğince; hekimlerin ve dişhekimlerinin hastalarına ilişkin sırları saklama yükümlüklerinin bulunduğuna, 4 Ceza Kanun’da hastanın sırrının hukuka aykırı olarak paylaşılması suç olarak tanımlandığına, 4 Ceza Usulü Kanununda da hekimlerin ve dişhekimlerinin tanıklıktan kaçınmasına izin verildiğine; iptali istenen yazının hekim ile hasta arasındaki mahremi- 16 yet ilişkisinin ihlalini sonuçladığı gibi dişhekimlerini ve hekimleri mevzuata ve meslek etiğine aykırı hareket etmeye hatta suç işlemeye zorladığı belirtildi. Sağlık Bakanlığı, muayenehanelerden ve özel sağlık kuruluşlarından kamusal görevlerini yürütebilmek amacıyla hastaların kişisel bilgilerini istediğini belirtmesine karşın; bilgilerin aktarılması için gerekli olan bilgisayar yazılımlarının ne şekilde temin edileceği ve hekimlere yükleyecek olduğu mali külfetin ne olacağı bilinmemektedir. Bu nedenle dilekçede Sağlık Bakanlığı’nın gerekli gördüğü uygulamanın gerçekleşmesi için hekimlerde bulunması gereken bilgisayar programını da temin etmekle yükümlü olduğu; Anayasa’nın 73. Maddesi gereğince mali yükümlülüklerin ancak yasa ile getirilebileceği, davalının idari bir işlemi ile hekimlere mali yükümlülük getirilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Uygulamanın açıkça hukuka aykırılığı yanında; toplanan verilerin gizliliğinin ve güvenliğinin nasıl sağlanacağı ya da bu hususun nasıl denetleneceği konusunda da hiçbir açıklık getirilmediği de vurgulandı. dişhekimi ? tam gün yasası Anayasa Mahkemesi’nin Tam Gün’e ilişkin iptal kararının, Resmi Gazete’de yayınlanması ardından Sağlık Bakanlığı’nın ne yapacağı merakla bekleniyor 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden getirilen ve kamuoyunda “Tam Gün” olarak adlandırılan hukuki düzenleme 2012 Temmuz ayında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Anayasa Mahkemesi hükmünde; gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından altı ay sonra yürürlüğe gireceğini belirtmişti. Anayasa Mahkemesi’nin “Tam Gün” e ilişkin gerekçeli iptal kararı 1 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararda; kamuda çalışan hekim ve dişhekimlerinin ikinci bir işte çalışamamaları yönünde getirilen yasağın, hükümete kanun hükmünde kararname yetkisi veren 6223 sayılı Yetki yasasının kapsamı dışında, sınırlar aşılarak getirilmiş olan bir düzenleme olduğu ve bu nedenle de iptali gerektiği belirtildi. Anayasa Mahkemesinin kararında, iptalin Resmi Gazete’de yayımlanmasından altı ay sonra yani 1 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe girecek olduğu belirtilmesine karşın; Anayasaya aykırılığı belirlenmiş olan sınırlamaların uygulanmasının hukuka aykırılık oluşturacağı açıktır. Anayasa Mahkemesi’nin kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce de Muğla 2. İdare Mahkemesi ve Adana 1. İdare Mahkemesi ; 18.07.2012 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı ile 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Tam Gün”e ilişkin maddelerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiği, gerekçeli kararın Resmi Gazetede yayımlanmasının beklenilmesine gerek bulunmadığı, sınırlamaların devamının hukuki dayanağının kalmadığı belirtilerek; kamuda çalışan hekim ve dişhekimlerinin mesai saatleri sonrasında özel sağlık kuruluşlarında çalışmasının önünde bir engel bulunmadığına vurgu yapılmıştır. Bahsi geçen Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı ve bahsi geçen mahkeme kararları dikkate alındığında; Tıp ve Diş Hekimliği Fakültele- rinde görevli öğretim üyelerinin uygulamalı eğitim, öğretim ve araştırma amacı ile tanı ve tedavi hizmeti verebilecekleri; kamuda çalışan dişhekimlerinin mevzuattaki gerekli koşullara uygunluk sağlamak ve mesai saatleri sonrasında çalışmak kaydı ile muayene açmak için başvuruda bulunabilecekleri, başvurularının reddi halinde idari yargıda dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Dişhekimlerinin mesai sonrası çalışmaları yönündeki yasal engelin ortadan kalkmasının sonuçları ne olacak? Tam Gün Yasası sebebiyle muayenehanesini kapatıp kamuyu tercih eden bir meslektaşımız, bu hukuki gelişmeler üzerine Odamızın da hukuki desteğiyle bağlı bulunduğu Grup Başkanlığı’na mesai sonrası çalışmak üzere muayenehane açılışı için yazılı talepte bulundu. Meslektaşımıza bu konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı’ndan cevap beklendiği söylendi. Olumsuz bir cevap gelmesi halinde meslektaşımıza İzmir Dişhekimleri Odası olarak verdiğimiz hukuki desteği sürdüreceğiz. 17 haber dişhekimi Özelden hizmet alımı kaosa dönüştü Bütçe engeline takıldı, Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan karşı karşıya geldi, Babacan son noktayı koydu, olan yine dişhekimlerine oldu. Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik Çelik, “Ağız sağlığı, aslında hastalıkların önlenmesinde ana koruyucu hizmetlerin önemli bir basamağı. Diş tedavisinin öneminin küçümsenmemesi gerekiyor. Uygulamanın kısa sürede başlamasını bekliyoruz. 2012 eylem planında hastaların ‘sevk olmadan’ da özel hastane ya da diş hekimlerine gidebilmesi planlanmıştı. Ancak bu planlar EKK’ya (Ekonomi Koordinasyon Kurulu) takılmış ve hizmet alımı tam bir belirsizliğe dönüşmüştü. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, 15 bin özel diş hekiminden sosyal güvenlik kapsamında doğrudan yararlanılmasını öngören projesine sıcak bakmadığını açıkça ortaya koydu. Bu gelişmenin ardından iki bakan ayrı görüş savunarak karşı karşıya geldi. İki bakan, iki ayrı görüş Özelden sevksiz hizmet alınması ve SGK tarafından karşılanması konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, diş tedavisinin öneminin küçümsenmemesi gerektiğini, uygulamanın kısa sürede başlamasını beklediklerini belirtmişti. Ancak Başbakan Yardımcısı Babacan son yaptığı “Dünyada böyle bir uygulama yok. Kimse beklentiye girmesin” açıklaması ile tüm umutları bitirdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, bütçe görüşmeleri sırasındaki sorular üzerine, diş tedavisi konusunun Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda (EKK) ele alındığını ve ‘bekletelim’ dediklerini belirtirken, “Diş tedavisi için uygun ortam arayacağız. Ekonomik boyutu var. Onu da devreye koymamız lazım” dedi. Özel hastanelerden diş tedavisi alınmasının önemine dikkat çeken Çelik, “Ağız sağlığı, aslında hastalıkların önlenmesinde ana koruyucu 18 Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Bu konuda beklentiyi yükseltmeye arzum yok. Dünyada hemen hemen hiç uygulanmayan, ileri derecede bu kadar her şeyi kapsayan bir sigortanın Türkiye’de uygulanmasının mali sonuçlarını mutlaka iyi hesap etmemiz lazım. hizmetlerin önemli bir basamağı. Bu hizmetin esirgenmemesi gerekiyor. Uygulamaya genel bakışımız olumlu, en kısa sürede adım atarız” dedi. Bu uygulamanın bedeli çok ağır Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bunun ağır bir yük getireceğini doğrulayarak, ‘Henüz önümüze bir maliyet rakamı gelmiş değil ama benim, açıkçası, bu konuda beklentiyi yükseltmeye arzum yok. Çünkü dünyada hemen hemen hiç uygulanmayan, ileri derecede bu kadar her şeyi kapsayan bir sigortanın Türkiye’de uygulanmasının mali sonuçlarını mutlaka iyi hesap etmemiz lazım’ dedi. Babacan, dişle ilgili konuların hiçbir ülkede kolay kolay sigorta kapsamına alınmadığını, çok masraflı olduğunu vurgulayarak, ‘Alacağınız o primlerle bunun masrafını karşılamak çoğu sigorta sisteminde mümkün olmamaktadır ama bu, ilgili kuruluşlarımız tarafından çalışılıyor, bakılıyor’ dedi. Ortaya iki bakandan iki ayrı ayrı görüş çıktı. Özelden hizmet alımı haberleri yüzünden zor günler geçiren dişhekimleri bir kez daha hayal kırıklığı yaşadı. Sağlık Bakanı’na plaket ne için verildi? Sağlık alanında yaşanan olumsuz gelişmelerin ardından Mesleğimize yapmış olduğu “Üstün katkılarından dolayı (!)” Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a Dişhekimleri Haftası’nda TDB tarfından plaket verilmesi sanıyoruz ki başta Sayın Bakan olmak üzere bir çok meslektşımızda bşaşkınlık yarattı. dişhekimi haber 19 haber 20 dişhekimi dişhekimi haber 21 haber 22 dişhekimi dişhekimi haber 23 haber dişhekimi Polikliniklerde çalışabilmek için; Ortak olmaya artık gerek yok 2011 Eylül ayında bir il Sağlık Müdürlüğü’nün görüş sorması üzerine, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce İl sağlık Müdürlüklerine gönderilen yazı ile; dişhekimlerinin polikliniklere ortak olarak çalışmasının mümkün olmadığı ancak merkezlerde çalışmasının mümkün olduğu bildirilmişti. Ayrıca meslektaşlarımızın polikliniklerde sigortalı olarak çalışmalarına izin verilmemişti. Bunun üzerine meslektaşlarımız küçük bir yüzde ile polikliniklere ortak olarak çalışmaya başlamışlardı. Bu yanlış uygulamaya Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğinin “Poliklinik, mesleğini serbest icra etmek hak ve yetkisi olan tabipler tarafından müşterek halde, sadece o poliklinik bünyesinde meslek icra etmek şartıyla açılır” hükmü dayanak olarak gösterilmekteydi. Odamızın hukuki desteği ile bir meslektaşımızın poliklinikte çalışma talebinin reddeilmesi üzerine dava açılmıştı. Bu davadaki temel argümanımız “Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapan Özel sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmelik” değil, yürürlükte bulunan “Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmelik” olmuştu. Söz konusu yönetmelikte de bu konuda yasaklayıcı bir düzenleme bulunmadığı gerekçeleri ile dava açılmıştı. Dava dilekçesinde mevcut hukuki durum gereğince dişhekimleri açısından böyle bir sınırlama getirilmesinin mümkün olamayacağı ayrıca; 1219 sayılı yasanın 12. maddesinde bir hekimin hangi sınırlamalar içerisinde mesleğini ifada edeceğinin belirtildiğine, bu maddede de bu yollu bir sınırlama bulunmadığına vurgu yapılarak böyle bir sınırlamanın hekimler açısından da getirilemeyeceği belirtilmişti. Bu konu ile ilgili dava süreci devam ederken İzmir İl sağlık Müdürlüğü’nden şifahi olarak alınan bilgiye göre; Sağlık Bakanlığı’nın bu hukuka aykırı görüş ve uygulamasından vazgeçtiği öğrenildi. İl Sağlık 24 Meslektaşımız Özgül Gülenç bir poliklinikte çalışmak için başvurmuş, ancak poliklinikte çalışmasına izin verilmediği için odamız aracılığıyla dava açmıştı. 16.04.2012 tarihinde açılan dava halen İzmir 3. İdare Mahkemesi’nde sürüyor Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre dava dilekçemizde de belirtildiği gibi bu sınırlamanın dişhekimleri açısından uygulanamayacağı kararı verildi. Bu bilgiler doğrultusunda bundan böyle meslektaşlarımızın ağız ve diş sağlığı hizmeti sunan polikliniklerde sigortalı olarak çalışmalarına izin verileceği belirtiliyor. dişhekimi haber SUT’ta değişiklik yapan 9 Kasım 2012 tarihli tebliğe karşı Odamız tarafından dava açıldı İzmir Dişhekimleri Odası Tarafından 09.11.2012 tarihinde Resmi Gazetede Yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’in deki “… “Ağız ve Diş Sağlığı Muayene ve Tedavi Ücretleri Rehber Tarifesi” nde yer alan fiyatlar tavan olmak kaydıyla, fatura tutarı üzerinden ödenir. Ancak ödeme tutarı; tedavinin yapıldığı ilde o işlem için fatura edilen en düşük fatura tutarını geçemez. En düşük tutarın SUT eki Ek-7 de yer alan tutardan az olması halinde bu tutar en düşük tutar hesabında dikkate alınmaz” ibaresi ile “ SUT eki EK-7 Listesinde (*) işaretli olan tedaviler ile 7.1 başlıklı bölümde yer alan tedavilere ait giderlerin karşılanabilmesi için, tedavinin konularında uzman veya doktoralı diş hekimleri tarafından yapıldığının belgelenmesi gerekmektedir.” maddelerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle dava açıldı. Bilindiği gibi 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Ağız ve diş sağlığı hizmeti veren özel sağlık kurum ve kuruluşlarının yapmış oldukları hizmetin bedelini belirleyen Türk Dişhekimleri Birliğinin asgari ücret tarifesi uyulması zorunlu olan bir tarife olmaktan çıkarılmış, rehber tarifeye dönüştürülmüş, Kanun Hükmünde Kararname’de ağız ve diş sağlığı hizmeti veren kamusal kuruluşlarda tedavisi yapılamayan ve zorunlu olarak ağız ve diş sağlığı hizmeti üreten özel sağlık kurum ve kuruluşlarına yapılan sevklere ilişkin ödemelerin ne olduğu ya da nasıl belirleneceği hakkında hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Bunun üzerine SGK Genel Müdürlüğü’nün hukuki yorumu nedeniyle 2012 yılı başlarından itibaren “artık uyulması gereken bir asgari ücret tarifesi kalmadığı” gerekçesi ile sevkli hastaların geri ödemelerinde o il bazında aynı tedavi için dişhekimleri tarafından kesilmiş en düşük serbest meslek makbuzu üzerinden ödeme yapılması uygulamasına gidilmiştir. Uygulamaya karşı Odamız tarafından İdari yargıda dava açılmış ve sürmekte iken; hukuka aykırı uygulamayı hukuki düzenleme boyutuna taşıyan 09.11.2012 tarihli tebliğ yayımlanmıştır. Tebligatın ilgili maddesinin en temelinde Anayasamızın temel ilkelerinden olan Hukuk Devleti ve Sosyal Devlet ilkesinin, ayrıca sağlıklı yaşam ve tedavi hakkı olmak üzere hasta haklarının ihlali olduğu belirtilerek, Devletimizin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Haklar Sözleşmesinin Sosyal Güvenlik Hakkını düzenleyen ilgili maddesi ve Sağlık Standardı başlıklı 12. maddesi’ne de aykırılığı gerekçesi ile yürütmesinin durdurulması ve iptali istenmiştir. 