Sabancı Vakfı
Transkript
Sabancı Vakfı
1 2 3 Ömer Çelik, T.C. Kültür ve Turizm Bakanı 6 Ömer Çelik, Minister of Culture and Tourism Hüseyin Avni Coş, Vali 7 Hüseyin Avni Coş, Governor Lemi Bilgin, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü - Genel Sanat Yönetmeni 8 Lemi Bilgin, General and Art Director - Turkish State Theaters N. Fırat Demirağ, Adana Devlet Tiyatrosu - Sanat Yönetmeni 9 N. Fırat Demirağ, Art Director - Adana State Theater Güler Sabancı, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı 10 Güler Sabancı, Chairman of the Sabancı Foundation Board of Trustees Sakıp Sabancı’nın Anısına 11 In Memory Of Sakıp Sabancı Sakıp Sabancı Yaşam Boyu Başarı Ödülü 12 Sakıp Sabancı Lifetime Achievement Award Türkiye/Ankara Devlet Tiyatrosu CESARET ANA VE ÇOCUKLARI 14 Turkey/Ankara State Theater MOTHER COURAGE AND HER CHILDREN İtalya/Studio Festi SU VE ATEŞ ANILARI 16 Italy/Studio Festi WATER AND FIRE MEMORIES Hindistan/Taj Ekspresi AŞKIN YENİ ADRESİ 18 India/Taj Express LOVE HAS A NEW ADDRESS Türkiye/Sadri Alışık Tiyatrosu KÜÇÜK ADAM NE OLDU SANA? 20 Turkey/Sadri Alışık Theater LITTLE MAN, WHAT NOW? Gürcistan/Kote Marjanishvili Devlet Dram Tiyatrosu BEĞENDİĞİNİZ GİBİ 22 Georgia/Kote Marjanishvili State Drama Theatre AS YOU LIKE IT ATÖLYE: EVRENSEL BİR SANAT OLAN DANSIN, RİTİM VE MİMİK İLE BEDENSEL İFADESİ 24 WORKSHOP: THE PHYSICAL EXPRESSION OF DANCE AS A UNIVERSAL ART WITH RHYTHM AND MIMIC Türkiye/Ankara Devlet Tiyatrosu HÜRREM SULTAN 26 Turkey/Ankara State Theater HURREM THE SULTAN Türkiye/Talimhane Tiyatrosu ÖNCE BİR BOŞLUK OLDU KALP GİDİNCE AMA ŞİMDİ İYİ 28 Turkey/Talimhane Theater IT FELT EMPTY WHEN THE HEART LEFT AT FIRST BUT IT’S ALLRIGHT NOW ATÖLYE: SAHNE VE YAŞAMDA KONUŞMA EYLEMİ 30 WORKSHOP: SPEECH ACT ON STAGE AND IN LIFE ATÖLYE: GELENEKSEL TÜRK TİYATROSUNDA ORTAOYUNU 32 WORKSHOP: TRADITIONAL LIGHT COMEDY IN TURKISH THEATRE Türkiye/Antalya Devlet Tiyatrosu OTHELLO 34 Turkey/Antalya State Theater OTHELLO ATÖLYE: “ORTAOYUNU” TİPLERİ ÜZERİNE 36 WORKSHOP: CONCERNING “TURKISH TRADITIONAL LIGHT COMEDY” (ORTAOYUNU) TYPES Türkiye/Ankara Devlet Tiyatrosu BEN ÖDÜYORUM 38 Turkey/Ankara State Theater MONSIEUR AMILCAR KARAGÖZE GELEN MEKTUP - ÖZEL GÖSTERİM 40 LETTER TO KARAGÖZ - SPECIAL PERFORMANCE Makedonya/Üsküp Milli Kurum Türk Tiyatrosu BÜTÜN OĞULLARIM 42 Macedonia/Uskup National Institution Of Turkish Theatre ALL MY SONS Türkiye/Ankara Devlet Tiyatrosu EURIDICE’NİN ELLERİ 44 Turkey/Ankara State Theater AS MÃOS DE EURÍDICE Türkiye/İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları MESUT İNSANLAR FOTOĞRAFHANESİ 46 Turkey/Istanbul Metropolitan Municipality City Theater PHOTO STUDIO OF HAPPY PEOPLE Türkiye/İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları TÜRKİYE KAYASI 48 Turkey/Istanbul Metropolitan Municipality City Theater THE ROCK OF TURKEY Türkiye/Emek Sahnesi KIRMIZI YORGUNLARI 50 Turkey/Emek Stage RED WORN Çek Cumhuriyeti/Kara Tiyatro Srnec SEÇKİLER 52 Czech Republic/Black Light Theater Srnec ANTOLOGIA Türkiye/İzmit Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları İTİRAFÇI YÜREK 54 Turkey/Izmit Metropolitan Municipality City Theater HEARTH THE CONFESSOR Türkiye/Trabzon Devlet Tiyatrosu BEN FEUERBACH 56 Turkey/Trabzon State Theater I, FEUERBACH Türkiye/Semaver Kumpanya METOT 58 Turkey/Semovar Company METHOD Türkiye/Ankara Devlet Tiyatrosu PAL SOKAĞI ÇOCUKLARI 60 Turkey/Ankara State Theater THE PAUL STREET BOYS Türkiye/İstanbul Devlet Tiyatrosu ÇİRKİN 62 Turkey/Istanbul State Theater THE UGLY ONE ATÖLYE: OYUN YAZMA ATÖLYESİ 64 WORKSHOP: PLAYWRITING WORKSHOP Türkiye/Ankara Sanat Tiyatrosu GİDERAYAK 66 Turkey/Ankara Art Theater AT THE LAST MINUTE İngiltere/Globe Tiyatrosu KRAL LEAR 68 England/Globe Theatre KING LEAR Hollanda/Close Act İSTİLA 70 Netherlands/Close Act INVASION 3 14 HER YIL more than BİNDEN FAZLA SEYİRCİ thousand spectators each year 60 YILDA years 5.000 SANATÇI artists 4 35 FARKLI ÜLKEDEN different coountries 5 248 OYUN plays 67 YABANCI TİYATRO GRUBU international theater ensembles 525 TEMSİL performances Bir ülkenin kültür ve sanatının önemli belirleyicilerindendir coğrafi değerler... Coğrafi özelliklerdir insanı yönlendiren, güçlendiren, gelişimini doğrudan destekleyen… Türkiye öylesine özel bir konumdadır ki; doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle binbir çeşit kültürel zenginliği sinesinde taşımaktadır Akdeniz bölgemizin önemli şehirlerinden biri olan Adana ise tarih boyunca Çukurova’nın altın ışığı olmuştur. Folkloruyla, yemekleriyle, kalesiyle, Taş Köprü’süyle, müzeleriyle, Ulu Cami’siyle, geleneksel el sanatları ve kervansaraylarıyla Adana, Türkiye coğrafyasında özel bir yere sahiptir. Kültür kervanlarının buluşma noktası olan Adana, önemli bir uluslararası buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Bu yıl on beşincisi gerçekleştirilecek olan “Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali”, tüm coşkusuyla farklı kültürleri bir araya getiriyor. Tiyatro sanatının nitelikli eserleri ve festival heyecanına yakışır çeşitli etkinlikler, birlikteliğe ve barışa çağrı yapıyor. 6 Memleketim Adana’ya çok yakışan bu festivale katkılarından dolayı, başta Güler Sabancı olmak üzere Sabancı ailesine ve Sabancı Vakfı’na teşekkürlerimi sunar, festivale emek veren Devlet Tiyatroları çalışanlarına ve sevgili hemşerilerime coşku dolu bir festival dilerim. Ömer Çelik T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Geographical values constitute elemental components in the cultural and artistic landscape of a nation... It is those geographical features that guide, empower, and support the development of its people... Turkey lies in a very special geography that bears in its bosom a medley of cultural riches from east to west and from north to south. An important city of the Mediterranean region, Adana, has stood as the golden light of Çukurova throughout history. It has always occupied a special place in Turkish geography with its folklore, food, citadel, Stone Bridge, museums, Ulu Mosque, traditional handcrafts, and caravanserais. Adana, the meeting point of cultural caravans, is now hosting a significant international event. “State Theaters-Sabancı International Adana Theater Festival” which will be held for the 15th time this year brings together diverse cultures in an atmosphere of great enthusiasm. Exquisite examples of theater and a variety of activities that behoove the thrill of the festival summon a world of unity and peace. I would like to take this opportunity to thank Ms. Güler Sabancı, the Sabancı family and Sabancı Foundation for their contribution to this festival that perfectly fits the spirit of my hometown Adana, and I wish the staff of State Theaters and my fellow citizens a festival full of joy. Ömer Çelik Minister of Culture and Tourism Sanat, insanlık tarihinin her döneminde var olan bir olgudur. İnsanlığın geçirdiği dönemler hayata ve sanata bakışlarını ve biçimlerini değiştirmiş, her dönemde ve her toplumda, sanat farklı görünümlerde ortaya çıkmıştır. The phenomenon of art has existed throughout human history. Different periods in history have changed humankinds outlook and approach towards life and arts, with varying manifestations of art prevailing in each period and each society. Sanat; var olanın irdelendiği, sorgulandığı, anlaşılamayana karşı tepkinin, tutarlı bir bütünlük içerisinde somutlaştığı bir alandır. Sanat dallarının pek çoğunu kapsayan gösteri sanatları, topluma ayna tutar. Tüm zıtlıkların ışığında pozitif insanın temelleri atılır. Tiyatro, bu sanat dallarının arasında en köklüsü ve en yaygınıdır. Evrensel bir sanat olan tiyatro, toplumun gelişmesine yardımcı olduğu kadar toplumsal eğitimi de desteklemektedir. Kısacası tiyatronun aynasında kendi yaşamımızı seyretmek ve yarınlarımızı görebilmek çağdaş kültürün gelişme ve ilerlemesini sağlamaktadır. Art creates a space where reality is scrutinized and questioned; where the reaction towards what is unclear becomes concrete in a consistent integrity. Performance arts, which comprise most disciplines of art, mirror society. In light of all the contrasts is laid the foundation of positive human. Theater is the most rooted and widespread one amongst all these disciplines of art. A universal discipline of art, theater not only promotes the development of society, but also supports its education. In short, watching our lives through the mirror of theater and seeing what tomorrow looks like, marks development and progress in contemporary cultures. Bu yıl 15.si düzenlenen Devlet TiyatrolarıSabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali, her yıl daha da kapsamlı hale gelerek kendisinden beklenen görevi daha da iyi ifa etmektedir. Ev sahipliği yapmaktan gurur duyduğumuz bu festival; artık Adana’yı simgeleyen bir etkinliğe dönüşmüş ve Çukurova’nın kültürünü Dünya ile buluşturarak adından övgüyle söz ettirmektedir. Merhum Sakıp Sabancı’nın çabalarıyla enternasyonal bir değere ulaşarak Adana’mızın kültür ve sanat merkezi olması hedefine büyük katkı sağlayan Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali bu yıl 15. defa siz sanatseverlerle buluşacaktır. Festivalimiz Tiyatronun yarım küresi olan sahne ile öteki yarım küresi olan seyirci arasında karşılıklı bir bağ kurabilmek adına büyük önem taşımaktadır. Muhakkak ki esas hedefimiz; kültür buluşmalarının yaşandığı şehrimizi ‘’Kültür ve Sanat Merkezi Adana’’olarak ivmelendirmektir. Bu bağlamda şehrimizin iftiharı olan Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ömer Çelik’in hedefimize ulaşmak için bizlere liderlik yapacağına inancımız sonsuzdur. Celebrating its 15th anniversary, “State TheatersSabancı International Adana Theater Festival” boasts a more comprehensive scope and more successfully performs its mission with each passing year. The festival we are proud to host has come to symbolize Adana and is praised for enabling the meeting of Çukurova culture with the rest of the world. State Theaters-Sabancı International Adana Theater Festival, which has gained international value thanks to the efforts of late Sakıp Sabancı, has greatly contributed to the goal of transforming Adana to an art and culture center. The Festival will meet art lovers for the 15th time this year and is of major significance in terms of building mutual ties between the stage and its other hemisphere, that is, the audience. Our ultimate goal is to accelerate our city’s development as ‘’Adana, the Center of Culture and Art”, as the trysting place of cultures. I truly believe that our Minister of Culture and Tourism, Mr. Ömer Çelik, who is a source of pride for our city, will lead us along the path to this goal. Kentimize kazandırılan uluslararası festivalin önderliğini üstlenen sanat dostu, hayırsever işadamı merhum Sakıp Sabancı Beyefendiyi; rahmet, şükran ve minnetle anıyoruz. We also remember with great blessing and gratitude late Sakıp Sabancı, the philanthropist businessman and friend of arts, for his leadership in this international festival bestowed upon our city. Başta Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Güler Sabancı olmak üzere, her zaman sanatın ve sanatçının destekçisi Sabancı Ailesine, Devlet Tiyatrolarına, Sabancı Vakfı’na ve Festivalde emeği geçen herkese tebriklerimi ve sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum. Ayrıca Çukurova’nın sınırlarını çoktan aşan festivalimize katılan misafirlerimize, etkinlikleri özenle takip eden değerli sanatseverlerimize ve manevi desteklerini esirgemeyen sevgili Adanalılara da ayrıca teşekkür ediyorum. I would like to take this opportunity to thank and congratulate Ms. Güler Sabancı, the Chairman of Sabancı Foundation Board of Trustees, the Sabancı family, State Theaters, Sabancı Foundation and everyone else that contributed to this organization. Furthermore, I would like to thank the distinguished guests from various geographies, esteemed lovers of art who follow the festival events closely, and dear citizens of Adana for their unfailing spiritual support. Sevgi ve saygılarımla. Hüseyin Avni Coş Vali Kindest regards, Hüseyin Avni Coş Governor 7 Seyhan Nehri Torosların arasından geçerek Akdeniz’e ilerliyor. Ceyhan’la kucaklaşıyor güneşin alnında… Pamuk tarlalarının bereketi için can suyu taşıyorlar Çukurova’ya… Artık pamuk tohumlarının ekim zamanı geldi. Bizim de sevgi, barış, huzur ve kardeşlik için sanat tohumları ekme zamanımız… Pamuk kozaları gibi beyaz, yumuşak ve saf yüreklerin, ancak sanatla, tiyatroyla gün ışığına çıkacağına inanıyoruz. Biliyoruz ki dalların üstünde dimdik duracak kozalar, bugün ektiğimiz tohumların meyveleri olarak gelecekte bizi onurlandıracaktır. İşte bu yüzden verimli topraklara verim katan bir festivalle bu sene de buradayız, Adana’dayız… “Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali”nin on beşincisini gerçekleştiriyoruz. Hem ardımızda bıraktığımız yılların tecrübesiyle ilerliyoruz, hem de on beş yaşında bir genç gibi dinamik ve coşkuluyuz. Nasıl ki pamuk özenle yetişiyorsa, tiyatronun da bu incelikle ve özenle insana, insanlığa katkıda bulunduğunu biliyoruz. 