PDF`ini burdan görebilirsiniz.
Transkript
PDF`ini burdan görebilirsiniz.
Sir WINSTON TEAHouse Çeşitli Sir Winston şubeleri arasındaki farkları biliyor muydunuz? • •Sir Winston Tea House: İzmirlilerle ilk tanışan markamız. Uzun sohbetlere eşlik eden çay-kahve-pasta kültürüyle başladı. İlerleyen zamanlarda gelen taleplerden ötürü menü genişletilip kafe/ restoran konseptine adım atıldı ve uzayan akşam yemeklerinin olmazsa olmazı şarap ve çeşitli içkilerin bulunduğu kokteyller de eklenerek bugünkü hâlini aldı. •The Winston Brasserie: Daha çok yemek ve içki ağırlıklı olan The Winston Brasserie, ailenin ilk çocuğu Sir Winston Tea House’un kemikleşmiş yemek menüsünün üzerine yeni tatlar katıp, bar kültürünün de ağır bastığı yeni konseptiyle hizmete giriyor. • •The Winston Beach: Çeşme Alaçatı’nın en güzel koylarından birinde konumlanmış The Winston Beach, misafirlerine farklı lezzetleriyle ve özel içkileriyle ün salmış menüsünün yanında deniz, güneş ve kum keyfini de sunuyor. •The Winston Club: Alaçatı’nın göz bebeği Alaçatı Port’da konumlanmış The Winston Club, elit menüsü ve servisiyle özel yemekler yerken keyifli akşamlar geçirmek isteyenlerin tercihi. •içerik ekibi: Aylin Güngör - J. Hakan Dedeoğlu Yetkin Nural - Doruk Yurdesin - Ekin Sanaç •tasarım ekibi: Sadi Güran - Ethem Onur Bilgiç •katkıda bulunanlar: Zafer Bilge - J. Batu Dedeoğlu Siğnem Sangüder - Ozan Şentürk [email protected] kırıntılar Hazırlayan: Siğnem Sangüder – Yetkin Nural Işıl ışıl çantalar Ünlü İngiliz firması Cambridge Satchel Company’nin yeni koleksiyonundaki neon renkli çantalardan gözlerinizi alamayacaksınız. Intense Fluorescent adlı seride sarı, turuncu, pembe ve yeşil alternatifler bulunuyor. Uzun askılı, okul tipi, capcanlı renkleriyle parlayan bu çantalarla dikkat çekmeye hazır mısınız? cambridgesatchel.co.uk Şarap mataraları Geleneksel İspanyol deri şarap mataralarının yeni nesli, tatillerinize damga vuracak. Chicago firması WineBotas’ın yeni koleksiyonunda canlı renkler ve değişik desenler dikkat çekiyor. Ayrıca keçi ya da dana derisinden üretilen mataralar, kırmızı omuz askısıyla sportif bir görünüm yakalıyor. winebotas.com Sony NEX-C3 Sony yeni dijital kamera modellerinden NEX-C3’ü duyurdu. NEX-3′ün takipçisi olacak olan bu yeni model, 16.2 megapiksel çözünürlük sunuyor. Bir önceki modelde olduğu gibi NEX-C3 de APS-C görüntü algılayıcı formatını kullanıyor. Siyah, pembe ve gümüş renk seçeneklerine sahip olan cihaz, temmuz ya da ağustos ayında piyasadaki yerini alacak. sony.com.tr Müziğini paylaş! UrbanEars ‘in yeni modeli Plattan ile yanınızdaki arkadaşınızın duyması için kulaklığınızı çıkartmanıza ya da müziğin sesini sonuna kadar açmanıza artık gerek yok. Arkadaşınız kendi kulaklıklarını sizinkine takıp müzik keyfini sizinle paylaşabilecek. Birçok canlı renk seçeneğine sahip UrbanEars, kullanışlı olmasının yanısıra çok eğlenceli ve şık. urbanears.com Eğlenceye 5 kala Swatch’un Japon tasarımcı Hiroyuki Matsuura imzasını taşıyan yeni koleksiyonu oldukça dikkat çekici. Renkli anime figürlerden oluşan bu eğlenceli set, altı parçadan oluşuyor. Şayet aralarından birine sahip olmak isterseniz, elinizi çabuk tutmanız lâzım. Çünkü dünya çapında yalnızca 777 adet üretilen bu özel seriden Türkiye’ye sadece beş adet gelecek. swatch.com Rüya gibi bir tatil Heybetli dağlarla ve buzullarla çevrili, heyecan verici Alaska... Şelaleleri, kıyıları ve kendine özgü doğal yaşamıyla yeryüzünde eşine rastlanmayacak bir cennet. Sadece doğasıyla değil, birbirinden farklı kasabalarıyla da dikkat çekiyor; somon balıkları ile ünlü Ketchikan, spor aktiviteleriyle Seward, 100 yıl önce altın arayıcılarının kurduğu Skagway, kültürel etkileriyle Anchorage... Alaska muhteşem coğrafyasıyla, bu yaz farklı bir deneyim yaşamak isteyenleri beyaz gecelerin büyüsüne çağırıyor. Lüks cebinizde! Nokia’nın, başkalarından farklı bir cep telefonuna sahip olmak isteyenlere •1790 Comte Mede de Sivrac, Fransa’da bisikletin öncüsü sayılabilecek seleferi icat etti. Ahşaptan yapılan ve ayakların yeri ittirmesiyle ilerleyen aracın dümeni de yoktu. biliyor muydunuz? •1818 Baron Karl Drais von Sauerbronn, Almanya’da koşu makinesi adını verdiği, kraliyet bahçelerinde daha hızlı ilerlemesini sağlayan âletini kullanmaya başladı. Ahşap olan ve selefere benzeyen bu âletin farkı, bir gidonu olmasıydı. •Dünyada yılda satılan 130 milyon bisikletin yüzde 66’sı Çin’de üretiliyor. Çin’i yıllık 12 milyon bisiklet üretimiyle Hindistan izliyor. Bütün kıtalarda toplam 1,6 milyar bisiklet kullanıldığı tahmin ediliyor. •1820 Üç ve dört tekerlekli bisiklet prototiplerinde ilk kez pedal kullanıldı. •1839 İskoçyalı Kirkpatrick Macmillan pedalla ve arka tekerlekle yürütülen ilk bisikleti yaptı. Pedalı ön tekerlekte olan bu bisiklette gücü arka tekerleğe araya konan bir demir çubuk iletiyordu. •1968 Viyana Anlaşması’na göre Birleşmiş Milletler bisikleti bir taşıt, üstündekini de operatör olarak kabul ediyor. Bugün birçok ülkede, belli standartları taşımayan bisikletlerin yola çıkması yasak. •1842 Macmillan kaldırımda yürüyen bir kıza çarpınca tarihin ilk bisiklet kazasına imza attı ve beş şilin ceza ödedi. •İspanya, Yeni Zelanda ve Avustralya’da hem çocuk hem de yetişkin bisiklet sürücülerinin kask takması zorunlu tutuluyor. 1870 1842 1820 1818 1790 bisikletin zaman yolculuğu •1865 Pedalların ön tekerleğe takıldığı ilk popüler bisikletler, velosipet ismiyle çıktı. Çakıl yollarda son derece rahatsız olan bu ahşap bisikletlere İngiltere’de kemik sarsan ismi takıldı. •1870 Hızı arttırmak için ön tekerleğin kocaman, arka tekerleğinse ufacık olduğu modellerin üretimine başlandı. Sık sık kazaya yol açtığı için kafa üstü düşmek terimi yaygınlaştı. •Rover, Austin ve Skoda gibi ünlü otomobil markalarının üretici firmaları, hattâ ilk uçağı yapan Wright biraderler bile işe ilk olarak bisiklet üretmekle başladılar. •Bisiklet aktivizmi: İlk kitlesel bisiklet hareketleri 1880’lerde ortaya çıktı. Bisiklet kullanıcıları yolların düzeltilip bisiklet sürmeye uygun hâle getirilmesi için birçok eylem yaptılar, •1879 Arka tekerlerin zincirle döndürüldüğü ilk bisikletler üretildi ve bunlara güvenlik bisikleti adı verildi. Böylece bisiklet tehlikeli bir macera olmaktan çıktı. Kullanan kadınların artması sayesinde bisiklete özgürlük makinesi de denmeye başlandı. Bisiklet altın yıllarını yaşadı. •lobi faaliyetlerinde bulundular. Yolların iyileştirilmesi birkaç yıl sonra ortaya çıkan otomobillere yaradı! •1894 21 yaşındaki Pierre Froget, bir yarışta ölen ilk profesyonel bisikletçi olarak kayıtlara