06.04.2011 tarihli ve 6225 sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 1219 sayılı yasada yapılmış olan değişiklik sonucu Dişhekimliğinde sekiz adet uzmanlık dalı getirilmiş olmasına karşın yine 1219 sayılı yasanın hala yürürlükte olan 29. ve 30. maddeleri gereğince tüm dişhekimleri, ağız ve diş sağlığına yönelik bütün tedavileri yapmaya yetkilerinin bulunduğu, Dişhekimliği fakültelerinde gerekli eğitimi alarak yeterli donanımla mezun olan dişhekimleri, gerek yeterliliklerinin belgesi diplomalarına gerekse yasadan kaynaklı yetkilerine dayanarak ağız ve diş sağlığına ilişkin tüm tedavileri yaygın olarak gerçekleştirmekte oldukları belirtilerek Genelgenin B bölümünün 4. maddesinin; yasalara, yaşam hakkına, sağlık sorunlarının ertelenemez ve ikame edilmez nitelikte oluşuna, Sosyal Devlet ilkesine, halk sağlığına ve kamu yararına açıkça aykırı olması nedeniyle yürütmesinin durdurulması ve iptali istenmiştir. 25 haber dişhekimi TDB Olağanüstü Başkanlar Toplantısı İstanbul’da gerçekleştirildi 4 Lisans yönetmeliği kabul edilemez 4 Sağlık 2 Veri Sistemi Mahremiyet İhlali 4 Sağlık meslekleri Kurulu Yönetmeliği Anayasa ihlalidir. Dişhekimlerinin hastalarına ilişkin kişisel verileri internet üzerinden Sağlık Bakanlığı’na iletmeleri zorunluluğu getiren Sağlık 2 Net sistemiyle ilgili olarak önce TDB Başkanvekili Dr. Serdar Sütçü bir sunum yaptı. Hasta-hekim ilişkisinin özünde mahremiyet olduğunu, Avrupa‘da Veri Koruma Kanunu’nun bulunduğunu, bu konuda bu verilerin 3.kişilerle hangi koşullarda paylaşımına izin verilebileceğini oysa bizde henüz böyle bir kanun olmadığını ve ‘’Verilerin Efendisinin Hastalar” olduğunu ifade etti. TDB hukuk danışmanı Mustafa Güler konunun Anayasa ve yasalardaki yeri hususunda bilgi verdi. Oda başkanları bu düzenlemenin 3 ay ertelenmesinin çözüm olmadığını, buna tümüyle karşı çıkılması gerektiği, dişhekimlerinin kendileriyle ilgili olmayan bir konuda bir yazılım satın almaya mecbur edilemeyeceği ,bu verilerin başka ellere geçmesinin ve ticari ya da başka amaçlarla kullanılmasının mümkün olduğu ancak verilerin ‘’istatiki amaçlı gönderilmesi” durumunda bile bunun Sağlık Bakanlığı’nın göstereceği ücretsiz bir linkten bu bilgilerin iletilebileceği, hekimlere yeni maddi külfeti kabul etmeyeceklerini, şu anki mevzuatta bu bilgilerin iletilmesinin herhangi bir yaptırımı olmadığını ifade ettiler. İkinci gündem maddesi, 30 Kasım’da yayımlanan Sağlık Hizmetleri Lisanas Yönetmeliği idi. Bunun yeni bir imtiyaz olduğunu ,yönetmelikte adı geçen tüm sağlık hizmet sunucusu gerçek ve tüzel kişileri kapsadığını ,bunun Dünya’da bir örneğinin olmadığı ve Anayasa ‘nın bize vermiş olduğu hakla muayene vb… 26 sağlık kuruluşu açabildiğimizi artık sadece ‘’diplomaya sahip olmanın yeterli olmayacağı ‘’ ciddi bir sermaye birikiminin şart olacağı ve süreç içerisinde bunun sağlıkta tekelleşmeye neden olacağı vurgulandı.’’LİSANS YÖNETMELİĞİNİN KABUL EDİLEMEYECEĞİ ‘’ ifade edildi. Üçüncü gündem maddesi, 14 Aralık 2012’de çıkan ‘’Sağlık Meslekleri Kurulu” yönetmeliği ele alındı. Ağırlıkla bakanlık bürokratlarınca oluşturulan bu kurulda Sağlık Meslek Örgütleri’nin temsilinin göstermelik olduğu ve bu kurulun Sağlık Meslek Kuruluşları’na ait pek çok yetkiyi (‘’sağlık mesleklerinde eğitim müfredatı, mesleki alan ve dal belirlenmesi gibi mesleki düzenlemelerde ve istihdam planlamalarında görüş bildirmek, mesleki yeterlilik değerlendirmesi yapmak, mesleki müeyyide uygulamak ,etik ilkelri belirlemek’’) gasp ettiği ve bunun açıkça Anayasa İhlali olduğu belirtildi. Çünkü Anayasa’nın 135. Maddesi’ne göre bu yetki, meslek örgütlerine aittir. Lisans Yönetmeliğinin Daha İyi Hizmete Katkısı olmayacağının, Sağlık 2 veri Sistemi’nin mahremiyet ihlali olduğunun vurgulandığı toplantı sonunda birlik tarafından yapılan açıklamada, ‘’Yapılan düzenlemelere tümüyle bakıldığında bir yandan Sağlık Meslek Mensupları ucuz iş gücü, emeklerini satan kişiler haline getirilirken, öte yandan sağlık meslek örgütlerinin mevcut düzenlemelerdeki yetkileri ellerinden alınmaktadır. Bu politikalar bizi mesleğimize, meslektaşlarımızın haklarına ve toplumun sağlık hakkına sahip çıkmaktan alıkoyamayacaktır. Doğruları söylemeye aynı kararlılıkla devam edeceğiz’’ denildi. haber dişhekimi 22 Dişhekimleri Haftası kutlandı SIM KAS 22 Kasım Dünya Diş Hekimleri Günü izmir Dişhekimleri Odası tarafından düzenlenen etkinliklerle kutlandı. Ülkemizde dişhekimliğinin bilimsel anlamda kuruluşunun gerçekleştiği tarihe işaret eden 22 Kasım Dişhekimleri günü ve içinde bulunduğu hafta, İzmir Dişhekimleri Odası tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. İlk kutlama Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk heykeline çelenk bırakılması ile başladı. Dişhekimliği fakülteleri dekan ve yöneticilerinin de katıldığı törende dişhekimliğinin dünü ve bugünü konuşuldu. Kutlamaların ikinci bölümü ise Tepekule Kongre Merkezi Ege Salonu’nda gerçekleştirildi. Törene İzmir Dişhekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İlkay Karademirci Ülkü ve yönetim kurulu üyeleri ev sahipliği yaptı. İzmir’de bulunan dişhekimliği fakültelerinin temsilcilerinin de katıldığı törende İzmir Dişhekimleri Odası’na kayıtlı ve mesleklerinde 25 ve 40 yılı dolduran meslektaşlarımız birer plaketle ödüllendirildi. Törene çeşitli il- lerde yaşamlarını sürdüren çok sayıda meslektaşımız katıldı. Törende 25 yıl önce mezun olan ancak kep giyme şansı bulamayan dişhekimleri, bu sevinci 25 yıl sonra yaşayınca ortaya renkli görüntüler çıktı. Gece düzenlenen kokteylle sona erdi. 27 röportaj dişhekimi TÜBİTAK’tan aldığı destek ile implant fabrikası kurdu Dişhekimi Talat Buğur TÜBİTAK’tan sağladığı 300 bin TL’lik hibeyle implant fabrikası kurdu Meslektaşımız Dr. Talat Buğur uzun çalışmalar sonucu yerli implant üretimini gerçekleştirdi. Projesini TÜBİTAK’a gönderen Buğur, 300 bin TL’lik destek alarak implant fabrikası kurdu. İstanbul’da serbest olarak dişhekimliği yapan Buğur İstanbul Çekmeköy’de kurduğu fabrikanın öyküsünü dergimizle paylaştı. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? 1990 senesinde Tarsus Amerikan Lisesi’nden mezun oldum. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde sonra Fransa Bordeaux II Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı’nda doktora yaptım. İmplant fabrikası kurma fikri nasıl gelişti? Daha öğrenciyken 1991 yılında İstanbul’da ‘implant’ ile ilgili bir kongreye katıldım ve yerli implant üretim fikrim ilk kez o gün ortaya çıktı. Uzun yıllar hem finansman birikimi hem de konuya hakim olmak için uygun zamanı bekledim. Özellikle son 5 yıl içinde projeye konsantre olmuştum. “Deneysel metotlar ile desteklenen yeni bir dental implant modelinin tasarlanması ve geliştirilmesi” projesi ile 2011 yılında TÜBİTAK’a başvurdum. DTİ İmplant Sistemleri Şirketi olarak, TÜBİTAK’tan destek aldım ve yıllardır hayalini kurduğum implant fabrikasını üretime geçirdim. Tübitak dışında başka kuruluşlardan destek aldınız mı? TÜBİTAK’ın “1507 KO-Bl Ar-Ge Başlangıç Programı” kapsamında 300 bin TL destek alma hakkını kazandım. Destek kapsamına giren yatırımımın yüzde 75’i TÜBİTAK tarafından karşılanıyor. Finansal olarak Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası kaynaklı Türkiye Kalkınma Bankası aracılığıyla Yapı Kredi Bankası perakende 28 destek bölümünden destek aldık. Toplam 2 milyon dolara mal olacak fabrikamın yatırımına başladığımız günlerde Yapı Kredi’yle yeniden bir araya geldik. Yapı Kredi’den Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası (AKKB) kaynaklı ve Türkiye Kalkınma Bankası aracılığıyla 48 ay vadeli düşük faizli bir kredi aldık. Türkiye’de birçok saygın üniversite de bu oluşumun bir parçası oldu. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Biyokimya Bölümü (Sayın Prof. Dr. Yegane Güven), Atatürk Üniversitesi Makina Müh. Bölümü ve Namık Kemal Üniversitesi Biyomalzeme Ana Bilimdalı’ndan da destek aldık. TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü’yle birlikte çalışmak başarımıza yön vermiştir Bu fikir ve üretim süreci çevreniz tarafından nasıl karşılandı? Açıkça söylüyorum en büyük desteği kendi meslektaşlarımdan aldım. Birçok meslektaşım projenin başından itibaren prototip ürünler çıktığında projeyi canla başla desteklediler. Türkiye’den birçok meslektaşımın bize ulaşıp bu kaliteli ürünü hem tanımak hem de kullanmak istemeleri ve fabrikamızı ziyaret etmek istemeleri bizleri fazlasıyla mutlu etmektedir. dişhekimi röportaj liştirmektir. Ayrıca cerrahi setimizde bulunan 37 adet stoperli frez hekimlere çok rahat bir çalışma olanağı sağlamaktadır. Yurtdışı kaynaklı büyük firmalarla nasıl rekabet etmeyi düşünüyorsunuz? Örnek vermek gerekirse bundan yaklaşık 15-20 yıl önce Güney Kore’de bir kaç dental implant firması vardı fakat bugün Güney Kore ülke olarak dental implantta gerçekten birçok firmayla rekabet eden bir konuma gelmiştir. İnanıyorum ki önümüzdeki yıllar içinde Türkiye’de de bir çok yeni dental üretici firma olacaktır ve bu firmaların bir kısmı dünyada liderliğe soyunup ülke ekonomisine de katkı sağlayacaktır. Bu arada İsviçre, Almanya, Fransa ve Azerbaycan’a ihracatımız başlamıştır. Yerli ürün konusundaki önyargıları ortadan kaldırmak için bir planınız var mı? Açıkçası ben böyle bir düşünceye karşıyım. Bugün örnek verecek olursak diğer sektördeki Türk firmalar artık yabancı firmalarla rekabet edecek konuma gelmişlerdir. Biz de DTİ İmplant olarak dental implant konusunda dünyada rekabet edecek şekilde arge ve inovasyon çalışmalarımızla daha da büyüyoruz. Biz önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde piyasaya süreceğimiz implantlarla ilgili şuan çalışmalarımızı bitirmek üzereyiz. Fabrikamızda şu an implant yüzeyi olarak nano teknolojik SLA yüzeyi üretmekteyiz, ama Ar-Ge departmanımız değişik kurumlarla farklı yüzeyler elde etmek için inovasyon çalışmalarına devam etmektedir. Amacımız dünyanın her yerindeki diş hekimlerinin tercih edeceği nitelikte ürünler ge- Üniversite yıllarında Tübitak’tan burs aldınız şimdi de projenize destek. Tamamen tesadüf mü? Güzel bir soru. Bildiğiniz gibi Türkiye’de bilimsel anlamda projelerin öncülüğünü yapan ve en güvenilir kurumların başında TÜBİTAK gelmektedir. Üniversite yıllarımda TUBİTAK’tan burs aldığım doğrudur. Şuanda da bir çok Türk firması TUBİTAK tarafından desteklenmektedir. Bunlardan biri de DTİ implant olmuştur. Her firma gerekli koşulları yerine getirildiğinde, belirli kriterlere ulaştığında tabii ki TUBİTAK’tan hibe alabilir. Sorunuzun cevabı ise evet tesadüf belki de kader. Dişhekimliği mesleğini sürdürecek misiniz yoksa ibre iş yaşamını mı gösterecek? Tabii ki tedavi etmek en az üretmek kadar zevkli bir duygudur. Benim DTİ İmplant’ta ki görevim CEO’dur. CEO olarak şirketin genel çalışmalarını kontrol ediyorum aynı zamanda Arge ve İnovasyonla ilgili bilimsel çalışmalarda zamanımı harcayacağım. 