8 1998 yılından itibaren festivalimize destek veren Sabancı ailesine ve Sabancı Vakfı’na teşekkür eder, tiyatronun büyüsünü biz sanatçılarla paylaşan Adana halkına sevgilerimi sunarım. Lemi Bilgin Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Genel Sanat Yönetmeni Seyhan River meanders through Toros Mountains, and flows towards the Mediterranean… It embraces Ceyhan River underneath the sunny skies... Together, they carry the sap that gives fertility to the cotton fields of Çukurova...Now is the time to sow the cottonseeds… And it is time for us to sow seeds of art in the name of love, peace, serenity, and brotherhood... We believe that hearts as white, soft and pure as cotton bolls will be uncovered only by means of arts and theater. We know that those bolls that stand up straight on the branches will honor us in the future as fruits of those seeds we sow today. That is why we are here in Adana again this year with a festival that contributes to the productiveness of this plentiful land… We are organizing the 15th “State TheatersSabancı International Adana Theater Festival”. We capitalize on the experience from past years, yet we are as dynamic and enthusiastic as a 15-year-old. Like cotton grows with care, we know that theater can contribute to human and humanity through similar delicacy and care. I would like to extend my thanks to the Sabancı family and Sabancı Foundation for their support in our festival since 1998, and send my love to the people of Adana who share the magic of theater with us, the artists. Lemi Bilgin General and Art Director of Turkish State Theatres 15 yıldır Festival yapmanın onuru ve heyecanı içindeyiz. Dile kolay. Bugüne kadar 35 yabancı ülkeyi misafir etmişiz Adana’da. 35 farklı ülkenin kültür elçileri ülkelerine dönüp Adana’yı anlatmışlar. Dünyanın en önemli tiyatroları, en önemli oyuncuları, en önemli eserleri perde açmış Hacı Ömer Sabancı Sahnesinde. Dünyanın en uzun süren, en prestijli Festivallerinden biri olmuşuz Adana’da. Bugün, bütün bu tiyatrolar Festivalimizde yer alabilmek için yarışır duruma gelmişler; Ne mutlu bize… 14 yıldır yüz binlerce seyirciye ulaşmanın haklı gururu içindeyiz. Festivalimiz kamu ile özel sektörün birbirini kucaklamasının en iyi örneğini oluşturmaktadır. Başta ileriye dönük vizyonuyla ve bıraktığı eserlerle her zaman hasretle andığımız merhum Sakıp Sabancı ve ebediyete intikal eden tüm aile fertlerini şükranla anıyoruz. Festivalimizin 15. yılının gerçekleştirilmesine yardımcı olan Sayın Bakanımız Ömer Çelik’e, sonsuz desteğini her zaman gördüğümüz Valimiz Sayın Hüseyin Avni COŞ’a, Sabancı Ailesinin bayrağını onurla taşıyan Sabancı VakfıMütevelli Heyeti Başkanı Sayın Güler Sabancı’ya, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Sayın Zerrin Koyunsağan ve değerli ekibine, her aşamada titiz çalışmasıyla liderlik ve hocalık misyonunu hiç bırakmayan, çağdaş vizyonuyla bizleri yönlendiren Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Sayın Lemi Bilgin’e ve her aşamada sonsuz bir güven ve titiz çalışmalarıylaFestivalimizirealize eden çalışma arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Elbette en büyük teşekkür, bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan Adana’nın sanatsever izleyicilerine… İyi ki varsınız, teşekkürler… N. Fırat Demirağ Adana Devlet Tiyatrosu Sanat Yönetmeni We are proud and excited to be organizing this Festival for the last 15 years. Easier said than done. We have hosted 35 foreign countries in Adana to date. The cultural ambassadors of all those 35 countries have returned to their homeland to talk about Adana. The most important theaters, actors, works of art have been staged at the Hacı Ömer Sabancı Center. We have turned out to be one of the longest lasting and most prestigious Festivals of the world, here in Adana. Today, all these ensembles compete to participate in our Festival. How pleasing for us… We are rightfully proud to have reached out to hundreds of thousands of spectators for the last 14 years. Our Festival is a true epitome of public and private sector collaboration. We remember in yearning and gratitude late Sakıp Sabancı, who held a vision for the future and left behind eminent works, and all the other members of his family. I would like to extend a wholehearted thank you to our Minister Ömer Çelik who helped the realization of the Festival, to our Governor Hüseyin Avni COŞ who has always been infinitely supportive, to the Chairman of Sabancı Foundation Board of Trustees Ms. Güler Sabancı who carries the flag of Sabancı family with great honor, to the General Manager of Sabancı Foundation Ms. Zerrin Koyunsağan and her distinguished team, to the General Manager of State Theaters Lemi Bilgin who guides us with his modern vision, and to all colleagues who realized this Festival working with great care and confidence every step of the way. Of course the biggest thank you goes to the art loving spectators of Adana who have never left us alone… So glad to have you here, thank you … N. Fırat Demirağ Adana State Theater Art Director 9 Merhum Sakıp Sabancı’nın Adana’yı bir kültür sanat merkezi yapma hayaliyle vücut bulan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları işbirliğiyle düzenlediğimiz festival, 15’inci yılına ulaştı ve artık Adana’nın simgesi olarak anılıyor. Built on late Sakıp Sabancı’s dream of transfiguring Adana as a center of culture and arts, the Festival, organized in cooperation with the State Theaters, has reached its 15th anniversary, and has come to be recognized as the symbol of Adana. Diğer illerden ve ülkelerden gelen izleyicileriyle ve Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi’nde sergilenen oyunların İstanbullu sanatseverlerle buluşmasıyla festival coşkusu Adana’nın sınırlarını aşmaya başladı. With spectators from other provinces and countries and with the performances at Sabancı University Performing Arts Center meeting the art lovers of Istanbul, the joy of the festival now transcends the borders of Adana. Geçtiğimiz yıllarda Taşköprü ve Seyhan Nehri’nin büyüleyici atmosferinde nefesleri kesen performanslarla bizleri kendisine hayran bırakan Studio Festi, bu yıl da 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde festivalimizin açılış performansını gerçekleştirecek. Stunning all of us with their breathtaking spectacle in the magical atmosphere of Stone Bridge and Seyhan River in the past years, Studio Festi will stage the opening show on March 27, World Theater Day again this year. Festivalin 15. yılına özel olarak İtalya, Türkiye, Almanya ve Fransa işbirliğiyle hazırlanan açılış gösterisi, Seyhan Nehri’nin taşıdığı bereketle yeşeren ve yaşam dağıtan Çukurova’yı betimleyecek. “Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali”, bir ay boyunca yine birbirinden renkli oyunlar ve temsillerle sanatseverlere doyumsuz bir sanat ziyafeti sunacak. Yine 15’inci yılımıza özel olarak, İngiltere’nin en köklü tiyatro topluluklarından Globe Tiyatrosu’nu ve Hindistan kültürünü dünyaya aktarmak için yola çıkan müzikal “Taj Express” topluluğunu ülkemizde ilk kez ağırlayacağız. Adana’yı bir oyun sahnesine dönüştüren Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yapan tüm Adanalı hemşerilerime teşekkür ederim. Ülkemizin en uzun soluklu tiyatro festivalinin gerçekleşmesinde değerli destek ve katkıları bulunan başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Adana Devlet Tiyatrosu, Adana Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na şükranlarımı sunarım. Festivalin bu yıl da keyifli seyirlerle geçmesini diler, katılan tüm sanatçıları da yürekten kutlarım. Güler Sabancı Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı The opening, which will be staged upon the cooperation of Italy, Turkey, Germany and France in celebration of the 15th anniversary of the festival, will portray Çukurova as a plain that turns green with the profusion brought along by Seyhan River, spreading life around. “State Theaters-Sabancı International Adana Theater Festival”, will offer art lovers a grasping feast of art, replete with a multitude of colorful plays and shows. Exclusively for the 15th anniversary again, we will be hosting for the first time in Turkey one of the most established ensembles of the UK, Globe Theater. In the meantime, the musical ensemble “Taj Express” is set out to convey the Indian culture to the rest of the world. I would like to take this opportunity to thank all my fellow citizens in Adana for hosting State Theaters-Sabancı International Adana Theater Festival, an event that transforms the city to a theater stage. Sakıp Sabancı was born in a small village of Kayseri called Akçakaya on 7 April 1933. He was the second son of Hacı Ömer Sabancı and SadıkaSabancı. Sakıp Sabancı 7 Nisan 1933 tarihinde Hacı Ömer Sabancı ve Sadıka Sabancı’nın ikinci çocuğu olarak Kayseri’nin Akçakaya köyünde doğdu. 1955’te BOSSA Un Fabrikası’nda ticaret müdürü oldu. In 1955 he became the manager of commerce in Bossa Flour Factory. He married Türkan Civelek in 1957. 1957’de Türkan Civelek ile evlendi. 1964’te Adana Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Babası Hacı Ömer Sabancı’nın 1966’da vefat etmesinin ardından 1967 yılında Sabancı Kardeşler tarafından kurulan Hacı Ömer Sabancı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirildi. 1974 yılında anne Sadıka Sabancı’nın bütün mal varlığını bağışlaması ve Sabancı kardeşlerin katkılarıyla Hacı Ömer Sabancı Vakfı kuruldu. 1984’de ilk onursal doktorası Eskişehir Anadolu Üniversitesi tarafından verildi. 1985’te “İşte Hayatım” isimli ilk kitabı yayınlandı. 1986’da TÜSİAD’ın Yönetim Kurulu Başkanı oldu, aynı yıl New Hampshire Üniversitesi’nden onursal doktora verildi. 1987’de şimdi Belçika Kralı olan Prens Albert, “Belçika Kraliyet Nişanı”nı takdim etti, aynı yıl, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı oldu. 1992’de Japon hükümeti tarafından ”Kutsal Hazine Altın ve Gümüş Yıldız Nişanı” takdim edildi, aynı yıl Yıldız Teknik Üniversitesi’nden onursal doktora verildi. In 1964 he became the Chairman of Adana Chambers of Commerce and Association of Manufacturers. After his father’s death in 1966, he was appointed as the head of the executive committee of Hacı Ömer Sabancı Holding which was established by Sabancı brothers in 1967. In 1974, Hacı Ömer Sabancı Foundation was established by Sabancı brothers with generous contribution of Ms. Sadıka Sabancı’s estate. He was honored with doctor honoris causa by Eskişehir Anadolu University in 1984. His first book titled “This is My Life” was published in 1985. In 1986 he became the President of TÜSİAD Board of Directors and was honored with doctor honoris causa by New Hampshire University. In 1987, Prince Albert who is the current king of Belgium gave him Belgium Honorable Medal and he became the President of High Advisory Council of TÜSİAD. In 1992, the Japanese government gave him the “Sacred Gold and Silver Medal” and he was honored with doctor honoris causa by Yıldız Technical University. 1993’de Erciyes Üniversitesi tarafından onursal doktora verildi. 1997’de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” ile onurlandırıldı, aynı yıl Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Onsekiz Mart Üniversitesi, Girne Amerikan Üniversitesi ve Trakya Üniversitesi tarafından onursal doktora verildi. 1998’de Washington Southeastern Üniversitesi tarafından onursal doktora verildi. I also would like to thank the Ministry of Culture and Tourism, General Directorate of State Theaters, Governorship of Adana, and the Metropolitan Municipality, for their valuable support and contribution to the longest lasting theater festival in our country. 1999’da, Türk yükseköğretim sistemine yeni bir soluk getirmesi hedeflenen Sabancı Üniversitesi İstanbul’da açıldı. Aynı yıl Çukurova Üniversitesi tarafından on birinci onursal doktorası takdim edildi. Ayrıca Fransız – Türk kültür ilişkilerine yaptığı katkılarından dolayı, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından “Legion d’honneur” şeref nişanı verildi. I wish you all another enjoyable festival this year and congratulate all the participating artists. 2002’de Kırıkkale Üniversitesi tarafından onursal doktora verildi. Güler Sabancı Chairman of the Sabancı Foundation Board of Trustees In Memory of Sakıp Sabancı... Sakıp Sabancı’nın Anısına... Sakıp Sabancı 10 Nisan 2004’te ebediyete intikal etti... He was honored with doctor honoris causa by Erciyes University in 1993. In Memory of Sakıp Sabancı... “All the world’s a stage, and all the men and women merely players”, says William Shakespeare. As Sabancı Foundation, we have been taking utmost delight in transforming our beloved Adana “to a stage” through the State Theaters-Sabancı International Adana Theater Festival for the past 15 years. Sakıp Sabancı’nın Anısına... 10 “Dünya bir oyun sahnesi, bizler sadece birer oyuncuyuz...” der William Shakespeare. Biz de Sabancı Vakfı olarak,15 yıldır Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali ile Adana’mızı “bir oyun sahnesine” dönüştürmenin heyecanını yaşıyoruz. In 1997, he was honored with the “Order of Merits” by the President of the Republic of Turkey and he was honored with doctor honoris causa by Mimar Sinan Fine Arts University, Onsekiz Mart University, Girne American University and Trakya University. He was honored with doctor honoris causa by Washington Southeastern University in 1998. Sabancı University was opened in Istanbul in 1999 and gave a brand new spirit to the Turkish higher education system. He was given his eleventh honorary degree by Çukurova University. Because of his contributions to French and Turkish culture relations, he gained “Légion d’honneur” by the President of France Jacques Chirac. He was honored with doctor honoris causa by Kırıkkale University in 2002. Sakıp Sabancı passed away on 10 April 2004… 11 Tiyatro sanatının gelişmesine önemli katkılarda bulunmuş ustalara minnet ve saygı sunmak amacıyla, 2005 yılından bu yana verilen “Sakıp Sabancı Yaşam Boyu Başarı Ödülü”ne 2013 yılında Sayın Rutkay Aziz layık görülmüştür. 12 Mücap Ofluoğlu Tiyatrosu ve İstanbul Şehir Tiyatroları’nda konuk oyuncu olarak oynadıktan sonra tiyatro hayatına 1971 yılından itibaren Ankara Sanat Tiyatrosu’nda devam eden Rutkay Aziz, 1973 yılında yine bu tiyatroda sanat yönetmenliği ve yönetmenlik yapmaya başladı. 