nterpost - İnterfiks Yapı Kimyasalları
Transkript
nterpost - İnterfiks Yapı Kimyasalları
nterpost YIL: 2014 / SAYI 03 İnterfiks Yapı Kimyasalları İnşaat San. ve Tic. A.Ş. kurumsal gazetesidir. 3 ayda bir yayınlanır. Satılamaz [email protected] Adres: FSM Cad. Liscon İş Merkezi No: 7 Kat: 2 Kavacık - Beykoz TÜRKİYE’NİN İNŞAAT MALZEMELERİ İHRACATI İLK KEZ İnşaat Sektörü ve İnşaat Malzemesi Sanayi Temmuz 2014 Aylık Sektör Raporu’na göre, inşaat malzemeleri ihracatı ilk kez 2014 Mayıs ayında 2 milyar doların üzerine çıktı. SEKTÖREL BAKIŞ 2 MİLYAR DOLARI AŞTI Tsınav niteliği taşıyan 2014 yılını geriüm dünya için gerçekten büyük bir de bırakmaya hazırlandığımız şu günler, aynı zamanda tüm sektörlerin karnelerini değerlendirme sürecini de beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz yılın tüm dünya için zorlu bir yıl olduğunu ve ülkemiz ekonomisinin ise ciddi bir kırılganlık testinden Hüseyin BİLMAÇ geçtiğini söylemek mümkün. İnterfiks Yapı Çevremizde yaşanan tüm olumsuz Kimyasalları A.Ş. İcra Kurulu Başkanı gelişmelere rağmen, eve harika bir karne ile dönen inşaat sektörünü, dolayısıyla sektöre hizmet ve malzeme üreten tüm sanayi kuruluşlarını; ülke ekonomisine Geride bırakmaya sağladıkları katkıları ve ülkemiz adına hazırlandığımız gerçekleştirdikleri başarılı çalışmalardan 2014 yılında dolayı gönülden kutluyorum. büyük bir İnşaat sektörünün 2014 yılında gersınavdan geçen çekleştirdiği bu başarılı çalışmalara kısaca ve yaşanan değineceğim köşemde, aynı zamanda herzor günlere kesin yeni yılını da kutlamak istiyorum. rağmen dimdik ayakta kalmayı Umutla beklediğimiz yeni yılın; dünbaşaran inşaat yaya barış ve mutluluk, ülkemiz için çok sektörümüz daha büyük başarılara imza atılacak güzel karnesindeki yarınlar getirmesi dileğiyle … başarılı notlarla dikkat çekiyor. T ürkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) tarafından hazırlanan “İnşaat Sektörü ve İnşaat Malzemesi Sanayi, Temmuz 2014 Aylık Sektör Raporu’na göre, inşaat malzemeleri ihracatı ilk kez 2014 Mayıs’ında 2 milyar doların üzerine çıktı. Yıllık ihracat tutarı ise 21.78 milyar dolara ulaştı. Raporda inşaat malzemeleri üretimi ve ihracatının arttığı, ithalatın ise gerilemeye devam ettiğine işaret edilirken, sektörün cari açığın azalmasında olumlu katkısına dikkat çekildi. İhracatın ilk kez 2014 Mayıs’ında 2 milyar doların üzerine çıkarak 2,04 milyar dolar olduğuna vurgu yapılan raporda, böylece yıllık ihracat tutarının 21,78 milyar dolara ulaştığı kaydedildi. İNTERFİKS ÜRETİCİ ÜYE OLARAK İZODER’DE… İnterfiks, sektörün önemli sivil toplum kuruluşlarından olan İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği’ne üretici üye olarak katıldı. 21 yıldır sektöre kesintisiz hizmet veren ve Türkiye’de yalıtım bilincinin artması, kamu ve kamuoyunun bilgilendirilmesi için başarılı çalışmalara imza atan İZODER’in üyesi olmaktan duyduğumuz mutlulukla, bu sayımızda Dernek Başkanı Sn. Ferdi Erdoğan’ı konuk ettik ve kendisiyle harika bir söyleşi gerçekleştirdik. İZODER Başkanı Sn. Ferdi Erdoğan ile gerçekleşen bu sohbetimizin detayları … Devamı Sayfa 2’de Devamı Sayfa 4’te Tüketici konut tercihinde güveni ön planda tutuyor… Devamı Sayfa 8’de Devamı Sayfa 6’da İnşaat sektörü güven endeksi arttı Devamı Sayfa 8’de Kentsel dönüşüm hız kesmiyor Devamı Sayfa 8’de Aşıklı Höyük “Kapısız - penceresiz evlerde sosyal yaşam”/ sayfa 9’da EXPO 2017’ye ev sahipliği yapacak başkent Astana’ya yeni tren garı Devamı Sayfa 6’da Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Devamı Sayfa 5’te 2 nterpost Röportaj KASIM 2014 İZODER SÜRDÜRÜLEBİLİR Ülkemizde yalıtım bilincini yurt çapında yaygınlaştırmak amacıyla kurulan İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Başkanı Sn. Ferdi Erdoğan ile gerçekleştirdiğimiz sohbetimizin detayları… TS 825 Standardı 5 Aralık 2009 tarihinde Enerji Verimliliği Kanunu çerçevesinde hazırlanan Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği yürürlüğe girdi. Sektörümüz için yepyeni bir süreç başlamış oldu. Yalıtım, Kentsel Dönüşümle birlikte son zamanlarda ülkemizde sıkça gündeme gelen konulardan biri haline geldi. Kentsel Dönüşüm Yasası’nın amacı sağlıksız ve güvenli olmayan binaların yıkılarak yerine güvenli ve sağlıklı, enerji verimli binalar yapılmasıdır. Isı ve su yalıtımının bu amaca birebir fayda sağlaması nedeniyle yalıtım sektörünün kentsel dönüşümün en önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Ülke genelindeki 19 milyon konutta halen Su yalıtımı yok. 6.5 milyon konut ise deprem açısından riskli bina statüsünde. İnterpost’un bu sayısında okuyucularımıza İZODER’i daha yakından tanıtmayı arzu ediyoruz. Bize Derneğin kuruluş amacı ve faaliyetleri ile ilgili kısaca bir bilgi verebilir misiniz? İZODER olarak bu yıl 21. kuruluş yıldönümümüzü kutladık. Öncelikle 21 yıl kesintisiz olarak hizmet veren bir sektör derneği olmanın ülkemiz koşullarında büyük bir başarı olduğunu düşünüyoruz. 21 yıldır Türkiye’de yalıtım bilincinin artması, kamu ve kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesi ve sektörün büyümesi için çalışmalar yapıyoruz. Son 10 yıldır iletişim çalışmalarına büyük önem verdik. Hazırladığımız reklam ve halkla ilişkiler kampanyalarıyla yalıtımın önemini, ülkeye ve bireylere sağladığı faydaları anlatmaya çalıştık. Zirve, konferans, panel, seminer gibi organizasyonlar- da gerek düzenleyici gerekse katılımcı olarak hep yalıtımı anlatmaya çalıştık. Sektörle ilgili yasal çalışmalarda, mevzuat ve yönetmeliklerin oluşma aşamasında ilgili bakanlık olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile hep yakın temasta bulunmaya ve ortak çalışmalara imza atmaya gayret ettik. Yalıtımın ülkemizde bugün geldiği noktada İZODER’in yaptığı katkının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de Yalıtım sektörünün güncel durumu ile ilgili aydınlatır mısınız bizleri. Ülkemizde 20 milyona yakın mevcut konut stoğunun sadece 2.5 ile 3.0 milyonunun yalıtımlı olduğunu görüyoruz. Bu rakamlarla hareket edersek yüzde 15 ile 18 arası bir oranda yalıtımlı bina oranından bahsedebiliriz. 30 Ekim 1981 yılında “Bazı Belediyelerin İmar Yönet- meliklerinde Değişiklik Yapılması ve Bu Yönetmeliklere Yeni Maddeler Eklenmesi Hakkındaki Yönetmelik” olarak da bilinen “Isı Yalıtım Yönetmeliği” ve bu yönetmeliğin 16 Ocak 1985 tarihli revizyonu olan yönetmelik yürürlüğe konmuş ve mevcut imar yönetmeliklerinde değişiklikler yapılmıştır. 1995 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca “TS 825 Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları Standardı” revize çalışmalarına başlanmış, 29 Nisan 1998 yılında TSE Teknik Kurulu’nca onaylanarak yürürlüğe girmiştir. 14 Haziran 1999 tarih ve 23725 sayılı Resmi Gazetede yeniden yayımlanan ve bu standardın paralelinde hazırlanan Binalarda Isı Yalıtım Yönetmeliği’nin 08 Mayıs 2000 tarih 24043 sayılı resmi gazetede yer almasıyla 14 Haziran 2000 tarihinden itibaren uygulaması zorunlu hale gelmiştir. 