S9-Koku-Ödül-Bağımlılık - Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi
Transkript
S9-Koku-Ödül-Bağımlılık - Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi
KOKU-ÖDÜL-BAĞIMLILIK: FARKLILARIN BENZERLĠĞĠ: “C57BL/6 FARELERDE UZUN SÜRELĠ TEKRARLAYAN KOKU UYARANININ MORFĠN BAĞIMLILIĞI ÖLÇÜTLERĠNE ETKĠSĠ” Ferit Birand ARTIRAN, IĢık Batuhan ÇAKMAK, Seda DAĞLI, Nur GÜL, Tuğçe KANDEMĠR, Çağrı ÖZCAN DanıĢman: Doç. Dr. ġ. Remzi ERDEM ÖZET Beyinde madde bağımlılığının biyolojik zeminini oluşturan dopaminerjik ödül yolakları ile koku duyusunun kullandığı yolaklar anatomofizyolojik olarak birbirine çok yakındır. Bu yolaklar özellikle nuc. accumbens ve septal bölge gibi alanlarda çakışmaktadır. Madde bağımlılığının etyopatogenezine dair varsayımlardan biri de bağımlıların, özellikle büyüme-gelişme dönemlerinde ödül yolaklarının yeterince aktive edilmemesidir (1). Buna dayanarak, uzun süreli ve tekrarlı biçimde çeşitli koku uyaranlarıyla karşılaşan ve koku duyusu ile ilgili nöronal yolakları uyarılan genç-erişkin C57/BL6 erkek farelerin, bu süreçte ödül yolaklarının da dolaylı yoldan uyarılmasıyla, onların bağımlılık davranışında değişme beklenir. Bu çalışmada, C57BL/6 farelerde uzun süre, tekrarlı koku uygulamasının, daha sonra geliştirilen morfin bağımlılığı ölçütlerini belirgin biçimde değiştirdiği saptandı. GĠRĠġ Koku kendine ait bir beyni (rhinencephalon) olan en eski ve ilkel yolaklara sahip duyudur ve koku yolakları tüm beyne septal bölge (area septalis) uzantıları yoluyla bağlıdır. Kokuya ilişkin yolaklar anatomik olarak birbirine çok yakındır ve özellikle nucleus accumbens ile septal bölge gibi alanlar aynı zamanda bağımlılık yolaklarıyla ilişkili oldukları için iki süreçte de görev alan ortak bölgelerdir (2). Bağımlılık yapan maddeler ventral tegmental alan (VTA) denen beyin bölgesini etkileyerek dopamin salıverilmesini uyarırlar (3) ve dopaminerjik yolaklar aracılığı ile de nuc.accumbens, amigdala, prefrontal korteksle bağlantıya geçerler. Çeşitli maddelerin bağımlılık oluşturma sürecinde, Olds ve Miner tarafından 1954 yılında tanımlandığı üzere, VTA, septum, mediyal ön beyin demeti (MFBB) gibi ödüllendirme bölgelerindeki dopaminerjik aşırımın rol oynadığı düşünülmektedir. Morfin ve benzeri opioid peptidlerin mü (, OP3), delta (, OP1) ve kappa (, OP2) reseptörlerini uyarması, orijinini VTA’dan alan dopaminerjik nöronların aktivitesini artırmaktadır (4). Dopaminerjik yollar orta beyinden orijin alırlar. Tanımlanan başlıca dört dopaminerjik yolak (mezolimbik, mezokortikal, nigrostriatal ve tuberoinfundibular) arasında, mezolimbik ve mezokortikal dopaminerjik yolaklar madde bağımlılığının ön-koşulu olan pozitif pekiştiri sürecinin nöroanatomik zeminini oluşturan ödül yolaklarıdır (5). Mesolimbik yolak, VTA’dan köken alır ve koku duyusu ile de ilişkili olan limbik sistem yapılarına (örn. nuc. accumbens) uzanır. Mezolimbik yola ek olarak mesokortikal yolak da VTA’dan nuc. accumbens’e uzanır ve limbik sistem ile orbitofrontal korteksle bağlantıları vardır. Bu yolaklar bellek, motivasyon, duygusal cevap, ödül ve ceza, bağımlılık ile ilgilidir (6). Madde bağımlılığı, eski Latincede “kendini bir şeye teslim etmek” anlamına gelen “ad dicere” sözcüklerinden gelir. Madde bağımlılığının temel olarak fiziksel ve psikolojik olarak iki bileşeni bulunur. Maddenin santral sinir sisteminde yarattığı nöroadaptasyon sonucu