1987 yılında “Yer Demir Gök Bakır” filmiyle ilk sinema çalışmasını gerçekleştirdi. “Sis”, “Ada”, Ölü Bir Deniz”, “Piano Piano Bacaksız” adlı sinema filmlerinde rol aldı. Yalçın Yelence’nin yönettiği “Duruşma” adlı filmden sonra “Gülüm” ve “Vesaire Vesaire” filmlerinde oynadı. Televizyonda “Yunus Emre”, “Cahide”, “Kurtuluş”, “Tutku” dizilerinde oynadı. Mustafa Kemal Atatürk’ü canlandırdığı “Cumhuriyet” adlı film, hem sinema hem de televizyonda dizi halinde gösterildi. “Evler, Evler”, “Pazar Keyfi”, “Sakıncalı Piyade” gibi hafızalardan çıkmayan bir çok oyun ile en iyi yönetmen ve en iyi oyuncu ödülü almış olan sanatçı, sinema alanında da “Sis” filmiyle Türkiye Sinema Yazarları Derneği En İyi Erkek Oyuncu ve 48. Altın Portakal Film Festivali Sanatta Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne de layık görüldü. Halen “Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı” ve “Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği” başkanı olan Rutkay Aziz, tiyatro ve sinema oyuncusu Doğa Rutkay’ın babasıdır. RUTKAY AZİZ Rutkay Aziz, whose full name is “Ünal Aziz Rutkay” was born in İstanbul in 1947. His father Fikri Rutkay, was a well known director of his period and his mother was Ms. Ayşe Saime. He graduated from Austrian High School which was located in Istanbul – Karaköy. As surnames were called before the names in Austrian High School, his full name was used to be called as Rutkay Aziz. After having completed secondary school in the Austrian High School, he was registered to Bakırköy High School. He completed his university education at the Faculty of Journalism. The actor who had started to theatre during his high school education had his theatre training from the LCC theatre school which was managed by Muhsin Ertuğrul. He had his first theatre acting experience when he was played “Marat” in the well known play of Peter Weiss, “Marat-Sade”. Sakıp Sabancı Lifetime Achievement Award Tiyatroya lisede öğrenim gördüğü yıllarda başlayan sanatçı, Muhsin Ertuğrul yönetimindeki LCC tiyatro okulunda tiyatro eğitimi aldı. İlk sahne deneyimini Peter Weiss’ın “Marat-Sade” oyunundaki “Marat” rolüyle yaşadı. Sakıp Sabancı Yaşam Boyu Başarı Ödülü RUTKAY AZİZ Asıl adı “Ünal Aziz Rutkay” olan Rutkay Aziz, 1947 yılında İstanbul’da doğdu. Babası bir dönemin tanınmış yönetmeni Fikri Rutkay, annesi Ayşe Saime Hanımdı. İstanbul Karaköy’de bulunan Avusturya Lisesi’nden mezun oldu. Avusturya Lisesi’nde soyadları adlardan önce okunduğu için ismi “Rutkay Aziz” olarak söylenegelmiştir. Orta okulu Avusturya Lisesi’nde bitirdikten sonra Bakırköy Lisesi’ne kaydoldu. Üniversite öğrenimini Gazetecilik Fakültesi’nde tamamladı. “Sakıp Sabancı Lifetime Achievement Award” has been offered to various artists since 2005 as a token of gratitude and respect for masters who have made tremendous contributions for the development of theater art, and Rutkay Aziz has been designated as the award recipient for 2013. After performing at Mücap Ofluoğlu Theatre and Istanbul City Theaters as a guest actor, Rutkay Aziz had continued to his theatre career in Ankara Art Theatre since 1971. In 1973 he had started to work as the art director and director in the same theatre. He had his first movie actor experience in the movie titled “Iron Earth, Copper Sky”. He thereafter took parts in the movies titled “The Fog”, “The Island”, “A Dead Sea” and “Piano, Piano, Pint-Sized”. After the movie which was directed by Yalçın Yelence, “The Trial” he took parts in the movies titled “My Rose” and “And So Forth”. In television series he played in “Yunus Emre”, “Cahide”, “Liberation” and “Passion”. The movie “Republic” that he played Mustafa Kemal Atatürk broadcasted in series both in the movie theaters and on TV. He won a lot of awards of best actor and best director with plays like “Houses, Houses”, “Sunday Delight”, “Undesirable Infantry” which are still in memories. In the field of cinema, with the movie “The Fog” he was granted Turkey Film Critics Association Award for Best Actor and also Golden Orange Film Festival Social Responsibility in Art Award at the 48th edition of the festival. Rutkay Aziz, who is still the Chairman of Nazım Hikmet Culture and Art Foundation and the President of Contemporary Screen Actors Association, is the father of theatre and movie actress Doğa Rutkay. TÜRKİYE/ANKARA DEVLET TİYATROSU TURKEY/ANKARA STATE THEATER CESARET ANA VE ÇOCUKLARI MOTHER COURAGE AND HER CHILDREN 26 Mart Salı 20:00 March 26th, Tuesday 20:00 Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi Sabancı University Performing Arts Center 30 Mart Cumartesi 15:00 - 20:00 March 30th, Saturday 15:00 - 20:00 31 Mart Pazar 20:00 March 31st, Sunday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: Bertolt Brecht Çeviren / Translator: Ayşe Selen Yöneten / Director: Ayşe Emel Mesci Işık Tasarımı / Light Designer: Osman Uzgören Dekor Tasarımı / Set Designer: Murat Gülmez Kostüm Tasarımı / Costume Designer: İnci Kangal Müzik / Music: Paul Dessau Müzik Düzenleme / Music Arrangment: Tahsin İncirci 14 Kast / Cast: Cesaret Ana (Anna Fierling) / Mother Courage (Anna Fierling): Sükûn Işıtan, Eilif: Şivan Binici, İsviçre Peyniri (Schweizerkas) / Swiss cheese (Schweizerkas): Cengiz Uzun, Kattrin: Gülin Ersoy, Çığırtkan, Levazımcı, 1. Asker / Soldier 1: T. Murat Demirbaş, Çavuş, Gözü Sargılı Adam, 2. Yazıcı, Yaşlı Köylü / Sergeant, Man with Bandaged Eye, Clerk 2, Old Peasant: Cevat Duman, Aşçı / Cook: Nejat Armutçu, Komutan / Commander: Okan İrkören, Rahip / Priest: Cem Balcı, Yvette: Mehtap Öztepe, Yaşlı Albay / Old Captain: Erkan Alpago, 1. Yazıcı, Asker / Clerk 1, Soldier: Sedat Yılmaz, Genç Asker, Sancaktar / Young Soldier, Flagbearer: Tansel Aytekin, Yaşlı Asker, Yağmacı Asker/ Old Soldier, Looter Soldier: Murat Kerim Ateş, Köylü Kadın / Peasant Woman: Şeyda Akova Balcıoğlu, Genç Köylü / Young Peasant: Umut Yılmaz, Köylüler / Peasants: Efsun Kaygusuz, Yıldız Gülmez, Ayşe Şivekar Sungur, Kader Karadeniz, Arife Tamer, Umut Yılmaz, Askerler / Soldiers: Engin Bostancı, Berkay Veli, Mithat Abacı, Kerem Döngel, Sedat Yılmaz, Murat Kerim Ateş, Tansel Aytekin, T. Murat Demirbaş Orkestra / Orchestra: Orkestra Şefi / Conductor: Tahsin İncirci, Dengin Ceyhan, Flüt / Flute: Tomris Tanca Bilgin, Ece Esen, Piyano / Piano: Ilgıt Dağüstün, Baterist / Drummer: Kutay Azkur, Yiğit Bakkalcı Trompet / Trumpet: Ilgın Çömeközekin, Berkay Yılmaz, Akordeon / Accordion: Canberk Özen 1618-1648 yılları arasında aşağı yukarı tüm Kıta Avrupası’nı kasıp kavuran ve görünürde Protestanlarla Katolikleri karşı karşıya getiren “Otuz Yıl Savaşları” tarihsel çerçevesine yerleştirilmiş bu sıradan insan manzaraları, bir laboratuvar-metin özelliğini taşıyor. Sanki Brecht, değişik toplum katmanlarından insanları alıp savaşın içine sokmuş ve çeşitli durumlar karşısında farklı davranışları, tepkileri, güdüleri incelemiş. Anlatılan Otuz Yıl Savaşları ama 1939’da yazılmış bu metin, o sırada Avrupa’nın ufkuna tüm karanlığıyla çöken İkinci Dünya Savaşı’nın gelişi hakkında dahice bir kehanet niteliğine de bürünüyor. Savaştan kim ne bekler, kim kazanır, kim kaybeder soruları oyundaki tüm kişilerde ama en çok da “Cesaret Ana”da somutlanırken, esas olarak seyircinin savaş gerçekliğini tüm boyutlarıyla sorgulaması ve “savaş çıkmış” yalanını kendine söylemekten artık vazgeçmesi amaçlanıyor. Cesaret Ana’nın söylediği “Büyük Teslimiyetin Türküsü” durumu güzel özetliyor: “Öttü saksağan / Doldu zaman / Ve katıldık orkestraya / Adımı uydurduk ona / İşte karıştık araya.” Fonda savaş davulları… Haydi bağıralım hep birlikte: “Savaş, elma dersem çık, armut dersem çıkma!” “Thirty Years War” took almost entire Continental Europe by storm between 1618-1648 and still continues to pit Protestants against Catholics. The ordinary spectacles of human life nestled within the historic frame of the Wars characterize a laboratorytext. It is as if Brecht seized individuals from diverse social layers and pitched them into war, then examined their behaviors, reactions, and motives in the face of different situations. Though the theme is Thirty Years War, the text was written in 1939. It bears the aura of a brilliant omen about the imminence of World War II that shrouded entire Europe in a dark cloud. Who expects what out of war? Who wins? Who loses? These questions epitomize in all the characters of the play but principally in “Mother Courage”. The ultimate goal is the get the spectators to question the reality of war from all dimensions and to stop self-imposing the lie that “the war broke out” Performed by Mother Courage, the “Song of the Great Capitulation” portrays a decent summary of it all: From the God of love /Push comes to shove /,So you fall down from the grandstand/And join the players in the band/ Tootle up that melody War drums in the background… Let’s shout together: “War! Come out wherever you are if I shout apple, keep hiding if I shout pear!” 15 İTALYA/STUDIO FESTI ITALY/STUDIO FESTI SU VE ATEŞ ANILARI WATER AND FIRE MEMORIES 27 Mart Çarşamba 20:00 March 27th, Wednesday 20:00 Taşköprü’de Sahnelenecektir Performance at Stone Bridge Sanat Yönetmeni / Art Director: Valerio Festi Proje Tasarımı / Project Design: Nani Maimone Teknoloji harikası kentlerde,doğa ile iç içe geçmiş alanlarda,kimi zaman günümüze gölgesi düşen tarihi mekanlarda ve hatta salt doğanın kollarına bırakılmışçasına izlendi onlar, dünyanın pek çok farklı coğrafyasında.. 16 İnsan hafızasının derinliklerine gömülü en parlak renkleri hayata geçirdiler.Üzerimize bıraktıkları büyülü yıldızlarla masal dolu geceler göz kamaştıran gündüzler yaşattılar, farklı kültürde,farklı yaşam tarzlarında kimi zaman farklı renklerde yüz binlerce insana.. Ortak olanı bulup çıkardılar ortaya sanat yoluyla, hatırlattılar, paylaştılar ve unutulmaz anılar bıraktılar uğradıkları her yerde… Seyhan Nehri’nin taşıdığı bereketle yeşeren ve yaşam dağıtan bu topraklara; Çukurova’ya, Adana’ya bu kez “Su ve Ateş Anıları”nı ekecek “Studio Festi”. Üstelik kendi toprağından tohumlanan anılar uyanacak bu kez… Bu kez Taşköprü’nün tarihi dokusu pamuk tarlalarıyla, güneşe dans eden ayçiçekleriyle ve göz kamaştırıcı ışık huzmelerinin taçlandıracağı portakal bahçelerinin kokusuyla bütünleşecek… “Cennet Cehennem Mağaraları” Seyhan’ın üzerinde akarken gece, şehir ve insan “Su ve Ateş”le bütünleşecek… They have been watched in many geographies around the world; in cities equipped with state of the art technologies, in places right in the midst of nature, sometimes in historic venues bearing shadows of the past, and sometimes right in the bosom of mother nature... They have put to life the brightest colors buried in the depths of human memory. They scattered magical stars upon hundreds of thousands of people of different cultures, life styles and colors, giving them nights full of tales and brightly shimmering days. They revealed people’s commonalities by means of art. They allowed them to remember and share, and left indelible memories everywhere they went... “Studio Festi” will this time sow the “Water and Fire Memories” in the lush land of Çukurova, Adana, which is nourished with the sap of Seyhan River, and which spreads life all around... And this time, the memories sown from the seeds of their own land will come to life... The historic texture of Stone Bridge will mingle with the cotton fields, sunflowers dancing to the sun, and the smell of orange groves crowned with sunbeams... As “Caves of Heaven and Hell” flow over Seyhan; the night, the city, and the people will become one with “Water and Fire”… 17 HİNDİSTAN/TAJ EKSPRESİ INDIA/TAJ EXPRESS AŞKIN YENİ ADRESİ LOVE HAS A NEW ADDRESS 28 Mart Perşembe 20:00 March 28th, Thursday 20:00 29 Mart Cuma 20:00 March 29th, Friday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center 1 Nisan Pazartesi 20:00 April 1st, Monday 20:00 Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi Sabancı University Performing Arts Center Yapımcı / Producer: Pranav Merchant, Shruti Merchant Taj Ekspresi neşeli ve coşkulu yolculuğunu, rüyalar şehri Mumbai’den, Taj Mahal’e ev sahipliği yapan Agra’ya gerçekleştirir. Yolculuk sırasında, Hindistan’ın zengin ve çok renkli mirasından parçalar sunulmaktadır. Özel menüde gerçekleştirilen elektrik dansı numaraları, Maharashtra’dan Lavani, Güney Hindistan’dan Koothu ve Mavi Tanrının Dansı, Lord Shiva’nın büyüleyici ve güçlü tandavasında olduğu gibi enerjik ve ritmik formlardadır. 18 Hindistan’ın popüler ve Bollywood kültürüyle köklü geleneklerini bir araya getiren Taj Ekspresi komedi, gerilim, aşk hikayesi, çekişme, aksiyon gibi ögelere ve unutulmaz karakterlere ev sahipliği yapar. Oyun, yalnızca Bollywood’u dünyaya taşımak için vaatte bulunmakla kalmaz, aynı zamanda Hindistan’a kalben bağlanmayı da garanti eder. Taj Express makes an exhilarating and vibrant journey from Mumbai - the city of dreams, to Agra - home of the Taj Mahal. During our journey, refreshing snippets from India’s rich and diverse heritage will be served. On the specials menu are electrifying dance numbers including vibrant and rhythmic forms like the Lavani from Maharashtra, the koothu from South Indian and the dance of the blue god - Lord Shiva’s mesmerizing and powerful tandava. Juxtaposing India’s popular culture with the rooted Bollywood traditions, Taj Express bears elements such as comedy, suspense, romance, conflict, action, and hosts some unforgettable characters. The play not only promises to take Bollywood out to the world but also guarantees a wholehearted attachment to India. 19 TÜRKİYE/SADRİ ALIŞIK TİYATROSU TURKEY/SADRİ ALIŞIK THEATER KÜÇÜK ADAM NE OLDU SANA? LITTLE MAN, WHAT NOW? 1 Nisan Pazartesi 20:00 April 1st, Monday 20:00 2 Nisan Salı 20:00 April 2nd, Tuesday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center 9 Nisan Salı 20:00 April 9th, Tuesday 20:00 Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi Sabancı University Performing Arts Center Yazan / Writer: Hans Fallada Çeviren / Translator: Yılmaz Onay Yöneten / Director: Barış Erdenk Işık Tasarımı / Light Designer: Cengiz Özdemir Dekor Tasarımı / Set Designer: Aytuğ Dereli Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Funda Sarı, Serra Kefeli Müzik / Music: Cavanşir Güliyev Müzik Direktörü / Musical Director: Ozan Çoban Koreografi / Choreography: Sibel Erdenk 20 Kast / Cast: Emma, Anlatıcı / Narrator: Songül Öden, Pinneberg: Deniz Celiloğlu, Emma Anne/Emma Mother, Pinneberg Anne, Spanfuss / Pinneberg Mother, Spanfuss: Gülsen Tuncer, Emma Baba, Kleinholz, Mobilyacı / Furniture dealer: Metin Büktel Jachmann, Schulz, Yahudi İşci, Schlüter (müşteri) / Jachmann, Schulz, Jewish Worker, Schlüter (customer): Eser Karabil, Lauterbach, Lehmann: Ayhan Anıl, Franz, Polis / Franz, Police: Utku Demirkaya, Kube, Gazeteci, Heilbutt, Polis / Kube, Journalist, Heilbutt, Police: Yiğit Pakmen, Borçlu Kadın / Borrower Women: Arzu Kaya Hazman, Şef, İşçi, Subay / Supervisor, Worker, Officer: Cem Güler, Ev Sahibi, Müşteri, Çırak, İşçi / Landlady, Customer, Apprentice, Worke: Ece Müderrisoğlu, Ev Sahibi, Müşteri, İşçi / Landlady, Customer, Worker: Elif Çakman, Çırak, İşçi / Apprentice, Worker: Engin Demircioğlu, Ev Sahibi, Müşteri, İşçi / Landlady, Customer, Worker: Özlem Özkoşar, Sekreter, İşçi/ Secretary, Worker: Sevda Can, Frl. Fischer, İşci / Frl.Fischer, Worker: Sinem Erten Oyun, 1.Dünya Savaşı sonrası yenilgiye uğramış, ekonomik kriz içinde, büyük yoksulluk çeken 1930’lar Almanya’sında geçmektedir. 