İtalya`nın önde gelen gazetelerinden La Repubblica`nın
Transkript
İtalya`nın önde gelen gazetelerinden La Repubblica`nın
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ HABER BÜLTENİ KRĠZDE ERTELENEN DÜĞÜNLER 2010`DA BEYAZ EġYACININ YÜZÜNÜ GÜLDÜRDÜ Türkiye ekonomisinde olumlu gelişmeler yılbaşından bu yana sanayi üretimindeki ve ihracat rakamlarında kendini gösteriyor. Bütçe rakamları ve vergi gelirleri de büyümeye işaret ediyor. Ticaretteki canlanma, üretimi olumlu yönde etkiliyor. Bunlara paralel olarak Türkiye`nin en önemli sanayi alanlarından beyaz eşya sektöründe de heyecanlı gelişmeler gözlemleniyor. Düğün sezonunun açılması ve yazın gelmesiyle klima satışlarının artması ve inşaat sektöründeki hareketlilik sektörün canlanmasına önayak oluyor. Kriz dönemini geride bırakan beyaz eşya sektörü, yılbaşından bu yana ulaştığı satış rakamıyla iyi bir ivme kazanmış durumda. Ayrıca, en büyük beyaz eşya alıcısı olan inşaat sektöründeki hareketlilik de üretici ve satıcı firmaların yüzünü güldürüyor. Sektör temsilcileri ise yeni kampanyalarla piyasanın hareketlenmesini sağlıyorlar. Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği`nin (TÜRKBESD) açıkladığı ocakmayıs verileri de söylemleri kanıtlar nitelikte. TÜRKBESD verilerine göre, OcakMayıs 2010 döneminde buzdolabı, derin dondurucu, çamaşır makinesi, kurutucu, bulaşık makinesi ve fırından oluşan 6 ana ürün grubunda toplam iç satışlar 2009`un aynı döneminde gerçekleşen 1.779 bin adetten bu yılın aynı döneminde yüzde 14 artarak 2 milyon26 bin adete çıktı. Vestel ġirketler Grubu Ġcra Kurulu BaĢkanı Ömer Yüngül, yılbaşından itibaren beyaz eşya alımında bir artış yaşandığını doğruluyor. „Bunda öncelikli etken, tüketicilerin, her kriz dönemi sonrasında olduğu gibi beyaz eşyaya ilgisinin normal seviyesine yaklaşması oldu. Düğün sezonunun gelmesi de oldukça önemli bir faktör. Piyasadaki genel hareketliliği göz önünde bulunduracak olursak, kriz sonrası tüketimin artmasının beyaz eşya alımlarında daha etkili olduğunu söyleyebiliriz.‟ diyen Yüngül, Vestel‟in 2009‟da 3,1 milyar dolarlık konsolide ciro elde ettiğini hatırlattı. Beyaz 12 Temmuz 2010 eşya satışları bu miktarın yüzde 27‟sini oluşturuyor. Vestel Beyaz Eşya, 2009‟da elde ettiği 838 milyon dolarlık cironun yüzde 70‟ini ihracat gelirlerinden sağladı. Şirket beyaz eşyada, Türkiye‟de yüzde 15 büyüme öngörülen 2010‟da zaman tasarrufu ve ekstra hijyen gibi dost teknolojiler içeren, enerji tasarruflu ve su tasarruflu yeni ürünlerle büyümeyi hedefliyor. Electro World Genel Müdürü Bahadır Özbek, beyaz eşya pazarında, Ocak-Nisan 2010 döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre, türk lirası bazında yüzde 11,3 artış gözlendiğini kaydetti. TÜİK verilerine göre 2009 yılında ülkemizde evlenen çift sayısı 600 bin adet civarında. Bu hanelerde oluşan beyaz eşya ihtiyacı ise bu büyümenin başlıca sebeplerinden biri. Özbek, „Electro World olarak, geçen senenin ocak-mayıs dönemine göre beyaz eşya satışlarımızda yüzde 150`lik bir artış gerçekleştirdik. Bu artış ile beyaz eşya kategorisinin toplam ciromuz içindeki payını 2 katına çıkarırken, aynı zamanda sektördeki pazar payımızı da iki katına çıkardık.