“ K u tu p Y ıld ızı” te ma lı B ayi To pla n tısı`ndab ulu tu k
Transkript
“ K u tu p Y ıld ızı” te ma lı B ayi To pla n tısı`ndab ulu tu k
Diyalog iZOCAM “Kutup Yıldızı” temalı Bayi Toplantısı'nda bulutuk Ocak Şubat Mart 2012 “Hayatımın en heyecanlı anını İzocam ile yaşadım”, İzocam bayileri “Kutup Yıldızı” temalı Bayi Toplantısı'nda buluştu, “Mizah en güçlü antioksidan”, İzocam’dan keyifli Barselona seyahati, Doğu Karadeniz’in iki incisi: Rize ve Trabzon 2 Ocak - Şubat - Mart 2012 İZOCAM Diyalog İzoc am Yayın Organı içindekiler Yayın türü Yerel, süreli, üç aylık dergi İzocam Adına İmtiyaz Sahibi A. Nuri Bulut Yayın Sorumlusu İpek Seyh an s. 04 s. 06 Yayın Kurulu Röportaj “Hayatımın en heyecanlı anını İzocam ile yaşadım” İzocam’dan Haberler İzocam bayileri “Kutup Yıldızı” temalı Bayi Toplantısı'nda buluştu Fatih Öktem, İpek Seyhan, Volkan Biçer, Betül Kılıç Danışman Dr. Kemal Gan i Bayraktar s. 12 Röportaj “Mizah en güçlü antioksidan” s. 17 İzocam’dan Haberler İzocam’dan keyifli Barselona seyahati s. 18 Yol Hikayeleri Doğu Karadeniz’in iki incisi: Rize ve Trabzon s. 22 Röportaj Trabzon BEP’e hazırlanıyor Editör Demet Şeker Akgüneş Grafik Tasarım Kadir Kaymakçı Yazışma Adresi İzocam Tic. ve San. A.Ş. Dilovası Organize Sanayi Bölgesi, 1. Kısım Dicle Caddesi No: 8 Dilovası/Kocaeli Tel: (0 262) 754 63 90 Faks: (0 262) 754 61 62 kurumsaliletisim@izoc am.com.tr Yapım Konak Medya Selahattin Pınar Cad. Cemal Sahir Sok. Polat İş Merkezi No: 29 Kat: 4-5 D: 45 s. 26 Mecidiyeköy / İstanbul İzocam Kullananlar Trabzon’un prestijli AVM’si Varlıbaş Atapark’ta İzocam imzası Tel: 0 212 216 97 00 www.konakmedya.com Renk Ayrımı ve Baskı Scala Basım Yay ım Tanıtım San. ve Tic. Ltd. Şti. Yeşilce Mah. Girn e Cad. Dalg ıç Sok ak. No:3 4. Lev ent / İstanb ul Tel: (0212) 281 62 00 Faks: (0212) 269 07 34 s. 30 Kişisel Gelişim Hafızanızı güçlendirin, unutkan olmayın! 06 12 18 26 Başlarken “Kutup Yıldızı” temalı toplantıda bir araya geldik Dergimizin Ocak-Şubat-Mart 2012 sayısında, 8-11 Mart tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz “12. Uluslararası Bayi Toplantısı”na geniş yer ayırdık. Bayi toplantısı haberi ve röportajlarını keyifle okuyacağınızı umuyorum. 2 012 yılının ilk Diyalog Dergisi ile sizlerle birlikteyiz. İzocam ailesi olarak 2012 yılına yeni hedeflerimiz ve yoğun çalışmalarımız eşliğinde “merhaba” dedik. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 2011 yılı iş sonuçlarımızı ve 2012 hedeflerimizi, 8-11 Mart tarihleri arasında Kıbrıs Cratos Premium Hotel’de gerçekleştirdiğimiz “12. Uluslararası Bayi Toplantısı”nda paylaştık. Bu yıl toplantımızı, İzocam’ın kuruluşundan beri sektördeki öncülüğü ve kılavuzluğundan yola çıkarak “Kutup Yıldızı” teması altında gerçekleştirdik. Toplantımıza yurtiçinden 95, yurtdışından 19 olmak üzere, toplam 114 bayimiz katıldı. Kendilerine katılımlarından dolayı İzocam ailesi adına teşekkür ediyorum. Bu yılki toplantımızın en önemli renklerinden biri “Grand Prix’12 Yarışları” idi. Lefkoşa Zed Karting Pisti’nde gerçekleştirdiğimiz yarışlara, hem değerli bayilerimiz ve eşleri hem de İzocam Pazarlama ekibimiz katıldı. Her yıl olduğu gibi yine ekipler birbirleriyle kıyasıya mücadele ederek eğlendiler ve bir yılın yorgunluğunu attılar. Toplantımızın bir diğer rengi de Girne’deki Bellapais Manastırı’nda gerçekleştirdiğimiz “Yıldızların Altında” gecesi oldu. Gecede, manastırın içinde Vokaliz Grubu tarafından verilen keyifli Acapella konserini izleme imkanımız oldu. 12. Uluslararası Bayi Toplantımızda bu yıl, İzocam Yönetim Kurulu Üyesi ve Alghanim Finansal Başkanı Mark Schmitz yaptığı konuşmada, Alghanim Industries şirketiyle ilgili bilgi verdi, “İzocam’ın Yönetim Kurulu’nda ve bayi ağında yer almaktan gurur duyuyoruz” dedi. Schmitz’in konuşmasının ardından İzocam’ın 2011 iş sonuçları ve 2012 hedefleri üzerinde durduk. Toplantının konuk konuşmacısı ise çok yönlü ve renkli kişiliğiyle tanıdığımız Gani Müjde idi. “Gülmesini Bilmeyen, Dükkan Açmasın” başlıklı konuşma yapan Müjde, keyifli sunumuyla hem eğlendirdi hem de düşündürdü. Toplantımızda da dile getirdiğimiz gibi İzocam ailesi olarak 2012’de yatırımlarımıza devam ediyoruz. Gebze Dilovası’nda mevcut olan 160 bin m2/yıl kapasiteli 2. Hat Ekstrüde Polistiren Üretim Tesisi’ni, Tarsus’ta mevcut olan arazi üzerinde inşa ettiğimiz yeni binaya taşıdığımızı daha önce duyurmuştuk. Tarsus Foamboard Tesisi’nden ilk sevkiyatı, 18 Kasım 2011 tarihinde Adana’ya gerçekleştirdiğimizin haberini sizlerle paylaşmak isterim. Üretime geçen GEBKİM Foamboard ve Tarsus Foamboard Tesislerimizin ardından hedefimiz, geçen yıl temelini attığımız Taşyünü yatırımımızla kapasiteyi arttırmak. GEBKİM OSB’deki Tesis’te, 6 bin m2’lik kapalı alana, yıllık üretim kapasitesi 4 milyon m2 olan yeni bir Sandviç Panel Hattı kuruyoruz. En son teknolojiyle donatı- lan Panel Üretim Hattı’nın İzocam’a ürün çeşitliliği olarak avantaj sağlamasını bekliyoruz. Yeni Panel Üretim Hattımızı, 2012’nin ikinci yarısında hizmete açmayı planlıyoruz. Ayrıca bu yıl içinde Tekiz’e yeni bir hattın alınması söz konusu. Yatırımlarımız bunlarla sınırlı değil. Kauçuk hattımız için başlattığımız inşaat çalışmalarımızı bu yıl tamamlamayı, 2013’te de yeni hattımızı devreye sokarak kapasiteyi iki katına çıkartmayı hedefliyoruz. 2013 sonunda yapacağımız yatırımların toplamı 80 milyon lira olacak. Yani 2012 yılında da İzocam ailesi olarak yoğun çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu yıl da hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Yatırımlarımızın yanında, 2012’de ürün yelpazemize yeni ürünler eklemeye devam ediyoruz. Son ürünümüz İzoplan ile su yalıtımı uygulamalarına, temelden çatıya kadar kusursuz bir çözüm sunmayı amaçlıyoruz. Yeni yılda bir diğer yeniliğimiz de, bayilerimizin işlemlerini yaptıkları Bayi Bilgi Sistemi uygulamasının, İzocam24 Portal adıyla, www.izocam24.com adresinden hizmet vermeye başlaması oldu. Yeni altyapıyla bayilerimizin işlemlerini kolaylıkla yapmalarını amaçlıyoruz. Bir diğer yeniliğimiz de, geliştirdiğimiz tesisat yalıtımı. Enerji verimliliği için büyük öneme sahip olan, enerjinin taşınması ve depolanması konusunda verimli yalıtım yapılmasına olanak sağlayan bir tesisat yazılımı geliştirdik. Yazılımla, sektör temsilcilerine, mühendislere ve tekniker adaylarına yol göstermeyi amaçlıyoruz. Dergimizin bu sayısında Bayi Toplantımız ile ilgili ayrıntılı haberin yanı sıra, gerçekleştirdiğimiz röportajları da bulacaksınız. İzocam’ın kuruluşunda yer alan, şirkete önemli katkılarda bulunan ve Gebze’nin ilk Fabrika Müdürü değerli Gündüz Hayati Şen ile görüşme imkanı bulduk. Şen'den İzocam ile ilgili anılarını dinledik. Kendisine keyifli röportaj için İzocam ailesi adına teşekkürlerimizi, sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz. Toplantımıza konuk konuşmacı olarak katılan Gani Müjde de dergimize özel röportaj verdi. Müjde röportajda, mizah anlayışından, senaryo yazarlığına kadar pek çok konuya değindi. Ayrıca Türkiye’nin ilk profesyonel Acapella (enstrümansız, sesle yapılan müzik) grubu Vokaliz ile de keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Vokaliz, yaptıkları işin inceliklerini ve İzocam ile nasıl bir araya geldiğini paylaştı. Yol Hikayeleri bölümünde ise, bu kez Karadeniz’in iki güzel şehri Trabzon ve Rize’deki dört bayimizle yaptığımız röportajları bulacaksınız. Ayrıca Trabzon’daki BEP uygulamalarını Trabzon Belediye Başkan Yardımcısı Ergin Aydın ile görüştük. Sevgi ve Saygılarımla, A. Nuri Bulut Genel Müdür 4 Röportaj “Hayatımın en heyecanlı anını İzocam ile yaşadım” Gündüz Hayati Şen, İzocam’ın ilk fabrika müdürlüğünü yapmış bir duayen. Bugün 84 yaşında olmasına rağmen halen yılmadan, ilk günkü heyecanıyla çalışmaya devam ediyor. Enerji tasarrufu konusunda danışmanlık hizmeti veren Şen’den, iş hayatını, İzocam’ın kuruluş günlerini ve tecrübeli bir kişi olarak gençlere tavsiyelerini dinledik. Gündüz Hayati Şen, İzocam’ın Gebze fabrikasının ilk müdürü ve bugün 84 yaşında. Enerji tasarrufu ile ilgili danışmanlık vermeye devam ediyor. Türkiye’de yalıtım sektörünün öncüleri arasında yer alan Şen’in, farklı tecrübeler ve başarılı çalışmalarla dolu çalışma hayatını kendisinden dinledik. Keyifli söyleşimizi sayfalarımıza taşırken kendisinin çalışma hayatına neredeyse ilk günkü gibi tutkuyla bağlı olduğunu gördüğümüzü eklemeliyiz. Yılların süzgecinden geçen bu keyifli sohbetle, sizleri baş başa bırakırken bizlere zaman ayırdığı için kendisine tekrar teşekkür ediyoruz. Sizi tanıyabilir miyiz? 1928 Isparta Uluborlu doğumluyum. İlkokulu birçok ilde okudum. Ortaokulu Adapazarı’nda, Liseyi Bursa Erkek Lisesi’nde tamamladım. Ondan öte biraz denize merakım oldu. Sonra Almanya’ya gittim. Almanya’da Braunschweig’tan makine yüksek mühendisi olarak mezun oldum. Ondan sonraki iş hayatımda Adapazarı Şeker Fabrikaları’nda bir kapasite büyütme işi oldu. Günlük bin 500 ton olan üretimi, 3 bin tona çıkaran ekibin başında ben vardım. Güzel bir iş çıkarttık. 6 yıl Şeker Fabrikaları’nda görev yaptım, daha sonra orada başmühendisken işletme müdürü olarak Susurluk’taki bir şeker fabrikasına atandım. O sırada oğlumuz İstanbul’da Avusturya Koleji’nde okuyordu. Daha sonra İstanbul’a taşındık. İzocam’da çalışma süreciniz nasıl başladı? İstanbul’da kıymetli bir kardeşimiz olan İlhami Tezulaş, Koç Holding’e ait bir firmada çalışıyordu. Hatta kendisi, çamaşır makinelerinde sağa ve sola dönüşü sağlayan bir patenti geliştirmişti. Kendisi bana, “İzocam isminde yeni bir firma kuruluyor, ben seni oraya göndereyim” dedi. Rahmi Koç ile konuştuk ve kendisi İzocam'ın Eski Fabrika Müdürü Gündüz Hayati Şen iş başvurumu kabul etti. Yıl 1966’ydı. İzocam, o tarihte Perşembe Pazarı’nda Karaköy’de 4 odalı bir ofiste çalışmalarına başladı. Odanın birini bize verdiler. Genel Müdürümüz Mehmet Orhon isimli, ABD’den gelen ilk cam uzmanıydı. Birol Nefteci ise Pazarlama Müdürümüzdü. Daha sonra Mehmet Orhon işten ayrıldı, onun yerine Ferdi Vardarman geldi. Gebze’de fabrika arazisi henüz boştu. Ben hemen Pendik’te sahilde bir ev tuttum. Orada bir resim tahtası üzerinde mimardan aldığım çizimlerle, her türlü fabrika resmini yerleştirmeye başladım. Makinelerin nerede olacağı da dahil olmak üzere planlamaya başladım. Yalıtım o dönemde henüz yeni bir sektördü değil mi? Evet. Ben işe başladığımda Ocak ayıydı, Şubat ayında Avusturya’ya yüzde 15 ortak olan Linzer Glasspienerei ismindeki fabrikayı ziyaret ettim. Bu, günlük 20 ton kapasiteye sahip bir fabrikaydı. Türkiye’ye yılda bin ton mal satıyorlardı. İzocam kurulduğunda günlük 4 ton kapasiteyle başladı. Avusturya’ya 20 günlük staja gittiğimde, oranın hem Pazarlama Müdürü hem de sahiplerinden olan Dr. Klöckner ile tanıştım. Onunla Viyana’da nehir kenarında yemek yerken, Türkiye ile çalışmanın kendilerine ne gibi bir yarar sağlayacağını sordum. Bunun, bir tanıtım faaliyeti olduğunu söyledi. O tarihte pazarlama taktiği olarak bu işin bu şekilde olduğunu gördüm. Bir yerde mevcut olan talebe cevap vermenin yeterli olmadığını, aynı zamanda talebin ortaya çıkması için de bir gayret içinde olmamız gerektiğini ilk olarak orada öğrendim. İzocam fabrikasının kuruluş günlerine dair unutamadığınız anılarınızı bizimle paylaşır mısınız? O dönemde fırınların tuğlaları Türkiye’de üretilmiyordu. Fransa’dan tuğlalar gelirdi. Bu tuğlalar 1500-1600 dereceye dayanıklı tuğlalardı ancak birdenbire ısıtılmazdı. Gündüz sıcaklığından 1500 dereceye çıkarılması için 17 günlük bir süre gerekiyordu ve ben o 17 gün boyunca İzocam fabrikasındaki müdür odasında bulunan masanın üzerinde uyudum. “Niye bir yatak koydurup rahat şekilde uyumuyorsun?” dediler. Ama ben 17 gün fabrikadan ayrılmadım. O grafiği takip edebilmek için 2 saatte bir kontrol etmek, 2 saat içinde uykuya dalmadan kalkıp tekrar fırının gözetleme camlarından gereken yerlere bakmak gerekiyordu. Dereceleri alıp not edeceksiniz. O grafik belli bir grafiktir, diyelim ki 2 saatte 10 derece artması gerekiyor, Fransızlar, 20 derece artarsa o tuğlaların özelliğini muhafaza etmeyeceğini söylemişlerdi. Fırını gerekli cam akışına hazırlamak için tam bir sorumlulukla işi tamamladık. Fırının ilk cam akışı için hazır hale geldiğinde hiç unutmam, ilk gün Rahmi Koç, Semahat Arsel, İsrael Menaşe ve Muharrem Kolay ile birlikte düzenlenen bir törenle ilk cam akışı sağlanmıştı. O günlerde sigara içiyordum, sağa sola koşarken, o tempoda sigarayı yakmadan ağzımda yemişim, onu fark ettim. Bu, hayatımda zannediyorum bir daha yaşamadığım çok özel bir andır. Bugün 84 yaşındayım. Daha güzelini yaşamadım, bunun üzerine bir heyecan yaşamadım. Diğer önemli bir anı da, Rahmi Koç’un fabrika müdürü olarak bana yazdığı mektupta yönlendirici ve yol gösterici tavsiyeleridir. Bunlar hayatımdaki başarılarımda çok çok önemli olan notlardır. İzocam’da 4 ton kapasiteye hemen ulaştık, aradan 6 ay geçmeden, 6 ton kapasiteye nasıl çıkarız diye çalışmalara başladık. Ürünler nerelerde kullanılıyordu? Başlangıçta sanayi olarak ürettiğimiz ürünlerin buzdolaplarının içlerine konması düşünülüyordu. Ardından biz hemen, “Göğü ısıtamazsınız” sloganı altında İzocam’ı lanse ettik. Dolayısıyla, camyünü çatılara çatı şiltesi olarak verilmeye başladı. Duvarlardan önce çatılarda kullanıldı. Bugün dahi halen geçerliliğini kaybetmeyen bir slogandır. Ferdi Vardarman’ın büyük gayretleriyle hemen ihracat faa- liyetleri başladı. Gebze Tren İstasyonu’nda ilk ihracatı vagonlara yüklemek de yine bana nasip oldu. İzocam’a kuruluş dahil 3,5 yıl hizmet ettim. İzocam’ın kuruluşunda yer almış birisi olarak, o günlerle bugünleri karşılaştırabilir misiniz? O yıllarda Türkiye’de henüz yalıtım bilinci yoktu. Yalıtım malzemeleri ilk olarak buzdolaplarının içinde kullanılıyordu. 