29 haber dişhekimi Şirket ünvanıyla muayenehane işletilememesi konusunda İl Sağlık Müdürlüğü ile görüşme yapıldı Şirket ünvanıyla muayenehane ruhsatı bulunan meslektaşlarımızın, şahıs olarak vergi mükellefi olmaları ve vergi levhaları ile İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurmaları gerekiyor Son dönemde, çalışma ruhsatlarını şirketleri adına ve muayene biçiminde almış olan meslektaşlarımıza İl Sağlık müdürlüğü tarafından, şirketlerin ortaklarının tamamı dişhekimi olsa bile muayene işletmesinin mümkün olmadığı yönünde yazılar tebliğ edilmekteydi. Sağlık Bakanlığı’nın 2004 tarihli bir yazısına dayanan yazı ile ilgili Sağlık Bakanlığı’nın hukuki görüşü ve yazısı ile ilgili hukuki sürecin tamamlanmasının ardından bundan sonraki gelişmelerin neler olabileceği hakkında İzmir Dişhekimleri Odası Başkanı İlkay Karademirci Ülkü İl Sağlık Müdürlüğü ile bir görüşme gerçekleştirdi. Yapılan görüşme ve konu hakkında oda avukatından alınan sözlü görüş sonucunda; şirketleri üzerinden çalışma ruhsatları bulunan ve muayenehane biçiminde mesleklerini icra eden meslektaşlarımızın şahıs olarak vergi mükellefiyeti tesis ettirmeleri ve vergi levhaları ile İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurmaları gerekliliği ortaya çıkmıştır. Meslektaşlarımızın şirketlerini kapatmaları gerekmemektedir, ancak muayenehaneleri için şahsi vergi mükellefiyeti tesis etmeleri ve vergi levhalarını İl Sağlık Müdürlüğü’ne iletmeleri yeterli olacaktır. İl Sağlık Müdürlüğü’nden alınan diğer bilgi ise; Çalışma ruhsatlarında; ruhsat sahibi şirket olarak yazılmakta ise çalışma ruhsatı tekrar çıkartılacak; Ancak çalışma ruhsatında ruhsat sahibi kişi olarak yazılmakta ise çalışma ruhsatının tekrar çıkartılmasına gerek olmayacaktır. Meslektaşımız Prof. Dr. Nurselen Toygar’a yılın öğretmeni ödülü verildi Türk Anneler Derneği, Gönüllü Hastane Anneleri, Halk Eğitimciler Derneği, Karşıyaka Kent Konseyi Öğrencileri ve EÜ Diş Hekimliği Fakülte Öğrencileri, EÜ Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurselen Toygar’ı, “yılın öğretmeni” ödülüne layık gördü. Buca, Şehit Astsubay Ümit Başaran İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirilen törende Prof. Dr. Nurselen Toygar’a Yılın Öğretmeni Ödülü, kendi fakülte öğrencilerinin dışında, toplumda yer alan diğer öğrencilerin, gençlerin, çocukların, kadınların hayatına eğitimle katkıda bulunması nedeniyle verildi. Prof. Dr. Toygar ödülünü, Türk Anneler Derneği Buca Şubesi Kurucusu Gülşen Örenel’den aldı. Prof. Dr. Toygar duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Bu onurun bana verilmesi, beni inanılmaz derecede mutlu etti, yüreklendirdi. Beni bu ödüle layık gören, sivil toplum kuruluşlarımıza, İzmir halkına ve 30 fakültem öğrencilerime gönülden teşekkür ediyorum. Hangi meslek olursa olsun, temel özellik önce insan olabilmek olmalıdır. Bunu bilen ve başaran her genç, her çocuk, iyi bir anne -baba, iyi bir vatandaş olacak. Ben bu inançla bu hizmetlerimi sürdürüyorum ve sürdürmeye de devam edeceğim” diyerek duygularını ifade etti. haber dişhekimi Prof. Dr. Haluk Baylas törenle akademik hayatını noktaladı Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı tarafından düzenlenen bir törenle, eski Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Baylas 41 yıllık akademik hayatına noktayı koydu. Ankara Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi’nden 1969 yılında mezun olan Prof. Dr. Baylas, 1971’de akademik hayatına başladı. Baylas, 41 yıllık akademik hayatı boyunca Dekanlık, Türk Musikisi Konservatuarı Müdürlüğü, Rektör Yardımcılığı, İzmir Dişhekimleri Odası Başkanlığı, SKS Başkanlığı gibi çok önemli görevleri başarıyla yaptı. Törende Prof. Dr. Baylas’ın yaşamı fotoğraf ve slaytlar ile anlatıldı. Ege Üniversitesi Rektör yardımcısı Prof. Dr. Atilla Silkü “Ege Üniversitesi’nin geldiği yerde bütün hocalarımızın olduğu gibi Sayın Haluk hocamızın da emeği çok fazla. Ailesiyle birlikte mutlu bir emeklilik sürmelerini diliyor, teşekkür ediyoruz” dedi. Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Artunç törende Prof. Dr. Baysal’a hitaben şöyle konuştu: “Siz kalmak istediğiniz sürece bizimlesiniz, sadece zorunlu mesainiz bitiyor, kapımız size her zaman açık”. Türk Periodontoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tunç İlgenli ise akademik hayatına başladığında Prof. Dr. Haluk Baylas’ın doktora hocası olduğunu ifade ederek “ Bize kattıklarınızdan dolayı minnettarım, teşekkür ederiz” dedi. Prof. Dr. Baylas, Aşık Veysel’in uzun ince bir yoldayım türküsünün dizelerine atıfta bulunarak, “İki kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece sözleriyle anlatılmak istenen doğum ve ölümdür. Ben de 1971’de buraya geldim ve 2012’de gidiyorum. Bundan sonra ailem ve torunum İpek ile huzurlu bir emeklilik sürmeyi diliyorum. Periodontoloji Anabilim Dalı ailesine ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Tören sonunda Baylas’a çiçek ve plaketler takdim edilirken davetliler düzenlenen kokteylde bir araya geldi. 31 haber dişhekimi Türkiye (Büyük) Sağlıkçılar Meclisi’nde Kamu hastane birlikleri ve kamu özel ortaklığına karşı ortak mücadele kararı alındı 32 ilden gelen iki yüz ellinin üzerinde sağlık emekçisi katıldığı Türkiye Büyük Sağlıkçılar Meclisi toplantısında Kamu hastane birlikleri ve Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı Kanun Tasarısı’na karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı. Türkiye (Büyük) Sağlıkçılar Meclisi, Ankara’da toplandı.mecliste Türk Tabipleri Birliği, Türk Diş Hekimleri Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Türk Hemşireler Derneği, Devrimci Sağlık İş, Türk Psikologlar Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Sağlık Hizmetleri Sınıfı Çalışanları Derneği, Türk Ebeler Derneği ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanlarının Sözü Sendikası’nın çağrısıyla Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi Hasan Ali Yücel Konferans Salonu’nda bir araya geldi. 32 ilden 250’yi aşkın hekim ve sağlık çalışanın katıldığı toplantıda, geçtiğimiz yıl Kasım ayında CEO’ların atanmasıyla faaliyete başlayan Kamu Hastane Birlikleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Toplantıda illerde Sağlıkçılar Meclisleri ve Sağlık Hakkı Meclisleri’nin kurulması; var olanların daha güçlendirilmesi, Kamu Hastane Birlikleri ve CEO’ların icraatlarının yakından takip edilmesi; Kamu Hastane Birlikleri’yle birlikte baskı, sürgün, geçici görevlendirme, vb. uygulamalara karşı işyeri örgütlenmelerinin ve birimlerdeki mücadelelerin güçlendirilmesi gibi konuların gerekliliği görüşüldü. . Ayrıca topluma yönelik bilgilendirme çalışmaları için hastane bahçelerinde çadırlar kurulması, 32 standlar açılması; Bölge Sağlıkçılar Meclisleri toplantılarının gerçekleştirilmesi; Kamu Özel Ortaklığı Kanun Tasarısı’nın Meclis Komisyonlarındaki sürecinin takibi ve eğer getirilecek olursa TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceği günlerde ülke çapında bütün kamu hastanelerinde eylem düzenlenmesi; Kamu Hastane Birlikleri’nin kurulmasını düzenleyen 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin iptali için açılan davanın takibi ve Anayasa Mahkemesi’nde görüşüleceği günlerde ülke çapında bütün sağlık kurumlarında eylem düzenlenmesi; 14 Mart Sağlık Haftası kapsamında, Avrupa’daki sağlık çalışanlarının kıta çapında düzenleyeceği eylemlerle de koordine ederek ülke çapında bütün sağlık kurumlarında eylem düzenlenmesi önerileri ve yapılması gerekeler dile getirildi. dişhekimi haber 33 Bilimsel Program EGE BÖLGESİ DİŞHEKİMLERİ ODALARI ULUSLARARASI BiLiMSEL KONGRE ve SERGiSi Aegean Region Chambers of Dentist International Scientific Congress and Exhibition katılımcılardan TAM NOT aldı Ege Bölgesi Dişhekimleri Odaları’nın 18. Uluslararası Bilimsel Kongre ve Sergisi Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşti. Dişhekimliği alanında en kapsamlı organizasyonlar arasında gösterilen Ege Bölgesi Dişhekimleri Odaları’nın 18. Uluslararası Bilimsel Kongre ve Sergisi ‘ne 8 yabancı, 65 yerli konuşmacı konuk olarak katıldı. 30 Kasım- 2 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen kongrede üç gün boyunca üç ayrı salonda gerçekleştirilen canlı cerrahi, seminer ve kurslarda ülkemizde ve yurtdışında mesleğini icra eden yaklaşık 1200 dişhekimi bir araya geldi. Ayrıca kongre kapsamında 1500 metrekarelik alanda kurulan stantlarda yerli ve yabancı 75 firma sektördeki yenilikleri katılımcılarla paylaşırken, ürünlerini tanıtma olanağı buldu. Kongrenin açılış konuşmasını yapan İzmir Dişhekimleri Odası Başkanı İlkay Karademirci Ülkü dişhekimliği mesleğinin yeni gelişmelerle sıkıntılı günler geçirdiği bu dönemde bu organizasyonların dişhekimliğinde ayrı bir nefes olduğunu belirtti. Açılış konuşmalarının ardından kongreye sponsor olarak destek veren firmalara plaketleri sunuldu. Salonda hazır bulunan katılımcılar ilk olarak Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Onur Erol’un sunumunu dinledi. Erol, ‘’Yüz Estetiği’’ konulu sunumunda dişhekimliğinde estetiğin yeri ve önemini izleyenlere slayt gösterileri eşliğinde aktardı. 34 dişhekimi 18. Kongre Canlı sunumlar ilgiyle izlendi Kongre boyunca İzmir Dişhekimleri Odası’nda oluşturulan muayenehanede yapılan tüm uygulamalar Anadolu Salonu’nda canlı olarak meslektaşlarımıza aktarıldı. Canlı sunum gerçekleştiren akademisyenler aynı zamanda izleyen meslektaşlarımızın sorularını da yanıtladılar. Canlı sunumlarda gün sırasıyla; Dr. Engin Taviloğlu ‘’Ön Bölgede Diastema Restorasyonları’’, Doç. Dr. Esra Uzer Çelik ‘’Hangi Vakada Hangi Restorasyonu Tercih Etmeli’’, Prof. Dr. Sevil Gürgan, Doç. Dr. Esra Fırat, Dr. Koray Sadettinoğlu ‘’Dişhekimliğinde lazer uygulamaları’’, Yard.Doç. Dr. Bilal Yaşa ‘’Kırık Restorasyonu ve Kompozit Lami- na’’, Prof. Dr. Aslıhan Üşümez, Dr. Sinan Horasan, Dr. Zafer Kazak ‘’İmmediat İmplant ve İmmediat Yükleme Prosedürleri ile Kalıcı Protez Alternatifleri, Prof.Dr. Aslan Gökbuget ‘’ Fast&Fixed Tekniği ile immediat implant uygulaması’’, Prof. Dr. Selim Pamuk ‘’ İmmediat Uygulanmış İmplant Üzerine İmmediyat Geçici Sabit Protez’’, Prof.Dr. Hakan Özyuvacı ‘’Açık Sinüs Lifting ve İmplant Uygulama’’, Doç Dr. Tonguç Sülün ‘’Okluzal Splint’’, Doç. Dr. Hacer Deniz Arısu ‘’Güncel Beyazlatma Sistemlerİ’’, Prof. Dr. Çetin Sevük ise ‘’Basamaklı Diş Kesimi’’ konularını hasta üzerinde uygulamalı olarak sundular. 