Gazeteyi okumak buraya tıklayın
Transkript
8 saray Sayı:81- 31 Ekim 2012 Çocukta Davranış Eğitimi Sevcan Kasapoğlu - Serdarlı Çocuklarda istediğiniz davranışları nasıl arttırabilirsiniz? a) Överek b) Gülümseyerek, sarılarak, öperek c) Sevdiği bir işi yaparak ( Örneğin bir öykü okuyarak, TV de sevdiği bir programı yada bir çizgi filmi izlemesine izin vererek, parka götürerek gibi.) d) Küçük bir hediye vererek ( Örneğin bir şeker yada çikolata gibi) Unutmayın ki çocuk ödüllendirildiğinde başardığını anlayacaktır, ve bu onun bu davranışını sürdürmesini güçlendirecektir. Unutmayın ki, övgü ana babaların’da kendilerini iyi hissetmelerini sağlar, devamlı eleştirmek ve tehdit etmek ana babaların da kendilerini kötü hissetmelerini sağlar. Unutmayın istediğiniz davranışı övün ve istemediğiniz davranışı görmezden gelin. Olumlu davranışları hemen açık bir biçimde ve her seferinde ödüllendirin. Çocuğunuza sizin hoşunuza giden şeyin ne olduğunu söyleyin. Olumsuz davranışları her seferinde tutarlı biçimde görmezden gelin. Bu davranışı başkasının ödüllendirmesine izin vermeyin. Olumsuz davranışlarıyla ilgi çektiklerinde çocuklar sıklıkla bu durumdan hoşnut olurlar. Onlara dargın olduğunuz zaman bile aslında onlara ilgi göstermiş olursunuz bu nedenle yalnızca görmezden gelmeye çalışın. Bağırarak, vurarak, küserek de olsa ilgilenmek istenmeyen davranışları arttırır. Eğer onun şeker yemesini istemiyorsanız bu isteği duymazdan gelin, hiç pesetmeyin. Bunu her şeker isteyerek ağladığında yapmalısınız. BAZEN İSTENMEYEN DAVRANIŞLARI GÖRMEZDEN GELMEK MÜMKÜN OLMAYABİLİR Eğer davranışlar tehlikeli ve yıkıcı ise o zaman HAYIR demek zorunda kalabilirsiniz ya da onu oradan uzaklaştırmak ve hareketlerini kısıtlamak gerekebilir. Sürekli eleştiri bir süre sonra çocuk için anlamsızlaşır. Eğer HAYIR sözünü çok sık duyarsa kulaklarını tıkamaya başlayacaktır. Bu nedenle HAYIR demenizin çok önemli olduğuna karar verdikten sonra bunu sürdürmelisiniz. Anababaların yerine getiremedikleri boş tehditleri bir süre sonra çocuğunana babalarının sözüne inanmamasına neden olur.*** NASIL DAVRANAN BİR ÇOCUK İSTERSİNİZ 1. Net ve açık kurallar koyun: Örneğin yatağa yatış saati, yemek zamanları belli değişmez düzen içinde gerçekleşsin 2. Yapmasını istediğiniz şeyleri net ve tutarlı biçimde anlatın. Çocuğunuzun sizin ne söylediğinizi tam anladığından emin misiniz? 3. Yeni istenen davranışlar öğretin: a) Yönlendirme: Göstererek, yardımcı olarak ve yapabilmesine izin vererek yeni bir davranış öğretebilirsiniz b) Her seferde tek bir adım: Zor işleri daha küçük adımlara bölerek çocuğun her seferde bir adım öğrenmesini sağlayabilirsiniz. c) Başkalarından öğrenme: Çocuklar anababalarını örnek alır onlar gibi davranırlar. d) Çocuğunuzun sizin istediğiniz gibi birşey yaptığını farketmeye dikkat edin ve onu hemen övün. ÇOCUĞUNUZA DUYGULARIYLA NASIL BAŞ EDECEĞİNİ ÖĞRETİN 1. Çocuğunuzun size anlattıklarını dikkatle ve sessizce dinleyin 2. Onların duygularını anladığınızı kısaca ifade edin ( evet, anladım gibi) Bakanı Taha Barvari takıma ayda 2 milyon, biz kurucu heyet üyelerine ise benzer bir miktarda para tahsis etti. Ancak bir süre sonra bu para kesildi” dedi. Takım olarak birçok sorunları bulunduğunu, malzemelerini kendi ceplerinden ödeyerek aldıklarını dile getiren yetkili, takımda 9 üyeden birisinin kadın olduğunu söyledi. Takımın şahin grubunun Fransa, Arap Emirlikleri, Türkiye, Yemen, Libya ve Suriye’de birçok şampiyonaya katıldığını hatırlatan Hamit, sıkıntılarına çare istedi. Takımın diğer bir yetkilisi Mehdi Casım ise, yetkilileri bu oyuna önem vermeye çağırdı. Ancak bu oyunun bölgemizde ilgi görmediğini ifade eden Casım, ilgi beklediklerini söyledi. Takım üyesi Semir Cemal Reşit, paraşüt sporu alanında bugüne kadar 13 kursa katıldığını kaydetti. Birçok paraşütçü yetiştirdiğini dile getiren Reşit, paraşüt takımı kurmak için büyük miktarda bir paraya ihtiyaç duyduklarını söyledi. Reşit, yetkilileri desteğe çağırdı. Takımın oyuncularından Havkar Muhammet, kimsenin kendilerini desteklememesinden yakındı. Tanesi 4 bin dolar olan iki paraşütü kendisinin aldığını dile getiren Muhammet, birkaç yıldır bu oyunun içinde olduğunu söyledi. Oyuncu Ceylan Nasır da hükümeti yardım ve desteğe çağırdı. Saray’a konuşan Nasır, bu spor dalının bölge için önemli olduğunu savundu. Oyuncu Haval Celal ise halkın böyle bir takımın varlığından haberdar olmadığını söyledi. Dünyada büyük ilgi gören havacılık sporunun hükümetin desteğine ihtiyaç duyduğunu kaydetti. 3. Çocuğunuzun tanımlamaya çalıştığı duygusunun adını koyun. (çok kırılmış olmalısın vs.. gibi) Erbil Havayolları Takımı’na destek verilmiyor Karzan Hevleri-Erbil Bir grup genç tarafından üç yıl önce kurulan Erbil Havayolları Takımı’na hiçbir kurum destek vermiyor. 2008’de kurulan takım bölgeyi dünyaya tanıtmayı hedefliyor. Erbil’de kurulan takımın üyeleri, binanın kirasını bile kendileri ödüyor. Adının açıklanmasını istemeyen bir kaynak takımın kapatılmasının istendiğini iddia etti. Takım yetkilisi Haydar Hamit, bölgede havacılık bilincini yaymak istediklerini söyledi. Saray’a konuşan Hamit, takımda paraşüt, akrobasi uçuş ve havacılık bölümlerinin bulunduğunu söyledi. Takımın bugüne kadar bir kurs açmayı başardığını ifade eden yetkili, ilk kurulduğunda takıma ayda iki milyon, kurucu heyete ise benzer bir miktarda para tahsis edildiğini söyledi. Hamit, “Takımımız ilk kurulduğunda dönemin Spor Eski futbolcu, faal teknik direktör Lothar Herbert Matthäus’un yeşil sahadaki başarıları 2000 yılında ABD takımı Metro Stars’da 16 maç forma giymiş ve futbolu bırakmıştır. 21 Mars 1961 Almanya doğumlu Lothar Herbert Matthäus kariyerine olağanüstü enerjiye sahip bir orta saha oyuncusu olarak başlamış ve daha sonra defansta oynamıştır. Her iki pozisyonda da mükemmel performans sergileyen futbolcu, Avrupa’nın önde gelen iki kulübü Bayern ve İnter’de geçirdiği sezonlarda çok sayıda başarı elde etmiştir. Şampiyonlar ligi şampiyonluğu dışında bütün şampiyonlukları yaşamıştır. 5 Dünya Kupasında forma giyen bir oyuncu olarak ulaşılması güç bir rekora imza atmıştı. Milli Takım Kariyeri Kulüp kariyeri Futbol yaşamına FC Herzogenaurach futbol kulübünün altyapısında başladı. 1979 yılında daha 18 yaşındayken Borussia Monchengladbach takımında oynamaya başladı. M’gladbach’da parladıktan sonra Bayern Münih’e geçen Matthaus, 85,86,87 yıllarında 3 yıl üst üste şampiyonluk sevinci yaşadı. Daha sonra İtalya’nın en güçlü takımlarından İnter’e geçen Matthaus, burada da 1989 yılında lig şampiyonluğu yaşadı. İnter’le 1991 yılında UEFA kupası sevinci yaşadıktan sonra tekrar Bayern Münih’e döndü. Bayern ile 94,97,99,2000 yıllarında 4 şampiyonluk daha yaşadı. 1996 yılında ise UEFA kupası şampiyonluğu sevincini tekrar yaşadı. Şampiyonlar liginde, Bayern Münih ile 2 kez final oynamış ama ikisini de dramatik bir şekilde kaybetmiştir. 1987 yılında o zamanki adıyla Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Porto ile karşılaşan Bayern Münih, maçın son 10 dakikasında yediği 2 golle 2-1 mağlup olmuş ve kaybetmiştir. 