NİN SESİ
Transkript
NİN SESİ
’NİN SESİ KASIM 2013 SAYI: 375 Uluslararası Nakliyeciler Derneği Yayın Organı Mısır ve Körfez hattı İSTİKRARA kavuştu Ro-La Dayatması Almanya’nın da Sorunu Tehlikeli Madde taşımaları ZİRVE yaptı İçindekiler Sayı: 375 36 44 42 16 FATİH ŞENER: PASTA BÜYÜRSE PAY BÜYÜR “Pastayı bölüşmenin yolu pastayı büyütmekten geçer.” 18 Lojistikte Yeni Projeler için UND ve İTİCÜ İşbirliği Yaptı UND ve İstanbul Ticaret Üniversitesi arasında işbirliği anlaşması imzalandı. 24 TIR Karnesi Düşüyor T1 Kullanımı Artıyor Bu yılın ilk 10 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre TIR Karnesi kullanımı sayısı yüzde 13,92 oranında azaldı. 28 Pirelli “W:01” Ağır Vasıta Kış Lastikleri İle Kışlar Daha Güvenli Kasım 2013 Pirelli, ağır yük taşıyan araçlarda başlayacak olan kış lastik zorunluluğu için, Türk Pirelli’nin İzmit’teki tesislerinde üretilen 01 Serisi Ağır Vasıta ailesinin üyeleri FW:01 ve TW:01 kış lastiklerini kullanıma sunuyor. 30 Bugüne Kadar Tek Bir Sorun Yaşamadık U.N. Ro-Ro CEO Sedat Gümüşoğlu, Mısır üzerinden, Körfez Ülkeleri, Suudi Arabistan ve Ürdün’e hizmet verdiklerini söyleyerek bugüne kadar bu hatta hiçbir sorunla karşılaşmadıklarını belirtiyor. ’NİN SESİ Uluslararası Nakliyeciler Derneği Taşımacılık Organizasyonu İktisadi İşletmesi Adına Sahibi Ömer Çetin Nuhoğlu Genel Yayın Yönetmeni Fatih Şener Sorumlu ve Yazı İşleri Müdürü Hatice Hacısalihoğlu Yayın Kurulu Ali Çiçekli, Şerafettin Aras, Nagihan Soylu, Banu Damla Alışan 30 10 Yazı Kurulu Alper Özel, Evren Bingöl, Muammer Ünlü, Elif Sevim, Melike Tümen Haber Merkezi Nazlı Karpat, Alpdoğan Kahraman, Berkalp Kaya, Erman Ereke, Meriç Katman, İbrahim Çolak, Burak Çığa Mali İşler Müdürü Salih Koca 36 Tehlikeli Madde Taşımaları ZİRVE Yaptı ADR Yönetmeliği’nin 1 Ocak 2014 tarihinde yürürlüğe girecek olması nedeniyle konunun tüm taraflarının bir araya geldiği TREDER’in ev sahipliğinde bir zirve gerçekleşti. 40 “Lojistik Nefes Gibidir, Kıymeti Kesilince Anlaşılır!” Beykoz Lojistik MYO Lojistik Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Okan Tuna, Beykoz Lojistik MYO Mütevelli Heyet Başkanı Ruhi Engin’in “Lojistik nefes gibidir, kıymeti kesilince anlaşılır” sözünden hareketle Beykoz Lojistik MYO lojistik bölümünde uygulamalı eğitime ağırlık verdiklerini ifade ediyor. 42 Lojistikçiler Logitrans’ta Buluştu Bu yıl 7.si düzenlenen ve 21-23 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen Logitrans Fuarı’na 21 ülkeden toplam 205 lojistik firması katıldı. 44 Comvex Logist Eurasia Firmalar Ürünler ve Hizmetlerini Tanıttı Comvex ve Logist Eurasia fuarları 14-17 Kasım tarihleri arasında yapıldı. 23 ülkeden 300’ün üzerinde firma yeni ürün ve hizmetlerini tanıttı. Reklam Sorumlusu Hatice Hacısalihoğlu 0212 359 26 00 / 208 Yayına Hazırlık LOCA MEDYA ORG. VE REK. HİZ. LTD. ŞTİ Genel Yönetmen Mutlu Doğan Editör Ahmet Doğan Grafik Tasarım Erhan Aydın İletişim 0212 579 92 35 ctp baskı ve cilt İstanbul Basım Ltd.Şti 0212 603 26 20 Kasım 2013 adres Cennet Mah. Hürriyet Cad. No: 1/1 B Blok Cennet / Küçükçekmece İSTANBUL - TÜRKİYE Tel: 0212 579 92 35 Fax: 0212 598 47 62 [email protected] Yerel ve Süreli Yayın BAŞYAZI ÖMER ÇETİN NUHOĞLU UND YÖNETİM KURULU BAŞKANI Değerli Dostlarım, Kamu ve sivil toplum örgütleri arasındaki işbirliği, o sektörün gelişmesinde son derece önemlidir. Bu noktada sektörümüzü son derece şanslı görüyorum. Başta Denizcilik, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanımız Sayın Binali Yıldırım olmak üzere tüm müsteşarlar ve daire başkanları sektörün sorunlarını kendi sorunları olarak görüp bugüne kadar bize çok büyük destek verdiler. Bu noktada kendilerine sektör adına teşekkürlerimi sunuyorum. Sektörün performansını kendi performansı gibi gören, sektörün bir mensubu gibi tüm gelişmeleri yakından takip edip sorunlara ve sıkıntılara çözüm üretmek için yoğun emek harcayan bir bakanlığa sahip olmak bize güç veriyor. Onlardan aldığımız güç bizim; daha rekabetçi, daha güçlü bir sektör yaratma hedefi doğrultusunda yolumuzu açıyor. Bu desteği en son Ankara’da İran ve Türkiye arasında gerçekleştirilen ulaştırma toplantısında gördük. Müsteşarlarımız İranlı yetkililerle yaptıkları görüşmelerde akaryakıt fiyat farkının nakliyecilerimizin maliyetlerini artırdığını, İranlı firmalara göre haksız bir rekabet yaratıldığını belirttiler. “Bu uygulamaya son verin aksi takdirde biz de sizin maliyetlerinizi bizim seviyemize yükseltiriz” dediler. Bu kararlı duruş karşısında İranlılar pozitif bir yaklaşım göstermek durumunda kaldılar. Ve “Siz bizim ülkemizden transit geçtiğiniz zaman sizden akaryakıt mazot farkı almayacağız. Yeter ki Türkiye’den girerken benim ülkemden mazot almayın” noktasına geldiler. Şimdi iş teknik şartların konuşulup uygulamanın kalkmasına kaldı. Bundan sonra İran ve bu ülke üzerinden gerçekleşen transit taşımalar yüzde 40 artacaktır. Bu duruş sektörün önü açmıştır. Ağustos ayında bakanlığımız bir genelge yayınladı ve bu genelgeyle Türkiye’de taşıma yaban yabancı araçlara yaptıkları hatalı taşımalar nedeniyle ciddi oranda ceza kesildi. Bu bizim için çok önemli ve sevindirici bir gelişme oldu. Biz yıllardır yurtdışında bu cezalara maruz kalırken yabancı plakalı araçlar; ellerini kollarını sallayarak, belgesiz, denetimsiz hiçbir kontrol olmadan rahatça taşıma yaptılar. Öyle ki yabancı plakalı araçlar Türkiye’ye boş araçlarla girip Türk ihraç yüklerini alıp taşıdılar. Bu şekilde 124 bin taşıma işlemi gerçekleşti. Bu sektörümüzün kaybıdır, bu Türkiye’nin parasına başkasının gelip el koymasıdır. Bakanlığımız buna dur dedi. Bu noktada kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Sektörün güçlenmesi, sadece kendi içerisinde değil yabancı rakipleriyle de rekabet edebilir duruma gelmesi gerekiyor. Bu- nun için firmalarımızın daha kurumsal bir yapıya kavuşması, daha ölçekli olması şart. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu bu noktada önemli bir adımdı. Sektöre giriş şartları kondu: Mali Yeterlilik, Mesleki Saygınlık ve Mesleki Yeterlilik. Mesleki Yeterlilik ve Saygınlık şartını karşılayanlara ‘Yatırım Ön İzni’ verilmeli Ancak uygulamanın tersten işlediğini düşünüyorum. Zira Mali Yeterlilik parayla ilgilidir ve bu şartın sağlanması oldukça kolaydır. Burada önemli olan Mesleki Saygınlık ve Mesleki Yeterlilik ilkeleridir. Yatırım ön iznini almak için Mesleki Saygınlık ve Mesleki Yeterlilik ilkeleri Mali Yeterlilik’ten önce gelmelidir. Niceliksel bir yapıdan niteliksel bir yapıya dönüşmek istiyorsak bu muhakkak suretle gereklidir. Kalitesi yüksek, yapısı sağlam, çalışanı bilgili, rekabette güçlü, bir sektörü ancak böyle yaratabiliriz. Bu noktada Mesleki Yeterlilik ve Saygınlık ilkelerinin kriterlerinin açıkça ortaya konması gerekiyor. Mesleğe girecek olanlara eğitim verilmesi, performanslarının ölçülmesi, kişisel yetkinliklerinin ortaya konması bunun en önemli yoludur. Bu kriterleri geçenlere yatırım ön izni verilmelidir. Sadece maddi yatırım gücü olanların bulunduğu bir sektör olmaktan acilen nitelikleri güçlü bir sektöre geçiş sağlamalıyız. Türkiye’de Mesleki Yeterlilik Kurumu diye bir kurum var. Bu kurum ulusal meslek standartlarını oluşturuyor. Mesleki ve teknik eğitim ve öğretim programları bu standartlara göre hazırlanıyor, işgücünün mesleki yeterliliği akredite olmuş ve kurum tarafından yetkilendirilmiş kuruluşlarca ölçme ve değerlendirme merkezlerinde yapılan teorik ve uygulamalı sınavlar sonucunda belgelendiriliyor. Lojistik sektörü de bu şekilde bir ölçme ve değerlendirme sistemine kavuşmalıdır. Kısaca nasıl ki; gümrük müşaviri olmak için mesleki yetkinliklerinizin arandığı bir sınava girmeniz gerekiyorsa, yine eczacılık, avukatlık, mühendislik gibi birçok meslekte eğitim durumu şartı varsa aynı şekilde bu sektöre giriş için de belirli yetkinliklerin aranması gerekmektedir. Biz bu konuda bir öneri hazırlayacağız ve bakanlığımıza sunacağız. Sektöre girecek olan bir kişinin veya firmanın yatırım ön izni almak için ilk önce Mali Yeterlilik şartının istendiği değil, Yeterlilik ve Saygınlık ilkelerinin önce geldiği bir çalışma yapacağız. Biz bu sektörün gücüne hep inandık. Ancak asıl gücün sürdürülebilir güç olduğunu da biliyoruz. Yarın ayakta daha güçlü duracaksak bunu bu sektörün gerçek sahipleriyle yapabiliriz… Saygı ve Sevgilerimle... 8 UND’DEN Bolu Çalışma Grubu Toplantısında Güncel Gelişmeler Tartışıldı Bolu Çalışma Grubu Toplantısı 24 Kasım 2013 tarihinde UND Bolu Bölge Temsilciliği’nde gerçekleştirildi. Toplantıda 2014 UBAK ön değerlendirme listeleri, Rusya’nın TIR sisteminde kalması, 2014 yılı sürücü listeleri başvurusu, Bulgaristan’da kesilen cezalar, Rusya geçiş belgesi, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu konuları görüşüldü. Toplantı, 24 Kasım 2013 tarihinde Büyük Abant Oteli’nde yapıldı. Toplantıya İbrahim Kaya (Alibey), Fethi Çapar (Martı Trans), Hayati Tasalıoğlu (Kay-Naş), Ömer Gülen (Bolubeyi), Cemalettin Tut, Fuat Tut (Kartal Loj.), İbrahim Çelikbaş (Köroğlu) ve UND Bolu Bölge Temsilcisi Nusret Özarslan katılım sağladılar. IntraRegio Projesi’nin 2. Uluslararası Çalıştayı İTÜ’de Gerçekleşti Avrupa’dan beş ülkenin taşımacılık ve lojistikle ilgili paydaşlarının (Bremen, Calabria, Rusçuk, Türkiye, Kanarya Adaları) “İntermodal Taşımacılık” konusunda ortak projeler geliştirebileceği ulusal ve uluslararası kümeler oluşturmak üzere bir araya getirilmesini amaçlayan IntraRegio Projesi kapsamındaki 2. Uluslararası Çalıştay, 12 Kasım 2013 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü Maden Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Projenin Almanya, İtalya, Bulgaristan, Türkiye ve Kanarya Aadaları’ndan 18 ayrı kurumdan (üniversite ve araştırma merkezleri, yerel yönetimler, Lojistik firmaları ve dernekleri vb.) oluşan ortaklarının temsilcilerinin yanı sıra sektör ile ilgilenen kişi ve kurumların da katılım sağladığı çalıştayda “Türkiye’de Denizcilik Planlamaları” ana başlığı ele alındı. Çalıştayın ilk bölümünde, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün Londra’daki Teknik İşbirliği Birimi Asya-Pasifik Bölümü Sorumlusu Dr. Sıtkı Ustaoğlu, Türkiye Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz Ticaret Genel Müdürü Dr. Barış Tozar ve Denizcilik KıKasım 2013 demli Müşaviri Dr. Özkan Poyraz’ın açılış konuşmalarında “denizcilik alanındaki kamu plan ve projeleri” aktarıldı. Çalıştayın ikinci bölümünde ise Türk özel sektörü adına söz alan konuşmacılar Netlog Lojistik Hiz. A.Ş. İş ve Sistem Geliştirme Genel Müdürü İbrahim Bektaş, Ekol Lojistik Stratejik Müşteri İlişkileri Yöneticisi Mehmet Şahintürk, İstanbul Limanları Başkanı Kaptan Gani Aydın ve UND adına İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Alper Özel oldu. Konuşmacılar, özellikle “intermodal taşımacılık ve Lojistik faaliyetleri” konusunda bilgiler aktarırken; Alper Özel de UND tarafın- dan bugüne dek gerçekleştirilen sektörel projeleri ve gelecek planlarını, Ro-Ro taşımacılığı özelinde katılımcılara aktardı. Kendisine ihtiyaç duyulduğunda her türlü fedakarlığı yapmaktan imtina etmeyen bir sektörün mensubu olmaktan bir kez daha gurur duydum. Herkesin kaygı duyduğu bir zamanda çıktılar ve üzerlerine düşen görevi yerlerine getirdiler. Şimdi Mısır, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine yapılan taşımalar düzenli şekilde gerçekleşiyor ve Türk ihraç ürünleri bölgede varlığını sürdürüyor. Editör’den Fatih ŞENER İcra Kurulu Başkanı Merhaba, Taşımacılığın ihracatın önünü açtığını, yeni bölgeler ve ülkelere ulaşma konusunda lojistiğin firmalara en büyük desteği verdiğini her fırsatta tekrarlıyoruz. Bunun en güzel örneğini Mısır ve Körfez ülkelerine yapılan ihraç taşımalarında görüyoruz. Sektörün ticaretin önünü her türlü zorluğa rağmen nasıl açtığına birlikte şahit olduk. Suriye ve Mısır’da karşılaşılan sorunların ardından ihraç yüklerinin önü kapandı ve bu bölgelere mal satan firmalarımız büyük zararlara uğradılar. İmdada yetişen ise yine sektör oldu ve yeni hatlarla bu malları bölgeye ulaştırdık. Kendisine ihtiyaç duyulduğunda her türlü fedakarlığı yapmaktan imtina etmeyen bir sektörün mensubu olmaktan bir kez daha gurur duydum. Burada emeği geçen; çalışanlardan yöneticilere, depo görevlisinden sürücüsüne kadar herkese ayrı ayrı teşekkür etmek gerekiyor. Herkesin kaygı duyduğu bir zamanda çıktılar ve üzerlerine düşen görevi yerlerine getirdiler. Şimdi taşımalar düzenli şekilde gerçekleşiyor ve Türk ihraç ürünleri bölgede varlığını sürdürüyor. Sektörümüzün tüm fedakarlıklarına rağmen birçok sorun ise önümüzde engel olarak duruyor. Rusya’ya yapılan taşımalar da bunlardan biri. Rusya’ya yaptığımız taşımalarda Geçiş Belgesi sayılarımız oldukça düşük. Bu durum ne Türk taşımacılarına ne de Rus taşımacılarına yarıyor. 3. ülke taşımacıları geliyor ve Türkiye’den aldıkları ihraç mallarını Rusya’ya götürüyorlar. 2012 yılında 210 milyon dolarlık navlun gelirinin 80 milyon dolarını Türkler, kalan kısmını ise yaban- cılar aldı. Mal ihraç etmek için hizmet ithal eden ülke konumuna geldik. Yani iki ülke arasındaki ticaretten başkası gelip kesesini dolduruyor. Türk-Rus ve Rus-Türk İş Konseyleri 16. Ortak Toplantısı’na katılarak bu durumu anlattım. Türk ve Rus Makamları arasında iletişim sorunları sektörümüzde endişe yaratıyor. İki ülke liderleri önümüzdeki dönemde ticaret hedefleri koydular. Ülke liderleri ticaretin gelişmesi için hedefler koyuyorlar ancak bu kota rejimi ile ticaretin istenilen seviyede gerçekleşmesi oldukça zor ve liderlerin bu noktada ticaretin önünü açmaları gerekiyor. UND olarak Logistic Alliance Germany ile birlikte “Türkiye ve Almanya Arasında Lojistikte Mevcut Potansiyel ve Zorluklar” konulu bir panel düzenledik ve burada iki ülke arasında yaşanan sıkıntıları ilettik. Avusturya tarafından uygulanan Ro-La dayatmasına ise özel bir vurgu yaparak sorunun sadece iki ülke arasında yaşanan sorun olarak adlandırılamayacağını anlattık. Türkiye’den Almanya’ya giden ihraç yüklerinin yüzde 20’sini Alman firmalarının Türkiye’de ürettiği ürünlerden oluştuğunu, diğer taraftan Almanya’dan Türkiye’ye yapılan taşımaların da tamamının Alman ürünlerinden oluştuğu düşünüldüğünde en büyük engelin aslında Almanlara yapıldığını aktararak sorun çözümü için çaba sarfetmeleri gerektiğinin altını çizdik. Tüm engellere rağmen taşımacılarımız bu noktada ise engeller ortadan kalktığında bu sektörün nerelere geleceğini varın siz düşünün… Saygılarımla… 10 UND’DEN HABUR SINIRLARINA DAYANDI ALTERNATİF ŞART OLDU Yıllık 650 bin aracın işlem gördüğü Habur Sınır Kapısı’nın hızını İbrahim Halil yakalayamadı. Türkiye’nin Irak’a açılan Sınır Kapısı Habur’da, son haftalarda araç kuyrukları 35 kilometreyi buldu. Kalıcı çözüm alternatif Kapı’da ama geçici alınabilecek önlemler de var. Türkiye’den yılda yaklaşık 1 milyon 200 bin ihraç yüklü araç sınır kapılarımızdan çıkış yapıyor. Bu araçların yüzde 51’i yani yaklaşık 610 bini Habur Sınır Kapısı’nı kullanarak Irak’a taşıma yapıyor. 2013 yılı Kasım ayında bayramdan kalan yoğunluk ve yılsonuna yaklaşılması sebebi ile artan ticaret son haftalarda araç kuyruklarını 35 kilometreye kadar uzattı. UND Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakkı Keleş, konuyla ilgili kalıcı çözümün Irak ile mutabakata varılarak bölgede yapılacak ikinci bir sınır kapısı olduğunu belirtti. Keleş, sorunun Türk tarafından değil, Irak’ta yapılan uzun süreli kontrollerden kaynaklandığını belirterek, “Türk tarafı günde 2.500 aracın işlemini yapıyor. Ancak, İbrahim Halil Gümrük Kapısı’ndan Kasım 2013 Irak’a giriş yapan araçlardaki mallarının önce millileştirilmesi gerekiyor, aracın gümrük işlemleri daha sonra yapılıyor. Millileştirme işleminde öncesinde standart ve kalite kontrolleri, analiz, tarım, veterinerlik v.b işlemeler bu süreyi uzatıyor. Özelikle 15 gün önce Irak Merkezi Hükümetinin gıda maddeleri ile ilgili yayınladığı genelge ile gıda maddelerinin detaylı tahlilinin yapılması isteniyor, bu durumda 10 dakikalık işlem yarım saate kadar uzatıyor” dedi. Kuyruğun Azaltılması İçin Irak’a Yapılan Çıkışlara Öncelik Verilebilir UND Başkan Yardımcısı Keleş, mevcut kuyrukların azaltılması konusunda yine de Türk tarafınca alınabilecek bazı geçici tedbirlerin olabileceğine vurgu UND Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakkı Keleş “Geciçi ve kalıcı çözüm yolları var” yaparak, “Kuyruğun azaltılması için Irak’a yapılan çıkışlara öncelik verilebilir” dedi. Sıra kurallarına uymayarak haksızlığa ve sıranın daha da uzamasına sebep olan araçlara gereken cezanın verileceğine inandıklarını belirten Keleş, trafik polislerinin bu konuda çok büyük hassasiyet göstereceklerine inandıklarını söyledi. Başkan Yardımcısı Keleş, UND’nin Irak, İran, Afganistan, Türkî Cumhuriyetleri ve Mardin Çalışma grubunun bölgede incelemelerinin devam ettiğini belirtti. 12 UND’DEN Gürcistan, Azerbaycan Çalışma Grubu Toplantısı’nda Geçiş Belgesi Sistemi Değerlendirildi Gürcistan, Azerbaycan Çalışma Grubu 19 Kasım’da toplandı. Toplantıda Gürcistan ile Türkiye arasındaki çok geçişli belge sisteminin, bölge ülkelerine yapılan sefer sayılarına etkisinin geniş kapsamlı değerlendirmesi konuları ele alındı. Gürcistan’ın Şubat 2014’te usulsüzlüklere 5 bin lira ceza uygulamasına başlayacak olması nedeniyle cezai müeyyidelerle karşılaşılmaması adına neler yapılabileceği konuları görüşüldü. Rusya Merkezli bir Ro-Ro şirketinin Novorossisk/Trabzon/Batum üçgeninde kuracağı ro-ro hattına ilişkin değerlendirme toplantıda görüşülen bir başka konu oldu. Toplantıya Abdullah Özer, Salim Uzun, Tolga Bakır, İsa Baş, Mustafa Sağıroğlu katılım gösterdi. Habur Gümrük Kapısı’nda Yaşanan Beklemeler Mersin’de Ele Alındı İran-Irak-Afganistan-Türk Cumhuriyetleri Çalışma Grubu toplantısı 20 Kasım’da UND Mersin Bölge Temsilciliği’nde gerçekleştirildi. Toplantıda Habur Gümrük Kapısı’nda yaşanılan beklemeler ve temsilci atanması, Özbekistan-Kazakistan ile Rusya Transit Geçiş Belgeleri, 2014 UBAK ön değerlendirme listeleri ile Rusya’nın TIR sistemine kalması konuları görüşüldü. Yönetim Kuru- lu Başkan Yrd. Hakkı Keleş (Özkeleşler) ile YK Üyelerimiz Ercan Arslan (Meter), Hacı Abay (Özabay)’ın katılım sağladığı çalışma grubuna Çalışma Grubu Başkanı Nihat Irmak (Gülbin) başkanlık etti, Selçuk Uysal (Teknotaş), Nevaf Kılıç (Merbil), Hüseyin Altıntaş (Metronak), M.Nuri Bulun (Özbilal), Yaşar Özkaya (Özözkayalar), Şehmus Tekin (Nubahar) ve UND Mersin Bölge Temsilcisi Şemsettin Kurtay katılım sağladı. Mersin Bölge Çalışma Grubu Toplantısı’ndan Satırbaşları Mersin Bölge Çalışma Grubu toplantısı 19 Kasım’da UND Mersin Bölge Temsilciliği’nde gerçekleştirildi. Toplantıda “Habur Gümrük Kapısı’nda Vergisiz Akaryakıt Satış İmkanının Etkileri ve Avantajları”, ÖzbekistanKazakistan ile Rusya Transit Geçiş Belgeleri, Bulgaristan’da kesilen cezalar,2014 UBAK ön değerlendirme listeleri ile Rusya’nın TIR sisteminde kalması konuları görüşüldü. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakkı Keleş (Özkeleşler) ile Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Aktaş (Transaktaş), Ercan Arslan (Meter), Hacı Abay (Özabay) ve Burhan Şığva (Şığva Trans)’nın katılım sağladığı çalışma grubuna Çalışma Grubu Başkan Yar- Kasım 2013 dımcısı Erkan Yurteri (Botros&Levante) başkanlık etti. Emrah Deniz (Erman), Erkan Orak (Convoy), Ferid Cevheroğlu (Cevheroğlu), Halil Oktay (Sah- ra), M.Mücahit Altay (Gültur), Nihat Irmak (Gülbin), ve UND Mersin Bölge Temsilcisi Şemsettin Kurtay toplantıya katılım sağladı. 13 Kasım 2013 14 UND’DEN IRU’nun yeni başkanı Janusz Lancy oldu Türkiye yeniden yönetimde IRU’nun her yıl iki kez gerçekleştirdiği genel kurullarından ikincisi, 7-8 Kasım tarihlerinde Cenevre’de gerçekleştirildi. Genel Kurul’a UND adına İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener katıldı. 7 Kasım’da gerçekleşen IRU Eşya Taşımacılığı Konseyi seçimleri sonucunda, İspanya’daki üye dernek ASTIC’in başkanı Pere Padrosa, yeniden başkan seçilirken; 2014-2015 dönemi için başkan yardımcılıklarına İngiltere derneği RHA’dan Peter Cullum ve Ürdün derneği RACJ’den Huda Qasım getirildi. 8 Kasım’da gerçekleşen IRU Genel Kurulu’nda ise gerçekleştirilen seçimler sonucunda Polonya derneği ZMPD’den Janusz Lacny yeniden IRU Başkanı seçildi. 1 Ocak 2014’te görev süresi başlayacak yeni IRU Yönetiminde şu isimler yer alıyor: Janusz Lacny-IRU Başkanı, Polonya Yves Mannaerts-IRU Başkan Yardımcısı-Belçika Pere Padrosa, IRU Başkan Yardımcısı-İspanya İzzet Salah-Türkiye Radu Dinescu-Romanya, Toivo Kuldkepp-Estonya, Algimantas Kondrusevicius-Litvanya, Jan Buczek-Polonya Vladimir Florea-Moldova, Christian Labrot-Rusya Federasyonu Leonid Kostyuchenko-Ukrayna Rusya TIR Sisteminde Kalıyor Rusya’nın tek taraflı olarak aldığı bir kararla bu ülkeye yapılan taşımalarda TIR karnesi uygulamasını yeterli bulmayıp ilave teminat alması ve bu uygulamayı 12 Kasım günü tüm gümrük kapılarında başlatmasıyla yaşanan krizde olumlu gelişme yaşandı. Rusya gümrük teşkilatının ülkedeki kefil kuruluş olan ASMAP ile 1 Aralık’ta bitecek sözleşmesini yenilemeyeceğini ilan etmesiyle TIR sisteminde önemli bir belirsizlik yaşanmış ve bu durum TIR sistemine üye 68 ülke ve sistemin yürütücüsü IRU (Uluslararası Karayolu Taşımacıları Birliği) tarafından sert bir Kasım 2013 dille eleştirilmiş ve protestolar başlamıştı. En son 6-7 Kasım’da Cenevre’de yapılan IRU Genel Kurul toplantısında son şans olarak gösterilen ve Türk Gümrük Yönetimi’nin ev sahipliğinde, IRU ve Rusya Gümrük otoritelerinin katılımıyla 15 Kasım 2013 tarihinde gerçekleştirilen toplantı olumlu sonuçlandı. Rusya Federal Gümrük Servisi (FTS) Başkanı Andrey Belyaninov ve IRU Genel Sekreteri Umberto Pretto arasında yapılan görüşmede Rusya’nın TIR sisteminde kalacağı ve çıkmak gibi bir niyetinin olmadığı Protokol ile imza altına alındı. Genel Kurul’a “Rusya’daki TIR sistemindeki değişiklik (Rusya Federasyonu Gümrük İdaresi’nin TIR teminatlarını kabul etmeyeceğini açıklaması)” konusu damga vururken; toplantıda sorunun çözümü için IRU Başkanının Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ve AB Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso’nun yanı sıra AB parlamentosu Başkanı Martin Schulz ile görüşmesi kararlaştırıldı. Ayrıca alınan karar uyarınca, IRU’nun üye dernekleri kendi ülkelerinde ulusal düzeyde politik, yasal düzeyde ve medya düzeyinde girişimlerde bulunacak. Rusya Başkanı Vladimir Putin nezdinde de girişimlerde bulunulacak, sebep olunan zarara ilişkin belgeler toplanarak Rus Gümrükleri ile paylaşılacak, IRU ve ASMAP tarafından Rus Gümrükleri ile uzlaşma yolları aranacak ve pratik çözümler bulmak üzere bir çalışma grubu oluşturularak B planı ve uygulamanın çeşitli platformlarda protesto edilmesi de dahil, çözüm yolları araştırılacak. UND, toplantıda, gerçekleştirilecek girişimler konusunda IRU ile birlikte hareket edileceği yönünde görüş belirtirken; planlanan tüm girişimlerin İstanbul’da Rusya Federal Gümrük İdaresi Direktörü Andrei Belyaninov ve IRU Genel Sekreteri Umberto de Pretto arasında gerçekleştirilmesi planlanan toplantı sonrasına bırakılmasına karar verildi. 