toplumsal kinin çatışmalardaki rolü ve etkisi
Transkript
toplumsal kinin çatışmalardaki rolü ve etkisi
TOPLUMSAL KİNİN ÇATIŞMALARDAKİ ROLÜ VE ETKİSİ: TAMİL KAPLANLARI VE PKK ÖRNEĞİ Yazar Yusuf ÇINAR ARALIK Toplumsal kin çatışmaların çıkmasına veya çatışmaların şiddetinin artmasına neden olabilecek önemli bir unsurdur. Toplumsal kinin oluşmasında etnik gruplar arasında derin ayrımcılıkların, ötekileştirmenin ve devamında aşağılama, çatışma, şiddet odaklı olayların toplumda yoğun olarak yer alması ve bunun toplumsal travma şeklinde toplumda yer edinmesi etkilidir. Sri Lanka Hükümeti’nin, LTTE (The Liberation Tigers of Tamil Eelam, kısaca Tamil Kaplanları) ile mücadelesinde bu travmatik koşullar hem Tamil halkı, hem de Sinhaleseler için gerçekleşmiştir. Özellikle, Tamiller Sinhalelerden çok daha olumsuz koşullara maruz kalmıştır. Savaş ya da benzeri koşullar sonucunda oluşan ağır travmada tanımlanabilir bir düşman ya da kasten kurbana acı veren, baskıcı geniş bir grubun varlığı söz konusudur1.Travma’nın kuşaktan kuşağa aktarımı ve ortak utanç duygusu2, her iki etnik grup arasında toplumsal kine dönüşmüştür. Ortak Utanç duygusu ile birlikte Travmanın toplumda kuşaktan kuşağa aktarımı, toplumların birbirlerini ötekileştirmelerine sebep olabilir. Özellikle, LTTE’nin militan sıkıntısı çekmemesi bu toplumsal döngü ile açıklanabilir. Bu çalışmanın amacı, Sri Lanka’da var olan toplumsal kinin çatışmaları nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Aynı zamanda bu makale, Türk toplumu ve Kürt toplumu arasında toplumsal bir kinin var olup olmadığı üzerine analitik bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir. Böylelikle, bu analiz hem Türkiye’de, hem de Sri Lanka’da toplumsal kinin çatışmalarda rolünün ve etkisinin karşılaştırılmasını sağlayacaktır. Toplumsal Kinin Sri Lanka’da oluşması ve Tamil Kaplanları Sri Lanka’ya 1911 yılında Güney Hindistan’dan 500 bin Tamil 3 getirilmiştir. Bu rakam o dönemde toplam nüfusun %12’ne denk gelmektedir4. Budist keşişler Sri Lanka’ya gelen Tamilleri, Budist olmamaları sebebiyle işgalci olarak görmüşlerdir. 5 İngilizlerin, Tamilleri Güney Hindistan’dan Lanka adasına getirmesi, geçmişte Sinhalese İmparatorluğu 1 D. Vamık Volkan, , Kıbrıs: Savaş ve Uyum Çatışan ve İki etnik Grubun Psikilanalitik Tarihi, Çev.Berna Kılınçer, İstanbul: Everest yayınları, 1. Baskı, 2008, s. 212. 2 Volkan, 2008, s. 213. 3 2001 verilerine göre Sri Lanka’nın nüfusu 21,283,9132’dir (Temmuz 2011 ), Nüfusun etnik dağılımı şu şekildedir (2001 verilerine göre): Sinhalese %73.8, Sri Lankan Moors %7.2, Hindistan Tamilleri %4.6, Sri Lanka Tamilleri %3.9, diğerleri %0.5, Herhangi bir etnik gruba dahil olmayanlar ise %10’dur. Dinsel dağılımın oransal dağılımı şu şekildedir (2001 verilerine göre):Budist %69.1, Müslüman %7.6, Hindu % 7.1, Hristiyan %6.2, herhangi bir dinsel gruba dahil olmayanlar %10’dur (https://www.cia.gov/library/publications/the-worldfactbook/geos/ce.html, Erişim tarihi: 10.10.2011)., Erişim tarihi: 10.10.2011). 4 David Paul, Bailey “Rampant Lions: The Buddhist Response to Violence in Sri Lanka”, Lambda Amphal Journal, Vol.37, (2007), s. 18. 