1999 yılındaki finalde ise rakip Manchester United’dır. 90. dakikaya kadar 1-0 önde olan Bayern, 90+1’deTeddy Sheringham ve 90+3’de Ole Gunnar Solskjaer’ın attığı gollere engel olamamış ve yine kaybetmiştir. Başyazar Yardımcısı İsa Abdulkahhar DİZGİ ROMAN BEKİR 1980 Avrupa Futbol Şampiyonası, milli takım kadrosuna çağrıldığında henüz 19 yaşındaydı. Almanya bu kupayı kazanırken, Matthaus’da genç yaşında ilk büyük şampiyonluğun sevincini yaşıyordu. Daha sonra sırasıyla 1982 Dünya Kupası, 1984 Avrupa Şampiyonası, 1986 Dünya Kupası, 1988 Avrupa Şampiyonalarında forma giydi.Kaptan olarak çıktığı 1990 Dünya Kupasında ise Dünya Şampiyonluğu yaşadı. 1990 Dünya Kupasında, şampiyonluk sevincinin yanında turnuvanın en iyi oyuncusu seçilerek ayrı bir sevinç yaşadı. 1994 ve 1998 Dünya Kupası ve 2000 Avrupa Futbol Şampiyonasında da forma giydikten sonra futbolu bırakmıştır. Teknik Direktörlük Kariyeri Teknik adamlık kariyerine 20012002 sezonunda Avusturya ekibi Rapid Wien’i çalıştırarak başladı. Takım o sezonu 8. olarak bitirdi. 2002-2003 sezonunda Sırp ekibi Partizan’ın başına geçen Matthaus burada önemli işler yaptı. İlk geldiği sezonda takımı şampiyon yapmayı başardı. Şampiyonlar ligine katılabilmek için, ön elemeyi geçmesi gereken Partizan’ın rakibi, güçlü İngiliz ekibi Newcastle United’dı. İki maçta 1-0’lık skorlarla bitince maç penaltılara kaldı. Penaltılarda rakibini elemeyi başaran Partizan, Şampiyonlar Ligi’ne katılmayı başardı. Şampiyonlar liginde F grubunda, Real Madrid, Porto ve Marsilya ile eşleşen Partizan, grupta aldığı 3 beraberlik ve 3 puan ile, 4 puanlı Marsilya’nın ardında son sırada yer alarak Avrupa kupalarına veda etti. Sezon sonunda kulüpten ayrıldı. 2003 yılında Macaristan milli takımının başına geçerek milli takım antrenörlüğü kariyerine başlamış oldu. 2004 Avrupa Futbol Şampiyonasına katılabilme yolunda Macaristan 4. grupta İsveç, Letonya, Polonya ve San Marino ile birlikte yer aldı. Grubu İsveç 17 puanla lider olarak bitirirken, Macaristan 11 puanla 4.sırada bitirdi ve şampiyonaya katılamadı. 2006 Dünya Kupası elemelerinde yine Macaristan’ın başındaydı. 8.grupta Hırvatistan, İsveç, Bulgaristan, İzlanda ve Malta ile birlikte yer alan Macaristan grubu 14 puanla 4.sırada bitirdi ve dünya kupasına gidemedi. Bununla birlikte Matthaus, Macar milli takımı görevini bıraktı. 2006 yılının ilk sezonunda sürpriz bir şekilde Brezilya takımlarından Atletico Paranaense’nin başına geçen Matthaus, sezon ortasında buradan ayrıldı. 2006-2007 sezonunu tekrar Avusturya’ya döne- BAŞYAZAR 07504487791 07704487791 Email: [email protected] Email: [email protected] rek Red Bull Salzburg takımında geçirdi. Sezon sonunda şampiyonluk ipini göğüslemeyi başardı ve takımdan ayrıldı. 2007-2008 sezonunu boş geçiren Matthaus 2008-2009 sezonunda İsrail ekibi Maccabi Netanya’yı çalıştırdı. 2010 sezonundan itibaren Bulgaristan Millî Futbol Takımının başındadır. Özel yaşamı Tam 4 kez evlenen Matthaus’un, 3 çocuğu bulunmaktadır. 1981 yılında evlendiği ilk eşi Silvia’dan, Alisa ve Viola isimli 2 kız çocuğu olmuştur. 1992 yılında eşinden boşanmıştır. 1994’de İsviçre’li model ve tv sunucusu Lolita Morena ile evlendi. Bu evlilikten de Loris isimli bir oğlu oldu. Bu eşinden de 1999 yılında ayrılmıştır. 2003’de Partizan’ı çalıştırırken tanıştığı, Sırp Marijana Kostic ile evlendi. 2007 yılında ayrılan çiftin resmi boşanmaları ise 2009 yılında oldu. 2008 yılında Almanya’da yapılan, Oktoberfest Bira festivalinde tanıştığı Ukrayna’lı Liliana Chudinova ile Amerika’nın eğlence şehri Las Vegas’ta evlendi. Evlendiklerinde Matthaus 47, eşi Liliana ise 21 yaşındaydı. Bir süre Matthaus’un görev yaptığı İsrail’de yaşadılar. Eşi Liliana yerel bir üniversitede gazetecilik üzerine çalışmalar yapmaktadır. Çiftin ayrılacağına dair haberler basında çıkmıştı. Adres: Erbil, Minare Mahallesi, Aşgal Caddesi 7 saray Sayı:81 - 31 Ekim 2012 Alexander Graham Bell’in hayatı ve başarıları Saray 3 Mart 1847 Edinburgh, İskoçya’da doğdu. 1876’da telefonun icadı ile tanınan Alexander Graham Bell önce Ontario’ya, daha sonra Boston’a yerleşti. Aslında Graham Bell, sağırların sessizliğini ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Bunu başaramadı ama her gün yeni bir özelliğe kavuşan telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını sağladı. Telefonun yaratıcılarından olan Graham Bell’in annesi doğuştan sağırdı. Dedesi ve babası yıllarını sağırlara adadı. Özellikle babası sağırlara duymasalar bile konuşmayı öğretmenin yollarını geliştirmeye çalıştı. İki kardeşi veremden ölünce, babası kalan tek oğlunun sağlığı için Kanada’ya göçtü. Babasının ölümünden sonra onun çalışmalarını tanıtmak ve yaymak için çabalayan Graham Bell ABD’ye gitti. Burada bir süre sağırlara dil öğretmeni yetiştiren okulda çalıştı. Daha sonra kendi okulunu kurdu. Ünü kısa sürede yayılan Bell, Oxford Üniversitesi’ne konuk öğretmen olarak çağrıldı. İngiltere’de eline geçen Alman Hermann von Helmholz adlı bilginin işitme fizyolojisine ilişkin kitabını okudu. Müzik sesinin bir tel aracılığı ile aktarılabilineceği düşüncesi üzerinde yoğunlaştı. Bu sırada başka bilim adamları da bu konularda çalışmalar yürütüyordu. Ilisha Gray bunlardan biriydi. İngiletere’den dönen Bell, Boston Üniversitesi İnsan Sesi Fizyolojisi dalı profesörlüğüne getirildi. Kuramsal bilgilerini teknik destekle yaşama geçirmeye ve işitme engelliler için duymalarını sağlayacak aletler yapmaya girişti. Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya başladı. Çalışmalarını yürütmek için maddi destek gerektiğinde kendisine Avukat Gardnier Greene Hubbart yardım elini uzattı. Bell ve Watson 1875 yılında sesin tel üzerinden bir başka yere gittiğini ortaya çıkardı. Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. 14 Şubat 1876 günü Bell ve Gray telefon patenti almak için ayrı ayrı başvuru yaptı. Bell’e 7 Mart günü istediği patent verildi. 174.465 nolu patentini alan Bell atölyede denemelerini sürdürürken telefonu çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü. Watson’u yardıma çağırdı: “Bay Watson, çabuk buraya gelin. Sizi istiyorum.” Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson Bell’in sesini “telefon”dan duydu. ABD’nin 100’üncü kuruluş yıldönümüne denk gelen bu buluşu ona düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart Ailesi’nden Mabel ile bir yıl sonra evlendi. Eşi dört yaşından beri sağırdı. Bell öğrencisi olarak tanıdığı ve daha sonra evlendiği Mabel’e derin bir sevgi duydu. Artan ününe karşın hiçbir zaman ne eşini ne de sağırları unuttu. Eşine yazdığı bir mektupta “Eşin, hangi noktaya çıkarsa çıksın, ne denli zengin olursa olsun, emin ol sağırları ve onların sorunlarını her zaman düşünecektir” diye yazmıştır. Bugün öne çıkan buluşlarının gölgesinde kalan yapıtlarının çoğu sağırlık konusundaydı. Sağır annesinin ve eşinin duyamadığı sesleri kaydetmeyi başardı. “Gramofon”dan kazandığı parayı bugün de sağırlar için çalışmalar yürüten Alexander Graham Bell Sağırlar Kurumu’na harcadı. Fransa hükûmeti insanlığa hizme- tinden dolayı onur ödülü ve para ödülü verdi. Verilen parayı Washington’da Sağırlar için Volta Enstitüsü’nü kurmada kullandı. İlk el telefonunu geliştirmek için Bell teknik sorunları alt etmeye çalışırken bir yandan da kendisini dava eden Gray’a karşı hukuk savaşı verdi. Telefon atölyeden 4 yılda çıkabildi. 