1966-1970 yıllarında, sanayi yeni yeni kıpırdanıyordu. Bugün yalıtım farklı uygulama alanlarında kullanılıyor. Halen çalıştığınızı biliyoruz. Son dönemlerde neler yapıyorsunuz? 12 yıl önce Antalya’da Titanic Hotel’in kurulu- şunda görev aldım. Halen Titanic otellerinde enerji verimliliği üzerine danışmanlık yapıyorum. Burada mesele yaş değil, halen çalışmaya enerji bulmaktır. 7 aydır hastayım, 1520 gün öncesine kadar kemoterapi görüyordum. Kuvvetle muhtemel yeni bir kemoterapiye ihtiyaç duyulmayacak. Sizleri bırakmaya niyetimiz yok. Hep bir şeyler yapmaya çalıştım. "Hayatta 10 şeye zaman ayır" şeklinde bir yazı okumuştum. Bunun içinde “kendine de zaman ayır” diye bir kısım vardı. Kendime hiç zaman ayıramadım. Hep dışa dönük bir gayret içinde oldum. Hiç boş zamanım olmadı diyebilirim. Bir ara otelin yapımı sırasında dahi yaz tatili için 15 günlüğüne Bodrum’a gidecektim ama otelin yapımı için Antalya’da bulunmam gerekiyordu. Tatil yapmam ancak 20 ay sonra mümkün oldu. Bütün otellerimizde enerji kayıpları olduğu için bunları tek elden yönetmek adına enerji verimliliği merkezini kurdum. Enerji verimliliğini herkes biliyor ancak uygulamada eksiklikler var. Bilinen bir bilgi insanın kendisinde kalır, onun dışa yayılması için uygulanması gerekir. İş hayatına yeni başlamış gençlere neler tavsiye edersiniz? Kendime hayatta hep dürüst olmayı ve çalışmayı hedef koydum. Bana, “Kendine bakmıyor musun?” diye soruyorlar. Çalışınca insan kendine otomatik olarak bakıyor. Hayatımda 7 ay öncesine kadar hiçbir ciddi rahatsızlık geçirmedim. Çünkü hiç kendimi düşünmeye fırsatım olmadı. Şu anda halen bir proje var ve ben onun peşindeyim. Kendinizi dinlerseniz, mutlaka ağrıyan bir yeriniz çıkar. Bunun dışında normal saatte yatıp normal saatte kalkarsanız, hayatınızı düzene soktunuz demektir. Öğleye kadar uyuyanlardan ya da gece 3’lere, 4’lere kadar eğlenenlerden değilim. Gençlere söyleyebileceklerim, önerebileceklerim bunlardır. Başarının sırrı diyecek olursanız, sistemli ve düzenli çalışmaktır. Bugün çalışıp, yarın yatmak değildir. Her şeyi not etmek gerekir, bu alışkanlığıma İzocam’da başladım. 6 İzocam'dan Haberler İzocam bayileri “Kutup Yıldızı” temalı Bayi Toplantısı'nda buluştu İzocam bayileri, “12. Uluslararası Bayi Toplantısı”nda, 8-11 Mart tarihleri arasında Kıbrıs Cratos Premium Hotel’de buluştu. Açılış konuşmasını İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut’un yaptığı toplantıda, 2011 yılı iş sonuçları değerlendirildi, 2012 hedefleri paylaşıldı ve 2011’de en yüksek ciroya ulaşan bayiler ödüllendirildi. Toplantıya konuk konuşmacı olarak renkli kişiliğiyle tanıdığımız Gani Müjde katıldı. İzocam, her yıl geleneksel olarak düzenlediği bayi toplantısının onikincisini, 8-11 Mart 2012 tarihleri arasında Kıbrıs Cratos Premium Hotel’de gerçekleştirdi. 12. Uluslararası Bayi Toplantısı’na yurtiçinden 95, yurtdışından 19 olmak üzere, toplam 114 bayi katıldı. Bu yıl toplantı, “Kutup Yıldızı” başlığı altında gerçekleştirildi. Toplantı, bayilerin eşleriyle birlikte Kıbrıs’a gelmesiyle birlikte başladı. Girne şehir turunun ardından İzocam çalışanları ve ba- yilerinin katılımıyla Lefkoşa Zed Karting Pisti’nde, “Grand Prix’12 Yarışları” gerçekleştirildi. İzocam’ın 7 farklı ürününün ismiyle oluşturulan takımlar, kendi içlerinde toplam 21 takım şeklinde yarıştılar. 141 kişinin katıldığı, keyifli anlar ve kıyasıya mücadelenin yaşandığı yarışların sonunda, en iyi zamanlamayı yapan ilk 3 kişi ve Taşyünü Takımı ödüllendirildi. Kazananlara kupa ve madalyaları gerçekleştirilen ödül töreninde İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fatih Öktem tarafından verildi. Aynı günün akşamı Girne’deki tarihi Bellapais Manastırı’nda “Yıldızların Altında” gecesinde bir araya gelindi. Herkesin siyah giydiği gecede, manastırın bahçesinde hoş bir atmosferde güzel zaman geçirildi. Gecenin sürprizi, manastırın içinde Vokaliz Grubu tarafından verilen keyifli konserdi. Farklı müzik türlerinden bilinen şarkıları, enstrüman kullanmadan, kendilerine has yorumlarıyla seslendiren Vokaliz Grubu’nun konseri büyük ilgiyle izlendi. Schmitz: “İzocam’ın Yönetim Kurulu’nda yer almaktan gurur duyuyorum” İzocam’ın 2011 yılı iş sonuçlarının değerlendirildiği ve 2012 hedeflerinin ele alındığı toplantının açılışını İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut gerçekleştirdi. Toplantının konu başlığı olan “Kutup Yıldızı”nın hikayesiyle ilgili bir film gösterildi. Bulut’un toplantıyla ilgili bilgi verdiği açılış konuşmasının ardından, İzocam Yönetim Kurulu Üyesi ve Alghanim Finansal Başkanı Mark Schmitz bir konuşma yaptı. Konuşmasına Alghanim Industries şirketinin kuruluşu, faaliyetleri ve markalarıyla ilgili bilgi vererek başlayan Schmitz, Körfez ülkeleri bölgesinde “En Yenilikçi 25 Şirket”ten birisi seçilerek ödül aldıklarını söyledi. Schmitz, aynı zamanda “Hayranlık Uyandıran 50 Şirket” arasında yer aldıklarını, hızla büyüdüklerini ve yıllık büyüme oranlarının yüzde 12 olduğunu belirtti. Schmitz’in ardından kürsüye çıkan Bulut, İzocam’ın bayi ağına yeni bayilerin katıldığı bilgisini vererek bayileri tanıttı ve aileye Bulut, konuşmasında 2011 yılı iş sonuçlarını ve 2012 hedeflerini paylaştı. İzocam’ın 2011’de 304 milyon TL brüt satışa ulaştığını ve yüzde 14,3 büyüdüğünü belirten Bulut, 34,6 milyon net dönem kârı elde ettikleri bilgisini verdi. Bulut, 2012 yılında 325 milyon TL brüt ciro, 35 milyon dolar ihracat ve yüzde 7 büyüme hedeflediklerini ifade etti. Hareketli bir yılı geride bıraktıklarını belirten Bulut, konuşmasının sonunda bayilere: “Bayrak yarışımız hızlanarak devam ediyor. İzocam ailesi, aramıza katılan yeni bayilerle büyüyor. Bundan sonra da yine hareketli ama temkinli olacağız. Her zamankinden daha büyük bir dayanışma içinde, birlikte sürdürülebilir büyüme yaratmak için çalışacağız ve koşacağız. 2012 yılında İzocam ailesi için daha başarılı sonuçlar gerçekleşmesini diliyorum” dedi. İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut İzocam Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fatih Öktem “İzocam’ın Yönetim Kurulu’nda yer almaktan ve güçlü bayi ağına sahip olmaktan gurur duyuyoruz” diyen Schmitz, İzocam’ın saydam bir yapıya sahip olduğunu dile getirdi. Schmitz, İzocam’ın tüketici bilinirliğinin çok yüksek olduğunu, en kaliteli ürünleri portföyünde bulundurduğunu, sosyal sorumluluk programları sürdürmeye devam ettiğini ve bütün bunların kendilerini çok mutlu ettiğini vurguladı. Bulut: “2012’de yüzde 7 büyümeyi hedefliyoruz” İzocam Yönetim Kurulu Üyesi Mark Schmitz "hoşgeldiniz" dedi. Bulut, İzocam’ın davranış ve çalışma ilkelerinden söz ettikten sonra, dünya ve Türkiye ekonomisiyle ilgili genel bilgi verdi. İzocam’ın 2011-2012 yatırımlarından söz eden Bulut, 17 Haziran 2011’de GEBKİM Foamboard Tesisi’nin açılışının gerçekleştirildiğini, 1 Kasım 2011 itibarıyla da Tarsus Foamboard Tesisi’nde üretime başlandığını belirtti. Bulut, ayrıca bu yıl içinde Tekiz’de yeni bir hattın hizmet vermeye başlayacağını ve 2013’te yeni Kauçuk hattını kurarak kapasiteyi iki katına çıkartmayı hedeflediklerini ifade etti. 2010 yılında yatırımlara başladıklarını söyleyen Bulut, “2013 sonunda toplam 80 milyon TL’lik yatırım yapmış olacağız. Sadece bu yıl 30 milyon TL yatırım yapıyoruz. Bunu hep birlikte başaracağımıza inanıyorum” dedi. 8 İzocam'dan Haberler Öktem: “Tekiz ürünlerinde en yüksek ciroya ulaştık” Bulut’un ardından konuşma yapan Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fatih Öktem, genel olarak Türkiye ve dünyadaki ekonomik ve sosyal gelişmelerden söz ettikten sonra, Türkiye’de yalıtım sektörüyle ilgili 2011 verilerini paylaştı. Ülkemizde yalıtım pazarının 2011’de yüzde 22 büyüdüğünü ve 11 milyon metreküp büyüklüğe ulaştığını belirten Öktem, “Bu, sevindirici bir büyüme ancak halen Avrupa’nın çok gerisindeyiz” dedi. Öktem, ardından 2011’de İzocam’ın ürün bazlı pazar payıyla ilgili bilgi verdi. Camyününde İzocam’ın yüzde 47, taşyünü pazarında yüzde 42 pazar payına ulaştığını belirten Öktem, “2011’de 2 milyon 250 bin metrekare Tekiz ürünü sattık. Bu, bugüne kadar ulaşılan en yüksek miktar” dedi. 2011 yılı ihracat faaliyetlerinden söz eden Öktem, Gürcistan, Azerbaycan, Afganistan, Türkmenistan, Irak ve Batı Afrika ülkelerinde satışları arttırdıklarını dile getirdi. Öktem, mantolama pazarıyla ilgili bilgi vererek, pazarın geçen yıl yüzde 10 büyüdüğünü ve İzocam’ın Weber işbirliğiyle pazardan 6 milyon metrekarelik pay elde ettiğini belirtti. Gani Müjde: “Gökyüzünden ilham alıyorum” Gazeteci, karikatürist, senarist, yönetmen ve sunucu kişiliğiyle tanıdığımız Gani Müjde, toplantıya konuk konuşmacı olarak katıldı. Müjde’yi, bayilerle eşleri birlikte izledi. “Gülmesini Bilmeyen, Dükkan Açmasın” başlıklı, esprili bir sunum gerçekleştiren Müjde, sunumuna İzocam ile ilgili izlenimlerini paylaşarak başladı. Müjde, “İzocam, gerçekten müthiş bir marka. Türkiye’de neredeyse ürüne adını verdi. Bu, çok zor bir iştir. ‘Sağolasın İzocam’ sloganlı reklamıyla hayatımıza girdi ve çok önemli bir marka oldu. Aslında ben de İzocamcıyım” dedi. İzocam ailesinin mucizeler yarattığını belirten Müjde, İzocam’ın yalıtımı bilmeyen bir kitleye yıllarca yalıtımı anlattığını ve artık Türkiye’de büyük bir kitlenin İzocam’ı ve yalıtımı öğrendiğini dile getirdi. Müjde, konuşmasında 25 yıldır gazetecilik yaptığından ve gazetelerde manşetlerin nasıl atıldığından söz etti. Gazetelerdeki esprili manşetlerden örnekler sunan Müjde, Türkiye’deki haber, yarışma, spor ve magazin programlarından öne çıkan komik ve bir o kadar da düşündürücü diyalogları paylaştı. Müjde, konuşmasının sonunda gökyüzünden ilham aldığını söyledi ve ekledi: “Maviliklere belli bir süre baktıktan sonra beyniniz boşalıyor ve konsantre olmaya başlıyorsunuz. Ben bütün sorunlarımı gökyüzüne bakarak çözüyorum. Size de tavsiye ederim.” Gani Müjde Sibel Tüzün Kabare Show Grand Prix’12 Yarışları - Lefkoşa Zed Karting Pisti Grand Prix 1.'si Golmat Ltd.’den Adam Golad: “Asıl ödül yarışın kendisi” Grand Prix 2.'si Tekiz Satış Temsilcisi Onur Gören: “Yarışta iddialıydım, 2. oldum” Grand Prix 3.'sü Hayat Orman Ltd. Sahibi Davut Uzun: “İyi sonuç alacağımı hissetmiştim” “İzocam’a, Bayi Toplantısı’ndaki mükemmel konukseverliği için teşekkür etmek isterim. Bana göre, bu yılki yarış, bayilerin birbirlerine yakınlaşmaları ve bu keyifli etkinlikte bir araya gelmeleri için fırsat yarattı. Yarışlar, son derece özel ve bir o kadar da eğlenceliydi. Bu, benim ikinci kez karting yapışım, daha önce bu kadar uzun bir pistte, bu kadar hızlı bir araçla yarışmamıştım. Çok güzel bir duyguydu, yarış sırasında yükselen adrenalin bize büyük heyecan verdi. Zaten Formula 1 Yarışları’nı seyretmeyi çok seviyorum. Gerçek şu ki, araca binmeden önce yarış organizatörüne rekoru kıracağımı söyledim. Bunu söyledikten sonra, ayağımı tüm yarış boyunca gaz pedalı üzerinde tutmaktan başka bir şansım yoktu. Aslında kazanmayı beklemiyordum. Her dönüşümde, hatalarımı değerlendirdim ve bir sonraki virajda kendimi geliştirmeye çalıştım. Birinci olmak her zaman için güzel bir duygudur ancak gerçek ödül yarışın kendisiydi, birinci gelmek sadece işin gösteriş kısmıydı.” “İzocam Bayi Toplantısı oldukça iyi düşünülmüş ve planlanmış bir organizasyondu. Yarış alanı çok coşkuluydu. Yarışlar devam ettikçe iddialı dereceler gelmeye başladı, bu da heyecanı arttırdı. Yarışırken iyi bir derece elde etmek için konsantre olup temiz ve kazasız bir sürüş yapmaya çalıştım. Motor sporlarına her zaman ilgim oldu. Öğrenciyken arkadaşlarla düzenli olarak karting yarışları yapıyorduk. Bu yüzden yarışta da iddialıydım. Yarış, zamana karşıydı. Hızlı tur zamanı atmak için de önünüzün boş olması gerekir. Bu nedenle ‘start’ ile birlikte öne geçip mümkün olduğunca boş pistte tur atmaya çalıştım. Yarışta, ‘Taşyünü’ takımı olarak yarıştık. Yarışta ilk 3’te olmayı bekliyordum. Her ne kadar zorlu rakiplerim olsa da kendime güveniyordum. 2.’lik güzel bir derece oldu. Genel olarak değerlendirmem gerekirse, bu yıl İzocam Bayi Toplantısı, içerik açısından daha tatmin edici ve nitelikli bir toplantıydı. Geleneksel hale gelen bu toplantılarımız, her geçen yıl daha başarılı ve keyifli oluyor.” “Bu yılki Grand Prix’12 etkinliği iyi organize edilmesi ve heyecanı yüksek bir etkinlik olması dolayısıyla, yarışanların ve seyircilerin beğenisini kazandı. İzocam bayileri için düzenlenen sosyal alanlarda şölen havasında bir gün geçirdik. Yarışacağım araca bindikten sonra heyecanı üzerimden attım. Yarışın başlamasıyla birlikte o anın tadını çıkardım. Her yeni turda hızımı arttırmaya çalıştım. Yarış aracına iyi hakim olduğumu düşünüyorum. Pist yüzeyindeki virajlarda firene basıp hız kesmek yerine, aracı virajın dışına doğru yönlendirip son noktada içe keskin ani dönüşler yaparak hızımı korudum. Aslında benden önce yarışan diğer arkadaşlardan daha iyi bir sonuç alacağımı hissetmiştim. Yarışı 3. olarak tamamladım. Daha önce böyle bir etkinliğe katılmamıştım. Tecrübe ve iddiam yoktu. Ancak bundan sonra iddialı olduğumu söyleyebilirim. İzocam bayi toplantılarımız, geçmiş yılın değerlendirilmesini yapmak ve yeni yılın hedeflerini belirlemek için büyük fayda sağlıyor.” Bellapais Manastırı’nda “Yıldızların Altında” Gecesi Vokaliz Grubu 10 İzocam'dan Haberler En başarılı bayiler ödüllendirildi Her yıl olduğu gibi İzocam Bayi Toplantısı'nda en yüksek ciroyu yakalayan bayiler ödüllendirildi. 