BİZ SENİNLEYİZ
Transkript
BİZ SENİNLEYİZ
BİZ SENİNLEYİZ Şeyh Bahauddin Efendi’nin 11 Mayıs 2014 Sohbeti, Subhanım Allah, Sultanım Allah, Nebim Muhammed alaihi s-salam. Subhanım Allah, Sultanım Allah, Nebim Muhammed alaihi s-salam. Subhanım Allah, Sultanım Allah, Nebim Muhammed alaihi s-salam. Subhanım Allah, Sultanım Allah, Nebim Muhammed alaihi s-salam. Subhanım Allah, Sultanım Allah, Nebim Muhammed alaihi s-salam. Subhanım Allah, Sultanım Allah, Nebim Muhammed alaihi s-salam. Salamun alaikum. Burası Şeyh Efendi Hazretleri'nin dergahı, burası Şeyh Efendi Hazretleri'nin mekanı, burası Şeyh Efendi Hazretleri'nin makamı. Burayı sanmayın ki boştur, sanmayın ki ölüdür, sanmayın ki cansızdır. Şeyh Efendi Hazretleri bunu benim kalbime atıyor, benim kalbimden de size veriyor. Elhamdulillah Şeyh Efendi Hazretleri intikal etmiştir. İntikal ne demek? Şeyh Efendi Hazretleri buradan intikal ettiği zaman çoğu meseleyi de gayet güzel bir şekilde toparlayıp gitti. Bu dünyadan intikal ettiği zaman da öyle bir şekle getirdi ki, kimsenin aklına ve fikrine gelen bir mesele olamaz. Yani insan eliyle düzenleme olmuş değildir. Şeyh Efendi Hazretleri öyle güzel bir düzenleme yapmıştır ki, Elhamdulillah birinci birinci cemaatin dağılmasını önlemiştir. Bütün cemaat buradadır Elhamdulillah. Bütün cemaat Şeyh Efendi'nin etrafında toplanmıştır Elhamdulillah. Ayriyeten de biz Şeyh Efendi Hazretleri'nin vakfiyesiyiz. O, vakıf dairesidir, vakıf müessesesidir. Ve bizim her birimiz Şeyh Efendi'nin vakfiyesiyiz. Vakfiye ne demektir biliyor musunuz? Vakfiye, şöyle izah edeyim. Vakıf dairesi, bir adamın malı olur dağ başında, der ki hiçbir kuruş etmez. Der ki ben bunu Allah rızası için vakfedeceğim, vakıf dairesine vereceğim. Vakıf dairesi hiçbir zaman demez ki yahu senin çok kötü bu arazin, veyahut da bu vereceğin mal veyahut da bu vereceğin şey. Hiç umrunda bile değil vakfın, getir alayım der. Birisi der ki benim şehrin en iyi yerinde arsam vardır, onu vakıflara vereceğim, vakfiye vereceğim. Onu da getir alayım der. Hiç demez ya bu çok pahalıdır vermeyin. Yok yok getir ver der. Şimdi Şeyh Efendi Hazretleri de vakıf dairesini kabul edin ve biz O'nun vakfiyeleriyiz hepimiz. En kötü mal da benim. Onun için beni de kabul ettikten sonra, hepimizi kabul etmiştir Elhamdulillah. Benden daha kötüsü yoktur merak etmeyin. Ama en kötüsünü koyar, konuşturur. Bu Şeyh Efendi'nin kerametidir Elhamdulillah. Bunu izah etmek istedim. www.saltanat.org Page 1 Elhamdulillah Şeyh Efendi Hazretleri bize bir meseleyi değiştirdi bu tarikat hususunda çoğu insan soruyor, biz rabıtayı kime yapacağız, kime kalbimizi bağlayacağız. Tabii ki Şeyh Efendi Hazretleri'ne. Kime alıştıysanız kalbinizi bağlamayı ona bağlayacaksınız kalbinizi. Çünkü değişen bir şey yok. Bunu da izah etmek gerekir. Çünkü Şeyh Efendi Hazretleri hiçbir şeyi değiştirmedi. Bir tek O dedi ki ben istirahata kavuşacağım. Ben bu köhne dünyadan yoruldum. En son gün bana dedi, Bahattin oğlum ben yoruldum. Yorgunum derdi, yorgunum derdi. Baba dinlen derdim. Yatak da dinlendirmez derdi. Yorgunum derdi. Yani o yorgunum artık dünyadan yoruldum dedi. Şeyh Efendi Hazretleri kendisi istemese gider miydi? Mümkün değil. Elinde anahtar