Nisan-Sayı:133 - Adalet Bakanlığı
Transkript
Nisan-Sayı:133 - Adalet Bakanlığı
Seslenis Nisan 2013 Yıl: 12 • Sayı: 133 • Ücretsizdir • Bir gün ulusu sizin gibi beni anlamış gençliğe bırakacağımdan çok memnun ve mesudum. Ayda bir çıkar Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Yayınıdır ‘Reformların kararlılıkla sürdürülmesinde personelimize büyük görev düşmektedir’ ‘Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi Projesi’nin açılışında konuşan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, son 10 yılda personel sayısı ve niteliğinin artırılmasına yönelik çalışmalara yoğunluk verildiğini belirterek, ceza infaz kurumlarındaki gelişmelerin amacına ulaşması ve hizmet kalitesinin sürdürülebilir şekilde artırılması için personelimizin çalışmalarının önemini vurguladı Adalet Bakanı Sadullah Ergin, son yıllarda ceza infaz sisteminde çok önemli reformlar gerçekleştirildiğini ve reformların kararlılıkla sürdürülmesinde personele önemli görevler düştüğünü ifade ederek, çalışmalarda personele önem verdiklerini vurguladı. Ergin, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, İngiltere ve Portekiz Adalet Bakanlıkları ile yürütülecek “Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi Projesi”nin açılışında konuştu. Ceza infaz kurumları konusunda, sadece Avrupa’da değil tüm Dünyada önemli değişim ve gelişmelerin kay- Adalet Bakanı Sadullah Ergin, “Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi Projesi’nin açılışında yaptığı konuşmada; son 10 yıl içinde hayata geçirilen reformların etkili şekilde devam etmesi için personele yönelik çalışmalara önem verdiklerini ifade etti. dedildiğini belirten Ergin, AB ülkeleri de dahil pek çok Avrupa ülkesinin, artan cezaevi nüfusuna çözüm bulunması, mahpuslara sağlanan ceza infaz kurumu koşullarının ve personelin çalışma şartlarının iyileştirilmesi sorunlarıyla mücadele ettiğini vurguladı. Bu gelişmelerin amacına ulaşması ve hizmet kalitesinin sürdürülebilir şekilde artırılması için personel rejiminin önemli olduğunu belirten Ergin, bu kapsamda son 10 yılda personel sayısı ve niteliğinin artırılmasına yönelik çalışmalara ağırlık verildiğini ifade etti. 8-9’da Adalet Bakanı Ergin Malatya’da yeni ceza infaz kurumu yapılacak arazileri inceledi Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Malatya’da yapımı planlanan ceza infaz kurumlarının inşa edileceği araziyi gezdi Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım’ın göreve başlama mesajı Değerli çalışma arkadaşlarım, Sizlerle bir arada olmanın verdiği kıvançla, bütün çalışma arkadaşlarımdan aldığım güç ve hissettiğim gururla huzurlarınızdayım. Bugüne kadar ceza infaz kurumları ile ilgili gerçekleştirilen reformları takip eden, uygulayan, sonuçlarını değerlendiren bir kişi olarak ceza infaz kurumlarımızın son yıllarda kat ettiği mesafenin gerek Ülkemizde gerekse yurt dışında hayranlıkla karşılandığını, bu durumun bizlere büyük bir sevinç ve mutluluk yaşattığını ifade etmek istiyorum. Devamı 6’da Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Malatya’da yeni yapılacak olan ceza infaz kurumları arsalarında incelemelerde bulundu. Bakan Ergin, beraberindeki heyetle önce Vagon Onarım Fabrikası alanına giderek buradaki araziyi inceledi ve proje üzerinde teknik bilgi aldı. Bakan Ergin, daha sonra Akçadağ ilçesine geçerek Güzyurdu Köyü sınırları içerisindeki ceza infaz kurumu yapılacak araziyi inceledi. İncelenen arazide, değişik tipte ceza infaz kurumu yapılması planlanıyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in gezi ve incelemelerine Malatya Valisi Vasip Şahin, CTE Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, Malatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Cumhuriyet Başsavcısı Muzaffer Sayın, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Orhan Erdim, Cumhuriyet Başsavcı Vekilleri Özden Doğan ve Şeyhmus Şat ile Daire Başkanı Adnan Korkmaz eşlik etti. CTE Genel Müdürlüğünde devir teslim töreni Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne atanan Enis Yavuz Yıldırım görevine başladı. Mustafa Onuk’un yerine Ceza ve Tevkifevleri (CTE) Genel Müdürlüğüne atanan Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Enis Yavuz Yıldırım, 11 Nisan 2013 tarihinde yapılan devir teslim töreninde görevi devraldı. CTE Genel Müdürlüğüne atanan Yıldırım’a başarılar dileyen Mustafa Onuk yeni görev yeri olan Eğitim Daire Başkanlığına başlamak üzere Genel Müdürlükten ayrılırken, Genel Müdür Yardımcıları, daire başkanları ve hâkimler tarafından uğurlandı. 6’da “Seslerle Anadolu” opera gösterisi bu kez çocuklar için sahnelendi Yargı Mensupları Eşleri Dayanışma Derneğinin desteğiyle Ankara Çocuk Eğitimevinde çocuk hükümlülere yönelik düzenlenen gecede; Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Ankara Devlet ve Opera Balesinin “Seslerle Anadolu” gösterisi büyük ilgi gördü. 29 Mart 2013 tarihinde gerçekleştirilen etkinliğe; CTE Genel Müdürü Mustafa Onuk, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Prof. Dr. Rengim Gökmen, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in eşi Şükran Ergin, Yargı Mensupları Eşleri Dayanışma Derneği Başkanı Gülümser Erdem, CTE Genel Müdür Yardımcıları Cevat Gül ve Selami Candemir, Daire Başkanı Vehbi Kadri Kamer ve çok sayıda davetli katıldı. 7’de Seslenis Sayfa 2 Nisan 2013 Personel eğitiminde gerçekleştirilen çalışmalar değerlendirildi A nkara, Erzurum, Kahramanmaraş ve İstanbul Ceza İnfaz Kurumları Personel Eğitim Merkezlerinin müdür ve öğretim görevlileri İstanbul Eğitim Merkezinde bir araya gelerek son bir yılda gerçekleştirilen eğitimleri, eğitimde modüler sistemi, personel eğitimi ile ilgili mevzuatı değerlendirdi. 24-26 Nisan 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını yapan Eğitimden Sorumlu Daire Başkanı Vehbi Kadri Kamer, gerek ceza infaz kurumlarında gerekse denetimli serbestlik merkezlerinde görev yapan, bu kurumlarda yürütülen rehabilitasyon çalışmalarına katılan personelimizin eğitiminin çok önemli olduğunu, rehabilitasyon çalışmalarının dinamik bir yapıya sahip olduğunu, bu çalışmalarda etkinliğin personelin eğitimi ile sağlanacağını, bu anlamda personel eğitim merkezlerinde tecrübeli öğretim görevlileri tarafından uygulanan eğitim programları ile bir yandan personelimizin mesleki bilgilerinin artırıldığını diğer yandan liderlik, iletişim, grup çalışmaları gibi alanlarda bilgi sahibi olduklarını, bu eğitimlerin işbirliği yapılan kurumların personeli ile yabancı ceza infaz kurumları personeline de verildiğini ifade etti. Hükümlü ve tutuklu çocukların resim çalışmaları sanatseverlerin beğenisine sunuldu Ankara Çocuk Eğitimevi ve Ankara Çocuk-Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan çocuklar tarafından yapılan resim, heykel ve hediyelik ürünlerin yer aldığı “Sanatla Değişen Hayaller” isimli sergi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Sanat Galerisinde gerçekleştirildi S osyal Hizmetler Eğitim ve Yardım Vakfı işbirliği ile Ankara Çocuk Eğitimevi ve Ankara Çocuk-Gençlik Ka- palı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan çocuklar tarafından yapılan resim, heykel ve hediyelik ürünlerin yer aldığı “Sanatla De- ARAMIZDAN AYRILAN PERSONELİMİZ ADI VE SOYADI UNVANI KURUMU VEFAT TARİHİ ÖMÜR AKGÜN FEHMİ ŞEP İKM İKM SİLİVRİ 3 NO’L L TİPİ KCİK PINARBAŞI AÇIK CİK 03/04/2013 04/04/2013 NACİ KILIÇ İKBM MERZİFON A3 TİPİ KCİK 16/04/2013 SİNAN YILDIRIM İKM KAYSERİ KCİK 21/04/2013 Vefat eden personelimize Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve mesai arkadaşlarına başsağlığı dileriz. EMEKLİ OLAN PERSONELİMİZ ADI VE SOYADI UNVANI KURUMU EM. DURUMU TARİHİ SALİHA USTAOĞLU TURGAY EDE İRFAN GÜZELDAĞ GÜLBEYİ YEŞİLKAYA MEMİŞ MEMİK FAHRİ GÖKÇECİK HADİ TEMEL FATMA ATİK MEHMET ÖZKAN TUNCER ŞAKAR COŞGUN BİÇER SÜLEYMAN GÜL SALİH ATA AHMET GÖKDERE ORHAN TAŞDEMİR MEHMET DİNÇ RESUL DURSUN ASAF SOYTÜRK HAKKI ARSLAN EKREM AKÇAY GAZİ BAYTEKİN HASAN TOPÇU AHMET YETİM SERVET AYVERDİ ŞABAN ÖZYURT HAKKI YILDIZ HÜSEYİN HAKKI ŞERBETÇİ SEYFETTİN ÇELİK AHMET DEMİREL İKM İKM İKM İKBM İKM İKBM İKM İKM AŞÇI İKM İKM İKM İKM İKM İKM İKBM İKM İKM İKM TEKN.YRD. İKBM ŞOFÖR KALORİFERCİ İKM İKM İKM İKBM İKM İKM ÜNYE M TİPİ KAPALI VE AÇIK CİK ALMUS K1 TİPİ KAPALI CİK ISPARTA E TİPİ KAPALI CİK SİLİVRİ 2 NOLU L TİPİ KAPALI CİK İSKİLİP AÇIK CİK CEYHAN AÇIK CİK KAYSERİ KAPALI CİK SİLİFKE M TİPİ KAPALI CİK HATAY E TİPİ KAPALI CİK ÇANKIRI E TİPİ KAPALI CİK ÖDEMİŞ M TİPİ KAPALI CİK MARDİN E TİPİ KAPALI CİK SİLİVRİ 4 NOLU L TİPİ KAPALI CİK DENİZLİ D TİPİ KAPALI CİK AMASYA E TİPİ KAPALI CİK A.KARAHİSAR E TİPİ KAPALI CİK GEMLİK AÇIK CİK GİRESUN E TİPİ KAPALI CİK KARTAL H TİPİ KAPALI CİK METRİS 2 NOLU T TİPİ KAPALI CİK İZMİR 3 NOLU T TİPİ KAPALI CİK SİNOP E TİPİ KAPALI CİK HATAY E TİPİ KAPALI CİK DOĞANŞEHİR K2 TİPİ KAPALI CİK MALATYA E TİPİ KAPALI CİK BİTLİS E TİPİ KAPALI CİK SİİRT E TİPİ KAPALI CİK SİİRT E TİPİ KAPALI CİK BOZKURT K1 TİPİ KAPALI CİK İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE MALULEN İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE İSTEĞİ ÜZERİNE YAŞ HADDİ İSTEĞİ ÜZERİNE 02/04/2013 02/04/2013 02/04/2013 02/04/2013 02/04/2013 02/04/2013 15/04/2013 15/04/2013 15/04/2013 15/04/2013 15/04/2013 15/04/2013 05/04/2013 15/04/2013 18/04/2013 18/04/2013 18/04/2013 18/04/2013 18/04/2013 24/04/2013 24/04/2013 24/04/2013 24/04/2013 25/04/2013 25/04/2013 25/04/2013 29/04/2013 30/04/2013 30/04/2013 Ceza infaz kurumlarında uzun yıllar hizmet vererek, emekli olan personelimize teşekkür eder, bundan sonraki yaşamında sağlık ve mutluluk dileriz. ğişen Hayaller” isimli sergi Ankara Büyükşehir Belediyesi Sanat Galerisinde açıldı. Sergiye Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Eğitim Daire Başkanı Vehbi Kadri Kamer, Sosyal Hizmetler Eğitim ve Yardım Vakfı Müdürü Nevin Uğurlu, Ankara Çocuk Eğitimevi ve Ankara Çocuk-Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu müdür ve personeli ile çok sayıda vatandaş katıldı. Açılışta konuşan Daire Başkanı Kamer, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce kurumlarda bulunan çocukların topluma kazandırılması amacıyla çok yönlü çalışmaların kesintisiz sürdürüldüğünü, bu anlamda bir yandan eğitim ve öğretim çalışmalarına, psikososyal destek programlarına, meslek eğitim faaliyetlerine özel önem verildiğini, diğer yandan resim, müzik, tiyatro çalışmaları gibi sanat çalışmalarına önemli zaman ayrıldığını ifade ederek, açılışı yapılan sergide çocukların kurumlarında yaptığı eserlerin sergilendiğini ifade etti. Konuşmasının devamında Kamer, rehabilitasyon çalışmalarında sosyal sorumluluk projelerinin ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarının önemli olduğunu ifade ederek, serginin düzenlenmesindeki çalışmalarından dolayı Sosyal Hizmetler Eğitim ve Yardım Vakfına teşekkür etti. Seslenis Nisan 2013 Sayfa 3 Genel Müdür Yıldırım için Manisa’da veda yemeği gerçekleştirildi M anisa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu personeli Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı görevinden Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü olarak atanan Enis Yavuz Yıldırım için veda yemeği düzenledi. Yemekte konuşan Genel Müdür Yıldırım, cezaevi çalışanlarının mesleki zorluklarının bilincinde olduğunu ifade ederek, onların Ankara’daki sözcüsü olacağını ifade etti. Veda yemeğine Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Yıldırım’ın yanı sıra Cumhuriyet Başsavcı Vekili Murat Çimen, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Halil İbrahim Limoncuoğlu, Cumhuriyet Savcısı Münüre Koyuncu, Kurum Müdürü Kâtip Özen ve Kurum personeli katıldı. Yemekte bir konuşma yapan Kurum Müdürü Katip Özen, “Tüm dünyada olduğu gibi bizim Ülkemizde de baş döndüren gelişmeler yaşanmaktadır. Yeri geliyor bu gelişmeleri takip etmekte bile zorlanıyoruz. Bu değişimlerin en büyüğü de ceza infaz kurumlarımızda gerçekleşiyor. İnsan odaklı bir siyasetin ve hizmetin demokrasi açısından olmazsa olmaz olduğunun farkındayız. Yeni Genel Müdürümüzün görevinin meşakkatini, zorluğunu biliyoruz. Ankara’ya gidecek olan Genel Müdürümüzün Ankara’daki sesimiz olacağı inancındayız. Allah yeni görevinde kendisine yâr ve yardımcı olsun. Her zaman için kendisinin yanında olacağımızın sözünü veriyoruz.” dedi. “Mesleğin zorluğunu ve önemini biliyoruz” Veda merasimi için Ceza İnfaz Kurumu personeline teşekkür eden Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, şunları söyledi: “Duygu dolu bir akşam yaşıyorum. Hesapta bu kadar kısa zamanda ayrılmak yoktu aslında, ama görev tevdi edildikten sonra Ankara’ya gidip bize tevdi edilen göreve başlama yükümlülüğüm oldu. Bizler bu kurumda yaşananları hep beraber gece-gündüz, birlikte yaşadık. Beklentilerinizi biliyorum. 20 yıldır içinde bulunduğum, 15 yıldan fazladır içerisinde fiilen yönetiminde bulunduğum ceza infaz kurumlarından edindiğim bu tecrübeleri Ankara’ya aktarmak birinci görevim olacaktır. Bu görevin ne kadar zor ve meşakkatli olduğunu ancak içerisinde olanlar bilir. Her sabah mesaiye giderken içeriye aranarak girmenin zorluğunu ancak bu mesleği yapanlar bilir. Bizler sadece hükümlüleri orada tutmakla görevli değiliz. Bizler sadece o kapıları beklemekle yükümlü insanlar değiliz. Bizler bu milletin bize ‘Islah edelim, eğitelim tekrar sağlıklı birey olarak topluma kazandıralım.’ diye bize emanet ettiği insanlar kadar bütün bunlardan da sorumluyuz. Bu çerçevede faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.” “Ankara’daki sesiniz olacağım” Cezaevi personelinin mesleki zorluklarını Ankara’ya taşıyacağını belirten Yıldırım, “Şunu iyi biliyorum ki hiçbirimiz klasik devlet memuru gibi 8-5 mesaisi içerisinde, bize verilen evrak görevini yerine getirmek için çalışanlar değiliz. Görevlerimizin ötesinde çalışmalarımız var, sonuç almaya yönelik çalışmalarımız var. İçinizden geçirdiklerinizin hepsini Ankara’ya taşıyıp, takipçisi olacağımdan emin olabilirsiniz. Bizim tek sermayemiz var; o da iyi niyet ve gayretimizdir. Bu sermayemizi sizlerden esirgemeyeceğimizden emin olabilirsiniz. Gerisi Allah’ın yardımına kalmış. Aynı zamanda milletin de bizlerden beklentilerine karşılık vereceğiz. Bakanlığımızın bizden beklentilerine karşılık vermek için gayret göstereceğiz.” dedi. Kısa bir konuşma yapan Cumhuriyet Başsavcı Vekili Murat Çimen ise Yıldırım’a yeni görevinde başarılar diledi. Yapılan konuşmaların ardından Genel Müdür Yıldırım’a plaket takdim edildi. Genel Müdür Yıldırım’ın kurum ziyaretleri Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, Elazığ E Tipi Kapalı ve Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile İzmir Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünü ziyaret etti. Kurumlarda incelemelerde bulunan Genel Müdür Yıldırım, kurumların işleyişini yerinde görerek, çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Genel Müdür Yıldırım, Destek Hizmetleri Daire Başkanı Adnan Korkmaz ile birlikte 21/04/2013 tarihinde Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunu ziyaret etti. Ziyarete Malatya Cumhuriyet Başsavcısı Müzaffer Sayın, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Şehmus Şat ve Cumhuriyet Savcısı Nizamettin Çalışkan katıldı. Genel Müdür Enis Yavuz Yıldırım ve Destek Hizmetleri Daire Başkanı Adnan Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Korkmaz ziyaretlerinde Kurumun açık ve kapalı spor kopleksi, fitnes salonu, aile görüşme odaları, iş ve meslek edindirme atölyeleri, hobi odaları ve kurum mutfağını gezerek incelemelerde bulundu. Kurum personeliyle görüşerek, onların isteklerini dinleyen Genel Müdür Yıldırım, Kurumda yapılan çalışmalar hakkında Kurum Müdürü Şerafettin Güngör’den ayrıntılı bilgi alarak Kurumdan ayrıldı. Genel Müdür Yıldırım, 22.04.2013 tarihinde ise Elazığ E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunu ziyaret etti. Ceza İnfaz Kurumunda incelemelerde bulunan Yıldırım, Elazığ’da ceza infaz kurumları kampüsü kurulacağını ifade etti. ALİAĞA KAMPÜSÜNÜ ZİYARET Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım 3 Mayıs 2013 tarihinde ise beraberindeki Genel Müdür Yardımcısı Ali Yıldız ile birlikte, Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünü ziyaret etti. Ziyarete İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Yusuf Arslan, Aliağa Cumhuriyet Başsavcısı Osman Bağlar, Cumhuriyet Savcısı Turan Güzeloğlu, İl Jandarma Alay Komutanı J. Kur. Albay Fikret Kahraman, Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Tabur Komutanı ile İzmir ili sınırları içerisinde bulunan ceza infaz kurumlarının müdürleri eşlik ettiler. Ziyaret sırasında Kampüs personeli ile görüşme yaparak yenilikler hakkında bilgi veren Yıldırım, personelin istek ve önerilerini dinledi. İzmir Açık Ceza İnfaz Kurumu toplantı salonunda Kurum Müdürü Halis Orhan’dan Kampüs bünyesindeki tüm yerleşkeler ile ilgili tanıtım videosu eşliğinde bilgi aldıktan sonra, İzmir bölgesinde görev yapan ceza infaz kurumlarının müdürleri ile tek tek görüşme yapan Yıldırım, kurumlar hakkında genel bilgi aldı. Daha sonra İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve İzmir Açık Ceza İnfaz Kurumu İşyurdu İşletmelerinin bulunduğu çarşı binasındaki tesisleri gezdikten sonra Kampüsten ayrıldı. Sayfa 4 Seslenis DS Etkinlik Nisan 2013 Şanlıurfa Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ‘Okuyan Bilir’ Projesini hayata geçirdi... 