fiziksel bağımlılık gelişir. Maddelere fiziksel bağımlılık gelişimi sürecinin en önemli kanıtı maddenin sürekli kullanımının ani kesilmesini izleyen dönemde ortaya çıkan yoksunluk sendromu (çekilme sendromu, kesilme sendromu) denilen davranışsal reaksiyonlardır (7). Bir opioid peptid olan ve şu an için bilinen en güçlü ağrı kesici madde olan morfin, analjezik etkisi gibi bağımlılık yapıcı etkisini de “mü” reseptörüne bağlanarak oluşturur. Mü tipi opioid reseptörler için antagonist nitelikte olan maddeler yoksunluk sendromunun ortaya çıkmasına neden olur. Örneğin, nalokson ve naltrekson klasik “mü” reseptör antagonistleridir. Morfine fiziksel bağımlılık gelişimi ile ilişkili deneysel çalışmalarda gözlenebilecek ve değerlendirilebilecek yoksunluk sendromu belirtileri; Ani kaçma davranışı (escape), kıvranmalar (writhings), dokununca şiddetli ciyaklama (squeal on touch), salyada belirgin artış (salivation), ıslak köpek silkinmesi (wet dog shake), rinore, işemede artış (urination), diyare, ağırlık kaybı, vücut sıcaklığında kayıp, sıçramalar (jumpings), diş çatırdaması (teeth chattering), başta sürekli seyirmeler (head twitch), başın yinelenerek sağa, sola ve yukarı sallanması (head weave) (8), tımarlanma (grooming), gerinme (stretching) (9), piloereksiyon (10) davranışlarıdır. Rasyonel Koku yolaklarıyla merkezi sinir sistemindeki ödüllendirme yolakları arasında yakın bir anatomofizyolojik ilişki bulunmaktadır. Uzun sürelitekrarlayan kokusal uyaran ile koku yolakları uyarılan farelerde, ödül merkezlerinin de dolaylı olarak uyarılma olasılığı nedeniyle morfine fiziksel bağımlılık gelişiminde bir fark oluşması beklenebilir. Varsayım Tekrarlı ve uzun süreli koku uyaranı uygulaması, farelerde morfin bağımlılığı gelişme sürecini etkiler. Amaç Tekrarlı ve uzun süreli koku uyaranı uygulamasının morfin bağımlılığı gelişme süreci üzerine olası etkisini genç-erişkin, erkek C57BL/6 farelerde morfin bağımlılığını değerlendirmeye yönelik davranış ölçütleri aracılığıyla araştırmak YÖNTEM VE GEREÇLER Deney Hayvanları Bu çalışma Başkent Üniversitesi Hayvan Deneyleri Etik Kurulu tarafından onaylanmış (Proje no: DA11/13) ve Başkent Üniversitesi Araştırma fonunca desteklenmiştir. Proje kapsamındaki deneysel çalışmalara Başkent Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Araştırma Kurulu ve Hayvan Deneyleri Etik Kurulundan onay alındıktan sonra başlandı. Deney hayvanı olarak, Başkent Üniversitesi Hayvan Üretim Merkezinden sağlanan 16 adet gençerişkin (4-5 aylık), erkek C57BL/6 ırkı fareler (26.1 ± 0.7 g), kullanıldı. Üniversitemiz Deney Hayvanları Üretim Merkezinde inbred olarak üretilen bu özel fare ırkının seçilme nedeni, bağımlılık çalışmaları için genetik açıdan en uygun ırklardan biri olmasıdır (11). Deney Hayvanı Barındırma KoĢulları Deney hayvanları, standart barınma koşullarında (12 saat aydınlık/ 12 saat karanlık, %50 bağıl nem, 222 C oda sıcaklığı), standart fare yemi ve su ile beslenerek barındırıldılar. Deneysel işlemlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında hayvanlarda ağrı, acı, huzursuzluk, stres vb yaratabilecek her türlü uygulamadan özenle kaçınıldı. Deney Protokolü Öncelikle, farelere, uzun süreli-tekrarlayan (12 koku / 1 saat / gün, 15 gün) koku uygulaması yapıldı (Şema 1, 12). Farelere 15 gün boyunca, günde 1 saat süreyle 12 çeşit doğal koku kullanılarak uzun süreli, tekrarlayan koku uygulaması