Akut Manik Atak, Tedaviyle Gelişen Rijiditesiz Nöroleptik Malign
Transkript
Akut Manik Atak, Tedaviyle Gelişen Rijiditesiz Nöroleptik Malign
Ajans 2015; 3(3): 133-137 CASE REPORT Akut Manik Atak, Tedaviyle Gelişen Rijiditesiz Nöroleptik Malign Sendrom Ve Komplikasyonlara Bağlı Ölüm: Vaka Sunumu Acute Manic Episode, Treatment Associated Neuroleptic Malignant Syndrome without Rigidity and Complications Causing to Death: A Case Report H. Ozcan1, A. Yucel1, E. O. Sonmez2, M. Saritemur3, U. Aydinoglu1 Özet Nöroleptik malign sendrom antipsikotik tedavi ile ilişkili olarak gelişen mental durum değişikliği, kas rijiditesi, otonom sinir sistemi regülasyon bozukluğuna dair bulgular (ateş, kan basıncı değişiklikleri) gibi belirtilerle bunlara eşlik edebilen lökositoz, karaciğer enzimlerinde ve kreatin kinaz düzeylerinde artış, miyoglobinuri gibi laboratuar değişikliklerinin olabildiği ölümcül olabilecek bir durumdur. Rijidite birçok yazar tarafından nöroleptik malign sendromda ana kriterlerden biri olarak kabul etmekte ve klinisyenler arasında nöroleptik malign sendrom tanısında olmazsa olmazlardan bir belirti olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte literatürde çok sınırlı sayıda vaka üzerinden, rijidite olmadan da nöroleptik malign sendrom olabileceği bildirilmiştir. Bu vaka sunumunda bipolar affektif bozukluk manik nöbet tanısıyla kas içi 25 mg klorpromazin 10 mg haloperidol ve 5 mg biperiden uygulandıktan birkaç gün sonra mental bozulma, lökositoz, hipernatremi, kreatin kinaz, troponin I ve kreatinin yüksekliği olup rijiditesi olmayan ve ölümle sonuçlanan bir vaka üzerinden nöroleptik malign sendromun klinik önemi tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Mani, Nöroleptik Malign Sendrom, Rijidite Abstract Neuroleptic malignant syndrome is a possible fatal situation associated with antipsychotic treatment and representing with altered mental status, muscle rigidity, autonomic nervous system dysregulation (fever, blood pressure changes) that can accompany symptoms such as leukocytosis, elevated levels of liver functions and creatine phosphokinase, myoglobinuria. Rigidity is accepted as one of the main criteria and a sine qua non for the diagnosis of neuroleptic malignant syndrome by many authors and clinicians. However, in the literature a very limited number of cases of neuroleptic malignant syndrome without rigidity have been reported. In this case report clinical importance of neuroleptic malignant syndrome will be discussed over a patient diagnosed as bipolar affective disorder manic episode represented with deteriorated mental status without rijidity and laboratory findings as leukocytosis, hypernatremia, high levels of creatine phosphokinase, troponin I and creatinine, after musculary injection of 25 mg chlorpromazine 10 mg haloperidol and 5 mg biperiden a few days before admission to our hospital and ended with her death. Keywords: Mania, Neuroleptic Malignant Syndrome, Rigidity Giriş Nöroleptik malign sendrom ilk kez 1960’larda antipsikotik tedavi ile ilişkili olarak gelişen kas rijiditesi, tremor, otonomik disregülasyon Ataturk University, Medical Faculty, Department of Psychiatry, Erzurum e-mail: [email protected] 2 Erzurum Regional Training and Research Hospital, Department of Psychiatry, Erzurum 3 Ataturk University, Medical Faculty, Department of Emergency Medicine, Erzurum 1 bulguları (kan basıncı değişikliği, ateş, gastrointestinal ve üriner fonksiyon değişiklikleri), mental durum değişikliği ve laboratuar anomalileriyle (yükselmiş kreatin kinaz, polimorfonükleer lökositozis, karaciğer enzimleri ve miyoglobinuri) karakterize bir tablo olarak tanımlanmıştır (1). Prevalansı %0.022.44 arasında değişmekte olup; %10 civarında mortalitesi olduğu bildirilmektedir (2). NMS’ inpatogenezinde nigrostriatal ve mezokortikal 133 Ajans 2015; 3(3): 133-137 H. Ozcan et al. yolak ile hipotalamik çekirdeklerde dopamin reseptörlerinin blokajının olduğu düşünülmekle birlikte dopaminin yanı sıra serotonin, norepinefrin, asetilkolin ve GABA dengesizliğinin de rolü olabileceği bildirilmiştir (3,4,5,6). Nöroleptik malign sendrom tedavisinde bu duruma neden olduğu düşünülen ilacın kesilmesiyle beraber yaşamsal fonksiyonları destekleyici tedaviler, bir dopamin agonisti olan bromokriptin, kas gevşetici olan dantrolen ve bazı vakalarda elektrokonvulsif terapi kullanılmaktadır (7). Rijidite nöroleptik malign sendrom major tanı kriterlerinden biridir (1). Bu vaka sunumunda rijidite olmayan ancak mental bozulma, laboratuar anomalileri ve otonomik hakkında konuştuklarını düşünme şeklinde şikâyetleri başlamış. Bu sırada ailesi hastanın dışarıya çıkmasını engellemek için hastayı bir odada muhafaza etmiş. Şikâyetlerine son 1-2 gündür olan yemek yememe, su içmeme, konuşmama, bir süre hareketsiz durup aniden öfkelenerek etrafa zarar verme gibi belirtiler eklenmiş. Yakınları tarafından bulunduğu ildeki psikiyatri uzmanına götürülen hastaya bipolar affektif bozukluk manik dönem teşhisiyle 25 mg klorpromazin ampul, 10 mg haloperidol ampul ve 5 mg biperiden ampul uygulanıp; ambulansla bulunduğumuz ildeki bir devlet hastanesine sevk edilmiş. Yaklaşık 6 saat süren yolculuk sonrası geldiğinde hastanın ruhsal muayenesinde regülasyon bozukluğu olup; ölümle sonuçlanan bir vaka aracılığıyla nöroleptik malign sendrom tanı ve tedavisinde dikkat edilmesi gerekenlerin tartışılması amaçlanmıştır. hafif uyku hali ve bilinç bulanıklığı dışında bir bulgu saptanmamış. O sırada yapılan nörolojik muayenesi normal sınırlarda olup ekstrapiramidal sistem belirtisi yokmuş. O gün için hastanın ilaç etkisi altında ve sakin olduğu düşünülerek herhangi bir ek tedavi uygulanmamış. Ertesi gün hastanın uykuya meyilli olduğu, uyaranlara kısmi yanıt verdiği, ateşinin 38,5 derece tansiyonunun sistolik 80mm/Hg, diyastolik 50 mm/Hg ve nabzının 140 olduğu gözlenmiş. Nöroloji bölümünce de muayene edilen hastada muayenede bilinç bulanıklığı olduğu için hasta muayeneye koopere olamamış, yapılabildiği kadarıyla nörolojik muayenede ekstrapiramidal belirtiler de dahil olmak üzere herhangi bir bulgu saptanmamış. Nöroloji doktorunca hastada bilinç bulanıklığı olması nedeniyle istenilen acil beyin MRG’de herhangi bir patoloji saptanmamış. Hastanın hemogram ve rutin biokimya tetkikleri istenmiş, o sırada çekilen elektrokardiyografide ST segment depresyonu saptanan hasta akut koroner sendrom şüphesiyle ileri tetkik ve tedavi için hastanemize gönderildi. Hastanemiz acil servisinde yapılan muayenede bilinci bulanık ve uykuya meyilli olup, uyaranlara yanıt vermeyen ancak rijiditesi de olmayıp; Olgu 30 yaşında kadın hasta, evli, 3 çocuklu. İlk kez beş yıl önce sinirlilik, çok ve hızlı konuşma, uyku ihtiyacında azalma, ara ara evden kaçma şikâyetleri ile götürüldüğü psikiyatri hekimi tarafından bipolar affektif bozukluk tanısı konmuş. Bir aylık yatarak tedavi sonrası taburcu olan hasta daha sonra kendisine önerilen valproik asit 1500 mg ve olanzapin 10 mg ilaç tedavisini kendisi kesmiş. Yaklaşık 6 ay sonra keyifsizlik, hayattan zevk alamama, uykusuzluk, durgunluk, konuşmak