Enerji` Bakış
Transkript
Enerji` Bakış
Diyalog iZOCAM Enerji verimlili¤ine “Enerji’ Bakıfl” Temmuz Ağustos Eylül 2011 “Enerji’ Bakış” bir hayaldi, gerçek oldu, Profil Durumu’na Kristal Elma’dan büyük ödül, Proje sanatsal açıdan amacına ulaştı, Marmara’dan Batı Karadeniz’e yolculuk, Türkiye’nin tamamı çelikten üretilen ilk binası İzocam ile yalıtıldı Temmuz - Ağustos - Eylül 2011 İZOCAM Diyalog İzocam Yayın Organı içindekiler Yayın türü Yerel, süreli, üç aylık dergi İzocam Adına İmtiyaz Sahibi s. 04 Enerji’ Bakış “Enerji’ Bakış” bir hayaldi, gerçek oldu A. Nuri Bulut Yayın Sorumlusu İpek Seyhan İzocam’dan Haberler s. 06 Profil Durumu’na Kristal Elma’dan büyük ödül s. 08 Enerji’ Bakış “Proje sanatsal açıdan amacına ulaştı” s. 16 İzocam’dan Haberler Terratherm-manto web sitesi açıldı s. 18 Yol Hikayeleri Marmara’dan Batı Karadeniz’e yolculuk s. 24 Röportaj Sorunlar bilinçlenerek aşılacak Yayın Kurulu Fatih Öktem, İpek Seyhan, Volkan Biçer, Betül Kılıç Danışman Dr. Kemal Gani Bayraktar Editör Demet Şeker Akgüneş Grafik Tasarım Emre Alptekin Kadir Kaymakçı Yazışma Adresi İzocam Tic. ve San. A.Ş. Dilovası Organize Sanayi Bölgesi, 1. Kısım Dicle Caddesi No: 8 Dilovası/Kocaeli Tel: (0 262) 754 63 90 Faks: (0 262) 754 61 62 [email protected] Yapım Konak Medya Selahattin Pınar Cad. Cemal Sahir Sok. Polat İş Merkezi No: 29 Kat: 4-5 D: 45 Mecidiyeköy / İstanbul Tel: 0 212 216 97 00 www.konakmedya.com Renk Ayrımı ve Baskı s. 28 s. 30 İzocam Kullananlar Türkiye’nin tamamı çelikten üretilen ilk binası İzocam ile yalıtıldı Kişisel Gelişim Başarılı sunum için tekniği öğrenin Scala Basım Yayım Tanıtım San. ve Tic. Ltd. Şti. Yeşilce Mah. Girne Cad. Dalgıç Sokak. No:3 4. Levent / İstanbul Tel: (0212) 281 62 00 Faks: (0212) 269 07 34 04 08 18 28 Başlarken Enerji verimliliğine sanatsal yaklaşım: Enerji’ Bakış Dergimizin Temmuz-Ağustos-Eylül sayısında, İFSAK ile birlikte imza attığımız “Enerji’ Bakış” projesini ele aldık. Projede emeği geçenlerle yaptığımız röportajları keyifle okuyacağınızı umuyorum. İ zocam ailesi olarak, yoğun bir yaz dönemi geçirdik. Dergimizin bir önceki sayısında duyurduğumuz gibi İFSAK ile birlikte enerji verimliliğine dikkat çekmek için “Enerji’ Bakış” projesini hayata geçirdik. Çok sayıda ünlü ismin ve sanatçının yer aldığı serginin açılışını, 25 Mayıs’ta İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde gerçekleştirdik. Sergide emeği geçen değerli sanatçıların ve sanatseverlerin sergiye yoğun katılımı oldu. Sergi açılışının gerçekleştiği gün www.enerjikbakis.com web sitemiz de yayın hayatına başladı. Tasarım ve içerik açısından oldukça zengin ve keyifli bir site oldu. “Enerji’ Bakış”, geniş ve kapsamlı bir proje. 1 yıl süren proje hazırlıklarını, İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Tanju Akleman ve ekibiyle, Sergi Küratörü Yalçın Savuran yürüttü. Yoğun emeklerle oluşturulan sergide, fotoğrafları esas alarak farklı disiplinlerden kişilerle birlikte enerjiye sanatsal açıdan yaklaşmayı hedefledik. İstedik ki, toplumda önemli yeri olan sanatçılarımızın bakış açısıyla, tüm dünyayı ilgilendiren “enerji verimliliği” konusunu ele alalım. Projeye katkıda bulunan birbirinden değerli sanatçılar, enerji verimliliğiyle ilgili fotoğraflardan yola çıkarak çeşitli edebi metinler yazdılar, karikatüristler de çizgileriyle konuya farklı açıdan yaklaştılar. Proje kapsamında, yönetmen Rıza Kıraç tarafından “Aşkolsun Murat” isimli, kısa bir film çekildi. Sergi açılışının olduğu gün sanatseverlere izlettiğimiz film, izleyenlerin yüzünde tebessüm yarattı. Yine proje kapsamında, İllüstratör Anıl Tortop tarafından “Zerre” isimli bir animasyon film hazırlandı. Animasyon film de, kısa film gibi izleyenleri eğlendirdi, aynı zamanda onlara önemli mesajlar verdi. Projede, sanatın ayrılmaz parçası olan müziğe yer vermemek olmazdı. Bunun için genç müzik grubu Teneke Trampet ve müziğe yıllarını vermiş bir isim Özkan Samioğlu “enerji”nin kendilerine çağrıştırdıklarından yola çıkarak besteledikleri parçalarla projemize katkıda bulundular. Tüm bu çalışmaların sonunda, hepimizi mutlu eden, 100’den fazla fotoğraf ve o fotoğraflardan yola çıkarak yazılmış metinler ve karikatürlerle birlikte, projeye özel hazırlanan iki beste, bir kısa film ve bir animasyon film ortaya çıktı. Bu faaliyetlerimizin devamı olarak, İzocam Diyalog dergimizin bu sayısında “Enerji’ Bakış” projesini ele aldık. Konuyla ilgili İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Tanju Akleman ve Sergi Küratörü, Akademisyen ve Fotoğrafçı Yalçın Savuran ile röportaj yaptık. Ayrıca projeye katkıda bulunan kişilerle kısa söyleşiler gerçekleştirdik. Sunay Akın, Gülsen Tuncer Ayça, Engin Ayça, Oğuzhan Akay, Hande Öğüt, Ersin Alok, İzzet Keribar, Timurtaş Onan, Anıl Tortop, Canol Kocagöz, Varol Yaşaroğlu, Özkan Samioğlu ve Teneke Trampet’e, projeyle ilgili görüş bildirdikleri için teşekkürlerimi iletmek isterim. Ayrıca sergide emeği geçen diğer sanatçılarımıza da teşekkürü bir borç bilirim. Dergimizin içeriği “Enerji’ Bakış” projesiyle sınırlı değil elbette... Yaklaşık 1 yıl önce başlattığımız “Profil Durumu” isimli projemiz, bu yılki 23. Kristal Elma Türkiye Reklam Ödülleri’nde, “Dijital Dalda” büyük ödülü aldı. Proje, ayrıca “En İyi Viral Video” ve “En İyi Sosyal Medya-Ürün” ödüllerinin de sahibi oldu. Projenin bu başarısı, İzocam ailesi olarak hepimizi çok mutlu etti ve onurlandırdı. Projede emeği geçen Kompüter firmasının yetkililerine, İzocam’a bu değerli ödülü kazandırdıkları için teşekkür ediyorum. “Profil Durumu” dışındaki sosyal mecradaki faaliyetlerimize de devam ediyoruz. Bildiğiniz gibi, Facebook ve Twitter kullanıcı sayısı her geçen gün artıyor. İzocam olarak, Eylül ayı itibarıyla Facebook ve Twitter’da resmi sayfalarımızı açarak bu mecrada da yerimizi aldık. Bundan böyle sosyal medya kullanıcı ve takipçileriyle bu sayfalarda buluşacağız. Sayfalarımızda, bir taraftan İzocam, ürünleri ve sektörle ilgili bilgileri paylaşacağız, diğer taraftan kullanıcıların İzocam ve ürünleriyle ilgili görüşlerini öğreneceğiz. Hepinizi Facebook ve Twitter sayfalarımıza bekliyoruz. Bir diğer yeniliğimiz de, Weber ile işbirliğinde hazırladığımız www.terrathermmanto.com.tr sitesi... 2003 yılından beri Weber ile birlikte terratherm-manto sıvalı dış cephe yalıtım sistemlerini sunuyoruz. Bu sistem, binaya sağladığı pek çok yararla, uzun ömürlü ve güvenli binalar yaratıyor. Web sitesi, modern ve kullanıcı-dostu tasarımının yanı sıra kullanıcılara zengin bir içerik de sağlıyor. Hem profesyonellerin hem de son kullanıcıların ilgi ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak tasarlanan web sitesinde; teknik bilgiler, uygulama detayları, yalıtım malzemeleri, kalınlık önerileri, yönetmelikler, şartnameler gibi pek çok konuda detaylı bilgi yer alıyor. Bütün bu konuların ayrıntılarını ve daha fazlasını İzocam Diyalog Dergimizin sayfaları arasında bulabilirsiniz. “Enerji’ Bakış” projesi ile ilgili röportajlar ve değerli sanatçılarımızın projeyle ilgili görüşleri yanında, bu sayımızda Sakarya Erenler Belediyesi Ruhsat Bölümü Sorumlusu Suat Uygun ile Sakarya’daki BEP uygulamaları hakkında söyleşimizi, “Yol Hikayeleri” bölümünde ise, Bolu, Kocaeli ve Sakarya’daki dört bayimizle yaptığımız röportajları bulacaksınız. Enerji’ ve Konforlu günler dilerim. Sevgi ve Saygılarımla, A. Nuri Bulut Genel Müdür 04 Enerji’ Bakış “Enerji’ Bakış” bir hayaldi, gerçek oldu İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Tanju Akleman, İzocam ile birlikte gerçekleştirdikleri “Enerji’ Bakış” projesinin, İFSAK olarak bugüne kadar yer aldıkları en büyük proje olduğunu söylüyor. Akleman, “İzocam ile birlikte çalışmak bizim için çok önemli... Enerji’ Bakış, sonraki çalışmalar için de bize yol gösterecek bir proje...” diyor. İzocam’ın İFSAK ile işbirliğinde düzenlediği “Enerji’ Bakış” Sergisi, İFSAK’ın ardından, farklı illerde sergilenmeye hazırlanıyor. Enerji verimliliği konusuna sanatsal olarak yaklaşan ve çok sayıda sanatçıyı bir araya getiren sergide, 100’den fazla fotoğraf ve o fotoğraflardan yola çıkılarak yazılmış metinler, çizilmiş karikatürler yer alıyor. Ayrıca projeye bir kısa film, çizgi film ve müzikler eşlik ediyor. Yaklaşık bir yıl üzerinde çalışılan serginin, zorlu hazırlık sürecini İFSAK ekibi yürüttü. İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Tanju Akleman, projenin hayalindeki proje olduğunu, İzocam ile proje fikrini paylaştıktan sonra, projeye sıcak yaklaşıldığını, hemen ardından da hazırlıklara başladıklarını belirtiyor. İFSAK olarak pek çok kişiyle ile- tişim halinde oldukları için projeye katılacak kişileri belirlerken zorlanmadıklarını belirten Akleman, fotoğrafçıların dışındaki kişilerin de fotoğraf çekmelerini sağladıklarını ifade ediyor. Akleman, sergiyle ilgili çok olumlu geri dönüşler aldıklarını söylüyor ve ekliyor: “Enerji verimliliği, çok önemli bir konu... Bu konuda çeşitli konferanslar düzenleniyor, yazılar yazılıyor, akademik çalışmalar yapılıyor. Bu konunun sergide insanlara, sanatla anlatılmasının yararlı olduğunu düşünüyorum. Sanatın bu işte yer alması, konuya farklı bir boyut kazandırıyor.” Yalıtımın, enerji verimliliğinin en önemli parçalarından olduğunu söyleyen Akleman, İzocam’ın bu konuya eskiden beri hassasiyetle yaklaştığını dile getiriyor. İFSAK ile İzocam “Enerji’ Bakış” projesinde nasıl bir araya geldi? İzocam ile 2009’un yaz aylarında bir araya geldik ve fotoğrafla ilgili neler yapabileceğimizi konuştuk. İzocam ekibi, enerji verimliliğiyle ilgili yarışma düzenlemeyi önerdi. Benim hayalimde, bu konuyla ilgili çekilecek fotoğraflar üzerine; fotoğrafçı, yazar, müzisyen ve oyuncuların yazı yazması ve karikatür çizmesi vardı. İzocam, bu konuya sıcak yaklaştı ve yaklaşık bir yıl neler yapabileceğimizi konuştuk. Sonunda hem serginin oluşturulmasına hem de müzik ve kısa filmin hazırlanmasına karar verildi. 2010’un bahar aylarında projeyi hayata geçirmek üzere çalışmaya başladık. İFSAK olarak sergiye ne gibi katkılarda bulundunuz? Öncelikle kendi içimizde projeyi yürütecek bir ekip oluşturduk. Yazıların yazılması için önce fotoğrafların hazırlanması gerekiyordu. Fotoğrafları isterken, yazı yazacak kişilerle de görüşmeye başladık. Bu süreç, bizim için zorlu bir süreçti. Çünkü çok sayıda kişiyle iletişim kurduk. Bu kişiler arasında çok önemli isimler vardı. Bu isimlerin bazıları projede yer aldı, bazılarıysa işlerinin yoğunluğu nedeniyle yer alamadı. Ama hepsi projeyi çok sıcak karşıladı. Çünkü enerji verimliliği gibi önemli bir konuya dikkat çekiyorduk. Sanatçı duyarlılığında bu tür geleceğe yönelik konular önem taşır. Fotoğraf ve yazı çalışmaları devam ederken, kısa film ve müzik çalışmaları başladı. İFSAK’ın Kısa Film Yarışması’na canlandırma bir filmle katılan Anıl Tortop, projede yer almayı kabul etti ve çok sevimli bir canlandırma film yarattı. Sergideki fotoğrafçı ve sanatçıları nasıl seçtiniz? İFSAK olarak pek çok kişiyle iletişimimiz vardı. Özellikle işin fotoğraf kısmı bizim için daha kolaydı. Ancak fotoğrafçıların dışındaki kişilerin de, fotoğraf çekmesini istedik. Müzisyen Feridun Düzağaç, sinema yönetmenleri Tayfun Pirselioğlu ve Türkan Derya, mimar Aras Neftçi gibi isimler de fotoğraflarıyla projede yer aldılar. Metin kısmında da ünlü isimler yer aldı. İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Tanju Akleman Fotoğraflar projeye özel mi çekildi? Fotoğrafların bir kısmı projeye özel çekildi. Ancak bazıları fotoğrafçıların konuya uygun olan fotoğrafları arasından seçildi. Enerji’ Bakış İFSAK’ta sergilendi Sizin de sergide fotoğrafınız var. Fotoğrafınızla ne anlatmak istediniz? Fotoğrafla, enerjinin iletim sırasında toprağa ve havaya karıştığını, kayıplarımızın çok fazla olduğunu anlatmaya çalıştım. Projede yer alan fotoğrafımı daha önce çekmiştim. Yüksek gerilim direklerinden yola çıkarak, var olan fotoğraf üzerinde çeşitli değişiklikler yaparak fotoğrafı oluşturdum. İzocam ile çalışmak bizim için önemli Sergideki fotoğraf ve yazıların ortak noktası nedir? Enerji bir taraftan üretiliyor, diğer taraftan tüketiliyor. Ancak her aşamada da kayıplar oluyor. Bunu bir bütün olarak düşünebiliriz. Projeye katılan herkes, bu bütünün bir noktası üzerinde durarak, dünyadaki kaynakların kullanımı konusunda fotoğraf çekti, yazı yazdı. Bunun yanında su problemine de değinildi. Dünyadaki en önemli kaynaklar, enerji ve su... Enerji ve suyun doğaya ve geleceğe etkisi çok önemli... Eserler bu konular üzerinde oluşturuldu. Sergide “enerji verimliliği” gibi tüm dünyayı ilgilendiren bir konuya sanatsal yaklaşılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Fotoğrafçı kimliğinizle sizin bu konuya yaklaşımınız nasıl? Enerji verimliliği, çok önemli bir konu. Bu konuda çeşitli konferanslar düzenleniyor, yazılar yazılıyor, akademik çalışmalar yapılıyor. Ben elektrik mühendisiyim. Elektrik Tesisat Mühendisleri Derneği’nde de bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca bu, makina ve kimya mühendisliği gibi birçok alanı da kapElektrik mühendisi olarak fotoğraf çekmeye nasıl başladınız? Sanatın her dalıyla ilgiliyim. 1988’de fotoğrafla buluştum. O yıllardan beri de yoğun şekilde fotoğrafla ilgileniyorum. 1992’de İFSAK’a üye oldum. Daha önce NETAŞ’ta çalışıyordum. Orada da fotoğraf kulübüne üyeydim. 199596 yıllarında İFSAK’ın Yönetim Kurulu’nda yer aldım. Fotogen Derneği ve Fotoğraf Federasyonu’nun da Yönetim Kurulu’nda bulundum. Üç yıldır da İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı’yım. 1990’ların başından itibaren iki kişisel sergi açtım, birçok karma sergiye katıldım. Hayatım yoğun şekilde fotoğrafla geçiyor. sayan bir konu. Bu konunun sergide insanlara, sanatla anlatılmasının yararlı olduğunu düşünüyorum. Sanatın bu işte yer alması, konuya farklı bir boyut kazandırıyor. Projenin içinde yer alan kişiler de, enerji verimliliği gibi önemli bir konuya dikkat çekiyorlar ve insanlara örnek oluyorlar. Fotoğrafçı kimliğimle daha önce enerji verimliliğiyle ilgili bir çalışma yapmamıştım. Ancak duyarlılığı olan işler yapmaya özen gösteriyorum. Geçmişte savaş temasından yola çıkarak bir çalışma yapmıştım. Enerji verimliliği de bu açıdan önemli bir konu. İleride de bu tür çalışmalar yapabiliriz. İzocam gibi Türkiye’nin en büyük yalıtım firmasının “enerji verimliliği” üzerine proje yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yalıtım, enerji verimliliğinin en önemli parçalarından birisini oluşturuyor. Zaten yalıtımın amacı, enerji verimliliği sağlamaktır. Bu noktada İzocam çok önemli bir yerde duruyor. Bu konuya çok eskiden beri hassasiyetle yaklaşıyor. İFSAK için İzocam ile çalışmak nasıl bir tecrübeydi? Daha önce İzocam ile çalışmamıştık. Çeşitli projeler yürütüyoruz ancak ilk kez bu kadar büyük bir projede yer alıyoruz. Enerji verimliliği konusuna duyarlı olan iki kurum birleşerek bir proje ortaya koymuş oldu. İzocam ile birlikte çalışmak bizim için çok önemli. Enerji’ Bakış, sonraki çalışmalar için de bize yol gösterecek bir proje... Sadece fotoğraf üretmek yetmiyor. İFSAK olarak bulunduğumuz konum, bu tür projelerde yer almamızı gerektiriyor. Gelecekte de dünyayı iyileştirmeye yönelik projelerde yer almak istiyoruz. Sergiyle ilgili olumlu geri dönüşler alıyoruz Enerji’ Bakış İFSAK’ta da sergilendi. Sergiyle ilgili ne gibi geri dönüşler aldınız? Sergi, İFSAK’ta Temmuz başında başladı ve Ekim’in ilk haftası sona erdi. Sergiyle ilgili çok olumlu geri dönüşler aldık ve almaya devam ediyoruz. Sergiyi ziyaret edenlerin dışında, sergi albümünü alanlar ve projede yer alanlardan da olumlu geri dönüşler alıyoruz. İFSAK olarak başka sosyal sorumluluk bilinci taşıyan projelerde yer alıyor musunuz? Tabii ki yer alıyoruz. Demiryolu Taşımacılığı Derneği ile birlikte demiryolu ve yük taşımacılığının önemini vurgulayan bir çalışma yapıyoruz. Proje, fotoğraf dışında farklı disiplinlerden kişilerin de yer alacağı, eğitimin de içinde olacağı bir proje. Sosyal Değişim Derneği’yle de çalışmalar yapıyoruz. Bunun dışında platforma yönelik nükleer karşıtı bir gösteri hazırladık. Bu tür dikkat çekici konularda fotoğrafla birlikte yer almak istiyoruz. Bundan sonraki süreçte sergiyle ilgili planlar neler? Enerji’ Bakış, 10-20 Ekim tarihleri arasında Ankara Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde sergilendi. 