yapıldı. Her koku kaynağı 4 dakikada bir değiştirildi. Koku fazik bir uyaran olduğu ve kokuya kısa sürede adaptasyon geliştiği için kafesler her koku uygulamasından sonra 1 dakika boyunca havalandırıldı.1 Kullanılan koku kaynakları (tarçın, karanfil, çilek, soğan, sarımsak, kimyon, biber, fesleğen, kahve, portakal, limon, nane, zencefil)2 flakonlar içinde uygulandı. Bu kokular sentetik değil, doğal olmaları göz önüne alınarak seçildi. Kontrol grubunu da aynı işleme tabi tutmak açısından, içi su dolu flakonlar kullanıldı. Kokular birbirinin ardı sıra ve rast gele olarak uygulandı. 1 İlk gün 8 dakika koku, 2 dakika havalandırma uygulandı. İkinci günden itibaren gözlem süresini kısaltmak amacıyla uygulama 2 saatten 1 saate (4 dakika koku, 1 dakika havalandırma) indirildi. 2 Hazır olarak bulunan 13 koku flakonundan her gün rast gele bir tanesi uygulama dışı bırakıldı. Koku Uygulaması Nalokson Uygulaması Morfin Uygulaması 0 1 2 3 …………. 15 16 17 18 19 20 21 22 23 (günler) 10’ gözlem 10’ gözlem 30’ (Nalokson sonrası gözlem) ġema 1. Deney protokolü 15 günlük koku uygulamasından sonra, 16. günde her iki fare grubu da 10 dakika boyunca gözlemlendi ve tartıldı. Kokunun madde bağımlılığı gelişme süreci üzerine etkisi incelendiğinden, gözlemden hemen sonra morfin uygulama süreci başlatıldı. Bu amaçla, farelere 7 gün boyunca periton içi (intraperitoneal, i.p.) yoldan 10 mg/kg dozunda (13); 8. gündeyse 20 mg/kg morfin hidroklorür uygulandı. Bu sürenin sonunda, morfin uygulaması sonlandırılarak farelerde yoksunluk sendromu davranışları olan ani kaçma (escape), kıvranmalar (writhings), ağırlık kaybı, sıçramalar (jumpings), şahlanma (rearing), dikilme (standing)3, stereotipik baş hareketleri, tımarlanma (grooming), gerinme (stretching), piloereksiyon, silkinme (wet dog shake) davranışları 10 dakika süre boyunca gözlendi. Morfin uygulamasından 2 saat sonra 2 mg/kg (13) nalokson enjeksiyonu uygulandı. Nalokson uygulamasından hemen sonra 30 dakikalık gözlem yapıldı. Farelerdeki olası lokomotor aktivite değişikliğini değerlendirmek için, nalokson gözleminden hemen sonra, Başkent Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği tarafından geliştirilen MatLab tabanlı yazılım aracılığıyla açık alan testi uygulandı. Gruplar; 1. Kontrol grubu (K), 2. Koku grubu (O) olarak oluşturuldu. Kullanılacak deney hayvanı sayısının artmaması, ancak hipotezin asgari bilimsel gereklilikte test edilmesine olanak verecek deneysel tasarımı (Latin kare yöntemine uygunluk) sağlamak amacıyla, morfin uygulamasından önce de aynı ölçütler izlendi ve işlevsel olarak 4, somut olarak ise 2 grup oluşturuldu (Tablo 1). Tablo 1. Deney Grupları Morfin uygulaması Koku uygulaması 3 Yok Var Var Yok Grup 1, M (n=8) Grup 3, K (n=8) Grup 2, OM (n=8) Grup 4, O (n=8) Literatürdeki şahlanma davranışından farklı olarak farenin kafesin duvarına dayandığı davranışa bu ad verilmiştir. Ġstatistiksel Analiz Veriler Ortanca ± standart sapma olarak ifade edildi ve veriler üzerinde Kruskal Wallis Varyans analizi uygulandı. İstatistiksel olarak anlamlı fark bulunması halinde verilere postHoc testler ile ileri değerlendirme yapıldı (Dunn Testi). Güven aralığı %5 olarak belirlendi. P değerinin <0,05 olması durumunda karşılaştırmalar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. BULGULAR İncelenen davranışsal ölçütlerle ilgili veriler ortanca ± standart sapma olarak