1880 yılında Bell’e yardım eden Tainer radyofon adını verdikleri aleti denedi. Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiği Bell’e telefonla seslendi “Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen pencerenin önüne gelip şapkanızı sallayın.” Bell şapkasını salladığında artık telefon doğumunun ardından emeklemeye başladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon şebekesine sahip kent oldu. Telefon yakın yıllara dek Türkiye’de olduğu gibi santraller ve memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. Bir süre sonra santrallerde erkek memur yerine kadın memurun çalışması geleneği başladı. İlk kadın santral memuru da Boston’da çalışmaya başlayan Emma Nut oldu. Kimi siyah beyaz filmlerde gülme konusu yapılan “manyetolu telefon” görüşmeleri 1899 yılında Almon B. Stowger adlı birinin katkısı ile otomatikleşmeye yöneldi. İşin garip tarafı Stowger telefoncu değil cenaze levazımatçısıydı. Rakibinin eşi telefon şirketinde çalışıyordu. Cenaze işleri için Strowger’ı arayanları bu memur kendi eşine bağlıyordu. Bu zor durum karşısında çözüm bulmak için kolları sıvayan Strowger otomatik santralı yapmayı başardı. Halk yeni telefona “kızsız telefon” adını taktı. Bugünkü telefonlara benzemeyen bir biçimdeydi. Üzerinde birler, onlar, yüzler basamağını temsil eden üç tuş bulunuyordu. Bağlanmak istenen numara tuşlara aranan numarada yer alan rakamın değeri kadar basılarak sağlanıyordu. Arayan kişi tuşa kaç kez bastığını sık sık şaşırdığı için karmaşaya da yol açıyordu. Bunun da çözümü çok geçmeden bulundu. Kısa sürede New York sokaklarını telefon direkleri ve kablo hatları örümcek ağı gibi kapladı. Yürünmez bir hale gelen sokaklardaki bir telefon direği kabloları tutan 50 çapraz tahta taşıyordu. Telefon günlük yaşama değişik biçimlerde girmeye başladı. O yıllarda yayımlanan gazetelere verilen bir reklamda telefon şöyle tanıtıldı: “Sohbet. Ağızdan kulağa telefonla konuşarak çok daha rahat...” Bell 1915 yılında New York’u San Francisco’ya bağlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü unutmadı. Watson’a “Watson seni istiyorum, buraya gel” dedi. Telefonun olanaklarından yararlanarak müşteri çekmek isteyen oteller arasında kıyasıya bir savaş başladı. Oteller ünlü müzik, tiyatro, opera, konser salonlarına bağlanan telefon “Tiyatrofon” hattı ile aldıkları sesi lobilerinde oturan müşterilerine dinletmeye başladı. Bu evlere ve iş yerlerine yayıldı. Graham Bell belleklerde telefonun bulucusu olarak yer etse de adının öne çıkmadığı çalışmaları da vardı. Bunlardan biri büyük bir ilgi ile tüm dünyanın izlediği National Geographic dergisindeki yöneticiliğiydi. Yüzyirmi yıl önce silahlı saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan ABD Başkanı Garfield’ın bedenindeki kurşunların yerini belirlemede ilk kez kullandığı telefonik sonda, Röntgen’in X ışınları ile tanıyı geliştirilmesinde kullanıldı. Deniz ve hava taşımacılığı için projeler gerçekleştirdi. Sağırlığa karşı yürütülen savaşımın sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluşu armağan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı “çan” resimleri kullanıldı. saray 6 Hülya Avşar Ekimde En Çok Konuşulan İsim Oldu Sayı:81- 31 Ekim 2012 Ekim ayının en medyatik ünlüleri açıklandı. Medya Takip Merkezi’nin hazırladığı magazin gündemi araştırmasına göre Hülya Avşaradından en çok söz ettiren ünlü olurken, onu Türkan Şoray ve Orhan Gencebay takip etti. Medya Takip Merkezi’nin Ekim ayını kapsayan magazin gündemi araştırmasına göre, ayın en çok konuşulan ünlü ismi Hülya Avşar oldu. Önceki aya oranla haberlerini yüzde 100 arttırmayı başaran Avşar, ay boyunca 4 bini aşkın haber ve yazı ile gündeme geldi. Altın Portakal Film Festivali’n- Acun Ilıcalı, gayrimenkul yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. 4 milyon dolara boğaza tepeden bakacak. Acun Ilıcalı, gayrimenkul yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Yapımcı; Zincirlikuyu’daki Zorlu Center’dan Boğaz manzaralı ultra lüks bir daire satın aldı. İSTANBUL BOĞAZI’NA TEPEDEN BAKACAK de jüri başkanlığı yapmasıyla adından sıkça söz ettiren Avşar, “Derin Düşünce” filmini diskalifiye etmesiyle de medyada geniş yer buldu. Katıldı- ğı yetenek programları ve Van depreminde yıkılan öğretmenevinin yerine yenisini yaptırması Avşar’la ilgili konuşulan konular arasında yer aldı. Araştırmaya göre, ayın medyada öne çıkan diğer ünlüsü Türkan Şoray oldu. Altın Portakal ve Onur Ödülleri Töreni’nde festival açılışlarını yapması ile medyanın ilgisini toplayan Şoray, festivalde “Sanatta Sosyal Sorumluluk Ödülü”nün de sahibi oldu. Atilla Dorsay’ın 2007-2012 yıllarında çektiği Türkan Şorayfotoğraflarından oluşan “Türkan Sultan’a Armağan” isimli serginin açılmasıyla da gündeme gelen ünlü sanatçı, toplamda 2 bini aşan haber ve yazıda yer aldı. Sanatta 60. yılını kutlayan Orhan Gencebay ise, Ekim Acun Doymak Bilmiyor! Özcan’ın Son Filmi Tartışma Yarattı Yapımcı Acun Ilıcalı, dillere destan malvarlığını her geçen gün artırıyor... Beykoz Konakları’nda 12 odalı, 650 metrekarelik bir villada yaşayan Ilıcalı, lüks bir daire daha satın aldı. Yapımcı, tercihiniZincirlikuyu’daki Zorlu Center’dan yana kullandı. Acun Ilıcalı, Zorlu Center’ın 16. katındaki 100 metrekarelik bir dairenin sahibi oldu. MAL VARLIĞI DUDAK ISIRTIYOR Ünlü televizyoncu; bu dairesine tam 4 milyon dolar ödedi. Kısa bir süre içerisinde daireyi zevkine göre dekore ettireceği öğrenilen Acun Ilıcalı’nın bilinen malvarlığı ise şöyle: Beykoz, Levent ve Bodrum’da villa, özel uçak, Miami’de daire, Ferrari otomobil, Range Rover cip, 1 yat, 1 sürat teknesi, Çamlıca’da dubleks daire. Cansu Dere’yi Astılar! “Muhteşem Yüzyıl”da Firuze’nin asılma sahnesi geceye damgasını vurdu. “Muhteşem Yüzyıl” yeni bölümüyle yine nefesleri kesti. Heyecanlı sahneleriyle ekranlara gelen “Muhteşem Yüzyıl”da soluksuz izlenen sahne Hürrem Gösterime girecek olan Evim Sensin filminde Özcan Deniz ile Fahriye Evcen birlikte başrolde yer alıyor. Filmin yapımcılığını ve yönetmenliğini de Özcan Deniz üstlendi. Filmin jeneriğine “Uyarlama SenaryoÖzcan Deniz” diye yazdıran Özcan Deniz, böylelikle tepkileri dindirmeye çalıştı. Erken bunama hastalığına yakalanan sevgilisine (Fahriye Evcen) kendisini adayan gencin (Özcan Deniz) öyküsünün anlatıldığı film; ‘A Moment to Remember’ adlı Güney Kore filmine benzediği yönünde eleştiriliyor. Filmin tanıtım bülteninde de hakları Avşar Film’e ait olan bir Kore filminden uyarlandığı ibaresi iliştirildi. ayında medyanın en çok söz ettiği ünlü isimlerden bir diğeri oldu. Gencebay’ın sanat hayatına damga vurmuş 33 eserini 32 