2008 yılında tekrar revize edilen Gazetemizin bu sayıdaki haber başlıkları arasında; konut alımlarında tüketicinin marka tercihinin ardındaki gerçeklere yer verdik ve son zamanlarda tüketicinin depreme karşı güvence konusunda biraz daha bilinçlendiği gerçeği ile karşılaştık. Peki; sizce Türkiye,15 yılın ardından depreme hazır mı? Toplumda çok bilinmese de depremlerin yol açtığı büyük yıkımların en önemli nedenlerinden biri korozyondur. Herhangi bir yoldan binaya sızan su, oksijen ve beton içerisinde farklı kimyasal içeriğe sahip maddeler ile kimyasal tepkimeye girerek paslanmaya, yani korozyona neden oluyor. Korozyon sonucunda binanın taşıyıcı sistemi öyle zayıflıyor ki, su yalıtımına sahip olmayan bir bina, yapımından sonraki 10 yıl içinde taşıma kapasitesinin yarısından fazlasını kaybediyor. Binanın taşıyıcı sistemini zayıflatan ko- rozyonu engellemenin tek yolu ise su yalıtımıdır. Kentsel Dönüşüm çalışmalarında gerçekleşen su yalıtım çalışmalarını yeterli buluyor musunuz? Önümüzdeki 20 yılda riskli bulunan ve yıkılması gereken, çok sayıda konut ve işyerinin Kentsel Dönüşüm seferberliği kapsamında elden geçirileceğini daha önceki bakanlık ifadelerinden biliyoruz, bu sürecin bilinçli yalıtım ve güvenli binalar için önemli bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Yıkılıp yeniden yapılacak binalarının su yalıtımları, kaliteli malzeme ve uzman uygulamalar ile gerçekleştirilirse, her deprem sonrasında yaşadığımız düşündürücü tabloları engelleyebiliriz. Ülkemizde su yalıtım uygulamaları maalesef göstermelik ve en ucuz şekilde yapıldığını göz önünde bulunduran derneğimiz; binaların depreme dayanıklı olması için çok önemli olan su yalıtımının kalitesini ve sürekliliğini de, yasal düzenleme ve denetimlerle sağlamak için çalışıyor. Su yalıtımının maliyeti sanıldığı kadar yüksek değildir. Bugün yeni inşa edilen bir binanın ortalama metrekare maliyeti yaklaşık 2000 TL. Su yalıtımının maliyeti ise bunun sadece yüzde 2-3’ü, yani sadece 60 TL. Yapı Kanunu’nda su yalıtımının zorunlu hale getirilmesi çok önemli ancak yine eksik bir adımdır. Çünkü zorunlu tutulan su yalıtımı uygulamaları için henüz net bir mevzuat çıkarılamadı. Kapsamlı bir Su Yalıtımı Yönetmeliği henüz olmadığı için binalarda su yalıtımı denetimi yapılsa bile, yalıtımın sadece varlığı gözlemlenebilir, doğru projelendirme, malzeme seçimi ve doğru uygulamanın yapılıp yapılmadığı denetlenemez. İZODER olarak mevzuatın çı- nterpost Röportaj KASIM 2014 3 BİR GELECEK İÇİN ÇALIŞIYOR karılması için sürdürdüğümüz çalışmalarımızın son aşamasındayız. İZODER tarafından hazırlanan Su Yalıtımı Yönetmeliği taslağı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunuldu. Avrupa ile kıyasladığımızda ülkemizdeki “yalıtım bilinci” ve uygulamalarını nasıl değerlendirirsiniz? AB ülkelerinde kişi başına yalıtım malzemesi tüketim miktarı 1-1,5 m3 iken, ülkemizde bu rakam son 10 yıldaki yoğun çalışmaların sonunda ancak 0.2 m3 dür. Yani AB ülkelerine göre 6-7 kat daha gerideyiz. Bunun anlamı şudur; biz daha pahalı (enerji verimsiz), sağlıksız, yapı güvenliğinden yoksun, konforsuz ve çevreye duyarsız binalarda yaşıyor ve çalışıyoruz. Ülkemizde yapılan Enerji verimliliği çalışmaları ve İZODER’in bu konudaki çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz? Az önce de bahsettiğimiz gibi; ülkemizde 20 milyon’a yakın mevcut konut stoğunun sadece 2.5-3.0 milyonunun yalıtımlı olduğunu görüyoruz. Kentsel Dönüşüm Yasası ve Enerji Kimlik Belgesi uygulamalarının yalıtım çalışmalarını hızlandırması durumunda, % 50 enerji verimliliği yakalanarak sadece ısı yalıtımı yoluyla bugünkü petrol fiyatları baz alınarak hesaplandığında yılda 10 Milyar Dolarlık yükü üzerimizden atarak cari açığa çözüm bulabiliyoruz. Enerjiyi ithal eden bir ülke olduğumuz için bu oranlarda bir tasarruf ülkemiz için büyük önem taşıyor. Bütün binaların yalıtımlı olduğunu varsaydığımızda bir seferde değil, her yıl en az 4 tane Keban Barajı yapmış gibi enerji tasarruf etmiş oluyoruz. 2012 yılı ithalat rakamlarına baktığımızda, 60.1 milyar Dolarlık enerji ithalatını yapıldığını görüyoruz. İhtiyacımızın %75’ini ithal etmek durumunda olduğumuz enerjinin %35’i binalarımızda kullanılıyor ve bu oranında da en az %50’sini israf ediyoruz. İZODER olarak kamu ve kamuoyuna ısı yalıtımının enerji verimliliği ve tasarrufundaki yerini ve önemini anlatmak, konuyu i gündemde tutmak üzere iletişim çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz. Yalıtım sektörünün sorunları hakkında neler söyleyebilirsiniz? Çözüm önerileriniz nelerdir? Haksız rekabet ile ilgili çalışmalarınız ve İZODER’in yeni projesi İKOS – İzoder Kalite Onay Sertifikası hakkında bilgi verebilir misiniz? Sektör sorunlarının en başında yalıtımla ilgili yayımlanan yasal mevzuatların uygulamalarının istenen seviyede olmaması bulunuyor. Mevcut olan mevzuatlarında etkin bir şekilde uygulanması ve denetlenmesi noktasında çok eksiğimiz olduğunu açıkça ifade etmemiz gerekiyor. Bu konularla ilgili olarak sürekli bilinçlendirme ve bilgilendirme çalışmaları sürdürüyoruz. Sek- tör ürünleri ve hizmetleri; enerji verimliliği, çevre, insan sağlığı ve can, mal güvenliği açısından ülkeye ve ülke bireylerine çok önemli katkılar sunmaktadır. Böylesine önemli bir alanda devlet mutlaka destek vermelidir. Devletin vereceği destek, sektör aktörlerine değil, tüketiciye dönük olmalı. Örneklerinin dünyada bolca görüldüğü yöntemler, bellidir. Tüketicilere dönük sektör ürünleri ve hizmetleri için KDV’nin yüzde 1’e indirilmesi, kullandırılacak tüketici kredileri üzerinden alınan vergilerin sıfırlanması gibi mali destekler, A, B, C sınıfı binalardan alınan emlak vergilerinde kullandıkları enerjilerin fatura vergilerinde kullandıkları enerjilerin fatura vergilerinde alım-satım vergilerinde özendirici teşviklerin nihai tüketicilere sağlanması gerekmektedir. Derneğimiz yalıtım konusunda kamu ve kamuoyunu bilinçlendirme faaliyetlerini sürdürürken haksız rekabeti önlemek, yalıtım sektörünün büyüme ve gelişmesinin sağlıklı ve sürdürülebilir koşullar içinde devamını Yapıların, öncelikle su yalıtımı ile donatılarak korozyona karşı korunması gerekir. sağlamak amacıyla yeni bir proje başlattık; İZODER Kalite Onay Sertifikası (İKOS) adını verdiğimiz bu projeyle İZODER üye profilinin tamamının standart ve yönetmeliklere uyumlu üretim yapan ve piyasaya uygun rekabet koşullarında ürün arz eden firmalardan oluşmasını sağlayacağız. Bu sistemle üyelerimizin ürettiği ürünlerin mevcut yasa ve yönetmeliklere uygunluğunu piyasadan rastgele aldığımız ürünlerle test edecek ve uygun bulunan ürünlere İKOS vereceğiz. Memnuniyet ve mutlulukla ifa- de edebiliriz ki, şu ana kadar 12 önemli üretici üyemize bu sertifikayı verdik. Diğer üyelerimizin de sertifikasyon süreçleri devam ediyor. Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de yalıtım uygulamalarında çalışan uygulayıcıların mesleki standartları belirlenmiş ve sertifikasyon süreci başlatılmıştır. Bünyemizde bulunan TEBAR uygulayıcı ustalar için bir test merkezi oluşturduk. Isı, su, ses ve yangın yalıtımı uygulayıcı ustalarından sınavı geçenlere mesleki yeterlilik sertifika belgesi veriyoruz. 