28 Kasım-5 Aralık tarihleri arasında 13 Kale Fotoğraf Festivali kapsamında Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde sergileniyor. Daha sonra Bursa’da, 2012’de ise Konya, İzmir ve Samsun gibi çeşitli şehirlerde sergileyeceğiz. Ayrıca bir ara tekrar İstanbul’da sergilemeyi planlıyoruz. 06 İzocam’dan Haberler Profil Durumu’na Kristal Elma’dan büyük ödül! Bu yıl 23.’sü düzenlenen Kristal Elma Türkiye Reklam Ödülleri’nde İzocam, Kompüter tarafından hazırlanan “Profil Durumu” projesi ile, "Dijital" dalında büyük ödüle layık görüldü. Ayrıca proje, “En İyi Viral Video” ve “En İyi Sosyal Medya-Ürün” ödüllerine sahip oldu. Reklam dünyasının en prestijli ödüllerinden olan Kristal Elma Türkiye Reklam Ödülleri, 28 Haziran’da Su Ada’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Yalıtım bilincini arttırmak adına birçok başarılı projeye imza atan İzocam ise Kompüter tarafından hazırlanan Profil Durumu projesi ile "Dijital" dalında büyük ödülü almaya hak kazandı. Meteoroloji Uzmanı Bünyamin Sürmeli’nin Facebook üzerinden Profil Durumu’nu yorumladığı proje ayrıca “En İyi Viral Video” ve “En İyi Sosyal Medya-Ürün” ödüllerinin de sahibi oldu. Bu yıl bin 144 başvurunun gerçekleştiği Kristal Elma’ya yeni kategoriler eklendi. “Televizyon, Basın, Çok Mecralı Kampanya, Dijital ve Medya” dalında beş büyük ödül verildi. “Profil Durumu video’larını 4 milyon kişi izledi” Kompüter Proje Yöneticisi Burçin Kalkan, Profil Durumu’nun ödül alacağını tahmin ettiklerini, ancak büyük ödülün sürpriz olduğunu söylüyor. İşin başarısının tescillenmesinin güzel bir duygu olduğunu belirten Kalkan, ödülün yeni fikir ve projeler üretmek için bir motivasyon oluşturduğunu dile getiriyor. Kalkan, projenin başarılı olmasını sağlayan etkenleri ise şöyle açıklıyor: “Profil Durumu insanlara şaşırtıcı bir deneyim yaşatan inovatif bir işti. Siteye gelenlerin yarısı Profil Durumu video’larını Facebook’ta arkadaşları ile paylaştı. Bu nedenle hiçbir medya harcaması yapmadan milyonlarca insan bu işten haberdar oldu. Sosyal medyada binlerce pozitif yorum oluştu. Profil Durumu, iyi bir fikrin insanlar tarafından nasıl sahiplenildiğini, yayıldığını ve yeni nesil pazarlamanın gücünü gösterdi.” Profil Durumu video’larının 4 milyon farklı kişi tarafından, 8.6 milyon kez izlendiğini söyleyen Kalkan, site yayına gireli 1 yıldan uzun zaman olmasına rağmen halen günde 3 bin civarında kişinin siteyi ziyaret ettiğini belirtiyor. Kalkan, proje hedefleriyle ilgili, “Profil Durumu 2.5 yıldır yaptığımız işlerin sonuncusuydu ve İzocam’ı milyonlarca internet kullanıcısıyla buluşturdu. Bundan sonra da benzer işler yapıp İzocam markasını daha çok sevdirmek istiyoruz” diyor. İzocam ilk kez düzenlenen MegaBuild Fuarı’ndaydı İzocam, Avrasya Yapı Ürünleri Fuarı “MegaBuild”de, yapı sektörüne yönelik ürünlerini sergiledi. Açtığı standda ise katılımcılara, kalın yalıtımın önemini ve enerji tasarrufuyla ilgili bilgileri aktardı. İzocam, bu yıl ilk kez düzenlenen Avrasya Yapı Ürünleri Fuarı “MegaBuild”e katıldı. 08-11 Eylül 2011 tarihleri arasında CNR Fuar Alanı’nda düzenlenen fuarda, ulusal ve uluslararası sektör temsilcileriyle buluşan İzocam, yapı sektörüne yönelik tüm ürünlerini sergiledi. İzocam Optimum Sistem, Terratherm Manto, Camyünü Endüstriyel Yapı Levhaları, İzocam Camyünü Konfor, İzocam Camyünü ve Taşyünü Kalibel, İzocam Tekiz Çatı Cephe Sistemleri fuarda ön plana çıkan ürün ve ürün gruplarını oluşturdu. İzocam ailesinin en yeni üyesi Camyünü Endüstriyel Yapı Levhaları, endüstriyel yapıların çatı ve cephe kaplamalarında, ısı, ses yalıtımı ve akustik düzenlemeyle birlikte yangın güvenliği de sağlıyor. Camyünü Konfor ise özellikle ara bölme duvarlar ve çatılarda yaşanan enerji kaybını en aza indirmeyi hedefliyor. İzocam’ın profesyonel mimar ve mühendis teknik kadrosu, Avrasya Yapı Ürünleri Fuarı “MegaBuild” boyunca, İzocam standında ziyaretçilere yalıtım konusunda bilgiler aktardı. Sosyal sorumluluk bilincinden hareketle her platformda yalıtımda kalınlığın önemi ve enerji tasarrufuna katkılarını vurgulayan İzocam, MegaBuild’de de “kalın yalıtım”a dikkat çekti. İzocam standına yerleştirilen görsellerle, yalıtım kalınlığı arttıkça enerjiden ne ölçüde tasarruf edileceği gözler önüne serildi. Kalın yalıtım ile BEP çizelgesinde nasıl yukarı çıkılabileceği de yine İzocam standında bulunan görseller aracılığıyla ziyaretçilere aktarıldı. Ülkemizde yalıtım kalınlıklarının yetersiz olduğunu sık sık gündeme taşıyan İzocam, konuyla ilgili güncel bilgileri fuarda sektör temsilcileriyle paylaştı. İzocam standında, yalıtımın küresel ısınmaya karşı olumlu etkileri ve temiz bir dünya için yalıtım malzemelerinin bilinçli kullanımıyla ilgili detaylı bilgilendirmeler de yapıldı. Fuar hakkında İnşaat malzemeleri sektörünün ihracat potansiyelini arttırmak amacıyla CNR ve İMSAD (İnşaat Malzemecileri Sanayi Derneği) tarafından düzenlenen MegaBuild’i, 45 ülkenin bakanları heyetleriyle birlikte ziyaret etti. Fuara, 150 yerli, 11 ülkeden 80 yabancı firma katıldı. İran, Romanya, Kanada, İsviçre, Belçika, Ukrayna ve Polonya, fuara katılan ülkeler arasında yer aldı. Megabuild’de 120 bin m2’lik alanda yapı sektörünün lider kuruluşları stand açtı. 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN 08 Enerji’ Bakış “Proje sanatsal açıdan amacına ulaştı” Enerji’ Bakış Sergisi’nin Küratörü Akademisyen ve Fotoğrafçı Yalçın Savuran, projedeki en önemli sorumluluğunun “parçada bütünü görmek” olduğunu söylüyor. Proje boyunca farklı disiplinlerden kişilere ulaşarak, onlara projeyi anlatmanın ve onları projeye davet etmenin keyifli ve heyecan verici olduğunu dile getiriyor. Enerji’ Bakış Sergisi’nin Küratörlüğünü yürüten Akademisyen ve Fotoğrafçı Yalçın Savuran, 1975’ten beri fotoğrafla ilgileniyor. 1999’dan beri sahibi olduğu reklam ajansında faaliyet gösteriyor ve aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olarak görev yapıyor. Savuran, bugüne kadar beş kişisel sergi açtı. Enerji’ Bakış Sergisi’nin Küratörü olarak bir yıl boyunca çalışmalar yürüten Savuran, farklı disiplinlerden kişileri sergiye davet etti ve onlara projeyi anlattı. İzocam ve İFSAK’ın Enerji’ Bakış sergisine nasıl dahil oldunuz? Küratör olarak sergide ne tür çalışmalar yaptınız? Hazırlık süreci nasıl geçti? Sergiye, İFSAK Yönetim Kurulu adına Tanju Akleman’ın davetiyle katıldım. Böyle bir projede küratör olarak en önemli sorumluluğum, “parçada bütünü görmek” olsa gerek... Çalışmanın olası sonucunu öngörebilmek, işin pek çok zorluğunun da ötesine geçmek anlamına geliyor. Her ne kadar İzocam ile görüşme süreci iki yıl önce başlamış olsa da, projenin bizim tarafımızda başlama süreci bir yıl öncesine dayanıyor. Bir yıllık süre içinde farklı disiplinlerden, farklı mecralardan pek çok kişiye ulaşmak, onlara projeyi anlatmak, amacımızı ortaya koymak ve sonucunda katkı olarak fotoğraf, yazı, karikatür, müzik ya da Enerji’ Bakış Sergi Küratörü Yalçın Savuran Yalçın Savuran'ın projede yer alan fotoğrafı film istemek, benim için hem keyifli hem de heyecan vericiydi. Size göre serginin benzer sosyal sorumluluk projelerinden ayrılan özellikleri neler? Enerji verimliliği gibi herkesi ilgilendiren, önemli bir konunun Enerji’ Bakış sergisinde sanatsal bir bakış açısıyla değerlendirilmesiyle ilgili düşünceleriniz neler? Böyle bir projenin örneğini daha önce pek görmedim. Zira bu projeye katkıda bulunan pek çok kişi mutlaka bir sanat disiplininden geçmiş değildi, kaldı ki böyle bir amacımız da pek olmadı. Amaç, toplumun farklı katmanlarından kişilerin birbirlerini tanımadan, eserleri aracılığıyla birbirlerine dokunurken, ortak bir bilince doğru bir yolculuğu gerçekleştirmekti. Eser sahiplerinin çoğu sergi açılışı sırasında birbirleriyle tanıştılar. Daha önce böy- lesi büyük bir sosyal sorumluluk projesinde yer almamıştım. Ancak kişisel olarak açtığım beş serginin, baştan sona mekan tasarımı da dahil tüm konseptlerini belirlediğim için daha önce de belirttiğim gibi bütünü öngörebiliyordum ve sonuç benim için sürpriz olmadı. Serginin sanatsal açıdan başarısına gelince... Sanat yapıtı, insanlığa dokunabildiği ve dokunduğu noktada bir duygulanım, bir bilinç yaratabildiği sürece varlığını sürdürecektir. Aksi halde, amaçsızca rüzgârda savrulan bir yaprağa dönüşür. Edindiğim izlenimlere, yazılanlara, konuşulanlara ve tepkilere bakarak, projenin sanatsal açıdan da amacına ulaştığını söyleyebilirim. Enerji verimliliğine bakışınızı öğrenebilir miyiz? Türkiye’de bu alanda yapılan çalışmaları nasıl buluyorsunuz? Enerji verimliliği ve bilinçlenme konusunda, ne yazık ki ülkemiz henüz emekleme safhasında. Batının belirlediği normların ötesinde, her ülke kendi doğal şartları ve ekonomik durumu içinde kendi normlarını belirlemek zorundadır. Tüm sosyal çevreleri ve katmanları kapsayacak bir bilinçlenmenin üstüne gidilmesi gerekir. Yalnızca tüketirken değil, üretirken de enerjinin verimli kullanılması, yeryüzünde bıraktığımız karbon ayak izimizin dahi düşüncemizde her zaman yer alması, yenilenebilir kaynaklara doğru meyillenirken, ekolojik dengeyi de gözeterek, tüm olasılıkların hesaplanması kaçınılmazdır. Zira yaşayabildiğimiz bir tek dünya var. İzocam ve İFSAK’ın projesinde sosyal sorumluluk kapsamında yer almak sizin için nasıl bir deneyimdi? Böyle bir deneyimi yaşamanın en güzel anı, açılışın yapılıp projenin başarıyla tamamlandığı an olsa gerek... Yaşanmış güzellikler belleğinizde anı olarak yerini alırken, zorluklar belleğinizden uzaklaşıyor. Deneyimleyerek yaşamak güzel, ancak öngördüğünüzü deneyimleyerek sonuca ulaşmak daha da güzel. Projeden önce İzocam’ı tanıyor muydunuz? Yalıtımı ve önemini biliyor muydunuz? İzocam’ı, televizyon reklamlarının henüz bugünkü gibi dil anlamında basitleşmediği bir dönemde, “Yak şu kaloriferi kapıcı, donuyoruz” cümlesini söyleyen bir daire sakininin çizgisel görüntüsünden hatırlıyorum. İzocam’ın o dönemde üzerinde durduğu ve enerji verimliliğine katkıda bulunan pek çok uygulama, ancak henüz zorunluluk haline gelmeye başladı. Yaşam enerjisi, depolanması, saklanması ve dağılımı Fotoğrafa bakıyorum, dikkatle, zaman mevhumundan uzaklaşarak. Fotoğrafın çekildiği ana bağımlı kalmadan. Muhteşem bir coğrafya görünüyor, yuvarlak hatlı dağlar alçalarak denize iniyor, masmavi deniz ile buluşan verimli topraklarla kaplı bir tepecik var yakında. Tepe enerjisini yeryüzünün derinliklerinden, gökyüzünün ötelerinden alıyor, enerji dolu. Denizin karayı öptüğü yerde sığ sular ana rahmi gibi, çeşit çeşit balıklar yuvalar yapmış, yosunlar, suyun hareketi ile zamanla yuvarlaklaşmış taşlar, birbirini besleyen, ihya eden bir sürü deniz canlısı. Karadan uzaklaştıkça derinleşen denizde sessizlik, sükûnet artıyor gitgide. Canlıların yoğunluğu azalıyor, canlılık bereketi güneşin ulaşabildiği derinliklerde hüküm sürerken denizin tuzlu suları zeminindeki yeryüzü çanağının altındaki tatlı sular ile karışmadan sonsuz akımlar halinde kendilerini, sıcaklıkları, içindeki yaşam enerjisini gezdiriyor. Denizdeki her can sürekli enerji üretiyor, miadı dolduğunda yerini kendisinden sonrakine bırakıyor ve son enerjisini yeni formuna dönüşmeye harcıyor. Tepenin yamacında ve tuzlu suyun hemen birkaç adım içerisinde ana rahminin karadaki kısmında fareler, tavşanlar, keçiler, atlar, domuzlar, envai çeşit kara canlıları ürüyor, besleniyor, yaşam enerjisi ile dolup taşıyor. Toprağın içine yuvalanmış karıncalar, arılar, örümcekler, akrepler, yılanlar, kertenkeleler, börtü böcek. Hareket halinde ve durağan tek hücreliden memelilere kadar birçok canlı toprak içinde ve üstünde enerji dolu. Bitkiler var bir de fotoğrafta, sandal, meşe, zeytin, iğde gibi envai çeşit ağaçtan çalılara, otlara, buğdaygillere, gelinciğe, papatyaya kadar ve daha nice sayısız bitki tüm enerjileri ile filizleniyor, büyüyor, çiçek açıyor, tohum veriyor ve toprağa dönüyor ana rahmine, yeni tohumları beslemek üzere. Fotoğrafta en kolay görünen, enerjisini renklerinden, kapladıkları alandan çok iyi hissedebileceğimiz ve hareketleri hayvanlara göre daha yavaş olan bitkiler. Sebahattin Özveren Bir de fotoğrafa kah girip kah çıkanlar var kanatlı. Dünyanın farklı coğrafyalarından gelip bu tepede yuvalayan, konaklayan, beslenen ve göçüne devam eden çok çeşit kuş var enerji depolama konusunda uzman, göç etsinler etmesinler boyutlarına göre doğadaki en verimli enerji kullanan yaratıklarından. Kah denizden balık, kah karadan börtü böcek, tohum hasat edip bundan ürettikleri enerji ile havanın varlığını enerjisini onlar hissettiriyor. Fotoğrafın ana teması enerji, gözüm insan arıyor dolayısı ile. İnsan yok fotoğrafta. Nerede bilmiyorum, sanki kendi enerjisini kendinden çalmış, bir duman, karanlık kaplamış varlığını. Bir hayal kurmuş, dalmış gitmiş insan. Hayalinde enerjiyi depolamak, daha çoğuna sahip olmak, hâkimiyeti altına almak istemiş ve resimden yok olmuş bu şekilde. Fotoğrafı çekerken dahi o anın enerjilerini sıkıştırmaya çalışmış lakin ötesi görünüyor şu anda çok şükür karenin dikkatli bakınca. İnsanın enerjisi hala resimdeki tüm görünenlerden dahi yüksek, dikkatli bakmaya kalıyor işi insanın, büyük bir dikkat, pür dikkat. Dikkat ile bakıp resmin dumanından çıkmak gerekli, kendi enerjisi ile her var olandan ilham almak. İçimizdeki santrali, rafineriyi, aktarım şebekesini, konvektörleri, teknik imkânları çok iyi kullanmaya başlamamız gerekli yeniden. Resme girmek lazım, resim insansız eksik, duman içindeki hayal dumanın kendisi kadar gerçek dışı... Victor Ananias anısına! 