Nisan 2015 - Çekmeköy Belediyesi
Transkript
RÖPORTAJ gisi Çekmeköy Belediyesi Aylık Kültür Sanat Der NİSAN 2015 Sayı:5 TV DÜNYASININ HANIMEFENDİSİ… ESRA HARMANDA GÜÇLÜ SESİ, EŞSİZ YORUMUYLA ESKİMEYEN SANATÇI… CENGİZ KURTOĞLU Çekmeköy2023 -1 Ahmet POYRAZ / Belediye Başkanı Ahmet POYRAZ Değerli kardeşlerim, Belediye Başkanı Bir fikir işçisinin en büyük silahıdır kelimeler. Kelimelerden cümleler, cümlelerden ise bir medeniyet kurulur. Kelimeler medeniyetin yapı taşlarıdır. facebook.com /BaskanAhmet Poyraz twitter.com/A hmettPoyraz instagram.com /ahmettpoyra z Asırlar boyu inşa edilen eserlere, elde edilen topraklara, yeni kurulan şehirlere kelimeler ve kelimelere anlam yükleyen mütefekkirler ruh vermiştir. Medeniyetin bize sunduklarını takip ederseniz sizi kitaplara, yazılara, cümlelere ve oradan da kelimelere götürür. Savaşların ve barışların kökeninde kelimeler vardır. Kelime yoksa anlam da yoktur, anlam yoksa hiçbir şey yoktur. Her kelimenin bir rengi, bir etkisi, bir gücü vardır. Çağlara göre kelimelerin rengi değişse de içinde gizlediği derin etki asırlar boyu devam etmektedir. Bir toplumu yok etmek istiyorsanız insanlarını yok etmenize gerek yoktur. Kelimelere yükledikleri anlamları çekip çıkarın, kelimelerin ruhunu söküp alın işte size yok olmuş bir toplum! Değerli dostlarım, Biz kelimelerin gücüne inanarak çalışıyoruz. Biz biliyoruz ki ruhu elinden alınmış kelimelerle ne edebiyat ne felsefe yapabilirsiniz ne de bir medeniyet kurabilirsiniz. Kelimelerimizi unutmamak için çalışıyoruz. Yanlış anlam yüklenen ya da unutturulan her bir kelimenin bir kurşun olarak bize döneceğini düşünüyoruz. Biz, kelimelerin en güzelini kendimize düstur edinerek yolumuza devam ediyoruz: “OKU” O’nun rızasına uygun “OKU”mak dileklerimle… Çekmeköy2023 -3 Soner KARTAL / Editör Nisan 2015 Yıl:1 SAYI:5 Çekmeköy Belediyesi Adına İmtiyaz Sahibi Ahmet POYRAZ Genel Yayın Yönetmeni Şahmettin Yüksel Başkan Yardımcısı Danışma Kurulu Şenol Çetin-Başkan Yardımcısı Latif Coşar-Başkan Yardımcısı Eyüp Yıldırım-Başkan Yardımcısı Hasan Öztürk-Başkan Yardımcısı Ahmet Epli-Başkan Yardımcısı Fatih Sırmacı-Başkan Yardımcısı Genel Yayın Koordinatörü Muhammed Sarı Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Editör Soner Kartal Yayın Kurulu Muhammed Sarı Nevzat Hartomacıoğlu Salih Gebel Ömer İslam Cem Mutlu Hikmet Tekin Haber Servisi Çekmeköy Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Tasarım Greenart Reklam Matbaa Greenart Reklam İletişim Çekmeköy Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü [email protected] Tel:0216 484 82 57 Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazara aittir.Gönderilen yazılar, yayınlansın yayınlanmasın iade edilmez. Gönderilen yazılarda gerekli editoryal değişiklikler yapılabilir. Bu dergide kullanılan yazı ve görseller izin almak ve kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir, alıntı yapılabilir. 4 - Çekmeköy2023 Ve bahar geldi… Baharın gelmesiyle birlikte çiçekler açmaya, ağaçlar tomurcuklanmaya, kuşlar huzur veren o tarifi mümkün olmayan sesleriyle gönlümüze, ruhumuza ve benliğimize huzur vermeye başladı bile. Hayal aleminin alabildiğine derinleştiği, ufukların uçsuz bucaksız bir hal aldığı mevsimdir ilk bahar. Kışı da, Yazı da, Sonbaharı da, İlkbaharı da veren Yüce Allah’ıma şükürler olsun. Bahar mevsimi yeryüzünde, herşeyin kendini yenilediği muhteşem bir zamandır. Herşey gibi insanoğlu da, kendini yenileme mecburiyetindedir. Fakat her şeyin aşırı olanı zararlı olduğu gibi bu yenilenme gayretinin fazlası da yarardan çok zarar vermeye başladı bile. Bundan beş on yıl öncesine kadar hayalini bile kuramayacağımız teknolojiler sayesinde, mesafelerin kalktığı, hasretlerin ekran karşısında son bulduğu sanal bir alemin tam ortasındayız. Bu olumsuz durum bizi maalesef “çevrimdışı”bıraktı. “Merhaba”diyerek sıkılan ellerin, kucaklaşan, dertleşen ve birbirlerine sımsıkı sarılan bedenlerin yerini artık “beğen / paylaş” butonları aldı. Etrafımızda onca insan varken diller sükut etmiş, sessiz kalabalıklar ekranların büyüsüne kapılarak adeta teknoloji hücresine mahkum olmuşlar. Gerçek isimlerin yerini sanal alemin büyülü rüyasına kapılmış takma adlar, sahte yüzler aldı. Gerektiğinden fazla kullandığımız teknolojik araçlar, öncelikle kendimiz olmak üzere çevremize fazlasıyla zarar vermeye başladı. Sorun bu kadar vahim hale gelince uzmanlar nihayet konuya el attı. Özellikle dikkati genç neslin üzerine çeken uzmanlar, interneti bilinçli kullanmaları konusunda uyarıyor. Geleceğimizin teminatı, doğdukları andan itibaren vereceğimiz eğitime muhtaç çocuklarımızın geleceklerine “virüs” bulaştırmadan önce gelin kendimize bir “reset” atalım. Artık ince eleyip sık dokuma zamanı geldi çattı diye düşünüyorum. Akıllı telefonlarımıza gelen teknik anlamda bizi daha iyi sürümlere doğru götüreceğine inandığımız tüm “güncellemelere” kayıtsız kalmadığımız gibi, kendimizle ilgili yapmamız gereken “güncellemeleri” de bir an önce yapalım. Yalnızlaşmadan ve monitör karşısında yaşlanmadan önce lütfen bir kez daha düşünelim. Yeni bir sayıda görüşmek üzere, Allah’a emanet olunuz. Sevgi, saygı ve muhabbetle… Görüş ve önerileriniz için adresimiz: [email protected] İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER 06 Güçlü sesi, eşsiz yorumuyla eskimeyen sanatçı… CENGİZ KURTOĞLU 12 10 KAYBOLMAYAN TEBESSÜM... AİLEMİZİN ÇINARLARI 3 24 TAHRİR DEFTERLERİNDE ÇEKMEKÖY MODERN ÇEKMEKÖY’ÜN TARiHi-5 ALTERNATİF TIP Dr. Mustafa B. ANIL Sertifikalı Akupunkturist Özel Çağıner Hastanesi BAYRAMPAŞA’DAN MADRİD’E... 20 ARDA TURAN Haluk Yürekli/Medya Uzmanı 34 MAHALLEMİZİN MUHTARI Yakup BAYDAR/ Nişantepe Mahalle Muhtarı 54 ÇEKMEKÖY’ÜMÜZDE DİN HİZMETLERİ Muhammet SUİÇMEZ/ ÇEKMEKÖY MÜFTÜSÜ 28 BAYANLARIN PARMAKLARINDA CAN BULAN SEVDA İĞNE OYASI 46 Ömer AKYÜZ [AKYÜZ GIDA] 40 TV DÜNYASININ HANIMEFENDİSİ… ESRA HARMANDA 52 Bizim İçin, Çekmeköy İçin, Toplum İçin Çalışıyorlar… SELAMET AYGÜN 62 ÇEKMEKÖY KAYMAKAMI Cemal Hüsnü KANSIZ Çekmeköy2023 -5 RÖPORTAJ GÜÇLÜ SESİ, EŞSİZ YORUMUYLA ESKİMEYEN SANATÇI… 6 - Çekmeköy2023 CENGİZ KURTOĞLU RÖPORTAJ Sahnelerin prensi Cengiz Kurtoğlu’nu kısaca tanıyabilir miyiz? O “prens” kelimesi de esasında biraz ters düz geliyor bana. Ama “iyi şarkıcı”, “iyi adam” gibi ifade edersek, toplumun içinde örnek gösterilen bir adam olarak ifade edersek daha mutlu olurum. Cengiz Kurtoğlu 5 Mayıs 1959 yılında Artvin Arhavi’de doğdu. Emekleme işleri bittikten sonra ilkokul, ortaokul ve lise derken mutlu bir ailenin yaşam alanı içindeki o dünyayı yaşayamadık, aile büyüklerinin anlaşamaması yüzünden. Biz evde 20 yaşına gelene kadar sırtımızı koltuğa yaslayamazdık. Bunları çok detaylarsam çok önemli bir acıdır. İstanbul’a gitsem bir şeyler yapabilir miyim diye düşünüyordum. Evli ve 3 çocuk sahibiydim sorumluluklarım da vardı. Eşim Fadime sağ kolunda bir çocuk sol kolunda bir çocuk ayağında bir çocuk o şekilde yaşadı. Sağolsun Fadime bizim ailemizde atadır, annedir, çok değerlidir ve evimizin reisidir. Çocuklarımızı hem aile birlikteliğimiz adına hem de öğrendiğimiz kadarıyla vatana hayırlı ve faydalı olarak yetiştirdik. Hepsi kariyer sahibi ve evliler. Böyle mutlu bir aile olarak serüvenimiz devam ediyor. İstanbul maceramız başladığı zaman Tarabya’ya getirmişlerdi beni. Ümit Besen, Nejat Alp, Arif Susam gibi isimleri görüyordum. “Burası çok sosyete biz yapamayız” düşüncesiyle memlekete geri döndüm. 7, 8 ay sonra cesaretimi toplayarak İstanbul’a tekrar geldim. 30 yıl boyunca hep kendi emeğim ve cesaretimle bir yerlere geldim. Tabii en büyük şansım bize hayat veren dinleyicilerimizdir. Bizi alaşağı da ederler baş tacı da. Bizi dinlediler bize yürek verdiler. Bugün de TRT’de program yapıyorum. Bu 30 yıl boyunca çok şey oldu, çok şey değişti değişmeyen tek şey Cengiz Kurtoğlu’dur. Memleketinden yeni gelmiş olan Cengiz’le aynıyım tek fark biraz daha tanınmış olmam. Günlük yaşantısında Cengiz Kurtoğlu nasıl biridir? Uzun yıllar içinde çok sahne performansım oldu. Müzik haricinde başka işlere bulaşmak istemedim. Fakat 15 yılın sonunda bazı ticari işlere girdik. Müzik alanında yorumcuyken müzik alanında yapımcılığına bulaştık. Çok başarılı giderken ortağımız yüzünden müzik sektöründe bir darbe aldık. Sonrasında müzikte internetle birlikte anlayışlar değişti. Dedim ki,“müzikle başladın müzikle devam et.” Çok mutluyum çok şükür bu sektörde pembe dünyalar içinde yaşamadım. Günübirlik yaşamadan geleceğimi garantiye almaya çalıştım. Hiçbir derdim olmadan bu yaşıma kadar aile ve toplum sevgisiyle yaşadım. Bizim tanıdığımız Cengiz Kurtoğlu olmadan önce farklı iş deneyimleriniz oldu mu? Özel bir bankada 1,5 yıl kadar emniyet görevlisi olarak çalıştım. Okul yıllarından sonra çay fabrikasına girdim. İmalatta zor şartlarda işçi olarak yıllarca çalıştım. Çalışma şeklim şöyleydi; yıllık sigorta hakkımızı doldurmak için 120 gün çalıştırıp işten çıkartıyorlardı. Seneye aynı durum tekrarlanıyordu. 70’li yıllarda kurduğumuz bir orkestra grubumuz vardı. Düğünlerden 3,5 lira kazanıyorduk. Müzik sektöründe amatör olarak bu şekilde yürüdük. Şunu öğrendim; eğer şarkı söyleyeceksen şarkı söyleyeceksin başka bir şey yapmayacaksın… Hayata sıfırdan başlayacak olsaydınız tercihiniz yine sahne dünyası olur muydu? Yani onu tabii yüce Allah’ım takdir eder. Fakat bizim meslekte kısmet ve kısmetsizliklere çok inanmak lazım. Benim yaşamımda her şey çok güzel. Fakat 5 ile 20 yaş arasındaki yaşantımı, yaşamayı istemezdim. Sebebi üvey anne baskısı, filmlerdeki gibi. Çok farklı ciddi bir baskı ve eziyet ile büyüdük. Onun haricinde bütün hayatımı aynı şekilde tekrar yaşamayı isterdim. Popüler olan hiçbir şarkınız unutulmuyor. Magazinel olarak gündeme gelmemenize rağmen isminiz silinmiyor. Hayranlarınızın size bağlılığı ve yeni nesil tarafından da sevilen bir sanatçı olmanızı neye bağlıyorsunuz? Magazin bir sektördür basındaki çok değerli kardeşlerimiz yıllarca görevlerini yapmışlardır. Karşı taraf istemiştir onlarda uygulamışlardır. Ben magazinle buraya gelmedim. Bizim zamanımızda yazılı basın vardı ve ciddiyet taşırdı. Daha sonraki yıllarda magazin programları başladı. Biz o dünyayı istemedik ve kabul etmedik. Bana ekmek veren elimden tutan halk, beni olduğum gibi sevdi. Biz muaşereti ve aile terbiyesizini öğrendik ve buna çok önem verdik. Sanatçı olarak örnek yaşantımı korumaya çalıştım. Magazinle gelen magazinle de gider. Biz kendi işimize baktık, sabahlara kadar çalıştık. Şarkıcıyım diye şımarmayacaksın elindeki her şeyi kaybedersin. Saygı, sevgi ve terbiyeye çok dikkat ettik. Mesleki yönde disiplini elden bırakmadık karşılığını da bu şekilde alıyoruz. Kısaca Şahin Özer desem? Şahin Özer’le olan diyaloğum hep hak hukuk içinde gerçekleşti. Bugün ne kadar malım mülküm varsa Şahin Özer’in katkılarıyla olmuştur. Ben ona çok büyük servet verdim, o da elimden tuttu ve bana çok harcadı. Karşılıklı helal sınırı içinde birbirimize kazandırdık. Hayattaki en büyük pişmanlığınız nedir? Çok savurganlığım olmuştur. Hala devam ediyor bu savurganlığım. Eskiden ünlü olduğun zaman lüks arabalarla gezelim, Çekmeköy2023 -7 RÖPORTAJ Bu otorite torunlar içinde geçerli mi? Torunlarımın eğitimi ve yetişme alanı çok farklı. Yetiştirme tarzı olarak bizimle çok farklılar ama hiçbir zaman adap ve edepten ödün vermiyorlar. Hem evin içinde hem dışarıda terbiyeyi elden bırakmamak gerekiyor. Evin reisi kimdir? Kadınların değeri ve kıymeti çok farklıdır. Açık açık söylemek gerekirse, ailemde evin reisi Fadime’mdir. Hangi takımı tutuyorsunuz? Fenerbahçe’liyim. Spor yapar mısınız? Fadime’nin yemek konusundaki mahareti, el lezzeti spor yapmama engel oluyor. O kadar güzel yemekler arasında spor yapmak pek mümkün olmuyor. İstediğiniz üç şey yerine getirilecek olsa bu üç dileğiniz ne olurdu? furyası vardı. Bu şekilde çok israf yaptık. O savurganlığı yapmayabilirdik. Gelecek için ve ailen için birikim yapmak zorundasın. Fakat yanlış bir işim hiçbir zaman olmadı. Bu sebeple çok büyük bir pişmanlık yaşadığım söylenemez. Çocukluk haliniz karşınıza çıksa ona ne gibi tavsiyelerde bulunurdunuz? Esasında ilk söyleyeceğim; genç gruplara sakinliği ve terbiyeyi tavsiye ediyorum. Aile ve toplum terbiyesini çok iyi koordine etmeleri gerekiyor. Eğer o şekilde olmazsa hem kendilerine hem de topluma faydalı olamazlar. Cengiz Kurtoğlu nelere kızar? Veya neler hoşuna gider? İyi olan her şeyden her insan gibi hoşlanırım. Sahtekarlık ve yalakalıktan nefret ederim. Bir insanın gözünün içine baktığınız zaman anlarsınız; ya sahtekardır ya adamdır. Bu sektörde yalaka ve sahte çok insan olduğu için yapmacıklığa tahammül edemiyorum. Yerinizi dolduracak bir veliahtınız var mı? Büyük oğlum akademisyen ve Kültür Bakanlığında çalışıyor. Alaylı oğlum Aydın Kurtoğlu’nu veliahtlık konusunda tayin ettiğimi söyleyebilirim. Şöhret dünyasında olmanıza rağmen uzun ve mutlu bir aile yaşantısına sahipsiniz. Bu mutluluğun püf noktalarını bizlerle paylaşır mısınız? Eşimle 45 senedir tanışıyoruz. Bizim zamanımızda sevgi çok daha önemli ve 8 - Çekmeköy2023 zordu. Evliliğimin ilk yıllarında çok maddi sıkıntılar yaşadık. İstanbul’a geldiğimde parasızlıktan kirasını veremeyeceğim evi 15 gün sonra satın aldım. Allah bir şekilde herkesin rızkını veriyor. En önemli şey, bütün zorluklara rağmen sevgi ve saygımızı hiçbir zaman kaybetmedik. Eşim Fadime’ye hayranım. Allah onu başımızdan eksik etmesin, hem bana hem bütün aileye annelik-babalık yaptı. Bu şekilde karşılıklı sevgi-saygı olduğu sürece her zorluk hayatınızdan geçip gider. Otoriter bir baba mısınız? Disiplinliyim. Bazı kalıplarım vardır ve onlardan asla vazgeçmem. İlk isteğim ülkemin halkının refaha ulaşmasıdır. İkinci isteğim, toplumumuzun huzur içinde yaşaması, iç ve dış sorunlarımızın tamamen hallolmasıdır. Konuyla alakalı çalışmalar yapan hükümetimizi de destekliyorum. Son isteğim her aile babası gibi tüm sevenlerimin sağlıkla ve huzurla yaşamasıdır. Çekmeköy hakkında ne düşünüyorsunuz? Karadeniz insanı olarak yeşilliğe hayranım. Yaşadığım yer çok güzel olmasına rağmen ileride Çekmeköy’de yaşamayı düşünebilirim. Hızla büyüyen ve gelişen bir ilçe. Çekmeköy’ü, Çekmeköy yapan başta Başkan Ahmet Poyraz olmak üzere tüm ekip arkadaşlarını tebrik ediyorum. Lütfen, bu güzelliğe herkes sahip çıksın. Röportaj / Soner KARTAL HABERLER R A H A B E D ’ Y Ö K E ÇEKM L E Z Ü G A K Ş A BİR B ekmeköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, Kent Park’ta bulunan asırlık ağaçların yanına yeni fidanlar dikerek, baharı karşıladı. Belediye bahçesinin de içinde bulunduğu, bahar ve yaz aylarında çok sayıda Çekmeköylü’yü misafir eden alanda fidan dikme çalışmalarına başlayan ekipler, 100 adet Batı Çınarı ve 50 adet Gümüşi Ihlamur, 10 adet Süs Kirazı, 15 adet Alev Ağacı fidanını toprakla buluşturdu. Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, “Tüm İstanbul’un hayranlıkla izlediği, güzel bir doğaya sahibiz. Yaptığımız parklar ve yeşil alanlarda, vatandaşlarımız temiz ve güvenli ortamlarda yeşille buluşsun istiyoruz. Kent Park da halkımızın rağbet ettiği bu parklarımızdan biri… Geçtiğimiz günlerde, bu parkımızda, zamana yenik düşen asırlık ağaçlarımız oldu. Biz onların yerine yenilerini dikiyoruz ki asırlar sonrasına mirasımız kalsın, gelecek nesillerimiz bu ağaçların gölgesinde otursun” dedi. Çekmeköy2023 -9 YAZI DİZİSİ AİLEMİZİN ÇINAR KAYBOLMAYAN TEBESSÜM... 93 Harbi Çekmeköy’de yaşayan birçok aileyi derinden etkilemiş bir göç hikâyesine sebep olmuştur. Sözlü tarih anlatılarında sıklıkla ‘Rus Harbi’ olarak geçen 93 Harbi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı ifade eder. Savaş, Rumi takvime göre 1293 yılına denk geldiğinden Osmanlı tarihinde 93 Harbi olarak bilinir. Rıfat Amca’nın hikâyesi, anlatılan göç hikâyelerinin en ilginçlerinden biridir. Diğer anlatıların çoğunda göçler Artvin’den İstanbul Çekmeköy’e doğru gerçekleşirken, Rıfat Amca’nın göç hikâyesi onun deyimiyle ailesinin ‘Revan’dan (Erivan) Türkiye’nin Kars kentine gelmesi ile başlar. Rıfat Amca Kars’ın Gümüştepe Köyü’nde doğup büyümüştür. Ailesinin geçmişi, yaşantısı ya da geleneklerine dair çok fazla ayrıntı hatırlamamaktadır. Ancak kendi yaşam öyküsü, ailesine dair ip uçları da sunar bize.. 67 yaşındaki Rıfat Amca, yaşadığı zorlu hayata rağmen, Anadolu’nun tüm sıcaklığı ve bereketini sunarcasına kocaman bir yüreğe sahip.. Kars’ın abdest alırken sakal donduran suyunu bile güler yüzle çıkarıyor anılarının arasından.. Rıfat Amca tüm Anadolu insanı gibi zorlu bir çocukluk ve gençlik çağı geçirmiş. Geçinmek için tüm ev halkının tarlada, bağda, bahçede çalışmak zorunda olması, okul çağına gelmiş çoğu çocuğu okumaktan yoksun bırakmıştır. Ancak yenilikçi ve girişimci yönü, Rıfat Amca’nın İstanbul’da kendi kendine okumayı öğrenmesine vesile olmuştur. Rıfat Amca gençlik yıllarında, şimdilerde çoğumuzun değerini anlayamadığı birçok şeyi keşfetmenin sevincini yaşar. Askere gitmeden önce çalışmak için gittiği Kayseri’de patatesi ve patates yetiştirmeyi öğrenip, memleketine döndüğünde hem kendi ailesine hem de diğer köylülere patates ekmeyi öğretmiştir. Şimdilerde hala ekilen patatesi, ‘çok meşhur bi patates oldu’ diye tanımlıyor Rıfat amca. Soğuk Kars gecelerinde hem çocuk hem de büyükler için vakit geçirmek çok kolay olmamaktadır. Akşamları ‘köy odaları’ denen yerlerde bir araya gelen köyün erkekleri ve çocukları, türkü söyleyerek, köyün yerel oyunlarını oynayarak vakit geçirmeye çalışmaktadırlar. Bu oyunlardan biri, günümüzde 10 - Çekmeköy2023 hala oynanan ve Kars’ın somut olmayan kültürel mirası içerisinde yer alan yüzük saklama oyunudur. Bir tepsi içinde getirilen 7 adet fincandan birisinin içerisine bir yüzük saklanır ve oda içerisindekiler o yüzüğü bulmaya çalışırlar. Yüzüğü bulan oyunu kazanmış olur. Bunun dışında köy odalarında hikâyeler anlatılır, sohbet edilirmiş. Belki de bu sohbetlerden etkilenen çocuklar, Adnan Menderes döneminin acıklı olaylarını kendi aralarında sahneye koyarlarmış. Öyle ki bu oyunlardan birinde, Adnan Menderes’in idamını canlandırmak isterken, Rıfat Amca neredeyse ölüyormuş: “Amcamın ismini Kemal koydular, abimin ismini İsmet koydular. Bunlar büyüyünce birleşip Adnan Menderes’i asmışlar. Çocuk aklı, bunlar meclis kurmuşlar. Ne yapalım, beni Adnan Menderes yapmışlar. Tavana ip asmışlar. O demiş asalım, o demiş asalım. Sormuşlar evet mi hayır mı? Demişler, evet. Evet de dese asılacak, hayır da dese asılacak. Asılacak, asılacak, asılacak! Bir de hayvanlara yem vermek için sepet yapıyorlar ya, onu koymuşlar, beni üzerine çıkarmışlar, ipi boynuna asıp sıkmışlar, sepete bir tekme koymuşlar ‘Astıkk!’ diye.. Sonra açamıyorlar. Beni kaldıramıyorlar. Bunlar o yanı bu yanı derken aradan zaman geçiyor, eve haber veriyorlar. Teyzem var, teyzeme haber veriyorlar. Teyzem gelir bakır, onun da gücü yetmeyince ipi kesir. Tırpanla kesir, ben düşürim. Teyzem devamlı anlatıyor, yemin ederim diyor senin dilin 25 cm çıkmıştı. Dilim içeri girmiyormuş. Orada bi hoca karı varmış, demiş ki kızım bu dil içeri girmez demiş. Getiriyler tereyağı, sütlen bereber şey ediyler, su gibi yutuyorum, sonra kayıyo dil yerine giriyor. Öyle beni kurtarıylar, doktor ne arıyor.” Rıfat Amca yıllarını geçirdiği eşiyle birlikte, 1978 yılında Çekmeköy Soğukpınar’a gelir. Henüz alt yapı hizmetlerinin ve yapılaşmanın yeterli olmadığı Soğukpınar’da çok büyük sıkıntılar yaşarlar. İş bulmakta da büyük zorluk yaşayan Rıfat Amca, günü birlik de olsa bulabildiği tüm işler de çalışarak evini geçindirmeye çalışır. Bu tecrübeler sonunda inşaat ustası olan Rıfat Amca, kendi evini inşa ettiği gibi birçok akrabasının evini de ustalıkla inşa eder. Uzun süre inşaatlarda çalışarak geçimini sağlayan Rıfat Amca, daha sonra bölgede açılan bir tuğla fabrikasında çalışmaya başlar. Yokluğun ve açlığın kendini iyice gösterdiği bu yıllar, Rıfat Amca’nın zihnine şu anıyla kazınmış: “Bir gün eve geldim, onu hiç unutmuyorum. O tarihe yazılmış. Geldi hanım dedi ki, aylığı daha almamışım. Bir ay çalışıyorum, 100 lira para verirdiler. 100 lira ha, 100 bin lira değil, 100 lira. Geldim hanım dedi ki, valla ben acım, dünden beri yemek yememişim. Allah’ım, bakkal yok çakkal yok. Bi bakkal var, bizim oralı. Gidicem ben buradan şimdi borç edicem, vay başıma. Buradan kalktım çıktım Soğukpınar’ın oraya gittim. Orada öyle köhne bir yer var, su gelir oradan. Suyun üstüne geçtim, baktım 5 lira para düşmüş. 5 lira. Kalktım parayı aldım, dedim ki Yarabbim sen kimseyi darda bırakma. O bakkala gittim, ekmek aldım, yağ aldım, 1 litre gaz aldım. Hanım dedi ki, sen bunları nerden bulmuşsun? Dedim napıcan, karıştırma orasını. Eve bıraktım geri döndüm.” Açlıkla birlikte elektriksiz ve susuz bir Çekmeköy’de yaşayan Rıfat Amca, evlerine su getirebilmek için komşularıyla birlikte kazma kürek kanal kazarak Taşdelen yolundan Soğukpınar’a kadar su yolu açmışlar. Her ne kadar Soğukpınar ismi bölgedeki suyu soğuk pınardan gelse de, evlerde suyun olmayışı yaşamı oldukça zorlu kılmış. Kazma kürekle su yolunun mahalleye getirilmesinden kısa bir süre sonra devlet bölgeye elektrik ve su hizmetlerini vermeye başlamış. Evlere elektriğin verilmesi, Rıfat Amca’nın evinde tebessüm ettiren sahnelere vesile olmuş. Eve ilk televizyonun girişi, o anlardan biri olmuş. Akşam yemeği hazırlayıp televizyonu açtıkları vakit, televizyondaki insanları ekranda gören Rıfat Amca’nın eşi, “Adamlar bize bakıyorlar” deyip televizyonu kapatmış. Bunun üzerine uzunca gülen Rıfat Amca, “Onlar canlı değil, onlar fotoğraf, onlar bizi görmüyor ama biz onları görüyoruz” diyerek eşini ikna etmeye çalışmış. Zaman içerisinde Rıfat Amca’nın eşi de artık kendine bakmayan fotoğrafları izlemeye alışmış. YAZI DİZİSİ RLARI 3 Rıfat Can/Soğukpınar Rıfat Amca en güzel günlerini, Çekmeköy Soğukpınar’da kendi elleriyle inşa etmiş olduğu gecekonduda geçirmiş. Çekmeköy’ün şimdiki hale geleceğini asla tahmin etmediğini söyleyen Rıfat Amca, akrabalarının da buraya gelmesine vesile olduğu için mutlu. Yaşadığı onca açlık, zorluk ve sıkıntıya rağmen yüzündeki gülümseme hiç eksik olmuyor. O, tecrübenin olgunlaştırdığı bir çınar gibi dimdik ve tebessümle bakıyor hayata... Çekmeköy2023 - 11 SAĞLIK ALTERNATİF TIP Dr. Mustafa B. ANIL SÜLÜK DEYİP GEÇME BİRGÜN İHTİYACIN OLUR… Sertifikalı Akupunkturist Özel Çağıner Hastanesi gözden düşmeye başladı. Bugüne kadar geçen yıllar içinde ilerleyen teknoloji sayesinde sülüğün 150 kadar enzim verdiği tespit edildi ve bunlardan 40 kadar enzim tüm tıbbi etkileriyle ve molekül yapılarıyla bilinir hale geldi. Sülük tutturulduğunda ne kadar kan çektiğinin değil ne kadar enzim verdiğinin önemli olduğunu artık biliyoruz. İltihaplı yaralarda ve birkaç özel durum hariç sülükleri enzimlerini verdikten sonra tekniğine uygun olarak alıyoruz. SÜLÜKLER HANGİ NOKTAYI TUTACAĞINI BİLİR Türkiye’de 30 yaşından büyük hemen herkes ya annesinden, teyzesinden ya da ninelerinden sülük tutturma diye bilinen işlemi bir kaç kez görmüştür. Görmenin yanında sülük hakkında bir sürü nesilden nesile aktarılan yanlış şeyleri de duya gelmiştir. Uzun yıllar akupunktur ve sülük eğitimini almış ve bilimsel yöntemlere titizlikle uyarak uygulayan bir doktor olarak sülük hakkında yanlış bilinen noktaların doğrularını hastalarıma defalarca açıklamaktan hiç yüksünmedim. Burada bir kez de toplu olarak bu noktaları açıklığa kavuşturmak amacıyla aşağıda madde madde en çok karşılaştığım yanlış bilinen noktalarıve doğrularının ne olduklarını sıralayacağım. SÜLÜK PİS KAN EMDİĞİ İÇİN FAYDALIDIR. Bu yanlış bilgi sadece bizim ülkemizde değil, Slavlar, Araplar, Uzak Doğu ülkeleri ve Avrupa ülkelerinde de aynı şekilde bilinmekteydi. Hatta ikisinde de pis kan atıldığı için sülükle hacamat bir tutulmaktaydı. Ta ki 1900’lü yılların başında sülüğün sadece kan emmediği aynı zamanda yapıştığı kişiye enzim verdiği bulundu. Bu ilk bulunan enzime sülüğün latince ismi olan HirudinoMedicinalis ten hareketle Hirudin adı verildi. Hirudin kan sulandırıcı bir enzim olduğu için bütün faydanın bu enzimden kaynaklandığı zannedildi. Hemen akabinde kan sulandırıcı ilaçların bulunmasıyla sülüğe gerek kalmadığı düşünüldü ve sülük uygulamaları 12 - Çekmeköy2023 Sülükler kan emmek için bir nokta ararlarken bütün hayvanlar gibi içgüdüleriyle hareket ederler. Sülük için mühim olan insanın doğal ten kokusunun dışında bir koku alamamasıdır. Sarımsak başta olmak üzere tüm keskin gıda kokuları, hertürlü deterjan, kokulu sabunve çamaşır yumuşatıcılarından tene sinen kokular, kolonya parfüm vs gibi sentetik kokular sülüklerin en sevmediği kokulardır. Sülükler kendilerini rahatsız edecek kokuları almadıkları bir noktayı bulunca tutunurlar. Bugün çok iyi biliyoruz ki, sülükler en çok akupunktur noktalarına tutturulduğunda etkili bir tedavi sağlamaktadırlar. Rastgele tutturulduğunda bir akupunktur noktasına tesadüfen denk gelmesi mümkünken tam tersi kesinlikle sülük tutturulmaması gereken bir noktaya da tutunabilir. Bu ise bir çok ciddi tıbbi sorun yaratabilir. Bu nedenle sülük