9 farklı kategoride 25 bayi ödül aldı. Toplantının son akşamı düzenlenen Kokteyl’in ardından Gala Yemeği ve Ödül Töreni gerçekleştirildi. Gala’da, 2011 yılının en yüksek ciroya ulaşan bayileri ödüllendirildi. Törende, 9 farklı kategoride 25 bayi ödül aldı. Bayilere plaketler, İzocam Yönetim Kurulu Üyesi Mark Schmitz, İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut, Finanstan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hasan Basri Eröktem ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fatih Öktem tarafından ve- rildi. Ödül töreninin ardından bayiler ve eşleri, ünlü sanatçı Sibel Tüzün’ün “kabare show”uyla eğlendiler. Tüzün, birbirinden renkli kostümlerle, farklı sanatçıların şarkılarını hem dans ederek seslendirdi hem de ses ve mimiklerini taklit etti. Sanatçı şarkı söylerken, barkovizyona yansıtılan eski Türk filmlerinden kareler ilgiyle izlendi. Kabarenin bir parçası olan Oryantal Dans Show da izleyenler için gecenin başka bir sürpriziydi. Ödül alan bayiler Türkiye ilk üç 1. Himerpa A.Ş. 2. Timeks Ltd. Şti. 3. Yeni Levent Ltd. Şti. İhracat ilk üç 1. Golmat Ltd. 2. Kebaa Trading 3. Isoren Krikzonis 3. M. Nurullahoğlu Ltd. Şti. 3. Bölge ilk üç 1. Asmetal A.Ş. 2. Polat Yapı Ltd. Şti. 3. Çatıser Çatı Ltd. Şti. 4. Bölge ilk üç 1. Bölge ilk üç 1. Himerpa A.Ş. 2. Timeks Ltd. Şti. 3. Erk İnşaat 1. Karaoğlu Ltd. Şti. 2. Ar-Sucan Ltd. Şti. 3. Formül Ltd. Şti. 5. Bölge ilk üç 2. Bölge ilk üç 1. İzogün A.Ş. 2. Haydar Boz Ltd. Şti. Türkiye’nin kutup yıldızı İzocam “Işığıyla yön gösteren, parlaklığıyla umut vadeden bir yıldız. Varlığıyla bilgeliği temsil eden, gökyüzünün işaretçisi... Yolcuların kılavuzu, insanlığın keşif tutkusunun ilk adımlarının cesaret ilhamı bir yıldız... Kuzeyin ve gecenin en parlak, gezginlerin yeri değişmeyen kılavuz yıldızı... Kutup yıldızı... Geceleri kuzey yönünde görülen parlak, iri bir yıldızdır kutup yıldızı. Yeri, hemen hemen hiç değişmediğinden ‘demir kazık’ da denir. Kuzey yarımküresinden kolaylıkla görülür. Dünyamızdan 650 ışık yılı uzakta olmasına rağmen, güneşten 3 bin defa daha parlak olması onun fark edilmesini kolaylaştırır. Çok eski zamanlardan beri, yerini değiştirmemesi özelliğini, yakınında yer alan diğer yıldızlar sayesinde korur. Bu nedenle kutup yıldızı, gezginlerin ve gemicilerin yönlerini bulmaları için belirli bir nokta olarak kullanılmıştır. İzocam, sektöründe işte böyle bir yıldız. İzocam, Türkiye’de üretim tesisleriyle parlayan bir yıldız. Dünya kalitesindeki ürünü, insana ve çevreye saygılı tesislerde gerçekleştiren İzocam, teknolojisiyle geleceğe yön veren, kılavuzluk yapan bir yıldız. Ürünleri ve hizmetteki farkıyla ilham kaynağı olan, ışık saçan bir yıldız. Sadece kendini değil bütün çevresini geliştiren, değiştiren İzocam, markasıyla Türkiye’nin kutup yıldızı. Tıpkı kutup yıldızında olduğu gibi, her biri ayrı bir yıldız olan ve birbirine çekim gücüyle bağlı, ürün gücü, markası ve insan kaynağıyla İzocam, parlamaya devam edecek.” Kutup Yıldızı filminden alıntı 1. Yeni Levent Ltd. Şti. 2. İzomet Isı Ltd. Şti. 3. Türkün Yapı A.Ş. Tekiz Bayileri İlk üç 1. Gök-Er Metal Ltd. Şti. 2. Prekons A.Ş. 3. Celil Arslan Ticaret Tekiz en iyi ihracat Micron Ventures Ltd. Türkiye ilk 3 “Bu yıl da ikinci olmayı bekliyorduk” Timeks Ltd. Şti. Ortağı ve Genel Müdür Şenol Potöy: “İzocam bayisi olmak, inşaat sektöründe prestijli bir bayiliktir. Bu prestiji yaşamak ve kullanmak bizim için önemli. İzocam bayisi olarak Türkiye genelinde bu yıl da ikinci olmayı bekliyorduk. Sektörde şirketimizin istikrarını sürekliliğe bağlıyorum. Sektördeki sürekliliği yakalamanın şartları, piyasa ilişkilerindeki düzenlilik, iş bitirme kabiliyeti ve güvenirliktir. Müşteri ve tedarikçilerimizin memnun kalmasını sağlamaya çalışırken, firma gücünü arttırmaya ve bunu sektöre yansıtmaya çalışıyoruz. İzocam’ın, bayi toplantılarına verdiği önemi ve organizasyonlardaki titizliğini takdir ediyoruz. İzocam, bu yıl da toplantıdan beklentilerimizi karşıladı. Bayi toplantısındaki bilgilendirme ve değerlendirmeler, sektörün durumunu ve geleceğini bilmemiz açısından faydalı oluyor. Ayrıca bu organizasyonlar sayesinde İzocam ailesiyle yan yana gelme fırsatını buluyoruz. İzocam bayisi olarak 2011 yılı, beklentilerimiz dahilinde iyi geçti. 2012 yılı, dünya ekonomisindeki sıkıntılar yüzünden daha zor bir yıl olacaktır.” “Birinci olmak firmamız için geleneksel hale geldi” Himerpa A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dinçer Erdoğan: “İzocam’ın verdiği ödülün anlamı çok büyük” Yeni Levent Ltd. Şti. Genel Müdürü Mustafa Cineli: “Yıllardır İzocam’ın yurtiçi satışlarında firmamızın devamlı birinci sırada yer almasını ve bu istikrarlı başarısını disiplinli çalışma prensiplerimize bağlıyorum. Tüm Satış ve Pazarlama grubundaki arkadaşlarımız, önce mutlak müşteri memnuniyetini düşünerek işlerini yapıyorlar. Firmamızda pazarlanan ürünlerin, ağırlıklı olarak İzocam ürünleri olması nedeniyle de uzun süredir birincilikle ödüllendiriliyoruz. İzocam bayisi olarak bütün yıl boyunca çalışmalarımızın ve emeğimizin karşılığında ödüllendirilmek, elbette çok güzel bir duygu. Türkiye genelinde birinci olmak yıllardır firmamız için geleneksel hale geldi. Ancak sadece ödül almak için çalışmak değil, işimizin gereğini doğru yaparak, bu sebeple tercih edilmek ve sonucunda çalıştığımız firma tarafından da başarılı bulunularak ödüllendirilmek çok daha önemli. İzocam’ın bu yılki Bayi Toplantısı’nın farklı bir coğrafyada yapılması değişiklik anlamında iyi oldu. İzocam’ın hiçbir şeyden kaçınmadan misafirlerini gerektiğince ağırlaması, tüm grubun bir aile ortamında olmasını sağlıyor. İzocam ile 30 yılı aşkın bir zamandır çalıştığımız için artık, kendimizi İzocam ailesinin içinde hissediyoruz. İzocam ve Himerpa olarak bu sektörde olduğumuz müddetçe birlikte çalışmaya devam edeceğimizi ümit ediyorum.” “Sektörde zaman içinde oluşturduğumuz güven ve kaliteli hizmetin yanı sıra, başarılı bir kadronun sürekliliği ve yüksek çalışma azmimiz sonucunda istikrar sağladık. İzocam, geçmişiyle ve sektördeki varlığıyla, Türkiye’deki yalıtım dünyasının her anlamda tartışmasız 1 numarasıdır. Dolayısıyla, verdiği ödülün anlamı da çok büyüktür. Bu ödüle layık olmak, bizde büyük gurur ve mutluluk yaratıyor. İzocam sektördeki kalitesini, düzenlediği organizasyonlarla da her zaman kanıtladı. Bu yılki organizasyon da çok verimli, doyurucu, dinlendirici ve memnuniyet vericiydi. Kısa sürede olsa iş stresinden uzaklaştık, kan tazeledik denebilir. Toplantıda yapılan sunumlardan, dünyadaki ve Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri ve değişimleri özet olarak öğrenmek, bayilerden bulundukları bölgelerle ilgili bilgi alışverişi yapabilmek, ufkumuzu genişletiyor, bizde farklı motivasyonlar yaratıyor. 2011 yılı, birkaç yıl öncesiyle karşılaştırıldığında olumlu bir yıl oldu. 2012 yılında beklentilerimiz çok yüksek değil. Dünya ve ülke siyasetinin, ekonomisinin bu kadar dalgalandığı bir ortamda, sabit görüş bildirmek pek mümkün olmuyor. İzocam ailesine, ‘Hep beraber başarılı nice yıllara’ mesajını iletmek isterim.” İhracat ilk 3 “İzocam ailesinin parçası olmaktan gurur duyuyoruz” Golmat Ltd. Genel Müdürü Ömer Golad: “İzocam’ın en iyi ihracat bayileri arasında yer almamızda, başarı faktörlerimiz; esneklik, kalite ve profesyonelliktir. İzocam bayisi olmanın bize en büyük katkısı, İzocam ürünleriyle pazar lideri olmaktır. İzocam ile birlikte çalışmalarımız sonucunda, İzocam ürünleri İsrail yalıtım pazarında bir numaralı ürünler haline geldi. İzocam bayisi olarak 2011 yılı güzel bir yıl oldu. 2012’nin çok daha iyi olacağını umut ediyorum. Bu yılki İzocam bayi toplantısına oğlum Adam katıldı. Kendisi karting yarışlarında şampiyon oldu. İzocam ailesinin bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz." “26 yıllık işbirliği için teşekkürler” Kebaa Trading&Importing Co. Şirketi Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Hosny Kouribah: “İzocam, Yunan yalıtım pazarının da lideri oldu” Isoren Krikzonis S.A. Sahibi Petros Krikzonis: “İzocam ihracat bayileri arasında ilk 3’te yer almamızı öncelikle, İzocam ihracat ekibinin işbirliğine, ikinci olarak Kebaa yönetimimize, Kebaa satış ve pazarlama ekibimize, üçüncüsü de bu sürece dolaylı ya da doğrudan dahil olan herkese borçluyuz. Personel ve İzocam ailesiyle olan ilişkiler sayesinde insan ilişkileri alanında çok şey öğrendim. İzocam ürünleri, Mısır yalıtım pazarında birinci sırada yer alıyor. İzocam bayisi olarak, 2011 çok güzel bir yıldı. 2012’de her zaman pazardaki liderliğimizi sürdüreceğimizi ümit ediyoruz. İzocam Bayi Toplantısı, İzocam’ın 2011 yılındaki faaliyet sonuçlarıyla, şirketin 2012 rekabeti için belirlediği planları görmek açısından iyi bir şans yaratıyor. İzocam’a, 26 yıllık ilişkimiz süresince bizimle yaptığı işbirliği için teşekkür ederiz.” “1970’lerin sonundan beri İzocam’la çalışıyorum. İşbirliğimiz ve ortak çabalarımız, her iki taraf için de başarı getirdi. İzocam, Türk yalıtım sektörünün tartışmasız lideridir ve ortak çabalarımız sayesinde Yunan yalıtım pazarının da lideri haline geldi. Son yıllarda İzocam büyük bir başarıyla bayi toplantıları düzenliyor. Bu toplantılar, sadece Türkiye’de değil, Akdeniz havzasıyla Balkanlar’da da bir referans haline geldi. İzocam’ın bayi toplantılarında yeni ürünler ve piyasa trendleri gibi bilgiler paylaşılıyor. İzocam’dan aldığımız bayi ödüllerinin ahlaki bir anlam taşıdığına inanıyorum. Tüm İzocam bayileri daha fazla satış yapmak için büyük çaba harcıyor. İzocam ailesine sağlık ve kudret dilerim, umarım şirketi faaliyet gösterdiği tüm pazarlarda daha büyük başarılara taşıyabilirler.” 12 Röportaj “Mizah en güçlü antioksidan” Gani Müjde, yıllardır mizahla ilgilenen birisi olarak mizahın kendisine başta kalp ve damar sağlığı olmak üzere pek çok şey kazandırdığını söylüyor. “Mizah bence, en güçlü antioksidan” diyen Müjde, mizahın kendisine kalp ve damar sağlığı kazandırdığını dile getiriyor. Gani Müjde, çok yönlü bir kişiliğe sahip. Kendisini yıllardır yazar, karikatürist, senarist, yönetmen ve sunucu kimliğiyle tanıyoruz. Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-Televizyon bölümünden mezun olan Müjde, lise yıllarından beri ilgi duyduğu karikatüre yöneldi. Gırgır, Fırt, Laklak, Limon gibi pek çok dergi ve gazetede çalıştı. Tükenmez Kalem isimli prodüksiyon şirketi olan Müjde, çok sayıda sinema filmi, dizi ve televizyon programına imza attı. Baskül Ailesi, Hayat Bilgisi, Ayrılsak da Beraberiz, Selena, Kaygısızlar, Kahpe Bizans ve Osmanlı Cumhuriyeti Müjde’nin projelerinden bazıları. Müjde’nin bugünlerde çok izlenen Pis Yedili ve Yahşi Cazibe dizileri gündemde. Yıllardır mizahla iç içe olan Müjde, “Elbette herkes mizah yazabilir. İyi bir gözlemle hepsi mümkün... Zor olan, sizin güldüğünüze başkasının da gülmesidir” diyor. Müjde, İzocam’ın Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği 12. Uluslararası Bayi Toplantısı’na konuk konuşmacı olarak katıldı. İzocam’ın davetini severek kabul ettiğini söyleyen Müjde, Kıbrıs’ta dinlediğini çok iyi algılayan ve eğlenceli bir topluluk karşısında konuştuğunu ve buna çok sevindiğini dile getiriyor. miz gerektiğinin ipuçlarını da verdi. Çok kolay değil ama okulumun adını taşıyan her iki branşta da eserler verdiğim için elbette mutluyum. Hayata gülerek, mizahla bakan birisiniz. Bu bakış açısı size neler kazandırıyor? Mizah, başta kalp ve damar sağlığı olmak üzere çok şey kazandırıyor diyebilirim. Çünkü acıları daha kolay savuşturuyorsunuz, acıların derin izler bırakmasına izin vermiyorsunuz. Mizah bence, en güçlü antioksidan. Bugüne kadar pek çok film, dizi, televizyon programı projeleriniz oldu. Yapmak isteyip de yapamadığınız, içinizde kalan bir proje var mı? Varsa nedir? Her yıl ortalama 5 proje buluyoruz. Ancak ikisini gerçekleştirebiliyoruz. Depolarda birikmiş çok projem var. Mimar Sinan Üniversitesi SinemaTelevizyon bölümünde okurken meslek hayatınızla ilgili hedefleriniz nelerdi? Bugün bulunduğunuz konuma geleceğinizi düşünür müydünüz? Bugünkü konuma geleceğimi tabii ki düşünüyordum. Okulda okurken aldığımız sinema ve televizyon kültürü, bizim bir yerlere gelme- Senaryosunu yazdığınız “Yahşi Cazibe” ve “Pis Yedili” dizileri çok sevildi. Her iki dizinin senaryosunu nasıl oluşturdunuz, nerden yola çıktınız? Her iki senaryo da toplumsal çatışmalardan çıktı. Türkiye, komşularından göç alan bir ülke. Bundan yola çıkarak Yahşi Cazibe’yi, bir okul yangını haberinden yola çıkarak da Pis Yedili’yi yarattım. Bana göre gazete haberleri iyi bir konu kaynağı. Satır aralarında çok şey var. Dizilerin izlenmesinde senaryonun ne kadar katkısı olduğunu düşünüyorsunuz? İyi bir senaryo hangi özelliklere sahip olmalıdır? Senaryo demeyeyim ama projenin özü çok fazla etkili oluyor. Senaryo tabii ki önemli ancak ele aldığımız konu çok daha fazla belirleyici etkiye sahip. Bu yıl 2 yeni projeniz daha olduğunu duyduk. Birisi “Babam Sınıfta Kaldı”, diğeri “Harem”. Bu projelerden söz eder misiniz? Konusu ne olacak, kimler oynayacak, ne zaman yayınlanacak? Babam Sınıfta Kaldı, bir üniversite komedisi. Başrollerde, Leyla ile Mecnun’dan tanıdığımız Ezgi Asaroğlu ve Cem Davran var. Harem ise tarihi komedi. Mezopotamya’daki Basur Krallığı’nın hareminde yaşananlar biraz absürt bir dille aktarılacak. Her ikisi de 2013 projeleri ama 2012 içinde başlayacaklar. Herkes mizah yazabilir mi? Mizah yazmanın ve izletmenin püf noktaları neler? Elbette herkes mizah yazabilir. İyi bir gözlemle hepsi mümkün... Zor olan, sizin güldüğünüze başkasının da gülmesidir. “ Bugüne kadar hep komedi türünde senaryolara imza attınız. Dram yazmayı ister misiniz? Gani Müjde dram yazsa, nasıl bir senaryo ortaya çıkardı? Dram yazmayı denedim ama bence o ayrı bir uzmanlık alanı. Yine de iyi dram yazabileceğimi düşünüyorum. Ancak dram yazmanın ve izlemenin, insan ömrünü tükettiği kanaatindeyim. Türk televizyon izleyicisi ne tür programlardan hoşlanıyor? Türk sinema ve dizi sektörünün bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Herkes, sektör olarak iyi bir yerde olduğumuzu söylüyor ancak ciddi sektörel sorunlarımız var. Türkiye’nin dizi sektöründe rol sahibi olmasının, bazılarını rahatsız ettiğini bile düşünmeye başladım. Bazı kurumlar sektörü küçültmeye çalışıyor. İzocam’ın Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği Bayi Toplantısı’na nasıl katıldınız? Toplantıyı ve dinleyenlerin sunumunuza tepkilerini nasıl buldunuz? İzocam’ın toplantısına konuşmacı olarak davet edildim. İzocam, çok iyi bildiğim, tanıdığım ve güvendiğim bir marka olduğu için İzocam’ın teklifini severek kabul ettim. Toplantıda karşımda, dinlediğini çok iyi algılayan ve tepki veren eğlenceli bir topluluk buldum. Buna çok sevindim. Kanuni Sultan Süleyman’ın önemli kararlar arifesinde mezara girmesi gibi, ben de gökyüzüne bakıp rahatlıyorum. Size de tavsiye ederim. ” İzocam’ın Bayi Toplantısı’nda gökyüzünden ilham aldığınızı söylediniz. “Ben bütün sorunlarımı gökyüzüne bakarak çözüyorum. Size de tavsiye ederim” dediniz. Gökyüzü size nasıl ilham veriyor, sorunlarınızı nasıl çözüyorsunuz? Aslında gökyüzü, en temiz yer. Belli bakteriler ve mikroplar zeminin ancak 2 metre altında yaşayabiliyor. Oysa gökyüzü tertemiz. Boşluk hissi, hem kendinizi gereksiz önemlere gark etmenizi önlüyor hem de algıyı hafifletiyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın önemli kararlar arifesinde mezara girmesi gibi, ben de gökyüzüne bakıp rahatlıyorum. Size de tavsiye ederim. Yalıtımın hayatınızda nasıl bir yeri var? Eviniz yalıtımlı mı? Yalıtımın yararlarıyla ilgili düşünceleriniz neler? Yalıtım ürünlerini tanıyor musunuz? Yeni bir evde oturuyorum. Kendim inşa etmedim ama mutlaka yalıtılmıştır diye düşünüyorum. İzocam, Türkiye'de yalıtımla özdeşleşmiş bir marka ve sektör ürünlerinin çoğuna ismini veren bir firma. Yalıtımın temiz bir dünya için önemli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle de İzocam’ı sadece bir endüstri kuruluşu gibi değil, yeşil bir dünya için sosyal sorumluluk faaliyeti içinde olan bir kurum olarak görüyorum. Ne diyelim, sağolasın İzocam... 