5 Bailey, 2007, s. 18. ile Milattan önce 3. Yüzyılda Güney Hindistan’da egemen güç olan Chola (Tamil) İmparatorluğu arasındaki mücadeleyi, toplumun yine hatırlamasına sebep olmuştur. Chola İmparatorluğu Sinhaleseler ile adanın hakimiyetini sağlamak için büyük savaşlar yapmıştır6. Sinhaleseler arasında toplumsal düzeni sağlamakta en etkin rehber olan Mahavamsa, bu süreci detayları ile bize sunmaktadır. Bir Tamil imparatorluğu olan Chola İmparatorluğunun adayı kontrol altında tutması, Sinhaleler tarafından istila olarak algılanmaktadır. Sinhaleselerin özellikle Portekizlere karşı vermiş oldukları mücadele, Sinhalelerin milli bilincinin oluşumunda ve Sri Lanka’ adasını benimsemelerinde önemli rol oynamıştır7. Sri Lanka’da iki etnik grup arasında çatışma yaşanmasına sebep olan en önemli unsur ise, İngiliz mirası olarak adaya entegre edilmeye çalışılan demokrasidir. Bu bağlamda adada demokratik düzeni sağlamak üzere oluşturulan, Donoughmore Komisyonu8, 1931 yılında bir anayasa hazırlamıştır. Bu anayasa çoğunluğun taleplerini gerçekleştirme fırsatı sağlamasına yardımcı olurken, diğer etnik grupların isteklerinin pek önemsenmemesine sebep olmuştur9. Bu anayasa, Sri Lanka devletini bağımsızlığa hazırlamıştır. Bağımsızlık sonrasında ayrışmayı su yüzüne çıkaran en büyük eylem, Sinhaleselerden gelmiştir. Sinhaleseler, “Sinhalese only bill” yasasını 1956 yılında çıkarmış, Sinhale dili resmi dil olmuştur 10 . Sinhaleseler bu anayasal değişikliği kabul etmemiş, Tamiller kendilerinin Sinhaleler tarafından yok edileceği endişesine kapılmışlardır. Bu bağlamda o dönemde, bu yasal düzenlemeye en büyük tepkiyi Tamil kökenli milletvekilleri vermişler, Tamillerin kendi dillerini konuşmak için zorla bağımsızlık mücadelesi vermeye itildiklerini belirtmişlerdir 11 . 1972 anayasası ile Sri Lanka’nın Ceylon olan adı, Sri Lanka olarak değiştirilmiştir. Bu isim değişikliği Sinhaleselerde Sri Lanka’nın kendilerinine ait olduğuna dair inancı daha da güçlendirmiştir12. 6 Rajapakse Ruwan Rajapakse, Concise Mahavamsa, Sri Lanka: Sinhalanet.com, 2003, s. 82. Rajapakse, 2003, s.131-133. 8 Donoughmore Komisyonu Lord Donoughmore öncülüğünde 27 Ekim 1927’de İngiltere’den Ceylon’a hareket etmiştir. Komisyona ismini veren Kraliyet Komisyonu başkanı Lord Donoughmore, daha öncesinde, Lordlar Kamarası Komite başkanlığını yürütmüştür. (Daha geniş bilgi için bakınız: Sumantra Bose, “Tamil Self Determination in Sri Lanka Challenges and Prospects”, Economic and Political Weekly, (24 Sempember 1994), s. 2538, bakınız: K T Rajasingham Donoughmore - Tamils no More”, http://www.atimes.com/indpak/CI15Df03.html, Erişim tarihi: 19.11.2011). 7 9 Jonathan, Spencer (ed.), Sri Lanka History and the roots of Conflict, London and Newyork: Routledge, 1990 s. 208. 10 V., Nithiyanandam, “Ethnic Politics and Thirld World Development: Some Lessons from Sri Lanka’s Experience, Third World Quarterly, Vol. 21, No: 2, 2000, s. 293. 