30 kişi İl Halk Kütüphanesine üye oldu Şanlıurfa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün hayata geçirdiği “Okuyan Bilir” Projesi kapsamında suça sürüklenen çocuklar ve aileleri ile hükümlü ve yükümlülerden oluşan 30 kişilik grup İl Halk Kütüphanesini ziyaret etti ve Kütüphaneye üye oldu Ş anlıurfa Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından eğitim ve iyileştirme çalışmaları çerçevesinde başlatılan ve Öğretmen İbrahim Güneş, Psikolog Deniz Akın ve Denetim Memuru M. Emin Eriş tarafından organize edilen “OKUYAN BİLİR” projesi kapsamında, her hafta 30 kişiden oluşan suça sürüklenen çocuklar ve aileleri ile hükümlü ve yükümlülerden oluşan bir grubun Şanlıurfa İl Halk Kütüphanesine götürülerek kütüphaneye üye yapılmaları sağlanıyor. Projenin ilk uygulaması 29.03.2013 tarihinde saat 14:00 de gerçekleştirildi. Şanlıurfa İl Halk Kütüphanesi Müdürü Halil İstemi, kitap okumanın hayata ve geleceğe etkisi üzerine bir konuşma yaparak, Kütüphanede 32000 eser ve yayından dileyen kişilerin üye olduktan sonra ücretsiz faydalanabileceğini dile getirdi. Üye kayıtlarının yapılmasından sonra Kütüphanenin araştırma, sınırsız internet erişim ve güncel yayınlar ile çocuk bölümü gezildi. Uygulamadan son derece memnun oldukları gözlenen hükümlülere çeşitli hediyeler verilip, ikramda bulunuldu. Denetimli Serbestlik Müdürü, Kütüphane İl Müdürüne ve personeline 1000’e yakın kitap bağışı için teşekkür ederken, denetimli serbestliğin genel amacının Şanlıurfa İlinde güvenli bir toplum oluş- turmak için suç tekrarını önlemeye yönelik çaba ve gayretlerinin devam ettiğini, bu çabanın daha da ile- ri boyutlarda projelerle hayata geçirilmeye çalışıldığını vurguladı. Hakkari’de ‘Toplum Yararına Çalışma’ konulu proje imzalandı GAZİANTEP DENETİMLİ SERBESTLİK HÜKÜMLÜLERİNİN AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMASI Gaziantep’te yapılandırılmış iyileştirme çalışmaları kapsamında; 5275 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle ceza infaz murumlarından şartlı salıverilen denetimli serbestlik hükümlüleri, ağaçlandırma ve bakım faaliyetinde bulundu. Yetmiş iki hükümlünün katılımıyla gerçekleştirilen faaliyette, Gaziantep Adliyesi Hatıra Ormanı sahasındaki 1000 fidanın bakımı yapılırken, 100 fidan da toprakla buluşturuldu. Toplum yararına olan böyle çalışmaların devam edeceği vurgulandı. Bandırma’da ‘madde bağımlılığı’ konulu konferans gerçekleştirildi Bandırma Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile Balıkesir Üniversitesi Bandırma Sağlık Yüksek Okulu ve Bandırma İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü işbirliği çerçevesinde 05/04/2013 tarihinde İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü konferans salonunda Balıkesir Üniversitesi Bandırma Sağlık Yüksek Okulu Psikiyatri Hemşireliği Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Dilek Avcı tarafından “Madde Kullanımın Zararları, Madde Kullanımına Kayma ve Nüks Riski” konulu konferans etkinliği gerçekleştirildi. Etkinliğe Bandırma Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mustafa Efe, Cumhuriyet Savcısı Aydın Narmanlı, Denetimli Serbestlik Müdür Vekili Ferudun Kaymak, Bandırma Denetimli Serbestlik Müdürlüğü uzman personeli ile infaz ve denetim bürosunda görev yapan Denetimli Serbestlik memurları ve çok sayıda yükümlü katıldı. Konferans öncesi Denetimli Serbestlik Uzmanı Gülden Altıntop tarafından “Denetimli Serbestlik Nedir? Denetimli Serbestliğin Amacı ve Denetimli Serbestliğin Görevi” başlıkları altında slayt gösterili bir bilgilendirme yapıldı. Hakkari Koruma Kuruluna iş başvurusunda bulunan 30 eski hükümlünün maddi olarak desteklenmesi, iş hayatına uyumunun sağlanması için ağaç dikimi ve bakımı işlerinde çalıştırılması amacıyla Toplum Yararına Çalıştırma Projeleri Kapsamında Hakkari Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce proje hazırlandı. Proje kapsamında eski hükümlülerin Hakkari Orman İşletme Müdürlüğünün belirleyeceği sahalarda ve Hakkari Kapalı Ceza İnfaz Kurumu bahçe düzenleme işlerinde çalıştırılmasının planlanması nedeniyle Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü, Orman İşletme Müdürlüğü ve Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü de projeye dahil edildi. Proje kapsamında eski hükümlülere 6 aylık süre ile maddi olarak destek olunması, katılımcıların çalışma ortamına alışarak mesleki eğitim ve iş tecrübesi edinmeleri ve aynı zamanda kamu yararına ağaçlandırma, erozyon kontrol ve toprak muhafaza çalışmaları, çevre düzenleme ve diğer ormancılık faaliyetlerinin yaptırılması hedefleniyor. Proje 09.04.2013 tarihinde, Hakkari Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Kaya, Denetimli Serbestlik Müdürü Yusuf Güven, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Mehmet Abi ve Orman İşletme Müdür Vekili Ali Bektaş tarafından imzalandı. Projenin başarıyla sonuçlanması durumda; çalıştırılacak eski hükümlü sayısının artırılarak, kapsamının genişletilmesi hususlarında görüş birliğine varıldı. Seslenis Nisan 2013 DS Etkinlik Sayfa 5 Batman’da örnek proje hayata geçti Batman’da Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve Emniyet Çocuk Şube Müdürlüğü işbirliğiyle lise öğrencilerine yönelik olarak başlatılan “El Ele ve Kardeşçe Aydınlık Yarınlara” Projesi kapsamında meslek tanıtımı, spor, ziyaret, kitap dağıtımı gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi Batman Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından hazırlanıp, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile Emniyet Çocuk Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen bilgilendirme, kaynaşma ve kardeşlik konulu proje yoğun olarak devam ediyor. “El Ele ve Kardeşçe Aydınlık Yarınlara” üst başlığı ile isimlendirilen Proje genel hatları ile “bilgilendirme, kaynaşma ve kardeşlik” ayaklarından oluşuyor. Proje; Batman merkezde bulunan 28 lisenin öğrencilerine yönelik bilgilendirme ve kaynaşma, öğrenci ve ailelerine yönelik olarak da kardeşlik bağlarının sağlamlaştırılması temelinde rol modellerin bilgi aktarımı, öğrencilerin adliyeyi ziyaretleri gibi değişik bir çok etkinlikten oluşuyor. Proje kapsamında 100 civarında etkinliğin yapılması planlanıyor. Projede rol model olarak görev alan başta Batman Cumhuriyet Başsavcısı Muhammet Emre Ejder ile hakim ve Cumhuriyet savcıları, Şubat ayında başlayan proje kapsamında birçok lisede mesleki bilgilendirmelerde bulunarak öğrencilere kitap dağıttılar. Yine Projenin kaynaşma ayağında öğrenciler ile halı saha maçları yapılırken, öğrenciler kendilerinden gördükleri ve çok sıcak buldukları yargı mensuplarını değişik tarihlerde makamlarında ziyaret etti. 02.04.2013 tarihinde Batman Mevlana Anadolu Lisesindeki bilgilendirmeye Batman Cumhuriyet Başsavcısı Muhammet Emre Ejder, Hakim Ömer Faruk Şimşek ile Denetimli Serbestlik Müdürü Abdulğafur Çelebi katıldı. Çok sıcak bir ortamda geçen bilgilendirme ve meslek tanıtımının sonunda öğrencilere kitap dağıtılarak hatıra fotoğrafı çektirildi. Meslek seçmenin yol ayrımında bulunan öğrenciler; bir ilin başsavcısının, Cumhuriyet savcısı ve hakimlerinin kendilerini ilk defa ziyaret ederek kendilerine imzalı kitap hediye ettiklerini, sonrasında da halı sahada maç yaptıklarını ve hakim ve savcıları makamlarında ziyaret ettiklerini belirttiler. Rol model konumundaki hakim ve Cumhuriyet savcılarının kendilerini ziyaret etmelerinin Denetimli serbestlik yükümlülerinin Bolvadin Huzurevi ziyareti Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile denetimli serbestlik tedbiri altında bulunan yükümlüler yaşlılar haftası nedeniyle 22/03/2013 tarihinde Bolvadin Huzurevini ziyaret ettiler. Hem Huzurevindeki yaşlıların moral ve motivasyonlarının artırılması hem de yükümlülerin sosyal yaşama uyum sağlayarak toplumla bütünleşmelerini kolaylaştırma çalışmaları kapsamında düzenlenen etkinliğe Bolvadin Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz, Denetimli Serbestlik Müdürü Nurullah Menteşe, Denetimli Serbestlik Uzmanları İrfan Aldığ, Okan Açık, Ebru Şahin ve Hayriye Kutluata, Denetimli Serbestlik Memurları Döndü Bayram ve Z. Betül Sarıkan katıldı. Yaşlılar Haftası etkinliğinde konuşma yapan Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz, yaşlıların toplumdaki yerlerinden bahsederek, toplumun en önemli değerlerinden olan büyüklerimize sahip çıkılması ve ihmal edilmemeleri gerektiğini vurguladı ve yaşama bağlı kılınmaları için her türlü destek ve yardımın minnet borcu olduğunu dile getirdi. Kırıkkale Üniversitesinde ‘denetimli serbestlik dersi’ okutulmaya başlandı Psikolog Okan Açık da yaşlıların kültürel değerlerimizi ileri taşımamızı sağlayan en değerli varlıklarımız olduğunu belirten konuşmasının ardından Öğretmen İrfan Aldığ, yaşlılara ithafen “Yaşlıları Severim” adlı şiiri okudu. Etkinlik, yükümlülerin yaşlılara çiçek ve çikolata dağıtımı ile devam etti. Mutlulukları gözlerinden okunan yaşlılar ziyaret için Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz’a, Denetimli Serbestlik personeline ve yükümlülere teşekkür ederek memnuniyetlerini ifade ettiler. Elbistan Koruma Kurulundan işyeri açma desteği Elbistan Koruma Kurulu Başkanlığı tarafından ihtiyaç sahibi eski hükümlüye işyeri açma hususunda yardım kararı alındı. "Koruma Kurulu Üyelerinden Ziraat Bankası Elbistan Şubesi desteğiyle 50 bin TL kredi kullandırılarak eski hükümlü çok önemli olduğunu, zihinlerindeki hem meslek hem bu mesleği yapanlar ile ilgili tereddüt ve yanlış düşüncelerin ortadan kalktığını, bütün kurumlarda böyle faaliyetlerde bulunulması gerektiğini söyleyerek teşekkür ettiler. Batman ilinde uygulanması ve yargı mensuplarının da içinde bulunması nedeni ile ayrıcı önem arz eden ve takdir toplayan projenin son aşaması olan kardeşlik ayağında ise ulusal anlamda birçok etkinliğin yapılacağı ifade edildi. M.K.'ye Elbistan merkezde erkek kuaför ve bakım merkezi açması konusunda destek sağlandı. Eski hükümlüye, girişimcilik belgesi sahibi olmasından dolayı kullandığı kredinin yaklaşık 35 bin TL’si proje karşılığında KOSGEB tarafından hibe olarak verildi. Kırıkkale Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu Hukuk Bölümü Adalet Programında 2012-2013 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi ikinci sınıf ders programına 3 kredilik (ders saati) Denetimli Serbestlik dersi dahil edildi. Türkiye’de ilk kez yapılan bu uygulamada denetimli serbestliğin tarihçesi, infaz süreci, uygulamalar ve diğer ülke uygulamaları ile karşılaştırmalar gibi bir çok konu yer alıyor. Ders Kırıkkale Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde görev yapan Denetimli Serbestlik Uzmanı Ebru Konakçı tarafından verilmekte olup, öğrencilerin ilgi ve katılımıyla devam ediyor. Dönem sonunda bu dersin sonuçları üniversite ve denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından değerlendirilerek daha sonraki dönemler için revize edilerek sürdürülmesi sağlanacak. Çağdaş infaz uygulamalarından olan denetimli serbestliğin başka fakültelerin ders programlarına eklenmesinin faydalı olacağı değerlendirildi. Sayfa 6 G ündem BİRİNCİ SAYFADAN DEVAM Yıllar içinde bir çok alanda çalışmalar tamamlanırken, yeni çalışma alanları ile karşılaşıyoruz. Fedakarca çalışan personelimizin desteği ise sorunların çözümünde bizi, kurumlarımızı ve gerçekte hepimizi daha güçlü kılmaktadır. Bu durum ve buna ilişkin yaşadığımız duygular umutlarımızı ve güvenimizi her geçen gün arttırmaktadır. Yıllarca; ceza infaz kurumlarında ve denetimli serbestlik müdürlüklerinde çalışanan personelin çalışma koşullarının zorluğunu gördüm, beklentilerini müşahade ettim. Yine yıllarca ceza infaz sistemindeki gelişimi, diğer bir ifade ile hükümlü ve tutukluların dört duvar arasında bulunması anlayışından eğitim ve iyiliştirmeye yönelik çalışmalardan oluşan anlayışa geçişi izledim. Bu süreç içinde tek başına personelimizin sorunları çözmesini bekleyemeyiz. Personelin belli bir donanıma sahip olması, bunun için de birtakım aşamalardan geçmesi, desteklenmesi gerekmektedir. Biz bu nedenle, çalışanlarımızın mesleğinin başlangıcından, emekliliğine kadar geçen süre içerisinde, neyi ne zaman ne şekilde yapacağını öğrenmesinde, yeniliklere uyum sağlamasında eğitimin gücünden faydalanmaktayız. Eğitime verdiğimiz önemin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Her türlü imkanımız olsa da, donanımlı ve eğitimli personel olmadan çağdaş infaz anlayışını gerçekleştiremeyiz. Geçmişte ceza infaz kurumlarımızda yaşanan ciddi sorunların ardından, uluslararası ceza infaz kurumları ve infaz standartları da dikkate alınarak ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde son yıllarda çok önemli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar; fizikî yapı, mevzuatın çağdaş standartlara uygun hale getirilmesi, personelin nitelik ve nicelik olarak seviyesinin yükseltilmesi gibi ana başlıklar altında toplanabilir. Özellikle yeni açılan ceza infaz kurumlarından söz etmek gerekirse; hükümlü ve tutukluların suçu, yaşı, cinsiyeti ve ceza süresi göz önünde bulundurularak yerleştirilecekleri, değişik tipte yeni ceza infaz kurumları açıldı, ayrıca bu açılan kurumların birden fazlasının bir araya getirildiği ve kampus adı verilen ceza infaz kurumu yerleşkeleri oluşturuldu. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara öncelikle psikolojik olarak destek vermek amacı ile birçok psiko-sosyal destek programları geliştirilmiştir. Hükümlü ve tutukluların gerek kurum koşullarına daha kolay uyum sağlaması için, gerekse de salıverme sonrası yaşama hazırlanması için uzmanlarımız ve personelimiz gözetiminde birçok çalışmayı da birlikte gerçekleştiriyoruz. Ayrıca hükümlü ve tutukluların kurumda bulundukları süre içerisinde tiyatro, sinema, halk oyunları, münazara, konser ve konferans gibi birçok sosyal etkinliğin bizzat içinde rol alarak katılımcı olması sağlanmıştır. Yine sosyal alanda bir beceri kazanması için çeşitli müzik, el sanatları ve resim gibi faaliyetlerle birlikte satranç, badminton, voleybol ve futbol gibi spor dallarında turnuvalar düzenliyoruz. Eğitimsizlik ve bir meslek sahibi olmama, hükümlü ve tutukluların çok önemli bir bölümünün ceza infaz kurumuna gelmesinin en önemli nedenidir. Bu düşünceden hareketle, öncelikle okuma Seslenis Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım’ın göreve başlama mesajı yazma bilmeyen mahkumun bu aşamadan alınarak, üniversite mezunu yapılıncaya kadar bütün eğitim aşamalarında kurum yetkilileri tarafından azami gayret gösterilmekte; herhangi bir mesleki alanda becerisi yoksa bu kişiye yönelik piyasa koşullarına uygun ve geçerli alanlarda meslek kazandırmaya yönelik kurslar düzenlenmekte ve eğer istiyorsa bu alanlarda sigorta karşılığı çalışabilmesine olanak sağlanmaktadır. İşyurdu faaliyetleri her geçen gün geliştirilmektedir. Personel, araç gereç ve bina sayısını arttırılmakla kalınmamış, “kalite başarımızdır” düşüncesiyle çalışmak temel amacımız olmuştur. Biz bütün bunları yaparken, en büyük desteği ve gücü ne binalarımızdan ne teknolojiden ne de mevzuatımızdan aldık. Bizim en büyük gücümüz çalışanlarımız ve çalışma arkadaşlarımızdır. Bugün itibari ile kendisini her türlü bilgi ile donatmış, kurumun başarısına odaklı, fedakar bir personel yapımız olmasaydı yukarıda saydıklarımız elbette çok fazla bir anlam ifade etmeyecekti. Yaptığımız işlerin her aşamasına sizler anlam kattınız, değer kattınız. Bu nedenle bütün işlerimiz, çalışmalarımız sizinle daha anlamlı, daha değerlidir. Bizim için bu kadar değerli olan personelimizin eğitimi için ise, daha önceki süreçte olduğu gibi usta çırak ilişkisine benzer bir şekilde eğitilmesine razı olamazdık. Çağdaş hedeflerimize ancak çağdaş bir personel eğitim sistemi ile ulaşabilirdik. Bu nedenle, daha profesyonel ve daha bilimsel yapılması gerektiğine inandığımız eğitim faaliyetleri için açılan eğitim merkezlerimizin, çalışanlarımız göreve başladığı ilk andan