1. Dünya Savaşı sonrası ağır yenilgiye uğrayan Almanya, yaşadığı ekonomik kriz yüzünden sarsılmıştır. Bu büyük yoksulluk içinde ayakta kalmaya çalışan sıradan insanların öyküsünü anlatır “Küçük Adam Ne Oldu Sana?”. Bu öyküye, yükselen milliyetçi akımların Nasyonal Sosyalistleri iktidara taşıması, eşlik eder. “Küçük Adam Ne Oldu Sana?” küçük insanların ancak kendi gerçeklerine sahip çıkarak ve onları büyüterek değişmezleri değişir kılmasının mümkün olduğunu vurgularken, küçük burjuva sınıfını öykündükleri üst sınıfın tutum, davranış ve alışkanlıklarını taklit etmeye çalışmaları nedeniyle eleştirir. The play is set in Germany in 1930’s- a Germany defeated in World War I, stricken with economic crisis, and in a state of deep poverty. Upon a severe defeat in the war, Germany is shaken up with a profound economic crisis. “Little Man, What Now?” is the story of ordinary people struggling to survive amidst this stern scarcity. The flux of nationalist movements and the rise of National Socialists to power is another reality. “Little Man, What Now?” underscores that little people can change the unchangeable only by embracing their reality and trying to grow out of them. In the meantime, petit bourgeoisie is criticized for imitating the attitudes, behaviors, and habits of the elite class they emulate. 21 GÜRCİSTAN/KOTE MARJANISHVILI DEVLET DRAM TİYATROSU GEORGIA/KOTE MARJANISHVILI STATE DRAMA THEATRE BEĞENDİĞİNİZ GİBİ AS YOU LIKE IT 3 Nisan Çarşamba 20:00 April 3rd, Wednesday 20:00 4 Nisan Perşembe 20:00 April 4th, Thursday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: William Shakespeare Uyarlayan / Adapted By: Lasha Bugadze Yöneten / Director: Levan Tsuladze Composer / Composer: Vakhtang Kakhidze Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Nino Surguladze Koreografi / Choreography: Giorgi Margania Kast / Cast: Audrey: Manana Kozakova, Celia: Nato Kakhidze, Rosalind: Ketevan Shatirishvili, Adam: Ketevan Tskhakaia, Jaques: Nata Murvanidze, Phebe: Tamar Bukhnikashvili, Oliver: Nikoloz Tavadze, Touchstone: Malkhaz Abuladze, Duke Frederick, Exiled Duke Senior: Beso Baratashvili, Corin: Davit Khurtsilava, Orlando: Nika Kuchava, Silvius: Zurab Berikashvili, Charley, Amiens: Roland Okropiridze, Le Beau: Onise Oniani 22 23 ”Beğendiğiniz Gibi”nin, Shakespeare’i en az anımsatan Shakespeare oyunu olduğunu düşünenlerin yanında, bu oyunun daha sonra yazdığı her şeye kaynak teşkil ettiğini, kariyerinin geri kalanında ön planda olan tema ve hikayelerin bir ön çalışması olduğunu savunanlar da vardır. Oyunda sadece Hamlet’in bir prototipi değil, Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası’nın melankolik kahramanları, Prospero gibi bilge, yarı-ilahi yaratıklar da görülmektedir. Oyun ayrıca ortaçağın gizemlerini, o dönemde şehir meydanlarında soytarıların yaptığı gösterileri, dönemin etkilerini ve etkilediği kesimleri de sergilemektedir. Oyun adeta Aristofanes, Dante, hatta Çehov ve Brecht’in hayaletlerinin aynadaki bir yansıması gibidir. Some believe that “As You Like It” is Shakespeare’s least Shakespearean play, while others argue that it is the source of everything he wrote afterwards, a prefiguring of the themes and stories that would dominate the rest of his career. Here, you can see not only a prototype Hamlet, but also the melancholic heroes of a Midsummer Night’s Dream, as well as wise semi-divine creatures like Prospero. And it’s a play that has echoes of the mysteries of the medieval period, as well as the buffoonery performed in the city centers at the time, as well as its influences and those it would influence. Like a mirror, one can see in the play the ghosts of Aristophanes Dante and even Chekhov and Brecht. ATÖLYE WORKSHOP EVRENSEL BİR SANAT OLAN DANSIN, RİTİM VE MİMİK İLE BEDENSEL İFADESİ THE PHYSICAL EXPRESSION OF DANCE AS A UNIVERSAL ART WITH RHYTHM AND MIMIC 3 Nisan Çarşamba 14:00 April 3rd, Wednesday 14:00 4 Nisan Perşembe 14:00 April 4th, Thursday 14:00 Adana Devlet Tiyatrosu Çalışma Stüdyosu Adana State Theater Workshop Studio Atölye Lideri / Workshop Leade: Veronika Arman Asistan / Assistant: Sibel Şahin Piyano Eşlik / Correpetitor: Berna Uğurlar Yaş Grubu / Age Group: 9-13 Atölye Çalışması Bilgisi Çalışma, 9-13 yaş aralığındaki çocuklarin cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, evrensel bir sanat olan dansla, ritim ve mimik kullanarak bedensel ifadelerinin güçlendirilmesini amaçlamaktadır. 24 Özgeçmişi 1942 Doğu Almanya doğumlu olan Veronika Arman, 14 yaşına kadar Doğu Almanya’da bale eğitimi aldı. Bale eğitimine Batı Almanya’nın Münih kentinde Rolef King bale okulunda 1963 yılına kadar devam etti. Münih Devlet Operası’ndan klasik balerin olarak diplomasını aldı. İsviçre’nin başkenti Bern Devlet tiyatrosunda balerin olarak beş yıl dans etti. Eşi ile İsviçre’de tanışıp evlendi ve 1970 yılnda Türkiye’ye geldi. Zaman, zaman yurtdışına giderek çeşitli bale seminerlerine katıldı. 1984 yılında Adana’da bale okulunu açtı. Workshop Information The objective of this workshop is to improve the bodily expression capabilities of children between 9-13, without any gender discrimination, through the use of rhythm and mimic in dance, which is a universal form of art. Biography Born in East Germany in 1942 Veronika Arman studied ballet in East Germany until the age of 14. She continued her ballet education until 1963 at Rolef King Ballet School in Munich, West Germany. She graduated from Munich State Opera with a classic ballet dancer diploma. She danced for Swiss capital Bern’s State Theater for a period of five years. She met and married her spouse in Switzerland and moved to Turkey in 1970. She participated in several ballet seminars abroad. She started her ballet school in Adana in 1984. 25 Veronika Arman TÜRKİYE/ANKARA DEVLET TİYATROSU TURKEY/ANKARA STATE THEATER HÜRREM SULTAN - HURREM THE SULTAN 5 Nisan Cuma 20:00 April 5th, Friday 20:00 6 Nisan Cumartesi 15:00 - 20:00 April 6th, Saturday 15:00 - 20.00 7 Nisan Pazar 20:00 April 7th, Sunday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: Orhan Asena Yöneten / Director: Serhat Nalbantoğlu Işık Tasarımı / Light Designer: Zeynel Işık Dekor Tasarımı / Set Designer: Güven Öktem Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Sevgi Türkay Kast / Cast: Hürrem Sultan / Hurrem the Sultan: Miraç Eronat Erbil, Kanuni Sultan Süleyman / Suleiman the Magnificent: Sinan Pekinton, Rüstem Paşa / Rüstem Pasha: Oktay Dal, Şehzade Mustafa / Sultan’s son: Orhan Özyiğit, Şehzade Bayezid / Sultan’s son, Bayezid: Caner Kadir Gezener, Şehzade Cihangir / Sultan’s son, Cihangir: Çağrı Turan, Şehzade Selim / Sultan’s son, Selim: Uğur Nak, Şair Yahya / Poet Yahya: Emre Erçil, Ahmet Paşa / Ahmet Pasha: Şahap Sayılgan, Mihrimah Sultan / Mihrimah the Sultan: Gülşah Çomuoğlu, Sayinur: Erengül Öztürk, Şemsi Ağa / Şemsi Agha: Bülent Türkmen, 1. Ulak 1. Adam / Messenger 1, Man 1: Cihan Kaymak, 2. Ulak, 2. Adam / Messenger 2, Man 2: Korhan Enis Yavuz, Hizmetliler / Servants: Tuba Akten, Ali Sütbaş, Fatih Özdemir 26 27 Bırakınız Yazsınlar… Let them write… Bir devlet düşününüz, bir ucu Avrupa ortalarından Ural Dağları’na, diğer ucu da Rusya ortalarından Arap Yarımadası’na kadar uzanmış olsun. Devletin geliri, bugünün değeri ile milyarlara ulaşsın, ülke üzerinde her dil konuşulsun ve muazzam memlekette hak ve adalet hükümran olsun. Ve bu ülkenin mutlak hakimi olan hükümdarı düşünün; kırk yıla yaklaşan hükümranlığı, ona dünyanın en büyük imparatoru adını verdirmiş olsun. Şimdiye kadar ne savaş meydanlarında ve ne de sulh masalarında yenilmiş olsun. Onun kudreti önünde krallar baş eğsin, onun önünde bütün dünya dize gelmiş olsun. Imagine a state that stretches from the midst of Europe on one end to Ural Mountains on the other, from the midst of Russia all the way to the Arabian Peninsula…. The revenues of the state reach billions in current terms; all languages are spoken on this glorious land where justice prevails … Imagine the sultan who is the ultimate ruler of this land; a sovereign state with forty years of victorious past has gained him the reputation the most powerful emperor of the world. He has never seen defeat neither in war front nor in round tables of peace. Kings genuflect in face of his power; the whole world falls down on its knees… Bu adam, Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’dır. Bu adamı Batılılar, Magnificient Süleyman diye tanırlar. Onun için binlerce kitap, makale yazılmıştır. Onun adı, dünyanın en büyük hükümdarları arasında anılır. This man is Suleiman the Magnificent, the majestic ruler of the Ottoman Empire. The West knows him as Magnificent Suleiman. Thousands of books and articles have been written about him. He is recognized among the mightiest rulers of the world. Kanuni, bu yenilmez hükümdar, kendisine baş kaldıran bir grubun lideri olan şairi, kendisi için en ağır mısraları yazmış olan sanat adamını, karşısına alır ve onu öldürmek isteyenlere şöyle der: Suleiman, the invincible ruler, is confronted with a poet who leads of group of revolts, an artist who has penned the gravest verses condemning him. To those who want to kill the poet, thus Suleiman preaches: “Bırakınız yazsın, bırakınız söylesin, icraatımın halk arasında nasıl karşılandığını ben ancak onlardan öğrenebilirim. Onlar bizim aynamızdır, bize, bizi gösterirler. Hata yapıp yapmadığımızı bu aynalardan anlarım. Onlar, bizimle halk arasına girmişlerdir. Bırakınız konuşsunlar, bırakınız yazsınlar. Bize yardımları vardır. Bize yol gösterirler. “ Orhan Asena, “Hürrem Sultan“ piyesinde Kanuni’ye bu sözleri söyletmekle çağımızın iktidar sahiplerine önemli bir ders vermek istiyor, Kanuni’yi yirminci yüzyılın insanı gözüyle incelemeye çalıştığını, onun insan yönünü ele aldığını söylüyordu. “Let him write, let him tell; that is the only way I can learn what people truly think about my deeds. They are our mirrors, they reflect who we are. Only through these mirrors may I know whether I err or not. They stand between the people and us. Let them speak; let them write. They are our helpers. They shed light on our path. “ Through those words in his skit “Hürrem the Sultan“, Orhan Asena desires to teach an important lesson to contemporary rulers. He tries to analyze the deeds of Suleiman through the lens of the people of the 21st century, and highlights the human dimension of the sultan. TÜRKİYE/TALİMHANE TİYATROSU TURKEY/TALIMHANE THEATER ÖNCE BİR BOŞLUK OLDU KALP GİDİNCE AMA ŞİMDİ İYİ IT FELT EMPTY WHEN THE HEART LEFT AT FIRST BUT IT’S ALLRIGHT NOW 8 Nisan Pazartesi 20:00 April 8th, Monday 20:00 9 Nisan Salı 20:00 April 9th, Tuesday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: Lucy Kirkwood Uyarlayan / Adapted By: Seçil Honeywill Yöneten / Director: Mehmet Ergen Kast / Cast: Esra Bezen Bilgin, Güliz Gençoğlu 28 29 “Aslında çok komik bir şey var, ben kaç para ettiğimi biliyorum. Kaç kişi söyleyebilir bunu? Üç bin dolar ediyorum. Çünkü Mustafa benim için o kadar ödedi. Yani tam iki buçuk iphone.” Dijana, o sabah Karaköy İskelesi’ne yanaşan Odessa feribotundan indiğinde, hayallerinde daha iyi bir yaşam ve mutlu bir gelecek umudu vardı. Ama onun için planlananlar, hayallerinden çok başkaydı. İnsan tacirlerinin eline düşüp, pasaportları ellerinden alınıp, evlerde kilitli tutularak fuhuşa zorlanan yüzlerce kadından yalnızca biri Dijana. Bize kendini zaman zaman dayanılması güç bir gerçeklik ve ironi ile anlatıyor. Talimhane Tiyatrosu, oyunu insan kaçakçılığında ne yazık ki önemli bir merkez olan ülkemize uyarlıyor. “It’s funny. I know exactly how much I am worth. How many people can say that? I am worth three thousand dollars because that is how much Mustafa paid for me. To put this in easy language, that’s like two-and-a-half iPhones.” That morning when Dijana got off the Odessa ferry, which had just arrived at Karakoy Port in Istanbul, she had in mind the pursuit of a better life and a happy future. However what was in store for her was completely different than what she had imagined. Dijana is just one of the hundreds of women who are trafficked by illegal gangs. Many of these women have their passports taken away and are forced to work as prostitutes. The play represents a challenging reality and irony, which becomes hard to bear at times. Talimhane Theatre has adapted the play to Turkey where the problem of human trafficking is unfortunately very relevant. ATÖLYE WORKSHOP SAHNE VE YAŞAMDA KONUŞMA EYLEMİ SPEECH ACT ON STAGE AND IN LIFE 8 Nisan Pazartesi 14:00 April 8th, Monday 14:00 Adana Devlet Tiyatrosu Çalışma Stüdyosu Adana State Theater Workshop Studio Atölye Lideri / Workshop Leade: Boğaçhan Sözmen Yaş Grubu / Age Group: Yetişkin / Adult Atölye Çalışması Bilgisi: Kendimizi bildik bileli yaşamımızda olan uzun yıllara dayalı bir deneyime sahip olduğumuz “konuşma” eylemi için genellikle hiç akıl yormayız. Oysa, “görüp, duyarak”, yani gözlemle öğrendiğimiz konuşma üzerine bilgiye dayalı bir çalışma sürecine girmek, iletişimde sözün gücünü ve estetiğini ellerimize vererek, yaşamda da, sahnede de bizi bir kaç adım öne taşıyacaktır. Workshop Information: We almost never reflect upon the act of “speech” with which we have an experience for as long as we have known ourselves. However, stepping into a process of studying speech that we have learned through observation, that is upon “seeing and hearing”, will take us a few steps ahead of others both in life and on stage by handing over to us the power and aesthetics of words in communication. Çalışmada bu amaca doğru “konuşma”nın tanımı ve “dil sistematiği - We will be talking about and studying the definition of “speech” and konuşma mekaniği - düşünce sistematiği” olmak üzere 3 ana katmanı the 3 main layers of it, namely, “systematics of language – mechanics hakkında konuşacak ve çalışmalar yapacağız. of speech– systematics of thinking”. 