3 Mart 2011 tarihinde aramızdan ayrılan Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Kurucusu ve Yöneticisi Victor Ananias’ı sevgi ve saygıyla anıyoruz. Kendini doğaya adayan değerli Ananias’ın projemizde yer almasından mutluluk ve onur duyuyoruz. İzocam Ailesi Victor Ananias Victor Ananias’a 1- Gün ışığı - ayışığı, yıldızların ışığı toprağa düştü 2- Gün ışığı - ayışığı-yıldızların ışığı toprakla konuştu – rüzgar toprakla konuştu – yağmur toprakla konuştu – tohum toprakla konuştu. 3- Tohumla toprağın birbirine değdiği an bilinmezden bilinenin yaratıldığı an oldu. 4- Sonra gün ışığının – ay ışığının, yıldızların ışığının aydınlattığı toprakta tohum çatladı. Ve bin türlü can fışkırdı içinden. Şaşırtıcı – hayranlık verici yükseklikte – derinlikte bin türlü can. 5- Bilinmezden – sır kapısından her türlü nimet böyle geldi. Bu verilenlerde tad vardı – koku vardı – renk vardı – şifa – bereket vardı. İnsana – hayvana – bitkiye – taşa – suya – canlı cansız her bir yaratılana bunlar sebil olsun dendi. 6- Bu olanlar – yazılmadık bilinmedik – tarihten bu zamana gelinceye kadar böyle oldu. 7- Sonra toprak tohuma değemedi. Çünkü toprak yok olmuştu – gün ışığı – ayışığı – yıldızların ışığı söndü – rüzgar yalnızlıktan delirdi. 8- Sonra ne oldu – sonra insanoğlu yapay olanı – yaşamayanı – buldu – felakete koştuğunu bilemedi de kendi yıkımına sevindi. Gördüğünü sandı – kör olmuştu – duyduğunu sandı – sağır olmuştu – kibir atını şahlandırdı – yüzünü yönsüz yöne çevirdi. 9- Ve tohum gene çatladı. Ama bu sefer – hayranlık veren – şaşırtan yücelikte – derinlikte olan bin türlü can karardı – büzüldü – kurudu. 10- Ve insana – hayvana – bitkiye – taşa – suya. Canlı cansız her yaratılana verilen bin türlü nimetin tadı – kokusu – şifası – bereketi – rengi yok oldu. 11- Ve yaşam yok oldu. Ve yaşam yok oldu. Bereketin, mutluluğun yerini – keder, hüzün, küskünlük aldı. Ersin Alok 12- Geride deliren rüzgar kaldı. Geride kibir atının nal sesleri kaldı. Gülsen Tuncer Ayça Oyuncu Gülsen Tuncer Ayça: “İzocam’ı yürekten kutluyor ve alkışlıyorum” “Projenin küratörü Yalçın Savuran ile daha önce de bir çalışmamız olmuştu. Galata ile ilgili hazırladığı sanatsal bir albümün önsözünü yazmıştım. Kendisi bu projeye de dahil olmamı istedi. Çok akıllı, sorumlu ve düzgün bir projenin içinde yer almak, benim için büyük bir onur ve keyif oldu. Benim için sorumluluk yükleyen bir deneyimdi. Çok sevdiğim fotoğrafçılardan Ersin Alok’un fotoğrafı bana verildi. Metinde, eski kadim metinlerdeki ‘ezel ve ebed’ olayının altını çizmeye çalıştım. Biz kendimize tanınan bir dönem içinde dünyayı ve yaşamı yaşıyoruz. Oysa, bunun bir öncesi ve sonrası var. Her şeyi har vurup harman savurma özgürlüğüne sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Ancak bu, böyle değil. Bunları anlatmaya çalıştığım metni, benim için çok önemli bir insan olan, Victor Ananias’ın anısına yazdım. Sergi albümünün düzenlenmesini çok başarılı, özenli ve estetik buldum. Birçok insanı sergiye yönlendirdim. Bu bakımdan, kendimi İzocam ailesine dahil olmuş hissediyorum. Proje için İzocam’ı yürekten kutluyor ve alkışlıyorum. Bu konuda çok doğru hareket ediyor, hem yaşadığı dünyaya sahip çıkıyor hem de toplumla çok olumlu bir iletişim kuruyor. ‘Kazankazan, tükettir ve yine kazan’ sistemi içinde yaşıyoruz. İnsanların yaşamı düşünmemesini sağlıyoruz. Oysa sanat, insanların düşünmesini sağlayan çok önemli bir araç. Bu sistem içinde, bir firmanın olaya, insani açıdan yaklaşması heyecan verici. Enerjiyi çok doğru algılamamız ve kullanmamız gerekiyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi gibi birçok enerjiye, doğayı yok etmeden ulaşabiliriz.” Gülsen Tuncer Ayça 10 Enerji’ Bakış Tren Trenler artık solumuyor Soluk soluğa değiller Geçti o günler. Ve artık trenler “kara tren” değil Ayrılık değil Kara değil Rengarenk. Yalnız hüzün taşımıyor Sevgi de, kavuşma da, çok şey taşıyor. Yaşama yaşam katıyor. Falda yollar çıkar... Alın işte size yollar... Bu yollar her yere varır, Aldığımız bilete bağlı İsteyin yeter... İyi yolculuklar. İyilikler, güzellikler, mutluluklar sizinle, bizimle olsun. İşleyen ray ışıldar Eğer güneş varsa... İbrahim Ayşıl Engin Ayça Engin Ayça Sinema Yönetmeni/Akademisyen Engin Ayça: “İyi düşünülmüş, hedefine ulaşan bir çalışma” “Projeye, dostum Yalçın Savuran aracılığıyla dahil oldum. Proje teklifi bize geldiği zaman, eşim Gülsen Tuncer Ayça ile birlikte projeye severek katkıda bulunmak istedik. Bana verilen fotoğraf, Haydar Paşa Garı’nın akşamüzeri çekilmiş hoş bir fotoğrafıydı. Fotoğraf ile ilgili yolculuk, gitme ve gelme, sıla üzerine bir yazı yazdım. Projenin konusu olan enerji, çok önemli bir sorun. Enerji verimliliği, daha az enerji kullanarak, çok verim elde etmek anlamına geliyor. Isıyı verimli kullanmak için elimden geleni yapıyorum. Yalıtımsız evlerde, ısının yarısı duvarlar ve pencerelerden gökyüzünü ısıtıyor. Bu nedenle yalıtımı dikkate almak gerekiyor. Yalıtımı destekliyor ve evimin yalıtımı için gerekli özeni gösteriyorum. Sanayi gruplarının sanat ve kültürle ilgilenmeleri gerektiğini düşünüyorum. İzocam’ın da sanat ve kültüre katkı yapanların yanında yer alması, beni mutlu ediyor. Yapılanları takdirle karşılıyorum. Keşke bu katkı, giderek artsa... Sergide çok güzel fotoğraflar ve yazılar vardı. İyi düşünülmüş, hedefine ulaşan, çok başarılı bir çalışmaydı. İzocam’ın bu konudaki çabalarını sürdürmesini bekliyorum. Bundan 100 yıl, bin yıl sonra, İzocam’ın kültüre ve sanata yaptığı yatırımlar hatırlanacak, İzocam’ın ismi devam ettirilecektir.” Ay Çöreği Hayallerin yolunu gösterir Gerçeğin pusulası Uzay aracından Armstrong’un Ay’la indiği merdivenin Basamağında durur Kül Kedisi’nin düşen ayakkabısı Bilmeden dünyayı uzaydan İlk kez Gagarin adlı Bir sosyalistin seyrettiğini Yaptığı çöreği Ay’a benzetmeye çalışıyor Bir fırın işçisi Karnındaki kabloyla Gemiye bağlı astronot Uzay boşluğunda Doğacak bir bebek gibidir Tarih boyunca yakılan Onca kitabın sancısıyla Ali Balkı Sunay Akın Şair/Yazar Sunay Akın: “Çocukluk arkadaşım ne zaman oyuna çağırırsa hazırım” Sunay Akın “İzocam, benim çocukluk arkadaşım. Çocukluğumdan beri İzocam’ı tanır, bilirim. Teklif geldiğinde çocukluk arkadaşımı elbette kıramazdım, seve seve kabul ettim. Şiiri yazarken fotoğrafa bakarak, onun hayal dünyamdaki yerini düşündüm. Bir göle taş düşüp halkaların oluşması gibi... Halkalar giderek büyüdü ve o şiirin kıyılarına geldi. Sanatçı, toplumun aydınıdır, satranç oyuncusudur, geleceğe hamleler yapar. Dolayısıyla enerji verimliliğinde sanatçıların düşüncelerinin yansıtılması, bence çok saygın bir davranış. Bunu, sanatçıya verilen değer olarak görüyorum ve İzocam’a teşekkür ediyorum. Enerji verimliliğine, doğanın zenginliklerini doğru ve gerektiği kadar kullanarak katkıda bulunuyorum. Ayrıca açtığım müze, yazdığım yazı ve kitaplarla da katkıda bulunduğumu düşünüyorum. Çocukluk dönemim, ‘İzocam öncesi’ ve ‘sonrası’ olarak ikiye ayrılır. 1977’de taşındığımız Göztepe’deki evimizin çatısında İzocam çatı şiltesi seriliydi. Çatıya çıkıp üzerinde takla attığımı ve sonra kaşındığımı hatırlıyorum. O dönem ısı yalıtımının öneminin topluma yeni verilmeye başlandığı dönemdi. Bunu da İzocam sağladı. Annem ve babam evin yalıtımlı olmasına çok sevinmişlerdi. Bunu yapılan sohbetlerde duyuyordum. Yalıtımlı evde oturmanın güzelliğini, şansını biz o dönemde yaşadık. Isı yalıtımının hayatımıza ne kattığını, çok iyi bilenlerdenim. Bu nedenle çocukluk arkadaşım, ne zaman oyuna çağırırsa hazırım. Projenin kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.” EnVer’in Ağzından Ece Seki Kepçenin ilk darbesi iyi değildi son darbesinden ama iyi olsa da sevmem darbeleri Bu benim ilk tünel kazışım ve kaçıncı yalnızlığım Günün nasıl geçti diye bir kere sormuştu karım bir daha da sormadı, haklı Bazen düşünüyorum da Ferhat nasıl delmiş dağı? Verimli bir aşktan çıkmış belli ki enerjisi Oysa kavuşsaydı Şirin’e hemen, bir efsane boyu yeterdi kalbindeki sevgi, dellenmezdi Dağ da saygı duruşunu bozmazdı Tünelin girişinde arayın aydınlığı, çıkışında değil Elde olan nedenlerle verdiğim şeydir, rahatsızlık Yakın ucundan şimdi fotoğrafımı, adım EnVer Zamansız kalsın dünya Resmi görüşümdür bu valla Oğuzhan Akay Yazar Oğuzhan Akay: “İzocam ve İFSAK’ın projesi örnek alınacak proje” Oğuzhan Akay “Projeye, fotoğraf sanatçısı ve İFSAK Başkanı Tanju Akleman’ın davetiyle, konuyu sevdiğim için katıldım. Enerji verimliliğiyle ilgili olarak bana gönderilen fotoğrafa özel bir şiir yazdım. Şiirde, Enver ismini verdiğim iş makinesiyle tüneli kazan işçinin adı, ‘enerji verimliliği’nin ilk hecelerinden oluşuyor. Konuyu onun ağzından anlatıyorum. İzocam ve İFSAK’ın bu projesi, bence örnek alınacak bir proje. Bu tür projelerde sanatçıların katkısı, işin samimiyetini daha iyi ortaya çıkarıyor. 100’e yakın sanatçının yer alması, gerçek bir sinerji yaratıyor. Sanatçılar, bir araya gelmeden ürettikleri yapıtlarla, ortak duruşu sergiliyorlar. Bir sanatçı ve reklamcı olarak, enerji verimliliğine duyarlıyım. Giderek hoyratça tüketilen enerji kaynaklarını daha verimli kullanmak ve bu kaynaklara dikkat çekmek, herkesin özellikle de örnek alınacak kişilerin görevi olmalı. Elektrik kullanımından suya, yiyecekten ve ambalajlardan malzeme değerlendirmeye kadar, her anlamda dikkatli olmak, ihtiyaçtan fazlasını tüketmemek gerekiyor. Türkiye’de yalıtımın adı İzocam’dır. İzocam’a başarılar diliyorum. Yolu hep açık olsun.” Varlığa Kavuştuğumuz O An Yıllar önce, bir çevre eyleminde tanışmış, birbirimizle bağımızı sürdürmüş, nihayetinde bir arada yaşamaya karar veren “sıkı” bir ekip olmuştuk. Kadınlar, doğa, özgürlük, barış için kısacası sisteme karşı tüm eylemlere katılmaya çalışıyorduk. Giderek yoğunlaşan öfkemizi, tükenen bedenlerimizi, sönmeye yüz tutmuş enerjimizi, yaşanabilir bir dünya için nasıl dönüştürebileceğimizi tartışıyor, makul, gerçekleştirilebilir alternatifler yaratıyorduk. Kendimizden, bireysel lüks hayatlarımızdan başladık ilkin sorgulamaya. Teknolojiyi, iktidarını meşrulaştırma aracı olarak gören doymak bilmez bu sisteme karşı bütünlüklü mücadele vermek gerekiyordu. Cep telefonlarından kurtulduk, her yere- yöne bisikletlerimizi sürdük. Tüketim ve yaşam alışkanlıklarımızla çelişen dirim isteğimiz bizi Ege’de bir köyde, bahçeli bir kulübe kiralamaya götürdü. Yeni evimiz bir alternatif yaşam alanı olacaktı. Bahçemizi ekip toprağımızı sulayacak, kütüphanemizi, evimizi gönüllülere açacaktık. Güneşten yararlanacak, güneşte kurutacaktık tarhanamızı. Elma ağacının altında sergilenecekti gösterilerimiz, dutun gölgesi okuma köşesiydi. Köyün kullanılmayan ilkokulunda bir dans, oyun, performans atölyesi kuracaktık. Yegâne amacı her seferinde daha çok kâr olan kapitalist üretimin, doğanın kendini yenilemesi gereğiyle uyum sağlaması, doğal çevreye zarar vermeden var olması nasıl mümkün değilse, teknolojiyi yücelterek yaşamak, yaşam tarzlarında değişiklik yapmadan radikal sosyal değişimler beklemek safdillik, talihsizlikti. Ekolojik uyuma dayanan yeni bir dil bulmalı, içinde devindiğimiz, varlığımızı ortaya koyduğumuz dünya sistemleriyle bilincimiz arasında karşılıklı bir ilişki kurmalıydık. Böylelikle oluştu beden sanatı anlayışımız ve manifestomuz. İndirgenemez direniş mekânı ve faili olarak beden, siyasal alanın diline de mekân olur. Mekân yansız ve edilgin bir geometri değildir; üretilir ve yeniden üretilir, dolayısıyla mücadele alanını temsil eder. Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santrale karşı gösterimizde, birkaç bildiri okuyacak, fotokopiyle çoğaltılmış manifestomuzu, çektiğimiz fotoğrafları ve performansımızı sunacak, bir yandan da fosil yakıt bağımlılığını ve yüksek enerji kullanımını azaltacak önlemleri anlatacaktık izleyenlere. Gösteri için bedeni köleleştirip pasifleştiren, enerji alanını soğuran bir ölü-mekân seçtik kendimize. Yerden göğe beton kaplı bir zeminde, birbirine değmeden, birbiriyle iletişim kurmadan, çeşitli yönlere doğru uçuşan soyut varlıkları bedenlendirecektik. Birimiz su, birimiz rüzgâr, birimiz güneş, birimiz toprak! Kostümlerimiz, hafif kumaşlardan pastel tonlarda yapılmıştı; mum tek dekorumuzdu. Geçmiş ve gelecek arasındaki alacakaranlık içine yerleşen bellek mekânını simgeliyordu mum; ışığın ve gölgenin gücü... Güneş doğacaktı mumların söndüğü yerde; hava, su, yel, toprak birbirine karışarak bariyerleri aşacak, duvarların altını oyan bağlantı tünelleri kazacaktı. Birbirimize her değişimizde daha da melezleşecektik. Etkileşip karışan enerjiler, tek ve birleşik bir dil/ beden/yapı olarak değil, kendi biricik ve yaratıcı tekillikleriyle üretip koruyacaklardı değerlerini... Mütevazı beden sanatımız, tüm bunları anlatmayı amaçlıyordu ta ki kostümsüz prova sırasında gerçekleşen o sevimsiz kargaşaya dek! Polis gelmiş, birkaç sorgu sualden sonra izinsiz gösteri yapmaktan dolayı bizi müstehzi imalarla “kınamış”, standımızı, çantalarımızı, bildiri ve pankartlarımızı toplamaya, yırtmaya yeltenmişti. İktidarın, sık karşılaştığımız bir had bildirme gösterisiydi bu. Ekibin “enerji küreleri” polislerle tartışırken, ben telaşla -onu da yok etmesinler diye- boşluğa, ışığa, nefese, gökyüzüne, güneşe, varlığa kavuştuğumuz, neşe içinde havaya uçtuğumuz o anın fotoğrafını netliyordum zihnimde; kaydedebilmek için tarihin belleğine... Ziynet Özen Hande Öğüt Yazar Hande Öğüt: “Ekolojik büyük bir evin hayalini paylaştım” “Projeye, İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Tanju Akleman’dan gelen bir davetle dahil oldum. Bana gönderilen fotoğrafa uzun süre baktım, birkaç gün bilgisayarımın masaüstünde yer aldı. Kaskatı duvarların arasında dönen bir enerji gördüm; gökyüzüne, ışığa uzanan ama engellerle kısıtlanan bir başka varoluş arzusu, özgürlük istenci... Fotoğrafa biçtiğim hikayede bir yanıyla, gelecekte kendimiz için istediğimiz doğayla iç içe, sanatsal üretimlerin yapılacağı, ekolojik bir büyük evin hayalini de paylaştım. Kentte yaşayan ve çalışan bir insan olarak, mecbur kaldığım ve kılındığım tüm mekanizmaları, en asgari düzeyde kullanıyor, sadece gerektiği kadar tüketmeye özen gösteriyorum. İzocam’ın enerji verimliliğine yaklaşımını, çok sevindirici ve örnek bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum. Dilerim sürekliliği de olur. İzocam’ı, reklamlarının ekranlarımızda dönmeye başladığı günden, çocukluğumdan beri tanıyor, yalıtımın önemini, evrenimizi tüketmememiz gerektiğini küçük yaştan beri biliyorum. Sanatçının, topluma örnek olma durumu ya da böyle bir beklenti, bir tür hiyerarşiye, tek taraftan kurulan bir ilişkiye dönüşme riski taşıyor. Özellikle de bu tür sosyal sorumluluk projelerinde sanatçı-toplum, ben-öteki ikiliklerini aşarak ‘biz’ olmalı ve yan yana, hep beraber dönüşmeyi, dönüştürmeyi nasıl gerçekleştireceğimizi konuşmalıyız. Böyle bir çalışmanın içinde yer almak çok hoş. Sergi ve projenin kitabını mutluluk verici buluyorum. Deneyimin kalıcılığı ise projenin, zihinlerin ve düzenin değişmesine katkıda bulunduğunda sağlanacak diye düşünüyorum.” Hande Öğüt 12 Enerji’ Bakış “İkisinin de bakışında bir bezginlik ya da kayıtsızlık var sanki... Kaç yıldır bu havayı soluyorlar?.. Arkalarında belki de cehennemden bir fotoğraf. İnsanın bu korkunç ateşe yaklaşınca başka bir duyguya kapılmaması mümkün mü? Belki görüntüye çoktan alışmışlardır. Sonuçta bu ateş de hayatlarının bir parçası. Tüm çağrışımlarıyla... Geriye cehennemlerimize sırtımızı dönme başarısını her zaman gösterip gösteremeyeceğimizi sormak kalıyor. Ne farkedecek? Farklı hayatlarımız, dönemlerimiz, insanlarımız bu soruya hep değişmeye aday cevaplar vermemizi gerektirmemiş miydi?..” Mario Levi İzzet Keribar Fotoğrafçı İzzet Keribar: “Bu tür projeler bana çok keyif veriyor” İzzet Keribar “1980’den beri İFSAK üyesiyim. 