tutturulurken eğitimli kişiler tarafından tahlikeli noktalardan sakınarak sadece en etkili noktalara tutturulmalıdır. KİRAZ YİYENLER SÜLÜK YAPTIRMAMALI Bu yanlış bilginin nerden kaynaklandığını henüz bulamadım. Net olarak biliyoruz ki istediğiniz kadar kiraz yedikten sonra da sülük yaptırabilirsiniz. Kan sulandırıcı kullananlar başta olmak üzere bazı durumlarda tedavi protokollerine uygun önlemler alınarak sülük tedavisi uygulanabilir. Sülük yapılmasının tıbben sakıncalı olduğu durumlarda sülük yapılmasından kaçınıl- malıdır. SÜLÜK SADECE MAYIS AYINDA YAPILIR Doğada yaşayan sülükler 8 derecenin altındaki ve 18 derecenin üstündeki sıcaklıklarda yaşamayı sevmezler. Kışın suyun alt kısımları üste göre daha sıcak, yazları da alt kısımlar üste göre daha serin olduğu için suyun derinlerinde yaşamayı tercih ederler. Mayıs ayında suyun üstü sülüklerin rahatça yaşayacağı mülayim bir sıcaklıkta olduğundan suyun üst kısımlarında daha bol sülük bulunur ve toplanması kolaylaşır. Şimdi uygun koşullar sağlanarak sıcaklık kontrollü tıbbi sülük üretim merkezlerinde her mevsim sülük üretilmektedir ve sülük her mevsim kolaylıkla uygulanmaktadır. KADINLARIN ADET DÖNEMLERİNDE, ÇOCUKLARDA VE ÇOK YAŞLILARDA SÜLÜK YAPILMASI En çok tereddüt edilen durumlardan biri de kimlere sülük yapılamayacağıdır. Doğrusu adet dönemlerinde sülük yapılır hem de sancılı ve düzensiz adet şikayetlerinin tedavisinde başarıyla uygulanmaktadır. Çocuk ve yaşlılar için elbette uygun teknikler kullanılmak ve gerekli noktalara dikkat etmek kaydıyla sülük uygulanmaktadır. Bir Rus geleneği olarak Rusya’da yeni doğan bebeklerin kuyruk sokumlarına daha kırkı çıkmadan bir tane sülük tutturulması çok yaygın olarak yapılmaktadır. Sülük tutturulan çocukların daha sağlıklı ve uzun ömürlü olacağına inanılmaktadır ama bilimsel bir çalışma ile henüz kanıtlanmamıştır. Her konuda olduğu gibi halk söylencesi olarak duyulan bilgilere itibar edilmemesi, özellikle sağlık konusunda bir uzmana danışmadan bir işlem yapılmaması çok önemli bir noktadır. NOT: Sağlık bakanlığı, 27 Ekim 2014 tarih ve 29158 sayılı Resmi Gazete’de “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği”ni yayımladı. Bu yönetmeliğe göre Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastaneler, özel hastaneler ve üniversite hastaneleri “sülük, hacamat ve bitkisel” ilaç gibi alternatif alanlarda da hizmet verebilecek. HABERLER TIP BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN ekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz ve Belediye Başkan Yardımcısı Şahmettin Yüksel 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle ilçedeki sağlık kuruluşlarını ziyaret etti, çiçek takdim etti. Burada doktorlarla selamlaşan Başkan Poyraz, doktorların sorun ve önerilerini dinledi. Çekmeköy Toplum Sağlığı Merkezi’ni ziyaret eden ekip buradaki çalışanlara da çiçek verdikten sonra Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Zerrin Kurşun’la ilçedeki sağlık yatırımları hakkında görüşüldü. Başkan Poyraz, “İlçemizde 3 yeni Aile Sağlığı Merkezi yapılması için çalışmalar başladı. İl ve ilçe Sağlık Müdürlükleriyle koordineli olarak yürüttüğümüz çalışmalarda sağlık anlamındaki yatırımlarımız devam ediyor. Fiziki alanlarda ilçe halkına hizmet veren doktorlarımız, hemşirelerimiz ve tüm sağlık görevlilerimiz için de belediye olarak elimizden gelen tüm imkanları sunmaya çalışıyoruz. Halkın sağlığı için emek veren tüm görevlilerimize gönülden teşekkür ediyorum” dedi. Çekmeköy2023 - 13 HABERLER ÇINARLARIMIZLA TARİHİ YENİDE ekmeköy Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen Ailemizin Çınarları projesinde, güngörmüşlerin anlattıklarından derlenerek yazılan kitapla, tarih dilde can buldu. Projenin tanıtım toplantısı Çekmeköy Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız, Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcıları Fatih Sırmacı, Ahmet Epli, Şahmettin Yüksel, Latif Coşar, AK Parti Çekmeköy İlçe Başkanı Salih Kırıcı, 14 - Çekmeköy2023 kitabın yazılmasına katkı sağlayan çınarlar ve aileleri katıldı. Programda konuşan projeden sorumlu Başkan Yardımcısı Şahmettin Yüksel, “Çekmeköy özelinde başlayan bu proje sonucunda Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan önemli bir kaynak haline gelmiştir. Dört yıllık titiz çalışmanın bir ürünü olarak ortaya çıkan bu çalışmanın ardından kaybettiğimiz çınarlarımız da oldu. Onlara Allah’tan rahmet diliyor, hayatta olanlara sağlıklı, güzel bir ömür temenni ediyorum. Allah büyüklerimizi başımızdan eksik etmesin” dedi. Çekmeköy Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız, “Yeni bir ilçenin kalıcı köklerini kayda geçirme adına çok anlamlı bir proje. Uzun süreli çalışmanın bugün hasat zamanı. Çekmeköy ilçesi bu tür çalışmalarla köklerini kalıcı hale getirip geleceğe güvenle bakacak” dedi. Çekimleri 4 yıldır devam eden Ailemizin Çınarları projesi kapsamında elde edilen verilerden; Ailemizin Çınarları isim- A ÇEKMEKÖY’ÜN EN CAN BULDU li bir dergi, Çekmeköy’ün gelenek ve göreneklerini, sosyal, siyasi ve kültürel hayatını anlatan 5 belgesel ve Çekmeköy’ün tarihini sözlü tarih yöntemiyle yeniden ele alan Tarih Dilde Can Buluyor: Çekmeköy isimli bir sözlü tarih kitabı hazırlandı. Ön hazırlıklarına 2011 yılında başlanan projenin temel amacı; Çekmeköy’ün tarihinin bireysel tarih/geçmiş hikâyeleri ile yeniden yorumlanması ve Çekmeköy halkının bu tarihin yazımına aktif olarak katılmasını sağlayarak gençler ve yaşlılar arasında yeniden bir köprü kurulmasına destek olmak. Bu vesileyle yaşlılara vefa borcunu da ödemeye özen gösteren Çekmeköy Belediyesi, yaşlıların sosyal hayata aktif olarak katılmasını hedeflemekte. Bir sözlü tarih projesi olan Ailemizin Çınarları projesi kapsamında hayatının önemli bir bölümünü Çekmeköy’de geçirmiş, semtin geçmişine ve gelişimine tanıklık etmiş yaşlı insanların, semtin tarihine ve gelişimine ilişkin sözlü tarih anlatılarını derlemek fikrini harekete geçirdi. Böylece hem semt insanının tarih yazımına bire bir katkıda bulunması hem de belediye bünyesinde bu konuda bir arşiv oluşturulması amaçlandı. Bu amaçtan hareketle gerçekleştirilen proje nihayetinde, Çekmeköy’de yaşayan ve yaşamış olan, 65 yaş ve üstü, kadın ve erkek toplam 25 kişiyle sözlü tarih görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler hem sesli hem de görüntülü kayıt altına alındı. Görüşülen kişilerin Çekmeköy’e ait fotoğraf, belge, mektup ve video kayıtları kitap, belgesel ve dergide yer verildi. HABERLER Adnan Menderes dönemi duygulandırdı Projeye katılan çınarların kişisel geçmişlerinden yola çıkarak paylaştıklarında en dikkat çekici nokta Adnan Menderes dönemi oldu. Göçtü Kervan Dizildi Çekmeköy Yoluna isimli belgeselde yer alan İnönü ve Menderes dönemine ilişkin anekdotlar, ülkenin yakın tarihine ışık tutuyor. Program, projenin başladığı günden itibaren emeği geçen başkan yardımcıları ve müdürlere teşekkür plaketi takdimi ile son buldu. Çekmeköy2023 - 15 EKONOMİ Mehmet DUMAN Kentleşme ve Çevre Sorunları Uzmanı Yüzyıllar boyunca hem rezerv ve değişim aracı olarak hem de mücevher olarak kullanılan altın, kıymetli madenler içerisinde farklı bir konuma sahiptir. Kolaylıkla işlenebilmesi, elektrik ve ısı iletkenliği, asitlere karşı dayanıklılığı gibi üstün fiziksel ve kimyasal özelikleri nedeniyle ilkçağlardan beri insanların ilgisini çeken, uğruna savaşlar verilen bu maden günümüzde finansal piyasaların ve sanayi üretiminin değişmez bir parçası haline gelmiştir. Altınla ilgili yapılan tüm bilimsel akademik çalışmalarda altın fiyatlarını etkileyen faktörler konusunda pek çok değerlendirme yapılmıştır. Bu çalışmalar altın fiyatlarının ABD doları ve hisse senedi getirileri ile ters yönlü, enflasyon ve petrol fiyatları ile pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğunu göstermekte olup, altın-enflasyon ve altın-petrol ilişkisinin her dönemde farklılık gösterdiği görülmektedir. Dünyada petrol fiyatları gerilerken altına son bir aydır yoğun talebin söz konusu olduğunu görmekteyiz. En son Kasım 2012 itibariyle 100 TL’yi gören altın, özellikle son günlerde dolardaki yükselişin de etkisiyle, Şubat sonu ve Mart başı 100 TL’yi yeniden yakaladı. Hafızamızı yoklarsak eğer, 2011 ve 2012 yıllarında büyük yükseliş kaydeden altın fiyatları, son iki yılda düşüşe geçmiş, 2011’de 108 TL’nin üzer i n i 16 - Çekmeköy2023 ? NE OLACAK BU ALTININ HALİ gören gram altın, 2013’ün Haziran ayında 75 TL’ye kadar gerilemişti. Ancak altının son günlerde yeniden yükselişte olduğunu görmekteyiz. Dolar/TL kurunun rekor kırarak 2.44’ü geçmesi ve altın ONS (uluslararası piyasalarda 1 ONS altın 31,10 gram has altına eşittir) fiyatının 1.300 dolara yaklaşması, gram altının fiyatını yükseltti. Bunca açıklamalar ışığında altının önümüzdeki günlerdeki seyri ne olacak acaba sorusuna cevap bulunması beklenebilir. Şuan ki piyasaların durumu genel olarak incelendiğinde bu soruya çok net bir cevap verebilmek zordur. Ancak altın fiyatları hakkında tahmin yaparken birçok veriyi göz önünde bulundurmak da gerekmektedir. Özellikle güvenli liman efekti, enflasyona karşı korunma durumu vs. gibi konuların ön plana çıkmasıyla birlikte talep gören altının, bu koşulların dışında dar bant arasında dalgalanmaya devam etmektedir. Dünya Altın Konseyi’nin verilerine göre altına olan talebin tarihi rekor yaptığı 2011 yılında bu rakam 4.582,3 tondu ve altının ons fiyatı 1.921,17 dolar seviyesinde rekor kırmıştı. Alınan bilgilere göre bu yıl Asya’da talebin canlanmasıyla, altın fiyatları da tekrar yükseleceği; Çin Altın Kuruluşu’nun 2014 Haziran ayındaki raporunda belirttiğine göre de al- EKONOMİ tının batıdan doğuya doğru hareketinin, yükselen gelirlerin talebi de yükseltmesi sebebiyle en az yirmi yıl daha devam edeceği öngörüler arasındadır. lunmaktadır. Buna göre aniden bastıran dolu misali güçlenen dolar ve Federal Reserve Bank’ın (FED) faiz artırımıyla altın 2015’te yeni dip seviyelerini test edecek. Altın destekli ETF’lerde 50 ton artış yaşanacak Bu ne anlama geliyor peki? Bilindiği gibi “mücevher, sikke ve külçe talebi 2013’teki aşırı yüksek seviyelerinin ardından 2014’te düşmüştü. Bu yıl uzun vadeli ekonomik ve demografik görünümleri altına talebin artıracağını gösteren Çin ve Hindistan’la talepte artış bekliyoruz” ifadesi dikkat çekicidir. Çin ve Hindistan dünyadaki toplam altın talebinin neredeyse yarısını elinde bulundurulan iki ülkedir. Altın destekli ETF varlıklarının ise bu yıl 50 ton kadar artacağı öngörülen ilgili raporuna göre, fiyattaki yükselişin en önemli ikinci sebebi ise bu satın alımlar olacaktır. Altın fiyatları ya düşerse! Öte yandan, bu öngörüler dahilinde altın fiyatlarında düşme yaşanacağına dair ihtimal de yok değil. Yani altının yükseleceği değil, düşeceğine dair öngörülerin bulunduğu raporlar da söz konusudur. Altının tekrar canlanacağını öngören uzmanların aksine, Barclays’in Ocak 2015’in ilk ikinci haftası başında açıkladığı bir rapor bu- ABD Merkez Bankası banka altın fiyatlarındaki tahminlerini düşürerek sarı madenin 2015 ortalama fiyatına dair tahminini 1.180 dolardan 1.170 dolara düşürerek fiyatların 2016’da 1.150 dolara kadar gerileyebileceği öngörüsünde bulunmaktadır. Barcays raporuna göre, bu yıl en düşük seviyelerini test edecek olan altın, 2015’te Asya’daki yükselen taleple toparlanma yaşayacak. İsviçre’deki bir banka doların güçleneceği ve ABD’de faiz oranlarının artacağı beklentisiyle altının beklentilerin üzerinde düşeceğini düşünerek, 2015 yılı altın fiyatı tahminlerini 1.200 dolardan 1.190 dolara düşürmüştür. Sonuç olarak Önde gelen bazı kuruluşlar 2015 yılı altın/ ONS beklentileri hakkında tahminlerini belirtmiş ancak okuyucularımızın bunların tahminden öte bir beklenti olmadığını bilmelerini özellikle belirtmek isterim. Buna göre tahmini altın/ONS fiyatları şöyle: Citigroup: 1225 dolar Standard Chartered: 1320 dolar Societe Generale: 950 dolar Capital Economics: 1290 dolar UniCredit: 1300 dolar Commerzbank: 1250 dolar Deutsche Bank: 1150 dolar Goldman Sachs: 1050 dolar TD Securities: 1275 dolar ONS Nasıl Hesaplanır: Ulusal piyasalarda 1 ONS altın 31,10 gram gram (has) altın olduğunu belirtmiştik. Örneğin; ONS fiyatı UniCredit’in tahmini olan1300 $ seviyesinde,Doların bugünkü kur fiyatı ise 2.61 TL olsun. İç piyasadaki gram altının Türk Lirası karşılığını hesaplama şekli aşağıdaki gibidir. 1300/31,10 x dolar kuru = has altın fiyatı 1850/31,10 x 2.61 = 109,099Türk Lirası has (gram) altın fiyatı. Velhasılıkelam değerli Çekmeköy 2023 Dergisi okuyucuları, altın fiyatı düşer mi yükselir mi bunu ilerleyen günlerde özellikle seçim atmosferi içindeki sisli bulutların dağılmasıyla daha da net görülecektir. Bu duygularla 2015 yılının tüm yatırımcılarımıza mutluluk, sağlık ve güzellik getirmesini diler her şeyin gönlünüzce olmasını temenni ederim. Çekmeköy2023 - 17 HABERLER DOĞRU İLETİŞİM DİLİN CİSMİ KÜÇÜK CÜRMÜ BÜYÜK… Y Kerem TOPÇU Halkla İlişkiler 18 - Çekmeköy2023 aşlı adam emekliye ayrılır ve okulun yakınında küçük bir ev satın alır. Emekliliğinin ilk birkaç haftasını huzur içinde geçirir. Ancak ders yılı başlayınca işler biraz değişir. Okulların açıldığı ilk gün, dersten çıkan öğrenciler yollarının üzerindeki her çöp bidonunu bağırıp çağırarak tekmelerler… Bu çekilmez gürültü günler sürer ve yaşlı adam bir önlem almaya karar verir. Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklaşırken, kapısının önüne çıkar ve onları durdurur. Şimdi, yaşlı adamın doğru kullandığı iletişimle bir sorunun üstesinden nasıl gelinebileceğine şahit olacaksınız… Lütfen biraz daha dikkat… “Çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz. Bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken aynı şekilde gürültüler çıkartmaktan hoşlanırdım. Bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve gürültü yaparsanız size 3 TL vereceğim” der. Bu teklif, çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler. Birkaç gün sonra yaşlı adam yine çocukların önüne çıkar ve onlara şöyle der: “Çocuklar; enflasyon beni de etkilemeye başladı. Bundan böyle size sadece 2 TL verebilirim.” Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gürültüye. Aradan birkaç gün geçer ve adam yine karşılar onları: “Bakın…” der; “Henüz maaşımı alamadım, bu yüzden size günde ancak 1 TL verebilirim, tamam mı?” “Olanaksız bayım!” der içlerinden biri, “Günde 1 TL için bu işi yapacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz işi bırakıyoruz!” Çok basit gibi görünen fakat bir çoğumuz için oldukça zor olan, bir sözlü iletişimin muhteşem sonucu. İletişimde kullanılan ses tonlaması, yüz ifadeleri, mimikler, beden hareketleri, jestler sözlü iletişimle birlikte etkin olur ve yılanı deliğinden çıkarır. Yapılmasını istediğimiz-istemediğimiz bir olayı çözümlemenin sayısız yolu vardır. Bu yolların sonucu ise sadece iki tanedir; sorunumuz istediğimiz şekilde çözüme ulaşır veya giderek büyüyen bir problem haline dönüşür. Sıkıntılarımızın çözüme ulaşması yahut problem haline gelmesi başvuracağımız yola bağlıdır. Birbirimizle iletişim için kullandığımız dil, küçük hacimli bir nesnedir. Küçük olmasına küçüktür ama büyük suçlar onunla işlenir. Kimi zaman sarf ettiğimiz kötü sözler başımızı belaya sokarak felaketimizi hazırlayabilir. Hz. Ali’nin (r.a.) şu sözü bu bakımdan çok manidardır: “Söz ağızdan çıkana kadar senin esirindir, ağızdan çıktıktan sonra artık sen onun esiri olursun.” Eğer karşılıklı olarak doğru iletişim kurmayı öğrenebilirsek hayatımızdaki fırtınalar hafif bir esintiye dönüşecektir. İsteğimiz takdirde omuzumuzda yük haline gelen yanlış iletişimden kaynaklı sorunları taşımak yerine, doğru hamlelerle kaldırıp atabiliriz. Öncelikle yapılacak iş; doğru iletişim kurmanın altın kurallarını hayatımızın ilkeleri haline getirmektir. Ailemizden başlayarak çevremizdeki insanlara ve tüm sevdiklerimize yaklaşımımızı değiştirmeliyiz. Karşımızdakine emir vermek, eleştirmek veya sorgulamak çoğu zaman kasten veya farkında olmadan gösterdiğimiz davranışlardır. Bazen o tutmakta zorlandığımız en iyi iletişim aracı olan dilimizden öyle sözler dökülüyor ki tamiri mümkün olmayan zararları da beraberinde getirir. “Bazen bir söz kurşundan daha fazla yaralar insanı.” O halde olaylara hoşgörüyle, empatiyle ve sakince yaklaşalım. Hikayemizin kahramanını örnek alalım; sorunlarla tartışarak onları kovalamak gibi problemleri büyütecek hatalar yerine, onların hoşlarına gidecek aynı zamanda çözüme kavuşturacak hamleler yapalım. Bu sayede hemen herkesin hayatında olan tartışma, kötü söz ve davranışları iletişimin gücüyle tamamen hayatımızdan silip atalım. Mutlu ve sorunsuz yaşamak zor değil, yeter ki isteyelim. Ünlü düşünür Goethe’nin dediği gibi: “Nasıl davranırsan tıpkı ayna gibi sana yansır.” HABERLER 7 BÖLGE 7 RENK KÜLTÜR GÖKKUŞAĞINDA BULUŞUYOR ekmeköy Kaymakamlığı, Çekmeköy Belediyesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile hazırlanan “7 Bölge 7 Renk Projesi”nin tanıtım toplantısı, Özden Cengiz Anadolu Lisesi’nde gerçekleşti. Programa; Çekmeköy Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız, İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcıları Şahmettin Yüksel ve Latif Coşar, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Aktaş, meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda öğrenci katıldı. Projenin anlatıldığı tanıtım filmi ile başlayan program, konuşmalarla devam etti. Projenin tanıtımını yapan İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Aktaş, “İstanbul’da yaşayan öğrencileri Anadolu’yla, Anadolu’da yaşayan öğrencileri İstanbul’la bu- luşturacak bu proje, vatan sevgisi, hoşgörü, birlik-beraberlik ve kardeşlik projesidir. Emeği geçenlere teşekkür ederim” dedi. Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz’ın selamını ileterek konuşmasına başlayan Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcısı Şahmettin Yüksel, “2009 yılında ilçe olan Çekmeköy’debu okulda, böyle güzel bir eğitim projesinin tanıtımını yapmaktan gurur duyuyorum. Bugün burada bir kardeşlik projesinin meşalesini yakıyoruz. Eğitimle ilgili her projede olduğu gibi bu proje de bizi çok heyecanlandırdı. Bununla beraber devam eden MEDEP, Siyer-i Nebi, e-okul, Yenilik Akademisi gibi eğitim alanında başlattığımız birçok proje başarıyla devam ediyor. Geleceğimiz gençlerimizin tarihini, inancını yaşayan insanlar olarak yetişmesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” dedi. Programa katılan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, kendileri tarafından yürütülen, İyi Örnekler Pro- jesi’ne dahil edilebilecek güzel bir proje olduğunu belirterek katkı sağlayanlara teşekkür etti. Son olarak söz alan Çekmeköy Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız, “Hem Türkiye’miz hem kardeşliğimiz için güzel bir proje. İlerleyen dönemlerde farklı illeri de kapsamına alarak daha da genişleyeceğini umuyorum” dedi. 7 Bölgenin Çocukları Buluşacak Ortaokul öğrencilerini kapsayan projeye Çekmeköy’den 6 okul katılacak. 7 Bölgeden seçilen İzmir, Gaziantep, Erzurum, Antalya, Ordu, Konya ve İstanbul illerini kapsayan projede 12 öğretmen ve 84 öğrenci yer alıyor. Çekmeköy’deki 6 okuldan seçilen başarılı öğrencileri, belirlenen illerdeki öğrencilerle buluşturacak projede, Anadolu’daki öğrencilerin de İstanbul’da misafir edilmesi planlanıyor. Son aşamada, öğrencilerin yaşadıklarının anlatıldığı, Projenin “Hikaye Kitabı”nın hazırlanması amaçlanıyor. Çekmeköy2023 - 19 KÖŞE YAZISI BAYRAMPAŞA’DAN MADRİD’E… Haluk Yürekli Medya Uzmanı Hepimizin gözbebeği… Bildiğini okuyan, kararlı, saygılı ve ailesine düşkün bir dünya starı… 20 - Çekmeköy2023 ARDA TURAN T üm Türkiye onu daha küçücükken Hagi’nin attığı gol sonrası, top toplayıcı olarak görev aldığı kale arkasındaki sevinci ile tanıdı. Alt yapıdan çıktı, kısa bir ayrılığın ardından Galatasaray formasına kavuştuğunda artık ışık saçmaya başlamıştı. Galatasaray taraftarının sevgilisi oldu. Sadece sahada değil saha dışında da objektifler üzerindeydi genç yıldızın… Kimine göre Messi seviyesinde, kimine göre ise Arjantinli’nin sağ ayağı bile değildi! Saha performansı onu Galatasaray kaptanlığına kadar taşımıştı. Metin Oktay, Fatih Terim, Bülent Korkmaz ve Hakan Şükür gibi efsanelerin taktığı kaptanlık bantı artık onun kolunda, sorumluluğu onun omuzlarındaydı… Genç yaşta hem Galatasaray forması hem de kaptanlığın hakkını veriyordu. Magazin basını ile sıkıntılar yaşamaya başladığı o günlerde Avrupa için kararını vermişti. Saha içini yönetiyor, saha dışında ise sorunlar yaşıyordu genç yıldız. Sevgilisi için kapattığı sinema Türkiye’nin gündemi olmuştu. Yaşananlar Arda’yı yoruyor ve Avrupa aşkı daha da artıyordu. Genç oyuncunun üzerindeki baskı arttıkça artıyordu. İmdadına Atletico Madrid’in teklifi yetişti. Gitmek istiyordu ama o sezon göreve gelen Fatih Terim’i de taraftarı da kırmak istemiyordu. Galatasaray’a, tarihinin en büyük parasını (12 Milyon EURO) kazandırarak Galatasaray’dan ayrıldığında, dönemin teknik direktörü Fatih Terim de taraftar da kırılmıştı ‘Koca kafaya!’ ‘Koca kafa’ diyorum çünkü kendisi ile dalga geçebilecek kadar samimi bir çocuk Arda. Girdiği her ortamda sevilmesinin sebebi de bu belki. Atletico Madrid’e transfer olduğunda birçok kişiye gittiği takımı da beğendirememişti. Herkes ‘Atletico Madrid’e mi gidilir’ diyerek burun kıvırmıştı! Atletico Madrid zaten büyüktü ama daha da büyüdü ve Arda’yı da büyüttü. Burun kıvırdığımız(!) Atletico ’10 Numarası’ Arda Turan ile İspanya’da (LA LİGA) Messili Barcelona’yı, Ronaldolu Real Madrid’i geride bırakarak şampiyon olduğunda başarının aslan payı ‘GÖZBEBEĞİMİZ’indi. Sadece LA Liga şampiyonluğuyla mı kaldı Arda? Hayır. UEFA Avrupa Ligi kupasını kazandığında Türk bayrağıyla sahada attığı seviç turu hepimizin göğsünü kabarttı. Bununla da yetinmedi Arda Turan. Adına İspanya’da besteler yapılan Arda, takımını Şampiyonlar Ligi finaline taşıyan adamdı. Chelsea maçında attığı gol ile takımını finale taşırken, sayısız gururdan sadece bir tanesini daha yaşatıyordu hepimize. Sakatlığı sebebi ile finalde oynayamadığında ise hepimiz onun kadar üzülmüştük. Arda ile hepimiz Atleticolu olmuştuk. Onunla sevinip onunla üzülüyorduk artık. Uzun yıllar sonra artık gurur duyacağımız bir ‘Dünya yıldızı’na sahibiz. Arda’nın adı artık Manchester United, Chelsea ve Barcelona gibi Avrupa’nın en önemli kulüpleri ile anılıyor. O ise “Atletico’da” futbolu bırakabilirim diyor. Sebebi ise aidiyet duygusu. Tıpkı Galatasaray aşkını hala içinde yaşattığı gibi... Arda Turan Türk futbolunun gözbebeği. Marka değerimizin düştüğü bugünlerde, içimizdeki futbol sevgisini ayakta tutan bir yıldız o. Allah onu sakatlıklardan, nazardan korusun. Korusun ki, onunla gurur duymaya devam edelim, onu sevmeyenlere inat… HABERLER ARTIK RESMEN KARDEŞİZ Çekmeköy ve Ahlat Belediye Başkanları, Çekmeköy Belediyesi’nde düzenlenen törenle Kardeş İlçe Protokolüne imza attılar. İmza törenine Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, Ahlat Belediye Başkanı Abdülalim Mümtaz Çoban ve Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcıları katıldı. İki belediyenin işbirliğinde güzel projelere imza atacaklarını belirten Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, “Eşitlik esasına dayalı olarak sosyal, kültürel, sanatsal, ekonomik, sportif, eğitim, çevre, şehircilik ve benzeri alanlarda yardımlaşma ve diye Başkanı Ahmet Poyraz, Ahlat heyetine günün anısına vazo ve miğfer hediye ederken, Ahlat Belediye Başkanı Abdülalim Mümtaz Çoban, Çekmeköy heyetine Bitlis-Ahlat ile özdeşleşen Selçuklu Bastonu hediye etti. dayanışma ile oluşturulacak ortak projeler iki ilçeye de büyük katkı sağlayacaktır” dedi. İmzalanan protokol neticesinde iki ilçe kardeşlik kültürünün gelişmesi amacıyla, kültür ve spor alanlarında ortak organizasyonlar, festivaller ve turlar gerçekleştirecekler. Belediyeler Ahlat ve Çekmeköy ilçelerin tarihi dokuları koruyarak kentlerin güvenli ve modern yapılaşması konusunda da mutabakata vardılar. Protokol törenin ardından Çekmeköy Bele- Çekmeköy2023 - 21 KÖŞE YAZISI Muhammed EROL Vatan Ortaokulu Matematik Öğretmeni MATEMATİK ve KAYGI Z aman zaman rehber öğretmenler öğrencileri tanımak için çeşitli testler uygular. O testlerde öğrencinin sevdiği / sevmediği dersleri sorguladıkları olmuştur. Bilindiği gibi, MATEMATİK birçok öğrencinin sevmediği dersler sıralamasında hep zirvede ve zirveyi kaptırmaya da niyeti yok. • Ölçü Kavramları vs. Öğrenciler durumlarını yazılı olarak bu şekilde beyan ederken aynı zamanda ortaokul ve lise son sınıf (mezun durumda) tüm öğrencilerin girmek zorunda olduğu TEOG ve YGS sınavlarında karşılarına çıkan matematik sorularına cevap verememekte ve sıfır çekmektedirler. Matematik kaygısı, ilk olarak Dreger ve Aiken (1957) tarafından matematik ve aritmetik alanına karşı sergilenen duygusal tepkiler sendromu olarak tanımlanmıştır. Bu yıllara kadar öğretmenlerin bireysel gözlemleri ile sorun olarak bu durum gösterilirken, bu tarihten itibaren Matematik Kaygısı üzerine bilimsel araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Matematik kullanımının tüm alanlara yayılması bu çalışmaların yapılmasına hız kazandırmıştır haliyle. Yapılan araştırmalar sonucu bu durumun çok boyutlu olduğu öngörülmüştür (Baloğlu, 2001). Bu durumu veliler, öğretmenler ve öğrenciler Matematik Yeteneğine bağlamakta. Oysa bu durumun sebebi tamamen “kaygıdır”. Yapılan araştırmalara göre her çocuğun matematik yeteneğinin olduğu ancak zamanla karşılaşılan güçlükler ve hazırcılık sebebiyle bu yeteneğin Matematik Kaygısına dönüştüğü görülmektedir. Bu denli hayatımızın içinde olan bir bilime nasıl oluyor da bu kadar kaygı duyulduğu tabii ki araştırılıyor. Bu boyutlardan bazıları; Türk Dil Kurumuna göre “kaygı” sözcüğünün ilk anlamı, endişe duyulan düşünce – tasadır. Diğer bir anlamı ise, güçlü bir istek, ya da dürtünün amacına ulaşamayacak gibi gözüktüğü durumlarda beliren tedirgin edici duygu ve hatta sonrasında korkuyu oluşturan etken olarak tanımlanmaktadır. • Problem Çözme Kaygısı • Değerlendirme Kaygısı • Matematik Test Kaygısı • Numara Kaygısı • Matematik Öğrenme Kaygısı • Soyutlama Kaygısı • Pasif İzleme Kaygısı • Performans Kaygısıdır Peki, hayatımızın içinde olan matematiğe duyduğumuz bu kaygının (korkunun) neden(ler)i nelerdir? Şimdi bu soruya cevap bulmaya çalışalım… Birçok öğrenci matematiği gereksiz, sıkıcı, korkutucu ve anlaşılmaz bir ders olarak Matematik günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş bir bilimdir. Hayatımızın her anında bir matematiksel durumla karşılaşmamamız olanaksız. • Sayıları Okumak • Saymak • Alışveriş • Zaman Kavramı 22 - Çekmeköy2023 Günlük yaşantımızda her an karşımıza çıkabilecek matematiksel kavramlardan en basitleri bunlar. KÖŞE YAZISI görüyor. Lisans eğitimi almanın zorunluluk olarak algılandığı bir eğitim sisteminde matematik, bu eğitimi almak isteyenleri ayrıştırıcı, eleyici bir işlev görmektedir. Bu durum, matematik dersine karşı olumsuz tutumların gelişmesine sebep olmaktadır. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu ne yazık ki, matematiği günlük hayatta kullanmak için öğrenmemektedir. YGS’ de veya TEOG’ da başarılı olmak amacıyla matematiği bir ihtiyaç olarak görmektedir. Araştırma sonuçlarına göre; matematik kaygısının, sınav ortamı ile ilgili bir durum olmadığı, bu durumun sosyal kaygıya da genellenebileceği vurgulanmıştır. Matematik kaygısının, öğrenilmiş olmaktan çok doğuştan getirilen bir problem olduğunu savunanlar, kullanılan öğretim yöntemlerinin de matematik kaygısının artmasına neden olduğu ortaya konmuştur (Yenilmez, Özabacı; 2003). Matematik kaygısı alanındaki çalışmalar, kaygı ve performansıyla ilişkili olduğunu da ortaya koymuştur. Düşük başarı düzeyi, matematik kaygısının kısa süreli etkilerinden biri olarak düşünülmektedir. Matematik ve matematikle ilgili alanlardan kaçınma, düşük benlik değeri, öğrenilmiş çaresizlik ve itici davranışlar ise matematik kaygısının neden olabildiği uzun süreli etkiler arasında gösterilmektedir Çoğu matematik öğretmeninin onaylayacağı gibi, matematik kaygısı, öğrencilerin başarısızlıktan korkmaları ve kendilerini yetersiz hissetmelerinden kaynaklanır. Çoğu durumda, matematik kaygısı uç noktalarda olmasa da öğrencilerin matematik kariyerini etkilemeye devam etmektedir. “Matematikte karşılaştığınız güçlükler için endişe etmeyin. Emin olun benim karşılaştıklarım sizinkilerden daha büyüktür.” Albert Einstein… Bu kadar durum tespiti yaptıktan sonra Matematik Kaygısını azaltmaya yönelik öğrenci ve velilere önerilerde bulunalım. Sevgili Öğrenciler; • Matematik kaygısı varsa, bunu kabullenin. (Teşhisi koyduktan sonra tedavi mümkündür.) • Teşhisi koyduk. Matematik kaygımız var. İlk olarak rahat olun, yalnız değilsiniz. (Ablanız, babanız, kuzeniniz de bu kaygıyı yaşadı. Hatta bir itiraf biz matematik öğretmenleri bile öğrenciler bize soru sorduklarında ya çözemezsem diye kaygılanırız.) • Her gün az da olsa matematikle ilgili çalışma yapın. (Messi dünyanın en yetenekli futbolcusu olsa bile her gün antrenman yapmak zorundadır.) • Her fırsatta matematikle ilgili öğretmenlerinize, aile bireylerinize, arkadaşlarınıza sorular sorun. (Soru sormak ve özellikle anlamadığınız noktaları anlayarak sormak çok işinize yarayacaktır.) • Kendinize göre matematiğe çalışma yöntemi belirleyin. (Biz öğretmenler sizin öğrenme stilinize uygun ders anlatmıyor olabiliriz. Ama siz evde kendi stilinize uygun çalışmayla okulda anlatılanı daha iyi özümseyebilirsiniz.) • Geçmiş yıllardan anlamadığınız temel konular varsa öğrenmeye çalışın. (Yine anlamam diye düşünmeyin çünkü, yaş büyüdükçe anlama yeteneği artmaktadır.) • Adım adım ilerleyin. Seviyenize uygun kitaplarla çalışın. (Yapamayacağınız zorlukta kitapları çözmeye çalıştıkça hevesiniz tümden kaçar.) • Kendinize gerçekçi hedefler koyun. (İlk sınavdan aldığınız notun bir tık üstünü hedefleyin. 25 den 100 e çıkmanın imkansız olmadığını biliyorum ama çoğu zaman da gerçekleşmiyor.) • Sadece matematiğin hayatınızı belirleyici bir ders olmadığını fark edin. (Yeteneklerinizi keşfetmeye çalışın.) Hiçbir zaman unutmayın matematik yeteneğiniz var… Sayın Veliler; • Matematiği bir zeka göstergesi olarak algılamayın. (Unutmayın 8 farklı zeka türü vardır ve mutlaka çocuğunuzda bir veya bir kaçı baskındır.) • Çocuğunuzu matematik zekasını geliştirecek Akıl ve Zeka Oyunları ile oynamaya teşvik edin. (Sudoku, Kakuro, Satranç gibi oyunlar problem çözme becerilerini geliştirecek ve matematik alanında gelişimlerine büyük katkı sağlayacaktır.) • Çocuğunuza güven duygusu verin. (Özellikle matematik dersinde çocuğunuzun çalışmasını teşvik amaçlı, sonuç ne olursa olsun destek olduğunuz mesajını verin.) • Matematik dersinde başarısız olmasını sürekli başına kakmayın. (Çocuğunuzu başarılı olduğu dersler konusunda motive edin ki, matematikte de aynı sonucu elde etmeye çalışsın.) • Çocuğunuzu kesinlikle hiç kimse ile kıyaslamayın. (Çocuğunuz bir birey unutmayın.) • Çocuğunuzun matematik kaygısı üzerine onunla konuşun, yanında olduğunuzun mesajını verin. Matematik dersinde başarılı olmamaları çocuklarımızın hayatta başarılı olmayacakları anlamına gelmez… Çekmeköy2023 - 23 YAZI DİZİSİ MODERN ÇEKMEKÖY'ÜN TARiHi-5 TAHRİR DEFTERLERİNDE ÇEKMEKÖY B ugünkü Çekmeköy ilçesini oluşturan köylerden bazılarının tarihi ile ilgili Osmanlı dönemine ait ilk yazılı bilgiler, tapu tahrir kayıtlarını içeren defterlerde bulunur. Tapu tahrir defterleri, 16. yüzyıl beşeri ve ekonomik coğrafyası hakkında istatistikî bilgiler veren en önemli kaynaklardır. Osmanlı Devleti’nde tahrirler, fethedilen yerlere soylu ailelerden seçilen bir eminin kadı, katip ve rüştüne ermiş reayayı yanında toplamasıyla yapılmaktaydı. Bu sayımlar sonunda biri ‘mufassal’ ve diğeri de 24 - Çekmeköy2023 ‘icmal’ olmak üzere iki temel defter hazırlanırdı. Tahrirlerde ilyazıcıları ve tahrir eminleri devlete ait toprakları belirleyip bunları tımar, zeamet ve has olarak tahsis ederlerdi. Tahrir işlemini yapan ilyazıcıları ve eminler vezir veya sancakbeyi rütbesinde kişilerdi. Osmanlı Devleti’nde bir yerin tam olarak fethi o yerin tahriri yapıldıktan sonra gerçekleşmiş olurdu. Tahriri yapılan yer köy köy, mezra mezra kaydedilirdi. Nüfus ise baba adlarıyla birlikte ve vergiden muaf olanlar da muafiyet sebepleri isimlerinin yanına belirtilerek kaydedilirdi. Tahrirlerde önce padişah ve beylerbeyi hasları sonra da zeamet ve tımarlar kaydedilirdi. Osmanlı devlet teşkilatında bir kısım harcama ve ödemelerin hatta maaşların merkezden nakden yapılması zor olduğu için gelirlerin ait oldukları yerlerde bir kısım ödemelere harcanması gerekmekteydi. İşte bu gelir ve giderler tımar sistemi içinde tanzim edilmiş ve bunun kontrolü de tahrir defterleri sayesinde yapılmıştı. Tahrir defterleri sayesinde, belirli bir tarihte İmparatorluk içinde herhangi bir bölgede yaşamakta olan yetişkin erkek nüfusun kendi isimleriyle baba isimleri, ellerindeki toprak miktarı, tâbi tutuldukları vergi YAZI DİZİSİ yükümlülükleri öğrenilebilmekteydi. Ayrıca, sayım bölgelerinde yapılmakta olan ekimlerin çeşit ve miktarlarıyla, her yerin tarımsal örf ve adetleri ile ilgili bilgiler de bu defterlerden çıkarılabilirdi. Yine her türlü vergilerin toplandığı geçit, pazar, panayır ve gümrük mahalleri, maden ocakları, tuzlalar ve dalyanlar; senelik tahmini gelirleri ve işleyiş düzenleriyle birlikte tahrir defterlerine kaydedilmişti. Bunlar sayesinde köylerdeki tımar, mülk ve vakıf arazileriyle, bunların gelir kaynakları, hukuki statüleri ve idare düzenlerini de öğrenmek mümkündü. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan 436 numaralı Tapu Tahrir Defteri’nde Hüseyinli, Çekmeköy, Sırapınar ve Koçullu köylerine ait veriler mevcuttur. Bu defter Hicri 926 tarihli olup, Miladi 1519-1520 yıllarına yani Yavuz Sultan Selim’in son devri ile oğlu Sultan Süleyman’ın ilk dönemlerine ait bilgileri içerir. Adı geçen köyler bu tarihte Yoros (Beykoz) Kazası’na bağlıydı. Yoros Kazası da Kocaeli Livası’na tâbi idi. ÇEKMEKÖY, YOROS KALESİ’NİN TIMARIYDI Tahrir kayıtlarına göre bu tarihlerde Çekmeköy toprakları Beykoz yani o dönemdeki adıyla Yoros Kalesi’nin tımar arazisi idi. Çekmeköy arazisi Yoros Kalesi’ni korumakla görevli kişiler tarafından tasarruf ediliyordu. Köylüler ekip biçtikleri araziden elde ettikleri ürünlerin vergisini köyün tımar sahibi olan Yoros Kalesi muhafızlarına veriyorlardı. 15191520 tarihlerinde Çekmeköy’ün vergisi (tımarı) Durmuş oğlu Hüseyin ile Mehmed oğlu Hamza isimli şahıslara aitti. 1519-1520 tarihlerini kapsayan tapu tahrir defterine göre Çekmeköy nüfusuna kayıtlı 22 kişi vardı. Bunların yedisi çeşitli miktarlarda çift tasarruf eden, sekizi “ekinlü”, beşi mücerred (yetişkin bekâr erkek), bir muaf ve biri de bennak olarak kaydedilmişti: Bennak, Osmanlı Devleti idaresinde olanların tımar sahibine verdikleri vergilerden birinin adıydı. Bu kazanç vergisi kabilinden bir vergi idi. “Ekinlübennak” ve “caba bennak” olarak iki kısma ayrılırdı. “Ekinlübennak”, elinde olan yeri nim çiftlikten az olan kimsenin verdiği vergi olup miktarı 18 akçe idi. “Caba bennak” ise uhdesinde arazi olmamakla beraber evli olan ve çalışıp kazananların ödediği vergi idi. Bunun miktarı da 12 akçe idi. Buna “caba akçesi” de denirdi ve vergi Mart ayında toplanırdı. ÇEKME KÖYÜ’NE ÇİFTÇİLİK İÇİN GELENLER VARDI Çekmeköy’e başka yerleşim yerlerinden çiftçilik yapmaya gelenler de bulunmaktaydı. Bunlar tapu tahrir defterlerinde köy halkının kaydedildiği yerin hemen devamında “hariçten ekenler” ya da “hariçten ziraat edenler” olarak belirtilmişti. 63 Adı geçen tarihlerde Çekmeköy’e çiftçilik yapmak üzere hariçten gelenlerin sayısı dokuz idi. Müslüman ahaliye mensup bu kişilerden dördü kardeşleriyle birlikte gelmişti. Bu bilgilere göre Çekmeköy’de vergi mükellefi olan toplam kişi sayısı 33’tü. Buna karşılık köyde 17 hane olduğu kayıtlarda mevcuttu. Buradan da 1520’li yıllardaki Çekmeköy nüfusu hakkında tahmini bilgi elde edebiliriz. Her hanede ortalama 5 kişi olduğu düşünülürse bu tarihte Çekmeköy’ün 80-90 arasında bir nüfusa sahip olduğu söylenebilir. Elbette bu hesaba dışarıdan ekenler dâhil edilmedi. Tahrir defterindeki kayıtlar, köyde yetiştirilen ürünler hakkında da bilgi vermekteydi. Buna göre köyde buğday, arpa, yulaf, kapluca, keten ve çeşitli meyve üretimi yapıldığı görülmekteydi. Buradan da köy halkının yetiştirdiği ürünlerin kendilerine yettiğini, arta kalan ürünlerini satarak kazanç sağladıklarını söyleyebiliriz. Öşr-i kettan, öşr-i meyve, çayır vergisi, resm-i ganem, resm-i çift,resm-i ekinlü, resm-i mücerred, bad-ı heva, resm-i küvâre ve deşt-i bânî köy halkının verdiği vergi türleriydi. Bu vergilerden de köydeki en önemli geçim kaynağının zirai faaliyetler ve hayvancılık olduğu anlaşılmaktaydı. Çünkü bunlar tarım ve hayvancılıktan alınan vergilerdi. Buna göre köyde yetiştirilen ürünler ile halktan alınan vergi miktarları şöyleydi: 70 Hınta (buğday), 2 müd, 17 kile, kıymeti: 920 akçe. Şair (arpa), 3 kile, kıymeti: 9 akçe. Alef (yulaf), 3 müd, 5 kile, kıymeti: 123 akçe. Kapluca, 3 kile, kıymeti: 9 akçe. Öşr-i kettan, 115 akçe. Öşr-i meyve, 30 akçe. Çayır vergisi, 31 akçe. Resm-i ganem, 70 akçe. Resm-i çift, 338 akçe. Resm-i ekinlü, 92 akçe. Resm-i mücerred, 34 akçe. Bad-ı heva, 45 akçe. Deşt-i bânî, 8 akçe. Toplam: 1800 akçe. Bu verilere göre Çekmeköy’de geçim kaynağı olarak tarım öne çıkarken, hayvancılık ise daha geri plandaydı. Bu ise bize, Çekmeköy’de bulunan halkın yerleşik hayata alışkın, geçimlerini ziraatla sağlayan insanlar olduklarını gösteriyordu. HÜSEYİNLİ, RUMELİ HİSARI’NIN TIMAR ARAZİSİ İDİ Kocaeli Livası’nın nüfus, hâsılat ve tımarlarını gösteren 1519-1520 tarihli mufassaltahrir defterinde Hüseyinli Köyü ile ilgili bilgiler de mevcuttu. Buna göre Hüseyinli Yoros Kazası’na bağlı bir köydü. Yoros Kazası da Kocaeli Livası’na bağlıydı. Tahrir kayıtlarına göre bu tarihlerde Hüseyinli Köyü’nün toprakları Rumeli Hisarı yani o dönemdeki adıyla Boğazkesen Kalesi’nin tımar arazisi idi. Hüseyinli Köyü arazisi Boğazkesen Kalesi’ni korumakla Çekmeköy2023 - 25 YAZI DİZİSİ görevli kişiler tarafından tasarruf ediliyordu. Köylüler ekip biçtikleri araziden elde ettikleri ürünlerin vergisini köyün tımar sahibi olan Boğazkesen Kalesi muhafızlarına tımar olarak veriyorlardı. 1519-1520 tarihlerinde Hüseyinli Köyü’nün tımarı Boğazkesen Kalesi muhafızlarından Abdullah oğlu Katib Hasan isimli kişiye aitti. Yine Hicri 929/Miladi 1523 tarihli Kocaeli Sancağı’na ait başka bir tapu tahrir defterine göre Hüseyinli Köyü toprakları Boğazkesen Kalesi dizdarı Rüstem oğlu Katib Mehmed ve Yusuf oğlu Mustafa’ya tımar olarak verilmişti. 1519-1520 tarihlerini kapsayan tapu tahrir defterine göre Hüseyinli Köyü nüfusuna kayıtlı 8 kişi vardı. Bunların altısı “ekinlü”, biri mücerred (yetişkin bekâr erkek) ve biride yeniçeri olarak kaydedilmişti. Bunların haricinde Hüseyinli Köyü’ne başka yerlerden gelerek tarlaları ekip biçenlerde vardı. Bunlar tahrir defterine “hariçtenekenler” olarak eklenmişti. Aynı defterde Hüseyinli Köyü’nde yetiştirilen ürünler ve bunlardan alınan vergilerde ayrıca kaydedilmişti. Buğday, yulaf ve keten köyde yetiştirilen başlıca ürünlerdi. Buna göre köylülerin hem yetiştirilen ürünlerden hem de diğer alanlardan verdiği vergiler “hâsıl” başlığı altında belirtilmişti: 74 Hınta (buğday), 3 müd, 1 kile, 437 akçe. Alef (yulaf), 10 müd, 50 akçe. Öşr-i kettân, 18 akçe. Çayır, 8 akçe. Sazlık, 10 akçe. Resm-i çift, 58 akçe. Resm-i ekinlü, 73 akçe. Resm-i bennak, 9 akçe. 26 - Çekmeköy2023 Resm-i mücerred, 2 akçe. Bad-ı hevâ, 10 akçe. Deşt-i bâni, 5 akçe. Yekün, 270 akçe. 1530 tarihine ait Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri’nde de Hüseyinli Köyü ile ilgili bilgiler vardı. Bu tarihte de Hüseyinli Köyü Boğazkesen Kalesi muhafızlarının tımarı durumundaydı. Zikredilen tarihte Hüseyinli’de 6 hane, 4 mücerred (yetişkin bekâr erkek), 2 meremetçi (vergiden muaf), 3 sipahizade kaydı vardı. Köyün ödediği vergi toplamı da 650 akçe idi. ların yanında çeşitli sebze ve meyvelerin yetiştirildiği, arıcılık ve hayvancılıkla uğraşıldığı da kayıtlardan anlaşılıyordu. Köyden ödenen vergi miktarı toplamı 7 bin akçeydi. Sırapınar Köyü halkının yetiştirdiği ürünler ile kıymetleri ve ödedikleri vergi çeşitleri “hâsıl” başlığı altında kaydedilmişti. Hem nüfusu hem de verdikleri vergiler dikkate alındığında Sırapınar Köyü’nün 1520’li yıllarda iktisadi ve sosyal bakımdan oldukça gelişmiş olduğu görülmekteydi. SIRAPINAR (EYNE/AYNA HOCA) ÇERİBAŞI MUSTAFA’NIN TIMARIYDI 1519-1520 tarihlerine denk gelen tapu tahrir kayıtlarını ihtiva eden defterlerde Sırapınar Köyü ile ilgili bilgiler yer alıyor. Örneğin Sırapınar Köyü’nün diğer bir adının da Ayna Hoca (Eyne Hoca/İne Hoca daolabilir) olduğu, köyde kaç vergi mükellefi olduğu, kaç kişinin dışarıdan gelerek ziraat yaptığı, ne kadar vergi verdikleri gibi konuları bu kayıtlardan öğrenebilmekteyiz. Sırapınar ya da diğer adıyla Ayna Hoca Köyü bu tarihte Çeribaşı Hürmüz oğlu Mustafa isimli kişiye tımar olarak verilmişti. 76 kayıtlara göre Sırapınar Köyü’nde 33 hane bulunuyordu ve bu hanelerde de vergiden muaf 1 hatip, 1 pirifâni, 3 muhassıl ile 38 vergi mükellefi vardı. Bunların 10’u ekinlü, 9’u bennak, 4’ü mücerred, biri çift ve diğerleri de çeşitli miktarlarda çift tasarruf eden olarak kaydedilmişti. Bu tarihlerde Sırapınar Köyü’ne başka yerlerden zirai faaliyetlerde bulunmak için gelenler de vardı. Bunların sayısı yedi idi. Buğday, arpa, yulaf, darı, keten bu dönemde Sırapınar’da yetiştirilen ürünlerdi. Bun- KOÇULLU KÖYÜ DE BOĞAZI KORUYANLARI BESLİYORDU Yoros Kazası’na bağlı bir köy olan Koçullu Köyü’nün gelirleri, Hüseyinli Köyü’nde olduğu gibi Mustafa oğlu Ahmed isimli başka bir Boğazkesen Kalesi muhafızına tımar olarak verilmişti. 1519-1520 tarihlerini kapsayan tapu tahrir defterinde Koçullu nüfusuna kayıtlı 14 hanede 31 erkek bulunmaktaydı. Kadınlar defterlere kaydedilmemişti. Kayıtlı erkeklerden köyde ikamet edenlerin sayısı 20 idi. 20 kişiden 9’u çeşitli miktarlarda çift tasarruf eden, 3’ü “ekinlü”, 3’ü mücerred (yetişkin bekâr erkek), bir muhassıl ve 2’si de bennak olarak kaydedilmişti. Diğer geri kalan 11 kişi ise hariçten ekenler idi. Bu tarihte Koçullu Köyü ahalisinin yetiştirdiği ürünler buğday, yulaf ve ketendir. Zirai faaliyetlerin yanında arıcılık da yapıldığı kayıtlardan anlaşılıyor. Ağnam resminin olmaması köyde hayvancılıkla uğraşılmadığını gösteriyor. İstanbul’un Yaşam Pınarı Çekmeköy Kitabından alınmıştır. HABERLER ÇEKMEKÖY’E BİR MÜJDE DE BAŞBAKAN AHMET DAVUTOĞLU’NDAN İ stanbul Boğazı’na yapılacak 3 Katlı Büyük İstanbul Tüneli’nin detayları, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda açıklandı. Programa Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve çok sayıda davetli katıldı. Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan tarafından tanıtımı yapılan “3 Katlı Büyük İstanbul Tüneli” projesiyle İstanbul, metro hatları ve karayolu akışlarını birleştiren, dünyanın ilk üç katlı tüneline sahip olacak. İstanbul’un yeni mega projesi “3 Katlı Büyük İstanbul Tüneli”, hem metro hattı hem de çift yönlü karayolunu içeren, dünyanın ilk üç katlı tüneli olacak. İstanbul’un Asya ve Avrupa yakaları arasındaki yolculuk süresini kısaltacak proje sayesinde, günde 6,5 milyon yolcunun yararlandığı 9 farklı şehir içi raylı sistem, hızlı metro ile entegre olacak ve kıtalar arası yolculuk kolaylaşacak. Çevre yollarına bağlantısıyla diğer şehir içi yollara daha kolay ve daha hızlı erişim sağlanacak. Tüm ana arterler birbirine bağlanmış olacak. Çekmeköy Metrosu, Bağlanacak Dev Geçide 3.5 milyar dolara mal olması planlanan dev proje tam 9 adet aktif raylı sisteme entegre. Tünel, diğer tüm raylı hatlarda olduğu gibi Üsküdar-Ümraniye-Çekmeköy Metrosu ile de birleşecek. Marmaray ile de bağlantılı olacak proje havaalanlarına ve otogara ulaşımda da büyük kolaylık sağlayacak. Proje hayata geçirildiğinde Çekmeköy’den Beşiktaş’a 37 dakikada ulaşım sağlanacak. Karayolunda ise 3. Havalimanı ve Yavuz Sultan Selim Köprü bağlantısı Kuzey Marmara Otoyolu, TEM Otoyolu ve D100 (E-5) Karayolu bağlantıları bulunacak. Böylece Çekmeköylüler, İstanbul’un dört bir köşesine yer üstüne hiç çıkmadan dakikalar içinde ulaşabilecekler. “3 Katlı Büyük İstanbul Tüneli Projesi”nin açıklandığı toplantıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gönderdiği mesaj da okundu. Mesajında İstanbul’u geleceğe taşıyacak, yeni projenin tanıtımına yapılan davet nedeniyle teşekkür eden Erdoğan, İstanbul’un sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın nadide şehirlerinden biri olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında şunları kaydetti: “İstanbul için planlanan yatırımlar, yeni Türkiye yolunda, 2023 hedeflerimizin yakalanmasında somutlaşan önemli adımlardır. Bu tüp geçit projesi, ülkemizin kalkınması, gelişmesi ve sanayiden kültüre her alanda büyümesine öncü rol oynayan, İstanbul için hayalleri gerçeğe dönüştüren projelerden biri olacaktır. Kıtaları birbirine bağlayan, sanayi ve ticaretin lokomotifi, kültürün başkenti İstanbul’da ulaşımı rahatlatacak, İstanbulluların hayatını kolaylaştıracak bu yeni projenin en kısa sürede hizmete girmesi büyük önem taşımaktadır.” Çekmeköy2023 - 27 AKTÜEL BAYANLARIN PARMAKLARINDA CAN BULAN SEVDA İĞNE OYASI M illi Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’ ne bağlı olarak Çekmeköy Halk Eğitimi Merkezi 68 alanda yüzlerce kurs ile hizmet vermektedir. Bu kurslardan özellikle bayanların ilgilendiği İğne Oyası kursunu sizlere tanıtmak istiyoruz. YÜZLERCE KURSİYER Fatma ERDOĞAN – Leyla NARMAN – Melek ÇETİN 28 - Çekmeköy2023 Öğretmenlerimiz şimdiye kadar yüzlerce kursiyere eğitim verdi ve vermeye devam etmektedir. Kurslar merkez binamız dışında Çekmeköy Belediyesine bağlı kültür merkezlerinde, ilk ve orta dereceli okullarda da yapılmaktadır. İĞNE OYASI TANIYALIM KURSUMUZU İğne oyası adından da anlaşılacağı gibi iğne ile çalışılan ve düğüm esasına dayanan bir oya çeşididir. Geleneksel Türk oyalarının en eskisidir. Çok zengin kompozisyon örnekleri vardır. Anadolu’nun her yöresinde, köy, kasaba ve kentlerde her yaş grubundan bayanların zevkle yaptıkları bir iştir. İğne üzerine ipliğin bir veya iki kez dolanmasıyla çalışılır. AHENKLE DANS EDEN İĞNELERİN MUCİZESİ İğne oyası iç ve dış giyim süslemelerinde eşarp, başörtü ve mendil kenarları, oda takımları, yatak takımları; motifler birleştirilerek perde, masa örtüsü, dekoratif çiçek, yaka çiçeği, kolye benzeri AKTÜEL da hazırlanmaktadır. KURSUMUZA KATILMANIZ İÇİN ARANAN ŞARTLAR yerlerde uygulanır. İğne oyasının temeli zürafadır. Zürafanın tekrarlanmasıyla desenler, motifler oluşturulur. İğne oyası yapmak için temel teknikler; zürafa, üçgen ilmek, kare ilmek, fiskil, çirtik kullanılmaktadır. OLMAZSA OLMAZ MALZEMELER HER YERDE ONLARIN İZİ VAR İğne oyasının asıl malzemeleri iğne ve ipliktir. İplik olarak da değişik kullanım amaçlarına uygun olarak ibrişim, floş naylon, sim dantel iplikleri gibi birçok iplik çeşidi kullanılmaktadır. İğne oyaları sandık, sehpa, şemen, tepsi, ayna örtüleri, duvar panoları gibi şekillerde hazırlanarak evleri süslemektedir. Yatak takımları, bohçalar, başörtüleri, yemeniler, mevlit bezleri, seccade kenarları, fular, saç tokası, yaka süsü olarak Kursumuza katılmak için okuma yazma bilmeniz ve mesleğin gerektirdiği bedensel ve fiziksel özelliklere sahip olmanız yeterlidir. Kursumuzu başarı ile tamamlayan kursiyerler, el sanatları alanında turistik ve hediyelik eşya üretimi yapan işletmelerde, desen, çeyiz, el nakışı üretimi yapan atölyeler ve moda evlerinde çalışabilirler. Eğer sabırlı iseniz, bu alanda meslek edinmek istiyorsanız sizi de iğne oyası kursumuza bekliyoruz. Merkezimizde İğne Oyası kursu eğitimini veren öğretmenlerimiz: Fatma ERDOĞAN Leyla NARMAN Melek ÇETİN Bu sayıdaki köşemizi hazırlayan öğretmenimiz Leyla NARMAN’I kısaca tanıyalım. Öğretmenimiz 1978 Bingöl Kiğı doğumlu. Kiğı Kız Meslek Lisesi mezunudur. Merkezimizde 3 yıldır El Sanatları alanında İğne Oyası eğitimi vermektedir. İletişim Bilgilerimiz: Adres: Kirazlıdere M. Sultangazi C. No:1 Çekmeköy Tel: (216) 429 51 10 İnternet: www.cekmekoyhem.meb.k12.tr Çekmeköy2023 - 29 KÖŞE YAZISI Ezgi Ökse Aile Danışmanı/Çocuk Psikoloğu [email protected] SİHİRLİ OYUN ODASI OYUN OYNAMAYAN BİR ÇOCUK GÖRDÜNÜZ MÜ? İŞTE O ZAMAN O ÇOCUK İÇİN HEMEN BİR UZMANA DANIŞIN B u yazının başında siz değerli okuyuculardan yakınlarınızdaki herhangi bir kâğıda ileride çocuğunuzu nasıl görmek istediğiniz ile ilgili dört 30 - Çekmeköy2023 madde yazmanızı istiyorum. Sonra bu kâğıdı bir köşeye koyup okumaya devam edebilirsiniz. Birçok kuramcı oyunu çeşitli şekillerde tanımlamıştır. Montessori’ye göre oyun, “çocuğun işi” olarak betimlenmiştir. Piaget’e göre ise,“oyun bir uyumdur”. Grass oyunu,“çocukların yaptığı bir pratik” olarak görür. Montaigne ise,“çocukların en gerçek uğraşları” olarak tanımlar. Aslında çocuğun kendini en rahat ifade ettiği yerdir oyun. Sosyal, fiziksel ve KÖŞE YAZISI bilişsel kapasiteleri oyunla gelişir. Bilişsel yollar ile (yani neden-sonuç ilişkisi, mantıksallık vb. yollar ile) çocuğa öğretemeyeceğiniz birçok şeyi oyunla öğretmek mümkündür. Oyun esnasında yapılan düzenli ve sistemli hareketler çocuğun kas ve fizik gelişimini güçlendirecek ve neticesinde sindirim, dolaşım, solunum gibi bir takım fizyolojik sistemlerini de olumlu etkileyecektir. Yine büyük ve küçük kasların gelişimi günlük yaşamdaki birçok becerinin artmasını sağlayacaktır. Sembolik oyunlarda çocuk sosyal rolleri çok daha büyük bir hızla kavrayacak, duygularını fark edip daha rahat ifade edebilecektir. Paylaşma, işbirliği yapma, yardımlaşma, dinleme, sırasını bekleme, tahammül etme, kurallara uyma, kişilerle iletişim kurma ve sürdürme, nezaket sözcüklerini yerinde kullanma gibi birçok sosyal ve kişisel beceriyi çocuk yine oyun aracılığıyla öğrenecektir. Yanı sıra