istememe, aklına gelen ölüm düşünceleri nedeniyle gittiği psikiyatri hekimince valproik asit 1000 mg/gün ve sertralin 75 mg/gün tedavileri önerilmiş. Şikâyetleri düzelen hasta yaklaşık 3 ay sonra kullandığı tedaviyi kendiliğinden kesmiş. Yaklaşık 1 yıldır psikiyatri takiplerine gitmeyen ve ilaçlarını kullanmayan hastanın 1 ay önce uykusuzluk, sinirlilik, evden kaçıp gitme, insanların kendisi 134 Neuroleptic Malignant Syndrome without Rigidity Glasgow koma skoru 9 olan hastanın rutin kan tahlilleri alındıktan kısa süre sonra biyokimya tetkiklerinde kan lökosit sayısı 16000/μL (normal aralık 4000-10000), kreatin kinaz 10792 U/L (normal aralık 30-135), kreatinin 3,6 mg/dl, troponin I 1,16 ng/ml (normal aralık 0-0,04), serum sodyum değeri 161 mmol/L (normal aralık 137-145) saptandı. Hasta psikiyatri kliniğinden sevk edilmesi ve öyküsünde antipsikotik kullanımı olması üzerine acil sıvı tedavisine başlanarak tarafımıza konsülte edildi. Kısa süre içinde acil servise konsültasyona gidildiğinde yapılan tüm müdahalelere rağmen hastanın ventriküler fibrilasyona bağlı kardiak arrest sonucu kaybedildiği öğrenildi. Tartışma DSM-IV TR kriterlerine göre nöroleptik malign sendrom tanısında rijidite ve ateş major kriterler olup her ikisinin de bulunması gerekmekle beraber terleme, yutma güçlüğü, titreme, taşikardi, bilinç değişikliği, kan basıncında artma ya da oynaklık, lökosit artışı, mutizm, inkontinans, kas hasarını gösteren laboratuar bulgularından en az iki tanesinin olması zorunludur (8). Ancak farklı kriterlerin olabileceğini düşünen araştırmacılar major tanı kriterlerinden biri olmadan da nöroleptik malign sendrom olabileceğini bildirmişlerdir (9). Rijidite bir katatonik belirti olarak nöroleptik malign sendrom tanı kriterleri içinde major kriter olarak yer almakla birlikte literatürde çok nadiren rijidite olmadan da nöroleptik malign sendrom tanısı alan hastalar olduğu bilinmektedir (9,10). Literatürde nöroleptik malign sendromun tek doz antipsikotik ajan kullanımı sonrası dahi görülebileceği, genellikle antipsikotik tedavinin başlamasından ya da doz artırılmasından sonraki ilk 10 gün içinde görüldüğü, ayrıca nöroleptik malign sendromun sadece antipsikotik Ajans 2015; 3(3): 133-137 kullanımıyla ilişkili olmayıp antipsikotiklerin kesimine, dopaminerjik ajanların kesimine, antidopaminerjik, trisiklik antidepresan, lityum gibi başka ilaçların kullanımıyla da ilişkili olabileceği bildirilmiştir (11). Ayrıca sonradan antipsikotik ilaç kullanıp nöroleptik malign sendrom geliştiren hastalarda bu durum öncesinde mutizm ve eksitasyon gibi katatonik belirtiler olduğu ve bu belirtilerin nöroleptik malign sendrom gelişimine bir yatkınlık sağlıyor olabileceği bildirilmiştir (12). Bizim sunduğumuz vakada da nöroleptik malign sendrom tanısını düşündüren belirtilerden birkaç gün önce başlayan yeme ve içmeyi reddetme, konuşmama ve eksitasyon gibi katatonik belirtilerin olduğu yakınlarınca tariflenmektedir. Anormal laboratuar sonuçları (özellikle ateş ve hipernatremi) ve hastadaki bilinç bozukluğu tablosuna nöroleptik malign sendrom yanısıra son birkaç gündür yeme ve içmesinin olmamasının da katkısı olmuş olabilir. Hipernatremi birçok nöropsikiyatrik belirtiyle birlikte seyredebilen bir durum olup literatürde özellikle depresyon, psikoz, demans, deliryum gibi birçok nöropsikiyatrik hastalığı olan hastalarda sıvı alma reddine ya da istemsiz olarak yetersiz sıvı alımına bağlı olarak gelişebileceği bilinmektedir (13-18). Hipernatreminin ayrıca limbik sistemi