sanatçının yeniden yorumladığı “Orhan Gencebay’la Bir Ömür” isimli albüm, ay boyunca sanatçının en çok konuşulduğu haberlerin başında yer aldı. Albümün tanıtımı için İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşen davette albümde yer alan sanatçılar eserleri seslendirirken, davete bin 500 kişinin katıldığı öğrenildi. Orhan Gencebay, ayı 2 bine yakın haber ve yazı ile tamamladı. Sultan’nın, Firuzeyi asma sahnesi oldu. Hürrem Sultan, Firuze’nin “eğer beni bir daha öldürmeye kalkarsan, kendimi size karşı müdafa etmek zorunda kalırım” sözünün ardındanHürrem Sultan, Firuze’yi öldürmek için fırsat kollamaya başladı. FİRUZE’Yİ ASTILAR Sultan Süleyman’ın av köşküne gitmesini fırsat bilen Hürrem, Firuze’nin yanında olan Hafife Hatun ve Kirazı’da aradan çıkartarak yanına aldığı Nigar Hatun’la birlikte Firuze’yi astılar. Seda Sayan Sosyete Pazarında Seda Sayan, önceki gün kendi televizyon programı için Erkan Petekkaya’nın Şişli’de ‘Sosyete Pazarı’ adı altında açtığı iş hanını ziyaret etti. Sayan’ı, aralarındaki ilişkiyi reddettiği Erkan Çelik de yalnız bırakmadı. Mekanda iki saate yakın çekim yapan Sayan, “Semt pazarlarında büyüdüm. Marka bağımlısı da değilim” dedi. Sayan mekan çıkışı gazetecilerin, “Yeniden evlenmeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna da “Yok aman hadi sizi seviyorum” diyerek cevap verdi. saray 5 Erbil Vali Yardımcısı: Kale’deki kiracılara tazminat ödedik Sayı:81- 31 Ekim 2012 Röp: Seyit Fahrettin Erbilli Erbil Vali Yardımcısı Tahir Abdullah, şehirde tramvay projesine başlayacaklarını söyledi. Saray’a konuşan Abdullah,” Kale’deki kiracılara tazminat ödedik” dedi. Ancak bütçe sıkıntısı nedeniyle Kale’deki ev sahiplerine henüz tazminat ödenmediğini ifade eden vali yardımcısı, şehirde gerçekleştirecekleri projeler hakkında bilgi verdi. Saray: Kale çevresindeki mahallelerde bulunan ev ve dükkanların tamir edilmemesi konusunda Erbil Belediyesi’nin kesin talimatları var, neden peki? T.Abdullah: Çünkü bu mahalleler korunması gereken eski yerlerdir. Biz bu mahalleleri orijinal haline uygun şekilde restore edeceğiz. Saray: Kale’deki ev sahiplerinin çoğuna henüz tazminat ödenmediğinden bahsediliyor. Bunun için bütçenin yeterli olmadığı iddia ediliyor. Doğru mu bu? T.Abdullah: Kiracılara tazminat ödendi. Ancak mülk sahiplerine henüz ödenmedi. Bu da elbette bütçe ile alakalıdır. Saray: Erbil için tramvay projesi dışında ne gibi projeleriniz var? T.Abdullah: Erbil için umarım iyi şeyler yapılır. Ancak yakın gelecekte elimizde başka projemiz bulunmuyor. Saray: Çalışmalarınızda ve aldığınız kararlarda Erbil il meclisine danışıyor musunuz? T.Abdullah: Onlar denetici merci oldukları için kendilerine danışmıyoruz. Buna gerek duymuyoruz. Eğer bir karar almamız söz konusuysa kendilerine bilgi veriyoruz. Saray: Park inşasında neden daha çok merkeze yoğunlaşıyorsunuz, biraz da Erbil etrafına çıkmanız gerekmez mi? T.Abdullah: Erbil etrafı için de planlarımız var. Örneğin Daratu’da bir park yapımı söz konusudur. Tabi ki bu Habat, Rizgari ve Benislava için de geçerlidir. Saray: Neden bazı projeler ağır yürüyor ve zamanında tamamlanmıyor? T.Abdullah: Bunun elbette sebepleri var. Örneğin, Erbil merkezinde yapılan restorasyon ve ekleme çalışmalarında biraz gecikme söz konusudur. Ancak bu gecikmenin sebebi yapılan işin profesyonellik gerektirdiğidir. Biliyorsunuz burası Erbil Belediye Başkanı Ali Reşit: Arazi dağıtımında adaletsizlik oldu Röp Seyit Fahrettin Erbilli Erbil Belediye Başkanı mühendis Ali Reşit, memurlara yönelik arazi dağıtım sistemini eleştirdi. Dağıtımda adalet ilkesine riayet edilmediğini ifade eden Reşit, “Sistemde adaletsizlik var, dolayısıyla memurlara arazi yerine para verilmeli” dedi. Reşit, “Kamu arazilerine yapılan yasadışı yapılaşmaları gerçekleştirenlere ceza vermek yerine kendilerini ödüllendiriyorduk” diye konuştu. Saray: Erbil’de dağıtılacak arazi kaldı mı? A.Reşit: Kaldı mı, bitti mi bilemem. Ancak arazi kime dağıtılsın, memurlara mı? Peki, memur olmayanlar ne yapsın? Acaba bunların da arazi alma hakkı yok mu? Bunların hakkını kim arayacak? Veya arazi belediye çalışanlarına dağıtılırsa diğer dairelerde çalışanlara ne olacak? Dolayısıyla burada adaletli davranılması çok önemlidir. Bence hükümet arazi yerine para versin. Çünkü dediğim gibi, sistemde adaletsizlik var. Bir de şöyle bir şey var; Acaba dağıtılan araziler lüks ve pahalı yerler mi, yoksa ucuz yerler mi? Bu şehit aileleri için de söz konusudur. Çünkü bunlar arasında da ayrım yapılıyor. Görüyoruz ki kimi aileye Soran’da, kimisine Erbil’de arazi dağıtılıyor. Erbil’de bir metrekarelik arazi fiyatının Soran’dakinin Saray: Tapusuz ve kartlı arazilerin akıbeti ne olacak? A.Reşit:Kartlı arazi sorununun parlamento gündemine gelmesinin ardından yeni Belediye Başkanı Sayın Dilşat Şahap, bu arazilere tapu verileceği müjdesini verdi. Kürdistan Bölgesi’nde yaşanan ekonomik patlama nedeniyle vatandaşlara tapu yerine kart vermişlerdi. Ancak kartların senede dönüştürülmesi kolay değil. Kartların 15 Aralıkta tapuya dönüşeceğini müjdeliyoruz. Saray: Kamu arazilerine yapılan yasadışı yapılaşmalar hâlen devam ediyor mu? A.Reşit:Vaktiyle bölgedeki özel durumdan istifade eden bazı kişiler kamu arazileri üzerine ev inşa ettiler. Sonra parlamenon katı olduğunu biliyoruz. diye başkanıydı. Eskiden to kararıyla yasa dışı ev Dolayısıyla hükümet arazi burası postane deposu yapanlara evlerini terk almayı hak eden ailelere olarak kullanılıyordu. Bietmeleri karşılığında bir arazi yerine para versin. namız çok eski ve memur- parça yer verildi veya para Saray: Hükümetin veya lar oturacak yer bulamıödendi. başkalarının sizden arazi yorlar. Ancak tam tersi bir karar talebi oldu mu? Bazı odalara güneş ışığı alınmalıydı. Çünkü siz kamu A.Reşit: Hayır olmadı. bile girmiyor. Zindanlararazilerine el koymuş birisini Özellikle yeni hükümetda bazı hücrelere güneş ödüllendiriyorsunuz. ten hiç olmadı. Sadece ışığının girmesi için küçü- Şimdi farklı bir uygulama var; hükümet ve hükümet dışı cük pencereler var. Ama Şöyle ki, kamu arazisi üzerinkurumlara arazi temin binamızda bu da yok. de yasalara aykırı ev yapanediyoruz. Özellikle kirada Bize ayrılan bütçeden arta ların evi yıkılıyor ve kişi cezaoturan hükümet dairelerikalan parayla 4 katlı bir landırılıyor. Bunlar ayrıca bu ne arazi temin ediyoruz. bina yaptıracağız. Binaişi tekrarlamayacaklarına dair Saray: Belediye binası çok mızın altındaki kullanmayazılı taahhütte bulunuyorlar. eski. Tamir etmeyi veya dığımız araba parkını 100 Acaba yasa dışı evler yapılyeni bir binaya taşınmayı kişilik bir seminer salonumıyor mu? Tabi ki yapılıyor. düşünüyor musunuz? na dönüştürdük. Mevcut Ancak ekiplerimiz bunlara A.Reşit: Bu bina 1963’te binamız yeşil bölgeye ve göz açtırmayarak hemen inşa edildi. O zaman Mumisafirhaneye dönüştürü- gidip yıkıyorlar. hammet Şahabeddin bele- lecek. tarihi değer taşıyan bir yer. Dolayısıyla çalışmalar çok dikkatli yürütülüyor. Çünkü tarihi yerlerde çalışmak sanıldığı gibi kolay değil. Bazı durumlarda ise müteahhidin yavaş çalışması işin zamanında yetişmemesine sebep oluyor. Mesela bir firma işini çok yavaş yürütüyordu. Kendisini defalarca uyarsak da aldırış etmedi. Dolayısıyla projeyi başka bir firmaya verdik. O firmayı da kara listeye aldık. Saray: Neden bazı firmalar işini yarıda bırakıp kaçıyor? T.Abdullah: Firmalar iş aldıklarında teminat mektubu veriyor. Kaçanlar bu teminatlarını kaybedip kara listeye alınıyorlar. Saray: Hükümet kaçan firmalara karşı ne gibi önlemler alıyor? T.Abdullah: Bunları kara listeye alıyor. Yatırdıkları teminatlar yanıyor. Çünkü bildiğiniz gibi iş alan firmalara hükümet avans ödüyor. Hoyrat yazarı Ömer Akbaş vefat etti Erbilli Türkmen hoyrat yazarı Ömer Akbaş hayata gözlerini yumdu. 