35 18. Kongre dişhekimi Kurslara ilgi büyüktü Bilimsel program kapsamında farklı konularda kurslar da düzenlendi. Kongre süresince gerçekleştirilen yaklaşık 12 değişik kursta, meslektaşlarımız yeni bilgiler edindi. Ni-Ti Döner Alet, Basamaklı Diş Kesimi, Lazer Kullanımı, Endodontide Şekillendirme, Ortodontide Şeffaf plaklar, Radyoloji, Anterior Tabakalama Tekniği, Resiprokal Sistem ve Tek Eğe Sistemi, Azot Protoksit Oksijen Sedasyonu konulu kurslara katılan meslektaşlarımız teorik bilgilendirme ve pratik uygulamalarla eksik oldukları konular ve yenilikler hakkında kendilerini geliştirme şansını yakaladılar. KATILIMCI GÖRÜŞLERİ Meltem Derya Akkurt (Kayseri): Ben Kayseri’de askeri diş doktoruyum. Ege Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi mezunu olduğum ve daha kapsamlı olduğu için İzmir’de ki kongreyi tercih ettim. Kurslara katılmadım sadece merak ettiğim konuların olduğu sunumlara katıldım. Eksiklik hissettiğim yada gelişme olan konularla ilgili yeterince fikir edindiğimi düşünüyorum. Orhan Sağlam (İstanbul): Kongrede konu başlıkları her katılımın ardından biraz zayıf gelmeye başladı. Bunu bir eleştiri olarak algılanmasını istemiyorum bu kongreler ile kendimi geliştirdiğim bazı konularda daha ileride olduğum için böyle düşünmüş olabilirim. Kongre boyunca kurslara katıldım, yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri takip etmek açısından oldukça yararlı ve güzeldi. Tüm sunumlar güzeldi ancak belirtmeden geçmek istemiyorum özellikle Tonguç Sülün hocanın sunumu çok keyifliydi. İzmir’in katılımcı akademisyenlerini seviyorum, daha paylaşımcı ol- 36 duklarını düşünüyorum. İstanbul’da da gidiyorum ama buradaki katılımcı oranı yok diyebilirim. İzmir’i hem paylaşımcı olmasından hem de şehir olarak da sevdiğim için tercih ettim . Hasan Yalçın (Bilecik): İzmir Dişhekimleri Odası güzel bir organizasyona imza atmış. Mesleğimde 29. senem çok kongreye ve bilimsel programlara katıldım. 700-800 TL ödeyerek gittiğim tek bir seminerin daha fazlasını makul fiyatla katıldığım kongrede ücretsiz izlemek güzel bir avantaj. Kongrenin işleyiş, yönetim ve bilgi sunumu çok güzel. Üç ayrı salonda tüm sunumlara katılmak mümkün olmadı ancak benim izleme şansı bulduğum sunumlar oldukça iyiydi. Keşke üç gün değil de yedi gün olsaydı hepsini izleyebilseydik ama bu sanırım bizim içinde organizasyonu yapanlar için de pek mümkün değil. Konuşmacı akademisyenler güzel hazırlanmış hakikaten, hepsini tebrik ediyorum. Fakat firmaların bir çoğunu göremedim. Bilimsel olarak göz doyurucu ancak dışarıda stantlarda daha yenilikçi bir şeyler görmek isterdim. dişhekimi 18. Kongre Ömür Türeli (Ankara): Kongreye tavsiye üzerine geldim. Özellikle bilimsel program gayet doyurucuydu. Kurslara katılamadım ancak tüm canlı cerrahi sunumlarını izleme fırsatı buldum . Tüm sunumlar gayet iyiydi ancak özellikle canlı sunumların faydası benim için çok faydalı oldu. İlk gün kompozit, estetik gibi sunumları ilgi alanım olduğu için daha çok beğendim. Organizasyona emeği geçenlere teşekkür ederim. İhsan Şengül (Bursa): İzmir’deki kongrelere fırsat bulduğum sürece katılıyorum. Sorduğunuz için söylemiyorum İzmir’in bilimsel organizasyonlarını çok başarılı buluyorum. Özellikle canlı sunumlar çok güzeldi. Mesleki yenilikleri uygulamalı olarak görme fırsatı buldum. Hatice Özgün (Burdur): Burdur’dan geliyorum, uzun bir yolculuk sonrası nasıl bir organizasyonla karşılaşacağımı merak ediyordum. Ancak ilk gün sonrasında tamamen endişem kalmadı. Birçok konuda hem canlı sunumlarla hem de diğer sunumlarda fikir edindim. Güzel bir organizasyon olmuş . Daha önce bir kez daha katılmıştım. Ancak bilimsel açıdan bu kongre daha doyurucuydu diyebilirim. Gala gecesinde kongre yorgunluğu atıldı Kongrenin ikinci günü Kaya termal Otel Convention Center’da gala gecesi düzenlendi. Kongrenin bilimsel bölümünde yeni bilgiler edinen katılımcılar gecede kongrenin yorgunluğunu atmaya çalıştı. gecede konuşma yapan İzmir Dişhekimleri Odası Başkanı İlkay karademirci Ülkü bu tür bilimsel organizasyonların sürekli diş hekimliği eğitiminin önemli bir parçası olduğunu belirterek organizasyona emeği geçen herkese teşekkür etti. 18. Uluslararası Bilimsel kongrenin gerçekleştirildiği Tepekule Kongre Merkezi’nin giriş katında sergilenen poster sunumları ödülleride gecede sahiplerine verildi. 37 röportaj dişhekimi İzmir Dişhekimleri Odası Genç Dişhekimleri Komisyonu kuruldu İzmir Dişhekimleri Odası tarihinde ilk kez Genç Dişhekimleri Komisyonu kuruldu. Meslektaşlarının sorunlarına yeni fikirlerle katkıda bulunmak için yola çıkan komisyon, projelerle sorunlara çözüm bulmayı amaçlıyor. Genç Dişhekimleri Komisyonu adına görüştüğümüz Çizge İçmeli projelerini, öncelikli gündem maddelerini ve kuruluş öykülerini anlattı. İzmir Dişhekimleri Odası Genç Dişhekimleri Komisyonu hangi amaçla kuruldu? Her türlü meslek birliğinin, gelişebilmek ve doğru temsil edilebilmek için üyelerince yönetilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bugünün dişhekimliği öğrencileri ve genç mezunları da gelecekte bu mesleğin faal üyeleri olacaklar, dişhekimliği mesleğinin değişen koşullar içinde saygınlığını artıracaklar. Bu sebeple genç mezunların yani bizlerin düşünce ve görüşleri çok önemli. Yeni fikirler için kendi sınırlarımızın da ötesinde bakabilmemiz gerekli, bu da ancak birlikte düşünerek sağlanabilir. İzmir Dişhekimleri Odası Genç Dişhekimleri Komisyonu işte tam da bu amaçla ku- 38 ruldu. Genç meslektaşların bir araya gelebileceği, mesleğimizin değişen simasını ve çağımızın getirdiği yeni sorun ve çözümleri beraber tartışabileceği, mesleğimizin geleceği için ortak fikirlerin üretildiği bir zemin yaratmak istedik. Hedefleriniz neler? Öncelikli hedefimiz odada aktif olan genç sayısını artırmak açıkçası. Gençlerin ürettiği yeni fikirlerle odaya dinamizm getirmek, odanın tüm faaliyet sürecinin de aktivistleri olmasını sağlamak. İzmir Dişhekimleri Odası Başkanımız İlkay Karademirci Ülkü gençlerin fikirlerini gerçekten çok önemsiyor. Bu fikirlerin ortaya çıkması ve hayata geçirilmesi için böyle bir komisyon kurma fikri de İlkay Hanım’a ait. Ayrıca İzmir Dişhekimleri Odası ve TDB’nin savunduğu sağlık politikalarını gençlere iletip onların fikirlerini de oda yönetimi ve TDB’nin yetkili organlarına iletmek hedeflerimiz arasında sayılabilir. Bunların dışında neler yapacaksınız ? Bunun dışında genç dişhekimleri olarak bizlerin dişhekimi röportaj kendi aramızdaki dayanışmayı ve işbirliğini artırmak, kaynaşmayı sağlamak için sosyal komisyon ile beraber çalışarak çeşitli turnuvalar, geziler, piknikler, hobi buluşmaları ve çeşitli sosyal aktiviteler düzenlemek gibi de hedeflerimiz var. Böylelikle diğer meslek gruplarına göre çok daha bireysel olan iş hayatımızı bu rutinden bir nebze olsun kurtarmak, fakülteden sonra giderek birbirinden uzaklaşan, yalnızlaşan meslektaşlar yerine odanın sosyal ve bilimsel aktivitelerine gençler olarak da katılım sağlayıp mesleki bilgilerimizi artırmak, yeni teknik ve ürünler hakkında fikir alışverişinde bulunmak gibi karşılıklı etkileşimde bulunabileceğimiz, biribirimize pozitif katkı sağlayabileceğimiz bir ortam yaratmak istiyoruz. Ne sıklıkla toplanıyorsunuz? İki haftada bir çarşamba akşamları odada toplanıyoruz. Daha çok fikir alışverişi yapıyoruz. Sorunlarımızı masaya yatırıyoruz. Farklı koşullarda çalışan arkadaşlarımız var. Muayenehanecilik yapan, poliklinik işleten, özel merkezlerde çalışan, kamuda çalışan ve uzmanlık öğrencisi arkadaşlarımızın bu bağlamda da farklı sorunları var. Bunlardan haberdar olmak istiyoruz. Bu sebeple mesleğinin ilk on yılında bulunan tüm genç meslektaşlarımızı toplantılarımıza bekliyoruz. Komisyon olarak hangi gündem maddelerine öncelik vereceksiniz? Son dönemdeki ana gündem maddemiz “ kanun hükmündeki kararnamenin getirdikleri”. Bizi nasıl bir meslek yaşamı bekliyor, kafamızdaki soru işaretleri neler, bunları aşmak için biz gençler olarak neler yapabiliriz, kaygılarımız neler, bunları paylaşıyoruz. Yine son dönemde hepimizin ortak sıkıntısının gerçekleşmeyen özelden hizmet alımının kamuoyuna yetersiz duyurulması olduğunu fark ettik. Bununla ilgili proje üretmeye çalışıyoruz. Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Komisyonuna destek vermek istiyoruz. Sosyal faaliyetler düzenliyoruz. Tüm bunlar için yeniden tekrarlamak istiyorum; genç meslektaşlarımızı aramıza bekliyoruz. 39 Advertorial haber dişhekimi Dr. Dr. R. Streckbein Prof. Dr. T. Günbay Ege Üniversitesi Prof. Dr. U. Tekin Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Artunç’un moderatörlüğünü yaptığı implant kursları, Diş Hekimliği Fakültesi Hamdi Dalan Polikliniği’nde başladı. Doç. Dr. M. D. Çömlekoğlu Ege Üniversitesi’nden Diş Hekimlerine eğitim desteği Prof. Dr. C. Artunç 40 Avrupa Diş Hekimleri Eğitim Birliği’nden almış olduğu belge ile Avrupa standartlarında olduğunu kanıtlayan ve Bornova’da açmış olduğu şehir kliniği ile kente önemli bir sağlık merkezi kazandıran fakülte, başlattığı kurs ile eğitim konusundaki liderliğini bir kez daha gösterdi. “Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 1.İmplant Eğitim Günleri” ile diş hekimlerinin alanında uzman öğretim üyeleri tarafından bilgilendirileceğini söyleyen Dekan Prof. Dr. Celal Artunç, dental implantolojide çok yönlü tedavi yaklaşımlarının yer alacağı bir kurs programı hazırlandıklarını belirtti. Dekan Artunç, “ Katılan diş hekimlerimizi dental implantoloji, protetik değerlendirme ve planlama, İmplant cerrahisi öncesi ve sonrası hazırlık, İmplant üstü protez seçenekleri, yumuşak doku manipülasyonları, ileri cerra- hi uygulamaları, komplikasyonlar ve çözüm önerileri gibi konularda bilgilendireceğiz. Yine kurs kapsamında canlı cerrahi uygulamalarına da yer vereceğiz ” diye konuştu. Katılımcıların, öğretim üyelerinin erinde eşliğinde; model üz i eler irm şt implant yerle . dı sağlan Advertorial haber dişhekimi Dr. N. Nizam Prof. Dr. G. Baksı Şen Prof. Dr. M. Ali Güngör Doç. Dr. E. Çömlekoğlu Prof. Dr. T ayfun kursiyerlerin an Günbay, lık görsel ve söze l katılımda bulu nabild canlı implant uy ikleri gulaması gerçekleştirdi. Uzman eğitim kadrosu Dekan Prof. Dr. Artunç’un moderatörlüğünü yaptığı kursta eğitimler; Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Tayfun Günbay, Prof. Dr. Uğur Tekin, Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Ali Güngör, Doç. Dr. Mine Dündar Çömlekoğlu, Doç. Dr. Erhan Çömlekoğlu, Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Güniz Baksı Şen ile Periodontoloji Anabilim Dalı Öğretim görevlilerinden Dr. Nejat Nizam ve Dr. Dr. Roland Streckbein tarafından veriliyor. Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 1. İmplant Eğitim Günleri kapsamında ilk eğitimleri 24 - 25 Kasım 2012, 15 - 16 Aralık 2012 ve 19 - 20 Ocak 2013 tarihlerinde alan hekimler; 16 - 17 Şubat 2013 tarihinde de eğitim aldıktan sonra zorlu kurs maratonunu bitirecekler. Dişhekimi İ. Kubalı İlk gün sonunda kurs hakkında görüşlerini dile getiren Diş Hekimi İdiz Kubalı; kursu çok beğendiğini, konuşmacıların oldukça akıcı ve dinamik olduğunu, kursu verenlerin süzülmüş bilginin aktarılması konusunda çok başarılı bulduğunu belirtti. 41 röportaj dişhekimi Türkiye’de spor dişhekimliğini yaygınlaştırmak istiyor ABD Profesyonel Basketbol Ligi (NBA) takımlarının diş hekimlerinden eğitim alan ve Amerikan Spor Diş Hekimliği Akademisi üyesi ilk Türk diş hekimi Elif Gündüz, Türkiye’de “spor diş hekimliği” alanında öncü olmak istiyor. 18. Ege Bölgesi Dişhekimleri Odalarının bilimsel kongre ve sergisine konuşmacı olarak katılan Gündüz, özellikle basketbol ve diğer spor dallarında spor diş hekimliğinin büyük önem kazanacağını belirterek sorularımızı yanıtladı. 