4 nterpost Sektör KASIM 2014 nterpost İş güvenliği KASIM 2014 İŞ GÜVENLİĞİ TÜRKİYE’NİN İNŞAAT MALZEMELERİ İHRACATI İLK KEZ 2 MİLYAR DOLARI AŞTI İnşaat malzemelerinde üretim ve ihracatının artması, ithalatın ise gerilemeye devam ediyor olması, Türkiye’de cari açığın azalmasında olumlu katkı sağlıyor. İ nşaat Sektörü ve İnşaat Malzemesi Sanayi, KASIM 2014 Aylık Sektör Raporu’na göre, Türkiye’nin inşaat malzemesi ithalatı ise 2014 Ocak-Mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,9 azalarak 3,88 milyar dolara geriledi. Böylece inşaat malzemeleri yıllık ithalatı, 2014 Mayıs itibariyle 10,09 milyar dolar oldu. 2014 Ocak-Mayıs döneminde ortalama inşaat malzemeleri sanayi büyümesi ise, Nisan ve Mayıs aylarının etkisiyle yavaşlasa da, yine de geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6-7 artış gösterdi. Konut satışlarında 2014 Nisan ayında yüzde 12,3, Mayıs ayında ise yüzde 12,5 gerileme kaydedilirken, Haziran ayında gerilemenin yavaşlayarak yüzde 3,6’ya düştüğü gözlendi. Konut kredisi faiz oranlarındaki düşüş ise konut satışlardaki gerilemeyi kısmen yavaşlattı. Konut satışları, geçen yılın ilk yarısına kıyasla 2014’ün ilk yarısında yüzde 7,8 düşerek 568 bin 985 adet oldu. İnşaat malzemelerin de üretim ve ihracatın artması, istihdamın da ardtmasını sağlıyor. YDA PARK AVENUE İ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ Ü İstihdamın buluşma noktası Bu arada, 2014 Nisan’ında inşaat sektöründeki istihdam, 1,91 milyon kişiye yükselerek, geçen yılın aynı ayına göre 196 bin kişi arttı. İnşaat Sektörü Güven Endeksi’ndeki mart ve nisan aylarındaki artışın 2014 Mayıs’ında sınırlı da olsa devamına karşılık, Haziran ayında durağanlaşarak sınırlı bir gerilme gösterdiğinin belirtildiği rapora göre, endeks 2014 Haziran ayında geçen yıl aynı döneme göre 3,6 puanın altında seyretti. BAŞKENT’TE YÜKSELEN YENİ DEĞER nşaat, havacılık, sağlık ve tarım gibi birçok farklı sektörde faaliyet gösteren Türkiye’nin önde gelen firmalarından YDA YAPI İŞLERİNDE Yılın ilk beş aylık döneminde inşaat malzemesi ihracatı da 9,3 milyar dolar oldu. Rapora göre, 2014 Mayıs’ında inşaat malzemelerinde yıllık ihracat artışı 1,7 ile 21,78 milyar dolar oldu. Mart ayı hariç tutulduğunda, yılın ilk beş ayında inşaat malzemeleri ihracatının iyi bir performans gösterdiği raporlamaktadır. Grup; “Zor Beğeniyorsanız Çok Beğeneceksiniz” sloganıyla konut sektöründe ilk kez hayata geçirilen farklı sosyal donatılar- la öne çıkan ve Ankara’da çıtayı yükselten projesi YDA PARK AVENUE’nun inşaatına hızla devam ediyor. Usta oyuncu Çetin Tekindor’un da marka yüzü olduğu reklam filmleri ile dikkat çeken YDA Park Avenue; Ankara’nın en hızlı değer kazanan bölgesi Anadolu Bulvarı’nda, 133.000 m2 alanda inşa edilen 1855 konutluk şehrin en büyük projesi olmaya hazırlanıyor. Türkiye’deki konut projeleri arasında ilk kez hayata geçirilecek evcil hayvan habitatı, zen bahçesi, açık hava sineması, macera parkuru, model tekne havuzu ve paten pisti gibi ayrıcalıklarıyla öne çıkan proje sunduğu sosyal imkanları ile de tercih sebebi oluyor. Açık-kapalı spor alanları, koşu ve yürüyüş parkurları, karma ve kadınlara özel seçenekleriyle kapalı yüzme havuzları, su oyunlarıyla renklenen havuzlar, bisiklet yolu gibi sosyal donatılarıyla dopdolu bir yaşam sunuyor. Her ailenin adını taşıyan ağaçlardan oluşan korusuyla nefes alınabilecek bir yeşil alanlar yaratmaya hazırlanan YDA PARK AVENUE projesi Ankara’lılara beklentilerinin ötesinde bir sosyal yaşam alanı sunmaya hazırlanıyor. Tüm aşamalarında ODTÜ tarafından tescil edilen, sadece zemin etütlerinden değil, deprem simülasyon testlerinden ve rüzgar testinden de tam not alarak geçen proje tüm jeolojik zemin etütleri yapıldıktan sonra, radye temel üzerine fore kazık uygulamasıyla inşa ediliyor. Projenin 100 bin metrekarelik toprak altı temel ve perde su yalıtımı ise; yalnızca yüzeyi değil betonun tamamını yalıtarak ömür boyu su izolasyonu için en garantili çözümü sunan HYFIX Kimyasal Su Yalıtım Sistemleri ile güvence altına alınıyor. lkemizin son yıllarda en önemli dinamiklerinden birisi olan İnşaat Sektörü, İş Sağlığı ve Güvenliği açısından hem çalışan sayısı hem de riskli bir alan olması dolayısıyla oldukça önemli bir yer tutuyor. Binaların profesyonelce ve teknoloji kullanılarak yapılması başta kazaları azaltacak gibi algılansa da halen insan gücüne dayalı bir iş alanı olan inşaat, iş kazalarının en sık görüldüğü sektörlerden. Yapı İşlerindeki İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği Resmi Gazetede 5 Ekim 2013 tarihinde son haliyle yayınlanarak yürürlüğe girdi. 87 maddeden oluşan bu yönetmelik tüm detaylarıyla nasıl yapılacağını anlatır. Elbette sadece bu yönetmelik işlerin sağlıklı yürümesi için yeterli değildir. Buna destek veren birçok yönetmelik ve tüzük kurumlara ve kişilere İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda yön verir. 2008-2012 tarihleri arasındaki Türkiye İstatatistik Kurumu verilerine göre 2008 tarihinde 72 bin 692 iş kazası yaşandı. Bu kazaların 5 bin 574’ü Yapı işlerinde gerçekleşti. 2012 yılına geldiğimizde 74 bin 781 iş kazası yaşanırken Yapı işlerindeki kaza sayısı 9 bin 209 adet olarak gerçekleşti. 2008’ de Yapı ilerindeki iş kazalarının toplam iş kazalarındaki oranı %7.66 iken 2012’de bu oran %12,31’e çıkmış durumda. Daha acı olan bir durum ise 2012 yılında iş kazalarında 744 kişi yaşamını yitirirken bunların 256’sı yani %34’ü Yapı İşlerinde gerçekleşmiş. Son yıllarda Yapı işlerinin artmasıyla beraber iş kazalarının ve maalesef kayıplarının da arttığını görüyoruz. Geliştirilen teknolojiler ve daha profesyonel çalışmaların kazaları engellemek için yeterli olmadığını görüyoruz. Çünkü insan yine devrede ve kazaların çok yüksek bir oranının insan hatasından kaynaklandığını da biliyoruz. Peki neler yapılmalı? Bu sorunun cevaplarını beraberce bulmaya çalışalım. Bir inşaat düşünelim. Kabaca bu inşaatta işçiler, mühendisler, makineler, makine operatörleri ve destek birimler olduğunu varsayalım. Öncelikle tüm ekibin yapılacak işler konusunda bilgisi, becerisi ve tecrübesi olması şarttır. Sonrasında spesifik olarak herkesin yapacağı işe göre gerekli eğitimleri alması gerekir. Örneğin bir sıvacı 10 yıldır sıva yapıyor olabilir. Ancak bu sıvacılık hakkında her şeyi biliyor ve gerekli tüm önlemleri alabilir anlamına gelmez. Mutlaka güncellemelerin yapılması ve yapılacak işin içeriğiyle ilgili farklı konular varsa bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Tecrübe elbette oldukça önemlidir ama istatistiksel olarak tecrübeyle beraber kendine güvenin arttığını ve kazaların arttığını da görmekteyiz. Örneğin TÜİK’in 24 Aralık 2013’te geriye dönük 12 aylık verileri içeren bir raporunda iş kazası geçirenlerin yaşa göre oranında 35-54 yaş arası % 2.6 ile birinci sırayı almakta. Bunu 2534 yaş arası işçiler % 2.3 ile izlemekte. Ülkemizde bu istatistikte bize tecrübeyle beraber iş kazalarının arttığını gösteriyor. Bu nedenle bir kişinin işi ne kadar uzun süredir yaptığına bakılmaksızın tüm eğitimleri alması, gerekli güvenlik ekipmanları kullanması gerekmektedir. Bu, tüm departmanlar ve tüm uzmanlıklar için gereklidir. Ekiplerin eğitimleri bitince gerekli güvenlik ekipmanları dağıtılmalıdır. Bunlara Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) denmektedir. Her çalışan kendi KKD’ sini iyi tanımak, kullanmasını bilmek ve kullanmak zorundadır. Kullanmadan önce mutlaka hasar olup olmadığını veya çalışıp çalışmadığını kontrol etmek zorundadır. Örneğin yüksekte çalışan bir işçi paraşüt tipi emniyet ke- merini zimmetine almak, işveren vermiyorsa