14 Röportaj “İzocam’ın bizim için anısı var” Şarkıları Acapella (enstrümansız, sesle yapılan müzik) stilinde yorumlayan Vokaliz Grubu, sesini bir enstrüman gibi kullanıyor. Dinleyenleri farklı bir müzik yolculuğuna çıkaran Grup, İzocam’ın 12. Uluslararası Bayi Toplantısı’nda da keyifli bir performans sergiledi. Soldan sağa: Tolga Gülen, Mehmet Tıknaz, Umut Durmuş, Cengiz Ünal ve Gökçer Alp Türkiye’nin ilk profesyonel Acapella grubu Vokaliz, farklı müzik türlerinden bilinen şarkıları enstrümansız olarak seslendiriyor. Bas, gitar, bağlama ve davul gibi çeşitli enstrümanları, onların sesinden dinlemek mümkün. 5 kişiden oluşan grup üyelerinin hepsi, uzun yıllardır profesyonel olarak müzikle ilgileniyor. Ortak özellikleri ise daha önce korolarda şarkı söylemeleri. Grup üyeleri, Acapella’ya “insan beyninin sihri” diyor. Bugüne kadar Acapella stilinde 2 albüm hazırlayan Vokaliz, sahne performansı sırasında çok eğleniyor ve izleyenleri de eğlendiriyor. Vokaliz, İzocam’ın Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği 12. Uluslararası Bayi Toplantısı’na da katıldı ve Girne’deki Bellapais Manastırı’nda canlı performans sergiledi. Farklı müzik türlerinde sevilen yerli ve yabancı şarkıları Acapella stilinde yorumlayan Vokaliz, İzocam bayileri ve eşlerine keyifli bir akşam yaşattı. Vokaliz Grubu’nun kuruluş öyküsünü anlatır mısınız? Cengiz Ünal (C.Ü.): Grubun bir kuruluş hikayesi var. Ruhi Su Dostlar Korosu’nda şeflik yaptığım dönemde, İsviçre’den Türk kültürünü öğrenmek için devlet tarafından Türkiye’ye gönderilen bir öğretmenle tanıştım. Kendisi bana Powwow grubunun albümünü hediye etti. Hayatımda ilk kez bir vokal topluluğunu dinledim ve onlardan çok etkilendim. Tolga ile de birlikte albümleri dinlemeye başladık. Albümleri dinledikten sonra, “Biz de yapabilir miyiz?” diye düşündük. Grubun ilk temelleri o dönemlerde atıldı diyebilirim. Türkiye’de bu işin çok yapıl- madığını gördük ve Acapella’yı popüler platforma taşıma endişesini duyduk. Zaten öğrencilik yıllarımızdan beri Acapella ile ilgileniyorduk. Tolga ile konuşup grubu kurmaya karar verdikten sonra, sıra ekibi oluşturmaya gelmişti. Tolga Gülen (T.G.): Cengiz’i Marmara Üniversitesi’nden tanıyordum. Grubun üçüncü üyesi Kerem Seven’i TRT’den tanıyordum. Daha sonra aramıza katılan Umut Durmuş ile bir iş için önceleri bir araya gelmiştik. Mehmet Tıknaz’ı ise hiçbirimiz tanımıyorduk. Hepimizin ortak noktası, koro müziğini sevmemiz ve korolarda şarkı söylememizdi. Grubu kurduğumuz dönemde müziğimizi geliştirirken gerçekten bilimsel deneyler yaptık. Her seferinde yeni şeyler öğrendik. Çalışmalarımız sonunda terzi işi gibi, tüm eserler üzerimize dikildi. Bu nedenle gruptan bir kişi ayrıldığında çalışmalarımız farklılaşıyor, çünkü her yeni grup üyesi, kendi rengiyle geliyor. Acapella’yı tanımlar mısınız? Dünyada ve Türkiye’de kimler Acapella icra ediyor? T.G.: Türkiye’de Acapella’yı popüler anlamda ilk yapan grup biziz. Enstrümansız performans sergileyince, insanın tek enstrümanı sesi oluyor. Biz Acapella’ya, “insan beyninin sihri” diyoruz. Sizin beyninizdeki davul, bağlama, keman gibi imajlara hitap ediyoruz. Bizi dinleyenlerden bazıları, “Bu müzikte enstrüman yok diyemezsiniz. Her taraf enstrüman kaynıyor” diyor. Aslında insanın olduğu her yerde Acapella var. Her ülkede Acapella yapılıyor. C.Ü.: Acapella, insan sesiyle yapılan bir müzik stili. Anadolu’daki insanların ağıtı da bir Acapella’dır. Ama Türkiye bunun kombinasyonlarını bilmiyor. Bizim böyle bir kültürümüz yok ama Batı’da bu var. Onlar sesleri kategorilere ayırmışlar, bilimsel araştırmayı yapmışlar ve o kombinasyonlara göre müzik stili geliştirmişler. Biz Almanya’daki Wise Guys Grubu’ndan teknik olarak ilham aldık. Umut Durmuş (U.D.): Pop ve rock, birer müzik türü ama Acapella bir tür değil, stildir. İnsanlar bu nedenle, tek başına şarkı söylemeyi ya da ağıtı, Acapella olarak görmüyorlar. Pop ya da rock gibi bir müzik türü bekliyorlar. Gökçer Alp (G.A.): Aslında Acapella’nın geçmişi 8. yüzyıla kadar uzanıyor. O dönemlerde müzik, dinin bir aracı olarak görülüyormuş. 9. yüzyıla kadar enstrümanlar gelişimlerini tamamlamış ve dini etkinlikler enstrümanlarla yapılmak istenmiş. Ancak kilise yöneticileri, müziğin sadece insan sesiyle yapılması gerektiğini savunmuş. Enstrümanların zor kabul edildiği bu dönemlerde kavram olarak Acapella karşımıza çıkıyor. T.G.: Türkiye ve dünyada spor karşılaşmalarının yapıldığı statlarda, Acapella stilinde tezahüratlar yapılıyor. Aslında her stat, bir Acapella korosu. Mehmet Tıknaz (M.T.): Bizim bir statı yönetmek gibi bir projemiz var. Bu projeyi günün birinde hayata geçirmek istiyoruz. “Aslında her şey ilk olarak beynimizde başladı ve engellenemez bir şeydi bu... Hangi şarkıyı dinlesek kulaklarımızda farklı tınlıyordu” diyorsunuz. Bu, nasıl bir duygu? C.Ü.: Acapella stilini seviyoruz. Bunun için müzisyen olmak gerekiyor. Mesela Umut, her sesi, davul sesi olarak duyuyor. U.D.: Bir şarkıyı dinliyorum, sonra melodisi aklıma takılıyor, yolda giderken istem dışı şarkının ritmini tekrarlıyorum. Bu durum, içgüdü gibi... C.Ü.: Ben de aynı içgüdüyle duyduğum her şarkıyı, vokale nasıl adapte edeceğimi düşünüyorum. Bizim beynimiz böyle çalışıyor. Aslında bu, bir müzisyen için enteresan değil. Grup olarak performans göstermek zor bir iş. Bu anlamda aradaki uyumu nasıl sağlıyorsunuz? Her birinizin gruptaki görevi nedir? T.G.: 5 parmağımızın bir form içinde olması gibi, biz de bir formdayız. Her birimizin gruba katkıları farklı. Müziğin yapı taşları; ritm, armoni, bas ve solodur. Biz de gruptaki herkese bu görevleri dağıttık. İşin ritm kısmı Umut’ta, Mehmet bas sesini çıkarıyor, geri kalan 2 kişi armoni yapıyor, diğer 1 kişi de soloyu söylüyor. Kendi içimizde sürekli bu görev dağılımını değiştiriyoruz. Şarkıları Acapella şeklinde yorumlamak için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? T.G.: Bir şarkının repertuarımıza girmesi için öncelikle birisinin kafasında bir ışık yakması gerekiyor. Sonra o şarkının notasını Gökçer, Cengiz ya da ben yazıyoruz. Çalışmanın son halini elimize aldığımızda, hangi notayı, nerede, hangi sözleri ve heceleri hangi hızda söyleyeceğimizi biliyoruz. Yazılan hiçbir eseri yüzde 100 yazıldığı gibi seslendirmedik. Çünkü hepimizin farklı fikirleri oluyor. Sergilediğimiz performanslarda ve hazırladığımız albümlerde, Vokaliz imzasını atmak istiyoruz. “Vokaliz imzası” derken yorumunuzu mu kastediyorsunuz? G.A.: Vokaliz’in yaptıklarını, tınılarını ve müzikal rengini farklı kılmak istiyoruz. Biz şarkıya, sessel bir imza atıyoruz. İnsanların bir şarkıyı dinlediğinde, “Bu şarkıyı Vokaliz yapmış” diyebilmesi gerekiyor. Albümlerinizde seslendireceğiniz şarkıları neye göre seçiyorsunuz? C.Ü.: 2 albümümüzün de prodüktörlüğünü ben yaptım. Birkaç yöntemle doğruyu bulmaya çalışıyorum. Elimdeki şarkıları arkadaşlarıma sunuyorum, bir de onların söylemek istedikleri şarkıları öğreniyorum. Son olarak da bir liste oluşturuyoruz. T.G.: İlk albümümüz farklı bir albümdü. İçinde arabesk de, halk müziği de, elektronik müzik de ve klasik müzik de vardı. İkinci albümdeki amacımız ise, farklı lezzetleri bir araya getirmek değil, tek bir lezzet ortaya çıkarmaktı. CD’yi dinlerken ilk şarkıyı seviyorsanız, son şarkıyı da seversiniz. Dinleyicilerinizden nasıl tepkiler alıyorsunuz? M.T.: Gayet güzel tepkiler alıyoruz. Sahnede çok eğlenceli olduğumuzu söylüyorlar. U.D.: Performans sergilerken çok eğleniyoruz. “Bizden fazla eğlendiniz” şeklinde tepkiler alıyoruz. Sahne performansımızın bir parçası olarak izleyicilerle sohbet ediyoruz. O zaman daha da çok keyif alıyoruz. T.G: İnsanlar ne yaptığımızı anlamaya çalışıyorlar. Özellikle çocuklar ve yaşlılar Vokaliz’i çok seviyorlar. Geçen yıl Temmuz ayında Caz Festivali’nin bir etkinliğine katıldık. Odakule’nin önüne kurulan sahnede 25 dakikalık bir performans sergiledik. Sahnenin önünde yığılma oldu. Sahneden inince halkın arasına karıştık. Birisi yanımıza yaklaştı, “Ne yaptınız siz ya burada?” diye sordu. “Müzik yaptık” dedik. Şaşırdı kaldı. Aynı tepkiyi Kadir İnanır da göstermişti. 2007’de Ankara Film Festivali’nin açılışına katıldık ve film müziklerinden oluşan bir performans sergiledik. En son albümümüzde yer alan “Selvi Boylum Al Yazmalım” isimli Cahit Berkay’ın bestesini ilk kez orada seslendirmiştik. Kadir İnanır ve Türkan Şoray bizi izliyordu. Sahneden indikten sonra Kadir İnanır babacan bir tavırla, “Ne yaptınız siz?” diye sordu. İzocam ile nasıl bir araya geldiniz? T.G.: İzocam’ın ünlü siyah beyaz reklamını hiç unutmuyorum. Eski Schaub Lorenz marka televizyonumuzda izlediğimi hatırlıyorum. İzocam’ın o yıllardan beri bizim için anısı vardı. Bazı markalar ve reklamlar unutulmaz. İzocam da bizim için böyledir. Bellapais Manastırı’ndaki performansımız öncesinde repertuarı belirlerken İzocam’la görüştük. Yurtdışından gelen bayiler olduğu için İzocam’ın isteği doğrultusunda repertuarımıza yabancı şarkılar da ekledik. İzocam’ın Bayi Toplantısı’nda, Bellapais Manastırı’nda performans sergilediniz. Manastır’da şarkı söylemek sizin için nasıl bir tecrübeydi? T.G.: 2 yıl önce de aynı manastırda, başka bir firmanın toplantısı için sahneye çıkmıştık. İzocam için aynı yerde ikinci performansımızı sergiledik. Manastırın atmosferi çok güzel ve büyüleyiciydi. Dinleyenlerden iyi tepkiler aldık. 300’ün üzerinde İzocam davetlisi o akşam bizi dinledi. Biraz da yalıtımdan söz edelim... Yalıtımın hayatınızda nasıl bir yeri var? Eviniz yalıtımlı mı? C.Ü.: Bulunduğum her ortamda ses yalıtımı olup olmadığını hissediyorum. Çünkü işim bunu gerektiriyor. Stüdyomuz Taksim’de eski bir binada bulunuyor. Stüdyomuzda sadece reji odası ve şarkı söylenen odada ses yalıtımı var. Diğer odalar yalıtımsız olduğu için sıkıntı yaşıyoruz. Oturduğum apartman mantolandı. Faydasını gördük ancak iki çocuğum olduğu için evde doğal olarak gürültü çok oluyor. Sanıyorum katlar arasına da yalıtım yapılması gerekiyor. T.G.: Bence yalıtımın küresel ısınmaya katkıları önemli. Her bina iyi derecede yalıtımlı olsa, çok daha az enerji tüketir ve daha az doğalgaz faturası öderiz. Örneğin, evimize mantolama yapıldı. Merkezi sistem olmasına rağmen yüzde 40 daha az doğalgaz faturası ödedik. Kışın en soğuk günlerinde daha önce 160 TL ödüyorduk, şimdi ise 90 TL ödüyoruz. Ama tabii ki yalıtımın inşaat aşamasında yapılması gerekiyor. Özellikle ısı yalıtımının yanında ses yalıtımı da yapılmalı. Çünkü komşularımızın sohbetlerini rahatlıkla duyabiliyoruz. U.D.: Benim evim yalıtımlı değil. Bunun sıkıntısını özellikle çocukken yaşadık. Erkek kardeşimle birlikte evde her müzik dinlediğimizde ya da enstrüman çaldığımızda komşulardan şikayet geliyordu. Bu nedenle yalıtımın şart olduğunu düşünüyorum. 16 İzocam’dan Haberler Kocaeli Sanayi Odası’ndan İzocam’a ödül! İzocam, 2011 yılı Sanayi Kuruluşları Çizgiüstü Sektörel Performans Değerlendirme Organizasyonu kapsamında, “Büyük Ölçekli İşletme Kategorisinde Sektör Ödülü”nün sahibi oldu. Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen “Sanayi Kuruluşları Çizgiüstü Sektörel Performans Değerlendirme Organizasyonu”nda, Kocaeli Bölgesi’nde faaliyet gösteren başarılı kuruluşlara ödülleri verildi. Güral Sapanca Otel’de 11 Ocak 2012 günü düzenlenen törende, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun katılımıyla ödüller sahiplerine sunuldu. Doğu Marmara Bölgesi’ndeki başarılı sanayi kuruluşlarını ödüllendirmek amacıyla, Kocaeli Sanayi Odası önderliğinde PWC Türkiye, Doğu Marmara ABİGEM A.