‟‟dedi. Bosch Beyaz EĢya Ev Aletleri Pazarlama Müdürü Neylan Süer, şirket olarak, 2009 yılını çok iyi geçirdiklerini, yeni konjonktüre uygun olarak yapılan satış uygulamaları ile bu grafiği tersine çevirdiklerini aktardı. „Başarılı satış ve pazarlama dönemlerimizden birini yakalamış olduk.‟ diye konuştu. „Yazın gelmesiyle düğün sezonunun açılması, ayrıca konutlardaki yenileme ve tadilat çalışmaları beyaz eşya ürünlerinin daha çok rağbet görmesine neden oluyor.‟ diyen Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane, talebe rağmen fiyat artışı yapılmadığını belirtti ve ekledi: „Aksine, kriz öncesine kıyasla çok daha avantajlı fiyatlar sunuyoruz. Örnek vermek gerekirse 1300 TL fiyata sahip ürünleri bugün 900 TL‟ye satın almak mümkün olabiliyor. Teknosa adına geçen senenin aynı dönemine kıyasla bu kategoride satış BEYSAD 1 BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ HABER BÜLTENİ performansımızda çok ciddi bir artış söz konusu.‟‟ Sektörün yüzde 3-4 gibi büyüyeceğini öngören Siemens Genel Müdürü Haluk Çelebioğlu, 2009‟daki satışların bir önceki seneye göre yüzde 20‟nin üzerine çıktığını söyledi. Çelebioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: „İç piyasadaki pazar payımızı da yüzde 6,8‟den yüzde 8‟lere çıkarmayı başardık. 2009‟un ilk 5 ayındaki performansımızı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 üstünde bitirdik. Krizden çok fazla etkilenmedik. Çünkü Türk tüketicisi ihtiyacını ertelemiyor.‟ Profilo Dayanıklı Ev Aletleri SatıĢ Direktörü Semir Kuseyri ise sektörde cazip kampanyalar ile uygulanan satış fiyatlarının, özellikle tüketicinin alım gücüyle doğru orantılı gerçekleştiğini ifade etti. KOSGEB YENĠ DÖNEM DESTEKLERĠNĠ KOBĠ‟LERLE PAYLAġTI Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı (TOSYÖV) tarafından 8 Temmuz‟da düzenlenen panelde KOSGEB‟in yeni destek programları anlatıldı. KOSGEB Genel Müdürü Mustafa Kaplan, KOBİ‟lere sağladıkları destek programlarını KOBİ Proje, İşbirliği-Güçbirliği, Tematik Proje, Girişimcilik, Ar-Ge – İnnovasyon – Endüstriyel Uygulama Uygulama ve Genel destek programları olarak 6 başlıkta yenilediklerini belirtti. Hizmet ve ticaret sektörlerinin KOBİ‟lerinin de destek programlarına dahil olmasının KOSGEB‟in kuruluşu kadar önemli olduğunu dile getiren Kaplan, yardım konusunda kendi kurallarını dayatmadıklarını, her firmanın ihtiyaçlarına göre proje geliştirdiklerini söyledi. Kaplan amaçlarının katma değer yaratan her işletmeyi desteklemek olduğunu sözlerine ekledi. TOSYÖV Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Sönmez de 2010 toparlanma yılının krizden çıkış yılı olduğunu ve burada kaldıraç rolünün KOBİ‟ler üzerinde olduğunu kaydetti. Sönmez sözlerine şöyle devam etti: “Krizden çıkış sürecinde KOBİ‟lerin kamu desteği ihtiyacı artmıştır. KOBİ‟ye 12 Temmuz 2010 verilen destek tekrar ekonomiye döner. Finansal desteğin en önemli boyutu KOBİ kredileridir. KOBİ bankacılığı kavramı Türkiye‟de bankacılık literatürüne son yıllarda girdi. Son yıllarda da hızla gelişti ama yeterli düzeyde değil. Bankalar bilançolarını iyileştirmiş KOBİ‟leri bekliyor ancak birçoğunun durumu iyi değil. Bankalar sadece onlara değil umut vaat edenlere de gitmelidir. KOBİ‟lerin kredilere ulaşamamasının bir sebebi de kayıt dışıdır. Devlet sopa göstermek yerine kayıt içini özendirmeli.” İkitelli OSB Başkan Vekili Nuri Konak da KOBİ‟lerin gelişmesi için kredilerin artırılması ve