ifade edildi. Vücut ağırlığı verileri ortalama ± standart hata olarak, kıvranma davranışı ise görülme yüzdesi (%) değerleriyle ifade edildi. Straub fenomeni morfin etkisinin nesnel bir göstergesidir. Her iki grupta da tüm farelerde Straub fenomeni gözlenmesi nedeniyle morfinin etki ettiği kanıtlandı (Şekil 1). Civciv duruşu4 her iki grupta da morfin uygulamasından önce gözlenmezken, morfin uygulaması sırasında koku grubunda bu özel duruşun görülme yüzdesi kontrol grubundan fazla bulundu. Nalokson uygulamasından sonra ise koku grubunda bu duruşun görülme yüzdesi belirgin olarak azalırken, kontrol grubunda önemli bir değişiklik gözlenmedi (Şekil 1).Morfin yoksunluğunun bir başka belirtisi olan piloereksiyon, nalokson uygulamasından sonra her iki grupta da gözlendiğinden, her iki grupta da morfin yoksunluk sürecinin oluştuğu kanıtlandı (Şekil 1). Diş çatırdatma da bir morfin yoksunluğu belirtisidir ve her iki grupta da nalokson uygulamasından sonra tüm farelerde görüldü (Şekil 1). Görülme yüzdesi (%) 120 100 K 80 O 60 KM 40 OM 20 KN 0 STRAUB FENOMENİ PİLOEREKSİYON DİŞ CİVCİV DURUŞU ÇATIRDATMASI ON Davranışsal ölçütler ġekil 17: Davranışsal ölçütlerin görülme yüzdeleri (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN: Kontrol + Nalokson, ON: Koku + Nalokson) 4 Alkol bağımlılığında görülen ve sırtlan duruşu olarak adlandırılan; bu çalışmada morfin uygulamasından sonra gözlemlenen ve “civciv duruşu” olarak adlandırdığımız bir davranış. Sıçrama davranışı, morfin uygulaması öncesinde koku grubunda kontrol grubundan daha fazla görülürken, morfin uygulaması sırasında koku grubunda azalmış, kontrol grubunda ise önemli bir değişiklik oluşmamıştır. Nalokson uygulamasından sonra ise, her iki grupta da sıçrama davranışı artmış; ancak kontrol grubundaki artış, koku grubundaki artışa göre dikkat çekici derecede fazla olarak gözlenmiştir (Şekiller 2 ve 3). Koku grubunda koklama davranışı morfin uygulamasından önce kontrol grubuna göre belirgin olarak fazla iken, morfin uygulaması sırasında kontrol grubunda artış, koku grubunda ise belirgin bir azalış gözlenmiştir. Nalokson uygulamasından sonra koklama davranışı her iki grupta artmış, koku grubunda daha fazla gözlenmiştir (Şekiller 4 ve 5). K Sıçrama (Ortanca) O Sayı (kez) KM 35 30 25 20 15 10 5 0 OM KN1 ON1 KN2 ON2 Sıçrama KN3 Gruplar ON3 ġekil 2: Morfin yoksunluğu belirtilerinden sıçrama davranışı (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Sayı (kez) Sıçrama (Toplam) 200 180 160 140 120 100 80 60 40 20 0 188 K O 88 KM 19 35 18 OM 10 Sıçrama KN123 ON123 Gruplar ġekil 3: Morfin yoksunluğu belirtilerinden toplam sıçrama davranışı (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) K O Koklama (Ortanca) KM OM Sayı (kez) 80 60 KN1 ON1 40 20 KN2 ON2 0 Koklama Gruplar KN3 ON3 ġekil 4: Morfin yoksunluk belirtilerinden koklama davranışına ait ortanca değerleri (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Koklama (Toplam) Sayı (kez) 250 205 222 K 200 O 150 110 100 50 KM 22 37 OM 12 0 KN123 1 Gruplar ON123 ġekil 5: Morfin yoksunluk belirtilerinden koklama davranışına ait toplam değerler (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Gerinme nalokson uygulamasından sonra her iki grupta da gözlendi (şekiller 6 ve 7). Ancak, kontrol grubunda gözlenen gerinme davranışı koku grubuna göre belirgin olarak daha fazla idi. Gerinme (Ortanca) O KM 5 Sayı (kez) K