30 Özgeçmişi: 1972 yılında Ankara’da dünyaya geldi. 1982 yılında TRT Ankara Radyosu Çocuk Kulübünde oyunculuk, diksiyon, fonetik, radyo-tv yazarlığı ve programcılığı eğitimleri almaya başladı. 1984 yılında H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı’nın Müzik Bölümü, Üflemeli ve Vurmalı Çalgılar Ana Sanat Dalı’nda Flüt Sanat Dalı’nın orta devresinde müzik eğitimine başladı. Aynı dalda lisans eğitimine devam etti. 1989 yılında TRT’de yapılan Susam Sokağı projesinde drama bölümlerinde oyuncu olarak çalışırken el kuklalarıyla tanıştı. O zamandan bu yana TRT ve özel televizyonlarda ve tiyatro yapımlarında kukla performansları, kukla direktörlüğü ve eğitmenliği yaptı. 1991 yılında Tiyatro Bölümü Oyunculuk Sanat Dalı sınavlarını da kazanarak çift branş okumaya başladı. Öğrencilik hayatı boyunca televizyon ve radyoda; oyuncu, yazar, yönetmen, besteci, müzisyen, seslendirme sanatçısı, kukla oynatıcısı olarak çalışmalarını sürdürdü. Amatör topluluklarda, korolarda, lise ve üniversitelerde tiyatro - müzik eğitmenliği yaptı, oyunlar sahneledi. Devlet Tiyatrosu yapımlarında besteci, müzik direktörü, oyuncu olarak çalıştı. 1995 yılında İstanbul’a yerleşerek Bakırköy Belediye Tiyatrolarına katıldı. 1997 yılından itibaren Kanal D Çocuk Kulübü Yapımlarında kuklacı, yazar, müzisyen, sunucu olarak çalışamaya başladı. Aynı yıldan bu yana TRT İstanbul Televizyonu bünyesindeki muhtelif Çocuk Programlarında sunucu, oyuncu, kuklacı, besteci olarak çalışmaya başladı. 2000 yılından itibaren kişisel çalışmalarının yanı sıra kendi kurduğu şirket bünyesinde danışmanlık, yapımcılık, yönetmenlik ve stüdyo hizmetleri verdi. Çeşitli TV yapımlarında ve dizilerde oyuncu, seslendirme sanatçısı, yazar olarak çalıştı, 2010 yılında Devlet Tiyatroları ailesine katıldı. Halen kişisel çalışmalarını ve Adana Devlet Tiyatrosu Sanatçısı olarak görevini sürdürürken, aynı zamanda Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü’nde de Tiyatro ve Şan - Opera Şarkıcılığı Anasanat dallarında “ses ve konuşma teknikleri, fonetik, sahne(oyunculuk)” derslerinde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Biography: Boğaçhan Sözmen was born in Ankara in 1972. In 1982 he started to take acting, diction, phonetics, TV-radio scriptwriting and programming courses at TRT Ankara Radio Children’s Club. In 1984 he attended the secondary school of Hacettepe University Ankara State Conservatory Music Department - Branch of wind and percussion instruments, and completed his undergraduate studies at the same department. In 1989, while working for the drama episodes of Sesame Street project at TRT, he came upon the world of hand puppets. Since then he has been working as a puppet master, puppet show director and puppet trainer at TRT and other television channels in addition to several theatre productions. In 1991 he qualified to study at the School of Acting at the Theatre Department of Hacettepe University Conservatory and continued as a double major student. As he continued his university education, he worked as scriptwriter, director, actor, composer, musician, dubbing artist, and puppet master at various TV and radio channels. He worked as a drama and music trainer at amateur bands, choirs, high schools, and universities, and he staged plays. He worked as a composer, music director, and actor at State Theatres. In 1995 he moved to Istanbul and joined Bakırköy Municipality’s City Theatre. In 1997 he started to work for Kanal D Children’s Club productions as a puppet master, scriptwriter, musician, and TV host. Since then he has been working as a speaker, actor, puppet master, and composer at various children’s shows at TRT’s Istanbul Office. Since 2000, in addition to his individual projects, he has been providing consultancy, production, directing, and studio services at his own firm. He worked as an actor, dubbing artist, and scriptwriter at various television programs and series. In 2010 he joined the State Theatres. Currently engages in individual projects and continues his acting career at Adana State Theatre. Furthermore, he offers voice and speech techniques, phonetic and acting lectures at the Theatre and Singing - Opera Singing Branch of Performing Arts Department of Çukurova University’s State Conservatory. 31 Boğaçhan Sözmen ATÖLYE WORKSHOP GELENEKSEL TÜRK TİYATROSUNDA ORTAOYUNU TRADITIONAL LIGHT COMEDY IN TURKISH THEATRE 9 Nisan Salı 14:00 April 9th, Tuesday 14:00 Adana Devlet Tiyatrosu Çalışma Stüdyosu Adana State Theater Workshop Studio Atölye Lideri / Workshop Leader: Ali Meriç Yaş Grubu / Age Group: Yetişkin / Adult 32 Özgeçmişi: 1959 yılında Alaşehir’de doğdu. İzmir Atatürk Lisesi ve Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. 1977 yılında AÇT’de (Ankara Çocuk Tiyatrosu) tiyatroya başladı. AST’de (Ankara Sanat Tiyatrosu) çalıştı. 1986 yılında, Devlet Tiyatroları’nın Çocuk ve Gençlik Bölümü’ne girdi. Ankara ve Bursa Devlet Tiyatroları’nda görev yaptı. Biography: He was born in Alaşehir at 1959. He graduated from İzmir Atatürk High School and the Theatre Department of Ankara University. He started his theater career at Ankara Children’s Theatre in 1977. He worked at Ankara Art Theatre. In 1986 he joined the Children and Youth Department of Turkish State Theatres and also worked at Bursa State Theatre. 1978 ve 1980 yıllarında Akşehir Nasreddin Hoca Gülmece Öyküsü Yazma Yarışması’nda iki kez ikincilik ödülü aldı. 1983 yılında Metin BALAY’la birlikte yazdıkları Gozort oyunuyla TOBAV’dan (Tiyatro Opera ve Bale Çalışanları Vakfı) Başarı Ödülü; 1986 yılında, Bir Varmış İki de Varmış oyunuyla TBMM’den üçüncülük ödülü; 1989 yılında TRT’nin düzenlediği, Çocuklar İçin Radyo Oyunu Yazma Yarışması’ndan birincilik ödülü aldı. He won the second prize twice, in 1978 and in 1980, at Akşehir Hodja Nasreddin Funny Story Authors Contest. He won TOBAV (Theatre, Opera and Ballet Workers Foundation) Achievement Award in 1983 with Gozort, the play he co-wrote with Metin BALAY. In 1986, he won the third prize from Turkish Grand National Assembly with the play Once Upon a Time Twice Upon a Time. In 1989 he won the first prize at Children’s Radio Play Authors Contest of Turkish Radio and Television (TRT). 1986 yılında Lope de Vega’nın Çılgın Dünya - Los Locos de Valencia - oyunundaki Hekim rolüyle, Ankara Sanat Kurumu Övgüye Değer Oyuncu ödülüne; 2002 yılında oynadığı Jaroslav HASEK’in Aslan Asker Şvayk - Good Soldier Svejk - oyunundaki ‘Şvayk’ rolüyle TEB (Tiyatro Eleştirmenleri Birliği) ödülüne değer görüldü. In 1986, Ankara Art Association assigned him “Praiseworthy Actor” award for his performance as the Physician in the play Los Locos de Valencia (Crazy World) by Lope de VEGA. In 2002 he was given Theatre Critics Association award for his performance as “Svejk” in the play Good Soldier Svejk by Jaroslav HASEK. UNIMA (Uluslararası Kukla ve Gölge Oyunları Birliği) ve ASSITEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği) üyesidir. He is a member of UNIMA (The International Puppetry Association) and ASSITEJ (International Association of Theater for Children and Antalya Devlet Tiyatrosu’nda, oyuncu ve yönetmen olarak görevini Young People). sürdürürken, Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde Geleneksel Türk Tiyatrosu dersleri vermektedir. He currently works as actor and director at Antalya State Theatre, and gives lectures on Traditional Turkish Theatre at the Theatre Department of Akdeniz University, Theater Department. 33 Ali Meriç TÜRKİYE/ANTALYA DEVLET TİYATROSU TURKEY/ANTALYA STATE THEATER OTHELLO - OTHELLO 10 Nisan Çarşamba 20:00 April 10th, Wednesday 20:00 11 Nisan Perşembe 20:00 April 11th, Thursday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: William Shakespeare Çeviren / Translator: Özdemir Nutku Yöneten / Director: Malcolm Keith Kay Işık Tasarımı / Light Designer: Namık Gürsoy Dekor Tasarımı / Set Designer: Hakan Dündar Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Candan Günay Sahne Dövüşü / Stage Combat: Orkun Yılmaz Kast / Cast: Othello: Selim Bayraktar, Iago: Sertel Uğur, Brabantio: Ali Meriç, Cassio: Orkun Yılmaz, Desdemona: Meltem Gülenç, Emilia: Kader Gözpınar, Bianca: Başak İşür, Montano, Giatiano: Bülent Ünsür, Komutan, Asker / Commander, Soldier: Ebru Tanrıver, Roderigo: Hüseyin Atav, Dük, Lodovico / Duke, Lodovico: Erol Karayılan, Askerler / Soldiers: Yalçın Temmuz Yılmaz, Toray Bostan 34 Sevgiliye armağan edilen küçük bir mendil, namus simgesi olabilir mi? Kıskançlık neleri kursağında taşır ve nasıl kusturur vahşeti? İhanet korkusu, kuşku ne kadar derin yaralar açar yüreklerde ve ilk yan etkisi körlük müdür? Kadına yönelik şiddetin normal bir davranış şeklini almaya başladığı dünyanın tüm ülkelerinde buna en güzel tepki sanatla mümkündür kuşkusuz. Günümüzde hala kadına, alınıp satılabilen meta gibi bakan zihniyetler var. Önce babalarından zorbalığı, sonra koca diye dayatılan adamlardan dayak, şiddet ve vahşeti öğreniyorlar. Çalınan mutluluklarla dolu hayatlarını onlar da kendi çocuklarına öğretiyorlar.Othello, içimizdeki, etrafımızdaki tohumlarının nasıl atıldığını anlayamadığımız kıskançlık illetini, onun büyüttüğü trajedi, vahşet, şiddet, dehşet ve cinayetin gözler önüne çırılçıplak serildiği bir oyun. Shakespeare yüzyıllar öncesinden günümüze, ruhlarımızın derinliklerinde yatan gizemleri bir tokat gibi yüzümüzde çarpıyor: “Duygularımız mantığımızla dengelenmiş. Yoksa içimizdeki şehvet, damarlarımızdaki azgınlık bize ne oyunlar oynardı. İyi ki mantık denilen bir şey var da kuduran isteklerimizi, dizginsiz tutkularımızı bastırabiliyoruz. Aşk dediğimiz şey işte bu tutkularımızın bir uzantısı, bir sürgünü. Her şeye inanan avanaklar işte böyle ağa düşerler. Değerli, namuslu, masum kadınlar işte böyle lekelenirler.” Could a tiny handkerchief gifted to one’s lover symbolize chastity? What does jealousy bear in its bosom and how does it evoke an outburst of violence? Fear of betrayal, and doubt, inflict deep scars in hearts. Is blindness the first side effect? In countries where violence against women assumes the form of a normal behavioral mode, the best reaction is undoubtedly through the arts. Today the mentality that views women as tradable commodity still lingers. Women first learn bullying from their fathers; and beating, violence and atrocity later through men imposed on them as husbands. They teach this life replete with stolen happiness to their own children. Othello is a play that reveals the stark naked ill of jealousy; and the tragedy, atrocity, violence and crime born out of it. Shakespeare staggeringly portrays the mysteries lying in the depths of our souls from centuries ago to our day: “If the balance of our lives had not one scale of reason to poise another of sensuality, the blood and baseness of our natures would conduct us to most preposterous conclusions: but we have reason to cool our raging motions, our carnal stings, our unbitted lusts, whereof I take this that you call love to be a sect or scion... Thus credulous fools are caught; And many worthy and chaste dames even thus, all guiltless, meet reproach…” 35 ATÖLYE WORKSHOP “ORTAOYUNU” TİPLERİ ÜZERİNE CONCERNING “TURKISH TRADITIONAL LIGHT COMEDY” (ORTAOYUNU) TYPES 10 Nisan Çarşamba 14:00 April 10th, Wednesday 14:00 11 Nisan Perşembe 14:00 April 11th, Thursday 14:00 12 Nisan Cuma 14:00 April 12th, Friday 14:00 Adana Devlet Tiyatrosu Çalışma Stüdyosu Adana State Theater Workshop Studio Atölye Lideri / Workshop Leade: Münir Canar 36 Atölye Çalışması Bilgisi: “Geleneksel Türk Halk Tiyatrosu”nun önemli seyirliklerinden olan orta oyunu, çevresi izleyicilerle çevrili bir alan içinde oynanan, yazılı metne dayanmayan, içinde müzik, dans ve şarkı da bulunan doğaçlama bir oyundur. Ortaoyununun kişileri ve fasılları Karagöz oyunuyla büyük oranda benzerlik gösterir. Oyunun en önemli iki kişisi Kavuklu ile Pişekâr’dır. Kavuklu, Karagöz oyunundaki Karagöz’ün karşılığı, Pişekâr da Hacivat’ın karşılığıdır. Ortaoyununda da gülmece öğesi, Karagöz oyunundaki gibi, yanlış anlamalara, şakalara ve gülünç hareketlere dayanır. Oyunda çeşitli mesleklerden, yörelerden, uluslardan insanların meslekî ve yöresel özellikleri, ağızları taklit edilir. Oyuncu - Sanatçı Münir Canar, atölye çalışmasında teorik ve pratik birikimini katılımcılarla paylaşırken, aynı zamanda ulusal tiyatromuzun gelişimi açısından özel bir önem taşıyan şu hedeflere ulaşmayı arzulamaktadır: - Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür anlayışından hareketle, Türkiye’deki güncel kültür ve sanat olaylarını değerlendirmek, sanat ve kültür insanlarının yapmaları gerekli olan çalışmaları ve genel durumu irdelemek. - “Geleceğin Türk tiyatrosunu oluştururken; geleneksel Türk tiyatrosu temel alınmalıdır” düşüncesini irdelemek. - Sanatın ilgi alanımıza giren kolu olarak tiyatroyu, taklitçilikten kurtarmak, ulusal Türk tiyatro üslubunu yaratma gereğinin önemini vurgulamak, bu yönde önerileri paylaşmak. - Karagöz ve Ortaoyunu’nun dünya kültürleriyle ilişkisini irdelemek, etkileri araştırmak, ayrıştırmak ve geleneksel türleri toprağımıza sıkıca basan, özgün ayakta duruşları açısından vurgulayarak değerlendirmek, özgün uygulama yöntemlerini aktarmak. - 20. yüzyıl tiyatro adamlarının geliştirdikleri, teorik ve pratik açıdan ileri sürdükleri yenilik ya da yöntemleri, ortaoyunu teknikleri ile karşılaştırmak. - Tiyatro sahnesinde “dikkat” öğesini uygulamalı bir çalışma yöntemi aracılığıyla vurgulamak. - Sahne üzerinde “Bedensel Kıvraklık” ve “Dikkat Kıvraklığı”nı uygulamalı bir çalışma yöntemiyle kavratmak. - Karagöz ve Ortaoyunu tiplerini karşılaştırmak, başat figürler hakkında bilgi vermek… Özgeçmişi: Münir Canar 1945 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümü’nden 1967’de mezun oldu. Aynı yıl Ankara Devlet Tiyatrosu’nda görev alan sanatçı halen bu kurumda çalışmalarını sürdürüyor. Birçok tiyatro oyununda oyuncu ve yönetmen olarak yer aldı. 1983 - 84 döneminde “Kanlı Nigar” adlı oyunla İsmail Dümbüllü ve Sanatseverler