maliyetlerinin düşmesi gerektiğini ifade etti. Banka komisyonlarının çok yüksek olduğunu ve kesinlikle düşmesi gerektiğini aktaran Konak, projelerin de teminat olarak kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Girişimciliğin geliştirilmesi için sadece mevcut işletmelere değil yeni kurulacak işletmeler için de uygun kredi olanakları yaratılması gerektiğini bildiren Konak, “Teknoparklar işlerlik kazanmalı. KOBİ‟ler danışmanlık sisteminden yararlanmaları konusunda teşvik edilmeli. İhracat kredileri fonu kurulmalı” dedi. KOBĠ‟LERE 500 MĠLYON DOLAR „CANSUYUNA‟ ONAY Dünya Bankası‟ndan, Türkiye Kalkınma Bankası, Ziraat Bankası ve Vakıfbank‟a “İkinci Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ) Finansmana Erişimi Projesi“ için 500 milyon dolar tutarında kredi sağlandı. Hazine Müsteşarlığı‟ndan yapılan açıklamaya göre, Hazine geri ödeme garantisi altındaki kredi 15 Haziran‟da Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu tarafından onaylandı. Kredi ve garanti anlaşmaları dün imzalandı. Kredi kapsamında, Türkiye Kalkınma Bankası 100 milyon dolar, Ziraat Bankası ve Vakıfbank 200‟er milyon dolar tutarında krediyi KOBİ‟lere, yatırım ve işletme sermayesi ile finansal kiralama ihtiyaçlarının finansmanı için kullandıracak. Kredinin en az yüzde 25‟i de kalkınmada öncellikli yörelerde kullandırılacak. BEYSAD 2 BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ HABER BÜLTENİ RÖPORTAJ: ĠTALYA‟DAN EGE‟YE YATIRIM GELĠR AMA... (Dilek Gappi Derin‟in haberi…Milliyet Ege) Ġtalya‟daki tesislerinin bir bölümünü daha Türkiye‟ye taĢımaya hazırlanan Bitron Grubu‟nun genç CEO‟su Pierluigi Picco, 100‟ü aĢkın Ġtalyan sanayicinin de yatırımlarını özellikle Ege‟ye kaydırmak istediğini söylüyor, “Ama” diyor ve ekliyor: “Bürokrasiniz çok ağır ve gelmeyi düĢünenler ürküyor” Pierluigi Picco, yaklaşık dört yıldır Türkiye‟de karşılaştıklarını, yaşadıklarını tipik bir İtalyan edasıyla, hızlı ve heyecanlı anlatıyor. Bianco Ailesi‟nin kurduğu Bitron Grubu, dünya genelinde 13 fabrikada üretimini sürdürürken, beyaz eşya ve otomotiv için elektromekanik component üretimini gerçekleştiriyor. Grup yaklaşık 25 yıl önce Türkiye ile Arçelik‟e mal temin ederek tanışmış. Yatırım kararında ise, bir başka beyaz eşya devi olan Vestel ile ilişkilerin gelişmesi etkili olmuş. Türkiye‟de 2005 yılında yatırım kararı alan, 2007‟de Manisa‟daki fabrikalarında üretime başlayan İtalyan Bitron Grubu bugün Türkiye‟nin devleri Vestel, Arçelik Tofaş ve Toyota için component üretimini sürdürüyor. Bitron Türkiye CEO‟su Pierluigi Picco, Vestel‟e de mal üretme fırsatı doğduğunda, yatırım yaptıkları Türkiye‟ye bu yıl İtalya‟daki bazı üretim hatlarını da taşıyacaklarını söylüyor. Aslında Picco‟nun anlattıkları, Türkiye ve Ege açısından çok önemli. „Neler anlatıyor, ne kadar sert konuşuyor‟ diyorsunuz ama bu uyarılarının arasında, özünde umutlu bir yön de var. İtalya‟da Avrupa Birliği‟nin koşullarından sıkıntı duyan birçok üreticinin Türkiye‟ye gelmeyi düşündüğünü, buna sık tanık olduğunu söylüyor. Yine de “Aramızda kalsın, Türkiye hiç de öyle yatırım cenneti bir ülke değil” diyerek yapılması gerekenleri lafı eğip bükmeden açıkça dile getiriyor. 