1990’lardan itibaren de Onur Üyesi’yim. Dolayısıyla İFSAK’ın birçok projesinde yer alıyorum. Böyle bir projeye dahil olmam istendiğinde hemen kabul ettim. Proje için enerji konusuyla ilgili olarak üç fotoğrafımdan birisi seçildi. Fotoğrafta enerji işlerinde çalışanların tehlikeli yaşamlarını ve aldıkları riskleri anlatmak istedim. Bu nedenle fotoğrafta ateş, duman, düşme, yanma ve birçok tehlike unsuru var. Ayrıca dev enerji tesislerinin yanında, bir insanın ne kadar ufak kaldığını, buna rağmen ne kadar da vazgeçilmez olduğunu anlattım. Fotoğrafı, Karabük Demir Çelik Fabrikası’na yakın olan bir yoldan, NIKON D700 dijital fotoğraf makinesi ve 70-300 mm objektifle çektim. Bana kalırsa, enerji sarfiyatını azaltmanın en iyi yolu, doğru yapılan yalıtımdır. Örneğin; oturduğumuz apartmanın yalıtımını baştan yaptırdık. Umuyoruz ki, bu kış doğalgaz faturasında azalma olacaktır. İzocam gibi büyük şirketlerin sanata ve sanat çevresine, özellikle fotoğrafa yaklaşımları beni mutlu ediyor. Onları takdir ediyorum. Bu tür projeler bana çok keyif veriyor. İzocam’ın en yakın zamanda enerjiyle ilgili bir fotoğraf yarışması organize etmesini diliyorum. 1936 doğumlu olduğum için İzocam’ı, çok ama çok uzun yıllardır tanıyorum. Yalıtımı ve önemini hep İzocam’dan duyduk. Tüm Türkiye’nin bildiği, ‘Sağolasın İzocam’ reklamı halen kulaklarımızda çınlıyor.” Varlığımı sürdürebilmek için yeryüzünde, şu mavi gezegende; sanki, hiç açılmayacakmış gibi kilitlenmiş bir kelepçeyle bağlıyım yaşamsal enerji kaynaklarıma...! Hiç tükenmeyeceğini sandığım, beni var etmiş olan bu kaynaklar bittiğinde; ben de tükenmeye başlarım yavaş yavaş... Belki bir mum yakarım son bir gayretle karanlıkta bulabilmek için yolumu... Bu mum da eridikçe damla damla, benim gözyaşlarım gibi; acımasız bir soğuk örtmeye başlar beni usul usul...Şu an kilit vurulmuşsa ekmek kapısına emeğin, geçici bir gülümseme olsa da yüzümde, bendeki muhteşem enerji tükendiğinde yakın bir gelecekte, kahrolurum içten içe, sessizce...! Karanlıkta boğulmadan pişmanlık gözyaşlarımızla, soğuktan buz kesmeden kanımız, akarken çağıl çağıl yaşam damarlarımızda ...Bir şeyler yapmalı, verimli kullanmalı enerjiyi, vakit geç olmadan ...! Nedim Acar Timurtaş Onan Fotoğrafçı Timurtaş Onan: “İzocam ve İFSAK harika bir iş yaptılar” “20 yıldan uzun zamandır İFSAK üyesiyim. Bu tür etkinliklere katılmam istendiğinde, memnuniyetle katılırım. Enerji’ Bakış projesinin çok orijinal bir fikir olduğunu söyleyebilirim. Bence sonucunda kalıcı bir eser kazanmak çok önemli. Sosyal sorumluluk projesi olarak da faydalı bir eser. Projede yer alan fotoğrafım, ‘Beyoğlu Neoclassic’ adlı fotoğraf sergimden bir kare. Profesyonel fotoğrafçılık hayatımda enerjiye dair doğrudan anlatımlı yüzlerce fotoğraf çektim. Konu fotoğraf sanatı olunca, projeye esprili bir fotoğraf karesiyle katılmak istedim. Emeğin arka sokağında çektiğim kafadarların fotoğrafında, graffitideki mumun çocuklardan birinin başının üzerine gelmesi durumla birlikte enteresan bir kontrast oluşturdu. Gülümseten bir fotoğraf olsun istedim. Aslında içinde mecaz var, bu nedenle biraz da acıtabilir. Türkiye’nin her konuda inanılmaz müsrif olduğu bir gerçek. Enerji konusunda da öyle olduğunu düşünüyorum. Fotoğraf sanatının İzocam tarafından desteklenmesi her iki taraf içinde büyük bir adım. Bence İzocam ve İFSAK, görselleri edebi anlatımlarla destekleyerek harika bir iş yaptılar. 50 yıl mazisi olan bir fotoğraf kulübüyle, köklü ve ekonomi için yararlı en etkin hizmetlerden birini veren İzocam, umarım ileride de aynı ciddiyette projelere imza atar. Yalıtımın çok önemli olduğunu biliyorum. Çocukluğumdan beri bildiğim İzocam, istikrarlı bir şekilde bugünlere geldi.” Timurtaş Onan Zerre animasyon filminden kareler İllüstratör Anıl Tortop: “Enerjinin bile enerjiye ihtiyacı var” “İFSAK, ‘Zerre’ isimli filmimi izledikten sonra, İzocam ile birlikte gerçekleştirdikleri Enerji’ Bakış sergisinde yer almam için bana ulaştı. Sergideki çizgi filmi, aslında “Işık” isimli başka bir sergi için hazırlamıştım. Bu nedenle de ışığa odaklanmıştım. Günlerce süren beyin fırtınaları ve sohbetlerden sonra, çizgi filmle ‘ışığın görmediğimiz yüzünü’ göstermeye karar verdik. Bu fikri eğlenceli buldum ve bunun üzerine çalışmaya başladım. Günlük hayatta çok sıradan gelen bazı şeylere daha yakından bakmak, bizi soru sormaya iter. Soru sormak iyidir. Bunu yaparken de fazlaca hayal gücü kullanmaktan zarar gelmez. Çizgi filmde bu mesajları vermeye çalıştım. Yaptığım her işte olduğu gibi, bunda da yine çocuklara ulaşmaya çalıştım. En büyük derdim, onlarla anlaşabilmek. Daha önce enerji verimliliği konusunu çizgi filmde kullanmak hiç aklıma gelmemişti. Ama meğer farkında olmadan, enerjinin kendisinin bile enerjiye ihtiyacı olması gibi komik bir paradoksa değinmişim. Sanatsal bakış açıları, bazen bir şeyleri anlaşılmaz hale getirse de, estetik yanları izleyiciyi konu üzerine eğilmeye yönlendiriyor. Enerji verimliliği gibi önemli konulara değinilmesi için sanat, kesinlikle başvurulması gereken bir yöntem. Ancak durumu karmaşıklaştırmamaya özen göstermek gerekiyor. İzocam ve İFSAK’ın projesine katılmayı kabul ettiğimde yurtdışındaydım. Halen de yurtdışındayım. Bu nedenle projenin aşamalarını takip edemedim. Ama projede yer aldıktan sonra, İzocam ile ilgili bir gerçeği daha iyi gördüm. İzocam, öyle bir anlam genişlemesine uğramış ki, insanlar ‘eve yalıtım yapmak’ yerine, ‘evi İzocamlamak’ diyorlar.” Sıtkı Kösemen Anıl Tortop Canol Kocagöz Canol Kocagöz Karikatürist Canol Kocagöz: “Dizginlenemeyen yüksek enerjinin yıkıcılığını işledim” “Enerji’ Bakış sergisine, sanat hayatının özerkliği için Özerk Sanat Konseyi’nde yıllardır beraber çalıştığımız, İFSAK temsilcisi fotoğraf sanatçısı Yalçın Savuran’ın davetiyle katıldım. Sergiye katıldığım karikatürle, kapitalizmin dünyada krizler yaratan, kaydi para üreten fonksiyonlarından biri olan kredi kartlarının sermayeye verdiği yüksek enerjinin, halka nasıl yıkıcı bir şekilde yansıdığını anlatmaya çalıştım. Dizginlenemeyen yüksek enerjinin nasıl yıkıcı olabileceğini işleyen bir çizgiyle sergiye katıldım. Karikatürü çizerken, klasik enerji kelimesinin anlamını aşan ölçüde bir yapıt öne çıkarma fikri aklıma geldi ve kredi kartlarını işleme fikri ağır bastı. Birkaç eskizimin arasından seçtiğim karikatür fikirlerini çizerek hayata geçirdim. Enerjinin, tüm canlılara ve cansızlara (tarihi eserler gibi) zarar vermeyecek şekilde planlanarak dağıtılmasından yanayım. Bütün insanların da böyle davranmalarını istiyorum. Enerji’ Bakış projesi, güzel bir projeydi. Proje kapsamında yayınlanan kitap ve CD de serginin kalıcılığını arttırdı. Küresel ısınmanın olduğu bugünlerde, enerji verimliliği ve yalıtımın ne kadar önemli olduğunu görüyor ve yaşıyoruz.” 14 Enerji’ Bakış Mehtap Canver Ercan Varol Yaşaroğlu Karikatürist Varol Yaşaroğlu: “Komik ve mesaj veren karikatür hazırlamaya özen gösterdim” Varol Yaşaroğlu “Enerji’ Bakış projesinden önce İzocam ile birlikte çalıştık. Grafi2000 Prodüksiyon olarak, İzocam için çocuklara çevre ve enerji verimliliğini öğreten ‘Ozi’ animasyon karakterini yarattık. İzocam, Enerji’ Bakış projesine de katkıda bulunmamı istedi. Proje kapsamında hazırladığım karikatür, enerji tasarrufu konusunda bilinçlenmemiz gerektiğini vurguluyordu. Karikatürü çizerken, enerji tasarrufunu bilmediğimiz için boş yere harcadığımız maddi ve manevi kayıplarımızı düşündüm. Fikri bulduktan sonra çizim aşaması çok kısa sürdü. Karikatürün komik olmasına da özen gösterdim. Sadece mesaj vermesi sıkıcı olabilirdi. Kişisel olarak enerji verimliliği konusunda hassas davranıyorum. Ancak yalıtım ve önemini İzocam ile tanıştıktan sonra tam anlamıyla öğrendiğimi itiraf edebilirim. Evimde yalıtım yaptırdım ve çok yararını gördüm. Bunca zaman yaptırmadığıma da pişman oldum. Bu tür sosyal sorumluluk projelerine katkıda bulunmak, beni mutlu ediyor. Enerji’ Bakış projesinde de yer aldığım için çok mutluyum.” Müzisyen Özkan Samioğlu: “Enerji verimliliği için hareketli bir şarkı yaptım” “İFSAK’ın proje ve etkinliklerine, müzikle ilgili konularda daha önce destek olmuştum. Enerji’ Bakış sergisinde fotoğraf, yazı, şiir ve müziğin birlikte yer alacağını öğrenince, projede yer almayı seve seve kabul ettim. Bir akşam geç saatlerde proje için şarkıyı besteledim. Şarkının sözleri yok. Enerji söz konusu olduğu için daha ilk baştan bu şarkının hareketli bir şarkı olması gerektiğine karar verdim. Çünkü enerji, hareket ve dinamizmi çağrıştırıyor. Bunu pekiştirmek için düzenleme sürecinde ritm unsurunun güçlü olmasına karar verdim, altyapısına darbuka da koydum. Arkadaki nefeslilerin de balkan tarzı yorumuyla bu olgu daha da pekişti. Müziğin, gerek iş hayatında, gerekse sosyal yaşamda son derece olumlu etkisinin olduğu herkesçe malum... Bu da bize, insan enerjisindeki verimin, müzikle ciddi şekilde arttığını söyleme imkânı verir. Böyle bir sosyal sorumluluk projesinde ilk kez yer alıyorum. Enerji verimliliği gibi insanlığı ilgilendiren pek çok konunun, sanatsal etkinliklerle topluma duyurulmasının, son derece doğru olduğunu ve etkilerinin de güçlü olacağını düşünüyorum. Projeye katkı sağladığım için çok mutluyum. Her zaman bu gibi yapıcı projelere katkı sağlamaya hazırım. İzocam markası, bu ülkede uzun yıllardır çok iyi bilinen bir markadır. Yalıtımın önce ailelerin, sonra da ülkenin ekonomisine sağladığı katkının çok iyi anlatılması gerektiğini düşünüyorum.” Teneke Trampet Özkan Samioğlu Teneke Trampet Müzik Grubu: “Teneke Trampet’e yakışır bir proje oldu” “İFSAK’tan tanıdığımız fotoğraf sanatçısı Yalçın Savuran’ın aracılığıyla projeye katıldık. Kendisi enerji verimliliği konulu bir proje için şarkı yazmamızı teklif etti. Biz de teklifi kabul ettik ve ilham almak için fotoğraflara bakarak ‘Trafo’ adlı şarkımızın sözlerini yazdık. Şarkı üstünde bir ay kadar çalıştık. Enerji verimliliği dünyanın pek çok yeri için sancılı bir konu. Biz de minör gamlar (belirli kurallara göre oluşturulan Batı müziğindeki temel nota dizilerinden biri) üzerine kurduğumuz bir arpej (bir akordaki notaların art arda çalınması) dizisinden yola çıkarak, ihtiyacımız olan atmosferi yaratmaya çalıştık. Provalarda şarkıyı, mandolin, bas ve e-gitarların katılımıyla müzikal olarak geliştirdik. Şarkının akustik yapısını bozmamak için davul yerine perküsyon kullanmayı tercih ettik. Ünlü perküsyoncu Yinon Muallem bizi kırmadı, şarkının ritimlerini yazdı ve çaldı. Şarkının sözlerinde tamamen projedeki eserlerden yola çıktık. Vokallerde de ses sanatçısı Beste Kırmacı güzel sesiyle bize eşlik etti. Biz daha önce de toplumsal konulara duyarlı birçok şarkı yazmıştık. Böyle bir projeye katkıda bulunmaktan büyük mutluluk duyduk. Teneke Trampet’e yakışır bir proje oldu. Buna vesile oldukları için İzocam ve İFSAK’a teşekkür ediyoruz. İzocam, çok köklü bir üretici. Yalıtımın, dünyamızdaki kısıtlı enerjinin daha tasarruflu kullanılmasını sağladığı için önemli olduğunu biliyoruz.” “AşkoIsun Murat” filminden kareler Rıza Kıraç Yönetmen Rıza Kıraç: “Kısa film konuya mizahi açıdan baktığı için önemliydi” “İFSAK’taki Kısa Film Atölyesi çalışmaları sırasında Yalçın Savuran’ın talebi üzerine Enerji’ Bakış projesine dahil oldum. ‘Aşkolsun Murat’ kısa filminin senaryosunu atölyedeki arkadaşlarla birlikte hazırladık. Sertaç Yumun’un bir hikayesini geliştirdik. Senaryo hazırlandıktan sonra oyuncu seçimi için çalışmaya başladık. Esra Ruşan, Kartal Balaban ve Ayça Damacı’yla iletişime geçtik. Ekibe, daha önce oyunculuk yapmayan Esin Koç’u dahil ettik. Çekimler yaklaşık iki hafta sürdü. Filmin bir kısmını Kuruçeşme Parkı’nda çektik. Aşkolsun Murat’ın, çok yalın bir hikayesi vardı. Murat’ın sevgilisi yoktur, bunun için falcıya bile gider. Falcı da apartmana güzel bir kızın taşınacağını söyler. Gerçekten de öyle olur, fakat Murat enerjisini doğru kullanamaz ve işaretleri takip etmez. İşin ucunda üşümek ve yalıtım da mizahi bir unsur olarak yer alıyor. Filmi çekerken eğlendik, hoş sahneler çektik, herhalde espiriler yerine ulaşmıştır. Enerji’ Bakış, bence farklı disiplinlerin yan yana geldiği, iyi bir proje oldu. Kısa film, konunun ciddiyetine mizahi bir açıdan bakması açısından önemliydi. Kadının ve erkeğin çok sık yaşadığı birbirine ulaşamama, enerjisini boşa harcama durumana değindik. İzocam’ı, çocukluğumdan beri biliyorum. Yapı Meslek Lisesi’nde okuduğum için yalıtımla ilgili bilgim var. Enerjinin çok pahalı olduğu ve zor koşullarda üretildiği bugünlerde, kesinlikle yalıtımın öneminin daha fazla anlatılması gerektiğini düşünüyorum.” Enerji’ Bakış Sergisi Ankara’daydı Enerji' Bakış Sergisi, İstanbul'un ardından Ankara'da 10-20 Ekim tarihleri arasında Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sergilendi. Sanatseverler sergiye yoğun ilgi gösterdi. İzocam ve İFSAK işbirliğinde gerçekleştirilen, çok sayıda ünlü ismin eserlerinin de yer aldığı Enerji’ Bakış projesi, Ekim ayı itibarıyla İstanbul dışındaki illerde sergilenmeye başladı. Çok sayıda ünlü ismin eserlerinin yer aldığı sergi, Çankaya Belediyesi ve AFSAD’ın (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) desteğiyle 10-20 Ekim 2011 tarihleri arasında Ankara’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Sergiye, sanatseverlerin ilgisi yoğundu. Yalıtım yaparak, aile ve ülke ekonomisi ile enerji tasarrufuna katkı sağlanması gerekliliğini her fırsatta vurgulayan İzocam, İFSAK işbirliğinde bu misyonunu “Enerji’ Bakış” sergisine taşıdı. Serginin ana teması, farklı meslek gruplarından kişilerle enerjiye sanatsal yaklaşmak… İzocam ve İFSAK’ın bu projedeki çıkış noktası, geleceğe enerji konusunda ışık tutmak, çocukların, gençlerin ve bireylerin dikkatinin farklı bir bakış açısıyla enerji verimliliğine çekilmesi oldu. Projede “sanatçı” duyarlığı ile enerji verimliliğine ayna tutulması hedefleni- yor. İFSAK ile birlikte yürütülen ve küratörlüğünü Yalçın Savuran’ın üstlendiği proje kapsamında, aralarında birçok tanınmış ismin de yer aldığı, farklı disiplinlerden birçok kişi “enerji”yi sanatsal yaklaşımla yorumluyor. Eserleriyle projeye katkıda bulunanlar fotoğraf, edebi metin (öykü, düz yazı, anı, şiir vb), kısa film, karikatür, animasyon film ve beste dallarında yaratıcılıklarını ortaya koyuyor. Sergilenen eserler, albüm haline getirilerek gelecek nesillere ışık tutacak bir sanat rehberine dönüştürüldü. 