geçti. •1900 Vitesli bisikletler kullanılmaya başladı. •1903 Fransa Turu ilk kez düzenlendi. •Yeni icatların çıktığı 1818, 1868, 1890 yılları ve çevresel bilincin gelişmeye başladığı 1970, dünya tarihinde bisiklet satışlarında patlamalara sahne oldu. Sanayi analistleri, 2008 yılı itibariyle de benzer bir patlamanın işaretlerini almaya başladılar. •1910 Otomobil satışlarının artmasıyla bisikletin popülaritesi ABD’de düştü. Yetişkinlerin bisiklete ilgiyi kaybetmesi, üreticileri çocuklar için bisiklet yapmaya yöneltti. •1928 Yollarda düzenlenen ilk profesyonel Dünya Bisiklet Şampiyonası yapıldı, şampiyon İtalya’dan Alfredo Binda oldu. •1890 yılındaki bisiklet çılgınlığı aynı zamanda bir rasyonel giyim akımına ön ayak olarak, kadınları korselerden, bileklere kadar inen eteklerden ve bilumum sıkıcı aksesuarlardan kurtardı. •1930 Avrupa bisiklet organizasyonları yarışçıların fren kullanmasına izin verdi. Fark yarat! Herkesle aynı giyinmekten sıkılanlardansanız, Tasarti.com sizin için doğru adres. Tasarti. com, site üyeleri tarafından tasarlanan tişörtlerin, yine kullanıcılar tarafından seçilerek internet üzerinden satışının yapıldığı bir platform. Sınırlı sayıda üretilen, sıradışı tişörtlerle fark yaratmak istiyorsanız, elinizi çabuk tutun. tasarti.com yapmak isteyenler için güzel bir rehber var. Gitmek istediğiniz yerdeki hayvan dostu otelleri öğrenebildiğiniz bu siteden, ayrıca hayvan taşımacılığı ile ilgili bilmeniz gereken her detaya ulaşabilirsiniz. Aklınıza takılan bütün soruların cevabını bulabileceğiniz Pettravel sayesinde yakın dostunuzu da tatile çıkartabilirsiniz. pettravel.com •1970 İlk Dünya Günü’nde kitlelerin dikkatinin çevre kirlenmesine ve doğal kaynakların tüketilmesine çekilmesiyle bisiklete olan ilgi yeniden arttı. •1958 Kadınlar ilk kez Dünya Bisiklet Şampiyonası’nda yolda yarıştı. İlk kadın dünya şampiyonu Lüksemburg’dan Elsie Jacobs oldu. •1978 Yakıt fiyatlarının patlamasıyla, ABD’de bisiklet satışları otomobil satışlarını 60 yıl sonra ilk kez geçti. •İngiliz bisikletçi Thomas Stevens devasa ön tekerlekli bisikletinin üzerinde birkaç çorap, bir yedek gömlek ve çadır olarak kullanabildiği yağmurluğuyla San Franciso’yu terk ettiğinde •tarih Nisan 1884’tü. New York üzerinden İngiltere, oradan Avrupa, Balkanlar, Ortadoğu, Asya ve Japonya’dan geçip Ocak 1887’de tekrar San Francisco’ya vardığında bisikletle •1981 Bir İsveç firması İtera marka, tamamıyla plastikten üretilen bisikletleri piyasaya çıkarttı ve korkunç bir ticarî başarısızlık yaşadı. Bu arada ilk dağ bisikletleri kitlesel kullanıma sunuldu. •1996 Atlanta Olimpiyatları’nda ilk Dağ Bisikleti yarışması yapıldı. •dünyanın çevresini dönen ilk bisikletçi olmuştu. Stevens’ın yolculuğun yarısında tekerleklerini değiştirdiği durak İstanbul’du. 2011 1996 Onu da tatile götürün! Besledikleri hayvanlarıyla tatil 1981 Shebbo’nun eğlenceli dünyası Shebbo Design’ın orijinal el yapımı tasarımlarıyla hayatınıza renk katabilirsiniz. Shebbo Design taş, porselen ve kumaş boyama tekniklerinin kullanıldığı, ev dekorasyonundan, yüzük ve kolyeye kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip. Ayrıca kişiye özel tasarım hizmetiyle, sevdikleri için özgün hediye arayanlara güzel bir alternatif. shebbodesign.com 1970 iPhone ile sağlıklı yaşam Bir iPhone sahibiyseniz, ayrıca sağlığınıza ve kendinize dikkat ediyorsanız, bazı iPhone uygulamaları 1958 Kahveye felsefî bir bakış Editörlüğünü Scott F. Parker ve Michael W. Austin’nin yaptığı Coffee – Philosophy for Everyone, kahveye 1928 farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Kahve estetiği ve kültürü, ticaretinin etik yönleri gibi konuların yanısıra, iyi kahvenin nasıl olması gerektiğine dair bilgiler de içeren kitap, kahve meraklılarının ilgisini çekebilir. 1879 yönelik tasarladığı yeni modeli Nokia Oro göz kamaştırıyor. Nokia Oro, 18 karat altın ve İskoçya’ya özgü lüks deri malzemeyle kaplanmış. Safir kristal ana ekran tuşuna sahip modelin ayrıca 8 megapiksel dijital kamerası ve 720p HD kalitesinde video kayıt özelliği bulunuyor. tam size göre demektir. iDiyetlistesi, içeriğindeki çeşitli listelerle kilo vermek, dengeli beslenmek isteyenler için güzel bir kılavuz. Nike+GPS ise sık sık koşu yapanların vazgeçemeyeceği bir uygulama. Nike+GPS ile koşularınızı kayıt altına alabiliyorsunuz; ne kadar hız yaptınız, mesafeniz, rotanız... Hattâ isterseniz sonuçları sosyal paylaşım ağlarında arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. soru & cevap Röp: Yetkin Nural İllüstrasyon: Sadi Güran didem soydan İşlerini ve üretimlerini yakından takip ettiğimiz dört kişiye, alışılmış röportaj soruları yerine içimizden geldiğince sorular yönelttik. mehveş evin model köşe yazarı / gazeteci Bu soruları yanıtlarken nerdesin, saat kaç, ve dinliyorsan eğer ne dinliyorsun? Çekimden eve döndüm salonumun ortasında oturmuş çok sevdiğim güney Californialı punk grubu Black Flag’den şarkılar dinliyorum ve saat 01:39. Bu soruları yanıtlarken nerdesin, saat kaç, ve dinliyorsan eğer ne dinliyorsun? Urfa’dayım, baraj suyu altında kalan Halfeti’de bir köy evinin damında. Saat 01:00 ve Tahrir Meydanı’nda söylenen devrim şarkılarını dinliyorum. Eksikliğinde yapamayacağın üç şey(in) nedir? Lens solüsyonum, kitabım ve maalesef işler yüzünden yanımdan ayıramadığım telefonum. Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? Öyle bir imkânım olsa Patti Smith’in bir zamanlar bolca vaktini geçirdiği Chelsea Otel’in 206 numaralı odasında o ve arkadaşlarıyla takılmak isterdim. En sevdiğin üç kelimeyi bizimle paylaşır mısın? Eyvallah, tuhaf, canım. Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? Olabildiğince ileri bir tarihe, ortam bilim kurguya kessin. Bin yıl sonra dünya neye benzeyecek, çok merak ediyorum. Seni en son ne çok heyecanlandırdı? Beni en son Hüseyin Çağlayan tarafından çekim için onlarca kişinin arasından seçilmek çok heyecanlandırdı ve hemen ardından gelen Stephan Jones ile çalışmak ise tam bir bonus oldu. MP3 çalarında sürekli çalan üç parça nedir? Zwicker, “Who you are”; Cocteau Twins, “This Love”; George Baker, “Little Green Bag.” Hangi filmin tekrar çekiminde oynamak isterdin? Thelma and Louise. Çocukluğundan beri yanında taşıdığın, sakladığın bir eşyan var mı? Çocukluğumdan beri yazarım; günlüğüm, nereye gitsem yazmak için yanımdan ayırmadığım eşyamdır. Hayatımı çok seviyorum dediğin bir an var mı? Varsa ne zaman? Tek değil, pek çok an var. Hiç görmediğim bir yere gidip şahane insanlar, şahane hayvanlar tanıdığım her an “Hayatımı seviyorum” diyorum. En son hatırladığın rüyanda neler gördün? En son rüyamda babamı gördüm, yanında bir ceylanla duruyordu ve ben bu ürkek hayvanın nasıl yanında sakince oturduğuna şaşarken bir anda bir kaplan gelip ceylanı kapıyordu. O şokla babama koştuğumda babam, “Bak işte ceylan benim, kaplan ise beni öldüren hastalığım” diye açıkladı (iki sene önce babamı kanserden kaybettim, bu rüya çok üzdü ve etkiledi beni). Hayatında en çok görmek istediğin yer neresi ve neden? Şili. Tarihi, kültürü, doğası… Her şeyiyle merak ediyorum ve çok seveceğimi düşünüyorum. Bu arada Chilli, “dünyanın bitimi” anlamına geliyormuş. Hayatında en çok görmek istediğin yer neresi ve neden? Transilvanya... Tabiî ki de oranın gotik geçmişine hayranım. En son hangi filmi izledin? 