12 Temmuz 2010 Ayrıca Picco‟ya göre şu an Ege Bölgesi ve İzmir‟in Avrupa‟da kendini daha iyi tanıtması için ideal zaman. Hükümet de yatırım politikasını gözden geçirmeli. Birkaç ciddi teşvik, yüzlerce İtalyan üreticiyi Türkiye‟ye getirebilir. Kısacası yabancı sermaye Türkiye‟ye istemekle, beklemekle gelmiyor, olaylara bir de onların cephesinden bakmak gerekiyor... Yatırım yaptınız ve bir süre sonra global kriz baĢladı, hedefleriniz değiĢti mi? Kriz, Bitron‟a dünya genelinde şüphesiz büyük problemler yaşattı. Çünkü hep dünyanın önde gelen firmalarıyla çalışıyoruz ve onların kapasiteleri ciddi şekilde daraldı. 2007‟de 630 milyon Euro üretim yapan grubumuzun cirosu 2008‟de 488 milyon Euroya kadar düştü. Bitron Grubu‟nun yatırım yaptığı ülkeler içinde en çok etkilenen ülkeler İtalya, İspanya ve Polonya olurken, en az Türkiye ve Çin etkilendi. Türkiye‟de bu süreci şanslı geçirdik. ġanslı? Elbette Türkiye de yaşanan daralmalardan etkilendi ama tahminlerimiz kadar değil. Hedeflerimizde yaklaşık yüzde 20‟lik bir düşüş yaşasak da Bitron Türkiye olarak 2009‟da 7.8 milyon Euroluk bir ciroya ulaştık. Dünya genelinde Bitron yatay büyüme politikası izlemeyi tercih ederken, biz bu yıl 10 milyon Euro bütçe hedefi koyduk ve en önemlisi İtalya‟daki bazı tesislerimizi de buraya taşıma kararı aldık. Bu, önümüzdeki yıllarda ciddi cirosal büyüme anlamına gelecek. Türkiye‟ye ne kadarlık bir yatırım daha getireceksiniz? Üç yıl içinde 25 milyon Euro ciroyu yakalamak gibi zorunlu bir hedefimiz var. Bunun için en az 7 milyon Euroluk bir yatırımı daha getireceğiz. Tüm bunlara ek olarak çok yeni almış olduğumuz yatırım kararı çerçevesinde 5 milyon Euroluk Bitron standartlarında daha etkin üretim yapabileceğimiz ek tesis inşaatımıza başlıyoruz. BEYSAD 3 BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ HABER BÜLTENİ Avrupa sanayisinden iyi sinyaller almaya baĢladınız mı? Her ne kadar iyileşme sinyallerini alsak da politikacıların söylediği kadar güvenilir ve sağlam işaretler değil. Görünen o ki 2010 geçiş yılı olacaktır. Özellikle AB‟nin uygulayacağı ekonomik politikalar bu aylarda son derece kritik önem taşıyacaktır. Türkiye‟nin de dış ticareti büyük oranda AB‟ye endeksli o yüzden iç pazarı canlandıracak destekleri gündemde tutmanız gerekiyor. Türkiye‟de ise pazarın birkaç yıl büyümeyeceğine, ancak bizim pastadan alacağımız payın artacağına inanıyoruz. İtalya‟daki bazı tesislerimizi bu nedenle Türkiye‟ye kaydırma kararı aldık. Bunun için hemen beş milyon euroluk yatırıma başlıyoruz. İç pazarın vazgeçilmez tedarikçilerinden olmak ve daha iyi hizmet sunmak için yatırım yapmaya mecburuz. Pierluigi Picco, 1995‟te Politechnico Torino Üniversitesi‟nden mühendislik alanında mezun olmuş. Daha bitirme projesini hazırladığı dönemde tanışmış Bitron Grubuyla. İspanya‟da kalite mühendisi olarak çalışmaya başlayan Picco, burada iki yıllık deneyiminden sonra Bitron Şirketler Grubu‟nun ana şirketi sayılan Elbi İnternational‟da dokuz yıl boyunca çeşitli görevlerde çalışmış. 