11 Nithiyanandam, 2000, 293. Ceylon adası üzerinde yaşayan halkı İngilizler Ceylonlular olarak tanımlamaktaydı ( Nithiyanandam, 2000, 287). Adanın isminin 1972 yılında değiştirilmesinin sebebi Mahavamsa mitinde Prens Vijaya ilk olarak Lanka 12 Sri Lanka Hükümeti, parlamentonun verdiği avantajlarla Tamil gençlerini devlet kademelerinden uzaklaştırmıştır13. Bunun sonucu eğitimli Tamil gençleri, işsiz kalmıştır. Bu esnada Sinhalese para milis milliyetçi grupları, Tamillere saldırmıştır. Bu süreçte Tamil milliyetçi grupları üniversitelerde ve gençler arasında gruplaşmışlardır. Böylelikle Marksist Tamil Kaplanları’nın temelleri atılmıştır. Tamil Kaplanarı’nın kurucusu Pharabakaran ilk eylemini 18 yaşında yapmış, Jafna’nın Tamil kökenli belediye başkanını davasına ihanet ettiği sebebiyle, düzenlediği suikast sonucu öldürmüştür. Sinhalese milliyetçi grupları 1983 yılında Tamillere saldırmıştır. Sinhaleseler bu saldırılar sonucunda Tamillerin malları yağmalanmış, milyonlarca dolar zarar verilmiş, Tamilli siviller öldürülmüştür14. Bu yağmalama eylemleri Tamillerin bir bölümünün yurt dışına kaçmasına sebep olmuştur. Adada kalmaya devam eden Tamiller ise, Tamil Kaplanları ve diğer Tamil örgütleri çevresinde bir araya gelmiştir. Böylece 2009 yılına kadar sürecek iç savaş başlamıştır. Tamil Kaplanları ilk evrelerinde Hindistan tarafından desteklenmiştir. Tamil Kaplanları’nın, Hindistan’daki Tamil Özerk Nadu devleti sınırlarında eğitim kampı kurmalarına izin verilmiştir15. Tamil Kaplanları’nı diğer Tamil milliyetçi örgütlerinden ayıran ana etken, bağımsızlığı hedefleyen tek örgüt olmasıdır. Indira Gandhi’nin, Sri Lanka’da kendilerini rahatsız edecek bir Tamil devleti görmek istememesi sonucu, Hindistan Tamil Kaplanları’nı destekleyen dış politikasını değiştirmiştir. Hindistan bu aşamadan sonra Tamil Kaplanları ile Sri Lanka Hükümetinin arasında arabuluculuk yapmaya çalışmıştır. Hindistan barış gücü önerisini Sri Lanka hükümeti kabul etmiş ve Hindistan Barış Gücü (IPKF) adaya konuşlanmıştır. Hindistan Barış Gücü askerlerinin gelmesini Tamil Kaplanları olumlu karşılamamıştır. Barış gücü askerlerinin Tamillere yönelik işkence ve tecavüzlere katılması, Tamillerin Hindistan’a olan bakış açısını daha da olumsuz etkilemiştir. 1991 yılında Rajiv Gandhi, Barış gücü askerlerini geri çekmiştir. Bu aşamadan sonra Hindistan Sri Lanka’daki gelişmelere daha pasif yaklaşmıştır16. Bu bağlamda iki etnik grubun adayı kendi ata yurdu olarak görmesi karşısındaki diğer grubu “kötü” olarak görmelerine sebep olmuştur. Bu bağlamda özellikle devlet gücünü elinde bulunduran Sinhaleseler, Tamillerin onurunu kırıcı eylemlere girişmekten geri adasına ayak basmasına dayandırılmasıdır. Detaylı bilgi için bakınız: Ruwan Rajapakse, Concise Mahavamsa, Sri Lanka: Sinhalanet.com,2003). 13 Nithiyanandam, 2000, s. 292. 14 Krishna, Sankaran, Postcolonial insecurities : India, Sri Lanka, and the Question of Nationhood, Volume 15 (Book Series), London:University Of Minnesota Press,2000, s.116. 15 “The Peace Accord and The Tamils in Sri Lanka”, Asian Survey, Vol.29, No.4, (Apr. 1989), s. 413. 16 Sandra Destradi, , “India and the Civil War in Sri Lanka:On the Failures of Regional Conflict Management in South Asia”, GIGA Research Programme:Violence and Security, No 154, (December 2010), s. 9. kalmamışlardır. Toplumsal kinin oluşmasını sağlayan en etkili unsurlardan biri, karşı etnik unsurun aşağılanmasıdır. Bu noktada örnek vermek gerekirse, Tamil Kaplanları’nın yakınlarına tecavüz girişimleri 14 yaşındaki kız çocuklarına veya 70 yaşındaki yaşlı kadınlara kadar uzanmaktadır. Tamillerin, Sinhaleselere karşı, intikam duygusuna kapılmalarının diğer bir sebebi