1947 yılında Erbil'in Araplar Mahallesi’nde dünyaya gelen Akbaş, 30 Ekim Salı günü sabahında hayata veda etti. Ömer Akbaş olarak tanınan Ömer Hattap, "Gevlimde Hoyrat Ağlar" adında bir esere sahipti. 1963'te hoyrat yazmaya başlayan Akbaş, 1974'te Türkmen Kardeşlik Ocağı Erbil Şubesi’ne üye oldu. Akbaş, bugün düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. İmam Muhammet Mezarlığı’nda toprağa verilen Akbaş'ı son yolculuğuna akrabaları ve sevenleri uğurladı. Merhum Akbaş bekârdı. 4 * Ahenk Şeyh Arif Nakşibendi Dünya Müslümanlarının kalbinde özel bir yere sahip olan Kabe-i Şerif, Mekke şehrinde Harem’i Şerif Camii’nin ortasında bulunur. Müslümanlar günde 5 vakit namaz kılarken Kale’ye yönelirler. Kabe’yi, Hazreti Adem inşa etmiştir. Bu kutsal yer Hazreti İbrahim, Hazreti İsmail, ardından da Efendimiz Hazreti Muhammed tarafından tamir edilmiştir. Deniliyor ki Kabe farklı sebeplerden 5-12 kez tamir edilmiş. Abdullah Bin Zübeyr, Hicri 64 - Miladi 684 yılında askeri bir saldırıya maruz kalmasının hemen ardından Kabe’yi A’dan Z’ye tamir ettirmiş. Kureyş döneminde Kale’nin ahşaptan yapılmış 6 tane sütunu vardı. Ancak Zübeyr sütunları üçe düşürdü ve kullandığı ürün aynı zamanda güzel bir kokusu olan saray Sayı:81- 31 Ekim 2012 Kabe-i Şerif’in tamir tarihi yüksek kaliteli “Udi” adındaki meşhur bir ahşaptı. Kabe’ye, biri doğuya diğeri batıya bakan iki kapı yaptırdı. Kabe’nin duvarını yükselterek taş dizelerini 9’dan 20’ye çıkarttı. Deniliyor ki Zübeyr, Kabe tamiratını -Hazreti Aişe’den de aktarıldığı gibi- Efendimizin talebiyle yaptırmıştı. Ancak daha sonra Kabe’yi tamir eden Haccac Bin Yusuf El-Sakafi, Zübeyr’in yaptığı tüm eklemeleri kaldırarak Kabe’yi tamirden önceki haline getirdi. Harun Reşit de Kabe’yi tamir etmek istemişti. Hem de Zübeyr’in gerçekleştirdiği tarzda. Ancak İmam Malik, bunun siyasi bir malzemeye dönüşmemesi için Harun Reşit’i tamir etmekten vazgeçirdi. Böylece Kabe 966 yıl boyunca tamirden mahrum kaldı. Hicri 1039 - Miladi 1630 yılında IV. Murad döneminde çıkan sel baskını sonucunda üç cephesi yıkılmış ve yine aynı padişah tarafından onarılmıştı. IV. Murad, Kabe’yi Abdullah Bin Zübeyr’in tamirine uygun şekilde yaptırdı. Suudi Arabistan Kralı Fahad Bin Abdülaziz, Kabe’yi Ekim 1996’da modern tarzda tamir ettirdi. Hacer’ül Esved hariç, Kabe’yi baştan aşağı değiştirdi. Tabanı, sütunları ve örtüsünü değiştirdi. Çünkü Kabe’nin iç ve dış duvarları çok zarar görmüştü. O günün rakamlarına göre Kabe’nin iç ve dış duvarlarında 1614 farklı taş vardı. Kuzey Amerika İslam Cemaati Başkanı: “Kabe’de iki çeşit sütun var. İçerideki özel masada farklı farklı kokular taşıyan parfümler bulunuyor. Tavana asılan iki kandil var. Duvar ve taban mermerden yapılmış, içeride pencere ve elektrik bulunmuyor. Kale’nin 50 kişinin sığabileceği bir kapısı var” diyor. Yeni projeye göre tavaf sahası genişleyecek. Buna göre Kabe etrafında ve daire şeklinde ikinci katta yeni bir tavaf sahası inşa edilecek. Yüksekliği 2 metre, eni ise 70 santimetrelik ikinci katta hacılar rahatça tavaf imkanı bulacaklar. Yeni katın 3 kapısı olacak; Birinci katta tavaf sahası 3 bin metre boyutunda genişletilecek. İkinci katta saatte 9 bin hacı tavaf imkanı bulacak. Üç kapıdan dakikada 155 hacı girebilecek ve tavaf süresi 25 dakika sürecek. Böylece hem tavaf süresi düşecek hem de huzur içinde yapılmış olacak. Bir mühendis olarak bu projenin çok ileri düzeyde ve ilginç olduğunu söyleyebilirim. Çünkü hacıların can güvenliği korumaya alınacak. Müslümanlar olarak Kabe-i Şerifi bu şekilde görmek çok gurur vericidir. Hacılarımızın haccı kabul olsun derken mübarek Kurban Bayramınızı huzur ve esenlik içinde geçirmenizi dilerim. * Değişim Hareketi milletvekili Zamanında Türkmenler hac farizasını nasıl yerine getirirdi? İslâmiyet’in beş esasından biri olan hac, hicretin IX. yılında farz kılınmıştır.Zamanında hacca gitmek bugünkü gibi kolay değildi. Şöyle ki; Suudi Arabistan’a yolculuk en az bir hafta alırdı. Ancak bugün uçaklar sayesinde bu mesafe 2 saate düşmüş durumda. Hacı Şerif, “ Zamanında kanaat ve temiz kalple hac farizası yerine getirilirdi. Ancak bugün kimileri şöhret olmak ve gezmek için hacca gidiyor. Ayrıca duyuyoruz ki bazı vatandaşlar ve yetkililer torpil yapmak suretiyle hacca gidiyorlar” diye konuştu Şirzat Şeyh Muhammet Hac sözlükte “kastetmek, yönelmek” anlamına gelen bir kelimedir. Fıkıh terimi olarak ise hac, “Mekke şehrindeki Kâbe’yi ve civarındaki kutsal sayılan özel yerleri, özel bir vakit içinde, usulüne uygun olarak ziyaret etmek ve yapılması gereken diğer menâsiki yerine getirmek” demektir. Bunların hepsine birden hac törenleri anlamında “menâsikü’l-hac” denir. İslâmiyet’in beş esasından biri olan hac, hicretin IX. yılında farz kılınmıştır. Haccın farz olduğu hükmü, Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet’te bildirilmiş ve bu hüküm konusunda Müslümanların görüş birliği (icmâ) gerçekleşmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de: “Yoluna gücü yetenlerin evi (Kâbe) hac ve ziyaret etmeleri, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır” (Âl-i İmrân 3/97) buyrulmuştur. Peygamberimiz de haccı Müslümanlığın beş esasından birisi olarak saymış, haccın önemini ve yararlarını belirtmiş ve bu törenlerin nasıl yapılacağını fiilen göstermiştir. Erbilliler için İslam’ın beş şartını yerine getirmek, özellikle hacca gitmek çok önemlidir. Halk arasında, Hacı olmanın özel bir yeri vardır. Biri hacca gitmek isterse, ailesine, çoluk çocuğuna yüklüce bir para bırakmak zorundaydı. Bu para, o yokken ev masrafları içindi. Hacı Necmettin Nurettin Bakkal; Erbil Türkmenlerinden biri, babasının kaç ülkeyi geçerek hacca gittiğini şöyle anlatıyor; ‘’Hacca, kafileler halinde gidiliyormuş. Erbil’den Musul’a, Suriye’den Filistin’e, sonra Kızıldeniz’den Cidde’ye varıyorlarmış. Merhum babam ,1934 yılında hacca gitti. O zamanlar ‘’Past’’ denilen eski otobüslerle gidiliyormuş. Babam, yol masrafına sadece 50 Dinar vermiş. Ben de 1963 yılında ilk kez hacca gittiğimde, aynen 50 Dinar verdim. Yine aynen “Past” denilen otobüslerle gittik. Hac yolculuğu 42 gün sürerdi. Yol güzergâhımız şöyleydi; Erbil’den Musul’a, Şam’dan Kudüs’ün Halil Dağı’na, sonra Suudi Arabistan topraklarına giriyorduk. Önce Medine’ye, sonra Mekke’ye gidiliyordu. O zamanlar Hacılara “Hac Al-Haramayn” diyorlardı. “Sonra memlekete dönerdik. Oto- garda akrabalarımız, eş, dost bizi bekliyor olurdu. Hacı eve gelince, ilk iki gün boyunca gelen giden ağırlanırdı. Üçüncü gün, akraba, eş dost davet edilir, akşam da mevlit okutulurdu” diyen Hacı Necmettin şöyle devam etti;”Hacılar, tanıdık herkese hediyeler getirirdi. Bu hediyeler genellikle; tespih, yüzük, misvak olurdu”. Ama şimdi adetler değişiyor. Hacca gidecek kişinin evine ziyarete gidilip, helalleşiliyor. Hacı Necmettin, bu konuyla ilgili şunları söylüyor;”Eskiden insanlar, Hacca gitmeden umreye gitmezlerdi. Ama şimdiki gençler, daha evlenmeden hem hacca hem de umreye gidiyorlar. Şimdi hacca gitmek, ticari ve turistik amaçlar taşıyor.”