15 Kasım 2013 16 UND’DEN FATİH ŞENER: PASTA BÜYÜRSE PAY BÜYÜR Türk-Rus ve Rus-Türk İş Konseyi’nde toplantıda bir konuşma yapan UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, “Gelin pastayı birlikte yiyelim, pastayı yok etmeyelim. Pastayı bölüşmenin yolu pastayı büyütmekten geçer” dedi. Türk-Rus ve Rus-Türk İş Konseyleri 16. Ortak Toplantısı, TOBB (Türkiye Odalar Borsalar Birliği) binasında kasım ayı içerisinde gerçekleştirildi. Üç oturum konseptinde gerçekleştirilen toplantının birinci oturumunda ‘Enerji Alanında İşbirliği’, ikinci oturumunda, ‘Turizm ve Sağlık Turizmi Alanında İşbirliği’, Üçüncü ve son oturumunda ise ‘Bölgesel İşbirliği ve Lojistik Alanında İşbirliği’ konuları ele alındı. ‘Bölgesel İşbirliği ve Lojistik Alanında İşbirliği’ konulu oturumun moderatörlüğünü RF İstanbul Ticaret Mümessili Albina Rakhimullina yaptı. Oturuma; UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, Gentes Şirketler Grubu Başkanı, Türk-Rus İş Konseyi Başkan Yardımcısı İzzet Ekmekçibaşı, Pyatigorsk TSO Başkanı Larisa Kartaşova ve Tataristan Cumhuriyeti Temsilcisi Aydar Gaşigullin konuşmacı olarak katıldı. moderatörlüğünü RF İstanbul Ticaret Mümessili Albina Rakhimullina oturumun açılış konuşmasında Türkiye- Rusya arasındaki ikili ilişkilerin gelişmesi gerektiğini ifade ederek; Türkiye’nin bölgede önemli bir oyuncu olduğunu söyledi. İkili iliş- Kasım 2013 kilerin her iki taraf için de önemli olduğunun altını çizen Rakhimullina, Türkiye ve Rusya’nın dünya arenasında da çok özel yerlerde olduğunu sözlerine ekledi. ŞENER: Rusya İle Türkiye Arasındaki Makasın Kapanması Lazım UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, Rusya’nın bölgede çok önemli bir yerde olduğuna vurgu yaparak, Rusya ile ikili ticari ilişkilerimize bakıldığında Rusya ile Türkiye arasında bir ‘makas’ olduğunu ifade etti. Şener, “Bugün Rusya ile Türkiye arasındaki ticaretin boyutu 34 milyar dolar. Bu rakamın 27 milyarını Rusya’nın ülkemize ihracatı oluşturuyor. Ülkemizin Rusya’ya ihracatı ise 7 milyar dolar. Burada 20 milyar dolarlık bir açık var. Bu açığın kapanması ve ekonomik ilişkilerin daha sağlıklı yürümesi gerekmektedir. Bu dış açığın kapanması her iki ülkenin lehine olacaktır. 2015 yılında iki ülke arasında 50 milyar dolarlık ticaret hacmimiz olacak. Bu rakamın 40 milyar dolarlık kısmı Rusya’ya ait olacak, 10 milyar dolarlık kısmı ise Türkiye’ye… Dolayısıyla burada da 40 milyar dolarlık bir açık olacak… İki ülke arasındaki bu makasın kapanması gerekiyor. Bunun için de dış ticaretin artırılması lazım. DEİK olarak bu makasın kapanmasında bölge iş adamlarına iş düştüğünü görüyoruz” dedi. Lojistikte Üçüncü Ülke Taşımlarının Payı Artıyor Lojistiğin ekonomik gelişme ve ticaret için çok önemli, vazgeçilmez bir sektör olduğunu ifade eden UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, Türkiye ve Rusya arasındaki taşımalarda üçüncü ülke taşımalarının arttığını ifade etti. Şener, “Rusya, Türkiye’ye belirli sayıda TIR karnesi veriyor. Biz, bu TIR karnelerinin bize yetmediğini ifade ettiğimizde ‘biz ne kadar taşıma yapıyorsak siz de o kadar taşıma yapacaksınız’ cevabını alıyoruz. Biz, Rus yetkililere taşıma ve sefer sayılarının artırılması gerektiğini ifade ediyoruz ama Rus yetkililerden bu konuda herhangi bir cevap alamıyoruz. Rusya, taşımada bizi kendine rakip olarak görmemeli. Fatih Şener, bizi rakip gördüğü için de taşımalar üçüncü ülkelere kayıyor. Üçüncü ülkelerin taşımalardaki payı artıyor” dedi. 17 Rusya ve Türkiye arasındaki Taşımalarda Tehditlere Dikkat UND İcra Kurulu Başkanı Şener, Rusya ve Türkiye arasındaki taşımalarda ciddi tehditler olduğunu ifade ederek, “Rusya’nın TIR sisteminden 1 Aralık 2013 tarihi itibarıyla çıkması, TIR sistemine üye tüm ülkelerin endişelenmesine yol açmaktadır”dedi. Şener, endişelerinin gerekçelerini şöyle anlattı: Türk taşımacılarının söz konusu sistemin başlangıcında makbuzsuz 25.000 dolar teminatlar ve her ihracat ürünü için talep edilen 4.000 Ruble ve 72.000 Ruble arasında talep edilen gümrük vergileri Rusya’ya ihracatımızı olumsuz etkileyecektir. Türk ve Rus Makamları arasında iletişim sorunları sektörümüz arasında endişe yaratmaktadır. Henüz bu toplantı sürerken Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olan ve bu sebeple üye ülkelerin transit geçişlerine müsaade vermesi gereken Rus makamlarının Türkiye’nin transit geçiş belgesi talebine yanıt vermesi hala sektörümüzce beklenmektedir. Kota rejimi Türkiye’nin hızlı teslimat gerektiren bozulabilen meyve ve sebze gibi ürünlerin yerine ulaşmasına teşkil etmekte, Rus ithalatçıların operasyonlarını olumsuz etkilemektedir. Mevcut durum itibariyle liderlerimizin koyduğu hedeflere Samimiyet Şart ulaşmaya mevcut kota sistemi engel teşkil etmektedir. Türkiye’den Rusya’ya giden yükleri taşımak için Türk taşımacılarını engelleyen Rus nakliyecilerin Türkiye üzerinden Ortadoğu ve Afrika ülkelerine ulaşım ve ihracat planları yapması işbirliklerini artıracak, Rus ekonomisine olumlu olarak yansıyacaktır.” Pastayı yok etmenin iki ülkeye de fayda vermeyeceğini dile getiren Şener, pastanın ortaklaşa bölüşülebileceğini ve pastadan daha fazla pay almanın yolunun pastayı yok etmekten değil, pastayı büyütmekten geçtiğini sözlerine ekledi. İki ülke arasında yaşanan bu olumsuz tablodan kurtulmanın mümkün olduğunu ifade eden Şener, “Burada asıl sorulması gereken soru, ne kadar samimiyiz sorusudur. Bu soruya verilecek cevaplar iki ülkenin lehine olacaktır. Türkiye tarafı olarak Rusya’yı bölgesinde çok önemli ve vazgeçilmez bir ülke olarak görüyoruz. Ticari ilişkilerimizin artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Fakat bu durum sadece Türkiye ile olacak bir durum değil, burada bizim kadar Rus yetkililerinin de samimi olması gerekiyor” dedi. Son olarak Şener, Türkiye ve Rusya’nın bölgede dominant güç olduğunu ifade ederek iki ülke arasındaki ticaretin diğer ülkelere de olumlu yansıyacağını vurguladı. Kasım 2013 18 UND’DEN Lojistikte yeni projeler için UND ve İTİCÜ işbirliği yaptı UND ve İstanbul Ticaret Üniversitesi arasında işbirliği anlaşması imzalandı. UNDİTİCÜ Lojistik Platformu” adı altında “Üniversite-İş Dünyası İlişkileri Uygulama ve Araştırma Merkezi” kapsamında sektörle ilgili yeni projeler hayata geçirilecek. ken, ülkemizde henüz lojistik alanında projeler üretecek, kendi akademisyenlerimizi yetiştirebileceğimiz bir araştırma merkezi henüz kurulamadı” diyen UND Başkanı sektörel yetkinliklerin geliştirilmesi gerektiğine işaret etti. Lojistik Almanya’da Otomotiv Sektöründen Hemen Sonra Geliyor! 21 Kasım’da UND Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren’in katılımlarıyla gerçekleşen imza töreni ile İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ) ile UND arasında çerçeve işbirliği protokolü imzalandı. Törene UND adına Yönetim Kurulu Üyesi Murat Baykara, İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener ve İcra Kurulu Üyesi Evren Bingöl katılırken; İTİCÜ adına Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Ekmekçi, Dekan Yardımcısı, Yrd. Doç. Dr. Murat Çemberci, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Hasan Erkesim ve Prof. Dr. Suna Özyüksel katıldı. “UND-İTİCÜ Lojistik Platformu” adı altında “Üniversite-İş Dünyası İlişkileri Uygulama ve Araştırma Merkezi” koordinasyonunda yürütülecek işbirliği kapsamında üniversite ile sektör yararına ve sektörün önemli sorunlarına çözüm getirecek projeler hayata geçirilecek. UND’den ve sektörden uzmanların katılımlarıyla şekillenecek ortak eğitim programları oluşturulacak. İTİCÜ bünyesindeki uluslararası lojistik bölümünde öğrenim gören öğrencilerin sektörün ileri gelen profesyonelleri ile bir araya gelerek tecrübelerinden faydalanacakları haftalık ‘tecrübe paylaşım’ programları oluşturulacak, üniversite bünyesinde gelecek öğrenim döneminde açılacak Kasım 2013 olan tezli/tezsiz ‘Yüksek Lisans ve Doktora’ programlarında UND üyelerinde görev yapan personele özel indirimler sağlanacak. Nuhoğlu: Sektör-Üniversite İşbirliği İçin Şahsen Gayret Gösteriyorum İşbirliği protokolünün imza töreninde konuşan UND Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, üniversite-sektör işbirliklerini geliştirmek konusunda şahsen gayret gösterdiğini belirterek “UND olarak sektöre ilk meslek yüksekokulunun kazandırılması konusunda önemli mücadeleler verdik” dedi. O günkü rakamlarla yaklaşık 4,5 trilyon lira yatırımla İstanbul Üniversitesi bünyesinde ilk ulaştırma ve lojistik yüksekokulunu açtıklarının altını çizen Nuhoğlu, “Ama zaman içinde, bu bölümlerin ülke çapında yaygınlaşması beklediğimizin çok üstünde oldu. Ancak hala, diğer beklentimiz olan ‘sektöre yetkin, nitelikli, teorik bilgisi ve sektörel pratiği iç içe geçmiş arkadaşlarımızın kazandırılması beklentimize’ ulaşmakta çok zorlanıyoruz. Müfredat birbirinden inanılmaz ölçüde farklı. Bu konuda bir standartlaşma sağlanamadı” diyerek lojistik eğitimde yaşanan sıkıntılara vurgu yaptı. Sektörel yetkinlikler artırılmalı “Yunanistan’da 3, Almanya’da 30’un üzerinde lojistik araştırma merkezi var- Almanya’da otomotiv sektöründen sonra ekonomiye en fazla katma değeri sağlayan sektörün lojistik olduğunu, yılda 228 milyar euro gelir sağlandığını aktaran Çetin Nuhoğlu, şunları söyledi: “Lojistik avantajlar bir ülkeye yatırım yapacak firmalar için önemli kriterler arasında. Türkiye doğudan batıya, kuzeyden güneye kavşak konumuyla ciddi avantajlar sunma potansiyeline sahip. Lojistik, diğer sektörlerin gelişimi için de büyük katkılar sağlayacak bir sektör. Bu sektörün gelişimi için yıllardan beri, özellikle sektörel meclisleri bünyesinde İstanbul Ticaret Odamız ile çok yakın çalışıyoruz. Bunun için sektörümüz ve şahsım adına sayın rektörümüze çok teşekkür ediyorum. Gelecek yıl 40. kuruluş yıldönümünü kutlamaya hazırlanan derneğimizin, bu kadar doğru bakış açılarına sahip ve doğru tespitlerde bulunan bir ekip ile sektör yararına ciddi kazanımlar elde edeceğine inanıyoruz.” İTÜCÜ Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren de, Üniversite’nin “Sürekli Eğitim Merkezi, Uygulama ve Araştırma Merkezleri, Uygulamalı Bilimler Fakültesi” gibi yapıları ve çalışmaları hakkında bilgiler vererek “UND ile kurduğumuz işbirliği, bizim için büyük bir şans. Bizlerin akademik alanda yaptığımız çalışmaları daha ileriye taşıyabilecek vizyoner liderliğinizle, sektörün yetkin profesyonelleri ve firmaları ile öğrencilerimizi bir araya getirerek deneyimlerini aktarmalarını sağlayacak platformları birlikte oluşturabiliriz” dedi. 19 Kasım 2013 20 RÖPORTAJ Üç Yeni Gümrük Kapısını Açan Rusya, İhracatçının Gözdesi Olacak! Rusya, Basitleştirilmiş Gümrük Hattı (BGH) sistemine hizmet verecek üç yeni gümrük kapısı açtı. Aynı zamanda bürokratik kolaylıklardan, vergi avantajı ve Eximbank kredisine kadar Türk ihracatçılara avantaj sağlanacak. Rusya’ya yapılan ihracatta Basitleştirilmiş Gümrük Hattı (BGH) uygulamasına yepyeni fırsatlar sunuluyor. BGH sistemine hizmet verecek üç yeni gümrük kapısının yanı sıra, bürokratik kolaylıktan vergi avantajına ve Eximbank kredisine kadar bir dizi avantaj Türk ihracatçının hizmetine sunuluyor. Rusya Federasyonu Gümrük Servisi Başkanı Andrey Belyaninov ve T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Ziya Altunyaldız’ın imzaladığı protokol ile uygulama 15 Kasım’da resmen başladı. Sistem iki ülke arasındaki ticarete hız kazandırırken, bavul ticareti başta olmak üzere, kayıt dışı ihracatın kayıt altına alınmasını amaçlıyor. Yapılan görüşmeler sonucu, BGH sistemine hizmet veren Moskova Vnukovo Havalimanı’na ek olarak, farklı taşıma modlarına imkan sağlayacak şekilde yeni gümrük kapıları da açılıyor. Buna göre, denizyolu ile yapılan ihracata Rusya’nın Karadeniz kıyısında bulunan Tuapse Limanı Gümrük İdaresi ile karayolu ile batıdan gelen eşya için Ukrayna sınırındaki, Triyebortniye Sınır Kapısı, çok yakında hizmet vermeye başlayacak. Karayolunu Sevindiren Gelişme Karayoluyla doğudan gelecek eşya için de Rusya-Gürcistan sınırındaki Yukarı Lars Sınır Kapısı ve buna bağlı tespit edilen terminaller 1 Ocak 2014 tarihinde hizmete açılacak. Ayrıca alınan kararla, ticari bilgi ve belgeler, anlık olarak gümrük idareleri arasında paylaşılarak, sistemin daha hızlı ve güvenilir olması sağlanacak. Bu çerçevede, BGH kapsamındaki sevkiyatlarda güvenli paket (safe package) adı altında talep edilen belge sunma uygulamasına da son veriliyor. Basitleştirilmiş Gümrük Hattı kapsamında, Referans Fiyat uygulaması muafiyeti, gümrük kontrollerinde (zorunlu haller dışında) muafiyetin mutlak uygulanması konusunda mutabakat sağlandı. Kasım 2013 Bunun yanı sıra Rusya, Türk ihraç ürünlerine uyguladığı ‘Asgari Makdu Gümrük Vergisi’’ni de deri ürünlerinde kaldırdı. Ayrıca ortaya çıkabilecek sorunlara hızlı çözüm bulmak amacıyla, iki ülke gümrük idareleri temsilcilerinden oluşacak bir çalışma grubu da kurulacak. Çalışma grubu sürekli temas halinde olacak ve Basitleştirilmiş Gümrük Hattı ile ilgili ihracatçılardan gelebilecek sorunlara hızlı bir şekilde çözüm üretecek. Hedef 100 milyar dolar dış ticaret Basitleştirilmiş Gümrük Hattı (BGH) konusunda tek yetkili şirket olan Favor Trans AŞ. Genel Müdürü Tamer Dinçşahin, BGH sistemi ile rekabet avantajı sağlandığını vurgulayarak, şunları söyledi: “BGH deriden tekstile, kimyasaldan inşaat malzemesine, elektronikten gıdaya kadar bütün sektörlerde uygulanıyor. İki ülke arasında hedeflenen 100 milyar dolarlık dış ticaretin gerçekleştirilmesi için sistem basitleştirilmiştir. Yeni gümrük kapılarının açılması ve ihracatı kolaylaştıran yeni uygulamalar, Türk ihracatçısına yeni fırsatlar sunmaktadır. BGH sistemi ile yapılan ihracatlarda hem vergi avantajı, hem Eximbank’tan kredi imkanı sağlanmaktadır. Açılacak yeni gümrük kapıları ile ihracatçıya Rusya pazarına istediği bölgeden giriş imkanı sağlanmaktadır. Uygulama, ihracatçılarımıza yeni fırsatlar sunarken, rekabet gücünü de arttırmaktadır.” BGH’nin avantajları: 1 - Gümrük noktalarında öncelik. 2 - Zamanında ve güvenli ihracat, maddi avantajın yanı sıra, pazarda rekabet şansını arttırması. 3 - Gümrük muayenesinden muafiyet. 4 - Eximbank kredilerinden yararlanma imkanı. 5 - Daha az bürokrasi, daha az belge. Eksiklik halinde evrakların sonradan tamamlanabilmesi imkanı. 6 - Rusya gümrüğünde Referans Fiyat uygulamasından muafiyet. 7 - Asgari Makdu Gümrük Vergisi’nden muafiyet (Deri ürünlerinde) 8 - Malların güvenli ve zamanında teslim edilmesi 9 - Kurulan veri giriş sistemi, sayesinde malların nakliye sürecinin hem izlenebilmesi, hem de müşteriye teslimi, zamanında ve şeffaf bir şekilde yapılabilmesi. 21 Kasım 2013 22 GÜNCEL Aydın Alpa, lojistik öğrencilerini uzmanlarla bir araya getirdi Pegasus Kargo Direktörü Aydın Alpa’nın, 2013-2014 öğrenim yılında Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Uluslararası Ticaret ve Yüksek Lisans Programı kapsamında verdiği “Havayolu Stratejik Yönetimi” derslerinin bu hafta iki önemli konuğu vardı. DHL Express Anadolu Operasyon Müdürü Fahrettin Akgün ve Leisure Cargo FZCO Ortadoğu’dan Sorumlu Bölge Müdürü Nilan Gunatilaka deneyim- lerini Yeditepe öğrencileriyle paylaştı. 1989 yılında kurye olarak DHL’de işe başladığını anlatan Fahrettin Akgün, hızlı hava taşımacılığının dünyada nasıl başladığı, Türkiye’deki gelişimi ve hangi sektörleri kapsadığı hakkında öğrencilere bilgi verdi. Bir gönderinin A’dan Z’ye tüm aşamalarını öğrencilerle paylaşan Akgün, yapılan operasyonlarla ilgili bilgi verdi. Türkiye ve dünyadaki eğitimlerden de bahseden Akgün, öğ- rencilerden gelen soruları yanıtladı. Nilan Gunatilaka ise , GSA (Genel Satış Acentesi) ile ilgili öğrencilere bilgi verdi. GSA’lerin sektörde önemli bir bağı sağladığını dile getiren Gunatilaka, GSA’lerin birden fazla havayolunu temsil ettiği bilgisini verdi. Havayollarının yerel maliyetlerden GSA sayesinde uzak durabildiğine dikkat çeken Gunatilaka, acentelerin çalışma şekilleriyle ilgili soruları da yanıtladı. Borusan Lojistik Eğitim İçin Seferber Oldu Sosyal sorumluluk projeleri ile de adını sıkça duyuran Borusan Lojistik, eğitim için toptan seferber oldu. Borusan Lojistik, 2011 yılında başlattığı “Orada bir Okul var Uzakta, O Okul Artık Bizim Okulumuz” kampanyası kapsamında Mardin Kızıltepe’deki Atmaca İlköğretim Okulu’nu 2011 yılında tamamen yeniledi. Kampanyaya destek veren BoKasım 2013 rusan Lojistik çalışanları ise kampanya kapsamında her sene öğrencilerin yıllık eğitim ve giyim ihtiyaçlarını karşılıyor. 22 Ekim’de Borusan Lojistik Genel Müdürü Kaan Gürgenç, Borusan Lojistik üst yönetimi ve çalışanlarından oluşan bir grup Mardin Kızıltepe Atmaca İlköğretim Okulu’nda öğrenciler, okulun eğitim kadrosu, veliler ve köylüler ile düzenledikleri bir etkinlikte bir araya geldiler. Etkinliğe, ayrıca, Kızıltepe İlçe Milli Eğitim Müdürü ve aralarında İl Özel İdari Müdürü, Mal Müdürü ve Atmaca Köyü Muhtarının da bulunduğu Mardin protokolü eşlik etti. Mardin ziyaretinde çocuklarla sohbet eden Kaan Gürgenç düzenlenen şenlik öncesinde bir konuşma da yaptı. Gürgenç, “Atmaca Köyü İlköğretim Okulu’nun durumunu gördüğümüzde oldukça duygulandık. Hep birlikte, bir kaç eksik malzemeyi karşılamakla kalmayıp, okulu yenilemeye karar verdik. Bugüne kadar gitmemiştik, görmemiştik, bilmiyorduk. Ama şimdi biliyoruz ve Atmaca Köyü İlköğretim Okulu artık bizim okulumuz oldu. Biz artık bu okulun bugününden ve geleceğinden sorumluyuz. Burada bugün bir kaçını gördüğünüz abileriniz, ablalarınız uzakta da olsa sizinle beraberler; sizin mutluluğunuzu paylaşıyorlar. Onlar sizlerle üç yıldır beraber ve bundan sonra da yanınızda olmaya devam edeceğiz.” 23 Nakliye Sektörü Transportx’in Online Platformunda Buluşuyor Yük veren firmalar için uygun araç, nakliye firmaları için kriterlere uygun yük bulmak uzun bir süreç gerektiriyor. Her iki tarafın ihtiyaçlarını karşılamak, bunu yaparken de zamandan ve maliyetten kazanç sağlayacak Transportx. com nakliye sektörünün arama motoru olma yolunda hızla ilerliyor. Online platformda yük veren ve araç sahiplerini buluşturan Transportx.com, yük bilgileri, yükün alınacağı ve bırakılacağı konum, araç tipi, fiyat gibi farklı filtre seçenekleriyle en uygun listeyi üyelerinin karşısına çıkarıyor. Ayrıca yük veren firmaların parsiyel ve boş dönüş aramaları yapabilmelerinin yanı sıra özel proje/ADR taşımacılığı için de araç bulabilme fırsatı tanıyor. Sistemi bu şekliyle forwarder firmalar da kullanabiliyor. Sisteme üye nakliye firmaları, sefer takvimlerini ne kadar güncellerse, o kadar fazla boş dönüş ve parsiyel aramalarında çıkıyor ve araçlarına yük bulabiliyor. Böylece daha fazla ek kazanç elde edebiliyor. Transportx.com, üyelerinin güvenli iş birliği yapabilmesi için belgesiz hiçbir üyeyi sisteme dahil etmiyor. Transportx.com’a ücretsiz üye olmak için www.transportx. com’u ziyaret edebilirsiniz. Kasım 2013 24 LOJİSTİK NE MUAMELE GÖRÜYORSAK AYNISI GÖSTERİYORUZ Nuhoğlu’dan Ulaştırma Bakanlığı’na teşekkür Türk nakliyecilerinin yurtdışında yıllarca hatalı taşıma yaptıkları gerekçesiyle çok ağır cezalarla karşılaştığını söyleyen Nuhoğlu yabancı araçlara da aynı nedenlerle Türkiye’de ceza kesilmesinin kendilerini mutlu ettiğini belirtti. Ulaştırma Bakanlığı’na bu kararlarından ve sektörün performansına gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkürlerini ileterek şükranlarını sunan Nuhoğlu, “Ulaştırma Bakanlığı ciddi bir mücadele veriyor. Sektörün performansından kendini sorumlu hissediyor. Sektörün başarısını direkt kendinin başarısı olarak adlandırıyor. Bu anlamda bu gelişimden çok mutluyuz ve kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz” dedi. 19 Aralık’ta 3.sü yapılacak olan TOBB Ulaştırma Sektör Meclisi ve Ulaştırma Bakanlığı toplantısında 2013 yılının değerlendirileceğini ve Kasım 2013 2014 yılında neler yapılacağının görüşüleceğini belirten Çetin Nuhoğlu, bu yıl yapılacak toplantıya ilk kez Uluslararası Ulaştırma Forumu (ITF) Genel Sekreteri José Viegas’ın da katılım göstereceğini söyledi. Nuhoğlu toplantıda Avrupa’daki ulaştırma bakanlıklarının ulaştırma politikalarını masaya yatırılacağının bilgisini verdi. Son 5 yılda sektörün çok değiştiğini kaydeden Nuhoğlu “Rekabetçilik analizi değişti, ülkelerin rekabete bakış açıları değişti, korumacılık değişti ve de kendi ülkelerinde daralan ekonomiden daha fazla nasıl pay alabilirler onun mücadelesi başladı” diyerek toplantının konu başlıklarının neler olacağının ipuçlarını verdi. 124 bin araç boş giriş yaparak ihraç yükü taşıdı Türkiye’den ihraç yükü almak için boş giriş yapan yabancı plakalı araç sayısının 124 bine çıktığının üzerinde duran Çetin Nuhoğlu, “Yabancı plakalı araçlar 200 bin ihraç yükümüzü taşıyorlar. Bunun 124 binini boş giriş yaparak aldıkları ihraç yükü oluşturuyor. Yani burada merdivenaltı diye tabir edilebilecek ciddi bir taşıma işlemi gerçekleşti. Yani belgesiz, kontrolsüz, denetimsiz Türkiye’ye girdiler. Ve istedikleri gibi at oynattılar. Biz aynı şartlar altında Avrupalılarla rekabet etmeye hazırız. Ama o kendisinin kuralları bozduğu veya kendi ülkesinden kaynaklanan bazı avantajlarla beraber bu taşımaları yapıyorsa, ben aynı avantajı hem Türkiye’den hem de onlardan talep ediyorum” dedi. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, Denizcilik, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı’na Türk fir- 25 malarının yıllardır kaldığı ağır cezaların Türkiye’nin de yabancı firmalara uygulamasından duyduğu memnuniyeti ifade ederek şükranlarını iletti. “İran toplantısında müsteşarım 3 gün boyunca toplantıya katıldı ve tek mesaj verdi: ‘Eğer siz maliyetlerinizi indirmeyecekseniz, ben bu sefer sizin maliyetlerinizi benim nakliyecimin seviyesine çıkaraca- ğım dedi. Çok net mesaj var. Sen eğer hala benden akaryakıt farkı diye geçiş parası alırsan, ben de bunu senden alacağım dedi. Sen hala benim transit geçişimde senden hiç mazot almamama rağmen benden akaryakıt fiyat farkı alıyorsan ben de senden transit geçişlerinde bunu alacağım dedi.’ Hem ikili taşımada hem de transit taşımada bunu is- tedi. Bu kararlı duruştur. Bakanlığımız bu haksız rekabete karşı elini masaya vurdu ve buna artık müsaade etmem dedi” diye konuşan Nuhoğlu, Ağustos ayında yayınlanan genelgeyle belgesiz veya hatalı belge veya uygun olmaya belgelerle Türkiye’ye taşıma yapanlara uygulanan ağır cezanın bunun en güzel örneği olduğunu aktardı. Önce yetkinlik ve saygınlık sonra para Çetin Nuhoğlu: Mesleğe giriş daha kontrollü olacak UND Başkanı Çetin Nuhoğlu 2014 yılı ili birlikte sektöre girişlerin daha kontrollü olacağını söyledi. Aranın ilk şartın yatırım gücü değil yetkinlik ve saygınlık olacağını belirtti. Sektöre girecek firmaların ilk önce Mali Yeterlilik’ine bakıldığını Mesleki Saygınlık ve Mesleki Yeterlilik kriterlerinin bir şekil şartı olarak kaldığını söyleyen UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, 2014 yılı ile birlikte mesleğe girişin daha kontrollü olacağın söyledi. UND Başkanı yatırımın sonra geleceğini, önce sektöre girecek firmanın yetkinliğinin ve saygınlığının araştırılacağını ondan sonra yatırım şartının geleceğini söyledi. “Artık 2014 yılında sektöre girişlerin daha kontrollü olmasını arzuluyoruz” diyen UND Başkanı, 2004 yılında yürürlüğe giren 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nda, sektöre giriş için; Mali Yeterlilik, Mesleki Yeterlilik ve Mesleki Saygınlık şartlarının arandığını ancak ilk şart olarak Mali Yetirliliğin gediğini Mesleki Yeterlilik ve Mesleki Saygınlık’ın bir şekil şartı olarak kaldığını belirtti. Mali Yeterlilik’i firmaların borçlanarak dahi elde edebildiklerini aktaran UND Başkanı, 60 bin TL’nin yatırıldığını 300 tonluk kapasite yatırımı yapılarak mesleğe rahatça giriş yapıldığını belirtti. “Mesleki Yeterlilik ve Mesleki Saygınlık konusunda açıkçası KPI’lar çok net tanımlanmamış, performans kriterleri tanımlanmamış. Bu konuda önerimizi hazırlayacağız Ulaştırma Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, TOBB ve TİM’e bunu sunacağız” diyen Nuhoğlu, sektöre girişin nasıl olması gerektiğini ise şöyle anlatıyor: “Firma uluslararası nakliyecilik yapacağım derse Ulaştırma Bakanlığı’na hiçbir yatırım yapmadan da başvuracaktır. Ulaştırma Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı TOBB bunu değerlendirecektir. Belki bir imtihana girecektir, belki yetkinliği sorgulanacaktır, belki saygınlığı o bölgedeki ticaret odalarından, UND’den sorgulanacaktır ondan sonra bu sektöre girişin önünü açılacaktır.” Avrupa’da yapılan uygulamayı da buna örnek veren Çetin Nuhoğlu, “Orada İnsanlar Türkiye’de olduğu gibi araçlarını alıp da ondan sonra Ulaştırma Bakanlığı’na gidip arabam var 300 ton kapasitemi de tutturdum, benim belgemi verin diyemez. Devlet önce o bölgedeki kapasiteye bakar. Kapasite müsaitse girişe izin verirler. Türkiye’de de bu yapının kurulması lazım. Küçük firmalarımızın sayısı çığ gibi artıyor. Bun sebeple güçlü yapılar oluşturulamıyor. Bu güçlü yapıların oluşması gerekir. Bu C2 alma konusunda katı kuralların hayata geçmesi gerekiyor” şeklinde düşünceleri ifade etti. Kasım 2013 26 LOJİSTİK TIR Filosunu Kuracak olan Taha Kargo Sosyal Sorumluluk Kapsamında ‘Lojistik Lisesi’ Açacak! Irak’a gerçekleştirdiği taşımalarla adından söz ettiren Taha Kargo, 2013 yılı içerisinde TIR filosunu kuracak. Çıtayı yukarı çeken Taha Kargo, sosyal sorumluluk projesi kapsamında bir de ‘lojistik lisesi’ kuracak. Irak’ın Kerkük kentinden Altınköprü kasabasından 1994 yılında Türkiye’ye, İstanbul’a gelerek iş hayatına atılan Emin Taha, 1998 yılında kurduğu Taha Kargo’yla bugün adını iş dünyasına ve Türkiye’ye duyurmayı başardı. 