Ş., Doğu Marmara Kalkınma Ajansı ve CNN Türk işbirliğinde, Bolu, Düzce, Sakarya, Yalova Ticaret ve Sanayi Odaları koordinasyonuyla düzenlenen organizasyonda, farklı sektörlerde “KOBİ” ve “Büyük Ölçekli İşletme Kategorileri”ndeki ödüller sahiplerini buldu. Organizasyon çerçevesinde bu yıl, 13 sektörde ve 7 kategoride değerlendirme yapıldı. Organizasyonla, “Sanayi Kuruluşları Çizgiüstü Sektörel Performans Değerlendirme Organizasyonu” İzocam, Sandviç Panel Hattı yatırımı yapıyor İzocam, GEBKİM OSB’deki Tesisi’ne, sandviç panel sektöründe ilk ve öncü konumunu pekiştirecek, sektörde yeni ürünlerin yüksek kapasitelerle sunulabileceği yıllık üretim kapasitesi 4 milyon m2 olan yeni bir Sandviç Panel Hattı kuruyor. Bu yatırım için 2010 yılında Dilovası GEBKİM OSB’de satın alınan 86 dönüm arsa üzerindeki yeni üretim binaları kullanılacak. Yaklaşık 6 bin m2’lik kapalı alana kurulan ve en son teknolojiyle donatılan Panel Üretim Hattı, kendi alanında dünya lideri olan üretici firmalar tarafından kuruluyor. Yeni üretim hattının İzocam’a verimlilik ve ürün çeşitliliği olarak birçok avantaj sağlaması bekleniyor. İzocam’ın GEBKİM OSB’de yapılan yeni üretim binası, ek kapasitelere ve yeni yatırımlara imkan verecek şekilde tasarlanıyor. 2012’nin ikinci yarısında hizmete açılması öngörülen Hattın ardından İzocam, önümüzdeki dönemde de bu tesisinde, İzocam Tekiz markalı ürünlerinde kapasite artırımlarını ve yeni yatırımlarını sürdürecek. ile firmaların ödüllendirilmekten çok, kendilerini tartabilecekleri bir ölçüm ve kıyaslama fırsatı yaratılabilmesi amaçlanıyor. İzocam, 2011 yılı “Sektörel Performans Değerlendirme Organizasyonu”na başvuran kuruluşlar arasında yapılan jüri değerlendirmesi so- nucunda, faaliyet gösterdiği yapı ve yapı malzemeleri sanayi sektöründe, “Büyük Ölçekli İşletme Kategorisinde Sektör Ödülü”ne layık görüldü. Törene, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’yla birlikte, Kocaeli Valisi Ercan Topaca, Sakarya Valisi Mustafa Büyük, Yalova Valisi Esengül Civelek, TOBB Yönetim Kurulu Üyeleri ve çeşitli sektörlerden sanayiciler katıldı. İzocam’dan yeni bir tesisat yazılımı İzocam, yalıtım sektörünün öncü firması olarak bir yeniliğe daha imza attı. İzocam’ın yeni geliştirdiği tesisat yazılımıyla enerji kayıpları kolaylıkla belirleniyor ve bu sayede ihtiyaca yönelik doğru yalıtımın uygulanması sağlanıyor. rında ısı kaybının ya da kazancının değişimi, yüzey sıcaklıklarının değişimi tesbit edilebiliyor. Bunun yanı sıra yalıtımla CO2 salımındaki azalmayı, boru içinde ya da dışında yoğuşma ve donma kontrolü gibi işlevlerin ne ölçüde gerçekleştirilebileceği de hesaplanabiliyor. İzocam’ın yeni tesisat yazılımı, sektör temsilcileriyle bu konuda eğitim alan mühendis ve tekniker adaylarına yol gösterme niteliğini taşıyor. İzocam, enerji verimliliği için büyük öneme sahip olan, enerjinin taşınması ve depolanması konusunda verimli yalıtım yapılabilmesine olanak tanıyan bir tesisat yazılımı geliştirdi. Bu yazılım sayesinde, başta sanayi yapıları olmak üzere çeşitli yapılarda; boru, kanal, depo ve benzeri tesisat elemanlarındaki enerji kayıpları analiz edilerek en doğru yalıtım çözümü tercih edilebiliyor. Tasarlanan bilgisayar programı, tesisat yalıtımı analiz yazılımı olmakla birlikte, ilgili standartlarda belirtilen hesaplama kuralları kullanılarak hazırlandı. Özellikle de yönetmelik ve tüzüklerle belirtilen sınırlarda uyarı vererek boru, kanal, depo ve benzeri tesisat elemanlarındaki yalıtımın, yetersiz, yeterli ve standardın üstü yalıtım kalınlıkla- Tesisat yazılımı geliştirilirken öne çıkan 3 önemli standart, yönetmelik ve tüzük kullanıldı: 1. TS 12241 ve EN ISO 12241 Bina Donanımları ve Endüstriyel Tesisatlar İçin Isıl Yalıtımı–Hesaplama Kuralları, Enerji Verimliliği Yasası ve eki Enerji Verimliliği Yönetmeliği (yüzey ve ortam arası sıcaklık farkı 5° C ve daha düşük olacak şekilde yalıtılmalı), İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü (yüzey sıcaklıkları 60° C’den yüksek olmayacak şekilde yalıtılmalı). İzocam tesisat yazılımı geliştirilirken kaynak olarak, İzocam Yalıtım Kitabı teknik yalıtım kısmı, Isı Transferi Kitapları, 2001 ASHRAE Temel El Kitabı (Isı Transferi, Endüstriyel ve Ticari Yalıtım Uygulamaları, Yüzey Yoğuşmalarının Önlenmesi ve benzeri bölümler) gibi kaynaklardan yararlanıldı. İzocam’dan keyifli Barselona seyahati İzocam ekibi, Barselona seyahatinde FC Barcelona ve Real Sociedad maçını izleme ve Barselona’yı gezme imkanı buldu. Maç sırasında yaşanan heyecan ve keyif görülmeye değerdi. İzocam, 2-6 Şubat 2012 tarihleri arasında bayileri, tali bayileri, İzocam Bölge Müdürleri ve çalışanlarının katıldığı Barselona seyahati düzenledi. Seyahat kapsamında Barselona şehir turunun yanında, 4 Şubat'ta Camp Nou Stadı’nda yapılan FC Barcelona ve Real Sociedad maçı izlendi. Maçtan büyük keyif alan İzocam ekibi, tezahüratlar eşliğinde heyecanlı anlar yaşadı. İzocam Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fatih Öktem’in de katıldığı seyahatte İzocam ekibi, 107 metre yüksekliğiyle Barselona’nın en yüksek ve sembolik kulesi olma özelliğini taşıyan Grup NH Hesperia Tower Hotel’de konakladı. İzocam ekibinin Barselona gezisindeki ilk durağı “Girona-Figueras ve Salvador Dali Müzesi Turu” oldu. Onyar Nehri’nin eteklerine kurulu olan Girona, üç büyük dine ev sahipliği yapan büyük bir tarihi değeri barındırıyor. Girona’nın ardından dünyanın en önemli surrealist ressamı Salvador Dali’nin aynı ismi taşıyan müzesi ziyaret edildi. Barselona şehir turunun ardından alışveriş yapmayı ihmal etmeyen İzocam ekibi, “La Roca Village Outlet Alışveriş Turu”nda tam bir alışveriş keyfi yaşadı. Ekibi keyiflendiren bir diğer etkinlik de, seyahatin son günü Palacio Del Flamenco isimli restoranda gerçekleştirilen Gala Yemeği’ydi. İspanya mutfağının leziz yemeklerinden tadan İzocam ekibi, dünyaca ünlü flamenco dansçısı Carmen Amaya’nın torunu Karime Amaya’nın şovunu izledi. Karime Amaya da, büyükannesi gibi flamenco dansında, dünyanın en hızlı ayaklarına sahip kişilerden biri olma özelliğine sahip. İzocam ekibi, Amaya’nın şovuyla flamenco rüzgarında keyifli dakikalar yaşadı. İzocam, Ulusal Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’na katıldı 3. Ulusal Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı (UEVF), 12-13 Ocak 2012 tarihleri arasında WOW Convention Center’da düzenlendi. Enerji verimliliğinin tüm konularının ele alındığı UEVF; kamu, özel sektör ve akademik çevreyi buluşturma özelliğine sahip. Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da Fuara katılan İzocam, başta enerji verimliliğine yönelik olmak üzere yapı sektörüyle ilgili tüm ürünlerini sergiledi. İzocam Optimum Sistem, Terratherm Manto, Camyünü Endüstriyel Yapı Levhaları, İzocam Camyünü Konfor, İzocam Camyünü ve Taşyünü Kalibel, İzocam Tekiz Çatı Cephe Sistemleri, Fuarda ön plana çıkan ürün ve ürün gruplarını oluşturdu. İzocam ayrıca UEVF’de de yalıtım kalınlığının önemine dikkat çekti. İzocam, Tarsus’taki yeni XPS Tesisi’nden ilk sevkiyatını gerçekleştirdi İzocam geçen yıl, 2010-2013 yılları arasında gerçekleştirmeyi planladığı yatırımların üçüncü ayağında, Gebze Dilovası’nda mevcut olan 160 bin m3/yıl kapasiteli 2. Hat Ekstrüde Polistiren Üretim Tesisi’ni, Tarsus’ta mevcut olan arazi üzerinde inşa edilecek yeni binaya taşıyacağını duyurmuştu. 2. Hat Ekstrüde Polistiren Üretim Tesisi, Tarsus’a taşındı. Yeni Tesis’le, Doğu-Orta Anadolu Bölgeleri’ndeki müşterilerinden gelen taleplere daha hızlı yanıt verebilmek amaçlanıyor. Bu kapsamda yeni İzocam XPS Tesisi’nden ilk sevkiyat, 18 Kasım 2011 tarihinde Adana’ya gerçekleştirildi. İzocam24 Portal bayilerin hizmetinde! İzocam’ın, bayilerinin işlemlerini rahatlıkla yapmalarını sağlayan “Bayi Bilgi Sistemi” uygulaması, yeni yılda İzocam24 Portal adıyla, www.izocam24.com adresinden hizmet vermeye başladı. 2004 yılından itibaren http://bayi.izocam.com.tr adresinden yayın yapan Bayi Bilgi Sistemi uygulaması, yeni adresi ve gelişen altyapısıyla bayilerin işlemlerini kolaylıkla yapmalarını amaçlıyor. Sistemin, toplam 2 milyon 292 bin 297 hits, son bir yılda ise 423 bin 701 hits alması, başarılı bir hizmet olduğunu gösteriyor. Günümüzün son teknolojik altyapısına sahip İzocam24 Portal, kullanıcı yönetiminde de önemli yenilikler sunuyor. Bayilerin taleplerini sistem üzerinden İzocam’a iletebilmelerine ve takibini gerçekleştirebilmelerine olanak tanıyor. Sağladığı en önemli kolaylık ise, bayilerin siparişlerini sisteme online olarak giriş yapabilmeleri ve “izobis” sistemindeki sipariş süreçlerine doğrudan katılabilmeleri... Sistemde ayrıca, bayilere özel olarak belirlenen yönetici haklarına sahip bir kullanıcı kodu ve şifre bulunuyor. 18 Yol Hikayeleri Rize Doğu Karadeniz’in iki incisi: Rize ve Trabzon Dergimizin bu sayısında İzocam bayileriyle birlikte Rize ve Trabzon’daydık. Balık, mısır unu ve horunun başkenti olan, Doğu Karadeniz’in yemyeşil iki güzel şehri, Rize ve Trabzon’da dört bayimizi ziyaret ettik. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Rize, bölgenin en karakteristik özelliklerini taşır. Rize, dik yamaçlı vadileri, doruklara ulaşılabilir dağları, buzul gölleri, zümrüt yeşili yaylaları, tarihi kemer köprüleri ve kaleleri, coşkun akan dereleriyle önemli bir turizm beldesidir. Doğuda Artvin, güneyde Erzurum ve Bayburt, batıda Trabzon ve kuzeyde Karadeniz ile sınırlı olan Rize, çok engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Rize’de yazları serin, kışları ılıman ve her mevsimi yağışlı bir iklim görülür. Türkiye’nin en çok yağış alan ili olan Rize’de yıllık toplam yağış miktarı 2 bin 300 mm’nin üzerindedir. Yağışlar her mevsime dengeli olarak dağılır. Bu nedenle Rize’de kurak mevsim yoktur. Rize’nin ekonomisi ve ticaretinde çay tarımının yeri önemlidir. Çay fabrikaları, bu fabrikaların yedek parçasını üreten, bakım ve onarımını yapan işletmeler, çay paketleme ve ambalaj fabrikaları, kereste fabrikaları, balık unu ve balık yağı fabrikaları gibi sanayi kuruluşları, Rize ekonomisinin temel taşlarıdır. İlin önemli geçim kaynakları tarım, hayvancılık, arıcılık ve balıkçılıktır. Rize’nin tarihi Rize ile ilgili ilk tarihi izler, Saka göçleri sırasında Aşağı Çoruh ve Rize-Batum arasındaki Kalaç adlı bir Türk boyunun yerleştiği dönemlere aittir. M.Ö. 323’te Büyük İskender’in ölümüyle imparatorluğun devamı niteliğinde olan Pontus, Koppodkida, Bithynia gibi krallıklar kurulur. Ancak Rize bu krallıklara bağlı olmadan varlığını sürdürür. M.S. 10-395 yılları arasında Roma, 395 yılından itibaren de Bizans hakimiyeti altında yer alır. 1080’de ise Selçukluların hakimiyetine girer. 1204 yılında Rize’yi de içine alan Trabzon Pontus Rum İmparatorluğu kurulur. 1461 yılında Trabzon’u fetheden Fatih Sultan Mehmet 1470 yılında Rize ve çevresini Türk egemenliği altına alır. Rize, 1877 yılında merkez sancağa bağlı bucak olur. Birinci Dünya Savaşı’nda Rusların işgaline uğrayan Rize, 2 Mart 1918’de bağımsızlığına kavuşur, 20 Nisan 1924 tarihinde de il olur. Yemyeşil yaylalar: Ayder ve Anzer Rize’nin güneyindeki Kaçkar Dağları ile yüksek dağların eteklerinde birbiriyle bağlantılı birçok güzel yayla vardır. Yaylalar yaz mevsiminde insanlarla dolup taşar. Bu yaylalardan en bilineni Ayder Yaylası’dır. Yayla turizmi için gerekli altyapıya sahip olan yayla, zengin flora ve faunasının yanı sıra kaplıcasıyla da bölgenin en çok tercih edilen tatil yerlerinden biridir. Ayder Yaylası’nda kaplıcaların da etkisiyle çok sayıda otel ve pansiyon yer alır. Yazın günübirlik ziyaretçilerle birlikte yaylanın nüfusu bin 500’den 3-5 bine çıkar. 1987’de Bakanlar Kurulu Kararı’yla turizm merkezi ilan edilen Ayder Termal Kaplıcası’nın 46 derece sıcaklıktaki suyunun, romatizmal hastalıklara, kronik bel ağrısı ve eklem hastalıklarına iyi geldiği bilinir. Anzer Yaylası balıyla ünlüdür. Dünya çapında tanınan Anzer balı, yaylanın 450-500 çeşit kır çiçeğinden damıtılır. Şifalı olmasıyla ünlenen balın, kanser, mide ve bağırsak hastalıklarına iyi geldiğine inanılır. 1991’de Bakanlar Kurulu Kararı’yla turizm merkezi ilan edilen Anzer Yaylası, zengin flora ve faunasıyla görülmeye değer bir bölgedir. Ayrıca, alternatif turizm etkinliklerinden trekking, yamaç paraşütü ve zirve tırmanışları için de uygundur. Rize’nin şelaleleri Rize’nin bir diğer doğal güzellikleri de şelaleleridir. Kaçkar Dağları Milli Parkı içindeki Palovit İZOCAM TEKİZ KOMBİ PANEL Eğimi yüzde 5’ten düşük sanayi yapıları, AVM’ler, depolar, spor salonları gibi hızlı montaj gerektiren ve geniş açıklıklara sahip yapıların çatılarının ısı, ses ve yangın yalıtımlı olarak örtülmesi amacıyla kullanılır. Şelalesi, 15 metre yüksekliğe sahiptir. Yöredeki şelaleler içinde en bol suya sahip olanıdır. Çayeli’ne 12 km uzaklıktaki, ilçenin içinden akan Şairler Deresi üzerinde bulunan Ağaran Şelalesi, gerçek bir tabiat harikasıdır. 92 metre yüksekliğe sahiptir. Çamlıhemşin ile Ayder Yaylası arasındaki Tar Deresi’nden vadiye birçok şelale akar. Bunların en uzunu Bulut Şelalesi’dir. Şelale, üç kademeli olarak yaklaşık 250 metre yükseklikten akar. miye adını veren İskender Cafer Paşa tarafından yaptırılır. Caminin duvarları moloz taşlarla örülüdür. Küçük Gülbahar Hatun Mahallesi’nde yer alan Küçük Gülbahar Hatun Camisi, 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim’in eşi Gülbahar Sultan’a atfedilir. Cami, harap olunca 1956’da biraz kuzeye kaydırılarak yeniden yaptırılır. Reşadiye Camisi ise, 1671’de inşa edilir. Cami yıktırılarak 1962’de yeniden yaptırılır. Taş köprüler Atatürk, 17 Eylül 1924 tarihinde Rize’yi ziyaret ettiği sırada Mataracı Mehmet Efendi’nin evinde misafir edilir. Mataracı Mehmet Efendi’nin evi daha sonra restore edilir ve müze olarak 1985’te ziyarete açılır. Üç kattan oluşan müzede, Atatürk’ün kaldığı oda ikinci katta yer alır. Bu katta Atatürk’e ait giysi ve eşyalar, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk fotoğrafları bulunur. Müzenin zemin katında, Rize il merkezinden toplanan kitabeler ve mezar taşları, birinci katta ise bazı ahşap oymalı mimari parçalar, dokuma araç gereçleri ve etnografik eserler sergilenir. Rize’nin, deniz seviyesinden 2 bin metre yükseklikte ve 50 km’lik bir mesafede yer alan coğrafyası dik yamaçları meydana getirir. Bu durum akarsuların denize hızlı bir akışla dökülerek derin vadiler açmalarına neden olur. Buna bağlı olarak dağlık arazide yaşayan yöre insanı, akarsu vadilerini geçip evlerine ulaşmak için köprüler inşa etmiştir. Bu nedenle Rize’de taş kemer köprü mimarisi gelişmiştir. Rize’nin en büyük ve en eski köprüsü, Fırtına Deresi üzerindeki kemerli taş köprü olan Şenyuva Köprüsü’dür. Fırtına Deresi üzerindeki bir diğer köprü olan Köprüköy Köprüsü'nün, 19. yüzyıl sonlarında Türk ustalarca yapıldığı bilinir. Kaleler Rize’nin tarihi yapılarından birisi olan Rize Kalesi, şehir merkezinin güneybatısında yer alır. İç Kale ve Aşağı Kale’den meydana gelir. Yoğun yerleşme nedeniyle Aşağı Kale tamamen yok olur, batı tarafındaki bazı sur parçaları ve kuleleri günümüze kalır. Rize Kalesi’nin ne zaman yapıldığıyla ilgili kesin bilgi yoktur. İç Kale’den daha sonra şehrin önemli bir kısmının korunması için Aşağı Kale’nin yapıldığı tahmin edilir. İç Kale, Doğu Roma İmparatoru 1. Justinianos zamanında (527-565) yeniden inşa edilir. Kale Osmanlı döneminde de onarımlar görür ve kullanılır. Fırtına Deresi’nin batı yamacında kurulan Zil Kalesi, Rize’nin en önemli tarihi eserlerinden biridir. 