etkileyerek de nöropsikiyatrik bozukluklara neden olabileceği bilinmekte ve bizim hastamızdaki gibi hipernatremi ile ilişkili katatonik belirtileri olan hastalar da bildirilmektedir (13, 19). Hem hipernatremi hem de nöroleptik malign sendrom tedavisinde sıvı replasmanının hayat kurtarıcı olduğu bilinmektedir (7,20). Hastanın elektrokardiyogramında ST depresyonu ve QTc uzaması gözlendi. Bu durumun uygulanan nöroleptik ajanlara ve hipernatremiye bağlı olabileceğini düşünüyoruz. QTc aralığının kadınlarda 470, erkeklerde 450 msn üzerinde olması QTc uzaması olarak kabul etmekte olup; 135 Ajans 2015; 3(3): 133-137 H. Ozcan et al. 500 msn’nin üzerinin aritmiler açısından riskli olduğu bilinmektedir (21,22). Bizim hastamızda da bir tür aritmi olan ventriküler fibrilasyon gelişmiş ve hasta uygulanan tedavilere rağmen hayatını kaybetmiştir. Kısıtlılıklarımız olarak, bu vakada bilinç bulanıklığı gelişmesi öncesi tedavi olarak klorpromazin 25 mg, haloperidol 10 mg ve biperiden 5 mg/kas içi enjeksiyon yapılmıştır. Hastamızda rijidite gelişmemiş olması düşük bir ihtimal de olsa uygulanan biperiden ve klorpromazine bağlı olabilir. Ancak literatürde antikolinerjik ilaç kullanan kişilerde de rijiditenin eşlik ettiği nöroleptik malign sendrom geliştiği bildirilmiş olup antikolinerjik etkili ilaçların terlemeyi azaltmaları gibi yan QTc uzaması, otonom regülasyon bozukluğu ve görülebilecek hipernatreminin tıbbi bir acil olup; ölümcül bir durum olabileceğini ve benzer durumlarda akla gelmesini vurgulamaktır. etkileri aracılığıyla da nöroleptik malign sendrom gelişimini kolaylaştıracağı, ayrıca antikolinerjik ilaç çekilmesiyle birlikte nöroleptik malign sendrom riskinin arttığı bildirilmiştir (23). Hasta kaybedildikten sonra yapılan değerlendirmede iç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanları hastadaki tablonun (bilinç bulanıklığı, hipernatremi) birincil olarak bir kardiyolojik sorun nedeniyle gelişme ihtimali olmadığını hastadaki EKG bulgularının ve troponin düzeylerindeki yükselmenin altta yatan nedene bağlı olabileceğini (muhtemel antipsikotik yan etkisi ve elektrolit bozukluğu) ve bu durumun hastadaki mevcut kardiyak bozukluğa neden olduğunu (ST segment çökmesinin birçok göğüs derivasyonunda genel olarak gözlendiği için bir koroner iskemiden ziyade metabolik sorunla ilişkili olacağını düşündüklerini), hipernatreminin de yeterli sıvı alamama, ateş, terleyememe gibi nedenlere bağlı olabileceğini düşündüklerini bildirmişlerdir. Ayrıca hastadaki mevcut EKG bulgularının birincil bir kardiyolojik patolojiyi düşündürmediğini ifade etmişlerdir. Bu vakayı sunmamızdaki amaç rijidite olmadan da nöroleptik malign sendrom olabileceğini ve genellikle antipsikotik kullanımıyla ilişkili olan nöroleptik malign sendrom, buna eşlik eden 3. Yamawaki N. [Etiologic mechanism of neuroleptic 136 Kaynaklar 1. Delay J, Deniker P. Drug-induced extra-pyramidal syndromes. In Handbook of Clinical Neurology. Vol. 6: Diseases of the Basal Ganglia (Eds PS Vinken, GW Bruyn): 248-266. North-Holland, New York, Elsevier, 1968. 2. Sarkar P, Natarajan C, Gode N. Prevalence of neuroleptic malignant syndrome in 672 consecutive male in-patients. Indian J Psychiatry 2009;51:202-5. malignant syndrome—hypothesis of dopamineserotonin imbalance]. Seishin Shinkeigaku Zasshi. 1988;90:869-76. 4. Nisijima K, Ishiguro T. Cerebrospinal fluid levels of monoamine metabolites and gammaaminobutyric acid in neuroleptic malignant syndrome. J Psychiatr Res. 1995; 29: 233-44. 