125 dolara aldığı daktilo ile ticaret hayatına başlayan Emin Taha, bugün 220 milyon dolarlık ihracat yapan Taha Kargo’yla Türkiye’nin ihracat yapan ilk 100 firması içerisinde 57. sırada yer alıyor. Firma aynı zamanda Irak’a ihracat yapan firmalar arasında da 3. sırada bulunuyor. Türkiye ile Irak arasında ticaretin en güvenilir bağını kuran Taha Group, her geçen gün başarı ivmesini arttırarak faaliyetlerini sürdürüyor. 2004 yılında TİM’in ihracatçılar sıralamasında, 856. sırada yer alarak ilk 1.000’e giren Taha Group, 2011’de 97. , 2012’de ise 57. sıraya yükseldi. Türkiye’de halihazırda 57 bin ihracatçı firma arasında 57. sırada yer alma başarısının haklı gururunu yaşayan Taha Group Yönetim Kurulu Başkanı Emin Taha, “Bu başarılarımızdan dolayı mutlu ve gururluyuz. Bir taraftan da her sene gittikçe artan bu başarımızı, ileri ki yıllara da taşıma sorumluluğu hissediyoruz. Bunun için çok daha fazla çalışacağız” diyor. TAHA GROUP BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR 2010 yılında turizm alanında hizmet vermek amacıyla kendi doğduğu Altınköprü köyünün adını taşıyan Gol- Kasım 2013 den Bridge Travel’i kuran Emin Taha, IHY -Irak Hava Yolları’nın bilet satış acenteliğini alarak turizm hizmeti vermeye başladı. 1 Ocak 2011 tarihinde ise, IHY’nin Türkiye Kargo Acenteliği görevini üstlenen Taha Kargo, aynı zamanda THY ile yaptığı anlaşma ile dünya genelindeki 200 farklı noktadan Irak’ a gidecek olan malları, İstanbul ya da Erbil’de teslim alarak, Irak’a iç dağıtımını üstlendi. 2013 yılının Taha Group olarak kaynaklar ve yatırımlar açısından bir atılım yılı olduğuna dikkat çeken Emin Taha, hedef ve yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Emin Taha şunları söyledi: “Gayrimenkul sektöründeki Mütekabiliyet Yasası’nın çıkmasıyla birlikte Irak ve Ortadoğu’daki yoğun talebe cevap verebilmek adına Taha Yapı firmasını kurduk. Böylelikle Irak’ta inşaat sektörüne hizmet vermeye başladık. Türkiye’de resmi kayıtlı olarak Taha Kargo, Öz Taha Turizm ve Havacılık ve Taha Yapı firmalarımız ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Taha Group olarak, İstanbul’da Beyazıt, Topkapı, Laleli, Vatan Caddesi, Merter ve Atatürk Havalimanı’nda şubelerimiz var. Türkiye genelinde yeni şubeleri açmaya devam edeceğiz. Ankara Gölbaşı’ndaki şubemizi OSTİM’e taşıdık. Bu yılın başında Ankara Kızılay’da bir ofis açtık. Gaziantep’te şubemiz var. Buna ilave olarak, Gaziantep şehir merkezinde bir ofis açıyoruz. Konya’daki şubemizi 2012 yılının sonunda açmıştık. Bu yıl içeresinde Bursa’ya da ofis açtık. İzmir ve Adana’da şube açmayı planlıyoruz. Firmamızın departmanlarını yeniledik. İnsan kaynakları ve medya tanıtım departmanlarımız üzerinde çalıştık. Kargo satış departmanımızı açtık. Tüm açacağımız şubeler için, konusunda deneyimli çalışanlar yetiştireceğiz. Bunun için çalışanlara eğitim veriliyor ve çalışmalar yapılıyor. Hadımköy’de aldığımız 17,5 dönümlük arsanın imar izninin çıkmasını bekliyoruz. Arnavutköy Belediyesi imar iznini verdiği zaman, hemen depo inşasına başlayacağız. Gaziantep’te almış olduğumuz 5 dönümlük arsa üzerinde yaklaşık 1 mil- yon dolarlık projemizi hayata geçireceğiz. Tüm bunların yanında sosyal sorumluluk projesi olarak da bir lojistik lisesi açmayı planlıyoruz. Irak’taki halihazırdaki 33. Irak’ta Necef, Dicle ve Felluce’de şubelerimizi açacağız. Yine Bağdat’taki 2 dönüm üzerindeki depomuzu 10 dönüme çıkarıyoruz. Buradaki inşaatımız sürüyor. Irak’taki şubelerimizde bilgi işlem konusuna önem verdik. Bunun için server cihazları yatırımı yapacağız. 2008 yılından bu yana kullandığımız yazılım programıyla büyük mesafeler kat ettik. IT yatırımlarıyla bu konuda istediğimiz noktaya gelmeyi amaçlıyoruz. Yaklaşık 15 bin müşterimiz var. Bu müşterilerimize şifre vererek mallarının hareketlerini görebilmelerini sağlıyoruz” dedi. Bu yıl kendi TIR filosunu kurmak istediklerini belirten Emin Taha, “Biz, bugüne kadar çoğunu dışarıdan kiraladığımız TIR’lar ile faaliyetlerimizi sürdürüyorduk. Bizim özmal olarak 8 TIR’ımız ve 28 adet Iveco markalı 7 tonluk küçük araçlardan var. Bu sene TIR sayımızı 100’e çıkarmayı hedefliyoruz. Yaklaşık 12 milyon euroluk bir yatırım. Bu çok ciddi boyutlu bir yatırım olacak. Firma olarak, R2, C2, ve K2 belgelerimizi aldık. Bunun yanında, transit taşınan malların, ihracat yaptığımız mallar ile aynı TIR’da taşınmasına olanak veren T1 belgesini de aldık” ifadesini kullandı. Kasım ayı içerisinde İstanbul Fuar Merkezi’nde Logitrans Fuarı’nda görüştüğümüz Taha Group Yönetim Kurulu Başkanı Emin Taha, fuarın kendileri adına olumlu geçtiğini 2013 yılında da büyümelerini sürdüreceklerini söyledi. 27 “Ortak Sınır Kapısı” Modeli Gümrüklerdeki Düzensizliği Ortadan Kaldıracak! Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İkinci Başkanı ve Hilal Trans Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, “Ortak gümrük kontrolleri ve kara hudut kapılarının ortak kullanımına yönelik Gürcistan ile yapılan anlaşmayı modern dünya ile uyumlu ve sorunların çözümüne yönelik önemli bir adım” olarak değerlendirdi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Ziya Altunyaldız’ın açıkladığı; “girişte kontrol, çıkışta beyan” esasına dayalı “ortak gümrük kontrolleri ve kara hudut kapılarının ortak kullanımı” konusunda Gürcistan ile varılan anlaşmayı değerlendiren Aras, konu hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Şerafettin Aras’ın konu ile ilgili, “Sayın müsteşarımızın yapmış olduğu açıklamasında da değindiği, or- tak gümrük kontrolleri ve kara hudut kapılarının ortak kullanımına yönelik Gürcistan ile yapılan anlaşma modern dünya ile uyumlu ve sorunların çözümüne yönelik önemli bir adımdır. Özellikle karayolu taşımacılığı yapan firmalar sınır kapılarında gereksiz bir bürokrasi ile uğraşmakta, hem kendi tarafımızda hem de karşı ülke tarafında ciddi sıkıntılarla uğraşmaktaydı. Ancak bu yeni usül eğer reelde de uygulanabilirse ve diğer sınır kapılarımızda da benzer uygulamalara geçebilirsek, sınır kapılarındaki çileler, yaşanan sorunlar büyük ölçüde çözülecek ve yığılmaların bu şekilde nispeten önüne geçilecektir” dedi. Aras, bakanlığın bu girişimini Hilal Trans olarak desteklediklerini, diğer sınır kapılarında yaşanan problemlerin ve karayolu taşıma- cılığının sorunlarının çözümü yolunda atılacak her türlü kararlı adımda işbirliklerine açık olduklarını ifade etti. Kasım 2013 28 LASTİK Pirelli “W:01” Ağır Vasıta Kış Lastikleri İle Kışlar Daha Güvenli Pirelli, ağır yük taşıyan araçlarda başlayacak olan kış lastik zorunluluğu için, Türk Pirelli’nin İzmit’teki tesislerinde üretilen 01 Serisi Ağır Vasıta ailesinin üyeleri FW:01 ve TW:01 kış lastiklerini kullanıma sunuyor. W:01 Serisi yapısında barındırdığı teknolojiyle kış aylarında da yüksek performans ve güvenlik bekleyen ağır vasıta sürücülerinin ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap veriyor. W:01 Serisi; daha uzun ömür, daha fazla kaplanabilirlik, karlı yüzeyde daha fazla çekiş ve ıslak zeminde daha iyi yol tutuş özellikleri ile dikkat çekiyor. lerindeki blokların geometrisi ve yüksek dolu/boş oranıyla özellikle şehirlerarası çalışan uzun yol otobüsleri için ideal bir çözüm ortağı olarak öne çıkıyor. W:01 Serisi Birçok Avantajı Beraberinde Getiriyor Tüm 01 serisi lastiklerinde olduğu gibi FW:01 ve TW:01 ağır vasıta kış lastikleri de bünyesinde barındırdığı Pirelli patentli RSR (Rotated Shoulder Rib) teknolojisi ile artırılmış yol tutuş ve lastik blokları arasına optimum miktarda kar toplama özelliğine sahip olmakta ve bu sayede karlı zeminde en iyi şekilde tutunuyor. W:01 kış lastikleri +4 derecenin altındaki hava koşullarında M+S lastikleri ile karşılaştırıldığında yüzde 13 daha iyi direksiyon hakimiyeti sağlarken, karla kaplı yolda yüzde 23 daha düşük fren mesafesi sunuyor ve virajlarda daha iyi yol tutuşu sağlıyor. 315/80R 22.5”, 295/80R 22.5”, 315/60R 22.5”,315/70R 22.5”, 385/65R22.5”, 385/55R 22.5” ve 17,5” jant ölçülerinde ilk kez Pirelli tarafından pazara sunulan W:01 ağır vasıta kış lastikleri taban desenKasım 2013 W:01 serisinin tüketiciler tarafından oldukça beğeni topladığını dile getiren Türk Pirelli Ağırvasıta Lastikleri Koordinatörü Erbu Özkaran, “Düşük hava sıcaklıklarında yol güvenliğinin garantiye almanın bir şartı da kış lastikleri kullanımıdır. Kış lastiklerinin yük ve yolcu taşıyan araçlarda zorunlu olması ile ilgili çalışmalar bilincin artmasına önemli oranda katkı sağladı. İzmit’te ürettiğimiz ve sürücülere soğuk hava koşullarında daha iyi yol tutuş ve düşük fren mesafesi sağlayan W:01 en ağır kış şartlarında bile optimum yol güvenli sağlıyor. Tüketicilerimizin kış lastiklerini zamanında takmalarını, lastik hava basınçlarını kontrol etmelerini ve ağırlığı dengeli şekilde yerleştirmelerini öneriyoruz” şeklinde görüşlerini dile getirdi. W:01 serisi bünyesinde barındırdığı özelliklerle birçok avantajı da beraberinde getiriyor; kendi kendini temizleme özelliği, çekiş gücünü arttırmak için tasarlanan merdivenli blok duvarı yapısı, ısı üretimini engellemek amacıyla tabanda yüksek miktarda silika içerikli karışımların kullanılmış olması, lastikte düzenli aşınma sağlayarak lastik ömrünü uzatan 3SB (Üç Sandviç Kuşağı) teknolojisi, yol tutuşu güçlendiren DLTC (Çift Katlı Taban Karışımı) katmanı, kaplanabilirlik, topuk ısıl kararlılığı ve dayanıklılığı sağlayan Altıgen Topuk Teli ve paslanmaya karşı dayanıklılık için FRC (Lastikle Bütünleşmiş Kuşak Teli) teknolojisi gibi özellikler W:01 Serisi’nde öne çıkan teknolojiler. Darbelere karşı dayanıklı ve daha fazla yük kapasitesine sahip olacak şekilde tasarlanan W:01 Serisi’nin yanaklarında, 01 Serisi’ndeki tüm lastiklerin yanaklarında olduğu gibi ECOIMPACT işaretleri bulunuyor. Bu işaretler W:01 kış lastiklerinin; kritik kış koşullarında güvenlik ve km performansı, yüksek kaplanabilirlik, azaltılmış yakıt tüketimi ve düşük CO2 emisyonları, yüksek akustik konforu garanti ettiğini gösteriyor. W:01 ağır vasıta lastiklerinin üretiminde en gelişmiş teknoloji olan SATT teknolojisi kullanılıyor. Bunun dışında yenilikçi kuşak dizaynı dayanıklılık ve güvenilirlik bakımından üstün performans seviyeleri elde etmesine olanak sağlarken konfor ve çevre saygısı ayrıcalıklarını da muhafaza ediyor. 29 İhracatçı ve nakliyeci nefes aldı Türkiye ihracatı için büyük öneme sahip Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Körfez ülkelerine yapılan taşımalar Suriye ile yaşanan sorunlar ardından da Mısır’da ortaya çıkan karışıklıklardan sonra ciddi şekilde etkilendi. Ancak yeni açılan hatlar ve alternatif güzergahlar nakliyeciler ve ihracatçılara nefes aldırdı. Özellikle U.N Ro-Ro’nun Mısır üzerinden Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine yaptığı düzenli servis ile rayına giren ticaret ile firmalar ürünlerini bu bölgelere rahat- lıkla ulaştırabiliyorlar. Yine bir diğer Ro-Ro işletmecisi Tulpar Lines da Mayıs 2013’te İskenderunHaifa limanları arasında hizmet vermeye başladı. İsrail ile olan ticaretin kesintisiz olarak devam etmesini sağlayan bu yeni hat ile Ürdün ve Filistin gibi ülkelere yapılan taşımalar da desteklenmiş oluyor. Hat ayrıca Türkiye’yi İsrail’in Avrasya’ya açılabileceği bir ticari koridor haline getirmesi açısından önem taşıyor. Kasım 2013 DOSYA Mısır ve Körfez hattı istikrara kavuştu 30 DOSYA U.N. Ro-Ro CEO’su Sedat Gümüşoğlu Bugüne kadar tek bir sorun yaşamadık U.N. Ro-Ro CEO Sedat Gümüşoğlu, Mısır üzerinden, Körfez Ülkeleri, Suudi Arabistan ve Ürdün’e hizmet verdiklerini anlatarak bugüne kadar bu hatta hiçbir sorunla karşılaşmadıklarını söylüyor. İhracatçıların ve nakliyecilerin güvenlikle ilgili hiçbir kaygı taşımaması gerektiği mesajını veren Gümüşoğlu, daha önce yaşanan sorunların U.N. Ro-Ro’nun bu hatta girmesiyle tamamıyla ortadan kalktığının altını çiziyor. Gümüşoğlu “Servisimiz aynen planlandığımız şekilde, zamanında aksaksız şekilde devam ediyor” diyor. U.N. Ro-Ro CEO’su Sedat Gümüşoğlu, Mısır ve bölge ülkelerine yapılan taşımalardaki son durum ve taşımaların nasıl gerçekleştirdiği konusunda bilgi verdi. Gümüşoğlu, Mısır’a başlatmış oldukları hattın İskenderun-Mısır hattı olarak gözükmesine rağmen aslında bu hattın Körfez Ülkeleri, Suudi Arabistan ve Ürdün’e yapılan taşımaları desKasım 2013 teklediğini söylüyor. Mısır hattının, Suriye ile yaşanan sıkıntıların ardından ihracatın ciddi derecede etkilenmesi üzerine kurulmuş olan bir hat olduğunu söyleyen Gümüşoğlu, hattın Mısır’a direkt hat olarak kurgulanmadığı ifade ederek U.N. Ro-Ro’daki yüklerin yüzde 99.9’unun Körfez Ülkeleri’ne giden yüklerden oluştuğunun bilgisini veriyor. Mısır ile olan ticarete de değinen Gümüşoğlu Türkiye-Mısır asında imzalanan ikili karayolu anlaşmasının hayata geçirelemediğini aktararak “Bundan dolayı kamyon, TIR ticaretinin, Ro Ro ile yapılacak ticaretin henüz ikili ülke kapsamında başlamadığını görüyoruz” diyor. Gümüşoğlu, Mısır ile Türkiye ilişkilerinin kuvvetlenmesi 31 için Mısır’da bir siyasi istikrarın ve güvenin olması gerektiğini belirtiyor. Bu güven olduktan sonra ikili anlaşmalar imzalanarak Mısır ile ticaretin tekrar başlayabileceğini ifade eden Gümüşoğlu, konteyner trafiğinin yine devam edeceğini ama bu anlaşmalardan sonra Ro-Ro trafiğinin de başlayabileceğini düşündüğünü vurguluyor. Güvenlikle ilgili tek bir kaygı duymayın Güvenlik konusunun lojistik iş süreçlerinde son derece önemli olduğunu ifade eden Gümüşoğlu, “Güvenlik son derece önemli bir konu. Bizim de ilk başlarda bu hatla ilgilenmememizin birkaç sebebi vardı. Bunlardan birincisi burası çok komplike bir yapıya sahip. Mısır’da kamyonları, TIR’ları indirmeniz yetmiyor. Orada yine karayolu konvoyuyla Kızıldeniz sahilinde bir limana ulaştırmanız lazım. Oradan başka bir Ro-Ro ile geçirmeniz lazım. Ve aynı TIR’ı tekrar Türkiye’ye aynı şekilde döndürmeniz gerekiyor. Bu, çok komplike bir yapı getiriyordu. İkinci bir sebep ise; karayolundaki güvenlikle ilgili ortaya çıkacak problemleri de açıkçası öngörememiştik. Ve iki yıl boyunca bu hatla ilgilenmemiştik. Ancak nihayetinde girdikten sonra öncelikle ikili ülke anlaşması ile güvenlik konvoyu anlaşması sağlanıyor. Her inen TIR konvoyla diğer limana ulaştırılıyor ve bugüne kadar en ufak bir güvenlik problemi yaşamadık. Zaten iki ülkenin ortak anlaşmaları ile bu durumlar teminat altı- na alınmış durumda” diyerek güvenlikle ilgili kaygıların yersiz olduğuna dikkat çekiyor. Gümüşoğlu: “ O yüzden ihracatçılarımıza, nakliyecilerimize şu mesajı vermek istiyorum: Bu bölgede en ufak bir güvenlik problemi asla ama asla yaşanmadı. Servis de aynen planlandığı şekilde, zamanında aksaksız şekilde yürütülüyor” diyor. Daha önce yaşanan sorunları da değinen Sedat Gümüşoğlu, “Bizden önce çok ciddi problemler yaşanmış. Dönüş gemileri bulamamışlar, arabalar 20-30 gün limanlarda kalmış, gemiler bozulmuş vs. ama biz başladıktan sonra bu olumsuzlukların hiçbirisini nakliyecilerimiz yaşamadı” diye konuşuyor. Kaygılar eskiden kalma U.N. Ro-Ro olarak bu olumsuzluklara son verdiklerini kaydeden Gümüşoğlu, “Bu hat ilk açıldığında devlet teşviki vardı. Teşvik varken doğru çalışmayan bu hattı, teşvik kalkmasına rağmen biz doğru bir şekilde çalıştırıyoruz. İhracatçılara yönelik olarak da bir mesaj vermek istiyorum: İhracatçılar o dönemki aksaklıklardan dolayı mallarının zamanında teslim edilemediği şekilde bir önyargıya sahipler. Bu, eski dönemlere ait bir önyargı… İhracatçılarımız bu önyargılardan kurtulsunlar. Biz temmuz ayından beri düzenli seferler yapıyoruz. Onca karışıklığın olduğu dönemlerde bile seferlerimiz neredeyse hiç aksamadan gitti. Dolayısıyla ihracatçılarımız bu hatta tekrar güven duysunlar, yüklerini versinler; nakliyeciler de kendi güvenliklerinin ikili anlaşmalar çer- Sedat Gümüşoğlu: “Mısır üzerinden Suudi Arabistan’a hizmet verdiğimiz bir görevimiz var. Bunu hat olarak tanımlayamıyorum. Burada karayolu açık olsa Ro-Ro hattının işleme şansı mümkün değil. Burada ülkemiz için bir görev icra ediyoruz. Bizden önce bu hattı deneyenlerde çeşitli servis problemleri olduğu için biz işletiyoruz.” çevesinde garantiye alındığını ve güvenlikle ilgili en ufak bir olumsuzluğun olmadığını bilsinler” diyor. Gümüşoğlu, şu anda da hattın gayet verimli işle- Kasım 2013 32 DOSYA 1994 yılında uluslararası nakliye firmaları tarafından kurulan U.N. Ro-Ro İşletmeleri A.Ş., 322 bin araç kapasiteli 12 modern Ro-Ro gemili filosuyla İstanbul ve Mersin’den İtalya’daki Trieste ve Fransa’daki Toulon limanlarına düzenli Ro-Ro seferleri gerçekleştiriyor. Aralık 2007’den bu yana uluslararası bir yatırım fon şirketi olan Kohlberg Kravis & Roberts (KKR) yönetimi altında yatırımlarına devam eden U.N. Ro-Ro, hızlı, güvenilir ve düşük maliyetli hizmet anlayışı ile gerek uluslararası nakliyecilere, gerekse ihracat ve ithalat yapan firmalara desteğini sürdürüyor. diğini belirterek; bu hattı, ancak ihracatçıların beslemesi, nakliyecilerin kullanması durumdan; kendilerinin de bu görevi ticari bir faaliyete dönüştürebileceğini, aksi takdirde çok uzun vadede sürdürülebilir bir faaliyet olmaktan çıkacağını söylüyor. Misyonumuz Türkiye Çıkışlı Bütün Ro-Ro Hatlarıyla İlgilenmek U.N. Ro-Ro olarak sadece ticaret odaklı düşünmediklerini, belirli bir misyonları olduğunu ifade eden Gümüşoğlu şöyle konuşuyor: “Uzun vadede misyonumuz Türkiye çıkışlı bütün Ro-Ro hatlarıyla ilgilenmek. Kendimizi, Türkiye’nin ihracatına altyapı hizmeti sağlayan bir kuruluş olarak görüyoruz. Uzun vadede de Karadeniz’de, Akdeniz’de ve batı hatlarında hepsinde aktif olmak istiyoruz. Mısır da uzun vadede çalışmak istediğimiz hatlardan birisi. Biz, Mersin’den Avrupa’ya hat açmış ve dört yıldır bu hattı başarı ile işletiyoruz. Eğer Mısır’la da Türkiye’yi, Mersin’i, İskenderun’u bağlayan bir hattımız olursa; bu üçgende transit ticaretin de Türkiye üzerinden geçeceği Kasım 2013 bir yol yaratmış oluruz. Bu, bize uzun vadeli cazip bir hedef olarak geliyor.” Mısır’a yönelik Ro-Ro taşımasında zaman olarak bir öngörüde bulunmanın çok zor olduğunu kaydeden Sedat Gümüşoğlu, “Mısır’da güvenlik ne zaman sağlanırsa Mısır’a yatırım yapan ilk kuruluş U.N Ro-Ro olur, bundan emin olabilirsiniz. Çünkü batı kapılarında da sorun çıktığında ilk hareket eden kuruluş biz olduk. Mersin’de kimse denemeye cesaret dahi edemezken U.N. Ro-Ro olarak Avrupa’yı Mersin’e bağlamayı deneyen ilk biz olduk. Fransa’da da dört yıldır hizmetini aksatmadan sürdüren biziz. Hatta Köstence’yi de batı kapılarına bir alternatif olsun diye bir sorumluluk olarak 2011 yılı sonunda üzerimize aldık. Bir yıl boyunca çok büyük zararlara rağmen devam ettik, ancak sürdüremedik. Biz, U.N. Ro-Ro olarak Türkiye’nin ihtiyacı olan ihracat rotalarında deniz hatlarını kurmakta en öncü olmaya her zaman adayız” diye konuşuyor. UND işbirliği ile sorunu çözdük Uluslararası Nakliyeciler Derneği ile her zaman iletişim halinde olduklarını ifade eden Gümüşoğlu, “UND, sektörümüzün itici gücü. UND’nin çalışmaları ortada. UND ile iş ve güçbirliğine her zaman hazırız. Zaten bu olaya başlamadan önce de şöyle bir durum oldu: Biz Ekonomi Bakanlığı’na davet edildik. Gemiler 30 gün boyunca kalkmamış, limanlarda mallar bozulmuş. Biliyorsunuz burada aynı zamanda yaş meyve ve sebze de var. Büyük bir kaos vardı. Ekonomi Bakanlığı’na davetimizde biz, UND ile konuşarak gittik. Aynı masada fikirlerimizi söyledik. Çoğu fikirlerimiz birbiriyle örtüşüyordu. Nihayetinde hem ben şirketin en üst yöneticisi olarak hem de UND Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Çetin Nuhoğlu, neredeyse haftada iki üç kere telefonla görüşerek ortak bir zeminde bu hattı nasıl işletebiliriz diye çok konuştuk. Moral açısından UND’nin çok büyük desteği oldu. İşbirliğinin de çok daha fazla geliştirilebileceğine inanıyorum. Öteki gemi şirketlerinin bıraktığı arabalar Mısır’da kaldığında yine sayın başkanla konuştuk ve hepsini geri getirdik” diyor. UND’yle sadece bu hatla ilgili değil, birçok hatla ilgili olarak verimli bir şekilde çalışabileceklerini aktaran Gümüşoğlu, sonuçta bu durumun hem ülke hem de bu sektörde iş yapanların ortak menfaati olduğunu söylüyor. UND’nin tamamen sektör menfaatleri doğrultusunda çalıştığını gördüklerini dile getiren Gümüşoğlu; UND, ile her türlü işbirliğine hazır olduklarını belirterek daha önce de bu işbirliğini yaptıklarını, gelecekte de yapmaya hazır olduklarını, derneğin gücü ile bir sinerji oluşturabilirse aşılmaz denilen birçok şeyi aşabileceklerinin altını çiziyor. UN Ro-Ro servisi nasıl gerçekleşiyor? UN-Ro-Ro; Mısır üzerinden Körfez Ülkeleri, Suudi Arabistan ve Ürdün’e düzenli servis hizmeti veriyor. Haftada 2 servis olarak gerçekleşen seferlerde araçlar İskenderun Limanı’ndan Damietta Limanı’na UN Ro-Ro gemileri ile taşınıyor. Sürücüler ise charter seferleri ile İskenderiye Hava Limanı’na oradan da ücretsiz servislerle Damiatta Limanı’na ulaştırılıyor. Araçlar buradan Adabiya Limanı’na konvoy eşliğinde gidiyorlar. Salem El Makrani’nin gemileri ile Suudi Arabistan’ın Duba Limanı’na geçiyorlar. Böylece Türk TIR’ları ve ihraç ürünleri Mısır, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine ulaşıyor. U.N. Ro-Ro’nun Hizmet Verdiği Noktalar: İstanbul – Trieste (60 saat) Tekirdağ – Trieste (55 saat) Mersin – Trieste (70 saat) İstanbul – Toulon (70 saat) İskenderun – Damietta (18 saat) – Dhuba 33 Mısır Ticaretinde Güvenlik İçin Endişelenmeye Gerek Yok Türk-Mısır İş Konseyi Başkanı Zuhal Mansfield, Mısır’da 260 Türk firmasının faaliyet gösterdiğini ve 60 firmanın da 2 milyar dolarlık yatırımı bulunduğunu söylüyor. Mansfield, Mısır’da güvenlik açısından bir sorun olmadığını ve ihracatçıların bu bağlamda rahat hareket etmeleri gerektiğinin de altını çiziyor. Mısır’ın, tarihsel olarak doğu ile batının kültürel ve ekonomik alış verişinin merkezi olduğunu ve Afrika’ya ulaşan binlerce yıllık tarihi ticaret yollarının Mısır’dan geçtiğini söyleyen Türk-Mısır İş Konseyi Başkanı Zuhal Mansfield Mısır’ın bu anlamda Türk iş dünyasının Afrika pazarına açılım için önemli bir kapı olarak görülmesi gerektiğini kaydediyor. Mansfield, “Nitekim yapılan projeksiyonlarda Afrika’nın piyasa büyüklüğünün, tüketim malları, doğal kaynaklar, tarım ve altyapı hesaplandığında önümüzdeki 20 yılda 2,6 trilyon dolara ulaşacağı hesaplanmaktadır. Mısırlı tüccarlar diğer Afrika ülkelerinde de çok aktiftir. Bu bakımdan Mısır, yalnızca ikili ilişkiler değil Afrika’ya olan ihracatımız açısından da önemli bir destinasyondur” diyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin ilk dokuz ay verilerine göre 3.7 