2005‟te Bitron Türkiye Projesi‟nin başına getirilen Picco bir süre sonra ailesini de buraya getirmiş. Eşinin ve çocuklarının Türkiye‟yi çok sevdiğini özelikle Çeşme ve Bodrum‟un müdavimleri arasında olduklarını anlatıyor. Bu arada yatırım yapmadan önce de araştırmalar için sık geldiği Türkiye ve İzmir‟e hayli alıştığını belirten Picco, “İzmir bence Avrupa şehri gibi, hiç farkı yok ve sürprizleri olan kent. O kadar çok sevdim ki, kişisel olarak orta vadede Türkiye‟de kalma planlarım var” diyor. Türkiye‟nin dev firmalarıyla çalıĢıyorsunuz... Evet, Arçelik, Vestel ve Tofaş‟ın büyümemizde etkisi yüksek oldu. Piyasaya yeni sürülen yeni Doblo ve Fiorino modellerindeki görünür tüm sviçler 12 Temmuz 2010 tamamen Bitron ürünüdür. Ayrıca Vestel de bizim için güçlü bir müşteri haline geldi. Toplamda yılda 3 milyon adet, yalnızca Vestel için 1.5 milyon adet komponent üretiyoruz. Yüzde 35 otomotiv, yüzde 65 beyaz eşyaya çalışıyoruz. Ancak görünen o ki yeni projelerle önümüzdeki yıllarda bu oran yüzde 50, yüzde 50 olacaktır. Türk firmalarıyla ticari iliĢkilerinize güvenerek yatırım yaptınız, kriz döneminde sipariĢler azalır kaygısı yaĢamadınız mı? Vestel ve Arçelik sipariş miktarlarını global kriz nedeniyle sadece minumum seviyelerde azalttı. Zaten onlarla görüşerek yatırımımızı yapmıştık. Başlangıçtan itibaren dizayn çalışmalarını üretim yaptığımız kuruluşlarla ortak yürütüyoruz. Eğer siparişlerde daha büyük bir azalma olsaydı onlar için de büyük kayıp olurdu. Bu arada sözkonusu süreçte Türkiye pazarında ÖTV teşviği gerçekten işe yaradı. Bana göre Türkiye, İtalya‟daki teşviklerden daha başarılı oldu. Her ne kadar birinci çeyrekte hem otomotiv hem beyaz eşya sektörlerinde bir düzelme görülse de hâlâ 2010‟un ikinci yarısı için endişe duymaktayız. Bunun en önemli nedeni AB bölgesinde Yunanistan ve İspanya‟nın içinde bulunduğu ekonomik durum. Bugünlerde karşılaştığımız en önemli sıkıntı ise Euro‟da yaşanan değer kaybı. Türkiye‟de nasıl bir ortamla karĢılaĢtınız, yabancılar açısından yatırım cenneti sayılır mıyız? Herşeyden önce Türkiye‟nin daha rekabetçi olması gerekiyor. Doğru, özellikle kaliteli işgücünde Türkiye ucuz bir ülke. Ancak Türkiye‟nin yabancı yatırım çekmekte şansının azaldığını da söylemeliyim. Çünkü hizmet ile maliyet arasında güzel bir denge olmasına karşın ülkenizde yabancı yatırımcının işi zor. Neden? Türkiye‟de ekonomiye güven duyulamıyor. Dalgalı kur politikasından tedirginiz. Ayrıca Türkiye ortaya koyduğu ekonomik BEYSAD 4 BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ HABER BÜLTENİ hedeflerin garantisini verebilmeli. Kredi faizleri hâlâ çok yüksek. Türk bankalarıyla çalışmamıza imkan yok. Birkaç teşvik var görünüyor ama alabilmek zor. Gerçek anlamda teşvik yok. Gümrük bürokrasiniz ağır. Yüksek KKDF oranı maliyetimizi doğrudan yüzde 3 artırıyor. Bu saydıklarınızı anlatırsanız, yabancı yatırımcı zor gelir (gülüĢüyoruz)… Hayır özellikle söylüyorum ki, bu eksikler giderilsin. Türkiye‟nin elindeki bir fırsatı da kaçırmasını istemiyorum. Ayrıca dünyada zaten daralan yabancı yatırımcıyı Türkiye‟ye çekmek için Hükümet‟in net bir planı olmalı. Romanya, Bulgaristan ve özellikle Polonya‟da yatırımcıya ücretsiz fabrika arazisi veriliyor. Üzerine 10 yıllık vergi avantajı alıyorsunuz. Türkiye hazır işgücü avantajına sahipken diğer teşvikleri de getirebilmeli. Eskisi kadar rekabetçi değilsiniz. Oysa şu anda Türkiye doğru bir yabancı yatırımcı teşviği uygulayabilse, Avrupa‟dan ve özellikle İtalya‟dan çok sayıda yatırımcının geleceğine inanıyorum. Türkiye‟de yatırım düĢünen ve size tecrübenizi soran yabancı sanayici var mı? Evet, özellikle otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinden kayış olacağını