oyun, kavram, renk, sayı, şekil, zaman, uzaklık, mekân ve uzay algısı, boyut, ağırlık, hacim ve ölçü gibi kavramlarla beraber sınıflama, sıralama, analiz etme, sentezleme ve problem çözmeyi gerektirecek zihinsel becerileri de kazandıracaktır. Çocuğunuzun oyun oynarken, oyuncaklarıyla saatler boyunca uğraşırken eğlendiği, keyifli vakit geçirdiği su götürmez bir gerçektir ama bu, ne sadece eğlencedir ne de zaman kaybı…Kısacası oyun ile çocuğunuzun gelişimine birçok katkı sağlayabilirsiniz, bu zaten dünyada kabul görmüş ve gerek okullarda gerekse oyun evlerinde uygulanmaya başlanmış bir bilimsel gerçekliktir. Peki, bunun dışında oyun başka ne amaçla kullanılır? Oyun geliştirici olduğu kadar iyileştirici de bir güçtür ve duygusal çatışmalarının çözülmesini sağlamak amacıyla kullanılır. Örneğin, huysuzlaşan bir çocuğun oyununu iyi gözlemlersek ruh halini ve oyun içerisinde sakinleştiğini ayırt edebiliriz. Bu da bize çocukların oyunlarında ruh hallerini nasıl ifade ettiklerini gözlemleyebileceğimiz mükemmel bir inceleme alanı ortaya çıkarır. Bu yöntem, çocuğun kendi kendine veya arkadaşlarıyla oynamasından, ya da ailenin veya öğretmenin çocukla oyun oynamasından farklı özellikler içerir. Oyun terapisi, çocuğun problemlerini anlamak, onun duygularını ve tutumlarını keşfetmek ve oyunun içinde güçlenebilmesini sağlamak için geliştirilmiş bir tekniktir. Oyun terapisi çocukların kendilerini ifade edebilecekleri, risk alabilecekleri, sosyal kuralları ve sınırları öğrenebilecekleri ve yaşadıkları sorunlar ile başa çıkabilme yollarını keşfedebilecekleri güvenli bir ortam oluşturur. Oyun terapisinde özel olarak tasarlanmış bir oyun odasında terapist ve çocuk birlikte oyun oynar. Burada oyunu çocuk kurar ve yönlendirir. Çocuk, oyun terapistiyle güven ilişkisini geliştirdikten sonra yavaş yavaş kendini açmaya başlar. Oyun terapisinde çocuk, her biri birbirinden farklı anlamlar taşıyan oyuncakları kullanarak kendi oyununu kurar ve günlük hayatında ifade etmekte zorlandığı öfke, üzüntü, kıskançlık gibi olumsuz duyguları özgürce yaşar. Oyun terapisti, çocuğu tüm hata, eksiklik ve zayıflıklarıyla koşulsuz olarak ka- bul eder. Çocuk, rahatlar ve daha cesur bir şekilde kendini oyunun akışına bırakır. Bu süreçte, çocuk oyunlarında, yaşamındaki hayal kırıklıklarını yeniden canlandırarak, farklı şekillerde baş etme yollarını öğrenir. Bu da özgüvenini arttırır. Problemleriyle yüzleşemeyen çocuklar problemlerini çözemezler. Oyun terapisinin yardımcı olduğu konular şunlardır; • Doğal afetler • Ebeveyn alkolizmi • Ebeveyn stres bozuklukları • Mükemmeliyetçilik • Seçici konuşamamazlık • İçe kapanıklık, utangaçlık • Şiddet eğilimi, dürüstlük • Depresyon • Okul sorunları • Sosyal sorunlar (alt ıslatma, tırnak yeme vb.) • Travma • Şiddete şahit olma • Bağlanma sorunları • Dikkat/ hiperaktivite bozukluğu (ADD/ ADHD) • Otizm • Öğrenme bozuklukları Gelelim en başta yazıp bir kenara koyduğumuz dört maddeye. Bu dört maddeye iyi bakın. Siz bunlar olmalısınız. Çocuğunuza bunları en iyi şekilde öğretmenin yolu budur. SİZ BUNLAR OLUN! Mutlu kalın… Çekmeköy2023 - 31 KÖŞE YAZISI NASIL BİR İSLAM? “ Allah katında din, İslam dinidir…” (3/19) Hikmet TEKİN İlahiyatçı Araştırmacı [email protected] “Barış ve esenlik” demek olan İslam; sulh ve selamet gayesiyle doğruya ve hakka uymak anlamındadır. K urtuluşa ermek, boyun eğmek, teslim olmak... Kısaca “barış ve esenlik” demek olan İslam; sulh ve selamet gayesiyle doğruya ve hakka uymak anlamındadır. Kur’an’da; Allah’a yönelmek, Allah’a teslim olmak, tevhid inancına sahip olmak ve Allah’a teslimiyetin gereğini yerine getirmek anlamlarında kullanılmıştır. Ayrıca, Allah katındaki hak dinin karşılığı ve özel adı olarak da belirtilen İslam; kendisinden başka hiçbir dinin Allah tarafından kabul edilmeyeceği vurgulanmıştır. Gerçek ve dosdoğru din anlamındaki din-i kayyim ve sırat-ı müstakim gibi kavramlar asli dini tanıtma amacını taşırken Hz. İbrahim (aleyhisselam) için hanif ve müslim vasıflarının eş anlamlı kullanılması da İslam’ın saf tevhid inancının ve hak dinin devamı olduğunu göstermektedir. Nitekim Kur’an’da; Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberler (aleyhimüsselam) tarafından tebliğ edilen dinin bir olduğu ve nübüvvet halkasının da Hz. Muhammed (aleyhisselam)’le sona erdiği belirtilmiştir. Bilindiği gibi, İslam’ın özünü tevhid inancı oluşturur. Tevhid’in bayraktarı olarak da bilinen Hz. İbrahim başta olmak üzere bütün peygamberler insanları Allah’ın varlığına ve birliğine inanmaya davet etmişlerdir. Bu yönüyle tevhid inancını merkeze alan evrensel dinin en son ve en mükemmel halkasını oluşturan dinin adıdır İslam… Kolaylaştırılmış haniflik Ayet ve hadislerde İslam kavramıyla hanif ve fıtrat kavramları arasında bir anlam ilişkisi görülür. Hanif; Yüce Allah’ın insanlığa bildirdiği, insan tabiatına en uygun tevhid dini olduğu belirtilmiş ve İslam’la eş an32 - Çekmeköy2023 lamlı kullanılmıştır: Fıtrat ise; Yüce Allah’ın insan tabiatına bahşettiği, yaratıcısını tanıma eğilimi ve gerçeği benimseme yatkınlığı olarak belirtilmiştir. İslam’la fıtrat, yani yaratılış özelliği arasındaki bağı görebilmek için şu ayeti hatırlatmakta fayda var: “Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah’ın fıtratına çevir. O, insanları ona göre yaratmıştır. Allah’ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. İşte doğru din bu dindir. Ama insanların çoğu bunu bilmezler”(Rum 30/30). Diğer yandan Yüce Allah’ın, kainatın mutlak hakimi ve tek Rabbi olduğu gerçeği belirtilerek şirkin her türlüsünden özenle kaçınılması çokça vurgulanmıştır: “ İyi bil ki, saf din Allah’ın dinidir. Allah ile kendi aralarına koydukları velilere tutunanlar derler ki: Biz onlara, sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye kul oluyoruz…” (Zümer 39/3). Bir başka ifadeyle kişinin bilerek ve samimiyetle kendisini Allah’a teslim etmesi anlamına gelen İslam; eskiden beri devam eden bir şeye değil, yeni başlayan bir dönüşüme de işaret etmektedir. Bu yönüyle sadece doğruya ve hakka uymak en temel esas olarak görülmüş; yanlışa ve kötüye uyma, batıla boyun eğme şeklindeki bir teslimiyet İslam’a aykırı görülmüş ve isyan olarak nitelendirilmiştir: “De ki; baksanıza, Allah’ın yakınından (yanı sıra) neyi çağırıyorsunuz? Gösterin bana, onların yeryüzünde yaratmış oldukları ne vardır? Yoksa onların göklerde bir payı mı bulunuyor? Bu konuda bana, bundan önce gelmiş bir kitap veya bir bilgi kalıntısı getirin bakalım. Eğer doğru sözlü kimselerseniz… Kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek kimseleri çağırandan daha sapık kimdir? Oysa bunlar, onların çağrısının farkında değillerdir” (Ahkaf46/4,5). KÖŞE YAZISI İslam-iman -amel ilişkisi İman; yaygın tanımıyla güven içinde tasdik etmek, inanmak… Ayrıca kişinin; Resulullah (aleyhisselam)’ın haber verdiklerini içtenlikle benimsemesi, bütün kuşkulardan arındırılmış bir teslimiyetle onlara bağlanması… İslam ise; kalpteki inancın dille ifade edilmesi ve salih amellerle (güzel ve yararlı davranışlar) gereğinin yerine getirilmesi olarak bilinir: “Rabbimiz Allah’tır diyen, sonra doğru davrananlar… Onların üzerlerine melekler iner, onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilmiş cennetle sevinin, derler” (Fussilet 41/30). Bu yönüyle iman esasları, kalpteki inancın amel ve eylem olarak dışa yansıması; İslam esasları ise bunun göstergesi, hatta samimiyetin amellerle doğrulanmasıdır bir bakıma. Ayet ve hadislerde, iman -salih amel arasındaki ilişkiye sürekli dikkat çekilir. Nitekim Kur’an’da nerede imandan bahsedilse, yanı sıra ve birbirleriyle bağlantısını gösterircesine, salih amellerin gerekliliğine de sürekli vurgu yapılır. Öyle ki, iman-amel arasındaki sıkı ilişki ve bu konudaki vurgulu ifadelere bakıldığında, amelsiz bir imanın çok da anlamlı olmayacağı görülecektir. Diğer yandan, İslam-iman-salih amel birlikteliği aynı zamanda Müslüman kalabilmenin de olmazsa olmazıdır. yerine getirmelidir. Aksi takdirde ortada bir imanın olup olmadığını kestirmek hayli zor olacaktır. Bu yüzden; “Nasıl yaşarsanız inancınız ona göre şekillenir…” tespiti hep göz önünde tutulmalıdır. Öte yandan inancının gerektirdiği istikamette hayatını sürdüremeyen bir Müslüman; durumunu düzeltmeye ve tevbe ederek Müslümanca bir hayat sürdürmeye karar vermediği sürece Müslüman kalabilme konusunda başarısız olması da kaçınılmazdır. Hatta inancının tehlikede olduğu da bilinmelidir. Zira imanın salih amellerle sürekli beslenmesi ve güçlendirilmesi gerekir. Aksi takdirde İslam’a aykırı hayat sürdürmenin, imanın kaybedilmesine yol açan ciddi bir tehlike olduğu da göz ardı edilmemelidir. Diğer taraftan durumunu yeniden gözden geçirmek suretiyle Müslümanca bir hayat sürdürmeye karar vererek Nasuh Tevbe yapmak isteyen kimse; günahı ne olursa olsun tevbe kapısının kendisi için ardına kadar hep açık olduğunu bilmelidir. Tevbe için herhangi bir formalitenin gerekli olmadığı da açıktır. Ayrıca şu veya bu ifadeleri kullanmak gibi bir zorunluluğun da olmadığını da bilmelidir. Asıl önemli olan, insanın bütün samimiyetiyle hatasından dönmesi ve verdiği sözde durma iradesini göstermesidir. Dolayısıyla herkesin kendi diliyle içinden geldiği gibi her an Yüce Allah’a yalvarabileceğini, tevbe istiğfar edebileceğini bilmesi gerekir. Müslüman olarak ölmek Her insan ölümü tadacaktır. Ancak kişinin; ölüm anına kadar Müslümanca yaşadıktan sonra, Müslüman olarak ölmek suretiyle mutlu sona ulaşması son derece önemlidir: “Ey inananlar; Allah’tan, O’na yaraşır biçimde korkun ve ancak Müslümanlar olarak ölün” (AL-i İmran 3/102). Nitekim bütün peygamberler evlatlarına/ torunlarına; Yüce Allah’a ortak koşmamalarını ve Müslüman olarak ölmek için gayret sarf etmelerini vasiyet etmişlerdir: “… Oğullarım! Bu dini size Allah seçti; son nefesinize kadar Müslüman kalın…” (Bakara 2/132). Yusuf (aleyhisselam)’un duası:”Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni iyiler arasına kat!” (Yusuf 12/101). Müslüman kalmak Bilindiği gibi, iman esaslarının hakkıyla benimsenmesi İslam’a giriş anlamında Müslüman olmak için yeterlidir, ancak Müslüman kalabilmek için bunun yeterli olmadığı da aşikardır. Zira yaşanabilir, sürdürülebilir bir Müslümanlık için eylem ve davranışların da imanın gerekleriyle uyum halinde olması gerekir. Çünkü İman, salih amellerle ispat edilmesi gereken bir olgudur. Müslüman; öncelikle samimi ve gösterişten uzak olarak inancının gereklerini Çekmeköy2023 - 33 RÖPORTAJ MAHALLEMİZİN MUHTARI ekmeköy 2023 muhtarlarımızın nabzını tutmaya devam ediyor. Her sayısında bir Mahalle muhtarını ağırlayarak “sessizliklerinin sesi” olmaya çalışan Çekmeköy 2023’ün bu ayki konuğu Nişantepe Mahalle Muhtarı Yakup Baydar… Nişantepeli’nin yere göğe sığdıramadığı Baydar ile oldukça keyifli geçen röportajımız başlıyor. Yakup BAYDAR Nişantepe Mahalle Muhtarı Nişantepeli’nin yere göğe sığdıramadığı Yakup BAYDAR SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ? İsmim Yakup Baydar. Ardahan Çıldır doğumluyum. 1996’da İstanbul Nişantepe mahallesine geldim. O tarihten beri Nişantepe mahallesinde ikamet etmekteyim. Muhtarlık haricinde ticaretle uğraşıyorum, 3 çocuk babasıyım. NE ZAMAN MUHTAR OLDUNUZ? 3. dönemimdeyim. 11 yıldır muhtarlık görevini yerine getiriyorum. ADAY OLAN İNSANLAR ARASINDA SİZİN MUHTAR OLARAK SEÇİLMENİZDEKİ EN BÜYÜK ETKEN NEDİR? Benim en büyük şansım Nişantepe’de yetişen, mahallenin tanıdığı ve güvendiği biri olmam. Muhtarlığa aday olduğumda mahalleliden destek görmem bana daha 34 - Çekmeköy2023 çok güç verdi. Bende görevimin başına geldiğim andan itibaren mahallelinin güvenini boşa çıkarmamak ve görevimi layıkıyla yerine getirebilmek için elimden gelen çabayı gösteriyorum. Başkanımız Ahmet Poyraz ile birlikte omuz omuza mahallemiz için çalışıyoruz. MAHALLENİZ HAKKINDA BİZE BİLGİ VERİR MİSİNİZ? Nişantepe her yöremizden gelerek buraya yerleşen, bu yüzden kültür açısından zengin bir mahalle. Coğrafi konumuda ayrı bir güzellik katıyor mahallemize. Belediye başkanımız Ahmet Poyraz’ın desteğiyle, çeşitli yardımlarla yapılan mesire alanımız, parklarımız, sağlık ocağımız, spor tesislerimiz, camimiz mahallemize renk katıyor. Önceki dönemlerde mahallemizde yaşantımızı kısıtlayan ciddi sorunlar vardı. Mahallelinin ihtiyaçlarına cevap verebilecek gerekli alanlar yoktu. Yollarımız, sokaklarımız düzgün değildi. Başkanımız 5 yıl içinde bütün mahalleyi toparladı. Mahallemizin şu an tek sorunu imarın olmaması. MUHTAR OLARAK BİR MAHALLEYE YAPILABİLECEK EN BÜYÜK YENİLİK NEDİR? Nişantepe muhtarı olarak benim mahalleye yapabileceğim tek büyük atılım imar sorununun çözümü adına bir şeyler yapıyor olmam. Üstüne basa basa söylüyorum tek sıkıntımız imar imar imar… Mahallemize imar gelirse, vatandaş kendi arsasını değerlendirebilecek duruma gelir. O zaman vatandaşlarımızın ne sosyal yardımlaşmayla ne muhtarlıkla işi kalır. İmar ile ilgili ayrı bir sorun da arsaların hissedar sayısının çok fazla olması. Bu durum malumunuz anlaşma sürecini çıkmaza sokabiliyor. Bir arsanın hissedarı 2 veya 3 kişi olsa bir an önce tüm sorunlar hallolur ve insanlar hem yatırım yapar hem de ev sahibi olurlar. Hissedar konusuna da RÖPORTAJ bir çözüm bulunabilinirse insanların yeni gözde yeri Nişantepe mahallesi olacaktır. Zaten bunlar gerçekleşirse Nişantepe adına yapılabilecek bir yenilik kalmıyor. Büyük sitelerin ve Üniversite’nin buraya gelmesi mahallemizin kaderini değiştirdi. İmarın gelmesiyle birlikte yeniliklerin arkası hız kesmeden gelecektir. Nişantepe vatandaşı mahalle sınırları dışına çıkmadan üniversitesinden, alışveriş merkezinden, gezi alanlarına her türlü ihtiyacını karşılayabilecektir. MAHALLE SAKİNLERİ YANINIZA GELİP BİR SORUNU İÇİN SİZE DANIŞTIĞI ZAMAN NASIL BİR YOL İZLİYORSUNUZ? Muhtar olarak benim çözebileceğim bir sorunsa, çözüm için elimden geldiğince yardımda bulunuyorum. Eğer daha büyük bir sorunla karşılaşırsak belediyemizden yardım alıyoruz. Sorunla alakalı birim müdürlerine başvuruyoruz. Bu konuda da belediyemizden, müdürlerimizden ve başkanımızdan herhangi bir olumsuz durumla karşılaşmadık. Bu şekilde var olan sorunu en kısa yoldan çözmeye çalışıyoruz. MUHTAR OLARAK MAHALLE SAKİNLERİNE NE GİBİ YARDIMLARDA BULUNUYORSUNUZ? EN ÇOK HANGİ KONUDA YARDIM İSTENİYOR? Nişantepe mahallesi için sadece muhtar değil, aynı zamanda mahallenin komşusuyum. Nişantepe mahallesinde büyüyen bir muhtar olarak mahalle sakinleri benden birçok konuda yardım isteyebiliyor. Herhangi bir hastalık durumu olur, cenaze olur veya evlilik olur vatandaş beni arar. Şahsi aracımı çoğu zaman tabiri caizse ambulans olarak kullanırım. Gecenin bir yarısı dahi olsa gelen bir telefonla hiç üşenmeden vatandaşların yardımına koşuyorum. SON OLARAK “ÇEKMEKÖY 2023” ARACILIĞI İLE MAHALLE SAKİNLERİNE NELER İLETMEK İSTERSİNİZ? 3 dönemdir muhtarlık görevini yerine getiriyorum. İlk seçimde yüzde 70, ikinci seçimde yüzde 80 ve son seçimde yüzde 90 yani neredeyse mahallenin tamamı bana oy verdi. Muhtar olarak benim için bundan daha büyük bir mutluluk olamaz. Mahallemizde belediyemizin yardımıyla var olan değişimler birbirimize kattığımız değerler takdire değer. Bu güzel günlerin devamı ve bana güvenip, beni seçen mahalle sakinlerimizin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bütün gücümle çalışmaya devam edeceğim. Muhtar ve Nişantepe mahallesinde yetişen bir vatandaş olarak mahalle sakinlerine bu zamana kadar bana verdikleri destek için çok teşekkür ederim. MAHALLENİZLE İLGİLİ ÇEKMEKÖY BELEDİYESİNDEN BEKLENTİLERİNİZ VAR MI? Belediyemizden olmazsa olmaz beklentimiz imar konusu. Belediyemiz bugüne kadar her konuda bize yardımda bulundu. Bütün beklentilerimizi karşılayan eksiklerimizi kısa sürede tamamladı. Ham bir tarla olan mahallemizi gerçek bir yaşam alanı haline getirdi. Son eksiğimiz olan imar sorununa da çözüm bulunabilirse hiçbir sıkıntımız kalmayacak. Çekmeköy2023 - 35 ŞİİR 2 ŞİİR 1 ŞAİR VE BÜLENT PARLAK... OYSA MERCEDESİ OLANIN UMUDU ARTIK KALMAMIŞTIR (TRAPEZİN ELLERİ) B 36 - Çekmeköy2023 ülent Parlak tanıması zor bir şair... Kendisini tanımladığı geçmiş ve şimdi, sadece İstanbul’da yaşıyor olmakla sınırlı.. Ya da sadece İstanbul’da yaşıyor olmakla sonsuz... Bu tanımlama kendisini şiirleriyle tanımamız noktasında bizi zorluyor adeta.. Kanaatimce iyi de oluyor.. İlk şiirini 2005 yılında bir çay ocağında dünyaya getirir Bülent Parlak... İlk şiirin dünyaya gelme hikâyesi, genel olarak şairin sanat anlayışını özetler bir beyhudelik ve özgünlük taşır: İlk şiirimi İstanbul Üniversitesi’ne yakın bir çay ocağında 2005 yılında yazmıştım. Kalemi çay ocağını işleten beyefendiden rica etmiştim, şiiri ise kahvede oynanan oyunların neticelerinin ŞİİR yazıldığı sarı kâğıdın arkasına yazdım. O güne kadar hiç şiir yazmamış, hiç edebiyat dergisi almamış biri olarak yazıp o akşam Dergâh Dergisi’ne mail atmıştım. Sonra unuttum. Aradan sanırım on beş gün geçmişti ve biz Ali Ayçil, Adem Yılmaz ve Ahmet Can ile birlikte kapalı alanlarda sigaraların içildiği bir akşam Üsküdar’da oturuyorduk. O gün ‘Hayatımızı Mahveden Kadınlar’ diye bir kitap yazmak üzere toplanmıştık. Konuşma arasında Ali Ayçil çantasından bir dergi çıkarıp ‘Sen şiir mi yazıyorsun?’ deyip Dergâh’ta çıkan şiirimi gösterince çok şaşırmıştım. Şiir yazmıyordum ama şiir gibi yaşardım. Üsküdar İskelesi’ndeki gazete bayisine koşup dergiyi nasıl heyecanla aldığımı anlatamam. Bu özgünlük, Parlak’ın sanat algısının özünü doğurur. Sanatın özel olduğunu düşünen şair, fikrini şöyle özetler: Sanat özeldir zaten, kendi başınıza yaşarsınız. İşim var, ailem var, arkadaşlarım var ama zihnimde bir sorun var. (…) Ben sabah kalkmayı, işe gitmeyi, acıkmayı, özlemeyi şiire döküyorum. Şiiri bazen de üzerime döküyorum. Sanat para için ya da toplum için değil canımızın sıkıntısı içindir. Bülent Parlak, içindekileri şiire ve yazıya dökmekten daha fazla, sanatı hayatının her aşamasında yaşamayı düstur edinir. İşe gitmeyi, acıkmayı, özlemeyi şiirle yoğuran şair, haklı olarak böyle bir yaşamı destekleyecek bir sosyal düzenin özlemini de duyar.. Sanatla hemhal olan herkes gibi: Önce berber olmak istiyordum, sonra gazeteci, en son ise öğretmen. Öğretmen oldum ama daha ilk günden “ne zaman emekli olurum” diye düşünmeye başlamıştım. Sonra şunu anladım ki bize maaş bağlanması gerek. Aktif olarak yazan, elini edebiyat taşının altına koyan her yazana maaş bağlanmalı. Çalışmak, maaş, müdürler, fişler, personel kimlik kartları ruhumu bozuyor. Bizim ne özelliğimiz var diye soranlar olacaktır. Çalışmak ve mesaiye uyacak tek bir özellik yok ki zaten bizde. Henüz kendisine maaş bağlanmadan yazmaya devam eden Bülent Parlak’ın ilk şiir kitabı 2010 yılında “Sevgili Huzursuzluğum” adı ile çıktı. Sonraki kitabı bir deneme kitabı oldu. Yine şairin editörlüğünü de yaptığı İzdiham dergisinde yayınlamış olduğu denemelerini topladığı “Yalnızlığın İcadı” (1984), 2012 yılında yayımlanmıştır. 2014 yılında şairin ikinci şiir kitabı “Ricakeş” yayımlanmıştır. Not: Konuşma metinleri şair ile 2013 yılında yapılan bir röportajdan alınmıştır. Röportajın tamamına şuradan ulaşabilirsiniz: http://www.yenisafak.com.tr/kitap/sanat-canimizin-sikintisi-gecsin-diye-yapilir-25.11.2013-427081 Dolmuş Bir Şamatası Yeminin Bitmeyen vakti dolmuş andımın tövbeleri elimde koşuyor işte bak! bir kırlangıç peşinde. cömertliği unutmuş günahlarım kın çeker, bağbozumu yaşanır tenha bir ben içinde sır yok artık bende, üryan akar tenimden, doldurmuşum küfemi yaşanmış bezginlikten. bir kadın yürüyor; cesaret yok kimsede; çarşı-pazar perişan, suskun bir halk mermiden tünemiş korkaklığım giyiyor postalını, kızağında bir binek yürütür sandalını. bilmem ihtilal mi olacak, sarılacak mı yaram? kadın kurşun sıkıyor unutuyor ardını. İthaf Edilecek Kimse Bulunamamış Bir Kitabın Ateşte Son Bulan Macerası bütün halkları birer müşteriye dönüştüren dünyaya artık yüz çeviriyorum. yaşamak diyorum, talip oluyoruz kaybetmeye bu beter savaşı en iyi arkadaşım bileklerini kesmeseydi kendi düğününde yani bulduğu gibi bırakıp gitseydi türkiye’yi ve beni, bir baykuş avazı çıktığı kadar bağırmasaydı durup dururken, affetmeye değer bir şeylerin olduğunu görüp yaralasaydık sevinçten birbirimizi, üşenmezdim ithaf edilecek kimse bulunamamış bir kitabı sobada yakarken belki tercih bile edebilirdim aptal ve budala bir ricakeş olmayı bağışlayanların mutsuzluğunu şehrin tam göbeğinde anladım küçümsemeseydim imparatorları kocası kısa, kendisi zarif boylu kadınların gün yaparken o şımarık övünçlerini de küçümsemezdim partilerden ve bankalardan itibar kiralayan adamların yanında kuşkudan değil emin olmaktan deliren bendim tabldotlarına sevmediği yemeği almaktan çekinmeyen öğrencileri barkodlayan ve hak ettikleri şekilde yoksullaştıran da kırgınım, kimse anlamıyor terk edilmiş bir kızın masasında susmanın sanat olduğunu daha fena zamanlara kimse talip olmuyor ya bana o gözlerden ver tanrım, ya beni o gözlere cümlesini müfredata sokmuyor maarif o maarif ki peygamber gönderilmeyen bir kavme hayran mı olacağım, düşman mı söylemiyor kırgınsam razıyım elbet, önce sevgili sonra düşman olmaya şimdi beni ne güzel anlamıyorsunuz yine yaşamaya ikna edecek tehlikeli bir kadın mektubu bile yok yok asla inanacağım bana her akşam eve dönmeyi öğreten. peşinat isterken utandığınıza garsonların nezaketine inancım yok eskiden böyle değildi denilen şeylerin eskiden böyle olmadığına Hazırlayan Deniz BİNİCİ Çekmeköy2023 - 37 AKTÜEL LÜTFEN DİKKAT!!! HAYATIMIZIN VAZGEÇİLMEZ PARÇASI: Sema ERATA KÜÇÜKDAĞ Çevre Mühendisi PLASTİKLER KABUSUMUZ OLMASIN V arlıkları hayatımızı kolaylaştıran plastikler; işlevsel, hafif, dayanıklı ve ucuz olmaları sebebiyle hayatımızda çok önemli bir yer işgal etmektedir. Gıda ve içecek ambalajları, saklama kapları, poşetler, duş perdeleri, oyuncaklar, kumandalar, telefonlar hatta mobilyalar… Hepsi plastik içermektedir. Plastiklerin hammaddeleri; doğalgaz, petrol ve kömürdür. Plastiklerin üretiminde esneklik, dayanıklılık, sıcaklığa mukavemet, ultraviyole ışınlarına direnç vb. özelliklerini artırmak amacıyla bazı katkı maddeleri de kullanılabilmektedir. Bu amaçla kullanılan BPA (bisfenolA) ve üretim sırasında yan ürün olarak ortaya çıkan dioksin zehirli etkiye sahip kimyasallardır. 38 - Çekmeköy2023 BPA, vücutta östrojen hormonunu taklit ederek, vücutta kadınlık hormonu (östrojen) gibi davranmakta bu nedenle meme ve prostat kanserleri, kalp hastalıkları, şeker hastalığı (diyabet), beyin gelişimi ve karaciğer enzim bozukluklarına sebep olabilmektedir. Her gün kullandığımız sayısız üründe bulunan BPA’nın tehlikesi; daha çok bardak, şişe, saklama kabı gibi yiyecek ve içeceklerin muhafazasında kullanılan sert plastik kaplardan kaynaklanıyor. AKTÜEL Dioksin ise; insan vücudunda yağ dokuda birikerek ömür boyu kalabilme özelliği ile; bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kanserlere, sinir sistemi bozukluklarına ve doğumsal kusurların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Plastik içerisinde bulunan zehirli kimyasallar, gıdanın sıcaklığına göre temas yoluyla gıdaya geçebilmektedir. Sıcaklığı arttıkça yiyeceğe geçiş daha yüksek, azaldıkça da daha az olur. Bu sebeple özellikle sıcak ve yağlı gıdaların plastiklerde saklanmasından kaçınmak gerekmektedir. Plastik ürünlerle ilgili önemli bir diğer husus da mikrodalga fırınlarda ısıtma işlemi yapılırken asla plastik kapların kullanılmaması gerektiğidir. Aksi hâlde sıcaklıkta plastik kaptaki kimyasal maddeler, yiyeceklere geçecektir. Yine üzeri plastik ambalajla kaplı yiyeceklerin mikrodalga fırınlarda ısıtılması durumunda da, plastikteki zararlı kimyasalların buhar yoluyla 7 numaraları ile gösterilenlerdir. Bu maddelerin zararlarının başında alerjik etkiler, karaciğer hasarları ve kanser gelmektedir. Diğerleri yani 1, 2, 4 ve 5 ile gösterilenler ise zararsız olarak kabul edilmekteyse de, bu malzemelerin tamamen zararsız olduğu yanılgısına kapılmamak gerekmektedir. Bebekler için kullanılan plastik biberonlardan, su ihtiyacımızı karşıladığımız pet şişelere ve gıda saklama kaplarına kadar, günlük hayatımızda kullandığımız pek çok plastik ürünün taşıdığı sağlık riski büyük önem arz etmektedir. PLASTİKLER SADECE KULLANILIRKEN Mİ SORUN YARATIR? çözünerek gıdaya damlaması söz konusu olabilmektedir. Bu da yiyeceğin zehirli maddelerle birlikte yenmesine sebep olmaktadır. Plastik ürünlerde birden yediye kadar rakamlar içeren kodlar bulunmaktadır. Plastiklerin tarif edilip sınıflandırılmasında kullanılan bu kodlardan en zararlıları; 3, 6 ve Plastikler; hem ürün olarak kullanırken, hem de kullanılıp çevreye bırakılan her türlü madde gibi atık haline geldiğinde doğa ve canlı hayatına birçok zararı bulunmaktadır. Plastik atıklar, ambalaj atıkları sınıfında yer almaktadırlar. Plastik dışında kağıt, karton, metal ve camı da kapsayan ambalaj atıkları çöp depolama alanlarına götürülmek yerine ikincil hammaddeye dönüştürülerek hem ekonomiye hem de çevreye faydalı hale getirilebilmektedir. Ambalaj atıklarımızı çöplerden ayrı biriktirerek geri dönüşümünü sağlayabiliriz. Belediyeler; ambalaj atıklarını evlerden, satış noktalarından, okullardan, işyerlerinden, kısaca ambalaj atığını üretildiği her yerde kaynakta ayrı olarak toplayarak ekonomiye kazandırılmaktadırlar. Plastiklerin ambalaj atıklarındaki yeri ve önemine gelirsek, doğada yok olma süresi en uzun olan atıklardan biridir. Ambalaj atıkları içerisinde miktar ve hacim olarak büyük bir paya sahiptir. Plastik ambalaj atıklarımızı çöpe attığımız takdirde; çürümez, paslanmaz, çözünmez, biyolojik olarak bozulmaz ve doğada bozulmadan yaklaşık 1000 yıl kadar kalabilir. Plastik ambalaj atıklarını gelişi güzel çevreye attığımızda; toprağı kirletirler, su kaynaklarını zehirlerler, doğadaki her canlıya zarar verebilirler hatta ölümlere yol açabilirler. Her yıl bir milyon kadar canlının plastikleri yiyecek sanarak tüketmesinden dolayı öldüğü tahmin edilmektedir. 