5 üzerinden kaç yıldız verirsin? Bir Pedro Almodovar filmi olan All About My Mother izledim. Üçüncü izleyişimdi, ara ara izlerim böyle filmleri. 5 üzerinden 5 elbette. Bir takıntın/takıntıların var mı? Aşırı düzen ve temizlik hastalığım var. Hiç hoşnut değilim. •1984 doğumlu Soydan 2004 yılında çalıştığı mağzaya müşteri olarak gelen modacı Ümit Ünal tarafından keşfedildi. Bir ay sonra podyumlardaydı. •Sadece modellik yaparak bu alanda farklı bir portre çizen Soydan şu sıralar Türkiye’nin Top Model’i olarak anılıyor. •İstanbul Fashion Week’te 10 kez podyuma çıkan Soydan son olarak Hüseyin Çağlayan ve Stephan Jones ile çalıştı. En son hangi filmi izledin? 5 üzerinden kaç yıldız verirsin? İki Escobar adında bir belgeseldi. Bak yine Güney Amerika hakkında; Kolombiya’da futbolcu Escobar ile Pablo Escobar’ın kesişen öyküsü, 5 yıldızlık… Bir takıntın/takıntıların var mı? Ufak tefek var tabiî. Evimi düzenleme ve biraz da kafamdakileri uygulama takıntıları. Yapmazsam rahat edemiyorum. O anda yapmam gereken bir şey olduğunu düşünürsem ve yapamazsam feci rahatsız olurum. Bilgisayarının masaüstünde ne imajı var? Uzaydan çekilmiş dünya ve ay görüntüsü. •1970 İstanbul doğumlu olan Mehveş Evin’in gazetecelik kariyeri 1993 yılında Sabah gazetesi dış haberler departmanında başladı. Kendisi aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık mezunu. •Aktüel, Yeni Yüzyıl ve NTV grubunda muhabir ve editörlük yaptı, ardından Sabah ve Vatan haftasonu ekleri ve Aktüel dergisinin yayın yönetmenliği, Akşam gazetesinde ise yayın koordinatörlüğü görevini üstlendi. •Mehveş Evin 2009 yılından bu yana Milliyet gazetesindeki köşe yazılarıyla her gün, sivri dili, farklı bakış açışı ve ilginç konularıyla okuycularının karşısında. inan temelkuran selçuk erdem yönetmen Bu soruları yanıtlarken nerdesin, saat kaç ve dinliyorsan eğer ne dinliyorsun? Çocuk sesleri dinliyorum, annemin evindeyim, sabah saat 11. En son hangi filmi izledin? 5 üzerinden kaç yıldız verirsin? Waiting for Superman… 3,5 yıldız. Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? 1910’lar İngiltere’si. En son hatırladığın rüyanda neler gördün? Eski evimizin altındaki lastikçide çalışan Hüseyin amca vardır. O öğretmen olmuştu, benim çocuklarımın öğretmeni hem de. Hangi filmin tekrar çekimini yönetmek isterdin? Mutluluk… En sevdiğin üç kelimeyi bizimle paylaşır mısın? Pipistrello (İtalyanca yarasa demek), cerahat (iltihap), espachurarr (İspanyolca ezmek) Güne başlamanın en iyi yolu sence nedir? Sevdiğin insanlarla denize girmek… karikatürist Bu soruları yanıtlarken nerdesin, saat kaç, ve dinliyorsan eğer ne dinliyorsun? Saat 09:30, atölyemdeyim. Radyo Eksen dinliyorum ama şu anda çalan şarkıyı bilmiyorum. Güzel parça. En son hangi filmi izledin? 5 üzerinden kaç yıldız verirsin? Super 8. Filmlere yıldız filan vermeyi doğru bulmuyorum ama sizin için 2,5 yıldız diyeyim. En sevdiğin üç kelimeyi bizimle paylaşır mısın? Çok düşündüm ama yok öyle şeyler bende. Şimdi üç sözcük uydursam gülerim kendime. Eksikliğinde yapamayacağın üç şey(in) nedir? Defter, kalem, iPhone. Telefonsuz yapabilirim de müzik dinleyebileceğim iPod lâzım. Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? Çok uzağa gitmezdim, 60’larda California mesela. Seni en son ne çok heyecanlandırdı? Kızımın doğumgünü. MP3 çalarında sürekli çalan üç parça nedir? Üç tane saymayayım da mutlaka her zaman The Smiths/Morrissey albümleri yüklüdür. Bir süper gücün olsaydı ne olmasını isterdin? Su altında nefes alabilmek… Çocukluğundan beri yanında taşıdığın, sakladığın bir eşyan var mı? İlkokuldan kalma bir defterim, birkaç da kitap var sakladığım. Mesela Jules Verne’in Esrarengiz Ada’sı. Son yemeğin için isteyeceğin menü ne olurdu? Yiyebildiğin kadar pizza bedava! Tuvalette ne okuyorsun? O sırada ne okuyorsam (kitap, dergi). Ama tuvalette düşünmeyi tercih ederim. En son hatırladığın rüyanda neler gördün? Rüyamda arabayla uzun yola çıkmaya hazırlanıyorum, yolda bütün trafik ışıkları yeşil yanıyor. Önce seviniyorum ama ilerledikçe kıllanıp “Rüya lan bu” diyorum. Hangi filmin tekrar çekiminde oynamak isterdin? Barton Fink. Gerçi onu niye tekrar çeksinler ki? •1994 yılında İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nden mezun olan İnan Temelkuran 1998 senesinde Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Aynı yıl İspanyol hükümetinden burs kazanarak İspanya’da Franco dönemi ile ilgili araştırma yaptı. •İnan Temelkuran, TAI Görsel Sanatlar Okulu Sinema Yönetmenliği Bölümü’den 2003 yılında mezun olduktan sonra, Soğuk Bir Gecede, Madrid’de adlı kısa belgeseli ile Madrid Genç Sanat Yarışması’nda En İyi Belgesel ödülü aldı. •2009 yılında senaryosunu yazıp yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği Bornova Bornova filmiyle 46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi film ödülünü Reha Erdem’in Kosmos filmiyle paylaştı. •1976 yılında Eskişehir’de doğan Selçuk Erdem profesyonel çizerliğe 1990 yılında Limon dergisinde başladı. •Leman ve L-Manyak dergilerinden sonra Bahadır Baruter ve Metin Üstündağ’la birlikte editörlüğünü de haftalık mizah dergisi Penguen’i kurdu. •Karikatürler 1-2-3, Unplugged 1-2 ve Selçuk Erdem 3 isimli kitapları yayımlandı ve selcukerdem.com sitesi Türkiye’nin en çok tıklanan mizah sitelerinden. orkestra albatros Röp: Yetkin Nural Kiminiz onları Sir Winston’da geçen keyifli gecelerden, kiminiz Yetenek Sizsiniz yarışmasından, kiminizse bir kutlamadan, bir etkinlik gecesinden tanıyor olabilir. O veya bu şekilde İzmirlilerin birçoğunun en az bir gecesi Orkestra Albatros’la geçmiştir yani. Eski zamanların genişliğinde ve çeşitliliğinde seslerin bulunduğu 11 kişiden oluşan orkestranın, geçmişten bugüne akarak geçen ve unutulmaz parçalardan oluşan repertuvarına eminiz ki bir noktada eşlik ettiniz. Zira insan onların çaldıkları parçalara, hele bir iki kadehten sonra, katılmadan duramaz. Orkestra Albatros’un kurucularından Cihangir Moralı’ya Çeşme’de, Sir Winston’da çalacakları bir gece rastladık ve kendisiyle kısa ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bize Albatros’u tanıtır mısın? Grup ne zaman kuruldu, kimler var ve nasıl bir müzik yapıyorsunuz? Orkestra Albatros, benim tarafımdan 1995 tarihinde üç kişi olarak kuruldu. 