14. yüzyılda yapılan kalenin, inşa edildiği sarp kaya kütlesi denizden 750, dere yatağından ise yaklaşık 100 metre yüksekte yer alır. Camiler Rize’nin camileri bölgenin zengin halk mimarisinin etkisi altındadır. Rize’nin il merkezinde bulunan İskender Cafer Paşa Camisi Osmanlı klasik devrine aittir. Diğer camiler ise sonradan onarılmıştır. İskender Cafer Paşa Camisi, 1650’de ca- Rize Atatürk Müzesi Rize’de dağ ve doğa yürüyüşü Rize ve çevresi, Alp-Himalaya kıvrım kuşağı üzerinde yer alması nedeniyle çok zengin flora ve faunaya sahip olan dağ ve sıradağları barındırır. Bu nedenle Rize, dağ ve doğa yürüyüşüne elverişli bir yapıya sahiptir. Rize ve Hopa arasında yer alan, yıl boyunca gözlenebilen keskin buzulları, masmavi gölleri, yeşilin her tonuna sahip ormanları, coşkulu dereleri, bin bir çeşit bitkileri ve hayvanlarıyla doğal bir park görünümünde olan Kaçkar sıradağlarının en yüksek tepeleri Altıparmak (3480 m), Kavran (3932 m) ve Verçenik’tir (3710 m). Bu tepeler, dağ sporları (özellikle tırmanış) için çok elverişlidir. Güney rotasından çıkışı kolay olan Kaçkarları her yıl yüzlerce dağcı ziyaret eder. Tırmanış sırasında, eğer sis yoksa Doğu Karadeniz dağları izlenebi- lir. Kuzey rotasını ise daha çok deneyimli dağcılar tercih ederler. Müzik ve dans kültürü Rize halk müziği kemençe, tulum gibi çalgılar eşliğinde söylenen türkülerin etrafında şekillenir. Karadeniz türküleri kendine has özellikleriyle hemen fark edilir. Rize’de oynanan halk oyunları “horon” olarak adlandırılır. Daha çok tulum, kemençe eşliğinde oynanan horon, bazen de bir türkü eşliğinde müziksiz oynanabilir. Figürleri çeşitlilik gösteren horonlar, temelde Hemşin ve Rize horonları olarak iki gruba ayrılır. Hemşin horonları tulum, Rize horonları kemençe eşliğinde oynanır. Horon, kızlı erkekli el ele tutuşup bir halka oluşturularak oynanır. Halkanın ortasında tulumcu ya da kemençeci vardır. Horonda yapılan titreme, silkiniş, ürperme figürleri denizi, denizden çıkan balığın can çekişini temsil eder. Rize’nin zengin mutfağı Rize’de, bölgedeki tarım alanlarının darlığı ve iklim özellikleri nedeniyle sınırlı türde sebze (mısır, kara lahana, fasulye, kabak gibi) yetişir. Fasulye kavurması, turşu kavurma, pazı kavurması, pazı ve kara lahana dolması yörenin en yaygın sebze yemekleridir. Sebzenin dışında halk mutfağını şekillendiren iki önemli kaynak, deniz ve hayvansal ürünlerdir. Karadeniz denince akla ilk gelen besinlerden birisi “hamsi”dir. Başta hamsi olmak üzere, deniz ürünlerinin Rize mutfağında önemli bir yeri vardır. Hamsiyle, hamsili ekmek, hamsili pilav, hamsi çığırtası (pazı ve pırasayla yapılan hamsi yemeği), kiremitte hamsi ve hamsi köftesi gibi pek çok yemek yapılır. Rize’de yöresel yiyeceklerin temelinde genellikle mısır ve mısır unu bulunur. Mısır unundan yapılan mısır ekmeği sofraların vazgeçilmezidir. Mısır unu ayrıca hamsi yemeklerine, çorbalara ve diğer yemek çeşitlerine lezzet katar. Mısır unu, tereyağı ve peynirle yapılan mıhlama da yörenin önemli yemeklerindendir. “İzocam kalitesinden asla taviz vermiyor” Selam İnş. Mlz. Tic. Ltd. Şti. Sahibi Kenan Şişman: “1966 Rize doğumluyum. Dumlupınar Üniversitesi İşletme bölümünden mezunum. Ticaretle ortaokul yıllarında tanıştım. O yıllarda Selam Ticaret’te babamla birlikte inşaat malzemeleri satışı yapıyorduk. Üniversite bittikten sonra bir dönem muhasebecilik yaptım. Daha sonra baba mesleğine geri döndüm. Babam Selam Ticaret’i 1977’de ortaklarıyla birlikte kurdu. Ortaklar ayrıldıktan sonra babamla birlikte Selam İnşaat olarak faaliyetlerimizi sürdürdük. Babam bir süre önce çalışmayı bıraktı, işleri bana devretti. 12 yıldır nalbur sektörüne yönelik ürün satışı gerçekleştiriyoruz. Yalıtım, son dönemde revaçta olan bir sektör. Olmazsa olmazlar arasına girdi. Yalıtım ve dış cephe giydirmelerinde farklı markalardan verim alamayınca, ürününün arkasında duran ve fayda sağlayan ürünlere sahip olan bir şirketle çalışmamız gerektiğini düşündük. Bu nedenle de İzocam bayisi olmak istedik. Gerekli görüşmeleri ve altyapı çalışmalarını yaptıktan sonra bir buçuk yıl önce İzocam bayisi olduk. Açıkçası İzocam ürünlerinin güvenilir ve bilinir olması, tüketici tarafından ismiyle aranması, İzocam'ın ürün gamının geniş ve köklü bir firma olması bizi İzocam’a yöneltti. İzocam ürünleri binalardaki her türlü soruna çözüm üretiyor, beklentilere cevap veriyor. İzocam’a, Türkiye’ye bu kaliteyi yaşattığı için teşekkür ediyorum. İnsanlar yalıtımdan beklediği faydayı göremiyor, bu nedenle de mağdur oluyor. Ancak İzocam, kalitesinden asla taviz vermiyor. Ürünlerle ilgili standartlara uyuyor. Dolayısıyla hem ülke ekonomisine hem de halkın ekonomisine fayda sağlıyor. Rizeli tüketicilerin yalıtım bilinci çok yeni oluşuyor. Aslında bizim bölgemiz yalıtımın mutlaka yapılması gerektiği bir bölge. Ama bu konuda bilinç biraz geç oluştu diyebiliriz. Son dönemlerde firmaların yalıtım ürünlerine olan ihtiyacı ön plana çıkarmaları, enerji maliyetlerinin yükselmesi ve bilincin artması, yalıtıma olan ilgiyi arttırıyor. Rize’de yalıtım yok denecek kadar azdı. Artık tüketici bilinçlendi, doğrudan kendisi bize gelip talepte bulunuyor. Bunlar güzel gelişmeler.” 20 Yol Hikayeleri Trabzon Trabzon, Doğu Karadeniz bölgesinde yer alır. Güneyinde Gümüşhane ve Bayburt, batısında Giresun ve doğusunda Rize bulunur. Arazisinin yüzde 77’sini dağlar oluşturur. Yeraltı kaynakları açısından zengin olan Trabzon’da çok sayıda maden vardır. Şehir ayrıca ilkçağlardan beri ticaret merkezi konumundadır. Çin’den gelen İpek Yolu, Erzurum, Bayburt, Gümüşhane üzerinden Trabzon limanına ulaşıyordu. Bugün şehrin en önemli geçim kaynakları, tütün, fındık, mısır ve çay tarımı, balıkçılık ve keten dokumalar, kuyumculuk ve bakırcılık gibi geleneksel el sanatlarıdır. Trabzon’un kıyı kuşağı, dört mevsim ılıman ve yağışlıdır. Şehrin merkezinde ise yağış oranı daha düşüktür. Şehir, bitki örtüsü açısından çok zengindir. 760 binin üzerinde nüfusa sahip olan Trabzon, Karadeniz Bölgesi’nde Samsun’dan sonra nüfusu en fazla olan ikinci şehirdir. Tarihi Tarihçiler tarafından M.Ö. 2 binli yıllarda kurulduğu varsayılan Trabzon’dan söz eden ilk yazılı kaynak M.Ö. IV. yüzyılda yazılan Ksenophon’un “Anabasis” adlı eseridir. Trabzon, iskâna açıldığı tarihlerden itibaren Kimmerler, Persler, İskitler, Kıpçaklar, Halaçlar, Afşarlar ve Yazgurlar gibi Türk veya Türklerle akrabalığı olan toplulukların egemenliği altına girer. Bir dönem Pontus Krallığı’nın himayesi altına giren şehir, Romalılar döneminde “serbest şehir” statüsüne kavuşur. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma yani, Bizans İmparatorluğu’nun sınırları içinde kalır. Bizanslılar döneminde, şehirde imar faaliyetleri başlatılır, su kemerleri yaptırılır, surlar onarılır ve kiliseler restore edilir. Ancak İstanbul’un, Haçlı ordusu tarafından işgal edilmesi ve burada bir Latin devletinin kurulmasından sonra imparator I. Andronikos Komnenos’un İstanbul’dan kaçan torunları Alexios ve David tarafından, Gürcü kraliçesi Tamara’nın da yardımıyla 1204’te Komnenos Krallığı (Trabzon İmparatorluğu) kurulur ve bu Krallığın başkenti de Trabzon olur. 1461 yılında, bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından kuşatılan Trabzon, Türklerin egemenliği altına girer. Sumela (Meryem Ana) Manastırı Trabzon’un Maçka ilçesindeki Altındere Köyü sınırları içinde bulunan Sumela Manastırı, halk arasında “Meryem Ana” adıyla anılır. Meryem Ana adına kurulan manastır. Sumela ismini, siyah anlamına gelen “melas” sözcüğünden alır. Bu ismin kökeninde, Meryem tasvirinin siyah rengi yatar. Bizans İmparatoru 1. Theodosius zamanında (375-395) Atina’dan gelen iki rahip tarafından kurulan manastır, 6. yüzyılda İmparator Justinianus tarafından tamir ettirilir. Sumela Manastırı’nın 18. yüzyılda birçok bölümü yenilenir, 19. yüzyılda son şeklini alır ve en parlak dönemini yaşar. Trabzon’un 19161918 yılları arasında Ruslar tarafından işgali sırasında manastıra el konulur, 1923’ten sonra ise manastır tamamen boşaltılır. Trabzon’un camileri Ortahisar Fatih Camisi, 914 yılında “Meryem Kilisesi Chrysokephalos” adıyla kilise olarak kurulur. Zamanında şehrin baş kilisesi olarak kullanılır. Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethetmesiyle birlikte camiye çevrilir ve bitişiğine de Fatih Medresesi inşa edilir. Caminin mihrabı taştan yapılır ve süsleme bakımından zengindir. Yeni Cuma Cami, 14. yüzyılda kilise olarak inşa edilir. Trabzon’un fethinden sonra minare ilave edilerek camiye dönüştürülür. Trabzon’un Boztepe semtinde bulunan Ahi Evren Dede Camisi’nin, ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Cami, Abdülaziz döneminde tamir edilerek günümüze kadar ulaştırılır. Ayasofya Müzesi Günümüzde müze olarak kullanılan Ayasofya Müzesi, Trabzon İmparatorluğu döneminde (1238-1263) kilise olarak yaptırılır. Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethinden sonra pek çok yapı gibi camiye çevrilir. Ayasofya, yıllar boyunca Trabzon’a gelen seyyah ve araştırmacıların ilgisini çeker. 1. Dünya Savaşı yıllarında depo, hastane ve cami olarak kullanılan yapı, daha sonra restore edilerek 1964’te müze olarak ziyarete açılır. Müzede 1996’da Köy Evi sergisi açıldı. Serginin amacı, halk kültürüne ait değerlerin korunmasıdır. Sergi alanında yöresel yemeklerin sunumu da yapılır. Uzungöl Trabzon’un önemli turizm potansiyeline sahip yerlerinden olan Uzungöl, turistik pansiyonları, alabalık lokantaları, küçük otelleri ve doğal manzarasıyla az bulunur güzellikte bir gezi ve konaklama yeridir. Uzungöl’de, bir vadi içinden akan temiz, berrak suya sahip bir dere, dar ve uzun küçük bir göle dökülür, oradan taşarak “İzocam’ın marka gücü bizim için önemli” Aydınlar Ltd. Şti. Sahibi Muharrem Mecit Aydın: “1974 Trabzon doğumluyum. KTÜ Orman Fakültesi’nden mezun oldum. Aydınlar’ı 1976’da babam kurdu. O zaman şirketin adı Aydın Ticaret’ti. 2002’de şirketimizde ağabeyim Halil Aydın ile birlikte çalışmaya başladıktan sonra, şirketin adını Aydınlar Limited şirketi olarak değiştirdik. Yıllardır piyasanın içinde olduğumuzdan, piyasayı iyi okuduğumuzu düşünüyorum. Aydınlar olarak 1999’dan sonra yalıtım sektörüyle ilgili bayiliklere yöneldik. Ağırlıklı olarak su ve ısı yalıtımı üzerine çalışıyoruz. Yakın zamanda Varlıbaş AVM ve Belediye binasının su yalıtımını gerçekleştirdik. Aydınlar’ın haricinde yap-sat işlerini yürüttüğümüz bir şirketimiz daha var. Ağabeyim, bu yılın başından itibaren çalışmamaya, kendine zaman ayırmaya karar verdi. Babam da işlere müdahale etmiyor. Ağırlıklı olarak işleri ben yürütüyorum. 2009’da İzocam bayisi olduk. İzocam’ı, özellikle ürün grubu çok geniş ve marka gücü çok yüksek olduğu için tercih ettik. Trabzon halkı, markaya düşkündür. Bu anlamda İzocam’ın marka gücü bizim için önemliydi. İzocam gibi büyük firmalarla çalışmak, bizim gibi esnaflara güven verir. Müşterilerimiz bize geldiklerinde ‘İlle İzocam istiyoruz’ diyorlar. Bunun satışta bize büyük avantajı oluyor. İzocam’ın şartları ve bayileri koruma sistemi gayet güzel. Trabzon genelinde yoğun olarak İzocam-Weber mantolama sistemi tercih ediliyor.” akar ve Of kasabasından denize ulaşmak üzere Solaklı Deresi’ne katılır. Bu dere ve oluşturduğu göl, karaçam ve diğer Karadeniz dağ ağaçlarından oluşan ormanla çevrilidir. Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Uzungöl, çok zengin turistik potansiyele sahiptir. Uzungöl’ün çevresinde trekking, kuş gözlem, botanik amaçlı turların yanı sıra, daha yükseklerdeki dağların arasındaki göllere ya da yakınlardaki yaylalara geziler düzenleme olanağı da vardır. Uzungöl’e yaklaşık 10 ile 20 km mesafede dağların yüksekliklerinde yer alan 10 kadar küçük göl, yöredeki etkinlik zenginliğini arttırır. Trabzon’un yaylaları Trabzon’un da Rize gibi birbirinden güzel yaylaları vardır. Bunlardan birisi olan Akçaabat Yaylası, 1946 metre yüksekliktedir ve bol oksijenli olma özelliğiyle akciğer tedavisi gören hastaların tatil için tercih ettikleri bir yerdir. Yaylada oldukça zengin yaban hayatı da vardır. Aralık-Pazarcık Yaylası, çevresi ormanlarla kaplı yemyeşil bir yayladır. Bu nedenle de doğa yürüyüşü, bitki inceleme, dinlenme ve bisiklet turları yapma imkanı verir. Düzköy Yaylası ise, Temmuz ayının üçüncü haftası Kadırga ve 14 Ağustos’ta Karaabdal Şenlikleri’ne ev sahipliği yapar. Yayla’daki Haçkalı Baba Türbesi ziyaretçilerin ilgi gösterdiği bir yerdir. Doğal güzelliğinin yanı sıra tarihi özelliğiyle dikkat çeken bir diğer yayla Harmantepe Yaylası’dır. Yayla’da Birinci Dünya Savaşı’ndan kalma siperler ve şehit mezarları vardır. Her yıl 29 Haziran’da Harmantepe “Yarım asırdır İzocam ailesinin bir ferdi gibi oldum” Turgut Şahinkaya şirketi Sahibi Turgut Şahinkaya: “1939 Trabzon doğumluyum. Marmara Üniversitesi İktisat bölümünden mezun oldum. Askerliği bitirdikten sonra babamla birlikte inşaat demiri üzerinde çalışmaya başladım. 