itibaren, gerek kurumsal kimliğinin kazandırılmasında, gerekse görevi ile ilgili her türlü bilginin kazandırılmasında ve görev bilincinin aşılanmasında rolü çok büyüktür. Değerli Çalışma Arkadaşlarım; Sizlerle birlikte çalışma sürecinde zaman zaman keyifli, zaman zaman da zor anları birlikte paylaşacağız. Çeşitli zorluklara birlikte göğüs gerecek ve bu zorlukları birbirimize destek olarak, başarılı bir şekilde aşacağız. En başından beri hedefimiz burada bir aile ortamında çalışmalarımızı gerçekleştirmek ve çalışan arkadaşlarımızın yaptıkları işten zevk almalarını ve başarılardan birlikte gurur duymalarını sağlamak olacaktır. Bugün gelinen nokta itibarıyla, sizlere baktığım zaman bunu yakalamış olduğumuzu görüyorum. Kurumlarımız birçoğunuz için ilk iş deneyiminizi yaşadığınız bir yerdir. Bundan dolayı bizlere düşen görev de ilk iş deneyiminizde kurumlarımızın sizler için bir okul ortamı olmasını sağlamaktır. Hizmet alanlarında başarı zordur. Ancak biz bunu mükemmel ekip ruhumuz sayesinde başaracağız. Bu da hepimizin özverili ve disiplinli çalışması sayesinde gerçekleşecektir. Ortada bir başarı gerçekleşecekse bu hepimizin sayesinde olacaktır. Nisan 2013 Başarının sadece yetenekle elde edildiği düşüncesinin aksini idrak eden görev adamı kimliğindeki çalışanlar için başarının tarifi; kendisini daha çok geliştirmek ve her an bir adım ötesini yapmaktır. Araştırmalar, başarıyı böyle algılayan kişilerin zor durumlarda bile motivasyonlarını kaybetmediklerini ortaya çıkarmıştır. Yapılacak birçok iş var hayatımızda. Bazısı iş, bazısı davranış, bazısı da söylenecek söz niteliğinde. Ne olursa olsun yapılacak işi yapmak için motivasyon gerekmektedir. Bu motivasyonu elde etmek ise ya insanın kendi kendine kazandığı ya da başka insanlar veya başka olaylardan aldığı güçle olabilmektedir. Yapılması gereken bir işi yapma isteğini insanın kendi kendine üretmesi bence en değerli duygusal beceriler arasındadır. Yapabileceklerimiz yeteneklerimizle sınırlı olabilir ancak, yaptıklarımızın sınırını motivasyon düzeylerimiz belirler. Olumlu düşünebildiğimiz sürece ve olaylara iyimser yaklaşabildikçe başarıya kaynak teşkil etmiş oluruz. Kabul etmek gerekir ki, kişisel veya kurumsal başarıda motivasyon ciddi şekilde belirleyici rol oynamaktadır. Bu anlamda Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Zafer, zafer benimdir, diyebilenindir. Muvaffakiyet, muvaffak olacağım diye başlayanın ve muvaffak oldum, diyebilenindir.” sözü önemlidir. Başaracağız diye yola çıktık biz de. Başarıyoruz ve birlikte başaracağız. Birlikte yol alacağız. Engellerle karşılaşacağız, ancak durmayacağız. Bir Atasözü şöyle der; “Dağ ne kadar yüce olsa, yol üstünden aşar.” Türkiye’nin geleceği için, birlik beraberlik içinde, akılla ve sağduyuyla çözüm üretmeye ihtiyacımız her geçen gün artmaktadır. Bu ihtiyacı karşılamada, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü özgün ve öncü olmayı kendine temel edinmiş, değişimin öncüsü olma yolunda durmaksızın ilerleme çabasını sürdüren bir kurumdur. Bugün, Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için emin ve kararlı adımlarla ilerleyen, vatandaşlarımızın hayat standartlarını yükseltmek, huzur ve refahını arttırmak için büyük hamleler gerçekleştiren, azim ve kararlılıkla milletine hizmet etmeyi görev bilen bir Türkiye Cumhuriyeti vardır. Bu güzel ülkenin vatandaşları olarak atalarımızın ve değerlerimizin bize verdiği güç ve inançla, kendimize verdiğimiz görevin adı: GELECEĞİ BİRLİKTE KURMAKTIR. Değerli Çalışma Arkadaşlarım; Her şeyden önce kendinize güvenin ve bildiklerinizden emin olun. Şunu da unutmayın ki, nerede olursanız olun bu süreç zarfında edinmiş olduğunuz bilgi birikimi ve deneyim sizi her zaman bir adım öteye taşıyacaktır. Ben, bu ekibin bir parçası olmaktan her zaman gurur duyacağım. Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Her birinizi sevgilerimle kucaklıyor, başarılarınızın devamını diliyorum. Unutmayalım ki, uzun yolculuklar tek bir adımla başlar. CTE Genel Müdürlüğünde devir-teslim töreni C eza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne atanan Enis Yavuz Yıldırım görevine başladı. Mustafa Onuk’un yerine Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne atanan Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Enis Yavuz Yılıdırım, 11 Nisan 2013 tarihinde yapılan devir-teslim töreninde görevi devraldı. CTE Genel Müdürlüğüne atanan Yıldırım’a görevinde başarılar dileyen Mustafa Onuk yeni görev yeri olan Eğitim Daire Başkanlığına başlamak üzere Genel Müdürlükten ayrılırken, Genel Müdür yardımcıları, daire başkanları ve hâkimler tarafından uğurlandı. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, ceza infaz kurumlarının Türkiye’de en hassas kurumların başında yer aldığını belirterek, yeni görevinin büyük sorumluluğu gerektirdiğini söyledi. İnfaz hizmetleri alanında, önceki dönemlerde, önemli çalışmalara imza atıldığını hatırlatan Genel Müdür Yıldırım, kurumların daha da ileriye götürülmesi için büyük bir özveriyle kurum personelinin de gayretleriyle çaba sarf edeceklerini ifade etti. ‘Çalışmalarımızda niteliğe önem vereceğiz’ Genel Müdür Yıldırım, tüm çalışanlarımızla el ele vererek CTE’de önemli başarıların yakalanacağına inandığını vurgulayarak, “Ceza infaz kurumlarında son dönemde yapılan iyileştirme çalışmaları neticesinde infaz sistemimiz güven veren bir yapıya kavuştu. Geçmişte yaşanan sıkıntılar geride kalırken, infaz hizmetlerinde uluslararası standartlara ulaşma yolunda önemli mesafe kat edildi. Bu güne kadar ya- pılan çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Devraldığım bayrağı daha da ileriye götürmenin gayreti içerisinde olacağım.” dedi. Türk infaz sisteminin yeni projelerle, çalışmalarla sürekli değişen ve gelişen, dinamik bir yapıya kavuştuğunu belirten Genel Müdür Yıldırım, hedeflerini personelin sayısı ve niteliğini, eğitim ve iyileştirme çalışmalarında kalite ve verimi artırma yönünde belirlediklerini kaydetti. Yıldırım, şöyle konuştu: “Türk infaz sistemi birbirini destekleyen, tamamlayan, bir adım daha ileriye taşıyan projeler ile bir dönüşüm sürecindedir. Bu süreç içinde fiziksel kapasitesini, personel sayı ve niteliğini ve sistem içindeki infaz uygulamalarını 10 yıl önce uzak olarak görülen bir noktaya taşımış olan Genel Müdürlüğümüz yürütülen hizmetin kalitesi ve verimini artırmaya yönelik yeni projelerle hedeflerine emin adımlarla yürümektedir.” Nisan 2013 Seslenis G ündem Sayfa 7 Müsteşar Yardımcısı Özdemir Erzincan Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunu ziyaret etti Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kenan Özdemir, Erzincan'a yaptığı ziyaret kapsamında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Şafak, Cumhuriyet Savcısı Lütfi Karabacak ile birlikte Erzincan Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunu ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi. Müsteşar Yardımcısı Özdemir, marangoz atölyesi, demir atölyesi, fırın ve zirai faaliyetleri yerinde inceledikten sonra Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Şafak, Cumhuriyet Savcısı Lütfi Karabacak, Kurum ikinci müdürleri ve Kurum öğretmenleri ile birlikte bodur ve yarı bodur elma bahçeleri ile tarım arazilerini, Kurumda yeni yapılan eş görüşme odalarını gezdikten sonra Kurum hakkında bilgi aldı. Ankara Çocuk Eğitimevinde opera gösterisi gerçekleştirildi Daha önce ilk kez ceza infaz kurumunda sahnelenen ve büyük ilgi gören “Seslerle Anadolu” isimli müzikli oyun bu kez çocuk hükümlüler için sahnelendi. Yargı Mensupları Eşleri Dayanışma Derneğinin desteğiyle Ankara Çocuk Eğitimevinde sahnelenen oyunu çocuklar ilgiyle izledi Daha önce Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumunda iki kez sahnelenen ve büyük ilgi gören “Seslerle Anadolu” isimli müzikli oyun bu kez çocuk hükümlüler için sahnelendi. Yargı Mensupları Eşleri Dayanışma Derneğinin desteğiyle Ankara Çocuk Eğitimevinde düzenlenen gecede; Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Ankara Devlet Opera ve Balesinin “Seslerle Anadolu” isimli gösterisi çocuk hükümlüler tarafından büyük ilgi gördü. 29 Mart 2013 tarihinde gerçekleştirilen etkinliğe; Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in eşi Şükran Ergin, CTE Genel Müdürü Mustafa Onuk, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Prof. Dr. Rengim Gökmen, Yargı Mensupları Eşleri Dayanışma Derneği Başkanı Gülümser Erdem, CTE Genel Müdür Yardımcıları Cevat Gül ve Selami Candemir, Daire Başkanı Vehbi Kadri Kamer, Tetkik Hakimleri Fatih Güngör, Kenan Göztaş ve Hakan Umut, Cumhuriyet Savcısı Mustafa Sefa Özgelen, CTE Genel Müdürlüğünden diğer yetkililer ile Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde bulunan kurumların müdürleri katıldı. İlk olarak Ankara Çocuk Eğitimevi hükümlülerinin resim ve seramik ürünlerinin yer aldığı sergi gezilirken, ardından Yargı Mensupları Eşleri Dayanışma Derneğinin çocuklar için hazırladığı ikramlar ile hediyeler takdim edildi. Çocuklarla birlikte yenilen akşam yemeğinin ardından Ankara Devlet Opera ve Balesinin “Seslerle Anadolu” adlı oyunu öncesinde Ankara Çocuk Eğitimevi Müdürü Mehmet Aydın, Kurum hakkında kısa bilgilendirmede bulundu ve gecenin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Prof. Dr. Rengim Gökmen ise konuşmasında çocuklara seslenerek, “Sizler, bizlerin ve toplumun bir parçasısınız ve bizler sizlerle birlikte olmayı önemsiyoruz.” vurgusunu yaparken, Yargı Mensupları Eşleri Dayanışma Derneğini Başkanı Gülümser Erdem sağlıklı nesiller için çocuğa ayrılan vaktin önemli olduğunu ve bu temelde Der- nek olarak çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı. CTE Genel Müdürü Mustafa Onuk, insanların bireysel meşguliyetlerinin arttığı günümüzde, çocukların sosyalleşme ihtiyacının gözardı edilmemesi gerektiğini belirterek, etkinliğe katkı sağlayan herkese teşekkür etti. CTE Genel Müdürü Onuk gecenin hazırlanmasına katkı sağlayan Yargı Mensupları Eşleri Dayanışma Derneğini adına Dernek Başkanı Gülümser Erdem’e ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Prof. Dr. Rengim Gökmen’e plaket verdi. “Seslerle Anadolu” opera gösterisi içerik ve sunum yönünden takdir toplarken, çocuk hükümlülerce ilgiyle izlendi. Anadolu’dan türkü ve ezgilerle renklendirilen eser, yer yer coşku ve duygulu anların yaşanmasına neden oldu. Beğenilerek izlenen gösteri sonunda çocuk hükümlülerin keyifli anlar yaşadıkları ve memnuniyetleri gözlenirken, yoğun alkış eşliğinde program sona erdi. Sayfa 8 Seslenis G ündem Nisan 2013 ‘Reformların kararlılı personelimize büyük ‘Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi Pro personel sayısı ve niteliğinin artırılmasına yönelik çalışmalara ağırlık veri ması ve hizmet kalitesinin sürdürülebilir şekilde artırılması için persone Adalet Bakanı Sadullah Ergin “Proje, değişim ve dönüşüm hedefine ulaşmak için öngörülen çalışmalar zincirinin yeni bir halkasıdır.” A AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Ripert “İnsan kaynakları konusuna ağırlık verecek projeyle cezaevi çalışanları daha da donanımlı hale gelecektir.” dalet Bakanı Sadullah Ergin, son yıllarda ceza infaz sisteminde çok önemli reformlar gerçekleştirildiğini ve reformların kararlılıkla sürdürülmesinde personele önemli görevler düştüğünü ifade ederek, çalışmalarda personele odaklandıklarını vurguladı. Ergin, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, İngiltere ve Portekiz Adalet Bakanlıkları ile yürütülecek “Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi Projesi”nin açılışında konuştu. Ceza infaz kurumları konusunda, sadece Avrupa’da değil tüm dünyada önemli değişim ve gelişmelerin kaydedildiğini belirten Ergin, AB ülkeleri de dahil pek çok Avrupa ülkesinin, artan cezaevi nüfusuna çözüm bulunması, mahpuslara sağlanan ceza infaz kurumu koşullarının ve personelin çalışma şartlarının iyileştirilmesi sorunlarıyla mücadele ettiğini vurguladı. Türkiye’de özellikle son 10 yılda adalet ve ceza infaz sisteminde köklü değişiklikler yapıldığını, yasal düzenlemelerin hayata geçirildiğini kaydeden Ergin, bu reform sürecinde, ceza infaz kurumu şartlarının, tutuklu ve hükümlülere muamelenin, bir ülkede insan hakları ve temel özgürlüklerin ne derece korunduğunun önemli bir göstergesi olduğu bilinciyle hareket ettiklerini belirtti. Bakan Ergin, bugüne kadar yürütülen çalışmalarda, öncelikle ceza infaz kurumlarının fiziki yapısının kalite ve kapasite açısından iyileştirilmesine yönelik yatırımlar yapıldığını belirterek, asgari yaşam koşullarını sağlayamayan 214 ceza infaz kurumunun kapatıldığını, 2017 yılına kadar 180 ceza infaz kurumunun daha kapatılmasının planlandığını bildirdi. Eğitim ve iyileştirme çalışmalarına ivme kazandırıldı Fiziki iyileştirmesi tamamlanmış, güvenlik sorunları tamamen aşılmış ceza infaz kurumlarında, tutuklu ve hükümlülerin temel haklarının gözetildiği bir anlayışa geçtiklerini ifade eden Ergin, tekrar suç işlemeyi ve ceza infaz kurumlarına dönmeyi engelleyici eğitim ve iyileştirme çalışmalarına ivme kazandırıldığını anlattı. Portekiz Büyükelçisi İngiltere Büyükelçisi CTE Genel Müdürü Jorge Cabral David Reddaway Enis Yavuz Yıldırım “Projenin, cezaevlerindeki uygulamaları daha da ileri taşıyacağını düşünüyorum” “Projenin Türkiye’de ceza reformu alanında yaşanan gelişmelere katkı sağlayacağına inanıyorum.” “Projeyle 40.000’i Hükümlü ve tutukluların eğitimine özel ilgi gösterdiklerini belirten Ergin, bu kapsamda 3 bin 682 hükümlü ve tutuklunun açık öğretim ortaokuluna, 10 bin 441 kişinin açık öğretim lisesine, bin 849 kişinin açık öğretim fakültesine, 14 kişinin yüksek lisans eğitimine ve 3 kişinin de doktora eğitimine devam ettiğini bildirdi. Hükümlü ve tutukluların mesleki gelişmelerine katkı sağlamak amacıyla 227 işyurdu müdürlüğünde 130 işkolunda çalışma yapıldığını anlatan Ergin, 8 bin 868 hükümlünün sürekli, 27 bin 387 hükümlünün kısmi zamanlı olarak çalıştığını kaydetti. Ergin, bu kişilerin hem ücret aldığını hem de sigortalarının yapıldığını söyledi. Bu gelişmelerin amacına ulaşması ve hizmet kalitesinin sürdürülebilir şekilde artırılması için personel rejiminin önemli olduğunu belirten Ergin, bu kapsamda son 10 yılda personel sayısı ve niteliğinin artırılmasına yönelik çalışmalara ağırlık verildiğini ifade etti. Bakan Ergin, infaz sisteminde son 10 yılda yapılan iyileştirmelere de değinerek, alternatif yaptırımlar ve denetimli serbestlik yöntemlerinin yeniden düzenlendiğini, avukat tutamayan mağdurlar için ücretsiz avukat imkanı getirildiğini, adli kontrol üst sınırının kaldırıldığını, tutuklu ve hükümlülere yakınlarının ağır hastalığı veya ölümü halinde mazeret izni hakkı tanındığını belirtti. Denetimli serbestlik uygulamasıyla bir yıldan az cezası kalan hükümlülerin koşullu tahliye edilmeye başlandığını da aktaran Ergin, denetimli serbestliğin başarı oranının yüzde 96 düzeyinde olduğunu bildirdi. Ergin, denetimli serbestlik hükümlerine uymadığı için tekrar cezaevine gönderilenlerin oranının yüzde 3,5 olduğunu vurguladı. Ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen hükümlünün cezasının infazının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemenin 31 Ocak tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Ergin, bu kapsamda 72 kişi hakkında infazın geri bırakılmasına karar verildiğini söyledi. Ergin, hapis cezasına ve tutuklamaya alternatif ceza ve tedbirler kapsamında elektronik kelepçe uygulamasının hayata geçirildiğini de anlattı. aşkın personelin, çalışma esasları ve iş tanımları ile yürütülen hizmetin etkinliği konusunda günün ihtiyaçlarını karşılayacak düzenlemeler hayata geçirilecek.” Her 100 mahkumdan 23’ü tutuklu Adalet Bakan Ergin, Türkiye’nin önündeki en büyük handikaplardan tutukluluk meselesinde, 2002 yılından bu yana önemli gelişmeler yaşandığını dile getirerek, “2001 yılında her 100 mahkumdan 50,4’ü tutuklu iken bugün gelinen noktada her 100 mahkumdan 23’ü tutuklu olarak bulunmaktadır. AB ülkeleri ortalamasının yüzde 24,8 olduğu dikkate alındığında, Türkiye’nin katettiği mesafe daha net anlaşılır. Elbette bu kıyas bizim nihai hedefimizi göstermemektedir. Hedefimiz, hızlı yargılamalar, güven veren bir adalet sistemi ve yüksek standartlara ulaşmış bir infaz sistemi ile vatandaşın haklarının korunmasıdır.” dedi. Türkiye’deki temel tartışmalardan birisinin de uzun tutukluluk konusu olduğuna işaret eden Ergin, şu verileri paylaştı: “22 Nisan 2013 tarihi itibarıyla 361 ceza infaz kurumunda toplam 129 bin 804 kişi bulunmaktadır. Bunların 99 bin 841’i hükümlü ve 29 bin 963’ü ise tutukludur. 29 bin 963 tutuklunun yüzde 78’i 0-1, yüzde 15’i 1-2, yüzde 4,3’ü 2-3 yıldır cezaevinde. 