OM 4 KN1 3 ON1 2 1 KN2 ON2 0 Gerinme Gruplar KN3 ON3 ġekil 6: Morfin yoksunluk belirtilerinden gerinme davranışına ait ortanca değerleri (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Gerinme (Toplam) Sayı (kez) 25 21 K 20 14 15 O 10 KM 5 OM 0 KN123 1 ON123 Gruplar ġekil 7: Morfin yoksunluk belirtilerinden gerinme davranışına ait toplam değerler (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Tımarlanma morfin uygulamasından önce, her iki grupta da hemen hemen aynı sayıda gözlenirken, morfin uygulaması sırasında kontrol grubunda belirgin bir artış gözlendi (Şekiller 8 ve 9). Koku grubunda ise önemli bir değişiklik gözlenmedi. Nalokson uygulamasından sonra her iki grupta da artış oldu, kontrol grubu koku grubundan daha fazla tımarlandı. K Sayı (kez) Tımarlanma (Ortanca) O KM 18 16 14 12 10 8 6 4 2 0 OM KN1 ON1 KN2 ON2 Tımarlanma KN3 Gruplar ON3 ġekil 8: Tımarlanma davranışına ait ortanca değerler (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Tımarlanma (Toplam) Sayı (kez) 140 120 100 80 60 40 20 0 117 K 83 46 10 12 O KM 15 1 Gruplar OM KN123 ON123 ġekil 9: Tımarlanma davranışına ait toplam değerler (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Nalokson uygulamasından sonra her iki grupta da gözlenen kıvranma davranışı, kontrol grubunda daha fazla bulundu (Şekiller 10 ve 11). K Kıvranma (Görülme yüzdesi) O KM Görülme yüzdesi (%) 120 100 80 60 40 20 0 OM KN1 ON1 KN2 ON2 Kıvranma Gruplar KN3 ON3 ġekil 10: Kıvranma davranışına ait görülme yüzdeleri (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Kıvranma (Toplam) 23 25 K Sayı (kez) 20 O 15 8 10 KM OM 5 0 1 KN123 ON123 Gruplar ġekil 11: Kıvranma davranışına ait toplam değerler (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Morfin uygulamasından önce koku grubunda daha fazla gözlenen dikilme davranışı, morfin uygulaması sırasında her iki grupta da azaldı, koku grubundaki azalma kontrol grubundan fazlaydı. Nalokson, koku grubunda, kontrol grubundan daha fazla artış oluşturdu (Şekiller 12 ve 13). Şahlanma davranışı morfin uygulamasından önce koku grubunda daha fazlaydı, morfin uygulaması sırasında her iki grupta da azaldı, koku grubundaki azalma kontrol grubundan daha fazlaydı (Şekiller 14 ve 15). Nalokson uygulaması sonrasında her iki grupta artış gözlendi, koku grubundaki artış kontrol grubundan daha fazlaydı. K Dikilme (Ortanca) KM 200 OM KN1 100 ON1 50 KN2 500 Dikilme Gruplar K 329 300 205 216 200 220 259 O KM 100 ON2 0 425 400 Sayı (kez) 150 Sayı (kez) Dikilme (Toplam) O OM 0 1 Gruplar KN3 ON3 ġekiller 12 ve 13: Dikilme davranışına ait ortanca ve toplam değerler (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Şahlanma (Toplam) K O KM 140 120 100 80 60 40 20 0 KN1 ON1 KN2 Sayı (kez) OM ON2 600 500 400 300 200 100 0 482 392 254 311 127 Gruplar 121 KN3 Gruplar ON3 ġekiller 14 ve 15: Şahlanma davranışına ait ortanca ve toplam değerler (K: Kontrol + Koku Dönemi, O: Koku + Koku Dönemi, KM: Kontrol + Morfin, OM: Koku + Morfin, KN(1,2,3): Kontrol + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem], ON(1,2,3): Koku + Nalokson [birinci, ikinci ve üçüncü 10’ar dakikalık gözlem]) Morfin uygulaması sırasında her iki grup da ağırlık kaybetti. Her iki grupta da morfin uygulamasının 8. gününde başlayan ağırlık artışı, daha sonraki günlerde de devam etti. Koku grubundaki artış kontrol grubundan daha fazlaydı. Nalokson sonrası 