16 İzocam’dan Haberler Terratherm-manto web sitesi açıldı İzocam-Weber işbirliğiyle hazırlanan yeni web sitesinde dış cephe ısı yalıtım sistemleriyle ilgili geniş bilgi yer alıyor. www.terrathermmanto.com.tr adresine giren ziyaretçiler, yalıtım malzemelerinden kalınlık önerilerine, renk ve tekstür seçeneklerine kadar her türlü bilgiye ulaşabiliyorlar. Weber ve İzocam ortaklığında, ısı kayıp ve kazançlarını yaz-kış yarı yarıya azaltan terrathermmanto dış cephe ısı yalıtım sistemleri ve bileşenlerinin detaylı olarak anlatıldığı web sitesi kullanıcıların ilgisine sunuldu. Son derece net ve anlaşılır bir tasarımı olan web sitesi olan www.terrathermmanto.com.tr’de; “hakkımızda”, “neden ısı yalıtımı”, “ürünler”, “teknik destek” ve “iletişim” mönüleri yer alıyor. Ana sayfa üzerinden, “Uygulama ve Sistem Detayları”, “Tekstür ve Renk Seçenekleri”, “Binamızı Mantolamak İstiyoruz” alt başlıklarına da ulaşılabiliyor. Bu alt başlıklarda mantolama yaptırmak isteyenlere, terratherm-manto ile ilgili A’dan Z’ye bilgiler veriliyor. Web sitesi aracılığıyla, teknik bilgilere, yalıtım malzemeleri ve kalınlık önerilerine, renk ve tekstür seçeneklerine erişilebildiği gibi hazırlanan program aracılığıyla kullanıcılar binalarını kendileri renklendirerek seçenekleri mukayese edebiliyor ve malzeme tüketim miktarlarını hesaplayabiliyorlar. Ana sayfada değişken yazılar şeklinde tasarlanan spotlarda, Weber ve İzocam’ın terratherm-manto ile ilgili aktarmak istediği ana mesajlara yer veriliyor. “İhtiyacınıza en uygun sistemi seçin”, “Dış cephelerde en güzel 400 renk”, “Enerji tasarrufu ve konfor bir arada”, “En zengin son kat kaplama seçeneği”, “Binanız İzocam ve Weber güvencesinde” ana mesajları altında verilen alt metinler, terrathermmanto dış cephe ısı yalıtım sistemlerinin ayrıcalıklı yönlerini anlatıyor. Terratherm-manto hakkında Isı köprülerini tamamen ortadan kaldıran mantolama, en doğru ısı yalıtım sistemleri arasında yer alıyor. Terratherm-manto sıvalı dış cephe ısı yalıtım sistemleri, taşıyıcı sistemde oluşan yoğuşmayı engelleyerek depreme karşı sistemin korozyona uğramasını da engelliyor. 2003 yılından itibaren Weber ve İzocam’ın uzmanlığıyla sunulan terratherm-manto sıvalı dış cephe yalıtım sistemleri, duvar elemanlarının oluşturduğu yüzeyleri ve kolon, kiriş gibi betonarme alanları yalıtarak en etkin sonucu sağlıyor. Terrathermmanto sıvalı dış cephe yalıtım sistemleri, yapı bileşenlerinde oluşabilecek genleşme ve büzülme gibi fiziksel değişimleri de önlüyor. Binalarda ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılan kombi, kalorifer, klima ve benzeri cihazların sarf ettiği enerjiden mantolama uygulamasıyla büyük oranda tasarruf edilebiliyor. Mantolama ile binalarda hem yaz hem de kış aylarında faturaya yansıyan enerji gideri yüzde 60 oranında azalıyor. Sonbaharda binalara yaptırılan mantolama, sıcak bir kış geçirerek, yakıt giderlerinin düşürülmesini sağlıyor. Ayrıca rutubetin oluşturduğu küf, bakteri ve kötü kokuların oluşmasını da engelliyor. İzocam’a sosyal medyadan da ulaşılacak! İzocam, sosyal medya kullanıcılarıyla, Facebook ve Twitter’daki resmi sayfalarında buluşuyor. Sayfalarda İzocam ve yalıtımla ilgili bilgilere ulaşılırken, aynı zamanda marka ve ürünleriyle ilgili tüketici görüşleri de paylaşılacak. İzocam’ın, resmi Facebook ve Twitter sayfaları, sosyal medya kullanıcı ve takipçilerinin beğenisine açıldı. İzocam’ın bu sayfalarından marka ve ürünleriyle ilgili görüşler paylaşılabilecek. Türkiye’de yalıtım sektörünün lideri İzocam, yenilikçi vizyonunu faaliyetlerinin her alanına yansıtmaya devam ediyor. Sosyal medya üzerinden çok sayıda projeye imza atan, birçok ödül kazanan İzocam, resmi Facebook ve Twitter sayfaları ile sosyal medyada çok daha aktif olacak. İzocam’ın resmi Facebook sayfasında yalıtım sektörüne ilişkin en son yenilikler ve gelişmelerden, İzocam’ın ürünlerine kadar detaylı bilgilere ulaşılabilecek. Kurumsal İletişim çalışmaları kapsamında yer alan İzocam projeleri Facebook sayfasındaki yerini alırken, basında en son çıkan haberlere de sayfadan ulaşılabilecek. İzocam resmi Twitter sayfası ise, en güncel “yalıtım” konu, öneri ve eleştirileriyle, sosyal medya kullanıcı ve takipçilerinin ilgisine sunuluyor. İzocam Twitter sayfasında da A’dan Z’ye İzocam ile ilgili her türlü bilgiye ulaşılabilirken, son kullanıcıların her türlü “twitler”i İzocam tarafından beklenecek. KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN İzocam’dan gençlere yalıtım ve uygulama eğitimi İzocam, TTMD ve İŞKUR’un “Yeşil Meslekler için Gençlerin Eğitimi Projesi”ne, Erzurum, Kayseri ve Samsun’da gençlere verdiği, “Yalıtım ve Uygulama Esasları” konulu eğitimle katkıda bulundu. Eğitimlerle, sektöre nitelikli eleman yetiştirilmesi ve gençlerin enerji verimliliği konusunda bilinçlenmesi amaçlandı. Türk Tesisat Mühendisleri Derneği (TTMD), Avrupa Birliği (AB) mali desteğinde İŞKUR ile birlikte “Genç İstihdamının Desteklenmesi Programı” kapsamında, “Binalarda Enerji Verimliliği Konusunda Gençlerin Eğitimi ve İstihdam Edilebilirliğinin Sağlanması (Yeşil Meslekler için Gençlerin Eğitimi) Projesi”ni yürütüyor. Bu kapsamda hazırlanan “Yeşil Meslekler için Gençlerin Eğitimi Projesi”ne, İzocam da “Yalıtım ve Uygulama Esasları” eğitimleriyle katılıyor. İzocam “Yeşil Meslekler için Gençlerin Eğitimi Projesi” çerçevesinde, Erzurum Kazım Karabekir Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, Kayseri Mimar Sinan Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, Samsun Atakum Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde “Yalıtım ve Uygulama Esasları” konulu eğitimler verdi. Eğitimler makine, inşaat, mimarlık konularında lisans; inşaat/yalıtım, tesisat/ısıtma-soğutma konularında meslek yüksek okulu ve meslek lisesi düzeyinde derecesi olan, ancak istihdamı sağlanamamış gençlere verildi. İzocam gençlere, Dışarıdan Yalıtım Uygulamaları (Mantolama), İçeriden Yalıtım Uygulamaları (Kalibel ve Optimum Sistem), Çatı-Döşeme Yalıtım Sistemleri, Tesisat Yalıtımı konularında teorik bilgiler sundu ve uygulamalı dersler verdi. Erzurum, Kayseri ve Samsun illerinde yapılan bu eğitimlerde, enerji verimliliği bilincinin arttırılması, sektöre nitelikli elemanlar yetiştirilmesi ve istihdam edilebilirliklerinin sağlanması hedeflendi. İzocam bayi ve müşterileri İspanya’da derbi coşkusunu yaşayacak İzocam, Eylül-Ekim-Kasım döneminde Camyünü ve XPS ürünlerinde belirlenen hedefe ulaşan bayi ve müşterilerini, Şubat 2012’de İspanya’da yapılacak önemli derbi maçlarından birini de içeren, 4 gece 5 günlük seyahat programına davet ediyor. Seyahatler, İspanya’nın Madrid ya da Barcelona kentlerinden birine yapılacak. 4 Gece 5 Gün olarak planlanan seyahatlerde, katılımcılar o hafta oynanacak önemli derbilerden birini dünyanın en önemli statlarında izleme şansı yakalayacak. 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN 18 Yol Hikayeleri Bolu Marmara’dan Batı Karadeniz’e yolculuk Bu sayıda İzocam bayileriyle birlikte Sakarya, Kocaeli ve Bolu’daydık. Doğal güzellikleriyle çok sayıda turist çeken Bolu, ülkemizin en önemli sanayi şehirlerinden Kocaeli ve Marmara Bölgesi’nin beşinci büyük şehri olan Sakarya’daki bayilerimizi ziyaret ettik. Batı Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Bolu’nun, doğusunda Çankırı, kuzeydoğusunda Karabük, kuzeyinde Zonguldak, batısında Düzce ve güneyinde Ankara yer alır. Şehrin yüzde 56’sı dağlarla kaplıdır. Şehrin güneybatı-kuzeydoğu istikametinde Bolu Dağları uzanır. Bolu, göl sayısı bakımında zengin şehirlerden biridir. Göllerin büyük bölümü küçük olmakla birlikte, zengin doğal güzellikleri, yerleşim yerlerine yakınlıkları ve ulaşım kolaylığı sayesinde, göller doğal turistik yerlerdir. Aynı zamanda Bolu, iklimi su kaynakları ve doğal bitki örtüsü sayesinde yayla zengini bir şehirdir. Yaylalar da, göller gibi çok sayıda turisti ağırlar. Ayrıca Bolu yaylaları, iklimi ve doğal güzellikleriyle Türkiye’nin önde gelen yaylaları arasındadır. Şehrin nüfusu 2011 itibarıyla 270 binin üzerindedir. Malazgirt Zaferi’nin ardından Bolu, Anadolu Selçukluları’nın himayesi altına girer. Orhan Gazi zamanında Osmanlılar tarafından fethedilen Bolu’ya ilk zamanlarda, bol miktarda uluğ, alim olması nedeniyle, “Bol Uluğ” denilir, zamanla “Bolu” ismini alır. 1324-1692 yılları arasında Bolu, 36 kazası olan bir sancak beyliğidir. 1923’te vilayet haline gelir. Gölleri ve doğasıyla Yedigöller Bolu yaylaları Bol Uluğ Bolu, M.Ö. 1200’lü yıllarda Friglerin hakimiyeti altındadır. M.Ö. 6. yüzyılda Persler bölgeye hakimken, M.Ö. 336’da Büyük İskender, Persleri yenerek Bolu’yu ele geçirir. Büyük İskender’in ölümünün ardından Bolu’da Bithynia Krallığı kurulur. 1071 altına alınır. Yedigöller Havzasında, kuzeyden güneye 1500 metre mesafede sıralanan yedi göl yer alır. Bu göller: Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl’dür. Göllerin en büyüğü olan Büyükgöl’de alabalık yetiştirilir. Yedigöller Milli Parkı’nda, göllerin yanı sıra zengin bitki türü yer alır. Milli Park, ülkemizin en karışık doğal ormanlarına sahiptir. Tam bir doğa cenneti olan Yedigöller’de, yaban hayvanlarından ayı, domuz, kurt, tilki, sansar, sincap, geyik, karaca, tavşan ve 100’ün üzerinde kuş türü bulunur. Sessiz, sakin yapısı, güzel manzarası, yürüyüş yolları, piknik ve kamp alanlarının yanı sıra, Yedigöller’de konaklama bungalov evlerde sağlanır. Bolu deyince ilk akla gelen yerlerden biri Yedigöller’dir. Bolu’nun 42 km kuzeyinde yer alan, 2 bin 19 hektar büyüklüğündeki Yedigöller, 1965’te Milli Park olarak koruma Bolu, 300’e yakın yaylasıyla önemli bir potansiyele sahiptir. Bolu yaylaları, ormanlarla kaplı, akarsuların geçtiği, yemyeşil düzlüklerde yer alır. Ormanlar arasında yer alan Aladağ Yaylaları, yemyeşil düzlükleriyle piknik yapmaya uygundur. Yaylada, Aladağ İzcilik Kampı ve Gölet yer alır. Kızık Yaylası ise, evleriyle ünlüdür. Evler, hiç çivi çakılmadan çam ağaçlarından, birbirine geçme şeklinde yapılıdır. Bolu’nun 10 km kuzeyinde yer alan At Yaylası’nda yedi yayla yer alır. Özellikle kirazıyla ünlü olan bu yayla grubunun etrafında meyve ağaçları bulunur. Sarıalan Yaylaları ise, Kartalkaya yolu üzerindedir ve 14 yayladan oluşur. Bu yayla grubu, kamp, trekking ve piknik yapmak için uygundur. Abant Gölü ve zengin bitki örtüsü Ünlü Bolu kaplıcaları Kışın kayak yapmanın dışında Bolu, ziyaretçilerine kaplıca keyfi de sunar. Evliya Çelebi, Bolu kaplıcalarından Seyahatname eserinde beğeniyle söz eder. Şehir merkezine 5 km uzaklıkta bulunan Karacasu beldesinde çok sayıda kaplıca vardır. Babas, Sarot, Çatak ve Pavlu Kaplıcaları bunlardan bazılarıdır. Banyo ve içme kürlerine elverişli olan kaplıca sularının, romatizmal hastalıklara, deri, kan dolaşımı ve kalp hastalıklarına, solunum yolu hastalıklarına, kadın hastalıklarına, sindirim sistemi, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıklarına iyi geldiği söylenir. Mudurnu ve Göynük Evleri Bolu’daki bir diğer güzellik, 1988’te “tabiat parkı” olarak koruma altına alınan Abant Gölü’dür. Bolu’nun 34 km güneybatısında Abant Dağları üzerinde yer alan Abant Gölü, tabii bir göldür. 125 hektar genişliğindeki gölün, en derin yeri 45 metredir. Abant Gölü’nün çevresi zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Sarı ve karaçam, kayın, meşe, kavak, dişbudak, gürgen, söğüt, ardıç ağaçları ve ormangülü, ılgın, fındık, muşmula, alıç, çobanpüskülü, kuşburnu, eğrelti, böğürtlen, çilek, nane, ahududu, gölün çevresindeki başlıca ağaç ve ağaççıkları oluşturur. Gölde endemik bir tür olan Abant alabalığı yer alır. Yılın belli dönemlerinde balıklar avlanır. Göl çevresindeki ormanlık alanlarda çok sayıda hayvan yaşar. Ormanlar özellikle geyikler için uygun bir yaşam alanı sunar. Geyik yaşamının korunması amacıyla, bu bölgede geyik üretme istasyonu yer alır. Her yıl bir miktar geyik doğal yaşama bırakılır. Göl çevresinde oteller ve piknik için gelenlere özel “kendin pişir kendin ye” şeklinde hizmet sunan tesisler bulunur. Kartalkaya’da kayak Kentsel sit alanı ilan edilen Mudurnu, eski Türk evleriyle ünlüdür. İlçenin, tarihini ve kültürünü yansıtan bu evler koruma altındadır. Mudurnu’da,165 konut ve 8 cami, çeşme ve hamam olmak üzere toplam 173 mimari değeri yüksek yapı bulunur. Armutçular Konağı ise bu yapılar içinde öne çıkar. Bir diğer kentsel sit alanı ilan edilen ve eski Türk evleri bakımından zengin olan ilçe Göynük’tür. Buradaki evler, 20. yüzyıl başlarına aittir. Evler, genellikle, zemin katlı bir ya da iki katlı, içten merdivenlidir. Evlerin önünde genellikle “hayat” adı verilen avlular da yer alır. Tarihi yapılar Gerede’nin 20 km doğusunda, her yöne hakim kayalık bir tepe üzerinde Gerede Asar Kalesi yer alır. Kalenin çevresinde bol miktarda Bizans seramiği olduğu için kalenin, Bizans dönemine ait olduğu söylenir. Ayrıca kale üzerinde kuzeye bakan bir mağara da vardır. Bir diğer tarihi yapı da, Yıldırım Bayezit tarafından 1382’de yaptırılan Büyük Cami’dir (Yıldırım Bayezit Cami). 1899 yılında yanan caminin yerine şimdiki cami yapılır. Şehir merkezinin 7 km batısında yer alan Karaköy Camisi, 1562-1563 yılları arasında Musa Paşa’nın oğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılır. Dikdörtgen planlı, ahşap çatılı olan cami, çinileri ve mihrap işçiliğiyle dikkat çeker. Aşçılarıyla ünlü Bolu mutfağı Bolu, aşçılarıyla ünlüdür. Mengen’den yetişen aşçıların geçmişi, padişah mutfağına kadar dayanır. Mengenli aşçılar günümüzde, ülkemizde olduğu kadar yurtdışında da tanınır. Her yıl yapılan Mengen Aşçılar Festivali, kültür ve turizme katkısı açısından büyük önem taşır. Zengin bir mutfağa sahip olan Bolu’da; yayla çorbası, patates çorbası, ovmaç çorbası, kızılcık tarhana çorbası, çiğ börek, kabaklı gözleme, acı su bazlamacı, çantıklı pide, patatesli köy ekmeği, kedi batmaz, mantar sote, orman kebabı, kaşık sapı, Mengen pilavı, keşli cevizli erişte, höşmerim, Mengen kuzu güveç, paşa pilavı, kabak hoşafı, kara kabak tatlısı, kızılcık şurubu yapılır. Ayrıca Mudurnu’nun saray helvası, ülke çapında üne sahiptir. Hayat Orman Ürünleri Sahibi Davut Uzun, Bolu’nun yemeklerinin meşhur olduğunu söylüyor ve “Bolu’ya gelen aç kalmaz” diyor. “Müşterilerimiz gönül rahatlığıyla İzocam ürünlerini kullanıyorlar” Bolu’nun 38 km güneydoğusunda, Köroğlu Dağı’nda yer alan Kartalkaya Kayak Merkezi, kışın tercih edilen en önemli turizm alanıdır. Yılın dört ayı (Aralık-Nisan) kayak yapmanın mümkün olduğu Kartalkaya ve çevresi ormanlarla kaplıdır. Kayak alanı 1850-2200 metre yüksekliğe ve ortalama 250 cm kar kalınlığına sahiptir. Kartalkaya’da toplam 28 adet pistin uzunluğu 30 km’yi bulur. Pistler, Alp kayağı, kayaklı koşu ve tur kayağı için uygundur. Hayat Orman Ürünleri İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Sahibi Davut Uzun: “Bilgisayar mühendisiyim. Üniversiteden mezun olduktan sonra birkaç yıl işimi yaptım. Daha sonra baba mesleğimi yapmaya karar verdim. Ailem 1975’ten beri orman ürünleri alanında faaliyet gösteriyor. 