ise, annelerine veya kız kardeşlerine Sinhalese askerleri tarafından gözlerinin önünde tecavüz edilmiş olmasıdır.17 Tecavüz bir savaş suçu kabul edilmesine rağmen, tecavüz eylemlerine girişen Sri Lanka askerlerine soruşturma açılamamaktadır. Kurbanları tehdit ve devlet mekanizmalarının süreci ağırdan alması, tecavüzcü askerlerin cezalandırılmamalarına sebep olmaktadır. Bu sonuç Tamillerin devlete olan güvenlerinin daha da azalmasına sebep olabilmektedir. Gözaltına alınan Tamillerin büyük bir bölümünün ortadan kaybolması, göz altılarda Tamillere işkence yapıldığı şüphesini kuvvetlendirmektedir18. Sri Lanka’nın 1995 yılındaki başkanı Kumaratunga, Ocak 1988’den 1995 yılına kadar kaybolan aile yakınlarına seslenerek kayıpları araştıracakları bir komisyon kurduklarını belirtmiştir. Bu komisyona 10 bin kişinin kayıp olduğu başvurusu yapılmıştır 19 . Tamil Kaplanları’nın 2008 yılında 35 km’lik alana sıkıştırılmasına rağmen, Sri Lanka Hükümeti’nin Kuzey’in kontrolünü ele geçirmesi yaklaşık 2 yıl sürmüştür. Buna rağmen Tamillerin, Tamil Kaplanları’na desteği sürdürmesi, Sinhalelerin Tamillerin onurlarını kırmaya devam etmesi ile yakından ilgilidir. Sinhaleselerin Tamilleri düşmansallaştırmasında ana araç Mahavamsa’dır. Mahavamsa Sinhaleselerin sosyal hayatını şekillendirmektedir. Bu anlayışa göre, Tamiller adaya gelen işgalciler konumundadır. Sinhaleselerin Tamilleri toplumsal kin ve intikam çerçevesinde, Sri Lanka devlet mekanizmalarından uzaklaştırılmış ve farklı dine ve dile sahip olmaları sebebiyle aşağılanmıştırlar. Bu gelişmelerin sonucunda, Tamil Kaplanları’nın sosyalleşmesi ve rol alması bağımsızlık isteği ve milliyetçilik aracılığıyla olmuştur.20 Sri Lanka Hükümeti 2006 yılından sonra, Tamil Kaplanları’na yönelik eylemleri arttırmıştır. 2009 yılında iç savaş son bulmuştur, iç savaş sonucunda 400.000-500.000 Tamil kökenli insan yerinden olmuş, 80 bin kişi hayatını kaybetmiştir21. Türkiye’de Kürt Meselesi ve PKK 17 Amnesty International, January 2002, AI index: ASA 37/00/2002, s.1. Amnesty International, 2002, s. 2. 19 Amnesty International January 2002, AI index: ASA 370495,s. 4. 20 P. Michael Arena, A. Bruce Arrigo, The Terrorist Identity Explaining the Terrorists Threat, New York and London: New York University Press, , 2006, s. 193. 21 Amnesty International March 2002, AI index: ASA 370042009, s. 2. 18 Türkiye Cumhuriyeti Kürt meselesi ile kuruluşundan hemen sonra karşılaşmıştır. Şeyh Sait isyanı, 1925 yılında patlak vermiştir22. Şeyh Sait isyanı ile ilgili günümüze kadar gelen üç bakış açısı vardır. Birinci bakış açısı isyanın çıkma sebebini dinsel harekete dayandırmaktadır. Hilafeti yeniden canlandırmak bu bakış açısına göre Şeyh Sait isyanın temel nedenidir. İkinci bakış açısı Kemalist bakış açısıdır, Kemalistlere göre, Şeyh Sait isyanı Kemalist devrimin getirmiş olduğu çağdaşlaşmaya, geri kalmış feodal doğu bölgesi, bu ilerici harekete tepki göstermektedir. Üçüncü bakış açısı, Şeyh Sait isyanının Kürt milliyetçilik tabanında gerçekleştiğine inanır23. Cumhuriyet ilan edilmeden hazırlanan 1921 anayasası24, devletin dili veya dini gibi unsurları içermemektedir. 1924 anayasası25 ile beraber, devletinin dilinin Türkçe, dininin ise İslam olduğu ifade edilmiş, modern ulus devlet bakış açısının bir ürünü olarak, 1924 anayasası yürürlüğe girmiştir. 