1964’te şirketi kurduk. O dönemde kardeşlerim de bizimle çalışıyordu ancak sonradan farklı işlere yöneldiler. Daha sonra şirketin faaliyet alanını değiştirerek sıhhi tesisat üzerine çalışmaya başladık. İzocam kurulduktan sonra İzocam yetkililerinden gelen talep üzerine İzocam bayisi olduk. Sanıyorum İzocam’ın en eski bayilerinden birisiyim. İzocam bayisi olduktan sonra diğer bayilikleri bıraktım. İzocam’ı ise bugüne kadar hiç bırakmadım. Yalnız İzocam ürünlerini satıyorum. Ticari ilişkilerimizin dışında dostluğumuz da yıllardır devam ediyor. Ben artık İzocam ailesinin bir ferdi gibi oldum. Yarım asırdır birlikte çalışıyoruz, bu az bir zaman değil. Ofisim Trabzon’un en iyi yerinde olduğu için elimden geldiğince İzocam ve ürünleriyle ilgili insanları bilgilendirmeye çalışıyorum. İzocam’ın yayınlarını ve eşantiyon ürünleri mimarlık öğrencileriyle paylaşıyorum. Bu işi öğrencilere iyi anlatmak gerektiğini düşünüyorum. İzocam’ın yıllardır sistemi fevkalade iyi işliyor. İzocam çok büyük ve iyi bir firma. İzocam ile şimdiye kadar hiçbir sorun yaşamadık. Bugüne kadar onlara katkım olduysa, bundan memnun olurum. Trabzonlu tüketiciler yalıtımla ilgili yeni yeni bilgilenmeye başladılar. Köylerdeki yazlık evlerde bile, özellikle çatılar yalıtılıyor.” Yaylası’nda anma günü düzenlenir. Yayladaki Cöşk Tepesi görülmeye değer yerlerdendir. Ayrıca Trabzon’un Çatma Obası Yaylası, Kadırga Yaylası, Lapazan Yaylası, Sisdağı Yaylası, Sultan Murat Yaylası gibi çok sayıda yaylaları vardır. Trabzon mutfağı Trabzon’da mısır çorbasının ayranlı ve yoğurtlu çeşitleri, lahana çorbası, etli lahana sarması, kara lahana yemeği, hamsili pilav, hamsili kaygana, kuymak, Akçaabat Köftesi, Trabzon Peynirlisi, Trabzon Burmalısı, laz böreği ve daha birçok yemek çeşidi vardır. Geleneksel yöre mutfağı, hamsiden yapılan yemeklerin çoğunlukta olduğu bir mutfaktır. Trabzon’un bir diğer lezzeti de kıymalı ve peynirlisi yapılan ünlü Trabzon Pidesi’dir. Pide, özellikle kış aylarında kahvaltıların değişmeyen yiyeceğidir. Taş fırında pişirilen Trabzon Ekmeği, uzun süre taze kalması ve büyüklüğüyle ünlüdür. “İzocam’la piyasada satışımızı arttırdık” Seis Ticaret Yapı Malzemeleri Sahibi Osman Seis: “1960 doğumluyum. 1971’de babamın yanında iş hayatına atıldım. Seis Ticaret’i babam 1971’de kurdu. İki yıl önce babam vefat etti. Şu anda iki oğlumla birlikte çalışıyorum. Büyük oğlum 27 yaşında, küçük oğlum lisede okuyor. Onları yanımda yetiştiriyorum. Çeşitli firmaların bayiliğini yürütüyoruz. Ordu, Rize ve Gümüşhane’de plastik, yalıtım ve seramik ürünlerinin toptan satışını gerçekleştiriyoruz. İki yıldır İzocam bayisiyiz. Üç yıldır İzocam ürünlerini satıyoruz. İzocam bayisi olmayı biz talep ettik. Trabzon’da marka ve kalite önemlidir. Yalıtım firmaları içinde en kaliteli malzemeyi İzocam ürettiği için İzocam’ı tercih ettik. İzocam, malzemeleri gerektiği şekilde üretiyor ve piyasaya sunuyor. Bu nedenle sattığımız hiçbir İzocam ürününe şikayet gelmeyeceğini biliyoruz. İzocam’la çalışmaktan çok memnunuz. İzocam bayisi olarak piyasada daha fazla satış potansiyeline ulaştık. İzocam’ın çok iyi bir çalışma sistemi var. Malzeme sevkiyatı, sipariş girişi gibi konularda çok ilerilerde olduklarını düşünüyorum. Trabzonlu tüketiciler mantolama yaptırmaya son üç yıldır başladılar ama hızlı bir yayılma söz konusu. İnsanlar bilinçlenmeye başladılar, özellikle kaliteli yalıtım malzemelerini tercih ediyorlar. Bir yalıtım ürünü alacakları zaman öncelikle internette araştırma yapıyorlar, daha sonra bize gelip ürün talep ediyorlar. Trabzon’da genellikle İzocam’ın çatı şiltesi ve tuğla arasında kullanılan camyünü ürünleri satılıyor.” 22 Röportaj Trabzon BEP’e hazırlanıyor Trabzon Belediye Başkan Yardımcısı Ergin Aydın, BEP Yönetmeliği’nin yararlarının birkaç yıl içinde görüleceğini, enerji maliyetinin azaltılacağını söylüyor. Trabzon’da özellikle yeni binalarda enerji verimliliğine yönelik çalışmalara başladıklarını belirten Aydın, eski binalarda da çalışmaları hızlandıracaklarını dile getiriyor. Trabzon Belediye Başkan Yardımcısı Ergin Aydın, Trabzon’da yeni binalarda BEP Yönetmeliği’nin uygulandığını, kentsel dönüşüm projesi kapsamı dışında kalan binalarda da çalışma yürüteceklerini söylüyor. Trabzon Belediyesi’nin imar uygulamalarında son derece hassas bir belediye olduğunu belirten Aydın, mesleki kuruluşlarla birlikte ortaklaşa çalışmalar yürüterek denetimler yaptıklarını ifade ediyor. Aydın, Türkiye’nin bütün Belediyeleri tarafından BEP’in hızla uygulanması gerektiğini, BEP Yönetmeliği yayınlandıktan sonra Trabzon’da mantolama uygulamalarının sayısının arttığını dile getiriyor. Trabzon Belediyesi’nin taşındığı yeni binanın akıllı bina özelliğini taşıdığını belirten Aydın, ısınma masraflarının çok azaldığını söylüyor. Trabzon Belediyesi olarak BEP Yönetmeliği’ni nasıl değerlendiriyorsunuz? BEP Yönetmeliği, geç kalmış bir yönetmelik. Ülkemizde bugüne kadar enerji tasarrufu sağlayacak adımların atılması gerekiyordu. Bu konuda gecikme yaşandı ancak nihayetinde adım atıldı. Yönetmeliğin, Türkiye’nin 81 ilinde Belediyeler tarafından hızlı bir şekilde uygulanması gerekiyor. Hatta Yönetmeliğin bölgesel bazda ele alınması önemli. Çünkü bölgeler farklı iklim şartlarına sahip olduğu için Yönetmelikte bazı noktaların ona göre düzenlenmesi gerekiyor. BEP, tasarruf etmeye yönelik ilk uygulama oldu. Yerel yönetimler tarafından devamının getirileceğini düşünüyorum. Trabzon Belediyesi olarak BEP ile ilgili ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz? Trabzon Belediyesi olarak, kanunun resmi gazetede yayınlandığı 2008 tarihinden beri, yeni binalarda enerji verimliliğini arıyoruz. Eski binalarla ilgili çalışmaları ise 2017 yılına kadar tamamlayacağız. Kentsel dönüşüm projesi kapsamında yıkılacak bölgeler belirlendikten sonra, kapsam dışında kalan binalardaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Eski binaların enerji tasarrufu açısından nasıl değerlendirileceğinin analiz edilmesi gerekiyor. Bizim görevimiz, hem bunların kontrolünü yapmak hem de yeni binalarda enerji verimliliğini sağlamaktır. Resmi ve kamuya ait binaların dışında, şahıs binalarının da enerji verimliliği sağlayacak noktaya getirilmesi gerekiyor. Trabzon Belediyesi, imar uygulamalarında son derece hassas bir belediye. Zemin araştırmalarından, Enerji Verimliliği Yasası’nın uygulanmasına kadar çeşitli konularda mesleki kuruluşlarla birlikte çalışmalar yürüterek sıkça denetimler gerçekleştiriyoruz. Trabzon Belediye Başkan Yardımcısı Ergin Aydın BEP tam anlamıyla uygulandığında nelerin değişeceğini düşünüyorsunuz? Türkiye ihtiyacı olan enerjinin önemli bölümünü ihraç ediyor. Yönetmelik tam olarak uygulandığı zaman dışarıdan alacağımız enerji maliyeti azalacak. Bu, 72 milyonluk nüfusumuzun bütçesine yansıyacak bir gelişmedir. Trabzon’da 2011’in başlarında doğalgaz kullanmaya başladık. Şu anda beş mahallede doğalgaz kullanılıyor, 2015’te şehrimizin tamamında doğalgaz olacak. Son yıllarda sayıları artan toplu konutlarda enerji verimliliği ön plana çıkarılıyor, nitelikli ve kaliteli binalar inşa edilmeye çalışılıyor. Birkaç yıl içinde halkımızın bunun olumlu sonuçlarını yaşayacağını düşünüyorum. Trabzon halkının BEP Yönetmeliği ve enerji verimliliğiyle ilgili bilinç düzeyi nedir? Halkın bilincini arttırmak için neler yapmak gerekir? Halkımız bu konuda çok bilinçli değil. Ancak BEP ile birlikte hızla mantolama yapılmaya başlandı. Bu konuda müteahhitler ve inşaat firmaları çalışmalar yürütüyor. Trabzon Belediyesi olarak biz halkı bilinçlendirme konusunda henüz bir çalışma yapmadık. Ancak her yıl Makine Mühendisleri Odası, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile birlikte halkı bilinçlendirmek için baca temizliği, kaliteli yakıt kullanma ve kazan yakma gibi konularda halkımıza eğitim veriyoruz. Enerji verimliliği konusunda halkı bilinçlendirmek için mesleki kuruluşlarla belediyelerin ortak çalışmalar yürütülebileceklerini düşünüyorum. Trabzon Belediyesi’nin yeni taşındığı binada enerji verimliliğini sağlamaya yönelik olarak neler yaptınız? Binanın yalıtımlı olmasının yararını görüyor musunuz? Binamız akıllı bina konseptinde inşa edildi. Bina enerji verimliliğine uygun olarak 2007’de projelendirildi ve iyi şekilde yalıtıldı. Ancak güneş enerjisinden yararlanamıyoruz. Elektrik üreten güneş panelleri Türkiye’ye yeni geldiği için ileride güneş enerjisi sisteminden de yararlanacağımızı düşünüyorum. Karadeniz Bölgesi nemin yüksek olduğu bir bölge. Trabzon’da sıcaklık 5 dereceyken, nemden dolayı sıcaklığı Ankara’nın -5 derecesi gibi hissediyoruz. Soğuk dönemlerde yalıtım sayesinde binada sorun yaşamıyoruz. Yalıtımsız binalara göre çok daha az ısınma masrafımız var. Bu anlamda çok daha kârlıyız. Ciddi anlamda enerji tasarruf ediyoruz. Yalıtım sektörünün genel durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektörün BEP’ten nasıl etkileneceğini düşünüyorsunuz? İnşaat mühendisiyim. 27 yıldır proje mühendisliği yapıyorum. Bugüne kadar yalıtımın halka tam olarak anlatılmadığını düşünüyorum. Üretici firmaların, bölge bayileri ve meslek kuruluşlarıyla, gerekirse Bakanlıklarla birlikte, BEP Yönetmeliği’ni daha fazla ön plana çıkartan adımlar atması gerekir. Çünkü üretici firmalar halkla daha çok iletişim kuruyor. Bence iyi anlatılabilirse halkımız hızla yalıtım yaptıracaktır. Trabzon’da 80’li, 90’lı yıllarda yapılan toplu konutların yalıtıldığını görüyorum. Bu çalışmaların hızlandırılması gerekiyor. Sokak Röportajı Eviniz yalıtımlı mı? Adı-Soyadı: Zülfiker Sümer Yaşı: 48 Mesleği: Eczacı “Su sorunu nedeniyle evimizi yalıttık” “10 daireden oluşan bir apartmanda oturuyorum. Binanın dış cephesinden dairelere su giriyordu. Bu nedenle apartmanımızı 2008’de mantolattık. Yalıtım uygulamasından sonra sorunumuz kalmadı. Yalıtım sayesinde doğalgaz faturamız da çok düştü. Yalıtımdan çok memnunuz.” Adı-Soyadı: Selma Uzcan Yaşı: 51 Mesleği: Ev Hanımı Adı-Soyadı: Hüseyin Pehlivan Yaşı: 34 Mesleği: Saatçi “Evlerimin yalıtımlı olmasından memnunum” “Evim yalıtımlı olduğundan kazançlıyım” “İki tane evimiz var. Birisi Kemerburgaz’da, diğeri Levent’te. İkisi de yalıtımlı. Ciddi anlamda ısı tasarrufu ediyoruz. Yalıtımdan memnunuz. Yazın Kemerburgaz’daki evimiz yalıtım sayesinde çok sıcak olmuyor. Levent’teki evimiz çok büyük olduğu halde kışın yüklü doğalgaz faturası ödemiyoruz.” “Evim yalıtımlı. Ev yeni olduğu için satın aldığımızda zaten yalıtımlıydı. Yalıtımın çok faydasını görüyoruz. Kışın soğuktan korunuyor, ısı tasarruf ediyoruz. Kışın en büyük derdimiz ısınmak. Yalıtım, bize büyük kazanç sağlıyor. Isı yalıtımının yanında ses yalıtımının da olması konforu arttırıyor.” Sokak röportajı bölümü için yine sokağa çıktık ve bu kez “Eviniz yalıtımlı mı? Yalıtım yaptırmayı düşünüyor musunuz?” diye sorduk. Evini yalıtıp memnuniyetini dile getirenler de, rutubet ve gürültüden rahatsız olup evini yalıtmak isteyenler de var. Adı-Soyadı: Mehmet Çilek Yaşı: 70 Mesleği: Emekli “Rutubet nedeniyle yalıtım yaptıracağız” “Bir apartmanın dördüncü katında oturuyorum. Evde rutubet var, evin içine gözyaşı gibi su akıyor. Bir an önce bu sorundan kurtulmak, apartmanın dış cephesini mantolatmak istiyoruz. Bunun için hazırlıklara başladık. Bizim yanımızdaki apartman mantolama yaptırdı. Çok faydasını gördüklerini söylüyorlar.” Adı-Soyadı: Serap Çörlü Yaşı: 35 Mesleği: Ev Hanımı “Gürültüyü önlemek için yalıtım şart” “Evimiz yalıtımlı değil. Apartmanın anlaşma durumunda yalıtım yaptırmak isteriz. Ev hava sıcakken çok sıcak, soğukken çok soğuk oluyor. Ayrıca komşularımızdan çok ses geliyor. Apartmanın alt katında spor salonu var. Bu nedenle eve çok ses geliyor. Yalıtım olsa bu sorunları yaşamayız. Bunun için yalıtım şart.” Adı-Soyadı: Şehmuz Ayaz Yaşı: 32 Mesleği: İşletmeci “Isı tasarrufu için yalıtım yaptırmak istiyorum” “Evimiz yalıtımlı değil. İleride geniş çaplı bir araştırma yapıp yalıtım yaptırmayı istiyorum. Çünkü ısı tasarrufu yapmamız gerekiyor. Ülkemizde enerji pahalı. Kışın ısınmak için çok para ödüyoruz. Isınmaya vereceğimiz parayı yalıtım için harcarsak, tasarruf etmiş oluruz diye düşünüyorum.” 24 Proje Yalıncak Konakları’nda İzocam ürünleri kullanıldı Trabzon’un batısında Yalıncak mevkiinde yapımı Kasım 2011’de tamamlanan Yalıncak Konakları, Ata İnşaat tarafından inşa edildi. 20 dönüm bir arazi içinde 29 villadan oluşan projede, açık yüzme havuzu ve spor alanları bulunuyor. Yaşanmaya başlanan Yalıncak Konakları’nda İzocam ürünleri kullanıldı. Dış cephede 6 bin metrekare, 4 ve 6 cm kalınlıklarında İzocam Foamboard tercih edildi. Ayrıca çatılarda 10 bin m2, 4 cm Taşyünü Teras Çatı Levhası ve döşemelerde 12 bin m2 İzocam Foamboard kullanıldı. Erguvan Konakları'ında İzocam imzası Trabzon’daki Erguvan Konakları’nın inşaatı 2011’de tamamlandı. Ekol İnşaat tarafından yapılan proje, toplam 7 bin metrekarelik alanda yer alan 7 adet villadan oluşuyor. Erguvan Konakları ayrıca açık yüzme havuzu ve etkinlik alanlarına sahip. Yaşamın başladığı Erguvan Konakları, İzocam’ın ürünleriyle yalıtıldı. Villaların mantolamasında 2 bin metrekare, 4 ve 6 cm kalınlıklarında İzocam Foamboard, çatılarda 2 bin 500 m2, 4 cm Taşyünü Teras Çatı Levhası ve döşemelerde 3 bin m2, 2 cm İzocam Foamboard tercih edildi. Mercedes Benz Kamyonet Fabrikası’nda İzocam tercih edildi Mercedes Benz Aksaray Kamyonet Fabrikası inşaatına Yeni Teknik Yapı tarafından 2011’de başlandı. Projesi Turgut Alton Mimarlık tarafından gerçekleştirilen fabrika binası 2012’de faaliyete geçti. Fabrika binasında İzocam ürünleri tercih edildi. Çatıda 20 bin metrekare dünya patenti İzocam’a ait olan 7,5 ve 10 cm PVC Membranlı Kombi Panel, cephede 7 bin metrekare, 7,5 cm SPD 1015 TİP 75 Taşyünü Cephe Paneli kullanıldı. Sew Eurodrive binasının çatı ve cephesi İzocam ile yalıtıldı Sew Eurodrive şirketinin Gebze TAYSAD Organize Sanayi Bölgesi’ndeki, yönetim ve imalat binasının inşaatı 2011’de tamamlandı. Çelik Yapı tarafından inşa edilen binanın çatısı ve cephesi İzocam ürünleriyle yalıtıldı. Çatıda 3 bin metrekare ÇK 90 Çatı Trapezi ve Taşyünü Teras Çatı Levhası, cephede ise 3 bin metrekare SPD 1015 TİP 75 Taşyünü Cephe Paneli, DK60/12 Kaset Profili ve OK 90 Sinüzodial Cephe Trapezi kullanıldı. 