14 yıl sonra, yani 2009’da ise, klavye, davul, basgitar, solo gitar, vurmalı çalgı, trombon, trompet, saksafon ve üç solist ile sahne düzeni 11 kişi olarak yeniden oluşturuldu. İzmir içi ve dışı birçok organizasyonlarda yer alıyoruz. Caz, Latin, ladino, napoliten, pop ve Türk sanat müziğine yayılan, İtalyanca, Rusça, Yunanca, Fransızca ve Türkçe şarkılardan oluşan 1000 parçalık bir repertuvara sahibiz. Albatros’un üyelerinin uzun bir müzik geçmişi mevcut ve pek çok organizasyonda sahne alıyorsunuz. Eminim aranızda sürekli dönen, renkli ilginç hikâyeler vardır? Bizimle bir tane paylaşır mısın? İki sene içinde birçok hoş anımız oldu… Şu an aklıma gelen birini size aktarabilirim. Geçenlerde bir Antalya organizasyonundan dönüyoruz… Aydın yolu üzerinde bir gözlemecide durduk ve bir sedir gölgesinde oturduk, gözlemelerimizi yedik. Kalkarken bir baktık ki perküsyoncumuz sedirde uyuyup kamış. Biz de sessizce kalktık, otobüse bindik ve ileride ağaçların arasına girip gizlendik. Gözlemeci de bir hayli kalabalık… Garsonu çağırdım, biz gidince arkadaşı uyandırırsın, arkadaşların gitti dersin dedim. Arkadaş bir kalktı, biraz panik biraz uyku sersemi, dört dönüyor ortalıkta… Tabiî sonunda bir geldi, gülüyor, “Arkadaşlar tüm millet bana güldü yaa” diyor. Biz de yerlere yatıyoruz, tam sergiyiz. Henüz bir albümünüz yok sanıyorum. İzmir’de sevenleriniz ve takipçiniz oldukça yüksek sayıda... Böyle bir proje var mı? Şu anda bir albüm projemiz bulunmuyor. Bir stüdyo grubundan öte canlı performans grubu olmanın farklılıkları neler? Tabiî ki stüdyo farklı bir şey… Stüdyoda yalnız siz varsınız, herhangi bir yanlış yaptığınızda düzeltme şansınız var. Ama canlı performans hata kabul etmez. O kadar güzel bir heyecan ki canlı çalmak… Kişilerle birebirsiniz ve beden bedene, göz gözesiniz… Performans bizim için bambaşka bir heyecan… Sadece İzmir’de mi sahne alıyorsunuz? Başka şehirlerde sizi dinlemek isteyenlerin İzmir’e mi gelmesi gerekiyor, yoksa başka bir seçenekleri var mı? Evet, biz yalnız İzmir’de Sir Winston’da ve birkaç başka mekânda müzik yapıyoruz. Ancak kimi zaman şehir dışına özel projelere gittiğimiz de oluyor. Örneğin yakında İstanbul Şile’de sahne projemiz var. Albatros genel olarak nostaljik müzikleri çalarak, dünün seslerini bugün yaşatmaya devam eden bir grup. Peki ya bugünün müzikleri? Çalmasanız da severek dinlediğiniz yeni müzikler var mı? Tabiî ki repertuvarımızda yeni parçalar da var. Onları her zaman dinleyiciyle paylaşıyoruz. Çalmaktan en keyif aldığınız parçalar neler? Ya dinleyicilerin severek katıldığı, bir ağızdan söylediği parçalar var mı? Ben her parçaya büyük zaman harcıyorum ve gerçekten hepsini aynı sevgiyle söylüyorum. Albatros dinleyicileri için soralım: yaz programınızda neler var? Çeşme Alaçatı Port’da Sir Winston Club’da çarşambaları, Çeşme Alaçatı Solto’da Sir Winston Beach’de ise pazarları çalıyoruz. Tüm Albatros sevenlerini bekleriz! e r e k t r ö d u n u n o z e s z a y u b ! Z U R O Y I AÇ h c a e B n o t s n i W e Th o t l o s ı t a alaç n Club o t s n i W The T R O P I T A Ç ALA serie s a r B n o t s The Win l e t O n a v i D Bursa n Brasserie o t s n i W The r e l t e r a k a l u istanb eni y e v i z i m i r eptle s n o k ı l k r a f kesi ... z i r e l k e b a Bu yaz her tmay a t i z i m i r e l t lezze iskambiller ve oyunları Hazırlayan: Doruk Yurdesin - Ekin Sanaç Yazlıklarda masalar kurulur, iki yüzme arasında, akşamüstü çayında, heves tükenmezse akşam bir iki kadeh eşliğinde kâğıtlar açılır. Oyunlar bazen sohbete, bazen rekabete götürür. Bazıları bunu hoş vakitler için, bazıları da heyecan yaşamak için yapabilir. Yaz gelir. Masaya konan kutudan elimize düşen, üzerinde semboller ve rakamlar olan 52 kartlık bir destedir. Dört sembolle 13’erlik kümelere ayrılmışlardır. Popüler inanca göre 13 sayısı Ay Takvimi’nin 13 ayını, 52 de aynı takvimin 52 haftasını temsil eder. Basit gibi görünen ama çok merhalelerden geçmiş bu kartlarla sayısız oyun oynanır, insan farklı ruh hâllerine girer. Üstelik her zaman yanınızda birileri olması gerekmez. Şimdiye kadar hemen herkes, hiç değilse hayatında bir kez sayısız iskambil oyunlarından birini mutlaka oynamıştır. Hiç olmadı, elindeki kartı uzaktaki bir şapkanın içine atmaya çalışmıştır ya da akla gelmeyecek oyunlar icat etmiştir. Bu oyunlar herkese yazı çağrıştırır mı, bilemeyiz. Ama bize çağrıştırdı ve bu sayıda iskambil dediğimiz bu nesneyle önce neler yapabileceğimize kısaca bir göz atalım, sonra da akılda bir soru kalmasın diye geçmişine doğru kısa bir yolculuğa çıkalım istedik… kısaca iskambil oyun çeşitleri Kart oyunları zorluk derecelerine, rekabet şekillerine, kazanmak (ya da kaybetmek) üzere ortaya konanlara, ve başka bir sürü şeye göre çeşitli kategorilere ayrılabilir. Bakalım, ülkemizde popüler olan türler hangi kategorilere giriyor. Kozlu: Nispeten daha zorludurlar, çeşitli bilmecelere yol açabilirler. Başta Briç olmak üzere, Batak, King, Ohel, Bezik gibi oyunlar bu kümededirler. Eşlemeli: Başını Konken’in çektiği bu tür oyunlar, belli tür kartların bir araya toplanmasını amaçlarlar. Ellibir ve Yanık da bu kategoridedir. Ve Papaz Kaçtı gibi çocuk oyunları da… El boşaltmalı: Eldeki kartlardan bir an önce kurtulmayı amaçlatan bu oyunlar genelde kozlu oyunlardan türemişlerdir. Papaz Kaçtı bu kümeye de kaçar. Karşılaştırmalı: Poker, Yirmibir, Bakara gibi oyunlardır. Kazanan, oyuncuların elindeki kartların değerlerinin karşılaştırılmasıyla bulunur. Sabır oyunları: Bu oyunlar tek kişiliktir. Çoğu, kartların belli bir şekilde yayılmasıyla başlar. Nihaî amaç kartların hepsini toplamaktan onları bir başka şekle sokmaya kadar farklılık gösterir. Mesela Solitaire… İçmeli: Adından da anlaşılabileceği gibi, amaç rakibine içirebildiğin kadar içirmektir. Hâlihazırda iskambil literatüründe var olan oyunlar bu amaca uygun olarak yeniden tasarlanabileceği gibi, yeni oyun uydurmak da kolaydır. Maksat belli olduktan sonra! iskambil nereden geliyor? Kökeninin Hindistan’a dayandığı tahmin edilen iskambil kâğıtlarının Avrupa’ya Mısır’daki Memlûklerden geçtiği düşünülüyor. Bu geçişin tarihiyse 14. yüzyıl olarak belirlenmiş, çünkü