42 röportaj dişhekimi Spor dişhekimliği alanına adım atmanız nasıl oldu? Sporu profesyonel olarak yapıyor ve ya takip ediyorsanız, sporda koruyucu diş hekimliğinin hekim olarak yaş gözetmeksizin gerekli olduğunu biliyorsunuz. Aslında böyle bir alanının eksikliğinin farkındaydım. Hep neden ben yapmayayım, neden Türkiye’de bu alan olmasın diyordum. Sonra oyuncu misafiri olarak NBA’den davet aldım. Bir fırsat yakaladım ve bunu değerlendirdim. Şansım yolunda gitti önemli isimlerle tanıştım sonra bir serüven başladı. Türk basketbolunu da spor diş hekimliğiyle tanıştırmak istiyordum bu sebeple çeşitli görüşmelerim oldu. İlk olarak İbrahim Kutluay Basketbol Akademi (İKBA) ile ortak bir projeye imza attım. Teknik ekibinin eğitimlerine katıldım, koruyucu ve travmatik spor hekimliği hakkındaki bilgilerimi bu isimlerle paylaştım. Sonrasında süreç nasıl gelişti? Bir dönem NBA takımlarından Atlanta Hawks, Memphis Grizzlies ve Cleveland Cavaliers’da antrenörlük yapan Mike Fratello’nun daveti üzerine NBA maçlarını “oyuncu misafiri” olarak izlemeye gittim. Burada oyuncularla ve antrenörlerle de tanışma fırsatı buldum. Ziyaretim sırasında bazı NBA takımlarının diş hekimliğini yapan Dr. Jason Schepis ve New York Knicks takımının diş hekimi Dr. Gregg Lituchy ile birlikte çalışma fırsatı yakaladım, bu çalışmalar sırasında “travma ve koruyucu diş hekimliği tedavi yöntemleri” üzerine ve koruyucu dişlik konusunda da önemli bilgiler edindim. Amerikan Spor Diş Hekimliği Akademisi üyeliğiniz nasıl gerçekleşti? Az önce anlattığım çalışmalar sırasında önemli isimlerle tanışma fırsatı buldum. Bu çalışmaların ardından Schepis, Lituchy ve Fratello’nun tavsiyeleri üzerine Amerikan Spor Diş Hekimliği Akademisi’ne üye oldum. Akademinin ilk ve tek Türk üyesi unvanını almaya hak kazandım. Bu benim için yeni bir başlangıç oldu diyebilirim. Türkiye’de bu konuyla ilgili çalışmalarınız oldu mu? Türk basketbolunu da spor diş hekimliğiyle tanıştırmak istiyordum bu sebep- le çeşitli görüşmelerim oldu. İlk olarak İbrahim Kutluay Basketbol Akademi (İKBA) ile ortak bir projeye imza attım. Teknik ekibinin eğitimlerine katıldım, koruyucu ve travmatik spor hekimliği hakkındaki bilgilerimi bu isimlerle paylaştım. Eğitimlerde , ideal koruyucu dişliğin özellikleri, sporcular tarafından kullanılmasının önemini, özellikle de küçük yaştaki sporcularda kullanım yaşı ve gerekliliği hakkında tüm deneyimlerimi anlattım. Bu konuda başka çalışmalarınız olacak mı? Türkiye’de bir çok görüşme yaptım önümüzdeki günlerde bu tür eğitimlere katılacağım . Yurtdışında ise Viyana Bernard Gottlieb Üniversitesi’nde misafir öğretim görevlisi olarak ders vermekteyim. Spor hekimliği konusundaki edindiğim bilgileri buradaki doktora öğrencileriyle paylaşmaktayım. Spor dişhekimliğinde koruyucu dişliğin önemi nedir? Türkiye’de çok önemsenmese de antrenman yapan, maça çıkan her sporcu tehlikeyle karşı karşıya. Koruyucu dişliğin kullanımı bir noktada sizin yaşam kalitenizi de artırıyor. Çünkü bir dişi korumak, tedavi etmekten çok daha kolay ve hesaplı. Koruyucu dişlik kullanımının yaygınlaşması için özellikle ailelerin, antrenörlerin ve sporcuların bilgilendirilmesi gerekiyor. Ben de bu konuda öncü olmaya çalışıyorum. Peki bu konuda öncü olmak size neler hissettiriyor? Aslında kendi adıma bir sorumluluk üstlendiğimi düşünüyorum. Bu alanda profesyonel isimlerden çok şey öğrendim. Bu konu ile ilgili bilgileri doğru yerlerden edindiğimi de düşünüyorum. Bu yüzden içim rahat. 43 haber dişhekimi Yeni başlayanlar için İmplant Uygulamaları Kursu 2. seviye tamamlandı Yeni başlayanlar için implant uygulamaları 2. seviye kursu İzmir Dişhekimleri Odası Eğitim ve Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Doç. Dr. Bahar Sezer ve Doç. Dr. Övül Kümbüloğlu tarafından verilen kursta ilk gün dental implantolojide temel kavramlar, tedavi planlaması, dental implant cerrahisi, implant üstü sabit protezler konu başlıkları ile birlikte klinik vakalar üzerinde sabit ve hareketli protezlerin yapım aşamalarında dikkat edilecek faktörler anlatıldı. Kursun ikinci gününde kursiyerlere hands on uygulama ile çene modelleri üzerinde implant yerleştirilmesi, ölçü alma ve transfer ile dikiş atma pratikleri gerçekleştirdi. Kursun son bölümünde eğitmenler tarafından canlı olarak alt tam dişsiz hastaya 2 adet implant yerleştirilmesi ve üzerinde ağızda ball ataşmanların total proteze sabitlenmesi uygulaması yapıldı. KATILIMCI GÖRÜŞLERİ Ferhat Ün (Bursa); Bursa’da çalışan bir hekimim, implant yapmaya başlamak istediğim için kursa katıldım. Ege Üniversitesi mezunu olduğum için eğitmenler sebebiyle de İzmir’i tercih ettim. Kursu çok yararlı buldum, kurs eğitmenleri tüm merak ettiklerimizi ve püf noktalarını en ince ayrıntısına kadar anlattılar. Model üzerinde yaptığımız çalışmalarla da ilk heyecanı atlattım iyi ki kursa katıldım emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Semra Gülsever (Balıkesir); İmplant yapmaya başlamak istiyorum. Bazı konularda eksikliğim olduğunu bildiğim için kursa katılmayı istedim. Bu kurslarda birebir öğrenme şansı var. Kurs sayesinde gerçekten çok 44 ince noktalarda bilmediğim şeyler olduğunu gördüm. Bize yakın olması sebebiyle de İzmir Dişhekimleri Odası’nın eğitimlerini sürekli takip ediyorum ve katılmaya çalışıyorum. Diğer kurslara da katılmayı düşünüyorum. Şükriye Yazıcı (İstanbul) ; İmplant yapmaya başladım ancak bazı eksikliklerim olduğunu düşünüyorum . Daha önce İstanbul’da birinci seviye kurslara katılmıştım. Ancak eksikliklerimi tamamlamak için gerekli kurs bu kurs olduğu için ikinci seviye kursa buraya geldim. İstanbul’da bu kursa katılan arkadaşlarım da tavsiye edince İzmir’i tercih ettim. Daha ileri cerrahi kursları tercih ediyorum. Bu kurs benim için faydalı oldu farklı açıdan püf noktaları edindim. Hands-on uygulamalarda öğrendiklerimi pekiştirdim. dişhekimi haber 45 haber A’dan Z’ye İmplantoloji Kursu’nun ilk iki aşaması tamamlandı A’dan Z’ye İmplantoloji Kursunun iki aşaması Kasım ve Ocak aylarında İzmir Dişhekimleri Odası’nda gerçekleştirildi. Doç. Dr. Fatih Arıkan, Doç. Dr. Zekai Yaman, Dr. Buket Han, Dr. Tolga Bıçakçı eğitmenliğinde gerçekleştirilen kursa yoğun katılım oldu. İlk aşaması üç gün süren kursun ilk gününde; günümüzde implantoloji, güncel implant, implant çevre ve dokuları anlatıldı. İkinci gün hasta seçim kriterleri radyografi ve anatomik komşuluklar, hastanın implant uygulamasına hazırlanması için yapılması gerekenler , son gün ise muayenehane pratiğinde sterilizasyon, ağrısız implant uygulamalarının temel prensipleri, implant cerrahisine giriş konu başlıkları anlatıldı. 46 dişhekimi dişhekimi Ocak ayında gerçekleştirilen ikinci aşamanın ilk günü; biyomekanik, implant üstü protez seçenekleri, cerrahi stent ve immediat protez yapımı ve ölçü alma teknikleri anlatıldı. İkinci gün ise metal ve dentin provada dikkat edilecek hususlar, periimplantitis ve tedavisi, ileri cerrahi tanıtımı konuları anlatıldı. İkinci aşamanın son gününde ise kursiyerlere hasta tedavi planlaması ve hasta üzerinde canlı implant uygulamaları yaptırtıldı. KATILIMCI GÖRÜŞLERİhaber Melike Akdoğan (İstanbul); Ben daha önce implant uygulamıyordum, kliniğimizde implant uygulamalarını cerrahımız uyguluyordu. İmplant konusunda kendimi eksik hissediyordum çünkü okulda bu konuda çok az bir eğitim aldık. Yarım dönem implantoloji eğitimi aldık, o da teorik eğitimdi pratik eğitim şansımız olmamıştı. Buradaki kursa katılmamın sebebi uzun süredir implant uygulayan eğitmenlerimizden hem püf noktalarını öğrenmek, hem de pratik olarak yapma olanağıydı. Bu kurs benim için fazlasıyla yararlı geçti. İstanbul’da yine bir kursa gitmiştim orada model üzerinde yapmıştık anca buradaki hands-on uygulama bize daha çok fikir verdi. Pratik olarak hasta üzerinde uygulama şansı bulmak da çok yararlı oldu. Esra Çakırkaya (Antakya); Ben klinikte çalışıyorum. Antakya’da kurslar yapılmıyor, ben de İzmir’de bu tür etkinlikler çok sık yapıldığı için buraya gelmeyi tercih ettim. Özellikle İzmir’de ki kursların yararlı olduğunu meslektaşlarımdan duymuştum. Pratik yapma şansı da burayı tercih etmemde etkili oldu. Bu kursların yararına inanıyorum. Doç. Dr. Fatih Arıkan hocamızın kurslarını ayrıca takip ediyorum. Bilgi paylaşımı açısından da bu kursları yararlı buluyorum. Benim için hands-on uygulama ve hasta üzerinde pratik uygulama yapmak ilk deneyim açısından oldukça faydalı oldu.. Mehtap Acer Fidan (Kayseri); İzmir’de hasta üzerinde pratik yapmanın faydalı olacağını düşündüğüm için kursa katıldım. . İzmir’de yapılan etkinliklerin faydalı olduğunu meslektaşlarımdan duymuştum o yüzden İzmir’i tercih ettim. Bu konuda eksikliklerim olduğunu düşünüyorum. Kurs eğitmenlerinin konuyla ilgili püf noktalarını aktarma konusunda ki samimiyetinden de çok memnun kaldım. Hands-on uygulama esnasında bir çok püf noktasını öğrendim. Hasta üzerinde pratik yaparak bunları pekiştirmek çok yararlı oldu. Halil Kaya (İstanbul); Ben kendi muayenehanemde serbest dişhekimi olarak çalışıyorum. Bugüne kadar implant uygulamasını yapmadım. İmplant deneyimi yaşamak için İzmir’i tercih etmemin sebepleri; birincisi bir arkadaş grubu ile birlikte geliyor olmamız, ikincisi İzmir Dişhekimleri Odası’nın kurslarının kapsamlı olması. Hasta üzerinde canlı uygulama yapma şansı olması da burayı tercih etmemde büyük etken oldu. İlk deneyimi atlatmak için yararlı bir kurs oldu hands-on kemik üzerinde yaptığı47 mız uygulamalarda heyecanımızı yenmemize yardımcı oldu. haber dişhekimi Perşembe Akşamı Seminerleri yoğun ilgi ile devam ediyor Doç. Dr. Sermet rtiş Prof. Dr. Bülent Ku Şahin İzmir Dişhekimleri Odası’nda gerçekleştirilen Perşembe Seminerleri devam ediyor. Meslektaşlarımızın yoğun ilgisi ile gerçekleştirilen seminerlerde 15 Kasım tarihinde Prof. Dr. Güniz Baksı Şen ‘’İmplant Uygulamalarında Volumetrik Tomografi’’, 13 Aralık tarihinde Prof. Dr. Bulent Kurtiş - Doç Dr. Sermet Şahin, “Bakteri Plağı Eliminasyonu ve Detertraja Farklı Bir Bakış” konularında meslektaşlarımızı bilgilendirdiler. Aynı gün canlı sunumda ise Air Abrasiv Yön- Dr. Akın Aladağ 48 Uzm. Dr. Orhun Bengisu temle Melanin Pigmentasyonu Tedavisi, Cerrahisiz peridontal cep tedavisinde Glisin Bazlı Subgingival Air Abraziv uygulamaları ve trasonik diş taşı temizliğinde hasta konforu açısından yenilikler anlatıldı. 20 Aralık tarihindeki seminerde Uzm. Dr. Orhun Bengisu ile Dr. Akın ALADAĞ, “Kısa İmplant Sistemlerine Genel Bakış Ve Protetik Aşamalar”, 27 Aralık’ta Prof. Dr. Aslıhan Üşümez, “İmplant Üstü Protezlerde Doğru Fonksiyon ve Doğru Estetik İçin Alternatif Protez Teknikleri’’, 24 Ocak’ta ise Dt. Zafer Kazak, “İmmediate İmplant ve İmmediate Protez Teknikleri” konulu sunumlarını gerçekleştirdiler. Prof. Dr. Aslıhan Üşümez Zafer K azak dişhekimi haber 49 haber 50 dişhekimi dişhekimi haber 51 oral-moral dişhekimi Çipli Kaşık Serdar SIRALAR [email protected] Muayenehanede oturmuş diş hekimliği mesleğine daha ne gibi katkılarda bulunabilirim, meslektaşlarımın hangi dertlerine derman olabilirim diye düşünürken, içerden yardımcımın sesi geldi. Laboratuvardan gelen çocuğa bağırıyordu: “Giden ölçü kaşığımız geri gelmiyor! Üç gündür kaç kere telefon ettim, iki numara üst dişli kaşığımız kalmadı diye. Şimdi de getire getire alt üç numara total kaşığı getiriyorsun. Sapına da DENTAZORT yazmışlar frezle. Belli ki Dentazort Diş Kliniğinin kaşığı, bizim değil”. “İşte!” diye fırladım yerimden. Mesleğimizin kanayan bir yarasını tespit etmiştim ve buna bir çare bulmalıydım. Temel sorun şuydu ki; laboratuvara giden ölçünün kaşığı geri gelmiyordu ve gelse de mutlaka başkasının kaşığı oluyordu. Benim o güzel kaşıklarım kim bilir kimlerin elinde, kimlerin ağızlarında dolaşıyordu? “KAŞIK DÜŞMANI” dedikleri, bu laboratuvarlar olsa gerekti. Dahiyane bir fikir, frontal lobumun maskulen kıvrımlarından çıkıp, uzak limanlardan esen ılık rüzgarların taşıdığı tatlı bir aşk şarkısının namelerinde eytişimsel betimlemenin sezgisel aymazlığını duyan bir genç kız yüreği gibi çarpmakta olan hipotalamusuma vasıl oldu. Refleks olarak bir buluş yapmak üzereydim. Projemi saniyeler 52 içinde kâğıda döktüm. Yüzyılın keşfi tüm parıltısı, ihtişamı ve azametiyle önümde duruyordu. “ÇİPLİ KAŞIK”. Çipli kaşığımın patentini aldığım gün, buluşum sayesinde çok zengin olacağımı hissettim. Dünyadaki tüm diş hekimleri bu kaşıktan satın alacaktı. Satış sonrası hizmetler de ücrete tabi olacaktı. Birkaç ay sonra Bill Gates ayağıma gelecekti elbette. “Abi nooolur şu senin kaşığın Amerika temsilcisi biz olalım!” diye yalvaracaktı. Bense onun kaygı dolu gözlerine gülümseyerek bakacak; sağ elimin baş ve işaret parmaklarıyla koca bir “L” harfi yapıp alnıma götürerek “Looser” diye ezikleyecektim. Bu arada, araştırma geliştirme denemeleri sırasında hayatını kaybeden 28 hastaya Tanrıdan rahmet diliyorum. Her buluşun primitif halinde hatalar oluyor tabii. Kaşığa yerleştirdiğim çip çalışsın diye, metal sapa direkt bağlı güç kablosunu 220 woltluk dişhekimi oral-moral prize takıp hastaların ağzına sokmak pek iyi sonuç vermedi ne yalan söyleyeyim. Aslında hijyenik sebeplerle kullandığım lastik eldivenler olmasaydı, ben de onlar gibi kömür olmuştum çoktan. - Nem algılama sensörleri fazla sulu karıştırılmış aljinat ölçüyü tespit ettiğinde kaşığı ısıtarak fazla suyun uçmasını sağlar ve ölçüyü ideal kıvama getirir. 