26 İzocam Kullananlar Trabzon’da inşa edilen Varlıbaş Atapark AVM, İzocam ürünleriyle yalıtıldı. AVM Genel Müdürü Adnan Gördüm, “Isı için yapılan uygulamalarda hiçbir sorun yaşamamamız, doğru malzeme ve düzgün işçilik birleştiğinde güzel sonuçlar alınacağının önemli bir göstergesidir” diyor. Trabzon’un prestijli AVM’si Varlıbaş Atapark’ta İzocam imzası Varlıbaş Atapark AVM, Trabzon’da şehrin merkezinde, eski Tekel binasının bulunduğu yerde hizmete açıldı. Varlıbaş Holding’in gayrimenkul geliştirme, inşaat ve müteahhitlik şirketi Varyap tarafından inşa edilen AVM’nin yapımına 2008’de başlandı. 2 Ekim 2010’da hizmete açılan AVM, Tekel binasının aslına sadık kalınarak projelendirildi. Ayrıca aynı arsa üzerinde Trabzon Belediye Hizmet Binası da inşa edildi. 52 bin m2 kapalı alana sahip olan Varlıbaş Atapark AVM, 8 katta, toplam 63 mağazadan oluşuyor. AVM’nin, 12 restoranın yer aldığı katlanabilir camlı mimariye sahip yemek bölümü, konuklarına Karadeniz’in de- niz ve doğa manzarası eşliğinde yemek yeme ayrıcalığı sunuyor. AVM, ayrıca çocukların keyifli zaman geçirmesi için Magic World isimli eğlence merkezini de bünyesinde barındırıyor. Varlıbaş Atapark AVM Genel Müdürü Adnan Gördüm, AVM ile Trabzon’un simgesi olmuş bütün değerleri bünyesinde barındıran bir marka vaadi sunduklarını söylüyor. AVM’nin Trabzon’la iç içe bir konumda olduğunu belirten Gördüm, insanların yaya olarak bile çok rahatlıkla ulaşabilecekleri, günlük koşuşturmaları arasında kısa sürede alışverişlerini yapıp dinlenebilecekleri bir ko- numda olduğunu dile getiriyor. Gördüm, AVM’de enerji verimliliği adına ciddi çalışmalar yaptıklarını, ısıtma ve soğutma harcamalarında ciddi tasarruf sağlandığını belirtiyor. AVM’nin dış cephe mantolamasında, boru ve kanal yalıtımlarında, çatı arası yalıtımında İzocam ürünleri tercih edildi. Trabzon’da Varlıbaş AVM projesi fikri nasıl ortaya çıktı? Projeden söz eder misiniz? Bugün Varlıbaş Atapark AVM’nin kurulu olduğu arsada, yaklaşık 50 yıllık bir Tekel tütün deposu vardı. Depo, kullanım dışı kaldıktan sonra arsasıyla birlikte Trabzon Belediyesi’ne devredildi. Trabzon Belediyesi de 2008 yılında kat karşılığı bir ihaleye çıktı. Bu ihale kapsamında, mevcut Tekel binasının yıkılarak aslına uygun şekilde tekrar inşa edilmesi, dış cephesinin tamamen aynı kalması koşuluyla yerine bir AVM yapılmasına ve AVM’nin yatırımcıya kalmak kaydıyla aynı arsa üzerinde Trabzon Belediye Hizmet Binası’nın inşa edilmesine karar verildi. Yani ihaleyi alan firma, Belediye Hizmet Binası karşılığı AVM binasının sahibi olacaktı. Trabzon Çaykaralı olan Varlıbaş ailesi, memleketlerine önemli bir istihdam sağlamanın heyecan ve hevesiyle, ağır maliyetine rağmen, bu işe talipli oldu ve ihaleyi aldı. Projenin inşaatına ne zaman başlandı? İnşaat süreciyle ilgili bilgi verir misiniz? 2008 yılında başlanan proje, aynı dönemde dünyada yaşanan ağır ekonomik krize ve buna paralel olarak ülkemizde de inşaat sektöründe yaşanan durağanlığa ve ciddi ekonomik risklere rağmen, planlandığı şekilde 2010 yılı Eylül ayında tamamlandı. AVM, 2 Ekim 2010’da kapılarını ziyaretçilere açtı. Varlıbaş Atapark AVM Genel Müdürü Adnan Gördüm 28 İzocam Kullananlar nema salonu ve gösterimdeki en son filmleri sinemaseverlere, eşsiz bir atmosferde izleme keyfini yaşatıyor. AVM’de Çocuk Kulübü ile çocuklara yönelik birçok etkinlik düzenleniyor. Trabzon’un simgesi Varlıbaş AVM’nin yönetimi ise, dünyanın en önde gelen uluslararası gayrimenkul yönetim şirketlerinden Jones Lang LaSalle tarafından yapılıyor. AVM’nin mimarı kim? Mimari özellikleriyle ilgili bilgi verir misiniz? Varlıbaş Atapark AVM’nin mimarı Ozan Öztepe, Trabzon Belediyesi’nin ihale öncesinde açtığı proje yarışmasında birinci oldu. Proje yarışması, Belediye Hizmet Binası ve AVM binasını kapsıyordu. Trabzon Atapark’taki arsa üzerinde mevcut bulunan Tekel Binası, dış cephesinde aslına sadık kalmak kaydıyla AVM olarak projelendirildi. Aynı parsel üzerinde ayrı bir kütle olarak son derece modern bir belediye hizmet binası tasarlandı. Varlıbaş AVM’nin Trabzon’daki benzer AVM’lerden farkı nedir? Varlıbaş AVM, Trabzon’daki diğer AVM’lerden farklı olarak, şehrin tam merkezinde yaşayan Trabzon’la iç içe bir konumdadır. Haritadan kuşbakışı bakıldığında, Trabzon’un en merkezi bölgesinde, insanların yaya olarak bile çok rahatlıkla ulaşabilecekleri, günlük koşuşturmaları arasında kısa sürede alışverişlerini yapıp dinlenebilecekleri bir konumdadır. AVM’nin özellikleriyle ilgili bilgi verir misiniz? Alışveriş merkezimiz 52 bin m2 kapalı alana, 21 bin 350 m2 ticari alana sahip. 3 bodrum, 5 normal kat olmak üzere, toplam 8 kat olarak inşa edildi. AVM’nin bünyesinde 63 mağaza ve 8 stant yer alıyor. AVM, ayrıca 650 araç kapasiteli açık ve kapalı otopark, 10 salon ve bin 46 koltuk kapasitesiyle sinema salonu, 2 bin 170 m2 market alanı, bin 396 m2 yapı market, 762 m2 elektro market ve 762 m2 Magic World isimli eğlence merkezine sahip. AVM’nin bin 150 sandalye kapasiteli 12 restoranın yer aldığı Food Court, yani yemek bölümüyle teras katı bulunuyor. Food Court’un katlanabilir camlı mimarisi ve özel dekorlu oturma alanları sayesinde Trabzon Varlıbaş AVM, konuklarına Karadeniz’in eşsiz deniz ve doğa manzarası eşliğinde yemek yeme ayrıcalığı sunuyor. AVM’ler sadece alışveriş değil, aynı zamanda bir yaşam sunuyor. Varlıbaş AVM Trabzonlulara nasıl bir yaşam vaat ediyor? Alışverişin yanı sıra eğlence, lezzet alanları, ayrıca sosyal misyonuyla müşterilerinin hayatlarına değer katan, her türlü ihtiyaca cevap veren ulusal ve uluslararası markaların yanı sıra Trabzon’un simgesi olmuş bütün değerleri bünyesinde bulunduran bir marka vaadi sunuyoruz. Sineması, çocuk oyun alanları ve 5D simülasyon makineleriyle Karadeniz’in yeni eğlence merkezi olan Varlıbaş AVM, içinde 3D özelliği olan 10 si- AVM’ler enerjinin en fazla kullanıldığı yapılar arasında yer alıyor. AVM’de enerji verimliliğini sağlamak için özel olarak yaptığınız uygulamalar var mı? Bu uygulamalar neler? AVM’de enerji verimliliği adına ciddi çalışmalar yaptık. Yağmur sularını toplayan ve bu suyu filtre edip tuvalet sifonlarına gönderen bir yeraltı deposu inşa ettik. Ayrıca WC’lerde fotoselli batarya kullanarak gereksiz su kul- ısı kayıp ve kazançları en aza indirildi. Böylece ısıtma ve soğutma harcamalarında ciddi tasarruf sağlandı. lanımının önüne geçtik. Aydınlatma sistemimizde LED teknolojisine olabildiğince yer verdik. LED aydınlatmada enerji tüketimi çok daha düşük ve LED cihazların kullanım ömrü klasik aydınlatmalara göre çok daha uzun oluyor. AVM’nin dış cephesinde 20 cm’lik gazbeton kullanıldı ve bunun üzerine İzocam Foamboard ile mantolama yapılarak Taşyünü, teras yalıtımında 6 bin m2 XPS ürünlerini kullandık. İnşaat sektöründe yalıtımın öneminden söz eder misiniz? Şirket olarak sizin Varlıbaş AVM’de neden İzocam ürünlerini yalıtıma yaklaşımınız nasıl? tercih ettiniz? Varyap gerçekleştirdiği bütün proEnerji kaynaklarının savaşlara bile jelerde ısı ve su yalıtımı adına sebep olduğu günümüz dünyaalınması gereken önlemler sında, binaların enerji verimlikonusunda ciddi hassaliği açısından projelendirilsiyet gösteriyor. İzocam mesinden yapımına kaürünleri de bu çalışmadar ki her aşamada, gelarımızda güvenerek rek malzeme, ekipman kullandığımız önemli seçimi ve gerekse uyİZOCAM İZOPLAN malzeme kalemlerigulama açısından çok PVC ve TPO esaslı İzocam mizdendir. AVM ve hassas ve özenli çalışİzoplan, yalıtım membranlarının farklı uygulama alanlarına hitap Belediye Binası kullamalar yapılması gerekir. ediyor. Temel, bahçe ve teras nılmaya başlandığından Tamamlanmış bir tesiste çatı uygulamalarında kullanılıyor. beri, ısı yalıtımı için yapımevcut yalıtımın onarılması lan uygulamalarda hiçbir ya da ilave yalıtım çalışmaları sorun yaşamamamız, doğru yapılması, çok daha maliyetli ve malzeme ve düzgün işçilik birleştiuygulama açısından çok daha zahğinde güzel sonuçlar alınacağının önemli bir metli olur. Yalıtıma harcanan para, tesisin göstergesidir. kullanımı aşamasında kısa sürede yapılan tasarrufla geri kazanılır ve ayrıca yalıtım, tesisin kullanım konforunu artırır. Son yıllarda ülkeAVM’nin yalıtımında hangi İzocam mizde, hem ihale usulü yapılan kamu binalaürünlerini, nerelerde, ne kadar rında hem de özel sektörün kendi sermayekullandınız? siyle yaptığı binalarda giderek yalıtım bilinciAtapark projemizde, AVM’nin dış cephe nin artması ve bu konuda dünya standartlarımantolamasında 4 bin 500 m2 İzocam XPS, nın yakalanması sevindiricidir. En ucuz enerboru ve kanal yalıtımlarında Camyünü jinin tasarruf edilen enerji olduğu gerçeğini Prefabrik Folyo Kaplı Boru, çatı arası yalıtıunutmamamız ve ülke kaynaklarımızı gerekmında, Belediye binasının alüminyum+cam sizce, cömertçe tüketmememiz gerekir. giydirme cephe arkasında 5 bin m2 30 Kişisel Gelişim Hafızanızı güçlendirin, unutkan olmayın! Çağın hastalığı olarak değerlendirilen unutkanlığı azaltmak ve hafızayı güçlendirmek için stresten uzak durmak gerekiyor. Ayrıca beslenmeye özen göstermek, egzersiz yapmak, yeterli uyumak, okumak ve yeni bilgiler öğrenmek de önemli. Pek çoğumuzun sorunu olan unutkanlığın pek çok nedeni var. Hepsinin ötesinde beynin yapısından kaynaklanan bazı özellikler bizi belli bir yaştan sonra unutkan yapıyor. Beynimizde yaklaşık 100 milyar nöron bulunuyor. Her bir beyin hücresi 15 bin beyin hücresiyle bağlantı kuruyor. Beyin gelişimi ortalama 18-20 yaşa kadar beyin hücrelerinin sayısının artmasıyla ve hücreler arasında bağlantı kurulmasıyla gerçekleşiyor. 20’li yaşlara kadar çok hızlı öğrenir ve öğrendiklerimizi kolay unutmayız. 20’li yaşlardan sonra beynimiz sadece var olan beyin hücreleri arasındaki bağlantıları arttırarak gelişir ve beyin hücreleri yavaş yavaş ölmeye başlar. Bir süre sonra beyin yeni bir bilgi öğrenirken, kullanılmayan bazı bilgileri siler. Dolayısıyla doğal bir unutma süreci yaşarız. Bunun yanında stres, iş yoğunluğu, özel hayatta yaşanan boşanma ve ölüm gibi olumsuzluklar, yanlış beslenme, uykusuzluk, uzun süreli bilgisayar kullanma ve televizyon izleme gibi nedenler de hafızayı olumsuz etkiliyor. Bazı hastalıklarda kullanılan ilaçlar, beyin tümörü, beyin damar tıkanıklığı, tiroit hastalığı, depresyon, kansızlık, vitamin eksikliği, aşırı alkol tüketimi de unutkanlığın nedenleri arasında yer alıyor. Hafızanızı güçlendirmek için bunları yapın Unutkanlıktan olabildiğince az etkilenmek ve hafızanızı güçlendirmek için uzmanların tavsiyelerine kulak verin: Stresi azaltın: Araştırmalar sürekli stres altında olan ve olumsuz düşünen kişilerin hafıza sorunu yaşama oranlarının, stres altında olmayan, sakin kişilere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Hafızayı güçlendirmenin en iyi yolu stresi azaltmak. Bunun için iş hayatında iş yükünü azaltmak ve işlerin bir kısmını delege etmekte yarar var. Yeterli uyuyun: Hayatımızda çok önemli yeri olan uykunun hafızayı güçlendirme gibi bir etkisi de var. Kaliteli uyku, beynin yeni öğrenilen bilgileri pekiştirmesini sağlar. Uyku ihtiyacı yaşa ve kişiye göre değişmekle birlikte, her gün ortalama 8 saatlik kesintisiz uyumak gerekiyor. Sebze-meyve tüketin: Araştırmalar sebze ve meyve ağırlıklı beslenen kişilerin beyin fonksiyonlarının daha iyi çalıştığını gösteriyor. Özellikle içinde beyin güçlendirici özler bulunan Brüksel lahanası, brokoli ve beyaz lahana sebzeleriyle, parlak renkli kırmızı elma, patlıcan ve üzüm gibi meyvelerle orman meyvelerinin tüketilmesi tavsiye ediliyor. Okuyun ve okuduklarınızı tartışın: Okumak beyni geliştiriyor. Aynı zamanda okunanlar üzerinde tartışmak, kitaptaki mesajları çözümlemek de hafızayı güçlendiriyor. Egzersiz yapın: Egzersiz yapmak, beyindeki kan dolaşımını hızlandırıyor, beyin gücünü destekliyor, beyin hücreleri arasında bağlantı kurulmasını destekliyor. Bunun için yürüyüş ve yoga gibi egzersizleri yapabilirsiniz. Yeni bilgiler öğrenin: Yeni öğrenilen her yeni bilgi hafıza egzersizidir. Yeni hobiler, araştırma alanları, şiirler, diller öğrenmek hafızayı güçlendirir. Alıştırma yapın: Beyninizin kullanmadığınız diğer yarısını harekete geçirmek için sağ elinizi kullanıyorsanız sol elinizi kullanmaya çalışın. Bir diğer alıştırmayı da duyularınızla yapabilirsiniz. Bütün duyularınızı harekete geçirmek için çevrenizdeki kokuları hissedin, evinizde gözlerinizi kapatıp bir yere ulaşmaya çalışın, dışarıda duyduğunuz sesleri ayırt etmeye çalışın. Böylece duyular alışılmışın dışında kullanılır ve beyin hücreleri arasında bağlantı kurularak beyin kapasitesi arttırılır. Sosyal ilişkilerinizi arttırın: İnsanlarla daha fazla iletişim kurun. Aile ve arkadaşlık bağlarınızı güçlendirin, sosyal faaliyetleri arttırın. Sosyal ilişkiler zihinsel egzersizleri arttırır, ilerleyen yaşlarda beyin fonksiyonlarının bozulmasını önler. 32
Benzer belgeler
Enerji` Bakış
etti. Hareketli bir yılı geride bıraktıklarını belirten Bulut, konuşmasının sonunda bayilere: “Bayrak yarışımız hızlanarak devam ediyor. İzocam ailesi, aramıza katılan yeni bayilerle büyüyor. Bunda...