talep etmek, mutlaka kontrollerini yapmak çalışırken kullanmak zorundadır. İşveren ise tüm işçilere KKD’lerin teslim edildiğinden, ilgili eğitimlerin verildiğini ve kullanıldığını denetlemek zorundadır. Hasarlı olan KKD’ ler işverene mutlaka bildirilmeli ve yenisiyle değiştirmeli, eskilerini imha etmelidir. Tüm bu sistem kurulduktan sonra işlerin başlaması ve bu sistemin mutlaka denetlenmesi gerekmektedir. Yapı işlerinde kullanılan makinelerin ne kadar basit olurlarsa olsunlar yönetmeliklere göre bakımları ve kontrolleri yapılmalıdır. Atlanan her kontrol ve bakım kazaya davetiye çıkarır. Bu nedenle bu konuya da hassasiyetle yaklaşmak gerekir. Elbette makine operatörlerinin eğitimleri de önemli bir detaydır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi tecrübeli olsa da bir operatörün düzenli olarak eğitilmesi ve denetlenmesi gerekmektedir. Bu konuda eksik kalınan her nokta yine kaza için risk teşkil etmektedir. Tüm bunlar bir sistem içerisinde ve aksatılmadan yapılmalıdır. Elbette insanın olduğu her alanda kaza olma olasılığı vardır. Ancak çalışan ekipler nitelikli olur, gerekli eğitimler verilir ve 5 Hakan ATİK Jeoloji Mühendisi C sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Son yıllarda yapı işlerinin artmasıyla beraber iş kazalarının ve kayıplarının da arttığını görüyoruz. Peki neler yapılmalı? Bu sorunun cevaplarını beraberce bulmaya çalışalım. İş Sağlığı ve Güvenliğiyle ilgili tüm önlemler alınırsa iş kazalarının önüne geçmek büyük ölçüde mümkündür. Gelişmiş ülkelerdeki istatistikler ve gözlemler bizlere bunu göstermektedir. Yazımın başında bazı rakamları sizlerle paylaştım. Ne yazık ki bu rakamlar sadece istatistikleri oluşturan sayılar değil. Buradaki her rakam bir insanı ve o insanın beraber yaşadığı bir aileyi de anlatıyor bize. Buradaki her kayıp o aile için çoğu zaman uzun süre atlatılamayan bir süreci de beraberinde getiriyor. Anneler babalar acı çekiyor, eşler için hayat mücadelesi zorlaşıyor, çocuklar için ise çok daha zor bir süreç işliyor. Ebeveynlerden birinin kaybı o çocuk veya çocuklar için her anlamda bir yıkım gerçekleştirebiliyor ki kendimizi böyle bir çocuğunun yerine koysak hissettiklerimizin bile ne kadar kötü olacağını düşünün. Bir de gerçekten o çocuk olduğunuzu düşünün. İşte bu istatistikler aslında bize böyle bir resim çiziyor. İşverenler her zaman işten önce insanı düşünüp her canın kutsal olduğunu hatırlamalı ve üzerine İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili her şeyi yapmalı, işçilerde kendilerine verilen işi öncelikle en güvenli şekilde yapmalıdırlar. Sektör KASIM 2014 nterpost G eride bıraktığımız senenin inşaat sektörü ve inşaat malzemeleri sanayi verilerini değerlendirirken söze ilk olarak Türkiye’miz için büyük gurur kaynağı olan ve dünyanın en büyük müteahhitler listesine girmeyi başaran 42 firmadan başlamak gerektiğine inanıyorum. “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde 2013 yılında 38 olan Türk firma sayısı 2014 yılında 42’ye yükseldi. Bu sayı ile Türkiye; İnterfiks yapı Kimyasalları A.Ş. listede 62 firması ile yer İcra Kurulu Başkanı alan Çin’in ardından dünya sıralamasındaki ikinciliğini korumuş oldu. Sektörde başarı sıralaması için bir önemli bir ölçek olarak algılanan ENR ( Engineering News Report) listesinde 2008 yılından bu yana dünya sıralamasında Çin’in ardından ikincilik konumunu koruyan firmalarımız gerçekleştirdikleri çalışmaların ülkemiz için büyük bir övünç kaynağı olduğunu belirtmek gerek. Firmalarımızın çok zorlu geçen 2014 yılı sonunda toplam gelirden aldıkları pay itibariyle de bir önceki seneye göre çok daha iyi bir oran elde etmelerini umuyoruz. Son on yıldır ülke ekonomisinin lokomotifi olarak ilerleme gösteren inşaat sektörünün; bu yıl özellikle Nisan ve Mayıs aylarında konut satışlarında geçen yılın aynı dönemine göre yaşanan yüzde 7,8 gerilemelerden dolayı, büyüme ivmesini yavaşlattığını söylemek mümkün. Bu daralmaya rağmen sektör, Nisan ayı itibariyle yarattığı istihdamla 1,91 milyon kişiye yükselerek geçen yılın aynı ayına göre 196 bin kişi artarak yine ekonomiye olan katkısını ispat etti. İnşaat malzemeleri sektöründe ise 2014 Mayıs ayında ihracat ilk kez 2 milyar doların üzerine çıktı. Aynı dönemde ithalatın ise geriliyor olmasıyla sektördeki bu gelişim, cari açığın azalmasında olumlu bir katkı sağlamış oldu. Ancak; yılın ikinci yarısı itibariyle, komşu ülkelerde yaşanan sıkıntılar dolayısıyla ihracat oranlarımızdaki büyüme hız kesmeye başlasa da, firmaların ihracat stratejilerini doğru kurgulayarak gerçekleştirdikleri akıllı çalışmalar, oranlarda ciddi kayıplar yaşanmasını engelledi. Eylül ayı verileri incelendiğinde çevresel etkenlerden dolayı; ekonomideki büyümenin yavaşladığı ve yılın ilk çeyreğindeki iyimserliğin büyümeyi desteklemediği gözlenmektedir. Eylül 2014 itibariyle IMSAD tarafından açıklanan veriler ışığında; inşaat sektöründeki büyüme beklentisinin yüzde 4,5’lerde, inşaat malzemeleri sanayi üretimindeki büyüme beklentisinin ise yüzde 5,5 seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Sene başında öngörülen ekonomik beklentileri tamamen etkileyecek jeopolitik risklerin yaşandığı 2014 yılında, çevremizde gelişen bunca zorluğa rağmen sektörde halen büyüme oranlarından bahsediyor olmak ve halen yabancı yatırımcı açısından cazip ülke konumunda olmak gerçekten ileriye yönelik olarak ülkemiz gelişimi için umut vadediyor. Umarım ve dilerim ki, sizler bu satırları okurken çevremizde yaşanan tüm tatsızlıklar bitmiş olsun. Çok daha güzel yarınlar için barış, huzur ve başarı dolu nice güzel yıllar diliyorum. nterpost Yalıtım KASIM 2014 7 MİMARİDE BİYOFİLİK TASARIM TRENDLERİ “HERŞEY ‘İNSAN’ VE ‘DOĞA’ BÜTÜNLEŞMESİ İÇİN” Biyofili; ‘yaşama ve yaşayan sistemlere karşı duyulan sevgi’ anlamına geliyor. Bu yönüyle son dönemde mimaride de gündeme gelmeye başladı. B Hüseyin Bilmaç EXPO 2017’YE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK BAŞKENT ASTANA’YA YENİ TREN GARI U luslararası Sergiler Bürosu tarafından Fransa’nın başkenti Paris’te 22 Kasım 2012’de yapılan gizli oylamada Brezilya, Kanada, Rusya’nın aralarında bulunduğu 161 ülkeyi geride bırakarak EXPO 2017’in ev sahibi olmaya hak kazanan Kazakistan’da hazırlıklar hızla sürüyor. 