en eski belge İsviçre’de iskambillerin yasaklanmasına yönelik bir karar. Bu karar bir işe yaramamış ve o yüzyıldan sonra tüm kıtada iskambil oyunları yaygınlaşmış. iskambil kâğıtlarının şekilleri Memlûklerden gelen iskambil kâğıtlarını kategorize eden dört şekil, o dönemki tarot kartlarıyla benzerlikler taşıyor. Tarotun da ilk olarak İtalya’da çıktığı, tarot kelimesininse İtalyancaya Arapçadan geçtiği düşünüldüğüne göre, Arapların iskambil tarihçesinde hayli önemli bir yere sahip olduğu su götürmez. Memlûklerin kartlarında da İtalyanların tarot kartlarındakine benzer dört simge; Kılıç, Değnek, Para ve Kupa vardı. Bu Kupa’yı bugün kullanılan sistemdeki kalple karıştırmamak lâzım, zira bahsi geçen bir “şarap kupası”ydı. Şimdiki kartlardaki kalp şekline de dilimizde kupa dendiğine göre, Türkçe terminolojide bu ilk kâğıtların etkin olduğunu söylemek mümkün. Bunun yanında, bugünkü şekillere giden yolda İsviçre ve Almanya gibi ülkelerin kullandığı şekiller de etkili oldu. Örneğin İsviçreliler üzerinde Gül, Çan, Meşe Palamudu ve Ağaç Yaprağı’ndan oluşan bir set kullanıyorlardı. Almanlar bu setten gül yerine kalp kullanarak ayrılıyordu. Zamanla yaygın olarak kullanılan kartlarda şarap kupasının yerini kalp, sikkenin yerini elmas, bastonun yerini bizim Sinek dediğimiz yonca yaprağı, kılıçın yeriniyse ağaç yaprağı aldı. bugünkü kartlar Günümüzde yaygın olarak kullanılan standart kâğıt şekillerine Fransız kartları deniyor. Bugün dünyanın pek çok yerinde kullanılan, bizim de alışkın olduğumuz Karo, Maça, Kupa ve Sinek dörtlüsü, yaklaşık 1480’de Fransa’da son hâlini almış. Yine de, Almanya, İspanya gibi ülkelerde geleneksel oyunlar eski kartlarla oynanmaya devam ediyor. İskambilin Avrupa’dan çok daha önce kullanıldığı Asya ülkelerindeki kartlar yalnızca üzerindeki desenlerle değil, şekil ve boyut anlamında da Avrupa’daki kartlardan farklılaşıyor. Hattâ her ülkenin kendine has bir tarzı olduğunu söylemek mümkün. Çin’de bugün de hâlen kullanılan geleneksel birkaç tip iskambil destesi bulunuyor. Hepsinin boyutu Batı’nın kartlarına göre çok daha ince ve uzun, üzerlerindeki desenler ise tamamen farklı. Arka yüzeyleri genellikle düz renk oluyor. Üzerlerindeyse genellikle geleneksel edebî sahneler, madenî para imgeleri ya da halk hikâyelerine atıfta bulunan illüstrasyonlar yer alıyor. Ayrıca Domino olarak adlandırılan ve üzerinde domino taşlarındaki yuvarlak motifleri barındıran desteler de Çin’e özgü kartlardan. Endonezya ve Malezya da Çin kartlarına çok benzer motifler izliyor. Japonya’daki kartlar ise farklı olarak çok daha kısa, daha küçük ve üzerlerindeki desenler çok daha renkli işlenmiş. Ayrıca kartlar da elde karıştırılamayacak kadar •Tarot zannedildiği gibi Uzakdoğu’dan değil, İtalya’dan ya da Mısır’dan çıkmıştır. “Tarocchi” kelimesinden gelir ama kökenine dair çeşitli iddialar vardır. Bazıları İtalya’nın kuzeyindeki Taro nehrini gösterirler. Bir kısım yazarlar bu kökenin Arapçada “patika” anlamına gelen “turuk”, bir kısmı da “terk etmek” anlamındaki “taraka”dan türediğine inanır. Fransız etimologlarsa yine Arapçada “eksiltme” mânâsındaki “tarh”ı gösterirler. •Günümüzde her yıl yaklaşık olarak 70 milyon deste iskambil kartı basılıyor ve satılıyor. •Planet Poker isimli site, ilk kez 1998 yılında internet üzerinden gerçek parayla poker oynattı. •1685 yılında, Kanada’nın doğusunun Fransız sömürgesi olduğu yıllarda yönetici Jacques de Meulles, Fransa’nın yapması gereken senelik ödemenin gelmemesi neticesinde iskambil kartlarının arkalarına değerler yazarak imzaladı ve onları para ilan etti. Böylece iskambiller ilk kez Kanada’da para olarak kullanıldılar. kalın. En farklı tipteki kartlarsa kesinlikle Hindistan’da bulunuyor. Üzerlerinde fil, at ve insan figürleriyle gelen Hint kartları yuvarlak olmalarıyla diğerlerinden ayrılıyor. Dünyanın başka hiçbir yerinde yuvarlak iskambil kartları yok. simgelerin anlamı İskambil destelerinde yaygın olarak bilinen dört imgenin, yani Maça, Karo, Sinek ve Kupa’nın her biri tarihsel gelişimlerinden dolayı bir sosyal sınıfı, bir yeryüzü elementini, bir sayıyı temsil ediyor. Falcılıktaysa kendine has başka anlamlar var. Bugün birçok oyunda simgelerin herhangi bir üstünlük mücadelesi söz konusu olmasa da, bazı anlamları deşmek, eski oyunlarda mesela neden kupaların en değerli, maçaların da en değersiz kartlar olduğunu açıklıyor. İşte size günümüzde kullanılan dört şekil ve çağrıştırdığı anlamlar: Kupa: Kalp şeklinde çizilen Kupa’nın tarihteki ilk kartlarda, özellikle Memlûklerde ve İtalyanlarda şarap kupası şeklinde olduğunu anlatmıştık. Kupa, herhalde bol şarap içtiklerinden olacak, sınıfsal anlamda ruhbanlarla özdeşleştiriliyor. Ancak zamanla aldığı kalp şeklinden dolayı da popüler kültürde aşk ve romantizmi çağrıştırıyor. Falcılıkta da Kupa hem aşk ve duygu, hem de ruhanîlik demek. Karo: İlk kartlarda para, sonraları elmas olan bu imge, zenginliği çağrıştırdığı için geleneksel olarak tüccar sınıfını temsil ediyor. Hem popüler kültürde hem de falcılıkta varsıllık, mülkiyet ve fiziksel sağlık olarak kabul ediliyor. Sinek: Yonca yaprağına İngilizlerin “Clubs” yani sopalar demelerini, kaynağı eski kartlardaki değnek olduğu için anlamak mümkün de, buralarda neden sinek dendiğini bilmiyoruz. Ama zaten Briç’te bu şekle Fransızca yonca yaprağı, yani “tréfle”den esinle Trefl deniyor. Eski değnek ya da sopa şekli, sınıfsal olarak bu kartları köylü sınıfıyla özdeşleştiriyor. Popüler anlamda da tarımı çağrıştıran imgeleri gören falcıların aklına iç bilgelik, çalışkanlık ve yaratıcı merak geliyor. Maça: Önceleri kılıç olan, sonra Alman kartlarının etkisiyle ağaç yaprağına dönüşen Maçalar yine de sınıfsal olarak asilleri çağrıştırmaktan kurtulamamış. Popüler kültürde de savaş anlamına geliyorlar. Falcılıktaki izahıysa zorluk ve meydan okuma. ve resimler… Fransız kartlarının üzerindeki resimlerin her birinin tarihten ve mitolojiden farklı karakterleri temsil ettiğini biliyor muydunuz? İşte farklı simgelere sahip her Papaz, Kız ve Vale’nin nereden geldiği burada: Maça Papaz – İsrail Krallığı’nın ikinci kralı David. Kupa Papaz – Frank ve Lombard kralı Şarlman. Karo Papaz – Eski Roma İmparatorluğu diktatörü Julius Sezar. Sinek Papaz – Tarihin en büyük komutanlarından, Makedonya kralı Büyük İskender. Maça Kız – Yunan mitolojisinde akıl, sanat, barış tanrıçası Athena’nın bir diğer adı Pallos. Kupa Kız – İncil’den bir karakter olan Judith. Karo Kız – Yakup’un ikinci karısı Rakel. Sinek Kız – Yunan mitolojisinden Argine (aynı zamanda Latince kraliçe anlamına geliyor). Maça Vale – Fransız efsanesine göre girdiği hiçbir savaşı kaybetmeyen Danimarkalı Holger. Kupa Vale – Jan Dark’ın yanında yer almış bir Fransız kahramanı La Hire. Karo Vale – Yunan mitolojisi kahramanı Hektor. Sinek Vale – Roma işgali sırasındaki Yahudi direnişçi Judas Maccabeus. Bu karakterlerin kart tasarımlarında farklı pozisyonlarda durup, farklı yönlere bakmaları ve ellerinde farklı şeyler taşımalarıysa oyuncunun kartı eline aldığında •Bugün internette poker oynayanların yüzde 15’inin kâra geçtiği söyleniyor. 