28 zayiattan sonra aklıma şarjla ve düşük voltajda çalışacak bir sistem yapmak geldi. Bu süreçte meslektaşlarımın ölçü alırken yaşadıkları diğer problemleri de analiz eden bir anket çalışması yaptım. Özellikle öğürme refleksi ve fonksiyon yaptıramama, en önemli sorunlar arasında yer alıyordu. Bunların çözümüne yönelik diğer çalışmalarım da tamamlanınca “ÇİPLİ KAŞIK” artık kullanıma hazır hale geldi. Buluşumu sizlere tanıtmaktan gurur duyuyorum. İşte kullanım kılavuzundan bazı bilgiler: - Ölçü kaşığı ağıza tam olarak yerleştirildikten üç saniye sonra etrafına 12 woltluk bir elektrik akımı verir. Böylece kaşığı çevreleyen tüm yumuşak dokular (dil, dudaklar, yanak) “Bbbbııırrrrrr” diye istemsiz olarak titreşir ve tam manasıyla fonksiyon yaptırılmış olur. - Çipli kaşığınız bir adaptör aracılığıyla prize yahut direk olarak laptopunuzun usb girişine takılarak şarj edilebilir. Çipin ortasındaki ışık kırmızıdan maviye döndüğünde kaşığınız kullanıma hazırdır. Kaşığınızda 32 Gb dahili bellek bulunmaktadır. - Üst çipli kaşıklarda öğürmeyi algılama sensörü vardır. Yumuşak damak titreşim frekansı 30 W/cm2 ‘yi aştığında yahut öğürme böğürtüsü 80 desibeli geçtiğinde kaşığınızın çipi otomatik olarak devreye girer ve hastanın uvulasına 25 megaherzlik radyo sinyalleri göndererek geçici bir uyuşma sağlar. - Kaşığınızda GPRS sistemi bulunmaktadır. Yani kaşığınız sürekli olarak uydu bağlantısı sağlamaktadır. Bir şekilde kaşığınız laboratuvar tarafından size geri getirilmezse, onun nerede olduğunu www. kasigimnerede.com sitesine girerek anında tespit edebilirsiniz. - Kaşığınıza belli bir ücret karşılığı istediğiniz aplikasyonları indirmeniz mümkündür. “Ölçü sırasında müzik yayını, ölçü sırasında karşı çenenin fotoğrafını çekip anında facebook’da paylaşan kamera, değişik planlamalar için protez fiyatını hesaplayan hesap makinesi, ölçü sertleşince çalan alarm, hastayı sessize alma, teknisyenle 500 dakika konuşma ve 500 sms yollama, hekim tanıma sistemiyle başka hekimin kullanamaması için otomatik imha modu, ısırma mumu ve kapanış ölçüsü almayı hatırlatan sesli mesaj vb..”. Bu sene ülkemizde yapılacak olan FDI kongresinde bana bir madalya takarlar artık. Böyle bir buluşa kayıtsız kalacak değiller ya! Ben gidip smokin siparişi vereyim. Bir de konuşma hazırlamam lazım. Hadi eyvallah. 53 diş ile düş arasında dişhekimi Ben zamanın değil, zaman benim kölem olsun Müge SANDIKÇIOĞLU Koşup duran zamana kızıp duruyoruz ha bire, değil mi? Zaman mı koşuyor, biz mi yavaş gidiyoruz, ya da ikisinin ayarını mı tutturamıyoruz, bilmiyoruz. Bazen bir şekilde o zaman yetmiyor da yetmiyor, denilip duruyor. Ama öte yandan, sağ olsun Einstein sayesinde görecelik kavramını öğrendiğimizden bu yana da, biliyoruz ki, zaman, yapılan işe/birlikte yapılan kişiye/mekâna vs göre bize hep farklı uzunluklarda görünüyor. Zaman yönetimi denen bir şey var artık, bilirsiniz: Plan program dâhilinde ve önceliklerinizi belirleyerek ilerlemek. Ahkâm kesecekmiş ya da işaret parmağımı sallayarak size ders verecekmiş gibi göründüğüme bakmayın. Ben de zamanımı şahane yönetiyorum diyemem. Aynı anda birkaç işe birden parçalanmak benim de başıma geliyor ve sonunda elde kalan yarım işler beni de sıkıyor. Yalnız bazen kendime kıyak çekip canımın istediklerini öne çekiyorum. Benim oldum olası yapılacak işlerin bir listesini yapmak gibi bir alışkanlığım vardır. Bunlar öncelikli ya da acil olanlardır. Her birini yaptıkça yanlarına bir tik atarım. Öğrenciyken de hangi derse ne kadar çalışacağıma karar verir, bir liste yapar, bitince de sonuna imzamı atardım. Ama o imzayı atmak yok mu! Nasıl bir sevinç ve gururdu benim için. Hatta ona imza atmak değil, “kasıla kasıla imzayı çakmak” denirdi. Dersleri bitirmekten çok, o sevinci yaşayayım diye çalışırdım sanki. Ev ve iş hayatı, çoluk çocuk derken, listeler listelere eklendi. Birkaç kâğıt olacağına, konusu farklı olanların arasına bir çizgi çekerek yazmalar başladı. Ya da gün içindeki sırasına göre dizilir oldular. Arada listenin tümden kaybolma sıkıntısı olunca, minik bir defter edindim. Kadınların çantalarını bilirsiniz; her türden şey çıkar. Baktım ki o kargaşada defteri de zor buluyorum, bıraktım. O sırada cep telefonları imdadıma yetişti. Telefonun ekranına bir post-it ayarı yapıp döşüyorum ama orası da yetmiyor. E o zaman 54 bu telefonun bir de hatırlatma ayarı var deyip, gün-saat-konu ayarı yapıp, vakti geldiğinde ötsün diye düğmesine basıyorum. Şimdi gelelim bu listelerdeki işlerin hakkını ne kadar verebileceğimize… Bir kere ev ve işle ilgili olanları sorumluluk damarlarımızın sıkıştırması sonucu en başa yazmak şart oluyor. Ama yahu, canım bazen listenin en sonundakini nasıl çekiyor, nasıl çekiyor… “Tansaş’a yarın da gidebilirim,” deyip, o en sondaki maddeye bir sarılıyorum ki, keyfim tavan yapıyor. Yeri geliyor, cep telefonuma o hatırlatmasını yaptığımda mest olduğum ayar ötünce, onu da beklemeye alıyorum; ekranda sürekli “beni yap!” diye görünen bir mesaj kalıyor. Kalsın varsın… Sorumluluklar zincirinin halkalarını zorlamadıkça, biraz da yaşım gereği sanırım, listeleri sırasını çok da takmadan izler oldum. İllede tamı tamına o saniye yapılması gerekmeyenleri geciktirince hiçbir şey olmuyor. Hatta bu şımarıklıkla yapılan işlerden gelen hayır daha da büyük oluyor. Bu sayede artık listelerimden korkmaz oldum. Zamanı kullanmanın kılavuzunu kendime göre yazıyorum. Abuk sabuk işler türetmeden, altından kalkılabilecek ve zamanlamasını kendinize göre yapacağınız planlamalarla her şey pek de güzel yapılabiliyor. Sevilen bir işi yaparken koşan zamanın, sevilmeyen bir işi yaparken ağır çekime girmesine de can sıkmamış oluyorum. Çünkü önce sevdiğim işi yaparsam, sevmediğimi yapmaya da motive oluyorum. Ya da tersi de olabilir; sonradan zevkle yapılacak olan iş kendinize bir hediye gibi olabilir. Canınız nasıl çekerse. Zaman yetmiyor, diye üzülmeyin, hayat hiç de kısa değil; zoraki yapılan işler yüzünden kaybedilen zevktir hayatı kısaltan. Yeter ki araya zevkli olanları serpiştirin. Mükemmeliyetçilikten dolayı kimseye madalya verilmedi şimdiye kadar. Kendi kendimize verdiğimiz madalyadan değerlisi de yok zaten. Hadi şimdi gidin bir Türk kahvesi için. dişhekimi okur mektubu 55 okur mektubu dişhekimi Dişhekimliğinde 40 yıllık sebatın sırları ve genç meslektaşlara tavsiyeler M. Murat Gözübüyük İzmir Dişhekimleri Odası’nda yapılan 22 Kasım Töreni’nde 40. yılını kutlayan meslektaşlarımız arasında yer alan Dişhekimi Murat Gözübüyük, genç meslektaşlarımız için öğütler ve tavsiyeler içeren yazısını dergimiz aracılığı ile paylaşmak istedi. Meslektaşımızı tebrik ediyor, başarılı çalışmalarının sağlıkla devamını diliyoruz Yazıma Adlai Ewing Stevenson’ın bir sözü ile başlamak istiyorum:” Uzun vadede önemli olan yaşamınızdaki yılların sayısı değil, yıllarınızdaki yaşanmışlıklardır.” Ne denli çok bilirseniz, çok çalışmış olursanız ve çok yaşamışsanız, o ölçüde eğlenir, çok eser bırakır, çok şey elde eder ve o kadar doyum alır-verirsiniz. Zira insanlık tarihinin bu heyecan verici döneminde, büyük bir maceranın parçası durumundasınız. Friedrich Nietsche ise; “Meslek, yaşamın omurgasıdır” der 25. yıl plaketimi, burada İzmir’de aldığım gün, 40. yılını dolduran meslektaşlara bakıp düşünmüştüm, o günü görebilecekmiyim diye. Evet o gün geldi ve ben hala aktif olarak çalışmaya devam etmekteyim. Meslek hayatım, 15 yıl yurt dışında ve 25 yıl da İzmir’de geçti. İlk 5 yıllık asistanlık dönemini çıkartırsak, 35 yıl boyunca yalnız, tek hekim olarak tedavi odaları arasında gittim, geldim. Hep yoğun çalıştım, bilhassa yurt dışındaki muayenehanemde kahve içmeye ya da gazete okumaya ayıracak 1 dakikam bile olmadı. Öyle ki, bir tedavi odasından diğerine yürürken, lekelenmiş önlüğümü asistanlarımın koşarak ulaştırdıkları temiz önlükle değiştiriyordum. Böyle bir tempoya 40 yıl nasıl dayanabildim? Bunun tek reçetesinin; DÜZENLİ VE RASYONEL ÇALIŞMAK VE ÖZEL HAYATA MUTLAKA ZAMAN AYIRMAK olduğunu söyleyebilirim. Asistanlık dönemim de dahil olmak üzere, sabahları saat 9.00’ da açtığımız muayenehaneyi akşam saat 18.00’de kapattık ve halen de bu şekilde devam etmekteyiz. İzmir’de ilk başlarda hastalardan tepki aldık, erken kapattığımızı söylediler, bu yüzden bizden vazgeçenler oldu. Tabii ki mesleğimizi çok seviyoruz ve arada bir hastaları- 56 mızın acil durumları olursa özel seanslar yapıyoruz ama genelde ailemize, spora, hobilerimize zaman ayırmazsak bu hayat keyif vermez hale gelecektir. Pekii saat 18.00’de kapanan ve en az iki yardımcı personelin çalıştığı bir muayenehanenin kazancı düşük olmuyor mu? Kesinlikle hayır; ERGONOMİK DEKORE EDİLMİŞ BİR MUAYENEHANEDE, İYİ YETİŞTİRİLMİŞ YARDIMCI PERSONEL VE RANDEVU SİSTEMİ UYGULAMASI VE ÖNCEDEN YAPILAN TEDAVİ PLANLAMALARI ile rasyonel çalışacağınız için, inanın saat 22.00’lere kadar çalışan muayenehanelerle aynı, hatta daha fazla tedavi yapmanız mümkün olabilecektir. Ayrıca yanınızda çalışanlar da düzenli bir çalışma hayatları olacağı için, özel sorunlarını iş yerine taşımayacaklardır ve onlara fazla mesai ücreti ödemek durumunda da kalınmayacaktır. Başarı, istikrar ve meslek ömrünün uzun olması için genç meslektaşlarıma tavsiyelerde bulunacağım: Bir kere en başta diş hekimliği mesleğini sevmeniz gerek. Sevmiyorsanız mutlaka meslek değiştirin ve sevdiğiniz işi yapın. Hastalarınıza tedavi planlaması yaparken PARA yı düşünmeyin. Yani ben bu ağızdan en fazla ne kadar kazanabilirim şeklinde düşünerek bir plan yapmayın. Bu ağız, benim ağzım olsaydı, kendime nasıl bir tedavi yapılmasını isterdim şeklinde düşünürseniz, hastalarınıza en iyi planı yapmış olursunuz. Hastalar bunu fark ederler, hastalar her şeyi görürler ve fark ederler. Tedavisi biten hastanın sizden mutlaka memnun ayrılmasını sağlayın. Hatalı işleri yeniden yapın, zamanınız gidiyor diye gocunmayın. Laboratuarlarla yapacağınız anlaşmada, bir iş iyi oturmazsa, ücretsiz tekrar edilecektir sözünü alın. Hastalarınıza bol zaman ayırın, 50 liralık tedavi de olsa, 500 liralık tedavi de olsa veya ücretsiz iş tekrarı da olsa, hepsine aynı ilgiyi, titizliği gösteriniz. Yeni klinik açtınız, çok yatırım yaptınız, borca girdiniz, para gelsin istiyorsunuz, ama bu meslekte SABIR şarttır. Epey bir süre kar’a geçmeden çalışmanız gerekebilir, hiç moralinizi bozmadan, prensiplerinizden ödün vermeden çalışmalarınızı sürdürün. Zaman geçtikçe takdir görecek ve emeklerinizin meyvelerini toplayacaksınız. Düzenli çalışma saatleri ve özel hayatınıza zaman ayırarak, hepinizin 40 seneyi rahatlıkla dolduracağına inanıyorum. dişhekimi haber 57 hobi röportaj > Özlem Kekeç dişhekimi Ender Selçuk “Elbette vardır, kaplumbağanın bir bildiği! “ Meslektaşımız Ender Selçuk’un muayenehanesinde iki cam dolaba özenle yerleştirilmiş, çeşit çeşit maddelerden, değişik büyüklüklerde, rengarenk, onlarca kaplumbağadan gözlerimizi alamadık. Öyküsünü dinleyince anladık ki, Selçuk için onlar, bir koleksiyoner heyecanı ve sabrıyla toplanmış objelerden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu bilge hayvanlarla olan bağının öyküsünü hiç kesmeden dinleyince, ortaya hem düşündürücü hem de bilgilendirici yönüyle, ilgiyle okuyacağınızı düşündüğümüz bir yazı çıktı. Kaplumbağaları çocukluğumdan beri seviyorum, nedenini bilmiyorum, belki de anneannemin bahçesinde küçük adımlarımla yetişip yakalayabildiğim tek canlı onlar olduğu içindir. Sanırım beş yaş civarındaydım babam bana yeşil renkli bir kaplumbağa yaka iğnesi almıştı, hayatımda en çok severek kullandığım aksesuarımdı. Uzun bir süre kaplumbağalardan uzak kaldım taa ki oğlum Pokemonlardan Squirtle’ın bir oyuncağını “anne al bu da senin olsun” deyip bana verinceye kadar. Aldım onu çekmeceme koydum, unuttum. Bir sonra rahmetli meslektaşım Esra Yazıcıoğlu muayenehaneme bir hastasını getirmişti, gelirken de bir Murano kaplumbağa biblosu getirmiş. “nereden biliyorsun kaplumbağaları sevdiğimi” sorusuyla başlayan sohbet Esra’nın beni her ziyaretinde bir kaplumbağa biblosu getirmesiyle devam etti. Esra’yı vitrine her baktığımda anıyoruz, “kulaklarını çınlatıyoruz”. Hayatı ertelemek ve ıskalamak konusunda neredeyse ustalık mertebesine ulaşmıştım! İşte bu biblolar benim koleksiyonumun temelini attı. “Niye durduk yerde kaplumbağa biriktirme kararı verdim acaba” diye kendime sorduğumda şunu fark ettim ki bu koleksiyonu hayatımın en yoğun çalıştığım döneminde toplamaya başlamışım. O dönemde katılırcasına çalışmak, hayatı ertelemek ve ıskalamak konusunda neredeyse ustalık mertebesine ulaşmıştım. 