2017’de Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleşecek olan ve 100’den fazla ülkeden en az 5 milyon kişinin ziyaret edeceği fuara onlarca uluslararası örgütün de katılacağı tahmin ediliyor. FIFA Dünya Kupası ve olimpiyat oyunlarından sonra dünyada ekonomik ve kültürel etki oluşturan üçüncü en büyük organizasyon olan EXPO 2017 fuarı için Astana’da yeni otellerin yanı sıra iş ve eğlence merkezleri, yeni havalimanı, yeni bir fuar alanı ve yeni bir tren garı yapımına da başlandı. Antik ipek yollarının kesiştiği noktaya yeni ulaşım merkezi Antik ipek yolları üstünde kritik bir kavşak oluşturan, Avrupa-Asya kara yollarının orta mesafesinde duran ve Kazakistan’ın başkenti için bir köprü vazifesi görecek olan yeni Astana Uluslararası Tren İstasyonu’nun inşaatı; Kazakistan’da yaptığı başarılı çalışmalarla dikkat çeken Sembol İnşaat’a emanet edildi. Demiryolu, karayolu ve metro hatlarının kesiştiği noktada, şehrin ana yollarının kavşak noktasında yer alan ve büyük bir ulaşım merkezi olmasının yanı sıra özel toplantı ve buluşma noktası olarak projelendirilen ve dalgalı mimarisi ile dikkat çeken tren garının; fuar döneminde günlük 35bin kişi tarafından kullanılması öngörülüyor. Toplam 106 bin metrekare faydalı alan üzerinde, 75 bin metrekare bina oturumu olacak şekilde inşa edilecek olan projenin inşaatını üstelenen Sembol İnşaat; projenin temel altı su yalıtımda çözüm ortağı olarak İnterfiks’in HYFIX Kimyasal Su Yalıtım Sistemlerini tercih etti. Sembol inşaat; projesi ünlü İngiliz mimar Sir Norman Foster tarafından çizilen ve yine Kazakistan’ın başkenti Astana’da dünyanın en büyük çadırı olma niteliğiyle 2010 yılında açılışı yapılan KHAN SHATYR - Han Çadır’ının su izolasyonunda da çözüm ortağı olarak İnterfiks Yapı Kimyasalları ile çalışmıştı. Yaz- kış sıcaklık farkının 70-80 dereceleri bulduğu, dünyanın en soğuk 2.başkenti olan Astana’da; zorlu hava şartlarında uygulanabilme özelliğiyle zamandan maksimum tasarruf sağlayan HYFIX Kimyasal Su Yalıtım Sistemleri, eksiz olma özelliği, yırtılmazlığı ve su geçirimsizlik değerleri ile korozyona karşı da en etkin ve en garantili çözümü sunuyor. iyofilik tasarımın temel hedefi; insanların daha hızlı iyileşebileceği hastaneler, çocukların daha başarılı olacağı okullar, çalışanların daha verimli olacağı ofisler yaratmak. Yani hayatımızın parçası olan, yaşadığımız, çalıştığımız ve eğitim aldığımız mekanların yaratıcı tasarımı ile insanların daha hızlı iyileşebileceği hastaneler, çocukların daha başarılı olacağı okullar, çalışanların daha verimli olacağı ofisler, dolayısıyla mutlu toplumlar yaratmak. Yeşil mimaride binaların çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek ön plana çıkıyorsa da, bunun bütünsellik sergilememesi nedeniyle biyofilik tasarım bu eksikliği kapatmayı amaçlıyor. Bu tasarım yapısının temel felsefesi doğadan ders almak, doğal unsurları korumak, zarar görmüş veya kaybolmuş değerleri tamir etmek ve iyileştirmek üzerine kurulu. Tasarım uzmanları Bill Finnegan ve Stephen Kellert’ın eseri olan “Biyofilik Tasarım: Yaşamın Mimarisi” belgeseli çevreye duyarlı iç tasarımların, insanların çalışırken bile doğa ile ilişkilerini olumlu etkileyebileceğine işaret ediyor. Hatta biyofilik tasarıma sahip olan binaların ve yaşam alanlarının insanları doğaya daha fazla yaklaştırdığına dikkat çeki- liyor. Biyofilik tasarımı ‘doğanın insanı nasıl etkilediği ile ilgili bir kavram’ olarak tanımlayan Finnegan’a göre, biyofilik unsurların kullanıldığı binalar, kişiyi doğaya yakınlaştırıyor. Biyofilik tasarımım temel unsurları arasında doğal havalandırma, doğal aydınlatma, doğal süreç veya ürünlere benzeyen formlar ile doğal manzaralar yer alıyor. Bu sayede insanlar iç mekanda bile olsalar, kendilerini doğal ortamda hissedebiliyorlar. Bu mimari tarzın örnekleri arasında Washington’da bulunan Ronald Reagan Havaalanı, Oxford Doğal Tarih Müzesi ve New York’ta bulunan Bank of Amerika Kulesi var. İNTERVİZYON SEKTÖREL BAKIŞ 6 İ Mehmet YAMAN İnterfiks Yapı Kimyasalları A.Ş. Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yrd. 2015 yılını Uluslararası “Işık ve Işık Temelli Teknolojileri” yılı olarak ilan eden Birleşmiş Milletler; küresel bilinçlenmeyi desteklemeyi, sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmeyi, enerji, eğitim, tarım ve sağlık alanlarında ışık bazlı teknolojilerin önemini vurgulamayı amaçlıyor. nterpost’un yeni yıl öncesindeki bu son sayısında, dünyamız için daha aydınlık ve barış dolu günler dilemek üzere yazımı yazmaya başladığımda, Birleşmiş Milletlerin 2015 yılını “Işık Yılı” olarak ilan ettiğini öğrendim ve hoş bir tesadüf olarak karşılaştığım bu önemli konuyu köşeme taşımaya karar verdim. Hayatımızda yaşamsal bir rol oynayan ve yüzyıllar boyunca birçok alanda devrimler yaratılmasını sağlayan ışık; aynı zamanda toplumları, kültürel, ekonomik, teknolojik ve siyasi yönleriyle birbirine bağlayan önemli bir odak noktası. 2015 Uluslararası Işık Yılı boyunca UNESCO; bilimsel dernekleri, sendikaları, eğitim ve araştırma kurumlarını, teknoloji platformlarını, kar amacı gütmeyen organizasyonları, özel sektör gibi birçok değişik kurumları bir araya getirerek ışık ve ışık uygulamalarının desteklenmesini hedefliyor. Işık yılında organize edilecek bu özel çalışmalarla, öncelikle toplumsal ve siyasal alanlarda modern dünyamızdaki ışığın kilit rolünün anlaşılması teşvik edilirken, bir diğer yandan 1965 yılında geliştirilen internet fiber optik teknolojisinin kutlanacağı bir dizi önemli keşfin yıldönümüne de ev sahipliği yapılacak. Yapılması planlanan tüm bu çalışmaların; ışık teknolojilerinin fotonik enerji, sürdürülebilir kalkınma, çevre, iklim değişikliği, sağlık, haberleşme, tarım gibi çok farklı alanlarda etkin maliyetli çözümler sunduğunu göstermek açısından oldukça önemli ve yararlı olacağını düşünüyorum. Ayrıca; gerçekleşecek bu organizasyonlar yeni nesil ışık teknolojilerinin, ışık kirliliğini, enerji tüketimini ve tüketimin yarattığı çevresel etkileri azaltırken, yenilikçi aydınlatma çözümleri ile modern dünyamıza kazandırdığı olanakların hatırlanması açısından da olağanüstü bir fırsat olacak. UNESCO’nun 2015 yılı boyunca farkındalık yaratmaya çalıştığı konuların en başında, son zamanlarda birçok dünya liderinin ve uluslararası bilimsel derneğin de dikkat çektiği gibi sürdürülebilir kalkınma ve ekonomi geliyor. Sürdürülebilir enerjiyi teşvik etmek adına yapılması gereken çalışmalara da dikkat çeken yetkililer, gelecek kuşaklara daha iyi bir dünya bırakabilmek için gerek kurumsal gerekse bireysel duyarlılığın artması için büyük gayret sarf ediyorlar. Bizler kurumsal olarak sadece son dönemlerde değil, kurulduğumuz günden bu yana, tam 25 yıldır, ekonomik kalkınmanın doğal varlıkları ve çevreyi tahrip etmeden gerçekleşmesi gerekliliğine olan inançla çalışıyoruz. Binalarda enerji verimliliği ve doğru yalıtım uygulamalarının sürdürülebilir bir dünya için en öncelikli konu olduğunun bilinciyle gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için üzerimize düşen görevleri yerine getiriyoruz. Yeni yılda da; yaşanabilir ve sürdürülebilir bir çevre için tüm çalışmalarımızı “Kalite, Güven, Çözüm ve Hizmet” prensipleri üzerine odaklanarak sürdürmeye devam edeceğiz. 