milyar dolara ulaştığını belirten Zuhal Mansfield, Türkiye ihracatının aynı dönemde 2.4 milyar dolar olarak gerçekleştiğini söylüyor. Geçen yılın ayı döneminde bu rakamın 2.7 milyar olarak gerçekleştiğini ve çok büyük bir düşüş yaşanmadığının altını çizen Mansfield, “Mısır, köklü kurumlara sahip güçlü bir ülke. İkili ekonomik ilişkilerimiz de çok sağlam temellere dayanıyor. Ekonomik ilişkilerimizin önümüzdeki birkaç yılda dalgalı bir seyir izleyebileceğine, ancak toplamda artış trendini süreceğine inanıyorum” diyor. “Mısır ihracatçılarımız için Afrika’da vazgeçilmez bir pazar, öyle olmaya da devam edecektir. Siyasi istikrarı yakaladığı an her şey eskisinden daha iyi olacaktır. Bizim arzumuz en sağlıklı kararın bir an evvel çıkması ve bir an evvel taşların yerine oturması” diyen Mansfield en kısa zamanda kararların neticeye varması gerektiğinin de altını özenle çiziyor. Ro-Ro’ya ilk başından beri destek veriyoruz Mısır’la olan Ro-Ro taşımalarında U.N.Ro-Ro’nun büyük gayret gösterdiğini ve iki ülke arasında bu tip çalışmaların önemli olduğunu ifade eden Mansfield, “Ro-Ro hattı iş konseyimizin başlangıcından bu yana büyük destek verdiği bir proje. Bu hat aslında Nisan 2012’de başladı. Bugün U.N. Ro-Ro sorunsuz bir şekilde sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde yeni firmalar da katılabilir. Bu hattın yalnızca Mısır’la ekonomik ilişkilerimize değil önümüzdeki dönemde tüm bölge ile ticaretimize büyük katkısı olacağına inanıyoruz. Türkiye Doğu Akdeniz’deki stratejik üstünlüğünü, lojistik üstünlüğüyle taçlandıracaktır” diyor. Mısır taşımalarında güvenlik sorunu yok Mansfield, Mısır ile ilgili olarak bu bölgenin güvenli olduğuna işaret ederek ihracatçılarımızın bu bölge ile ilgili olarak korkmamaları gerektiğini söylüyor. Mısır ile Türkiye’nin benzerliğine dikkat çeken ve buna iki ülkenin stratejik ve lojistik önemini örnek olarak gösteren Mansfield, Süveyş Kanalı ile Mısır’ın da Türkiye gibi iki kıtayı birbirine bağladığını belirtiyor. Mansfield Türkiye-Mısır arasındaki ticaretin devam ettiğini aktarıyor. Daha önce yaşanan sıkıntıların limandan kaynaklandığının da üzerinde duran Mansfield, Mısır ile ilgili ticaret kapsamında şu bilgileri veriyor: “Biz onlara işlenmiş petrol yan ürünü satıyoruz, demir-çelik, gıda ürünleri, tekstil yan maddesi gönderiyoruz. Tekstil makinesi ve sanayide kullandıkları küçük makineler satıyoruz. Benzeri şeyler de alıyoruz. Mısır’da üretilen birçok şeyin yüzde 70 hammaddesi ya da yan maddesi bizden gidiyor. Dolayısıyla Mısır’la birbirimizi tamamlayıcı iki ülkeyiz. Bu önemli ayrıntıyı Mısır iş dünyasına doğru bir şekilde anlatmamız gerekiyor. Eylül sonunda Mısır’a gidip, eş başkanımla birlikte 2014’ün plan programını yapmamız gerekecek.” Mısır’ın da ülkemize yönelik ciddi yatırımları olduğunu aktaran Mansfield, “Biz gümrük birliği anlaşmasından dolayı her ülkeyle tek tek serbest ticaret anlaşması yapmak zorunda olan bir ülkeyiz. Mısır’ın ise çevre ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmaları var. COMESA, QİZ, EFTA, gibi antlaşmalar içinde. Bu otomatikman 60’dan fazla ülkeyi kapsıyor daha rahat ticaret yapıyorlar” diyor. Mısır’da enerji ve işçilik maliyetinin düşük olduğunu ifade eden Mansfield, “Bizim burada 3 liraya ürettiğimiz malı orada 50 kuruşa üretebiliyorsunuz. Mısır’ın çevre ülkelerle olan STA ve buna benzer daha 50 neden sayabilirim” diyor. Mısır’da fabrikasını kapatıp geri dönen girişimci olmadığının altını çizen Mansfield, Mısır ya da Kuzey Afrika’daki gelişmeler karşısında iş insanlarımızın küsüp küsmediği sorusunun kendilerine sıkça sorulduğunu hatırlatarak, “Ticarette küslük olmaz, ayrıca Afrika’da 2015 de, 2.7 trilyon dolarlık bir ekonomi söz konusu buraları çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. 2050’de Afrika nüfusu 2,5 milyar perakende pazarı Hindistan, Rusya’dan büyük olacak. Elimizi çabuk tutmalıyız” vurgusunda bulunuyor. Kasım 2013 34 DOSYA Suriye güzergahına alternatif İsrail Haifa Hattı’nı açtı Tulpar Lines, Mayıs 2013 tarihinden bu yana İskenderun- Haifa arası Ro-Ro hizmeti veriyor. Suriye’deki karışıklıktan dolayı ihracatçıların mağdur edilmeden bu hattı ‘güvenle’ kullandıklarını kaydeden Tulpar Lines Firma Sahibi Burak Dinç, “İsrail üzerinden kurduğumuz Ro-Ro hattı sayesinde, hem Ürdün-Türkiye arasında taşıma yapan nakliyeciler için yeni ve güvenli bir güzergah açmış olduk, hem de Türkiye’yi, İsrail’in Avrasya’ya açılabileceği bir ticari koridor haline getiriyoruz” diyor. Tulpar Lines, Mayıs 2013 tarihinden bu yana düzenli olarak İskenderun Haifa arası Ro-Ro seferleri ile hizmet veriyor. Tulpar Lines Şirket Sahibi Burak Dinç, farklı sektörlerin gereksinimlerini ve lojistik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bakış açısı ve uygulamalarla, müşterilerinin ihtiyaçlarına yanıt verdiklerini söylüyor. Kurdukları RoRo hattı ile daha kısa sürede ve daha Kasım 2013 güvenli bir şekilde nakliye hizmeti sağladıklarını kaydeden Dinç,”Aktarma olmadan, yüklemenin yapıldığı araçlar ile teslimat yapıldığından, müşterilerimiz için sevkiyatları izlemek ve takip etmek daha kolay bir hale geliyor” diyor. Ürdün, İsrail ve Filistin taşımalarına çözüm “İsrail üzerinden kurduğumuz Ro-Ro hattı sayesinde, hem Ürdün-Türkiye arasında taşıma yapan nakliyeciler için yeni ve güvenli bir güzergah açılmış oluyor, hem de İsrail ile ticari ilişkilerimize katkı sağlayarak ihracatçılarımıza ve nakliye şirketlerine yeni bir pazar alanı yaratıyoruz” diyen Burak Dinç aynı zamanda Türkiye’yi, İsrail’in Avrasya’ya açılabileceği bir ticari koridor haline getirdiklerini söylüyor. 35 Ayrıca bu hat ile ilk hedef Ürdün ve İsrail olsa da, Filistin-Türkiye arasında da yapılacak ithalat ve ihracat için bu hattın kullanılabileceğini belirtiyor. Ürünler güven içinde ulaştırılıyor Suriye krizinde etkilenen ihracatçıların alternatifsiz olmadıklarını vurgulayan Dinç, “Suriye krizinde etkilenen ihracatçıların, artık Ürdün için iyi ve güvenilir bir alternatifleri olduğunu bilmelerini ve yaratılan bu pazarın kaybedilmemesi adına ihracatçılarımızın aynı sıklıkla hattı kullanımını bekliyoruz” diyor. İsrail seferlerini yaptıkları süre boyunca herhangi bir aksaklık ya da zorluk yaşamadıklarını kaydeden Dinç, “İsrail ve Ürdün, Türkiye ile birlikte bölgenin ticari anlamda en güvenli 3 ülkesi ve İsrail, kuşkusuz Ürdün için de en güvenli güzergah. Zaten bu hattın çıkış noktası da, Suriye ve Irak’ta yaşanan güvenlik sorunu. İsrail acentemizin teminatı altında şoförlerin vizeleri alınmakta ve sevkiyatlar Haifa Limanı’ndan Ürdün kapısına kadar konvoy eşliğinde ulaştırılmaktadır” diyor. Ortadoğu pazarıyla ilgili olarak Dinç, “Ortadoğu, büyük bir hızla gelişen bir pazar. Pek çok ürünün ithalatı ve ihracatı yapılıyor. Biz Ro-Ro hattı ile Türkiye’den Ürdün’e; makine, yedek parça, yaş sebze ve meyve, kumaş, iplik taşırken Ürdün’den Türkiye’ye şekerleme, halı gibi ürünler getiriyoruz. İsrail’e ise yumurta ve alçıpan gibi ürünlerin ihracını yaparken, hurma ithalatımız oldukça fazla” şeklinde görüşlerini dile getiriyor. Ürdün’ün Türkiye için oldukça önemli bir ihracat merkezi olduğunu ifade eden Dinç, bu ülkede ihracat oranımızın ithalat oranımıza göre oldukça yüksek olduğunu ifade ederek şu bilgileri veriyor: “İsrail ise Türk kara- Kısa Sürede Güvenilir Taşıma Gerçekleştiriyoruz “Servis verdiğimiz firmaların yatırımlarına destek olacak öneriler ve stratejiler üreterek, onlar için gerçek değerler yaratmayı hedefleyen genç ve dinamik bir şirketiz” diyen Tulpar Lines Firma Sahibi Burak Dinç, bölgedeki köklü iş ilişkileri ve yüksek düzeydeki tecrübeleri ile özellikle Türkiye - İsrail ilişkilerini geliştirerek, ülke ekonomisine katkı sağlamak istediklerini vurguluyor. Farklı sektörlerin gereksinimlerini ve lojistik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bakış açısı ve uygulamalarla, müşterilerinin ihtiyaçlarına yanıt veren bir şirket olduklarını kaydeden Dinç, “Kurduğumuz ro-ro hattı ile daha kısa sürede ve daha güvenli bir şekilde nakliye sağlıyoruz. Aktarma olmadan, yüklemenin yapıldığı araçlar ile teslimat yapıldığından, müşterilerimiz için sevkiyatları izlemek ve takip etmek daha kolay bir hale geliyor. Özellikle hassas ürünlerin taşınmasında ya da müşterilerimizin zaman darlığı yaşadığı anlarda alternatif ve kesin bir çözüm sağlayarak devreye girmiş oluyoruz” diyor. yolu taşıyıcıları için yeni bir pazar ve zaman içerisinde Ürdün’e gerçekleştirdiğimizden daha yüksek oranda ihracatı İsrail’e gerçekleştirmeyi umut ediyoruz. Bu yeni pazar alanına yapılacak yatırımların, Türkiye’de pek çok sektöre ciddi kazanımları olacağını düşünüyoruz. Biz, Türkiye üzerinden kurulan her hattın, ge- nel anlamda ihracata katkı sağlayacağını, dolayısıyla da Türkiye’nin ticari ilişkilerinin gelişmesinde önemli rol oynayacağını düşünüyoruz.” Dinç, Tulpar Lines olarak, bölgedeki deneyimleri ve kuvvetli ilişkileri sayesinde, bölge ticaretinde yer almak isteyen firmalara danışmanlık hizmeti verdiklerini de sözlerine ekliyor. Kasım 2013 36 DOSYA Güvenlik Konusu Firmamızın Öncelikleri Arsında Geliyor ‘Sürat, Güven, Konfor’ parolasıyla yola çıkan Akgünler Denizcilik’in Girne - Taşucu hattı dışında Taşucu - Tartous/Suriye ve Taşucu -Tripoli/Lübnan düzenli hatları mevcut. Akgünler Denizcilik Genel Müdürü Hamit Görgün, güvenlik konusunda son derece hassas olduklarını ve ihracatçıların güvenlik konusunda endişelenmemeleri gerektiğinin altını çiziyor. amacı, bir ada ülkesi olan KKTC ulaşımına, ithalat ve ihracatına ve turizmine katkı sağlamak diyen Akgünler Denizcilik Genel Müdürü Hamit Görgün, “Türkiye Cumhuriyeti ihracat ve ithalatında hizmet vermek ve genel olarak yurt dışı açılımlarında, denizcilik sektöründe gelişmişliği artırarak yolcu ve tekerlek üstü yük ve araç taşımacılığında en ileri çizgiyi yakalamak” ifadesini kullanıyor. Mısır Hatlarında Yaşanan Sıkıntılarda Kurtarıcı Oluyoruz 1978 yılından itibaren, turizm ile ilgili faaliyetlerde bulunan Akgünler İşletmleri Şti. Ltd., 1998 yılında başlattığı denizcilik atılımını sürekli yatırımları ile büyüterek ileriye götürüyor. Akgünler Denizcilik şirketinin vizyonu KKTC’de, Türkiye’de ve hedef ülkelerde güçlü bir altyapı oluşturup entegre bir lojistik hizmet sağlayıcısı olmak. Şirket filosunda 3 adet deniz otobüsü, iki adet Ro-Ro/yolcu, 1 adet Ro-Ro kargo gemisi bulunuyor. Akgünler Denizcilik, KKTC’nin en büyük yolcu ve yük taşıma kapasitesine sahip şirketi unvanına sahip. Şirket gemileri, Uluslararası Emniyetli Yönetim Sertifikası (ISMC) ve Uluslararası Gemi ve Güvenlik Sertifikası (ISPSC) gibi sertifikalarla donatılmış olup, Loyd kuruluşları ve sigorta sörveyörleri tarafından sürekli denetime tabi tutularak klaslı bir şekilde tüm uluslararası denizcilik kurallarına uygun olarak faaliyetlerini sürdürüyor. “Sürat, Güven, Konfor” parolası ile yola çıkan Akgünler Denizcilik’in Kasım 2013 Türkiye-Lübnan Ro-Ro hattının Türkiye ekonomisi açısından önemi hakkında Görgün, “Firmamızın halen Girne Taşucu hattı dışında Taşucu - Tartous/ Suriye ve Taşucu -Tripoli/Lübnan düzenli hatları var. 2012 Haziran’ından beri devam etmekte olan Suriye ve Lübnan seferleri, başlangıçta sadece deneme maksadıyla oluşturulmasına rağmen firmamızın düzenli seferlerde ısrar ederek azami sabır ve gayret göstererek gerek Körfez Ülkeleri’ne gerek Lübnan, Ürdün ve Suriye’ye Türkiye Cumhuriyeti’nin ihracat ürünlerinin taşındığı alternatif hatları oluşturmuştur. Bu hatlar, zaman zaman Mısır hatlarında yaşanan sıkıntılarda süratli ve kurtarıcı bir seçenek olmuştur, olmaya da halen devam etmektedir. Ayrıca Suriye’nin politik durumu nedeniyle Türkiye’den karayolu ile Lübnan’a gidemeyen ihraç ürünü taşıyan TIR’ların Taşucu - Tripoli Ro-Ro Hattı tek çalışan hat olarak kendini ispat etmiştir” diyor. Görgün, Akgünler Denizcilik’in ayrıca Lübnan’a düzenli yolcu taşımacılığı yaptığını ve her iki ülke yurttaşlarına alternatif bir tatil seçeneği de yarattığını belirtiyor. Lübnan ve Suriye hatlarında faaliyet gösteren Türkiye ihracatçılarının 1,5 yıldan beridir tecrübelerini artırdığını, gayet bilinçli ve düzenli olarak bu hatlardan yararlanmayı sürdür- mekte olduklarını ifade eden Görgün, “İnancımız odur ki, ileride Suriye topraklarındaki sıkıntıların giderilmesi halinde bile bu ihracatçılar Ro-Ro taşımacılığına devam edeceklerdir” diyor. Firmamız Güvenlik Konusunda Çok Hassas Yaşanan son gelişmelerden sonra bir ‘güven’ kaygısı olduğunu ifade eden Görgün, “Tartus Limanı ve Tripoli Limanı çok iyi korunmakta olup, emniyete azami önem göstererek faaliyetlerini sürdürmüş ve ihracatçılara bugüne kadar herhangi bir olumsuzluk yaşatmamışlardır. Firmamız bu konuda büyük bir titizlikle çalışmakta, ihracatçıların herhangi bir olumsuzluk yaşamamaları için ilgili idarelerle sürekli teşviki mesai içinde çalışmakta, an be an güncel haberleri takip ederek risk oluşumunu engellemek için sürekli istihbarat edinmektedir” diyor. Lübnan’a Türkiye’den başlıca kuru gıda, kestane, mobilya, zeytinyağı, CO2 gazı, peynir çeşitleri, susam, inşaat malzemeleri, temizlik malzemeleri, taze balık ürünleri, halı ve battaniye, tekstil ürünleri ihraç edildiğini söyleyen Görgün, Suriye’ye ise genellikle yaş meyve ve sebze, CO2 gazı ve tekstil ürünleri taşındığını belirtiyor. Lübnan hatları üzerinden belli dönemlerde Türkiye’ye kiraz ve deri ithalatı yapıldığını belirten Görgün, ayrıca Irak ve Rusya’ya çeşitli yüklerin de Türkiye üzerinden transit olarak taşındığını vurguluyor. U.N. Ro-Ro’nun Mısır’a yönelik seferleri ile ilgili olarak Görgün şöyle konuşuyor: “U.N. Ro-Ro’nun başlatmış olduğu Mısır seferleri, bu hatta eskiden yaşanan sıkıntıları ortadan kaldırarak Körfez Ülkeleri’ne yapılan taşımacılığa bir düzen getirmiştir. Bu hattın düzenli çalışması Suriye hattına olan çok aşırı talebi dengelemiş ve bu hattın normal kapasitesinde çalışmasına yardımcı olmuştur.” 37 Akaryakıt Harcamalarını Yönetmenin En Avantajlı ve Güvenli Yolu! Ticket Restaurant yemek kartı ve kuponu ürünüyle sektöründe liderliğini sürdüren Edenred Türkiye, Petrol Ofisi işbirliğinde sunduğu yeni hizmeti “Ticket Business Fuel” ile firmaların akaryakıt harcamalarında maliyet avantajı ve takip kolaylığı sunuyor. Ön ödemeli kurumsal hizmetlerde dünya lideri Edenred, akaryakıt harcamalarının yönetimi üzerine sahip olduğu global uzmanlığı ve Türkiye’nin lider akaryakıt, dağıtım ve madeni yağ şirketi Petrol Ofisi işbirliği ile hizmete sunduğu “Ticket Business Fuel” çözümü sayesinde firmalara akaryakıt harcamalarında maliyet avantajı ve tam kontrol sağlıyor. Ticket Business Fuel çözümünden araç sayısı sınırı olmadan tüm firmalar yararlanabiliyor. Edenred Türkiye Genel Mü- dürü Eric De Ladoucette, Ticket Business Fuel ile Edenred Türkiye’nin firmaların seyahat giderlerini etkin bir şekilde yönetebilecekleri ilk çözümünü hizmete sunduklarına dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı: “Edenred Türkiye, Petrol Ofisi işbirliği ile yeni hizmetini müşterilerine sunmaktan memnuniyet duymaktadır. Ticket Business Fuel çözümü ile firmalar şirket araçlarının akaryakıt harcamalarını araç tanıma ya da akaryakıt kartı seçenekleri ile etkin bir şekilde yönetebilecekler. Küçük ölçekli araç filolarına sahip KOBİ’leri hedeflediğimiz yeni hizmetimizle firmalar, Türkiye çapında en yaygın istasyon ağından yararlanabilecekler.” Ticket Business Fuel çözümü ile firmalar, Petrol Ofisi AutoMatic Filo Yönetimi’nin geçerli olduğu Türkiye çapındaki 1.900 istasyondan akaryakıt alımı yaparak akaryakıt harcamalarını kontrollü ve verimli bir şekilde yönetme avantajı elde ediyor. Araç tanıma üniteleri veya akaryakıt kartları ile araç sahiplerinin akaryakıt alımlarını gün veya harcama tutarı bazında sınırlandırabilen firmalar, tüm harcamaların detaylı raporlarla kişi ya da departman bazında kontrol ve takibini yapabiliyor. Sadece sisteme tanımlı araçlar için akaryakıt alımı yapılarak olası suistimaller önlenmiş oluyor. Bursa ‘Lojistik Köyü’ Bekliyor Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Oya Yöney, “Lojistik Köyü’nün devreye girmesiyle Bursa sanayisi çok daha verimli ve dünya çapında rekabetçi hale gelecek” dedi. Yöney, yazılı açıklamasında, kent dinamiklerinin de yer aldığı ortak bir oluşumda konunun tüm detaylarıyla görüşülmesi, Bursa’nın bir an önce ‘Lojistik Köyü’ne kavuşması gerektiğini vurguladı. ‘Lojistik Köyü Projesi’nin, Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) tarafından desteklendiğini anımsatan Yöney, konuyla ilgili hazırladıkları raporları siyasi parti temsilcileri ve yerel yöneticilerle paylaştıklarını belirtti. Yöney, endüstriyel çeşitliliğiyle Türkiye’nin ihracatını sırtlayan en önemli kentlerden olan Bursa’da, “Lojistik Köyü”nün olmazsa olmaz bir unsur haline geldiğini ifade ederek, şunları kaydetti: “Sanayide verimliliği artırmak ve şehir trafiğini hafifletmek amacıyla söz konusu fikir ortaya çıktı. ‘Lojistik Köyü’nün devreye girmesiyle Bursa sanayisi çok daha verimli ve dünya çapında rekabetçi hale gelecek. Projede, belediyemiz, valiliğimiz ve ‘doğrudan faaliyet desteği’ başlığı altında aktardığı 72 bin lira ile BEBKA yanımızda. İstiyoruz ki; Bursa’ya ciddi bir ivme ka- tacak ‘Lojistik Köyü’ projemiz artık vakit kaybedilmeden hayata geçsin.” Yöney, lojistik köylere bütün gelişmiş ülkelerde ciddi rağbet olduğunu, Avrupa’da sayıları 50’yi geçen bu yapılanmanın en çok Almanya’da bulunduğunu belirterek, gerek ulusal gerekse uluslararası ölçekte işletilen lojistik köylerin ekonomide ve sosyal hayatta gelişime büyük katkı sağladığını anlattı. ‘Lojistik Köy’ kavramı- nın Türkiye’de yeni yeni gündeme geldiğini, bu konuda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın 16 ayrı yerde çalışma başlattığını hatırlatan Yöney, lojistik köylerde depolama, bakım-onarım, yükleme-boşaltma, elleçleme, paketleme ve benzeri faaliyetlerin daha düşük maliyetli, hızlı ve güvenilir şekilde gerçekleştirildiğini kaydetti. Kasım 2013 38 ADR ZİRVE Tehlikeli Madde taşımaları ZİRVE yaptı ADR Yönetmeliği’nin 1 Ocak 2014 tarihinde yürürlüğe girecek olması nedeniyle konunun tüm taraflarının bir araya geldiği TREDER’in ev sahipliğinde bir zirve gerçekleşti. Zirvede eğitim konusu ilk sıraya yerleşirken, güvenlik danışmanı, kademeli geçiş süreci, mevcut araçların durum ile Güvenli Taşımacılık Mevzuatı hakkında bilgi alışverişinde bulunuldu. 6 Kasım’da gerçekleştirilen ve tehlikeli madde taşımacılığındaki son durum ve beklentilerin masaya yatırıldığı zirveye; TOBB Ulaştırma ve Lojistik Sektör Meclisi ve UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, TREDER Başkanı Kaan Saltık, Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak, TSE Başkanı Hulusi Şentürk, TAİD Başkanı Bahadır Özbayır ile Bilim Sa- Kasım 2013 nayi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı H. Ali Özen katıldı. Treyler Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan TREDER Başkanı Kaan Saltık, bundan böyle tehlikeli maddelerin taşınmasında sıfır ölümlü kaza ve sıfır çevre kirliliğinin amaçlandığını dile getirdi. “Başka bir hedef kabul edilemez. Ulaştırma Bakanlığımızın trafik kazalarının azaltılmasında önemli çalışmaları var. ADR standartları da bu hedeflere ulaşılma- sında ciddi katkı sağlayacaktır.” diyen Kaan Saltık, treyler sektörünün hazırlıklarıyla ilgili olarak şu bilgileri verdi: “Treyler sektörü, ADR konusunda dersine iyi çalıştı. Türkiye’nin yakın zamanda doğabilecek tüm ihtiyaçlarının Türk treyler üreticisi tarafından karşılanması için önemli yatırımlar yapıldı ve kapasite artırımına gidildi. Bu gün 16 dernek üyemizin 8 tanesi ADR uyumlu tanker üretimi yapı- 39 5 MADDEDE ADR YOL HARİTASI 1.1 Ocak 2014’den itibaren ADR süreci başlıyor. Tehlikeli mal taşıyan ve piyasaya yeni girecek tüm araçlarda ADR Belgesi aranacak. 2.ADR’ye geçiş sürecinin sağlıklı yürütülmesi için sektördeki araçların envanteri çıkacak. Bugün itibariyle araçların 20 bin adet dolayında olduğu varsayılıyor. 2018 yılına kadar tüm araçların ADR’ye geçmesi hedefleniyor. 3.Güvenli Taşımacılık Mevzuatı ile var olan araçlara yapılması gereken zorunlu tadilatlar belirtilecek ve bu tadilatın yapması zorunlu olacak. 4.Tehlikeli mal taşıyan araçların muayene kriterleri yeniden belirlenecek. 5.Sürücülerin ADR eğitimlerinde (SRC5) sınav tarihlerinin sıklaştırılması gündemde. Ayrıca bu eğitim ve sınavları düzenleyen Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü, gelecekte bu sınavların online yapılmasını da gündeme alacak. yor. Sadece bu üreticilerin tek vardiyada 3 bin adet yıllık tanker üretim kapasitesi mevcut.” Çetin Nuhoğlu: ADR bir ülke meselesidir TOBB Türkiye Ulaştırma ve Lojistik Meclisi Başkanı ve UND Başkanı Çetin Nuhoğlu ise yaptığı konuşmada sivil toplum örgütleri ile kamu işbirliğinin önemine değindi. “ADR konusun- etkinlikleri artırmadığınız zaman, bunlarla ilgili denetimleri sürdürecek olan yapıyı oluşturmadığınız müddetçe ayakta kalamazsınız” diyerek denetimlerin önemine dikkat çeken UND Başkanı, “Sektöre girişlerdeki en önemli kriterlerden biri olan, mesleki yeterlik en çok ihtiyaç duyduğumuz alandır. Şoförlerimiz ve danışmanlarımız, bu sektörde hem bireysel olarak rekabetçiliğimizin hem de sektörün rekabetçiliğinin önünü açacaktır. T9 belgesi bizim ihracatımız, taşımacılarımız açısından yapılması gereken en önemli çalışmalardan biridir” diye konuştu. Değişimi sağlayabilmek için TSE’nin büyük gayret gösterdiğini de anlatan Şentürk, “Devlet adına bekçilik yapan bir kurum olmak yerine sanayici için yol açan bir kurum olmak yolunda gidiyoruz. TSE’nin ne kadar istekli olduğun göreceksiniz” diyerek verecekleri katkıya vurgu yaptı. TSE maliyetleri düşürüyor Hulusi Şentürk, TSE’nin önümüzdeki dönemde 300 milyon dolardan fazla yatırım yapacağı bilgisini verdi. Şentürk TSE olarak bütün uygunluk belgelerini vermeye talip olmadıklarını bunu özel kuruşların yapmasını istediklerini belirterek “Ancak özel kuruluşların giremeyeceği alanlara gireceğiz. TSE olmayınca fiyatlar yükseliyor. Sanayicilerimiz için test ve belgelendirme maliyetlerini aşağı çekmek ve bu süreleri indirmemiz gerekiyor” dedi. Sanayicilerden sektördeki gelişmeleri yakından takip etmelerini isteyen Şentürk, “Her yıl dünyada 50 bin standart revize oluyor. Her sektör kendi sektöründeki gelişmeleri bilir. Bize dönecekler bilgi verecekler ki biz buna göre adım atalım” diye konuştu. TSE Başkanı Hulusi Şentürk: Ötelemek sanayicinin de lojistikçinin de maliyetini artırıyor TSE Başkanı Hulusi Şentürk, 2018 yılına kadar dönüşümün sağlanacağını belirterek sorunları ötelemenin maliyetleri artırdığına vurgu yaptı. Şentürk, “Sorunları öteleyerek bir yere varamıyoruz. da yapılan çalışmalarla 2014 yılına hazır gireceğimize inanıyorum” diyen Nuhoğlu, Tehlikeli Madde Taşımacılığı’nın Türkiye’nin bir sorunu olduğu aktardı. “ADR esasında üreticiler, dağıtıcılar, taşıtıcılar, kullanıcılarla ilgilidir ama esasen ülke ile ilgilidir, çevreyle ilgilidir, yaşam kalitemizle ilgilidir. ADR tüm dünyada 1957 yılında neden ihtiyaç haline gelmiş? 1968 yılında ADR Yönetmeliği neden yayınlanmıştır? Ulaştırma sektörünün bir ihtiyacı olduğu için mi yayınlanmış yoksa toplumun çevrenin bir zorunluluğu olduğu için yayınlanmıştır?” diyerek konunun boyutunun tüm ülkeyi ilgilendirdiğine vurgu yaptı. “Ne kadar iyi araçlar üretirseniz üretin, ne kadar iyi standartlar belirlerseniz belirleyin, bunların kullanımındaki Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak: Sıkı denetimler geliyor Bu sanayicilerin, lojistikçilerin maliyetlerini artırıyor. ADR’yi devreye sokmayarak aslında bugüne kadar sanayicilerin maliyetlerin düşürmedik hatta artırdık. Çünkü belgeler yurtdışından alınıyordu. Aynı durum soğuk taşımacılıkta da var” dedi. Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak ise yaptığı konuşmada kurulan yeni genel müdürlük ile kopuklukların ortadan kaldırıldığına vurgu yaptı. İç su taşımacılığı dışında Türkiye’nin ADR’nin tümüne taraf olduğunu hatırlatan Gönülalçak, eğitimlerin çok önemli olduğunun altını çizdi. Sektörde eğitimci eksikliğinin olduğunu bunun için önce eğitici ihtiyacını gidermek için 9 adet olan eğitim kuruluşu sayısını 33’e çıkardıklarını söyledi. Bunun daha da Kasım 2013 40 ADR ZİRVE artacağını ifade eden Mehdi Gönülalçak, şunları söyledi: “Sürücü arkadaşların taşıdıkları yüklerde olası kazalarda neler yapacağını bilmesi çok önemli. SCR yönetmeliği revize edilerek yayınlandı. 1 Ocak 2014 yılından sonra sıkı bir denetlemeye başlayacağız. Sektör buna hazırlıklı olmalı. Yazılacak cezalara katlanmalı. Ceza yememek için belgelerine dikkat etmeli” Belgelendirmenin önemine de değinen Gönülalçak, “Şu ana kadar uluslararası taşımacılık yapan firmalar belgeleri yurtdışından alıyorlardı. Mart tarihi ile TSE ile bir protokol imzalandı. Hem ambalaj hem de ADR araçları için belgeler veriyoruz. Yol kenar denetimleri istasyonlarında tehlikeli madde denetimleri olacak. Bunlarla ilgili eğitim süreceğin başlatıyoruz” diye konuştu. Mehdi Gönülalçak şu anda piyasada 23 bin tanker olduğunun tahmin edildiğini bunun dışında da araçların olması sebebiyle bu rakamın 50 bin aracı bulduğunu kaydetti. Gönülalçak “Mevcut araçlarla ilgili nasıl bir yol izleyeceğimizi çıkaracağımız Güvenli Taşımacılık Mevzuatı’nda ortaya koyacağız. Bundan sonra bütün araçların belgelendirerek sistem içerisine alınmasını sağlayacağız” dedi. TAİD Başkanı Bahadır Özbayır: Araç üreticileri ile üstyapıcıların işbirliği artacak TAİD (Ağır Ticari Araçlar Derneği Başkanı) Başkanı Bahadır Özbayır ADR’nin kamyon ve çekicilere nasıl uygulandığı hakkında bilgi vererek önümüzdeki dönemde piyasanın nasıl şekilleneceğine dair öngörülerini paylaştı. ADR’nin nakliyecilerin rekabet gücünü artıracağını ifade eden Özbayır, bunun ilave bir pazar yaratacağını savundu. Eski araçların yaşlarına göre kademeli olarak ADR’ye dönüştürülmesinin de ilave bir pazar yarata- Kasım 2013 cağını söyleyen TAİD Başkanı, “Hesap ettiğimiz zaman önümüzdeki yıllarda 2 bin hatta 2 binin üzerinde bir pazardan bahsedebiliriz ki 10 yıllık bir persfektifte önümüzde 20 bin adetlik bir pasta duruyor” dedi. “Üst yapı ile treyler ile aracın uyumu çok önemli. Bunu başarıyla uygulayan üreticiler öne çıkacak” diyen Bahadır Özbayır, bu noktada treyle üreticileri ile araç üreticilerinin işbirliğinin daha da artacağı öngörüsünde bulundu. İsmet Yılmaz Nakliyat Genel Müdürü Numan Karaman: ADR algısını dağıtım firmaları geliştirdi İsmet Yılmaz Nakliyat Genel Müdürü Numan Karaman ise yaptığı konuşmada ADR algısının gelişmesinde, AB’deki petrol dağıtım firmalarının ve Avrupalı sermayedarların Avrupa standartlarında taşıma isteğinin önemli etkisi olduğunu savundu. Petrol dağıtım firmalarının ADR’ye en hazır taraf olduğunu aktaran Karaman, bu firmaların hizmet aldıkları nakliyecilere önemli şeyler öğrettiğini ifade etti. ADR’li olmayan bir aracın ADR’li bir araca dönüştürülemeyeceğini söyleyen Karaman “ADR’li olunmaz, ADR’li doğulur” dedi. ADR’li araçlar için sürücüye ihtiyaçlarının olmadığını yeni sürücüler için SRC5 belgesi alabildiklerini aktaran Karaman sınavların ise en kısa süreye çekilmesi gerektiğini ifade etti. Kurumsallık ve profesyonellik artacak Shell&Turkas Karayolu Nakliye Kontrat Müdürü Hüseyin Doğanay Shell’in 2012 yılında yaptığı karayolu taşıma stratejisi hakkında bilgi verdi. “Bayilerimize bir anket sunduk. Bu anketle onların ihtiyaçlarını belirlemeye başladık. Temel sorular şunlardı: Neden Shell nakliye filosunu kullanmıyorsunuz? Neden kendi taşımanızı yapmıyorsunuz veya dışarıdan nakliye filosunu kullanı- yorsunuz? Ne zaman Shell nakliye filosunu kullanamaya başlarsınız? Buradaki birinci ana konu, bizim onlara verdiğimiz nakliye bedelinin makul düzeyde tutulmasıydı. Taşımalarını kendileri yapan bayilerimizin yüzde 90’ı neden Shell nakliye filosunu kullanmıyorsunuz sorusuna fiyat cevabı veriyor. Nakliye bedelinin makul düzeye çekilmesini istiyorlar. Yüzde 55’i ise ADR mevzuatını bekliyorum diyor. Operasyon verimliliğine dayalı ucuz hizmet sunabilirsek, bayilerin bir kısmı nakliye filolarını bağımsız filolarla bırakacak. Bu konudaki şahsi fikrim yüzde 35’lik oranımızın yüzde 50’lere çıkacağı yönünde. Türkiye’deki yüzde 15 oran da yüzde 35-40’lara çıkacaktır” diye konuştu. ADR mevzuatındaki kararlılığın bireysel nakliyeciliğin de formasyonunu değiştireceğini söyleyen Hüseyin Doğanay, bu firmaların kısa zamanda olmasa da orta vadede kurumsal ve profesyonel firmalara dönüşeceğini belirtti. Dönüşüm Türkiye gerçekleriyle örtüşmeli Türkiye’de ADR’si olmadan da hareket eden ve bu işi yapan, tanker veya taşıyıcı grupları olduğunu söyleyen TSE Ulaşım ve Lojistik Sistemler Merkez Başkanı Cem Erçil, ADR sürecinden geçmemiş ve bu süreci bilmeyenlerin entegrasyonunu nasıl sağlayacakları konusunda yoğun bir çalışma gerçekleştirdiklerini söyledi. Erçil gelinen nihai nokta ile ilgili şu bilgileri verdi: “ADR’li doğmamış bir sistemi ADR’li yapma şansımız yok. Ancak hiç değilse kötünün iyisi derler ya asgari limitlerle olabildiğince az tehlike taşıyacak hale getirmemiz lazım. Türkiye’de binlerce ADR’li olmayan araç var, bu yapıyı inkar etmemiz mümkün değil.” Olmazsa olmaz kriterinin ise GT (Güvenli Taşımacılık) olarak belirlendiğinin altını çizen Cem Eçil, “Hepten 41 UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener eğitimlerin yaygınlaştırılması için Milli Eğitim Bakanlığı’ndan akreditasyon almış kuruluşlarda bu eğitimlerin verilmesini, Bakanlığın ise eğitimcilerin kriterleri, notları ve mesleki yeterlilik durumuna göre bu akreditasyonu vermesinin iyi bir çözüm yolu olabileceğini söyledi. Şener, Mehdi Gönülalçak’tan konuyla ilgili görüşlerini paylaşmasını istedi. Gönülalçak ise “Mesleki yeterlilik eğitimi kapsamında bu konuyla ilgili açılan kurslarda, mesleki yeterlilik belgesi istiyoruz. Bu kurslar ya da kuruluşlar bu yetki belgesini almış ise bu konuda onların ADR eğitimi vermesine olanak sağlıyoruz. Türkiye genelinde yaygın olan kuruluşların mesleki yeterlilik belgesini almış olması lazım. Şuan yedi bölgemizde de eğitim merkezlerimizde eğitimler veriliyor. Bu eğitimleri biz de yaygınlaştırmaya çalışıyoruz” dedi. Gönülalçak, mesleki yeterlilik eğitim merkezi şartı aranması isteğinin ise değerlendirilebileceğinin altını özellik çizdi. kontrolsüz bir alan oluşturmak yerine kontrollü bir alan oluşturarak hiç değilse tamamen denetimsiz bir alanı denetle- nebilecek bir alan haline getirmemiz lazım” dedi. Konulan kriterlerin ve uygulamanın nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği konusunda da yol gösteren Erçil şunları aktardı: “ADR’li araç için yeni araç müracaatları için gerekli şartları, üretim alanlarını inceliyorum, tankını inceliyorum, gerekli muayeneleri yapıyorum. Bütün bunların sonucunda tankın taşıyacağı tehlikeli maddenin özelliklerinden tutun da ekstra ilave edeceğimiz bütün özellikleri bir araya getirip ADR için koyduğumuz bütün kriterleri uygulamaya çalışıyoruz. Uygulayıcı hangi kriterle hangi metot ile bunu inceleyeceğiz bilmek zorunda. Yani çok geniş bir alan üzerinde kontrol mekanizması kuracaksınız. Dolayısı ile bizim amacımız bir yöntem oluşturmak. Biz bu işi Türkiye için yapıyoruz. Türkiye’nin bütününün mutabık kaldığı bir çözüm geliştirmeye çalışıyoruz.” Sınav eğitimlerin hemen ardından yapılmalı Türkiye’de ADR eğitimi ile ilgili bilgi veren Uluslararası ADR/RID Danışmanı ve Eğitmeni Alper Özel, Türkiye’de ilk ADR eğitimlerinin 1995 yılında Al- manya üzerinden başladığını ve bu noktaya kolay gelinmediğini söyledi. Eğitmenlerin Almanya’da eğitim görmesi gerektiğini ve heyet karşısında sınavı geçme şartı arandığını aktaran Özel, “Tabi Almanya’ya teşekkür etmek gerekiyor, aksi takdirde bu dönemde tehlikeli madde taşıyamazdık ve pazar yabancıların eline geçerdi” dedi. Tehlikeli madde taşımacılığını Almanya’dan öğrendiğimizi ancak 2010 yılından itibaren yapılan taşımaların Türk ADR Belgesi ile gerçekleştirildiğini kaydetti. Sınav aralıklarının uzun olmasından dolayı başarı oranın düştüğünü belir- ten Alper Özel, eskiden eğitimlerin ardından sınavlar yapıldığını, daha sonra 3 ayda bir sınav yapıldığını şimdi ise 2 ayda bir sınav uygulamasına geçildiğini anlattı. Sürücülerin başarısının artması için eğitimlerin ardından sınav yapılması gerektiğinin üzerinde duran Özel, “Aksi durumda hem sürücülerin hatırlama kapasitesi düşüyor hem de önemli bir zaman kaybı ortaya çıkıyor” dedi. Depolamanın daha fazla üzerinde durulmalı Alışan Lojistik Operasyonlar Koordinatörü Jan Devrim, tehlikeli maddelerin depolanması konusunun mevzuatta çok fazla detaylandırılmadığını belirterek “Oysa tehlikeli maddeler taşıma esnasında sızdığında nasıl zarar ve- riyorsa, depolandığında da aynı zararı veriyor. Bu konuda sürekli eğitim vermek gerekiyor” dedi. Marmara’da standartların iyi bir şekilde uygulandığını ancak çoğu bölgede bu hassasiyetin gösterilmediğine vurgu yapan Devrim, her yerde bu standardın uygulanması gerektiğini söyledi. Jan Devrim depolama ile ilgili şu bilgileri paylaştı: “Binanın kendisi işin yüzde 25-30’unu oluşturuyor. Daha sonra operasyon ve teknolojiniz geliyor. Bir takım ürünleri yan yana koymamanız gerekiyor. Deponuzu olası tehlikelere karşı belirli bölümlere ayırmak durumundasınız. Böylece tehlike halinde yangının büyümesini engellerseniz. Bütün bunlar bize bir kelimeyi hatırlatıyor: Risk. Bütün bu operasyonlarda risk analizleri yapmamız gerekiyor. Açığa çıkan pozisyonlar için de aksiyon planı oluşturmamız gerekiyor. Maşallah deyip tahtaya vurup geçemiyoruz. Bütün önlemlerimizi alalım ama depomuz yanarsa ne yapacağımızı biliyor muyuz? Nereye kaçağımızı biliyor muyuz? Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı çok önemli. Bütün bu süreçlerin iyi tasarlanması gerekiyor. Toplamda bir vatandaş olarak bu bilinci gerçekleştirmemiz gerekiyor.” Kasım 2013 42 FUAR Lojistikçiler Logitrans’ta buluştu Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 1. Bölge Müdürü Hamza Demirdelen, UND Başkanı Çetin Nuhoğlu ve Alman Ulaştırma İmar ve Kentsel Gelişim Bakanlığı Heyet Başkanı Birgitta Worringen, standları gezerek bilgi aldılar. Fuarı açılışında bir konuşla yapan UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, fuarların çok önemli bir ihtiyacı giderdiğine vurgu yaparak “Belki de biz oturup yazsak, tanımlasak, ‘nasıl bir fuara ihtiyaç var lojistik sektöründe’ desek, bunu tarif edemezdim ama bu fuarla bu isteğimiz gerçekleşti” dedi. Fuarda kara taşımacılarının yanı sıra, kombine taşımacıların, tren, hava kargo, liman hizmeti üretenlerinin bir arada olmasının da önemine dikkat çeken Nuhoğlu, “Ayrıca yabancı ülkelerin ulaştırma yetkililerinin de yakından takip ettiği bir yapı oluştu. Bizler artık uluslararası arenaya çıkacağız. Daha önceki yıllarda bu kadar üst düzeyde bir ziyaretçi profili oluşmazken, yurti- Kasım 2013 çi ve yurtdışından şirketlerin patronları, direktörleri burada. Demek ki, Türkiye artık lojistik konusunda partner ülke olmaya hazır. Bu fuar Türkiye’nin lojistik fuarıdır ve ticaretin temel taşının oluştuğu fuardır; onun için hayırlı olsun” diye konuştu. Fuarda çeşitli oturumlar da gerçekleştirildi. Türkiye - Orta Avrupa lojistiğinde başarının unsurları”, ZUBR Transit Güzergahı – Karadeniz ve Baltık Denizi’nin Bağlanması” , Uluslararası Limanlar Forumu”, 2014 yılı Türk Hava Kargo Sektöründeki Fırsatlar ve Tehditler, Akdeniz Kuzey-Güney güzergahlarında risk ve fırsatlar gibi farklı başlıklar altında yapılan forumlarda sektörle ilgili gelişmeler ve sorunlar masaya yatırıldı. Bu yıl 7.si düzenlenen ve 21-23 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen Logitrans Fuarı’na 21 ülkeden toplam 205 lojistik firması katıldı. 12 bin metrekareden oluşan ve 2 salonda gerçekleşen fuarda firmalar yeni hizmetlerini ziyaretçilerle paylaştılar. 43 Lojistik sektörü hizmet ihracatında ikinci sırada UND Başkanı Çetin Nuhoğlu fuarda basın mensuplarının sorularını yanıtlarken lojistik sektörünün Türkiye için taşıdığı öneme değindi. Türkiye’nin temel hedefinin 500 milyar dolar mal ihracatı ve 150 milyar dolar da hizmet ihracatı olduğunu belirten Çetin Nuhoğlu “Bugün itibariyle 8 milyar dolar olan hizmet ihracatımızın 40 milyar dolara çıkması amaçlanmaktadır. Hizmet ihracatında turizm birinci sıradadır ve ikinci sırada lojistik sektörü gelmektedir. Bu hedeflere ulaşabilmek için Türk firmaları yurt dışında yapılanacak, yurt dışındaki taşımacılıktan pay alacak, yurt dışında iki ülke arasındaki mal hareketlerinde rol alacaktır. Kısaca Türk lojistik firmaları artık uluslararası arenaya çıkacaktır” dedi. Tırsan fuara Kässbohrer ve Talson ile katıldı Tırsan Comvex’ten sonra Logitrans Fuarı’na da katılar ürünlerini tanıttı. Kässbohrer Maksima+ Tren Yüklemeli Semi-Treyler, Talson FNA Kutu Tipi Semi-Treyler ve Kässbohrer Tank Konteyner Taşıyıcı’yı sergileyen Tırsan burada da önemli bir satış anlaşması imzaladı. Tırsan standında gerçekleştirilen anlaşma ile Noy Logistics, 5 adet Talson kutu tipi semi-treyler satın aldı. Tören, TIRSAN Treyler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu ve Noy Logistics firma yetkilisi Wido A.H. Lando’nun katılımı ile yapıldı. Sektörün ilgisi yüksekti Fuara katılan firmalar arasında; İDO, Ulusoy Denizcilik, Ekol, Brisa, ABC Lojistik, Ceynak, Etis Lojistik, Netlog, DB Schenker, Kühne + Nagel, Latek Lojistik, Lufthansa Cargo, MNG Airlines, Rail Cargo Austria, Taha Kargo, THY Cargo, Tırsan ve TOBB UND Lojistik Yatırım A.Ş. gibi önemli firma ve kuruluşlar yer aldı. Ford Cargo ilk 1846T Midilli satışını Orkun’a yaptı Ford fuara yeni aracı 1846T Midilli ile katıldı. 960mm 5’inci teker yüksekliğine sahip yeni Ford Cargo 1846T midilli çekici ,uluslararası taşımacılığın taleplerini karşılayacak mega treyler ile hacimli yük taşıyıcılığına uygun olarak tasarlandı. 460 PS/2100 Nm motor gücü ile sınıfındaki en rekabetçi güç ve torku düşük devirlerden itibaren sunan Ford Cargo 1846T midilli çekici, yüksek performans ve düşük yakıt tüketiminin konforunu da bir arada yaşatıyor. Daha önce iki ayrı uluslararası organizasyon tarafından ödüllendirilen Ford Cargo 1846T Çekici, fuarıda “Yılın Lojistik Kamyonu” ödülüne layık bulundu. Ford Cargo 1846T Midilli Çekici’nin ilk teslimatı fuarda gerçekleşti. Kasım 2013 44 FUAR Comvex Logist Eurasia Firmalar ürünler ve hizmetlerini tanıttı Comvex ve Logist Eurasia fuarları 14-17 Kasım tarihleri arasında yapıldı. 23 ülkeden 300’ün üzerinde firma yeni ürün ve hizmetlerini tanıttı. Kasım 2013 Fuarın açılışında konuşan UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, Türkiye’nin lojistikte bölgesel üs olmasını hedeflediklerini belirterek bu sayede lojistik maliyetin düşürülmesi, ticaretin geliştirilmesi ve rekabet gücünün artırılmasını temel amaç olarak belirlediklerini vurguladı. Nuhoğlu “Lojistik sektöründe küresel düzeyde son dönemin en öne çıkan eğilimlerinden biri de “Kümelenme” olgusudur. Kümelenme, lojistik ile ilgili tüm paydaşların, Kamunun, yerel ve ulusal otoritelerinin, Üniversitelerin, Araştırma Kuruluşlarının, Lojistik Sektörü Firmalarının, Teknoloji Firmalarının belirli bölgelerde bir araya gelip kaynaklarını birleştirmeleri ile ortaya çıkan sinerjiyi gösteriyor.” dedi. 45 Logisteurasia Fuarı’nda Ticari Araçlar ve Lojistik Sektörü UND’nin Desteğiyle Buluştu UND’nin ana destekçilerinden biri olarak ev sahipliği yaptığı “Logist Eurasia 6. Lojistik Endüstrisi, Taşımacılık, Yükleme, Boşaltma, İstifleme, Depolama Araç, Donanım, Sistem ve Teknolojileri Fuarı’” 14-17 Kasım 2013 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Bu yıl, TÜYAP’ın geleneksel tedarikçi fuarlarından COMVEX otomotiv endüstrisi fuarı ile eş zamanlı olarak düzenlenen LOGISTEURASIA Fuarı, ticari araçlar, yan sanayi ve lojistik endüstrisinin lider firmalarını bir araya getirdi. Avrasya Bölgesinin en önemli fuar etkinliği olmayı hedefleyen COMVEX ve LOGISTEURASIA ile TÜYAP, toplam 8 salonda 80 bin metrekare kapalı sergi alanında, 23 ülkeden 300’ün üzerinde firma ve firma temsilciliğine tanıtım ve iş geliştirme imkanı sundu. COMVEX İstanbul ve LOGISEURASIA Fuarları’nın ortak açılış töreninde gerçekleştirdiği konuşmada, UND Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, UND’nin ilk kez katıldığı fuarda lojistik sektörü ile ilgili tüm firmaların, birbirinden ayırt edilmeksizin sektörün paydaşları olarak yerlerini aldıklarını; bunun da artık küresel rekabetin firmalar arasında değil, tedarik zincirleri arasında gerçekleştiği ger- çeğini teyit ettiğini belirtti. Nuhoğlu, küresel refahtan daha fazla pay almamızda, 2023 hedeflerimizin gerçekleştirilmesinde lojistik sektörünün büyük önem taşıdığını ifade ederken; son 10 yılda, başta kamu kurumlarımız olmak üzere, lojistik ile ilgili birçok kurumun, lojistiğin ekonominin rekabet gücünün temel girdisi olduğunu teyit ederek; temel stratejiler arasında lojistiğe yer verdiğine dikkat çekti. 2014-2018 dönemini kapsayan 10. Kal- kınma Planı kapsamında Lojistik Master Planı’nın hayata geçirilmesi için Kalkınma Bakanlığımızın önemli bir görev üstlendiğini belirten Nuhoğlu, Türkiye’nin 150 milyar dolarlık hizmet ihracatında lojistiğin payının net 60 milyar dolar olduğunu, bugün Sırbistan’dan İrlanda’ya 77 ülkeye taşıma yapan sektörün temsilcisi olan UND’nin gelecek yıl 40. kuruluş yıldönümünü kutlamaya hazırlandığını söyledi. Tırsan fuara yaptığı satışlarla damga vurdu Türkiye treyler pazarında liderliğini açık ara sürdüren Tırsan bu konumunu fuarda da gösterdi ve farklı firmalarla 745 adetlik satış anlaşması yaptı. Tırsan 3 bin 36 metrekarelik standında 14 ürününü sergilerken 4 yeni ürünün lansmanını da gerçekleştirdi. Konteyner Taşıyıcı, Talson FNA Kutu, Kässbohrer 2 Dingilli Hidrolik Dümenlenebilir Low-Loader ve Kässbohrer 8 Dingilli Hidrolik Dümenlenebilir Low-Bed fuarın en dikkat çeken araçlarından oldu. Tırsan Treyler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu açılışta yaptığı konuşmada “2013 yılında yurtdışında, ilk 9 ayda Polonya’da akaryakıt tankeri segmentinde ve Rusya’da ithal low-bed segmentinde birinci olduk, Talson aracımız hava kargo segmentinde Avrupa’da bir numara, rulo taşıyıcılarımız Hollanda’nın en önemli rulo taşıyıcı firmalarının filolarında yer alıyor. Üretim adedi hedeflerimiz de satışlarımız kadar iddialı. 2018 yılında Tırsan 20 bin adet treyler üretecek. Elde ettiğimiz başarılarımız gelecek hedeflerimize de güvenle bakmamızı sağlamaktadır” dedi. Tırsan, Güney Eksport ile yapılan 500 adetlik Kässbohrer Melas Tankeri satış anlaşması ile de tarihi bir satışa imza atmış oldu. Kasım 2013 46 FUAR Ford yeni ürünleriyle katıldı Haydar Yenigün 2016 yılında 500 bin adetlik satış hacmine ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Kocaeli ve İnönü fabrikaları ile 2014 yılında hizmete açılacak Yeniköy Fabrikası ile birlikte yıllık toplam araç üretim kapasitesinin şimdiden 415 bin araca çıkacağını söyleyen Yenigün “Çalışmalarımızı uzun yıllara yayılan stratejimiz çerçevesinde planladık” dedi. 1846T Midilli Çekici ile hacimli yük taşımacılığı Ford Otosan ticari araç ailesine eklediği yeni ürünleri Comvex’te tanıttı. Courier, Connect ve Yeni Transit’in yanı sıra Yeni Ford Cargo 1832 Çift Kabin ziyaretçilerden yoğun ilgi görürken, Corgo 1846T modelinin 960mm 5’inci teker yüksekliğine sahip versiyonu Midilli Çekici de dikkatleri üzerine çekti. Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün gerçekleştirilen basın top- lantısında yaptığı konuşmada “2013 yılının ilk 10 ayında geçen yılın aynı dönemine oranla ihracatımızı yüzde 16,2 seviyesinde artırdık ve toplam 177 bin 30 aracın ihracatını gerçekleştirdik. Türkiye’deki yüzde 26,7’lik payımızla, Ford’un Avrupa’da en yüksek ticari araç pazar payına sahip ülkesiyiz. Ford Otosan artık ‘Türkiye’nin Ticari Gücü’nü ifade ediyor” diye konuştu. DAF 3 farklı modelini sergiledi DAF fuarda CF 460 ful otomatik ile birlikte XF105 460’ın iki farklı modelini sergiledi. Haluk Özen fuarda ATE konseptini vurguladıklarını belirterek “Önceki kuşak araçlara göre yüzde 3 daha ez yakıt tüketimi sunan, motoru silindirleri revize edilmiş egzos sistemi tamamen yeni olan yeni jenerasyon bir araç” dedi. Araçlarla ilgili gerek müşterilerden gerek servisten çok olumlu geri bildirimler aldıkların altını çizen Özen, arıza çıkarma sayısındaki düşüş ile yakıt tüketiKasım 2013 mindeki başarısının dikkat çektiğini söyledi. Araçların motor frenin de müşteriler tarafından çok beğenildiğini anlatan Özen, “Motor frenimiz 2100 devirde 320 kw’lık güç sağlıyor. Bu hiçbir rakibin ulaşamadığı bir değer” diye konuştu. Bu yılı 730 adetli kapatacaklarını söyleyen Haluk Özen geçen yıl de aynı satışı gerçekleştirmiş olduklarını söyledi. Çekici pazarının yüzde 10-13 oranında daralacağı düşünüldüğünde DAF’ın bu satışlarının bir başarı olduğunu vurguladı. Ford standında yer alan ağır ticari modellerdeki bir diğer yenilik ise 1846T modelinin 960mm 5’inci teker yüksekliğine sahip versiyonu Midilli Çekici oldu. Güç, verimlilik, konfor ve dayanıklılık kriterlerine odaklanılarak geliştirilen Yeni Ford Cargo 1846T, yeni versiyonu ile hacimli yük taşımacılığına daha da uygun. 460 PS ve 2100 Nm motor gücü ile sınıfındaki en rekabetçi güç ve torku düşük devirlerden itibaren sunan Ford Cargo 1846T, yüksek performans ve düşük yakıt tüketiminin konforunu da bir arada yaşatıyor. Serin Treyler, 6 yeni ürünle katıldı Yeni Optima Treyler, Yeni Sızdırmaz Kuruyük, Yeni Tiger Havuz Damper, Yeni High Cube Konteyner Taşıyıcı, Ultra Damper ve ADR’li Çelik Tanker ile taşımacıların karşısına çıkan Serin Treyler, yeni ürünleri ve yenilikleriyle Comvex Fuarı’na damgasını vurdu. Serin Treyler Genel Müdürü Recep Serin, “Yeni ürünlerimiz 30. yılımıza çok yakıştı. İnşallah müşterimize de çok yakışacak.” dedi. 47 Mercedes tüm gücünü gösterdi Mercedes-Benz Türk “Güç Birliği” sloganıyla katıldığı fuarda, yük ve yolcu taşımacılığındaki ürünlerini sergiledi. Marka; yolcu taşımacılığında 8+1’den 54+1’e kadar Sprinter, Vito, Tourismo, Travego ve Setra’yı yük taşımacılığında ise 3,5 tondan 48 tona kadar da Sprinter, Atego, Axor ve Actros’u sergiledi. Mercedes-Benz Türk standında gerçek- leştirilen basın toplantısında konuşan Satış ve Pazarlama Direktörü Süer Sülün, hem yük hem de yolcu taşımacılığında geniş bir ürün gamıyla her türlü ihtiyaca cevap verdiklerini söyleyerek “Türkiye’nin en önemli ve en büyük ticari araç üreticisi olarak konumumuzu biliyoruz ve bunu güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Aksaray kamyon fabrika- sına yapılan 130 milyon euroluk yatırımın önemine vurgu yaparak otobüs için önümüzdeki dönemde 300 milyon TL’lik yatırım planlarının olduğunu aktaran Sülün bu yatırımın kapasite artırımı ve yeni ürünler için olacağının bilgisini verdi. Türkiye’de üretilen her 2 otobüsten birinin, her 100 kamyondan 73’ünün Mercedes-Benz Türk tarafından üretildiğini söyleyen Sülün, “Mercedes-Benz Türk olarak yine rekor kırdığımız bir yıl olacak. 