düşünüyorum. Avrupalı sanayici kriz geçer diye bekliyor ama aynı zamanda ciddi arayışları var. Oradaki maliyetlerle başetmesi zor. Şu an 100‟ü aşkın orta ve büyük ölçekli firma kriz dönemini taşınmak için fırsat olarak görüyor. Türkiye ve Ege Bölgesi‟ni de özellikle düşünüyorlar. Sanırım beyaz eşya ve otomotiv yan sanayiinde biz de onlara iyi bir örnek olduk. Türkiye gerçekten de gerekli know how‟a, teknolojiye ve kaliteli iş gücüne sahip bir ülke. Ancak kendinizi iyi anlatmıyorsunuz. Avrupa‟nın bazı bölgelerini tanıtım bombardımanına tutmanız lazım. 12 Temmuz 2010 Ġġ DÜNYASI „YERLĠ ÜRETĠME ÖNCELĠK‟ ĠSTEDĠ, BAKANLIK ÇALIġMA BAġLATTI Elektrik ve elektronik sanayinin 4 yıllık stratejisini oluşturmak üzere bir araya gelen sektör temsilcileri yerli ürün kullanımındaki yetersizlikten yakındı. Kamu kurumlarındaki yabancı marka kullanımına işaret eden Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, “Ankara‟da bütün devlet kurumlarında yabancı marka televizyonları görüyorum. Çok zoruma gidiyor” ifadelerini kullanırken, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, yerli ürün kullanımının teşviki konusunda bazı çalışmalar yaptıklarını açıkladı. Türkiye‟nin sanayi stratejisi çerçevesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından tüm ilgili kesimlerin katkılarıyla oluşturulan Elektrik ve Elektronik Sanayi stratejisi 6 Temmuz‟da İstanbul‟da düzenlenen basın toplantısı ile şekillendirildi. Sektörün önde gelen temsilcilerinin katıldığı toplantıda rekabet şartlarını baltalayan noktalara dikkat çeken iş adamları, yerli üretimin iç piyasada çok fazla itibar görmemesinden yakındı. Toplantıda konuşan Nazif Zorlu, Türkiye‟nin öncelikle kendi ürettiği ürünleri tüketmesi gerektiğine işaret ederek “Ankara‟da bütün devlet kurumlarında yabancı marka televizyonları görüyorum. Çok zoruma gidiyor. Biz önce kendimiz, Türk işçisinin Türk sanayinin ürettiğini, önce kendimiz tüketmeyi öğrenmeliyiz. Bizim 1980‟li yıllarda dövizimiz yoktu. Makine almaya giderdik, adamlar bizi 4-5 saat kapıda bekletirdi. Ama çok şükür o insanlar şimdi bizi ziyarete geliyor bizim yüzümüzü görüyorlar. Bizim 500 milyar dolar ihracat hedefi için sanayi ve devlet işbirliklerini muhakkak yapmamız gerekir. Bu işsizlik sorununu nasıl çözeceğiz, buna bakmamız gerekir” dedi. “Milliyetçilik sadece slogan değil” Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, yerli ürün kullanımının teşviki konusunda bazı çalışmalar yaptıklarını açıklayarak, “Özellikle elektrik üretim ve dağıtım başta olmak üzere tüm sektörlerde, Türkiye‟de üretilen ürünlerin kullanımının teşviki BEYSAD 5 BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ HABER BÜLTENİ konusunda, ilgili diğer kurumlarla işbirliği içinde bir çalışma yürütüyoruz. Kamu alımlarında Türkiye‟de üretilen ürünlerin alınmasında ve kullanılmasına özel önem vermeliyiz. Ayrıca bireysel ürün kullanımında da buna önem vermeliyiz. „Milliyetçilik‟ dediğimiz şey sadece slogan değil ki, milli ürünlerin kullanılmasında aynı hassasiyetleri göstermiyorsak bu laflar boş laflardır” ifadelerini kullandı. ÖNEMLE ELE ALINMASI GEREKEN ÖNERĠ (Osman Arolat‟ın köĢesinden) Elektrik elektronik sektör temsilcilerinin Sanayi Bakanı'nın katılımıyla önceki gün yaptığı toplantıda Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, "Ankara'da