1 ton plastik ambalaj atığının geri dönüşümü sonucunda 14.000 kWh’lik (7 evin birer senelik elektrik enerjisine denk) enerji tasarrufu sağlanmış olur. Buna göre, Türkiye genelinde tasarruf edilebilecek enerji miktarı yıllık yaklaşık 4 Milyon Megawatt saattir (MWh). Plastiklerin hem ürün olarak hem de kullanımı sonrasında atık olarak çevreye ve insan sağlığına verdiği zararları görmemek neredeyse imkansız... Kendi sağlığımız ve gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakmak için plastik kullanımına dikkat etmemiz kaçınılmaz bir gerçek. Kaynak: www.cevreonline.com/atik.htm www.yaklasansaat.com/plastikurunlerinzararlari www.cevko.com/plastiklerininsansagliginazararlari Çekmeköy2023 - 39 RÖPORTAJ TV DÜNYASININ HANIMEFENDİSİ… ESRA HARMANDA 40 - Çekmeköy2023 RÖPORTAJ L IŞI AN İ LER RL AY Z GÖ L PA ARIN IŞI RANL ÜZÜ, ARIN EK ZEL Y ANL AT GÜ N ZAM DİKK ERİN SO ÇOK SİML EN KEN İ İ ÇE N BİR A… DE RA D ES RMAN HA Ekranların sürekli gülümseyen ve olduğu gibi görünen ender şöhretlerden biri olan Esra Harmanda ile birlikteyiz. Bizleri her zamanki sıcaklığı ve samimiyeti ile karşılayan Esra Hanımla medyadaki başarısından, özel hayatına kadar birçok konunun yer aldığı Röportajımız da çarpıcı açıklamalarda bulundu. Dikkatle okumanızı tavsiye ediyor ve röportajımıza geçiyoruz… Taraflı tarafsız herkesin kalbinde taht kurmuş Esra Harmanda kimdir? İzmir kızıyım. Mesleğe, üniversite öğrencisiyken güzellik yarışmasına katılarak başladım, yarışmadan aldığım derece ile ATV adına çalışmaya başladım. Yılbaşında nabız tutmak üzere sokak röportajlarıyla televizyon dünyasına ilk adımımı attım. İzmir’de kariyer adımlarımı hızlandırdım. TRT kanalında “Ne Ekersen” dönem filminde oynayarak medya dünyasında yer alan “ailenizin kızı” olmaya çalışıyorum… Eğitim alanınız farklıyken neden medya dünyasını tercih ettiniz? Eğitimini almak ve meslek olarak yapmak istediğim iş, kesinlikle şu anda yaptığım iştir. Fakat aile yapımız, gerek babamın askeri kökenli otoriter bir insan olması gerek ailemizde bu konuda yol gösterici kimsenin olmayışı o dönemlerde farklı alanlara yönlenmeme sebep oldu. Hemen her ailede olduğu gibi, kız denilince uygun meslekler ya doktorluktur ya da mühendislik. İş hayatı kesinlikle aile yaşantısını etkilememeli, hafta sonları tümüyle eviyle ilgilenebileceği, akşam olunca ailesine vakit ayırabileceği bir meslek sahibi olunmalıydı. Medya ise saat açısından aile yapıma uygun bir meslek değildi. Ben de açıkçası mühendis olarak babamın önüne diploma koymak amacıyla ziraat fakültesini bitirdim. Hayalim o mesleği yapmak değildi. Gönlümde medya vardı, dolayısıyla bir yolunu bulup bu işe giriştim. Ailem,“hevesini alır bırakır” gözüyle bakarken, zaman geçtikçe bir heves değil istediğim meslek olduğunu gördüler. Bu sebepledir ki, gönlümün muradına ulaştım. Herkese bu şansı Allah nasip etsin inşallah, şu anda istediğim işi yapıyorum. Yıllardır sayısız şöhretli şöhretsiz konuklarınız oldu. Sizi şaşırtan ve “hiç böyle beklemiyordum” dediğiniz bir konuğunuz oldu mu? İlk olarak aklıma rahmetli Müşfik Kenter geliyor. Müşfik hoca, yılların duayen tiyatro oyucusu. Tek konuk olarak “Hadi Konuşalım” programında ağırladığım zaman, sohbetin su gibi akıp gideceğini düşünüyordum. Fakat Müşfik Bey, uzun uzadıya üstelik seçenekli sorularıma dahi evet-hayır gibi kısa kısa cevaplar veriyordu. O kadar şaşırdım ve zor durumda kaldım ki… Fakat Müşfik Bey’in sadece yanımda oturuyor olması bile yetiyordu, anılarımın arasında çok özel bir yeri var. O program nasıl geçti diye sorarsanız, Müşfik Bey’in Orhan Veli Kanık şiirlerini seslendirmesiyle diyebilirim. Az sohbetli bol şiirli bir program olmuştu benim için. Ve çok şaşırmıştım Müşfik Bey gibi yılların tiyatro oyuncusu olan birinin bu kadar az konuşuyor olmasına... Bu haz ve başarının sırrı nedir? Başarımın en büyük sırrı, işimi çok seviyor olmam. Mesleğimin bütün zorluklarına rağmen, ki dışarıdan çok renkli görünen bir iş yaptığımın farkındayım, alkışa olan tutkum dört elle bu işe sarılmamı sağladı. Gerçekten deli işi, “dışı sizi içi bizi yakan” bir iş ve sevilmeden yürütülebilecek bir meslek değil. Benim bu işe girme sebebim hep alkışı çok seviyor olmam. Seyircilerimi tatmin ettikçe daha iyi olduğumu düşünüyorum. Dolasıyla beni besleyen büyüten duygu bu işi sevmemdir. Başarımın kaynağının sevgi olduğunu düşünüyorum. Bu meslekte kalıcı olmak için sadece başarı yetiyor mu? Bu meslekte kalıcı olabilmek için başarının yanında şansa da ihtiyaç var. Sadece başarı maalesef yeterli değil. Başarı her meslek için tabii ki önemlidir. Fakat şöyle bir durum Çekmeköy2023 - 41 RÖPORTAJ İyi bir televizyoncu ve de çok iyi bir annesiniz. Dengeyi nasıl sağlıyorsunuz? Medya dünyasında olmama rağmen, monoton bir hayat yaşıyorum. Günlerim işimden evime, evimden işime koşturmakla geçiyor. Hakikaten tüm hayatım bu şekilde. İnsan ancak bu şekilde yaşarsa hem anneliği hem iş hayatını dengeleyebiliyor. Bu konuda etrafımda bana yardımcı olan insanlarda var. Kardeşim ve özellikle eşim yardımcı olmak adına ellerinden geleni yapıyorlar. Hafta içi iş dönüşü tüm vaktimi ev işleri alıyor. Sosyal yaşantım biraz daha kısıtlı ama ancak bu sayede dengeyi sağlayabiliyorum. Özellikle medya dünyasında çalışan birinin hem kendine hem de ailesine vakit ayırması oldukça zor. Yeter artık dediğiniz anlar oldu mu? düşünün; çok başarılısınız, koşullarınız gereği size hiç uygun olmayan bir format içinde çalışmak mecburiyetinde kaldınız. Yıllardır yapmış olduğunuz kariyeri tek program alır götürür. Tüm uğraşlarınız, başarınız alaşağı olur. O yüzden dikkatli olmak ve her işte uzun vadeli düşünmek lazım. Yani başarı her zaman tek başına yeterli olmayabiliyor. Doğrusunu söylemek gerekirse, “yeter artık” dediğim bir zaman hiç olmadı. Çünkü ben hep hayatımı böyle planladım. Medyadaki insanlar gibi yaşamıyorum hayatımı. Evet medya dünyasında çalışıyorum ama o kadar. Şöhreti en başında kalbime ve daha sonrasında evime hiç sokmadım. Çünkü şöhret havasına girersem benliğimi kaybedebilirim. Ve bu şekilde yaşamam hayatımı inanılmaz kolaylaştırıyor. Mütevazi yaşıyorum, halimden çok memnunum bu halden de çıkmak istemiyorum. Ömrüm oldukça “yeter” diyeceğim bir zamanın geleceğini düşünmüyorum. Yaptığınız programların içeriğine kim karar veriyor? Bir önceki programın her şeyiyle ben ilgileniyordum. Metinleriyle, konuklarıyla, konusuyla… Burada TRT iç yapımları ilgileniyor. Ben sadece keyifle 3 yıldır programımı sunuyorum. TRT’de 3 yılını dolduran bir günlük yapım kuşağı yıllardır olmadı. O yüzden program olarak biz, 3 yılımızı doldurunca herkes maşallah diyor. Bu konuyla ilgili herkese çok teşekkür ediyorum, Allah herkese gönlüne göre versin. Esra Harmanda programında kimi konuk olarak görmek ister? Programımda, kadınlara yönelik olarak genelde doktor, aşçı ve modacıları ağırlıyorum. Dolayısıyla bu formatta ağırlamak istediğim tüm konuklar beni kırmayıp geliyorlar. Önceki programlarımda format gereği kendi dalında uzman özel kişileri ağırlıyordum, konuk konusunda daha fazla sıkıntı yaşanabiliyordu. Şu anlık öyle bir sıkıntım yok. Ama eskiden beri konuk etmek istediğim kişiler, lider eşleridir. Ünlülerden hep lider eşlerini ağırlamayı çok istemişimdir, başarılı olamadım bu konuda. Şans, belki başka bir program ve formatta ağırlamak nasip olur. 42 - Çekmeköy2023 daha fazla reyting almıştı. Normal olarak ben de farklı bir program ve bir terfi bekledim. Fakat bu gerçekleşmedi, karşılarına geçip “bana çok iyi olduğumu söylediniz çağırıp müjdeyi verdiniz daha iyisini hak ettiğimi düşünüyorum. Siz neden düşünmüyorsunuz.” diye sordum. “Çünkü sen evlisin. Dolayısıyla sana başka bir program vermeyi düşünmüyorum.” dedi. Bu olay derinden sarsmıştı beni. Velhasıl gün geldi TRT gibi bir kanalda, kuşak programları yapıyor olduk. Hayat böyle farklı yerlere getirebiliyor insanları… Yemekle aranız nasıl? Mutfakta iddialı mısınız? Mutfakta olmayı seven biri değilimdir. Ev temizliği, özellikle birçok insanın aksine ütü yapmayı çok severim. Ama mutfakla aram hiç iyi değil. Evde yapmadığımdan fazla yemeği programda yapıp öğreniyorum. Evdeki yemekler konusunda eşim yardımcı oluyor bana. Mutfakta ve yemek konusunda hiçbir iddiam yok. Sizi izleyen bütün bayanlar her halde merak ediyordur? Biz onların adına soruyoruz. Bu kadar formda kalmanızın sırrı nedir? Bu konuda, genlerden gelen bir şansım olduğunu düşünüyorum. Annem de benim gibi hep formunu korumayı başarmıştır. Yaptığım iş gereği zaten az yemek yiyorum. Uykuma ve düzenli yaşamaya çok dikkat ediyorum. Tüm bunlar kilomu korumaya yardımcı oluyor. Bunu başaran her insanın formunu koruyacağını düşünüyorum. Televizyon ekranlarını büyülü bir cam olarak düşünelim ve size de üç dileğinizi yerine getirme imkanı sunulsa, bunlar neler olurdu? Evdeki erkekler düşünüyorlar? bu konuda ne Evimin erkekleri çok mutlu. Anne ve eş olma sorumluluğumu aksatmıyorum. Evde yokluğumu hissettirmiyorum. Bunun için işimden arta kalan tüm zamanımı evime harcıyorum. Gönlümdeki medya işini yapıyor olsam bile bir banka memuru gibi sessiz sakin bir hayat yaşıyorum. Aslında ailemin ve babamın istediği hayat çizgisini yaşıyorum. Birçok konuda canım inanılmaz yanıyor. En başta istediğim şey, kadınlara yönelik şiddettin artık tamamen yok olması. Bu konuda ne yapılması gerekiyorsa yapılsın. Ben de elimden gelen tüm desteği sağlarım, hatta gerekirse bunun için yalvarırım. Bir diğer konu, çocuk istismarı. Masumiyetin bir parçası olan çocuklarımızın korunması ve en güzel şekilde yetişmeleri gerekiyor. En başta aileler ve tüm toplum olmak üzere bu konuda bilinçlenmeliyiz. Son olarak ülkemiz ve tüm dünya için barış ve huzur ortamının mutlak surette sağlanmasını isterim. Bunlarla ilgili yapılabilecek her şey bir an önce hayata geçirilmelidir. Mesleğinizde evli olmanızın bir dezavantajı oldu mu? Bu konuyla ilgili başımdan geçen bir hadiseyi paylaşmak istiyorum. Çok değerli eski yöneticilerimden bir hanımefendi, kuşak programı yapan bir arkadaşımın yerine beni çalıştırmıştı. Ve program normalinden çok Röportaj Soner KARTAL HABERLER İ S E Y İ D E L E ÇEKMEKÖY B I Z I M I R A L N I D BAŞ TACI KA UNUTMADI ekmeköy Belediye Başkan Yardımcıları Fatih Sırmacı, Ahmet Epli, Şahmettin Yüksel ve Latif Coşar mahallelerde çiçek dağıtımı yaparak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladılar. Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz’ın selamını ileterek kadınları tebrik eden başkan yardımcıları, karşılaştıkları erkeklere de ‘kadına şid- det’in son bulması için mesaj verdiler. Başkan Yardımcısı Latif Coşar, Alemdağ Huzurevi’ni de ziyaret ederek, güngörmüşlerin kadınlar gününü kutladı. Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz da yayınladığı mesajında; “Hayatın her alanında sarf ettikleri emeklerle, nesilleri şekillendirme gücüne sahip kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım” dedi. Çekmeköy2023 - 43 TEKNOLOJİ OLASILIKLAR... Oğuzhan AYDEMİR B Gelecekten Gelenler Bilim ve Teknoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı DOĞRU ZAMAN VE DOĞRU YERDE ESEN RÜZGAR FIRTINAYA DÖNÜŞEBİLİR Mİ? ir şeyin olmasının veya olmamasının matematiksel değeri veya olabilirlik yüzdesi, olasılık değeridir. Olasılık kuramı istatistik, matematik, bilim ve felsefe alanlarında mümkün olayların olabilirliği ve karmaşık sistemlerin altında yatan mekanik işlevler hakkında sonuçlar ortaya atmak için çok geniş bir şekilde kullanılmaktadır. Örneğin; başarı ve başarısızlık kapalı iki kapı ise istediğinizi açmak size %50 ihtimalle başarılı olma şansı tanır. Ancak iki kapı hakkında biraz bilgiye sahip olmanız tüm olasılık hesabını değiştirecek ve istemli bir seçim yapmanızı sağlayacaktır. İnsanoğlu hayat yolunda sürekli seçimler yapmak zorunda kalarak istemli olasılıklar gerçekleştirmekte ve sonuçta başarılı olmak istemektedir. Aslında başarının matematiksel karşılığı oldukça basittir ve 1+1 her yerde 2 etmektedir. Basamak basamak ilerlediğimiz hayat yolunda başarı için belirli bir alanda belirli bir eşik noktasına erişmemiz lazım. Eğer biz bir rüzgarsak ve doğru eşik şiddetine sahipsek doğru zamanda istemli bir hamle ile fırtınaya dönüşebileceğimiz güce erişebiliriz. Başlangıçta sonuçlarını bilmediğimiz olasılıklarla karşılaşırız, zaman içerisinde ise sonuçlarını tahmin edebileceğimiz seçenekler ile sınanırız. Seçmek başlangıçta basittir! Sonuçlarını bilmediğimiz seçenekler engin bir denizde neyle karşılaşacağımızı bilmeden ilerlemeye benzer. Ne zaman, içerisinde bulunduğumuz mavilikten kurtulmak istemeye başlarsak, işte o zaman karşımızdaki seçeneklerin sonuçlarını hesaplamaya başlarız! Seçimlerimiz, hesaplarımız neticesinde zorlaşmaya başlar. Hatta tüm seçimlerimizin sonucunu biliyorsak ve her birinin sunduğu cevap olumsuz ise seçim yapmamız imkansızlaşır diyebiliriz... Birey bazında olasılıklar hayatidir ama şirketler bazında birçok hayatı etkilemeniz 44 - Çekmeköy2023 mümkündür! İyi yönetim, iyi gelirler, toplumsal katkı, güçlü bir sermaye, hibeler ve destekler olduğu sürece bir işletme çalışanından, ortaklarına kadar mutlu, sorunlardan ve krizlerden uzak, uzun ömürlü bir işletme olacaktır. Hayat, birey bazında da işletmeler bazında da olasılıklarla doludur. Bazen en karamsar günümüzde umuda yelken açacak bir seçenekle karşılaşırız. İşletmeler için umuda yelken açmak, iyi bir destek ya da hibe almak anlamına gelebilir! Günümüzde en değerli sermaye, Entelektüel birikimler olarak değerlendirilmektedir. Eğer iyi bir fikriniz varsa iyi gelirler elde edebilirsiniz. Bu aşamada işletmeler 21. yüzyıl hizmetlerinden en yüksek düzeyde faydalanmalı ve Entelektüel sermaye birikimini arttırmalıdır. Yenilik Akademisi, proje üretimi, öğrencilerin geleceğe hazırlanmaları, yenilikçilik ve girişimcilik eğitimleri gibi hizmetlerin yanında işletmelere olasılıklarını genişletecek desteklerde sunmaktadır. Girişimci ya da tek başınıza bir işletme sahibi olmanız önemli değil! Yüksek bir potansiyele de ihtiyacınız yok! Tek sahip olmanız gereken doğru zamanda iyi bir mentorluk ve danışmanlık hizmeti alıyor olmanız... Çekmeköy Belediyesi, yenilikçilik anlayışı ile harmanladığı, tecrübenin ve Entelektüel sermayenin paylaşıma açıldığı ve bölgenin güçlenmesinden başka beklentisi olmadan bir teknoloji transfer merkezini ihtiyacı olanların hizmetine sundu... Bir belediye düşünün! Hizmet gayesi ile sürekli genişleyen bir evrene sahip... Her seviyede girişimciliğe destekler sunuyor, yatırımlar yapıyor ve üretimi mümkün olan ölçülerde destekliyor! Ülkemizde işletmelerin yenilik performansları TÜİK tarafından yürütülen “Yenilik Araştırması” ile ölçülmektedir. 2010-2012 yılları arasında yapılan söz konusu araştırmaya göre on veya daha fazla çalışanı bulunan işletmelerin %48,5’i yenilik faaliyetinde bulunmuştur ve ülkemizde patentleme oranları oldukça düşüktür. Ülkemizde üniversite öğretim görevlilerinin online seminerler vererek, patentleme ve marka değeri destekleri sunuyor. Gelişmişliğe katkı sunan Çekmeköy Belediyesi, olasılıklar denizinde yatırımcısına, insanına değer veren ender ve örnek belediyelerden! Fırtınaya dönecek kadar güçlü bir rüzgar değil misiniz ya da hayat denizinde istediğiniz limana nasıl yol alacağınızı bilmiyor musunuz? Lorenz, eşik değerindeki bir gücün, örneğin bir rüzgarın fırtınaya dönüşebilmesi için bir kelebeğin dahi kanat çırpması yeterli olabilir derken hiç de haksız değildi! İşte Yenilik Akademisi, sizlerin gücüne güç katsın diye kuruldu. Eşik değerinde yıllarınızı harcamaktansa Çekmeköy Belediyesi’nin sunduğu profesyonel desteklerden yararlanarak işletmenizi güçlendirebilirsiniz... MAĞDUR E D N İ Z İ M İ R E L E L İ A Z I Y A D N I YAN ekmeköy Kirazlıdere Mahallesi’nde oturan Acar ailesi sobadan sızan gaz nedeniyle zehirlendi. Sabah servise gelmeyen öğrenciyi merak eden servis şoförü evin kapısını çaldı. Kapının açılmamasından şüphelenen servis şoförü ve komşular camı kırarak içeri girdiğinde tüm aile fertlerinin dumandan zehirlenerek baygın yattığını gördü. Sağlık ekiplerinin olaya müdahalesi sonucu, aile üyeleri hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Sobadan sızan dumanın büyük zarar verdiği evde tüm eşyalar kullanılamaz hale geldi. Telefon ihbarından sonra durumdan haberdar olan Çekmeköy Belediyesi ekipleri, aileye ulaşarak, kullanılamaz duruma gelen evde yenileme çalışmaları yaptı. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, ilk olarak kullanılamaz durumdaki eşyaları evden çıkardılar. Boyama çalışmalarıyla duman kirini yok eden ekipler, temizlik işlemlerinin ardından aileye, yeni eşyaları hediye ettiler. Çalışmaları takip eden Çekmeköy Beledi- HABERLER ye Başkanı Ahmet Poyraz, “Üzücü bir kaza geçiren ailemize geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Aileden kimsenin kalıcı bir zarar görmemesi en büyük tesellimiz. ‘Cana geleceğine mala gelsin’ anlayışıyla evlerinin yenilenmesi konusunda elimizden geldiğince destek olduk. Sorumlu davranışıyla ailemizin hayatını kurtaran servis şoförüne de duyarlılığından dolayı çok teşekkür ediyoruz” dedi. Çekmeköy2023 - 45 YAZI DİZİSİ BAŞARI HİKAYELERİ İLE PARMAK ISIRTAN FİRMALARIMIZ Ömer AKYÜZ [ ] AKYÜZ GIDA 46 - Çekmeköy2023 3 YAZI DİZİSİ Müşteri beklentisini en üst düzeyde karşılamak için hizmet kalitesini zirveye taşıyan bir kuruluşumuzla daha siz okuyucularımızın karşısındayız. Sektöründe üst sıralara tırmanmayı başarmış “gıda sektörünün Akyüz’ü” olarak kendini tanıtan Akyüz Gıda ile röportajımıza başlıyoruz. Ömer Akyüz’ü tanıyabilir miyiz? 1950 Trabzon-Akçaabat doğumluyum. İlk ve orta tahsilimi Akçaabat’ta yaptım. Lise eğitimimi Trabzon’da aldım. 1974 yılında İstanbul’a gelerek, ticari bilimler bölümünü bitirdim. Daha sonrasında muhasebe yöneticiliği yaparak iş hayatına atılmış bulunuyorum. 1980 yıllarında gıda sektöründe çalışmaya başladım. Gıda sektöründe 35 senelik bir geçmişim bulunuyor. 3 çocuk ve 2 torun sahibiyim. Akyüz Gıda hakkında bizi bilgilendirir misiniz? Akyüz Gıda’nın temelleri muhasebe yönetimi yapılırken atıldı. Farklı işlerle aynı anda meşguliyetim varken, gıda sektörünü tercih ettim. 1980 yılında Üsküdar’da aile şirketi olarak Akyüz Gıda’yı hizmete sunmaya başladık. Geçen zamanla gelişen firmamızla birlikte Üsküdar sınırlarına sığamadık. Daha sağlıklı hizmet vermek amacıyla Çekmeköy ilçesine bağlı Hüseyinli Köyü’nde yeni ve güçlü bir Akyüz Gıda inşa ettik. Birçok gıda markasını kendi bünyesine toplayan Akyüz Gıda bu başarıya nasıl ulaştı? Kesintisiz ve azimle çalışmak olarak özetleyebilirim. Biz işimizde bireysel çalışma değil ekip çalışmasını ön plana çıkartarak hızla ilerlemeyi hedefledik. İşimizi sevdikten sonra çalışmanın yük değil sorumluluk olduğuna inandık. Hem müşterilerimize hem çalışanlarımıza son derece saygılıyız. Tüm çalışanlarımızı ailemize katıp aynı değerde diyalog kurmaya özen gösterdik. Müşteri ilişkileri ve hizmette kusur etmeyerek kalitemizi en üst seviyeye çıkartmayı başardık. İş hayatında başarılı olabilmek için ne gibi aşamalardan geçtiniz? 40 yıla yakındır iş hayatındayım. Bu uzun süre içerisinde insanın başına her zaman iyi şeyler gelmiyor. Zaman zaman krizler ve zor durumlar da yaşanıyor. Önemli olan o zor zamanlarda pes etmemek. Çizginizi muhafaza ederek kalitenizi sürdürmek. Piyasada var olan rekabet ortamında ayakta kalabilmek için yılmadan çalışmak gerekiyor. Bu çalışmanın başarıya ulaşması içinde kaliteli hizmet gerekiyor. Bizde elimizden geldiği kadarıyla bunu başarmanın peşindeyiz. Her geçen gün gücüne güç katan bir iş adamı olarak sektörde farklı alanlarda da var olmaya başladınız. Ömer Akyüz imzasını göreceğimiz bu farklı iş kollarını sizden öğrenebilir miyiz? Akyüz Gıda A.Ş. pazarlama firmasıdır. Türkiye genelinde İstanbul ağırlıklı olmak üzere 60 tane firmaya distribütörlük yapıyoruz. En eski kuruluşumuz bu alanla ilgilidir. Farklı olarak sadece ihaleler ile ilgilenen bir limitet şirketine sahibiz. Bir diğer firmamız ise zemin malzemeleriyle alakalı ithalat üzerinedir. Yine gıdayla alakalı olarak yeni bir atılım yaparak market zinciri kurmaya başladık. Hemen hemen tüm işlerimizde uluslararası alanda faaliyet gösteriyoruz. Açıkçası amacımız şudur; potansiyeli olan alanları değerlendirerek gücümüze güç katmalıdır. Firma olarak sosyal sorumluluk faaliyetleri gerçekleştiriyor musunuz? Sivil toplum kuruluşlarında çoğunlukla aktif olarak faaliyetlerde bulunuyorum. Çeksiad kuruluşunda ve Akçaabat derneğinde ve Riva Spor Kulübünde çeşitli faaliyetler gerçekleştirdik. Spor kulübünde 15 iş adamı birleşerek gençleri bir araya toplamak niyetiyle büyük yatırımlar gerçekleştirdik. Diğer üye olduğum kuruluşlarda özellikle maddi olarak öğrenci derneklerini destekliyoruz. Kişisel olarak Çekmeköy’de yine gelecek neslimiz için bilgi evi ve köyüm için okul yaptırdım. Bu şekilde kişisel olarak da toplumun geleceği olan çocuklarımız için elimden gelen yardımda bulunmaya çalışıyorum. bünyesinde çalışan her insanın huzurunu sağlamak benim görevim. Çalışanların işiyle ve iş arkadaşlarıyla alakalı asla bir problem yaşamamaları gerekiyor. Maddi olarak sıkıntı yaşamamalı, Akyüz Gıda sınırları içine girdiği anda sadece işine adapte olabilmelilerdir. Çalışan insanlar evinden çok iş yerinde vakit geçiriyor. Zamanlarının büyük kısmını ayırdıkları bir ortamda eğer huzuru yakalayamazlarsa verimsiz bir çalışma ve başarısızlık olur. Verimsiz bir iş ve huzursuz ortam sadece çalışanları değil tüm şirketi etkiler. Bu sebeple Akyüz Gıda’nın çalışanları Akyüz Gıda’nın iş ortaklarıdır. “Çekmeköy 2023” aracılığıyla okuyucularımıza neler iletmek istersiniz? Eğer hayata sıfırdan başlamış olsaydım birçok konuda kendimi geliştirirdim. En çok ağırlık vereceğim konu da yabancı dil olurdu. Üstelik en az iki yabancı dilin şart olduğu ve rekabetin inanılmaz arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Tabiri caizse ekmek aslanın ağzında değil, artık midesinde. Gelişen teknolojiyle birlikte dünya küçülüyor, çok farklı imkanlar ortaya çıkıyor. Bu imkanları değerlendirmek ve fırsata dönüştürmek gerekir. Diğer taraftan eğitimin önemi iyi idrak edilmelidir. Buna bağlı olarak gençlerimiz bu büyük imkanlar içinde ellerinden geldiği kadarıyla kendilerini çok iyi geliştirmelidirler. İşveren olarak Akyüz Gıda çalışanlarına ne gibi ayrıcalıklar sağlar? Huzurlu ortamda çalışmak. Akyüz Röportaj İrem OKUMUŞ Çekmeköy2023 - 47 KÜLTÜR SANAT Deniz BİNİCİ / SOSYOLOG KÜLTÜR KÜLTÜR sanat sanat İNSAN EN ÇOK KENDİ OLDUĞUNDA YALNIZ KALIR Lady Godiva adı, ismini taşıyan çikolatalardan dolayı hala unutulmadı.. Ama bu ismin ardındaki efsane, sadece çikolatanın amblemindeki bir sembolden ibaret olarak kaldı... Godiva’yı efsaneleştiren nedir? Günümüz dünyasından bu efsaneyi değerlendirmeye çalıştığımızda, hangi düşünce sarmalına selam vermiş oluruz... Düşüncenin eskimiş siyah ipleri, Godiva’nın atını dizginlemeye yeter mi? Lady Godiva bir kadın.. Merhameti ile tanınan, sahip olduğu zenginliğe tamah etmeyen, alçak gönüllülüğü ile kendini tanıyan herkesin gönlünde sırça köşkler edinmiş bir kadın... Onu efsaneleştiren de sahip olduğu merhamet duygusunun yoğunluğu oldu... Efsaneye göre Coventry’de yaşayanlar, lordun koyduğu vergilerden bıkmış usanmışlardır. Bu ağır vergilerin altında ezilen halkın durumuna dayanamayan lordun eşi Godiva, vergilerin düşürülmesi için eşine yalvarır. LordLeofric, eşinin vergileri protestosundan sonunda bıkar ve bir şartı olduğunu söyleyerek tamam der. Şartı şudur: Lady Godiva, anadan doğma şekildebir ata binecek ve Coventry sokaklarında baştanbaşa dolaşacaktır. Asıl şart ise Godiva ata binerken halktan kimsenin onu gözetlememesidir. Lord bu teklifi yaparken oldukça rahattır çünkü eşinin böyle bir şeyi asla yapmayacağından emindir. Oysa Lord hayatının en büyük yanılgısı içerisindedir. Halkını tanımamış, eşini ise hiç tanımamıştır. Godiva’yı bir efsane yapacak olan bu teklif, Lord’u da aymaz bir sapkın olarak zihinlere kazımıştır. Teklifi kabul eden Godiva bir gün, şehri baştan aşağı çırılçıplak dolaşır. Fakat sokaklar bomboş, işyerleri