50 bin adetlik hedefimize bu yıl ulaşacağız” dedi. 2020 Zafer Yolu Stratejisi’ni hatırlatan Sülün, ihracatın burada çok önemli olduğunu vurguladıktan sonra “Ancak bu yurtiçi satışları yeterli görüyoruz demek değildir” dedi. Iveco CNG’li Stralis ve Eurocargo ile dikkat çekti Iveco’nun CNG’li Stralis ve Eurocargo modelleri fuarın en ilgi çeken araçları oldu. Standın merkezinde ise 2013’ün Ticari Aracı olarak seçilen Stralis HiWay yer aldı. Iveco Türkiye Genel Müdürü Maurizio Manera fuarda yaptığı açıklamada Türkiye’deki müşterilerine CNG araçlarını tanıtmak istediklerini belirterek “Bugün burada Stralis CNG’yi ilk defa Türkiye pazarına tanıtıyoruz. Iveco’nun ülkedeki ilk OEM CNG aracı piyasaya sürüyor olmasını söylemekten gurur duyuyorum. Ayrıca Daily CNG de ürün gamımızda bulunan bir ürün. Avrupa’da büyük bir CNG’li araç pazarı var ve yaklaşık 500 bin CNG’li ticarî aracın dolaşımda olduğunu biliyoruz. Ve Iveco bu sektörde Avrupa lideri” diye konuştu. Yeni Stralis Hi-Way toplam sahip olma maliyetindeki belirgin düşüş ve FPT Endüstriyel tarafından üretilen yakıt tasarrufu konusunda tescilli motoruyla dik- kat çekiyor. Ürünün kalitesi, üstün telematiks sistemi, filo yönetimi ve daha verimli bir sürüş için sürüş eğitimini barındıran entegre hizmetleri ile uluslararası misyonlarda ve dört yıl boyunca yılda 130 bin kilometre yapan bir Stralis Hi-Way toplam sahip olma maliyetinde yüzde 4’e varan bir düşüş sağlıyor. Yeni Stralis CNG Iveco fuarda yeni ürünü 16ZF vitesli 330 beygir gücündeki Stralis CNG’yi de tanıttı. CNG motorlar hem şirketlere hem de çevreye birçok fayda sağlıyor: Daha düşük işletme maliyeti, daha ucuz yakıt, çevreci; eşdeğer dizel motorlardan çok daha sessiz ve oldukça güvenli. Kasım 2013 48 DOSYA Ro-La DAYATMASI Almanya’nın da SORUNU UND ve Logistic Alliance Germany’nin birlikte gerçekleştirdiği “Türkiye ve Almanya Arasında Lojistikte Mevcut Potansiyel ve Zorluklar” konulu panel kasım ayı içerisinde İstanbul Wow Otel’de gerçekleştirildi. Panelde iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi masaya yatırıldı. Panelde en büyük sorun olarak Avusturya’nın Ro-La dayatması öne çıktı. UND Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, “Bu dayatmayı durdurun” derken bu engelin sadece Türk sanayicisinin değil Türkiye’de üretim yapan Alman ve Avrupalı sanayicilerin de sorunu olduğunu söyledi. Kasım 2013 UND ve Logistic Alliance Germany Ortak Paneli bugün gerçekleşti. “Türkiye ve Almanya Arasında Lojistikte Mevcut Potansiyel ve Zorluklar” başlıklı panele UND Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nohoğlu, UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, Alman Ulaştırma İmar ve Kentsel Gelişim Bakanlığı Heyet Başkanı Birgitta Worringen, Logistic Alliance Germany Direktörü Stefan Schröder, Ekol Lojistik Direktörü Eşber Horosan, Kombiverkehr İşletme Müdürü Peter Dannewitz katıldı. “Türkiye’de 4 bin 400’den fazla Alman şirketi faaliyet göstermekte olup, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 34 milyar euro düzeyini aşmış bulunmaktadır” diyen Almanya ve Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin önemine vurgu yaparak konuşmasına başlayan UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, Türkiye’deki yabancı sermayeli firmalara bakıldığında Almanya’nın yüzde 49 ması ile eş etkili önlem” olduğudur. Türk araçlarının geçişinin engellerle kısıtlanması, Türkiye’de üretilen sanayi ürünlerinin AB ülkelerine ihracatını daha pahalı hale getirmesi, bir eş etkili vergi sorunu yaratmaktadır. Bu kapsama taşıma maliyetlerini artıran her türlü uygulamayı koymak, Avusturya örneğinde olduğu şekli ile zorla daha pahalı ve daha yavaş olan trene bindirilme, birlik üyesi olan ülkeleri çevre kaygısı duymadan bu uygulamadan muaf tutma haksız rekabete de sebep olmaktadır.” Maliyetlerin Artması Herkese Yansıyacak ye için de geçerlidir” diyen Nuhoğlu, iki ülke arasındaki işbirliğinin önemine işaret etti. Kotaları Kaldırın 32 payla ilk sırada yer aldığını kaydetti. Türkiye’nin ihracat performansında Alman firmalarının büyük katkısı olduğunu aktaran UND Başkanı, 2023 yılına yönelik 500 milyar dolarlık ihracat ve 700 milyar dolarlık ithalat hedefinde yine Almanya’nın önemli bir yer tutacağını ifade etti. Nuhoğlu, Alman lojistik firmalarının Türkiye’nin uluslararası lojistik merkez konumunu keşfettiğinin üzerinde durarak Türk lojistik firmalarının Almanya’da yaptıkları yatırımlara da değindi. “Omsan, Gökbora, Barsan Global, Ekol, Turkon, Nalçacılar gibi firmalarımızın da Almanya’da yatırımları ve işbirlikleri bulunmaktadır. Öte yandan, Münih merkezli Avrupa- Türk Taşımacılık ve Lojistik İşletmeleri Birliğine (UNT) bağlı yaklaşık 25’e yakın Türk menşeli üye firma da bulunmaktadır. Almanya’da yatırım yapan ve işbirliğine giden Türk firma sayısının daha da artırılması önemli olacaktır. Almanya merkez Avrupa için lojistik üs haline gelmiştir. Aynı durum Güneydoğu Avrupa ve Ortadoğu’ya ulaşımında Türki- UND Başkanı iş adamları ve sürücülere uygulanan vize ile Türk araçlarına yönelik uygulanan geçiş belgesinin iki ülke arasındaki sorunların başında geldiğini hatırlattı. Almanya’nın 170 bin adetle Türkiye’ye en fazla geçiş belgesi tahsis eden ülke olduğunu da ifade eden Nuhoğlu, “İki ülke ekonomisi bu kadar birbirini tamamlarken, İngiltere ile olduğu gibi, Almanya ile karşılıklı kotaların kalkması çok isabetli olacaktır” dedi. Ro-La engelli İhracatçının Önünü Kesiyor Çetin Nuhoğlu Avusturya’yı nakliyecilerin 3 farklı güzergahtaki Ro-La hattı ile geçtiklerini Szeged-Wels Ro-La Hattı’nın 2012 yılının sonunda kaldırılması sonucu buradaki 25 bin aracın diğer hatlara yönlendirildiğini ve sorunlar yaşandığını anlatarak “Avusturya’nın transit rolü Türkiye ve Almanya dış ticareti için bir tehdit oluşturmaya başlamıştır” dedi. Nuhoğlu şöyle devam etti: “Türk taşımacılık ve lojistik sektörü olarak bu noktada tezimiz, karayolu taşımacılığına uygulanan kotaların ve Ro-La benzeri mod kısıtlamalarının “eş etkili vergi” ve “miktar kısıtla- Taşımacılıkta maliyetlerin artmasının herkese yansıyacağına işaret eden Nuhoğlu, “Taşımacılık maliyetlerinin artması sadece taşımacının cebinden çıkmamakta, fatura malı üretene kesilerek, malın pazara sürümü noktasında maliyet artırıcı bir neden olduğundan tüm bu maliyetlerin ürüne ve tüketiciye yansıması kaçınılmazdır. Bu tür engeller ile Alman ve Türk tüketicisi daha pahalı mallar almakta taşınan ara mamulü üretimde kullanan sanayiciler için pahalı girdi kullanımı ve gereksiz maliyetler oluşmaktadır. Türk taşımacısı kota nedeniyle piyasadan çekilmek zorunda kaldığı ölçüde, arz talep dengesine bağlı olarak taşımacılık hizmeti daha pahalılaşacağından, arz talep koşulları ile oynayarak bir tür gümrük vergisi ile eş etkili vergi yaratılmaktadır” diye konuştu. Ro-La Alman Sanayicisine de Engel Türk TIR’larının geçişinin engellenmesinin sadece Türk sanayicileri için değil Türkiye’de üretim yapan Alman ve Avrupalı sanayiciler için de engel olduğunu söyleyen UND Başkanı, “RoLa bir eş etkili vergi ve miktar kısıtlamasıdır. Bu zorlama derhal kaldırılmalı, uygun maliyetli alternatif olarak sunulmalıdır. Bu zorunluluğun kaldırılması konusunda başta Alman Ulaştırma Bakanlığı’nın ve ticaret erbabının destek vermesi büyük önem arz etmektedir” dedi. Üç Ülkeyi Geçiyoruz Avusturya’da Takılıp Kalıyoruz “Yüzde 52 oranında EURO 5 normlarına haiz araç filosuna sahip olan Türk Kasım 2013 50 GÜNCEL Nuhoğlu: “Ro-La Alman sanayisine de engel oluyor ” Worringen: “Türkiye’yi Ana Kanal Olarak Görüyoruz” taşımacıların 3 AB ülkesini kat ettikten sonra ulaştığı Avusturya’da 260 km karayolu geçişi için 2 ila 4 güne varan tren beklemelerine maruz kalmaları bu araçların Almanya ve diğer AB ülkelerinde çevresel gereklilikleri sağladıkları dikkate alındığında, bu dayatmanın asıl amacının verimsiz ve kalitesiz bir demiryolu operasyonunun Türk taşımacılarına sübvanse ettirilmesinden başka bir şey olmadığı açıktır” diyen UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, şöyle devam etti: “Almanya ile dış ticaretimizin 3 katına çıkacağı varsayımıyla güzergâh üzerindeki taşımanın hızlı ve kaliteli olabilmesi üzerinden geçilen ülkelerde sorunsuz ve sağlıklı bir rekabet altyapısı ile ancak mümkün olabilecektir. Bu vesileyle, çözüm konusunda aksaklıkların bedelini ödeyen Türk ve Alman dış ticaret ve taşımacılık kuruluşlarının işbirliği ve kamunun desteği büyük önem arz etmektedir. Destek alabileceğimiz diğer bir husus da lojistik merkez uygulamaları ve buna bağlı olarak Lojistik Master Planların oluşturulmasıdır.” Worringen: “Türkiye’yi Ana Kanal Olarak Görüyoruz” Alman Ulaştırma İmar ve Kentsel Gelişim Bakanlığı Heyet Başkanı Birgitta Worringen ise yaptığı konuşmada, lojistiğin önemine değinirken lojistiğin Almanya’da otomotiv endüstrisinden sonra ikinci sırada yer aldığını ve 2 milyon 800 bin kişinin bu sektörden beslendiğini söyledi. Lojistiğin Almanya’da kamu ve özel sektör işbirliği ile geliştirildiğinin altını çizen Worringen, “Burada anlatılan sorunları ileteceğiz. Yaşanan sorunların ortadan kaldırılması için her türlü desteği vereceğiz” dedi. Kasım 2013 “Türkiye’yi; Akdeniz Bölgesi, Süveyş Bölgesi, Orta Asya’ya ve Uzak Doğu’ya bağlantıları açısından bir hub olarak düşündüğümüzde Türkiye’nin coğrafi konumu açısından ne kadar önemli olduğu görülüyor” diyen Worringen şunları söyledi: “Biz Almanya’da bütün tarafları ilgilendiren bazı yasalar gerçekleştirdik. Türkiye de aynı şeyi yaptı. Türkiye’nin de Almanya gibi bazı normlara dahil olarak Euro 5 gibi taşımacılık yapması gayet güzel. Trafiğin artması ile çevreye de zarar vermek istemiyoruz. Lojistikte çok değişik ulaştırma modları vardır. Bizim hedefimiz Türkiye ile Almanya arasındaki ulaştırma ağını geliştirmek ve bunu başka ülkeler arasında da kullanarak bir ana kanal durumu yaratmaktır. Önemli olan Türkiye ve Almanya arasındaki lojistikte var olan dostane ilişkileri geleceğe dönük çok daha geliştirilmesidir.” Schröder: “20 Feetlik Konteyner İnternetten de Büyük Devrimdir” Logistic Alliance Germany Direktörü Stefan Schröder ise konuşmasında globalleşmenin her alana yayıldığını ve bunun bitmeyeceğini belirterek bunun için gelişmiş lojistik merkezlere ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Almanya’nın neden lojistiğe bu kadar çok eğildiğini aktaran Schröder, “Pazarlar nerede? Biz bu pazarlarla nasıl bağlantı kurabiliriz? Bu noktada lojistik hublar öne çıkıyor” dedi. Almanya’nın dünyanın en yaşlı 4. ülkesi olduğunu bu sebeple birlikte çalışmaya ihtiyaçları olduğunu kaydeden Schöder taşımacılık ve lojistikte hem alt yapının sürekli iyileştirilmesi gerektiğini hem de akışı sürek- li tutmak gerektiğini anlattı. 20 feetlik konteynerin internetten de önemli bir buluş olduğunu savunan Schröder dünyanın bu sayede değiştiğini aktardı. Schröder “Lojistik akışın ve lojistik süreçlerin standart hale gelmesi internetten de büyük devrimdir” dedi. Almanya’da Lojistik Otomotivden Sonra İkinci Sırada Almanya’nın ihracatta çok güçlü olduğunu ve ithalatı artırmak istediğini anlatan Schröder, “Bizim ithalatımızı artırmamız demek Türkiye’nin ihracatının artırması demektir. Ürünlerin yanında hizmetleri de karşılıklı artırmamız lazım. Almanya Avrupa’nın tam ortasında yer alıyor. 24 saat içerisinde 250 milyon tüketiciye ulaşılabiliyor. Aynı şey Türkiye için geçerli. Türkiye’den yola çıkarsak aynı şekilde 250 milyon adetlik başka bir pazar var. Önemli bir karşılıklılık söz konusu” dedi. Lojistiğin artık bir endüstri dolduğunun altını çizen Schröder, Almanya’da lojistiğin otomotiv endüstrisinden sonra ikinci sırada olduğunu ve 228 milyar cirosu bulunduğunu aktardı. Avrupa lojistik pazarının 4’te 3’ünün Almanya’da olduğunu söyleyen Schröder, “Bizim misyonumuz; var olan potansiyelimi kullanmak ve bunu dünya ölçeğinde satabilmektir. Almanya’nın bir açılış kapısı olmasını sağlamaktır. Aynı zamanda dünya lojistik endüstrisinin Almanya’da yoğunlaşmasını sağlamaktır” dedi. Schröder, Almanya ve Türkiye’nin bir hub olduğunu ve fonksiyonların bir araya getirilmesi gerektiğinin de altını çizdi. 51 Schröder: “20 Feetlik Konteyner İnternetten de Büyük Devrimdir” Fatih Şener: Sorunun Büyüğü Almanların Fatih Şener: Sorunun Büyüğü Almanların UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener ise Türk nakliyecisinin engellendiğine dikkat çeken bir sunum gerçekleştirdi. Konuşmacıların Batı Avrupa’nın lojistik üssü konumundaki Almanya ile bölgesinin lojistik üssü konumundaki Türkiye arasındaki bağlantının önemine dair yaptıkları açıklamalara itafen bu yolun sorunlarla dolu olduğuna işaret etti. Şener, Türkiye’nin Avrupa’ya taşıma yapan batı kapılarından çıkan 21 bin aracı olduğunu, ancak Avrupa’nın en büyük 10 filosunun Türkiye’yi 5’e katladığını vurgulayarak “260 kilometrelik Avusturya’yı ayda 1,5 defa geçiyoruz Avrupa içerisindeki aynı özellikteki TIR’lar ise sürekli hareket halinde. Bu ayrımcılıktır” diye konuştu. Türkiye’nin bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini anlatan Şener, “Ancak bunun karşılığı olan Avrupa yollarında serbestçe dolaşma hakkını elde edemiyoruz” dedi. Almanya ve Türkiye Ulaştırma Bakanlarının Avusturya Ulaştırma Bakanı ile konuşacağını ifade eden Fatih Şener, “Hangi kriterlere göre Avusturya otobanlarında Türk TIR’larına bu ayrımcılık uygulanıyor diye soralım. Bizi ikna edecek makul bir cevap vermeleri halinde bu bizim kaderimizdir deyip kendi içimize dönelim” dedi. Sıkıntının yüzde 60’ının Almanların sorunu olduğunu ifade eden Fatih Şener, “Türkiye’nin Almanya’ya yaptığı karayolu ihracatının yüzde 20’si Almanların, Almanya’dan gelen malların hepsinin Alman ürünü olduğunu düşünürseniz bu sorunun yüzde 60’ı Almanların sorunudur. Bugün İtalya’dan Fransa’dan bir ürün 3-4 günde geliyor. Ancak Almanya’dan 7-8 günü bulabiliyor. Yaptığımız hesaba göre biraz performansı yüksek bir bisiklet bizim TIR’larımızdan daha hızlı hareket ediyor. Bu Almanya için de çok büyük bir dezavantaj.” Ro-La’nın diyetini Türk nakliyeciler ödüyor Fatih Şener verimsiz bir Ro-La hattının diyetinin sektöre ödetilmesinden mağdur olduklarını belirterek sürücülerin bile artık sefer sayılarının azalmasından dolayı gelirlerinin düştüğünü söyledi. Şener yapılan taşımalarda birçok sorun olduğunu ancak böylesini köklü bir sorun varken diğer sorunlara uğraşmanın gereksiz olduğunu söyledi. Eşber Horosan: AB Ülkeleri’nde Uygulanan Cezalar Ülkelere Göre Farklılık Gösteriyor 1994 yılında UND’nin girişimleriyle uluslararası taşımacılık anlamında Ro-Ro’nun kullanılmasıyla beraber intermodal taşımalarının ülkemizde kullanılmasının bir devrim niteliğinde olduğunu söyleyen Ekol Lojistik Direktörü Eşber Horosan şöyle dedi: “Biz, Ekol Lojistik olarak 2008 yılında intermodal taşıma modunun içerisine demiryolunu da katarak aradaki hem çevreci yaklaşımı hem de verimliliği birazcık daha artıran bir çalışma içerisine girdik. Bugün 18 trenle karşılıklı İtalya ve Almanya arasında bir servis veriyoruz. Kara rotasında giden araçlarımızda şoförlerimizin yaşadığı sorunların benzerini, diğer ülkelerin yaratmış olduğu sıkıntılar bizleri zor duruma düşürmüştür. Taşımacılıkla ilgili her konferansla anlatılır ama burada da bir kez altını çizmekte fayda var. Almanya ile çevre konusunda bir sıkıntı yaşıyoruz. Tüm dün- yada desteklenen intermodal taşımacılığı toplamda 5160 km’lik parkura baktığımızda sadece 500 kilometre karayolundan giderek semitreylerlerimizi ya da bunun yanında az da olsa konteynerlerimizi Almanya ve Türkiye’yi iki dağıtım noktası olarak kullanmak kaydıyla bir tur içerisinde kullanıyoruz. Bir örneklemek gerekirse haftalık yaklaşık 750 futbol sahası büyüklüğünde bu modelin sağladığı dizel tasarrufuyla ve karbon emisyonuyla sağladığı tasarrufuyla bir yeşile fayda sağlamış, yeşili korumuş oluyoruz. Almanya’ya yapacağınız intermodal taşıma içerisine tren taşımacılığını da eklediğinizde kabotaj kanunundan dolayı bir dahili taşıma söz konusu oluyor. İntermodal taşımacılığın Almanya gibi iş yükümüzün çok güçlü bir ülkede neden bu şekilde uygulandığını anlamakta zorlanıyoruz. Bu işi yapan şoförlerimize uygulanan vize sorunu ise bizim anlayamadığımız bir başka konu. Burada elbette belirli bir sınırlama olacak ama belli kriterler olursa nakliye sektörümüzdeki engeli daha rahat aşabiliriz.” AB ülkeleri içerisinde uygulanan cezaların birbirleri ile örtüşmediğini kaydeden Horosan, “Geçiş belgelerinde kimi zaman yükleme noktaları, kimi zaman yükün uygunluğu zamanlama sebebiyle veya bu belgeleri dolduran şöför arkadaşlarımızın dalgınlığı sebebiyle uygulanan cezaların çok doğru uygulanmadığını görüyoruz” dedi. Horosan, uluslararası taşımacılık yapan firmaların karşılaştığı bu sorunların ele alınıp çözüme kavuşturulmasını beklediğini de sözlerine ekledi. Kasım 2013 52 OTOMOTİV Araçtan akaryakıt çalınması tarih oluyor Akaryakıt maliyeti nakliye sektörünün en büyük gider kalemini oluşturuyor. Bir de bunlara akaryakıt suistimalleri eklenince maliyet katlanıyor. Depodan izinsiz akaryakıt boşaltımı yapılmanın önüne geçmek ve yakıt güvenliğini sağlamak için harekete geçen UND, Eren Otomotiv ile işbirliği anlaşması imzaladı. Eren Otomotiv tarafından geliştirilen ‘Fueltanklock Yakıt Korum ve Güvenlik Sistemi’ mazot giriş kapağına takıldığında akaryakıt çalınmasını yüzde yüz önlüyor ve araçların tükettiği akaryakıt değerini tam olarak ortaya koyuyor. UND, akaryakıttaki suiistimallerin önüne geçerek akaryakıt güvenliğini sağlayan sistemler geliştiren Eren Otomotiv ile işbirliği anlaşması imzaladı. UND üyelerinin uygun koşullarda bu hizmete erişmelerin sağlayacak işbirliği ile firmalar, akaryakıt çalınmasının önüne geçecekler ve araçlarının gerçek yakıt değerlerini ölçebilecekler. İşbirliği UND Başkanı Çetin Nuhoğlu ile Eren Otomotiv firma sahibi Mehmet Hanifi Bulut arasında imzalandı. Kasım 2013 Anlaşma sonrası açıklamalarda bulunan Bulut, akaryakıt çalınmasının önüne geçen ve yüzde yüz koruma sağlayan sistemler geliştiren bir firma olduklarını ve bugüne kadar 27 bin araca Fueltanklock cihazının montajını gerçekleştirdiklerini söyledi. Yurtdışına çalışan araçlarda da ölçüm yapılabildiğinin altını çizen Bulut, cihazın 20 yıl garantisi olduğunu ve müşterilerden bugüne kadar çok olumlu geri dönüşler aldıklarını kaydetti. Bulut “Montajını gerçekleştirdiğimiz müşterilerimiz o kadar memnun kaldılar ki; başka firmaların da bu hizmetten yararlanması için referans oldular” diyerek müşterilerine sağladıkları katma değere vurgu yaptı. Pazarın yüzde 90’ına hakimiz Şu anda pazarın yüzde 90’ına hakim olduklarını ve birçok büyük firmanın filosunda sistemlerinin kullanıldığını anlatan Bulut, bunda satış sonrası hizmetlerinin ve müşteri memnuniyetine verdiklerini önemin etkisinin büyük ol- 53 Fueltanklock Yakıt Korum ve Güvenlik Sistemi aracın gerçek yakıt değeri ortaya çıkarıyor. 20 yıl garantisi bulunan sistem kedini 3 ay gibi kısa bir süredeamorti ediyor. bilgi veren Bulut, “En büyük özelliğimiz 20 yıl veya araç ömrü kadar garanti veriyor olmamız. 3 yıl önce montajını yaptığımız firmalarda ürünümüz hala hiçbir sorun yaşanmadan kullanılmaya devam ediyor. Ürünümüzü sertleştirilmiş ısı görmüş alüminyumdan üretiyoruz. 40 faklı ürünümüz bulunuyor. Depo boyutları farklı olduğu için her araca özel ürünler geliştiriyoruz. Akaryakıt dolumu sırasında hiçbir sıkıntı yaşanmıyor. Sınır kapılarındaki dolum tesislerinde ürünümüzün testlerini gerçekleştirdik ve bir sorunla karşılaşmadık. Normal araçlarda dolum 3 kademe ile gerçekleşir. Bu tip cihazların bulunduğu araçlarda ise dolum 1-2 kademe daha artar. Ancak bizim cihazımız ile normal araçta dolum nasıl yapılıyorsa aynı şekilde gerçekleşiyor” diye konuştu. 3 ayda kendini amorti ediyor duğunun altını çizdi. Bulut, Türkiye genelinde 5 bölge müdürlüğü ile hizmet verdiklerini belirterek, “Ürünü taktıktan sonra işimiz bitti demiyoruz. Müşterilerimizin her türlü servis hizmetlerini gerçekleştiriyoruz. Pazarı iyi analiz ediyoruz ve müşteri beklentilerinin ne olduğunu ortaya koyuyoruz” diye konuştu. yapılan akaryakıt hırsızlığı dizboyu. Sürücüler akaryakıt çalınmasın diye gözü açık uyuyorlar.” 20 yıl garanti Fueltanklock’ın özellikleri hakkında da Cihazın alım maliyetinin yüksek olmadığını söyleyen Mehmet Hanifi Bulut, 3 ay gibi kısa bir sürede kendini amorti ettiğini söylüyor. Bulut, “Çünkü suiistimaller ve akaryakıt çalınması her firmada oluyor. Mazot kolaylıkla paraya dönüştürülebiliyor. Her köşe başında bu işi yapan insanlar var. Bu ürünü sadece Türkiye’ye de satmıyoruz, Azerbaycan gibi akaryakıtın ucuz olduğu ülkeler de bizim cihazımı kullanıyor” diyerek herkese fayda sağlayan bir sistem olduğuna vurgu yapıyor. Büyüklerin tercihi Ekol Lojistik, Hilal Trans, Hüner, Karakuş Nakliyat, İçtaş Demirçelik, Ceynak gibi Türkiye’nin önemli firmaları ile çalıştıklarına da değinen Mehmet Hanifi Bulut, hafif ticari araçlar da dahil, inşaat kamyonları ve çekicilere özel ürünler geliştirdiklerini belirtti. “400-500 bin araçlık bir pazara hitap ediyoruz” diyerek bu cihazdan herkesin faydalanabileceğine değinen Bulut, en önemli özelliklerinin ürünlerini sürekli geliştirmek olduğunu ifade etti. UND yapılan işbirliğinin kendileri için büyük önem taşıdığını belirten Bulut, uluslararası nakliyecilere sağlayacakları faydaları ise şöyle anlattı: “Bizim ürünlerimiz bir tasarruf cihazı değil. Ürünün montajı yapıldıktan sonra aracın gerçek yakıt değeri ortaya çıkıyor. Yani bir araç yükü alıp yola çıktığında ne kadar yakıt harcıyorsa onu firma sahibi görebiliyor. Avrupa’nın birçok ülkesinde araçlardan Kasım 2013 54 LOJİSTİK Yabancı TIR’lar Denetimlere Takıldı Türk TIR’larına Talep Başladı Yabancı ülkelerin Türkiye’deki taşıma payları gündemin sıcak maddesini oluşturmaya devam ediyor. Ulaştırma Bakanlığı, yabancı TIR’lara denetimi sıkılaştırınca, yabancı TIR’lar binlercesi eksik belgeye takıldı. Yabancı TIR’ların eksik belgeye takılması Türk TIR’larına olan talepte artışını beraberinde getirdi. Karayolu ile ihracat taşımalarında Türk plakalı TIR’lara talep arttı. Bu da direkt navluna yansıdı. Yılın ikinci yarısında başlayan navlun artışı kasım ayında tavan yaptı. UTİKAD Başkanı Turgut Erkeskin, “Navlunlar yılın ilk yarısına oranla yaklaşık 700 euro arttı” dedi. Talep artışı lojistikçilerin araç yatırımını da artırdı. Binden fazla aracı olan Mars Lojistik, 200 yeni TIR almayı planlıyor. Tulgar, “İşler böyle iyi giderse bu sayıyı 500’e çıkaracağız” dedi. En Önemli Faktör Yabancı TIR’lara Yönelik Denetimlerin Artırılması Sektör uzmanlarının analizine göre Türkiye plakalı araçlara ve navlun çıkışına yol açan en önemli faktör, yabancı TIR’lara yönelik denetimlerin artırılması. Bakanlık, ağustos ayında bir tebliğ yayımlayarak Kasım 2013 denetimlerin artırılmasını öngördü. Bu denetimler sonrasında Türkiye’ye belgesiz giren binlerce yabancı plakalı TIR, denetimlere takıldı, yük alamadı. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, “Bakanlığın tebliği daha önceki uygulamanın hatırlatması niteliğinde. O tebliğde altı çizilen nokta yabancı TIR’lara belge kontrolü yapılması. Türkiye’de yıllardır hiçbir kurum belge kontrolü yapmıyordu. Yabancı TIR’lar doğru belgelerle mi gelmiştir? Belgelerinde eksiklik var mıdır? Mevcut belgeler geçerli midir? Bu kontrol onların tarafında yıllardır yapılıyor” dedi. Bakanlığın Ağustosta yayınladığı tebliğde “Geçiş belgesi veya bakanlığın özel iznini gerektir- 55 diği halde; geçiş belgesiz veya özel izin alınmaksızın yapılan eşya/yük taşımalarında her taşıma türü için birim taşıt veya taşıt katarı için 3 bin euro veya karşılığı Türk Lirası geçiş ücreti alınır ve bu taşıtların Türkiye’ye giriş ve çıkışlarına izin verilir. Uygun olmayan geçiş belgesiyle yapılan üçüncü ülke eşya/yük taşımalarında, birim taşıt veya taşıt katarı için 3 bin euro veya karşılığı Türk Lirası geçiş ücreti alınır ve bu taşıtların giriş ve çıkışlarına izin verilir” ifadeleri yer alıyor. Cezaların Uygulanması İle Yabancı Araçların Türkiye’den Taşımaları Azaldı Türkiye plakalı TIR’lara talep artışında başka etkenler de var. Uluslararası Taşıma Acenteleri Birlikleri FIATA Başkan Yardımcısı Kosta Sandalcı, ihracat taşımalarındaki artışa dikkat çekerek, “Talep arzı geçti, araç sıkıntısı var. İstemeye istemeye de olsa gözümüzü kulağımızı kapatıp yabancı araçlara ‘Gel buyur’ demek zorundayız. Aksi halde tekstil ve otomotiv gibi Türkiye’nin lokomotif sektörlerinde ihracatta büyük sıkıntı olacak” dedi. Mars Lojistik Genel Müdürü Ali Tulgar ise yıllık sözleşme yapan müşterilerin yüzde 15’leri bulan bu navlun artışından şikayetçi olduğunu söyledi. Uluslararası Taşımacılık ve Lojis- tik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Turgut Erkeskin, talep artışı ve navlunların yükselişinde ihracattaki mevsimsel artışın da etkili olduğunu söyledi. Erkeskin, “Mevsimsel olarak her yıl olduğu gibi yılın son dört ayında ihracat taşımalarımız arttı ancak bu yıl geçen seneye oranla ihracatımızın yükselmesi karayolu taşımacılığına olan talebi de eylül öncesine nazaran yükseltti” dedi. Talebin artmasındaki bir başka unsurun da yabancı plakalı araçların 3. ülkelere yaptığı taşımalarda uygulanan denetimlerin artırılması olduğunu vurgulayan Erkeskin, “Cezaların uygulanması ile yabancı araçların Türkiye’den taşımaları azaldı ve buna bağlı olarak talep Türk plakalı araçlara kaydı. Araçlar da yetersiz kaldı. Bir de ithalat, özellikle Güney Avrupa ülkelerinden azaldı ve o bölgeye giden araçların taşıma talebi olmamasından dolayı Türkiye’ye dönmemesi sıkıntı yarattı. Bu da Türkiye’den çıkışlarda araç darlığına yol açtı. Tüm bu unsurlar üst üste gelince eylülden itibaren araç azlığı gözlemliyoruz. Bu da piyasa dinamikleri çerçevesinde navlunlarında artışa yol açtı. Navlunlarda 500-700 euro arasında artış görüyoruz” diye konuştu. dığı belirtiliyor. TİM Lojistik Konseyi Başkanı Bülent Aymen,”Ulaştırma Bakanlığı’nın bu uygulaması Türk TIR’larının karşı tarafta ciddi sıkıntılar yaşamasına neden oluyor. Özellikle Bulgaristan ve Romanya’nın kestiği bu cezalar bizi zor durumda bırakıyor” diye konuştu. Serbest ticaret anlaşmalarından dolayı pazar kaybı yaşandığına dikkat çeken Aymen, “Bu tür uygulamalar hem navlun maliyetlerini artırıyor hem de pazara ulaşmada problemler yaşanmasına neden oluyor” dedi. Talep Arzdan Fazla, Navlunlar Eylülden Bu Yana Artıyor Mars Lojistik’in Genel Müdürü Ali Tulgar da ciddi bir araç sıkıntısı olduğunu dile getirdi. “Talep arzdan fazla, navlunlar eylülden bu yana artıyor” diyen Tulgar, yıllık sözleşme yapan kimi müşterilerin navlun artışına sıcak bakmadığını söyledi. Tulgar, şöyle konuştu: “İthalat ve ihracat arasındaki Kurban Bayramı’ndan iki hafta öncesinde başlayan ciddi bir dengesizlik var. Bir anda ihracat taşımalarında artış oldu. Talep artışıyla piyasada araçların yetersiz kalması karayolunda navlunları artırdı. İthalatta düşüş var ama bu ithalat navlununu çok düşürmedi. İhracat navlunundaki artış da aslında olması gereken bir durum. Müşteriler navlun artışını kabul etmek istemiyor. Bu da tabi yıllık yapılan sözleşmelerde lojistik sektörünü sıkıntıda bırakıyor.” Romanya ve Bulgaristan’daki TIR’larımıza Ceza Yağıyor Yabancı plakalı TIR’lara belge kontrolünü sıklaştırmasına Romanya ve Bulgaristan’dan jet karşılık geldi. Romanya ve Bulgaristan’da iş yapan Türk TIR’larına basit nedenlerden dolayı çok sayıda trafik cezaları kesilmeye başlan- Nuhoğlu: “Taşımacılıkta Pazar Kaybımız Yüzde 20” Son 5 yılda Türk taşımacılığının pazar payının gittikçe azaldığını belirten UND Başkanı Çetin Nuhoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Yaklaşık yüzde 20 oranında pay kaybettik. Biz Batı’ya 2007 yılında 325 bin taşıma yapıyorduk. 65’bin de yabancılar taşıma yapıyordu toplam taşıma sayısı 390 bin idi. Geçen yıl bizim Avrupa’ya taşımalarımız 300 bine düştü. Avrupalıların yaptığı taşıma sayısı 200 bine çıktı. Yılda 100 bin araç boş olarak Türkiye’ye giriyor. Türkiye’nin yükünü alıyor ve Avrupa’ya taşıyor. Türk TIR’larının taşıyabileceği yükleri Avrupalılar neden alıyor? Biz, uluslararası belirlenen kurallara uyuyoruz. Onlar bu kurallara uymadan taşıma yaptıkları için haksız bir rekabet ortamı doğuyor.” Kasım 2013 56 EĞİTİM Almanya’da cezaların en önemli 2. nedeni YÜK GÜVENLİĞİ İHLALLERİ Almanya’da yapılan yol denetimlerinde yabancı araçların en çok ihlallerinden birini yük güvenliği oluşturuyor. Geçen yıl Almanya’da BAG tarafından 606 bin ticari araç denetlendi. Denetimlerin 266 bini Alman araçlara, 339 bini de yabancı araçlara yapıldı. Bu denetimler sonucunda 27 bin yabancı plakalı araca gerekli yük güvenliğini sağlayamadığı için ceza kesildi. Üyelerini bu konuda bilinçlendirmek isteyen UND, BAG Eğitmeni Polis Başkomseri Holger Lemmert ile işbirliği yaparak 26-27 Kasım GAT Lojistik Tesislerinde BAG Araç ve Yol Kenarı Denetim Eğitimi düzenledi. İlk gün yapılan eğitimlerde teorik eğitim veren Holger Lemmert, AB’nin yük güvenliğine neden önem verdiğini anlattı. Ticari araçların karıştığı kazaların yüzde 25’inin yük güvenliği ile ilgili olduğunu aktaran Lemmert, “AB Komisyonu yük güvenliğinin sebep olduğu kazaları azaltmak için çalışmalar yürütüyor. Önümüzdeki 10 yıl içeresinde Komisyonun en çok eğileceği konuların başında yük güvenliği var. Bu yüzden Almanya’da yapılan denetimlerde araçlardaki yükleme ihlalleKasım 2013 ri önem taşıyor ve cezalandırılıyor Tabi bunda ihlalin kolay tespitinin de önemli rolü var” dedi. Türkiye’nin ADR Konvansiyonu’na üye olmasıyla yük güvenliği konusundaki şartları da kabul etmiş olduğunu dile getiren Lemmert, Türkiye’nin yurtiçindeki taşımalarında da bu denetimleri yapması gerektiğini vurguladı. Holger Lemmert, 2012 yılında Almanya’da yapılan denetimlerde en çok ceza alan ihlalin sürüş ve dinlenme süreleriyle ilgili olduğunu ikinci en fazla ihlalin ise yük güvenliği konusunda yaşandığını söyledi. Sürücülerin denetimlerde neler yapması gerektiği konusunda bilgi veren Lemmert, “Sürücünün bütün evraklarını şeffaf bir dosya içiresinde bulundurması gerekiyor. Araç içinde bulunamayan evraklar yüzünden de birçok sürücü ceza alabiliyor. Ayrıca belgelerin kesinlikle PVC ile kaplanmaması gerekiyor” dedi. Treyler için yapılacak yüklemelerde temel olarak önden 2,40 cm, yanlardan 5 cm, arkadan ise 5 cm boşluk bırakılması gerektiğini ifaden eden Lemmert, eğitimde L ve XL kodlu treylerler için yükleme şartlarını anlattı. L kodlu treyler için ön duvarın toplam yükün yüzde 40’ını, yan korumaların yüzde 30’unu, arka kapının ise yüzde 20’si oranında dayanıklılığa sahip olduğu prensibiyle hareket edilmesi gerektiğini dile getiren Lemmert, bunu aşan durumlarda ihlalin gerçekleşeceği ve cezai işlemlerin uygulanacağı uyarısında bulundu. Lemmert, XL kodlu treylerde ise bu oranların biraz daha yukarı çıktığını ön duvarda bu oranın 50, yanlarda 40, arkada ise yüzde 30 olduğunu söyledi. İkinci gün yapılan eğitimlerde Holger Lemmert, araç üzerinde güvenli yüklemelerin nasıl yapılacağını anlattı. Spanzetlerin 90 kg yükü sabitleyebildiği bilgisini paylaşan Lemmert, tentelerin kesinlikle yükü tutma gibi bir işlevi olmayacağını hatırlattı. 57 Güvenli yük için neler gerekiyor? Yüklerin sahip oldukları özellikler yük güvenliği konusunda treyler üreticilerine önemli sorumluluk yüklüyor. Yük güvenliğinde önemli nokta anormal şartlarda treylerin göstereceği performanstır. Bir kaza esnasında treylerin ön veya yanlarında oluşacak basıncı treylerin karşıması gerekiyor. Yine aynı şekilde yüklerin araç üzerindeki dağılımı ve yüklerin sabitlenmesi yük güvenliğinin sağlanması için temel konuları oluşturuyor. Araç konstüksiyonunun stabilitesi Yük taşımaya mahsus araçlar, taşıdıkları yükle birlikte güvenli seyredebilecek bir konstrüksiyona sahip olmalı. Yük taşıyan araçların ön duvarları, taşınan faydalı yük ağırlığının yüzde 80’ine tekabül eden bir güçle öne doğru hareket ederek çarpmasını karşılayacak mukavemette olmalı. Aracın yan duvar veya panelleri ise taşınan faydalı yük ağırlığının yüzde 50’sine tekabül eden bir güçle yanlara çarpmasını karşılayacak mukavemette yapılmalı. Yük taşıma amaçlı araçların taban yüzeylerinin kaymaz malzeme ile kaplan- ması, yükün araç hareket halinde iken daha stabil bir konumda taşınmasını sağlayan bir başka önemli faktördür. Araçlar, taşınması amaçlanan özel yüklerin özellikleri doğrultusunda tasarlanmalı ve özel yükün gerektirdiği güvenlik tertibatını haiz bir şekilde imal edilmelidirler. Araç üzerinde yük dağılımı Kamyonlar, römorklar ve yarı römorklar yüklenirken, izin verilen maksimum aks ağırlıklarını aşmamaya özen gösterilmeli. Bir başka önemli nokta ise, yönlendirici aksa düşen minimum gerekli yük miktarından daha az bir yükün gelmesini önlemek. Zira, yönlendirici aksın güvenli bir yönlendirme işlevi için belli bir yükün altında bulunması şarttır. Yükün, araçların sahip olduğu dingillerin her birine izin verilen minimum ve maksimum miktarlarda dağılmasının hem güvenlik açısından hem de ekonomik bir taşıma performansı açısından büyük yararları var. Yük bağlama halkaları Yük taşımaya mahsus kamyonlar, römorklar ve yarı römorklar, DIN 75410 – 1 normuna göre, tabana yerleştirilmiş yük bağlama halkalarını haiz olmalı. Bu standarda göre; Araç tabanın sağ ve sol yanlarında, aracın uzun ekseni boyunca yanlarda televre üzerinde olacak şekilde ve her biri 2.200 Kg. çekme kuvvetine mukavemet gösterecek yük bağlama halkaları imal edilmeli. İki yük bağlama halkası arasındaki mesafe en fazla 1.200 mm olmalı. Buna göre, standart 13.60 m. Boyunda bir yarı römorkta her bir yanda 12’şer adet olmak üzere toplam 24 adet yük bağlama halkası bulunması zorunlu. Yükün güvenli bir şekilde sabitlenmesi için kullanılan bağlama araçlarının standartları da DIN EN 12195 – 1, 2 ve 3 standartları ile belirleniyor. Burada ilke, bağlama halatına uygulanan gerdirme gücü kadar bir güçle yüke düşey yönde bir kuvvet uygulanması ve böylelikle yük ile araç tabanı arasında sürtünmenin arttırılarak yükün sabitlenmesi esasına dayanıyor. Paletler ve paletli yükleme DIN 15146 standardı ile boyutları, malzemesi ve tipi belirlenen paletlerin kullanımı bütün dünyada yaygınlaşıyor. Yüklerin paletler üzerine yerleştirilerek güvenli bir şekilde ambalajlanması, üreticiler tarafından yapılmakta, taşıyıcıya yükler paletli olarak teslim ediliyor. Paletler, yükün güvenli bir şekilde ve düzgün sabitlenmesinin yanı sıra boyutlarının standart olması nedeniyle yük dağılımı ve kapasitesi hesaplamalarında ve planlama çalışmalarında da kolaylık sağlıyor. Standart bir yarı-römork, 33 Euro Palet kapasitesine sahip. Forklift, transpalet gibi araçlar tarafından taşınabilecek özellikte imal edilen paletlerin yükleme ve boşaltma işlemleri de paletlenmemiş yüklere oranla çok daha hızlıdır ve kayda değer bir ekonomik fayda sağlıyor. Günümüzde en yaygın kullanılan palet 800 x 1.200 mm ölçülerindeki Euro Palet olmakla beraber, 1.000 x 1.200 mm ölçüsündeki ISO palette kullanılmaktadır. Özel yüklerin palet ölçüleri de özel olabilir (örneğin çiçek üretim endüstrisinde olduğu gibi) Almanya’da ticari araçlar için yapılan denetimler Toplam 2012 Alman 2012 Yabancı 2012 Kontrol edilen Araç sayısı 606.099 100,0% 266.684 44,0% 339.415 56,0% İhlaller Toplam 269.738 100% 155.352 57,6% 114.386 42,4% Karayolu Taşıma 7.078 2,6% 3729 52,7% 3.349 47,3% Yasa Dışı Çalıştırma 325 0,1% 192 59,1% 133 40,9% Sürüş ve Dinlenme 212.56478,8% 135.688 63,8% 76.876 36,2% Tehlikeli Madde 6.708 2,5% 2.646 39,4% 4.062 60,6% Trafik Kanunu (Yük güvenliği) 38.380 14,2% 11.410 29,7% 26.970 70,3% Atık Kanunu 4.575 1,7% 1.640 35,8% 2.935 64,2% Diğer** 108 0,0% 47 43,5% 61 56,5% *Dikkat: İhlaller hukuk alanlarına göre kayıt altına alınmıştır. Alanına göre birden fazla ihlal söz konusu olmuş olabilir. ** Gıda, Hayvan Hakları Kanunu v.s. gibi Kaynak: BAG Kasım 2013 58 EĞİTİM “Lojistik Nefes Gibidir, Kıymeti Kesilince Anlaşılır!” Beykoz Lojistik MYO Lojistik Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Okan Tuna, Beykoz Lojistik MYO Mütevelli Heyet Başkanı Ruhi Engin’in “Lojistik nefes gibidir, kıymeti kesilince anlaşılır” sözünden hareketle lojistik bölümünde uygulamalı eğitime önem verdiklerini dile getiriyor. tim ve organizasyonel metotlara odaklanmıştır” diyor. Prof. Dr. Tuna, Beykoz Lojistik MYO’da şu anda 12 tane program bulunduğunu ifade ediyor. Prof. Dr. Tuna, bu bölümleri; Lojistik, Dış Ticaret, İşletme Yönetimi, Deniz ve Liman İşletmeciliği, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği, Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri, Raylı Sistemler İşletmeciliği, Enerji Tesisleri İşletmeciliği, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Bilgisayar Programcılığı, Mobil Teknolojileri, Marina İşletme olarak özetliyor. Prof. Dr. Tuna, Lojistik Programı’nın 311 öğrencisinin Türkçe, 249 öğrencisinin İngilizce, 207 öğrencisinin ikinci öğretim ve 53 öğrencisinin uzaktan eğitim programında eğitim- öğretim gördüğünü söylüyor. Toplamda lojistik programının 820 aktif öğrencisi bulunuyor. Bütün Programlarda Burs İmkanı Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu 2008 yılında Türkiye Lojistik Araştırmaları ve Eğitim Vakfı (TÜRLEV) tarafından kuruluyor. Beykoz- Kavacık Yerleşkesi ve Beykoz- Çubuklu Yerleşkesi olarak iki kampüste eğitim veriliyor. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu “Tematik Eğitim” veren ilklerin okulu olarak ön plana çıkıyor. Beykoz Lojistik MYO’da; Lojistik Yönetimi, Yöneylem Araştırması, Tedarik Zinciri Yönetimi, Depolama, Taşımacılıkta Planlama ve Operasyonları, Uluslararası Ticaret, Tehlikeli Madde Taşımacılığı, Lojistik Mevzuatı, Lojistikte Laboratuar ve Simülasyon Uygulamaları, İş Yeri Uygulaması, İşletme Yönetimi, Muhasebe gibi birçok ders bulunuyor. Konuyla ilgili olarak Beykoz Lojistik MYO Lojistik Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Okan Tuna, “Müşteri ihtiyaçlarını karşılamak üzere, hammaddenin başlangıç noktasından, ürünün tüketildiği son noktaya kadar olan tedarik zinciri içindeki malzemelerin, serKasım 2013 vis hizmetlerinin ve bilgi akışının etkili ve verimli bir şekilde, her iki yöne doğru taşınmasının ve depolanmasının, planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesi şeklinde ifade edilen lojistik; son yıllarda sınırların kalkması (deregülasyon), küreselleşme ve teknolojide meydana gelen hızlı ilerlemeler ile birlikte, işletmeler arasında iletişim olanaklarının da artması sonucu giderek önem kazanmakta ve bir rekabet silahı olarak kullanılmaktadır” diyor. Bu doğrultuda lojistik işletmeler kendi süreçleri kontrol ve işleyişi için gereken iç dinamiklerini kullanırlarken, pazarda üstün olma ve rakiplerini geçmek için stratejilerini ülke, bölge ve küresel bazda avantajlara sahip olmayı istediklerini aktaran Tuna, Çevre, kaynakların etkin kullanımı, işgücü ve uluslararası normlarla birlikte etkin ve verimli bir büyümeyi planlayan işletmeler öngörümleme ve projeksiyonlarla karşılaşacakları finansal riski de göz önüne alırlar. Bu bakış açısından lojistik dersi lojistik organizasyonlar bazında yöne- Beykoz Lojistik MYO’nun, bütün programlarında burs imkanı bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Tuna, “20132014 eğitim- öğretim yılında tam burslu olarak 112 kontenjanı, yüzde 50 burslu 840 kontenjanı ve yüzde 25 burslu 168 kontenjanı mevcuttur. Görüldüğü üzere bir vakıf MYO olarak tam ücretli hiçbir kontenjanımız bulunmamaktadır. Beykoz Lojistik MYO’nun farkı ‘Tematik Eğitim’ sağlamasıdır. Bütün programlarımız lojistik eksenli olup, her biri lojistik bütününün içinde yer alan özgün programlardır. Bu programlardan mezun olan gençlerin her birinin lojistik sektöründe yapacağı görevler ayrı ayrı olup, hepsi bir araya geldiğinde en doğru hizmeti vererek lojistik bütününü oluşturur. Açılan programlardaki derslerin içerikleri ve uygulamaları lojistik sektörünün anlatıldığı bir yapıdadır. Diğer taraftan öğrencilerimizin, edindikleri teorik bilgiyi pratik uygulamalarla hayata geçirmesini sağlamak Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun en önem- 59 gi Teknolojileri’ni (BT) etkin kullanmaları, kendilerini ifade edebilmeleri ve mesleki bilgilerinin yeterliliği konusunda iş hayatına hazırladıklarını; bu gibi temel bilgilerin öğrencileri sektörde bir adım önde tuttuğunu vurguluyor. Üniversitelerin sektördeki kalifiye eleman sıkıntısını giderdiğini ifade eden Prof. Dr. Tuna, mezunlarının yüzde 68’inin kendi alanlarında çalıştığını ve üniversite mezunlarının sektöre katma değer sağlayacağını belirtiyor. Yaparak Öğreniyorum li hedeflerinden biridir. Bu amaçla, sektörde faaliyet gösteren pek çok kurum ve kuruluşla ‘işbirliği protokolü’ imzalanmış ve imzalanmaya devam etmektedir. Öğrencilerimizin, kendi alanlarıyla ilgili kurum ve kuruluşlara yerleştirilmesine yardımcı olunmakta ve endüstriye dayalı eğitimleri takip edilmektedir. Bu uygulama çalışmaları, ilgili program başkanları tarafından iş yerlerinde takip edilmekte ve gerektiğinde denetlenmektedir. Öğrencilerimizin zorunlu stajları 30 iş günü olup stajlarını yaz döneminde yada dönem içinde boş oldukları günlerde stajlarını yapabilmektedirler. Staj Ofisimiz mezunlarımıza iş imkanı ve öğrencilerimize staj yeri imkanı sağlamak amacıyla farklı sektörlerden haftada yaklaşık 10 firma ziyareti gerçekleştirmektedir” diyor. Lojistiğin niş bir bölüm olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tuna, lojistiğin niş bir bölüm olduğundan dolayı hiç bitmeyecek bir alan olduğunun da altını çiziyor. Öğrencilere tavsiyelerde de bulunan Prof. Dr. Tuna, “Lojistik alanında ilerlemek isteyen tüm aday öğrencilere tavsiyemiz, İngilizce eğitim almaları ve gelişen iki alana ayak uydurmalarıdır. Lojistiğin olmazsa olmazı “Bilgi Teknolojileri ve Ulaşım” alanlarını güncel takip etmeleridir. Yeniliklere açık olmaları, çözüm odaklı olmaları gibi birçok konuda hem kendi öğrencilerimize hem de öğrenci adaylarına tavsiyemizdir” diyor. Prof. Dr. Tuna, Yüksekokul Mezunlar Derneği’nin yapmış olduğu çalışma doğrultusunda yüzde 68 oranında mezunlarının kendi alanında çalıştığını da sözlerine ekliyor. Mezun olan öğrencilerle ilgili sektörden olumsuz bir tenkit almadıklarını ifade eden Prof. Dr. Tuna, öğrencilerini İngilizce eğitim, Bil- Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nda (BLMYO) uygulamalı eğitimin son derece önemli bir yerde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tuna, “Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu tarafından başlatılan ‘Yaparak Öğreniyorum’ modeli öğrencilerin bilgileri dışında beceri ve tutumlarını da olumlu yönde geliştirmeye yönelik bir zemin hazırlamaktadır. Türkiye’nin 2023 hedefleri içinde yer alan 500 milyar dolar ihracat hedefin gerçekleştirilmesi için bu tür bir eğitim modeline ihtiyaç bulunmaktadır. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu bu anlamda öncü bir rol oynamaktadır. Bu ve bunun gibi bir çok proje ile, nitelikli mezunları ile lojistik sektörüne büyük bir katma değer sağladığımızı düşünüyorum. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu (BLMYO) öğrenim kalitesinin artırılması yönündeki çalışmalarına devam etmektedir. Mesleki eğitimin sadece teorik bilgiye dayalı olarak icra edilemeyeceği, yanında muhakkak uygulamanın da olması gerektiğine inanan BLMYO, ‘Yaparak Öğreniyorum’ felsefesi ile eğitim uygulamalarını yeniden tasarımlamaktadır” diyor. BLMYO bünyesinde geliştirilen ‘Yaparak Öğreniyorum’ felsefesinin üç ana temel öğe üzerine kurgulandığını ifade eden Prof. Dr. Tuna şu bilgileri veriyor: Mesleksel Beceriler Geliştirme Merkezi: Öğrencilerin mesleğe yönelik uygulama yönlü becerilerini geliştirmek amacıyla oluşturduğu merkezin bünyesinde çok çeşitli laboratuvar ve atölyeler oluşturulduğunu aktaran Prof. Dr. Yuna, “Mes- leksel Beceriler Geliştirme Merkezi; öğrenme hedeflerine yönelik tasarıma sahip olan ve öğrencilerin işbirlikçi öğrenme yeteneklerini geliştiren ortamlar olarak tasarlanmıştır. Bu merkezin sadece eğitim değil aynı zamanda proje geliştirmek gibi hedefleri de bulunmaktadır. Nitekim, öğrenciler sektöre yönelik projeleri burada yapabilmektedir. Bu laboratuvar ve atölyelere ilişkin temel bilgiler şunlardır: Lojistik ve Dış Ticaret Laboratuvarı, Denizcilik Atölyesi, Mobil Teknolojiler Atölyesi, Alternatif Enerjiler Laboratuvarı, Konvansiyonel Enerjiler Laboratuvarı, Kabin İçi Eğitim Ünitesi.” Simülasyon Uygulama Platformları: Simülasyon Uygulama Platformları ile ilgili olarak Prof. Dr. Tuna, “Etkileşimin en üst düzeyde olduğu bu platformlar yetişkin eğitiminin vazgeçilmez bir unsuru olarak günümüzde önemli bir kabul görmektedirler. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu bu çerçevede yeni bir yapılanma içerisine girmiş ve ders içeriklerine uygun simülasyon platformlarını hem satın alma hem de geliştirme yoluyla bünyesinde kullanmaya başlamıştır. Bu platformlar sayesinde, bilgisayar ortamında interaktif öğrenebilme sağlanabilmekte ve kullanıcıların başarı düzeyleri eş zamanlı olarak ölçülebilmektedir” diyor. Prof. Dr. Tuna, Hamburg Limanı Simülasyonu, Dış Ticaret Lojistiği Simülasyonu, Depolama Simülasyonu, Proje/Sokak Laboratuvarı Uygulamaları gibi uygulamaların simülasyon uygulama platformları sisteminde olduğunu ifade ediyor. Prof. Dr. Tuna, UND ile daha önce ortak çalışmaları olduğunu, bu çalışmaların artarak devam etmesini istediklerini de ifade ediyor. Konuyla ilgili son olarak Prof. Dr. Tuna, “Röportajımızı Mütevelli Heyet Başkanımız Ruhi Engin Özmen’in bir sözü ile bitirmek isterim.“Lojistik nefes gibidir, kıymeti kesilince anlaşılır”. Bu cümle lojistik eğitiminin ve lojistik sektörünün önemi çok iyi anlatmaktadır” diyor. Çalışanlar İçin Lojistik ve Dış Ticaret Programlarımızın Uzaktan Eğitim Uygulamalarını Hayata Geçirdik “Sektörde ciddi oranda lojistik dışındaki disiplinlerde eğitim almış veya henüz yükseköğrenimini tamamlamamış personel olduğunu biliyoruz. Bu arkadaşlarımız için lojistik ve dış ticaret programlarımızın uzaktan eğitim uygulamalarını hayata geçirdik. Derslerin, ödevlerin ve projelerin tümüyle internet üzerinden yürütüldüğü bu programlarda öğrencilerimiz sadece yarıyıl sınavları için okula geliyorlar. Eğitimlerini iş yaşamıyla birlikte sürdürebiliyorlar. Örgün lojistik ve dış ticaret programıyla aynı diplomaya sahip olacakları uzaktan eğitim programlarımız hali hazırda sektör çalışanları tarafından yoğun ilgi görüyor. Ayrıca ‘Yaşamboyu Öğrenme Merkezimiz’ üzerinden yine sektör çalışanlarımıza yönelik gerek yüksekokulumuzda gerekse firmalarda örgün eğitim programlarımızı da yürütüyoruz.” Kasım 2013 60 RÖPORTAJ Batı Akdeniz’de Lojistik Hedeflere Ulaşılabilmesi İçin Mevcut Projelerin Hayata Geçirilmesi Gerekiyor! BAKA (Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı) Genel Sekreteri Tuncay Engin, bölgede lojistikle ilgili hedeflere ulaşabilmek için bölgede lojistik köy kurulması yönünde çalışmalar yürütülmesi ve lojistik planların hayata geçirilmesi gerektiğini söylüyor. UND’nin Sesi Dergisi olarak ‘kalkınma ajanslarımızla’ görüşerek, bölgelerdeki gelişmeleri, kalkınma ajanslarımızın bölgedeki rolü ve önemini işleyerek olup bitenleri okuyucularımızla paylaşmaya çalışıyoruz. İlk bölgesel kalkınma ajansı 1933’te Amerika’da, başta İngiltere olmak üzere gelişmiş Avrupa ülkelerinin tamamında 1950’li yıllarda bölgesel kalkınmayı sağlamak üzere kalkınma ajansları kuruluyor. Bölgesel ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme alanında yaşanan yapısal dönüşümün ve sürdürülebilir kalkınmanın en önemli kurumları arasında yer alan kalkınma ajansları, Türkiye’de 26 bölgede kuruluyor. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) “Mutlu Yaşam Bölgesi: Batı Akdeniz” sloganıyla Antalya, Isparta ve Burdur illerinin kalkınmasını sağlamak amacıyla 25 Temmuz 2009’da kuruluyor ve fiilen Temmuz 2010’da faaliyetlerine başlıyor. Konuyla ilgili olarak BAKA Genel Sekreteri Tuncay: “BAKA’nın; planlama faaliyetlerinde kurum ve kuruluşlara teknik destek sağlamak, plan ve programların uygulanmasını sağlayıcı faaliyet ve projelere destek olKasım 2013 mak, kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek, bölgenin yurt içi ve yurt dışında etkin tanıtımını yapmak, bölgeye yatırımcı çekmek gibi tanımlanmış görevleri bulunmaktadır” diyerek şu bilgileri veriyor: “Bu kapsamda BAKA, bölge paydaşlarının katkıları ile hazırlamış olduğu bölge planı hedefleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmekte, kurum ve kuruluşların projelerine mali destek sağlamakta, Bölgenin yurt içi ve yurt dışında tanıtımını yapmakta, bölgeye yatırımcı çekmeye çalışmaktadır.” Destekler ve sektörlerle ilgili olarak Engin, “BAKA’nın ilk faaliyeti yol haritası olacak 2010-2013 bölge planı hazırlanması oldu. Kalkınma ajansımız görev alanı Antalya Burdur ve Isparta’nın 10 yıllık yol haritası olacak yeni 2014-2023 bölge planı çalışmalarını tamamladı. Yeni bölge planı için Antalya’da 16, Burdur’da 10 ve Isparta’da da 12 ilçe toplantısı gerçekleştirildi” diyor. BAKA, 2014-2023 Bölge Planı’nda vizyon, gelişme eksenleri, hedef ve stratejilerin belirlenmesinde kalkınma kurulu toplantısı çıktıları, yönetim kurulu kararları, sektörel ve tematik çalıştaylar, ilçe toplan- tıları, kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini içeren katılımcı bir yaklaşım benimsendiğini aktaran Engin şöyle diyor: “Bölgenin vizyonu ‘sürdürülebilir yerel kalkınmada öncü, istihdam ve rekabet gücünü artırarak Türkiye’nin yaşam kalitesi en yüksek bölgesi olmak’ olarak belirlenerek amaç, hedef ve stratejiler de tespit edildi. Verilecek destekler ve strateji için kaynak olacak olan yeni 10 yıllık bölge planımızda Batı Akdeniz’in gelişme eksenleri ana başlıkları da ‘Tarımda Modernizasyonun ve Kırsal Kalkınmanın Sağlanması’, ‘Turizmin Çeşitlendirilmesi ve Yaygınlaştırılması’, ‘Sanayide Rekabetçiliğin Artırılması’, ‘Ulaşım ve Lojistik Altyapısının Artırılması’ ve ‘Sürdürülebilir Çevre ve Yaşam Kalitesinin Yükseltilmesi’ olarak belirlendi.” Bölgede İhracat 3.09 Kat Artış Gösterdi Bölgenin ihracat yapısıyla ilgili olarak Engin, Antalya, Isparta ve Burdur’un son 10 yılda ihracatını 3,09 kat artırarak 416 milyon dolar seviyelerinden 1.284 milyon dolar seviyesine çıkardığını söylüyor. Engin, “Aynı dönemde Türkiye, ihracatını 3,22 kat artırmıştır. Bölgenin son on yılda ülke ihracatından aldığı pay dalgalı bir seyir izlemekte olup genel itibarı ile yüzde 1’in altındadır. Bölge ihracatının büyük çoğunluğu tarımsal ve doğal kaynaklara dayalı ürünlerden oluşturmaktadır. En fazla ihracatı yapılan ürünler yaş sebze meyve, çimento, mermer, ağaç ürünleri, vs. sayılabilir. BAKA, Batı Akdeniz’de mali destek programları kapsamında 2010’da 10 milyon TL, 2011’de 20 milyon TL, 2012’de de 20 milyon TL olmak üzere toplam 50 milyon TL destek sağladı. Isparta, Antalya ve Burdur’da yıllara göre 2010’da 61 36, 2011’de 82 ve 2012’de ise 87 olmak üzere 205 projeye hibe desteği verilerek yaklaşık bin yeni istihdam oluşturuldu. Firmaların katkılarıyla da 100 milyon TL’ye yakın yatırım gerçekleşmesi sağlandı. Yeni mali destek programımızı yakında ilan edeceğiz” diyor. BAKA’nın bölgenin ekonomik kalkınmasını sağlamak üzere birçok faaliyet gerçekleştirdiğini söyleyen Engin, “Sektörlerde yatırımcılara hibe desteği, faiz desteği ve faizsiz kredi destekleri sağlayan BAKA, Batı Akdeniz’e yerli ve yabancı yatırımcıları çekebilmek için yurt içi ve yurt dışında yatırım tanıtımı yapıyor. Yatırımcılara yönelik de danışmanlık ve destek hizmetleri veriyor, yatırımcı eşleştirmesi de yapıyor. BAKA’nın faaliyetleri, sadece bölgede yapılacak bazı projelere hibe vermek değil. Projelere başka kurumlar da çeşitli maddi desteklemelerde bulunuyor. Hibelerden çok daha önemli görevleri arasında bölgenin yatırım ile iş imkânlarının yurt içi ve yurt dışında ilgili kurumlarla işbirliği içinde tanıtılması yer alıyor. BAKA, bu manada uluslararası toplantılar düzenliyor, işadamları ile buluşuyor, ulusal ve uluslararası fuarlara katılım sağlıyor” diyor. Kalkınma ajanslarının yatırım tanıtım çalışmalarının yanı sıra önemli görevlerinden birisinin de, bölgeye gelmeyi planlayan veya mevcut yatırımcılara yatırım öncesinde, yatırım sırasında ve yatırım sonrasında bürokratik süreçlerde yardımcı olmak olduğunu ifade eden Engin, “Tek durak ofis yaklaşımı ile çalışan BAKA, bugüne kadar bölgede önemli projelere imza attı. BAKA, 3 ildeki Yatırım Destek Ofisleri’ne gelen yerli ve yabancı ortaklı firmalara başta arazi tespiti olmak üzere yatırımların bölgemize kazandırılması amacıyla yatırımın her aşamasında yardımcı olmaktadır. KOBİ’ler ve firmalarımız kalkınma ajansının yatırımlarında ve faaliyetlerinde başta bürokratik olmak üzere tüm engelleri aşmaları için kurulmuş kurumlar olduğunu unutmasınlar. Bölgeye gelmeyi planlayan veya mevcut yatırımcılara yatırım öncesinde, yatırım sırasında ve yatırım sonrasında bürokratik süreçlerde yardımcı olmak önemli görevlerimizden. Her zaman kapımız açık ve ücretsiz yatırım danışmanlığı için hizmete hazırız. Her zaman bize ulaşıp sorunlarını iletebilirler, uzman kadromuzla çözüm önerileri bulmaya hazırız” ifadesini kullanıyor. Yatırımın her aşamada yardımcı olarak birçok yatırımın gerçekleşmesini sağladıklarını aktaran Engin, “Yatırım aşamasında teknik destek ile danışmanlık hizmeti sağlanarak 2011 ve 2012 yıllarında Batı Akdeniz’de toplam tutarı 240 milyon TL olan yatırım projeleri hayata geçirildi. İki yılda BAKA olarak Antalya’da 22, Isparta’da 34 ve Burdur’da da 17 firmanın sorunlarının çözülmesini sağladık” diyor. Ulaşım ve Lojistik Altyapısının Artırılması Antalya, Burdur ve Isparta’da Kalkınma Kurulu toplantısı çıktıları, yönetim kurulu kararları, sektörel ve tematik çalıştaylar, ilçe toplantıları, kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini içeren katılımcı yaklaşımla hazırlanan yeni bölge planında gelişme eksenlerinden birinin de’ Ulaşım ve Lojistik Altyapısının Artırılması’ olarak belirlendiğini belirten Engin, “Batı Akdeniz’in ulaştırma yapısının gözden geçirilip bölgeye ulaştırma alanında yeni yatırımlar yapılmasına dikkat çekilen bölge planımızda, hedefler ‘Karayolu Ağının Nitelik ve Kapasitesinin Artırılması’, ‘Havayollarının Etkin Kullanımının Sağlanması’, ‘Denizyolu Ulaşımının Geliştirilmesi’ ve ‘Demiryolu Alt Yapısının Güçlendirilmesi ve Demir Yolu Ağının Yaygınlaştırılması’ olarak belirlendi. Hedeflere ulaşmak için belirle- nen stratejilerden bazıları ise, ‘Bölgede lojistik köy kurulması yönünde çalışmalar yürütülmesi’, ‘Süleyman Demirel Havalimanı’nın bulunduğu bölgenin havacılık ekonomik bölgesi ya da havacılık serbest bölgesi ilan edilmesi yönündeki çalışmalar’, ‘Antalya Limanı’nın hinterlandına konvansiyonel demiryolu ağı ile bağlanması, liman ile liman hinterlandı arasında bulunan ilişkinin güçlendirilmesi’, ‘yapılması planlanan İstanbul-Antalya, Konya-Manavgat ve Antalya-Alanya hızlı tren hatlarının sanayi, liman ve havalimanı gibi stratejik noktalarla bağlantısının sağlanması” diyor. Engin, BAKA olarak Isparta, Burdur ve Antalya’nın sürdürülebilir kalkınması için ilgili STK ve ilgili müdürlüklerle koordineli çalışmalar sonunda görüş, öneri ile çözüm önerilerinin yer aldığı raporlar hazırladıklarını ifade ederek, raporları ilgili bakanlıklar ile yetkili mercilere sunduklarını söylüyor. Engin, ‘Isparta SD Havalimanı’nda Serbest Bölge Kurulması’, ‘Isparta’da Bölgesel Teşvik kapsamındaki sektörler ve asgari yatırım tutarları’, ‘Isparta Deri OSB’nin Karma OSB’ye dönüştürülmesi’, ‘Isparta SD Havalimanı’nda Havacılık Özel Ekonomi/Serbest Bölge Kurulması Fikrinin Analizi’, ‘GES Yönetmeliği ile ilgili değişiklik önerileri’, ‘Körfez Turizm Pazarına Giriş Stratejileri’, ‘Yatırım Ortamının İyileştirilmesi ve Alanların Belirlenmesi’, ‘Antalya- Konya Hızlı Tren Hattı’, ‘Batı Akdeniz Lojistik Çalıştay Raporu’, ‘Antalya’ya Uluslararası Direk Uçuşlarda İzin İşlemlerinin Kolaylaştırılması’ gibi rapor ve görüşleri ilgili bakanlıklar ve yetkili mercilere aktardıklarının ve süreci takip ettiklerinin altını çiziyor. Kasım 2013 62 KISALAR FiloTürk İş Ortaklarını Ağırladı Mobiliz A.Ş markası olarak devam eden FiloTürk, ürün ve hizmetlerinin müşterilerine ulaşmasında kritik öneme sahip, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen iş ortakları ile 1-3 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen etkinlikte biraraya geldi. FiloTürk’ün iş ortaklarının bilgi donanımları ile motivasyonlarını arttırmak amacıyla gerçekleştirilen organizasyona Mobiliz yöneticilerinin yanısıra FiloTürk’ün tüm iş ortakları ve bölge yöneticileri katıldı. Eğitimlerin ardından yapılan ödül töreninde başarılı tüm satış ekibine ödülleri verildi. Organizasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mobiliz A.Ş. Genel Müdürü Adil Masaracıoğlu, Türkiye’nin dört bir yanından iş ortaklarını ağırladıklarını ifade ederek, ‘İş ortaklarımız ile satış, hizmet ve pazarlama politikamız doğrultusunda karşılıklı olarak bilgi alışverişinde bulunduk’ dedi. İş ortaklarımız itici gücümüz Adil Masaracıoğlu: “Mobiliz A.Ş olarak orta ve uzun vadedeki büyüme hedeflerimize ulaşma konusunda en büyük itici gücümüzün iş ortaklarımız olduğuna inanıyoruz. Birçoğu kendi sektöründe lider konumda bulunan 15 bini aşkın müşteri portföyüne sahibiz. FiloTürk markası ile 150 binden fazla araca, araç takip ve filo yönetim sistemi hizmeti sunuyoruz. 2018 yılında 500 bin araca hizmet sunmayı hedefliyoruz. İşte bu noktada iş ortaklarımıza büyük rol düşüyor. Bilgi ve donamımları ile şirketimizin büyümesine katkı sağlayacaklarına inanıyoruz” dedi. Türkiye’nin ilk ve tek Mobil Takip Operatörü FiloTürk, şu an Türkiye’de toplam 150 bin araçta kullanılmakta, 10 binin üzerinde çoğunluğu sektör liderlerinden oluşan saygın müşteri portföyüne Türkiye’nin 81 ilinde bulunan yaygın yetkili servis ağı ve satış kanalları ile en hızlı ve en kaliteli şekilde hizmet veriyor. Beykoz Lojistik MYO mezunları sektörde tercih ediliyor Türkiye’nin ilk lojistik temalı meslek yüksekokulu Beykoz Lojistik MYO Lojistik Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Okan Tuna, Beykoz Lojistik MYO Yüksekokul Sekreteri M. Murat Şentürk ve Endüstriye Dayalı Öğrenme ve Staj Koordinatörlüğü’nden Nilüfer Küçük’ün ziyaret ettiği mezunlarla iş yaşamı ve sektör hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. KOSGEB Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi sonucunda kendi iş fikirlerine yönelik planlarını hazırlayabilecek bilgi ve deneyimi kazanan mezunlardan Bahar Ceyhan, Görkem Önvural, Emine Çalışkan, Erdem Erbaş, Mahmut Yavuz, Sema Aykul, Sercan Tuncay ve Volkan Nadir Aksoy’a KOSGEB Girişimcilik sertifikaları verildi. Ceva Logistics Depo Müdürü Murat Önvural’ın eşliğinde mezun öğrencilerin çalışma ortamları hakkında bilgi ve başarıları paylaşıldı. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Lojistik Araştırmaları ve UygulaKasım 2013 maları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Okan Tuna konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Mezun öğrencilerimizi iş yerlerinde ziyaret ederek iş yaşamları hakkında bilgiler edindik. Mezunlarımızın iş hayatlarında gösterdiği başarılar bizim için gurur verici. Okulumuzdan Lojistik, Bilgisayar Programcılığı, İşletme Programı, Deniz ve Liman İşletmeciliği, Dış Ticaret, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği ve Uygu- lamalı İngilizce ve Çevirmenlik programlarından 2008-2012 döneminde 806 öğrenci mezun oldu. 806 mezundan 572’si iş hayatına başlarken 389 kişi sektörde kendisine iş imkanı buldu. Yurt dışında çalışan mezunlar da eklendiğinde Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu mezunlarının yüzde 77’lik bir kısmı sektör tarafından tercih edilen kişiler arasında yerini aldı” şeklinde konuştu. 63 Jean-Claude Van Damme ‘Kamyoncu’ Oldu Bugüne kadar cesaret isteyen sayısız gösteriye imzasını atan Hollywood’un en ünlü aksiyon film yıldızı Jean-Claude Van Damme, yeni Volvo FM’in tanıtımı için kamera karşısına geçti. Volvo Kamyon’un son filmi olan ‘The Epic Split’te rol alan Van Damme, Volvo Dinamik Direksiyon sisteminin eşsiz dengesini ünlü bacak açma hareketi ile vurguluyor. Volvo Kamyon tarafından geliştirilen yeni ve yenilikçi sistem Volvo Dinamik Direksiyon, tüm sürüş koşullarında hassasiyet ve dengeyi son derece arttırıyor. Oldukça hassas bir yönlendirme sağlamak için saniyede yakla- şık 2000 kez ayarlanan elektronik kontrollü bir elektrik motoru yardımıyla çalışıyor. Volvo Dinamik Direksiyon, geri giderken minimum eforla üstün bir kontrol sağlıyor. Volvo Kamyon’da sistem yazılımının arkasındaki mühendis olan Jan-Inge Svensson konuyla ilgili olarak, “Film, Volvo Dinamik Direksiyon’un sağlayabileceği yön dengesinin mükemmel bir şekilde vurguluyor. Denge ve kontrol öyle iyi ki tam olarak bu filmde yaptığımız gibi bir aracı uzun bir mesafe boyunca son derece hassas bir şekilde geri geri gidebilirsiniz. Filmden de anlaşılacağı gibi araçların kontrolünün son santimetreye kadar mükemmel olması gerekiyordu,” dedi. Volvo Dinamik Direksiyon, düşük hızlarda yönlendirmenin neredeyse çaba harcamadan gerçekleştirilmesini sağlıyor ve manevra kabiliyetini arttırıyor. Elektrik motoru, yüksek hızlarda direksiyonu otomatik olarak düzenleyerek yan rüzgarlar veya yol yüzeyindeki tümsekler gibi direksiyona etki eden düzensizlikleri telafi ediyor. Sonuç olarak direksiyonda sürekli küçük ayarlar yapma ihtiyacı büyük oranda azaltılıyor. Ayrıca Volvo Dinamik Direksiyon, serbest bırakıldığında direksiyon simidini otomatik olarak başlan- gıç konumuna döndürüyor ve böylece sürücü üzerindeki gerginliği daha da azaltıyor. Jan-Inge Svensson, “‘The Epic Split’ filminde, araçlardaki iki sürücünün geri giderken aynı yön ve hızı korumasını sağlayan Volvo Dinamik Direksiyon’dur. Jean-Claude Van Damme’ın atletikliği ve sürücülerin yeteneği, gösterinin başarısı açısından temel etkenlerdir. Ancak Volvo Dinamik Direksiyon olmadan başarı imkansız olurdu. Sistemin yetenekleri yalnızca mükemmel bir film yapmayı sağlamıyor, aynı zamanda dar alanlarda veya zorlu arazi koşullarında geri geri gitmek gibi çok sayıda direksiyon hareketinin gerektiği durumlarda araç sürücülerine son derece kolaylık sağlıyor. Benzer şekilde treyler takılıyken geri geri giderken, direksiyonda yapılacak küçük değişiklikler aracın yönünde büyük bir değişikliğe neden olabiliyor ve normal bir kamyonda sürücünün harcaması gereken çaba çok daha fazla olabiliyor. Ancak Volvo Dinamik Direksiyon, sürücünün düz bir hattı korumasına yardımcı olur ve araç üzerinde çok daha üstün bir kontrol sağlar” dedi. Pegasus Kargo rezervasyon ve satış aktivitesini kendi üstüne aldı ‘Zamanında ve kaliteli hizmet’ felsefesiyle her geçen gün büyüyen Pegasus Kargo, büyümesini yeni yapılanmasıyla destekliyor. 16 Mart 2012 tarihinden bu yana, kargo rezervasyon işlemlerini dış kaynak kullanarak yürüten Pegasus Kargo, 15 Kasım itibariyle kargo rezervasyonları ve tüm satış aktivitelerini kendi bünyesinde topluyor. Bugün itibariyle rezervasyonlarını Pegasus Genel Müdürlük merkez ofisinde almaya başlayacak olan Pegasus Kargo‘ nun Direktörü Aydın Alpa “Departmanı- Omsan hedefleri tutturdu Omsan Lojistik, ilk dokuz ayda hedeflerini tutturduğunu açıkladı. Karayolu, deniz ve demiryolunda kapasitesini artıran Omsan, depo yatırımlarını sürdürürken iş ortaklarından aldığı ödüllerle hizmet kalitesini taçlandırmış oldu. Sektörünün önde gelen firmalarını yıl içinde müşteri portföyüne katan Omsan, İç Anadolu ve Ege Bölgesi yapılanmalarına 2013 yılı içerisinde Karadeniz ve Akdeniz Bölge Müdürlüklerini de ekledi. Öte yandan denizyolu taşımacılığı kapsamında sunduğu hizmet kapasitesini artırmayı önemli hedefleri arasında sayan firma, bu doğrultuda mevcut Fortune Express adlı kuru yük gemisine ilaveten 4.510 DWT kapasiteli, pnömatik tahliye sistemine haiz ilk Türk bayraklı çimento gemisi olan ÜNYECEM 1’i filosuna kattı. Demiryolu taşımacılığında ise yıl içerisinde 180 adet konteyner yatırımı gerçekleştirerek demiryolu filosunu büyüttü. mız sürekli bir büyüme içinde. Bugün itibariyle kargo rezervasyonlarını dış kaynak kullanımı olmadan merkezileştirip bünyemizde topladık. Tüm kargo satışlarımız da Pegasus Kargo personelleri tarafından yapılmakta. Bu sayede acentelerimiz artık rezervasyon esnasında doğrudan bizimle irtibata geçerek ilk elden ve hızla bilgiye erişecek. Bu yeni yapılanmamızın hayırlı olmasını diliyoruz” dedi. Pegasus Kargo Acentelerine 0 216 560 71 11 numaralı telefondan hizmet veriyor. Yılın ilk ayında 11 bin 300 metrekarelik yeni bir depoyu müşterilerinin hizmetine açan Omsan, bu depodan sektöründe öncü şirketlere depolama hizmeti vermeye başladı. Son 2 yıl içerisinde depolama kapasitesini 70 bin metrekareden 203 bin metrekareye çıkaran Omsan, müşterilerine sunduğu depolama hizmetlerini geliştirmek amacıyla teknolojik yatırımlara da ağırlık verdi. Omsan, bu doğrultuda ileri teknoloji otomasyon sistemlerini hayata geçirerek depolama ve dağıtım yetkinliğini artırdı. Kasım 2013 64 KISALAR Karadağ’ın Bar Limanı ihalesi Global Liman kazandı Global Liman İşletmeleri, Karadağ Ulaştırma ve Denizcilik İşletmeleri Bakanlığı ile Karadağ Liman İdaresi ta- rafından düzenlenen ihale sonucunda Karadağ’ın Bar şehrinde bulunan genel yük ve kargo terminalinin 30 yıl boyunca onarım, finansman, işletim ve bakım hakkını kazandı. 15 Kasım 2013 tarihinde Bar Limanı’nda düzenlenen törenle, ilk defa bir Türk şirketi yurtdışındaki bir limanın çoğunluk hissesini almış oldu. Global Liman İşletmeleri, Karadağ’ın Bar Limanı’nın yüzda 62 hissesini yaklaşık 30 millon Euro’ya portföyüne kattı. Bar Limanı özelleştirmesiyle Global Liman İşletmeleri, ilk kez yurtdışında bir limanın işletmesini almış olurken bir Türk şirketinin yurtdışında cogunluk hissesine sahip olarak işlettiği ilk liman olma özelliğini de taşıyor. Brisa 25’inci yılını müjdeyle kutladı Brisa, 25’inci yaşını 300 milyon dolarlık yeni yatırım müjdesiyle kutladı. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, yaptığı konuşmada Sakıp Sabancı’nın en büyük hayalinin yeni bir fabrika açmak oluğunu belirterek Aksaray’da 300 milyon dolarlık yatırımla bu hayalin gerçekleşeceğinin müjdesini verdi. 25. yıl için gerçekleştirilen toplantıya; T.C. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Bridgestone Corporation Yönetim Kurulu Üyesi ve Temsilcisi Kazuhisa Nishigai, Sabancı Holding Sanayi Grup Başkanı Mehmet Pekarun ve Brisa Genel Müdürü Hakan Bayman, katıldı. Brisa’nın 25 yıldan bu yana yatırım yaparak, üretime yönelerek istikrarlı bir şekilde büyüdüğünü belirten Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, “Brid- Kasım 2013 gestone Corporation’la ortaklık gerçekleştirdik. Bu ortaklığı başarılı kılan, Bridgestone Corporation’ın dünyadaki liderliği ve teknoloji dünyasına hâkimiyetinin yanında kendileriyle ortak bir vizyona sahip oluşumuzdu. Tıpkı Sabancı Holding gibi, değerli iş ortağımızın da topluma yüksek değer sağlama ve toplam kalite anlayışı yaklaşımlarını görmek ne kadar isabetli bir karar verdiğimizin altını bir kez daha çizmiş oldu” dedi. Brisa Genel Müdürü Hakan Bayman, “Giderek artan lastik talebini karşılamak amacıyla, yıllık 10 milyon adet üretim kapasitesine sahip olan İzmit’teki üretim tesislerimize ek olarak, yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla 2. fabrikamızı Aksaray İli Organize Sanayi Bölgesi’nde kuracağız. Binek ve hafif ticari araç lastiği üretilecek olan Aksaray fabrikamızın yıllık üretim kapasitesi 4,2 milyon adet olacak” dedi. Kardex Remstar’dan ağır yüklere özel depolama çözümü Kardex Remstar’ın firmalara verimli çözümler üretmek için Shuttle XP 1000 otomatik dikey depolama modülünü geliştirdi. Biçimsiz parçaların depolanması ve geri alınması için de kullanılabilen Shuttle XP 1000 ile, ağır aletler geniş malzemeler, büyük paletler ve tepsilerde küçük parçalar kadar güvenli olarak depolanabilecek. Kolay kullanım ünite önüne monte edilen ağırlık taşıyıcılar ve dışarı çıkartılabilen tepsiler sayesinde, forklift, reachtruck ya da vinç ile otomasyona malzeme yüklemek mümkün. Kullanılan depolama sisteminde, 1.000 kg yük alan tepsi 1.250 mm genişlikte ve 800 kg yük alan tepsi ise 4.050 mm genişlikte tasarlandı. Yeni depolama sistemi, montaj hatlarından yedek parça dağıtımına hatta alet depolamaya kadar birçok sektörde kullanılabilecek. Böylece tek başına veya bir başka makineyle birlikte depolanan parçalara hızlı bir şekilde erişilebilecek. MBT en iyi takım oldu Mercedes-Benz Global TechMasters Truck 2013” 12-14 Kasım tarihleri arasında Da-imler AG tarafından Stuttgart’ta düzenlendi. Global TechMasters kapsamında daha önceki yıllarda da bireysel dereceler kazanan Mercedes-Benz Türk ekibi, Teknisyen Olimpiyatları’nın 10.sunu düzenlediği bu yıl, toplam 6 bireysel kategori arasından 5 kategoride “Dünya Birinciliği”, 1 kategoride “Dünya İkinciliği” ile, “Takım Çalışma-sı” kategorisinde de takım olarak “Dünya Birinciliği” ile toplamda 7 ödül alarak bir rekora imza attı. Mercedes-Benz Türk Satış Sonrası Hizmetler Kamyon Takımı böylece tüm ülkelerden toplam 6 bin teknisyen arasından sıyrılarak yakalanması çok güç bir başarıya ulaştı. 65 Alışan MDI / TDI Taşımalarında Filosunu Büyütüyor Kurulduğu 1985 yılından beri profesyonel uzman kadrosu ile lojistik sektörüne yönelik farklı çözümler üreten Alışan Lojistik; en önemli uzmanlık alanlarından birisi olan likit kimyasal taşımalarında iç hacmini büyütmeye; filosunu güçlendirmeye devam ediyor. Likit kimyasal taşımalarında çok önemli bir yer tutan MDI / TDI taşımalarında iç hacmini 30 yeni tank konteyner yatırımı ile büyüten Alışan; gerek yurt içi gerekse yurt dışında MDI / TDI taşıması faaliyetine devam edecek. MDI / TDI taşımalarının standartlarını belirleyen ISOPA kuruluşunun yetkilendirdiği eğitimci ve sürücülere sahip olan Alı- şan Lojistik taşımalarını yüksek güvenlik standartlarında ve ADR Yönetmenliğine uygun olarak gerçekleştiriyor. Poliüretan zemin kaplamalarında, yapıştırıcılarda, soğuk oda panellerinde, yalıtım için sprey uygulamalarında, sünger ve kaplama alanlarında kullanılan Polimerik Metilen Difenilin İzosiyanat (PMDI) ve Toluen Diizosiyanat (TDI) ürünlerinin Türkiye’de 16 değişik lokasyona taşımasını gerçekleştiren Alışan Lojistik; yılda yaklaşık 30 bin ton üzerinde taşıma kapasitesi ile Türkiye piyasasında en büyük TDI-MDI taşıma kapasitelerinden birisini üstlenmiş durumda olmasıyla da öne çıkıyor. Ekol yatırım yaptığı ülke sayısını yediye çıkardı Ekol 1996 yılında Almanya ile başladığı Avrupa yatırımlarına Macaristan’ı da ekledi. Daha önce firma; Romanya, İtalya, Fransa, Ukrayna, Yunanistan ve Bosna-Hersek’de yatırım yapmıştı. Ekol Macaristan için 1 milyon Euro’luk yatırım yapıldı. Ekol Macaristan, Budapeşte’de yer alan ofisi ve gümrük idaresine yakın olarak konumlanmış 1.500 metrekare depolama alanı ile 1 Ekim’den itibaren müşterilerine uluslararası karayolu taşımacılığı, Intermodal taşımacılık, gümrükleme ve 3. Parti lojistik hizmetleri sunmaya başladı. 2014 yılında 7.5 milyon ciro hedefleyen ve Türkiye -Macaristan hattında pazar lideri olmayı amaçlayan Ekol Macaristan, Macar ça- lışan sayısını 10’dan 50’ye çıkarmayı hedefliyor. Ekol Macaristan, Ekol’ün mevcut Intermodal ağı ile birlikte Avrupa için stratejik bir bağlantı noktası oluşturacak. Demir, kara ve deniz yolunu bir araya getiren Intermodal taşımacılık, Macaristanlı tüketicilere güvenilir, uygun maliyetli ve sürdürülebilir çözümler sunacak. Kasım 2013 medya
Benzer belgeler
1 okt ilan_Layout 1
son haftalarda araç kuyrukları 35 kilometreyi
buldu. Kalıcı çözüm alternatif Kapı’da ama geçici alınabilecek önlemler de var.
Türkiye’den yılda yaklaşık 1 milyon
200 bin ihraç yüklü araç sınır kapı...