elinde, anahtar elinde. Evliyaullah Şeyh Efendi Hazretleri derdi ki, bir evliyaullah varmış. Onun evi ayaklarını uzattığı zaman buraya kadar, yani bu şekilde. Ayaklarının yarısı dışarıda. O da ölüm artık tahakkuk etmiş, zamanı gelmiş ve o evliya bekliyor Azrail alaihi s-salam'ı. Azrail alaihi s-salam gelmiş ve Azrail alaihi s-salam geldiği zaman şeyde gelir, değişik bir heyette gelir, değişik bir sıfatta gelir. Ve demiş ki salamun alaikum. Evliyaullah bakmış ki wa alaikum salam ya malaku l-mawt demiş, ey ölüm meleği. Sen beni nasıl tanıdın demiş. Yahu demiş biz nasıl tanımayalım, biz tanımayacağız da kim tanıyacak. Demiş ki, ben sizin emaneti almak için bin bir şekle girerim ki sizi utandırmayayım, sizi küçük düşürmeyeyim ve bu emri yerine getireyim diye öyle çok nazik bir şekilde şey yaparım ben, size gelirim diyor. O da dedi ki biz de seni biliriz görürüz, biz de kendimizi seni bilmemezlikten geliriz demiş ve sana o izni vermek için sanki biz o zat değilmişiz gibi davranırız demiş. Bir hayli perde koyarız aramıza ki sen işini rahat yapasın diye demiş. Yani Şeyh Efendi Hazretleri çok yorgunum diyordu, yorgunum, yorgunum, yorgunum. Bahaddin ben yorgunum diyordu. Baba seni yatıralım böyle, dinlendirelim, gezdirelim, şey yapalım. Yani tabii biliyorum yorgunum dediği zaman, ben ancak Rabbim'e kavuştuğum zaman dinlenirim derdi. Ama biz anlamamazlıktan geliyoruz, işi idare ediyoruz. Ama bizim sevgimiz Şeyh Efendi Hazretleri'ne aman Şeyhimiz aman Şeyhimiz Yasin Şerifler, Hatim Şerifler, Kelime-i Tevhidler, Salatun Tüncina'dır, her türlü böyle nehir gibi gidiyordu, böyle herkes herkes bütün dünya gönderiyor, gönderiyor, gönderiyor milyonlarca Şeyh Efendi Hazretleri'ne. Şeyh Efendi Hazretleri de bizim için iki yıl daha sabretti. İki koca yıl sabretti. O sabrı gösterdi. Çünkü Şeyh Efendi Hazretleri tabii o da neticede bir beşerdir, bir insandır, etten kemiktendir. O da tabii ki Allah'ın verdiği kanunun karşısına geçmedi, verdiği sistemi bozmadı. Bozabilirdi, çok rahat bozabilirdi. Şeyh Efendi Hazretleri bize çok büyük bir keramet izhar etti. Biz onu istedik kalsın bizimle. Ey Şeyhimiz sen bizimle kal. Şeyh Efendi Hazretleri dedi ki Allah'ın emri geldi mi ben gideceğim. İki sene önce bir hastalık geçirmişti. O hastalıktan kimse çıkmazdı, mümkün değil. www.saltanat.org Page 2 Ve Şeyh Efendi Hazretleri hasta yatağında yatırken doktor benim arkadaşım dedi ki Bahaddin git Şeyh Babanla vedalaş, çünkü bu iş bitmiştir. Hiç şansı yok. Ben böyle donup kaldım. Dedim ki, Inna lillahi wa inna ilaihi raji'un. Demek ki o vakit geldi, bitti bu iş. Dedim ki gideyim bakayım Şeyh Babama. Giremedim. Ve o gece bir doktor daha vardı o dedi ki, ben Şeyh Babanın başında duracağım, hanımı doğum yapıyor 100 km uzakta. O da dedi ki hayır ben Şeyh Efendi'nin yanında kalacağım ve bakacağım ne olacak. O gece çok büyük fırtına, inanılmaz büyük fırtına, şimşekler çakıyor, yağmurlar yağıyor, ağaçlar sökülüyor, elektrik kesildi. Ondan sonra jeneratörümüz vardı, kırıldı. Hiç elektrik melektrik yok. Sabah namazından sonra tablo değişti ve Şeyh Efendi Hazretleri ondan sonra iki sene, iki buçuk sene bizimle beraber keramet izhar etti. Dedi ki, benim müritlerim hazır