kapalı, evlerin perdeleri sıkı sıkıya kapalıdır. Coventry halkı, çok sevdikleri Lady’lerini çırılçıplak görmemek için evlerine kapanmışlardır. O gün, yalnızca bu durumdan haberdar olmayan biri, Lady Godiva’yı bir atın üzerinde çırılçıplak şekilde görür. Şaşırır. Adama durumu anlatırlar. Adam, vergileri düşürmek için çırılçıplak soyunanLady’sine hürmeten gözlerine mil çekip kör olur. Neticede vergiler düşürülür. Bülent Parlak, Süreyya Ayhan için kaleme aldığı yazısında, günümüzün Godiva’sını anlatmıştı sanki. Onun hikâyesi neydi peki? Hangi dava uğruna akmıştı Süreyya’nın gözyaşları.. Hatırlatayım, eşini sevdiği için. Parlak söylediğinde haklı değil miydi? “Herkes gibi Süreyya da bir telaşla geçiyor bu dünyadan. Ne yoksulluktan şatafata boğulmuş bir hayatın, ne başka ülkelerde büyüyen burnunun, ne kırmızı bir gülün kenarına konmuş eşinin masanın ortasında oturan bu çelimsiz kıza bir faydası yok işte. İnsan en çok kendi olduğunda yalnız kalır (Yalnızlığın İcadı (1984), s. 128-129).” Süreyya’da sahip olduğu değerler uğrunda bir Godiva gibi yükselmemiş midir atının üstünde? Süreyya’da tam ve en çok kendi olduğunda yanız kalmıştır, Godiva misali... İsmail Kılıçarslan bir yazısında der ki; “ (…) artık kim davasında hiçbir karşılık beklemeden sebat etme başarısını gösteriyor? Kendimizi kandırmayalım. Olağanüstü büyük bir başarıyla paketlenip süslenmiş modern bir kurmacanın içinde yaşayıp gidiyoruz. Hiçbirimiz daha fazlası değiliz. Hal böyle olunca, siz Godiva olsanız “vergilerde indirim yapılsın diye” sokaklarda çırılçıplak dolaşır mısınız? Bir başka soru daha. Godiva yolda geziyor olsa ve siz onu yanlışlıkla görseniz, kendinizi kör eder misiniz?” Şimdi bu sorular eşliğinde başa dönelim. Godiva’yı efsaneleştiren sizce nedir? Ali Hakan Düz VEFA BEKLETİLMEZ Vefa bir semt adı oldu olalı Hatırlanmaz oldu, eski neferler Bilmezler mi hiç, bir insan ölmeden Bu seferden dönen, hiç olmadı 48 - Çekmeköy2023 Yalnız hissedilen anların sığınma kapılarındandır vefa. Boşlukta tutunmaya çalışırken bir vefalı dostun eline ihtiyaç duyulur. Ansızın çıkagelip kurtarması beklenir. Sadece çaresizken ihtiyaç duyulmaz vefaya, her an gelse hep baş tacıdır. İçerisinde hesap kitap pazarlık olmayan böylesine güçlü yaklaşım nasıl baş tacı edilmez ki, bu saf samimiyeti yüklenip gelen hem vefa göstermiş olur hem vefa bulur. Karşılıksız yapılan iyilikler vefanın tohumları gibidir. Bir vakit hiçbir beklenti olunmaksızın yapılan iyilik, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin sahibini bulur. İyilik yapılan kişi ortaya çıkıverir ve çoktan unutulan iyiliği hatırlatır, o da bir iyilikle karşılık verir. Belki de bu iyiliğin yapıldığı an, kişinin en dar vaktidir. Diğer bir isimlendirme ile vefa bu sefer Hızır hükmünde yetişmiş olur. Tabi her yapılan iyilik vefalı bir davranış ile dönüp dolaşıp gelmeyebilir. Böyle durumlara en çok yakışan ifade şudur: “İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir.” Bu teselli de insan için yeterlidir. Zira vefanın en yücesini Allah gösterir kullarına. Kulların vefasızlıklarını da verdiği vereceği mükafatlar ile giderir. Yani iyilik yapan iyiliğine karşılık vefayı mutlaka görür. Vefa, bir borç olarak da ifade edilir. “Ona vefa borcum var, ona vefa borcumu ödemeliyim.”gibi cümleleri duyarız kimi zaman. Vefanın bir borç olduğu bilincinde olarak bu borcu geciktirmeden sahibine ödemek konusunda da aceleci olunmalıdır. Ömrün noktalanan bir yapısı olduğunu hatırlayıp, vefayı erteleme lüksünün olmadığı gerçeğini göz önünde bulundurmak gerekir. KÜLTÜR SANAT 35 mm’ye Elveda... D erginin bu sayısında bir sinemayı eleştirmek yerine, iyi kötü güzel çirkin tüm o sinema filmlerini büyük bir keyifle izlememize vesile olan ve artık son demlerini yaşayan 35 mm sinemanın öyküsünü anlatacağım. Neden mi? Çünkü son yıllarda 35 mm sinemanın artık hayatımızdan çıkacağı yönünde sinyalleri veren dijital sinemacılık, sinema çekim kamerası üreten şirketleri birer birer iflasa sürükleyerek bu çıkışı hızlandırdı. Bundan sonra izleyeceğimiz filmlerin tamamı dijital teknolojinin hizmetiyle önümüze gelecek. 35 mm fotoğrafçılık ve sinemada yaygın olarak kullanılan temel film ölçüsüdür. 35 mm, adını filmin 35 mm (yaklaşık 1 3/8 inç) genişliğindeki şeritler halinde kesilmesinden almıştır. Her kademi 16 kare yapan standart negatif direncin her iki kenar boyunca her karede dört deliği olur. Bunlar teknik detaylar. George Eastman tarafından tedarik edilen ham filmi kullanarak, William Dickson ve Thomas Edison’un 1892’de icat ettiği 35 mm film, o zamandan bu yana nerdeyse hiç değişmeden kalmıştır. 35 mm 1909 yılında uluslararası standart ölçü olarak kabul edilmiştir. Bu zamana kadar 13 mm’den 75 mm’e kadar ölçüler değişerek kullanılmıştır. 1909’dan sonra görüntü gösterimi ve yaratılışlarının her ikisi için hakim film ölçüsü 35 mm olmuştur. Peki neden 35 mm? Çünkü bu ölçü yakalanmamış görüntülerin iyi özelliği (GoodQuality) ve film stoklarının masrafı arasında oldukça iyi bir alışverişe izin verir. Ayrıca ticari film tiyatrolarındaki 35mm film göstericilerinin her yerde mevcut olması; 35 mm’yi sadece hareketli görüntü biçimleri, film veya video ve dünyanın hemen hemen tüm sinemalarında oynatılabilir hale getirdi. Ancak teknolojinin çok hızlı biçimde ilerlemesi analog sinemanın köklerini yerinden sarstı. Hala 35mm’lik konvansiyonel sinema çekim kamerası üretmekte direnen üç büyük marka, Amerikan Panavision, Fransız Aaton ile Alman Arri şirketlerinin üst düzey yöneticileri bundan böyle (içine 35 mm’’lik negatif film takılarak çekim yapan) analog kamera üretmeyeceklerini, bütün enerjilerini ve uzman kadrolarını yüksek tanımlamalı (HD/High Definition) dijital kamera üretimine kanalize edeceklerini açıkladılar. 2005 yılından bu yana beklenen son, bu açıklamayla geldiğini duyurmuş oldu. Bu açıklamalardan biri Fransız Aaton şirketi yöneticilerinden Jean Pierre Beauviala tarafından yapıldı: “Duygusal olarak ne kadar etkilenirsek etkilenelim, analog kamerayla film çekme dönemi artık bitti. Bizler bu alanda güçlü gelenekler oluşturmuş koskoca bir kamera üreticisiyiz ve son iki yıldır neredeyse bir tek 35/16 mm kamera siparişi alamadık. Eğer yeni sipariş almazsak nasıl ayakta kalacağız? Kabul etmek gerekir ki yüksek tanımlamalı dijital kameralar, televizyoncular ve sinemacılara inanılmaz kolaylıklar sağlıyor. Yüksek bütçelerle çalışamayan pek çok bağımsız film yapımcısı 2000’lerin başlarından itibaren dijital teknolojiye âdeta bir can simidi gibi sarıldı. Bu kişiler film projelerini klasik 35/16 mm kayıt cihazlarıyla çalışan ekiplerin neredeyse üçte biri maliyetle bitirebiliyorlar. Durum böyleyken, genç sinemacılar neden pahalı birer analog kamera satın alsın ki? Öte yandan, bundan sonra da uzun yıllar boyunca negatif film kullanarak çekim yapmayı arzulayanlar için, dünya üzerinde çalışır durumda olan zaten binlerce 35 ve 16 mm formatlı kameramız var. Aynı şekilde, rakiplerimiz Panavision ve Arri’nin kameraları da rutin bakımlarıyla en az bir 20-25 yıl daha piyasada bu yöndeki ihtiyacı karşılayabilirler. Sonuç olarak, bizden bu kadar fedakârlık yeter; Aaton üretim ailesi artık bütünüyle dijital teknolojinin hizmetine girecektir.” Şirket yöneticisi analog kameradan dijitale geçişi ve bunun sebeplerini çok iyi özetlese de, analog kameraya ilişkin kaygılar sadece nostaljik bir arka plan taşımıyor. Bu noktada ki kaygıyı Ali Murat Güven ‘Galiba bu kez “35 mm analog sinema”nın işi gerçekten de bitti...’ isimli yazısında farklı detaylara değinerek dile getiriyor. O yazının bir bölümünde yer alan Martin Scorsese’nin kaygısı, kanaatimce en anlamlı olanı. Scorsese şöyle diyor: “Ben ‘’Taksi Şoförü’’ gibi, ‘’Kızgın Boğa’’ gibi, ‘’Köstebek’’ gibi, ‘’Hugo’’ gibi meşakkatli bir film çektiğimde, bu filmin master kaydını el kadar bir hard-diskin içinde saklayamam. Çünkü bu yöntem bana hiç de akıllıca gelmiyor. Hard-disk teknisyenin elinden kayıp yere düşer, film silinir. Onu sakladığınız ortamda yangın çıkar, bütün emekleriniz yok olur. Hiçbir şey olmasa bile gün gelir, hard-diskin kafasının karışacağı tutar, entegre devreleri falan bozulur, film yine içinden uçar gider. Oysa, bugüne kadar filmleri saklama ve gelecek kuşaklara aktarma konusunda izlediğimiz yol son derece doğruydu. Master negatiften bir adedini Kongre Kütüphanesi’’ne, bir adedini de Ulusal Film Arşivi’’ne veriyorduk. Bu master kayıtlar, ışık, nem, toz olmayan güvenli kasalarda gelecek kuşaklar için birer kültür mirası olarak saklanıyordu. Geride de yapım şirketinde işletme ve özel gösterimler için zaten yeterince negatif ve pozitif ara kopya her zaman bulunur. Film şeridi zaten kendi başına çok dayanıklı bir malzeme. Siyah-beyaz bir filmin ömrü, düzgün koşullarda saklanırsa 250 yıl, renkli şeritlerin ise 100 yıl… Ki bu süre, ara ara yapılacak aktarmalarla daha da uzatılabilmekte... Pekiyi, bana çağdaş bir hard-diskin 250 yıl boyunca hiçbir sorun çıkarmadan hep aynı performansı sergileyebileceğinin garantisini kim verecek?” Bundan sonra filmleri hangi kalite de izleriz, izleyeceğimiz romantik komedi, dram ve bilim kurgulardan aynı tadı alıp yine gözyaşlarına boğulur ya da kahkahalarla gülebilir miyiz? Orası meçhul. Ancak sinemada ara verilmesine yakın sağ üst köşede beliren siyah benekleri artık göremeyeceğimizi biliyorum. Bunu fark edenin sadece ben olduğuma dair hazzı da yaşayamayacağımı (en azından artık Ali Murat Güven’in de bunu bildiğini biliyorum). Ancak Scorsese’nin kaygısı hem gelecek nesiller için ciddi bir kaygıyı ifade ediyor, hem de yıllar sonra gençliğindeki filmleri yeniden izleyerek o günleri yâd etmek, o günlerdeki arkadaşlarını, hocalarını, muhabbetlerini hatırlamak isteyecek bizler içinde bence önemli bir tehdit olarak görünüyor. Çekmeköy2023 - 49 KÜLTÜR SANAT ŞUBATLA GELEN (BİN YIL SÜRMEDİ) T ürkçe ezanı, toprağa gömülen mushaflar dönemini babasından, annesinden dinleyen bir neslin çocuğu olarak gözlerimizi açtık dünyaya. Askerden ve üniformadan korkmak onlardan miras kaldı bize. Çünkü onlar devletin hep soğuk yüzünü görmüşlerdi. Ürküten, korkutan, alay eden, dışlayan, ötekileştiren… Sistem tüm gücüyle muhalif duruşları çirkin göstermek için sinema, televizyon, radyo ve gazeteyi kullanarak insanları ötekileştirmiş ve tahkir etmişti. Kullanılan bu dil ve propaganda 90’lı yıllara gelindiğinde bile aynen muhafaza edilmişti. 28 Şubat yeni bir korku imparatorluğu, bir sindirme ve yok etme çabasıydı. 90’ların ortalarında ve sonlarında üniversitede okuyan hemen herkes az ya da çok nasibini almıştır, Şubat ayının hayalleri söndüren soğuğundan. Genç kızlar, subaylar, öğretmenler, bürokratlar, akademisyenler, tarikat ehli kimseler ve anneler, babalar… İşte bu süreç hakkında tarihe düşülmüş küçük bir nottur “Şubatla Gelen” kitabı. Kitabın oluşmasının ilginç bir anısı var. Konya’da okuyan başörtülü kızlar yaşadıkları sürece ilişkin günlükler tutuyorlar. Bu notları bir kitabevinde fotokopi çektirirken kitabevi sahibi kendisi için de bir nüsha talep ediyor. Aradan yıllar geçtikten sonra kitabevi sahibi Ali Yılmaz sosyal medya üzerinden günlük sahiplerine ulaşıyor ve böylece bu kitabın hikayesi başlıyor. Aradan geçen onca zaman acıların üzerine her ne kadar birazcık sünger çekse de bu günlükler sahiplerini tekrar o günlere taşıyor. Ve o gün kaleme alamadıkları hususları da tekrar gözden geçirerek hazırlıyorlar. O süreci birlikte yaşadıkları arkadaşlarına da ulaşarak, o günlere ait anılarını kaleme almalarını rica ediyorlar. Toplanan yazılar, o günlere ait günlükler, kendilerine destek veren akademisyen, sanatçı ve devlet büyüklerinin notları bir araya getirilerek kitap oluşturuluyor. Başörtülü gençler, 28 Şubat sürecini iliklerine kadar yaşayan kişiler. Kitap bu gençlerin sadece o güne ait anıları değil o günlerin akabinde yaşadıkları sorunların da gün yüzüne çıkmasını sağlıyor. Üniversiteyi tamamlayamamış genç bir kadının iş arama süreci, evlilik süreci, aile çatışmaları çoğu öğrencide bir trajedi olarak çıkıyor karşımıza. Birçok kimse tarafından dile getirilmeye korkulan yaşama ait bu süreçlerin kitapta cesurca ifade edilmesi en az 28 Şubat kadar sorgulan50 - Çekmeköy2023 2 8 ması gereken bir diğer husus. 28 Şubat, üniversite okumak için yola çıkan ve alnı secdeye değen gençlerin tamamının bu heyecanlarının kursakta kalmasıydı. Kız ya da erkek öğrenci olmanın bir önemi yoktu. Gerek fiziksel, gerekse psikolojik eziyet görmek için mü’min olmak yeterliydi. Kitapta yer alan günlükler bu acıları bize aktarıyor. Kitabın sayfalarını çevirdikçe samimice ifade edilmiş korkularla, endişelerle, gözyaşlarıyla dolu günler görüyorsunuz. Bir taraftan devlet ve aile baskısı, bir taraftan gelecek endişesi ve inancın gerektirdikleri… Kitapta bir belge niteliğinde olan ve dik duruşları ile asla unutmayacağımız siyasiler, akademisyenler, ve gazetecileri de göreceksiniz. Şubat bin yıl sürmediyse de yüzbinlerce gencin hayallerini yok etti. Belki bugün ülkesine hizmet edebilecek potansiyele sahip on binlerce genç kat sayı uygulaması nedeniyle üniversiteden içeri bile giremediler. Bu süreçlerin bir daha yaşanmaması, bu kitapların bir daha yazılmaması dileklerimizle… KÜNYE Şubatla Gelen (Bin Yıl Sürmedi) Yayına Hazırlayan: Ali Yılmaz Yayınevi: Tablet Kitabevi Hazırlayan: Salih GEBEL HABERLER KOŞULARIN I S I L M A L N EN A Çekmeköy Belediyesi, Çekmeköy Gençlik ve Spor Hizmet İlçe Müdürlüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile düzenlenen Çekmeköy Belediye Başkanlığı Kupası atletizm yarışlarında, 10 ile 18 yaş aralığındaki gençler Çanakkale anısına ter döktü. 6 kategoride yapılan yarışlara, 6 lise ve 12 orta okuldan 295 öğrenci katıldı. 800 m küçük kızlarda birinciliği Ecenur Türkay, 1200 m küçük erkeklerde Ömer Akdağ alırken, 1500 m yıldız kızlarda İnci Çolak, 2000 m yıldız erkeklerde Esat Yurttapan, 3000 m genç kızlarda Cansu Çahan, 5000 m genç erkeklerde Cihan Yurttapan birincilik kupasını almaya hak savaşanlar arasında onlu yaşlarını süren gencecik fidanlarımızın da olduğunu biliyoruz. Bugün burada Çanakkale’de şehit ve gazi olan yaşıtlarınız için ter döktünüz. Çanakkale ruhunun gençlerimize iyi anlatılması çok önemlidir. Bizim bugünlerimiz için kendi yarınlarından vazgeçen atalarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz” dedi. kazandı. Dereceye girenlere ödüllerini Çekmeköy Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız, Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, başkan yardımcıları ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Aktaş verdi. Dereceye girenlere ödüllerini veren Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, “Çanakkale öyle bir destanki tarihin akışını değiştirdi. Çanakkale cephesinde kadını erkeği bir oldu ve düşmana vücutlarını siper ettiler. Düşmana karşı Çekmeköy2023 - 51 YAZI DİZİSİ MECLİS ÜYELERİMİZ Bizim İçin, Çekmeköy İçin, Toplum İçin Çalışıyorlar… SELAMET AYGÜN Çekmeköy 2023, bundan böyle her sayısında sorunlarımızın çözümü için mücadele eden Çekmeköy Belediyesi’nin birbirinden değerli iktidar ve muhalefetten oluşan meclis üyelerini ağırlayacak. İlk konuğumuz Selamet Aygün ile röportajımıza başlıyoruz… 52 - Çekmeköy2023 YAZI DİZİSİ Hedefleriniz neler? Hayatım ticaret ve siyasetten oluşmamaktadır. Birçok sosyal platform ve cemiyetlerde görev aldım. Spor kulüplerinde yöneticilik, hemşehri derneklerinde başkanlık görevini yerine getirdim. Tüm bunların nihai hedefi rıza-i bari için insanlara faydalı olabilmektir. İnancımızın gereği olarak Allah’ın rızasını kazanarak, insanlardan dua alabilmek ve ahirete göçtüğümüzde hoş seda ile anılmak istemekteyiz. Siyaset ve meclis üyeliğinin maddi beklentisi olmaması gerekir. Bunlar gönül işi ve içten gelerek yapılacak görevlerdir. Bizler de samimiyetimizle insanlara faydalı olabilmek için çalışmaktayız. Sizi tanıyabilir miyiz? 5 Kasım 1961 Kastamonu Cide doğumluyum. Marmara İlahiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra kısa bir süre öğretmenlik yaptım. Memuriyeti bırakarak ailemle birlikte ticarete atıldım. Aktif olarak siyasete yönetim kademelerinde yer alarak başladım. Ak Parti kurulduğunda ise Ümraniye Ak Parti Kurucu İlçe Başkan Yardımcısı olarak partinin kuruluşuna katkı sundum. 2009 yılında il genel meclis üyesi olarak devam ettim. Mart 2014’te Çekmeköy Belediye Meclis Üyesi aynı zamanda Büyük Şehir Belediye Meclis Üyesi olarak yeniden seçildim. Bu dönemde 1. Başkan Vekili, Büyük Şehirde Kent Ekonomisi ve Meslek Odaları Birliği Komisyon Başkanlığı görevlerini yerine getirmeye çalışıyorum. Bu arada Grup Hatipoğlu Marketleri ve Asya Park Alışveriş Merkezi yönetim kurulu başkanlığını devam ettirmekteyim. 5 çocuk ve bir torun sahibiyim. Kısaca meclis üyelerinin görev ve yetkileri nelerdir? Kanundaki yazılı görevlerinden ziyade siyasi perspektiften bakmak gerektiğine inanıyorum. Meclis üyesi halkın oyuyla seçilmiş kişidir. En büyük vazifesi halkın içinden gelen, onların sıkıntılarına çözüm üretmek adına belediye ile halk arasında köprü görevi görür. Belediyede üç tür görev yapılır. Bir seçilmişler, iki memur, üç işçi statüsünde olanlardır. Memur ve işçiler belediyenin demir başıdır. Belli çizgiler ve görevler dahilinde emeğinin karşılığını almak için çalışırlar. Seçilmiş olan Başkan, Başkan Yardımcıları ve Meclis Üyelerinin durumu daha farklıdır. Bizler halka ve bağlı olduğu partiye karşı sorumluluk taşıyan ve çalışmalarını halkın isteklerini ve kanunları göz önüne alarak neredeyse hatasız yapmakla mükellef olan kişileriz. Meclis 1.başkan vekili olarak sizin görev ve yetkileriniz nelerdir? Belediye Başkanımızın görev ve yükümlülüğünün fazla olması sebebiyle meclise katılamadığı zamanlarda iktidar ve muhalefet partileri ile birlikte meclisin sağlıklı çalışması, koordinesi, sunulan teklifleri meclis üyelerine aktararak en doğru kararların alınmasını sağlamaya çalışır. Uyumlu ve adil bir şekilde davranarak belediyenin en yetkili karar mekanizması olan meclisin doğru işlemesini sağlar. Meclis gündeminde yoğun olarak en çok hangi konular üzerinde görüşmeler yapılıyor? Çekmeköy gelişmekte olan ve nüfusu hızla artış gösteren bir ilçedir. Dolayısıyla Çekmeköy’ün yapılanması ve imarı gündemimizin ilk sıralarında yer alıyor. Tüm bunlar yapılırken Plan Bütçe Komisyonun görevleri ön plana çıkıyor. Sosyal faaliyetler, eğitim ve kültür faaliyetleri yine gündemde yoğun olarak konuşulan konulardır. Genel olarak belediyenin yapacağı tüm işler ve müdürlüklerin yapacağı faaliyetler teklif olarak meclise sunulur, doğru ve yararlı kararlar alınmaya çalışılır. Selamet Aygün aile reisi olarak ve sosyal hayatında nasıl birisidir ve neler yapar? Görevlerim gereği sosyal yaşantıya çok vakit ayırdığımı söyleyemem. Elimden geldiği kadarıyla iyi bir eş ve iyi bir baba olmaya çalışıyorum. Çalışmalarım sebebiyle yeterince vakit ayıramadığım için aileme haksızlık ettiğimi de düşünüyorum. İş yoğunluğundan fırsat buldukça akraba ziyareti yaparak hayır dua almaya gayret ediyorum. Fenerbahçe kongre üyesi olarak iyi bir futbol izleyicisiyim. İş ve siyasetten kalan vakitlerimi bu şekilde değerlendiriyorum. Son olarak okuyucularımıza neler iletmek istersiniz? Yönetim ve halk arasında ayna görevi gören Çekmeköy 2023 dergisine öncülük ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızı keyifle takip ediyorum. 5. Sayısını çıkaracağınız Çekmeköy 2023 dergisi hem benim hem çevremdeki kişilerin beğenisini kazanmış durumda. Başarı çıtasını giderek yükselttiğiniz Çekmeköy 2023 dergisinin yeni sayılarını takip etmeye devam edeceğim. Tüm okuyuculara sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir yaşam diliyorum. Çalışma hayatınızda olmazsa olmazlarınız neler? Dürüstlük ve güvenilirlik. Her ne iş yapıyorsanız yapın eğer bu iki kaideden taviz gösterirseniz hiçbir zaman başarıya ulaşamazsınız. Dürüstlük ve güvenilirlik normal yaşantımda ve siyasi hayatımda asla ödün veremeyeceğim kesin kurallarımdır. Röportaj / Soner KARTAL Çekmeköy2023 - 53 KÖŞE YAZISI ÇEKMEKÖY’ÜMÜZDE DİN HİZMETLERİ Muhammet SUİÇMEZ ÇEKMEKÖY MÜFTÜSÜ ekmeköy ilçemiz İstanbul’umuzun şirin ilçelerinden birisidir. Yüce Allah’ın bahşettiği güzelliklerle bezenmiş apayrı bir yere sahiptir. Havası, suyu, doğal yapısı her şeyiyle bizlere rabbimize daha çok şükretmemiz gerektiğini her an hatırlatmaktadır. Din hizmetleri özellikle belli kimselerin yürüttüğü, yürüteceği hizmetler olmayıp, aksine herkesin bu hizmetlerde yer alması gerektiği dini bir hakikattir. Tarih boyunca da din hizmetleri bu anlayışla süregelmiştir. İslam anlayışında “din adamı” ifadesi kullanılmamaktadır. İslam’da herkes dininin görevlisidir. Yani her Müslüman dininin davetçisi, hizmetçisi ve görevlisidir. Günümüzde, “din görevlisi” gibi tabirler belli bir grubu değil her müslümanı ifade edecek şekilde kullanılmalı ve anlaşılmalıdır. Hatta herkesin “din gönüllüsü” olarak aynı safta yer alması daha da uygun olacaktır. Yüce Allah kitabında: “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız; çünkü Allah’a inanıyorsunuz...’’ 1 Müminler, dünyadaki iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan en güzel ahlâkla yetişmiş en hayırlı millettir. Bu millet, insanları dinin önemli ilkeleri olan; adâlete, iyiliğe ve akrabaya yardım etmeye; yüz kızartıcı işleri, fenalık ve azgınlıkları önlemeye çağırmalıdır.2 Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin; buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir’’3 İyiliği emretmek, münkerden alıkoymak sorumluluğunun ağır bir yük olduğunu Hz. Peygamber (s.a.s.)’in şu buyruğu ortaya koymaktadır: “Bana hayat bahşeden Allah’a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez”4 Hz. Peygamber’in çeşitli ifadelerinde müslümanların her birinin toplumsal sorumluluklarının olduğu belirtilmektedir. Abdullah b. Ömer (ra)’in naklettiği bir hadiste Allah Rasûlu şöyle buyurdular: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Yönetici bir çobandır. Erkek, aile halkının çobanıdır. Kadın, kocasının evi ve çocukları için çobandır. Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlık yaptıklarınızdan sorumlusunuz.”5 Ali İmrân, 110; Bkz. Nahıl, 90; 3 Müslim, İman, 78; Nesaî iman 17; İbnMâce, Fiten, 20; 4 EbûDâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9; İbnHanbel, V, 388; 5 Buharî, Nikah, 91; 1 2 54 - Çekmeköy2023 KÖŞE YAZISI Çoban – sürü, benzetmesiyle sorumluluk bilincinin önemine vurgu yapılan bu hadiste, bir yandan akıllı ve ergen bütün bireylerin sorumluluğuna atıfta bulunulurken, diğer yandan idarecilik ve aile yönetimi gibi başkalarına karşı yükümlülük içeren görevleri üstlenenlerin daha ağır bir mesuliyet taşıdıklarına işaret edilmektedir. Yerlerin ve göklerin taşımayı kabul etmediği emaneti yüklenen insanoğlu her şeyden önce Allah’a karşı sorumludur. “Her nefis kazandığına karşılık bir rehindir.”6 âyeti gereğince, herkes söz ve eylemlerinin, tutum ve davranışlarının hesabını büyük mahkemede Yüce Yaratıcıya verecektir. İnsanlar için en hayırlı topluluk olan İslâm ümmetinin bireyleri birbirlerinin bütün dertleriyle ilgilenen kişilerden meydana gelir. Halbuki diğer din anlayışlarında iyilik ve kötülük her ferdin kendi sorunudur. Meselâ Tevrat’ta, “Rab, Kabil’e sordu: kardeşin nerede?’ O da, Bilmem, ben kardeşimin bekçisi miyim?” gibi bir ifade vardır.7 Gerçek maruf-münker görevi, (iyiliği emretmek- kötülüğü yasaklamak) en başta insanın kendisinden başlayarak yapması gereken bir görevdir.8 Kimi insanlar her devirde, Resule itaati söylemişler, kendileri itaat etmemişler; sadakayı emredip, kendileri vermemiş olabilir, bu çok yanlış bir durumdur. Şu ayet-i kerime ile onlar uyarılmaktadır: “Kitabı okuyup durduğunuz halde kendinizi unutur da başkalarına mı iyiliği emredersiniz? Düşünmez misiniz?”9 İyiliği emredip kendileri yapmayanlar için hesap gününde dudaklarının ateşten makaslarla kesileceği haberi verilmiştir.10 İlçe müftülüğü olarak bu görev ve sorumluluğun bilincinde ilçemizde önce kendi nefsimize sonra halkımıza dini konularda rehberlik etmek, yardımcı olmak ve destek olmak temel sorumluluğumuzdur. Bu bağlamda ilçemizin sosyal yapısına özgün çeşitli projeler geliştirmek durumundayız. Dergimizin bu sayısında müftülük olarak ilçemiz açısından dikkat çekici bir hususa değinmek istiyorum. İlçemizde genel itibariyle yerleşimlerin site ağırlıklı olduğu görülmektedir. Bu da din hizmetlerinin sitelere daha verimli nasıl götürüleceği ile ilgili bizleri düşündürmektedir. Bu konuda bizlere sorumluluklar düştüğü gibi diğer kurumlarımıza da sorumluluklar düşmektedir. Sıkıntıları nelerdir ve ne gibi hizmetlere acilen ihtiyaçları vardır? İlçemizde sitelere mescit, Kur’an Kursu ve 4-6 yaş grubu çocuklarına yönelik kreşlerin açılması mutlak bir ihtiyaçtır. 