3 yılın üzerinde olanların toplamı ise yüzde 2,68’dir. 3 yıldan fazla süredir cezaevinde olan 806 kişiye ilişkin tutukluluğun bu denli uzun olmasının temel nedenleri ise farklı suçlardan yargılanıyor olmaları, dosya kapsamının genişliği ve kimilerinin de Yargıtay’daki temyiz incelemeleri sonrasında verilen bozma kararları gereğince yargılamalarının devam etmesi sayılabilir.” Bu değişim ve gelişim sürecine ivme kazandıran temel unsurun, insanı ve insan haklarını merkeze koyan yönetim anlayışı olduğunu söyleyen Ergin, başta AB olmak üzere diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla yapılan işbirliği çalışmaları ve bu kapsamda yürütülen projelerin de olumlu katkısı olduğu belirtti. Proje değişim ve dönüşüm zincirinin yeni bir halkası Projeyi, değişim ve dönüşüm hedefine ulaşmak için öngörülen çalışmalar zincirinin yeni bir halkası olarak niteleyen Ergin, “Avrupa’nın ve dünyanın ortak sorunu olan ceza infaz hizmetlerinin iyileştirilmesi konusunda, ortak ve kalıcı çözümler geliştirilebilmesi için Avrupa ülkeleri arasında iyi uygulama örnekleri ile bilgi ve deneyimlerin paylaşılmasını en önemli araç olarak görüyoruz. Bu nedenle İngiltere ve Portekiz Adalet Bakanlıkları ile yürüteceğimiz bu eşleştirme projesine, ülkemiz ceza infaz reformunun amaçlarına ulaşmada önemli bir adım olması sebebiyle büyük önem veriyoruz” diye konuştu. Projenin ceza infaz sisteminde çalışanlara yönelik olduğunu, dolayısıyla büyük bir kararlılıkla sürdürülen reform çalışmaları içinde en önemli noktaya hizmeti yürütecek personele odaklandığını vurgulayan Ergin, şunları kaydetti: “Merkezinde insana yönelik yatırım olmayan hiçbir reformun etkili, kalıcı ve sürdürülebilir olmayacağı inancıyla Bakanlık olarak tüm desteğimiz ve kararlılığımızla bu projenin takipçisi olacağımızı belirtmek istiyorum. Çünkü tüm bu çalışmalar sonunda bizce elde edilecek en büyük kazanım, insan onuruna yakışır şartlarda, temel hak ve özgürlüklerin daha çok gözetildiği bir ceza infaz anlayışının yaygınlaştırılması, bu konuda tüm tarafların ve ilgililerin farkındalığının artırılması olacaktır. Böylece ceza infaz kurumlarının sadece cezayı uygulayan değil, kişiyi yeniden topluma kazandırmaya çalışan kamu kurumları olması hedefini gerçekleştirme yolunda bir adım daha atılacaktır.” Şimdi sıra personelimizde Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, açılışı yapılan “Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi Projesi”yle aralıksız devam eden reform sürecinin ceza infaz sistemin- Nisan 2013 Seslenis G ündem Sayfa 9 ıkla sürdürülmesinde k görev düşmektedir’ ojesi’nin açılışında konuşan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, son 10 yılda ildiğini belirterek, ceza infaz kurumlarındaki gelişmelerin amacına ulaşel unsurunun önemini vurguladı de görevli personele yönelik çalışmalarla devam ettiğini vurgulayarak, şunları şöyledi: “Geçmiş projeler ve yürütülen çalışmalarla kurumların kapasite sorunu ve hükümlü-tutuklulara sağlanan koşullar konusunda ciddi bir gelişme kaydedilmiştir. Şimdi sıra bu hizmeti yürüten 40.000’i aşkın personelin, çalışma esasları ve iş tanımları ile yürütülen hizmetin etkinliği konusunda günün ihtiyaçlarını karşılayacak düzenlemelerin hayata geçirilmesine gelmiştir. Tüm dünyada olduğu gibi artan bir eğilim gösteren ceza infaz kurumları nüfusu, bu alanda çalışan personelin iş yükü ve sorumluluklarını da artırmaktadır. Bu nedenle yürütülen hizmetin kalitesinin artırılması ve çalışanlarımızın daha profesyonel, daha etkin ve verimli şekilde görev yapabilmesini sağlama noktasında ihtiyaç duyulan politika ve uygulamaların oluşturulması proje faaliyetleri içinde planlanmıştır. Bu faaliyetler kapsamında; farklı tip ve güvenlik seviyesindeki ceza infaz kurumu hizmetlerine yönelik işletim standartları belirlenecek, kadınlar, çocuklar, engelliler ve yabancı uyruklular gibi hassas gruplarla çalışan personele yönelik eğitim müfredatı özelleştirilecek ve personel eğitim sistemimize önemli katkılar sağlayacak olan uzaktan eğitim sistemi geliştirilecektir.” Cezaevi personeli daha da donanımlı olacak AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Jean Maurice Ripert, cezaevleri konusunun her ülkede, her zaman kaygı oluşturmaya devam ettiğini, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı durumların AB ülkeleri için de geçerli olduğunu söyledi. Ripert, insanları suçlarından ötürü cezaevine koymanın verilen en ağır ceza olduğunu belirterek, “İnsanları özgürlüklerinden mahrum bırakıyorsunuz. O zaman insan haklarını korumak zorundasınız.” dedi. Cezaevlerinde güvenlik ve disiplinin ön planda tutulacağını ancak bu yapılırken insan hayatının ayaklar altına alınmaması gerektiğini vur- gulayan Ripert, fiziki koşulların yanı sıra yaşam koşullarının da dikkate alınması gerektiğine işaret etti. Cezaevlerinde kadın, çocuk, gençlerin yanı sıra madde bağımlıları, sağlık durumları farklı hassas grupların da bulunduğunu söyleyen Ripert, bu kişilerle birebir çalışacak, eğitimli, her duruma hazırlıklı personelin yetiştirilmesinin önemine işaret etti. Ripert, insan kaynakları konusuna ağırlık verecek projeyle cezaevi çalışanlarının daha da donanımlı hale geleceğini ifade etti. Türkiye’nin adalet alanında son yıllarda önemli gelişmeler kaydettiğini belirten Ripert, çıkarılan yargı paketleriyle cezaevlerinden pek çok kişinin tahliye edildiğini anımsattı. Ripert, “Ancak hala hüküm almamış insanların cezaevinde bulunması, cezaevi mevcudunun fazlalılığı gibi konular söz konusudur. AB, sorunları aşma konusunda Türkiye’yi her zaman destekleyecektir.” diye konuştu. Proje ceza reformuna katkı sağlayacak İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi David Reddaway, Portekiz ve İngiltere’nin Türkiye’nin AB üyeliğine destek verdiğini belirterek, atılan adımların olumlu sonuç vermesini ve sürecin hızlanmasını umduğunu söyledi. Yürütülen projenin, eşleştirme projelerinin en büyüğü olduğunu kaydeden Reddaway, projenin Türkiye’de ceza reformu alanında yaşanan gelişmelere katkı sağlayacağına inandığını dile getirdi. Adalet sisteminin sürekli değişim içinde olduğunu, İngiltere’de de şu anda suç işleme oranlarını azaltmaya yönelik çalışmaların yürütüldüğünü anlatan Reddaway, Türkiye’deki son yıllarda adalet alanında yapılan reformları memnuniyetle izlediklerini söyledi. Hiçbir ülkenin cezaevi sistemi mükemmel değil Portekiz’in Ankara Büyükelçisi Jorge Cabral da projeyle Türk Ceza İnfaz Sisteminin Avrupa standartlarına oturtulmasının amaçlandığını söyledi. Türkiye’de son yıllarda çıkarılan ceza infaz yasalarının uygulanmasının önemli olduğunu belirten Cabral, hiçbir ülkenin cezaevi sisteminin mükemmel olmadığını vurguladı. Cezaevi uygulamalarının sürekli izlenmesi gerektiğini vurgulayan Cabral, projenin, cezaevlerindeki uygulamaları daha da ileri taşıyacağını kaydetti. Büyükelçi Cabral, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasının herkesin temel hedefi olduğunu kaydetti. Proje içeriği Türkiye, İngiltere ve Portekiz ortak ekibi tarafından yürütülecek proje, cezaevlerindeki iş gücünün geliştirilmesine destek olacak. Projeyle, cezaevlerindeki özellikle kadın, çocuk, yabancı, engelli, yaşlı ve ölümcül hastalığa sahip tutuklu ve hükümlüler olmak üzere “hassas gruplar” ile çalışma konusunda personel eğitimi verilecek. Proje kapsamında, yıllık uygulanacak personel memnuniyet anketi düzenlenecek. Cezaevlerinde çalışanların meslek tanımı yapılacak ve mesleki standartları geliştirilecek. Elektronik bir öğrenme ve geliştirme stratejisi hazırlanacak. Yeni teknolojinin kullanılmasıyla web tabanlı uzaktan öğrenme sisteminin uygulanmasını da sağlayacak 2 milyon Avroluk proje, 2014 yılı sonunda tamamlanacak. Sayfa 10 Seslenis K ültür Nisan 2013 Ceza infaz kurumlarında ağaçlandırma çalışmaları devam ediyor BOLVADİN’DE HÜKÜMLÜLERİN VE ÖĞRENCİLERİN FİDAN DİKİM HEYECANI Bolvadin Açık Ceza İnfaz Kurumu hükümlüleri Bolvadin Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu öğrencileri ile birlikte Bolvadin Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu Müdürlüğünün bahçesinin güzelliğine güzellik katmak için el ele 250 ağacı toprakla buluşturdular. Bolvadin Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu Müdürlüğünün düzenlediği ve Bolvadin Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü ile 9 Ocak 2012 tarihinde imzalanan işbirliği protokolü kapsamında hükümlüler ile öğrenciler el ele vererek Okulun 7000 m2’lik bahçesinde 250 ağaç diktiler. Bolvadin Açık Ceza İnfaz Kurumu hükümlüleri ile Bolvadin Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu Müdürlüğü bahçesinde gerçekleşen ağaç dikimi için düzenlenen törene; Bolvadin Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Keçeli, Bolvadin Cumhuriyet Savcıları Mükremin Yıldırım, Mahmut Akgöl ve Adnan Kara, Hakimler Hasan Fatih Ekiz ve Burhan Nalbant, Yüksek Okul Müdürü Doç. Dr. Tuğrul Kandemir, Yüksek Okul Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Cantürk Kayahan, daire amirleri ile sivil toplum örgütleri, vatandaşlar, Meslek Yüksek Okulu öğretim elemanları ile öğrencileri katıldı. Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve katılımcılar fidan diktiler. GEMLİK AÇIK CEZA İNFAZ KURUMUNCA HATIRA ORMANI OLUŞTURULDU Gemlik Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlülerin yeniden topluma kazandırılmalarına yönelik eğitim ve iyileştirme çalışmaları kapsamında, 13.03.2013 tarihinde Bursa Orman Bölge Müdürlüğü işbirliği ile “Hatıra Ormanı” oluşturuldu. 13.03.2013 tarihinde 24 hükümlü ile 15 personel tarafından “Hatıra Ormanı Projesi” Haydariye Köyü yakınlarında gerçekleştirildi. Projeye Kurum Müdürü Orhan Gökçek, Kurum 2.Müdürü Ender Gültekin, Kurum İdare Memuru Tahsin Aktaş ile 15 Kurum personeli, 24 hükümlü, Bursa Orman Bölge Müdürlüğü çalışanları katıldı. 120 fıstık çamı dikimi gerçekleştirildikten sonra piknik düzenlendi. Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Bayazıt’ın sürpriz ziyareti ise hükümlüler için moral kaynağı oldu. Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Bayazıt da fidan dikiminde bulundu. Fidan Dikimi sabah saat 10:00’da başladı ve saat 14:30’da sona erdi. Konya Açık Ceza İnfaz Kurumu olarak hükümlülerin çevreye olan duyarlılıklarını artırmak, çevre bilincini geliştirmek, toplumca kabul edilebilir değer yargılarını benimsemeleri amacıyla Konya Çevre ve Orman il Müdürlüğü, Konya Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile gerçekleştirilen ortak çalışma sonucunda belirlenen alanlarda ağaç dikimi çalışması yapıldı. 13 Mart 2013’te Konya Cumhuriyet Savcısı Bekir Sıtkı Yıldırım, Cumhuriyet Savcısı Tuncay Çoban, Kurum Müdürü Mehmet Öcal, Kurum personeli ve 80 hükümlünün katılımıyla gerçekleştirilen fidan dikiminde 2000 çam fidanı toprakla buluşturuldu. Meram Belediyesi sınırları içerisinde Akyokuş mevkiinde oluşturulan ‘Konya Açık Cezaevi Hatıra Ormanı’ ile Kurum personeli ve hükümlüler gelecek nesillere ölmez bir değer bırakmış olmanın haklı gururunu yaşadılar. OLTU CEZA İNFAZ KURUMU HATIRA ORMANI Oltu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurum personeli hatıra ormanına bin fidan dikti. Oltu Orman İşletme Müdürlüğü ve Oltu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu işbirliği ile 15 bin m2’lik araziye 1000 ardıç fidanı dikildi. Fidan dikimine Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Ümit Ocak, Cumhuriyet Savcısı Ali Fuat Saruhan, Denetimli Serbestlik Müdürü Bülent Demirel, Ağaçlandırma Şube Şefi Kadir Altıntaş, Kurum Müdürü Selahattin Tutkun, Kurum ikinci müdürleri ve Ceza İnfaz Kurum personeli katıldı. Ceza İnfaz Kurum Müdürü Selahattin Tutkun, “Orman İşletme Müdürlüğü ile yapılan işbirliği ile bölgeye uygun olan ardıç ağacı getirilmesine karar verdik. Başsavcımızın desteği ile bin fidan dikimi yaptık. Bu yıl üç bin fidan dikmeyi planlıyoruz.” dedi. Fidan dikiminin ardından personelle adeta piknik havasında bir gün geçirildi. Kırşehir Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunan personel ile hükümlülerin katılımıyla erozyonla mücadele etmek ve gelecek nesillere daha yaşanır bir dünya bırakmak amacıyla sosyal sorumluluk çerçevesinde, Kaman Belediyesi’nden temin edilen fidanlardan yaklaşık 1000 çam fidesi toprakla buluşturuldu. Ayrıca, Kırşehir Açık Ceza İnfaz Kurumunun bakımını üstlendiği Adalet-1 ve Adalet-2 Ormanlarına Kurum İkinci Müdürü Yusuf Tanrıverdi ve Kurum Öğretmeni Davut Dede’nin öncülüğünde daha önce dikimi yapılan fidanların bakımı, kuruyanların yerine yenilerinin dikimi ve yabancı otlardan arındırma çalışmaları yapıldı. Eğlenceli bir ortamda devam eden fidan dikiminin sonunda mangal partisi düzenlenirken, personel ve hükümlülerin doyasıya keyifli bir gün geçirdi. Zile’de 500 fidan dikildi Zile M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda fidan dikimi gerçekleştirildi. Adalet Bakanlığı Başkontrolörü Hüseyin Erdem öncülüğünde Kuruma ait araziye çeşitli meyve fidanları dikildi. Kuruma ait 8300 m2 arazinin bir bölümüne daha önceden Kurum personeli tarafından fidan dikimi yapılmıştı. Kalan kısmı ise Başkontrolör Hüseyin Erdem’in öncülüğünde personelin işbirliği ile ağaçlandırıldı. Fidan dikimine Kurum Müdürü Ahmet Setitaş, ikinci müdürler, öğretmen, sayman, infaz koruma başmemurları ve memurları ve diğer personel katıldı. Çeşitli türde 500 adet fidan dikilerek arazinin tamamı ağaçlandırıldı. Dinimizce de ağaç dikmenin çok güzel bir iş olduğu, dikenin büyük sevap kazanacağı hususunda Hz. Hz. Mumammed (s.a.v)’in “Kim bir fidan dikerse, onun meyvesinden gerek insan gerekse Allah’ın yarattığı herhangi bir mahlûk yedikçe onu diken kimse için bir sadaka yazılmış olur. Kim bir ağaç dikerse Allah o ağaçtan çıkacak meyve miktarlarınca o kimseye sevap yazar” hadis-i şerifine dikkat çekildi. Bu doğrultuda Kurum personeli, birlik beraberlik içinde Adalet Bakanlığı Başkontrolörü Hüseyin Erdem’in öncülüğünde fidan dikimi gerçekleştirdi. ORDU E TİPİ’NDE TİYATRO GÖSTERİSİ Ordu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, 28/03/2013 tarihinde Valilik, Belediye ve İl Emniyet Müdürlüğü işbirliğiyle Feyzullah Arslan ve Nermin Ertürkmen'in yazdığı, Osman Çakmak’ın yönettiği "Yarınlara Geç Kalmadan" adlı oyun sahnelendi. Oyunda; tutarsız ve ilgisiz aile modelleri, arkadaş seçiminin gençlerin hayatındaki yeri, sorunlar ve arayışları, yanlışlıkları ve madde bağımlılığının ortaya çıkardığı kötü sonuçlar konu ediliyor. Oyunu 117 hükümlü ve tutuklu ile 35 personel izledi. Tekirdağ 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Görme engellilere kitap hizmeti için stüdyo kuruldu Tekirdağ 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Türkiye Beyazay Derneği tarafından görme engelli vatandaşlara kitap hizmeti için “Aydınlan-Aydınlat” stüdyosu kuruldu. Adalet Bakanlığı ve Türkiye Beyazay Derneği işbirliği ile başlayan “Aydınlan-Aydınlat Projesi” ile ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutuklular sosyal sorumluluk projelerine dahil oluyor. Tekirdağ 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başlayan proje kapsamında, kurum içerisinde oluşturulan ses stüdyosu ve kayıt odasında gönüllü hükümlü ve tutuklular tarafından engelliler için kitap taraması yapılıp, sesli kitap okunarak yayınlar elektronik ortamda kayıt altına alınıyor. İlk etapta 8 hükümlü ve tutuklu tarafından dönüşümlü olarak yapılan çalışmada; Kurum kütüphanesinde bulunan dünya klasikleri ve klasik türk edebiyatı eserlerinin taranması ve okunarak kayıt altına alınması ile engelli vatandaşlarımızın dinleyerek bu eserlerle buluşmaları sağlanıyor. Türkiyede ilk kez bir ceza infaz kurumunda başlatılan çalışma hükümlü ve tutuklular tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca hükümlü ve tutuklular böyle yararlı bir görevi üstlenerek boş zamanlarını değerlendirmekten mutlu olduklarını ifade ettiler. Kurum Müdürü Abdurrahman Çoban da “Aydınlan/Aydınlat” stüdyosunda çalışan hükümlü ve tutuklulara çalışmalarında başarılar diledi ve kendilerine emeklerinden dolayı teşekkür etti. Seslenis Nisan 2013 HÜKÜMLÜ VE TUTUKLULARIN ÖDÜLLENDİRİLMESİ I. Giriş 31 Ocak 2013 tarihli ve 28545 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 24 Ocak 2013 tarihli ve 6411 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 6’ncı maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun “ödüllendirme” başlıklı 51’inci maddesi değiştirilmiş ve hükümlü ve tutuklular için onbir ayrı ödül belirlenmiştir. Anılan Kanunun uygulama esaslarını gösteren Hükümlü Ve Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik 30 Mart 2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu ay yazımda hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesi ile ilgili açıklamalarda bulunacağım. II. Ödül Uygulamalarının Amacı Ceza infaz sistemimizin temel amacı hükümlülerin topluma kazandırılmasıdır. Diğer bir ifade ile ceza infaz kurumlarımızda yürütülen rehabilitasyon çalışmaları sonucu, bu kurumlardan salıverilen hükümlülerin üretken, sorumluluk sahibi bireyler olarak hayatlarına devam etmeleridir. Bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza infaz kurumlarında eğitim ve iyileştirme çalışmaları yürütülmekte, bu çalışmalar sosyo kültürel çalışmalarla desteklenmektedir. Ödül uygulamaları da bu rehabilitasyon sürecinin bir bölümünü oluşturmaktadır. Ödül çeşitlerine bakıldığında bunların hükümlü ve tutukluların aileleri ve sosyal çevreleri ile ilişkilerini güçlendirme, salıverme sonrası toplumsal hayata uyum sağlama amacını taşıdığı görülmektedir. Bu anlamda koşullarının oluşması halinde uygun ödülün belirlenmesinin önemi büyüktür. III. Ödül Uygulamalarının Niteliği Ödül uygulaması bir “hak” değil bir “teşvik esaslı ayrıcalıktır”. Diğer bir ifade ile ödül uygulamasına karar verilebilmesi için hüküm- lü ve tutuklularda aşağıda ayrıntılı açıklanan üç ayrı koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Diğer ifadeyle; hükümlü ve tutuklularda üç koşulun birlikte varlığı halinde teşvik esaslı bir uygulama olan “ödül uygulamasına” karar verilebilecek, üç koşuldan bir veya birden fazlasının bulunmaması halinde bu uygulamaya karar verilmeyecektir. IV. Ödül Uygulamasına Karar Verilebilmesinin Koşulları Ödül uygulamasına karar verilebilmesi için hükümlü ve tutuklularda üç ayrı koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu koşullar; a. Hükümlü ve tutukluların disiplin cezası almamış olması veya disiplin cezası almış ise kaldırılmış bulunması, b. Hükümlü ve tutukluların aşağıda sayılan tutum ve davranışların bir veya birkaçını sergilenmesi, bu kapsamda; aa. Tutum ve davranışları ile diğer hükümlü ve tutuklulara iyi örnek olması, bb. İyileştirme faaliyetlerine geçerli mazeret dışında sürekli ve etkin bir şekilde katılarak kişisel gelişim göstermesi, cc. İş, eğitim ve öğretim faaliyetlerine geçerli mazeret dışında sürekli katılarak üstün başarı sergilemesi, çç. Kurumdaki kişisel ve ortak kullanım alanları ile bu yerlerde bulunan eşyaların temizlik, düzen ve korunmasına azami özen göstermesi, dd. Kurum içi ya da dışındaki sosyal, kültürel veya sportif faaliyetlere sürekli ve etkin bir şekilde katılarak kişisel gelişim sergilemesi, ee. Kurum işleyişini sürdürmek için gerekli olan kurum iç hizmetlerinin yerine getirilmesinde istekli olmalı ve üstün gayret göstermesi, ff. Uyuşturucu, alkol veya sigara bağımlısı olup da bu bağımlılıktan kurtulmak için kurumca yürütülen eğitim veya tedavi programlarına katılarak bu konuda gelişim sergilemesi, KURUM KANTİNLERİNDE MARKALI ÜRÜNLERİN SATIŞI Bilindiği üzere, ceza infaz kurumlarında kalmakta olan hükümlü ve tutukluların bazı ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için işyurtları bünyesinde faaliyet gösteren ve kantin olarak adlandırılan satış yerleri hizmete sokulmuştur. Burada satılacak ürünlerin tespitinde hükümlü ve tutukluların istekleri esas olmakla birlikte, gerek ihale mevzuatı gerekse kurum güvenliği dikkate alınarak tercihler yapılmaktadır. Kantinlerde satılacak ürünlerle ilgili olarak zaman zaman hükümlü ve tutukluların yoğun talepleriyle karşılaşılmasına rağmen, bazı markalı ürünlerin satılması yönündeki bu isteklere cevap verilememesi kurum idarelerinin en büyük sıkıntısı olmuştur. Ancak; Hükümlü ve tutukluların sürekli olarak gündeme getirdikleri çok haklı olan bu isteklerinin karşılanamaması, kurum idarelerinin bir tutumu veya kararından değil, marka belirterek ihale yapılamamasından, dolayısıyla da ihale mevzuatından kaynaklanmaktaydı. Yıllardır sürmekte olan bu olumsuz durum, Kamu İhale Kurumu tarafından yayımlanan ve ihale mevzuatındaki bazı değişiklikleri ortaya koyan tebliğ ile sonlandırılmış ve hem idareleri rahatlatacak hem de hükümlü ve tutuklu isteklerinin karşılanmasını sağlayacak imkan yaratılmış bulunmaktadır. İhale mevzuatında yapılan değişikliğin ne olduğunu incelediğimizde; 13.04.2013 tarih ve 28617 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu İhale Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 4 üncü maddesi ile 22.08.2009 tarih ve 27327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu İhale Genel Tebliği’ne 22.5.1.4.maddesinin eklenmesi olduğu görülmektedir. Kamu İhale Genel Tebliği’ne eklenen bu maddenin birinci paragrafında; “İdarelerce işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, orduevi, askeri gazino, misafirhane, çocuk bakımevi, kreş, spor tesisi, kantin ve benzeri sosyal tesisler tarafından, bu tesislerden yararlananların tercihine göre satılmak üzere, 4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (d) bendi kapsamında yapılacak mamul mal alımlarında marka belirtilmeden yararlananların tercihinin karşılanamayacağı hallerde marka belirtilmek suretiyle alım yapılabilir.” ifadesi yer almaktadır. Bu paragraftan anlaşılması gereken, ceza infaz kurumlarında artık markalı ürünlerin satılabilmesinin yolunun açıldığıdır. Ancak; Burada dikkat edilmesi gereken bazı hususların da gözden uzak tutulmaması gerekmektedir. Öncelikli olarak, marka belirtilerek yapılacak alımların sadece 4734 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin (d) bendi kapsamında yapılacak mamul mal alımlarını kapsadığı, diğer ihale usullerinde ise marka belirterek ihaleye çıkılmasına imkan olmadığı mutlaka dikkate alınmalıdır. Bir başka konu ise, kurum kantinlerinde markalı ürün bulundurulması isteniyor yaklaşımıyla, sadece yüksek fiyatlı ürünlerin satılması gibi bir anlayışın hakim olmasına meydan verilmeden, her tüketicinin ihtiyacını karşılayabilmesini sağlayacak çeşitlilikte fiyatlar ile satış yapılabilmesine özen gösterilmelidir. Burada 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22 nci maddesinin (d) bendi kapsamında yapılan alımları bir kez daha hatırlatmanın da yararlı olacağı düşünülmektedir. 4734 sayılı Kanun’un “Doğrudan temin” başlıklı 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde; “Büyükşehir belediyesi sınırları dahilinde bulunan idarelerin onbeş milyar (kırkdörtbin ikiyüzseksenyedi Türk Lirası), diğer idarelerin beşmilyar Türk Lirasını (ondörtbin yediyüzellibeş Türk Lirasını) aşmayan ihtiyaçları ile temsil ağırlama faaliyetleri kapsamında yapılacak konaklama, seyahat ve iaşeye ilişkin alımlar.” doğrudan temin suretiyle Vehbi Kadri KAMER Daire Başkanı gg. Kurum asayiş ve düzenini tehlikeye düşürebilecek hukuka aykırı bir eylemin ortaya çıkarılmasını sağlaması, c. Hükümlü ve tutukluların yukarıda (b) bendinde sayılan ve sergiledikleri davranışlar dışındaki diğer davranış türlerine de açıkça aykırı davranmaması gerekmektedir. V. Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesine Karar Verecek Makam Hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesine idare ve gözlem kurulu karar verecektir. Bu kurul; a. Müdürü bulunan kurumlarda; kurum müdürünün başkanlığında, gözlem ve sınıflandırmadan sorumlu ikinci müdür, idare memuru, cezaevi tabibi, psikiyatrist, psikolog, sosyal çalışmacı, öğretmen, infaz ve koruma başmemuru ile kurum müdürü tarafından teknik personel arasından seçilen bir görevliden oluşması, bu personelin tamamının kurumda bulunmaması hâlinde kurulun mevcut olanlarla, b. Müdürü bulunmayan kurumlarda; kurum amirinin başkanlığında, hükümet tabibi, öğretmen, infaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuruyla oluşturulması gerekmektedir. İdare ve gözlem kurulu hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesine ya resen yada kurumda görev yapan servislerin (Yönetin Servisi, Güvenlik ve Gözetim Servisi, Teknik Servis, Psiko sosyal Yardım Servisi, Sağlık Servisi, Eğitim ve Öğretim Servisi, İşyurdu Servisi, Yardımcı Hizmetler Servisi) teklifi ile karar verebilecektir. Kurul; ayda en az bir kez yapacağı toplantı ile, ödül verilecek hükümlü ve tutukluları oy çokluğu ile kararlaştırabilecektir. VI. Hükümlü ve Tutuklulara Verilebilecek Ödül Çeşitleri Yusuf Kenan ÇAĞLAR Kontrolörler Kurulu Başkanı karşılanabilir hükmüne yer verilmiştir. İlgili düzenlemede yer alan parasal değerler, 30.01.2013 gün ve 28544 sayılı Resmi gazete’de yayımlanan 2013/1 sayılı KAMU İHALE TEBLİĞİ’nin 1 inci maddesinin (d) bendiyle belirlenmiş olup, 2013 yılı için geçerli olan değerlerdir. 4734 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinde düzenlenen “Doğrudan Temin” suretiyle yapılacak alımları genel olarak değerlendirdiğimizde ise; bu satın almalar sırasında ilân yapılmasına ve teminat alınmasına gerek bulunmazken, ihale komisyonu kurma ve 10 uncu maddede sayılan yeterlik kurallarını arama zorunluluğu da olmadığı, ihale yetkilisince görevlendirilecek kişi veya kişiler tarafından piyasada fiyat araştırması yapılarak ihtiyaçların temin edilebileceği, ihtiyaçların karşılanmasında kolaylık sağlanması amacıyla yaratılan bu imkanların kullanılıp kullanılmamasının da idarelerin takdirine bırakıldığı anlaşılmaktadır. Alımı yapılacak malın tesliminin belli bir süreyi gerektirmesi durumunda, alımın bir sözleşmeye bağlanmasının, ihtiyaçların karşılanmasında onay belgesi düzenlenmesi ile onayı takiben ihale yetkilisince görevlendirilen kişi veya kişiler tarafından piyasada fiyat araştırması yapılması ve buna ilişkin belgelerin dayanakları ile birlikte onay belgesine eklenmesinin zorunlu olduğu, idarelerce gerekli görülmesi halinde, fiyat araştırmalarının, ilgili İhale Uygulama Yönetmeliklerinde gösterilen yaklaşık maliyetin belirlenmesine ilişkin esas ve usuller çerçevesinde yapılabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca; Kamu İhale Genel Tebliği’nin 22.5 inci maddesinde belirtilen şu hususlara da özellikle dikkat edilmesinde yarar bulunmaktadır. Sayfa 11 Yetişkin hükümlü ve tutuklulara onbir çeşit ödül verilebilecektir. Bu ödüller; a. Kapalı ceza infaz kurumlarındaki evli hükümlü ve tutuklulara, kurum personelinin yakın nezareti olmaksızın eşleri ile mahrem görüşme, b. Haftalık açık veya kapalı ziyaret süresini uzatma, c. Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yapma, ç. Üst üste kullanılmayan ziyaret sürelerini toplu olarak kullanma, d. Haftalık telefonla görüşme sayı veya süresini artırma, e. Sosyal, kültürel veya sportif etkinliklerden öncelikli ve daha uzun süreli yararlanma, f. Haftalık harcama miktarını yarı oranında artırma, g. Tek kişilik odada televizyon bulundurma, ğ. Hediye, h. Takdir belgesi, ı. Tavsiye mektubudur. Çocuk hükümlü ve tutuklulara, yukarıda sayılanlar ödüller yanında anne ve babasıyla veya vasisi ile kurum personelinin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi yapma ödülü verilebilecektir. Ödül çeşidinin belirlenmesinde önemli olan, hükümlü ve tutuklunun “ihtiyacı olan ödülün” belirlenmesidir. VII. Değerlendirme Hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesi, ceza infaz sistemimiz içinde son derece önemli yere sahip bir uygulamadır. Bu uygulamanın temel hedefi hükümlü ve tutukluların topluma kazandırılmasıdır. Bu nedenle; a. Hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesinin bir “hak” olmadığına, diğer bir ifade ile mutlaka mevzuatta belirtilen ve yukarıda açıklanan koşullarda uygulanması gereken bir “ayrıcalık” olduğuna, b. Gerek müdürü bulunan, gerekse müdürü bulunmayan kurumlarda mutlaka gerekçeli “idare ve gözlem kurulu kararı” ile hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesine karar verilmesine, c. Ödül çeşidinin hükümlü ve tutuklunun topluma kazandırılmasındaki ihtiyacına göre belirlenmesine, dikkat edilmesi gerekmektedir. 22.5.1. 4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (d) bendinde belirtilen ve Kurum tarafından güncellenen tutarı aşmayan mal ve hizmet alımları ve yapım işleri ile temsil ağırlama faaliyetleri kapsamında yapılacak konaklama, seyahat ve iaşeye ilişkin mal ve hizmetlerin idarelerce temin edilmesi mümkün bulunmaktadır. İşin niteliğine göre idareler bu bende göre yapacakları günlük ve küçük ölçekli alımlar için genel bir onay belgesi düzenleyebilecekleri gibi, her bir alım için de onay belgesi düzenleyebilirler. Ayrıca ilgili mevzuatı çerçevesinde düzenlenmesi gerekli olan harcama belgeleri onay belgesine eklenir. Ancak bu bent kapsamında gerçekleştirilecek yapım işlerinde fiyat araştırmasının, Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde belirlenen yaklaşık maliyetin hesaplanmasına ilişkin esas ve usullere göre yapılması zorunludur. 22.5.1.1. Bu bentte belirlenen parasal limitlere bağlı olarak yapılacak ihtiyaç teminlerinde, piyasada yapılan fiyat araştırması sonucunda öngörülen parasal limitin aşılacağının tespit edilmesi halinde, ihtiyacın Kanunun ilgili hükümlerine göre ihale yoluyla temin edilmesi gerekmektedir. 22.5.1.2. Ayrıca, 4734 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile temini gereken ihtiyacın, Kanunun 22 nci maddesinin (d) bendi için öngörülen parasal sınırların altında kalacak şekilde, adet bazında veya aynı ihale konusu içinde yer alabilecek nitelikteki mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinin, kalemlere veya gruplara bölünmek suretiyle aynı Kanunun 22 nci maddesinin (d) bendine göre temini, 4734 sayılı Kanunun temel ilkelerine aykırılık teşkil ettiğinden, bu yönde uygulamaların sorumluluk doğuracağı hususuna dikkat edilmesi gereklidir. 22.5.1.3. İdarelerin bu bent kapsamında temin edeceği ihtiyaçlarını, anılan bentteki parasal limitlerden hangisini esas almak suretiyle karşılayabileceğinin, ihtiyacı karşılayacak idarenin büyükşehir belediyesi mücavir alan sınırları içerisinde bulunup bulunmadığına göre belirlenmesi gerekmektedir. Sayfa 12 YAŞAM VE HÜZÜN Tülin, bizim grubumuzun kolejli kızıydı. Adı gibi ince ruhlu ve güzeldi. Yurdumuzun dört bir tarafından gelmiştik ve Ankara’da çeşitli okullarda okuyorduk. Onunla ben, Hukuk Fakültesinde öğrenciydik ve okulun ilk günü tanışmıştık. Grubumuzdaki çok erkek gibi ben de ona kur yapmış, ancak becerememiştim. O, bana yardımcı olmuş, aramızda iyi bir arkadaşlık kurulmuş, ama bu hep arkadaşlık olarak kalmıştı. Ankara’ya gelinceye kadar, günü birlik bazı yıllar bir kez İzmir Fuarı’na gitme ve yedek subaylık muayenesi dışında Manisa’dan hiç ayrılmayan bir taşralı olarak, o kadar durgun ve utangaçtım ki, kızlarla konuşurken terliyor, yüzüm kızarıyor; değil duygularımı açmak, söyleyecek söz bile bulamıyordum. Sanıyorum o da bunun farkındaydı. Hiç unutmuyorum. Bir Cuma günüydü ve öğleden sonra dersimiz yoktu. O gün dersler bitince öğle yemeğini okulda yemiş, bana “Kızılay’a doğru yürüyelim mi?” deyince, birlikte yürümüştük. Yolda bana okuduğu Türk Eğitim Derneği Ankara Koleji’ni göstermiş, annesiyle babasının avukatlık yaptıklarını, evin tek çocuğu olduğunu anlatmıştı. Kızılay’la Kolej arasında iki katlı, bahçeli bir evleri vardı. Sokaklarına gelince, “Annem evdedir, gel çay içelim!” diyerek davet etmiş, benim her zamanki utangaçlığım tutup kabul etmeyince, “Hoşça kal!” deyip, yanağını uzatarak öpmemi ve sarılmamı beklemiş; ancak çok istememe rağmen, sanki fırsattan istifade ediyormuş gibi bir duyguya kapıldığımdan sarılıp öpememiş, elini sıkarak ayrılmış, sonra da pişmanlık duymuştum. Sonraki günlerde de çekingenliğim sürmüş; konuşmalarımız dersler, bulamadığım kitapları geçici olarak isteme ve giremediğim derslerin notlarını almadan öteye geçmemişti. Aradan bir ay kadar zaman geçmişti. Tülin, aramıza grup arkadaşlarımızdan Salih’le katılmaya başlamıştı. Hareketlerinden arkadaşlıklarının ilerlediği anlaşılıyordu. Salih, İstanbulluydu ve Siyasal Bilgiler Fakültesinde okuyordu. O yıllarda Siyasal Bilgiler Fakültesi alanında tek okul olduğu için İstanbul’dan da gelen öğrencileri vardı. Benim gibi değildi. Hareketli ve kendine güven duyan birisiydi. Ancak bende, nedense fazla güvenilmez ve bencil olduğu yolunda bir izlenim bırakmıştı. Belki de bu izlenimim onu kıskandığımdan ileri geliyordu. Tülin’le Salih’in arkadaşlıkları zamanla daha da ilerlemiş, ayrılmaz ikili olmuşlardı. Tüm arkadaşlarımız onların nişanlanmalarını ve evlenmelerini bekliyorduk. Okulu birlikte bitirmiştik. Tülin, stajından sonra anne ve babasıyla avukatlık yapmaya başlamış; ben hâkim olup atanmış; Salih de Maliye Müfettişi olmuştu. Salih’le askerliğimizi aynı yerde yapmıştık. Bu sırada aile arasında yaptıkları bir törenle nişanlanmış, Salih’in askerliğinin bitiminden sonra evlenmiş ve Ankara’ya yerleşmişlerdi. Ben davetli olduğum hâlde düğünlerine, görev