ATAKÖY`deki UCUBE
Transkript
ATAKÖY`deki UCUBE
Bakýrköy’de Sürekli, Etkili, Ýlkeli. 19 Ya þ ý n d YIL:19 a SAYI:201 1 Numara ATAKÖY ŞUBAT 2011 FİYAT: 2 TL http://www.atakoygazete.com.tr Zuhuratbaba Türbesi’nin yanına CAMİ YAPILACAK Bakırköy Müftüsü Zakir Uzun, Gazetemize yaptığı açıklamada, Zuhuratbaba Türbesi’nin olduğu alanda eskiden cami bulunduğunu fakat bu caminin yıllar içinde kaybolduğunu belirterek, “Burası sadece Zuhuratbaba Türbesi değil, Zuhuratbaba Bezmialem Valide Sultan Vakfiyesi’ymiş. Şu anda eski caminin tarihçesini ve resimlerini araştırıyoruz. Bu araştırmayı tamamladıktan sonra oraya eski caminin kopyasını yapacağız’’ dedi. ATAKÖY’deki UCUBE YIKILIP YERİNE CAMİ YAPILACAK BİNA ZÜHURATBABA TÜRBESİ ( Yazısı 15. sayfada ) DEPREM OLMASIN DİYE DUA EDİYORLAR Kars’ta yapılan ‘’İnsanlığık Anıtı’’ için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ucube” benzetmesi haftalardır kamuoyunda tartışılıyor. Ataköylüler ‘’Asıl ucube Ataköy’de’, Sayın Başbakanımız gelsin bunu görsün ‘’ diyorlar. ( Yazısı 15. sayfada ) Bakırköy Yeşilyurt Mahallesi Başak Sokak’ta bulunan Yasemin Apartmanı sakinleri, deprem yönünden yüksek riskli olan binanın son birkaç ayda sol tarafa doğru eğilerek yan yatması nedeniyle korku dolu günler geçiriyor. ( Yazısı 11. sayfada ) 3 19. YILA BAŞLARKEN... Ataköy Gazetesi olarak 1992 yılından bu yana, her türlü baskıya karşın, özverili bir şekilde, büyük bir başarı ile ilkeli, dürüst, objektif, seviyeli, ciddi ve mücadeleci çizgimizden ödün vermeden, doğru haberlerle kamu oyunu aydın latarak, toplumun gözü, sesi, kulağı olarak, karanlıkta kalan meseleleri gün ışığına çıkar tarak, demokratik sistemin korunması ve güçlendirilebilmesi ve de halkın haber alma özgürlüğünü en iyi ve doğru şekilde kullanabilmesi için yayın hayatımızı sürdürmekte ve bölgemizin gelişimine hür bir şekilde katkı sağlamaya ve bölgemizin tüm kesimlerini kucak lamaya devam ediyoruz. Yerel basının; demokrasinin gelişmesi, halkın yerel yönetimlere daha katılımcı olması, sesini duyurabilmesi, yerinde hizmet uygulamalarının denetlenebilmesi açısından öneminin bilincindeyiz. Bu bilinçle görevimizi en iyi şekilde yerine getirerek 19 yıldır hem yöneticilere hem de vatan daşa eşit mesafede durduk, doğruların yanında olduk, yanlışlarla mücadele ettik ve bu mücedelemize devam edeceğiz. Hiçbir zaman rant peşinde koşmadık, rant peşinde koşanların karşısında durduk. Baskılara boyun eğmedik, gerçekleri duyurmak yanlışlarla mücadele etmek için yeri geldi canımızı ortaya koyduk ama haksızlıklarla mücadeleden vazgeçmedik. Daha iyi daha güzel bir Bakırköy, daha bilinçli daha kültürlü daha eğitimli Bakırköylüler hayalimizden, hedefimizden hiç vazgeçmedik. Aynı hedef ve hayalle yola çıkan sivil toplum kuruluşlarını, bu hedefe hizmet eden oluşumları destekledik. 19 yıldır yılmadan maddi manevi tüm özverilerde bulunarak görev ve sorumluluklarımızı en iyi şekilde yerine getirerek saygınlığımızı, güvenirliliğimizi koruduk, Bakırköy’de 1 numaralı yerel gazete olduk. 18 yılın sonunda ilçe sınırlarını aşan güvenir liğimiz, saygınlığımız, tarafsızlığımız, başarılarımızla gurur duyduk, duymaktayız. 19 yıldır bizlerle bu zorlu mücadeleyi yürüten, her koşulda bizlerle birlikte bu yolda yürüyen, bizlere destek veren, doğrunun ve haklının yanında olan, Bakırköy’e Bakırköylüler’e sahip çıkan siz sağduyulu okurlarımıza teşekkürü borç biliriz. Bundan sonra da çizgimizden şaşmadan sizlerle, sizler için var olmaya ve gerçekleri korkusuzca sizlere duyurmaya, yanlışlarla savaşmaya devam edeceğiz… AYIN YAZISI Özcan Atamer e-mail [email protected] ŞİKAYETİMİZ VAR Gazetemiz 19 yıl önce yayın hayatına başladığında koymuş olduğu tarafsız, ilkeli yayın hayatına ödün vermeden devam ediyor. Ancak herkesin bildiği gibi yerel medya, kontrol edilmediği için yaptığı yayınlarla şikayet konusu olmaya devam ediyor. Her zaman söylüyoruz ve örnekler veriyoruz. Bir işyeri açmak için onlarca imza gerekiyor, gazete çıkarmak istediğinizde sadece bir dilekçe veriyorsunuz. O da aynı isimde bir yayın organı var mı yok mu diye kontrol için. Gelişmiş ülkelerde yerel medya, ulusal medyanın önünde. Türkiye’deyse yerel medya, bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin ilgilenmediği, mevcut yasalara uyulup uyulmadığını kontrol etmediği bir başıboşluluk içinde. Bir tarafta sayıları çok az da olsa yasalara, gazeteciliğin etik kurallarına uyan, diğer tarafta bazı siyasi, işadamları ve çıkar peşinde koşanların oyuncağı haline gelmiş yerel medya... Büyüklerimizin söylediği gibi bu konuda da “sapla saman” birbirine karıştırılıyor. Meslek kuruluşları ( Gazeteciler Cemiyeti ) yerel medyanın yasa ve kurallara uyması için gayret göstermediği gibi girişimlerde de bulunmuyor. Bizi yönetenler gözlerini kapamışlar, olumsuzlukları görmezden geliyorlar. Bizi yönetenlerin ulusal medyadan başka hiçbir şeyi görmedikleri ortada. Oysa medya bir bütündür. Bizi yönetenler yerel medyayı da mercek altına almalı, yasalara uyup uymadığını ciddi bir şekilde denetlemelidir. Bu konuda yasalar çok açık; sürekli ve süreli yayınlarda, yayına başladıktan sonra canınızın istediği sürede yayın yapamazsınız, yaptığınız yayınlar da kanun koyucu çıkardığınız yayının ne kadarının ilan ne kadarının haber olacağını açık bir şekilde belirtmiştir. Buna karşı çıkanları görüyoruz. Çoğunluğun yasalara uymadığı da ortada. Haziran 2011’de genel seçimler yapılacak. Önüne gelen gazete çıkaracak. Çıkardıkları bu gazetelerde aday olmak isteyen veya aday olan pek çok kişi belgesiz bir şekilde karalanacak. Bu kişiler kendilerine yapılan haksızlıklar karşısında yasal yollara başvursalar dahi hukuk sistemimizin geç işlemesi sonucunda telafisi mümkün olmayan haksızlıklara uğrayacaklar. Pek çok kişiye çamur atacaklar. Hiç hakkı olmayan kişileri göklere çıkaracaklar. Her iki durumda da kamuoyunu yanıltacaklar. Biz diyoruz ki hükümetler çıkardığı yasaların arkasında durmalı ve ödün vermeden uygulanmasını sağlamalıdır. Kaldı ki Avrupa Birliği’ne girme çabaları sürerken bu durum gözardı edilmemelidir. Her zaman söylüyoruz, bu ülkede cebinde parası arkasında siyasi gücü olanlar her istediklerini yapıyorlar. Bu sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin her yerinde böyle. Bu çifte standart devam ettiği sürece toplumun değer yargılarını değiştirmek mümkün değildir. Şehirlerde birkaç otorite olduğu sürece toplumun huzurlu yaşaması da mümkün değildir. Bir bakıyorsunuz şehrin bir bölümünde Büyükşehir Belediyesi’nin kuralları geçiyor, bazı yerlerde ilçe belediyelerinin. Türkiye’de 17 kurum ve kuruluş aklına estiği gibi imar planlarını hiçe sayarak imar uygulamaları yapabiliyor. Hal böyle olunca gelişmiş ülkelerdeki şehircilik anlayışından da söz etmek mümkün olmuyor. Kısaca cebinde parası ve siyasi gücü olan her şeyi yapıyor. Gelecek yayınlarımızda da aynı konularda parası ve siyasi gücü olanların saltanat sürdüğünü, para ve siyasi gücü olmayanların nasıl işkence çektirildiğini gözler önüne sereceğiz. Gazetemizin bundan sonra da ilkeli, tarafsız yayınlarını sürdürmek için tüm gücüyle mücadele edeceğinden emin olabilirsiniz. 5 BAHÇELİ, BAKIRKÖY’DE ESNAFLA BULUŞTU MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Bakırköy'de bulunan İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ni (İSTESOB) ziyaret etti. Bahçeli, İSTESOB’u; TBMM Başkan vekili Meral Akşener, MHP Genel Sekreteri M.Cihan Paçacı, Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Taytak, MHP İstanbul İl Başkanı İhsan Barutçu, MHP Milletvekilleri Atilla Kaya, Ali Torlak, Mithat Melen, MHP MYK Üyeleri Ahmet Turgut, Hayrettin Nuhoğlu, Kadir Boy, Fuat Fettahoğlu’dan oluşan MHP heyeti ile ziyaret etti. Esnaf ve sanatkarlarla bir araya gelerek sorunlarını dinleyen MHP Lideri Devlet Bahçeli, 2011 yılının esnaf açısından da hayırlı ve bereketli olması temennisinde bulundu. Türkiye'nin en büyük sorununun, iyi yönetilememesi olduğunu belirten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İnsanımız yarından umudunu kesmiştir. Esnafımız bugün bitkin ve çaresizdir" dedi. Esnaf ve sanatkarın yanlış ekonomik uygulamalar yüzünden çaresiz durum- da kaldığını ifade eden Devlet Bahçeli, milyonlarca esnafın durumunun perişanlık boyutunda olduğunu savunarak, “Esnafımız toplumun ayakta kalması için elinden geleni yaparken, kendisi zorlaşan hayat şartları nedeniyle sürekli olarak sendelemektedir. Esnafımız sorunlarıyla baş başa bırakılmıştır. Tarihte, büyük krizlerin yaşandığı dönemlerde esnaf ve sanatkarlarımızın bir denge ve istikrar unsuru olduğunu biliyoruz. Esnafın durumu bizi fazlasıyla üzmekte ve kaygılandırmaktadır. Ürettiğini satamayan, sattığının yerine yenisini koyamayan, müşterisi kesilen esnafımız kısır bir döngü içinde hapsolmuştur. Muhatap aramıştır ancak karşısında bu muhatabı şimdiye kadar hiç görmemiş ve bulamamıştır." diye konuştu. İSTESOB Başkanı Faik Yılmaz ise, sürekli çoğalan AVM’ler nedeniyle esnafın çok zor durumda olduğunu ve 1 milyon nüfuslu Bakırköy ilçesinde 13 alışveriş merkezi bulunduğunu ifade ederek, ''Sokak aralarında bakkal, kasap, berber bir sosyal merkez gibi canlılık getiriyor, ışık veriyordu. Sayın Genel Başkanım, beklentimiz, bu ışıkların sürekli yanması için, dün olduğu gibi, bugünde desteklerinizi esirgememeniz'' dedi. ( Yavuz ARPACIK ) Bakırköy Gürlek Nakipoğlu Lisesi öğrencilerinden Ebru Sergisi “GENÇ PROJELER YARIŞIYOR” 1800 projenin katıldığı “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’da Genç Olmak” konulu yarışma kapsamında Gürlek Nakipoğlu Lisesi Öğrencileri ‘Ebrulİst’ ve ‘İstanbul Yeditepe’ konulu projelerini Carousel’de tanıttı. Ebru sanatının gençler arasında yaygınlaştırılması amacıyla başlayan Ebru çalışmaları, yapılan İstanbul resimleriyle daha da anlam kazanırken; 8 öğrencinin, 3 öğretmen eşliğinde hazırladığı 35 resmin sergilenmesinin yanı sıra huzurevi ziyaretleri yapılarak öğrencilerin kuşaklararası iletişimi güçlendirmesi içinde adım atıldı. Yaşlılar için ‘ebru show’ yapan öğrenciler “İstanbul Yeditepe” belgeselini de birlikte izlediler. ATAKÖY LİSESİ ÖĞRENCİLERİNE TÜKETİCİ DERSİ Ataköy 3-4-11 Mahalle Muhtarı Fehamet Berk ve Ataköy Lisesi okul yönetiminin katkılarıyla, Ataköy Lisesi öğrencilerine Tüketici Hakları konusunda konferans verildi. Konferansta TÜDER Başkanı Engin Başaran öğrencilere tüketici hakları konusunda geniş bilgiler verdi. Başaran, gençlerin kendilerini yetiştirirken mutlaka tüketim ve çevre konularına duyarlı olmaları gerektiğini belirterek, günümüzde sürekli olarak insanlara çeşitli iletişim araçlarıyla “ tüket” komutu verildiğini, yanlış ve bilinçsiz tüketimin intiharlara varan sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Başaran, “öncelikle bilinçli bir tüketici olmak için ihtiyacımız kadar olanı tüketmeliyiz. Bir ürün alacaksak, önce piyasa araştırması yapmalı, kalitesini karşılaştırmalıyız. Asla satıcının fikirlerine uymayınız. Aç ve yorgun değilken alışveriş yapın. Alışveriş yaptığınızda mutlaka sorun. Bunun yetkili servisleri var mı? Mutlaka ne alırsanız alın, belgesiyle alın. Faturasız hiçbir ürün almayın. Elinizde faturası, fişi olmayan hiçbir ürünü şikayet etme hakkınız yok.” dedi. Başaran, öğrencilere bu konularda bir sorun yaşadıkları taktirde, kendilerine en yakın Tüketici Dernekleri’ne ve kaymakamlıklarda bulunan Tüketici Hakem Heyetleri’ne bir dilekçe vererek başvurabileceklerini de söyledi. ( Arzu BERATOĞLU ) 7 BAKIRKÖY’DE KÜLTÜR MOZAİĞİ Bakırköy’ün Yeşilköy Mahallesi’nde, Yeşilköy Rum Ortodoks kilisesinin her yıl geleneksel olarak Hz. İsa’nın vaftiz oluşunun (fota günü) anısına yapılan denizden haç çıkarma merasimi renkli görüntülere sahne oldu. Merasime Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Rum Metropoliti Derkon Konstantin ile yurtiçi ve yurtdışından Rum ve Ermeni cemaati vatandaşları katıldı. Bakırköy’ün kültür mozaiğini gösteren merasimde Rum Metropoliti Derkon Konstantin kutsal haçı denize attı; sonrasında gençler soğuk havaya aldırış etmeden kutsal haçı çıkarmak için denize atladılar. 5 genç kutsal haçı çıkararak ruhani liderine teslim etti. Halk arasında yaygın olan inanışa göre denizden haçı bulup çıkaran gencin o seneyi şanslı geçireceğine inanılıyor. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği merasim töreninde Bakırköy Belediyesi katılım yapan vatandaşlara ikramlarda da bulundu. BAKIRKÖY’DE AŞURA BULUŞMASI Bakırköy Belediyesi ve Cem Vak fı’nın “Sevgide Buluşalım” anlayışından yola çıkarak ortak laşa düzenlediği 3.Geleneksel Aşura Buluşması, Bakırköy Belediyesi Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde düzenlendi. 3. Geleneksel Aşura Buluşması’ na Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Cem Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Canpo lat, Bakırköy Cem Vakfı Şube Başkanı Av. Nuri Var ve kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı. Semah gösterisi ile başlayan etkinlikte, daha sonra protokol konuşmalarına geçildi. Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, çeşitli etnik kimlikler ekse-ninde oluşturulan bunalımın toplumsal bağları zayıflatarak farklı kültürler arasında, onarıl ması gittikçe zorlaşan bir güven bunalımı ortaya çıkardığını ifade etti. Erzen, Kahramanmaraş ve Madı mak olaylarını da unutmadık larını belirterek, “Bizler barış istiyoruz. Yan yana değil, birlikte yaşamayı olanaklı kılacak, demokratik bir yapılanma için gelin canlar bir olalım” dedi. Aşura Buluşması’nda; cem gös terisi, ayakta mersiye, münacat ve aşura dağıtımı yapıldı. 9 Bakırköy Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü açıkladı: “ÇÖPLERİNİ BELİRTİLEN SAATLERDEN ÖNCE ÇIKARANLARA 79 TL CEZA YAZILACAK” “YERALTI KONTEYNIRLARI İLE DAHA ÇAĞDAŞ VE MEDENİ BİR SİSTEME GEÇECEĞİZ “ Bakırköy Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından alınan karar gereği Bakırköy'de çöplerini saat 19:00'dan önce çıkaran vatandaşlara 79 TL para cezası kesilecek. Bakırköy Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Ali İhsan Çarık, konuyla ilgili gazetemize yaptığı açıklamada, vatandaşlar tarafından erken saatlerde bırakılan çöplerin kağıt toplayıcıları ve çeşitli hayvanlar tarafından karıştırılması sonucu ilçe sokaklarında çirkin görüntüler oluştuğunu ifade ederek, ''Aldığımız karar gereği, çöplerini saat 19:00'dan önce çıkaran vatandaşlarımızı ve site yönetimlerini ilk önce uyaracağız. Ama uyarılarımıza rağmen bu konuda tedbir almayan vatandaşlarımıza Kabahatlar Kanunu çerçevesinde 79 TL para cezası kesilecek'' dedi. Çarık, uygulanacak olan cezai yaptırımların Zabıta ekipleri tarafından değerlendirileceğini de kaydederek, ''Bizim Temizlik İşleri Müdürlüğü olarak ceza kesmemiz söz konusu değil. Biz yasağa aykırı davrananları tespit edip, Zabıta'ya bildireceğiz. Gerekli cezai yaptırımları da onlar uygulayacak'' diye konuştu. Ali İhsan Çarık ayrıca Bakırköy'de temizlik konusunda yapılan çalışmalar ve alınan tedbirler hakkında da açıklamalar yaptı. Sayın Çarık, Bakırköy Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü olarak sizi bu karara iten etken nedir? Florya Bölgesi’nde ve Yeşilköy'ün bir kısmında çöpleri gündüz alıyoruz. Diğer mahallelerimizde akşam 19:00'dan önce çöp çıkarılması bizi çok yoruyor. Bu çöp işi deyim yerindeyse artık zıvanadan çıktı. Erken bırakılan çöpler, kağıt toplayıcıları tarafından karıştırılıyor ve yere dökülen çöpler ekiplerimiz tarafından toplanana kadar öylece kalıyor. Hem biyolojik hem de kimyasal kirlilik oluşuyor. Biz fiziksel kirliliği alıyoruz ama o karıştırılan çöpler yere yayılıyor. Bunun getirdiği diğer kirlilikleri de evimize taşıyoruz. Maalesef yer çöpü çok çıkan bir ilçeyiz. Bu çöpleri sabah saatlerinde göremezsiniz. Ama bizi en büyük sıkıntıya sokan saat 16:00 -17:00 civarında bırakılan çöpler. Çünkü bu çöpler akşam saat 21:00'e kadar orada kalıyor. Tabii ki her yere konteyner koyamıyoruz, çevre şartları buna müsait olmuyor. Bu ceza konusu öncelikle bir uyarıdır. Eğer bu yönde ihtarlarımıza rağmen devam eden yerlere Kabahatler Kanunu'na göre ceza uygulayacağız. Biz atılan yerleri ve kişileri tespit edeceğiz. Ceza kısmını Zabıta Müdürlüğü yapacak. Çünkü ceza kesmek onların görev ve yetkileri altında. Bizim zaten Bakırköy'ün çoğu bölgesinde ekiplerimiz var ve yoğun olarak çöp çıkan yerler bizde mevcut. Yönetimleri uyaracağız. Yönetimler bu işe uymu- yorsa kapıcılarını yönlendirmiyorsa cezadan başka yapacak bir şey yok'' Peki Sayın Çarık, bunun bir de hukuki boyutu var. Eğer vatandaş ben atmadım derse bunu nasıl ispatlayacaksınız? Evet o konuda haklısınız. Biz bu nedenle 2 kere uyaracağız eğer devam edilirse ekiplerimiz tarafından kamera kaydı ile bunların tespitlerini yapacağız ve bu kişileri Zabıta'ya bildireceğiz. Bizi en çok rahatsız eden noktaları zaten biliyoruz. Biz bütün Bakırköy'ü avucumuzun içi gibi biliyoruz. Her sokakta elemanlarımız var. İstihbarat örgütümüz sağlam. Dolayısıyla bunu tespit etmek çok da zor değil. Ama yinede altyapıyı oluşturmak ve elle çöp toplamayı ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bunu da bu yeraltı konteynerler ile çözebiliriz. ''YERALTI KONTEYNIRLARI İLE DAHA ÇAĞDAŞ VE MEDENİ BİR SİSTEME GEÇECEĞİZ'' Sayın Çarık, bu sorunu çözmek için yeni projeler ürettiğinizi biliyoruz, bunlardan birisi de yeraltı konteynırları, bu konuyu biraz açar mısınız? Tabi ki, sadece cezai yaptırımlarla bu çözülecek bir şey değil, altyapıyı hazırlamak gerekir. Bununla ilgili 2011'in ikinci yarısından itibaren uygulamaya koyacağımız yer altı konteynırları projemiz var. Bu yeraltı konteynırları 3,5 metre küp boyunda olacak, elektronik ve hidrolik araçlarla alınacak. Bu sistem el değmeden kullanılan bir sistem, daha çağdaş ve daha medeni. Bunu Kadıköy Belediyesi uygulamaya başladı. Ama bu sistemi kullanan diğer belediyelerin bazı eksiklikleri var. Genellikle bu sistem kanallara bağlanmadığı ve yıkanmadığı zaman bakteri topluyor ve dolayısıyla koku yapıyor. Biz bunları gördük ve bu sistemi yaparken onları pis su kanallarına bağlayacağız. Tabi bunları koymak içinde başka bir dertle karşı karşıyayız. Doğalgaz hatları olduğu için çoğu kaldırıma koyamıyoruz. Dolayısıyla bunlarla ilgili yerleri tespit ediyoruz. Çünkü bunları her sokağa, her hanenin önüne koyma şansımız yok. Ataköy bunun için ideal bir bölge. Dış otoparkları olan yerlerde bu sorunları çözebiliriz. Ayrıca ambalaj atıklarını da bunun içine atma olanağımız olacak. Kimse gelip bunu karıştıramayacak. Ayrıca yeni bir sigaralık diye adlandırdığımız çöp kutularımız olacak. Tamamen kendi projemiz bu. Bunları çarşılara ve yaya yollarının yoğun olduğu yerlere koyacağız. Biz zaten temizlik konusunda Bakırköy'de omurgayı oluşturduk. Sistematik hale geldik. Bundan sonra işin rötuşlarındayız. Bunlarda bütçelerle ilgili tabi ki. Sonuçta biz bunları vatandaşın cebinden çıkan vergilerle yapıyoruz. ''İSTANBUL'DA EN ÇOK AMBALAJ ATIĞI TOPLANAN İLÇE BAKIRKÖY'' Son olarak Temizlik konusunda Bakırköylü vatandaşlardan beklentileriniz veya vatandaşlara tavsiyeleriniz nelerdir? Ben öncelikle Bakırköylü vatandaşlarımızın bize bu konuda gerekli yardımı gösterdiklerine ve göstereceklerine inanıyorum. Ayrıca vatandaşlarımız çöplerini evsel atıklar ve diğer atıklar olarak ayırabilirlerse çok çağdaş bir iş yapmış olurlar. Çocuklarımız, torunlarımız için bu çok önemli. Ülkeye ekonomik açıdan bir katkı sağlıyor. Bunun için ayırmak gerekiyor, zaten kanunen de mecburiyeti var. Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğümüz zaten ev ev gezerek bu atıkları topluyor. Ve şu anda İstanbul'da en çok ambalaj atığı toplayan ilçe Bakırköy. Son olarak Bakırköylülerden isteğim çöplerini belirlenen saatten önce atmasınlar ki, ilçemizin sokakları, caddeleri daha temiz, daha ferah olsun. Bu hem vatandaşlarımız hem de bizim için önemli. Ben bütün Bakırköylülerin bu konuda duyarlı olmalarını ve aksi davranışta olan komşularını da uyarmalarını istiyorum. ( Yavuz ARPACIK ) 11 Yeşilyurt’ta oturdukları bina yıkıldı yıkılacak. DEPREM OLMASIN DİYE DUA EDİYORLAR Bakırköy Yeşilyurt Mahallesi Başak Sokak’ta bulunan Yasemin Apartmanı sakinleri, korku dolu günler geçiriyor. Deprem yönünden yüksek riskli olan binanın son birkaç ayda sol tarafa doğru eğilerek yan yatması nedeniyle endişe içinde olduklarını ifade eden apartman sakinleri, ekonomik yetersizlikten dolayı güçlendirme çalışması yaptıramadıklarını ve deprem olmasın diye dua ettiklerini belirtiyorlar. Yeşilyurt Mahalle Muhtarı ve aynı zamanda Yasemin Apartmanı sakini olan Sedat Mumcuoğlu, Bakırköy Belediyesi’ne konu ile ilgili müracaat ettiklerini belirterek, belediyeden gelen inşaat mühendislerinin binayı incelediklerini ve yasalar gereği yıkım olamayacağını, sadece güçlendirme yapılması gerektiğini ifade ettiklerini söyledi. Sedat Mumcuoğlu, endişe içinde binada oturduklarını ve bir şekilde binanın tahliye edilip, oturulamaz kaydının yapılması gerektiğini dile getirerek, “Bakırköy Belediyesi’ne müracaatlarımızı yaptık. Ama yasalar gereği yıkım kararı alamıyorlar. Sadece güçlendirmeye mecbur tutuyorlar. Güçlendirmeyi de biz yapamıyoruz. Çünkü uzmanlar güçlendirmenin sağlıklı olabilmesi için temelden başlatılarak bütün dairelerin içinden geçmek şartıyla yapılması gerektiğini belirtiyorlar. Bunun için büyük bir masraf gerekiyor. Ona da maalesef binada oturanların gücü yetmiyor. Binamızın bu durumundan dolayı, oturan 4 aile taşındı. Şu an bina da oturan vatandaşlarda maddi yetersizlikten dolayı zorunlu olarak oturuyorlar. Endişe içerisindeyiz. En ufak bir sarsıntıda bu bina yıkılacak. Bir şekilde buranın tahliye edilip, oturulamaz kaydının alınması gerekiyor. Şu an için bina sakinleri olarak deprem olmasın diye dua ediyoruz. Elimizden başka bir şey gelmiyor.’’ dedi. Sedat Mumcuoğlu, konu ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne de en kısa zamanda başvuracaklarını sözlerine ekledi. Yavuz ARPACIK LİONSLAR’DAN KIZ ÖĞRENCİLERE YÖNELİK SAĞLIK SEMİNERİ 118-E Lions Yönetim Çevresi ve Paneller ve Komite Başkanı Cevahir Mekik tarafından düzenlenen etkinlikle ilköğretim çağındaki kız öğrencilere yönelik sağlık sempozyumu gerçekleştirildi. Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi Turhan Tuzcu Salonu'nda gerçekleştirilen, çok sayıda öğrenci ve velinin katıldığı sempozyumda, Doç. Dr. Suphi Vehid, ‘Adölesan’ hakkında bilgiler aktarırken, Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Necati Yılmaz'da Tiroid hormonu ve buna bağlı oluşan hastalıklar hakkında sunum yaptı. Sunuculuğunu Lion Özcan Hakcan'ın yaptığı sempozyumda ilk olarak konuşan Doç. Dr. Suphi Vehid, “Adölesan dönemi; kızlarda 10, erkeklerde 12 yaşında başlar ve 18-20’li yaşlara kadar devam eder. Ev dışında geçirilen zamanın fazlalaşması ve düzensizleşen yaşam biçimine bağlı olarak pratik ve hazır yemeklerin tercih edilmesi, artan gereksinimlerin karşılanamamasına neden olmaktadır. Obezite; özellikle kız adölesanlar arasında daha yaygındır. Bu sorunun nedeni yanlış ve kötü beslenme alışkanlıklarının yanı sıra bu dönemde kızlarda adipoz (yağ) dokusunun gelişiminin erkeklere oranla daha fazla olmasıdır.” dedi. Doç. Dr. Suphi Vehid'in konuşmasının ardından ise Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Necati Yılmaz'ın sunumuna geçildi. Yılmaz; “Guatr hastalığı da bu dönemde karşılaşılabilen sorunlar arasındadır. Diğer besin öğeleri gibi adölesan dönemde iyot gereksinimi artar. Artan gereksinimin karşılanamaması sonucu tiroid bezi normal çalışamaz ve büyür. İyotlu tuz kullanımı ve sofrada sık sık su ürünlerine yer verilmesi bu açıdan önem taşır’’ diye konuştu. Konuşmaların ardından öğrencilerden gelen soruların cevaplandığı sempozyum sonunda katılımcılara birer plaket verildi. Sempozyum toplu şekilde çekilen hatıra fotoğrafı ile son buldu. ( Yavuz ARPACIK ) 13 İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde “Yao Lu’nun Yeni Manzaraları” MASALSI DÜNYAYLA GÜNÜMÜZE ELEŞTİRİ İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, çağdaş Çin fotoğrafının dünyaya tanıtılmasında en etkili isimlerinden biri olan Yao Lu’nun sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Engin Özendeş’in üstlendiği “Yao Lu’nun Yeni Manzaraları” başlıklı sergide yer alan 31 eserin 11’i sanatçı tarafından bu sergiye özel olarak tasarlandı. Sergide 2008 BMW- Paris Photo Çağdaş Fotoğraf Ödülü sahibi Yao Lu’nun, Çin’in inşaat alanlarında koruyucu yeşil örtülerle kaplanmış çöp ve moloz yığınlarını, Song Hanedanı’nın yeşil dağ ve su resimleriyle ilişkilendirerek, bu benzerlikten esinlendiği bir dizi çalışması sergileniyor. Sanatçı, geleneksel resim formunu yansıtan kompozisyonlar ve düzenlemeler yaratarak, çağdaş Çin’in modernleşme ve dönüşüm sürecini aktarıyor. Sanatçı, “yok olanlara duyduğu özlem”den yola çıkarak oluşturduğu manzaralarında Çin’in geleneksel dağ ve su resimlerinin klasik örneklerini kullanıyor. Toz geçirmez yeşil ağlarla kaplı moloz yığınlarını, inşaat artıklarını fotoğraflayıp, dijital teknolojinin uygulamalarından faydalanarak geleneksel Çin resmi estetiğini yeniden yaratıyor. Geçmişle ilgili anılarını ifade etmek için onlara “yeni bir ruh aşılayarak” masalları anımsatan manzaralarla güzelliklerini ve şiirsel duyarlılıklarını yeniden kazandırıyor. Geleneği yeni bir açılımla canlandıran Yao Lu, günümüzde Çin’de yaşanan büyük değişimi yansıtırken, gelenekle gerçeklik ilişkisi üzerine de düşünmeye çağırıyor. Bu arada, çağdaş Çin fotoğrafının dünyaya tanıtılmasında en etkili isimlerinden biri olan Yao Lu’nun sergisi, 22 Mayıs’a kadar İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde sergilenecek. M U T L U G Ü N L E R Ö z e n G Ö Z C Ü & Soner GÜNAY EVLEND İLER Öznur TEKCAN & Ümit ERDOĞAN Ni şa nla ndı 15 ATAKÖY İLKÖĞRETİM OKULU TARİHİ ESERMİŞ... Pof. Dr. Muhteşem Giray tarafından 1961-1962 yıllarında tasarlanan Ataköy İlköğretim Okulu deprem riski taşıdığı için İstanbul İl Özel İdaresi tarafından güçlendirme çalışmaları başlatıldı. İstanbul VII. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından “tarihi eser” olduğu gerekçesiyle çalışmalar durduruldu. Ataköy İlköğretim Okulu, İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 11.05.2006 gün 101 sayılı kararı ile tescillenerek Koruma Grubu 1 (bir) olarak belirlenmiş... Ataköy 2. Kısım’da bulunan Ataköy İlköğretim Okulu’nun akibeti merakla bekleniyor. İstanbul İl Özel İdaresi tarafından İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi kapsamında Eğitim Yapıları Güçlendirme ve Onarım çalışmaları yapılmak üzere eğitime ara veren Ataköy İlköğretim Okulu’nda şu ana kadar tek bir çivi bile çakılmadı. 16.06.2010 tarihinde başlaması gereken güçlendirme ve onarım çalışmalarının halen başlamaması semt sakinleri ve öğrenci velileri tarafından da tepki ile karşılanıyor. Vatandaşlar inşaat çalışmalarının neden başlamadığını anlayamadıklarını belirterek, “Astıkları tabelada işin süresi 150 gün yazıyor. Eğer yapım tarihinden itibaren inşaata başlansaydı şu ana kadar çoktan bitecekti. Çocuklarımızda burada eğitim göreceklerdi’’ diyorlar. Tarihi eser olduğu için okulmun güçlendirilmesini durduran kurulun o yazısı. T.C KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI İSTANBUL VII NUMARALI KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU KARAR Toplantı Tarihi ve No: 17.08.2010 / 68 Toplantı Yeri Karar Tarihi ve No : 17.08.2010 / 306 İSTANBUL İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, Ataköy 2. Kısım Mahallesi, 18 pafta, 564 ada, 127 parselde yer alan İstanbul Valiliği İl Özel İdaresi mülkiyetine ait, İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 11.05.2006 gün 101 sayılı kararı ile tescillenerek Koruma Grubu 1 (bir) olarak belirlenen, Pof. Dr. Muhteşem Giray tarafından 1961-1962 yıllarında tasarlanmış olan Ataköy İlköğretim Okulu'na ilişkin ; ''İstanbul Sismik Riskin Azaltılması'' (İSMEP) Projesi kapsamında güçlendirme çalışmalarının başladığı, yapının iç ve dış duvarlarının güçlendirilmesi öngörülen kolon ve kirişler ayakta kalacak biçimde , ancak askıya alınmadan ve temel çevresi kazılarak söküldüğü, dolayısıyla üstüne sonradan yapılan kırma çatının da ağırlığını taşıyan ve depremde hasar gördüğü düşünülen yapının taşıyıcı sisteminin uygun olmayan bir biçimde zayıflatılarak açıkta bırakıldığı, ayrıca dış duvarlarının yıkılması sonucu özgün pencere kasalarının söküldüğü, özgün cephe düzeninin ortadan kaldırıldığı, duvarların ayakta bırakıldığı doğu cephesinde ise pencere kasalarının PVC malzeme ile yenilendiğinin görüldüğünün bildirildiği DoCoMoMo. tr’nin 15.07.2010 tarihli başvurusu ile Fizibilite çalışmaları neticesinde söz konusu binanın güçlendirilmesinin aciliyet arz ettiği, rölöve ve rehabilitasyonun ekte yer aldığı belirtilen İstanbul İl Özel İdaresi Proje Koordinasyon Birimi'nin 05.08.2010 gün İPKB/İSMEP-13235 sayılı yazısı uzman raporu eşliğinde okundu, dosyası incelendi, yapılan görüşmeler sonucunda; İstanbul ili, Bakırköy İlçesi, Ataköy 2. Kısım Mahallesi 18 pafta 564 ada 127 parselde yer olan Ataköy İlköğretim Okulu'nda Kurulumuzdan izinsiz yapılan uygulamanın durdurulmasına, neden Kurulumuzdan izinsiz uygulamaya başlandığına ilişkin bilgi-belge istenmesine, yapının taşıyıcı sistemine yapılan bilinçsiz müdahale sonrası tahripleri de içeren analitik rölövesinin iletilmesine, rölöve ve restitüsyonun analitik rölöve iletildikten sonra değerlendirilebileceğine, bu sorunları ortadan kaldıran, yapılması gerekli müdahaleleri de içeren restorasyon projesinin iletilmesine karar verildi. BAŞKAN EKREM ŞİŞMAN , BAŞKAN YARDIMCISI CENGİ. M. CAN ÜYELER, TÜLİN ÇORUHLU, AKIN YALÇINKAYA ,SALİH OGUR, EROL AYDOĞDU, TEMS ÜYEAHMET GÖKCEN, HALİL BAŞOL (BULUNMADI), ( İst. B. Şehir Tems ) TEMS ÜYE M. FATİH TURAN Zuhuratbaba Türbesi’nin yanına ATAKÖY’deki UCUBE CAMİ YAPILACAK Kars’ta yapılan ‘’İnsanlık Anıtı’’ için Başbakan Recep Tayyip Erdogan’ın “Ucube” benzetmesi haftalardır kamuoyunda tartışılıyor. Ataköylüler ‘’asıl ucube Ataköy’de. Sayın Başbakanımız gelsin bunu görsün. Başbakanımız bu yakıt tanklarını görürse eminiz buradan kaldırılması için gerekli talimatları verir. Hatta bunlurı buraya yaptıranlar hakkında da gerekeni yapar . Bu arada Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Bakırköy’deki yöneticilerinin ne yaptıklarını da merak ediyoruz. Bu ucubeleri burada görmelerine rağmen seslerinin çıkmamasını da doğrusu yadırgıyoruz. Bu partinin meclis üyelerinin de bir kez olsun buraya gelip bizlerin bu sıkıntımıza ortak olduğunu da görememenin üzüntüsünü yaşyoruz. Birkaç ay sonra seçimler yapılacak. Bu kişiler o zaman Ataköy’e nasıl gelecekler ve bize neler söyleyecekler?” diyorlar. Bakırköy Müftülüğü tarafından yapılacak proje ile Zuhuratbaba Türbesi yenilenecek ve türbenin yanına bir de camii yapılacak. Bakırköy Müftüsü Zakir Uzun, Zuhuratbaba Türbesi’nin olduğu alanda eskiden camii bulunduğunu fakat bu camiinin yıllar içinde kaybolduğunu belirterek, “Burası sadece Zuhuratbaba Türbesi değil, Zuhuratbaba Bezmialem Valide Sultan Vakfiyesiymiş. Şu anda eski camiinin tarihçesini ve resimlerini araştırıyoruz. Bu araştırmayı tamamladıktan sonra oraya eski camiinin kopyasını yapacağız’’ dedi. Zakir Uzun, gazetemize yaptığı açıklamada, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kontrolü ve denetimi altında olan Zuhuratbaba Türbesi’nin bulunduğu alanı Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Bakırköy Müftülüğü’ne tahsis ettirdiklerini belirterek, “Zuhuratbaba Türbesi, Bakırköy’de yıllardır türbe olarak faaliyetini devam ettiriyor. Burası Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde olan bir yer. Bakırköy Müftülüğü ve Bakırköy Kaymakamlığı olarak bu türbenin müftülüğümüzün uhdesine alınması veya kontrolü ve denetimine geçmesi için çalışmalar yaptık. Gerekli yerler ile yazışmalarımızı tamamladık. İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile ön tahsisi ve protokolünü yaptık. Ankara’ya gönderdik. Çok kısa zamanda oradan da olumlu yanıt gelecek’’ diye konuştu. Zuhuratbaba’da yapacakları düzenlemeler hakkında da bilgi veren Uzun, “Burada 2000 küsür metrekarelik bir alan bize tahsis edildi. Tahsis edilen alanda camii yapacağız, türbeyi bir düzene sokacağız. Oradaki mevcut bina yıkılacak, görevlilerimizin çalışacağı bir büro yapılacak. Yer kalırsa vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi amacıyla bir de konferans salonu yapılacak. Ayrıca Zuhuratbaba Türbesi’nin yanı sıra Şenlikköy’deki kiliseden dönme camiyi Kadın Kültür Merkezi olarak tekrar yapmayı düşünüyoruz. Bakırköy’de 24 olan camii sayısını 30’a çıkartmayı planlıyoruz. 10 olan kuran kursu sayısını 20’ye çıkarmak istiyoruz. Bu projelerimizi gerçekleştirdiğimiz zaman Bakırköy’de dini hayat alanında camii eksiği, kurs eksiği kalmayacak. Tabii bu projelerin yapılması maddi imkan istiyor. Müftülüğümüzün halktan para toplayarak bu işleri yaptırması zor oluyor. Bakırköy’deki hali vakti yerinde vatandaşlarımızın bu işe destek olmasını istiyoruz.’’ dedi. 16 Çok değerli okuyucularım; son aylarda ve günlerde ülkemizde yaşanan ve bir türlü netlik kazanamayan yeni olaylar, tutuklamalar, cinayetler ve bunlara karşı uygulanan politikalar nedeniyle herkesin kafasının karıştığı gözlenmektedir. Siyasetle, siyasi partilerle, onların ülke çıkarına üstlenmeleri gereken görev ve organizasyon konusunda uzun süreden beri görüşlerimi sizlerle paylaşmaktayım. Bu süreçte yazdığımız yazılar inşallah ilgililerin gözüne çarpar, yanlışlıkları görürler bu vesileyle bizi de mutlu ederler. Bu temenniden sonra bu yazımızda ise köşemizin “YAŞAMIN İÇİNDEN” olması sebebiyle bambaşka ve hepinizin her gün çeşitli nedenlerle karşılaştığınız, izlediğiniz, güncel sorunlar, yasaklara rağmen uygulanmayan yasaları sizlere anıtsatmak istiyorum. Dolayısıyla bu yazımız bir nostalji şölenine dönüşecektir. Yıllardan beri medya ve görsel basında dile getirilen özellikle İstanbul’daki çarpık kentleşmeyi, hergün sayfalar dolusu reklamlardan okuduğunuz, gördüğünüz, yükseklikleri 100 metreleri aşan kuleleri, konut, otel, iş merkezleri, alışveriş merkezlerini örnek alalım. Bu çarpık kentleşme öncesinde şunu da mutlaka biliyorsunuz ki, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan İstanbul’un hazırlanmış, onanmış bir şehir uygulama planı olmadığını?.. Bu çarpık kentleşme içinde aslında görüş ve ihtiyaç olarak doğru tespitleri yapılan büyük caddelerin, tünellerin, alt-üst geçitlerin, köprülerin ihtişamlı biçimde inşaa edilmelerine rağmen plansız, bağlantısız, ileride tıkanma olasılığı yüksek olan yanlış şehircilik uygulamalarının olduğunu bilmemizde yarar vardır. Yeşil alanların katledildiği nerede açık bir alan bulunursa hemen oraya imar uygulaması yapılarak gecekondu emsali gibi yüksek binaların yerleşmesi de yanlışlardan biridir. Bu arada sahillerin, ağaçların katledilmesi yanında buralara da yapılacak her türlü tesisler için orada yaşayan insanların oluru alınmaması da ayrı bir yanlış uygulama olmaktadır. Bu yanlışların sonucu olarak gördüğümüz en önemli sorun İstarbul’daki trafik sorunu, vasıtaların çokluğunun yanında trafik denetiminin eksikliği insanları çileden çıkartmaktadır. İsteyen istediği yerde ve biçimde park edebilmekte, tek istikametli caddeler hem geliş gidiş olarak kullanılmakta hem de çift yanlı park edilmekte dolayısıyla yollarımız tıkanmaktadır. Direksiyon başında konuşulması yasak olan cep telefonu muhabbeti ilgili görevliler tarafından sadece seyredilmekte hiçbir ceza uygulanmamaktadır. Evinizin önünde bile park edememe zorunluluğu ya da nasıl çalıştıkları belli olmayan “Modern oto değnekçileri” tarafından ücret tahsil edilmesi de bence yasa dışı olmalıdır. Çünkü bu sadece ülkemizde icat edilen bir başka ucubedir, yanlıştır. Nostaljimize devam edelim. Sevgili okuyucularım hem üzülelim hem neşelenelim. Bildiğiniz gibi bazı belediye otobüslerinde yazılı-resimli sigara içmek, cep telefonu ile konuşmak yasaktır. Halbuki hep bildiğimiz gibi otobüslerde uzun süreli telefon görüşmesi yapılmakta, şoför ise bu olaya müdahele etmesi gerekirken kendisi de zaman zaman telefon görüşmesi yapmaktadır. Bu da ülkemizde görünmesi gereken bir yanlışlıktır. Başka bir alanda yani tramvay, hastane muayene koridorlarında sakatlara, yaşlılara öncelik tanıyınız ibaresine rağmen bunlara riayet edildiğini hiç gördünüz mü? Madem ki, konmuş olan bu yasalara riayet edilmiyor peki bu yasaklar ne oluyor? N I M A Þ A Y ÝÇÝNDEN Fikret TORAMAN YASAKLAR -YANLIŞLAR VE UYGULANMAYAN YASALAR Otobüslerden açılmış iken son günlerde bir teknoloji yeniliği kabul edilebilecek yeni uygulamadan bahsetmek istiyorum; otobüslerde o anda bulunulan semtin ve durak ismi canlı olarak anons edilmekte yolcuyu uyarmaktadır. Baktığınızda çok ideal bir düşünce der, memnun olabilirsiniz. Ama uygulamaya geldiğinde de kendinizi gülmekten alamazsınız. Olay şu: Yeşilköy- Eminönü arasında çalışan 81 nolu belediye otobüsünde, Ataköy 2. Kısım Mahallesi önündeyiz, henüz 5. Kısım’a geçilmeden (Anons aynen şöyle seslendi. (MECİDİYE CAMİİ)! 3-5 saniyeden sonra anons devam ediyor. Ataköy 5. Mahalle Durağı’nı ikaz ediyor. Yasaların uygulanmadığı, herşeyin denetimsiz kaldığı gerçeğini vurgulamak açısından bu basit olayı görüşünüze sunuyorum. “MECİDİYE CAMİSİ” bilenler doğrulayacaktır, Yeşilköy-Yeşilyurt arasında ufacık tarihi bir camiidir. Ve Ataköy oradan 8-9 km uzakta olduğundan bu anonsun 2. veya 5. Kısım”la ilgisi hiç yoktur. Şimdi sormak lazım. Bu yapılan çok güzel yeniliklerin hiç denetimi yapılmaz mı? Bir başka acayiplikte, her gün sokak ve caddelerde temizliğin ağaç budamalarının başı boş hayvan ve pisliklerinin, artık çürümeye dökülmeye yüz tutmuş sactan, senelerce önce yapılmış çöp kutularının rezaleti de gösteriyorki, ilgili yerel yöneticilerin bu konuda denetim yapmadıkları doğrulanıyor. BİRAZ DA SAĞLIK TEŞKİLATI VE DOKTORLARIMIZ Ülkemizde gerçekten çok büyük oranda hasta insanlarımız Sağlık Ocakları’nda, hastane koridorlarında tetkik, tespit ve sonuç alma işlemlerinden ayrı bir zorluk içinde bulunduğunu hepimiz biliyor, yaşıyoruz. Önce şunu söylemek zorundayım doktorlarımızın yüzde 90’ı çok büyük bir özveri içerisinde insanlara insanca davranır, adam gibi yaklaşırlar. Bu oranın çoğunlukta olması sevindiricidir. Ancak insanlarımızın çile çekmesi randevu, çeşitli rontgenler, tahliller yaptırıp sonuç almakta büyük zorluklar içindedirler. Buda benim görüşüme göre bir sistem bozukluğudur. Bu konuları mutlaka daha kolay biçime getirmek, sağlık sektörünün dolayısıyla insanlarımızın büyük bir ihtiyacıdır. Öncelikle doktorlarımızın ekonomik güvencesine kavuşturulmalı, sistem onları her zaman onore etmelidir. Dünyanın her tarafında artık sorun olmaktan çıkmış bu yanlışları getirilecek yeni bir sistem sayesinde ortadan kaldırmak mümkündür, ülkemizin tüm doktorları ve personeli ile insanlarımız bu iyiliğe layıktır. Sağlık Ocakları’na getirilen yeni “Aile Doktorluğu” sistemi düşünce açısından çok doğru, isabetli olmuştur. Ancak yıllar önce tüm batı ülkelerinde uygulanan bu sistem henüz oturmamış, o nedenle hastalarımız yine binbir zorluklar içerisinde gelip, gitmek, beklemek zorunda kalmaktadır. Düşünceler doğrudur, bence olay sistem bozukluğundadır. Bunuda sizinle paylaşmak isterim: Doktorunuzun isteği doğrultusunda röntgenler, tomografiler, ultrasonlar ve tahliller yaptıracak, sonuç olarak teşhis için tekrar doktorunuza döneceksiniz. Şimdi: çok yoğun hasta insan ortamında bunların randevularını almak, her defasında ilgili servisten barkod alarak işin sonucunu alabilmek, sıraya girmek yani akşama kadar belkide çok ağır hastanın merdivenleri inip çıkması bir sistem bozukluğudur. Buna mutlaka bir çözüm getirilmelidir. Sadece doktorlarımıza özel muayenelerin yasaklanması ile bu işin çözülemeyeceği ayrı bir gerçektir. Trafik sorunundan tutunda, çarpık kentleşme, sağlık sorunları ile sizlerle paylaştığımız bu “acayiplikler” dünyanın her tarafında çözülmüş durumdadır. Bizde ise malesef her gün dinlediğimiz, okuduğumuz, televizyon kanallarında gördüğümüz ölümcül trafik kazaları, 5 kişinin birden öldürülme, asma, kesme olayları soruyorum size başka diyarlarda var mıdır? Bunların çözülmesine çaba göstermesi gereken bizi yönetenlerin artık uyanması, Osmanlı döneminden kalma usulleri, alışkanlıkları terkederek, meselelere çok ciddi biçimde parmak basmaları. Paris’ten Londra’dan giysiler, çocuk ve köpek mamaları ithal eden ülkemiz insanlarımızın çektikleri yukarıdaki acayipliklerden kurtarsınlar. O ithalatlar yerine 50-60 yıldır gerçekleşmeyen bir trafik uzmanı veya benzeri bilirkişiler ithal ederek bu ülkeyi çağdaş bir yaşam düzeyine, insanlarını da çağdaş bir yaşam şartlarına kavuştursunlar. Tekrar etmekte yarar var. Öne atılan düşünceler, yasalar uygun olabilir ancak uygulamada, denetimde başarılı olamadığımızda insanlarımıza bu çabalar hiçbir yarar getiremez. Çünkü insanlarımız dünyaya bir kere gelmekte, yaşayıp ölmektedirler. Bu süreç içinde onların yaşam şartlarını, ekonomisini, ulaşımını, sağlığını, eğitim almasını, iyi kazanmasını, spor yapmasını yani sağlıklı yaşayarak bu dünyaya veda etmesini sağlamak yönetenlerin başlıca görevi olmalıdır diyorum. İşte sevgili okuyucularım bugünkü yazımızda da sizleri biraz üzmekle birlikte yaşadığımız güncel sorunları da hatırlayarak yasak ve yanlışlarla dolu hayatımızın refah ve mutluluğa dönüşmesi dileğiyle hepinize sevgilerimi sunuyorum. 