2003’te ABD Tennessee’den Chris Moneymaker (gerçek ismi bu) isimli bir muhasebeci, en büyük poker oyuncularına kafa tutmaya hakkını elde etti ve sonunda 2,5 milyon dolar kazandı. •Mimar Bryan Berg, bu senenin başında kendi dünya rekorunu kırarak tam tamına 218.792 adet iskambil kâğıdıyla Çin’de yer alan Venetian Macau Oteli’nin binasının 30 metre yüksekliğinde ve 10 metre uzunluğunda bir maketini yaptı. Hem de hiçbir yapıştırıcı kullanmaksızın. •Dünyanın en iyi hafızasına sahip insanı iskambil kâğıtlarıyla bulundu. 1996 yılında 52 deste iskambil kâğıdını (2.074 adet) sırasıyla ezberleyen Dave Farrow, 2007 yılında bu kez 59 desteyi (3.068 adet) sıralarını şaşırmadan ezberleyerek rekorunu geliştirdi. •2002 yılında Rick Smith adlı bir sihirbaz, ABD Ohio’da standart bir iskambil kâğıdını yaklaşık 65 metre 96 santimetre uzağa fırlatarak, bir başka acayip rekorun sahibi oldu. onu kolaylıkla ayırt edebilmesini amaçlıyor. Orijinal tasarımların zaman içindeki kötü kopyalamalar neticesinde değiştiği de izlenebilen bir gerçek. Mesela Kupa Kralı orijinal tasarımında bıyıklıyken, bu bıyık zaman içinde yok olmuş, elindeki balta ise bir kılıca dönüşmüş. Buna karşılık aslen bıyıksız olan Kupa Vale de büyük olasılıkla yüzündeki bir çizginin yanlış kopyalanması sonucunda zaman içinde bıyık sahibi bir erkeğe dönüşmüş. neden maça asın motifleri daha ayrıntılı çizilir? Maça As’ın tasarımının neden diğer aslara göre daha sofistike olduğu sorusunun yanıtı şaşırtıcı yerlere dayanıyor. Bundan 300 küsur yıl önce İngiltere’de üretilen her kâğıt destesi için vergi kesilmeye başlanmış. Bu verginin ödendiğinin anlaşılması için de destelerin tepelerindeki karta özel bir damga basılmış. Bu en üstteki kart Maça As olduğu için üzerinde diğer Aslardan farklı bir tasarımla desteden ayrılır olmuş. Vergi sistemi sonradan durdurulduysa da, kart üreticileri kendi logolarını Maça As’ın üzerine basarak bu geleneği sürdürmeye devam etmişler. joker nasıl desteye girmiş? Joker’in desteye girmesi 1860 senesinde Amerika’da gerçekleşmiş. “Euchre” isimli kart oyununa göre en değerli kartlar aynı renkteki iki Vale kartıymış. Göçmenler oyunu Amerika’ya getirdiklerinde Vale için kullanılan Alman terimi Bauer’i de yaygınlaştırmış. Amerikalılar ise iki güçlü Bauer kartının yanısıra desteye bu kartlardan bile daha değerli olan “Büyük Bauer”i eklemiş. Kısaca, “Büyük Bauer” Jokerlerin atası olmuş. Bu kart aynı zamanda “Euchre Kartı” olarak da adlandırılmış. Nitekim “Euchre” ve “Joker”in kulağa gelişindeki benzerliğin de buradan kaynaklandığına inanılıyor. mutfak sanatı Hazırlayan: Zafer Bilge [email protected] vamos a tapear!* *Haydi, gidip tapas yiyelim! Tapas, ağız sulandırıcı tatlar içeren binden fazla sıcak ve soğuk mezeden oluşur. İspanyol sosyal yaşamının içme, yeme, toplanma ve eğlenme fonksiyonlarının tümünü yerine getiren bu samimî tören, rakının çok çeşitli mezelerle birlikte sunulduğu Türk rakı sofrasına çok benzer. İspanya’nın alkollü içecek yelpazesi genellikle şeri, kırmızı şarap, sangria veya biradan oluşur. Tapas geleneksel peleon (yıllanmamış ve ucuz) ya da reserva (olgun meşe varilde dinlendirilmiş) yerel şaraplar eşliğinde sunulur ve midenize zarar vermeden içki ve meze almanın tek yoludur. Kısa kısa Bu efsanevî bar yemeğinin vatanı İspanya’da Endülüs’tür ama zamanla bütün ülkeye yayılıp, mükemmel yerel çeşitliliklerle zenginleşmiştir. Bölgesel farklılıklar sadece yemek çeşitlerini değil, aynı zamanda yenilme şekillerini de etkilemektedir. Bask bölgesinde ve kuzey İspanya’da insanlar her uğrakta şarap veya bira eşliğinde birkaç tapas alırlar ve asıl yemek genellikle evde yenir. Tapas barlarının çoğu büyük lokantaların eki durumundadır. Güneydeyse Endülüslüler tapaları yemeğe dönüştürürler ve masalarda otururlar. Tapas Bask bölgesinde karmaşık •Tapaların İspanya içerisinde bile standardı olmadığı için, The Winston Brasserie ve The Winston Club&Beach tapas konseptlerimizde sizler için biraz Ege tatları ile karışık İspanyol havası yaratmak istedik. İstanbul Akaretler, soslardan oluşup genellikle ekmekle servis edilirken, Endülüs’te daha basittir ve taze deniz yiyecekleriyle çevrelenir. Bizim meze, Rumların ise mezze olarak adlandırdığı, içkimize eşlik eden ufak porsiyonlardan farkı yoktur tapasın… İspanyolların çok hoşlandıkları bir sohbet konusu da tapasın çıkış kaynağı hakkında tartışmaktır. Bir öyküye göre 13. yüzyıl Kastilya Kralı Alfonso X El Sabio hastalanmış ve sağlığı açısından günde birkaç küçük yemeği şarapla birlikte alması doktor tarafından tavsiye edilmiş. İyileştikten sonraysa ülkedeki bütün lokantalarda yemeğin şarapla birlikte Bursa Divan ve Çeşme Alaçatı Port ve Solto’da tapas menülerimizden tatmanız konusunda ısrarcıyız! servis yapılmasını emretmiş. Cervantes de 17. yüzyıl klasik romanı Don Kişot’ta açlık veya susuzluk uyandırıcı lezzetli lokmalardan veya büyülerden söz eder. Bazılarıysa tapaların çiftçi ve işçilerin ancak siesta sırasında sindirilebilen uzun ve ağır yemekler için ara vermek zorunda kalmadan gün boyu çalışırken yedikleri mezeler olduklarını söyler. Tapaların yanında alınan bir parça içkiyse morallerini yüksek tutmak ve kışın içlerini ısıtmak içindi. En yaygın olarak kabul gören teori şudur: Tapalar 19. yüzyılda Endülüs’te başlamıştır. O dönemde kokuyu şarap •Yoğun ve yorucu bir yaz akşamının sabahına brunch’a uzanan doyurucu ve lezzetli yaz kahvaltısı birebirdir, biliriz. Sir Winston şubelerinde yaz kahvaltısı ise bol ve çeşitli menüsü ile hem dün akşamdan kalanların kadehi içerisinde tutup sinekleri uzaklaştırmak için kadehlerin üzerine küçük tabaklar konuyordu. Böylece bazı zekî pazarlamacılar bu tabaklar üzerinde bulunan ücretsiz mezelerin satışları arttıracağını akıl etti. Bu tapalar veya bardak kapakları şimdilerde tabiî ki ücretsiz değil. Porsiyonlar eskiye oranla daha büyük ve çoğunlukla cebimizde para çıkartmamız gerekiyor. Bazıları bu değişikliği üzüntüyle karşılıyor ama fiyatlar oldukça makûl ve servis de cömert olduğundan, bol yemek pek de pahalıya gelmiyor. Gelelim bazı