yerimin uzaklığı ve tek hâkim olarak çalıştığımdan izin alamadığım için katılamamıştım. * * * Aradan beş yıl geçmişti. Bu arada ben de evlenmiştim. Tülin ve Salih’le zaman zaman görüşüyor, Ankara’ya geldiğimde de ziyaretlerine gidiyordum. Çocukları olmuyordu. Bu nedenle Tülin tedavi görüyordu. Son ziyaretimde Tülin’in hamile olduğunu öğrenmiştim. Çok sevinçliydiler. Onlarla birlikte ben de sevinmiştim. Ancak dört ay Seslenis Ali Suat ERTOSUN Yargıtay Üyesi sonra down sendromlu bir kızları dünyaya gelince sevincimiz üzüntüye dönüşmüştü. Doktorlar, çocukta kalp hastalığı ve zekâ geriliği olduğunu söylüyorlardı. Yıkılan Tülin kendisini çabuk toparlamış, tüm çabasını kızı Şebnem’e vermişti. Salih’in morali çok bozuktu. Konuşmalarından, Tülin’den gittikçe koptuğunu, bir arayış içerisinde olduğunu hissetmiştim. * * * Altı ay kadar sonra, bir keşif dönüşü odamda çalışırken, Tülin aramıştı. Sesi çok bozuktu; “Salih evi terk etti!” diyor ve ağlıyordu. Kendisine “Üzüldüğümü, istiyorsa Salih’le görüşebileceğimi,” söyleyince; “Sen bilirsin!” demiş ve telefonu kapatmıştı. Hemen Salih’i aramıştım. Sesi buz gibiydi. “Geçinemediklerini, boşanma davası açacağını!” söylemiş, başkaca bir açıklama getirmemişti. Salih’le olan görüşmemizi aktardığım Tülin, hıçkırıklara boğulmuş, konuşamamıştı. O yıl yaz tatili için Manisa’ya giderken Ankara’ya uğramış, Tülin’i ziyaret etmiştim. Yıkılmış, üst üste gelen darbelerle çökmüştü. “Salih’le görüşmediklerini, evi terk ettiğini, hiç aramadığını ve İzmir’de denetimde olduğunu,” söylemişti. Şebnem rahatsızdı. Yaşamları evle hastane arasında geçiyordu. Manisa’da bulunduğum sırada, İzmir’e giderek Salih’i bulmuş, bir gece yemeğe almıştım. Konu dönmüş dolaşmış Tülin’le olan evliliklerine gelmişti. Salih “Boşanma davası açtım, Eylül’de duruşmamız var.” deyince; Şebnem’i sormuş, “Görmediğini, Tülin”le de görüşmediğini,” söyleyince; “Hata yapıyorsun, eşini ve çocuğunu sana en fazla ihtiyaçları olduğunda terk ediyorsun!” dediğimde birden sinirlenerek “Beni yargılama. Hâkimliğini git mahkemede yap.” demişti. Donmuş kalmıştım. Aramızda buz gibi bir hava oluşmuştu. Alttan alarak “Ben seni yargılamıyorum, konuşuyoruz!” deyince, “Yargılıyor ve peşin fikirli olarak beni suçlu buluyorsun!” demiş; ben de “Aranızı bulmaya ve seni konuşturmaya çalışıyorum” diye cevap verince, “Anlatacak bir şey yok, sen kendi işine bak!” diyerek kalkmış ve vedalaşmadan ayrılmıştı. Ertesi gün düşünmüştüm. Ben Salih’i yargılamış mıydım? Buna hakkım var mıydı? Şüphesiz vardı. Çok samimi olmamakla birlikte, on yılı aşkın bir süredir arkadaşlığımız sürüyordu. Salih’i yargılamakla, ona herhangi bir yaptırım uygulamıyordum. Vicdanı olan her insanın yapması gerekeni yapıyordum. Onunla ilişkilerimi gözden geçiriyor, yakınlaşıyor veya uzaklaşıyordum. Aslında herkes, önce kendini yargılamalı, özeleştirisini yapmalıydı. Ama en zoru da buydu herhalde. Başkalarını yargılamak daha kolayımıza geliyordu. Çünkü kendimizi yargılarsak, hatalarımızı, kusurlarımızı görecek; belki de sonunda değişecektik. Salih, yaptıklarıyla sadece kendisini değil, Tülin’i ve çocuğunu da etkiliyordu. İkisinin de arkadaşı olarak onları yargılamak benim görevimdi. Bu olaydan sonra Salih’le yıllarca görüşmemiştik. Tülin’le sık sık telefonla görüşüyor, Ankara’ya gittiğimde de bürosuna uğruyordum. Altı ay sonra Tülin’le Salih, an- laşarak boşanmışlardı. Tülin’e boşanmayı neden kabul ettiğini sorduğumda, “Fiilen biten ve kafalarda sonlandırılan evliliği, kâğıt üzerinde sürdürmenin anlamı yok.” demişti. Boşandıktan sonra Tülin, anne ve babasıyla yaşamaya başlamış, Salih’in yeni bir evlilik yaptığını ve iki çocuğu olduğunu duymuştum. * * * Yıllar yılları kovalamış, Ankara’ya tayin olmuştum. Tülin’le daha sık görüşüyordum. Önce babasını, sonra da annesini kaybetmişti. Büyük bir avukatlık bürosunun başındaydı. İşi iyiydi. Tek sıkıntısı kızı Şebnem’di. Hayattaki tek tutamağı oydu ve onun üzerine titriyordu. Yalnızdı. Bana bir keresinde “Doktorların kızının ömrünü, kalp rahatsızlığı nedeniyle azami yirmi yıl olarak belirlediklerini, ölürse ne yapacağını bilemediğini?” söylemiş, “Salih ne yapıyor?” dediğimde “Maliye Müfettişliğinden ayrılmış, serbest çalışıyormuş, hiç arayıp sormuyor!” demiş, yardımcı olup olmadığını sorduğumda da “Olmuyor, çocuğunun ölmesini isteyen yardımcı olur mu? Kendisinden Şebnem için nafaka bile istemedim.” diye cevap vermiş; kafama takılan “Şebnem’in ölmesini neden istesin?” şeklindeki soruma “Nasıl olsa ölecek, tedavisini yaptırma bırak ölsün, yoksa yuvamız bozulacak!” dediğini söyleyince şok olmuştum. Eşimi Tülin’le tanıştırmıştım. Aralarında sağlam bir dostluk kurulmuştu. Karşılıklı ev ziyaretlerine gidip gelmeye başlamıştık. İki katlı bahçeli evlerinin yerine, devasa bir apartman yapılmıştı. Tülin oradaki büyük bir dairede oturuyordu. Konuşmamızda “Senin önüne kadar gelip de kapısından içeriye girmediğin evi müteahhide kat karşılığı verdik.” deyince, içimden “Girmediğim değil, utangaçlığımdan giremediğim!” diye geçirmiş, Tülin’in neden böyle konuştuğu üzerinde durmayarak cevap da vermemiştim. Şebnem’i yıllar sonra o gün yeniden görmüştüm. İyi bir eğitim aldığından, ihtiyaçlarını görebiliyordu. Sevgi dolu bir kızdı. Bana uzun uzun “Amca, amca,” diye sarılmış, sık sık öpmüş ve yanımdan hiç ayrılmamıştı. * * * Ankara’ya atandığımı duyan Salih de beni aramış ve ziyaretime gelmişti. Geçmişten hiç konuşmamıştık. “Maliye Müfettişliğinden ayrıldığını, politika ile uğraştığını ve yeminli mali müşavirlik yaptığını, bürosunun İstanbul’da olduğunu, Ankara’da da bir çalışma ofisinin bulunduğunu, sık sık gelip gittiğini,” söylemiş ve “Bir akşam birlikte olalım.” demişti. Zaman zaman Salih’le buluşup görüşmeye başlamış, Ankara’ya geldiğinde de bazı akşamlar yemek yemiştik. Malî durumunun çok iyi olduğu anlaşılıyordu. Eşinden ve çocuklarından bahsediyor, mutlu olduğunu söylüyordu. Tülin ve Şebnem’den ise, hiç söz etmiyor; ben de bu konuyu açmıyordum. * * * 2000 yılı, Ocak ayı ve soğuk bir kış günüydü. İşe gitmeye hazırlanıyor, kahvaltı yapıyordum. Telefon çaldı. Açtığımda Tülin “Şebnem’i hastaneye kaldırdıklarını, durumunun kritik olduğunu” söylemişti. Hemen giyinmiş ve eşimle hastaneye gitmiştik. Şebnem, acilde yatıyordu. Daha sonra kalp hastalıkları servisine kaldırılmıştı. Doktorlar “Durumunun iyi olmadığını, ellerinden geleni yaptıklarını, gerisinin Allah’a kaldığını,” söylüyorlardı. Elimizden dua etmekten başka bir şey gelmiyordu. Tülin’e “Ne yapabiliriz?” dedim. “Her şeyi yaptık, herhalde beklediğimiz gün geldi. Şebnem 20 yaşında!” dedi. Birden geçmişte yaptığımız konuşmala- Nisan 2013 rı hatırladım. Şebnem’e biçilen ömür dolmuştu. Yaşaran gözlerimi kaçırmaya çalıştım. Ama nafileydi. Hepimiz ağlıyorduk. Kendimi toparlayınca “Salih’e haber vereyim mi?” diye sordum. Sessiz kalınca, Salih’i arayıp, durumu anlattım. Bir süre konuşmadı, Biraz bekledikten sonra “İstanbul’da olduğunu, İngiltere’ye gideceğini,” söyleyince, “Şebnem’in günleri sayılı!” dedim. “Ben seni daha sonra ararım.” dedi ve telefonu kapattı. Ancak aramadı ve Şebnem’i ertesi gün kaybettik. Tekrar aradığımda, “İngiltere’de iş gezisinde olduğunu ve gelemeyeceğini,” söylediğinden, Şebnem’i defnettik. * * * Ondan sonra Salih’i bir daha aramamıştım. Şebnem’in ölümünden üç ay sonraydı. İş yerindeydim. Salih arayarak, “Ankara’da olduğunu,” söylemiş ve ısrarla “Görüşelim!” demişti. Görüşmek istemediğimden, “Misafirim var,” deyip, atlatmıştım. Aramalarını sıklaştırmıştı. Her gelişinde arıyordu. Sonunda dayanamayıp bir gece buluştuk. Hoşbeşten sonra yemeklerimizi yedik. Uzun süre konuşmadıktan ve iki kadeh içtikten sonra birden “Niye gelmedin?” diye sorunca, gözlerini masadan kaldırmadan “Her zaman ki gibi beni suçluyorsun değil mi?” deyince, “Tabii seni suçluyorum, kızının cenazesine bile gelmedin.” dedim. Gözlerini gözlerime dikerek, “Ben onları defterden silmiştim. Eski sayfaları açmak istemiyorum. Sana daha evvel de söylemiştim. Beni yargılama ve sorgulama!” deyince, “O zaman beni de defterden sil” diyerek masadan kalkmıştım ki “Zaten Tülin’de senin de gözün vardı. Hep bizi kıskandın. Yok diyebilir misin?” diye söylenince, kafamın tası atmış, “Çok aşağılıkmışsın, seni geçmişinle ve günahlarınla baş başa bırakıyorum!” diyerek ayrılmıştım. Bu Salih’le son görüşmemiz olmuştu. * * * Yaşam, o kadar girift ve karmaşık, o kadar çok bilinmezliklerle dolu ki, bunları önceden tasarlamamız ve öngörmemiz mümkün değil. İyi başlayan ilişkiler, bazen hiç beklenmedik şekilde düşmanlığa dönüşüp bitiyor; sonunda da vicdan azabı ve acılara neden olabiliyor. Salih’e o gün çok kızmıştım. Ancak daha sonra onun düşüncelerini, hislerini bilmediğimi, sorumluluktan kaçarak vicdan azabından kurtulmaya çalıştığını düşünmüş ve kısmen de olsa hoş görmüştüm. Çünkü ben onu, kendi değer yargılarımla yargılıyordum. Salih, belki de kendini yargıladıktan sonra, hapishane ve cehennemini kendi içinde kurmuştu. Tülin’e gelince, o benim arkadaşımdı. Ankara’daki acemilik günlerimde bana destek olmuş, ben de onun zor günlerinde yanında bulunmuştum. O, bir anne gibi davranmış ve çocuğunun sorumluluğunu üzerine almıştı. Salih’le olan ilişkilerinin bozulmaması için uğraşmış, aralarını bulmaya çalışmış; sonunda taraf tutmam gerektiğinde de haklı ve mağdur olduğu için onun yanında yer almıştım. Güzel Sözler Kişinin değeri nedir? Aradığı şeydir. Mevlana Olgun insan; güzel sözler söyleyen değil, söylediğini yapan ve yaptığını söyleyendir. Conficius(Konfüçyüs) Sevilmeyen bir insan, her yerde ve her şeyde yalnızdır. George Sand En çok yaşamış insan; uzun yıllar yaşamış olan değil, yaşamının anlamını en fazla anlamış olandır. S. Kierkegaard Doç. Dr. Güray Kırpık, Çanakkale Zaferi’nin 98’inci yıldönümünde konuştu: “Çanakkale bir dünya karşılaşmasıdır” Çanakkale Zaferi’nin 98. Yılı Kutlamaları ve Şehitleri Anma Etkinliği kapsamında Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumunda, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Nuri Yavuz ve Doç. Dr. Güray Kırpık tarafından konferans gerçekleştirildi. Doç. Dr. Güray Kırpık, yaptığı konuşmada; Türk ve Dünya tarihi açısından Çanakkale Savaşa’nın önemine dikkat çekerek, “Burada da anlatıldığı gibi Çanakkale bir dünya karşılaşmasıdır. I. Dünya Savaşı’nın en hercümerc noktasıdır. Adeta Gelibolu’ya yığılmış medeniyetler çarpışması gözler önüne gelmektedir.” dedi. Kırpık, “Zırhlılardan atılan ilk topla atış tam isabet kaydetmişti. Düşman mermilerinin menzili o kadar üstündü ki 6 km’ye kadar uzanan gülle mesafesi vardı. Türk toplarının atışları ise 2 km’ye düşüyordu. Yüzbaşı Harry Minchin bu olayı büyükbabasına yazdığı mektupta anlatırken “Her top dakikada yaklaşık iki mermi atıyordu... Ancak uzun menzilli bombardımanın başarılı olduğuna dair ilk belirtilerin aldatıcı olduğu çok geçmeden anlaşıldı... Kraliyet donanması şarapnele ancak makineli tüfek noktasında önem vermiş, gemi mürettebatını daha çok bir deniz savaşına hazırlamıştı...” şeklindeki bir bilgiyi aktardı. Doç. Dr. Güray Kırpık, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Seyit Onbaşı’nın attığı gülle ile sadece bir zırhlı değil daha fazlası zarar görmüştür. Çünkü büyük zırhlı Quen Elizabeth’in ve Ocean’ın batması, ardından Bouvet’in yaralanması ve diğer gemilerin yaralanarak kaçışları bu olayla bağlantılı olmuş, zırhlılar hareket yönlerini değiştirince bu defa da Nusret gemisinin döşediği mayınlara çarpmışlardır. Beklenmedik bu kayıplar düşmanın kara çıkarması yapmasına neden olmuş, ancak kara çarpışmalarında da bekledikleri sonucu elde edememişlerdir.” Doç. Dr. Güray Kırpık, Çanakkale şiirinin tarihin daha iyi anlaşılmasını sağlayan dizelerine de vurgu yaparak, şu açıklamalarda bulundu: Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk: Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ! *** Burada da anlatıldığı gibi Çanakkale bir dünya karşılaşmasıdır. I. Dünya Savaşı’nın en hercümerc noktasıdır. Adeta Gelibolu’ya yığılmış medeniyetler çarpışması gözler önüne gelmektedir. Diller, dinler ve renkler bir arada ama bir savaş halindedir. Öyle ki vahşet saçan bir tablo yaşanmaktadır. Eli baltalı olanla zırhlı gemiye binen, ilkel hayat şartlarından gelenle modern hayatın konservelerini tüketenler aynı saflardadır... Efendi ile köleleri bilinmedik bir düşmana kılıç çekmişlerdir... Öyle ki Müslüman Müslümana saldırmış, köleler özgürlük için savaşanlara kılıç çekmiştir. Tezatlar savaşın kendisinde alabildiğine seyredilmiştir. Ortaçağın en rezil ve ağır tahribat yapan illeti “tâûn” 200 bin insanı öldürebilmekte idi... Ancak Çanakkale’de bu rakam çok gerilerde kalmıştır. Mehmet Akif adeta vebanın modern savaş ile kıyaslamasını yaparak, Çanakkale’nin nasıl bir zafer olarak telakki edilmesi gerektiğini satırlarına nakşetmiştir... *** Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi; 'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi. Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek. *** Burada Asım bin Sabit (r.a.)’e atıf yapılarak Çanakkale’deki şehitlerin de benzeri bir serhat görevini yaptığını ve mezarlarının yerinin bilinememesinin olağanüstü gerekçeleri izah edilmektedir. Şehitlerin vücudu adeta kudsiyet kazanmış, ilahi bir kalkan ile korunmuştur. Asım’ın duası gibi şehitlerin de duaları namerdin mahreme el sürmesine engel olmak üzerinedir. **** Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran... Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran. **** Çanakkale Savaşı dünyada bu savaşa katılan ülkelerin hepsi tarafından anılmakta ve Gelibolu’daki merasimlerde bu ülkelerin askerleri için de ayrılan yerlerde anma toplantıları yapılmaktadır. Onların bu seferinin bir Haçlı Seferi olarak tanımlanması dikkat çekicidir. Mehmet Akif de Çanakkale’yi bir medeniyetler karşılaşması olarak değerlendirerek, son ehl-i salib (son Haçlı Seferi)’nin burada kırıldığını vurgulamaktadır. Şüphesiz bu vurgu tarihteki Haçlılara karşı mücadelede öncü komutanlar Sultan Selahattin Eyyubi ve I. Kılıç Arslan ile özdeşleştirilerek tarihte eşdeğer bir anlam kazanmaktadır. Yenilgi bahtının tersine çevrildiğini ifade eden bu zaferin yıldönümünde şehitlerimizi rahmet ve dualarla yad ediyoruz. Seslenis Nisan 2013 Yıl: 12 Sayı: 133 YAYIN KURULU Cevat GÜL Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcısı (Yayın Kurulu Başkanı) V. Kadri KAMER Eğitimden Sorumlu Daire Başkanı Fatih GÜNGÖR Tetkik Hâkimi Mustafa DOĞAN Tetkik Hâkimi Habil KANOĞLU Şube Md. (Psikolog) Tülay ÇELEBİ Şube Md. (Psikolog) Ramazan GÜNŞAN Şube Md. (Öğretmen) Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yayın Koordinatörü Recai YILDIZ Naci BİLMEZ Öğretmen Öğretmen Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu Adına Sahibi Ali Turan KARADAĞ Kurum Müdürü Matbaa-Baskı Şefi: Salim KILIÇ - Montaj: Zafer KARAKAYA Dizgi: Hasan KORKMAZ - İsa KİBAROĞLU Baskı: Şeref KARAAĞAÇ - İsmail NERGİZ İdare Yeri: Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu İstanbul Yolu 15. Km Hava Müzesi Karşısı Şaşmaz Ankara Tel: (0312) 278 76 10 Faks: 278 25 68 Baskı: Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu Matbaası Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın Basım Tarihi: 30.04.2013 www.cte-seslenis.adalet.gov.tr Nisan 2013 Seslenis E tkinlik Sayfa 13 Çanakkale Zaferi’nin 98. yıldönümü kurumlarda etkinliklerle kutlandı Çanakkale Zaferi’nin 98. yıl dönümü ceza infaz kurumlarında da coşkuyla kutlandı. Çanakkale’de şehitlik mertebesine ulaşan ve gazi olan mehmetçiğin minnetle yadedildiği etkinliklerde Çanakkale Savaşı’nın Türk ve Dünya tarihi açısından önemi vurgulandı. M anisa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 18 Mart Çanakkale Zaferi ve İstiklal Marşı’nın TBMM’de kabul edilmesinin yıl dönümü nedeniyle düzenlenen konferansa konuşmacı olarak Celal Bayar Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çelik katıldı. Konferansa ayrıca Cumhuriyet Başsavcısı Enis Yavuz Yıldırım, Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Mehtap Caynak, Cumhuriyet Savcısı Münüre Koyuncu, Manisa Adliyesinden hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile Kurum Müdürü Katip Özen, Kurum ikinci müdürleri ile hükümlüler ve tutuklular katıldı. “SADECE BİZİM MİLLETİMİZİN İSTİKLÂL MARŞI VAR” Cumhuriyet Başsavcısı Enis Yavuz Yıldırım konferans öncesi yaptığı konuşmada; çok özel bir günde bir araya geldiklerine değinerek, “Çanakkale Zaferinin yıl dönümü nedeniyle bir araya toplandık. Ama bugün 12 Mart ve İstiklal Marşımızın TBMM’de kabulünden tam 92 yıl geçti. Özel bir günde özel bir günü anmanın heyecanını hep birlikte yaşıyoruz. Birbirine o kadar yakışan üç kavram var ki Mart ayında; Çanakkale Zaferi, Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı. Bütün ülkelerin, bütün milletlerin bir ulusal marşı vardır. Ama sadece bizim milletimizin İstiklal Marşı vardır. Çünkü İstiklal Marşını ortaya koymak tarih yazmakla olmaz, tarih yapmakla olur. Çanakkale Zaferi’nden 6 yıl sonra yazılmış olan bu destana baktığınız zaman buram buram Çanakkale’den alıntılar olduğunu görüyoruz. Mehmet Akif Ersoy, Anadolu’nun her karışını düşünürken Çanakkale’yi de düşünüyordu. 