5. günde koku grubu eski ağırlığına ulaşırken, kontrol grubu ulaşamadı (Şekil 16). Vücut ağırlık değişimi 29 28 27 K 26 K O KM OM KN123 1 Şahlanma Vücut Ağırlığı (g) Sayı (kez) Şahlanma (Ortanca) O 25 24 23 Zaman (Gün) ġekil 16: Koku uygulaması, morfin enjeksiyonu, nalokson uygulaması ve ondan sonraki 13 günü kapsayan zamanda ağırlık değişimlerinin ortalaması ON123 Üniversitemiz Biyomedikal Mühendisliği Bölümü ile ortaklaşa hazırlanan bir açık alan lokomotor aktivite değerlendirme yazılımı ile koku uygulanan ve morfin bağımlılığı geliştirilen grubun nalokson uygulamasından sonra, açık alanda daha homojen bir hareket yolu izledikleri, alanın hemen her bölgesinde dolaştıkları saptandı (Resim 1). Lokomotor etkinlik açısından sayısal bir fark bulunamamasına karşın (Şekil 17), kontrol grubu aynı yoksunluk döneminde alanın belli bölgelerinde kalmayı tercih ederek, kısıtlı bir hareket trasesi gösterdi. Resim 1: MatLab tabanlı bilgisayar yazılımından elde edilen lokomotor aktivite gösterimleri. (K: Kontrol grubu, O: Koku grubu, O6: kaybedilen deney hayvanı) Lokomotor Etkinlik 120 Süre (sn) 100 80 60 40 20 0 Hareketli Hareketsiz Orta bölge ġekil 17: Lokomotor etkinlik ölçümlerine dayanarak elde edilen hareketlilik, hareketsizlik ve orta alanda bulunma süreleri. (Mavi: Kontrol grubu, Kırmızı: Koku grubu) TARTIġMA Bu çalışmanın sonucunda, koku gibi, ilk bakışta ilgisiz gibi görünen bir uyaranın merkezi sinir sitemindeki ödül merkezlerini etkileyerek, bağımlılık sürecini değiştirebileceği bilgisine ulaşılmıştır. Uzun süreli, tekrarlı koku uygulaması ile fareler daha sonra geliştirilen morfin bağımlılığı yönünden kontrol grubuna göre daha az etkilenmişlerdir. Çünkü, nalokson uygulaması ile tetiklenen morfin yoksunluğu belirtileri, koku uygulanan grupta kontrol grubuna göre belirgin olarak daha az gözlenmiştir. Bunların arasında sıçrama davranışı, morfin yoksunluğunun kemirgenlerde görülen en önemli belirtisidir ve koku grubunda gözlenen sıçrama davranışı belirgin olarak daha azdır. Yine, gerinme ve kıvranma davranışları da koku grubunda, kontrollere göre belirgin olarak daha az oluşmuştur. Tımarlanma, dikilme, şahlanma davranışlarında ise her iki grup arasında belirgin bir fark saptanmamıştır. Yine de uzun süreli, tekrarlı koku uygulamasının farelerde fizyolojik morfin bağımlılığını azalttığı söylenebilir. Bu durum, koku uygulamasının dopaminerjik ödül merkezlerinde sinaptik plastisitesi tetiklemesi olasılığını düşündürmektedir, ancak yalnızca bu çalışmadan elde edilen davranışsal bulgular, ileri elektrofizyolojik araştırmalarla desteklenmeden bu sonuca varmak için yeterli değildir. Morfin uygulaması sürecinde karşılaşılan istenmeyen etkilerden biri, morfinin patolojik bir istenmeyen etkisi olduğu bilinen, bulbar paraliziye bağlı solunum depresyonu nedeniyle gerçekleşen ani ölüm durumudur. Bir başka farede morfin uygulaması sonrası idrarda kendiliğinden kan (spontan hematüri) gözlenmiş ve bunun nedeni olarak morfin bağımlılığının glomerüler filtrasyon gerçekleşirken immun komplekslerin mesangiumda birikmesine neden olduğu ve böylece kanamaya yol açtığı bilgisine ulaşılmıştır (14). Bir diğer farede ise morfin uygulamasından sonra parapleji gözlenmiştir. İnsanda ve farelerde yapılan çalışmalarda da morfin bağımlılığının bir patolojik etkisi olarak geçici spastik parapleji geliştirebileceği gösterilmiştir (15). Koku grubunun vücut