2015 yılının dünyamız için barış, ülkemiz ve hepimiz için “ışık” dolu, aydınlık, sağlıklı yarınlar getirmesi dileğiyle… Şimdiden mutlu yıllar. nterpost Sektör KASIM 2014 İNŞAAT SEKTÖRÜ GÜVEN ENDEKSİ ARTTI T ürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan aylık sektörel güven endeksi verilerine göre, bu yılın temmuz ayında 79,2 puan seviyesinde kaydedilen mevsim etkilerinden arındırılmış İnşaat Sektörü Güven Endeksi, ağustos ayında %3 oranında artışla 81,6 puan seviyesine yükseldi İnşaat sektörlerinde faaliyette bulunan, 10 ve daha fazla çalışana sahip özel sektör girişim yöneticileri arasında yapılan bir araştırmaya göre, bu yılın ağustos ayında son üç ayda gerçekleşen inşaat faaliyetleri güven endeksi, temmuz ayında kaydedilen 88,2 puan seviyesine göre yüzde 1,7 artarak 89,7 puana geriledi. Ağustos ayında inşaat sektöründe alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi alt endeksi bir önceki aya göre yüzde 2,7 artışla 63 puana yükselirken, gelecek üç aylık dönemde toplam çalışan sayısı beklentisi alt endeksi ise yüzde 3,3 artışla 100,1 puana yükseldi. Ağustos ayında inşaat sektöründe gelecek üç aydaki satış fiyatları beklentisi ise Haziran ayına kıyasla yüzde 1,2 azalarak 116,3 puana geriledi. TÜKETİCİ KONUT TERCİHİNDE GÜVENİ ÖN PLANDA TUTUYOR Fonksiyonellikleri ve sundukları sosyal imkanlarla kent merkezinden uzak dahi olsalar, depreme dayanıklı ve güvenilir konutlar tüketici için çekiciliğini koruyor. M arkalı konutlar ve sunduğu yaşam tarzı, bireyler için şehir içinde eski bir evden çok daha fazlasını ifade etmeye başladı. Sektör de bu beklenti ile büyüme trendini devam ettiriyor. Ev satın almak isteyenler için günümüzde semt kadar önem kazanan “konut markası” bir konseptin tanımı halini alıyor. Bu noktada markalı konut; oyun salonları, yürüyüş ve gezi alanları, açık ve kapalı yüzme havuzları, spor salonları, güvenlik sistemleri, otopark gibi alanlarla kişilere barınma ihtiyacı için çözüm sunmanın ötesinde, bir yaşam tarzı vaat ediyor. Bina değil konsept tercih etme noktası da bireylerin satın alma kararlarında önemli bir belirleyici haline gelmiş durumda. Bu yönüyle de söz konusu ekstralara sahip markalı konutlar, ağırlıklı olarak sadece binaları içeren ama her daim revaçta olan lüks semtlerin de önüne geçiyor. 1999 depreminden sonra yeni yönetmeliğe uygun yapılan binaların bir yaşam tarzı konseptiyle zenginleştirilmesi ve türlü sosyal imkanlar ile desteklenmesi tüketici tercihlerinde büyük önem kazanıyor. Sektör uzmanlarına göre, özellikle depremden sonra zemini sağlam olan bölgelerde güvenilir ve referansları güçlü müteahhitlik şirketlerinin inşa ettiği evlere olan ilgide bir artış kendini gösteriyor. Öyle ki, estetik ölçüler statik bir takım değerlerle buluşturulurken, inşaat şirketleri de farklı şehirlerde markalı sitelere imza atmaya devam ediyor. Bu süreç sadece sektöre değil, tüketiciye ve ülke ekonomisine de fayda sağlıyor. Her sektörde olduğu gibi, inşaat sektöründe de rekabet sektöre ve alıcıya kazandırıyor. 2023 yılına kadar 7 milyon 560 bin nitelikli konutun üretilmesi hedefleniyor. Öte yandan, markalı projeler yabancı ilgisini de beraberinde getiriyor. Yabancı yatırımcıların markalı konut projelerine yönelik ilgisi de artarak kendini gösteriyor. GYODER’in ‘2023 Vizyonunda Gayrimenkul Sektörü’ başlıklı raporuna göre ise 2023 yılına kadar 7 milyon 560 bin nitelikli konutun üretilmesi hedefleniyor. Bu sayının 2000’lerin başından bu yana sektörün gerçekleştirdiği konut üretiminin neredeyse iki katı anlamına geldiği düşünüldüğünde, önümüzdeki yıllarda sektörün tüm alt segmentleri ile birlikte büyüme trendini devam ettireceğini söylemek mümkün oluyor. KENTSEL DÖNÜŞÜM HIZ KESMİYOR Ç evre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, kentsel dönüşüm kapsamında 2014 yılı Ağustos ayı itibariyle 42 bin 480 riskli yapının tespiti yapıldı. Ayrıca 9 bin 167 riskli bina da yıkıldı. Buna göre, geçen yıla oranla risk tespiti yüzde 673 oranında arttı. Bakanlığın 2014 yılı hedefi ise Türkiye genelinde 45 bin binada 140 bin konut ve işyerinin risk tespitini gerçekleştirmek. 2013 yılının ilk 7 ayında 3 bin 882 binanın risk tespiti yapılırken, 2014 yılının ilk 7 ayında risk tespiti yapılan bina sayısı ise 26 bin 137 oldu. 2013 yılının ilk 7 ayında 3 bin 882 binada 25 bin 843 konut ve işyerinin risk tespiti yapıldı. 2014 yılının aynı döneminde ise tespitler 26 bin 137 binada 82 bin 238 konut ve işyerinin risk tespiti olarak hayata geçti. 2013 yılının ilk 7 ayında risk tespiti yapılan 3 bin 882 binanın bin 933 adedinin yıkımı gerçekleştirildi. 2014 yılının aynı döneminde ise risk tespiti yapılan 26 bin 137 binanın 3 bin 201 adedi yıkıldı. 2014 Ağustos ayı itibariyle toplamda 42 bin 480 adet riskli yapı tespiti yapıldı. 9 bin 167 adet riskli yapının da yıkımı gerçekleştirildi. nterpost İnterkültürel KASIM 2014 9 “Kapısız - penceresiz evlerde sosyal yaşam” AŞIKLI HÖYÜK Merhabalar… Önceki yazımızda, Aşıklı Höyük kazılarını yürüten Prof. Dr. Mihriban Özbaşaran (İstanbul Ü. Arkeoloji Bölümü Prehistorya Anabilim Dalı) ile yaptığımız röportajın ilk bölümünü sunmuştuk.* Yazının devamında, Orta Anadolu’da, avcı/toplayıcı ve göçer bir yaşamdan tarım ve hayvancılık yapılan yerleşik ve üretici bir köy hayatına geçişin ilk ve en eski örneği olan Aşıklı Höyük kazıları ile ilgili çok ilginç gelişmeleri sunuyorum. Hocam, Höyükte bulunan evler çok ilginç. Binlerce yıllık Anadolu köy evlerinin ilk örnekleri gibi. Kerpiç duvarlar, toprak/çamur sıvanmış cepheler, saz/ahşap destekli çatılar… Evlerin en ilginç özelliği de kapıları ve pencerelerinin olmayışı… Aşıklı’daki kerpiç mimari gerçekten de çok ilginç ve günümüz Anadolu kerpiç konut mimarisinin öncüsü olması nedeniyle de çok önemli. Günümüz kerpiç ev yapımında kul- Prof. Dr. Mihriban Hasan Dağı etekleri ve Kapa- lanılan tezek/hayvan dış- Özbaşaran dokya volkanik oluşumlarının kısı, 10 bin yıl öncesinde sınırındasınız, bu konumun bir de aynı şekilde kerpiçte, taban Peki bu bitişik nizam evlerde ayrıcalığı var mı? ve duvar sıvalarında veya çatıda yaşayanlar bir aile mi? Akraba Bölgenin, yerleşilen bu yerin katkı olarak kullanılıyor. Çatımı? Sosyal olarak nasıl yapılanözellikle seçilmiş olması gerekiyor. larda kullanılan ağaçlar ve sazlar mışlar? Bir aşiret mi? Kabile Bölge, dediğiniz gibi volkanik. Bu aynı şekilde kullanılıyor ve bu mi? Sosyal sınıflar var mı? dönem insanının olmazsa olmazı: sazlar mineralize oldukları için İşte bu zaten araştırmamıtaş ve hemen her türü çevrede var. ya da yandıkları için günümüze zın en zevkli fakat en zor kısmı. Bunlardan en önemlisi, volkanik kadar korunarak kalabilmişler. cam olarak da adlandırılan obsid- Son yıllarda kazılarda sıklıkla yen. Göllüdağ ve Nenezi dağları, kulanılan bir analiz yöntemi var, Aşıklı insanının kesme, delme, fitolit analizleri. (Fitolit, bitkinin kazıma gibi aletlerini, mızrak ucu, yaşarken biriktirdiği silikanın, okucu gibi avlanma aletlerini yap- bitki öldükten sonra toprakta tığı malzeme obsidyen. Bunun ya- kalan izleri.) Bitki, organik oldunısıra öğütme, ezme işleri için kul- ğu için hemen çürüyor, bulmak landıkları bazalt, andezit, taban ve imkânsız, ama bu yeni analizlerduvar sıvalarında kullandıkları ki- le adeta bitkinin kendisine ulaşreç hammaddelerinin yatakları da mış oluyorsunuz. hem çok yakında hem de bol mikDolayısıyla Aşıklı’daki binatarda bulunuyor. Ayrıca bozkırlar, ları, yerleşmeyi yeniden oluşMansur KARAKOÇ dağ yamaçları, Melendiz/Ihlara va- turabiliyor, rekonstrükte edebidisi hayvan ve bitki çeşitliliği sunan liyoruz. Aşıklı evlerinin zemin ortamlar. Aşıklı da zaten Melendiz seviyesinde kapıları yok, giriş nehri kıyısında. Yani çeşitli balık ve çıkışlar büyük olasılıkla ahşap kuş türlerinin varolduğu, her tür merdivenler yardımıyla çatıda hayvanın su içmek için geldiği bir bırakılan delikten. Bunun nedeekolojik niş. nini net olarak bilmemekle birlikte, korunma refleksiyle açık“Aşıklı Höyük Peki adı neden ‘Aşıklı’ ? layabiliriz sanıyorum. Düşünün kazıılarını Höyüğün bulunduğu alan, ki tüm hayvanlar yabani; kurt ve yürüten Prof. araştırmalar başlamadan önce çakaldan tutun, yabani kuşlara özel mülkiyet ve ekilip biçilen kadar. Yaban sığırı, bugünkü sıDr. Mihriban