1924 anayasasının hemen ardından çıkan Şeyh Sait ayaklanmasının Kürt milli bilinci ile oluştuğunu söylemek bizi yanıltabilir. Şeyh Sait’in 1924 Anayasası’nda sadece Türkçe ve Türk kimliğinden bahsedilmesinden dolayı, isyan etmediği anlaşılmaktadır. Bu isyanın Şeyh Sait’in daha çok dinsel kaygıları ve İngiliz desteği ile ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Çünkü Şeyh Sait isyanından en çok yararı İngilizler sağlamış, Musul İngiliz güdümünde kalmıştır26. Fakat Şeyh Sait isyanının 1970’lerin sonlarında ortaya çıkacak olan Kürt hareketine örnek teşkil etmiştir. Kürdistan İşçi Partisi, (Partiya Karkeren Kurdistan, PKK) 27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde yapılan toplantıyla kurulmuştur. 27 PKK’nın kurulduğu dönemde amacı Kürt 28 bağımsız devletini kurmaktır 29 . Bu bağlamda, PKK’nın kuruluşu Şeyh Sait İsyanı ile karşılaştırıldığında PKK’nın Marksist Kürt milliyetçiliği çerçevesinde 22 oluştuğu anlaşılmaktadır. 1979 yılından itibaren PKK’nın kendisini Baskın Oran, Şeyh Sait ayaklanması Kutusu, Baskın Oran (ed), Türk Dış politikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, cilt I, 6. Baskı, İstanbul: İletişim Yayınları: 2002, s.266. 23 Oran (ed), 2002, s.266. 24 Kanuni Esasiye, http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa21.htm, Erişim tarihi: 10.11.2011. 25 1924 Anayasası, http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa24.htm, Erişim tarihi: 10.11.2011. 26 Oran (ed), 2002, s.266. 27 Mehmet Gönlübol, Olaylarla Türk Dış Politikası, Ankara: Siyasal Kitabevi, 9. Baskı,1996, s. 654. 28 2008 verilerine göre, Türklerin toplam nüfustaki oranı, %70 -75, Kürtlerin oranı 18%, diğerlerinin oranı %7 -12’dir. Türkiye’nin Müslümanlar %99.8’ni, diğer dine mensuplar %0.22’ni oluşturmaktad ır (Bakınız: https://www.cia.gov/library/publications/the -worldfactbook/geos/tu.html, Erişim tarihi: 11.12.2011. 29 Gündüz S. Aktan , Ali M. Köknar: “Turkey”, Yonah Alexander (ed.), “Combatting Terrorism Strategies of Ten Countries”, The University of Michigan Press, 2005, s.262. geliştirmesine Suriye finanse olmuştur 30 . Başka bir deyişle PKK, kuruluş ve gelişme döneminde bölge devletleri ve bazı güçler tarafından desteklenmiştir31. PKK ilk baskınını, 15 Ağustos 1984 yılında Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde gerçekleştirmiştir. PKK, 1984 yılından 1990’lı yıllara kadar geçen süre arasında bölge halkına büyük baskılar yapmış, bölge halkının silah zoru ile kendilerine destek vermelerine çaba harcamıştır. Daha sonraki süreçte gerilla tipi savaş tipi ile PKK terör örgütü hükümet güçlerine (asker, polis, öğretmen, doktor, hemşire, şantiye işçileri, ziraat mühendisleri v.b) karşı yoğun eylemler başlatmıştır32. 1996 yılı nufus sayımına göre, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde toplam 11.534.000 kişi yaşamaktadır. Bu, Türkiye nüfusunun % 18.4’ünü oluşturmaktadır 33 . Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun GSMH’dan aldığı pay %3.3 ve %5.2 olarak gerçekleşmiştir 34 . Olağanüstü Hal (OHAL) Bölge Valiliğinin Kasım 1997 verilerine göre, dönüş yapanlar hariç olmak üzere, OHAL uygulanan 6 il ile mücavir alanını oluşturan 4 ilde 820 köy, 2345 mezra boşaltılmıştır. Toplam 3165 yerleşim biriminde 57.314 haneden 378.335 kişi, çeşitli kentlere göç etmiştir35. Bölge halkı, zorunlu köy boşaltması surecinde evlerinin, ahırların, ambarların tahrip edildiği, önemli bölümünün yakıldığı; meraların kapatıldığı; ürünlerinin tahrip edildiğini iddia etmektedir36. Zorunlu göç ani ve toplu olduğundan ve devlet tarafından gerekli önlemler alınmadığından dolayı mağduriyetler ortaya çıkmıştır. Bu yaşananlar, PKK’nın bölgede toplumsal desteğe sahip olmasını kolaylaştırmış, PKK’nın propagandasını daha iyi yapmasına fırsat vermiştir37. Kayıp yakınlarının başvurularına göre İnsan Hakları Derneği ve çeşitli kuruluşların çalışmalar çerçevesinde 520 olan gözaltında kayıplar yıl yıl şöyle bir seyir izlemektedir: 1991-4, 1992 - 8, 1993 - 36, 1994 - 229, 1995 - 121, 1996 - 68, 1997 - 45, 1998 -9. Burada, 30 Gönlübol, 1996, s. 655. Ercan Çifçioğlu,”PKK’nın Siyasi ve Ekonomik Desteklerinin Kesilmesine Yönelik Saptama ve Çözümler”, http://www.akademikortadogu.com/belge/ortadogu4%20makale/ercan_citlioglu.pdf, Erişim tarihi: 09.12.2011, s. 5. 32 İhsan Bal, “PKK Terör Örgütü: Tarihsel Süreç ve 28 Mart Diyarbakır Olayları Analizi”, http://www.usak.org.tr/dosyalar/dergi/OG7bDiq14rOCg6sd8LOfReGdCltBqg.pdf, Erişim tarihi: 10.11.2011, s. 77. 33 Doğu ve Güneydoğu Raporu Ocak 1999, http://www.setav.org/ups/dosya/10329.pdf, Erişim tarihi: 10.12.2011, s. 4. 34 Doğu ve Güneydoğu Raporu Ocak 1999, s. 5 35 Doğu ve Güneydoğu Raporu Ocak 1999, s. 5, Ayrıca Bakınız : Meliha Benli Altunısık, Özlem Tür, Turkey Challenges of continuity and change, RoutledgeCurzon: London and Newyork, 2005, s. 54. 36 Doğu ve Güneydoğu Raporu Ocak 1999, s. 5 37 Mehmet Ali Birand, “İlker Başbuğ ile Röportaj”, http://www.mehmetalibirand.com.tr/videogoster.asp?id=137, Date of access: 21.10.2011. 31 özellikle 1994 yılındaki gözaltındaki kayıplarda hızlı artışa dikkat çekmek gerekiyor, bir anlamda 1992-1993 yıllarında OHAL bölgesindeki "Faili meçhul cinayetlerin yerini 1994'de gözaltında kayıplar almıştır.38 Bu süreci devletin iyi yönetememesi, PKK’nın sosyalleşmesini ve rol almasını kolaylaştırmıştır. Böylece, PKK’nın terörist eylemlerini meşru gösterme isteği, bölgede daha rahat bir zemin elde etmiştir. Son tahlilde, Türkiye Cumhuriyeti’nin PKK ile yaptığı mücadelede, 1984–2009 Ağustos’u arasında olmak üzere 11.505 vatandaşı hayatını kaybetmiştir. Aynı dönemde PKK’nın vermiş olduğu kayıp 29.639’dur. Sonuç olarak, 1984–2009 Ağustos ayları arasında 41.144 kişi hayatını kaybettiği görülmektedir39. Sonuç Sri Lanka’da yaşanan etnik çatışma, bağımsızlık sonrasında devlet mekanizmalarında Sinhalese ağırlığının artmasıyla başlamıştır. Sinhaleselerin, Tamillerin önemli yerlere gelmesini ve devlet kademelerinde çalışmalarına engel olması, Sri Lanka’nın iç savaşa sürüklenmesine sebep olmuştur. Sri Lanka Hükümeti, Tamillerin kültürel farklılıklarını kabul etmemiş, Sinhalese üst kimliği çerçevesinde bazı kurallar dayatmıştır. Sinhalese toplumunun Mahavamsa mitinden fazlasıyla etkilenmesi sonucu, Tamilleri kendi topraklarını işgal eden işgalciler olarak görmesi, Sinhaleselerde ve Tamillerde toplumsal kinin temelini oluşturmaktadır. Sinhaleselerin Budizm’i kutsarken, Hindu olan Tamilleri