değiller. Ben hazırlamam lazım, benim müritlerimi alıştırmam lazım. Ve bu iki sene boyunca her gün iyi olsun, iyi olmasın indi aşağıya. Hava fırtınalı soğuk, indi aşağıya. Neden? Sırf müridlerini hazırlasın. Bakın ben geçiyorum şimdi buradan, geçiyorum dikkat edin. Geçiyorum hazırlanın, geçiyorum. Tam iki sene böyle o nezaketiyle, o güzelliğiyle, o en ince detaylarıyla ki bizi şok etmesin, hatta ve hatta son meselesinde de bizi şok etmemek için, burada teslim olabilirdi, evde teslim olabilirdi, bana emir verdi, dedi ki, beni hastaneye gönderme dedi iki sene önce. Ben durdum. Aslan heyeti giydirdi, aslan gibi durmuştum Şeyh Babanın aslanı. Kimse buradan alamaz Şeyh Efendi Hazretlerini diye. Bitti. Ben sana bakıyorum kimse alamaz. Öyle kuvvet, öyle güç verdi ki dünya gelse alamazdı. Bu sefer beni başka tarafta tuttu. Çünkü aynısını yapacaktım. Emir başkaydı. Ben 20 gün bütün müritlerimle vedalaşmam lazım, onlardan kan almam lazım diye Şeyh Efendi Hazretleri onu uygun gördü Elhamdulillah. Herkesten Allah razı olsun. Bütün milletlerden kan aldı. Bütün insanlardan kan aldı. Ne Çin, kan çok önemli bir meseledir, Şeyh Efendi Hazretleri hayatında kan kabul etmemiştir, hayatında. Ve bu kanlar sadece müridlerden gelmiştir, çok dikkatinizi çekerim. Sadece müridlerden gelmiştir. Askere telefon açtık, biz kan isteriz. Biz vermeyiz dediler. Çünkü Şeyh Efendi istemedi. O İlahi, İlahi emir üstünde yürür. Her şey Peygamber imzası var altında. Böyle salma değil. Elhamdulillah Şeyh Efendi Hazretleri bizi vakfiyesi olarak kabul etmiştir, vakfiyesi olarak yüreğine kalbine koymuştur. Ve biz o kadar şanslı bir insanlarız ki bazı insanlar şanslı doğar. Biz de şanslı doğduk. Hiç umrumda değil, biz şanslıyız Elhamdulillah. Kim buraya geldiyse şanslıdır. Kim burada nefes aldıysa şanslıdır. Kim buraya bir kere gelip de gittiyse gene şanslıdır. Ve bu Allah'ın tecellisidir ki cömertliği kulunda gösteriyor. Kulu da burada işte. O cömertliği Allah nasıl gösterecek? Kulunda gösterecek. Çünkü en değerli şey kuludur. Wa min Allahi tawfeeq bi hurmatil Habib, bi hurmatil Fatiha. Ben de inanılmaz mutluyum Elhamdulillah. www.saltanat.org Page 3 Allahumma salli wa sallim 'ala Nabina Muhammad alaihi s-salam, salatan tadumu wa tuhda ilayh ma marra l-layali wa tula d-dawam. Wa salli ya Rabbi wa sallim 'ala jami'i l-Anbiyai wa l-Mursalin wa ali kulli ajma'ina wa l-hamdu Lillahi Rabbi l-'alamina al-Fatiha. Video Link: http://saltanat.org/videopage.php?id=11487&name=2014-05-11_en_WeAreWithHim_SB.mp4 www.saltanat.org Page 4
Benzer belgeler
mevlana`nın kibarlığı
Salatan tadumu wa tuhda ilayh ma marra l-layali wa tula d-dawam. Allahumma salli wa sallim 'ala
Nabina Muhammad alaihi s-salam. Salatan tadumu wa tuhda ilayh ma marra l-layali wa tula d-dawam.
Alla...
Xpressive
pozisyonunu korumanızı sağlar.
Dar epilasyon başlığı (7) koltukaltı ve bikini
bölgesi gibi vücudunuzun hassas bölgelerine
mükemmel bir şekilde uyum sağlamak üzere
geliştirilmiştir. Azaltılmış sayıd...
mürşid aşkı
Ve bu Allah'ın tecellisidir ki cömertliği kulunda gösteriyor. Kulu da burada işte. O cömertliği Allah nasıl
gösterecek? Kulunda gösterecek. Çünkü en değerli şey kuludur. Wa min Allahi tawfeeq bi hu...