Derneği’nin “En iyi Erkek Oyuncu” ödüllerini aldı. 1974’ten günümüze “Kaynanalar, Beybaba, Yalancı Karım, Fırtına, Servet Avcısı ve Türkan gibi birçok televizyon projesinde yer aldı. Ortaoyunu’nun günümüzdeki en önemli temsilcisi olan sanatçı, başta Devlet Tiyatroları bölgeleri olmak üzere birçok yerde ‘Geleneksel Türk Tiyatrosu ve Ortaoyunu Tekniği’ üzerine atölye çalışmaları düzenlemektedir. Workshop Information: Ortaoyunu is one of the most essential theatrical spectacles in Traditional Turkish Folk Theatre. It is an improvisational type of play, performed on a stage surrounded by the audience, with no scripts or texts, and featuring songs and dances. The characters and the acts of Ortaoyunu are substantially similar with Karagöz Shadow Play. The lead characters of the play are Kavuklu and Pişekâr, where Kavuklu corresponds to Karagöz, and Pişekâr to Hacivat. The elements of humor in Ortaoyunu are based on misunderstandings, jokes, and funny behaviors, like in Karagöz Shadow Puppetry. The plays burlesque vocational and local idiosyncrasies and dialects and of people from various professions, regions and nations. Actor-Artist Münir Canar will share his theoretical and practical knowledge at the workshop where he aims to achieve the following goals which distinctively bear significance for the development of Turkish theatre: - Evaluating the topical cultural and art events in Turkey based on an understanding that the very foundation of the Republic of Turkey is culture, and examining the general situation as well as the work to be carried out by the artistic and cultural circles. - To examine the idea that “the Turkish theater of the future should take its basis from traditional Turkish theater “. - To emphasize the importance of stripping theater of an imitation understanding and instead capturing a style unique to Turkish theater; to emphasize suggestions in that respect. - To scrutinize the relationship between Karagöz, Ortaoyunu and world cultures, investigating the influences, classifying, emphasizing the traditional genres for their authenticity with firm roots in our land, conveying authentic methods of implementation. - To compare the innovations and methods of contemporary theatre with the Ortaoyunu techniques, both in the theoretical and practical sense. - To study and apply “concentration” as a component of acting. - To study and apply “Body energy and alertness” and “Mind concentration and alertness” methods. - To compare Karagöz with Ortaoyunu characters and to give information about the protagonists of the plays. Biography: Münir Canar was born in Ankara in 1945. He graduated from Ankara State Conservatory, Department of Theatre in 1967. The same year he started at the Ankara State Theatre where he currently works. He has participated in several plays as actor and director. In 1983 - 84, he received “The Best Actor Award” conferred by İsmail Dümbüllü and Artlovers Association, for the play “Bloody Nigar”. Since 1974, he has taken part in various TV projects such as Kaynanalar, Beybaba, Yalancı Karım, Fırtına, Servet Avcısı and Türkan. As the most important representative of “Ortaoyunu” today, he currently holds workshops on “Techniques of Traditional Turkish Drama and Ortaoyunu”. 37 Münir Canar TÜRKİYE/ANKARA DEVLET TİYATROSU TURKEY/ANKARA STATE THEATER BEN ÖDÜYORUM - MONSIEUR AMILCAR 12 Nisan Cuma 20:00 April 12th, Friday 20:00 13 Nisan Cumartesi 15:00 - 20:00 April 13th, Saturday15:00 - 20:00 14 Nisan Pazar 20:00 April 14th, Sunday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: Yves Jamiaque Çeviren / Translator: Hüseyin Mevsim Yöneten / Director: Vladlen Alexandrov Işık Tasarımı / Light Designer: Osman Uzgören Dekor ve Kostüm Tasarımı / Set and Costume Designer: Elena Ivanova Müzik / Music: Şevki Çepa, Evren Gülseven Koreografi / Choreography: Emre Onuk Kast / Cast: Alexandre Amilcar: Olcay Kavuzlu, Mashu: Şevki Çepa, Eleonora: Sinem Şahin, Melia: Ayşe Akınsal, Virginia: Ceren Narinoğlu, Paulo: Numan Aydın 38 Aşkta ihanete uğramış, dostlukta satılmış yalnız bir adam, duyguyu, aile ve mutluluğu satın almak ister. Bunun için profesyonel bir aktrisi eş, bir kaldırım gülünü kızı ve parasız bir Paris ressamını dostu olarak kiralar. Tek bir şartla; Baş döndürücü bir ücret karşılığı üçü de her akşam 6’dan sabah 9’a kadar rollerine bürüneceklerdir, ancak kendilerini rollerine kaptırmadan ve gerçek hayatla oyun arasındaki sınırı aşmadan. Kısacası, çalışır vaziyette ideal bir aile takımı kurmak ister. Peki bu mümkün müdür? Eğer mümkünse, nasıl gerçekleştirilir, oyun nasıl kurgulanabilir? İşte bu oyun, yalnızlar ve yalnızlıktan korkanlar, büyük yalan ve büyük yanılsamalar, aşk ve nefret, gerçekleşmemiş aşk ve gerçekleşmiş nefret, duyguların ahlâkı, arama ve bulma, ararken ve bulurken üzerinde yürüdüğümüz cam kırıkları, insan ve insanın sıcaklık salınımı, yaşamak için gerekli olan o 37° insan sıcaklığı hakkındadır. Betrayed in love and friendship, a lonely man decides to buy feelings, family, and happiness. Thus he hires a professional actress as his spouse, a streetwalker as his daughter, and a penniless Paris painter as his friend. There is only one condition: They will act their part every day from 6 at night till 9 in the morning in return for a dizzying pay, however they will not get too carried away with their roles and not cross the line between real and imaginary life. In short, he wants to set up a functioning, ideal family team. Is this possible though? If yes, how so, and how can the plot be built? The play is about the lonely, and about those who fear loneliness, about big lies and illusions, about love and hate, unrealized love and actual hatred, morality of feelings, searching and finding, the broken glass we step on as we search and find, about mankind and mankind’s release of temperature; that 37° human temperature that one requires to survive... 39 ATÖLYE WORKSHOP KARAGÖZE GELEN MEKTUP - ÖZEL GÖSTERİM LETTER TO KARAGÖZ - SPECIAL PERFORMANCE 13 Nisan Cumartesi 14:00 April 13th, Saturday 14:00 Adana Devlet Tiyatrosu Çalışma Stüdyosu Adana State Theater Workshop Studio Atölye Lideri / Workshop Leader: Ahmet Aksoy Yaş Grubu / Age Group: 18+ Atölye Çalışması Bilgisi: Karagöze zengin bir kişi yüklü bir miras bırakmıştır. Karagöz’ün bu mirası hak edebilmesi için vasiyetinde belirtilen şartları yerine getirmesi gerekmektedir. Hacivat’tan yardım ister ve yolculuk başlar. 40 Özgeçmişi: Hayali, AHMET AKSOY 1962 Mersin’de doğan sanatçı lise yıllarında amatör olarak tiyatroya başladı.1990 yılında Hayali Küçük Ali’nin ses kasetleriyle çalışma yaparak karagöz oynatmaya başladı.1995 yılında “UNİMA Milletler Arası Kukla Gölge Oyunu Birliğine” üye oldu. Usta sanatçılardan aldığı eğitim, sanatına büyük katkılar sağladı.Yurt içi birçok turne yapan sanatçı aynı zamanda “Uluslararası Gölge Oyunu Festivallerinde” gösteriler gerçekleştirdi.Alman sanatçı Tolsten Bauer ile birlikte Almanya’da Oberhausen ve Manhaim’da gölge oyunu ve atölye çalışmaları gerçekleştirdi. Ahmet Aksoy, ”Unesco Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” kapsamında seçici kurul tarafından “geleneksel tiyatro ve karagöz oynatıcısı”olarak kayıt altına alınmıştır. Sanatçı bugüne kadar yaptığı çalışmalarıyla: Mersin Akdeniz Rotary - Meslek ödülü İçel Koleji Kuruluşunun 50. yılı - Meslek ödülü Unima Milli Merkezi - Başarılı Sanatçı Ödülü’ne layık görülmüştür. Workshop Information: A prosperous relative bequeaths a lavish legacy to Karagöz, yet Karagöz needs to fulfill the conditions stated in his will to deserve it. He asks for Hacivat’s help, which marks the beginning of a journey. Biography: Hayali, AHMET AKSOY Born in Mersin in 1962, Aksoy made an amateur start to the world of theater in his high school years. In 1990, he began to perform shadow puppetry performances using the voice tapes of Hayali Küçük Ali. In 1995 he became a member to the “UNİMA International Puppetry Association”. He improved his art upon trainings by master artists. He held several tours across Turkey and performed shows at “International Puppetry Festivals”. He teamed up with German artist Tolsten Bauer to perform puppetry shows and workshops in Oberhausen and Manhaim in Germany. Ahmet Aksoy has been registered by the selection committee as “traditional theater and puppetry performer” within the scope of ”Unesco Intangible Cultural Heritage”. The artist has earned the following awards through his career: Mersin Mediterranean Rotary Club - Vocational Award İçel College 50th Anniversary - Vocational Award Unima National Center-Achieving Artist Award. 41 Ahmet Aksoy MAKEDONYA/ÜSKÜP MİLLİ KURUM TÜRK TİYATROSU MACEDONIA/USKUP NATIONAL INSTITUTION OF TURKISH THEATRE BÜTÜN OĞULLARIM - ALL MY SONS 15 Nisan Pazartesi 20:00 April 15th, Monday 20:00 16 Nisan Salı 20:00 April 16th, Tuesday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: Arthur Miller Çeviren / Translator: Ülkü Tamer Yöneten / Director: Aleksandra Kardalevska Dekor Tasarımı / Set Designer: Valentin Svetozarev Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Maya Dimovska Müzik / Music: Yordan Kostov Kast / Cast: Joe Keller: Salaettin Bilal, Kate Keller: Bedia Begovska, Chris Keller: Selpin Kerim, Ann Deever: Suzan Akbelge, George Deever: Neat Ali 42 Arthur Miller “Bütün Oğullarım“ı İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra yazmış olsa da, oyun günümüzde de çağdaş bir aile dramı ve topluma güncel bir eleştiriyi simgelemektedir. Although Arthur Miller wrote “All My Sons” right after World War II, the play symbolizes a modern family tragedy and an up-to-date diatribe of the society. ‘Amerikan Rüyası’nın kritiğini başarılı bir şekilde yapan oyun, bu rüyanın etkisinde kalan toplumsal düzen, bireyleri insanın mutluluğu ve hayatı pahasına, maddi başarıya ulaşmalarını teşvik etmektedir. Oysa uğruna mücadele ettikleri bu maddi başarı herhangi bireysel ahlaki güvenilirliği hiçe saymaktadır… A successful critique of the ‘American Dream’, the play portrays the social order under the influence of the dream that promotes financial success in expense of human happiness and life. However this financial success that they strive for totally ignores ethical dependability. 43 TÜRKİYE/ANKARA DEVLET TİYATROSU TURKEY/ANKARA STATE THEATER EURIDICE’NİN ELLERİ AS MÃOS DE EURÍDICE 15 Nisan Pazartesi 18:00 April 15th, Monday 18:00 Adana Devlet Tiyatrosu Fuaye Sahne Adana State Theater Foyer Stage Yazan / Writer: Pedro Bloch Çeviren / Translator: Lütfi Ay-Tarık Levendoğlu Yöneten / Director: Yurdaer Okur Işık Tasarımı / Light Designer: Osman Uzgören Dekor ve Kostüm Tasarımı / Set and Costume Designer: Başak Özdoğan Müzik / Music: Ayşe Önder Müzisyenler / Musicians: Çello / Cello: Erman İmayhan, Flüt / Flut: Cem Önertürk Kast / Cast: Uğur Çavuşoğlu 44 II. Dünya Savaşı sonrası endüstrileşmeyle beraber kendi varlığını sorgulamaya başlar insan. Her şeye bir maddi değer biçildiği, paranın bütün değerleri satın alan bir güç olarak kabul edildiği, medenileşen toplumlarda, birey korkunç bir yalnızlık içine düşmüştür. Varoluşçuluk, tam da bu dönem bütün dünyayı etkisi altına alan bir akım olarak hayatımıza girer. Kafası hayli karışmış, eserleri henüz yayınlanmamış bir yazar olan Gumersindo Tavares, dönemin etkisini tamamıyla üzerinde barındırmaktadır. Karısı, çocukları, kayınvalidesi ve kayınpederinin gölgesinde yaşar. Onların fikirleri ve kurallarına göre yaşayan yazar, sonunda sorumluluğunu alarak bir seçim yapar. İşte gerçek sıkışmışlık bu seçimden sonra başlar; başına gelen bütün acı olayların, yaptığı bütün eylemlerin sorumlusu, kendisi dışındaki herkes’tir. Mankind begins to question its own existence upon the industrial revolution following World War II. In civilized societies where everything is conferred a financial value and where money is acknowledged as the power that buys everything, individuals suffer a profound loneliness. That is exactly when existentialism movement enters our lives and permeates the entire globe. Gumersindo Tavares is a highly confused author whose works have not been published yet. He is completely affected by the reality of his day. He lives in the shade of his wife, children, mother- and father-in-law, in line with their ideas and rules. In the end, he makes a choice assuming full responsibility. And the real congestion strikes after that very moment: It is everyone else but him who is accountable for his actions and all the bitter events that occur. 45 TÜRKİYE/İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROLARI TURKEY/ISTANBUL METROPOLITAN MUNICIPALITY CITY THEATER MESUT İNSANLAR FOTOĞRAFHANESİ PHOTO STUDIO OF HAPPY PEOPLE 16 Nisan Salı 18:00 April 16th, Tuesday 18:00 Adana Devlet Tiyatrosu Fuaye Sahne Adana State Theater Foyer Stage Yazan / Writer: Ziya Osman Saba Oyunlaştıran / Dramatized By: Hilmi Zafer Şahin Yöneten / Director: Can Doğan Işık Tasarımı / Light Designer: Fatih Mehmet Haroğlu Dekor Tasarımı / Set Designer: Mehmet Emin Kaplan Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Eylül Gürcan Müzik / Music: Mertol Şalt Kast / Cast: Can Doğan, Uğur Arda Aydın, Uğur Dilbaz 46 Ziya Osman Saba’nın 1940’lı yıllarda, farklı zamanlarda yazılmış öykülerinin bir araya getirildiği “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” adlı kitabından aynı adla sahneye aktarıldı. Hilmi Zafer Şahin’in kolaj yaklaşımıyla sahneye aktardığı oyun, Ziya Osman Saba’nın İstanbul’a duyduğu özlemi, sevgiyi, daha ötesi saygıyı sahneye taşıyor. Oyunda 1952 yılında Varlık Yayınları’ndan yayımlanan öyküler, yazarın yazdıklarına sadık kalınarak ekleme yapılmaksızın sahneye aktarılırken diğer yanıyla da 60 yıl öncesinde geçmiş ve o günler bağlamında İstanbul, kaybolan ve yaşayan değerler yönünden anlatılıyor. The play is based on Ziya Osman Saba’s book written in 1940’s, “Photo Studio of Happy People”, in which he compiles stories he penned in different time periods. Dramatized by Hilmi Zafer Şahin who followed a collage approach, the play is a portrayal of Ziya Osman Saba’s longing, love, and most importantly, respect for Istanbul. The play remains loyal to the original version of the stories published in 1952 by Varlık. It illustrates what Istanbul was like 60 years back in time, through the lens of values lost and alive. 