58 Öyle çok çalışıp, öyle çok koşturuyordum ki günlük, basit, sıradan yaşamın tadına bile varamıyordum. Anın tadını çıkartamıyordum. Bu hatayı zaman zaman hepimiz yapıyoruz ama makul ölçülerde kalmayı bilmemiz lazım, küçük hoşlukları ve güzel zamanları ıskalamamalıyız, onlar Kaf Dağı’nın ardında değil hemen elimizin altında. Hayata bakışımız ve değer yargılarımız ne olursa olsun, ne şekilde yaşarsak yaşayalım hayatın içinde hepimize iyi gelecek pek çok keyif var, sadece biraz yavaşlamamız gerekiyor. Gönlünce hakkını vere vere derin bir nefes dahi alamıyoruz. Şöyle bir durup nefeslenmek, etrafımıza bakmak, gözlerimizi kapatıp rüzgarın sesini, bırak rüzgarı- suyu, gönlümüzün sesini dinlemek için bile vaktimiz yok. Bu yoğun tempo, bu koşuşturmaca içinde bunlara kafa yorarken kaplumbağanın yavaşlığı ve hayatı yaşayış tarzı beni daha çok cezbetmeye başladı. Bu 200 milyon yıllık canlının ağır tavırlarını ve akil bakışlarını gözümün önüne getirince kendi koşuşturmamın, tez canlılığımın, heyecanımın anlamsız hatta gülünç olduğunu hissediyordum. “Dünyada soyu tükenmemiş, vücut yapısı değişmemiş en eski canlılardan biri, elbette vardır bir bildiği” diyordum, yavaş yaşıyordu, yavaş çiğniyordu ve yavaş karar veriyordu. Hayatı hakkını vererek, her anının tadını çıkartarak yaşıyordu kendi ‘küçük dünyasında’! dişhekimi “Küçük güzel”dir, “az” çoktur Sanırım yaşam tarzlarını örnek alayım diyerek, etrafımı bu yavaş canlıların fetişleriyle doldurdum. Ben de biraz yavaşlayım diyerek dünyanın her yerinden kaplumbağa toplamaya başladım. “Küçük güzeldir”i, “Az çoktur”u içime sindirebilmek için de küçük boyutlu objeleri seçtim. Ben kaplumbağanın yavaşlığı ile yeni hayat felsefem arasında bağ kurmaya çabalarken, ülke medyasında da “hayatı yavaşlatarak ve hissederek yaşamak” konusunu işleyen yazılar artıyordu. Onlar kaplumbağadan çok salyangoza takmış durumdaydılar. Cittaslow hareketinin önderlerinden biri şöyle diyordu: “Yavaş şehir olmak her şeyi durdurup geri almak anlamına gelmiyor, yavaş ama bilinçli hareket etme çağrısı yapıyor. Yerel kimliği ve özelliklerini koruyan kentlerin birliğini hedefliyor, kaliteli yaşamı destekliyor.” Ancak hareket ülkemde ticarileşerek şöyle bir yön aldı, “evet mutlaka şöyle yaşanmalıdır, bunun için de falanca şirketin filanca bölgede yaptırdığı siteden ev alınmalıdır”. Demek ki memleketimin de benim gibi yavaşlık felsefesini bir hayat tarzı olarak içine sindirmesi için zamana ihtiyacı vardı… Hayatta daha fazla çalışıp daha fazla para kazanınca, daha büyük evlerde yaşayıp, daha pahalı arabalara binince, “o çantayı” alınca, mutlaka Cruise turuna çıkınca, daha çok tüketip daha çok çalışınca mı süper mutlu oluyoruz? Şöyle bir silkinsem mi, ya da hep birlikte silkinsek mi? Yarını boş verin demiyorum, çalışmak, işini doğru yapmak hayattaki en büyük ibadet ama “anı yaşamayı” ihmal etmememiz lazım. Bu düşünceler ile tüm bu kaplumbağaları topladım ve gözümün önüne koydum ki bana “biraz yavaşla, biraz nefeslen, aceleye gerek yok, azıcık akil ol” desinler. Kaplumbağaları topladıkça ‘eski bir akademisyen’ hobi röportaj olarak belli bir klasifikasyon yapmak istedim, öncelikle el yapımı olacaklardı ki yerel sanatçılara bir desteğim olsun. Sonra kaplumbağaya kültürlerinde (folklorlerinde) değer veren toplulukları incelemeye başladım. Aman da ne göreyim Göktürk (Orhun) yazıtlarında Kültigin Yazıtı uzun yaşamın sembolü olan bir kaplumbağa kaidenin üzerinde duruyormuş! Amerikan yerlileri kaplumbağayı, uzun ömür, sebat ve dayanıklılık ile özdeşleştiriyor Kaplumbağayı fetiş olarak en çok işleyen topluluklar Amerikan yerlileri. Lakota, İroquois, Zuni Ve Navajolar kaplumbağayı uzun ömür, sebatkarlık, dayanıklılık ve korumacılık ile özdeşleştirmişler. Ke-ya dedikleri kaplumbağanın sağlık ve uzun ömür getireceklerine inandıkları için de beşiklere kaplumbağa kabuğu koyar ve ilaçlarını kaplumbağa kabuğundan içerlermiş. Kaplumbağanın kabuğundaki 13 büyük dörtgeni 13 dolunayla ilişkilendirip, diğer 28 küçük dörtgeni de 28’er günlük ay takvimine bağlarlarmış. Şamanik törenlerinde de kaplumbağa kabukları mutlaka kullanılıyor. Zuni kabilesi en çok kaplumbağa fetişi işleyen kabile, koleksiyonumda Devin Leekya, Jane Quam, David Tsikewa gibi ünlü oymacıların parçaları var. Bunları sağ olsun aynı zamanda koleksiyonumun ilk parçası Squirtle’ı da veren oğlum topladı. Yine oğlum sayesinde iki adet İnuit (Eskimo) oymasını da koleksiyona katabildim. Meksika, panama, Guetamala gibi orta Amerika yerlileri kaplumbağayı su ile özdeşleştiriyor ve uğurlu sayıyorlar. Wounan Kızılderilileri halen Tagua Nut denen bir tür palmiyeden bu fetiş oymacılıklarını devam ettiriyorlar. Tagua Nut’ın bir özelliği de fildişine çok benziyor ve bundan yapılan objeler piyasada fildişi diye yutturuluyor, iyi ki de böyle yapıyorlar fillerin hayatı kurtuluyor. Bunların bazı örneklerini de sınıf arkadaşım 59 hobi röportaj Özlem Pekel’in yardımlarıyla koleksiyonuma kattık. Kaplumbağa Afrika topluluklarında da pek muteber bir zat, Zimbabwe’de Shona kabilesi sabun taşından, Tanzanya’da Bushmen’lar abanoz ağacından kaplumbağa fetişleri yapıyorlar. Afrika’da Kamba olarak anılan kaplumbağa uzun yaşadığı için ‘bilge ruh’ olarak da adlandırılıyor ve sabır, metanet ve dayanıklılık özellikleri ona atfediliyor. Akil ve olgun kamba Afrika masallarında küs hayvanları barıştıran, onlara akıl veren bir canlı, insanların da onun bu yaklaşımından örnek alması gerektiği vurgulanıyor. Kaplumbağa Çin mitolojisinde dünyayı yaratan canlılardan biri olarak yer alır Kaplumbağaya en çok saygı duyan kültürler ise Güney Doğu Asya ve Çin’dir. Bu kültürlerde kaplumbağa yaradılışın, uzun yaşamın ve kozmik düzenin önemli bir parçasıdır. Kabuğu gökyüzü ve cenneti, kabuğunun üzerindeki şekiller ay döngüsünü, alt kabuğu ise dünyayı temsil eder. Çin mitolojisinde dünyayı yaratan canlılardan biri olarak yer alır. Kaplumbağa çin mitolojisindeki dört üstün hayvandan biridir (ejderha, kuş ve beyaz kaplan). Bu kültürlerde de kaplumbağa barışçıl, sakin, dingin ancak kararlı, sebatkar bir figür olarak anılır. Ankor-Wat kaplumbağa figürleri ile doludur. Yine Feng Shui felsefesinde kaplumbağa su elementini temsil eder. Polenezya kültürlerinde ise “Honu” olarak adlandırılan deniz kaplumbağaları okyanus tanrısının gölgesi olarak bilinir. Tahiti kültüründe savaş tanrısı Tu bir deniz kaplumbağası şeklindedir. Kaplumbağa ile ilgili tek olumsuz düşünceye sahip toplum ise Aztek’ler idi. Aztekler’de kaplumbağa korkaklığı temsil ederdi, ancak şimdilik Aztekler ortalıkta olmadıkları için bu olumsuz imajı yok sayabiliriz Benim koleksiyonumda tüm bu kültürlere ait figürinler var. Lenox, Wade, Herend, Holhola, Zlotky, North Rose gibi porselen markalarından, Lalique, Baccarat, Daum, Stuben, Swarovski, Murano camları gibi cam markalarına, zuni, Navajo, Lakota, Wounan, İnuit fetişlerinden, Güneydoğu Asya Ve Çin’den toplanan figürlere, Amber, Agat, Malahit, Kuvartz, Kalsedonit, Labradorit, Opsidyen, Onix, Ametist gibi farklı minerallerden yapılmış oymalardan, İznik, Kütahya Çinilerine, rafyadan, tenekeden, keçeden, tığ işinden mozaik işçiliğine kadar iki yüz küsur kaplumbağa var. 60 dişhekimi Her ne kadar ciddiye alınabilecek bir sayıya ulaştıysam da kendimi bir koleksiyoner olarak görmüyorum-belki de görmek istemiyorum, çünkü koleksiyonerlik biraz da hastalıklı bir durum. Araştırmak, izlemek, bulmak, almak, sınıflandırmak, sergilemek ve arşivleyip saklamak ciddi süreçler. Ben ise bu birikimi daha ziyade kendimi terbiye etmek, geliştirmek, yeni şeyler öğrenip yeni insanlarla ve yeni kültürlerle tanışmak için bir fırsat olarak görüyorum. Bu koleksiyon sayesinde Haiti’den, Rusya’dan, Guetamala’dan, Japonya’dan, Amerika’da, Polonya’dan, Kenya’dan onlarca ahbabım oldu, bu beni müthiş mutlu ediyor. Bu arada benim koleksiyonumu desteklerken kardeşim de kuş bibloları toplamaya başladı, nereye gidersek gidelim ben ona kuş, o da bana kaplumbağa topluyoruz. Bu arada koleksiyonuma katkıları olan sevgili meslektaşım Özlem Korkut’a, asistan arkadaşlarım Hicran, Nihal Ve Nur’a da teşekkür etmek isterim. Hadi biraz kaplumbağa olup yavaşlayalım, incelikleri fark edip yaşamın tadına varalım. Yazımı Leo Babauta’nın bilgece yaklaşımını aktararak bitirmek istiyorum; “Sadece bir anlığına durun. Çevrenizde olup bitenlere kulak kabartın. Nefesinizin giriş çıkışını hissedin. Düşüncelerinizi dinleyin. Etrafınızdaki ayrıntıları görün. Bütün gün telaş içindeyiz, acele ediyoruz; onu yap, bunu getir, şunu götür, konuş, ara, e-posta yaz-yollaoku, internette bir sekmeden diğerine geç, bir bağlantıdan öbürüne atla. Bütün bunların bir bedeli var: tahayyül etmeye zamanımız kalmıyor, gözlemeye ve dinlemeye zamanımız kalmıyor. Huzurumuz kalmıyor. Günlerinizi nasıl geçirdiğinizi bir düşünün; işte, işten sonra, işe hazırlanırken, akşamları, hafta sonları. Hep telaş içinde misiniz? Durun. Hayatınızı düşünün, nasıl olmasını isterdiniz. Hayatınızda daha az hareket, daha az iş, daha az telaş görün. Hayatınızın daha sakin, daha sessiz, daha huzurlu olduğunu görün. Durmanın tadına varın. Hakiki bir hazinedir. Hepimizin, her an yararlanabileceği hakiki bir hazine.” Gülten Akın’ın dediği gibi “ah kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya”. Evet hadi gelin biraz kaplumbağa olalım, yavaşlayalım hatta duralım, incelikleri fark edip yaşamın tadına varalım. dişhekimi haber 61 mavi köşe Mavisel YENER [email protected] www.maviselyener.com dişhekimi Gitme Umut! Bardaktan boşanırcasına yağan bu yağmuru sevdim. Arada bir iç geçiriyor bulutlar, gümbürdüyor ortalık. Küçücük misafir odamdaki iki koltuktan birinde ben, diğerinde çocuk var. Dört numaralı dairede oturuyorlar; annesi ilk kez bıraktı bana. Hiç çocuk olmadı ki bu evde, oyuncak yok ona verecek. “Mümkünse televizyon izlettirme” dedi annesi. Evde mısır olsa patlatırdım, o da yok. Bayramdan kalma şekerler yapışmış birbirine, yenecek halleri kalmamış. Ne tuhaf şeymiş beş yaşında biriyle başbaşa kalmak. Çikolatalı sütle tarçınlı kek ikram ettim. Omzunu silkti “sütü içmem, keki yerim” dedi. Avuçlayıp bir parça ısırdı kekten, sonra gülümseyerek parmaklarını yaladı, o da yetmedi ıpıslak parmaklarını pantolonuna kuruladı. Peçete getirip temizledim minik ellerini. Koltuğun gıcırtısına aldırmadan bacaklarını sürekli sallıyor, bilmediğim bir şarkıyı mırıldanıyor. Soru şu: Nasıl oyalarım ben bu bücürü? Renkli kalem olsa resim yaparmış ama evde sadece tükenmez kalem