2001’de de Hayat Orman Ürünleri isimli şirketimizi, ailenin üçüncü kuşağı olarak kurduk. Şirkette iki ağabeyim ve babamla birlikte çalışıyoruz. Bolu ve Düzce’de iki satış noktamız var. Son dönemde ürün gamımızı arttırmaya yöneldik. Ürün gamımızda ahşabın ileri işlenmiş ürünleri ve iç dekorasyon mobilyalarının yanında, yalıtım ürünleri de yer alıyor. Ayrıca İstanbul ASD İnşaat isimli şirketimizle yap-sat tarzı inşaat faaliyetlerini sürdürüyoruz. Bir de, Bolu’da 4 bin 600 m2’lik, şehrin en büyük yapı marketini açmayı hedefliyoruz. Projenin inşaatı devam ediyor. Son yıllarda ısı verimliliği konusunun öneminin artmaya başlamasıyla birlikte biz de bu alana yönelmek istedik. Kişisel olarak ilgi duyduğum yalıtım konusunu çok araştırdım ve sonun- da İzocam’a ulaştım. İki yıl önce İzocam bayisi olduk. Ülkemizde, ‘İzocam’ deyince ‘yalıtım’, ‘yalıtım’ deyince ‘İzocam’ akla geliyor. İzocam ürünlerinin kalite garantisi var. Müşterilerimiz gönül rahatlığıyla İzocam ürünlerini kullanıyorlar. İzocam ürünlerinin satışının yanında, doğru uygulamayı teşvik etmek amacıyla az da olsa uygulamalar da yapıyoruz. Çiğdem Sitesi, Bolu Devlet Hastanesi, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi uygulama yaptığımız projeler arasında yer alıyor. Ancak bizim asıl amacımız, İzocam’ın kalitesi ve standartlarından taviz vermeden İzocam ürünlerine rahat ulaşılmasını sağlamak. İnsanlar İzocam ürünlerini kullandıkları için duydukları memnuniyeti dile getiriyorlar. Doğalgaza geçişle birlikte insanların yalıtım bilinci arttı. Bolu’da yalıtım ve uygulamalarla ilgili seminerler düzenliyoruz. Ayrıca Bolu’daki ustalara İYEM’de eğitim de aldırmayı hedefliyoruz.” 20 Yol Hikayeleri Kocaeli Kocaeli, Marmara Bölgesi’nin Çatalca-Kocaeli Bölümü’nde yer alır. Doğu ve güneydoğuda Sakarya, güneyde Bursa, batıda Yalova, İzmit Körfezi, Marmara Denizi ve İstanbul, kuzeyde ise Karadeniz’le çevrilidir. Asya ile Avrupa’yı birleştiren kara ve demiryolu güzergahlarının kesiştiği bir noktada bulunan Kocaeli, yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en küçük 7. şehridir. Kocaeli, bugün Marmara Bölgesi’nin ve ülkemizin en önemli endüstri ve sanayi yerleşimlerinden biridir. Kocaeli’de Sanayi Odası’na bağlı yaklaşık 1300 sanayi kuruluşu bulunur. Bu sanayi kuruluşları ağırlıklı olarak Gebze, İzmit ve Körfez ilçelerindedir. Şehir genelinde 12 organize sanayi bölgesi vardır. Kocaeli, kişi başına düşen yıllık milli gelir açısından son 10 yıldır ülke genelinde birinci sırada yer alır. Şehrin nüfusu 1,5 milyona yakındır. Merkez ilçesi İzmit olmakla birlikte; Çayırova, Darıca, Derince, Dilovası, Gebze, Körfez, Kandıra’nın aralarında yer aldığı 12 ilçesi vardır. İzmid’den Kocaeli’ye Kocaeli’nin tarihi çok eski çağlara dayanır. Bitinya adı verilen bölgede kurulan kent, sırasıyla, Olbia, Astakos, Nicomedia, İznikmid, İzmid ve Kocaeli adlarını alır. M.Ö. 712’de Megaralılar Başiskele yöresine yerleşerek “Astakos” adı verilen bir şehir kurarlar. Roma İmparatorluğu zamanında işgal edilen şehir, başkent yapılır. Kocaeli, Türk egemenliğine ilk olarak 11. yüzyılın sonlarında Selçuklular zamanında geçer. Haçlı Seferleri sırasında işgal edilen şehir, 1337’de Akçakoca tarafından Osmanlı topraklarına katılır. İznikmid ve İzmid (İzmit) adını alan şehre daha sonra, fatihi Akçakoca’nın yurdu anlamına gelen “Kocaeli” ismi verilir. Maşukiye’nin alabalığı, Kefken’in denizi Kocaeli’nde gezilecek pek çok mesire yeri bulunuyor. Yeşil beldelerden biri olan Maşukiye, İstanbul’a 120 kilometre ve İzmit’e 20 kilo- metre uzaklıkta bulunur. Etrafı yemyeşil, etmangal ve alabalık lokantalarıyla dolu bir yoldan geçilerek ulaşılan Maşukiye, elma, ceviz ve kiraz ağaçlarıyla kaplıdır. Maşukiye’nin ismi aşık anlamına gelen “mâşuk”tan gelir. Kiremitte alabalık, fırında mantar ve güveçte köy peyniri Maşukiye’nin özel yemekleri arasında yer alır. Kocaeli’nin Kandıra ilçesine bağlı olan Kefken, sığ ve temiz denizi, taşsız, ince kumlu kumsalları ve yemyeşil çam ormanlarıyla tatil yapmaya değer bir yerdir. Gebze’nin güneybatısındaki Eskihisar Köyü de, tarihi ve mistik dokusu, balıkçıları, limanı ve kalesiyle görülecek yerler arasındadır. Yürüyüş yolları, balık tutma merdivenleri, çocuk oyun alanları ve piknik mekanlarıyla Yarımca Sahili de görülmeye değerdir. Kartepe’de kayak keyfi CAMYÜNÜ ENDÜSTRİYEL YAPI LEVHASI Bir yüzü siyah camtülü kaplı, silikon ilave edilerek su itici özellik kazandırılmış camyünü levha olup, endüstriyel yapıların çatı ve cephe kaplamalarında, ısı, ses yalıtımı ve yangın güvenliği amacıyla kullanılır. sahaları, ışık kuleleri, balıkçı restoranları, suışık gösterileri, deniz gözetleme kulesi, yürüme bantları, dinlenme parkları, kongre salonları, oturma alanları, gösteri ve görsel sanat atölyeleri gibi birçok tesis yer alıyor. Kocaeli mutfağı SEKA Park Kocaeli, deniz turizminin yanında dağ turizmine de elverişlidir. İl sınırları içinde, Maşukiye’ye16 kilometre, İstanbul’a sadece 115 kilometre mesafede bulunan Kartepe, 347 hektarlık bir kış turizmi ve doğa yürüyüşü (trekking) alanıdır. Bölgede, Kasım ortalarında başlayan kar, Nisan sonuna kadar ortalama 1,5-3 metreyi bulur. Kartepe’de, dört mekanik kayak tesisi, 42 kilometrelik pist alanı ve 14 pist yer alır. Kartepe, İstanbul’a yakınlığı, kışın kayak sporları ve yazın da golf, atçılık ve trekking gibi sporlara imkan tanımasıyla daha da cazip hale gelir. Kartepe’deki yaylalarda ve uygun doğal ortamlarda yaz kampları da düzenlenir. Kocaeli’nin müzeleri Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, SEKA Kağıt Fabrikası alanını, Türkiye’de bu ebatta örneği olmayan ve dünyanın sayılı projeleri arasına giren Endüstriyel SEKA Park haline getirdi. 1936 yılında faaliyete geçen ve 2005 yılında kapatıldıktan sonra arazisi Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen toplam 580 dönümlük SEKA Kağıt Fabrikası alanı üzerinde, çok sayıda mekan bulunuyor. Projenin tamamında; marina iskelesi, iskele, kağıt müzesi, kent müzesi, oturma alanları, plaj, dinlenme Kocaeli’deki kültürel çeşitlilik ve kozmopolit yapı, beraberinde beslenme biçimlerinde de çeşitliliği getirir. Kocaeli’de sebze-meyve tüketimi öne çıkar. Yarımca kirazı, Değirmendere fındığı, Kandıra yoğurdu, hindi dolması ev peyniri, İzmit pişmaniyesi, bu yörelerin adıyla özdeşleşir. Tavuklu keşkek, mantar yemeği, cevizli börek, höşmerim (peynir tatlısı), irmik helvası Kocaeli'nin diğer lezzetleri arasında yer alıyor. “İzocam’ın ürün kalitesi üst düzeyde” İzostil İnşaat ve Yapı Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti. Ortağı Aydın Sarıoğlu: “1994’te İTÜ Metalürji Mühendisliği bölümünden mezun oldum. 2003 yılında ortağım Cafer Muslu ile birlikte İzostil’i kurduk. Faaliyetlerimiz, ürün satışının yanında, sanayi yapıları çatı ve cephe kaplamalarına yönelik uygulamalar, konut ve sosyal yapılara yönelik çatı kaplamaları ve temelden çatıya yalıtım uygulamaları ve sosyal yapılara yönelik alçı, alçıpan ve asma tavan uygulamalarını kapsıyor. Son dönemde Kocaeli’de uygulamasını yaptığımız projelere örnek olarak Villam Projesi, Montel Mobilya Üretim Tesisleri, Summa İnşaat Konferans Merkezi, Şehr-i Yar Projesi’ni verebilirim. Kurulduğumuz tarihten beri uygulamalarımızda İzocam ürünlerini kullanıyoruz. Bu yıl bayisi olarak İzocam ailesine dahil olduk. İzocam bayiliğini tercih etmemizdeki nedenlere gelince... Türkiye’de İzocam ismi, ‘yalıtım’ kavra- mıyla özdeştir. İzocam, yalıtımın standart ve uygulama kurallarını oluşturan ve bu konuda eğitimler veren kurumdur. İzocam’ın ürün çeşitliliği, her ihtiyaca cevap verebilecek kapasitede. İzocam, Ar-Ge çalışmalarıyla her gün yeni bir ürün geliştiriyor ve ihtiyaca en makul çözümler üretiyor. İzocam’ın ürün kalitesi üst düzeyde. Uygulama kalitesi, ürünün kalitesiyle ilişkilidir. Kalitesiz ürünle, uygulamada kaliteli sonuç almak mümkün değildir. Kocaeli, gelir seviyesi ve eğitim seviyesi yüksek olan bir ilimizdir. Bu açıdan yalıtım bilinci hızlı gelişti. Kocaeli’de bireysel konut üretiminin yanı sıra, toplu konut projelerinde de yalıtıma önem veriliyor. Bu anlamda Kocaeli’de yalıtım uygulamalarına diğer illerden önce başlandığını söyleyebiliriz. Yeni konut projelerinin yanında, eski konutlarda da yalıtım uygulamaları yaygınlaştı.” “İzocam itibarımıza itibar kattı” Türk Donanması’na 40 yıl hizmet eden ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda da yer alan Yarhisar Gemisi, kullanılmamaya başladıktan sonra Donanma Komutanlığı tarafından Gölcük’e hediye edildi. Depremden sonra yeniden yapılan Kavaklı sahilinde halka açık müze haline getirildi. Denizciliği sevdirmek ve gemiciliği öğretmek amacıyla müze olarak hizmet vermeye başlayan Yarhisar Gemisi, Kavaklı sahilinde yaklaşık 200 m2’lik bir alan üzerinde, çeşitli görsel düzenlemeler ile müze gemi olarak kullanılıyor. İzmit’in tarihindeki kültür medeniyetlerinin, kenti ziyaret edenler tarafından da anlaşılabilmesi için dijital Kent Müzesi kuruldu. Ziyaretçilere kentin tarihiyle ilgili bilgiler veren müzede, dijital görüntüleme teknikleri kullanılıyor, altı farklı ekrandan yapılan yayınlarla Türkçe ve İngilizce olarak bilgiler aktarılıyor. Menekşe Teknik Tic. ve San. Ltd. Şti. Sahibi İsmail Menekşe: “İstanbul Üniversitesi Jeoloji bölümünden mezun oldum. Mezun olduktan sonra birkaç yıl İstanbul’da programcılık yaptım. Daha sonra İzmit’te Ak Kollektif isimli şirkette çalıştım. Dört yıl sonra şirkete ortak oldum. O dönemde yalıtım konusunda geniş bir potansiyel yoktu. İzocam’ın İstanbul’daki Karasaban bayisinin tali bayisi olarak uzun süre bayilik yaptık. Daha sonra her ilde bayilik sistemine geçilince, bize de bayilik teklif edildi. 1971’de İzocam bayisi olduk. O tarihte İzmit’te yalıtımdan anlayan çok fazla şirket yoktu. Halkın yalıtımla ilgili bilgisi hiç yoktu. En sağlıklı, en tutarlı ve mantıklı anlayış İzocam’daydı. 1985’te kendi şirketim Menekşe’yi kurduktan sonra İzocam bayisi olmak için talepte bulundum. Yalıtım sektöründe ilk önce İzocam vardı. İzocam, itibarlı ve dürüst bir firma. Böyle bir firmanın bayisi olarak itibarımıza itibar kattık. Menekşe A.Ş. olarak yalıtım ağırlıklı çalışıyor, daha çok mantolama ürünlerinin satışını yapıyoruz. Müşterilerimize uygulama işini kaliteli yapan, eğitimli ustaları öneriyoruz. Böylece müşteri, tercihi kendisi yapıyor. Son olarak Pekdemir İnşaat’ın yaptığı ‘Villam 1-2-3’ projelerinin havuzu, soyunma kabinleri ve platolarını yaptırdık. Biz tutarlı bir firmayız, prensiplerimizden kesinlikle vazgeçmeyiz. Bunun da zaman zaman yararını görüyoruz. İTÜ Elektrik Mühendisliği’nden mezun olan oğlum Uğur ve İktisat Fakültesi’ni bitiren oğlum Aydın ile birlikte çalışıyoruz. İşleri çoğunlukla onlar yürütüyorlar. Aydın, işleri organize ediyor, Uğur ise daha çok müşteri ilişkilerini yürütüyor. Ben halen işe gidip geliyorum, işte olmaktan mutluluk duyuyorum. İzmit sanayi şehri olduğu için halkın büyük bölümü yalıtımı bilir. Yurtdışında 35 cm kalınlığında yalıtım ürünleri kullanılıyor. Biz henüz o aşamada değiliz ama, enerji pahalılaşıyor, Türkiye enerjiyi yalıtımla verimli kullanmak zorunda. 2003’ten beri boş zamanlarımda resim yapıyorum, bu konuda eğitim de aldım.” 22 Yol Hikayeleri Sakarya Marmara Bölgesi’nin Çatalca-Kocaeli Bölümü’nde yer alan Sakarya’nın, kuzeyinde Karadeniz, batısında İzmit, Bursa, doğusunda Düzce ve güneyinde de Bolu ve Bilecik bulunur. Yüzde 44’ünü platoların oluşturduğu şehirde en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Hendek, Karasu ve Kocaali ilçelerinde fındık yetiştirilir. Sanayinin son dönemlerde gelişmeye başladığı Sakarya, 900 bine yaklaşan nüfusuyla Marmara Bölgesi’nin İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Balıkesir’den sonra beşinci büyük ilidir. Konum itibarıyla, Marmara Bölgesi’ni Anadolu’nun diğer bölgelerine bağlayan ana ulaşım akışı üzerinde yer alan şehrin, iç turizmi de canlılık gösterir. Adapazarı’ndan Sakarya’ya Sakarya, iklimi, verimli toprakları, ormanları, akarsuları, gölleri ve önemli göç yolları üzerinde bulunduğu için eski çağlardan beri önemli bir yerleşim merkezidir. Sakarya’nın ilk yazılı tarihi M.Ö. 13. yüzyıla kadar dayanır. Sırasıyla, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Romalılar ve Bizanslılar Sakarya’da hakimiyet kurarlar. Selçukluların Anadolu’ya girmesinden sonra Bizanslılar, iki devlet arasında hudut olan Sakarya Nehri boyunca çok sayıda kale kurarlar. 