47 TÜRKİYE/İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞEHİR TIYATROLARI TURKEY/ISTANBUL METROPOLITAN MUNICIPALITY CITY THEATER TÜRKİYE KAYASI THE ROCK OF TURKEY 17 Nisan Çarşamba 20:00 April 17th, Wednesday 20:00 18 Nisan Perşembe 20:00 April 18th, Thursday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: Fehime Seven Yöneten / Director: Şükrü Türen Dramaturji / Dramaturgy: Gökhan Aktemur Işık Tasarımı / Light Designer: Zilkifli Özdemir Sahne Tasarımı / Set Designer: Barış Dinçel Görsel Tasarım / Visual Designer: Aksel Zeydan Göz Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Ayşen Aktengiz Efekt / Effects: Ersin Aşar Kast / Cast: Hikmet Körmükçü, Nevzat Çankara, Sevtap Çapan, Selim Can Yalçın, Hakan Yavaş, Kubilay Penbeklioğlu 48 Türkiye’nin en genç yazarlarından Fehime Seven’in yaşanmış bir olaydan yola çıkarak yazdığı oyunda Bulgaristan’dan göç etmek zorunda kalan bir ailenin öyküsü anlatılıyor. In the play, based on a real-life story, one of the youngest playwrights in Turkey, Fehime Seven portrays a family who had to migrate to Turkey from Bulgaria. Türkiye’de sıfırdan başlayacakları hayata, geçmişten taşımayı istedikleri her şeyi arabasına yükleyen aile, anılarını, aşklarını ve hayallerini, sınırın ardında bırakıp yeni ümitlerle yola çıkar. Ancak karşılarına hiç beklemedikleri bir engel çıkacaktır… Everything they wanted to bring in to this new life, which they would start from scratch in Turkey, was loaded on that car. They left their memories, loves, and dreams behind the border, and set out with crisp hopes… Unaware that an unexpected obstacle loomed on the way… 49 TÜRKİYE/EMEK SAHNESİ TURKEY/EMEK STAGE KIRMIZI YORGUNLARI - RED WORN 17 Nisan Çarşamba 18:00 April 17th, Wednesday 18:00 Adana Devlet Tiyatrosu Fuaye Sahne Adana State Theater Foyer Stage Yazan / Writer: Özen Yula Yöneten / Director: Beyti Engin Işık Tasarımı / Light Designer: Metin Çelebi Dekor Tasarımı / Set Designer: Ela Aydemir Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Çağla Yıldırım Kast / Cast: Ayçe Abana, Barış Atay, Pınar Yıldırım, Sezgi Mengi, Füsun Erbulak İnsan kendine ne denli yabancılaşır? Oynadığı oyuna nereye kadar inanır? Bu yorgunluk nerede biter, nasıl sonlanır? 50 Kırmızı Yorgunları, bireyin yalnızlığını, çıkmazlarını ve yalanlarını, kendilerine sahte kişilikler yaratarak, hayatlarını bir oyuna dönüştürerek kaçınılmaz sonlarını hazırlayan beş kişinin öyküsünü anlatıyor. Kendilerini arama yolundaki bu insanların umutları, vazgeçişleri ve kaybedişleri, izleyiciyi çarpıcı bir serüvenin, derin bir duygu dünyasının içine çekiyor... How estranged can one become from one’s self? How far can he believe in the game he himself has contrived? When does this exhaustion come to an end? How does it culminate? Red Worn dramatizes the story - the loneliness, predicament and lies of five people who set the stage for their inevitable end by turning their lives into a game through the creation of forged identities. The amalgam of hopes, submission and loss of these people draws the spectators into a remarkable adventure, into a deep world of emotions… 51 ÇEK CUMHURİYETİ/KARA TİYATRO SRNEC CZECH REPUBLIC/BLACK LIGHT THEATER SRNEC SEÇKİLER - ANTOLOGIA Yazan ve Yöneten / Writer and Director: Jiri Srnec 1959 yılında Black Light (Kara Işık) tiyatrosunun dünyada ilk örneğini gerçekleştiren Srnec Black Light Tiyatrosu, 1962 yılında Edinburgh’da düzenlenen tiyatro festivalinde uluslararası saygınlık kazandı. 52 Bölümler halinde izleyeceğimiz oyun, bir çamaşırhanede başlar. Genç kızı bir yaz günü çamaşırlarını yıkayıp ipe asarken görürüz. Tıpkı daha önce nasıl yapıyorsa yine öyle... Ancak bu kez işler her zamanki gibi gitmez ve komedi işte tam da bu anda başlar! Sonra sırayla kız arkadaşıyla hatıra fotoğrafı çektirmek isteyen bir askerin öyküsü, hiç eşyası olmadığı için çok mutlu olan bir adamın öyküsü, kendini kaz zanneden bir kemanın öyküsü gibi birbirinden komik ve ilginç sahneler çıkar karşımıza... Sessiz sinema zamanlarından Laurel - Hardy, Buster Keaton, Charlie Chaplin gibi büyük ustaların esin kaynağı olduğu oyunu keyifle izleyeceğinizi umuyoruz. 18 Nisan Perşembe 20:00 April 18th, Thursday 20:00 Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi Sabancı University Performing Arts Center 22 Nisan Pazartesi 20:00 April 22nd, Monday 20:00 23 Nisan Salı 20:00 April 23rd, Tuesday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center In 1959, the group performed world’s first example of Black Light theatre though they achieved great international reputation at a theatre festival organized in Edinburgh in 1962. The play will follow in sections begins in a laundry. We see a young girl on a summer day washing her clothes and hanging them out. Just like she did it before. However, this time things not go as usual, and the comedy begins at this moment! Later on we encounter funny and interesting scenes like the story of a soldier who wants to have a souvenir photograph taken with his girlfriend, the story of a happy man, who is blissful for not having any possessions, the story of a violin that behaves like a goose…. We hope you will enjoy this show which masters such as Laurel - Hardy, Buster Keaton, Charlie Chaplin from the silent film era are the source of its inspiration. 53 TÜRKİYE/İZMİT BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROLARI TURKEY/IZMIT METROPOLITAN MUNICIPALITY CITY THEATER İTİRAFÇI YÜREK - HEARTH THE CONFESSOR 18 Nisan Perşembe 18:00 April 18th, Thursday 18:00 Adana Devlet Tiyatrosu Fuaye Sahne Adana State Theater Foyer Stage Yazan / Writer: Edgar Allen Poe Çeviren / Translated By: Engin Vural Oyunlaştıran / Dramatized By: Mesut Vural Yöneten / Director: Aydın Sigalı Sanat Danışmanı / Art Consultant: Eylem Tanrıver Varlı Işık Tasarımı / Light Designer: Erol Dinçdemir Dekor Tasarımı / Set Designer: Rona Topçuoğlu Görsel Tasarım / Visual Design: Aksel Zeydan Göz Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Rona Topçuoğlu Müzik / Music: İlker Sevüker Kast / Cast: Aydın Sigalı 54 Yaşam ve ölüm arasında ince çizgide bir adam… Yalnızlığın, çaresizliğin, kaybedişlerin, yaşama karşı duyulan öfkenin, ne yapacağını bilememenin tam ortasında bir adam… Edgar Allan Poe… Şizofreni, makropsi, diri diri gömülme korkusu (tafefobi) ile mücadele etmek zorunda olan bir adam ve alkolün getirdikleri… Öldürme içgüdüsü… Öfke nöbetleri… Özlemler… Pişmanlıklar… Ve zihnin bütünüyle yitirilişi… Ve tükeniş… Hepimizin karanlık bir yönü vardır! Tıpkı onda olduğu gibi… Bir yazarın kendi dünyasındaki trajedisi… A man walking the fine line between life and death… A man in the midst of loneliness, desperation, losses, anger towards life, not knowing what to do… Edgar Allan Poe… A man who has to cope with schizophrenia, macropsia, taphephobia (the fear of being buried) and the suffering alcohol brings… Murder instinct… Boots of anger… Longings… Regrets… A total loss of mind… And burnout… Each of us has a dark side! Just like he did… A writer’s tragedy in his own world… 55 TÜRKİYE/TRABZON DEVLET TİYATROSU TURKEY/TRABZON STATE THEATER BEN FEUERBACH - I, FEUERBACH Yazan / Writer: Tankred Dorsed Çeviren / Translated By: Sema Engin Yöneten / Director: Yurdaer Okur Işık Tasarımı / Light Designer: Yüksel Aymaz Dekor ve Kostüm Tasarımı / Set and Costume Designer: Efter Tunç 19 Nisan Cuma 20:00 April 19th, Friday 20:00 20 Nisan Cumartesi 15:00 - 20:00 April 20th, Saturday 15:00 - 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center 25 Nisan Perşembe 20:00 April 25th, Thursday 20:00 Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi Sabancı University Performing Arts Center Kast / Cast: Feuerbach: Hakan Meriçliler, Kadın / Woman: Elif Şeker Saka, Asistan / Assistant: Emre Ön Feuerbach uzun süre akıl hastanesinde yattıktan sonra tedavi olmuş, mesleğine tutkun bir oyuncudur. Bu uzun aradan sonra, bir tiyatronun oyuncu seçmelerine gelir. Karşısında bir zamanlar tanıdığı ünlü rejisörü görmeyi beklerken, onun asistanı tarafından karşılanır. 56 İlk başta yaşadığı hayal kırıklığı, bir müddet sonra izleyicisinin tüm dikkatini kendinde toplamaya çalışan oyuncunun sergilediği bir kedi-fare oyununa dönüşür. Böylece Feuerbach’ın kişiliğinin ve yaşamının katmanlarında dolaşmaya başlarız. Beklenen kişi en sonunda geldiğinde ise olaylar Feuerbach’ın tahmininden çok farklı gelişir. Feuerbach is an actor addicted to his profession. After a longterm stay in the asylum, he is treated. After a long break he attends the auditions of a theatre. While expecting the famous director whom he knew for a long time, appears before him the assistant of that director. The disappointment he experienced at the beginning turns into a cat and mouse game performed by the actor, who tries to attract the attention of the audience. Thus begins our journey at the diverse layers of Feuerbach’s personality and life. When the expected person finally arrives, the course of events follows an entirely different path than what he had anticipated. 57 TÜRKİYE/SEMAVER KUMPANYA TURKEY/SEMOVAR COMPANY METOT - METHOD 19 Nisan Cuma 18:00 April 19th, Friday 18:00 Adana Devlet Tiyatrosu Fuaye Sahne Adana State Theater Foyer Stage Yazan / Writer: Jordi Galceran Çeviren / Translator: Zerrin Yanıkkaya Yöneten / Director: Serkan Keskin Dekor Tasarımı / Set Designer: Cem Yılmazer Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Aslı Ersüzer Müzik / Music: Alper Maral Kast / Cast: Sarp Aydınoğlu, Sezin Bozacı, Serkan Keskin, Mustafa Kırantepe 58 Bir şirketin toplantı odası; iş görüşmesine gelen dört kişi, tüm hünerlerini ortaya koyup, işi kapmak için gizem dolu çeşitli sınavlardan geçecekler. İspanyol Jordi Galceran’ın 2003 yılında kaleme aldığı ve günümüz iş dünyasının acımasız yönlerini ortaya koyduğu bu oyun, yazarına dünya çapında bir ün getirdi. Semaver Kumpanya’nın sunduğu bu psikolojik gerilimi, nefeslerinizi tutarak izleyeceksiniz. In the meeting room of a company, four people who came in for a job interview will go through a number of mysterious tests to showcase their skills to take the job. Penned by Spanish author Jordi Galceran in 2003, the play that discloses the ruthless face of today’s business world brought worldwide fame to the playwright. Be ready to hold your breath as you watch this psychological thriller staged by Semovar Company. 59 TÜRKİYE/ANKARA DEVLET TİYATROSU TURKEY/ANKARA STATE THEATER PAL SOKAĞI ÇOCUKLARI THE PAUL STREET BOYS 21 Nisan Pazar 11:00 - 14:00 April 21st, Sunday 11:00 - 14:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: Ferenc Molnar Çeviren / Translator: Tarık Demirkan Oyunlaştıran / Dramatized By: Serra Canbay Yöneten / Director: Ebru Kara Işık Tasarımı / Light Designer: Kazım Öztürk Dekor Tasarımı / Set Designer: Aytuğ Dereli Kostüm Tasarımı / Costume Designer: Töre Özsel Müzik / Music: Sarp Keskiner Koreografi / Choreography: Burçak Işımer 60 Kast / Cast: Nemecsek: İpek Atagün Gezener, Boka: İrfan Kılınç, Feri Ats: Caner Kadir Gezener, Gereb’in Babası / Gereb’s Father: Halil Akarsu, Bekçi Jano: Şekip Taşpınar, Nemecsek’in Annesi / Nemecsek’s Mother: Nilgün Cilingiroğlu, Csele: Mert Aksu, Csonakos: Erdem Serkan Saraç, Gereb: Aytuğ Scioti, Kolnay: Murat Can Öztürk, Csengey: Erdem Serkan Saraç, Rıchter: Berkan Görgün, Wendauer: Özkan Gültekin, Pasztorlar’ın Küçüğü / Juniour member of Pasztor’s: Berkay Veli, Pasztorlar’ın Büyüğü / Senior member of Pasztor’s: Faik Gürbüzlü, Weisz: Erdem Serkan Saraç, Szebenics: Uğur Nak, Barabas: Barış Çağlar, Csetneky: Gökhan Kutum Orkestra / Orchestra: Nevzat Doğa Amiklioğlu, Faruk Karagül, Uğur Nak, Engin Bostancı Nemecsek, Boka Csonakos, Gereb, Feri Ats, Pasztor Kardeşler ve diğerleri… Binalarla kuşatılmış arsa için birbirleriyle amansız bir mücadeleye giren iki çocuk çetesi: Pal Sokağı Çocukları ve Kırmızı Gömlekliler. Tek istedikleri arsada özgürce oyun oynayabilmek! O arsa sadece bir arsa değil, Pal Sokağı Çocukları’nın vatanı ve onlar vatanlarını tüm güçleriyle savunuyorlar. Savaşırken dostluğu, gururu, adil olmayı her şeyin önünde tutan bu cesur çocuklar, bizlere kazanan ve kaybedenin dost olabileceğini öğretiyorlar. Dostluk, vatan sevgisi ve bağlılık üzerine kurulan bir hikâye. Macaristan’dan çıkıp tüm dünya çocuklarına ulaşan, hayal etmeyi unutmayan özgür ruhların hikâyesi. Nemecsek, Boka, Csonakos, Gereb, Feri Ats, Pasztor Brothers and others… Paul Street Boys and Red Shirts are two boy gangs who fight against each other for a piece of land surrounded by buildings. All they want is a playground where they can play freely. Thus, the land is not an ordinary one; it is the land of the Paul Street Boys, a land they defend with all their might… Those boys, not giving up on friendship, pride and respect even in a state of war, teach us that the winner and the loser may be friends. A story constructed on friendship, patriotism and commitment, written in Hungary to reach out to the children of the world… The story of free souls that never forget to dream… 61 TÜRKİYE/İSTANBUL DEVLET TİYATROSU TURKEY/İSTANBUL STATE THEATER ÇİRKİN - THE UGLY ONE 24 Nisan Çarşamba 20:00 April 24th, Wednesday 20:00 25 Nisan Perşembe 20:00 April 25th, Thursday 20:00 26 Nisan Cuma 20:00 April 26th, Friday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: Marius von Mayenburg Çeviren / Translator: Serdar Biliş Yöneten / Director: Metin Belgin Işık Tasarımı / Light Designer: Önder Ay Dekor ve Kostüm Tasarımı / Set and Costume Designer: Medine Yavuz Almaç Kast / Cast: Lette: Tolga Evren, Fanny: Simay Tuna, Scheffler: Nışan Şirinyan, Karlmann: Şamil Kafkas Yeni dünya düzeninin küresel çarkında tek tipleşmeye koşan bağımlı yaratıklar mı oluyoruz? Medya ile beslenen, teknoloji kusan, tüketim sindiren kozmetik suratlı ürünler miyiz yoksa? Depresyon dalgalarının şiddetini bedenimizde estetik gerdirmelerle mi hafifletiyoruz? Oyuna mı getiriliyoruz yani? 62 İşte yazar bu sanal cehennemin ortasında bize bir oyun kuruyor. Öykü bilindik aslında. Büyük bir şirkette, başımıza bela olan icatlardan