17 KIBRIS’IN ÖLÜMSÜZ LİDERLERİNDEN FAZIL KÜÇÜK İSTANBUL’DA ANILDI YILMAZ ÖZDİL İLERİ DEMOKRASİ “Avanta kömür” muamelesini ıslıklayan taraftarı para cezasına çarptırıp, Verir çeki… Ancak, cinlik yapar, eski bi daha stada sokmayacaklarmış... tarih atar. Böylece, sanki maçtan önce Halbuki, para cezasına çarptırılıp, parayı ödemiş gibi olur. Sonra da stada sokulmaması gerekenler utanmadan basın toplantısı yapar, başkaları! “İftira atıyorlar... İşte ödediğim çek” Çünkü… der. * * New York’un “demokrat” valisi var, Gel gör ki, “karaktersiz” New York Obama’nın has adamı, David PaterPost’un manşeti, ihbar kabul edilmiştir. son… Bu vali, beyzbol efsanesi Yan“Badem bıyıklı” polis devreye girer. kees’in taraftarı… Geçen seneki final Çek, adli tıp tarafından incelenir. maçını, en faça koltukta seyretti. Mürekkep testiyle, çeke atılan tarihin * çakma olduğu kanıtlanır. “Puşt” New Gel gör ki, “şerefsiz” New York Post York Post manşeti dayar: “Vali yalan Gazetesi, merak eder, Yankees söylüyor!” Kulübü’nü arar, Vali’nin kaç bilet * aldığını, parasını ödeyip ödemediğini Hadi bakalım, New York Eyaleti sorar. ABD bizim gibi “ileri demokrasi” Dürüstlük Komisyonu devreye girer iyi ülkesi olmadığı için, “kabile devleti” mi… olduğu için, “Sana ne lan” diyemezsin, * cevaplayacaksın. Dedim ya, orası bizim gibi “ileri * demokrasi” ülkesi olmadığı için, böyle Yankees Kulübü, Vali’ye beş tane bilet saçma sapan komisyonları var… verildiğini, parasının ödenmediğini Toplanır, haşırt diye 62 bin 500 dolar açıklar. Niye ödenmemiş? “Resmi cezayı geçirir Vali’ye. görevli” olarak geleceği bildirilmiş, * resmi görevliden para alınmıyor. 2 bin 500 dolar bilet parası, 60 bin * dolar yalan söylediği için! Gel gör ki, “haysiyetsiz” New York * Post Gazetesi, bu sefer, neden bir tane İşin “hazin” tarafı... Dürüstlük Komisydeğil de, beş tane bilet verildiğini onu’nun üyeleri, bizzat vali tarafından merak eder. Araştırır… Vali’nin iki seçiliyor. Yani, “Koltuğumuzu ona yardımcısına, oğluna ve oğlunun borçluyuz, pisliğini örtelim, aklayalım” arkadaşına “avanta” bilet aldığını demiyor “nankör” herifler! ortaya çıkartır… * Haşırt diye manşet yapar. Netice? * Uçtu vali. Buyrun burdan yakın… * Manşetteki soru basittir: Obama çıkıp “Kefilim” demedi. Zart “Avanta bilet diye değiştirildi. İnsan içine çıkamıyor rüşvet değil mi?” şu anda. * * Vali tutuşur… Bizim şeref tribünlerine çoluğunu Yankees’le temas kurup, parayı ödeçocuğunu doluşturan bürokratları, VIP mek istediğini söyler. Orası “yalakalar localarında saçını tarayarak poz veren devleti” olduğu için, Yankees kulübü generalleri, maçı yazmadığı halde baş “Reca ederim efenim, ödenmiş kabul köşeye kurulan gazetecileri, koltuğunu edelim” diyemez maalesef… Hesapları beğenmediği için kavga çıkaran siyasidenetleniyor. “Kredi kartı numaranızı leri, el pençe durup ihale kapan kulüp verin, tahsil edelim” der. yöneticilerini görünce… “İyi ki ileri * demokraside yaşıyoruz” diye mutlu Vali “ebelek gübelek” der. oluyor insan. Çünkü, kredi kartından öderse, ödeme * tarihi ortaya çıkacak. Yani, maçtan Demem o ki, değil ıslık... önce değil, gazetenin manşetinden Vuvuzela öttürsen hikâye. sonra mecburen ödemek zorunda * kaldığı anlaşılacak. Sivrisinek eskidendi çünkü… * Anlayana davul zurna saz, Hal çaresi? anlamayana sazı soksan az. Vali der ki: “Çek vereyim!” 21.01.2011 Tarihli Hürriyet Gazetesi’ndeki yazı, * yazarından izin alınarak gazetemizde yayınlanmaktadır. Kıbrıs Milli davasının 3 ölümsüz liderinden biri olan Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi Başkanı Dr. Fazıl Küçük, ölümünün 27. yılında İstanbul'da anıldı. Kıbrıs Milli Davası’nın Dr. Burhan Nalbantoğlu ve Rauf Denktaş ile birlikte önderi olan, Kıbrıs'ta halk arasında Doktor lakabıyla anılan, fakir hastaları ücretsiz tedavi eden ve Kıbrıs Türkleri'nin ilk siyasi lideri olan Dr. Fazıl Küçük' ü anma töreni Merter The Green Park Oteli’nde gerçekleştirildi. Organizasyonunu Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Eray ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Uğur Özgöker' in yaptığı toplantıya, Dr. Fazıl Küçük’ün yeğeni ve aynı zamanda şimdiki KKTC Başbakanı İrsen Küçük ve eşinin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Törende Başbakan İrsen Küçük, amcası ve Kıbrıs Türkleri’nin önderi ve ilk siyasi lideri Dr. Fazıl Küçük ile ilgili duygusal bir konuşma yaptı. YUNUS EMRE’DE SINDIRGI HALI SERGİSİ Balıkesir’e bağlı Sındırgı İlçesi’ne bağlı Üretici Kooperatifi’nin ürettiği el ürünü kök boyadan yapılan halılar; Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in ev sahipliğinde Bakırköy Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi Çetin Emeç Sergi Salonu’nda sergileniyor. 9 Şubat tarihine kadar açık kalacak sergi 08.00-21.00 saatleri arasında gezilebilecek. Yüzde yüz koyun yününden elde edilen iplikle yapılan Sındırgı halılarının desimetrekaresinde 1200-1600 arası ilmek bulunuyor ve her halının ömrü 150-200 yıl arası değişiyor. Sergide bulunan halılar ayrıca metrekaresi 250 ile 750 Lira arası değişen fiyatlarla satılıyor. SU İÇMENİN DOĞRU ZAMANLAMASI ÇOK ÖNEMLİ Su içiminin doğru zamanlaması bedenimizin etkinliğini en üst düzeye çıkarır. 2 bardak su uyandıktan sonra iç organları uyandırır. ( etkinleşmesine yardımcı olur ) 1 bardak su yemeklerden 30 dakika önce sindirime yardımcı olur. 1 bardak su banyodan önce tansiyona yardımcı olur. 1 bardak su uykudan önce kalp krizinden, inmeden korur. 18 BESAM ÜYELERİ YALÇINTAŞ'LA BİRARAYA GELDİ YASEMİN BAYER 2010 YILINDAN 2011 YILINA KAYARKEN 2010 yılının son haftası yağmurlarla başladı. Yağmur damlaları insanların üstünden süzülüp giderken, yaşanmışlıkları da sanki beraberinde sürüklüyordu. Sevinçler, hüzünler, hastalıklar, ölümler, doğumlar, başarılar, başarısızlıklar… Bu yağmur damlaları yanağımı ıslatırken, içim acıdı. Gözlerime söz geçiremiyordum, çünkü onlardan da sular akıyordu yağmur damlalarıyla yarışırcasına. Hep yeni yılın gelişinde elimde olmadan sevinçle birlikte hüzün kaplar yüreğimi. Zamanı geri alıp tüm sevdiğim, çok çok sevdiğim ama ne yazık ki, yitirdiğim sevgili aile büyüklerimiz ile yaşadığımız yeni yıllar gelir aklıma. Yaşamın çok kısa olduğunu hiç bilemediğimiz ve hep onların var olacağını sandığımız yıllar! Sonsuz bir güven ve rahatlıkla onlara yaslanıp mutlu olduğumuz yıllar! Büyük aileye sahip olmanın sözle betimlenemeyen muhteşemliği… Salonda büyük bir özenle hazırlanmış çam ağacının yanıp sönen ışıkları ile hediye paketleri… Yemek masasının düzeni ve sevgiyle pişirilmiş yemeklerin unutulmaz tadı… Mutlulukla gülümseyen gözler, sevgi ve saygı dolu konuşmalar… Fotoğraflar ne güzel belgelermiş meğerse! Fotoğraflar sanki konuşuyor gibi; o günleri öyle güzel anlatıyor ki… Çocukluğumuzdan, gençliğimizden ve tüm aile fertlerimizden… Yaşamın fotoğrafını çekmek… Yaşamın her döneminde sahip olunan güzel değerlerin farkında olarak yaşamak gerek. Kışın yağan karın, yazın güneşli güzel günlerin, baharda yeşillenen toprağın, sonbaharda sararmış solgun yapraklarla yağan yağmurların değerini bilmek gerek. Çünkü hepsinde hayatın sevinci gizli… Her mevsim, her ay, her gün, her an gelip geçicidir ve hiç biri birbirinin tekrarı değildir. Ünlü şair Jorge Lois Borges “An’lar” şiirinde şöyle der: “Eğer yeniden başlayabilseydim hayata İkincisinde daha çok hata yapardım Kusursuz olmaya çalışmaz Sırt üstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar. Çok az şeyi ciddiyetle yapardım, Elbette mutlu anlarım oldu ama Yeniden başlayabilseydim eğer Yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında mısınız bilmem yaşam budur zaten Anlar, sadece anla Siz de anı yaşayın (…) Bir şansım daha olsaydı eğer Ama işte 85’imdeyim Ve biliyorum… Ölüyorum… ”Ve yaşamla ilgili eski bir söz geldi aklıma. Ne demişler: “Yaşam bir pabuç gibidir, eğer ayağına uyduramazsan bütün ömrün “Ahh! Off! “çekmekle geçer.” Mutluluk, nelere sahip olduğumuz ve ne olduğumuzla ilgili değildir, önemli olan yanı başımızdaki sahip olduklarımızın, değerini bilip mutlu olmaktır. Ama hemen yanımızdaki ve çevremizdeki insanları, olayları ve anları algılamaz, sahip olamadığımız uzaklardaki şeyler için üzüntü duyarsak mutlu olmak ne yazık ki, imkansızdır. “Define Adası” kitabının İskoçyalı yazarı Robert Louis Stevenson verem hastalığına yakalanır. Yaşadığı zamanda antibiyotik ilacı daha bulunmamış olduğundan yatağa mahkum olur. Stevenson’un giderek şiddetlenen öksürüğüne karşın karısı “Hala güzel bir gün olduğuna inanmanı istiyorum” diyerek ona moral vermek ister. Robert Louis Stevenson pencereden süzülüp duvarlara vuran güneş ışığına bakıp” Bir sürü ilaç şişesinin ufkumu daraltmasına asla izin vermeyeceğim” der. Uzun yıllar sağlıklı, mutlu ve dinç yaşamanın tek şartı yaşama gülümseyen gözlerle bakmak… Hava ister yağmurlu, karlı isterse de güneşli olsun, pek fark etmez. Hepimiz hala güzel bir günün olduğunu bilmeliyiz… Ne dersiniz? Haksız mıyım? Bilgi Eğitim Sosyal Araştırmalar Merkezi (BESAM) üyeleri kahvaltılı bir toplantıda Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’la bir araya geldi. Yoğun katılımla Merter’de bulunan ZOE otelde gerçekleşen kahvaltılı toplantının açılış konuşmasını yapan dernek başkanı Mehmet Nuri Kaynar, asıl amaçlarının eğitimli insanlar yetiştirmek olduğunu söyleyerek “Kuracağımız “Bilgi Enstitüleri” ile eğitimli insanlar yetiştirmeyi, toplumun Bilgi Temellinde Kalkınmasını, gelişmesini hedeflemekteyiz. Medeniyetin gelişmesinde etkili olmuş, iz bırakmış, şahsiyetlerin tanıtımı ve anlaşılması için çalışmalarda bulunarak geçmişin birikimi üzerine geleceği inşa etmek amacındayız” dedi. Öncelikli hedeflerinin yerel bölgeler olduğunu söyleyen Kaynar, konuşmasını “Türkiye'yi bir an önce çağlar üzerinden sıçratarak Bilgi Toplumu seviyesine çıkarmayı, Cumhuriyetimizin 100.yılını ifade eden 2023 yılında güçlü, lider ülke Türkiye hedefini gerçekleştirmeyi, ülkemizin ve milletimizin hayatına yön ve şekil veren eğitim alanında milli duruş ve görüş ortaya koymayı, bu alanlarda kamuoyunu bi-limsel verilere da-yalı olarak milli çıkarlarımız doğrultusunda aydınlatmayı amaçlayan kısa adı BESAM olan Bilgi, Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Merkezi, Marka Adı ‘Türkiye Bilgi Enstitüsü’ olan bir dernek kurmuş bulunmaktayız” seklinde sürdürdü. Oturum başkanlığını AraştırmacıYazar ve Strateji Uzmanı Yüksel Akan’ın yaptığı toplantının konuşmacısı ise Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş oldu. Yalçıntaş, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını cevapladı. Toplantıya katılanlar arasında İstanbul Vali Yardımcıları Mustafa Altıntaş ve Ali Kazgan’ın yanı sıra Mülkiye Baş Müfettişi Mustafa Öztürk, ilçe kaymakamları, belediye başkanları ve dernek üyeleri yer aldı. 19 Bakırköy Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Çözüm Masası haftanın 7 günü 24 saat hizmet vererek Bakırköylüler’in şikayetlerine çare oluyor. BAKIRKÖY BELEDİYESİ ÇÖZÜM MASASI 7 GÜN 24 SAAT HİZMET VERİYOR Esra ERDOĞAN OSMANCIK KALSIN MI GİTSİN Mİ? Öyle bir geçer zaman ki de Osman karakterini oynayan çocuk, iki pedagog ve iki psikologa rağmen davranış bozukluğu sergiliyormuş. Aman ne tuhaf… Çocuklar 7 yaşını doldurduklarında gerçekle gerçek olmayanı tam olarak ayırmaya başlarlar aslında ki bu çeşitli araştırmalara göre 9 yaş civarında da tam olarak oturur. Dizi de Osman’ı oynayan çocuk ise en fazla 5 yaş civarında görünüyor. Çocuk ağlıyor, bağırıyor, aile içi şiddeti görüyor (o sahneler de olmasa bile sonradan seyrediyor) ve bunun üzerinden dizi prim yapıyor. Çünkü çok gerçekçi oynuyor ve tüm Türkiye’yi ekran başına kilitleyip, reytingleri yükseltiyor. Peki, ama nasıl bu kadar gerçekçi oynuyor… Aslında oynamadığı için bu kadar gerçekçi… Çocuk rolü yaşıyor, anlasanıza. Bu nedenle de bize çok gerçek görünüyor, onun da o an ki gerçekliği o olduğu için bu kadar doğal ve yapmacıksız bir oyun sergiliyor Osman. Buna karşılık da dizi başı 2000 TL. aldığı söyleniyor. Oysa Osman için ileri de psikologlara yapacakları ödemenin bunun çok üzerinde olacağının farkında bile olmayan aile çocukluk dönemlerini bilmediğinden olsa gerek bu yaşta ki oğullarını dizi de, hem de böylesine dramatik bir dizi de oynatıyorlar. Oysa dizi de Ali kaptan rolün de ki şahıs bu diziyi çocuklarına seyrettirmediğini, çocuklarının onu o rolde görmekten dolayı sosyal bir travma alacağını söyleyerek son derece bilinçli bir tutum sergiliyor. Bu saydığım nedenlerin tamamından dolayı Osman’ın dizide vefatı yaşamına sağlıklı devam etmesi için zaruridir. Sette çıkan sorunlardan ve Osman’ın bu küçük yaş da gelen şöhreti kaldıramamasından dolayı da muhtemel çözüm yönetmen ve senarist tarafından şimdiye kadar önerilmiş olmalıdır. Ancak tüm bu sonlandırma bile 7 yaş üstü çocukların şimdiye kadar olan bölümler dâhil diğer bölümleri de seyrediyor olmalarına mani olma-yacaktır. Dizi defalarca verilecek ve televizyon karşısında yaş sınırlaması olmaksızın bir dolu yavrumuz bu felaket senaryosunu seyrederek aynı sosyal travmayı almaya devam edeceklerdir. En önemli unsurlardan biri 7 yaş altı çocuklar diziyi nasıl seyretmemeli ise ( bence 9 yaş altı) bu tarz diziler de oynatılmamalıdır. RTÜK, akıllarına esti diye Muhteşem Yüzyıl‘ı yasaklama kararı alacağına Kanuni’ yi bırakıp, daha önem arz eden yeni nesiller için Osmanları yasaklamalıdır. YEDİKULE PSİKİYATRİ KLİNİĞİ/Bakırköy 0212 444 80 81 Saygılarımla... İlçe halkından gelen başvuru, istek ve önerileri en iyi ve en hızlı şekilde değerlendirmek amacıyla kurulan çözüm masasına bir yılda 1300 başvuru yapıldı ve başvuruların yüzde 80’den fazlası çözüme kavuşturuldu. Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Bakırköylülerin bürokratik engellere takılmadan birebir karşılarında muhatap bulmak suretiyle belediye ve diğer kamu kurumlarını ilgilendiren isteklerini, dilek, şikayet ve önerilerini çözüm masası kanalıyla aldıklarını ifade ederek, “ Bir yılda çözüm masamıza yaklaşık 1.300 başvuru oldu ve bu başvuruların %80’den fazlası çözüme kavuşturuldu. Çözüme kavuşturulamayan başvurular ise daha çok belediyemizin çözüm noktasında olmayan isteklerdir. Çözüm masamıza gelen başvuruları, ilçe halkının yönetime katılmasını sağladığı için çok önemsiyorum. Çözüm masası ayrıca ev eşyası ihtiyacı olan yurttaşlarımıza yardım etmek isteyen vatandaşlarımızın, arz ettikleri malzemeleri ihtiyaç sahiplerinin evlerine teslim etmelerini de sağlamaktadır. Bakırköylü yurttaşlarımız çözüm masasına; 414 9 777 numaralı telefondan, [email protected] mail adresinden, belediyemiz web sitesindeki online işlemler tuşundan çözüm masasını seçerek ulaşabilirler. Ayrıca belediye ana binasının yanında bulunan ahşap iki katlı binanın girişindeki çözüm masasına gelerek bizzat başvurularını da yapabilirler. 9 kişilik ekibimiz gece-gündüz çalışarak Bakırköylülerin istek, talep, şikayet ve çözüm önerilerini titizlikle almaktadır.” dedi. “ÇAKMA SARIŞIN OLDUM AMA HALA SEVGİLİM BENİ BEĞENMİYOR ÇÖZÜM ÖNERİNİZ NE?” Çözüm masasına gelen bazı isteklerin çok ilgi çekici olduğunu da söyleyen Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, “Çözüm masasından gelen haftalık raporlara baktığımda bazen insanı çok gülümseten komik istekleri de görebiliyorum. Mesela bir vatandaşımız “Çakma sarışın oldum ama hala sevgilim saçlarımı beğenmiyor. Çözüm öneriniz ne olabilir, saçlarımı ne renge boyatayım?” bir diğerinin “Kuş gribi tehlikesi hala geçmedi ve Cumhuriyet Meydanı’nda çok fazla sayıda güvercin var, belediye kuşların bulunduğu yere tente koyabilir mi?” bir ilginç istek de “Köfteci yoldan gelen geçene zorla köfte satıyor. Ben sabah-akşam köfte yemek zorunda mıyım?” şeklinde sıralayabilirim. Tabi bu isteklere yapabilecek bir şeyimiz yok.”şeklinde açıklamada bulundu. Bakırköy Belediyesi, İŞKUR (Türkiye İş Kurumu) başvurularını belediye yan binada bulunan çözüm masasında kabul ediyor. İŞKUR BAŞVURULARI BELEDİYE’YE YAPILACAK Bakırköylülerin ayağına hizmet götürme anlayışında olduklarını i belirten Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, “Bakırköy’de sosyal belediyecilik uygulamalarına devam ediyoruz. Yaptığımız çalışmalara bir yenisini ekleyerek İŞKURbaşvurularını belediyemizin ana binasının yan tarafındaki ahşap binada bulunan çözüm masasında kabul etmeye başladık. Burada Bakırköylülerin İŞKUR’a işe giriş başvuruları, işsizlik sigortası kayıtları yapılıyor. Ayrıca bu noktaya başvuran yurttaşlarımıza İŞKUR’un açtığı kurslarında bilgilendirmesini yapıyoruz.” dedi. BAKIRKÖY’DE İSTEYEN HERKES SPOR YAPABİLİYOR Bakırköy Belediyesi Atatürk Spor ve Yaşam Köyü, Bakırköylü genç, yaşlı her yaştan insana spor yapma imkanı sağlıyor. Bakırköy Belediyesi tarafından Osmaniye Mahallesi’nde hizmete açılan Bakırköy Belediyesi Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde herkesin spor yapabileceği ortamı oluşturduklarını belirten Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, “Bakırköy Belediyesi Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde kapalı yüzme havuzu, 1 suni çim futbol sahası, 4 açık tenis kortu, 1 çim futbol sahası, kapalı spor salonu, basketbol sahası, voleybol sahası, bocce tesisleri, engelliler koordinasyon merkezi, sosyal tesisler, TEGV Parkı, oyun alanları bulunuyor. Ayrıca kapalı tenis kortunun da inşaatı devam ediyor. Bakırköy’de herkesin spor yapabileceği ortamı oluşturduk. Sporun yapıldığı yerde şiddet olmadığına inanıyorum. Bu yüzden Bakırköy’deki 25 amatör spor kulübüne de her türlü desteği veriyoruz.” dedi. 20 BAKIRKÖYLÜLER KENT EKRANIYLA BİLGİLENİYOR Bakırköy Belediyesi, Bakırköy’ün değişik noktalarına koyduğu “Etkileşimli Kent Ekranı”yla vatan- “Belediyemizin faaliyetlerini etkin bir şekilde yurttaşlarımıza ulaştırmak amacıyla Bakırköy İstasyon daşlarını bilgilendiriyor. Bakırköylüler, dokunmatik olarak tasarlanan Etkileşimli Kent Ekranı’ndan belediyeye ait bilgilere ulaşabiliyor aynı zamanda da internetten yararlanabiliyor. Öncelikli olarak Bakırköy Caddesi’ne 2 tane ve 1 tane de Atrium Alışveriş Merkezi’ne olmak üzere toplam da 3 tane ‘Etkileşimli Kent Ekranı’ koyduk. Burada vatandaşlarımız belediyemizin web sayfasına girip belediyenin faaliyetlerini öğrenebiliyorlar, her türlü e-belediye işlemlerini yapabiliyorlar. Ayrıca kent ekranından o günkü nöbetçi eczanelere bakabiliyorlar, aradıkları bir işyerinin telefonlarına ve adreslerine ulaşabiliyorlar, internete girip web sayfalarında sörf yapabiliyorlar, günlük gazeteleri okuyabiliyorlar, cihazın üzerindeki kameradan anı fotoğrafı çektirip maillerine ya da telefonlarına gönderebiliyorlar, müzik dinleyebiliyorlar. Kısacası vatandaşlarımız evlerindeki internetten ne gibi işlem yapıyorlarsa etkileşimli kent ekranından da aynısını yapabiliyorlar. Bakırköylülerden büyük ilgi gören etkileşimli kent ekranı sayısını kısa süre içerisinde 20’ye çıkartacağız.” Belediyesi’nin faaliyetlerini etkin şekilde vatandaşa ulaştırmayı amaçladıklarını belirten Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Etkileşimli Kent Ekranı’yla ilgili şunları söyledi: Ebuziya Caddesi’nde bir büfe daha kondu YÜRÜYECEK YER KALMADI Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’ndan sahile inen yol üzerinde bulunan Ebuziya Caddesi’nde yeni bir büfe açıdı. Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundaki Ebuziya Caddesi’nde bulunan diğer büfelerin yıkılacağını her seferinde dile getiren Büyükehir Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ’ın bu büfenin yapılmasına nasıl izin verdiği merak ediliyor. Yeni büfe tüm vatandaşların gözü önünde iki gün içinde monte edilerek hizmete hazır hale getirildi. 