1071 Malazgirt Zaferi’yle Türklere Anadolu’nun açılmasından sonra, Bizanslılar bozguna uğratılarak, Sakarya Selçukluların himayesine girer. Selçukluların zayıflamasıyla kısa bir süre İlhanlıların elinde kalan bölge, 1291’de fethedilerek Osmanlıların hakimiyetine geçer. Farklı dönemlerde köy, nahiye ve kaza olan bugünkü Sakarya ili, Adapazarı olarak adlandırılırken, 1954’te il olarak “Sakarya” adını alır. Sakarya Nehri-Sapanca Gölü Sakarya Nehri, Eskişehir’in Çifteler ilçesi yakınlarından doğar, nehrin kollarıyla birlikte toplam uzunluğu 824 km’dir. Sakarya ili sınırları içindeki uzunluğu 159,5 km’dir. Adapazarı şehir merkezinin 4 km doğusundan geçen Sakarya Nehri, Karadeniz’e dökülür. Nehrin üzerinde Sarıyar ve Gökçekaya Barajları bulunur. Ayrıca en bilinen gölü Sapanca Gölü’dür. İzmit Körfezi’nin doğusunda vaktiyle Marmara Denizi’nin bir parçası iken yığılmalar sonucunda oluşan Sapanca Gölü’nün, deniz seviyesinden yüksekliği 30 metredir. Gölün en derin yeri 61 metredir. Yüzölçümü 42 km2 olan Sapanca Gölü, elips biçimindedir. Gölde, sazan ve turna balığıyla alabalık gibi tatlı su balıkları yaşar. Göl ayrıca, su sporlarına da elverişlidir. Gölde, ulusal ve uluslararası kürek, yelken ve sörf müsabakaları gerçekleştirilir. Sakarya’nın yaylaları Sakarya’da, özellikle yaz sıcağında gezilebilecek serin yaylalar bulunuyor. Bunlardan birisi olan Çiğdem Yaylası, Hendek’e 1 saat uzaklıkta yer alıyor. Elmacık Dağı’nda ve 1500 m yükseklikte olan yayla, manzarası ve bol oksijenli havasıyla doğa tatili yapmak isteyenlere güzel bir alternatif sunuyor. Geniş bir alana kurulan yaylanın etrafı çam, köknar ve kayın ormanlarıyla kaplı. Ayrıca yaylada, kaynak suları ve piknik alanları bulunuyor. Akyazı ilçesinin güneyinde yer alan Acelle Yaylası ise, geniş yapraklı ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan bir bitki örtüsüne sahip. Her yıl Temmuz ayında Acelle Yaylası’nda şenlikler yapılıyor. Temiz denizi, şifalı kumu Sakarya, deprem bölgesi olduğu için çok sayıda kaplıcaya sahiptir. Akyazı-Kuzuluk Kaplıcaları, Geyve Acısu, Geyve Ilıcası ve Taraklı Kil Hamamı kaplıcaların başlıcalarıdır. Sakarya’nın en önemli sıcak su kaynakları, Selçuklular döneminden beri bilinen bir termal merkez olan Kuzuluk Kaplıcaları’dır. 1996 yılında faaliyete geçen Kuzuluk Evleri, Kuzuluk Beldesi’nde bulunan tek kür merkezidir. Sakarya mutfağı, birbirinden farklı birçok kültürün etkileşimiyle ortaya çıkan zengin bir mutfak. Sakarya’nın ulusal düzeyde tanınan en önemli yemeği ıslama köftedir. Balkanlardan göçlerle geldiği sanılan yemeğin en önemli özelliği, kemik unu ve toz biberli sosa batırılarak kızartılan ekmeğidir. Yemek, ekmek tabağın altında, köfte üstünde servis edilir. Deprem Müzesi Sakarya’nın en meşhur tatlısı kabak tatlısıdır. Sakarya merkezde yer alan Deprem Sütlü, pirinçli, cevizli, fındıklı, üzümlü Müzesi’nin, Sakarya’nın birinci dekabak tatlısının yanı sıra, görürece deprem kuşağında bulunnümü kol böreğini hatırlatan, ması nedeniyle, ilde meyçok ince açılmış yufkalaCAMYÜNÜ KONFOR dana gelen depremlerin rın arasına rendelenmiş Her iki yüzü nonwoven tekstil kaplı camyünü öncesi ve sonrasını belbal kabağı ve cevizleşilte olup, ara bölme duvarlarda ve kullanılmayan gelemek, “deprem olrin serpilmesinin ardınçatılarda ısı ve ses yalıtımı amacıyla kullanılır. gusunu” sürekli ve sıdan rulo yapılarak picak tutabilmek amaşirilen tatlı da ünlüdür. cıyla, 2000 yılında yaÇerkezlerin tavuğu, pımına başlandı ve Abazaların pastası, 2004 yılında ziyarete Karadenizlilerin hamsi açıldı. Müzede, sergi buğulaması, karalahana stantları, kafeterya ve siçorbası, Arnavutların cinevizyon salonu bulunuyor. ğeri, Boşnakların böreği, Adapazarı’nda meydana gelen Sakarya mutfağını zenginleştirir. 1967 ve 1999 yılı depremleriyle ilgili deprem öncesi ve sonrası fotoğraf“İzocam sektörün en kurumsalı, en larla, suni deprem yaratan titreşimli elektronik güvenilir üreticisi” bir stant, depremde yıkılan binaların yapım Ece İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret tekniğiyle ilgili inşaat malzemeleri sergileniyor. Tarihi Taraklı Evleri Karadeniz’e kıyısı olan Sakarya’nın, kuzeyde Kaynarca, Karasu ve Kocaali ilçeleri sınırları boyunca eşsiz kumsalları bulunur. 20 km uzunluğunda kumsala sahip olan Karasu sahili, romatizma hastalığına iyi gelen ince taneli kumu ve temiz suyuyla doğal bir plajdır. Özellikle hafta sonları kalabalık olan sahilde, dinlenme tesisleri ve eğlence yerleri vardır. Karasu ilçesinin turizm potansiyeli olan bir diğer bölgesi de Botağzı olarak bilinen, Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü yerde bulunan bölgedir. Burada her mevsim taze balık yemek mümkündür. Kaplıca turizmi Sakarya, kaynak ve maden suları açısından zengindir. Bunların en önemlileri Akyazı, Sapanca ve Geyve ilçelerinde bulunur. Sakarya’nın ıslama köftesi, kabak tatlısı Sakarya’nın Taraklı ilçesindeki Taraklı Evleri, bozulmamış dokusuyla Safranbolu, Beypazarı, Mudurnu ve Göynük ilçeleriyle benzer bir yapıya sahip. Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarı’nın yamaçlarıyla bu iki tepe arasındaki vadide kurulu olan Taraklı Evleri, yemyeşil doğanın içinde bulunur. Tarihi evlerin bazıları 3 yüzyıllıktır. Bu evlerin genel karakteristiği Osmanlı şehir dokusunu oluşturan üç katlı ev biçiminde olmalarıdır. Taraklı’nın tarih kokan sokakları, dardır ve Arnavut Kaldırımı şeklindedir. Taraklı, Bağdat Yolu üzerinde olduğu için geçmişte kervanlara hizmet eden tarihi han halen eski ihtişamıyla durur. Sokaklarda, yük taşıyanların dinlenmeleri için dinlenme taşları vardır. Taraklı’da ayrıca, Osmanlı döneminden kalma tarihi bir hamam bulunur. Ayrıca ilçede yedi yüzyıllık bir çınar ağacı yer alır. Geçmişte Taraklı’nın savunulmasında stratejik öneme sahip olan Hisar Tepesi, tarihi kalıntılar olan su sarnıçları ile ilçenin kalesi görünümündedir. Ltd. Şti. Şirket Ortağı Mert Aydemir: “Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama bölümünden mezun oldum. Baba mesleğim inşaatçılık olduğu için çocukluğum inşaatlarda geçti. İnşaat mühendisi olan eniştem Mehmet Kamil Sözduyar ile birlikte 2003 yılında Ece İnşaat’ı kurduk. Başlangıçta inşaat taahhüt firması olarak çalıştık. 2003 yılından sonra yalıtım ve yapı kimyasallarında uzmanlaşmaya karar verdik. Bu konuda bugüne kadar yaptığımız çalışmalarla mesafe kat ettiğimize inanıyorum. 2003’ten beri İzocam ile birlikte çalışıyoruz. Ancak 2004’te resmi olarak İzocam bayisi olduk. İzocam’ı Türkiye’de yalıtımın bir numarası, en kurumsalı ve en güvenilir üreticisi olduğu için tercih ettik. İzocam bayisi olarak müşterilere karşı dik duruyoruz. Çünkü arkamızdaki üreticimiz son derece güvenilir. Müşterimiz de bunu biliyor. Ürün kalitesi ve hizmetinden emin olduğumuz için müşterilerimizle çok rahat iletişim kurabiliyoruz. Bu da bize prestij kazandırıyor. İzocam’dan destek alarak sektördeki kişilere seminerler düzenliyoruz. Yalıtım ve yapı kimyasalları içinde uzmanlaşmak gerektiğini düşünerek ısı yalıtımı ve diğer uygulamalardan çıkarak, sadece su yalıtımı uygulamaları yapmaya karar verdik. Son olarak Hendek 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde iki endüstriyel çatıda uygulama yaptık. Ece City Elegans isimli 24 daireli konut projesine imza attık. Çağdaş bir konut projesi ortaya çıkartmak istedik. Bizim için bir prestij projesi oldu. Ayrıca ‘ecegreen’ isimli marka tescilini aldığımız, bir yeşil çatı sistemi oluşturduk. Lansmanını yapmaya başladığımız markayla çatı uygulamalarına başladık. Yalıtım sektörü Türkiye’de iyi bir ivmeyle yükseliyor. Bilinçli müşteri sayısı arttı. Artık yalıtımı değil, yalıtımdaki detayları konuşmaya başladık. Bu konuda İzocam’ın büyük katkısı oldu. İzocam’ın verdiği eğitimler takdire şayandır.” 24 Röportaj Sorunlar bilinçlenerek aşılacak Erenler Belediyesi Ruhsat Bölümü Sorumlusu Suat Uygun, BEP Yönetmeliği’nin ülkemizde tam anlamıyla yerleşmesi için insanların hızla bilinçlenmesi ve yapı denetim firmalarının uygulamaları sıkı şekilde denetlemesi gerektiğini söylüyor. Uygun, “Bunun sonunda, halk da, ülkemiz de, firmalar da kazanacak” diyor. Sakarya’nın Erenler Belediyesi, BEP Yönetmeliği’ne çok olumlu yaklaşıyor. Erenler Belediyesi Ruhsat Bölümü Sorumlusu Suat Uygun, makine mühendisi olarak yıllardır yönetmeliğin yayınlanmasını beklediğini, uygulamaya geçtiğinde çok sevindiğini söylüyor. Uygun, Sakarya ve çevresindeki mimar, inşaat ve makina mühendislerinin çoğunun uzmanlık belgesini aldığını, ancak sistemle ilgili sorunlar nedeniyle Enerji Kimlik Belgesi’nin düzenlenmesinde aksaklıklar yaşandığını söylüyor. Halkı bilinçlendirme konusunda çalışmalar yaptıklarını belirten Uygun, yönetmeliğin çıktığı ilk günlerde halkın panik halde yalıtım yaptırmaya başladığını, ancak yalıtım malzemeleriyle ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları için yanlış uygulamaların yapıldığını ifade ediyor. Sakarya Erenler Belediyesi Ruhsat Bölümü Sorumlusu Suat Uygun Sakarya Erenler Belediyesi olarak BEP’e yaklaşımınız nasıl? Bu konuda size ne gibi görevler düşüyor? Erenler Belediyesi olarak BEP’i çok önemsiyoruz. Yönetmeliğin ülkemizde tam anlamıyla yerleşmesini ve uygulanmasını istiyoruz. Makine mühendisi olarak, şahsen ben yıllardan beri BEP Yönetmeliği’nin yayınlanmasını bekliyordum. Yönetmelik çıktığında çok sevindim. Geç kalınmış bir yönetmelik olduğunu düşünüyorum. Keşke daha da önce çıksaydı. Çünkü yalıtımsız binalar nedeniyle, çok fazla ısı kaybı oluşuyor. Milli servetimiz heba oluyor. Bu durum, halkımıza ve ülkemize zarar veriyor. Belediye olarak bizim görevimiz, binaya iskan verilme aşamasında Enerji Kimlik Belgesi’ne bakarak iskan izni vermek. Enerji Kimlik Belgesi’nde sınıfı C’ye kadar olan binalara iskan izni veriyoruz. Ancak bu aşamaya kadar geçen süreçteki kontrollerden yapı denetim firmaları sorumlu. Yönetmeliğin uygulanması noktasında ne tür eksikliklerin olduğunu düşünüyorsunuz? Belediyeler olarak, uygulamaya son aşamada, yani iskan aşamasında dahil oluyoruz. O aşamaya kadar, ısı yalıtım projesinin nasıl uygulandığı, doğru malzeme kullanılıp kullanılmadığı ve projeye uygun şekilde binanın tamamlanıp tamamlanmadığı gibi konulardan haberdar olamıyoruz. Bu konuda yapı denetim firmaları yetkili. Firmaların bu konuda yetişmiş uzman elemanlarının olması gerekiyor. BEP, çok yeni bir konu olduğu için uzman sayısı yeterli olmayabilir. Ama zamanla bu sorunların aşılacağını düşünüyorum. Sakarya ve çevresinde BEP’in uygulamaları ne durumda? Sakarya ve çevresindeki mimar, inşaat ve makina mühendisleri, BEP Yönetmeliği’ne ciddi anlamda önem veriyorlar. Tamamına yakını uzmanlık belgesini aldı. Ancak Enerji Kimlik Belgesi’ni düzenlemek, ısı yalıtım hesabını yapmak için şifreleriyle birlikte girdikleri sistemde sorunlar yaşıyorlar. Sistemdeki tıkanıklıklar nedeniyle, Enerji Kimlik Belgesi’nin düzenlenmesinde sorunlar yaşanıyor. Aslında uzmanlar, sisteme nasıl gireceklerini de tam olarak bilmiyorlar. Sistem konusunda daha detaylı eğitim almaları gerektiğini düşünüyorum. Sakarya halkı BEP konusunda bilinçli mi? Halkımız şu anda çok bilinçli değil. Kanunun çıktığı ilk günlerde bir panik yaşadılar, hızla binalarını yalıtanlar oldu. Bazıları binalarının yıkılıp yeniden yapılacağını düşünüyordu. Biz de onlara BEP Yönetmeliği ve uygulamalarla ilgili bilgi verdik. Binalarını yalıtmalarının kendileri için yararlı olacağını anlatmaya çalıştık. Halkımız, binalarını yalıtmak istiyor, ama yalıtım malzemeleri konusunda çok bilinçli olmadıkları için çoğu zaman bilinçli olmayan ustaların tavsiyesini dinliyor. Bu noktada binanın ihtiyacı olan kalınlıkta yalıtım malzemesi kullanılmıyor ve iyi uygulamalar ortaya çıkmıyor. Halkın bilinçlenmesi gerekiyor. Bence bunun en etkili yolu, dikkat çekici televizyon programları yapmak. Sizce BEP yalıtım sektörünü nasıl etkileyecek? Yalıtım sektörü, eskiden bugünkü kadar güçlü değildi. Çünkü talep azdı. Ama BEP ile birlikte talep hızla artmaya başladı. Talep arttıkça, bir yandan yalıtım firmalarının sayısı artıyor, diğer yandan da firmalar kendilerini geliştirmeye çalışıyor. Böylece sektör giderek büyüyor. Bundan sonra daha da hızla büyüyecek. Yönetmeliğin ülkemizde tam anlamıyla yerleşmesi için insanların hızla bilinçlenmesi, yapı denetim firmalarının uygulamaları sıkı şekilde denetlemesi gerekiyor. Bunun sonunda, halk da, ülkemiz de, firmalar da kazanacak. Bu noktada herkesin yönetmeliğin uygulanmasını istemesi gerekiyor. BEP’in uygulanmasını devlet de destekliyor. Ancak halkımızın daha fazla teşvik edilmesi için yüzde 18 olan KDV oranlarının düşürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun da yalıtım sektörüne faydası olacaktır. Ayrıca Türkiye önemli ölçüde enerji konusunda dışa bağımlı. Yeni ve eski binaların yalıtılmasıyla birlikte, enerji tasarruf edeceğiz ve dışa bağımlılığımız ciddi anlamda azalacak. Bu, çok önemli bir konu. Bunun bir de çevreye yararları var. Karbondioksit ve sera gazı salımı azalacak. Sokak Röportajı Gürültüyü nasıl önlersiniz? Adı-Soyadı: Sebahattin İnanç Yaşı: 52 Mesleği: Saatçi Adı-Soyadı: Sebahattin Bulut Yaşı: 25 Mesleği: Elektrikçi Adı-Soyadı: Zekariye Başar Yaşı: 35 Mesleği: İşletmeci “Evi yalıttık, rahatladık” “Yalıtım malzemeleri sesi önler” “Evim olsaydı ses yalıtımı yaptırırdım” “Gürültüyü engellemek için yalıtım yapılabilir. Biz evimize yaptırdık. Eve gelen seslerden çok şikayetçiydik. Çünkü evimizin yanında ekmek fırını var. Komşumuz olduğu için ilk başta anlayışlı davrandık. Gece hamur makinelerinin sesi evimizdeydi. Gürültü dayanılmaz hale gelince ses yalıtımı yaptırdık. Evi İzocamlattık. Şimdi çok rahatız.” “Çift camın sesi önlediğini biliyorum. Bir de evlerde yalıtım malzemeleri kullanılıyor. Bizim evimiz yalıtımlı değil. Cadde üzerinde oturduğumuz için eve çok gürültü geliyor. Bu gürültüyü önlemek için eve yalıtım yaptırmak isterdim. Sesin olmadığı ortamda daha huzurlu olunacağını düşünüyorum." “Gürültüyü önlemek için çift cam kullanıldığını biliyorum. Evimize dışarıdan ve komşularımızdan çok ses geliyor. Evde çift cam ve yalıtım olsa ses gelmezdi. Oturduğumuz ev kendi evimiz olsaydı ses yalıtımı yaptırırdım. Arkadaşımın evinde çift camın da özellikle sesi önlediğine tanık oldum. Ama tek başına yeterli değil.” Sokak röportajı bölümü için yine sokağa çıktık ve bu kez “Gürültüyü nasıl önlersiniz?” diye sorduk. Çoğu kişi yalıtımın gürültüyü önlediğini biliyor. Komşularından ve dışarıdan gelen gürültüden şikayetçi olanlar var. Adı-Soyadı: Süleyman Tuncer Yaşı: 42 Mesleği: Telefon bayisi Adı-Soyadı: Kamil Mor Yaşı: 58 Mesleği: Emekli Adı-Soyadı: Tuğba Kılıçarslan Yaşı: 25 Mesleği: Öğrenci “Evimizi yalıtacağız” “Sesi önlemek için yalıtım şart” “Yalıtımla rahat ettik” “Gürültüyü önlemek için yalıtım yapılıyor. Camyünü ve strafor ürünlerinin kullanıldığını biliyorum. Apartmanımıza önümüzdeki yıl yalıtım yaptırmayı düşünüyoruz. Hem sesi engellemeyi hem de ısı kaybını önlemeyi istiyoruz. Eskiden oturduğumuz ev çift camlıydı. Çift cam da gürültüyü önlemli ölçüde önlüyor.” “Yalıtımın gürültüyü önlediğini biliyorum. Şu anda kirada oturuyorum. Kendi evime çıkmayı planlıyorum. Artık yeni binaların hepsine yalıtım yapılıyor. Yeni yapılan yalıtımlı evlerden satın almayı istiyorum. Çünkü gerek gürültünün önlenmesi, gerekse ısı kaybını önlemek açısından yalıtım şart.” “Çift cam ve yalıtım hem sağlıklı hem de sesi önlüyor. Müstakil bir evimiz var. Evimizi yalıttık. Daha önce sokaktaki korna sesleri bile evin içindeydi. Evde dinlenemiyor, rahat uyuyamıyorduk. Ama artık öyle değil. Ne evden dışarı ses gidiyor, ne de dışarıdan eve ses giriyor. Çok rahat ettik.” 