işgalci olarak görmesi, iki etnik grup arasında toplumsal kinin canlı kalmasına sebep olmuştur. Mahavamsa gibi dinsel mekanizmalar, geçmişte yaşanılan istenmeyen olayların kuşaktan kuşağa aktarılmasına sebep olmuştur. Böylece, Mahavamsa her iki etnik grubun birbirlerine karşı kinlerini, canlı tutmalarına sebep olmaktadır. Türkiye’de Sri Lanka benzeri aşağılayıcı şovenist unsurların (tecavüz, işten uzaklaştırma, kültürel haklardan yoksun bırakma, fırsat eşitliği tanımama, eğitim hakkı vermeme…) devlet politikası olmaması, toplumsal kin algısının hem Türk toplumunda hem de Kürtler arasında zayıf olmasına sebep olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti kuruluş felsefesi modern ulus-devlet algısıyla, Türk kimliği çerçevesinde şekillenmiştir. Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti bu kuruluş felsefesinden kopmamakla birlikte, Kürtlerin kültürel ve sosyal 38 “Türkiye'de Gözaltında Kayıplar”, http://bianet.org/biamag/bianet/52998-turkiyede-gozaltinda-kayiplar Erişim tarihi: 11.12.2011. 39 Ümit Özdağ, “PKK ile Verilen Mücadelede Kayıplar-Trafikte Kayıplar”, http://www.umitozdag.com/tr/y205PKK ile_Verilen_Mucadelede_Kayiplar_Trafikte_Kayiplar.html, Erişim tarihi: 11.12.2011. haklarını daha rahat elde edecekleri düzenlemeler yapabilecek esnekliğe sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtlere yönelik dışlayıcı milliyetçilik kapsamında politikalar kullanmaması, Sri Lanka’ya göre daha esnek bir yapıya sahip olmasını sağlamaktadır. Böylece sorunun toplumsal çatışmaya dönüşmesini önlemektedir. Türklerin ve Kürtlerin birbirlerine karşı toplumsal kin taşıdıkları iddiası ufak gruplar tarafından dille getirilmiştir. Türk toplumunun ve Kürt toplumunun dinin aynı olması ve kültürel hassasiyetliklerin benzerlik göstermesi, Türk toplumu ve Kürt toplumu arasında toplumsal kin veya öç alma algısını zayıflatan diğer önemli unsurdur. Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişte bölgeye uyguladığı zorunlu göç politikası gibi, bazı politikaların ters tepmesi sonucunda, PKK bölgede daha da etkin olmuş olmasına rağmen, Türkiye’de PKK’nın iddia ettiği gibi, yaptığı terörist eylemlerin temel sebebinin toplumsal kin ve toplumsal intikam olduğuna dair iddialar 40 zayıf kalmaktadır. Sonuç olarak, Türk dış politikasında PKK faktörü, Türkiye’nin bölge devletleri, ABD ve AB ülkeleri ile ilişkilerinde anahtar rol oynamaktadır41. Bundan dolayı, PKK’nın yaşamını devam ettirmesi toplumsal kin’den daha çok bölgesel ve büyük güçler arasındaki dengeye bağlıdır. Aynı biçimde, PKK’nın terör eylemlerinin bölgesel hareketliliğe ve dünya konjöktürüne göre dalgalanması bu düşünceyi doğrular niteliktedir. 40 41 Bal, s. 11 Altunışık, Tür, 2005, s. 90.
Benzer belgeler
Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları - Uluslararası İlişkiler Öğrenci Dergisi
aşamasının alt yapısı Sri Lanka’daki iç savaşa dayanır. Sri Lanka’da temel olarak iki etnik
grup vardır. Bunlar Sinhaleseler ve Tamillerdir. Bu iki etnik grup arasında çatışma
yaşanmasına sebep ola...
Bir Sorunun Cevabı
sebebiyle, düzenlediği suikast sonucu öldürmüştür. Sinhalese milliyetçi grupları 1983 yılında
Tamillere saldırmıştır. Sinhaleseler bu saldırılar sonucunda Tamillerin malları yağmalanmış,
milyonlarc...