5. Gillman PK. Neuroleptic malignant syndrome: mechanisms, interactions, and causality. Mov Disord. 2010; 25: 1780-90. 6. Lu TC, Chu PL, Wu CS, Tsai KC, Chen WJ. Neuroleptic malignant syndrome after the use of venlafaxine in a patient with generalized anxiety disorder. J Formos Med Assoc. 2006; 105: 90-3. 7. Perry PJ, Wilborn CA. Serotonin syndrome vs neuroleptic malignant syndrome: a contrast of causes, diagnoses, and management. Ann Clin Psychiatry. 2012; 24:155-62. 8. American Psychiatric Association. Medicationinduced movement disorders: neuroleptic malignant syndrome. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders: DSM-IV-TR. American Psychiatric Association: Washington D.C., 2000; 795–8. 9. Nopoulos P, Flaum M, Miller DD. Atypical neuroleptic malignant syndrome with an atypical Neuroleptic Malignant Syndrome without Rigidity Ajans 2015; 3(3): 133-137 neuroleptic-clozapine-induced NMS without rigidity. RA. Variability of the QT measurement in healty men, ANN Clin Psych. 1990 2:251-3. with implications for selection of an abnormal QT 10. Goates MG, Escobar JI An apparent neuroleptic value to predict drug toxicity and proarrhythmia. Am malignant J Cardiol. 1991; 67: 774-6. syndrome without extrapyramidal symptoms upon initiation of clozapine therapy:report 22. Kitayama H, Kiuchi K, Nejima J, Katoh T, of a case and results of a clozapine rechallenge. J Clin Takano T, Hayakawa H. Long-term treatment with Psychopharmacol. 1992; 12: 139-40. antipsychotic drugs in conventional doses prolonged 11. Margetić B, Aukst-Margetić B. Neuroleptic QTc dispersion, but did not increase ventricular malignant tachyarrhythmias in patients with schizophrenia in syndrome and its controversies. Pharmacoepidemiol Drug Saf. 2010; 19: 429-35. the absence of cardiac disease. Eur J Clin Pharmacol. 12. White DA, Robins AH. An analysis of 17 catatonic 1999; 55: 259-62. patients diagnosed with neuroleptic malignant 23. Tanii H, Fujita K, Okazaki Y. Neuroleptic malignant syndrome. CNS Spectr. 2000; 5: 58-65. syndrome related to a switch to perospirone and 13. Nasti J, Sud R. Catatonia associated with anticholinergic withdrawal. Am J Psychiatry. 2006; hypernatraemia in an elderly patient. Aust N Z J 163:547-8. Psychiatry. 201; 45: 88. 14. Phillips MG, Gabow PA. Psychogenic adipsia in a patient with psychotic depression. Am J Kidney Dis. 1990; 15: 592-4. 15. Arnaout MS, Antun FP, Ashkar K. Neuroleptic malignant syndrome with olanzapine associated with severe hypernatremia. Hum Psychopharmacol. 2001; 16: 279-81. 16. Farley PC, Lau KY, Suba S. Severe hypernatremia in a patient with psychiatric illness. Arch Intern Med. 1986;146:1214-5. 17. Jana DK, Romano-Jana L. Hypernatremic psychosis in the elderly: case reports. J Am Geriatr Soc. 1973; 21: 473-7. 18. Aldemir M, Ozen S, Kara IH, Sir A, Baç B. Predisposing factors for delirium in the surgical intensive care unit. Crit Care. 2001;5:265-70. 19. Cagnin A, Manara R, Viaro F, Marcante A, Dam M. Limbic system vulnerability to acute severe hypernatraemia. J Neurol Neurosurg Psychiatry. 2011; 82: 588-90. 20. Jeffery J, Ayling RM, McGonigle RJ. Successful rescue of severe hypernatraemia (196 mmol/L) by treatment with hypotonic fluid. Ann Clin Biochem. 2007; 44: 491-4. 21. Morganroth J, Brozovich FV, McDonald JT, Jacobs 137
Benzer belgeler
PDF - Journal of Neurological Sciences
bunlara eşlik edebilen lökositoz, karaciğer enzimlerinde ve kreatin kinaz düzeylerinde artış, miyoglobinuri
gibi laboratuar değişikliklerinin olabildiği ölümcül olabilecek bir durumdur. Rijidite bi...