tarla. Tarla sürülürken çok sayı- ğırlardan çok daha büyük, boyÖzbaşaran da aşık kemiği bulunduğu, daha nuzlarıyla birlikte iki metreyi ile yaptığımız doğrusu yüzeye çıkan buluntular aşan boyuyla oldukça korkuturöportajın arasındaki aşık kemikleri köylü- cu. Bunlara karşı geliştirilmiş devamında ler tarafından tanındığı ve bilin- bir çözüm olmalı. Çünkü kapı yine kazılar ile diği için, bu kemiğe atfen Aşıklı yapmayı biliyorlar, bina içinde Höyük deniyor bu alana. Aşık iki oda arasında kapı, pencere ilgili çok ilginç kemiği ile ilgili bir de oyun var gibi yapı öğeleri var. Dışarı açıgelişmeleri biliyorsunuz… lan kapı yok. İNTERKÜLTÜREL 8 sunuyorum.” Sosyal yapıyı çözümlemek üzere eldeki tüm verileri yanyana getirdiğimizde, MÖ 9. bin yıldan, yerleşmenin terk edildiği 8. bin yılın ortasına kadar kolektif yaşamın işin esasını oluşturduğunu görüyoruz. Öyle ki bu topluluğu bir arada tutan ve yüzlerce yıl aynı yerde kesintisiz yaşamalarına neden olan şeyin, kolektif yaşam olduğunu düşünüyoruz. Mevcut durum, örneğin evlerin içindeki ocakların, mezar çukurlarının ve diğer arkeolojik malzemenin dağılımları, ayrışan bina ya da gruplara işaret etmiyor. Yerleşme dokusuna baktığınızda, birbirine benzer, yaklaşık aynı boyutta ve benzer iç donanıma sahip kerpiç binaların konutları oluşturduğunu görüyorsunuz. Bu bina gruplarının ortasında, komünal çöplük ve işlik alanları var. Farklı olan bir alan daha var ve bu alan topluluk tarafından ortak kullanılıyor. Bir tür kamusal alan. Topluluğun inançları doğrultusunda ya da gelenekleri gereği çeşitli ritüellerin, törenlerin gerçekleştirildiği özel bir alan. Aşiret mi kabile mi aynı soydan mı farklı soylardan mı geliyorlar konusunda DNA analizlerinin sağlıklı sonuçlar vereceği zamanı bekliyoruz. Aşıklı’da çok ilginç buluntular çıktığını biliyorum, tarihte bilinen ilk cerrahi operasyonun izleri bulundu mesela, bu konuyu anlatır mısınız bize? Anadolu’daki en eski beyin ameliyatı Aşıklı’daki bir kafatasında saptandı. Ufuk hocanın başkanlığındaki kazılarda saptanmıştı. Ameliyat edilen 25 yaşlarında bir kadın. Kafatasının arka kısmında bir delik tespit edildi. Hacettepe Üniversitesi’nden hocamız Prof. Dr. Metin Özbek o zaman Aşıklı iskeletlerini çalışıyordu. Bize aktardığı bilgi, kadının kafasında -büyük olasılıkla bir obsidyen delici ile- bir delik açılmış olduğu. İşin ilginç yanı, daha doğrusu bu işlemin bir ameliyat olarak kabul edilmesini sağlayan ise, delik açıldıktan sonra kadının bir kaç gün, hatta bir hafta kadar, yaşamış olması. Bu da deliğin çevresindeki hücrelerin kendilerini yenilemiş olmasından anlaşılıyor. Kafatası, incelendikten sonra Aksaray Müzesi’ne teslim edildi ve şu an teşhirde. Kazılarda bazı hayvan kemikleri ve bazı gıda kalıntıları bitki / buğday / meyve bulunuyor sanırım. Tarım var mıydı? Neler Bulundu? Kazılarda özel bir yöntemle -sulu elek diyoruz bu sisteme- en ufak hayvanların kemiklerine, en küçük bitki kalıntılarına dahi ulaşabiliyoruz. Aşıklı’da tüm iskân boyunca en çok tüketilen hayvan koyun ve keçi. Ardından sığır, geyik gibi hayvanlar geliyor. Küçük hayvanlar arasında, önemi azalmaksızın 10 her dönem avlanan tür tavşan; belki de kürkü için. Avladıkları türler kuşlardan, kaplumbağa, porsuk, tilki, gibi hayvanlara, balıklara kadar çeşitlilik gösteriyor; daha sonra evcilleştirme ile birlikte ilgileri doğrudan koyun üzerine yoğunlaşıyor. Avcılığın yanısıra zaman içinde koyun ve keçi türlerinin ilk defa evcilleştirildiğini, hayvancılık yapılmaya başladığını ve buna bağlı olarak üretim toplumuna geçiş sürecinin ilk adımlarının atıldığını görüyoruz. Üretim tarım alanında daha fazla çeşitlilik gösteriyor. Buğday ve arpa gibi tahılların yanısıra baklagiller yetiştiriliyor, fıstık, çitlembik ve yabani badem meyveleri toplanan türler. Çok sayıda yabani ot toplanıyor. Bugün Aşıklı’nın bağlı olduğu Kızılkaya Köyü’nde halen bahar aylarında kadınların 100’ün üzerinde ot türü topladıkları düşünülürse, buna şaşmamak lazım. İlginç başka bir nokta, Aşıklılıların topladıkları kimi yabani bitkilerin halen çevrede yaşıyor olması. Örneğin, Verbascum diye bilinen, yerel adıyla sığırkuyruğu günümüzde doğal boya elde etmek amacıyla kullanılıyor. Aşıklı toplayıcılarının aynı bitkiyi topladıklarını biliyoruz… nterpost İnterkültürel KASIM 2014 10.000 yıl önce burada yaşamaya başlamış insanlar, üst üste çağlar boyu yeni kültürler koymuşlar. Sonra ne olmuş? Hikâyenin sonu nasıl, Neden terk etmişler burayı? Evet, 1000 yılı aşkın bir dönemden sonra Aşıklı topluluğunun Aşıklı’yı sessiz sedasız terk ettiğini görüyoruz. Sessiz sedasızdan kasdım, herhangi bir doğal felaket ya da yakma yıkma yok. Deprem, sel gibi afetlerin kanıtlarını anlayabiliyoruz, ancak bunlar Aşıklı’da yok. Hasandağ volkanik bir dağ olmakla birlikte patlaması söz konusu değil, çok ufak patlamalar olabiliyor ama volkan patlaması yok. Dolayısıyla olasılıklar iki yönde. Birincisi salgın hastalıklar olabilir. Kalabalık gruplar halinde, evcilleşmiş hayvanlarla birlikte bir yaşam düşünürsek, her ikisinin de dezavantajları böyle bir sonuca götürebilir. İkinci olasılık ise sosyal bir neden - zaman içindeki değişim... Bu konuda çalışmalarımız sürüyor; nitekim 1000 yıl boyunca yerleşmedeki değişimleri saptayabiliyoruz, bunlar yavaş ve temposu düşük. Ancak teknolojik olsun, ekonomik olsun, sosyal olsun, değişim var. En önemlisi, kolektif yaşam yerini yavaş yavaş bireyselliğe bırakıyor. Yerleşme terk edilme- nterpost Bulmaca Kalpte bir kapak Gemide oda İyi talih, iyi haber Üreteç Ün, ad İrlanda denizinde bir ada 3 Kalpte bir kapak 3 Ağaçla örtülü alan yöntemleri ile yetiştirip topluyoruz. O dönemde kullanılan çapa, orak gibi araçların aynısın yapıp Ne olursa üretim süreçlerini taklit etme-olsun ye çalışıyoruz. Tüm bu deneysel arkeoloji çalışmalarında oluşan süreçlerden ve sonuçlardan yola çıkarak, elimizdeki arkelojik buluntuların nerede ve nasıl kullanıldıklarını daha iyi anlamayaKarışan, çalışıyoruz. katılan İNTERDOST Nuray ÇAMCI İnterfiks Satış Destek Sorumlusu H Paşa ile selfie keyfimiz Bir hafta sonra ziyarete gittim. Beni görünce ağladı. Üzerime atlamak beni ne kadar özlediğini anlatmak için patisini uzattı. Sevinçten çılgına döndü. Bakalım dedim, bizim oğlan neler öğrenmiş. Eğitim yaptıran Şemseddin Bey geldi hemen kedileri çağırdı. “ Koşkoş, Aslan, Koca Kafa ve Paspas” . Eğitmen kedilermiş meğer hemen geldiler. Hepsi de çok güzel bakımlı kediler. Ormanda arazide avlanıyor av bu- Kromatik Karşı çıkış 14 Bal yapan böcek Çirişli, parlak bir bez Halk dilinde kekeme Deizm yanlısı Tavuğun küçüğü 15 Ne olursa olsun Çamgillerden bir ağaç 8 Bir işe katılım Bazen, kimi vakit Çok renkli Arap yazısında bir işaret 1 Eksen, dingil Kanıtlama 1 11 Mercek Akdeniz bitki Eksen, dingil örtüsü Canlandırıcı Baş, kumandan Kanıtlama Kuşpalazı 10 Akdeniz bitki Kesilerek sa- kumandan tılan karpuz Kuşpalazı Yakacak iri saman Kesilerek sa- Orta Afrika' da bir ülke tılan karpuz 6 bir lamba Oldukça sık Tür, çeşit 6 Et veya sebze ezmesi Ara, aralık Oldukça sık Karadeniz Bölgesi' nde bir il Bu yer, bura Karadeniz Bölgesi' nde bir il Röportaj Gaz içeren bir lamba Tür,Gaz çeşit içeren Yakacak iri saman Ara, aralık Röportaj Baş, Orta Afrika' örtüsü da bir ülke Gömüt, mezar 12 Asalak