. Şimdi Erbil’e uluslararası bir havaalanının açılmasıyla beraber, halk daha kolay hacca gitmeye başladı. Diyanet İşleri Bakanlığı, hacca gitmek için başvuru yapan adayları kura ile belirliyor. Her yıl binlerce kişi hacca gidiyor. Hacı Abdulvahit Seyit Bakkal, 1959 yılında hacca gitmeye karar vermiş. “Merhum teyzem ve oğlum Hacı Bekir ile hacca gitmeye karar verdik. Hacı Bekir’in kelle paça dükkânı vardı. Bir tencere dolusu kelle paça hazırladık. 15 Ramazan’da Kerkük’e doğru yola çıktık. Şeyh Nurettin Rufai’nin tekkesine gittik. Akşam beraber orucumuzu açtık. Sonra Şeyh’e dönüp; ‘Biz Bekir’le karar verdik, hacca gidiyoruz. Eğer gelmek isterseniz, size hizmet etmek isteriz’ dedim. ‘Olur’ dedi ve hep beraber gittik. Dönüşte uçakla Bağdat’a indik. Otelde kaldık. Hacı Muhammet Abu Cıbın, Bağdat’ta peynir sa- tardı. Bizim orda olduğumuzu öğrenince, akşama bize bir tencere dolma getirdi, yedik. O dolmanın tadı hala damağımda. Ertesi gün Kerkük’e geldik. Şeyh’i bırakıp Erbil’e döndük. Sonra kurban kesip, mevlit okuttuk.’’ Hacı Halil Netirci, Erbil’de oturuyor. Saray’a, akrabalarıyla nasıl hacca gittiklerini anlattı. “Bizim haccımız güzeldi. Çünkü bir grup halinde gittik. Grupta akrabalar, eş, dost vardı. Haccımızı yapıp geri geldik. Hacdan sonra yeniden doğmuş gibi olduk” dedi. Hacı Halil’e göre, hacca gitmek, Allah rızası için olursa, kabuldür. Amaç sadece meşhur olmaksa, Allah bunu kabul etmez. Bu yüzden isteğim şudur; Herkes Allah rızası için hacca gitsin” diyor. Hac farizasını bundan 48 yıl önce yerine getiren Hacı Semi Şerif ise, vaktiyle hac yolculuğunun bir hafta sürdüğünü söyledi. “Bir hafta süren yolculuk çok yorucuydu” diyen Hacı Şerif, bugün uçakla Suudi Arabistan’a yapılan yolculuğun sadece 2 saat sürdüğünü hatırlattı. Hacı Şerif, “Zamanında kanaat ve temiz kalple hac farizası yerine getirilirdi. Ancak bugün kimileri şöhret olmak ve gezmek için hacca gidiyor. Ayrıca duyuyoruz ki bazı vatandaşlar ve yetkililer, torpil yapmak suretiyle hacca gidiyorlar” diye konuştu. 3 Sayı:81- 31 Ekim 2012 saray Kürdistan Bölgesi Dış İlişkiler Daire Sorumlusu Felah Mustafa: Bölgede konsolosluk açmak isteyen ülke sayısı artıyor Yabancı ülkeler, Irak’ın cazibe merkezi haline gelen Erbil’de konsolosluk açmak için bölgenin Dış İlişkiler Dairesi ve Irak Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimde bulunuyorlar. Buna karşılık bölge yönetimi de siyasi ve ekonomik olarak nüfuzlu bazı ülkelerde temsilcilikler açmak istiyor. Kürdistan Bölgesi Dış İlişkiler Daire Sorumlusu Felah Mustafa, “Bölgede konsolosluk açmak isteyen ülke sayısı artıyor” dedi Röp Saray Kürdistan Bölgesi Dış İlişkiler Daire Sorumlusu Felah Mustafa, Türkiye’de ve diğer yabancı ülkelerde temsilcilik açtıklarını söyledi. Saray’a konuşan Mustafa, «Bölgede konsolosluk açmak isteyen ülke sayısı artıyor» dedi. Mustafa, bu ülkelerin bölgede konsolosluk açmak için Dış İlişkiler Dairesi ve Irak Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimde bulunduklarını da söyledi. Saray: Bölge hükümeti olarak Türkiye’de ne zaman ofis açacaksınız? F.Mustafa: Ne zaman iki taraf arasında karşılıklı bir anlayış sağlanır ve ilişkiler daha fazla gelişirse o zaman tarafların eğitim ve ekonomik açıdan ağırlığı ve burada Kürdistanlı topluluğun bulunup bulunmadığı da önemli. Saray: Temsilcilikler KDP ve KYB’nin rızasıyla mı açılacak? F.Mustafa: Kürdistan Bölgesel Hükümeti, kararlarını Bakanlar Kurulu’ndan alıyor. Biz de daire olarak bu kararlara bağlıyız. Saray: Bölgede faaliyet gösteren yabancı misyonlara konsolosluk inşa etmek için hükümet tarafından arazi temin edildiği doğru mudur? F.Mustafa: Hükümet olarak bölgede temsilcilik açmak rızasıyla ofis açılır. Bölge isteyen tüm ülkelere kapımız hükümeti olarak yabancı ülkelerde açıktır ki, bu da yasalar gereği temsilcilikler açmak için etraflıca ve ikili anlaşmalar çerçevesinde çalışıyoruz. Tabi ki temsilcilik oluyor. Hükümet olarak bu açmak istediğimiz ülkelerin siyasi, ülkelerin bölgede varlıklarını sürdürmelerine çabalıyoruz. Saray: Bazı konsolosluklar bina kiralamış, bazılarına ise arsa tahsis edilmiş,bu konu hakkındaki görüşünüz nedir? F.Mustafa: Biz, bu ülkelerin kalıcı binaları olsun istiyoruz. Çünkü bu durum ikili ilişkileri kalıcı kılar ve devamlılığını sağlar. Ki bu ülkeler de zaten bunu istiyorlar. İlişkilerimizin bu ülkelerle iyi bir düzeye gelmesi bizi sevindiriyor. Saray: Erbil’de konsolosluk açmak isteyen yabancı ülke sayısı kaçtır? F.Mustafa: Erbil’de konsolosluk açmak isteyen ülkeler bizimle ve Irak Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçmiş durumdalar. Ne zaman izin çıkarsa bu ülkelerin isimlerini basınla paylaşacağız. Bir Hıristiyan parlamenter: Ankava’da yolsuzluğun önüne geçildi Bölgesel parlamentoda Hıristiyan temsilci Dr. Sair Abdülahad, Hıristiyan parlamenterler olarak tek ses olduklarını kaydetti. Saray’a konuşan Abdülahad, “ Hıristiyanlar olarak aramızda ufak tefek görüş ayrılığı olsa da millet meselesinde hemfikiriz” dedi. Aynı zamanda parlamentoda spor komisyonu başkanı da olan Abdülahad, “Erbil Spor Kulübü’nün düştüğü mali kriz bizi ilgilendirmez” diye konuştu Röp Saray Bölgesel parlamentoda Hıristiyan temsilci Dr. Sair Abdülahad, Hıristiyan topluluğunun sorun ve taleplerini Saray’a anlattı. Eski sporcu Abdülahad, milletlerinin sesi olmayı başardıklarını ve taleplerini yerine getirebildiklerini söyledi. Abdülahad, Hıristiyan parlamenterler olarak tek ses olduklarını da kaydetti. Saray: 3 yıldır milletvekilisiniz, bu süre zarfında Hıristiyanlar için neler yaptınız? S. Abdülahad: Parlamentoda halkımızın sesi olabildik. Bu konuda birçok projeyi ortaya attık, raporlar Saray: Hıristiyan parlamenterler hazırladık. Komisyonlarda üyeyiz ve olarak aranızda görüş ayrılığı olsa tüm gruplarla çok iyi ilişkilerimiz var. da, mesele milletin çıkarları olunca tek ses oluyorsunuz deniliyor. Doğru mu bu? S. Abdülahad: Evet doğrudur. Aramızda ufak tefek görüş ayrılığı olsa da millet meselesinde hemfikiriz. Saray: Bir müddet önce bir grup Hıristiyan din adamı Erbil valisini ziyaret ederek, Ankava’da arazi, içki mekanları ve yolsuzluk gibi sorunlara çözüm istediler. Bu sorunlar çözüldü mü? S. Abdülahad: Evet, bölgesel yönetim hepsini çözdü. Ancak ufak tüfek sorunlar