21 TAYFUR SÜNER’DEN BASIN AÇIKLAMASI CHP Antalya Milletvekili Tayfur Süner Bir süre önce TBMM’ye verdiği Ataköy’e yapılan yakıt tankları ile ilgili soru önergesine henüz cevap alamamışken Ayamama Deresi kenarına yapılacak huzur Evi, Kadın Erkek eşitliği ve Ataköy’e THY tarafından yaptırılan yakıt tankları ile ilgili basın açıklaması yayınladı. ZÜLKANÝ SÝRMEN UNUTMA BİZİ… Uğur Mumcu’nun ölüm yıl dönümünü Türkiye’nin her yerinde törenlerle andık ve onun gösterdiği yolda yürümeye devam ediyoruz. Uğur Mumcu’nun katledilişi gözlerimizin yaşlarını bir daha döktü. Yıllar önce kaleme aldığı bir yazıda tüm dostlarına, arkadaşlarına, gençlere ’ ey halkım unutma bizi’ diye bir yazı yazmıştı. Bu yazıda Türkiye’nin geleceği açısından endişelerinin olduğunu dile getirmiş, tırmanan terör örgütlerine karşı ve hayali ihracatçılara aman vermemişti. Sonunda tuzağa düşürüp kalemini kıramadılar ama vücudunu parçaladılar. Türkiye bu acıyla yıllar sonrasına geldi. Daha nice Türk aydınları katledildi. Fakat şunu unutmamak gerekiyor insanın beynine kazınan fikirler hiçbir zaman yol olamaz. Ey halkım unutma bizi… Bu yazıda, gençlerin Türkiye üzerindeki gerçeklerini görmesini, insanca yaşamasını Atatürk ün çizdiği yolda ilerlemesi ve uluslar arası platformda Türkiye’nin gerçeğinin bilinmesinin fikrini ortaya koydu. Biz ise Türk aydınlarını ancak ölüm yıldönümlerinde bir araya gelip anıyoruz. Uğur Mumcu ve diğer Türk aydınlarını her zaman anacağız. Türkiye’nin geçiş döneminin artık 2011 haziran seçimlerine bağlı. Yaklaşan genel seçimlerin Türkiye’nin kaderini belirleyeceği ve uluslararası piyasalarda Türkiye’nin yerinin neresi olacağı belli olacak. Bu seçimlerin diğer seçimlere hiç de benzemeyeceği apaçık ortada. Siyasi partilerimiz kendi donanımlarını yapıp halkın karşısına yepyeni bir yüzle çıkacak ve artan oy oranıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin diğer seçimlere göre %35 -38 ve hatta %40 oranında oy alacağı kesin. Burada halkın isteklerine cevap verebilmek çok önemli. Diğer partilerde bu duyarlılıkla seçim gezilerini yapıp haziran ayında her şeyin ortaya çıkacağı ve ekonominin bu seçimlerde, halkın daha da, fakirleşeceği belli. Çünkü yapılan harcamaların faturasını halk ödüyor. Örnek bir aile; Dedeleri babaları Avşar göçmeni olarak Orta Asya’dan Türkiye’ye gelen, duyarlı bir aile olarak Türkiye’deki yaşamlarını sürdüren Ahyan Avşar kardeşimizin yaşamı boyunca Türkiye’nin bir adım öne gitmesini kendi olanaklarıyla sağlayan ve gençlere daima bir adım ileri gidin, Türkiye’yi en üst düzeye el birliğiyle çıkaralım diyen Ayhan Avşar kardeşimiz gibi gençlere Türkiye’nin ve siyasetin ihtiyacı vardır. Her şey gönlünüzce olsun... İstanbul’da bulunan Ayamama Deresi, hepimizin bildiği gibi yoğun yağışlar sonrasında taşmakta ve dere yatağına yapılan yapılar, oluşan selin ortasında kalmaktadır. Son olarak Eylül 2009’da yaşadığımız elim olaylar kimsenin hafızasından silinmemiştir. Oluşan yoğun yağış sonunda dere taşmış ve 31 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. O zamanlar, Sayın Başbakan “Ayamama Deresi’nin yatağındaki ve kenarındaki bütün yapıları yıkacağız. Artık vatandaşlarımız burada ölmeyecekler” şeklinde açıklama yapmıştı. Fakat ne yazık ki yaşanan bu felaketler Sayın Başbakan’a ders olmamışa benziyor. Geçen süre zarfında buradaki yapıların büyük kısmı yine yerlerinde kalmıştır. AKP Hükümeti yerlerinde duran yapıların yanına, yeni yapılar kondurmakta ve tehlikenin resmen önünü açmaktadır. Sayın Başbakan, son Anayasa referandumundan önce yaptığı konuşmalarda, kadınlarımızın haklarına ve kadın – erkek eşitliğine değinmekteydi. Hatta Anayasa’da yapılan değişiklikle “mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yüküm- lüdür” maddesine ek olarak “Bu maksatla alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz” şeklinde bir ibare eklenmişti. Sayın Başbakan’ın yaptıkları ile söyledikleri birbirini tutmamaktadır. Kadınlarımızın, özellikle düşkün kadınlarımızın barınacağı “Kadın Sığınma Evini” karasineklerin ve sivrisineklerin yuvası olan dere kenarını mı reva görmektedir? İnsanların selde canını kaybettikleri yeri mi reva görmektedir? İşte AKP Hükümeti’nin ve Sayın Başbakanın kadınlarımıza verdiği gerçek değer budur. Bununla birlikte, yine Ayamama Deresi’nin kenarına, Atatürk Havalimanı pistinin hemen yanına yapılan 5 bin tonluk 7 adet yakıt tankında da benzer tehlike bulunmaktadır. Özellikle Ataköy’ün 7. Ve 8. Kısmının adeta içinde olacak şekilde, dere yatağına yapılan tankların olası bir patlama sonunda Ataköy’de yaşayan on binlerce vatandaşımızın canlarının ve mallarının tehlike altında olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Buradan Sayın Başbakan’a seslenmek istiyorum. Kadınlara sadece sözde değil, özde verdiğin değeri göstermek için Ayamama Deresi’nin kenarındaki “Kadın Sığınma Evi”ni; Ataköy’deki vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğine verdiğin değeri göstermek için de Atatürk Havalimanı ve yerleşim birimlerinin içinde kalan yakıt tanklarını güvenli başka bir bölgeye taşımanız gerekmektedir. Sizi acilen göreve davet ediyorum. “DÜŞÜNEN ADAM”IN TÜRKİYE SERÜVENİ Türk psikiyatrisi ve Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin (BRSHH) simgesi haline dönüşen ve dünyanın en çok tanınan eserleri arasında yer alan August Rodin’in “Düşünen Adam” heykelinin 1951’den günümüze Türkiye’deki serüveninin anlatıldığı, “Bir Simgenin Öyküsü Düşünen Adam Heykeli Sergisi” açıldı. “Bir Simgenin Öyküsü Düşünen Adam Heykeli Sergisi”nde, Türkiye’de ‘akıl hastalığı’, ‘akıl hastanesi’ ve Bakırköy ile özdeşleşen “Düşünen Adam” heykelinin yazı ve fotoğraflarla 60 yıllık renkli bir hikayesi anlatılıyor. Açılışta konuşma yapan BRSHH Başhekimi Doç. Dr. Erhan Kurt, serginin; dünyanın ve Türkiye’nin en çok tanınan eserlerinden biri olan “Düşünen Adam” heykelinin hikayesi ve Türkiye’deki imgesel değerini, bir sanat eserinden bir logonun ortaya çıkış sürecini ve bundan hareketle toplumsal izlenimlerini sunmak amacıyla gerçekleştirildiğini söyledi. BRSHH 1170 Yataklı Bölüm Personel Lokantası’nda açılan sergi, Rodin’in, insanlığın belleğinde yer etmiş olan bu heykelinin Bakırköy’deki kopyasının (yapılış) öyküsünü, heykel ve kahramanları hakkında az bilinen gerçekler, Türkiye’de kazandığı anlamları ortaya koyuyor. Sergi hafta içi 9.00-16.00 saatleri arasında gezilebilecek. 22 Ataköy Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu’nun resmi açılışı yapıldı KISA SÜREDE DEĞİL 17 YILDA BİTİRİLDİ Ataköy’de yapımı 17 yıldır devam eden kapalı spor salonunun resmi açılışı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapıldı. Başbakan Erdoğan açılışta yaptığı konuşmada spor salonunun kısa sürede tamamlandığnı söyledi. Oysa bu salonun temeli 1994 yılında atılmıştı... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, salonla ilgili şunları söyledi: “Sinan Erdem Spor Salonu Türkiye´nin bir numaralı spor salonu ve toplam hacmi 15 bin kişi. Bu spor salonumuz gerçekten göğsümüzü kabartan bir eser olarak basketbol şampiyonasına ev sahipliği yaptı. Bu salon ülkemizin yüz akı ve çok kısa sürede tamamlandı. Bütün bu eserlerin, bu hizmetlerin, İstanbul'umuza hayırlı olmasını diliyorum. Adam olur ki, koya dünyada hayırlı bir eser, eseri olmayanın, gör ki yerinde yeller eser. Sinan Erdem Spor Salonu’nun maliyeti 71 Milyon TL KADİR TOPBAŞ 1996 YILINDA BU SALON İÇİN “...32 bin kişilik kapalı spor salonunun yer seçimi oldukça yanlıştır. Olimpiyat için de olsa bu tesis için yanlış yer seçilmiştir.... iŞTE 1996 TARİHİNDEKİ KONUŞMASI: Aralık 1996 yılında o dönem Bakırköy Belediye Başkanlığı seçimlerinde Refah Partisi’nden aday olan Mimar Kadir Topbaş, bir sorumuz üzerine gazetemize yaptığı açıklamada, ‘’Ben teknik eleman olarak şunu söyleyeyim. Kaçak yapı olayı ayrı değerlendirilmelidir. Kaçak yapı öncelikle ilçe belediyesinin tavrı ile ilgili bir konudur. Evraklarda görüldüğü gibi bizzat belediye mahkemeye bu yapıların kaçak olduğunu bildirmiştir. Yapması gereken yasaları uygulayıp bu kaçak yapıları ortadan kaldırmaktır. Şehir merkezindeki bu alanların zaten yoğunluğu had safhada olan, .alt yapısının ve ana arterlerin yeterli olmadığı bir bölgede 32 bin kişilik kapalı spor salonunun yer seçimi oldukça yanlıştır. Olimpiyat içinde olsa bu tesis için yanlış yer seçilmiştir. Esasında İstanbul’un şehir merkezi yoğunluğa doymuştur. Bu tip hizmetlerin şehir dışına taşınması lazım. Ali Sami Yen’in verdiği sıkıntıyı hep birlikte yaşıyoruz. Bu tesisin yapıldığı Ataköy, bulunduğu bölge itibariyle kendi yerleşim birimlerine yeterli olmayan yol, ulaşım güzergahına sahip. Haftanın belli günlerinde dahi olsa böyle bir yoğunluğu getirdiğiniz zaman hem sahil yolu, hem de E-5 yolu biter. Çok yanlış bir yer seçimi yapılmıştır.’’ diyordu. Ve o dönemde Anakent Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlığını da yapan Kadir Topbaş, bu işe bir an önce ‘’DUR’’ demenin gerektiğini, bunun içinde elinden gelen her şeyi yapacağını belirtiyordu. BİLMEYENLER İÇİN Ataköy planlanırken spor tesisleri mahalle içine alınmamış. Burada oturanların spor yapabilmesi için 150 dönüm arazi, spor kompleksleri yapılması için sadece Ataköylülere ayrılmıştı. Daire satın alanlar bunu biliyordu. Ancak Emlak Bankası daha sonra bu taahhütlerini yerine getirmedi. Emlak Bankası, Ataköy’ün ilk yılları olan 1964’lerden verilmiş ‘’Halka Açık Spor Alanları’’ vaadini gerçekleştirmek için Şirinevler girişinden Ataköy’e girişin sol tarafında kalan ve Ataköylülere ait olan toplam 150 dönüm bir alanı gençliğe tahsis etmiş ve gençlik adına bu maksatla yapılacak tesisleri gerçekleştirmek içinde 09.09.1986 tarihinde yapılan protokolle bu araziyi bedelsiz olarak Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne, (eski adıyla Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü) devretmişti. Yapılan protokole göre, devredilen arazinin tamamının üzerinde tamamen spor tesisleri yapılacak. Bunun dışında hiçbir inşaat ve tesis yapılmayacak. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, kendisine spor kompleksi yapılsın diye verilen yerin tamamını veya bir bölümünü özel veya resmi kurumlara devredemeyecek, kiraya veremeyecek. Konut niteliğinde hiçbir inşaat yapılmayacak. Yapılan tesisler Ataköy’ün mimarisine uygun olacak. Yapılacak uygulamalardan Emlak Bankası haberdar edilecek ve vize alınacak. Bu koşullar yerine getirilmediği takdirde arsa Emlak Bankası tarafından geri alınacaktı. Fakat yıllar içinde birçok kez protokol şartları ihlal edilmesine rağmen her nedense kimse bu ruhsatsız ve kaçak yapılaşmaya dur diyemedi. ‘’1993’ün mega projesi, 2000’li yılların salonu’’ gibi sloganlarla tanıtılan tesislerde, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından 2 bin 800 metrekarelik alanın Olimpiyat Vakfı’na devredilmesi sonucu, Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu için koskoca 6 dönüm içinde otopark yeri kalmadı. Elde kalan 3 bin 200 metrekare üzerinde 1 kapalı havuz, bin 500 kişilik bir salon, 3 adet futbol sahası inşa edilip, 2 adet açık yüzme havuzu projeye ek olarak ilave edildi. Devir tarihinden sonra, Olimpiyat Vakfı’nın başkanı Sinan Erdem, Genel müdürlükte devir yasağına rağmen 2 bin 800 metrekarelik köşe başını verdi ve ruhsatı olmayan Olimpiyat Evi’nin temellerini attırdı. Emlak Bankası bu mücadelesinde haklı olarak, üç ayrı sözleşme ihlaliyle dava açtı. ve bedavaya giden arazinin tekrar kendisine verilmesini istedi. Öncelikle taraflar arasındaki protokolün ilk maddesinde yer alan devir yasağına rağmen Olimpiyat Evi’ni diken Olimpiyat Vakfı’na itiraz edildi, daha sonrada Olimpiyat Vakfı’nın yönlendirmesi ile yapılan ve Ataköy’ün çevre dokusunu katleden spor müsabakalarında 17 bin 500, sanatsal gösterilerde 32 bin kişi kapasiteli Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu’na karşı çıkıldı. Banka, tesislerin arasında kendisine şube yeri olarak ayrılması gereken 120 metrekarelik lokal yerini dahi alamadı. Bu üç sözleşme ihlali nedeniyle Emlak Bankası tarafından Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü aleyhine 04.04.1994 tarihinde tapu iptal ve sicil davası açıldı. Dava Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde bakıldı.1995 yılında ise, arazi üzerinde bulunan ve amatör sporcuların kullandığı toprak saha kapatıldı. Çim saha ise bir spor kulübüne 10 yıllığına kiralandı. Başta Ataköylüler olmak üzere amatör sporcular kapı dışarı edildi. Ayrıca Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü arsanın ortasına 32 bin kişilik kapalı spor salonu yapmaya başladı. 345 aracın dışında otoparkı olmayan bu salonu yapabilmek için Siyavuşpaşa deresinin mecrası değiştirildi. Ve bunun sonucunda 5. Kısım ve 11. Kısım defalarca sular altında kaldı. Ve Kalmaya devam ediyor. Bunun nedeninin başında derenin mecrasının değiştirilmesinin olduğunu uzmanlar belirtiyor. Bakırköy Belediyesi’nin 14 Nisan 1995 tarih ve 5597 yaprak no ile tuttuğu yapı tatil tutanağında şu ifadeler yer alıyordu: ‘’Yapılan kontrolde meskun yerdeki atletizm sahası inşaatının projeye ruhsatsız olarak faaliyette bulunduğu. Yukarıdaki yeri ve tutanak durumu ile ruhsatsız olduğu tespit edilmiş bulunan yapının 3194 sayılı imar kanununun 27-32 maddelerine dayanılarak durdurulmuş olduğunu, mühürlenerek faaliyeti durduruldu’’ 1995 Ekim ayında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından ruhsatı olmayan Olimpiyat Evi’nin temeli atıldı. Bakırköy Belediye Başkanlığı İmar ve Planlama Müdürlüğü tarafından 2 Kasım 1995 yılında Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilen, 20.10.1995 tarih ve 1994/244 esas nolu yazıda ise şu ifadeler kullanıldı: ‘’Ataköy eski 1107 ada, 1 parsel; yeni 251 ada, 25 parsel sayılı yerde olimpiyat tesislerine ait onaylanmış projelerin, ilgili yazınızla mahkemenize gönderilmesi istenilmektedir. İmar işlem dosyasında yapılan tetkik neticesinde adı geçen yerdeki yapılara ait TASDİKLİ PROJELERE RASTLANMAMIŞ olup KAÇAK ve PROJESİZ OLARAK yapımı devam eden bazı tesislerin faaliyeti müdürlüğümüzce durdurularak mühürlenmiş 3194 sayılı yasal işlemlere devam olunmaktadır.’’ Alınan tüm bu kararlara rağmen inşaatın yapımına devam edildi. Bakırköy Belediyesi bu kaçak binaların yıkımını gerçekleştiremedi. Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 28.03.1996 günü kaçak tesislerle ilgili mahallinde keşif kararı verdi. Ve dosya içeriğine göre, bu yapılarda herhangi bir ruhsat, yasal düzenleme, yerel yönetim ve tasdikli proje olmadığı dikkate alınarak yerinde yeniden ölçümleme yapılması ve kroki çıkarılması için bilirkişi heyeti teşkil olundu. Heyet, tüm tesislerin resmi senede uygun olduğunu rapor ediyor. Ve yapılmakta olan tesisleri halkın toplu spor yapmasına uygun olarak kabul edip, görevini tamamlıyordu. Bilir-kişinin çözemeyeceği tek sorun resmi senet hilafına, Olimpiyat Vakfı’na yapılan 2 bin 800 metrekarelik, haksız devirdi. Olayda Olimpiyat Vakfı’na bir satış yapılmadığı, sadece intifa hakkının devri suretiyle kullanım imkanı sağlandığı belirtildi. Bu ifadeyle, mahkeme davanın başından beri gelen seyrine uygun olarak tüm sorunları kolayca aştı. Yapılan işlemin bir satış değil, kullanım hakkının verilmesi olarak yorumlandı. Bu nedenle resmi senet hiçbir konuda ihlal edilmemiştir denildi. Halbuki dava konusu protokolde, tüm tesislerin sözleşme amacına uygun olarak bizzat Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nce yapılacağı, arazinin hiçbir kısmının başka kurum ve kişilere devredilemeyeceği açıkça belirtilmişti. Bu devir sözcüğünde asla satış veya kullanım hakkı diye bir ayrım yer almamıştı. Ve Bakırköy 1. Asliye Hukuk Hakimliği bu kritik noktayı, böylesine kim-seye zarar vermeden yorumlayarak, Emlak Bankası’nın davasını reddetti. Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nü ve Olimpiyat Vakfı’nı haklı buldu. 1997 yılında kaçak inşaatları yasalar değil, parasızlık durduruyordu. 2000 yılının Haziran ayında, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü’nün onayı ile Olimpiyat Oyunları Düzenleme Kurulu tarafından kaçak inşaatın çatısının inşası için devlet kasasından 5 milyon dolar ödeniyordu. Ve o zaman Olimpiyat Komitesi’nin en eski üyesi olan Erdoğan Arıpınar Ataköy Gazetesinin yayınlarını kastederek şu düşündürücü ifadeleri kullanıyordu: ‘’Niye bunların üzerine gidiyorsunuz. Bakırköy Belediyesi’nin o kadar yanlışı var ki onların üzerine gidin. O binalar kaçak ama kimse yıkamaz. Yıkmaya cesaret edemez.’’ Ataköylülerin spor alanlarında aldıkları 2 bin 800 metrekarelik yerde yüz milyarlar harcayarak yaptırdıkları kaçak ve ruhsatsız binada günlerini geçiren komite üyeleri ilk kötü puanı Ataköy’e yapmaya kalktıkları 32 bin kişilik Sinan Erdem Spor Salonu yüzünden alıyor ve 2004 Olimpiyat Oyunları’na büyük umutlarla hazırlanan Olimpiyat Komitesi, elemelerde ilk 5’e dahi giremeyerek adeta hezimete uğruyordu. 2007 yılının Mart ayında ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, yıllardır yapımı süren ve bir türlü bitirilemeyen ruhsatsız ve kaçak binaların tamamlanması için 25 trilyonluk kaynak oluşturularak tesislerin biteceği müjdesini veriyordu. Ve yıl 2011 tam 17 yıldır yapımına devam edilen, sadece 345 araçlık otoparkı bulunan ve geliş-gidişlerin sadece 4. Kısım ile O-2 ve sahil yolu bağlantıları 10 metre genişliğindeki yollardan sağlanacak olan Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu’nun, faaliyete geçmesinin ardından ne tür sorunlara yol açacağını görmemek için kör ve sağır olmak gerekiyor. 23 Nerede kaldı anayasanın eşitlik maddesi? Hiçbir kimseye, zümreye, kuruma ayrıcalık tanınmaz maddesi DERSHANELERE BU AYRICALIK NİYE? YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN: “Özel eğitim kurumları mevzuatına uygun olmak kaydıyla işyeri açma, çalışma ruhsatı bakanlıkça verilir. Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.’’ maddesini koydurttular. Dershaneler sonuçta dediklerini yaptılar. Hükümette “anayasanın eşitlik maddesi. Hiçbir kimseye, zümreye, kuruma ayrıcalık tanınmaz” maddesi” ni görmezden gelerek 6082 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanuna bir madde ekleyerek 10.12.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Konuyla ilgili Bakırköy Belediyesi Başkan yardımcısı Yervat Özuzun’a sorduk. Sayın Özuzun, dershanelerin ruhsat alma konusunda çıkarılan ve dersnaleleri kayıran değişiklik hakkında neler söyleyeceksiniz? 2005’te belediyelerle ilgili olarak çıkan yasa ve yasa paralelinde çıkan yönetT.C melik, her türlü işyerinin belediye İÇİŞLERİ BAKANLIĞI tarafından işyeri açma ve çalışma ruhMahalli İdareler Genel Müdürlüğü satına tabi tutulduğunu içeriyordu. Daha önceki yasalarda umuma açık yer tanımı Sayı: B.05.0.MAH.0.65.001/80000 içerisine giren kahvehane, içkili yerler 13218 13/05/2008 gibi yerlerin ruhsatları kaymakamlık İşyeri açma ve çalışma ruhsatı tarafından veriliyordu. Bu yasa ile onların Konu: İSTANBUL VALİLİĞİNE denetimi yine kaymakamlıkta kalmak (İl Mahalli İdareler Müdürlüğü) koşuluyla, ruhsatlandırılması bize geçti. 04/04/2008 tarih ve 23536 sayılı Yani kısaca ticari olan, vergi levhası olan İlgi: yazınız her yer belediyenin ruhsatına tabi oldu. İşyeri Açma ve Çalışma RuhsatBunun içerisinde devlet bankaları da var, larına İlişkin Yönetmeliğin 6ncı maddesinin Veliefendi Hipodromu da… Sonra birinci fıkrasında “Yetkili idarelerden Ankara Barosu bu yasaya itiraz etti. Biz usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışkendi meslek kuruluşumuzdan işyeri ma ruhsatı alınmadan işyeri açılamaz ve açma, çalışma ruhsatını alıyoruz, belediyeden de ayrıca almamamız çalıştırılamaz. İşyerlerine bu Yönetmelikte gerekiyor dediler. Danıştay 8. Daire belirtilen yetkili idareler dışında diğer kamu Başkanlığı, daha sonrada Danıştay İdare ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşları Daireler Kurulu, Ankara Barosu’nun ititarafından özel mevzuatına göre verilen razını reddederek, belediyelerden de izinler ile tescil ve benzeri işlemler bu ruhsat alınması gerektiği kararını vererek Yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alma son noktayı koydu. İçişleri Bakanlığı’ndan mükellefiyetini ortadan kaldırmaz.” Hükgelen bu karardan sonra biz ruhsatmünün Danıştay Sekizinci Dairesinin landırma süreci başlattık. Başta bankalar, 19/09/2007 tarih ve 2007/2566 sayılı dershaneler, özel okullar, gözlükçüler, kararıyla yürürlüğünün durdurulduğu belirmuhasebeciler, avukatlar, doktorlar, tilerek yangın güvenliği, deprem güvenliği eczaneler, spor salonları, güzellik salon- açısından uygunluk belgesi gerektiren işyları gibi kendi kurumlarından işyeri erleri, Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince açma, çalışma ruhsatı alan işyerlerini diğer kat maliklerinden muvafakat alınması ruhsatlandırmaya başladık. Ama dersgereken işyerleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nhaneler bundan pek hoşlanmadı. Biz işdan ruhsat alan dershanelerin içinde buluyeri ile ilgili ücret alırken işyerinin nan sıhhi yönden denetlenemeyen kantinler metrekaresine, büyüklüğüne göre alıgibi can ve mal güvenliğinin olmadığı yoruz. Belediye Meclisi’nden metrekare raporlarla bilinen bu işyerleri hakkında ne birim fiyatları çıkıyor. Ona göre ücret gibi bir işlem yapılacağını içeren ilgili alıyoruz. Dershaneler büyük yerler, yazınız incelenmiştir. birkaç bin metrekare dolayısıyla bunların Bilindiği üzere İşyeri açma ve ücretleri de çok yüksek oluyordu. Daha Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin sonra ilçede bulunan dershane temsilci6ncı maddesinin değişik birinci fıkrasının leri Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’e yürürlüğü Danıştay Sekizinci Dairesinin gelerek bu sıkıntılarını bildirdiler. Bunun 19/09/2007 tarih ve 2007/2566 sayılı üzerine Bakırköy Belediye Meclisi’nin kararıyla durdurulmuş ancak bu karar aldığı karar ile eğitim kurumlarının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun metrekare birim fiyatında vermeleri 10/01/2008 tarih ve 2007/899 YD/ İtiraz gereken ücreti yüzde 50 indirdik. Daha sonra ise buraların ruhsatlandırma süresi sayılı kararı ile kaldırılmıştır. Yukarıda bahsedilen yargı kararı içinde, İtfaiye Müdürlüğü ve İstanbul ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire 81inci maddesindeki “Belediye sınırları Başkanlığı, eğitim kurumlarının itfaiye veya mücavir alanlar içinde bir işyerinin raporlarının 2007’den sonraki yönetaçılması işyeri açma harcına tabidir.” meliği içermesi gerektiğini bildirdi. Bu kurumların büyük bir bölümü halen Milli Hükmü çerçevesinde belediye dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek Eğitim Müdürlüğü’nden ruhsat aldıkları için, itfaiye raporlarının tarihleri de eskiy- kuruluşları tarafından özel mevzuatına göre di. Yani yeni yönetmeliği içermiyordu. Biz verilen izinlerin yanında, yetkili mahalli idarelerinde işyerlerine işyeri açma ve yeni yönetmeliğe uygun rapor almanız gerekir dedik. Binaların birçoğu bu stan- çalışma ruhsatı düzenlenmesi gerekmektedarda uygun yapılmamıştı ve zorluk çek- dir. tiler. Ama biz buradaki öğrencilerin can güvenliğinin önemli olduğunu söyledik. Türkiye’de en çok ders-hane olan ilçe Bakırköy. İlçemizde 63 tane ders-hane var. Bu dershane temsilcileri Ankara nezdinde de gittiler, geldiler, bakanlığa gitti-ler, geldiler, sonuçta amaçlarına ulaştılar. Mecliste görüşülmekte olan bir yasanın içerisine “Özel eğitim kurumları mevzuatına uygun olmak kaydıyla işyeri açma, çalışma ruhsatı bakanlıkça verilir. Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.’’ maddesini koydurttular. Böyle bir madde ile ruhsatlandırma yetkisini belediyelerden aldılar. Ama kendi kurumlarından işyeri açma ve çalışma ruhsatı alan yalnız ders-haneler değil ki, peki diğer kurumlar niye ayrı tutuldu? Hani nerede kaldı anayasanın eşitlik maddesi. Hiçbir kimseye, zümreye, kuruma ayrıcalık tanınmaz maddesi. Bu anayasaya uymayan bir karar. Ben bunu genel merkeze göndereceğim. Eğer uygun görürlerse Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açsınlar. Ama bu karar doğrultusunda diğer kurumlarda, kendi kurumlarından ruhsat alan işyerleri de biz o kapsamda niye değiliz di-yorlar. Devletin, hükümetin, meclisin bileceği şey. Özel dershaneler belli bir potansiyel güç oluşturmuşlar, lobi yapıyorlar. Sayın Özuzun, size bir sorumuz daha olacak. Son günlerde özellikle restoran tarzındaki işyerlerinin sabah saatlerine kadar açık olduğu yönünde gazetemize çok sayıda şikayet geliyor. Özellikle Yeşilköy’deki vatandaşların bu konuda şikayetleri var. Ayrıca bazı işyerlerinin dağıttıkları broşürlerde de sabah saat 04:00’e kadar açık oldukları yazıyor. Ama Turistik belgeli yerlerde dahi böyle bir uygulama yok. Bu konuda bilgi verebilir misiniz? İşyerleri ve umuma açık eğlence yerlerinin saat kısıtlaması uygulamasını özellikle Yeşilköy’de başlattık. Yeşilköy’de son senelerde hızla artan umuma açık yerler, çevredeki insanları rahatsız etmeye başladı. Belediyenin görevi; tabi ki işyeri sahibinin iş yapma hakkını gözetirken, kamu YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ düzenini ve insanların huzurunu korumaktır. VE YURTLAR KURUMU Yoğunlaşan şikayetler üzerine Yeşilköy’de en son KANUNU VE BAZI işyeri kapatma saatini Encümen Kararı ile gece KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK 01:00 olarak belirledik. Bakırköy’ün genelinde bu YAPILMASI HAKKINDA uygulamayı yaptık. Temmuz, Ağustos, Eylül gibi KANUN okulların kapalı olduğu aylarda işyeri kapatma saatini en son 02:00, diğer aylarda da 01.00 Kanun No: 6082 olarak belirledik. Bunun üzerine özellikle bar, türkü bar gibi müzikal yerlerden büyük tepki aldık. R. Gazete No: 27781 Bu arada bir konuya açıklık getireyim. Turizm bölKabulü: 25.11.2010 geli yerler, Turizm Yönetmeliği’nin öngördüğü şekliyle sabah saat 05.00’e kadar açık. Ama R.G. Tarihi: 10.12.2010 Yeşilköy’de çok sayıda turizm belgeli yer yok. MADDE 19 - 8/2/2007 tarihli Sadece birkaç tane var. Onlara da gereken izove 5580 sayılı Özel Öğretim lasyonu yaptırdık. Çevreye gürültü kirliliği yapKurumları Kanununun 3üncü mayacak şekile getirttik. İşyerlerinin 01.00’de maddesine aşağıdaki fıkra kapanması konusunun çok sıkı bir şekilde takip eklenmiştir. edilip, yönetmeliklere, Belediye Emir ve Yasakları’na uyum sağlandığını söyleyebilirim. Bu uygu“10/7/2004 tarihli ve 5216 lama Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu kapsayılı Büyükşehir Belediyesi samında, polisin ve belediyenin ortaklaşa denetimi Kanununun 7nci maddesinin sonucunda tam başarıya ulaşabilir. Umuma açık birinci fıkrasının (d) bendi, 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı yer tanımı içindeki kahvehane, bar, pavyon, içkili yerler, müzikaller, Polis Vazife ve Selahiyetleri Belediye Kanununun 15inci Kanunu kapsamı içerisinde değerlendiriliyor. Keza, maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 22/2/2005 tarihli tütün yasakları da polisin denetimi altında. Çok yoğun ceza tutanakları geliyor. Buna rağmen ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi zaman zaman kapanış saatlerine uyulmaması Kanununun 7nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde konusunda şikayetler var. Sanıyorum bu birazda Kaymakamlık’taki ve Emniyet Müdürlüğü’ndeki belirtilen izin veya ruhsatlar, değişimden kaynaklandı. Bu konuyu sayın Kaybu Kanun kapsamındaki özel makam Yakup Vatan’la da görüştük. Daha sıkı öğretim kurumlarını kapönlemler alacağını söyledi. Şimdiye kadar samaz. Özel öğretim kurumbelediyenin de bu konuda yeterli hassasiyeti gösları mevzuatına uygun olmak kaydıyla işyeri açma ve çalış- terdiğini söyleyemiyorum. Ancak bu biraz da Zabıma ruhsatı Bakanlıkça verilir. ta teşkilatımızdan kaynaklanıyordu. Bu zafiyeti gidermek amacıyla Zabıta’ya yardımcı hizmet Bakanlık bu yetkisini valilikverecek yeni kadrolar aldık. Zabıta 50 kişi ile lere devredebilir.” takviye edildi. Umuyorum bundan sonra bu yönde şikayetler almayacağız. 24 Osmaniye Mahalle Muhtarı Serdar UZUNOĞLU MAHALLEMİZDEKİ PTT İLE İLGİLİ SIKINTIMIZ VAR MUHTEŞEM YÜZYIL Tarih çözümlenmeli… Hiçbir tutku, güzellik, aşk ve ihtiras gizli kalmamalı. Gönülleri alev alev yakan savaşlar; yürekleri hop hop hoplatan zaferler; bazen kıvanç ve gurur, bazen de kader ve tasa veren bilgi ve belgeler açıklanmalı… İsteyen belgeseliyle ilgilenir, isteyen kurgulanır. Romalı kumandan Markus Antonuis’le Mısır Kraliçesi Kleopat-ra’nın aşkları; Fransa İmparatoru Napolyon Bonaport ile Jozefin’in aşkları defalarca kurgulanarak filmler yapılmış ve gişe rekorları kırılmıştır. Fransa tiyatrolarında bin yedi yüzlü yıllardan günümüze kadar “Muhteşem Süleyman” konulu yüzlerce oyun kurgulanarak sergilenmiştir. Her biri de gişe rekorları kırmıştır. “Muhteşem Yüzyıl” XVI. yy Osmanlı sarayında yaşandığı düşünülerek kurgulanan bir dizi film, tema ise Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan arasında yaşanan masumane aşktır. Kurguda mahremiyet olmaz. Mekan, dekor, kıyafet, makyaj gibi ayrıntıların uygunluğuna ya da uygunsuzluğuna bakılmaz. Mekanik, elektronik ve teknolojik olanaklardan yararlanılır. Çağın örf ve adetleri; sanat, kültür ve edebiyat etkinlikleri, amaç değil, araçtır. Süleyman - Hürrem aşkına bu çerçeveden bakılmalıdır. Süleyman cengaver, otoriter, hak ve hukuka saygılı bir hükümdardır. Ama aynı zamanda ince ruhlu şair, sanatkar kişi-liği de vardır. Mohaçta gürz sallayan, kılıç kullanan güçlü kolların yanı sıra; ince parmaklarıyla, atölyesinde altın zeminlere inciler, pırlantalar, zümrütler işleyen hünerli bir sarraf, olarak karşımıza çıkıyor. Hürrem’e aşıktır. Onun mavi gözlerinde gönlüne akan muhabbeti, maviliğin derinliğinde geniş ülke sınırlarının erişilmez ufuklarını görmektedir. Şiirlerinde ülkesinde yaşayan insanları sevdiğini, fakat devlet kadar önemli hiçbir nesnenin bulunmadığını belirtmekte; ancak Hürrem’in aşkı için İstanbul’u, Bağdat’ı, Anadolu’yu hatta çok sevdiği devletini bile feda etmeye hazır olduğunu söylemektedir. Savaş meydanlarının bu mağrur ve muzaffer komutanının 45 yıllık saltanatı başarılarla doludur. Çağa “Muhteşem” damgasının vurulması da bunun kanıtıdır: Unutulmamalıdır ki Süleyman bir insandır. Aklının frenleyemediği, belki de frenlemediği fantezileri de vardır. Sofrasında şarap, yatak odasında aşk olması asla yadırganmamalıdır. İki oğlunu, dört torununu boğdurması doğru mu, yoksa hata mı pek kanıtlanmamıştır. Fatih’in koyduğu halef yasasında imparatorluğun yönetim safı göstermemesi için bu uygulama mübah gösterilmiştir. Yaşanan örnekler de vardır. Yavuz Sultan Selim Han, babası Beyazıt Han’ı devirerek yönetimi zorla ele geçirmiştir. Süleyman eline geçirdiği bazı bilgi ve belgelerden kendi oğlu Mustafa’nın da böyle bir hazırlık içinde olduğunu sezinlemiştir. Bazı tarihçiler bu infazlarda haremin yani Hürrem’in etkili olduğu görüşünü savunurlar. Ben Süleyman’ın aşkla işi karıştıracağına pek ihtimal vermiyorum. İmparatorlukta vergi düzenlemeleri ilk kez Süleyman döneminde yapılmıştır. Bazı tarihçiler bu uygulamanın temelinde hazinelerin boşaldığını ve vergi arayışlarına başlandığını söylerler. Ancak bazıları da ekonomik politikaların statülerle belirmesini çok olumlu bulmaktadır. Hazinelerin boşalmadığını, tersine doldurulduğunu söylerler. Muhteşem yüzyıl dizisinde Süleyman’ın fetihleri, vergi düzenlemeleri kısacası yönelimsel faaliyetleri ikinci plana bırakılmıştır. Harem ve haremdeki yaşam birinci plandadır. Burada geçen olayların mutlaka gerçek olmaları gerekmiyor. Olabilecek olasılıklara kurgulanması doğaldır. Öyle de yapılmıştır. Bu kadar eleştiriye maruz kalması pek normal olmasa da, pek çoğumuzun o döneme ait merakını uyandırması açısından önemli bir adım olmuştur. Bu dizi sayesinde tarihçilerimiz TV kanallarında Süleyman Dönemini ve Harem’i anlatmışlar, bilinmeyen pek çok şeyi öğrenmemize vesile olmuşlardır. Bunun gibi diziler yapılması geçmişteki olaylara merakımızı uyandıracak ve sıcak bir gündem yaratacaktır. Ferhan KILIÇ Yapımında emeği olanları kutluyorum gerçekten… Bakırköy Osmaniye Mahallesi Muhtarı Serdar Uzunoğlu, mahallesinde yaşanan sıkıntıları ve muhtarlığın gerçekleştirdiği faaliyetleri gazetemize anlattı. Uzunoğlu, mahallede bulunan PTT’nin yetersiz olduğunu ve vatandaşların bu konudan dolayı çok büyük sıkıntılar çektiğini söyledi. Uzunoğlu, göreve geldiği günden bu yana Osmaniye halkı için çalıştığını, yine de bazı konularda büyük sıkıntı çektiklerini belirterek şunları kaydetti: “Osmaniye Mahallesi’nde göreve başladıktan sonra ilk olarak mahallenin görsel açıdan güzel görünmesini sağladık. Park ve sokak tabelalarını ve elektrik direklerini de yeniledik. Bakırköy Belediyesi ile diyalog içinde olarak bunları gerçekleştirdik. Bilhassa, minibüsçülerle konuşarak onları Osmaniye Meydanı’ndan metroya kadar çıkardık. Vatandaşlarımız meydana gitmek için artık taksi tutup gitmiyorlar. Osmaniye SSK’nın önünde hasta ve yaşlılarımızın otobüs beklerken oturmaları için banklar yaptık. Bu konuda belediye bize çok yardımcı oldu. ‘’PTT’DE SIKINTIMIZ ÇOK’’ Osmaniye Mahallesi yaklaşık 45 bin nüfusu olan bir mahalle. İnsanlar çoğu işini postaneyle gördükleri için her gün kuyruklar oluşuyordu. Bundan dolayı PTT Genel Müdürlüğü’ne yazı yazarak postanedeki memur sayısının 2’ye çıkartılmasını istedik. Bunun üzerine bir eleman gönderdiler. İşler yoluna girmişti. Fakat son bir aydır, 2 elemandan bir tanesini haftanın 3-4 günü geçici görev adı altında başka yerlere veriyorlar. Ve bu yüzden PTT’de yığılmalar oluyor. Bu konuda vatandaşlarımız sıkıntı içindeler. Özellikle emekli vatandaşlarımızın maaş günlerinde PTT’de oluşan kuyruğun sonu görünmüyor. ‘’TİNERCİLERİ BARINDIRMIYORUZ’’ Mahallemizde bulunan Fildamı’na, Zeytinburnu ve Veliefendi tarafından özellikle akşamları tinerciler geliyordu ve bu tinerciler orada yürüyüş yapan vatandaşlarımızı rahatsız ediyordu. Bu konuda çok şikayet aldık. Daha sonra Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ile bir toplantı yaparak bu sıkıntılarımızı bildirdik. Emniyet güçleri artık tinercilere göz açtırmıyorlar. Her akşam devriye ekipleri özellikle o bölgeyi sıkı takip ediyor. Böylece son zamanlarda orada bulunan tinercileri tamamen uzaklaştırdık. Artık vatandaşlarımız orada yürüyüşlerini rahatlıkla yapabiliyorlar. “MAHALLEMİZDE AĞAÇ EKSİĞİMİZ VAR’’ Osmaniye Mahallesi’nde özellikle ağaç eksiğimiz bulunmakta. Eskiden Pazar kurulan Cemiyet Sokak’taki ağaçlara pazarcılar hep ip bağladıkları için ağaçlar kurumuş. Ayrıca mahallemiz sınırları içersinde yeni bir alışveriş merkezi açılacak. Bu bizim için çok büyük avantaj. Bu konuyla ilgili ben şimdiden çalışmaya başlayarak, mahallemizde bulunan işsiz gençlerin listesini çıkardım. Bu listeyi Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’e vereceğim ve bu gençlere orada iş imkanı sağlamasını isteyeceğim.” Uzunoğlu ayrıca vatandaşlara daha çok hizmet vermek amacıyla, muhtarlığın Cumartesi günleri de açık olduğunu ve Türkiye genelinde cumartesi günleri açık olan ender muhtarlıklardan birisi olduklarını da sözlerine ekledi. ATAKÖY 1.KISIM’DAKİ YAY-SAT PROMOSYON MERKEZİ KAPATILDI Ataköy 1. Kısım Çarşı’da, 10 yılı aşkın süredir hizmet veren Yay-Sat Promosyon Merkezi kapatıldı. Promosyon Merkezi’nin kapatılması çarşı esnafı ve Ataköylüler tarafından tepki ile karşılandı. Yay-Sat yetkilileri ise, daha merkezi bir nokta olduğu gerekçesiyle promosyon merkezinin Kartaltepe Mahallesi Filiz Sokak’a taşındığını belirttiler. VATANDAŞLAR TEPKİLİ Bakırköy’lü vatandaşlar ise, promosyon merkezinin kapatılmasından dolayı tepkili. Vatandaşlar yıllardır 1. Kısım Çarşı’da hizmet veren promosyon merkezinin tekrar eski yerine gelmesini istiyorlar. Bu doğrultuda bir de imza kampanyası başlatan vatandaşlar, 300’ü aşkın imza topladılar. Çarşı esnafı da konudan dolayı sıkıntı yaşadıklarını belirtiyor. Her gün onlarca kişinin pro- mosyon merkezine geldiğini ve merkezin kapalı olduğunu görünce adeta şoke olduklarını belirten çarşı esnafı, bazı vatandaşların ellerindeki kuponları atarak duruma tepki gösterdiklerini belirtiyorlar. Ataköy 1. Kısım Yay-Sat Promosyon Merkezi görevlisi İhsan Özdemir ise, yıllardır Ataköy’de hizmet veren merkezin taşınmasından dolayı üzgün olduğunu belirterek, “Yay-Sat”ın tasarrufu sonucu promosyon merkezi yeni yerine taşındı. Ataköylü vatandaşların gösterdikleri tepkiyi anlıyorum. Çünkü hem biz onlara hem de vatandaşlar bize alışmıştı. Merkeze sadece Ataköy değil, Yeşilköy hatta Florya’dan gelen vatandaşlarımız da var. Bende taşınmayı istemedim. Ama sonuçta bende burada bir işçiyim. Ve alınan karara uymak zorundayım.” dedi. 25 BUNLARA KİM DUR DİYEC EK? PINAR KUMSAL Ataköy 2. Kısım Kocatepe Sokak’ta oturan vatandaşlar sokak girişine belli belirsiz saatlerde park eden otobüsten dolayı şikayetçi. 2. Kısım’da bulunan Doğu Coşkunfırat Parkı ile Ataköy İlköğretim Okulu arasında bulunan Kocatepe Sokak’ta oturan vatandaşlar, Mesnevi Turizm firmasına ait olan otobüsün gece geç saatlerde gelerek sokak girişini otopark gibi kullandığını ve gürültü çıkarttığını belirtiyorlar. Vatandaşlar ayrıca otobüsün park ettiği yerde yıkandığını da belirterek, “yolun bir tarafına bu otobüs diğer tarafına da diğer araçlar park ediyor. Bu nedenle bazen sokağa girişlerde zorluk çekiyoruz. Bir çok kez bu konuyla ilgili yerlere ve otobüs firmasına şikayetlerde bulunduk. Ama şikayetlerimizi dikkate alan olmadı.” diyorlar. BAKIRKÖYLÜLER PLASTİK POŞET KULLANMIYOR Bakırköy Belediye Meclisi’nin 1 Ağustos 2010 tarihinden itibaren Bakırköy’de plastik poşet kullanımına getirdiği yasak Bakırköylüler tarafından benimsendi. Bakırköy Belediye Meclisi’nin Mart 2010 oturumlarında plastik poşet kullanımıyla ilgili yasak kararı aldığını belirten Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, “Belediye olarak firmalara ellerindeki stokları tüketmesi için 1 Ağustos 2010 tarihine kadar süre verdik ve bu tarihten itibaren de Bakırköy’de plastik poşet kullanımını yasakladık. Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ekiplerimiz Bakırköy’deki tüm işyerlerine aradaki süre zarfında tebligat yaptı. Ve bugün itibarıyla Bakırköy’de plastik poşet yerine biyo-bozunur poşet, file ve bez torba kullanıldığını görmek beni mutlu ediyor. Bu konuda bizim yasaklarımızdan önemlisi Bakırköylü yurttaşımızın bu çalışmaya sahip çıkması sevindirici. Bakırköylüler bir plastik poşetin yüzyıllarca geçen sürede bozulabildiğinin bilincinde ve alışveriş yaptıkları mağazalarda artık plastik poşet görmek istemiyor. Ayrıca plastik poşet kullanmakta ısrar eden firmalar var ise de Zabıta Müdürlüğü’ne ya da Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’ne gerekli şikayetlerde bulunabilirler. Bu konuda kimsenin gözünün yaşına bakmayız. Biz bu ülkeyi dedelerimizden miras almadık, torunlarımızdan emanet aldık.” dedi. TAKSİ DURAKLARI YENİLENİYOR Bakırköy Belediyesi ilçedeki taksi duraklarını modern hale getirerek yeniliyor. Taksici esnafının önemli bir hizmet işlevi olduğunu belirten Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, “Taksici esnafı arkadaşlarımız gerçekten çok zor koşullar altında çalışıyorlar. Bir taraftan İstanbul’un trafik çilesi bir taraftan 50100 Lira için canlarından olmaları. Kendilerini en azından duraklarındayken rahat hissedebilmeleri için Bakırköy’deki tüm taksi duraklarını yenilemeye başladık. Şu ana kadar 5-6 taksi durağını yeniledik diğerlerini de yenilemeye devam ediyoruz. Ayrıca Bakırköy’deki tüm taksi duraklarında çalışan arkadaşlarımıza BAKKART’da veriyoruz. BAKKART sahibi taksici arkadaşlarımız Bakırköy Belediyesi’nin tüm birimlerinden ücretsiz yararlanıyorlar. Bir de İstanbul’un hatta Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar haftanın 7 günü 24 saat acil sağlık hizmetinden yararlanıyorlar.” dedi. HAYATIMIZ “????” İŞARETLERİNDEN İBARET… Hava, yağsam mı? yağmasam mı? diye düşündüğü bir günde. Yağmasam da, gürlesem mi acaba? modunda. Aynı benim gibi… Hava düşünürken, birden patlamayla yağdırır içinde ne varsa. Ertesi gün balık pazarı, hatta seyyar balık tezgahları dahil canlı, taze balıklarla dolar. Çarşının içinden geçerken, denizin kokusu henüz üstünden gitmemiş taze balık kokusunu içimi acıtıncaya kadar, bir solukta çektim. İçimi acıtıncaya kadar, çünkü iyotu hayalimle gerçek arasında bir yerde iyice hissetmek adına… Deniz ve balık aşkı adına, tam köşeyi dönmek üzereyken, tezgaha tutunan, adeta tezgahtan güç alan, damarları derinin üzerine çıkmış ellere, yılların verdiği yorgunlukla kıvrılmış parmaklara, gözüm gayri ihtiyari takıldı. Sonra, göz çevresindeki kırışıklıkların iyice ortaya çıkmasını sağlayan sımsıcak gülümsemeyle birbirlerine bakan, iki çift göz gördüm. Büyük ihtimalle, karı kocaydılar. İkinci dünya savaşı dahil darbe ve ülkesi içinde iç savaşlara tanık olmuş karı kocaydı. Hala gülümseyebiliyorlardı. Ben onlar kadar yaşamamıştım elbet. En azından karne ile ekmek almadım veya gaz lambası için gaz kuyruğunda da beklemedim. Yokluğun çocuğu olup, yokluktan var etmedim o dönem insanları gibi. Ama o dönemden gelen, yetişen karı koca hala evliydiler ki bu zamanda boşanma oranı evlenme oranından fazla iken, onlar hala evli kalmayı başardıkları gibi üstelik geçtikleri zorluklara rağmen gülümsüyorlardı. Fazla dikkatlerini çekmeden, daldığım alandan, gerçeklerimin yansıması ile buluştu ruhum yeniden. Bu buluşmanın neticesinde, ayağımın bastığı her metrekareye sorular yerleştirdim itinayla… Ben o dönemden, daha yasaklı ve yasakların getirdiği karanlık geleceğe doğrumu gidiyorum acaba? O dönem ekonomik ve sosyal hayatla savaştı amma velakin bana konuşabileceğim demokratik alanlar bırakırken ben ve benim dönemim geleceğe demokrasinin sus paylarını almış bir gelecek mi bırakıyoruz? Acaba sus payları doğruları yazan ve söyleyenlere verilirken, ben ve ben gibiler az mı mücadele ettik? Sürekli sus, konuşma aman evladım diyenlere karşılık paylarımızı ben ve ben gibi düşünenler korkular yüzünden bastırıldık mı?... Ve hayatım “???”işaretlerinden ibaretken bastığım her metrekarenin bitişine geldiğimi fark ettim. Geleceğim yere gelmiştim... Vardığım noktada, canımın içi halkım ile birlikte yeni yasaklarımızla ayıldım. Artık RTÜK hükümete bağlanacaktı yani istediklerini seyredip, istemediklerini seyretmeyecektik. İçki deniz kenarındaki lokantalarda yasaklanacak haberi geldi. Güzelim boğazımın keyfi su ve balıkla yerini alıyordu. Eğer içkili düğün istiyorsak aman dikkat çünkü kır düğünlerine yasak geliyor. Kış düğünlerinde artışlar gözlenecek. Yılların basket takımı, başarıya imza atan EFES PİLSEN ismi değişecek çünkü içkiyi çağrıştırdığı için yasak. TÜTÜNSPOR ismi değişecek, sağlığa zararlı sigarayı çağrıştırıyor. Ben bu satırları yazarken, yeni yasaklar kesin getiriliyordur. Yasaklar, caydırıcı değil, körükleyici bir tünel, cezp edici ve merak uyandırma aracıdır. Yasaklar geldikçe, halkta başkaldırılar artacaktır. Hem de önlenemeyecek haller alacaktır. SON SÖZ: Hayatımızın “???” işaretlerinden ibaret hallerinden çıkıp, hep beraber çözümü olan cevaplar bulmak dileği ile… 26 HAFIZASINDA 1000 TELEFON NUMARASI VAR Bakırköy Belediyesi’nde telefon operatörü olarak çalışan görme engelli Serkan Kara’nın hafızasında binden fazla telefon numarası bulunuyor. 4-5 yaşlarında iken sağ gözünden 4 kez, sol gözünden de 3 kez geçirdiği yanlış ameliyatlar sonucu görme engelli olan Serkan Kara 13 yıldır Bakırköy Belediyesi’nde telefon operatörü olarak görev yapıyor. Belediyenin telefon santralinin kısa süre önce değişmesine rağmen tüm dahili telefonları 1-2 gün içinde ezberlediğini belirten Serkan Kara, “Telefonları aklımda tutmam işimin de bir parçası. İşini severek yapan herkes gibi ben de üzerime düşen sorumluluğu yerine getiriyorum.”dedi. Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen de , ”Özellikle cep telefonları çıktıktan sonra direkt cep telefonlarından numaraları çevirdiğimiz için artık hafızamızda telefon numaraları tutmama alışkanlığımızın bulunduğu zamanımızda, Serkan’ın zihninde binden fazla telefon numarasını tutması gerçekten çok anlamlı. Serkan’la gurur duyuyoruz. Serkan’ın telefon operatörü olarak görev yapması ayrıca zaman açısından da önemli. Serkan, telefonları hafızasında tuttuğu için başka birisinin 15-20 saniyede rehberden bulacağı numarayı 2-3 saniye içinde ilgilisine bağlıyor.” şeklinde konuşarak Serkan Kara ile ilgili düşüncelerini söyledi. 60 BİN BÖBREK HASTASI NAKİL BEKLERKEN SADECE 2500’ÜNE NAKİL YAPILIYOR Bakırköy Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü ile Acıbadem ve International Hospital Hastaneleri tarafından Bakırköy Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Organ Nakli” konulu sağlık söyleşisinde konuşan Prof. Dr. Alihan Gürkan ve Doç Dr. Ülkem Yakupoğlu, Türkiye’de organ bağışının çok düşük olduğunu söylediler. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Alihan Gürkan söyleşide, “Türkiye’de organ bağışıyla ilgili ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Çok açık bir örnek verecek olursam Türkiye’de böbrek yetmezliğinden kaynaklı 60 bin hastaya böbrek nakli yapılması gerekirken geçtiğimiz yıl sadece 2500 hastaya böbrek nakli yapılabilmiştir. Ülkemizde her yıl böbrek nakli yapılması gereken hasta sayısı %13 artmaktadır ve 2016 yılında 100 bin kişiye böbrek nakli yapılması gerekecektir. İnsanlar arasında bilgisizlikten kaynaklı, beyin ölümü gerçekleşen hastaların vücudunu parçalıyormuşuz gibi bir inanış var. Bu kesinlikle yanlıştır. Organı alınan hastanın vücuduna estetik bile yapılıyor yara izi kalmasın diye. Beyin ölümü gerçekleşen hastalar aslında organ bağışı yapılarak onurlandırılmaktadırlar. Lütfen organ bağışı konusunda hassas olalım yarın kendi başımıza gelecekmiş gibi davranalım.” şeklinde konuştu. Acıbadem Üniversitesi Nefroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Ülkem Yakupoğlu da, tuz tüketiminin günlük 5 gramın altına düşürülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Tuz tüketimi başta böbrekler olmak üzere pek çok organa zarar vermektedir. Günlük tüketimimizi 5 gramın altına düşürmeliyiz. Ayrıca 65-70 kilo bayanların en az 1.5 litre, erkeklerin de 2 litre her gün su tüketmesi gerekiyor. Burada dikkat edilecek konu, su zehirlenmesine sebep olmamak için 3 litreyi çok fazla aşmamalıyız. Ülkemizde 7.5 milyon insanımız böbrek hastalığı çekmektedir. Ve sağlık harcamalarının da %20’si böbrek hastalıklarına gitmektedir. Bu yüzden 40 yaşı aşmış herkesin senede bir kez böbrek fonksiyonları testi yaptırması gerekmektedir.” dedi. İSTANBUL’A 1 MİLYON 2011 FİDAN KAMPANYASI 2011 yılının Uluslararası Orman Yılı ilan edilmesi nedeniyle Orman Genel Müdürlüğü etkinlikleri çerçevesinde İstanbul’a 1 milyon 2011 adet fidan dikilecek. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 20 Aralık 2006 tarihli ve 61/193 sayılı kararı ile 2011 Yılı ‘’Uluslararası Orman Yılı’’ olarak ilan edildi ve bu kapsamda, tüm dünyada her ülke bir takım faaliyetler gerçekleştiriyor. Küresel ısınmanın panzehirinin ormanlar olduğu bilinciyle ağaçlandırma çalışmalarına hız veren Orman Genel Müdürlüğü, halkımızı ağaç dikmeye ve ormanları korumaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarına da ülke genelinde yaptığı çeşitli etkinliklerle devam ediyor. 2011 Uluslararası Orman Yılı etkinliklerine, TBMM’de Orman Genel Müdürlüğü’nün açtığı sergiyle başlanırken, etkinlikler kapsamında İstanbul’a da 1 milyon 2011 fidan dikilecek. KKTC BAŞBAKANI İRSEN KÜÇÜK BAHÇELİEVLER BELEDİYESİ’Nİ ZİYARET ETTİ Resmi gezi ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere İstanbul’a gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı İrsen Küçük, Bahçelievler Belediyesi’ni ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Beraberinde eşi Gülin Küçük, KKTC İstanbul Başkonsolosu Servet Dorak ve Gazi Magosa Büyükkonuk Belediye Başkanı Sezai Sezen olduğu halde Bahçelievler Belediyesi’ne gelen KKTC Başbakanı İrsen Küçük Belediye Başkanı Osman Develioğlu’ndan çalışmaları hakkında bilgi aldı. KKTC Başbakanı İrsen Küçük ve beraberindeki heyeti Bahçelievler’de konuk etmiş olmaktan büyük onur duyduklarını belirten Başkan Develioğlu; “Geçmişten gelen bağlarımız bizleri birbirimize sımsıkı kenetliyor, her konudaki dayanışmamız dün olduğu gibi yarınlarda da artarak devam edecektir” dedi. KKTC Başbakanı İrsen Küçük de kendisine Bahçelievler’de gösterilen misafirperverlikten çok memnun olduğunu belirterek tüm İstanbullu ve Bahçelievlerlileri yaz tatillerini geçirmek üzere Kıbrıs’a davet etti. Başkan Develioğlu ziyaretin anısına KKTC Başbakanı İrsen Küçük’e Bahçelievlerli ev hanımlarının elemeği olan altın işleme cam vazo armağan ederken, Başbakan Küçük de Başkan Develioğlu’na Kıbrıs’lı genç kızların elemeği olan işleme motif tablo hediye etti. Öte yandan ziyaret sonrasında Ak Parti Milletvekilleri Alev Dedegil, Mehmet Domaç, Ünal Kaçır, Feyzullah Kıyıklık, İbrahim Yiğit, Mahmut Dede, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Bahçelievler Kaymakamı Şevket Cinbir, Güngören Kaymakamı Seyfettin Azizoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Yusuf Uzun, Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı ve Türk ve Kıbrıslı işadamları ile birlikte iş yemeğinde bir araya gelen KKTC Başbakanı İrsen Küçük Türk işadamlarını Kıbrıs’a yatırım yapmaya davet etti. 27 HAKLARINIZIN NE OLDUĞUNU BİLİN VE HAKKINIZI ARAYIN Biz Tüketiciler, Tüketirken nelere dikkat ediyoruz, tüketici olarak haklarımız nelerdir, tüketici olarak haklarımızı nasıl ve nerede arıyoruz, tüketirken çevreyi, doğayı gözetiyor muyuz ve ekonomik-sosyal hayatta tüketici olarak etkin bir yer alabiliyor muyuz? İşte çok merak edilen bu soruları Tüketiciler Derneği (TÜDER) Başkanı Engin Başaran’a sorduk, çok önemli ve dikkatlice okunması gereken yanıtlar aldık. Sayın Başaran, öncelikle tüketici kimdir? Tüketici para karşılığı mal ve hizmet satın alır fakat bunu yaparken kendisi için kullanır. Eğer başkası için mal ve hizmet satın alıyorsa, o satıcı veya üretici olur. Dolayısıyla tüketici, başkalarının kazancı için değil kendisi için mal ve hizmet alan kişidir. Günümüzde üretim o kadar arttı ki, fabrikalar 24 saat çalışıyor. Sürekli bir üretim halindeler. Yeni ihtiyaçlar yaratıyorlar. İnsanlara sürekli tüket komutları veriliyor. Televizyonu açıyorsunuz tüket komutları, radyoyu dinliyorsunuz tüket komutları, alışveriş merkezlerine gidiyorsunuz her tarafta ışıklı reklamlar, ilanlar, kampanyalı satışlar, ön ödemeli satışlar, kredi kartları, krediler size durmadan tüketin diyorlar. Peki, insanlarımız bu konuda bilinçli davranıyor mu? Türkiye’de bilinçli tüketici kavramından bahsedebilir miyiz? Maalesef ülkemizde bilinçli tüketici sayısı çok az. İnsanlarımız kendilerine adeta dikte edilen bu tüket komutlarına kanıyorlar. Siz eğer buna ayak uydurup sürekli tüketeyim dediğiniz zaman bir bakıyorsunuz ki, kendinizde tükenmişsiniz, kredi kartları borçlarınız birikmiş. Hatta intiharlara kadar süren vakalarda mevcut. O halde günümüz insanının öncelikle bu tüketime bir fren yapması lazım. Ayrıca az gelişmiş ülkelerde müthiş bir lüks tüketim hevesi başladı. Gelişmiş ülke insanlarında bu yoktur. ABD’de tüketicilerin 4-5 yılda bir cep telefonu değiştirdiğini görüyoruz, Türkiye’de ise cep telefonu değiştirme süresi 17 ay olmuştur. İnsanlar lüks markaya sahip olmayı kendilerine bir mutluluk vesilesi yapıyorlar. Dolayısıyla bu tüketim çılgınlığının içinde kendilerini buluyorlar. Bugün az gelişmiş ülkelerde duvardan duvara büyük televizyonlar varken; Avrupa’da küçük televizyonlar bulunur. Bizde televizyon yatak odalarına kadar girmiştir. Bilinçsiz tüketim sonucunda, maddi sıkıntı çekiyoruz, sağlığımızdan oluyoruz, çevreyi kirletiyoruz. Ve Türkiye’yi bir teknoloji çöplüğü haline getiriyoruz. Söylediklerinizden yola çıkarak iyi bir tüketici nasıl olmalıdır? İyi bir tüketici olmak için; akıllı olmalıyız. İhtiyacımız kadar tüketmeliyiz. Mutluluğu tüketimde aramamalıyız. Akıllı bir tüketici tabi ki, banka kredisi kullanır, kredi kartı kullanır. Ama kullanmanın bir yöntemi var. Yapılan araştırmalara göre insanlar para harcarken daha cimri, kredi kartı ile alışveriş yaparken daha savruk oluyorlar. Akıllı bir tüketicinin bir ya da 2 tane kredi kartı olur. İyi bir tüketici aynı zamanda bilinçli bir çevrecidir. Bilinçli tüketici alışverişlerinizde doğayı ve çevreyi koruma titizliğini gösterir. İyi bir tüketici enerji tasarrufuna dikkat eder. İyi bir tüketici örgütlüdür. Kendi sorunlarına olduğu kadar toplum sorunlarına da sahip çıkandır. Tüketicilerin kendi sorunları kadar, toplum sorunlarına da sahip çıkması gerektiğini belirttiniz. Peki, sizce insanlarımız tüketici haklarında yeterli bilgiye sahip mi? Tüketicilerin Hakları nelerdir? İşin gerçeği, tüketiciler sahip oldukları hakları bilmiyorlar. Tüketiciler haklarını bilerek alışveriş yapmalıdır. Eğer haklarınızı bilmeden alışveriş yaparsanız çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalırsınız. Her ne kadar sorunları giderecek bir takım kurumlar oluşturulmuşsa da hakkınızı aramak son derece zor, son derece pahalı, son derece sinir yıpratıcı bir yoldur. Bilinçli bir tüketici hiçbir zaman kendisine körü körüne sunulan tarifelere kampanyalara inanmaz. Bir ürün alacaksak, önce piyasa araştırması yapmalıyız, kalitesini karşılaştırmalı, fiyatlarını karşılaştırmalıyız. Asla satıcının fikirlerine uymayın. Aç ve yorgun değilken alışveriş yapın. Alışveriş yaptığınızda mutlaka sorun. Bunun yetkili servisleri var mı? Mutlaka ne alırsanız alın belgesiyle alın. Faturasız hiçbir ürün almayın. Elinizde faturası fişi olmayan hiçbir ürünü şikayet etme hakkınız yok. Satın aldığınız her türlü elektronik ürünün üzerinde yazsa da, yazmasa da en az 2 yıl garantisi vardır. Eğer sizden kaynaklanmayan bir nedenle bozulmuşsa bunları yetkili servislerde ücretsiz tamirini yaptırabilirsiniz. Eğer tamiri mümkün değilse 2 senede kullanmış olsanız bu ürünleri değiştirme hakkınız var veya istiyorsanız parasını geri alma hakkınız var. Aldığınız bir ürün ayıplı ise siz o ürünü ilk 30 gün içerisinde değiştirebilir, paranızı geri alabilirsiniz. Fakat eğer aldığınız bir ürün ayıplı değil, eve geldiniz ürünü beğenmediniz ya da üstünüze olmadı o zaman bu ürünü değiştirme ve paranızı geri alma hakkınız yok. Bir ürünün değişebilmesi için ancak ayıplı olması lazım. Böyle durumlarda özellikle hediye alıyorsanız, ben bunu hediye alıyorum, içerisine hediye fişi koyun diyeceksiniz, onlarda hediye fişi koyacaklar eğer ürün büyük veya küçük gelmişse 30 gün içerisinde onu değiştirebilir, parasını geri veremez. Sadece değiştirebilir. Kapıya gelen satıcılardan asla alışveriş yapmayalım. Bu son derece önemli. Gıda ürünlerine çok dikkat edelim. Aldığımız gıdaların üzerinde Bakanlığın ruhsatı var mı? Ruhsat tarihi var mı? Müşteri numarası var mı? Bütün bunlara çok dikkat etmeliyiz. Aldığımız gıda ürünlerinde paketler ezik veya bozuksa, yıpranmışsa, son kullanma tarihine daha uzunca bir süre olsa bile bu tür ambalajları ürünleri almayın. Yetkili servise ürünü bıraktınız, size geri döndüler dediler ki, elimizde şu an yedek parça yok. O zaman 30 gün beklediniz yok, 40 gün beklediniz yok, işte burada bileceksiniz ki, tüketici olarak sizin hakkınız yetkili serviste bir ürününüz varsa en fazla 30 iş günüdür. Cumartesileri de iş günü olarak sayılır. 30 gün içinde eğer ürününüz yapılıp size geri verilmiyorsa siz yeni bir ürün almaya hak kazanmışsınızdır. Kullanım ömrü boyunca her ürünün bir yedek parçası bulunmak zorunda. Bunların yanı sıra tüketicilerin evrensel hakları da var. Bunlar, tüketicinin temel ihtiyaçlarının karşılanması hakkı, sağlık ve güven- lik hakkı, mal ve hizmetlerin serbestçe seçilmesi hakkı, temsil edilme hakkı, tazmin edilme hakkı, eğitim hakkı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı. Tüketicilerin mutlaka haklarını bilmesi ve ona göre alışveriş yapması gerekir. Yoksa ciddi sorunlarla karşılaşılır. Sayın Başaran, tüketiciler karşılaştıkları bir sorunun çözümü için nasıl bir yol izlemelidir? Bu doğrultuda tüketicilerin haklarını arayacağı adresler nerelerdir? Sanayi ve Ticaret İl Müdürlükleri, Belediyeler, Ticaret Odaları, Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği, Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü, Tüketiciler Derneği, İl Hakem Heyeti, İlçe Hakem Heyeti gibi kurumlarda haklarımızı arayabiliriz. Eğer bir sorunla karşılaştığınız zaman, Tüketici Dernekleri’ni arayarak telefonla bilgi alabilir veya internet sayfalarında tüketici haklarını geniş bir şekilde inceleyebilirsiniz. Kaymakamlıklarda yasa ile kurulmuş Tüketici Hakem Heyeti vardır. Dilekçe ve belgelerle birlikte oraya ücretsiz olarak başvurabilirsiniz. Onlar sizi ve satıcıyı çağırırlar. Her iki tarafı da dinlerler ve kim haklıysa ona karar verirler. Çıkan karara üretici de tüketici de uymak zorundadır. Dolayısıyla unutmayalım bir sorun yaşadığımızda Kaymakamlıklarda bulunan Tüketici Hakem Heyetleri’ne başvuruyoruz. Eğer Tüketici Hakem Heyeti’nde çalışan raportör sizin şikayetinizi herhangi bir nedenle almıyorsa yine gelip şikayet edeceğiniz yer Tüketici Dernekleri olacaktır. Çünkü Tüketici Dernekleri orayı da sorguluyor. Tüketicilere son olarak vermek istediğiniz mesajlar nelerdir? Türk insanı olarak maalesef zor kazanıyor ve bilinçsizce harcıyoruz. Kredi kullanım sorunları, belge olmadan yapılan alışverişler, haklarımızın ne olduğunu bilmemek, hak aramada ve örgütlenmedeki isteksizlik, biz tüketicilerin yaşam kalitesinin düşmesine neden olmakta ve Avrupa Birliği (AB) sürecini yaşadığımız bu dönemde AB’li tüketicilerle aramızda büyük uçurumlar oluşturmaktadır. Aradaki bu uçurumun kapanması için tüketicilerimiz haklarını araştırsın, sorsun, öğrensin. Ülkemizde tüketici bilinci tam olarak yerleşmediği için insanlarımız karşılıaştıkları sorunlar karşısında bir şey yapamıyor, haklarını arayamıyorlar. Bunun sebebi de haklarını tam olarak bilmemeli Biz Tüketiciler Dernekleri olarak her zaman halkımızın yanındayız. Vatandaşlarımız www.tuder.net internet adresinden ve (0212) 660 47 48 numaralı telefondan bize ulaşabilirler. Arzu BERATOĞLU DAHA ÇAĞDAŞ, DAHA YÜKSEK BİR YAŞAM KALİTESİ İÇİN; HAKLARINI ÖĞREN, HAKLARINI ARA ve ÖRGÜTLÜ OLARAK ÇÖZÜMLERE KATIL.. UNUTULMAMALIDIR Kİ ÇOĞU KEZ “HAKLAR VERİLMEZ, ALINIR” 28 03 OCAK 2011 PAZARTESİ Yapılan yoklamada meclis üyelerinden Bedroz Avedikyan, Serdal Kılavuz,Türkan Elif Arıkan Can'ın bulunmadığı,Suat Polat'ın izinli olduğu, gelmeyen üyelerin izinli sayıldığı ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından açıldı. Gündem okundu, oy birliği ile kabul edildi. AK Parti meclis üyelerinin vermiş olduğu iki adet soru önergesi okundu. 1- Denetim Komisyonu Raporu konulu soru önergesinin başkanlık makamına gönderilmesine. 2Zeytinlik Mahallesi yol ve kaldırım taşları konulu soru önergesinin başkanlık makamına gönderilmesine karar verildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesine 1-Yazı işleri müdürlüğü başlıklı 5393 sayılı yasanın 25. maddesi gereği Denetim Komisyonu üye seçimine dair adaylar belirlendi.Yapılan gizli oylama ve açık tasnif neticesinde Ali Kenan Kır 20 oy, Uğur Beceren 22 oy, Adnan Türkoğlu 22 oy, Bahar Sunman 22 oy, Ali Erten 22 oy, Mehmet Emin Ertekin 5 oy alarak sonuçta, Ali Kenan Kır, Uğur Beceren, Adnan Türkoğlu, Bahar Sunman ve Ali Erten’in Denetim Komisyonu’na üyeliğine seçilmelerine karar verildi. 2- Yazı İşleri Müdürlüğü başlıklı yurt içi ve yurt dışı görevlendirmelerde başkanlık makamına yetki verilmesine dair başkanlık teklifinin oy birliği ile kabulüne, 3- Mali Hizmetler Müdürlüğü başlıklı belediyemizin banka hesaplarına konulan ve konulacak hacizlerin 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. madde son paragrafına göre vergi, resim ve harç gelirlerinin haciz edilemeyeceğine ayrıca belediye adına kayıtlı tüm gayrimenkullerin kamuya tahsis edilmesine dair evrakın 05 Ocak 2011 tarihli 2. birleşimde görüşülmesine kara verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından 05.01.2011 Çarşamba günü saat 16:00'da toplanmak üzere kapatıldı. OCAK 2011 BELEDÝYE MECLÝSÝ’NDE NELER GÖRÜÞÜLDÜ satışı yapılabilmesine dair başkanlık teklifinin 3 çekimser (Mehmet Emin Ertekin, Ayhan Can, Elif Arıkan Can) oya karşın oy çoğunluğuyla kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından 07.01.2011 Cuma günü saat 16:00'da toplanmak üzere kapatıldı. 05 OCAK 2011 ÇARŞAMBA Yapılan yoklamada meclis üyelerinden Serdar Kılavuz, Servet Deniz, Sefa Birinci, Yalçın Kayalı'nın bulunmadığı, gelmeyen üyelerin izinli sayıldığı, ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından açıldı. Geçen birleşime ait zabıt özeti okundu. Yapılan düzeltmelerle oybirliğiyle kabul edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde, 1- Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü başlıklı 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu'nun 8. maddesine istinaden hafta tatili ruhsatı alınmasına dair başkanlık teklifinin oybirliğiyle kabulüne, 2İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü başlıklı 1 adet Veteriner İşleri Müdürlüğü kadrosunun iptali, 1 adet boş şehir plancısı, 1 adet boş teknik ressam kadrosunda değişiklik yapılması ve 10.12.2010 tarih 27781 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı gereği, kütüphaneci 3- Mali Hizmetler Müdürlüğü başlıklı belediyemizin banka hesaplarına konulan ve konulacak hacizlerin 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesi son paragrafına göre vergi, resim ve harç gelirlerinin haciz edilemeyeceğine dair ayrıca belediye adına kayıtlı tüm gayrimenkullerin kamuya tahsis edilmesine dair evrakın incelenmek üzere Hukuk Komisyonu'na havalesinin 7 kabul ( Cavit Ganiç, Suat Polat, Coşkun Alagöz, Mehmet Emin Ertekin, Ayhan Can, Elif Arıkan Can ve Ramazan Baş) oya karşın oy çoğunluğuyla reddine evrakın 4 ret (Emin Ertekin, Ayhan Can, Elif Arıkan Can, Ramazan Baş) oya karşın oy çoğunluğuyla kabulüne, 4- Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü başlıklı Bakırköy İlçesi'nde açık alkollü içki 07 OCAK 2011 CUMA Yapılan yoklamada meclis üyelerinden Servet Deniz, Serdal Kılavuz ve Bahar Sunman'ın izinli olduğu, ekseriyetin bulunduğu, gelmeyen üyelerin izinli sayıldığı tespit edilerek birleşim Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen tarafından açıldı. İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü'nün 03.01.2011 tarih ve 4 sayılı bilgilendirme yazısı okundu. Geçen birleşime ait zabıt özeti okundu, yapılan düzeltmelerle oybirliğiyle kabul edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde, 1İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü başlıklı 5393 sayılı yasanın 49. maddesi kapsamında tam zamanlı çalıştırılması düşünülen sözleşmeli personele unvanlar itibari ile ödenecek ücretin belirlenmesine dair başkanlık teklifinin oybirliğiyle kabulüne, 2- Özel Kalem Müdürlüğü'nün çalışma yönetmeliğine dair Hukuk Komisyonu Raporu'nun 5 ret oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, 3- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün Şevketiye Mahallesi 30/4-5 pafta 1221 ada 191,192,193 sayılı yer ile ilgili 1/1000 ölçekli uygulama imar planına askı süreci içinde yapılan itirazın incelenmesine dair İmar Komisyonu Raporu'nun oybirliğiyle kabulüne, 4- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün 1/1000 ölçekli Ataköy uygulama imar planı teklifine dair İmar Komisyonu Raporu'nun oybirliğiyle kabulüne karar verildi. Gazeteci Hrant Dink'in öldürülüşünün 4. yıldönümüne istinaden yazılan metnin yapılan değişikliğin basına verilmesine oybirliğiyle karar verilerek birleşim, Meclis Başkanı Ateş Ünal Erzen tarafından 07 Şubat 2011 Pazartesi günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı. Meclis oturumlarýnýn tamamýný gazetemizin www.atakoygazete.com.tr sitesini ziyaret ederek okuyabilir ve sesli olarak dinleyebilirsiniz. TOFD’NİN HAZIRLADIĞI ÖĞRETİCİ FİLM OKULLARDA GÖSTERİLECEK Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) tarafından hazırlanan “Sığ Suya Atlama Sonucu Oluşabilecek Sakatlıkları önleme Kampanyası’’ konulu kısa film tüm okullarda gösterime girecek. Milli Eğitim Bakanlığı’nın da onayladığı ve desteklediği proje için pilot bölge olarak seçilen Bakırköy’de en kısa sürede başlayacak olan çalışmanın daha sonra tüm Türkiye’de yapılması planlanıyor. Konuyla ilgili olarak TOFD’de düzenlenen toplantıya., Bakırköy kaymakamı Yakup Vatan, Bakırköy ilçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Özcan ve Bakırköy’e bağlı 60 okulun müdürleri katıldı. Toplantıda konuşan Ramazan Baş, kendisinin de sığ suya atlaması sonucu omurilik felci olduğunu belirterek. ‘’Liseyi bitirmiştim, üniversiteye hazırlanıyordum. Ne yazık ki 15 yıl sonra üniversiteye girebildim. Kazaların kişiye ve topluma maddi ve manevi zararı çok fazla, bu çalışma tüm toplum için çok önemli.’’ dedi. TOFD’nin Bakırköy ve engelliler için çok önemli bir dernek, olduğunu ve derneğin çalışmalarını yakından takip ettiğini belirten Bakırköy Kaymakamı Yakup Vatan’da, ‘Dernekte, çocuklarımızın engelliler konusun- da bilinçlenmesi adına çok güzel çalışmalar yapılıyor. Biz de İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzün himayesinde okulların bu projelerde yer almaları ve sosyal sorumluluk projelerine katkı sağlamalarını ve sosyal sorumluluk bilincinin artması adına öğrencilerimizi teşvik etmeliyiz’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra dernek başkanı Ramazan Baş, Bakırköy Kaymakamı Yakup Vatan ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Özcan’a teşekkür plaketi takdim etti. 29 80 kişilik kontejan 2 bin 576 başvuru BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı Adana’daki; Adana E Tipi Kapalı, Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı ve Karataş Kadın Kapalı cezaevlerine alınacak 20’si kadın 80 kişilik infaz koruma memuru kadrosu için 2 bin 576 kişi başvurdu. Cezaevlerindeki infaz koruma memurluğu için başvuranlar uzun kuyruklar oluşturdu. “İş kazalarının %83’ü KOBİ’lerde yaşanıyor” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, iş kazası sayısı itibariyle dünya ortalamasının altında olan Türkiye’nin, ölümlü iş kazalarında dünya ortalamasının üstünde olduğunu söyledi. Türkiye’de 2009 yılında 64 bin iş kazasında 1.171 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Dinçer, “İş kazalarının yüzde 83’ü KOBİ’lerde meydana geliyor” dedi. Alkollü araç Kullananların Sayısı Artıyor! Trafik kazalarında en önemli iki faktörü oluşturan alkollü araç kullanımı ile hız limiti aşımı konusunda alınan önlemler yarı yarıya sonuç verdi. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı trafik ekiplerince alkollü araç kullanımı nedeniyle geçici olarak geri alınan sürücü belgesi sayısı, 2002 yılında 75 bin 265 iken, bu rakam 2003 yılında 76 bin 262’ye, 2004’de 88 bin 96’ya, 2007’de 106 bin 168’e, 2009’da da 121 bin 787’ye çıktı. 2010 yılında ise sadece polis sorumluluğu bölgesinde alkollü araç kullanan 129 bin 448 sürücünün sürücü belgesi geri alındı. Bu rakamlar sürücü belgelerini geri alma işlemlerinin yüzde 84’ünün alkol nedeniyle gerçekleştiğini gösteriyor. Aşırı hız nedeniyle geçici olarak sürücü belgesi geri alınan sürücü sayısı ise 2002’de 8 bin 100, 2003’de 4 bin 391, 2004’de 3 bin 491, 2007’de 985 ve 2009’da bin 90 olarak gerçekleşti. Rakamlarda aşırı hız nedeniyle sürücü belgesi geri alınan sürücü sayısının her yıl azaldığı görülüyor. Türkiye’de Kaç Avm Var Biliyor musunuz??? Türkiye’de 46 şehirde, toplam 260 Alışveriş Merkezi bulunuyor. Sektöre dahil olacak kiralanabilir alan 2 milyon metrekare iken bu yıl açılacak Alışveriş Merkezi sayısı ise 50! Ziyaretçi sayısı 1.1 milyar kişi olan Avm’lerde yaratılan ciro 25 milyar TL. Sektöre yapılan yatırımlar ise sadece 35 milyar $. 2015’e kadar hedeflenen yatırım ise 50 milyar $. Avm sektörünün yarattığı istihdam şimdilik 350 bin kişi ve bu sayının 2015 kadar 500 bin kişi olması hedefleniyor. İçki Tüketiminde Türkiye Sonuncu Türkiye 30 Avrupa ülkesi arasında içki tüketimi bakımından yılda ortalama kişi başına 1.4 litre ile sonuncu. Avrupa Birliği’nin alkol tüketimi yılda kişi başına 10.8 litre. Yani Türkiye’den 8 kat daha fazla… Avrupa’nın en çok içen ülkesi, kişi başına ortalama 15.5 litre ile Lüksemburg. Avusturya 12.5 litre tüketiyor, Fransa kişi başına ortalama 12.6 litre içki içiyor. İngiltere 10.8 litre, Almanya ise kişi başına 9.9 litre içki tüketiyor. Komşumuz Yunanistan kişi başına 9.0, Bulgaristan ise 10.9 litre alkol tüketiyor. Satılan Otomobillerin yüzde 70’i İthal 2000 – 2001 yıllarında Türkiye’de satılan her 100 otomobilin 55 tanesi ithal. 2005 yıllarından sonra ise Türkiye’de satılan her 100 otomobilin 70 tanesi ithal oto oldu. 50’ye yakın yabancı marka otomobilin satıldığı Türkiye’de toplam otomobil satış rakamları ise şöyle; 2000 yılı toplam 466.726, ithalat oranı %55.4, 2005 yılı toplam 438.597, ithalat oranı %68.8, 2010 yılı 509.784 ithalat oranı ise %69.5 “Cep” Mecliste Görüşülüyor TBMM Kanser Hastalıkları Araştırma Komisyonu, cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik radyasyondan korunmak için geniş bir liste hazırladı, şu tavsiyelerde bulundu: Cep telefonundan yayılan dalgadan etkilenim uzaklıkla azalmaktadır. Bu nedenle kulaklık kullanılmalı, telefon baş bölgesinden uzak tutulmalı, kulaklığın kullanılmadığı durumlardan hoparlörden konuşulmalı. Gelişmesi süren çocuklarda cep telefonu kullanım yaşı geciktirilmeli, 18 yaşın altındakiler kullanmamalı. Hamileler cep telefonu kullanmamalı. Cep telefonları kalp, beyin, böbrek gibi organlardan uzakta taşınmalı. Petrol istasyonlarında kullanılmamalı. Cep telefonu alırken SAR değeri düşük olanlar tercih edilmeli. Öğrencilerin okula cep telefonlarıyla girmeleri engellenmeli Baz istasyonları doğumevleri, anaokulları, okullar, huzurevi, kreş, hastane, askeri birlik ve kışlalar gibi toplu yaşanılan yerler olan kurum ve kuruluşlarının, çocuk parklarının ve çocukların sürekli bulundukları alanların yakınına yerleştirilmemeli. Su Hayattır... Sağlıklı erişkin bir erkeğin günde en az 3 litre, sağlıklı erişkin bir kadının ise günde 2.2 litre suya ihtiyacı vardır. Sudaki Mikrobiyolojik Kirlilik Nedir? Suda zararlı Kimyasal maddelerin yanında, sağlığa zararlı, hastalık yapan mikroorganizmalar da bulunmaktadır. Mikroorganizmalar (Virüs, bakteri, mantar, alg ve protozalar) son derece küçük organizmalardır. Bazıları konvansiyonel mikroplarda dahi görünmezler. İçme Sularında Bulunan ve Hastalık Yapan Bakteriler: Salmonella :Yiyecek zehirlenmesine sebep olur. Shigella : Bakteriyel dizanteriye sebep olur. Vibrio organizmalar : Koleraya sebep olur. Campylobacter bacteria: Mide ve bağırsaklarda yaşar, ülsere sebep olur. Demir bakterisi : Boru korozyonuna sebep olur. Sülfür Bakterisi : Suya çürük yumurta kokusu verir. Son derece hızlı bir biçimde korozyona sebep olur. Suda hastalık yapıcı bakteriler olup olmadığı sadece mikrobiyolojik testle anlaşılabilir. Bunun için indikatör mikroorganizmalar kullanılır. İndikatör mikroorganizmalar yoksa hastalık yapan bakterilerde yoktur. İndikatör mikroorganizmalar; Koliform bakteri E. Koli (e. Scherichia) Streptococcus faecalis Clostridium perfringens. Elektrik Faturanız Yüksek mi Geliyor? Uzmanlar, yüksek elektrik faturasının nedeninin enerji tasarrufu yapmayan ev aletlerinden kaynaklandığını açıkladı. BSH Ev Aletleri CEO'su Norbert Klein, evlerde sarf edilen elektriğin yüzde 65'inin ev aletleri kaynaklı olduğunu söyleyerek, “Alacağımız basit önlemler ve tercih edeceğimiz yenilikçi çözümlerle büyük oranda enerji tasarrufu sağlayabileceğimize inanıyoruz.”dedi. Klein, ayrıca ev aletlerinin ömrü boyunca çevreye verdiği zararın yüzde 90'ının kullanım sırasında gerçekleştiğini belirterek; sözlerine şöyle devam etti: "Enerji ve su verimliliğinde en ileri teknolojiyi yaratmanın BSH'nın yapabileceği en önemli şey olduğu kanısındayız ve bunun için yenilikler geliştirmeye devam ediyoruz. Son 15 yılda, BSH enerji sarfiyatını buzdolaplarında yüzde 74, çamaşır makinelerinde yüzde 50, bulaşık makinelerinde yüzde 43 azaltmayı başardı." Çiftçiye 6 milyar liralık desteğin, 5.4 milyarı seçim öncesi dağıtılacak Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, 2011 yılında çiftçiye 6 milyar liralık destek verileceğini söyledi. Eker, “Bu desteğin %90’ını (5.4 milyar lirası) ilk 6 ayda vereceğiz” dedi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile birlikte, Manisa’daki 95 tarıma dayalı sanayi tesisinin toplu açılışını yaptıktan sonra, “Yeni Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı”na katılan Eker; “2002 – 2010 yılından bu yana çiftçimize 36 milyar 200 milyon lira destek ödedik. Bu desteklerle Türk tarım sektörü, dünyada tarımsal üretim bakımından 11.sıradayken 8. sıraya yükseldi.” dedi. Otomotiv Sektörü İç Piyasada Satış Rekoru Kırdı Banka faizlerindeki düşüş ve yoğun kampanyalar, otomobil ve hafif ticari araç satışlarını 2010’da rekora taşıdı. Türkiye’de geçen yıl 760 bin 913 adet otomobil ve hafif ticari araç satıldı. Otomobil Distribütörleri Derneği (ODD) rakamlarına göre, otomotiv sektörünün 2010 yılında elde ettiği sonuçlar şöyle; Bir önceki yılın 557 bin 126 adet olan satışlarına göre yüzde 36.58’lik artış sağlandı. 723 bin 654 adetle bugüne kadar en yüksek satışın yapıldığı yıl olan 2005 geçildi. Sadece aralık ayında 99 bin 461 adet otomobil satıldı. Sektörün bu performansında 510 bin adetle en büyük paya sahip olan otomobil satışları yüzde 37.85 artarak 509 bin 784 adet oldu. Yılın tamamında hafif ticari araç satışları yüzde 37, 07 artarak, 251 bin 129 adete ulaştı. En Çok Satan araçlar Küçük Sedan: Renault Symbol, 28 bin 667 Adet Hafif Ticari: Ford Transit Connect. 32 bin 397 Adet Kompakt Sedan: Renault Fluence, 24 bin 838 Adet Orta Sınıf Sedan: Volkswagen Passat, 9 bin 997 Adet Lüks Sedan: BMV 5 Serisi 3 bin 500 Adet Lüks Suv: Chevrolet Captiva, 5 bin 225 Adet Super Lüks Suv: Range Rover Sport, 674 Adet TEKNOLOJÝ DÜNYA SI üzere resmi organlarla iletişim içinde olan Ford, teknolojinin test edilmesi için bu yaz Amerikan Ulaştırma Bakanlığı'na iki adet Ford Taurus prototipi sağlayacak. Test çalışmaları bittikten sonra hayata geçecek olan teknoloji 2013'te kullanılabilir olacak. FACEBOOK MOBİL REKLAM ŞİRKETİ SATIN ALDI GÖKHAN ATAMER [email protected] YENİ PSP TANITILDI Hakkında yazılan birçok spekülasyon ve haberin ardından Sony nihayet yeni PlayStation Portable'ı duyurdu. Yıl sonuna doğru piyasaya sürülecek olan NGP (Next Generation Portable) kod adını taşıyan cihaz ile ilgili fiyat ve erişilebilirlik ile ilgili bilgi verilmedi. 5 inç'lik OLED ekran, ön ve arka kamera, arka yüzde dokunmatik touchpad gibi özellikleri olan cihaz son derece iddialı geliyor. Sony yetkilisi Hideo Kojima yeni PSP'nin PS3 keyfini avuç içinde yaşatacağını iddia ediyor. PS3 ile entegrasyonu güçlendirilen cihazı kullanırken PS3'te başlatılan bir oyunu, TV'yi kapatıp PSP NGP'den devam ettirmek mümkün. Cihazın detayları: ARM Cortex-A9 dört çekirdekli işlemci, SGX543MP4+ GPU, 182.0 x 18.6 x 83.5mm boyutlar, dahili stereo hoparlör ve mikrofon, hareket algılama sensörleri, pusula, dahili GPS, 3G, 802.11b/g/n, Bluetooth 2.1. Daha detaylı bilgilerin Oyun Geliştiriciler Konferansı ve E3 fuarında paylaşılması bekleniyor. GOOGLE’DAN TORRENT ARAMALARINA SANSÜR Son dönemde korsan içeriğe karşı müthiş bir savaş başlatan Amerikan müzik ve film endüstrisi, korsan içerik arayanların işini zorlaştıracak bir uygulamaya imza attı. Google'ın arama kutusunda korsan içeriği arayanlar istediklerini bulamayacak. TorrentFreak'in verdiği bilgiye göre birkaç hafta önce bu uygulamayı yapacağını duyuran Google, kararını sessiz sedasız bir biçimde hayata geçirdi. Bundan sonra korsan içerik ile ilgili bir arama yapıldığında, gelen sonuçlar Google tarafından filtrelenecek. Torrent ağlarında paylaşılması yasal olan dosyaları arayanların bundan etkilenmesi ise yaşla beraber kurunun yanması olarak değerlendiriliyor. ARABALAR ARASI İLETİŞİM SİSTEMİ Teknoloji dünyasındaki yeniliklerin yoğun olarak yaşandığı sektörlerden birisi olan otomotiv dünyasında Ford bir ilke imza atarak araçlar arasında iletişim sistemini kuran bir teknolojinin duyurusunu yaptı. Ford'un açıklamasına göre, Ford markalı araçlar Wi-Fi ya da özel olarak kullanılacak bir frekans üzerinden irtibata geçerek; trafik yoğunluğu, yol şartları, keskin viraj bildirimleri gibi konularda birbirlerini bilgilendirecek. Bir araçtan ötekine gönderilecek olan bilgiler, aracın sürücüsü tarafından anında görülebilecek. Araçların birbirleriyle haberleşebilmeleri için GPS, akıllı telefon gibi cihazları kullanabilecek. Ancak Ford'un hedefi özel bir iletişim yolu bularak, araçların doğrudan haberleşmesini sağlamak. Konuyla ilgili evrensel standart geliştirmek için ABD'de FCC başta olmak ATAKÖY Google'ın AdMob, Apple'ın iAd, Microsoft'un aQuantative ile varolduğu pazarda Facebook da, Microsoft'un eski yöneticileri Peter Wilson ve Scott Hannan'ın kurduğu mobil reklam ajansı Rel8tion'ı satın alarak kendi şirketi üzerinden online reklam mücadelesi verecek. Insice Social Apps konferansında konuşan Facebook CTO'su Bret Taylor, şirketin önceliğinin mobil olduğunu belirterek bu yıl mobil alanında önemli yeniliklere imza atacaklarını belirtti. Masaüstüne göre iki kat daha yüksek bir hızla büyüyen akıllı telefon platformunun olanaklarını sonuna kadar kullanmak istediklerini belirten Taylor'ın sözlerindeki ipucu Facebook'un stratejilerinde de görülüyor. Nvidia’ya dava açmıştı. Nvidia da benzer bir davayı Intel’e karşı açtı. 1.5 milyar dolarlık anlaşmayla tüm davalar düşmüş olacak. Bilgisayar işlemci pazarının yüzde 80’i Intel tarafından kontrol ediliyor. Ancak akıllı telefon ve tablet bilgisayar pazarlarının hızla büyümesi, HD video işleme de dahil grafik becerileri yüksek işlemcilere talebi artırıyor. Bu pazarlarda Nvidia’nın Tegra işlemci serisinin popülaritesi oldukça yüksek. 3D TELEVİZYON HASTA MI EDİYOR? IAB İnternet Ölçümleme Araştırması, internetin, niş kitlelere ulaşma gücü yüksek bir kitle iletişim mecrası olduğunu ortaya koydu. 24 milyon internet kullanıcısının olduğu Türkiye’de, kullanıcıların yüzde 86’sı her gün internete bağlanıyor. IAB (Interactive Advertising Bureau) Türkiye İnternet Ölçümleme Araştırması Türkiye’de 24 milyon internet kullanıcısı bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu kullanıcıların yüzde 84’üne ulaşan araştırmanın ürettiği sosyo-demografik veriye göre, Türk internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunu, satın alma gücü yüksek, karar verici kitle oluşturuyor. Söz konusu kitlenin yüzde 42’si 25-44 yaş aralığında, yüzde 53’ü ABC1 SES grubunda, yüzde 34’ü 25 yaş üstü ve hane alışverişinden sorumlu ve yüzde 48’i internetten gazete ve haber okuyor. Araştırma sonucunda çıkan Türkiye internet kullanıcı profili, internetin artık bir kitle iletişim mecrası haline geldiğini ve bu mecranın niş kitlelere ulaşma gücünün çok yüksek olduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre, Türkiye’de internete bağlananların yüzde 57’si erkek. Kullanıcıların yüzde 86’sı her gün, yüzde 13’ü haftada birkaç kez, yüzde 0,62’si haftada bir, yüzde 0,27’si ayda birkaç kez, yüzde 0,14’ü ise ayda bir internete bağlanıyor. Türkiye’deki internet kullanıcılarının yüzde 30’u ilkokul, yüzde 25’i ortaokul, yüzde 30’u lise ve yüzde 15’i üniversite ve üstü mezunu. Üniversite ve üstü eğitimli kullanıcı sayısı 1,1 milyon gerçek kişi iken, üniversite ve üstü eğitimli yönetici sayısı 838.362 gerçek kişiyi buluyor. Araştırma sonuçlarına göre, cep telefonundan internet kullananların oranı yüzde 32. 875.297 gerçek kişinin online alışveriş yaptığı Türkiye’deki internet kullanıcıları arasında 3,4 milyon gerçek kişi kentsel bölgelerde yaşıyor . Huffington Post’un haberine göre ABD’li optometristler 3D televizyon izleyen her dört kişiden birinin mide bulantısı ve baş ağrısından mustarip olduğunu söylüyor. Eğlencenin geleceğinde 3D’ye büyük bir pay biçiliyor. Ancak insan gözünün yapay 3D derinliğe kolay adapte olamaması, bu teknolojinin henüz alacağı çok yol olduğunun da göstergesi. Güney Kore’de okul çağında 115 çocuk üzerinde yapılan bir araştırma da, 3D ekrana yakından bakmanın 2D ekrana kıyasla daha çok göz yorgunluğu yarattığını göstermiş. Bunun üzerine Güney Kore hükümeti, 3D film izlerken en az saatte bir 15 dakikalık bir mola verilmesi gerektiği yolunda uyarı yayımladı. Firmaların da bu konuda yaptırdığı araştırmalar mevcut. Ancak sonuçlar genellikle kamuoyuna duyurulmayıp, kullanım kılavuzlarında veya kurumsal yayınlarda uyarılar şeklinde kendini gösteriyor. Örneğin Samsung’un Avustralya’daki web sitesinde uzunca süre 3D televizyon izlemenin göz yorgunluğu, dengede bozulma, mide bulantısı yaratabileceği belirtilerek, uykusuzken, yorgunken ve içki içerken izleme yapılmaması öneriliyor. Benzer uyarılar Sony, Panasonic, LG gibi üreticilerin kurumsal yayınlarında da bulunuyor. Nintendo da geçenlerde bir uyarı yayımlayarak, yeni çıkacak 3DS portatif oyun konsolunun 7 yaşın altında çocuklarca kullanılmaması gerektiğini bildirmişti. 3D görüntüleri izlemenin yarattığı bu sorunlar esasen gözlerin normal 3 boyutlu mekanları algılarken, yani yakınlaşıp uzaklaşan cisimlere odaklanırken yaptığı kas hareketlerini 3D’de yapamamasından kaynaklanıyor. Başka deyişle, yakınlaşan bir cisme odaklanmak için gözler içeri doğru dönerek ve eliptik şeklinde değişiklik yaratarak odağı koruyor. Ancak 3D televizyonda ‘yakınlaşan’ bir cisim varmış gibi görünse de aslında televizyon ekranının kişiye yakınlaştığı yok. Dolayısıyla gözün ‘odaklanması gerektiğini’ düşündüğü noktayla cismin gerçek mesafesinin birbirinden farklı olması, gözün net görmek için ekstra çaba harcamasına neden oluyor. Gözlerinde az da olsa problem olan kişilerin, 3D karşısında diğerlerine kıyasla daha çok sorun yaşaması da gözlerinin bu adaptasyonda zorlanmasından kaynaklanıyor. Bu sorunun farkında olan firmalar, çoktan gözlüksüz kullanılabilen 3D ve hologram görüntü teknolojilerini geliştiriyorlar. Gözün doğal işleyişini değiştirmeye çalışmadan 3D algı yaratabilecek teknolojiler, uzmanların tahminlerine göre, 2-3 yıl içinde seri şekilde üretilmeye başlayacak . INTEL NVIDIA’YA 1.5 MİLYAR DOLAR iPAD 2 VE iPHONE 5 GELİYOR Mobil cihazlara talebin artması, işlemci pazarında da önemli bir işbirliği doğurdu. Intel ile Nvidia anlaşarak karşılıklı davaları geri çekti. Dünya işlemci pazarının lideri Intel, grafik işlemci üreticisi Nvidia’nın teknolojisinden faydalanmak için 1.5 milyar dolar ödeyeceğini açıkladı. Varılan anlaşmayla Intel, akıllı telefon ve tablet pazarında önemi gittikçe artan grafik işleme yeteneğini artırarak bu pazarlarda rekabet gücünü artırmayı planlıyor. Mobil cihazlardaki grafik işlemcilerde uzmanlaşan Nvidia, anlaşma çerçevesinde, bir süredir gözünü diktiği masaüstü ve dizüstü işlemci piyasasından uzak duracak. Intel bir süre önce kendi işlemci teknolojisini taklit ettiği gerekçesiyle Çin'de yayın yapan Commercial Times gazetesinin haberine göre iPad 2 üretimi Şubat'ta, iPhone 5 üretimi ise Mayıs'ta başlayacak. Gazetenin iddiasına göre iPad 2 üretimi başlangıçta düşük yoğunluklu olarak gerçekleşecek ve ikinci çeyrekten itibaren üretim artacak. Foxconn yine Apple'ın en büyük iş ortağı olurken, Pegatron da tedarik zincirinde yer alacak. Yeni iPhone için ileri sürülen lansman tarihi ise Haziran ayı. iPhone 5’in detayları henüz basına sızmadı. İkinci nesil iPad ise Mart ya da Nisan ayında satışa çıkacak. İşlemcinin çift çekirdekli olabileceğinden de bahsediliyor. Dual kamera, USB ve SD port, 2048x1536 çözünürlük sunan ekran diğer özellikler arasında yer alıyor. TÜRKİYE’DE 24 MİLYON INTERNET KULLANICISI VAR ÝMTÝYAZ GENEL Taner SAHÝBÝ, KÜÇÜKTEPE Hukuk Danýþmaný: Av. YÖNETMEN VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ Ofset Baský ; ÜNÝFORM Özcan ATAMER Renk Ayýrým; FÝLMEVÝ Haber Koordinatörü AYLIK BÖLGE GAZETESÝ Ýdare Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1 Gökhan ATAMER Ýstanbul Aylýk Süreli Ferhat yayýnApt. Kat: 1 D:4 Bakýrköy / Haber Merkezi Tel: (0-212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16 YIL: 19 Sayý: 201 ŞUBAT 2011 Yavuz ARPACIK Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret A.Þ. Arzu BERATOĞLU tarafýndan yayýnlanmaktadýr. [email protected] Köþe yazýlarýndaki sorumluluk, yazarlarýna aittir. GAZETEMÝZ BASIN AHLAK YASASINA Gazetemizde yayınlanan ilanların sorumluluğu ilan sahibine aittir UYMAYI TAAHHÜT ETMÝÞTÝR Hukuk Danýþmaný: Av. Taner KÜÇÜKTEPE Ofset Baský : ÜNÝFORM Renk Ayýrým : FÝLMEVÝ Ýdare Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1 Ferhat Apt. Kat: 1 D:4 Bakýrköy / Ýstanbul Tel: (0-212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16 Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret A.Þ. tarafýndan yayýnlanmaktadýr. Gazetemizde yayýnlanan yazý ve fotoðraflar kaynak gösterilmeden kullanýlamaz 31 ALIŞVERİŞ MERKEZLERİNDE SÖMESTRE ETKİNLİKLERİ Sömestre Tatili’nde A Plus’ta Çocuklarınıza Şölen Tadında bir Eğlence Yaşatmaya Ne Dersiniz… ATAKÖY PLUS’TA SÖMESTRE ŞENLİĞİ Uzun bir eğitim döneminden sonra tatile giren çocuklar bu sömestre tatilinde Ataköy A Plus’ta birbirinden eğlenceli yarışma ve etkinliklerle keyifli bir tatil geçirecek. Bahçeşehir Koleji ve Bilim Müzesi etkinlikleri çerçevesinde çocuklar bilim ve fen atölyelerinde hem eğlenerek bilimsel deneyler yapacaklar hem de yeni bilgiler öğrenecekler. Çocuklar 40 dakika sürecek ve birbirinden eğitici; ‘Arkadaşım Yumurta, Sıcak Hava Balonu Yapalım, Ani Yanan Kağıt, Kuru Buz Rüzgar, Torbası Eriyen Bardaklar, Uçan Kağıtlar, Sallanan Balonlar, Zıplayan Pinpon Topları ve Kuvvetli Hava’ deneyleriyle eğlenirken öğrenecekler! Sergilenecek olan Uzay Çadırı Keşif Küresi ile de çocuklar uzayın bilinmeyen gizemli dünyasında muhteşem bir yolculuğa çıkıyor. Minik çocuklar Uzay Çadırı etkinliğiyle dünyanın oluşumuna tanık olacaklar. Çocukların Sevgilisi Caillou (KAYU) A Plus’ta… Çocukların sevgilisi “Ünlü çizgi kahraman AİRPORT OUTLET CENTER YARIYIL TATİLİNDE ÇOK EĞLENCELİ Ataköy’de bulunan Airport Outlet Center yarıyıl etkinlikleri kapsamında öğrencilere birbirinden değişik etkinlikler sunuyor. Dev Lego Evi: Yarıyıl etkinlikleri kapsamında AVM giriş katına Doğa Koleji işbirliği ile dev bir lego evi kurulacak. 