bir böcek Gözlem Gözlem Emtia Anlam Güzel kokulu, sarı bir kavun Et veya sebze ezmesi Anlam Tortu, çökelti Lorentiyum' Emtia 12 Haykırma, 7 bağırma Tortu, Güzel çökelti kokulu, sarı bir kavun İnce dantel 7 Limonluk İnce dantel Kokusuz bir asal gaz, Xe Kokusuz bir asal gaz, Xe Lorentiyum' un simgesi Haykırma, bağırma un simgesi Limonluk Gaz hacmi ölçen araç 11 Mercek katılım Sayısal açıdan Sayısal açıdan Canlandırıcı Çok renkli 10 Kavimle ilgili, budunsal 13 Pantolonun bel bölümü 13 İlgi Bir işe İlgi Binbaşı, yarbay veya albay Madenî para Çok oksijenli oksit Arap yazısında bir işaret Pantolonun bel bölümü Deizm yanlısı Bazen, kimi vakit Tavuğun küçüğü Binbaşı, yarbay veya albay Karışan, katılan Madenî para Avuç Çok oksijenli oksit Halk dilinde Çamgillerkekeme den bir ağaç 8 Hocam bu değerli bilgileri paylaştığınız için teşekkür ederiz. Anlaşılan o ki, bu çok ilginç deneysel çalışmaları yerinde görüp Gömüt, mezar incelemek ve interpost okurlarına Kavimle ilgili, aktarmak için önümüzdeki kazı budunsal döneminde Aşıklı’ya detaylı bir ziyaret yapmamız gerekiyor. lamazlarsa, karınları aç ise geri gelip yemek yiyorlarmış. Bu yer, bura Paşa, ortama büyük bir cesaretle giren kedileri görünce hemen kafasını kaldırıp dikkat kesildi. Ben tahmin ediyorum aklından “şu kediyi nasıl ısırsam Asalak bir diye” geçiriyor. Ama eğitimcinin böcek verdiği sert bir komutla mum Gaz hacmi oldu bizimki, kafasını çevirdi ve ölçen araç bakmadı bile kediye. Demek ki eğitim şartmış. Bu yazıları yazarken Paşa hala orada, mezuniyetine sayılı günler kaldı. Biz İnterfiks Mahal, Ailesi olarak oğlumuzu çokmekân seviyoruz. Yaşadığı sokakta, diğer patilerle dost olup, başını derde sokmaması için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki kış için sizden önemli bir ricam var. Araba lastiklerinin üzerinde veya motor kenarlarında ısınmaya çalışan canlar olabilir. Lütfen arabanıza binmeden önce sokakta yaşayan dostlar için KAPUTA VURUN! 2015’de her şeyin gönlünüzce olmasını diliyorum. Sevgiler Bir nota Kromatik Ağaçla örtülü alan 14 Çirişli, parlak bir bez Göğüs karşıtı Yetimin malını yöneten Avuç Bütün olarak min kerpiç konutlarını birebir ölçekte yeniden inşa ettik. Binalar, sokak ve yaşam alanları, evlerin içi plan ve boyut olarak orjinallerinin birebir aynısı olarak yapılıyor. Böylece ziyaretçiler gerçek boyutlarda neolitik bir köyde dolaşabiliyorlar. Kerpiç evleri yaparken o dönemin malzemeleri ve inşaat tekniklerini kullandık. Kazılardan elde ettiğimiz veriler ışığında araç gereç ve malzemeleri, aynı şekilde elle ürettik ve bu malzemeleri kullanarak evleri yapıyoruz. Böylelikle araç gereçlerin nasıl kullanıldıklarını, üretim biçimlerini deneyerek öğrenmiş oluyoruz. Bunların yanısıra, yabani buğday ve arpa gibi bazı türleri de neolitik dönem tarım Kenevir Aracısız, yetişkin doğrudan Büyük, yetişkin Karşı çıkış Bal yapan böcek Kadın tutsak 15 den hemen önceki tabakalarda ilk kez çift-mezarlara rastlıyoruz, olasılıkla aileye işaret eden. Aynı tabakalarda iskeletlerde kimlik göstergesi olarak kabul edilebilecek boncuk, bilezik gibi takılar görüyoruz. Mimaride mahalle grupları belirginleşiyor. Sonuç olarak değişim geliyor, toplumsal değişim. Aşıklı’nın terk edilmesi de böylesi bir toplumsal değişim sonucu olabilir diye düşünüyoruz. Hocam, kazı çalışmalarının yanısıra, deneysel arkeoloji çalışmaları yaptığınızı biliyorum. Bu çalışmalardan da biraz bahseder misiniz? Aşıklı Höyüğün girişinde, 10 bin yıl önceki gündelik hayatı yeniden canlandırmak için o döne- Bir nota 5 Uyumsuz ve karışık durum 5 Uyumsuz ve karışık durum Bir bağlaç 4 Bir bağlaç 9 ANAHTAR KELİME Dilekçe Dilekçe 1 2 Marmara Bölgesi' nde bir il Marmara Bölgesi' nde bir il 9 Mahal, mekân ANAHTAR 3 4 KELİME 1 5 2 6 11 Göğüs karşıtı Yetimin malını yöneten Kadın tutsak Tanıtma yazısı İrlanda denizinde bir ada Ün, adolarak Bütün Üreteç Kenevir Aracısız, doğrudan Büyük, İyi talih, iyi haber Gemide oda * Yazımızın ilk bölümüne www.interfiks.com.tr adresinde yer alan İNTERPOST bölümünden ulaşabilirsiniz. Herkese merhaba Bu sayımızda da Paşa’nın sizi gülümseteceğine inandığım yeni bir hikayesini kaleme almak istedim. Nerden nereye dedirtecek, sokaklardaki yaşamdan okula uzanan ilginç öyküsüyle Paşa hepimizin ilgi odağı olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz ay bizim yaramaz oğlanı köpek eğitim merkezi PET SERVCES WORKING AND SPORTING DOGS CLUB ‘a yolladık. Sebebi ise sokağı paylaştığı tüm kedilere saldırıyor olmasıydı. Eğitim şart tabii, yapacak. Paşayı yakaladım, arabanın arka koltuğunda yolla çıktık. Yol boyunca camdan kafasını çıkartıp dışarıyı izliyor, zaman zamanda içeri girip bana bakıyordu. Eğitim merkezine gelince arabadan inmesi pek de kolay olmadı tabi. Etrafı inceleyip kokladıktan sonra aynen arabaya geri binmek istedi ve mahallenin cesur yüreği Paşa’nın korkudan bacakları titredi. Sanki veterinere geldik. Üzüldüm ama yapacak bir şey yok. Teslim ettim oradan ayrıldım. Tanıtma yazısı KASIM 2014 3 7 4 2 2 Boyun eğme Boyun eğme 48 5 9 6 10 7 11 8 12 139 1410 15 11 12 13“Facebook 14 sayfamızı 15 beğenerek, bulmacamızın 20 Aralık 2014 tarihinde yayınlanacak olan çözümünü takip edebilirsiniz.” hyfix.com.tr yayında www. nterpost facebook.com/interfiks E ABON K A M L O İÇİN Bizi sosyal medyada takip edebilirsiniz… twitter.com/interfiks Youtube.com/interfikstv http://www.interfiks.com.tr kategori/interpost adresinden abone formunu doldurabilirsiniz.. İmtiyaz sahibi: İnterfiks Yapı Kimyasalları İnşaat ve San. A.Ş. adına GÜL YAMAN Genel Koordinatör: Hüseyin Bilmaç Yayın Sorumlusu ve Yazı İşleri Müdürü: Mehmet Yaman Editör: Handan Aybars Grafik Tasarım: Ünal Akan Yapım: Medicon Yayıncılık - Et Cetera Creative Works Baskı: Bilnet Matbaacılık Biltur Basım Yayın ve Hizmet A.Ş. Tel: 0216 444 44 03 İnterfiks Yapı Kimyasalları İnşaat San.ve Tic.A.Ş Kurumsal gazetesidir. 3 ayda bir yayınlanır. Satılamaz İletişim bilgileri: [email protected] Adres: FSM Cad. Liscon İş Merkezi no 7 kat 2 Kavacık - Beykoz www.bilnet.net. TEMELİNİZDEKİ GİZLİ GÜÇ... nterpost HYFIX Kimyasal Su Yalıtım Sistemleri, toprak altı su yalıtımında betona derinlemesine işleyerek %100 geçirimsizlik sağlar, suyun ve agresif kimyasalların temellerde yol açtığı tüm olumsuzluklara son verir. Son derece verimli, güvenli ve kolay uygulanabilen HYFIX, projenizin uzun ömürlü olmasını sağlayarak yapılarınızın değerini artırır. HYFIX*... 25 yıldır dev projelerin temelinde yatan gizli güç! * HYFIX serpme yöntemiyle geçirimsizlik sağlayan ilk toprak altı su yalıtım malzemesidir. Bilinen klasik uygulamalara göre çok daha ekonomik olan HYFIX, her türlü hava koşullarında güvenle uygulanır. interfiks.com.tr | facebook.com/interfiks “yapıları yaşatır!”
Benzer belgeler
türkiye imsad kasım ayı sektör raporu
nşaat Sektörü ve İnşaat Malzemesi Sanayi, KASIM 2014
Aylık Sektör Raporu’na göre,
Türkiye’nin inşaat malzemesi
ithalatı ise 2014 Ocak-Mayıs
döneminde bir önceki yılın aynı
dönemine göre yüzde 6,9 a...
BTM`den çevreye uyumlu ürünler
çalışmalarımızın son aşamasındayız. İZODER tarafından hazırlanan Su Yalıtımı Yönetmeliği taslağı, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’na sunuldu.
Avrupa ile kıyasladığımızda ülkemizdeki “yalıtım bilinci”...