kalmış, bunlar da yasayla çözülür, baskıyla ve zorla değil. Saray: Partiler bütçe yasası tartışma konusu olmuş. Sizin bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? S. Abdülahad: Bütçe, partilere adil bir şekilde dağıtılsın. Bu partiler parlamentoda ister temsil edilsin ister edilmesin. Bu konuda partiler arasında bir uzlaşma olmalıdır. Saray: Aynı zamanda parlamentoda spor komisyonu başkanısınız. Peki, Erbil Spor Kulübü’nü düştüğü mali krizden kurtarmak için herhangi bir çabanız oldu mu? S. Abdülahad: Bu mesele bizi ne yakından ne de uzaktan ilgilendiriyor. Bu Erbil’in sorunudur, gitsin borçlarını ödesin. Erbil büyük ve başarılı bir takımdır. Kulübe Spor Bakanlığı yardım eli uzatmalıdır. Ermeni parlamenter Aram Şahin: Kürdistan Bölgesi’nde 3 bin 700 Ermeni yaşıyor Ermeniler, 111 sandalyeli Kürdistan Parlamentosu’nda bir üyeyle temsil ediliyorlar. Bölgede sayıları birkaç bini geçmeyen Ermeni parlamenter Aram Şahin, “Bölge parlamentosunda sahip olduğumuz koltuk, bölge başkanının bize hediyesidir” diyor. Ermenilerin Duhok’ta 2 özel okulları bulunuyor Röp Saray Kürdistan Parlamentosu’nda görev yapan tek Ermeni parlamenter olan Aram Şahin, Ermeni topluluğunun sorun ve beklentilerini Saray’a anlattı. Erbil’de Ermeni bulunmadığını ifade eden Şahin, ancak bölgede toplam 3 bin 700 Ermeni yaşadığını söyledi. Şahin, «Bölge parlamentosunda sahip olduğumuz koltuk, bölge başkanının bize hediyesidir» dedi. Saray:Ermenilerin Irak’taki geçmişlerinden söz eder misiniz? A.Şahin: Irak’ta yaşayan Ermeniler iki çeşittir. Birincisi 1914’ten önce ülkeye yerleşen Gazne Ermenileri, ikincisi ise 1914 ve 1915 yıllarında Türkiye’den Irak ve Kürdistan Bölgesi’ne gelen Türkiye Ermenileri’dir. Saray:Erbil’de Ermeni aile var mı? A.Şahin: Hayır yok. Ama Süleymaniye’de 34- aile var. Bunların çoğu Duhok ve etrafında yaşıyor. Saray:Sizin için bir koltuk az değil mi? A.Şahin: Evet az, ancak daha önce bir koltuk da yoktu. Onu bize 2009’da bölge başkanı hediye etti. Saray:Bugüne kadar Ermeniler için neler yapıldı? A.Şahin: Duhok etrafında bize 2 özel okul açıldı ve 2 köyümüz tamir edildi. Tabi ki bölge hükümetinin yardımıyla. Saray:Ermenistan ile ilişkileriniz ne düzeyde? A.Şahin: Bir ay önce bu ülkeyi ziyaret ederek Dışişleri Bakanı ve Göçmenler Bakanı ile görüştüm. Görüşmede Ermeni yetkililerine sitem ederek, bizi neden ziyaret etmediklerini ve Kürdistan Bölge Hükümeti ile neden ilişki kurmadıklarını sordum. Ermeni parlamentosundan bir heyetin Kürdistan Parlamento’sunu ziyaret etmesi bekleniyor. Saray:Nüfusunuz kaçtır? A.Şahin: Elimizde kesin bir rakam yok. Ancak tahminlerime göre Kürdistan Bölgesi’nde 3700 Ermeni yaşıyor, tabi ki Irak’takiler hariç. Irak’taki sayımızı bilmiyorum. Saray:Irak Parlamentosu’nda da temsil edilmeyi istiyor musunuz? A.Şahin: Bağdat’ta Ermeni Cemaati Başkanı var. Kendisiyle birçok defa görüştüm. Kendisinden Irak makamlarında temsil hakkı kazanmak için çaba göstermelerini talep ettim. Ancak bu konuda nasıl bir girişimde bulunduklarını bilmiyorum. 2 saray Sayı:81 - 31 Ekim 2012 Memurlara ödenen tazminat miktarı arttırılacak Saray Erbil Kürdistan Bölgesi’ndeki tüm memurların maaş ve tazminatlarının arttırılacağı ifade edildi. Ancak bu karar özel dereceli memurları kapsamayacak. Bölge ile Irak’ın diğer bölgeleri arasındaki memurların maaş ve tazminatları arasında büyük bir fark söz konusu. Bu farkı ortadan kaldırmak ve maaşları denk hale getirmek için bir komisyon teşkil edildi. Kürdistan Parlamentosu Maliye Komisyonu Üyesi Diler Mahmut, 2012 yılı bütçe yasasında «Hükümetin, bölge memurlarının maaş ve tazminatlarını Irak’ın diğer bölgelerindeki memurlarla denkleştirmeye çalışacağı» Hükümetin bununla ilgili maddesinin geçtiğini söyledi. olarak 4 ay önce bir komisyon teşkil ettiğini ifade eden Mahmut, komisyonda bakan, danışman ve maliye uzmanlarının bulunduğuna dikkat çekti. Komisyonun maaş ve tazminatları denkleştirmeye çalışacağını belirten Mahmut, ancak bu kararın özel dereceli memurları kapsamayacağını söyledi. «Genel müdür, bakan, parlamenter, bakan danışmanı ve vekilleri, bölge başkanı, parlamento başkanı ve yardımcıları konumundaki özel derecedeki memurların maaşları Irak’ın diğer bölgelerindeki mevkidaşlarının maaşından az olsa dahi bu karardan yararlanamayacaklar» diyen maliye yetkilisi, kararın uygulama safhasında olduğunu kaydetti. Kararın çıkması halinde uygulamaya konulacağını ifade eden bir yetkili, «Karar uygulanacaksa maaş ve tazminatlar denkleşecek» dedi. Bölge Maliye ve Ekonomi Bakanlığı Sözcüsü Diler Tarık, «Bakanlık Kurulu ve Maliye Bakanlığı kararı çıkaracaksa maaşlar denkleştirilecek» diye konuştu. Kararı değerlendiren bir ekonomist, kararın bölge ekonomisini olumlu etkileyeceğini söyledi. Ekonomi uzmanı İdris Ramazan, kararın kişi başına düşen geliri arttıracağını kaydetti. Kararın alım gücünü arttıracağını ve piyasayı hareketlendireceğini dile getiren Ramazan, «Satışlar da artacak» diye konuştu. Tatilcilerimizin tercihi Türkiye Bölge tatilcilerinin büyük bir bölümü Türkiye’yi tercih ediyor. Bir turizm firması sahibi, tatilcilerin %90’ının Türkiye’de tatil yaptığını söylüyor.Bazı vatandaşlar tahsil ve tedavi için de bu ülkeyi tercih ediyor. Tatilciler Türkiye’deki fiyatların çok uygun olduğunu düşünüyorlar. Saray – Erbil Bölge vatandaşları Türkiye’yi sadece gezmek için tercih etmiyorlar. Bunlar yüksek tahsil ve tedavi için de bu ülkeyi tercih ediyorlar. Bir turizm firması sahibi, tatilcilerin %90’ının Türkiye’de tatil yaptığını söylüyor. Bölge ile Türkiye arasında artan diplomatik ve ekonomik ilişkiler halkın Türkiye’yi tercih etmesine ve bu ülkeye yakınlık göstermesine yol açtı. Tatilini Türkiye’de geçiren Mustafa Salih İsmail adlı genç Türkiye’nin bir tatil ülkesi olduğunu söyledi. İstanbul’un Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir şehir olduğunu ifade eden İsmail, Urfa, Mardin, Gaziantep, Mersin, Bursa ve Antalya’yı gezdiğini söyledi. Beş gün boyunca Türkiye’deki tarihi yerleri gezdiğini dile getiren genç, bu ülkede fiyatların çok uygun olduğunu ve herkesin tatil yapabildiğini kaydetti. Cegir Hasan adlı vatandaş da Türkiye’de tatil yapanlar arasında. Geçen sene eşiyle birlikte Türkiye’de 10 gün geçiren Hasan, bu ülkedeki hizmetlerin çok kaliteli olduğunu söyledi. İstanbul’u ziyaret ettiğini dile getiren Hasan, bu ülkede iyi karşılandıklarını, ancak tezgahçıların fiyat konusunda yabancıları suiistimal ettiğini söyledi. Taciryan Turizm Şirketi sahibi Rava Şirvan, Kürdistan Bölgesi’nden birçok tatilcinin Türkiye’yi tercih ettiğini söyledi. Şirket olarak gruplar halinde Türkiye’ye tatilci gönderdiklerini ifade eden Şirvan bu ülkeyi tercih edenlerin yaşlarının 40’ın altında olduğuna dikkat çekti. «Tatilcilerin %90’ı Türkiye’yi tercih ediyor» diyen Şirvan, «Bu ülkeye tedavi ve tahsil için de gidenler var» diye konuştu. Karvan Travel şirketi sahibi Abdullah Eyüp Muhammet, şirket olarak bu yıl 25 bin tatilciyi Türkiye’ye gönderdiklerini söyledi. Gençlerin çoğunlukla Türkiye’yi