500 daireli bir sitede mescit olmaması, Kur’an Kursu olmaması önemli bir sorundur. Yaz kurslarına çocukların gidememeleri bir sorundur. Ezan okununca abdest alıp cemaate koşup gidememek bir sorundur. Bununla ilgili olarak neler yapılabilir? Bizlere ne gibi görevler düşüyor? Sitelere daha sağlıklı din hizmetleri nasıl götürülebilir?. Ve bu bir sorun ise bunun temelden çözümü sağlanabilir mi? gibi sorulara biz hep birlikte cevap aramaktayız. İnsanların sağlıklı dini bilgiye ulaşımının kolay ve pratik şekilde ulaşmasını sağlamak toplumsal barışa ve dayanışmaya daha etkin şekilde destek olması açısından site planlarında site merkezinde yer alacak şekilde dini tesis alanlarının mevcut olması toplumsal bir ihtiyaç olduğu artık gözden kaçmamaktadır. toplumsal yaşamı açısından önemli bir yere sahipti. Müslümanlar, günlük hayatta karşılaştıkları sorunları bu mescitte konuşup tartışırlar ve bir karara bağlarlardı. Beş vakit namaz için her gün beş vakit burada bir araya gelip görüşürlerdi. Birbirleriyle tanışıp kucaklaşırlardı. Sevinçlerini, üzüntülerini, sorunlarını burada paylaşırlardı. Kent dışından gelen konukları ve yabancı ülkelerin temsilcilerini burada ağırlar, onlarla görüşmeler yaparlardı. Bütün bunlar, Müslüman toplumunun birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularıyla kaynaşmasını ve güçlü olmasını sağlamıştı. Genellikle yaşlı ve yetişkin bayanlarımızın gündüzlü olarak devam ettiği kurslarımızda; 1-Evlerinde yalnız kalan bayanlar kursa gelerek yalnızlıklarını giderebilmektedir. 2- Kendi emsalleriyle ve diğer farklı yaşta bayanlarla aynı ortamı paylaşıp sosyal bir ortama kavuşmaktadır. 3-Dertlerini açabileceği, ziyaret edebileceği yeni arkadaş çevresi bulmaktadır. 4-Komşuluk ilişkilerini kuvvetlendirmektedir. 5-Dini konularda sağlıklı bilgi sahibi olmaktadır. 6-Kendilerine güven gelmekte ve psikolojik olarak dini ve dünyevi rahatlık kazanmaktadır. Kur’anda geçtiği üzere Hz. Lokman’ın oğluna öğüdü her zaman ve mekanda bize ilke olmalıdır.”Yavrum, namazı dosdoğru kıl; iyiliği emret ve kötülükten sakındır. Bu hususta başına gelecek musibete katlan. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdir.” 11 Peygamber (sav) Mescidi’nin sosyal işlevlerine baktığımızda 1- Günlük hayatta karşılaşılan sorunlara çözümler arandığı, 2- İbadetlerini gerçekleştirdiği 3- Eğitimlerini sürdürdükleri, 4- Birbirleriyle tanışıp, kaynaştıkları, 5- Yabancı konuklarını mescitte ağırladıkları ve görüşmeler yaptıkları, 6Şehir dışından gelen konukların ağırlandığı vb. amaçlarla çok boyutlu kullanıldığını görmekteyiz. Peygamber Mescidi, Müslümanların Müddessir, 38; Tevrat, Tekvin, 4/9; 8 el-Bakara, 44; 9 el-Bakara, 44; 10 İbn Kesir, 1, 8; 11 Lokman, 17; 6 7 Çekmeköy2023 - 55 SOKAĞIN SESİ Çocuklarınızla ebeveynlerinizle yaşadığınız sorunlar neler? H epimiz anne, baba, kardeş veya evlat konumundayız. Aynı anda hem anne/baba hem de evlat olabiliyoruz… “Sokağın Sesi”, netameli bir konuyu gündeme taşıyor… Çekmeköy sokaklarına sorduk, “Çocuklarınızla/ebeveynlerinizle yaşadığınız sorunlar neler? Çocuklarınızdan/ebeveynlerinizden beklentileriniz neler?” Aldığımız cevapları Sokağın Sesi olarak sizlerle paylaşıyoruz… 56 - Çekmeköy2023 Türkan BİLİR Seda GÜÇ 6 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR 5 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR H er evlat, kendinden çok anne-babasını düşünür. Bizim geleneklerimiz göreneklerimiz böyle… Aile bağları bizim ülkemizde çok kuvvetli. Ben de aileme bağlı biriyim. Aile fertlerine karşı saygı-sevgi çizgisini hep korumuşumdur. Sanırım bu çizgiyi korumayı başarmış olduğumdan dolayı ailemle hiç sorun yaşamıyorum diyebilirim. Ara sıra ufak tartışmalarımız olmuyor değil. Ama bu tartışmalarında aile olmamızın tadı tuzu olduğunu düşünüyorum. Ebeveynlerin en büyük sorumluluğu çocuklarının eğitimidir. Her ailede, çok erken dönemlerinden itibaren çocuklarını eğitim konusunda yönlendirecek birisi olmalıdır. Lise, üniversite öğrencileri bölümlerini görmüş-geçirmiş bir yakınından yardım alarak belirlemelidir. Ancak bu şekilde geleceğimizi ilgilendiren belki de en önemli konuda isabetli kararlar alarak riski en aza indirgemiş oluruz. 3 çocuk sahibiyim. Genel olarak çocuklarımla büyük sorunlar yaşadığımı söyleyemem. Ama tabii ki, her ailede olduğu gibi bizim ailemizde de zaman zaman sorunlar ortaya çıkabiliyor. İletişim konusunda biraz problem yaşayabiliyoruz. Yeni nesiller bizler gibi yetişmiyorlar, bizler gibi aynı zor şartlara katlanmıyorlar. Şimdiki çocuklar en ufak bir zorluğa tahammül edemiyorlar. Onlar için küçücük bir problem dağ gibi büyüyebiliyor. Her konuda daha sabırsız ve tez canlılar. Bu sebeple nadiren de olsa gerginleşen konuşmalar geçebiliyor aramızda. Çocuklarımızdan beklentilerimiz yine çocuklarımız içindir. Kendimiz için herhangi bir şey talep etmiyoruz. Sadece bizim değil, herkesin çocuğu başarılı bir birey olsun. Hayat yolunda adımlarını sağlamlaştırarak emin ve hızlı bir şekilde ilerlesin. Gelecekte ne kadar az sorunla karşılaşırsa bizler o kadar rahat oluruz. İstiyoruz ki, biz onları bu kadar çok düşünüp seviyorken onlar da üzerlerine düşen vazifeleri yerlerine getirsinler. Çalışsınlar, okuyup kariyer yapsınlar, biz de onlarla gurur duyalım. SOKAĞIN SESİ Halil KARASOY 3 AYDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR 4 çocuk sahibi bir anneyim. Çocuklarımla sorun yaşadığımı söyleyemem. Çünkü artık onlar yetişkin bireyler. Herkes kendi hayatında kendi yolunda. Aile bağlarımız devam ediyor. Şükür sorun olarak adlandırabileceğim bir sıkıntı yaşamıyoruz. Çocuklarına düşkün bir anne olarak, evlatlarımdan tek beklentim mutlu olmalarıdır. İş hayatlarında başarılı olmalarıdır. B enim gençlerde titizlikle dikkat ettiğim tek şey saygıdır. Çok şükür Allah gönlüme göre evlatlar nasip etti. Çocuklarım hem vatanını seven hem büyüklerine saygılı insanlar olarak yetiştiler. Çocuklarımla sıkıntı yaşamıyorum. Baba olarak kendimi şanslı hissediyorum. Kendi evlatlarımızdan ve tüm toplum gençlerinden beklentim, eğitimli bireyler olarak kendilerini geliştirmeleridir. İnsanlığa, topluma ve ülkemize yararlı olacak alanlarda uğraşsınlar istiyorum. Temennim ailelerine, büyüklerine saygıda kusur etmemeleridir. Bu şekilde yaşayan bir insan zaten sevecen ve mutlu olur. Etrafındaki insanlara da enerji ve mutluluk saçar. İrem KILIÇ 20 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR A ilemle yaşadığım en büyük sorun çok fazla hoşgörü beklemem. Annem ev işlerinde benden haklı olarak destek bekliyor. Yalnız ben bu desteği her zaman sağlayamıyorum. Aramızda zaman zaman sürtüşmeler olabiliyor. Kendileri gibi düşünüp yaşamamızı bekliyorlar. Bu sebeple ufak tartışmalar yaşayabiliyoruz. Anne ve babamdan beklentim biz gençlere daha anlayışlı yaklaşmalarıdır. Bizden kendileri gibi düşünmemizi beklemesinler. İleriki dönemlerimizde belki onlara hak vereceğiz ama o zaman gelene kadar bizlere ellerinden geldiği kadar hoşgörülü davransınlar. Zehra ÖZTÜRK 11 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR Yavuz YAĞIZ 2 19 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR çocuk sahibi bir babayım. Çocuklarımla yaşadığım tek sorun çok hareketli ve yaramaz olmaları. Yaşları gereği sürekli bir hareketlilik halindeler. Evimizde koşturmayla geçiyor yaşantımız. Biraz daha büyüdüklerinde daha rahat edeceğimizi düşünüyorum. Beklentim ise her ebeveyn gibi iyi bir evlat olmalarıdır. Güzel bir hayat yaşamalarıdır. Vatanını seven, dinine bağlı birey olarak yetişmeleridir. Bunun için bir aile olarak elimizden geleni yapmaya çalışacağız. 3 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR 2 çocuk annesiyim. Doktor olan bir oğlum ve bir kızım var. Çocuklarımdan yana sıkıntım şu şekilde oldu; çok erken yaşta eşimi kaybettim. Çocuklarım babasız kaldı. Duymuşsunuzdur; “Ailede baba çınar ağacı gibidir. Meyvesi olmasa bile gölgesi yeter.” Ben yol arkadaşımı, çocuklarım ise hayatlarının en büyük sığınağını kaybettiler. İstanbul şartlarında tek başıma iki çocuk yetiştirmek zorunda kaldım. Bununla alakalı çok zor günler yaşadım. Elhamdülillah şu anda iki çocuğum da evlendi kendi yuvalarını kurdular. Tabii çocuklarına bağlı bir anne olarak hala ellerimi üzerlerinden çekmiş değilim. Çocuklarımdan tek beklentim onların mutluluğudur. Zaten bu saatten sonra herkes kendi yuvasını kurmuşken bir beklenti içine girmek de yanlış. Kendi düzenlerinde sağlıkla huzurla yaşasınlar bana yeter. " Kendi evlatlarımızdan ve tüm toplum gençlerinden beklentim, eğitimli bireyler olarak kendilerini geliştirmeleridir. İnsanlığa, topluma ve ülkemize yararlı olacak alanlarda uğraşsınlar istiyorum... " Fatma UZUN Çekmeköy2023 - 57 SOKAĞIN SESİ Mustafa YİĞİT 17 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR. Ş imdiki gençler bizler gibi değiller. Anne-babaya anlık ve sinirli bir şekilde davranabiliyorlar. Amaçları saygısızlık veya bizi kırmak olmasa bile düşünmeden hareket edebiliyorlar. Ebeveyn olarak biz onlara daha ılımlı yaklaşıyoruz. Çünkü niyetlerinin kötü olmadığını biliyoruz. Çağımızda herkes artık stres altında yaşıyor. Bizler bu konuda birbirimize destek olmalıyız. Çocuklarımızdan beklentimiz her anne-babanın istediği, çocuklarının, iyi bir gelecek kurmaları. İyi bir iş ve iyi bir eş sahibi olmaları. Mutlu bir yuvaları olsun, kendi ayakları üzerlerinde durabilsinler bizlere yeter. " Hayatımızın her çağında ailemizle olan bağlarımız kuvvetlenmeli ki onlar bizlerden, bizler onlardan gerekli yardımı görüp güçlü insanlar olabilelim. " Röportaj ÖMER İSLAM 58 - Çekmeköy2023 Berker YAĞIZKUŞ 4 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR E ğitim-öğretim hayatında önemli aşamalardan geçiyoruz. Ailem de bu konuda fazlaca ilgilenmeye çalışıyor benimle. Ders konusunda bizleri özgür bıraksalar daha memnun olurum. Ders konusunda bize biraz daha eğlenceli programlar çıkarabilirler. Bu şekilde hem ebeveynlerin hem bizlerin istekleri gerçekleşmiş olur. Bu durum sağlanamadığında gerginlikler olabiliyor. Ebeveynler, çocukların onlardan küçük olmasına rağmen aynı yetkilerde olduğunu bilmelidirler. Ebeveyn de çocuk da eşittir aslında. Bizleri anlamak için, kendilerini bizim yerimize koymalı o şekilde bizlere müdahale etmelidirler. Mehmet Ali ÇAM 5 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR. A ilem ders konusunda baskı yapınca sorun çıkıyor. Ne kadar ders çalışırsam çalışayım onlara yeterli gelmiyor. Bu da bizi derslerden soğutabiliyor. Ailemle aramdaki tek sorun derslerimi çok fazla önemsiyor olmaları. Beklentim ise, üzerimdeki ders baskısını biraz azaltmaları. Her gün her an ders çalışmam mümkün değil. Bu konuda bana anlayış göstermeleri, yardımcı olmalarıdır. Sena Nur DAĞIŞAN 8 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR. B üyüklerimizin bizi anlamadıkları zamanlar oluyor. Yaşımız gereği bazen çok sinirli, hatta agresif olabiliyoruz. Bunu saygısızlık olarak değil de geçici bir durum olarak adlandırmalarını ve anlayış göstermelerini bekliyoruz. Bir hareketimiz, anlık davranışlarımızı saygısızlık olarak görmemeleri gerekir. Her zaman yanımızda olmalarını istiyorum. Onların yanımızda olması desteklerini hissetmek bizleri daha güçlü kılıyor. Hayatımızın her çağında ailemizle olan bağlarımız kuvvetlenmeli ki onlar bizlerden, bizler onlardan gerekli yardımı görüp güçlü insanlar olabilelim. Berkan PELİT 18 YILDIR ÇEKMEKÖY’DE OTURUYOR O kul ve derslerle alakalı problemler yaşayabiliyoruz. Ben arkadaşlarımla vakit geçirmek istiyorum. Ebeveynlerim her zaman buna müsaade etmeyebiliyor. Onlara göre bu arkadaş görüşmelerim fazlalaştığında müdahale edebiliyorlar. “Dışarı çıkma, ders çalış” gibi konuşmalar aramızda geçiyor. Bu da çeşitli tartışmalara sebep olabiliyor. Ailemden beklentim biraz daha anlayışlı olmalarıdır. Derslerimi aksatmamam gerekiyor, ben de bunun farkındayım. Ama bu konuda üstümüze çok fazla gelmeseler daha güzel olur. HABERLER BAŞKAN AHMET POYRAZ’I DUYGULANDIRAN HEDİYE B elediye Başkanı Ahmet Poyraz, Çekmeköy İşitme Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü Derneği üyelerini misafir etti. Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcıları Ahmet Epli ve Şahmettin Yüksel’in de bulunduğu ziyarette, dernek üyeleri Şener Erdoğan, Kamil Bayraktar, Şenyuva Polat, Tuncay Karapınar, Zafer Uysal derneğe destek olan Hüseyin Genç ve Yılmaz Cebir de hazır bulundu. Derneğin faaliyetleri hakkında bilgi veren dernek üyeleri, kuruluşlarından bugüne kadar her konuda kendilerine maddi manevi desteklerini esirgemediği için Başkan Poyraz’a teşekkürlerini ilettiler. cısı Şahmettin Yüksel’e hediye edildi. Ziyarette, dernek üyesi Şenyuva Polat’ın karakalem tekniği ile çizdiği portreler, Başkan Ahmet Poyraz ve Başkan Yardım- Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, “Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Belediye Engelliler Merkezi aracılığıyla ilçemizdeki tüm engellilere ulaşmaya, onların sosyal yaşama aktif olarak katılımlarını sağlamaya çalışıyoruz. Merkezimizde beceri kazandırma dersleri oluyor. Sanat ve sporla iç içe yaşamaları için onlara yol gösteriyoruz. İlçemizde bu amaç doğrultusunda kurulan bir sivil toplum kuruluşunun olması çok güzel. Bizler yerel yöneticiler olarak tabii ki elimizden geldiğince her konuda kendilerine destek olacağız. Ziyaretimize gelerek el emeği hediyeler getiren arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum” dedi. Çekmeköy2023 - 59 EĞİTİM ONLAR VE BİZ S okaklarında omuzlarındaki yoğurtları sarsmadan satmak için gezen, pencere ardında onların geçişini bekleyen nazeninlerin olduğu bir beldenin misafirleriyiz. Omuzlarındaki kalın askının iki ucuna akşamdan mayalanmış tepsileri ile haftalık gizli sözleştiği bekleyenlerinin kapısına doğru adımlardı yolunu. Tepsiler Arnavut kaldırımlı sokaklarda ökçesiz çarıklı ayakların adımları ile sahiplerine ulaşırdı. Yoğurtların sarsılmadan gitmesi bir görev, onlarca kapının namusuna ve sattığının itibarına halel gelmesin diye gözlerine sahip olurken bir yandan da kendi adımlarının sükuneti ile ticari itibarını da taşırdı onlar. Çünkü onlar HELAL ve HARAM denildiğinde yutkunmakta zorlanan bir beldenin Müslümanıydı. Rahle önünde ders alırken hocasının önünde kelimelerini seçe seçe konuştuğu bir beldenin misafirleriyiz. Öğretenin kıymeti öğrettiğinden değil ilminden gelir derlerdi onlara. Edebi kirpiklerine dokunurken kaşları ile hocasının gözlerine bakamadan derslerini bitirenlerin, korkudan değil taşıdığı ilim ahlakından olduğunu 60 - Çekmeköy2023 bildiğimiz bir beldeydi aslında. Sıraların arkasında kendisine geleceği anı beklerken, bilgilerini süzerek bekleyenlerin, aldığı eğitimin zekatı olarak da anlatması gerektiğini bilerek yaşayanlardı onlar. “İlim Çin’de de olsa alınız” sözünün mazharı, ilk emrin seçilmiş muhataplarıydı onlar. Kalpleri şekillendiren Rabbin önünde, secdesinden kalkmamak adına duasını uzatan, vuslatın tadı ile firaka düşmemek için ağlayanların olduğu beldenin misafirleriyiz. Yaratıcısının dokunduğu kalbinin önünde ağlamaklı bekleyen nefislerin, zülfündeki dalgayı sevdiceğiyle hemhale saklayan bir beldede bekçiyiz. Ağlayan ve ağlamaktan yürekleri sıkışan canlara, terbiyecisinin önünde eğilen efendisine râm olmuş bedenler gibi, kibri vakar olarak bilenlerin emanetçisiyiz. Çünkü onlar, “illa edep illa edep” diyen rehberin yolcularıdır. Dağların ve taşların taşıyamadığı yükün, Hira’da başlayan yürüyüşün adımlarının takipçisi olan bir milletin misafiriyiz. Her şey kadar herkes kadar, örtüsüne bürünüp de kalkacak olanın tebliğdeki adımcısı kadar adımlarımız olmalı. Nur dağından koşan Resul’ün yola getirişi gibi, Bedevi Arabi çöllerden alıp eğittiği gibi, gölgede kalanların olduğu anlarda güneşini koruyanların vazgeçmeden tebliğ yaptığı gibi azim ile yapanların misafirleriyiz. Yolu gidilecek yer değil, maksadın aracı görenlerin, halini bilenlerin, haline şükredenlerin, isyanı asiye isminde bırakan, firavunun karşısında devleşen bir ruhun emanetçisiyiz. Şimdi durup bakmalı sokağa açılan pencerelerimizden. Hangi yükü omuzladık Rabbimizden geldi diye. Aklın karar vermesi için yardımcı kıldığı, sevgiyi vereni sevmeyi öğrettiği için mi sevdik. Sevmeyi bildik yalanları üst üste söylemekten vazgeçip de. Taif’te taşlanan peygamberin Medine’de ağırlanması gibi kime derdine derman olmak için açtık kucağımızı. Öğrettik mi kendimize ve ailemize helali ve haramı belirleyenin ilk emrinin okunulası kıymette olduğunu. Ya da yıkıp geçtik mi tüm değerleri değersiz bilerek. Acımasızca, fütursuzca ve cahilce. FATMA ESRA YILDIZ Çınar Koleji Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni HABERLER LER UYUŞTURUCUYA MAHKUM GENÇ “ YAŞAMIN HÜR KANATLGÜARLRÜĞIE”KAVUŞACAK PROJESİ İLE ÖZ batak sonları olmayacak. Yeter ki, kendilerine inansınlar, bizlere güvensinler. Hayata yeni bir başlangıç yapabilmeleri için onlara elimizi uzatıyoruz.” Çekmeköy’de madde bağımlısı gençlerin bağımlılıktan kurtulmalarının sağlanması için tedavi ve rehabilitasyonların gerçekleştirilmesi hedefleniyor. ‘Yaşamın Hür Kanatları’ projesiyle, madde bağımlısı gençlerin hayatlarına yön vermeyi sağlayacak meslek edindirme programlarına katılmaları sağlanacak. Ayrıca okullarda bilinçlendirme çalışmaları yapılarak madde bağımlılığının önüne geçilmesi sağlanacak. Turgut Özal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda ilk olarak kamu kurumu çalışanlarını bilinçlendirme çalışması yapıldı. Programa; Çekmeköy Kaymakamı Cemal “Önce Anne Babadan Başlayan Bir Süreç” Ailede alınan eğitimin önemine de dikkat çeken Yüksel, “Tabii ki iş ailede, anne-babada başlıyor. Eğer anne-baba çocuklarına çok iyi bir şekilde sahip çıkarsa geleceğimiz olan gençlerimize sahip çıkmış oluruz. Sayın Belediye Başkanımız Ahmet Poyraz’ın önderliğinde bizler Çekmeköy Belediyesi olarak bütün gençlerimizin yanındayız. “Gençlerimiz geleceğimiz” diyorum. Ne olur gençlerimize sahip çıkalım. Kendileriyle alakadar olalım. “Günlerinin nasıl geçtiğini” sorarak yanlarında olduğumuzu hissettirelim. “Geleceğimizin Teminatı Olan Gençlerimizi Korumaya Gayret Gösteriyoruz” Hüsnü Kansız, Garnizon Komutanı Albay Hasan Kaymaz, Belediye Başkan Yardımcıları Şahmettin Yüksel ve Ahmet Epli, İlçe Emniyet Müdürü Hürol Öztürk, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Aktaş, muhtarlar, kamu kurumlarından temsilciler ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu yetkilisi katıldı. “Gençlerimize Sahip Çıkmak İstiyoruz” Çekmeköy Belediyesi adına söz alan Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcısı Şahmettin Yüksel şunları söyledi: “Emniyet güçlerimiz, yıllardır uyuşturucu madde satışıyla mücadele ediyor. Oysa mücadele sadece emniyet güçlerinin işi olarak görülmemelidir. Uyuşturucuyla mücadele için gençlerin ve ailelerin bilinçlendirilmesinden, cezai müeyyidelerin belirlenmesi ve uygulanmasına kadar topyekun bir savaş gerekir. Çekmeköy Belediyesi olarak gençlerimizin vatanına, milletine ve ülkesine hayırlı bireyler olması için çaba sarf ediyoruz. İyi birer eğitim alabilmeleri için fiziki mekanların oluşturulmasının yanı sıra hazırladığımız projelerle de çocuklarımızı; kültüre, sanata, bilime ve spora yönlendirmeye çalışıyoruz. Yetenekleri doğrultusunda seçecekleri branşlarla kendilerini geliştirecek; iyi nesiller, boşluğa düşmeyecek ve hayatlarını mahvedecek ortamlara girmeyeceklerdir. Bugün burada kaymakamlığımız ve ilçe emniyet müdürlüğümüzle hayata geçirdiğimiz “Yaşamın Hür Kanatları Projesi” ile üstümüze düşen sorumlulukların yelpazesini biraz daha genişletiyoruz. Bu projemiz ile uyuşturucuya başlamamış çocuklarımızı bilinçlendirme çalışmalarının yanı sıra bu batağa saplanmış ve yardım bekleyen gençlerimize ve onların ailelerine de el uzatıyoruz. Bugüne kadar tedavilerini üstlenip işe yerleştirdiğimiz gençlerimiz bugün aramızda değiller ama onların varlıkları yardım bekleyen diğer çocuklarımıza ve onların ailelerine umut olsun istiyoruz. Bilsinler ki, isterlerse bu Çekmeköy Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız ise “Çekmeköy’de çalışırken her zaman kurum ve kuruluşlarımızla, asker ve sivil bütün yetkililerle bir aile sıcaklığı içinde Çekmököy’ü geleceğe hazırlamak için çalışıyoruz. Bu projemizin de olumlu meyvelerini hep gördük. Gençlerimizden kendi isteği ile bizlere müracaat edip, ‘biz bu uyuşturucu belasından kurtulmak istiyoruz’ diyenlere yardımcı olduk. Bizim bir kişiyi bile israf etme lüksümüz yok. “Bir kişiyi kurtarmak tüm insanlığı kurtarmak gibidir” diyoruz. Anne şefkati ile nasıl onları kucaklayabiliriz, nasıl muhafaza edebiliriz kaygısıyla bu projeyi hayata geçirdik”dedi. Proje kapsamında ilk aşamada madde bağımlısı 98 gencin tedavisi ve rehabilitasyon sürecine başlandı. Her biri hobi ve meslek kurslarına yönlendirildi. İş ihtiyacı olanlara iş imkanı sağlandı. Uzman eğitimciler, psikologlar ve emniyet güçlerinin dahil olduğu projede okullar başta olmak üzere Çekmeköy’ün her yeri uygulama alanı olarak belirlendi. Başta öğrenciler olmak üzere ailelere de bilinçlendirme çalışmaları yapılacak. Çekmeköy2023 - 61 RÖPORTAJ MÜTEVAZI VE BAŞARILI BİR ÇEKMEKÖY KA BÜROKRAT… YMAKAMI Cemal Hüsnü 62 - Çekmeköy2023 KANSIZ RÖPORTAJ İnsanları yöneten sorumlu kişiler, toplumu yakından tanımalı ve onu yansıtmalıdır. Çekmeköy’ümüzün genel yönetiminden sorumlu, devletin en yetkili temsilcisi olan Kaymakamımız Cemal Hüsnü Kansız ile keyifli ve samimi röportajımıza başlıyoruz. Cemal Hüsnü Kansız’ı görev süresi boyunca çalışkan ve başarılı bir kaymakam olarak bizler tanıyoruz. Sizi hiç tanımayan birine, kendinizi nasıl anlatırdınız? 1964 yılında Sakarya’nın Karasu ilçesinde doğdum. Trabzon’lu olan babamın görevi dolayısıyla Ankara’ya geldik. Ankara’da siyasal bilgiler fakültesi kamu bölümünü 1986 yılında tamamladım. Bir süre TRT’de çalıştım. Kahramanmaraş’ta kaymakam adayı olarak göreve başladım. 1989-1990 yıllarında İngiltere’de kaymakamlığımızın mesleki bilgi ve görgü kurslarını tamamladıktan sonra Adana’da kaymakam vekilliği yaptım. 1991 yılında Konya Tuzlukçu’da kaymakam olarak göreve başladım. 1993 yıllında Diyarbakır’a atandım. O yıllarda Diyarbakır terörün yoğun olarak insanları rahatsız ettiği bir dönem yaşıyordu. Biz orada terörün zorlamasıyla kapanan okulları açık tuttuk. Oradaki çalışmalarımla ilgili daha sonra Gaziantep’te görev yaparken bir olay başıma geldi. Öğretmenler gününde, bir öğretmen ısrarla elimi bırakmıyor. Elimi öpmek istiyor, sebebini öğrenmek istedim. Diyarbakır’da öğrencim olduğunu, terörün o yoğun zamanında yardımlarımın dokunduğunu ve şimdi öğretmen olduğunu söyledi. Bu olaydan çok etkilendim ve anladım ki; bir insanla özel olarak ilgilenip onu kurtarmak aslında insanlığı kurtarmakmış. Bildiğimiz kadarıyla Ezo gelinle ilgili önemli bir hizmetiniz var. Bunu bizimle paylaşır mısınız? Bilindiği gibi, Suriye’ye gelin giden Ezo Gelin, Türkiye topraklarına gömülmek istediğini vasiyet eder. Onun bu isteğini yerine getirdik. Bu arada Barak Müzesi’ni hizmete açtık. Bu çalışma benim için çok özeldir. Ezo Gelin’i Türk kültürüne en doğru şekilde kazandırdığımızı düşünüyorum. Daha sonra Giresun ve Karabük’te görev aldım. 2002-2008 arasında Karabük Vali yardımcılığına atandım. Bu süre zarfında Batman’da sel felaketinde gönüllü koordinatör olarak görev aldım ve değerli dostlar kazandım. 2008 yılında Diyarbakır’da göreve başladım. Burada Kayapınar kuruculuğu ve vali yardımcılığı görevini birlikte sürdürdüm. Burada da hayırlı hizmetlerim oldu. Sahabilerden Hz. Süleyman Camii restorasyonu ve Elyesa ve Zülküf aleyhis- selam’ın kabirlerinin yapılması bize nasip oldu. Erkek ve bayanların ayrı ayrı ziyaret edebilecekleri camii ve küçük bir külliye oluştu. 