20 metre karelik lego evinde Airport Outlet Center’a gelen çocuklar Legolar ile gönüllerince oynayabilecekler. SihirbazlıkDrama- Dans Atölyesi: Airport Out- karakteri Caillou (Kayu)” ilk kez Ataköy A Plus Alışveriş Merkezi’nde KAYU ŞENLİĞİ’nde çocuklarla buluşuyor. Tüm AVM’nin Caillou afiş, poster, kukla ve maketleriyle donatılacağı ayrıca KAYU maskotlarının çocuklarla şarkı söyleyip eğlendireceği şenlikte; yapboz ve resim boyama yarışması, yer piyanosu yarışması gibi eğlenceli yarışmalar ve etkinliklerle çocuklarınız hem eğlenecek hem de sürpriz hediyelere sahip olacak… Caillou Şenliği 5 - 11 Şubat tarihleri arasında Ataköy A Plus Alışveriş Merkezi’nde birbirinden eğlenceli oyun ve yarışmalarıyla çocukları bir araya getirecek. let Center ve Püren Art Akademi işbirliği ile geçekleştirilen etkinlik kapsamında hafta içi günlerde 14:00-17:00 saatleri arasında çocuklara ücretsiz olarak Sihirbazlık, Modern Dans ve Drama eğitimleri verilecek. Drama ve dans eğitimi 13 Şubat 2011 ta-rihine HAYDİ ÇOCUKLAR BU SÖMESTRE’DE O L İ V İ U M ’ D A BULUŞALIM Olivium, 13 Şubat 2010’a kadar devam edecek olan sömestre’de düzenleyeceği etkinliklerle çocuklara keyifli ve eğlenceli bir program sunacak. Sömestre şenliklerinde ; Kukla Tiyatrosu, Çocuk Oyun Köşesi, Sihirbaz Gösterisi, Jonklör, Karikaturist, Mini Disko, Yarışme ve Eğlen etkinlikleri düzenlenecek. GELECEĞİN BİLİM ADAML ARI S ÖMESTRE’DE C A R O U S E L’ D E B U L U Ş U YO R Carousel Alışveriş ve Yaşam Merkezi bu sömestre tatilinde minik ziyaretçilerinin içindeki büyük mucitleri ortaya çıkartıyor. Carousel AVM, bu yıl 13 Şubat’a kadar gerçekleşecek olan sömestre tatilinde çocuk ziyaretçilerine birbirinden özel, keyifli ve farklı birçok interaktif etkinliğe sahne olacak. 5-6-7-8 Şubat tarihleri arasında Bahçeşehir Koleji işbirliğiyle Carousel sahnede kurulan dev laboratuarda çocuklar deneyler yaparak öğrenirken aynı zamanda eğlenceli dakikalar geçirecekler. 5-8 Şubat tarihleri arasında 4-12 yaş grubu çocuklar için Bahçeşehir Koleji’nin deneyimli eğitmenleri eşliğinde saat 12.00–19.00 arasında gerçekleştirilecek farklı içeriklerdeki deneylerle minikler, kadar Airport Outlet Center’daki Püren Art akademide ücretsiz olarak verilecek. “Eski Oyuncaklar” Sergisi: Airport Outlet Center ve Collection Club işbirliği ile gerçekleştirilen sergide 1930’lu yıllardan günümüze gelene kadar çocuklar tarafından kullanılan ahşap, teneke, peluş, demirden üretilen yüzlerce oyuncak, kil ve porselenden yapılmış onlarca düdük, oyuncaklar ile oynayan çocuk fotoğrafları da sergilenecek. Sizi çocukluğunuza götürecek olan oyuncak sergisi 7 Şubat 2011 tari- BU SÖMESTRE’DE KAPILARINI ÇOCUKLAR İÇİN AÇACAK Avcılar ve çevre bölgelerde yaşayanlara bambaşka bir dünya sunabilmek, A’dan Z’ye tüm ihtiyaç ve beklentilerini karşılayabilmek amacıyla projelendirilen bölgenin ilk ve tek alışveriş ve yaşam merkezi olan Pelican Mall bu sömestre kapılarını çocuklar için açacak. Pelican Mall Alışveriş ve Yaşam Merkezi, sömestre etkinlikleri kapsamında çocuklar için şeker tadında bir program hazırladı. 13 Şubat 2011 tarihine kadar Pelican Mall Alışveriş ve Yaşam Merkezi’ ne gelen tüm çocuklar Özel Gülümse Yuva’ nın katkılarıyla eğlencenin, sanatın ve coşkunun tadına varacaklar. Ebru Atölyesi, Seramik Atölyesi, Fen Atölyesi, Resim ve Sanat Atölyesi, Kukla Gösterileri ve sürpriz karne hediyeleri ile Pelican Mall Alışveriş ve Yaşam Merkezi bu sömestr kapılarını çocuklar için açacak. geleceğin bilim adamları olma yolunda büyük adımlar atacaklar. Carousel sahnede kurulan dev laboratuarda bilime ve keşfetmeye dair çeşitli deneyler yapacak olan çocukları; “sıcak hava balonu yapalım” deneyinden “rüzgar torbası”na, “arkadaşım yumurta” deneyinden “zıplayan pinpon topları” deneyine kadar daha birçok eğitici ve interaktif etkinlikler bekliyor. 31 Ocak – 4 Şubat ve 10 Şubat – 13 Şubat tarihlerinde saat 14.00-17.00 arasında Carousel’i ziyaret eden çocuklar, Parti Dünyası işbirliğiyle Carousel sahnede kurulan atölye sınıflarında hayal güçlerini ve el becerilerini çeşitli atölye çalışmalarıyla geliştirecek. hine kadar Airport outlet Center sergi alanında ücretsiz olarak gezilebilir. Maket Uçak Atölyesi: Airport Outlet Center ve THK Bakırköy Şubesi işbirliği yarıyıl tatilinde Maket Uçak Atölyesi çalışması yapılacak.Çocukları eğlendirirken el becerilerini de geliştirmeyi amaçlayan atölye çalışması 5-6 Şubat-12-13 Şubat tarihleri arasında 14:00-19:00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek Maket Uçak atölye etkinliğinde çocukların yapmış oldukları uçaklar kendilerine hediye olarak verilecek. 33 MERAL AKŞENER, BAKIRKÖYLÜ İŞADAMLARI’YLA BİR ARAYA GELDİ Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkan Vekili Meral Akşener, Bakırköylü İşadamları Derneği'ni (BİAD) ziyaret etti. BİAD Lokali'nde gerçekleştirilen ve BİAD Başkanı Salim Yılmaz, MHP Bakırköy İlçe Başkanı Av. Gürhan Kaya ile çok sayıda Bakırköylü işadamının katıldığı söyleşide, Akşener, iş dünyası ile ilgili tespitlerini aktardı. Akşener, MHP Bakırköy İlçe Başkanı Av. Gürhan Kaya ve BİAD mensuplarına teşekkür ederek başladığı konuşmasında, eski bir akademisyen olduğunu belirterek, “Sivil toplum örgütleri ve meslek grupları demokrasinin önemli kurumlarındandır. Onların en büyük özelliği mensuplarının çıkarlarını korumak üzere bir araya gelmiş olmalarıdır. Fakat bu dönemde genel bir korku görüyorum. İşadamları derneklerinde de bu korku iş gören, satın alan ve satan konumunda olduğu için düzenleyici rolü yerine, tanzim edici rolü ve taraf olma durumu olduğundan işadamlarının durumu bugün çok daha farklı bir konumda. O nedenle bu korku duygusunun kaldırılması ve sizlerin çıkarları açısından rekabetin daha yoğun var. Çünkü istihdam yaratmaya yönelik iş hayatında gayret gösteren arkadaşlarınız açısından baktığınızda, Türkiye'de devlet hala en büyük iş veren, hal getirilmesi gerekir.'' dedi. Akşener, konuşmasının ardından işadamları tarafından kendisine yöneltilen soruları cevaplandırdı. Toplantı sonunda BİAD Başkanı Salim Yılmaz, davetlerine teşrif ettiği için Akşener'e BİAD Yönetimi adına teşekkür etti. Toplantı toplu şekilde çekilen hatıra fotoğrafı ile son buldu. ( Arzu BERATOĞLU - Yavuz ARPACIK ) AK PARTİ BAKIRKÖY İLÇE BAŞKANLIĞI GAZETECİLERİ UNUTMADI AK Parti Bakırköy İlçe Başkanlığı tarafından 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle kahvaltılı sohbet toplantısı düzenlendi. Toplantıya, AK Parti Bakırköy İlçe Başkanlığı yönetimi ile gazeteciler katıldı. Kahvaltıda konuşan AK Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan “İlçemizde yerel gazeteciliği ayakta tutan gazeteci arkadaşlarımızla bu anlamlı günde berabar olmak istedik. Bakırköy’de yerel basın şuan güç durumda. İlçemizde Ataköy Gazetesi yayınlarına sürekli olarak devam edebiliyor ama diğer gazeteler yayınlarını sürekli hale getiremiyorlar. İnşallah onlarda sorunlarını çözerek yayınlarını sürekli kılarlar” diye konuştu. 37 AK PARTİ BAKIRKÖY İLÇE BAŞKANLIĞI DANIŞMA MECLİSİ TOPLANDI AK Parti Bakırköy İlçe Başkanlığı Danışma Meclisi toplantısı gerçekleştirildi. Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen danışma meclisi toplantısına AK Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan, AK Parti İstanbul Milletvekilleri Gürdal Akşit, Mehmet Domaç ile AK Parti İl ve Bakırköy ilçe temsilcileri katıldı. Divan üyeleri Talat Ak, Serpil Karaman, Garip Aykanat’ın sunumu ile gerçekleşen Danışma Meclisi toplantısında AK Parti Bakırköy İlçe Başkanlığı’nın 2010 yılı içerisinde gerçekleştirdiği faaliyetler ile 2011 yılında gerçekleştireceği çalışmalar değerlendirildi. Ak Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan, toplantıda yaptığı konuşmada, Bakırköy’de çok çeşitli çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Bakırköy’de halkımız artık AK Parti’nin iktidar olmasını istiyor. 12 Haziran’da yapılacak genel seçimler, bizim için yerel seçimlerin provası olacak. Bunun için var gücümüzle genel seçim çalışmalarına başladık’’ dedi. Mahmut Gürcan’ın açılış konuşmasının ardından, AK Parti İl ve İlçe temsilcileri birer konuşma yaptılar. Danışma meclisinde son olarak söz alan İstanbul Milletvekili Gürdal Akşit’te Bakırköy’ün AK Parti için zor bir bölge olduğunu fakat yapacakları çalışmalar ile bu zorluğun üzerinden geleceklerini ifade ederek, “Bende bir Ataköylüyüm. Ama görüyorum ki, Bakırköy’de şu an bir belediye yok. Ve hizmetten mağduruz. Biz bu bölgenin sakinleri olarak bunları hak etmiyoruz. Bunun için her vatandaş üzerine düşen görevi yapmalı ve AK Parti’nin Bakırköy’ü kazanması gerekir. Çünkü Bakırköy’e hizmet ancak o zaman gelir’’ diye konuştu. Konuşmaların ardından AK Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan tarafından, danışma meclisine katılımından dolayı AK Parti İstanbul Milletvekili Gürdal Akşit’e plaket verildi. ( Yavuz ARPACIK ) ŞEFKAT İŞLİGEN 35. KİŞİSEL SERGİSİNİ BAKIRKÖY'DE AÇTI Uluslararası sanatçı Şefkat İşligen 35. kişisel sergisini Bakırköy’de açtı. Hülya Kırımoğlu Sanat Evi’nde ilk sergisini açan sanatçının sergide 25 eseri yer aldı. Özgün baskı çalışmalarıyla adından söz ettiren İşligen, 2010 yılında Fransa’da en iyi yabancı sanatçı ödülünün de sahibi. 2005 yılında İtalya’da 3.’lük ödülü alan sanatçı İşligen, bu güne kadar uluslararası alanda 12 yurt içinde 35 kişisel sergi açtı. Bakırköy’de açtığı sergisinin kendisi için ayrı bir önem taşıdığını söyleyen sanatçı Şefkat İşligen “Hülya Kırımoğlu benin çok sevdiğim dostlarımdan biridir. 12 yıl aradan sonra Bakırköy’de kendine ait sanat evini yeniden faaliyete geçirmiş olması sevindirici bir durum. Bende 2011 yılı ilk sergimi Hülya Kırımoğlu Sanat Evi’nde açmak istedim” dedi. Sanatçının sergisini Bakırköylü sanat severler ilgiyle izledi. 39 Haydi Çocuklar Spora BAHÇELİEVLER’DE ÜCRETSİZ KIŞ SPOR OKULU KOMŞU İLÇELER: BAHÇELİEVLER Bahçelievler Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından Bahçelievler’ de ikamet eden 9–14 yaş arası çocuklara yönelik Kış Spor Okulu hizmet veriyor. Eğitim-öğretim yılı sonuna kadar devam edecek 2.Dönem Kış Spor Okulu’nda Org. Eşref Bitlis İlköğretim Okulu’nda basketbol, voleybol, teakwando; Erguvan İlköğretim Okulu’nda basketbol, voleybol, judo; Bülent Ecevit İlköğretim Okulu’nda da basketbol, voleybol ve karate branşların da toplam 630 öğrenci sportif faaliyetlerden yararlanabilecek. Kış Spor Okulu’nda ayrıca öğrencilere dönem sonunda katılım belgesi de verilecek. B OY A S I Z O K U L K A L M A S I N Bahçelievler Belediyesi, Bahçelievler’de Milli Eğitim’e bağlı tüm okullara sömestre tatilinde kullanılmak üzere dış cephe ve iç mekanlar için plastik, yağlı boya ve tavan boyası dağıtımını gerçekleştirdi. Eğitim ve öğretimin her alanında gençlerimizin yanındayız diyen Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu “Eğitim kurumlarımız önceliğimiz, gençle-rimizin sağlıklı koşullarda ve modern tesislerde yetişmeleri için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Bahçelielievler, sporda, kültürde, eğitimde, alt yapıda önemli adımları atarak, çağdaş kentleşmenin gereğini yerine getiriyor” dedi. BAHÇELİEVLER’DE KALDIRIM İŞGALLERİNE BEZ AFİŞLE UYARI Bahçelievler Belediyesi, Bahçelievler’de kaldırım işgallerine karşı mücadelesini ilanlarla da sürdürüyor. Bahçelievler’in 11 mahallesinde 200’ü aşkın bez afişle kaldırım işgalleriyle mücadele ettiklerini belirten Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu “Yayaların yürüme hakkına saygıyı, herkesin artık bilmesi, öğrenmesi gerekir. Çağdaş kentleşmenin temeli, insanımıza saygıyı her alanda göstermektedir. Kaldırımların, yayaların hakkı olduğunu belirtirken, ilçemizin tüm cadde ve sokaklarında, vatandaşlarımızın duyarlı olmasını bekliyoruz. Kaldırım işgallerine karşı, uyarılarımızı yapıyoruz. Yasal yaptırımlara da yakında müdürlüklerimizce başlanacak” dedi. 41 KOMŞU İLÇELER: KÜÇÜKÇEKMECE ONLARIN TEK İHTİYACI SEVGİ Küçükçekmece Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün 2006 yılında hizmete başladığı Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi, çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor. Hayvanların bakımının büyük bir titizlikle yapılmasını sağlayan Rehabilitasyon Merkezi, kimsesiz hayvanları da sahiplendirerek onlara sıcak bir yuva buluyor. Küçükçekmece Kayabaşı Altınşehir bölgesinde bulunan Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi kimsesiz hayvanlara 5 yıldır sahip çıkıyor. Küçükçekmece Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nde görevli Veteriner Hekim Çiğdem Eral, Rehabilitasyon Merkezi’nin 150’ye yakın hayvana ev sahipliği yaptığını söyledi. Hayvanların bakımında özellikle hijyen konusunu önemsediklerini belirtti. 140 sokak köpeği ve 10’a yakın kedinin barındığı rehabilitasyon merkezinde, hayvanların her türlü bakım ve tedavisinin büyük bir titizlikle yapıldığını söyleyen Veteriner Çiğdem Eral, “Rehabilitasyon merkezi sahipsiz sokak hayvanlarının barındığı bir yer. Buraya getirilen hayvanların öncelikle muayenelerini, kısırlaştırdıktan sonra da mutlaka kuduz aşısını yapıyoruz. Bu işlemlerin sonunda kulaklarına numaralı küpe takıyoruz. Uzman 7 görevli arkadaşımız bu çalışmaları düzenli şekilde yapıyorlar. Bizim vatandaşlardan isteğimiz tek şey; buradaki hayvanları sahiplenmeleridir. Onların tek ihtiyacı sevgi, yeterki onları sevin ve sahipsiz bırakmayın. Tüm hayvan severler buraya kimlik bilgileriyle gelip hayvan sahibi olabilir” diyerek çağrıda bulundu. Eral, ayrıca tüm vatandaşların Rehabilitasyon Merkezi’ni gün içerisinde saat 15.30’a kadar ziyaret edebileceklerini de sözlerine ekledi. YÜZYILLIK EZGİLER KÜÇÜKÇEKMECE’DE YANKILANDI Küçükçekmece Belediyesi’nin aylık kültür sanat faaliyetleri içerisinde yer alan “Geçmişten Günümüze Halk Ozanları” söyleşilerinde iki halk ozanı Erzurumlu Emrah ve Ercişli Emrah anıldı. Anadolu’da yayılan Emrah hikayelerinin anlatıldığı program, sanatçı Mustafa Tatlıtürk’ün seslendirdiği türkülerle renklendi. “Geçmişten Günümüze Halk Ozanları: Emrahlar” adlı söyleşi, Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Necip Fazıl Kurt’un yaptığı söyleşide, gazeteci yazar Ahmet Özdemir, ayrı dönemlerde yaşamış olan ancak eserleriyle birbirine karıştırılan iki ozan Erzurumlu Emrah ve Ercişli Emrah’ı anlattı. Söyleşiye konuk olan sanatçı Mustafa Tatlıtürk ise sesi ve sazıyla ‘Bad-ı Saba Selam Söyle O Yare’, ‘Ne Feryad Edersin Divane Bülbül’, ‘Bir Sabah Uğradım Göl Kenarına’, ‘Yüzbin Mihnet İle Bir Bağ Yetirdim’ türkülerini yorumladı. “ ÖZGÜVEN “ BAŞARILI ÇOCUĞUN ANAHTARI Uzman Psikolojik Danışman Mehmet Teber, çocuk eğitimindeki önemli noktalardan biri olan özgüven kavramını anlattı. Mehmet Teber, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen ‘Çocuk ve Özgüven’ adlı söyleşide Küçükçekmece Bilgi Evleri öğrencileri ve velileriyle bir araya geldi. Küçükçekmeceliler tarafından yoğun ilgi gören uzman psikolog, çocukları başarıya götüren püf noktalarını da katılımcılarla paylaştı. Teber; Özgüven nedir? Çocukta özgüven neden kaybolur? Çocuklara özgüven aşılamak için ne yapmak gerekir gibi merak edilen soruları cevaplandırdı. ÇOCUĞUNUZA GÜVENİN Ailelere seslenen Mehmet Teber, “Çocuğunuzun sosyal hayatta kendi başına ayakta durabilmesini, kendini savunabilmesini ve başkalarına yem olmamasını istiyorsanız ona mutlaka özgüven vermelisiniz.” diye konuştu. BIRAKIN KENDİSİ YAPSIN Çocuklarda kendi başına birçok şeyi yapabileceği bilincini oluşturmanın önemine vurgu yapan Mehmet Teber, “Çocuğunuz yemek yerken üstüne dökebilir. Montunu veya ayakkabısını uzun sürede giyebilir. Koşarken düşebilir. Bakkala gidip yanlış şeyi alıp gelebilir. Burada önemli olan nokta kendi işini kendisinin yapmasıdır. Bırakın yapmak istediğini kendisi yapsın.” dedi. Teber, “Kimi zaman iyi niyetimizden çocuğumuza yardımda bulunmak amacıyla onun adına iş yapıyoruz. Bunu yaparken farkında olmadan çocuğumuza ‘Sen yapamıyorsun ama bak ben yapabiliyorum.’ mesajını veriyoruz. Yapılması gereken şey ise gerekli önlemleri alarak onun başarmasına imkan vermektir. Onu cesaretlendirmeli, başarmanın verdiği mutluluğu yaşamasını sağlamalıyız.” diyerek ailelere tavsiyelerde bulundu. ÇOCUĞUM NEDEN GİRİŞKEN DEĞİL? Söyleşide özgüven aşılama konusunda yapılan yanlışları da açıklayan Mehmet Teber, çocukların başkalarıyla kıyaslanmamaları gerektiğini vurguladı. Yapılan başka bir yanlışın çocuğun yaptıklarından çok kişiliğini takdir etmek olduğunu söyleyen uzman psikolog, “Çocuk daha bir şey yapmadan “Sen bir tanesin. Süpersin. Her şeyi başarabilirsin.” demek yanlıştır. Yaptığı her şey için en iyisini yapmış gibi tepki verirsek çocuğun özgüveni aşırılaşarak her şeyi yapabileceğine inanmasına neden oluyor.”dedi. İki tür kişilik tipi olduğunu da hatırlatan Teber, içe dönük kişilik yapısına sahip diye çocuğu özgüvensiz olarak değerlendirmemek gerektiğini sözlerine ekledi. Söyleşi bitiminde veliler Uzman Psikolojik Danışman Mehmet Teber’e soru sormak için uzun kuyruklar oluştururken Mehmet Teber de velilerin sorularına tek tek cevap vererek onları aydınlattı. Söyleşiden önemli bilgiler edindiklerini belirten veliler “Bu tür organizasyonların artmasını diliyoruz. Başkanımız Aziz Yeniay’a bizlere bu tür ortamları hazırlattığı için teşekkür ediyoruz.” diye konuştular. Küçükçekmece Belediyesi tarafından kurulan Yaşam Sevinci Merkezi, ihtiyaç sahiplerine destek oluyor. EVLER SICAK, AİLELER RAHAT 2005 yılından bu yana yoksul ailelere gıda, giyim, yakacak ve eğitim gibi desteklerde bulunan Yaşam Sevinci Merkezi, bu kez bebeği olan ailelere bez, sobası olmayanlara da soba veriyor. Yardıma muhtaç aileleri tespit eden Yaşam Sevinci Merkezi, mama ve devam sütü yardımının ardından hazır bez dağıtımına başladı. Yaşam Sevinci Merkezi yetkilileri, 0-3 yaş bebeklerin masraflarına destek olmak amacıyla ihtiyacı olan ailelere bez yardımında bulunduklarını söyledi. Ayrıca 0-1 yaş bebeklerin dengeli ve sağlıklı beslenmesine destek olmak için kaşık maması ile devam sütü ailelerin evlerine kadar ulaştırıyor. Küçükçekmece Belediyesi ilçedeki yoksul ailelere soba desteğinde de bulunuyor. İhtiyaç sahiplerini belirleyen Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü yetkilileri, Yaşam Sevinci Merkezi aracılığıyla sobaları teslim etti. Kış boyunca devam edecek yardımlardan mutlu olan vatandaşlar da Küçükçekmece Belediyesi’nin yaptığı yardımlar sayesinde sıkıntılardan kurtulduklarını söyledi. 2005 tarihinden bu yana 35 bin aileye ev eşyası, giyim, gıda, okul malzemeleri gibi çeşitli yardımlarda bulunduklarını dile getiren yetkililer, “Zor durumda olan vatandaşlarımız çekinmeden Küçükçekmece Belediye Başkanlığı’na veya Yaşam Sevinci Merkezi’ne gelebilirler. Gelemeyecek durumdaki vatandaşlarımız da günün 24 saati (0212) 44 44 360 numaralı telefondan bize ulaşarak isteklerini bildirebilirler.” diye konuştu. DERSHANELERE BU AYRICALIK NİYE? Dershanelerin, özel mevzuata göre bağlı oldukları kurumdan ve bulundukları yerin belediyesinden de ruhsat almaları gerekiyordu. Ancak hükümet dershanelerin baskısına dayanamadı ve Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna “Özel eğitim kurumları mevzuatına uygun olmak kaydıyla işyeri açma, çalışma ruhsatı bakanlıkça verilir. Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.’’ maddesini koydurttular. Bu uygulamayla, Anayasanın eşitlik maddesi nerede? Bu maddeye göre “Hiçbir kimseye, zümreye, kuruma ayrıcalık tanınmaz” Kanuna konan bir cümle ile dershanelere ayrıcalık ( Yazısı 23. sayfada ) tanınmadı mı? ATAKÖY İLKÖĞRETİM OKULU TARİHİ ESERMİŞ... 1962 yılında inşa edilen bu bina tarihi eser ise... Prof. Dr. Muhteşem Giray tarafından 1961-1962 yıllarında tasarlanan Ataköy İlköğretim Okulu’nda, deprem riski taşıdığı için, İstanbul İl Özel İdaresi tarafından güçlendirme çalışmaları başlatıldı. İstanbul VII. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından “tarihi eser” olduğu gerekçesiyle çalşmalar durduruldu. Ataköy İlköğretim Okulu, İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 11.05.2006 gün 101 sayılı kararı ile tescillenerek Koruma Grubu 1 (bir) olarak belirlen( Yazısı 15. sayfada ) miş... 1962 yılında temeli atılarak inşa edilen ilkokul binasını, koruma altına alıp güçlendirme yapımına engel olan kurul üyeleri, Ayamama üzerindeki tarihi köprünün yok olmasına neden göz yumdunuz? Genç devir Osmanlı Mimarisi özelliği gösteren bu köprü tarihi eser değil mi?
Benzer belgeler
CHP 3. bölge Milletvekili adayı Oktay EKŞİ
haçı çıkararak ruhani liderine teslim etti. Halk
arasında yaygın olan
inanışa göre denizden
haçı bulup çıkaran gencin
o seneyi şanslı geçireceğine inanılıyor.
Vatandaşların yoğun ilgi
gösterdiği me...