tipik tapas çeşitlerine: “chacina hem de bir sonraki akşama hazırlananların vazgeçilmezi olmaya bu yaz da devam ediyor. variada” (yağlı kâğıt üzerinde servis yapılan kurutulmuş jambon ve sosisler), “gambas” (karides), domates soslu ve beyaz soslu patatas bravas, sarımsaklı mantar, ve Fas’tan esinlenilen ve böreğe çok benzeyen “pastela” (tavuk, fındık ve kuru üzüm dolu filo). Tabiî bu toplamın içinde çok küçük bir liste. Sonuçta her bölge, şehir ve barın kendi spesiyalleri var. Biz de konudan çok uzaklaşmadan kendi spesiyallerimizi yarattık, tabiî ki güzel Anadolu topraklarının nimetlerinden yararlanarak… En kısa sürede tatmanız dileğiyle… şef portre: başak sanaç tanrıverdi Röp: Ekin Sanaç 1996 yılından beri Dünya Mutfakları, Ziyafet, Soğuk Mutfak, Sentez Mutfaklar, Uzakdoğu Mutfaklarında çalışmalarını yürüten Başak Sanaç Tanrıverdi, aynı zamanda Sushi, Çin Mutfağı, Meksika Yemekleri, Snack, Davet Mutfakları ve Fransız Mutfağı üzerine çok çeşitli eğitimler vermeyi sürdürdü. 2010 yılından beri ise Ender Saraç ile Sağlıklı Yaşam adlı televizyon programının şefi olarak bu birikimlerini ekranda çok daha geniş kitlelerle paylaşıyor. Tanrıverdi’ye birkaç soru yönelttik. Mutfakta olmak istediğine ne zaman karar verdin ve nasıl başladın? Mutfakta olmak istediğimi aslında çok seneler önce hissetmiştim. Hani çocukluk yılları desem doğrudur, ilk kekimi pişirdiğimde sekiz yaşındaydım. Değişik malzemelerle kekler yapardım. İlkokulun son yıllarına yaklaştığımda bu kek sevdasının derslerimin önüne geçtiğini hatırlıyorum. O zamanlarda içime yerleşen bu ateş hâlâ yanmaya devam ediyor. O eski ve çok tanıdık heyecan duygusu beni bırakmadı. Profesyonel anlamda pişirmeye ilk olarak 96 senesinde Swissotel’de başladım. İlk üniformayı giydiğimde emindim ait olduğum yerin mutfak olduğuna. Kendimi bu kadar keyif aldığım bir işi yaptığım için hep şanslı görmüşümdür. Bugüne kadar nerelerde, hangi mutfaklarda çalıştın? Bugüne kadar 5 yıldızlı otellerde, Alafranga, Abra Cadabra, Mest gibi konsept mutfaklarda çalışma fırsatı yakaladım. Ağırlıklı olarak dünya mutfakları diyebiliriz. Pek çok yabancı şefle çalışmak kendimi teknik ve malzeme olarak zenginleştirme olanağı sağladı. Şef olarak başladığım zamansa bu yolculuklarımdan biriktirdiğim tecrübelerle kendi stilimi oluşturdum. Her gün ekranda yemek yapmanın ardından evde de mutfağa girmeyi •Sir Winston’da yeni bir yeme-içme koordinatörümüz var! Zafer Bilge, Bilkent Üniversite’sini bitirdikten sonra gerçek tutkusu olan yemeğin peşinden giderek ABD Gastronomi bölümünde master yaptı. Sir Winston’ın seviyor musun? Her zaman mutfağa girmeyi seviyorum, hattâ arkadaşlarımın mutfaklarına da girebilirim. Bu konuda sıkıntı yaşamadım hiç. Sana ilham veren aşçılar, isimler var mı? En büyük ilham kaynağım annem. Bizim evde çok özenli yemek pişerdi sık misafir ağırlanırdı. Evlendikten sonra ben de bunu devam ettirmeye çaba harcadım. Ondan öğrendiklerimin değeri paha biçilemez. Çünkü teknik bilgi ve donanım zaman içinde oluşsa da esas fark her zaman olaya yaklaşma biçiminiz ve içinizdeki ateş. Profesyonel yaşantımda da beraber çalıştığım her şefin yeri yenilenen menüsünün arkasında yeme-içme aşığı, araştırmacı ve gezgin Zafer Bilge’nin parmağı mevcut… ayrıdır. Burada öğrenmekte sınır yok çünkü. Ne zaman ki “Ben oldum” dersiniz o zaman bitersiniz. Mutfakta daima bulundurduğun en ilginç üç şey nedir? Mutfakta daima bulundurduğum ilginç üç şey nedir seçmek çok zor ama size mutfakta bulundurmanızda yarar sağlayacak bir bilgi paylaşayım: Mutfağınızda daima tahin bulundurun, üzerinde biriken susam yağı yanık tedavisinde mucizeler yaratır, buzla beraber uyguladığınızda hem iz bırakmaz, hem hızlı iyileştirir! Mutfaktan gelen en sevdiğin koku nedir? Mutfaktan gelen sesler •Sir Winston’la ilgili her türlü sorularınız için şimdi bir hizmet hattımız var. 444 4 SWT – 444 4 798 hattımızı arayarak bize ulaşabilirsiniz. kokular hep baştan çıkartıcıdır. Kızgın tavanın sıvıya susadığı an döktüğünüz şarap veya et/tavuk suyu hem ses, hem koku olarak ilk aklıma gelen. Ama tabiî kurabiyenin pişmeye yakın saldığı koku, fesleğenin sarımsakla birleştiği an, kekten alınan tarçın kokusu, soğanın hafif öldükten sonra tavada sebzeyi beklerken yaydığı koku... Sanırım anladınız... Profesyonel bir aşçı olarak en büyük hayalini bizle paylaşır mısın? Bu işe başlarken iki büyük hayali kovaladım ben: birincisi herkese yemek yapmanın ne kadar kolay ve keyifli olabileceğini anlatmak, ikincisiyse şeker hastaları ve çeşitli •Sir Winston’da yediğiniz çeşitli lezzetlerin tarifleri için internet sitemizi takibe almanızı öneririz! sağlık sorunları yüzünden istediğini yiyemeyenlere lezzetli yemekler sunmak. Çok şanslıyım ki ikisi de ulaşılır oldu. 2002 yılından beri hem profesyonellere hem de hobi olarak isteyenlere çeşitli kurumlarda yemek dersleri veriyorum. Hattâ televizyon programı sayesinde çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyorum. Özellikle gelen geri dönüşlerin yaşattığı mutluluk tarif edilemez. Bir de eylül ayından itibaren hayat bulacak çok özel bir proje var, sağlıklı yemeklerle hızlı yemek kültürünü birleştirecek bu konsept için sabırsızlanıyorum! •Sir Winston’da yemeklere lezzet katan mayonez ve hardalın bizim kendi özel üretimimiz olduğunu biliyor muydunuz? Yalnız acı hardalımıza dikkat, can yakabilir! kulağımıza çalınanlar SWT müzik direktörü ve dergi ekibi tarafından seçilen toplamaları tüm Sir Winston Tea House’larda dinleyebilirsiniz. playlist: ekin sanaç playlist: aylin güngör - j. h. dedeoğlu playlist: ozan şentürk Sam Cooke - A Change Is Gonna Come Sister Nancy - One Two Billy Cobham – Africa’s Sound Towa Tei - Marvellous Hypnotic Brass Ensemble – Alyo Rose Royce - Wishing on a Star DJ Quik - Do Today Tribalistas – Ja Sei Namorar Diana Ross & The Supremes - Love Child Jessica 6 - In the Heat Isaya Mwinamo – Lipa Kodi Ya City Council Bill Withers - Harlem Phreek Plus One - Astro Boogie Tin Hat Trio – Nickel Mountain Jonny Chingas - Phome Home Beastie Boys - Don’t Play No Game That I Can’t Win Las Rubias del Norte – Porque Te Vas James Brown - Cold Sweat Dawn & Christine - Holy Mount Zion Bar Kokhba – Sother The Pointer Sisters - Love in Them There Hills The Orb - Little Fluffy Clouds The Bongolian – Merve Plays the Vibes Michael Jackson - We’ve Got a Good Thing Going Holy Ghost! - Say My Name Trio Mocoto – Beleza, Beleza, Beleza Diana Ross - Remember Me Lord Echo - Wang East Wagner Pa – Sol Y Luna Gil Scott-Heron - The Bottle David Holmes - Rodney Yates Amadou & Mariam – La Realite