tercih ettiğini ifade eden Muhammet, bazı gençlerin de tahsil için bu ülkeyi tercih ettiklerini dile getirdi. «Gençler ucuz olduğu için Gaziantep ve İzmir’i tercih ediyorlar» diyen Muhammet, İstanbul ve Antalya’nın da genç tatilcilerin tercihi olduğunu kaydetti. Tatil için Türkiye’yi tercih eden vatandaşların sayısı hakkında bilgi almak için bölge turizm kurumuna başvurduk. Kurum sözcüsü, bu konuda ellerinde bir istatistik bulunmadığını ve kurum olarak sadece bölgeye gelen tatilci sayısı hakkında ellerinde istatistik bulunduğunu söyledi. Geliri düşük ailelere 500 bin dinar verileceği iddiası doğru değil Saray – Erbil Iraklı parlamenter Üsame Cemil, geliri düşük olan fakir ailelere 500 bin dinar ödeneceği haberini yalanladı. Saray’a konuşan Cemil, Irak Hükümeti’nin böyle bir planı olmadığını söyledi. İslami Birliği grubu üyesi Kürt parlamenter, emeklilere 600 bin dinarın ödeneceğini kaydetti. Gıda karnesinin devam edip etmeyeceği yönündeki sorumuzu yanıtlayan Cemil, «Halkın durumu çok perişan, ekonomik altyapımız berbat. Dolayısıyla gıda karnesi 2015’e kadar devam edebilir» dedi. Emeklilere 600 bin dinarın aşamalı olarak ödeneceğini ifade eden parlamenter, emeklilerin aldığı 400 bin dinarın 600 bine yükseleceğini söyledi. Ailelere 500 bin dinarın ödeneceği söylentilerin asılsız olduğunu savunan Cemil, Irak Hükümeti’nin böyle bir planının olmadığını kaydetti. Kürdistan Bölgesel Yönetimi Maliye ve Ekonomi Bakanlığı Sözcüsü Diler Tarık, ailelere 500 bin dinarın ödeneceği konusunda bilgi sahibi olmadıklarını söyledi. Petrolden vatandaşlara pay verileceği haberini değerlendiren parlamenter Üsame Cemil, bu plan üzerinde çalışıldığını ve paranın gıda karnesi üzerinden verileceğini kaydetti. Planın seçim propagandasına malzeme olmaması için seçim sonrasına ertelenebileceğini dile getirdi. Cemil, petrolden pay planının Sadr Grubu’na ait olduğunu hatırlattı. Ünlü sözler Çok sorular sormazsan Yalan dinlemek zorunda kalmazsın Katip Çelebi Sayı:81 - 31 Ekim 2012 Memurlara ödenen tazminat miktarı artacak 2 2 Türkiye tatilcilerimizin bir numara tercihi 3 Seçmenlerimizin sesi olmaya çalışıyoruz Kabe kaç defa tamir edildi 5 Yasalara aykırı yapılan evler yıkılacak Kartlı arazi sahiplerine tapu müjdesi Saray – Özel Erbil’de kartlı arazi sahiplerine tapu verilecek. Aralık ayının ortasında yürürlüğe girmesi beklenen karar, ilk etapta Bağ Minare, Gezne, Seberdan, Girdcotyar ve Kopkıran bölgelerini kapsayacak. Erbil Belediyesi’nin yeni başkanı Ali Reşit, kartlı arazilerin tapuya kavuşması için bir komisyon oluşturduklarını söyledi. Kararın 15 Aralık’ta yürürlüğe gireceğini ifade eden Reşit,”Kamu arazisi üzerinde yasalara aykırı ev yapanların evi yıkılıyor ve kişi cezalandırılıyor. Bunlar ayrıca bu işi tekrarlamayacaklarına dair yazılı taahhütte bulunuyorlar. Acaba yasa dışı evler yapılmıyor mu? Tabi ki yapılıyor. Ancak ekiplerimiz bunlara göz açtırma- yarak hemen gidip yıkıyorlar” dedi. Saray’a konuşan Belediye Başkanı Reşit, “ Bence hükümet arazi yerine para versin. Çünkü arazi dağıtımında adaletsizlik var. Bir de şöyle bir şey var; Acaba dağıtılan araziler lüks ve pahalı yerler mi, yoksa ucuz yerler mi? Bu şehit aileleri için de söz konusudur. Çünkü bunlar arasında da ayrım yapılıyor. Görüyoruz ki kimi ailelere Soran’da, kimisine Erbil’de arazi dağıtılıyor. Erbil’de bir metrekarelik arazi fiyatının Soran’dakinin on katı olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla hükümet arazi almayı hak eden ailelere arazi yerine para versin” diye konuştu. Röportaj iç sayfalarda CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Irak Türkleri standında Saray – Özel CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Konyaaltı Belediyesi’nin düzenlediği 3. Ulusararası Antal- ya Konyaaltı kitap fuarındaki Irak Türklerinin standını ziyaret etti. Ziyarette kendilerine Irak Türkleri tarafından yazılmış beş adet kitap hediye edildi. Parti olarak Irak Türkleri için ellerinden geleni yapacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, Türkmen meselesini bir müddet önce bir Türkmen liderleri ile konuştuğunu kaydetti. Amerikalı Müslümanlar Obama’ya oy verecek Rusya Başbakanı, Jozef Stalin’i eleştirdi Ajanslar Rusya Başbakanı Dmitri Medvedev, eski Sovyet lideri Jozef Stalin’i kendi halkına karşı savaşmakla suçladı. Perm Bölgesi’nde iktidar partisi Birleşik Rusya’nın temsilcileri ile bir araya gelen Medvedev, “Sadece Stalin değil, o dönemdeki diğer liderler de yapılanlarla ilgili sert bir eleştiriyi hak ediyorlar.” dedi. “Bunlar bir daha asla tekrarlan- mamak üzere tarihimizin kronik sayfaları arasında kalmalı” değerlendirmesinde bulunan Rusya Başbakanı, “Çünkü bir kimsenin kendi halkına karşı savaşması çok büyük suç.” ifadelerini kullandı. 1991’den bu yana Rusya 30 Ekim gününü “siyasi kurbanların” anısına kutluyor. Özellikle 1937-1938 yıllarında çalışma kamplarında yaşamını yitiren Stalin terör kurbanlarının 20 milyonu bulduğu ifade ediliyor. Başsağlığı Saray-Ajanslar ABD’nin en büyük Müslüman hakları örgütü Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR), önceki gün Amerikalı Müslümanların 6 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimlerindeki eğilimini or- taya koyan geniş çaplı bir araştırma yayınladı. Düzenlenen ankete göre Amerika’daki İslam toplumunun yüzde 68’i seçimde Başkan Obama’yı destekleyeceğini söylerken, yüzde 25’i kararsız olduğunu açıkladı. Romney’ye oy vereceğini söyleyenler ise sadece yüzde 7’de kaldı. Uluslararası ilişkilere gelince, yüzde 68’i ABD yönetiminin Suriye’de Esad karşıtı muhalefete destek vermesi gerektiğini savunuyor. Değerli meslektaşımız Zekeriya Allahverdi’yi kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileriz. Saray Tanınmış Türkmen hoyrat yazarı Ömer Akbaş’ın ölümünü üzüntüyle öğrendik. Değerli ailesine başsağlığı diliyor, acılarını yürekten paylaşıyoruz. Allah rahmet eylesin. Saray
Benzer belgeler
Gazeteyi okumak için buraya tıklayın saray82
Macaristan 4. grupta İsveç, Letonya, Polonya ve San Marino ile
birlikte yer aldı. Grubu İsveç 17
puanla lider olarak bitirirken, Macaristan 11 puanla 4.sırada bitirdi
ve şampiyonaya katılamadı. 200...
SARAI LATINInew.indd
Kupası finalinde Porto ile karşılaşan Bayern Münih, maçın son
10 dakikasında yediği 2 golle 2-1
mağlup olmuş ve kaybetmiştir.
1999 yılındaki finalde ise rakip
Manchester United’dır. 90. dakikaya ka...
SARAI LATINInew.indd
Tanesi 4 bin dolar olan iki paraşütü
kendisinin aldığını dile getiren Muhammet, birkaç yıldır bu oyunun
içinde olduğunu söyledi.
Oyuncu Ceylan Nasır da hükümeti
yardım ve desteğe çağırdı. Saray’a
k...
Saray turky.indd - Bizturkmeniz.com
Aralık: FIFA Dünya’da Yılın Futbolcusu ödülünü ilk kez kazandı. 1997
Mayıs: Kupa Galipleri Kupası
1876′da Telefonun icadı ile tanınan Alexander Graham Bell, 1847
Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya başladı. Çalışmalarını
yürütmek için maddi destek gerektiğinde kendisine Avukat Gardnier Greene
Hubbart yardım elini uzattı. Bell ve Watson...