26 Proje Sakarya’nın örnek projesi Ececity’de İzocam imzası Ececity Elegans Sitesi, Sakarya Serdivan’da Ece İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yaptırıldı. Toplam inşaat alanı 7 bin 200 m2 olan projede, her katta 2 daireden oluşan 6 blokla, A ve B tipi toplam 24 konut bulunuyor. Çağdaş, enerji verimli ve konforlu şekilde imar edilen Ececity Elegans Sitesi’nde, İzocam ürünleri tercih edildi. Konutların dış duvarlarında 5 cm kalınlığında 3 bin m2 Manto Taşyünü, döşemelerde şap altlarında 3 cm kalınlığında 4 bin 200 m2 Taşyünü Yüzer Döşeme Levhası, daire aralarında ve merdiven boşluğu çevresinde iki duvar arasında 3 cm kalınlığında bin m2 Taşyünü Ara Bölme Levhası, pencere yüzeyleri ve çatılarda 10 cm kalınlığında 2 bin 100 m2 Camyünü Çatı Şiltesi, çatı teras yüzeylerde 5 cm 500 m2 Foamboard ve 10 mm kalınlığında 5 bin 200 m2 Peflex Şilte kullanıldı. Kocaeli Villam Projesi’nde İzocam tercih edildi Pekdemir İnşaat şirketi tarafından Kocaeli’de inşa edilen Kocaeli Villam Projesi, 3 etap şeklinde yapılıyor. Şu anda ince işler aşaması yürütülen proje, dubleks villalardan oluşuyor. Projede çocuk oyun parkı ve tenis kortu gibi çeşitli etkinlik ve spor alanları bulunuyor. İzocam ürünlerinin tercih edildiği projede; çatılarda Tip 400 10 cm, 13 bin 352 m2 Camyünü Çatı Şiltesi ve arabölmelerde 40/5 bin 388 m2 Taşyünü Ara Bölme Levhası kullanıldı. Elmas Garden Inn Otel’de İzocam ürünleri kullanıldı Elmas Garden Inn Otel, Sakel Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin işveren, Ulusal Yatırım’ın yüklenici firma olduğu ve dört yıldızlı olarak, Adapazarı’nda hizmet verecek bir otel projesi. Şu anda Çağrı Dekorasyon şirketi tarafından ince işleri yapılan otelin, 12 bin 14 m2’lik parsel alanı bulunuyor. İzocam ürünlerinin tercih edildiği otelin, subasman yalıtımlarında 100 m3 Foamboard ve 2 bin m2, 50/5-40/5 Taşyünü Arabölme Levhası kullanıldı. Namık Demircioğlu Villaları İzocam ile yalıtıldı Adapazarı merkezde bulunan Namık Demircioğlu Villaları, İnelsan Mühendislik şirketi tarafından yapılıyor. Proje, 3 blok, dubleks villalardan oluşuyor. Projede, İzocam ürünleri tercih edildi. Demircioğlu Villaları’nda bin m2 İzocam Manto Taşyünü ve 450 m2 Camyünü Çatı Şiltesi kullanıldı. 28 İzocam Kullananlar Türkiye’nin tamamı çelikten üretilen ilk binası İzocam ile yalıtıldı Toyota Sonkar Otomotiv tarafından iki yıl önce yapımına başlanan, L şeklinde inşa edilen DoubleTree by Hilton İstanbul-Avcılar, Nisan 2012’de hizmete açılacak. 40 milyon dolar yatırım yapılan, Türkiye’nin tamamı çelikten üretilen ilk, Avrupa’nın ise en yüksek çelik binası olan otel, İzocam ürünleriyle yalıtıldı. Toyota bayisi olan Toyota Sonkar Otomotiv tarafından yapılan DoubleTree by Hilton İstanbul-Avcılar, 6 dönüm arsa üzerinde, 104 metre yüksekliğe sahip. 31 kat ve 231 odadan oluşan otel, bir iş oteli olmanın yanında, büyük katılımlı, davet, kongre, organizasyon ve düğünlere de ev sahipliği yapacak. Otelde, iş amaçlı seyahat eden, teknolojiyi kullanan, iyi ve kaliteli hizmet al- mayı seven ve Hilton konukseverliğini bilen misafirlere hizmet verilmesi hedefleniyor. İstanbul Avcılar, E-5 Karayolu üzerinde bulunan, Atatürk Havalimanı’ndan kolayca ulaşılacak konumda olan otel, Tüyap Uluslararası Fuar Merkezi ve CNR Fuar Merkezi’ne çok yakın. Aynı zamanda Marmara Denizi ve Küçükçekmece Gölü’ne hakim panoramik bir manzaraya sahip. Otelin en önemli özel- liği, tamamen çelik konstrüksiyon ile imal edilmesi, Türkiye’nin tek ve Avrupa’nın en yüksek çelik binası olması. Sonkar DoubleTree by Hilton İstanbul-Avcılar Proje Müdürü Baise Oğultürk Esendemir, A enerji sınıfı bir bina tasarladıkları için projede, yalıtımın çok önemli olduğunu, temel proje kriterlerinden biri olarak alındığını ve İzocam ürünlerinin tercih edildiğini söylüyor. Sonkar’ın kuruluşu ve faaliyetleriyle ilgili bilgi verir misiniz? Projenin sahibi Nedret Yüksel Oğan, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. İnşaat sektöründe 20 yıl mühendislik ve mütaahitlik yaptıktan sonra, 1993 yılında Toyota Plaza Sonkar Otomotiv A.Ş’yi Çobançeşme’de kurdu. 2007’de de Toyota Plaza Sonkar Artı A.Ş’yi Avcılar’da faaliyete geçirdi. Her iki plazada da 260 kişilik özel eğitimli çalışanları istihdam ediyor. Türkiye’de en çok Toyota Otomobil satan ve en fazla Toyota otomobile servis hizmeti veren Sonkar Grup, sayısız ödüller kazanan ve aynı zamanda İCHİBAN (Avrupa Müşteri Memnuniyeti Ödülleri) ödülünü üç kez arka arkaya alan tek Türk Toyota bayisidir. Vizyonunu, dünyanın en mutlu otomobil kullanıcılarını oluşturmak üzere kuran Sonkar Grup, Türkiye’nin tamamı çelikten üretilen ilk, Avrupa’nın ise en yüksek çelik binasını yaparak, otelcilik alanında da aynı başarıyı devam ettirmeyi hedefliyor. DoubleTree by Hilton İstanbul-Avcılar projesinde nasıl yer aldınız? Hilton ile yaptığımız görüşmelerde, onların bilgi ve tecrübelerinden istifade edip öngörülerimizi onlarla paylaştık. Sonkar Grup, müşteriye saygı ve üstün hizmet anlayışıyla, Sonkar DoubleTree by Hilton İstanbul-Avcılar ile turizm yatırımını başlattı. Benzer projelerle bu alanda yatırımlarına devam edecektir. Hilton, 1919’da Amerika Texas’da otelcilik hayatına başladı. Müşteri hizmetlerindeki yenilikleriyle, sektörde lider oldu, otelcilik ve teknolojiyle ilgili yeni kurallar yarattı. Hilton Otelleri, iş seyahatine önem veren, kıtalararası otel zinciri oldu. Hilton Worldwide’ın 10 markasından biri olan DoubleTree by Hilton, ilk oteli 1969’da Amerika Arizona Scotsdale’de kurulan, 1999’da Hilton ailesine katılan ve dünya genelinde 220 otelle Hilton markası altında hizmet veren bir markadır. DoubleTree by Hilton İstanbul-Avcılar’ın proje fikri nasıl oluştu? DoubleTree by Hilton İstanbul-Avcılar, bölgenin ihtiyacı olan kaliteli iş oteli eksikliğini tamamlamak fikriyle başlanan bir projedir. Bina tamamen çelik konstrüksiyon ile imal edildi, Türkiye’nin tek ve Avrupa’nın en yüksek çelik binasıdır. Bu kadar özellikli bir bina ve avantajlı konum için, yine sektörün lider uluslararası otel zinciri olarak kabul edilen Hilton markasıyla anlaşma yapılması fikri doğdu. Hilton, uluslararası yetkilileriyle fikir ve lokasyon paylaşımları olumlu karşılandı ve proje uluslararası Hilton standartlarına göre şekillendirildi. Otelin hizmet vereceği kitle de göz önüne alınarak 5 yıldız konseptinde, full servis veren ve konuklarına ev rahatlığı sunan DoubleTree by Hilton markası tercih edildi. Otelin özellikleriyle ilgili bilgi verir misiniz? DoubleTree by Hilton İstanbul-Avcılar, 1500 kişi kapasiteli, 8 toplantı odasıyla iş dünyasına seçkin toplantı deneyimi sunacak. Gün ışığı alan 240 m2’lik toplantı odası, 796 m2’lik balo salonu ve 602 m2’lik 4 ayrı alana bölünebilen konferans salonu teknolojinin son ürünü sistemlerle donatılıyor. Tepegöz projeksiyon sistemi, perde, slayt projeksiyonu, JBL’in özel olarak geliştirdiği konser ve gösterimlere yönelik ses sistemleri, sekreterlik ve simültane tercüme hizmetleri, yüksek hızda internet erişimi, Led tv, Dvd, Interaktif IPTV ve video oynatıcılar, iş dünyasının seçkin davetlilerine sunulacak ayrıcalıklardan sadece bazıları... Otel, şehir stresinden uzaklaşmak ve günün yorgunluğundan arınmak isteyen konukları için Sauna, Türk Hamamı, jakuzi, şok duşlar, aromaterapi, kapalı yüzme havuzu, çocuk havuzu, konukların rahatlığı ve sağlığı için Spa+Fitness merkezi ve cilt bakım merkezine sahip. Ayrıca güne muhteşem bir başlangıç sağlayacak kahvaltı keyfi ve günün her saatinde konuklarına keyifli saatler yaşatacak bistro, pastane, cafe-bar, vitamin bar ve dünya mutfağından özel örnekleriyle, 200 kişilik restoranı bulunuyor. Bodrum katları, zemin+normal katlar dahil olmak üzere, 31 kat ve 231 odadan oluşan otel, 23 bin m2 üzerinde, 104 metre yüksekliğe sahip. Otelin, mimari uygulama pro- Yapıda kullanılan ısıtma ve soğutma sisteminin performansına en büyük etki ise yine dış cephelerdir. Cephe kabuğunun toplam ısı geçirgenliği 1,9 W/m2K’dir. Bu değer kışın ısıtma sistemi için, yazın soğutma sistemi için harcanacak enerjiyi minimum seviyede tutup, çevreye duyarlı bir bina için gerekli olan faydaları sağlıyor. Binada kullanılan dış cephe sistemi alüminyumdan mamul modüler panel sistemidir ve çok büyük bir kısmı geri dönüşümlü malzemelerden (alüminyum ve cam gibi) oluşur. Bina kabuğunda kullanılan sistemin, otel içindeki 35 dB ses konforu sağlayacak performansta olması ayrı bir kazançtır. Proje Müdürü Baise Oğultürk Esendemir jesi, Uras&Dilekçi Mimarlık; çelik konstrüksiyon statik projesi Yapı Teknik Şti, uygulaması ise Marmaray ve Haliç Köprüsü gibi projelerde yer alan Gülermak A.Ş. tarafından en son teknolojiyle yapılıyor. Binanın elektrik projesi Esan Mühendislik; uygulaması 627 Elektrik Ltd. Şti. ve zayıf akım uygulamaları ise Karadağ Elektronik tarafından yapıldı. Otel, tamamı çelikten üretilen Türkiye’nin ilk ve tek binası olacak. Projenin bu özelliğinden söz eder misiniz? Pahalı olması nedeniyle Türkiye’deki yapılarda çelik, çok az kullanılıyor. Türkiye’de depreme dayanıklı olan, çelik kullanımlı binaların yayılmasında öncü olmak istedik. İnşa aşamasında 2 bin 683 ton çelik kullanıldı. Arcelor Mittal tarafından getirilen çeliğin üretimi Lüksemburg’da yapıldı. Çelik binanın, dış cephe kaplamaları Türkiye’de olduğu kadar yurtdışında da çok katlı yüzlerce projede imzası olan Çuhadaroğlu firması tarafından özel olarak tasarlandı. Bina, 10 bin m2 cam ve kompozit levha kaplı modüler panellerden oluşan bir cepheye sahip. Bin m2 paslanmaz çelik dikmeli cam cephe uygulanan binada ayrıca, bin 500 m2’lik kompozit levha da lobi katında özel olarak uygulanacak. Tüm bağlantı detayları, ısı-ses-yangın korunumu ve binanın çelik olduğu gözetilerek EN ve TSE normlarına uygun olarak üretildi. Otel, A enerji sınıfına sahip bir bina olarak ne gibi özelliklere sahip? A enerji sınıfına sahip bir bina tasarlandığından, binada çevre dostu sistemler kullanıldı. Otelin, mekanik tesisat uygulama projeleri, Kılıç Mühendislik Ltd. Şti. tarafından en son teknoloji ürünleri kullanılarak, ısıtma ve soğutmada en az işletme maliyetleri tasarlanarak hazırlandı. Ayrıca enerji verimliliğinde maksimum değerlere ulaşıldı ve sıcak su ihtiyacının yüzde 50’si yenilenebilir enerji kullanılarak çözümlendi. A enerji sınıfı bir bina tasarlandığından, bütün hidroforlar, pompalar ve fanlar, frekans inverterli olarak kullanıldı. Düşük CO2 salımlarıyla Kyoto Protokolü’ne uyumlu çevre dostu bu sistemler, yüksek kapasitede kullanımlarda bile, sağladıkları yüksek tasarrufla projeye değer katıyor. Ne kadar zamandır İzocam ürünlerini kullanıyorsunuz? Projede neden İzocam’ı tercih ettiniz? 20 yıldır İzocam ürünlerini kullanıyorum ve bugüne kadar hiçbir sorun yaşamadım. İzocam, yalıtım alanında kaliteli ürünler üreten uluslararası bir markadır. A enerji sınıfı bir bina tasarladığımız için projede yalıtım çok önemli, yalıtımı temel proje kriterlerinden biri olarak aldık ve İzocam ürünlerini de bu nedenle tercih ettik. Projede hangi İzocam ürünleri, nerelerde kullanıldı? Alçıpan bölme duvar içinde ses yalıtımı amacıyla, İzocam Taşyünü Levha kullanıldı. Ayrıca mekanik kanalların yalıtımında İzocam Camyünü Levha ve tesisat boru yalıtımında İzocam Armaflex Kauçuk Köpüğü tercih edildi. 30 Kişisel Gelişim Başarılı sunum için tekniği öğrenin! Sunum yapmaya hazırlanırken bazı püf noktalara dikkat etmek gerekir. Katılımcıların profilinin önceden analiz edilmesi, ona göre sunum içeriğinin hazırlanması, zaman planlamasının yapılması ve konuşmacının heyecanını azaltması önemlidir. İş hayatı, çoğu zaman sunum yapmayı gerekli kılıyor. Bu gibi durumlarda, sunuma nasıl hazırlanılacağını, başarılı sunum tekniklerini, kıyafet seçimi ve beden dilinin nasıl olacağını bilmek gerekir. Sunum hazırlamaya geçmeden önce bir hazırlık süreci söz konusu. Bunun için sunum yapılacak kitlenin önceden analiz edilmesi önemli. Kitlenin eğitim durumu, yaş grubu, meslekleri gibi bazı bilgilerin önceden araştırılması yararlı olur. Katılımcıların, bilgi ve eğitim seviyesine göre sunum hazırlamak son derece önemlidir. Sunum öncesi yapılacak bir diğer hazırlık ise, sunum yapılacak mekana önceden gidilmesi, ses sistemi ve oturma düzeni gibi teknik düzenlemenin incelenmesi gerekir. Gelelim sunum hazırlama sürecine... Sunumun giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olmalıdır. Buna göre hangi slayt’ın kaç dakika süreceği hesaplanarak zamanlama ayarlanabilir. Aksi halde sunum çok uzayabilir. Sunuma başlarken teorik bilgiye hemen başlamak yerine, katılımcılarla ilk iletişimi kurmak, konuya adapte olmalarını sağlamak, ilgilerini çekmek ve merak uyandırmak gerekir. Bunun için, sunuma bir hikayeyle başlanabilir ya da konuyla ilgili katılımcılara soru sorulabilir. Beden dili ve diksiyon önemlidir Sunum yaparken, sunumun içeriği kadar, sunum yapan kişinin beden dili de önemlidir. Katılımcılarla göz teması kurması, paylaşımcı el hareketleri kullanması, dik bir duruş sergilemesi ve sunum alanını doğru kullanması gerekir. Paylaşımcı el hareketleri, interaktif bir sunum ortamı yaratmaya yardımcı olur. Bunun için bedeni kullanırken avuç içlerinin katılımcıya doğru açık olacak şekilde durması önemlidir. Sunum sırasında dik bir duruş sergilenmesi, sunumu yapan kişinin kendine olan güvenini ortaya koyar. Sunum alanının doğru kullanılması, yani slayt’ların önüne geçilmeden hareket edilmesi, sahnede sabit dururken sallanılmaması ve sürekli belli bir alanda durmaktansa zaman zaman katılımcılar arasında gezilmesi katılımcıların ilgisini çeker. Beden dili kadar, diksiyon ve konuşma şekli de önemlidir. Katılımcıların, konuşmacıyı takip edebilmesi, etkin dinleyebilmesi, dikkatlerini toplayabilmesi için anlaşılır bir şekilde konuşması gerekir. Konuşmacı, sesini etkili bir şekilde kullanabilmeli, zaman zaman inişler çıkışlar yapmalı ve tekdüze bir konuşma tarzından uzak durmalıdır. Sesi ve beden dili uyumlu olmalıdır. Kıyafet seçimine dikkat! Sunum yaparken kıyafet seçimine de dikkat edilmelidir. Kıyafet seçiminde, pantolon-ceket ve etek-ceket gibi takımlar doğru seçimlerdir. Önemli olan, katılımcıların gözünü yormamak ve dikkatleri dağıtmamaktır. Çok renkli, karışık desenli kıyafetlerden kaçınılmalıdır. Siyah, lacivert ve füme renkler ağırlıklı olarak tercih edilebilir. Bununla birlikte, sunumun konusu, sunum yapılacak yer ve katılımcı profili, kıyafet seçiminde belirleyici faktörlerdendir. Bazen kot ve gömlekle bile sunum yapılabilir. Sunum yaparken heyecanlı ve stresli olmak doğal bir durumdur. İnsanların korkularına baktığımızda, ilk sıralarda “topluluk önünde konuşma yapmak” olduğunu görürüz. Konuya hakim olmak ve sunum öncesinde hazırlık yapmak, heyecan ve stresi azaltmada etkilidir. Sunum öncesi prova yapmak ve provayı video’ya çekip kendimize dış gözle bakmak da stresi azaltan yöntemlerdendir. Spor yapanlar ve nefesini doğru kullananlar, sunum yaparken heyecanını daha kolay yönetirler. Etkili bir sunumun özellikleri: • Sunum içinde görsellerin yerinde kullanılması, • Slayt’larda fazla yazılı bilginin yer almaması, • Slaytların anlatıcının önüne geçmemesi, yani anlatıcıdan daha fazla dikkat çekici olmaması, • Zaman planlamasının iyi yapılması, • Teorik bilgi-etkinlik/uygulama dengesinin iyi ayarlanması.
Benzer belgeler
“ K u tu p Y ıld ızı” te ma lı B ayi To pla n tısı`ndab ulu tu k
etti. Hareketli bir yılı geride bıraktıklarını belirten Bulut, konuşmasının sonunda bayilere: “Bayrak yarışımız hızlanarak devam ediyor. İzocam ailesi, aramıza katılan yeni bayilerle büyüyor. Bunda...
zo cam `d an Türk iy e `n in ilk te sisa tyaz ılım ı
önceki sayısında duyurduğumuz gibi İFSAK ile birlikte enerji verimliliğine dikkat çekmek için “Enerji’ Bakış” projesini hayata geçirdik.
Çok sayıda ünlü ismin ve sanatçının yer aldığı serginin açıl...