ağırlığının koku uygulaması döneminde kontrol grubuna göre fazla bulunması, kokunun iştahı tetikleme olasılığına bağlanabilir. Kullanılan deney hayvanı sayısı, böylesi bir davranış çalışması için yeterli değildir, fare sayısının artırılması ile yapılacak ileri çalışmalar, elde edilen bulguların güvenilirliğini artıracaktır. Yine, aynı mekanizmanın bağımlılık yapıcı diğer maddeler ile yapılacak benzer çalışmalarda denenmesi, ortak payda olan ödül merkezleri hakkında ileri sürdüğümüz koku-bağımlı sinaptik plastisite kuramını sorgulamak için elzemdir. KAYNAKÇA 1. Tisch S, Silberstein P, Limousin-Dowsey P ve diğerleri. The basal ganglia: anatomy, physiology, and pharmacology. Psychiatric Clinics of North America 2004; 27:757. 2. Taner, D. Fonksiyonel Nöroanatomi. 8. Baskı, Ocak 2010; 226 3. Johnson B.R., Drug Dreams: A Neuropsychoanalytic Hypothesis 2001; 49:75-96. 4. Jaffe JH, Jaffe AB. Textbook of Substance Abuse Treatment. Galanter M., Kleber HD (Editors) 2. baskı. Washington, DC. American Psychiatric Press, Inc. 1999; 11-19. 5. Marinelli S, Pascucci T, Bernardi G ve diğerleri. Activation of TRPV1 in the VTA excites dopaminergic neurons and increases chemical - and noxious-induced dopamine release in the nucleus accumbens. Neuropsychopharmacology 2005; 30(5): 864-70. 6. Robinson T.E., ve Berridge K.C., The psychology and neurobiology of addiction: An incentive-sensitization view. Addiction 2000; 95:2(suppl.), 91–17. 7. Uzbay, T. Madde Bağımlılığı Çalışmalarında Kullanılan Deneysel Hayvan Modelleri. Meslek İçi Sürekli Eğitim Dergisi. 1. 8. Uzbay, T. Madde Bağımlılığı Çalışmalarında Kullanılan Deneysel Hayvan Modelleri. Meslek İçi Sürekli Eğitim Dergisi. 59-60. 9. Madhavan A. ve diğerleri. μ-Opioid Receptor Endocytosis Prevents Adaptations in Ventral Tegmental Area GABA Transmission Induced during Naloxone - Precipitated Morphine Withdrawal. J Neurosci. 2010; 30(9): 3276–3286. 10. Francesco P., Sandy G., Manuela I. ve diğerleri. Disruption of the CRF2 receptor pathway decreases the somatic expression of opiate withdrawal. Neuropsychopharmacology.2008; 3(12):2878-2887. 11. Yates J.W., Meij J.T.A., Sullivan J.R. ve diğerleri. Bimodal effect of amphetamine on motor behaviors in C57BL/6 mice. Neurosci Lett. 2007; 29; 427(1): 66–70. 12. Birancı A.I., Güzel A., Kozan S. ve diğerleri. Farelerde Koku Uyaranının Öğrenme Bellek Süreci Üzerine Etkisi ve Bu Süreçte Serotonin 5-HT3 Reseptörlerinin Olası Katkısı. Başkent Üniversitesi XIII. Öğrenci Çalışma Grubu Sempozyumu Raporları 2010. 13. Majeed N.H., Przewlocka B., Machelska H. ve diğerleri. Inhibition of nitric oxide synthase attenuates the development of morphine tolerance and dependence in mice. Neuropharmacology 1994; 33: 189-192. 14. Singhal P.C. ve diğerleri. Morphine enhances deposition of ferritinantiferritin complexes in the glomerular mesangium. Nephron 1995;70(2):229-34. 15. Kakinohana, M. ve diğerleri. Neuraxial morphine may trigger transient motor dysfunction after a noninjurious interval of spinal cord ischemia: a clinical and experimental study. Anesthesiology. 2003;98(4):862-70.
Benzer belgeler
Farelerde Koku Uyaranının Öğrenme Bellek Süreci Üzerine Etkisi ve
YÖNTEM VE GEREÇLER
Deney Hayvanları ve Barındırma KoĢulları:
Proje kapsamındaki deneysel çalışmalara Başkent Üniversitesi Hayvan Deneyleri Etik
Kurulundan onay alındıktan sonra başlandı (DA10/04). ...