geliştiren zihni sinirimsi bir mucidin ürünü sayesinde ünlü olacağı sırada, çirkinliğinin suratına çarpılması. Her şey ne kadar karmaşık! Özseverliğin doruklarında kendine taparak uçanlar… Öykünenler… Yabancılaşanlar… Aynı suratlarla dolaşanlar… Bu oyunun sonu nereye varacak? Peki size yüzünüze bakılamayacak kadar çirkin olduğunuzu söyleseler siz ne yapardınız? In the globalized new world order, do we transform into dependent creatures heading towards uniformity? Or are we cosmetic-faced products fed by the media, throwing up technology and digesting consumption? Do we alleviate the intense waves of depression through aesthetic surgery of our bodies? In other words, are they playing a trick on us? The author sets up a play for us amidst this virtual inferno. In fact it is a familiar story. In a big company, a nerdy inventor who develops those vexing gadgets expects to become famous- yet he ends up having to face his ugliness. How complicated things are! Those who float about worshipping themselves engulfed in narcissism… Emulation… Alienation… Identical faces everywhere… How will this game come to an end? If you were told that you look as ugly as sin, what would you do? 63 ATÖLYE WORKSHOP OYUN YAZMA ATÖLYESİ - PLAYWRITING WORKSHOP 26 Nisan Cuma 14:00 April 26th, Friday 14:00 27 Nisan Cumartesi 14:00 April 27th, Saturday14:00 28 Nisan Pazar 14:00 April 28th, Sunday 14:00 Adana Devlet Tiyatrosu Çalışma Stüdyosu Adana State Theater Workshop Studio Atölye Lideri / Workshop Leader: Prof. Dr. Semih Çelenk Yaş Grubu / Age Group: Yetişkin / Adult Atölye Çalışması Bilgisi: Bu atölye çalışmasında katılımcıların yazdığı özgün bir malzemeden yola çıkarak, üç gün boyunca bu malzemenin nasıl bir sahne oyununa çevirilebileceği uygulamalı olarak anlatılacaktır. Ayrıca sahne için yazarken nelere dikkat edilmesi gerektiği, sahnenin gerekleri aktarılacak ve “dramatik olan”ın ne olduğu örneklerle gösterilecektir. Bu atölyeye katılanlar ilk çalışmaya gelirken çok yakından tanıdıkları ilginç bir kişinin bir sayfalık portresini; o kişiyi tüm yönleriyle anlatan bir sayfalık bir öyküyü yanlarında getireceklerdir. 64 Özgeçmişi: 1965 yılında İzmir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamladı. 1989 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nden mezun oldu. 1991’de yüksek lisans ve 1997 yılında doktorasını bitirdi. 2001 yılında Doçent, 2007 yılında Profesör oldu. Halen DEÜ Sahne Sanatları Bölümü’nde Öğretim Üyesi olarak çalışmakta, lisans düzeyinde “Yazarlık”, “Uygulama Dramaturgisi”, ”Dramaturgi Araştırmaları”; lisansüstü düzeyde “Performans Sanatının Tarihi” ve “Tiyatroda Marjinal Biçimler” derslerini vermektedir. 2007-2010 yılları arasında DEÜ GSF dekanlığını yaptı. Şiir, oyun, yazı, inceleme ve çevirileri Şarköy Sanat, Edebiyat-Eleştiri, Gölge Tiyatro, Yeni İnsan, Özgür Gündem, Agon, Tiyatora, Siyah-Beyaz, Evrensel Kültür, Express, Yaratı, Yeni Politika, İkikalas Birheves, Kuvayı Sahne, Wesvese, Şiir Kent, Arka Bahçe, Sınırda, Kirpi Şiir, Cumhuriyet Kitap, Varlık, Hayal, Yasakmeyve gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı. 2012 yılında Balıklıova köylüleriyle Balıklıova Köy Tiyatrosu’nu kurdu. Bugüne değin birçok özgün, çeviri ve uyarlama oyunu sahnelendi. 1993 yılından başlamak üzere bugüne değin 30’u aşkın oyun sahneledi. 2005 yılında Nacar ile Serkisof dosyasıyla İsviçre Hastanesi Şiir Ödülü’nü kazandı. Heccav Yahut Şair Eşref’in Esrarengiz Macerası adlı oyunuyla 2009 yılında Ankara Sanat Kurumu En İyi Oyun, 2010 yılında Asaf Çiyiltepe ve 2012 yılında Karabağlar Belediyesi Mizaha Katkı Onur Ödülü aldı. 2011 yılında sahnelediği Uğur Mumcu’nun “Sakıncasız” adlı oyunuyla Uğur Mumcu Ödülü’ne değer görüldü. Kitaplaşmış çalışmaları: Sokaktaki Tiyatro (İnceleme 1992), Yüzsüz (Dario Fo’dan çeviri 1994), Ezilenlerin Tiyatrosu (Augusto Boal’den çeviri 1994), Redd-i İthal (Toplu Şiirler 1996), Tiyatro Tarihi (Oscar G.Brocketortak çeviri, 2000), Barbarlar Mutludur Çünkü Tiyatroları Yoktur (Tiyatro Yazıları, 2001)İzlanda Oyunları (Vala Thorsdottir’den çeviri 2002), Kalemden Sahneye (İnceleme, 2003), Nacar ile Serkisof (Toplu Şiirler, 2006), Postmodern Zamanlarda Tiyatro (2007), Heccav Yahut Şair Eşref’in Esrarengiz Macerası (Oyun, 2009), Mutluluk Müziği (Kısa Kısa Öykü, Vala Thorsdottir’den çeviri, 2009), Deniz Bugüne Bakıyor (Derleme, 2011), Paradiso’dan Kızılçullu’ya Şirinyer (Semt Tarihi, 2011), Hurufat (Şiir, 2013). Workshop Information: The three-day workshop will teach through applied practices how a material can be transformed into a stage play, moving on the basis of original material written by the participants. Furthermore, the instructors will explain the points to pay attention to while writing plays, talk about the requirements of stage, and demonstrate through examples what “dramatic” looks like. The participants will bring a one-page portrait of an interesting person that they know closely, as well as a one-page story that describes that person in detail. Biography: He was born in İzmir in 1965. He completed his elementary and secondary education in İzmir. He graduated from Dokuz Eylül University (DEU) Department of Performance Arts in 1989. He completed his graduate studies in 1991 and doctoral studies in 1997. He became an Associate Professor in 2001 and Professor in 2007. He is a current faculty member at DEU Department of Performance Arts. He teaches the undergraduate courses of “Writing”, “Applied Dramaturgy”, “Dramaturgy Research”, and the graduate courses of “History of Performance Arts” and “Marginal Forms in Theater”. He served as the Dean of the School of Fine Arts at DEU between 2007-2010. His poetry, plays, essays, research, and translation have been published in various magazines and newspapers including Şarköy Sanat, Edebiyat-Eleştiri, Gölge Tiyatro, Yeni İnsan, Özgür Gündem, Agon, Tiyatora, Siyah-Beyaz, Evrensel Kültür, Express, Yaratı, Yeni Politika, İkikalas Birheves, Kuvayı Sahne, Wesvese, Şiir Kent, Arka Bahçe, Sınırda, Kirpi Şiir, Cumhuriyet Kitap, Varlık, Hayal, and Yasakmeyve. In 2012, he established the Balıklıova Village Theater with the villagers of Balıklıova. Since 1993, more than 30 of his original, translated, and adapted plays have been put to stage. In 2005, he won the İsviçre Hospital Poetry Award with his work “Nacar and Serkisof”. In 2009, he received the Best Play award from Ankara Art Institution with his play Satirist or Poet Eşref’s Mysterious Adventure. The same play received Asaf Çiyiltepe Award in 2010 and Karabağlar Municipality’s Honor Award for Contribution to Humor in 2012. In 2011, he was bestowed Uğur Mumcu Award for staging Uğur Mumcu’s play, “Unobjectionable”. His books: Sokaktaki Tiyatro/ Theater on the Streets (Research, 1992), Yüzsüz/ About Face (translation from Dario Fo, 1994), Ezilenlerin Tiyatrosu/Theater of the Oppressed (translation from Augusto Boal, 1994), Redd-i İthal (Collected Poems, 1996), History of Theater (Oscar G.Brocket-co-translation, 2000), Barbarians are Happy, Because They Have No Theaters (Theater Essays, 2001) Icelandic Plays (translation from Vala Thorsdottir, 2002), Kalemden Sahneye (A Short Story of playwrights of 70’s in Turkey, 2003, 2003), Nacar ile Serkisof/ Nacar and Serkisof (Collected Poems, 2006), Postmodern Zamanlarda Tiyatro / Theater in Postmodern Times (2007), Heccav Yahut Şair Eşref’in Esrarengiz Macerası / Satirist or Poet Eşref’s Mysterious Adventure (Play, 2009), Mutluluk Müziği/ Music of Happiness (Short Stories, translation from Vala Thorsdottir, 2009), Deniz Bugüne Bakıyor/ Deniz Views Our Times (Anthology, 2011), Paradiso’dan Kızılçullu’ya Şirinyer/ Şirinyer from Paradiso to Kızılçullu (History of the neighborhood, 2011), Hurufat (Poems, 2013). 65 Prof. Dr. Semih Çelenk TÜRKİYE/ANKARA SANAT TİYATROSU TURKEY/ANKARA ART THEATER GİDERAYAK - AT THE LAST MINUTE 27 Nisan Cumartesi 15:00 - 20:00 April 27th, Saturday 15:00 - 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Yazan / Writer: Bülent Usta Yöneten / Director: Dersu Yavuz Altun Işık Tasarımı / Light Designer: Murat Atmış Dekor ve Kostüm Tasarımı / Set and Costume Designer: Gazal Erten Müzik / Music: Ali Seçkiner Alıcı Kast / Cast: Mehmet Ulusoy, Hakan Güven, Mahir İpek, Yıldırım Şimşek, Erdem Ulusal, Nalan Güreş, Mustafa Bilgin, Gökçen Cavga, Gizem Aldemir, Cem Okyay 66 Politik tiyatronun simge ismi Ankara Sanat Tiyatrosu’nun, “suya sabuna dokunarak” komedi yapılabileceğini gösteren “Giderayak” adlı oyunu, 2008 yılı Nisan ayında “Atama Skandalı” başlığıyla gazetelere düşen bir haberin ardından kaleme alınmıştır. Knows as the epitome of political theater, Ankara Art Theater’s “At Last Minute” “proves that it is possible to make comedy by meddling with politics. The play was written after a news item with the headline “Appointment Scandal” in a daily newspaper in April 2008. Oyun, “Yanlışlıkla atanan ismin, ölümü göze alacak kadar gözü kara ve tümüyle atamayı yapanlara muhalif olan biri olsaydı? Hele de bu makamı “Giderayak bulunmaz bir eğlence olarak görseydi ne olurdu?”nun cevabını arıyor. Yanıt, kadrolaşmayı, bürokratik çürümeyi, ulusal ve uluslararası rant savaşlarını gözler önüne seren evrensel bir komedi ortaya çıkarıyor... The play seeks a response to the following question: “What if the person appointed by mistake was brave enough to risk death and a fervent opponent of those who appointed him to that post? And what if he saw his seat as a unique opportunity to have fun in the last minute? “. The response is a universal comedy that bares how cadres are set up in state offices, bureaucratic corruption, national and international wars for unearned income… Oyunun yazarı Bülent Usta’nın uzmanlığı ekonominin üstüne hınzırca bir mizah duygusu eklenince sahneye sözcüğün tam anlamıyla “güldüren” ama “güldürürken düşündüren” bir oyun çıkıyor... Playwright Bülent Usta reinforced his expertise in economy through his wicked sense of humor, engendering a play that truly makes you laugh and think at the same time… 67 İNGİLTERE/GLOBE TİYATROSU ENGLAND/GLOBE THEATRE KRAL LEAR - KING LEAR Yazan / Writer: William Shakespeare Yöneten / Director: Bill Buckhurst Tasarım / Design: Jonathan Fensom Müzik / Music: Alex Silverman 25 Nisan Perşembe 20:00 April 25th, Thursday 20:00 26 Nisan Cuma 20:00 April 26th, Friday 20:00 Aya İrini Aya Irını 28 Nisan Pazar 20:00 April 28th, Sunday 20:00 29 Nisan Pazartesi 20:00 April 29th, Monday 20:00 Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Hacı Ömer Sabancı Cultural Center Kast / Cast: Goneril: Ruth Everett, Lear: Joseph Marcell, Gloucester: Rawiri Paratene, Edgar: Matthew Romain, Kent: Dickon Tyrell 68 Kraliyet vazifesinden yorgun düşen yaşlı Kral Lear, krallığını üç kızı arasında bölüştürmeye karar verir. Ancak bu ihtiyatsız cömertliğin bedeli acı olacaktır. Geç de olsa hayatı boyunca yanlış değerlerle yaşadığını idrak eden Lear, tüm insanlığın çektiği ızdırabın farkına varacaktır… Old King Lear, weary of royal duties, proposes to break up his kingdom and divide it among his three daughters. But this rash generosity is cruelly repaid and Lear discovers too late the false values by which he has lived – and, in turn, the suffering common to all humanity. Mizahi dokunuşlar ve yürek acıtan bir basitlikle işlenmiş güçlü bir şiirselliğin hakim olduğu Kral Lear, insan durumunun en derin sanatsal incelemelerinden biri olma niteliğini taşır.. Its tempestuous poetry shot through with touches of humour and moments of heart-rending simplicity, King Lear is one of the deepest artistic explorations of the human condition. 69 HOLLANDA/CLOSE ACT NETHERLANDS/CLOSE ACT İSTİLA - INVASION 70 Devasa hayvanlar halkın arasında dolaşıyor. Hayali bir dünya gerçek oluyor; hayvanların seslerini her yerden duymak mümkün. Tarih öncesinden gelen bir kuşa benzeyen karanlık bir gölge başımızın üstünden uçuyor. Bütün bu yaratıklar sağa sola dağıldıkça insanların arasındaki karmaşa artıyor; kaçmalılar mı yoksa takip mi etmeliler? Large animals move between the public. A mythical world comes alive; animal sounds are heard everywhere. A dark figure appears as a prehistoric bird flies overhead. The area is completely filled as all these creatures are spreading out and causing confusion among the people; should they run or follow? Alandaki kaos büyülü bir şarkıyla sona eriyor. Şarkı hayvanların dikkatini çekiyor ve hatta onları sakinleştiriyor! The chaos ends by a magical song that attracts animals and calms them! İstila, unutulmaz bir sokak gösterisine dönüşüyor. Kalabalığı bir deniz gibi dalgalandırıyor. İnsanlar bu devasa karakterleri gördükçe içlerindeki oyuncuları unutmaya başlıyorlar. Invasion is an unforgettable moving street spectacle that moves the crowd like a sea. People see impressive figures and forget the actors inside the costumes. Heyecan herkesi sürüklüyor… Bu deneyimin eşi benzeri yok! All get carried away…This is a unique experience! 30 Nisan Salı 20:00 April 30th, Tuesday 20:00 Atatürk Parkı ve Tren Garı’nda Sahnelenecektir. Performance at Atatürk Park and Train Station 71 HACI ÖMER SABANCI KÜLTÜR MERKEZİ İletişim Ofisi (322) 352 33 55/112 Gişesi (322) 352 33 55/103-104 ADANA DEVLET TİYATROSU Gazipaşa Bulvarı Gişesi (322) 459 35 17 Çukurova Üniversitesi Gişesi (322) 338 64 59 www.dtgm.gov.tr•www.adanadt.gov.tr•www.sabancivakfi.org H. ÖMER SABANCI KÜLTÜR MERKEZİ SABANCI ÜNİVERSİTESİ 74 75 77 1.250-TUR-İNG/03-2013
Benzer belgeler
festival broşürü için lütfen buraya tıklayınız
Antalya’nın turkuaz kıyıları; bir tarafta sakin, zümrüt yeşili ormanlar diğer tarafta Akdeniz’in köpüren suları ile buluşan tarih, mit ve efsane
fısıldayan antik şehirleri birleştirmektedir. Bu güz...
Untitled - Antalya Devlet Tiyatrosu
grief, the sorrow, the joy or the dreams of the past are sometimes reflected on buildings or in
a poem that has circulated for centuries from a language to another. Antalya is one of the rare
citie...
festival broşürü için lütfen buraya tıklayınız
tiyatronun bin yıllık mirasını taşımanın onurunu taşıyor. Festivalimize katkılarından dolayı Antalya
Devlet Tiyatrosu’ndaki çalışma arkadaşlarıma, festivale katılan tüm tiyatro gruplarına teşekkür
...