Talking Heads - Slippery People Raphael Saadiq - Movin’ Down the Line Phil Ochs – Bullets of Mexico Salt N Pepa - Expression Brazilian Girls - Internacional Quatro Nuevo – Dadaschi No.1 Stevie Wonder - Signed Sealed Delivered I’m Yours Kasper Bjoerke - Heaven Sir Richard Bishop – Kaddak El Mayass Pattie Brooks - After Dark Suzy Q - Get On Up and Do It Again Pascal Comolade – Instrumental Bombers - Get Dancin Brazilian Girls Las Rubias del Norte James Brown Reggae, elektronika, caz ve bossa nova gibi farklı tat ve dokularla beslenen Brazilian Girls, isimlerinin aksine hiçbiri Brezilyalı olmayan üç adam ve bir kadından oluşmakta. New York’ta 2004 yılında tanışır tanışmaz birlikte üretim yapmaya başlayan ekip, Nublu Club’ın cumartesi akşamlarını ele geçirince hak ettiği ilgiyi de görmeye başlamış. Grubun elektronik dans müziğini eklektik bir seçkiyle buluşturan kimyası ve çok farklı dillerde seslendirdiği şarkıları onları 2008’de gelen üçüncü albüm New York City ile özel bir yerde konumlandırmıştı. Yeni bir Brazilian Girls albümü için heyecanlı bekleyiş sürüyor. 2002 yılında klasik müzik eğitimi almış iki vocalist Alyssa Lamb ve Emily Hurst tarafından kurulan Las Rubias del Norte, Latin ritim ve melodileri üzerine yenilikçi ve pop yaklaşımlarıyla farklı bir tarz yakaladı. Ilk iki albümleri Panamericana ve Rumba Internationale’den sonra Barbes Records’a geçen ikili son albümleri Ziguala’yı da 2009 yılında yayınadı. Rock müzik olmasaydı bugün Latin müziği nasıl olurdu fikriyle yola çıkan ikiliyi, New York’a yolu düşen müzikseverler Brooklyn’de sık sık sahne aldıkları Barbes isimli mekânda canlı izleyebilirler. 20. yüzyıl dünya müzik tarihinin kilometre taşlarından biri olan James Brown, 1956 yılında ilk kırkbeşliği “Please Please Please” i çıkarttı. Büyük ses getiren ilk albümünün ardından rock’n’roll’un babalarından sayılan Little Richard ile tanıştı ve Upsetters grubu ile çalışmaya başladı. 1958 yılında R&B kırkbeşliği “Try Me” ile listelerde üst sıralara yerleşerek ününü pekiştirdi. 1992 yılında “Grammy Hayat Boyu Başarı Ödülü” alan James Brown, filmlerde de rol aldı ve şarkıları film müziği olarak da kullanıldı. playlist: sadi güran playlist: yetkin nural playlist: doruk yurdesin A Flock Of Seagulls - I Ran Ultrasound Anne Marie David - Neşeli Gençleriz Biz Mina - Moonlight Serenade Falco - Der Kommissar İbo - Benim Balonlarım Vardı Nina Simone - Feeling Good Madonna - Causing a Commotion Bilgen Bengü - Kendine İyi Bak Louis Armstrong - (What Did I Do to Be So) Dannii Minogue - I Begin to Wonder Eartha Kitt - Üsküdar Ray Charles - I Had a Dream Kaskade feat. Dragonette - Fire in Your New Shoes Sibel Egemen - Yine Yalnızım Julie London - Black Coffee Paula Abdul - Straight Up Rezzan Yücel - Bu Gece Black and Blue Sophie Ellis Bextor - Starlight Lale Belkıs - Kendi Düşen Ağlamaz Isabelle Aubret - La Chanson de Prevert Tiga - Shoes Meral & Zuhal - Aşk Mı Diyorsun Buna? Nancy Sinatra & Dean Martin - Things Turner - Right by Your Side Ajda Pekkan - Sevdiğim Adam Chuck Berry - Memphis Tennessee Yeah Yeah Yeah’s - Heads Will Roll Rühçan Çamay - Para… Parra… Parrra… Duane Eddy - Rebel-‘Rouser Shy Child - The Beatles Cici Kızlar - Bak Şu Çocuğa Dinah Washington - Teach Me Tonight Superpitcher - People Asu Maralman - Bal Gibi Olur Clyde McPhatter - A Lover’s Question Toni Basil - Mickey Yeliz - Yalan The Calvaes - Anna Macora Waldorf - You’re My Disco İpucu Beşlisi - Heyecanlı Buddy Holly - Not Fade Away Yoko Ono Plastic Ono Band - The Sun Is Down Celal Şahin - Çiçekçi Kız Etta James - I Just Want to Make Love to You Superpitcher İpucu Beşlisi Mina Mazhar-Fuat olarak beraber müzik yapan Mazhar Alanson ve Fuat Güner’in 1970’lerin sonunda Özkan Uğur, Ayhan Sicimoğlu ve Galip Boransu ile beraber kurdukları İpucu Beşlisi’nin ismi, grubun İngilizce parçalarının dinletilerek isimlerinin sorulduğu bir yarışma programında kimsenin doğru cevabı verememesi sonunda konmuş. Grup 1976’da “Heyecanlı / Hop Otur Hop Kalk” isimli bir 45’lik çıkardı. Heyecanlı parçasına İzzet Öz tarafından çekilen video klip ise Türk müziğinin ilk videosu sayılıyor. 1977 yılı itibariyle Seyyal Taner ile beraber çalışmaya başlayan grup, 1978’de gelecekte MFÖ’ye dönüşmek üzere dağıldı. 1958’de başladığı kariyeri boyunca İtalyan pop müziğini domine eden şarkıcı. Üç oktav genişliğindeki soprano sesi ve özgür kadın imajıyla kendinden sonraki birçok isme örnek oldu. 100’den fazla albüm çıkarttı, cazdan diskoya çok farklı türlerde binlerce şarkı kaydetti. 60’lar ve 70’lerde Türkiye’de popüler olan Mina’nın birçok şarkısı Türkçede yorumlandı. Onun 60’larda seslendirdiği Türkçe şarkıları dinleyenler, Ajda Pekkan’ın aksanının kaynağı hakkında da fikir sahibi olacaklardır. Superpitcher olarak bilinen Alman prodüktör Aksel Schaufler, 2000 yılından itibaren çeşitli toplamalarda parçaları yer aldıktan sonra 2002 yılında Brian Eno’nun “Baby’s On Fire” parçasına yaptığı elektropop yorumuyla ismini daha geniş kitlelere duyurdu.2004 yılında ilk albümü Here Comes Love’ı yayınladıktan sonra 2005 yılında bir remiks albümü ve 2010 yılında Kilimanjaro isimli son albümünü yayınladı. Jewel Akens - The Birds and the Bees İzmir Mustafabey cad. No:20/a-b-c-d-e Alsancak t: 0232 421 88 61 – 0232 463 10 21 • İzmir Cemal Gürsel cad. No:474/a Bostanlı t: 0232 330 95 75 İzmir Forum Bornova AVM Kiosk 10 t: 0232 388 35 00 • İzmir – Swiss Otel Alsancak Şehit Nevres Bulvarı No:2 K 01-02 t: 0232 441 10 90 - 441 10 30 İzmir Ege Park Balçova A.V.M Mithatpaşa cad. No:1460 Kat:1 No:150 t: 0232 259 60 10 • Sports International Mavişehir 2040 sok. no:2 Mavişehir / İzmir t: 0232 324 03 65 Aydın Aydın Forum AVM t: 0256 232 02 57 • Bursa Kükürtlü Mah. Dr. Rüştü Burlu Cad. No:11 Dükkan 7 Osmangazi - Bursa • Çeşme Çeşme Altınyunus Boyalık Mevkii t: 0232 723 33 98 • Çeşme Çeşme Alaçatı Solto Beach Hotel t: 0232 716 03 41 • Çeşme Alaçatı Port Alaçatı Port Marina Denizli Denizli Çamlık Forum AVM S Blok No:19 t: 0258 215 11 13 Merkez Ofis Adres: 379 Sok No 14 Kat:5 D:14 Şenler İş Hani 2.Sanayi Bornova / İzmir t: 0232 462 04 70 no: G/6 Çeşme t: 0232 716 03 41
Benzer belgeler
PDF`ini burdan görebilirsiniz.
En son rüyamda babamı gördüm, yanında bir ceylanla duruyordu ve ben bu ürkek
hayvanın nasıl yanında sakince oturduğuna şaşarken bir anda bir kaplan gelip ceylanı
PDF`ini burdan görebilirsiniz.
ve çeşitliliğinde seslerin bulunduğu 11 kişiden oluşan orkestranın, geçmişten bugüne akarak
geçen ve unutulmaz parçalardan oluşan repertuvarına eminiz ki bir noktada eşlik ettiniz. Zira