250 bin şehit verdiğimiz ve bir nesli kaybettiğimiz bir zaferden bahsediyoruz. O gün orada toprağa düşen genç bedenlere ne kadar layık olduğumuzu ve o genç bedenlerin ne kadar izinden gidebileceğimizin muhasebesini yapacağımıza eminiz. Eğer bizler o genç bedenlere layık bir nesil olabilirsek, eminim ki o gün orada dökülen kanlar boşa gitmeyecektir. Ve bu millet bir daha İstiklal marşı yazmak zorunda kalmayacaktır” dedi. Celal Bayar Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çelik, Çanakkale Zaferi ve Mehmet Akif Ersoy’un Hayatından Önemli Kesitler” konulu konferansında yaptığı konuşmada; Mart ayının Türkiye tarihi açısından önemine dikkat çekerek, “Mart ayı denince akla Çanakkale, Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı gelir” dedi. “ÇANAKKALE 25-30 YIL ÖNCESİNE KADAR BİLİNMİYORDU” Çanakkale’nin 1980’lere kadar yeterli olarak bilinmediğini belirten Çelik, “Çanakkale’nin 25-30 yıl öncesine kadar esamesi okunmuyordu bu ülkede. Ortada Çanakkale diye bir şey yoktu. Sadece Mart aylarında Çanakkale’de küçük bir tören düzenlenir; İlin protokolü katılır ve tüfek atışları ile tören son bulurdu. Ders kitaplarında bile 8-9 saat denizde, 256 günde karada devam eden dünyada bir benzeri daha olmayan Çanakkale Savaşları bir sayfa olarak anlatılıyordu. Oysa çocuklarımıza oradaki o milli şuuru aşılamamız gerekiyor. Çanakkale anıtının temeli 1930’da atıldı ama bir türlü yapılamadı. Ta ki dönemin Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni’nin orayı gezmesine kadar. Yani 31 yıl sonra o genel yayın yönetmeni hala buranın yapılmadığını görünce gazetesine döner ve 25 kuruş kampanyası başlatır ve nihayet 31 yıl sonra o anıt tamamlanır.” dedi. “TARİH MİLLETİN HAFIZASIDIR” Tarihin bir milletin hafızası olduğunu belirten Çelik, “Unutulmamalıdır ki milletlerin hafızası tarihleridir. Tarihlerini bilmeyen milletlerin hafızası da olmaz. Hafızasız insan gideceği limanı bilmeyen gemi gibidir. Yakın zamana kadar yalpalamamız, önümüzü göremememizin nedeni hafızamızı kaybetmiş olmamızdan kaynaklanıyordu. Çanakkale çok farklı bir savaştır. Aynı siperde torun, baba ve dedenin yan yana savaştığı, üç neslin birlikte savaştığı tek savaştır. Çanakkale değirmenine insan yetişmiyordu. O Bilecik M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun Bayırköy’deki açık bölümünde, Bayırköy’ün gençlerinden oluşan tiyatro ekibi, oratoryo ve tiyatro gösterisi sundu gün herkes o cepheye koştu. Öyle ki spor kulüpleri ve liselere kadar kimse kalmadı. 1914-15 eğitim-öğretim yılında liseler mezun vermedi. Sadece onlar değil cezaevlerindeki kader mahkumları dahi bu değirmene gitti. Dağdaki eşkıya denilen efeler bile, “Bugün namus günüdür” deyip dağdan indiler. Ülkeye olan borçlarını bu şekilde ödediler. O gün bu milletin geleceği yok edildi. İstikbali karartıldı. Ama o yiğit Anadolu yattığı yerden kalktı ve bugünlere geldik. Çanakkale bugün zafer olarak kutlanıyor ama zafer olarak kutlanmamalı. Çanakkale tarihin görmüş olduğu eşsiz bir savaştır ve 253 bin insanın şehadete erdiği yerdir. O yüzden zaferden ziyade anılmalıdır.” dedi. “ONUN GİBİ KİMSE YAZAMADI” İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüyle ilgili de konuşan Çelik, şunları kaydetti: “Bu tarihteki benzersiz Çanakkale Savaşı’nın destanını da yazan yine Mehmet Akif Ersoy oldu. Herkes yazdı ama kimse onun gibi yazamadı. Hiç görmediği bir savaşı Mehmet Akif, Necef Çöl’ünde bir gece yarısı namaz kılarken secdede 20 dakika ağladıktan sonra namazını bitirip yazdı. Vatan şairi Mehmet Akif Ersoy, memleket hasreti ile yanıp tutuştu yıllarca. Mısır’da yaşadı. Mehmet Akif Çanakkale Boğazı’ndan ülkesine girerken ülkesine girmesine müsaade etmediler. Ama Atatürk bunu duyunca O’na sahip çıktı. Ölümcül hastalığa yakalanınca, ölmek üzereyken lütfen ve kerhen ülkesine girmesine müsaade ettiler. Can çekişti bu ülkede sırf ruhunu ülkesinde teslim edebilmek adına. İstanbul İstiklal Caddesi’ndeki Mısır Apartmanı’nın üçüncü katında ruhunu teslim etti. Beyazıt Camii bahçesindeki teneşirde tabut içinde başında iki zabıtanın beklediği İstiklal Şairi Mehmet Akif’i üniversiteden çıkan 3 öğrenci tesadüfen fark eder. Aralarında ihtilafa düşerler biri tabutun Mehmet Akif’in tabutu olduğunu söylerken diğer iki arkadaşı ‘Olur mu hiç bu tabutun başında kimse yok. Mehmet Akif olsa başında binlerce insan olur, devlet töreni düzenlenir.’ diye tartışırlar. Gider bakarlar ki tabutun içinde yatan Mehmet Akif Ersoy’dur. Ülkesinden kovulan Mehmet Akif’in cenazesi için bu 3 öğrenci seferber olur ve birkaç saat içinde yüzbinlerce insanı orada toplarlar. Örtüsü dahi olmayan tabuta millet yüreğini örttü. Mehmet Akif’in cenazesi parmaklar üzerinde Edirnekapı Mezarlığı’na kadar götürülür ve öylece defnedilir. Akif’in mezarı o günkü üniversite öğrencileri öğlen yemeği paralarını ve sigaralarından artırdıkları paraları toparlayarak 2 yılda mermer yaptırıldı.” Çanakkale Zaferi’nin 92. yıl dönümü kapsamında; Delice Kapalı, Elazığ E Tipi Kapalı, Hakkari Kapalı, Hatay E Tipi Kapalı, Ermenek M Tipi Kapalı, Nazilli E Tipi Kapalı, Şebinkarahisar K2 Tipi Açık, Tekirdağ 1 No’lu T Tipi Kapalı, Alanya L Tipi Kapalı, Ankara Kadın Kapalı, Antalya L Tipi Kapalı, Aydın E Tipi Kapalı, Bandırma M Tipi Kapalı, Nevşehir E Tipi Kapalı, Amasya E Tipi Kapalı, Alaşehir M Tipi Kapalı, Malatya E Tipi Kapalı, Siverek A3 Tipi Kapalı, Konya E Tipi Kapalı, Gaziantep Açık, Kırşehir Açık, Kocaeli 2 Nolu T Tipi Kapalı, Maltepe Açık, Erciş Açık, Hatay Açık Ceza İnfaz Kurumlarında çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. KISA HABER BERGAMA M Tipi Ceza İnfaz Kurumu personeli, 23.03.2013 tarihinde, Çanakkale’ye ziyaret gerçekleştirdi. Psiko-sosyal servis tarafından düzenlenen geziye 40 personel katıldı. Çanakkale İlinde bulunan Şehitlikler, Tabyalar, tarihi Aynalı Çarşı, Kent Müzeleri ve Bigalı Köyü’nün rehber eşliğinde ziyaret edildiği geziden personel memnun olurken, uzun, yorucu ancak bir o kadar da keyifli bir günün ardından Bergama'ya dönüldü. BİLECİK M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna bağlı olarak faaliyete geçen (Bayırköy) Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlülere yönelik olarak Bayırköy’ün gençleri tarafından oluşturulan tiyatro ekibince ‘Çanakkale Şehitlerini Anma’ konulu oratoryo ve tiyatro gösterisi gerçekleştirildi. GEMLİK Açık Ceza İnfaz Kurumunda, Işıklar Askeri Hava Lisesi işbirliği ile düzenlenen programda; Alb. Ali Koyunoğlu ve öğrencileri tarafından hazırlanan programda; “Nöbet” adlı sunum, Hava Liseli Ali Bay ve Hava Liseli Veysel Satıcı’nın günün anlam ve önemini belirten konuşması, “Çanakkale ve Top Arabası”, “Koca Seyit”, “Işıklar’ın Son Şehidi” ve “Hangisi Babam” adlı sunumlar, Hava Liseli Kenan Odalı’nın “Çanakkale Şehitleri” adlı şiiri ve Okul Korosunun türküleri ile devam etti. İSKENDERUN M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, Nardüzü Ortaokulu öğrencileri tarafından Çanakkale Savaşlarını konu alan tiyatro gösterisi sunuldu. İZMİR 3 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ise Aliağa 80. Yıl Cumhuriyet Lisesi Öğrencileri tarafından hazırlanan “Çanakkale: Türkiye’nin Önsözüdür” adlı oratoryo sergilendi. OLTU T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ise Çanakkale Şehitlerini Anma Etkinlikleri kapsamında, 22/03/2013 tarihinde Kurum personeli tarafından “Çanakkale Geçilmez” adlı tiyatro gösterisi gerçekleştirildi. SİNOP E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, Sinop Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Melek Ulusoy tarafından “Çanakkale Deniz Zaferi” konulu konferans verildi. Sinop Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tiyatro kulübü öğrencilerinden Mesut Çetinkaya okuduğu şiir ile bağlama kursu usta öğreticisi Rüstem Kaya’nın çaldığı ve Sinop Üniversitesi öğrencisi Oğuzcan Genç’in seslendirdiği kahramanlık türküleri büyük ilgi gördü. SİVAS AÇIK Ceza İnfaz Kurumunda ise 8 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi nin 98. yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Sivas Selçuk Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileri tarafından hazırlanan oratoryo programı Açık Ceza İnfaz Kurumu sinema salonunda ilgiyle izlendi. Programda evladını savaşa asker olarak gönderen annenin oğluyla aralarında geçen diyalogları sahneleneyen öğrenciler seyircilere duygusal anlar yaşattı. Programa Selçuk Anadolu Lisesi Müdürü ve öğretmenleri, Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürü S. Sami Koçak, Kurum öğretmenleri, Kurum personeli ve kadın hükümlüler katıldı. URLA K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ilk olarak “Fotoğraflarla Çanakkale” sergisinin açılışı yapıldı. Ardından Kıbrıs Muharip Gazisi Şükrü Karaca “Çanakkale Bir Destan” konulu konferans verdi. Seslenis E edebiyat USTALARDAN SEÇMELER USTALARDAN SEÇMELER ARİF NİHAT ASYA NAAT Seccaden kumlardı.. Devirlerden, diyarlardan Gelip, göklerde buluşan Ezanların vardı! Mescit mümin, minber mümin... Taşardı kubbelerden tekbir, Dolardı kubbelere “amin”.. Ve mübarek geceler dualarımız; Geri gelmeyen dualardı... Geceler ki pırıl pırıl Kandillerin yanardı.. Kapına gelenler ya Muhammed, -uzaktan, yakındanMümin döndüler kapından... Besmele, ekmeğimizin bereketiydi; İki dünyada aziz ümmet, Muhammed ümmetiydi... Konsun – yine - pervazlara Güvercinler, “hu hu” lara karışsın Aminler, Mübarek akşamdır; Gelin ey fatihalar, yasinler... Şimdi seni ananlar, Anıyor ağlar gibi... Ey yetimler yetimi, Ey garipler garibi; Düşkünlerin kanadıydın Yoksulların sahibi.. Nerde kaldın ey resul, Nerde kaldın ey nebi! .. (...) Hatice’nin goncası Aişe’nin gülüydün.. Ümmetin göz bebeği Göklerin resulüydün.. Elçi geldin, elçiler gönderdin; Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin, Beşiğin, yurdun, yuvan Mekke’de bunalırsan; Medine’ye göçerdin.. Biz, Bu dünyadan nereye Göçelim ya Muhammed! Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet Altın devrini yaşıyor... Diller, sayfalar, satırlar “ebu leheb öldü” diyorlar; Ebu leheb ölmedi ya Muhammed! Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor... GÖNLE DÜŞEN İLK CEMRE Gülmek dediğin nedir ki? Yüzdeki tebessüm, şen bakışlarla süslenmiş naif seda. Hayatın akışında, ömrümüz dört duvar arkasında geçerken nedir ki gülümsemek... Mevsim baharken yüzde açan güllerin normalliği, soğuk kış günlerine özenmiş hüzün mevsiminde ise hasret bırakıyordu kendine... İnsanın içini üşüten ne varsa, sırayla çalıyordu kalbin kapısını... Daha önceki hiç sorulmamış sorular geliyordu akla... Tebessüm nedir sahiden? Böyle sıradan davranışlar bile, zor mevsimlerde paha biçilmez oluyordu. Tıpkı gülümsemenin hasretliğindeki bir yüzün beklediği gibi. Dört gözle yollar gözleniyordu. Mevsiminde olmayanı istemek, bünyeye zarar verirmiş; her şey zamanında güzelmiş!... demek zordu. Tebessümü, hüzün mevsiminin kuru yapraklarında aramak, inatla dört mevsim güneşi istemek, doğru olan değildi. Çünkü elması gerektiği gibi yaşamak gerek hayatı. Yaratıcının kurduğu kusursuz düzene razı olarak... İşe mevsimleri sevmekle başlamak gerekiyor. Gönlü ziyaret eden “dert”, mevsimin habercisidir. Sanmayın kuraktır, dert ekilmiş gönüller... Gözlerden akan yaşlar, yağmur olur, bereketlenir her yer... kul ağla- mayı da, tebessümü de mevsiminde yaşarsa eğer, mutluluk ortaya çıkıverir, filizlenir. Dert mevsimi, ruhun nadan mevsimidir aslında... Öyle güçlenir ki toprak!... En verimli gözyaşlarıyla ıslanmıştır. Çünkü içindeki var oluştan beri ekilmiş huzur tohumları fışkırmaya hazırdır, başka tarlaların güzelliğinden yakınan o aç gözlü gönül, terbiye olmaya başlamıştır. Yaratıcıyla baş başa kalınmasına vesile olan bu soğuk rüzgarlar alır, başka alemlere götürür insanı... Ne kıymeti bilinmeyen sıradan haller, kalır ne de sorular... Bilinçlenmiştir insan; bu mevsim geçicidir, öyleyse dolu dolu geçirmelidir. Rabb’e olan bağlılık, o en güvenilir kapının tek, olduğunu tekrar tekrar bilmek, bu tarlanın hüzün mevsiminin tek meyvesidir. Yine yeniden güneş açtığında sapasağlam bir yüreğin şükründe yola devam edilir. Her mevsimin kendi güzelliği ve kendine has kokusunun var olduğunu bilmektir. Daha güvenilir kılar hayatı... Ve akla gelen ilk soru ise; “Tebessüm nedir?” yokluğunda üşüyen yüz, gözyaşlarıyla ıslanırken sorunun cevabı şekillenir... Tebessüm, hüzün mevsiminden sonra gönle düşen ilk CEMRE’dir... Engin Demirbaş İnebolu M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Neler duydu şu dünyada Mevlidine hayran kulaklarımız; Ne adlar ezberledi ey nebi! Adına alışkın dudaklarımız. Artık yolunu bilmiyor, Artık yolunu unuttu Ayaklarımız Kabene siyahlar Yakışmamıştır ya Muhammed! Bugünkü kadar! Hased gururla savaşta; Gurur; kaf dağında derebeyi.. (...) Şu gördüğün duvarlar ki Kimi taiftir, kimi hayberdir... Fethedemedik ya Muhammed Senelerdir... Ne doğruluk, ne doğru; Ne iyilik, ne iyi; Bahçende en güzel dal, Unuttu yemiş vermeyi... Günahın kursağında Haramların peteği... Bayram yaptı yabanlar Semave’yi boşaltıp; Save’yi dolduranlar Atını hendeklerden – bir atlayışta – Aşırdı aşıranlar.. Ağlasın yesrib! Ağlasın selmanlar... (...) Dinleyene hala Çöller ses verir.... Yaleyl, susar, Uğultular gelir... Mersiye okur uhud, Kaside söyler bedir; Sen de bir hac günü Başta muhammed, yanında Ebu bekir, Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü, Destan yap ey şehir! Konsun – yine - pervazlara Güvercinler, “hu hu” lara karışsın Aminler,... Mübarek akşamdır; Gelin ey fatihalar, yasinler... (...) Na’tını galib yazsın, mevlidini Süleymanlar.. Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle Geri gelsin sinanlar.. Çarpılsın, hakikat niyetine Cenaze namazı kıldıranlar! Gel ey Muhammed! Bahardır Dudaklar ardında saklı “amin”lerimiz vardır.. Hacdan döner gibi gel... Miraçtan iner gibi gel.... Bekliyoruz yıllardır! (...) Arif Nihat Asya Nisan 2013 UZAKTAN UZAKTAN Has bahçesinde ömrün yakın olmaz bana gül Kırgınım ümidime kurulan her tuzaktan Tutuştu o masmavi hayale düşen kakül Bakanlar sana baktı; ben uzaktan uzaktan. Yandı birden korkuyla gözlerine uçan kuş bulutlar aynalara seni sordu ıraktan Deniz sanki günahkar bir rüyada boğulmuş Nehirler aktı sana; ben uzaktan uzaktan. Peşimde her aşığın gölgesini taşırım Alırım esrarını gizemli bir dudaktan Dağda haramilerle kurtlarla ağlaşırım Yağmurlar yağdı sana; ben uzaktan uzaktan. Nerede bu çileyi çekenlerin tarihi Kalbimin enkazına kan akıyor dudaktan Çölde kalan bedevinin bile döndü talihi Türküler yandı sana; ben uzaktan uzaktan. En sicvi diken dahi murad alır bağında Bıraktın derde beni; kurtuldun mu firaktan Gece gündüz esirim bir kaktüs yaprağında Gelmem yasaktır sana; ben uzaktan uzaktan. Simsiyah bir kıyamet tohumu filizlenir Mezarıma elinle atacağın topraktan Acıdır sanki neden bu sevdada gizlenir İçim tutsaktır sana; ben uzaktan uzaktan. Bekir Ötgün Paşakapısı Kapalı Ceza İnfaz Kurumu BULMACA YUKARIDAN AŞAĞIYA 1. Sarı Kanarya – Dünyanın en yüksek tepesi. 2. Köy zengini – Tümör – Eşek sesi – Milimetre kısaca – Şiddetli Rüzgar. 3. Dokunma – Can alan melek – İngilizcede “S” harfinin okunuşu – Kâri. 4. Hububat tozu – Radon’un simgesi – Zihin – Final maçı sonrası kazanana verilen ödül. 5. Özel – Adale – Bir orman ağacı. 6. Tarla sınırı – Bakışma - Sahiplik belgesi. 7. Bir nota – Adriana .... ünlü model – Aşama mertebe. 8. Vatan - ... Köksal sinema sanatçısı – Bir çalgı – Fenerbahçe futbol takımının 11 numaralı oyuncusu. 9. Apolet – Cennet – Ben eski dil – Naz, cilve. 10. Piston – Atın ayağına çakılır – Avrupa Parlementosu kısaca. 11. .... Koraç sanatçı – Dernek topluluk – Bağışlama. 12. İngilizcede “hayır” - sarmaşık – Bir anda olan . 13. Çocuk okulu – Kilogram kısaca – Paşa. 14. Savaş aracı – Araba yarışı – Bir tür dokuma bezi – şaşma ünlemi. 15. İnsan vücudu – Fenerbahçe futbol takımının forvet oyuncularından biri. SOLDAN SAĞA 1. Kuran-ı Kerimin ilk suresi – Arkadaş – Boru sesi. 2. Ülkemizde bir deniz – Eleman – Salata yapımında kullanılan ıtırlı bir bitki. 3. İffet – Nehir – Ribonükleikasit kısaca. 4. Asık surat – Uzaklık anlatır – Dişi sığır. 