2012 yılının sonunda Çekmeköy ilçesine atanarak İstanbul’da ilk defa görev aldım. İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Bu şehirde Çekmeköy’ü İstanbul’un yükselen yıldızı haline getirmeye gayret gösteriyoruz. Kaymakamlığın görev, yetki ve sorumlulukları nelerdir? Kaymakam mülk-i idari amirlerinin, vali ve vali yardımcılarının devletin taşra teşkilatını yönlendiren yöneten insanlar olarak devletin hizmetlerini vatandaşlara ulaştırma durumundalar. Aynı zamanda vatandaşın sıkıntı ve isteklerini devletin üst makam ve kurumlarına ileten adeta bir köprü görevi de var. İlçede ve ildeki kamu kurum ve kuruluşlarının genel gözetimi, denetimi, onların koordine ve uyum içinde çalışılması bizim görevlerimiz arasında. Bir yönüyle devletin vatandaş nezdindeki temsilcisi diğer yönüyle vatandaşın devlete ulaşacak kanallarından biri. Kaymakamlık göreviniz boyunca ne gibi faaliyetlerde bulundunuz? Kaymakamın il idaresi kanununda çok geniş bir görev tanımı var. Bunun dışındaki kanunlarda da devletin merkezde yaptığı görevlerin hepsinin taşradaki tanımları içinde kaymakamın mutlaka aksiyonu ve işlevi var. Milli eğitim bakanlığı okullarda hizmetini yürütürken, kendi temsilcisi dışında genel yönetim ve denetimini bize emanet eder. Sağlık, tarım, nüfus, emniyet ve jandarma da aynı şekilde çalışmaktadır. Herkes işini yapıyor zaten lakin önemli olan tek pota içinde eritebilmek, tek yum- ruk olabilmektir. Şu anda Çekmeköy’de İstanbul’un imkanlarından yararlanıyoruz ve sıkıntısını en az yaşayan ilçelerden biriyiz. Ulaşımda bir sıkıntımız yok, gelecek yıl metromuz geliyor ve 3. Boğaz Köprüsünün bağlantı yollarının devreye girmesiyle Çekmeköy çok daha güzel bir yer olacak. Bu güzelliklerden faydalanırken herkesin uyumlu ve sıcak bir ortam oluşturması gerekiyor. Vatandaş bizim görev yaptığımız alanda herhangi bir kurum ve kuruluştan bu sıcaklığı ve hizmeti görmelilerdir. Kaymakamlık görevinizi yerine getirirken ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz? Bazen elinizdeki imkanlar istekleri karşılamıyor olabilir. Vatandaşın istek ve beklentileri sonsuz. Gece saat 2’de “benim elektriğim neden kesik?”, “Fırın neden ekmek çıkartmadı?” gibi sorularla muhatap olduğum zamanlar oldu. Vatandaşa sıcaklığı ve hizmet aşkını hissettirince sizinle alakası olmayan bir konu dahi olsa insanları incitmeden, kırmadan çözüm yolları arıyoruz. Konuyla ilgili başımdan geçen bir hadiseden bahsedeyim. Diyarbakır’da yaşlı bir teyzemiz, ısrarla benimle görüşmek istiyor fakat konu benimle alakalı olmadığı için yanıma getirmiyorlar. Yardım kriterlerine uymadığı halde yardım istiyor, üstelik Türkçe de konuşamıyor. Tercümanla birlikte yanıma çağırdım ve isteklerini dinledim. Görüşme sonunda yardımcı olamadığım halde sevecen bir şekilde sarılmak istedi. Tercümana,“istediği olmadı neden seviniyor” diye sordum. Teyze “İstediğim olmasa da kaymakam beni dinledi, demek ki elinden bir şey gelmediği için yardım edemiyor” dedi. Bu durum benim 5-10 dakikamı alıyor ama o Çekmeköy2023 - 63 RÖPORTAJ müdürleri, muhtarlar, esnaf temsilcileriyle halı sahada bu tür faaliyetler yapmayı seviyorum. Açık havada, ormanda yürümeyi, kitap okumayı, kültürel faaliyetleri ve fotoğraf çekmeyi seviyorum. insanlar için bir umut ışığı ve elinden geleni yapmanın rahatlığı oluyor. Biz hizmetimizde Allah’ın rızasını esas tutuyoruz. Bu şekilde yüzde 90’ını memnun ediyor, kalan yüzde 10’unu sineye çekiyoruz. Hayalleriniz ve hedefleriniz neler? İnsanlara en güzel yerlerde hizmet etmeye gayret etmek hep arzuladığımız konu. Meslek hayatımın ciddi bir bölümünü doğu ve güneydoğu bölgemizde geçirdim. Orada ciddi bir sıkıntı var. Hz. Ömer döneminden beri Müslüman olarak birlikte yaşayan bir toplumun içinde fitne çıkarılmak isteniyor. Konuyla ilgili hükümetimiz Kardeşlik Projesi oluşturmaya gayret ediyor. Kısa, orta ve uzun vadede rehabilitasyon programının olması gerektiğine, konuyla ilgili idealleri olan insanların aktif olarak rol alması gerektiğine inanıyorum. En büyük hedefim de bu projeler içinde hisse alabilmek. İnsanların kalplerindeki sıkıntıları giderecek çalışmalar içinde yer alabilmek. Siyasi parti temsilcileri, muhtarlar, daire amirleri, belediye başkan yardımcıları ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan heyetle Diyarbakır’a gittik. İnsanlarımızın kanaatleri yüzde yüz değişti. İnsanları gördüklerinde, bir şeyler paylaştıklarında kalplerindeki sıkıntılar yok oluyor. Bu konuyla ilgili yapmak istediğim şeyler var. Hayallerimin arasında o kardeşlik projesinde aktif olarak rol almak ve katkı sağlamak var. Biliyor ve inanıyorum ki, oradaki insanlar hür bir şekilde duygularını dile getirdiklerinde vatan, bayrak, devlet, millet ve Allah, Kur’an, Peygamber sevgilerinin bizimle eşdeğerde olduğu görülecektir. Binlerce yıl aynı ortamda, aynı şartlarda yaşadık. Bu sıkıntıları giderecek profesyonel çalışmalar yapmak gerekir. Benim hayalim de budur. Sosyal yaşantınızda nasıl birisiniz? İş dışında en çok nelerle uğraşıyorsunuz? İnsanların güzel yönlerini severseniz iletişimden kopamazsınız. Dolayısıyla hafta sonları dahil vatandaşla iç içeyim. Düğünler, davetler ve açılışlara elimden geldiği kadarıyla katılmaya çalışıyorum. Bunların haricinde spor etkinliklerine katılıyorum. Ayrıca hırs yapmadan spor yapan daire 64 - Çekmeköy2023 Hangi takımı tutuyorsunuz? Şike olayları olana kadar iyi bir futbol seyircisiydim. 10 yıllık vali yardımcılığı görevimde sporla çok ilgiliydim. Fakat şike olayları başladığından beri hiçbir maçı takip etmiyorum. Futbol, aynı zamanda görsel bir sanattır. Çünkü futbol dünyanın çoğu yerinde ekonomik anlamda kullanılıyor. Parayla alınan futbolcular ve o sahneye dahil olanlar görsel bir sanata dahil oluyor, insanlarda seyrediyor. Bu tarz olaylardan dolayı uzaklaştığım futbol sevgisi ve takım anlayışı içinde Trabzon sporluyum diyebilirim. Yemek ayrımı yapar mısınız? Hayır diyemeyeceğiniz bir yemek var mı? Türk mutfağı gerçekten zengin bir mutfak. Bu zenginlikten olabildiğince faydalanmaya çalışıyorum. Yemek ayrımı yaptığım söylenemez. Sakatat türü yiyecekler haricinde hemen her yemeği yerim. Yalnız akşam saatlerinde et veya pilav tarzı yiyecekleri yememeye dikkat ederim. En sevdiğim öğün kahvaltıdır. Her insanın mutlaka olmazsa olmazları vardır. Sayın kaymakamımız Cemal Hüsnü Kansız’ın olmazsa olmazlarını öğrenebilir miyiz? İnsanların bir hayat gailesi var. Hayatın içinde Allah’ın insanlara biçtiği bir misyon var. Biz kul olarak, aile babası olarak ve Türkiye vatandaşı olarak çeşitli misyonlara sahibiz. Dolayısıyla bu anlamda baktığınızda çok çalışkan olduğunuz, gayret ettiğiniz zamanlar ve daha sınırlı olduğunuz zamanlar olur. Esas olan ne yapıyorsak Allah ve Resul’ünün hoşnutluğu çerçevesinde olması gerekir. Bu niyetle günlük basit işlerimiz bile ibadet yerine geçiyor. İnsanın olmazsa olması bu esaslar olmalı. Bir de tüm kullar için önemli olan namaz konusu var. Gün 24 saat 5 vakit namazımız 1 saat. Eğer biz 1 saatimizi Allah’ın farzlarına ayırıp Allah’ın açıkça yasakladığı şeylerden kaçınırsak hayatımızın çok daha yolunda gideceğine, doğruluk adına bir şeyler yapabileceğimize inanıyorum. Yoğun ve aktif çalışan bir kaymakam olarak, ailenize nasıl vakit ayırabiliyorsunuz? Yoğunluğunuzdan dolayı aile bireyleri şikayetçiler mi? İki çocuk yetiştirdim, artık büyüdüler. 26. yılımı doldurduğum mesleğimle ilgili eşimin de ilk zamanlardaki serzenişleri yok. Ailemin, mesleğimle alakalı durumdan olumsuz etkilendiğini düşünüyorum. Sürekli şehir değişikliğinden dolayı çocuklarım çok okul değiştirdiler. Bu bile benim için yeterli bir olumsuzluktur. Mümkün oldukça kendilerine vakit ayırmaya çalışıyorum. Çekmeköy Belediyesi ile ortak olarak yürüttüğünüz çalışmalar var mı? 26 yıllık meslek hayatımda çalışma anlamında en verimli ve uyumlu çalıştığım belediye Çekmeköy Belediyesidir. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki; Çekmeköy’ün eğitim ve kültür vadisi haline getirebilmek için elimizde olan tüm imkanları seferber ediyoruz. Çalışmalarımızda belediyemizin tüm desteğini yanımızda hissediyoruz. 7 renk 7 bölge eğitim ve kültürü içeren öğrencilere yönelik projede belediyemiz yine ilk sırada yer alıyor. Çekmeköy Belediyesinin bir farkı da imkanlarını herhangi bir karşılık beklemeden kullandırıyor olması. İçinde bulunduğumuz kaymakamlık binası, belediyeye ait olan bir binadır. Bu durum tam anlamıyla kardeşlik ve aile sıcaklığı altında uyumlu çalışmanın getirdiği sonuçlardır. Son olarak Çekmeköy 2023 aracılığıyla bu röportajı okuyanlara neler iletmek istersiniz? Herşeyin iyisini tek başına bilen idareci dönemi geçti. Her şeyin iyisini insanlarımızla birlikte tespit ederek güzelliklerini birlikte paylaşma durumundayız. Geleceğin İstanbul’unun ve Türkiye’nin inşasına katkı yapma anlamında, insanlarımızın kalplerindeki sıkıntıları gidererek muhabbet koyma anlamında ciddi bir gayret içindeyiz. Sevgi ve muhabbet sıfatının kendisi sevilmeye layıktır. Eğer kızacak bir şey arıyorsak varsa içimizdeki nefret duygusuna ve bizi kötüye yönlendiren nefsimize kızmamız gerekir. Memleketimizin birliğini ve dirliğini bozmaya çalışan dış güçlere kızmamız gerekir. Röportaj / Soner KARTAL HABERLER HAYATINIZIN EN GÜZEL GÜNÜ İÇİN HAZIRIZ İ stanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Çekmeköy Nikah Sarayı, Çekmeköy Belediyesi tarafından kullanıma hazır hale getiriliyor. Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz başkanlığında toplanan ekip, nikah sarayının bahar aylarında açılabilmesi için çalışmalarını hızlandırdı. İlgili birimlerden bilgi alan başkan Poyraz, ilk nikahın 15 Nisan’da kıyılacağının müjdesini verdi. 500 ve 330 kişilik iki kapalı nikah salonu bulunan nikah sarayında, açık hava düğünleri için açık alan bulunuyor. Nikah sarayında, sosyal tesis bölümü ile nikaha gelen misafirlerin yanı sıra diğer organizasyonlara da ev sahipliği yapılması planlanıyor. İşletmesi Çekmeköy Belediyesi’nde olacak nikah sarayındaki tüm organizasyonların kaliteli hizmet anlayışı çerçevesinde, düğün sahiplerini hiçbir detayla uğraştırmadan anahtar teslim yapılması hedefleniyor. Nikah sarayının, yemek menülerinin hazırlanması için gıda mühendisleri ve diyetisyenlerden danışmanlık hizmeti alınacak. 180 araç kapasiteli kapalı otoparklar aylık üyelik sistemi ile nikah günleri haricinde de Çekmeköy halkına hizmet verecek. Çekmeköy Nikah Sarayı’nda ayrıca; çiçekçi, fotoğrafçı, kuyumcu gibi dükkanlar açılarak, nikaha gelen misafirlere ve düğün sahiplerine hizmet verecek. Toplantıda başkan yardımcıları ile birlikte, ilgili birim müdürlerini dinleyen Başkan Poyraz, “Halkımıza verdiğimiz sözlerden birini daha yerine getirmenin heyecanı ve mutluluğunu yaşıyoruz. Son teknolojik sistemlerle alt yapısını oluşturduğumuz salonumuzunda Allah’ın izniyle Nisan ayının ikinci haftasında ilk nikahımızı kıyacağız” dedi. Çekmeköy2023 - 65 AKTÜEL ONLAR ’Ü YAPTIKLARI BİRBİRİNDEN ÖNEMLİ AÇIKLAMALARLA DERGİMİZE RENK KATANLAR İşte O Açıklamalardan Öne Çıkanlar… Mustafa Sandal “Kalbinizle yaptığınız her şey size geri dönecektir.” Hami Mandıralı Yavuz Seçkin “Yeteneğiniz sizi nereye götürüyorsa onun peşinden koşun.” “Benim işim sıkıntıları, düşünceleri çöpe attırmak.” Cüneyt Şen “Biri beni uyandırsın yaşananlar bir rüya olmalı. Türk futbolunun içinde bulunduğu durum kabustan farksız. Duygularımızla değil, aklımızla hareket edersek her alanda olduğu gibi sporda da başarı gelecektir.” Ebru Yaşar Cemal Kamacı “Bir daha dünyaya gelme şansım olsa, yine Çekmeköy’de yaşamak isterim.” 66 - Çekmeköy2023 Bekir Hazar “Eşkıyalar tarafından Çekmeköy’ü kuran yedi kişiden altısının nasıl öldürüldüğünü, yedincinin “Çekme tetiği” diyerek nasıl kurtulduğunu ve buradan ÇEKMEKÖY ismine gelindiğini kaçımız biliyoruz?” “Hiçbir zaman şöhret olma kaygısı içinde olmadım; sadece güzel işler yapma endişesi taşıdım.” Ender Saraç “Çekmeköy’de Türkiye’nin en güzel zayıflama detoks merkezini açmayı planlıyorum hatta yerleşmeyi bile planlarımın arasına almış durumdayım.” AKTÜEL TERCİH ETTİLER Sinan Özen Gezegen Mehmet “Bizler inançlı insanlarız, topraktan geldik ve dönüşümüz yine ona. Yapmak istediğim daha çok şey var. Sadece beni sevenlere değil tüm topluma faydalı olmak için bu gezegen ölene kadar dönmeye devam edecek.” Niran Ünsal Bilgehan Demir “Muhammed Ali 1964’te ilk kez dünya şampiyonu olduğunda Mike Tyson henüz doğmamıştı.” Sagopa Kajmer “Ben Rap’in krallarından geçtim, gönül sultanlarına bağlandım artık…” Ali Köse “Yeşiliyle, sakinliğiyle beni gerçekten etkileyen bir ilçe Çekmeköy. Yakın bir zamanda eğer Mevla da nasip ederse Çekmeköy’de oturmak istiyorum, çünkü ben doğaya aşık bir insanım. Beni doğaya atın ve lütfen unutun.” İbrahim Kalın Oğuz Dizer “Çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki, ileride koyun gibi güdülmesinler…” “Kendi peygamberleriyle dalga geçenlerden bizim peygamberimize saygı göstermelerini istedik. Vandalizm sevdalısı deli-kanlılar gibi. Ve kendi ellerimizle islamofobiyi besledik.” “Dünyanın en iyi sistemi kağıt üzerinde ne kadar iyi olursa olsun son tahlilde insanlarla hayata geçen bir şeydir. Onu yaşayacak, onu benimseyecek insanın ruh dünyası, hayal dünyası, zihin dünyası en az o sistemin kendisi kadar önemlidir.” Sadık Söztutan “25 yılımı verdiğim sporumuzun röntgenini çektim: tümör var!” Sinan Özen “Yıllardır müziğin içindeyim ancak entrikalara bulaşmadım, bu yüce Allah’ın sayesinde oldu. O’na çok dua ederim.” Muazzez Ersoy “En büyük zevkim ve keyfim, halk pazarlarına gitmektir. O pazarların bambaşka bir havası vardır. Beni her zaman etkilemiştir.” Recebim “Benim rakibim de, hedefim de, hayalim de yine benim. Kimse gibi değilim ve olmaya da çalışmam.” Çekmeköy2023 - 67 BULMACA 1’den 8’e kadar rakamları aşağıdaki Aşağıdaki daireyi sadece 3 Aşağıdaki yatay kutulara. birbirini takip eden tane düz çizgi çizerek yedi rakamlar yatay- dikey- çapraz olarak parçaya ayırabilir misin? çizgilerden hangisi daha bitişik karelerde olmayacak şekilde uzun? yazabilir misin? ABC BAĞLAMA Tüm noktaları kullanarak aynı harfleri birbirlerine bağlayın. Yalnızca yatay ve dikey çizgiler kullanın. Bağlantıları kesiştirmeyin. . . . . . . A . . . . B A . . C B . C . . . . . . . . . . . . . . . C . . . D . A . . . . B . . . . . . . . . . B . . . . . . . A C . . . . D . . . . . A D . . . B C . . C . . . . . . . . . . . . . D . . . . B A . . KÖPRÜDEN GEÇİR! Köprüden geçmek isteyen 4 kişi var ve bu kişiler aynı tarafta. Ellerinde bir tek fener olan bütün adamları karşı kıyıya geçirmek için yalnızca 17 dakikanız var. Gece olduğu için en fazla 2 kişi köprüden geçebilir. Köprüden kim geçerse geçsin feneri biri taşıyacak ve geri getirecektir. Adamların her birinin hızı farklıdır. Köprüyü geçen çiftler den biri daha hızlı dahi olsa yavaş olanın hızında geçebilir. 1.Adam köprüyü 1 dakikada geçiyor. 2.Adam köprüyü 2 dakikada geçiyor. 3.Adam köprüyü 5 dakikada geçiyor. 4.Adam köprüyü 10 dakikada geçiyor. Peki bu adamlar nasıl 17 dakikada köprünün karşı tarafına geçebilir? Hazırlayan: Aktif Beyin Akıl ve Zeka Oyunları Cevapları bir sonraki sayımızda bulabilirsiniz 68 - Çekmeköy2023 BULMACA BULMACA 1-İçinde akımsız elektrik yükü biriktirilen cihaz, yoğunlaç, meksefe 2-Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki 3-Suç bilimi (soldan sağa) 3-Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde (yukarıdan aşağı) 4-Su koymaya yarayan kulplu, emzikli kap 5-Akdeniz ülkelerinde yetişen, çiçekleri beyaz veya pembe renkli, kışın yapraklarını dökmeyen zehirli bir ağaççık 6-Hava koşullarında meydana gelen değişmeleri, iklim türlerini araştırıp hava durumu tahminlerinde bulunan bilim dalı 7-Saz, kabuk ve yaprak gibi bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü 8-Etkili söz söyleme sanatı 9-Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi, sistem, düzenek 10-Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer 11-Klasik Türk müziğinde bir makam 12-Yağlı, mayalı veya mayasız hamurdan yapılan çörek 13-Zirkonyumun simgesi 14-Nevşehir iline bağlı ilçemiz 15-Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert 16-Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça 17-Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas 18-Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume 19-Bir kişi veya eşya için ayırt edici özelliklerin bütünü 20-Avustralya yerlisi 21-Eğlence 22-Arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen, oturmaya veya yatmaya yarayan ev eşyası 23-1930 yılında keşfedilen, Güneş'e en uzak gezegen (soldan sağa) 23- Kefal türünden bir balık (yukarıdan aşağı) 24-Bir araya getirilerek çemberlerle tutturulmuş ensiz tahtalardan yapılan, yuvarlak, karnı şişkin ve altı üstü düz kap 25-Şanlıurfa ilimizin eski adı 26-Hoşlanarak bakma, seyretme Çekmeköy2023 - 69 HABERLER ÇANAKKALE GEÇİLMEZ 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 100. yılında Çekmeköy Belediyesi ile İlim Kültür ve Sosyal Etkinlikler Derneği (İLKDER) Turgut Özal Kültür Merkezinde ortaklaşa bir anma program düzenledi. Programa Çekmeköy Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız, Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcıları Şahmettin Yüksel ve Ahmet Epli, Çekmeköy Müftüsü Muhammet Suiçmez, Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Aktaş ve çok sayıda vatandaş katıldı. İLKDER Başkanı ve aynı zamanda Yeşilkayalar Camii İmam Hatibi Cafer Cici’nin yaptığı açılış konuşmasının ardından Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcısı Şahmettin Yüksel kürsüye çıktı. Tarihimizle ilgli, gençlerimizi her zaman bilgilendirmemiz gerektiğine vurgu yapan Başkan Yardımcısı sözlerine şöyle devam etti; “Belediyemizin bahçesine Çanakkale Platosu kuracağız. İstiyoruz ki geleceğimiz olan gençler Çanakkale ruhunu daha iyi yaşasınlar. Çekmeköy’de ki okullarda70 - Çekmeköy2023 ki 40.000 öğrencimizi o platoya taşıyıp Çanakkale ruhunu hep beraber yaşayacağız. Ayrıca Belediye Başkanımız Ahmet Poyraz’ın talimatıyla lise son sınıf öğrencilerimizi Çanakkale’ye götüreceğiz,”dedi. Şahmettin Yüksel’in konuşmasının ardından Çekmeköy Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız Kürsüye çıktı. Çanakkale ruhunun her zaman yaşatılmasına değinen Kaymakam sözlerine şöyle devam etti;” Şehitlerimiz, canlarını, mallarını ortaya koyarak vatan için, millet için, bayrak için şehadet şerbetini içtiler. Eskiden bize üç kıtada at koşturan şanlı Osmanlı Devleti derlerdi. Şimdi de biz altı kıtada güzelliği ve barışı canlandırmaya çalışıyoruz, mazlumların sığınağı olmaya gayret ediyoruz,” dedi. Yapılan konuşmaların ardından Çanakkale Zaferi’nin 100. Yıldönümüne istinaden Emekli Topçu Kıdemli Binbaşı Bünyamin Gökçe’nin anlatımı ve İLKDER gençlerinin hazırladığı “Çanakkale’den Çağımıza Ruh Nakli” isimli tiyatro oyununun sergilenmesiyle program son buldu. Tarihte Bu Ay 1 Nisan II. İnönü Zaferi (1921). Parti4 Nisan 1997 Milliyetçi Hareket keş’in si Genel Başkanı Alparslan Tür ölümü. et’in 5 Nisan 1453 Fatih Sultan Mehm gelişi. donanmasının İstanbul sularına a’nın 5 Nisan 1900 Gazi Osman Paş vefatı. Tut6 Nisan 1994 Ruanda’da Hutu ve alar, si Kabileleri arasında çıkan çatışm ilmyaklaşık bir milyon insanın katled esiyle sonuçlandı. id’in 7 Nisan 1789 Sultan I. Abdülham sı. ölümü ve III. Selim’in tahta çıkma atı. 9 Nisan 1588 Mimar Sinan’ın vef tı’nın 10 Nisan 1845 Emniyet Teşkila Nisan TARİHTE BU AY im’in 24 Nisan 1512 Yavuz Sultan Sel tahta çıkışı. aşı 24 Nisan 1877 Osmanlı-Rus Sav (93 harbi) çıkışı. 24 Nisan 1512 I. Selim’in tahta mesi 25 Nisan 1962 Anayasa Mahke kuruldu. rulu 26 Nisan 1961 Yüksek Seçim Ku kuruldu. er Fa26 Nisan 1986 Çernobil Nükle ciası. çatışması (1988). tan Süleymiz 27 Nisan 1495 Kanuni Sul 20 Nisan 571 Peygamber Efendi iladi man’ın doğumu. Hz. Muhammed (sav)’in (M Abdülhatlu 27 Nisan 1909 Sultan II. takvime göre) kainata teşrifi. (Ku Sultan mid Han’ın tahttan indirilişi ve Doğum Haftası 14-20 NİSAN) kabul Reşad’ın tahta çıkışı. 20 Nisan 1924 1924 Anayasası adının 28 Nisan 1915 “Hilal-i Ahmer” edildi. “Kızılay”a çevrilişi. . 23 Nisan 1920 TBMM’nin açılışı İtti29 Nisan 1909 Yıldız Sarayı’nın ı) (Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayram nin, hatçılarca yağmalanması. 24 Nisan 1830 Osmanlı Hükümeti’ ler’in intihar usun- 30 Nisan 1945 Adolf Hit Yunan devletinin kurulması hus yıp, edişi. da hazırlanan protokolü imzala n kaYunan devletinin varlığını resme 5. Ay 16 Nisan 1972 İnsanoğlunun cı ile yolculuğu “Apollo16” uzay ara başladı. ıtı’nın 17 Nisan 1954 Çanakkale An temelinin atılışı. Meh17 Nisan 1453 Fatih Sultan met’in İstanbul adalarını fethi. Cum17 Nisan 1993 Türkiye’nin 8. . hurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümü -ABD 18 Nisan 1988 Körfez’de İran kuruluşu. Çak12 Nisan 1950 Mareşal Fevzi mak’ın vefatı. i Co12 Nisan 1981 İlk Uzay Mekiğ lombia’nın fırlatılışı. 13 Nisan 1909 31 Mart Vak’ası. Kuru15 Nisan 1931 Türk Tarih mu’nun kuruluşu. bul etmesi. Çekmeköy2023 - 71 TARİFLER KÖRİ SOSLU TAVUK Malzemeler: Zeli ş Ze 200 gr tavuk göğsü 1 adet kırmızı biber 1 tatlı kaşığı köri 1 çay kaşığı pulbiber - 1 çay kaşığı soya sosu - 1 kahve fincanı krema - 1 kahve fincanı süt ları Sır u t f M ak n i’ - li h a B o l at Yapılışı: Tavukları ve kırmızı biberleri julyen kesip, tavada soya sosu ve çok az sıvı yağ ile soteliyoruz. Ardından köriyi ekliyoruz. Krema ve sütünü ekledikten sonra iyice pişiriyoruz. Pul biberini de ekleyip servis tabağına alıp yanında pilav ile servis ediyoruz. Afiyet olsun... 72 - Çekmeköy2023 TARİFLER YEŞİL ZEYTİNLİ SALATA Malzemeler: 200 gr. dolma yeşil zeytin 1 adet konserve kırmızı biber turşusu 2 adet salatalık turşusu 2 çorba kaşığı zeytinyağı 1/2 adet limon 1/2 demet dereotu 2 diş sarımsak Yapılışı: Öncelikle zeytinleri ince ince dilimleyiniz. Kırmızı biber turşusunu kibrit çöpü seklinde doğrayınız. Salatalık turşusunu küçük küp seklinde doğrayınız. Sos için, bir kase de dövülmüş sarımsak, 1/2 adet limon suyu, tuz, karabiber ve kıyılmış dereotunu karıştırınız. Büyük bir kaseye zeytini, salatalık ve biber turşusunu koyunuz, sosu üzerine dökünüz ve karıştırınız. Yarım saat buzdolabında beklettikten sonra servis tabağına alınız. Üzerini dereotu ile süsleyerek servis yapınız. Afiyet olsun… TAVUKLU PENNE Malzemeler: 300 gr tavuk fileto 1 paket krema 1 paket penne makarna 1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri 2 çorba kaşığı margarin 1 tatlı kaşığı kekik 1 çay kaşığı karabiber Tuz Yapılışı: Penne makarnanınızı dilediğiniz sertliğe uygun olacak şekilde bol suda haşlayınız. Ortalama 8 dakika haşlanması yeterli olacaktır. Bu arada kuşbaşı doğradığınız tavuk etini margarinle birlikte kavurmaya başlayınız. Etler suyunu salıp tekrar çekmeye başlayınca kremayı ilave edin ve 5 dakika daha birlikte pişiriniz. Bu sırada kekik, tuz ve karabiberi ilave ediniz. Kremalı et tamamen pişince kaşar peynirini de ekleyip 1-2 dakika karıştırınız. Haşlayıp süzdüğünüz penne makarnanızı da ekledikten sonra güzelce karıştırıp sıcak olarak servis ediniz. Afiyet olsun... Çekmeköy2023 - 73 Bunları Biliyor Musunuz? BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? 74 - Çekmeköy2023 Kaplumbağaların üç yıl hiçbir şey yiyip içmeden yaşayabildiklerini, Ketçabın önceden ilaç ola rak kullanıldığını, İncilerin sirkede eridikler ini, Bir yılanın 3 yıl uyuyab ildiğini, İçtiğimiz suların 3 milya r yaşında olduğunu, Karıncaların iki hafta su altında yaşayabildiklerini , Elma, soğan ve patatesin tadının aynı olduğunu, farkın sadece kokularınd kaynaklandığını, aslında an hepsinin aynı tatta olduğ un u, Dünyada her dakikada düşük şiddette depremin olduğunu, Tarih boyunca yeryüzün de bulunan altının 200 ka t daha fazlasının okyanu da bulunduğunu, slarMeşe ağaçlarının elli yaşın a gelmeden meşe palamud u vermediklerini, Bukalemunların dillerini n kendi vücutlarından 2 kat daha uzun olduğunu, Yarım kilo bal yapabilme k için arıların iki milyond an fazla çiçekten bitki öz toplamak zorunda olduk ü larını, Ördeğin sesinin yankı ya pmadığını, Bir bardak sıcak suyun, buzdolabındaki soğuk su dan daha çabuk donduğ Kediler için 7. kattan dü unu, şmenin, 32. kattan düşm ek ten da ha teh lik eli olduğunu (Çünkü kediler ancak 6. ka tta terminal hıza ulaşabil iyo rla r), Kelebeklerin ayaklarıyla tat aldıklarını biliyor mu ydunuz? ACİL TELEFONLAR Polis İmdat Vergi Danışma Hızır Acil Servis Ankesör Arıza Yangın İmdat Teleks Arıza Alo Doktorum Yanımda Data Arıza Telefon Arıza Kablo TV Arıza Sağlık Danışma Posta Kodu Danışma Su Arıza Uyandırma 155 189 112 122 110 123 113 124 121 126 184 119 185 135 Elektrik Arıza Milletlerarası Kayıt Gaz Arıza Bilinmeyen Numaralar Danışma Alo Zabıta Şehirlerarası Kayıt Alo Trafik Çağrı Jandarma İmdat Yerinde Olmayan Abone Alo Sahil Güvenlik Fono Tel Zehir Danışma TTNET 186 115 187 118 153 131 154 133 156 134 158 141 114 145 Alo Turizm Bilgi İnternet Çevir Sesi Kadın ve Sosyal Hizmetler Telekom Hizmet Danışma Telekom Borç Sorma Alo Gürültü Masal Müzik Orman Yangını İhbar Kodlu Arama Alo Valilik Alo Post Çevre Bilgi Uyuşturucu Bilgi Cenaze Hizmetleri 170 146 183 161 163 176 166 177 168 179 169 181 171 188 BİZ BÜYÜK BİR AİLEYİZ RÖPORTAJ ürlüğü Çekmeköy Belediyesi Zabıta Müd r i B r ı l ı n a ş a Y u l r u z u Daha Güvenli Daha Hin Çalışıyoruz Çekmeköy İç 0216 600 0 600 www.cekmekoy.bel.tr Çekmeköy2023 - 75 RÖPORTAJ BİZ O’NU ÇOK SEVDİK [ Çekmeköy Belediyesi Siyer-i Nebi Yarışması ] ÖDÜL TÖRENİNE DAVET CUMHURBAŞKANIMIZIN KATILIMLARIYLA 18 NİSAN 2015 saat: 20.00 HALİÇ KONGRE MERKEZİ 76 - Çekmeköy2023 www.bizonucoksevdik.com
Benzer belgeler
Mart 2015 - Çekmeköy Belediyesi
Şenol Çetin-Başkan Yardımcısı
Latif Coşar-Başkan Yardımcısı
Eyüp Yıldırım-Başkan Yardımcısı
Hasan Öztürk-Başkan Yardımcısı
Ahmet Epli-Başkan Yardımcısı
Fatih Sırmacı-Başkan Yardımcısı
Genel Yayın K...
RAFET EL ROMAN - Çekmeköy Belediyesi
Şenol Çetin-Başkan Yardımcısı
Latif Coşar-Başkan Yardımcısı
Eyüp Yıldırım-Başkan Yardımcısı
Hasan Öztürk-Başkan Yardımcısı
Ahmet Epli-Başkan Yardımcısı
Fatih Sırmacı-Başkan Yardımcısı
Genel Yayın K...
Şubat 2015 - Çekmeköy Belediyesi
Eyüp Yıldırım-Başkan Yardımcısı
Hasan Öztürk-Başkan Yardımcısı
Ahmet Epli-Başkan Yardımcısı
Fatih Sırmacı-Başkan Yardımcısı
Genel Yayın Koordinatörü
Muhammed Sarı
Kültür ve Sosyal İşler Müdürü
ender saraç - Çekmeköy 2023
Soner KARTAL / Editör
Nisan 2015 Yıl:1 SAYI:5
Çekmeköy Belediyesi Adına
İmtiyaz Sahibi
Ahmet POYRAZ
Genel Yayın Yönetmeni
Şahmettin Yüksel
Başkan Yardımcısı