var! “Senin çocuğun yok mu?” diye sordu pattadak. “Yok, hiç evlenmedim ki ben!” “Sen âşık olsana” dedi. Yutkundum. Konuyu değiştirmek gerek… Pencereden bakıp “Gökyüzü delinmiş sanki…” dedim. “Kim delmiş, neyle delmiş, nasıl delmiş; hadi anlatsana…” diye tutturdu. Ah! Anneannem olsaydı. Her yer masaldı onunla. Dilinden dökülmeye hazırdı hep düşler. Söz kırıntılarını 62 toplardı cebine, sonra onları bir güzel hamur yapardı. Hamuru pişirip hiç bilmediğim tatta masallar sunardı bana. Umut yineledi sorularını: “Hadi söylesene, kim delmiş gökyüzünü, neyle delmiş? Nasıl çıkmış oraya? Neden yapmış?” Tuhaf ama, gitgide mantıklı gelmeye başladı bu sorular bana. Çobanyıldızı’na kurduğu Gökkulesi’nde yaşamını sürdüren turuncu kedinin uzun tüyleri gözümün önüne geldi. Bir yandan sütünü yudumlarken emirler yağdırıyordu sağa sola. Yukarıdan yeryüzüne bakıyordu: “Bugün geleneksel gökyüzü delme günü, çabuk olun. En büyük delik açılacak, durmayın, çalışın!” Kedinin gözleri iki ateş parçasıydı sanki. Görevli kim varsa bir o yana bir bu yana koşuşturuyordu. Kum saatini ters çeviriyorlardı, kum hızla akmaya başlıyordu. Emri iyi anladıklarının işareti olarak sürekli aynı sözü yineliyorlardı: “Gökyüzü delinecek… Gökyüzü delinecek…” “Yapılacak işlemdeki en ufak bir eksiklik, yanlışlık, gökyüzünün canını acıtır; dikkatli olun” diye miyavlıyordu baş kedi. Umut, ayaklarını tek kişilik koltuğun kenarına kaldırdı, yarı yatar duruma geçti. Ellerinin kirli olduğunu düşünmemeye çalıştım. Battı balık yan gider… Antika yastığı kucağına alıp sarıldı. Belki de uyur, diye sevindim. Yastığı mıncıklarken “Turuncu kedi gökyüzünü delme oyununu çok mu seviyormuş?” diye sordu. dişhekimi Anneannemin işlediği yastığa bakakaldım. Pamuk bulutların üstünde süzülen mavi martılar var. Zamana direnmiş onca yıldır; belki de o yastık biliyordur gökyüzündeki deliğin masalını… Anneannem, gitmeye karar verdiği o mayısın başında bitirmişti bu yastığın nakışını. Gözü bile görmüyordu aslında; yüreğiyle işlemişti demek. Mayısın yirmi birinde, körfezdeki bütün vapurlar aynı saatte, avaz avaz bağırmaya başlamıştı; yalnız onlar mı? Kediler bir ağızdan miyavlamış, köpekler birbirlerine sığınmışlardı. Korkmuştum ilkin. “Gitmesin!” diye dövünmüş, anneannemi bizden çalan hırsızın kimliğini sorgulamıştım. Sonraları alıştım yokluğuna, masallarını bana bıraktığını anladığımda, onların kanatlarına tutundum. Anneannemin Çobanyıldızı’nda yaşadığına inandım, gerçekten inandım… Çok özledim onu, çook! Biraz küs baktı bana çocuk. “Neden cevap vermiyorsun? Turuncu kedi niye deldirmiş gökyüzünü?” “Özlemiş de ondan” deyiverdim. “Neyi özlemiş? Niye özlemiş?” “Yeryüzü, yağmuru özlemiş; turuncu kediye bunu söylemiş. O da kocaman makinelerle gökyüzüne delik açtırmış…” “Yeryüzünün de özledikleri var değil mi?” Ah, gökkuşağı bakışlı çocuk… Ne zor sorular bunlar! “Herkesin ‘yeryüzü’ farklı ! Her yeryüzünün huyu başka. Balıkların yeryüzü deniz, denizlerin yeryüzü yosun. Bizimkisi, ceviz ağacınınkiyle aynı…” Canı sıkılmıştı, artık dinlemiyor gibiydi beni. Yerinden hafifçe doğruldu, yastığı yere attı; tarçınlı keke uzanıp bir ısırık daha aldı. Yine parmaklar yalandı, yine pantolona kurulandı. Antika yastığı ortadan kaldırmalı, leke olursa çok üzülürüm diye düşünürken o yerinden kalktı. Sırtını mavi köşe dönüp pencereye gitti, yağmurla buluştu gözleri. “Anladım” dedi “Turuncu kedi, adamlarına emir verince gökyüzünü deliyorlar, yağmuru boşaltıyorlar aşağıya. Peki, sonra gökyüzünü yeniden nasıl dikiyorlar?” Sersemsepelek sözcükler geldi kondu dilime. Gökyüzünü dikmeyi meslek edinen martılardan söz etsem, diye düşündüm. Nasıldı o? Unuttum! Anneannemin masallarını çağırdıkça uzaklaşıyorlar benden. Çocuğa anlatacak aklı başında tek masalım bile yok. Konuşmamı beklemeden o verdi yanıtı: “Yağmur yağdıkça ağaçlar büyüyüp yeşilleniyor, gökyüzündeki o deliği dallar kapatıyor.” “Hı Hıı…” diyerek başımı salladım. Oda daha da çok tarçın kokuyordu. Kekten kalan parçayı ağzına tıkıştırdı. Bakışlarını bana çevirdi: “Hiçbir şey bilmiyorsun, şaka yaptım ben” dedi. “Ağaçlar öyle hemen büyümez ki, hemen kapatamazlar deliği… Başkaları kapatıyor akıllım…” “Kimler?” “Adı Umut olan çocuklar,” dedi. “Sen hangi bilinmeyen çağın, ele avuca sığmayan çocuğusun Umut?” diye geçirdim içimden. Kapının çalınmasıyla birlikte yerinden fırladı: “Annem gelmiştir!” Terliklerimi ayağıma geçirmeden, kapıyı açmıştı bile. Sesini duydum: “Anne, ne olursun şimdi alma beni. Biraz daha kalayım burada, sonra gelirim eve. Çok masal biliyor bu teyze…” Fısıltımı duvarlar duydu: “Gitme Umut. Gitme düş ustası! Unuttuğum masalları getirdin bana, kal biraz daha… Bardaktan boşanırcasına yağan bu yağmuru birlikte sevelim.” 63 ödüllü bulmaca > Sinan ŞAHAN 1 2 3 4 5 SOLDAN SAĞA 1- Doğal kurşun oksit - Tatlı su 1 kefali. 2- Radyoaktif bir ele2 ment - Dökülen tohumlardan 3 çıkan tahıl - İşçi. 3- Yaylı bir 4 çalgı - Kamu - Acı - Bir nota. 5 4- Kalça kemiği - İlave - Kulla6 nıştan kaldırma - Tek çalgıyla tek sanatçının verdiği konser 7 5- Meclisin görevi - Bir sayı 8 Öğüt. 6- (Eski dil) Dul kadınlar 9 Doksanlı yıllara damga vurmuş 10 İngiliz pop folk şarkıcısı. 7- Ko11 yun yünü yağından elde edilen bir ester - Aşiret-(kısaltma) 12 Sualtı savunma birlikleri - Bir 13 nota. 8- Gözkapağına sürülen 14 makyaj malzemesi - Bilim, tek15 nik (kısaltma) Bir haber ajansı 16 - Astatinin simgesi - Madeni 17 paranın resimli yüzü. 9- Japon çizgisel ölçü - Hollandanın eski 18 para birimi - Samaryumun 19 simgesi-Klakson. 10- Kara yu20 muşakçası - Bilge kişi - Altın, gümüş derecesi - Nijerin başkenti. 11- Bir erkek ismi - Kır koşusu - İstanbul’da bir semt. 12- Oylumlu - Ukraynanın başkenti - Manganezin simgesi - At yavrusu - Kişi. 13- Matematikte sabit bir sayı - Azar - İlişkin - Sinirli. 14-Enli kılıç - Tavuğun v şeklindeki kemiği - Kauçuğun kükürtle işlenmesinden elde edilen plastik. 15- Ekol - Bitiş, son - Isıdam - Mısır tanrısı.16- (Tersi) seyrek olmayan - Giysi biçip diken kimse - Bir işi istekliler arasından en uygun şartla verme - Aktinyumun simgesi. 17- Güney Amerika da yaşayan bir tukan türü - Orta - Renkli camların biraraya getirilmesiyle yapılan yapıt ve bunun sanatına verilen ad. 18- (Tersi) Dişi geyik - (Kısaltma) Temporo mandibuler eklem - Hararet - Kazdağının mitolojik adı - (Eski dil) Yüz, çehre. 19- Hafif ve anlık ses - Bir tür üst giysisi - Bir nota - Sazın en kalın teli. 20- Mermi olarak çakıl taşı atan bir tür top - Aksama, aksaklık - Ülser. YUKARIDAN AŞAĞIYA 1- Mukus retansiyon kisti - Karşılıklı. 2 -Faiz - Arıtım evi - İstavrit balığının küçüğü. 3- Hint destanı - Özgür, hür - Sisli, ılgın. 4- Kalıtımda rol oynayan organik dişhekimi 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 molekül - Biçimsiz - Bir cins güvercin - Hayali karate. 5- Giresun’un bir ilçesi - En azından, hiç olmazsa Bütün. 6- Başlıca içeceğimiz - ABD’de bir eyalet - Erken - Japon satrancı. 7- Bağırsaklar - Denizlerin çekilmesiyle oluşan yurtlanmaya elverişli yer - Kızartma yapılan özel kap. 8- Süre - İzmir Kemalpaşa’da bir dağ - Bavul - (Kısaltma) Maryline Monroe. 9- Çadır kurulan yer - (Kısaltma) Anonim Ortaklık - Kaldıraç. 10- Avrupa da bir ülke-Donanma - Rütbesiz asker. 11- Antik Mısır da insanın görünmeyen bedeni Canlandırma - Cimri. 12- Öncesizlik - Uzaklık anlatırEmme, soğurma - İskambilde birli - Öze. 13- Pervane parçası - Dişi deve - Eski bir uygarlık - Boru sesi - Anı.14- Askerler-(Kısaltma) Türk Kuşu Donuk - Kırmızı. 15-Merhametsiz Yunan tanrıçası-Tasdik-Dört halifeden sonra devlet idaresinin geçtiği hanedan ve develetin adı.16- İlaç, çare - Nedbe - Kalın ve kaba kumaş - Örnek alınan kişi. 17- Bursa 1961 doğumlu bayan Türk pop sanatçısı - Badem şerbeti. 18- Taşıt dizisi - Oruç ayı - Kromun simgesi - Bir işaret sıfatı. 19- Tok olmayan - Tayin - Büyükler - Doğu Anadolu da bir nehir. 20- Yüklem - Bir nota - Kamer - Bir element. BULMACAYI ÇÖZEN HER MESLEKTAŞIMIZA; Gülsa Firması tarafından Medex SD-SPEEDX hediye edilecektir. 64 dişhekimi haber 65 duyuru Başsağlığı dişhekimi Geçmiş Olsun Meslektaşlarımızdan; Meslektaşlarımızdan; > Barlas Ersoy, > Asım Savaş, > Mutlu Sezel’in babası Tan Sezel > Prof. Dr. Tunç İlgenli’nin babası Uzm. Dr. Nevzat İlgenli, > Hasan Kocademir’in babası, > Bilge Şimiek’in babası, > R. Handan Selçuk’un ağabey > Dr. Fatma Ender Selçuk’a, > Osman Akşar’a, > Kadri Salha’ya, > Ayşe Özlem Erel’e Rahatsızlıklarınıdan dolayı geçmiş olsun diliyoruz. vefat etmiştir. Merhumlara Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz... Satılık ve Kiralık > “İzmir Alsancak’ta bulunan donanımlı devren kiralık muayenehane” İletişim: 0 533 570 84 54 > “Devren Kiralık veya Satılık Muayenahene” Ayrıca “Altı Çıkışlı Elektrikli Başlıkları Ganatus Marka” Ünit Ayrı Satılabilir. İletişim: Dt.Nermin Acar: 0 537 469 52 72 > “Devren Satilik Muayenehane” İletişim: Necati Bircan : 0506 345 71 41 49. sayıdaki bulmacanın çözümü 49. say› bulmacam›z› çözerek hediye kazanan meslektaşlarımız; > Hayriye SÖNMEZ / Ankara > Oktay KILIÇ / Kayseri > Nuhan BAYHAN / İzmir > Tevfik BAĞDATLIOĞLU / Antalya > Selim YILDIZ / İstanbul > Ömer FARUK İLHAN / İzmir > Ayla TANZER KULALIGİL / İzmir > Zeynep İLHAN / İzmir > Atilla GÖKTÜRK / İzmir > Nadire TAMKAN / İzmir > Hüseyin Naci CANBULDU / Uşak Duyuru sayfamızda yer alan haberler odamıza ulaşan bilgilerle sınırlı kalmaktadır. Sayfamızda yer almasını istediğiniz kendiniz ve diğer meslektaşlarımız hakkındaki haberleri lütfen bize iletiniz. 66 haber dişhekimi KAMU KURUMLARINDA ÇALIŞAN TÜM DİŞ HEKİMİ MESLEKTAŞLARIMIZA, İzmir Diş Hekimleri Odası Yönetim Kurulu’nda Kamu Çalışanları Komisyonu oluşturulması kararı alınmıştır. Kamu Kurumlarında çalışan diş hekimlerinin genel düşüncesinin, Oda’nın kamu sorunlarıyla ilgilenmediği yönünde olduğu bilinmektedir. Aslında daha önce de kamu çalışanları için toplantılar yapılmış, sorunlar – çözüm yolları konuşulmuş olsa da yapılan çalışmalar yeterince ilgi görmemiş, iyi duyurulamamış, “Oda bizim için ne yapıyor ki” önyargısı kırılamamıştır. Değişen sağlık sistemiyle birlikte gelişen sorunları konuşmak, çözüm yolları üretebilmek, kendimizi daha güçlü, daha iyi hissedebilmek için bu komisyonda bir araya gelelim. Komisyonda yer almak isteyen arkadaşlarımız için üyelik koşulu aranmayacaktır; üye olmayan arkadaşlarımızın iletişim bilgileri olmadığı için kendilerine bu duyuruyu gönderemiyoruz. Çevrenizde konuya ilgi duyan ve odamıza üye olmamış arkadaşlarımız varsa komisyona yönlendirilmeleri ve aramıza katılmaları bizim için önem taşımaktadır. Tüm kamu kurumlarında çalışan diş hekimlerinin rahatlıkla ulaşabileceği, kamuya özel sorunları dostluk duyguları içinde paylaşabileceği bir ortam yaratmak, hukuki destek sağlamak, “yalnız kalma” duygusunu yok etmek, sorunlarımıza çözüm yolları oluşturabilme gücünü – hevesini çoğaltmak istiyoruz. Birlikte, önyargısız, paylaşımcı, katılımcı, çözüm odaklı, üretken ve diş hekimliği mesleğine saygılı yaklaşımlarla yol alabilmemizi umut ediyoruz. Bu umuda ortak olmak isterseniz, oda sekreterliğine başvurularınızı bekliyoruz. “ Yol, varılmak istenen hedeften daha fazla bir şeydir.” Rilke İlkay Karademirci Ülkü İzmir Diş hekimleri Oda Başkanı Meral Gül Uzman Kamu Çalışanları Komisyonu Sorumlusu 67 karikatür 68 > Dişhekimi Mete Ağaoğlu dişhekimi
Benzer belgeler
Dişhekimi 63.Sayı - İzmir Dişhekimleri Odası
Görsel Yönetmen
Birsen BAĞARDI KÖSEOĞLU
Baskı
Şan Ofset Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti.
Candere Yolu No: 23
Ayazağa - İSTANBUL
Tel: 0.212 289 24 24
Faks: 0.212 289 07 87
Dişhekimi 59. Sayı - İzmir Dişhekimleri Odası
Görsel Yönetmen
Birsen BAĞARDI KÖSEOĞLU
Baskı
Şan Ofset Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti.
Candere Yolu No: 23
Ayazağa - İSTANBUL
Tel: 0.212 289 24 24
Faks: 0.212 289 07 87