bütün devlet kurumlarında yabancı marka televizyonları görüyorum. Bu çok zoruma gidiyor. Biz önce Türk işçisinin, Türk sanayicisinin ürettiği ürünleri tüketmeyi öğrenmeliyiz" diyerek "yerli ürün" tartışmasını bir kez daha gündeme getirdi. Bundan bir süre önce de Türk makine sanayicileri, ünlü işadamlarının katılımıyla hazırladıkları, "Tıkır tıkır" televizyon reklamlarıyla yine "yerli ürün" kampanyası yapmışlardı. TOBB önderliğinde STK'lar da birkaç ay önce "Türkiye menşeili üretim kullanımı" konusunda önerilerde bulunmuşlardı. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, sektörün daha iyi şartlarda yoluna devam etmesi için, "Elektrik ve Elektronik Sanayi Strateji Belgesi"ne son şeklin verilmekte olduğunu belirterek, "Şikayet konusu olan yerli ürün kullanımını teşvik için de bazı çalışmalar yaptıklarını, tüm sektörlerde Türkiye'de üretilen ürünlerin teşviki konusunda diğer kurumlarla işbirliği içinde olduklarını sonuç alacaklarına inandığını" açıkladı. Bu konuyu ele alırken, bakanlığın öncelikle kamu alımlarıyla ilgili düzenlemeyi diğer bakanlıklarla birlikte hazırlayıp bir an önce ihale kanunundaki düzenlemelerle ortaya koymaları gerekir. 12 Temmuz 2010 Bunun uluslararası rekabet kurallarına aykırı olduğunu iddia edenler bulunmaktadır. Ama hemen her ülkede, en gelişmiş olan ekonomilerde bile özellikle son kriz sonrası bu tür önlemlerin artırıldığının birçok örneği biliniyor. Dünya mermer ve taş rezervinin yüzde 35'ine sahip olan Türkiye'de kamu kurumları ve belediyeler kendi kurum binalarında Çin'den satın alınan mermer ve granitleri kulanmakta, belediyeler cadde döşemeleri için taş ithal etmekteler. Bu tür ithalatın ihale şartlarıyla ortadan kaldırılıp yerli ürünlere yöneltilmesi kolaylıkla sağlanabilir. Bunun gibi makine alımlarından, otomotiv alımlarına birçok alanda yerli üretime öncelik tanıyan şartlar ortaya konulabilir. Türkiye bazı sektörlerde kriz dönemlerinde tedariklerini ithal hammadde ve ara malı kullanmaya yönelen firmaların, uzun süreli yerli tedarikçilerinden alımdan vazgeçmeleri KOBİ nitelikli birçok firmanın batmasına sistem dışına çıkmasına yol açtı. Kalkınmanın ve büyümenin en önemli ayağı "üretmektir". Üretmek için ülkenin kendi hammaddesini, insan kaynağını en iyi şekilde değerlendirmesi gerekir. Yönetenlerin bu alandaki görevi ise ülkenin insan sermaye ve hammadde kaynaklarını en verimli kullanacak ortamı yaratmak olmalıdır. Doğal olarak bütün içerisinde yerli üretimin korunması da yer alır. Bu dönemde yerli üretim sadece bizim sermayedarımızın üretimi değildir. Bizim sınırlarımız içinde üretim yapan farklı menşeili bütün üretim yapan firmaların üretimidir. Olaya bu bütünsellikte bakmak gerekir. "Yerli üretim" konusu bugün bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemle ele alınması, üzerinde hassasiyetle durulması gereken konudur. Önemli olanın üretime dayalı kalkınma ve büyüme olduğu bunun için ülke kaynaklarının en verimli şekilde kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi gerekir. BEYSAD 6
Benzer belgeler
İtalya`nın önde gelen gazetelerinden La Repubblica`nın
dönemini geride bırakan beyaz eşya
sektörü, yılbaşından bu yana ulaştığı satış
rakamıyla iyi bir ivme kazanmış durumda.
Ayrıca, en büyük beyaz eşya alıcısı olan
inşaat sektöründeki hareketlilik de ...