5. Rusya halkından olan - Su taşkını – Bir sayı. 6. Bromun simgesi – İtalya’da bir kent – Bir nota. 7.En kısa zaman – Bir kıta – İskambilde birli. 8. Zevk alma hissi – El, kol ile gösterme. 9. Ateşi tutuşturmaya yarayan odun parçası – Yardımlaşma – Lian’un plaka imi. 10. Valide – İşaret – Rutubet. 11. Bir uzunluk ölçüsü birimi – Kansızlık. 12. Taşınamaz malların tümü – Mağara – İngilizcede “Kral”. 13. Mevki, makam – Derviş selamı. 14. Ege yiğidi – Bir temizlik gereci – Naz .... aktris. 15. Zarara girme tehlikesi – Mal satış izni – Güç simgesi değnek. 16. Rütbesiz asker – Millet – Ülkemizde bir nehir. 17. İngilizcede “Dur” - Akıllıca. 18. Bir yere tıkamaya yarar – Bir ilimiz – Alışveriş belgesi. 19. Numara kısaca – Bir meyve – Geceleri ışık kaynağımız. 20. İsviçre’de bir nehir – Okul – Saha. Bulmaca: Oğulcan Gülay - Bergama M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Geçen Sayıdaki Bulmacanın Çözümü Sayfa 14 Nisan 2013 Seslenis E edebiyat KAMİL DESİNLER EY MUHAMMED AH DELİ KIZ HİSSET YETER Ben bir ilahi güce verdim viran gönlümü, Kainatın en yücesinden derdim gülümü, Ellerimi mevlaya açtım sonuna kadar, Küstüm fani dünyaya hakkı bulana kadar. Gözler buğulu buğulu bakar Sözleri pek canlı yakar Koğuşa mutluluk katar Onun adı “deli kız” Ya Muhammed Muhammed ahretimi mamur et, Ben bu yoldan dönersem cennetinden mahrum et. Yoktur gelip gideni Biçaredir hep gönül defteri Ağlayamaz gururludur yüreği Onun adı “deli kız” Eğer bir gün yürüyemediğimi, Tebessüm etmediğimi, Sustuğumu görürsen eğer; Yaklaş bana sarıl, tebessüm et. Bu yeterli olacaktır... Dağlar taşlar hatrına İsa, Musa aşkına Şu aciz ihvanına doğru yol nasip eyle. Haktan yana ne varsa katık yaptım aşıma, Bu can haktan cayarsa yüz verme naaşıma. Ey Muhammed ahiretim mamur et, Bun bu yoldan cayarsam cennetinden mahrum et. Şerden kaçtım sonunda yürüdüm hak yolunda, Benliğim huzur buldu iman dolu ruhumda. Şu zalim kullarını Rabbim sen ıslah eyle, Değiştir yollarını Kabe yolu zerk eyle. Ey Muhammed Muhammed hak yolunu nasip et, Dönersem hak yolundan cennetinden mahrum et. Sadık Demirkıran İzmir 3 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu MAHKÛMLUK HASRETTİR Mahkumluk özgürlüğe haykırmaktır Mahkumluk gün doğmadan, sabahı beklemektir Mahkumluk bir gün olur diye avunmaktır Mahkumluk kötü alışkanlıklardan arınmaktır Mahkumluk sabrın en dibine inmektir Mahkumluk sadece dört duvar arasında kalmak değildir Mahkumluk gece gündüzün arasında kalmak gibidir Mahkumluk hasretin gölgesinde yanmak gibidir Mahkumluk aradığını bulamamaktır Mahkumluk sessizce ağlamaktır Mahkumluk sevdiğine kavuşamamaktır Mahkumluk hatalarınla yüzleşmektir Mahkumluk hayallerle dokunmaktır Mahkumluk beklediğini gözetmektir Mahkumluk anasız yumaktır Mahkumluk sevmediğini sevmektir Mahkumluk zaruri yaşamaktır Mahkumluk resimlerle konuşmaktır Mahkumluk kabuslarla uyanmaktır Mahkumluk herşeye boyun eğmektir Barış İmenç Trabzon E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Dalar gözleri uzaklara Atmıştır kendini tuzaklara Yine de akıllanmaz yasaklara Atar gider kendini “deli kız” İçindedir derdi kimseye diyemez Nefretidir sevdiği ama silemez Zayıftır bedeni asla devrilmez Yaşar gider bir “deli kız” Gözlerimiz bize; Gülümseyecek bir çocuk, Güzelliğini armağan edecek Bir de kelebek aramalı. Sadece sevgi, Sevgi dolu bir jestin Bir kişiyi yeniden Yoluna döndürebileceğini unutma! En karanlık günlerde, Yani zindanlarda bile Bizim için cıvıldayacak bir kuşun Omzumuza konmasını beklemeliyiz. Yanar cigeri anam, babam diye Kor olur tutuşur özgürlük diye Ağırlaştırılmıştır cezası Umudu var af diye Yatar gider mapusta bir “deli kız” Cezaevinde olsak bile Bir yerlerden güneş daima, Şerife Sağdıç Kendini gösterecek ve bizlerde inşallah; Ankara Kadın Kapalı Ceza Özgürlük şerbetini doyasıya içeceğiz... İnfaz Kurumu Kamil Uysal GÜNEŞİN BATTIĞI YER KALBİM Kartal H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Gök kararır şimşek çakar; açılır hayatımın ilk perdesi Kaybolan dünüm, bugünün bulunur çaresi Özlem dolu yüreğim, hayalimde sevdiğimin çehresi Gözümdeki yaş; sevginin tatlı çilesi Dolunay yükselir, kaybolur gecenin siyahı Tan ağarır, şafak aydınlatır sabahı Değişmeyen değişir; kalmaz aşığın ahı Bulut ağlar, yeşeren filizdir sevginin izahı Hayatımın ertelenen gecesi Denizde yansıyan, sevdiğimin gölgesi Alev alev yangın yeri sinesi Melekleri kıskandırır, güzellerin gözdesi Bahar gelir çiçeklenir köyümün ovası Renga renk çeşitlenir dünyası Güneşin battığı yer kalbim, ardı gönül sefası Kar dökülür; süt beyazı yüzümün aynası Kalbim pır pır, içimde sevdanın hevesi Bakışlarım derin, duygularım sınır ötesi İnsansız günümün, olmaz ertesi Yüreğim dolu dolu kapanır; hayatımın son perdesi. Yılmaz Koca Ceyhan M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Sayfa 15 FIKRA HOCAM TEMEL’E BİR ŞANS DAHA VER! 35 yaşını deviren Temel hâlâ ilkokul diplomasını alamamıştır. Aynı öğretmen de ona hala şans vermekte ama faydası olmamaktadir. Trabzon ahalisi artık hocaya kızmaktadır. Bunun üzerine hoca Avni Aker Stadyumunda, kamuya açık son bir sınav daha yapmaya karar verir. Gün gelir ve sınav başlar. Hoca sorar: - 2 kere 2 kaç eder? Temel düşünür ve: - 5 der. Staddan bir uğultu yükselir. - Oğlum heyecenlanma, iyi düşün, der hoca. Temel, bu kez: - 3 der. Staddan daha yüksek bir uğultu yükselir: - Oğlum sana son bir şans daha veriyorum. Heyecanlanma iyi düşün. Temel: - 4 der. Bu kez staddan daha da yüksek uğultu yükselir: - Hoca Temel’e bir şans daha ver, Hoca Temel’e bir şans daha ver! Kelamı sarf etmeden, Pişir sözünü. Kapatma yaratana, Gönül gözünü. Sorunları büyütme, Zor'dur çözümü. Erdemli ve ağır ol, Kamil desinler. Edebini bozmasın, Bu nakıs zaman. Alemleri var edene, İnançla inan. Şeytani düşünceyle, Bulunmaz ihvan. Özü sözü bir olan ol, Kamil desinler. Sakın ola şımarıp, Çıkma çığırdan. Salavattır kurtaran, Kulu kahırdan. Her nimeti vermiş, Yüce yaratan. Şükret, hamd et; Kamil desinler. Gücünü kullanıp, Can yakma sakın. Eceli uzak sanma, Ölüm çok yakın. Hakka isyan etme, Geçince yaşın. Rabbin emrine uy ki, Kamil desinler. Üç kuruş menfaati, Sayma sakın kar. Bilesin ki, bu alemin; Bir de, ahir alemi var. Beş vakti eda et; Olma ihmalkar. Hak yolundan şaşma, Kamil desinler. Ali Rıza Çağlar Kartal H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ÖZLÜ SÖZ Akrabalar arasındaki düşmanlık ormana düşen ateşten farksızdır. Hz. Ebubekir. Bir öğretmen ebediyete hükmeden insandır. Tesirlerinin nerede biteceği asla bilinemez. Henry Adams Söz yuva gibidir, mana kuş gibi , cisim ırmak gibidir ruh akıp giden su gibidir. Mevlana Sorumluluğunu taşıyacağın fikrin adamı ol. A.Hamdi Tanpınar Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez. S.Johnson Güçlükler, başarının değerini artıran süslerdir. Moliere SAYFA 16 Seslenis Ereğli’de tiyatro gösterisi ve belge dağıtımı Ereğli B Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Vefa Derneği ile işbirliğiyle 6 Nisan 2013 tarihinde “Keşke Yapmasaydım” adlı tiyatro oyunu sahnelendi. Programa Cumhuriyet Başsavcısı Serdal Yıldırım, Cumhuriyet Savcıları Mustafa Kerman ve Ercan Gövler, Ereğli Kaymakam Hasan Bağcı, İlçe Jandarma Komutanı Uğur Efe, İlçe Emniyet Müdürü Yücel Kaya, İlçe Müftüsü Yusuf Eseroğlu, İlçe Halk Eğitim Müdürü Ali Topbaş ve çok sayıda davetli katıldı. Programın sonunda ise berberlik kursunda başarılı olan 6 hükümlüye Kaymakam Hasan Bağcı tarafından belgeleri verildi. Nazilli E Tipi’nde bilardo salonu açılışı Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, Nazilli Ticaret odası, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından finanse edilen bilardo salonunun açılışı İlçe Protokolünün katılımıyla yapıldı. Açılışa Nazilli Kaymakamı Mehmet Okur, Cumhuriyet Başsavcısı Doğan Kaya, Garnizon Komutanı Yarbay Ekrem Turanlı, Belediye Başkanı Haluk Alıcık, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ayhan Bora, Cumhuriyet Savcısı Aydın Sevim, Cumhuriyet Savcısı Orhan Doğru, Cumhuriyet Savcısı İlkay Öztürk, Cumhuriyet Savcısı Vedat Demir, Cezaevi Jandarma Bölük Komutanı Yüzbaşı Beyhan Yıldırım, İlçe Emniyet Müdürü İlyas Karpınar, Kurum Müdürü Ahmet Atıcı, Kurum ikinci müdürleri, Kurum Öğretmen ve psikologları ile Kurum personeli katıldı. Kurdele kesiminden sonra Kaymakam Mehmet Okur, salonun yapımında emeği geçen herkese teşekkür etti. Cumhuriyet Başsavcısı Doğan Kaya salonun açılmasında gayret gösteren Kurum Müdürü Ahmet Atıcı’ya ve katkıda bulunanlara teşekkür etti. İlçe Protokolünün Kurumu yakından tanımaları ve çalışmaları yerinde görmeleri için yeni yapılan eş görüşme odaları, sinema salonu, resim atölyesi ve diğer birimler bilgilendirme amaçlı olarak gezildi. Aynı gün Eğitim Biriminin düzenlediği ve 19 odanın katılımıyla 07.01.2013 tarihinde başlayan voleybol turnuvasının ile yine aynı tarihte 45 hükümlü ve tutuklunun katılımıyla başlatılan masa tenisi turnuvasının final müsabakaları yapıldı. İlk önce masa tenisi final müsabakası oynandı. Birinciliği İran uyruklu A.R., ikinciliği ise H.S. aldı. Müsabakadan sonra Kaymakam Mehmet Okur ile Cumhuriyet Başsavcısı Doğan Kaya kıran kırana geçen masa tenisi maçı yaptılar. Daha sonra voleybol müsabakası final maçına geçildi. C-10 odası ile C-13 odası arasında oynanan ve çekişmeli geçen müsabakayı C-13 odası kazandı. İlçe Protokolü ve seyirciler keyifli, neşeli bir final müsabakası izledi. Müsabakalar sonunda dereceye giren oyuncu ve takımlara kupa, madalya, top ve kalemden oluşan çeşitli hediyeler verildi. Turnuvanın sonunda konuşma yapan Belediye Başkanı Haluk Alıcık, “Çekişmeli geçen voleybol ve masa tenisi müsabakalarını izledik. Hükümlü-tutukluların cezalarının bitiminden sonra topluma salıverilmelerinde; kendilerine, ailelerine, topluma faydalı birer birey olmaları ve bir daha da suça bulaşmamalarını sağlamaktır. Emeği geçen herkesi kutluyorum.” dedi. Cumhuriyet Başsavcısı Doğan Kaya da, “Ceza İnfaz Kurumları günümüzde salt cezanın infaz edildiği yerler değil, artık hükümlü ve tutukluların topluma kazandırılmaları yönünde, onlara beden sağlıklarını muhafaza etmelerine yardımcı olan, kısacası topluma entegre olmalarını sağlayacak birer modern kurumlar haline gelmiştir. Bizimde çabalarımız bu yönde olmakta açılışını yapmış olduğumuz bilardo salonu, voleybol ve masa tenisi müsabakaları iyi bir örnek teşkil etmektedir.” şeklinde konuştu. Turnuvanın sonunda, bilardo salonu yapımı ve malzeme tedarikinde yardımlarını esirgemeyen Ticaret Odası Başkanı Tacettin Pirinç’e Cumhuriyet Savcısı Aydın Sevim, Belediye Başkanı Hakul Alıcık’a Adalet Komisyonu Başkanı Ayhan Bora ve Kaymakam Mehmet Okur’a ise Cumhuriyet Başsavcısı Doğan Kaya tarafından birer plaket verildi. Tören müzik eğlenceyle son buldu. Kişisel Gelişim Uzmanı Oğuz Saygın’dan Bursa E Tipi Ceza İnfaz Kurumu personeline eğitim Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan İnfaz Koruma Memurlarına Kişisel Gelişim Uzmanı Oğuz Saygın tarafından 11/03/2013 tarihinde, “Başarıya Giden Yolda Kişisel ve Kurumsal Motivasyon, Takım Çalışması” isimli çalışma gerçekleştirildi. Çalışma Bursa Türk Standartları Enstitüsü ile Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun ortak çalışması sonucu gerçekleştirildi. Seminere Cumhuriyet Başsavcı Vekili Sadık Bölek, Başsavcı Vekili Cihat Koçak, Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gül, TSE İl Kordinatörü ve Kalite Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karaman, Bursa H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Ali Şanoğlu ve TSE temsilcileri katıldı. Ceza İnfaz Kurumu personeli gerek çalışma koşulları ve gerekse muhatap olduğu kitle göz önünde bulundurulduğunda moral ve motivasyonlarının her daim üst seviyelerde olması gereken kamu görevlileri olmaları nedeniyle onların karşılaştıkları olumsuz durumların üstesinden gelebilmeleri, zorluklarla baş edebilmeleri ve problem çözme becerilerinin üst seviyelerde olması gerektiği bilinciyle hareket eden Ceza İnfaz Kurumu, personelin gerek kurum dışındaki yaşantısında gerekse kurumsal ya- Elbistan E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 3 yeni atölye kuruldu Elbistan E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından hazırlanarak, Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansına (DOGAKA) sunulan, "Geleceğimi Pişiriyorum" isimli proje kabul edilirken, proje sayesinde 3 ayrı meslek grubunda atölye kuruldu. Atölyelerde ilk etapta 45 hükümlü eğitim gördü. DOGAKA tarafından sağlanan 48 bin TL'lik hibe ile kurulan ahşap, inşaat ve aşçılık atölyelerinde eğitim gören 45 hükümlüye, 3 ay boyunca günlük 5 TL yevmiye ödenirken, atölyelerin açılışı ise düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Kurulan atölyelerde hükümlü ve tutukluların meslek sahibi olmaları sağlanacak. İlk grup kursların ikincisi ise 2013 yılı Eylül ayında gerçekleştirilecek. Her kursa 15 kursiyer katılırken, 3 ay süren kursun ardından başarılı olan 45 hükümlünün sertifikaları düzenlenen törenle verildi. Törende ayrıca, DOGAKA'nın desteği ile kurulan atölyelerin açılışı da yapıldı. Elbistan E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Faruk Korkmaz, bu yatırımların bir başlangıç olduğunu belirterek, sosyal sorumluluk gereğince böylesi kursların devam etmesi gerektiğini söyledi. DOGAKA İzleme Uzmanı Hande Karaaslan ise, zihinlerindeki cezaevi ortamından farklı bir cezaevi ile karşılaştıklarını ifade ederek, tüketen değil üreten insanlar görmekten mutlu olduklarını kaydetti. Meslek öğrenen hükümlünün dışarı çıktığı zaman elinde bulundurduğu meslek sayesinde topluma daha kolay adapte olacağını anlatan Karaaslan, özgürlüklerinden yoksun bu kişilerin toplumun birer parçası olduklarını hiçbir zaman unutmamak gerektiğini ifade ederek, eğitim, iyileştirme ve ıslah çalışmalarının sağlıklı bir toplum adına yapılmasının bir mecburiyet olduğunu söyledi. Konuşmaların ardından atölyelerin açılışı yapılırken, hükümlüler tarafından yapılan gemi maketleri ise büyük ilgi gördü. Muğla Açık Ceza İnfaz Kurumunda kitap okuma kampanyasında dereceye girenlere ödülleri verildi şantısında başarıya ulaşabilmesine odaklanmış olup, bu düşünceden hareketle personel eğitimlerini de imkanlar dahilinde gerçekleştirmeye çalışıyor. Kişisel Gelişim Uzmanı Oğuz Saygın, Kurum personelini de sahneye çıkararak etkili iletişim, vücut dili, takım çalışmasına dair etkinlik ve küçük oyunlarla bilgi vermeye çalıştı. Sunum sırasında sahneye çıkan Kurum personeline ve akabinde kurum kütüphanesine tutuklu ve hükümlülerin yararlanması için kitap hediye ederek sunumunu tamamladı. 49. Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında, Muğla İl Halk Kütüphanesi ve Muğla Açık Ceza İnfaz Kurumu işbirliği ile 'Kitap Okuma Kampanyası' düzenlendi. Kampanya kapsamında Muğla İl Halk Kütüphanesinden ödünç alınan 100 adet kitap 25 Şubat - 22 Mart tarihleri arasında hükümlüler tarafından okunurken, bu sürede en fazla kitap okuyan 6 hükümlüye ödülleri yapılan törenle verildi. Programa Muğla Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Akbaş, Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, Cumhuriyet Savcısı Altan Ünlü, Muğla İl Halk Kütüphanesi Müdürü Rüveyda Güler, Kurum Müdürü Metin Akkaya, İkinci Müdürler Abdulselan Aşan ve Arif Nacar, İdare Memuru Fedai Halaman, kurum personeli ve 100 hükümlü katıldı. Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, kitap, okuma alışkanlığı ve kütüphaneler hakkında bilgi verdikten sonra bu yıl kutlamalar kapsamında cezaevinde olmaktan ve hükümlülerin kitap okumasına katkıda bulunmaktan memnun olduğunu belirterek, kampanyanın ülkemizde ve insanımızda farkındalık oluşturmasını diledi. Özer, kitap okumanın insanı özgürleştireceğini ve ufkunu açacağını vurgulayarak, okuyuculara ve katılımcılara teşekkür etti. Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Akbaş ise insanımızın ihtiyaç listesinde kitap ve okuma seçeneğinin 245. sırada olduğunu öğrendiğinde yaşadığı hayal kırıklığı sonrasında, bugün burada gördüğü okuma oranlarının kendisini memnun ettiğini belirterek, “Birinci olan arkadaşın bir ayda okuduğu 16 kitap önemli bir sayı. Temenni ederim ki cezaevinde veya dışarıda insanımız daha fazla okur.” dedi. Kampanya kapsamında kitap okuyan 48 hükümlüden en fazla okuyan 6 hükümlüye ödülleri ve hediyeleri protokol üyeleri tarafından verildi.
Benzer belgeler
Adalet Bakanı Ergin, ceza infaz kurumu personeli ile iftar yemeğinde
Yargı Mensupları Eşleri Dayanışma Derneğinin desteğiyle Ankara Çocuk Eğitimevinde çocuk hükümlülere yönelik düzenlenen gecede; Devlet Opera ve Balesi Genel
Müdürlüğü Ankara Devlet ve Opera Balesini...